Nokta – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Fri, 10 May 2024 23:48:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türk SİHA’ların ‘yerli’ gözü: Milyar dolarlık mesele https://www.foxtvhaber.com.tr/turk-sihalarin-yerli-gozu-milyar-dolarlik-mesele/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turk-sihalarin-yerli-gozu-milyar-dolarlik-mesele/#respond Fri, 10 May 2024 23:48:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10434 Türkiye’de son yıllarda savunma sanayii en etkili alanlardan biri haline geldi. Sektördeki gelişmeleri ağırlıklı olarak askeri-politik etkiler açısından ele alan Türkiye için ekonomik boyutu da son derece değerli görülüyor.

1 MİLYAR DOLAR TÜRKİYE’NİN KASASINDA KALACAK

S/İHA’lar çok uzak menzilden ve yüksek irtifadan hedefleri tespit, teşhis ve takip etmeye yarayan elektro-optik kabiliyetleri bünyesinde barındırıyor. Bu sistemleri Türkiye’nin uzun yıllar Kanada’dan alması, sonrasında yaşanan ambargolar ve nihayetinde yerli/milli olarak bu ürünlerin ortaya konulması sürecin bir boyutunu gözler önüne seriyor. Bahsi geçen sistemler sayıca çok adetlerde ihtiyaç duyulan ve toplamda ciddi paralar ödenen ürünler olarak karşımız çıkıyor. Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin’e göre ortada yaklaşık 1 milyar dolar gibi dev bir bütçe var.

SİHA SİPARİŞ HATTI TAMAMEN DOLU

Türkiye’nin açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre şu ana kadar 800’e yakın S/İHA ürettiği bilgisini paylaşan Şahin, “Üretilen yaklaşık 800 adet S/İHA için 600 adet elektro-optik sistem tedarik edildiğini varsayalım… Bu da yaklaşık 700-800 milyon dolarlık bir bütçeye tekabül ediyor” dedi. Şahin, ardından da Türkiye’nin S/İHA üretim hatlarının ve sipariş defterinin tamamen dolu olduğundan bahsedip, haliyle söz konusu bütçe hacminin milyar dolar seviyesine yükseleceğini anlattı.

Bu noktada ASELSAN imzalı ASELFLIR-500 öne çıkıyor çünkü en yakın rakibi olan Kanadalı muadilinden yaklaşık yüzde 30 daha iyi bir performans gösterdiği söyleniyor. Şahin de bu noktaya değiniyor ve haliyle elektro-optik sistemler için ayrılan bütçenin çok büyük bir kısmının ülkemizde kalacağının altını çizdi.

KATMA DEĞERİ SON DERECE YÜKSEK

Elektro-optik sistemlerin yerli olarak üretilmesi kritik. Ancak gözden kaçmaması gereken bir diğer nokta da ihracat boyutu. Türk SİHA’lar Avrupa’dan Afrika’ya, Güney Amerika’dan Orta Asya’ya varana kadar dünyanın dört bir yanında bayrak gösteriyor. Ankara’nın üzerine titrediği konulardan biri olan ‘katma değeri yüksek ihracat’ meselesinin de göbeğinde bu ürünler. SİHA’ların kilogram başı ihracat değerinin 10 bin doların üstünde olduğu konuşuluyor. Anıl Şahin, yerli imkanlarla üretilen elektro optik sistemlere bir de bu gözle bakılması gerektiğini söylüyor.

ABD, ALMAN VE İTALYANLARLA REKABET İÇİNDE

Her ne kadar Kanada üzerinden ilerlense de aslında Türkiye başka ülkelerle de bu alanda kıyasıya bir rekabet içinde. ABD’li Teledyne FLIR, Alman Hensoldt ve İtalyan Leonardo gibi firmalar Kanada’ya ilaveten elektro-optik sistemler alanında önemli ürünler geliştiren şirketler arasında yer alıyor.

Anıl Şahin, “Biz de bir dönem Teledyne ve Hensoldt şirketlerinin ürünlerini tedarik ettik. Bu ürünleri hem kendimiz kullandık hem de yurt dışına ihraç ettik. Ancak bu ülkelerden de ambargoya maruz kaldığımız dönemler oldu” diyerek süreci özetliyor.

AMBARGO UYGULAYAN ÜLKELER GERİ ADIM ATTI

Gelinen noktada Türkiye’nin en önemli insansız hava platformlarında yabancı elektro-optik kamera devrinin kapandığını vurgulayan Şahin sözlerini şöyle tamamlıyor:

“ASELFLIR-500 ile Bayraktar TB2, ANKA, AKSUNGUR ve Bayraktar TB3 gibi platformlar için yabancı elektro-optik kamera devri kapandı. AKINCI TİHA’da da ASELFLIR-500 kullanılıyor. Ancak Türkiye diğer yanda ASELFLIR-600 gibi elektro-optik sistemleri geliştirme faaliyetlerine de devam ediyor. ASELFLIR-500 ile acil ihtiyacımızı karşılarken, devamı olan ürünlerle birlikte ‘lüks’ ihtiyaçlarımızı da karşılamış olacağız. İlaveten KIZILELMA ve ANKA-3 gibi platformlar için milyonlarca dolar bedele sahip çok daha özel elektro-optik sistemler geliştiriliyor. Bunlardan bazıları Milli Muharip Uçak KAAN’da da kullanılacak. Özetle, ASELFLIR-500 bir dönüm noktasıydı. Rüştümüzü ispat ettik. Ve ambargo uygulayan ülkeler de gelinen noktada geri adım attı. Şimdi Türkiye, ürettiği ve ihraç ettiği sistemlerle vakti zamanında dünyada çok geniş bir satış ağına ulaşan rakip ülkelerin pazar payını almak için de çalışacak. Ve bence gelecek dönemde yüzümüzü güldüren ihracat haberlerini daha sık duyacağız.”

KAYNAK: TRT / SERTAÇ AKSAN
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turk-sihalarin-yerli-gozu-milyar-dolarlik-mesele/feed/ 0
Çiftçi isyanı Avrupa’da yeni bir krize işaret ediyor https://www.foxtvhaber.com.tr/ciftci-isyani-avrupada-yeni-bir-krize-isaret-ediyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ciftci-isyani-avrupada-yeni-bir-krize-isaret-ediyor/#respond Thu, 08 Feb 2024 07:12:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3344 BARTU EKEN / KANAL7 DIŞ HABERLER SERVİSİ

Rusya-Ukrayna savaşının ardından Kiev yönetimine verilen ekonomik destek ve Moskova yönetimine uygulanan yaptırımlar, Avrupa’da enflasyonu yükseltti.

Ekonomik durumu iyi olan Ukraynalıların savaştan etkilenmemesi, karşı taarruz ile Rus Ordusu’nun işgal ettiği bölgelerden çıkartılmaması, Avrupalı devletlerin planlarını alt üst etti.

Çiftçiler ortaya çıkan alım gücü krizinden etkilenen meslek gruplarından biri oldu.

Devamlı olarak yükselen motorin vergileri, Kıta Avrupası’ndan başlayarak Britanya’ya kadar yayılan protestoların kapısını araladı.

Önce AB’nin en büyük tarım ülkesi Fransa’da çıktı çiftçiler sokağa.

Eylemciler üretim için kendilerine yeterince ödeme yapılmadığını belirtti.

Çevrenin korunmasına ilişkin düzenlemelerin üretim maliyetleri konusunda kendilerini baskıladığını ileri sürdü.

Protestocular, enerji, gübre ve nakliye için yüksek maliyetlerin karşılanamaz hale geldiğini savundu.

Hükümetin enerji dönüşüm politikası çerçevesinde çiftçilere dizel yakıt vergi muafiyetini aşamalı olarak kaldırma planını hedef aldı.

Fransız çiftçiler, gösterilerin ardından hükümetin açıklamasını bekledi.

Başbakan Gabriel Attal’ın gerçekleştirdiği konuşmada konuya girmemesi, protestocuları daha da öfkelendirdi.

Yok sayıldıklarını ifade eden eylemciler bu kez başkent Paris’e yöneldi.

A6 otoyolunu trafiğe kapattı.

Eylemlerin sürdüğü sırada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kabinedeki bazı bakanlar ile çiftçi protestolarını görüşmek üzere bir araya geldi.

Ancak kesin bir çözüm yolu kamuoyuyla paylaşılmadı.

Bu durum bir süredir devam eden gösterilerin artarak süreceğine işaret etti.

FRANSA’DAKİ GÖSTERİLER ALMANYA, İSPANYA VE BİRÇOK NOKTAYA SIÇRADI

Fransa’da başlayan gösteriler kısa bir süre içinde önce komşu ülkelere ardından Manş Denizi’ni aşarak Britanya’ya ulaştı.

AB karşıtı muhalefetin yükseldiği Almanya’da, 2024 bütçesini dengelemeye çalışan hükümet, tarımsal mazotta vergi indirimini aşamalı olarak kaldırma kararı aldı.

Durumu haber alan çiftçiler kısa bir süre sonra sokağa indi.

Scholz hükümetini gerekli adımları atmaya çağırdı.

İspanyol çiftçiler ise Fransa’daki meslektaşlarına benzer sebeplerle sokaklara dökülme kararı aldı.

Ülkenin güneyindeki Badajoz bölgesinde küçük gruplar halinde protestolar kısa süre içinde Huelva ile Sevilla kentlerine yayıldı.

Eylemciler, ürünlerin tarladan çıkıp raflara gitme sürecinde fiyatların yükseldiğini ve hükümetin bu konuda tedbir alması gerektiğini savundu.

İspanyol göstericiler, 13 Şubat’ta tartışmalı bir bölge olan Katalonya’da 21 Şubat’ta ise başkent Madrid’de traktörlerle yol kesme eylemleri yapılacağını duyurdu.

İtalya, Romanya, İrlanda, Belçika, Hollanda, Polonya, Macaristan ve birçok Avrupa ülkesinde de benzer manzaralar vardı.

Hükümetlerin, ağırlık merkezini Almanya’nın oluşturduğu birliğin politikalarını uygulaması, çiftçileri isyan noktasına getirdi.

Bu noktada en kritik eylem, bin 200 traktörle Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binasına giden yolların kapatılması oldu.

Her fırsatta demokrasi söylemlerinde bulunan birlik üyelerinin güvenlik sistemleri ise yine devredeydi.

Polis, kalabalığa tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti.

BİRLİĞİN HANGİ POLİTİKALARI ÇİFTÇİLERİ İSYAN NOKTASINA GETİRDİ?

Çiftçilerin protestolarını artıran etkenlerin başında, tarım sektörüne yapılan mali desteklerin kesintisi geliyor.

Bu durumun da Rusya-Ukrayna Savaşı sonucunda ortaya çıkan yüksek maliyetler ve enflasyondan kaynaklandığı değerlediriliyor.

Öte yandan Kiev’i desteklemek için yapılan anlaşmalarla, Ukrayna’dan ucuz tahıl ürünleri getiriliyor.

Brezilya ile Arjantin’den daha fazla sığır eti ithal edilmesi ve ABD ile yapılan anlaşmaların haksız rekabeti ortaya çıkardığı öne sürülüyor.

Çiftçileri isyan noktasına getiren bir başka nokta ise çevreci tarım politikaları olarak ön plana çıkıyor.

AB’nin Yeşil Anlaşması’nın içerdiği tarım ilaçlarının yasaklandığı ancak diğer ülkelerden gelen ürünlerin denetiminin aynı ölçüde olmadığı biliniyor.

AB AŞIRI SAĞIN YÜKSELECEĞİNDEN ENDİŞE EDİYOR

Hollandalı çiftçilere destek veren aşırı sağcı Geert Wilders’in partisi seçimleri ilk sırada tamamlamıştı.

Almanya’da yükselen AFD ve diğer sağcı hareketler,  AB Tarım Bakanları’nı taleplerin dinlenmesi ve öfkenin yatışması için gereken önlemleri almaya itti.

AB Profesyonel Tarım Kuruluşları Komitesi Başkanı Christiane Lambert konuyla ilgili ihtiyatlı açıklamalarda bulundu.

Tarım dünyasındaki bu tepkiyi, “ortak bir öfke” olarak niteledi.

Yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Avrupa ülkelerinde vatandaşların ortalama yüzde 70’i çiftçilere destek veriyor.

Bu durum yeni isyanların kapıda olabileceğine işaret ediyor.

Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde oluşan gergin ortam, birliğin geleceği konusunda şüpheleri de beraberinde getiriyor.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ciftci-isyani-avrupada-yeni-bir-krize-isaret-ediyor/feed/ 0
İbrahim Kalın’dan yeni kitap: Öze Yolculuk https://www.foxtvhaber.com.tr/ibrahim-kalindan-yeni-kitap-oze-yolculuk/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ibrahim-kalindan-yeni-kitap-oze-yolculuk/#respond Mon, 15 Jan 2024 22:00:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2377 Siz, elinizdeki bu dergiyi okurken, işgalci güç İsrail’in Gazze’de yaşayan çoğu kadın ve çocuk 2,3 milyon Filistinli’yi hedef alan etnik temizlik ve soykırım girişimi 100 günü geride bırakmış olacak. ABD’nin sınırsız desteğiyle Filistin’i hedef alan bu hayasızca akının karşısında Filistinliler, gazeteci Wael Dahdouh’un kişiliğinde gördüğümüz dik ve sağlam duruşlarıyla tüm insanlığı bir sınavdan geçiriyor. Ailesinin önemli bir kısmını İsrail saldırılarında kaybeden gazeteci Dahdouh, en acılı anında bile vakur tavrından ödün vermeden ne diyor; “Bu topraklarda yaşamak bunu gerektirir. Onda doğduk, onda büyüdük ve onda yaşadık. Ve elbette bedelini ödemeye hazırız.”

Bu sözler aslında, milyarlarca insanın içinden geçen şu soruya bir cevap:

“Nasıl oluyor da ellerinde hiçbir şey olmayan Filsitinliler, dünyanın en büyük ve zalim savaş makinası karşısında 75 yıldır direnebiliyor?”

Wael’in verdiği cevabın ardındaki sır ise Filistinlilerin pergelin ayağını doğru noktada sabitlemesinden geçiyor. O sabit nokta Filistin’in kendisidir. Bu yorumu çıkarmamda, 2023 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı görevine atanan Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın taze taze matbaadan çıkan kitabı Öze Yolculuk yardımcı oldu.

Entelektüel birikimini, devlet adamlığı tecrübesiyle harmanlayan İbrahim Kalın, kitabının bir bölümünde Batı sonrası bir küresel düzen arayışında Türkiye’nin yönünü nasıl belirlediğine değinirken kullandığı pergel metaforuyla yolu açıyor:

“Kural, pergelin iğnesini doğru yere sabitlemektir. Bizim için pergelin iğnesini sabitlememiz gereken yer, Anadolu irfanı geleneğidir…Pergelin iğnesini doğru sabitledikten ve kendi merkezimizin farkına vardıktan sonra yetmiş bin alemi istediğimiz gibi merakla, tecessüsle, heyecanla ve keyifle gezebiliriz.”



DAİMİ VE EBEDİ OLANI TUTUNMAK 

O halde Filistin’in de bir direnme irfanı var ki, bunca şiddetli yele ve fırtınaya rağmen eğilmeden topraklarında durabiliyorlar. Vatanlarını evlerinin anahtarlarıyla yanlarında taşıyorlar. Filistinlilerin, işgalin onlarca yıla yayılan sistematik şiddetine ve dayatmalarına rağmen özlerini ve özne olma vasıflarını kaybetmemiş olması da bu direnişte öneme sahip. İbrahim Kalın, kitabında özünü korumak için en önemli hususiyetin, mutluluğu aramayı “geçici olanda değil” geçici olmayan, daimi ve ebedi olana tutunmak, olduğunu belirtiyor. Bu noktada aklıma, İslam’ın ilk kıblesi, Mescid-i Aksa geliyor. Filistin’in ulusal kimliğinin de bir parçası olan bu kutsal mabedin varlığı, işgalci sistem karşısında Filistinlilere ayrı bir ruh üflediği, özlerini korumasına yardım ettiği anlaşılıyor. O nedenle ki, işgalci güç her fırsatını bulduğunda Mescid-i Aksa’ya müdahale etme ve onu ele geçirme fırsatı kolluyor. Filistin’in aklının ve kalbinin Aksa’da var olduğunu biliyor.

İSLAM ÜLKELERİNİN YAPMASI GEREKEN 

Elbette, Gazze’de yüz günü aşkındır yaşanan katliamlar karşısında elimizden bir şey gelmemesi, bizleri hem zihnen hem de ruhen oldukça zorluyor. Beşikteki bebeklerin bir tonluk bombalarla öldürülmesi karşısında susmasak da gürleyemiyoruz. Burada elbette İslam ülkelerinin, Batılı devletler karşısında dağınık görüntüsü de hepimiz tarafından sorgulanıyor. Kriz çözme kapasitesi ve mekanizmasını kurmamış olmanın önemli eksikliklerimiz arasında olduğu görülüyor. İşe, Dünya’nın “oluş ve bozuluş” alemi olduğunun bilincine varmakla başlamak gerektiğini belirten Kalın, “Bireyler, toplumlar, milletler, devletler ve medeniyetler bu geçreği kabul edip krizlere çözüm üretebildikleri oranda ve müddetçe ayakta kalırlar… Önemli olan risk yönetme ve çözüm üretme kabiliyetini canlı tutmak ve yeni sınamalar karşısında sürekli geliştirmektir” değerlendirmesiyle bize önemli bir pencere açıyor. Türkiye’nin geçen yirmi yılda bu kapasitesini önemli ölçüde geliştirdiğini ve bir rol model olarak çevre coğrafyasına uygulamalı örnek olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu birinci şartın dışında, İslam dünyasını tek bir parça olarak görme yerine, birçok farklı parçanın zenginliğine sahip bir yapı olarak görmenin önemine de vurgu yapılıyor. Yani, “Kesrette vahdet, çokluk içinde birlik, birlik içinde kuvvet ilkesiyle hareket etmek gerekiyor.”

ÖZÜNÜ KEŞFETME VE İNANMA 

Türkiye’nin rolü bu noktada önemli. Son 20 yılda çevre bölgelerle ilişkimizin özünü yeniden keşfederken aslında karşılıklı alışveriş ve birlikteliğe giden yolun da inşa edildiğine şahit oluyoruz. Türkiye’nin tüm ekonomik ve siyasi baskılara rağmen başarılı olduğunu gören İslam ülkeleri ve emperyalizme karşı mücadele veren ülkeler de, kendi özlerini keşfetme ve inanma yoluna giriyor. 200 yıldır Dünyamızı cenderesine alan Batılı düzenin kolay kolay egemenliğini bırakmayacağı açık. Filistin topraklarında yaşananlar karşısında gösterdikleri refleks bunun en açık kanıtı. Kurdukları düzenin ancak kendi çıkarlarına hizmet etmesini amaçladıkları da aşikar. Kalın, Öze Yolculuk’ta bu çürümüş yapının yerini alması gereken insan merkezli yapıyı, şu şekilde tasvir ediyor: “Düzen, ancak insanın gerçek hedefine ulaşmasına imkan sağlayacak bir güvenlik ve özgürlük alanı inşa ettiği zaman düzendir.”

OKURKEN KALEMİN YÜRÜMESİ 

Bir kitap eki için yazılan bu yazıda elbette İbrahim Kalın’ın okumaya ilişkin görüşlerine yer vermemek olmaz. Öze Yolculuk ilk elime geçtiğinde, ki bunun bende çok hoş bir anısı var, sayfaları karıştırırken karşıma ilk çıkan hususlardan birisi Kalın’ın okuma alışkanlığı olması bir tesadüf sayılamaz. Şöyle diyor Kalın, “Ben elimde kalem olmadan kitap okuyamam… Çünkü okurken kalemin yürümesi, insanın okuduğu şeye tam manasıyla odaklanması ve nüfuz etmesi demek.” Bu noktada aynı hissiyatı paylaştığımı görmek bana ayrı bir mutluluk verdi.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK / SERNUR YASSIKAYA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ibrahim-kalindan-yeni-kitap-oze-yolculuk/feed/ 0