Irak Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin, NATO Zirvesi çerçevesinde bulunduğu ABD’nin başkenti Washington’da el-Hurra kanalına röportaj verdi.

TÜRKİYE VE SURİYE HEYETLERİ BAĞDAT’TA BİR ARAYA GELECEK
Bakan Hüseyin, Suriye krizini görüşmek üzere yakın zamanda Irak’ın başkenti Bağdat’ta Suriyeli ve Türk yetkililerin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirileceğini ifade etti.
Irak’ın Ankara ile Şam arasında arabuluculuk girişimi olduğunu belirten Hüseyin, Washington’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile konuyu ele aldığını söyledi.

TOPLANTI TARİHİ HENÜZ NETLEŞMEDİ
Irak’ın aynı zamanda Suriye tarafıyla da görüştüğünü kaydeden Hüseyin, iki ülke yetkililerinin hazır bulunacağı toplantının tarihine dair bilgi vermedi. Hüseyin, ülkesinin bölgenin istikrarı için dost ve müttefik ülkelerle iletişimde olduğunu vurguladı.

SURİYE’DEN JET HIZINDA YANIT: 2011 ÖNCESİNE GERİ DÖNÜLMELİ
Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı da konuya dair açıklamada bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada normalleşmenin iki ülkenin ve halkının ortak çıkarlarına hizmet ettiğinin vurgulayarak,
‘NORMALLEŞME İKİ ÜLKENİN ÇIKARINA HİZMET ETMEKTEDİR’
“Aynı bağlamda Suriye, Suriye-Türkiye ilişkilerini düzeltmeye yönelik girişimleri göz önünde bulundurdu. Bu girişimlerin sonucunun medyanın bir hedefi olmadığına inanıyor. Aksine, mevcut gerçeklere dayanan ve iki ülke arasındaki ilişkiyi yönlendiren, temeli egemenliğe, bağımsızlığa ve toprak bütünlüğüne saygı olan belirli ilkelere dayanan amaca yönelik bir yoldur. Kendi güvenliklerini ve istikrarlarını tehdit eden her şeyle yüzleşmenin yanı sıra, iki ülkenin ve iki halkın ortak çıkarlarına hizmet etmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

TERÖR ÖRGÜTLERİYLE ORTAK MÜCADELE VURGUSU
Bakanlık, “Suriye Arap Cumhuriyeti, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal durumuna dönmesiyle temsil edilen arzu edilen sonuçlara ulaşılmasını sağlamak için bu konudaki her türlü girişimin açık temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor” açıklamasında bulunan Bakanlık, “Bu temellerin başında yasadışı olarak bulunan güçlerin Suriye topraklarından çekilmesi ve sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin güvenliğini de tehdit eden terör örgütleriyle mücadele gelmektedir.” ifadelerini sözlerine ekledi.
Açıklamada, “Suriye-Türkiye ilişkilerine ilişkin pozisyon ve açıklamaların devam ettiği bir dönemde, Suriye Arap Cumhuriyeti, gerçekler ve olayların kanıtladığı üzere, bir yandan halklar ile diğer yandan Suriye’ye ve ülkelerine zarar veren hükümetlerin politika ve uygulamaları arasında net bir ayrım yapmak konusunda her zaman istekli olduğunu hatırlatmak ister.

Suriye, ülkelerin çıkarlarının çatışma veya düşmanlığa değil, aralarındaki sağlam ilişkilere dayandığına dair katı bir inanca dayanıyordu ve hala da öyle. Buna dayanarak Suriye, kendisi ve bu ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmek için ortaya konan çeşitli girişimlere olumlu yaklaşma konusunda istekliydi.
‘İKİ ÜLKE ARASINDAKİ NORMAL İLİŞKİNİN GERİ DÖNÜŞÜ, 2011 ÖNCESİNDEKİ DURUMA GERİ DÖNÜŞE DAYANIYOR’
Suriye Arap Cumhuriyeti, Suriye-Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi için samimi çaba gösteren kardeş ve dost ülkelere teşekkür ve takdirlerini ifade ederken, iki ülke arasındaki normal ilişkinin geri dönüşünün, iki ülkenin güvenlik, emniyet ve istikrarının temeli olan 2011 öncesindeki durumun geri dönüşüne dayandığını vurguluyor.” denildi.
Haber7-ÖZEL
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Aralık 2023‘te Atina’da düzenlenen Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi vesilesiyle Yunanistan’ı ziyaretiyle iki ülke ilişkilerinde yeni döneme girildi.
Türkiye ile Yunanistan arasında son dönemdeki yumuşama sinyallerinin ardından peş peşe önemli gelişmeler yaşandı. Yunanistan’ın bazı Ege adalarında Türklere kapıda vize uygulamasını başlatması ve verilen iyi siyasi mesajlar sonrası liderler tekrar bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti.
Erdoğan-Miçotakis görüşmesi Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan sorunların çözümünü tekrar gündeme getirirken, uzmanlar iki liderin görüşmesini Haber7‘ye değerlendirdi. Yunan Gazeteci Manolis Kostidis ve Dış Politika Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin, Erdoğan-Miçotakis görüşmesine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
HEDEF ÖNCELİKLE EKONOMİK KONULAR
Erdoğan-Miçotakis görüşmesine ilişkin konuşan Yunan Gazeteci Manolis Kostidis, bu görüşmelerle birlikte iki ülke ilişkilerinde normalleşmenin söz konusu olduğunu söyledi. Türkiye ile Yunanistan arasındaki görüş ayrılıklarına rağmen liderlerin görüşmesinin önemli olduğunu vurgulayan Kostidis, “Hedef en azından ekonomik manada, yatırım alanında, turizm alanında bir normalleşmeye gitmek. Diğer sorunları da daha sonra ele alınabilecek konular arasına eklemek gibi görünüyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Yunanistan’ın 2002 yılından 2016’ya kadar bunu başardığını söyleyen Kostidis, “Yunanistan’la Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz gibi konularda birçok görüş ayrılığı vardı. Ama ona rağmen beraber ilerleyebiliyorlardı. Tekrar eski duruma dönmek söz konusu.” dedi.

KITA SAHANLIĞI SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ BİRÇOK SORUNU ÇÖZER
İki ülke arasındaki en büyük sorunların başında Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’deki kıta sahanlığı meselesinin geldiğini söyleyen Yunan Gazeteci, kıta sahanlığı konusunun çözülmesinin birçok konuyu çözüme kavuşturabileceğini ancak kısa vadede bu konuların çözümünün hem teknik hem de siyasi manada mümkün olmadığını belirterek “Elbette ki bu Ege’deki sakin sular döneminin bir yılı aşmış olması, aynı zamanda dün söylendiği gibi ekonomik manada 6 milyar dolardan hedef on milyar dolara yükseliyor. Bu adımlar atılırsa siyasilerin işi biraz daha kolaylaşır diyebiliriz ama kısa vadede 50 yıldır çözülmeyen sorunların kısa vadede çözülmesini beklemek açıkçası biraz zorlu diyebiliriz.” şeklinde konuştu.
ÖNCE YUNANİSTAN’IN NORMALLEŞMESİ GEREKİYOR
Türkiye’nin Yunanistan’la ilişkileri normalleştirmek ve ‘yumuşama’ adı verilen süreci başlatmak için elinden geleni yaptığını söyleyen Dış Politika Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin, Yunanistan’la normal ilişkiler kurmanın sadece Türkiye’nin elinde olan bir şey olmadığını bu durumun aynı zamanda Yunanistan’ın normalleşmesiyle alakalı bir süreç olduğunu söyledi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın daha birkaç gün önce Fatih’te bulunan ve 79 yıl sonra yeniden ibadete açılan Kariye Camii’nin açılışını kınayan bir açıklama yaptığını söyleyen Bilgin, “Şimdi 500 yıldır cami olan Kariye Camii’nin tekrar ibadete açılmasına dair açıklama yapmak Yunanistan’ın normalleşip normalleşmeyeceğine dair büyük soru işaretleri yaratıyor. Çünkü yani biz Yunanistan diye bilinen topraklarda eski Türk vilayetlerinde yok edilen yıkılmış binlerce camiyi, türbeyi, okulu, mektebi, kütüphaneyi konuşmadan Türkiye’deki 500 sene önce açılmış camiyi mesele yapıyor olmak bu işte anormal bir süreç işaret ediyor.” dedi.

YUNANİSTAN ULUSAL KİMLİĞİNİ TÜRK KARŞITLIĞI OLARAK BELİRLEDİ
Yunanistan’ın kuruluşundan itibaren ulusal kimliğini Türk karşıtlığını esas alarak belirlediğini ve sol hükümet de olsa, sağ hükümet de olsa, nesiller de değişse, hükümette de değişse Türkiye karşıtlığı ana ekseni hala orada durduğunun altını çizen Bilgin, “Kariye Cami’nin açılışını mesele yapmasının yanı sıra Yunan medyası hafta boyunca mesela Kaan uçağını ikinci defa havaya çıkmasına konuştu. Bunu tehdit olduğunu söyledi. Dönelim bir Türk yiyeceği olarak tescil edilmesinin Yunanistan’ın yemeğinin çalınması olarak değerlendirdi. Yani Yunanistan’ın hem hükümet hem de kamuoyunda ciddi bir anormallik var.” şeklinde konuştu.
Bilgin, Türkiye’nin ilişkileri normalleştirmek için elinden geleni yaptığını belirterek “Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda çok büyük emek harcıyor. Ama Yunanistan tarafında bu normalleşme sürecinin nasıl anlaşılacağı büyük bir soru işareti. Yunanistan’ın normalleşip, normalleşemeyeceği büyük bir soru işareti.” ifadelerini kullandı.
ABD BÜYÜK FAKTÖR
Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde ABD’nin büyük belirleyici faktör olduğunu söyleyen Bilgin, ABD’nin Yunanistan’ı garnizona dönüştürdüğünü belirterek Türkiye’ye karşı bir operasyon unsuruna çevirdiğini söyledi. Son dönemde İsrail’i korumak için kalkan uçakların bile Güney Kıbrıs’tan kalktığının altını çizen Bilgin şu ifadelere yer verdi;
Ülkede Türk karşıtı konumunun hiç değişmiyor olması, Yunan kamuoyundaki Türk karşıtlığını çok canlı oluyor olması hem de ABD’nin bir şekilde Yunanistan’a sürekli Türkiye’ye karşı teşvik ediyor oluşu, Yunanistan ve Türk ilişkilerinin normalleşmesinin önünde çok büyük sorunlar ve engeller oluşturuyor. Ona rağmen Türkiye elinden geleni yapıyor. Yunanistan işin aslında bu önemli bir fırsattır Türkiye’nin diyalog kapısını açması. Zeytin Dalı’nın uzatıyor olması. Yunanistan’ı değerlendirebilirse Yunanistan kazanacaktır.
YUNANİSTAN’IN İSTEKLERİ EGEMENLİK HAKKIMIZI İHLAL EDİYOR
Türkiye ile Yunanistan’ın sorunlarının çözümüne ilişkin de açıklamalarda bulunan Bilgin, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz ve Ege‘deki isteklerinin Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal ettiğini söyledi.
Bilgin şu sözleri sarf etti;
Ege’de on iki mil için ısrarcılar. Kıbrıs meselesi orada duruyor. Doğu Akdeniz meselesinde İsrail’le birlikte gaz forumu kurdular. Bizim hem Mavi vatanımızdaki egemenlik haklarımızı ihlal ediyorlar, hem de Ege’deki egemenlik hakkımızı ihlal ediyorlar. Batı Trakya’daki Türklerin haklarını da ihlal ediyorlar. Onlara Türk bile demiyorlar.
Yani burada ben Türkiye ile Yunanistanın kolay kolay uzlaşabileceğini düşünmüyorum. Ama en azından sorunları ciddi büyük krize dönüşmeden yönetebilmeye çalışıyorlar. Zaten diplomasi bu demektir.
Haber7-ÖZEL
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Aralık 2023‘te Atina’da düzenlenen Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi vesilesiyle Yunanistan’ı ziyaretiyle iki ülke ilişkilerinde yeni döneme girildi.
Türkiye ile Yunanistan arasında son dönemdeki yumuşama sinyallerinin ardından peş peşe önemli gelişmeler yaşandı. Yunanistan’ın bazı Ege adalarında Türklere kapıda vize uygulamasını başlatması ve verilen iyi siyasi mesajlar sonrası liderler tekrar bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti.
Erdoğan-Miçotakis görüşmesi Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan sorunların çözümünü tekrar gündeme getirirken, uzmanlar iki liderin görüşmesini Haber7‘ye değerlendirdi. Yunan Gazeteci Manolis Kostidis ve Dış Politika Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin, Erdoğan-Miçotakis görüşmesine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
HEDEF ÖNCELİKLE EKONOMİK KONULAR
Erdoğan-Miçotakis görüşmesine ilişkin konuşan Yunan Gazeteci Manolis Kostidis, bu görüşmelerle birlikte iki ülke ilişkilerinde normalleşmenin söz konusu olduğunu söyledi. Türkiye ile Yunanistan arasındaki görüş ayrılıklarına rağmen liderlerin görüşmesinin önemli olduğunu vurgulayan Kostidis, “Hedef en azından ekonomik manada, yatırım alanında, turizm alanında bir normalleşmeye gitmek. Diğer sorunları da daha sonra ele alınabilecek konular arasına eklemek gibi görünüyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Yunanistan’ın 2002 yılından 2016’ya kadar bunu başardığını söyleyen Kostidis, “Yunanistan’la Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz gibi konularda birçok görüş ayrılığı vardı. Ama ona rağmen beraber ilerleyebiliyorlardı. Tekrar eski duruma dönmek söz konusu.” dedi.

KITA SAHANLIĞI SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ BİRÇOK SORUNU ÇÖZER
İki ülke arasındaki en büyük sorunların başında Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’deki kıta sahanlığı meselesinin geldiğini söyleyen Yunan Gazeteci, kıta sahanlığı konusunun çözülmesinin birçok konuyu çözüme kavuşturabileceğini ancak kısa vadede bu konuların çözümünün hem teknik hem de siyasi manada mümkün olmadığını belirterek “Elbette ki bu Ege’deki sakin sular döneminin bir yılı aşmış olması, aynı zamanda dün söylendiği gibi ekonomik manada 6 milyar dolardan hedef on milyar dolara yükseliyor. Bu adımlar atılırsa siyasilerin işi biraz daha kolaylaşır diyebiliriz ama kısa vadede 50 yıldır çözülmeyen sorunların kısa vadede çözülmesini beklemek açıkçası biraz zorlu diyebiliriz.” şeklinde konuştu.
ÖNCE YUNANİSTAN’IN NORMALLEŞMESİ GEREKİYOR
Türkiye’nin Yunanistan’la ilişkileri normalleştirmek ve ‘yumuşama’ adı verilen süreci başlatmak için elinden geleni yaptığını söyleyen Dış Politika Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin, Yunanistan’la normal ilişkiler kurmanın sadece Türkiye’nin elinde olan bir şey olmadığını bu durumun aynı zamanda Yunanistan’ın normalleşmesiyle alakalı bir süreç olduğunu söyledi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın daha birkaç gün önce Fatih’te bulunan ve 79 yıl sonra yeniden ibadete açılan Kariye Camii’nin açılışını kınayan bir açıklama yaptığını söyleyen Bilgin, “Şimdi 500 yıldır cami olan Kariye Camii’nin tekrar ibadete açılmasına dair açıklama yapmak Yunanistan’ın normalleşip normalleşmeyeceğine dair büyük soru işaretleri yaratıyor. Çünkü yani biz Yunanistan diye bilinen topraklarda eski Türk vilayetlerinde yok edilen yıkılmış binlerce camiyi, türbeyi, okulu, mektebi, kütüphaneyi konuşmadan Türkiye’deki 500 sene önce açılmış camiyi mesele yapıyor olmak bu işte anormal bir süreç işaret ediyor.” dedi.

YUNANİSTAN ULUSAL KİMLİĞİNİ TÜRK KARŞITLIĞI OLARAK BELİRLEDİ
Yunanistan’ın kuruluşundan itibaren ulusal kimliğini Türk karşıtlığını esas alarak belirlediğini ve sol hükümet de olsa, sağ hükümet de olsa, nesiller de değişse, hükümette de değişse Türkiye karşıtlığı ana ekseni hala orada durduğunun altını çizen Bilgin, “Kariye Cami’nin açılışını mesele yapmasının yanı sıra Yunan medyası hafta boyunca mesela Kaan uçağını ikinci defa havaya çıkmasına konuştu. Bunu tehdit olduğunu söyledi. Dönelim bir Türk yiyeceği olarak tescil edilmesinin Yunanistan’ın yemeğinin çalınması olarak değerlendirdi. Yani Yunanistan’ın hem hükümet hem de kamuoyunda ciddi bir anormallik var.” şeklinde konuştu.
Bilgin, Türkiye’nin ilişkileri normalleştirmek için elinden geleni yaptığını belirterek “Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda çok büyük emek harcıyor. Ama Yunanistan tarafında bu normalleşme sürecinin nasıl anlaşılacağı büyük bir soru işareti. Yunanistan’ın normalleşip, normalleşemeyeceği büyük bir soru işareti.” ifadelerini kullandı.
ABD BÜYÜK FAKTÖR
Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde ABD’nin büyük belirleyici faktör olduğunu söyleyen Bilgin, ABD’nin Yunanistan’ı garnizona dönüştürdüğünü belirterek Türkiye’ye karşı bir operasyon unsuruna çevirdiğini söyledi. Son dönemde İsrail’i korumak için kalkan uçakların bile Güney Kıbrıs’tan kalktığının altını çizen Bilgin şu ifadelere yer verdi;
Ülkede Türk karşıtı konumunun hiç değişmiyor olması, Yunan kamuoyundaki Türk karşıtlığını çok canlı oluyor olması hem de ABD’nin bir şekilde Yunanistan’a sürekli Türkiye’ye karşı teşvik ediyor oluşu, Yunanistan ve Türk ilişkilerinin normalleşmesinin önünde çok büyük sorunlar ve engeller oluşturuyor. Ona rağmen Türkiye elinden geleni yapıyor. Yunanistan işin aslında bu önemli bir fırsattır Türkiye’nin diyalog kapısını açması. Zeytin Dalı’nın uzatıyor olması. Yunanistan’ı değerlendirebilirse Yunanistan kazanacaktır.
YUNANİSTAN’IN İSTEKLERİ EGEMENLİK HAKKIMIZI İHLAL EDİYOR
Türkiye ile Yunanistan’ın sorunlarının çözümüne ilişkin de açıklamalarda bulunan Bilgin, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz ve Ege‘deki isteklerinin Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal ettiğini söyledi.
Bilgin şu sözleri sarf etti;
Ege’de on iki mil için ısrarcılar. Kıbrıs meselesi orada duruyor. Doğu Akdeniz meselesinde İsrail’le birlikte gaz forumu kurdular. Bizim hem Mavi vatanımızdaki egemenlik haklarımızı ihlal ediyorlar, hem de Ege’deki egemenlik hakkımızı ihlal ediyorlar. Batı Trakya’daki Türklerin haklarını da ihlal ediyorlar. Onlara Türk bile demiyorlar.
Yani burada ben Türkiye ile Yunanistanın kolay kolay uzlaşabileceğini düşünmüyorum. Ama en azından sorunları ciddi büyük krize dönüşmeden yönetebilmeye çalışıyorlar. Zaten diplomasi bu demektir.
Antalya’da korkunç olay! Başıboş köpekler kadını parçalayarak öldürdü






Haber7
Gün geçtikçe büyüyen başıboş köpek sorunu ölüm ve yaralanmaların nedeni olmaya devam ediyor.
Ölüm ve yaralanmaların artması sonucu tepkilerin yoğunlaştığı sorun ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme alan Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, başıboş köpek sorununa yönelik geçici tedbirlerin hiçbir işe yaramadığını belirtti.
Başıboş köpek meselesinin iç güvenlik meselesi haline geldiğini kaydeden Ünal, “Başıboş köpek sorunu nasıl çözülür?” başlıklı yazısında şu ifadelerde bulundu:
“SORUN BÜYÜDÜKÇE ÇÖZÜM ZORLAŞIYOR”
“En son Sivas’ta köpekler 14 yaşında bir kız çocuğuna saldırdılar ve yerde sürüklediler. Neyse ki görenler yardıma koştu da çocuk saldırıyı küçük sıyrıklarla atlattı. Kızcağızın babası, kendi ifadesine göre, köpekleri uzaklaştırmak için pompalı tüfekle havaya ateş açmış, köpekler bu kez de babaya saldırınca adam kendisini korumuş ve 4 köpek ölmüş.
Bu ilk vaka değil, belli ki son da olmayacak. Başıboş sokak köpekleri çocukları öldürdüler, sakat bıraktılar, trafikte ölümlerine neden oldular. Sadece çocuklara değil büyüklere de saldırıp öldürdüler. Sorun gittikçe büyüyor. O kadar ki, bazı ülkeler Türkiye’ye turist olarak gidecek vatandaşlarını sokak köpekleri konusunda uyarır hale geldiler. Sorun büyüdükçe çözüm zorlaşıyor. Geçici tedbirler hiçbir işe yaramıyor.
BAŞIBOŞ KÖPEKLERİN GÜÇLÜ BİR LOBİSİ VAR
İç güvenlik meselesi haline gelen başıboş sokak köpeklerinin güçlü bir lobisi var. Bu lobiyi ikiye ayırmak gerekiyor: Bir kısmı köpek maması üreten uluslararası şirketlere aparatlık yapıyorlar. Diğer kısmı ise kelimenin tam anlamıyla ruh hastası.
“İNSANA MERHAMETİ OLMAYANIN KÖPEĞE MERHAMETİ OLMAZ”
Bu ikinci kısım, köpek sevgisini abartmış ve adeta köpekperest olmuş durumdalar. Kalplerinde insana dair en küçük bir merhamet kalmamış. Köpekler tarafından parçalanarak öldürülen, sakat bırakılan ya da köpekten kaçarken araç altında kalarak hayatını kaybeden çocuklarla ilgili “korkmasaymış”, “kaçmasaymış”, “sevgiyle büyütülmedikleri için böyle olmuş” türünden akıl almaz açıklamalar yapabiliyor hatta çocukların ailelerine davalar açabiliyorlar. İnsana merhameti olmayanın köpeğe merhameti olmaz. Bir çocuğun ölümüne ya da sakat kalmasına üzülmeyen birinin köpek sevgisi tamamen plastiktir. Sineğe, böceğe, karıncaya, tavuğa, ineğe ya da koyuna aynı hassasiyeti göstermeyip köpek konusunda abartılı ve akıl dışı tavır sergileyen birinin köpekle ilişkisi olsa olsa bir tapınma ilişkisi olabilir. Bu da bir ruh hastalığıdır, bir sapkınlıktır.
“MESELENİN ÇÖZÜMÜ: ACISIZ İTLAF”
Meselenin çözümü hiç de zor değil: Başıboş köpekler sokaklardan toplanıp acısız şekilde itlaf edilmelidir. Bu işin artık lamı cimi yok. Ne geçici barındırma, ne kısırlaştırma, ne de sahiplendirme sorunu çözüyor.
“SİNEKLERİN ÖLDÜRMEK NORMALSE KÖPEKLERİ İTLAF DA O KADAR NORMAL”
Köpek popülasyonu gittikçe artıyor ve tehlike de büyüyor. Nasıl ki belediyelerin ilaçlama yaparak sinekleri öldürmesi normalse, nasıl ki her yıl milyonlarca büyük ve küçükbaş hayvanı, tavukları, balıkları hayatımızı idame için öldürmek normalse, iç güvenlik sorunu haline gelen köpekleri itlaf da o kadar normaldir.
BİR AVUÇ KÖPEK LOBİSİ DE REHABİLİTE EDİLMELİ
Sokağa dökülecek bir avuç köpek lobisini de toplayıp rehabilitasyon merkezlerine yatırmak, toplumsal ruh sağlığının korunmasına da yardımcı olabilir.
Başıboş sokak köpekleri konusunda “itlaf” dışındaki her söz bu saatten sonra lafügüzaftır.
CÜNEYT ÖZDEMİR’DEN TEPKİ: ÖYLESİNE SIYIRMIŞ DURUMDALAR Kİ…
Başıboş köpek sorununu dile getiren gazeteci Cüneyt Özdemir, sözde hayvanseverlerin tepkilerinin normal olmadığını belirtmişti. Özdemir, şu tepkide bulunmuştu:
“Her hayvanseverin aklı yerinde değil. Bazıları uçmuş durumda. Normal insanlarla karşı karşıya değiliz.
3-5 arkadaşıyla STK kurmuş. Öylesine sıyırmış durumdalar ki, ölen çocukların ailesine dava açıyorlar.”
__________
YASAL DÜZENLEME ŞART!
Başıboş köpek sorununun büyümesinde 5199 sayılı kanunun neden olduğu belirtiliyor.
Çözümsüzlüğe neden olan ve değiştirilmesi talep edilen5199 sayılı kanunun 6. maddesini dayanak alan belediyeler, saldırgan olsa bile başıboş köpekleri 10 günlük sözde bir ‘rehabilitasyon’dan geçirip tekrar alındığı yere bırakıyor.
Belediyelerin takıldığı 6. maddede şu ifadeler yer alıyor:
“Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.”
Vatandaşlar yasanın iptali için çağrıda bulunurken konuyla ilgili konuşan hukukçular ise kanunun değişmesinin gerektiğine vurgu yapıyor.
