Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile müttefiklerinin Cuma sabahı “Halep’in kapısına” ulaştığı, günün ilerleyen saatlerinde de Halep’e girerek beş mahallede kontolü ele geçirdiği duyuruldu. Günlerdir süren çatışmalarda en az 255 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Gözlemevi, “HTŞ ve Türkiye tarafından desteklenen grupların, Halep ve İdlib bölgelerinde 50’den fazla köy ve kasabayı” kontrolü altına aldığı iddia edildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “terör organizasyonları” listesinde bulunan HTŞ’yi Türkiye de “terör örgütü” sayıyor.
Suriye hükümetinde yer alan bir güvenlik yetkilisi ise ordunun Halep’e takviye kuvvetler gönderdiğini ve bu kentin batısında “şiddetli çatışmalar yaşandığını” ancak saldırganların Halep’e ulaşmadığını ifade etti. AFP haber ajansının bölgede bulunan bir muhabiri, Halep’e birkaç kilometre mesafede ağır çatışmalar olduğunu ve cihatçı grupların zırhlı araçlarla ilerlediğini aktardı.
Beş yıl aranın ardından savaş sesleri
Halep’te yaşayan 51 yaşındaki bir görgü tanığı, “Beş yıldan bu yana ilk kez aralıksız füze, topçu ateşi ve zaman zaman da savaş uçaklarının sesini duyuyoruz” diyerek insanların, “savaş senaryosunun tekrarı ve vatandan kaçmak zorunda kalma” endişesi yaşadığını dile getirdi.
Suriye’nin resmi haber ajansı Sana ise muhalif grupların Halep’te bulunan bir öğrenci yurduna saldırdıklarını ve söz konusu saldırıda dört sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, Halep ile 300 kilometre güneyindeki başkent Şam arasındaki otoyol trafiğinin, cihatçı gruplar tarafından kesildiğini bildirdi.
Halep’in bir başka sakini, 36 yaşındaki Nasır Hamdo, karayolu trafiğinin kesilmesi ile ilgili olarak “Ablukanın yakıt fiyatlarını fahiş derecede artırmasından ve şehre gerekli mal ve mamüllerin gelememesinden endişe ediyoruz” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama
Ankara ise Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, dünya kamuoyuna “Sınırımızın sıfır noktasında bulunan İdlip ve mücavir bölgede sükunetin muhafazası ülkemiz açısından öncelikli bir meseledir” mesajını verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X hesabından paylaştığı mesajda, “Yeni ve daha büyük istikrarsızlıklara yol açılmaması ve sivil halkın zarar görmemesi, Türkiye bakımından büyük önem teşkil etmektedir. Diğer taraftan, mevcut istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan Tel Rıfat ve Münbiç’teki terör gruplarının sivil halkı ve Türkiye’yi hedef alan saldırılarındaki artışı da dikkatle izliyoruz” ifadelerini kullandı.
13 yıldır devam eden savaş
2011 yılında, hükümete karşı düzenlenen protestoların, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılmasının ardından başlayan iç savaşta bugüne dek 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Aralarında Esad’ın müttefiki olan Rusya, İran ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da bulunduğu pek çok dış güç de bugüne dek bu savaşa fiilen katıldı.
Cihatçı grupların Çarşamba günü başlattığı operasyonu kınayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov, saldırıların “Suriye’nin egemenliğine karşı yapıldığını” belirterek Suriye hükümetine, operasyona maruz kalan bölgelerde destek verebileceklerini ifade etti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, Suriyeli mevkidaşı Bessam Sabbah ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Suriye yönetimine, ulusuna ve ordusuna, teröre karşı destek” taahhüdünde bulundu.
HTŞ’li bir yetkili, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, hedeflerinin “Suçlu düşmanın ateş kaynaklarını, cephe hattından uzaklaştırmak” olduğunu dile getirmişti. El Kaide terör ağına bağlı HTŞ, Suriyenin kuzey ve kuzeybatısında, aralarında İdlib ve Halep’in de bulunduğu pek çok bölgeyi kontrolü altında tutuyor. Türkiye ile Rusya’nın arabuluculuğunda, 2020’de İdlib’de sağlanan ateşkese, bugüne dek zaman zaman ihlal edilmiş olsa da, taraflarca büyük oranda uyulmuştu. 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na müdahale eden Rusya, savaşın seyrini Beşar Esad yönetimi lehine değiştirmişti.
AFP/ ET,JD
DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2 bin 500 litre etil alkol ele geçirildi
AYDIN – Aydın’ın Efeler ilçesinde emniyet ekiplerince 2 işyerine yapılan baskında 2 bin 520 litre etil alkol ele geçirildi, 3 şüpheli yakalandı.
Aydın İl Emniyet Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar aralıksız sürerken, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince alkollü içki sahteciliği faaliyetlerinin önlenmesine yönelik koordineli çalışma gerçekleştirildi. Edinilen bilgiye göre ekipler, Efeler ilçesindeki 2 adreste sahte alkol üretildiği bilgisine ulaştı. Operasyon için düğmeye basan ekipler, belirlenen adreslere baskın düzenledi. İş yeri ve eklentilerinde yapılan aramalarda 2 bin 520 litre etil alkol, 174 adet alkol aroma likidi, 1 adet hassas terazi, 1 adet vakumlama makinası ve bin 600 adet plastik bidon ele geçirildi. Olayla ilgili 3 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alınırken, haklarında gerekli adli işlemler başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğünce yasadışı silah ticareti suçunun önlenmesi ile ilgili yapılan çalışmalarda, 16 Kasım’da Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde bulunan ikamete operasyon düzenlendi. Operasyonda, 100 adet tabanca, 100 adet şarjör, 16 adet uzatmalı şarjör, 3 adet pompalı tüfek ve 4 bin 882 adet tabanca fişeği ele geçirildi.
Olayla ilgili gözaltına alınan 2 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Aliağa Mali Suçlar Büro Amirliğince yürütülen “rüşvet” ve “görevi kötüye kullanma” soruşturması kapsamında Aliağa Liman Başkanlığında görevli memurlar ile gemi acentesi şirketleri çalışanları arasında; Aliağa ilçesinde bulunan limanlara gelen gemilerin geliş-gidiş zamanlarının belirtilen saatlerde olmaması, gemi personelinin mesleki yeterlilik seviyelerini gösteren belgelerin olmaması, gemilerin getirmiş olduğu konteynır sayılarındaki tutarsızlıklar vb. konulara cezai işlem uygulamak yerine bahse konu fiillere göz yumulması karşılığında hesaptan ve elden para alış verişi olduğu tespit edildi. Bu kapsamda “rüşvet” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarının işlendiği tespiti ile söz konusu hususlar MASAK verileri, yapılan fiziki ve teknik takip çalışmaları ile kamera görüntüleri ile delillendirildi.
3.5 milyonluk rüşvet
Dosya kapsamında tespit edilen toplam 61 hedef şahıstan 6’sı kamu görevlisi olmak üzere 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 22 Ekim’de saat 07.00’da İzmir merkezli toplam 4 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Şahısların tamamı gözaltına alınırken, belirlenen adreslerde yapılan aramada şüphelilerin dijital materyallerine el konuldu. Şüphelilerin gözaltında kaldıkları süre zarfında alınan ifadelerinden hareketle 1 şüpheli şahıs daha yakalanarak gözaltına alınırken toplam gözaltı sayısı 33 oldu. Rüşvet suçuna konu meblağın yaklaşık 3.5 milyon TL civarında olduğu değerlendiriliyor.
23 tutuklama
Emniyetteki işlemlerin ardından, Aliağa Sulh Ceza Hakimliğine tutuklama talebiyle sevk edilen 33 şüpheliden 23’ü tutuklandı, şüphelilerden 9’u adli kontrol şartıyla, 1’i de mahkemeden serbest kaldı. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İÇİŞLERİ Bakanlığı, Türkiye’den yola çıkan ‘RAS’ gemisinin, Güney Amerika ülkelerinden hayalet gemilerle Gine ya da Moritanya açıklarına getirilen 4 ton kokaini, Avrupa ülkelerine sevk etmek üzere seyrederken yakalandığını açıkladı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 4 Ekim 2024 günü İspanya ve Fransa güvenlik güçlerince Atlas OkyanusuKanarya Adaları yakınlarında Tanzanya bayraklı ‘RAS’ isimli gemiye düzenlenen operasyonda yaklaşık 4 ton kokainin ele geçirildiği belirtilerek, operasyonda 7’si Türk, 2’si Azerbaycan ve 1’i Hollanda uyruklu olmak üzere toplam 10 kişinin yakalandığı aktarıldı.
Emniyet Genel MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın, İspanyol narkotik polisi ile iletişime geçerek görüşmeler sonucu geminin hareketlerinin incelendiği kaydedildi. Geminin, 28 Temmuz 2024’te İstanbulZeytinburnu açıklarındaki demirleme alanından ayrıldığı belirtilerek, “9-10 Ağustos 2024 tarihlerinde Fas’ın Kazablanka kentinde kısa bir mola vererek Sierra Leone’ye transit geçiş yaptığı, 21 Ağustos’ta Freetown, Sierra Leone açıklarında demirlediği ve 11 Eylül’e kadar 20 gün boyunca orada kaldığı, 11 Eylül’de kuzeye doğru hareket ettiği ve 13-20 Eylül tarihleri arasında Gine ile Gine-Bissau ülkeleri karasularında limana giriş izni için beklediği ve akabinde 21 Eylül tarihinde 21 saat boyunca Bissau limanında demirlediği, 22 Eylül tarihinde Bissau limanından ayrıldıktan sonra, bir sonraki uğrak limanı olarak İskenderiyeMısır’ı gösterdiği ve tahmini varış zamanını 15 Ekim 2024 olarak belirlediği, 23-24 Eylül 2024 tarihleri arasında Gine-Bissau açıklarında düşük hızda manevralar gerçekleştirdiği, 26 Eylül 2024 tarihinde Moritanya açıklarında seyrettiği, 28-29 Eylül 2024 tarihleri arasında Moritanya açıklarında hızını önemli ölçüde düşürdüğü, akabinde gemi İskenderiye Limanı’na seyir halindeyken Kanarya Adaları’nın kuzeydoğusundaki sularda 4 Ekim 2024 tarihinde İspanya ve Fransa güvenlik birimlerince operasyon yapılarak limana çekildiği ve 4 ton kokain maddesi ele geçirildiği bilgileri edinilmiştir” ifadelerine yer verildi.
‘RAS’ isimli geminin güzergah, liman ve hız bilgileri analiz sonuçlarına ilişkin, “Ele geçirilen uyuşturucu maddelerin Güney Amerika ülkelerinden hayalet (AIS sinyal bilgileri bulunmayan) tabir edilen gemilerle getirilerek Atlas Okyanusu üzerinde Gine ya da Moritanya açıklarında bahse konu gemiye aktırıldığı, akabinde Avrupa ülkelerine sevk edileceği değerlendirilmektedir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Iğdır İl Jandarma Komutanlığı, Kaçakçılık Suçları ile Mücadele kapsamında yaptığı istihbarat çalışmaları neticesinde önemli bir operasyona imza attı. Iğdır Merkez İlçe ve Tuzluca bölgesinde gerçekleştirilen faaliyetler sonucunda, akaryakıt, tütün ve alkol kaçakçılığı suçunu işlediği tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyonda bin 170 litre kaçak akaryakıt, 270 paket sahte sigara ve 90 litre kaçak alkol ele geçirildi. Olayla bağlantılı olarak 3 şüpheli yakalanırken, haklarında adli işlemlere başlanıldığı bildirildi. – IĞDIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MSB’nin sosyal medya hesabından operasyonlara yönelik görüntüler paylaşılarak, “Terör yuvalarını yerle bir etmeye devam ediyoruz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak’ın kuzeyindeki Gara ve Metina bölgelerinde tespit ettiği 6 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi. Operasyonlarımız, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla sürecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa İl Emniyet Müdürlüğü İznik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde aranan şahıslara yönelik operasyonlarını aralıksız sürdürüyor. Son yapılan operasyonda, 35 suç kaydı bulunan ve 13,5 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan E.S. gözaltına alındı.
Öte yandan, yaralama suçundan 5 yıl hapis cezası bulunan A.A., hırsızlık suçundan 4 yıl hapis cezası bulunan E.A., uyuşturucu madde suçundan 4 yıl hapis cezası bulunan B.O. ve dolandırıcılık suçundan 17 yıl hapis cezası ile aranan A.C. cezaevine gönderildi.
İlçe Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, ilçenin huzur ve güveni için çalışmaların aralıksız süreceğini belirtti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kentteki e-sınav merkezinde yapılacak sürücü belgesi sınavında ses ve görüntü aktaran cihazlar ile usulsüzlük yapılacağı ihbarı üzerine çalışma başlattı.
Teknik ve fiziki takibin ardından operasyon düzenleyen ekipler, düzenek hazırlayan M.H.Y’yi (42) sınav merkezi dışında, sınava giren A.M’yi (24) de kopya düzeneğiyle suçüstü yakaladı.
Şüphelilerin üst aramasında kamera, kulaklık, mikrofon, cımbız, modem ve ses aktarım cihazı ele geçirildi.
Gözaltına alınan şüpheliler hakkında, “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’a muhalefet” suçundan adli işlem başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, silah kaçakçılığı ve ruhsatsız silah taşıma suçuna yönelik yurt genelinde gerçekleştirilen ‘Mercek-25’ operasyonlarında, 2 bin 738 ruhsatsız silah ele geçirildiğini, 2 bin 459 şüpheli hakkında işlem yapıldığını açıkladı.
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İl Jandarma Komutanlıkları ve İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 81 ilde ‘Mercek-25’ operasyonları düzenlendiğini belirtti. Buna göre; evlerde, iş yerlerinde, halka açık alanlarda ve yol aramalarında yapılan çalışmada, 1596 tabanca, 442 kurusıkıdan çevrilmiş tabanca, 45 uzun namlulu tüfek, 655 tüfek olmak üzere toplam, 2 bin 738 ruhsatsız silah ele geçirildi. Ayrıca, 2 bin 459 şüpheli hakkında işlem yapıldı.
Operasyonlarda emeği bulunan kamu görevlilerini tebrik eden Yerlikaya, “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki ruhsatsız silah temin edenleri bir bir yakalayıp adalete teslim etmeye devam edeceğiz. Sizlerin dua ve desteğiyle kendi karanlık düzenlerinin hakim olmasını isteyen suç odaklarıyla mücadelemiz aralıksız sürecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Akhisar KOM Büro Amirliği ekipleri tarafından 5607 SKM (Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Muhalefet) suçunun önlenmesine yönelik Turgutlu ve Akhisar ilçelerinde operasyon düzenlendi.
M.Ç. (35), E.S. (38), İ.S. (60) isimli şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda; 38 bin 600 adet içi kıyılmış tütün doldurmuş makaron (sigara), 92 bin 600 dal boş makaron, 556 paket gümrük kaçağı sigara, 782 adet kesilmiş TAPDK bandrolü, 118 kilogram kıyılmış tütün, 32 paket pipo tütünü, 20 adet elektronik sigara, 5 adet elektronik sigara likiti, 2 adet kompresör, 2 adet elektrikli sigara sarma makinesi, 1 adet 7.65 mm ruhsatsız tabanca ele geçirildi.
Şüpheli 3 kişi hakkında 5607 SKM suçundan adli tahkikata başlandığı bildirildi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Terörden arananlar listesinde kırmızı kategoride yer alan PKK/KCK’lı Azad Akıncı, MİT’in hedef listesinde yer alıyordu. MİT, haber kaynakları aracılığı ile terörist Akıncı’nın konumunu tespit etti. MİT, Türkiye sınırına 160 kilometre derinlikte yer alan Mahmur’da Azad Akıncı’yı adım adım takip etti. En uygun anda nokta operasyonla terörist Azad Akıncı etkisiz hale getirildi.
Azad Akıncı, 2006 yılında PKK/KCK güdümünde faaliyet gösteren Özgür Liseli Gençlik Derneği yapılanmasında yer aldı. 2008 yılında “terör örgütü adına suç işlemek, terör örgütü adına faaliyetlerde bulunmak, terör örgütünün propagandasını yapmak” suçlarından tutuklandı. Aynı yıl Batman Kapalı Cezaevi’nde açlık eylemine katılan örgüt mensupları arasında yer aldı. Aralık 2008 itibarıyla PKK/KCK terör örgütünün sözde gençlik yapılanması olan Siirt Yurtsever Devrimci Gençlik sorumluluğu yaptı. 2009 yılında sözde Serhat alanına geçiş yaptı. 2011 yılında Yurtsever Devrimci Gençlik Merkezi Türkiye yürütmesi sorumluluğu yaptı. 2014 itibarıyla Metina’da lojistik faaliyetlerin sözde sorumluluğunu yürüttü. 2016 yılında Mahmur’da düzenlenen PKK/KCK Gençlik Kongresi’ne katıldı. 2017 yılında İran alanında KCR (Doğu Kürdistan Gençlik Topluluğu) biriminde sözde sorumlu düzeyde görev aldı. 2023 itibarıyla PKK/KCK Mahmur Genel Sekretarya sözde sorumlusu olarak faaliyet yürüttü. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ İstihbarat Teşkilatı (MİT), PKK/KCK terör örgütünün Mahmur kampı sözde genel sorumlusu ‘Adıl Mardin’ kod adlı Azad Akıncı’yı Irak’ın Mahmur bölgesinde etkisiz hale getirdi.
Terörden arananlar listesinde kırmızı kategoride bulunan, MİT’in de hedef listesindeki ‘Adıl Mardin’ kod adlı Azad Akıncı’nın konumu tespit edildi. MİT, Türkiye sınırına 160 kilometre derinlikte yer alan Mahmur’da, Azad Akıncı’yı adım adım takip etti. Terörist, düzenlenen nokta operasyonla etkisiz hale getirildi.
Azad Akıncı, 2006 yılından itibaren PKK/KCK güdümünde faaliyet gösteren sözde gençlik derneklerinde faaliyet yürüttü. 2008 yılında ‘Terör örgütü adına suç işlemek’, ‘Terör örgütü adına faaliyetlerde bulunmak’, ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçlarından tutuklandı. Aynı yıl Batman Kapalı Cezaevi’nde açlık eylemine katılan örgüt mensupları arasında yer aldı. 2014 itibarıyla Metina’da lojistik faaliyetlerin sözde sorumluluğunu yürüttü. 2016 yılında Mahmur’da düzenlenen PKK/KCK’nın sözde gençlik kongresine katıldı. 2017 yılında İran alanında KCR biriminde sözde sorumlu düzeyde görev aldı. 2023 itibarıyla PKK/KCK Mahmur genel sekretarya sözde sorumlusu olarak faaliyet yürüttü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kilis Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Emniyet MüdürlüğüKaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince kaçakçılıkla mücadele kapsamında 1-31 Ağustos tarihleri arasında çalışma yapıldı.
Bu kapsamda, 4 tabanca, 234 fişek, 1 av tüfeği, 2 kuru sıkı tabanca, 14 elektronik sigara, 3 cep telefonu, 3 bin 240 paket sigara, 150 puro, 33 litre sahte içki, 2 sahte para, 15 kilogram çay, 14 bin 764 tıbbi ilaç, 139 bin 220 makaron ele geçirildi, 17 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.
Öte yandan yakalama emri bulunan 5 şüpheliden 1’i çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Darende İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen istihbari çalışmalar sonucunda, Darende ilçesi Hisarkale Mahallesi’nde ruhsatsız silah ticareti yapıldığı tespit edildi. Ekiplerin 29 Ağustos tarihinde düzenlediği operasyonda çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi.
Operasyonda ele geçirilen malzemeler arasında, 3 adet 9 mm çapında tabanca, 1 adet 7.65 mm çapında tabanca, 4 adet kurusıkı tabanca, 5 adet av tüfeği, 248 adet 9 mm çapında tabanca fişeği ve 11 adet 7.65 mm çapında tabanca fişeği yer aldı.
Operasyon sonucunda 6 şüpheli gözaltına alınarak haklarında adli işlemlere başlandığı bildirildi. Güvenlik güçlerinin bölgede ruhsatsız silah ticaretine yönelik operasyonlarının devam edeceği öğrenildi. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uluslararası Strateji Kalkındırma Araştırma Derneği (USKAD) Genel Başkanı ve Koruma ve Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram, “Türkiye’miz kaçakçılıkla çok ciddi bir mücadele verdi, bu kapsamda Kültür ve Turizm bakanlığı yurt dışından birçok eseri ülkemize geri getirdi ve halen getirmeye devam ediyor. Kültürel mirasımızın, Türkiye’nin en bilindik sitelerinden birinde satışa çıkması gerçekten bir facia. Ticaret Bakanlığı’nın çok acil olarak bir tedbir alması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Tarihi eser ya da antika niteliği taşıdığı düşünülen kültür varlıklarının satışı için, ticaret işlemlerinin yapıldığı bir internet sitesinde oluşturulan ilanlarda, eserlerin hangi döneme ait olduğu gibi bilgileri de paylaşılıyor. İnternet sitesinde C.D. isimli şahıs, Elazığ’ı konum göstererek “M.Ö. Antik Tarihi Eser Buluntular” başlığıyla 2 buçuk milyon TL fiyat karşılığında kültür varlıklarını satışa çıkardı. Açıklama olarak ise “Arkeoloji bölümünde incelenen bir adet mızrak ucu ila üç adet balta uçlarının milattan önce olduğu belirlenmiştir” ifadeleri kullanıldı. Konu, Antalya’da görev yapan Uluslararası Strateji Kalkındırma Araştırma Derneği (USKAD) Genel Başkanı ve Koruma ve Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram’a ihbar edildi.
Eserler, Elazığ Müze Müdürlüğü’nde
İhbar üzerine harekete geçen Karabayram, konuyu dokümanlarıyla birlikte Elazığ Emniyet Müdürlüğü’ne bildirdi. Karabayram, “USTAD olarak bu konuda duyarlıyız, daha önce Antalya ve Van’da girişimde bulunduk, eserleri yakalattık. 2-3 gün önce bir ihbar sonucu önüme bir şey düştü, bir sitede M.Ö. çok eski bir tarihi adlandırılan bir mızrak ve benzeri gibi değerli olan taşınır kültür varlıklarının satıldığını gördüm. 2 buçuk milyon TL bedelle satışa çıkartılmış. İlk önce bir müzeden alıntı bir fotoğraf karesi olabilir mi diye düşündüm, daha sonra birkaç parçanın birbirinden ayrı fotoğraflarının çekildiğini gördüm. Elazığ Kaçakçılık Şube ile koordinasyon kurdum, oradaki arkadaşlar olayı incelediler. Ben de başka araştırmalar yapmaya devam ettim, tekrar emniyetle bunu paylaştım. Dün itibarıyla bir operasyon gerçekleştirildi, eserler yakalandı ve Elazığ Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi” dedi.
“Ticaret Bakanlığı’nın acil olarak bir tedbir alması gerekiyor”
Kültürel miras konusunda tüm vatandaşlara duyarlı olmaları yönünde çağrıda bulunan USKAD Başkanı Cemil Karabayram, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi’nin de kültür varlıklarının korunması yönünde büyük çaba sarf ettiğini sözlerine ekledi. Karabayram, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Türkiye’miz kaçakçılıkla çok ciddi bir mücadele verdi, bu kapsamda Kültür ve Turizm bakanlığı yurt dışından birçok eseri ülkemize geri getirdi ve halen getirmeye devam ediyor. İçişleri Bakanlığımızı da unutmamak gerekiyor, bakanlığa bağlı Elazığ Emniyet Müdürlüğü’nün anında ihbarı değerlendirip, Cumhuriyet Savcısı ile irtibata geçti. Çok güzel bir operasyonla beraber eserleri ele geçirip, ilgili hakkında gerekli işlemleri yaptıktan sonra müzeye teslim etmeleri takdire şayan bir durum. Bir diğer önemli konu da kültürel mirasımızın Türkiye’nin en bilindik sitelerinden birinde satışa çıkması, gerçekten bir facia. Ticaret Bakanlığı’nın çok acil olarak bir tedbir alması gerekiyor. Korunması gereken, satışı yasak olan bir eseri Türkiye’nin en tanınmış sitelerinden birine çıkıyorsunuz, satış ilanına koyuyorsunuz. Devletimizin konu hakkında tedbirleri artırması gerekiyor.” – ANTALYA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİT’ten terör örgütü PKK/KCK’nın Finlandiya yapılanmasına operasyon
İSTANBUL – Terör örgütü PKK/KCK’nın Avrupa yapılanmalarına yönelik operasyonlarına devam eden Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), son olarak örgütün sözde Finlandiya sorumlusu Naze Ad kod adlı Mehnaz Omarı’yı yakaladı.
MİT ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün ortak operasyonu sonucu, PKK/KCK’nın Finlandiya yapılanmasında sözde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren İran/Urumiye kökenli Naze Ad kod adlı Mehnaz Omarı yakalanarak cezaevine gönderildi.
İranlı terörist Mehnaz Omarı, Finlandiya’da PKK/KCK kadroları ile örgüt üst yönetimi arasında koordinasyonu sağlıyordu. Ayrıca, PKK/KCK’lı Omarı, örgüte kişi aktarımı ve finans temininde de sorumlu düzeyde faaliyet gösteren terörist Omarı, örgüt adına Finlandiya’da eylem ve etkinlikleri de organize ediyordu.
Finlandiya Yapılanması ile İlgili Bilgiler Ele Geçirildi
Uzun süredir MİT’in takibinde olan Naze Ad kod Mehnaz Omarı, düzenlenen başarılı bir operasyonla İstanbul’da yakalanarak cezaevine gönderildi.
Mehnaz OMARI’nın yakalanması ile örgütün Finlandiya yapılanmasına ilişkin pek çok bilgiye de ulaşıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca terör örgütü PKK’nın şehir yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, şüphelilerin yakalanması amacıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şanlıurfa, İstanbul, Mardin, Batman ve Şırnak’ta birçok adrese yapılan operasyonda, 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerindeki aramalarda çok sayıda dijital materyal, örgütsel doküman ve propaganda materyali ele geçirildi.
Şüphelerin sorgu işlemi sürdürülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ – Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde 16 ekiple düzenlenen asayiş uygulaması; 34 bin 500 dal makaron ve 70 kilogram kaçak tütün ele geçirildi.
Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Narkotik Şube Müdürlüğü, Motosikletli Polis Timleri ve Yahyalı İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından oluşturulan 16 ekibin katılımıyla asayiş uygulaması gerçekleştirildi. Ekipler tarafından gerçekleştirilen uygulamada; 34 bin 500 dal makaron, 70 kilogram kaçak tütün, 0,40 gram uyuşturucu madde ve 2 adet ruhsatsız tüfek ele geçirildi.
Öte yandan çalışmalarda; 10 araca toplamda 30 bin 797 TL cezai işlem uygulanırken, 7 şahıs hakkında da işlem başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başkanı Joe Biden, MİT’in başarısının ardından Türkiye’ye teşekkür ederek, “Müttefikimiz Türkiye’ye çabaları için minnettarım,” dedi. Benzer şekilde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini iletti.


Bu tarihi operasyon, MİT’in uluslararası alanda kabul görmüş arabuluculuk rolünü bir kez daha ortaya koydu. ABD, Rusya ve Almanya’nın Türkiye’den yardım istemesiyle başlayan süreçte, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında izlediği adil ve yapıcı politika ile geçmişteki arabuluculuk başarıları etkili oldu. Tarafların güvenini kazanan Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla MİT’i takas operasyonunun baş aktörü olarak görevlendirdi.

OPERASYON HAZIRLIKLARI
MİT üst düzey yetkilileri, operasyon öncesinde taraflarla sık sık görüşmeler gerçekleştirdi. MİT Başkanı İbrahim Kalın, muhataplarıyla hem yüz yüze hem de telefon görüşmeleri yaparak süreçte etkin bir rol oynadı. Çekinceler, anlaşmazlıklar ve talepler, MİT’in adil ve yapıcı çözümleri sayesinde aşıldı.
ERDOĞAN ONAY VERDİ, MİT HAREKETE GEÇTİ
Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında izlediği yapıcı politika ve geçmişte yapılan takas operasyonlarında Ankara’nın başarısı, tarafların iş birliği için Türkiye’yi tercih etmelerinde etkili oldu.

Tarafların teklifi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayı ile Milli İstihbarat Teşkilatı, operasyon için harekete geçti.
KALIN’DAN TELEFON DİPLOMASİSİ
MİT’in üst düzey yetkilileri, tarihe geçen operasyonun gerçekleşmesi öncesinde taraflar ile sık sık bir araya geldi.
Süreç içerisinde MİT Başkanı İbrahim Kalın da birçok kez muhatapları ile hem yüz yüze hem de telefon görüşmeleri yaptı.
Tarafların, takasa ilişkin çekince, anlaşmazlık ve talepleri de yine MİT’in adil ve yapıcı çözümleri sayesinde aşıldı.
Operasyon için müzakereler son ana kadar devam etti. Operasyon anında bile taraflar arasında oluşan anlaşmazlıklar, MİT’in sağladığı soğukkanlı ve başarılı istihbarat diplomasisi ile yönetildi.
ANLAŞMA SAĞLANDI, MİT DÜĞMEYE BASTI
MİT’in, taraflar arasında her türlü anlaşmayı sağlaması sonrasında operasyon için düğmeye basıldı.

ADIM ADIM TAKAS OPERASYONU
Takas sürecinde toplam 26 kişinin güvenliği ön planda tutuldu. İlk olarak, Rusya’nın teslim alacağı 10 kişi uçaklardan indirildi, ardından Rusya’nın teslim edeceği 16 kişi alana intikal etti. MİT gözetiminde gerçekleştirilen karşılıklı teyit ve sağlık kontrollerinin ardından, kişiler belirlenen uçaklara aktarıldı. Üç uçağın havalanmasıyla MİT’in tarihe geçen takas operasyonu başarıyla tamamlandı.
Adnan Oktar Suç Örgütü Operasyonu’nun başındaki isim olan dönemin Mali Şube Müdürü Furkan Sezer, örgütün yapısını, faaliyetlerini ve süreci anlattı.

ÖRGÜTE KARŞI YÜRÜTÜLEN OPERASYON SÜRECİ NASIL BAŞLADI?
“2017 yılında, A9 kanalı yaklaşık son senedir çok ciddi bir yayın popülerliğine kavuşmuştu. Youtube’da, başkaca dijital platformlarda ya da sosyal medyada çok fazla karşıma çıkıyordu. Bir akşam yine böyle bir A9 yayınına denk geldik. Gece şubede çalışıyordum. Sonra kendi kendimize bütün gün evde oturuyor, yayın yapıyor bu yayınlardan kazanılacak bir para değil diye düşünürken üzerinden kırk sekiz saat geçmedi, örgütten henüz ayrılmış Özkan Mamati isminde birinin bir CİMER’e ihbarı düştü. Verdiği detayları kısa bir sürede çalıştım. Teyit edilebilecek şekilde bazı şeyler yazmıştı; örgütle alakalı, örgütün finans sistemiyle alakalı, cinsel sömürü düzeni ile alakalı. Oradan hızlıca teyit edebildiklerimizi teyit ettik.
Bununla ilgili daha öncesinde bize bir ihbar gelmiş mi diye bir bakalım dedim. Arkadaşlar kontrol ettiğinde 2016’da bir soruşturmaya başlanıldığını ancak devamının getirilemediğini söylediler bana. Çünkü 2016’da bu darbe teşebbüsü ile daha önemli bir konu olduğu için soruşturulması gereken birçok FETÖ dosyalarımız vardı. O yüzden bazı diğer dosyalar, soruşturmalar yavaşladı. Sonra o soruşturmayı aldım, Sayın Mustafa Çalışkan’a gittim. Böyle bir dosyanın olduğunu ve bu konuyla ilgili çalışmak istediğimi söyledim. O da bana bu örgütün bürokraside, hukuk alanında güçlü olduklarını ve finans kaynakları olduğunu söyledi. Hatta 1999 operasyonunu yapanlar hâlâ yargılanıyor, dedi. Ben de düzgün bir tahkikat yaparsak etkili bir soruşturma olabileceğini belirttim.
Başsavcı Hasan Yılmaz’a dosyayı anlattım ve çalışmak istediğimi söyledim. “Ben elimden ne geliyorsa yardımcı olurum. Ne gerekiyorsa yap” dedi. Sonra da biz ifade almaya başladık. Örgütten ayrılan, örgütle ilgili, bilgisi olan kişilerin ifadelerini aldık. Böylece soruşturma başlamış oldu. 2017’nin Aralık ayında.”

“TÜRK AİLE YAPISINA YÖNELİK CİDDİ TEHDİT”
“Örgütü tehlikeli kılan şeylerden biri Türk aile yapısına yönelik ciddi bir tehdit olmasıdır. Adnan Oktar’ın aile kavramına inanmaması ve gösterişe dayalı bir yaşam tarzı sunması bu olumsuz etkinin altını çizer. Örgüt içinde çok eşlilik ve küçük yaşta kızların cinsel sömürüsü gibi ciddi suçlar bulunmaktadır. Ayrıca gizli kasetler ve şantajlar da örgütün yöntemleri arasında yer almakta olup, en tehlikeli yönü ise bireylerin irade ve karakterini kırmaya yönelik bir sömürü düzeni kurmasıdır. Hem maddi hem manevi açıdan bu düzen içinde birçok insan mağdur olmaktadır. Örgüt aynı zamanda ülke için casusluk faaliyetleri gibi tehlikeli suçlar işlemekte ve toplumun değerlerine saygı göstermemektedir. Özellikle genç kızlara ve kadınlara yönelik saygısızlık ve suistimaller sıklıkla görülmektedir.”
“ADNAN OKTAR 2018’DEKİ OPERASYON ÖNCESİNDE BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR, FETÖ GİBİ…”
“Örgüt, erkekleri aldığında hemen suç işletmek suretiyle onları bağlamakta, finansal ve cinsel suçlarla bu bağlılığı sürdürmektedir. Bu durum örgütten kolayca çıkmanın önüne geçmektedir. Ben herkese şunu anlatıyorum: Adnan Oktar 2018’deki operasyon öncesinde bir terör örgütüdür, FETÖ gibi hatta silahlı bir terör örgütüdür. Çünkü çevresindeki insanların silahlı olduğunu gördüğümüz yerler oluyordu.”

İSLAMİ CAMİAYI NASIL KANDIRDILAR?
“İslami camiayı Türkiye’de en çok kandıran iki örgüt var: Bir tanesi FETÖ, diğeri Adnan Oktar. Neden? Çünkü ben şunu hatırlıyorum: 80’li yılların ikinci yarısı ve 90’lı yılların başında, askeri vesayetin çok ciddi olduğu yıllarda, özellikle 28 Şubat’a giden süreçte İslami camia üzerinde çok ciddi bir baskı vardı. Bu baskıya karşıymış gibi görünen iki unsur vardı: Biri Fethullah Gülen, diğeri de Adnan Oktar. Bu durumu İslami camianın sempatisini kazanmak için planlanmış olabilir.
Dolayısıyla, o dönemki askeri vesayetin bu iki figürü özellikle ön plana çıkarmış olabileceğini ve toplumu gelecekte manipüle etmeleri için desteklemiş olabileceklerini düşünüyorum.”
ÖRGÜTÜN İSRAİL BAĞLANTISI
“Örgüt İsrail’le çok ciddi ilişki içinde. Elini kolunu sallayarak gittikleri İsrail’de, İsrail Dışişleri Bakanı veya Netanyahu’yla çok rahat bir şekilde görüşebiliyorlar, çok rahat bir şekilde iletişim kurabiliyorlar. Gittiklerinde hem Mossad’ın başında hem de İsrail’in ikinci bir istihbarat örgütünün başında olan Yuval Diskin ile çok samimi ilişkileri var. Şu anda Yuval Diskin, İsrail’in çok ciddi bir silah üreticisi olan bir şirketin CEO’su. Bu şirket, roket üretiyor ve bugün İsrail’den Filistin’e, Gazze’ye atılan roketlerin üretici şirketinin başında bu adam var ve Adnan Oktar örgütüyle çok ciddi ilişkileri mevcut.”

“ADNAN OKTAR ÖRGÜTÜ İLE İSRAİL’İN İDEOLOJİLERİ AYNI DOĞRULTUDA”
“Adnan Oktar, basına yansıyan haberlerde de görüldüğü üzere, İsrail’den Tapınak Şövalyeleri olarak adlandırılan bazı insanları ağırladı, gezdirdi. Örgüt, Masonluk, Tapınak Şövalyeleri ve İsrail gibi unsurlara yakınlık duyuyor. İsrail ile bu yakın ilişkilerin temel sebebi ideolojik nedenler de içeriyor. Mehdiye inanma ve mehdiyetin bu topraklarda hâkim olacağı gibi bir söylemleri var. Netanyahu da İsrail’deki insanları bu söylemle konsolide ediyor. Adnan Oktar örgütü ile İsrail’in ideolojileri aynı doğrultuda, dolayısıyla bir fikir birliği de var. Sadece fiziki veya maddi menfaatler değil, manevi ve ideolojik bir ortaklık da mevcut.”
TEHLİKELİ BİR AĞA SAHİPLER
“Leyla İsmailova vakası da önemli. Bu kadın, Rusya ile Türk resmi heyetlerinin arasındaki görüşmelerde Rusya adına tercümanlık yapmış ve bu görüşmeleri Adnan Oktar’ın talimatları doğrultusunda yönlendirmiş bir isim. Türkiye Cumhuriyeti haber almadan Adnan Oktar, bu görüşmelere ait tüm belgeler ve bilgilere sahip oluyordu. Örneğin, Akkuyu Nükleer Santrali ve Soçi görüşmelerinde yer aldı. Soçi’deki görüşmelerde Ankara’nın haberi olmadan Adnan Oktar’a aktarılıyordu. Bu durum, örgütün ne kadar tehlikeli ve geniş bir ağa sahip olduğunu göstermektedir.”
FETÖ İLE OKTAR ÖRGÜTÜNÜN BENZER YANLARI VAR
“Benzerlikleri görmek için 1980’li yıllara gitmek gerekiyor. Her iki örgütün çıkış noktası aynıydı: Anti darbe söylemiyle ortaya çıktılar ve yaradılışla ilgili konferanslar ve yayınlar düzenlediler. İkisinin de ılımlı İslam ve dinler arası diyalogla ilgili söylemleri vardı. Temel fikirlerinde ciddi benzerlikler bulunuyordu. Ayrıca, gizli ses kayıtları, şantajlar ve finansal oyunlar her iki örgütte de görüldü. Her iki örgütün de yurtdışı bağlantıları ve İsrail hayranlığı bulunmaktaydı. Ergenekon Operasyonları döneminde her iki örgüt de müdahil oldu. 2008 yılında FETÖ’cü savcılığa yönelik yapılan bir operasyonda, örgütün önüne altmış dosya akamete uğratıldı. Adnan Oktar’ın söylemlerinde, Fethullah Gülen’i övdüğü ve onu bir mehdi olarak gördüğü ifade ediliyordu, hatta mehdinin yardımcısının Kahtani olduğunu iddia etmişti. Bu söylemleri televizyon programlarında dile getirmiş ve methiyeler düzmüştü.”
OPERASYONU BİZDEN BEKLEMİYORLARDI
“Hiç vazgeçmek istemedim. Hatta operasyona başlamadan önce operasyonun herhangi bir şekilde akamete uğramasından çok korktum. En önemli şey burada soruşturmanın gizliliğiydi. Deşifre olmaması gerekiyordu çünkü deşifre olursa örgüt bunun üzerine çok güçlü bir şekilde gelecekti. Örgüt, bu tür operasyon hazırlıklarından ya da operasyonlardan hep daha güçlü çıktı. Eğer burada da deşifre olsaydık, daha güçlü bir hale gelecekti ve onları daha dokunulamaz yapacaktı. En büyük korkum bu oldu. Benim en çekindiğim şey deşifre olup olmayacağımızdı. Ancak bizim mali şube olmamız durumu değiştirdi. Operasyonun bizden geleceğini tahmin etmek zordu. Hep organize şube, asayiş şube, terör şube gibi birimlerden bekliyorlardı. Araştırmaları da bu şubelere yönelikti. Bizden böyle bir operasyon beklemiyorlardı. Açıkçası, bu durum şahsi ve kişisel bir mesele haline gelmişti.
Olmadık olmadık davalar açıyorlar, sosyal medyada saldırıyorlar. Ama fiziksel bir şeye denk gelmedim.”
“EN FAZLA CANI YANAN, EN BÜYÜK MAĞDURİYETİ YAŞAYANLAR KADINLARDI”
“Evet, canı yananların hayatları karartılanların çoğu destek oldu. Özellikle bu örgütün karşısında duranlar ve mahkemenin bu aşamaya gelmesine destek olanlar kadınlar ve kız çocuklarıdır. Oran olarak en fazla mağdur olanlar da yine kadınlardır. Kız çocukları ve kadınlar, erkeklerin birkaç katı kadar fazla bu mücadelede yer aldılar. Çünkü en fazla canı yanan, en büyük mağduriyeti yaşayanlar kadınlardı.
Ben devletin artık bununla ilgili gereğini yapması gerektiğini düşünüyorum. Devletin bu örgütten zarar gören insanların kalplerini onarması lazım. Çünkü bu işin sosyolojik tarafı da var. Bu sosyolojik yara, örgüt içeride olsa bile mağdur edilen insanlar toplumda olduğu sürece devam ediyor. Bununla ilgili de birtakım adımlar atılması gerektiğini düşünüyorum.
Tabii ki bunların yeniden doğup büyümemesi için önlemler alınması gerektiğini de düşünüyorum. Şimdi, özellikle pandemiden sonra çok tuhaf inanışlar, spiritüel ritüeller, bazı ayinler, Göbeklitepe’de danslar, cami avlularında dönerek yapılan ayinler gibi şeyler var. Bu çok göze çarpıyor şu anda. Ben vatandaş olarak seyrediyorum, ama devletin kenarda durup bunu seyretmemesi lazım. En azından ne olup bittiğine dair bir bakması lazım. Çünkü bu durumlardan hem maddi dolandırıcılık çıkıyor hem de cinsel istismar vakaları ortaya çıkıyor. Bir de dini duyguların istismar edilmemesi gerekiyor. İnsanı hayata bağlayan şey inancıdır. Bunun istismar edilmemesi ve önlenmesi gerekiyor.”
İKİ OPERASYON ÖRNEK VAKA OLARAK GÖSTERİLDİ
AA muhabirinin İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edindiği bilgiye göre, “gri liste” konusunda FATF heyeti ile Türkiye arasındaki toplantılarda organize suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlardan ikisi örnek vaka oldu.
Türk yetkililerle FATF heyeti arasında 1 Eylül 2023’te Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen Gözden Geçirme Toplantısı’nda “Leijdekkers Operasyonu” Türkiye’nin örnek vakası olarak sunuldu.
Operasyon, FATF heyeti tarafından “proaktif, komplike ve ender görülen bir aklama soruşturması” olarak değerlendirildi.
FATF heyeti ile 3 Mayıs 2024’te Ankara’da gerçekleştirilen ikinci toplantıda ise “Comanchero Operasyonu” örnek vaka olarak gösterildi.
FATF temsilcileri, bu operasyonun, “ender görülen büyüklükte bir soruşturma dosyası” olduğunu belirterek, “heyecan verici ve takdire şayan” olarak nitelendirdi.
“Comanchero Operasyonu”nun çok boyutlu bir aklama soruşturması olduğunu vurgulayan temsilciler, operasyon için başta Avustralya olmak üzere uluslararası paydaşlarla ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ile üst düzey polisiye işbirliği yapılmasını memnuniyetle karşıladı.
Toplantıların ardından hazırlanan “FATF Değerlendirme Raporu”nda, kara paranın aklanmasıyla ilgili Türkiye’nin gayretleri yeterli bulundu.
BAKAN YERLİKAYA: MÜCADELEMİZ DEVAME DECEK
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da Türkiye’nin “gri liste”den çıkmasında emeği olan herkese teşekkür ederek, “Başta terör ve o hainlerin finansmanına yönelik olmak üzere, organize suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle, göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle, kara para aklayan suç odaklarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.” vurgusunu yapmıştı.
– Leijdekkers operasyonu
Haziran 2023’te İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı koordinesi ve MASAK’la işbirliği içerisinde yürütülen operasyonlarda, Hollanda, Fransa ve Belçika tarafından kırmızı bültenle aranan Hollanda uyruklu “Bello Jos” lakaplı Joseph Johannes Leijdekkers’in de aralarında olduğu 34 kişi gözaltına alınmıştı.

Operasyonlarda, şüphelilere ait yaklaşık 1,1 milyar liralık mal varlığına da el konulmuştu.
Ayrıca, Leijdekkers’in Avrupa’daki para işlerini yürüttüğü ve parasını akladığı tespit edilen ve kırmızı bültenle aranan organize suç örgütü elebaşı Eric Schroeder, 27 Aralık 2023’te İstanbul’da düzenlenen “Kafes-25” operasyonuyla yakalanmıştı.
– Comanchero operasyonu
Avusturya merkezli uluslararası silahlı organize suç örgütü “Comanchero”, 2 Kasım 2023’te düzenlenen Kafes Operasyonu’nda çökertilmişti.

Elebaşı Mick Hawi’nin 2018’de öldürülmesinin ardından Mark Douglas Buddle’ın elebaşılığında faaliyetine devam eden silahlı organize suç örgütünün, uluslararası boyutta uyuşturucu ticareti, adam öldürme, silahlı yağma, kundaklama, adam kaçırma, suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama suçlarını işlemeye devam ettiği belirlenmişti.
Örgüt elebaşı Buddle, 2022’de KKTC’de yakalanarak Avustralya makamlarına teslim edilirken, elebaşılarından Hakan Ayık ve Duax Hohepa Ngakuru’nun, örgütün yönetimini devralıp suç faaliyetlerine devam ettiği saptanmıştı.
FATF nedir?
FATF, 1989 yılında ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada’dan oluşan G-7 ülkelerinin Paris’teki toplantısında hükümetler arası bir organizasyon olarak kuruldu. Bu yapının görev süresi kuruluşundan itibaren periyodik olarak uzatılırken Nisan 2019’da alınan kararla süresiz hale getirildi. Kuruluşun karar merci olan Genel Kurul yılda 3 kez toplanıyor. FATF Başkanı, Genel Kurul tarafından FATF üyeleri arasından 2 yıl için atanıyor.
Kuruluşa hangi ülkeler üye?
FATF’ın 37 ülke ve 2 bölgesel kuruluş olmak üzere 39 üyesi bulunuyor. Kuruluşun üyeleri arasında ABD, Almanya, Avusturya, Avustralya, Arjantin, Belçika, Birleşik Krallık, Brezilya, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Hollanda, Hong Kong, İtalya, İrlanda, İsrail, İspanya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Kanada, Güney Kore, Lüksemburg, Malezya, Meksika, Norveç, Yunanistan, Japonya, Türkiye, Yeni Zelanda, Portekiz, Rusya, Singapur, Suudi Arabistan, Avrupa Komisyonu ve Körfez İşbirliği Konseyi yer alıyor.
FATF’ın faaliyet alanları neler?
FATF, çalışma konularında “politika belirleyici” bir rol üstleniyor. Kuruluş, kara paranın aklanması, terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı ile mücadelede uluslararası standartları belirleyici bir kuruluş olarak faaliyet gösteriyor.
FATF’ta denetim sistemi nasıl işliyor?
FATF’ın bu alanda 40 tavsiyesi bulunuyor. Bunlar, ülkelerle karşılıklı değerlendirme yoluyla incelenerek takip süreçleri işletiliyor. Teknik uyum ve etkililik yönlerinden yapılan değerlendirmelerle ülkede terörizmin finansmanı suçunun unsurlarının FATF standartlarıyla uyumu kontrol ediliyor. Bu suçlarla mücadelede etkin soruşturma/kovuşturma yapılıp yapılmadığı, suç gelirlerinin takip edilip edilmediği, yabancı ülkelerle etkin bir adli işbirliği yürütülüp yürütülmediği gibi hususlar inceleniyor. FATF, denetimleri kapsamında sadece terörizmin finansmanı suçunu değil, aklama suçu ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı konularında da getirdiği standartlarla ülkelerin uyumunu değerlendiriyor. Kuruluşun 40 tavsiyesi arasında uluslararası işbirliğinden yetkili makamların yetki ve sorumluluklarına, önleyici tedbirlerden kara para aklama ve müsadereye kadar geniş çaplı başlıklar yer alıyor.
Gri liste nedir?
Gri liste, FATF tarafından kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede yetersiz kalan ülkeleri belirlemek amacıyla oluşturulan bir liste niteliği taşıyor. Kuruluş, ülkelerle bu alandaki eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar yapıyor.
Türkiye için gri liste süreci nasıl işledi?
FATF’a 24 Eylül 1991’de üye olan Türkiye, bugüne kadar başlangıç tarihleri 1994, 1998 ve 2006 yılları olan 3 FATF değerlendirmesinden geçti. Dördüncü değerlendirme 2018’de başladı ve 2019’da tamamlandı. Söz konusu karşılıklı değerlendirme raporu ve sonrasında hazırlanan izleme dönemi sonrası raporla birlikte Türkiye, Ekim 2021’de “artırılmış izlemeye tabi ülkeler”in yer aldığı “gri liste”ye dahil edildi.
Türkiye, listeden çıkmak için neler yaptı?
Karşılıklı değerlendirme sürecinden bu yana Hazine ve Maliye, Adalet ve İçişleri bakanlıkları, Türkiye’nin, FATF “gri listesinden” çıkarılmasına yönelik çok yoğun bir çalışma sergiledi.
40 tavsiyedeki hususlar birer birer yerine getirildi. Türk Ceza Kanunu’ndan Terörle Mücadele Kanunu’na Ceza Muhakemesi Kanunu’ndan Türk Ticaret Kanunu’na, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’dan Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’a kadar mevzuatta düzenlemeler yapıldı. FATF, Ekim 2021’de yayımladığı duyurunun Türkiye ile ilgili bölümünde 7 hususa vurgu yaparken Haziran 2023 Genel Kurulu sonrasında bu hususların sayısı 2’ye düştü. Söz konusu eksiklikle ilgili çalışmalar için kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede görevli ihtisas mahkemelerinin ve savcılıklarının belirlenmesinin ardından özel soruşturma büroları kuruldu. MASAK yeniden yapılandırılırken tüzel kişiler için risk analizi çalışması tamamlanarak, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanında etkinliğin artırılmasına ilişkin Ulusal Strateji Belgesi yürürlüğe konuldu. Son olarak kripto varlıklarla ilgili düzenleme de Singapur’daki toplantı öncesi TBMM’de kabul edildi ve bu varlıklar konusunda Sermaye Piyasası Kuruluna çeşitli yetkiler verildi. Böylece Türkiye, 40 tavsiyenin tamamını yerine getirmiş oldu.
Hangi ülkeler gri listede yer alıyor?
FATF’ın Singapur’daki Genel Kurulu’nda yapılan değerlendirmeler sonucu Monako ve Venezuela kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda “eksiklikleri olduğu” gerekçesiyle gri listeye alındı. Bu iki ülkenin yanı sıra Bulgaristan, Burkina Faso, Kamerun, Hırvatistan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Haiti, Mali, Mozambik, Nijerya, Filipinler, Senegal, Güney Afrika, Güney Sudan, Tanzanya ve Vietnam FATF’in artırılmış izleme sürecinde kalmaya devam etti.
Gri listeden çıkmanın faydaları neler?
Türkiye’nin gri listeden çıkmasının finansal sistemine olan güveni daha da güçlendirmesi, bankacılıktan reel sektöre kadar pek çok alanda olumlu yansımalarının görülmesi bekleniyor. Bu sayede bankaların uluslararası finansal ilişkilerinin güçlenmesi ve kredi notlarının artması öngörülüyor. Böylece bankaların daha düşük maliyetle fonlama sağlayabileceği ve uluslararası piyasalardan daha fazla kaynak bulabileceği değerlendiriliyor. Enerjiden inşaat ve altyapıya, turizmden sanayi ve imalata, gayrimenkulden diğer sektörlere kadar kararın uluslararası alanda olumlu etkilerinin hissedilmesi bekleniyor.
Bundan sonra neler olacak?
Türkiye’nin gri listeden çıkışının özellikle uluslararası ekonomik ilişkilerde olumlu yansımalarının olması bekleniyor. Ülkenin finansal sistemine güvenin artmasına paralel olarak uygulanan ekonomik program hedeflerine ulaşılmasının kolaylaşması öngörülüyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, “Türkiye, terörizmin finansmanı ve kara paranın aklanmasıyla mücadelesini bundan sonra da uluslararası standartlarla tam uyum içinde kararlılıkla yürütecektir” mesajı verirken MASAK ve diğer kurumların idari ve teknik kapasitesinin daha da güçlendirileceğini, gerektiğinde yasal ve idari düzenlemelerin hayata geçirileceğini vurgulamıştı. Ayrıca, kararın Türkiye’ye uluslararası kaynak girişini hızlandırıcı etkide bulunması ve borçlanma maliyetleri üzerinde de pozitif etki yaratacağı tahmin ediliyor. Türk lirası varlıklara ilginin artması da beklentiler arasında yer alıyor.
]]>Uyuşturucu rotası deşifre edildi
İstanbul polisince düzenlenen uyuşturucu operasyonu, Kolombiya merkezli bir kartelin Türkiye’ye uzanan kokain rotasını ortaya çıkardı. Kokain, çeşitli gıda ve tüketim kolileri arasında deniz yoluyla Kolombiya, ABD ve Avrupa rotasını izleyerek Türkiye’ye getirilmeye çalışıldı. Gemilerle sevkiyatı yapılan kokain ise İtalya üzerinden Gemlik Limanı’na indirildi. Öncesinde Güney Amerika’dan yola çıkarılan ve Türkiye’ye ulaşmak üzere olan yüklü miktardaki kokainin günlerce izini süren İstanbul polisi, Kolombiya merkezli bir kartel tarafından deniz yoluyla Türkiye’ye aktarılmaya çalışıldığı istihbaratına ulaştı.
Kartel üyeleri, kendi yöntemlerince çok yönlü kontrol mekanizması geliştirmiş
Elde edilen bilgiler doğrultusunda çok yönlü çalışma başlatan İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Müdürlüğü, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığından operasyon için izin aldı. Yürütülen soruşturma kapsamında kartelin bir üyesinin sevkiyat organizasyonu için Türkiye’ye geleceği bilgisine ulaşıldı. Kartel üyesinin yurda geliş yolunu ve zamanını tespit etmek için titiz bir çalışma yürüten uyuşturucu ajanları, bir yandan da sevkiyat hazırlığı yapılan kokainin Türkiye’deki bağlantılarını mercek altına aldı.
Yüklü seviyede uyuşturucu ticareti yaptıkları değerlendirilen kartel üyelerini belli bir süre dron destekli olarak takip eden polis, şebeke üyelerinin teknik ve fiziki takip konusunda son derece dikkatli olduklarını, kendi yöntemlerince bir çok kontrol mekanizması geliştirdiklerini belirledi.
Polis takibinde olup olmadıklarını anlamak için otoyolda sık sık araç değiştirdiler, aynı yoldan 5 kez gelip geçtiler
Şüphelilerin ilk olarak mobiletle başladıkları günlük yaşamlarına ticari taksi ile devam ettiklerini saptayan polis, daha sonra ise çalışma yöntemlerini başka kişiler adına kiraladıkları araçlarla sürdürdüklerini tespit etti. Emniyet ekipleri uyuşturucu kaçakçılarının, hedef noktaya giderken de polis takibinde olup olmadıklarını test etmek için hem otoyolda sık sık araç değiştirdiklerini, hem de aynı yoldan ortalama 5 kez geçtiklerini deşifre etti.
Uyuşturucu kartelinin faaliyetini büyük bir titizlikle çözen polis, çalışma sırasında İstanbul’da farklı bir isim adına ev kiralandığını, buraya eşya yerleştirdiklerini ve şebeke üyelerinin adresi sözde “karargah” olarak kullanacağını belirledi. Şüphelilerin kiraladığı ev gece gündüz izlemeye alındı, gözetleme sırasında Kolombiya merkezli kartelin bir üyesinin buraya yerleştiği anlaşıldı.
Limana yanaşan tüm yük gemileri mercek altına alındı
İstanbul’da gizlenen zanlının farklı zaman arkalıklarında sürekli Bursa’nın Gemlik ilçesine gidip gelmesinin kuşkulanan polis, çalışmalarını genişletti. Uyuşturucunun deniz yoluyla yurda getirileceğini saptayan narkotik polisi, bütün limanlarda alarma geçti. İstanbul ve Gemlik Limanına Avrupa’dan gelip yanaşan tüm yük gemilerini ve konteynerleri kontrol altına alarak analiz etti.
Kolombiyalı uyuşturucu kaçakçısı ülkesine kaçmak üzereyken havalimanında yakalandı
Yürütülen soruşturma çerçevesinde uyuşturucu yüklü gemiyi tespit eden ekipler, Bursa polisinin de desteğiyle operasyon gerçekleştirdi. Düzenlenen operasyonda Kolombiya merkezli uyuşturucu karteli ile bağlantılı 8 şüpheli yakalandı, yapılan aramalarda 373 kilogram kokain ele geçirildi. Bu arada operasyonu son anda fark eden Kolombiyalı bir şüphelinin ise havalimanından ülkesine kaçmaya çalışırken ekiplerce gözaltına alındı. Uluslararası uyuşturucu kaçakçılarına yönelik yürütülen operasyonda yakalanan 9 şüphelinin emniyetteki sorguları devam ediyor.
Polis, Kolombiya’dan sevk edildiği anlaşılan uyuşturucunun bağlı olduğu karteli araştırıyor
İstanbul Polisi, Latin Amerika ülkesi olan Kolombiya’dan sevk edildiği anlaşılan uyuşturucunun arkasındaki karteli araştırıyor. Birçok karteli barındıran Kolombiya, And Dağları bölgesinin ortasında bulunan, Venezuela, Panama, Ekvador, Peru ve Brezilya’ya kara sınırına, Pasifik okyanusuna ve Karayiplere açılan deniz sınırına sahip bir ülke. 1993 yılında öldürülen Pablo Emilio Escobar Gaviria adlı uyuşturucu lordu tarafından kurulan Medellin karteli ile Cali karteli başta olmak üzere Kolombiya’da çok sayıda kartel barınıyor.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin aklanması” suçlarına yönelik Ankara merkezli Antalya, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Uşak, Aydın, Muğla, Kütahya, Çorum, Balıkesir, Denizli, Adana, Bursa, Malatya, Tekirdağ, Isparta, Karabük, Konya, Şırnak ve Samsun’da Sibergöz-42 operasyonlarının düzenlendiğini belirtti.
Siber Vatan’da sanal devriyelerin 7 gün 24 saat görevlerinin başında olduğunu ifade eden Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Smart Trade Coin” isimli sözde kripto varlık alım satım platformu üzerinden ‘Sıfır Risk İle Yüksek Kazanç’ vaadiyle vatandaşları yatırıma yönlendirdiği, otomatik al-sat işlemlerini gerçekleştiren bot uygulaması satan ve mevcut kullanıcılara yeni kullanıcı getirmeleri halinde kazanç vaadinde bulunarak ‘Saadet Zinciri’ sistemi oluşturan, uluslararası dolandırıcılık eylemi gerçekleştiren ve 1 milyar dolar (yaklaşık 32 milyar lira) haksız kazanç elde ettiği tespit edilen 127 şüpheli yakalandı.”
Yerlikaya, operasyonlarda 1 milyar lira değerinde 177 taşınmaz ve 61 taşınır mal varlığı, 1 ruhsatsız tabanca, 1 kuru sıkı tabanca ve çok sayıda dijital materyale el konulduğunu aktardı.
Operasyon görüntülerini paylaşan Yerlikaya, çalışmalarda görev alan polisleri tebrik etti.
ÜNLÜ YAZAR OPERASYONLA GÖZALTINA ALINDI
Operasyon kapsamında ünlü yazar Aşkım Kapışmak da İstanbul Siber polisi tarafından gözaltına alındı.
AŞKIM KAPIŞMAK KİMDİR?
1979 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Aşkım Kapışmak, henüz 12 yaşındayken konservatuar eğitimine başladı ve müzikle ilgilendi. Liseden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’na kayıt yaptırdı.
Türkiye’de aldığı eğitimin ardından, kendisini daha da fazla geliştirmek isteyen ünlü davranış bilimci, daha sonrasında Amerikan Üniversitesi Newport’ta Davranış Bilimleri- Psikoloji lisansını tamamladı.
Kendi alanında eğitim görürken, kendisi için çok önemli olan zihinsel engelli ve kimsesiz çocuklarla gönüllü çalışmaya başladı. Bu durum üzerine Maltepe Cezaevinde çocuklara ve genç insanlara motivasyon günleri düzenledi.
Üniversiteden mezun olduktan sonra, Marmara Üniversite’de Etkili İletişim Becerileri dersleri verdi. Bunu yanı sıra birçok toplantıda konuşmacı olarak yer aldı.
Aşkım Kapışmak, 2011 yılında ilk televizyon programı olan, Türk Max’ ta Buyrun Paylaşalım adlı programı hazırlayıp sundu. Show TV’ de Simge Fıstıkoğlu ile Yeni Bir Gün adlı TV programın iletişim bölümünü hazırlayıp sunmaya başladı.
Aşkım Kapışmak, günümüzde ünlüler ile çalışmalar yaparken, bunun yanı sıra etkili iletişim, pozitif yaşam, başarı ve hedef üzerine seminerler düzenlemektedir.
KİTAPLARI
Aşkımın Beden Dili
Beni Benimle Aldatır mısın?
Kadınlar Sağdan Erkekler Soldan
Ebeveynlik Cüzdanı
Hangi Anne Hangi Babasınız – Ebeveynlik Cüzdanı – Anne Baba Olma Rehberi
Terzi
Yaşam Kitabı
Küçük Mutluluklar Kitabı
Carpe Diem – An’ı Yaşa, Esir Olma
Kalbin Anahtarı – Kelimelerle İyileş
Kalbin Anahtarı 2 – Ruhuna Dokun

Açıklamada, gözaltına alınanlara terör amaçlı suç örgütü kurmak, cinayet amaçlı silahlı çete kurmak, yaralama, yasa dışı silah ve patlayıcı bulundurmak, silah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve yasa dışı göçe yardımcı olmak suçlarından operasyon düzenlendiği bilgisi yer aldı.

ROMA YAKINLARINDA GÖZALTINA ALINDI
İtalyan basınında çıkan haberlerde, operasyon çerçevesinde gözaltına alınanlar arasında organize suç örgütü elebaşı Barış Boyun’un da bulunduğu belirtildi. Boyun’un sabah saatlerinde başkent Roma’ya 90 kilometre mesafedeki Viterbo’da gözaltına alındığı ifade edildi.

TÜRK MAKAMLARINA İADE TALEBİNDE BULUNMUŞTU
Haberlerde, 40 yaşındaki Boyun’un Türkiye’de en çok arananlar listesinin başındaki isimlerden olduğu ve 2022 yılında gözaltına alındığında Türk makamlarının iade talebinde bulunduğu ancak İtalyan yargısının buna yeşil ışık yakmadığı hatırlatıldı.

ÖRGÜTÜN TETİKÇİSİ İZMİR’DE YAKALANMIŞTI
Nisan ayında İzmir’de düzenlenen “Mahzen-24” operasyonunda, Boyun’un organize ettiği örgütün üyesi olan 8 şüpheli yakalanmıştı. Tetikçinin de gözaltına alındığı operasyonda 4 ruhsatsız tabanca, 2 tüfek, muhtelif miktarda uyuşturucu madde ve suçta kullanıldığı tespit edilen motosiklete el konulmuştu.
BAKAN YERLİKAYA’DAN AÇIKLAMA
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, X hesabından yaptığı paylaşımla Barış Boyun’un yakalandığını duyurdu.

Bakan Yerlikaya, paylaşımında şunları söyledi:
İtalya’da ülkemiz adli makamlarınca Kırmızı Bültenle aranan, elebaşılığını Barış Boyun’un yaptığı organize suç örgütüne yönelik;
KOM Başkanlığımız, Interpol-Europol Daire Başkanlığımız ve İtalyan Güvenlik Makamlarınca ortaklaşa yapılan çalışmalar sonucu İtalyan polisi tarafından Roma ve Milano’da operasyon düzenlendi.
Operasyonda elebaşı Barış Boyun’un da aralarında bulunduğu organize suç örgütü üyesi 17’si Türk ve 2’si İtalyan olmak üzere toplam 19 şüpheli yakalandı!
Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki
Hangi büyüklükte olursa olsun, Hangi Ülkeye kaçmış olursa olsun organize suç örgütlerini çökertip, adalete teslim etmeye kararlıyız. Onların nefeslerini keseceğiz.
Ülkemiz adli makamlarınca Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Kasten Öldürme dahil 23 ayrı suçtan aranan, toplam 56 ayrı suç kaydı bulunan ve 3’ü cinayet olmak üzere; Kasten Yaralama, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet, Yağma vb. suçlarından KIRMIZI BÜLTEN ile aranan, elebaşılığını Barış BOYUN’un yaptığı organize suç örgütüne yönelik;
İtalya Polisi ile KOM Başkanlığı, İnterpol Europol Daire Başkanlığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü, Sakarya Emniyet Müdürlüklerince ortaklaşa yürütülen çalışmalar kapsamında; İtalyan polisi tarafından Roma ve Milano’da operasyon düzenlendi.
Operasyonda elebaşı Barış Boyun’un da aralarında olduğu organize suç örgütü üyesi 19 şüpheli yakalandı
Firari Barış Boyun Organize Suç Örgütüne yönelik bu güne kadar İstanbul, İzmir, Tekirdağ, Sakarya, ve Kütahya’ da gerçekleştirilen 26 ayrı operasyonda 317 şahıs yakalandı. Bunlardan;
175’i tutuklandı ve 100’ü hakkında adli kontrol kararı verildi.
KOM Başkanlığımızı, Interpol-Europol Daire Başkanlığımızı ve İtalyan Güvenlik Makamlarını tebrik ediyorum.
Dünyanın neresinde olursa olsun Aziz Milletimizin huzurunu kaçıranları, suç işleyenleri yakalayıp, nefeslerini kesmeye devam edeceğiz! Organize suç örgütlerine yönelik mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecek
KUMPAS AK PARTİ VE MHP’YE YÖNELECEKTİ
2017’den bu yana Ayhan Bora Kaplan’a birçok operasyon yapıldığını belirten Şener, 7 Eylül 2023’te Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Şube tarafından tiyatrovari bir operasyon yapıldığını söyledi. Operasyonun hemen ardından Narkotik Şube’de görevli bir polis memurunun Kaplan’ın ifadesini firari FETÖ mensubu Cevheri Güven’e yolladığını söyleyen Şener, o polis memurunun şimdi tutuklu olduğunun altını çizerek “FETÖ’cü Güven ve FETÖ’cülerle yakın çalışan, hakkındaki yakalama kararları nedeniyle firar ederek Alman istihbaratına sığınan Erk Acarer isimli şahsın yazıları ve videoları da yurtiçinde bazı gazetecilerle birlikte eski İçişleri Bakanı Soylu ismi etrafında gündeme taşındı. Gizli tanık yapılan Serdar Sertçelik’in yayınladığı ses kayıtlarına göre, kumpas AK Partili bakan ve bürokratlar ile MHP’ye yönelecekti.” dedi.
Şener, Ayhan Bora Kaplan’ın gözaltına alındığı operasyondan bir ay sonra, 6 Ekim 2023’te Serdar Sertçelik’in KKTC’den Türkiye’ye getirildiğini ve 9 Ekim 2023’te gizli tanık olarak 19 sayfalık bir ifade verdiğini söyleyen Şener, 20 Kasım’da Sertçelik’in yaralanmasıyla skandalın patladığını olaydan kısa süre sonra ise yurtdışına kaçtığını yazdı. Şener Sertçelik’in yurtdışındaki günlerine ilişkin ise şu notu düştü;
Yurtdışından dosyadaki müştekilerin birinin telefonuyla arayan polislerle görüşüp AK Partili bakan, siyasetçi ve bürokratlarla ilgili vereceği gizli tanık ifadesine çalıştığı görülüyor. Hatta ifadesinde MHP’nin adının geçirilmesi de istenmiş.
KUMPASI SERTÇELİK’İN VURULMASI BOZDU
Ankara’daki vurulma olayının kumpası engellediğini belirten Şener, “Eğer son skandal patlamasaydı Sertçelik Türkiye’ye ödenecek, kendisinden istenen ifadeyi verecek, siyasete kumpas ağları örülecekti. Öyle anlaşılıyor ki Emniyet içindeki grup, Serdar Sertçelik’in ifadesinde yer vereceği isimler hakkında önceden bazı araştırmalar yapmış. Dolayısıyla Sertçelik sadece onların çalışma yaptığı isimlere ifadesinde yer verecekti. Henüz hazırlık aşamasında ortaya çıkan kumpas bazılarının söylediği gibi hemen operasyona dönüşmez, tıpkı 17 Aralık kumpası gibi belirli bir süre sonra başlardı. Nitekim, 17 Aralık 2013 günü yapılan operasyon ile ilgili soruşturma tam 13 ay önce, 2012 yılı Temmuz ayında, “Rıza Sarraf Kapalıçarşı’da döviz şirketleri üzerinden kayıtsız para transferi ve altın ihracatı yapıyor” ihbarıyla başlamıştı. Sarraf üzerinden işadamlarına, işadamları üzerinden siyasetçilere, bakanlar ve bürokratlar üzerinden 25 Aralık 2013’teki gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a uzanan bir operasyona dönüşecekti.” ifadelerini kullandı.
ASIL HEDEF ERDOĞAN’DI
Kumpas için seçilen isimlere de dikkat çeken Şener, TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ, eski AK Parti milletvekili Mücahit Arslan, Bilal Arslan, AK Parti Grup Başkan Vekili Abdulhamit Gül, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kuzeni Sadık Soylu, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan’ın isimlerinin tesadüfen seçilmediğini söyledi. Şener, gizli tanık üzerinden AK Partili isimlerin onlar üzerinden ise asıl hedefin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirtti.
11 SAYFALIK İFADE ORTAYA ÇIKTI
Diper taraftan ise kumpasla ilgili detaylar netleşmeye devam ediyor. M7 kod adlı gizli tanığı Serdar Sertçelik’in iddiaları üzerine açığa alınan isimlerden Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner avukatıyla birlikte savcılığa ifade verdi. Öner’in 11 sayfalık ifadesinde çarpıcı noktalar dikkat çekti.
Ankara Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, suç örgütü lideri Kaplan hakkındaki soruşturma sürecinin nasıl başladığını şu sözlerle anlattı;
“Sosyal medya görüntülerinden Murat Çelik müdürün operasyona katıldığını gördüm. Görev yaptığım sürece bir müdürün bir operasyona katıldığını görmedim. ABK’nın yakalanmasında görevlendirmeler Murat Çelik müdürün sözlü talimatıyla gerçekleştirilmiştir.”
Ayhan Bora Kaplan ilk gözaltına alındığında emniyette çay içtiğini söyleyen Öner, bu duruma çok şaşırdığını belirterek İzmir’de ifade verirken polis memurlarının rüşvet aldığı iddiasına ilişkin ise “Görevlendirmeleri İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik yapmıştır. Murat Çelik’in odasına gittim, İzmir’de görevlendirilen personelle ilgili sorun mu olduğunu sordum. Sorun olduğunu, sorunu kendisinin bildiğini, görevlendirilen memurların hata yaptığını, hatayı bildiğini söyledi. Basından öğrendiğim kadarıyla suç örgütü soruşturmasında gizli tanıkların açık kimlik bilgilerinin İzmir’e görevlendirilen polis memurları tarafından ABK’nın avukatına 300 bin dolar karşılığında verildiğini öğrendim.” dedi.
ADLİ KONTROL İHLALİ BİLDİRİMİ GELMEDİ İDDİASI
İfadesinde Sertçelik’in adli kontrol tedbirini ihlal ettiğine ilişkin herhangi bir kurumdan resmi ya da gayri resmi bildirim almadığını iddia eden Öner, Sertçelik’in ikinci kez gözaltına alınmaması üzerine gelişen firar sürecini de “Bu durumu Murat Çelik’e ilettiğimde kendisi hiç şaşırmadı ve tepki vermedi. ‘Nasıl ya, öyle mi?’ şeklinde bana soru sordu. Bana şüphelinin yakalanmasına yönelik derhal harekete geçmem konusunda talimat vermedi” sözleriyle anlattı.
SERTÇELİK’İN GİZLİ TANIK YAPILMASI
Kerem Gökay Öner, Sertçelik’in nasıl gizli tanık yapıldığını da şöyle anlattı:
“Serdar Sertçelik Türkiye’ye geldikten sonra şüpheli U.G. isimli komiser odama gelerek, bana ‘Abi şahıs bazı beyanlarda bulanacakmış, savcının aranması gerekiyormuş’ dedi. Ben de hangi sebeple aranacağını sorduğumda, ‘Orasını bilmiyorum, Şevket müdür biliyor’ dedi. Şevket Demircan, Organize Şube Müdürlüğü’nde bulunan odasının karşısında bir görüşme odası ayarladı. Bu odada, ABK suç örgütü kapsamında alınan şahıslarla mülakat yapıldığını U.G. komiser bana söyledi. Gizli tanık tedbiri uygulandığını sonra öğrendim.”
]]>
“REFAH’TAKİ 1 MİLYONDAN FAZLA FİLİSTİNLİ BÖLGEYİ TAHLİYE EDECEK”
Kanalın askeri haberler yorumcusu İtay Blumental, “İsrail ordusunun planına göre, Refah’taki 1 milyondan fazla Filistinlinin bölgeyi tahliye ederek, Gazze Şeridi’nin güneyi ve orta kesiminde son zamanda hazırlanan barınaklara gelmesi istenecek.” dedi.
Blumental, Refah’tan gelen yerinden edilmiş Filistinliler için uluslararası yardım kuruluşları ve diğer devletler tarafından daha önce Gazze’nin güneyi ve orta kesiminde binlerce çadır hazırlandığını kaydetti.
KAN, yayınında, uydular tarafından Refah kenti ile Han Yunus arasında son haftalarda kurulmuş olan çadır kenti gösteren fotoğrafları gösterdi.
ABD ve adı belirtilmeyen bölge ülkelerine planın sunulduğunu belirten Blumental, İsrail ordusunun Refah’ta ilerlemesinin aşamalı gerçekleşeceğini söyledi.
Blumental, İsrail ordusunun Refah’a yönelik kara harekatı başlamadan önce tahliye edilecek bölgede bulunan insanlara bunun tebliğ edileceğinin altını çizdi.
Blumental’a göre, İsrailli güvenlik yetkililerine göre, Refah kentindeki insanların tahliyesi 4 ile 5 hafta sürecek.
REVİZE EDİLMİŞ PLAN
KAN, ABD’nin çekinceleri sebebiyle, İsrail ordusunun hazırladığı planın 4 kez değiştirilerek revize edildiğini aktardı.
Amerikalıların başlangıçta, Refah kentine yönelik kara operasyonuna suçsuz insanlara zarar verir endişesiyle şiddetle karşı çıktıklarını ancak daha sonra kente girişin önemini kavradıklarını iddia eden İsrail resmi televizyonu KAN, Tel Aviv’in Refah operasyonu için ABD ile birlikte bir operasyon odası kurma aşamasında olduğunu kaydetti.
Adı belirtilmeyen İsrailli bir askeri yetkiliye dayandırılan açıklamalarda, yetkilinin, ABD’nin korkularını anladıklarını ancak, Refah’a girilmeksizin Gazze Şeridi’nde bir askeri operasyonun son bulmasının mümkün olmadığını ilettiği ifade edildi.

ABD’NİN POZİSYONU
Israel Hayom gazetesi, Refah’a karadan işgal konusunda, Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar’ın birkaç gün evvel arabulucular aracılığıyla yapılan teklife olumsuz cevap vermesi sonucunda “Refah’a giriş kararının alındığını” yazdı.
İran’ın İsrail’e 13 Nisan’da yaptığı saldırı sonrasında İsrail’in İran’a 19 Nisan’da sınırlı karşılık vermesinin sebebi olarak “ABD’nin Refah’a yönelik operasyona karşı tutumunu yumuşatmak” gösterildi.
Refah’ın karadan işgali konusunda, “İsrail, Refah’a girmek için İsrail ordusunun gerçekleştireceği operasyon konusunda çıkarı olan tüm ülkelerle işbirliği içerisinde çalışacak.” ifadelerine yer verildi.
İsrail ile Hamas arasında Mısır, Ürdün ve ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen dolaylı müzakereler, Tel Aviv yönetiminin Hamas’ın savaşın sona ermesi ve güçlerini Gazze Şeridi’nden çekmesi taleplerini reddetmesi sebebiyle sonuçsuz kaldı.
İSRAİL’İN İDDİALARI
Gazze’de 1,5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah’ı karadan işgal etmek isteyen İsrail, insani felaket uyarılarına rağmen, bölgeyi “Hamas’ın son kalesi” olarak nitelendirerek işgalde ısrar ediyor.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’nin kuzey ve orta kesimine yönelik yoğun hava saldırısı ve karadan işgali sonucunda Filistinliler güneye göç etmeye zorlandı.
Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 14 bin 685’i çocuk, 9 bin 670’i kadın olmak üzere 34 bin 183 Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail saldırılarında 77 bin 143 kişi de yaralandı.
İsrail, Gazze’deki ihlalleri nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla yargılanmasına ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ateşkes çağrısına rağmen saldırılarını sürdürüyor.

İSRAİL’İN REFAH’A OLASI KARA SALDIRISI
Uluslararası uyarılara rağmen, Refah’a saldırı planını onayladığını defalarca kez yineleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 8 Nisan’da yaptığı açıklamada saldırı için tarih belirlendiğini belirtmişti.
Buna karşın, İsrail devlet televizyonu KAN’ın 14 Nisan tarihli haberinde ise Netanyahu’nun, tarihinin belli olduğunu açıkladığı Refah’a saldırı planının “ertelendiği” iddiasına yer verilmişti.
Ayrıca, İsrail’in, kara işgali öncesinde bölgeye sığınanları çıkarmak için iki hafta içerisinde Refah yakınlarında 10 bin çadır kurmayı planladığı öne sürülmüştü.
30 bin ek çadırın da satın alma aşamasında olduğu, bunların da aynı bölgeye daha sonra kurulacağı kaydedilmişti.
Anket operasyonu oyununun geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu, Bedrettin Dalan, Zülfü Livaneli ve İlhan Kesici için de yapıldığını hatırlatan Selvi, operasyon yapılan tüm seçimlerde bu isimlerin hezimete uğradığını söyledi.
KILIÇDAROĞLU’NA DA YAPMIŞLARDI
Konda ile Metropoll anket şirketinin verilerini aktaran Selvi, Konda’nın 40 yıllık itibarını yerle bir ettiğinin belirterek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde çıkardığını ancak Erdoğan yüzde 52.18’le kazanırken, Kılıçdaroğlu’nun yüzde 47.82 alabildiğini hatırlattı. Konda’nın 31 Mart için de boş durmadığını söyleyen Selvi, “Ekrem İmamoğlu’nu 7 puan önde gösterdi. Konda’nın anketine göre Ekrem İmamoğlu diyenlerin oranı yüzde 46.1 olurken, Murat Kurum diyenlerin oranı yüzde 38.8 çıkıyor. Lütfedip son hafta anketi yayınlamamışlar. Yayınlasalar herhalde bu hızla yüzde farkı yüzde 10’a çıkarırlardı.” dedi.
Selvi, 31 Mart yerel seçimlerinde de Konda’nın yerini Metropoll’ün aldığını söyledi. Selvi Metropoll’ün İmamoğlu ve Kurum anketine ilişkin şu ifadeleri kullandı;
Metropoll, Ekrem İmamoğlu’nu yüzde 43’ten aldı önce yüzde 47.9’a, sonra ise yüzde 48.6’ya çıkardı. Şimdi ise İmamoğlu ile Kurum arasındaki farkın yüzde 11.6’ya ulaştığını ilan ediyor. Sandık başına gitmeye şurada 48 saat kaldı. Özer hocam hadi son bir gayretle şunu yüzde15 yapar mıyız?
ERDOĞAN’I YÜZDE 46,7 GÖSTERİYORLARDI
Metropoll’ün cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi 9-10 Mayıs tarihli anketinde Kılıçdaroğlu’nu yüzde 49.1, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ise yüzde 46,9 olarak gösterdiğini, Kılıçdaroğlu’nun ilk turda kazanmaya çok yakın olduğunu ifade ettiğini söyleyen Selvi, “Ama Özer Sencar seçimlerden sonra verdiği bir röportajda, 14 Mayıs öncesi Kılıçdaroğlu’nun yüzde 45’i bile göremediğini söyledi. Acaba Özer Sencar, yerel seçimlerden sonra da benzer bir değerlendirmeyi İmamoğlu için yapar mı?” yazdı.
HER YANDAN OPERASYON
Selvi, anketler üzerindeki tek yanlı algı operasyonunun yürümediğini anket şirketlerinin bir yandan Ekrem İmamoğlu’nu önde gösterdiğini diğer ayndan ise Yeniden Refah Partisi’ni yüksek, DEM’le İYİ Parti’yi ise düşük gösterdiğini belirterek “Bu başta DEM Parti ve İYİ Parti seçmenine saygısızlık. Bu anket firmalarının sicili ortada. Zamanınızı almamak için cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’nu yüzde 60’la kazanıyor gösteren anket firmalarını yayınlamadım. Ama arşivimde duruyor. Bu kez de Konda ve Metropoll’ü arşivime aldım. Bakalım sandık açılınca ne çıkacak? Gerçek anketi sandıkta milletimiz yapacak.” dedi.
]]>Terör örgütü PKK geçtiğimiz günlerde bir video yayınlayarak insansız hava araçlarını hedef aldığını açıkladı.
Ve iddialarına delil olarak birkaç İHA parçasını propaganda kanallarından sergiledi.
Parçalarda herhangi bir yanık izi bulunmaması, araçların teknik arıza sebebiyle düşmüş olabileceğini analizlerini beraberinde getirdi.
PKK sözde saldırıda hangi silahların kullanıldığı duyurulmazken akıllara İngiltere merkezli Middle East Eye’in önemli haberi geldi.
İsmini vermeyen bir Türk yetkili terör örgütünün kamikaze İHA sistemleri edinmeye çalıştığını doğruladı.
Ancak tedarikçilerinin kim olduğu konusunda bilgi paylaşmadı.
Adının açıklanmasını istemeyen farklı kaynaklarsa PKK’nın İran yapımı Meraj İHASAVAR kamikaze sistemlerini satın aldığını öne sürdü.
Bu sistemlerin Tahran’la bağlantısı olan farklı kanallardan terör örgütüne aktarıldığı belirtildi.
En önemli kanalın ise Türkiye’nin PKK/SDG ile yakın ilişkilere sahip olduğu için uyardığı Süleymaniye’de söz sahibi olan Bafil Talabani olduğu iddia edildi.
Ankara bu yakınlık sebebiyle, 2023 yılında KYB’nin kalesi olan Irak Kürdistanı’nın Süleymaniye kentine hava sahasını kapattı.
PKK’nın yaklaştığı tahmin edilen Kuzey Irak operasyonu öncesinde bölgede tutunamadığı biliniyor.
Bunun da en büyük sebeplerinden biri, başarılı kara operasyonlarının yanı sıra, silahlı insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen operasyonlar…
Dolayısıyla örgütün SİHA’ları hedef almak için çözümler üretmeye çalışması normal.
Ancak bu konuda başarı elde edemedikleri de açık.
PKK, ABD’nin örgüte hibe ettiği MANPADS uçak savar füzeleri, Türkiye’nin diplomatik gücünden ötürü kullanılamıyor.
Washington, ortaklık konusunda ciddi ihlallerde bulunmuş olsa da halen Ankara’nın NATO müttefiki…
Ve analistlere göre daha önce olduğu gibi Türkiye ile doğrudan askeri olarak karşı karşıya gelmek istemiyor.
İRAN’IN BÖYLE BİR ALIŞVERİŞTEN ÇIKARI NEDİR?
İran, Türkiye ile dost ilişkiler geliştirmek istese de, Şii Hilali olarak bilinen, Bahreyn’den başlayarak Irak,Suriye ve Lübnan’ı kapsayan alanda nüfuzunu korumayı amaçlıyor.
Her bölgenin de kendisine has dinamikleri mevcut.
Suriye’nin başka, Irak’ın, Lübnan’ın bambaşka..
Analistler Tahran’ın Irak denkleminde dengeleri sağlayabilmek adına kendisinden tamamen bağımsız hareket eden bir Bağdat yönetimini istemediğini değerlendiriyor.
Zira bu durumda Türkiye ile yakınlaşacak olan Irak yönetiminin zaman ilerledikçe hem ticari anlaşmalarda farklı rotalar çizebileceği;
Hem de ülke içindeki on binlerce Şii milisi tasfiye edebileceği değerlendiriliyor.
Bu iki durum da İran’ın lehine değil.
Dolayısıyla Ankara-Bağdat yakınlaşmasında söz sahibi olmak için Haşdi Şabi üyelerini toplantılarda bulunduran Tahran, bir yandan da PKK terör örgütü örtülü alışverişini sürdürüyor olabilir.
Ayrıca bu alışverişten gelen maddi kazanç da söz konusu.
Öte yandan İran’ın iddia edilen bu faaliyeti gerçekleştirdiği ispatlanırsa, Türkiye ve ayrılmaz müttefiki Azerbaycan ile yaşayabileceği gerginliğin artacağı biliniyor.
Bafil Talabani’nin ise MİT’in operasyonlarının Süleymaniye’ye kadar ulaştığı bir dönemde, teröristlerden taraf olmamasının kendi iktidarı adına yararlı olacağı değerlendirmeleri yapılıyor.
IRAK PKK’YI YASAKLI ÖRGÜT İLAN ETTİ, OPERASYON YAKLAŞIYOR
Bu ayın başlarında Irak ve Türkiye arasında, tarihi güvenlik görüşmeleri gerçekleştirildi.
Güvenlik Mekanizması Görüşmesi’nin tamamlanmasının ardından terörle mücadelede ortak hareket etme kararı alındı.
Ortak Daimi Komitelerin kurulması kararlaştırıldı.
Bağdat’la varılan uzlaşma sonucunda, başlatılması planlanan kara operasyonuyla 378 kilometrelik Irak sınırından 30-40 kilometre derinliğe inilerek “güvenli hat” oluşturulacağı öngörülüyor.
Kandil ve Gara bölgelerinin ana hedefler olabileceği değerlendiriliyor.
Örgüt militanlarının da bu konuda hazırlıklar yaptığı ve ailelerini Suriye’ye tahliye etmeye başladıkları öne sürülüyor.
Eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin vefatıyla bölgesel bir güç mücadelesi olduğu biliniyor.
Bafil ve Kubad kardeşler iktidar konusunda çekişme içinde.
Bafil’in PKK-YPG terör örgütüyle ilişkilerini geliştirerek Erbil’e karşı bir güç oluşturmak ve İran’ın yanı sıra ABD’den de destek almak istediği değerlendirmeleri yapılıyor.
Bölücü örgütün Erbil yönetimiyle arasının iyi olmadığı biliniyor.
PKK’nın sözde yetkilileri yaptıkları art arda açıklamalarla KDP ve Barzani yönetimini suçlayarak “Türk” dostu olduğunu savunuyor.
TARİHİ PROJE ÖNCESİ ADIMLAR ATILIYOR
Ankara, PKK’nın Körfez’i Irak üzerinden Türkiye’ye bağlayacak 1.200 km’lik bir otoyol ve demiryolu kurmayı amaçlayan Irak Kalkınma Yolu Projesi’ni tehdit ettiğini belirtiyor.
Middle East Eye’e konuşan bir başka Türk yetkili ise İran’ın PKK ile mücadele konusunda Irak’ı olumsuz etkilediğini ifade etmişti.
Kalkınma Yolu Projesi’nin haritası, Talabani’nin hüküm sürdüğü Süleymaniye bölgesini içine almıyor.
İran’ın da proje dışında kalmak istemediği aşikar.
Özellikle kendilerine yönelik ABD yaptırımları düşünüldüğünde bu durum doğrudan bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.
Türkiye İran’ı düşman olarak nitelendirmiyor ancak Tahran’ın isteğinin lojistik açıdan pek mümkün olmadığı belirtiliyor.
Ankara yine de Tahran’a açık kapı bırakmış durumda.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan “Anlaşmanın ekonomik ve güvenlik boyutlarına İran da dahil olabilir.” açıklamasında bulundu.
Tabi bu durumda Tahran’ın, istikrar kazanan ve gelişen bir Irak’ın kendilerine yarar sağlayacağı değerlendirmesi yapması bir zorunluluk olarak görülüyor.
]]>Yenilikçi platform sayesinde uzman mühendisler fiziksel olarak sahada bulunmadan da sahadaki teknisyene uzaktan bağlantı ile canlı destek verip beraber çalışabiliyor, kontrolleri ve planlamaları yapabiliyor.
Çok sayıda zorlu kullanım senaryoları test edilerek geliştirilen ve web üzerinden de kullanılabilen Smart Site platformu, Turkcell’in dijital video konferans ve bulut çözümlerini de barındırıyor. Çok sayıda kullanıcının aynı anda saha çalışmasına uzaktan destek sağlamasına imkân sunan platform üzerinden yapılan saha çalışmalarının kayıtları da saklanabiliyor.
Geliştirmeleri tamamlanıp devreye alınan platformun Turkcell ve iş ortakları saha operasyonlarında kullanılmaya başlanması sayesinde, Eylül ayından bu yana 2.500’e yakın saha ziyareti Smart Site üzerinden gerçekleştirilerek önemli bir verimliliğe imza atıldı.
“FİZİKSEL SAHA ZİYARETLERİNİN DİJİTALLEŞMESİ İLE VERİMLİLİĞİ ARTIRIYOR”
Bu platformu geliştirmedeki amaçlarına ve kısa sürede ulaştıkları sonuçlara dikkat çeken Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, “Bu yola çıkarken sera gazı emisyonunu azaltmak başta olmak üzere müşteri memnuniyetinde, maliyetlerde ve insan kaynağı ihtiyacında tüm ekosistemimizi kapsayan bir verimliliğin yanı sıra iş sağlığı güvenliği riskleri ve sahaya erişim gibi zorlukları da azaltmayı hedeflemiştik. Geçtiğimiz yaz sonundan itibaren devreye aldığımız bu platformu, artık hem Turkcell ekiplerimiz hem de iş ortaklarımız kullanıyor.
Bu kapsamda son 7 ayda 2.500’e yakın saha ziyaretini Smart Site platformu üzerinden yaparak, hedeflediğimiz tüm açılardan önemli bir operasyonel verimlilik sağladık. 2024’te hem platformun kullanımını yaygınlaştırmaya hem de yeni yeteneklerle geliştirmeye devam edeceğimiz Smart Site platformunun, gelecekte Turkcell ekosistemiyle de sınırlı kalmayıp artan dijitalleşme ihtiyacıyla farklı sektörlerde de kullanılabileceğini öngörüyoruz” dedi.
Geliştirilen platformun önemine dikkat çeken Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, şunları söyledi: “Güçlü şebeke altyapımızı yenilikçi teknolojilerle daha etkin hale getirerek, her sahada sürdürülebilir ve kesintisiz iletişim hedefimizi destekliyoruz. Bu kapsamda müşterilerimizin her geçen yıl artan geniş bant ve dijitalleşme gereksinimlerini en kaliteli ve hızlı şekilde karşılamak için Türkiye’nin dört bir yanındaki şebeke altyapımızı yeni teknolojilerle ve inovatif uygulamalarla daha da güçlendirmeye devam ediyoruz.
Önümüzdeki yıllarda 5G ve ötesi teknolojilerinin de hayatımıza gireceğini düşündüğümüzde saha operasyonlarımızın verimli ve sürdürülebilir olması daha da önem kazanıyor. Sürdürülebilirlik odağımız çerçevesinde tüm iş süreçlerimizde olduğu gibi saha operasyonlarında da topluma ve çevreye pozitif katkıyı artırma motivasyonuyla çalışıyoruz.
Uygulamaya aldığımız Smart Site platformunun, fiziksel saha erişim ihtiyacını da azaltarak inovasyonun sürdürülebilirlik için katalizör görevini üstlendiğini gösteren örnek bir çalışma olduğunu düşünüyoruz.”
AKILLI CIHAZLARLA UYUMLU BİR PLATFORM
Sahadaki personel ile merkezdeki uzmanın anlık ve görüntülü görüşerek verimli çalışmasını sağlayan dijital platform; ihtiyaca göre akıllı telefon, tablet ve akıllı gözlük gibi farklı cihazlar üzerinden kullanılabiliyor.
Örneğin saha keşfi için akıllı telefon veya tablet üzerinden yüksek çözünürlük ile gerçek zamanlı görüntü paylaşımı ve konferans görüşmeleri gerçekleştirilebiliyor, artırılmış gerçeklik ve akıllı gözlüklerle yapılabilen yönlendirilmelerle arızalar hızlıca tespit edilebiliyor.
Böylece sahaya çoklu ulaşım ihtiyacı azaltılıp müşterilere daha hızlı ve çevre dostu bir hizmet sunulurken operasyon süreçlerinde kaynak verimliliği de artıyor.
Milliyet’e bilgi veren kaynaklar, önceliğin Irak olduğunu vurgulayarak, “Suriye’de bu aşamada diplomasi ön planda olacak” yorumunu yaptı. ABD’de bir yandan başkanlık seçimleri için kampanya süreci devam ederken öte yandan da Suriye’den asker çekilip çekilmeyeceği tartışmasının eş zamanlı yürüdüğünü kaydeden kaynaklar, “O nedenle önceliğimiz şu aşamada Irak’ta” dedi.
KORİDOR ÇÖKERTİLDİ
PKK’nın Suriye uzantısı PYD – YPG’nin terör koridoru planı; Afrin – Kamışlı sınır hattı üzerinde yer alıyordu. Bu koridor ile Irak sınırından Suriye içinde Akdeniz’e kadar uzanan bir koridor oluşturulması planlanıyordu. 2016’dan itibaren düzenlenen Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları ile bu koridor büyük ölçüde çökertildi.
Sınır hattında uzanan ve derinliği M4 Otoyolu’na kadar inen koridordaki boşlukların yeni operasyonlar ile tamamen kapatılması gündemde tutuluyor. Ancak son dönemde diplomatik temaslara daha fazla fırsat tanınıyor. ABD’nin bölgeden asker çekmesine paralel olarak PYD-YPG’nin geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken, Suriye dosyası “şu aşamada yönetilebilir dondurulmuş sorun” statüsünde tutuluyor.
IRAK’TA ÜÇ BÖLGE ÖNE ÇIKIYOR
TSK, Irak sınırındaki Pençe serisi operasyonları, 2019’da başlattı. Haftanin, Metina, Zap ve Hakurk gibi terör örgütünün uzun yıllar içinde yerleştiği dağlık bölgede yürütülen operasyonlarda, 2022 Nisan’da Pençe Kilit Harekatı ile yeni bir safhaya geçildi. Zap ve Metina bölgelerinde yoğunlaşan Pençe Kilit Harekatı’nda son aşamaya gelindi. Kilidin kapatılması ile Irak içinde yerine göre 30 – 40 kilometre derinlikte güvenlik hattı oluşturulacak.
Türkiye, Kandil ve Asos gibi bölgelerde ise hava harekatları ile baskı uyguluyor. Öte yandan son dönemde Süleymaniye, Mahmur ve Sincar’da örgüt etkinliğini kırmak için diplomatik çabaları yoğunlaştırıldı.
Süleymaniye’de MİT nokta operasyonları düzenlenlerken, KYB üzerindeki baskı da artırıldı. Sincar’da etkili olan Şii silahlı milis gücü Haşdi Şabi ile temasa da önem verilirken, Irak yönetiminden Sincar Anlaşması’nın ileri noktalara taşınması istendi. Sincar ile Karakaç dağı bölgesi, PKK ve Suriye’deki kolu YPG’nin Irak – Suriye geçişlerinde kullandıkları önemli bir bölgeyi oluşturuyor. Burası Ovaköy’den Bağdat’a uzanan karayolu güzergahını kontrol eden önemli bir noktada bulunuyor.
SINIR TERÖRİST GEÇİŞİNE KAPATILMALI
Türkiye, Irak ile Suriye arasındaki sınırın terör örgütü PKK ve uzantısı YPG’nin geçişlerine kapatılmasını da talep ediyor. Bu çerçevde Irak’tan bir heyetin Türkiye’ye gelerek sınırda alınan güvenlik önlemlerini incelediği öğrenildi. Irak – Suriye geçişlerinin önlenmesi için tel çit çekilmesi, hendek kazılması gibi fiziki tedbirlerin alınmaya başlandığı dile getirildi.
TEHDİT 40 KM İLERİDEN KARŞILANIYOR
Bakanlık kaynakları yaptıkları açıklamalarda şunları söyledi: “Önceki dönemde sınırlı, süreli ve tahditli operasyonlar yapılırken bugün sürekli operasyonlar icra edilmektedir. Sınırlarımızdan 30-40 kilometre ileriden itibaren ülkemize yönelik tehditler bertaraf edilmektedir. Bu strateji ile birinci önceliğimiz; terör tehdidini sınırlarımızdan mümkün olduğu kadar ötede karşılamaktır. ”
]]>
‘TERÖR ÖRGÜTÜ CAN ÇEKİŞİYOR’
Bakan Yerlikaya, terör örgütü PKK’ya yönelik yurt içi ve sınır ötesinde kaynağında başarılı çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Yerlikaya, örgütün can çekiştiği ve nefeslerinin kesildiğini ifade ederek, göreve geldikleri tarihten bu yana 22 bin 234 operasyon gerçekleştirdiklerini ve 817 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirterek şöyle konuştu:

“Milletimizi bütün suç türlerine karşı korumak ve yakalayarak adalete teslim etmek gibi büyük bir sorumluluğumuz var. Bizim bakanlığımızın ışığı sönmez 24 saat görevimizin başındayız. 40 yıldan bu yana bölücü hain terör örgütü ile mücadele ediyoruz. 22 yıldan bu yana cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde terörün her türlüsünü bu topraklardan kazımakta kararlıyız. Son terörist etkisin hale getirilinceye kadar duymayacağız diye bir duruşumuz var. Terör artık sadece kendi topraklarımızda değil, kaynağında hangi dağda hangi inin içerisindeyse orada etkisiz hale getiriyoruz. Sınırın ötesinde cumhurbaşkanımızın talimatı ile nokta atışları yapıyoruz. Sözde bunların en tepesindeki lider kadrolarına gece-gündüz demeden operasyon yapıyoruz. Can çekişiyorlar can, nefesleri kesildi. Sayılarını biliyoruz. Başını yukarı kaldıramıyorlar. En ufak bir istihbarat geldiği zaman orada İHA ve SİHA’lar geziyor. Doğu ve Güneydoğu’da kapalı meralar ve köyler vardı. Şimdi bir mezra ve yaylamız kapalı değil. Bunu hükümetimizin ve kahramanlarımızın cesareti ile başardık. Görev yaptığımız dönem içerisinde 18 bin 734 kırsalda operasyonlar gerçekleştirdik. Şehirlerde polisin 3500 operasyonu oldu. Bu operasyonlarda 817 terörist etkisiz hale getirildi. Yani toplamda 22 bin 234 operasyon gerçekleştirdik. Artık son çırpınışları diyoruz. 2016 yılında 2322 eylem 2023 yılında ise 88, 2024 yılında 12 eylem gerçekleştirdiler. Bizim zaiyatımız son derece azaldı karşıya nefes aldırmıyoruz. PKK’ya kurulduğu günden bu yana en düşük katılımın olduğu yıl oldu. Ayrıca FETÖ ve diğer örgütler ile ilgili de operasyonlarımız aralıksız bir şekilde devam ediyor.”
‘KİMSE VATANDAŞIMIZA ŞEKİL YAPAMAZ, RACON KESEMEZ’
Organize suç örgütleri ile ilgili ciddi çalışmalar yürüttüklerinin altını çizen Bakan Yerlikaya, 415 örgütün çökertildiğini açıkladı. Yerlikaya, suç örgütlerinin kimsenin vatandaşın kazancına göz dikemeyeceğine dikkat çekerek, “Organize suç örgütleri ile ilgili cumhurbaşkanımız ‘şehir eşkıyaları’ diyor. Biz şehrimizde şehir eşkıyası istemiyoruz. Bunların taptıkları tek şey para. Bir diğer husus ise, bunlar kendini çok güçlü sanıyor. Suç işlemekle kibirlenenler diyorum bunlara. Aziz milletimizin kazancına göz diken, huzurunu kaçırıp tedirgin edenlere fırsat vermeyeceğiz. Bizim vatandaşımıza bağışlayın beni hiç kimse şekil yapamaz. Racon kesemez. Çünkü medeni toplumlarda devletten ve milletten daha güçlü bir irade yoktur, olamazda. Çünkü biz hukuk devletiyiz. Bu duruşla çalışıyoruz. Göreve geldikten sonra organize suç örgütlerine yönelik 1111 operasyon yapmışız ve 7511 kişiyi gözaltına almışız. Bunlardan 2764’ü tutuklanmış. Toplam da 415 suç örgütü çökertilmiştir. Bu örgütlerin 92 milyar TL malvarlığını da MASAK tespit ederek, el koydu” şeklinde konuştu.
‘SOKAK SATICISINI DA BARONU DA YAKALAYACAĞIZ’
Bakan Yerlikaya, uyuşturucu ile mücadelenin hayati bir önem taşıdığını ve seferberlik ruhu ile bu olaya yaklaşmak gerektiğini ifade ederek, bu anlamda NARVAS sisteminin çok faydalı olduğunu belirterek, “Uyuşturucu ile mücadele sadece güvenlik güçleri ile yapılacak bir mücadele değildir. Hep beraber seferberlik ruhu ile yapılması gereken bir mücadeledir. Bu 10 ayda 114 ton uyuşturucu, 38 milyon adet uyuşturucu hap ve 115 milyon kök esrar ve kenevir ele geçirilmiştir. Bu işe başladığımızda talimat verdim. En güçlü olanı istiyorum dedim. Sokak satıcısı ile kökünü kurutamayız. Sokak satıcısını da alacağız, sözüm ona kendini baron diye tabir edeni de alacağız. Bu yüzden NARVAS sistemi bizim için hayati önem taşıyor” diye konuştu.
‘GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI ORGANİZETÖRLERİ BAŞ BELASI’
Bakan Yerlikaya, düzensiz göç ile ilgili de önemli çalışmalar yaptıklarını ve bunun başında mobil göç merkezlerinin geldiğini söyledi. Yerlikaya, göçmen kaçakçılarının baş belası olduklarını ve onlara yönelik göreve geldikten bu yana 6 bin 8 operasyon düzenlediklerini kaydetti.
Yerlikaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye’de bugün için 4 milyon 505 bin yasal yabancı var. Suriyeli sayısı 3 milyon 143 bin 635. Bizim başımızdaki en büyük sorunlarda bir tanesi de düzensiz göçten ziyade göçmen kaçakçılığı organizatörleri. Göreve geldiğimiz günden bu yana dedik ki, göçmen organizatörlerinin nefesini kesersek, üzerimize gelen göç başka rotalara gider. Bu anlamda kısa süre içerisinde göçmen kaçakçılarına yönelik 6 bin 8 operasyon düzenledik. Bu operasyonlarda 8 bin 79 kişi gözaltına alındı. Bunlardan ise, 5 bin 46’sı tutuklandı.”
Öte yandan Bakan Yerlikaya, ülkenin huzuru için gece gündüz çalıştıklarını ve buna devam edeceklerini de sözlerine ekledi.
]]>
İHA ve SİHA’ların verdiği güçle teröristlere ağır darbeler vurulduğunun altını çizen Yerlikaya, şunları kaydetti:
“İHA ve SİHA’larımızın verdiği güçle kırsalda operasyon sayımız 17 bin 757. Büyük, orta çaplı, küçük operasyon dağılımı bu polislerimizle. Yine jandarmamızın bölgesinde ise 3 bin 396. Toplam 21 bin 153 operasyon. Peki bu operasyonlarda ne olmuş, 782 terörist etkisiz hale getirildi. Bunun 60’ı ölü. 601 sağ, 4 yaralı 117 teslim. Şimdi 2016 yılında bir yılda hain terör örgütü Türkiye’de 2 bin 322 eylem yapmış, geçen sene 88, bu yıl 8. Yanlış anlamayın ama duvara herhangi bir terör örgütünü övücü yazı yazsalar biz bunu ‘eylem’ diye yazıyoruz. Yani bu 88 eylemin içerisinde en az 20 tane duvara yazı eylemi var. Hepsini en hassas şekilde takip ediyoruz.”

“PKK’YI KASTEDEREK SÖYLÜYORUM, SAYILARINI BİLİYORUZ”
Teröristlerin sayılarını da bildiklerini anlatan Yerlikaya, “PKK’yı kastederek söylüyorum, sayılarını biliyoruz ama beni izleyenler bilir, bizim sınırlarımız içerisinde kaç terörist kaldığını ben hiç vermiyorum ama şunu söyleyeyim, artık son evreleri olduğunu söyleyebilirim. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güçlü bir sistem. Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan dünya lideri. Onun kararlılığı azmi, onun cesareti, aynı zamanda Cumhur İttifakımızın da destek ve kararlılığını altını çizmemiz lazım.” dedi.
FETÖ’YE YÖNELİK OPERASYONLAR
FETÖ ve terör örgütü DEAŞ’a yönelik operasyonlar hakkında da bilgi veren Bakan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Son 9 ayda FETÖ’ye yönelik 4 bin 278 operasyon düzenlendi 6 bin 521 gözaltı 1350 tutuklu, 1353 adli kontrol. DEAŞ operasyonun sayısı 2 bin 599, 656 tutuklu, 481 adli kontrol, son terör örgütlerinin her birini tek çatı altında verdik. 407 operasyon, 734 gözaltı tutuklu ve adli kontrol.
Bir de bunları biliyorsunuz biz sözde lider takımlarıyla ilgili bunların kategori olarak ayırıyoruz. Bu süre içerisinde değerli arkadaşlar tüm terör örgütlerinde 46 sözde üst düzey terörist etkisiz hale getirilmiştir. 5’i kırmızı, 7 yeşil, turuncu ve 30’u gri.”

“128 TERÖR EYLEMİNİ ALLAHA HAMDOLSUN ENGELLEDİK”
Yerlikaya, son 9 ayda bir çok terör eyleminin engellendiğini belirtti.
Terörle mücadelenin etkin bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:
“9 ayda engellenen terör eylemleri bakın 94’ü bombalı eylem olmak üzere 128 terör eylemini Allah’a hamdolsun engelledik. Bunun 107’si PKK, 19’u DEAŞ, 2’si sol. Maalesef engelleyemediğimiz, sizin de bildiğiniz üç eylem var. 1 Ekim İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü binasına saldırı girişimi, biliyorsunuz iki terörist orada etkisiz hale getirilmişti. 28 Ocak Santa Maria Kilisesi saldırısı iki terörist sadece ama sadece Cumhurbaşkanı’mız 24 saat demişti onu mahcup etmedik. 10 saat içerisinde bunları yakalayıp adalete teslim ettik. Yine menfur bir saldırı 6 Şubat Çağlayan Adliyesi saldırı girişimi. Ne oldu onlar? İki terörist orada kahraman polislerimizce etkisiz hale getirildi.”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın da katıldığı toplantıda Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan konuşma yaptı.
Turan, Fatih’te 5 yılda 940 metruk binanın yıkıldığını, 72 noktada 442 adet kamera kurulduğunu, 397 noktada aydınlatma çalışması yapıldığını ve 3 mahalleye karakol ve polis merkezleri kazandırıldığını belirtti.
“Tam güvenli Fatih için çok çalıştık” diyen Turan, “2019 yılında Fatih’te toplam yabancı sayısı 103 bin 660 iken şu anda 39 bin 799 oldu. 15 Ocak 2021 itibarı ile tüm mahallelerimiz yabancı ikametine kapatıldı. 2019’dan günümüze olay sayısı yüzde 24 azaldı” ifadelerini kullandı.

Turan, Fatih’te yapılan çalışmaları şöyle anlattı:
KARA SURLARI (SURDİPLERİ) MİLLET BAHÇESİ PROJESİ
Yüzyıllardır suç alanı olarak anılan surdiplerini, vizyon projemizle cazibe merkezine dönüştürdük.
Proje alanında bulunan yapılar uzlaşı yöntemiyle kamulaştırıldı ve “Karasurları Millet Bahçesi Projesi” hayata geçirildi.

UNESCO Dünya Miras alanında bulunan “Karasurları Millet Bahçesi Projesi” 5 etaptan oluşmakta, toplam 230 bin m2 alanı kapsamaktadır.
Hizmete açılan birinci etabımız 27 bin m2, ikinci etabımız ise 48 bin metrekaredir.
Projemiz, Uluslararası Platformlarda “İyi Uygulama Örneği” olarak paylaşılmaktadır.
Suç yuvası olarak anılan ve şehrin kronik güvenlik sorunlarıyla boğuşan surdipleri; kentsel rehabilitasyon uygulamasıyla yeni bir görünüme kavuşmuştur.
METRUK BİNA YIKIMLARI
Çevrenin ve bölge halkının güvenliğini sağlamak; can ve mal tehdidini ortadan kaldırmak, yangın ve kontrolsüz yıkım risklerini en aza indirmek amacıyla ilçemizin farklı noktalarında toplam 811 metruk binanın yıkımını gerçekleştirdik.

GÜVENLİ PARK PROJESİ
Park ve bahçelerde kullanılan radiolink teknolojisiyle, aynı anda tek merkezde “alan gözlemi” imkânını hayata geçirdik ve 72 noktada 442 adet kamera kurulumu gerçekleştirdik.

AYDINLATMA PROJELERİ
Tarihi meydanlarımıza estetik bir görüntü kazandırmaya ve ilçe sakinlerinin huzur ve güvenliğini artırmaya yönelik olarak sokak ve meydanlarımızı aydınlatma çalışmaları yürütüyoruz.
Bu zamana kadar 397 noktada aydınlatma çalışması yapıldı.

SİRKECİ-KAZLIÇEŞME RAYLI SİSTEM PROJESİ
Sirkeci’den Kazlıçeşme’ye kadar uzanan bölgede tarihi hat yeniden hayata geçirildi ve Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı vatandaşların hizmetine sunuldu.
Tam donanımlı, güvenlikli ve konforlu yolculuğun yanı sıra bölgeyi yeşil alanla donatarak bir yaşam alanı inşa edildi.

SAMATYA ALTGEÇİDİ PROJESİ
Yenikapı sahil yolu istikametindeki Samatya ve Cerrahpaşa hastanelerini bağlayan Samatya Alt Geçidi ve Bağlantı Kavşağı’nı modernize ederek yaya ulaşımına uygun hale getirdik.

KARAKOL BİNALARI
Balat Mahallesi’ne ve Karagümrük Mahallesi’ne yeni birer polis merkezi yaptık.
Bunun yanı sıra 2 bin m2’lik alana inşa ettiğimiz Silivrikapı Karakolu’nu da hizmete hazır hâle getirdik ve Devriye Ekipleri Amirliği’ne kazandırdık.

SUÇ ORANLARI
2018 yılında Fatih’te gerçekleşen 23 bin 254 bin olay “Daha Güvenli Fatih” projeleri ve Emniyet Müdürlüğümüzün desteği neticesinde 2023 yılı itibariyle yüzde 30 oranında düşüş göstererek 17 binlere geriledi.
İlçemiz suç istatistiklerinde; kasten yaralamada 4. sıradan 13. sıraya; evden hırsızlıkta 3. sıradan 11. sıraya; otodan hırsızlıkta 7. sıradan 25. sıraya; dolandırıcılıkta 2. sıradan 22. sıraya seyretti.
Emniyet Müdürlüğü tarafından başlatılan; ikameti burada olmayan kaçak göçmenlerin Fatih ten çıkarılması ile ilgili çalışma kapsamında toplam 33.500 Düzensiz Göçmen yakalanarak; ilçeden deport edildi.

NEREDEN NEREYE GELDİK?
Yaşam kalitesi ölçümlerini yapan ve gelişmeleri takip eden 2 önemli kuruluş var. Biri İNGEV (İnsani Gelişme Vakfı), diğeri ARGÜDEN Yönetişim Akademisi, bağımsız kurum ve kuruluşlar tarafından yayınlanan raporlar; Fatih’e değer katmak adına atılan adımların doğru yönde olduğunu kanıtlıyor.

İNGEV tarafından yayınlanan “İnsani Gelişme Endeksleri” sıralamasında,2020 yılında İstanbul’un 39 ilçesi içinde 13. sırada iken; 2021 yılında 8. sıraya, Yönetişim ve Saydamlık Endeksinde, 2020 yılında 34. Sırada iken 2021 yılında 6. sıraya, Sosyal Kapsama Endeksinde, 2020 yılında 31. Sırada iken 2021 yılında 25. sıraya yükseldik.
Bir diğer bağımsız kuruluş; ARGÜDEN Yönetişim Akademisi tarafından 11 Ocak’ta açıklanan “Belediye Yönetişim Karnesi 2023” sonuçlarına göre, Fatih Belediyesi’nin; ölçme ve öğrenme puanı, 2018 yılında 250 iken 2023 yılında 750’ye yükseldi.
Tutarlılık ilkesi puanı; 2018 yılında 620 iken, 2023 yılında 875’e yükseldi.
BAKAN YERLİKAYA’NIN AÇIKLAMALARI
Toplantıda konuşma yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İçişleri Bakanlığının suçla mücadelesine ilişkin verileri paylaştı.
9 aylık görev süresi boyunca suç örgütlerine göz açtırmadıklarını dile getiren Yerlikaya, “İstanbul’da 1 Haziran 2023 – 29 Şubat 2024 tarihleri arasında genelinde PKK terör örgütüne yönelik 278 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 79 terörist sağ olarak yakalanırken, 496 kişi gözaltına alındı. Bunlardan da 118’i tutuklandı, 142’si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.” ifadelerini kullandı.

Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik 151 operasyon yapıldığını aktaran Yerlikaya, operasyonlarda 350 şüphelinin gözaltına alındığını, bunlardan 55’inin tutuklandığını ve 90’ı hakkında ise adli kontrol uygulandığını kaydetti.
DEAŞ terör örgütüne yapılan 101 operasyonda 475 gözaltı, 117 tutuklama, 56 adli kontrol kararı verildiğini bildiren Yelikaya, sol terör örgütlerine yönelik ise 84 operasyonda 248 gözaltı, 81 tutuklama ve 86 adli kontrol kararı alındığını belirtti.
Yerlikaya, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İstanbul’da terörizmin finansmanına ilişkin 18 operasyonda 154 gözaltı, 27 tutuklama kararı verilirken, 5 milyon 477 bin 324 lira ele geçirildi. Bunlardan 5,4 milyonu DEAŞ, 30 bin lirası sol örgütlere yönelik operasyonlarda elde edildi. Aynı tarihlerde İstanbul’da 1’i bombalı eylem olmak üzere 8, Türkiye genelinde 125 terör eylemi engellendi.”
Bakan Yerlikaya, 28 Ocak’taki Santa Maria Kilisesi saldırısını gerçekleştiren iki teröristin 10 saatte yakalandığını, 6 Şubat’ta İstanbul Adliyesi’ne yönelik saldırı girişiminde iki teröristin etkisiz hale getirilerek engellendiğini hatırlattı.

ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE
Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “şehir eşkıyaları” dediği ve tek amaçları para olan organize suç örgütlerine yönelik İstanbul’da yapılan çalışmaları da aktardı.
Yerlikaya, şu bilgileri verdi:
“İstanbul’da 1 Haziran 2023 – 4 Mart 2024 tarihlerinde suç örgütlerine mega kentte 112 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 1253 kişi gözaltına alınırken, bunlardan 735’i tutuklandı, 367’si hakkında adli kontrol uygulandı. İstanbul’da 90, Türkiye genelinde ise 384 organize suç örgütü çökertildi. İstanbul’da çökertilen suç örgütlerinin 27 milyar 181 milyon lira, Türkiye genelinde ise 90 milyar lira değerindeki mal varlıklarına el konuldu.”
Bakan Yerlikaya, suç örgütlerinden ele geçirilen 23 aracın mahkeme kararıyla emniyetin hizmetine tahsis edildiğini de hatırlattı.
TEFECİLİK, KAÇAKÇILIK, UYUŞTURUCU, SİBER SUÇLAR
Yerlikaya’nın verdiği bilgilere göre, İstanbul’da 1 Haziran 2023 – 29 Şubat 2024 tarihleri arasında tefecilik suçlarına yönelik ise 38 operasyonda 66 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 7’si tutuklanırken, 17’si hakkında adli kontrol uygulandı.
Kaçakçılık suçlarına ilişkin de aynı tarihte kentte 828 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda, 1494 şüpheli gözaltına alındı, 49 kişi tutuklandı, 83 kişi de adli kontrol ile serbest bırakıldı. Bu operasyonlarla 624 milyon lira değerinde vergi kaçakçılığına engel olundu.
İstanbul’da aynı tarihlerde uyuşturucu operasyonlarında 49 bin 488 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 4 bin 413’ü tutuklandı, 2 bin 243’ü hakkında adli kontrol uygulandı.
Siber suçlarda ise 18 bin 32 sosyal medya hesabı üzerinde çalışma yapıldı. Terörle iltisaklı 980 hesap ve kişiye yönelik 86 operasyon yapıldı. Bilişim-ödeme ve yasa dışı bahisle ilgili 280 operasyonda 2 bin 693, çevrim içi çocuk istismarına ilişkin 46 operasyonda 3 bin 128 kişi gözaltına alındı.
İstanbul’da asayiş olaylarında her 10 olaydan 9’u aydınlatılarak adalete teslim edildi.

DÜZENSİZ GÖÇLE MÜCADELE
Toplam yabancı sayısı 1 milyon 92 bin 697 olan İstanbul’da bunlardan 530 bin 532’si geçici koruma altındaki Suriyelilerden oluşuyor. Toplam yabancı sayısının 558 bin 768’ini ikamet izni olan, 3 bin 397’sini ise uluslararası koruma altında olan yabancılar oluşturuyor.
1 Haziran 2023 – 29 Şubat 2024 tarihleri arasında kentte göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik 499 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 806 kişi gözaltına alınırken, 202 şüpheli tutuklandı, 105 şüpheli hakkında adli kontrol uygulandı.
29 Şubat itibariyle kentte 103 Mobil Göç Noktası Aracı bulunuyor. Bu araçlarla 197 bin 555 kişi sorgulanırken, 57 bin 745 düzensiz göçmen tespit edildi.
İstanbul’da 1 Haziran 2023 – 29 Şubat 2024 tarihlerinde toplam 76 bin 396 düzensiz göçmen yakalandı. 26 bin 519 Suriyeli, gönüllü olarak geri dönüş yaparken, vizesi veya ikamet süresi biten 255 bin 92 yabancı da kendiliğinden İstanbul’u terk etti.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın moderatörlüğündeki Tarafsız Bölge programında gündeme ilişkin sorularını cevapladı.
Yerlikaya’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“TEHDİTLERE ALIŞKINIZ”
Vatandaş kendisine üstten bakanı, kibirli olanı sevmez. Eğer kibri kırmayla ilgili inandığımız bir şey var. İnsan hakları dedik, hukuk dedik. Mesai arkadaşlarımla çalışırken, aziz milletimizin hizmetinde bulunurken, birileri kendinde suç işlemeyi ayrıcalık görüyor ‘bana bir şey olmaz’ diyorsa kusura bakmasın. Biz devletten milletten daha büyük bir güç görmüyoruz. Kararlılıkla, cesaretle üstüne gidiyoruz. Ben 33 yıl bu ailede bir evlat olarak hizmet verdim. Tehditlere alışkınız.
Erzurum’a gittik. Karşılama kalabalık. Bir kahvede çay içtik. Bir amcamızın yanına gittim oturdum. Dedi ki İçişleri Bakanı sen misin? Evet dedim. Ben sana her sabah dua ediyorum, kötülerle mücadele ediyorsun. Dedim ben tek başıma yapmıyorum ki. Sonra dedi En çok ona ediyorum dedi Sayın Cumhurbaşkanımız için. Vatandaşın gönlünde bu mücadelenin yer aldığını gördüm. Türkiye’nin her yerinde insanlarımız huzur istiyor. Anadolu’da bir dua var. ‘Allah huzurdan ayırmasın’ diye. İlk geldiğimizde biz dedik ki mottomuz ne olsun: Türkiye’nin huzuru.

“81 VİLAYETTE ÇALIŞIYORUZ”
Gece gündüz demeden her yerde varız. Kara vatan, mavi vatan, siber vatan her yerdeyiz. Ceza kanununa kimse kara vatanda da mavi vatanda da siber vatanda da girmesinler, karşılarında bizi bulurlar.
81 vilayette çalışıyoruz. Valilik çok onurlu bir meslek. Ama İçişleri çok büyük bir teşkilat. Kadim bir bakanlık. Güçlü kurumsal bir yapısı var ve işi çok. Adaptasyon ile ilgili hiçbir sorunumuz olmadı. Herkesin bir çalışma tarzı var doğası gereği. Kim vatandaşlarımıza yan bakıyorsa, hukukun bize vermiş olduğu güç ile ona geçit yok.
“ÇOK GÜÇLÜ BİR İSTİHBARAT AĞIMIZ VAR”
365 gün operasyon yapıyoruz. Kırsalda yaptığımız operasyon sayısı 17 bin 234. Hain terör örgütü PKK’yı bitirme noktasına getirdiğimiz bir gerçek. Hem kırsalda hem şehirde onların sözde barınma merkezlerinde tarama faaliyetinde bulunuyoruz. En ufak gelen duyumu dahi kayda alıyoruz. Her hafta bana sunum yaparken telsiz kestirmesi şu, duyum bu her türlü detay anlatılır. Çok güçlü bir istihbarat ağımız var. Kabine’de güzel uyumlu bir çalışma var. Terör örgütüne nefes aldırmıyoruz.
Yerli ve milli savunma sanayinin de katkısı çok büyük. Diyelim bir duyum geldi, orada günlerce İHA’mız tur atıyor. Duyumlar doğru gibi davranıp hareket ediyoruz. Bir duyum ile ilgili bir sene boyunca peşinde olduğumuz durumlar da var.
Yerli teknolojilerimiz bize muazzam güç sağladı. İHA ve SİHA ile saniye saniye operasyonu izliyorum. Yerli ve milli savunma sanayinin de katkısı çok büyük. Diyelim bir duyum geldi, orada günlerce İHA’mız tur atıyor. Duyumlar doğru gibi davranıp hareket ediyoruz. Bir duyum ile ilgili bir sene boyunca peşinde olduğumuz durumlar da var. Nefes aldırmıyoruz, aldırmayacağız. Durmayacağız da.

“BAKANLIK HABERİNİ TELEFONDA ERDOĞAN VERDİ”
Ben valilik yaparken Sayın Cumhurbaşkanımız aradı beni. Dedi ki bizim 21 yıldır terör örgütleri ile amansız bir mücadelemiz var. Son terörist de etkisiz hale getirilene kadar bu mücadeleyi sürdüreceksiniz. Bu çalışma büyük bir sorumluluk. Anadan babadan serden yardan geçmeye var mısınız? Benim ilk önce bir sesim gitti. Dedim ki aziz milletimizin duaları bizimle oldukça görevimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışırız Allah izin verirse.
FETÖ İLE MÜCADELE
MİT ile birlikte içeride ve dışarıda, bunları özellikle siber vatanda bıraktıkları izleri çok iyi takip ediyoruz. Bunlar zaten Google’a da sorsanız din istismarcısı istihbarat örgütü diye çıkar. Dini duyguları istismar ederek neler yaptıklarını gördük. Terör örgütlerinde özgüven yok. Yapabildikleri tek şey, yapmaya çalıştıkları tek şey, halka çevrimiçi olarak fitne sokmaya çalışmak.
Dini duyguları istismar ederek neler yaptıklarını gördük. Terör örgütlerinde özgüven yok. Yapabildikleri tek şey, yapmaya çalıştıkları tek şey, halka çevrimiçi olarak fitne sokmaya çalışmak.

“DEAŞ’A BİN 210 OPERASYON YAPTIK”
Dünyada DEAŞ’la mücadeleyi yiğitçe yapan tek ülke Türkiye. Cumhurbaşkanımızın bir ifadesi var ‘Teröristan kurdurmayacağız’. Trump ‘DEAŞ’ı Obama kurdurdu’ dedi. Bunların hepsi asimetrik savaşın aparatları. Bunların tek amacı Türkiye’nin huzurunu bozmak. Bin 210 operasyon yaptık. 2 bin 500 kişi gözaltına alındı. İçinde az da olsa yerli kişiler de var.
DEAŞ hala kendisinin var olduğunu göstermeye çalışıyor. Sansasyonel operasyon yaparak kendisini göstermeye çalışıyorlar. Sol örgütler de böyle. Biz bunları takip ediyoruz. Sayıları etkinlikleri azalıyor. Santa Maria Kilisesi’nde saldırısı da bunlar yaptı. Cumhurbaşkanımıza anbean bilgi verdik. Cumhurbaşkanımız 24 saat süre verdi olay aydınlatmamız için. Her şey o araçta başladı. O araç bizi 40’a yakın eve götürdü. 10. saatte biz netice aldık. Bunu yüzde yüz DEAŞ yaptı. 27 tutuklama var burada. Olayı hala takip ediyoruz. Bunlara bu talimatı kim veriyorsa huzur iklimini hedef alıyor.
9 AYDA 125 TERÖR EYLEMİNİ ENGELLEDİK
Bizim dönemimizde 125 terör eylemi engellendi. Bunlardan 91’i bombalı eylem. 1 Ekim EGM’ye bir saldırı girişimi var. 2 terörist etkisiz hale getirildi. Santa Maria Kilisesi’nde saldırısında 2 terörist etkisiz hale getirildi. 6 Şubat Adliye saldırısında 2 terörist etkisiz hale getirildi. İdeal hedef sıfır eylem yapabilmeleri. Biz dünyadan daha iyiyiz. İstihbaratımız da polisimiz de kıyas götürmez. Dünya terörizmin finansmanıyla ilgileniyor. Biz de bunla ilgileniyoruz. Para olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Bu parayı gayrimeşruyla elde ediyorlar. 170 operasyon yaptık bu konuda. 25 milyon 174 bin TL ele geçirdik. Bu noktada çok hassasız.
“POPÜLER OLSUN OLMASIN HİÇBİR SUÇ ÖRGÜTÜ KALMAYACAK”
Organize suç örgütlerine gelelim. Diz çöktürülmesi gayet doğal bir durum. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Şehir eşkıyalarına geçit veremeyiz’ diyor. Bunların taptıkları tek şey para. Paranı verdiği güç bunlara ayrı bir kibir katıyor. Bu ‘Sizden daha büyük millet, kolluk, kanun, polis, savcı var’ demek. O yüzden böyle oturuyor ve vesikalık veriyor. Organize suç örgütlerinin yereli ulusalı vs. hiçbiri umurumuzda değil. Hep şunu söylüyorum emniyetimize, ‘Vatandaşımız bunlardan nefret ediyor. İster 3 kişilik olsun ister popüler olsun’.
Bizim dönemimizde 125 terör eylemi engellendi. Bunlardan 91’i bombalı eylem. 1 Ekim EGM’ye bir saldırı girişimi var. 2 terörist etkisiz hale getirildi. Santa Maria Kilisesi’nde saldırısında 2 terörist etkisiz hale getirildi. 6 Şubat Adliye saldırısında 2 terörist etkisiz hale getirildi. İdeal hedef sıfır eylem yapabilmeleri. Biz dünyadan daha iyiyiz. İstihbaratımız da polisimiz de kıyas götürmez. Dünya terörizmin finansmanıyla ilgileniyor. Biz de bunla ilgileniyoruz. Para olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Bu parayı gayrimeşruyla elde ediyorlar. 170 operasyon yaptık bu konuda. 25 milyon 174 bin TL ele geçirdik. Bu noktada çok hassasız.
Devlete ‘Bunların nefesini kes. Niye bunlardan korkayım’ diyor. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ikiz kardeş. Birbirimiz için varız. Teknik ve fiziki takip arttı. Bizim yasalarımız sadece garip gurabaya mı uygulanacak? Bu kibir nereden geliyor? Bu kibrin kaynağı paraysa oraya basıyoruz. MASAK muhteşem çalışıyor. Bir ara fenomenler vardı? Neredeler şu an? Fenomenlerin görüntülerinde kabul edilecek bir görüntü var mıydı? MASAK, İçişleri, Siber Daire ve Adalet Bakanlığı işi çok iyi bir noktaya getirdiler. Hadi paylaşım yapsınlar da görelim. 1 hafta 10 gün sürer o da.
Biz şu an medyaya bunu vermek ile, paylaşmak ile meydan okuyoruz. Devletin içinde bir ahenk var. Bununla koordineli şekilde mücadele ediyoruz. 83 milyar TL maddi mal varlığına el konuldu operasyonlarda.
ÖRGÜTLERİN LÜKS ARAÇLARI EMNİYET’TE
Araç markaları bize ulaşıyor diyor ki Emniyet’e öyle yakıştı ki bu bir şey olduğunda bize getirin. Sembol yerlere koyuyoruz. Birçok görüntü var, bir çocuk diyor ki polise binebilir miyim, aracı inceliyor. Bu araçların 13’ü Komançero’nun. Bir fenomen aracı var. Diğerleri diğer suç örgütlerinin. Dünyada da çok ses getirdi bu uygulama. Moral de oldu ekiplere. Gelip fotoğraf çektiriyorlar, ayağınıza taş değdirmesin diyor gelip vatandaşlarımız. Sadece yakıt masrafı var, bakım masrafı yok herkesin içi rahat olsun.

“UYUŞTURUCU TACİRERİ TERÖRİSTLERDEN DAHA TEHLİKELİ”
Gençlerin geleceğini söndüren bir illet uyuşturucu. Biz bunu ayırdık. Bir arz tarafı var bu işin. İmal ve ticaret kısım yani büyük olan kısım var. Bir de kullanıcı tarafı var. Bu önce küçük arz dediğimiz sokak satıcıları ile kullananlar. İstanbul’da bir yazılım var. UYUMA. Bir uygulama oradan bildirebilirsiniz. Biz o küçük arzı yani sokak satıcıları 81 milyon mücadele edelim diyoruz. Gördüğünüzü bize söyleyin. Şu kişi şu yerde aynı saatte duruyor, şunu yapıyor. Arayın söyleyin. Biz göz açtırmıyoruz. 9 ayda 107 ton uyuşturucu yakaladık.
Hırsızlık oranlarını çok daha aşağılara çekmeyi hedefliyoruz. Evden hırsızlık yüzde 39,6 oranında düşüş gösterdi. Bu oranı daha da aşağıya çekiyoruz. Dolandırıcılık çevrimiçi olarak arttı. Burada vatandaşa çok iş düşüyor. Bilinçlenecek, tuzağa düşmeyecek. Çok iyi eğitimli, bilim insanları bile düşüyor tuzağa. Her 10 olaydan 9’unu aydınlatıp adalete teslim ediyoruz.
KADIN CİNAYETLERİ
Bir KADES uygulamamız var, ihbar çok önemli. Böyle bir ihbar olunca kırmızı alarm olarak görüyoruz 3,4 dakikada orada oluyoruz. Bu KADES uygulamasını indirmelerini istiyoruz kadınlarımızda.
HUZUR UYGULAMALARI
2 buçuk yıl içinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tamamlanacak. İlgili bakanlıklarımız ile çalışmalar yapıldı. Huzurun yüzyılında Türkiye Yüzyılında kazandırmış olacağız. Uzun zamandır böyle bir ihtiyaç vardı. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu gördü. İstanbul’da en büyük sorunlardan biri trafik. Bu sebeple 2500 personel trafik birimlerinde. Asayişte de sayıyı 3.069 olarak artırdık o da şimdilik. Bu sayı daha da artacak.
2025’TE BÜTÜN POLİSLERİMİZDE KAMERA OLACAK
Cumhurbaşkanımızın Avrupa’daki ordulardan daha fazla dediği sayı işte bu. Kontrolü artıracağız, huzur uygulamalarını artıracağız. Bunlar her yerde olacak. Kurumlardaki kameralar ile entegre olacağız. Bunun alt yapısını da arkadaşlarımız çalışıyor. 2025’te bütün polislerimizde kamera olacak. Polislerimizin yakasında kamera olacak.
]]>
3 GİRİŞLİ MAĞARADA TUTULUYORLARDI
Farklı tarihlerde yol kesilerek kaçırılan asker ve polislerimizin 2016 yılından 2021 yılına kadar Gara Dağı’ndaki Siyani kampındaki 3 girişli bir mağarada tutuldukları bildirildi. 1’inci kapıdan giriş çıkış yapan teröristlerin 2’inci kapıdan erzak taşıdıkları, 3 numaralı kapıyı hiç kullanmadıkları, rehinelerin şehit edildikleri güne kadar soğuk ve rutubetli mağarada hiçbir şekilde dışarı çıkarılmadıkları kaydedildi.

İNSANLIĞA SIĞMAYAN MUAMELE
Sözcü’nün aktardığı detaylara göre; yere serilen battaniyelerde uyuyan rehinelerin kovalara doldurulan günlük bir öğün doyumluk olmayan yemekle beslendikleri ifade edildi. Tuvalet ihtiyaçlarını da rehin tutuldukları yerde karşıladıkları öğrenildi. Rehinelerin, Alişer kod adlı terörist tarafından yoğun işkencelere maruz kaldığı bildirildi. MİT’in rehinelerin tutulduğu mağaranın yerini ve koordinatlarını belirlemesi üzerine 10 Şubat günü operasyon kararı alındı.

HAİN TALİMAT TELSİZDEN GELDİ
Uçaklar saat 03.00’te önce mağara çevresindeki terörist mevzilerini yoğun biçimde bombaladı. Saat 06.00 gibi helikopter trafiği artınca panikleyen teröristlerin mağara girişlerindeki demir kapıları kilitleyip grup sorumlusu Şoreş kod adlı Kamuran Ataman’a haber verdi. Termal görüşlü silahlarla mağaraya giriş-çıkış yapan teröristler ne olduğunu anlamaya çalışırken alınan görüntü üzerine yerleri tam tespit edilince helikopterler özel kuvvetler personelini yakın noktaya indirdi.
Etraflarının sarıldığını gören teröristler mağarada sıkışınca Gara Dağı genel sorumlusu Cuma Biliki kod adlı Ramazan Abi adlı teröristle telsiz bağlantısı kurdu. Terörist, ‘Neye mal olursa olsun rehinelerin güvenlik güçlerinin eline sağ geçmemesi, gerekirse hepsinin yan yana kurşuna dizilerek öldürülmesi’ talimatını verdi.
REHİNELERİ KURŞUNA DİZDİLER, KAÇAMAYACAKLARINI ANLAYINCA KENDİ KAFALARINA SIKTILAR
Bu talimat üzerine mağarada jeneratörle çalışan elektrik ve telsiz bağlantısı kopan teröristler mağaranın girişini tutup askerlerin girişini engellemek için yoğun ateş açınca çatışma başladı. Cudi kod adlı Nedim Kılıç, Şoreş kod adlı Kamuran Ataman, Argeş kod adlı Sefkan Kaya ile Bawer kod adlı terörist, askerlerin rehine kurtarma operasyonu olduğunu anlayınca tüm rehineleri bir araya topladıktan sonra tümünü kafa ve vücutlarından tarayarak şehit etti.

Mağarada sıkışan Bawer ile Avareş kod adlı adlı Gökhan Kol adlı iki terörist ise kaçamayacaklarını anlayınca kendi kafalarına ateş ederek intihar etti. Operasyon devam ederken başka bir mağarada gizlenen teröristler bomba yüklü bir Drone ile askerlere saldırmak istedi, ancak fark edilerek düşürüldü. Tüm teröristlerin etkisiz hale getirilmesi üzerine mağaraya girilerek şehit cenazeleri alındıktan sonra mağara patlayıcılarla kullanılamaz hale getirildi.
OTOPSİ RAPORU: BEDEN VE RUH BAKIMINDAN KENDİLERİNİ SAVUNAMAYACAK DURUMDAYDILAR
Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları soruşturma bürosunca yürütülen soruşturmada, otopsi ve ölü muayene raporlarına göre, rehinelerin tamamının ateşli silah yaralanmasına bağlı meydana gelen organ ve doku harabiyeti sonucu öldürüldükleri, rehinelere karşı işlenen suçun beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki kişinin kasten öldürülmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği bilgisi yer alıyor.
KARAYILAN İLE 10 GÜN ÖNCE TOPLANTIDALARMIŞ
Aynı operasyonda yakalanan teröristler Doğan Geçgel ile Osman Acer, terörist elebaşları Murat Karayılan ile Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin, Bawer Dersim kod adlı Süleyman Şahin ile Gara sorumlusu Cuma Biliki kod adlı Ramazan Abi’nin operasyondan 10 gün önce rutin dışı bölgeye gelerek kendileriyle toplantı yaptığını ve bu toplantıda askerlerin bölgeye yakın zamanda operasyon yapacağı bilgisini kendilerine verdiğini anlattı. Bu iki terörist de 16 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı.
O TERÖRİST MİT’İN “ÖNCELİKLİ” LİSTESİNDE
Gara Dağı’nda 13 rehinenin öldürülmesi emrini bizzat verdiği tespit edilen Cuma Biliki kod adlı Ramazan Abi adlı terörist ise MİT’in öncelikli etkisiz hale getirilmesi gereken teröristler listesine alındı.

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi Türkiye’yi dünyaya rezil eden olayın başından sonuna nasıl evrildiğini tek tek anlatarak işin arkasındaki isimleri istifaya davet etti. İşte Selvi’nin ‘Süper Kupa’dan süper operasyon çıkarma” başlıklı yazısı;
FENERBAHÇE ile Galatasaray’ın Süper Kupa maçını Suudi Arabistan’da oynayacağı ortaya çıktığı andan itibaren bir tepkiler başladı.
Cumhuriyet’in yüzüncü yılında Süper Kupa’nın Samsun’da ya da Cumhuriyet’in başkenti olarak Ankara’da oynanması daha şık olurdu.
– İlk düğme yanlış iliklendi. Ondan sonra yanlışlar üst üste geldi.
– Süper Kupa maçının Suudi Arabistan’da oynanması karşılığında Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kasasına milyon dolarlar gireceği ortaya çıktı. Futbol Federasyonu da yüklü bir miktarda pay sahibi olacaktı.

ALGI OPERASYONU NASIL BAŞLADI
Ama bundan kamuoyunun hiç haberi olmadı. Sanki Erdoğan, Suudi Arabistan rejimine söz vermiş, o nedenle iki güzide takımımız Arabistan’da maç yapmak zorunda kalmış gibi bir hava oluştu. Algı operasyonu başladı.
– Oysa sonradan ortaya çıktı ki Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, Fenerbahçe ve Galatasaray kulüplerinin başkanlarına Süper Kupa maçını Suudi Arabistan’da oynamaları karşılığında 4 milyon dolar bir para kazanılacağı teklifini iletiyor. Başkanlar kabul ediyor. Ağustos ayında Futbol Federasyonu’na vekalet veriyorlar.
– Bu karar açıklandıktan sonra sosyal medyada karşı kampanya başlıyor. Erdoğan’ın baskısı nedeniyle Fenerbahçe ve Galatasaray bu maçı oynamak zorunda bırakılıyor algısı oluşturulmak isteniyor.

BAŞKANLAR SUSUYOR ALGI OLUŞUYOR
– Peki bu durumda Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi ve Ali Koç ile Dursun Özbek’in, “Suudi Arabistan’da oynanacak maç teklifini biz kabul ettik. Bundan dolayı 4 milyon dolarlık bir kazanç elde edilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda bir telkini söz konusu değildir” diye bir açıklama yapmaları gerekmez mi? İşlerine gelince sokaktaki güvenlik kamerasına dahi konuşuyorlar. Ama konuşmaları gerektiği yerde susuyorlar. Böylece Erdoğan istedi, maç Suudi Arabistan’da oynanacak algısı oluşturulmaya başlanıyor.
BÜYÜKEKŞİ SORUYOR
– İş biraz daha büyüyor. Fenerbahçe ve Galatasaray Divan Kurulları 5-6 Kasım’da toplanıyor. Maçın Suudi Arabistan’da oynanmaması kararı alınıyor. Bu kararlar üzerine Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, Ali Koç ve Dursun Özbek’i arıyor. “Bir sorun var mı, iptal edelim mi?” diye soruyor. Başkanlar sorun olmadığını, maçı oynayacaklarını beyan ediyorlar.

ERDOĞAN DA İSTEMEMİŞ
– Fenerbahçe ve Milli Takım’ın eski oyuncularından Rıdvan Dilmen’in açıklamalarından da öğreniyoruz ki, Erdoğan da maçın Suudi Arabistan’da oynanmasını istemiyor. Rıdvan Dilmen şöyle anlatıyor:
“Cumhurbaşkanımıza sordum. Sayın Cumhurbaşkanı da ben de Büyükekşi’ye ‘Niye burada oynuyorsunuz?’ diye sordum. Büyükekşi de ‘İki kulübe de para kazandıracağız’ diyor. ‘Cumhurbaşkanı peki kulüpler ne diyor?’ diye ikinci bir soru soruyor. Büyükekşi, ‘Kulüpler kabul etti’ diyor. Bir gün sonra ben Mehmet Bey’i aradım. ‘Siz Cumhurbaşkanı ile istişare etmediniz mi?’ diye sordum. ‘Yok sadece görüştüğümüzü söyledik, kulüplerimizin paraya okey verdiğini söyledik’ dedi.”
PARALAR KASAYA GİRİYOR
BU arada maçtan 1 ay önce paralar takımların kasasına giriyor. Kazanan takıma 2 milyon 400 bin dolar, kaybeden takıma 1 milyon 600 bin dolar verilecek. İki takıma 1 milyon 600 bin dolar ödeme yapılıyor. Maçtan sonra da kazanan takımın hesabına artı 800 bin dolar daha girecek. Bu arada Futbol Federasyonu’na ne kadar ödeme yapılacağını bilmiyoruz.
– Türkiye ile Suudi Arabistan Futbol Federasyonları arasında 20 Ekim 2023 tarihinde bir protokol imzalanıyor.
PROTOKOL YAPILIYOR
– Maçtan önce İstiklal Marşı’nın okunması ve Türk bayraklarının kullanılmasına yönelik uzlaşmaya varılıyor. Takımların sahaya kendi bayrakları ile çıkmaları ve Süper Kupa bayrağının da kullanılması, İstiklal Marşı’nı Norm Ender’in okuması kararlaştırılıyor.
– Maçtan 10 gün önce TFF yetkilileri Suudi Arabistan’a gidiyor. Maçla ilgili hazırlıklar gözden geçiriliyor.

– Maçtan bir gün önce stadyumda prova yapılıyor. İstiklal Marşı okunuyor. Binlerce Türk maçı izlemek üzere Riyad’a akın ediyor. Ama Türkiye’de, Suudlular İstiklal Marşımızın okunmasına izin vermedi haberleri yayılıyor.
OPERASYON BAŞLIYOR
MAÇ günü operasyon başlıyor. Maçın başlayacağı gün sosyal medyada önce Suudluların İstiklal Marşımızın okunmasına ve Türk bayrağının açılmasına izin vermediği haberi yayılıyor. Dezenformasyonla mücadele merkezi bu haberin doğru olmadığı duyurusunu yapıyor.
Ne oluyorsa ondan sonra oluyor. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın son günde verdikleri teklifler ortaya çıkıyor.
Fenerbahçe maça, “Yurtta Sulh Cihan’da Sulh” pankartı ile çıkmak istediğini, Galatasaray ise “Ne Mutlu Türküm diyene” dövizini taşımak istediğini bildiriyor. Fenerbahçe açılış seramonisine futbolcuların üzerilerinde�Atatürk resmi olan formalarla çıkmasını teklif ediyor. Suudi Arabistan yetkilileri bunu kabul etmiyor.
Netice itibarıyla kartopu yuvarlandıkça büyüyor, sonunda bir krize dönüşüyor. İş Atatürk tartışmasına dönüşüyor. Maç oynanmıyor, takımlarımız Türkiye’ye dönüyor.
HÂLÂ SUSUYORLAR
BU süreçte bir kez daha anladım ki, “Futbol sadece futbol değildir.” Bir spor müsabakası krize dönüşüyor. Türkiye ile Suudi Arabistan ilişkilerini olumsuz etkileyecek bir seviyeye geliyor. Bu süre zarfında herkes konuşuyor ama krizin mimarları konuşmuyor. Böylece nur topu gibi uluslararası bir krizimiz oluyor. Bakın bunca olay yaşandı. Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ağızlarını açıp tek bir kelime konuşmadılar. Şimdi susma zamanı mı? Çıkın kamuoyunun karşısına konuşun. Çözülebilecek bir sorunu çözmeyi beceremediniz. Şimdi de susarak krizin siyasete ve iki ülke ilişkilerine yansımasına sebep oluyorsunuz.

Mehmet Büyükekşi, Ali Koç ve Dursun Özbek buradan size sesleniyorum: Şimdi konuşmayacaksınız da ne zaman konuşacaksınız? Başından beri kamuoyunu doğru bilgilendirmeyerek, sanki bu işler Erdoğan’ın baskısıyla oluyor gibi bir algının oluşmasına sebep oldunuz. Şimdi de susarak bu olayın bir rejim sorununa dönüşmesine hizmet ediyorsunuz. Bu iş Erdoğan’ın baskısıyla yapılıyor algısını el altından besliyorsunuz. Bombanın pimini çekip Erdoğan’ın kucağına bırakıyorsunuz. Ama bu millet sizin hangi operasyonlar peşinde olduğunuzu gördü. Bir kez daha yakalandınız.

İSTİFA EDECEK MİSİNİZ
Eğer bir olayda Mehmet Büyükekşi varsa bir kriz, Ali Koç varsa iki kriz demektir. Üç kuruş para uğruna bir spor olayını rezalete dönüştürdünüz. Peki istifa etmeyi düşünüyor musunuz?