Futbolda Avrupa’nın milli takımlar düzeyindeki en önemli organizasyonu, 14 Haziran-14 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek.
Toplam 10 şehir ve statta gerçekleştirilecek organizasyonun tarihinde birçok rekor bulunuyor.
EURO 2024’e ev sahipliği yapacak Almanya; Avrupa şampiyonalarının en çok şampiyon olan, en çok final oynayan, en çok katılan, en çok maç oynayan, en fazla galibiyet yaşayan, en fazla gol atan ve yiyen ülkesi konumunda
En fazla şampiyonluk Almanya ve İspanya’nın
Almanya ve İspanya, organizasyon tarihinde en çok şampiyon olan takımlar.
EURO 2024’e ev sahipliği yapacak Almanlar, turnuvayı 1972, 1980 ve 1996’da müzesine götürmeyi başardı.
İspanya ise 1964, 2008 ve 2012’de aynı başarıya imza attı.

Finallerin takımı Almanya
Almanya, turnuvayı en çok kazanan takım olmasının yanı sıra, en çok final oynayan ülke olarak da dikkati çekiyor.
1972, 1980 ve 1996’da şampiyon olan “Panzerler”, 1976, 1992 ve 2008’de ise final oynamayı başardı.
Almanlar ayrıca 1992 ile 2020 arasında 7 kezle en fazla üst üste finallere katılan takım.
Şampiyonanın gediklisi Almanya
Ev sahibi Almanya, Avrupa şampiyonlarına en çok katılan ülke konumunda.
“Panzerler”, 1972’den beri düzenlenen her organizasyonda yer alırken, EURO 2024’le 14’üncü turnuva heyecanını yaşayacak.
En çok maça çıkan da Almanya
Organizasyonda birçok rekoru elinde bulunduran Almanya, turnuvada en çok maça çıkan takım durumunda.
Turnuva tarihinde 53 maça çıkan “Panzerler”, aynı zamanda 27 kezle en çok galibiyet yaşayan ve 78 kezle en çok gol atan ülke konumunda bulunuyor.
Organizasyonda 55 kezle kalesinde en çok gol gören takım da yine Almanya.

İspanya üst üste kazandı
Turnuvanın 3 kezle en çok şampiyon olan 2 ülkesinden biri İspanya, üst üste 2 kez bu başarıyı elde eden tek takım.
İspanya, 2008 ve 2012 turnuvalarında üst üste 2 kez mutlu sona ulaştı.
“Boğalar”, turnuva tarihinde 1964, 1996, 2008, 2012 ve 2020’de olmak üzere toplam 5 turnuvayı maç kaybetmeden tamamladı.
İspanyollar ayrıca 2012’de 509 dakika ile gol yemeden en uzun süre geçiren takım olmayı başardı.
İngilizler organizasyonun en şanssızı
İngiltere, organizasyonda finallere en çok katılan takımlar arasında bulunmasına karşın, hiç şampiyonluk yaşayamayarak büyük bir şanssızlığa imza attı.
Organizasyona 1968, 1980, 1988, 1992, 1996, 2000, 2004, 2012, 2016 ve 2020’de olmak üzere toplam 10 kez katılan İngiltere, kupa sevinci yaşayamadı.
İngiltere ayrıca, 1996, 2012 ve 2020’deki 3 turnuvada mağlubiyet yaşamamasına rağmen elendi.
En çok mağlubiyet Danimarka’nın
Danimarka, 17 kezle turnuvada en çok mağlup olan takım durumunda.
Organizasyonda en fazla beraberlik yaşayan ülke ise 18 kezle İtalya.
Turnuvada ayrıca Arnavutluk, Finlandiya, Letonya ve Norveç, 1’er kezle en az gol atan takımlar oldu. En az gol yiyen takım ise yine aynı rakamla Norveç.
En çok İtalya ve İspanya karşı karşıya geldi
Organizasyonda birbiriyle en fazla karşılaşan ekipler İtalya ve İspanya oldu.
İki takım, 1980, 1988, 2008, 2012 (iki kez), 2016 ve 2020’de olmak üzere toplam 7 müsabakada mücadele etti.
Bir turnuvada en çok gol atan Fransa
Fransa, organizasyon tarihinde bir turnuvada en çok gol atan takım durumunda.
Fransızlar, 1984’te düzenlenen organizasyonda kaydettiği 14 golle, bu alanda rekoru elinde bulunduruyor.
1980’de İtalya, 2000’de Norveç ve 2012’de İspanya ise 1 gol yiyerek, bir turnuvada kalesini gole kapatan ekipler.

Ronaldo’nun 6. turnuvası
Portekizli yıldız oyuncu Cristiano Ronaldo, 6. kez organizasyonun heyecanını yaşayacak.
İlerleyen yaşına rağmen Portekiz’in hücumdaki en büyük kozu Ronaldo, EURO 2024’te Türkiye’nin de bulunduğu F Grubu maçlarında görev alması durumunda, 6 Avrupa Şampiyonası’nda oynayan ilk futbolcu olacak.
Öte yandan Ronaldo, 25 maçla en çok maçta görev alan, 2 bin 153 dakikayla en fazla süre alan, 12 maçla en çok maç kazanan ve 16 maçla en çok kaptanlık yapan isim olarak dikkati çekti.
14 kezle en çok gol atan, 31 kezle elemelerde en çok gol atan ve 45 kezle elemeler dahil en çok gol atan isim de yine Ronaldo.
En genç oyuncu Kozlowski
Turnuva tarihinde süre alan en genç oyuncu Polonyalı Kacper Kozlowski.
Orta saha oyuncusu, 17 yıl 246 günlükken 2020 Avrupa Şampiyonası’nda İspanya karşısında forma giymişti.
Finalde süre alan en genç oyuncu ise 18 yıl 327 günlükken 2016’da Fransa karşısında forma giyen Portekizli Renato Sanches.
20 yıl 164 gün ile 1968 organizasyonunda şampiyonluk yaşayan İtalyan Pietro Anastasi de en genç şampiyonluk gören isim.
Gabor Kiraly, 40 yıl 86 gün ile turnuvada boy gösteren en yaşlı oyuncu olurken, 38 yıl 232 gün ile Jens Lehmann, finalde forma giyen en yaşlı isim.
Portekizli Ricardo Carvalho, 38 yıl 53 günlükken şampiyonluk yaşayan en yaşlı isim olurken, 18 yıl 141 günlükken gol atan Johan Vonlanthen, bu sevinci en genç yaşta yaşayan isim konumunda.
Turnuvanın en hızlı golü Dmitri Kirichenko’dan
Rus oyuncu Dmitri Kirichenko, turnuva tarihinin en erken golüne imza attı.
Golcü oyuncu, 2004’te düzenlenen organizasyonda Yunanistan karşısında 68. saniyede gol sevinci yaşamıştı.
Organizasyonda 2008’de İtalya karşısında Fransız oyuncu Eric Abidal’in 24. dakikada gördüğü kırmızı kart, turnuvanın en erken kırmızı kartı durumunda.
En geç kırmızı kartı ise 2000’de Portekizli Nuno Gomes, Fransa karşısında 117. dakikada gördü.
Organizasyonda en çok kart gören oyuncu ise 8 kezle Yunan Yorgo Karagunis.
En geç gol Semih’ten
Turnuvanın en geç gelen golü ise Semih Şentürk’e ait.
Türkiye’nin geri dönüşleriyle meşhur olduğu 2008 organizasyonunda, Hırvatistan karşısında Semih Şentürk’ün 120+2. dakikada bulduğu gol, organizasyon tarihinde en geç atılan gol olarak kayıtlara geçti.
Seyirci rekoru 1964’te
Organizasyonda en çok seyircinin izlediği maç 1964 yılına ait.
Sovyetler Birliği ile İspanya arasında Santiago Bernabeu’da oynanan final karşılaşmasını 79 bin 115 seyirci takip etti.
Bu kapsamda karmaşık istihbarata karşı koyma tekniklerinin yanı sıra kanuni önleyici düzenlemeler de yapmaya hazırlanıyor.
FETÖ’nün 9.Yargı Paketi’nde yapılacak yeni düzenlemelerle yabancı organizasyonlara aracılık edenlere cezalar getirilecek. Avrupa’da da buna benzer yasanın olduğunu belirten gazeteci Nedim Şener, “FETÖ’cüleri çıldırtan Casusluk Yasası” başlıklı yazısında FETÖ’cülerin yasa hakkında olmayan iddialarla kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalıştığını belirtti.
Şener’in söz konusu gölge savaşlarına yönelik yazısı söyle:
“Milli İstihbarat Teşkilatı’nın son dönemde MOSSAD adına ajanlık yapanlara yönelik operasyonları Türkiye’de casusluk faaliyetlerinin içeriğinin değiştiğini gösteriyor.
İsrail gizli servisi MOSSAD adına Türkiye’de kişiler ve kurumlar hakkında menfaat karşılığı bilgi toplayan bir kısmı dedektiflik şirketi adı altında faaliyet gösteren şebekelere yönelik operasyonlar bu konuda yasal değişikliği gündeme getirdi.
Nitekim MİT internet sayfasından kısa süre önce “Casusluk nedir?” başlığıyla yaptığı paylaşımda değişen casusluk tanım ve yöntemlerini şöyle anlattı:
“Yabancı istihbarat servisleri hedefinde bulunan ülke, kurum veya kuruluşlara yönelik doğrudan ya da dolaylı şekilde bilgi toplamak amacıyla çeşitli kişilere temas etmektedir.
İstihbarat yalnızca bilgi toplamak değildir. Bilgiyi avantaj ve kazanç elde edecek şekilde kullanmaya hazır hale getirmektir. Hedefe etki etmek hedefi yönlendirmek ve hedefin zayıf noktalarını tespit etmek hususları da istihbarat çalışmalarına girmektedir.
Hasım veya hasım olması muhtemel istihbarat mensupları vatandaşlarımızla çeşitli yöntemlerle irtibat kurmaktadır. Ülkemizin menfaatlerini birliğini bütünlüğünü ve değerlerini hedef alan asıl istihbarat servisleri irtibat kurdukları vatandaşlarımızı casus olarak devşirebilmektedir. İstihbarat servisleri istifade ettikleri casuslardan açık kaynak bilgilerinden analiz çalışması ya da rapor hazırlamasını isteyebilmektedir. Hedeflerindeki şahısların adres bilgilerini öğrenmelerini önemli bina veya testlere ilişkin keşif çalışması yapmalarını talep edebilmektedir. Ayrıca hasım istihbarat servisleri organize suç ve terör örgütlerini de casusluk amacıyla kullanabilmektedir. Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde yabancı ülke istihbarat mensuplarına yardımcı olmanın bir suç olduğu bilinmelidir.”
MİT bu paylaşımında istihbarat servislerinin ağına düşebilecek kişilere şu uyarıyı da yaptı; “Tanımadığımız kişilerin yönelttiği irdeleyici şüpheli ve hassas içerikli sorulara cevap vermeden önce soruyu soranın kim olduğu sorgulanmalıdır.”
MEVCUT YASA YETERSİZ
Türk Ceza Kanunu’nun 328’inci maddesi Casusluk suçunu, devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge ya da vesika içeriklerindeki bilgilerin yabancı bir devlet adına “siyasal veya askerî casusluk” maksadıyla temin edilmesini cezalandırıyor. Yani mevcut yasa, casusluk suçunu “bilgi ve belge” üzerinden işlenebilen bir suç olarak tanımlıyor.
Ancak son MOSSAD operasyonları; devletin güvenliğine dair herhangi bir belge ve bilgi temin etmeden, Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yaparak da casusluk gerçekleştirilebildiğini gösterdi. Yabancı servislerin bilgi toplamadaki yöntem değişikliği mevcut casusluk tanımını yetersiz bıraktı. İstihbarat servisleri artık çok daha farklı tekniklerle casusluk kavramı içinde kalabilecek çalışmalar yaparken, bazı ülkeler ve organizasyonlar da yeni bazı tekniklerle başka ülkelere operasyon yapıyor.
AVRUPA DA DEĞİŞTİRDİ
Bu durum dünyanın birçok ülkesinde casusluk suçu için yeni düzenlemeleri gündeme getirdi. Örneğin, İngiltere 2023 yılında Ulusal Güvenlik Yasası ile “düşman” kavramı yerine “Yabancı güç” tanımını getirdi. Böylece yabancı bir devlet ve organizasyon adına veya çıkarına yapılan faaliyetler suç kabul edildi.
Öte yandan Fransa, Belçika, Hollanda, Danimarka, Avusturya ve İsviçre’de benzer yasal düzenlemeler hayata geçirildi ve çalışmalar başlatıldı.
Türkiye’de de bu güncel ihtiyaçtan yola çıkarak TBMM gündeminde olan 9.Yargı Paketi’nde yeni bir casusluk suçu tanımı getiriliyor. Buna göre, 5237 sayılı kanununa eklenecek 339’uncu madde ile yeni casusluk suçu şöyle tanımlanıyor:
“(1)Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda; a) Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar, b) Türkiye’de suç işleyenler, hakkında, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise faile sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.”
Yasa ile “devletin güvenliği ve yararı” olarak tanımlanan alanların neler olduğu önem kazanıyor. Devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları olarak iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi yararlar da devletin iç veya dış siyasal yararları kavramı içinde kabul ediliyor.
Dolayısıyla bu gibi yararlar aleyhine gerçekleştirilen faaliyetler de suçun konusunu oluşturacak. Suçun oluşması için failin, yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor.
YABANCI ORGANİZASYONLAR
Bir başka önemli konu ise casusluk faaliyetinin yabancı bir organizasyon adına yapılması. İşte bu bu noktada “Yabancı organizasyon” tanımı önemli. Yabancı organizasyon, Türk hukukuna göre kurulmamış veya oluşturulmamış organizasyon olarak değerlendiriliyor. Buna göre yabancı organizasyon, yabancı bir devlet tâbiiyetinde olabileceği gibi hiçbir devletin tâbiiyetinde de bulunmayabilir.
Yasaya göre, hakkında araştırma yapılan veya yaptırılan Türk vatandaşları ile kurum ve kuruluşların Türkiye’de bulunması zorunlu değil. Yabancı bir devlette bulunan Türk vatandaşları ile kurum ve kuruluşlar hakkında gerçekleştirilecek fiiller de bu tür casusluk suçunu oluşturacak.
İşte bu yasa en çok yurtdışında firari olan ve yabancı devlet ve organizasyonlar adına faaliyette bulunan Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarını çıldırtıyor.
Yasada olmamasına rağmen, “etki ajanlığı suçu getiriliyor” diye kampanya yapılıyor. Yasaya karşı etki ajanlığı ile toplumu provoke etmeye çalışıyorlar.”
]]>‘YETENEK KAPISI DÜNYADAKİ EN ETKİLİ PLATFORMU’
Toplam 251 firmanın katıldığı fuarın açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Atay, 2023’te üniversiteli gençlerin istihdamına yapılan katkılara dikkat çekti. Göreve geldikleri ilk süreçte amaçlarının başında, Türkiye’de kariyer merkezi olmayan üniversitenin kalmaması olduğunu anlatan Atay, “Bu merkezi kurmanız, oraya birkaç koltuk ve masa koymanız yetmiyor, bir de bu birimde iş yapacak nitelikli insan kaynağına ihtiyacımız var, dolayısıyla onların eğitimleri ve geliştirilmesi de ayrı bir iş. Onlarla da ilgilenildi, sonra bu kariyer merkezlerinin eline, bugün buraya gelen arkadaşlarımızın hepsinin kaydoldukları uluslararası ölçekte çalışan ‘Yetenek Kapısı’ diye bir platform sunuldu. Bu Yetenek Kapısı öyle bir hale geldi ki, şu anda 5’inci yılındayız ve dünyada bu alanda en büyük ve en etkili ikinci platform olduğunu kıvançla bildirmek istiyorum. Türkiye’de üniversitedeki gençlerin kariyerleri ile ilgili sorunlarına çözüm üretmek için çıktığımız dönemde geliştirdiğimiz bir araç şu anda dünyanın alanındaki en etkili ürünlerinden birisi haline geldi. 100’ün üzerindeki ülkeden genç bu sisteme giriyor, içerisinde 10 binden fazla şirket var, onların yıl boyunca paylaştıkları iş ilanları, staj ve benzeri her türlü fırsatla doğrudan buluşabiliyorlar” dedi.
‘140 BAŞVURU İLE BAŞLAYAN ULUSAL STAJ PROGRAMINDA SAYI 407 BİNE ÇIKTI’
İnsan Kaynakları Ofisi olarak 2020 yılında başlatılan ‘Ulusal Staj Programı’na 2023 yılında 407 bin başvuru aldıklarını dile getiren Atay, “Biliyorsunuz 2020 yılında başladığımız ‘Ulusal Staj Programı’ var. Trakya Üniversitesi’nden örnek vereyim, 2020 yılında 140 civarında öğrenci başvurmuş bu programa, bu yıl yani dördüncü yılında başvuran öğrenci sayısı 3 bin 500. İlk yıl 20-30 civarında öğrenci staj yapmış, bu yıl rakam binleri geçiyor. Türkiye’nin tüm üniversitelerinde 2020 yılında 15 bin başvuruyla başvurduğumuz bu programda 2023’te aldığımız başvuru sayısı 407 bin. 300 binin üstünde teklif gitmiş, 175 bin öğrenci de henüz talebelik döneminde gidip yüzde 90’dan fazlası kamuda olmak üzere stajını tamamlamış” diye konuştu.
‘169 BİN GENCİN İSTİHDAMINA KATKI SAĞLADIK’
Ofis olarak, 20-24 yaş arası üniversiteli gençlerin istihdamına katılımına da katkıda bulunduklarını dile getiren Atay, “Bu yaptığımız işin sonucunda gerçekten 20 – 24 yaş grubu dediğimiz, üniversiteli kesimin içinde bulunduğu grupta istihdamda çok ciddi bir katkımızın olduğunu bilimsel, ekonometrik yöntemlerle ulaşmış olduk. Bunların tamamını düşündüğümüzde 169 bin gencin işe girmesine aracılık ettiğimiz verisine ulaşabildik. Bu bizim için iftihar edilebilecek bir şey çünkü zaten ülkemiz bu coğrafyadaki en çok üretme kapasitesine sahip bir ülkedir. Gençlerimiz idealist, çalışkan. O zaman geriye arzla talebi buluşturmak kalıyordu. Bu ve benzeri organizasyonlar da aslında her iki tarafın bir araya geldiği organizasyonlar. Bu yıl, TÜİK’in verilerinden de görebilirsiniz, son 5 yıla göre 20-24 yaş arası üniversiteli gençlerin işsizliğinde 10 puanlık bir düşüş oldu, ya da bir başka deyişle istihdama katılımlarında artış oldu. Bizim de İnsan Kaynakları Ofisi aracılığıyla üniversitelerimizin katıldığı, bu ve bunun gibi organizasyonların etkisini hesapladığımızda, 169 bin üniversiteli gencimizin fazladan istihdamına katkı vermiş olmanın haklı gururunu taşıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘ÜNİVERSİTELİLERLE FİRMALAR BİR ARAYA GELİYOR’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, üniversiteli gençlere iş imkanı sunması açısından organizasyon önemine vurgu yaptı. Sezer, “Ülkemiz son yıllarda çok büyük atılımlar gerçekleştirdi. Özellikle savunma sanayisi ve birçok alanda kendini sürekli geliştiriyor, çok büyük organizasyonlara imza atıyor, çok büyük firmalarımız son dönemde kendilerini dünya çapında tanıtma fırsatı buldular. Bu firmalarımızın da ortak bir sorunu var; onlar da üniversitelerden mezun olan öğrencilerimizle buluşma imkanına sahip değillerdi. Bu organizasyon, bu ihtiyacı bir araya getirdi. Hem öğrencilerimiz hem firmalarımız bu işte mutlu olacaklar. Burada katkısı olan herkese ilimiz adına şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erhan Tabakoğlu da etkinliğe katkısı bulunanlara teşekkür etti. Tabakoğlu, “Kariyer fuarımız 5 ilimizden 5 üniversite ve valilerimizin katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Bu üniversitelerimizle olan güzel iş birliğimizin sonucu olarak bu güzel etkinliği organize edebildik. Etkinlikte emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Bütün çalışanlarıyla beraber bu organizasyona sahip çıkmış bir üniversite olduk” dedi.
]]>