İspanya’ya tavrından dolayı teşekkür eden Erdoğan, “İlk günden bu yana gerçekten ilkeli tutarlı bir politika seyrederek hem İspanya halkını hem Filistinli kardeşlerimizin hem de Türkiye’nin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.” dedi.
Başkan Erdoğan, “Türkiye ekonomisi geçen yıl yaşadığı deprem felaketine rağmen toparlanmaya devam ediyor.” ifadelerini de kullandı.
Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;
Toplantılarımızın ekonomik ilişkilerin daha da ilerlemesine vesile olmasını diliyorum. Dostumuz İspanya ile mükemmel ilişkilere sahibiz. Ziyaretin yeni ortaklıklara vesile olmasını diliyorum. Dayanışma ve iş birliği hayati önemde.
2002 yılı öncesinde 2 milyar dolar civarındaki ticaret hacmimiz geçtiğimiz yıl 19.2 milyar dolar seviyesine çıktı. Türkiye, İspanya’dan çok sayıda yatırımcıyı ülkemize davet ediyoruz. Türkiye bölgemizin cazibe merkezi.
Sanayiden finansa gerçekleştirilecek oturumların önemli olduğunu düşünüyorum. Markalara arasındaki iş birlikleri giderek güçleniyor. G-20’deki çabalar da ayrı bir teşvik olmaktadır. Yeni ortaklıklara fırsat tanımalıyız. Ülkelerimizi geleceğe taşıyabiliriz. Ekonomik ilişkilerimiz kazan-kazan esaslı olmalı.
Siyasetçiler olarak bizim görevimiz iş dünyasının önünü açmaktır. Hükümetler olarak iş dünyamızı destekleyeceğiz. Siz yatırım yaptıkça biz de her daim yanınızda olacağız. İmzalanacak anlaşmalarla iş birliğimizi güçlendireceğiz.
SANCHEZ’İN GAZZE POLİTİKASI: TÜRK MİLLETİNİN GÖNLÜNDE MÜSTESNA BİR YER EDİNMİŞTİR
Gazze’de insanlar göz göre göre katledildi. Mülteci kampları bombalandı. Masum siviller kurşunların hedefi oldu. Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında 250 gündür yaşanan soykırım, vicdan sahibi herkesin yüreğini kanatıyor.
Ateş çağrılarına şımarıklıkla karşılık veren bir tablo ile karşı karşıyayız. İspanya Başbakanı Sanchez’in tebrik ediyorum tavrından dolayı. Sanchez ilk günden beri tutarlı bir politika izleyerek Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.
“AB’YE ÜYELİK ADIMLARIMIZ, BİR TAKIM ÜYELERİN ENGELLEMELERİ NEDENİYLE KARŞILIK BULAMIYOR”
Avrupa Birliği’ne yönelik samimi adımlarımız, salt kendi çıkarını düşünen bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor. AP seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve endişeyle izlenen aşırı sağın yükselişi bu durumu körükleyecek.
Katı vize uygulamaları, gümrük birliği anlaşmasının yenilenememesi durumları da mevcut. İspanya’nın bize verdiği samimi desteğe müteşekkirim. Bu olumlu adımların artarak devam edeceğin inanıyorum.
“DEPREM FELAKETİNE RAĞMEN EKONOMİ TOPARLANMAYA DEVAM EDİYOR”
Türkiye ekonomisi geçen yıl yaşadığı deprem felaketine rağmen toparlanmaya devam ediyor.
Durmadan çalışacağız, çalışmaya devam edeceğiz. Özellikle savunma sanayii konusunu çok önemsiyorum. Uçak gemisi, İHA’lar, denizaltılar… Ortaklığımız çok daha iyi bir noktaya gelecektir.
TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR ORTAK
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de törende yaptığı konuşmada “Türkiye, İspanya için anahtar bir ekonomik ortak ve bölgesinde önemli bir oyuncu.” dedi.
“İspanyol şirketleri Türk ekonomisinin iyileşen görüntülerini, alınan tedbirlerin cesaretini, ekonomik programın sağlamlılığını takdir ediyor.” diyen Sanchez, şöyle devam etti:
“Türkiye’ye her zaman güven duyduk. Bunun için çok sağlam temellerimiz var. Biz hep Türkiye’ye güvendik. Bazıları Türkiye’den çekilirken biz yatırımlarımızı ikiye katladık. Biz bu güveni koruduk. Türkiye önümüzdeki 10 yıllarda ekonomik ağırlığını ve önemini artırmaya devam edecektir. Türkiye ve İspanya birbirine güvenen ve özel ilişkileri olan, dost ülkelerdir.”
İspanya’nın Türkiye ile mevcut Karşılıklı Yatırımların Korunması ve Geliştirilmesi Anlaşması’nı gözden geçirme kararı aldığını ve bunun çok değerli olduğunu kaydeden Sanchez, “devlet kurumları arasında imzalanacak 5 mutabakat zaptının yatırımları ve üçüncü ülkelerdeki ortak projeleri daha da hızlandıracağını” dile getirdi.
Sanchez, “Büyük fırsatla karşı karşıya olduğumuza dair inancımız tam. Muhteşem ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz.” diye konuştu.
]]>MADRİD’DE TÜRKİYE TANITIM GECESİ
THY’nin Türkiye tanıtımını içeren yeni reklam filmi de ilk kez Madrid’de yayınladı. Oyuncu Melis Sezen’in rol aldığı yeni kampanya filmi, özellikle Frigya Vadisi üzerinden, şehrin turizm potansiyelini artırmayı ve uluslararası arenada tanıtmayı hedefliyor. Madrid’deki Türkiye tanıtım gecesine Türkiye’nin İspanya Büyükçelçisi Nükhet Küçükel Ezberci ve THY yetkilileri de katıldı.
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Ahmet Bolat, Türkiye’nin İspanya Büyükelçisi Türk Hava Yolları’nın diğer üst düzey yöneticilerinin yanı sıra sinema ve medya sektöründen oyuncu Melis Sezen, Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli‘nin de aralarında bulunduğu basın mensupları katılım sağladı. Ayrıca Türkiye’nin büyüsünü sergileyen turistik ve tarihi “Göbeklitepe Zamanın Sıfır Noktası” sergisi de yer aldı.

Geçen yıl İspanya’dan Türkiye’ye 324 bin turistin geldiğini, bu yıl bu rakamın 500 bin civarında beklendiğini ve sonrasında ise 1 milyon İspanyol turistin hedeflendiğini söyleyen Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Ahmet Bolat, şunları söyledi:
“Türkiye’nin ulusal bayrak taşıyıcısı olarak, benzersiz hizmet anlayışımızla İspanya ile Türkiye arasındaki bağların güçlenmesine katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. 40. yıl dönümümüz sadece geçmişteki başarılarımızı kutlamak değil, aynı zamanda bu iki canlı ülke arasındaki kültürel alışverişi, turizmi ve ekonomik bağları geliştirmeye olan bağlılığımızın da bir kez daha teyit edilmesidir.”
Türkiye Cumhuriyeti’nin İspanya Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci, “İspanya ile Türkiye arasındaki 40 yıllık güçlü ortaklığı kutlamak bir onurdur” dedi. Ezberci, “Türk Hava Yolları 40 yıldır iki ülke arasında binlerce insanı birbirine bağlıyor. Köklü turizm faaliyetlerini sürdürme kararlılığımızın ve ulusal bayrak taşıyıcımızın başarısının gerçek bir yansıması olan bu kutlama, Türkiye’nin İspanya ile kurduğu güçlü ilişkinin bir göstergesidir.” diye konuştu.

İSPANYA-TÜRKİYE: KALICI BÜYÜME İÇİNDE BİR İLİŞKİ
Türk Hava Yolları, 1984 yılından bu yana milyonlarca insanı en iyi hizmet ve kaliteyle birbirine bağlayarak İspanya ve Türkiye arasındaki ortaklığın güçlendirilmesine yardımcı oldu. 40. yıldönümünün kutlanması, iki ülke arasındaki güçlü ilişkiye olan kalıcı bağlılığı yansıtıyor. Bu ilişkinin gücü, 2023 yılında 680 binden fazla yolcunun İspanya-İstanbul arasında uçmak için Türk Hava Yolları‘nı tercih etmesiyle rakamlardan açıkça görülüyor. Türk Hava Yolları’nın İspanya’daki uçuş kapasitesini 2024 takviminde yüzde 10’dan fazla artırmasıyla bu rakamın daha da fazla yukarılara çıkması bekleniyor.

İspanya’da seferlerini 14 kat artıran Türk Hava Yolları, 1984’te Madrid’den başlayarak, 1992’de Barselona, 2011’de Malaga, 2011’de Valencia ve 2012’de Bilbao’yla devam eden köprüler kurma yolculuğunun 40 yılı boyunca, İspanya ile Türkiye arasında milyonlarca yolcu taşıdı. Mayıs 2024 itibarıyla, her iki ülke arasında 450 binden fazla yolcuyu birbirine bağlayan şirket, Valensiya ve Bilbao bağlantılarında olduğu gibi kapasitesini artırmaya devam etmeyi bekliyor.
Türk Hava Yolları‘nın 2024 yaz uçuşları baz alındığında, İspanya‘dan haftada toplam 84 sefer gerçekleştirdiği, en fazla bağlantının olduğu Barselona ve Madrid’in olduğu, ardından Malaga, Valensiya ve Bilbao’nun geldiği görülüyor.

BM İLE YAKIN İŞ BİRLİĞİ
Türk Hava Yolları, Birleşmiş Milletlerin turizm alanında önde gelen uluslararası kamu kuruluşu olan Dünya Turizm Örgütü (BM Turizm Örgütü) ile yakın iş birliği içerisinde çalışmak ve sürdürülebilir turizmi teşvik etmek için önemli bir mutabakat zaptı (Momerandum of Understanding) imzaladı. Gerçekleştirilen imza törenine Türkiye Cumhuriyeti İspanya Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci’de katılım sağladı.
Bu potansiyel iş birliği ile taraflar, sürdürülebilir turizm uygulamalarını ve havacılığın gelişimi teşvik etmeyi planlıyorlar. Gelişmekte olan destinasyonlarda hava bağlantısındaki ilerlemeleri desteklemek için kamu ve özel sektör iş birliğinin genişletilmesine odaklanılacak. Her iki taraf da kendi alanlarındaki uzmanlıklarından yararlanarak, bilgi alışverişinde bulunarak sürdürülebilir havacılık yakıtı gibi konular üzerinde çalışmalar yapacak.

İmzalanan mutabakat zaptıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, “Sürdürülebilir turizmi teşvik etme ve küresel bağlantıyı güçlendirme yönündeki ortak hedeflerimize ulaşmak için BM Turizm ile stratejik bir ortaklık kurma yolculuğuna çıkmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu potansiyel ortaklık, sürdürülebilir turizme olan bağlılığımızın göstergesi olarak dünya çapında insanları ve kültürleri bir araya getiren küresel bir havayolu olan rolümüzü de vurguluyor” dedi.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü Bağlı Üyeler Direktörü Ion Vilcu ise, “Mutabakatın imzalanmasıyla, sürdürülebilir ve sorumlu turizme olan bağlılığımızı ilerletmek için bir ortaklığa imza atıyoruz. Türk Hava Yolları, turizmin ve kültürel alışverişin desteklenmesinde küresel bir öncüdür. Bu şüphesiz sivil katılımı ve kültürel çeşitliliği teşvik etmemize ve yerel mirası öne çıkarmamıza olanak tanıyacak tarihi bir gün” ifadelerini kullandı.
Türk Hava Yolları ile Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü arasında imzalanan mutabakat zaptı, turizm ve havacılık sektörlerini yönlendirme açısından stratejik ortaklıkların önemini ortaya koymakta olup, her iki kuruluş da yakın iş birliği içinde çalışarak, ortak fayda sağlayacak konularda istişarede bulunarak küresel turizm için daha sürdürülebilir bir gelecek oluşturmayı amaçlamakta.
__________
11 ÜLKE, 10 MİLYON TURİST, 30 MİLYAR DOLAR GELİR
Turist sayısını artırmaya yönelik çalışmaları sürdüren THY; ABD, Kanada, Meksika, Avustralya, Singapur, Güney Kore, Endonezya, Japonya, Çin, Tayvan ve Malezya‘ya yönelik 2023’te ciddi sonuçlar aldı. THY, 2023 yılında bu 11 ülkeden gelen turist sayısını yüzde 43 artırarak 1 yılda 1,9 milyondan 2,8 milyona çıkardı. THY, bu ülkelerden 10 milyon turist ve 30 milyar dolar gelir hedeflediğini açıkladı.
MADRİD’DE TANITIM GECESİ
THY’nin Afyonkarahisar tanıtımını içeren yeni reklam filmi de ilk kez Madrid’de yayınladı. Oyunca Melis Sezen’in rol aldığı yeni kampanya filmi, özellikle Frigya Vadisi üzerinden, şehrin turizm potansiyelini artırmayı ve uluslararası arenada tanıtmayı hedefliyor. Madrid’deki tanıtım gecesine Türkiye’nin İspanya Büyükçelçisi Nükhet Küçükel Ezberci ve THY yetkilileri de katıldı.
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Ahmet Bolat, Türkiye’nin İspanya Büyükelçisi Türk Hava Yolları’nın diğer üst düzey yöneticilerinin yanı sıra sinema ve medya sektöründen oyuncu Melis Sezen, Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli‘nin de aralarında bulunduğu basın mensupları katılım sağladı. Ayrıca Türkiye’nin büyüsünü sergileyen turistik ve tarihi “Göbeklitepe Zamanın Sıfır Noktası” sergisi de yer aldı.

Geçen yıl İspanya’dan Türkiye’ye 324 bin turistin geldiğini, bu yıl bu rakamın 500 bin civarında beklendiğini ve sonrasında ise 1 milyon İspanyol turistin hedeflendiğini söyleyen Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Ahmet Bolat, şunları söyledi:
“Türkiye’nin ulusal bayrak taşıyıcısı olarak, benzersiz hizmet anlayışımızla İspanya ile Türkiye arasındaki bağların güçlenmesine katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. 40. yıl dönümümüz sadece geçmişteki başarılarımızı kutlamak değil, aynı zamanda bu iki canlı ülke arasındaki kültürel alışverişi, turizmi ve ekonomik bağları geliştirmeye olan bağlılığımızın da bir kez daha teyit edilmesidir.”
Türkiye Cumhuriyeti’nin İspanya Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci, “İspanya ile Türkiye arasındaki 40 yıllık güçlü ortaklığı kutlamak bir onurdur” dedi. Ezberci, “Türk Hava Yolları 40 yıldır iki ülke arasında binlerce insanı birbirine bağlıyor. Köklü turizm faaliyetlerini sürdürme kararlılığımızın ve ulusal bayrak taşıyıcımızın başarısının gerçek bir yansıması olan bu kutlama, Türkiye’nin İspanya ile kurduğu güçlü ilişkinin bir göstergesidir.” diye konuştu.

İSPANYA-TÜRKİYE: KALICI BÜYÜME İÇİNDE BİR İLİŞKİ
Türk Hava Yolları, 1984 yılından bu yana milyonlarca insanı en iyi hizmet ve kaliteyle birbirine bağlayarak İspanya ve Türkiye arasındaki ortaklığın güçlendirilmesine yardımcı oldu. 40. yıldönümünün kutlanması, iki ülke arasındaki güçlü ilişkiye olan kalıcı bağlılığı yansıtıyor. Bu ilişkinin gücü, 2023 yılında 680 binden fazla yolcunun İspanya-İstanbul arasında uçmak için Türk Hava Yolları‘nı tercih etmesiyle rakamlardan açıkça görülüyor. Türk Hava Yolları’nın İspanya’daki uçuş kapasitesini 2024 takviminde yüzde 10’dan fazla artırmasıyla bu rakamın daha da fazla yukarılara çıkması bekleniyor.

Türk Hava Yolları, 1984’te Madrid’den başlayarak, 1992’de Barselona, 2011’de Malaga, 2011’de Valensiya ve 2012’de Bilbao’yla devam eden köprüler kurma yolculuğunun 40 yılı boyunca, İspanya ile Türkiye arasında milyonlarca yolcu taşıdı. Mayıs 2024 itibarıyla, her iki ülke arasında 450 binden fazla yolcuyu birbirine bağlayan şirket, Valensiya ve Bilbao bağlantılarında olduğu gibi kapasitesini artırmaya devam etmeyi bekliyor.
Türk Hava Yolları‘nın 2024 yaz uçuşları baz alındığında, İspanya‘dan haftada toplam 84 sefer gerçekleştirdiği, en fazla bağlantının olduğu Barselona ve Madrid’in olduğu, ardından Malaga, Valensiya ve Bilbao’nun geldiği görülüyor.

BM İLE YAKIN İŞ BİRLİĞİ
Türk Hava Yolları, Birleşmiş Milletlerin turizm alanında önde gelen uluslararası kamu kuruluşu olan Dünya Turizm Örgütü (BM Turizm Örgütü) ile yakın iş birliği içerisinde çalışmak ve sürdürülebilir turizmi teşvik etmek için önemli bir mutabakat zaptı (Momerandum of Understanding) imzaladı. Gerçekleştirilen imza törenine Türkiye Cumhuriyeti İspanya Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci’de katılım sağladı.
Bu potansiyel iş birliği ile taraflar, sürdürülebilir turizm uygulamalarını ve havacılığın gelişimi teşvik etmeyi planlıyorlar. Gelişmekte olan destinasyonlarda hava bağlantısındaki ilerlemeleri desteklemek için kamu ve özel sektör iş birliğinin genişletilmesine odaklanılacak. Her iki taraf da kendi alanlarındaki uzmanlıklarından yararlanarak, bilgi alışverişinde bulunarak sürdürülebilir havacılık yakıtı gibi konular üzerinde çalışmalar yapacak.

İmzalanan mutabakat zaptıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, “Sürdürülebilir turizmi teşvik etme ve küresel bağlantıyı güçlendirme yönündeki ortak hedeflerimize ulaşmak için BM Turizm ile stratejik bir ortaklık kurma yolculuğuna çıkmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu potansiyel ortaklık, sürdürülebilir turizme olan bağlılığımızın göstergesi olarak dünya çapında insanları ve kültürleri bir araya getiren küresel bir havayolu olan rolümüzü de vurguluyor” dedi.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü Bağlı Üyeler Direktörü Ion Vilcu ise, “Mutabakatın imzalanmasıyla, sürdürülebilir ve sorumlu turizme olan bağlılığımızı ilerletmek için bir ortaklığa imza atıyoruz. Türk Hava Yolları, turizmin ve kültürel alışverişin desteklenmesinde küresel bir öncüdür. Bu şüphesiz sivil katılımı ve kültürel çeşitliliği teşvik etmemize ve yerel mirası öne çıkarmamıza olanak tanıyacak tarihi bir gün” ifadelerini kullandı.
Türk Hava Yolları ile Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü arasında imzalanan mutabakat zaptı, turizm ve havacılık sektörlerini yönlendirme açısından stratejik ortaklıkların önemini ortaya koymakta olup, her iki kuruluş da yakın iş birliği içinde çalışarak, ortak fayda sağlayacak konularda istişarede bulunarak küresel turizm için daha sürdürülebilir bir gelecek oluşturmayı amaçlamakta.
Sabah’ın haberine göre, Büyükelçi Morris, Türkiye’nin turizm merkezlerini ve Britanya diplomatik misyonlarını ziyaretinin İzmir durağında şu mesajları verdi:
TURİST SAYISINDA REKOR BEKLİYORUZ
Britanya vatandaşları, Türkiye’yi ziyaret eden en büyük üçüncü turist grubu. Bu durum, ülkelerimiz arasındaki stratejik ilişkiler ve güçlü ticaret ortaklığının yanı sıra halklarımız arasında da çok güçlü bağlar olduğunu gösteriyor. Bir turizm merkezi olarak Türkiye’nin harika cazibesini de ortaya koyuyor. 2018’de Türkiye’ye gelen Britanyalı turist sayısı 2 milyon 300 bindi. Bu sayı, 2019’da 2.5 milyonun üzerine çıktı. 2020 ve 2021 yıllarında Kovid küresel turizmi olumsuz etkiledi fakat sonrasında hızlı toparlanma gözlendi. 2022’de 3 milyonu aşkın Britanyalı turist sayısı ile pandemi öncesi seviyelerin çok üstüne çıktık. 2023’te Türkiye’yi 3,81 milyon Britanyalı turist ziyaret etti. Yeni bir rekor kırıldı. Bu yıl dört milyonu aşkın turist ile bir rekor daha kırmayı bekliyoruz.
TÜRKİYE’NİN SUNDUĞU ÇOK ŞEY VAR
Britanya vatandaşlarını Türkiye’ye çeken şey ülkenizin zengin kültürü, doğal güzelliği, harika mutfağı ve ünlü Türk misafirperverliği. İstanbul’un yanı sıra sahil şeridindeki tatil yerler Britanyalılar arasında oldukça popüler. Türkiye’nin sunduğu çok şey var ve Türkiye Turizm Bakanlığı da Türkiye’nin cazibesini farklı bölgelerini de içine alacak şekilde çeşitlendirmeye çalışıyor. Britanyalıların ziyaretlerinin büyük bir çoğunluğu sıkıntısız geçiyor ama bu ziyaretim bana, herhangi bir sorunla baş etmemiz gerektiğinde Türk ortaklarımızın bizimle kurdukları mükemmel işbirliği için kendilerine teşekkür etme fırsatı sunuyor.
TÜRK SAVUNMA SEKTÖRÜ ETKİLEYİCİ
Türkiye ile güçlü bir savunma sanayi ilişkimiz var ve daha fazlasını keşfetmeyi de istiyoruz. Yakın NATO müttefikleri olarak, savunma sanayi işbirliği, liderlerimiz için çok önemli bir konu. KAAN’dan ALTAY’a, TCG ANADOLU’ya, Türkiye’nin büyük programlarındaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Birleşik Krallık’ın ve Türkiye’nin bu alanda sahip olduğu güçlü yönler çoğunlukla birbirini tamamlar nitelikte. Son yıllarda Britanyalı ve Türk firmalar arasında mükemmel ortaklıklar ve gelişmeler yaşandığını görüyoruz ve bu tür ortaklıkların sayısını daha da arttırmak istiyorum.
TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARINI DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ
Eurofighter Typhoon, Birleşik Krallık Kraliyet Hava Kuvvetleri, ortak uluslar ve diğer ülkelerle dünyanın dört bir yanında son derece iyi faaliyet gösteren, oldukça yüksek kabiliyetli bir uçak. Birleşik Krallık açısından, Türkiye güçlü bir ortaklığımız olan yakın bir savunma müttefiki. Birleşik Krallık, Eurofighter tedariki konusunda, bu programa ortak olan diğer ülkelerle birlikte çalışarak, NATO müttefiki olan Türkiye’nin çıkarlarını ve gereksinimlerini desteklemeye devam edecek.
21’İNCİ YÜZYILA YARAŞIR ANLAŞMA
Birleşik Krallık ve Türkiye, şu anda 26,3 milyar dolar seviyesinde, çok önemli bir ticari ilişkiye sahip. Türkiye, Birleşik Krallık’ın en büyük 16’ıncı ticaret ortağı. Ticaretimiz ve yatırımlarımız rekor seviyesinde ve sürekli artan bir hızla büyük iş ortaklıkları kuruluyor.14 Mart’ta, İş ve Ticaret Bakanı Kemi Badenoch ile Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Londra’da yeni ve modernleştirilmiş bir ticaret anlaşması için müzakereleri başlattı. Bu ticaret anlaşması, büyük kısmı 1990’larda görüşülmüş olan ve hizmetler sektörü, dijital teknoloji ve veri gibi kilit alanları kapsamayan mevcut anlaşmanın yerine geçecek.
Bu yeni anlaşma, gerek Birleşik Krallık’ın gerekse Türkiye’nin modern ekonomilerine çok daha uygun bir 21’inci yüzyıl anlaşması olacak. Birleşik Krallık Hükümeti, paydaşların beklentilerini daha iyi anlamak ve gelecek müzakereleri şekillendirmek amacıyla, Ocak ayının başlarında resmi bir kamu yoklaması yaptı. Bu, müzakerelerin resmi olarak başlatılmasında önemli bir adım oldu. Müzakerelerin ilk oturumunu bu yaz yapmayı hedefliyoruz. Ancak, her ticaret anlaşmasında olduğu gibi, müzakereler için kesin ve net bir zaman çizelgesi veremiyoruz. Hızdan ya da sektörlerden çok öze, yani esasa odaklanmak istiyoruz.Görüşmelerin, firmaların en kısa zamanda anlaşmadan faydalanabilmelerini sağlayacak şekilde sonuçlandırılacağı konusunda da umutluyuz.
YAZ AYLARI VİZE BAŞVURULARI
Türkiye’den yapılan öğrenci vizesi başvurularındaki eğilim son 5 yılda önemli ölçüde dalgalanma gösterdi. Kovid salgını ve bunun getirdiği kısıtlamalar nedeniyle dikkate değer değişimler yaşandı. Uzun vadeli öğrenci vizelerinin 2022 ve 2023’te artmaya devam etmesiyle birlikte yukarı doğru bir gidişat var. 2023’te yüzde 30’luk bir artışla, istatistikler bu ilginin yükseliş eğiliminde olduğunu gösteriyor. Vize işlem süreleri, vize türüne ve başvuru sahibinin bireysel durumuna göre değişiyor. Standart vizenin işlenmesi 3 hafta kadar sürüyor. Ağustos ve Eylül gibi öğrenciler başvurularının yüksek hacimli olması ve küresel talep nedeniyle gecikmeler yaşanabiliyor. Operasyonel ekipler, standart işlem süreleri dahilinde işlem yapıyor. Ancak, öğrencilerin vizelerini Eylül ayındaki kurs başlangıç tarihinden önce almalarını sağlamak için yaz aylarındaki büyük hacimli başvurulara hazırlanılıyor.
EĞİTİM İŞBİRLİĞİMİZ VERİMLİ
Birleşik Krallık ve Türkiye arasında eğitim alanındaki işbirliği verimli ve övülmeye değer. Ortak çalışmalarımızı British Council Türkiye’nin yönettiği “Birlikte İngilizce” projesi ve Birleşik Krallık Bilim, Yenilik ve Teknoloji Bakanlığı’nın Uluslararası Bilim Ortaklığı Fonu (ISPF) gibi inisiyatifler aracılığıyla yürütüyoruz. Birleşik Krallık ve İngilizce dil eğitimindeki uzmanlığıyla tanınan British Council, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ile Birlikte İngilizce projesi çerçevesinde bir ortak çalışma yürütüyor. Bu çalışma, İngilizce dil öğrenimi deneyimini ve akademik çıktılarını zenginleştirmeyi amaçlıyor. Uluslararası Bilim Ortaklığı Fonu ISPF, Birleşik Krallık’ın ve Türkiye’nin başarılı yüksek eğitim kurumları ve akademisyenleri arasında ortaklıklar geliştirilmesinde çok önemli bir rol oynuyor. ISPF kapsamında, Araştırma İşbirliği hibe programı ilk çağrısında 133 başvuru aldı ve bunlardan 10’u finansman için seçilecek. İkinci hibe çağrısı, iki ülke arasında ortak projeler, araştırma girişimleri ve bilimsel ilerlemelere odaklanan eğitim programlarına açık olacak.
600 BİNDEN FAZLA ULUSLARARASI ÖĞRENCİ
Birleşik Krallık’a eğitim için giden Türk öğrenciler açısından bakıldığında, Birleşik Krallık üniversiteleri dünya sıralamasında ön sıralarda yer almaya devam ediyor. Birleşik Krallık, dünyanın en iyi beş üniversitesinden ikisine (Oxford Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi) ev sahipliği yapıyor. Bu yüksek kaliteyi, en iyi 50 üniversitenin sekizinin ve en iyi 200 üniversitenin 28’inin Birleşik Krallık’ta olması nedeniyle ülkenin her yerinde görebiliriz. 200’den fazla ülkeden 600 binden fazla uluslararası öğrenci Birleşik Krallık’ta bir yüksek öğretim programında eğitim görüyor.Burada, Türkiye’de, 1988’den bu yana faaliyet gösteren, 2 binden fazla bursiyerin desteklenmesini sağlayan ve ikili ilişkileri olumlu yönde destekleyen Birleşik Krallık hükümetinin burs programı “Chevening” de bulunuyor. Her yıl yaklaşık 23 bursiyer, finansmanı tamamen Birleşik Krallık’a ait bu programa katılıyor. TEV ile yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz yerel ortaklık aracılığıyla bu fırsatı genişletmeyi düşünüyoruz. Buna benzer her türlü eğitim işbirliğinin daha da artmasını hedefliyoruz.
YEŞİL DÖNÜŞÜME FİNANSMAN DESTEĞİ
İklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı varoluşsal zorluklar. Bilim, iklim değişikliğinin en zarar veren etkilerinden kaçınmak için acil ve hızlı ilerlemeye ihtiyaç olduğu konusunda net. Sanayilerin dönüşümünde düşük karbona geçiş süreci, “yatırım, büyüme, istihdam ve ihracat” için bir motor olacak. Yalnızca geçen yıl temiz enerjiye geçişe 1,8 trilyon dolarlık rekor yatırım yapılması bekleniyordu. Birleşik Krallık, yeni ve gelişmekte olan sektörlerde 2030 yılına kadar iki milyon yeni yeşil iş hacmi hedefliyor.
Yeşil dönüşümde, Birleşik Krallık ve Türkiye’de refahı artırmak ve fırsatlardan yararlanmak amacıyla hem kamu hem de özel sektördeki Türk mevkidaşlarımızla yakın işbirliği içinde çalışıyoruz. Birleşik Krallık İhracat Finansmanı (UKEF) Türkiye’deki temiz altyapıyı desteklerken, Birleşik Krallık ihracatçılarının yeni sözleşmeler kazanmasına da yardımcı oluyor. Türkiye son yıllarda dikkate değer ve etkisi yüksek yeni anlaşmalarla UKEF’in en aktif pazarlarından biri oldu. Bunlara, üç yüksek hızlı demiryolu projesi için sağlanan 2,5 milyar Pound üzerinde destek ve 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayan ve Avrupa’daki en büyük güneş enerjisi projesi olan Karapınar’daki güneş enerjisi santrali için verilen 217 milyon Pound üzerinde destek de dahil.
TÜRKİYE GENELİNDEKİ İKLİM PROJELERİYLE İLGİLENİYORUZ
Birleşik Krallık, iklim konusundaki faaliyetleri desteklemek ve iklim etkilerine karşı dayanıklılık oluşturmak amacıyla Türkiye genelindeki projelerle ilgileniyor. Büyükelçilik son yıllarda sıfır atık, yerel uyum, yağmur suyu hasadı ve tarım gibi alanlarda yürütülen projeleri hayata geçirdi. İklim faaliyetlerine yönelik bütüncül bir toplum yaklaşımını teşvik etmeyi, kadınların ve gençlerin iklim politikalarının oluşturulmasına katılımının sağlanmasına yönelik etkinlikler düzenlemeyi amaçlıyoruz. Birleşik Krallık hükümeti, yatırımcılardan finansman sağlamak için Türkiye’de düşük karbonlu projelere kapasite geliştirme desteği sağlayan İklim Finansmanı Hızlandırıcı (CFA) programını finanse ediyor. CFA Türkiye halihazırda 24 projeyi destekledi ve bu yıl dördüncüsünü yürütüyor.
SINIRDA KARBON DÜZENLEMESİ
Aralık 2023’te Birleşik Krallık, 2027 yılına kadar bir karbon sınır düzenleme mekanizmasının (CBAM) uygulamaya konulacağını duyurdu. Birleşik Krallık CBAM, Birleşik Krallık’a ithal edilen emisyon açısından en yoğun sanayi mallarının bazılarına karbon fiyatı uygulayacak. Bu sektörler karbon kaçağı riski taşıyan alüminyum, çimento, seramik, gübre, cam, hidrojen ve demir çelik sektörleri.Malların nerede üretildiğine bakılmaksızın karbon bedelinin ödenmesi istenecek. Birleşik Krallık CBAM, hükümetin karbon kaçağı riskiyle mücadeleye yönelik daha geniş stratejisinin önemli bir parçası olacak. Ancak bu aynı zamanda karmaşık ve yeni bir önlem.
Üreticilerin ve ithalatçıların, uluslararası ticaret ortaklarımızın ve iklim uzmanlarının bu önerilen tasarım hakkındaki görüşlerini anlamak için bir kamu istişare süreci yürütüyoruz.İlgili bütün tarafların son tarih olan 13 Haziran 2024’ten önce katılımını teşvik ediyoruz. Alınan geri bildirimler, etkili ve yürütülebilir olduklarından ve uluslararası yükümlülüklerimizi karşıladığından emin olmak için Birleşik Krallık CBAM’ın tasarımında dikkate alınacak. Hükümetin bu önlemi getirmesindeki amacı, Net Sıfır Stratejimiz doğrultusunda, daha az karbon yoğunluklu üretim yöntemlerine geçişi teşvik etmeye yönelik Birleşik Krallık politikalarının, net küresel emisyonlarda bir artışa yol açmamasını sağlamak. Bu, geliri artırmak veya uluslararası ticareti etkilemek anlamına gelmiyor. Küresel karbonsuzlaştırmayı desteklemek için enerjik bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Birlikte, Birleşik Krallık CBAM’ı başarıya ulaştırabilir, karbon kaçağı riskinin üstesinden gelebilir ve iddialı iklim hedeflerimize ulaşabiliriz.
AFETTE GÜÇLÜ DAYANIŞMA
6 Şubat 2023’te, Türkiye’nin güney ve doğu illerini vuran yıkıcı ve trajik depremlerden hemen önce Türkiye’de göreve başladım. Can kaybı korkunçtu. Bu büyük felaketten etkilenen insanlar hep aklımda olacak. Depremlerin ardından uluslararası toplumun desteği, Türkiye ile olan güçlü dayanışmanın bir göstergesiydi. Biz de katkıda bulunmaya kararlıydık ve dayanışmamızı sürdürmekteyiz.
KÜLTÜREL BAĞLAR
Ülkelerimizi birbirine bağlayan çok şey var. Geçtiğimiz yıl 23 Mayıs’ta Şampiyonlar Ligi Finali için İstanbul’daydım ve Manchester City’nin ilk kez kupayı kaldırmasını izledim. Çay sevgimiz de ortak ama Türkiye’nin dünyanın en büyük çay tüketicisi olduğunu bilmiyordum. İnsanların insanlar için önemini ve kültürel bağları asla unutmamalıyız. İngiliz Kültür’ün bu alandaki çalışmaları özellikle önemli. Birleşik Krallık’ta okumak için Chevening Burs programına başvuranların sayısının arttığını görmek de harika. Türkiye’de bir çok şehre gittim ama keşfedeceğim daha çok şey olduğunu biliyorum. Türkiye, yaşadığım her yeni deneyimle beni etkilemeye devam ediyor. Burada yaşama fırsatım varken bu güzel ülkenin sunacaklarını görmek için her fırsatı değerlendirmek istiyorum.
]]>“TEKNOLOJİ TRANSFERİ VE GİRİŞİMCİLİK ALANINDA İŞBİRLİĞİ FIRSATLARINI DEĞERLENDİRDİK”
Bakan Kacır basın toplantısında, “Yüksek Düzeyli Diyalog, ikili ilişkileri daha odaklı bir şekilde, en üst seviyede ele almayı amaçlayan bir mekanizma. AB ile ikili ilişkilerimizi en ileri seviyede ele alarak önemli ve kapsamlı bir gündem etrafında verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Bilim ve teknoloji politikalarından, sanayinin yeşil ve dijital dönüşümüne; ülkemizin AB fonlarından daha etkin yararlanmasından bilim ve Ar-Ge ile ilgili AB yapılarına katılımımızın artması yönünde önemli konularda istişarelerde bulunduk. Ülkemizin Avrupa Araştırma Alanı’na entegrasyonunu artırabilmek amacıyla önerilerimizi ve iyi uygulama örneklerimizi karşılıklı olarak paylaştık. Bilim, teknoloji ve inovasyon politikalarımızdaki önceliklerimizi ortaya koyduk. Yeşil ve dijital dönüşüm alanında son dönemde kaydettiğimiz gelişmeleri paylaştık. İkiz dönüşümde ortak hedeflerimizin gerçekleştirilmesi için Ufuk Avrupa ve Dijital Avrupa başta olmak üzere birlik programlarıyla, Katılım Öncesi Yardım Aracı arasındaki sinerjinin artırılması gerekliliğini ele aldık. Son olarak inovasyon ekosistemlerimizin entegrasyonunu sağlamak amacıyla teknoloji transferi ve girişimcilik alanında işbirliği fırsatlarını değerlendirdik” ifadelerini kullandı.
“486 PROJE ARACILIĞIYLA 243 MİLYON AVRO HİBE DESTEĞİNİ TÜRKİYE’YE KAZANDIRDIK”
‘Milli Teknoloji Hamlesi’ doğrultusunda, Ar-Ge ve inovasyon altyapısını güçlendirilerek teknolojide öncü Türkiye’nin inşa edildiğini vurgulayan Bakan Kacır, “Bilimde, teknolojide ve inovasyonda uluslararası iş birliklerini bu vizyonun olmazsa olmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu bakış açısıyla; araştırmacılarımıza, girişimcilerimize, sanayicilerimize ve KOBİ’lerimize Avrupalı diğer ortaklarıyla beraber çalışma imkânı sunan AB Programlarına katılımı ve bu programların sunduğu imkanlardan en üst düzeyde yararlanmayı stratejik öncelik olarak belirledik. 2003 yılından bu yana aktif olarak yer aldığımız AB Araştırma ve yenilik Programlarında son yıllarda elde ettiğimiz başarılar, Türkiye’nin Avrupa araştırma ve inovasyon ekosisteminin önde gelen paydaşları arasında olduğunu gösteriyor. Türk araştırmacılar ve yenilikçi firmalarımız; bu programlardan etkin şekilde faydalanmamızda en fazla katkı sağlayan aktörlerdir. Araştırma ve inovasyon alanında, Avrupalı diğer ortaklarımızla somut iş birliğimizin örnekleri arasında dünyanın en büyük sivil Ar-Ge programı Ufuk Avrupa’da ülkemizin elde ettiği başarılar yer alıyor. 2021 – 2027 yıllarını kapsayan Ufuk Avrupa Programında; 2021 yılından bu yana bin 107 Türk yürütücünün dâhil olduğu 486 proje aracılığıyla; 243 Milyon Avro hibe desteğini Türkiye’ye kazandırdık. Buna ilave olarak, çok ortaklı projelerde koordinatör olarak yer alan kuruluş sayısını da 40’a yükselttik. 700 milyon Avro’yu aşan fon büyüklüğüyle yeşil ve dijital dönüşüm başta olmak üzere, Ar-Ge, teknoloji transferi ve ticarileştirme projelerini destekleyen Katılım Öncesi Yardım Aracı IPA, AB – Türkiye arasındaki bilim, teknoloji ve inovasyon işbirliğini kuvvetlendirmede kilit rol üstleniyor” dedi.
“VİZE MUAFİYETİNİN KRİTİK ÖNEME HAİZ OLDUĞUNU BELİRTMEK İSTİYORUM”
Türkiye’nin Ar-Ge ve teknoloji ekosistemi, nitelikli nüfusu ve yenilikçi girişimcileriyle Avrupa’nın kalbinde yer aldığının altını çizen Kacır, “Avrupa ve Türk Araştırma Alanının entegrasonunu sağlamak adına somut işbirliği mekanizmaları geliştiriyoruz. Bu mekanizmaları ve programları sadece ülkemize kazandırdığımız fon ve finansal olanaklar olarak değerlendirmiyoruz. Aynı zamanda Türk ve diğer Avrupalı paydaşları bir araya getiren, birlikte çalışmaları için fırsat sağlayan yapılar olarak görüyoruz. Bu nedenle; Türk araştırmacılarımızın, mühendislerimizin ve yenilikçi firmalarımızın diğer Avrupalılarla birlikte çalışmalarını; teknoloji ve Ar-Ge transferlerini kolaylaştırmak adına yapay engelleri kaldırmamız elzemdir. Avrupa’nın inovasyon ve teknoloji ekosistemine dinamizm ve ivme kazandıran genç araştırmacılarımız ve girişimcilerimiz için vize muafiyetinin kritik öneme haiz olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum. Aynı zamanda Gümrük Birliğinin mevcutta yaşanan sıkıntılar ve küresel ticarette yaşanan gelişmeler dikkate alınarak revizyonu, Türkiye ile AB arasında karşılıklı ticaretin ortak fayda temelinde daha ileriye taşınması için bir zorunluluk halini almıştır. Bu kapsamda Avrupalı ortaklarımızla karşılıklı somut girişimlerimiz ve çalışmalarımız devam edecek. Türkiye’nin AB ile sürdürülebilir, güçlü, tam üyelik hedefiyle uyum içinde olan, bilimsel ve teknolojik işbirliğine dayalı taahhüdü, karşılıklı ilerleme ve ortak refah elde etmeye yönelik gösterdiği özverinin bir kanıtıdır” diye konuştu.
“SON 20 YILDA PROGRAMLARIMIZDAN 743 MİLYON AVROLUK DESTEK ALINDI”
Basın Toplantısında konuşan AB Komiseri Iliana Ivanova ise, “Bugün burada araştırma, yenilik, eğitim konularında yeşil ekonomiye geçişte ne kadar kritik bir rol oynadıklarını görüşüyoruz. Bu bizim ülkelerimiz, halklarımız ve gezegenimiz için son derece önemli. Avrupa Birliği’nin IPA Avrupa programı son derece önemli ve bunun Avrupa Yenilik Konseyi, Avrupa Araştırma Konseyi, Avrupa Yenilik ve Teknoloji Konseyi bileşenleriyle son derece yakın çalışıyoruz. Ayrıca IPA katılımı öncesi yardım aracında bütün girişimlerimizi destekliyor. Bu diyalogda bazı çok önemli kilometre taşlarını gündeme getirdik. Bilim insanları ve Türkiye’den yenilikçiler son 20 yıldır gayet rekabetçi bir araştırma ortamında programlarımızdan 743 milyon Avroluk destek aldılar. Ayrıca biz Avrupa Komisyonu’nun bu yıl Türkiye ağını koruyacağız. Türkiye’nin özellikle sanayi ortaklıklarında özellikle de bu noktada endüstriyel karbonsuzlaştırma konusundaki aktif rolünün altını çizdik. Bunun dışında akıllı şehirler ve okyanuslar, sular konusundaki çalışmalarımızın altını çizdik. Bunun dışında Avrupa Komisyonu’nun en önemli yol haritalarından biri olan bölgesel akıllı uzmanlaşma stratejilerini görüştük. Bu açıdan baktığımızda yerel ekosistemler, kamu ve özel sektörü, sivil toplumu bir araya getiriyoruz ve katılım öncesi yardım desteği hiç şüphesiz bu ortaklığımızı çok güçlendirdi. 2007’den beri 700 milyondan fazla yatırım gelmesini, teknoloji transferi ve yenilikçi tedbirleri desteklemesini sağladı. Aynı zamanda bu çabalar çığır açıcı, yıkıcı teknolojilerin devreye girmesiyle kentlerimizin, endüstrilerimizin daha insan odaklı, daha dirençli, daha sürdürülebilir olmasını sağlıyor. Ağlar açısından baktığımızda, bilim ve teknolojiyle işbirliği ve araştırmacılarımızı biraraya getiriyor araştırmaları destekliyor. Araştırma programı, eğitim, beceri ve araştırmacıların hareketliliğini destekliyor ve uluslararası doktora programlarına destek veriyor. Bugün diyalogumuz bizim için çok ender bir fırsat. Çünkü bu sayede dijital eğitim ve girişimcilik becerilerindeki ortak çalışmalarımızda gözden geçiriyoruz” diye konuştu.
]]>“30-40 KİLOMETRE DERİNLİĞE İNİLEREK “GÜVENLİ HAT” OLUŞTURULACAK”
gazeteci Selvi muhtemel operasyona ilişkin “Türkiye, 90’lı yıllardan bu yana Irak’ta PKK’ya yönelik harekâtlar düzenliyor. Ama bu kez farklı bir konsept söz konusu. O da sadece bir kara harekâtı yapılmayacak. Irak merkezi yönetimiyle varılan uzlaşma sonucunda 378 kilometrelik Irak sınırımızdan 30-40 kilometre derinliğe inilerek ‘güvenli hat’ oluşturulacak.” ifadelerini kullandı.

Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi’nin bölgede yaşanan kritik gelişmeler, konjonktür ve muhtemel operasyonu yazdığı ‘Adım adım PKK’ya harekât geliyor’ başlıklı yazısı;
SİYASETTE önemli gelişmeler var.
Ama bu benim Irak’a yapılacak olan harekât konusuna eğilmeme engel olamadı. Çünkü çok kritik bir sürecin içinden geçiyoruz. Türkiye ile Irak ilişkilerinde çok iyi bir ivme yakalandı. Sadece güvenlik değil, ekonomik ilişkilerin de konuşulduğu bir iklime girildi.
İRAN TOPUK DİKENİ
Ama söz konusu Irak olunca bir gözünüzün de İran’ın üzerinde olması gerekiyor. Maalesef ki İran birçok başlıkta karşımıza engel çıkarıyor. İran hem Irak hem Suriye konusunda ‘topuk dikeni” gibi.
İran faktörünün altını çizdikten sonra önemli başlıklara maddeler halinde değinmek istiyorum.
1- ORTAK HEYET TOPLANTISI
14 Mart’ta Bağdat’ta, Türk ve Irak heyetleri arasında verimli bir toplantı yapılmıştı.
Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın temsil ettiği toplantıya Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Irak Savunma Bakanı, Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı, Haşdi Şabi Komisyonu Başkanı, İstihbarat Teşkilat Başkanı Vekili ve IKBY İçişleri Bakanı katılmıştı.
Irak’la ortak toplantı sürecini başlatan ilk adım 19 Aralık’ta Ankara’da atılmıştı. Bağdat’taki toplantının ardından ise Türkiye-Irak heyetinin üçüncü kez, 1 hafta 10 gün içinde Türkiye’de bir araya gelmesi bekleniyor.

2- PKK’NIN TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK İLAN EDİLMESİ
Irak’la ilişkilerimizde, PKK ile mücadele en önemli başlıklardan birini oluşturuyor. PKK, Türkiye’ye karşı faaliyetlerini Irak’ta yürütüyor ama Irak tarafından terör örgütü olarak kabul edilmiyor.
PKK’nın terör örgütü olarak kabul edilmesi konusunda önemli bir ilerleme sağlandı.
3- SIRA MECLİS’TE
Irak’taki toplantıdan sonra yayınlanan bildiride, PKK iki ülke için ortak tehdit olarak tanımlandı. Türkiye’yi memnun eden bu karar, 1 ay önce Irak’ın MGK’sı olarak işlev gören Irak Güvenlik Konseyi tarafından alınmıştı.
Şimdi sırada PKK’nın terör örgütü ilan edilmesi var. Bunun için Meclis’te karar alınması gerekiyor. İran’ın bunu engellemeye çalıştığı söyleniyor ama olumlu hava böyle devam ederse Irak Meclisi’nden PKK’nın terör örgütü olarak ilan edilmesi kararının çıkması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretinde bu konuda bir anlaşmaya varılması beklentiler arasında yer alıyor.
ERDOĞAN’IN IRAK ZİYARETİ
Şimdi gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak’a yapacağı ziyarete çevrilmiş durumda. 14 Mart’ta, Bağdat’taki toplantıda bu ziyaretin detaylarının konuşulduğu söyleniyor. Ortak bildiride Erdoğan’ın ziyaretine ilişkin bölümün Irak heyeti tarafından önerildiği dikkate alınırsa Bağdat’ın bu ziyarete ilişkin beklentisinin büyük olduğu anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nisan ayının son haftasında Bağdat’ı ziyaret etmesi bekleniyor.
Erdoğan’ın 12 yıl aradan sonra yapacağı Irak ziyareti, iki ülke ilişkilerinin “taçlandırılması” açısından kritik öneme sahip olacak. Erdoğan’ın ziyaretiyle birlikte iki ülke ilişkilerinde bir “sıçrama” sağlanması umut ediliyor.
4- ORTAK KOMİTELER
Irak’taki toplantıda ticaret, tarım, enerji, su, sağlık ve ulaştırma alanlarında münhasıran çalışacak ortak komitelerin oluşturulması kararlaştırılmıştı. Bu konuda çalışmalar başladı. Komitelere bakanlar başkanlık edecek.

5- STRATEJİK ORTAKLIK
Türkiye ayrıca Irak’la ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine yükseltmeyi amaçlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti o anlamda önemli olacak. Mevcut olan Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey tekrar işlevsel hale getirilecek.
6- HAŞDİ ŞABİ TOPLANTIDA
Bağdat’taki toplantı sonrasında yayınlanan bildiride Haşdi Şabi’nin de yer alması sürpriz sayıldı. Ama Haşdi Şabi Başkanı Felah Feyyad, 19 Aralık’ta Ankara’da yapılan toplantıda da yer almıştı.
Bunun bir de öncesi var. Haşdi Şabi Başkanı Felah Feyyad daha önce Türkiye’ye davet edilmişti. Hem Dışişleri Bakanı Hakan Fidan hem MİT Başkanı İbrahim Kalın’la görüştü.
7- BAFEL TALABANİ İLE GÖRÜŞÜLÜR MÜ
Irak’ta merkezi yönetim ile Barzani ailesinin kontrolündeki Erbil yönetimiyle ilişkilerimiz iyi. Ancak İran faktörü ve onun kontrolündeki Bafel Talabani’nin Süleymaniye’de PKK’ya alan açması Türkiye’yi rahatsız ediyor. Zaten bu rahatsızlık Cumhurbaşkanı Erdoğan düzeyinde ifade edilmişti.
MİT, son 2 ay içerisinde Süleymaniye’de 3 PKK yöneticisini etkisiz hale getirerek Bafel Talabani’ye gereken mesajı verdi. Ayrıca Arbat Havaalanı’ndaki PKK’nın dron üretim üssünün havaya uçurulması da bir uyarıydı.
ABD ve İran’ın desteğiyle PKK ile ilişkilerini sürdüren Bafel Talabani’nin bir yandan da Türkiye ile ilişkiler kurmak için çaba içinde olduğu öğrenildi.
Bafel Talabani’nin çeşitli aracılar vasıtasıyla ilettiği görüşme talebi “PKK’ya desteği kesmediği sürece görüşmeyiz” denilerek geri çevrilirken, kardeşi Kubat Talabani ile görüşülüyor.

FOTOĞRAF DAHİ ÇEKTİRMEYİZ
Bafel Talabani, Ankara’nın şimşeklerini üzerine çekmiş durumda. Öyle ki, “Bafel Talabani ile fotoğraf dahi çektirmeyiz. Çünkü bu onu meşrulaştırır. PKK’ya desteğini çekmediği sürece Bafel Talabani’yi meşrulaştıracak bir görüşme yapmayız” ifadesi kullanılıyor.
8- ORTAK HAREKÂT MERKEZİ
PKK ile mücadele anlık takibi gerektiriyor. O nedenle Irak’la birlikte “Ortak Harekât Merkezi” kurmak istiyoruz. Çünkü PKK sadece bizim için değil, Irak için de tehdit oluşturuyor.

9- PKK’YA OPERASYON
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. Bu yazın Irak sınırımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız” diyerek Irak harekâtının sinyalini vermişti.
Türkiye, 90’lı yıllardan bu yana Irak’ta PKK’ya yönelik harekâtlar düzenliyor. Ama bu kez farklı bir konsept söz konusu. O da sadece bir kara harekâtı yapılmayacak. Irak merkezi yönetimiyle varılan uzlaşma sonucunda 378 kilometrelik Irak sınırımızdan 30-40 kilometre derinliğe inilerek “güvenlik hat” oluşturulacak.

ORTAK HAREKÂT KONSEPTİ
Planlanan harekâtı farklı kılan unsurlardan birini ise “ortak harekât” konsepti oluşturacak. Harekâtla dağlık alandan Gara bölgesinin altındaki düz ovaya inilecek. Önceden sınırlarımızın ötesinde kurulan üs bölgelerinden Irak’ın içine doğru PKK faaliyetleri takip ediliyordu. Bu kez Gara’yı da içine alacak 30-40 kilometre derinlikteki güvenlik hatından sınırımıza doğru emniyetli bir kuşak oluşturulmuş olacak. Bunu yaparken de Erbil yönetimi ile Irak merkezi hükümeti ve Haşdi Şabi’nin de desteği sağlanacak.
O nedenle diyorum ki, bu kez PKK’ya yönelik operasyonların anası geliyor.
Altan, Romanya’nın başkenti Bükreş’te, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) koordinesinde, “Türkiye-Romanya Medya Buluşması”nın ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yarın yapacağı Romanya ziyareti öncesi AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Romanya ve Türkiye’nin tarihsel ilişkilere sahip olduğuna işaret eden Büyükelçi Altan, iki ülkenin “dost ve müttefik” olduğunu söyledi.
AVRUPA ÜLKESİNDEN TÜRKİYE’YE BAYRAKTAR TB2 İÇİN ORTAKLIK TEKLİFİ
Altan, Türkiye’nin Romanya’nın bağımsızlığını tanıyan 2. ülke olduğunu hatırlatarak, “146 yıllık bir ilişki serüveninde tamamen dostluğa dayanan bir ilişkimiz var.” ifadesini kullandı.
2004’te Romanya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin destek verdiğini vurgulayan Altan, şöyle devam etti:
“NATO’ya üyelik sürecinde cumhurbaşkanlarımız arasında çok yoğun bir ziyaret ve temas trafiği yaşanmış. Akabinde 2011’de ilişkilerimizin yeni aşamaya taşınmasına karar verilmiş ve stratejik ortaklık tesis edilmiş. 2013’te de bu stratejik ortaklığı uygulanmasına yönelik bir eylem planı üzerinde karar alınmış. Bugüne geldiğimizde gerçekten Romanya, Balkanlar’da Türkiye’nin en büyük ortaklarından bir tanesi. İki ülke de NATO müttefiki.”
“ROMANYA HAVA SAHASINI, RUMEN UÇAKLARLA BİRLİKTE KORUYORUZ”
İki ülke arasında Karadeniz’den komşuluk ilişkisinin, ticari ve askeri ilişkilerin son derece üst seviyede olduğunu belirten Altan, şu ifadeleri kullandı:
“Şu anda NATO hava polisliği çerçevesinde yaklaşık 80 kadar askeri personel ve 4 adet F-16’mızla Romanya hava sahasını, Rumen uçaklarla birlikte koruyoruz. Biliyorsunuz, Karadeniz’in çevresinde şu anda savaş da yaşanıyor, Ukrayna’da ve Karadeniz’de ciddi şekilde bir serseri deniz mayını tehdidi var. Bu herkesi etkiliyor. Ortak bir tehdit.
Bu çerçevede, Türkiye’nin girişimiyle Rumen ve Bulgar müttefiklerimizin de katılımıyla bu serseri deniz mayınlarını tespit ve gerektiği takdirde imha bağlamında ortak bir operasyon yapılmasına karar verildi. 11 Ocak’ta İstanbul’da yapılan bir törenle bunun mutabakat muhtırası da imzalandı.”
Altan, iki ülkenin NATO bünyesinde ikili manada birçok işbirliği projesinin ve üst düzey ziyaretlerin devam ettiğini dile getirdi.
“İKİ ÜLKE ARASINDA TİCARİ İLİŞKİLER HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”
Bakan Fidan’ın Bükreş’e geleceğine değinen Altan, Romanya’nın Türk savunma sanayisi ürünlerine ilgisinin olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“2023’te Romanya, 18 tane silahlı insansız hava aracımızı, Bayraktar TB2’yi satın aldı. Bunların teslimatları tabii bu sene, önümüzdeki senelerde sürecek. Onun haricinde de bu alanda devam eden birtakım ihaleler var. Bunlara firmalarımızın ilgisi var ve aslında Türk firmalarının, Romanya özelinde artık Rumenlerin bizim için son derece yakın bir müttefik olmasından da kaynaklanan bir husus. Romanya’nın, bu ürünleri ortak üretim talebi de var.”
Altan, iki ülke arasında ticari ilişkilerin her geçen gün arttığını, 2023’te 11 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını aktararak, “İki ülke ticaret hacminde ilk hedefimiz, 2025 itibarıyla 15 milyar dolar, bir sonraki hedefimiz de 20 milyar dolar.” dedi.