Ekranlarda yer alan birçok başarılı projede rol alan güzel oyuncu Melisa Şenolsun, Masumlar Apartmanı dizisinde canlandırdığı ‘Rüya’ karakterini canlandırmıştı.
“Aşk Evlilik Boşanma” dizisi için anlaşma sağlayan Şenolsun yeni sezon öncesi tatile çıktı.
Renkli bikinisi ile havuz kenarında poz veren Melisa Şenolsun, iddialı pozlarını deniz kızı ve güneş emojisi ile paylaştı.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Murat Yıldırım, yeni sezonun iddialı dizisi Gizli Bahçe ile anlaşma sağlamıştı.
GÖZÜNDEN AMELİYAT OLDU
Recai Karagöz’ün yönettiği dizide Demir adlı karizmatik bir mimara hayat verecek olan Murat Yıldırımdizi çekimlerine başlamışken küçük bir operasyon için ameliyat masasına yat,tı.
Seti rahatsızlığı yüzünden bir hafta durduran Yıldırım’ın yeniden sağlığına kavuşup yakında sete dönmesi bekleniyor.
İstanbul’un yanı sıra ilk bölüm sahnelerinin bir kısmı Fas ve Kıbrıs’ta çekildi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu Aydemir Akbaş’ın ardından bir isim daha aramızdan ayrıldı…
Unutulmaz ‘Hababam Sınıfı’ filminde ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan Tuncay Akça (60) kalp krizi geçirdi.
KALP KRİZİ NEDENİYLE YAŞAMINI YİTİRDİ
Ünlü oyuncu kalp krizi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti.
Akça’nın ölüm haberini menajeri Kıvanç Terzioğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.

SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
Öte yandan Akça’ya sevenleri son görevini yerine getirdi.
Hababam Sınıfı’nda ‘Bacaksız’ rolüyle tanınan oyuncu Tuncay Akça, Üsküdar Şakirin Camii’nde son yolculuğuna uğurlandı.
Akça’nın cenazesine Hababam Sınıfı’ndaki rol arkadaşları Ahmet Arıman ve Teoman Ayık da katıldı.
Törene Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, sinema oyuncuları Ahmet Arıman ve Teoman Ayık ile birlikte Akça’nın ailesi, rol arkadaşları ve çok sayıda seveni katıldı.
Tuncay Akça’nın cenazesi, ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

“ÇOK GÜZEL HATIRALAR BIRAKTI BİZE”
Cenaze töreninde konuşan Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, “Türk sinemasının en büyük özelliği gerçekten çok sıcak duygular yaşattılar bize. Çok sıcak yapımlardı, mahalle duygusu, aile duygusu. Bunu inşa eden tabi ki başrol oyuncularıydı ama yan rollerimiz belki de onlardan bile daha önemliydi. Bunun da tabi ki Tuncay Bey çok güzel bir örneğiydi. Çok güzel hatıralar bıraktı bize” dedi.
“ÇOK GÜZEL HATIRALAR BIRAKTI BİZE”
Cenaze töreninde konuşan Birol Güven, “Biliyorsunuz ki Türk sinemasının en büyük özelliği gerçekten çok sıcak duygular yaşattılar bize. Çok sıcak yapımlardı, mahalle duygusu, aile duygusu. Bunu inşa eden tabi ki başrol oyuncularıydı ama yan rollerimiz belki de onlardan bile daha önemliydi. Bunun da tabi ki Tuncay bey çok güzel bir örneğiydi. Çok güzel hatıralar bıraktı bize. Ne diyelim hayat böyle, biraz genç yaşta kaybettik kendisini. Mekanı cennet olsun” diye konuştu.

“HALKIMIZIN ÇOK SEVDİĞİ, ÇOK DÜZGÜN BİR İNSANDI”
Sinema oyuncusu Ahmet Arıman, “Çok kötüyüz, ben hala şoktayım. Hala daha bir şey atlatamadım gibi hissediyorum. Biz bugün yemeğe gidecektik onunla beraber. Sabahleyin gelen haberle biz mahvolduk. Öyle bir hastalığı tamam ama hastaneye yatması gibi bir durum yoktu yani. Bizim her gün beraber olduğumuz, her gün işlere gittiğimiz mesai arkadaşımız, çok yakın birisi bizim için. Halkımızın çok sevdiği bir insan, çok sevdiği çok düzgün bir insandı” dedi.

“ÇOCUKLUĞUNDAN BERİ FİLMLERDE YER ALIYORDU”
Akça’nın rol arkadaşı Teoman Ayık ise, “Tuncay benim için çok değerli ama Türk sineması için de değerli bir arkadaşımızdı. Türk sinemasından bence bir yıldız kaydı. Çocukluğundan beri filmlerde yer alıyordu. Bizim birlikte kurduğumuz Yeşilçam grubu da vardı. O grupla önümüzdeki hafta programımız vardı, 2 gün önce buluştuk ama kısmet değilmiş” dedi.

TUNCAY AKÇA KİMDİR?
16 Aralık 1963 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Tuncay Akça, Hababam Sınıfı’nda “Bacaksız” lakaplı rolü ile tanındı.
Yol Filminde Yusuf karakterini oynadı. 1995-2002 yılları arasında ise Bizimkiler dizisinde manav Adem rolüne hayat verdi.


Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeni sezon öncesi hazırlıklarını Avusturya’nın Geinberg bölgesinde sürdüren Süper Lig’in son şampiyonu Galatasaray’da Uruguaylı orta saha Lucas Torreira, Demirören Haber Ajansı’na (DHA) özel açıklamalarda bulundu. Şampiyon olmanın önemine değinen Lucas Torreira, “İki sene üst üste şampiyon olduk. Şampiyon olmanın kulüp ve taraftar olarak ne kadar önemli olduğunu biliyorduk. Gerçekten çok mutluyuz. Bazen zamanda durup düşünmek gerekiyor. Bütün bu iki sene boyunca neler olduğunu düşünmek gerekiyor. Kısa zamanda bu başarılar gerçekten beni çok mutlu ediyor. Her andan çok büyük keyif alıyorum” şeklinde konuştu.
“FENERBAHÇE DE BÜYÜK BİR TAKIM”
İkinci şampiyonluğun ilkine göre daha zor kazanıldığını ifade eden Torreira, “Bence sonuncu gerçekten çok zordu. Çünkü son maça kadar kaldı. İlk sezonda daha öncesinde şampiyon olmuştuk. Fenerbahçe ile oynadığımız maçta şampiyonluğumuzu ilan etmiş bir şekilde oynadık. O zaman farklı bir rahatlıkla oynadık tabii ki. Bu sene kazandığımız şampiyonluğun ise farklı bir tadı vardı çünkü bunu son maçta kazandık. Maalesef evimizde Fenerbahçe’ye karşı oynadığımız maçı kazanıp da kutlayamadık. Taraftarımızın ve bizim isteğimiz buydu aslında. Fakat futbol böyledir. Bazen büyük rakiplere karşı oynarsınız. Fenerbahçe de büyük bir takım. Kesinlikle altını çizmek istiyorum. Her zaman burada saygıyı eksik etmemek lazım. Benim için en önemlisi ikincisi diyebilirim. Daha zor olan oydu” diye konuştu.
“TÜRK FUTBOLU İÇİN BU TARZ ŞEYLERİN OLMAMASI LAZIM”
Fenerbahçe’nin Süper Kupa mücadelesine U19 takımı ile çıkması üzerine yorumlarda bulunan Uruguaylı orta saha, “Gerçekten neden öyle bir şey oldu, nasıl bu noktaya gelindi ve Fenerbahçeliler ne yaptı tam olarak öncesini bilmiyorum. Önceki haftada birçok seçeneğin olduğunu biliyorum. Biz sadece konsantreydik. O maç için hazırlıklarımızı yaptık. Hem ülke için hem de o şehir için de önemli olduğunu düşünüyorum. Maalesef olan oldu. Biz bir kurum olarak basitçe kendimizi orada oynamak için hazırlamıştık ve geldik. Orada U19 ile çıkmaya karar verdiler. O anda bizim içimizden geldi diyebilirim. Orada alkışlamamız gerektiğini düşündük çünkü gençler de sabah maça çıkmışlardı. Çok önemli bir efor sarfettiklerine inanıyorduk. Kararlar maalesef başkaları tarafından alınıyor. Onların çıkması gerekti. Biz daha sonrasında kupayı kaldırdığımız için mutluyduk. Onu kutladık ve daha sonrasında oraya gelen insanlar için bir antrenman yaptık. Türkiye gibi bir futbol ülkesi için çok önemli. Aynı zamanda bir sürü insan o şehirde maçı izlemeye gelmişti. Onlar için de önemliydi. Bence bu tarz şeylerin olmaması lazım. Ben daha önce görmemiştim zaten. Umarım tekrardan olmaz. Sadece Galatasaray veya Fenerbahçe için değil. Türk futbolunun ve genel olarak futbolun iyiliği için” dedi.
“İNSANLARIN BANA SEVGİYLE YAKLAŞIYOR OLMASI MUTLU EDİYOR”
Takımın içerisinde önemli bir oyuncu olduğuna inandığını söyleyen 28 yaşındaki oyuncu, “Beni her zaman mutlu eden bir şey. Her zaman söylüyorum. İnsanların bana sevgiyle yaklaşıyor olması mutlu ediyor. Kendimi gerçekten güçlü hissetmemi ve bu şekilde devam etmemi sağlıyor. Sahanın içinde veya dışında aldığım bütün kararlarıma daha da adanmış olmamı sağlıyor. Takımın içerisinde önemli bir oyuncu olduğuma inanıyorum. Bu kendimi vermiş olmamdan, çalışmamla ve formaya duyduğum saygıdan olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda da insanların bana sevgiyle yaklaştığını ve bunun da bir parçası olduğunu biliyorum. Sizlere de gerçekten çok teşekkür etmek istiyorum. Oyuncuların arkasında işleriyle ilgilenen ve onlara yardımcı olmaya çalışan birçok insan var. Onların da her zaman önemli olduğunu düşünüyorum. Onların da sevgisine bir karşılık vermek gerektiğine inanıyorum. Tabii ki hocamızın ve teknik ekibimizin bizlere yardımcı olması, destek olması, her maçta rahat bir şekilde çıkabiliyor olmam, hata yapmama izin veriliyor olması ve tekrardan oynama şansımın olması benim için çok önemli. Birçok oyuncu değişiyor tabii. Sadece orta sahada değil, farklı pozisyonlarda yıldan yıla yeni oyuncular geliyor ve gidiyor. Bu bir adaptasyon meselesi. Önemli olan hocanın ne istediğini anlamak, hafta boyunca neleri yapmamızı istiyor onları iyi bir şekilde kavrayıp sahaya yansıtmak ve takım arkadaşlarıma hücumda veya savunmada yardımcı olabilmek” ifadelerini kullandı.

“TAMAMEN TAKIMIM İÇİN OYNUYORUM VE HOCAM DA BENDEN NE İSTERSE HAZIRIM”
Mevki ayırmaksızın sadece sahada olmak istediğini ifade eden Lucas Torreira, sözlerine şöyle devam etti:
“Ben her zaman ilk 11 olmak istiyorum. 6-8-10 oynarım o önemli değil. Sahanın herhangi bir yerinde oynamak benim için tamam. Tamamen takımım için oynuyorum ve hocam da benden ne isterse hazırım. Tabii daha çok rahat ettiğim yer orta saha diyebilirim. Fakat benim için gerçekten önemli olan dengeyi sağlayabilmek. O sahanın içerisinde savunma ile hücum arasında bir bağlantı olabilmek. Kaan ile Şampiyonlar Ligi’nde oynamıştık. Birbirimizi gerçekten iyi tamamladık. Gerçekten iyi anlıyorduk birbirimizi. Sahanın içerisindeki alanları kaplamayı iyi biliyorduk. Kerem ile de çok iyi anlarımız oldu. Berkan ile de öyle. Bazen Sergio ile birlikte oynadığımızda da öyleydi. Herhangi bir oyuncu tipiyle oynadığım zaman olabildiğince onlara destek olmak istiyorum. Herhangi bir oyuncuyla oynarken hiçbir problemim olmuyor. Tabii ki de benim için önemli olan takımıma yardımcı olabiliyor olmam. Hücumda veya savunmada olsun bu her zaman için geçerli.”
“FRED BİZİM TARAFIMIZDA OYNUYOR OLSAYDI ÇOK GÜZEL OLURDU”
Fenerbahçe’nin Brezilyalı orta sahası Fred’in Süper Lig’de en iyi oyunculardan biri olduğunu dile getiren Lucas Torreira, “Gerçekten büyük bir şans aslında Türkiye’de oynuyor olması. Maalesef rakip takımımızda oynuyor. Ama yine de onunla oynamak, oynuyorken görmek bizim için bir keyif oluyor. Fenerbahçe’ye ne kadar kendini verdiğini biliyoruz. Geçtiğimiz sezonun en iyi oyunculardan biri tanesi olduğunu da biliyoruz. Çok güzel olurdu tabii ki de bizim tarafımızda oynuyor olsaydı. Fakat bugün bizim karşımızda ve biz onun karşısına çıkmakta da motive oluyoruz. Benim ve takım arkadaşlarım içinde öyle. Fenerbahçe ile evimizde oynadığımız maçta da en iyi oyuncularından bir tanesiydi. Bu ligin en iyi oyunculardan bir tanesi. Bu kötü bir şey değil. Umarım Fred, Torreira ve İsmail gibi aynı zamanda her zaman söylüyorum Kerem gibi, Sergio ve Berkan gibi bu seviyede oyuncuların gelmesi bu ligde kalitenin daha da fazla artması bence güzel bir şey” dedi.
Ay-yıldızlı bilekliğinin sorulması üzerine ise Lucas Torreira, şu cevabı verdi:
“Bunu Mauro hediye etti. Geçen sene takımdaki herkes için birer tane hediye etti.”
“ÇOK FAZLA GELMEK İSTEMİYORDUM ÇÜNKÜ ÜLKEYİ TANIMIYORDUM, FAKAT ŞİMDİ İKİ SENE GEÇTİ VE KESİNLİKLE SÖYLEMEM GEREKİYOR Kİ BU ÜLKEYE AŞIK OLDUM”
Türkiye’ye ilk geldiğinde çok zorlandığını ve İtalya’yı çok özlediğini ifade eden Torreira, sözlerine şöyle devam etti:
“Bunu kabul etmek lazım, Türkiye’ye gelmek için ilk fırsat çıktığı zamandan beri Nando neredeyse her gün beni arıyordu. Ben de Fiorentina’da çok iyi bir sezon geçirmiştim ve İtalya’dan ayrılmak istemiyordum. Çünkü orası çok sevdiğim ve rahat hissettiğim bir ülkeydi. İtalya’da da oynamak gerçekten hoşuma gidiyordu. Fiorentina’da geçirdiğim en iyi sezonlarımdan bir tanesiydi. 6 ay sonrasında Dünya Kupası maçları vardı ve çok hızlı bir şekilde imza atmam gerekiyordu. Nando aradığı zaman telefonları açmıyordum. Çok fazla gelmek istemiyordum çünkü ülkeyi tanımıyordum. Türkiye neresi bilmiyordum. Ama şunu söylemem lazım. İlk hafta çok zordu. Geldiğim zaman İtalya’yı çok özlemiştim. Biraz da değişiklikten korkuyordum. Fakat şimdi iki sene geçti ve kesinlikle söylemem gerekiyor ki bu ülkeye aşık oldum. Bunları insanların hoşuna gitsin diye söylemiyorum. Gerçekten geldikten sonra insanlar beni çok iyi karşıladılar. Ben de her anımda çok keyif aldım. Tatilden de o yüzden erken geldim çünkü benim için İstanbul çok keyifli. Burada bir sürü insanla tanıştım, birçok bağlantım oldu. Bu ülke hoşuma gidiyor. Şu anda keyif alıyorum ve Avrupa Kupası’ndan da çok keyif aldım. Türkiye gibi büyük bir ülkenin dünyada tanınıyor olması, farklı bir futbol gösteriyor olması bence çok önemli. Futbol dışında da aslında birçok konuda ön plana çıkması gereken bir ülke. İnsanlar gelsinler ve Türkiye’yi tanısınlar. Çünkü Türkiye’nin inanılmaz yerleri var. Ailemle ve arkadaşlarımla buraya geldiğimiz zaman çok keyifli vakit geçiriyorum. Bence dünyanın ve Türkiye’nin en iyi takımlarından bir tanesinin formasını giymek de benim için çok mutlu verici. Galatasaray’daki maceram umarım birçok sene daha devam edecektir. Türkiye’deki insanlarla birlikte vakit geçirdiğimizi görüp diğer oyuncular da buraya gelsinler. Ben kendi tarafımdan en azından iyi bir imaj vermeye çalışayım, çocuklara da iyi örnek olayım istiyorum. Sadece Galatasaray taraftarı değil, diğer taraftarlardan da bir sürü insan bizi takip ediyor ve seviyor. Benimle de ilgili iyi şeyler söylüyorlar. Onlar için de saygı değer ve örnek bir insan olmak istiyorum.”
“BU FORMAYLA GOL ATABİLDİĞİM İÇİN GERÇEKTEN ÇOK MUTLUYUM”
Galatasaray forması altında gol atmayı uzun zamandır beklediğini söyleyen Uruguaylı orta saha, “Restorandan çıktıktan sonra bir video yapmıştık. Onun şarkılarından bir tanesini söylüyor ve dans ediyorduk. Ama gol ile ilgili bir şeyler söyleyecek olursam çok uzun zamandır beklediğim ve geride kaldığımı hissettiğim bir şeydi. Uzun zamandır hayallerimi süsleyen bir şeydi. Maalesef ben çok gol atan bir oyuncu değilim. Çünkü çok fazla rakip ceza sahası içerisine girmek bana düşmüyor. Fakat bir fırsatım çıktığında ve takımım da izin verdiği zaman ileriye gidiyorum. Oraya sakin bir şekilde gidebiliyorum. Bu gol benim için gerçekten beklenen bir şeydi. Hem benim için hem de diğer insanlar için mutluluk vericiydi. Uzun zamandır beklediğim bir şeydi. Bu formayla gol atabildiğim için gerçekten çok mutluyum” şeklinde konuştu.
“GALATASARAY FORMASIYLA HER ŞEYİ KAZANMAK İSTİYORUM”
Oyun içinde zaman kazanmanın önemine değinen Lucas Torreira, “Şoförüm Eray benim bir kardeşim, ağabeyim aslında. Her gün bana ‘yerde kaldın’ diyor. Gerçekten benim hoşuma giden bir şey değil aslında. Oyun içinde bazı durumlar var ve zeki olmak gerekiyor, zaman kazanmak gerekiyor. Özellikle önemli bir maç olduğu zaman. Zamana oynamak gerekebiliyor. Tabii ki bütün zamanı yerde vakit geçirmek falan değil amacım. Ben mükemmel değilim onu da anlamanız gerekiyor. İnsan her zaman yeni şeyler öğreniyor. Elimden geldiğince yapabileceğim her şeyi takımıma yardımcı olmak için yapıyorum. Bazı insanların hoşuna gitmiyorsa da kusura bakmayın ben sadece Galatasaray formasıyla her şeyi kazanmak istiyorum” yorumlarında bulundu.

“ONUN İÇİN BU FORMAYLA ELİMDEN GELEN HER ŞEYİ VERMEYE HAZIRIM”
Teknik direktör Okan Buruk’un sürekli takım için kendini verdiğini, çok çalıştığını söyleyen Uruguaylı oyuncu, “Bence bütün hocalar ellerinden gelen iyi kararı alıyorlar. Takımları için en iyisini düşünerek yapıyorlar. Çok hoş bir insan, arkadaş canlısı bir insan, çok büyük bir kalbi var. Çok sempatik de bir insan. Sürekli takım için kendini vermeye çalışıyor. Bütün teknik ekip için bunu söyleyebilirim. Hep beraber bir şeyler başarmak için çalışıyoruz. Bunun sayesinde iki sene üst üste şampiyon olduk. Galatasaray şimdi de 5’inci yıldız için mücadele ediyorsa onların sayesinde olduğunu söylememiz lazım. Aynı zamanda Süper Kupa’yı kazanmaya ve Şampiyonlar Ligi’ne girmeye çalışacağız. Antrenör olarak baktığımda bana sürekli mutlulukla yaklaşıyor. Bana ilk geldiğim andan beri güven verdi. Arsenal’de konuştuğumuz zamandan beri benim aklıma bu fikri soktu. Burada takımla neler yapacağımızla ilgili. Çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir insan ve onun için bu formayla elimden gelen her şeyi vermeye hazırım” dedi.
“MUHTEMELEN GALATASARAY BENİM AVRUPA’DAKİ SON TAKIMIM OLACAK”
Çok büyük bir takımda oynadığını, odağının da Galatasaray’da olduğunu dile getiren Torreira, “Teklifler geliyor. Bunlar futbolda normal şeyler. 6 ayda farklı farklı değişiklikler oluyor. Dünyanın farklı yerlerine gidebiliyorsunuz. Muhtemelen Galatasaray benim Avrupa’daki son takımım olacak. İsterim tabii ki de Güney Amerika’da olayım, bir an önce oynayayım. Çünkü orası aileme yakın. Yaklaşık 10 yıldır Avrupa’da oynuyorum. Şu an günümü yaşamak istiyorum, Galatasaray’da yaşadıklarımızı yaşamak istiyorum. Çok büyük bir takımdayım. Odağım sürekli bu kulüpte. Ben bu deneyimin keyfini çıkarmak istiyorum” diye konuştu.
“KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ BOCA FORMASI GİYME HAYALİM VARDI”
En güzel derbilerin Türkiye’de olduğunu ifade eden Lucas Torreira, “Küçüklüğümden beri benim Boca forması giyme hayalim vardı. Onun dışında futbol dünyasında her şey mümkün. Benim oraya gitme isteğim gerçekleşebilir. Her gün daha da yaklaşıyorum ona. Çok basit bir şey olduğuna da inanmıyorum. Oraya belli yaşta gitmem gerekiyor ki orada da mücadele edebileyim. Şimdiye kadar yaşadığım derbiler arasında konuşmak gerekirse en çok hissettiğim Galatasaray’da yaşadığım derbi oldu. Sadece takımların büyüklüğü anlamında düşünmeyin. Maçın öncesinde taraftar tarafından yaşananlar çok farklı. Çok farklı bir ayrıcalık bu formayı giyebiliyor olmak, Türkiye’de bu kadar büyük takımda mücadele edebilmek… Dünyanın birçok yerinde Galatasaray taraftarı var. Onlarla birlikte de bunları paylaşıyoruz. Bu kulüpte bulunmak, bu derbiyi oynayabiliyor olmak ve Fenerbahçe gibi büyük bir takımla mücadele edebiliyor olmak… Diğer ülkelerde oynadığım derbilerle kıyasladığımda en yüksek şiddetli hissettiğim, duygu yüklü olduğunu hissettiğim ve benim en hoşuma giden buradaki derbiler” dedi.
“MİLLİ TAKIMIN PARÇASI OLMAMAK CANIMI YAKAN BİR ŞEY”
Uruguay Milli Takımı’na seçilmemesi üzerine ise Lucas Torreira, şu cevabı verdi:
“Milli takımda oynayabilmek çok isterdim. Uzun süre milli takımın parçası oldum. 2 tane Dünya Kupası ve Amerika Kupası’nda oynadım. Milli takımın parçası olmamak canımı yakan bir şey. Benim çalışmaya devam etmem gerekiyor. Hoca fikir değişikliği yapabilir, daha sonra çağırabilir. Ben her zaman hocaların kararlarına saygılıyımdır. Orta saha en çok oyuncunun olduğu yerlerden bir tanesi aslında. Orada çok daha yüksek seviyede oyuncular var bizde. Bielsa, dünyanın en iyi hocaların bir tanesi. Ben Uruguaylı olarak dışarıdan onlara destek vermeye devam edeceğim.”
“YANIMDAKİ OYUNCUYU GELİŞTİRMEM İÇİN ELİMDEN GELEN BİR ŞEY VARSA DESTEK OLUYORUM”
Takım arkadaşlarına çok saygı duyduğunu söyleyen 28 yaşındaki orta saha, “Bana kalan bir şey değil bu aslında. Benim söylemem doğru da olmaz. Çok kaliteli takım arkadaşlarım var. Hepsi elinden gelen her şeyi en şekilde yapmaya çalışıyor. Ben de çok saygı duyuyorum takım arkadaşlarıma. Olabildiğinde onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Yanımdaki oyuncuyu geliştirmem için elimden gelen bir şey varsa destek oluyorum. Bu konuda işin ehli olan insanlar doğru kararı vereceklerdir. Bu iki senede çok iyi oyuncularla oynama şansı yakaladım” diye konuştu.
“KÖTÜ ANLARIMDA MAURO HER ZAMAN YANIMDA OLDU”
Mauro Icardi’ye her zaman destek vermeye devam edeceğini söyleyen Torreira, “Mauro’nun özel hayatıyla ilgili birçok şey söylenecektir. Ama günün sonunda o kendisi bu kararı verecektir ve konuyu yönetecektir. Ben arkadaşı olarak her zaman ona destek vermeye devam edeceğim. Benim için çok önemli bir insan. Bu iki sene içerisinde sadece şampiyonluklar kutlamadık. Bizim de kötü anlarımız oldu. kötü anlarımda Mauro her zaman yanımda oldu. Onun geçirdiği anlarda da her zaman bir yanında olacağız. Kulüpte bulunan herkes onu sarmalayacaktır. Onun keyif alması ve devam etmesi için eliminde gelen her şeyi yapacağız” diyerek sözlerini noktaladı.
Lucas Torreira, açıklamalarının ardından takım arkadaşlarını, Okan Buruk’u ve Galatasaray’ı tek kelime ile özetledi. Uruguaylı orta sahanın verdiği cevaplar şu şekilde;
Fernando Muslera: Kardeş
Victor Nelsson: Güç
Leo Dubois: Teknik
Davinson Sanchez: Patron
Abdülkerim Bardakcı: Kan
Derrick Köhn: Dans
Berkan Kutlu: İyi sol ayak
Kerem Demirbay: Güç
Sergio Oliveira: Teknik
Lucas Torreira: Atom karınca
Kaan Ayhan: Sabır
Dries Mertens: Mutluluk
Hakim Ziyech: Klas
Tete: Brezilya
Barış Alper Yılmaz: Hızlı
Kerem Aktürkoğlu: Harry Potter
Wilfried Zaha: Dribbling
Michy Batshuayi: Bir sonraki şampiyon
Mauro Icardi: Yıldız
Okan Buruk: Maestro
Galatasaray: Seni çok seviyorum Galatasaray, her zaman.
]]>Sinema Feriye’de gerçekleştirilen programda Massoud, oyunculuğun bir meslek olarak yapılmamasını temenni ettiğini, hayallerin sanat yoluyla mesleki olmadan daha rahat anlatılabileceğini söyledi.
Massoud, oyunculuk yaparken kendini daha özgür hissettiğini ifade ederek, “‘Oyunculuk yapabilir miyim’ diye şüphelerim vardı. Ben kırsal kesimde yetişmiş biriyim. Dolayısıyla ortam oyunculuğa müsait değildi. Kırsalda yaşayan aileler, öncelikle çocuklarının çalışmalarını isterler. Kırsalda yaşayan kişiler ile şehirlerde yaşayanların hedefleri farklıdır. Bazı aileler de dini açıdan oyunculuğu kabul etmez. Bu benim için de bir zorluktu. Ama babam bu konulara vakıftı ve beni anlayışla karşıladı.” dedi.

– “HAYALİMİN PEŞİNDE KOŞTUM”
Öncelikle Arapça’yı çok iyi öğrenmeye çalıştığını anlatan Massoud, “Babam fıkıh alanında çalışmamı istiyordu. Onun bu isteğini de yerine getirdim ama daha sonra kendi hayalimin peşinde koştum.” diye konuştu.
Usta oyuncu, bir sanatçının aynı zamanda akademisyen olmasının gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Akademiden mezun değil, dolayısıyla sanatçı olamaz gibi bir şey yok. Tabii akademisyen olunca sanatçılık farklı bir hal alır. Yetenek de önemli ama yetenek tek başına yetmez. Yetenekle birlikte oyuncunun akademiye de yönelmesi, yani oyunculuğun teknik yönlerini de bilmesi gerekiyor. Yani oyuncunun siyaset, politika, kültürel olsun her alanda kendisini geliştirmesi gerekiyor. Ben de bu şekilde düşünerek oyunculuğu okudum. Tarihi de yeterince okumak istedim. Bilgi de çok önemli. Hz. Ebubekir’in neler yaptığını bildim, Selahaddin Eyyubi’nin neler yaptığını bildim. Eğer onları bilmeseydim, oyunculukta kullanamazdım.”
Genç oyunculara da tavsiyelerde bulunan Ghassan Massoud, “Çok ama çok çalışmak gerekir. Başaramam kaygısıyla yaşamayın. Her zaman hedefinizi göz önünde bulundurun. Kendinize odaklanın. Aynı zamanda oyunculuk ve sanatın da tarihini okumanızı tavsiye ederim. Gece gündüz mutlaka okumanız gerekiyor. Tarih de çok önemli. Böylece eskiyi ve şimdiki farklı görmüş olursunuz.” ifadelerini kullandı.

– “BİRAZ EGO OLACAK AMA HOLLYWOOD’DA OLACAĞIMI HİSSEDERDİM”
Massoud, televizyon ve tiyatronun farklarına da değinerek, şunları kaydetti:
“Tiyatro için ‘tam bir sanatçılık’ derdim. Bazıları bana kızardı. Televizyon için de ‘tiyatronun dörtte biridir, sanatın tamamı tiyatroda vardır’ derdim. Bunun sebebi şudur; tiyatroda sesinizi nasıl kullanacağınızı, nasıl hareket edeceğinizi öğrenirsiniz, size oyunculuk yaparken birçok şey kazandırır. Ama televizyonda sadece sizin belli bir konuşma alanınız vardır ve yüzü alırlar, konuşursunuz. Televizyon sizden birçok şeyi ister, ‘şöyle böyle yapmalısınız’ diye. Dolayısıyla istemediğiniz şeyi de size yaptırabilir. Fakat bu tiyatroda olmaz. Oyuncu içindeki bütün yeteneklerini sahnede ortaya çıkarır. Sinemada ise durum tamamen farklıdır. Belli bir süre içinde yeteneklerinizi sergilemeniz gerekir. Yönetmen iyiyse kısa sürede yeteneğinizi ortaya çıkarmayı sağlayabilir.”
Suriye’de başlayan oyunculuk serüveninin Hollywood’a kadar uzanmasına ilişkin de Massoud, “Sahabeden önemli şahsiyetleri canlandırdım. Londra’da FOX stüdyolarında çalışan bir kadın vardı. Kendisinden bu karakterleri oynayacak birini aramalarını istemişler, o da beni aradı. 1500 aday arasında beni de denemek istiyorlardı. Benim çok ümidim yoktu. Çünkü 1500 aday çok fazlaydı. Bir ay boyunca ısrar ettiler ve sonunda gittim. İngilizce olarak 2 satır okudum. Daha sonra ‘işte bu adamımı seçmemiz gerekiyor’ dediler. Benim için bu kadar kolay oldu. Böyle başladı, daha sonra İspanya’ya gittim. Belki biraz ego olacak ama Hollywood’da olacağımı hissederdim.” diye konuştu.
– “İNANCIMA KARŞI OLDUĞU İÇİN TERÖRİST ROLLERI REDDETTİM”
Massoud, Hollywood’da yaklaşık 15 filmde terörist rolü oynaması için teklif aldığını, fakat hiçbirini kabul etmediğini söyleyerek, şunları anlattı:
“Birçok filmde Müslüman ama terörist rolü oynamam istendi. Ben bunların hiçbirisini kabul etmedim. Daha sonra Selahaddin Eyyubi rolünü oynadım. Yaklaşık 20 filmde oynadım. Hiçbir zaman güzel olmayan rollerde oynamak istemedim. ‘Kurtlar Vadisi Irak’ta oynamıştım. Kadiri tarikatının bir şeyhi olarak rol aldım. Gaziantep’te çekim oldu, benim için güzel bir roldü. Dolayısıyla bu rolden sonra bir terörist rolü oynayamazdım. Bana ve bir Müslüman’a da yakışmazdı. İnancıma karşı olduğu için birçok rolü reddettim. Bu yüzden Hollywood’da sadece 5 filmde yer aldım. Benim kırmızı çizgilerim var. Bunları kimse aşamaz. Ben belli bir toplumdan geldim ve o toplumu temsil ediyorum. Vücudumu gösteren uygunsuz rollerde de oynamak istemedim. Ben sahabe rollerini oynadım, dolayısıyla sonra deniz kenarında gidip kendimi gösterecek bir rolde oynayamazdım. Yaşlı olsam bile bunu kabul edemem.”
Hollywood’a başladığında 46 yaşında olduğunu ve o güne kadar oyunculuk anlamında belli bir tecrübe kazandığını dile getiren usta oyuncu, “Bütün teknik kusurlarımızı biliyordum. Hollywood biliyorsunuz sinemanın zirvesi. Ben orada mutlu olacak şekilde oynamam gerekiyordu. Los Angeles ile Şam’ı kıyaslamamam gerekiyordu. Hollywood’da oturduğunuz sandalyeler, karavanlar bütün her şey farklı. Bütün bunlar benim için göz kamaştırıcıydı ve her şey senin hizmetine veriliyor. Ama Arap dünyasında tam tersi biz her şeye hizmet ediyoruz, yani biz kameramana hizmet ediyorduk. Çekim yerlerinde kamerayı bile biz taşıyorduk.” değerlendirmesini yaptı.
Massoud, oyunculuğun uluslararası bir dil olduğunu ve bir oyuncunun sanatını kendi içinde taşıdığına dikkati çekerek, oyunculuk serüvenine dair şu bilgileri verdi:
“Tiyatroyu öncelikle Şam’da üniversitede okudum. Daha sonra 5 yıl farklı farklı ülkelere gittim. 1980’li yılların sonlarında Suriye’nin Avrupa ülkeleriyle ilişkileri çok güzeldi. Almanya’da, Fransa’da oyunculuk üzerine eğitim aldım. Yüksek enstitüde aynı zamanda profesörlük yaptım. Bütün bunlar tiyatrodaki oyunculuğumla beraber devam etti. Bu zamanlarda televizyonda değildim, zamanım yoktu. Tiyatroyu çok seviyordum ve Suriye’de tiyatroda güzel işler yaptım. Farklı kültürlerin sanatını öğrendim. Arap dünyasının ve Batı’nın sanat anlayışına dair bilgiler edinerek, kendi sanatımı harmanladım. Farklı alanlarda da yer aldım. Birçok farklı rol oynadım, yönetmenlik yaptım. Yaklaşık 16 yıl tiyatro üzerine eğitim verdim. Galiba çalışmayı çok seviyordum.”
Alman Teknik Direktör Thomas Reis yönetimindeki ilk antrenmanına çıkan kırmızı-beyazlılarda antrenmanda kiralıktan dönen futbolcularla birlikte toplam 50 futbolcu yer aldı. Samsunspor Futbol Direktörü Fuat Çapa, takımın son durumu hakkında açıklamalarda bulundu.
“Geçen sezondan daha keyif verici ve daha az stresli bir sezon geçirmeyi ümit ediyoruz”
Süper Lig’de kalıcı olmak istediklerinin altını çizen Fuat Çapa, “Hepimiz için hayırlı bir sezon olur inşallah. Geçtiğimiz sezonun ardından bu sezonda tabii ki hedefler, beklentiler aynı doğrultuda. Çünkü Süper Lig’de kalıcı olmamız gerekiyor. Camia olarak buna hazır olduğumuzu geçtiğimiz sezon çok net bir şekilde gösterdik. Tabii önemli olan bunu sahaya da aynı şekilde yansıtabilmek. Geçtiğimiz sezonki birlik, beraberlik başarının en büyük anahtarıydı. Ümit ediyorum ki bu sezon aynı birlikteliği ve beraberliği sağlarız. Geçtiğimiz sezondan daha keyif verici, daha az stresli olan bir sezon yaşarız hep birlikte” dedi.
“Kadro 28 kişiye inecek”
Şu anda 50 kişiyle çalıştıklarını ama bu sayının 28’e ineceğini ifade eden Direktör Çapa, “Geçen sezon kiraya vermiş olduğumuz oyuncular vardı. Çok kalabalık bir grupla beraberiz şu anda. Ama tabii bu grubun içerisinden sezon içerisinde seçeceklerimiz, belirleyeceklerimiz olacak teknik ekibin. Şu anda sezon içerisinde çalışılmayacak sayıda fazla kişiyle çalışıyoruz. Yani hocamızla da görüştüğümüzde sayının ilk etaptaki kampa giderken 32’ye düşmesi, sezon içerisinde de 28 kişilik bir kadroyla çalışmak istediğini bize belirtti. Biz de o doğrultuda elimizdeki olan mevcut kadro içerisindeki isimleri belirleyerek, hocamızın istemiş olduğu sayıya indirerek sezona hazırlanmak istiyoruz” diye konuştu.
“Şu anda transfer yapamıyoruz, yeni oyuncu alma şansımız yok”
Transfer yasağı hakkındaki soruya da cevap veren Çapa, “Transferi ilk günden itibaren başkanımız yürütüyor. Gereken çabayı ve gayreti verdiğini hepimiz biliyoruz. Halen daha prosedürün devam ettiğini söyleyebiliriz. Ama net bir sonuç soracak olursanız, onunla ilgili şu anda söyleyebileceğim çok net bir şey yok. İlerleyen günlerin ne göstereceğini bilmiyoruz. Hep beraber göreceğiz. Ama sizin de bildiğiniz gibi transferimiz bugün itibariyle kapalı. Yani yeni bir oyuncu alma şansımız yok. Ama bu demek değil ki ilerideki günlerde alamayız. Mücadelesini halen daha başkanımız vermekte, avukatlarla görüşerekten, direkt yetkililerle görüşerekten, mücadelesini veriyor. Eğer öyle bir olanak olacak olursa tabii ki bunu en iyi şekilde değerlendirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
İzinli ve sakat olan oyuncular hakkında da bilgi veren Fuat Çapa, ayrıca şunları söyledi:
“Lig bittikten sonra milli takıma çağırılan oyuncularımız vardı. Marius ve Ntcham gibi. Onlara teknik ekibimiz bir hafta fazladan izin verdi. Holse’ye baba olduğu için ona da Cumartesi gününe kadar izin verdik. Onlar inşallah Cumartesi günü bizimle birlikte olacaklar. Laura ise Çarşamba günü Samsun’a gelecek. Perşembe günden itibaren de bizle beraber olacak.”
Ayrıca geçen sezonun ikinci yarısında dizinden sakatlanan Lubo Satka ise takımdan ayrı düz koşu yaptı.
]]>Gerçek adı Fahrettin Cüreklibatır olan sanatçı, Hacı Yakup ile Halise Cüreklibatır çiftinin çocuğu olarak, 8 Eylül 1937’de Eskişehir’in Karaçay köyünde dünyaya geldi.
Sırasıyla Necatibey İlkokulu, Eskişehir Ortaokulu ve Eskişehir Atatürk Lisesini bitiren sanatçı, 1962’de İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu.
Arkın’ın kaleme aldığı şiir ve hikaye denemeleri, üniversitede okuduğu yıllarda çeşitli dergilerde yayımlandı.
Askerliğini Eskişehir’de yedek subay olarak yapan Arkın, vatani görevinin ardından bir dönem Adana ve civarında doktorluk yaptı.

– Artist dergisinin yarışmasında birinci oldu
Cüneyt Arkın, Göksel Arsoy’un başrol oynadığı 1963 yapımı “Şafak Bekçileri” filminin çekimleri sırasında yönetmen Halit Refiğ’in dikkatini çekti.
Aynı yıl Artist dergisinin yarışmasında birinci olan sanatçı, Halit Refiğ’in teklifi üzerine 1964’te “Gurbet Kuşları” adlı sinema filmiyle oyunculuğa başladı.
Cüneyt Arkın, 2007’de 26. İstanbul Film Festivali’nin “Sinema Onur Ödülü”ne layık görüldü. İstanbul Kültür Sanat Vakfının internet sitesinde yer alan bir yazıda Refiğ, Cüneyt Arkın hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle aktarmıştı:
“Gurbet Kuşları’ndan sonra Cüneyt Arkın’a genellikle kadın seyirciye hitap eden, romantik genç aşık rolleri verildi. İtiraf etmeliyim ki, günün birinde onu önce Türkiye, sonra dünya çapında ünlendirecek ‘Malkoçoğlu’ ya da ‘Dünyayı Kurtaran Adam’ gibi kişilikler aklımın ucundan geçmemişti. O, Cüneyt Arkın’ı bizzat kendisi yaratmıştır ve dünya sinema tarihinde bir başka benzeri yoktur.

Cüneyt Arkın, zaman zaman Alain Delon’a benzetilen yüz güzelliğiyle aşk filmlerinin ünlü bir yıldızı seviyesine ulaşmışken, İstanbul’a gelen Medrano Sirki’nde bir mevsim ücretsiz çalışıp atletik yeteneklerini geliştirmeye girişti. Atlı, kılıçlı, atlamalı zıplamalı macera filmlerindeki akrobatik gösterileri, onu dünya sinemasındaki bütün rakiplerinin ötesine taşıdı. Filmleri farklı isimlerle dünyanın dört bir yanında gösterilir hale geldi. İtalyanlar onun filmlerini George Arkin adıyla Güney Amerika’da pazarlarken, İran’da Fahrettin adıyla gönüllerde taht kurmuştu. Bu alandaki bütün başarısına rağmen Cüneyt Arkın kendisini sadece hareket gösterisine dayanan filmlerle sınırlamadı, ciddi toplumsal konuları işleyen filmlerde de rol aldı. Kendisi de filmler yönetti. Çok kimseler onun Türkiye’de kalmayı dünya yıldızı olmaya tercih etmesine akıl erdiremeyebilir. Ama o, öncelikle kendini Türkiye’nin güvenliğine ve esenliğine adayan ‘Vatandaş Rıza’dır. ‘Dünyayı Kurtaran Adam’ ise işin şakası, neşemizi bulmak için bir vesiledir.”
– “Malkoçoğlu” ve “Battalgazi” ile kendine özgü bir tarz geliştirdi
Ülkü Erakalın’ın yönettiği 1964 yapımı “Gözleri Ömre Bedel” filminin finalindeki kavga sahnesi, sanatçının kariyerinde dönüm noktası oldu.
Arkın, sinemadaki ilk 2 yılında 30 kadar filmde rol aldı. Bir süre duygusal-romantik jön karakterlerini canlandıran sanatçı, Refiğ’in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi.

İstanbul’da binicilik ve karate eğitimlerinin yanı sıra Medrano Sirki’nde bir süre akrobasi eğitimi alan Arkın, öğrendiklerini “Malkoçoğlu” ve “Battalgazi” serilerinde beyaz perdeye aktardı ve Türk sinemasında daha önce örneği görülmeyen bir tarz geliştirdi.
Usta sanatçı, 1964’te ilk evliliğini, kendisi gibi doktor, sınıf arkadaşı Güler Mocan ile yaptı. Çiftin kızları Filiz, 1966’da doğdu. Çift, 1968’de ayrıldı.
Aynı yıl, Fahrettin Cüreklibatır olan isminin yerine Cüneyt Arkın sahne adını kullanmaya başladı.
Cüneyt Arkın, 1969’da Betül Işıl ile nişanlandı. İkili 1970’te evlendi ancak 1971’de boşandı. Kısa süre sonra yeniden evlenen çiftin, Kaan ve Murat adını verdiği iki çocuğu oldu.
– “İnsanlar Yaşadıkça” filmiyle Altın Portakal aldı
Sanatçı, 1969 yapımı “İnsanlar Yaşadıkça” filmiyle 6. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” seçildi.
4. Altın Koza Film Festivali jürisi, 1972’de “Baba” filmindeki rolüyle Yılmaz Güney’i “En iyi erkek oyuncu” seçti. Ancak jüri, siyasi baskılar sonucu, “Yaralı Kurt” filmindeki performansıyla ikinci olan Arkın’ı “En iyi erkek oyuncu” olarak belirledi. Jürinin kararına tepki gösteren Arkın, ödülü reddetti.

Unutulmaz oyuncu Arkın, 1976’da “Mağlup Edilemeyenler” filmiyle 13. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü, 36. Antalya Altın Portakal Festivali ve 18. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü” aldı, 2013’te ise Kültür ve Turizm Bakanlığı “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”ne layık görüldü.
Kısa sürede Yeşilçam’ın aranan başrol oyuncuları arasına giren sanatçı, romantik filmlerle başladığı sinema yaşantısını hareketli filmlerle sürdürdü. Kariyeri boyunca westernden komediye, maceradan toplumsal filmlere birçok farklı türde film çekti. Özellikle 1978 yapımı “Maden” ve 1979 yapımı “Vatandaş Rıza” filmleri, sanatçının kariyerinde büyük öneme sahip oldu.
Usta sanatçı, oyunculuğun yanı sıra televizyon programları hazırlayıp sundu, kısa bir süre dergi ve gazetelerde sağlıkla ilgili yazılar kaleme aldı.
Türk milliyetçisi kimliğiyle bilinen sanatçı, bir dönem siyasetle ilgilendi. 20 Ekim 1991’deki genel seçimlerinde Anavatan Partisinden Eskişehir’de 4. sıradan milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi. Bir dönem İşçi Partisi adına düzenlenen etkinliklere katıldı.
Cüneyt Arkın, 28 Haziran 2022’de kalbinin durması nedeniyle İstanbul’da kaldırıldığı hastanede 85 yaşında yaşamını yitirdi.
– Oyunculuğun yanı sıra yönetmenlik ve senaristlik yaptı
Yeşilçam’ın usta oyuncularından Ediz Hun, Arkın’ın vefatının ardından yaptığı açıklamada, “Olağanüstü bir insandı. Her rolün üstesinden gelebilecek kabiliyete haizdi, emsalsizdi. Çok çalışkan ve çok azimliydi. O zaman Medrano Sirki vardı Dolmabahçe’de. Onların çadırında haftalarca eğitim aldı. Her türlü rolün üstesinden başarıyla gelebilmiş çok büyük bir sanatçıydı.” demişti.
Tiyatro sanatçısı Müjdat Gezen ise Arkın’ın son yıllarında Müjdat Gezen Tiyatrosunda 3 oyunda sahne aldığını belirterek, “Hiç tiyatroda oynamamıştı. Hastalanınca morali bozulmuştu. ‘Ben seni sahneye çıkaracağım.’ dedim. 62 senelik sahne hayatımda hiç bu kadar çok alkış alan birine rastlamadım. İnsanlar onu sevdi. 3 oyunda birden beraber oynadık. Çok güzel günlerimiz oldu.” ifadelerini kullanmıştı.
Kariyeri boyunca 300’ü aşkın filmde rol alan Arkın, yönetmenlik ve senaristlik de yaptı. Son olarak 2014’te çekilen “Gulyabani” filminde rol aldı. Sanatçının oynadığı filmlerden bazıları şöyle:
“Aşk ve Kin, Gözleri Ömre Bedel, Hepimiz Kardeşiz, Sokakların Kanunu, Şoför Nebahat ve Kızı, Gurbet Kuşları, Kırık Hayatlar, Dudaktan Kalbe, Serseri Aşık, İnatçı Gelin, Horasan’ın Üç Atlısı, Fakir Bir Kız Sevdim, İntikam Uğruna, Malkoçoğlu, Göklerdeki Sevgili, Cibali Karakolu, Yüzbaşı Kemal, Hacı Murat, Namus Borcu, Artık Sevmeyeceğim, Malkoçoğlu Kara Korsan, Gök Bayrak, Köroğlu, Yüzbaşının Kızı, Vatan ve Namık Kemal, Osmanlı Kartalı, Melikşah, Aşk Mabudesi, Arım Balım Peteğim, Selahattin Eyyubi, Ferhat ile Şirin, Yarım Kalan Saadet, Yusuf ile Züleyha-Hazreti Yusuf, Yumurcak Köprüaltı Çocuğu, Vahşi Çiçek, Her Şey Oğlum İçin, Battal Gazi, Malkoçoğlu Ölüm Fedaileri, Severek Ayrılalım, Nazlı ile Murat, Çöl Kartalı, Yaralı Kurt, Kara Murat: Fatih’in Fedaisi, Yumurcak Küçük Kovboy, Çaresizler, Acı Hayat, Kara Murat Fatih’in Fermanı, Oğul, Dayı, Kin, Babalık, Cemil, Deli Yusuf, Babacan, Tek Başına, Che Carambole Ragazzi, Maden”
]]>Futbolu bıraktıktan sonra geçirdiği iki yıllık sürece değinerek sözlerine başlayan Topal, “İlk sene çok rahattı diyebilirim. Yoğun ve tempolu bir futbol kariyerim oldu. Birkaç sene dinlenip kafamı toparlamak ve sonrasında işin teknik kısmına girmek istiyordum. Arkasından kötü bir deprem yaşadık. Depremden sonra çok zor zamanlar geçirdik. İki yıllık bir toparlanma süreciydi diyebilirim. Kendimizi iyi hissettikten sonra da başlayalım dedik. İnşallah sonu da güzel biter, bizim için de güzel bir başlangıç olur” diye konuştu
Yardımcı antrenörlük yapmadan direkt olarak teknik direktörlüğe geçişin bazı zamanlarda zorluklarını yaşayacağını ifade eden genç teknik direktör, “Futbolculukta olduğu gibi burada da teknik anlamda zorluklar olacak. Karşılaşacağımız zorlukları da biliyorduk. Futbolu bıraktıktan sonra da güzel teklifler geldi. Ben önce eğitimimi tamamlayıp, lisansımı alıp öyle başlamak istedim. Tek başlamak gibi bir hedefim vardı. Kolay bir iş yapmıyoruz, futbolculuktan daha zor teknik direktörlük. Hayatımda sorumluluktan hiç kaçmadım. Umarım bu zorlukları atlatıp başarılı bir kariyer elde ederiz” şeklinde konuştu.
“KONFOR ALANINIZDAN ÇIKTIĞINIZ ZAMAN BAZI ŞEYLERİ BAŞARIRSINIZ”
Teknik direktörlüğe Türkiye’de başlama şansı olduğunu ancak Romanya’yı tercih etme sebebini ise Topal şu sözlerle açıkladı:
“Konfor alanınızdan çıktığınız zaman bazı şeyleri başarırsınız. Zorlanmadan olmuyor. Çok daha rahat imkanlarda da başlayabilirdim. Güzel bir adım attığımızı düşünüyorum. Teklifi kabul etmeden önce asbaşkan Christian Fogarassy ile 1 haftalık bir süre geçirdik. Fikir alışverişinde bulunduk. Güzel bir uyum yakaladık, doğru bir planlama yaptığımızı düşünüyorum. Hedefimiz bu doğru planlamanın içerisinde hareket etmek. Sonrasında da kulübü güzel başarılara ulaştırmak istiyoruz.”
Uzun vadeli bir planlama yaptıklarını ve adım adım ilerleyeceklerini ifade eden Mehmet Topal, “Çok zor olacağını biliyorum. Romanya Ligi çok zor ve mücadele seviyesi çok üst düzeyde. Analizlerimizde bunu gördük. Maalesef Türkiye’deki planlamalar, Avrupa’daki planlamalara göre çok farklı oluyor. Başladığınızda hemen başarı isteniyor. İmkanlar olarak Türkiye’de Romanya’ya göre daha yüksek. Biz 2-3 yıllık bir planlamanın içerisine girdik. Tabii ki de bu 3 yıla gelmeden hedeflere ulaşmak. Şu an her şey de olumlu gidiyor. Yaptığımız ve yapacağımız transferler var. İstediğimiz oyunu sahaya yansıtırsak bu hedeflere ulaşacağımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“BÖYLE BİR KARŞILAMA BEKLEMİYORDUM”
Petrolul Ploieşti’ye imza attıktan sonra ilk antrenmana çok sayıda taraftarın gelmesine çok şaşırdığını söyleyen Topal, “Hedefleri de yükseltti diyebilirim. Böyle bir karşılama beklemiyordum. Bu bizi çok onore etti. Bize ne kadar önem verdiklerini ve bizi ne kadar desteklediklerini gösterdiler. Bu hissiyat ve değer, sorumluluklarımızı daha fazla artırdı. Biz de onları mahcup etmemek için sonuna kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.
Teknik direktörlüğün futbolculuğa göre bir tık daha zor olduğunu söyleyen Topal, “İkisinin de çok büyük zorlulukları var. Futbolculuk döneminde kendinize çok iyi bakmanız, dinlenmeniz ve ekstra çalışmalar yapmanız lazım. Sadece kendinizden ve kendi performansınızdan sorumlusunuz. İşin teknik kısmına geçtiğinizde bütün herkesten sorumlu oluyorsunuz. Sorumluluk daha fazla sizde oluyor. Teknik kısım bir adım daha zor diyebilirim” dedi.
Petrolul Ploieşti’de oynatacağı sistem hakkında ipuçları veren Mehmet Topal, “Çok mücadele eden bir takım izleyeceğiz. Kendi felsefemizi oynatmaya çalışacağız. Buraya sezon başında geldik ve kendi takımımızı kuruyoruz. Sezon içerisinde gelseydik elimizdeki oyunculara göre sistem oluştururduk. Bu bizim için çok büyük bir avantaj oldu. Ben bir sisteme takılıp kalmak istemiyorum” şeklinde konuştu.
“BİR TÜRK OYUNCUNUN BU LİGDE BİZİMLE BİRLİKTE MÜCADELE ETMESİ ÇOK BÜYÜK KEYİF OLUR”
Süper Lig’den transfer yapmak istediklerini ve bu yönde çalışmaların sürdüğünü aktaran Topal, “Görüştüğüm birkaç oyuncu oldu. Bitirmek istediğimiz oyuncularla da görüştük. Bir Türk oyuncunun bu ligde bizimle birlikte mücadele etmesi çok büyük keyif olur. Getirmek istediğimiz oyuncular var ama Romanya’da sistem biraz farklı. Ona göre hareket etmek zorundayız. Bu da bizi kısıtlıyor ve zorluyor” ifadelerini kullandı.
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda şu ana kadar geçen süreci değerlendiren genç teknik direktör, “Neredeyse her gün 30-40 oyuncu izlemeye çalışıyoruz. Bunları izlerken de maçları takip etmeye gayret gösteriyoruz. Ülkemiz de orada olduğu için maçlarını kaçırmıyoruz. Bol gollü ve beklediğimden daha keyifli bir turnuva oluyor. Tabii ki de Türkiye’nin final oynamasını isterim. Şu anki performansa göre İspanya, Almanya ve Fransa bir adım önde diyebilirim” açıklamasında bulundu.
“GÖRÜNEN TABLODA MAALESEF BİR OLAMADIK GİBİ GÖZÜKÜYOR”
A Milli Futbol Takımı’nın Çekya karşısında iyi bir sonuç alıp gruptan çıkacağına inandığını söyleyen Mehmet Topal, “Eğer bir olursak bir şeyleri başarabiliriz demiştim. Görünen tabloda maalesef bir olamadık gibi gözüküyor. Bir Portekiz maçı kaybettik ve neredeyse herkes takımımızı yerden yere vurmak için çaba sarf etti. Çok genç ve yetenekli kardeşlerimiz var. Turnuvadan elenebiliriz ama onları alkışlamamız gerekiyor. Bu turnuva onlar adına bir tecrübe olacak. Bu kardeşlerimize bu kadar eleştirinin doğru olmadığını düşünüyorum. Portekiz yıllardır bütün turnuvalarda boy gösteren ve yıldız oyuncuları olan bir takım. Sıradan bir takıma mağlup olmadık. Gruptan çıkacağımıza ve turnuvada daha üst seviyelere geleceğimize inanıyorum. Çekya maçlarını çok severiz biz. Bize her zaman uğurlu da gelmiştir” dedi.
“BU KARDEŞLERİMİZİN DESTEĞE İHTİYACI VAR”
Milli takımdaki oyunculara hep birlikte destek olmaları gerektiğini vurgulayan Topal, “Bazı şeyleri bilmeden eleştiriler yapabiliyoruz. Eleştiri yapmak çok kolay özellikle bizim ülkemizde. Geçmişte futbol oynamış arkadaşlarımız da var. Onların destek olması gerekirken tam tersine çok izleneyim diye söylenmemesi gereken şeyler söylüyorlar. Birlikte olalım, bir olalım. Bu kardeşlerimizin desteğe ihtiyacı var. Turnuvadan elenseler de onları alkışlayıp evlerine uğurlamamız gerekiyor. Hepsi bireysel anlamda zor bir sezondan da çıktılar. Benim onlara inancım tam” açıklamasında bulundu.
“FUTBOL KÜLTÜRÜ OLMAYAN BİR ÜLKE OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORUM”
Türkiye’de günlük duygular içerisinde yaşandığını ve bunun sonucunda bazı şeylerin çok çabuk unutulduğunu belirten Mehmet Topal, “Geçmişe gittiğimizde 2008’de üçüncü olduğumuzda basınla beraber iç içeydik. Mağlup olduğumuz zamanlarda bile kötü şeyler yazan kimse yoktu. Futbolcular çok duygusal insanlardır, çok çabuk kırılabilirler. Futbol kültürü olmayan bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Anı yaşıyoruz. O yüzden eleştiriler de ağır olabiliyor. 2008’de biz bir maç kazandığımızda bütün ülke sokaklardaydı. Maç kaybettiğimizde birlikte üzülüyorduk. Bu seviyeye ulaşabilirsek o zaman başarılı olacağımızı düşünüyorum. Değiştirmemiz gereken birçok şey olduğunu düşünüyorum. Futbolun içinden gelen insanlar futbolu yönetmeli. Arkadaşlık hatırına bazı kişiler, bazı konumlara getirilmemeli. Bunların da eksikliklerini yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“UMARIM BU SEZON ŞAMPİYONLUĞA OYNAYAN DAHA FAZLA TAKIM OLUR”
Bu sezon Süper Lig’de şampiyonluk yarışının daha fazla takım arasında geçmesini temenni ettiğini belirten Topal, “Geçen sezon çok keyifliydi. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin inanılmaz bir rekabeti vardı. İki takım da birçok rekoru kırdı. Bu rekabet olurken bile sürekli olaylar, kavgalar gündemi değiştirdi. Bunlar da rekabetin önüne geçtik. Sonuç olarak Galatasaray şampiyon oldu. Mücadele açısından iki takım da şampiyon gibiydi. Umarım bu sezon şampiyonluğa oynayan daha fazla takım olur” diye konuştu.
“UMUT EDİYORUM MOURINHO BAZI ŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN ÇOK FAZLA ÇABA SARF EDER”
Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Jose Mourinho ile ilgili de düşüncelerini paylaşan genç teknik direktör, “Bence Mourinho’nun sadece Fenerbahçe’ye değil, Türk futboluna katacağı çok şey olduğunu düşünüyorum. Umut ediyorum bazı şeyleri değiştirmek için çok fazla çaba sarf eder. Çok başarılı olacağına da inanıyorum. Dünyanın sayılı antrenörlerinden birisi. Benim de keyifle izlediğim ve çok beğendiğim bir teknik direktör. Çok büyük bir camiaya geldi. Bütün kalbimle başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.
FERDİ KADIOĞLU MU İRFAN CAN KAHVECİ Mİ?
Türkiye’den yerli bir oyuncuyu transfer etme şansı olsa tercih edeceği oyuncuyu açıklayan Mehmet Topal, “İkisiyle de birlikte oynadım. Birisini tercih edersem sıkıntı olacak gibi duruyor. Ferdi’yi de İrfan Can’ı da çok seviyorum. İrfan ile Başakşehir’de birlikte oynadık. Ferdi ile Fenerbahçe’de oynama imkanım oldu. İkisi de verseniz bana hayır demem” dedi.
ICARDI Mİ, FRED Mİ, TORREIRA MI?
“Türkiye’den bir yabancı futbolcuyu Petrolul’e transfer etme şansı olsa hangisini tercih ederdi” şeklinde yöneltilen bir soruya ise Topal, “Torreira’yı alırdım. Oyun tarzımız ve anlayışımız birbirine benziyor. Torreira bütün takımın yükünü çeken bir oyuncu. Bütün eksikliği kapatıyor. Günümüz futbolunda böyle oyuncular çok fazla kalmadı. Fred, kusura bakmasın, o da çok beğendiğim bir oyuncu. Defansif orta saha oynamış bir oyuncu olarak Torreira diyebilirim” şeklinde cevap verdi.
Son olarak Petrolul taraftarlarına seslenen Topal, “Potansiyeli çok yüksek bir kulübe geldiğimizin farkındayız. Beklentilerin çok yüksek olduğu bir camiadayız. Tek hedefimiz onları mutlu etmek. Türk taraftarların da güzel dileklerini bizden esirgememelerini istiyoruz. Umuyorum buradan alnımızın akıyla çıkarız” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>Takımdaki havadan bahseden Hamit Altıntop, “Ortam nazar değmesin çok iyi diyebiliriz. Evet bazı küçük sakatlıklarımız olsa da bu futbolun maalesef bir parçası. Kenetlenmiş bir ortam var. Kendimize güveniyoruz. En iyi şekilde hazırlandığıma inanıyoruz. Futbol biliyorsunuz sonuç olarak her şey olabilir ama gayretimizden, çabamızdan ve konsantrasyonumuzdan hiç şüphe etmeyeceğimiz bir ortam var. Bu zaten başarının yarısıdır diye inanıyorum. Arkadaşlarımız performanslarını sahaya yansıtırsa istediğimiz sonuçları ve başlangıcı salı günü yapabileceğiz diye inanıyoruz” şeklinde konuştu.
“AVRUPA TAKIMLARI HER ZAMAN BİZDEN ÇEKİNMİŞTİR”
Ciddiye alınacak bir takım olduklarını ifade eden Altıntop, “Şimdi burada önemli olan ilk maçın sonucundan ziyade elbet Türkiye futbolundan, Türkiye Milli Takımı’ndan bir saygı veya bir çekinme Avrupa takımlarında her zaman olmuştur. Ama bizim için de önemli olan bunun altını doldurabilmek. Biz ciddiye alınabilecek bir takımız. O oyuncu grubunun olduğunu biliyoruz. Ama takım olarak da bunu artık istikrarlı bir şekilde oyunumuzda ve duruşumuzda yansıtmamız çok önemli. Siz şimdi güzel bir kamp ortamından bahsediyorsunuz. Bunun ana sebebi, yönetim, hocamız, oyuncular, medya, pazarlama ve sizlerle beraber iç içe olduğumuza inanıyoruz. Evet sürtüşmeler ve zorluklar her zaman oluyor. İşte talepleriniz var, her zaman tatmin edemiyoruz belki sizi ama iç içe olduğumuzda, birbirimize saygı gösterdiğimizde ve en önemlisi hedefe hepimizin odaklandığını görmek beni inanılmaz mutlu ediyor” diye konuştu.
“HOCAMIZIN TALEP ETTİĞİ GELEN OYUNCU YÜZDE 100 HAZIR OLMALI”
A Milli Futbol Takımı’ndaki oyuncuların sakatlık durumları ile alakalı açıklamalarda bulunan Altıntop, sözlerine şöyle devam etti:
“Sakatlıklar şöyle bizi düşündürüyor. Dediğiniz gibi her zaman 2-3 oyuncu tolere edilebilir. Maalesef ağır bir travma yaşayan Enes, ya da Çağlar Söyüncü’nün son lig maçında sakatlanması, ondan sonra maalesef ayrı büyük bir travma yaşayan Ozan Kabak… Bunlar baktığınızda çok hafife alınacak kariyerli oyuncularımız değil, tecrübeli oyuncularımız. Onun için burada küçük sakatlıklardan bahsederken işte Ferdi’nin küçük bir sakatlığı vardı, İrfan Can, Zeki’nin küçük sakatlıkları… Bunlar biriktikçe biliyorsunuz biraz daha problem haline gelebiliyor. Ama bunlar yönetilebilecek şeyler. Özellikle hocamızın talep ettiği gelen oyuncu yüzde 100 hazır olmalı. Yüzde 100’nü vermesi lazım ki bizim ülkemize ve vatandaşlarımıza büyük bir sorumluluğumuz var. Onun için gelen oyuncu bunu sahaya yansıtması lazım. Hiçbir şekilde bahane istemiyoruz. Hiçbir şekilde tırnak içinde söylüyorum ağlama, sızlanma veya kıvranma öyle şeyler istemiyoruz. Aslanlar gibi sahaya çıkacağız ve yüzde 100’müzü vereceğiz. Sonunda Allah ne takdir eden bunun hepsini göreceğiz.”

“BİR GÜN ÖNCE OYUNCU ÇIKARABİLİRİZ”
Sakatlık yaşayan oyuncuları ilk maçtan bir gün önce kadrodan çıkarabileceklerini hatırlatan Altıntop, “Bunu İrfan üzerinden söylemiyorum. Genel anlamda kaleci değişikliği turnuva esnasında veya sürecinde yapabiliyorsunuz. Ama oyuncu için ilk maçtan bir gün önce kadro değişikliği sakatlık dolayısıyla yapabiliyorsunuz. Onu da raporlar doğrultusunda yapıyorsunuz. Prosedür öyle gerektiriyor. Orada değişiklik yapabiliyorsunuz. Türkiye’miz için öyle bir şeye ihtiyacımız olursa ki inşallah olmaz, olursa da 17 Haziran” dedi.
FERDİ KADIOĞLU SAKATLIK
Ferdi Kadıoğlu’nun sakatlık durumu ile ilgili yorumlarda da bulunan Türkiye Futbol Federasyonu Milli Takımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Altıntop, “Bugün bölüm bölüm takımla da idmana başladı, olumlu. Dediğim gibi burada 3 maçlık periyodu dikkate almak lazım. Orada da hocanın iletişimi muhteşem. İlk maç olmasa da ikinci veya üçüncü maç var. Oraya da arkadaşlarımızı hazırlıyoruz. Çünkü hepsi teker teker çok büyük bir görevi üstleneceklerine inanıyorum. Hepsinin hazır olması lazım. Her oyuncuyu kullanacağımıza inanıyorum” ifadelerinde bulundu.

Altyapıdan A takıma çıkacak 7-8 futbolcu sayabileceğini belirten Topraktepe, Semih Kılıçsoy’dan övgüyle bahsederken, genç forvete Avrupa’dan teklifler olduğunu da aktardı.
“SEMİH’E AVRUPA’DAN TEKLİFLER VAR”
Serdar Topraktepe, siyah-beyazlı takımın bu sezon ön plana çıkan genç yıldızı Semih Kılıçsoy’un A Milli Takım’da da üstüne koymaya devam edeceğine inandığını dile getirdi.
“Semih, altyapılarda gol kralı olduğunu hatırlatan Topraktepe, “Beşiktaş’ı çok iyi temsil etti. Üzerine koyarak gideceğine eminim. Semih en kısa zamanda daha iyi yerlere gelir. Avrupa’dan teklifler var. Beşiktaş’ı ve Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum. A Milli Takım’ımızdan çok beklentimiz var. Semih kendisini ispatladı. Fiziksel olarak da iyi. Her şeyi yapabilecek kapasitede.” şeklinde görüş belirtti.
“ALTYAPIDA EKİP OLARAK KENDİMİZE GÜVENİYORUZ”
Beşiktaş’la Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanarak önemli bir başarıya imza attıklarının altını çizen Topraktepe yaptığı açıklamada, “Bizim çocuklarımız çok yetenekli. İmkanlar arttığında bizi çok güzel şekilde temsil edeceklerine inanıyorum. 19 yaş altı takımı ile A takım iç içe geldiğinde bile bir değişim oldu. Yurt dışında Ajax, Borussia Dortmund, Bayern Münih ve Benfica böyle. Böyle güzel tesisler olursa Türk futbolu çok daha güzel yerlere gelir. Kısa zamanda yukarı çıkacak 7-8 isim daha sayabilirim. Şartlar oluşursa hepsi A takıma hizmet edebilecek. Altyapımızda senelerce Beşiktaş’a hizmet eden hocalar var. Altyapıda ekip olarak da kendimize güveniyoruz. Şartlar oluşursa çok daha fazlaları çıkacak.” diye konuştu.
“İMKANLARIMIZ DAHA GÜZEL OLACAK”
Altyapıda tesisleşmenin önemine değinen Serdar Topraktepe, “Senede Avrupa’ya 2 oyuncu satabileceğinizi düşünürseniz, çok büyük bir gelir olur. Altyapıya tesis için harcanacak belli bir para var ama bu bir oyuncudan rahatlıkla çıkabilir. Her sene 1-2 oyuncu çıkarttığımızda ve bunun geliri Beşiktaş’ın kasasına girdiğinde, imkanlarımız daha güzel olacak.” dedi.
“KUPAYI ALDIK, BU KONU KAPANDI”
Futbolculuğunun ardından teknik direktörlük kariyerinde yeniden Türkiye Kupası’nı kazanan Serdar Topraktepe, kupa zaferi ile ilgili olarak şu görüşlerini paylaştı:
“İlk günden beri hedeflediğimiz kupayı aldık. Mutluyuz. Beşiktaş’ın müzesinde çok fazla kupa var. Artık kupa tarafını kapatıp, taraftarımızın da istediği, gelecek sezona iyi bir başlangıç yapabileceğimiz yapılanmaya yoğunlaştık. Beşiktaş’ın başarılarla dolu bir kimliği var. Gelecek sezona iyi bir başlangıç yapmak için yönetimimiz gerekli adımları atmaya başladı. Artık odaklanmamız gereken yer önümüzdeki sene. Göreve geldiğimizden beri futbolcuların mutlu olması için gereken ortamı sağlamaya çalıştık. Onlar da kupayı alarak bize yaptıklarımızın doğru olduğunu gösterdi. Kupayı aldık, bu konu kapandı. Beşiktaş’ın hedefleri büyüktür. İnşallah önümüzdeki sezon büyük hedeflerimize doğru iyi bir başlangıç yaparız. Bu sezon aksilikler Beşiktaş’ın yakasını bırakmadı. Sakatlıklarla çok mücadele ettik. İnşallah sezona hazır şekilde başlarsak, her şeyin daha güzel olacağına inanıyorum.”
“SAMET AYBABA TÜM SÜREÇLERDE YANIMIZDAYDI”
Kulüp başkan Hasan Arat ve Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba’nın kupa sürecindeki desteğine değinen başarılı teknik adam, “Samet Aybaba bir abi olarak bizimle beraber. Ondan büyük güç alıyoruz. Büyük bir tecrübesi var. Kendini kanıtlamış bir isim. Başkanımız tesise fazla gelmeyi sevmediğini ve futbolun içine fazla girmek istemediğini söylemişti. Son süreçte biz de ondan hep yanımızda olmasını istedik, bizi kırmadı. Tüm süreçlerde yanımızdaydı.” ifadelerini kullandı.
3 FUTBOLCUYA AYRI PARANTEZ AÇTI
Topraktepe, siyah-beyazlı takımın devre arasında kadrosuna kattığı oyuncuların gelecek sezon önemli katkılar sağlayacağını belirterek, “Al-Musrati çok kaliteli bir oyuncu. Beşiktaş’a çok katkı yapacağına, gelecek sezon daha iyi olacağına inanıyorum. Ernest Muçi de genç ve gelecek vadeden bir oyuncu. Çok iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Svensson çok iyi bir profesyonel. Tam bir görev adamı. Tecrübeli bir oyuncu. Bu 3 oyuncunun da Beşiktaş’a katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Acı haberi ünlü komedyen Cem Yılmaz sosyal medya hesabından duyurdu. Yılmaz paylaşımında, “Çocukluk arkadaşlarım Taner kardeşimin ve Tuna abimin dayısı, Mustafa abimizin abisi değerli büyüğümüz Ahmet Uğurlu abimizin mekanı cennet olsun. Ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar dilerim. Gençlik kahramanımızdı, mekanı cennet olsun” diye yazdı.

Zafer Algöz ise paylaşımında, “Büyük sanatçı, değerli ağabeyimiz Ahmet Uğurlu’yu kaybettik. Çocukluğumuzun ve gençliğimizin Çobanbey mahallemizin ilk aktörü. Hepimizin ilham kaynağı. Allah rahmet eylesin. Hepimizin başı sağ olsun. Çok büyük kayıp” ifadelerine yer verdi.

Ahmet Uğurlu kimdir?
2 Ağustos 1952 Konya doğumlu sanatçı, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünden mezun oldu. 13 yıl boyunca Devlet Tiyatrolarında çeşitli oyunlarda yer alan sanatçı “Mine” filmi ile sinema dünyasına adım attı.

Derviş Zaim’in yönettiği “Tabutta Rövaşata” filminde ‘Mahsun’ karakteri ile birçok ödül alan oyuncu ayrıca, Faint Sound, Avcı, Memleket Meselesi, Döngel Kârhanesi, Yol Ayrımı, Behzat Ç. gibi birçok dizi ve filmde yer aldı.

Tiyatro geçmişi
1979: Duruşma: Franz Kafka/André GideJean-Louis Barrault – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1979: Yaralı Geyik: Necati Cumalı – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1980: Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası: William Shakespeare – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1980: Kunduz Kürk: Gerhart Hauptmann – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1980: Truva Savaşı Olmayacak: Jean Giraudoux – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1981: Barış Gezegeni: Ülker Köksal – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1981: Kösem Sultan: Turan Oflazoğlu – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1983: İstanbul Efendisi: Musahipzade Celal – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1985: Toprağı Bol Olsun: Branislav Nusiç – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1987: Önemli Adam: Sabahattin Kudret Aksal – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1993: Abdülcambaz: Turhan Selçuk – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1997: Çöplük: Turgay Nar – Tiyatro Stüdyosu
2004: Yangın Duası: Berkun Oya – İstanbul Devlet Tiyatrosu
İki Efendinin Uşağı: Carlo Goldoni – İstanbul Devlet Tiyatrosu

Rol aldığı filmler
1982: Mine
1987: Büyük Miras: Editha Alnıaçık – İstanbul Devlet Tiyatrosu
1995: Day Day – Dalman
1996: Tabutta Rövaşata – Mahsun
1997: Avcı – Çolak Osman
1998: Eski Fotoğraflar
1999: Doğum Yeri Absürdistan – Emre
2000: Gökten Düşen Hazine
2002: Başımıza Gelenler – Zühtü
2005: Döngel Kârhanesi – Keskin
2007: Eşref Saati – Terzi Yadigar
2009: Zoraki Başkan – Emin Eminoğlu
2010: Memleket Meselesi – Adil Hoca
2011: Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi – Emekli Başkomiser Aziz

Ödülleri
1996: 33. Altın Portakal Film Festivali – En İyi Erkek Oyuncu Ödülü – Tabutta Rövaşata
1997: 9. Ankara Uluslararası Film Festivali – En İyi Erkek Oyuncu – Tabutta Rövaşata
1997: Selanik Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu (Tabutta Rövaşata)
1997: Türk Eleştirmenleri Birliği En İyi Oyuncu (Tabutta Rövaşata)

Karşılaşmanın ardından değerlendirmelerde bulunan Çorum FK Teknik Direktörü Serkan Özbalta, Kocaelispor’da sezonda karşılaştıkları diğer iki karşılaşmayı da göz önüne alarak sıkı bir şekilde çalıştıklarını ve karşılaşmadan galip ayrıldıklarını söyledi.
Maça iyi hazırlandıklarını söyleyen Özbalta, “Yorucu bir sezonun arkasından play-off’un ilk maçı. Boluspor karşılaşmasının ardından hazırlanmak için zaman kısaydı. Ama uzun zaman beraber olduğumuz oyuncu topluluğumuz var. Canımızı sıkan, bizi rahatsız eden, son bir kaç hafta sahada yapamadığımız şeyler vardı. Özellikle son iki gün bunun üzerinde durduk. Kısa bir zamandı ama oyuncular hem teorik hem de pratik açısından bizi çok ciddi bir şekilde anladıklarını biraz önceki karşılaşmada, mücadele ve oynadıkları güzel oyunla gösterdiler. Kocaelispor ile iki kez daha karşılaşmıştık. O karşılaşmalarda onların güçlü yönleri ve zayıf yönleri ile alakalı ve bizim eksiklerimizle alakalı ilmik ilmik işleyerek çalıştık. İki gün boyunca oyucularla paylaştık. Oyuncular da sahada bunları harfiyen yerine getirdi. En önemlisi de bu oldu. Siz bir şeyleri gösterdikten sonra müsabakada olmasını istiyorsunuz ve bunun olduğunu gördüğünüzde de mutlu oluyorsunuz” diye konuştu.
“Bugün de bu galibiyeti onlara armağan ediyorum”
Taraftarlara teşekkür eden Özbalta, “Tabii ki taraftardan da bahsetmek istiyorum. Çok coşkulu bir taraftar vardı. Bugün oynanan maç sanırım taraftar rekoruydu. Çok coşkuluydu. Onlara kocaman teşekkür ediyorum. Sizler de bizi yakından tanıdınız, bize çok ciddi destek veriyor. Onların desteği ile bizim sorumluluğumuz her hafta kademe kademe artmıştı. Bugün de böyle bir rakibe karşı, oyuncu kalitesinin iyi olduğu bir takıma karşı galip gelmek istiyorduk. Bir de onlara seyir zevki de sunmak istiyorduk. Onu da sunduğumuzu düşünüyorum. Coşkulu bir oyunla, çalıştığımız her şeyi harfiyen yerine getiren ve taraftarla bütünleşen bir takım. Sadece onlar için şunu söyleyebilirim. Penaltı golünü yedikten sonra onlar da kazanma şansını beklediler. Ama orada taraftarların durmaması lazım. Orada oyuncularımız destek isteyince tekrar başladılar. Biz oyuncularla şunu paylaşıyoruz. İşler istediğimiz gibi giderken asla rehavete kapılmayın ama işler zorlaştığında da asla pes etmeyin. Taraftarlarımız da bugüne kadar hiç pes etmediler, bizi desteklediler. Bugün de bu galibiyeti onlara armağan ediyorum” diye konuştu.
“Taraftarlar, şehir ve camia şunu bilsin ki biz işin sonuna kadar gitmek istiyoruz”
Gelecek maçlarda hedeflerini sürdüreceklerini belirten Özbalta, “20-24 Mayıs’ta Bodrum müsabakaları var. Karşımızda oldukça komplike oynayan, mücadele gücü fazla olan bir takım olacak. Adam adama oynamayı tercih eden bir teknik ekip ve teknik direktöre sahipler. Sahanın içinde ciddi manada oynanmak isteyen oyunu bozmak isteyen bir takıma, saygı duyulacak bir takıma karşı oynayacağız. Geçen sene de final oynadılar, bu yıl da yarı finale kalma becerisini gösterdiler. Ama biz üzerimize düştüğümüzü yaptığımız da bütün dinamikler harekete geçiyor ve Çorum şehri bambaşka bir noktaya gidiyor diye düşünüyorum. Hep söylüyorum, beklentiyi çok yükseltmeye gerek yok ama asla da işi peşinen kabul etmek yok. Bunu da bugün gösterdik. Bu üç ihtimalli oyun. İnşallah finale kalırsak o da üç ihtimalli bir oyun olacak. Ama taraftarlar, şehir ve camia şunu bilsin ki biz işin sonuna kadar gitmek istiyoruz. Ama günün sonunda bir şeylerin olmadığı durumunda, sürekliliklerin, bu oluşumun devam etmesini diliyorum” şeklinde konuştu.
]]>Burada açıklamalarda bulunan Başkan Ankersen, İzmir’in gelişmeye açık bir şehir olduğunu dile getirerek, “Sport Republic olarak bu potansiyeli gördük ve böyle bir yatırım yapmaya karar verdik. 2 yılı tamamladık, temelleri oturttuk. Üstün çalışmalarımızla yolculuğumuzun ilk kısmı başarıyla bitirdik. Artık ikinci kısma geçiyoruz. Tüm şehrin desteğini ve muhteşem kutlamaları görüyoruz. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yolumuza çok çalışarak devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
“Sabırla başarıyı yakalayacağız”
İzmir’e ilk geldiklerinde çok çalışmalarının gerektiğini bildiklerini ifade eden Ankersen, “Göztepe’de bazı temeller vardı. Biz de futbol yapılanmasını getirdik. İlk yılımızda Türk futbolu ve pazarıyla ilgili kısıtlı bilgimiz vardı. İlk yılımızı öğrenmeyle ve yapılanmayı oturtmayla geçirdik. Ben herkese sabırlı olmasını ve başarının geleceğini söyledim. İkinci yılımızda da çalışmaya devam ettik. Azmimizle isteğimizle başarıyı yakaladık. Bu kesinlikle sürpriz değil. İlk yolculuğu tamamladık. Önümüzde çok daha fazla meydan okuma var, bunun farkındayız. Biz kendimizi geliştirmeye ve ilerlemeye devam edeceğiz. Ancak adım adım gideceğiz. Hızlı ilerlemenin mutluluk getireceğine inanmıyorum. Göztepe olarak birkaç yılda yok olan bir kulüp olmayacağız. Başarıları sabırla yakalayacağız” diye konuştu.
“Seviye 1. Lig’den yüksek olacak”
Süper Lig’le ilgili çalışmalara geçtiğimiz şubat ayında başladıklarını vurgulayan Başkan Ankersen, “Biz Süper Lig’de nasıl meydan okumaların olacağıyla ilgili analizler yaptık. Yüksek seviye bir lig bizi bekliyor. Fiziksel kalite olarak, bireysel kalite olarak elbette 1. Lig’den daha yüksek seviyede bir ligde oynayacağız. Önemli kulüplerin, mücadeleci takımların olacağı bir ligde oynayacağız. Biz saygı duyacağız ama birçok kulübü şaşırtacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Oyuncularınız ve takımınız sizin ürününüz”
Başarılı bir futbol takımı yönetmek için çok birleşenin olduğunu söyleyen Rasmus Ankersen sözlerine şöyle devam etti:
“Öncelikle futbolda nasıl oynamak istiyoruz bunu iyi bilmek lazım. Oyuncularınız ve takımınız sizin ürününüz. Buna uygun olarak doğru transferler yapmak zorundasınız. Bu da futbol kültürünüzü, yapılanmanızı oluşturacak. Oyuncu iyi olabilir ama doğru oyuncuyu bulmak gerekli, bu teknik direktör için de gerekli. Biz hoca değişikliğine gittik. Biraz daha fazlasına ihtiyacımız vardı. Eski teknik direktörümüz Radomir Kokovic de burada istikrarlı işler gerçekleştirdi. Başarılı olmak adın birçok birleşen var. Doğru oyuncuyu ve doğru hocayı buluşturmak bunların başında. Teknik futbol oynamak istiyorsanız teknik oyuncuları seçeceksiniz, fizik olarak iyi olacaksanız fiziği güçlü oyuncuları getireceksiniz. Bunu mimarlık gibi düşünüyoruz.”
“Büyük isimler göreceğimizi sanmam”
Futbolcu yetiştirmenin en büyük amaçları olduğunu vurgulayan Başkan Ankersen, “Göztepe’de bu konuda başarılı olduk. En büyük hırslarımızdan biri en iyi Türk futbolcuları yetiştirmekti, bunda başarılı olduk. Önümüzde Taha örneği, Ümit örneği var. Yurt dışından getirdiğimiz Antony Dennis de iyi bir örnek. Yetenek geliştirme adına Afrika’dan önemli oyuncular bulmaya çalışıyoruz. Bu stratejiye devam edeceğiz. Göztepe için aç, potansiyeli yüksek gençleri getirmek için çalışıyoruz. Onlara Süper Lig’de şans vermek için her şeyi yapacağız. Çok büyük isimler göreceğimizi düşünmüyorum. Bizim çalışma prensibimiz bu değil. Geçmişinde oyuncu çok iyi şeyler yapmış olabilir ama bu gelecekte başarılı olacağı anlamına gelmez. Biz potansiyele odaklanıyoruz. Biz oyuna uygun oyuncalara odaklanıyoruz. Bizim şiddetli, agresif oyun anlaşımız var. Futbolcu seçerken bu oyun tarzını sahaya yansıtacak oyunculara odaklanacağız” dedi.
“Göztepe’yi yurt dışına tanıtmak istiyoruz”
Göztepe’nin muhteşem bir mazisi olduğunu söyleyen Ankersen “Bu tutkuyu ve sadakati hissediyorsunuz. Buraya gelme potansiyeline sahip oyunculara bu kriterleri anlatmak çok önemli. Biz aynı istikrarımızı sürdürdüğümüz durumunda birçok oyuncu buraya gelecek. Yurt dışına Göztepe’yi tanıtmak bizim projelerimizden biri. Gelen oyuncular buradan ayrılmak istemiyor. Bizim pozitif örnek oluşturmamız çok önemli. Yabancı yatırım büyük sorumluluk getiriyor. Bunun dünyada kötü örnekleri de var. Bizler başarılarımızla bunu yansıtmalıyız. Türk futbolunda müthiş bir potansiyel var. Özel sahipli yatırımcılık insanlara farklı sorumluluklar getiriyor. Hesapları doğru yapmanızı gerektiriyor. Diğer kulüpler ise beni ilgilendirmiyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Futbolda olay doğru oluşum, doğru kültür ve doğru seçimdir”
Altyapıdan oyuncu çıkarmak için çok çalıştıklarını dile getiren Rasmus Ankersen, “Biz altyapıya yatırımlar yapmak istiyoruz. Genç yetenekleri keşfetmek istiyoruz. Maalesef altyapı tesisi sıkıntımız var. Şehrin desteğini, yetkililerin desteğini istiyoruz. Doğru tesis için doğru alanlar olmalı. Yönetimle de konuşuyoruz ancak kesinlikle altyapıyla ilgili tesisleşmeyle ilgili desteğe ihtiyacımız var. Para, futbolda önemli ama tek şey değil. Teknik Direktörümüz Stanimir Stoilov hocanın bir lafı vardır, ‘Futbolda para oynayamaz’ diye. Futbolda olay doğru oluşum, doğru kültür ve doğru seçimdir. Para dışında farklı yöntemlerimiz var. Türk futbolunun yaşadığı sorunlardan bir tanesi, futbol sadece transferler üzerinden okunmaya çalışılıyor. Birçok iyi oyuncuyu bir araya getirisiniz ama doğru plan yoksa başarı gelmez. Türkiye’de bu eksik, dünyada da bu eksik” ifadelerini kullandı.
“Southampton’ın şampiyon olmasını istiyorum”
Sport Republic’in, Göztepe ile birlikte yönettiği İngiltere Championship temsilcisi Southampton’la iş birliği içinde olduğunu ifade eden Başkan Ankersen, “İki takım arasında transferler olabilir. Göztepe’den de, Southampton’a oyuncu gidebilir. Ancak bu transferler hem iki kulüp adına hem de oyuncular adına anlamlı olmalı. Bunun en güzel örneği kaleci Mateusz Lis. Lis Southampton’tan buraya geldi. Herkes için anlamlı oldu. Ancak iki takım arasında şu an netleşen transfer yok” yorumunu yaptı.
Ankersen, Southampton’ın da Championship’te play-off oynayacağını hatırlatarak sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Takımımız West Bromwich’le play-off oynayacak. Yıllar önce Brentford’da şampiyon olmuştuk. Umarım aynı başarıyı yakalarız. Ben takımımıza ve hocamıza güveniyorum. Burada yaşadığımız mutluluğu İngiltere’de de yaşarız.”
]]>Dün yayınlanan ve spor kamuoyunun gündemine düşen görüntüler hakkında konuşan Erden Timur, “O hesabın önceden farklı bağlantıları varmış. Hatta FETÖ ile bağlantılı olduğu söylenen bir hesap üzerinden bir şey yayınlanıyor. Ve kesilip, biçilip bir kısmı yayınlanıyor. Hakkı yenen de, hakkı gasp edilen de aynı şeyleri söylüyor. Medyada objektif yorumlar yapılmıyor. Farklı takımlardaki yöneticiler çok daha ağır açıklamalar yapıyor.” ifadelerini kullandı.
İşte Erden Timur’un öne çıkan açıklamaları:
“Herkesin telefonu, banka hesapları incelensin. Hakemler, TFF üzerine çok ciddi baskı uygulanıyor. TFF dik duramıyor. Bugünkü hareketleri takdire şayan.. VAR kayıtlarının tüm detayları paylaşılsın. Biz bunu istiyoruz.”
“8-10 PUAN FAZLA ALDILAR”
“İçeriden sürekli şeylerin sızdırıldığını söyledim. Kendi sistemleri ispat edilmiş oldu. Ali Bey değil sadece, yorumcular da söyledi. Kayrılarak 90+’larda 8-10 puan fazla alan takım var. Her açıklamalarında mağdurlar. En önemli şey edep!”
“G.SARAY VE F.BAHÇE’Yİ İNCELESİNLER”
“Önceden kurgulanmış bir şey TFF’den sızdırılıyor. Kırpılıyor. Bize haksızlık yapıldığında çoğu zaman konuşmadık. İletişimciler Galatasaray, Fenerbahçe’nin açıklamalarını incelesin. Kim ne kadar pozitif, kim ne kadar açıklama yapmış! Hepsi konuşulsun. Kim bu işi geriyor, manipüle ediyor… Açıklanması lazım! Medya yöneticisi baskısıyla kimin görevine son verilmiş?”
“KİM NE YAPTIYSA ORTAYA ÇIKSIN”
“Galatasaray ne yapabilir? Rakibinizin sürekli üste çıkmaya çalışması… Bunları yaparsak ortam daha da gerilecek. İki takım 7 Nisan’da maç yapacak. Keşke herkes birbirine sarılsa. Herkesin doğru bir şekilde gitmesi lazım. Kim ne yaptıysa ortaya çıksın! Ne varsa çıksın! Bunu herkes desteklesin. Bu ancak böyle aşılır.”
“AMERİKA, PLANLI AÇIKLAMALAR”
“Kirli eller bilgiyi sızdırıyor, oradan Amerika’ya gidiyor. Amerika’da kirli bir organizasyon buraya getiriyor. Görüntü yayınlanmadan önce birkaç planlı açıklama yapılıyor. Kim şampiyon olursa olsun! Bunu insanlar gerçekten anlayacaklar. Herkes karşısındakini kardeşi, çocuğu olarak görsün.”
“TARAFTARIN SAHAYA GİRMESİ YANLIŞ”
“Taraftarın sahaya girmemesi gerekirdi. Maç içinde olaylar var, suların atılması… Olmamalıydı. Galatasaray – Fenerbahçe maçında da oldu. Fenerbahçe Stadı’nda da oldu. Yoğun boyutta olan şeyler, kesinlikle olmamalı. Aynı şekilde sahaya giren taraftar etkisiz hale getirilmişken…. Bırakalım futbolu dışarıda bile düşen insana vurulmaz… Halil Umut Meler’de de aynı tepkileri verdik. Taraftarın girmesi yanlış, ancak etkisi hale getirildiğinde vurulması, kafasına tekme atılması çok yanlış. Yargıtay postalla bile birinin kafasına vurduğunda silah sayıyor. Krampon bambaşka bir şey. Adalet Bakanı çok doğru bir açıklama yapıyor “Herkes adil yargılanmalı.” diyor. Bizim futbolcularımız olsa, asla konuşmayız. Kulüp açıklaması, kamuoyu baskısı… Adalet Bakanı aleyhine şeyler söyleniyor. Bunlar gerçekten yanlı.”
“PFDK’NIN SEVKLERİNİ GÖRECEĞİZ”
“Baskıdan dolayı sevk yapılmıyor. Sevk edilecek oyuncu sayısı az olacak diye bir dedikodu var. Karışan oyuncuların içerisinden ayıklama yapamazsınız! Kim karışmışsa, sevk edersiniz! Konunun sportmenliğe aykırı hareketle alakası yok! Güleriz ağlanacak halimize gibi bir drama yaşıyoruz. Engel olmak için müthiş bir baskı uygulanıyor. Futbolcuların olumsuz etkilenmesi ayrı konu, onları anlıyoruz. Ancak yerdeki insana koşan insana döner tekme atan, kramponla… Bunlar ayrı konu. PFDK’nın sevkleri iki günde yapması gerekirken, bu baskı yüzünden bunlar oluyor. PFDK’nın nasıl sevk yapacağını göreceğiz. Siyasilere bile baskı yapılıyor. TFF’ye seçim öncesi böyle bir baskı yapıyorlar mı? Hukuki olan herkesin sevk edilmesi, karar da PFDK’nındır. Meşru müdafaada tokatla gelen 50 yumruk olmaz! Zaten yerde yatan sizin için tehlike arz etmez. Yanınızdan koşan belki birisini tutmaya gidiyor! Döner tekme atmak meşru müdafaa olmaz! Toplum olarak adil olalım. Çok daha ağır şeyler oldu ama Antalyaspor maçından sonra konuşmadık. Yayıncı kuruluş görüntüyü vermiyor, sonra diğer programda veriyor. ortadan konuşmak zorundayım.”
“PFDK’nın sevk sayısını 3’e düşürdüğünü duyduk. Futbolla seçimin ne alakası var? Neden insanlara baskı yapıyorsunuz? Galatasaray’ın da 35 milyon taraftarı var. Ayrıca nefsi müdafaa da ceza almama sebebi değildir, hafifletici unsurdur!”
“ŞAMPİYON ÇIKARSAK, GERGİNLİK OLMAZ”
“İnşallah derbiye şampiyon çıkarız. Ciddi bir inanmışlık var. Kim hak ediyorsa o kazansın, samimiyetimle söylüyorum. Şahsen ben, bizim hak ettiğimizi düşünüyorum İnşallah öyle olur, öyle olursa derbi hafif havada geçer. Gerginlik artmamış olur. Oyuncuların morali yüksek. Ancak bu tip konular etkiliyor. Onları bu konularda minimum konuşturtmaya çalışıyoruz. Hiçbir zaman biz konuşturtmuyoruz. Gerilimi arttırmamak adına.. Kurunun yanında yaş da yanıyor. Herkes hayali ile birleşti, herkes kararlı.”
“ALİ KOÇ’UN İSTİFASINI KONUŞMADIK”
“Ali Koç’un Kulüpler Birliği’nden istifası sonrası geri dönmesini isteyen 10 kulüp olduğu söyleniyor. Galatasaray’ın görüşü ne? Kulüpler Birliği’ne başkanımız gidiyor. Ali Koç’un istifası ve sonrasıyla ilgili bir şey konuşulmadı.”
“HAKIM ZIYECH’IN TALİPLERİ VAR”
“Birçok oyuncumuza talip var. Hakim Ziyech de bunlardan bir tanesi. Ben oyuncunun ‘O’su ile ilgili yorum yapmam. Bir oyuncuya karar verilir, biz de alırız. Yazın bonservissiz veya bonservisi az adam alabilirdik. Mauro Icardi’nin bonservisinden sonra bütçe azalmıştı. Eskiden 5’e alınan oyuncular bugün 12 Milyon €! Sizin göreviniz oyuncuyu gelmeye ikna etmek. Transferde başarı standardı dünyada %50! Haris Seferovic burada olmadı ama 1 Milyon € gibi maliyetle geri gönderdik. Angelino gibi herkesin listesinde olan oyuncuyu aldık ve 750 Bin € ödedik, ayrıldık. Ziyech bizden 6 ay önce PSG’ye gidiyordu, evraklarda sıkıntı oldu. Biz maaşının bir kısmını Chelsea’ye ödeterek 1+1’e ikna etmişiz.”
Türkiye Futbol Federasyonundan (TFF) yapılan açıklamaya göre, A ve Ümit Milli Takım aday kadroları belirlenirken yapılan bu planlamayla birlikte iki futbolcu, 22 Mart Cuma günü İstanbul’da özel maçta Gürcistan ve 26 Mart Salı günü 2025 21 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde deplasmanda İtalya ile mücadele edecek Ümit Milli Takım aday kadrosuna eklendi.
Bu karar sosyal medyada çok fazla tepki çekerken taraftarların büyük çoğunluğu “Madem Ümit Milli Takım’a gönderilecekti ne diye A Milli Takım’a çağırılıp böylesi bir kararla oyuncunun moralini bozdular” görüşüyle TFF’ye yüklendi.
Karar sonrası Beşiktaş’ta Futbol Şube Sorumlusu ve Futbolu Temsilen Basın Sözcüsü Feyyaz Uçar’dan Semih Kılıçsoy için açıklama geldi.
FEYYAZ UÇAR: SEMİH KILIÇSOY 10 YAŞINDAN BERİ GOL ATIYOR
İşte Feyyaz Uçar’ın Semih Kılıçsoy açıklaması;
“Aldığım habere önce inanmak istemedim. Sonra şaşkınlığımı ifade edecek söz bulamadım. Ülke futbolunda hiç mi bir şey değişmez? Milli Takımlarda üzülerek söylüyorum ki hocalar değişiyor, yönetimler değişiyor ama mantalite değişmiyor. Biz zamanında bunları yaşadık, biliyoruz. Değişen hiçbir şey yok. Tek kelime ile skandal. Yine diğer takım oyuncuları tercihen, Beşiktaşlı oyuncular mecburen oynatılmaya devam ediyor. Son yıllarda ülke futbolunun yetiştirdiği önemli değerlerden Semih Kılıçsoy 10 yaşından beri gol atıyor, hem milli takımlarda atıyor, hem bizim alt yaş gruplarının tamamında gol atıyor. Gelişime açık, hızlı öğrenen, fiziki olarak çok güçlü bir oyuncu. Yıllardır genç oyuncuların lig maçlarında forma şansı bulmaması, yabancı ya da yaşı ileri oyuncuların oynatılması büyük eleştiri konusu olurken, spor kamuoyu ve teknik adamlar gençlere forma şansı tanınmıyor diye yorumlar yaparken Semih Kılıçsoy, A Takımımızda ilk 11 çıkmaya başlamış, gollerini arka arkaya sıralamıştır.
“OYUNCUNUN DUYGULARI İLE OYNAMA HAKKINI NEREDEN BULDUNUZ?”
Formunun zirvesinde Semih Kılıçsoy, A Milli Takım davetiyle büyük moralle katıldığı kampta ne teknik ne taktik idmanlara alınmış, takımdan ayrı tutulmuştur. Kendini geliştirebileceği, görgü ve tecrübesini artıracağı antrenmanlara almayacaksanız neden milli takıma çağırdınız? Ligin parlayan yıldızı, gençlerin ilham kaynağı olmuş bir oyuncuyu 5 dakika bile oynatabilmek sadece ona değil Türk futboluna verilecek en büyük ödül olurdu. Ümit Milli Takım planlamasına dahil edildiği açıklamasının sıradan bir bahane olduğu aşikardır. Bu kararın son dakikada alınmış içinde anlamı olan bir karar olduğuna inanmak istemiyoruz. Ama şüphelerimizi giderecek tek bir ipucu bulamıyoruz. Genç bir oyuncunun duygularıyla oynama hakkını nereden buldunuz?
“BU KARARI ALDIRANLARI KINIYORUZ”
Milli Takım ülkenin takımıysa adil ve hakkaniyetli olun. Olamıyorsanız, vicdanlı davranın. Ümit Milli Takımda Semih’e ihtiyaç vardı cümlesiyle yapılacak açıklamayı kabul etmemiz mümkün değildir. Morali bozulmuş, motivasyonunu kaybetmiş bir oyuncunun Ümit Milli Takıma ne kadar katkı sağlayabileceğini düşünüyorsunuz? Morali bozuk bir şekilde kafileden ayrılarak Ümit Milli Takıma geçen oyuncumuza yapılanın mobbing olduğu bir gerçektir. Bu kararı aldıranları kınıyoruz. Türk futboluna genç oyuncu yetiştirmeye ve onlara forma vermeye devam edeceğiz.”
]]>Emily Blunt, Ryan Gosling, Arnold Schwarzenegger, Danny DeVito, Ariana Grande, Melissa McCarthy, Kate McKinnon, Tim Robbins, Sam Rockwell, Nicolas Cage, Matthew McConaughey, Ben Kingsley, Charlize Theron, Jennifer Lawrence gibi ünlü isimler de ödül vermek için sahneye çıktı. Gecenin en önemli ödülü En İyi Filmi ise efsanevi oyuncu Al Pacino sundu.

Oscar töreni öncesinde Los Angeles sokaklarında İsrail karşıtı gösteriler vardı. Gazze’ye destek veren protestocular yolları kapadığı için bazı ünlüler törene gecikti. ‘En İyi Uluslararası Film’ dalında ödül alan The Zone of Interest filminin yönetmeni Jonathan Glazer teşekkür konuşmasında İsrail ile Filistin’de yaşananlara dikkat çekip “Filmimiz insanlıktan çıkmanın en kötü noktaya vardığını gösteriyor” dedi.

ÜNLÜ İSİMLER GAZZE İÇİN ATEŞKES ROZETİ TAKTI
Bu arada Mark Ruffalo, Billie Eilish, Rammy Youssef, Mahershala Ali gibi yıldızlar kırmızı halıda Gazze için ateşkes rozeti taktı.

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ödül kazanan Da’Vine Joy Randolph’un teşekkür konuşmasındaki “Hep farklı biri olmayı dilemiştim oysa şimdi sadece kendim olmaya ihtiyacım olduğunu anladım” sözleri ayakta alkışlandı.

En İyi Erkek Oyuncu dalında ödül alan Cillian Murphy ödülünü dünyanın dörtbir yanındaki barış yanlılarına adadı.

Favori olduğu En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında ödülü kazanan Robert Downey Jr. ödül konuşmasında, “Sırasıyla berbat çocukluğuma ve Akademi’ye teşekkür ediyorum. Ve veterinerim, eşim Susan Downey’e de teşekkür ederim. Beni bir sokak hayvanı olarak buldu ve severek hayata döndürdü” dedi.

En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Emme Stone, gözyaşları içinde yaptığı teşekkür konuşmasında Ryan Gosling I’m Just Ken şarkısını söylerken elbisesinin arkasının patladığını söyledi: “Lütfen arka tarafa bakmayın…”
John Cena, En İyi Kostüm Tasarımı ödülünün anonsunu çırılçıplak yaptı. Cena’ya sahnede perdeden bir elbise giydirildi.
Geceden umduğunu bulamayan Barbie’nin yıldızı Ryan Gosling, pembe renkli, taşlarla süslü takım elbisesi, pembe eldiveniyle seslendirdiği ‘I’m Just Ken’ şarkısıyla geceye damga vurdu. Dakikalarca ayakta alkışlanan Gosling’e sahnede Guns’N Roses’un gitaristi Slash eşlik etti.
‘En İyi Şarkı’ dalında Barbie filminden ‘What Was I Made For?’la Oscar kazanan Billie Eilish (22) ile Finneas O’Connell (26) 30 yaşına gelmeden 2 Oscar kazanan en genç sanatçılar oldular.
Bazı yapımcıların istememesi nedeniyle Oscar gecesine katılamayacağı söylenen ‘Bir Düşüşün Anatomisi’ filminin yıldızlarından Messi adlı köpek de tören salonunda yerini aldı.
10 dalda aday olan Martin Scorsese’nin ‘Dolunay Katilleri’ filmi geceden eli boş ayrıldı.

İŞTE OSCAR’IN KAZANANLARI
EN İYİ FİLM
Oppenheimer
EN İYİ YÖNETMEN
Christopher Nolan (Oppenheimer)
EN İYİ KADIN OYUNCU
Emma Stone (Poor Things)
EN İYİ ERKEK OYUNCU
Cillian Murphy (Oppenheimer)
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Da’Vine Joy Randolph (The Holdovers)
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Robert Downey Jr. (Oppenheimer)
EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
Justine Triet ve Arthur Harari (Anatomy of a Fall – Bir Düşüşün Anatomisi)
EN İYİ UYARLAMA SENARYO
Cord Jefferson (American Fiction)
EN İYİ ULUSLARARASI FİLM
The Zone of Interest (İlgi Alanı)
EN İYİ ANİMASYON
The Boy and The Heron -Çocuk ve Balıkçıl (Hayao Miyazaki)
EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
Oppenheimer
EN İYİ MÜZİK
Oppenheimer
EN İYİ ORİJİNAL ŞARKI
Barbie (What Was I Made For?)
EN İYİ SAÇ VE MAKYAJ TASARIMI
Poor Things (Zavallılar)
EN İYİ YAPIM TASARIMI
Poor Things (Zavallılar)
EN İYİ KOSTÜM TASARIMI
Poor Things (Zavallılar)
EN İYİ GÖRSEL EFEKT
Godzilla Minus One
EN İYİ KURGU
Oppenheimer
EN İYİ SES
The Zone of Interest (İlgi Alanı)
EN İYİ BELGESEL
20 Days in Mariupol
EN İYİ KISA KONULU BELGESEL
The Last Repair Shop
EN İYİ KISA FİLM
The Wonderful Story of Henry Sugar
]]>Emily Blunt, Ryan Gosling, Arnold Schwarzenegger, Danny DeVito, Ariana Grande, Melissa McCarthy, Kate McKinnon, Tim Robbins, Sam Rockwell, Nicolas Cage, Matthew McConaughey, Ben Kingsley, Charlize Theron, Jennifer Lawrence gibi ünlü isimler de ödül vermek için sahneye çıktı. Gecenin en önemli ödülü En İyi Filmi ise efsanevi oyuncu Al Pacino sundu.

Oscar töreni öncesinde Los Angeles sokaklarında İsrail karşıtı gösteriler vardı. Gazze’ye destek veren protestocular yolları kapadığı için bazı ünlüler törene gecikti. ‘En İyi Uluslararası Film’ dalında ödül alan The Zone of Interest filminin yönetmeni Jonathan Glazer teşekkür konuşmasında İsrail ile Filistin’de yaşananlara dikkat çekip “Filmimiz insanlıktan çıkmanın en kötü noktaya vardığını gösteriyor” dedi. Bu arada Mark Ruffalo, Billie Eilish, Rammy Youssef, Mahershala Ali gibi yıldızlar kırmızı halıda Gazze için ateşkes rozeti taktı.

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ödül kazanan Da’Vine Joy Randolph’un teşekkür konuşmasındaki “Hep farklı biri olmayı dilemiştim oysa şimdi sadece kendim olmaya ihtiyacım olduğunu anladım” sözleri ayakta alkışlandı.
En İyi Erkek Oyuncu dalında ödül alan Cillian Murphy ödülünü dünyanın dörtbir yanındaki barış yanlılarına adadı.

Favori olduğu En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında ödülü kazanan Robert Downey Jr. ödül konuşmasında, “Sırasıyla berbat çocukluğuma ve Akademi’ye teşekkür ediyorum. Ve veterinerim, eşim Susan Downey’e de teşekkür ederim. Beni bir sokak hayvanı olarak buldu ve severek hayata döndürdü” dedi.

En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Emme Stone, gözyaşları içinde yaptığı teşekkür konuşmasında Ryan Gosling I’m Just Ken şarkısını söylerken elbisesinin arkasının patladığını söyledi: “Lütfen arka tarafa bakmayın…”
John Cena, En İyi Kostüm Tasarımı ödülünün anonsunu çırılçıplak yaptı. Cena’ya sahnede perdeden bir elbise giydirildi.
Geceden umduğunu bulamayan Barbie’nin yıldızı Ryan Gosling, pembe renkli, taşlarla süslü takım elbisesi, pembe eldiveniyle seslendirdiği ‘I’m Just Ken’ şarkısıyla geceye damga vurdu. Dakikalarca ayakta alkışlanan Gosling’e sahnede Guns’N Roses’un gitaristi Slash eşlik etti.
‘En İyi Şarkı’ dalında Barbie filminden ‘What Was I Made For?’la Oscar kazanan Billie Eilish (22) ile Finneas O’Connell (26) 30 yaşına gelmeden 2 Oscar kazanan en genç sanatçılar oldular.
Bazı yapımcıların istememesi nedeniyle Oscar gecesine katılamayacağı söylenen ‘Bir Düşüşün Anatomisi’ filminin yıldızlarından Messi adlı köpek de tören salonunda yerini aldı.
10 dalda aday olan Martin Scorsese’nin ‘Dolunay Katilleri’ filmi geceden eli boş ayrıldı.

İŞTE OSCAR’IN KAZANANLARI
EN İYİ FİLM
Oppenheimer
EN İYİ YÖNETMEN
Christopher Nolan (Oppenheimer)
EN İYİ KADIN OYUNCU
Emma Stone (Poor Things)
EN İYİ ERKEK OYUNCU
Cillian Murphy (Oppenheimer)
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Da’Vine Joy Randolph (The Holdovers)
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Robert Downey Jr. (Oppenheimer)
EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
Justine Triet ve Arthur Harari (Anatomy of a Fall – Bir Düşüşün Anatomisi)
EN İYİ UYARLAMA SENARYO
Cord Jefferson (American Fiction)
EN İYİ ULUSLARARASI FİLM
The Zone of Interest (İlgi Alanı)
EN İYİ ANİMASYON
The Boy and The Heron -Çocuk ve Balıkçıl (Hayao Miyazaki)
EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
Oppenheimer
EN İYİ MÜZİK
Oppenheimer
EN İYİ ORİJİNAL ŞARKI
Barbie (What Was I Made For?)
EN İYİ SAÇ VE MAKYAJ TASARIMI
Poor Things (Zavallılar)
EN İYİ YAPIM TASARIMI
Poor Things (Zavallılar)
EN İYİ KOSTÜM TASARIMI
Poor Things (Zavallılar)
EN İYİ GÖRSEL EFEKT
Godzilla Minus One
EN İYİ KURGU
Oppenheimer
EN İYİ SES
The Zone of Interest (İlgi Alanı)
EN İYİ BELGESEL
20 Days in Mariupol
EN İYİ KISA KONULU BELGESEL
The Last Repair Shop
EN İYİ KISA FİLM
The Wonderful Story of Henry Sugar
]]>Aybaba, Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar ile Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’nde basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Sohbet toplantısında geleceği planladıklarını anlatan Samet Aybaba, “İşimiz çok, yolun başındayız ama halledeceğiz. Bilgi ve biraz da tecrübe olduktan sonra bu işler hallolur. İstişare ediyoruz, geleceği planlıyoruz, çalışıyoruz. Kadroyu güçlendirmek ve altyapıya önem vermek öncelikli hedefimizdi. Çok kafa yorduk ortaya bir şeyler çıkmaya başladı.” diye konuştu.
Ara transfer döneminde transfer ettikleri Al-Musrati ve Muçi gibi oyuncuları kadroya katmak istediklerini söyleyen Aybaba, “Sistem, Türkiye’de çok yanlış işliyor. 8-10 yabancı alacağımıza, 2-3 kaliteli oyuncu alacağız. Bizim çok genç oyuncumuz var, onları geliştirecek oyuncular gerekiyor. Transfer sezonu bittikten sonra da çalışmalara hemen başladık. Transfer bitikten sonra Avrupa’da maçlar izlemeye gittim. Hocayla da oturup fikir alışverişinde bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Cenk ve Salih’le derbi sonrası görüşülecek
Aybaba, Cenk Tosun ve Salih Uçan’la derbi sonrası sözleşme uzatmak için görüşeceklerini kaydetti.
Kadrodaki yabancı sayısını azaltmaları gerektiğini kaydeden Samet Aybaba, tesisleşme için de önemli hamleleri olduğunu kaydetti.
“Semih Kılıçsoy çim sahadan değil, halı sahadan çıktı”
Saha zeminleri ile ilgili federasyonun devreye girmesi gerektiğini söyleyen Aybaba, “Sahalarla ilgili federasyon ya cezai işlem uygulayacak ya da bütün sahaları yaptıracak ve parayı kulüplerden kesecek. İsteyince yapıyorlar. İmkanlar daha iyi olsa altyapıdaki oyuncular da kendini daha yukarı çıkarır. Semih Kılıçsoy çim sahadan değil, halı sahadan çıktı. Arkasından 6-7 oyuncu daha geliyor ama Beşiktaş altyapısı şu an Fulya’da sentetik çimde çalışıyor. Bu imkanları düzelteceğiz.” diye konuştu.
“Semih’i çok şımartmayalım”
A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın Semih Kılıçsoy hakkında fikir aldığını söyleyen siyah-beyazlı futbol adamı, “Semih’i takip ettiğini söyledi. 18 yaşına gelip, bu kadar gol atan oyuncu yok ama korumamız lazım onu. Eleştirirken doğru eleştirelim, çok şımartmayalım.” dedi.
Samet Aybaba, Semih Kılıçsoy’un temaslı oyunu sevdiğini ve hakemlerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini de söyledi.
Ante Rebic’in performansının düşük olduğunu söyleyen Aybaba, “Rebic’in performansı çok düşük. Performansı etkileyen mental şeyler de vardır. Böyle bir oyuncunun performansının bu kadar düşük olmasında bir şeyler vardır ama bu hocanın işi.” dedi.
“Semih bizim rol modelimiz”
Feyyaz Uçar ise Semih Kılıçsoy ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Son ana kadar ayakta duruyor ama onun karşısında kendini yere atan oyuncular var. İstanbulspor maçında ona sarı kart aldırtmak için yere atanlar oldu kendini. Semih’le ilgili tek eksik sol ayak çalışmaları yapmalı. Semih’i mümkün olduğu kadar elimizde tutmak istiyoruz. Biz Türk’üz ama dünya takımı olacağız. Altyapıdan birkaç Semih yetiştirip, oyuncu satarak alttan gelenlerin önünü açmak istiyoruz. Semih bizim rol modelimiz. Her sene bir Semih çıkmaz ama başka mevkilerde bulabiliriz. Altyapıdaki bütün oyunculara ayrı bir eğitim başlattık. Hepsi özel dersler alacaklar. Her zaman başaramayabilirsiniz ama artık tek taraflı işlemeyecek. Sadece al, al değil, satacağız da.”
]]>Sarı-kırmızılı takımın eski futbolcusu Tomas Ujfalusi, eşleşmeye dair Çek basınına konuştu. Ujfalusi, “Galatasaray kendi sahasında kesinlikle çok fazla ofansif oynamak isteyecektir. Bu zaten Manchester United’a karşı oynadıkları maçta da görüldü” ifadelerini kullandı.
Galatasaray’ın eski oyuncusu Tomas Ujfalusi, Galatasaray’ın Sparta Prag ile oynayacağı maç öncesi Çek basınına açıklamalarda bulundu.
Ujfalusi’nin açıklamaları şu şekilde:
– Galatasaray’ı nasıl buluyorsunuz?
”Kesinlikle eskisi gibi değil. Benim dönemimde 30’lu yaşların üzerinde çok sayıda yaşlı oyuncu vardı, kariyerinizi bitirmek için gittiğiniz bir takımdı. Şimdi öyle değil. Muslera’nın yanında şu anın en yaşlı oyuncusu 36 yaşındaki Dries Mertens. Onun dışında nispeten genç ve agresif oyuncular var. Icardi bile henüz veteran değil, geçen yıl sadece 30 yaşındaydı, Zaha ise 31 yaşında. Savunmayı Nelsson yönetiyor, kendisi 25 yaşında.”
”GALATASARAY OFANSİF OYNAYACAKTIR”
– İlk maç Türkiye’de oynanıyor, Sparta’yı İstanbul’da neler bekleyebilir?
“Galatasaray kendi sahasında kesinlikle çok fazla ofansif oynamak isteyecektir. Bu zaten Manchester United’a karşı oynadıkları maçta da görüldü. Çok açık oynandı, çok şut atıldı ama savunmayı da unuttular, Manchester gol attı. Sonunda Galatasaray skoru 3-3’te eşitlemeyi başardı. Seyircileri de düşünürsek Sparta’ya atak yapmak ve önde başlamak isteyeceklerini tahmin ediyorum. Sparta’ya da fırsat gelecektir, bunları iyi çözerlerse Galatasaray’ın hücum tavrını kullanabilirler.”
– Sparta’nın United kadar güçlü bir itibarı yok. Çek takımları Türkiye’de nasıl biliniyor?
“Teknik ekip bu maçı kesinlikle küçümsemeyecektir. Sparta’yı yüzde 100 okuduklarını düşünüyorum. Çok iyi oynadıklarını biliyorlar, tarzlarını da biliyorlar. Düşünülenin aksi olarak tam tersine saygı duyacaklarını düşünüyorum. Daha pahalı bir kadro ve çok sayıda kaliteli oyuncuya sahipler.”
”İNANILMAZ BİR ATMOSFER”
– Peki ya taraftarlar? Stadın 52 bin koltuğu var, stadyum kapalı gişe olur mu?
”Bunu tahmin edemiyorum ama Avrupa Kupaları her zaman ilgi çekicidir. Biletler tamamen tükenmese bile gelen insanlar inanılmaz bir atmosfer oluşturuyor. Maç boyunca tezahürat yapıyorlar, kesinlikle güzel olacak ev sahibi takım ve seyirciler için. Sanırım onlar da bunun ve Spartalıların tadını çıkaracaklardır.’
”AVRUPA LİGİ BÜYÜK BİR ŞANS”
– Galatasaray, Şampiyonlar Ligi play-off’larına yükselmeye çok yaklaştı ancak son maçta Kopenhag’a yenildi. Avrupa Ligi’ne katılmak bir hayal kırıklığı sayılmıyor mu?
“Bunu daha aşağı seviyede bir rekabet olarak algılayacaklarını sanmıyorum. Ama diğer yandan, o andan bu yana biraz zaman geçti ve Avrupa Ligi takımlarında ilgi çekici takımlar var, bu da kulüp için ilginç olacak. Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde de son 16 oynadığı ancak serüvenin erken bittiği ve takımın önemli bir rol oynayamadığı bir dönem vardı. Tam tersine Avrupa Ligi bir şeyler kazanmak için bile büyük bir şans sunuyor.”
“KULÜBÜN FELSEFESİ BUGÜN TAMAMEN FARKLI”
– Son yenilgi Kopenhag’a karşı alınan yenilgiydi. O tarihten bu yana Galatasaray 10 galibiyet ve 2 beraberlik kaydetti. Kasım ayındaki maçtan bu yana önemli bir değişiklik oldu mu?
“Aksine işler istikrara kavuştu, 20 oyuncudan oluşan güçlü bir kadro var. Birisi sakatlık nedeniyle ayrılsa bile her pozisyon için yeterli bir yedek sayısı var. Kulübün yeni başkanının gelişiyle birlikte ağırlıklı olarak genç oyuncuların alınıp takas edilmeye başlandığı görülüyor. Bunun en büyük örneği Bayern Münih’e satılan Sacha Boey’dir. Şu anda Avrupa’nın herhangi bir yerinde bir veya iki yıllığına futbol oynayan başka genç oyuncuları da var. Basitçe söylemek gerekirse, kulübün felsefesi bugün tamamen farklı.”
GALATASARAY’DA 3 KUPA KALDIRDI
2011-2012 yılının yaz transfer döneminde Atletico Madrid’den 2 milyon euro bonservisle Galatasaray’a transfer olan Tomas Ujfalusi, sarı-kırmızılı takım ile iki sezon mücadele etti.
Galatasaray ile 2 lig ve 1 kez Türkiye Kupası şampiyonlukları yaşayan eski Çek yıldız, yaşadığı sakatlık sorunları sonrası 2013-2014 sezonun başında Sparta Prag’a gitti ve futbola da orada veda etti.
]]>
CARL WEATHERS HAYATINI KAYBETTİ
Unutulmaz oyuncunun ailesi, Weathers’ın uykudayken yaşamını yitirdiği belirtildi.
En son rolleri arasında kendisine drama dizisinde olağanüstü konuk oyuncu dalında Emmy adaylığı kazandıran The Mandalorian’daki Greef Karga yer aldı. Ayrıca iki bölümün yönetmenliğini yaptı.

ROCKY’NİN UNUTULMAZ İSMİ APOLLO CREED KARAKTERİ
Apollo Creed, “Rocky” film serisinin ikonik karakterlerinden biridir ve Carl Weathers tarafından canlandırılmıştır. Apollo Creed, seride bir boks şampiyonu olarak tanıtılmış ve Rocky Balboa’nın (Sylvester Stallone tarafından canlandırılan) hem rakibi hem de dostu olarak önemli bir rol oynamıştır.
Apollo Creed karakteri, serinin ilk filmi olan “Rocky” (1976) ile izleyici karşısına çıkmıştır. Bu filmde, Apollo Creed ABD’nin 200. yıl dönümünü kutlamak için bir dövüş düzenler ve kariyerinin zirvesindeki bir şampiyon olarak, amatör bir boksör olan Rocky Balboa’ya meydan okur. Creed’in Rocky ile ilk maçı, serinin en unutulmaz anlarından birini oluşturur ve bu dövüş, ikilinin arasındaki rekabet ve sonrasında gelişen dostluğun başlangıcını işaret eder.

“Rocky II” (1979) filminde, Apollo Creed, Rocky’ye rövanş maçı teklif eder, çünkü ilk maçın tartışmalı sonucundan memnun değildir ve kendi üstünlüğünü kanıtlamak istemektedir. Bu filmde ve sonraki filmlerde, Apollo Creed’in karakteri daha da derinleşir ve onun profesyonellik, onur ve sporcu kimliğine dair farklı yönleri ortaya çıkar.
“Rocky III” (1982) ve “Rocky IV” (1985) filmlerinde Apollo Creed, Rocky’nin hem mentoru hem de yakın arkadaşı olarak ön plana çıkar. Özellikle “Rocky IV”te, Apollo Creed, Rus boksör Ivan Drago ile bir gösteri maçına çıkar ve bu maç, serinin en dramatik olaylarından birine sahne olur.
Apollo Creed karakteri, boks dünyasındaki büyük bir yıldızın yanı sıra, aynı zamanda büyük bir gösteri adamı ve Amerikan rüyasının bir temsili olarak tasvir edilmiştir. Karizması, güçlü kişiliği ve Rocky ile olan ilişkisi, onu “Rocky” serisinin unutulmaz ve çok sevilen bir karakteri yapmıştır.

CARL WEATHERS KİMDİR?
Carl Weathers, Amerikan sinema ve televizyon dünyasında tanınan bir oyuncu, yönetmen ve eski profesyonel futbolcudur. 14 Ocak 1948 tarihinde New Orleans, Louisiana, ABD’de doğmuştur. Özellikle Apollo Creed karakterini canlandırdığı “Rocky” film serisiyle ün kazanmıştır. Bu rolle uluslararası bir tanınırlık kazanan Weathers, sinema dünyasında önemli bir figür haline gelmiştir.
Futbol kariyerine San Diego State University’de oynayarak başladı ve daha sonra kısa bir süre için profesyonel olarak Oakland Raiders ve Canadian Football League’de (CFL) British Columbia Lions takımlarında oynadı. Futboldan sonra tamamen oyunculuğa yönelen Weathers, “Predator”, “Action Jackson” ve “Happy Gilmore” gibi filmlerde de önemli roller üstlenmiştir.

Oyunculuk kariyerinin yanı sıra, Carl Weathers yönetmenlik de yapmış ve televizyon dizilerinde rol almıştır. “The Mandalorian” Disney+ dizisinde Greef Karga karakterini canlandırarak yeni nesil izleyicilerle de tanışmıştır. Weathers, ayrıca oyunculuk dışında spor eğitimi ve oyunculuk koçluğu gibi alanlarda da çalışmalar yapmıştır.
]]>