Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türkiye-İspanya 8. Hükümetlerarası Zirvesi kapsamında, 12-13 Haziran’da İspanya’ya gitmesi bekleniyor. Erdoğan ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in katılımıyla ülkenin başkenti Madrid’de “İspanya-Türkiye İş Forumu”nun düzenlenmesi planlanıyor.
Forum çerçevesinde; finans, yeşil dönüşüm, enerji, altyapı, ulaşım alanlarında gerçekleştirilecek panellerde iki ülke arasındaki ticari işbirliğinin artırılması hedefleniyor.

“İSPANYA, GEÇEN YIL EN FAZLA İHRACAT YAPILAN SEKİZİNCİ ÜLKE OLDU”
DEİK Türkiye-İspanya İş Konseyi Başkanı Ebru Özdemir, AA muhabirine, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere ve iş dünyası için yatırım fırsatı sunan alanlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İki ülke iş dünyasının birbirine “ticareti ve yatırımı dost ile yap” (friendshoring) kavramı çerçevesinde yaklaştığını belirten Özdemir, geçen yıl ikili ticaret hacminin 19,2 milyar dolar civarında olduğunu dile getirdi.
Özdemir, Türkiye’nin geçen yıl 9,3 milyar dolarla İspanya’ya tüm zamanların en yüksek ihracatını gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, “İspanya, 2023 yılında en fazla ihracat yaptığımız sekizinci ülke olurken, Türkiye’nin toplam ihracatından aldığı pay yüzde 3,6 oldu. Bu hacmin gerçek potansiyelimizi yansıttığını düşünmüyorum. İki ülke arasındaki potansiyelin daha fazla olduğunu biliyor, bunun için daha büyük adımlar atıyoruz.” dedi.
“İSPANYOL FİRMALARIN TÜRKİYE’YE YAPTIĞI YATIRIMLAR 10,5 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”
İkili ticaret hacminin lokomotifini otomotiv sektörünün oluşturduğunu söyleyen Özdemir, bu sektörü, 2,3 milyar dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 1,3 milyar dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 620,8 milyon dolarla elektrik ve elektronik, 437,8 milyon dolarla çelik sektörkerinin izlediğini aktardı.
Özdemir, İş Konseyi olarak bu sektörlerde elde edilen ikili işbirliğini, özellikle sürdürülebilir enerji kaynakları, dijital teknolojiler, savunma sanayi, lojistik, sağlık ve turizm gibi alanlarda geliştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Türkiye’de geçen yıl itibarıyla 775’ten fazla İspanyol firmanın faaliyet gösterdiğini bildiren Özdemir, “İspanyol firmaların 2016’dan bu yana Türkiye’ye yaptığı yatırımlar 10,5 milyar dolara ulaştı. Bu oldukça sevindirici bir rakam. Bu gelişmeyi tek taraflı okumamamız gerekiyor. Türk firmaların İspanya’da yaptığı faaliyetlerin olumlu yansıması olarak İspanyol firmalar, Türk iş dünyasını yakından tanıyor, ülkemizdeki fırsatların farkına varıyor.” dedi.

“İKİ ÜLKE ÖZELLİKLE KOBİ’LERİN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜNÜ DESTEKLİYOR”
İki ülke iş dünyasının özellikle dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanlarında daha yakın çalışmasını önemsediklerini belirten Özdemir, İspanya-Türkiye İş Forumu’nun odağında da bu konuların yer alacağını kaydetti.
Özdemir, Türkiye ve İspanya arasında yeşil dönüşüm konusunda önemli işbirliği fırsatlarının olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“İspanya’nın, elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 50,3’ün üzerine çıkarmayı başarması bu çabada önemli bir adım. İspanyol hükümeti tarafından ana hatları çizilen 2030 Ulusal Entegre Enerji ve İklim Planı, elektrik üretimi için 157 gigavatlık birleşik kurulu kapasite öngörüyor. Türkiye’nin geçen yıl enerji üretiminin yüzde 39’u yenilenebilir kaynaklardan sağlanırken, enerji yatırımlarının yüzde 64’ü yenilenebilir enerji projelerine tahsis edilmiş durumda. Yenilenebilir enerji kaynakları ve elektrikli araçlar konusunda attığımız adımlar önemli. Yeşil dönüşümde kararlı iki ülkenin iş dünyası için bu alanda hem tecrübe paylaşımı hem de işbirliği fırsatlarını değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.”
Dijital dönüşümün de işbirliğinde önemli fırsatları beraberinde getirebileceğine değinen Özdemir, Türkiye ve İspanya’nın özellikle KOBİ’lerin dijital dönüşümünü desteklediğini, bu çerçevede Türk iş dünyasının ortak çalışmalar yapmaya tamamen hazır olduğunu söyledi.
Özdemir, Türkiye’nin girişim (start-up) ekosistemini geliştirmek için önemli adımlar attığının altını çizerek, bu konuda da iki ülkenin işbirliğini artırmaya hazır olduklarını belirtti.
Türk iş dünyasının Afrika, Orta Doğu, Orta Asya ile olan yakın temaslarının İspanyol iş dünyası için potansiyel işbirliği alanı oluşturduğunu vurgulayan Özdemir, “İspanya’nın Latin Amerika’da tecrübe ve sahip olduğu önemli ilişkileri, Türk iş dünyası için benzersiz bir fırsat sunuyor.” dedi.
“TURİZM VE SAĞLIK SEKTÖRLERİ KARŞILIKLI YATIRIM FIRSATLARI SUNUYOR”
Özdemir, iki ülke arasında yenilenebilir enerji alanındaki işbirliğinin yanı sıra turizm ve sağlık sektörlerinde de yatırım fırsatları bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
“İki ülke arasındaki turizm işbirliklerinin derinleştirilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda karşılıklı uçuşların ve uçuş noktalarının artırılması, deniz taşımacılığının geliştirilmesi, her iki ülkeyi de kapsayan uzak pazarlardan gelen turistler için ortak tur paketleri oluşturulması, Akdeniz’in çevre temizliği ve rehabilitasyonuna odaklanılması gibi hedeflerimizin olduğunu söylemek mümkün. Sağlık turizmini teşvik etmek için ortak pazarlama stratejileri geliştirmek ve ilaç endüstrisi ile sağlık teknolojileri alanında ortak AR-GE projelerine yatırım yapılmasının önemine değinmek isterim. Bu işbirliği, Türkiye’nin Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) desteğiyle finanse edilen sağlık projeleri de dahil olmak üzere, her iki ülkenin sağlık sistemlerini entegre etmeyi, uluslararası sağlık turizmi pazarındaki rekabet güçlerini artırmayı amaçlayarak sağlık sektöründe işbirliği desteklenebilir.”
Forum çerçevesinde; finans, yeşil dönüşüm, enerji, altyapı, ulaşım alanlarında gerçekleştirilecek panellerde iki ülke arasındaki ticari işbirliğinin artırılması hedefleniyor.
“İSPANYA, GEÇEN YIL EN FAZLA İHRACAT YAPILAN SEKİZİNCİ ÜLKE OLDU”
DEİK Türkiye-İspanya İş Konseyi Başkanı Ebru Özdemir, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere ve iş dünyası için yatırım fırsatı sunan alanlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İki ülke iş dünyasının birbirine “ticareti ve yatırımı dost ile yap” (friendshoring) kavramı çerçevesinde yaklaştığını belirten Özdemir, geçen yıl ikili ticaret hacminin 19,2 milyar dolar civarında olduğunu dile getirdi.
Özdemir, Türkiye’nin geçen yıl 9,3 milyar dolarla İspanya’ya tüm zamanların en yüksek ihracatını gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, “İspanya, 2023 yılında en fazla ihracat yaptığımız sekizinci ülke olurken, Türkiye’nin toplam ihracatından aldığı pay yüzde 3,6 oldu. Bu hacmin gerçek potansiyelimizi yansıttığını düşünmüyorum. İki ülke arasındaki potansiyelin daha fazla olduğunu biliyor, bunun için daha büyük adımlar atıyoruz.” dedi.
“İSPANYOL FİRMALARIN TÜRKİYE’YE YAPTIĞI YATIRIMLAR 10,5 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”
İkili ticaret hacminin lokomotifini otomotiv sektörünün oluşturduğunu söyleyen Özdemir, bu sektörü, 2,3 milyar dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 1,3 milyar dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 620,8 milyon dolarla elektrik ve elektronik, 437,8 milyon dolarla çelik sektörkerinin izlediğini aktardı.
Özdemir, İş Konseyi olarak bu sektörlerde elde edilen ikili işbirliğini, özellikle sürdürülebilir enerji kaynakları, dijital teknolojiler, savunma sanayi, lojistik, sağlık ve turizm gibi alanlarda geliştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Türkiye’de geçen yıl itibarıyla 775’ten fazla İspanyol firmanın faaliyet gösterdiğini bildiren Özdemir, “İspanyol firmaların 2016’dan bu yana Türkiye’ye yaptığı yatırımlar 10,5 milyar dolara ulaştı. Bu oldukça sevindirici bir rakam. Bu gelişmeyi tek taraflı okumamamız gerekiyor. Türk firmaların İspanya’da yaptığı faaliyetlerin olumlu yansıması olarak İspanyol firmalar, Türk iş dünyasını yakından tanıyor, ülkemizdeki fırsatların farkına varıyor.” dedi.
“İKİ ÜLKE ÖZELLİKLER KOBİ’LERİN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜNÜ DESTEKLİYOR”
İki ülke iş dünyasının özellikle dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanlarında daha yakın çalışmasını önemsediklerini belirten Özdemir, İspanya-Türkiye İş Forumu’nun odağında da bu konuların yer alacağını kaydetti.
Özdemir, Türkiye ve İspanya arasında yeşil dönüşüm konusunda önemli işbirliği fırsatlarının olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
Dijital dönüşümün de işbirliğinde önemli fırsatları beraberinde getirebileceğine değinen Özdemir, Türkiye ve İspanya’nın özellikle KOBİ’lerin dijital dönüşümünü desteklediğini, bu çerçevede Türk iş dünyasının ortak çalışmalar yapmaya tamamen hazır olduğunu söyledi.
Özdemir, Türkiye’nin girişim (start-up) ekosistemini geliştirmek için önemli adımlar attığının altını çizerek, bu konuda da iki ülkenin işbirliğini artırmaya hazır olduklarını belirtti.
Türk iş dünyasının Afrika, Orta Doğu, Orta Asya ile olan yakın temaslarının İspanyol iş dünyası için potansiyel işbirliği alanı oluşturduğunu vurgulayan Özdemir, “İspanya’nın Latin Amerika’da tecrübe ve sahip olduğu önemli ilişkileri, Türk iş dünyası için benzersiz bir fırsat sunuyor.” dedi.
“TURİZM VE SAĞLIK SEKTÖRLERİ KARŞILIKLI YATIRIM FIRSATLARI SUNUYOR”
Özdemir, iki ülke arasında yenilenebilir enerji alanındaki işbirliğinin yanı sıra turizm ve sağlık sektörlerinde de yatırım fırsatları bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
Bankadan yapılan açıklamaya göre, Ziraat Katılım, 9’uncu kuruluş yıl dönümünde İstanbul Finans Merkezi Ziraat Kuleleri’ndeki yeni genel müdürlük binasına taşınma sürecini tamamladı.
Ziraat Kule-2’de faaliyetlerini sürdürecek Ziraat Katılım, bu gelişmeyle İstanbul’da farklı lokasyonlardaki genel müdürlük birimlerini de tek çatı altında topladı.
Önceki aylarda “İnşaatta Mükemmeliyet” ödülüne layık görülen Ziraat Kuleleri, çevreye duyarlı tasarımı, ileri teknolojiye sahip akıllı uygulamalar konusundaki inovatif yaklaşımı ve çevresel sürdürülebilirlik misyonu ile dünyada sınırlı sayıda binanın alabildiği “LEED Platinum” sertifikasını da kazandı.
Daha etkin ve verimli hizmet sunacağız”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir, Ziraat Katılım olarak tüm operasyonları yönetmek üzere “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda İstanbul Finans Merkezi Ziraat Kuleleri’ndeki yerlerini aldıklarını belirtti.
Ziraat Finans Grubu’nun tüm paydaşlarıyla bir arada olmanın getirdiği güç ve sinerjiyle müşterilerin ihtiyaçlarına yönelik daha etkin ve verimli hizmet sunacaklarını kaydeden Özdemir, “Finansal ekosistemde ülkemizin ve bölgemizin öncü kuruluşlarından biri olma hedefleri doğrultusunda İstanbul Finans Merkezi’nde yer almak, bizim için önemli bir dönüm noktası oldu. Yeni genel müdürlük binamızın, tüm Ziraat ailemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Özdemir, kuruldukları 29 Mayıs 2015 tarihinden bugüne katılım bankacılığına yeni bir soluk getirdiklerini, katılım finans sektörünün en önemli oyuncularından ve oyun kurucularından biri olma gayretinde olduklarını vurgulayarak, “Henüz 9. yaşında genç bir katılım finans kurumu olmamıza rağmen Türk ekonomisine katkılarıyla, reel sektöre kazandırdıklarıyla, kamusal misyon ve sorumluluk refleksiyle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. 400 Milyar liraya yaklaşan aktif büyüklüğümüzle sektörde 12. sırada yer alırken, ilk 10’da olma hedefimizi koruyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İnsanı merkeze alan hizmet anlayışları ve teknolojiyle bütünleşen çalışma prensipleriyle 9 yıl önce çıktıkları bu yolculukta pek çok başarıya imza attıklarını aktaran Özdemir, şunları kaydetti:
“Mazisi 160 yılı aşan Ziraat markasından aldığımız gücü, katılım finans ilkeleriyle birleştirdik. Ziraat Katılım ailesi olarak sunduğumuz çözümlerle sektörde değişimlere yön vererek müşterilerimizin yanında olduk. Bu doğrultuda müşteri odaklı hizmet anlayışı ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir kamu katılım finans kurumu olarak nitelikli ürün ve hizmetlerimizle ‘paylaştıkça daha fazlası’ demeye devam ediyoruz.”
Ziraat Katılım 200 şubeye ulaştı
Özdemir, Kocaeli ticari şubesi ile ülke genelinde 200. şubelerine ulaştıklarına işaret ederek, bunun önemli bir eşik olduğunu, 63 farklı şehirdeki şubeleriyle çalışmalarına ve yurt genelinde şubeleşmeye devam edeceklerini bildirdi.
Ziraat Katılım olarak, Afrika kıtasında bankacılık faaliyetlerine başlayan ilk Türk bankası olduklarını belirten Özdemir, “2020 yılında Sudan’da açtığımız şubenin ardından 2023 yılında Somali’de şubemizi faaliyete geçirdik. İlerleyen dönemlerde Afrika kıtasının ekonomik ve sosyal kalkınmasına ve bölgede istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmayı sürdürmeyi hedefliyoruz.” şeklinde görüş belirtti.

Olay, 17 Mart gecesi, Yenişehir Mahallesi’ndeki Süleyman Nazif Parkı’nın karşısında meydana geldi.
Ramazan Baykara, birlikte yaşadığı Esra Yılmaz ile yanındaki Rüknettin Özdemir’e tabancayla ateş etti. Yılmaz ve Özdemir yere yığıldı, Baykara da kaçtı.
İhbarla olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri, Yılmaz ve Özdemir’in öldüğünü belirledi. Olaydan sonra yakalanıp gözaltına alınan Baykara’nın Esra Yılmaz’ın, Rüknettin Özdemir ile mesajlaşmalarını görüp tartıştıklarını, daha sonra kadının telefonundan Özdemir’e buluşmak için mesaj attığını ve olay yerindeki tartışmada silahlı saldırıda bulunduğunu söylediği öğrenildi.

TUTUKLANDI
Baykara, işlemleri sonrası sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Yılmaz ve Özdemir’in cansız bedenleri, otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edilip, toprağa verildi.
Ramazan Baykara’nın cinayetlerden sonra gittiği lokantada çektiği fotoğrafını, ‘Aslan gibi yaşadım, paşalar gibi de yatacam’ notuyla paylaştığı ortaya çıktı.

“İFTİRA ATIYOR”
Esra Yılmaz’ın amcası Ramazan Yılmaz, Baykara’nın planlı şekilde cinayeti tasarladığını belirterek, “İlişkileri 3-4 yıl önce başladı. Esra’yla kaçarak evlendiler. Dini nikahlılardı, resmi nikah yapmadı. Bir çocukları oldu, şimdi 2 yaşında. Ne iş yaptığı da belli değildi. Olayı gece geç saatlerde öğrendim. Öldürülen diğer kişiyle ilgili de bir bilgim yok, tanımıyorum. Cinayet, Ramazan Baykara tarafından planlanmış bir cinayetti. Kızın telefonuna el koydu, eşi diyemiyorum. Çünkü vahşice katlettiği eşi olamaz. Esra babasının evindeydi. Aralarındaki sorunu çözmek için bir yere götürmek istemiş. Onun başkasıyla ilişkisi olduğu iddiaları asılsızdır. Gerçek bir yanı yok. Tek taraflı yapılan bir ifade. Tamamen alacağı cezadan, indirimden faydalanmak için böyle iftira atıyor” diye konuştu.

‘KIZINI ÖLDÜRDÜM, TESLİM OLACAĞIM’
Kızına Ramazan Baykara’nın şiddet uyguladığını söyleyen Çiğdem Yılmaz, “O gece kızımla konuşmak için gelip, torunumu ve en küçük kızımı da alıp çıktılar. ‘Onları kafeye götüreceğim’ dedi. Torunumu ve küçük kızımı kaldığı eve bırakıp, Esra’yı öldürmeye götürmüş. Daha sonra beni aradı, ‘Ben kızını öldürdüm. Onun yanındaki bir kişiyi daha öldürdüm, yiyip, içip, teslim olacağım’ dedi. Kızım namussuzluk yapmadı. Kızıma şiddet uygulayıp, içip, kumar oynuyormuş. Öğrendik ki 4-5 milyon lira borç yapmış. Kızım şiddet görmüş, komşuma anlatmış; ‘Beni öldürecek, borçları için beni satmak istiyor’ demiş. Ben de kızımı yanıma aldım, konuştum. Kızım her şeyi bana anlattı. ‘Her şeyi babama da anlatacağım’ dedi. Bana, ‘Anne babama söyle, ben namussuzluk yapmadım’ dedi. Bu işin peşini bırakmayacağım” dedi.

1984 yılında ilk defa şarj edilebilir nikel kadmiyum pil üretimi, 1985’te telsiz bataryası, 1993’te havacılık aküleri yaptıklarını anlatan Özdemir, 2015 yılında pil tasarımı ve üretimi için AR-GE faaliyetlerine başladıklarını, 2022 yılında da yeni fabrikalarını devreye alıp pil seri üretimi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Özdemir, böylece Türkiye’nin geçmişte şarj edilebilir pil üretiminde ASPİLSAN ile sahip olduğu ve kaybettiği yetenekleri yeni teknolojilerle tekrar kazandığını vurguladı.
Ham maddeden pil üretip, bunu elektronik kart ve yazılımlarla birleştirip, termal yönetimleriyle birlikte bir kasanın içerisine koyup batarya haline getiren sayılı şirketten biri olduklarına işaret eden Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yetenek her yerde yok. Türkiye için çok özel olduğu gibi dünyada da yapmış olduğumuz işi yapan çok sayılı firma var. Pili üretip buradan bataryaya dönüştüren bir şirketiz. Bu önemli bir kabiliyet. Tesisimiz daha önce Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde hem batarya tasarımı yapıyordu hem de raylı sistemler, deniz ve havacılık akülerini nikel kadmiyum kimyasında üreten bir imalat ekibimiz vardı. Bu fabrikamız orada devam ediyor. Pil imalatı, havacılık aküsü imalatı orada sürüyor.
Ama zamanla Türkiye’ye dağıldık. İstanbul’da hidrojen ve yakıt pili çalışan bir AR-GE ekibimiz, Ankara’da havacılık bataryaları çalışan başka bir AR-GE ekibimiz, yine Ankara’da elektrikli araç bataryaları çalışan bir ekibimiz, Kayseri’de telsiz ve taşınabilir enerji sistemleri için nispeten daha düşük voltaj, akım ve gerilimlerde çalışan bataryaları tasarlayan başka bir AR-GE ekibimiz bulunuyor. Bunun yanında iki tane fabrikamız Kayseri’de faaliyet gösteriyor.”

YENİ DOĞAN MESLEKLER
Pil ve batarya teknolojilerine yapılan yatırımlar ve kurulan tesislerle Türkiye’de istihdam alanında bir dizi ilke imza attıklarına değinen Özdemir, şöyle konuştu:
“Firmamızda Türkiye’nin ilk elektrot teknikeri, teknisyeni, ham maddeyi alıp karıştırdığımız mikser kısmının ilk operatörleri, montaj kısmında elektrotu sarıp pil hücresini kasa içerisine yerleştiren işleri yapan teknisyenleri çalışıyor. Formasyon hattındaki teknisyenlerimiz, formasyon mühendislerimiz bu alanlarda çalışan, Türkiye’nin bu meslekleri yapan ilk kişileri oldu.
Ekosistem içinde arkadaşlarımızı yetiştirmiş, meslek tanımlarını yapmış, bu yönde ilk istihdamları ülkemize sağlamış olduk. Dolayısıyla istihdama katkısı hem yeni mesleklerin Türkiye’de hayata geçmesi açısından bir önem arz ediyor hem de 2021 öncesinde 180 kişiyken bu fabrika ve diğer lokasyonlarda görev yapan 150 yeni arkadaşla bugün 330 nitelikli istihdamla sektörde hizmet vermeye devam ediyoruz. Bunların rakamların ötesinde nitelik açısından, onlara tanımladığımız işler ve ülkemize kazandırdığımız yeni meslekler anlamında önemli olduğunu değerlendiriyoruz.”
Dünyada taşınabilir enerjiye ihtiyaç arttıkça ki trendin bunu gösterdiğini vurgulayan Özdemir, bu meslek gruplarına sektörün ilgisinin artarak devam edeceğini belirtti. Özdemir, “Batarya tasarımları yapan, yazılımları yapan, gerek mekanik, gerek elektronik, gerekse yazılım anlamında teknik insanlara ihtiyaç duyulduğu gibi savunma ve enerji alanlarında sözleşme yönetimi, proje yönetimi, hukuk danışmanlığı yapan kişiler de mesleklerinde aslında ilk ve daha çok ihtiyaç duyulacak.
Gün geçtikçe bu kişilerin istihdamıyla ilgili daha çok potansiyel oluşacak. Bu anlamda enerji ve bunlarla birlikte çalışan meslek gruplarına gelecekte daha çok ihtiyaç duyulacağı, piyasada bu mesleklerin daha çok ilgi göreceği aşikar bir gerçektir.” dedi.

İNSAN KAYNAĞI YETİŞTİRMEDE ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ
Ahmet Turan Özdemir, savunma sanayisinde özel alanlarda, mühimmat üretiminde, havacılık ve uzay konularında üniversite veya Milli Eğitim müfredatlarının her zaman ihtiyaç duyulan meslek gruplarını yetiştirecek ölçüde olmayabildiğine işaret ederek, sektörün bazı zamanlarda kendi personelini yetiştirme yoluna gittiğini söyledi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu noktada sektörün farklı ihtiyaçlarını görerek “Sektör Kampüste” isimli bir program başlattığını ifade eden Özdemir, bu programın 11 üniversite ve 11 sanayi kuruluşu olmak üzere 22 paydaşı bulunduğunu, ASPİLSAN’ın da bunlardan biri olduğunu belirtti.
Bu programa, üniversitelerde yeni müfredatların oluşturulması, yeni derslerin tanımlanması ve sektörde ihtiyaç duyulan alanlarda mühendislik eğitimine katkı için kendi mühendisleriyle destek verdiklerini vurgulayan Özdemir, “Savunma Sanayii Başkanlığımız da KÖK programıyla, farklı programlarla ihtiyaç duyan insan kaynağını karşılamak üzere değişik yapılarla bu süreçleri destekliyor. Bu anlamda biz münferiden yine Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda, onlarla birlikte bu tür programları destekliyoruz. Bir şekilde sektörün ihtiyaç duyduğu elemanı sektörün desteğiyle birlikte ülkemiz geliştiriyor. Biz de bu anlamda elimizden gelen yardımı esirgemeden sağlıyoruz.” diye konuştu.
TÜRKİYE, AMBARGOYA KARŞI MEYDAN OKUDU
ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir, AA muhabirine, şirketin 1981 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’ndan alınan dersler neticesinde ordunun enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulduğunu söyledi.
1984 yılında ilk defa şarj edilebilir nikel kadmiyum pil üretimi, 1985’te telsiz bataryası, 1993’te havacılık aküleri yaptıklarını anlatan Özdemir, 2015 yılında pil tasarımı ve üretimi için AR-GE faaliyetlerine başladıklarını, 2022 yılında da yeni fabrikalarını devreye alıp pil seri üretimi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Özdemir, böylece Türkiye’nin geçmişte şarj edilebilir pil üretiminde ASPİLSAN ile sahip olduğu ve kaybettiği yetenekleri yeni teknolojilerle tekrar kazandığını vurguladı.

Ham maddeden pil üretip, bunu elektronik kart ve yazılımlarla birleştirip, termal yönetimleriyle birlikte bir kasanın içerisine koyup batarya haline getiren sayılı şirketten biri olduklarına işaret eden Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yetenek her yerde yok. Türkiye için çok özel olduğu gibi dünyada da yapmış olduğumuz işi yapan çok sayılı firma var. Pili üretip buradan bataryaya dönüştüren bir şirketiz. Bu önemli bir kabiliyet. Tesisimiz daha önce Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde hem batarya tasarımı yapıyordu hem de raylı sistemler, deniz ve havacılık akülerini nikel kadmiyum kimyasında üreten bir imalat ekibimiz vardı. Bu fabrikamız orada devam ediyor. Pil imalatı, havacılık aküsü imalatı orada sürüyor. Ama zamanla Türkiye’ye dağıldık. İstanbul’da hidrojen ve yakıt pili çalışan bir AR-GE ekibimiz, Ankara’da havacılık bataryaları çalışan başka bir AR-GE ekibimiz, yine Ankara’da elektrikli araç bataryaları çalışan bir ekibimiz, Kayseri’de telsiz ve taşınabilir enerji sistemleri için nispeten daha düşük voltaj, akım ve gerilimlerde çalışan bataryaları tasarlayan başka bir AR-GE ekibimiz bulunuyor. Bunun yanında iki tane fabrikamız Kayseri’de faaliyet gösteriyor.”

YENİ DOĞAN MESLEKLER
Pil ve batarya teknolojilerine yapılan yatırımlar ve kurulan tesislerle Türkiye’de istihdam alanında bir dizi ilke imza attıklarına değinen Özdemir, şöyle konuştu:
“Firmamızda Türkiye’nin ilk elektrot teknikeri, teknisyeni, ham maddeyi alıp karıştırdığımız mikser kısmının ilk operatörleri, montaj kısmında elektrotu sarıp pil hücresini kasa içerisine yerleştiren işleri yapan teknisyenleri çalışıyor. Formasyon hattındaki teknisyenlerimiz, formasyon mühendislerimiz bu alanlarda çalışan, Türkiye’nin bu meslekleri yapan ilk kişileri oldu.
Ekosistem içinde arkadaşlarımızı yetiştirmiş, meslek tanımlarını yapmış, bu yönde ilk istihdamları ülkemize sağlamış olduk. Dolayısıyla istihdama katkısı hem yeni mesleklerin Türkiye’de hayata geçmesi açısından bir önem arz ediyor hem de 2021 öncesinde 180 kişiyken bu fabrika ve diğer lokasyonlarda görev yapan 150 yeni arkadaşla bugün 330 nitelikli istihdamla sektörde hizmet vermeye devam ediyoruz. Bunların rakamların ötesinde nitelik açısından, onlara tanımladığımız işler ve ülkemize kazandırdığımız yeni meslekler anlamında önemli olduğunu değerlendiriyoruz.”
Dünyada taşınabilir enerjiye ihtiyaç arttıkça ki trendin bunu gösterdiğini vurgulayan Özdemir, bu meslek gruplarına sektörün ilgisinin artarak devam edeceğini belirtti. Özdemir, “Batarya tasarımları yapan, yazılımları yapan, gerek mekanik, gerek elektronik, gerekse yazılım anlamında teknik insanlara ihtiyaç duyulduğu gibi savunma ve enerji alanlarında sözleşme yönetimi, proje yönetimi, hukuk danışmanlığı yapan kişiler de mesleklerinde aslında ilk ve daha çok ihtiyaç duyulacak. Gün geçtikçe bu kişilerin istihdamıyla ilgili daha çok potansiyel oluşacak. Bu anlamda enerji ve bunlarla birlikte çalışan meslek gruplarına gelecekte daha çok ihtiyaç duyulacağı, piyasada bu mesleklerin daha çok ilgi göreceği aşikar bir gerçektir.” dedi.

İNSAN KAYNAĞI YETİŞTİRMEDE ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ
Ahmet Turan Özdemir, savunma sanayisinde özel alanlarda, mühimmat üretiminde, havacılık ve uzay konularında üniversite veya Milli Eğitim müfredatlarının her zaman ihtiyaç duyulan meslek gruplarını yetiştirecek ölçüde olmayabildiğine işaret ederek, sektörün bazı zamanlarda kendi personelini yetiştirme yoluna gittiğini söyledi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu noktada sektörün farklı ihtiyaçlarını görerek “Sektör Kampüste” isimli bir program başlattığını ifade eden Özdemir, bu programın 11 üniversite ve 11 sanayi kuruluşu olmak üzere 22 paydaşı bulunduğunu, ASPİLSAN’ın da bunlardan biri olduğunu belirtti.
Bu programa, üniversitelerde yeni müfredatların oluşturulması, yeni derslerin tanımlanması ve sektörde ihtiyaç duyulan alanlarda mühendislik eğitimine katkı için kendi mühendisleriyle destek verdiklerini vurgulayan Özdemir, “Savunma Sanayii Başkanlığımız da KÖK programıyla, farklı programlarla ihtiyaç duyan insan kaynağını karşılamak üzere değişik yapılarla bu süreçleri destekliyor. Bu anlamda biz münferiden yine Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda, onlarla birlikte bu tür programları destekliyoruz. Bir şekilde sektörün ihtiyaç duyduğu elemanı sektörün desteğiyle birlikte ülkemiz geliştiriyor. Biz de bu anlamda elimizden gelen yardımı esirgemeden sağlıyoruz.” diye konuştu.