(ANTALYA) – Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, kent sakinlerini 27 Ekim Pazar günü saat 20.30’da Ceylan Ertem’in sahne alacağı Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’ndaki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına davet etti.
Başkan Uysal, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusunu ve heyecanını yaşamak için tüm kent sakinlerini kutlamalara davet etti. Muratpaşa Belediyesi’nin kutlamaları, 27 Ekim Pazar günü Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’nda gerçekleşecek. Ceylan Ertem’in sahne alacağı kutlamalar, saat 20.30’da başlayacak.
Başkan Uysal, Türkiye’nin yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen geleceği yeniden inşa edecek birikim ve yeteneğe sahip olduğunu belirterek, “101 yıl önce yaptığımız gibi milletçe el ele, kol kola vererek içinden geçtiğimiz bütün sıkıntıları, şu an yaşadığımız bütün güçlükleri çözeceğiz” dedi.
Kitabını imzalayacak
Uysal, Antalya Kitap Fuarı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerini ve dinamizmini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına uyarladığı yeni kitabı “21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet”in imza gününü gerçekleştirecek. Cumartesi ve pazar günleri, Cam Piramit’te, saat 15.00’de Başkan Uysal, Cumhuriyet Yayınları standında Antalyalılarla buluşacak.
Toros Keçisi Antalya Tırmanış yarışı yapılacak
Bisiklet tutkunları için heyecan dolu bir macera olan Toros Keçisi Antalya Tırmanış yarışı da pazar günü gerçekleştirilecek. Bu yıl üçüncü kez düzenlenen Toros Keçisi Antalya Tırmanış Yarışı, Muratpaşa Belediyesi’nden başlayacak. 50 kilometre boyunca sürecek yarış Feslikan Yaylası’nda sona erecek. Yarışmaya resmi kayıt, yarın 14.00 ile 17.00 arasında Muratpaşa Belediyesi’nde yaptırılabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
28 TEMMUZ 2024 PAZAR TV YAYIN AKIŞI
28 Temmuz TRT 1, ATV, Kanal D, TV8, Now TV, SHOW TV ve Kanal 7 yayın akışı şu şekildedir;
TRT 1 Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
05.08 İstiklal Marşı ve Günün Program Akışı
05.10 Beni Böyle Sev
07.25 Yedi Numara
08.25 Yeditepe İstanbul
09.30 Alparslan: Büyük Selçuklu
13.00 Turgay Başyayla İle Lezzetli Tavsiye
14.05 Seksenler
16.10 Kod Adı Kırlangıç
19.00 Ana Haber
20.00 Yabancı Sinema “Buz Yolu”
22.15 Yabancı Sinema “Labirent: Alev Deneyleri”
00.40 Yabancı Sinema “Buz Yolu”
02.35 Alparslan: Büyük Selçuklu
ATV Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
07: 00 Bahtiyar Ölmez
10: 00 Ankara’nın Dikmen’i
13: 40 Alan
16: 40 Pi’nin Yaşamı / Yabancı Sinema
19: 00 atv Ana Haber
20: 00 Kim Milyoner Olmak İster?
00: 20 Alan
03: 00 Ateş Kuşları
05: 40 Kaçak
Kanal D Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
07:00 Yabancı Damat
08:30 Konuştukça
09:45 Magazin D Pazar
13:00 Password
15:30 Ayazın Sonu Güneş
18:30 Kanal D Haber Hafta Sonu
20:00 Yalan
22:45 Password
01:30 Mezar İstilacısı
03:00 Güneşi Beklerken
04:30 5N1K
05:00 Ya Çok Seversen
TV 8 Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
06:00 Dizi
07:00 Tuzak
08:00 Doğduğun Ev Kaderindir
09:00 Gençlik Rüzgarı / Yeni Bölüm
10:00 MasterChef Türkiye
13:30 Yabancı Sinema / Büyük Mücadele
15:00 Gazete Magazin Yaz
20:00 MasterChef Türkiye / Yeni Bölüm
00:15 MasterChef Türkiye
02:45 Gazete Magazin Yaz
04:45 Yabancı Sinema
Now Tv Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
08.30 Çalar Saat Hafta Sonu
10.00 Şevkat Yerimdar
13.00 Yasak Elma
16.15 Hudutsuz Sevda
19.00 NOW Ana Haber Hafta Sonu
20.00 Romantik Komedi
22.15 Kirli Sepeti
01.15 Romantik Komedi
03.15 Yasak Elma
04.30 Son Yaz
05.30 Fatih Ürek İle Gelin Görümce
SHOW TV Yayın Akışı (28 Temmuz 2024)
06:00 Aşk Laftan Anlamaz
08:00 Bir Dağ Masalı
10:00 Pazar Sürprizi
13:00 İbo ile Güllüşah
15:00 Bahar
18:25 Hafta Sonu Ana Haber
20:00 Sahte Kabadayı
21:45 Petrol Kralları
23:45 Mucize Aşk
02:15 Sahte Kabadayı
03:30 İbo ile Güllüşah
Kanal 7 TV yayın akışı (28 Temmuz 2024)
06:30 Kanal 7’de Sabah
07:45 Yemin
10:50 TV Filmi
12:40 Şoray Uzun Yolda
14:50 Gezelim.com- Yeni Bölüm
15:10 Özlem Tunca İle Dünyayı Geziyorum- Yeni Bölüm
16:00 Her Halimle Sev
18:00 Hafta Sonu Haberleri
19:00 Emanet
21:20 Öylesine Derin
22:45 Diriliş Ertuğrul
01:50 Masum
03:10 Seninle Yeniden
İTÜ ARI Teknokent, yıllardır girişimcilere sunduğu globalleştirme desteklerini genişletiyor. Bundan böyle 5 farklı ülkede, 365 gün online ve fiziksel olarak destekler sunan benzersiz bir yapı kurgulayan İTÜ ARI Teknokent, yerli teknoloji şirketleri ve girişimleri için Türkiye’nin İstanbul’dan globale açılan inovasyon kapısı olacak. 2014 yılından bu yana Innogate Uluslararası Hızlandırma Programını yürüten İTÜ ARI Teknokent, yeni dönemde uluslararası kuluçka ağı iş birliklerini kullanarak farklı hub’lar yaratacak.
Globalleşme sürecinin ilk fazı, Almanya, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere ve Hollanda pazarlarından 200’den fazla koordinatör, koç ve mentorun desteğiyle, girişimlerin hedef ve ölçeğine uygun tasarlanan üç farklı aşamadan oluşuyor. Bu kapsamda, girişimlerin ihracata başlamaları veya ihracat operasyonlarını artırmaları için fiziksel ve online mentorluk, yatırıma hazırlık kampları, Demo Day’ler, pazar keşif haftaları ve programlar düzenlenecek.

YERLİ TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİNE YÖNELİK BENZERSİZ BİR GLOBALLEŞME SÜRECİ
İTÜ ARI Teknokent’in kurulduğu günden bu yana yürütülen global faaliyetlerle her zaman ülkemizde çıtayı daha yukarı çıkardıklarını belirten İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, hayata geçirdikleri yeni projeye dair şunları söyledi: “İTÜ ARI Teknokent olarak, 18 dönem boyunca düzenlediğimiz Innogate programına katılan firmaların başarı hikayeleri, ITU SEED ile 80farklı ülkeden gelen global girişimlere İstanbul’da açtığımız kapı, sağladığımız hızlandırma desteği ve yurt dışındaki üniversite ve girişimcilik merkezlerinden tarafımıza gelen partnerlik talepleri ile zaten global bir ekosisteme dönüşmüştük.
Artık sahip olduğumuz tecrübeyi farklı pazarlarda kesintisiz hale getirmenin zamanı gelmişti. Biz de bu kapsamda Almanya, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere ve Hollanda’da 365 gün hizmet verecek şekilde, eşi benzeri olmayan bir globalleşme sürecine imza attık. İş yapış biçimlerimizin mekân/ofis bağımsız bir hale dönüştüğü günümüzde, İTÜ ARI Teknokent yenilikçi bir yaklaşımla 5 farklı pazarı girişimlerimiz için online’da ve fizikselde erişilebilir kılacak.
Bu dönüşüm, girişimcilerimizin küresel fırsatları daha etkin değerlendirebilmeleri için tasarlandı. İnanıyoruz ki, ‘’Innogate Always On’’ ile girişimcilerimize sunduğumuz bu kapsamlı ve kesintisiz destek, Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon ekosistemini daha da güçlendirecek. Belirlediğimiz 5 hedef pazar tamamen girişimlerimizin ihtiyaçları gözetilerek belirlendi.
Ülkemizden çıkan girişimcilerimizin ihracatlarını artırmak ve tüm pazarlarda büyümelerini sağlamak, kurulacak global hub’larla ticari faaliyet süreçlerini kolaylaştırmak ve hızlandırmak
bu süreci başlatmaktaki önceliğimiz oldu. Girişimcilerimizin yabancı yatırımcılarla da desteklenmesi, bunu yaparken; büyük payın kendilerine kalarak karar verme mekanizmalarını ellerinde tutmaları ve değerli girişimlerimizin ülkemizde büyümelerine olanak sağlayabilmek programımızın en önemli hedefini oluşturuyor.
Yeni dönemde İTÜ ARI Teknokent, hem bünyesindeki hem de tüm Türkiye’deki teknoloji şirketlerinin ve girişimlerinin global ekosistem kurucusu olacak.
Daha önce Çinli markaların Türkiye pazarında dengeleri bozduğunu, üretim yapmazlarsa yaptırımların artması gerektiğini açıklayan OSD Başkanı Cengiz Eroldu, imzalanan BYD yatırımını değerlendirdi.
Rekabetin pazardaki bütün oyuncuları dinç tutup, teknolojik gelişmeleri de tetikleyeceğini açıklayan Eroldu, “BYD yatırımı Türkiye’deki diğer oyuncular için de iyi bir şey, buradaki rekabet bütün oyuncuları dinç tutacak. İkincisi de Çin’den belli bir teknoloji transferi de ülkeye gelecek. Bunları alt alta koyduğum zaman aslında hükümetin koyduğu vergilerin de doğru olduğunun bir göstergesi. Başka markalar da gelebilir.
Otomotivin ekonomiye olan katkısına baktığımız zaman, burada 1’e 3’lük bir katkı görüyoruz. Yani bu ne demek, otomotiv sektöründe yapılan doğrudan 1 liralık veya 1 dolarlık yatırım aslında ülke ekonomisine 3 katı katkı sağlıyor” dedi.
PAZAR EN BÜYÜK TEŞVİK
Akşam Gazetesi’nin haberine göre, daha başka markaların da gelmesini beklediğinin altını çizen Eroldu, “Yatırımların bence devamı gelebilir. OSD ile doğrudan temasta bulunan şu anda yok ama daha önce görüştüklerimiz oldu.
Bize de gelip danışanlar oldu ama bence olabilir çünkü Türkiye hem kendisi önemli bir pazar, ben hep şunu söylüyordum zaten Türkiye’nin kendisi, pazarın büyüklüğü bir teşvik zaten. Pazarı biz biraz daha büyütebilirsek aslında çok oyuncu zaten gelmeye doğru hareket edecek.
Zaten hep konuştuğumuz yeni teknolojilere yatırım yapılması da aslında bir ölçek sorunu. Biz Türkiye’deki ölçeği ne kadar büyütebilirsek Türk otomotiv sanayini de o kadar daha teknolojik hale getirebiliriz. Öbür türlü doğal olarak bu teknolojik ürünler pahalı yatırımlar belli bir ölçek olmadığı zaman da bu işlerin dışında kalacağız” diye konuştu.

YERLİLERDE KAN KAYBI
Pazarda yerli markaların satış adetlerindeki düşüşü değerlendiren Eroldu, “İlk 6 ayın sonuçlarına baktığımız zaman büyümenin olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Devam eden yatırımlarımız var, bunların da sonuçları, meyvelerini almaya başladığımız zaman bu rakamların tekrar olumlu seyre doğru geçtiğini göreceğiz.
Yerli üreticiler olarak kan kaybımız sürüyor. Yüzde 32 ile yakın senelerin en düşük iç pazar payını elde ettik. Biz geriledikçe maalesef dış ticaret açığında da sektör olarak eksi veriyoruz” açıklaması yaptı.
ÜRETİM DÜŞTÜ PAZAR ARTTI
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) 2024 yılının ilk 6 aylık dönemine ilişkin verileri de açıkladı. Geçen yılın aynı dönemine göre toplam üretim yüzde 4 gerileyerek 707 bin 67 adet olarak gerçekleşti. Geçen yılın ilk 6 aylık dönemine göre paralel seyreden otomobil üretimi ise 460 bin 743 adet oldu.
OSD, 50 YAŞINDA
1974 yılında kurulan Türkiye otomotiv sanayisinin çatı kuruluşu Otomotiv Sanayii Derneği, 50’nci yılını kutladı. Türk otomotiv sanayisinin geçmişinin 1940’lara dayandığını söyleyen OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, “Montaj sanayi olarak başlayan yolculuğumuz ciddi bir inanmışlık, emek ve iş birliği sonucunda bizi bugün 2 milyon adetlik kapasitenin üzerine taşıdı. Son 10 yılda 248 milyar dolar ihracat ve 65 milyar dolar dış ticaret fazlasıyla ülke ihracatının yüzde 16’sını gerçekleştirdik.
Bugün ulaştığımız noktada 60 bini direkt olmak üzere değer zincirinde toplam 550 binin üzerinde istihdam sağlıyoruz. Yine son 10 yılda 11 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. Bugün dünyada 13, Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise 4’üncü büyük otomotiv üreticisi konumuna ulaştık” dedi.
Türkiye’nin lojistik alanındaki yüksek yatırım potansiyelinin bu yılın ilk çeyrek verileriyle kapsamlı şekilde ortaya konduğu ve uluslararası yatırımcılara özel olarak hazırlanan rapor, Avrupa, Asya ve Orta Doğu ülkelerinden gelebilecek lojistik yatırımcılar için önemli veriler içeriyor.
Raporda, Türkiye’nin ekonomik ve stratejik konum olarak öne çıkan özellikleri, lojistik sektör verileri, altyapı projeleri, yatırım bölgeleri, talep ve pazar koşulları, ortak piyasa uygulamaları, ticaret rotaları, teşvikler ve küresel trendler detaylı olarak ele alınıyor.
TÜRKİYE EKONOMİK, GÜVENLİ VE STRATEJİK BİR PAZAR FIRSATI SUNUYOR
Küresel ticaret yollarının “Kızıldeniz çevresindeki çatışmalar ve Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı tedarik zinciri krizleri nedeniyle” değişim sürecini analiz eden rapor, uluslararası ticarette yeni pazar arayışına giren yatırımcılar için “yakın kıyı” kavramının önem kazandığını ortaya koyuyor.
Geçen yıl jeopolitik riskler sonucunda yaşanan döviz kuru dalgalanmaları ve uzayan ticaret rotaları nedeniyle operasyonel maliyetlerin arttığı ve navlun fiyatlarının 1480 dolardan 3 bin 400 dolara kadar yükseldiği belirtilen raporda, daha ekonomik, güvenli ve çevreci tedarik zincirleri aramaya yönelen uluslararası yatırımcıların üretimlerini daha yakın bölgelere taşımasını ifade eden “yakın kıyı” kavramının küresel tedarik zincirinde yaşanan krizlere karşı oluşturulan en güçlü argümanlardan olmaya devam ettiği belirtildi.
Raporda, yakın kıyı kavramının merkezindeki ülkelerden birisinin de Türkiye olduğu vurgulandı.
MALİYET VE VERİMLİLİK AVANTAJLARI ÖNE ÇIKIYOR
Rapora göre, çok uluslu şirketlerin üretim, ihracat ve yönetim merkezi olarak konumlandığı Türkiye, Avrupalı şirketler için en popüler kaynak bulma ve yeniden tedarik bölgelerinde üçüncü sırada yer alıyor.
Türkiye’nin yer aldığı Orta Koridor, Kuzey Koridoru’na göre daha ekonomik ve hızlı olmasıyla öne çıkıyor.
Teknolojik ilerleme ve altyapı yatırımları sayesinde maliyet ve verimlilik avantajları sunan ve bu imkanları daha ulaşılabilir kılan Türkiye, savaş gündemi nedeniyle enerji sıkıntısı çeken Avrupa’nın aksine, “güvenli enerji arzıyla” uluslararası yatırımcılar için tedarik zinciri sorunlarının üstesinden gelmek adına bir şans olarak görülüyor.
LOJİSTİK PAZARI 100 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Raporda yer alan ve 2023 verilerine göre 50 ülkenin değerlendirildiği “Agility Gelişmekte Olan Piyasalar Lojistik Endeksi”nde Türkiye, lojistik alanında 11. sırada yer alıyor. Türkiye, “yurt içi ve yurt dışı fırsatları, işletme temelleri ve dijital hazırlık” kriterlerinde aldığı yüksek puanlarla öne çıkıyor.
100 milyar dolarlık lojistik pazarıyla küresel lojistik ihracatının yüzde 2,5’ini alan Türkiye, stratejik konumu, lojistik kapasitesinin son 5 yılda istikrarlı bir şekilde artması, yükselen altyapı yatırımları, ekonomik büyümesi, ihracat odaklı sanayi tabanı, nüfusu ve geniş iş gücü havuzu sayesinde taşımacılık ve lojistik için küresel bir merkez olma potansiyeli taşıyor.
Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini “güçlü perakende pazarı ve hızla büyüyen e-ticaret kapasitesi” de yükseltiyor. Bu kapsamda, ülkenin 89,42 milyar dolar olan dijital ticaret işlem değerinin 2027’de 136,89 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
ULUSLARARASI DEVLER YATIRIM İÇİN SIRADA
Rapora göre, e-ticaretin hızlı büyümesi, transfer merkezleri ve bölgesel depolara yapılan yatırımları hızla artırırken, yeni lojistik koridorlar ve altyapı yatırımları sayesinde birçok uluslararası firma üretim hatlarını Türkiye’ye taşıma niyetinde bulunuyor.
Çinli otomotiv şirketi Skywell Türkiye’ye 1,6 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyururken, SAIC Motor ve DFSK Motor, yakın gelecekte Türkiye’de yeni yatırım planladıklarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Amazon, Türkiye’deki ilk lojistik merkezini Tuzla’da açarak yerel ve küresel pazarlara daha verimli hizmet verme imkanı yakalarken, Fedex Express, İstanbul Havalimanı Kargo Bölgesi’nde üç kıtadaki operasyonları entegre edecek 23 bin metrekarelik büyük bir merkezin kurulumuna başladı.
Operasyonel maliyetlerin depo arzını sınırlı kıldığı sektörde yaşanan güçlü talep, son yıllarda kiraları artırırken, kısa ve orta vadede lojistik tesis arzının hareketlenmesi bekleniyor.
Lojistik sektöründe kiralara bakıldığında ise yılın ilk çeyreğinde Kuzey Marmara bölgesinde birincil metrekare kiraları 110-285 lira, Doğu Marmara bölgesinde 155-310 lira, Sakarya-Düzce bölgesinde 115- 155 lira, Ankara bölgesinde 110-200 lira ve İzmir-Manisa bölgesinde 100-200 lira aralığında değişiyor.
İSTANBUL, EMEA BÖLGESİ’NDE REKABETÇİ KİRA SEVİYELERİYLE ÖNE ÇIKIYOR
Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan EMEA Bölgesi’ndeki 44 kentin birincil kira ve getiri karşılaştırmalarının da ele alındığı rapora göre, İstanbul rekabetçi kira seviyeleriyle öne çıkıyor.
Yılın ilk çeyreğinde İstanbul’daki prime kiralar aylık 8,75 avro seviyelerinde seyrederken, bu durum İstanbul’u EMEA bölgesindeki şehirler arasında 12. sıraya yerleştiriyor. Listenin başında İsviçre’den Zürih, Birleşik Krallık’tan Londra ve yine İsviçre’den Cenevre bulunuyor.
İstanbul, kira getirilerinin dolar bazında daha önceki senelere oranla oldukça yüksek olması ve stratejik konumuyla hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar için cazip bir seçenek olmaya devam ediyor.
İKİZ DÖNÜŞÜM TRENDİYLE AKILLI DEPOLAMA ALANLARINA İHTİYAÇ ARTIYOR
Nitelikli ve akıllı depolama alanlarına ihtiyaç duyulan yeni dönemde teknoloji ve otomasyona yapılan yatırımlar önemli ölçüde artarken, yapay zekayla yönetilen lojistik sistemleri ile robotik otomasyon ve sürdürülebilir enerji çözümleri öne çıkan eğilimler arasında yer alıyor.
Hızlı teslimat beklentilerini karşılamak için dronların ve otonom araçların yaygın kullanımını “önemli bir gelişme” olarak nitelendirilirken, dijital ve yeşil lojistik uygulamalarının bir arada kullanılmasını ifade eden dijital dönüşüm sürecinin dünya çapında şirketlerce uygulaması bekleniyor.
Rapor, Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın bir parçası olarak 12. Kalkınma Planı’nda dijital dönüşümü desteklediğini ve bu nedenle daha çevreci pazarlar arayan uluslararası yatırımcılar açısından da önemli fırsatlar sunduğunu ortaya koyuyor.
“TÜRKİYE’NİN KÜRESEL LOJİSTİK ÜSSÜ OLMAK KONUSUNDA CİDDİ POTANSİYELİ VAR”
Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin sunduğu yüksek potansiyeli tüm dünyada anlatırken, ayrıcalıklı jeostratejik konumunun üzerinde önemle durduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 2003’ten bu yana büyük altyapı yatırımlarının hayata geçirildiğini dile getiren Dağlıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu atılım bizi rekabet coğrafyamızda uluslararası doğrudan yatırımlar için bir cazibe merkezi haline getirdi. 1,3 milyar insanın yaşadığı ve yaklaşık 30 trilyon dolarlık GSYH hacminden bahsettiğimiz bir coğrafyanın tam ortasındayız. Lojistik alanında altı çizilmesi gereken çok önemli detaylar var. Raporun bu noktada uluslararası yatırımcılara bilgilendirici ve güncel bir kaynak olarak sunuluyor olmasını çok değerli buluyorum.”
Cushman & Wakefield | TR International Yönetim Kurulu Başkanı Tuğra Gönden de Lojistik Pazar Görünümü Türkiye 2024 raporuyla Türkiye’nin bu alanda taşıdığı önemli potansiyeli tüm yönleriyle yatırımcılara aktarmayı hedeflediklerini vurguladı.
Uluslararası yatırımcılara daha önce yayınlanmamış güncel veriler sunarak bilinçli kararlar almalarını desteklemeyi amaçladıklarını dile getiren Gönden, “Raporun yeni pazar arayışındaki lojistik yatırımcılarının bu alanda Türkiye’deki fırsatları daha sağlıklı değerlendirmelerini sağlayacak bir başucu rehberi olmasını temenni ediyoruz.” dedi.
Gönden, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin raporun hazırlanmasında yönlendirme ve sektörel veri sağlama konularında destek sağladığını dile getirerek, “Bunun yanı sıra raporun küresel yatırımcılara ulaşmasında önemli bir rol oynadı. Biz de ülkemize ihracat geliri kazandıracak önemli bir yatırım hamlesine rehber görevi üstlenen bu raporu hazırlamaktan memnuniyet duyuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

TÜRKİYE’NİN ŞANSI
Çinli üreticilerin Avrupa pazarını domine etmesinden rahatsız olan Avrupa Komisyonu, yerli üreticileri korumak amacıyla önlem almayı hedefliyor. Avrupa Komisyonu’nun gündeminde ek vergi var. Komisyon Çinli otomobillerde olduğu gibi Çinli otobüsler için de ek vergi getirmeyi planlıyor. Yüzde 10 olan Gümrük Vergisi’ne ilave yüzde 18 ile yüzde 38 oranında ek vergi konuşuluyor. Ek vergi, Çinli üreticilerin rekabetinin zayıflamasına neden olur. Bu durum Türk üreticilerin iddiasını artırabilir. Anadolu Isuzu, Karsan, Otokar ve Temsa eletrikli minibüs, midibüs ve şehir içi elektrikli otobüsler üretiyor ve Avrupa dahil olmak üzere dünyaya ihraç ediyor.

ELEKTRİKLİ OTOBÜSTE İLK ÜÇ ÜLKE
Chatrou CME Solutions verilerine göre, Avrupa’da elektrikli otobüs pazarının lideri İngiltere oldu. 2023’de yüzde 76.1 artışla 1.206 adet elektrikli otobüs satıldı. 2023’de yüzde 29.6 artışla 753 adet elektrikli otobüs satışı gerçekleşen Almanya İngiltere’yi takip etti. Yüzde 128.2 gibi yüksek seviyede artışla 493 adet elektrikli otobüs satılan Norveç ise üçüncü sırada yer aldı.

TÜRKİYE ÜRETİM İÇİN ADAY ÜLKELERDEN
Çinli otomotiv markaları son yıllarda dünya pazarlarına da yönelmeye başladılar. Özellikle Avrupa pazarını radarlarına aldılar. Ancak, Çinliler Avrupa’da engelle karşılaşmaya başladı. Yerli üretimi korumak amacıyla Çin’den gelen otomobillere yönelik engelleme çalışmaları Çinlileri Avrupa’da üretim yapmaya zorladı. Bunun üzerine bazı Çinli markalar, Avrupa’da yatırım kararı aldı. Seres Group da Avrupa’da yatırımı düşünen markalar arasında bulunuyor. Türkiye’de DFSK’ın yeni plug-in hibrit modeli E5’in lansmanına katılan Seres Group Denizaşırı Başkanı Zhang Xingyan, yatırım planlarından söz etti. Xingyan, “Türkiye pazarı DFSK için stratejik öneme sahip ve Türkiye’yi Avrupa’ya açılan bir kapı olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Avrupa’da üretim tesisleri kurma planlarımızdan biri olan Türkiye, en önemli aday ülke konumunda” dedi. DFSK Türkiye Genel Müdürü Çınar Noyan ise, DFSK modellerinin dayanıklılık, verimlilik ve ulaşılabilir fiyat avantajlarıyla rekabete farklı bir soluk getirdiğini belirterek, “Bugün DFSK’nın yeni dönemini amiral gemisi SUV modeli E5 ile başlatıyoruz. Yeni sunduğumuz E5 modelimiz ile SUV segmentinde konumumuzu güçlendireceğiz. DFSK E5, bizim için yeni dönemin en önemli ürünü olacak” diye konuştu.
ÜRÜN YELPAZESİ GENİŞLİYOR
E5 lansmanında konuşan Noyan, yeni modellerle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Önümüzdeki iki ay içerisinde C+ SUV modelimiz E4’ü benzinli olarak sunacağız. Eylül ayında B-SUV modelimiz plug-in hibrit ve tam hibrit olarak gelecek. Yıl sonunda D+ SUV konumunda olan E6’yı tüketicilerle buluşturacağız. Böylece yeni dönemde tamamen yeni modellerle ürün yelpazemizi hızla genişleteceğiz.”
Mayıs ayında yayınlanan ilanların yüzde 39’u olan 160 bin 811 adet aracın, satışı gerçekleşti. Satış adetlerinde geçen sene aynı döneme göre yüzde 7 düşüş, geçen aya göre yüzde 2’lik artış belirlendi.
FİYAT GELİŞMELERİ
İkinci el çevrim içi binek ve hafif ticari araç pazarında en çok satışı yapılan ilk 35 markanın 249 modeline ait 366 bin 170 ilanın ay boyunca fiyat değişimleri incelenerek yapılan analize göre, mayısta ikinci el çevrim içi binek ve hafif ticari araç pazarında perakende fiyatların bir önceki aya göre ortalama yüzde 0,35 düştüğü görüldü.
Yılbaşından itibaren ise mayıs ayı sonunda 2. el pazarında fiyatların yüzde 1,89 arttığı gözlendi.
1326 ADET İKİNCİ EL ELEKTRİKLİ OTOMOBİL SATILDI
Motor tipine göre değerlendirildiğinde, söz konusu pazarda geçen ay 95 bin 161 adetle en çok dizel araçlar satıldı.
Dizel otomobilleri 58 bin 938 adet satışla benzinli, 4 bin 86 ile oto gazlı otomobiller takip etti. Hibrit otomobil satış sayısı 1300, elektrikli otomobil satışları ise 1326 adet oldu. Mayıs 2023’te 710 adet ikinci el elektrikli otomobil satılmıştı.
Ocak-mayıs döneminde, geçen senenin ilk 5 ayı ile karşılaştırıldığında dizel araçların toplam satışlar içindeki payının yüzde 4,32 azaldığı, elektrikli araçların payının ise yüzde 105 yükseldiği görüldü.
ORTALAMA SATIŞ HIZI 48 GÜN OLDU
İkinci el çevrim içi pazarda mayıs ayında araçların ortalama satış hızı 48 gün olarak belirlendi. Fiat marka araçlar, ortalama 41 günle pazar ortalamasına göre 7 gün daha hızlı satıldı.
Mercedes-Benz ve BMW markalı araçlar ise 60 günlük hızla en yavaş satılan araçlar oldu.
GÜNLÜK 450 BİNDEN FAZLA İKİNCİ EL ARAÇ DATASI ANALİZ EDİLİYOR
Makine öğrenmesi, yapay zeka ve büyük verinin birleşmesinden oluşan iş zekası seti Indicata, Türkiye ikinci el çevrim içi araç pazarını tarayarak günlük 450 binden fazla ikinci el araç datasını analiz ediyor.
Raporda yer alan satış verileri, ikinci el araç ticareti yapan 40 binden fazla kurum ve kuruluşun çevrim içi pazardaki ilanlarına dayanıyor. Bunlar arasında Sahibinden, Arabam, Letgo ve VavaCars gibi listeleme sitelerinin yanı sıra kurumsal ikinci el web siteleri Leaseplan, Intercity ve Otokoç gibi kurum ve platformlar yer alıyor.
Verilere bireysel araç ilanları dahil edilmiyor. Çevrim içi platformda ikinci el ticareti yapan kurumlar, iki sebeple satışa sundukları araçların ilanlarını geri çekiyor. Bunlardan ilki, değişen pazar koşullarına göre araç fiyatı revize edilerek ilanın yeniden yayınlanması. Söz konusu ilanların yeniden ne zaman yayınlandığı da Indicata tarafından takip ediliyor. İkinci sebep ise satış. Kurum, aracı sattığı için ilandan çekiyor. İlandan tamamen kaldırılan araçlar “satış” olarak kabul ediliyor.
Karakaş, son aylarda Avrupa ve Türkiye genelinde satışların daraldığı elektrikli otomobil pazarına yönelik yaptığı değerlendirmede “Kampanyalar ve yeni ürün çalışmalarıyla yerimizi güçlendirmeye devam edeceğimize inanıyoruz” dedi.
İlk faaliyete başladıkları yıl 2018’den bu yana zamanın su gibi akıp geçtiğiniz söyleyen Karakaş, “Sanki dün gibi. 2020’de bulunduğumuz kampüsün inşaatına başladık. Dünyadaki örnekleriyle hem büyüklük hem de teknoloji içeriği açısından oldukça hızlı şekilde tamamladık. Nihayetinde seri üretimimize planladığımız gibi 2023’ün içinde başladık. Ön siparişlerimizi çıktık. Yola çıktığımız zaman beklentilerimizin de üzerinde bir teveccüh ile karşılanmıştık. 177 binin üzerinde bir ön sipariş almamıştık. 2024’e girdiğimiz zaman da artık seri üretime başlamış, hem iş ortaklarıyla hem de ekibiyle beraber bir şirket olarak 2024’e başladık. Toplam üretimimiz ve teslimatlarımız 30 bini aştı” ifadelerini kullandı.
“NİSAN’ AYINDA SATILAN HER 2 ELEKTRİKLİ ARAÇTAN BİRİ TOGG’DU”
Mayıs’ın ayına dair otomobil satış verilerinin hala açıklanmadığını ancak Nisan ayı verilerine göre satılan her 2 elektrikli araçtan biri Togg olduğunu belirten Karakaş “Burada oldukça yüksek bir pazar payı görüyoruz. İlk 4 ayda yüzde 35’in üzerindeydi. Öbür taraftan SUV segmentinde yine pazar lideriz. En fazla tercih edilen SUV olarak kayıtlara geçiyoruz” diye konuştu.
HEDEFİMİZ YIL SONUNDA AVRUPA’YA AÇILMAK
Yıl sonu hedeflerinin Avrupa’ya açılmak olduğunu vurgulayan Karakaş, “Faaliyetlerimizi bir taraftan pazarda yavaş yavaş yer edinerek, Türkiye’deki başarımızın bize yurt dışına çıkarken faydalı olacağının da bilinciyle devam ettiriyoruz” dedi.
TÜKETİCİ DİRENCİ VE ELEKTRİKLİ OTO PAZARINDA ZAYIFLAMA
Tek başına bir şirket olarak Türkiye ya da Avrupa’daki mega trendlere karşı durmanın mümkün olmadığını belirten Karakaş “Ürününüz faaliyet gösterdiğiniz segmentiniz ve rekabetçiliğiniz yeterli ise değişen şartların içerisinde kendinize yer bulabilirsiniz. O anlamda Nisan ayında bizim için her 2 araçtan 1’sinin Togg olması çok değerli. Toplam rakam pastanın illa ki büyüdüğü anlamına gelmiyor ama o var olan pastanın içerisinde ki şirketlerin birincil hedefi de budur; pasta büyümüyorsa var olan pastanın içerisinde pay almak. Dolayısıyla biz gerek kampanyalarla gerek şu an sürdürdüğümüz yeni ürün çalışmalarıyla yerimizi güçlendirmeye devam edeceğimize inanıyoruz” diye konuştu.
ASYALI ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLERİNİN AVRUPA “İSTILASI”
4 ay öncesine kadar Avrupa’daki tüketicilerin ve şirketlerin elekrikli araçlara büyük rağbet gösterdiğini belirterek “İşleyen malları 2035’ten sonra tamamen bırakacaklardı” hatırlatmasını yapan Togg CEO’su Gürcan Karakaş, “Ama şöyle bazı gerçekler oluştu; Birinci öncelikle Avrupalı olmayanların özellikle Asyalıların hatta Çinlilerin elektrikli araçlarda daha iyi oldukları hem teknoloji olarak hem de rekabetçi olarak daha başarılı oldukları görüldü. Bunu Avrupa’ya girmelerinden, tırnak içi Avrupa pazarını “İstila” etmelerinden de görüyoruz. Hal böyleyken klasik üreticiler de bir şekilde ellerinde var olan ürünlerinin devamını sürdürebilmek, içten yanmalı ve hibritleri daha ön plana çıkartmak için ellerinden geleni yapıyor” dedi.
“ELEKTRİKLİ ARAÇTAN DÖNÜŞ YOK”
Satışlardaki düşüş eğilimine ilişkin kendi değerlendirmelerini de ekleyen Karakaş, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim düşüncemiz şu; Elektrikli araçtan dönüş yok. Geri dönüş noktası çoktan aşıldı. Çünkü sürüş konforu, bakım onarım ve kullanım maliyetlerine baktından sonra kıyas götürmez bir gerçek var. Dolayısıyla belki 1-2 sene belirli bir tırnak içi yavaşlama olabilir. Ancak Avrupa boyutunda baktığımız zaman pazar yeterince büyük ve Togg gibi şirketlerin orada kendilerine yer bulması çok olası ve çok mümkün.”
4X4 TOGG
Yakında limited edition olarak gündeme getirecekleri serinin içerisinde 4×4 modellerinin de yer aldığını ifade eden Karakaş, “Yakın zamanda limited edition olarak gündemize getireceğimiz serinin içerisinde 4×4’lerimiz de var. Şimdi zaman geçtiği için hatırlamayabiliriz; biz vakti zamanında ön siparişe çıktığımız zaman kendi içimizde hazırladığımız bir program vardı. Onu daha ilk gününün sabahında, ne yazık ki ülkemiz depremle uyanınca durdurmuştuk” diye konuştu.
Buna göre, Ticaret Bakanlığı, yerli üretimin iç pazardaki payının yükseltilmesi ve korunması ile yurt içine yatırımların özendirilmesi amacıyla Çin menşeli benzinli ve hibrit binek otomobillere ithalat değerinin yüzde 40’ı veya 7 bin dolar/adetin yüksek olanı şeklinde ilave gümrük vergisi uygulanmasına karar vermişti.
Kararın ardından Çin otomotiv markalarının Türkiye’deki pazar payı ve yatırım durumu gündeme geldi. Türkiye otomotiv pazarında hem adet hem de pazar payı açısından konumunu her geçen gün güçlendiren Çin markaları, yatırım konusunda “sessizliğini” korudu.
Sıklıkla “Türkiye’yi Avrupa’ya açılan bir kapı” olarak gördüklerini dile getiren Çin markalarının, Türkiye’de üretim yapıp yapmayacağı sık sık gündeme gelmiş ancak yatırım konusunda bir adım atılmamıştı.
Uzmanlar, Çin’in Türkiye’nin dış ticaret açığında önemli bir role sahip olduğunu ve otomotiv sektörünün de bu açıktaki en önemli sektörlerden biri konumunda bulunduğunu belirtiyor.
AA muhabirinin Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerinden derlediği bilgilere göre, yılın ilk beş aylık döneminde otomobil ve hafif ticari araç satışları yüzde 6 artış gösterdi. Böylece mayıs sonu itibarıyla toplamda 471 bin 743 adet sıfır araç satışı oldu.
Otomobil satışları, söz konusu dönemde yüzde 10,25 artışla 375 bin 97 olurken, hafif ticari araç satışları ise yüzde 7,9 azalışla 96 bin 646 adet olarak kayıtlara geçti.
ODMD LİSTESİNDE ÇİN MENŞELİ MARKA SAYISI 12’YE YÜKSELECEK
ODMD listesine yeni Çin firmalarının da dahil olmasıyla pazardaki toplam marka sayısı 54’e ulaştı.
Son dönemde Çin markalarının Türkiye’ye ilgisinde belirgin bir artış gözlenirken, bu durum pazara giren firma sayısına da yansıdı.
Türkiye otomotiv pazarında Skywell, MG, Chery, Leapmotor, Seres, Maxus, Hongqi, DFSK, BYD ve NETA ile 10 Çin menşeli marka bulunuyor. Bu listeye yakın zamanda SWM ve Jaecoo markalarının da eklenmesiyle Çin menşeli marka sayısının 12’ye yükselmesi bekleniyor.
DFSK ve Chery içten yanmalı motora sahip otomobilleri Türkiye pazarında satışa sunarken, MG hem elektrikli hem içten yanmalı, diğer markalar da elektrikli modelleriyle boy gösteriyor. Lüks segment otomobil satan Voyah ise ODMD’de listelenmiyor. Ayrıca DFSK ve Maxus markaları hafif ticari araç satışı da yapıyor.
ÇİN MARKALARININ TÜRKİYE PAZARINDAN ALDIĞI PAY
Çin otomotiv firmalarının Türkiye’deki toplam satışları (otomobil ve hafif ticari) yılın ilk 5 ayında 38 bin 395’e, otomotiv pazarından aldıkları pay da yüzde 8,13’e ulaştı.
Çin markaları arasında DFSK ve Maxus’un ticari araç satışı da bulunuyor. Bu iki markanın hafif ticari satışları hariç tutularak sadece otomobil özelinde bakıldığında Çin markalarının satış sayısı 38 bin 19’a, pazar payı ise yüzde 10,13’e yükseldi.
EN FAZLA SATIŞ YAPAN ÇİN MARKALARI
Çin otomotiv firmalarının Türkiye’de ocak-mayıs dönemindeki satış sayılarına bakıldığında, Chery 26 bin 990 satışla ilk sırada yer aldı. 9 bin 478 satış sayısına ulaşan MG ikinci, 1065 satış yapan BYD de üçüncü oldu.
DFSK, otomobil ve hafif ticari olmak üzere 346 satışla dördüncü, Maxus 190 satışla beşinci sırada konumlandı.
ŞUBAT 2023’TE SATIŞ SAYISI 1000’İN ALTINDA KALMIŞTI
Chery ve bazı Çin markalarının satışa henüz başlamadığı geçen yılın şubat ayına bakıldığında, Çin markalarının toplam satışları 1000 adedin altında kalmıştı. 2023’ün tamamında ise Çin markaları, toplam 967 bin 341 adetlik Türkiye otomobil pazarında, 59 bin 97 satışla yüzde 6,10 paya ulaşmıştı.
Böylece, Çin markalarının hem satış sayısı hem de pazar payı açısından Türkiye pazarındaki konumlarını güçlendirdiği görüldü.
İTHAL ARAÇLAR ARASINDA ÇİN MARKALARININ PAYI YÜZDE 11,69 SEVİYESİNDE
Diğer yandan, ocak-mayıs döneminde 471 bin 743 adetlik toplam pazarda yerli araç satışları 146 bin 727, ithal araç satışları ise 325 bin 16 adet oldu. Böylece toplam pazarın yüzde 68,89’u ithal araçlardan oluştu.
İthal araçlar arasında ise Çin markalarının payı, yüzde 11,69 seviyesinde kayıtlara geçti.
TÜRK OTOMOTİV SEKTÖRÜ ÇİNLİLERDEN İTHALAT DEĞİL, YATIRIM BEKLİYOR
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, nisan ayındaki son OSD toplantısında, Çinlilerin Türkiye’ye ithalat değil, yatırım yapmaları gerektiğini ifade etmişti.
Eroldu, önceki açıklamalarında da Türkiye açısından bakıldığı zaman, Çin’in otomotiv sanayi dışında ülke içinde ticaret dengesi açısından da bir sorun teşkil ettiğini, Çin’den gelen elektrikli otomobillere ilişkin uygulanan bazı kuralların içten yanmalı araçlar için de uygulanması gerektiğini belirtmiş ve şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bizim açıkçası ülke sanayine, yalnızca otomotiv değil, diğer sanayilerle birlikte yaratacağı bir risk olarak görüyoruz bu durumu. Bu da bizce 2024 yılında yönetilmesi gereken bir diğer konu çünkü yalnızca elektrikli arabalara konulan birtakım uygulamalarla Çin ithalatının Türkiye’nin dış ticaret dengesine verdiği hasarı halletmek mümkün olmayacak gibi duruyor. Biz Çinli araçlara otomotiv sanayi olarak karşı değiliz ama gelip yatırım yapmaları lazım. Yani biz de Çinlileri yatırım yapmaya davet ediyoruz ki zaten Bakanlığın da bu yönde yaptığı çalışmalar var. Çinli yatırımcıların gelip Türkiye’de yatırım yapmaları lazım. Otomotiv sanayi olarak rekabeti olumlu buluyoruz ama yalnızca ithalatla bu pazarın kaybedilmesi doğru bir şey değil.”
Yaşanan gelişmeleri yakından takip eden Ticaret Bakanlığının aldığı tedbirler sonucu ikinci el piyasasındaki aşırı yüksek fiyatlar dengeye oturdu. Ayrıca birçok marka sıfır araçlarda da kampanyalarını yoğunlaştırdı.
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde otomobil almak isteyen tüketicilere tavsiyelerde bulunan sektör temsilcileri, ikinci el araçların gerçek satış fiyatlarının, son dönemdeki sıfır kilometre araç kampanyaları neticesinde düşüşe geçtiğini ifade ederek özellikle ikinci el araç alımlarında kurumsal firmaların tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor.

“GSR II REGÜLASYONU, 2. EL FİYATLARINI DÜŞÜRDÜ”
Otokoç Otomotiv 2. El ve Filo Operasyonu İş Birimi Lideri Birkan Çalışkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılın ilk çeyreğinde 2. el pazarının enflasyon ve sıfır araç fiyatlarındaki artışın altında bir oranda, yüzde 8’lik bir değerlenme sağlayabildiğini ve bunun sonucunda da mayısta son bir yılın en düşük fiyatlı 2. el pazarıyla karşı karşıya kalındığını dile getirdi.
Çalışkan, yürürlüğe girecek yönetmeliğe göre, sıfır araç markalarının, belli seviyede güvenlik donanımına sahip olmayan araçların tescilini ve satışını yapamayacağını vurgulayarak, “Halihazırda 7 Temmuz’a kadar bu stokları eritmek zorunda olan sıfır araç markaları, mayıs ayında agresif kampanyalar açıkladı. Sıfır araç fiyatlarındaki bu düşüş 2. el fiyatlarında mayıs ayında da negatif yönlü bir etki yarattı ve mayıs ayının özellikle ikinci yarısında 2. el fiyatlarında yüzde 2’lik aşağı doğru bir değişim gözlendi. 7 Temmuz öncesi stokları eritme baskısı neticesiyle mayıs ayında açıklanan sıfır araç kampanyalarının haziran ayında da devam ettiğini gözlemliyoruz. Buna bağlı olarak 2. el fiyatlarının da bu seviyelerde yatay olarak devam edeceğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gelecek 1-2 aylık süreçte 2. el fiyatlarında herhangi bir değişim gözlemleneceğini düşünmediklerini bildiren Çalışkan, “Uzun zamandır olması gereken değerin altında olan 2. el pazarının özellikle eylül ayından sonra yine ekonominin de koşullarına bağlı olarak doğru noktaya doğru, olması gereken değer seviyesine doğru yükseleceğini düşünüyoruz. Burada tabii ki önümüzdeki dönemde enflasyonun, dövizin ve sıfır fiyatlarında yapılacak uygulamaların da fiyat seyrinde etkin ve belirleyici olacağını düşünmekteyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Birkan Çalışkan, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde otomobil almak isteyen tüketicilere şu tavsiyelerde bulundu:
“İkinci el araç satın alacak tüketicilerimize her şeyden önce satın alacakları aracın mevcut durumu, geçmişi ve muhtemel sorunlarıyla ilgili ‘gerçek’ bilgi sahibi olabilmek için titizlikle yapılmış bir ekspertiz çalışması talep etmelerini öneriyorum. Bunun yanı sıra aracın satışı sonrasında ortaya çıkabilecek sürpriz aksilikler ve maliyetlerden kaçınmak için ikinci el alanında kurumsallaşmış, mutlaka yetki belgesi sahibi kurum, şirket veya bayilere yönelmeleri daha güvenli olacaktır.”

“SON 1 AYDA ORTALAMA YÜZDE 3-5’E VARAN DÜŞÜŞLER GÖRÜLÜYOR”
Trink sat! & arabam.com Oto Ekspertiz Genel Müdür Yardımcısı Halil Ali Şenay da ikinci el ilanlarındaki araç fiyatlarına bakıldığında gözle görülür bir düşüşün henüz gözlemlenmediğini fakat son dönemde gerçekleşen 0 kilometre araç kampanyaları neticesinde gerçek satış fiyatlarında düşüş olduğunu dile getirdi.
Şenay, “Son 1 ay içerisinde gerçek satış fiyatlarında segmentine göre ortalama yüzde 3-5’e varan düşüşler görülüyor. Artık pandemi öncesindeki normal düzene dönmeye başladığımızı ve otomobillerin artık bir yatırım aracı olmaktan çıktığını söyleyebiliriz. Normalde bayram öncelerinde piyasanın hareketlendiğini görürüz. Bu bayram öncesinde gerek finansman imkanlarının maliyetli olması gerekse de gündemde olan sıfır kilometre araç kampanyalarından ötürü ikinci ele talebin geçmişe nazaran daha düşük kaldığını gözlemliyoruz.” dedi.
“0 KİLOMETREDE İSTEDİĞİNİ BULAMAYANLAR, BUGÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMAMALI”
Otomobil almak isteyenlerin önce sıfır araç kampanyalarına bakıp öyle karar vermesi gerektiğini belirten Şenay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüketiciler, her marka modeli bulmak mümkün olmasa da ciddi avantajlar yakalayabilirler. İstedikleri marka model araçlar için 0 kilometrede istediğini bulamayanlar ise bugünün işini yarına bırakmamalı derim. Her ne kadar mevduat faizi gelirleri cezbedici olsa da araç bir ihtiyaç ise mevcutta yakalanacak fırsatların hemen değerlendirilmesinden yanayım.”
Halil Ali Şenay, Bayram tatili sonrasında piyasanın biraz daha gevşemesini beklediklerini fakat bu gevşemenin fiyatlara yansımasını yüzdesel olarak ön görmenin çok kolay olmadığını kaydederek, “Tatil sezonuna giriyor olmamız ve GSR II regülasyonu doğrultusunda stoklarını önden eritmek durumundaki markaların kampanyalarında ne kadar agresifleşeceğini görmek lazım. Regülasyonun hayata geçmesi sonrasında yine sıfır kilometre araç bulunurluğu, kurlar ve kredilerdeki değişimler yine ikinci el araçların fiyatlarındaki belirleyici ana faktörler olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“SEKTÖR, FİYAT KONUMLANDIRMASI AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLI BİR ZEMİNE OTURDU”
Otomobilen Genel Müdürü Kenan Bilirgen de sıfır araç bulunurluğunda yaşanan zorluklar nedeniyle 2023’ün eylül ayına kadar sürekli artan ve zirve yapan kullanılmış otomobil fiyatlarının, pazar şartlarının normale dönmesiyle gerilemeye başladığını dile getirdi.
Bilirgen, “Yeni model yılına sahip araçların da pazara giriş yapması ile 2024 mart ayından itibaren ikinci el değerlerinin dengeye oturduğunu söyleyebiliriz. Pandemi sonrası dönemde otomotiv sektöründe yaşanan arz sıkıntısı nedeniyle oluşan fiyat seviyelerini piyasa tabiriyle ‘köpük’ olarak tanımlıyoruz. Bugünkü koşullarda bu köpüğün ortadan büyük oranda kalktığını söylemek doğru olacaktır.” dedi.
Bu yıl sıfır ve ikinci el araç pazarlarında geçmiş yılların ortalamalarına dönüş ve normalleşme ile sektörün fiyat konumlandırması açısından daha sağlıklı bir zemine oturduğunu dile getiren Bilirgen, özellikle yılın ikinci yarısından itibaren pazarın kademeli olarak hareketleneceğini ve yılın toplamında Türkiye ikinci el pazarının 8 milyon adedin üzerinde araç satışıyla tamamlanmasını öngördüklerini söyledi.
“TÜKETİCİLER, HER ANLAMDA GÜVENİLİR VE KURUMSAL MARKALARI TERCİH ETMELİ”
Bayram öncesi yaşanan ikinci el araç talebinin mevcut finansman koşulları ve sıfır araç kampanyalarına bağlı olarak geçmiş yıllara kıyasla daha zayıf olduğunu aktaran Bilirgen, şunları kaydetti:
“İkinci el araç fiyatlarını etkileyen en önemli faktörler vergi düzenlemeleri, döviz kurları, enflasyon, araç tedariki ve finansman maliyeti olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin kendine has ve hızla değişen bir ikinci el otomobil pazar dinamiği bulunuyor. Araç fiyatı gibi konularda kesin bir yorum yapmak tabii ki doğru değil ancak yıl sonuna kadar fiyatların, döviz kuru hareketi ve enflasyona bağlı olarak kademeli bir şekilde artacağını öngörüyoruz.”
Bilirgen, bayram arifesinde otomobil alacak tüketicilere araç alımlarında ve satış sonrasında kötü tecrübeler yaşamamaları için her anlamda güvenilir ve kurumsal markaları tercih etmelerini tavsiyesinde bulundu.
OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “Mayıs ayında bugüne kadar aylık bazda en yüksek mayıs ihracat rakamına ulaştık. Binek otomobillerde, otobüs minibüs ve midibüs ihracatımız çift haneli arttı. Sektör ihracatımız Hollanda’ya yüzde 76, Romanya’ya yüzde 46, İtalya’ya ise yüzde 23 oranında arttı. En büyük pazarımız Almanya’ya ihracatımız yüzde 14 artarak 485,6 milyon dolar oldu.”
OİB verilerine göre Türkiye otomotiv endüstrisinin mayıs ayı ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 6,3 artarak 3,2 milyar dolar oldu. Ülke ihracatında ilk sırada yer alan endüstrinin payı ise yüzde 13,4 olarak gerçekleşti. Ocak-mayıs döneminde otomotiv endüstrisi ihracatı yüzde 5,3 artışla 15 milyar 85 milyon dolara ulaştı.
OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “Mayıs ayında bugüne kadar aylık bazda en yüksek mayıs ihracat rakamına ulaştık. Binek otomobillerde, otobüs minibüs ve midibüs ihracatımız çift haneli arttı. Sektör ihracatımız Hollanda’ya yüzde 76, Romanya’ya yüzde 46, İtalya’ya ise yüzde 23 oranında arttı. En büyük pazarımız Almanya’ya ihracatımız yüzde 14 artarak 485,6 milyon dolar oldu” dedi.
TEDARİK ENDÜSTRİSİ İHRACATI 1,37 MİLYAR DOLAR OLDU
Mayıs ayında en fazla ihracat 1,37 milyar dolar ile Tedarik Endüstrisi ürün grubunda olurken, Binek Otomobiller ihracatı yüzde 24 artarak 1,18 milyar dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 9 gerileyerek 340,4 milyon dolar, Otobüs-minibüs-midibüs ihracatı yüzde 35 artışla 241 milyon dolar ve Çekiciler ihracatı ise yüzde 81 azalışla 36 milyon dolar oldu.
Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya olurken, bu ülkeye yapılan ihracat yüzde 8 arttı. Sektörün önemli pazarlarından ABD’ye yüzde 25, Fransa’ya yüzde 20, Romanya’ya yüzde 88, Fas’a yüzde 31 ihracat artış yaşandı.
Mayıs 2024’te binek otomobillerde önemli pazarlarımızdan İspanya’ya yüzde 46, İtalya’ya yüzde 84, Birleşik Krallığa yüzde 60, Almanya’ya yüzde 104, Hollanda’ya yüzde 138, İsveç’e yüzde 90, ihracat artışı yaşanırken, ihracat Slovenya’da yüzde 21, Belçika’da yüzde 42, İsrail’de yüzde 100 geriledi.
Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Slovenya’ya yüzde 27, Almanya’ya yüzde 129, Hollanda ve Avustralya’ya çok yüksek oranlı ihracat artışı, Fransa’ya yüzde 56, İtalya’ya yüzde 37, İspanya’ya yüzde 54, Meksika’ya yüzde 66 ihracat düşüşü görüldü.
Otobüs Minibüs Midibüs ürün grubunda ise Fransa’ya yüzde 143, İtalya’ya yüzde 14, Suudi Arabistan’a yüzde 100 ihracat artışları yaşandı.
EN BÜYÜK PAZAR ALMANYA’YA 485 MİLYON DOLAR İHRACAT
Mayıs ayında yüzde 14 artış ile 485 milyon dolarlık ihracat yapılan Almanya, en fazla ihracat yapılan ülke konumunu korurken. Fransa 389 milyon dolarlık rakamla ikinci büyük pazar oldu.
Ülke grubunda yüzde 69 pay ile ilk sırada yer alan Avrupa Birliği ülkelerine yüzde 8 artışla 2,2 milyar dolar ihracat yapıldı. Diğer Avrupa Ülkeleri yüzde 12,3 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer alırken, bu ülke grubuna yönelik ihracat 23 arttı.
Bodrum’da bayram hareketliliği başlarken tatilin 9 güne çıkarılması turizmcileri sevindirdi.
Turizmciler, iç pazara bayram tatilinin de dahil olmasıyla ilçedeki hareketliliğin daha da artacağını belirtti.
Diğer yandan otellerde bayram tatili hazırlıkları tamamlanırken ünlü isimler başta oteller olmak üzere antik tiyatro ve eğlence mekanlarında sahne alacak.
“BODRUM BAYRAMA TAMAMEN HAZIR”
Bodrum Otelciler Derneği Başkan Yardımcısı Alişir Şahin, sezon başı ve yaza girerken 9 günlük tatil hem tatilcileri hem de turizmcileri sevindirdiğini dile getirdi.
“Bayramda çok ciddi beklentimiz var. İç pazar ve Anadolu, Bodrum’u çok seviyor ve bundan dolayı herkesi Bodrum’a bekliyoruz.” diye konuşan Şahin, “Bayramda herkesin Bodrum’da coşkulu ve güzel bir tatil geçirmesini bekliyoruz. Bodrum alt ve üst yapısıyla bayrama tamamen hazır, turizmciler olarak da hazırlıklarımızı yaptık ve misafirlerimizi bekliyoruz. Şu anda yerimiz hala mevcuttur. Misafirlerimiz rezervasyonlarını yapsınlar; burada son dakika rezervasyon indirimleri bazı tesislerimizde devam ediyor. Bayramda Bodrum yüzde 90 doluluğa ulaşıyor; bu sene de yüzde 90 oranında doluluk bekliyoruz” dedi.
“MAİL VE ŞİRKET ADRESİNİ KONTROL ETSİNLER”
Bayram tatilinde sahte sitelerden tatil alımlarına karşı vatandaşları uyaran Şahin, “Fiyatlar, bayram içinde uygun; ama son dakikaya bırakılmadan erkenden alınırsa uygun fiyatlar oluyor. Bodrum’da her bütçeye uygun tatil mevcut. Fiyatlar tesise göre değişkenlik gösteriyor. Tesis doluluk yakalamazsa, son dakika fırsatları ve indirimleri yapıp indirime gidebiliyor. Tatilcilerimiz, ucuz diye hiç araştırma yapmadan direkt sahte sitelerden konaklama satın alıyorlar. Otelciler olarak bu duruma çok üzülüyoruz.
“DIŞ PAZARDA TERS ETKİ GÖRÜYORUZ”
Şahin, şöyle devam etti:
“Bodrum’da İngiltere pazarı önde daha sonra Polonya ve Rusya geliyor. Pazarlarda şu an için bir eksilme görülmüyor. Son dakika bir aksama olursa, onu şu anda söylemek çok erken olur. Dış pazarla çalışan otellerde misafir anlamında artış var. İç pazar ise Haziran 15’inden sonra okullar tatil olduktan sonra hareketleniyor.
Kur seviyesi istediğimiz seviyede olmadığı için otelciler bu durumdan olumsuz etkileniyor. Kuru bütçelerken 39-40 bandında planlamıştık. 34-35 olması nedeniyle maliyetlerimiz Türk lirası, gelirlerimizin ise euro olmasından dolayı karlılıkta düşüş olacaktır. Bunu misafirlerimize yansıtmak istemiyoruz.
Euro’nun düşük olmasından dolayı dış pazarda ters etki görüyoruz. Bodrum’a gelen uçakların yüzde 40’ı, Didim’e gidiyor. Uçak dolu geliyor ama oradan misafirler Didim’e gidiyor. Didim destinasyon olarak Bodrum olarak satıldığı için gelen misafirler, Didim’e gittiğinden dolayı bu sayının tamamı Bodrum’a yansımıyor. Burada sadece dikkat çekmek istediğim nokta; Bodrum’a gelen tüketiciler Bodrum’a gelirse mutlu olacağım. Çünkü Bodrum adı altında Didim’e destinasyon olarak gitmesi tüketicinin yanılmaması ve yanıltıcı bilginin olmaması önemli.”
Misafirlerimiz almış oldukları tatili, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sayfasından otelin olup olmadığını, otel varsa mail adresini ve şirket adresini kontrol etsinler. Hatta Ticaret Bakanlığı üzerinden de kontrol yapabilirler. Bu konuda çok mağdur olan tatilciler oluyor. Tatilciler çok dikkatli şekilde bu detaylara bakıp, emin olarak gelsinler. Bodrum’da Caz Festivali başladı, bunun yanı sıra Antik Tiyatro konserleri başlıyor. Bodrum deyince hem dinlenme hem tatil ve bir de geceleri eğlencesiyle meşhurdur. Otellerde ve kentin birçok noktasında ünlü sanatçılar olacak bunun yanında eğlenceler, tatilcilerimizi bekliyor.” diye konuştu.
]]>
Toplantıya, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu, TÜBİSAD Başkanı Mehmet Ali Tombalak, Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, Data Market Üst Yöneticisi (CEO) Murat Boyla, sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş, Deloitte Türkiye Ortağı Hakan Göl ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.
Deloitte Türkiye Ortağı Göl, raporu paylaştı. Buna göre, çalışmaya 10 bin 424 şirket katıldı.
Rapora göre, Türkiye bilgi ve iletişim pazarının büyüklüğü 2023’te TL bazında bir önceki yıla kıyasla yüzde 83 artışla 784,6 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın 36 milyar liralık kısmını ölçümlemeye yeni eklenen şirketler oluşturdu.
2019-2023 yıllarında sektörün TL bazındaki yıllık ortalama büyümesi yüzde 50 civarında seyretti. Sektörün dolar bazındaki büyüklüğü ise yüzde 27’lik artışla 33 milyar dolara çıktı. Global BIT pazarı aynı dönemde yüzde 1,1 büyüdü.
BİLGİ TEKNOLOJİLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜ 2023’TE 402,2 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI
Toplam sektör büyüklüğünü oluşturan iki ana unsura bakıldığında, 2019-2023 döneminde daha hızlı büyüyen bilgi teknolojilerinin, 2023’te pazar büyüklüğü bakımından iletişim teknolojilerinin önüne geçtiği görüldü.
2019-2023 döneminde yüzde 60 büyüyen bilgi teknolojilerinin büyüklüğü 2023’te 402,2 milyar liraya ulaşırken, iletişim teknolojileri yüzde 41 büyüyerek 382,4 milyar liraya çıktı. Bilgi teknolojileri son 4 yılda artan kura rağmen büyürken, iletişim teknolojileri kur etkisiyle küçüldü. Bilgi teknolojilerinin 2023’te dolar bazında büyüklüğü 16,9 milyar dolara, iletişim teknolojilerinin büyüklüğü ise 16,1 milyar dolara yükseldi.
Bilişim teknolojileri “Donanım” kategorisi yüzde 68 büyüyerek 133 milyar, “Yazılım” yüzde 132 büyüyerek 206,9 milyar, “Hizmet” kategorisi yüzde 96 büyüyerek 62,2 milyar liraya ulaştı.
İletişim teknolojilerinde “Elektronik Haberleşme” kategorisinin büyüklüğü yüzde 72 artışla 224,5 milyar, “Donanım” kategorisinin büyüklüğü yüzde 93 artışla 157,8 milyar liraya çıktı.
Sektörün toplam istihdamı yüzde 11 artışla 237 bin kişiye ulaştı. Sektörün yüzde 31’ini kadın çalışanların oluşturduğu, üniversite mezunu çalışan oranının yüzde 63 olduğu görüldü.
GLOBAL BİLGİ VE İLETİŞİM PAZARI BÜYÜKLÜĞÜ 4,45 TRİLYON DOLAR SEVİYESİNE YÜKSELDİ
Rapora göre, 2023’te bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe öne çıkan teknolojiler, “üretken İş Hayatında GenAI”, “Bulut Dönüşümü”, “Platform Mühendisliği” ve “Sektörel Metavers”e olmak üzere 4 ana başlıkta değerlendirildi. “İş Dünyasında Sürdürülebilirlik” ise etkisi devam eden trend olarak yer aldı.
Global bilgi ve iletişim pazarının büyüklüğü geçen yıl yüzde 1,1 artışla 4,45 trilyon dolar seviyesine yükselirken, bilgi teknolojileri pazarı aynı oranda daraldı. İletişim teknolojileri pazar büyüklüğünde yüzde 4,1 artış kayıtlara geçti.
TEKNOKENTLERİN TOPLAM CİROSU YÜZDE 174,5 BÜYÜMEYLE 75,6 MİLYAR LİRADAN 207,5 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistikler baz alındığında, 2022-2023 yıllarında teknokent sayısının yüzde 4,1 artışla 101’e çıktığı, şirket sayısının yüzde 14,5 artarak 10 bin 275 seviyelerine geldiği görüldü.
Teknoloji geliştirme bölgelerinde çalışan kişi sayısı yüzde 16,3’lük artışla yaklaşık 93 bin kişiden 108 bin 360 kişiye ulaştı. Teknokentlerin toplam cirosu yüzde 174,5 büyümeyle 75,6 milyar liradan 207,5 milyar liraya çıktı. Yüzde 138,7’lik artışla toplam ihracat 19,9 milyar liradan 47,5 milyar liraya yükseldi.
2023’TE TOPLAM İHRACATTA YÜZDE 85 BÜYÜME GÖRÜLDÜ
2023’te toplam ihracat yüzde 85 artışla 58 milyar liraya ulaştı. Toplam ihracatta en büyük pay bilgi teknolojileri “Yazılım” kategorisinin oldu. Yazılım ihracatı yüzde 92 büyüyerek 52 milyar liraya çıktı. Sektörün toplam ihracatı 2018-2022 döneminde dolar bazında yıllık ortalama yüzde 22 arttı.
“BİLİŞİM SEKTÖRÜ MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİ’NİN TAM KALBİNDE YER ALAN BİR SEKTÖR”
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu, toplantıdaki konuşmasında, raporun önemine işaret ederek, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün uzun zamandır gelişimini sürdüren bir sektör olduğunu söyledi.
Türkiye’nin dijitalleşmesi ve bu sektördeki atılımı düşünüldüğünde sektörün son 20 yılda derinleşen ve gelişen bir ekosisteme sahip olduğunu belirten Çoştu, şunları kaydetti:
“Bilişim sektörü Milli Teknoloji Hamlesi’nin tam kalbinde yer alan bir sektör. Bu bakımdan sektörün büyümesi, çeşitlenmesi, derinleşmesi ve ihracat potansiyelini artırması ülkemiz için son derece önemli bir öncelik. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde geldiğimiz noktadan, şirketlerimizin yetkinliklerinden ve başarılarından, insan kaynağımızın yeteneklerinden ve sınır aşan iş yapma kabiliyetlerinden son derece memnunuz ancak hedefleri çok büyük olan bir ülkeyiz. Bu hedeflerle paralel düşündüğümüzde bulunduğumuz noktayla yetinmemiz de mümkün değil, çok daha fazlasını hedefliyoruz. Özellikle şirketlerimizin çevikliğini, teknoloji uzmanlarımızın kabiliyetini ve çalışma disiplinini, sahip olduğumuz maliyet avantajlarını ve bunların oluşturduğu o büyük potansiyeli düşündüğümüzde bize düşen daha fazlasını hedeflemek, daha fazlasına talip olmak.”
Çoştu, ülke olarak bunun için gerekli tüm enstrümanlara sahip olunduğunu, Türkiye bilişim ekosisteminin küresel arenada bir fenomen haline gelebilecek potansiyeli bulunduğunu söyledi.
Sektörün geleceğinin çok parlak olduğunu vurgulayan Çoştu, “Bakanlığımız, diğer kamu kurumlarımız ve STK’lerimiz ile beraber sektörün gelişmesine gereken desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Bakanlık olarak 2023’te bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren şirketlerimize sağladığımız kaynak 40 milyar liranın üzerinde. 2024’te bu rakam belki iki katına çıkacak.” diye konuştu.
“YAZILIM İHRACATINDA DA BÜYÜDÜK, DEMEK Kİ ŞİRKETLERİMİZ ÜRÜNLEŞİYOR”
TÜBİSAD Başkanı Mehmet Ali Tombalak da teknoloji sektörünün öncelikli ve geleceği şekillendirecek bir sektör olduğunu belirterek, bunun gelişmesi için tüm tarafların birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.
Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü Pazar Verileri 2023 Raporu’nda iyi haberlerin yer aldığını dile getiren Tombalak, şu değerlendirmede bulundu:
“Bilgi teknolojileri ve iletişim teknolojilerinin sektör büyüklüğüne baktığımızda, yıllarca iletişim teknolojileri büyüklük olarak bilgi teknolojilerinin önündeydi. Bu sene ilk defa bilgi teknolojileri, iletişim teknolojilerinin pazar büyüklüğünü geçmiş durumda. Yine ilk defa bilgi teknolojilerindeki büyüme alanına baktığımızda, yazılım sektörü bir numarada, bu hep istediğimiz şeydi. Yazılım ihracatında da büyüdük, demek ki şirketlerimiz ürünleşiyor. Bu da çok önemli bir gelişme.”
Toplantıya, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu, TÜBİSAD Başkanı Mehmet Ali Tombalak, Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, Data Market Üst Yöneticisi (CEO) Murat Boyla, sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş, Deloitte Türkiye Ortağı Hakan Göl ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.
Deloitte Türkiye Ortağı Göl, raporu paylaştı. Buna göre, çalışmaya 10 bin 424 şirket katıldı.
Rapora göre, Türkiye bilgi ve iletişim pazarının büyüklüğü 2023’te TL bazında bir önceki yıla kıyasla yüzde 83 artışla 784,6 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın 36 milyar liralık kısmını ölçümlemeye yeni eklenen şirketler oluşturdu.
2019-2023 yıllarında sektörün TL bazındaki yıllık ortalama büyümesi yüzde 50 civarında seyretti. Sektörün dolar bazındaki büyüklüğü ise yüzde 27’lik artışla 33 milyar dolara çıktı. Global BIT pazarı aynı dönemde yüzde 1,1 büyüdü.
BİLGİ TEKNOLOJİLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜ 2023’TE 402,2 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI
Toplam sektör büyüklüğünü oluşturan iki ana unsura bakıldığında, 2019-2023 döneminde daha hızlı büyüyen bilgi teknolojilerinin, 2023’te pazar büyüklüğü bakımından iletişim teknolojilerinin önüne geçtiği görüldü.
2019-2023 döneminde yüzde 60 büyüyen bilgi teknolojilerinin büyüklüğü 2023’te 402,2 milyar liraya ulaşırken, iletişim teknolojileri yüzde 41 büyüyerek 382,4 milyar liraya çıktı. Bilgi teknolojileri son 4 yılda artan kura rağmen büyürken, iletişim teknolojileri kur etkisiyle küçüldü. Bilgi teknolojilerinin 2023’te dolar bazında büyüklüğü 16,9 milyar dolara, iletişim teknolojilerinin büyüklüğü ise 16,1 milyar dolara yükseldi.
Bilişim teknolojileri “Donanım” kategorisi yüzde 68 büyüyerek 133 milyar, “Yazılım” yüzde 132 büyüyerek 206,9 milyar, “Hizmet” kategorisi yüzde 96 büyüyerek 62,2 milyar liraya ulaştı.
İletişim teknolojilerinde “Elektronik Haberleşme” kategorisinin büyüklüğü yüzde 72 artışla 224,5 milyar, “Donanım” kategorisinin büyüklüğü yüzde 93 artışla 157,8 milyar liraya çıktı.
Sektörün toplam istihdamı yüzde 11 artışla 237 bin kişiye ulaştı. Sektörün yüzde 31’ini kadın çalışanların oluşturduğu, üniversite mezunu çalışan oranının yüzde 63 olduğu görüldü.
GLOBAL BİLGİ VE İLETİŞİM PAZARI BÜYÜKLÜĞÜ 4,45 TRİLYON DOLAR SEVİYESİNE YÜKSELDİ
Rapora göre, 2023’te bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe öne çıkan teknolojiler, “üretken İş Hayatında GenAI”, “Bulut Dönüşümü”, “Platform Mühendisliği” ve “Sektörel Metavers”e olmak üzere 4 ana başlıkta değerlendirildi. “İş Dünyasında Sürdürülebilirlik” ise etkisi devam eden trend olarak yer aldı.
Global bilgi ve iletişim pazarının büyüklüğü geçen yıl yüzde 1,1 artışla 4,45 trilyon dolar seviyesine yükselirken, bilgi teknolojileri pazarı aynı oranda daraldı. İletişim teknolojileri pazar büyüklüğünde yüzde 4,1 artış kayıtlara geçti.
TEKNOKENTLERİN TOPLAM CİROSU YÜZDE 174,5 BÜYÜMEYLE 75,6 MİLYAR LİRADAN 207,5 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistikler baz alındığında, 2022-2023 yıllarında teknokent sayısının yüzde 4,1 artışla 101’e çıktığı, şirket sayısının yüzde 14,5 artarak 10 bin 275 seviyelerine geldiği görüldü.
Teknoloji geliştirme bölgelerinde çalışan kişi sayısı yüzde 16,3’lük artışla yaklaşık 93 bin kişiden 108 bin 360 kişiye ulaştı. Teknokentlerin toplam cirosu yüzde 174,5 büyümeyle 75,6 milyar liradan 207,5 milyar liraya çıktı. Yüzde 138,7’lik artışla toplam ihracat 19,9 milyar liradan 47,5 milyar liraya yükseldi.
2023’TE TOPLAM İHRACATTA YÜZDE 85 BÜYÜME GÖRÜLDÜ
2023’te toplam ihracat yüzde 85 artışla 58 milyar liraya ulaştı. Toplam ihracatta en büyük pay bilgi teknolojileri “Yazılım” kategorisinin oldu. Yazılım ihracatı yüzde 92 büyüyerek 52 milyar liraya çıktı. Sektörün toplam ihracatı 2018-2022 döneminde dolar bazında yıllık ortalama yüzde 22 arttı.
“BİLİŞİM SEKTÖRÜ MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİ’NİN TAM KALBİNDE YER ALAN BİR SEKTÖR”
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu, toplantıdaki konuşmasında, raporun önemine işaret ederek, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün uzun zamandır gelişimini sürdüren bir sektör olduğunu söyledi.
Türkiye’nin dijitalleşmesi ve bu sektördeki atılımı düşünüldüğünde sektörün son 20 yılda derinleşen ve gelişen bir ekosisteme sahip olduğunu belirten Çoştu, şunları kaydetti:
“Bilişim sektörü Milli Teknoloji Hamlesi’nin tam kalbinde yer alan bir sektör. Bu bakımdan sektörün büyümesi, çeşitlenmesi, derinleşmesi ve ihracat potansiyelini artırması ülkemiz için son derece önemli bir öncelik. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde geldiğimiz noktadan, şirketlerimizin yetkinliklerinden ve başarılarından, insan kaynağımızın yeteneklerinden ve sınır aşan iş yapma kabiliyetlerinden son derece memnunuz ancak hedefleri çok büyük olan bir ülkeyiz. Bu hedeflerle paralel düşündüğümüzde bulunduğumuz noktayla yetinmemiz de mümkün değil, çok daha fazlasını hedefliyoruz. Özellikle şirketlerimizin çevikliğini, teknoloji uzmanlarımızın kabiliyetini ve çalışma disiplinini, sahip olduğumuz maliyet avantajlarını ve bunların oluşturduğu o büyük potansiyeli düşündüğümüzde bize düşen daha fazlasını hedeflemek, daha fazlasına talip olmak.”
Çoştu, ülke olarak bunun için gerekli tüm enstrümanlara sahip olunduğunu, Türkiye bilişim ekosisteminin küresel arenada bir fenomen haline gelebilecek potansiyeli bulunduğunu söyledi.
Sektörün geleceğinin çok parlak olduğunu vurgulayan Çoştu, “Bakanlığımız, diğer kamu kurumlarımız ve STK’lerimiz ile beraber sektörün gelişmesine gereken desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Bakanlık olarak 2023’te bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren şirketlerimize sağladığımız kaynak 40 milyar liranın üzerinde. 2024’te bu rakam belki iki katına çıkacak.” diye konuştu.
“YAZILIM İHRACATINDA DA BÜYÜDÜK, DEMEK Kİ ŞİRKETLERİMİZ ÜRÜNLEŞİYOR”
TÜBİSAD Başkanı Mehmet Ali Tombalak da teknoloji sektörünün öncelikli ve geleceği şekillendirecek bir sektör olduğunu belirterek, bunun gelişmesi için tüm tarafların birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.
Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü Pazar Verileri 2023 Raporu’nda iyi haberlerin yer aldığını dile getiren Tombalak, şu değerlendirmede bulundu:
“Bilgi teknolojileri ve iletişim teknolojilerinin sektör büyüklüğüne baktığımızda, yıllarca iletişim teknolojileri büyüklük olarak bilgi teknolojilerinin önündeydi. Bu sene ilk defa bilgi teknolojileri, iletişim teknolojilerinin pazar büyüklüğünü geçmiş durumda. Yine ilk defa bilgi teknolojilerindeki büyüme alanına baktığımızda, yazılım sektörü bir numarada, bu hep istediğimiz şeydi. Yazılım ihracatında da büyüdük, demek ki şirketlerimiz ürünleşiyor. Bu da çok önemli bir gelişme.”
“TAHMİN EDİLEMEZ BİR GELECEĞE HIZLA İLERLİYORUZ”
Zirvenin açılışında konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in 175 yıllık ihracat kenti olduğunu hatırlatarak, kentin dış ticaret rakamlarına değindi. Çakır, 2023’te Mersin’in 9.4 milyar dolar ihracatıyla Türkiye’nin 7’inci en büyük ihracat kenti olduğunu söyledi. Sadece Mersin firmaları bazında, kentin toplam dış ticaret hacminin 20 milyar doları aştığını kaydeden Çakır, “Merkezinde Çukurova Bölgesi, Doğu Akdeniz Ekonomi Bölgesi ve dış hinterlandındaki illerle birlikte 70 milyar doları aşan bir dış ticaret bölgesinden bahsediyoruz. Bugün bu rakamlar, küresel ekonomik daralmalar, zorluklar, savaşlar ve ülkelerin korumacılıkları arasında çok da kötü görünmese de çağımızın geldiği sıra dışı dönüşümler noktasında ve gelecek temelinde görünmez bir duvara çarpmak üzereyiz” ifadelerini kullandı. Dünyanın, merkezinde bilgi ve iletişim teknolojileri, internet ve yapay zeka olan teknolojilerle tahmin edilemez bir geleceğe doğru hızla ilerlediğine işaret eden Çakır, “Konu artık hangi sektörlerde güçlü olduğumuz değil. Artık ana meselemiz, hangi sektör olursa olsun, bu sektörleri yüksek teknolojiye, dijital dünyaya nasıl entegre edeceğimiz olmalıdır” değerlendirmesini yaptı. Dijital dönüşüm sağlanmazsa en güçlü sektörlerin dahi birer birer elden kayacağına dikkat çeken Çakır, “Bundan dolayı kentimizin omurga sektörlerinden dış ticareti ve buna hizmet veren lojistikten, liman işlemlerine, gümrük müşavirliğinden, depoculuğa, paketlemeden, pazarlamaya kadar her alanı yetkin insan kaynağıyla birlikte bütünsel anlamda dijital dünyaya uyumlu hale getirmek zorundayız” diye konuştu.
“GELECEĞE GEÇMİŞİN PARADİGMALARIYLA ULAŞAMAYIZ”
Bunun bir moda değil zorunluluk olduğunu, hayatta kalabilme konusu olduğunu vurguladığı konuşmasını Çakır şöyle sürdürdü: “Bu gelecek projeksiyonunda, günümüz klasik dış ticaret mantığı eni sonu yok olacak. Geleceğe, geçmişin paradigmalarıyla ulaşamayız. Geleceğe, geleceğin bilgisi ile hazırlanabiliriz. İşte bu önemli zirve, özellikle zirvenin program içeriği, firmalarımızı tam da bu geleceğe hazırlamak, farkındalık oluşturmanın ötesinde, somut bir adım atmalarını sağlamak üzere tasarlanmıştır. Ya seyreden ya da işin içinde oyun kurucu olacağız. Ya pazar ya da pazarları yönlendiren olacağız. Tüm bunlar dijitalleşme trenini yakalamaya bağlı. Ülkemiz sanayi devrimlerinde birkaç yüzyıl kaybetti. Bu sefer yüzyılların eksiğini kısa sürede telafi edecek bir fırsat var. Bu sefer ıskalamayalım. Devlet olarak da firmalar ya da STK’lar olarak da kaynaklarımızı bu işin ekosisteminin kurulmasına ayırmak zorundayız”
“GELECEĞİN TREND MODELİ SOSYAL MEDYA SATIŞ YÖNTEMİ”
Zirve, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü E-İhracat, Dijital Pazarlama, Davranışsal Kamu Politikaları ve Yeni Nesil Teknolojiler Daire Başkanı Hasan Önal’ın sunumuyla devam etti. ‘E-ihracat politikaları, geleceğin trendleri ve e-ihracat’ konulu sunumunda Önal, ihracatını dijital platforma taşımak isteyenlere çeşitli tavsiyelerde bulundu. Pazar yeri üzerinden yapılan e-ihracat yerine firmalara markalaşıp ürünlerini kendi web sayfaları üzerinden satmaları tavsiyesinde bulunan Önal, “Bu sayede müşteri bilgilerini kendi sayfanızda tutmuş olursunuz. Bunu destekleyecek ikinci kanal sosyal medya satış yöntemi. Geleceğin pazar yeri, trend satış modeli de burası gibi görünüyor” dedi. Teknolojinin ve beraberinde sistemlerin hızla değiştiğine dikkat çeken Önal, web3 ve web4 üzerinde çalışmaların devam ettiğini, web4’ün de hayata geçmesiyle ürünü almadan önce koku ve tadının da duyulabileceğini söyledi. Web5’in ise düşüncelerin interneti olacağını kaydeden Önal, bu sistemin de hiçbir cihaza gerek kalmadan, hiç konuşmadan insanlar arası iletişim kurulmasına olanak tanıyacağını aktardı.
Türkiye’de çeşitli şubelerden 70’den fazla üyeyle ABD’ye geldiklerinin bilgisini veren Asmalı, burada önemli faaliyetler gerçekleştirdiklerini anlattı.
Asmalı, ABD’nin New Jersey eyaletinde, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal’ın yanı sıra iş insanları ve yerel siyasetçilerin de katılımıyla network etkinliği düzenlediklerini kaydederek, aynı gün MÜSİAD New York Şubesinin ofis açılışını yaptıklarını bildirdi.
Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) ile Türkiye’nin ihracatına ve diaspora çalışmalarına destek verenleri ödüllendirdiklerini dile getiren Asmalı, TASC ile mutabakat zaptı imzaladıklarının bilgisini paylaştı.
Asmalı, New York’ta düzenledikleri bilgilendirme ve tecrübe paylaşımı etkinliklerine işaret ederek, burada çeşitli eyaletlerden gelen şube başkanları ile eyaletlere özgü yatırım fırsatlarının değerlendirildiğini söyledi.
MÜSİAD’ın ABD’de 9 temsil noktası olduğunu hatırlatan Asmalı, “Yıl sonuna kadar buna Ohio, Illinois, Pennsylvania ve Florida eyaletlerini de ekleyerek temsil noktası sayımızı 13’ye çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi.
“BURANIN KANUNLARINI, STANDARTLARINI İYİ BİLİP; PLANLI, PROGRAMLI HAREKET ETMELİYİZ”
Mahmut Asmalı, ABD’nin önemli bir pazar ve Türkiye’nin Almanya’dan sonra en çok ihracat yaptığı ülke olduğunu belirterek, ABD ile ikili ticaret hacminin 30 milyar dolar seviyelerine yükseldiğini bildirdi.
İki ülke arasında 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi bulunduğuna değinen Asmalı, “Henüz üçte birini gerçekleştiriyoruz. Oysa Amerika dünyanın en büyük ekonomisi ve büyük bir pazar. Yapacak çok işimiz var. Burasının Çin pazarından kurtulup farklı pazarlara açılma stratejisi olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla Türk iş insanlarına burada çok büyük bir görev düşüyor.” diye konuştu.
Asmalı, Türk iş insanlarının ABD’yi iş yapmak için uzak bir ülke gibi gördüğünü belirterek, gelişen lojistik imkanlardan bahsetti.
Türk iş insanlarına ABD pazarına yoğunlaşmaları çağrısında bulunan Asmalı, ülkenin yaklaşık 80 bin dolar olan kişi başına düşen milli gelirinin Avrupa Birliği’nin neredeyse 1,5 katı olduğunu söyledi.
Asmalı, bu nedenle ABD’nin ciddi ihtiyaçlarının bulunduğuna değinerek, “Bizim buranın kanunlarını, standartlarını, ölçeklerini iyi bilip; planlı, programlı hareket etmemiz lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu kapsamda gerçekleştirilen tecrübe paylaşımı etkinliğinde de hukukçulardan mali müşavirlere kadar birçok kişinin bilgilendirme sunumu yaptığını dile getiren Asmalı, “Geldiğimiz günden bu yana her anımızı değerlendirmek için buradayız. Amerikalı iş adamlarıyla gerek Türkiye’de gerek burada, hatta üçüncü ülkelerde birlikte yatırım yapma imkanlarını araştırıyoruz.” ifadesini kullandı.
“İŞ İNSANLARINA GÜÇLÜ TİCARİ BAĞLANTILAR KURMA GÖREVİ DÜŞÜYOR”
MÜSİAD Genel Başkanı Asmalı, Türkiye ile ABD’nin iki önemli müttefik olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siyasette zaman zaman inişler ve çıkışlar da olabiliyor ama biz iş insanlarına düşen görev, buralarda çok güçlü ticari bağlantılar kurup Amerikalı siyasetçilere de Türkiye’nin siyasi tezlerini anlatabilmek. Biz ne kadar temas eder, ne kadar iyi ilişkiler kurarsak Türkiye’nin diplomasi alanındaki tezlerini buradaki siyasetçilere çok daha iyi anlatırız. Bu açıdan bizlere çok önemli bir görev düşüyor. İnşallah MÜSİAD olarak da bu noktada üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”
Asmalı, New York’taki etkinliklerin ardından, Pennsylvania ve Delaware eyaletlerinde de üye iş yerlerini ziyaret edeceklerini kaydederek, başkent Washington’da da tecrübe paylaşımı, network toplantıları ve B2B görüşmeler gibi etkinlikler yapacaklarını anlattı.
ABD iş seyahatine yönelik bir rapor da hazırlayacaklarının bilgisini veren Asmalı, “Türkiye’ye dönünce 14 bini aşkın üyemize burada gözlemlediğimiz fırsatları bir rapor olarak sunacağız ve Amerika pazarının asla ihmal edilmemesi, boş bırakılmaması gerektiğini duyuracağız.” şeklinde konuştu.
Pazara yön veren lider ve uzman marka SuperFresh; ‘SuperFresh Bi’Yolculuk’ iletişim kampanyasıyla kategoride bir ilk’i gerçekleştirerek tüketicilerine dondurulmuş gıdanın tarladan tabaklara ulaşan yolculuğunu tüm ayrıntılarıyla anlatarak başarılı iş sonuçlarına ek olarak, global ve lokal toplam 8 ödüle layık görülmüştür. SuperFresh Mac & Cheese Topları ve SuperFresh Kumpir Topları, Pratik Yemek kategorisinde Marketing Türkiye’nin “Yılın İnovatif Ürünleri Araştırması” kapsamında ‘2023 yılının en inovatif ürünleri’ ödülüne layık görüldü.
Pazarın en çok tüketilen, en çok haneye giren ve en sadık tüketiciye sahip markalı ürünü Ülker Bizim Yağ, yüzde 32 ciro payı ile paket pazarındaki açık ara liderliğini 2023 yılında da perçinlemiştir (Kaynak: AC Nielsen Toplam Türkiye, 2023 Paket Margarin Ciro Payı, Ipsos HTP 2023). Tereyağı lezzeti segmentinin kurucusu, pazarın en inovatif markası Ülker Teremyağ, kâse margarin pazarında 2023 yılında +5 puan pay kazanarak yüzde 47,4 ciro payı ile açık ara lider konumunu tüm kanallarda pekiştirmiştir (Kaynak: AC Nielsen Toplam Türkiye Kase & Sıvı Margarin Tonaj Payı 2023).
“YAPTIĞIMIZ YATIRIMLAR CİRO ARTIŞIMIZDA İTİCİ BİR ROL OYNADI”
Kerevitaş CEO’su Mert Altınkılınç, 2023 yılı finansal sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi:
“Kerevitaş olarak sürdürülebilirlikten ihracata, güçlü finansal performanstan çevik yönetim yapısına kadar her alanda gelişmeye, büyümeye, ülkemize katma değer sağlamayı hedefliyoruz. Bu hedefle başarılı iş sonuçlarına sahip olduğumuz Sürdürülebilir ve inovatif büyüme stratejimiz doğrultusunda, Türkiye’de Dondurulmuş Gıda ve Konserve iş alanında Bunun yanı sıra dünya genelinde 5 kıtada 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek ürünlerimizi küresel pazarlarda başarıyla konumlandırdık. Ar-Ge ve inovasyona yaptığımız yatırımların karşılığını net olarak gördüğümüz 2023 yılını başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Sektörde etki ettiğimiz geniş ekosistemde dönüştürücü rolümüzün bilinciyle tüm paydaşlarımızın beklentilerini karşılamak ve uzun vadeli değer yaratmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”
]]>Fiyat artışı ve stokçuluk cezalarının artırılmasını öngören Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda kabul edildi.
Teklifle kapalı pazar yerlerinin kullanımına ilişkin de düzenlemeye gidilerek, satış yerlerinin pazarcılara yüksek fiyatlarla kiralanmasına neden olan sınırlı ayni hak yöntemiyle kiralama usulü kaldırılıyor. Pazarlarda bulunan satış yerlerinin tahsis usulüyle kullandırılması, böylece pazarcıların maliyetlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Kanun teklifinin gerekçesine göre, kapalı pazar yerlerindeki satış yerlerinin sınırlı ayni hak yöntemi ile pazarcılık mesleğinden olmayan diğer kişilere verilmesi ve bu yerleri alan kişilerce de satış yerlerinin pazarcılara tekrar kiralanması ve bu kira bedellerinin yüksek olması, pazarcıların maliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla bu maliyetlerin tüketiciye yansımasına neden oluyor. Ayrıca, bu yerlerin pazarcı mesleği dışındaki kişiler tarafından yatırım aracı olarak görülmesi, kapalı pazar yerlerindeki satış yerlerinin fiyatlarının yükselmesine yol açıyor. Düzenlemeyle bu sorunların önüne geçilmesi hedefleniyor.
“PAZAR YERLERİ ÜCRETSİZ TAHSİS EDİLMELİ”
TÜSPAF Başkanı Karaca, düzenlemeye ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da 2013 yılında yapılan değişiklikle pazar alanlarına ilişkin ayni hak yöntemiyle kiralama yönteminin getirildiğini söyledi.
Pazar yerlerinin hiçbir ücret alınmadan pazarcı esnafına tahsis edilmesi gerektiğini belirten Karaca, söz konusu değişiklikle satış yerlerinin ihaleyle satılmaya başlandığını anımsattı.
Karaca, parası ve sermayesi olmayan pazarcı esnafının özellikle İstanbul, İzmir ve Bursa gibi illerde satış yeri alamadığına işaret ederek, ihaleyle iş insanlarının tezgah satın aldığını ve alınan yerlerin pazarcı esnafına kiralandığını anlattı.
Pazarcı esnafının da kiralama bedellerini sattığı ürüne yansıtmak zorunda kaldığına dikkati çeken Karaca, “10 liraya alınan domates 15 liraya satılması gerekirken 20 liraya satılmak durumunda kaldı. Bu da vatandaşın cebinden fazla para çıkmasına ve fiyatların fahiş şekilde artmasına neden oldu.” dedi.
Karaca, 10 yıldır pazar yerlerindeki kiralama usulünün kaldırılması için mücadele verdiklerine işaret ederek, pazar yerleri pazarcılara tahsis edildiğinde, aracıların ortadan kalkacağını ve vatandaşların ucuz meyve ve sebze satın alabileceğini söyledi.
Enflasyon artışına bağlı olarak ev ve dükkan kiraları yanında pazar yerlerinin kirasının da arttığına dikkati çeken Karaca, şunları kaydetti:
“Bu durum yine vatandaşın cebine yansıyor. Pazarcılıkla alakası olmayan kişilerin ihaleyle bu yerleri esnafa kiraya vermesi nedeniyle maliyetler artıyor, bu da vatandaşa yansıyordu. Şimdi vatandaşın ucuza meyve ve sebze yemesine de katkı sağlayacak bir düzenleme yapılıyor. Düzenlemeyle kapalı pazar yerlerinin yüksek fiyatlarla pazarcı esnafına kiralanmasının önüne geçilecek, bu da pazarcıların maliyetlerine ve dolayısıyla tüketicilerin cebine yansıyacak. Yeni düzenlemeyle tüketici de korunmuş olacak. Şimdi ortalama 500 ila 600 lira arasında değişen bir pazar alışverişi maliyetinin 300 liraya kadar düşmesini öngörüyoruz. Artık bu yerler kiraya verilmeyecek, direkt pazar yerleri pazarcıya tahsis edilecek. Meclis’ten geçtikten sonra parası vatandaşın cebinde kalacak.”
Bilişim Vadisi Teknopark’ta kurdukları Kernel Dynamics Robotik Teknolojileri AŞ’nin çatısı altında çalışmalarını sürdüren 2 ortak, Körfez ilçesinde 150 metrekare kapalı alandaki AR-GE merkezinde, 20 kilogram kaldırma kapasitesi bulunan, tarımda ilaçlama, tohumlama, meyve keseleme, orman yangınlarına müdahale, cam yıkama ve kamera çekimi gibi alanlarda kullanıma uygun dron üretiyor.
Biçer, üniversite döneminde hocalarının da bulunduğu ekiple çıkarttıkları ürünlerden birinin 2023’ün en etkili üçüncü patenti seçildiğini anlattı.
Üniversite eğitimini geçen yıl tamamlamalarının ardından firmalarını kurduklarını belirten Biçer, projelerinin KOSGEB ve TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazanmasıyla şirketleşmeye karar verdiklerini söyledi.
Biçer, Bilişim Vadisi Teknopark’tan kabul almaları üzerine şirketin genel merkezini burada kurduklarını, üniversitede ticari kaygı gütmeden önemli AR-GE çalışmaları yapmanın avantajını yaşadıklarını dile getirdi.

“İSTEDİĞİN HER İŞTE KULLANABİLECEĞİN CİHAZLAR GELİŞTİRDİK”
Piyasa araştırmalarında “özelleştirilebilen hava aracı alanı”nda eksiklik olduğunu gördüklerini ifade eden Biçer, dron kullanıcısının özelleştirebildiği araçların kolay kolay bulanamadığını fark ettiklerini belirtti.
Biçer, ürettikleri dronların geniş kullanım alanına sahip olmasının önemine değinerek, “500 bin, 1 milyon liralık yatırım yapıyorsun ama kullanabildiğin tek alan tarım ya da görüntü çekimi. Bu kadar büyük yatırımın altına girdikten sonra para kazanıp kazanmayacağın da belli değil.
Daha değiştirilebilir, ikinci el pazarı olan, farklı alanlarda kullanılabilen dronlar neden yok. Bizim ürettiğimiz cihazlar, cam yıkama, görüntü çekim işinde, tohumlama gibi tarım alanında kullanılabiliyor. Yani altındaki podu sök tak yaparak istediğin her işte kullanabileceğin cihazlar geliştirdik.” değerlendirmesinde bulundu.
Hem tarım hem de büyük plazaların camlarını yıkama amaçlı siparişlerini ürettiklerini dile getiren Biçer, 4 kişilik çekirdek ekiple çalışmaları sürdürdüklerini ancak yakın zamanda kitle fonlamaya çıkarak sermayeyi büyütmeyi planladıklarını kaydetti.
Biçer, daha fazla fonla hızlı büyümeyi amaçladıklarını ve burada esas odak noktalarının ülkenin de büyümesine katkı sağlayacak ihracat kalemi olduğunu vurguladı.
“Biz dış pazarı hedefliyoruz. Dışarıda böyle bir açığın olduğuna eminiz.” diyen Biçer, bir an önce yabancı müşteriye ürün satabilme adına sermaye büyümesini tamamlamaya çalıştıklarını bildirdi.
“SENELİK 1000 DRON ÜRETİMİ HEDEFLİYORUZ”
Biçer, özel, rekabetçi, satılabilir ve maddi kazanım sağlayacak cihazlardan şu anda aylık 10 adet ürettiklerini anlatarak, şöyle devam etti:
“Alanımızı, ekibimizi büyüteceğiz. Senelik 1000 dron üretimi hedefliyoruz. Neredeyse yarım araba parası vererek bu işe giriyorsun. Düşürürüm, kırarım korkusu var. Bu pazarın küçük kalmasına sebebiyet veriyor. Sen eğer pazarın hızlı büyümesini istiyorsan, yaptığın ürüne güveneceksin.
Biz yaptığımız cihazlara güveniyoruz. Al bunu, kaza kırım mı yaşadın. Biz yenisini verelim. Sen bu cihazı aldın, para da mı kazanamadın? Biz senden bu cihazı geri satın alıyoruz. Ürününe güvenmezsen, pazar hep küçük kalacak.”
Ocakta şirketin yüzde 3’ünü “TÜBİTAK Bigg Fonu” olarak da anılan Türkiye Kalkınma Fonu’na sattıklarını bildiren Biçer, yaklaşık 1 milyon dolar değerlemeyle satışı yapılan sürecin ardından yeni başvuruları yapılan 4 milyon liralık hibe sürecini yürüttüklerini sözlerine ekledi.

“ALTINA İSTEDİĞİMİZ HER ŞEYI TAKIP UÇURABILIYORUZ”
Elektrik mühendisi Pelin Kaya ise son 5 yıldır dronlar üzerine çalıştıklarını, yazılım kısmında çıkan hataları minimize etmek için sürekli sahada vakit geçirerek çok fazla test yaptıklarını anlattı.
Dronun yazılım kısmını açık kaynaklı kodlamalar üzerine yaptıklarını aktaran Kaya, mobilite odaklı işlerin bulunduğu merkez olan Bilişim Vadisi’nden kabul almalarının ardından şirket sürecinin hızlandığını belirtti.
Kaya, şu anda bekledikleri seviyeden daha ileride olduklarına işaret ederek, “Ürettiğimiz dronlar tarım, cam yıkama, orman yangınları gibi alanlarda kullanılabiliyor. Müşterimizden gelen talebe göre altına istediğimiz her şeyi takıp uçurabiliyoruz. Asıl özelleştiğimiz nokta bu.” ifadesini kullandı.
Nisanda da yüzde 4,86’lık artışla 1 milyon 61 bin 26 yabancı turistin rotasında yer alan kent, tüm zamanların en yüksek nisan rakamına ulaştı.
Önceki yıllarda en çok Rusya ve Ukrayna’dan misafirin geldiği Antalya’ya, bu sene en fazla turist gönderen ülkeler sıralamasında değişiklik yaşandı. İlk 4 ayda en fazla turist gönderen ülkeler arasında ilk sırada 539 bin 663 ziyaretçiyle Almanya yer alırken, Rusya 366 bin 783 turistle ikinci sıraya geriledi. Rusya’yı ise 266 bin 120 turistle İngiltere takip etti.
Rusya ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle bu iki pazarda turist sayısında ciddi oranda düşüş yaşanırken, Almanya, İngiltere ve Polonya pazarlarında önemli artışlar kaydedildi. Geçen yıla göre Almanya pazarında yüzde 21, İngiltere’de yüzde 32, Polonya’da yüzde 30, İran’da yüzde 52, Belçika’da yüzde 42 ve Fransa’da yüzde 52 artış gerçekleşti.
“17 MİLYON TURİST HEDEFİNE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ”
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Hakan Saatçioğlu, AA muhabirine, bu yıl için belirledikleri 17 milyon turist hedefine emin adımlarla ilerlediklerini söyledi.
Bu yıl kış sezonunun da iyi geçtiğini ve çok sayıda otelin açık kaldığını dile getiren Saatçioğlu, hareketliliğin Ramazan Bayramı tatiliyle daha da arttığını kaydetti.
Rusya ve Ukrayna’dan gelen turist sayısındaki düşüşe işaret eden Saatçioğlu, şöyle konuştu:
“Rusya’dan 2019’da 5,5 milyon turist gelmişti, geçen sene 3 milyon 400’de kaldı, Ukrayna’dan da 1 milyon 780 bin turist gelmişti, geçen sene 280 binde kaldı. Buna göre 3 milyon turisti ağırlama imkanımız yoktu, 3 milyon turist çok ciddi bir rakam. Alternatif pazarlarla Rusya ve Ukrayna’daki boşluğu doldurma şansımız oldu. Özellikle kaynak pazarlarımızdan Almanya, İngiltere ve Polonya’dan çok ciddi bir artış elde ediyoruz.”
Geçen sene kente gelen Rus ile Alman turist sayısı arasında çok az bir fark olduğunu anımsatan Saatçioğlu, bu yıl da Almanya, Rusya, İngiltere, Polonya gibi bir sıralama beklediklerini bildirdi.
Antalya turizminde İskandinav ülkelerinin de önemli olduğunu belirten Saatçioğlu, buradaki misafirlerin özellikle yüksek sezonda değil daha çok sakin dönemlerde geldiğini ve bu durumun turizmin 12 aya yayılmasını sağladığını kaydetti. 2013’te İskandinav pazarından yaklaşık 1 milyon turist geldiğini aktaran Saatçioğlu, son yıllarda ise bu pazarda da ciddi düşüşler yaşandığını ifade etti. Saatçioğlu, bu ülkelerde de çalışılarak sayının artırılabileceğini bildirdi.
OTELLERDEKİ DOLULUK ORANLARI YÜZ GÜLDÜRÜYOR
Kemer Yöresi Tanıtım Vakfı Başkanı Volkan Yorulmaz, turizmdeki gelişmelerin, bağlantılı olduğu tüm sektörleri de etkilediğini söyledi.
Özellikle son 2 yıldaki rakamların sektörün yüzünü güldürdüğünü dile getiren Yorulmaz, “İki önemli pazarımız Rusya ve Ukrayna’da ciddi düşüşler yaşadık. Ama pazar çeşitliliğinde uzun soluklu yaptığımız çalışmaların ekmeğini yemeye başladık. Avrupa pazarı hareketlendi, Almanya birinci pazarımız oldu. İngiltere, Polonya, Çekya, Sırbistan, Doğu ve Batı Avrupa hareketlenince ana pazarlarda düşüş olsa da otel doluluk oranlarımızı aynı seviyelerle devam ettirmeyi başardık.” dedi.
Yorulmaz, Almanya, İngiltere ve Polonya pazarlarında beklentinin üzerinde artış gördüklerini söyledi.
Antalya’nın bu yıl yeni bir rekora imza atabileceğini belirten Yorulmaz, şunları kaydetti:
“Genelde mayıs bizi zorlar ama şu anda yüzde 50-60 civarında doluluk var, ay sonunda dolulukların yüzde 80’i bulacağını tahmin ediyoruz. Tabii bu iyiye işaret. Haziran, temmuz, ağustos zaten hep iyi geçen aylar. Artık eylül, ekim de yüksek sezona girmeye başladı. Deniz suyunun, havanın sıcak olmasıyla Avrupalı turist de eylül, ekim aylarını tercih ediyor. Kasım da açık sezonlardan biri haline geldi.”
İş insanları sektörleri ile alakalı konuları zirvede değerlendirirken, kuru yemiş ve kuru meyve ihracatındaki artış dikkat çekti. Orgibite, 3 kıtada yer alan 30 farklı ülkeye Türkiye’den kuruyemiş kuru meyve ve organik ürünler ihraç ediyor. Kuru meyve kategorisinde tüketicilerin ilk tercihi genellikle kayısı, kuruyemişte ise Antep fıstığı olduğu ifade edildi. Türk ürünlerini diğerlerinden ayrılan en büyük özelliği ise organik tarım yöntemlerine dayalı olarak üretilmeleri oluyor. Organik tarım yöntemlerine dayalı olarak yetiştirilen Türk organik kuru meyve ve kuruyemişi global pazarda daha fazla tercih edilmeye başlandı. 3 kıtada yer alan 30 farklı ülkeye Türkiye’den kuruyemiş, kuru meyve ve bakliyat ihraç ettiklerini belirten Orgibite CFO’su Gökçen Şeker, Türkiye’den ihraç ettikleri ürünlerin genel profili hakkında bilgi vererek, tüketicilerin kuru meyve kategorisinde kayısı ve kuruyemişte Antep fıstığını tercih ettiğini dile getirdi. Ayrıca, Türk ürünlerinin diğerlerinden ayıran en önemli özelliğin organik tarım yöntemlerine dayalı olarak üretildiğinin altını çizdi.
“En büyük fark organik tarım yöntemlerine dayalı olarak yetiştirilmeleri”
Panel sonrası açıklamalarda bulunan Gökçen Şeker, Türkiye’den ihraç edilen kuru meyve ve kuruyemişlere en yoğun talebin Amerika Birleşik Devletleri’nden geldiğini belirtirken, Avrupa Birliği ülkeleri, Orta Doğu ve Asya pazarlarındaki ülkelerin de Türk ürünlerine ilgi gösterdiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal potansiyeli ve ürün kalitesinin global pazarda rekabet avantajı sağladığını ifade eden Şeker, Türkiye’den 30 farklı ülkeye kuru meyve, kuruyemiş ve bakliyat gönderdiklerinin altını çizdi. Şeker, ayrıca ürün portföyleri içinde en çok tercih edilenin kuru meyve kategorisinde kayısı, kuruyemiş kategorisinde ise Antep fıstığı olduğunu belirtti. Türk organik ürünlerinin diğerlerinden farkının, organik tarım yöntemlerine dayalı olarak yetiştirilmesi olduğunun önemini anlatan Şeker, “Sağlık bilincine sahip tüketicilerin tercih sebebi haline geldi. 2023 yılında hem organik hem de konvansiyonel ürün ihracatında önemli bir artış yaşandı. Bu artışın devam edeceğine inanıyoruz. 2024’ün ikinci yarısı ve 2025 yıllarında organik kuru meyve, kuruyemiş ve bakliyat ihracatını artırarak global pazardaki varlığımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.
“Dijital dönüşüm ile dünyada rekabet gücümüzü artırdık”
Dijital dönüşümün, hem iç pazarda hem de dış pazarda rekabet gücünü artırdığını vurgulayan Şeker, “Dijital platformlara yapılan yatırımlarımızla, online satış kanalları ve dijital pazarlama stratejileri sayesinde organik ürünlerimizin geniş kitlelere ulaşmasını sağladık. Bu durum, hem müşteri memnuniyetini hem de operasyonel verimliliği artırmamıza imkan tanıdı. Dijitalleşme, tüketicilere daha hızlı ve etkili bir şekilde ulaşmamızı ve onların ihtiyaçlarını daha iyi anlamamızı sağlıyor. Ayrıca, Türk kuru meyve, kuruyemiş ve bakliyatlarının dünya genelinde tanınırlığını ve talebini artırmaya yönelik pazarlama stratejilerimizde de dijitalleşme önemli bir rol oynamaktadır” diye konuştu.
“Organik ürünlerin sertifikalandırılması”
Gökçen Şeker, pazarlama ve markalaşmanın önemine vurgu yaparak, “Türk organik ürünlerinin tanınırlığını artırdık. İhracat rakamlarını artırmak için, kalite standartlarının yükseltilmesi ve pazar çeşitliliğinin önemli olduğunu biliyoruz. Markalaşma çalışmalarını önemseyerek lojistik süreçlerde de verimliliği arttırdık. Ar-Ge yatırımları ve yeni pazarlara açılım da ihracatı artırmak için etkili stratejilerdir. Bununla birlikte, organik ürün ihracatını artırmak için, sektör olarak organik tarımın teşvik edilmesi ve organik ürünlerin sertifikalandırılması önemli. Pazarlama ve markalaşma çalışmalarıyla organik ürünlerin bilinirliğinin artırılması ve yeni pazarlara açılım sağlanması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
]]>Otomotiv sektörünün yerli ve milli veri ve ikinci el fiyatlandırma şirketi Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, ikinci el pazarında 2024 başı itibarıyla yaşanan talep ve fiyat artışlarının önümüzdeki aylarda da devam edeceğini söyledi. Tüketicilerin, 800 bin lira ile 1.2 milyon lira arasında 1-1,5 yaşındaki ikinci el araçlara, konuttan daha fazla yatırım yapmaya başladığını vurgulayan Hüsamettin Yalçın, “İlk çeyrekte ikinci elde fiyatlar yüzde 12-15 arttı. Geçmişte yüksek fiyatla ikinci el otomobil satın alıp piyasa düştüğü zaman bu duruma dayanıp aracını elinde tutanlar, şimdi satışa koyuyorlar. Dolayısıyla o satışa konulan araçların fiyatı da piyasayı yükseltiyor. Kimse ikinci elde fiyatlar düşmeye devam ediyor demesin, diyemez de. İkinci el araç fiyatları bir dönem olduğu gibi fahiş biçimde artmıyor ama dengesini buldu diyebiliriz” dedi.
İkinci el otomobil pazarında düşünüldüğünün aksine daralma yaşamadığını söyleyen Yalçın, ilk 3 aylık dönemde pazarda fiyatların yaklaşık yüzde 15 arttığını kaydetti.
İKİNCİ ELDE FİYATLAR AYLIK YÜZDE 3 İLA 5 ARTIYOR
Geçtiğimiz yılın mayıs ayı sonunda ikinci el otomobil fiyatlarının ve satışlarının düşmeye başladığını hatırlatan Cardata’nın Genel müdürü Hüsamettin Yalçın, “Bu durum aralık ayının son günlerine kadar devam etti ve pazar yüzde 30 daraldı. Ancak 2024’ün ocak ayıyla birlikte ikinci el pazarı yavaş yavaş hareketlenmeye başladı. İkinci ele talep artınca da satışlarda bir hareketlenmeye sebep oldu. Bir başka deyişle tüketici, 800 bin TL ile 1.2 milyon TL arasında 1-1,5 yaşındaki ikinci el araçlara, konuttan daha fazla yatırım yapmaya başladı. Yıl başından bu yana fiyatlarda aylık yüzde 3-5’lik artışlar görüldü. Bu da ilk çeyrek sonunda da ikinci elde fiyatları yüzde 12-15 seviyesinde yükselmiş oldu. Bu fiyat artışı devam edecek” dedi.
Bayramdan önce ve yaz mevsiminin yaklaşması gibi etkenlerle tüketicinin mobilite ihtiyacını gidermeye çalıştığını vurgulayan Hüsamettin Yalçın, şöyle devam etti: “Sıfır otomobil pazarındaki hareketlilik aslında benzer şekilde ikinci elde de görülüyor. Geçmişte yüksek fiyatla ikinci el otomobil satın alıp piyasa düştüğü zaman bu duruma dayanıp aracını elinde tutanlar, şimdi satışa koyuyorlar. Dolayısıyla o satışa konulan araçların fiyatı da piyasayı yükseltiyor. Kimse ikinci elde fiyatların düşmeye devam ediyor demesin, diyemez de. İkinci el araç fiyatları bir dönem olduğu gibi fahiş biçimde artmıyor ama dengesini buldu diyebiliriz. Bugün baktığınız zaman sıfır kilometre C segment bir otomobilin ortalama fiyatı yaklaşık 1.3-1.6 milyon TL arasında. Kredi musluklarının kapalı olduğu bir dönemde sıfır kilometre araç alımı neredeyse sadece nakit paraya döndü. Tabii buna ulaşamayan yaklaşık yüzde 60-70’lik kesim ikinci ele yöneldi. İkinci el daha fazla talep gördüğü konuma tekrardan yerleşmeye başladı. Para politikaları, enflasyon ve faizlerin durumuna göre yılın ikinci çeyreğinde ikinci eldeki talep daha da artacaktır”
İKİNCİ EL PARKI GENÇLEŞMEYE BAŞLAYACAK
Sıfır otomobil pazarının ikinci çeyrekte hafif bir tempo kaybı yaşasa da istikrarını sürdüreceğini işaret eden Hüsamettin Yalçın, “Fakat ikinci el, sıfır otomobil pazarından daha dinamik ve daha istikrarlı bir şekilde büyümeye devam edecek. Markaların yüzde 15-20 daha düşük fiyatla sattığı 2023 model sıfır kilometre otomobiller de tükendi. 2024 modellerin daha yüksek olan fiyatları da tüketiciyi ikinci ele yöneltecek. Artık başta Çinliler olmak üzere birçok yeni markanın yoğun bir araç satışı var. Gücü yetebilen tüketici de daha fazla yeni teknolojili ikinci el otomobil almaya ve eski teknolojili aracından kurtulmaya çalışıyor. İkinci el yaş ortalaması hala 8-12 yaş. Önümüzdeki 3-4 senede ikinci el parkının çok daha gençleşeceğini öngörüyoruz” diye konuştu.
]]>İlk 2 aydaki rekorların ardından mart ayında ihracatın yüzde 4,1 daraldığını bildiren Gültepe, geçen ayki düşüşe rağmen yılın ilk çeyreğini 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 3,6 artıda kapattıklarını vurguladı.
Gültepe, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kayıtlarına göre martın 22 milyar 580 milyon dolarlık ihracatla tamamlandığını kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
“Ocak-mart dönemindeki ihracatta ise 63,7 milyar dolarla tüm zamanların ilk çeyrek rekorunu kırdık. Geçen ay 8 sektörümüz ihracatını arttırdı. Otomotiv, 3,2 milyar dolarla yine ilk sıradaki yerini korudu. İlk 5’teki diğer sektörlerimiz 3 milyar dolarla kimya, 1,6 milyar dolarla hazır giyim, 1,5 milyar dolarla çelik ve 1 milyar 470 milyon dolarla elektrik-elektronik şeklinde sıralandı. Firmaların merkezini baz alan TİM verilerine göre 81 ilimizden 43’ü ihracatını artırmayı başardı. En fazla ihracat yapan 5 ilimiz İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir ve Ankara oldu. Balıkesir, Edirne, Erzincan ve Kocaeli tarihlerinin en yüksek ihracat değerine ulaştı. Karadeniz, Doğu Anadolu, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerimiz ihracatlarını artırdı.”
BİRİM İHRACAT DEĞERİNİ EN ÇOK ARTIRAN İLLER YALOVA VE NEVŞEHİR OLDU
Mustafa Gültepe, birim ihracat değerini en çok artıran illerin Yalova, Nevşehir ve Isparta olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
“Birim ihracat değerini en çok artıran sektörler ise zeytin ve zeytinyağı, fındık ve kuru meyve oldu. 1421 firmamız ilk kez ihracat gerçekleştirdi. En çok ihracat yaptığımız ülkeler Almanya, İtalya, ABD, Irak ve Birleşik Krallık şeklinde sıralandı. Özellikle Latin Amerika’ya ihracatta ciddi artış kaydettik. Avro/dolar paritesinin ihracatımıza pozitif etkisi devam ediyor. Geçen ay parite farkı ihracatımıza 161 milyon dolar katkı verdi. Birim ihracat değerimiz ise 1,41 dolar oldu. Ayrıca Hizmet İhracatçıları Birliğimizin çalışmasına göre mart ayında yaklaşık 7,7 milyar dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdiğimizi tahmin ediyoruz.”
“PAZARLARDAKİ RİSKLERDE SINIRLI SEVİYEDE ARTIŞ VAR”
TİM Başkanı Gültepe, önemli pazarlarda talebi yaratan koşulları ve risklerin takibini kolaylaştırmak için son 2 aydır TİM İhracat Pazar Monitörünü (İPM) yayınlamaya başladıklarını hatırlattı.
TİM İhracat Talep Endeksinin şubatta yüzde 0,9 gerilemesine rağmen 100,1 puanla sınırlı iyimserliğini koruduğunu bildiren Gültepe, pazarların risklere karşı direncini ölçen TİM Pazar Dayanıklılık Endeksinin de yüzde 0,3 düşerek 99,4 puana gerilediğine dikkati çekti.
Gültepe, genişleyici para politikası adımlarının gecikmesi ve enflasyonun baskılanamaması nedeniyle pazarlardaki risklerin sınırlı seviyede arttığını anlattı.
“2028’DE 375 MİLYAR DOLARLIK HEDEFİ GEÇECEĞİZ”
Mustafa Gültepe, güncel gelişmelere değinerek, Türkiye’nin 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerini büyük bir demokratik olgunlukla tamamladığını bildirdi.
Gültepe, “Sandıktan çıkan mesajın en iyi şekilde okunup, ekonomimizi güçlendirecek adımların atılacağına inanıyoruz. İhracat, Türkiye ekonomisi için lokomotif rolü üstleniyor. Önümüzdeki seçimsiz 4 yıllık dönemin ülkemiz ve ihracatımız açısından en iyi şekilde değerlendirileceğine ve 2028’de mal ihracatında 375, hizmet ihracatında da 200 milyar dolarlık hedefi yakalayıp geçeceğimizi öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Geçen yılın verilerine ve Türkiye’nin turizm hedeflerine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ersoy, Türkiye’nin geçen yılı, deprem felaketi, savaşlar ve seçim süreci gibi sıkıntılarla karşılaşmış olsa da rekor sayıda ziyaretçi ve turizm geliriyle kapattığını anlattı.
Bakan Ersoy, turizm konusunda 2024 hedefinin çok daha iddialı olduğunu dile getirerek, “Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. İnşallah bu hedefi aşacağız. Erken rezervasyon ülkelerden ilk veriler gelmeye başladı. Bunlardan önemlisi Almanya pazarı. 2023’ü çok iddialı bir rekor sayıyla kapatmıştık. Almanya’dan 6,2 milyon ziyaretçiyle 2023’ü kapattık. İlk veriler de çok çok iyi. Erken rezervasyonlarda yüzde 20’nin üzerinde artış gözlemleniyor. Bazı operatörlerde bu sayının çok fazla olduğunu gözlemliyoruz. 2024’te Almanya bazında 7 milyon sayısını geçmeyi umuyoruz” şeklinde konuştu.
“KİŞİ BAŞI HARCAMADA 130 DOLARLARI GEÇMEYİ PLANLIYORUZ”
Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında pasta payını arttırmayı hedeflediğini ifade eden Ersoy, şunları kaydetti:
“Bunun yanında da Uzak Doğu pazarlarında yeni destinasyonları hedef pazar olarak portföyümüze koymuş durumdayız. Avrupa pazarında özellikle nitelikli turisti arttırabilmek için 2018 sonu itibarıyla yeni stratejilere geçmiştik. 2017’yi kişi başı harcama olarak 65 dolarla kapatmıştık. Geçen sene de kişi başı harcamayı 99 dolar rakamına kadar taşıdık. Önümüzdeki sene 106 dolar hedefliyoruz. Türkiye olarak 2028’e kadar kişi başı harcamada 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz. Bu bağlamda da farklı ürün çeşitleriyle pazara girmeyi hedefliyoruz. Eskiden olduğu gibi sadece deniz, kum, güneş değil. Turizm Geliştirme Ajansı’nın yoğun tanıtım gücüyle hem ürün çeşitliliği yakalamak istiyoruz hem de hedeflenen destinasyon, yani bize yolcu, turist sağlayan hedef destinasyon sayısını artırmayı planlıyoruz. Başarılı da sonuçlar almaya başladık. Son dört yıldır 200’den fazla ülkede şu anda ülkemiz yoğun turizm tanıtımı yapıyor. Bütün bu ülkelerden yolcu trafiği başlattık.”
Ersoy, özellikle Türk Hava Yolları’nın 330’dan fazla şehre direkt uçuyor olmasının bu noktadaki önemine değindi.
Türkiye’nin tanıtımı amacıyla arkeolojiyi de ön plana çıkaran “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” projesini hazırladıklarına işaret eden Ersoy, özellikle arkeolojik kazı noktalarındaki hem kazı hem restorasyon hem de yeniden ihya bütçelerini 15-20 kata varan oranlarda, bölgesine göre değişen noktalarda artırdıklarını söyledi.
Ersoy, şu anda 144 ayrı noktada çok yoğun kazı programları başladığını anlatarak, aşamalı olarak da şehir merkezlerinde olan veya bu noktalara yakın konumdaki arkeolojik bölgelerde gece müzeciliğini başlattıklarını ifade etti.
Gündüz hava sıcaklığının yüksek olduğu bölgelerde gece müzeciğiyle turistlerin rahat gezebileceği bir ortam oluşturulduğunu, o nedenle saat 00.00’a kadar belli başlı müzeleri açık tutma kararı aldıklarını belirten Ersoy, “Aşamalı bir şekilde talep gören bütün müzelerimize bu sistemi kaydıracağız. Bu sene, en çok ziyaretçi alan 15 noktada inşallah yetiştirebilirsek başlıyoruz. Sonra aşamalı olarak bu sayıyı da arttırmayı planlıyoruz” diye konuştu.
Ersoy, arkeolojinin ürün çeşitliliği olarak yeterli olmadığını vurgulayarak, “Almanya’da bisiklet turlarıyla ilgili çalışmalarımızı da hazırladık. Özellikle buradaki bisiklet federasyonuyla son birkaç yıldır yoğun çalışma içindeyiz ve buradaki Avrupa bisiklet destinasyonlarına Türkiye rotalarını eklemeye başladık. Oradan da yoğun bir şekilde talep alıyoruz. Bugün de aslında burada Alman milli takımından bir sporcunun bir etkinliği olacak” dedi.
Bakan Ersoy, bunların yanında Türkiye’nin gastronomi değerlerinin çok fazla olduğunu ve bunu tanıtmaya çalıştıklarını kaydetti.
Türkiye’nin 3 yıldır Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, aşamalı bir şekilde önce İstanbul’da başladıklarını, geçen sene itibarıyla İzmir, Çeşme, Urla ve Bodrum’u bu rehbere dahil ettiklerini dile getiren Ersoy, gastronomi konusunda da artık Türkiye’yi marka bir ülke haline getirmeyi ve gastro stillerini ön plana çıkarmayı hedeflediklerini, bu çalışmanın da başarıyla devam ettiğini söyledi.
“2028’E KADAR GELİRİ 100 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bundan sonra inanç, doğa, spor turizmi gibi yeni ürünleri sisteme dahil ederek hem sezonu 12 aya yaymak istediklerini hem de hedeflenen pazar sayısını arttırmayı hedeflediklerini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunu da her yıl birbirini izleyen rekorlarla taçlandırmayı umuyoruz. Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. 2028’e kadar (turizm) gelirini 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şu andaki ilk göstergeler 2024 için çok çok iyi. Daha açıklanmadı ama havalimanlarından bana şubat verileri geliyor. Geçen seneyle kıyaslandığında şubat ayında çok ciddi bir sıçrama var. Zaten nisan sonunda üç aylık veriler açıklandığında göreceğiz. Mart verileri şubattan da iyi gidiyor. İnşallah bu şekilde giderse 60 milyar dolar gelir hedefimizi aşacağımız bir yıl olur diye düşünüyorum.”
Türkiye’nin Almanya’da yaz tatil paketleri için erken rezervasyonlarda İspanya’yı geçerek birinci sıraya yerleştiğini aktarması üzerine Ersoy, şunları kaydetti:
“Tabii biz çok yoğun tanıtım yapıyoruz. Türkiye bu yoğun tanıtımın karşılığını alıyor. Türkiye ürün çeşitliliğine gitti ve artık tek ürünle çıkmıyor. Herkesin zevkine, keyfine uygun ürünleri de piyasaya sürmüş durumdayız. Aslında bunlar eskiden de vardı ama bu kadar yoğun ve detaylı şekilde tanıtılmıyordu. Bu bütün bunlar sağlandığı için Türkiye özellikle Almanya pazarında parlayan yıldız. Almanya pazarında daha çok potansiyelimiz var alabileceğimiz. Özellikle Almanya ve İngiltere pazarlarında bu güçlü büyüme ivmesini göreceğiz. Ama biz sadece Avrupa’yla sınırlı kalsın da istemiyoruz. Özellikle Amerika kıtasına çok yoğunlaştık. Kültür turlarında da Uzak Asya pazarlarına yoğunlaştık. İnşallah bu çeşitliliği Anadolu’nun her yerinde göreceğiz.”
Mehmet Nuri Ersoy, sürdürülebilirlik konusunda Türkiye’nin sahip olduğu sertifikalarla Avrupa’da en iyi durumda olduğunu belirterek, bunu daha ileriye taşımak için yoğun çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
Bakan Ersoy daha sonra Türk şirketlerinin stantlarını ziyaret ederek bilgi aldı.
BERLİN ULUSLARARASI TURİZM BORSASI FUARI
COVID-19 sonrası hızlı değişim sürecinde olan seyahat endüstrisi, dünyanın en büyük ve önemli turizm fuarlarından olan Berlin Uluslararası Turizm Borsası Fuarı’nda (ITB Berlin) bir araya geliyor.
Her yıl mart ayında Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen ITB Berlin, bu yıl “Seyahat ve Turizmde Dönüşüme Birlikte Öncülük Edin” temasıyla kapılarını açtı.
Alanında dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen fuarda, bu yıl 165 ülkeden yaklaşık 5 bin 500’den fazla firmanın yer alması bekleniyor. Fuar 7 Mart’a kadar devam edecek.
Pazarlama, satış, teknoloji, konaklama ve destinasyon yönetimi alanlarındaki güncel eğilimlerin yer alacağı fuarda, teknolojik ve ekolojik zorluklar, düzenlenecek etkinliklerle masaya yatırılacak.
Fuarda 17 farklı alanda düzenlenecek oturumlarla sürdürülebilirlik, iklimin korunması ve sosyal adalet için küresel turizmin neler yapabileceği değerlendirilecek, iklim değişikliği, yapay zekanın etkisi, kalifiye eleman sıkıntısının devam etmesi ve COVID-19 sağlık krizinin turizme etkileri gibi zorluklar tartışılacak.
Popüler seyahat destinasyonları ve turizmdeki en son yeniliklere ek olarak fuarda, dünyada turizmi etkileyen ve etkileyecek krizlerle nasıl başa çıkılacağı da masaya yatırılacak.
TÜRK TURİZMCİLER FUARDA
Fuarın bu yılki konuk ülkesi Arap Yarımadası’ndaki Umman olacak. Türkiye 2010’da ITB’de konuk ülke olmuştu.
Ummanlı sanatçılar, ülkelerinin kültür çeşitliliğini ulusal kıyafetlerle fuara gelen izleyicilere sunacak. Umman Kraliyet Senfoni Orkestrası da fuar kapsamında konser verecek.
Fuarı, geçen yıl 186 ülkeden yaklaşık 170 bin kişi ziyaret etmişti. Bu yıl ziyaretçi sayısının daha da artması bekleniyor.
Türk turizm sektöründen temsilciler de yenilikleri ve trendleri sergilemek için fuarda yerini alacak. Turizmciler, Türkiye’nin en önemli pazarlarından olan Alman turizm pazarına ve diğer ülkelerden gelecek konuklara ülkeyi anlatacak.
Gelecek yıl ise ITB Berlin’in konuk ülkesi Arnavutluk olacak.
]]>Gültepe, Adıyaman’da düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Adıyaman’ın da aralarında bulunduğu 11 ilin iki büyük depremle sarsıldığını anımsatarak, depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Depremlerin hemen ardından devletin, milletin, ihracatçılarla tek yürek olduğunu hatırlatan Gültepe, “Birliklerimizle afetin ilk gününden bu yana var gücümüzle çalıştık ve çalışıyoruz. Bir yılda normalleşme yolunda önemli adımlar atıldı. Normalleşmenin yolu çarkların dönmesinden geçiyor.” diye konuştu
DEPREM BÖLGESİNDEKİ İHRACAT İLK İKİ AYDA YÜKSELDİ
Gültepe, deprem bölgesinde üretim ve ihracatın çok kritik rolü bulunduğunu ve 9 bine yakın ihracatçı firmanın yer aldığını dile getirdi.
Büyük yıkıma rağmen 11 ilde 19 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirildiğini anımsatan Gültepe, şöyle devam etti:
“Bu yılın ilk iki ayında ise afet bölgesindeki illerimizin toplam ihracatta artıya geçtiğini görüyoruz. İnşallah bu başarıyı yılın geneline de yayacağız. Sayın Bakanımız genel hatlarıyla şubat ayı ihracat verilerini açıkladı. Geçen ay 21,1 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik, 2023’e göre yüzde 13,6 artıdayız. Elbette geçen yıl deprem nedeniyle ihracatta ciddi daralma yaşamıştık ama 2022’ye göre de yüzde 6 artıda olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu rakam tarihimizin en yüksek şubat ayı ihracatı.”
Gültepe, şubat ihracatında ilk sırada 3 milyar 130 milyon dolarla yine otomotivin yer aldığını, bu sektörü 2,6 milyar dolarla kimya, 1,5 milyar dolarla hazır giyim, 1,4 milyar dolarla çelik ve 1,3 milyar dolarla elektrik-elektronik sektörünün takip ettiğini aktardı.
“MİLLİ GELİRİMİZ İLK DEFA 1 TRİLYON DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI”
Şubat ayında 20 sektörün ihracatını artırdığını belirten Gültepe, şöyle devam etti:
“Geçen ay 64 ilimiz ihracatını artırdı. En çok ihracat yapan 5 ilimiz, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara olarak sıralandı. Şubatta 1388 firmamız ilk kez ihracat yaptı, ihracatımıza 94 milyon dolara yakın katkı sundu. Birim ihracat değerimiz ise 1,43 dolar oldu. Avro/dolar paritesinin ihracatımıza pozitif etkisi 2024 yılında da devam ediyor. Geçen ay parite farkı ihracatımıza 63,5 milyon dolar katkı verdi. En çok ihracat yaptığımız ülkeler Almanya, ABD, İtalya , Irak ve Birleşik Krallık şeklinde sıralandı. Özellikle ABD ve Latin Amerika’ya ihracatta dikkat çekici artış söz konusu. Genel tabloda ise 146 ülkeye ihracatımız arttı. 2023 küresel ekonominin yavaşladığı bir yıl oldu, zor bir yılda ekonomimiz önemli büyüme başarısı gösterdi. Türkiye ekonomisi 2023’te uluslararası kuruluşların beklentilerinin ötesinde, yüzde 4,5 büyüdü. Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon doların üzerine çıktı. Artık küresel ekonomide yeni bir seviyedeyiz. Bu seviyenin ihtiyaçları farklı, ihracatçılardan beklentiler de farklı. Değişimin farkındayız.”
TİM-İHRACAT PAZAR MONİTÖRÜ BAŞLATILACAK
Sektörlerle istişarelerden sonra iletişim, rekabetçilik ve planlamanın ön plana çıktığını anlatan Gültepe, şunları kaydetti:
“Bu üç başlığın bizim için önemi aynı, hepsi birbirinden hayati ve gerekli. İhracatın geçen yıl ekonomik büyümeye katkısı sınırlı kaldı. Bu sonuçta bazı sektörlerimizin rekabetçiliğini kaybetmesinin ve dış talepte daralmanın etkili olduğunu biliyoruz. Makine ve teçhizat yatırımları ise 2023’te büyümeye önemli bir katkı verdi. Hız kesmeyen yatırımları, daha çok üretim ve ihracatın müjdecisi olarak değerlendiriyorum. Burada yeni bir çalışmamızı da sizinle paylaşmak istiyorum. İhracatçılar olarak pazarlardaki talep hareketlerini ve riskleri hesaba katmak durumundayız. Biz bu gelişmeleri artık, pazartesi günü ilk sayısını yayımlayacağımız TİM-İhracat Pazar Monitörü’nden takip edeceğiz. Türkiye’de de bir ilk olan İhracat Pazar Monitörü sayesinde firmalarımız pazarlardaki tüm gelişmeleri en hızlı ve en gerçekçi veriler üzerinden takip edebilecekler.”
]]>
Çelik, “2018 yılında yaklaşık 32 milyar dolarlık en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Pandemiyle beraber maalesef bu rakamı bir türlü geçemiyorduk. 2022’de 31 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşmıştık. 2023 yılı ise rekoru tekrardan kırdığımız ve 35 milyar dolarlık önemli bir değere ulaştığımız bir yıl oldu ve Türkiye’de en çok ihracat yapan sektör olduk.” dedi.
Otomotiv sektörünün 2022 hariç son 18 yılda 17 yıl ihracat lideri olduğunu hatırlatan Çelik, 2023’te tekrardan ihracatta liderlik koltuğuna oturduklarını aktardı.
“Avrupa bölgesi, en büyük pazarımız olarak devam ediyor”
Çelik, otomotiv endüstrisinin geleneksel pazarının Avrupa Birliği pazarı olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Avrupa Birliği pazarının, İngiltere’yi dışında tuttuğumuzda yüzde 67-68 bandında bir payı var. Avrupa Birliği’nde olmayan ülkeleri de coğrafi olarak pazarın içine koyduğunuzda yüzde 80’leri bulan bir pazar büyüklüğüne ulaşıyor. Tabii bunların içinde en büyük pazar Almanya. Devamında Avrupa’nın diğer büyük ülkeleri giriyor. İhracat yaptığımız ilk 10 pazara bakarsak bunun 8’i Avrupa bölgesi. Hatta Rusya’yı da Avrupa bölgesine katarsanız 9’u Avrupa bölgesi ülkesi. Bunların dışında ayrışan bir tek Amerika Birleşik Devletleri var. O açıdan Avrupa bölgesi, coğrafi yakınlığımızın da verdiği güçle ihracatta her zaman en öncelikli ve en büyük pazarımız olarak devam ediyor.”
“Bu yılın ihracat hedefini 39 milyar dolar olarak koyduk”
Çelik, sektörün bu yıl ihracata hızlı bir başlangıç yaptığını ve ocak ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3’lük artışla 2,8 milyar dolarlık dış satıma imza attığını belirtti.
2024 yılı için bir projeksiyon hazırladıklarına değinen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“OİB yönetim kurulu olarak bu yılın ihracat hedefini 39 milyar dolar olarak koyduk. Bu sadece tek başına bir hedef değil. Arkasında verileri olan bir rakam olarak karşımıza çıktı. Çok yüksek bir sapma, önemli bir savaş, Allah korusun pandemi, afet vesaire gibi önemli bir problem olmazsa bu yılı da Türkiye’de otomotiv endüstrisi olarak ihracatın lideri ve 39 milyar dolar civarında bir ihracatla kapatacağımızı öngörüyoruz. Ocak ayında açıklanan 2,8 milyar dolar ihracat rakamı da ihracat hedefinin ulaşılabilirliğini pekiştiriyor.”
“Kuzey Afrika bölgesinde önemli ihracat talepleri var”
Avrupa Birliği’nin sektör için en önemli ve ana pazar olduğunu aktaran Çelik, “Otomotiv endüstrisi için ilave pazarlarda, Avrupa’nın ihracat hacmine destek olacak yeni pazarlarda büyüme hedefimizi her zaman yüksek motivasyonla koruyoruz. Özellikle Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika bölgesinde önemli ihracat talepleri var ve oralara yönelik özel çalışmalar yapıyoruz.” dedi.
Çelik, 5-9 Şubat’ta 23 firmanın katılımıyla Fas’a ticaret heyeti organizasyonunun gerçekleştirildiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Kuzey Afrika bölgesi ve Körfez bölgesi, Rusya ve Amerika. Amerika iki bölgeden oluşmakta. Kuzey Amerika da önemli bir pazarımız, ilk 10’da ihracat olarak baktığımızda ama Güney Amerika’da istediğimiz verilere tam olarak ulaşamıyoruz. Ticaret Bakanlığımızla uzak coğrafyalara geçtiğimiz yıllarda çeşitli stratejiler belirledik ve bunun paralelinde yaklaşık 10’dan fazla etkinliğimizi uzak coğrafyaları kapsayacak şekilde yapıyoruz. Milli katılım fuarları, ticaret heyetleri, satın alma heyetleri düzenliyoruz. Ürün Geliştirme (Ür-Ge) faaliyetimiz var ve içinde 18 tane firmamız var. Bu firmalarla çeşitli satın alma ve ticaret heyetleri düzenliyoruz. Uzak ülkelere yönelik faaliyetlerimiz aslında o pazarlara olan odağımızı gösteriyor.”
Kovid-19 salgını sonrası yerli üreticilerin ilk kez diğer uzak bölge olan Çin’de bir fuara katıldığını hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Bundan sonra da her geçen yıl oradaki düzenlediğimiz etkinliği artırmayı hedeflemekteyiz. Çin ne kadar bize önemli bir rakip ve tehdit olsa da birçok ürün grubunda, o bölgenin büyük pazar olması dolayısıyla onu potansiyel olarak da görüyoruz. O açıdan Avrupa bölgesinin yüksek oranlı ihracatını koruyarak rakamsal bazda herhangi bir kayba uğramadan üstüne ilave edeceğimiz yeni pazarlara yoğun bir şekilde odaklıyız.”
]]>Webinarda konuşan Pınar Canlı, şirket olarak 2023 yılını nasıl geçirdiklerinden 2024 planlarına kadar pek çok konu hakkında bilgi verdi. Avrupa’daki enerji dönüşümüne de değinen Canlı, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki ’Net sıfır emisyon’ hedefine ulaşması yönünde attığı adımlardan söz etti ve şu bilgileri aktardı: “Yenilenebilir enerjideki kurulu gücün payı 2035 yılında yüzde 65 olacak. Güneş enerjisinin yüzde 53 oranıyla yenilenebilir kurulu güç içinde en büyük paya sahip olması bekleniyor. 2000 yılındaki seviyelere göre enerji yoğunluğunun da 2035 yılı itibariyle yüzde 51 oranında azalacağı öngörülüyor.”
“Yoğuşmalı merkezi sisteme dönüşüm projeleri hızlandı”
İklimlendirme sektöründe 2023 yılında yaşanan gelişmeleri katılımcılarla paylaşan Canlı, Türkiye’de doğalgaz altyapısının genişlemesi ile birlikte kombi pazarında büyüme sağlandığına dikkat çekti. 2020 yılında 1 milyon 292 bin 226 adetlik satış gerçekleşirken 2023 yılında bu rakam 1 milyon 350 bin adete ulaştığını ifade eden Canlı, “Türkiye’de apartman dairelerinin büyüklüğü ve izolasyon seviyesi neticesinde en çok tercih edilen kapasite 24 kW oldu ” dedi.
Yaşanan ekonomik belirsizlik neticesinde 2023’ün ilk yarısında bayilerde ciddi kombi stoğu oluşsa da, yılın ikinci yarısında daha çok bu stokların sahaya yayıldığına ve ilk çalıştırma adetlerinin arttığına da değinen Canlı, ” Öte yandan geçen yıl fosil yakıtlı enerji maliyetlerinin yükselmesi neticesinde yoğuşmalı merkezi sisteme dönüşüm projeleri de hızlandı. Bankaların kredi faizlerini artırması nedeniyle yaşanan durgunluk bu alanda daha agresif bir pazar büyümesinin önüne geçti” diye ekledi.
Klima pazarı iki kat büyümesiyle dikkat çekti
2023 yılında klima satışları pandemi öncesi dönemin iki katına çıktı. Küresel anlamda yaşanan iklim değişikliğiyle uzayan yaz sezonları klimalara olan talebi artırırken, konut tarafında yaşanan yenileme yatırımları da klima pazarını büyütmeye devam ediyor. Bu çerçevede Baymak’ın geçen yılı yaklaşık yüzde 65 oranında bir büyüme ile kapattığını söyleyen Canlı, “Şirketimiz 2023’ü klimada yüzde 30, kombide yüzde 20, ısı pompasında yüzde 50 ve su ısıtıcıları grubunda yüzde 80’in üzerinde bir büyüme ile tamamladı” diye konuştu.
Avrupa ve Asyalı birçok marka, daha önce duyurusunu yaptığı iddialı modellerini yıl içinde Türkiye pazarında da satışa sundu. Elektrikli otomobillerin yanı sıra elektrikli mobilitenin bir diğer parçası olan hibrit motorlu otomobillerin sayısı da giderek artıyor. Yapılan anket çalışmaları da elektrikli araçlara ilişkin satın alma ilgisinin oldukça yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
AA muhabirinin Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneğinden (ODMD) derlediği verilere göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2023’te yıllık bazda yüzde 57,4 büyüdü. Böylece sektörde ilk kez 1 milyon rakamı aşılarak 1 milyon 232 bin 635 adet satışa imza atıldı.
Otomobil satışları, geçen yıl 2022’ye göre yüzde 63,2 artarak 967 bin 341 adet, hafif ticari araç satışları ise yüzde 39,2 yükselişle 265 bin 294 adet oldu.
Hibrit ve elektrikli toplam satışları dizeli geçti
Türkiye otomobil pazarında, geçen yıl benzinli otomobiller 646 bin 385 adet satışla birinci, dizel otomobiller ise 133 bin 374 adetle ikinci sırada yer aldı.
Hibrit otomobil satışları 104 bin 804, otogazlı otomobil satışları da 10 bin 599 adet olrak kayıtlara geçti. Sadece elektrikle beslenen tam elektrikli otomobil satışları ise 65 bin 562’e ulaştı.
Araçtaki aküyü şarj etmek için benzinli bir motor jeneratörle bir elektrik motorunu çalıştırarak tekerleklere güç sağlayan sisteme sahip (uzatılmış menzil) araçlar da dahil edildiğinde elektrikli otomobil satış rakamı 72 bin 179 olarak kayıtlara geçti. Uzatılmış menzil otomobiller de Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTIP) olarak “elektrikli” sınıfında yer alıyor.
Geçen yıl tam elektrikli ve hibrit otomobil satışları ise toplam 170 bin 366 ile dizel otomobil satışlarının üzerinde gerçekleşti.
Elektrikli otomobil satışlarında yüzde 844,4 artış
Benzinli otomobil satışları geçen yıl 2022’ye göre yüzde 58,1, dizel otomobiller yüzde 29,1 ve otogazlı otomobiller ise yüzde 27,6 yükseldi.
Bu dönemde hibrit otomobil satışları yüzde 62,8 ve tam elektrikli otomobil satışları da yüzde 844,4 artış kaydetti.
Tam elektriklinin pazar payı yüzde 6,8’e ulaştı
2022 yılında yüzde 69 olan benzinli otomobillerin satışlardan aldığı pay, geçen yıl yüzde 66,8’e geriledi. Söz konusu dönemde dizel otomobillerin payı yüzde 17,4’ten 13,8’e ve otogazlı otomobillerin payı 1,4’ten yüzde 1,1’e geriledi.
Türkiye’de tam elektrikli otomobillerin toplam satışlardaki payı ise yüzde 1,2’den yüzde 6,8’e yükselirken, hibrit otomobillerin payı yüzde 10,9’dan yüzde 10,8’e indi. Tam elektrikli, uzatılmış menzil elektrikli ve hibrit olarak ele alındığında, toplam pazarın yüzde 18,3’ü elektrifikasyona sahip araçlardan oluştu.
ODMD verilerine göre, Türkiye’de en az bir elektrikli model satan marka sayısı 2012’de bir adetken, bu sayı 2021 yılına kadar 10 adetin altında seyretti. 2021 yılında elektrikli otomobil satan marka sayısı 13’e, 2022’de 16’ya ve 2023’ün ekim ayı itibarıyla listeye BYD’nin de dahil olmasıyla 27’ye yükseldi.
Türkiye, elektrikli otomobil satışlarında birçok AB ülkesini geride bıraktı
Türkiye otomobil pazarında, elektrikli otomobillerin artan trendi Avrupa otomobil pazarları ile kıyaslandığında da yüksek kalmaya devam ediyor.
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre, AB için son yayımlanan 11 aylık rakamlar ele alındığında, Türkiye elektrikli otomobil satışlarında birçok AB ülkesini geride bıraktı.
Ocak-Kasım 2023 döneminde AB ülkelerinde tam elektrikli otomobil (BEV) satışı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48,2 artarak, 1 milyon 378 bin 441 oldu.
İtalya’da 59 bin 462, İspanya’da 45 bin 716, Danimarka’da 52 bin 886, Finlandiya’da 27 bin 435 adet elektrikli otomobil satışı gerçekleştirdi. Bu dönemde 27 üyeli AB’de en fazla elektrikli otomobil satışı gerçekleştiren ülke 469 bin 565 ile Almanya oldu. Onu 260 bin 864 adetle Fransa ve 103 bin 330 satışla Hollanda izledi.
İsveç 100 bin 698 satışla dördüncü ve Belçika da 86 bin 823 satışla beşinci sırada yer aldı.
Böylece Türkiye 2023 yılında gerçekleştirdiği 65 bin 562 adet tam elektrikli otomobil satışıyla İtalya, İspanya, Avusturya, Danimarka ve Finlandiya gibi ülkeleri geçerek AB’de altıncı sırada konumlandı.
Türkiye, Ocak-Kasım 2023 dönemi ele alındığında ise gerçekleştirdiği 54 bin 273 tam elektrikli otomobil (uzatılmış menzil hariç) satışıyla İtalya’nın ardından listede yedinci sırada yer aldı.
GALERİYE GİT
Fiyat Etiketi Yönetmeliği’ndeki değişiklikle, 1 Ocak itibarıyla tarife ve fiyat listelerine ilişkin belgeler lokanta, restoran, kafe ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunulan iş yerlerinde giriş kapısının önüne ve masaların üstüne, tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde konulacak. Bu düzenlemeyle hizmet sunumundaki ihtilafların önlenmesi, keyfi fiyat artışları yapılarak tüketicilerin mağduriyete uğratılmasının önüne geçilmesi amaçlandı.

PERAKENDE TİCARETTE YENİ UYGULAMALAR
Yeni yıldan itibaren uygulamaya girecek düzenlemeler arasında perakende ticaret alanındaki değişiklikler de bulunuyor.
Bu kapsamda, üretim tarihinden itibaren 30 gün içinde bozulabilen tarım ve gıda ürünlerinin tedarikinde ödeme süresi 45 gün olarak öngörüldü. Bu süre, alacaklının ölçeğinin, borçlunun ölçeğinden küçük olması durumunda 30 gün olarak belirlendi. Üretim tarihinden itibaren 30 gün içinde bozulmayan tarım ve gıda ürünlerinin tedarikinde ise ödeme süresi alacaklının ölçeğinin, borçlunun ölçeğinden küçük olması durumunda 60 gün oldu.
Öte yandan Bakanlığa, işletme konusu hızlı tüketim mallarının satışı ve şube sayısı 200’den fazla zincir mağazalara, 250 metrekareden fazla satış alanına sahip şubelerinde uygulanmak üzere, tıbbi beslenme tedavisi gerektiren hastalıklara yönelik gıda ürünü satış yükümlülüğü getirme yetkisi verildi.

İKİNCİ EL TAŞITLARA UYGULANAN DÜZENLEME MOTOSİKLETLER İÇİN DE GEÇERLİ OLACAK
Aldatıcı ve sahte ilanların engellenmesi amacıyla otomotiv ve emlak sektöründe ilan platformlarına, ilan verenlerin kimlik ve iletişim bilgilerini doğrulama ve ilan verme yetkilerinin bulunup bulunmadığını kontrol etme yükümlülüğü getirildi. Söz konusu hükme aykırı davranan ilan sitelerine, ilan başına 10 bin liradan 100 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.
İkinci el motorlu kara taşıtlarının, üretici veya distribütör tarafından tavsiye edilen satış fiyatının üzerinde bir fiyattan ilan yoluyla pazarlanması yasaklandı. Söz konusu düzenlemenin uygulama süresi 1 Temmuz’a kadar uzatıldı. Ayrıca kamuoyunda “6 ay-6 bin kilometre düzenlemesi” olarak bilinen ikinci el taşıtlar için pazarlama ve satış kısıtlaması, hem yetkili satıcılar hem de bireysel satıcılar için aynı tarihe kadar uzatılmış oldu.
Otomobil ve arazi taşıtları için uygulanan kısıtlamaya ve buna aykırılık teşkil eden ticari faaliyet kapsamındaki satışların noterlikler nezdinde engellenmesi uygulamasına, motosiklet satışları da dahil edildi.
ANONİM VE LİMİTET ŞİRKETLERİN SERMAYE TUTARLARI ARTIRILDI
Pazaryeri satıcılarının kendilerine ait verileri diledikleri zaman diğer elektronik ticaret pazar yerlerine taşıyabilmesine imkan sağlandı. Söz konusu yerlerin kendisinin veya ekonomik bütünlük içinde bulunduğu kişilerin markalarını taşıyan malları satışa sunması veya satışına aracılık etmesi kurallarında düzenlemeye gidildi.
Çok büyük ölçekli e-ticaret pazaryerlerinin piyasa güçlerini kötüye kullanmasını engellemek amacıyla da bu yerlere bankacılık ve ödeme hizmetlerine ilişkin sınırlamalar getirildi. Pazaryerlerinin kendi sitesinde yapılan satışlar ile kendisinin elektronik veya fiziki ortamda yaptığı satışlar hariç kargoculuk faaliyetlerinde kısıtlamaya gidildi.
Anonim ve limitet şirketlerin “en az sermaye tutarları” artırıldı. Bu tutar anonim şirketlerde 50 bin liradan 250 bin liraya, limitet şirketlerde 10 bin liradan 50 bin liraya yükseltildi. Ayrıca, kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi, asgari 500 bin lira olarak belirlendi.
Ticaret Bakanlığı, bu yıl da yoğun ve yaygın olarak sürdürdüğü denetim faaliyetlerini, bu düzenlemelerin uygulanmasının sağlanmasına yönelik olarak 2024 yılında da tüm hızıyla devam edecek.
Son dönemde dijital pazar ve yapay zekadaki gelişmeler sonucunda iş yapış şekillerinde yaşanan değişimlere işaret eden Küle, bu süreçte, ürün ve hizmetlerden üretilen faydalar kadar, rekabete aykırı davranışların da arttığını ve şekil değiştirdiğini söyledi.
Küle, Kurum olarak iki konuya öncelik verdiklerine dikkati çekerek, “İlk olarak, bilişim teknolojilerine ve insan kaynağımıza yatırım yaptık, dijital veriler üzerinde inceleme kapasitemizi artırdık. Böylece soruşturma ve yerinde incelemelerimizin sayısında ciddi artış sağladık. İkinci olarak, incelemelerimiz için yalnız şikayet gelmesini beklemedik, hangi sektörlerde aksaklık varsa, gözlemledik, resen müdahalede bulunduk” değerlendirmesinde bulundu.
“AKSAKLIK SİNYALI ALDIĞIMIZ PAZARLARDA SEKTÖR İNCELEMESİ BAŞLATIYORUZ”
Düşük ve orta gelirli vatandaşların harcamalarını etkileyen sektörlerde fiyat katılaşmasını engellemek üzere çok sayıda tedarikçinin yeniden satış fiyatını tespit ettiğini belirlediklerini aktaran Küle, “Tüketici ihtiyaçlarını doğrudan karşılayan bu sektörlerdeki rekabet parametreleri arasında fiyat rekabeti en temel unsurdur. Bu alanda serbest fiyatlamanın yolunu açtık” dedi.

Küle, tüketici elektroniği, beyaz eşya, gıda ve kozmetik gibi pazarlar başta olmak üzere tedarikçilerin bölge veya müşteri kısıtlaması ya da internet üzerinden satışları kısıtlamasına ilişkin soruşturmalar yürüttüklerin anımsatırken, bu kapsamda beyaz eşya sektöründe 4 firmaya 628 milyon lira ceza kestiklerini belirtti.
Kurumun yaptırım kararlarına uyum sağlanmasının, rekabet ortamının tesisi ve caydırıcılık bakımından kritik önem taşıdığına dikkati çeken Küle, optik lens ve makine üretimiyle iştigal eden EssilorLuxottica’ya kesilen cezanın bu bakımdan önem taşıdığını söyledi.
Küle, güneş gözlüğü üretimiyle bilinen Essilor ile Luxottica’nın birleşme başvurusuna 2018’de şartlı izin verildiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yıl teşebbüsün o kararın şartlarına uymadığını, optik lens ve makineleri paket olarak satarak optisyenlerin yalnız kendileriyle çalışmasına yol açtığını tespit ettik. Gerçekleştirdiği bu ihlal için teşebbüse 492 milyon lira ceza kestik. Şirketlerin centilmenlik veya çalışan ayartmama anlaşmaları yoluyla çalışanların ücretlerini ve yan haklarını sınırlandırmalarını da radarımıza aldık. 2023’te 48 teşebbüsü resen incelediğimiz bir soruşturmada, 27 teşebbüs için 252 milyon lira ceza kestik. Bu alanda 35 teşebbüsü kapsayan 3 soruşturmamız ise devam ediyor.”
Aksaklık sinyallerini aldıkları pazarlarda sektör incelemeleri başlatarak tespit ettikleri sorunlara karşı resmi soruşturma açtıklarını anlatan Küle, bu çerçevede çevrim içi reklamlar ve hızlı tüketim mallarına ilişkin sektör raporlarını yayımladıklarını, bu raporlar sonucunda tespit edilen pazar aksaklıklarına karşı aksiyon aldıklarını ve deprem bölgesindeki piyasalarda ortaya çıkabilecek rekabet sorunlarının tespitine yönelik de sektör incelemeleri başlattıklarını belirtti.
Küle, e-ticaret alanında yürüttükleri soruşturma yanında, otobüs biletlerinin farklı platformlarda satılabilmesi ile emlak ve otomobil ilanlarının istenen platforma taşınabilmesine ilişkin kararlar aldıklarını aktardı.
“45 SORUŞTURMADA ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Bu yıl yürüttükleri soruşturmalara ilişkin de bilgi veren Küle, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu yıl 58 soruşturma tamamladık. Bunların ihlal tespit edilen ya da teşebbüslerin ihlali kabul ederek uzlaşmaya vardığı 46’sında 2,3 milyar lira ceza kesildi. Ancak bazı pazarlarda pazarın rekabete nasıl açılacağına rehberlik etmek, salt ceza kesmekten ya da ihlali durdurmaktan daha önemli hale geliyor. Bu bakımdan 6 soruşturmada ortaya çıkarılan rekabet endişelerini gidermek üzere teşebbüslerin sundukları taahhütlerin yeterli olduğu kabul edilerek soruşturma sonlandırıldı.
Digitürk’ün alt yayın haklarını diğer yayın kuruluşlarına ayrımcı şekilde sunma uygulamaları, Obiletin bağlama uygulamaları ve çevrim içi reklam kısıtlamaları bu dosyalara örnektir. Benzer şekilde ceza ile sonuçlanan soruşturmalarda da odağımız salt cezaya yönelmiyor, teşebbüslerin ihlal olmayan pazar şartlarına geri dönmeleri için detaylı uyum süreçleri yürütüyoruz. Sahibinden.com hakkında verilen kararda ceza yanında öngörülen tedbirler bunun güzel bir örneğidir.”
Küle, halihazırda 35’i bu yıl içinde açılan, 45 soruşturmada çalışmaya devam ettiklerini ifade ederek, “Devam eden incelemelerimiz çoğunlukla gıda, beyaz eşya, küçük ev aletleri, eğitim, inşaat, enerji, otomotiv, eğlence, bilgi teknolojileri, kozmetik ve kimya sektörlerinde yoğunlaşmış halde. Geliştirdiğimiz insan kaynağımızla çok daha etkin süreç işletiyor, Kanun’umuza kazandırılan taahhüt ve uzlaşma mekanizmalarımızla çok daha hızlı kararlar alıyoruz. Örneğin, gıda, otomotiv, kozmetik gibi sektörlerdeki yeniden satış fiyatının tespitine yönelik açılan soruşturmalarımız, uzlaşma mekanizmasının işletilmesi sayesinde kısa sürede sonlandırıldı” diye konuştu.
“ARAŞTIRMA MERKEZİ KURMAYI HEDEFLİYORUZ”
Gelecek döneme ilişkin hedeflerine yönelik de değerlendirmelerde bulunan Küle, “Geçmişte olduğu gibi yeni dönemde de karteller, raf fiyatlarına ve çalışan ücretlerine yapılan müdahaleler kırmızı çizgimizdir. Bu tür uygulamaların her zaman üstüne düşeceğiz. Ancak bunun ötesinde, rekabetçi büyümenin ve rekabet ortamının tesisi için tüm paydaşlarımızda rekabet bilinci oluşturmak istiyoruz.
Bunun için akademik kuruluşlarla işbirliği yaparak hem tüketicileri, hem işletmeleri bilinçlendirebileceğimiz, onlardan gelen soruları yanıtlayabileceğimiz bilimsel bir araştırma merkezi kurmayı hedefliyoruz. Satış noktalarında tüketicilere sunulan ürünlerin yeniden satış fiyatının tespitini, çalışan ayartmama anlaşmalarını pazara yaygın birer davranış olmaktan çıkarmak, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak istiyoruz” ifadesini kullandı.
Küle, hakim durumda olan teşebbüslerin bu durumlarını kötüye kullanmalarının, KOBİ’leri ve tüketicileri sömürmelerinin, rakiplerini dışlamalarının önüne geçeceklerini belirterek,, bu kapsamda tüketici odaklı ekonomik büyümeyi, ekonominin her alanında rekabeti güçlendirmeyi ve rekabet hukukunun yeni zorluklara yanıt verebilecek uyumlulukta olmasını sağlamanın Kurumun hedefleri arasında olduğunu belirtti.
Öncelik verecekleri sektörlere ilişkin de bilgi veren Küle, şunları kaydetti:
“Sıfır tolerans politikasıyla yaklaştığımız yeniden satış fiyatının tespiti uygulamalarının yaygın olduğu hızlı tüketim malları perakendeciliği, gıda, kimya ve sağlık, öncelediğimiz sektörler arasındadır. Çalışanların emeklerinin karşılığını alabilecekleri ve serbest iş gücü piyasasının tesisi de yine önem verdiğimiz alanlardandır.
Dijital pazarlardaki rekabete aykırı uygulamalar da odağımızda kalacak. Özellikle rekabeti daha başlamadan bitirmek üzere teknoloji alanında gerçekleştirilen öldürücü devralmalar, radarımızda olmaya devam edecek. Kurumun yoğunlaştığı sektörler ve müdahale araçları, tüketici odaklı ekonomik büyümeye destek verecek, ekonominin her alanında rekabeti güçlendirmeyi sağlayacak.”