Kanuna göre, “cüzdan” kripto varlıkların transfer edilebilmesini ve bu varlıkların ya da bu varlıklara ilişkin özel ve açık anahtarların çevrim içi veya çevrim dışı olarak depolanmasını sağlayan yazılım, donanım, sistem ya da uygulamalar olarak tanımlandı.
“Kripto varlık”, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıkları tanımlarken, “Kripto varlık hizmet sağlayıcı” da platformları, kripto varlık saklama hizmeti sağlayan kuruluşları ve bu Kanuna dayanılarak yapılacak düzenlemelerde kripto varlıkların ilk satış ya da dağıtımı dahil olmak üzere kripto varlıklarla ilgili olarak hizmet sağlamak üzere belirlenmiş diğer kuruluşları ifade edecek.
“Kripto varlık saklama hizmeti” ise platform müşterilerinin kripto varlıklarının veya bu varlıklara ilişkin cüzdandan transfer hakkı sağlayan özel anahtarların saklanmasını, yönetimini veya Sermaye Piyasası Kurulunca (SPK) belirlenecek diğer saklama hizmetlerini, “Platform” da kripto varlık alım satım, ilk satış ya da dağıtım, takas, transfer, bunların gerektirdiği saklama ve belirlenebilecek diğer işlemlerin bir veya daha fazlasının gerçekleştirildiği kuruluşları tanımlayacak.
Değişiklik kapsamında kanunun 13. maddesinin birinci fıkrasına, “Kurul, sermaye piyasası araçlarının bu madde hükümlerine göre kayden ihraç edilerek Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından izlenmesi yerine, kripto varlık olarak ihracına ve bunların oluşturulup saklandıkları kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan elektronik ortam nezdinde kayden izlenmesine ilişkin esaslar belirleyebilir. Sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihracı halinde; hakların izlenmesi, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi ve devredilmesinde, bunların oluşturulup saklandıkları elektronik ortamdaki kayıtlar esas alınır. Kurul, bu elektronik ortamdaki kayıtlarla MKK sistemi arasında entegrasyon sağlanmasını zorunlu tutabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.” cümleleri eklendi.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları ve kripto varlıklara ilişkin hükümler
Kanuna göre, kripto varlık hizmet sağlayıcıların kurulabilmesi ve faaliyete başlaması için Kurul’dan izin alınması zorunlu olurken, bunlar münhasıran Kurul tarafından belirlenecek faaliyetleri yerine getirecek.
Bunların kuruluşlarına ve faaliyete başlamalarına, ortaklarına, yöneticilerine, personeline, organizasyonuna, sermayelerine ve sermaye yeterliliğine, yükümlülüklerine, bilgi sistemleri ve teknolojik altyapılarına, pay devirlerine, yapabilecekleri faaliyetlere, faaliyetlerinin geçici veya sürekli olarak durdurulmasına ilişkin esaslar ile faaliyetleri sırasında uymaları gereken diğer ilke ve esaslar Kurul tarafından belirlenecek pay devirlerinde Kurul izninin alınması zorunlu olurken, söz konusu düzenlemelere aykırı olarak gerçekleştirilen devirler pay defterine kaydolmayacak ve bu hükme aykırı olarak pay defterine yapılan kayıtlar hükümsüz olacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları, sistemlerinin güvenli bir şekilde yönetilebilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak, önlemleri almak ve gerekli iç kontrol birim ve sistemlerini oluşturmakla yükümlü olurken, kripto varlık hizmet sağlayıcıların kuruluşlarına ve/veya faaliyete başlamalarına Kurulca izin verilebilmesi için bilgi sistemleri ve teknolojik altyapıları konularında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) belirleyeceği kriterlere uygunluk aranacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının ortaklarının taşıması gereken şartlar da kanun kapsamına alındı. Buna göre, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının ortaklarının müflis olmaması, konkordato ilan etmiş olmaması, uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma başvurusunun tasdik edilmiş olmaması ya da hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmiş olmaması şartı aranacak.
Tasfiyeye tabi tutulan bankerler ile iradi tasfiye haricinde faaliyet izni iptal edilmiş faktoring, finansal kiralama, finansman, tasarruf finansman, varlık yönetim, sigorta, reasürans, emeklilik şirketleri ve ödeme sistemi işleticileri, ödeme hizmeti sağlayıcıları ile para ve sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlarda doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 10 veya daha fazla paya sahip olmaması veya kontrolü elinde bulundurmaması şartı taşımaları gerekecek.
Ayrıca, ortakların ilgili kanunlarda sayılan suçlardan kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunmaması, işlem yasaklı olmaması, gerekli mali güç ve işin gerektirdiği dürüstlük ve itibara sahip olunması ve ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması şartlarını sağlamaları gerekecek.
Yönetim kurulu üyelerinin ve yönetim kurulu üyesi olmaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcıyı temsile yetkili kişilerin ilgili düzenlemede yer alan mali güç şartı hariç ortaklar için öngörülen şartları taşımaları zorunlu olacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcının dağıtılabilir karının yarısından fazlasını tek başına alma hakkını haiz olan veya şirket esas sözleşmesi uyarınca yönetim kurulunda üye sayısının yarısından fazlasını seçme veya aday gösterme şeklinde temsil edilme hakkına sahip olan gerçek kişilerin de aynı düzenleme kapsamında bulunan şartları taşımaları zorunlu kılınacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcının tüzel kişi kurucu ortaklarının sermayesinin veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 10 veya daha fazlasını temsil eden payları ile bu oranın altında olsa dahi yönetim kurulunda temsil edilme hakkı veren imtiyazlı paylarına sahip ortaklarının da aynı şartları taşımaları zorunlu olacak.
Kuruluştan sonraki ortaklık yapısı değişikliklerinde, kripto varlık hizmet sağlayıcının sermayesinin veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 10 veya daha fazlasını temsil eden payları ile bu oranın altında olsa dahi yönetim kurulunda temsil edilme hakkı veren imtiyazlı paylarına sahip tüzel kişi ortaklarının, sermayesinin veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 10 veya daha fazlasını temsil eden payları ile bu oranın altında olsa dahi yönetim kurulunda temsil edilme hakkı veren imtiyazlı paylarına sahip ortaklarının da ilgili düzenlemede yer alan şartları taşımaları zorunlu olacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcının sermayesinin veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 10 veya daha fazlasını temsil eden payları ile bu oranın altında olsa dahi yönetim kurulunda temsil edilme hakkı veren imtiyazlı paylarına sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının, “gerekli mali güç ve işin gerektirdiği dürüstlük ve itibara sahip bulunması” hariç tutularak yukarıda belirtilen nitelikleri kaybetmesi halinde, sahip oldukları payları belirtilen şartları sağlayan kişilere 6 ay içinde devretmeleri gerekecek. Söz konusu süre içinde devredilecek paylara düşen oy haklarının kimlerce ve nasıl kullanılacağı Kurul tarafından belirlenecek.
Platformlar üzerinden kripto varlıkların alınıp satılmasına ve ilk satış ya da dağıtımının yapılmasına, kripto varlıkların takasına, transferine ve saklanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından düzenlenecek.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları, atıf yapılan hükümler dışında Kanunun diğer hükümlerine tabi olmazken, kanunun ilgili fıkraları kapsamında Kurul, düzenleyici işlemler tesis ederek ve özel nitelikli kararlar alarak uygulamayı düzenlemeye ve yönlendirmeye yetkili olacak. Kanunun ilgili maddeleri uyarınca Kurulca bankalara yükümlülük getirecek düzenlemeler için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) görüşü alınacak.
Sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan kripto varlıklara ilişkin olarak düzenleyici işlemler tesis etmek, özel ve genel nitelikte kararlar almak ve tedbir ve yaptırım uygulamak konusunda da Kurul yetkili olacak.
Kurul, sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan kripto varlıklar dışında, dağıtık defter teknolojisinin veya benzer bir teknolojik altyapının geliştirilmesi suretiyle oluşturulan, değeri bu teknolojiden ayrıştırılamayan nitelikte olan kripto varlıkların satış ya da dağıtımının, Kanunun sermaye piyasası araçlarıyla ilgili hükümlerine tabi olmaksızın platformlar nezdinde yapılabilmesi konusunda esasları belirleyebilecek. Bu esaslara tabi olacak kripto varlıkları belirleme aşamasında teknik kriterler açısından değerlendirme yapmak üzere TÜBİTAK’tan ya da bakanlıklara bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurumlarından teknik rapor isteyebilecek.
Bu kapsamda bir kripto varlığın teknolojik özelliklerinin uygun görülmesi ve bunların satış ya da dağıtımına izin verilmesi bunların kamuca tekeffülü anlamına gelmeyecek. Bu kripto varlıkların satış ya da dağıtımının yapılması suretiyle halktan para toplayanlar ile bunlara fon sağlayanlar arasındaki ilişkiler genel hükümlere tabi olacak. Bu işlemler sırasında Kurulca belirlenecek şekilde hazırlanan ve ilan edilen her türlü bilgilendirme dokümanını imzalayan gerçek ve tüzel kişiler bu dokümanlarda yer alan yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan müteselsilen sorumlu olacak.
Kurum ve kuruluşların, kripto varlıklara ilişkin olarak diğer mevzuattan kaynaklanan görev ve yetkileri saklı kalacak. Düzenleme kapsamındaki esaslar dahilinde platformlarda işlem gören kripto varlıklar dışındaki kripto varlıklara bu kanundaki hükümler uygulanmayacak.
Kripto varlıklarla yapılan her türlü işleme ilişkin “Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun” ve ilgili mevzuat hükümleri saklı olurken, kripto varlıkları konu edinen rehin sözleşmelerine, “Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu” uygulanmayacak.
Platformlarda fiyatlar serbestçe oluşacak
Kanunla kripto varlık hizmet sağlayıcıların faaliyetleri ile kripto varlıkların transfer ve saklamasına ilişkin esaslar da kanun kapsamında yer alırken, kripto varlık hizmet sağlayıcıları ile bunlarda işlem yapmak isteyen müşteriler arasında imzalanan sözleşmeler yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkan verecek yöntemler yoluyla kurulabilecek ve buna ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenecek.
Kurul, kripto varlık hizmet sağlayıcılarla müşterileri arasında sözleşmelerin düzenlenmesine, kapsamına, değiştirilmesine, ücret ve masraflara, sözleşmenin sona ermesine ve feshine ve bu sözleşmelerin içeriğinde yer alması gereken asgari hususlara ilişkin belirlemeler yapabilecek.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıların müşterilerine karşı sorumluluğunu ortadan kaldıran veya sınırlandıran her türlü sözleşme şartı geçersiz sayılacak. Platformlar müşterilerinin işlemlerine ilişkin itirazlarını ve şikayetlerini etkin şekilde çözecek dahili mekanizmalar kurmakla yükümlü olurken, kripto varlık hizmet sağlayıcıları müşterilerin kimliklerini, 11 Ekim 2006 tarihli ve 5549 sayılı “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun” ve ilgili diğer mevzuat hükümleri kapsamında tespit etmekle yükümlü olacak.
Platformlarca kendi nezdinde işlem görecek veya ilk satış ya da dağıtımı yapılacak kripto varlıkların belirlenmesine ve bunların işlem görmesinin sonlandırılmasına ilişkin yazılı listeleme prosedürü oluşturulması zorunlu olurken, bu konuda Kurul tarafından ilke ve esaslar düzenlenebilecek. Belirlenecek ilke ve esaslarda, TÜBİTAK’ın ya da gerekli görülen diğer kurum ve kuruluşların görüşü alınarak kripto varlıkların teknolojik özelliklerine ilişkin teknik kriterlere yer verilebilecek. Bir kripto varlığın platformlarca listelenmiş olması bunların kamuca tekeffülü anlamına gelmeyecek.
Platformlarda fiyatlar serbestçe oluşacak. Kurulca yurt dışı piyasalarda yaygın olarak işlem gördüğü değerlendirilen ve fiyatı yurt dışı piyasalarda da oluşan kripto varlıklara ilişkin işlemler hariç olmak üzere, platformlarda gerçekleştirilen makul ve ekonomik bir gerekçeyle açıklanamayan ve platform nezdindeki işlemlerin güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlere ilişkin bu Kanunun 104’üncü maddesi hükümleri uygulanacak.
Platformlar, işlemlerin güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil, dürüst ve rekabetçi bir şekilde gerçekleşmesinin sağlanması ve piyasa bozucu nitelikte eylem ve işlemlerin tespit edilmesi, önlenmesi ve tekrarlanmaması amacıyla emir ve işlem esaslarını belirler, bünyelerinde gerekli gözetim sistemini kurar ve her türlü önleyici tedbirleri alacak. Platformlar nezdlerinde gerçekleştirilen piyasa bozucu nitelikte eylem ve işlemlere ilişkin olarak tespitleri yapmak, bu nitelikteki eylem ve işlemleri gerçekleştiren hesapların kısıtlanması, durdurulması ve kapatılması dahil olmak üzere gerekli tedbirleri almak ve ulaşılan tespitleri rapora bağlayarak Kurula bildirmekle yükümlü olacak.
Platformlar ile müşterileri arasındaki ilişkiler ve platformlarda gerçekleştirilen işlemler nedeniyle taraflar arasında oluşan uyuşmazlıklar genel hükümlere tabi olurken, platformlara Kurul tarafından faaliyet izni verilmiş olması, işlemlerin kamunun güvencesi altında olduğu anlamına gelmeyecek. Kripto varlıklar bu Kanunun 82’nci maddesinde düzenlenen yatırımcı tazmin hükümlerine tabi olmayacak.
Müşterilerin kripto varlık transferlerinin gerçekleştirildiği cüzdanlara ve fon transferlerinin gerçekleştirildiği hesaplara ilişkin kayıtlar kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından güvenli, erişilebilir ve takip edilebilir şekilde tutulacak ve tüm işlem kayıtlarının bütünlüğü, doğruluğu ve gizliliği sağlanacak.
Müşterilerin kripto varlık transfer işlemlerinde Kurul ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan düzenlemelere uyulacak. Bu düzenlemelerde transfer mesajlarında gönderici ve alıcıya ilişkin olarak yer alması öngörülen bilgi ve veriler kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından yine düzenlemelerde belirlenen sürelerde güvenli bir şekilde gönderilecek. Bu amaçla dağıtık defter teknolojisi, başkaca bağımsız bir mesajlaşma platformu veya uygulama ara yüzü gibi mesajlaşmaya imkan veren yazılım uygulamaları ve teknolojik araçlar kullanılabilecek.
Platformların müşterilerine ait kripto varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurulması esas kabul edilirken, müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurmayı tercih etmedikleri kripto varlıklara ilişkin saklama hizmetinin, Kurul tarafından yapılacak düzenleme uyarınca yetkilendirilmiş ve BDDK tarafından uygun görülen bankalarca veya Kurulca kripto varlık saklama hizmeti sunma konusunda yetkilendirilmiş diğer kuruluşlarca sunulması ve müşterilere ait nakitlerin bankalarda tutulması zorunlu olacak.
Bankalar nezdinde saklanan kripto varlıklar ile müşterilere ait bu kapsamdaki nakitler 5411 sayılı Kanunun 63’üncü maddesinde düzenlenen mevduat ve katılım fonunun sigortalanması hükümlerine tabi olmazken, Kurul, her bir kripto varlık için veya bunların dayandığı teknolojik özellikler ya da kripto varlıkların nitelik ve nicelikleri kapsamında saklama konusunda ayrı esaslar belirlemeye yetkili olacak.
Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklar, kripto varlık hizmet sağlayıcıların mal varlığından ayrı olup, kayıtlar da bu hükme uygun olarak tutulacak. Müşterilerin her ne suretle olursa olsun kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan nakit ve kripto varlıkları, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının borçları nedeniyle, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının mal varlığı ise müşterilerin borçları nedeniyle kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, rehin edilemeyecek, iflas masasına dahil edilemeyecek ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından müşteri nakitlerinin bankalarda tutulmasına ilişkin olarak bu Kanunun 46’ncı maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları kripto varlık hizmet sağlayıcıları bakımından da uygulanacak.
Kripto varlıklara yönelik yatırım danışmanlığı ve portföy yöneticiliği yapılmasına ilişkin usul ve esaslar da Kurulca belirlenecek. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları yayın, ilan, reklam ve duyurular ile her türlü ticari iletişimle ilgili olarak Kurulca belirlenen esaslara uyacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcılara icra edecekleri faaliyetleri gösteren yetki belgesi verilecek. Bankalar için BDDK’nın uygun görüşü aranacak.
Kanunun 46. maddesine eklenen fıkralara göre, bankalar tarafından tutulan müşteri nakitleri, ilgili yatırım kuruluşu müşterileri için açılacak münferit hesaplarda, yatırım kuruluşunun kendi nakit varlığından ayrı olarak izlenecek.
Müşteri hesaplarının bankalar tarafından nemalandırmasına ilişkin esaslar Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından belirlenecek. Müşteri hesapları kredi teminatı olarak gösterilemezken, bu hesaplar üzerinde yatırım kuruluşu lehine blokaj, rehin ve benzeri takyidat tesis edilemeyecek.
Bankaların bu kapsamdaki sorumluluğu yatırım kuruluşlarınca yapılan bildirimlerle sınırlı olurken bu hesaplarda bakiyesi yer alan müşterilerle ilgili tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari ve adli talepler ilgili yatırım kuruluşuna bildirilecek ve yatırım kuruluşu tarafından yerine getirilecek.
Yatırım kuruluşlarınca müşteri nakitleri için bankalar nezdinde açılan hesaplar, banka muhasebesinde ayrı bir hesapta izlenirken bankalar, yatırım kuruluşu müşterilerinin nakitlerinin kaydedildiği hesaplara ilişkin olarak Kurulca tarafından belirlenen şekilde ve sıklıkta SPK’ya bildirim yapacak. Bu yükümlülük Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından SPK’ya tahsis edilen bir sistem yoluyla da yerine getirilebilecek.
Değişiklik kapsamında kanunun 74. maddesinin birinci fıkrasına, “Sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlardan Kurulca uygun görülenler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile kitle fonlama platformları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları” ibareleri eklendi.
Yapılan değişiklik kapsamında “Kurulun başvurusu üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, ilgili internet sitesine erişimi engeller” ibaresi “İnternet aracılığıyla yapılan yayınlarla ilgili olarak içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine Kurul tarafından karar verilir. Karar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilir” olarak değiştirildi.
Kanunun 3. fıkrasına “İzinsiz sermaye piyasası faaliyetlerinin, internet aracılığı ile yürütüldüğü tespit edildiğinde ise internet aracılığıyla yapılan yayınlarla ilgili olarak içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine Kurul tarafından karar verilir. Karar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilir.” cümleleri eklendi.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıların faaliyetlerinde uygulanacak tedbir ve yaptırımlar
Kanunun 99. maddesine eklenen maddelere göre, kripto varlık hizmet sağlayıcıların hukuka aykırı faaliyet ve işlem yapması durumunda Kanunun 96. maddesi uygulanacak.
İzinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyetinde bulunanlar için uygulanacak tedbirler Kanunun 99. maddesi, izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyetinde bulunanların ilan, reklam ve açıklamaları ile her türlü ticari iletişimleri 100. maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek.
Yurt dışında yerleşik platformlar tarafından Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik faaliyette bulunulması ya da SPK tarafından yapılacak düzenlemeler kapsamında kripto varlıklara ilişkin yasaklanmış bir faaliyetin Türkiye’de yerleşik kişilere sunulması da izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı sayılacak.
Yurt dışında yerleşik platformlar tarafından Türkiye’de iş yeri açılması, Türkçe internet sitesi oluşturulması, sunulan kripto varlık hizmetlerine ilişkin olarak doğrudan veya Türkiye’de yerleşik kişi ya da kurumlar aracılığıyla tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinde bulunulması durumlarından herhangi birinin varlığı durumunda faaliyetlerin Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik olduğu kabul edilecek. Bu faaliyetlerin Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik olduğunun tespitine ilişkin ilave ölçütler Kurul tarafından belirlenecek.
99. maddeye eklenen 2. fıkraya göre Kurul, kripto varlık hizmet sağlayıcıların faaliyetlerinden kaynaklanan nakit ödeme ve kripto varlık teslim yükümlülüklerini yerine getiremediği, kısa sürede yerine getiremeyeceği, hizmet sağlayıcıların mali yapılarının ciddi surette zayıflamakta olduğu ya da mali durumunun taahhütlerini karşılayamayacak kadar zayıflamış olduğunun tespiti durumunda 3 ayı geçmemek üzere süre vererek mali yapılarının güçlendirilmesini isteyebilecek. Bunun yanı sıra Kurul, herhangi bir süre vermeksizin doğrudan kripto varlık hizmet sağlayıcılarının faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya, faaliyet yetkilerini kaldırmaya, sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların imza yetkilerini sınırlamaya veya kaldırmaya yetkili olacak. Bu fıkra uyarınca faaliyetleri geçici olarak durdurulan kripto varlık hizmet sağlayıcıları için Kanunun 97. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanacak.
Aynı maddeye eklenen 3. fıkra kapsamında, Kurulun belirlediği esaslara ya da yasaklara aykırı olarak, internet üzerinden ilan, reklam ve duyuru yapıldığına dair bilgi edinilmesi, kripto varlıklara yönelik yatırım danışmanlığı veya portföy yöneticiliği yapıldığına ilişkin bilgi edinilmesi, izin alınmaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyetinin internet aracılığıyla yapıldığının tespit edilmesi durumunda SPK, içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar vererek uygulanması için Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilecek.
Ayrıca 3. fıkranın a bendi saklı kalmak kaydıyla, 4. fıkra olarak “Kurulca belirlenen esaslara aykırı olarak internet dışındaki mecralardan ilan, reklam ve duyuru yapıldığının tespiti hâlinde, sorumluların ilgili mevzuat uyarınca ilan ve reklamları durdurulabilir, kanuna aykırı belgeleriyle, ilan ve reklamları toplatılabilir. Söz konusu işlemler mahallin en büyük mülkî idare amirinin bildirimi üzerine iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin mevzuatta belirlenen yetkili idareler tarafından yerine getirilir.” cümleleri eklendi.
99. maddeye eklenen kripto varlık hizmet sağlayıcıların denetimi ve uygulanacak yaptırımlar kapsamında, hizmet sağlayıcıların mevzuata uygunluğunun denetimi sırasında kanunun 88, 89 ve 90. maddeleri uygulanacak.
Bu denetim sırasında hizmet sağlayıcı, kanun kapsamında Kurul personeli ile birlikte denetim faaliyeti icra etmek ya da denetim faaliyeti yürütenlere teknik destek verecek şekilde meslek personeli olma şartı aranmaksızın nezaret etmek üzere Kurul talebiyle görevlendirilebilecek. Söz konusu görevlendirmelerde ise kanunun 89, 90, 111 ve 11. maddeleri uygulanacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının mali denetimi ve bilgi sistemleri bağımsız denetimi Kurulca ilan edilen listede yer alan bağımsız denetim kuruluşlarınca yapılacak.
Bilgi sistemleri denetimine ilişkin ilave usul ve esaslar TÜBİTAK ya da gerekli görülen diğer kurum ve kuruluşların görüşü alınarak Kurulca belirlenecek. Kurul personeli ve görevlendirilen diğer personel, Kurulca belirlenecek program çerçevesinde yetkili kuruluşlar tarafından yapılacak bilgi sistemleri denetimlerinin her aşamasına, denetçi bağımsızlığı ilkesini zedelemeksizin izleyici sıfatı ile eşlik edebilecek.
Böylece denetime katılanlar bağımsız denetim kuruluşlarının ulaştığı denetim sonuçlarıyla ilgili bir sorumluluk taşımayacak ve yetkili kuruluşun bilgi birikimini şahsına veya bir başka yetkili kuruluşa çıkar sağlamak için kullanamayacak
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının hukuka aykırı faaliyetleri ile nakit ödeme ve/veya kripto varlık teslim yükümlülüklerini yerine getirememesinden kaynaklanan zararlardan kripto varlık hizmet sağlayıcıları sorumlu olacak.
Zararın kripto varlık hizmet sağlayıcılarından tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması durumunda, kripto varlık hizmet sağlayıcı mensupları kusurlarına ve durumun gereklerine göre zararlar kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumlu olacak ve şahsi sorumlulukla ilgili olarak bu Kanunun 110/B maddesi uygulanacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları bilişim sistemlerinin işletilmesi, her türlü siber saldırı, bilgi güvenliği ihlalleri gibi fiillerden veya personelin her türlü davranışından kaynaklanan kripto varlık kayıplarından 6098 sayılı kanunun 71. maddesi kapsamında sorumlu olacak.
Kayıpların kripto varlık hizmet sağlayıcılarından tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması durumunda kripto varlık hizmet sağlayıcı mensupları kusurlarına ve durumun gereklerine göre kayıplar kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumlu olacak ve şahsi sorumlulukla ilgili olarak Kanunun 110/B maddesi uygulanacak
Bunun yanı sıra, kripto varlık hizmet sağlayıcıların kusuru olmaksızın sunulan hizmetlerde yaşanan kesintilerden kaynaklanan, geçici bir süre emir iletilememesi ya da işlem/transfer yapılamaması durumunda ortaya çıkan zararlar bu fıkra kapsamında değerlendirilemeyecek.
Kanunun 35/B ve 35/C maddelerine ya da Kurulca yapılacak düzenlemelere aykırı fiillerde bulunanlar, 103 ve 105. maddeleri uyarınca idari para cezası uygulanacak.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları hakkında, kanunun 111, 112, 113 ve 115. maddeleri uygulanırken, 35/B maddesinin altıncı fıkrası kapsamında sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan kripto varlıklar dışında, kripto varlıkların ilgili düzenlemelere aykırı şekilde satış ya da dağıtımının yapılması durumunda kanunun 91 ve 92. madde hükümlerinde öngörülen tedbirler uygulanabilecek. Söz konusu aykırılıklarda ise 109. maddede öngörülen yaptırımlara tabii tutulacak.
Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara ilişkin tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari ve adli talepler münhasıran kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından yerine getirilecek.
Nakit ve kripto varlıkların bilişim sistemleri vasıtasıyla sorgulanması ve elektronik ortamda haczi hakkında 2004 sayılı Kanunun 78. maddesi uygulanacak.
6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilecek alacaklar için de bilişim sistemleri vasıtasıyla sorgulama yapılmasının yanı sıra elektronik ortamda haciz tatbik edilebilecek.
Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara adli makamlarca el konulması durumunda, el konulan varlıkların Kurulca yetkilendirilmiş saklama hizmeti sağlayan kuruluşlar nezdinde oluşturulan cüzdanlarda muhafazası için gerekli tüm işlemler adli makamlarca tesis edilecek.
Yapılan değişiklikle, 101. maddenin başlığı “Piyasa bozucu eylemler, bilgi süistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler” şeklinde düzenlendi.
101. maddenin birinci fıkrasına “Kurul,” ibaresinden sonra gelmek üzere “104 üncü,” maddeye “Bu Kanunun 104, 106 ve 107. maddeleri uyarınca gerçekleştirilen inceleme ve denetimler kapsamında, Kurulca internet aracılığıyla yapılan yayınlarla ilgili olarak içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilebilir. Bu durumda karar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilir.” ifadeleri eklendi.
Diğer yandan, 103. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, “bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan asgari miktardan az olmamak üzere” ibaresinden sonra gelmek üzere “aykırılık tarihinden önceki son” ibaresinin yanı sıra “Tüzel kişiliğin niteliğine göre, brüt satış hasılatı ile vergi öncesi kârın belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar Kurulca düzenlenir.” ilaveleri yapıldı.
104. maddede belirtilen menfaat hesaplamalarında; kişinin menfaatin elde edilmesiyle bağlantılı işlemler ve faaliyetlerde ödediği komisyonlar, vergiler, kredi faizleri, danışmanlık ücretleri ve Kurulca benzer kapsamda olduğu değerlendirilen diğer maliyetler dikkate alınmaksızın ve elde edilen menfaatin nakde çevrilip çevrilmediğine bakılmaksızın hesaplama yapılacak.
Alım satım işlemleriyle ilgili olarak yapılacak menfaat hesaplamalarında dikkate alınacak fiyatlar ise maliyet yöntemleri ile diğer hususlara ilişkin esaslar Kurulca belirlenecek.
6362 sayılı Kanuna 109. maddesinden sonra gelmek üzere “İzin almaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcı olarak faaliyet yürüttüğü tespit edilen gerçek kişiler ve tüzel kişilerin yetkilileri 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.” eklemesi yapıldı.
Yürürlüğe giren Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a göre, kripto varlık hizmet sağlayıcı görevi nedeniyle kendisine tevdi edilmiş olan veya koruma, saklama ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri, diğer malları veya kripto varlıkları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren kripto varlık hizmet sağlayıcı yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, 8 yıldan 14 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacakları gibi kripto varlık hizmet sağlayıcının zararını tazmine mahkum edilecek.
Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde faile 14 yıldan 20 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Ancak adli para cezasının miktarı kripto varlık hizmet sağlayıcının ve müşterilerinin uğradığı zararın üç katından az olamayacak.
Faaliyet izni kaldırılan bir kripto varlık hizmet sağlayıcının, hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kripto varlık hizmet sağlayıcının ya da müşterilerinin kaynaklarını, her ne suretle olursa olsun kripto varlık hizmet sağlayıcının emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kripto varlık hizmet sağlayıcıyı veya müşterilerini zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilecek. Bu fiilleri işleyenler hakkında 12 yıldan 22 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına hükmolunacak ancak adli para cezasının miktarı kripto varlık hizmet sağlayıcının ve müşterilerinin uğradığı zararın üç katından az olamayacak. Ayrıca meydana gelen zararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilecek.
Soruşturma başlamadan önce zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin, diğer malların veya kripto varlıkların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilecek.
Kovuşturma başlamadan önce zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin, diğer malların veya kripto varlıkların gönüllü olarak aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın yarısı indirilecek. Bu durumun hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte biri indirilecek.
Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların veya kripto varlıkların suçun işlendiği tarihteki değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilecek. Bu maddenin uygulanmasında kontrol, 5411 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinde tanımlanan kontrolü ifade ediyor.
Kripto varlıklara ilişkin şahsi sorumluluk
6362 sayılı Kanuna 110’uncu maddesinden sonra gelmek üzere “Kripto varlıklara ilişkin şahsi sorumluluk” maddesi eklendi.
Buna göre, kripto varlık hizmet sağlayıcının söz konusu kanunun 110/A maddesi kapsamında zimmet sayılan karar ve işlemler gerçekleştirdiği tespit edilen yönetim kurulu başkan ve üyeleri, diğer mensupları, hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının müşterilere verdikleri zararla sınırlı olarak zimmete geçirildiği tespit edilen tutardan öncelikli olarak karşılanmasını sağlamak amacıyla şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, Kurulun talebi üzerine doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilecek.
Bu karar ve işlemler, üçüncü kişilere menfaat temini amacıyla yapıldığı takdirde, menfaat temin eden kişiler hakkında da temin ettikleri menfaat üzerinden uygulanacak. Haklarında şahsi iflas kararı verilenlerin aktiflerinden nakit olanlar doğrudan doğruya, olmayanlar ise paraya çevrilmek suretiyle, müşterilerin zararlarının ödenmesinde kullanılacak. Aktiflerden öncelikle müşteri zararları ödenecek. Müşteri zararlarının tamamının karşılanamaması hâlinde garameten ödeme yapılacak. Müşteri zararları tamamen karşılandıktan sonra artan kısım haklarında şahsi iflas kararı verilenlere iade edilecek. Bu madde hükmüne göre iflası istenenler hakkında mahkemece 2004 sayılı Kanunun 257’nci ve izleyen maddeleri hükümleri uygulanacak.
Kripto varlıkların zimmet suçuna özel soruşturma usulü
6362 sayılı Kanun’a 115’inci maddesinden sonra gelmek üzere “Kripto varlıkların zimmet suçuna özel soruşturma usulü” maddesi eklendi. Bu kanunun 110/A maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturmalar Kurulun yazılı bildirimi üzerine veya gecikmesinde sakınca görülen hâllerde resen Cumhuriyet savcılarınca yapılacak ve Kurul haberdar edilecek. Başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü ile birlikte, bir örneği Kurula tebliğ edilecek ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanacak.
Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca başlatılan soruşturmalar neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirse, bu karar ilgisine göre Kurula ve soruşturmanın tarafı ilgililere tebliğ edilecek. Kurul ve ilgililer kendisine tebliğ edilen bu kararlara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre itiraza yetkili olacak. Kamu davası açılması hâlinde, iddianamenin bir örneği Kurula tebliğ edilecek. Bu kanunda tanımlanan zimmet suçuna ait davalar, fiilin işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülecek. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilecek.
Söz konusu kanunun 110/A maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına giren suçların soruşturma ve kovuşturmalarında 5411 sayılı Kanun’un 166’ncı maddesinde yer alan hükümler tatbik olunacak. Bu kanunun 110/A maddesinde yazılı suçlardan dolayı mahkûm olanlar, Hazineye olan borçları ve tazminatları ödemediği veya bu borçlar ve tazminatlar malvarlıklarından tahsil olunamadığı sürece, bunlar hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmayacak.
Yine bu kanunun 110/A maddesinde tanımlanan suç bakımından, 5271 sayılı Kanun’un 128’inci maddesinde yer alan el koyma ve 133’üncü maddesinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilecek.
Diğer yandan, 6362 sayılı Kanun’un 130’uncu maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere “Her yıl platformların bir önceki yıl faiz gelirleri hariç tüm gelirlerinin yüzde biri Kurul, yüzde biri de blok zincir ve ilgili bilişim teknolojilerinin geliştirilmesinde kullanılmak üzere TÜBİTAK bütçesine ilgili yılın mayıs ayı sonuna kadar ödenerek gelir olarak kaydedilecek. Bu fıkraya göre yapılacak tahakkuk ve ödemelerle ilgili diğer esaslar Kurulca belirlenir” fıkrası eklendi ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirildi.
Kripto varlık hizmet sağlayıcılara ilişkin geçiş hükümleri
6362 sayılı Kanun’a, “Kripto varlık hizmet sağlayıcılara ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici madde de eklendi.
Buna göre, söz konusu maddeyi ihdas eden kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyeti yürütenler, yürürlük tarihinden itibaren bir ay içinde, Kurulca belirlenecek belgelerle Kurula başvuruda bulunarak, kanunun 35/B ve 35/C maddeleri hükümleri uyarınca çıkarılacak ikincil düzenlemelerde öngörülecek şartları sağlayarak faaliyet izni almak üzere gerekli başvuruları yapacaklarına veya müşteri hak ve menfaatlerini zarara uğratmadan üç ay içinde tasfiye kararı alacaklarına ve tasfiye sürecinde yeni müşteri kabul etmeyeceklerine dair bir beyan sunmak zorunda olacak.
Bu maddeyi ihdas eden kanunun yürürlüğü sonrasında faaliyete başlamak isteyenler faaliyetlerine başlamadan önce Kurula başvuruda bulunarak ikincil düzenlemelerde öngörülecek şartları sağlayarak faaliyet izni almak üzere gerekli başvuruları yapacaklarını beyan edecekler. Bu fıkra kapsamında Kurula yapılan başvurular Kurul internet sitesinde ilan edilecek. Tasfiye olacak kuruluşlar bu durumu internet sitelerinde duyuracaklar ayrıca müşterilerine elektronik posta, kısa mesaj, telefon ve benzeri iletişim araçları ile bildirecekler.
Birinci fıkrada belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında kanunun 99/A ve 109/A maddeleri hükümleri uygulanabilecek. Tasfiyeye gitmeyi tercih eden ya da belirlenen süre içinde Kurula başvuru yapmayan kuruluşlarda hesapları bulunan müşterilerin transfer taleplerinin yerine getirilmemesi 109/A maddesi kapsamında izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyeti suçunu oluşturacak. Bu transfer talepleriyle ilgili ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda genel hükümler uygulanacak.
Bu kanun uyarınca Kurulca çıkarılacak ikincil düzenlemeler yürürlüğe girdikten sonra, birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kuruluşlar faaliyet izni almaksızın faaliyete başlayamayacak, birinci fıkra kapsamında faaliyette bulunan kuruluşlar da ikincil düzenlemede belirtilecek süre içinde Kurula faaliyet izni başvurusunda bulunacaklar. İkincil düzenlemelerin yayımlanmasıyla birlikte Kurul birinci fıkra kapsamında faaliyet gösteren kuruluşların yetkilendirilme işlemlerinin tamamlanması için bir süre belirleyerek, bu süre içinde yetki belgesi alamayan kuruluşların faaliyetlerini sonlandırmalarını isteyebilecek. Kurul belirlediği süreleri uzatabilecek. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında Kanunun 99/A ve 109/A maddeleri hükümleri uygulanacak.
Yurt dışında yerleşik kripto varlık hizmet sağlayıcıları
Yurt dışında yerleşik kripto varlık hizmet sağlayıcıları, kanunun 99/A maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şekilde Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik faaliyetlerini bu maddeyi ihdas eden kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üç ay içinde sonlandıracak.
Müşterilerin kripto varlıkları nakde veya nakdi kripto varlığa çevirebilmelerine ve kripto varlıkların transferinin gerçekleştirilmesine imkan veren Türkiye’de yerleşik ATM ve benzeri elektronik işlem cihazlarının faaliyetleri bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üç ay içinde sonlandırılacak, faaliyetini sonlandırmayan ATM’ler mahallin en büyük mülkî idare amirinin bildirimi üzerine iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin mevzuatta belirlenen yetkili idareler tarafından kapatılacak. Faaliyette bulunmaya devam edenler ve buna imkan sağlayanlar hakkında kanunun 99/A ve 109/A maddeleri hükümleri uygulanacak.
Bu kanunun 130’uncu maddesi uyarınca platformların gelirleri üzerinden Kurul ve TÜBİTAK bütçesine gelir kaydedilmesi uygulamasına 2024 yılı gelirleri üzerinden 2025 yılında başlanacak. Söz konusu Kanunun 35/B ve 35/C maddeleri uyarınca çıkarılacak ikincil düzenlemeler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yürürlüğe konulacak.
Söz konusu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girecek ve kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecek.
Gelen, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, ayda 1 milyarın üzerinde içeriğin paylaşıldığı TikTok’ta güvenliği sağlamak için çok yönlü strateji oluşturmak gerektiğine işaret etti.
Bu süreci, hem kural ihlallerinin otomatik tespit edilmesini sağlayan yapay zeka teknolojisi, hem de 40 binden fazla kişiden oluşan ve manuel incelemede bulunan ekipleriyle yürüttüklerini anlatan Gelen, moderasyon ekiplerinin de TikTok’taki içeriklerin “topluluk kuralları”na uymasını sağlamak için her gün çalıştığını bildirdi.
Gelen, Türkiye’de kural ihlali yapılan içeriklerin yüzde 98,9’unu proaktif olarak kaldırdıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, küresel ortalamanın üzerinde bir oran. Geçen yıl Türkiye’de yaklaşık 16,5 milyon içeriği ‘topluluk kuralları’nı ihlalden dolayı kaldırdık. Bu içeriklerin çok önemli kısmının henüz şikayet edilmeden platformdan kaldırılması sağlandı. TikTok olarak şikayetlere verdiğimiz yanıtlar, eğitimli profesyoneller ve avukatlardan oluşan ekip tarafından incelenerek oluşturuluyor. Bu noktada kullanıcılarımızın işbirliğini çok önemsiyoruz.
Şikayet edilen içeriğin kuralarımızı ihlal etmediğinin tespit edilmesi halinde, hukuka aykırı içeriğin kaldırılması amacıyla söz konusu içerik şirket içi hukuk ekibimiz tarafından incelemeye tabi tutuluyor. İçeriğin hukuka aykırı olması veya ‘topluluk kuralları’mızı ihlal etmesi halinde, ‘Olay Yönetim’ ve ‘Kullanıcı Geribildirimi’ ekipleri içeriği kaldırarak raporlayan kişiye yanıt veriyor. İçeriğin kurallarımızı ya da herhangi bir mevzuatı ihlal etmemesi durumundaysa şikayete olumsuz dönülüyor ve içerik kaldırılmıyor.”
“YASAKLADIĞIMIZ BELLİ BAŞLI EYLEMLER VAR”
TikTok olarak platformda yasakladıkları belli başlı eylemlerin olduğunu belirten Gelen, bunların “TikTok’a yetkisiz yöntemlerle erişme, hassas, gizli, ticari veya kişisel bilgi edinme girişimleri ve platformun güvenliğini, bütünlüğünü veya güvenilirliğini kötüye kullanma” olarak sıralanabileceğini söyledi.
Gelen, kendi moderasyon süreçlerini yönetirken ve kullanıcılardan gelen talep ve şikayetleri değerlendirirken, bu yasaklı eylemlerden yola çıkarak oluşturdukları politika kategorilerinden yararlandıklarını anlatarak, “Bu kategoriler, ‘dürüstlük ve özgünlük’, ‘gizlilik ve güvenlik’, ‘güvenlik ve nezaket’, ‘akıl ve ruh sağlığı’, ‘düzenlemeye tabi ürünler ve ticari faaliyetler’, ‘hassas ve yetişkinlere yönelik temalar’ ile ‘gençlerin güvenliği ve refahı’ olarak belirlenmiş durumda. Yayınladığımız son Şeffaflık Raporu’muza göre en çok içerik kaldırılan kategorimiz, yüzde 33,3’le ‘hassas ve yetişkinlere yönelik temalar’ oldu.” değerlendirmesini yaptı.
TikTok’u faaliyet gösterdikleri her pazarda olduğu gibi Türkiye’de de eğlence platformu olarak konumlandırdıklarına işaret eden Gelen, TikTok’u, “13 yaş ve üzerindeki her kesimden, görüşten insanın keyifli vakit geçirmesine olanak tanıyan, fikir ve ifade özgürlüğünün olduğu, kullancılarına ilham veren ve onların yaratıcılığını destekleyen bir dünya” olarak tanımladıklarını belirtti.
Gelen, bu platformun, kendine has kuralları yanında, faaliyet gösterdiği ülkelerin değerlerini de paylaştığını bildirirken, “TikTok olarak hem globalde hem Türkiye’de ‘topluluk kuralları’na sıkı sıkıya bağlıyız. Bu kuralların ihlalini tespit ettiğimiz anda pek çok yaptırımımız oluyor. Türkiye değerlerine olan yaklaşımımızı ise yerelleşmeye yönelik yaptığımız çalışmalarda açıkça ortaya koyduğumuza inanıyoruz.” diye konuştu.
“GENÇLERİN GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ”
Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de gençlerin güvenliğinin öncelikleri arasında olduğunu aktaran Gelen, şunları kaydetti.
“18 yaş altındaki kullanıcılarımıza 60 dakikalık günlük TikTok kullanım süresi sunuyoruz. Ayrıca 13-18 yaş gençlere ait TikTok hesaplarının ebeveyn kontrolünde olmasını sağlayan ‘Aile Eşlemesi’ özelliğimizi yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Bu özellik, platformdaki ebeveyn ve genç hesaplarının birbirine bağlanmasına, güvenlik ayarlarının kişiselleştirilmesine, uygulamadaki ekran sürelerinin ayarlanmasına, akışta görüntülenebilecek içeriklerin aileler tarafından belirlenmesine imkan tanıyor. Yakın zamanda Aile Eşlemesi kullanımını Türkiye’de artırmaya yönelik kampanya başlattık. Amacımız, TikTok’un aile dostu platform olarak kalmasını sağlamak.”
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sorumluluk bilinciyle, platforma yönelik soru işaretlerini kaldırmak için üzerlerine düşen ne varsa yapmaya devam edeceklerini aktaran Gelen, yasa yapıcıların ortaya koyduğu endişelerin, halktan aldıkları geri bildirimlere dayandığını söyledi.
Kendilerine iletilen her türlü soruyu şeffaflıkla yanıtlamaya çalıştıklarına dikkati çeken Gelen, doğru bilinen yanlışları düzeltmek için ellerinden geleni yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini söyledi.
Gelen, soruları yanıtlamak ve kendilerini ifade etmek için TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’na 2 kez katıldıklarını anımsatarak, bu davetleri çok önemsediklerini, başka bir davet gelmesi halinde bir kez daha memnuniyetle katılacaklarını sözlerine ekledi.
TRT Haber’den Sertaç Aksan’ın, Savunma ve Denizcilik Uzmanı Kozan Selçuk Erkan’a hava savunma füzeli SİDA’ların uluslararası rolünü sordu. İşte yayınlanan o yazı:
Ukrayna’ya ait insansız deniz aracında kısa menzilli hava-hava füzesi takılıydı ve bu ezber bozan yaklaşım belki de yeni bir dönemin ilk işaret fişeğiydi. Çünkü genelde Ukrayna SİDA’ları bir şekilde hedefin üzerine varmaya çalışıyor ve kamikaze görevi üstlenip Rus platforma çarparak sonuca gitmek istiyordu.
Ancak işin içine hava-hava füzelerinin girmesi denklemi doğrudan etkileyebilecek bir değişim. Savunma ve Denizcilik Uzmanı Kozan Selçuk Erkan ile insansız deniz aracına eklenmiş hava-hava füzesinin ne anlama geldiğini, sahaya nasıl yansıyacağını ve Türkiye’nin tüm bu süreçte nasıl konumlandığını konuştuk…

UKRAYNA SİDA’SI BOYUTLARIYLA DA DIĞERLERINDEN FARKLI
Füze kısmı ön plana çıksa da önce Ukrayna’nın insansız deniz aracıyla ilgili görüşünü paylaşıyor Erkan. Savaşın başından beri S/İDA konusunda Ukrayna’nın gözle görülür bir şekilde gelişim sağladığından bahsediyor. Son dönemlerdeki SİDA saldırılarında verilen hasarın giderek artmasının arka planında bu gelişimin yattığına işaret ediyor.
Hava-hava füzesi eklenmiş SİDA için de bir parantez açıp, boyutlarının ortalama Kamikaze İDA’lara oranla daha büyük ve farklı yapıda olduğu bilgisini paylaşıyor.
İLK ÖRNEK ZAYIF OLSA DA ZAMAN IÇINDE GELIŞMESI MUHTEMEL
Bugüne kadar Ukrayna İDA’larının en basit haliyle ‘gemiye çarpınca patla ve hedefi imha et’ mantığında ilerlediğini anımsatıyor Erkan ve “Ancak bu son gördüğümüz İDA’da amaç bu değil. Ukrayna bir şekilde hava unsurlarına karşı da etki üretebilmeyi istiyor” diyor.
Platform üstündeki füzenin eski nesil bir sistem olduğunu söylüyor Erkan ve devam ediyor:
“Çok basit bir füze eklenmiş deniz aracına. Doğrudan ısı kaynağına kilitleniyor. Menzili kısa. Ancak uçaktan değil de denizden atılacak olması bu menzili daha da kısaltacak. Çünkü havada süzülme imkanı olmayacak. Kuvvetle muhtemel ellerindeki eski uçaklardan çıkan füze atıcılarını monte etmişlerdir. Frankenstein gibi toplama bir sistem olmuş.
Burada sorun füzeyi ısı kaynağına güdümlemek. Füzenin hava hedefine doğru aynı yönde gitmesi gerek. Bu nedenle de doğru açıdan atılması şart. Eğer bunları başaramazsanız füzenin ısıyı takip edip hedefe kilitlenmesi mümkün değil. Bu nedenle kendi içinde ciddi zorluklar barındıran bir kullanım.”
RUS HAVA UNSURLARI İÇİN TEHLİKELI OLABİLİR
Bahsettiğimiz Ukrayna İDA’sı Rus helikopteri tarafından etkisiz hale getirildi. Kozan Selçuk Erkan, bunun bizi yanıltabileceği görüşünde. “Ukrayna’nın ilk dönemlerdeki SİDA saldırıları da düşük profille başlamış ama sonra Rus Donanması’nın en değerli gemilerinden bazılarını etkisiz hale getirmeyi başarmışlardı” diyor.
Hava-hava füzesi eklenen ilk Ukrayna İDA’sı için de benzer bir sürecin çok muhtemel olduğunu, yakın gelecekte kendini bir hayli geliştirmiş sistemler görebileceğimizi vurguluyor.
Bu durumun Rusya için yeni bir çıkmaza işaret edebileceği üzerinde durup, “Eskiden sadece yüzer platformlarını korumaya çalışıyorlardı. Şimdi kimi hava unsurları için de aynı zorunluluk doğabilir ve nihayetinde Rus kurmayları yeni bir savunma planına geçmek zorunda kalabilir” görüşünü paylaşıyor.

“TÜRKİYE İÇİN HEM TEHDİT HEM FIRSAT”
Her ne kadar Ukrayna’ya ait bir platformdan bahsetsek de Batılı ülkelerin desteğini göz ardı etmek mümkün değil. Bu tür yeniliklerin kısa zamanda başka ülkeler tarafından da kullanılabileceğine işaret ediyor Erkan. “Yakında uzaktan kumandalı benzer araçlarla uçak vururlarsa şaşırmam” cümlesini kullanıyor.
İnsansız deniz araçları konusunda Türkiye’nin etkinliği malum. Çok yeni ve son derece gelişmiş sistemler üretiyor, bunları diğer platformlarla entegre edebiliyor ve testlerden müthiş sonuçlar elde edebiliyoruz.
Ukrayna’nın hava-hava füzesi ekli İDA’sının Türkiye için ne anlama geldiğini de soruyoruz Kozan Selçuk Erkan’a:
“Bu tip araçlar ülkemiz için hem tehdit hem de fırsat… Türkiye benzer platformları rahatlıkla üretebilir ve çok ciddi satış rakamlarına ulaşabilir. Daha gelişmiş, başarı oranı çok yüksek ürünlerle piyasada en sık kapısı çalınan ülke olabilir.
Ayrıca, dünyada deniz kuvvetlerine S/İDA ekleyen ilk ülkelerden biriyiz. Basit de olsa hava savunma kabiliyetine sahip bir İDA’yı kendi envanterimize eklememiz ciddi güç çarpanı olur.
Tabii her fırsat kimi tehditleri de beraberinde getiriyor. Bu tür platformların ülkemize karşı kullanılması ihtimalini de kesinlikle göz ardı etmemek gerek. Libya ve Suriye’de asimetrik grupların eline geçen sofistike sistemler aklımızın bir köşesinde daima bulunmalı.
Hava-hava füzesi ekli deniz platformları da benzer şekilde terörist grupların eline geçebilir ve onlar da asker-sivil fark etmeksizin eylem yapabilir. Tüm dünya için aslında yeni bir tehdit unsurundan bahsediyoruz. Bu nedenle karşı önlem için de çalışmalara bir an önce başlamak şart.”
TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, artık hem kurumsal hem de bireysel yayıncıların her gün yüz binlerce içeriği kitlelere sunduklarını söyledi.

Sobacı, bu içeriklerin büyük çoğunluğunun anlık tüketime göre hazırlandığını belirterek, “Küresel izleyici kitlesini yakalamaya yönelik içerik mücadelesine şahitlik ettiğimiz bu dönemde; insanları anlamlı, aile ve değer odaklı yapımlara çekmek büyük önem taşıyor. Bu bağlamda, en büyük görev kamu yayıncılarına düşüyor. Günümüzde, kamu yayıncıları bir yandan kültürel, manevi, ahlaki değerlere sahip çıkmak öte yandan yenilikçi olmak zorunda.” dedi.
Bu içerik mücadelesinin, teknolojik gelişmelerle beraber dijital dünyada devam ettiğine işaret eden Sobacı, “Sınırsız bir özgürlük alanı gibi görülen bu dünya, kamu yayıncılarının özellikle eğilmesi ve güçlü bir şekilde var olması gereken bir saha. Çünkü dijital dünya ahlaki sınırları tanımayan, anlamı daraltan, derinlikli düşünmeyi zayıflatan formatlara ev sahipliği yapmaya çok elverişli.” diye konuştu.

– “TABİİ ARACILIĞIYLA KENDI HIKAYELERİMİZLE ANLATMAYI VE BU YOLLA ÜLKEMİZİN TANITIMINA KATKI YAPMAYI ÖNEMSEDİK”
Sobacı, TRT olarak bu farkındalıkla bir platform kurma amacıyla yola çıkmadan önce detaylı piyasa araştırmaları yaptıklarını aktararak, şöyle devam etti:
“Rakiplerimizin yönelimlerine ve izleyicilerin bunları ne kadar benimsediğine baktık. Araştırmalarımız neticesinde sistemin en güçlü temsilcileri olarak öne çıkan Amerika menşeli iki platformun Türkiye’deki abone sayısının o dönem 6 milyonu aştığını, buna karşın ülkemize özel ürettikleri içeriklerin sayısının oldukça sınırlı olduğunu gördük. Bu sınırlı sayıdaki yapımlar ise milli ve manevi hassasiyetlerimizle ve insani bakışla örtüşmeyen yapımlardı. Türkiye’nin milli ve manevi değerleriyle ve toplumsal dokusuyla bağdaşmayan pek çok içerik bu platformlarda öne çıkıyor ve değerlerimizi erozyona uğratıyordu. Böyle bir ortamda Türkiye’nin kamu yayıncısı TRT olarak, izleyicilerimize temiz, aile odaklı ve kaliteli içeriği dijital dünyada da ulaştırmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Ülkemizin kendine özgü uluslararası bir içerik platformuna sahip olmasının yadsınamaz bir gereklilik olduğuna kanaat getirdik.”
Tüm yayın ve yapımları hazırlarken insanların anlam dünyalarını zenginleştirmek amacıyla hizmet ettiklerinin altını çizen Mehmet Zahid Sobacı, “Bunu da her yaş grubuna ve ilgiye uygun temiz içerik üretimine odaklanarak gerçekleştiriyoruz. Bu anlamda, tabii’yi oluştururken insanlara güvenli dijital evleri gibi hissettikleri bir ortam sunmak gayesiyle yola çıktığımızı söyleyebilirim. Ayrıca tabii aracılığıyla Türkiye’nin milli, manevi ve kültürel değerlerini doğrudan kendi hikayelerimizle anlatmayı ve bu yolla ülkemizin tanıtımına katkı yapmayı önemsedik.” ifadelerini kullandı.

– “TABİİ SADECE BİR TRT PROJESI DEĞIL, TÜRKİYE CUMHURIYETİ’NİN BİR PROJESİDİR”
Sobacı, kurum olarak dijital platform sektörüne iddialı bir giriş yapmayı görev olarak kabul ettiklerini ve bu anlamda tabii’yi hayata geçirdiklerini vurgulayarak, “tabii sadece bir TRT projesi değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir projesidir. tabii’nin çok önemli bir diğer özelliği ise tüm yazılımın ve teknik alt yapısının yerli ve milli olmasıdır.” dedi.
Dijital platformların çoğunlukla Batı kaynaklı olduğunu ve bu platformların da izleyicilere kaçınılmaz bir dayatma sunduğunu belirten Sobacı, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu platformlarda var olmak istiyorsanız, çoğunlukla onların hassasiyet gösterdiği hususlara değinmek zorundasınız. İçeriklerinizi onların beklentileri doğrultusunda şekillendirmek mecburiyetindesiniz. Yani örtülü veya açık biçimde, bilinçli ve sistematik olarak bir değerler setinin dünyaya dayatılması durumuyla karşı karşıyayız. Özgürlük adı altında, belirli kavramların ve değerlerin yüceltilmesi durumu olarak da ifade edebiliriz bunu. Ve maalesef bu durum, uçların ve ismini zikretmek istemediğim sapkınlıkların normalleştirilmesini de kapsıyor. Hal böyleyken, özgün, temiz, aile odaklı, kültürel zenginliği gözeten içeriklerin önemi ortaya çıkıyor. Bu bağlamda, tabii ile biz, mevcut dayatmacı düzene itiraz ediyor ve şerh düşüyoruz. Bunu da bu dayatmalara karşı alternatifsiz kalan, farkında olmadan kültürel yıkıma maruz bırakılan izleyicilere, özgün ve temiz içerikler sunarak yapıyoruz. Yıllardır tek kaynaktan beslenen yapım dünyasında, hiç hesaba katılmayan 5 milyar insana, hikayelerini anlatacağı bir platform sunuyoruz. Dolayısıyla, daha adil bir dünya için mücadele eden Türkiye’nin kamu yayıncısı olarak, tabii ile dijital alanda da daha adil bir dünya mümkün diyoruz.”
– “YAPIMLAR KONUSUNDA ÇOK HASSAS DAVRANIYORUZ”
Sobacı, platformun bir yıllık sürecine ilişkin de “Üye sayımızın 4 milyonu geçtiğini ve yıllardır sektörü elinde tutan dev markalar ile yarışır hale geldiğimizi düşünürsek, tabii’nin bir yıl gibi kısa sürede oldukça önemli bir başarı elde ettiğini söyleyebilirim. Elbette bu başarıda, Türkiye’de uluslararası markalara rakip olacak yapıyı kurabilecek güç ve donanıma sahip tek kurum olan TRT markasının payı büyük. Zira TRT son yıllarda dizi film ve sinema denince tartışmasız olarak ilk akla gelen isim. Bu alana yaptığımız yatırımlar sayesinde Türkiye’de dizi film sektörünün standardını yükselttiğimizi gönül rahatlığıyla ifade edebilirim. Artık tüm bu içeriklerimizi tabii çatısı altında topluyoruz.” şeklinde konuştu.

tabii’de 30’un üzerinde orijinal yapım ve 20 bin saati aşkın içerik bulunduğu bilgisini veren Zahid Sobacı, “Şu anda bu içeriklerimizi abonelerimize Türkçe, İngilizce, İspanyolca, Arapça ve Urduca olmak üzere 5 dilde sunuyoruz. Bunun yanı sıra pek çok ödüllü yabancı içeriği de tabii aboneleriyle buluşturuyoruz. Hem teknik hem de içerik olarak yüksek kriterlerde yapımları tercih ettiğimiz için orijinal içeriklerimiz dışındaki yapımlar konusunda çok hassas davranıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Sobacı, tabii’nin yolculuğunda yeni projelere de değinerek, şunları kaydetti:
– “ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE İÇERİKLERİMİZİN ZENGINLİĞİNİ ARTTIRACAĞIZ”
TRT’nin yoğun çabaları sayesinde yıllar içerisinde oluşmuş bir tür üretim ekosistemin bulunduğunu vurgulayan Sobacı, “TRT’nin bir kamu yayıncısı olarak yola koyulduğu günden beri, hep en iyisini ararken kurduğu bir ekosistem bu. Son yıllarda yoğun bir şekilde ortak yapımlarla hem Türk hem de dünya sinemasının gelişimine katkı veren destekler; yeni yönetmen ve yapımcıların yetişmesi için hem amatör hem profesyonel yetenek hazinemize yönelik düzenlediğimiz etkinlikler; kısa film ve belgesel alanında gerçekleşen uluslararası düzeyde festivaller ve ‘TRT dizisi’ kavramını sektöre kazandıran kaliteli diziler bu ekosistemin oluşmasını sağlayan başlıca unsurlar. Biz büyüdükçe, bu ekosistem de büyüyor ve gelişiyor. Ekosistem geliştikçe bizim seçeneklerimiz de artıyor ve bu seçenekler insanımıza değer olarak geri dönüyor. tabii, yıllar içinde kurduğumuz bu ekosistemin karşılığını çok kısa sürede aldığımız bir platform oldu. Bir yıl gibi kısa bir sürede, 30’dan fazla orijinal yapım üretmek başka bir şekilde açıklanamaz. Üstelik bu yapımların senaryodan yönetmenliğe, oyunculuktan kurguya kadar her aşamasında çok kıymetli işler çıkartıldığını görebilirsiniz.” dedi.
Sobacı, tabii’nin gelecek hedeflerine ilişkin de şu bilgileri verdi:
Bir ülkenin gücünün yalnızca siyasi ve ekonomik alanlara odaklanarak anlaşılamayacağına işaret eden Sobacı, “Güçlü devlet olabilmenin ön şartlarından biri, yapım ve yayın alanında da güçlü olmaktır. 21. yüzyıl Türkiye’nin yüzyılıdır ve TRT olarak bizler de ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunun yayıncılık alanındaki temsilcisiyiz. Bu bilinç ve ülkemizin daha adil bir dünya için verdiği şahsiyetli mücadeleden aldığımız ilhamla, dünyaya yapılan tek yönlü içerik akışının hakimiyetine son vermek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini sözlerine ekledi.
Bu noktada hem platform sayısının fazlalığı hem de her birinde gelinen noktanın farklı oluşu süreci biraz karmaşık hale getirdi. Türkiye aynı zaman diliminde neden farklı projeleri bir arada yürütüyor, hangi platform nerede kullanılacak ya da tüm bunlar tamamlandığında resmin bütünü nasıl olacak? Bu soruların yanıtlarını Savunma Sanayii Araştırmacısı Kubilay Yıldırım ile konuştuk…
Daha genç ve güçlü uçaklar geliyor
Anlaşmaların bir kısmı Türkiye’nin milli sabit kanatlı eğitim uçağı projelerinin ilk üretim paketleriyle ilgili. Yıldırım, ülkemizde askeri havacılığın zirvesi olarak kabul edilen KAAN’a giden yolda önce Hürkuş ardından Hürjet projelerinin geliştirildiğini söylüyor.
Bilindiği üzere ilk olarak Hürkuş için kollar sıvandı. Ardından da Türkiye’nin ilk insanlı jet motorlu uçağı olan Hürjet kendini gösterdi. Atılan imzaları “Bu iki uçak için envanter yolculuğu başladı” diyerek özetliyor Yıldırım. Böylece, Türk Hava Kuvvetleri’nin eskiyen eğitim uçağı filosunun Hürjet ve Hürkuş ile hem daha güçlü hem de daha genç olacağının altını çiziyor.
Türk pilotların yetişmesine büyük katkı sağlayacak
Her ne kadar kamuoyunda F-16 meselesi ya da KAAN’a ilişkin gelişmeler daha çok konuşulsa da Hürjet ve Hürkuş’un da ciddi roller oynayacağından bahsediyor Kubilay Yıldırım. Eğitim filolarında farklı görevler ve uçaklar için muharip eğitimler yapıldığını anımsatıyor. Haliyle çok sayıda uçağın oldukça sık ve yoğun şekilde uçtuğunu belirtip, bahsi geçen uçakların bu yükü de alacağına dikkat çekiyor.
Burada bir parantez açıyor ve Türk Hava Kuvvetleri’nin eğitim filosu için daha önce Pakistan’dan uçak tedarik ettiğini hatırlatıyor. 2013’e gelindiğindeyse Hürkuş’u geliştirme projesi TUSAŞ’a veriliyor. “Bu vesileyle TUSAŞ ilk kez insanlı bir uçağın tasarımını yaptı. Ayrıca, Avrupa Havacılık Emniyet Otoritesi’ne bu tasarımı sertifiye ettirdi. Bugün Hürjet ve KAAN projelerinin kapısını açan anahtar bu imzalar ve süreçlerdi” bilgisini paylaşıyor.
Hürkuş için yeni bir yol haritası çizildi
Kubilay Yıldırım, Hürkuş projesi kapsamında üretilen ilk 15 uçakta bazı performans isterlerinin karşılanmadığını söylüyor. Haliyle bu uçaklar envantere girmemiş ve süreç yeniden başlamış. Eksiklerin giderilmesi ve yeni isteklere göre şekillenen uçak ise Hürkuş-B olarak adlandırıldı. Geçtiğimiz günlerde atılan imzalardan birinin işte bu uçaktan 40 adet tedarik edilmesi anlamına geldiğini belirtiyor.
Aynı törende 12 adet Hürjet temini için de imzaların atıldığını kaydedip, “Temin edilmesi beklenen ilk 12 adet uçak büyük ihtimalle prototiplerden farklı olacak. Ve kuvvetle muhtemel elindeki uçaklar oldukça eskimiş olan Türk Yıldızları bu ilk 12 uçağa talip olacak. Türk Yıldızları’nın Hürjet’i kendi zorlu koşullarında tecrübe ederek TUSAŞ’a çok kıymetli geri beslemeler vereceğine inanıyorum” diyor.
“Gökbey’in çok farklı versiyonlarını göreceğiz”
Türk havacılık projelerinin en çarpıcı platformlarından biri olan Gökbey için de imzalar atıldı. Bu projede belirli bir olgunluğa ulaşıldığını anlatıyor Yıldırım:
“Gelinen noktada farklı kullanıcıların beklentilerine uygun bir tedarik planı ortaya konuluyor. İlk müşterisi Jandarma Genel Komutanlığı olacak helikopterin Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı gibi farklı kullanıcıları olacak. Fakat bunların hepsi Gökbey helikopterini kendine uygun ve farklı özelliklerde isteyecek.
Gökbey projesiyle çeşitli kurumların eskiyen orta ağırlıktaki askeri/sivil platformları güncellenecek. Çok sayıda kurumun aynı platformu kullanması TUSAŞ için çok kıymetli geri dönüşler anlamına geliyor. Hem Jandarma hem Sahil Güvenlik Komutanlığı hem diğer kullanıcıları düşündüğünüzde 100’e yakın Gökbey’in tedarik planlaması aslında son derece gerçekçi bir rakam gibi duruyor.”
KAAN için kritik süreç başladı
Bunca uçar unsurdan bahsedip KAAN’a değinmemek olmaz. Son düzenlenen Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde tasarım sürecinin en hummalı kısmı olarak kabul edilen ikinci faz için kararın ve bütçenin çıktığını hatırlatıyor Kubilay Yıldırım.
İkinci fazda, ilk uçuşunu gururla izlediğimiz KAAN’a oranla bazı değişiklikler olacağından bahsediyor ve “Detay tasarımı, aerodinamik tasarımı, içeride belki de hiç görmeyeceğimiz komponetlerin de tasarımı ve tabii ki Kritik Gözden Geçirme toplantıları bu ikinci faz içerisinde yapılacak. KAAN uzun bir maraton. Hem platformdan beklenenler her anlamda çok ileri hem de yerlilik oranı çok yüksek. Bu maratonun ilk etaplarından birini geride bıraktık. Ancak önümüzde çok etap var” görüşünü paylaşıyor.
Türkiye için çok değerli bir fotoğraf ortaya çıkacak
Çok sayıda platformdan, atılan adımlardan ve yol haritasından bahsettik. Peki, tüm bunları alt alta koyduğumuzda Türk Hava Kuvvetleri’nin geleceği için nasıl bir fotoğraf ortaya çıkıyor? Kubilay Yıldırım bu soruya sadece bugün üzerinden yanıt vermek yerine önce bizi kısa bir tarih yolculuğuna çıkarıp son tabloya öyle geliyor:
“Türk savunma mekanizmasında ihtiyaçların azami olarak yerli/milli platform ve alt sistemlerle karşılaması fikri oldukça eski bir ülkü. Çıkış sebebi olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ve sonrasında yaşanan ambargolar temel rol oynar. Ancak dünyada küresel bir oyuncu olabilme, bu alanda harcanan milyarlarca doların daha az seviyelere indirebilme isteği gibi ekonomik etmenler de var. Dikkat ederseniz yukarıda adlarını andığımız tüm projeler aslında Türkiye’nin maruz kaldığı haksız ambargolardan çok daha önce başlatılmış projeler.
Mesela bugün adını sıkça andığımız ATAK, 10 tonluk Türk Genel Maksat Helikopteri, Gökbey, Hürkuş, Hürjet ve nihayetinde KAAN çok uzun süreli projeler. Ayrıca, bunları tekil birer platform tasarımı ve üretimi olarak görmemek gerek. Atılan tüm bu adımlar ülkemiz için muazzam bir altyapı ve kabiliyet geliştirme programı haline geldi.
Bu program, asıl amaçlarına doğru kararlı bir şekilde ilerlerken birçok kırılmaya da maruz kaldı. Örneğin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türk güvenlik teşkilatlanması ve kadrolaşmasında çok ciddi değişimler yaşandı. Bunun savunma sanayisine de yansıması oldu.
Türkiye’nin ABD ile yaşadığı görüş ayrılıkları sebebiyle karşılaştığı uygulamalar, akabinde S-400 tedariki ile de F-35 projesinden çıkarılması kesinlikle küçümsenecek olaylar değil. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak yukarıda bahsettiğimiz tüm projelerin, alt sistem geliştirme süreçleri, takvimleri ve içerikleri güncellenmek durumunda kaldı. Örneğin, KAAN projesi için 2010’da yapılan çalışmalarda milli uçağımızın F-35’le birlikte uçması planlanmıştı. 2019’daki gelişmeler nedeniyle KAAN’ın kabiliyet hedeflerinin neredeyse tamamını değiştirip yola öyle devam ettik.
Bu bulanık dönemde birçok projenin sırası, içeriği, personeli, kullanıcısı değişti. Ama işte Ankara’da atılan ve bu haberin de temel konusu olan imzalar bize sektörün bu yeni duruma uyum sağladığını gösteriyor. Yeni ve gerçekçi planların ortaya konulduğunu, prototipler döneminden ürünler dönemine geçildiğini görüyoruz.
Türkiye olarak hiç azımsanmayacak sayıda yetişmiş personelimiz var. Ve arkadan yenileri de yetişiyor. Tasarım ekipleri bir projeyi tamamlayıp diğerine başlayabiliyor. Bu sebeple tasarım, test ve üretim ekiplerinin iş yapma kasları sürekli dinç kalıyor. Hepsine daha onlarca yıl yetecek kadar proje yükümüz var. Bunlar en güçlü yanlarımız.
Ancak personelin elde tutulabilmesi ve yaşadığımız ekonomik zorluklar bu projeleri kimi zaman kabiliyet kimi zaman takvim açısından zorladı. Zorlamaya da devam edecek gibi duruyor. Ancak devamlılık bu noktada en kilit kavramlardan. Hürkuş projesi bir iki tökezleme ile yoluna girdi ve bence önü açık. Hürjet ve Gökbey projeleri çok iyi gidiyor. Artık darısı KAAN’ın başına diyelim. Tüm bunlar tamamlandığında Türk Hava Kuvvetleri geçmişe ve bugüne kıyasla şüphesiz çok daha güçlü bir konuma yükselecek.”
Yenilikçi platform sayesinde uzman mühendisler fiziksel olarak sahada bulunmadan da sahadaki teknisyene uzaktan bağlantı ile canlı destek verip beraber çalışabiliyor, kontrolleri ve planlamaları yapabiliyor.
Çok sayıda zorlu kullanım senaryoları test edilerek geliştirilen ve web üzerinden de kullanılabilen Smart Site platformu, Turkcell’in dijital video konferans ve bulut çözümlerini de barındırıyor. Çok sayıda kullanıcının aynı anda saha çalışmasına uzaktan destek sağlamasına imkân sunan platform üzerinden yapılan saha çalışmalarının kayıtları da saklanabiliyor.
Geliştirmeleri tamamlanıp devreye alınan platformun Turkcell ve iş ortakları saha operasyonlarında kullanılmaya başlanması sayesinde, Eylül ayından bu yana 2.500’e yakın saha ziyareti Smart Site üzerinden gerçekleştirilerek önemli bir verimliliğe imza atıldı.
“FİZİKSEL SAHA ZİYARETLERİNİN DİJİTALLEŞMESİ İLE VERİMLİLİĞİ ARTIRIYOR”
Bu platformu geliştirmedeki amaçlarına ve kısa sürede ulaştıkları sonuçlara dikkat çeken Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, “Bu yola çıkarken sera gazı emisyonunu azaltmak başta olmak üzere müşteri memnuniyetinde, maliyetlerde ve insan kaynağı ihtiyacında tüm ekosistemimizi kapsayan bir verimliliğin yanı sıra iş sağlığı güvenliği riskleri ve sahaya erişim gibi zorlukları da azaltmayı hedeflemiştik. Geçtiğimiz yaz sonundan itibaren devreye aldığımız bu platformu, artık hem Turkcell ekiplerimiz hem de iş ortaklarımız kullanıyor.
Bu kapsamda son 7 ayda 2.500’e yakın saha ziyaretini Smart Site platformu üzerinden yaparak, hedeflediğimiz tüm açılardan önemli bir operasyonel verimlilik sağladık. 2024’te hem platformun kullanımını yaygınlaştırmaya hem de yeni yeteneklerle geliştirmeye devam edeceğimiz Smart Site platformunun, gelecekte Turkcell ekosistemiyle de sınırlı kalmayıp artan dijitalleşme ihtiyacıyla farklı sektörlerde de kullanılabileceğini öngörüyoruz” dedi.
Geliştirilen platformun önemine dikkat çeken Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, şunları söyledi: “Güçlü şebeke altyapımızı yenilikçi teknolojilerle daha etkin hale getirerek, her sahada sürdürülebilir ve kesintisiz iletişim hedefimizi destekliyoruz. Bu kapsamda müşterilerimizin her geçen yıl artan geniş bant ve dijitalleşme gereksinimlerini en kaliteli ve hızlı şekilde karşılamak için Türkiye’nin dört bir yanındaki şebeke altyapımızı yeni teknolojilerle ve inovatif uygulamalarla daha da güçlendirmeye devam ediyoruz.
Önümüzdeki yıllarda 5G ve ötesi teknolojilerinin de hayatımıza gireceğini düşündüğümüzde saha operasyonlarımızın verimli ve sürdürülebilir olması daha da önem kazanıyor. Sürdürülebilirlik odağımız çerçevesinde tüm iş süreçlerimizde olduğu gibi saha operasyonlarında da topluma ve çevreye pozitif katkıyı artırma motivasyonuyla çalışıyoruz.
Uygulamaya aldığımız Smart Site platformunun, fiziksel saha erişim ihtiyacını da azaltarak inovasyonun sürdürülebilirlik için katalizör görevini üstlendiğini gösteren örnek bir çalışma olduğunu düşünüyoruz.”
AKILLI CIHAZLARLA UYUMLU BİR PLATFORM
Sahadaki personel ile merkezdeki uzmanın anlık ve görüntülü görüşerek verimli çalışmasını sağlayan dijital platform; ihtiyaca göre akıllı telefon, tablet ve akıllı gözlük gibi farklı cihazlar üzerinden kullanılabiliyor.
Örneğin saha keşfi için akıllı telefon veya tablet üzerinden yüksek çözünürlük ile gerçek zamanlı görüntü paylaşımı ve konferans görüşmeleri gerçekleştirilebiliyor, artırılmış gerçeklik ve akıllı gözlüklerle yapılabilen yönlendirilmelerle arızalar hızlıca tespit edilebiliyor.
Böylece sahaya çoklu ulaşım ihtiyacı azaltılıp müşterilere daha hızlı ve çevre dostu bir hizmet sunulurken operasyon süreçlerinde kaynak verimliliği de artıyor.
PeraPole’den yapılan açıklamaya göre, hem satın alma hem de teknoloji alanında deneyime sahip bir ekiple 2018’de kurulan ve Kovid-19 döneminde tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıkları görerek bu alanda faaliyetlerini güçlendiren platform, çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.
Şirketlerin satın alma işlerini bütünüyle dijital ortama taşımak amacıyla hayata geçirilen platform, ‘kurumların satın alırken kazanmasını sağlamak’ misyonu ve ‘alternatif ve esnek tedarik zincirleri oluşturma’ hedefiyle faaliyetlerini yürütüyor.
Üye kurumların ürün ve hizmet üretiminde ihtiyaç duydukları malzeme, ham madde ve hizmetleri kolaylıkla temin etmelerini sağlayan platform, şirketlerin kazançlarını daha alımlarını yaparken garanti altına alıyor.

Yapay zeka teknolojilerini kullanan PeraPole, şirketlerin, bir otomobilden toplu iğneye kadar ihtiyaç duyabilecekleri her şeyi dijital ortamda ve geleneksel satın alma süreçlerine göre çok daha kısa sürede, şeffaf yöntemlerle ve uygun fiyatlarla alma imkanı sunuyor.
Şirketleri ihtiyaç duyabilecekleri tüm üretici ve satıcılarla kolaylıkla bir araya getirmek için faaliyetlerini profesyonel bir ekiple sürdüren platform, tedarikçilerinin sayısının 10 bine ulaşmasını önemli bir kilometre taşı olarak görüyor.
Şirketlere doğru tedarikçiyi seçme imkanı sunuyor
PeraPole’ün ileri teknolojileri kullanan altyapısı, şirketlere, sayısı 10 bini bulan ve kısa sürede çok daha yüksek sayılara ulaşması beklenen tedarikçiler arasından doğru satıcıyı seçme imkanı sunuyor.
Şeffaf ve güvenilir bir e-satın alma deneyimi sonucunda uygun fiyatlı alımların yapılabildiği platform, sahip olduğu yapay zeka teknolojisi sayesinde üretici ve tedarikçilerin ihtiyacı olan bilgiyi ihtiyaç duydukları anda üreterek hizmetlerine sunuyor. Verileri analiz edip işlerken, kullanıcılarına zaman ve para kazandırıyor.
Platform, üyelerinin talep, teklif ve sipariş süreçlerini hızlandırırken kolaylaştırıyor ve işlemleri optimize eden bir teknoloji altyapısı sunuyor.
Müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için geliştirmeye büyük önem veren PeraPole, bu kapsamda müşterileriyle düzenli olarak stratejik işbirliği toplantıları gerçekleştiriyor. Müşteri geri bildirimleri, platformun araştırma ve geliştirme sürecinin temelini oluşturuyor.
Müşterilerini sadece kullanıcı olarak değil, aynı zamanda geliştirme sürecinin bir parçası olarak gören platform, onlarla yakın bir işbirliği içerisinde çalışıyor. Böylece, mevcut satın alma ve tedarik zinciri yazılımlarındaki zayıflıkların dezavantajlarını aşmak için fırsatlar sunan platform, kullanıcı dostu ara yüzü sayesinde herhangi bir eğitime gerek duyulmadan isteyen herkes tarafından hemen kullanılmaya başlanabiliyor.
Yeni iş birliklerinin kısa sürede açıklanması bekleniyor
Şirketlere sunduğu avantajlar sayesinde büyük işletmelerin de dikkatini çeken PeraPole, yaptığı görüşmelerin somut çıktılarını almaya başladı.
Türkiye genelinde faaliyet gösteren ve binlerce şubesi bulunan bir market zincirinin tüm tedariklerini platform üzerinden yapması için anlaşma sağlayan PeraPole, bu işbirliğine ilişkin detayları kısa sürede açıklayacak.
Şirket ile sektörel sivil toplum kuruluşları arasındaki stratejik işbirliği görüşmelerinde de son aşamalara gelindi. Bu konuya ilişkin detayların da gelecek aydan itibaren açıklanması bekleniyor.