Büyük Aile Platformu üyelerini Meclis’te kabul eden Kurtulmuş, ailenin toplumların en önemli, en hayati meselelerinden birisi olduğunu vurguladı.

Aile gündeme geldiğinde, “aile kavramını yüceltmenin demode bir anlayış olduğu, artık bugünün toplumlarında, postmodern dünyasında aile gibi kapsayıcı, kuşatıcı ve koruyucu bir çatıya ihtiyaç olmadığı, bunun geleneksel toplumlarda geride kalmış tarihi sürecin bir parçası olduğu” şeklinde kara propaganda yapıldığını aktaran Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Tam tersine aile tam da bugünün gerekleri, bugünün dünyasının şartları dolayısıyla düne göre daha fazla ihtiyacımız olan, daha fazla korunması, kollanması, güçlendirilmesi zaruri olan ve dini, diyaneti, görüşü, milliyeti, fikriyatı, siyaseti ne olursa olsun bütün toplumların ortak değeri olan bir kurumdur. Maalesef postmodern dünyada insanın giderek bireyselleştiği, giderek yalnızlaştığı ve bunun sonucu olarak da muazzam bir güvensizlik ortamının ortaya çıktığı bugünkü dünyada herkes için en temel ve en yakın koruma mekanizması, sığınma mekanizması olan, kendi kimliğini, şahsiyetini bulma mekanizması olan aileye düne göre çok daha fazla ihtiyaç olduğu aşikardır. Bunun için aileyi değersizleştirecek, aileyi önemsizleştirecek her türlü çabanın, haddizatında topluma karşı doğrudan doğruya yapılmış olan bir saldırı olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede özellikle sizlerin bu çalışmasını son derece değerli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.”

AİLE TOPLUMUN KÖK HÜCRESİDİR
TBMM Başkanı Kurtulmuş, aile değerlerini korumanın, bireysel özgürlüklerin önünü kapatan bir tabu olduğu şeklindeki yanlış algı ve kara propagandaya işaret ederek, “Aile içerisindeki bireylerin özgürlükleri sonuna kadar korunarak, ailenin de toplumun ana çatısını oluşturan bir kurum olarak varlığını devam ettirmesi, aslında aile içerisindeki fertlerin bireysel özgürlüklerini kullanabilmesi bakımından son derece değerli ve önemlidir.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aile toplumun kök hücresidir. Bir toplum, yeniden kendi kök hücresinden inşa edilebilir. Ama aileyi dağıttığınız zaman neyin etrafında toplumu yeniden inşa edeceksiniz? Dolayısıyla bu saldırının fevkalade maksatlı, iyi tespit edilmiş, aslında sadece bireyleri ve aileleri yok etmek için değil toplumları yok etmek için ortaya çıkarılmış bir ifsat olduğu aşikardır. Ayrıca aile, milletin omurgasıdır. Omurgasını kırdığınız bir beden nasıl ayakta duracaktır? Dolayısıyla burada aileye açıktan saldırı yapılmasının temel amaçlarından birisi de milletin omurgasını zedelemektir. Aile aynı zamanda devletin temel direğidir. Devletin temel direğini yıktığınız zaman o devleti nasıl, hangi değerler, hangi kurumlar etrafında toparlayacak ve nasıl bunları yeniden inşa edeceksiniz?”
Türk toplumunun aile konusunda Batı toplumlarından çok ileride olduğunu söyleyen Kurtulmuş, küresel ifsat hareketlerinin yoğun ve etkili propagandalarının Türkiye’deki aile yapısını da olumsuz manada etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Kurtulmuş, Büyük Aile Platformuna yaptığı araştırmalar ve tespitler dolayısıyla teşekkür ederek, “Araştırmalarda, Türk toplumunun yaklaşık dörtte üçünün, hem LGBT benzeri sapkın akımların hem de aile değerlerine karşı yapılan saldırıların kabul edilemez olduğunu ve Türk toplumunun buna karşı uyanık olduğunu gösteriyor. Ama bunun sürekli olarak gündemde tutulması ve buna karşı tedbirlerin alınması şarttır.” ifadesini kullandı.
YASAL DÜZENLEME
Türk toplumunun en büyük gücü olan aile değerlerini güçlü bir şekilde sürdürebilmek için mücadele etmek gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Sadece bu akımlara karşı uyanık olmak yetmez. Aynı zamanda bugün bile çok canlı olan aile değerlerimizi gerçekten arttırarak, bunları özendirerek nasıl sonraki nesillere taşıyabiliriz bunlarla ilgili projelerin ortaya konulmasının zaruri olduğu kanaatindeyim. Ayrıca aile meselesi sadece sosyal bilimlerle ilgili bir konu olarak görülmemelidir. Sosyal bilimlerin hemen her alanını kapsayan çok disiplinli bir çalışma alanı olduğu ortadadır. Ailenin ekonomiyle, hukukla, sosyolojiyle, kültür, medeniyet ve manevi değerlerle ilgili kısmı vardır. Dolayısıyla bütün bunları kapsayacak ve çok disiplinli bir şekilde konuları ortaya koymak, bu çerçevede sizlerin sivil toplum olarak ortaya koyduğunuz fikriyata destek verecek üniversite camiasından da destekleri çoğaltmak durumundayız. Ayrıca bu konuyla ilgili yasal düzenlemeler, başta anayasa düzenlemeleri olmak üzere buradaki taleplerin de sizler tarafından çok sesli bir şekilde Türk kamuoyunda gündeme getirilmesi; önümüzde zaten açık, şeffaf bir şekilde yürüttüğümüz anayasa yapım sürecinde aileyle ilgili konuların da anayasaya girmesine katkı sağlayacaktır. Ben bu çerçevede ortaya koyduğunuz çabanın hem dönemsel hem de Türk toplumunun geleceği bakımından fevkalade hayati olduğu kanaatindeyim. Sizlerin de farkında olduğunuz gibi karşımızdaki tehlike, tehdit sandığımızın çok üstünde, çok büyüktür. Buna karşı bizim de gerekli tedbirleri almamız ve bu konuda hareket etmemiz şarttır. Son söz olarak şunu söylemek isterim. Aile meselesini siz Kuvayımilliye’ye bağladınız… Aileyi korumak milli bir ödevdir, milli bir yükümlülüktür, sorumluluktur. Türk toplumunun en güçlü yapısını inşallah bundan sonraki nesillere en kuvvetli şekilde aktarmak boynumuzun borcudur.”
ERYILMAZ: DAYATMALARA MÜSAADE EDİLMEMELİ
Büyük Aile Platformu Genel Sekreteri Serdar Eryılmaz da platformun çalışmaları hakkında TBMM Başkanı Kurtulmuş’a bilgi verdi.
Eryılmaz, yeni anayasa değişikliği sürecinde, medeniyetin temeli olan Türk aile yapısının korunmasına ve aile kurumuna yönelik tehditlerin bertaraf edilmesine dair değişikliklerin yer almasını istediklerini söyledi.
Platformun, LGBT konusunda 150 bin vatandaştan ıslak imzalı dilekçeler topladığını hatırlatan Eryılmaz, “Bu dilekçelerde, LGBT propagandasının yasaklanması ve örgütlerinin kapatılmasına ilişkin teklifimizin en kısa sürede Meclis’te gündeme alınmasını istiyoruz. Sözde onur haftası, sözde onur ayı münasebetiyle ülkemizde gerçekleştirilen LGBT propaganda faaliyetlerine izin verilmemesini, sadece yürüyüşlerin değil eğitimden kültüre, spordan sanata, sosyal hayattan ticarete, her alanda yapılan propaganda ve dayatmalara müsaade edilmemesini istiyoruz.” dedi.
TRT İspanyolca dijital haber platformunun tanıtımı, “TRT İspanyolca Konuşan Ülkeler 1. Yayıncılık Zirvesi”nin ikinci gününde, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliğinde gerçekleşti.
Törene, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can, AK Parti İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahim Dusak, İspanya, Meksika, Kolombiya, Arjantin, Peru, Venezuela, Guatemala, Ekvator ve Bolivya’nın da aralarında bulunduğu İspanyolca konuşulan ülkelerin medya kurumlarından 17 genel müdür, 21 gazeteci, 16 yönetici ve Türkiye’de öğrenim gören Latin Amerikalı ve İspanyol 40 öğrenci ile üst düzey yabancı misyon temsilcileri ve basın mensupları katıldı.

SOBACI AÇILIŞ KONUŞMASINI YAPTI
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren TRT Genel Müdürü Sobacı, Türkiye’nin İspanya’dan Latin Amerika’ya uzanan ve yaklaşık 560 milyon İspanyolca konuşan insanın bulunduğu geniş bir bölgeyle köklü işbirliği bağları ve stratejik ortaklıklar tesis ederek, ilişkileri her alanda geliştirecek çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Türkiye’nin kamu yayıncısı TRT olarak kendilerinin de kurumları ile bölgedeki muadil kurumlar arasında kamu yayıncılığı alanında işbirliğini güçlendirecek önemli adımlar attıklarını söyleyen Sobacı, bu doğrultuda bugüne kadar düzenledikleri eğitimlere, İspanyolca konuşulan ülkelerden katılımcıların büyük teveccüh gösterdiğini anlattı.
Sobacı, bugün gerçekleştirdikleri TRT İspanyolca lansmanı ve TRT-İspanyolca Konuşulan Ülkeler 1. Yayıncılık Zirvesi’nin, TRT ile İspanyolca konuşulan ülkelerin medya kuruluşları arasında güçlenen iletişimin en somut göstergesi olduğunu vurguladı.
TRT olarak, 17 televizyon ve 17 radyo kanalı, yabancı dillerdeki dijital haber platformları, uluslararası dijital platformu “Tabii”, 4 basılı dergi, 41 dil ve lehçedeki internet ve radyo yayınlarıyla dünyanın yedi kıtasına ulaşan yayın ve yapım faaliyetleri yürüttüklerine dikkati çeken Sobacı, şöyle devam etti:
“60 yıllık tecrübemizden aldığımız güvenle, 2015 yılında kurduğumuz TRT World ile başlayan küresel bir medya oyuncusu olma serüvenimize heyecanla ve güçlenerek devam ediyoruz. Geldiğimiz noktada, TRT World ve TRT Arabi televizyon kanallarımız, TRT Almanca, TRT Rusça, TRT Fransızca, TRT Balkan, TRT World, TRT Arabi ve TRT Afrika dijital haber platformlarımızdan oluşan uluslararası yayın ailemizle, dünyayı dünyaya anlatıyoruz. Bugün, TRT İspanyolca dijital haber platformumuzun yayın hayatına başlamasıyla, uluslararası yayın ailemizin en yeni üyesi yolculuğuna başlıyor. Bunun yanı sıra, TRT Farsça dijital haber platformumuzun açılması için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Zahid Sobacı, Türkiye’nin kamu yayıncısı olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel ölçekte verdiği “daha adil bir dünya” mücadelesine medya alanında ellerinden gelen tüm katkıyı vermek için çaba sarf ettiklerini belirtti.
7 Ekim’den bu yana, dünyanın çok acı bir insani sınamadan yine başarısızlıkla geçtiğine şahitlik ettiklerini söyleyen Sobacı, “İsrail, Gazze başta olmak üzere tüm Filistin halkına yönelik bir soykırım gerçekleştiriyor. İnsanlık suçları işliyor. Uluslararası toplum ise bu zulüm ve barbarlık karşısında somut adımlar atmakta aciz kalıyor.” dedi.
“YERLEŞİK HABERCİLİK ANLAYIŞINA YENİ BİR SOLUK GETİRECEĞİZ”
Sobacı, medyanın sözün bitmediği yer olması gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Ancak, Batı medyası, bu katliamlar karşısındaki tutumuyla sözün bittiği yer olmuştur. Dünyanın sözüm ona önde gelen medya kuruluşları, yaşananları gizlemeye çalışırken, TRT olarak Gazze’de, Cebaliye’de, Han Yunus’ta, Refah’ta olan biteni 41 dil ve lehçedeki yayınlarımızla ulusal ve uluslararası kamuoyuna duyuruyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ifadesiyle, açtığımız iletişim koridorunu daha çok dilde, daha geniş coğrafyalara yaymak için gayret gösteriyoruz. Sesimizin ulaşmadığı yer bırakmamak ve medyanın ahlakını korumak için uluslararası yayın ailemizi genişletmeye devam ediyoruz.”
TRT İspanyolca’daki haber ve içeriklerle gündemi insani bir perspektifle değerlendireceklerini söyleyen Sobacı, “Her bir insanın değerli ve önemli olduğunun, yok saymanın ise sorunları daha karmaşık hale getirdiğinin idrak edilmesi için gayret göstereceğiz. Ana akım medyada görmezden gelinen konuları ele alacak, madalyonun görünmeyen yüzünü gözler önüne serecek, yerleşik habercilik anlayışına yeni bir soluk getireceğiz.” diye konuştu.
“HAKİKAT NÖBETİ TUTUYORUZ”
İletişim Başkanı Altun da konuşma yaptı. Altun şunları söyledi:
“Ne yaparlarsa yapsınlar Filistin davası mevzubahis olduğunda yerimiz bellidir. Yerimiz, hakikatin yanıdır. Yerimiz katledilen o masum gazetecilerin yeridir. Türkiye, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen, bağımsız ve toprak bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin her zaman en büyük destekçisi olmuştur ve bu devletin kurulmasıyla bölgeye barış gelebileceğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır, bunu vurgulamaya da devam edecektir. Zira, biz hakikat nöbeti tutuyoruz. Hakikat için savaşıyoruz ve buradaki gayretlerimiz de bununla ilgidir.”
İLK HABER PAYLAŞILDI
Programda, TRT İspanyolca ile ilgili tanıtım filmi izletilirken, İletişim Başkanı Altun ve TRT Genel Müdürü Sobacı ile İspanyolca konuşulan 18 ülkenin medya kurumlarının üst düzey yöneticileri, TRT İspanyolca Dijital Platformunun açılışını gerçekleştirdi ve platformun ilk haberlerini paylaştı.
TRT İspanyolca’nın tanıtımı sona ererken, TRT İspanyolca Konuşulan Ülkeler 1. Yayıncılık Zirvesi ise oturumlarla devam ediyor.