Geçen yıl enflasyonun önemli ölçüde düşerken, iş gücü piyasasının güçlü kalmayı sürdürdüğünü belirten Powell, ancak enflasyonun hala çok yüksek olduğunu, enflasyonu düşürme konusunda daha fazla ilerlemenin sağlanacağının garanti olmadığını ve ileriye dönük seyrinin de belirsiz olduğunu söyledi.

Powell, enflasyonu yüzde 2 hedefine düşürme konusunda kararlı olduklarını vurguladı.
Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) bugün faiz oranını değiştirmeme ve daha yavaş da olsa varlıklarını azaltmaya devam etme kararı aldığına işaret eden Powell, para politikasındaki kısıtlayıcı duruşun ekonomik aktivite ile enflasyon üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu ve bankanın istihdam ile enflasyon hedeflerine ulaşmasına yönelik risklerin dengelendiğini aktardı.
Powell, “Ancak son aylarda enflasyonun yüzde 2 hedefimize doğru ilerleme kaydedemediği görüldü ve enflasyon risklerine karşı son derece dikkatli olmaya devam ediyoruz.” dedi.
“BU YIL ŞU ANA KADAR VERİLER FAZLA GÜVEN VERMEDİ”
Ekonomik görünümün belirsiz olduğunu belirten Powell, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye doğru düştüğüne dair daha fazla güven kazanana kadar faiz oranını düşürmenin uygun olacağını öngörmediklerini yineledi.
Powell, bu yıl şu ana kadar verilerin fazla güven vermediğine işaret ederek, “Daha önce de belirttiğim gibi enflasyona ilişkin veriler beklentilerin üzerinde geldi. Böyle büyük bir güvenin kazanılmasının beklenenden daha uzun sürmesi muhtemel.” diye konuştu.
Gerektiği sürece politika faizine ilişkin mevcut hedef aralığını korumaya hazır olduklarını vurgulayan Powell, ayrıca iş gücü piyasasındaki beklenmedik zayıflamaya da yanıt vermeye hazır olduklarını ifade etti.
Powell, para politikasının bankanın hedeflerine yönelik riskler ve belirsizliklerle başa çıkmak için iyi bir konumda olduğunu belirterek, kararlarını toplantıdan toplantıya almaya devam edeceklerini yineledi.

ABD’DE YAKLAŞAN SEÇİMLERİN FAİZ KARARLARINI ETKİLEMEYECEĞİNİ VURGULADI
Politika odağının para politikasının ne kadar süre kısıtlayıcı tutulacağı olduğunu aktaran Powell, “Bir sonraki politika hamlesinin faiz artırımı olmasının muhtemel olmadığını düşünüyorum.” dedi.
Powell, faiz oranlarını artırmak için para politikasının enflasyonu hedefe düşürmek için yeterli olmadığına dair ikna edici kanıt görmeleri gerektiğini, enflasyonun daha kalıcı olması ve iş gücü piyasasının güçlü kalması durumunda faiz indirimlerini ertelemenin uygun olabileceğini söyledi.
Enflasyonun düştüğüne dair güveni kazanmalarının ne kadar süreceğini bilmediğini anlatan Powell, bu güven sağlandığında faiz indirimlerinin kapsam dahilinde olacağını dile getirdi.
Powell, ilk çeyrekte beklentileri aşan enflasyon verilerinden sinyal almaları gerektiğini, bu sinyalin de sürdürülebilir enflasyon hedefine ulaşmanın daha uzun zaman alacağı olduğunu kaydetti.
Fed’in bu yıl yaklaşan ABD başkanlık seçimlerine bakılmaksızın kararlarını bağımsız olarak almaya devam ettiğini vurgulayan Powell, aksi takdirde olumsuz sonuçların doğabileceğini ifade etti.
POWELL: VERİLER BEKLENTİLERİMİZE UYGUN
ABD’de bugün açıklanan ve Fed’in enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi verilerini değerlendiren Powell, “İlk düşüncem bu sabah yayımlanan verinin beklentilerimizle oldukça uygun olduğu yönündeydi.” dedi.
Powell, kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinin yıllık yüzde 2,5 ve çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinin yıllık yüzde 2,8 arttığını belirterek, “Beklediğimiz şey buydu ve beklentilere uygun geldiğini görmek güzel.” diye konuştu.
Geçen yılın ikinci yarısında iyi olarak nitelendirecekleri veriler elde ettiklerini kaydeden Powell, bu yılın ocak ayında çok daha yüksek bir enflasyon verisi aldıklarını şubatta ise daha düşük ancak geçen yılın ikinci yarısındaki iyi okumalar kadar düşük olmayan bir veri geldiğini aktardı. Powell, “Ama kesinlikle görmek istediğimiz doğrultuda.” ifadesini kullandı.

Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) enflasyonun sürdürülebilir şekilde yüzde 2’ye düştüğünden emin olduğunda faiz oranlarını düşürmeye başlayacaklarını yineleyen Powell, bu güveni elde etmek için geçen yıl olduğu gibi daha iyi enflasyon verilerine ihtiyaçları olduğunu vurguladı.
POWELL’DAN FAİZ SİNYALİ
Powell, enflasyonun düşürülmesinde kaydedilen ilerlemeye aşırı tepki vermediklerini belirterek, “Daha fazlasını görmemiz lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
Faiz indirimine başlama kararının çok önemli olduğuna işaret eden Powell, risklerin iki taraflı olduğunu aktardı.
Fed Başkanı, şöyle devam etti:
“Faiz oranlarını çok erken düşürürsek enflasyonun geri dönme ihtimali var ve geri dönmek zorunda kalabiliriz, bu da çok yıkıcı olur. Bu ekonomi açısından iyi bir şey olmayacaktır. Çok uzun süre beklememizin de riski var. Bu durum ekonomiye ve belki de iş gücü piyasasına gereksiz zararlar verebilir.”
Powell, para politikalarının iyi konumlandırılmış olduğunu belirterek, “Sanırım şu anda bulunduğumuz yerde her türlü durumun üstesinden gelebilecek konumdayız.” yorumunu yaptı.
‘FAİZ ORANLARININ GERİ DÖNECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM’
Ocak ve şubat aylarında biraz daha yüksek gelen enflasyon verilerine ilişkin Powell, enflasyonun engebeli bir yolda yüzde 2’ye ineceğine dair beklentilerini anımsattı.
Powell, ekonominin yüzde 4,6’lık faiz oranlarına hazır olup olmadığına dair soruya “Tüm bunlar bittiğinde faiz oranlarının hangi seviyeye döneceğini bilmiyoruz.” yanıtını verdi.
Fed Başkanı Powell, “Faiz oranlarının pandemiden önceki tarihsel olarak çok düşük seviyelere geri döneceğini düşünmüyorum. Faiz oranlarının muhtemelen şu anda olduğundan daha düşük olacağını düşünüyorum.” ifadesini kullandı.
Powell, resesyon olasılığının yüksek olmadığını, ABD ekonomisinin iyi yerde olduğunu ve resesyonun eşiğinde olunduğunu düşünmek için “tevazu” dışında bir neden olmadığını kaydetti.
Bankanın bilançosunun küçültülmesinin para politikasının ana konusu olmadığını dile getiren Powell, pandemi ya da küresel mali kriz gibi zor ve farklı durumla karşılaştıklarında faiz oranlarını düşürmek ve ekonomiyi desteklemek için hazine bonosu satın aldıklarını, zamanı geldiğinde de bilanço küçülttüklerini söyledi.
Powell, belli bir noktada tempoyu yavaşlatacaklarını söylediklerini, bunun nedeninin de hızlı şekilde küçültmeye gitmeleri olduğunu ifade etti.
Bankacılık sisteminde bir yıl önce stres döneminin yaşandığını anımsatan Powell, ülkede bankacılık sisteminin şu anda iyi bir yerde olduğunu ve bankalarda işlerin önemli ölçüde sakinleştiğini anlattı.
Powell, ticari gayrimenkul sorununun birkaç yıl süreceğini düşündüğüne değinerek, “Ancak bu sadece bazı bankaların ve çoğunlukla küçük bankaların bir sorunu, çok büyük bankaların ticari gayrimenkul yoğunlaşmaları yok.” diye konuştu.
Bu bankaların yeterli sermayeye sahip olduklarından emin olmaları gerektiği ve sorunların üstesinden gelebilmeleri için birlikte çalıştıklarına işaret eden Powell, sürecin düzeleceğini düşündüğünü anlattı.
Powell, ABD ekonomisinin sağlam hızla büyüdüğünü ve iş gücü piyasasının güçlü olduğunu vurgulayarak, “Bunlar faiz oranlarını düşürmek gibi önemli bir adımı atmadan önce enflasyonun düşeceği konusunda bize biraz daha güvenme şansı veriyor. Dolayısıyla kendimize güvenene kadar bu adımı atmayacağız. Bunu yapmanın uygun olacağını düşünmüyoruz.” dedi.
Açıklamada, son göstergelerin ekonomik aktivitenin sağlam bir hızla genişlediğine işaret ettiği anlatıldı.
İstihdam kazanımlarının güçlü ve işsizlik oranının düşük kalmaya devam ettiği aktarılan açıklamada, enflasyonun ise geçen yıl boyunca düştüğü ancak yüksek kalmayı sürdürdüğü kaydedildi.
Açıklamada, maksimum istihdam ve uzun vadede yüzde 2 oranında enflasyon oranına ulaşılmasının hedeflendiği belirtilerek, Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) istihdam ve enflasyon hedeflerine ulaşmaya yönelik risklerinin daha iyi bir dengeye doğru ilerlediği görüşünde olduğu ifade edildi.
Ekonomik görünümün belirsiz olduğuna ve enflasyon risklerine karşı son derece dikkatli olunmaya devam edildiğine işaret edilen açıklamada, federal fon oranı hedef aralığının yüzde 5,25-5,50 aralığında tutulmasına karar verildiği bildirildi.

ART ARDA 5 TOPLANTIDA FAİZ ORANINDA DEĞİŞİKLİĞE GİDİLMEDİ
ABD’de yüksek enflasyon karşısında 2022’de varlık alım operasyonunu tamamlayarak faiz artışlarına başlayan Fed, Mart 2022’den bu yana 11 faiz artırımı gerçekleştirmiş ve faiz oranını toplam 525 baz puan artırmıştı.
Bankanın politika faizi, söz konusu artışlarla 2001’den bu yana en yüksek seviye olan yüzde 5,25-5,50 aralığına çıkmıştı.
Son kararıyla Fed, politika faizini art arda 5 toplantıda değiştirmeyerek mevcut aralıkta sabit bıraktı. Banka, politika faizinde en son Temmuz 2023’te 25 baz puanlık artışa gitmişti.
ABD’de enflasyon, Haziran 2022’de yıllık bazda yüzde 9 ile 1981’den itibaren en yüksek seviyeyi görmesinin ardından son olarak şubat ayında yıllık bazda yüzde 3,2 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
YÜZDE 4,6’DA SABİT BIRAKTI
İki gün süren Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından Fed’den yapılan açıklamada, faiz oranlarında herhangi bir ayarlama için gelen verilerin, gelişen görünümün ve risk dengesinin dikkatle değerlendirileceği vurgulandı.
Açıklamada, FOMC’nin enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye ineceğine dair daha fazla güven kazanana kadar faiz oranını düşürmenin uygun olacağını öngörmediği yinelendi.
Ekonomiye ilişkin tahminlerini de açıklayan Fed, federal fon oranına ilişkin tahminini bu yıl sonu için geçen yıl aralıkta öngördüğü yüzde 4,6’da sabit bıraktı.
Buna göre, Fed’in federal fon oranına ilişkin 2025 yılı için tahmini yüzde 3,6’dan yüzde 3,9’a, 2026 yılı için yüzde 2,9’dan yüzde 3,1’e çıkarıldı. Uzun dönem ortalama faiz beklentisi de yüzde 2,5’ten yüzde 2,6’ya yükseltildi.
Söz konusu tahminler Fed’in 2024’te hala toplamda 75 baz puanlık 3 faiz indirimi öngördüğüne işaret etti.
Bankanın enflasyon tahminleri ise bu yıl için yüzde 2,4’te, 2026 için yüzde 2’de sabit bırakılırken, 2025 için yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıkarıldı.
Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyona ilişkin tahminler de bu yıl için yüzde 2,4’ten yüzde 2,6’ya revize edilirken, 2025 için yüzde 2,2 ve 2026 için yüzde 2 olarak korundu.
ABD ekonomisinin büyüme tahmini bu yıl için yüzde 1,4’ten yüzde 2,1’e, gelecek yıl için yüzde 1,8’den yüzde 2’ye ve 2026 için yüzde 1,9’dan yüzde 2’ye çıkarıldı.
İşsizlik oranına ilişkin tahminler ise bu yıl ve 2026 için yüzde 4,1’den yüzde 4’e çekilirken, 2025 için yüzde 4,1’de sabit tutuldu.

FED BAŞKANI POWELL, SON VERİLERE RAĞMEN ENFLASYON GÖRÜNÜMÜNÜN DEĞİŞMEDİĞİNİ BELİRTTİ
ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, beklentilerin üzerinde gelen son enflasyon verilerinin “enflasyonun engebeli bir yolda yüzde 2’ye ineceğine dair genel hikayeyi” değiştirmediğini ancak daha iyi veriler aradıklarını belirtti.
Powell, Fed’in politika faizini beklentiler dahilinde değiştirmeyerek 23 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tutmasının ardından basın toplantısı düzenledi.
Enflasyonun hala çok yüksek olduğunu dile getiren Powell, enflasyonun düşürülmesinde sağlanan ilerlemenin garanti olmadığını ve seyrinin belirsiz olduğunu söyledi.
Powell, iş gücü piyasasındaki sıkılık hafifledikçe ve enflasyondaki ilerleme devam ettikçe bankanın istihdam ve enflasyon hedeflerine ulaşmasına yönelik risklerin daha iyi dengelendiğini aktardı.
Mevcut sıkılaştırma döngüsünde Fed’in politika faiz oranının muhtemelen zirvede olduğuna işaret eden Powell, ekonominin genel olarak beklendiği gibi seyretmesi halinde bu yılın bir noktasında faiz indirimine başlamanın muhtemelen uygun olacağını öngördüklerini yineledi.
FED, ENFLASYONUN DÜŞTÜĞÜNE DAİR DAHA FAZLA GÜVEN KAZANMAK İSTİYOR
Powell, ancak ekonomik görünümünün belirsiz olduğunu ve enflasyon risklerine karşı son derece dikkatli olmaya devam ettiklerini vurgulayarak, “Gerekmesi halinde federal fon oranı için mevcut hedef aralığını daha uzun süre korumaya hazırız.” dedi.
Faiz oranına yönelik herhangi bir ayarlamayı değerlendirirken Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC), gelen verileri, gelişen görünümü ve risk dengesini dikkate alacağını belirten Powell, “Komite, enflasyonun sürdürülebilir şekilde yüzde 2’ye doğru ineceğine dair daha fazla güven kazanana kadar politika faizini düşürmenin uygun olacağını öngörmüyor.” diye konuştu.
Bankanın bilançosunun ise küçültülmeye başlanmasından bu yana menkul kıymet varlıklarının yaklaşık 1,5 trilyon dolar azaldığını ifade eden Powell, bu toplantıda varlıkların azalma hızının yavaşlatılmasına ilişkin konuları görüştüklerini ancak bu hususta herhangi bir karar almadıklarını aktardı.
“VERİLERE NE AŞIRI TEPKİ VERECEĞİZ NE DE ONLARI GÖRMEZDEN GELECEĞİZ”
Powell, ocak ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve kişisel tüketim harcamaları verilerinin yüksek olduğuna işaret ederek, burada mevsimsel etkilerin olabileceğini ancak yine de verileri göz ardı etmediklerini söyledi.
Şubat ayı verilerinin de beklentilerin üzerinde geldiğine değinen Powell, “Ancak enflasyonun bazen engebeli bir yolda kademeli olarak yüzde 2’ye doğru inmesi şeklindeki genel hikayeyi değiştirmediler. Bu iki aylık verilere ne aşırı tepki vereceğiz ne de onları görmezden geleceğiz.” ifadelerini kullandı.
Powell, iş gücü piyasasında ciddi bir zayıflama olmasının faiz indirimi sürecine başlanması için bir neden olabileceğini belirtti.
Küresel finansal kriz sonrası, salgın öncesi dönemdeki çok düşük faiz oranlarını anımsatan Powell, faiz oranlarının bu seviyeye gerileyeceğini düşünmediğini ancak bu konuda büyük belirsizlik olduğunu dile getirdi.
“DAHA İYİ VERİLER ARIYORUZ”
Powell, enflasyonun yılın ilk yarısında biraz daha güçlü, yılın ilerleyen dönemlerinde ise biraz daha zayıf olduğunun görüldüğünü belirterek, gelen verilerin, yolda bir tümsek olup olmadığının değerlendirileceğini kaydetti.
Enflasyonda yüzde 2 hedefine giden yılın “inişli çıkışlı” olacağını söylediklerini hatırlatan Powell, “Şimdi burada bazı tümsekler var ve asıl soru tümseklerden daha fazlası var mı? Bunu bilemeyiz, bu nedenle bu soruya dikkatle yaklaşıyoruz.” diye konuştu.
Powell, harika enflasyon verileri görmek isteyeceklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Geçen yılın ikinci yarısında gerçekten çok iyi enflasyon verileri aldık. Yine aşırı tepki vermedik. Daha fazlasını görmemiz gerektiğini ve yolun inişli çıkışlı olacağını söyledik. Şimdi de ocak ve şubat ayları verileri var. Biliyorsunuz, daha iyi veriler arıyoruz ve bunları kesinlikle memnuniyetle karşılarız.”
Powell, Fed’in Amerikan halkı için maksimum istihdamı ve fiyat istikrarını sağlama konusunda geçen yıl önemli ilerleme kaydettiğini belirtti.
Enflasyonun, Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalsa da, önemli ölçüde azaldığını ve enflasyondaki yavaşlamanın, işsizlikte önemli bir artış olmadan gerçekleştiğini vurgulayan Powell, “İş gücü piyasasındaki sıkılık yumuşadıkça ve enflasyondaki ilerleme devam ettikçe, istihdam ve enflasyon hedeflerimize ulaşma konusundaki riskler daha iyi bir dengeye doğru ilerliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Powell, buna rağmen FOMC’nin enflasyon riskleri konusunda son derece dikkatli olmaya devam ettiğine vurgu yaparak, Komitenin yüksek enflasyonun, özellikle gıda, barınma ve ulaşım gibi temel ihtiyaç maddelerinin yüksek maliyetlerini karşılayamayanlar için ciddi zorluklar yarattığının farkında olduğunu kaydetti.

ENFLASYONU HEDEFE DÜŞÜRME KONUSUNDAKİ KARARLILIKLARINI VURGULADI
Komitenin enflasyonu yüzde 2 hedefine döndürme konusunda güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu dile getiren Powell, fiyat istikrarının yeniden tesis edilmesinin güçlü iş gücü piyasası koşullarının sürdürülebilir olması için gerekli olduğunu aktardı.
Powell, ekonomik faaliyetin geçen yıl güçlü bir hızla büyüdüğüne değinerek, 2023 yılının tamamı için gayrisafi yurt içi hasılanın, güçlü tüketici talebi ve iyileşen arz koşullarının desteğiyle yüzde 3,1 arttığını anımsattı.
Konut sektöründeki faaliyetlerin geçen yıl büyük ölçüde yüksek mortgage (konut kredisi) faiz oranlarının etkisiyle zayıfladığını dile getiren Powell, yüksek faiz oranlarının ticari sabit yatırımlar üzerinde de baskı yarattığından bahsetti.

“İŞ GÜCÜ PİYASASI NİSPETEN SIKI KALMAYA DEVAM EDİYOR”
Powell, iş gücü piyasasının nispeten sıkı kalmayı sürdürdüğünü ancak arz ve talep koşullarının daha iyi dengelenmeye devam ettiğini, geçen yılın ortasından bu yana istihdamın aylık ortalama 239 bin arttığını ve işsizlik oranının yüzde 3,7 ile tarihi düşük seviyelere yakın kaldığını kaydetti.
İş gücü talebinin hala mevcut işçi arzını aştığına değinen Powell, geçen iki yıldaki güçlü işgücü piyasasının, aynı zamanda demografik gruplar arasında istihdam ve kazançlar açısından uzun süredir devam eden eşitsizliklerin azaltılmasına da yardımcı olduğunu dile getirdi.
Geçen yıl enflasyonun “önemli ölçüde” azaldığını vurgulayan Powell, kişisel tüketim harcamaları fiyatlarının ocakta yıllık bazda yüzde 2,4 arttığını, çekirdek fiyatların da yüzde 2,8 yükseldiğini belirterek, bunun 2022’ye göre hem mal hem de hizmet fiyatlarında yaygın olan dikkate değer bir yavaşlama olduğunu ifade etti.

“YÜZDE 2’LİK ENFLASYON HEDEFİMİZE DOĞRU DEVAM EDEN İLERLEME GARANTİ DEĞİL”
Para politikası duruşunu 2022 başından bu yana önemli ölçüde sıkılaştırdıklarını belirten Powell, FOMC’nin geçen yıl temmuz ayındaki toplantısından bu yana federal fon oranı hedefini yüzde 5,25-5,50 aralığında tuttuklarını kaydetti.
Powell, bankanın bilançosunu da hızlı ve öngörülebilir bir şekilde küçültmeye devam ettiklerini aktararak, para politikasındaki kısıtlayıcı duruşun ekonomik aktivite ve enflasyon üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu belirtti.
Sıkılaşma döngüsünde politika faizinin muhtemelen zirvede olduğuna inandıklarını yineleyen Powell, “Ekonominin genel olarak beklendiği gibi seyretmesi halinde, bu yılın bir noktasında politika kısıtlamalarını azaltmaya başlamak muhtemelen uygun olacaktır. Ancak ekonomik görünüm belirsiz ve yüzde 2’lik enflasyon hedefimize doğru devam eden ilerleme garanti değil.” değerlendirmesinde bulundu.

ENFLASYONUN YAVAŞLADIĞINA DAİR DAHA FAZLA GÜVEN DUYULANA KADAR FAİZ İNDİRİMİ ÖNGÖRÜLMÜYOR
Politika kısıtlamalarını çok erken veya çok fazla azaltmanın enflasyondaki ilerlemenin tersine dönmesine neden olabileceğine dikkati çeken Powell, bunun sonucunda enflasyonu yüzde 2’ye geri döndürmek için daha da sıkı politikaların gerekebileceği uyarısında bulundu.
Powell, politika kısıtlamalarının çok geç veya çok az gevşetilmesinin de ekonomik aktiviteyi ve istihdamı gereğinden fazla zayıflatabileceğini söyledi.
Politika faizine ilişkin herhangi bir düzenlemeyi değerlendirirken, gelen verileri, gelişen görünümü ve risk dengesini dikkatle değerlendireceklerini belirten Powell, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye doğru ilerleyeceğine dair daha fazla güven duyana kadar politika faizinin düşürülmesinin uygun olacağını öngörmediklerini yineledi.

FED’İN BEJ KİTABI, ABD’DE EKONOMİK FAALİYETİN HAFİF ARTIŞ KAYDETTİĞİNİ ORTAYA KOYDU
Fed, Amerikan ekonomisindeki mevcut duruma ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı “Bej Kitap” raporunun şubat sayısını yayımladı.
Bankanın 12 şubesinden gelen analizlerle hazırlanan raporda, ekonomik aktivitenin ocak ayının başından bu yana dengeli şekilde “hafif arttığı” belirtildi.
Özellikle perakende ürünlere yönelik tüketici harcamalarının son haftalarda azaldığı kaydedilen raporda, bazı analizlerde tüketicilerin fiyat duyarlılığının arttığına değinildiği ve hane halkının harcamalarının isteğe bağlı mallardan uzaklaşmaya devam ettiğinin belirtildiği aktarıldı.

Raporda, imalat sektöründeki faaliyetin büyük ölçüde değişmediği ve arz darboğazlarının daha da normalleştiği vurgulandı.
Kızıldeniz ve Panama Kanalı’nda devam eden aksamaların genel olarak işletmeler üzerinde kayda değer etkisinin olmadığına işaret edilen raporda, ancak bazılarının uluslararası nakliye maliyetleri üzerindeki baskının arttığını bildirdiği aktarıldı.
Raporda, son haftalarda konut amaçlı gayrimenkul talebinde büyük ölçüde mortgage (konut kredisi) faiz oranlarında görülen bir miktar yumuşama nedeniyle artış olduğuna ancak sınırlı konut stokunun satışları engellediğine dikkat çekildi.
Fed’in raporunda, yeni veri merkezleri, endüstriyel ve üretim alanları ile büyük altyapı projelerine yönelik talebin güçlü olduğuna dair analizler olmasına rağmen, ticari gayrimenkul faaliyetinin özellikle ofisler açısından zayıf olduğu kaydedildi.

Kredi talebinin düşüş eğiliminde ve kredi kalitesinin artan temerrüt raporlarına rağmen genel olarak sağlıklı olduğu bildirilen raporda, gelecek ekonomik büyümeye ilişkin görünümün genel olarak olumlu olmaya devam ettiği belirtildi.
İş gücü piyasasına ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı raporda, istihdamın çoğu bölgede “hafif ila ılımlı” hızda arttığı aktarıldı.
Raporda, genel olarak iş gücü piyasasındaki sıkılığın daha da hafiflediğine dikkat çekilerek, çalışanların ücret ayarlamalarına ilişkin beklentilerinin tarihsel ortalamalarla daha uyumlu olduğu ifade edildi.
Fiyat baskılarının ise devam ettiği ancak bazı bölgelerde enflasyonda bir miktar hafifleme bildirildiği aktarılan raporda, işletmelerin fiyat değişikliklerine karşı giderek daha duyarlı hale gelen müşterilere yüksek maliyetleri yansıtmada zorlandığı, çelik, çimento, kağıt ve yakıt gibi birçok imalat ile inşaat girdisinin maliyetinin ise son haftalarda düştüğü bilgisi yer aldı.

POWELL: “BANKALARIN SERMAYE GEREKLİLİKLERİNE DAİR PLAN DEĞİŞEBİLİR”
Powell, ABD Kongresinde yarıyıllık Para Politikası Raporu’na ilişkin sunumunun ilk gününde, ABD Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi üyelerinin sorularını yanıtladı.
Bankacılık sisteminin dayanıklılığını artırmaya yönelik teklife dair önemli yorumlar aldıklarını ifade eden Powell, bunları dikkatle analiz ettiklerini anlattı.
Jerome Powell, teklif hakkındaki endişeleri de duyduklarına işaret ederek, “Teklifte geniş ve maddi değişiklikler olmasını bekliyorum.” diye konuştu.

Henüz karar verme aşamasında olmadıklarının altını çizen Powell, ancak o noktaya gelindiğinde, bunu yapmaktan çekinmeyeceklerini, teklifin değiştirilmesinin “makul bir seçenek” olduğunu kaydetti.
Geçen yıl temmuz ayında, risk ağırlıklı varlıkların ölçümü ve büyük bankaların yasal sermaye gerekliliklerine yönelik teklif, Fed, ABD Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC) ve Para Birimi Kontrol Ofisi (OCC) ortaklığında kamuoyunun görüşüne sunulmuştu.

Sektör temsilcileri, büyük bankaların sermaye gerekliliklerini önemli oranda artıracak teklifle ilgili endişelerini dile getirmişti.
Enflasyonun son bir yılda gerilediğini ve son 6 ayda oldukça keskin bir düşüş gösterdiğini belirten Powell, iyi bir ilerleme kaydettiklerini ancak “işin henüz tamamlanmadığını” söyledi.
Powell, ABD ekonomisinin güçlü olduğunu belirterek, “Büyüme sağlam bir hızla devam ediyor. İş gücü piyasası güçlü: işsizlik yüzde 3,7 ve enflasyon düşüyor. Ekonominin bu kadar güçlü olmasıyla faiz indirimine ne zaman başlanacağı sorusuna dikkatli yaklaşabileceğimizi düşünüyoruz.” dedi.
“BİRAZ DAHA GÜVEN İSTİYORUZ”
Enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye düştüğüne dair daha fazla kanıt görmek istediklerini yineleyen Powell, “Biraz güvenimiz var. Güvenimiz artıyor. Faiz oranlarını düşürmeye başlamak gibi çok önemli bir adımı atmadan önce biraz daha güven istiyoruz.” diye konuştu.
Powell, daha iyi verilere görmek istediklerini belirterek, bunun verilerin yeterince iyi olmadığı anlamına gelmediğini de ifade etti.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerinin hemen hemen hepsinin bu yıl faiz oranlarını düşürmenin uygun olacağına inandığına işaret eden Powell, bunun “ne zaman” olacağı sorusuna ise “verilere bağlı olacağı” yanıtını verdi.
Powell, “Yapabileceğimiz en iyi şey, çok erken hareket etme riskini çok geç hareket etme riskine karşı tartmak ve bu kararı gerçek zamanlı olarak vermektir.” dedi.
Beklentilerine dayanarak “o zamanın” geldiğini söyleyebileceğini belirten Powell, iş gücü piyasasında zayıflığın veya enflasyonun ikna edici bir şekilde düştüğünün görülmesinin daha erken harekete geçme isteklerini artıracağını belirtti.
“KARARA DİKKATLİ YAKLAŞACAĞIZ”
Jerome Powell, faiz indirimlerinde “erken harekete geçmenin tehlikesinin” sorulması üzerine ise şunları kaydetti:
“Çok erken hareket etmenin tehlikesi, işin tam olarak tamamlanmaması ve son altı aydır elde ettiğimiz iyi okumaların bir şekilde enflasyonun nereye doğru gittiğine dair gerçek bir gösterge olmadığının ortaya çıkmasıdır. Durumun böyle olduğunu düşünmüyoruz. Yapılacak ihtiyatlı şey; biraz zaman tanımak ve verilerin enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye indiğini teyit etmeye devam ettiğini görmek.”
Faiz indiriminde çok erken harekete geçilmesi halinde enflasyonun yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde bir yere yerleştiğini görme ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşündüğünü belirten Powell, “Ekonomide gördüğümüz güç nedeniyle bu karara yaklaşırken dikkatli olabileceğimizi düşünüyoruz.” dedi.
Powell, faiz indiriminde geç kalınması halinde ise politikanın çok sıkı olacağını bunun da ekonomik aktivite ve iş gücü piyasası üzerinde baskı oluşturabileceğini dile getirdi.
“DOĞRU ZAMANI SEÇMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Enflasyonu zaman için yüzde 2’ye döndürmeye kararlı olduklarını ancak faiz indirimi için yüzde 2’ye ulaşmayı beklemeyeceklerini yineleyen Powell, şu anda aktif olarak faiz oranlarını düşürmeyi düşündüklerini, enflasyonun yüzde 2’de olmadığını ancak aşağı yönlü olmasının kendilerini rahatlattığını aktardı.
Powell, faiz indiriminin gerçekleşmesini sağlamak için Fed’in araçlarını kullanmaya odaklandıklarını belirterek, kısıtlayıcı para politikasını tersine çevirmeye başlamak için zamanı seçmenin bunun bir parçası olduğunu ifade etti.
Faiz indirimlerine başlamak için doğru zamanı seçmeye çalıştıklarını vurgulayan Powell, enflasyonun yüzde 2’ye düşeceğinden daha fazla emin olmak istediklerini vurguladı. Powell, “Komitenin yedi hafta sonra yapılacak mart toplantısında bu güven seviyesine ulaşmasının pek mümkün olmadığını düşünüyorum.” dedi.
“KARARIMIZDA SİYASETİ DİKKATE ALMIYORUZ”
ABD’de bu yıl yapılacak başkanlık seçimleri doğrultusunda politikanın Fed’in zamanlamanızı ne ölçüde etkileyeceği sorusuna Powell, “Kararlarımızda siyaseti dikkate almıyoruz. Asla almayız.” yanıtını verdi.
Powell, Fed’in 2021’de enflasyonu fark etmekte çok mu yavaş kaldığı sorusu üzerine ise “Geriye dönüp baktığımızda, politikayı daha erken sıkılaştırmanın daha iyi olacağını söyleyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
O dönemde ekonominin çok dinamik olduğunu ve kendisini oldukça hızlı bir şekilde düzelteceğini düşündüklerini aktaran Powell, “Bizim müdahalemiz olmadan enflasyonun oldukça hızlı bir şekilde ortadan kalkacağını düşündük. Bunun geçici olacağını. Dünya çapındaki iktisatçıların görüş birliği olmasa da çok yaygın bir görüşü vardı. Veriler bu değerlendirmeye, bu hipoteze, öyle olmadıkları noktaya kadar bir bakıma uygundu. Böylece 2021’in dördüncü çeyreğinde enflasyonun bahsettiğim anlamda geçici olmadığı ortaya çıktı.” diye konuştu.
“ABD UZUN VADEDE SÜRDÜRÜLEMEZ BİR MALİ YOLDA”
Powell, ABD’nin ulusal borcuna ilişkin soruya da maliye politikası hakkında yorum yapmamaya çalıştıklarını ancak uzun vadede ABD’nin sürdürülemez bir mali yolda olduğunu, bunun borcun ekonomiden daha hızlı büyüdüğü anlamına geldiğini dile getirdi.
Mali açıdan sürdürülebilirliğe öncelik vermenin zamanın geldiğinin oldukça geniş çapta anlaşıldığını düşündüğünü belirten Powell, bunun ne kadar erken olursa o kadar iyi olacağını kaydetti.
Uzaktan çalışma modeliyle ülke genelinde ofis binalarının değerinin düşmesine bağlı olarak gayrimenkul kaynaklı başka bir bankacılık krizi olasılığının sorulması üzerinde de Powell, bunun pek olası olduğunu düşünmediğini aktardı.