ÖNDER İmam Hatipliler Derneği’nin Gençlik Komisyonu altında faaliyet gösteren Türkiye’nin Önderleri Programı İstanbul ayağı mezuniyet programı, Fatih Sultan Mehmet Uluslararası Anadolu İmam Hatip Lisesi Spor ve Kültür Merkezi’nde yapıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda koordinatör ve öğrencilerin konuşmalarından sonra Nefer Rap grubu tarafından Filistin besteleri ve ilk kez Türkiye’nin Önderleri marşı söylendi. Filistin konseri ve konuşmaların ardından gençler sertifikalarını aldı.
MEZUN OLUP GİTMİYORUZ
Programda gençlere hitaben bir konuşma yapan ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, imam hatip okullarının Türkiye’nin en büyük ailesi olduğunu belirterek, “Okullarımızdan mezun olup diploma alıp gideceğiz ama bu camiadan diploma alıp gitmeyiz, bu aileden hiçbir zaman ayrılmayız” dedi. 3 yıl boyunca istikrarlı bir şekilde kitap ve film tahlilleri, eğitim ve gezilere katılarak Türkiye’nin Önderleri programından mezun oldukları için gençleri tebrik eden Ceylan, “Akranlarınız farklı yerlerde iken siz bu yolu yürüdünüz. Fakat emin olun arkadaşlarınızdan çok farklı bir noktada olduğunuzu üniversitede anlayacaksınız. Bize güvenerek gençlerimizi bu yolculuğa teşvik ettikleri için ailelerimizi tebrik ediyorum. Üniversiteli abla ve abileriniz hayatlarının en güzel zamanında bizleri tercih ettiler, onlara da teşekkür ediyorum” diye konuştu.
İSTİKRARLA YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ
ÖNDER Gençlik Başkanı Erkam Salih Büyükdinç de 2022 yılında ÖNDER Gençlik’in üç yıllık stratejisini belirlediklerinden bahsederek, “Uzun bir çalışma dönemi sonrası birinci, ikinci ve üçüncü yılımızı planladık. İlk iki yılımızda hamdolsun hedeflerimize ulaştık ve şimdi üçüncü yıla giriyoruz. En önemlisi gençlik felsefelerimizi oturttuk” dedi. “Amellerin en güzeli az da olsa devamlı olandır” hadisi şerifini şiar edinerek yollarına devam ettiklerini belirten Büyükdinç, “O da istikrar anlamına geliyordu. Bunun için Türkiye’nin Önderleri’ndeyiz, bunun için kardeşlerimizle ilgileniyoruz ve katma değeri her zaman artırmaya çalışıyoruz” dedi. ÖNDER Gençlik’te 30 ayrı kalem faaliyet gösterdiklerini bunlardan birinin de okul ziyaretleri olduğunu kaydeden Büyükdinç, sadece okul ziyaretleri kaleminde 8 ayda ilk sene 77 okulda 5 bin 400, ikinci sene de 345 okulda 35 binin üzerinde öğrenciye ulaştıklarını ve bunun günde en az 2 okul ziyareti anlamına geldiğini söyledi.
37 İLDE 4 BİN 500 ÖĞRENCİ
Türkiye’nin geleceğinde etkili olacak liderler yetiştirmek üzere 2019 yılında serüvenine başlayan Türkiye’nin Önderleri programı, 4500 öğrenciyi bünyesinde barındırıyor. İstanbul ile birlikte 37 ilde uygulanan programda her geçen yıl daha fazla gence ulaşıldı. Zaman yönetimi, irade terbiyesi, ekip çalışması, yetenek yönetimi ve iletişim becerileri üzerine gençleri geleceğe hazırlamayı amaçlayan program, bir danışman, iki koordinatör her grup için ikişer lider ve katılımcı öğrencilerden oluşuyor.
BAŞARILI OLANLARA SERTİFİKA
3 yıllık bir eğitim ve kişisel gelişim programı olan Türkiye’nin Önderlerinde dönemi başarı ile bitiren öğrenciler sertifikalarını alarak bir üst yılda eğitimlerini sürdürüyor. Bugüne kadar 510 öğrencinin mezun olduğu programa, son yılında İstanbul’da 300, Anadolu’da 1000 genç olmak üzere 1300 öğrenci dahil olmuştu.
]]>Kılavuz Gemisi programı, üniversite öğrencilerine yönelik olarak ÖNDER Gençlik bünyesinde 2 yıllık bir kariyer destek programı olarak hayata geçirildi. Programda sosyal ve kültürel anlamda kendisini zenginleştirmeyi ve kariyer gelişimini zirveye çıkarmayı hedefleyen çeşitli fakültelerdeki öğrencilere okumalar, geziler, kurum ziyaretleri, kamplar gibi etkinliklerle destek sağlandı. Eğitimi başarıyla tamamlayan gençler, Taksim Camii Konferans Salonu’nda düzenlenen Kapanış Programıyla mezun oldu.

İNSAN YETİŞTİREN PROGRAMLARA EĞİLİYORUZ
Programda gençlere hitaben bir konuşma yapan ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, iki yıllık serüvenin güzel bir şekilde neticelendiğini söyledi. En kıymetli hikâyenin kaptanlarla kurulan diyalog ve yol arkadaşlığı olduğunu belirten Ceylan, “Okuduğunuz kitapları, izlediğiniz filmleri, öğrendiğiniz bilgileri belki unutacaksınız fakat buradaki dostluğunuz, kaptanlarınızla yakaladığınız muhabbet ömür boyu devam edecek” dedi. Bu serüvenin aileye yeni üyelerin katılımıyla devam edeceğini kaydeden Ceylan sözlerini şöyle sürdürdü:
İmam hatip camiası olarak biz hep yatay çalışmalar, kitlesel, geniş katılımlı salon programları yapıyorduk. İnsan yetiştiren programların dikey çalışmalar, uzun soluklu çalışmalar olduğunu düşünerek bunlara eğildik. İnşallah bu çalışmaların meyvelerini çok fazla beklemeden elde edeceğimize inanıyorum.

AMAÇ İSTİKRARLI ÇALIŞMA
ÖNDER Gençlik Başkanı Erkam Salih Büyükdinç de ilk yola çıktıklarında zihinlerinde soru işaretleri olduğunu belirterek, “Hamdolsun tüm arkadaşlarımız, kıymetli ekiplerimiz, kaptanların özverileriyle büyük bir aile olarak güzel işler yaptı. Hepinize teşekkür ediyorum” dedi.
Çalışmada iki temel üzerinde durduklarını kaydeden Büyükdinç, “Amellerin en hayırlısı az da olsa devamlı olandır hadisi şerifinden hareketle çalışmalarımızı sürdürdük ve ne yapıyorsak az da olsa istikrar sağlamaya çalıştık. Siz de istikrarlı olarak bu programı tamamladınız. İkinci olarak biz burada gençler olarak hem kendimizi yetiştirip hem de gençler yetiştiriyoruz. Bu da ikinci şiarımız” ifadelerini kullandı.
7 ALANDA EĞİTİM ALDILAR
Program koordinatörleri Sudenur Çavdar ve Bünyamin Şahan, Kılavuz Gemisi programında iki yıl boyunca yapılan çalışmaları aktardıkları bir sunum yaptı. Dr. Öğretim Üyesi Sümeyye Kuşakcı’nın kapanış dersinin ardından ise gençlere sertifika takdimi yapıldı. İki yıllık kariyer destek programı olan Kılavuz Gemisi’nin ilk eğitiminden 66 kız, 42 erkek öğrenci olmak üzere 108 öğrenci mezun oldu. Tıp, hukuk, idari bilimler, ilahiyat, mimarlık, psikoloji ve medya olmak üzere 7 alandaki eğitimlere devam eden öğrenciler kaptanlarıyla programları tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı.

KAPTANLARDAN TECRÜBE AKTARIMI
Gençlerin manevi ve kültürel gelişimine de destek sağlamayı amaçlayan program, 2022 yılı Kasım ayında hayata geçirildi. Programda aynı bölümde okuyan öğrenciler tayfa, alanlarının profesyoneli grup liderleri ise kaptan olarak nitelendiriliyor. 2 senelik programda tayfalar, kaptanlarıyla yüz yüze ve çevrimiçi buluşmalar yaptı. Alana yönelik okumalar, geziler, ziyaretler gerçekleştirildi. Eğitimin ardından programa başarıyla devam eden gençleri staj ve yurtdışı imkânı da bekliyor.
]]>Sertifika programına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz, AA Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Enis Peru, Cezayir’in Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Faysal Allek, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Kamu Diplomasisi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Oğuz Güner ve AA Akademi Müdürü Zeynep Bayramoğlu Öztürk katıldı.

AA Genel Müdür Yardımcısı Peru, AA’nın 1920’de Anadolu’nun haklı mücadelesini dünyaya duyurmak amacıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde kurulduğunu hatırlatarak, “Bugün 104 yaşında olan Ajans’ımız sadece haber üreten bir fabrika olmakla kalmayıp sosyal sorumluluktan kültür sanata birçok alanda bir akademi, bir okul misyonu da üstlendi.” dedi.

2012’den bu yana AA Akademi yapılanması bünyesinde gerçekleştirdiği eğitim programlarıyla AA’nın bu misyonunu sürdürdüğünü belirten Peru, AA’nın düzenlediği eğitim programlarına 2023’te 1413’ü kurumdan, 170’i kurum dışından olmak üzere 1583 gazeteciye farklı konularda eğitimler verildiğini söyledi.

Peru, AA’nın 137 ülkede 39 ofis ve yayın merkeziyle faaliyet gösterdiğini, 76 farklı ülkeden abonesinin olduğunu, 13 farklı dilde yayın yaptığını ve 2023’te toplam 2,1 milyon içerik ürettiğini aktardı.

AA Akademi tarafından 2012’den beri profesyonel eğitmenlerce verilen Savaş Muhabirliği Eğitimi’ne dikkati çeken Peru, verilen “Savaş Muhabirliği Sertifikası”nın uluslararası geçerliliğe sahip olduğunu belirterek katılımcıları Savaş Muhabirliği Eğitimi’ne de davet etti.

Peru, Cezayirli gazetecilerin, Gazetecilik Etkileşim Programı kapsamında 3 günlük sürede önemli tecrübeler edindiklerini ve daha önce de 27 Cezayirli gazetecinin AA Akademi bünyesinde verilen enerji muhabirliği, savaş muhabirliği, afet haberciliği programlarına katıldığını kaydetti.
Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, programı gerçekleştirdikleri için İletişim Başkanlığı ve AA’ya teşekkür etti.
Cezayir ve Türkiye halklarının kardeş olduğunu fakat devlet olarak ilişkilerinde “kayıp zaman” oluştuğuna dikkat çeken Küçükyılmaz, bu kayıp zamanı telefi etmek için çalışılması gerektiğini belirterek, “Bu etkinlik, bu koşmanın nişanelerinden, işaretlerinden bir tanesidir çünkü birbirimizin pozisyonlarını, birbirimizin tavırlarını, sorunlarını anlamaya ihtiyacımız var.” diye konuştu.

Küçükyılmaz, 2010’da AA muhabiri Hakan Çopur ile Türk basınında “dış habercilik” üzerine bir çalışma yaptığını hatırlatarak, “O çalışmayı yaparken şunu fark etmiştim; 2010 yılı itibarıyla biz Türkiye’de, Türk basını olarak kavramlarımızı henüz inşa edememiştik. Batılı ajanslardan besleniyorduk. Müslüman dünyaya, özellikle Arap dünyasına, Orta Doğu’ya, Afrika’ya, Batılı tercüme kavramlar üzerinden bakmaktaydık ve bu bizim tarihsel dini, kültürel kardeşlerimizle bağımızı zedeleyen bir unsura dönüşmüştü. İşte o gün yaptığımız küçük mütevazı çalışmada ben gördüğümüz pek çok sorunun şimdi Türkiye’de ortadan kalktığını görüyorum.” ifadelerini kullandı.
Dünyanın çeşitli yerlerine muhabir yollayan ajansların, Batılı ve büyük sermayeye sahip olduklarına dikkati çeken Küçükyılmaz, bu ajansların kendi ideolojik öncelikleri çerçevesinde, siyasal öncelikleri çerçevesinde bir haber dili inşa ettiklerini söyledi.
Küçükyılmaz, kayıp zamanın telafisi için iki ülke arasındaki insan hareketliliğinin artırılması gerektiğini vurguladı.

İki ülke arasında ortak tarihi şahsiyetlere de değinen Küçükyılmaz, bağların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Cezayir’in Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Allek de iki ülke arasında ortak tarih ve kültürün olduğunu belirterek iki ülkenin de aynı bakış açısına sahip olduğunu ve cumhurbaşkanları seviyesindeki görüşmenin iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirdiğini ifade etti.

Gazetecilik Eğitim Programı’nda 15 Cezayirli gazeteci 3 gün boyunca birçok konu başlığı altında eğitimler aldı. Akademi bünyesinde eğitim alan Cezayirli gazeteci sayısı 42 oldu.
Veri Görselleştirme, Teyit Haberciliği, Görsel Yetkinlik, Sosyal Medya, Siber Güvenlik, Kriz Yönetimi ve Stratejik İletişim konularında uzman kişiler tarafından verilen eğitim sonrası katılımcılara sertifika verildi.
Şimşek, AA muhabirine, Dünya Bankası ile yürütülen işbirliği çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Dünya Bankasından kısa süre önce 3 ayrı proje için 1,5 milyar dolarlık finansman temin edildiğini anımsatan Şimşek, bu kaynağın Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacağını söyledi.
Şimşek, Dünya Bankası ile şimdi de 2024-2028 mali yıllarını kapsayan dönemdeki mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan önemli bir programa imza atıldığına işaret ederek, “Dünya Bankası ile yürüttüğümüz güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturuldu. Dünya Bankasının ilk üç yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi (Country Partnership Framework-CPF) Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi.” diye konuştu.
“TÜRKİYE UYGUN KOŞULLU KREDİDE ÜÇÜNCÜ SIRADA”
Şimşek, Dünya Bankasının, Orta Vadeli Program’ın açıklanmasının ardından Türkiye’ye aktardığı kaynak tutarını, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar dolar daha ilave ederek 35 milyar dolara yükseltme kararı aldığını anımsattı. Türkiye’nin Bankadan uygun koşullu kredi kullanan ülkeler arasında dünyada 3’üncü, bölgesinde ise birinci sırada olduğu bilgisini veren Şimşek, yeni programın detaylarını da paylaştı.
Bakan Şimşek, Türkiye’nin 12’nci Kalkınma Planı önceliklerine uyumlu hazırlanan programın, yüksek ve sürdürülebilir verimlilik artışı, kapsayıcı hizmetler ile istihdam ve dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarına odaklanacağını belirterek, bu başlıkların, Dünya Bankası ile geliştirilebilecek işbirliği alanlarını ortaya koyduğunu dile getirdi.
“AFETLERE DAYANAKLILIKTAN İHRACATA KADAR PEK ÇOK ALANDA DESTEK SAĞLANACAK”
Bu kapsamda, afetlere karşı dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliğiyle mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda Dünya Bankası desteğinin sağlanmasının planlandığını vurgulayan Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:
“Program, Dünya Bankası kuruluşları olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) tarafından ortaklaşa uygulanacak. Bankanın ülkemizdeki faaliyetlerinin etkisi artırılacak. Bu süreçte, ülkeye özgü zorlukların çözümüne odaklanan, özel sektör katılımını artırmayı hedefleyen ve operasyonlarda bütüncül sonuçları elde etmeyi amaçlayan bir yaklaşım izlenecek.”
“ÖZEL SEKTÖRÜN GELİŞTİRİLMESİNDE KULLANILACAK”
Şimşek, Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı kapsamında Dünya Bankasının 3 yıl içinde Türkiye’ye sunacağı ilave 18 milyar dolarlık finansman paketine değinerek, “Söz konusu tutarın 6 milyar dolarının IBRD’den, 9 milyar dolarının IFC’den sağlanması bekleniyor. MIGA’nın ise kısa vadeli garantiler aracılığıyla 3 milyar doları harekete geçirmesiyle 3 yıl içinde sağlanacak finansmanın yaklaşık üçte ikisinin özel sektörün geliştirilmesinde kullanılması öngörülüyor.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen makro ve sektörel bazdaki teknik ve analitik çalışmaların yeni program döneminde de devam edeceğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:
“Ayrıca ülkemizin kalkınma hedeflerini desteklemek adına diğer kalkınma paydaşlarıyla yeni ortaklıklar kurmanın yolları aranacak. Dünya Bankası 70 yılı aşkın süre boyunca ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında en önemli paydaşlarından biri olmuştur. Yeni Ülke İşbirliği Çerçevesi, Banka ile olan ortaklığımızı daha da pekiştiriyor. Söz konusu işbirliği, Dünya Bankasının ülkemizin gelecek 5 yıllık dönemine, ekonomi ve yatırım programımıza duyduğu güvenin de göstergesidir. Yeni dönemde ülkemize kaynak akışı artarak devam edecek.”
]]>İftar ve sahur heyecanı da “Ramazan Sevinci” ve “Sahur Bereketi” programlarıyla yaşanacak. Sahur Bereketi her gece 04.15’te, “Ramazan Sevinci” saat 18.15’te, “Kur’an-ı Kerim Hatm-i Şerif” programı ise saat 05.55’te ramazan boyunca her gün ekranlara gelecek.
Başrolünde Rüzgar Aksoy’un yer aldığı Aziz Mahmud Hüdayi’nin hikayesine odaklanan “Aziz Mahmud Hüdayi: Aşkın Yolculuğu” dizisi her gün 23.45’te izleyiciyle buluşacak.
“Mustafa Kara ile Tasavvuf Kültürü Söyleşileri”, hafta içi her gün saat 12.30’da, “Mahya” programı her gün saat 18.30’da, “Yazma” programı her salı saat 20.00’de, “Geleneğin Kalp Atışları – Ramazan” özel bölümüyle 15 Mart saat 17.00’de, “Tarih Söyleşileri – Ramazan Geleneğimiz” 2 Nisan saat 23.00’te TRT 2 ekranlarında olacak.
– TRT Belgesel özel yapımlarıyla Ramazan ayında ekranını renklendirecek
“Vahyin İzinde” yapımı ramazan ayı boyunca saat 16.00’da TRT Belgesel ekranlarında olacak. Her gün saat 17.00’de ise “Müslüman Gibi Yaşamak” belgeseli yayınlanacak.
TRT Belgesel’in yeni içeriği “Bir Tariften Fazlası” her gün saat 18.00’de, Tarihin Efsaneleri “Halid Bin Velid” özel bölümüyle 16 Mart saat 14.30’da izlenebilecek.
TRT’nin uluslararası dijital yayın platformu tabii’de ise “Hay Sultan” ve “Eyvah Ramazan Bey” yapımlarının ikinci sezonlarının da yer alacağı “Ramazan Ayı Özel Kategorisi” oluşturulacak.
– TRT Çocuk, Ramazan ayına özel hazırlanan içeriklerini minik izleyicileriyle buluşturacak.
“Aslan”, “Elif ve Arkadaşları”, “Aybek”, “Babamın Gölgesi 1918”, “Maysa ve Bulut”, “ÇocukÇuf”, “Eymen ile Çimen”, “Nasreddin Hoca Zaman Yolcusu” ve “Taktik 6” çizgi filmleri ramazan boyunca saat 19.25’te TRT Çocuk’ta çocukların beğenisine sunulacak.
“Dennis ve Gnasher” çizgi filmi, yeni bölümleriyle 11 Mart’tan itibaren hafta içi her gün 17.40’ta, “Köstebekgiller”in sevilen bölümleri ise ramazanın ilk gününden itibaren her gün 18.05’te TRT Çocuk’ta olacak.
TRT Diyanet Çocuk kanalında “Manidar”, “Hay Hak”, “Sevimli Sabahlar”, “Heybeli Tiyatro”, “Meraklı Hafiye”, “Cümbür Cemaat” ve “Şeker Hoca” çizgi filmleri de ramazan boyunca çocuklarla buluşacak.

– TRT Müzik’ten özel programlar
Türk müziğine ait eserler, enstrümantal formlarıyla ramazanda “Saz Eserleri” programında saat 05.30’da, “Gönül Bahçesi” ise saat 18.45’te TRT Müzik izleyicisine ulaşacak.
Ramazan boyunca her gün saat 22.00’de canlı yayınlanacak “Ramazan’da Sözün Özü” programında da Türk İslam medeniyeti ve kültürü hakkında sohbet ve bilgiler aktarılırken, tasavvuf ve Türk müziği eserlerinin icrasının yanı sıra Kazak Akapella Grubu tarafından Ahmet Yesevi’nin hikmetleri de seslendirilecek.
Çeşitli dini konuların uzman konuklarla ele alınacağı “Çılka Rehmeti” (Rahmet Damlası) her gün saat 04.00, ramazana özel haber programı Rengen Remezane (Ramazan Renkleri) hafta içi her gün saat 9.00’da, Pirsen Oli (Dini Sorular) her cuma saat 15.15’te, “Dema Fitare” (İftar Vakti) her gün saat 17.00’de, Risale–i Nur Külliyatı’ndan derlenen konularla “Nura İslame” (İslam’ın Nuru) her gün saat 12.30’da, “Awazen Dilan” (İlahi Sesler) her gün saat 18.45’te, “Jiyana Hz. Muhammed” (Hz Muhammed’in Hayatı) her gün saat 20.00’de TRT Kürdi ekranlarında yerini alacak.
“İftara Sizdeyiz Avrupa”, “Sokak İlahileri”, “Avrupa’da İftar Bereketi”, “İskandinavya Türk Camileri”, “Hollanda ve Belçika’da Türk Camileri”, “Daha Doğrusu”, “İpekten Mahyalar”, “Efendimizin (Sav) 24 Saati”, “Dost Yüzler”, “Anadolu’da Kur’an-ı Kerim Tilaveti”, “Anadolu Camileri”, “Bir Hadis Bir İnsan”, “Kalbin İçindekiler”, “Hatırla!”, “Ramazan Kitaplığı” ve “Her Güne Bir Hadis” ramazan boyunca TRT Türk ekranlarında izleyici ile buluşacak.
Ramazan boyunca ekrana gelecek olan “Hoş Geldin Ramazan” programı ise canlı yayınla ramazanın ilk günü saat 20.10 yayınlanacak.
“Mahya Ramazan” (Ramazan Mahyası) programı ramazan ayı boyunca her gün canlı yayınla saat 23.00’te TRT Arabi’de izleyiciyle buluşurken, “Al-Aqsa Wa Al-Imam” (Aksa ve İmam) programı saat 18.40’ta, “Asdaa Al-Qibab” (Kubbelerin Yankıları) saat 19.40’ta ve “Mufakkirah Ramazan”” (Ramazan Günlükleri) programı da ramazan boyunca her gün ekranlara gelecek.
TRT Radyo 1’de ise her akşam saat 18.15 – 20.30 arasında “Radyoda İftar Vakti” programında uzman konukları dinleyici ile buluşturacak. 04.15 itibarıyla da yayınlanacak “Sahur Bereketi” ardından “Mukabele” yayını olacak.
]]>PİLOT girişimlerinin, bir dizi konferans, uygulamalı çalışma oturumları ve network sağlama amacıyla Stanford Üniversitesi’nin öğretim üyeleri ve sektör uzmanlarından bilgi aldığı programın açılış konuşmasını yapan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, şunları söyledi: “Dijitalleşmeyi, ülkemizi dünyaya ve geleceğe bağlamak olarak görüyoruz. Bu kapsamda; yenilikçi ve inovasyon odaklı yaklaşımımızla yepyeni rotalar çiziyoruz. Teknolojiyi üretmenin yanında ihraç etme misyonumuz ile Türkiye’yi geleceğe taşıyacak her hamlede varız. Bu alanların başında da girişimcilik ekosistemini konumluyoruz.” dedi.
Girişimlere yapılan her yatırımı Türkiye’nin geleceğine yönelik bir yatırım olarak gördüklerini belirten Önal şöyle devam etti: “Desteklerimizi sürdürerek, global başarılara imza atacak çok daha fazla girişime destek olarak ülkemizden yeni unicorn’lar çıkarmayı hedefliyoruz. Küresel çapta girişimlerin doğum yeri olan Stanford Üniversitesi’nin programıyla girişimlerimiz, dünya arenasındaki yerlerini daha da sağlamlaştıracak. Yerli teknoloji girişimlerinin dünya arenasında yükselişini ve ekosistemi küreselleştirecek yatırımlarımızı desteklemeye devam edeceğiz.”
Girişimcilik ekosistemini daha da güçlendirerek, büyütmeyi amaçlayan Türk Telekom, gelişmiş bir girişimcilik kültürünün Türkiye’yi geleceğe taşımasına öncülük edecek ve girişimcilik ekosistemini dünyaya açacak çalışmalarını sürdürüyor. Türk Telekom Ventures’ın Girişim Hızlandırma Programı PİLOT’un girişimleri, girişimcilik eğitim programına katılmak üzere ABD’ye gitti. Stanford Mesleki Gelişim Merkezi ile iş birliği içinde tasarlanıp sunulan kurumsal eğitim programı Stanford Üniversitesi kampüsünde başladı.

“GELİŞMİŞ BİR GİRİŞİMCİLİK KÜLTÜRÜNÜN TÜRKİYE’YI GELECEĞE TAŞIMASINA LİDERLİK EDİYORUZ”
PİLOT girişimlerinin yer aldığı, aynı zamanda Stanford Üniversitesi’nden girişimcilik alanında uzman isimlerin katıldığı programda açılış konuşmasını yapan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Türkiye’nin dijitalleşme sürecine devam ederken, bu süreci hayatın tüm alanlarını kapsayan bir yol haritasıyla sahipleniyoruz. Ülkemizin teknolojiye en yüksek yatırım yapan markalarından biriyiz. Teknolojiyi üreten ve ihraç eden bir konumdayız. Bu misyonumuz kapsamında; yeni nesil teknolojileri ve bu teknolojileri besleyen girişimleri desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Nitekim, girişimcilik ekosistemini daha da güçlendirmeyi ve büyütmeyi amaçlıyor, gelişmiş bir girişimcilik kültürünün Türkiye’yi geleceğe taşımasına liderlik ediyoruz” dedi.
Destekledikleri girişimlerin küresel arenada ses getirmelerine katkı sağlayacak çalışmalara imza attıklarını belirten Önal şöyle devam etti: “Kurumsal Girişim Sermayesi şirketimiz Türk Telekom Ventures ile dünya genelinde önde gelen girişimcilik merkezleri ve ekosistemleriyle stratejik iş birlikleri kurarak, küresel ağımızı genişletiyoruz. Bu kapsamda; Stanford Üniversitesi’nde özel olarak tasarlanan girişimcilik programı, Türkiye’nin küresel inovasyon haritasına önemli bir katkı sağlayacak.
Girişimcilik ekosistemini büyüterek, bu alanda Türkiye’yi geleceğe taşımayı sürdürüyoruz. Türk Telekom Ventures’ın San Francisco’da bulunan ofisi girişimlerimizin dünyaya açılması için önemli bir durak. Bu ofis ile Türkiye’den çıkan değerli fikirleri Silikon Vadisi üzerinden dünyaya açıp, dünyadaki yenilikçi fikirleri ise ülkemize taşıyarak Türkiye ve global pazarlar arasında köprü oluyoruz. Bu kapsamda; sağlıktan enerjiye, eğitimden, yapay zekâ destekli iş çözümlerine kadar pek çok alanda, teknolojiye odaklanan yerli girişimlere rehberlik ederek yatırım yapıyoruz.
Emeklerimizin karşılığını, desteklediğimiz girişimlerin dünyaya açılıp küresel başarılara imza atmalarına şahitlik ederek alıyoruz. Türk Telekom Ventures yatırımlarımızdan dijital pataloji alanında tanı desteği sağlayan Virasoft, dünyanın her yerinden yatırım almaya devam ederken, bir diğer girişimimiz eğitim platformu MentalUP, bugün 120’den fazla ülkede 15 milyon kullanıcıya sahip.
“Sentetik Veri Anonimleştirme” teknolojisi çözümü sunan Syntonym, ABD, Avrupa ve İngiltere pazarında büyümeyi amaçlıyor. Girişimlerimizin, dünyanın pek çok noktasında, her alanda insanların yaşamlarına dokunarak hayatlarını kolaylaştıran çözümler sunmaları bizim için en değerli çıktı diyebilirim. Hepsiyle gurur duyuyoruz.”
GLOBAL VİZYONA HÂKİM OLACAKLARI BİR PROGRAMA KATILACAKLAR
Stanford Üniversitesi ile yapılan iş birliği ile; TV reklamları için ölçümleme platformu Medialyzer, garanti belgelerini dijitalleştiren ve tüketicilerin garanti süreçlerini tek panelden kontrol edebilmeleri için, firmalara bulut tabanlı çözümler sunan bir web uygulaması egaranti, güvenilirlik odaklı varlık ve bakım yönetimi platformu Sensemore, algoritmik finansal analiz platformu F-Ray/JetScoring, web3 finansman platformu Finceptor, tüketici kredisiyle alışveriş yaptıran finans uygulaması FINSO, yapay zeka tabanlı navigasyon ve lokalizasyon çözümleri Link Robotics, şirketlere yönelik yapay zeka tabanlı aktif öğrenen platform B2Metric AI ve müşterinin sesi yönetimi platformu Cloud4Feed’ten oluşan 9 ekip tamamlayıcı ABD programına katılacak.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği “insanlı ilk uzay bilim misyonu”nun tamamlandığına işaret eden Kacır, “Şimdi hedefimiz Milli Uzay Programı’ndaki diğer projeleri de başarıyla gerçekleştirmek.” ifadesini kullandı.
‘YAKIN ZAMANDA…’
Kacır, söz konusu programdaki hedefleri ise şöyle sıraladı:
“- İnsanlı Uzay Bilim Misyonu’muzdaki bilimsel deneylerin çıktılarını dikkatle değerlendirecek ve bu araştırmaların devam etmesi için gerekli desteği sunacağız.

– Sonraki astronot misyonumuza yönelik hazırlıklarımızı tamamlayacak, ikinci astronotumuzun yakın zamanda yörünge altı bir uçuşta bilimsel deneyler gerçekleştirmesini sağlayacağız.
– Uluslararası Uzay İstasyonu’nda başkaca bilimsel araştırmalar yürütmek ve uluslararası işbirliklerini güçlendirmek adına programlar başlatacağız.
– Diğer insanlı uzay görevleriyle ilgili olası uluslararası işbirliklerini değerlendireceğiz. İnsanlı uzay görevlerinde kullanılan uzay istasyonları ve diğer sistemlerin geliştirilme süreçlerine yönelik AR-GE programları başlatacağız. Bu sistemleri geliştirmekte olan kurumlarla işbirlikleri yapacağız.
‘UZAYA BAĞIMSIZ ERİŞİM PROGRAMIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ’
– Ankara’da uzay teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Uzay sanayisini geliştirecek, yılda 600 milyar dolara erişen küresel uzay ekonomisinden daha fazla pay alacağız.
– Uzaya bağımsız erişim programımızı sürdüreceğiz. Fırlatma roketleri geliştirmeye yönelik projelerimize devam edecek, 2030’a dek, uluslararası iş birlikleriyle bir uzay limanı kuracağız.
– Ay programımızı gerçekleştireceğiz. Milli imkanlarla geliştirdiğimiz itki sistemine sahip, kendi mühendislerimizin ve bilim insanlarımızın tasarladığı ve ürettiği uzay aracıyla aya erişeceğiz. İnsansız sistemlerle gerçekleştireceğimiz bu program, bize, geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojileri zorlu uzay koşullarında kullanma ve sonraki zamanlarda ticarileştirme olanağı sağlayacak.
– Bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi projesini gerçekleştirerek, savunma sanayiinde ve sivil alanlarda teknolojik bağımsızlığımızı tahkim edecek bir stratejik kazanım elde edeceğiz.
– Türkiye Ulusal Gözlemevleri çatısı altında, ileri seviyede uzay gözlemleri için kurmakta olduğumuz Doğu Anadolu Gözlemevi Projesi’ni tamamlayarak, bölgemizin en gelişmiş teleskobuna sahip olacağız. Uzay gözlemlerini ve uzay havasına ilişkin araştırmaları destekleyeceğiz.
– BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK ve İMECE uydularıyla görüntüleme uydularının üretimine ilişkin adım adım ilerlettiğimiz kabiliyetlerimizi yüksek çözünürlüklü ve farklı niteliklerde görüntüleme uyduları geliştirerek artıracağız. İlk milli haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı yakın zamanda uzaya gönderecek ve bu alanda yetkinlik sahibi 10 ülkeden biri olacağız.
– Alçak yörünge takım uydularına ilişkin milli üretim programı başlatacak, bu alanda kamu, akademi ve özel sektör projelerini destekleyeceğiz. Uydu geliştirme alanında kamuda bulunan kapasiteyi tek çatı altında toplayarak küresel rekabet gücünü kazanacağız.
– Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’i paydaşlarımızla düzenlemeye devam edecek, uydu, roket, dikey inişli roket yarışmalarımız ve diğer yarışmalarla, eğitim ve girişimci destek programlarıyla uzay bilimi ve teknolojilerinde insan kaynağımızı güçlendirecek, uzaya yönelik toplumsal ilgiyi artırmaya devam edeceğiz.”
]]>