Teknopark İstanbul açıklamasına göre, teknopark bünyesinde yer alan kuluçka merkezi Cube Incubation’da, Türkiye için farklı alanlarda stratejik öneme sahip birçok proje geliştiriliyor.
2014’te Cube Incubation’da faaliyetlerine başlayan Radarsan, bu girişimler arasında yer alıyor. Radarsan’ın kurucu ortakları, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın davetiyle yurt dışındaki profesyonel işlerini bırakarak Teknopark İstanbul’da, uzaktan algılama teknolojileri konusunda uzmanlaşmış bir yüksek teknoloji girişimi olan Radarsan’ı kurdu.
Radarsan’ın ana faaliyet alanını; sensör füzyonu, radar ve yapay zeka projeleri oluşturuyor. Şirket ayrıca katma değerli, ihracata yönelik AR-GE projeleri üzerine çalışıyor.

Teknopark İstanbul’un AR-GE ve İnovasyon Destek Programı’ndan yararlanan Radarsan, 2022’de Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı kuruluşu olan Savunma Sanayi Teknolojileri (SSTEK) AŞ tarafından geliştirdiği yüksek teknolojiler ile yatırım yapılmaya değer görülerek iştirak oldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Radarsan Genel Müdürü Serhat Doğan, yerli ve milli imkanlarla tasarladıkları dünyanın ilk doğuştan yapay zeka tabanlı trafik radar sistemi olan Trafidar’ın odak ürünleri olduğunu belirtti.
Trafidar’ın, Radarsan’ın 10 yıllık AR-GE çalışmaları sonucunda geliştirdiği yapay zeka platformunun en önemli ürünlerinden biri olarak öne çıktığını aktaran Doğan, “Trafidar, Savunma Sanayii Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı ortak projelendirilmesi çerçevesinde sahadaki kullanıcı ihtiyacına binaen geliştirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kullanılacak olan bu sistem, teknik istekler dokümanı ile tanımlanan yüksek doğruluk oranlarıyla karayollarında gece-gündüz ve hava koşullarından bağımsız olarak dört şeride kadar olan araçların hızını, plakasını, markasını, modelini, tipini, konumunu ve rengini tespit ederek PolNet’e iletiyor.” ifadesini kullandı.

MANPRO, TERÖRLE MÜCADELE, İSTİHBARAT, KAÇAKÇILIK VE ORGANİZE SUÇLARLA MÜCADELEDE KULLANILIYOR
Doğan, geliştirilen yapay zeka platformunun bir başka stratejik ürününün ManPro olduğunu belirterek, ManPro’nun İHA’ların kırsalda yaptığı fonksiyonun bir benzerini şehir merkezlerinde yaparak terörle mücadele, istihbarat, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelede kullanıldığını ifade etti.
Savunma sanayi, otomotiv ve endüstride seri üretim hatlarında dijitalleşme ve kalite kontrol yapan CoVision’ın ise otonom ve uzaktan algılama yöntemleriyle derin öğrenim yapay zeka görüntü işleme teknikleri kullanılarak geliştirildiğini vurgulayan Doğan, şunları kaydetti:
“CoVision, insan gözüyle yapılan tüm kontrolü otonom hale getirerek ölümcül kazalara neden olabilecek üretim kaynaklı hataları önleyerek kalite kontrol süreçlerini hızlandırıyor, maliyetin düşmesini sağlıyor. Dünyanın en iyi üretim sistemi olarak adlandırılan Toyota Üretim Sisteminde 2018 itibarıyla araçların üretim kalitesi CoVision’a emanet. Radarsan, sivil sektörde edindiği bu tecrübeyi halihazırda başladığı savunma sanayi üretimlerine aktararak üretim kaynaklı hataları fabrika içerisinde yakalayarak güvenlik güçlerine sahadaki ihtiyaç durumunda en iyi koşulda çalışan sistemleri göndermeyi hedefliyor.
Ayrıca, yapay zeka tabanlı insandan bağımsız karar metodlarıyla parça özelinde kanıta dayalı izlenebilirlik sistemi kurmayı, projelerdeki en büyük maliyet kalemlerinden biri olan Entegre Lojistik Destek (ELD) maliyetini minimize etmeyi, ihracatta Made in Türkiye algısına kaliteli ürünün müşteriye gitmesini sağlayarak pozitif katkı sağlamayı hedeflemektedir.”
Teknopark İstanbul Genel Müdürü Fatih Özsoy da Radarsan’ın kurucularının Cumhurbaşkanlığı’nın davetine icabet ederek Türkiye’de çalışmalara başlaması ve Teknopark İstanbul’da büyük başarılara imza atmalarından mutluluk ve gurur duyduklarını belirtti.
Türkiye’nin beyin göçünü önleyecek altyapıları oluşturmada teknoparkların büyük sorumluluklar üstlendiğini aktaran Özsoy, “Bilim ve teknoloji alanında yetişmiş insanlarımızın ülkemizde çalışmalarını rahatlıkla sürdürebilmelerinin sağlanmasını, geleceğe yönelik kritik adımlardan biri olarak görüyoruz. Beyin göçünü tersine çevirmek için gayret gösteriyoruz. Kendileri, çalışmaları ve bu yaklaşımlarıyla başarılı girişimcilerimiz ve gençlerimiz için iyi bir rol model olmaktadır. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak yeni projelerini heyecanla bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Güler, ASELSAN tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri için yerli ve milli olarak geliştirilen, ülkenin en uzun menzilli radarı olan erken ihbar radar sistemlerinin ilk teslimatı dolayısıyla ASELSAN Gölbaşı tesislerinde düzenlenen, “Taşınabilir Erken İhbar Radar Sistemleri Teslimat Töreni”ne katıldı.

Bakan Güler, burada yaptığı konuşmasında, helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile beraberindekilere Allah’tan rahmet, İran halkına da başsağlığı dileğinde bulundu.
“Kahraman ordumuzun gücüne güç katacak kritik projelerden biri olan taşınabilir erken ikaz radar sisteminin ilk teslimatına, büyük bir mutlulukla şahitlik ediyoruz. Bu ileri teknoloji ürünümüzün, ülkemize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” diyen Güler, uluslararası ilişkilerde belirsizliklerin hakim olduğu, risk ve tehditlerin her geçen gün daha da arttığı bir sürecin yaşandığını belirtti.
Güler, yaşanan bu hassas gelişmelerin, ülkelerin güvenlik ihtiyacını öncelikli hale getirdiğine işaret ederek, “Bu nedenle stratejik bir coğrafyada yer alan ülkemizin, kendi güvenliğini sağlayabilmesi için, savunma sistemlerini kendi imkan ve kabiliyetleri ile üretmesi hayati önemi haizdir. Geçmişte yaşadığımız acı tecrübeler yerli ve milli savunma sanayimizi her ne pahasına olursa olsun geliştirmemiz gerektiğini bizlere göstermiştir.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu stratejik vizyon ve yüksek irade sayesinde savunma sanayisi alanında büyük projelerin başlatıldığını dile getiren Güler, şöyle devam etti:

“Bunun neticesinde, birbirinden değerli firmalarımızın, hemen her platformda tasarlayıp ürettiği, sürekli olarak yenilerini geliştirdiği yerli ve milli savunma sanayii ürünleri, ordumuzun gücüne güç katmaktadır. Yerli ve milli üretime dayanan, böylelikle Türkiye’nin bağımsızlığına katkı sunan savunma sanayimiz, teknoloji üretme ve transfer kapasitesinin yanında, ihracat performansıyla da ülke ekonomisine de güç katmaktadır. Savunma sanayimiz artık güçlü altyapısı, sürdürebilir ekosistemi, geniş istihdam olanakları ve ürettiği birbirinden kritik projeler ile bölgesinde ve dünyada rol model durumundadır. İthal sistemlere olan ihtiyacımızın azalması ve ileri savunma teknolojilerine dayalı bir savunma sanayine sahip olmamız, politik ve ekonomik bağımsızlığımızı sağlarken askeri ve stratejik seviyede uluslararası etkinliğimizi de artırmıştır.”
“İLK UÇUŞLARINI GURURLA İZLEDİK”
Bakan Güler, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) olmak üzere tüm paydaşlarla uyum içerisinde işbirliğine dayalı çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.
Bunun neticesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine her geçen gün yeni ürünleri dahil ettiklerini, ordunun imkan ve kabiliyetlerini mütemadiyen geliştirdiklerini ifade eden Güler, şunları kaydetti:
“Nitekim sadece son aylarda insansız savaş uçağımız ANKA 3 ile yerli ve milli uçağımız KAAN’ın başarıyla gerçekleştirilen ilk uçuşlarını gururla izledik. Aynı şekilde insanlı hava platformlarımız HÜRKUŞ, HÜRJET, GÖKBEY ve KAAN’ın seri üretimine yönelik çalışmalarımızı hızlandırdık. Yerli ve milli imkanlarla üretilen gemilerimizi ve insansız deniz aracımızı donanmamızın hizmetine alırken yine Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak torpido ve füzelerin seri üretimine yönelik anlaşmaları imzaladık. Bunlara ilaveten, Kara Kuvvetlerimizin operasyon etkinliğine değerli katkılar sağlayacak farklı çap ve özelliklerdeki 4 yerli ve milli füzemizin tedarik sözleşmelerini imzalarken, modernize edilen ilk tankımızı teslim aldık. Bugün de yine ülkemizin savunmasına yönelik son derece kritik bir proje olan taşınabilir erken ikaz radar sistemini, envanterimize katıyoruz.”

Güler, gelişen harp teknolojisi ile asimetrik risk ve tehditlerin, savunma ve güvenlik doktrininin sürekli değiştiğine dikkati çekerek, artık geleneksel askeri tedbirlerin yanı sıra en modern teknolojiye dayalı modern savunma sistemlerine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
“RADARIMIZ ORDUMUZA ÖNEMLİ BİR ÜSTÜNLÜK SAĞLAYACAK”
Tehditleri erkenden tespit edip algılayan ve karşı reaksiyon üreterek etkisiz hale getirebilen radar sistemlerinin varlığının, hayati öneme sahip olduğunu anlatan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle erken ikaz radar sistemleri uçaklar ve diğer hava hedeflerinden balistik füzelere kadar, geniş tehdit yelpazesini tespit edebilmekte ve menzilleri nispetinde etkisiz hale getirebilmekte, bu yönüyle de ülkeler için muazzam bir savunma imkanı sunmaktadırlar. Bunun bilinciyle, Türkiye olarak gerekli çalışmaları başlattık ve neticede Savunma Sanayii Başkanlığımız ve ASELSAN, yıllardır büyük bir gayretle üzerinde çalışarak erken ikaz radar sistemini üretmeyi başardı. Bu yeni nesil radar sistemimiz, Türkiye’nin en uzun menziline sahip olması, erken ihbar yeteneği, hızlı kurulum ve toparlanma gibi etkin hareket kabiliyeti ile kendi klasmanında en donanımlı özellikleri bünyesinde barındırıyor. Yüksek operasyon becerisine sahip bu radarımız sayesinde çok yönlü tehditlerin önceden tespit ve takibini hızlı bir şekilde yapacak, böylece tehditlere karşı uzun menzilde etkin bir şekilde mukabele ederek ülkemizin savunma yeteneklerini büyük ölçüde artıracağız. Ayrıca personelimizin etraflıca bilgi sahibi olması, hızlı karar alarak icraata yönelmesi bakımından da radarımız, ordumuza önemli bir üstünlük sağlayacaktır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini en güçlü şekilde sağlamak için gerekli tüm tedbirleri almaya günümüzün ve geleceğin gerektirdiği en modern sistemlerle kahraman ordumuzu donatmaya devam edeceğiz.”

Güler, ASELSAN tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri için yerli ve milli olarak geliştirilen, ülkenin en uzun menzilli radarı olan erken ihbar radar sistemlerinin ilk teslimatı dolayısıyla ASELSAN Gölbaşı tesislerinde düzenlenen, “Taşınabilir Erken İhbar Radar Sistemleri Teslimat Töreni”ne katıldı.

Bakan Güler, burada yaptığı konuşmasında, helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile beraberindekilere Allah’tan rahmet, İran halkına da başsağlığı dileğinde bulundu.
“Kahraman ordumuzun gücüne güç katacak kritik projelerden biri olan taşınabilir erken ikaz radar sisteminin ilk teslimatına, büyük bir mutlulukla şahitlik ediyoruz. Bu ileri teknoloji ürünümüzün, ülkemize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” diyen Güler, uluslararası ilişkilerde belirsizliklerin hakim olduğu, risk ve tehditlerin her geçen gün daha da arttığı bir sürecin yaşandığını belirtti.
Güler, yaşanan bu hassas gelişmelerin, ülkelerin güvenlik ihtiyacını öncelikli hale getirdiğine işaret ederek, “Bu nedenle stratejik bir coğrafyada yer alan ülkemizin, kendi güvenliğini sağlayabilmesi için, savunma sistemlerini kendi imkan ve kabiliyetleri ile üretmesi hayati önemi haizdir. Geçmişte yaşadığımız acı tecrübeler yerli ve milli savunma sanayimizi her ne pahasına olursa olsun geliştirmemiz gerektiğini bizlere göstermiştir.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu stratejik vizyon ve yüksek irade sayesinde savunma sanayisi alanında büyük projelerin başlatıldığını dile getiren Güler, şöyle devam etti:

“Bunun neticesinde, birbirinden değerli firmalarımızın, hemen her platformda tasarlayıp ürettiği, sürekli olarak yenilerini geliştirdiği yerli ve milli savunma sanayii ürünleri, ordumuzun gücüne güç katmaktadır. Yerli ve milli üretime dayanan, böylelikle Türkiye’nin bağımsızlığına katkı sunan savunma sanayimiz, teknoloji üretme ve transfer kapasitesinin yanında, ihracat performansıyla da ülke ekonomisine de güç katmaktadır. Savunma sanayimiz artık güçlü altyapısı, sürdürebilir ekosistemi, geniş istihdam olanakları ve ürettiği birbirinden kritik projeler ile bölgesinde ve dünyada rol model durumundadır. İthal sistemlere olan ihtiyacımızın azalması ve ileri savunma teknolojilerine dayalı bir savunma sanayine sahip olmamız, politik ve ekonomik bağımsızlığımızı sağlarken askeri ve stratejik seviyede uluslararası etkinliğimizi de artırmıştır.”
“İLK UÇUŞLARINI GURURLA İZLEDİK”
Bakan Güler, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) olmak üzere tüm paydaşlarla uyum içerisinde işbirliğine dayalı çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.
Bunun neticesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine her geçen gün yeni ürünleri dahil ettiklerini, ordunun imkan ve kabiliyetlerini mütemadiyen geliştirdiklerini ifade eden Güler, şunları kaydetti:
“Nitekim sadece son aylarda insansız savaş uçağımız ANKA 3 ile yerli ve milli uçağımız KAAN’ın başarıyla gerçekleştirilen ilk uçuşlarını gururla izledik. Aynı şekilde insanlı hava platformlarımız HÜRKUŞ, HÜRJET, GÖKBEY ve KAAN’ın seri üretimine yönelik çalışmalarımızı hızlandırdık. Yerli ve milli imkanlarla üretilen gemilerimizi ve insansız deniz aracımızı donanmamızın hizmetine alırken yine Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak torpido ve füzelerin seri üretimine yönelik anlaşmaları imzaladık. Bunlara ilaveten, Kara Kuvvetlerimizin operasyon etkinliğine değerli katkılar sağlayacak farklı çap ve özelliklerdeki 4 yerli ve milli füzemizin tedarik sözleşmelerini imzalarken, modernize edilen ilk tankımızı teslim aldık. Bugün de yine ülkemizin savunmasına yönelik son derece kritik bir proje olan taşınabilir erken ikaz radar sistemini, envanterimize katıyoruz.”

Güler, gelişen harp teknolojisi ile asimetrik risk ve tehditlerin, savunma ve güvenlik doktrininin sürekli değiştiğine dikkati çekerek, artık geleneksel askeri tedbirlerin yanı sıra en modern teknolojiye dayalı modern savunma sistemlerine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
“RADARIMIZ ORDUMUZA ÖNEMLİ BİR ÜSTÜNLÜK SAĞLAYACAK”
Tehditleri erkenden tespit edip algılayan ve karşı reaksiyon üreterek etkisiz hale getirebilen radar sistemlerinin varlığının, hayati öneme sahip olduğunu anlatan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle erken ikaz radar sistemleri uçaklar ve diğer hava hedeflerinden balistik füzelere kadar, geniş tehdit yelpazesini tespit edebilmekte ve menzilleri nispetinde etkisiz hale getirebilmekte, bu yönüyle de ülkeler için muazzam bir savunma imkanı sunmaktadırlar. Bunun bilinciyle, Türkiye olarak gerekli çalışmaları başlattık ve neticede Savunma Sanayii Başkanlığımız ve ASELSAN, yıllardır büyük bir gayretle üzerinde çalışarak erken ikaz radar sistemini üretmeyi başardı. Bu yeni nesil radar sistemimiz, Türkiye’nin en uzun menziline sahip olması, erken ihbar yeteneği, hızlı kurulum ve toparlanma gibi etkin hareket kabiliyeti ile kendi klasmanında en donanımlı özellikleri bünyesinde barındırıyor. Yüksek operasyon becerisine sahip bu radarımız sayesinde çok yönlü tehditlerin önceden tespit ve takibini hızlı bir şekilde yapacak, böylece tehditlere karşı uzun menzilde etkin bir şekilde mukabele ederek ülkemizin savunma yeteneklerini büyük ölçüde artıracağız. Ayrıca personelimizin etraflıca bilgi sahibi olması, hızlı karar alarak icraata yönelmesi bakımından da radarımız, ordumuza önemli bir üstünlük sağlayacaktır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini en güçlü şekilde sağlamak için gerekli tüm tedbirleri almaya günümüzün ve geleceğin gerektirdiği en modern sistemlerle kahraman ordumuzu donatmaya devam edeceğiz.”

Görgün, törende yaptığı konuşmada, radar sistemlerinin harp alanı ve sınır güvenliği açısından önemli bir unsur olduğunun altını çizerek, bu kapsamda yaklaşık 30 yıldır radar alanında çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Özellikle havadan keşif, gözetleme, sınır gözetleme, deniz platformları, hava savunma sistemleri, füze sistemleri, arama gözetleme, atış kontrol, takip ve silah tespit alanında radar geliştirmek için yeni teknolojilerde ülkeyi üstün kılacak çalışmalar yaptıklarını belirten Görgün, “Teslimatı gerçekleştirilen taşınabilir erken ihbar radar sistemleri çok stratejik bir ürün. Bu stratejik ürünün özellikle yerli milli üretilmesinin ve envantere kazandırılmasının ayrı bir huzuru var.” ifadelerini kullandı.
ASELSAN tarafından üretilen erken ihbar radar sistemi ürün grubu ailesinin tümüne ALP isminin verildiğine dikkati çeken Görgün, teslim edilen radarın da ALP 300-G olarak adlandırıldığını aktardı. Görgün, bu radar sisteminin 500’e yakın sayısal haberleşme yapabildiğine işaret ederek, radarın saniyede 81 DVD’nin içeriğini işleme kabiliyetine sahip olduğunu vurguladı.
Yaklaşık 10 farklı ülkeye 40 civarında farklı radar ihracatı yapıldığına dikkati çeken Görgün, şunları kaydetti:
“Dünyada diğer ülkelerde kullanımında olan İtalyan, Fransız ve Amerikan üretimi çok farklı radarlar var. Bugün teslim ettiğimiz ALP 300-G, gerek çözünürlük gerek menzil gerek doğruluk bakımından bunların hepsinden üstün. Bu radar aktif elektronik tarama özelliğine sahip, durarak çalışıyor. ALP 300-G radarı 4 binin üzerinde gönderme alma özelliğine sahip. Durarak çalışırken bir modül kısmında arıza olduğunda geri kalan işlemleri yapabiliyor. Ayrıca dönen radarlara göre bir üstünlüğümüz, bu radarımız bir periyodun tamamlanmasını beklemeden yansımayı alabiliyor. Ayrıca doğrulama sinyali de göndererek doğruluğunu daha hassas bir konuma getirebiliyor.”
Görgün, radarda 435 bin satırdan fazla kod kullanıldığına işaret ederek, “Bu radarın geliştirilmesinde 20’ye yakın patentimiz var. Radarımız ayrıca 30 dakikada kurulabiliyor. Uzak erişime radyolink göndererek haberleşmeyi kesintisiz sağlıyor.” dedi.
Radar projesine 436 firmanın katkı sağladığının altını çizen Görgün, “Radarın, hedef kümesi çok geniş elektronik harbe dayanıklı. Avantajlardan birisi de teknoloji hakimiyetimizle ihtiyaç duyulduğunda her an çok hızlı bir şekilde teknolojik desteğin verilebilmesi. Bir sonraki nesil üyelerin geliştirilmesinde çok hızlı cevap verilebilecek.” ifadesini kullandı.
“ALP 300-G İLE ERKEN İHBAR VE HAVA SAVUNMA RADAR AİLEMİZDE ÖNEMLİ BİR AŞAMAYI GEÇMİŞ OLDUK”
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol da ASELSAN’nın, radar alanında son yıllarda birçok önemli başarıya imza attığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“Tüm frekans bantlarında tasarım ve üretim yeteneği kazandı. 2023’te envantere giren Cenk ve Akrep ile deniz platformu radar ailemizi tamamladık. ALP 300-G ve yine bu yıl envantere girecek alçak irtifa radarı ile erken ihbar ve hava savunma radar ailemizde önemli bir aşamayı geçmiş olduk. Bizi radar liginde en üst sıraya taşıyan AESA Burun Radarımız Murad ile de hava platformu radarı geliştirebilen çok az sayıda ülkeden biri haline geldik.”
ASELSAN olarak, Türkiye’nin radar alanındaki temel bütün ihtiyaçlarını milli olarak karşılayabilir hale geldiklerinin altını çizen Akyol, geleceğin teknolojilerine hazırlık yaptıklarını ve TOBB Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi ile Quantum radarı geliştirmek için AR-GE çalışmalarının sürdüğünü aktardı.
Akyol, AESA radarlarda kullanılan GAN çiplerinin ve tüm alt bileşenlerin tasarım ve üretiminin ASELSAN’da yapıldığına işaret ederek, Bilkent Üniversitesi ile kurulan Aselsan Bilkent MikroNano şirketinde, bu çiplerde kullanılan galyum nitrat transistörlerini millileştirdiklerini söyledi.
ASELSAN’ı 2030’da dünyanın en büyük 30 savunma sanayi şirketinden biri yapmayı hedeflediklerini belirten Akyol, bu hedefe koşarken alanında en iyi ürünleri yapmayı, oyun değiştirici teknolojileri geliştirmeyi ve ihracat odaklı büyümeyi vizyon edindiklerini sözlerine ekledi.
HAVA SAVUNMA ÖZELLİKLERİYLE ÖNE ÇIKACAK!
Dizayn Proje Ofisi’ndeki ziyaretten yansıyan görüntülerde “TF-2000″de değişiklik detayı
TF-2000 hava savunma harbi muhribi Türkiye Cumhuriyeti anakarası ve bünyesinde bulunduğu görev gruplarını su üstü ve su altı farklı tehditlerden koruyabilecek uzun erimli kara taarruzlarını da gerçekleştirebilecek özellikle hava savunma rolü ile balistik füze tespit ve diğer güdümlü füzeleri imha gibi kritik rolleri yerine getirebilecek bir savaş gemisi olarak geliştiriliyor.
Temmuz 2017 tarihi itibari ile DPO tarafından tasarım çalışmalarına başlanan geminin çalışmalarına geçtiğimiz yıllarda ASFAT da dahil oldu.

3 ADET UZUN MENZİLLİ RADAR
Ziyaret kapsamında paylaşılan fotoğraflarda yer alan son dizaynda geminin ana misyonunu etkileyen ÇAFRAD’ın (Çok Amaçlı Faz Dizinli Radar Sistemi) çeşitli değişikliklere uğradığı görülüyor.
ÇAFRAD ilk ortaya çıktığında oluşturulan TF-2000 dizaynında 3 adet (Uzun Menzilli Arama Radarı – UMR, Aydınlatma Radarı – AYR ve Çok Fonksiyonlu Radar – ÇFR) 4 yüzlü (90 derecelik dört yüz sayesinde 360 derece kapsama alanı sunması için) sabit bir radar mimarisi yeni dizaynda değişerek radar sayısında azaltmaya gidildi.

Ziyarette paylaşılan fotoğrafta UMR’nin yerini koruduğu, ana mastta X bant 4 yüzlü bir radar diziliminin yerini koruduğu görülüyor.
S bant UMR yerini korurken önceki dizaynlarda UMR’nin üst kısmında yer alan AYR’nin kaldırıldığı veya ÇFR’nin kaldırılıp mast üzerine alındığı görülüyor.
Dolayısı ile 4 yüzlü 3 radardaki 12 toplam radar yüzü sayısı 4 yüzlü 2 radara yani 8 radar yüzüne düşürüldü.
ROKETSAN LEVENT SAVUNMA SİSTEMİ İLE GELEBİLİR!
Yeni tasarımda dikkat çeken bir diğer önemli detay da yerli füze tabanlı yakın hava savunma sisteminin (ROKETSAN LEVENT veya ASELSAN GÖKDENİZ ER) TF-2000 dizaynına eklenmiş olması. Eski tasarımlarda Phalanx nokta hava savunma sistemi (CIWS) dizaynda yer alırken yeni dizaynda öndeki füze tabanlı CIWS’ın yanı sıra namlulu GÖKDENİZ CIWS sistemi de geminin kıç bölümünde yer alıyor.
Çok önemli bir detay olarak Proje başlangıcında 32, sonrasında 64 olarak ifade edilen VLS (dikey atım sistemi) sayısı son tasarımda 96’ya çıktı. Köprü üstünün önündeki bataryada 32’li VLS ve arakasındaki bataryada 64’lü VLS olduğu görülüyor.
Ayrıca eğit ATMACA gemisavar füzesi atıcıları dizaynda görünmüyor. Dikey atış yöntemi ile atış mı yapılacağı yoksa baca önündeki bölmede bu füzeler için yer ayrılıp ayrılmadığı şimdilik bilinmiyor. 
YERLİ UÇAK GEMİSİNİN TASARIM AŞAMASI HALİHAZIRDA BAŞLAMIŞTI
3 Ocak 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplanmış Savunma Sanayii İcra Komitesi, askeri gemi projeleri kapsamında uçak gemisi tasarım aşamasının başladığını duyurmuştu.
Aralık 2023’te ise Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu (DHO) kuruluşunun 250’nci yıl dönümü töreninde konuşan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, TCG ANADOLU’dan daha büyük olacak ve 260-280 metre boyutlarında olması planlanan bir uçak gemisinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na kazandırılmasıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini söylemişti.
ASELSAN Teknoloji Transfer Müdürlüğü, ASELSAN’ın teknoloji transfer çalışmalarında royalti (kullanım hakkı) oranlarının ve ticarileşme modelinin belirlenmesi konularında ASELSAN sektör başkanlıklarına görüş verilmesi ve taraflar arasındaki koordinasyonun yürütülmesi görevlerini yerine getiriyor.
Dış paydaşlara yapılan teknoloji transferleri arasında şirketin yüksek üretim adetlerine ulaşan “uzaktan komutalı silah sistemleri” (UKSS) yer alıyor.
UKSS için ASELSAN Konya Silah Sistemleri AŞ’ye teknoloji transferi gerçekleştiriliyor.
ASELSAN Konya, UKSS üretiminin yanında yurt içinde üretilemeyen silahların tasarım ve üretiminde ülke açısından stratejik rol almak üzere kuruldu. ASELSAN’ın 30/35 milimetre silahlar konusunda sahip olduğu birikimin ASELSAN Konya’ya aktarılması ve bu alanda ürüne dönüştürülmesi amacıyla teknoloji transferine yönelik çalışmalar yürütüldü. ASELSAN Konya ile imzalanan Teknoloji Transfer Sözleşmesi kapsamında UKSS üretimine yönelik üretim hatlarının kurulumu ve kalifikasyonu çalışmaları planlandı ve devam ediyor.
ASELSAN BİRİKİMİYLE KARAYOLLARI TRAFİK RADARI
ASELSAN Radar ve Elektronik Harp Sistemleri Sektör Başkanlığının (REHİS) radar teknolojileri alanında geliştirdiği teknik bilgi birikiminin sivil alanda ticarileştirilmesi amacıyla Mikro Elektronik Sistemler (MELSİS) firmasına teknoloji transferi yapılacak.
REHİS’in geliştirdiği radar teknolojilerindeki birikiminin MELSİS firmasına lisanslanarak sivil sektörde kara yolları trafik radarı geliştirilmesi ve ticarileştirilerek ASELSAN’a royalti ödemesi yapılması sağlanacak. Bu kapsamda MELSİS ile teknoloji transferi sözleşmesi imzalandı.
Firmanın trafik radarı ürünü için gerekli geliştirmeleri ve modifikasyonları tamamlaması üzerine satışa çıkan ürünlerden royalti geliri elde edilecek.
YOLCUNUN YANINDAKİ TEHLİKELİ VE YASAK MADDEYE GEÇİŞ YOK
ASELSAN, şirketten yapılan teknoloji transferi yanında bu yolla dış paydaşlardan da yeni yetenekler kazanıyor.
Terahertz Gerçek Zamanlı Yolcu Görüntüleme Ürün Ailesi Projesi kapsamında TÜBİTAK MAM’dan teknoloji transferine yönelik çalışmalar yapıldı.
Terahertz Gerçek Zamanlı Yolcu Görüntüleme Sistemi, insan vücuduna gizlenmiş patlayıcı düzenekleri, tabanca, tüfek, bıçak gibi silahların yanı sıra uyuşturucu, tütün, sigara, et, alkol ve benzeri maddeleri vücudun yaydığı doğal THz ışımalarını kullanarak tespit eden görüntüleme cihazı olarak tasarlandı.
TÜBİTAK MAM tarafından geliştirilecek ve teknoloji transferi yapılan tümleşik alıcı dizisi, ilgili ASELSAN sistemine entegre edilerek kullanılacak.
40 MİLYAR DOLARLIK PAZAR İÇİN RÜZGAR TÜRBİNİ TEKNOLOJİ TRANSFERİ
ASELSAN Ulaşım, Güvenlik, Enerji, Otomasyon ve Sağlık Sistemleri Sektör Başkanlığı ile Teknoloji Transfer Müdürlüğü, Almanya merkezli Aerovide firmasının rüzgar türbini alanındaki patent, tasarım, know-how ve teknoloji birikiminin şirkete kazandırılmasına yönelik teknoloji transfer faaliyetleri yürüttü.
Bu kapsamda ASELSAN’a gerekli performans kriterlerindeki türbin ve ilgili teknolojiler için Aerovide firmasından temsilcilerle toplantılar düzenlendi, teknik, mali ve diğer konularda değerlendirmeler yapıldı ve anlaşma sağlanarak sözleşme imzalandı.
ASELSAN’ın teknoloji transferine ek olarak kendi adına yapacağı geliştirmeler ve entegrasyonlar sonrasında müşterilerine teklif verilecek.
Gelecek yıllarda rüzgar enerjisi için Türkiye pazarının 40 milyar doların üzerinde olduğu ve ASELSAN’ın bu pazarda önemli bir oyuncu olacağı öngörülüyor.
]]>