Sırbistan Çevre Koruma Hareketi tarafından İngiltere- Avustralya merkezli metal ve madencilik şirketi Rio Tinto’nun Loznica’da yürüttüğü lityum çıkarma projesine karşı organize edilen gösteri, Belgrad’daki Sırbistan Radyo Televizyonu (RTS) önünde yapıldı.
Binlerce çevreci aktivistin katıldığı gösteriye muhalifler de destek verdi.
Göstericiler, 10 Ağustos’taki protestoların ardından gözaltına alınan aktivistlere destek çağrısında bulunarak, “Kazamayacaksın”, ” Rio Tinto Sırbistan’dan defol” ve “Gösteriler barışçıl olduğu sürece sorun değildir” yazılı döviz ve pankartlar taşıdı.
Sırbistan Çevre Koruma Hareketi Kurucusu Bojan Simisic, burada yaptığı konuşmada, göstericilere teşekkür ederek bir sonraki eylemde daha çok katılımcı görmek istediklerini ifade etti.
Simisic, geçen hafta 60 aktivistin gözaltına alındığını savunarak, “Herkese söz veriyorum, kazı olmayacak.” dedi.
Sırbistan Ulusal Meclis Başkanı Ana Brnabic ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu geceki gösteri normal şekilde sona erdi. Organizatör, göstericileri cep telefonlarının pillerindeki lityumu kullanarak ‘karanlığı’ aydınlatmaya davet etti. Güzel. İkiyüzlülük mü? Ah, hayır!” ifadesini kullandı.
Brbanic paylaşımında, “Termik santrallerimizde kükürt giderme filtreleri inşa ettik, daha temiz hava ve yeşil enerjiye sahip olmak için yasalar çıkardık, yasa dışı çöp depolama alanlarını temizledik ve elektrikli otobüsler satın aldık. O zaman neredeydiniz? Herhangi birini övdünüz?” sözlerine yer verdi.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’ten “diyaloğa hazırız” mesajı
Çevreci aktivistlerin, 10 Ağustos’taki gösterilerinde bazı yollar, köprüler ve tren istasyonları kapatılmış, trafik akışı engellenmişti.
Sırbistan İçişleri Bakanlığınca yapılan açıklamada, söz konusu gösteriye 20 binden fazla kişinin katıldığına işaret edilerek, tren istasyonlarına giren göstericiler hakkında, “kamu düzeni ve huzurunu ihlal ettikleri” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulacağı belirtilmiş ve 3 kişi hapis cezası almıştı.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, gösterilerin ardından yaptığı açıklamada, ülkede lityum çıkarma projesine karşı düzenlenen gösterileri organize edenlerin ve muhaliflerin kendisinin görüşme çağrılarını reddettiğini ancak çözümün diyalogla sağlanabileceğini belirtmişti.
Lityum rezervlerine dair “2 yıl boyunca hiçbir kazı işlemi yapılmayacağını” vurgulayan Vucic, lityum çıkarma projesi karşıtı gösterilerin ardından halkla görüşeceğini ve referanduma gidilmesini tartışmaya hazır olduklarını da ifade etmişti.
Vucic, “Biz, halkla konuşacağız. Loznica’ya, Krupanj’a gideceğim, her yere gideceğim. Size kaç kişiyi toplayabildiğimi göstermek için büyük mitingler düzenlemeyeceğim. Gidip farklı düşünenlerle, sıradan insanlarla konuşacağım.” ifadelerini kullanmıştı.
Loznica’daki lityum madeni rezervleri 2004’te keşfedildi
Rusya ile tarihi ve kültürel bağlarını korumaya çalışırken ekonomisine katkı sağlayan Batılı ülkelerle de ilişkilerini iyi tutmaya çalışan Sırbistan’da 2004’te keşfedilen lityum madeni rezervleri, yıllardır bu konuda protestolara sahne olan ülkenin Rusya ve Batı ile kurduğu ilişki dengesini de zorluyor.
Avrupa Birliği’nin (AB) lityum madenini Avrupa’da, kendisine daha yakın bir yerde çıkararak hem küresel pazardaki fiyata etki etmek hem de jeopolitik gerginliğin arttığı dönemde dış tedarikçilere bağımlılığını azaltmak istediği belirtiliyor.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ile Almanya Başbakanı Olaf Scholz, 19 Temmuz’da Belgrad’da, ham madde, elektrikli araçlar ve elektrikli araçların batarya üretimi konusunda stratejik mutabakat zaptı anlaşması imzalamıştı.
Anlaşmanın Avrupa ve Almanya için önemli olduğunu vurgulayan Vucic, “Bu, bizim için bir dönüm noktası, büyük bir değişim ve geleceğe doğru sıçrama yapabilmek adına önemli. Bunun mümkün olduğunu bile düşünmüyorduk.” ifadelerini kullanmıştı.
Sırp lider Vucic, 2 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında ise Sırbistan’dan ve dünyanın farklı bölgelerinden alanında uzmanların görüşleri alınmadan lityum çıkarma işlemi yapmayacaklarını belirtmişti.
Vucic, ayrıca geçen aylarda ülkesine resmi ziyarette bulunan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ortak basın toplantısında, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesiyle ilgili ısrarla çalıştıklarını ve Çin’in son 3 yıldır Sırbistan’daki en büyük yatırımcı olduğunu vurgulamıştı.
Çin’in savunma alanında Sırbistan’a sağladığı desteği de önemsediklerine dikkati çeken Vucic, “Sırbistan’ın savunması, bugün Çin’in desteğiyle daha güvenilir.” ifadesini kullanmıştı.
Sırp lider Vucic ayrıca, “Rus istihbaratının ülkede Batılı güçlerin desteğiyle darbe yapılabileceği” konusunda kendisini uyardığını söylemişti.
Vucic, “Rusya’dan resmi bilgi aldık. Bununla ilgileniyoruz. Sırbistan Güvenlik Bilgi Ajansı (BIA) ve bu konuda uzmanlaşmış kişiler işlerini yapıyorlar. Bir şey yapmayı hayal edenler, yapamazlar. Sırbistan ilerliyor, bunu durduramazlar ve durduramayacaklar. Herkese mesajım bu. İnsanların endişelenmesine ve kaygılanmasına gerek yok.” açıklamasında bulunmuştu.
Bu arada, bölgedeki siyasi uzmanlar, Sırbistan’daki halihazırda en güçlü yatırımcıların arasında yer alan Çin’e bağımlılığı azaltmak için AB’nin, Sırbistan’ın kaynaklarına erişimin yolunu açmak istediğini, Rusya’nın ise buna müsaade etmek istemeyerek “darbe girişimi” uyarısı yaptığını belirtiyor.
Lityumun önemi
Elektrikli araçların dünya çapında yayılmaya başlamasının ardından bu taşıtların pilleri için hayati öneme sahip lityum başta olmak üzere nikel, kobalt ve manganez gibi madenler, son dönemlerin en önemli yer altı kaynakları olarak öne çıkıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), 2040 itibarıyla lityuma talebin 2020’ye göre 40 kat artabileceği öngörüsünde bulunurken bu madenin yeryüzündeki miktarı ve konumları da giderek ilgi çeken araştırma konuları arasında yer alıyor.
Elektrikli araçlar, uzmanlar tarafından “yeşil enerjiye” geçişte kritik dönüm noktası olarak görülüyor.
Lityum, nikel, kobalt ve manganez gibi elektrikli araç üretiminde gerekli madenlerin çıkarılma süreçleri ise çevreye ve insanlara zarar veriyor.
Uzmanlar, 2030 itibarıyla Çin, Avrupa ve ABD’deki araçların yaklaşık yüzde 60’ı elektrikli olduğunda dünyanın yetersiz lityum arzıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Çin’in lityum işleme fabrikaları ve pil üretimi açısından dünya pazarında baskın durumda olduğu, pazarı besleyecek lityum kaynaklarının gün yüzüne çıkarılmaması halinde tedarik zincirinin çökelebileceği uyarıları yapılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber7 – ÖZEL
Radyo7 programcılarından Erkan Koç Haber7.com muhabiri Müge Çakmak’ın sorularını yanıtladı. Koç, Radyo7’nin bu toprakların sesi olduğunu belirterek, evladından sonra 2’nci aşkının Radyo7 olduğunun altını çizdi.
İşte Erkan Koç ile yaptığımız röportajın detayları:

Radyo programcılığı serüveniniz nasıl başladı?
“Benim radyo programcığı 1994 yılında başladı. Beşiktaş musiki cemiyetinin konser duyurusu yapılacaktı. O zamanlar tek sanat müziği yayını yapan radyo vardı. Veyis FM’di şimdi kalmadı o radyo. Oraya cemiyetimizin konser duyurusunu yapma teklifiyle gittiğimde radyonun yayın yönetmeni “diksiyonun çok güzel bizimde sanat müziğini bilen programcıya ihtiyacımız var bizimle çalışır mısın?” dediğinde şaşırmıştım. Yapamayacağımı düşündüm. O zamanlar radyo programcısı olmak için okulunu okuyarak olmuyordu. O dönemlerde başlayan alaylıdır. Benimde serüvenim böyle başladı. 2 yıl kadar orada radyo programcılığı yaptım. Sonra 1999 yılında arabam ile yolda yolculuk halindeyken bir radyoya denk geldim. O radyonun radyo7 olduğunu öğrendim. Yeni yayın hayatına başlamış. Radyo7’de o dönem sanat müziği çalıyor, türkü çalıyor ve çok hoşuma gitti. Evet, işte dedim benim radyom. Buldum hemen frekansı. O zamanlar radyo7 Reşitpaşadaydı. 1999 yılında gittim ve radyo7’nin kurulmasıyla beraber ilk programcılarından birisi oldum. Dolu dolu 25 yılı kesintisiz radyo7’de program yapmaya devam ediyorum.”

ÇEYREK ASIRDIR RADYO7’DE YAYINDAYIZ
Radyo7’de hafta içi saat 09:00-12:00 arası “Erkan’la Çok Canlı” programını yapıyorsunuz. Sadık bir dinleyici kitleniz var. Uzun süreden beri bu dinleyici kitlesini tutmayı nasıl başardınız?
Ben şunu iddialı bir şekilde söylüyorum. Mikrofon başında 25 yıldır kesintisiz aynı radyoda, aynı saatte bu işe devam edebilme rekoru bende. Ve bu durumdan da çok mutluyum. Çünkü kurulduğunda buraya geldim ve bir bebekti. Radyo7 emekledi, yürümeye başladı ve şimdi koşarak devam ediyoruz. Milyonlarca insan her gün radyo7 ile güne başlıyor. Belirli bir noktada dinleyici sıkılabilir. Çünkü dile kolay çeyrek asır yayındasınız. Bunu da ben her sezon değişiklikler yapıyorum programımda. Mesela bugün sadece telefon bağlantıları aldık. Bunda da radyo7’nin gücünü göstermek adına şöyle bir şey yapıyoruz. 7 bölgeden 7 telefon bağlantısı yapıyoruz. Güneydoğu diyoruz sadece güneydoğudan insanlar arıyor ve yayına bağlanıyor. Böylece her bölgeyi sarmış oluyorsunuz. Şuan 53 ilde radyo7 vericisi var ve insanlar analog olarak açıp radyosunu dinleyebiliyor. Kısacası herke tarafından da çok seviliyor ve Türkiye’nin en çok dinlenen radyosu olduk.

RADYO7 BU TOPRAKLARIN NEFESİ
Radyo7’nin sizin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?
Radyo7 büyük bir aşk. Bir evladım var o’dur 1’nci aşkım, 2’incisi de radyo7’dir. Mesela rahatsızlandığımda bile sesim çıkıyorsa bile radyomda olmam lazım. Dinleneyim de gitmeyeyim dememişimdir. Çünkü bu ilk gün başladığım aşk ve heyecanla radyo7’ye geliyorum. Çok farklı tekliflerde geldi, televizyonlardan, farklı kanallardan, farklı kanallardan ama radyo7’yi ben çok seviyorum. Burasıyla adım oluştu ve Erkan Koç dendiğinde radyo7 ilk akla geliyor. Bu dünyadan göçüp gittiğimizde arkamızdan radyo7 ile güzel bir anı bırakacaksam bu bana yeter. Bir gün radyo7’nin tarihi yazılacak olursa mutlaka bizim adımızda bir köşede olacaktır. Radyo7’ye erişimler çok kolay. Dünyanın her yerinden çok ilgi gören, Türkiye’ye hasret duyuyor yurt dışına gitmiş insanlar Türkiye özlemini radyo7 ile gideriyor. Çünkü radyo7 de bu toprakların nefesi var. Neşet Ertaş’ı her radyoda duyamıyor maalesef. Türkiye’nin temel taşları bu radyonun da temelini oluşturan isimler.
Programda içeriklerinizi hazırlarken dinleyicilerinizden gelen geri bildirimleri dikkate alır mısınız?
Büyük çoğunlukta onlarda bizi yönlendiriyor. Kendinizi yenilemiyorsanız, hep aynı şekilde gidiyorsanız dinleyici belli noktadan sonra sıkılıyor. Frekansı değiştirmekte çok kolay radyo dinleyicisi açısından sizi anında bırakabilir. Biz bu duruma gelmemek adına arşivimizi yeniliyoruz. Hem güncel şarkıları yakalayıp dinleyicimizin kulaklarını rahatsız etmeyecek melodiler, söz yapılarına çok dikkat ediyoruz. Çünkü duyuyoruz başka radyolardan. Hakikaten insanı rahatsız edici şarkı sözleri var onları radyo7’de bulamazlar. Gönül rahatlığıyla bir baba genç kızıyla, bir anne genç evladıyla radyo7’yi dinleyebilir.
YAPTIĞIN İŞİ SEVECEKSİN
Radyo programcısı olmak isteyen genç iletişimci arkadaşlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
İlk olarak kabiliyetleri olacak. İstediğin kadar okulunu oku ama o kabiliyet ve istek sende yoksa olmuyor. Ama en önemlisi o işi seveceksin. Evet ben bu işi yaparken radyoculuğu, televizyonculuğu ay sonu gelecek parayı cebime koyacağım diyorsan geçmiş olsun sen başarılı olamazsın. O işte de kalıcı olamazsın. Hayır, ben başarılı olacağım, sürekli kendimi yenileyeceğim diyorsan parada zaten sonrasında seni gelip buluyor. En önemlisi bence yaptığın işi seveceksin.
Haber7 – ÖZEL
Radyo7 programcılarından Talha Bora Öge namıdiğer “Gölge” haber7.com muhabiri Müge Çakmak’ın sorularını yanıtladı. Talha Bora Öge, kendisini Radyo7’den ayıracak paranın olmadığını belirterek Radyo7’nin toplumun dinamiklerini çok iyi bildiğinin altını çizdi.
İşte Talha Bora Öge ile yapıtımız röportajın detayları:
Gölge ismi nereden geliyor? Hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?
30 yıldır bu işi yapıyorum bu işin başladığı yıllarda namım bay X’di. Malum bay x gizemli bir isim ve o zamanlar öyle bir gizem kattık ki benim adımı da söylemiyordum. Hatta şimdiki gibi sosyal medya yok yüzümü de bilmiyorlardı ve namımızın hakkını veriyorduk. Fakat Türkiye’ye seslenmeye başlayınca aynı gizemi taşıyan ama adımı da kullanabileceğim bir isme ihtiyacım oldu. Ankara’da o zamanlar bir alışveriş merkezindeyim. Baktım çok fazla ışık ve bir o kadarda gölge var. Kâğıda şunu yazdım, ”ışık var olduğu sürece gölge olacak yüreğinizin ışığı radyoda gölgesini bulacak” Talha Bora Öge namıdiğer Gölge. Hem bay x’in gizemi var hem de adımı kullanabiliyorum. Şiir okuyan bir adamım radyoda, Talha Bora Öge namıdiğer Gölge kafiyeli bir tarafı var. Namın içinde benim soy ismim gizli.
MESLEĞİ RADYO7’DE BIRAKMAK İSTERİM
Radyo programcılığı süreciniz nasıl başladı?
20 yıl olmuş ben radyo7 mikrofonlarına adım atalı. Nice yıllar burada olayım ve mesleği de burada bırakayım. Dönüp geriye baktığımda rüzgârdaki yaprak gibiyim. Kader beni oradan oraya savuruyor. Bende kendimi tevekkülle, Rabbimim akışına bırakmış gibiyim. Liseyi bitirdim tam Türkiye’de özel radyoların başladığı zamanlar. O dönemler radyolarda çokça “dj çok ister misiniz, radyocu olmak ister misiniz” ve eleman ihtiyaçları var. Tamamen tatilimi değerlendirmek için başladık ama içinden çıkamadık. Bu çıkamamakla alakalı belki fıtratımın etkisi olmuş olabilir. Ben mükemmeliyetçi adamım. Bir şeyi yapıyorsam iyi yapmaya çok gayret ediyorum. Belki bu psikoloji radyo programcılığına başladığım andan itibaren buralara gelmesini sağlamış olabilir.

BENİ RADYO7’DEN AYIRACAK PARA YOK
Radyo7’nin sizin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?
Kanal 7 Medya Grubunun kurucusundan en son giren elemanına kadar Allah hepsinden razı olsun. Maddi-manevi bu kurum bana çok şey kattı. Bu nedenle şu sözüm lütfen yanlış anlaşılmasın, “beni radyo7’den, kanal 7 Medya Grubundan ayıracak para yok. Benim buradan ayrılmak gibi bir niyetim yok. Buraya ciddi anlamda vefa borcum var. Ben hiçbir şeydim bana çok şey kattı. İsmimi duyurmamı sağladı burası. Özellikle radyo7’de Serhat Karasu ve Oğuz Sivri bu iki insanın benim üzerimde çok büyük emeği var.
RADYO7 TOPLUMUN DİNAMİKLERİNİ ÇOK İYİ BİLİYOR
Radyo7 Türkiye’de en çok dinlenen radyolar arasında ilk 3’de. Radyo7’nin bu başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ciddi emek var. Ben 20 yıl öncesini de biliyorum. Burada hep iyi niyetle ciddi bir gayret gösterildi. Mesai kavramı olmaksızın, halkla bütünleşerek hep doğru adımlar atılarak, doğru söylemlerde bulunarak toplumun dinamiklerini çok iyi bilen ve buna göre çok doğru konumlanan bir radyo. Bu radyonun kuruluş amacı da çok hoş devam etme niyeti de çok hoş. Aldığımız ödül ne diyor, “en iyi konuşan radyo” iyi konuşmak sadece düzgün Türkçeyle olmaz. Ne anlatıyorsun bizim aldığımız ödül bununla alakalı. Doğru konuşuyoruz iyi konuşuyoruz faydalı konuşuyoruz.

Dinleyicilerinizden gelen öneri ve eleştirileri dikkate alır mısınız?
Hangi sektör olursa olsun dikkate alırım. Onlar şunu hissetmeli bu kurum bizi dinliyor, bu kurum bizi dikkate alıyor, biz bu kurum için önemliyiz. Bu kurum bencil bir kurum değil bunu dedirten bir kurumuz biz.
Unutamadığınız yayın anınız var mı?
Aklıma ilk geleni söyleyeyim. Derdim dramatize etmek değil. Bizim işte para kazanmak çok zor. Ben 20 yılda son 10 yıldır para kazanıyorum. Yanlış anlaşılmasın ilk 10 yıl para almadım değil ama hani neredeyse yok gibiydi. Kendini ifade etmeye, kabul ettirmeye çalıştığım dönem. Hele daha ilk başladığım aldığım para ev tutmaya yetmiyordu. Ailemden uzaktaydım radyolarda, masalarda, koltuklarda yattım kalktım. Gündüzleri başka yerde çalışıyordum gece gidip program yapıyordum haliyle de yoruluyordum. Bir gün yayında uyumuşluğum var bunu hiç unutmam.
Bu işi yapmak isteyen genç iletişimci arkadaşlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Hayatın bir noktasında belki karşılaştığın insanlar belki de senin kendin zafiyetlerin huyunun açık noktaları sana pes ettirmek için uğraşır. Bir nokta gelir yok dersin. Bu iş yeter buraya kadarmış ben başka bir iş bulayım. Böyle bir ince çizgi o. O eşiği eğer sabreder, aşarsa başka boyuta geçiyor. Bu herkeste olmaya bilir. Ama çoğunluğun ve bu tür sınırlara geldiğine inanırım hep. Ve başaranlara bakın, dinleyenin, gözlemleyin böyle bir dönüm noktasında pes etmediklerini görürsünüz.
Haber7 – ÖZEL
Bu yıl 5.’si düzenlenen Engelsiz Mikrofon Ödülleri’nde Yılın En iyi Haber Programı ve Haber Spikeri ödülü alan Radyo7’nin tecrübeli isimlerinden Mehmet Can, Haber7 Muhabiri Müge Çakmak’ın sorularını cevapladı. Haberi okumaktan çok anlatmaya ve yaşamaya çalıştığını belirten Mehmet Can, Radyo7’nin başarısının altın anahtarının ekip ruhu olduğunun altını çizdi.
Radyo7 çatısı altında 25 senedir yayıncılık yapan Mehmet Can, dinleyicilerle interaktif bir etkileşim içinde olmanın kendisini motive ettiğini belirtti. Can, radyo haber spikeri ya da radyo yayıncısı olmak isteyen gençlere önemli tavsiyelerde bulundu.

İşte Mehmet Can ile yaptığımız röportaj:
Milattan önceye denk geliyor desem mübalağa olmaz. Ama 1993 yılı benim radyo mikrofonlarıyla buluştuğum yıldır. Aynı dönem üniversitede iletişim fakültesinde ilgili bölümde 1. Sınıf öğrencisiydim ve özel radyolarında Türkiye’de yayın hayatına başladığı döneme denk geliyor. Buradan hesabı yapınca yaklaşık 30-31 yıl gibi bir süre oluyor. Üniversitede bölümü okurken bir yandan pratik yapma imkânı buldum. Benim radyo yayıncısı oluşum genel branşım itibariyle planlıydı gerekse radyolarla buluşma tarihim itibariyle planlıydı Allah da yardım etti hiç şüphesiz.
Siz hafta içi 07.00- 09.00 arasında yayın yapıyorsunuz. Yayına hazırlık süreciniz nasıl oluyor?
Yarın sabahın yayını bugünden başlar. Bu bir haber yayını olduğuna göre bugünün haberi, içerikleri yarın sabahın alt yapısını oluşturur. Ama evdeki hesabın çarşıya uymadığı zamanlar bizde çoktur. Haber anbean değişebilir. Biz yarın sabaha hazırlıkları çok planlı, röportajları temin edilmiş, hangi haberleri öncelikle göreceğimizi belirlemiş bir yayıncı olarak mikrofonun başına otururuz. Ama o gün o saniye ya da gece biz uyurken öyle şeyler olmuş olabilir ki elimizdeki malzeme tamamen değişmiş olabilir. Yani biz çok motomot bir yayın yapmıyor ve anında ne yaşanıyorsa ona yanıtlar veriyoruz.
HABERİ OKUMUYORUZ, ANLATMAYA ÇALIŞIYORUZ
Yayın saatiniz çok erken o saatlerde dinleyici yayında tutmayı nasıl başarıyorsunuz?
Bu durum haber metniyle ilgili ama sadece haberle ilgili olduğunu söylersek de doğru bir tespit yapmamış oluruz. Sadece haberi okumayı değil haberi anlatmaya ve yaşamaya çalışıyorum. 31 yılın getirdiği bir kısım tecrübe ve birikimi haberle buluşturuyoruz. Yine de beni bile şaşırtan durumlarla da karşılaşmıyor değiliz. Çünkü yayına ilk başladığımız yıllarda radyo dinleyicisinin yayının içerisine bu kadar dâhil olduğu şartlar yoktu. Ama bugün var. Söylediğiniz cümle, meseleye yaklaşım, belki bir espri belki bir hiciv belki bir takdir anında dönüş alıyor. Ve size anında cevaplar veriyorlar. Gerçi bu durum beni motive ediyor.
RADYOLARIN LOKOMOTİFİYİZ
Kaç senedir Radyo 7’de çalışıyorsunuz ve Radyo 7’nin sizin hayatınızdaki önemi nedir?
Bu yıl 25. yılım Radyo 7’de. Böyle böyle meslek hayatımızı sürdürüyoruz. Radyo 7, radyoların lokomotifidir. Bu radyo bu şekliyle, bu kurumsal kimliğiyle, kurum yapısıyla, radyoculuk anlayışıyla varlığını sürdürmeseydi emin olun Türkiye radyoculuğunda çok büyük bir eksiklik olurdu. Radyo genel anlamıyla benim hayatımda yaşam anlamına gelmekle beraber Radyo 7 o yaşamın lokomotifi özelliğini taşır.

Dinleyicilerinizden gelen geri bildirimleri nasıl değerlendirirsiniz?
Asla olumlu veya olumsuz ayırmaksızın gelen mesajların tümünü görürüm ve önceden kontrol etmek şartıyla görerek ama mutlaka yer vermeye gayret ederim nezaketi elden bırakmadan. Kurum kimliğini asla kaybetmeden onların sorularına cevaplar vermeye çalışırım. Dönüşler negatifte olabilir pozitifte olabilir. Bizi dinlediklerini bildiğim ama bizimle aynı şekilde meseleye yaklaşmadıklarını bildiğim çok dinleyicim var. Ama yine de bizi dinliyorlar. Sabah saatlerinde insanların zor saatleri olarak tanımlanır. İşe giderken, okula giderken genellikle müzik programları tercih edilirken biz bu dilimi haber içerikli, yorum, görüş, değerlendirme, öneri, biraz kişisel birikim ve tiyatral özellikler katarak programı canlı tutmaya çalışıyoruz. Rakipleriyle genellikle müzik programları rakipleri başa baş giden bir radyo yayını halindeyiz. Türkiye 3.süyüz yıllardır.
Radyoda haber spikerliği yapmak ya da radyo programcısı olmak isteyen genç iletişimci arkadaşlara nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?
İlk olarak haber sevecekler. Haberle ilgilenecekler. Sadece hayatın eğlenceden ibaret olmadığını bilecekler. Haber izlemenin hayatı anlamak manasına geldiğini fark edecekler. Okudukları, takip ettikleri yazarlar olacak. İyi kanalları takip edecekler, iyi haber portallarını haber7.com’u okuyacaklar. Kıyastan korkmayacaklar. Her iki görüşünde kaynaklarından oto kontrolü kaybetmeksizin mukayeseden korkmayacaklar. Birazda sabırlı olmaları gerekiyor. Bugün bu işe girdim yarın bu işi çok rahatlıkla yaparım diye düşünüyorlarsa hayalperest olurlar. Bu işin en az 10 yılı var. Yazarak, okuyarak, muhabirlik yaparak, editörlük yaparak, fotoğrafçılık yaparak ama en az 10 yılı var. Dışardan gözüktüğü gibi değildir, dilinde kemiği yoktur, radyoda da bant yayın yoktur ağzınızdan çıkan kelime kuş olur uçar ama sorumluluğu sizindir.
BAŞARININ ALTIN ANAHTARI
Çok samimi ve işin ehli arkadaşlarla çalışıyorlar. Yani bu 25 yılın perde arkasına baktığımızda arkadaşlarımızın tümünün bu işten gelen ve tecrübeli arkadaşlar olduklarını görürsünüz. Büyük oranda alaylılar ama eğitimlilerde var benim gibi ilgili bölüm mezunu da var. Dolayısıyla istikrarlı bir şekilde sık değişim yaşamadan radyo yayıncısını da maddi-manevi ayakta tutarak onları bu çatı altında barındırıyor. Bana kalırsa bu ekip ruhu, tecrübeli yayıncılar Radyo 7’nin başarısının altın anahtarı.

Haber7-ÖZEL
Bu yıl 5.’si düzenlenen Engelsiz Mikrofon Radyo Ödülleri‘nde Yılın En İyi Konuşan Radyosu ödülünü alan Radyo 7 ekibinin tecrübeli sunucusu Eda Özdemir, Haber7 Muhabiri Müge Çakmak’a konuştu. Radyo 7′nin kendisi için aşk olduğunu söyleyen Özdemir, bütün dünyanın dinlediği bir radyoya sahip olmanın mutluluğunu ve heyecanını anlattı.
20 yıldır Radyo 7‘de yayıncılık yapan Eda Özdemir, radyoculuğa başlangıcının “ses tonun çok güzel iki anons çeker misin” sözleriyle başladığını belirterek, kariyerinde radyoculuk yapmayı düşünen gençlere tavsiyelerde bulundu. Özdemir, “İşinize ve eşinize aşık olmazsanız bu işi yapamazsınız” dedi.

İşte Eda Özdemir’le gerçekleştirdiğimiz röportaj;
“BÜTÜN DÜNYANIN DİNLEDİĞİ RADYOYA SAHİBİZ”
Radyo ile ilgili ilişkiniz nasıl başladı. Sizden dinleyebilir miyiz?
Aslında radyocu olmak diye gayem yoktu. Ama bir gün tüm Türkiye’ye bütün dünyaya sesimi duyuracağım demiştim. Gerçi o zamanlar konservatuvara gittim ama yıllar sonra bugün sesimi duyurabildiğim bir mikrofonum var. Bütün Dünyanın dinlediği radyoya sahibiz ne mutlu. Ben nöbetçi radyocuydum. Arkadaşımı ziyarete gitmem daha sonra onun yapmış olduğu iş ile birlikte oranın sahibinin “ses tonunun çok güzel iki anons çeker misin” demesiyle başladım. O gün bugündür konuşuyorum.
Radyoda dinleyicilerinizle interaktif bir ilişkiniz var. Bu ilişkinin geri dönüşleri nasıl oluyor? Bu geri dönüşler sizi nasıl motive ediyor?
Gelen mesajlar çok güzel öncelikle bunu söylemek isterim. Onun dışında gelen bunu da gururla söylemek istiyorum radyomuzun reytingleri maşallah diyeyim harika. Hem reytinglerden görüyoruz hem de mesajlardan görüyoruz Radyo 7 hem çok seviliyor, hem çok dinleniyor. Dinleyicilerimiz programcıları aileden biri olarak görüyorlar bu da mutluluk veriyor.

“RADYO 7 BENİM İÇİN AŞK”
Radyo 7’nin sizin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?
20 yıldır Radyo 7’deyim ne mutlu bana. Çok güzel bir bağ oldu, aile kurduk burada. Radyo 7 benim için tek bir kelime ile söylemek gerekirse “aşk” desem başkada bir şey söylemeye gerek yok. Çünkü ailemden çok burayı görüyorum. Ailemden çok burada vakit geçiriyorum, mesai arkadaşlarımla, mikrofonumla, dinleyicilerimizle o yüzden burası benim için çok özel. Kalbimdeki yeri çok başkadır.
Yayına hazırlık sürecinizde neler yapıyorsunuz?
Şarkı listemi hazırlıyorum. İstek programlarında hala toleranslı davranıyorum. Çünkü onların istedikleri şarkılara da yer vermek istiyorum. Ben daha çok doğaçlama program yapıyorum. Programımızda haftanın bir günü sesli mesajlara yer veriyoruz. Ama dediğim gibi o programda biraz daha esnek davranıyorum çünkü dinleyicilerimizin istekleri çok önemli. Onları kırmak istemiyorum. Gerçi sitem edenlerde oluyor tabi. O kadar çok mesaj geliyor ki bazen göremediğim oluyor. O yüzden beni mazur göreceklerini de biliyorum.

“KONUĞUMU STÜDYOYA KİLİTLEYEN BİR YAYINCIYIM”
Yayınlarınızda hiç unutamadığınız bir anınız oldu mu?
O kadar çok anılarımız var ki. Ama ben konuğumu stüdyoya kilitleyen bir yayıncıyım. Bizim Kanal 7 medya çatısı altında beraber çalışıyoruz. Yayın için hem Ülke Tv’ye hem de bana söz veren konuğum vardı. Birer saat ara ile programımıza gelecekti. Fakat Ülke Tv’de bir sıkıntı yaşandı. Benim yayın saatim geldiği için konuğumu almak durumundaydım. Çünkü sonuçta benimde günler öncesinden duyurularım var, yönetime karşı, dinleyicilerimize karşı sorumluluklarım var. Ben konuğumu stüdyoya aldım aşağıdaki sorun giderilmiş o sırada. Konuğuma dedim ki, sizi gönderemem benim yayınım başladı. O yüzden stüdyonun kapısını kilitledim. Dışarıda kıyamet koptu ama biz programımıza devam ettik.
Radyo programcısı olmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Bu işe gönül verenler her şeyi göze almalı. İlk zamanlar bizim mesaimiz yoktu. Sürekli çalışıyorduk, sürekli gözlem yapıyorduk. Sabır ve sebatla bu işleri yapıyorduk. O yüzden mikrofonun başına oturdum ya da işte ben radyo-televizyon mezunuyum diyerek olmuyor maalesef bu işler. İşin çekirdeğinden, mutfağından yetişmek gerekiyor. Önce cihazları tanımak lazım, her radyonun kendi kullanmış olduğu radyo programları var, liste programları var bunları bilmek lazım. Gündemi yakından takip etmek gerekiyor. İşini aşk ile yapmak, sevmek önemli İşinize ve eşinize aşık olmazsanız bu işi yapamazsınız.
Haber7-ÖZEL
Bu yıl 5.’si düzenlenen Engelsiz Mikrofon Radyo Ödülleri‘nde Yılın En İyi Konuşan Radyosu ödülünü alan Radyo 7 ekibinin tecrübeli sunucusu Eda Özdemir, Haber7 Muhabiri Müge Çakmak’a konuştu. Radyo 7′nin kendisi için aşk olduğunu söyleyen Özdemir, bütün dünyanın dinlediği bir radyoya sahip olmanın mutluluğunu ve heyecanını anlattı.
20 yıldır Radyo 7‘de yayıncılık yapan Eda Özdemir, radyoculuğa başlangıcının “ses tonun çok güzel iki anons çeker misin” sözleriyle başladığını belirterek, kariyerinde radyoculuk yapmayı düşünen gençlere tavsiyelerde bulundu. Özdemir, “İşinize ve eşinize aşık olmazsanız bu işi yapamazsınız” dedi.

İşte Eda Özdemir’le gerçekleştirdiğimiz röportaj;
“BÜTÜN DÜNYANIN DİNLEDİĞİ RADYOYA SAHİBİZ”
Radyo ile ilgili ilişkiniz nasıl başladı. Sizden dinleyebilir miyiz?
Aslında radyocu olmak diye gayem yoktu. Ama bir gün tüm Türkiye’ye bütün dünyaya sesimi duyuracağım demiştim. Gerçi o zamanlar konservatuvara gittim ama yıllar sonra bugün sesimi duyurabildiğim bir mikrofonum var. Bütün Dünyanın dinlediği radyoya sahibiz ne mutlu. Ben nöbetçi radyocuydum. Arkadaşımı ziyarete gitmem daha sonra onun yapmış olduğu iş ile birlikte oranın sahibinin “ses tonunun çok güzel iki anons çeker misin” demesiyle başladım. O gün bugündür konuşuyorum.
Radyoda dinleyicilerinizle interaktif bir ilişkiniz var. Bu ilişkinin geri dönüşleri nasıl oluyor? Bu geri dönüşler sizi nasıl motive ediyor?
Gelen mesajlar çok güzel öncelikle bunu söylemek isterim. Onun dışında gelen bunu da gururla söylemek istiyorum radyomuzun reytingleri maşallah diyeyim harika. Hem reytinglerden görüyoruz hem de mesajlardan görüyoruz Radyo 7 hem çok seviliyor, hem çok dinleniyor. Dinleyicilerimiz programcıları aileden biri olarak görüyorlar bu da mutluluk veriyor.

“RADYO 7 BENİM İÇİN AŞK”
Radyo 7’nin sizin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?
20 yıldır Radyo 7’deyim ne mutlu bana. Çok güzel bir bağ oldu, aile kurduk burada. Radyo 7 benim için tek bir kelime ile söylemek gerekirse “aşk” desem başkada bir şey söylemeye gerek yok. Çünkü ailemden çok burayı görüyorum. Ailemden çok burada vakit geçiriyorum, mesai arkadaşlarımla, mikrofonumla, dinleyicilerimizle o yüzden burası benim için çok özel. Kalbimdeki yeri çok başkadır.
Yayına hazırlık sürecinizde neler yapıyorsunuz?
Şarkı listemi hazırlıyorum. İstek programlarında hala toleranslı davranıyorum. Çünkü onların istedikleri şarkılara da yer vermek istiyorum. Ben daha çok doğaçlama program yapıyorum. Programımızda haftanın bir günü sesli mesajlara yer veriyoruz. Ama dediğim gibi o programda biraz daha esnek davranıyorum çünkü dinleyicilerimizin istekleri çok önemli. Onları kırmak istemiyorum. Gerçi sitem edenlerde oluyor tabi. O kadar çok mesaj geliyor ki bazen göremediğim oluyor. O yüzden beni mazur göreceklerini de biliyorum.

“KONUĞUMU STÜDYOYA KİLİTLEYEN BİR YAYINCIYIM”
Yayınlarınızda hiç unutamadığınız bir anınız oldu mu?
O kadar çok anılarımız var ki. Ama ben konuğumu stüdyoya kilitleyen bir yayıncıyım. Bizim Kanal 7 medya çatısı altında beraber çalışıyoruz. Yayın için hem Ülke Tv’ye hem de bana söz veren konuğum vardı. Birer saat ara ile programımıza gelecekti. Fakat Ülke Tv’de bir sıkıntı yaşandı. Benim yayın saatim geldiği için konuğumu almak durumundaydım. Çünkü sonuçta benimde günler öncesinden duyurularım var, yönetime karşı, dinleyicilerimize karşı sorumluluklarım var. Ben konuğumu stüdyoya aldım aşağıdaki sorun giderilmiş o sırada. Konuğuma dedim ki, sizi gönderemem benim yayınım başladı. O yüzden stüdyonun kapısını kilitledim. Dışarıda kıyamet koptu ama biz programımıza devam ettik.
Radyo programcısı olmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Bu işe gönül verenler her şeyi göze almalı. İlk zamanlar bizim mesaimiz yoktu. Sürekli çalışıyorduk, sürekli gözlem yapıyorduk. Sabır ve sebatla bu işleri yapıyorduk. O yüzden mikrofonun başına oturdum ya da işte ben radyo-televizyon mezunuyum diyerek olmuyor maalesef bu işler. İşin çekirdeğinden, mutfağından yetişmek gerekiyor. Önce cihazları tanımak lazım, her radyonun kendi kullanmış olduğu radyo programları var, liste programları var bunları bilmek lazım. Gündemi yakından takip etmek gerekiyor. İşini aşk ile yapmak, sevmek önemli İşinize ve eşinize aşık olmazsanız bu işi yapamazsınız.