Haber7-ÖZEL
Enerji bakımından dışa bağımlı olan Türkiye son yıllarda attığı adımlarla dışa bağımlılığını azaltmak için harekete geçti. Denizlerde doğalgaz araması yapmak için peş peşe sismik arama ve sondaj gemileri alınırken, karada da terörden temizlenen bölgelerde yapılan petrol arama çalışmalarına hız verildi. Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamak için attığı adımlarla bugün 55 milyar liranın üzerinde doğrudan tasarruf sağladığı rakamlarla ortaya çıktı.
KARADENİZ GAZI VE GABAR PETROLÜNÜN KEŞFİ
Türkiye’nin enerji için yaptığı hamleler sonucunu da vermeye başladı. Türkiye ilk olarak güzel haberi Karadeniz’den aldı. Karadeniz’de ilk sondaj Temmuz 2020‘de yapılırken, Ağustos 2020’de 320 milyar metreküplük ilk doğal gaz keşfinin müjdesi verildi. Sondajlarına devam eden Fatih gemisi gaz keşfini arttırarak 540 milyar metreküp olarak güncelledi. Gazın keşfedilmesinin ardından hemen başlanan tesis çalışmaları sonrası Türkiye kendi gazını 20 Nisan 2023‘te kullanmaya başladı.

Türkiye’nin karadaki petrol arama çalışmalarından ise 2021 yılında güzel haber geldi. Türkiye’nin peş peşe operasyonlar yaparak terörden arındırdığı Gabar Dağı‘nda 2021′de çok büyük bir petrol keşfi yapıldı. Yaklaşık 1 milyar varillik petrol keşfinin hemen ardından başlayan petrol çıkarma çalışmaları sonuç verdi. Şehit Esma Çevik ve Şehit Aybüke Yalçın sahalarında kurulan platformlarla hedeflenen günlük rakam 100 bin varil olarak belirlendi.
GÜNCEL RAKAMLARI BAKAN AÇIKLADI
Türkiye’nin yerli enerji çalışmalarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar dün açıklamalarda bulundu. Karadeniz gazı ve Gabar petrolüyle ilgili detayları aktaran Bakan Bayraktar, Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’nda günlük 4,5 milyon metreküp gaz üretildiğini bildirdi.
Bakan Bayraktar, Gabar Dağı’ndaki petrol üretimine ilişkin ise “Bugün Gabar’da günde 40 bin varillik üretim yapılıyor. Bu sayı 100 bine çıkacak. Böylelikle 2025’te Türkiye petrol ihtiyacının yüzde 20’sini kendi kaynaklarından karşılayacak.” dedi.
TÜRKİYE EKONOMİSİNE KATKISI
Bakan’ın Türkiye’nin enerji kaynaklarına ilişkin verdiği üretim verilerinin ardından bu rezervlerden Türkiye ekonomisine yapılan katkı merak konusu oldu. Haber7, Karadeniz gazı ve Gabar petrolünün günlük üretim verileri ile dünya piyasasındaki petrol ve gazın güncel rakamlarını hesaplayarak, Türkiye ekonomisine yapılan katkıyı gün yüzüne çıkardı.
GABAR PETROLÜNÜN EKONOMİYE KATKISI 40 MİLYARIN ÜZERİNDE
Türkiye, Gabar’da kurulan tesislerden güncel olarak günlük 40 bin varil petrol üretimi gerçekleştiriyor. Bugünün dünya piyasası kurlarında bir varil petrolün 87 dolar olarak hesaplanmasının ardından Gabar petrolünden günde 3 milyon 480 bin dolar, ayda 104 milyon 400 bin dolar doğrudan gelir sağlandığı ortaya çıkıyor.

Gabar petrolünün yıllık olarak Türkiye’ye doğrudan katkısının ise 1 milyar 252 milyon 800 bin dolar olduğu güncel Türk lirası kuruyla bu rakamın 40 milyar TL’nin üzerine çıktığı görülüyor.
KARADENİZ GAZININ EKONOMİYE KATKISI 16 MİLYARIN ÜZERİNDE
Karadeniz gazında ise açıklanan rakamlara göre günlük 4,5 milyon metreküp doğalgaz üretimi yapılıyor. Spot doğal gaz piyasasında 1000 metreküp doğal gazın referans fiyatı 10 bin 56 lira 50 kuruş olarak belirtilirken 1 metreküp doğal gazın fiyatı 10,0565 Türk Lirası olarak karşımıza çıkıyor. Dünya piyasasındaki rakamlara göre, Karadeniz’de üretilen günlük 4,5 milyonluk gazın güncel değeri 45 milyon 254 bin 250 TL olduğu ortaya çıkıyor.

Karadeniz gazının yıllık olarak Türkiye’ye doğrudan katkısının ise 16 milyar 514 milyon 668 bin 250 TL olduğu hesaplanıyor.
DOLAYLI KATKI DAHA YÜKSEK
Gabar petrolü ve Karadeniz gazının Türkiye’ye doğrudan katkısının yıllık 55 milyar TL’nin üzerinde olduğu ortaya çıkarken, bu rakamın dolaylı olarak daha fazla olduğu öngörülüyor. Türkiye, Gabar’dan çıkardığı petrolü ve Karadeniz’den çıkardığı gazı bugün yurt dışından ithal etmiş olması durumunda vadeli ödeme ve faiz ödemeleriyle birlikte bu rakamın çok daha yüksek olacağı belirtiliyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Başkan Vekili Ahmet Hamdi Gürdoğan, Karadeniz Somonu ihracatında son yıllarda iyi bir ivme yakaladıklarını söyledi. Özellikle Uzak Doğu ülkelerinin denizde 7 ay kalan Karadeniz somonunu tercih ettiğini belirten Gürdoğan, “Karadeniz’de yetişen, denizde 7 ay kalan somonu Japonya ve Uzakdoğu ülkeleri özellikle tercih ediyor. Somon ihracatında bu yılın Ocak-Şubat döneminde 70 milyon 614 bin dolar civarında bir miktar söz konusu. Bu da miktar bazında 13 bin tona tekabül ediyor. Miktar bazına baktığımız zaman yüzde 289, rakam bazında baktığımızda ise yüzde 164 arttığını görüyoruz. Türkiye ortalamasının üzerinde rekor bir artış. Bu rakamın yüzde 64’ü Doğu Karadeniz Bölgesinden sağlandı. Somon ihracatı özellikle uzak doğu ülkeleri Japonya, Çin, Kore, Vietnam olmak üzere Rusya, Avrupa Birliği ülkeleri şimdi de yeni yeni ABD’ye göndermeye başladık” dedi.

“Bu gidişle somon ihracatı fındığı da sollayacak gibi görünüyor”
Somon ihracatı rakamlarının fındık ihracatı rakamlarıyla yarıştığına dikkat çeken Gürdoğan, “Somon, Doğu Karadeniz Bölgesinde fındığa alternatif yeni bir ürün oldu. Somon, fındıkla gelir olarak yarışmaya başladı. Bu gidişle fındığı da sollayacak gibi görünüyor. Somon ihracatında özellikle depolamada çekilen sıkıntılar var. Lisanslı depoculuk anlamında yeni depo sisteminin kurulması gerektiğini, Doğu Karadeniz Bölgesi İhracatçılar Birliği olarak bu konuda bir çalışma yaparak ilgili bakanlıklara sunduk. Dolayısıyla ürünümüzün değerini düşük değil de devamlı değerinin artması için ufak kooperatif usulü, üreticilerin dahi balığını koyabileceği lisanlı depoculuk örneğini bölgemizde uygulatmada kararlıyız. Bunun için özellikle siyasilerden bizlere destek olmalarını bekliyoruz. Somon ihracatı gelecekte fındık rakamlarını aşması için yan sanayisini geliştirmemiz lazım” diye konuştu.

“Son 5-6 yılda denizdeki kafes sayısı arttı ama göl somonu ihracatı tehdit ediyor”
Son 5-6 yılda denizlerde kafes sayısının arttığını kaydeden Gürdoğan, “Özellikle son 5-6 yıldır Trabzon genelinde denizde kafes artmaya başladı. Her sene rakam olarak yüzde yüzün üzerinde artışla yapılıyor. Teknik alt yapısı olmayan insanların balıkçılık yapmaması gerekir. Çünkü ürünün kalitesini düşürdüğümüzde elimizde kalabileceğini düşünmemiz lazım. Onun için belli bir kontrol aynı zamanda kümelenme modelleriyle somon ihracatını çok daha sağlam temeller üzerine oluşturup Norveç örneğinde olduğu gibi gelecekte bu rakamları 2,5-3 milyar dolarlara çıkarabiliriz. Ancak bu ihracatın önündeki en büyük engel denizde yetiştirilmeyen iç bölgelerdeki baraj göllerinde yetiştirilen ve Karadeniz Somonu diye ihraç edilen somon. Bu göllerde yetişen göl somonunu aynı zamanda Karadeniz somonu diye piyasaya sürüldüğünde geri geliyor. Dolayısıyla bizim somon ihracatımıza da darbe vuruyor, kalitemizi düşürüyor. Onun için Tarım ve Orman Bakanlığının izlenebilirlik ve denizde 7 ay kalmayan somonun ihracatına özellikle izin vermemesi gerekiyor. Yaş meyve ihracatında olduğu gibi ürünün yetişmesindeki izlenebilirliğin sağlanmasının önemini vurgulamak istiyorum. Çünkü Karadeniz’in suyu ve denizde kalış süreci o balığın etindeki lezzeti ve katma değeri oluşturuyor. Deniz somonundaki koku olmuyor ama göl somonu aldıkları zaman koku ve etindeki kırmızılık oranının düşük olduğundan dolayı hem rakam bazında çok daha düşük oluyor aynı zamanda iç piyasaya Türk somonu, Karadeniz somonu diye yollandığı zamanda Türkiye’nin somon ihracatına çok kötü örnek oluyor. Bunun için Tarım ve Orman Bakanlığını göreve davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Somonu yarı mamül olarak da işleyip ihraç edebilmeliyiz”
Somon konusunda yeni bir sektörün başlangıcı yapılabileceğine dikkat çeken Gürdoğan, “Somonu yarı mamul olarak yani fileto gibi diğer şekillerle de gönderiyoruz. Türkiye kendi markasını oluşturup markette direkt satılabilecek şekilde katma değerli ürün noktasında işlenmiş bir ürün olarak da yollamalıyız. Bunun için alt yapı aynı zamanda Arge çalışmalarına ağırlık vermemiz lazım. Özellikle KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesine çok önemli görevler düşüyor. Yavruları büyütmede olsun, işlenmesinde olsun özellikle Vietnam gibi en çok ürün işlendiği yer olarak oradaki ustalarla işlemesini, kendi insanımıza özellikle bayanlara öğreterek Türkiye’de yeni bir sektöründe başlangıcı yapmamız gerektiğini söylemek isterim” şeklinde konuştu.
