Kurul, firma hakkında açılan soruşturmanın, yeniden satıcılarının satış fiyatını tespit ettiğine yönelik iddialar bakımından uzlaşma, bölge ve müşteri kısıtlaması iddiaları bakımından ise taahhütle sonlandırılmasına karar verdi.
Uzlaşma usulü sonucunda teşebbüse 2 milyon 269 bin 283 lira idari para cezası uygulanması kararlaştırıldı.
Firma tarafından sunulan taahhüt metninin de tespit edilen rekabet sorunlarını giderebilecek nitelikte olması nedeniyle kabul edilmesi uygun bulundu.
REKABET KURUMU’NDAN HATTAT TRAKTÖR’E CEZA
Traktör üretim ve pazarlama sektöründe faaliyet gösteren şirketler hakkında yürütülen soruşturma sonuçlandı.
Rekabet Kurumu’ndan yapılan açıklama şöyle:
Rekabet Kurulunun 08.09.2022 tarihli ve 22-41/591-M sayılı kararıyla, traktör üretim ve pazarlama sektöründe faaliyet gösteren AGCO Tarım Makineleri Ticaret Ltd. Şti. (AGCO), Argo Tractors Turkey Traktör San. ve Tic. Ltd. Şti. (ARGO), Başak Satış Pazarlama ve Yatırım AŞ (BAŞAK), Erkunt Traktör Sanayii AŞ (ERKUNT), Hattat Traktör Sanayi ve Ticaret AŞ (HATTAT), IPSO Tarım AŞ (IPSO), Kubota Turkey Makine Ticaret Ltd. Şti. (KUBOTA), Same Deutz Fahr Traktör San. ve Tic. AŞ (SDF), Tümosan Motor ve Traktör Sanayi AŞ (TÜMOSAN) ve Türk Traktör ve Ziraat Makinaları AŞ (TÜRK TRAKTÖR) hakkında bayilerin pasif satışlarını kısıtlamak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
Önaraştırma sürecinde elde edilen bilgiler ve belgeler ile yapılan incelemeler çerçevesinde;
Bölge ve müşteri kısıtlanması iddiasına yönelik olarak AGCO, BAŞAK, ERKUNT, HATTAT, IPSO, KUBOTA, SDF ve TÜMOSAN hakkında, Yeniden satış fiyatının tespiti iddiasına yönelik olarak HATTAT hakkında, Rekabeti kısıtlayıcı bilgi değişimi ve/veya rekabeti kısıtlayıcı anlaşma iddialarına yönelik olarak AGCO, ARGO, BAŞAK, ERKUNT, HATTAT, IPSO, KUBOTA, SDF, TÜMOSAN ve TÜRK TRAKTÖR hakkında
Kurulun 05.01.2023 tarihli ve 23-01/17-M sayılı kararı ile 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti amacıyla aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
Soruşturma sürecinde AGCO, BAŞAK, ERKUNT, HATTAT, IPSO, KUBOTA, SDF ve TÜMOSAN tarafından, soruşturma konusu iddialar ile bağlantılı endişeleri bertaraf etmek amacıyla taahhüt başvurularında bulunulmuş olup Kurul tarafından söz konusu taahhütler kabul edilerek adı geçen teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma sürecinin taahhüde konu rekabetçi endişeler bakımından sonlandırılmasına karar verilmiştir.
Nihai olarak, Rekabet Kurulunun 18.07.2024 tarihli ve 24-30/717-301 sayılı kararı ile;
AGCO, ARGO, BAŞAK, ERKUNT, HATTAT, IPSO, KUBOTA, SDF, TÜMOSAN ve TÜRK TRAKTÖR hakkında rekabeti kısıtlayıcı bir bilgi değişimi ve/veya anlaşma içerisinde olmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediklerine ve dolayısıyla aynı Kanun’un 16. maddesi uyarınca adı geçen teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına yer olmadığına, HATTAT tarafından nihai satış noktalarında yeniden satış fiyatının belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiğine, bu nedenle teşebbüse 20.675.810,53 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına
ve soruşturmanın sonlandırılmasına karar verilmiştir.
]]>Kurumun 2023 yılında gösterdiği performansı 2024 yılında da artırarak sergilediğini, Kurulun da geçen yılın tamamında 447 karar aldığını dile getiren Küle, şu ifadeleri kullandı:
“Bu yılın ilk yarısında 96 rekabet ihlali, 143 birleşme-devralma kararını da içeren 283 kararı ele aldık. Bu, geçen yıla göre ortalamada yüzde 25 artış anlamına geliyor. Bu rakamlar rekabet ihlallerine göz yummama taahhüdümüzdeki kararlı duruşumuzun bir yansıması niteliğindedir.”
Kurul kararlarının ayrıntıları hakkında da bilgi veren Küle, “Rekabet ihlali kararlarının 90’ı teşebbüsler arası rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalara yönelik iken, 4’ü hakim durumun kötüye kullanılmasına, 2’si de her iki ihlal türüne yöneliktir.” dedi.
66 UZLAŞMA, 11 TAAHHÜT KARARI ALINDI
Küle, klasik usulde soruşturmaların hızlı ve etkin şekilde yürütülmesi için uzlaşma ve taahhütleri mevzuata kazandırdıklarına işaret ederek, “Bunlara ilişkin ikincil mevzuatımızı da ivedilikle geliştirdik. Böylece daha soruşturmanın en başında, bizzat endişeye yol açan oyuncular tarafından tasarlanan taahhütlerle daha yapısal ve kalıcı çözümler üretilmesinin yolunu açtık.” değerlendirmesinde bulundu.
Uzlaşma ve taahhütlere yılın ilk yarısında etkin şekilde başvurulduğuna dikkati çeken Küle, bu dönemde soruşturmaların 66’sında uzlaşma, 11’inde taahhüt kararı alındığını ve soruşturmaların çoğunun ivedilikle sonuçlandırıldığını bildirdi.
Küle, toplumsal refahın maksimizasyonu, ihlalin kapsamı veya ağırlığı doğrultusunda bazı ihlallerin klasik usulle de soruşturulmasının gerektiğini vurgulayarak, soruşturmalarda hızlı ve etkin sonuç almak için yapılan kanun değişikliyle soruşturma sürecinin kısaltıldığını söyledi.
İhlaller sonucunda ortaya çıkan rekabet zararlarına ilişkin de konuşan Küle, şunları kaydetti:
“Esasa ilişkin 2,5 milyar lirayı aşan idari para cezası uyguladık. Bilişim ile eğitim alanında faaliyet gösteren şirketlerin çalışanların ücretlerini ve yan haklarını sınırlandırmaları karşısında yürüttüğümüz soruşturmaları cezayla sonlandırdık. Ferrero hakkında yürütülen soruşturmayı, aralarında fındık üreticilerinin ürünlerini referans fiyatının altındaki fiyatlardan almayacağını taahhüdünün de bulunduğu taahhütlerle sonlandırdık.”
Küle, cezalara ilave olarak, bozulan pazarda rekabetin yeniden tesisi için tedbirler de aldıklarını belirterek, esasa ilişkin yaptırımların yanında, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un caydırıcılığı ve soruşturmaların güvenliğini sağlamak üzere usule ilişkin de yaptırımlar öngördüklerini anlattı.
Kuruma yanlış bilgi verilmesi, yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılmasının da idari para cezası gerektirdiğine işaret eden Küle, şu değerlendirmede bulundu:
“Teşebbüsler rekabet ihlalinden kaçınmak kadar soruşturmanın selametini tehlikeye düşürmeye sebep olabilecek davranışlardan kaçınmaya da dikkate etmelidir. Bu çerçevede, 2024 yılının ilk yarısında usule ilişkin uygulanan cezalar 1,5 milyar lirayı buldu.
Bunlar arasında örneğin Google ve Meta, haklarında yürütülen soruşturmalarımız sonucunda alınan tedbir kararlarına uyum sağlamadıkları gerekçesiyle, uyum sağlayana kadar geçen süre doğrultusunda sırasıyla 482 milyon lira ve 551 milyon lira cezaya tabi tutulmuştur. Bu yılın ilk 6 ayında esastan ve usulden verilen tüm cezaların toplamı yaklaşık 4 milyar 150 milyon liraya vardı.”
“143 BİRLEŞME-DEVRALMA İŞLEMİNE İZİN VERDİK”
Küle, Kuruma başvurmaksızın birleşme-devralma işlem gerçekleştirildiğinde cezai yaptırım uyguladıklarını ifade ederek, birleşme-devralma dosyalarındaki artışı da ekonomik aktivitelerdeki canlılığın artışının bir yansıması olarak gördüklerini söyledi.
Rekabeti sınırlayıcılık açısından şüphe görmedikleri 140 birleşme devralma işlemine süreci aksatmadan izin verdiklerini vurgulayan Küle, “Ancak rekabeti sınırlayıcı sonuç doğuracağından şüphelendiğimiz 3 işleme bu sorunları giderecek şekilde şartlar ilave ederek ‘koşullu’ izin verdik. Böylece toplam 143 birleşme-devralma işlemine izin vermiş olduk.” diye konuştu.
Küle, yılın ilk 6 ayındaki soruşturmaların sektörlere göre dağılımına ilişkin ise şu bilgileri verdi:
“Tamamlanan soruşturmalarda yoğunluk gıda, kimya ve otomotiv sektörlerinde iken devam eden soruşturmalarımız da nazara alındığında gıda, eğitim, inşaat, enerji, bilişim ve platform hizmetlerinde yoğunlaşmaktadır. Tüm gayemizle sorunlu sektörleri odağımıza alıyor, bu sektörleri inceleyerek olası sorunlara karşı erkenden aksiyon almak yönündeki hedefimizi de uygulamaya devam ediyoruz. Keza stratejik olarak önceliğe aldığımız gıda, sağlık sektörleri ile dijital pazarlarda yoğun çalışmalarımıza devam etmekteyiz.”
Ankara ve Kırıkkale İllerinde Faaliyet Gösteren Bazı Hazır Beton Üreticileri Hakkında Yürütülen Soruşturmanın Sözlü Savunma Toplantısı 16 Temmuz 2024 tarihinde yapılacaktır.
Rekabet Kurulunun 22-54/828-M sayılı kararı ile Ankara ve Kırıkkale illerinde faaliyet gösteren bazı hazır beton üreticileri hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiasına yönelik olarak 08.12.2022 tarihinde soruşturma açılmıştır. Soruşturmanın konusunu Ankara ve Kırıkkale illerinde faaliyet gösteren bazı hazır beton üreticilerinin hazır beton satış fiyatını belirlemek ve/veya bölge/müşteri paylaşımı yapmak üzere bir anlaşma/uyumlu eylem içinde olmak ve bilgi değişimleri gerçekleştirmek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiaları oluşturmaktadır.
Hakkında soruşturma yürütülen taraflardan;
a) Ankara ilinde faaliyet gösteren;
1. Güven Grup Hazır Beton Hafriyat İnşaat Madencilik Petrol Nakliyat Ticaret Limited Şirketi,
2. OYAK Çimento Fabrikaları Anonim Şirketi,
3. Polat Hazır Beton ve Beton Prefabrik Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
4. Yiğit Hazır Beton Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,
b) Kırıkkale ilinde faaliyet gösteren;
5. Ar-Kar Nakliye Hazır Beton İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi bakımından soruşturma süreci Kurulun muhtelif tarihlerde aldığı uzlaşma kararlarıyla
sonuçlanmıştır. İlgili taraflara toplamda 65.125.619 TL idari para cezası uygulanmıştır.
Diğer taraftan hâlihazırda hakkında soruşturma yürütülen taraflar;
a) Ankara ilinde faaliyet gösteren;
1. Baştaş Hazır Beton Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
2. Birlik Hazır Beton ve Yapı Anonim Şirketi,
3. Efaş Beton İnşaat Malzemeleri Nakliye Emlak Reklamcılık Kırtasiye Turizm ve Ticaret Limited Şirketi,
4. Kolsan İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
5. Limak Çimento Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
6. Limmer Beton İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
7. Ozan Hazır Beton İnşaat Madencilik Nakliye Petrol Otomotiv Kuyumculuk Ticaret Anonim Şirketi,
8. SY Ankara Hazır Beton İnşaat Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,
9. Şerbetci İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
10.Uğural İnşaat Turizm Petrol Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
11.Zirve Gurup Hazır Beton İnşaat Petrol Madencilik Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
b) Kırıkkale ilinde faaliyet gösteren;
12.Ezn Maden İmalat İnşaat Limited Şirketi şeklinde sıralanmaktadır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğine yönelik olarak yürütülen soruşturmanın sözlü savunma toplantısı 16 Temmuz 2024 tarihinde saat 10.30’da yapılacaktır.
Adana ve Osmaniye İllerinde Faaliyet Gösteren Bazı Hazır Beton Üreticileri Hakkında Yürütülen Soruşturmanın Sözlü Savunma Toplantısı 17 Temmuz 2024 Tarihinde Yapılacaktır.
Rekabet Kurulunun 26.01.2023 tarihli ve 23-06/72-M sayılı kararı ile Adana ve Osmaniye illerinde faaliyet gösteren hazır beton üreticileri arasında yer alan Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret AŞ (ÇİMSA), KÇS Kahramanmaraş Çimento Beton Sanayi ve Madencilik İşletmeleri AŞ (KÇS), MM Tiftik Kardeşler Nakliye İnşaat Emlak Petrol ve Tarım Ürünleri Paz. San. Tic. Ltd. Şti.’nin (TİFTİK), Oyak Çimento Fabrikaları AŞ’nin (OYAK) ve Samet Hazır Beton İnşaat Madencilik Lojistik Enerji Ltd. Şti. (TOROS) hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespitine yönelik olarak soruşturma açılmıştır. Hakkında soruşturma açılan teşebbüslerden OYAK ve TİFTİK tarafından uzlaşma başvurusunda bulunulmuş olup, Kurulun 04.01.2024 tarih ve 24-01/19-7 sayılı kararı ile OYAK hakkında 61.182.782,44 TL idari para cezası uygulanmasına ve soruşturmanın teşebbüs bakımından sonlandırılmasına; Kurulun 18.01.2024 tarih ve 24-05/86-36 sayılı kararı ile TİFTİK hakkında 5.248.175,07 TL idari para cezası uygulanmasına ve soruşturmanın teşebbüs bakımından sonlandırılmasına karar verilmiştir.
Soruşturma kapsamında süreci devam eden ÇİMSA ve KÇS bakımından bölge/müşteri paylaşımına, TOROS bakımından fiyat tespiti ve bölge/müşteri paylaşımına yönelik davranışlarla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğine yönelik olarak yürütülen soruşturmanın sözlü savunma toplantısı 17 Temmuz 2024 tarihinde saat 10.30’da yapılacaktır.
]]>Rekabet Kurulu’nun Duracell açıklaması şöyle;
“Hızlı tüketim malları sektöründe pil tedarikçisi olarak faaliyet gösteren Duracell Satış ve Dağıtım Limited Şirketi’nin alıcılarının yeniden satış fiyatını belirlemek ve alıcılarının satış yapacakları bölgeleri ve müşterilerini kısıtlamak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla yürütülen soruşturma tamamlandı.
Rekabet Kurulunun 07.09.2023 tarihli ve 23-41/786-M sayılı kararı ile Duracell Satış ve Dağıtım Limited Şirketi hakkında açılan soruşturmanın; alıcılarının yeniden satış fiyatını belirlemeye yönelik uygulamaları bakımından uzlaşma ile, bölge ve internet satış kısıtlaması ile rekabet etmeme yükümlülüğü iddiaları bakımından taahhüt ile sonlandırılmasına karar verilmiştir.
07.09.2023 tarihli ve 23-41/786-M sayılı Kurul kararı ile açılan soruşturma kapsamında Rekabet Kurulunun 18.01.2024 tarihli ve 24-05/64-MUA sayılı uzlaşma ara kararına istinaden Duracell Satış ve Dağıtım Ltd. Şti. tarafından gönderilen nihai uzlaşma metni 01.02.2024 tarih ve 48102 sayı ile süresi içerisinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Uzlaşma metninde ihlalin varlığı ve kapsamı ile uzlaşma ara kararında öngörülen azami idari para cezası oranı ve tutarı teşebbüs tarafından açıkça kabul edilmiş olup;
1. Duracell Satış ve Dağıtım Ltd. Şti.nin alıcılarının yeniden satış fiyatını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine,
2. Bu nedenle, teşebbüse aynı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ile Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca 2022 yılı gayrisafi gelirinin belirli bir oranında olmak üzere takdiren 11.411.571,53-TL idari para cezası uygulanmasına,
3. 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin yedinci fıkrası ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Soruşturmalarda Uygulanabilecek Uzlaşma Usulüne İlişkin Yönetmelik’in 4. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca uzlaşma usulü sonucunda teşebbüse verilecek idari para cezasında %25 oranında indirim uygulanmasına,
4. Bu kapsamda uzlaşma usulü sonucunda teşebbüse 2022 yılı gayrisafi gelirinin belirli bir oranında olmak üzere takdiren 8.558.678,65-TL tutarında idari para cezası verilmesine,
5. Böylece Rekabet Kurulunun 07.09.2023 tarihli ve 23-41/786-M sayılı kararı uyarınca yürütülen soruşturmanın Duracell Satış ve Dağıtım Ltd. Şti.nin alıcılarının yeniden satış fiyatını belirlemeye yönelik uygulamaları bakımından uzlaşma usulü ile sonlandırılmasına gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
04.04.2024 TARIHLI 24-16/359-139 SAYILI KARAR
07.09.2023 tarihli ve 23-41/786-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma kapsamında;
– Duracell Satış ve Dağıtım Ltd. Şti. tarafından sunulan ve Kurum kayıtlarına 19.03.2024 tarih ve 50027 sayı ile intikal eden nihai taahhüt metninin, dosya kapsamında tespit edilen ilgili rekabet sorunlarını giderebilecek nitelikte olması nedeniyle kabulüne ve ilgili teşebbüs açısından bağlayıcı hale getirilmesine,
– Bu çerçevede 07.09.2023 tarihli ve 23-41/786-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturmanın bölge ve internet satış kısıtlaması ile rekabet etmeme yükümlülüğü iddiaları bakımından sonlandırılmasına gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir”
]]>Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, Kurumun 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yaptığı çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulundu.
Deprem felaketi sonrası Kurum personelinin sağladığı ayni ve nakdi yardımları depremzedelere ulaştırdıklarını ifade eden Küle, afet sonrası çabalarını yalnızca insani yardımla sınırlı tutmadıklarını dile getirdi.
Küle, Kurum olarak dünyanın başka yerlerinde yaşanan büyük felaketler sonrasında rekabet otoritelerinin ne gibi tedbirler aldığını incelemeye başladıklarına dikkati çekerek, “Bu çerçevede Rekabet Kurulu üyelerinden oluşan bir heyetle depremden kısa süre sonra bölgeye giderek, afetten etkilenen illerimizin iş dünyası temsilcileriyle buluştuk.” diye konuştu.
Deprem bölgesinde gerek sosyal gerekse iktisadi toparlanma sürecini geciktirebilecek olası rekabetçi sorunların süratle tespit edilerek, gerekli adımların atılabilmesi için sektör incelemesi başlattıklarını bildiren Küle, bu amaçla bir çalışma grubu oluşturduklarını anlattı.
“REKABETÇİ YAPININ KORUNMASINA SON DERECE HASSAS YAKLAŞIYORUZ”
Küle, çalışma grubunun, Adana, Adıyaman, Hatay, Gaziantep, Elazığ, Kahramanmaraş, Malatya ve Osmaniye’de ticaret ve sanayi odaları, ticaret borsaları ve kalkınma ajansları temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Görüşmelerde, başlatılan inceleme ve deprem bölgesi için oluşturulan iletişim kanallarıyla Kuruma doğrudan ve hızlıca ulaşılabileceği hakkında bilgi verilirken, diğer yandan bölgedeki paydaşlar tarafından dile getirilen sorunlar ve öneriler not edildi. Aktarılan sorunlardan öne çıkanlara ilişkin çeşitli kurum ve kuruluşlarla görüşmeler gerçekleştirildi. Depremin hemen ardından bölgedeki temsilcilerle gerçekleştirilen bu görüşmeler, ilerleyen dönemde yüz yüze ve uzaktan iletişim araçları vasıtasıyla tekrarlandı.”
Deprem bölgesindeki yeniden inşa sürecinin yoğun şekilde devam ettiğini vurgulayan Küle, “Bu bağlamda özellikle deprem bölgesinin yeniden inşası için gerekli malzemelerin üretim ve tedarik süreçlerindeki rekabetçi yapının korunmasına son derece hassas yaklaşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Küle, teşebbüslerin bu dönemi fırsata çevirerek rekabeti kısıtlayıcı ve bozucu faaliyetlerde bulunmalarını önlemek adına çalışmalarını sürdüreceklerini dile getirerek, doğrudan ya da dolaylı şekilde Kurumun müdahil olmasını gerektirecek her türlü durumda hızla hareket ettiklerini söyledi.
KURULDAN 2 ÇİMENTO VE HAZIR BETON FİRMASINA 102 MİLYON LİRA CEZA
Yeni konutların yapımında en temel ihtiyaç kaleminin çimento ve hazır beton olduğuna dikkati çeken Küle, depremden en çok etkilenen iller arasında yer alan Hatay, Kahramanmaraş, Malatya ve Adıyaman’da çimento ve hazır beton sektörlerinde faaliyet gösteren teşebbüslerin radarlarına takıldığını kaydetti. Küle, bu teşebbüslerin aralarında anlaşarak fiyatları birlikte belirledikleri, kendi aralarında müşteri ve bölge paylaşımında bulundukları, bu bölge ve müşteriler haricindekilere ürün vermedikleri ya da fahiş fiyat talep ettikleri şikayetlerine yönelik ön araştırma başlattıklarını anımsattı.
Küle, ön araştırma sürecinde 46 hazır beton ve çimento üreticisinde yerinde inceleme yaptıklarını bildirdi. Hatay’da 8, Malatya’da 10 çimento-hazır beton teşebbüsüne, birlikte fiyat belirlemek, bölge ve müşteri paylaşımı yaparak Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal edip etmediklerinin tespiti amacıyla soruşturma açıldığını vurguladı.
Hatay’da faaliyet gösteren 8 hazır beton teşebbüsünden 4’ünün Kuruma uzlaşma başvurusunda bulunduğunu aktaran Küle, “Bu teşebbüslerden 2’sinin uzlaşma süreci devam ediyor. Diğer 2 teşebbüs ise öne sürülen ihlal iddialarını kabul etmiş ve bu teşebbüsler için uzlaşma süreci tamamlanmıştır. Bu 2 teşebbüse 102 milyon lira idari para cezası verilmiştir. Benzer şekilde yapı kimyasalları sektörüne dönük ayrı soruşturma sürecimiz de devam ediyor.” şeklinde konuştu.
Küle, deprem bölgesinde yürütülen incelemelerin haricinde, Kurulun diğer illerde faaliyet gösteren bazı hazır beton üreticilerine yönelik soruşturma yürüttüğü bilgisini de paylaştı.
“BU HASSASİYET TÜM YARALAR SARILANA KADAR DA SÜRDÜRÜLECEKTİR”
Deprem sonrasında gıda ürünlerinde tedarik sorunları yaşanması, gıda ve temizlik malzemelerinde fiyat artışları olması gibi endişelerin yaşandığını hatırlatan Küle, şunları kaydetti:
“Bu nedenle, gıda ve temel ihtiyaç ürünlerinde oluşabilecek ani ve yüksek talep karşısında firmaların rekabeti kısıtlayıcı/bozucu birliktelik içerisine girme ya da hakim durumdaki teşebbüslerin hakim durumlarını kötüye kullanmaları ihtimallerine karşı Kurumumuza yapılan başvuruları son derece hızlı ve bir o kadar da titiz şekilde inceledik. Herhangi bir rekabet ihlali olasılığına yönelik ilgili bölgedeki ticari faaliyetleri sürekli gözlemledik, bu bölgede oluşabilecek bir olumsuzluğa en ufak şekilde tolerans göstermeyeceğimizi açıkladık. Ayrıca üretim faaliyetlerini deprem bölgesinde yürüten firmaların inceleme süreçlerindeki usule ilişkin sorumlulukları hakkında gerekli esnekliği sağladık.
Bu kapsamda soruşturma sürecimizin en önemli aşaması olan sözlü savunma toplantılarımızı erteledik. Benzer şekilde deprem bölgesinde üretim faaliyetlerini sürdüren firmaların savunma haklarının deprem nedeniyle gerektiği gibi yerine getirilememesi riskine karşın savunma sürelerini uzattık. Bunun gibi pek çok yöntemle bu firmalara yasalar ve düzenlemeler çerçevesinde yapılabilecek tüm kolaylıkları sağladık. Kurumumuzun deprem bölgesine yönelik hassasiyeti ilk günkü gibi devam etmektedir ve bu hassasiyet tüm yaralar sarılana kadar da sürdürülecektir.”
Dünyada 45’i aşkın ofisiyle, yatırım yoluyla vatandaşlık ve oturum programları danışmanlığı hizmeti sunan Henley & Partners, bu önemli gündeme ilişkin olarak gerçekleştirdiği “Varlıkların Korunması Semineri”yle İzmir iş dünyasını bir araya getirdi. İş insanları için vize serbestisinin ve yatırım göçünün öneminin konuşulduğu seminerde, çözüm önerileri de tartışıldı.
Etkinliğe Henley & Partners’ın İspanya, Portekiz ve Kanada’dan iş ortakları da katıldı. Bu üç ülke geniş oturum ve vatandaşlık imkanları ve güçlü pasaportlarıyla öne çıkıyor. Gayrimenkul alarak Avrupa’da oturum elde etmek için İspanya oldukça cazip ülkelerden biri kabul ediliyor. Madrid gayrimenkul raporlarında ön plana çıkıyor ve 500 bin EUR yatırım ile oturum elde edilebiliyor. Öte yandan Avrupa’da vatandaşlığa kısa dönem oturum ile gitme ihtimali olan Portekiz’de yakın zamanda mecliste onaylanan bir yasaya göre yatırımcılar 6-7 yıl beklemek yerine 5 yıl içerisinde vatandaşlığa geçiş sağlayabilecekler. Kanada Start-up Vizesi Programı ise girişimcilere ve şirketlerdeki aktif yatırımcılara ve Kanada’da varlık kurmak isteyen genişleyen işletmelere kalıcı ikamet sağlamayı amaçlıyor. Programın öne çıkan gerekliliklerinden biri IELTS5/CLP sınavlarında İngilizce ya da Fransızca dil bilgisi öne çıkıyor.
“Rekabetin tanımı da sınırları da değişiyor”
18 Ocak’ta Swissôtel Büyük Efes Otel’inde düzenlenen seminerin açılış konuşmasını Henley & Partners Türkiye Direktörü Burak Demirel yaptı. İş dünyasında değişen rekabet ortamına değinen Demirel, “Bildiğimiz klasik rekabet kavramı dönüşüm içinde; eskisi gibi sınırların içine sıkışıp kalmıyor. Bugünün rekabet birlikte gelişimi hedefliyor. Şirketler, rakiplerle birlikte yürüyüp, pastayı; yani ekosistemi büyütmek için birlikte hareket ediyor. Dünya devleri, belirli hedefler doğrultusunda dirsek dirseğe çalışıyor. Dünya yeni bir evrim sürecinde. Bilgiye erişim dijitalleşme öncesine göre çok daha adil. Her iki yılda bir, dünya tarihi boyunca üretilen bilginin iki katı kadar bilgi üretiyoruz. Teknolojideki gelişim hızı sürekli katlanarak artıyor. Bu süreç, bir yandan sahada kıran kırana rekabeti doğuruyor, diğer yandan da küresel iş birliklerinin sayısını artırıyor” dedi.
“Seyahat kısıtlamaları iş dünyasının önünde en büyük engel”
Böyle bir yeni dünyada küresel vatandaşlık kavramının öne çıktığını hatırlatan Demirel şöyle devam etti: “Biz bu rekabette kaldıracın bir başka noktasındayız. Bizim kaldıracımızın ana noktasını pasaportların yer aldığı güç alanı oluşturuyor. İş dünyası liderleri açısından hem vize serbestiyetini hem de yatırım göçünü; ülkelerin ekonomik ilerlemeleri için önemli bir kaldıraç olarak görüyoruz. Ekonomik aktivite küresel anlamda her geçen zorlaşıyor. Ağırlık noktaları da farklılaşıyor. Uzun süredir yaşadığımız vize krizleri, hareket alanımızı daha da kısıtlıyor. Yeni pazarlar ve ekonomik açılımlar hedefinde olan Türk iş insanları ise deyim yerindeyse okyanusu geçerken derede boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Bu anlamda vizesiz seyahat imkanlarına erişebilmek için en önemli alternatif vatandaşlık ve oturum programları olarak öne çıkıyor. Ülkeler arası iş birliğini güçlendiriyoruz, pekiştiriyoruz. Dünyanın açık ara en büyük entegre oturum ve vatandaşlık danışmanlığı firması olarak hem insanları hem ülkeleri birbirlerine yakınlaştırıyoruz. İş dünyasının, vize sıkıntısı nedeniyle nasıl bir kayba uğradığını biliyoruz. Biz ise bu sürecin ‘ortak hareket’ kültürünün hayatımıza soktuğu rekaberlik kavramıyla kolayca üstesinden gelineceğini biliyoruz.”
“Bireyler için bir çeşit sigorta poliçesi”
Şirketin global vizyonunu anlatan Henley & Partners Özel Müşteriler Grup Başkanı Dominic Volek ise, yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlığın gerek hükümetlerin gerekse bireyler açısından pek çok avantaj sağladığını söyledi. 30 yıldır hizmet veren bir şirket olarak, 12 milyar dolarlık bir servet hareketine aracılık yaptıklarını dile getiren Volek şunları söyledi: “Oturum ve yatırım yoluyla vatandaşlık çözümleri sunuyor, binlerce birey ve aileye, onların danışmanlarına ve devletlerin değer üretmesine yardımcı oluyoruz. Bireyler çeşitlendirme, eğitim, emeklilik planları gibi pek çok farklı amaçla oturum ve vatandaşlık programlarına ihtiyaç duyuyorlar. Müşterilerimiz bunu bir B planı ve sigorta poliçesi gibi düşünüyorlar. Üstelik yatırım yoluyla vatandaşlık ve oturumda fiziksel olarak taşınma veya dil bilme zorunluluğu yok. Hükümetlere ise program geliştirme, benchmarking gibi konularda danışmanlık yapıyoruz. Ayrıca değişen ihtiyaçlar çerçevesinde ise hizmetlerimizi çeşitlendiriyoruz. Örneğin geçen sene eğitim konusunda danışmanlık vermeye başladık. Çocuklarının eğitimlerini yurtdışında devam ettirmek isteyen ailelere bu doğrultuda uygun oturum ve vatandaşlık programları sunuyoruz”
Henley & Partners’ın güçlü araştırma ekibiyle düzenli raporlar yayınlandığı da anlatan Volek, “Kripto varlığı, pasaport endeksi, servet göçü raporu gibi pek çok çalışma gerçekleştiriyoruz. Bu raporlar pek çok hareketi ve eğilimi de gözler önüne seriyor. Milyonerlerin fiziksel hareketlerini izlediğimiz servet göçü raporu, bu hareketlerin her sene daha da artığını gösteriyor. Pandemi de bir miktar düşüş yaşandı, ancak 2020 sonrası hareket hızlanarak devam etti” diye ekledi.
İş dünyasının gözünden vize serbestisi
Seminer kapsamında düzenlenen “İhracatçılar ve iş insanları için vizesiz seyahatin önemi” başlıklı panelde ise Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) Başkanı Sibel Zorlu, Kemalpaşa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (KESİAD) Başkanı Mutlu Can Günel ve Cisalpina Tours Genel Müdürü Fatih Gider iş dünyası açısından vize serbesti konusunu değerlendirdi. Bu konunun artan önemine işaret eden Sibel Zorlu, “Yaşanan sıkıntılar nedeniyle bir acente gibi çalışmaya başladık. Mülakatlarda artık yeşil pasaportlular bir tercih sebebi oluyor. Vize sorunları nedeniyle çok fuar kaçırdık. Vize sorunu iş dünyasının rekabet gücünü zayıflatıyor” dedi.
Bu sorunların çözümünün en önemli başlıkları haline geldiğini belirten Mutlu Can Günel şunları söyledi: “Yaşanan vize sorununa çözüm bulmak üzere kafa yormamız lazım. Sınırların kalktığı bir dünyaya evriliyoruz. Sınırlar her manada gittikçe belirsizleşiyor. Bireysel öncelikler ön plana çıkıyor. Dolayısıyla bu sorunların çözümüne odaklanmalıyız. Konuştuğumuz her kanalda bunu ifade ediyoruz.”
Vize başvurularında değişen kriterlere değinen Fatih Gider ise “Bugüne kadar iş vizeleri için en büyük kriter davetiye oldu. Ancak artık biz şirket genel merkezimize bir çalışma arkadaşımızı gönderirken çok zorlanıyoruz. Zaman zaman randevu alamadığımız bile oluyor. Ancak artık neredeyse hiçbir kriter geçerli değil. Başvurunuz ret alabiliyor, çok kısa vize verilebiliyor vs. Kişisel gözlemim ret oranlarının sürekli arttığı yönünde. Bunun daha fazla artma ihtimali var” dedi.
]]>
Bakan Bolat programda yaptığı açıklamada, TDT’ye üye ülkelerin 2022 yılında kendi aralarındaki ihracat toplamının yaklaşık 33 milyar dolar seviyesinde olduğunu hatırlattı. 2023’te bu rakamın 42 milyar dolara yükseldiğini belirten Bolat, ”Söz konusu ihracat rakamı dünyaya toplam ihracatlarının yüzde 6’sına tekamül etmektedir. Bu rakamı hedefimiz olan yüzde 10’a ulaştırmak istiyoruz” dedi.

Bakan Bolat, Türk dünyasının dayanışmasının öneminden de bahsederek, ”Bizim birliğimiz gücümüzdür, Türk dünyasının dayanışması büyük önem taşımaktadır. TDT olarak 173 milyona yaklaşan genç nüfusumuz, toplam 1,5 trilyon dolar seviyesine istikrarlı bir şekilde ilerleyen gayrisafi milli hasılamız, zengin doğal kaynaklarımız ve ticaret yollarındaki konumumuz, ticari ve ekonomik iş birliğimizin daha da güçlendirilmesi için sağlam bir zemin teşkil etmektedir” ifadelerini kullandı.
”TÜRK YATIRIM FONU ÇEŞİTLİ SEKTÖRLERDE KALKINMA PROJELERİNİ DESTEKLEYECEK”
Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yapılan organizasyonlarda alınan kararlardan da söz eden Bolat, ”8. Devlet Başkanları Zirvesi’nde “Türk Yatırım Fonu” oluşturulmuştur. Üyelerin eşit sermaye katkısı ve eşit oy hakkı ilkesine dayanarak kurulan Türk Yatırım Fonu ile KOBİ’Ierin desteklenmesi, ulusal ve uluslararası kuruluşlarla eş finansman yapılması, üretim kapasitesinin genişletilmesi, dijital altyapının güçlendirilmesi, çeşitli sektörlerde kalkınma projelerinin desteklenmesi hedeflenmektedir. Böylece, en nihayetinde blok içi ticaret hacmini artırarak teşkilat üyesi ülkelerin ekonomik kalkınmasına katkı sunulması amaçlanmaktadır” şeklinde konuştu.

TÜRK DEVLETLERİ’NDEN YERLİ OTOMOBİL TOGG’A YOĞUN TALEP
Teşkilat üyelerinin, dayanışma ruhuna uygun bir şekilde birbirlerinin yerli üretimlerini destekledikleri de ifade eden Bakan Bolat, ”Bunun Türkiye adına en belirgin örneklerinden birisi, yakın zamanda TOGG araçlarına teşkilat üyelerinden gelen yakın ilgi ve taleptir. Ayrıca teşkilat tarafından, Türk devletlerinin ekonomik ilişkilerini derinleştirmek adına özel ekonomi bölgelerinin kurulması hedeflenmektedir. Bu ekonomik bölgelerden ilki, Turan Özel Ekonomik Bölgesi’dir. Bölge, ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmini artırarak ekonomik kalkınmamıza katkı sunacaktır” diye konuştu.
”REKABET KONSEYİ EKONOMİK İŞBİRLİĞİMİZİ DAHA İLERİYE TAŞIYACAK”
Türkiye Cumhuriyeti Rekabet Kurumu ev sahipliğinde TDT koordinasyonuyla üye ülkelerin imza atmasıyla Rekabet Konseyi kuruldu. Bakan Bolat, ”Rekabet Kurumumuz öncülüğünde ve Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreterliği koordinasyonunda başlatılan bu girişimle, Konsey üyeleri arasında bir taraftan ortak tarih, dil ve kültür mirasına yaslanan bağların güçlendirilmesi, diğer yandan da günümüz rekabet hukuku sorunlarının anlaşılması ve çözümlenmesi adına ortak çalışmalar, ziyaretler ve eğitim faaliyetleri yapılması, projeler geliştirilmesi, bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunulması sağlanacak, karşılıklı güven tesis edilmiş olacaktır. Kuşkusuz bu durum en nihayetinde günümüz dünyasında hakim ekonomik paradigmaya hizmet etmiş olacaktır” dedi.
Bakan Bolat, ”Bu anlamda Rekabet Kurumumuz, özellikle gelişmekte olan ülkelerde rekabet kültürünün yayılması ve kurumsallaşmanın tesisini sağlama noktasında gayret göstermektedir. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak tüm bu gelişmeleri destekliyoruz” diye konuştu.
]]>Son dönemde dijital pazar ve yapay zekadaki gelişmeler sonucunda iş yapış şekillerinde yaşanan değişimlere işaret eden Küle, bu süreçte, ürün ve hizmetlerden üretilen faydalar kadar, rekabete aykırı davranışların da arttığını ve şekil değiştirdiğini söyledi.
Küle, Kurum olarak iki konuya öncelik verdiklerine dikkati çekerek, “İlk olarak, bilişim teknolojilerine ve insan kaynağımıza yatırım yaptık, dijital veriler üzerinde inceleme kapasitemizi artırdık. Böylece soruşturma ve yerinde incelemelerimizin sayısında ciddi artış sağladık. İkinci olarak, incelemelerimiz için yalnız şikayet gelmesini beklemedik, hangi sektörlerde aksaklık varsa, gözlemledik, resen müdahalede bulunduk” değerlendirmesinde bulundu.
“AKSAKLIK SİNYALI ALDIĞIMIZ PAZARLARDA SEKTÖR İNCELEMESİ BAŞLATIYORUZ”
Düşük ve orta gelirli vatandaşların harcamalarını etkileyen sektörlerde fiyat katılaşmasını engellemek üzere çok sayıda tedarikçinin yeniden satış fiyatını tespit ettiğini belirlediklerini aktaran Küle, “Tüketici ihtiyaçlarını doğrudan karşılayan bu sektörlerdeki rekabet parametreleri arasında fiyat rekabeti en temel unsurdur. Bu alanda serbest fiyatlamanın yolunu açtık” dedi.

Küle, tüketici elektroniği, beyaz eşya, gıda ve kozmetik gibi pazarlar başta olmak üzere tedarikçilerin bölge veya müşteri kısıtlaması ya da internet üzerinden satışları kısıtlamasına ilişkin soruşturmalar yürüttüklerin anımsatırken, bu kapsamda beyaz eşya sektöründe 4 firmaya 628 milyon lira ceza kestiklerini belirtti.
Kurumun yaptırım kararlarına uyum sağlanmasının, rekabet ortamının tesisi ve caydırıcılık bakımından kritik önem taşıdığına dikkati çeken Küle, optik lens ve makine üretimiyle iştigal eden EssilorLuxottica’ya kesilen cezanın bu bakımdan önem taşıdığını söyledi.
Küle, güneş gözlüğü üretimiyle bilinen Essilor ile Luxottica’nın birleşme başvurusuna 2018’de şartlı izin verildiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yıl teşebbüsün o kararın şartlarına uymadığını, optik lens ve makineleri paket olarak satarak optisyenlerin yalnız kendileriyle çalışmasına yol açtığını tespit ettik. Gerçekleştirdiği bu ihlal için teşebbüse 492 milyon lira ceza kestik. Şirketlerin centilmenlik veya çalışan ayartmama anlaşmaları yoluyla çalışanların ücretlerini ve yan haklarını sınırlandırmalarını da radarımıza aldık. 2023’te 48 teşebbüsü resen incelediğimiz bir soruşturmada, 27 teşebbüs için 252 milyon lira ceza kestik. Bu alanda 35 teşebbüsü kapsayan 3 soruşturmamız ise devam ediyor.”
Aksaklık sinyallerini aldıkları pazarlarda sektör incelemeleri başlatarak tespit ettikleri sorunlara karşı resmi soruşturma açtıklarını anlatan Küle, bu çerçevede çevrim içi reklamlar ve hızlı tüketim mallarına ilişkin sektör raporlarını yayımladıklarını, bu raporlar sonucunda tespit edilen pazar aksaklıklarına karşı aksiyon aldıklarını ve deprem bölgesindeki piyasalarda ortaya çıkabilecek rekabet sorunlarının tespitine yönelik de sektör incelemeleri başlattıklarını belirtti.
Küle, e-ticaret alanında yürüttükleri soruşturma yanında, otobüs biletlerinin farklı platformlarda satılabilmesi ile emlak ve otomobil ilanlarının istenen platforma taşınabilmesine ilişkin kararlar aldıklarını aktardı.
“45 SORUŞTURMADA ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Bu yıl yürüttükleri soruşturmalara ilişkin de bilgi veren Küle, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu yıl 58 soruşturma tamamladık. Bunların ihlal tespit edilen ya da teşebbüslerin ihlali kabul ederek uzlaşmaya vardığı 46’sında 2,3 milyar lira ceza kesildi. Ancak bazı pazarlarda pazarın rekabete nasıl açılacağına rehberlik etmek, salt ceza kesmekten ya da ihlali durdurmaktan daha önemli hale geliyor. Bu bakımdan 6 soruşturmada ortaya çıkarılan rekabet endişelerini gidermek üzere teşebbüslerin sundukları taahhütlerin yeterli olduğu kabul edilerek soruşturma sonlandırıldı.
Digitürk’ün alt yayın haklarını diğer yayın kuruluşlarına ayrımcı şekilde sunma uygulamaları, Obiletin bağlama uygulamaları ve çevrim içi reklam kısıtlamaları bu dosyalara örnektir. Benzer şekilde ceza ile sonuçlanan soruşturmalarda da odağımız salt cezaya yönelmiyor, teşebbüslerin ihlal olmayan pazar şartlarına geri dönmeleri için detaylı uyum süreçleri yürütüyoruz. Sahibinden.com hakkında verilen kararda ceza yanında öngörülen tedbirler bunun güzel bir örneğidir.”
Küle, halihazırda 35’i bu yıl içinde açılan, 45 soruşturmada çalışmaya devam ettiklerini ifade ederek, “Devam eden incelemelerimiz çoğunlukla gıda, beyaz eşya, küçük ev aletleri, eğitim, inşaat, enerji, otomotiv, eğlence, bilgi teknolojileri, kozmetik ve kimya sektörlerinde yoğunlaşmış halde. Geliştirdiğimiz insan kaynağımızla çok daha etkin süreç işletiyor, Kanun’umuza kazandırılan taahhüt ve uzlaşma mekanizmalarımızla çok daha hızlı kararlar alıyoruz. Örneğin, gıda, otomotiv, kozmetik gibi sektörlerdeki yeniden satış fiyatının tespitine yönelik açılan soruşturmalarımız, uzlaşma mekanizmasının işletilmesi sayesinde kısa sürede sonlandırıldı” diye konuştu.
“ARAŞTIRMA MERKEZİ KURMAYI HEDEFLİYORUZ”
Gelecek döneme ilişkin hedeflerine yönelik de değerlendirmelerde bulunan Küle, “Geçmişte olduğu gibi yeni dönemde de karteller, raf fiyatlarına ve çalışan ücretlerine yapılan müdahaleler kırmızı çizgimizdir. Bu tür uygulamaların her zaman üstüne düşeceğiz. Ancak bunun ötesinde, rekabetçi büyümenin ve rekabet ortamının tesisi için tüm paydaşlarımızda rekabet bilinci oluşturmak istiyoruz.
Bunun için akademik kuruluşlarla işbirliği yaparak hem tüketicileri, hem işletmeleri bilinçlendirebileceğimiz, onlardan gelen soruları yanıtlayabileceğimiz bilimsel bir araştırma merkezi kurmayı hedefliyoruz. Satış noktalarında tüketicilere sunulan ürünlerin yeniden satış fiyatının tespitini, çalışan ayartmama anlaşmalarını pazara yaygın birer davranış olmaktan çıkarmak, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak istiyoruz” ifadesini kullandı.
Küle, hakim durumda olan teşebbüslerin bu durumlarını kötüye kullanmalarının, KOBİ’leri ve tüketicileri sömürmelerinin, rakiplerini dışlamalarının önüne geçeceklerini belirterek,, bu kapsamda tüketici odaklı ekonomik büyümeyi, ekonominin her alanında rekabeti güçlendirmeyi ve rekabet hukukunun yeni zorluklara yanıt verebilecek uyumlulukta olmasını sağlamanın Kurumun hedefleri arasında olduğunu belirtti.
Öncelik verecekleri sektörlere ilişkin de bilgi veren Küle, şunları kaydetti:
“Sıfır tolerans politikasıyla yaklaştığımız yeniden satış fiyatının tespiti uygulamalarının yaygın olduğu hızlı tüketim malları perakendeciliği, gıda, kimya ve sağlık, öncelediğimiz sektörler arasındadır. Çalışanların emeklerinin karşılığını alabilecekleri ve serbest iş gücü piyasasının tesisi de yine önem verdiğimiz alanlardandır.
Dijital pazarlardaki rekabete aykırı uygulamalar da odağımızda kalacak. Özellikle rekabeti daha başlamadan bitirmek üzere teknoloji alanında gerçekleştirilen öldürücü devralmalar, radarımızda olmaya devam edecek. Kurumun yoğunlaştığı sektörler ve müdahale araçları, tüketici odaklı ekonomik büyümeye destek verecek, ekonominin her alanında rekabeti güçlendirmeyi sağlayacak.”