II.ABDÜLHAMİD 33 YIL BU SARAYDA YÖNETTİ
Tarihi önemiyle öne çıkan Yıldız Sarayı, Sultan II. Abdülhamid tarafından yaklaşık 33 sene devletin yönetim merkezi ve ikametgah olarak kullanıldı. Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdeddin döneminde de bir süre kullanılan saray 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla kapılarını dış dünyaya kapattı. Yıldız Sarayı, Cumhuriyet’in ilanını takip eden 1924 yılında ‘Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne tahsis edildi. 1946’dan itibaren uzun bir dönem ‘Harp Akademileri’ olarak kullanıldı. 1978 yılında Kültür Bakanlığı çatısı altında hizmet verdi. 2015 sonrasında Cumhurbaşkanlığı himayesinde hizmet veren saray, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı makamının tensipleriyle Milli Saraylar Başkanlığı’na devredildi. Kapsamlı bir restorasyon süreci geçiren Yıldız Sarayı, uzun bir aranın ardından müze olarak kapılarını halka açmaya hazır hale getirildi.
‘BÜYÜK MABEYN’, ‘HAREM’ VE ‘HAMİD BAHÇESİ’
Yıldız Sarayı’nda ilk defa ziyarete açılacak bölümler arasında ‘Büyük Mabeyn Köşkü’ dikkat çekiyor. Osmanlı döneminde yabancı devlet adamlarının ağırlandığı köşk, yakın zamana kadar Cumhurbaşkanlığı kabullerinde kullanılıyordu. Dönemin saray yaşamını yansıtması bakımından merak uyandıran ‘Harem Bölümü’ de ilk kez gezilecek alanlar arasında yer alıyor. Tarihte ‘Hamid Bahçesi’ olarak adlandırılan, bitki çeşitliliği, doğal nehir görünümündeki su yolu ve peyzaj tasarımıyla dikkat çeken bahçe de müzenin görülebilecek bölümleri arasında yer alıyor. İlk defa görülebilecek yapılar arasında ‘Limonluk’, ‘Hamam’, ‘III. Selim Çeşmesi’, ‘Ada Köşkü’ ve ‘Cihannüma Köşkü’ de bulunuyor.
SULTAN II. ABDÜLHAMİD VE DÖNEMİNE AİT ESERLER İLK DEFA SERGİLENECEK
Milli Saraylar koleksiyonlarından seçilen Sultan II. Abdülhamid’e ve döneme tanıklık eden eserler modern sergileme düzeniyle hazır hale getirildi. Düzenlemeler çerçevesinde Osmanlı döneminde elçi kabullerinde kullanılan ‘Çit Kasrı’nda Sultan II. Abdülhamid’in kişisel eşyaları ve kendisine verilen diplomatik hediyeler de görülebilecek. Saray’ın ‘Hususi Dairesi’ olarak adlandırılan bölümünde de Yıldız Albümlerinden seçilen tarihi fotoğraflar sergilenecek. Yıldız Sarayı, Pazartesi hariç tüm günler ziyaret edilebilecek.
“İSTANBUL’DAKİ 3 BÜYÜK SARAYDAN BİRİ”
Basın toplantısında konuşan Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Bu saray İstanbul’daki 3 büyük saraydan bir tanesi. Bugüne kadar ziyaretçisiyle, toplumla buluşamamış bir saraydı. Çeşitli vesilelerle sık sık kamuoyunun gündemine gelmiş bir saray. Yaklaşık 100 yıldır kapalı olan bir sarayın toplumla buluşmasından bahsediyoruz. Bu sebeple tekrardan heyecanımızın altını çizmek istiyorum. Yıldız Sarayı, 1924 yılından sonra çeşitli devlet kurumları idaresinde farklı misyonlarla ve farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bu nedenle esas olarak ziyarete açılamamış bir saraydır. Uzun yıllar belli kısımlarında bazı çalışmalar yapıldı fakat takdir edersiniz ki her kurumun, birbirinden farklı işletme düzenleri, restorasyon pratikleri ve imkanları var. Bu sebeple bu çalışmalar bir yeknesaklık kazanamamıştı ve toplumumuzdan uzak kalmıştı” dedi.
“SARAY BÖLÜMÜNÜN RESTORASYONUNU BÜYÜK ORANDA TAMAMLADIK”
Yıldız, “2015 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Yıldız Sarayı’nın o tarih itibarıyla 8 farklı kuruma dağılmış yapıları ve alanı bir araya getirildi. İlk çalışma o zaman yapılmıştı. Ardından 2018 yılında Milli Saraylar Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı idaresinde bir kültürel miras kurumu olarak yapılandırılmasının ardından bu çalışmaları Milli Saraylar Başkanlığı devraldı. Bu nokta ülkemiz için tarihi bir noktadır.Çünkü ülkemizin en önemli saray müzelerinden bir tanesinin bir araya gelmesinin ikinci adımı bu restorasyon faaliyetleri olmuştur. 5.5 yıldır burada yüzlerce arkadaşımızın gayretleriyle yürütülen restorasyon çalışmalarında çok önemli bir aşamayı geçmiş durumdayız. Saray bölümünün restorasyonunu büyük oranda tamamlamış durumdayız” dedi.
“100 YILIN ARDINDAN CUMARTESİ SABAHI ZİYARETE AÇIK OLACAK”
Yıldız, “Bu restorasyonla birlikte sarayın ziyaretçiyle nasıl buluşacağını ifade eden tefriş çalışmalarımız ve müzecilik çalışmalarımız da tamamlanmış bulunmaktadır. Şunu memnuniyetle ifade edebiliyoruz ki, inşallah önümüzdeki Cuma günü Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Yıldız Sarayı 100 yılın ardından ziyaretçisiyle buluşacak. Cumartesi sabahından itibaren de yerli ve yabancı ziyaretçilerin ziyaretine açık olacaktır” dedi.
“GİRİŞ ÜCRETİ TESPİT ETMEDİK”
Müze ücretiyle ilgili de bilgi veren Yıldız, “Milli Saraylar’a ait mekanlar ilk açıldığında belirli bir süre ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Şu an burayla ilgili bir giriş ücreti tespit etmemiş durumdayız ama vatandaşlarımız için her zaman bir Müzekart kolaylığımız var. Milli Saraylar’a ait mekanlar Müzekart ile gezilebiliyor, bütün ziyaretçilerimizi buraya bekliyoruz” dedi.

‘LAZER TARAMAYLA KILCAL ÇATLAKLARA KADAR TESPİTLERİ YAPILDI’
Restorasyon çalışmalarının aralıksız devam ettiği camide incelemelerde bulunan Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Adem Bozkurt, depremin hemen ardından vakit kaybetmeden 11 ildeki tarihi yapılarda hasar tespitini yaptıklarını belirtti. Türkiye’deki önemli üniversitelerden gelen akademisyenlerden bilim heyetleri oluşturduklarını ve heyetin hasarların neden kaynaklandığını araştırmak için çalışmalar yaptığını söyleyen Bozkurt, tarihi Ulu Cami’nin de restore edildiğini vurgulayarak, “Ulu Cami 15’inci yüzyılda Dulkadiroğlu Beyliği döneminde yapılmış bir eserimiz. Buranın hızlı bir şekilde ihalesi yapıldı. İvedilikle çok hızlı bir şekilde tehlike arz eden minarelerimizin korunabileceklerini koruyup korunamayacaklarına titizlikle tek tek taşlarını sökmekle imalatlarımıza başladık. Daha sonrasında lazer tarama dediğimiz aslında bu yapılardaki oluşan her türlü hasarın en ince kılcal çatlaklara kadar tespitleri yapıldı. Zemin sondajları yapıldı; hem yüzeyde, hem tavanda, hem tabanda jeoradar dediğimiz ve beden duvarlarındaki boşlukların tespiti yapıldı. Daha sonra bunlarla ilgili çok ciddi bir statik projelendirme çalışması gerçekleştirildi” diye konuştu.

Yapılan çalışmalarda tarihi yapıların restorasyon dışında güçlendirilmesi gerektiğinin de ortaya çıktığını ifade eden Adem Bozkurt, “Bununla ilgili bütün her türlü hesaplamalar yapıldıktan sonra şu anda bu camimizi rölövesi, restitüsyon projesi, statik güçlendirme projesi koruma kurullarından geçirilerek artık restorasyon çalışması aşamasına geçilmeye başlandı. Bir de biz bu aşamalarda acilen yapılarımızın tekrardan artçılardan oluşacak hasarlarını engellemek amacıyla, yapılarımızı ivedilikle, askılama metotlarıyla askıladık ve yapının ayakta durmasını sağladık. Bu süreçten sonraki kısımda da Allah nasip ederse hem 300-400 belki 500 kalemlik bir imalatla bu caminin onarımlarını yapacağız, restorasyonlarını yapacağız. Çünkü restorasyon çok farklı bir uygulama hem taş işçiliği hem ahşap işçiliği hem konservasyon dediğimiz çok özgün eserlerimizin korunması bu tür imalatların titizlikle tek tek yapılması gerekiyor. Dolayısıyla da bu çalışmalar özenle yürütülüyor” dedi.
2025’İN SONUNA YETİŞTİRİLECEK
Restorasyon çalışmasının çok teknik bir süreç olduğunu ve bu tekniklerden birinin de enjeksiyon tekniği olduğunu söyleyen Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Adem Bozkurt, “Enjeksiyon dediğimiz imalat yapının karakteristik özelliğine herhangi bir zarar getirmeksizin hidrolik kireçten yani aslında yapıların orijinal yapım tarzında kullanılan malzemelerle yapılan özel bir enjeksiyon. Boşlukların doldurulması, mevcut dolgu malzemelerinin de birbirine kilitlenmesini sağlıyor. Bunun için de çok titiz bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Allah nasip ederse camimizi 2025 yılı sonunda çalışmaları tamamlayarak yeniden ibadete açmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>