Bakan Şimşek, “Cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkartacağız, kalıcı olabilmesi için yapısal dönüşüme ihtiyaç var.” dedi.
Şimşek, rezervlerde 80 milyar dolarlık iyileşme olduğunu belirterek, “11 yılda sağlanan düzelmeyi 1 yılda sağladık” ifadesini kullandı.
‘Enflasyonda en zoru geride kaldı’ diyen Bakan Mehmet Şimşek, “Tutarlılığı olan güçlü bir program uyguluyoruz. Para politikası geciklemeli bir şekilde dezenflasonu şekillendiriyor. Para politikasının inşası zaman alıyor. Enflasyon gelecek ay yüzde 60 civarına inecek. Yıl sonunda enflasyonda yüzde 42’ye kadar toleransımız var“ şeklinde konuştu.
Mehmet Şimşek’in açıklamalarından satır başları:
“CARİ AÇIK ENDİŞE OLMAKTAN ÇIKACAK”
Programın en önemli hedeflerinden birisi sürdürülebilir büyümedir. Bugün net ihracat katkısının pozitife döndüğü, iç talep makul düzeyde devam etti. İyi bir büyüme patikasıyla karşı karşıyayız. Önemli hedeflerden diğer sürdürülebilir cari açık. Cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkartacağız. Kalıcı olabilmesi için yapısal dönüşüme ihtiyaç var. Diğer bir konu mali disiplinin yeniden tesis edilmesi.
“MERKEZ BANKASI’NIN ELİNİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”
Deprem hariç açığın milli gelire oranı sadece yüzde 1,6. Depremin gerektirdiği harcamaları bir kenara bırakırsanız mali disiplinde bir sorun yok. Açığın kendisi bir itki yaratıyor. Enflasyonla mücadele açığı aşağı çektiğimiz takdirde Merkez Bankası’nın elini güçlendirmiş olacağız.
Kur riskini azalttık, borçlanmanın vadesini artırıyoruz.
“NET REZERVLERİ 80 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”
Uluslararası rezervlerde tarihi bir düzeltmeyle karşı karşıyayız. Bankalarla swapı neredeyse kapattık. Swap hariç net rezerv eksi 61 milyar dolardan artı 18 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Net rezervlerdeki düzelme 80 milyar dolar civarına ulaştı. Daha önce bu türden iyileşmeyi 11 yılda sağlamışız, bu iyileşme bir yılda sağlandı.
“RİSK PRİMİ 1 YILDA 450 PUAN DARALDI”
KKM 60 milyar doların altına indi. Temmuzda KKM’den çıkış çok daha hızlanacak. Türkiye’nin istikrar ve reform programı ile birlikte risk priminde dramatik bir düşüş yaşanmıştır. Son 1 yılda risk priminde daralma 450 puan civarında, benzer ülkelere göre risk priminde muazzam iyileşme var.
DIŞ KAYNAĞA ERİŞİM SORUNU ORTADAN KALKTI
Türkiye’nin makul maliyetlerle dış kaynağa erişiminde sorun, önemli ölçüde ortadan kalktı. Rezervlerdeki artışın büyük bir kısmı vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin programa olan güveni nedeniyle dövizden TL’ye geçişle açıklanır, üçte ikisinden fazlası bu.
YILSONU ENFLASYON TAHMİNİ
Enflasyonda en zoru geride kaldı. Tutarlılığı olan güçlü bir program uyguluyoruz. Para politikası geciklemeli bir şekilde dezenflasonu şekillendiriyor. Para politikasının inşası zaman alıyor. Enflasyon gelecek ay yüzde 60 civarına inecek. Yıl sonunda enflasyonda yüzde 42’ye kadar toleransımız var.
“YÜK DAR GELİRLİLERE YÜKLENMEYECEK”
Kamuda harcama disiplinini önemsiyoruz, bütün harcamaları gözden geçiriyoruz. Bazı programları, birimleri kapatacağız. Çalışanlarımızı vergide adaleti sağlamak için Gelir İdaresi’nde görevlendireceğiz. Kayıt dışılık ile mücadeleye başladık, eylem planı olmayacak, fiiliyatta bu olacak. Amacımız vergilendirilmemiş bir alan bırakmamak, vergide adalet ve etkinliği sağlamak. Yük hiçbir şekilde dar gelirlilere yüklenmeyecek. Makrofinansal istikrarı kalıcı bir şekilde tesis etmeliyiz.
]]>“OLAĞANÜSTÜ KOŞULLARLA KARŞI KARŞIYAYDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, haziran ayı enflasyonunun beklentiler altında gelmesi ve yıllık enflasyonun 8 ayın ardından ilk kez gerilediğinin hatırlatılması üzerine şu ifadeleri kullandı:
Biz geçen sene dezenflasyona geçiş için bir süre öngörmüştük. Çünkü geçen sene gerçekten deprem etkisiyle olağanüstü koşullarla karşı karşıyaydık. Para politikasının etkili olması zaman alıyor. Maliye politikasında ilave çaba gerekiyordu. Biz o nedenle dezenflasyon Mayıs 2024’ten sonra başlayacak dedik. Nitekim Haziran ayında yıllık bazda enflasyonda düşüş başladı ama Temmuz’da yani 60’lı rakamlar diyorum ama öngörmek mümkün değil. Muhtemelen düşük 60’lı rakam olacak. Ağustos’ta yine düşük 50’li bir rakam olacak. Ve muhtemelen büyük ihtimalle Eylül enflasyonu açıklandığında 50’nin bir tık altı olabilir. Bizim öngördüğümüz politika bu çerçevede.
NET REZERVLERDEKİ İYİLEŞME 80 MİLYAR DOLAR
Cari açığın bir problem olmaktan çıktığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen sene çok ciddi bir cari açık problemimiz vardı. Bu sene artık cari açık problem olmaktan çıktı. Milli gelire oran olarak yüzde 6’lardan neredeyse bu sene muhtemelen yüzde 2 civarına düşecek. Rezerv konusunda çok önemli mesafe kat ettik. Brüt rezervimiz yaklaşık 145 milyar dolar. Ve swap hariç rezervlerimiz 10 milyarın üzerine çıktı. Mart seçiminden bu yana swap hariç net rezervlerdeki iyileşme neredeyse 80 milyar dolar civarı. Gerçekten eşi benzeri kolay görülmeyen bir iyileşme, bir güven var. Dolayısıyla dış denge bir endişe kaynağı olmaktan çıktı” dedi.
BENZER ÜLKELERE GÖRE 10 KAT HIZLI DÜŞTÜ
Türkiye’nin risk priminin benzer ülkelere oranla 10 kat daha hızlı düştüğüne işaret eden Erdoğan, “Bugün itibariyle 263 baz puan civarında. Türkiye’nin son 3 aydır, yerel seçimlerden sonra bizim 2 yıllık tahvil faiz oranlarımız 1000 baz puan düştü. Özellikle bu son enflasyon rakamlarından sonra faizler düşmeye başladı. Dün hem 2 yıllık hem 5 yıllık hem 10 yıllık bütün faizlerimiz düştü. Yine bizim yurtdışına ihraç ettiğimiz tahvil faizleri 50 baz puan düştü son yerel seçimden sonra. Yani risk primi düşüyor, faizler düşüyor ve gerçekten notumuz artıyor, cari açık daralıyor, bütçede de dengeyi iyileştiriyoruz. Dolayısıyla biraz sabra ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
“SON ÇEYREKTE BU İŞİ ÇÖZÜME KAVUŞTURACAĞIZ”
Enflasyonda düşüşün yeni başladığını ve bunun hızlanarak devam edeceğini beliren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
Enflasyonda düşüş daha yeni başladı. Hızlanarak devam edecek. Biz inanıyoruz. Bu hedefler başlangıçta iddialı görüntü ama hedefleri başaracağımıza gerçekten samimi bir şekilde inanıyoruz. Programımız çalışıyor. Başlangıçta program yok dediler, sonra bu program çalışmaz dediler, sonra para geliyor ama bu sıcak para dediler. Sürekli bir kulp, bir hata üzerinde yoğunlaşıyorlar. Tabii ki sorunlarımız var ama bu sorunları çözecek güçlü bir siyasi irade var. En büyük sorunumuz hayat pahalılığı. En adaletsiz vergi enflasyon. O nedenle dar gelirlilerimize, asgari ücretlimize, emeklilerimize yapacağımız en büyük iyilik popülizm yapmadan enflasyonu kalıcı bir şekilde tekrar tek haneye düşürmek. Vatandaşımızın kalıcı olarak refah seviyesini yükseltmek.
İnşallah son çeyreğe girerken bu işi çözüme kavuşturmuş olarak Allah’ın izniyle gireceğiz.
Son sürat devam eden dış kaynak girişiyle birlikte, dövizin reel olarak değer kazanmayacağına ilişkin güçlenen beklentiler, mevduatta Türk Lirası’nı adeta güvenilir liman haline getirdi.
Yerli yatırımcıların döviz satışı hız kesmeden devam ederken, yabancının da Türk tahvili alımı tarihte ilk kez art arda 11. haftaya taşındı. Döviz rezervleri rekor seviyeye çıkarken, swap hariç net rezervlerde ise 52 ay sonra ilk kez pozitif bölgeye geçildi.
3.5 TRİLYONLUK ARTIŞ
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 29 Mart yerel seçimlerinden bu yana TL mevduat 1.1 trilyon lira artarak 9 trilyon 793 milyar liraya çıktı. Kur Korumalı Mevduat (KKM) hariç bırakıldığında ise TL mevduattaki artış 1 trilyon 277 milyar liraya ulaştı.
TL mevduatta 18 Ağustos 2023’ten bu yana yaşanan artış ise 2.2 trilyon lirayı geçti. KKM hariç bırakıldığında ise artış 3.5 trilyonun üzerine çıktı. Yüksek faizden yararlanmak isteyen yatırımcıların artan ilgisi ve dövizde reel değer kazanımı olmayacağına ilişkin beklentilerin etkisiyle, KKM hariç, TL’nin 18 Ağustos 2023’te yüzde 31.92 olan toplam mevduattaki payı 7 Haziran 2024’te yüzde 48.4’e çıktı.
Yabancı paranın toplam mevduattaki payı ise yüzde 41.8’den 38.3’e geriledi. KKM’nin toplam mevduattaki payı yüzde 26.2’den 13.2’ye, TL mevduattaki payı ise yüzde 45.1’den 21.4’e indi. 29 Mart-7 Haziran arasında TL mevduatın payı 6.9 puan artarken, yabancı para mevduatın payı 5.4 puan, KKM’nin payı 1.5 puan geriledi.
KKM 10 AYDIR DÜŞÜYOR
18 Ağustos 2023’te 3 trilyon 408 milyar lira ile rekor kıran kur korumalı mevduatta, o tarihte başlayan düşüş 42 haftadır kesintisiz devam ediyor. KKM’nin büyüklüğü 7 Haziran 2024’te 2 trilyon 98 milyar liraya indi.
Zirveden bu yana yaşanan düşüş 1 trilyon 210 milyar liraya ulaştı. Bu süreçte, kur korumalı mevduatın büyüklüğü dolar bazında ise 126.4 milyar dolardan 65.7 milyar dolara geriledi.
19.5 MİLYAR $ SATILDI
Yerel seçimlerin ardından Türk Lirası’na geçiş özellikle döviz mevduatlarında hızlı bir çözülmeyi beraberinde getirdi. 29 Mart’ta 210.4 milyar dolar olan döviz hesaplarının büyüklüğü, 7 Haziran 2024 tarihi itibarıyla 19.5 milyar dolar azalarak 190.9 milyar dolara geriledi.
Bu dönemde bireysel döviz hesapları 130.9 milyar dolardan 119.3 milyar dolara inerken, şirketlere ait döviz hesapları ise 79.5 milyar dolardan 70.7 milyar dolara geriledi.
REZERV REKORU KIRILDI
Programın uygulanmasına yönelik kararlılık, enflasyonla mücadele için atılan adımlar, risk primindeki düşüş, not artırımları, hızlanan yabancı girişi ve yerlilerin de TL’ye geçişi döviz rezervlerine rekor kırdırdı. Toplam rezervler, 7 Haziran haftasında 146.2 milyar dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Rezervlerde 29 Mart’tan bu yana yaşanan artış 23 milyar dolara ulaştı. 7 Haziran haftasında swap hariç net rezervler 5.9 milyar dolara çıktı. 29 Mart’tan bu yana net rezervlerler 32.1 milyar dolar, swap hariç net rezervler 71.5 milyar dolar arttı.
YABANCININ ROTASI TÜRKİYE
Güçlenen makro finansal istikrar ve kalıcı fiyat istikrarı hedefine ulaşılacağına yönelik beklentiler yabancı yatırımcıların da rotayı Türkiye’ye çevirmesini sağladı.
29 Mart yerel seçimlerinin ardından swap kanalıyla yabancı girişi 21 milyar dolara ulaşırken, tahvil-bono alımları ise 8 milyar dolara çıktı. Yabancılar tarihte ilk kez 11 hafta üst üste tahvil alımı gerçekleştirdi.
Tarihi zirveyi gören altın fiyatları, doların gücünü korumasıyla geriledi.
Ons altın, yüzde 0,47 düşüşle 2.413 dolar civarında işlem gördü.
Gram ve çeyrek fiyatları, hem ons altın hem de Dolar/TL’den etkilendi.
Gram altın, 2.501 Türk Lirası civarında seyretti. Çeyrek altın, 4.087 Türk Lirası seviyesinde el değiştirdi.
DOLAR MERKEZ BANKASI’NI BEKLİYOR
Döviz kurları artan yabancı ilgisinin etkisiyle yatay seyrini sürdürüyor.
Dolar/TL, bugün 32,22 bandında işlem gördü. Euro/TL ise 35,03 civarında alıcı buldu.
Nisan ayında dolar karşısında sınırlı kazanç elde eden Dolar/TL, mayıs ayında şu ana kadar yatay bir seyir izledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Şimşek, dün yaptığı açıklamasında, “Piyasadan döviz almasak 20’li rakamlara kadar, 30’un altına düşebilirdi. Lirada değer kaybı için bir sebep yok” ifadelerini kullandı.
REKOR REZERV BİRİKİMİ
Öncü veriler Merkez Bankası’nın (TCMB) yerel seçimden bugüne 51 milyar dolara ulaşan rekor hızda rezerv birikimi yaptığını gösteriyor. TCMB’nin swap hariç net rezervi geçen hafta 9.5 milyar dolar arttı. Swap hariç net rezerv geçen hafta eksi 14.1 milyar dolar hesaplanıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de TL’ye ilginin yüksek olduğunu, TCMB’nin “tarihte eşi benzeri görülmemiş dozda ve hızda” rezerv birikimi yaptığını söyledi. Şimşek, swap kısıtlarının uzun vadeyi özendirecek şekilde azaltılabileceği mesajı da verdi.
GÖZLER FAİZ KARARINDA
Bu haftanın öne çıkan gündem maddesi Merkez Bankası’nın perşembe günü açıklayacağı faiz kararı olacak. Beklentiler Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 50’de sabit bırakacağı yönünde.
Son olarak HSBC, yayımladığı raporda “son görüşmelerimiz baz alındığında Türkiye’ye ilişkin yatırımcı duyarlılığı geçtiğimiz birkaç yıl öncesine kıyasla daha olumlu. Portföy akışlarındaki son ivmelenme de bunun bir kanıtı.” HSBC, Perşembe günü TCMB’den faiz değişikliği beklemiyor.
GÜMÜŞ DE ARTTI
Öte yandan, altınla birlikte gümüş fiyatlarında da yukarı yönlü ivme görüldü. Spot gümüş fiyatları dün yüzde 2.5 artışla 32.28 dolara ulaşarak küresel piyasada 11 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Nisandan bu yana bakır, alüminyum, çinko ve kurşun gibi temel endüstriyel metal fiyatlarının arz kesintilerine yönelik endişelerle arttığı; hal böyle olunca spekülatörlerin gümüşe yöneldiği; bunun da fiyatların artmasının nedenlerinden biri olduğu belirtiliyor.
FED YETKİLİLERİNDEN TEMKİNLİ AÇIKLAMALAR
ABD enflasyonunda yaşanan soğumaya rağmen Fed yetkililerinden temkinli açıklamalar gelmeye devam etti.
Fed Başkan Yardımcısı Michael Barr, kısıtlayıcı politikanın etkinliğini değerlendirmek için daha fazla zamana ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson da enflasyonun faiz oranlarının düşürülmesini gerektirecek kadar hızlı soğumadığını vurguladı.
ORTADOĞU’DA SİYASİ BELİRSİZLİK
Ortadoğu’da yaşanan siyasi belirsizliklerden kaynaklı güvenli liman talebi ise altın fiyatlarında kayıpları sınırladı.
Çin ve Rusya’nın ABD dolarına olan bağımlılığını azaltmayı amaçlayan güçlü merkez bankası alımları da devam etti.
IMF verilerine göre, Rusya Federasyonu nisan ayında altın varlıklarını 3,11 ton artırarak 2.336 tona çıkardı. Çin ise mart ayında rezervini 4,98 ton artırarak 2.263 tona yükseltti.
]]>Rusya ise BRICS’in 2024 yılı dönem başkanlığını devralırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, konuya ilişkin 1 Ocak’ta yaptığı açıklamada, birliğin artık 10 uluslu bir yapı haline geldiğini ve Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yeni üyeler olarak katıldığını söyledi.
Putin, bu yıl da birliğe katılmak isteyen yeni ülkeleri değerlendireceklerine işaret ederek, “BRICS’in çok boyutlu gündemine şu veya bu şekilde katılmak isteyen yaklaşık 30 ülkenin ne derece hazır olduğunu değerlendireceğiz” ifadesini kullandı.
BRICS’İN KÜRESEL EKONOMİDEKİ PAYI ARTIYOR
Başlangıçta Güney Afrika’yı içermeyen “BRIC” kısaltması, 2001’de İngiliz ekonomist Jim O’Neill tarafından Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in büyüme potansiyelini vurgulayan bir makalede kullanılarak literatüre girmişti.
Birliğin kuruluşu ise Rusya’nın girişimleriyle, ABD ve Batılı ülkelerin küresel hakimiyetini dengeleyecek gayri resmi bir platform olarak 2009’a dayanıyor. Güney Afrika’nın da bir yıl sonra davet edilmesiyle birlik bugünkü BRICS adını aldı.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, bu yıl katılan beş yeni ülkeyle birlikte BRICS’in ekonomik büyüklüğü 29,5 trilyon doları geçerken, küresel ekonomideki payı da yüzde 28’e çıktı.
Çin, 18,5 trilyon dolarlık ekonomisiyle birliğin bu alanda açık ara lideri konumunda. Hindistan 4,1 trilyon dolar, Brezilya 2,2 trilyon dolar, Rusya 1,9 trilyon dolar, Suudi Arabistan ise 1,1 trilyon dolar büyüklükteki ekonomileriyle Çin’i takip ediyor.
Üye diğer ülkelerden BAE 536 milyar dolar, Güney Afrika 401 milyar dolar, İran 386 milyar dolar, Mısır 257 milyar dolar ve Etiyopya 192 milyar dolar ekonomik büyüklüğe sahip. Genişleyen yeni BRICS’in toplam nüfusu ise yaklaşık 3,5 milyara çıkarken bu da dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 44’üne tekabül ediyor.
BRICS’İN ENERJİDEKİ ROLÜ SUUDİ ARABİSTAN, BAE VE İRAN İLE ARTACAK
Halihazırda dünyanın en büyük petrol üreticisi ve ihracatçılarından Rusya’yı bünyesinde bulunduran BRICS’in küresel petrol piyasasındaki konumu, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) kilit üyeleri Suudi Arabistan, BAE ve İran’la birlikte güçlenecek.
OPEC verilerine göre, genişleyen birliğin petrol üretimi günlük 45 milyon varile, bir başka deyişle, dünya ham petrol üretiminin yaklaşık yüzde 45’ine çıktı. Doğal gaz rezervlerinde ise BRICS’te artık Rusya’nın yanı sıra dünyanın en çok rezerve sahip yedi ülkesi arasında yer alan İran, Suudi Arabistan ve BAE de bulunacak.
Rusya ile OPEC grubu arasında son yıllarda artan işbirliğinin BRICS ekseninde derinleşmesi beklenirken, “petro-dolar” sisteminde de bazı değişimler yaşanabilir.
Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin Çin ile petrol ve gaz ticaretinin Şangay Borsası’nda ve Çin yuanı üzerinden yapılması, ABD dolarının küresel enerji piyasasındaki hakimiyetini azaltacak ek bir hamle olarak yorumlanıyor.
Dünyanın en büyük petrol ihracatçılarını içeren BRICS, aynı zamanda en büyük ithalatçılarından Çin ve Hindistan’ı da içeriyor ve bu iki ülke, G7 ülkelerinin Rus petrolüne uyguladığı tavan fiyat yaptırımına da katılmıyor.
DOLARSIZLAŞMANIN HIZLANMASI BEKLENİYOR
Bu adımların BRICS nezdinde artma ihtimali bulunurken, Rusya’nın da Çin ve Hindistan’la enerji ticaretinde ruble, yuan ve rupinin payı Batılı ülkelerin yaptırımları nedeniyle önemli oranda arttı. Doların rezerv para statüsü, ABD’ye ucuz finansman ve mali yaptırım şeklinde avantaj sağlarken, BRICS’in “dolarsızlaşma” adımları söz konusu avantajları sekteye uğratabilir.
BRICS, IMF ve Dünya Bankası’na alternatif yaratmak ve üye ülkelerdeki dolarsızlaşma sürecini desteklemek için 2015’te Yeni Kalkınma Bankası’nı (NDB) kurdu.
Brezilya’nın eski devlet başkanı, NDB Başkanı Dilma Rousseff, geçen yıl yaptığı açıklamada, banka tarafından verilen kredilerin yaklaşık yüzde 30’unun yerel para birimlerinde yapıldığını ve küresel finans sisteminin yerini artık “çok kutuplu bir sistemin alacağı” değerlendirmesinde bulunmuştu.
BRICS ülkelerindeki merkez bankalarının altın rezervleri de özellikle “dolara alternatif para birimi” tartışmaları ekseninde gündeme gelen bir başka unsur olarak ön plana çıkıyor.
Birlik nezdinde ortak yeni bir rezerv para birimi kurulmasına yönelik tartışmalar sürerken, Putin, BRICS’in bu konuda çalışmalar yürüttüğünü ancak bunun kolay bir süreç olmadığını, zaman alacağını söylemişti.
Putin, yeni bir rezerv para birimi yerine devletler arasındaki ödemeleri sağlamak için bir sistem kurmanın daha önemli olduğu değerlendirmesini de yapmıştı.
Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre Rusya 2 bin 332 tonla BRICS’te en çok altın rezervine sahip ülke konumunda. Onu 2 bin 10 tonla Çin, 797 tonla Hindistan takip ediyor.
Suudi Arabistan 323 ton, Brezilya 129 ton, Mısır 125 ton, Güney Afrika 125 ton ve Birleşik Arap Emirlikleri 75 ton altın rezervine sahipken, resmi olarak bildirimde bulunmayan İran’ın 325 ton, Etiyopya’nın ise 100 ton altın rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor.
]]>Bugünkü oturumda, tansiyon problemi yaşaması nedeniyle hastaneye kaldırılan TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’e de geçmiş olsun dileklerini ileten Yılmaz, ayrıca Sarıkamış Harekatı’nın 109’uncu yılı dolayısıyla tüm şehitleri rahmet ve minnetle andı.
Türkiye’nin siyasi istikrar ve güven ortamında yüksek büyüme oranı sağlayan bir ülke olduğunu; son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlandığını ifade eden Yılmaz, bu süreçte dünyanın ise ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü, Türkiye’nin 1,8 puan üstünde bir büyüme gerçekleştirdiğini söyledi.
Yılmaz, 2020, 2021 ve 2022 yılları dikkate alındığında, dünya ekonomisinin kümülatif büyümesinin yüzde 7, Türkiye’nin ise son 3 yılda kümülatif büyümesinin yüzde 20 civarında olduğuna dikkati çekti. “Neredeyse dünyanın 3 katı daha fazla bir büyüme performansı sergilemişiz. Bütün bunlar Türkiye ekonomisinin doğru yolda olduğunu, dünyadaki konumunu yükselttiğini gösteren göstergeler” diye konuştu.
Bu yıl itibarıyla nominal dolar bazında ilk defa 1 trilyon doları geçen ekonomik büyüklüğe ulaşacaklarının altını çizen Yılmaz, şunları aktardı:
“Bundan 20 yıl önce 230 milyar dolar civarındayken 1 trilyon doları geçecek. Bugünden 12 ay geriye gittiğimizde 1 trilyon 70 milyar doları aşmış durumdayız. Yıl sonu itibarıyla 1,1 trilyona yakın büyüklükte bir ekonominin hesap edileceğini tahmin ediyoruz. Türkiye ekonomisi önemli bir eşiği de bu şekilde aşmış durumda. İlk defa nominal dolar bazında 1 trilyonu aşacağımız bir yıl olacak.”
Yılmaz, satın alma gücü paritesine göre milli gelirde dünyanın 11’inci büyük ekonomisi olduklarını dile getirdi.
“SON 11 YILIN EN DÜŞÜK İŞSİZLİK RAKAMLARI”
Bu yıl itibarıyla da büyüme performansını devam ettirdiklerini belirten Yılmaz, “Yıl sonu itibarıyla Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde 4,4 büyümeyi yakalayacağımıza, hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Bu büyümede sevindirici olan bir husus makine teçhizat yatırımlarının, sabit sermaye yatırımlarının içerisinde gösterdiği performans yüksek bir büyümeyle artıyor. Bu da potansiyel, geleceğe dönük büyümemizi güçlendiren unsurlarımızdan bir tanesi” ifadelerini kullandı.
Gelecek yıla ilişkin büyüme tahminine de değinen Yılmaz, “2024’te hem üretim hem talep yönüyle dengeli bir görünüm içerisinde büyümemizi devam ettirip yüzde 4 büyümeyi sağlamak istiyoruz. Bunun için hedeflerimizi, programımızı ortaya koymuş durumdayız. Enflasyonla mücadele ettiğimiz ortamda bir miktar geçmiş ortalamalarımızdan daha düşük bir büyüme var. Dünyada da aslında geçmiş ortalamaların gerisinde bir büyüme söz konusu ancak sürdürülebilir, istikrar içinde büyüme anlamında da 2024 yılı kazançlı çıkacağımız bir yıl olacak” değerlendirmesinde bulundu.
Mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranının ekim ayında 8,5 olarak gerçekleştiğini aktaran Yılmaz, en son 2012 yılında böyle bir rakam görüldüğünü; son 11 yılın en düşük işsizlik rakamıyla karşı karşıya olduklarını vurguladı. Yılmaz, “Enflasyonla mücadele ettiğimiz bir ortamda işsizlikte bir kazanım elde etmiş olmak son derece sevindirici. Son dönemdeki istihdam artışında gençlerin ve kadınların daha fazla pay aldığını görüyoruz. Genç işsizliğinde bir önceki yıla göre 5 puan civarında bir düşüş söz konusu” dedi.
“TOPLAM REZERVLERİMİZ 142,5 MİLYAR DOLARA YÜKSELMİŞ DURUMDA”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yıl sonunda, OVP’ye göre öngördükleri bütçe açığının altında kalacaklarını ifade ederek, “Gelirlerimiz de artmaya devam ediyor. OVP’de öngördüğümüz gelirin üzerinde bu yılı kapatacağız. Tüm bunlarla baktığımızda 6,4 olarak öngördüğümüz bütçe açığının milli gelire oranı, bunun altında gerçekleşecek, yüzde 6’nın altında olacağını rahatlıkla söyleyebilirim. OVP’de öngördüğümüz 6,4’lük açığın 3 puanı sadece deprem harcamasından geliyordu. Deprem dışı açığımız 3,4’tü aslında. Bu 3,4’ün de oldukça altında iyi bir performansla bu dönemi kapatacağımızı rahatlıkla ifade edebilirim” bilgisini paylaştı.
Yılmaz, Merkez Bankasının rezervlerine ilişkin de şu bilgileri verdi:
“Merkez Bankamızın rezervlerinde çok güçlü bir artış, tarihi seviyeler görüyoruz. Tüm zamanların en yüksek rakamına çıkmış durumda rezervlerimiz. 15 Aralık haftasında brüt döviz rezervimiz 95,4 milyar dolara, brüt altın rezervimiz ise 47,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Toplam rezervlerimiz 142,5 milyar dolara yükselmiş durumda. Mayıs ayında 98,5’lara kadar inmişti, şimdi geldiği nokta çok önemli bir artış. 7 aylık bir sürede 44 milyar doları aşan bir rezerv artışı söz konusu. Bu da ülkemize ilişkin risk algılarını olumlu yönde etkileyen bir durum.”
“ENFLASYONDA BELİRGİN DÜŞÜŞÜ GÖRECEĞİZ”
Yılmaz, OVP’nin en temel önceliğinin enflasyonu düşürmek olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“OVP’de bu yıl için öngördüğümüz yüzde 65 civarında bir enflasyon oranıydı ve bu oran civarında gerçekleşecek gibi görünüyor. Son aya ilişkin rakam çıkınca daha iyi görmüş olacağız. Aylık bazda politikalarımızın etkisini görmeye başladık. Gelecek yılın ortalarından itibaren yıllık enflasyonda belirgin düşüşü hep birlikte göreceğiz.”
]]>