Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak.
HAYVAN BAKIMEVİNİN TANIMI DEĞİŞİYOR
AA’nın haberine göre; uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.

Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
YEREL YÖNETİMLER EĞİTİM ÇALIŞMASI YAPACAK
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
ÖTENAZİ İLE İLGİLİ MADDE
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin 5’inci maddesinin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Aranın ardından Komisyonun yerini almaması üzerine Bozdağ, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık şekilde tanımlanacak.

Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaştır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis” şeklinde değiştirilecek.
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluğunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceği ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.

Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
YEREL YÖNETİMLER YETKİLİ OLACAK
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeği bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin sağlanması amaçlanacak.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin 5’inci maddesinin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Aranın ardından Komisyonun yerini almaması üzerine Bozdağ, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>“Şu anda bizdeki gibi popülasyon olmadığında sahipsiz kalan her hayvan yakalanmalı ve kısırlaştırılmalıdır.” diyen Esmeier, bunun dışındaki her şeyin sayılarının artmasına ve acı çekmelerine yol açacağını, köpeklerin vahşi olmadığını ve insanlara ihtiyaç duyduklarını dile getirdi.

Esmeier, “Sadece insanlarla değil köpekler arasında da çatışmalar kaçınılmazdır ancak bu toplu halde öldürülmelerine veya uyutulmalarına yol açmamalıdır çünkü bu, insan kaynaklı bir sorundur.” ifadesini kullandı.
Sahipsiz gezen köpeklerin tümünün geciktirilmeden derhal kısırlaştırılmasını kesinlikle tavsiye ettiğini vurgulayan Esmeier, “Gecikmeler olduğunu biz de biliyoruz, örneğin kısırlaştırılmamış başıboş hayvanın sahibinin ortaya çıkma ihtimaline karşı hayvanların 10 gün boyunca hayvan barınağında tutulması gerekiyor. Bunların hemen kısırlaştırılması gerekiyor.” dedi.

– “SAHİPLİ KISIRLAŞTIRILMAMIŞ HAYVANLAR, ORTALIKTA DOLAŞMAMALI”
Üremenin artmaması için hayvanlara çip takma imkanının bulunduğunu anlatan Esmeier, sonraki 6 ay içinde kısırlaştırma ameliyatının yapılabileceğini, böylelikle üremenin gerçekten sona erebileceğini savundu.
“Bu sırada sahipli kısırlaştırılmamış hayvanların ortalıkta dolaşmasına izin verilmemeli. Bu hayvanların sahipleri olabilir ancak bu arada istemeden de olsa yavruluyor olabilirler.” uyarısında bulunan Esmeier, sahipli köpeklerin durumunu kontrol altına almadan sahipsiz köpek sorununun çözülemeyeceğini, sürekli alevleneceğini savundu.
Esmeier, “Köpeklerin yetişmesini, başıboş gezmelerini biz sağladık ve şimdi ‘İyi, biz berbat ettiğimiz için tüm hayvanları uyutacağız.’ demek, bizim ölçümüz değil.” şeklinde konuştu.
Sahipsiz hayvan sorunuyla kökünden mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Esmeier, bunun da ancak kısırlaştırmayla mümkün olabileceğini savundu.
Aynı anda çok sayıda köpeğin hadım edilebileceğini söyleyen Esmeier, kısırlaştırma çipi takılarak 6 ay zaman kazanılabileceğini ve bu dönemde hepsinin kısırlaştırılabileceğini kaydetti.
– “KISIRLAŞTIRMANIN, DAHA AZ KAYNAK TÜKETECEĞİNE İNANIYORUM”
Esmeier, “Kısırlaştırmanın, örneğin bir hayvanın barınakta ömür boyu kalmasından daha az kaynak tüketeceğine inanıyorum.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de bulunan sahipsiz köpeklerin hemen veya 24 saat içinde kısırlaştırılabileceğini belirten Esmeier, sahiplerinin gelmesi için 10-12 gün beklenmesine gerek olmadığını, kısırlaştırılmış olarak da teslim edilebileceklerini söyledi.

– “BAŞIBOŞ KALMALARINA İZİN VERİLMİYOR”
Almanya’da bariz şekilde sahipsiz dolaşan her hayvanın “bulunmuş” kabul edildiğine dikkati çeken Esmeier, yerel yönetimlerin bununla “kayıp mal” statüsünde ilgilenme sorumluluğunun bulunduğunu dile getirdi.
Esmeier, “Çünkü sahibinin, 6 ay boyunca bulunan hayvanın kendisine verilmesini talep etme hakkı vardır.” diyerek, bu yüzden Almanya’daki çoğu belediyenin yerel hayvan barınaklarıyla sözleşmeler imzaladığını, dışarıda başıboş kalmalarına izin verilmediğini söyledi.
Kediler konusunda da aynı şeyi yaptıklarını anlatan Esmeier, kısırlaştırıldıktan sonra sokağa bırakıldıklarını, en önemli meselenin çoğalmanın engellenmesi olduğunu vurguladı.
– “BAKMA BİLİNCI OLUŞMALI”
Esmeier, insanların besledikleri kedileri kısırlaştırmadan salıvermeleri gibi benzer sebeplerin kontrolsüz üremelerine yol açtığına dikkati çekti.
İnsanların evlerinde besledikleri kedileri kısırlaştırmadan dışarıya salıvermelerine izin verilmemesi amacıyla mücadele ettiklerini dile getiren Esmeier, Berlin’de böyle bir kısırlaştırma zorunluluğunun bulunduğu bilgisini paylaştı.
Sosyal medya sayesinde dünyadaki pek çok insanın sevimli köpek yavrusu ve başkalarına gösterebilecekleri ince tüylü ve tatlı bir hayvan almak istediğine işaret eden Esmeier, kedi ve köpeklere 15 yıl boyunca bakmak, veterinere para ödemek, yaşlandıklarında da yanında olmak gibi bir bilincin oluşması gerektiğini vurguladı.

BARINAKLARIN FİNANSMANI NASIL?
Esmeier, Almanya’da hayvan barınaklarının yapısı ve finansmanıyla ilgili her belediyede farklı uygulamaların bulunduğunu söyledi.
Berlin Belediyesinin bulunan hayvanların bakım masraflarını 180 güne kadar karşıladığını anlatan Esmeier, “Bu, ‘bulunan hayvanlar’ için yasal süredir ve 6 aydır. Bu süre boyunca (bulunan hayvanın masrafları) Berlin Belediyesi tarafından finanse ediliyor. Hayvanlar, bu süre dışında yuva bulunamazsa tüm masrafları kendimiz karşılamak üzere bizde kalıyorlar ve bağışçılar, özel havyan derneği tarafından finanse ediliyor.” ifadelerini kullandı.
Esmeier, ülkede bir hayvanın sahiplenilene kadar tüm masraflarının finanse edildiği barınakların da bulunduğunu söyleyerek, sahiplenilene kadar masraflarının karşılanmasının belediyenin sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Almanya’da tamamı finanse edilen, belediyelere ait hayvan barınaklarının da bulunduğunu anlatan Esmeier, bunların iki elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar az sayıda olduğunu dile getirdi.

Hayvan koruyucusu olarak bu konudaki bilincin tüm dünyada değişmesinin gerektiğini, bir ülkeyle sınırlı olmadığını vurgulayan Esmeier, şunları kaydetti:
“İyi ki Türkiye’yi çok iyi tanıyorum ve orada çok sayıda hayvansever olduğunu biliyorum ancak sadece hayvanı beslemek ve sevmek zorunda olmadığımı, aynı zamanda onların yavrularına ömür boyu bakılmasını sağlamam ya da (onlara) mani olmam gerektiğine ilişkin bilince ihtiyaç var. Örneğin, sürekli yeni köpek yavrularının üretilmesi ve yaşlı köpeklerin hayvan barınaklarına konulması veya terk edilmesi söz konusu olamaz yani bir evcil hayvandan sorumlu bulunmanın sadece beslemek, okşamak ve sarılmaktan daha fazlası olduğu bilincinin oluşması gerekiyor. Bu, kesinlikle değişmeli.”
HABER7
Her hususta Batılı ülkeleri Türkiye’ye örnek gösteren seküler çevreler, Avrupa’da başıboş köpeklere uygulanan tedbirlerin ülkemizde de tatbik edilmesine karşı çıkıyor. AK Parti’nin hazırladığı kanuni düzenlemenin kısa süre içerisinde TBMM gündemine gelmesinin beklendiği süreçte harekete geçen malum isimler, sahipsiz köpeklerin toplanıp barınaklara yerleştirilmesi, sahiplenilmedikleri takdirde uyutulmasına yönelik formülü ajitatif söylemlerle sulandırmaya çalışıyor.
SULANDIRMA GAYRETİ
“Cinayetin adı uyutma”, “Sokak hayvanlarına katliam”, “Köpekler öldürülecek”, “Onlar da canlı, kıymayalım”, “Birlikte yaşıyoruz ve yaşayacağız” şeklinde söylemlerle küçük çaplı eylemler düzenleyen gruplara iktidarın her adımına karşı çıkmayı ilke edinen medya kuruluşları destek veriyor. Cumhuriyet ve Sözcü gazetesinin bugün manşetten yayınladığı haberlerde, kanuni düzenleme çarpıtılarak haberleştirildi.

Hürriyet gazetesi de Tarkan, Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Seren Serengil gibi isimlerin konuya ilişkin açıklamalarını öne çıkararak benzer bir manşet yayınladı.

“B.KLARINI BİLE VERMEM!”
Özellikle Seren Serengil’in açıklaması öne çıkarılırken, Serengil’in maksadı aşan ifadeler tepki topluyor.
Serengil, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “607 köpek değil 5 bin köpeğe bakarım. B.klarını dahi vermem. Direnirim canımı veririm onları vermem. Yeter be hepimizi sinir hastası ettiniz.” demişti.

ATATÜRK DÖNEMİNDE BAŞIBOŞ KÖPEKLERE NE YAPILMIŞTI?
Atatürkçülük maskesi altında gerçekleştirilen muhalefeti son dönemde ciddi sosyal travmalara yol açan başıboş köpek olayında da sergileyen cenah, M.Kemal iktidarı dönemindeki uygulamayı dikkatlerden kaçırıyor.
CHP’nin tek parti iktidarı döneminde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in başıboş köpek sorununa karşı aldığı önlemler, “Atatürkçülük” maskesiyle günümüzde hükümetin düzenlemesine itiraz eden çevrelere cevap niteliği taşıyor.
Resmi Gazete’de 13 Haziran 1932 tarihinde yayınlanan genelgeye göre Atatürk hükümeti, “sahipsiz ve maskesiz dolaşan köpeklerin itlaf edilmesini” kararlaştırmıştı.
Genelgede, “Sahipsiz olan bütün köpekler itlaf edilecektir. Sahipsiz köpekler, hiçbir surette başı boş olarak mahalle arlarında, çarşı ve pazarda dolaştırılmayacaktır. Maskesiz görülecek köpekler itlaf edilecektir. Sahipli köpekler gündüzleri bir mahalde bağlı olarak bulundurulacak ve ancak geceleri bekçilik işini görebilmeleri için serbest bırakılacaklardır.” talimatları yer almıştı.
İşte o genelge:

AVRUPA ÜLKELERİ NASIL ÇÖZDÜ?
Avrupa’nın birçok ülkesinde başıboş sokak köpekleriyle ilgili “uyutma” tedbiri uygulanıyor. Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, İsviçre, Almanya, İsveç gibi ülkelerin tamamında benzer kanunlar yürürlükte.
İşte Avrupa ülkelerindeki başıboş köpek uygulamaları:
İNGİLTERE:
FRANSA:
BELÇİKA:
ALMANYA:
İSVEÇ:
ESTONYA VE LETONYA:
POLONYA:
İSVİÇRE:
İSPANYA:
İTALYA:
YUNANİSTAN:

Türkiye’de ciddi olaylara sebebiyet veren başıboş köpeklerin son dönemdeki saldırılarından bazıları görüntülere böyle yansıdı:
]]>Bir süre Muğla’da yaşayan, ardından kızıyla 2 ay önce Ankara’ya yerleşen Akın, 29 Aralık Cuma günü Balgat semti Çiğdem Mahallesi’ndeki evinden sabah işe gitmek için çıktığı esnada sahipsiz köpeklerin saldırısına uğradı.
Kalçasından yaralanan ve ısırılan bölgede oluşan enfeksiyon nedeniyle ayakta tedavisi devam eden Akın, yaşadığı korkuyu AA muhabirine anlattı.

“Botumu, üzerimdeki elbisemi parçaladılar”
Çiğdem Mahallesi’nde çok sayıda sahipsiz köpeğin bulunduğunu ifade eden Akın, şunları söyledi:
“Ankara’ya tayinim çıkalı 2 ay oldu. Cuma günü sabah saatlerinde işe gitmek için evden çıktım, birden 5 köpeğin saldırısına uğradım. Onları kışkırtacak hiçbir şey yapmamıştım, neye uğradığımı şaşırdım. Kendimi korumak için çantamla onlara vurmaya çalıştım. Arkamdaki köpek sağ kalçamı iki yerden ısırdı. Botumu, üzerimdeki elbisemi parçaladılar. Yaklaşık 5 dakika kadar bu şekilde boğuştuk. Aşağı yönden gelen bir aracın önüne atlayarak durdurdum ve bu şekilde kurtuldum. Sağ olsun beni alıp hastaneye götürdüler.”

“Enfeksiyon oluştu, ilk günler ayağa kalkamıyordum”
Önce yakındaki özel bir hastaneye götürüldüğünü, ardından da Bilkent Şehir Hastanesi acil servisine başvurduğunu anlatan Akın, burada ilk müdahalenin, kuduz ve tetanos aşılarının yapıldığını söyledi.
Akın, “Köpek ısırıklarının bulunduğu yerde enfeksiyon oluştuğu için ayakta tedavim sürüyor. Ayrıca 5 doz kuduz aşısı olmam gerekiyor. İlk 4 günüm çok kötüydü, ayağa kalkamıyordum. Şu anda da yürürken zorlanıyorum ama daha iyiyim. Eğer köpeklerin saldırdığı esnada kendimi çantamla korumasaydım, panikleyip yere düşseydim, kaçsaydım çok daha kötü sonuçlar olabilirdi.” ifadesini kullandı.
Deprem sonrası kızıyla yeni bir hayat kurabilmek için tayin talebinde bulunduğunu dile getiren hemşire Akın, “Şu an geceleri uykumda sıçrayarak uyanıyorum, evimden çıkmaya korkuyorum. Çocuğum okula giderken panik halinde ‘anne bir şey olur mu’ diye tedirgin oluyor. Sadece benim çocuğum değil, bu bölgede yaşayan herkes, çocuklar risk altında.” dedi.

“Lütfen sahipsiz köpek sorununa bir çözüm bulunsun”
Konuyu belediyeye de bildirdiklerini ancak henüz bu konuda bir işlem yapılmadığını belirten Akın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada yaşayan başka komşularımız da daha önce köpeklerin saldırısına uğradı, ısırılan kişiler oldu. Devletimizden, Çankaya Belediyesinden rica ediyorum, lütfen bu sahipsiz köpek sorununa bir çözüm bulunsun. Gerçekten korkuyoruz, işimize giderken korkuyoruz, dışarı çıkamıyoruz, yürüyüş yapamıyoruz, markete gitsek arkamızdan köpek çıkar mı diye panik halindeyiz. Ben iki aydır bu korkuyu yaşıyorum, burada uzun süredir yaşayan kişiler de aynı durumdan şikayetçi.”

“Çocuklarım okula gidemiyor, kendi başına eve dönemiyor”
Mahalle sakinlerinden Vefa Kazancık, burada yaklaşık 5 yıldır yaşadığını söyleyerek, “Evimiz otobüs durağına 400 metre mesafede ama büyük oğlumu durağa bırakmazsam kendi başına gidemiyor. Çünkü orada konuşlanmış köpekler saldırabiliyor. 14 yaşındaki küçük oğlumun okulu da 600 metre ileride. Dersi saat 16.00’da bitiyor ama yol üzerinde sürü halinde köpekler olduğundan kendi başına eve dönemiyor.” diye konuştu.
Avrupa’nın birçok ülkesinde sahipsiz köpeklerle ilgili bir problemin bulunmadığına dikkati çeken Kazancık, şunları kaydetti:
“Burada komşularımızın çoğu dışarda elinde sopa ve değneklerle geziyor. Yalnız dışarı çıktıklarında köpeklerin saldırabileceğini biliyorlar. Geçenlerde yürüyüş arkadaşımın üzerindeki elbiseyi köpekler paramparça etti. Sağlığı için yürüyüş yapmak isteyen 60 yaşındaki adam kendini zor kurtardı. Bu durumu belediyeye üç defa bildirdim ama sonuç alamadım. Köpeklerin bu bölgeden alınıp, barınaklara yerleştirilmesini istiyoruz. Bizler de hayvan seviyoruz, buna bir diyeceğim yok ama bu durum bambaşka.”
