”ZİYARETLER AY SONUNA KADAR ÜCRETSİZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldız Sarayı açılış töreninde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihi yapının önümüzdeki ayın sonuna kadar ücretsiz şekilde ziyaret edileceğini duyurdu.
Erdoğan, “Yıldız Sarayı direnişin sembolü, sıradan bir yapı değildir, Osmanlı’nın en sancılı yıllarına tanık oldu” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabiatla uyumu, mimarisi ve Türk saray bahçeleri geleneğinin son örneği olan Yıldız Sarayı nadide bir eserdir.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Erdoğan, Yıldız sarayına girişlerin önümüzdeki ayın sonuna kadar ücretsiz olduğunu duyurdu.

YILDIZ SARAYI’NIN ÖNEMİ
Türk Osmanlı saray mimarisinin son örneği olan Yıldız Sarayı, Beşiktaş semtinin Yıldız tepesinde yer alır. Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nden (1520-1566) itibaren padişahlar tarafından av sahası olarak kullanılan ve Hazine-i Hassa’ya kayıtlı bu araziye ilk kasrı Sultan I. Ahmed yaptırmıştır. 18’inci yüzyıl sonunda Sultan III. Selim, validesi Mihrişah Sultan için Yıldız Kasrı’nı, babası için de bir çeşme yaptırmıştır. Genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkü’nde oturan Sultan Abdülaziz ise Büyük Mabeyn Köşkü’nü inşa ettirmiş, daha sonra dış bahçeye Malta ve Çadır Köşklerini, asıl kısmına da Çit Kasrı’nı eklemiştir.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD YILDIZ SARAYI’NDA YAŞAMIŞTI
Sultan Murat’ın rahatsızlığı nedeniyle tahtan indirilmesinden sonra, kardeşi Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) 33 yıllık saltanat devri başlamıştır. Sultan II. Abdülhamid; amcası Sultan Abdülaziz’in ve ağabeyi Sultan V. Murat’ın birbirini takip eden ikametlerine sahne olan Dolmabahçe Sarayı’nın deniz kıyısında bulunması ve bu sarayın denizden kuşatılması ihtimalini göz önünde bulundurarak, 7 Nisan 1877’de Yıldız’a taşınmıştır. Nisan 1877’de Yıldız’da aralıklarla ikâmet etmeye başlayan genç padişah, Ocak 1878’de temelli olarak Yıldız’a yerleşmiştir.
200 yıllık tarihiyle Yıldız Sarayı, Osmanlı’nın en sancılı yıllarına şahitlik etmiştir. Sultan 2. Abdulhamit’le özdeş hale gelmiştir. 2. Mahmut burayı yeni ordunun askerlerinin talimlerini izlemek için kullanmıştır. Yıldız Sarayına asıl hürriyetini kazandıran Abdülhamit Han olmuştur.

YILDIZ SARAYININ TARİHİ
Yıldız Sarayı kompleksi, Osmanlı Devleti’nin son sarayı olması açısından ayrı bir önem taşıyor.
Asıl şeklini Sultan II. Abdülhamid döneminde alan saray, 33 yıl boyunca devletin yönetim merkezi, Sultan’ın ve ailesinin ikametgahı olarak kullanıldı.
Köşkler, yönetim ve koruma yapılarıyla parklar bütününden oluşan Yıldız Sarayı, Sultan II. Abdülhamid’in 1909’da tahttan indirilmesiyle önemini yitirdi.
Son Osmanlı padişahı Sultan VI. Mehmed Vahdeddin döneminde de bir süre kullanılan saray, 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla kapılarını tümüyle dış dünyaya kapattı.

“İSTANBUL’DAKİ 3 BÜYÜK SARAYDAN BİRİ”
Basın toplantısında konuşan Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Bu saray İstanbul’daki 3 büyük saraydan bir tanesi. Bugüne kadar ziyaretçisiyle, toplumla buluşamamış bir saraydı. Çeşitli vesilelerle sık sık kamuoyunun gündemine gelmiş bir saray. Yaklaşık 100 yıldır kapalı olan bir sarayın toplumla buluşmasından bahsediyoruz. Bu sebeple tekrardan heyecanımızın altını çizmek istiyorum.
Yıldız Sarayı, 1924 yılından sonra çeşitli devlet kurumları idaresinde farklı misyonlarla ve farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bu nedenle esas olarak ziyarete açılamamış bir saraydır. Uzun yıllar belli kısımlarında bazı çalışmalar yapıldı fakat takdir edersiniz ki her kurumun, birbirinden farklı işletme düzenleri, restorasyon pratikleri ve imkanları var. Bu sebeple bu çalışmalar bir yeknesaklık kazanamamıştı ve toplumumuzdan uzak kalmıştı” dedi.

SARAYDA HANGİ ESERLER SERGİLENECEK?
İlk defa ziyarete açılacak yapılar arasında “Limonluk”, “Hamam”, “III. Selim Çeşmesi”, “Ada Köşkü” ve “Cihannüma Köşkü” de yer alıyor.
Sultan II. Abdülhamid’in hayatına, kişiliğine ve liderliğine ışık tutan eserler, onunla özdeşleşen, Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyüklerinden olma özelliği taşıyan kütüphane ve marangozhanenin yanı sıra Yıldız Albümleri’nden seçilen fotoğraflar da ilk defa tarih ve sanat meraklılarının ilgisine sunulacak.
Kütüphane kısmında askeriyeden coğrafyaya, felsefeden casusluk romanlarına, astronomiden botanik ve zoolojiye kadar binlerce nadir eser gün yüzüne çıkarıldı.
İlk defa görülecek yazma eserler arasında “Muhibbi” mahlasıyla şiirler yazan Kanuni Sultan Süleyman’a ait divan, Matrakçı Nasuh’un, Kanuni’nin Irak seferini anlattığı kitap, KatipÇelebi’nin “Cihannüma”sı ve ünlü hattatlara ait Kur’an-ı Kerim örnekleri yer alıyor.

II.ABDÜLHAMİD 33 YIL BU SARAYDA YÖNETTİ
Tarihi önemiyle öne çıkan Yıldız Sarayı, Sultan II. Abdülhamid tarafından yaklaşık 33 sene devletin yönetim merkezi ve ikametgah olarak kullanıldı. Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdeddin döneminde de bir süre kullanılan saray 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla kapılarını dış dünyaya kapattı. Yıldız Sarayı, Cumhuriyet’in ilanını takip eden 1924 yılında ‘Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne tahsis edildi. 1946’dan itibaren uzun bir dönem ‘Harp Akademileri’ olarak kullanıldı. 1978 yılında Kültür Bakanlığı çatısı altında hizmet verdi. 2015 sonrasında Cumhurbaşkanlığı himayesinde hizmet veren saray, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı makamının tensipleriyle Milli Saraylar Başkanlığı’na devredildi. Kapsamlı bir restorasyon süreci geçiren Yıldız Sarayı, uzun bir aranın ardından müze olarak kapılarını halka açmaya hazır hale getirildi.
‘BÜYÜK MABEYN’, ‘HAREM’ VE ‘HAMİD BAHÇESİ’
Yıldız Sarayı’nda ilk defa ziyarete açılacak bölümler arasında ‘Büyük Mabeyn Köşkü’ dikkat çekiyor. Osmanlı döneminde yabancı devlet adamlarının ağırlandığı köşk, yakın zamana kadar Cumhurbaşkanlığı kabullerinde kullanılıyordu. Dönemin saray yaşamını yansıtması bakımından merak uyandıran ‘Harem Bölümü’ de ilk kez gezilecek alanlar arasında yer alıyor. Tarihte ‘Hamid Bahçesi’ olarak adlandırılan, bitki çeşitliliği, doğal nehir görünümündeki su yolu ve peyzaj tasarımıyla dikkat çeken bahçe de müzenin görülebilecek bölümleri arasında yer alıyor. İlk defa görülebilecek yapılar arasında ‘Limonluk’, ‘Hamam’, ‘III. Selim Çeşmesi’, ‘Ada Köşkü’ ve ‘Cihannüma Köşkü’ de bulunuyor.
SULTAN II. ABDÜLHAMİD VE DÖNEMİNE AİT ESERLER İLK DEFA SERGİLENECEK
Milli Saraylar koleksiyonlarından seçilen Sultan II. Abdülhamid’e ve döneme tanıklık eden eserler modern sergileme düzeniyle hazır hale getirildi. Düzenlemeler çerçevesinde Osmanlı döneminde elçi kabullerinde kullanılan ‘Çit Kasrı’nda Sultan II. Abdülhamid’in kişisel eşyaları ve kendisine verilen diplomatik hediyeler de görülebilecek. Saray’ın ‘Hususi Dairesi’ olarak adlandırılan bölümünde de Yıldız Albümlerinden seçilen tarihi fotoğraflar sergilenecek. Yıldız Sarayı, Pazartesi hariç tüm günler ziyaret edilebilecek.
“İSTANBUL’DAKİ 3 BÜYÜK SARAYDAN BİRİ”
Basın toplantısında konuşan Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Bu saray İstanbul’daki 3 büyük saraydan bir tanesi. Bugüne kadar ziyaretçisiyle, toplumla buluşamamış bir saraydı. Çeşitli vesilelerle sık sık kamuoyunun gündemine gelmiş bir saray. Yaklaşık 100 yıldır kapalı olan bir sarayın toplumla buluşmasından bahsediyoruz. Bu sebeple tekrardan heyecanımızın altını çizmek istiyorum. Yıldız Sarayı, 1924 yılından sonra çeşitli devlet kurumları idaresinde farklı misyonlarla ve farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bu nedenle esas olarak ziyarete açılamamış bir saraydır. Uzun yıllar belli kısımlarında bazı çalışmalar yapıldı fakat takdir edersiniz ki her kurumun, birbirinden farklı işletme düzenleri, restorasyon pratikleri ve imkanları var. Bu sebeple bu çalışmalar bir yeknesaklık kazanamamıştı ve toplumumuzdan uzak kalmıştı” dedi.
“SARAY BÖLÜMÜNÜN RESTORASYONUNU BÜYÜK ORANDA TAMAMLADIK”
Yıldız, “2015 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Yıldız Sarayı’nın o tarih itibarıyla 8 farklı kuruma dağılmış yapıları ve alanı bir araya getirildi. İlk çalışma o zaman yapılmıştı. Ardından 2018 yılında Milli Saraylar Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı idaresinde bir kültürel miras kurumu olarak yapılandırılmasının ardından bu çalışmaları Milli Saraylar Başkanlığı devraldı. Bu nokta ülkemiz için tarihi bir noktadır.Çünkü ülkemizin en önemli saray müzelerinden bir tanesinin bir araya gelmesinin ikinci adımı bu restorasyon faaliyetleri olmuştur. 5.5 yıldır burada yüzlerce arkadaşımızın gayretleriyle yürütülen restorasyon çalışmalarında çok önemli bir aşamayı geçmiş durumdayız. Saray bölümünün restorasyonunu büyük oranda tamamlamış durumdayız” dedi.
“100 YILIN ARDINDAN CUMARTESİ SABAHI ZİYARETE AÇIK OLACAK”
Yıldız, “Bu restorasyonla birlikte sarayın ziyaretçiyle nasıl buluşacağını ifade eden tefriş çalışmalarımız ve müzecilik çalışmalarımız da tamamlanmış bulunmaktadır. Şunu memnuniyetle ifade edebiliyoruz ki, inşallah önümüzdeki Cuma günü Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Yıldız Sarayı 100 yılın ardından ziyaretçisiyle buluşacak. Cumartesi sabahından itibaren de yerli ve yabancı ziyaretçilerin ziyaretine açık olacaktır” dedi.
“GİRİŞ ÜCRETİ TESPİT ETMEDİK”
Müze ücretiyle ilgili de bilgi veren Yıldız, “Milli Saraylar’a ait mekanlar ilk açıldığında belirli bir süre ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Şu an burayla ilgili bir giriş ücreti tespit etmemiş durumdayız ama vatandaşlarımız için her zaman bir Müzekart kolaylığımız var. Milli Saraylar’a ait mekanlar Müzekart ile gezilebiliyor, bütün ziyaretçilerimizi buraya bekliyoruz” dedi.
Özellikle gençlerin hayranlık duyduğu Saray, Bağcılar Belediyesi’nin düzenlediği “Bağcılar’dan Uzaya” isimli programa konuk oldu. Saray, etkinlikte gençlerin uzay ve kariyerine ilişkin sorduğu soruları cevaplandırdı. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği programa Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, Saray’ın babası, annesi, eşi ve oğlu da katıldı.

2002-2007 yılları Bağcılar’da geçti
Bağcılar’da liseyi okuyan Saray, 2002 ve 2007 yılları arasında hayatını bu bölgede geçirdi. Bağcılar Anadolu Mesleki ve Teknik Lisesi Uçak Elektroniği ve Teknisyenliği bölümünden mezun olan Saray, daha sonra İTÜ Meslek Yüksek Okulu’nda Endüstriyel Elektronik programında eğitim aldı. Yurt içi ve yurt dışında birçok şirkette çalışan Saray, şu an aktif olarak Supernal`de yüzde 100 elektrikli uçan araç projesinde görev alıyor.
Uçan araçlar yapıyoruz
Günümüzde Supernal`de eVTOL üretiminde görev alan Saray, uçan araçlar yapıyor. Saray, yaklaşık
olarak 4 yıl içerisinde hayatımıza gireceğini söylediği uçan araçların tasarımını biraz helikoptere, biraz uçağa, biraz da TOGG’a benzetiyor.
Jetgiller hayatımızın bir parçası haline gelecek
Saray’a göre Jetgilleri 2028’den itibaren hayatımızda görmeye başlayacağız. Saray, bu konuda dünyada Dubai, New York ve Los Angeles gibi pilot şehirlerin olduğunu belirtti. Uçan araçların Türkiye’de ilk görüleceği yerin İstanbul olabileceğini söyleyen Saray, “Uçan araçlar bir taksi gibi yolcu paylaşımlı şekilde hayatımıza girecektir, daha sonra şahıslara kadar ineceğini düşünüyorum. Bir 10 yıl içerisinde hayatımızın bir parçası olacak gökyüzü çok daha kalabalık olacaktır” dedi.

Asla vazgeçmeyin
Gençlerin teknoloji alanında yaptıkları çalışmalarda ısrarcı olmalarını isteyen Saray, “Testlerinize devam edeceksiniz, asla vazgeçmeyeceksiniz. Belki çeşitli sensörler kullanarak işte kayıt cihazları kullanarak, daha önceki başarısız olduğunuz fırlatmalarda neyin başarısız olma sebebi olduğu konusunda detaylı bilgiye sahip olabilmeniz için işte bu sensörleri doğru yerlere koymanız gerekiyor” dedi.
Yapay zekayla ilgilenin
Gençlerin teknolojiyi çok daha üst bir seviyeden yakaladığını söyleyen Saray “Daha iyi seviyelere hızlı bir şekilde gitmek için ben yapay zekâyla daha fazla ilgilenmenizi tavsiye edebilirim. Çünkü yapay zekâ şu anda farkında değiliz ne kadar ciddi bir şekilde geldiğini. Ama dünyada internet bulunduğu zaman insanların hayatını nasıl değiştirdi; o geçiş ya da cep telefonları, akıllı cihazlar şu anda yapay zekâ daha ciddi geliyor. Buna yoğunlaşabilirsiniz. Asla bu konularda karamsar davranmayın. İşte robotlar hayatımızı ele geçirecek gibi şeyler bazı filmlerde vs. bunu lanse ediyorlar. Hayır, bu çok güzel bir şey ve biz gençler olarak çok zekiyiz. Daha iyisini yapabilecek potansiyelde olduğumuzu düşünüyorum, buna yoğunlaşabilirsiniz” diye konuştu.

“Meslek liselerine karşı bir önyargı söz konusu”
Meslek liselerine karşı bir önyargının olduğunu söyleyen Saray, “Benim zamanımda ben meslek lisesinden çıktıktan sonra mühendislik bölümlerini seçemiyordum ve benim için o en büyük dezavantajdı. Onun için değişiklikler yapıldı, bu büyük bir avantaj. Bence meslek lisesinde okumak büyük bir avantaj. Çünkü genelde gençler 16-17 yaşlarında liseye başlıyor, orada 4 yıllık bir süreç içerisinde bir mesleği öğrenmek mi ya da genel eğitimler almak mı? Kesinlikle mesleğe yönelmek daha faydalı oluyor. O zamanla 21 yaşlarındaki zaman daha farklı olabiliyor. Benim gibi başarılı olan, sizin gibi başarılı olacak kardeşlerimin bu algıyı tamamen kıracağını düşünüyorum. Bağcılar’da lise hayatımı yaşadım ve bunun sayesinde ben Bağcılar Anadolu Teknik Lisesinden Uçak Elektroniği ve Teknisyenliği bölümünden mezun oldum. O zamanlar açıkçası herhangi bir yurt dışında ya da çok büyük firmalarda büyük işler yapabileceğim aklıma dahi gelmemişti. Fakat insanın önüne çeşitli fırsatlar çıkıyor. Ben bir abiniz gibi size anlatmak istiyorum. Şunu fark ediyorum buradaki eğitim fazlasıyla yeterli. Burada öğrendiğimiz bu kültür aslında çok değerliymiş. Çünkü ben farklı yerlerde farklı pozisyonlarda şirketlerin içerisinde bulunduğum için rahatlıkla söyleyebiliyorum” dedi.
Gençlerimizin önünde önemli bir idol
Samet Saray’ın gençlerin idol olarak görebileceği çok önemli bir isim olduğunu söyleyen Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “Samet kardeşim Bağcılar’ımızda okumuş İstanbul’un çok kıymetli bir ferdi. Aynı zamanda yurt dışında çok önemli işlere imza atarak ülkemizin gurur kaynağı olmaya devam ediyor. Kendisinin çok kıymetli tecrübelerinden gençlerimizle birlikte yararlanma fırsatı bulduk. Arkadaşlar Jetgiller diye bir çizgi film vardı bizim çocukluğumuzda, bilenler bilir yeni nesil çok bilmez onu. Uzay araçlarıyla işten eve, evden işe gidilirdi. Buna çok uzak değiliz artık. Samet Bey de bunun üzerinde çalışıyor. Herhalde sizin gençlik dönemlerinizde Jetgillerdeki gibi seyahat edeceğiniz, Türkiye ve Dünyayı göreceğiz” diye konuştu.
]]>Milli Saraylar Resim Müzesi, Sultan Abdülmecid tarafından 1856 yılında ’Veliahd Dairesi’ olarak inşa ettirildi. Dairede ilk olarak Sultan Abdülaziz kaldı. Yapının inşaat kalfalığını Karabet Balyan, bina eminliğini Es-Seyyid Ali Şahin Bey yürüttü. Dairenin tefrişini ise Sultan Abdülmecid’in dekoratörü Fransız Charles Sechan yaptı. Veliahd Dairesi, ilk bölümünün restorasyonunun ardından 22 Mart 2014’te Resim Müzesi olarak hizmet vermeye başladı. 2017’de ise müzenin daha büyük kısmı olan ikinci bölümünün restorasyonuna başlandı. 4 yıl süren çalışmaların ardından kapılarını yeniden sanatseverlere açan Resim Müzesi, 2021 yılında özgün restorasyon, özenli teşhir ve tefrişiyle alanında benzersiz bir nitelik kazandı. Türkiye’nin en zengin tablo koleksiyonuna sahip olan Milli Saraylar Resim Müzesi, her geçen yıl artan ziyaretçi sayısıyla kültür sanat hayatının merkezinde yer almaya devam ediyor. 15 Ocak 2021’de yeni bölümlerle genişletilen ve koleksiyonu zenginleştirilen Resim Müzesi, 3’üncü yılına ziyaretçi rekoruyla adım attı. Açıldığı günden bu yana sanatseverlerin İstanbul’daki uğrak noktası olan müze, 3 yılda yaklaşık 1 milyon ziyaretçiyi ağırladı. 34 farklı bölümde 600’e yakın eserin sergilendiği Resim Müzesi, bu yıl çocuk atölyeleri ve onlara bağlı sanat galerileriyle sanatseverlere eğitim alanında da hizmetler sunmaya hazırlanıyor.

EN BÜYÜK ORYANTALİST TABLO MÜZEDE SERGİLENİYOR
Osmanlı saray resminin tek temsilcisi Milli Saraylar Resim Müzesi’nde Felix-Auguste Clement’in, kamuoyunda ‘Çölde Av’ olarak tanınan eseri bulunuyor. 35 metrekarelik tablonun orijinal adının ‘Gatah Çölü’nde Prens Halim’in Ceylan Avı: Tazı Payı’ olduğu belirtildi. 1865 tarihli tablo, 2019 yılında Said Halim Paşa Yalısı’ndan başarılı bir operasyonla Resim Müzesi’ne nakledildi. Osmanlı – Mısır ilişkilere dair ipuçları barındıran eser, Türkiye’nin en büyük oryantalist tablosu olma özelliğini taşıyor.
“3 YIL İÇERİSİNDE 1 MİLYON CİVARINDA ZİYARETÇİ”
Milli Saraylar Resim Müzesi’nin bugünlerde 3’üncü yaşını kutladığını belirten Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Aslında Milli Saraylar Resim Müzesi’ni oluşturan temel fikir, malumunuz Milli Sarayların emanetçisi olduğu Osmanlı saraylarında özellikle 19. yüzyılda oluşmuş olan Osmanlı Saray resim koleksiyonunu bir tema etrafında ziyaretçilerle buluşturmak. Bu düşünceyle şu an içinde bulunmuş olduğumuz Dolmabahçe Sarayı’nın Veliahd Dairesi, 2010’lu yıllardan itibaren çok büyük bir restorasyon süreci geçirdi. Daha önceki yıllarda çok uzun süre kapalı kalmış bir bölümdü. Müstakil yaklaşık 60 odalı bir saraydan bahsediyoruz. Bu restorasyon çalışmalarının ardından 2014 yılında burada bir sergi açıldı. Yaklaşık binanın 8 odasında bu resimlerden küçük bir koleksiyonu tanıtım amaçlı gösterdik. Ardından restorasyon çalışmaları tabii ki devam etti. 2021 yılının Ocak ayı içinde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bu resim müzesi dünyadaki benzerleri gibi sanatseverlerle buluşmuş oldu. Girişte ifade ettiğimiz üzere müzemiz şu an 3’üncü yaşını kutluyor. Ve bu 3 yıl içerisinde Milli Saraylar Resim Müzesi 1 milyon civarında ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. Bu tarz tematik bir müze için son derece sevindirici bir gelişme. Bu ziyaretçilerin yaklaşık 500 bini de 2022 yılı içinde gerçekleşti. Çünkü 2021 yılı ülkemizde hala pandeminin etkilerinin hissedildiği bir yıldı” ifadelerini kullandı.
“TANZİMAT DÖNEMİ PADİŞAHLARININ ÇOK SAYIDA TABLOSUNU GÖRÜYORUZ”
Müzede yaklaşık 600 tane Osmanlı Saray koleksiyonlarından seçilme eser bulunduğunu aktaran Yıldız, “Buraya gelen ziyaretçilerimiz, bu tabloların bir kısmına son derece aşina. Çeşitli kitaplarda, yayınlarda, okul müfredatında yer alan son derece önemli tablolara ev sahipliği yapıyoruz. Bu noktada özellikle 16’ıncı yüzyılda padişahların tablolarını yapan ressamların yaptıkları padişah tabloları var ki bizde şu an o salonun içindeyiz. Özellikle 19’uncu yüzyılla birlikte Tanzimat Dönemi’nin ardından hatta Tanzimat Dönemi’nin öncesinde 3. Selim ve 2. Mahmud ile birlikte başlayan Osmanlı padişahlarının resme özellikle tablolara ilgisinin arttığını görüyoruz. Bu noktada Sultan Abdülmecid’in ressamlara bizzat poz vererek kendi tablolarını yaptırdığını biliyoruz. Bu müzemizde de 3. Selim’in, 2. Mahmud’un ardından Tanzimat Dönemi padişahlarının çok sayıda tablosunu görüyoruz. Tabii Sultan Abdülaziz ile birlikte Osmanlı resmi yeni bir safhaya geçiyor. Özellikle Şeker Ahmed Paşa başta olmak üzere bu noktada ciddi anlamda o dönemde Osmanlı bürokrasisini resim alanında yetiştirmeleri söz konusudur. Yine onların gayretleriyle özellikle Avrupa’dan Goupil Galerisi’nden getirilen tablolarla 19’uncu yüzyıl Osmanlı Sarayı’nın resim koleksiyonu oluşmaya başlıyor. Bunun ilerleyen evrelerinde bilhassa yaver ressamlar, asker ressamlar kuşakları gibi Osmanlı’nın bilhassa harp okullarında yetişen subaylarında resme ilgi göstermesi ve sarayında bunu teşvik etmesiyle ciddi anlamda koleksiyonumuz gelişiyor. Milli Saraylar envanterinde toplam 3 bin civarında tablo bulunuyor. Bu tabloların söylediğim gibi 600 tane en seçkin örnekleri burada. Diğerleri de saray tefrişleri içerisinde Dolmabahçe, Beylerbeyi, Yıldız ve diğer saraylarımızda sergilenmektedir. Burada sergileme yaptığımız 34 oda ve salon var. Bununla beraber koridorlarla birlikte yaklaşık 42 mekanda sergileme yapıyoruz. Yaklaşık 600 eser Milli Saraylar Resim Müzesi’nde ziyaretçileriyle buluşuyor” dedi.