Almanya’da şu sıralar gündem seçim…
Almanya’nın Brandenburg eyaletinde halk, eyalet meclis üyelerini seçmek üzere sandık başına gitti.
İlk sonuçlara göre, Sosyal Demokrat Parti yüzde 32 oyla önde görülüyor.
SAĞ PARTİ 29 OYLA İKİNCİ SIRADA
İkinci sırada yüzde 29 oyla aşırı sağ parti Almanya için Alternatif Partisi yer alıyor.
BSW yüzde 12 ile üçüncü sırada yer alırken Hristiyan Birlik Partisi ise yüzde 11 buçuk ile dördüncü parti oldu.
AFD’YE PROTESTO OYU
AFD’nin bir önceki seçime göre yüzde 5 buçukluk oy artışı özellikle göç, hayat pahalılığı ve güvenlik konularındaki endişelere dayanan bir protesto oyu olarak değerlendiriliyor.
İLGİLİ HABERSchengen’de derin çatlak: Almanya bugün kara denetimlerine başlıyorAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülkede 10 adayın katılacağı devlet başkanlığı seçimi yarışı, Büyük Vatansever Kutup (Gran Polo Patriotico) adayı Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve muhalefet koalisyonu Birleşik Demokratik Platform (PUD) adayı Edmundo Gonzalez arasında geçecek.
Devlet başkanı adaylarından Gonzalez’in seçimi kazanması durumunda, iktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) 25 yıllık yönetimi son bulacak.
Maduro ise devlet başkanlığı seçimini kazandığı takdirde göreve üçüncü kez seçilmeye hak kazanacak. Venezuela’da 10 yıl sonra ilk kez tüm muhalefet partileri seçimi boykot etmeme kararı aldı.
Devlet Başkanı Maduro, 26 Temmuz’da Bolivar Bulvarında düzenlediği seçim kampanyasının kapanışında son yılların en kalabalık mitingine hitap etti.
Gonzalez ise seçim kampanyasının son gününde başkent Karakas’taki Las Mercedes semtinde, az sayıda toplanan destekçileriyle bir araya geldi.
Şehrin en sembolik cadde ve meydanları Maduro’nun dev afişleriyle donatılırken, muhalefetin seçim kampanyası ise bu konuda beklenen etkiyi gösteremedi.
– ANKETLERDE BELİRSİZLİK HAKIM
Ülkenin en büyük medyası Telesur’un haberine göre, Uluslararası Danışmanlık Hizmetleri tarafından yayımlanan anketlerde, Maduro, ortalama yüzde 71 ile önde görünürken, en yakın rakibi Gonzalez ise yüzde 23,9 ile ikinci sırada yer alıyor.
Muhalefete yakın medya tarafından yayımlanan anketlerde ise Gonzalez, ortalama yüzde 60 ile en yakıp rakiplerine büyük fark atıyor.
– ADAYLARIN VAATLERİ
Seçimin favorilerinden Maduro, kazandığı takdirde 6 yıllık görev süresinde ihracata yönelik ekonomik dönüşüm, komşu ülke Guyana ile yaşanan ihtilaflı Esequibo bölgesindeki Venezuela’nın haklarının korunması, sosyal programların devam ettirilmesi, konut yardımı ve istihdamın arttırılması için yeni paketlerin açıklanacağını söyledi.
61 yaşındaki Maduro, seçim kampanyası sırasında yaptığı konuşmalarda, ülke ekonomisinin güçlendirilmesi, enflasyonla mücadele, Amazon Ormanlarının ve diğer doğal rezervlerinin de korunması için adımlar atacaklarını bildirdi.
Muhalefet koalisyonu adayı, eski Arjantin ve Cezayir Büyükelçisi emekli diplomat Gonzalez ise seçimleri kazandıktan sonra ülkedeki kurumların güçlendirileceğini, ekonominin yeniden canlandırılması için teşvik paketleri açıklayacaklarını duyurdu.
Siyasi yasaklı olduğu için devlet başkanı adayı olamayan eski milletvekili Maria Corina Machado, mitinglerde 74 yaşındaki Gonzalez’e “büyük” destek verdi ve halktan oy istedi.

– “MADURO’NUN EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE YANINDA DURACAĞIZ”
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Venezuelalılar, destekledikleri adayların seçimden galip çıkacağına inandıklarını belirtti.
Seçimde Maduro’yu destekleyeceğini dile getiren Silvano Morales, “Aşırıcılar, halkı temsil etmiyor. Daha çok Kuzey Amerika imparatorluğunu temsil ediyorlar (ABD’yi kastederek) bunlar, vatanı sattı ve birçok ölümden sorumlular. Maduro’nun en güçlü şekilde yanında duracağız.” ifadesini kullandı.
Ramon Martinez, ülkeye uygulanan ekonomik ambargolardan muhalefeti sorumlu tutarak, “Ülkeye daha fazla ekonomik ambargo uygulanması için ABD’ye çağrıda bulundular. Bunlar, bu halka ihanet ediyor. Dünkü mitingde binlerce kişi toplandı, inanıyorum ki Maduro, bu seçimden zaferle çıkacak.” diye konuştu.
Venezuelalı Simon Bolivar da Devlet Başkanı Maduro’yu destekleyeceğini ve seçimlerden galip çıkacaklarına inandığını kaydetti.
– “ÖZGÜR VE ADİL SEÇİMLERİ HAK EDİYORUZ”
Stefania isimli üniversite öğrencisi, seçimde muhalefet koalisyonu adayı Gonzalez’i destekleyeceğini ve mevcut hükümetin değişmesi gerektiğini vurguladı.
Machado ve Gonzalez’in mitingine insanların gönüllü katıldığını savunan Stefania, “Halk, artık çok yorgun ve değişim istiyor. Halk, Gonzalez’in kazanmasını istiyor. Özgür ve adil seçimleri hak ediyoruz.” diye konuştu.
Bir başka Venezuelalı İan Consuegra da muhalefet adayı Gonzalez için oyunu atacağını belirterek, “Bizleri 20 yıldan fazladır yöneten bu mevcut hükûmetin gitmesini istiyoruz. Özgür bir Venezuela’da hayatımı sürdürmek istiyorum. Umarım bu hükümet, yenilgiyi olgunluk ve saygıyla karşılar.” dedi.
Seçimlerden zaferle çıkan aday, 10 Ocak 2025’te ülkenin yeni devlet başkanı olarak yemin edecek.
Aralarında Türkiye’nin de olduğu çok sayıda ülke, Venezuela’daki seçimlere gözlemci gönderdi. Venezuela Ulusal Seçim Konseyi’nin (CNE) talebi üzerine Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne bağlı 4 uzman da seçimlerde gözlemci olarak görev yapacak.

BAŞKAN KINAY’IN KAMPANYA PARASI KİMİN HESABINDA TOPLANDI
Tuncay Baki Ugantaş, “Destek” adı altında seçim kampanyası için meclis üyelerinden ve birçok iş insanından toplanan paralar; Tuncay Baki Ugantaş’ın annesi Keziban Ugantaş’ın hesabına yatırıldı.
Anne Keziban Ugantaş’ın banka hesapları, seçim sürecinde para trafiğini yöneten ana hesap oldu.
Siyasi isimlerden kampanyayı yürütebilmek için borç adı altında para isteyen Tuncay Baki Ugantaş; daha sonra ödenmek kaydıyla siyasilerden annesinin hesabına para yatırılmasını istedi, yine organizasyon ve kampanya ödemelerinde kullanılmak üzere ileri vadeli teminat çekleri kullanıldı.
Keziban Ugantaş’ın hesabına milyonlarca TL aktarıldı.
Karabağlar Belediye Başkan Yardımcısı Burcu Ugantaş’la Helil Kınay’ın eşi Melih Kınay’ın; seçim sürecinde para trafiği işlemlerinde bizzat yer aldıkları ve İzmir’de birçok kuyumcudan ve döviz bürosundan usule uygun olmayan işlemler gerçekleştirdikleri iddia edildi. Burcu Ugantaş’ın ve Melih Kınay’ın aynı gün ve aynı saatlerde milyonlarca TL bedellik işlemler yaptıkları iddia edildi.
Ugantaş ve Melih Kınay’ın bu yaptıkları işlemleri; kişilerden toplanan paralarla değil ‘kendi birikimlerimizle kampanyayı yürüttük’ söylemlerini desteklemek amacıyla yapıldığı ifade edildi.
Bunun doğru olmadığını ifade eden meclis üyeleri “bizce; sırf daha sonra finansörlere bağlı kalmamak ve belki de geri ödemede sorumluluk almamak adına, finansör paraları aklandı ve 3. kişilerden destek adı altında toplanan kimi borç, kimi bağış niteliğindeki paraların; Melih Kınay ve Helil Kınay’ın birikimi olduğu izlenimi yaratıldı” iddiasında bulunarak seçim süreci ile seçimde yapılan organizasyonların, bu organizasyonlara harcanan paralar ile kesilen faturaların, yine organizasyonlar ile kampanya her kim tarafından ve nasıl finanse edildi ise para akışı ile organizasyonlar için nakdi temin ettiği iddia edilen kişilerin malvarlıklarının araştırılması gerektiğini ifade ettiler.
ELLERİYLE VERDİLER İHTARLA GERİ ALAMIYORLAR
Karabağlarda Belediye Meclis Üyelerinin bazıları seçim ve seçimden sonra önemli görevlere aynı aileden kişilerin getirilmesiyle ilgili sıkıntılarını dile getirirken; belediye çalışanları ise geçtiğimiz günlerde ellerine geçen noter ihtarını konuşuyor.
Alacaklıların; seçim kampanyası için verdikleri borcu tahsil edemedikleri, birden fazla ismin birbirlerine kendi alacaklarını alıp alamadıklarını sordukları ve hatta kendi aralarında kulisler yaptıkları ve bazı alacaklıların borç olarak gönderilen paraların iadesi için son çare olarak Tuncay Uğantaş’a ihtar çektikleri, Başkan E.Helil Kınay’dan ise çözüm bulması için yardım istedikleri konuşuluyor. Helil Kınay borçla bir ilgisi olmadığını, herhangi bir sebeple para toplandığından haberi olmadığını ve yardım edemeyeceğini söylerken, Karabağlar Belediyesinin Mayıs ayından bu yana yaptığı etkinlikleri kendi organizasyon firmasından almayan; fakat İzmir’de birlikte çalıştığı iddia edilen organizasyon firmalarına iş yaptırtan Tuncay Baki Ugantaş’ın ise “alacağı olan icra yapsın” dediği konuşuluyor. Söylentilerle şok olan belediye çalışanları böyle bir olayın daha önce hiç yaşanmadığını ifade etti
GENEL BAŞKAN OLANLARI BİLİYOR İZMİR’E AVUKAT GÖNDERDİ
CHP’li birçok isim olayların İzmir’i aşıp Ankara’ya ulaştığını ifade ederek şöyle konuştu ; “Karabağlar Belediyesi’nde, huzursuzlukların ve hukuksuzluğun yaşandığını Genel Başkan Özgür Özel biliyor. Hatta birçok belge ve dokümanın kendisine ulaştırıldığı da gerçek, fakat Özgür Özel olayların büyümemesi için değil sürecin uzamasına kararı vermiş olacak ki Genel Merkezden İzmir’e başkan Helil Kınay’ın ve Ugantaş ailesinin savunmasını yapmak için bir avukat görevlendirdi” dedi.
BAŞKAN HELİL KINAY “TOPLANAN PARALARDAN HABERİM YOK“
CHP’nin İzmir Karabağlar Belediye başkanı Helil Kınay’a seçim döneminde borç veren kişiler alacağını tahsil edemediği için ihtar gönderdi. İhtara cevap veren başkan Kınay seçim kampanyası sürecinde kimseden borç almadığını, maddi destek talebinde bulunmadığını ve bağış kampanyası yapmadığını ifade ederek “alınan ya da toplanan paralardan haberi olmadığını söyledi”
Burcu Ugantaş ve Koray Ugantaş da seçim kampanyası ve finansal konularla hiç ilgileri olmadığını beyan ederken, afiş, konser, seçim kampanyasında kullanılan arabalar ve sayısız giderle kimler ilgilendi.
BELEDİYE SARMALI
Haber araştırmasını gerçekleştirirken şaşkınlık veren geçmişten bugüne ilişki ağları da belgelerle ortaya çıktı.
Belediye içerisinden aldığım bilgiler şöyle; Başkan Helil Kınay’ın Karayolları müdürü olduğu süreçte inşaat firması olan İzzet Çakır’a verdiği iddia edilen birçok ihaleler ve seçim kampanyasında yine Tuncay Baki Ugantaş adına kestiği yüksek miktarlı çeklerin nedenini şöyle ifade ettiler :
“Siyaset “al gülüm ver gülüm” işleyişiyle yürür. Aslında başkan Helin hanım İzzet beye çok destek olmuş zamanında. İzzet beyde şimdi Helil hanımın seçim kampanyasında hem maddi hem de manevi destek oldu, fakat karşılıksız değil, eşi Nurcan Pirgan Çakır CHP meclis üyesi ve gerisini zaman gösterecek.
Elvin Sönmez Gürler belediye başkan yardımcısı oldu. Yine kendisi başkan Helil Kınay’ın uzun yıllardır arkadaşı olup eşi aynı zamanda birçok belediye ihalesini alan ve iş yapan Edip Güler ‘in eşi ( Edip Güler fidancılık) Sahil evlerinde bulunan ‘Ege Bahçesi’ isimli iş yerleri seçim aşamasında toplanma alanı olarak başkan hanıma tahsis edildi.
Burcu Ugantaş daha önce iktidar partisiyle çalışan biri ve şimdi ana muhalefet partisinde, kendisi başkan yardımcısı, eşi beyefendi de belediye şirketi Karbel’in başına getirildi.
Helil hanımın uzun yıllardır yol haritasını Maden Odası başkanı olan Aykut Akdemir belirler. Başkan hanımda Akdemir’in fikirlerine ve görüşlerine büyük önem verir, o haritaya uyar. Geçtiğimiz günlerde Karabağlar belediyesi ile TMMOB arasında imzalar atıldı iş birliği sağlandı “İl Koordinasyon kurulu kuruldu. Aslında dışarıda oluşmuş bu ekip şimdi el birliğiyle Karabağlar Belediyesini yönetiyorlar. Helil hanım Encümen- Hukuk- İmar ve denetim gibi en önemli komisyonlara Ugantaş ailesinden başkan yardımcısı Burcu Ugantaş’ı, Rahile Yeni ve İzzet Çakır’ın eşi Nurcan Pirgan Çakır’ı atayarak yapılacak ihalelerin ve önemli işlerin bilgilerin dışarıya sızmamasını istiyor. Daha da önemlisi Başkan Kınay başta olmak üzere atadığı tüm isimlerin ne CHP örgüt geçmişi var ne de belediyecilik geçmişi var. Örgütten ve belediyecilik geçmişi olanlar da zaten görevde değiller”
BAŞKAN KINAY’IN PARALARDAN HABERİ YOKSA TOPLANAN PARALAR NEREDE?
İzmir Karabağlar Belediyesi’nde seçim kampanyasında ve sonrasında yaşanan ve üç kişiden fazla oluşmuş bir ekip seçim kampanyası için toplanan yaklaşık 25 milyon TL olduğu iddia edilen paradan başkan Helin Kınay’ın kendi ifadesiyle haberinin olmadığı, kimseden seçim kampanyası için destek, borç almadığını bağış kampanyası gerçekleştirmediğini açıkça ifade etti. Melih Kınay, Burcu Ugantaş, Koray Ugantaş, Tuncay Baki Ugantaş ve anne Keziban Ugantaş’ın da para trafiğinin içerisinde olması belediye ve belediye başkanının üzerinde şaibe yarattı.
İlgili belgeler şu şekilde:


KİMDİR BU UGANTAŞ AİLESİ?
Karabağlar Belediyesi’nde ailecek çalıştığı söylenen Ugantaş ailesinden Tuncay Baki Ugantaş kendisine ait organizasyon firmasıyla hemen hemen İzmir’deki birçok belediyenin etkinlik, festival, tanıtım, konser işlerini alıyor.
Tuncay Baki Ugantaş’ın yalnızca Ankara’da 20 ‘den fazla ceza dosyası bulunuyor. Çoğu kapanmış olan dosyaların içeriği dikkat çekici. Koray adıyla bilinen, Bülent Koray Ugantaş aslında bir diş hekimi fakat mesleğini hiç yapmamış.
Ankara’da Koray Ugantaş adına 10’larca ceza dosyası bulunmakta (kapalı olanlar mevcut) kardeş Ugantaş’ında açılan dosyalarda içerikler abisi Ugantaş’la benzerlik gösteriyor. Koray Ugantaş, Karabağlar Belediyesi’nin Karbel şirket genel müdürü olarak görev yapıyor.
Burcu Ugantaş Koray Ugantaş’ın eşi Karabağlar Belediyesi başkan yardımcısı Kültür sanat, basın , spor gibi belediyenin önemli birimleri kendisine bağlı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel “belediyelerde kayırma aile boyu çalışanlar olmayacak böyle bir durumu biliyorsanız bizlere ihbar edin” diyerek vatandaşa seslenmişti.
Özel, bir aileden üç kişinin aynı belediyede ve iyi mevkilerde olmasını nasıl karşılayacak bilinmez fakat, belediyede yaşanan bu olaylar başkan Helil Kınay’ı zor durumda bırakacağa benziyor.
Haber7 – ÖZEL
Tarihinin en çalkantılı dönemini geçiren Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşan kritik başkanlık seçimlerine kan bulaştı. Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump, Pensilvanya’daki mitinginde suikaste uğrarken, bütün dikkatler 3. Dünya Savaşı’nın yüksek sesle dillendirildiği mevcut süreçte yaşanan bu hadiseye çevrildi.
Dünyaya güvenlik ve demokrasi taşımakla övünen ABD’de iç güvenlik zafiyetinin ileri seviyeye ulaştığını gözler önüne seren saldırının arkasında hangi derin odakların yer aldığı tartışma konusu oldu.
Trump’a yönelik suikast girişimiyle ilgili Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Furkan Kaya ve gazeteci yazar Kemal Bozkurt Haber7‘ye değerlendirmelerde bulundu.

BAŞBUĞ: GÖZDAĞI VERDİLER
Konuyu emniyet tedbirleri açısından değerlendiren Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, zafiyet vurgusu yaptı.
Coşkun Başbuğ şöyle konuştu:
Başbuğ, kullanılan silah açısından da organizasyonda acemilikler bulunduğunu kaydederek, “Amatörce bir iş yapıldığı ortada. Bu bilerek mi böyle yapıldı yoksa imkan kabiliyet buna mı el veriyordu tartışılır ancak arkasında bir derin devlet anlamı çıkmasın diye bu şekilde yapıldığı kanaatindeyim.” diye konuştu.

KAYA: 61 YIL SONRA İLK
Doç. Dr. Furkan Kaya bu suikastin geçmiş yıllardaki vakaları hatırlattığını belirterek şunları söyledi:
“John Kenedy, 1963’de Dallas’ta makam arabasında halkı selamlarken 2 el ateş edilerek hayatını kaybetmişti ve yine kafasından vurulmuştu. O tarihten beri çeşitli suikast girişimleri haberleri duyduk ama belki de ilk defa bu şekilde bir olayla karşılaştık. “
KÜRESELCİLERE SAVAŞ AÇAN BAŞKAN
ABD içerisinde küreselciler ve ulusalcılar arasında ciddi bir mücadele olduğuna vurgu yapan Kaya, “Trump da bu anlamda önce Amerika diyerek ve Trumpizm adında bir Amerikan milliyetçiliği meydana getirerek küreselcilerin politikalarına karşı bir duruş sergilediğini ifade ediyor.” dedi.
Suikastin oluş şekline atıfta bulunan Furkan Kaya, suikastçinin çatıda olmasının ve ihtimallere karşı neden önlem alınmadığının halen bir soru işareti olduğunu söyledi. Ardından da sözlerini şöyle sürdürdü:
“En basit koruma tedbirlerinde bile muhakkak çatılarda güvenlik güçlerinin veya polislerin veya servisin elemanları yer alır. Ama bu oalyda böyle bir durum görmedik. Dolayısıyla Trump’a karşı bir yapılanmanın olabileceğini ifade edebiliriz.”

OLAY TRUMP’IN LEHİNE
Son olarak bu olayın Trump’a avantaj olarak döneceğini söyleyen ve kurgu iddialarına inanmadığını söyleyen Furkan Kaya, “Trump zaten öndeydi. Bu olay da kasım ayındaki seçimlere pozitif olarak etki yapacaktır. Kurgu iddiaları ihtimaldir ama ben böyle bir şeye inanmıyorum. Olayı ciddi bir suikast girişimi olarak düşünüyorum.” dedi.

BOZKURT: GİZLİ BİR GÜÇ DEVREYE GİRDİ
MÜSİAD ABD Başkan Yardımcısı ve habername.com Genel Yayın Yönetmeni Kemal Bozkurt, kızışan seçim sürecinde gizli güçlerin devreye girdiğini ifade etti.
Joe Biden’ın seçim çalışmalarını artırdığını dikkat çeken Bozkurt, gizli güçlerin devreye girdiğini belirterek “ Trump zaten öndeydi ama Demokrat Partililer ve Biden da seçimi kazanmak için var gücüyle çalışmaya başlayınca, tahminimi söylüyorum; gizli güçler bu ‘suikast oyunu‘nu yaparak Trump’ı alenen açık ara seçimi kazandırtma yoluna gittiler diye düşünüyorum.“ifadelerini kullandı.
Olayın kime yaradığını sorgulayan Bozkurt, “Trump açısından seçimi iyice avantajlı hale getirdiğini düşünüyorum.” yorumunda bulundu.
Başka ihtimallerin de söz konusu olabileceğini vurgulayan Bozkurt, “Trump ‘Ben iktidara gelirsem bütün savaşları da bitireceğim.’ diye söz verdi. Öyle ki, bir önceki başkanlık döneminde de son yüzyılda hiçbir savaşa katılmayan tek Amerikan başkanıydı.” diyerek cümlelerini sonlandırdı.
BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Destici, 12 Temmuz’da Türk Dil Kurumu’nun 92’nci kuruluş yıldönümün kutlanacağını hatırlatarak, “Bir milleti oluşturulan en önemli unsurların başında dil gelmektedir. Dolayısıyla milletin, devletin birliğinin sağlanabilmesi ve devam edebilmesinin en önemli özelliği de dil birliğidir. Elbette içimizde farklı dilleri konuşan insanlarımız da vardır. Bu ülkede Kürtçe’de önemli bir kısmın anadilidir, Arapça’da bu ülkede yaşayan milyonlarca insanın anadilidir. Boşnakça’da, Arnavutça’da konuşabilir. Bunların hiçbir mahsuru yoktur. Mahsurlu olan devletin bir dili olur. Bütün o devletin vatandaşlarında ortak, resmi bir dili olur. Türkçemizin yanına hangi dil olursa olsun ikinci bir dil eklemek, bu milletin birliğine, bu devletin varlığına kastetme girişimidir. Bugüne kadar buna nasıl müsaade edilmemişse, bundan sonra da asla müsaade edilmemelidir. Bakın, Muş Belediyesi’nin kapısına ‘Şaredarîya Mûşê’ yazılı tabela asıldı. Yarın Şanlıurfa’dakiler de Arapça yazsın. Sakarya’dakiler Boşnakça yazsın. Trakya’dakiler Arnavutça yazsın. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir şey kabul edilemez. Buna asla müsaade edilmemesi lazım. Buna müsaade etmek demek insanlarımızın ayrıştırılması ve ülkemizin bölünmesine giden yolun taşlarının döşenmesi anlamına gelir” diye konuştu.
‘EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 21 BİN TL’NİN ÜZERİNDE OLMALIDIR’
Destici, partisinden bir grup heyetin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüştüğünü anımsatarak, “Partimizin görüşlerini dile getirip, yazılı olarak da sayın Bakanımız ve heyetine sundular. Öncelikle adil bir vergi düzenlemesine ihtiyaç vardır. Yapılması gereken açık ve nettir. Asgari ücret en azından bu temmuz ayı itibariyle enflasyon farkı kadar artırılmalı, temmuz ayından itibaren asgari ücret net 21 bin 205 TL olmalıdır. Açıklanan enflasyon bu şekildedir. En düşük emekli maaşı da aynı seviyede olmalıdır. En düşük emekli maaşı asgari ücretin altında olmamalıdır. Temmuz ayından itibaren en düşük emekli maaşı 21 bin TL’nin üzerinde olmalıdır. Emeklimize sadece enflasyon oranı kadar zam yapılırsa en düşük emeli maaşı 12 bin 500 TL olacak. Bu zamlar kök maaşa yapılırsa bazı emeklilerimiz 10 bin TL’de kalacak. Bir kere yapıldı bu temmuz 2023’te; orada 7 bin 500 TL alan orada kaldı. Dolayısıyla bir daha yapmayın. Bu düzenleme meclise gelecek. Bir daha bu artışı kök maaşa yapmayın. Eline geçen net maaş ne ise, onun üzerine yapın ne yapacaksanız. Bunun için behemehâl en düşük emekli maaşının 21 bin TL’nin üzerine çıkarılması lazım. Bu olmazsa adalet sağlanmış olmaz, emeklilerimizde nefes alamaz. 2-3 bin lirayla nefes alınamaz” dedi.
‘MEDYA MENSUPLARININ KENDİSİNİ ZORLAMASI SONUCU SÖYLENMİŞ BİR SÖZ’
Destici, CHP lideri Özgür Özel’in ‘ya geçim olacak ya da seçim olacak’ açıklamalarına ilişkin, “Türkiye’nin şu anda birliğe, beraberliğe, istikrara ve huzura ihtiyacı var. Dolayısıyla biz seçimlerin sanki zamanında yapılacakmış gibi ülkemizin istikrarla yoluna devam etmesinden yanayız. Elbette ki demokrasilerde, Cumhuriyet rejimi ile yönetilen ülkelerde irade milletindir. Milletimiz karar verir neyin olup olmayacağına. Ama bundan daha 1 ay önce erken seçim cümlesini ağzına almayan ya da almaktan imtina eden Özgür Özel’in bugün ‘seçim seçim’ demesi kendi parti teşkilatlarından da çok birtakım medya mensuplarının kendisini zorlaması sonucu söylenmiş bir sözdür. Bunu biliyoruz. Daha önce ‘seçime biz değil, millet karar verir’ diyordu. Bence o cümlesinde durması demokrasi açısından da çok kıymetlidir” diye konuştu.
GİZLİ AKŞAM YEMEĞİ
Solcu Liberation gazetesi, Macron ittifakında yer alan Horizon Partisinin Genel Başkanı ve eski Başbakan Philippe’in ve hükümetten bazı isimlerin aşırı sağcı RN lideri Le Pen ile aralık ayında “gizli” akşam yemeklerinde buluştuklarını ortaya çıkarması ülke gündeminde tartışmaya yol açtı.
TEHLİKELİ AKŞAM YEMEĞİ
Gazetenin “Macroncuların ve RN’nin gizli yemekleri: Tehlikeli ilişkiler’ başlığı ile servis ettiği haberde, Macron ittifakında yer alan eski Başbakan Philippe’in ve Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’nun eski milletvekili Thierry Solere’in evinde aralık ayında aşırı sağın önde gelen ismi Le Pen ve RN Başkanı Jordan Bardella ile “gizlice” buluştuğu belirtildi.
Macron’un aşırı sağın yükselişini önlemek için gittiği erken genel seçimlerden mağlup çıkmasının ardından merkez sol ile koalisyon hükümeti kurma çabaları sürerken, kendi ittifakından bazı isimlerin, aşırı sağcılarla “gizli” yakınlaşması siyaset arenasını gerdi.
Philippe, TF1 kanalında katıldığı programda Le Pen ile yemek yediğini kabul ederek, “Bu yemeğin sonunda birçok konuda çok derin fikir ayrılıklarımız olduğunu fark ettik.” dedi.
İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, açıklamasında, “Philippe istediği kişiyle akşam yemeği yiyebilir ama ben Le Pen ile yemeğe çıkmayacağım.” dedi.
Eski Başbakan Philippe’in siyasi tecrübelerine atıf yapan Darmanin, “Ülkemizin daha iyiye gitmesine yardımcı olacağını umuyorum.” ifadelerini kullandı.
Başkent Paris’i de kapsayan Ile-de-France bölgesinin Başkanı Valerie Pecresse ise katıldığı televizyon programında, Philippe’in Le Pen ile akşam yemeğine çıkmasını “rahatsız edici” buldu. “Yakın olduğumuz kişilerle akşam yemeği yeriz” diyen Pecresse, kendisinin Le Pen ve Bardella ile böyle bir paylaşımının olamayacağını söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik ifadeleri nedeniyle Fransız Radyosundaki işinden olan komedyen Guillaume Meurice ise X hesabından yaptığı paylaşımda, Philippe-Le Pen yemeğine mizahi bir yaklaşımda bulundu. Meurice paylaşımında, “Bu akşam Edouard Philippe’te yiyoruz. (Philippe) İnsanlarla buluşmayı seviyor.” ifadelerine yer verdi.
FRANSA SEÇİMLERİ
Fransa’da ilk turu 30 Haziran ve ikinci turu 7 Temmuz’da yapılan erken genel seçimler, solcu 4 partinin oluşturduğu Yeni Halk Cephesinin galibiyetiyle sonuçlanmıştı. Seçim sonuçlarıyla toplam 577 milletvekilinin görev yapacağı mecliste hiçbir parti ya da ittifak hükümet kurmak için gerekli salt çoğunluğa ulaşamazken, seçimin kaybedeni Macron ittifakının koalisyon arayışları sürüyor.
Fransa’da son üç seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN partisinin, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oyla galip gelmesi üzerine Macron, meclisi feshederek erken seçime gitme kararı almıştı.
Genel seçimlerde Yeni Halk Cephesi ittifakı 178 milletvekiliyle mecliste en fazla sandalyenin sahibi olmuştu.
Fransa’da 49 milyonu aşkın seçmenin Ulusal Mecliste halkı temsil edecek milletvekillerinin belirlendiği erken genel seçimin ikinci turu için oy verme işlemi, devam ediyor.
Başkent Paris’te vatandaşlar genel seçimlerin ikinci turunu AA muhabirine değerlendirdi.
Paris’in 9. bölgesinde oy veren Mael isimli seçmen, Macron’un Meclisi feshederek “sorumsuzca” davrandığını ifade etti.
Mael, erken genel seçimlerin birkaç hafta gibi bir sürede hazırlanmasına ilişkin, “Partilerin seçimlere hazırlanması için çok kısa (bir süre) olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Aşırı sağın anketlerde ve seçim sonuçlarında yüksek olmasının kaygıya neden olduğunu belirten Mael, bu seçimlerin aceleyle düzenlenmesinin aşırı sağın yükselişinde payı olduğunu savundu.
Mael, seçime katılımın yüksek olmasından memnuniyet duyduğunu dile getirerek, “Bunun ne gibi sonuçlar getireceğini göreceğiz.” diye konuştu.
Seçime ilişkin değerlendirmede bulunan 32 yaşındaki Camille Olivier ise erken seçim sürecinin biraz zorlu geçtiğini, AP seçimlerinin Fransa’da değişiklik getireceğini bildiklerini belirtti.
AP seçimlerinde aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin sandıktan birinci çıkması hakkında Olivier, “Belki de bir partinin diğerlerinden daha fazla öne çıkmasını beklemiyorduk, bu biraz sürpriz oldu. Ben Cumhurbaşkanı’nın Meclisi feshetmesini de hiç beklemiyordum.” ifadesini kullandı.
Olivier, seçim sürecinin kısa olduğuna dikkati çekerek, “Çok fazla hızlı geçti, hazırlanmak, biraz anlamak için 2 haftamız bile yoktu. Fransa’da tüm siyasi partilerde durum biraz karışıktı.” şeklinde konuştu.
Seçimde oyunu aşırı sağa karşı cephe almak için kullandığını aktaran Olivier, kimsenin Mecliste salt çoğunluğu alamayacağını düşündüğünü kaydetti.
Olivier aşırı sağın çoğunluğu alması halinde, bunun büyük bir karmaşa yaratacağını, böyle bir olasılığın kendisini endişelendirdiğini söyledi.
“Bu ülkeyi tanıyamıyorum”
Öğrenci olan 20 yaşındaki Eva ise ülkede aşırı sağın yükselmesinin çok üzücü olduğunu belirterek, “Bu ülkeyi tanıyamıyorum.” dedi.
Gençlerin seçim sürecinde aşırı sağa karşı harekete geçmesinin umut verici olduğunu anlatan Eva, “Oy verebilme şansımız var. Aşırı sağa karşı oy kullanmaya gitmek gerekiyor.” diye konuştu.
Eva, aşırı sağın içi boş bir siyaset güttüğünü savunarak, Fransa’nın “zengin beyazlardan” oluşan bir ülke olmadığının altını çizdi.
Fransa’nın erken seçime gidişi
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Macron, 9 Haziran gecesi Meclisi feshederek 30 Haziran-7 Temmuz’da erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatlarının hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi” İttifakı altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” İttifakı’nı kurmuştu.
Seçimin ilk turunda, aşırı sağcı ittifak yüzde 33 civarında oyla sandıktan birinci çıkmış, Yeni Halk Cephesi İttifakı yüzde 28 ile ikinci, Macron’un “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” ittifakı ise yüzde 20 oyla üçüncü sıraya yerleşmişti.
Seçimin ilk turunda 76 milletvekili seçilirken, bunların 39’u aşırı sağ, 32’si sol ittifak, 2’si Macron ittifakı ve kalan 3’ü merkez sağdaki Cumhuriyetçiler ve diğer sağ partilerin adayları olmuştu.
Geçtiğimiz gün 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın kızı, eski Adalet Partisi Milletvekili Nilüfer Gürsoy için düzenlenen cenaze törenine katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel erken seçim istedi.
Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, daha önce erken seçime karşı olduğunu belirten CHP liderinin bir anda söylem değiştirmesini değerlendirdi.
Selvi’nin konuya dair bugünkü köşe yazısı şöyle:
“Daha 2 ay önce ‘Erken seçim çağrısı yapmayacağım’ diyen Özgür Özel, şimdi neden erken seçim de ısrar ediyor?
Tarihleriyle vereceğim. 2 ay önce “Erken seçim istemiyorum” diyeceksin, üç gün önce “Seçimler en erken 1.5 yıl sonra olur” diye açıklama yapacaksın, dün ise “Yarın karar alalım, iki ay sonra seçim olsun” diye çıkış yapacaksın.
1 AY İÇİNDE
Özgür Bey bu açıklamalarınızın üzerinden bir ay ya da bir yıl geçmedi. Artık her gün farklı bir açıklama yapıyorsunuz. Artık bir gün içinde iki ayrı açıklama yaparsanız şaşırmayacağım
TARİHLERİYLE
“Erken seçim olacaksa buna yine halk karar verecek. Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum.” (2 Nisan)
“Ben, ana muhalefet lideri olarak seçimde verdiğim söze bağlıyım ve bir erken seçim çağrım yok.” (23 Nisan)
“31 Mart seçim sonuçlarını erken seçim çağrısı için araçsallaştırmayacağım. Çünkü meydanlarda söz verdim.” (17 Mayıs)
NE DEĞİŞTİ
Bir ay önce “Erken seçim çağrısı yapmayacağım” diyen Özgür Özel ne değiştiyse birden ağız değiştirdi.
27 Haziran’da “1.5 yıl sonra erken seçimi olası görüyorum. Ben Özgür Özel olarak erken seçim istiyorum” dedi.
Dün Meclis’te yaptığı açıklama ile süreyi daha da kısalttı. “Yarın karar alalım, iki ay sonra seçim olsun” diye konuştu.
TUTARSIZLIK
Bir genel başkan iki ay içinde birbirine zıt açıklamalar yapar mı?
Sık sık zikzak yapan bir lider inandırıcı olur mu? Topluma güven verir mi?
İMAMOĞLU ETKİSİ
Özgür Özel’in tavrı neden değişti? CHP kulislerini yokladım. En büyük neden olarak eylüldeki kurultay öncesinde Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu arasındaki yakınlaşma gösteriliyor.
Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu’nun görüşeceği, birlikte yemek yiyecekleri, eylül kurultayında güçbirliği yapacakları haberleri üzerine Özgür Özel’in paniklediği ifade ediliyor.
DEVRİLME KORKUSU
İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu güçbirliği yaptığı taktirde Özgür Özel’i devirebilir mi? Devirirler. Böyle bir ihtimal var mı? Tüzük kurultayının seçimli kurultaya dönüştürülmesi için başlamış bir çalışma yok ama burası CHP, her şey olabilir.
İKİ ÖRNEK
Ünlü kaset olayından sonra Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’la görüştükten sonra kapının önünde CHP Genel Başkanlığı’na aday olmadığını ilan etti. Önder Sav’la birlikte adaylık kararı almışlardı. Ama hedef şaşırtmak için aday değilim açıklaması yaptı. Oradan çıkıp Önder Sav’la buluşmaya gitti. Adaylık için çalışmalara başladılar.
GÖZYAŞLARIYLA
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun prensiydi. Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı olduğunda Meclis’teki veda konuşması sırasında gözyaşlarını tutamamıştı. Kılıçdaroğlu’nun grup başkanıydı. Önce Ekrem İmamoğlu ile Zoom toplantılarında ortaya çıktı. Sonra İmamoğlu’nun desteğiyle Kılıçdaroğlu’nu devirdi. Seçimden sonra Ekrem İmamoğlu’na karşı normalleşme açılımı yaparak Erdoğan’dan güç devşirmeye kalkıştı.
ERKEN SEÇİM HAMLESİ
İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun güçbirliği yapacağı haberleri üzerine, Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’na çelme takmak için erken seçim silahını çekti.
Eylül kurultayı öncesinde CHP milletvekillerini erken seçim sopasını göstererek yanına çekmek için hamle yaptı.
ERKEN SEÇİM İHTİMALİ VAR MI
Erken seçim olur mu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle önümüzde parlamentoda ve cumhurbaşkanlığında dört yıllık, yerel yönetimlerde de beş yıllık seçimsiz bir dönem vardır” dedi.
“Cumhurbaşkanlığı seçiminin önünde 4 yıl var” demek, 4 altın yıl demek. Üçüncü Dünya Savaşı’nın konuşulduğu, dünyanın yeniden şekillendiği, halkımızın başta enflasyon ve hayat pahalılığı olmak üzere sorunlarına çözüm beklediği bir dönemde erken seçimin ülkeye ne yararı var?
SAYISI YETMİYOR
Ayrıca erken seçim için CHP’nin sayısı yetmiyor. Erken seçim kararı almak için 360 milletvekili gerekiyor. CHP’nin milletvekili sayısı 127
Milletvekilleri yeni seçildi. 1 yıllarını yeni doldurdular. 2 yıl dolup özlük haklarını elde etmediler. Erken seçime niye gitsinler?
Dağılma tehlikesi yaşayan, seçime gidip bir daha gelemeyecek olan DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti neden seçim istesin?
Ayrıca halkın erken seçim talebi yok, milletvekillerinin böyle bir isteği yok, Özgür Özel hariç iktidar ve muhalefetin bu yönde bir çalışması yok. Peki bu durumda erken seçime nasıl gidilecek?
BLÖF MÜ
Özgür Özel, parti içi rakiplerini köşeye sıkıştırmak için ‘erken seçim kozunu kullanacak’ diye erken seçim yapılmaz. Bu bir blöf. Ama Türkiye’ye zarar verir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirttiği gibi “Muhalefet iç hesaplaşmasını ülkeye, millete ve ekonomiye zarar verecek şekilde yürütmemelidir”.
Ülkenin önünde hizmet edilmeyi bekleyen 4 yıl varken sürekli erken seçim havası pompalarsanız bu yerli ve yabancı sermayeyi tedirgin eder. Sürekli olarak seçimin konuşulduğu yere yabancı sermaye yatırım yapmaz. Sermaye ürkektir. Kendini riske atmaz.
BUMERANG ETKİSİ
Bu arada hatırlatayım. Erken seçim tehlikeli bir silahtır. Bumerang etkisi yapar. Halk seçim istiyorsa gidersen fayda sağlar ama zamansız ve parti içi hesaplar uğruna gidilen bir seçim muhalefeti vurur. Halk seçimin gerekli olduğuna ikna olmalı. Erken seçimi Özgür Özel değil halk istemeli. Halkın böyle bir talebi var mı? Yok.
2007 ÖRNEĞİ
2007’de cumhurbaşkanı seçtirilmiyordu, 27 Nisan’da asker hükümete e-muhtıra vermişti. İktidar muhtıraya meydan okumuştu. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararıyla Meclis’te cumhurbaşkanlığı seçimi yapılamıyordu. Meclis kilitlenmişti. Bir devlet krizi yaşanıyordu. AK Parti çare olarak erken seçim kararı alıp millete gitti. Millet sandıkta hem 367 kararının hem muhtıranın hesabını gördü. AK Parti’yi yüzde 47 ile iktidar yaptı. Devlet krizini çözdü. Seçimden sonra cumhurbaşkanı seçilerek sistem rayına oturtturuldu.
2015’TE YAŞANANLAR
Bir de 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra hükümet kurulamamıştı. Anayasal zorunluluk olarak içinde HDP’li bakanların da yer aldığı bir hükümet kuruldu. 1 Kasım’da seçimlere gidildi. Millet siyasi buhranı sandıkta çözüp AK Partiyi yüzde 50 ile iktidar yaptı.
Demem o ki erken seçimi millet istemeli. Yoksa ters teper.
MACRON ÖRNEĞİ
Erken seçim söz konusu olunca sadece içeriden değil dışarıdan da örnekler var.
Örneğin Macron.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra Macron, meclisi feshedip seçime gitti. Ne oldu? Siyasi hayatının en büyük hatasını yaptı. Seçimlerde hezimete uğradı
Özgür Özel erken seçim isterken Macron’a bakmasında fayda var.
CHP’DEKİ HAVA
CHP’de yerel seçim başarısının da etkisiyle nasıl olsa iktidara geliyoruz havası var. Bir an önce seçim olsun, bakanlık koltuklarına oturalım beklentisi içinde olanlar var.
2023 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de benzer bir hava vardı. Hatta Kılıçdaroğlu kim bakan olmak istiyor, kim Meclis Başkanlığı’na talip, parti yönetiminde kimler görev alacak diye sorup liste yapmıştı. Bürokraside MİT Başkanlığı, Merkez Bankası, RTÜK Başkanlığı koltuklarını paylaşmışlardı. Bakanlık listesine adını yazdıranlar milletvekili adayı bile olmadı. Kendilerinden o kadar eminlerdi. Sonuç ne oldu? Şimdi benzer bir beklenti var.
ERDOĞAN ‘BİTTİ’ DEMEDEN BİTMEZ
Ama maç 90 dakika. Karşılarındaki rakip ise Erdoğan.
Erdoğan ‘Bitti’ demeden bu maç bitmez.”
]]>
O zamanki tartışmalar sırasında “parlamenter sistem tecrübesiyle başkanlık sisteminde erken seçim beklentisine girmenin gerçekçi olmadığı” defalarca ifade edilmişti. Nitekim 18 Haziran 2023’te yapılması gereken seçimler bayram ve mevsim koşulları sebebiyle bir ay kadar geriye alınarak 14 Mayıs 2023’te yapıldı. Yani bazılarının beklediği gibi ve anlamına uygun bir “erken seçim” gerçekleşmedi. Seçimler teknik sebeplerle bir ay kadar geriye alınmakla birlikte normal döneminde yapıldı.

Bu tecrübeye rağmen 14 ve 28 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleşen Meclis ve Cumhurbaşkanı seçimlerini takiben yapılan 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinden sonra da “erken seçim” tartışması yine gündeme getiriliyor.
ANAYASAL SİSTEM
Tartışmanın doğru bir bağlamda yürütülebilmesi için anayasal sistemi hatırlamakta fayda var.
Öncelikle belirtelim ki yeni Anayasal Sistemde erken seçim kavramı yok. Gerek Cumhurbaşkanı gerekse Meclis 5 yıllık sabit süreyle seçiliyor.
Ancak bu süre her iki kurum açısından da garanti sabit süre değil esnek sabit süredir. Çünkü bu süre içerisinde Meclis veya Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesi kararı verebilir. Bunun siyasi ve toplumsal sonucunun adı erken seçim olabilir. Ama hukuki anlamı ve adı seçimlerin yenilenmesidir.
Bu durumda konuyu eski sistemin kavramı olan “erken seçim” adıyla tartışınca doğal olarak eski sistemdeki erken seçim tecrübelerinin gerekçeleriyle meseleye bakılıyor. Bu da yeni sisteme tamamen yabancı ve eskimiş argümanlarla bir seçim tartışmasına sebebiyet veriyor.
Bu nedenle tartışma “seçimlerin yenilenmesi” kavramı üzerinden yapılmalı ve “seçimlerin yenilenmesi hangi sosyal, siyasi, ekonomik ve hukuki koşullarda olabilir”, diye sorulmalıdır. Aksi takdirde bağlamında ve doğru bir tartışma yapılamaz.
Dolayısıyla işin hukuki ve olgusal boyutuna bakmak ve seçimlerin yenilenmesi kararının nasıl verileceği ve sonuçlarının neler olacağını değerlendirmek gerekir.
SEÇİMLERİN YENİLENMESİ
Seçimlerin yenilenmesi kararını Cumhurbaşkanı verebilir ve birinci döneminde bu kararı verdiğinde kalan süresinden feragat etmiş olur. Ayrıca yeniden aday olacaksa seçilme konusunda siyasi ve toplumsal riski göze alır.
Bir Cumhurbaşkanı ikinci döneminde seçimlerin yenilenmesi kararı verirse bu sefer de hem kalan süresinden feragat eder hem de bir daha aday olamaz.
O zaman Cumhurbaşkanı tarafından seçimlerin yenilenmesini istemek ancak son derece olağanüstü koşullarda ve başka bir çarenin kalmadığı hallerde istisnaen yani son çare olarak verilebilecek bir karardır.
Seçimlerin yenilenmesi kararını Meclis verecekse 360 milletvekilinin (3/5 oranın) bu kararı vermesi gerekir. Elbette bu kararı verecek milletvekilleri de yeniden seçilmek isterlerse siyasi ve toplumsal riskleri göze almak zorundadır. Buna göre Meclisin bu kararı vermesi de nitelikli çoğunluk gerektirdiğinden ve bunun için de ancak olağanüstü şartlarda bir mutabakat sağlanabileceğinden istisnai bir durum olacaktır. Eski sistemde basit çoğunlukla verilebilen erken seçim kararlarının bile belli şartlarla ve zorluklarla alınabildiği gözetildiğinde yeni sistemde bunun ne kadar zor ve son derece istisnai olacağı daha iyi anlaşılabilir.
ERKEN SEÇİM TARTIŞMASINDA İLERİ SÜRÜLEN GEREKÇELER
Bu sistematik karşısında Türkiye’de hangi olağanüstü ve istisnai durumlar oluşmuştur ki ya Cumhurbaşkanı veya Meclis seçimlerin yenilenmesi kararını versin veya bu ihtimal gerçekçi bir seçenek olsun.
İki gerekçe ileri sürülüyor:
Birincisi yerel seçim sonuçları, ikincisi küresel ekonomik krizin Türkiye’ye etkileri.
Yerel seçimlerde halkın verdiği mesajın bir iktidar değişikliği talebi olarak okunması asla mümkün değildir. Halk 10 ay önce aynı ekonomik şartlara hatta deprem felaketiyle birlikte daha da ağırlaşan koşullara rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na güvenini ve desteğini net olarak ortaya koydu.
Meclis çoğunluğunu Cumhur İttifakı aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da ikinci turda yüzde 52’den fazla oyla seçildi.
Yerel seçimlerde ise halkın ekonomik şartlara yönelik bir mesaj verdiği genel kabul görüyor. Öyleyse halkın beklentisi bir erken seçim değil ekonomik şartların düzeltilmesidir. Halkın beklentisi; iktidarın ekonomik sorunların çözümü yönünde icraat yapması, muhalefetin de bu icraatlara destek vermesidir.
Buna göre somut olarak gerek yerel seçim sonuçları gerekse ekonomik şartlar zamanından önce seçim için yeterli, isabetli ve uygun gerekçeler değildir.
Genel olarak ise şu aşamada Türkiye, siyasal sistemin işleyişi açısından ne olağanüstü bir durum içindedir ne de Meclisi ve Hükümeti yenilemeyi gerektiren istisnai bir koşulla karşı karşıyadır. Bu durumda “erken seçim” tartışması 2028’e kadar olağanüstü şartlar ve istisnai durumlar oluşmadığı sürece gerçekçi bir tartışma değildir.
Bu noktada ülke liderliği birikimi ve dünyadaki güçlü ve birçok konuda öncü siyasi etkisi açısından Türkiye’nin büyük bir değeri olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2028 seçimlerinde son kez adaylık yolu açmak bu istisnai durumlardan sayılabilir. Cumhur İttifakı’nın bu konuda bir kararlılık göstereceği şimdiden bellidir. Mecliste bu yönde güçlü bir eğilim oluşabileceği de öngörülebilir. Fakat olağan gidişatta bu hususun 2027 yılının sonlarına doğru gündeme gelmesi beklenir. Dolayısıyla bu konunun da henüz zamanının gelmediği açıktır.
ERKEN SEÇİM TARTIŞMASININ ASLI NEDİR?
Peki bu tartışma bugün niye gündeme getirilmek isteniyor? Son derece açık; 2028’e kadar Türkiye’nin sahip olduğu siyasi istikrar avantajını zedelemeye dönük ideolojik bir hamle yapılıyor. Türkiye son derece yapay bir erken seçim tartışmasıyla hem ekonomiye hem hukuka ilişkin gerçek gündeminden uzaklaştırılmak isteniyor.
Diğer önemli bir nokta, erken seçim tartışması, muhalefetin ülkenin iç ve dış konularında, sorunlarında alternatif politika ve program üretememe sorununu, kısırlığını ve içlerindeki keskin rekabeti örtmek için bir araç olarak da kullanılıyor.
Demokratik siyasetin ve demokratik kamuoyunun bu tuzaklara düşmemesi tam aksine bunları deşifre etmesi gerekiyor.
Unutulmasın yeni sistemin kurgusu gereği; seçimlerin zamanından önce yapılması, diğer deyişle seçimlerin yenilenmesi koşulları öyle ortaya çıkar ki hiç kimse seçimler yenilenmeli mi tartışmasına girmez; tam tersine herkes açısından yenilenme ihtiyacı ve kararı meşru olarak kabul edilir.
Bu nedenle bu tip yapay ve sapma tartışmaları bir kenara koyup ülkemizin başta yeni anayasa olmak üzere ihtiyaç olan reform gündemlerine ve hedeflerine yoğunlaşmak gerekir.
Öte yandan bazı uluslararası gözlemciler, birinci turdaki seçimlerde oyların çalındığı ve manipülasyon yapıldığı yolunda ciddi iddiaların olduğunu dile getirerek, ikinci turda seçim güvenliği konusuna uyarılarda bulundular.
Polemikhaber’in haberine göre, Dr. Seyfullah Türksoy, “İkinci turda küskün ve kararsız seçmenler sandığa giderse, reformcu Türk aday Mesud Pezeşkiyan kazanır” dedi.
İran Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Rahim Farzam, “İkinci turda reformcu aday Mesud Perzeşkiyan’ın seçilme şansını yüksek görüyorum. Bunun için Pezeşkiyan’ın küskün ve kararsız seçmeni sandığa götürecek bir propaganda yapması gerekiyor” dedi.
Farzam, İran’da seçim güvenliği sorunundan kaynaklanan oyların çalınması ve manipülasyon iddialarının sürekli gündeme geldiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“5 Temmuz’da yapılacak seçimlerin kaderini iki faktör belirleyecek. Birincisi İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in tavrı. Diğeri seçimlere katılım oranının artırılması. Radikal muhafazakar aday Said Celili seçilirse yasaklı ve sert uygulamalar devam eder. Ülkedeki gerginlik ve kutuplaşma artabilir. Reformcu kesimin adayı Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi durumunda ülkedeki tansiyon düşer. Bireysel özgürlükler artar, başörtüsüyle ilgili ahlak polisinin müdahaleleri, internet kısıtlamaları azalır. Zaten bu konuda Mesud Pezeşkiyan’ın bazı sözleri de var. Ülkedeki tansiyon düşer. O nedenle Hamaney’in Mesud Pezeşkiyan’ı destekleme ihtimalini yüksek görüyorum.”
İran uzmanı Rahim Farzam, Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi durumunda, İran’daki Türklerin sisteme olan tepkilerinin de yumuşamaya başlayabileceğini, dolayısıyla ülkenin iç huzuru açısından da Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesinin yararlı olacağını belirtti.
“İRAN HALKI MUTSUZ”
Kısa adı İRAM olan İran Araştırmaları Merkezi’nin kıdemli uzmanlarından Dr. Bilgehan Alagöz, İran’da insanların uzun süredir mutsuz ve karamsar olduğuna dikkat çekerek, “özellikle ekonomik sıkıntılar çok artmış. Demokrasi ve insan haklarıyla ilgili büyük sıkıntılar var. Seçimlere katılım oranı çok düşük. Halk sandıklara gitmeyerek mevcut durumu protesto ediyor. İkinci turda küskün halkı sandığa taşımayı başaran aday seçimi kazanır” şeklinde konuştu.
Seçime iki kutuplu bir yapıyla girildiğini, bir yanda iç ve dış politikada Batı’yla uyumlu reformistlerin, diğer yanda da mevcut yapıya bağlı muhafazakar statükocuların yarıştığını belirten Dr. Bilgehan Alagöz, “Reformcuların adayı Mesud Pezeşkiyan bu kısa sürede küskün seçmeni ikna edip sandığa yönelmesini sağlayabilirse seçimi kazanabilir.” dedi.
TÜRK ADAYIN SEÇİLMESİ DEMOKRASİNİN ÖNÜNÜ AÇAR
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Kafkasya Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof.Dr. Hasan Oktay ise şu görüşleri dile getirdi:
“İran dünya ile giriştiği rekabeti kaybediyor sistem ciddi anlamda yara aldı, özellikle 13 Nisan’da İsrail’e yaptığı füze saldırı sonrası iran’a karşı cephe genişledi ve Cumhurbaşkanı İbrahim Raisi öldürülerek İran’a açıktan mesaj verildi. İran bu kartı gördü ve Irak modelini yani bir yerli unsurun işbirliği ile dış saldırı operasyonuna fırsat vermemek ve Suriye’de iktidara karşı silahlı muhalefetin harekete geçmesini önlemek için sistemi tamir ve tahkim etmek için ilk defa Türk ve reformcu bir adayın Cumhurbaşkanı olmasının önünü açtı. Türkiye de komşusu iran’da Irak ve suriye olayları ile karşı karşıya kalmamak için gelişmeleri yakından takip ediyor ve Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi ile iran Türkleri sistemi ihata ederek gelecekte İran’da demokrasiye geçişin önü açılıyor. Azerbaycan -Türkiye – İran bölgede önemli bir güç birliği oluşturmaktadır.”
İRAN’IN ÖZGÜRLÜK BAYRAĞI TEBRİZLİLER’İN ELİNDE
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi Prof.Dr. Aygün Attar, İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’in yakın tarihlerdeki bir Cuma hutbesinde “İran’ın özgürlük bayrağı Tebrizlilerin elindedir” sözünü hatırlatarak, ”O bayrak açılır mı , hep beraber bekleyip göreceğiz.” dedi.
Prof.Dr. Aygün Attar konuyla ilgili sözlerini ve Mesud Pezeşkiyan’la ilgili düşüncelerini şöyle paylaştı:
”İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muhafazakar cepheden Said Celili ile Reformist Cepheden Tebriz Milletvekili Mesud Pezeşkiyan ikinci tur için yarışacaklar. Pezeşkiyan , hem insan hem siyasetçi olarak toplumda çok saygı duyulan bir kalp cerrahıdır. 1993 senesinde elim bir trafik kazasında jinekolog olan eşini ve bir çocuğunu kaybettikten sonra bir daha hiç evlenmeyerek geriye kalan üç çocuğuna hem baba hem anne olan ve Tebriz Tıp Bilimleri Üniversitesi rektörü, İran’ın Sağlık Bakanı olarak görev yapmış Pezeşkiyan sadece Tebriz’in değil İran’da yaşayan tüm Türklerin parlamentodaki gururlu sesi olmuştur. 26 Şubat 2016’da parlamentonun açık oturumunda, Allah’ın kendisini bir Türk olarak yarattığını ve hiç kimsenin Türklerin dili ve kültürü ile alay etme hakkına sahip olmadığını, İran’daki Türklerin ve diğer etnik grupların Anayasa’nın 15. maddesine göre okullarda kendi dillerinde yazabilmeleri, konuşabilmeleri ve öğrenebilmeleri gerektiğini haykırdığı konuşmayı şahsen bir Tebriz gelini olarak gururla sosyal medyadan paylaşmıştım. Fanatik Traktör taraftarı olan Pezeşkiyan ‘a soyadından dolayı farklı etnik kimlik yakıştırmaları yapanlar için bir açıklama zarureti doğduğunu düşünüyorum. Yani, Farsçada soyadlarının sonuna “zade “ “oğulları” yahut filankeslerden anlamında kullanılan bir eklemedir. Hekim ailesinden geldiği için Farsça Pezeşkiyan yani Doktorlardan soyadını taşıyan uzun yıllar İslami Şurada Tebriz Üskü Azerşeher ‘in ( Doğu Azerbaycan) milletvekili olarak aktif şekilde varlık gösteren Mesut Pezeşkiyan parlamentoda İran’daki Türklerle birlikte diğer etnik gruplar için de reformlar yapılmasını daim gündemde tutan bir siyasetçi olmuştur. İkinci tur sonrası İran Cumhurbaşkanı olmasına müsaade edilecek mi ? Onun nihai kararını sandık sonuçlarıyla birlikte İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney verecektir.”
Not: Ayetullah Hamaney yakın tarihlerdeki bir Cuma hutbesinde “İran’ın özgürlük bayrağı Tebrizlilerin elindedir. O bayrak açılır mı , hep beraber bekleyip göreceğiz.” demişti
GERİLİM AZALIR
Azerbaycan Türk Evi Başkanı Tenzile Rüstemhanlı da şu görüşlere yer verdi:
“Mesud Pezeşkiyan’ın seçilmesi İran’a yeni bir soluk getirebilir, İran’ın Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerini daha üst bir seviyeye taşıyabilir, Batı ile ilişkilerini yumuşatabilir. İran’da yaşayan insanlar ulusal haklarından, anadillerinde okuma-yazma, kültürlerini geliştirme ve yerel özyönetim hakkından yoksun bırakılıyor, dolayısıyla büyük bir iç gerilim yaşanıyor. Mesud Bey bu yönde de durumu yumuşatabilir. Tebriz’deki mitinginde Reşid Behbudov’un “Azerbaycanım” şarkısının seslendirilmesi büyük siyasi öneme sahip bir olaydır. İran’daki reformcu kesim 5 Temmuz’da sandığa giderek Mesud Pezeşkiyan’a ses vererek ülkedeki demokratik açılımlara destek olmalıdır”
Bilindiği gibi 28 Haziran’da ülke genelinde 59 bin merkezde kurulan sandıklarda toplam 24 milyon 535 bin 185 oy kullanıldı.
İlk turu birinci sırada bitiren Pezeşkiyan 10 milyon 415 bin 191 oy alarak yüzde 42,5’lik oranla birinci olmuştu. Said Celili’nin oy oranı ise yüzde 38,6’da kalmıştı. Buna göre, reformistlerin tek adayı Pezeşkiyan ile muhafazakar Celili, 5 Temmuz’da yapılacak ikinci tur seçimlerde yeniden yarışacak.
Birinci turda İran Devrim Muhafızları’nın eski komutanı ve parlamento başkanı olan Muhammed Bakır Kalibaf yüzde 13,8 ile üçüncü, din adamı Mustafa Purmuhammedi ise yüzde 0.8 ile dördüncü sırada yer almışlardı.
]]>1981’DEN BERİ GÖRÜLEN EN YÜKSEK KATILIM ORANI
Erken genel seçimin dünkü ilk turunda sandık çıkış anketlerine göre oylarını artıran aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi yüzde 34 ile sandıktan birinci parti çıktı.Ulusal Birlik Partisi’ni, oyların yüzde 28,1’ini alan sol ve çevreci partilerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi izledi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ın liderliğindeki Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı ise oyların ancak yüzde 20,3’ünü alabildi. Merkez sağdaki Cumhuriyetçiler Partisi’nin oy oranı ise yüzde 10,2 oldu.
Araştırma şirketi Elebe’nin tahminine göre, 49.5 milyon seçmenin oy kullandığı seçime katılım oranı yüzde 67,5 oldu. Bu Fransa’da, 1981’den bu yana görülen en yüksek katılım oranı.
LE PEN:MACRON’U YOK ETTİK
2027’de yeniden Ulusal Birlik Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı olması beklenen Marine Le Pen sandık çıkış anketi sonrası yaptığı açıklamada “Demokrasi konuştu ve Fransız halkı Ulusal Birlik Partisi’ni ve müttefiklerini zirveye çıkararak Macron kampını neredeyse yok etti” dedi.
“Halk net bir şekilde 7 yıllık küçümseyici ve yıpratıcı yönetime son vermek” istiyor diyen Le Pen ikinci turda da seçmenlerden destek istedi. Le Pen, Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Jordan Bardella’nın başbakan olarak atanabilmesi için önümüzdeki hafta Ulusal Meclis’te çoğunluğu sağlamaları gerektiğini vurguladı.
MACRON’DAN BİRLEŞME ÇAĞRISI
Sandık çıkış anketi sonrası Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Cumhurbaşkanı Macron ise seçmenlere, seçimin ikinci turunda, “cumhuriyetçi ve demokrat” adaylar etrafında birleşme çağrısı yaptı.
Macron, genel seçimin ilk turunda katılım oranının yüksek olmasının da, kendisini memnun ettiğini söyledi.
FRANSIZ MEDYASI: MACRON KENDİ SONUNU GETİRDİ
Fransız basını Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın açık farkla ilk sırayı alması üzerine, 9 Haziran’da Ulusal Meclis’i fesheden Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un erken seçim kararıyla kendi sonunu getirdiği değerlendirmesinde bulundu.
Challenges dergisinin “2024 genel seçimleri: Kral Macron’un saltanatının sonu” başlıklı haberinde, Macron’un Ulusal Meclis’i feshederek kendi düşüşünü tetiklediği kaydedildi.
Haberde, Macron’un eski Başbakanı Edouard Philippe, mevcut Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire ve İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’in Macron’un düşüşünü daha da hızlandırdığı belirtilerek “Bu genel seçimler, Macronculuk saltanatının sonunu imzalayabilir.” ifadesine yer verildi.
Le Monde gazetesi, ilk sonuçlara göre seçimin ilk turunda iktidarın, rakipleri aşırı sağ ve solcuların gerisinde kalmasını “Mağlup olan Macron cephesi, üçüncü sıraya yerleşti” başlığıyla duyurdu. Gazete, bir diğer haberinde, seçimin ilk turunu 4. bitiren merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin ülke genelinde güç kaybettiği değerlendirmesini yaptı.
Fransız Le Figaro gazetesi de “Genel seçimler: Macron’un kaybettiği bahis” başlığıyla geçtiği haberde, Macron’un merkezdeki “blokunun” yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Haberde, “Avrupa (Parlamentosu) seçimleri tokadından 3 hafta sonra Elysee’de yine bir mağlubiyet gecesi.” ifadesi kullanıldı.
Kamu yayıncısı Franceinfo ilk turun sonuçlarını derlediği haberde, aşırı sağcı RN partisinin seçimin ilk turuna hakim olduğunu aktarırken “Emmanuel Macron’un Ulusal Meclis’in feshedildiğini açıklamasından 3 hafta sonra, erken genel seçimlerin ilk turu aşırı sağ parti ve müttefikleri açısından benzeri görülmemiş bir başarı teşkil ediyor.” değerlendirmesine yer verildi.
İNGİLİZ MEDYASI: SONUÇ FELAKET, SİYASİ BİR DEPREMHaberin Devamı
Macron’un 3 hafta içinde aldığı ikinci yenilgi bugün Avrupa’nın da bir numaralı gündemi oldu. İngiliz medyası ilk tur sonuçlarını ‘felaket’ olarak değerlendirdi. The Telegraph gazetesi Fransa’yı ilk kez aşırı sağ liderliğin eşiğine getiren “siyasi bir deprem” olarak tanımlandı.
Independent Le Pen’in güçlenen konumuna dikkat çekti ve Macron’un hem içeride hem de dünya sahnesinde zayıfladığını öne sürdü. Guardian gazetesi ise “Macron’un grubu ve sol-yeşil ittifakı, Ulusal Cephe’yi iktidardan uzak tutmak için işbirliği yapmak zorunda kalacak, ancak bu kolay olmayacak” ifadelerini kullandı.
Politico, ‘Macron çoktan bitti. Le Pen’i durdurabilecek var mı?’ başlıklı haberinde Macron’un acı bir seçimle karşı karşıya kaldığını öne sürdü.
ABD MEDYASI:FRANSA FELÇ OLABİLİR
ABD’li Washington Post gazetesi, ilk tur seçimlerin Macron’un merkezci ittifakını parçaladığını ve ikinci turda net bir çoğunluk sağlanamaması durumunda Fransız siyasetinin felç olabileceğini yazdı. Fransa’nın eski ABD büyükelçisi Gérard Araud’ın sözlerine atıfta bulunan gazete “Fransız krizi daha yeni başladı” ifadesini kullandı.
New York Times gazetesi ise Macron’un oynadığı kumarın ters teptiğini, aşırı sağın ezici bir zafer kazandığını yazdı.
AŞIRI SAĞ KARŞITLARI SOKAĞA İNDİ
Aşırı sağ karşıtı göstericiler, başkent Paris’in sembolik önem taşıyan noktası Cumhuriyet Meydanı’nda toplandı.
Ellerinde Filistin bayrakları taşıyan göstericiler, RN karşıtı slogan attı. Öte yandan ülkenin ikinci büyük kenti Lyon’da yaklaşık 800 faşizm karşıtı, gösteri düzenledi.
Göstericiler, kamu mallarına zarar ve çöp bidonlarını ateşe verdi. Güvenlik güçleri, Cumhuriyet Sokağı’nda göstericilere biber gazıyla müdahale etti.
Yüzü maskeli bazı eylemciler, Lyon’un 1. bölgesindeki belediye binasına girmeye çalıştı ancak başarısız oldu.
]]>Cumhuriyet Halk Partisi 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Oğan’ın sözlerine sert yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklaması şu şekilde:
‘PLANA SADIK BİR B.O.P AJANISIN’
İncinsen de sözün düzünü diyeceğim… Sana bırak 3 bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı vermeyi, boyatmak için ayakkabılarımı bile vermem! Sen domuz bağcı teröristlerin ortağı, para düşkünü bir siyaset tüccarı, cehennemin kapılarını milletin üstüne kitleyen, Türkiye’nin batması ve parçalanması için kurulan plana sadık bir B.O.P ajanısın!
‘SEN BEKÂCI DEĞİL PARACIYMIŞSIN’
Senin beklentin başkaymış… Sen bekâcı değil, paracıymışın… Azerbaycan televizyonuna verdiğin röportajda, çiftliğini 1,5 milyon dolara bile satmayacağını söylüyorsun. Peki, vatanın ve milletin geleceğini kaç dolara sattın? Bu ülkeyi ben yönetmiş olsam çıkacak tek kriz; senin şahsi ekonomik krizin olacaktı. Ben yönetmiş olsam; mülteciler evine dönmüş, milletin konut sorunu çözülmüş, gençler araba alabilir hale gelmişti. Bugün Rus’un, İngilizin’in, Avrupalıların ve Arapların tapusuna verdiğiniz sahillerimiz ve tatil bölgelerimiz milletimizin olacak, şu güzel yaz aylarında bütün milletimiz tatilini yapacaktı.

‘SÖZÜM ONA MİLLİYETÇİYMİŞ’
14 Mayıs akşamı efendini aramışsın. Ona ilk turda %49,5 da bırakın %50’ye tamamlamayın demişsin. Sanma o yaptıklarınız ,o aldıklarınız yanınıza kalacak. Nedamet getir! Seçimlerde bu milletin geleceği ile nasıl oynadınız anlat. Sözüm ona “milliyetçiymiş”. Sermaye sevdalısı, kurulan hain planın sadık yamağısın. Hadi yüreğin yeter, efendilerinden izin alabilirsen; yarın Sinan Ateş davasına gel, katledilen milliyetçi bir vatan evladının hakkına sahip çık, göreyim yüreğin kaç okka… Hepinizin milliyetçiliği, benim vatan sevgimin zekatı kadar yoktur. Sizin benden tek fazlanız; tapularınız ve banka hesaplarınızdır. Ama şüphen olmasın kurduğunuz planı başınıza geçireceğim.
Kılıçdaroğlu’nun, Oğan’ın açıklamalarına cevap niteliğinde verdiği sert açıklamaya Sinan Oğan’dan jet hızında bir yanıt geldi.
Sosyal medya hesabından uzun bir açıklama metni yayımlayan Oğan, “Toysan sonra nağara” başlığıyla paylaştığı açıklamada, Kılıçdaroğlu’na “Sizin hesap sorma vs. tehditleriniz bana vız gelir, tırıs gider” dedi.

Oğan, Kılıçdaroğlu’na yanıt verdiği şu ifadeleri kullandı:
TOYDAN SONRA NAĞARA…
Sayın Kılıçdaroğlu,
Sizin bu yapmaya çalıştığınıza bizim oralarda “Toydan sora nağara” derler…
Kaybettiğiniz 13. seçimin üzerinden yaklaşık 1 yıl 1 ay geçti. Bu süre zarfında oturur düşünürsünüz, ben nerede hata yaptım dersiniz, biraz daha durulur, yaş da kemale erdiğinden artık bir Aksakal gibi davranırsınız diye bekliyordum.
Hatta kaybettiğiniz seçimlerden sonra partinizde aday dahi olmaz demokratik bir gelenek başlatırsınız diye beklemiştim. Ama maalesef görüyorum ki, hırs sizin aklınızın da, erdeminizin de önüne geçmiş.
Aşağıdaki twitinizdeki sözlerinizi sizin gibi yaşı artık 80’e merdiven dayamış, ülkenin bu durumda olmasının baş müsebbiplerinden birine yakıştıramadım.

‘SİZ, 22 YILDIR İKTİDARDA OLAN BİR ADAYA KARŞI 5 PUAN FARK ATTINIZ DA BEN SİZİ DESTEKLEMEDİM Mİ?’
Siz, 22 yıldır iktidarda olan bir adaya karşı 5 puan fark attınız da ben sizi desteklemedim mi?
Siz, 22 yıldır bu ülkenin parlementosunda çoğunluğa sahip bir partiye karşı parlamento çoğunluğunu sağladınız da ben sizi desteklemedim mi?
Siz, anketlerin sonuçlarına göre hırs yapmayıp “kazanacak aday” koydunuz da ben sizi desteklemedim mi?

Siz, toplam oyu 1 puan bile olmayan 4 siyasi partiye 4 Cumhurbaşkanı yardımcılığı, 8 bakanlık ve 40 milletvekili verip, Türk siyasi tarihinin en büyük “siyasi tokatçılığına” maruz kaldıktan sonra, 5.2 oy alan bana hiç bir şey teklif etmediğinizi mi söylüyorsunuz?
Ben ATA İttifakı Cumhurbaşkanı adayıydım. İttifakımızdaki partilerden sadece birisine gizli protokollerle neler verdiğinizi kamuoyu biliyor. Bir tek partimize bunları önerip bize bir şey önermediğinizi mi söylüyorsunuz?
‘DEM’LENİP, DEMİŞRTAŞ, KAVALA DİYE SAYIKLAYANLARIN ÜZERİNE KAPATTIM CEHENNEM KAPILARINI’
Madem öyle; sizinle görüştükten sonra, ertesi gün liseli sevgililerin bile telefonunda olmayacak sayıda sizden gelen onlarca cevapsız çağrı neden vardı? Hele arada bize ulaşmaya çalışan sizin koyduğunuz onlarca aracıyı saymıyorum…
Sn. Kılıçdaroğlu, Bu seçim benim değil, sizin yüzünüzden kaybedildi. Seçim sürecinde size gelip seçim güvenliği ile ilgili görüştüğümüzde sizi uyarmıştım, siz ise ”Merak etmeyin genel başkan yardımcım sürece hakim” demiştiniz. Peki sürece hakim genel başkan yardımcınızın sistemi daha seçim başlamadan neden çöktü, neden seçim gecesi istifa etti?

Sn. Kılıçdaroğlu, Siz 100 yıllık bir siyasi partinin 10 yıldan fazla genel başkanlığını yapıp Türkiye genelinde sandık başlarına insan yetiştiremediğinizden bir çok sandık sahipsiz kaldı. Referandum ve 2018 CB seçimlerinde partinizdeki ilgili kişiler sandık başlarına bizden yardım istemişlerdi. Bilmem bilginiz var mı?
Sn. Kılıçdaroğlu, Evet HDP’ye güzelleme yapanların, DEM’lenip Selahattin Demirtaş, Osman Kavala diye sayıklayanların üzerine kapattım Cehennemin kapılarını…
‘EĞER BİR KİNİNİZ VARSA ARKAMDAN HANÇERLEDİLER DEDİKLERİNİZE BAKIN BENCE’
Eğer bir kininiz var ise bunun adresi biz değiliz, bunun için İstanbul’u teslim ettiğiniz ve “arkamdan hançerlediler” dediklerinize bakın bence…
Bakınız, Türkiye’ye Cumhurbaşkanı seçtirmek istediniz kendinizi ama partiniz sizi CHP’ye yeniden genel başkan bile seçmedi. Ben ne yapabilirim?! Size bir insan olarak hala ve tüm bu yazdıklarınıza rağmen saygı duyarım. Ama bir siyasetçi olarak yapamadınız, olmuyor. Bunu neden anlamak istemiyorsunuz…
Bu arada; Biz olmasak seçim ilk turda bitiyordu. Bizim sayemizde bir tur daha seçilme imkanı yakaladınız.

‘HALA YENİDEN BAŞKAN SEÇİLME DERDİNDESİNİZ’
Velhasıl-ı kelam; Yaş Kemal’e ermiş ama hala yeniden genel başkan seçilme derdindesiniz. İntikam almaktan bahsediyorsunuz! Bence bir kenarda sessizce durarak bu ülkeye daha çok hizmet edebilirsiniz.
‘ZENGEZUR KORİDORU’NU KAPATIK ERMENİLERE HOŞ GÖRÜNEYİM DERSENİZ İYİCE BATIRIRSINIZ’
Ayrıca, evde canınız sıkılıyorsa, bir vakıf kurun geçin başına, çevreyle ilgilenin, çiçekle, böcekle falan ilgilenin. Ama size dostça bir tavsiye; kuracağınız vakıf dış politikayla ilgilenmesin. Mazallah yeniden Zengezur Koridoru’nu kapatıp Ermenilere hoş görüneyim vs dersiniz, iyice batırırsınız…
‘HESAP SORMA VS. TEHDİTLERİNİZ BANA VIZ GELİR, TIRIS GİDER’
Yeri gelmişken; Hesap sorma vs. tehditleriniz bana vız gelir, tırıs gider. Ununuzu elediniz, eleğinizi de asın artık. Siz beceremediniz. Sizin yarım kalan bir işiniz yok, bizim var ve bunu 2028’da tamamlayacağız.
Hep beraber göreceğiz; Bu yolda son sözü zaman diyecek, özü de sözünü yaman diyecek!
Paris’te oy veren vatandaşlar, genel seçimlerin ilk turunu AA muhabirine değerlendirdi.
Başkentte yaşayan soyadını vermeyen 33 yaşındaki Fransız seçmen Alex, bu seçimler karşısında herkes gibi endişelendiğini, böyle bir durumun içinde olmaktan memnun olmadığını ifade etti.
Alex, “Umarım aşırılara karşı herkes harekete geçer, barış ve paylaşım atmosferi içinde kalırız.” diyerek, Meclis’te aşırı sağın salt çoğunluğu almasının “umut verici bir perspektif olmadığını” dile getirdi.
İnsanların aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin hayatlarını değiştireceğini hayal ettiğini belirten Alex, bu düşüncenin gerçekle örtüşmediğini vurguladı.
Alex, seçmenlerin aşırı sağa karşı cephe almasını umduğunu söyledi.
Soyadını açıklamayan François isimli seçmen, Cumhurbaşkanı Macron’un, AP seçimlerinin ardından halka yeniden söz vermesini memnuniyetle karşıladığını ifade etti.
Seçim sürecinin birkaç hafta gibi kısa bir sürede düzenlenmesinin bir sorun teşkil ettiğine dikkati çeken François, bu süreçte oluşan ittifakların “farklı yönlere savrulduğu”nu savundu.
François, seçim kampanyasındaki müzakerelerin seviyesinin çok düşük olduğuna değinerek, “(Müzakereler) Doğru insanları ve doğru yönde seçmek için gerekli olan esaslı tartışmalar değildi, ittifak konularıydı.” dedi.
RN’nin sandıktan birinci çıkmasından yana olmadığını aktaran François, ancak ilk turda aşırı sağın birinci olacağını düşündüğünü öne sürdü.
François, şöyle devam etti:
“Ulusal Birlik iktidar olsa da (Meclis’te) salt çoğunluğu olmayacak her halükarda. Bence bir şey olmayacak. Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar ülkede siyasi kararların biraz kilitlenme riski var.”
Paris’in 20. bölgesinde yaşayan soyadını paylaşmayan Virginie, erken seçim sürecinin zor geçtiğine işaret etti.
Virginie, ülkede mevcut belirsiz ortamda oy vermeye gitmenin önemini vurgulayarak, aşırı sağın sandıktan birinci çıkmamasını umduğunu söyledi.
Aşırı sağın ülkenin kırsal bölgesinde birinci gelmesinin öngörüldüğünü kaydeden Virginie, seçimin ilk turuna katılımının yüksek olduğuna dikkati çekti.
Virginie, aşırı sağın Meclis’te salt çoğunluğu alması durumunda 1 yıl sonra tekrar erken seçime gidilmesine olumlu baktığını kaydetti.
FRANSA’NIN ERKEN SEÇİME GİDİŞİ
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki AP seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Macron, 9 Haziran gecesi Meclis’i feshederek ilk turu 30 Haziran, ikinci turu 7 Temmuz’da olmak üzere erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatları’nın hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi İttifakı” altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı”nı kurmuştu.
Ülkede aşırı sağın yükselişi protestolara neden olmuş, çok sayıda kentte gösteriler düzenlenmişti.
Görev süresi 2027’de dolacak olan Cumhurbaşkanı Macron, aşırı sağcı RN partisinin genel seçimleri kazanması durumunda istifa etmeyeceğini “Sonuç ne olursa olsun kurumlar bellidir ve cumhurbaşkanının yeri de bellidir.” sözleriyle dile getirmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6-9 Haziran’da Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin galibiyetinin ardından 9 Haziran’da Meclisi feshederek erken seçim kararı aldı. Seçmenler, iki turlu erken genel seçimlerde 5 yıl boyunca Ulusal Mecliste görev alacak 577 milletvekilini belirleyecek.

Ülkedeki 49,5 milyon Fransız seçmen genel seçimin ilk turu kapsamında yerel saatle 08.00’de oy kullanmaya başladı.
Oy kullanma işlemi Fransa’nın ana kara topraklarında 18.00’de sona erecek. Paris gibi büyük kentlerde ise vatandaşlar saat 20.00’ye kadar oy kullanılabilecek.
Fransa’da sandık başına gidemeyecek seçmenler, kendileri adına oy kullanması için bir başka seçmene vekalet verebiliyor. Seçime beklenmedik bir kararla gidilmesi ve seçim tarihlerinin tatil dönemine denk gelmesiyle vekaletle oy verme işlemine yönelik başvurular arttı. Bu kapsamda, Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre seçimin ilk turunda oy kullanmak için vekalet verenlerin sayısı yaklaşık 2 milyon 641 bin oldu.
Ülkede 2022’deki genel seçimlerin ilk turunda bu sayı yaklaşık 1 milyon olmuştu. Bu yıl kayda değer oranda artan vekalet sayısı, ülkede erken genel seçimde sandığa gidenlerin oranının yüksek olacağının göstergesi oldu.

FRANSA GELECEK 5 YILIN 577 MİLLETVEKİLİNİ SEÇECEK
Fransa’da Parlamentonun üst kanadı Senato ve alt kanadı Ulusal Meclis yasama faaliyetini ortaklaşa yürütüyor.
Senatoda 348 sandalye bulunurken, uygulanan sistemle her 3 yılda bir senatörlerin bir bölümü yenileniyor.
Senato seçimlerinde sadece parlamenterler, bölge, vilayet ve belediye meclislerinin üyelerinden oluşan “seçilmişler” oy kullanabiliyor ve 6 yıl boyunca görev yapan senatörleri belirliyor.
Halkın doğrudan belirlediği temsilcileri olan milletvekillerinin de tıpkı senatörler gibi dokunulmazlığı bulunuyor.

Öte yandan, 18 yaşını dolduran Fransızlar, “Bourbon Sarayı” olarak adlandırılan Meclis binasında 5 yıl boyunca kendilerini temsil edecek 577 milletvekilini belirlemek üzere seçmen olmaya hak kazanıyor.
7 TEMMUZDA 2. TUR İÇİN TEKRAR SANDIĞA GİDECEK
İlk turunda 4 bin 9 milletvekili adayının yarıştığı genel seçimlerin ikinci turu, 7 Temmuz Pazar günü düzenlenecek.
Bir adayın ilk turda milletvekili seçilebilmesi için seçim bölgesinde oyların salt çoğunluğunu toplaması (yüzde 50’liden fazlasını) gerekiyor. Bu yüzdenin bölgede seçim kütüğüne kayıtlı olan seçmenlerin yüzde 25’ine tekabül etmesi gerekiyor.
Eğer herhangi bir aday ilk turda salt çoğunluğu sağlayamazsa, oyların yüzde 12,5’ini toplayan adaylar 1 hafta sonra düzenlenecek ikinci turda tekrar yarışıyor.
Ancak daha önce yapılan seçimlere de bakıldığında, milletvekillerinin ekseriyetinin ikinci turda belirlendiği gözlemleniyor.
Bu sistemle ilk turda en çok oy alan 2 aday otomatik olarak ikinci tura kalıyor. Ancak seçim bölgesinde 3 veya 4 aday da oyların en az yüzde 12,5’ini toplarsa ikinci tura çıkabiliyor.

ERKEN SEÇİM PARTİLERİ İTTİFAKA YÖNLENDİRDİ
Kurallar gereği, seçmen sayısı fazla olan partiler veya seçime ittifakla katılan partiler avantajlı oluyor.
Macron’un AP seçimleri yenilgisi sonrası aldığı erken seçim kararı, partilerin ittifaka yönelmesine neden oldu. Seçim yarışına girecek üç büyük siyasi ittifak oluştu.
Anketlerin favori gösterdiği aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi seçime, merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR adaylarıyla ittifak içinde katılıyor.
RN’nin Mecliste salt çoğunluğu almasından endişe eden solcu partiler Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) ise “Yeni Halk Cephesi” (NPF) ittifakını oluşturdu.
Fransa’yı 2017’den bu yana yöneten Macron’un partisi Rönesans da iktidarın ortakları Demokrasi Hareketi (MoDem) ve Horizons (Ufuklar) ile seçim kapsamında “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” başlığı altında ittifak kurdu.
Bugün yerel saat ile 20.00’de ülke genelinde sandıkların tamamı kapandıktan sonra, ulusal basın araştırma şirketleri seçiminin tahmini sonuçlarını aktarmaya başlayacak. Seçimin ilk tur gecesinde, milletvekili seçilen veya ikinci tura kalan adayların yanı sıra, Mecliste farklı parti ve ittifakların nihai milletvekili sayısı hakkında tahminler de ortaya çıkacak.
Resmi sonuçlar ise İçişleri Bakanlığı tarafından daha sonra açıklanacak.
Olağandışı bir takvimde düzenlenen erken seçim kapsamında, çok sayıda seçim bölgesinde 3 adayın ikinci turda karşı karşıya gelmesi bekleniyor.
İpsos şirketinin Genel Müdürü Brice Teinturier, kamu yayıncısı Franceinfo’ya verdiği demeçte 250 kadar seçim bölgesinde ikinci turda 3 adayın karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
İkinci tura, seçime ittifakla katılan partilerin adaylarının kalacağı tahmin ediliyor.
Son anketler, RN’nin başı çektiği ittifakın Mecliste salt çoğunluğu elde edebileceğini gösterirken, solcuların kurduğu ittifakın sandıktan 2. çıkacağını öngörüyor.
Anketler Rönesans’ın etrafında kurulan ittifakın seçimi 3. sırada bitireceğine işaret ediyor, bu da iktidarın 2022 genel seçimlerinde elde ettiği nispi çoğunluğu da kaybetmesi anlamına geliyor.
DİKKAT ÇEKEN MACRON İHTİMALİ
Fransa’da 1958’de kabul edilen anayasa göre, cumhurbaşkanının Meclisi feshedip erken seçim düzenledikten sonra aynı kararı alabilmesi için 1 yıl beklemesi gerekiyor.
Görev süresi 2027’de dolacak olan Macron, AP seçim sonuçlarının ardından “durumu açıklığa kavuşturmak için” erken genel seçim kararı aldığını belirtmiş; aşırı sağcı RN partisinin genel seçimleri kazanması durumunda da istifa etmeyeceğini “Sonuç ne olursa olsun kurumlar bellidir ve cumhurbaşkanının yeri de bellidir.” sözleriyle dile getirmişti.
Partisi Rönesans’ın iktidar ortaklarıyla kurduğu ittifak dışında bir ittifak ya da aşırı sağın salt çoğunluğu elde ettiği bir Meclis sandıktan çıkarsa Macron, seçimi kazanan siyasi partiden bir başbakan atamak zorunda kalacak. Bu, Macron’un cumhurbaşkanı olarak kendi partisinden farklı politikalar izleyen bir başbakanla çalışmasını gerektirecek.
Solcu partilerden oluşan Yeni Halk Cephesinin henüz net bir başbakan adayı olmasa da RN partisi, seçimde galip gelirlerse liderleri Jordan Bardella’yı başbakan olarak görmek istediklerini açıkladı.
Macron’un kendi ittifakı dışında bir başbakan ataması durumda, ülkede yeniden bir koalisyon hükümeti kurulabilir. Fransa’da en son 1997-2002 yıllarında koalisyon hükümeti ülkeyi yönetti.
Koalisyon hükümetlerinin ülke yönetiminde “çift başlılığa” neden olması ve farklı partilerden olan cumhurbaşkanı ve başbakan arasında anlaşmazlıklara yol açması nedeniyle 2000’de cumhurbaşkanlığı görev süresinde değişikliğe gidildi.
Cumhurbaşkanın görev süresi 7 yıldan 5’e indirildi, böylelikle milletvekili görev süresiyle aynı oldu ve koalisyon hükümeti kurulmasının büyük ölçüde önüne geçildi.
FRANSA’NIN ERKEN SEÇİME GİDİŞİ
Fransa’da son 3 seçimdir oylarını artırmaya devam eden aşırı sağcı RN, en son 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 31,4 oy alarak en yakın rakibi olan Macron’un partisi Rönesans’ı ikiye katlamıştı.
Aşırı sağın AP seçimlerindeki galibiyeti üzerine Emmanuel Macron, 9 Haziran gecesi Meclisi feshederek 30 Haziran-7 Temmuz’da erken seçime gitme kararı almıştı.
Macron, bu kararını, “AP seçim sonuçlarına demokratik bir cevap vermeliydik.” sözleriyle savunmuş ancak ülkenin 26 Temmuz-11 Ağustos’ta ev sahipliği yapacağı 2024 Paris Olimpiyatlarının hemen öncesinde erken seçime gidecek olması, siyasi istikrarsızlık ve toplumsal huzursuzluk yaratabileceği gerekçesiyle kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı.
Ülkedeki son genel seçimlerde bir türlü ittifak kuramayan solcu partiler, bu seçimlerde aşırı sağa karşı kısa sürede “Yeni Halk Cephesi” İttifakı altında bir araya gelmiş ve tek aday çıkaracaklarını duyurmuştu. Yeni Halk Cephesi İttifakı’nda ülkenin önde gelen sol partilerinden Sosyalist Parti (PS), Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Fransa Komünist Partisi (PCF) ve çevreci parti Yeşiller (EELV) yer alıyor.
Aşırı sağcı RN ise merkez sağdaki Cumhuriyetçiler (LR) Partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR üyeleriyle ittifak yaparken iktidar partisi Rönesans ile ortakları MoDem ve Ufuklar Partisi de “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” İttifakı’nı kurmuştu.
]]>Fransa’da 4 bin 9 milletvekili adayının yarışacağı seçimlerin ikinci turu ise 7 Temmuz’da yapılacak. Seçimlerde yarışan adayların yüzde 41,1’i kadınlardan oluşuyor.
Fransa’da sandık başına gidemeyecek seçmenler, kendileri adına oy kullanması için bir başka seçmene vekalet verebiliyor. Bu kapsamda, Fransa İçişleri Bakanlığının verilerine göre seçimin ilk turunda oy kullanmak için vekalet verenlerin sayısı yaklaşık 2 milyon 125 bin oldu.
Ülkede 2022’deki genel seçimlerin ilk turunda bu sayı yaklaşık 1 milyon olmuştu. Bu yıl kayda değer oranda artan vekalet sayısı, ülkede erken genel seçimde sandığa gidenlerin oranının yüksek olacağının göstergesi oldu.
Oy kullanma işlemi Fransa’nın ana kara topraklarında, yerel saatle 08.00’de başlayıp 18.00’de sona erecek.
Paris gibi büyük kentlerde ise saat 20.00’ye kadar oy kullanılabilecek.
İlk turda yüzde 12,5 ve üzeri oy alan adaylar, ikinci tura katılabilecek.
Seçim 3 ana ittifak etrafında dönüyor
Seçimlere aşırı sağcı Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik (RN), merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) partisinin lideri Eric Ciotti ve bazı LR adaylarıyla ittifak içinde katılıyor.
Aşırı sağcıların seçimde galip gelmesinden endişe eden sol ve çevreci partiler de Halk Cephesi ittifakını kurdu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans da iktidarın ortakları Demokrasi Hareketi (MoDem) ve Horizons (Ufuklar) ile seçim için “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” başlığı altından ittifaka gitti.
Araştırma şirketleri sandıkların kapanmasından itibaren seçimin tahmini sonuçlarını vermeye başlayabilecek. Resmi sonuçlar daha sonra açıklanacak.
Anketlere göre aşırı sağ seçimde galibiyete koşuyor
Ülke çapında yapılan son anketler, aşırı sağcı RN liderliğindeki ittifakın bu seçimin ilk turunda oy çoğunluğu elde edeceğini gösteriyor.
Seçimlerin ilk turunda RN’nin açık ara farkla birinci çıkacağını öngören anketler, Halk Cephesinin ikinci sırada yer alacağı ve Macron’un ittifakının üçüncü sıraya gerileceğini tahmin ediyor.
Odoxa’nın Le Nouvel Obs dergisi için yaptığı ankete göre, RN koalisyonunun yüzde 33, Halk Cephesinin yüzde 28 ve iktidar kanadının yüzde 19 oy oranıyla sıralanacağı tahmin edilirken, Opinionway-Vae Solis tarafından Les Echos için yapılan ankete göre ise RN koalisyonu yüzde 35, Halk Cephesi yüzde 28 ve iktidarın kurduğu ittifak yüzde 22 oy alacak.
Ipsos anket şirketinin Le Parisien gazetesi ve Radio France için yaptığı anketlerin tahminleri ise RN ittifakının yüzde 31,5, Halk Cephesinin yüzde 29,5, iktidar kanadının ise yüzde 19,5 oy alacağı yönünde.
RN iktidar olunca göçü azaltma taahhüdünde bulundu
RN partisinin genç lideri Jordan Bardella, seçim kampanyası sırasında, Fransa’ya göç akışlarını büyük ölçüde azaltma vaadinde bulundu.
Bardella, sandıktan galip çıkarsa, ayrıca 30 yaş altı vatandaşların vergi vermeyeceğini duyururken, Ukrayna’ya Fransız askeri birlik gönderilmesine karşı olduğunu dile getirdi.
Halk Cephesinden Fransızlara “refah” sözü
Solcu ve çevrecilerin ittifakı, seçimi kazanmaları halinde, vatandaşlar için gıda, enerji ve akaryakıt fiyatlarını donduracaklarını ve asgari ücreti 1600 avroya yükselteceklerini açıkladı.
Halk Cephesi ayrıca, Macron’un cumhurbaşkanlığı döneminde yürürlüğe giren ve emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkaran tartışmalı reformunu yürürlükten kaldıracakları sözünü verdi.
Bu ittifak ayrıca, Filistin’i resmi olarak tanıyacağını vadetti.
Öte yandan, iktidar kanadı, enerji fiyatlarını düşüreceklerini ve ilk gayrimenkulünü alanlar için noter ücretini kaldıracaklarını açıkladı.
Resmi Fransız konsolosluğu verilerine göre, yurt dışında yaşayan Fransızlardan seçimin ilk turu kapsamında internet üzerinden oy verenlerin sayısı 410 bin oldu.
Paris Olimpiyatları öncesi seçime gidilmesi halkı endişelendiriyor
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin Fransa ayağında aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin açık ara farkla birinci çıkmasının ardından Macron parlamentoyu feshederek, 30 Haziran-7 Temmuz tarihlerinde erken seçim kararı aldığını duyurdu.
Macron’un, 26 Temmuz-11 Ağustos’ta başkent Paris’te düzenlenecek Olimpiyat Oyunları öncesinde erken seçim kararı alması vatandaşlar üzerinde endişe yarattı.
Fransız halkının, seçimler sebebiyle oluşacak siyasi gerginliklerin sokak eylemleri ve protestolara neden olması ve bunun olimpiyatlara ev sahipliği yapacak olan başkent Paris’i olumsuz etkilemesi konusunda tedirginliği sürüyor.
]]>İKİ LİDER KÜRSÜDE AYAKTA TARTIŞACAK
CNN sunucuları Jake Tapper ile Dana Bash’in moderatörlüğünü yapacağı açık oturum, doğu yakası saati ile 21.00’de (TSİ 04.00) başlayacak ve 90 dakika sürecek.
“Adayların tartışmaya ayrılan süreyi en üst düzeye çıkarabilmelerini sağlamak” amacıyla 1960’dan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak başkanlık tartışması boyunca, Biden tarafının talebi üzerine, Trump’ın araya girmelerini engellemek için yalnızca söz alan konuşmacının mikrofonu açık tutulacak.
Format olarak adaylar, kürsüde ayakta durarak tartışacak. Adayların, yanlarına önceden yazılmış notlar almalarına izin verilmeyecek, sadece tartışmada not almaları için bir kalem, bir deste kağıt ve bir şişe su sağlanacak.

Oturumda Biden ve Trump’ın, ekonomi ve göçmen sorunu gibi iç meselelerin yanı sıra, Ukrayna ve Gazze gibi dış politika konuları ile yaşları ve sağlık durumlarıyla ilgili tartışmaları, gizli belgelerin saklanması başta olmak üzere kendileri veya aile üyeleriyle ilgili gündemdeki hukuki konuları masaya yatırması bekleniyor.
81 yaşındaki Biden, 19 Haziran’dan bu yana Maryland eyaletinin dağlık bölgesinde bulunan, başkanların geleneksel olarak çekildiği “Camp David” yerleşkesinde danışmanları ile yarın akşamki tartışmaya hazırlanırken, eski Başkan 78 yaşındaki Trump ise haftayı seçim kampanyalarına katılarak geçirdi.

Trump’ın tartışmaya hazırlık için daha az kaygılı bir yaklaşım benimsediği kaydedilirken eski Başkan, 22 Haziran’da Philadelphia’daki seçim mitinginde, Biden’ın günlerdir seçim tartışmasına hazırlanmasına ilişkin “Biden, orada dersine çalışmak yerine uyuyordur.” şeklinde alaycı eleştiride bulundu.
10 KİŞİDEN 6’SI EKRANA KİLİTLENECEK
Öte yandan Associated Press-NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi ile PBS News’in gerçekleştirdiği iki ayrı ankette, ABD’li her 10 yetişkinden 6’sının yarın akşamki seçim tartışmasını canlı izleyeceği belirtildi.

Tartışmayı katılımcıların yüzde 61’i canlı olarak “son derece” ilgiyle izleyeceğini, yüzde 24’ü de daha sonra haberlerden ve sosyal medyadan takip edeceğini aktarırken, yüzde 14’ü tartışmayla ilgilenmediğini kaydetti.
Trump ve Biden, kasım seçimleri öncesi ikinci ve son tartışmasını, ABC televizyonunda sunucular David Muir ve Linsey Davis’in moderatörlüğünde 10 Eylül’de gerçekleştirecek. Bu tartışma için henüz mekan açıklanmadı.
Daha önceki seçim tartışmalarını organize eden Başkanlık Tartışmaları Komisyonu (CPD), Biden ile Trump arasında 16 Eylül ile 9 Ekim tarihlerinde iki oturum planlamış ancak hem Biden hem de Trump tarafı, CPD’nin tartışma formatını ve programını beğenmediği için CNN ve ABC’nin önerilerini kabul etmişti.
CNN ve ABC, seçim tartışmasına katılım için ulusal düzeydeki en az 4 farklı ankette seçmenlerin en az yüzde 15’inin desteğine sahip olma şartı getirdiğinden, kasım seçimlerine bağımsız aday olarak giren Robert F. Kennedy Jr. ise tartışmada yer almayacak.
Biden ve Trump, en son 2020 Başkanlık Seçimi için 22 Ekim 2020’de yüz yüze canlı yayında tartışmıştı.
]]>Fransa’da AP seçimlerinde aşırı sağcı RN yüzde 31,50’lik oy oranı ile açık ara farkla ilk sırayı alırken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans yüzde 14,6’lik oy oranı ile ikinci oldu.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, yaptığı açıklamada, sonuçların “Avrupa’yı savunan partiler için iyi olmadığını” dile getirdi.
Beklenmedik bir kararla 30 Haziran-7 Temmuz’da ülkede erken seçime gidileceğini duyuran Macron, “Oylamayla parlamenter geleceğimizin seçimini yeniden size vermeye karar verdim. O yüzden bu akşam Ulusal Meclisi feshediyorum.” diye konuştu.
Aşırı sağcılar başta olmak üzere muhalefet, “meşruiyetini” kaybettiğini düşündüğü Macron’un bu kararından duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Böylelikle 26 Temmuz-11 Ağustos’ta düzenlenecek Paris Olimpiyat Oyunları’na 50 günden az bir süre kalırken, ülke, son 2 yılda 4. kez ulusal seçimler kapsamında sandık başına gitmeye hazırlanmaya başladı.
Analistler, özellikle Fransa’da Ulusal Meclis için yakın zamanda yeniden seçim yapılacağı haberinin yatırımcıları tedirgin ettiğini dile getirdi.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz da Avrupa Parlamentosu (AP) seçim sonuçlarının ülkede koalisyonu oluşturan üç parti için de kötü olduğunu söyledi.
Belçika Başbakanı Alexander de Croo ise ülkesindeki genel seçimde partisi Flaman Open Vld’nin başarısızlığından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, istifa etti.
SEÇİM SONUÇLARI AVRUPA’DA SATIŞ BASKISINI BERABERİNDE GETİRDİ
Avrupa genelinde aşırı sağın yükselişi Avrupa ülkelerinin devlet tahvillerine olumsuz yansırken, Fransız tahvillerindeki satış baskısı dikkati çekti.
Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizi, seçimlerin ardından toplamda 23 baz puan artışla yüzde 3,33 seviyesini test ederek, 10 Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Diğer Avrupa ülkelerinin 10 yıllık tahvil faizi de satış baskısının artmasıyla Aralık 2023’ten bu yana en yüksek seviyelerine çıktı.
10 yıllık tahvil faizleri, söz konusu seviyeler dikkate alındığında cuma günü kapanışına göre, İtalya’da 18 baz puan yükselişle yüzde 4,14’e, İspanya’da 19 baz puan artışla yüzde 3,54’e, Belçika’da 16 baz puan yükselişle yüzde 3,33’e, Hollanda’da 9 baz puan artışla yüzde 3,01’e, Avusturya’da 15 baz puan yükselişle yüzde 3,26’ya ve Almanya’da 6 baz puanlık artışla yüzde 2,68’e tırmandı.
Öte yandan, Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizi ile Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi arasındaki fark 65 baz puanla son 4 yılın zirvesine çıkarken, İtalya’nın 10 yıllık tahvil faizi ile Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi arasındaki fark da yaklaşık 10 baz puan artarak 150 baz puan oldu.
Analistler, söz konusu durumun yatırımcıların Fransa ve İtalya varlıklarındaki satış baskısının görece daha fazla olduğuna işaret ettiğini belirterek, tahvil faizindeki farkların ülkelerin borçlanma maliyetleri başta olmak üzere birçok alanda fiyatlamaları etkileyebileceğini bildirdi.
Söz konusu endişeler Avrupa pay piyasalarında da satış baskısını beslerken, özellikle banka hisselerindeki sert düşüş bugün de devam ediyor.
Buna göre, Almanya’da Commerzbank borsada işlem gören hisseleri yüzde 3, Deutsche Bank’ın yüzde 2,5, Fransa’da Credit Agricole’in yüzde 3,8, Societe General’in yüzde 3,1, BNP Paribas’ın yüzde 2,5 ve İtalya’da Unicredit’in yüzde 2,5 değer kaybetti.
Dün de BNP Paribas, Societe Generale ve Credit Agricole hisseleri sırasıyla yüzde 5,56, yüzde 7,46 ve yüzde 3,70 gerilemişti.
Avrupa borsalarında böylece hafta başından bu yana Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,3, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,1, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 2, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 2,5 ve İspanya’da IBEX 35 endeksi yüzde 2,1 düştü.
Öte yandan, geçen hafta Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) 3 temel politika faizini 25’er baz puan indirmesine karşın cuma günü ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam verisinin tahminleri aşmasıyla ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine beklenenden geç gideceğine yönelik endişelerin artması avronun dolar karşısında değer kaybetmesine neden olurken, seçimlerin ardından euro/dolar paritesi düşüş eğilimini sürdürdü.
Cuma günü yüzde 0,8 azalışla günü 1,0800 seviyesinden tamamlayan avro/dolar paritesi, haftanın ilk iki gününde cuma kapanışına göre yüzde 0,7 gerileyerek 1,0720’ye inerek son 1 ayın en düşük seviyesini test etti.
Haber7-ÖZEL
Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde uzun yıllar sonra çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. 6-9 Haziran‘da 27 Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yapılan seçimlerde aşırı sağ büyük bir zafer elde etti.
Yaklaşık 370 milyon seçmenin yüzde 51‘inin oy kullandığı seçimlerde Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi oylarını arttırırken, Fransa’da da Marine Le Pen‘in aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi birinci oldu. Belçika’da ise aşırı sağ oylarını ciddi derecede arttırdı. Avusturya’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi yüzde 26 oy aldı. Hollanda’da ise Wilders’in partisi PVV sandıktan ikinci parti olarak çıktı.
FRANSA’DA ERKEN SEÇİM, BELÇİKA’DA İSTİFA
Seçim sonuçları Avrupa’da adeta yeri yerinden oynattı. Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde aşırı sağın açık ara farkla birinci olmasının ardından Ulusal Meclis’i feshederek erken seçime gidileceğini açıkladı. Belçika Başbakanı Alexander de Croo, ülkesindeki genel seçimde partisi Flaman Open Vld’nin başarısızlığından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, istifa edeceğini bildirdi.
AVRUPA’DAKİ AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİNE CHATGPT CEVABI
Tüm dünya Avrupa’daki sürpriz seçim sonuçlarını tartışırken Haber7, ‘Avrupa’nın kabusu’ olarak değerlendirilen sonuçları ve olası etkilerini yapay zekaya sordu. Dünyanın en önde gelen yapay zeka uygulamalarından biri olan ChatGPT, Avrupa’daki aşırı sağın yükselişine ilişkin “son yıllarda Avrupa’da gözlemlenen siyasi değişimlerin bir yansıması” olduğunu belirtirken, seçim sonuçlarının nedeninin Göç, güvenlik endişeleri, ekonomik belirsizlikler gibi faktörler olduğunu söyledi.

POTANSİYEL TEHLİKELER
Yapay zeka uygulaması Avrupa’daki aşırı sağın yükselişinin bir dizi potansiyel tehlikelere yol açabileceğini belirtti. ChatGPT olası tehlikeleri şu 5 madde ile sıraladı;

TEHLİKELERDEN KURTULMAK İÇİN NE YAPILABİLİR?
Avrupa’daki yeni düzenin potansiyel tehlikelerini sıralayan yapay zeka bu olası tehlikelerden kurtulmanın yollarını da söyledi. ChatGPT, “Bu tehlikelerden kurtulmak için ne yapmak gerekir?” sorusuna “Eğitim ve Farkındalık”ı öne çıkararak şöyle ifade etti;
Bu önlemler, toplumda aşırılıkçılığı ve popülizmi azaltmaya yardımcı olabilir ve demokratik değerlerin güçlenmesine katkıda bulunabilir.

AP seçim sonuçları dün açıklanırken, özellikle bazı ülkelerdeki aşırı sağ partiler oy oranlarını yükseltti bazı ülkelerde ise beklenmedik bir şekilde sol galip geldi.
AP’nin yeni dağılımında ise, merkez siyasetin konumunu koruduğunu ancak Yeşiller ile birlikte sol partilerin düşüşe geçtiği görüldü. Aşırı sağa olan bu denli destek ise, “sürpriz” olarak yorumlandı.

URSULA VON DER LEYEN: Bir dönem daha “Avrupa Komisyonu Başkanı” olmak isteyen Ursula von der Leyen, “Komisyon Başkanı” olmak için parlamentoda gerekli 361 oyu toplamış olabilir. Ursula von der Leyen’in de üyesi olduğu ve bu dönem de parlamentodaki çoğunluğunu koruyan Avrupa Halk Partisi (EPP) 184 koltuk kazandı. Leyen daha önce başkanlığı, EPP ile birlikte Sosyalist ve Demokrat İlerici İttifakı (S&D) ve Liberallerin desteğini alarak kazanmıştı. Bu dönem de bu üç grubun toplam koltuk sayısı Leyen’i “Komisyon Başkanı” yapmak için yeterli.

GIORGIO MELONI: İtalya’da Başbakan Giorgia Meloni’nin “İtalya’nın Kardeşleri Partisi” yüzde 30 civarında oy aldı. Muhalefetteki merkez sol Demokrat Parti (PD) yüzde 23, Beş Yıldız Hareketi (M5S) yüzde 12, Silvio Berlusconi’nin kurduğu Forza İtalya yüzde 9 oy aldı. İtalya’daki seçim sonucuyla birlikte, Meloni’nin İtalyan siyaseti üzerindeki hakimiyetini daha da sıkılaştıracağı söyleniyor. Meloni, Polonyalı Donald Tusk ile birlikte, seçimden zaferle eve dönen az sayıdaki liderinden biri oldu.

AŞIRI SAĞ PARTİLER: Dün gecenin en dikkat çekici gelişmelerinden biri de Fransız siyasetçi Marine Le Pen’in liderlik ettiği aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin (RN) aldığı yüzde 31’lik oy oranı oldu. Ulusal Cephe’nin aldığı bu sonuçların hemen ardından Macron Meclis’i feshederek erken seçim kararı aldı. Fransa’nın dışında Avusturya ve Almanya’da da aşırı sağcı partiler başarı gösterdi. Avusturya’da, aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) 6 milletvekilliği kazanarak ilk sıraya yerleşti. Almanya’da seçimde ilk sırayı parlamentoda 30 koltuk kazanan Hristiyan Demokrat CDU/CSU ittifakı aldı. İkinci sırada ise, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi yer aldı. Yine aşırı sağ partileri Hollanda’da birinci, Romanya’da ikinci parti oldular.

SOSYALİSTLER VE DEMOKRATLAR: Bu seçimden göz kamaştırarak çıkmasalar da sosyalistler ve sosyal demokratlar da kazandı denebilir. Merkez sol partiler, İspanya ve İtalya gibi büyük ülkelerde ikinci, Raphael Glucksmann’ın merkez solu yeniden canlandırdığı Fransa’da ise üçüncü sırada yer aldılar. Merkez sol, Almanya’da ise hayal kırıklığı yaşadı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un Sosyal Demokrat Partisi (SPD), aşırı sağcı AfD’nin de gerisinde kalarak üçüncü sırada kendine yer buldu.

PETER MAGYAR: Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın karşısında artık yeni ve güçlü bir rakip var diyebiliriz. Bir dönem Orban hükümetinde yer alan Magyar, yılın başında muhalefete öncülük etmeye başladı. AP seçimlerinde de oyların yüzde 30’unu alarak, Macar muhalefetinin tartışmasız yeni lideri olacağını kanıtladı.

ROBERTA METSOLA: Avrupa Parlamentosu Başkanı Metsola, yeniden AP’ye seçildi. Maltalı siyasetçi, ülkesindeki AP seçimlerinde ana muhalefetteki Milliyetçi Parti (PN) tarafından aday gösterildi; 87 bin oy alarak, ülkenin AB’ye katılmasından bu yana bir seçimde en çok oy alan milletvekili oldu.

EMMANUEL MACRON: Seçimin belki de en büyük kaybedeni Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron. Rakibi aşırı sağcı Ulusal Birlik’in (RN) yüzde 31 sularında oy alması ve partisi Rönesans’ın yüzde 15’te kalması Macron için tehlikeye işaret ediyor olabilir. Macron, AP seçim sonuçlarının ardından Meclis’i feshederek erken seçim kararı aldı. Fransa birkaç ay içinde seçime gidecek. Erken seçimin sonuçları, Macron’un da geleceğine etki edebilir.

OLAF SCHOLZ: Almanya’da koalisyon hükümetinin en büyük partisi Sosyal Demokrat Parti (SPD-Scholz’un partisi) seçimlerde üçüncü sırada yer aldı. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ikinci sıraya yerleşti. Bu sonuç, SPD’nin bir asırlık en kötü sonucu oldu. Almanya’da AP seçimde ilk sırayı, 30 koltuk kazanan Hristiyan Demokrat CDU/CSU ittifakı birinci bitirdi. Koalisyonun diğer ortağı Yeşillerin de oy oranlarının düşmesiyle birlikte Almanya’daki koalisyon hükümetinin meşruiyeti sarsılabilir. Almanya’da merkez sağ ve aşırı sağ, Scholz’u erken seçim kararı almaya çağırıyor.

YEŞİLLER PARTİSİ: Yeşiller, 2019’daki güçlü performansının ardından Almanya’da büyük bir darbe aldı. Sandalye sayısı 21’den 12’ye geriledi. Fransa’da zar zor tutundular ve Portekiz’de sıfır çektiler.
VICTOR ORBAN: Macaristan’ın milliyetçi lideri Orban, Magyar’ın kendisine meydan okuması sonrası beklenenden daha kötü bir performans sergiledi. Partisi Fidesz oyların yüzde 43,8’ini almış olsa da bu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde şimdiye kadarki en kötü sonucu oldu. Sadece aylar önce muhalefete geçen rakibi Magyar, seçimde yüzde 30 aldı.

MATTEO SALVINI: 2019’da oyların yüzde 34’ünü alarak büyük bir başarı elde eden ve şu anda aşırı sağ “Kimlik ve Demokrasi Grubu”na başkanlık eden Lig Partisi, bu sefer yüzde 9’un altında oy alarak İtalya’da büyük bir kan kaybetti.

SONUÇ OLARAK; AP SEÇİMLERİNİ TEK BİR CÜMLEYLE ŞU ŞEKİLDE ÖZETLEYEBİLİRİZ:
“AVRUPA DAHA DA SAĞA KAYDI, MERKEZ DİRENİYOR”
Ülkede 2022’de yüzde 25,9’luk oy oranıyla birinci olarak iktidara gelen Meloni liderliğindeki FdI, Almanya ve Fransa’da oy kaybederek ciddi biçimde gerileyen iktidar partilerinin aksine, bu seçimden gücünü koruyarak ve oylarını arttırarak çıktı.
Başbakan ve FdI lideri Meloni, sabah radyo kanalına yaptığı değerlendirmede, seçim sonuçlarının kendileri açısından sansasyonel olduğunu ve hükümetinin güçlenerek çıktığını belirtti.
Meloni, ayrıca AP seçimlerine düşük katılımın, AB kurumlarının halktan çok uzaklaştığını gösterdiğini söyledi.
İtalya’da AP seçimlerinde oyları ciddi oranda artan diğer parti ise Elly Schlein liderliğinde ana muhalefetteki Demokratik Parti (PD) oldu.
2022’deki genel seçimlerde yüzde 19 civarındaki oyuyla ikinci sırada yer alan PD, Elly Schlein’ın liderliğinde girdiği ilk seçimde yine ikinci sırada yer buldu ancak oy oranını yüzde 24’e yükseltti.
Schlein, seçim değerlendirmesinde sonuçların olağanüstü olduğunu vurgulayarak, “Mesaj net: Meloni, biz geliyoruz.” dedi.
Öte yandan, dünkü seçimlerde oy oranı artan başka bir parti ise geçen yıl hayatını kaybeden Silvio Berlusconi’nin partisi ve iktidarın küçük ortağı Forza Italia (FI) oldu. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani’nin liderliğindeki FI, yüzde 9,6’luk oy oranıyla diğer iktidar ortağı Lig’i geride bıraktı.
– Marine Le Pen’in İtalya’daki ortağı Lig Partisi geriledi
Fransa’daki AP seçiminden açık farkla birinci çıkan Marine Le Pen’in Ulusal Birlik Partisinin (RN) AP’deki “Kimlik ve Demokrasi” (ID) grubu içinde müttefiki olan İtalya’daki aşırı sağcı Lig Partisinin oyları geriledi.
İtalya’daki sağ koalisyon iktidarında Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma-Altyapı Bakanı olarak görev yapan Matteo Salvini liderliğindeki Lig, resmi olmayan sonuçlara göre AP seçimlerinde yüzde 9’luk oy aldı.
2019’daki AP seçimlerinde yüzde 34 civarında destek alan Lig’in oyları, bu seçimde yüzde 9’a kadar düştü. Lig, 2022’de ülkedeki genel seçimlerde aldığı oy civarında bir oran tuttururken son seçimden farklı olarak iktidar ortaklarından Forza Italia partisinin de gerisinde kaldı.
Oyları gerileyen bir diğer parti ise muhalefette yer alan sola yakın düzen karşıtı 5 Yıldız Hareketi (M5S) oldu. Eski Başbakan Giuseppe Conte yönetimindeki M5S’in oyları yüzde 9,9’a düştü. M5S, 2022’deki genel seçimlerde yüzde 15 civarında oy almıştı.
– İtalya’dan ilginç isimler, AP’ye seçildi
Ülkede geçen yıl ırkçı ve eş cinsellik karşıtı yorumların yer aldığı “Dünya Baş Aşağı” isimli kitabının yayımlanmasıyla dikkati çeken İtalyan ordusu generallerinden Roberto Vannacci de aşırı sağcı Lig Partisinden aday olduğu AP’ye seçildi.
Vannacci, seçim kampanyası döneminde mevcut Avrupa’yı beğenmediğini ve bunu değiştirmek için siyasete atıldığını ifade etmişti.
Macaristan’da geçen yıl aşırı sağcı iki kişiye saldırdığı gerekçesiyle tutuklu yargılanan ve bazı duruşmalara elleri ile ayakları zincirli şekilde getirilmesi İtalyan kamuoyunda infial yaratan İtalyan vatandaşı Ilaria Salis de Yeşil ve Sol İttifak’ın listelerinden AP’ye seçildi.
Halen Macaristan’da ev hapsinde tutulan Salis’in, Avrupa Parlamenteri olduktan sonra Budapeşte yönetiminin nasıl hareket edeceği merak konusu.
– AP seçimleri İtalyan basınında
AP seçimlerinin sonucu İtalyan basınında da geniş yankı uyandırdı.
Ulusal basının yüksek tirajlı gazetelerinden La Repubblica, “AB’de sağ çığ gibi” manşetiyle AP’de gücü artan aşırı sağ partilere dikkati çekerek, Brüksel’in Avrupa yanlısı koalisyonu elinde tutmaya devam ettiğini yazdı.
Corriere della Sera gazetesi, seçim sonuçlarını “Meloni kazanıyor, Macron çöküyor” başlığıyla okuyucularına aktardı.
Gazetenin seçimle ilgili haberlerinde Meloni hükümetinin, dün akşamki sonuçlar ışığında Avrupa’daki büyük ülkelerin arasında “en güçlü hükümet” olarak kaldığı ifade edildi.
“Meloni ve Le Pen kazanıyor” manşetiyle yayımlanan La Stampa gazetesi, Meloni’nin dünkü seçimlerde büyük AB ülkeleri arasında iktidardayken oylarını arttıran tek lider olduğuna dikkati çekti.
Rainews24 kanalı da AP seçimlerinin sonuçlarını, internet sitesinden “Avrupa sağa gidiyor” manşetiyle duyurdu.
ABD’NİN PKK ÜZERİNDEN BİR PLANI VAR
Bugünkü yazısında terör örgütünün sözde seçim planını ele alan gazeteci Abdülkadir Selvi, 7 Haziran 2024 tarihinde bir kırılma yaşandığını belirterek, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın YPG’nin seçimiyle ilgili CNN Türk ve Hürriyet’in ABD temsilcisi Yunus Paksoy’a verdiği cevabın kendisinde alarm zillerini çaldırdığını söyledi. ABD’nin Suriye’de PKK üzerinden bir planı olduğunu söyleyen Selvi, “Yunus Paksoy’un seçimlerle ilgili sorusu üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen yanıtta, PKK-SDG için “Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi” tanımı yapılıyor.” dedi.
TÜRKİYE HEM SAHADA HEM MASADA CEVAP VERİR
ABD’nin Suriye’nin toprakları üzerinde PKK’ya sözde özerk yönetim kurduğunu belirten Selvi, “Bu kabul edilemez bir durum. Türkiye’nin buna gereken yanıtı vereceğinden kuşkum yoktur.” dedi. Terör örgütüne sözde seçim yaptırılmasının özerk yönetime giden ilk adım olduğunu söyleyen Selvi, “Bugün seçim yaptıranlar yarın özerk yönetimi ilan eder, bu süreç terör devletinin kurulmasıyla sonuçlanır diye endişe ediyordum. Meğer ABD seçim yaptırmadan işin adını koymuş. Türkiye buna müsaade etmez. Bunun cevabı hem sahada hem masada verilir.” ifadelerini kullandı.
RUSYA, SURİYE VE İRA PLANA ORTAK MI?
PKK’nın bölgede devletleştirilmesine yönelik kritik bir tespitte bulunan Hürriyet yazarı, bu durumun sadece Türkiye’nin sorunu değil, Suriye Devleti’nin de sorunu, Suriye rejiminin hamisi olan Rusya’nın da sorunu, Tahran’ın savunması Şam’dan başlar diyen İran’ın da sorunu olduğunu belirtti.
Selvi, Türkiye’nin burnunun dibinde ikinci İsrail Devleti’nin temellerinin atıldığını ve buna Türkiye’den başka kimsenin sesini çıkarmadığını ifade ederek “Türkiye’nin gücü buna engellemeye yeter ama Suriye rejimi, Rusya ve İran’ın da bu konuda kararlı bir tutum takınması gerekiyor. Yoksa hepsi ABD planlarına boyun eğmiş olurlar. Yoksa diyorum Rusya, Suriye ve İran da bu plana ortak mı? Bu kadar sessiz kalmaları beni kuşkulandırıyor.” dedi.
ABD’NİN AÇIKLAMASINDAKİ DETAYLAR
Selvi diğer taraftan ise ABD’nin PKK’nın seçim yapmasına değil, seçimin zamanlamasına itiraz ettiğini “Oysa sen bir terör örgütüsün, Suriye toprakları üzerinde Suriye’nin onayı olmadan, Suriye’nin idari yapısını değiştirecek, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına aykırı olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal eden bir seçimi yapamazsın” demediğini söyledi.
ABD’nin açıklamasındaki bir başka detaya da dikkat çeken Selvi, Suriye Devleti’nin adının değiştirildiğini belirtti. Selvi “Suriye’de sanki başka bir devlet kurulmuş. Oysa o topraklar üzerinde bir devlet var. Onun adı da Suriye Arap Cumhuriyeti. PKK daha seçim yapmadan ülkenin adını değiştirmiş. ABD’den o tanımla ilgili de bir itiraz yok. Bunu yapan yarın da İran’ın adını değiştirir, İran İslam Cumhuriyeti yerine İran Demokratik Cumhuriyeti derler.” ifadelerine yer verdi.
Yazının devamında ise PKK’nın isminin bir gecede SDG olarak değiştirildiğini ve bunun PKK’nın hamisi olarak bilinen McGurk’un planı olduğunu söyleyen Selvi, şu sözleri kullandı;
Dikkat ettiniz mi? PKK’nın sözde seçim ve özerklik planının arkasındaki isim de McGurk…
İki ABD var; biri sahadaki ABD. PKK’ya sözde seçim yaptırmak isteyen, özerk yönetim planları oluşturan, terör devleti kurmak için çalışan ABD.
Bir de şartlar tam oluşmadıysa seçimleri biz ertelettik diye ortaya çıkan resmi Amerika…
ABD’nin resmi yüzü aldatıcıdır. Siz siz olun resmi ABD’ye değil, sahadaki gerçek ABD’ye inanın.
]]>Şimdiye kadar Almanya, Hollanda, Avusturya, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Bulgaristan, Hırvatistan, Malta, Fransa, İspanya, Danimarka, Polonya, Portekiz, Romanya ve İsveç’ten sonuçlar alındı.
Buna göre, Almanya’da Hristiyan demokratları bir araya getiren EPP 30, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı 16, Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) 14, Liberal partileri birleştiren Avrupa’yı Yenile (RE) 8, Sol 4 ve AP’de henüz bir gruba dahil olmayan partiler ise 19 milletvekili kazandı.

ALMANYA
Almanya’da AP seçimlerinde ilk sırayı 29 milletvekilliği kazanan Hristiyan demokrat CDU/CSU ittifakı, ikinci sırayı 17 milletvekili ile AfD aldı. Hükümet koalisyonunun büyük ortağı Sosyal Demokratlar (SPD) ise 14 milletvekili kazanarak üçüncü sıraya geriledi. Koalisyonun diğer ortakları Yeşiller 12 ve Hür Demokrat Parti (FDP) 5 milletvekilliği kazanabildi.

HOLLANDA
Hollanda’da RE ile aşırı sağcı Kimlik ve Demokrasi (ID) yedişer, EPP 6, Yeşiller ile S&D dörder, Sol 1, diğerleri 1 milletvekilliği aldı.

AVUSTURYA’DA AŞIRI SAĞ İLK SIRAYA YERLEŞTİ
Avusturya’da da aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) 6 milletvekilliği kazanarak ilk sıraya yerleşirken onu beşer milletvekilliği ile EPP ve S&D izledi, Yeşiller ve RE ise ikişer sandalye sahibi oldu.

YUNANİSTAN
Yunanistan’dan EPP 8, Sol 4, S&D 3, Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) ile bağımsızlar ikişer milletvekilliği kazandı.

GÜNEY KIBRIS RUM KESİMİ
GKRY’de toplam 6 sandalyeden EPP ile bağımsızlar ikişer, Sol ile S&D birer tanesini elde etti.

BULGARİSTAN VE HIRVATİSTAN
Bulgaristan’da EPP 6, RE 5, S&D 2, diğerleri 4 milletvekili çıkarırken, Hırvatistan’da EPP 6, S&D 4, Yeşiller 1 ve diğerleri 1 sandalye kazandı.
MALTA VE DANIMARKA
Malta’dan EPP ve S&D üçer milletvekilliği aldı.
Danimarka’da seçim, RE’ye 4, Yeşiller ve S&D’ye üçer, Sol, ID ve diğerlerine ise birer sandalye kazandırdı.
İspanya’da EPP 22, S&D 20, ECR 7, Yeşiller 4, Sol ve diğerleri üçer, henüz bir gruba dahil olmayan partilerden 1 milletvekili AP’ye gönderildi.

FRANSA’DA DA AŞIRI SAĞ İLK SIRADA
Fransa’da aşırı sağcı ID 30, Re 14, S&D 13, Sol 8, EPP 6, Yeşiller 5 milletvekili çıkardı.
Fransa’da AP seçimlerinde partilerin dağılımına bakıldığında aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) Partisinin yüzde 31,5 oyla açık farkla ilk sıraya yerleştiği görülüyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans ise RN’nin yarısından az oy toplayarak yüzde 15,2’lik oranla ikinci sırayı aldı ve üçüncü parti olan Sosyalistleri küçük farkla geride bırakabildi. Muhalefetteki Sosyalist Parti (PS) yüzde 14 ile üçüncü sıraya yerleşirken yine muhalefetteki aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi yüzde 8,7 oy oranıyla 4’üncü sırayı, merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) ise 7,2 oranla 5’nci sırayı aldı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AP seçimlerinde ülkesinde aşırı sağın açık farkla ilk sırada çıkması üzerine parlamentoyu feshederek erken genel seçim kararı aldı.

“ULUSAL MECLİSİ FESHEDİYORUM”
Partisinin açık farkla yenilgiye uğramasının ardından açıklamalarda bulunan Macron, sonuçların “Avrupa’yı savunan partiler için iyi olmadığını” kabul etti ve 30 Haziran – 7 Temmuz tarihlerinde erken seçime gidileceğini duyurdu.
Macron, “Oylamayla, parlamenter geleceğimizin seçimini yeniden size vermeye karar verdim. O yüzden bu akşam Ulusal Meclisi feshediyorum.” açıklamasında bulundu.

POLONYA, PORTEKİZ VE ROMANYA
Polonya’da EPP 20, ECR 10, RE 3, S&D 2, diğerleri 9 sandalye kazandı.
Portekiz’den EPP ve S&D yedişer, RE, Sol ve ID 2, Yeşiller 1 milletvekili gönderirken, İsveç’te EPP ile S&D beşer, Yeşiller, RE ve ECR üçer ve Sol ise 2 milletvekili çıkardı.
Romanya S&D 13, EPP 12, RE 2, ECR 1, diğerleri 5 sandalye elde etti.
AP’NİN GÖRÜNÜMÜNE DAİR İLK PROJEKSİYON PAYLAŞILDI
AP tarafından yeni parlamentosunun görünümüne dair paylaşılan ilk projeksiyona göre, Hristiyan demokratların çatı partisi EPP 186 sandalye ile AP’de en büyük siyasi grup olmaya devam ediyor.
Onu yine, 133 milletvekil ile S&D ve 82 ile RE izliyor.
Aşırı sağcı partilerden ECR 70 ve ID 60 sandalye ile ilk 5’te yer alırken Yeşiller 53, Sol 36 sandalye kazanmış görünüyor.
Çoğunlukla aşırı sağ eğilimli partilerden 100 milletvekilinin bağımsız üye olarak parlamentoya girdiği görülüyor. Bu milletvekillerinin AP’de yeni bir siyasi grup kurması da muhtemel.
HER ÜLKE NÜFUSU ORANINDA MİLLETVEKİLİ ÇIKARACAK
Bu seçimde ilk kez AP seçimlerinde 705 yerine 720 milletvekili seçiliyor. Nüfuslarına göre en çok milletvekilini çıkaran ilk 5 ülke sırasıyla 96 ile Almanya, 81 ile Fransa, 76 ile İtalya, 61 ile İspanya, 53 ile Polonya’dan oluşuyor.
Romanya 33, Hollanda 31, Belçika 22, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, İsveç ve Çekya 21’er, Avusturya 20, Bulgaristan 17, Slovakya, Danimarka ve Finlandiya 15’er, İrlanda 14, Hırvatistan 12, Litvanya 11, Letonya ve Slovenya dokuzar, Estonya 7, Malta, Lüksemburg ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi altışar milletvekili çıkaracak.
YENİ YASAMA DÖNEMİ 16 TEMMUZ’DA BAŞLAYACAK
Resmi sonuçların 10 Haziran’da açıklanmasıyla AP’ye girebilen ulusal partiler, siyasi gruplarını oluşturma sürecine başlayacak.
İlk genel kurul 16 Temmuz’da toplanacak, böylece yeni yasama dönemi başlamış olacak.
Bulgaristan’da bugün gerçekleşen genel ve Avrupa Parlamentosu seçimleri kapsamında Türkiye’de, 166 sandık kuruldu. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 60 ülkede başlayan iki seçime 20’si parti ve 12’si koalisyon olmak üzere 32 siyasi parti katılıyor. Seçmenler, 50’nci dönem Bulgaristan Parlamentosu için 240 ve bu ülkeyi Avrupa Parlamentosu’nda temsil edecek 17 milletvekilini seçmek için oy kullanmaya başladı. Saat 07.00 itibarıyla başlayan seçimler kapsamında Bulgaristan Türklerinin yoğun yaşadığı şehirlerden olan Bursa’da da seçim heyecanı yaşandı. 73 bin Bulgaristan vatandaşı seçmenin oy kullanabilmesi için 32 seçim bölgesi ve konsoloslukta 41 sandık kuruldu.

‘SOYDAŞLARIMIZ RAHATLIKLA OY KULLANABİLİYORLAR’
Bursa’da oyunu kullanmak için Bulgaristan Konsolosluğu’na gelen BAL-GÖÇ Derneği Başkanı Emin Balkan, seçimlerin Türkiye’de herhangi bir problem olmadan devam ettiğini belirtti. Türkiye’de Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) nedeniyle sabah saatlerinde yoğunluğun az olduğunu ifade eden Balkan, “Bugün YKS olduğu için yoğunluk biraz az ama öğleden sonra katılım artacak diye düşünüyorum. Seçim bölgelerini geziyoruz. Çok sayıda Bulgaristan vatandaşı soydaşlarımız ellerindeki kimlikleriyle beraber hiç beklemeden rahatlıkla oy kullanabiliyorlar” dedi.

‘GENİŞ KATILIMLA GÜZEL SEÇİM OLMASINI ÜMİT EDİYORUZ’
Bulgaristan vatandaşlığı bulunan soydaşların sandığa gitmesini isteyen Balkan, “Seçmenin 2 türlü oy kullanma imkanı var. Bir, elektronik sistemde oy kullanabiliyorlar; bir de işaret koyarak oylarını kullanabiliyorlar. Akşam 20.00’ye kadar devam edecek. 20.00’de sandık başında olarak kimse varsa da onların tamamlanması için sandık kurulundaki arkadaşlarımız bekleyecekler. Ayrıca elektronik sistemde dilekçe doldurmamış kişiler de oy kullanabilirler. Bu arkadaşlarımız oy kullanabilmesi için sandık kurulundan aldıkları Bulgarca formu Kiril alfabesiyle doldurması gerekir. Ancak Türkiye’de yaşayan çok sayıda arkadaşımızın Bulgarcası zayıf olduğu için her okulda da arkadaşlarımızı görevlendirdik. Herhangi bir sıkıntımız olmadan, rahatlıkla doldurulup, sandık kuruluna kimlik kartıyla ibra ettikleri zaman da oylarını kullanabiliyorlar. Ümit ediyoruz ki Bursa ve Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının geniş katılımıyla güzel bir seçim olur. Bulgaristan Türkleri ve Bulgaristan devleti için hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.
‘SEÇİMLERDE DEMOKRATİK HAKKIMIZI KULLANABİLMEMİZ LAZIM’
Türkiye’de 250 bin, Bursa’da da 73 bin seçmenin olduğunu söyleyen Balkan, “Bulgaristan artık bir Avrupa Birliği ülkesi. Demokrasi icabı da seçimlerde demokratik hakkımızı kullanabilmemiz lazım. Hem Türkiye’de yaşayanların hem Bulgaristan’da yaşayan Bulgaristan Türklerinin Bulgaristan devletinden çözüm beklediği sorunları var. Bu sorunları, parlamentodaki siyasilere iletmemiz lazım. Bunun için önce sandığa sahip çıkmamız gerekiyor. Demokrasinin kuralı sandığa gelip, oyumuza kullanacağız. Bu kadar insan Bulgaristan’ın demokrasisine destek veriyoruz. ‘Bizim sorunlarımızı da çözün, birinci sınıf vatandaş olmak istiyoruz’ diye seslenmek istiyoruz” dedi.
‘HAK VE ÖZGÜRLÜKLER HAREKETİ İLE KOALİSYON KURULABİLİR’
Bulgaristan’da Türklerin çoğunlukta olduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin kamuoyu yoklamalarında ilk 3 partinin içinde göründüğünü belirten Balkan, “Bizim seçmenimizin katılımı yüksek olabilirse, muhtemelen daha önceki seçimlerde deklare edilmeyen veya yanaşılmayan bir koalisyon hükümetinde, şu anda kamuoyu yoklamalarında 1’inci sırada olan bir partinin temsilcisi Hak ve Özgürlükler Hareketi ile koalisyon hükümeti kurabileceklerini ifade etmişlerdi. İnşallah iki parti de yeterli bir vekil çıkarır ve parlamentoda hükümeti kurarlar. Tek bir partinin iktidara gelme şansı, kamuoyu yoklamalarında görülmüyor” diye konuştu.
AA muhabiri, 27 AB ülkesinde düzenlenen seçimlerle ilgili merak edilen konuları 10 soruda derledi.
1- AP NEDİR, GÖREVİ NELERDİR?
AB kurumları arasında üyeleri doğrudan halk tarafından seçilen tek organdır. Seçimleri 5 yılda bir yapılır. “Avrupa vatandaşı” sayılan AB üyesi ülkelerin vatandaşları, bu seçimlerde oy kullanarak parlamento üyelerini seçer. AP’nin üyeleri, “milletvekili” olarak adlandırılır. Parlamento Genel Kurulu, Fransa’nın Strazburg kentinde toplanır. Parlamentonun siyasi grupları ve komiteleri Brüksel’de toplanır, sekretaryası ise Lüksemburg’dadır. Parlamentoda siyasi görüşlere göre oluşturulan “siyasi gruplar” bulunur. AP, AB Konseyi ile yasama yetkisini paylaşır. Ayrıca AB’nin çok yıllı ve yıllık bütçesini, uluslararası anlaşmalarını ve genişleme gibi önemli kararlarını onaylar. AB Komisyonu Başkanı ve Komisyon üyelerinin göreve başlamaları için onay verir. AB Komisyonu başta olmak üzere diğer AB kurum ve organlarını denetler.

2. MEVCUT AP’DE KAÇ SİYASI GRUP VAR?
AP’de büyükten küçüğe 177 sandalyeli Avrupa Halk Partisi (EPP), 139 sandalyeli Sosyalistler ve Demokratlar (S&D), 102 sandalyeli Avrupa’yı Yenile (Renew Europe), 72 sandalyeli Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı, 68 sandalyeli Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR), 59 sandalyeli Kimlik ve Demokrasi (ID), 37 sandalyeli Avrupa Solu ve 50 bağımsız milletvekili bulunuyor.
3. SIYASİ GRUPLAR NEYE GÖRE OLUŞTURULUYOR?
Üye ülkelerden siyasi partilerin AP’ye gönderebildikleri milletvekilleri, Avrupa çapında kendileriyle benzer düşüncelere sahip mevkidaşlarıyla koalisyonlar kuruyor. Bunlara “siyasi grup” adı veriliyor.
Parlamentodaki her grubun, 7 AB ülkesinden en az 23 milletvekilini içermesi gerekiyor.
Halihazırda AP’de EPP isimli siyasi grup merkez sağcı partileri, S&D merkez sol eğilimli siyasi partileri, Avrupa’yı Yenile liberalleri, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı iklim, çevre ve göçmen haklarını önceleyen siyasi partileri, ECR muhafazakarları, ID aşırı sağcı siyasi partileri ve Avrupa Solu sol eğilimli siyasi partileri bir araya getiriyor.
4. AP SEÇIMLERİ İÇİN OY KULLANMA SÜRECİ NASIL?
Seçim, AB çapında 4 gün sürüyor.
27 ülke, 6-9 Haziran olarak belirlenen günlerde kendi takvimlerini belirledi.
6 Haziran’da Hollanda’da başlayan seçim, 7 Haziran’da İrlanda, Çekya ve Estonya’da yapıldı.
Bugün ise İtalya, Malta, Slovakya ve Letonya sandık başında.
En hareketli gün, 21 ülke seçmeninin sandık başında olacağı yarın yaşanacak. Oy verme işleminin sürdüğü Estonya ve İtalya’ya 19 ülkenin eklenmesiyle 9 Haziran’da AB’nin toplam 21 üyesinde birden seçim yapılacak.
Almanya, Fransa, İspanya, Polonya, Romanya, Belçika, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, Finlandiya, Avusturya, Bulgaristan, Danimarka, İsveç, Hırvatistan, Litvanya, Slovenya, Lüksemburg ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sandığa gidecek.
5. KIMLER OY KULLANABİLİYOR?
Oy kullanmanın ilk şartı, 27 AB üyesinden birinin vatandaşlığına sahip olmak.
Yaş kriteri ise üye ülkeden ülkeye değişiyor.
AB genelinde 18 yaşından büyükler oy verebilirken bu sene ilk defa Almanya, Avusturya, Belçika, Malta’da 16, Yunanistan’da 17 yaşındakiler AB’nin geleceğinde söz sahibi olacak.
6. HANGI ÜLKE KAÇ MİLLETVEKİLİ ÇIKARACAK?
Her ülke, nüfusu oranında milletvekili çıkarıyor.
İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla 705 olan milletvekili sayısı 720’ye çıkarıldı.
Almanya 96, Fransa 81, İtalya 76, İspanya 61, Polonya 53, Romanya 33, Hollanda 31, Belçika 22, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, İsveç ve Çekya 21’er, Avusturya 20, Bulgaristan 17, Slovakya, Danimarka ve Finlandiya 15’er, İrlanda 14, Hırvatistan 12, Litvanya 11, Letonya ve Slovenya 9’ar, Estonya 7, Malta, Lüksemburg ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 6’şar milletvekili çıkaracak.
7. AVRUPA SEÇMENI YÜKSEK KATILIM GÖSTERİYOR MU?
1979’da düzenlenen ilk AP seçiminde seçmenlerin yüzde 61’i sandığa gitmişti. Ardından yapılacak seçimlerde katılım oranı düşerek 50-59 bandında seyretti.
Son seçimde AB seçmeninin yalnızca yüzde 50,66’sı sandığa gitmişti.
AP’nin “Eurobarometer” isimli seçim anketine göre bu sene halkın yüzde 60’ı oy kullanacağını belirtti.
8. SEÇMENLER, OYLARINI NEYE GÖRE VERECEK?
Kovid-19, Ukrayna’daki savaş ve ardından gelen enerji krizi, hayat pahalılığı, enflasyon gibi başlıkların seçmenlerin oyunda temel belirleyici olacağı tahmin ediliyor.
Avrupa kıtasında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa yeniden ortaya çıkan savaş ve Rusya’dan yönelen tehdidin de kimi seçmenin kararında etkili olması bekleniyor.
Göçmen krizi, çevre ve iklim konuları da bir kısım seçmenin oyunu belirleyecek. Son aylarda İsrail’in Gazze’deki saldırıları karşısında AB’nin “İsrail yanlısı” ya da “çifte standart temelli” bir politika izlediğini düşünerek Avrupa başkentlerinde protestolar düzenleyen kesimin de oy kullanırken bu konuda hassasiyet gösteren partilere oy vermeyi tercih etmesi muhtemel.
9. SEÇİM SONUÇLARIYLA İLGİLİ BEKLENTİLER NELER?
Aşırı sağcı partilerin sandalye sayısını artırmasına kesin gözle bakılıyor.
Liberallerin ve yeşillerin oy kaybetmesi bekleniyor. Bu iki durum birleştiğinde Hristiyan demokratlar, muhafazakarlar ve aşırı sağdan oluşan koalisyonun ilk defa AP’de çoğunluğu elde etmesi ve AB politikasına yön verebileceği düşünülüyor.
10. SEÇİMDEN SONRA NE OLACAK?
9 Haziran akşamı tüm üye ülkelerdeki sandıkların kapanmasıyla resmi olmayan ilk sonuçlar elde edilecek.
10 Haziran itibarıyla bir yandan AP’ye milletvekili gönderen partiler koalisyon görüşmelerine girerek “AP’deki siyasi grupları” oluşturma sürecine, diğer yandan oluşacak siyasi partilerin AB Komisyonu başkanlığı için liste başı adayları da destek bulabilmek amacıyla müzakerelerine başlayacak.
İlk Genel Kurul toplantısı, 16 Temmuz’da yapılacak ve böylece yeni yasama dönemi başlamış olacak.
İlerleyen dönemde AB ülkelerinin liderleri ve AP milletvekillerinin ortaklaşa katıldığı süreçte AB Komisyonu Başkanı, ardından Komisyon üyeleri atanacak.
AB Konseyinin yeni başkanı, üye ülkelerin liderleri tarafından nitelikli çoğunlukla seçilecek ve 1 Aralık’ta görevine başlayacak.
Böylece AB’nin gelecek 5 yıllık yönetimi belirlenmiş olacak.
Rapor, Türkiye ve Avrupa açısından öneme sahip olan AP’nin yapısını, parlamentodaki siyasi grupların söylemlerini ve Türkiye’ye yaklaşımlarını, seçimlere dair beklentileri ve seçim sonuçlarının AB-Türkiye ilişkilerine olası etkilerini değerlendiriyor.
Raporda AP seçimlerinin, Avrupa Birliği (AB) içindeki dengeleri olduğu kadar transatlantik ilișkileri de etkileme potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.
En son 2019 yılında düzenlenen AP seçimlerinden bu yana Kovid-19 pandemisi ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi gelişmelerin Avrupa’daki siyasi ve ekonomik iklimi önemli ölçüde değiştirdiği belirtilen raporda, Avrupa ülkelerinde düzenlenen seçimlerde de aşırı sağın yükselen bir grafik izlediği anımsatıldı.
Şu anda aşırı sağ olarak adlandırılan partilerin Avrupa’da on ülkede iktidarda ya da koalisyon ortağı olduğuna işaret edilen raporda, seçim öncesi gerçekleștirilen anketlerin, bașta EPP ve SD olmak üzere merkez sağ ve sol partilerin bir miktar oy kaybına uğrayacağını, buna mukabil bașta așırı sağ olmak üzere radikal partilerin Parlamentodaki sandalye sayılarını artıracağını öngördüğü kaydedildi.
Ancak așırı sağ partilerin, beklentileri gerçekleștirerek toplam 720 sandalye sayısının yüzde 25’ini elde etmeleri durumunda dahi AP’de çok fazla etkili olmalarının beklenmediği, etkinin sınırlı kalmasında “güvenlik kordonu” ve “iç entropi” gibi mekanizmaların rolünün önemli olduğu belirtildi.
“AŞIRI SAĞ PARTİLER, DAHA FAZLA PAZARLIK GÜCÜNE KAVUŞABİLİR”
Raporda, seçim sonrası ortaya çıkacak dengelerde, EPP ve SD tarafından olușturulan “büyük koalisyon”un ana politikaların sürdürülmesinde temel rol oynayacağı ancak ikilinin ve diğer partilerin așırı sağın taleplerini daha fazla dikkate almak zorunda kalacakları değerlendirmesine yer verildi.
“Özellikle ‘süper büyük koalisyon’ olarak adlandırılan üç partinin (EPP, SD ve RE), belirli konularda uzlașamamaları halinde așırı sağ partiler daha fazla pazarlık gücüne kavușabilir.” öngörüsünde bulunulan raporda, bu resmin radikal sağ partilerin şimdiye kadar elde etmekte zorlandıkları AP içinde etkili makamlar olan başkan yardımcılıkları ve komite başkanlıklarını elde etmelerini sağlayabileceğine işaret edildi.
Raporda yapılan değerlendirmelerde geleneksel olarak Türkiye karșıtı tavırların daha baskın olduğu așırı sağ grupların, göç, üyelik müzakereleri, Gümrük Birliği yenilenmesi ve vize serbestisi gibi konularda Türkiye’yi zorlayıcı adımlar atma ihtimalinin arttığı belirtildi. Ancak AP’nin kendi içerisinde siyasi tartıșmalar ve fikir ayrılıklarıyla daha fazla enerji kaybedeceği ve karar alma süreçlerinde daha fazla zorlanacağı öngörüldü. Bu durumun, AB’nin uluslararası alandaki aktörlük konumunu daha fazla sorgulanır hale getirebileceği belirtildi.
Raporda Rusya’nın Ukrayna’yı ișgalinin ardından olușan atmosferde Doğu Avrupa ülkelerinin NATO ile dayanıșmayı arttırdığı ve geçmiște NATO ile mesafeli ilișkileriyle bilinen AP içindeki siyasi grupların dahi artan șekilde NATO vurgusunda bulunduğu kaydedildi.
Bu durumun; ittifakın önemli bir üyesi olan Türkiye’nin kıtanın güvenliği hususunda öne çıkmasına neden olabileceği vurgulanırken, son dönemde Türkiye’nin, Romanya, Polonya ve Macaristan gibi ülkelere olan silah ihracatının hızlı biçimde artmasının, yakın gelecekte Türkiye-Avrupa ilișkilerinde normatif konular yerine güvenlik boyutunun daha fazla öne çıkacağının göstergesi olarak okunabileceği belirtildi.
Türkmedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel’in kaleme aldığı habere göre; Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’nin, ABD’nin desteğiyle işgal ettiği ve sözde kanton ilan ettiği 7 bölgede 11 Haziran’da belediye seçimi yapma hazırlığına karşı Türkiye’nin tepkileri de genişliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Biz Türkiye olarak seçimlerin meşruiyetini asla kabul etmeyeceğiz” mesajı, Dışişleri ve Milli Savunma bakanları tarafından da hem muhataplarına hem de uluslararası kamuoyuna tekrarlandı.
Konuştuğum bir kaynak, ABD’nin bu konuya da eğildiğini anlatırken, şunları söyledi:
“ABD’li Brett McGurk, Kürt barışı adı altında PKK/YPG ile Barzani yönetimini yakınlaştırmaya çalıştı ama PYD ‘hep bana’ yaklaşımı gösterdiği için o iş yürümedi. PKK, Kuzeydoğu Suriye’deki Barzani’ye yakın tüm isimleri tasfiye etti. Ya öldürdü, ya sürgüne gönderdi ya da başka türlü yöntemlerle yıldırdı.”
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ‘sözde seçim’ girişimcine yönelik, “seçim için şartların oluşmadığı” yönündeki açıklaması da Ankara’da soğuk karşılandı.
ABD ‘GAYRİMEŞRU’ DEMEDİ
ABD’nin, seçim girişimini ‘gayrimeşru’ ilan etmediğine dikkat çekiliyor. Ve bunun destek olarak yorumlandığına işaret ediliyor.
Anlamı şu:
Terör örgütü ABD desteği ile Suriye’de geniş bir bölgeyi işgal etti ve buralarda sözde kantonları ilan etti. Şimdi bir adım daha bunu ileriye götürüp meşruiyet sağlamaya çalışıyor. Terör örgütü bunu 2017’de de denemişti. Ankara bu aşamada iki seçeneği de ‘şimdilik’ göz önünde bulunduruyor: Seçim iptal edilebilir veya ertelenebilir.
Seçim yapılmaya kalkışılırsa ABD’den ve diğer muhataplardan net bir beklenti var: Seçimlere asla herhangi bir meşruiyet affetmemek. Ki uluslararası hukuk ve toplumsal dinamik de bunun gerektiriyor.
KİMSE MEŞRU GÖRMEMELİ
Bu beklentinin arkasındaki gerekçelerden birini de şöyle özetleyebilirim:
“Kötü sonucu kimse istemez.
O sonucu da zaten herkes biliyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan açık açık söyledi: ‘Teröristin sözde kendi kendine seçim yapmış olması onu terörist olmaktan çıkarmaz.’ Gereken yapılır. Bir yaparlarsa beş görürler. Türkiye açısından Suriye’nin toprak bütünlüğü ve PKK’nın kontrol ettiği alan olmaması önemli. Türkiye bölgedeki aşiretlerle zaten temas halinde.”
MALİYET ÇIKARSA SATAR
Bu konuda Ankara’da gördüğüm değerlendirmenin ‘bir kısmı’ da şöyle:
“Suriye’de ABD varlığı, ABD’ye önemli bir maliyet üretmediği için -‘CENTCOM hatırına’ daha denilebilir- devam ediyor. Ama şartlar oluşursa, yani bu bölgede ABD’ye yeni ve önemli maliyetler çıkmaya başlarsa hemen satabilir.
DİKTA REJİMİ KRİTERLERİ
Seçimlerin ‘demokratik kriterleri’ de evlere şenlik:
Sözde Yüksek Seçim Komisyonu, yani seçimleri güya izleyip denetleyecek yapı dahil, her şey PYD’nin kontrolünde olacak şekilde dizayn edilmiş. En tepede, terör örgütü KCK yapılanmasına uygun şekilde ‘eş başkan’ olarak iki PYD’li var. Adayların kim olabileceğine de, kimlerin oy kullanabileceğin de bu komisyon karar veriyor.
]]>Terör örgütü, Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda işgal ettiği Haseke, Rakka, Deyrizor vilayetleri ile Halep vilayetinin kuzey ve doğusunda 11 Haziran’da sözde yerel seçim yaparak kendisine meşruiyet sağlamayı hedefliyor.
Rusya’nın hava desteğiyle terör örgütünün şiddetli saldırılar düzenlemesi üzerine yaklaşık 250 bin sivil, Şubat 2016’da Tel Rıfat ilçe merkezi ve ona bağlı belde ve köylerden göç etmek zorunda kaldı.
Terör örgütü PKK/YPG, işgal ettiği topraklardaki sivillerin evlerini ve mallarını gasbederek demografik yapıyı değiştirme çabalarına girişti.
Türkiye sınırında çadır kentlerde yaşayan, evleri ve arazileri örgüt tarafından işgal edilen Tel Rıfatlılar, terk etmek zorunda kaldıkları topraklarda sözde “seçim” yapılmasını istemiyor.
SÖZDE SEÇİME TEPKİ
Çadır kentte yaşayan Tel Rıfatlı Mahmut Allito, yaptığı açıklamada, “Tel Rıfatlıların büyük çoğunluğu evlerini, topraklarını terk etti. Neredeyse 7 bin 250 aile Tel Rıfat’tan çıktı. Daha sonra ilçe sakinleri, Türkiye sınırına yakın yerlerde çadır kentlerde yaşamaya başladı. Evlerine, şehirlerine çok yakın olmalarına rağmen gidemiyorlar. Bu onları psikolojik olarak etkiliyor.” dedi.
Allito, Tel Rıfat’ta aslen Tel Rıfatlı olan yaklaşık 200 ailenin kaldığını, gerçek mülk sahipleri ayrıldıktan sonra Tel Rıfat’a yabancıların yerleştirildiğine işaret ederek, “Tel Rıfatlılar orada değil ve bu seçim kabul edilemez. Tel Rıfat’ı temsil edeceklerini nasıl düşünebilirler? Yaklaşık 250 bin insanı yurtlarından ettiler, nasıl onların olmayan toprakları yönetmelerine izin vereceksiniz? Biz, onlara ait olmayan toprakları yönetmelerini kabul etmiyoruz.” dedi.
“TEL RIFAT HALKI ORADA DEĞİL”
Bir diğer Tel Rıfatlı Ömer Çarrad, “2016 yılında örgütün saldırıları sonrasında Tel Rıfat ilçesi beldeleri ve köylerinden yaklaşık 250 bin insan göç etmek zorunda kaldı. Örgütün hüküm sürmeye çalıştığı bir sistemde yaşamak istemedikleri için kamplarda yaşıyorlar. Tel Rıfat halkı orada değil, hangi seçimden bahsediyorlar? Hangi insanlıktan bahsediyorlar? Tel Rıfat halkı evlerine döndüğünde gerçek seçimler olabilir, (Tel Rıfat’ı) gerçek sahipleri yönetebilir.” diye konuştu.
Tel Rıfat’ın ileri gelen ailelerinden Beşir Allito da “8 yıldır vatanımıza, toprağımıza geri dönmek için bekliyoruz. Yaklaşık 8 kilometre uzakta olan yurduma geri dönme umudunu hiç kaybetmedim. İnsanlarımızın sağlık, eğitim ve refah ortamından uzak kalmalarına neden olan örgüt işgalindeki Tel Rıfat’a dönme umudumuz sürüyor.” ifadesini kullandı.
BU SEÇİM KABUL EDİLEBİLİR BİR SEÇİM DEĞİLDİR
Allito, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Terör örgütü Tel Rıfat ve ona bağlı yaklaşık 48 köy ve beldeyi işgal etti. Hüküm sürenler, Kandil Dağı’ndan gelen yabancı insanlar, asıl sahiplerinin arazilerini ve evlerini çaldılar. Halkın olmadığı bir yerde seçim çalışması yapılamaz. Gerçek olan Tel Rıfat’ta Suriyeli olmayan dış güçlerle bağlantılı insanların hüküm sürmeye çalışmasıdır. Bölgenin demografik yapısını değiştirdiler. Bu seçim kabul edilebilir bir seçim değildir.”
]]>11 Haziran’da düzenleyeceği sözde seçim için ABD ‘uygun ortam olmadığını’ belirtmiş Türkiye ise bu duruma sert tepki göstermişti.
Terör örgütünün düzenleyeceği sözde seçimlere bir tepki de Barzani taraftarlarından geldi. Barzani’ye yakınlığıyla bilinen bir internet sitesinde yayınlanan yazıya göre YPG’nin düzenlediği bu seçimlerin ‘Kürtlerin yararına olmadığı’ belirtildi.

Barzanicilerin sitesinde yayınlanan yazıda “Rojava’da 11 Haziran’da yapılacak seçimlere günler kaldı. Fakat seçim kararı, yapılış amacı ve yönetimine dair şaibe, kuşku ve açıklamalar ve tartışmalar devam ediyor.” denildi. ABD’nin bu sözde seçimlere yönelik tavrının hatırlatıldığı yazıda Türkiye’nin de seçimler nedeniyle bölgeye operasyon düzenleyebileceği öne sürüldü.

Kürtlerin ABD açıklaması ve Türkiye’nin tutumunu gözetmesi önemlidir. Fakat Kürtlerin seçim tutumu bu güçlerin açıklamalarının da ötesinde stratejik olmalıdır. Çünkü Kürtler seçim konusunda ortak bir mutabakat sağlamış değildir. Genel olarak bakıldığı zaman söylenen şey şudur “Evet hatalar da olsa sonuç olarak orada bir Kürt iradesi var, Kürtlerin çıkarına biçimde seçim desteklenmeli ve seçim etrafında birleşme olmalı” genel geçer bir doğru gibi görünse de mesele bunun çok daha ötesindedir. Mesele şudur “Bu seçim Kürtlerin öz seçimi midir? Kürtlere bir şey kazandıracak mı? Gerçekten tüm Rojava Kürtlerinin birleştiği genel prensipler doğrultusunda mı seçim yapılıyor?”

Bu soruların tümünün tek cevabı var: Hayır.
“SEÇİM KÜRTLERİN SEÇİMİ DEĞİLDİR”
Barzani yanlıları Suriye’nin bölünmesiyle sonuçlanabilecek bir adlandırmayı kullanmaktan çekinmeyerek ‘Rojava’yı Kürdistan toprağı olarak gördüklerini’ belirtiyor ancak “orada ki yönetim orayı ısrarla Kürdistan’ın bir parçası olarak görmüyor ve Kürdi-Kürdistani tüm sembolleri tümden ret ediyor.” diye yazıyor. Yazıda, “Bunun için 11 Haziran seçimleri Kürdistani bir seçim değildir. Bu nedenle biz de salt Kürt olduğumuz için o seçimin etrafında birleşmek zorunda değiliz. Kürdistani saiklerle yapılmayan bir seçimin Kürdistani çıkarları koruması beklenmez. Bu nedenle seçim sürecine yaptığımız eleştirileri “Kürtlüğe karşı tutum” olarak yorumlayan herkese tek cevap şudur: Seçim Kürtlerin seçimi değildir.”
SÜLEYMANİYE’DE TALABANİ’YE ONAYLATILAN ‘BELGE’
Yazıda terör örgütü PKK’nın bu sözde seçimlerle neyi amaçladığı da açığa çıkıyor: “Bir diğer husus ve aslında her şeyden önce gelen konu şudur: Her seçim bir ilkeler ve kanunlar bütününe dayanarak yapılır. Bu seçimin kendisine dayanak yaptığı Toplumsal Sözleşme belgesi Kürdistani olmadığı gibi bir mutabakat sonucu yazılmamıştır. PKK’nin Kürtlerin somut taleplerini sulandırıp, Avrupa anarşistleri ve sol cenahı mutlu edecek kelimelerle adını Toplumsal Sözleşme koyduğu belge Kürtlerin etrafında toplandığı bir belge değildir. O belge sadece ve sadece Abdullah Öcalan’ı lider, PKK’yi de öncü gücü gören ve ilişki düzeneğini kabul eden yapıların sözleşmesidir.”

‘Rojava Toplumsal Sözleşmesi’ adı verilen sözde belgenin Süleymaniye’deki Talabani’ye onaylatıldığını öne süren yazıda şu ifadeler kullanıldı:” Rojava Toplumsal Sözleşmesi’ne özünde Toplumsal Sözleşememe, Tek taraflı dayatma belgesi demek yanlış değildir. İçinde Kürdistani hiçbir ifade yoktur. Bu belge PKK’nin Hukuk Komitesi öncülüğünde yüzde 70’i PKK kadrolarından yüzde 30’da PKK sempatizanlarından oluşan bir birleşim tarafından kaleme alınmıştır. Daha sonra KCK’nin Süleymaniye’deki yönetimine gönderilmiş onaylandıktan sonra da paravan bir komisyon oluşturup insanlara sunulmuştur. Yani hem özü hem de biçimi tek taraflı bir irade dayatmasıdır.”

Talabani, bir süredir PKK terör örgütüne verdiği destekten dolayı Türkiye’nin radarına girmişti. Çeşitli uyarıların ardından Talabani yanlılarının merkezi konumundaki Süleymaniye’ye uçuş yasağı getirilmişti.
30 YIL SONRA İLK KEZ MECLİS ÇOĞUNLUĞUNU KAYBETTİ
Bu sonuçlara göre, ANC Ulusal Meclisteki 400 sandalyeden 159’unu alırken, 1994’ten beri ilk kez meclis çoğunluğunu kaybetti.
Ana muhalefet partisi Demokratik İttifak (DA) ise yüzde 22’ye yakın oy oranıyla parlamentoda 87 sandalye elde etti.

SEÇİMİN ÖNE ÇIKANI ZUMA’NIN MK PARTİSİ OLDU
Eski Cumhurbaşkanı Jacob Zuma tarafından geçen yıl kurulan Ulusun Mızrağı (MK) ise ilk kez girdiği seçimlerde oyların yüzde 14,6’sını toplamayı başardı.
İsmini, ırkçı apartheid rejimine karşı mücadelede ANC’nin silahlı kanadı Ulusun Mızrağı örgütünden alan MK, parlamentoda 58 sandalye kazanarak, üçüncü büyük parti konumuna geldi.
Ülkeyi 2009-2018 yıllarında yöneten Zuma, yolsuzluk iddiaları nedeniyle ANC tarafından görevden el çektirildikten sonra mahkemeye itaatsizlik suçundan 18 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Bu suçtan sabıkası nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından genel seçimlere girmesi yasaklanan Zuma’nın partisinin seçim başarısı, ANC’nin çoğunluğu kaybetmesindeki en büyük faktör olarak değerlendiriliyor.

EFF’NİN OYLARI YÜZDE 9,5’E GERİLEDİ
Bir önceki seçimde yüzde 11’e yakın oy oranıyla üçüncü parti konumunda olan EFF’in oyları ise bu seçimde yüzde 9,5’e geriledi.
2008-2012 yıllarında ANC’nin gençlik kolları başkanı iken, aşırı davranışları nedeniyle görevden alınan Julius Malema’nın 2013’te kurduğu EFF, parlamentoda 39 sandalye elde etti.
Ülkenin en büyük etnik grubu Zuluların yoğunlukta yaşadığı doğu eyaleti KwaZulu Natal’da öne çıkan Inkatha Özgürlük Partisi (IFP), yüzde 4 oy oranıyla 17 milletvekili kazandı.
Seçimin öne çıkan partilerinden Yurtsever İttifak (PA), bir önceki seçimde yüzde 0,04 olan oy oranını bu seçimde yüzde 2’ye yükselterek parlamentoda 9 sandalyenin sahibi oldu.
Ülkede beyaz azınlık Boerler tarafından desteklenen Özgürlük Cephesi Artı (VF) yüzde 1,3’lük oy oranıyla parlamentoda 6 sandalye kazandı.
Eski Johannesburg Belediye Başkanı Herman Mashaba tarafından 2020’de kurulan ActionSA, ilk kez girdiği seçimlerde yüzde 1’in üzerinde oy toplayarak 6 sandalye elde etti.
Afrika Hristiyan Demokrat Parti (ACDP) yüzde 0,6 oyla 3 sandalye kazanırken, Birleşik Demokratik Hareket (UDM) yüzde 0,5’e yakın oyla 3 sandalye sahibi oldu.
AL JAMAAH SANDALYE SAYISINI YÜKSELTTİ
Ülke nüfusunun yüzde 3’ünden azını oluşturan Müslüman azınlığın içinden çıkan Al Jamaah partisi seçimin çıkış yakalayan partilerinden oldu.

Bir önceki seçimde yüzde 0,18 oy oranıyla 1 milletvekili çıkaran parti, bu seçimde oylarını yüzde 0,24’e çıkararak meclisteki sandalye sayısını 2’ye yükseltti.
Eski DA lideri Mmusi Maimane’nin 2022’de kurduğu parti Bir Güney Afrika İnşasının (BOSA) yanı sıra Afrika Dönüşüm Hareketi (ATM), Ulusal Renkli Kongresi (NCC) ve Mzansi Yükseliş Partisi de mecliste ikişer milletvekiliyle temsil edildi.
Azanya Pan Afrikalı Kongresi (PAC), Birleşik Afrikalı Dönüşümü (UAT) ve GOOD partisi ise mecliste birer sandalye kazandı.
KOALİSYON HÜKÜMETİ KURULACAK
Güney Afrika’da cumhurbaşkanı Ulusal Meclis tarafından salt oy çoğunluğu esasına göre seçiliyor.
1994’ten beri elinde bulundurduğu meclis çoğunluğunu kaybeden ANC, cumhurbaşkanı seçimi için en az 42 sandalyeye sahip bir ittifak desteğine ihtiyaç duyuyor.
Ana muhalefet DA liderliğinde 7 partiden meydana gelen Çok Partili Sözleşme (MPC) ittifakının halihazırda 116 milletvekili bulunuyor.
DA’nın beyaz lideri John Steenhuisen daha önce yaptığı açıklamalarda, ANC ile koalisyon görüşmelerine açık olduklarını, EFF gibi radikal sol partilerle ise bir araya gelmeyeceklerini ifade etmişti.
Güney Afrika ilerleyen günlerde koalisyon görüşmelerine sahne olacak.
2024 genel seçimi
2024 GENEL SEÇİMİ
Güney Afrika’da kayıtlı 28 milyon seçmen, Ulusal Meclisteki 400 milletvekili, ülkenin 9 eyaletindeki 430 yasama meclisi üyesini seçmek üzere, 29 Mayıs’ta sandık başına gitmişti.
Bu seçimde sandık katılım oranı yüzde 58,6 olarak kayıtlara geçti.
50 BİN SEÇMEN 3 İLÇE VE 4 BELDEDE SANDIĞA GİTTİ
Kayseri’nin Pınarbaşı, Şanlıurfa’nın Hilvan ve Aksaray’ın Güzelyurt ilçeleri ile Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Güneykaya, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran, Tunceli’nin Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar ve Aksaray’a bağlı Sağlık beldelerinde seçmenler, belediye başkanlarını seçmek için sandığa gitti.

ŞANLIURFA’NIN HİLVAN İLÇESİNDE DEM KAZANDI
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde, Belediye Başkanlığı ve Belediye Meclisi üyeliği için kullanılan oyların sayımına başlandı.
Hilvan’da saat 08.00 itibarıyla başlayan oy verme işlemi 17.00’de tamamlandı.
İlçede kayıtlı 27 bin 686 seçmenin oy vermesi için kurulan 125 sandık açıldı ve görevliler oy sayımına başladı.
YSK, 31 Mart’taki Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından yapılan itirazları incelemiş, Hilvan ilçesindeki seçimlerin yenilenmesine karar vermişti.
31 Mart yerel seçimlerin yenilenme kararı alındığı Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde DEM Parti adayı Serhan Paydaş ikinci kez seçimleri kazanarak belediye başkanı seçildi.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), 31 Mart’taki yerel seçim sonuçlarına yapılan itirazların ardından seçimin yenilenmesi kararı alınan Hilvan’da oy kullanma işlemlerinin tamamlanmasıyla oy torbaları İlçe Seçim Kuruluna teslim edildi. 27 bin 686 seçmenin kayıtlı olduğu ilçede, 124 sandıkta oy kullanıldı. İlçede olay yaşanmaması için yoğun güvenlik önlemleri alınırken 2 bin 697 polis görev yaptı. 31 Mayıs seçimlerinde seçimi 521 oy farkı ile seçimi önde tamamlayan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hilvan Belediye Başkan Adayı Serhan Paydaş, 10 bin 357 oy alırken, AK Parti’nin adayı Aslan Ali Bayık ise 6 bin 812 oy aldı.
KAYSERİ’NİN PINARBAŞI İLÇESİNDE BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ CHP’NİN ADAYI KAZANDI
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde oy kullanma işlemi tamamlandı.
Pınarbaşı ilçesinde vatandaşlar, 5 yıl boyunca görev yapacak ilçe belediye başkanlığı ve belediye meclisi üyelerini seçmek için sandık başına gitti.
İlçede saat 08.00’de başlayan oy verme işlemi 17.00’de sona erdi.
Pınarbaşı ilçesinde 18 bin 960 kayıtlı seçmenden 14 bin 57’si, 141 sandıkta oy kullandı. Oylardan 13 bin 696’sı geçerli, 361’i geçersiz sayıldı.
Kesin olmayan sonuçlara göre, CHP adayı Deniz Yağan 6 bin 827, Cumhur İttifakı’nın MHP’li adayı Menduh Uzunluoğlu 6 bin 509, DEVA Partisi adayı Fazıl Demircioğlu 145, Yeniden Refah Partisi adayı Nizamettin Akça 91, İYİ Parti adayı Metin Kılıçaslan 57, Bağımsız Türkiye Partisi adayı Emrahan Metin 36, Zafer Partisi adayı Mustafa Can Özden 18, Saadet Partisi adayı Yasin Şahan ise 13 oy aldı.
31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde kesin olmayan sonuçlara göre, CHP’nin adayı Deniz Yağan 5 bin 82, Cumhur İttifakı’nın MHP’li adayı Menduh Uzunluoğlu ise 4 bin 758 oy almış, mühürsüz torba teslimi nedeniyle seçimlerin yenilenmesine karar verilmişti.
CHP’NİN ADAYI KAZANDI
Kesin olmayan sonuçlara göre, CHP’li aday Deniz Yağan 6 bin783 oy aldı. MHP’nin adayı Menduh Uzunoğlu’na ise 6 bin 494 oy çıktı.
CHP’li Deniz Yağan rakibine 289 oy fark attı.

GÜZELYURT’TA AK PARTİ KAZANDI
Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde yenilenen belediye başkanlığı seçimini kesin olmayan sonuçlara göre AK Parti adayı Ünal Demircioğlu kazandı.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), “kısıtlı seçmenlerin” oy kullandığı gerekçesiyle seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Güzelyurt ilçesinde tekrarlanan seçimde 9 partinin adayı yarıştı.
Üç okuldaki 9 sandıkta vatandaşlar 08.00-17.00 saatlerinde oylarını kullandı.
Oy verme işleminin ardından sandıklar açıldı. Ardından görevliler tarafından oyların sayımına geçildi.
Kesin olmayan sonuçlara göre, AK Parti’nin adayı Demircioğlu, 873 oy alarak başkanlığa seçildi. İYİ Parti adayı 580, MHP adayı ise 287 oy aldı.
Demircioğlu ve beraberindekiler, ilçe meydanında sevinç gösterileri yaptı.
Demircioğlu, gazetecilere, kazananın Güzelyurt halkı olduğunu söyledi.
Yenilenen seçimleri açık ara aldıklarını belirten Demircioğlu, “Herkese çok teşekkür ediyorum. Hemşerilerimizin sağ duyusu ve feraseti bizim için çok önemliydi. Allah onlardan razı olsun. Vatandaşlar, bizim arkamızda olduğu sürece yapamayacağımız hiçbir şey yok. Her şeyin en iyisini yapacağız” diye konuştu.

SİVAS-GÜNEYKAYA
Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Güneykaya beldesinde yenilenen belediye başkanlığı seçimini kesin olmayan sonuçlara göre, AK Parti adayı Hüseyin Kırışkuzu kazandı.
Yüksek Seçim Kurulunun “seçim torbalarındaki sonuç tutanaklarının düzenlenmediği” gerekçesiyle seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Güneykaya beldesinde 4 partinin adayı yarıştı.
Beldede saat 08.00’de başlayan oy verme işlemi 17.00’de tamamlandı, 5 sandıkta 1021 seçmen oy kullandı.
Oy verme işleminin ardından sandıklar açıldı, görevliler tarafından oyların sayımına geçildi.
Kesin olmayan sonuçlara göre, AK Parti adayı Hüseyin Kırışkuzu 556, MHP adayı Hasan Erçoban 406, Yeniden Refah Partisi adayı Oğuz Kağan Ünal 20 ve Saadet Partisi adayı Mehmet Sarıkaya 5 oy aldı, 34 oy geçersiz sayıldı.
Kırışkuzu, kesin olmayan sonuçlara göre Güneykaya belde belediye başkanı seçildi.
Beldede, 31 Mart’taki seçimlerde MHP adayı Hasan Erçoban 333, Yeniden Refah Partisi adayı Oğuz Kağan Ünal 158, AK Parti adayı Hüseyin Kırışkuzu 149, Saadet Partisi adayı Mehmet Sarıkaya 7 oy almıştı.
SİVAS’IN GÜNEYKAYA BELDESİNDE AK PARTİ ADAYI KAZANDI
Güneykaya köyünde oy sayım işlemi tamamlandı. Kesin olmayan sonuçlara göre AK Parti adayı Hüseyin Kırışkuzu 556 oy olarak beldenin yeni belediye başkanı oldu.

CHP’NİN ADAYI ERTUĞRUL ÇAMLICA KAZANDI
Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran beldesinde YSK’nın seçimlerin yenilenmesi kararı sonrası bugün yapılan seçimlerde belediye başkanlığını CHP’nin adayı Ertuğrul Çamlıca kazandı. Büyükkarıştıran’da 4 bin 950 seçmenden 4 bin 537 kişi sandık başına giderek oy kullandı. Resmi olmayan sonuçlara göre, DSP’nin adayı Hakan Karaman 2 bin 101 oy alırken, 2 bin 286 oy alan CHP’li Ertuğrul Çamlıca, Büyükkarıştıran Belediye Başkanlığını kazandı.
AKPAZAR’DA AK PARTİ’NİN ADAYI KAZANDI
Resmi olmayan sonuçlara göre 644 oy alarak Akpazar Beldesi Belediye Başkanı seçilen AK Parti’li Ali Aydın, oy sayım işleminin ardından partililerle belde meydanında bir araya geldi. Daha önce 1984, 1989, 2004 ve 2009’da yapılan mahalli idareler genel seçimlerinde Akpazar Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Aydın, 5’inci kez belediye başkanlığına seçildi. Kendisine oy veren, vermeyen tüm seçmenlere teşekkür eden Aydın, “Halkımız yine tercihini hizmetten yana kullanmıştır. Halkımızın istediği, beklediği hizmetleri yapacağımızdan emin olmalarını istiyoruz. Hükümetimizin de hizmetler konusunda arkamızda olduğunu da bilsinler, onlara da çok teşekkür ediyoruz. Halkımız beşinci defa güvenli tercihi bizden yana kullanmıştır. Herkese teşekkür ediyorum” dedi.

ALİ AYDIN KİMDİR?
Evli ve 4 çocuk babası olan Ali Aydın, 1957 yılında Akpazar beldesinde dünyaya geldi. Aydın, ilkokul ve ortaokulu Akpazar’da, liseyi Tunceli’de okudu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü lisans mezunu olan Aydın, mali müşavirlik stajını tamamladı ve SMMM sınavını kazanarak Serbest Muhasebeci Mali Müşavir oldu. Aydın, 1984, 1989, 2004 ve 2009’da yapılan mahalli idareler genel seçimlerinde Akpazar Belediye Başkanlığı’na seçildi. Aydın 1984 ve 1989’daki seçimlerde bağımsız aday, 2004 ve 2009’daki seçimlerde ise AK Parti’den aday olarak belediye başkanlığına seçildi.
AKSARAY SAĞLIK’TA MHP ADAYI KAZANDI
Aksaray’ın merkez ilçesine bağlı Sağlık beldesinde yenilenen belediye başkanlığı seçimini kesin olmayan sonuçlara göre, MHP adayı Abdullah Tosun kazandı.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Sağlık’ta, kayıtlı 1799 seçmen okullardaki 8 sandıkta oyunu kullandı. Daha sonra oyların sayımı gerçekleştirildi.
Kesin olmayan sonuçlara göre, 806 oy alan MHP adayı Tosun belediye başkanı seçildi, AK Parti adayı Mehmet Yiğit ise 748 oy aldı.
Sağlık beldesinde 31 Mart’ta yapılan seçimde, MHP adayı Abdullah Tosun 763, AK Parti adayı Mehmet Yiğit 762 oy almıştı.
Sağlık beldesinde AK Parti, 31 Mart’taki seçimlerde “kısıtlı seçmenlerin” oy kullandığı gerekçesiyle seçim sonuçlarına itiraz etmiş ve incelemenin ardından itirazı kabul eden Yüksek Seçim Kurulu seçimin yenilenmesine karar vermişti.
YSK BAŞKANI AÇIKLAMA YAPTI: SORUN YOK
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 3 ilçe ve 4 beldede yenilenen yerel seçimlerle ilgili, “Şu an için herhangi bir olumsuz durum yok, her şey yolunda gidiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
YSK Başkanı Yener, YSK önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, seçimlerin sorunsuz olarak devam ettiğini bildirdi ve bu şekilde devam etmesini temenni etti.
]]>Kayseri’nin Pınarbaşı, Şanlıurfa’nın Hilvan ve Aksaray’ın Güzelyurt ilçeleri ile Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Güneykaya, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran, Tunceli’nin Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar ve Aksaray’a bağlı Sağlık beldelerinde seçmenler, belediye başkanlarını seçmek için sandığa gitti.

ŞANLIURFA-HİLVAN
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde, Belediye Başkanlığı ve Belediye Meclisi üyeliği için kullanılan oyların sayımına başlandı.
Hilvan’da saat 08.00 itibarıyla başlayan oy verme işlemi 17.00’de tamamlandı.
İlçede kayıtlı 27 bin 686 seçmenin oy vermesi için kurulan 125 sandık açıldı ve görevliler oy sayımına başladı.
YSK, 31 Mart’taki Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından yapılan itirazları incelemiş, Hilvan ilçesindeki seçimlerin yenilenmesine karar vermişti.
KAYSERİ-PINARBAŞI
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde oy kullanma işlemi tamamlandı.
Pınarbaşı ilçesinde vatandaşlar, 5 yıl boyunca görev yapacak ilçe belediye başkanlığı ve belediye meclisi üyelerini seçmek için sandık başına gitti.
İlçede saat 08.00’de başlayan oy verme işlemi 17.00’de sona erdi.
Sandık görevlileri, oy verme saatinin sona ermesinin ardından oy pusulalarının sayımına başladı.

AKSARAY-GÜZELYURT
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Aksaray’ın Güzelyurt ilçesi ve Sağlık beldesinde oy verme işlemi sona erdi.
Güzelyurt ilçesinde, YSK tarafından 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin iptal edilmesi nedeniyle belediye başkanlığı seçimi yeniden yapıldı.
Saat 08.00’de başlayan oy verme işlemi 17.00 itibarıyla tamamlandı.
İlçede oy kullanılan 9 sandıkta görevliler, oy sayımına başladı.
Polis ekipleri de okulların çevresinde güvenlik önlemi aldı.
Merkeze bağlı Sağlık beldesinde ise 8 sandıkta 1799 seçmen oy kullandı. Burada da oy sayımına başlandı.

SİVAS-GÜNEYKAYA
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Güneykaya beldesinde oy kullanma işlemi sona erdi.
Güneykaya beldesinde vatandaşlar, 5 yıl boyunca görev yapacak belde belediye başkanı ve belediye meclisi üyelerini seçmek için sandık başına gitti.
Saat 08.00’de başlayan oy verme işlemi 17.00’de sona erdi.
Sandık görevlileri, oy verme saatinin sona ermesinin ardından oy pusulalarının sayımına başladı.
KIRKLARELİ-BÜYÜKKARIŞTIRAN
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), kısıtlı iki kişinin oy kullandığı gerekçesiyle seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran beldesinde, belediye başkanlığı seçimi için oy verme işlemi sona erdi.
Üç okuldaki 16 sandıkta 08.00’de başlayan oy verme işlemi 17.00’de tamamlandı.
Oy verme işleminin ardından YSK görevlilerince sandıklar açıldı. Ardından görevliler tarafından oyların sayımına geçildi.
Seçimde 6 parti adayı yarıştı.
31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde DSP’nin adayı Hakan Karaman 2 bin 59, CHP’nin adayı Ertuğrul Çamlıca 2 bin 57 oy almış, kısıtlı 2 kişinin oy verdiği tespit edilince seçimler iptal edilmişti.
TUNCELİ-AKPAZAR
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), yenilenmesine karar verdiği Tunceli’nin Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar beldesinde belediye başkanlığı seçimi için oy verme işlemi tamamlandı.
Sabah saat 08.00’de oy verme işleminin başlamasıyla beldedeki seçmenler, sandıkların kurulduğu okullara gelerek oylarını kullandı.
Beldede saat 17.00 itibariyle belediye başkanlığı seçimi için oy verme işlemi sona erdi. Görevliler, gerekli işlemlerin ardından sandıkları açarak oy sayımına başladı.
Jandarma ekipleri de yaşanabilecek olumsuzluklara karşı okulların çevrelerinde ve sandıkların bulunduğu salonlarda güvenlik önlemi aldı.
AKSARAY-SAĞLIK
Aksaray’ın Merkez ilçesine bağlı Sağlık beldesinde de ‘kısıtlı seçmenlerin’ oy kullandığı gerekçesi ile AK Parti tarafından yapılan itiraz sonucunda seçimlerin 2 Haziran’da yenilenmesine karar verildi.
]]>HAKKANİYA VE PEZEŞKİYAN BAŞVURU YAPTI
Hakkaniyan ve Pezeşkiyan, başvuru sürecinin üçüncü gününde İçişleri Bakanlığına gelerek adaylık için başvuru yaptı.
Daha sonra düzenlenen basın toplantısında konuşan Pezeşkiyan, ülkede seçimlere halkın katılımının artırılması gerektiğini belirtti.
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in politikalarını uygulamak istediğini söyleyen Pezeşkiyan, “Ülkenin sorunlarını çözebilmek için tüm gruplar ve cenahlar arasında insicamı ve birliği sağlamalıyız.” dedi.
Her konuda siyaseti karıştırmadan işin ehline verilmesinin önemini vurgulayan pezeşkiyan, “Bilim adamlarına, alimlere ve ehil insanlara işi teslim etmeliyiz.” diye konuştu.
Eski Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarından Vahid Hakkaniyan ise başvuru sonrasında yaptığı konuşmada, adaylık kararının “kendi kişisel kararı” olduğunu söyledi.
Ülkenin sorunlarını çok iyi bildiğini dile getiren Hakkaniyan, “Halkın ortak aklından faydalanmalı ve ülkenin kapasitelerini kullanmalıyız.” dedi.
Eski Milletvekili Ahmed Resulinejad da adaylık başvurusunda bulunurken seçimler için toplam aday adayı sayısı 12 oldu.
MESUD PEZEŞKİYAN KİMDİR?
Eski Sağlık Bakanı ve reformist kanadın önde gelen isimlerinden Tebriz Milletvekili Pezeşkiyan’ın, 2021’deki cumhurbaşkanı seçiminde İbrahim Reisi’ye karşı aday olma talebi Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından veto edilmişti. Pezeşkiyan’ın son seçimlerde Tebriz’den birinci sırada Meclis’e girmeyi başarması sonrasında Hamaney’in kendisine aday olma izni verilmesi konusunda talimat verdiği iddiaları çeşitli kaynaklar tarafından dillendiriliyor.
VAHİD HAKKANİYAN
İran’da Hamaney’in “sağ kolu” olarak adlandırılan eski Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarından Tuğgeneral Vahid Hakkaniyan, uzun yıllar Hamaney’in özel işlerinden sorumlu yardımcısı olarak görev yaptı. Hakkaniyan, Kasım 2019’da ABD’nin yaptırım listesine alındı.
SEÇİM 28 HAZİRAN’DA YAPILACAK
İran’da 2025’te yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçiminin, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından Anayasa’ya göre, 28 Haziran’da yapılması kararı alınmıştı.
Seçimde aday olmak isteyenler 30 Mayıs’ta başlamak üzere 5 gün süreyle İçişleri Bakanlığına adaylık başvurusunda bulunabilecek.
Adaylık başvurusu yapan kişilerin seçime katılmak için “ehliyet” sahibi olup olmadıklarına Anayasayı Koruyucular Konseyine bağlı Denetleme Heyeti karar verecek.
Konsey; Cumhurbaşkanlığı, İran Meclisi ve Uzmanlar Meclisi seçimlerine katılacak aday adayları, Anayasa’ya göre, “rejimin değerlerine bağlılıkları” yönünden değerlendiriyor.
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in temsil ettiği “Velayet-i Fakih makamına ve İslami değerlere bağlılıklarında kusur bulunan” kişilerin adaylıkları reddediliyor.
Şu ana kadar eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili, eski Meclis Başkanı Ali Laricani, eski Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, eski Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarından Vahid Hakkaniyan, Tebriz Milletvekili Mesud Pezeşkiyan, bağımsız Bafk Milletvekili Muhammed Rıza Sebbagiyan, Merdomsalari (Demokrasi) Partisi Genel Sekreteri Mustafa Kevakebiyan, İsfahan Milletvekili Abbas Muktedayi, eski Milletvekili Kudret Ali Haşmetyan, eski Kuzey Horasan Valisi Mahmud Ahmedi Bigeş, eski Tahran Milletvekili Muhammed Hoşçehre ve eski Milletvekili Ahmed Resulinejad adaylık başvurusu yapan isimler oldu.
ABD’nin açık desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde yuvalanan PKK terör örgütünün uzantısı PYD/YPG, tehlikeli bir hamleye girişiyor. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği operasyonlarla sınırlarından uzaklaştırdığı terör örgütü, kendisine Fırat Nehri‘nin doğusunda meşruiyet kazandırma çabasını hızlandırdı.
Son dönemde Türkiye’nin sınır dışında düzenlediği operasyonlarda İHA ve SİHA’larımıza karşı saldırı girişiminde bulunan ve kontrolünde bulunan Suriye‘nin kuzeyindeki bölgelerde statlara teröristleri doldurarak güç gösterisi yapmaya çalışan PKK/YPG’li teröristler sınırı aştı.
YEREL SEÇİM DÜZENLEMEYE KALKIŞIYORLAR
PKK terör örgütü, uluslararası alanda tanınma planı kapsamında 2011 yılından beri iç savaş yaşanan Suriye‘de meşru olmayan bir sandık kurmaya kalkışıyor. İlk olarak 30 Mayıs’ta yapılması planlanan yasa dışı yerel seçim tepkiler sonrası 11 Haziran‘a ertelendi. ABD’deki genel seçimler öncesi Joe Biden‘ın seçimi kaybetmesi ihtimaline karşı bir koz olarak kullanılacağı belirtilen yerel seçimle, PKK’nın Suriye‘de öncelikle özerk bir statü oluşturması sonrasında ise bağımsız devlet kurma planını devreye sokacağı belirtiliyor.
TÜRKİYE’DEN SERT TEPKİ: TERÖRİSTAN’A ASLA İZİN VERMEYİZ
Terör örgütünün Suriye’de planladığı yasa dışı yerel seçime Türkiye ise sert tepki gösteriyor. Efes-2024 Tatbikatı‘nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan terör örgütü PKK’nın Suriye’de sözde seçim hazırlığı yapmasına çok sert tepki göstererek bir ‘teröristan’ kurulmasına asla izin verilmeyeceğinin altını çizdi.
Başkan Erdoğan, ”Suriye’de terör örgütünün, halk oylaması bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz eylemlerini yakından takip ediyoruz. Türkiye, güney sınırlarının hemen ötesinde Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde bölücü örgütün bir teröristan kurmasına asla izin vermeyecektir.’‘ dedi.
MSB kaynaklarından yapılan açıklamada ise bölgede herhangi bir oldu bittiye izin verilmeyeceği belirtilerek “Terör örgütü, üçüncü tarafların verdiği cesaret ve destekle kendini meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Sözde seçim çalışmaları Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından kabul edilemez bir durum olduğu gibi bölgede huzurun ve barışın sürdürülebilmesi açısından olumsuz etkiler doğurabilecek potansiyele de sahiptir. Dün MGK bildirisinde ifade edildiği gibi Irak ve Suriye’de gasbettiği toprakları terör yuvası haline getiren PKK/KCK-PYD/YPG’nin ve ona sağlanan desteğin bölgemizdeki tüm unsurlarıyla birlikte bertaraf edileceğini, milli güvenliğimiz ve komşularımızın toprak bütünlüğü hilafına herhangi bir oldubittiye fırsat verilmeyeceğini bir kez daha vurguluyoruz.” ifadeleri kullanıldı.
SURİYE KÜRT ULUSAL KONSEYİ’NDEN BOYKOT AÇIKLAMASI
Terör örgütünün yerel seçim çağrılarına Suriyeli partilerden de tepkiler geliyor. Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) sözde belediye seçimlerini boykot edeceğini duyurdu. Suriye Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-S) genel sekreteri Muhammed İsmail de “Bu tek parti seçimleri. Biz bu seçimlere katılmıyoruz ve bize göre meşru da değildir. Bir parti kendi başına askeri güçleriyle seçim yapıyor. Bu seçimlerin milletimizin içerisindeki durumla hiçbir ilgisi yoktur. Ve milletimize zarar veriyor. Milletimizin meselesi bir partinin seçimi değil” dedi. Ayrıca, bölgedeki diğer siyasi yapılar da seçimlerin boykot edilmesi kararını destekliyor.
SÖZDE SEÇİMİN DETAYLARI
ABD’nin teröristan hedefiyle gerçekleştirmek istediği sözde seçimle ilgili 6 büyükşehir, 40 şehir ve 105 beldede sandık kurulmasının planlandığı öğrenildi. Suriye topraklarında illegal şekilde “kanton” oluşturulmasına resmiyet kazandırma girişiminede bulunulan sözde seçimin “Cezire Kantonu, Deyrizor Kantonu, Rakka Kantonu, Fırat Kantonu, Minbic Kantonu, Efrin-Şehba Kantonu ve Tabka Kantonu’nda” gerçekleştirileceği öne sürülüyor.
Yasadışı seçime 30 siyasi partinin katılacağı, bazı partilerin ittifaklar oluşturarak seçime gireceği de öne sürülen iddialar arasında yer alıyor. Öte yandan sözde seçimde 3 milyonu aşkın insanın oy kullanma hakkına sahip olacağı belirtiliyor.
Oy kullanma hakkı, örgütün belirlediği kriterlere göre kimlik kartına sahip olan kişilere verilirken, 18 yaşının üstünde olsa da bu karta sahip olmayanların oy kullanmasına izin verilmeyeceği öğrenildi. Söz konusu kimlik kartını alabilmek için ise örgütün silahlı güçlerine (zorunlu askerlik) katılmış olma şartı aranıyor.
ABD’nin açık desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde yuvalanan PKK terör örgütünün uzantısı PYD/YPG, tehlikeli bir hamleye girişiyor. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği operasyonlarla sınırlarından uzaklaştırdığı terör örgütü, kendisine Fırat Nehri‘nin doğusunda meşruiyet kazandırma çabasını hızlandırdı.
Son dönemde Türkiye’nin sınır dışında düzenlediği operasyonlarda İHA ve SİHA’larımıza karşı saldırı girişiminde bulunan ve kontrolünde bulunan Suriye‘nin kuzeyindeki bölgelerde statlara teröristleri doldurarak güç gösterisi yapmaya çalışan PKK/YPG’li teröristler sınırı aştı.
YEREL SEÇİM DÜZENLEMEYE KALKIŞIYORLAR
PKK terör örgütü, uluslararası alanda tanınma planı kapsamında 2011 yılından beri iç savaş yaşanan Suriye‘de meşru olmayan bir sandık kurmaya kalkışıyor. İlk olarak 30 Mayıs’ta yapılması planlanan yasa dışı yerel seçim tepkiler sonrası 11 Haziran‘a ertelendi. ABD’deki genel seçimler öncesi Joe Biden‘ın seçimi kaybetmesi ihtimaline karşı bir koz olarak kullanılacağı belirtilen yerel seçimle, PKK’nın Suriye‘de öncelikle özerk bir statü oluşturması sonrasında ise bağımsız devlet kurma planını devreye sokacağı belirtiliyor.
TÜRKİYE’DEN SERT TEPKİ: TERÖRİSTAN’A ASLA İZİN VERMEYİZ
Terör örgütünün Suriye’de planladığı yasa dışı yerel seçime Türkiye ise sert tepki gösteriyor. Efes-2024 Tatbikatı‘nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan terör örgütü PKK’nın Suriye’de sözde seçim hazırlığı yapmasına çok sert tepki göstererek bir ‘teröristan’ kurulmasına asla izin verilmeyeceğinin altını çizdi.
Başkan Erdoğan, ”Suriye’de terör örgütünün, halk oylaması bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz eylemlerini yakından takip ediyoruz. Türkiye, güney sınırlarının hemen ötesinde Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde bölücü örgütün bir teröristan kurmasına asla izin vermeyecektir.’‘ dedi.
MSB kaynaklarından yapılan açıklamada ise bölgede herhangi bir oldu bittiye izin verilmeyeceği belirtilerek “Terör örgütü, üçüncü tarafların verdiği cesaret ve destekle kendini meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Sözde seçim çalışmaları Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından kabul edilemez bir durum olduğu gibi bölgede huzurun ve barışın sürdürülebilmesi açısından olumsuz etkiler doğurabilecek potansiyele de sahiptir. Dün MGK bildirisinde ifade edildiği gibi Irak ve Suriye’de gasbettiği toprakları terör yuvası haline getiren PKK/KCK-PYD/YPG’nin ve ona sağlanan desteğin bölgemizdeki tüm unsurlarıyla birlikte bertaraf edileceğini, milli güvenliğimiz ve komşularımızın toprak bütünlüğü hilafına herhangi bir oldubittiye fırsat verilmeyeceğini bir kez daha vurguluyoruz.” ifadeleri kullanıldı.
SURİYE KÜRT ULUSAL KONSEYİ’NDEN BOYKOT AÇIKLAMASI
Terör örgütünün yerel seçim çağrılarına Suriyeli partilerden de tepkiler geliyor. Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) sözde belediye seçimlerini boykot edeceğini duyurdu. Suriye Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-S) genel sekreteri Muhammed İsmail de “Bu tek parti seçimleri. Biz bu seçimlere katılmıyoruz ve bize göre meşru da değildir. Bir parti kendi başına askeri güçleriyle seçim yapıyor. Bu seçimlerin milletimizin içerisindeki durumla hiçbir ilgisi yoktur. Ve milletimize zarar veriyor. Milletimizin meselesi bir partinin seçimi değil” dedi. Ayrıca, bölgedeki diğer siyasi yapılar da seçimlerin boykot edilmesi kararını destekliyor.
SÖZDE SEÇİMİN DETAYLARI
ABD’nin teröristan hedefiyle gerçekleştirmek istediği sözde seçimle ilgili 6 büyükşehir, 40 şehir ve 105 beldede sandık kurulmasının planlandığı öğrenildi. Suriye topraklarında illegal şekilde “kanton” oluşturulmasına resmiyet kazandırma girişiminede bulunulan sözde seçimin “Cezire Kantonu, Deyrizor Kantonu, Rakka Kantonu, Fırat Kantonu, Minbic Kantonu, Efrin-Şehba Kantonu ve Tabka Kantonu’nda” gerçekleştirileceği öne sürülüyor.
Yasadışı seçime 30 siyasi partinin katılacağı, bazı partilerin ittifaklar oluşturarak seçime gireceği de öne sürülen iddialar arasında yer alıyor. Öte yandan sözde seçimde 3 milyonu aşkın insanın oy kullanma hakkına sahip olacağı belirtiliyor.
Oy kullanma hakkı, örgütün belirlediği kriterlere göre kimlik kartına sahip olan kişilere verilirken, 18 yaşının üstünde olsa da bu karta sahip olmayanların oy kullanmasına izin verilmeyeceği öğrenildi. Söz konusu kimlik kartını alabilmek için ise örgütün silahlı güçlerine (zorunlu askerlik) katılmış olma şartı aranıyor.
İşte Sekvi’nin “McGurk, Suriye’de PKK ile tehlikeli bir oyun oynuyor” başlıklı yazısı;
CIA’in eski Türkiye İstasyon Şefi Richard Perle için “Karanlıklar Prensi” denilirdi.
12 Eylül darbesindeki rolü nedeniyle…
Bir de McGurk var.
Irak’ı bölen adam.
Hani Trump, “DEAŞ’ı, Obama ve Hillary Clinton kurdu” demişti ya…
Suriye’de YPG’yi oluşturmak için DEAŞ’ı kuran adam.
PKK’nın, YPG’nin hamisi.
Trump, Irak’tan ABD askerinin çekilmesi talimatını verince tepki olarak istifa etmişti.
Çünkü Irak’taki iç savaşı körükleyen adamdı.
PKK’NIN HAMİSİ
Irak ve Suriye’yi kaos ortamı içinde tutup PKK’ya bir “terör devleti” kurdurmanın peşindeydi.
Biden’ın seçilmesiyle birlikte Afrika ve Ortadoğu koordinatörlüğüne atandı.
Celal Talabani’nin ölümünden sonra KYB’de Bafel Talabani’nin seçilmesini sağladı.
Bafel Talabani ile Mazlum Kobani’yi bir araya getirdi. Süleymaniye’de PKK’ya alan açılmasını sağladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “McGurk denilen adam terör örgütlerinin sevk ve idaresini yapıyor” demişti.
Hülasa Irak ve Suriye’yi parçalama adına ne varsa yapan, PKK-YPG’yi besleyip büyüten adam.
Türkiye açısından tehlikeli birisi.
MCGURK’UN YENİ OYUNU
McGurk yeni bir oyun oynuyor.
O oyunun adı; PKK- YPG’ye sözde yerel seçim yaptırma oyunu.
Peki bunu niye şimdi yapıyor?
Biden’ın seçimleri kaybedeceğini, Trump’ın geleceğini görüyormuş.
Tabii Trump gelince McGurk gidecek demektir.
TEHLİKELİ OYUN
Bizim gündemimizde İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin ölümü var ama McGurk gitmeden Türkiye aleyhine tehlikeli bir oyun oynuyor.
Bu oyunun adı; PKK’ya özerk bir yönetim kurma oyunu.
Bu oyunun adı; ileride PKK’ya bir terör devleti kurdurma oyunu.
Bu planı yıllardır konuşuyorduk ama McGurk sayesinde ete kemiğe bürünüyor. İlk adımları atılıyor.
SEÇİM YAPILACAK YERLER
Plan şu:
PKK- YPG, Suriye’de 11 Haziran’da yerel seçim yapacağını açıkladı. Daha önce 30 Mayıs olarak açıklamışlardı. Sonra gelen baskılar üzerine 11 Haziran’a ertelediler.
Seçimin Cezire, Deyr Ez Zor, Rakka, Tabka, Fırat, Münbiç ve Afrin’in Şehba bölgelerinde yapılması planlanıyor.
ÖNCE ÖZERKLİK SONRA DEVLET
Böylece, PKK’ya öncelikle ‘Suriye’de özerk bir statü’ oluşturacak, sonrasında ise ‘bağımsız bir devlet kurma’ planını devreye sokacak.
Suriye topraklarında seçim yapılacak ama bundan Suriye devletinin bilgisi yok.
Suriye topraklarında özerk bir statü oluşturulacak ama Suriye devletinin onayı yok. Müttefikimiz Amerika, PKK’ya Suriye’de önce özerk bir statü sağlayacak, sonra terör devleti kuracak ama buna Türkiye karşı.
Bu bizim için bir beka sorunudur.
SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Ayrıca içinde ABD’nin de olduğu BM Güvenlik Konseyi’nin 2015 yılında kabul ettiği kararda, Suriye’nin toprak bütünlüğünün altı çiziliyor, Suriye krizinin siyasi çözümünün Suriyeli tüm tarafların katılımı ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasından geçtiği vurgulanıyordu.
Hem BM Güvenlik Konseyi’nde bu kararı al, hem de PKK’ya devlet kurdurmak için Fırat’ın doğusunda seçimlerin yapılacağını ilan et.
Peki bu Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine yönelik bir tehdit değil mi?
DEAŞ’TAN FARKI NE
Bunun DEAŞ’tan farkı ne? DEAŞ da Suriye-Irak’ı tek bir ülke olarak yönetmeye çalışıyordu. DEAŞ yapmak isteyince tehlikeli oyun da, DEAŞ’ın bu planını engellemek için DEAŞ’la mücadele koalisyonu kuruluyor da, PKK olunca niye tehlike olmuyor? PKK olunca niye teşvik ediliyor?
PKK’NIN GÖLGESİ ALTINDA SEÇİM
Biz, PKK’nın Türkiye’nin içinde de etkin olduğu dönemlerde bölgede seçimlere nasıl müdahale ettiğini çok iyi biliyoruz. Ağrı’da AK Partili sandık müşahiti Mevlüt Bengi’yi elektrik direğine asmıştı. Van’da AK Parti Özalp İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Ahi evinin önünde öldürülmüştü. PKK’nın isteği dışındaki partilere oy çıktığı köylerde insanları katlettiler.
Suriye’de, PKK’nın kontrolündeki bölgede seçim yapılacak. PKK dışındaki Kürtler ve Araplar karşı ama baskı altındalar. PKK’nın denetimindeki seçim demokratik bir seçim mi olacak? Sen gel bunu benim külahıma anlat. Nefes aldırmazlar. Zaten baskıya başladılar.
KÜRTLER VE ARAPLAR KARŞI
Suriye Kürt Ulusal Konseyi, belediye seçimlerini boykot edeceğini duyurdu. Suriye Kürdistan Demokrat Partisi Genel Sekreteri Muhammed İsmail de “Biz bu seçimlere katılmıyoruz. Bize göre bu seçim meşru da değildir” dedi.
Peki sonra ne oldu? Suriye Kürdistan Demokrat Parti’ye saldırı oldu.
NAMLUNUN UCUNDAKİ SEÇİM
PKK dediğin uluslararası raporlara göre en fazla çocuk savaşçı bulunduran bir örgüt demektir. Bırakın Türkmenlere, Araplara, kendisi dışındaki Kürt varlıklarına bile hayat hakkı tanımayan bir terör örgütüdür.
Sanki Suriye’de nüfus sayımı mı yapılıyor? Adrese dayalı kayıt sistemi mi var? PKK seçimin yapılacağı yerdeki yerel halkı göçe zorladı, kalmak zorunda olanları ise baskıyla, tehditle sindirdi.
Evine bile sahip çıkamayan Suriyeliler, seçimde PKK dışında bir yere oy verebilir mi?
Namlunun ucunda seçim yapılacağını en iyi McGurk bilir. Çünkü o silahları PKK’ya ABD veriyor.
ÖNLEMELİYİZ
Bu oyunun adı ne? Önce seçimler yaptırılacak.
Böylece Batı dünyasında PKK’ya yönelik bir sempati oluşturulacak. O zeminin üzerine bir demokrasi kılıfı geçirilip özerklik ilan edilecek.
Özerkliğin ardından ise PKK devleti gelecek.
İktidarı ve muhalefetiyle Türkiye’nin tek bir ağız olup, ne pahasına olursa olsun bu tehlikeli plana ‘dur’ demeliyiz.
Bu işin iktidarı, muhalefeti yok.
Bu Türkiye’nin beka meselesidir.
11 Haziran’daki seçimi önleyemezsek yarın çok geç olabilir.
Yoksa PKK devletinin temeli atılır.
]]>HABER7
Başkanlık sistemine itiraz eden, Bakanlar Kurulu’ndaki cinsiyet oranıyla ilgili açıklama yapan, internet düzenlemesine muhalif duran, askeri operasyonları eleştiren, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili sık sık beyanat veren, yerel seçimlerdeki YSK kararını gündemine alan, İstanbul Sözleşmesi’nin iptal esilmemesini isteyen, imam hatip okullarının sayısının azaltılması gerektiğini savunan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ilgili ilgisiz her konuda açıklama yapmasıyla biliniyor.
TÜSİAD, alakasız hususlarda görüş beyan etme alışkanlığını müfredat çalışmasında da sürdürdü.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı yeni müfredat taslağına yönelik ilk değerlendirmesinde, ”Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir” çağrısında bulunan TÜSİAD’dan konuya ilişkin yeni açıklama geldi.
Talim Terbiye Kurulu’nun onayladığı yeni eğitim müfredatıyla ilgili TÜSİAD’ın X hesabından yayınlanan açıklamada, “Cumhuriyet değerlerine uygunluk konusundaki eleştirilerin giderilmesi gerektiği” savunuldu.
TÜSİAD açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
SANKİ MUHALEFET PARTİSİ
Gündemdeki hemen her konuda adeta muhalefet partisi gibi çıkışlarda bulunan “seküler patron kulübü” TÜSİAD’ın yakın geçmişte gerçekleştirdiği ilgisiz açıklamalardan bazıları şöyle listeleniyor:









Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;
“ENGELLERİ SIRT SIRTA VEREREK AŞTIK”
Milletin emanetini taşıyan bir siyasetçi olarak Türk ekonomisinin nabzının attığı TOBB Genel Kurulları’na iştirak etmeye her zaman önem verdim. Sizlerin burada dile getirdiği yapıcı eleştirilerden faydalanmaya gayret ettim. Dünyayı takip eden vizyoner ve ufuk sahibi siz kardeşlerimin katkılarının bizim nazarımızda daima özel bir yeri oldu. Meselelerimizi sizlerle konuştuk. Sorunlarımıza ortak akılla çözüm aradık. Engelleri sırt sırta vererek birlikte aştık. Siz bize yol gösterdiniz, yoldaşlık ettiniz, zor zamanlarımızda yanımızda durdunuz. Özellikle son dönemde oda ve borsalarımızın kapasiteleri müthiş arttı. Dünyanın en iyi ve en çok hizmet üreten ilk 3 oda sisteminden biri haline geldiniz. Biz de bu süreçte size daima destek olduk. Hedeflerinizi ve hayallerinizi gerçekleştirmeniz için önünüzü açtık.
“TOGG İLE ELEKTRİKLİ ARAÇ SEKTÖRÜNDE ‘BİZ DE VARIZ’ DEDİK”
Geçen sene milletimizin 60 yıldır içinde bir ukde olarak kalan Türkiye’nin otomobili TOGG’u birlikte hayata geçirdik. Bugün yollarımızı aşındıran binlerce TOGG’da siz kardeşlerimin desteği ve emeği bulunuyor. Çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen Türkiye’ye kazandırdığımız TOGG’un ne kadar stratejik bir hamle olduğu gün daha iyi anlaşılıyor. Elektrikli araç piyasası son bir sene içerisinde çok büyük bir ivme kazandı. Uzakdoğu ülkelerinin piyasaya agresif bir şekilde girdiklerini görüyoruz. Uzun yıllar sonra bu defa treni ve trendi kaçırmadık. Yerli ve milli markamız TOGG’la hızla gelişen elektrikli araç sektöründe biz de varız dedik.

“BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Biliyorsunuz o dönem sadece mali zorluklarla mücadele etmedik. Daha ziyade zihinlere kazınmış, öğrenilmiş çaresizlikle mücadele ettik. Daha emekleme safhasından itibaren projenin kolunu, bacağını kırmak için çok uğraştılar. Fabrikasından tasarımına kadar her şeyi eleştiri konusu yaparak projeyi itibarsız hale getirmek için her yolu denediler. Bugün milli savaş uçağımız KAAN ile ilgili neler söyleniyorsa, insansız hava araçlarımıza ve üreticilerine hangi iftiralar atılıyorsa Türkiye’yi ekonomide bir üst lige taşıyacak hamleleri baltalamak için kimler devreye giriyorsa, hepsine ve daha fazlasına elektrikli araç imalat sürecinde şahitlik ettik. Ama biz bunların hiçbirine kulak asmadık. Başkaları yapıyorsa biz niçin yapmayalım dedik. Başkaları üretebiliyorsa biz niçin üretmeyelim dedik. Sizlerin de gayretleriyle elektrikli araç teknolojisinde dünyadaki birçok ülkeye göre yerimizi çok önceden aldık. Bundan sonra da ülkemizin diğer projelerinde sizlerle birlikte çalışmaya, birlikte yol yürümeye devam edeceğiz.
Ülkemiz maalesef seçim atmosferinden bir türlü kurtulamadı. Yine bu dönemde başta Gazze krizi olmak üzere bölgemizde ülkemizi de doğrudan tekileyen çatışmalar patlak verdi. Tek başına seçim gündeminin bile bürokrasiyi, yatırımları, iş dünyamızın gelecek planlarını yavaşlattığı hakikattir. 31 Mart seçimlerinin de geride bırakılmasıyla inşallah 4 yıllık seçimsiz bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bundan sonra asıl meselelerimize daha fazla odaklanabilecek, milletimizin gerçek gündemine daha fazla vakit ve kaynak ayırabileceğiz. Küresel ekonominin son 5-6 yıldır fırtınalı sulardan geçtiğini zaten sizler de biliyorsunuz. Salgının çok öncesinde başlayan belirsizlik iklimi Rusya-Ukrayna savaşı ve diğer bölgesel çatışmalarla daha da kesifleşti.

“5 YILA AİT YOL HARİTAMIZI BELİRLEDİK”
28 Mayıs seçimlerinden hemen sonra ekonomide güçlü bir ekip kurduk. Ardından Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Planı ile gelecek 5 yıla ait yol haritamızı belirledik. Son 11 aydır da bu yol haritasını harfiyen uyguluyoruz. Mahali idareler seçimlerinde pek çok eleştiriyi göğüsleme hatta sandıkta bedel ödeme pahasına kararlı duruşumuzu esnetmedik. Vaatlerin havada uçuştuğu bu dönemde popülizme meyil etmedik. Daha önce de söyledim, şahsi ikbalimiz için ülkemize ve milletimize ilave yük oluşturacak hiçbir adım atmadık bundan sonra da atmayacağız. Hükümetimizin 31 Mart seçim sürecinde sergilediği özverili tavrın değeri inanıyoruz ki gelecekte daha iyi anlaşılacaktır. Bugün bize serzenişte bulunanlar inşallah yarın hayır dua edeceklerdir.
“G20’DE DÖRDÜNCÜ OLDUK”
TOBB ile ve iş dünyamızın tüm kesimleriyle geliştirdiğimiz yakın diyaloğun ekonomiye de olumlu yansıdığını görüyoruz. Ekonomi programımızın neticelerini çeşitli alanlarda görmeye başladık. Geçen seneyi yüzde 4,5 gibi tahminlerimizin de üzerinde bir büyüme ile kapattık. Bu oranla Avrupa’da birinci, OECD ülkelerinde ikinci, G20’de ise dördüncü olduk. 2023 yılında milli gelirimiz 1 trilyon 119 milyar dolara, kişi başına gelir ise 13 bin 110 dolara çıktı.

“TARİHİN REKORUNU KIRDIK”
Dış talepteki zayıf görünüme ve depremin etkilerine rağmen ihracatta 255,4 milyar dolara ulaşarak cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Turizmde de hamdolsun iyi gidiyoruz. Turist sayısı yıllık yüzde 11,1 artışla 57,1 milyonu, turizm geliri ise yüzde 16,9 artışla 54,3 milyar doları buldu. Böylelikle tüm zamanların en iyi turizm performansını elde ettik. 2024 yılında hedefimiz 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar turizm gelirini yakalamaktır. Bu rakamlara ulaşma konusunda ümitvarız. Turizmde yılın ilk 3 ayını rekorlarla tamamladık. 9 milyonu aşan ziyaretçi sayımızla yaklaşık 9 milyar dolar turizm geliri elde ettik. İlk 3 aylık rakamlara baktığımızda 2024 yılı turizm hedeflerimizle uyumlu gittiğimiz görülüyor.
Bizim için hayati önemi haiz bir diğer başlık istihdamdır. Vatandaşımızın işini, aşını koruması temel prensibimizdir. Ekonomimiz istihdam oluşturmaya devam ediyor. Mart ayında istihdam 32,6 milyon kişiye ulaşırken işsizlik oranı yüzde 8,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı son 11 yılın en düşük seviyesine geriledi. Mart verilerinin bir başka özelliği 11 aydır işsizlik oranının tekli rakamlarda seyretmesidir.
Burada yakaladığımız istikrarı inşallah perçinleyerek sürdüreceğiz. İşgücü piyasamızda ortaya çıkan arz-talep dengesizliğini de mutlaka gidereceğiz. Genç işsizliğin yüksek seyrettiği bir ortamda özel sektörümüzün personel bulamamaktan şikayet etmesi ortada bir sorun olduğunu göstermektedir. Özel sektörümüz eleman eksikliğinden dolayı işlerini büyütemez, hatta daralmaya giderken istihdam kapısı olarak devlete yüklenilmesi vahim bir hatadır. Sosyolojik kökleri de olan bu yanlıştan ülkemizi kurtarmamız gerekiyor. Siyasetten önce rızkını hem işçi olarak hem de ticaret yaparak kazanmış bir kardeşinizim. Rızkın 10’da 9’unun ticarette olduğu müjdesine kendi şahsi hayatımda bizzat şahitlik ettim.

Gençlerimizin ticarete, sanata, spora, zanaatkarlığa, memurluk dışında farklı alanlara yönelmesini her zaman tavsiye ettim. Aynı kanaatimi bugün de koruyorum. Bu konuda mesleki eğitim ve yükseköğretim başta olmak üzere nerede sorun üreten bir alan varsa hep beraber çözüme kavuşturacağız. İşgücü piyasasında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinlikleri geliştirecek nitelikli istihdamı artırmaya yönelik politikalara ağırlık vereceğiz. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında güçlü bir hikayeye sahip. Ülkemizin risk primi giderek düşüyor. Bu düşüş sayesinde iş dünyamızın dış finansmana erişim koşulları da iyileşiyor. Geçen yıl mayıs ayında 97,1 milyar dolar olan rezervlerimiz bugün 127 milyar dolar seviyesine yükseldi.
Göreve seçilmek orayı akraba çiftliğine çevirmeye hak vermez
Herkesi tasarruf paketine uymaya devam ediyorum.
Kamu malının korunmasına 21 yıldır daima ihtimam gösterdik. Harcanan her kuruşun hesabını soran bir kültürü etkin kılıyoruz. Tasarruf kültürü yaygınlaştırılacak. Kamuda tasarruf 3 yıl olarak görülmemeli, bir anlayış olmalı.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;
“ENGELLERİ SIRT SIRTA VEREREK AŞTIK”
Milletin emanetini taşıyan bir siyasetçi olarak Türk ekonomisinin nabzının attığı TOBB Genel Kurulları’na iştirak etmeye her zaman önem verdim. Sizlerin burada dile getirdiği yapıcı eleştirilerden faydalanmaya gayret ettim. Dünyayı takip eden vizyoner ve ufuk sahibi siz kardeşlerimin katkılarının bizim nazarımızda daima özel bir yeri oldu. Meselelerimizi sizlerle konuştuk. Sorunlarımıza ortak akılla çözüm aradık. Engelleri sırt sırta vererek birlikte aştık. Siz bize yol gösterdiniz, yoldaşlık ettiniz, zor zamanlarımızda yanımızda durdunuz. Özellikle son dönemde oda ve borsalarımızın kapasiteleri müthiş arttı. Dünyanın en iyi ve en çok hizmet üreten ilk 3 oda sisteminden biri haline geldiniz. Biz de bu süreçte size daima destek olduk. Hedeflerinizi ve hayallerinizi gerçekleştirmeniz için önünüzü açtık.
“TOGG İLE ELEKTRİKLİ ARAÇ SEKTÖRÜNDE ‘BİZ DE VARIZ’ DEDİK”
Geçen sene milletimizin 60 yıldır içinde bir ukde olarak kalan Türkiye’nin otomobili TOGG’u birlikte hayata geçirdik. Bugün yollarımızı aşındıran binlerce TOGG’da siz kardeşlerimin desteği ve emeği bulunuyor. Çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen Türkiye’ye kazandırdığımız TOGG’un ne kadar stratejik bir hamle olduğu gün daha iyi anlaşılıyor. Elektrikli araç piyasası son bir sene içerisinde çok büyük bir ivme kazandı. Uzakdoğu ülkelerinin piyasaya agresif bir şekilde girdiklerini görüyoruz. Uzun yıllar sonra bu defa treni ve trendi kaçırmadık. Yerli ve milli markamız TOGG’la hızla gelişen elektrikli araç sektöründe biz de varız dedik.

“BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Biliyorsunuz o dönem sadece mali zorluklarla mücadele etmedik. Daha ziyade zihinlere kazınmış, öğrenilmiş çaresizlikle mücadele ettik. Daha emekleme safhasından itibaren projenin kolunu, bacağını kırmak için çok uğraştılar. Fabrikasından tasarımına kadar her şeyi eleştiri konusu yaparak projeyi itibarsız hale getirmek için her yolu denediler. Bugün milli savaş uçağımız KAAN ile ilgili neler söyleniyorsa, insansız hava araçlarımıza ve üreticilerine hangi iftiralar atılıyorsa Türkiye’yi ekonomide bir üst lige taşıyacak hamleleri baltalamak için kimler devreye giriyorsa, hepsine ve daha fazlasına elektrikli araç imalat sürecinde şahitlik ettik. Ama biz bunların hiçbirine kulak asmadık. Başkaları yapıyorsa biz niçin yapmayalım dedik. Başkaları üretebiliyorsa biz niçin üretmeyelim dedik. Sizlerin de gayretleriyle elektrikli araç teknolojisinde dünyadaki birçok ülkeye göre yerimizi çok önceden aldık. Bundan sonra da ülkemizin diğer projelerinde sizlerle birlikte çalışmaya, birlikte yol yürümeye devam edeceğiz.
Ülkemiz maalesef seçim atmosferinden bir türlü kurtulamadı. Yine bu dönemde başta Gazze krizi olmak üzere bölgemizde ülkemizi de doğrudan tekileyen çatışmalar patlak verdi. Tek başına seçim gündeminin bile bürokrasiyi, yatırımları, iş dünyamızın gelecek planlarını yavaşlattığı hakikattir. 31 Mart seçimlerinin de geride bırakılmasıyla inşallah 4 yıllık seçimsiz bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bundan sonra asıl meselelerimize daha fazla odaklanabilecek, milletimizin gerçek gündemine daha fazla vakit ve kaynak ayırabileceğiz. Küresel ekonominin son 5-6 yıldır fırtınalı sulardan geçtiğini zaten sizler de biliyorsunuz. Salgının çok öncesinde başlayan belirsizlik iklimi Rusya-Ukrayna savaşı ve diğer bölgesel çatışmalarla daha da kesifleşti.

“5 YILA AİT YOL HARİTAMIZI BELİRLEDİK”
28 Mayıs seçimlerinden hemen sonra ekonomide güçlü bir ekip kurduk. Ardından Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Planı ile gelecek 5 yıla ait yol haritamızı belirledik. Son 11 aydır da bu yol haritasını harfiyen uyguluyoruz. Mahali idareler seçimlerinde pek çok eleştiriyi göğüsleme hatta sandıkta bedel ödeme pahasına kararlı duruşumuzu esnetmedik. Vaatlerin havada uçuştuğu bu dönemde popülizme meyil etmedik. Daha önce de söyledim, şahsi ikbalimiz için ülkemize ve milletimize ilave yük oluşturacak hiçbir adım atmadık bundan sonra da atmayacağız. Hükümetimizin 31 Mart seçim sürecinde sergilediği özverili tavrın değeri inanıyoruz ki gelecekte daha iyi anlaşılacaktır. Bugün bize serzenişte bulunanlar inşallah yarın hayır dua edeceklerdir.
“G20’DE DÖRDÜNCÜ OLDUK”
TOBB ile ve iş dünyamızın tüm kesimleriyle geliştirdiğimiz yakın diyaloğun ekonomiye de olumlu yansıdığını görüyoruz. Ekonomi programımızın neticelerini çeşitli alanlarda görmeye başladık. Geçen seneyi yüzde 4,5 gibi tahminlerimizin de üzerinde bir büyüme ile kapattık. Bu oranla Avrupa’da birinci, OECD ülkelerinde ikinci, G20’de ise dördüncü olduk. 2023 yılında milli gelirimiz 1 trilyon 119 milyar dolara, kişi başına gelir ise 13 bin 110 dolara çıktı.

Ekonomi programımızın neticelerini görmeye başladık.
Dış talepteki zayıf görünüme ve depremin etkilerine rağmen cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık.
Bizim için hayati önem taşıyan diğer konu istihdamdır. İşsizlik oranı son 11 yılın en düşüğündedir. Arz talep dengesizliğini mutlaka gidereceğiz. Nitelikli istihdamı artırmaya yönelik politikalara ağırlık vereceğiz. Ülkemizin risk primi giderek düşüyor. Dış finansmana erişim kolaylaşıyor.
Orta vadeli programımızı güçlendirecek kritik adımlar atıyoruz. Programın güçlendirilmesinde 3 temel önceliğimiz var.
Türkiye hem üreterek büyümek hem de kaynaklarını en verimli şekilde kollanmak zorunda olan bir ülkedir. Alın terimizden ve bileğimizin gücünden başka hiçbir şeye bel bağlayamayız.
Biz tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan kamu malının korunmasına ihtimam göstermiş bir ülkeyiz.
Bu pakete birlikte çok güçlü bir uygulama modelini hayata geçirtiyoruz. Tedbirler tüm kamuyu kapsıyor. Tasarruf tedbirlerine tüm kamu kuruluşu ve personeli uymak zorundadır. Hepimiz Türkiye gemisinin yolcularıyız.
Göreve seçilmek orayı akraba çiftliğine çevirmeye hak vermez
Herkesi tasarruf paketine uymaya devam ediyorum.
Kamu malının korunmasına 21 yıldır daima ihtimam gösterdik. Harcanan her kuruşun hesabını soran bir kültürü etkin kılıyoruz. Tasarruf kültürü yaygınlaştırılacak. Kamuda tasarruf 3 yıl olarak görülmemeli, bir anlayış olmalı.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Grup toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Vefanız için her biriniz için teşekkür ediyorum. 2024 yılının ilk il başkanları toplantısında hem 5 ayın muhasebesini yaptık, illerimizin röntgenini çektik. Partimizin genel başkanı olarak büyük bir gurur duydum. Bizi örselemeye çalışanlara inat yolumuza pekleşe pekleşe devam ediyoruz. Partimizin kuruluşundan itibaren ortak akılla hareket ettik. Son 1 yılımıza damga vuran seçimler dolayısıyla gelenekselleşmiş istişare toplantımızı yapamamıştık, önümüzdeki haftalarda gerçekleştireceğiz. Belediye başkanlarımızla 1-2 Temmuz’da bir araya geleceğiz. Bu toplantıların davamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kongre takvimini de yakında ilan edeceğiz.
“YORULAN ARKADAŞLARIMIZI DİNLENMEYE ALACAĞIZ”
Her kongre sürecini bayrak yarışı olarak görüyoruz. Yorulan, motivasyonunu yitiren arkadaşlarımızı kardeşlik hukukumuzu koruyarak dinlenmeye alacağız; yeni, heyecanlı arkadaşlarımızla kadromuzu güçlendireceğiz. Kurulduğumuz günden beri yenilenerek geliyoruz. Bundan sonra da aynı çizgide hareket edeceğiz. Genel seçimin üzerinden 1 yıl geçti. TBMM bu yıl içerisinde gece gündüz demeden çalıştı ve milletimizin beklentilerini karşılayacak yasaları çıkardı. Tüm kabine üyelerimizle ülkemizin refahı ve güvenliği için ter döktük. Son grup toplantımızdan bu yana yurt içinde ve yurt dışında bir çok programa katıldım.
“ÜLKEMİZİ YENİ REKORLARLA BULUŞTURACAĞIZ”
Diplomasi de olduğu gibi iç siyasette de yoğun gündemdeyiz. Gerek hayat pahalılığı ve fırsatçılık gerekse öğretmenlerimize yönelik şiddete karşı yasal zeminin düzenlemesi. Meclis tatile girmeden yasal düzenlemeleri çıkarmamız gerekiyor. Yeni anayasa çalışmalarında Meclis Başkanına destek vermemiz gerekir. Sivil anayasayı geçici gündemlere kurban etmemeliyiz. Aceleye getirmeden ama çok da uzatmadan adımlar atılmalı. Biz sonuna kadar yapıcı tutumumuzu koruyacağız. Önümüzde kesintisiz 4 sene daha var. Bu 4 senenin her gününü ilk günkü aşkla geçireceğiz. Ülkemizi yeni rekorlarla buluşturacağız. Türkiye’nin son 21 yılında mührünü vurmuş bir kadro olarak eserlerle devam edeceğiz. Aziz milletimiz bize bir ikazda bulunmuştur, 31 Mart seçimleri bir güven oylaması değildir. 28 Mayıs’ta seçmen kararı bir şekilde hükümeti Cumhur İttifakı’na emanet etmiş, 31 Mart’ta tercihini farklı şekilde yansıtmıştır. Milletimizin verdiği mesajı duymazdan gelecek değiliz, biz o mesajı aldık ve gereğini yapmaya başladık. Milletimizin AK Parti’den elini çektiğine inananlar yanılırlar. Bu emanetin bize 5 yıllığına yüklendiğinin farkında olacağız.
“BÜROKRATİK VESAYETE İZİN VERMEYİZ”
AK Parti’nin çalışma usulü bellidir, hemen yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklıyız. Aynı zamanda biz hiç seçim olmayacakmış gibi çalışan bir kadroyuz. Şunu çok net ifade etmek isterim, ne teşkilatımızda ne de bürokrasi kadrolarında isteksizliğe asla ve asla tahammülümüz olamaz. Bürokratik vesayetin yeniden hortlamasına izin vermeyiz. Ülke ve millete karşı vazifesini yapmaman bahanesi olmaz. Biliyorsunuz son 22 yılda AK Parti ile ilgili de kötümser senaryolar yazanlar oldu. Bize gazete manşetlerinden ömür biçenler oldu. Bu iş bitti deyip yolunu değiştirenler oldu. Korkanlar, ürkenler, hırslarına yenilenler oldu. Onların şimdi esamesi okunmuyor. Ama Allah’a hamd olsun biz buradayız. Dimdik, sapasağlam ayaktayız. Dava burada ve yarın da inşallah burada olacak.
Önceki hafta sayın Özgür Özel’i AK Parti Genel Merkezi’nde kabul ettikçe. Kendisiyle verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Türkiye’de siyasetin bir yumuşamaya ihtiyacı var ve biz bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz. Biz hiçbir zaman kutuplaşmanın tarafı olmadık. Hiçbir ayrım yapmadan 85 milyonun tamamını kucakladık. Milletimizin her bir ferdini ortak paydada bulaştırmak için mücadele verdik.
“FİTNE VE NİFAK ODAKLARINA GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ”
FETÖ’ye diyet borcunu ödemek isteyenler asla boş durmuyorlar. İnsanları ayırarak olanların nereye varmaya çalıştığının farkındayız. Kuklayı da kutlayıcıyı da oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz. Ne kadar çirkinleşirse çirkinleşsinler biz o tuzağa düşmeyeceğiz. Bize yakışan ağır başlılık, hoşgörüdür. Başkaları ne yaparsa yapsın biz kucaklayıcı ve kuşatıcı olacağız.
Partimizin kapıları bizim ilkelerimizle örtüşen herkese açıktır. Biz milletimizin çıkarları için çalışırız. İhanete varmayan her dostluk bizim için bakidir. Yeter ki samimiyet olsun, ülkeye hizmet derdi olsun. Siyasette yumuşama iklimini kara kışa çevirmeye çalışanlar olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Daha önce de bu tarz teşebbüslerle karşılaştık, hepsinden güçlenerek çıktık. Fitne ve nifak odaklarına kesinlikle göz açtırmayacağız. Cumhur İttifakı daha da güçlenerek yoluna devam edecek. Türkiye Yüzyılı’nın inşası için omuz omuza çalışmayı sürdüreceğiz. 
“HİTLER BİLE BU KADAR CÜRETKAR DEĞİLDİ”
Kıymetli yol arkadaşlarım bugün burada bazı gerçekleri açık açık konuşmak durumundayım. Hitler soykırım yaparken unutmayın yalnız değildi, Avrupa’daki bir çok ülke destekliyordu. Hitler kendisini çok güçlü hissediyordu, ne oldu? Kafasına bir kurşun sıktı, yanmış cesedi bulundu. Bosna’da kıyım yaparlarken Avrupa ülkeleri destek veriyordu. Dünyanın gözü önünde 8 bin 372 Boşnak kardeşimizi şehit ettiler. Yenileceklerini asla düşünmüyorlardı, ne oldu? Yakalandılar, mahkemeye çıktılar ve bir zamanların kudretli politikacıları hesap verdiler. Şimdi de hapiste ölümü bekliyorlar. Netanyahu’yu aynı akıbet bekliyor. Göreceksiniz, döktükleri her damla kanın hesabını verecekler. Gazzelilerin ahı bunların peşini bırakmayacak. Biz de hukuka hesap vermeleri için enselerinde olacağız. Artık dünyanın bir hakikati kabul etmeleri lazım. Kimse bizden sözümüzü yumuşatmamızı beklemesin. En ölümcül silahlarla insan öldürdüler. Hastaneleri vurdular. Güya güvenli bölgelere gönderdiler, orada sivilleri katlettiler. Annelere evlatlarının parçalarını toplattılar. Hitler bile o holokostu yaparken bu kadar cüretkar değildi. Bunlar o kadar pervasız ki daha kundaktaki bebekleri katlettiler. Bundan kaçamayacaklar. Bedelini ödeyeceksiniz.
Ellerindeki lobi gücünü kullanarak herkesi susturmaya çalışıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar insanlık bu katillerin yakasını bırakmayacak, insanlık bıraksa dahi bu katillerin peşini bırakmayacağız.
“HAMAS, FİLİSTİN’İN KUVA-İ MİLLİYE’SİDİR”
Şimdi Hamas’ı destekliyoruz diye dışarıda ve içeride bizi eleştiriyorlar. Siz de hiç mi vicdan yok. Sanmayın ki İsrail Gazze’de duracak. Bu azgın devlet, bu terör devleti durdurulmazsa vadedilmiş topraklar hezeyanıyla gözlerini er ya da geç gözlerini Anadolu’ya devireceklerdir. Hamas, Gazze’de Anadolu’nun ileri hat savunmasını yapıyor. Bunu göremeyecek kadar kör müsünüz? Ben Hamas’ı Kuva-i Milliye’ye benzetince rahatsız olanlar var. Bu millet her zaman mazlumun yanında durmuştur.
“MAZLUMLARIN HAKKINI SAVUNMAYA DEVAM EDİCEĞİM”
Bunlara bugüne kadar boyun eğmedik, Allah’ın izniyle bundan sonra da geri adım atmayacağız. Azimle, sabırla yürüyeceğiz. Tayyip Erdoğan olarak tek başıma kalsam da mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğim.
Korkaklar zafer anıtı dikemez. Ne yarım asrı bulan siyasi hayatımızda, ne de 21 yıllık iktidarlık sürecimizde zoru görüp kaçanlardan olmadık. Gün oldu vesayetçilere meydan okuduk, gün oldu Emniyet, Yargı, Emniyet içinde örgütlenmiş yapılara karşı durduk. Yine dimdik durmaya devam edeceğiz.
Gazze’de soykırım bitince, katiller hukuk önünde hesap verinceye kadar Filistin halkına sahip çıkacağız. Kimi vicdan fukaraları Filistin’den gelen yaralıları tedavi etmemizden rahatsız olmuşlar. İstedikleri kadar rahatsız olsunlar. Biz kendi vatandaşımıza da misafire, muhtaca, yaralıya en kaliteli sağlık hizmetini verecek bir ülkeyiz. Bunlar şefkat, merhamet kavramını bilmezler. Bizim kültürümüzde misafir bereketiyle gelir. Sen bir hastaya, bir yaralıya kucak açarsın. Allah’ta onun mükâfatını verir.
Grup toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Vefanız için her biriniz için teşekkür ediyorum. 2024 yılının ilk il başkanları toplantısında hem 5 ayın muhasebesini yaptık, illerimizin röntgenini çektik. Partimizin genel başkanı olarak büyük bir gurur duydum. Bizi örselemeye çalışanlara inat yolumuza pekleşe pekleşe devam ediyoruz. Partimizin kuruluşundan itibaren ortak akılla hareket ettik. Son 1 yılımıza damga vuran seçimler dolayısıyla gelenekselleşmiş istişare toplantımızı yapamamıştık, önümüzdeki haftalarda gerçekleştireceğiz. Belediye başkanlarımızla 1-2 Temmuz’da bir araya geleceğiz. Bu toplantıların davamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kongre takvimini de yakında ilan edeceğiz.
“YORULAN ARKADAŞLARIMIZI DİNLENMEYE ALACAĞIZ”
Her kongre sürecini bayrak yarışı olarak görüyoruz. Yorulan, motivasyonunu yitiren arkadaşlarımızı kardeşlik hukukumuzu koruyarak dinlenmeye alacağız; yeni, heyecanlı arkadaşlarımızla kadromuzu güçlendireceğiz. Kurulduğumuz günden beri yenilenerek geliyoruz. Bundan sonra da aynı çizgide hareket edeceğiz. Genel seçimin üzerinden 1 yıl geçti. TBMM bu yıl içerisinde gece gündüz demeden çalıştı ve milletimizin beklentilerini karşılayacak yasaları çıkardı. Tüm kabine üyelerimizle ülkemizin refahı ve güvenliği için ter döktük. Son grup toplantımızdan bu yana yurt içinde ve yurt dışında bir çok programa katıldım.
“ÜLKEMİZİ YENİ REKORLARLA BULUŞTURACAĞIZ”
Diplomasi de olduğu gibi iç siyasette de yoğun gündemdeyiz. Gerek hayat pahalılığı ve fırsatçılık gerekse öğretmenlerimize yönelik şiddete karşı yasal zeminin düzenlemesi. Meclis tatile girmeden yasal düzenlemeleri çıkarmamız gerekiyor. Yeni anayasa çalışmalarında Meclis Başkanına destek vermemiz gerekir. Sivil anayasayı geçici gündemlere kurban etmemeliyiz. Aceleye getirmeden ama çok da uzatmadan adımlar atılmalı. Biz sonuna kadar yapıcı tutumumuzu koruyacağız. Önümüzde kesintisiz 4 sene daha var. Bu 4 senenin her gününü ilk günkü aşkla geçireceğiz. Ülkemizi yeni rekorlarla buluşturacağız. Türkiye’nin son 21 yılında mührünü vurmuş bir kadro olarak eserlerle devam edeceğiz. Aziz milletimiz bize bir ikazda bulunmuştur, 31 Mart seçimleri bir güven oylaması değildir. 28 Mayıs’ta seçmen kararı bir şekilde hükümeti Cumhur İttifakı’na emanet etmiş, 31 Mart’ta tercihini farklı şekilde yansıtmıştır. Milletimizin verdiği mesajı duymazdan gelecek değiliz, biz o mesajı aldık ve gereğini yapmaya başladık. Milletimizin AK Parti’den elini çektiğine inananlar yanılırlar. Bu emanetin bize 5 yıllığına yüklendiğinin farkında olacağız.
“BÜROKRATİK VESAYETE İZİN VERMEYİZ”
AK Parti’nin çalışma usulü bellidir, hemen yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklıyız. Aynı zamanda biz hiç seçim olmayacakmış gibi çalışan bir kadroyuz. Şunu çok net ifade etmek isterim, ne teşkilatımızda ne de bürokrasi kadrolarında isteksizliğe asla ve asla tahammülümüz olamaz. Ülke ve millete karşı vazifesini yapmaman bahanesi olmaz. Biliyorsunuz son 22 yılda AK Parti ile ilgili de kötümser senaryolar yazanlar oldu. Bize gazete manşetlerinden ömür biçenler oldu. Bu iş bitti deyip yolunu değiştirenler oldu. Korkanlar, ürkenler, hırslarına yenilenler oldu. Onların şimdi esamesi okunmuyor. Ama Allah’a hamd olsun biz buradayız. Dimdik, sapasağlam ayaktayız. Dava burada ve yarın da inşallah burada olacak. Bürokratik vesayetin yeniden hortlamasına izin vermeyiz.
Önceki hafta sayın Özgür Özel’i AK Parti Genel Merkezi’nde kabul ettikçe. Kendisiyle verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Türkiye’de siyasetin bir yumuşamaya ihtiyacı var ve biz bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz. Biz hiçbir zaman kutuplaşmanın tarafı olmadık. Hiçbir ayrım yapmadan 85 milyonun tamamını kucakladık. Milletimizin her bir ferdini ortak paydada bulaştırmak için mücadele verdik.
“FİTNE VE NİFAK ODAKLARINA GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ”
Biz o tuzağa düşmeyeceğiz. Bize yakışan hoşgörüdür. Başkaları ne yapsa yapsın biz kucaklayıcı olacağız. Partimizin kapıları bizim ilkelerimizle örtüşen herkese açıktır. Biz milletimizin çıkarları için çalışırız. İhanete varmayan her dostluk bizim için bakidir. Yeter ki samimiyet olsun, ülkeye hizmet derdi olsun. Siyasette yumuşama iklimini kara kışa çevirmeye çalışanlar olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Daha önce de bu tarz teşebbüslerle karşılaştık, hepsinden güçlenerek çıktık. Fitne ve nifak odaklarına kesinlikle göz açtırmayacağız. Cumhur İttifakı daha da güçlenerek yoluna devam edecek. Türkiye Yüzyılı’nın inşası için omuz omuza çalışmayı sürdüreceğiz.
“HİTLER BİLE BU KADAR CÜRETKAR DEĞİLDİ”
Kıymetli yol arkadaşlarım bugün burada bazı gerçekleri açık açık konuşmak durumundayım. Hitler soykırım yaparken unutmayın yalnız değildi, Avrupa’daki bir çok ülke destekliyordu. Hitler kendisini çok güçlü hissediyordu, ne oldu? Kafasına bir kurşun sıktı, yanmış cesedi bulundu. Bosna’da kıyım yaparlarken Avrupa ülkeleri destek veriyordu. Dünyanın gözü önünde 8 bin 372 Boşnak kardeşimizi şehit ettiler. Yenileceklerini asla düşünmüyorlardı, ne oldu? Yakalandılar, mahkemeye çıktılar ve bir zamanların kudretli politikacıları hesap verdiler. Şimdi de hapiste ölümü bekliyorlar. Netanyahu’yu aynı akıbet bekliyor. Göreceksiniz, döktükleri her damla kanın hesabını verecekler. Gazzelilerin ahı bunların peşini bırakmayacak. Biz de hukuka hesap vermeleri için enselerinde olacağız. Artık dünyanın bir hakikati kabul etmeleri lazım. Kimse bizden sözümüzü yumuşatmamızı beklemesin. En ölümcül silahlarla insan öldürdüler. Hastaneleri vurdular. Güya güvenli bölgelere gönderdiler, orada sivilleri katlettiler. Annelere evlatlarının parçalarını toplattılar. Hitler bile o holokostu yaparken bu kadar cüretkar değildi. Bunlar o kadar pervasız ki daha kundaktaki bebekleri katlettiler. Bundan kaçamayacaklar. Bedelini ödeyeceksiniz.

‘YEREL SEÇİMDE 2, GENEL SEÇİMDE 3 KAT YARDIM ALIYORLAR’
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıkladığı kamudaki tasarruf tedbirlerini desteklediklerini söyleyen Destici, “Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve Hazine ve Maliye Bakanımızın tarafından tasarruf tedbirleri açıklandı. Biz bu tasarruf tedbirleri genelgesini destekliyoruz. Bunun inşallah eksiksiz ve harfiyen uygulanacağına da inanıyoruz. Biz Büyük Birlik Partisi olarak başından beri tasarruf diyen bir siyasi hareketiz. Aşırılığı, israfı, vurgunu, savurganlığı reddeden bir siyasi hareketiz. Bunun için bu tasarruf tedbirlerini destekliyor, uygulamasının da takipçisi olacağımızı söylüyoruz. Fakat eksik bulduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Mesela siyasi partilere yapılan hazine yardımı neden kaldırılmadı. Eğer gerçek bir tasarruf yapacaksak, bu siyasi partilerin her yıl ve özellikle de seçim yıllarında ölçüsüz bir şekilde harcadığı bu seçim yardımı kaldırılsın. Madem tasarruf diyoruz, niye ki 5 siyasi partiye milyarlarca lira, milyonlarca demiyorum, her birine yüz milyonlarca lira milyarlarca alan da var ve toplamda 10 milyara yakın parayı biz bu 5 siyasi partiye veriyoruz. Her yıl veriyoruz. Bazı vatandaşlarımız bunu çok ayrıntılı bilmiyor. Yerel seçim olduğunda aldıkları paranın iki katı alıyorlar, genel seçim olduğunda da tam 3 katını alıyorlar. Örneğin, bu yıl 5 milyar alıyor olsaydı yerel seçimde 10 milyar, genel seçim olsaydı 15 milyar alacaktı. 15 milyar ne demek biliyor musunuz? 1 milyar 10 tane 100 milyon demek. 15 milyar 150 tane 100 milyon demek. Onun için bu hesapları iyi yapmak lazım. Bu hesapları yaparak arkadaşlarımızın ya da hükümet edenlerin tasarruf tedbirlerini genelgesini ya da uygulamasını genişletmesi lazım” ifadelerini kullandı.

‘ÜRETİM DESTEKLERİ TASARRUF TEDBİRLERİNE TAKILMAMALI’
Siyasi partilere verilen yardımın anayasaya aykırı şekilde verildiğini söyleyen Destici, “Anayasanın 68. Maddesinde siyasi partilere hakça ve yeteri miktarda yardım yapılır diyor. Bu zaten hakça da yapılmıyor, yeteri miktarda da yapılmıyor, yeteri miktarın çok üstünde yapılıyor. Yeteri miktar nedir? Her partinin varlığını sürdürebilecek kadar, çalışanlarının parasını ödeyebilmesi kadar bir yardım yapabilirsin. Avrupa’da da dünyada da bu şekilde yapılıyor. Ama bize geldiği zaman bu inanılmaz abartılıyor. Burada bir yasa değişikliği gerekiyor sorumluluk da meclise düşüyor, hükümete düşüyor. Bir an önce bu yasa değişikliğinin yapılması ve siyasi partilere haksız bir şekilde verilen, ölçüsüz bir şekilde verilen bu hazine yardımının da tasarruf tedbirleri kapsamında kaldırılması gerekiyor. Bununla birlikte üretimde desteklerin devam etmesi gerekiyor. Üretimdeki desteklerin tasarruf tedbirlerine takılmaması gerekiyor. Bugün Dünya Çiftçiler Günü ve çiftçilere desteğin kesilmemesi gerekiyor ki çok üreteceğiz, çok çalışacağız; gıda başta olmak üzere stratejik ürünlerde dışa bağımlı olmayacağız” dedi.
‘YENİ ANAYASA HALK OYLAMASINA SUNULMALI’
Partisinin kuruluşundan bugüne kadar, 1982 Anayasası’nın değişmesi gerektiğini savunduklarını söyleyen Destici, “Bazıları haklı olarak diyor ki, ‘Bu anayasada çok değişiklikler oldu, dolayısıyla bu anayasa, o anayasa değil’. Evet değişiklikler oldu ama hala bu anayasa o anayasa. Çünkü neden? Anayasayı kim yaptı ne zaman yapıldı diye bakıyorsun künyesine, ne çıkıyor? 1982 anayasası. Peki kim yaptırmış, 1980 darbesini yaptıran cunta yaptırmış. 83’de seçimler yapılıp, akabinde anayasa yapılmış olsaydı, belki o zaman bu anayasayı siviller yaptı derdik. Onun için burada hiçbir siyasi partinin bahane üretmemesi lazım. Yeni anayasa yapılıp, halk oylamasına sunulması lazım. Bazıları diyor ki meclis kendi arasında uzlaşsın, anlaşsın yeni anayasayı yapsın. Hayır. Yeni bir anayasa yapılacaksa mutlaka ama mutlaka meclisten 360’la değil 400’le de geçmiş olsa mutlaka milletin onayına gitmeli ve milletten geçer not almalıdır. Milletin onaylamadığı bir anayasa, bize göre yarı meşru olur, tam meşru olmaz. Tabi burada da öncelikle eğer cidden bir demokratikleşmeden, sivilleşmeden, milli iradenin tam olarak meclise ve yürütmeye yansımasından bahsedeceksek; o zaman esas değişiklik yapacağımız iki şeyden biri siyasi partiler yasası, ikincisi ise seçim kanunu. Bu ikisini yapmadıktan sonra yeni sivil bir anayasadan bahsedilemez. Ama herkes neyi konuşuyor, ilk 4 maddeyi konuşuyor, 66. Maddeyi konuşuyor. Bu maddelerle ilgili zaten sıkıntı olmaz. Yani Türkiye’nin kahır ekseriyetinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve ilkeleriyle bir problemi yok zaten böyle bir talebi de yok. Kahır ekseriyetinin Türk tanımı ve Türk Diliyle de bir problemi yok. Zaten böyle bir problemi olan bu ülkenin varlığına da bütünlüğüne de milletin kardeşliğine de karşı demektir. Onlar da bölücülerdir, terör örgütlerinin uzantılarıdır yani hainlerdir” diye konuştu.

31 Mart‘tan bu yana DEM Partili belediyeler tarafından yapılanları sıralayan Şener, şu maddeleri not etti;
2019’DA 65 BELEDİYEDEN 48’İNE KAYYUM ATANMIŞTI
Diyarbakır ve Mardin’de yaşanan olaylar nedeniyle İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya‘nın mülkiye müfettişlerinin görevlendirildiğini, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da Diyarbakır ve Mardin Cumhuriyet savcılıklarının soruşturma başlattığını hatırlatan Şener, “aha önce kapatılan PKK terör örgütünün partilerinin devamı olan PKK/DEM parti hakkında da kapatma davası için ilk adım atılmış oldu.” dedi.
DEM Parti’nin kazandığı belediyelerde terör örgütü propagandasının aralıksız devam ettiğini söyleyen Şener, 2019 seçimlerini hatırlatarak HDP’nin kazandığı 65 belediyeden 48’ine tedbir olarak kayyum atandığını belirtti.
27 DEM’Lİ HAKKINDA SORUŞTURMA VAR
Şener, 31 Mart seçimlerinde 78 belediye başkanlığı kazanan ve göreve başlayan belediye başkanlarından 27’si hakkında soruşturma ve kovuşturma bulunduğunu belirterek o isimleri şu şekilde sıraladı;
KAYYUM ATANMASI ZORUNLU
Haklarında soruşturma ve kovuşturma devam DEM Partili isimlerin adaylık sürecine ilişkin dikkat çeken detayları paylaşan Şener, bu isimlerin kesinleşmiş hükümlerinin bulunmadığı ve Adli Sicil Belgelerinin temiz çıktığı için seçime girebildiğini belirtti. Ancak Anayasa’nın 127. maddesi ve Belediye Kanunu’nun 45 ve 46. maddesini hatırlatan Şener, haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunan bu isimlere kayyum atanmasını zorunlu kıldığını söyledi.
Şener Anayasa’nın 127. maddesi ve Belediye Kanunu’nun 45 ve 46. maddeleri için şu ifadeleri kullandı;
“Anayasa’nın 127. maddesi İçişleri Bakanı’na şu yetkiyi veriyor: “…Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.”
Belediye Kanunu’nun 45’inci maddesinin, “Belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesinin terör veya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları sebebiyle görevden uzaklaştırılması veya tutuklanması ya da kamu hizmetinden yasaklanması veya başkanlık sıfatı veya meclis üyeliğinin sona ermesi hallerinde 46. maddedeki makamlarca belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesi görevlendirilir” hükmüne göre bunlara kayyum atanıyor. Atama işleminin yapılması ise Belediye Kanunu’nun 46. maddesine göre şöyle gerçekleşiyor: “Belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması ve yeni belediye başkanı veya başkan vekili seçiminin yapılamaması durumunda, seçim yapılıncaya kadar belediye başkanlığına büyükşehir ve il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğer belediyelerde vali tarafından görevlendirme yapılır.”
Kısacası, kesinleşmiş hüküm olmadığı için seçime girme hakkı bulunan bu 27 PKK/DEM’li belediye başkanının hakkında soruşturma ve yargılama devam ettiğinden dolayı İçişleri Bakanlığı tarafından Anayasa ve Belediye Kanunu’na göre kayyum atanması yasal zorunluluk. Bakanlığın çalışmaları da devam ediyor.
]]>“Cumhur İttifakının birlikteliğinin önemini hepimiz daha net bir şekilde hissettik” diyen Üzüm; “31 Mart’ta kazasız belasız güzel bir seçim dönemi atlattık. Bu seçim döneminde Kayseri için Cumhur İttifakının birlikteliğinin önemini hepimiz daha net bir şekilde hissettik. Biz her şeyi birlikte hareket ederek ve nezaket çerçevesinde konuşarak ve istişare ederek çözüme ulaştırdık. Büyük Birlik Partisi büyükşehir de Cumhur İttifakının görüşüne uygun şekilde her gittikleri yerde Memduh Büyükkılıç başkanımıza ve bizlere destek istedi. Büyük Birlik Parti’nin adaylarının çıktığı ilçelerimiz oldu. Bu seçim neticesinde sonuçlandıktan sonra özellikle Develi ilçesinde aday olan ve hatırı sayılır bir oy alan İmdat Güven başkanımızı seçim gecesi arayıp birlikte hareket ettiğimizi ve seçim döneminde nezaketli ve Cumhur İttifakının anlayışına uygun bir şekilde seçim çalışması yaptığı için teşekkür ettik. Aynı teşekkürü il başkanımıza da ilettik. Bu uyum süreci halen devam ediyor. Kayseri’de 31 Mart akşamı maalesef sancılı bit süreci yaşandı. İlçe seçim kurulu, arkasından il seçim kurulu ve en son YSK Pınarbaşı’nda seçimlerin tekrarlanması yönünde karar verdik. Bu doğrultuda Büyük Birlik Partisi il başkanına, partinin Pınarbaşı adayı Hayrettin başkanımıza ve Genel Başkan Mustafa Destici’ye teşekkür etmek istiyorum. Kendilerinin aldıkları karar doğrultusunda 2 Haziran’da Pınarbaşı’nda yapılacak olan seçimlerde Cumhur İttifakı lehine çekilmeye karar kıldılar. Bizlere verdikleri destekten ve birlikteliğimizi sürdürdüklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Pınarbaşı ve Kayseri’mize hayırlı ve uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.
“Bu tamamen milletle beraber hareket etme ülküsünden kaynaklanan bir durumdur”
BBP Kayseri İl Başkanı Erkan Demirci de; “31 Mart seçimlerinde genel merkezimizin takdirleri doğrultusunda tüm büyükşehirlerde Cumhur İttifakı adaylarını destekledik. Kayseri’de de bu kapsamda Memduh Büyükkılıç Başkanımıza destekler verdik. Genel Başkanımızın talimatları ve partimizin çizgileri doğrultusunda sergilenen bir tavırdı. Bunun haricinde ilçelerde adaylarımızı çıkarttık. Biz Cumhur İttifakı’nın bir paydaşı olarak bu ruhta hareket ettik. Biz yapıcı, estetik içerisinde vatan, millet ve bayrak ülküsü çerçevesinde Cumhur İttifakı’nın bir paydaşı olma hasebiyle doğru noktada bulunmaya çalıştık. Bu kapsamda seçimlerde oyumuzu yüzde yüz oranında artırdık ama şu andaki vardığımız noktada Pınarbaşı seçimlerinde genel merkezlerimizin de takdirleri doğrultusunda bir Cumhur İttifakı adayımız Menduh Bey’i destekleme doğrultusunda kendi adayımızı çekme kararı aldık. Bu tamamen milletle beraber hareket etme ülküsünden kaynaklanan bir durumdur. Bu noktada başka tarafta olma şansımızda yoktur. Partimiz birçok ilde bu küçük nüansları düşünerek aday çıkartmadı. Kıymetli Fatih Üzüm Başkanıma ve Hayrettin Başkanıma çok teşekkür ediyorum. Biz şu andan itibaren Pınarbaşı seçimlerinde Cumhur İttifakı adayını destekleyeceğimizi açıklıyoruz. İnşallah bu kapsamda da çalışmalarımız devam edecek. Genel merkezimizin de tercihleri doğrultusunda sahada olacağız” şeklinde konuştu.
BBP Pınarbaşı Belediye Başkan Adayı Hayrettin Uslu da; “Cumhur İttifakı çerçevesinde bizde çalışmalarımızı yaptık ve 31 Mart seçimlerine girdik. 31 Mart’ta ertelenen seçimlerden dolayı genel merkezimizin takdiriyle adaylıktan çekilmemizi rica ettiler. Bizde zararımız olacağına yanlarında olmayı tercih ettik. Genel merkezimizin takdiriyle adaylıktan çekildik. Allah hayırlı, uğurlu etsin. Desteklerimizle yanlarında olduğumuzu da buradan belirtmek istiyorum” diye konuştu.
]]>Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da düzenlenen İYİ Parti 5. Olağanüstü Kurultayı’nda genel başkanlık için ilk turda Grup Başkanı Koray Aydın, Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Göç Politikaları Başkanı Tolga Akalın ile Kurucular Kurulu Üyesi Günay Kodaz yarıştı.
SEÇİM ÜÇÜNCÜ TURA KALDI
Birinci turda Koray Aydın 472, Müsavat Dervişoğlu 370, Tolga Akalın 327 ve Günay Kodaz 2 oy aldı.
İkinci turda Müsavat Dervişoğlu 570, Koray Aydın 565 oy aldı.
Genel başkanlık seçiminde hiçbir adayın salt çoğunluğa ulaşamaması nedeniyle oylama üçüncü tura kaldı.
YENİ GENEL BAŞKAN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU
Üçüncü turda Müsavat Dervişoğlu, 611 oy alarak 548 oy alan rakibi Koray Aydın’ı geride bıraktı ve İYİ Parti’nin yeni genel başkanı oldu.
DERVİŞOĞLU’NDAN İLK AÇIKLAMA
İYİ Parti’nin yeni Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, seçimin ardından yaptığı ilk açıklama şunları söyledi:
“Bu yolculuğa çıkarken dua ettim. Ben bir yarış kazanmadım. Çünkü kimseyle yarışmadık. Herkesin gözü bu kongredeydi. Allah hepinizden razı olsun. En küçük bir tatsız olay bile yaşanmadı. Bu iyiler ve cesurlar hareketinin nasıl bir hareket olduğunun, nasıl bir siyasi hareket olduğunun en büyük delilidir.
Sayın Koray Aydın, benim aile büyüğüm ve ağabeyimdir. Sayın Tolga Akalın da benim kardeşim ve ailemin bir ferdidir. Sizlerin adayları olarak bu yolculuğa çıktık. Siz asıl çok büyük bir ailesiniz. Size mensup olmaktan hepimiz iftihar ediyoruz. Bugün itibarıyla birbirimize sarılarak, yaralarımızı saracağız. Ondan sonra da iktidar yolculuğuna yine ağabeyim Koray Aydın ile, kardeşim Tolga Akalın ile, bu dava için alın teri döken sizlerle yolumuza devam edeceğiz. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

AKŞENER: BUGÜN EMANETİ DEVRETME GÜNÜ
Kurultayda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener açıklamalarda bulundu.
İşte Akşener’in açıklamalarından satır başları:
Bugün bu kürsüden son kez konuşuyorum. Bugün emaneti devretme günü. 30 yılda zorluklarla tehditlerle karşılaştım.
Hiçbir zaman kişisel bir çıkarım olmadı. Tehdide baskıya hiç eyvallahım olmadı. Toz zerresi kadar korkum da olmadı.
Zaman her zaman beni haklı çıkardı. 28 Şubat’ta herkes susup otururken vesayetçilere karşı çıktım ve haklı çıktım.
İKİNCİ TURDA DA KAZANAN ÇIKMADI
İkinci turda ise Müsavat Dervişoğlu 570, Koray Aydın 565 oy aldı. Adaylar salt çoğunluk olan 652 oya iki aday da ulaşamadı. Kurultayda üçüncü tur oylaması yapılacak.
SEÇİM 2. TURA KALDI
Adaylardan Koray Aydın 472, Müsavat Dervişoğlu 370, Tolga Akalın 327, Günay Kodaz 2 oy aldı. Bu sonucun ardından seçim ikinci tura kaldı.
AKALIN ADAYLIKTAN ÇEKİLDİ
İlk turda 327 oy alan Tolga Akalın genel başkanlık yarışından çekildiğini açıkladı.
TÜZÜK NE DİYOR?
İYİ Parti tüzüğüne göre, genel başkanlık seçiminde ilk iki turda salt çoğunluk gerekiyor. Buna göre, yaklaşık 1302 kayıtlı delegenin yarısından bir fazlasının oyunu alan, genel başkan seçilecek.
Kurultayda, ilk iki turda aranan çoğunluk bulunamazsa üçüncü tura geçilecek. Üçüncü turda ise en çok oyu alan iki aday yarışacak ve en fazla oyu alan genel başkan olacak.

Bu arada kurultayda birden fazla aday olduğu için tüzük çerçevesinde her aday için ayrı oy pusulası kullanılacak. Buna göre, Koray Aydın sarı, Müsavat Dervişoğlu mavi, Tolga Akalın beyaz ve Günay Kodaz ise kırmızı renkli pusula ile temsil edildi.
Oy verme işleminin başladığı genel başkanlık seçiminin ardından, genel idare kurulu ve merkez disiplin kurulu üyelikleri için seçim yapılacak.

AKŞENER OYUNU KULLANDIKTAN SONRA SALONDAN AYRILDI
Öte yandan konuşmaların ardından yeniden kurultaya gelen Genel Başkan Meral Akşener, oyunu kullandıktan sonra salondan ayrıldı.
ADAYLARDAN İLK AÇIKLAMALAR
MÜSAVAT DERVİŞOĞLU
İYİ Parti Grup Başkanvekili ve genel başkan adayı Müsavat Dervişoğlu, “Biliyorum derdimiz var, kırgınlıklarımız var, dargınlıklarımız var. Birleşmeli ve aşmalıyız, onun için geliyoruz. İYİ Partinin güneşi asla sönmeyecektir.” dedi.
ATO Congresium’da düzenlenen partisinin 5. olağanüstü kurultayında konuşan Dervişoğlu, hikayesi olan bir partinin mensupları olduklarını belirterek, büyük bir demokrasi mücadelesiyle yola çıktıklarını söyledi.

Dervişoğlu, kendilerine “parti kuramayacaklarının” söylenmesine rağmen partililerin emeği ve alın teri ile partiyi kurduklarını ve Meclis’te yer aldıklarını belirtti.
31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde başarılı olamadıklarını aktaran Dervişoğlu, henüz öz eleştiri yapamadan bu kongre ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
İYİ PARTİ’NİN GÜNEŞİ SÖNMEYECEK
Dervişoğlu, kongrenin sadece İYİ Partililerin değil büyük Türk milletinin gözünü diktiği bir kongre olduğunu belirterek, “Kongrenin öncesinde yaşanan süreci takip ettiyseniz görmüşsünüzdür, başka partilerdeki gibi taraftarlaşma olmamıştır. Yine başka partilerde olduğu gibi yalan, fitne, iftira sokağa dökülmemiştir. Bütün adaylarımız kendilerine yakışan, demokrasi geleneklerimize uygun, iyiler ve cesurlar hareketinin siyasi ahlakıyla mütenasip bir tavır ve davranış sergilemişlerdir.” diye konuştu.
Bu kongrenin sonucunda İYİ Partinin karşı karşıya olduğu sorunların aşılması ve yaraların sarılması için çaba sarf edeceklerini dile getiren Dervişoğlu, “Biliyorum derdimiz var, kırgınlıklarımız var, dargınlıklarımız var. Birleşmeli ve aşmalıyız, onun için geliyoruz. İYİ Partinin güneşi asla sönmeyecektir.” ifadesini kullandı.
Dervişoğlu, yerel seçimleri kaybettiklerini ama 2028’de Türkiye’nin iktidarına talip olacak enerjide ve dinamizmde bir parti olduklarını bildirdi.

Türkiye’nin doğru yönetilmeye ve İYİ Partiye ihtiyacı olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, Türk milletinin İYİ Partiden umut beklediğini söyledi.
Kongrenin İYİ Partinin sorunlarını konuşmak ve sakin limana taşımak için yapıldığını ifade eden Dervişoğlu, “O limanda sorunlarımızı çözüp, yeni kadrolarımızı kurup bir iktidar yolculuğu başlatmak mecburiyetindeyiz. O gemi iktidar yolculuğuna çıkmalı. O geminin yelkenlerini sizler şişirmelisiniz. Sizin şişirdiğiniz yelkenlerle, fırtınalı denizlerle, bu iktidarla mücadele etmenin yol haritasını çizmeliyiz.” diye konuştu.
AKŞENER’İ TARTIŞMAK, İYİ PARTİ’Yİ TARTIŞMAK ANLAMINA GELECEKTİR
Dervişoğlu, Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet nerede konumlandıysa İYİ Partinin de orada konumlanacağını söyledi.
İYİ Partinin kuruluşunda herkesin emeği, mücadelesi ve teri olduğunu belirten Dervişoğlu, “En büyük emek, en büyük alın teri muhterem genel başkanımız Sayın Meral Akşener Hanımefendi’ye aittir. O sebeple Sayın Meral Akşener’i tartışmak ve tartışmaya açmak, esasen İYİ Partiyi tartışmak anlamına gelecektir.” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu, kazanan kim olursa olsun, kongre salonundan tüm genel başkan adaylarının koluna girerek çıkacağını söyledi.
TOLGA AKALIN
Genel başkan adayı Tolga Akalın ise partinin kuruluşundan beri bazı sıkıntıları bulunduğunu belirterek, 6,5 yıllık siyasi geçmişi olan partinin bugün 5. olağanüstü kurultayını yaptığına dikkati çekti.
Bu politik süreçte gönül köprülerinin ciddi zarar gördüğünü ifade eden Akalın, şöyle devam etti:
“İktidar yürüyüşünü başlatabilmek için önce bu gönül köprülerinin tamir edilmesine ihtiyaç var. Yıl sonuna kadar bu gönül köprülerinin yeniden tesis edilmesi gereken dönem. Beni genel başkanlığınızla şereflendirirseniz bu yıl sonuna kadar 81 vilayette bu gönül köprülerini yeniden kuracağım. Ne yazık ki ah aldık. Haksızlığa uğradığından dolayı bize iyi niyetlerle gelmiş binlerce, on binlerce insanın ahını aldık. Bu insanlarla helalleşmediğimiz müddetçe iktidar yürüyüşü başlatamayız. Bu insanları, bu muazzam birikimi yeniden partimize davet edeceğiz.”
Sorunların çoğunun kurumsallaşılamadığı için yaşandığını belirten Akalın, “Bizim kurumsallaşma hadisesi sorunumuzu çözmemiz lazım. Önümüzdeki dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sizlerle omuz omuza yöneteceğimiz bir siyasi liderliğe talibim. Bana elinizi uzatın. Size söz veriyorum önümüz açık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni en geç 2028’de iyiler ve cesurlar hareketi olarak birlikte yöneteceğiz.” ifadelerini kullandı.
KORAY AYDIN
İYİ Parti TBMM Grup Başkanı ve Genel Başkan adayı Koray Aydın, “İYİ Parti, 1 Nisan 2018 kurultayımızdaki ruhu ve heyecanı yakaladığı gün, yeniden iktidar hedefine kilitlenecektir. Şimdi yeniden söz veriyorum, o ruhu, o heyecanı hep birlikte yeniden yaşayacağız.” dedi.
İktidarın, cumhuriyetin temel değerlerini hiçe saydığını, temel hak ve hürriyetleri kısıtladığını, TBMM’yi itibarsızlaştırdığını savunan Aydın, “Türkiye’yi bu iktidara mahkum bırakmayacağız. Bu iktidarı Türk milletinin yakasından söküp atacağız.” ifadelerini kullandı.
2019’daki seçim başarısını 2024’te devam ettiremediklerini, oylarının düştüğünü dile getiren Aydın, acil müdahalede bulunmadıkları takdirde bu kötü tablonun sürekli hale geleceğini belirtti.
İYİ Partinin delegelerini Cumhuriyet’in 2. yüzyılına yön verecek kadrolar olarak gördüğünü ifade eden Aydın, “Seçilecek genel başkanı ve parti organlarını denetleyen, açık, katılımcı ve şeffaf bir yönetim yapısını sizlerle oluşturacağız. Kritik politikaların belirlenmesinde sizin görüşünüzü alacağız ama asla ve asla size rağmen bir adım atmayacağız.” şeklinde konuştu.
İYİ Parti yönetiminin kendisine emanet edilmesi durumunda nasıl bir parti olacağını delegelerle paylaşan Aydın, sözünü tutan ve dediklerini yapan bir insan olduğunu söyledi.
2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde İYİ Parti sayesinde ilk kez muhalefetin iktidarı yenilgiye uğrattığını savunan Aydın, 2023 seçimlerinde de muhalefet için iktidar fırsatı doğduğunu ama fırsatın 6’lı masa sürecinde heba edildiğini dile getirdi.
Aydın, şöyle konuştu:
“İYİ Parti, 1 Nisan 2018 kurultayımızdaki ruhu ve heyecanı yakaladığı gün, yeniden iktidar hedefine kilitlenecektir. Şimdi yeniden söz veriyorum, o ruhu, o heyecanı hep birlikte yeniden yaşayacağız. Bir yıl içerisinde 81 ilin, 973 ilçenin ve 390 beldenin tamamında güçlü bir şekilde var olacağız. Yeniden mahallelere, köylere kadar teşkilatlanacağız. Biz, bunu yaptık, yine yaparız ve yine hep birlikte başarırız. Bir milyon üye hedefimize hazır olun ve bunu el ele vererek hep birlikte başaracağız. Parti tüzüğümüzde antidemokratik olarak değerlendirilen tüm maddeler gözden geçirilecek ve siz delegelerimizin iradesiyle de tadil edilecek.”
AKŞENER’E ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM
İYİ Partinin genel merkez yapılanması ve genel başkanı olan bir gençlik kollarına yeniden sahip olacağını belirten Aydın, partide kadın teşkilatını güçlendireceklerini ve kadın temsilini artıracaklarını söyledi.
Tüm genel başkan adaylarına başarı dileğinde bulunan Koray Aydın, “Kurucu Genel Başkanı’mıza, Sayın Meral Akşener Hanımefendi’ye şükranlarımı sunuyorum. Hep beraber yürüttüğümüz bu siyasi mücadelede bize öncü oldu. Emek verdi, ter akıttı. Şimdi de partimizin önünü açtı. Kendisi her daim partimizin kurucu lideri olarak kıymet görecektir.” diye konuştu.
GÜNAY KODAZ
İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Genel Başkan adayı Günay Kodaz, kurultaydaki konuşmasında İYİ Partinin umudun partisi olduğunu söyledi.
Genel merkezin doğru politikalar oluşturamadığı takdirde gayret ve fedakarlıkların partilerini iktidara taşımaya yetmeyeceğini belirten Kodaz, “Yorgun yöneticileri ve eski fikirleri ısrarla parti başında tutup partimizi milletimiz için umut olmaktan çıkartacak mıyız? Ülkemizin demokrasi pencerelerini kapatacak mıyız? Kimsesizlerin sesi olmaktan vazgeçecek miyiz? Asla.” ifadelerini kullandı.
Kodaz, İYİ Partiyi yeni kadrolarla ve yenilikçi fikirlerle şahlandırarak iktidara taşıyacaklarını dile getirdi.
Partide birçok haklı sesin susturulduğunu savunan Kodaz, “Bu susturulan ve halen de susturulmak istenen seslerden biri de benim sesimdi. Genel başkan adayı olmak için parti içerisinde hukuk mücadelesi vermek zorunda bırakıldım. Bu süreçte tek kadın olarak, kadın hareketi denilen bir partide maalesef sürekli yok sayıldım.” ifadelerini kullandı.
]]>Öte yandan vatandaşlardan Hilmi Arslan ve Fatma Arslan çifti, kızları Ömür Arslan’ın (19) bir süre önce Aydın’da eski sevgilisi tarafından öldürüldüğünü belirtip, maddi destek talebinde bulundu. Özel, konuyla ilgileneceğini belirttiği sırada baba Hilmi Arslan baygınlık geçirdi. Sağlık ekiplerince ambulansta müdahale edilen Arslan’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
‘İSRAFA KARŞI TASARRUF GENELGESİ YAYINLAYACAĞIZ’
Özgür Özel ile İl Başkanı Horzum, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne motosikletle gitti. Özel, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nu makamında ziyaret etti. Burada konuşan Özel, “Seçimi kazandıktan sonra motora birlikte bineceğimizin sözünü Horzum’a vermiştim. Motordan düşersem liderlik algısına zarar verebileceği söylendi. Liderlik algımızın temel taşı, verdiğimiz sözü tutmaktır. Bugüne kadar verdiğim her sözü tuttum” dedi.
Belediye başkanlarından taleplerinin 3 kademeli olduğunu kaydeden Özel, “Birincisi, standart belediyecilik hizmetlerinin eksiksiz yerine getirilmesi, ikincisi sosyal projeler. Yoksula, emekliye, ‘Belediyeden acaba bir şey gelir mi?’ diyen herkese değecek projeler yapılacak. Bunların hepsi tamamsa ve insanlar artık her şeyden memnunsa şaşalı projeler, vizyon projeler yapabiliriz. Bu da üçüncü kademedir. Ayrıca genel sekreterimizle önümüzdeki hafta belediyelerimize israfa karşı tasarruf genelgesi yayınlayacağız. İhtiyaç varsa alınır, ihtiyaç varsa mutlaka hizmet görülür. Ama israf olmaz, önüne gelene makam aracı, araç tahsisi olmaz. Başkanın başlattığı meseleyi bütün Türkiye’de önemli bir genelge ile belediyenin her kademe hizmetinde israfın ve savurganlığın önüne geçeceğiz” dedi.

‘BALIKESİR VE DENİZLİ BİRBİRİYLE YARIŞIYOR’
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan CHP lideri Özgür Özel, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti yönetiminden kalan borcunun sorulması üzerine, şunları söyledi:
“Denizli’deki borç zaten kamuoyunca malum. En yüksek borçlu belediyeyi devralmakta Balıkesir ve Denizli birbiriyle yarışıyor. Bu belediyeleri AKP’nin başta büyük iddialarla genel iktidara taşınması noktasında yerelden elde ettikleri başarılarla başladığı ama sonra rant ve israfa savruldukları belediyecilik anlayışından teslim aldık. Bunu 2019’da yaşadık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şimdi resmi raporlarla ortada. Son 5 yıldan önceki 5 yıla göre yarı kat harcama ile iki kat fazla hizmet yapmış. Dört kat fark var. Bunun biri gerçek harcama, 3’ü israf ve yandaşa rant devşirmeden kurtulmaktan kaynaklanıyor. Hesap böyleyse işimiz kolay. Her yerde böyle. Dün başkan Denizli’de sinek ilaçlaması yapıldığını, geçmiş dönemde sadece kiralama sözleşmesiyle maliyetin 4 trilyon olduğunu, kendisinin ise aletleri yarı fiyatına aldığını söyledi. Böylece bu senenin maliyeti iki senede çıkmış olacak ve araç, gereç yanına kar kalacak. İhalenin Adalet ve Kalkınma Partisi’nden alınıp, CHP’li şirkete verilmesiyle aynı paraları kazanmasını, paranın bir miktarını da partiye vermesi söylenebilirdi ama öyle bir şey yok.”
‘RAPOR HAZIRLIYORUZ’
Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Belediyelerimizin toplam borcu, nerelere olduğunu ve bunu nasıl yöneteceği konusunda bir çalışmamız var; rapor hazırlıyoruz. Önümüzdeki hafta Sayın Cumhurbaşkanı ile görüştüğümüzde bu konuyu değerlendireceğimizi tahmin ediyorum. Sonuçta Türkiye ekonomisinin yüzde 80’inin bulunduğu belediyeleri yönetiyoruz. Oralardaki harcamalar, aksaklıklar, geçmişteki israflar sadece bizim konumuz değil. O konuyla ilgili de gerekli görüşmeleri yapacağız. Kendi pratiğimizden biliyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP’den borçla aldığımız belediyeleri bu dönem sonunda başkanlarımız borçsuz noktalara getirdiler. 5 yılda batmış belediyeyi borçtan kurtarıp, makul bir borcun döndüğü ve hizmetlerin çok daha yüksek görüldüğü hale getiriyoruz. Bunun adı da CHP belediyeciliğidir. Denizli bu anlamda doğru karar verdi.”
‘ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ BİRİNCİ PARTİ YAPMANIN SORUMLULUĞUNU TAŞIYORUZ’
Özgür Özel ardından Delikliçınar Meydanı’ndaki halk buluşmasına katıldı. Burada otobüsün üzerinden vatandaşlara seslenen Özel, şöyle konuştu:
“Seçimlerden sonra bu otobüsün üstünden ilk defa konuşma yapıyorum. Buradan hemşehrilerime, Ege’nin bir evladına sahip çıkan ve sonuna kadar arkasında duran Denizli’nin güzel insanlarına yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Bundan sonra CHP, Atatürk’ün vasiyetidir ki kimsesizlerin kimsesi olacak. Bundan sonra Atatürk’ün vasiyetindeki gibi CHP’nin yönettiği belediyelerde çiftçi milletin efendisi olacak. Bundan sonra açlığa, yoksulluğa terk edilen emeklilerin arkasında Denizli Büyükşehir Belediyesi olacak. Seçimle büyük bir zafer kazanmadık. Bunu bir zafer olarak görmüyorum. Seçim sonuçlarını bir görev, bir vazife, millet adına fırsat olarak görüyorum. Bu seçim bizim için sevinmenin, mutlu olmanın, birbirini tebrik etmenin yanında sorumluluğu hatırlamanın, kimseyi üzmemenin, kimseyi dışlamamanın, kimseyi öteki hissettirmemenin sorumluluğunu sırtımıza aldığımız ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yapılacak ilk genel seçimlerde, milletin, halkın iktidarını kurup, Atatürk’ün partisini birinci parti yapmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Millet görev verdi, mahcup etmeyeceğiz. Oy verdi, pişman etmeyeceğiz. Oy vermeyenleri asla yalnızlaştırmayacağız. Bu seçimleri Türkiye ittifakı kazandı, Türkiye kazandı. Türkiye’nin yüzünü güldüreceğiz.”

‘YANLIŞ POLİTİKALAR BÜYÜK SIKINTI YARATTI’
Denizli’nin tekstilin başkenti olduğunu söyleyen Özel, “Denizli, dolar kurunu ‘Enflasyon faiz ile düşmez, faiz sebeptir, sonuç değildir’ diyen, faizi inadına indiren, enflasyonu fırlatan, dolar fırladıkça kur korumalı mevduatı icat eden, hem milletin parasını bir avuç zengine veren hem doları bizler için pahalı, tekstil için ucuz hale getiren, bu açmazda ihracatı baltalayan yanlış politikalar büyük sıkıntı yarattı. Tekstilde büyük istihdam düşüşleri, kapanan fabrikalar, atölyeler Denizli’de büyük bir işsizlik yarattı. Bu sorunların çözülebilmesi için mücadele ederken, iş yeri sahiplerinin yurt dışına çıkışta yaşadıkları vize sorunları, fuarları gitmeyi, yeni anlaşmalar ve pazarlar bulmayı zorlaştırırken, bir yandan Denizli’deki işsizliği kalıcı hale getirdi. Bunun için hem iş dünyasının hem Denizli’nin vize sorununu geçtiğimiz günlerde görüştüğümüz Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier’e aktardım. Kendisi elinden geleni yapacağının sözünü verdi” dedi.
‘YÜKSEK VERGİLERLE KARŞILAŞIYORLAR’
Özel, “Denizli’deki çok sayıda sanayicinin, Türkiye’deki irili, ufaklı şirketlerin, KOBİ’lerin, esnafın önemli sorunlarından bir tanesi de bugünlerde çok konuşulan enflasyon muhasebesi. 2024 ile birlikte yürürlüğe girdi. Ancak varlıkların enflasyona göre yeniden değerlenmesi, finansal tabloların güncellenmesine ‘Evet’ derken, birileri tuttu enflasyonla değeri artan, güncellenen varlıklardan kar etmişsiniz gibi hesaba katarak, vergi almaya kalktı. Bu yok zamanda krediye muhtaç, ayakta duramayan firmalar varken, devletten KDV alacağı toplamda 10 milyar dururken, şimdi ellerindeki varlıkların enflasyona uyarlanması ile yüksek vergilerle karşılaşıyorlar. Ayrıca 3 ayda bir beyanname düzenlenmesi, mali müşavirlerin sırtına eklenen yükler hem o meslek alanında hem de vatandaşı inanılmaz şekilde zorluyor. Finansal tabloların güncellenmesine ‘Evet’, yeni vergilere, kazanmadan vergi vermeye, alacaklıyken borçlu çıkmaya ‘hayır’ diyoruz” diye konuştu.
‘GÜNDEMİ DEĞİŞTİRMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİM’
“Çok sayıda şirket iflasın, konkordatonun eşiğindedir” diyen Özgür Özel, “Yeter artık, düşün milletin yakasından. 31 Mart seçimleri yeni bir siyasi hat çizmiştir. Seçim döneminde vatandaşın gündemi olmayan hiçbir gündemle meşgul olmayacağımı, birileri istedi diye onlarla kavga etmeyeceğimi söyledim. Gündemi değiştirmelerine izin vermeyeceğim. Kavgayı emekliler, çiftçiler, esnaf ve gençler için vereceğim. Almanya’da Türkiye’deki emeklilerin 272 euro maaş aldığını söyledim. 2 bin 700 euro olarak düzeltmeye çalıştılar. Fransa’da bir sıfırın eksik olduğunu, tercüme hatası olduğunu sandılar. O gün kendime ‘Ey Özgür Özel, Türkiye’deki 272 euroluk emekli maaşının Almancaya, İngilizceye tercümesi yok. Milletin bir sıfır eksik sandığı bu sefalete emeklilerimizi mahkum edenlere yazıklar olsun’ dedim” ifadelerini kullandı.

‘BENİ SEVEN ARKAMDAN GELSİN’
Büyük bir mücadelenin başladığını söyleyen Özgür Özel, “Dün Çorlu tren kazasında, evladını kaybeden annelerin, babaların, gözü yaşlı eşlerin, babasız kalmış evlatların yanındaydık. Pazar günü Ulus’ta atanmayan öğretmenlerle birlikte olacağız. Bundan sonra mağdur ve mazlumun yanında dimdik duracağız. Yakında ilan edeceğimiz emekli mitingiyle emeklilerin sesini duyuracağız. ‘Siz oyunuzu attınız, göreviniz tamam, bekleyin’ diye bir şey yok. Bundan sonra bu ülkeyi kurtarmak için hepimize önemli görevler düşüyor. Sizlere güç veren, sizlerden güç alan, sokaktan korkmayan, meydandan çekinmeyen, müzakere de eden mücadele de eden yepyeni, dinamik, sonuç alan bir siyaset için yola çıktık. Beni seven arkamdan gelsin. İttifakımız, siyasi parti ittifakı değildir. İttifakımız bir araya gelmiş, milletin canı yanarken, açlıktan kıvranırken, onları duymayan Cumhur İttifakı değildir. Bizim ittifakımız adını memleketimizden, renklerini ay yıldızlı al bayrağımızdan alan ‘Türkiye ittifakı’dır” diye konuştu.
Özgür Özel daha sonra Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ile Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur’u da ziyaret edip, Denizli’den ayrıldı.
Trump’ın hazır bulunduğu duruşmada, jüri üyeleri savcılığın ilk tanığı olan National Enquirer yayıncısı David Pecker’ı dinledi. Pecker’in Trump’ın başkanlık yarışına zarar verebilecek olumsuz hikayeleri bastırmak için medya gücünü kullandığı öne sürülüyor.
Savcılar, Trump’ın Daniels’e söz konusu ödemeyi yaparak karşı karşıya olduğu diğer suçlamalar da düşünülünce seçmenleri kandırmaya yönelik suç teşkil eden bir çaba olarak nitelendirerek, Trump’ı 2016 seçimlerine hile karıştırmakla suçladı.

“Bu saf ve basit bir seçim sahtekarlığıydı”
Savcı Matthew Colangelo, “Bu, 2016 seçimlerini etkilemek, Donald Trump’ın davranışları hakkında kötü şeyler söyleyen insanları susturmak için yasadışı harcamalar yaparak seçilmesine yardımcı olmak için planlanmış, koordine edilmiş, uzun süredir devam eden bir komploydu. Bu saf ve basit bir seçim sahtekarlığıydı” dedi.
“Buna demokrasi denir”
Trump’ın avukatı Todd Blanche ise, jüriye Trump’ın herhangi bir suç işlemediğini ve Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg’in söz konusu davayı açmaması gerektiğini belirtti. Blanche, “Seçimleri etkilemeye çalışmak yanlış bir şey değil. Buna demokrasi denir. Bu fikre sanki bir suçmuş gibi uğursuz bir anlam yüklüyorlar” dedi.
“Bu, beni seçim kampanyasından uzak tutmak için Biden’ın yürüttüğü bir cadı avıdır”
Duruşmanın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Trump, duruşmanın “çok iyi” geçtiğine inandığını belirterek, Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg’in başlangıçta bir iddianame hazırlamak istemediğini aktardı.
Trump, davanın içeriğinin “uzun yıllar öncesine dayandığını” ifade ederek, “Bu, beni seçim kampanyasından uzak tutmak için Biden’ın yürüttüğü bir cadı avıdır” dedi.
Hakkındaki sivil dolandırıcılık davasının yargıcı Arthur Engoron’u hedef alan Trump, “ne olup bittiği hakkında hiçbir fikri olmadığını” belirterek, basit finansal kavramları anlayamadığını ancak yine de “dünyayı sarsan” bir karar verdiğini öne sürdü.
“Sus payı” davası
Yetişkin film oyuncusu Daniels, Trump ile yaşadıkları ilişki konusunda sessiz kalması için 2016 yılında 130 bin dolar karşılığında bir anlaşmaya imza attığını ifade etmişti. Daniels, anlaşmanın Trump tarafından imzalanmadığı gerekçesiyle geçersiz olduğunu savunmuştu. Trump ise Daniels’ın iddialarını yalanlamıştı. Ancak Trump’a 2016’daki seçim kampanyasından önce avukatlık yapan Michael Cohen, Daniels’a Trump adına kendi hesabından 130 bin dolar ödeme yaptığını doğrulamıştı. Cohen, daha sonra kendisine Trump’ın şirketleri tarafından ikramiyelerle birlikte yaklaşık 420 bin dolar geri ödeme yapıldığını iddia etmişti.
Cohen, Trump’ın seçim kampanyasına yönelik yürütülen soruşturmada “vergi kaçırma” ve “Kongre’ye yalan söyleme” suçlamalarıyla gözaltına alınmış, çıkarıldığı mahkemede kampanya finansmanı ihlalleri de dahil olmak üzere 9 federal suçlamayı kabul etmiş, Aralık 2018’de 3 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Trump, geçtiğimiz sene 4 Nisan’da söz konusu ödemeyi örtbas etmek için mali kayıtlarda tahrifat yapmakla suçlandığı dava kapsamında hakim karşısına çıkmış ve duruşmada kendisine yöneltilen suçlamaları dinledikten sonra 34 suçlamanın tümünü reddetmişti. Dava, 15 Nisan’da jüri seçimiyle başlamıştı.
HABER7
CHP’nin yerel seçimde PKK uzantısı DEM Parti desteğiyle elde ettiği kısmi başarı, terör örgütü elebaşılarını heyecanlandırdı. PKK’nın eli kanlı teröristlerinden Duran Kalkan, CHP’nin yeni dönemde hangi rotayı izlemesi gerektiği yönünde Özgür Özel’e tavsiyelerde bulundu.
CHP’nin cumhuriyeti demokratikleştirmesi ve “kürtlere” alan açması gerektiğini söyleyen PKK elebaşısı Duran Kalkan, Türkiye’nin hudut ötesi harekatlarına karşı “Türk ordusunun Irak’ta ve Suriye’de ne işi var?” diyerek karşı çıkmaları gerektiğini yönünde muhalefete akıl vermeye kalktı.
DEM Parti’yi işaret ederek “Seçimde de mücadele ediyoruz, seçimsiz de mücadele ediyoruz. Böyle bir hareketiz.” diyen PKK’lı terörist Duran Kalkan, AK Parti ve MHP’ye oy veren seçmene ise “sürü” diyerek hakaret etti.
DEM’LE İTTİFAK TERÖRİSTİ ŞIMARTTI… ÖZEL’İN NE YAPMASI GEREKTİĞİNİ SIRALADI
Terör örgütü PKK’nın sözde Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, terör uzantısı Medya Haber televizyon kanalında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik şu sözleri kullandı:
“Özgür Özel’in başkanlığındaki CHP, işte Kılıçdaroğlu’nun düşüşü ardından girdiği seçimde yeni bir durum yarattı. Birinci parti oldu, sorumluluk üstlendi. 50 yıl önce Ecevit de öyle bir çıkış yaptı. Fakat ideolojik olarak, resmi ideoloji denen, özünde de kültürel soykırımı ifade eden, Kürt düşmanlığı biçiminde somutlaşan zihniyeti ve siyaseti aşamadığı için bir yenilik yaratamadı. O kadar uğraştı, mücadele etti, bakın izi bile kalmadı. Şimdi bir CHP için bir şans, fırsat olabilir mi? Özgür Özel yönetimi gerçekten bu durumu aşabilir mi bilemiyoruz. Aşmasını ister insan. O zihniyeti ve siyaseti aşabilir mi /…/ Gerçek cumhuriyeti özümseyecekler, bir de cumhuriyetin demokratikleşmesini gerçekten isteyecekler. Asgari demokrasi ilkelerine sadık olacaklar. Böyle bir program ortaya koyabilecek mi?”

MUHALEFETE HİZA ÇİZDİ: “TÜRKİYE’NİN NE İŞİ VAR IRAK’TA DEYİN!”
Türkiye’nin hudut ötesindeki terör yapılanmalarını yok etmeye yönelik askeri hazırlıklardan duyduğu korku ve paniği sözlerine yansıtan terörist Duran Kalkan, umudunu yine muhalefete bağlayarak şunlar söyledi:
“Başta CHP olmak üzere Türkiye’nin siyasi çevrelerini uyarıyorum. Buna alet olmasın kimse. Bu tür şeylere kalmasınlar. Türk ordusunun Irak’ta ve Suriye’de ne işi var? Bunu söyleyebilirler. Bunu söylemek milliyetçilikten uzaklaşmak değildir, yurt sevgisinden kopmak değildir. Tam tersine kendi iktidarı için Türk evlatlarını Irak’a, Suriye’ye, bilmem Libya’ya, şuraya buraya gönderen, bunu paralı asker olarak ölüm üzerine gönderen bir yönetimden kurtulmaktır. Bir anlayıştan kurtulmaktır. Bu insanları böyle bir felaketten kurtarmaktır.”

DEM’Lİ İTİRAF: SEÇİMDE DE MÜCADELE EDİYORUZ
Terör örgütü PKK elebaşı Kalkan, siyasette de yer aldıklarını itiraf ettiği konuşmasında, “Şimdi çeşitli güçler ne yapar bilemeyiz. Yani bir erken seçime zorlarlar mı, istifa isterler mi onu? Siyaset yapacak güçler belli. Biz mücadele vereceğiz. Seçimle yapmıyoruz bu işi. Seçimde de mücadele ediyoruz, seçimsiz de mücadele ediyoruz. Böyle bir hareketiz.” dedi.
MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR SEÇMENE ALÇAK SÖZLER: “BAZI SÜRÜLER…”
AK Parti ve MHP’ye oy verenlere hakaret eden terörist Duran Kalkan, seçim sonuçları üzerinden yaptığı yorumda, “Bazı çevreler, AKP-MHP faşizminin Türkiye’nin değişik yerlerinde çok etkili olduğunu, faşist kilitlenmenin oluştuğunu, insanların beyninin yıkandığını, ırkçı, milliyetçi, şoven bilinçle dolu olduklarını, bunları değiştirmenin çok zor olduğunu söylüyordu. Bu seçimler bu anlayışı yerle bir etti. Açıkça ortaya çıktı ki Türkiye toplumu değişime açık. Öyle kemikleşmiş filan değil. Öyle bazı sürüler var mı? Var tabii. Ama sorun onlar değil. Onların dışındakileri de görelim. O çok küçük bir azınlık. Büyük çoğunluk aslında bir arayış içerisinde.” hezeyanlarını dillendirdi.
Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;
31 Mart Pazar günü bir demokrasi bayramı olan mahalli idareler seçimini gerçekleştirdik. Doğudan batıya güneyden kuzeye yurdumuzun dört bir köşesinde vatandaşlarımız sandık başına gitti.
Bölücü örgüt yandaşlarının seçmeni baskı altına almaya dönük teşebbüsleri amacına ulaşamadı. Seçim günü milletimizin sergilediği demokratik olgunluk gerçekten takdire şayandır. Vatandaşımız iradesini ortaya koymuştur. 85 milyon olarak birlikte var olduğumuzu hep birlikte Türkiye olduğumuzu tüm dünyaya yeniden gösterdik.
AK Parti teşkilatları hem kampanyada hem de sandık günü olağanüstü bir mücadeleyle çalıştı. Buradan Cumhur İttifakı olarak birlikte hareket ettiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve ülkücü kardeşlerimize de teşekkür ediyorum.
3 İLÇE VE 7 BELDE DE SEÇİMLER TEKRARLANACAK
YSK şimdiye kadar 3 ilçe ve 4 belde de seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak şimdiden bu seçimlere hazırlanacağız. Bu seçimlerin ilk göze çarpan katılım seviyesinin yüzde 78 ile düşük olmasıdır.
“16 MİLYON SEÇMENİN İRADESİ SANDIĞA YANSIMAMIŞTIR”
Bu açıdan birçok zaviyeden kapsamlı değerlendirmeyi hak ediyor. 16 milyon seçmenin iradesi sandığa yansımamıştır. Katılım oranının düşüklüğü partimizin oylarını da etkilemiştir.

‘HATAY’ ÇIKIŞI: AKLA ZARAR PEK ÇOK YALAN SÖYLENDİ
Hatay’a özel bir parantez açmak durumundayım. Hatay pek çok siyasi tartışmalara meze edilen bir şehir oldu. Hatay üzerinden sosyal fay hatlarımızla oynamaya çalıştılar. Hatay bu kirli senaryolara karşı tavrını çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Hataylı vatandaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum.
Ancak ölülere oy kullanıldığı gibi akla zarar pek çok yalan söylenmiştir. Önümüzdeki dönemde şehrimizi ziyaret ederek Hataylı kardeşlerimize teşekkür edeceğiz. Özellikle depremzede şehirlerimizin süratle ayağa kaldırılması gündemimizin ilk sırasında yer almaya devam edecektir.
“SONUÇLARA BAKARAK FARKLI HEVESLERE KAPILAN ZAVALLILAR OLDUĞUNU GÖRÜYORUM”
Seçim sonuçlarından herkes kendisine göre dersler çıkaracaktır. Sonuçlara bakarak farklı heveslere kapılanlar olduğunu görüyorum. Bunun bir yerel seçim olduğunu unutup şımaranlar, farklı heveslere kapılan zavallılar olduğunu görüyorum. Adete bir genel seçim havasına kapılarak sanki ülkeyi yöneteceklerini zanneden zavallılar.
81 ilimizde tek bir iktidar vardır o da 14-28 Mayıs’ta milletin ülkeyi yönetme vazifesi verdiği Cumhurbaşkanı ve kabinesidir. Dün 16.toplantımızı yaptığımız kabinemiz de görevinin başındadır.
“MİLLETİMİZ, SAMİMİ VE CESUR BİR ÖZELEŞTİRİ YAPMAMIZI İSTEMİŞTİR”
Milletimiz bizden kapsamlı, samimi ve cesur bir özeleştiri yapmamızı istemiştir. Milletimizin mesajlarını baş tacı ederken sadece bununla yetinmeyip bu mesajların gereğini de yerine getireceğiz.
“MİLLETİN TALEPLERİ VE TENKİTLERİ DOĞRULTUSUNDA BÜNYEMİZDE GEREKLİ DEĞİŞİMİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”
Bizi var eden ilkelerimize çok daha sıkı sarılacağız. Milletin verdiği mesajları doğru okumalıyız. Muhasebeyi yapmak aziz milletimize karşı görevimizdir.
Milletin talepleri ve tenkitleri doğrultusunda kendi bünyemizde gerekli değişimi gerçekleştirecek, daha da güçlenmiş bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.
Partimizin tökezlemesini bekleyen rakiplerimizi asla sevindirmeyeceğiz. Önümüzdeki dönemi yeni bir şahlanışın dönüm noktası haline getireceğiz.
“GEREKLİ ADIMLARI ATMAYA BAŞLIYORUZ”
Milletimizin dışında hiç kimsenin yönlendirmesine ihtiyacımız yok. Buradan muhalefete de AK Parti üzerinden kendilerine ikbal devşirmeye çalışanlara da ekmek çıkmaz.
Gerekli adımları atmaya başlıyoruz. 4 yıl boyunca bu yetkiyi, bu mesuliyeti omuzlarımızda taşıyacağız. Milletimizin bizden beklentilerini iyi biliyoruz.
ENFLASYON MESAJI: MÜCADELEMİZİ ZAFERLE SONUÇLANDIRACAĞIZ
Seçimin olmadığı 4 yıl içinde enflasyonlar mücadelemizi zaferle sonuçlandıracağız. Geçmişte yaptık, yine yapacağız. Terörle mücadelede taviz vermeyeceğiz. Güvenlik meselelerinde geri adım atmadan haklarımızın peşinde koşacağız.
Haber7-ÖZEL
Türkiye 31 Mart’ta bir seçim sürecini daha geride bıraktı. AK Parti’nin 15’i büyükşehir toplam 39 olan belediye sayısı bu seçimde 24’e düşerken birinci parti olma niteliğini de kaybetti.
31 Mart‘ta yerel seçim sonuçlarının ardından AK Parti’de seçim analizi için çalışmalar derhal başladı. AK Parti, seçim sonrası ilk Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısını 2 Nisan‘da gerçekleştirdi. 2024‘ün ikinci yarısında da kongre yapılması ve kongrede parti içinde büyük bir revizyon olması bekleniyor.
AK Parti’deki seçim sonrası değerlendirmelerinin nasıl yürütülmesi gerektiğine ilişkin uzmanlar görüşlerini Haber7‘ye aktardı. Tecrübeli isimler AK Parti’deki değişim çalışmalarının kişi endeksli olmamasını daha çok ‘bakış açısı‘ değişiminin ön plana çıkarılmasını gerektiğinin altını çizdi.
Genar Başkanı İhsan Aktaş, Gazeteci yazar Serdar Arseven ve Gazeteci Yazar Ekrem Kızıltaş’ın açıklamaları şu şekilde;
“DEĞİŞİM KİŞİLERE ENDEKSLENMEMELİ”
Genar Başkanı İhsan Aktaş, geçtiğimiz salı günü yazısında da AK Parti’de yapılacak seçim analizine yönelik bir değerlendirme yaptığını belirterek, değişim tartışmalarının kişilere endekslenmemesi gerektiğine vurgu yaptı. Aktaş, “Değişim tartışmaları kişilere endekslendiği zaman burada biraz sağduyu ortadan kalkıyor. Acaba gerçek anlamda olması gereken insanlar mı konuşuluyor. Yoksa insanların birebir sorunu olduğu insanlar mı merkeze alınıyor. Burası siyasetin değişim tarafının sorunu.” dedi.

Aktaş, ‘kendi kanaatim’ diyerek AK Parti’deki durumu şöyle özetledi;
Benim kendi kanaatim şu; Nihayetinde bir siyasi partiye yapılan şikayetler, eleştiriler, siyasi parti tarafından bilinir. Topluma açıklık kapalılık, toplumla işçi olma işte tekliflere açık olma, tekliflerin değerlendirilmesi ya da sistematik mekanizmada işleyen, işlemeyen durumlar. Burada benim kendi kanaatim, AK Parti süreçleri fikir düzeyinde ele alması. Fikir düzeyinde tartışması.
AK PARTİ’YE SİYASET ŞURASI ÖNERİSİ
Salı günkü yazısında AK Parti’ye bir öneride bulunduğunu söyleyen Aktaş, AK Parti’nin 2024 kongresi öncesi bir haftalık bir siyaset şurası yaparak hükümet meselelerini, Cumhurbaşkanı sistemi revizyonunu ve siyasetin tıkanma noktalarına kadar birçok şey tartışarak kongreye gitmesinin isabetli olacağını ifade etti.
“Fikirde yenilenme olduğu zaman o yeni fikre göre yeni insanlar modellenebilir.” diyen Aktaş, “Bir de AK Parti’nin tabii şöyle doğal olarak geniş isim havuzu oluştu. Yani bir kanaat önder kitlesi oluştu. Bunların yönetilmesinin de zorlukları var. Sayın Cumhurbaşkanımız bugüne kadar mümkün mertebe kimseyi sistemin dışarısına çıkartmadan yönetti. Hükümet olmanın da buna verdiği imkanla parti genel yönetimler. Evet. Burada dediğim gibi mezunun şeyden ziyade kişilerden ziyade, fikir ve projeler üzerinden tartışılması ve tıkanan mekanizmalarını yeniden tartışmaya açılması bir de AK Parti’nin iki dönem tecrübesi var. Bir kuruluş döneminde AK Parti bunları yaptı. Yani yeni kurulmuş bir parti gibi çalıştı zaten kurulmuştu. İkincisi 7 Haziran’dan 1 Kasım’a giderken AK Parti o dönemde topluma açıldı, dinledi, kendini eleştirdi ve kısa zamanda bir toparlanma yaptı. Yani bu iki tecrübe üzerine AK Parti kendini bina edebilir. Bir de Türkiye’de hala sivil toplum diyaloğu, toplumsal tabanı biriktirdiği siyasi müktesebatı açısından bu konuda AK Parti hala rakipsiz.” şeklinde konuştu.
Aktaş sözlerini şu şekilde sonlandırdı;
İş üreten, bilgi üreten, icraat üreten bir parti. Ben öyle zannediyorum ki böyle siyasi fikirlerde birtakım yenilenme ve belli başlı setlerinin müzakere edilmesi ve bir de yüzyılın başlangıcı ya yani Türkiye yüz yılı meselesinde bence yüz yıllık perspektifi AK Parti için çalışırsa ben birinci çeyrek yani 25 yıl şurası gibi ifade kullandım. Hem siyaseti, hem hükümeti, hem de bu Türkiye yüz yılı çerçevesinde harmanlayıp geniş bir gelecek yüzyıl perspektifi çıkarabilir AK Parti. Bu kabiliyeti hala vardır.

ARSEVEN: ÖNCE İSİMLER DEĞİL İLKELER
Gazeteci yazar Serdar Arseven, değişim tartışmalarının isimler özelinde değil bakış açısı gibi temel unsurlar üzerinde yapılması gerektiğini söyledi. Yapıcı eleştirilerden istifa edilmesinin zaruretine değinen Arseven; eğitim, aile ve kültür alanında köklü hamleler yapılması çağrısında bulundu. Arseven, verilen sözlerin tutulmasına azami gayret edilmesi, bu sayede sözün ağırlığının kaybolmamasının önemine değindi.
YAPICI ELEŞTİRİ NİMETTİR
Haber7’ye konuşan Serdar Arseven, “Bazı noktalardaki sıkıntıları görüp gerek yazılarımda gerek sosyal medya paylaşımlarımda bunlara dikkat çekerek ikazda bulundum. Fakat şöyle bir hava vardı, özellikle medyasında, sosyal medyasında her türlü eleştiriyi tepkiyle karşılayan ve adeta fitne olarak gören, ‘zayıflatmak istiyor’ gibi düşünen bir bakış açısı vardı. Bundan dolayı her türlü eleştiriye tepkiyle yaklaşılan bir iklim vardı. Bakış açısı, bilgiye dayalı ve yapıcı eleştiriden istifade etmek yönünde ayarlanmalıdır. ‘Her eleştiren düşmandır, kötü niyetlidir’ gibi kimi aydınların damgalamaları üzerinden yürüyen süreç sağlıklı bir süreç olmaz. Yapıcı eleştiriler nimet olarak görülmeli ve istifade edilmelidir. Yoksa AK Parti mesafe alamaz.” dedi.
Arseven, önerilerini şöyle sıraladı:
“Partide kişiler özelinde değişim gündeme getiriliyor. ‘Şu gitsin bu gelsin, şu değişsin bu kalsın’ şeklinde… Tabii ki seçimdeki başarısızlıktan dolayı sorumluluk sahibi olanların öncelikle görevden alınıp yerine yenisi getirilirse küçük bir morallenme olur. Fakat sorunu çözmez. Bugüne kadar kabineye AK Parti iktidarlarında birçok isim geldi gitti. Çok değişiklik yapıldı. Fakat gelinen noktada birçok değişiklik yapılmasına rağmen değişim ve yenilenme ihtiyacına dikkat çekiliyor. Demek ki sorunu Erhan Afyoncu’nun ifadesiyle ‘Fatih Sultan Mehmet’in kelle alması gibi’ bir yönelim sorunu çözmüyor. Geçici bir toparlanmaya işaret ediyor fakat kalıcı olarak sorunun çözümünü sağlamaz.”
MESELE SEÇİM DEĞİL TÜRKİYE MESELESİ
Aile, eğitim ve kültür sahasında yürütülen politikaların değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Arseven, “Temel meseleleri görmek lazım. Bir kere sadece AK Parti’nin bugünü için değil, seçimi kazanmak için de değil Türkiye meselesidir. Eğitim, kültür ve aile alanındaki politikalar medeniyet kollarımıza uygun olarak ihya edilmelidir. Ailemiz dağılmaya devam ederse, boşanmalar artmaya, evlenmeler azalmaya, evlenme yaşı gecikmeye, doğurganlık oranı sıfıra yaklaşmaya devam ederse çok farklı problemler çıkacaktır karşımıza.” diye konuştu.
Arseven, “Eğitim alanında milyonlarca üniversite mezunumuz var ama bunların çoğu mesleksiz mezun. Bu nedenle piyasada nitelikli eleman bulunamıyor. Bu da mutlaka çözülmesi gereken bir mesele. İnsanlar ne kadar çok üretici olursa ekonomiden aldıkları pay o kadar artar. Türkiye’de işsizlikten çok mesleksizlik ve vasıfsızlık vardır. Sanayilerde işadamları vasıflı eleman, usta arıyor. Vasıfsızlar da iş arıyor… Dolayısıyla üretimi destekleyecek bir eğitim altyapısı oluşturmak lazım. Manevi eğitime de önem veren bir yapıyı oluşturmak lazım.” ifadelerini kullandı.
KÖPEK SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ GİBİ VAATLER YERİNE GETİRİLMELİ
“Kültür anlamında ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Bunun içerisine medya, aydın ve genç yetiştirme de girer.” diyen Arseven, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sözün ağırlığı da azalmamalıdır. Mesela sokak köpekleri meselesinde defalarca ‘bu iş çözülecek’ denildiği halde bir çözüm olmayınca… Zincir market fırsatçılığı başlığı altında ‘fahiş fiyat sorunu çözülecek’ denildiği halde çözüm olmayınca verilen sözün ağırlığı kalmıyor, inandırıcılığı azalıyor.”

“AK PARTİ’NİN CİDDİ ÇALIŞMA YAPACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Seçimlerde alınan neticelerle alakalı değerlendirmelerin hemen tamamının subjektif olduğunu belirten Gazeteci Yazar Ekrem Kızıltaş ise kendi çapında her bir değerlendirmenin önemi olduğunu belirterek “Ama eninde sonunda geride kalan yerel seçimlerle alakalı meşhur hikayede olduğu gibi barut yoktu denilebilecek asıl tek bir sebep yerine, belki sayılabilecek işte kibir gibi başka şeyler gibi, halktan uzaklaşma gibi, emeklilerin beklentilerinin karşılanmaması ve benzeri sayılabilecekleri çok sebep var. Dolayısıyla yaşanan irtifa kaybının sebepleri konusunda AK Parti’nin ben kurumsal olarak ciddi bir çalışma yapacağını, eksikleri tespit edeceğini düşünüyorum.” dedi.
Kızıltaş, seçim sonrası değerlendirme toplantılarında “Adayların belirlenmesi sürecinde neler yaşandı? Adaylarda yanlışlık var mıydı? Propaganda çalışmalarında ne yanlış yapıldı? Ne yapılabilse daha iyi olurdu? Bazı şeyleri geriye anlatamadık mı? Nasıl anlatabilirdik ?” gibi birçok konunun masaya yatırılacağını, bunların sırasına göre tespit edilip atılması gereken adımların buna göre tespit edileceğini düşündüğünü söyledi.
Kızıltaş, şu an yapılabilecek en iyi şeyin AK Parti’nin kurumsal olarak yapması gereken bütün yaşananları ciddi bir süzgeçten geçirmek, değerlendirmeler yapmak, bunları önem sırasına göre bir sıraya koymak ve bundan sonrası için atılacak adımları tespit etmek olduğunu vurguladı.
Karara göre, AK Parti’nin; Gümüşhane’de seçimlerin iptali, Ağrı’da oyların yeniden sayılması ile Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Karakaya beldesinde, Elazığ’ın Arıcak ilçesi Bükardi beldesinde ve Kayseri’nin Akkışla ilçesinde seçimlerin iptali talepleri reddedildi.
MHP’nin; Aksaray’ın Sağlık beldesinde seçimlerin iptal edilmesi sonucunda iptalin kaldırılmasına yönelik talebi ve Karaman’ın Kazımkarabekir ilçesinde mazbata iptaline ilişkin itirazları reddedildi.
CHP’nin; Tekirdağ’ın Ergene ve Kapaklı ilçelerinde oyların yeniden sayılması talebi reddedildi.
İYİ Parti’nin; Ordu’nun Çatalpınar ve Ünye ilçelerinde seçimlerin iptaline ilişkin talepleri reddedildi.
YENİDEN REFAH PARTİSİ’NDEN SİVEREK İÇİN İTİRAZ
Öte yandan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Tandoğan ve Yeniden Refah Partisi Siverek Belediye başkan adayı Hasan İzol, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yapılan seçimlere ilişkin YSK’ya olağanüstü itirazda bulundu. İtirazın ardından YSK önünde açıklamada bulunan Genel Başkan Yardımcısı Tandoğan, “Şanlıurfa Siverek Belediye Başkanlığı seçimleri olağanüstü itirazı için Yeniden Refah partisi adına başvurmuş bulunuyoruz. 31 Mart Pazar günü yapılan sayım neticesinde AK Parti adayı 64 oy farkıyla kazanmıştı. Bu neticede İlçe Seçim Kurulunda sandıklar tekrar sayılmıştır. 1369, 1370 ve 1371 numaralı sandıklarla ilgili usulsüz bir sayım yapılmıştır. İlçe Seçim Kuruluna tanınmayan biri gelmiş, ‘bu sandıklarla ilgili itirazımız var, şaibe var’ demesi üzerine AK Parti temsilcisi Siverek İlçe Seçim Kurulu’na müracaat etmiş, bu 3 sandığın yeniden sayılmasını talep etmiştir. İlçe Seçim Kurulu da usulsüz bir şekilde bu 3 sandığı tekrar saymıştır. Bu 3 sandığın sayımı neticesinde nasıl oluyorsa AK Parti’nin oyları 3 sandıkta da artıyor. Yeniden Refah Partisi’nin oyları ise 3 sandıkta da azalıyor. Bu 3 sandıktan biri Şanlıurfa Belediye Başkanımız Kasım Gülpınar’ın köyü olan bir sandık. Bu sandığın bu işin içinde olması Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde kuvvetli şüphe uyandırmıştır” ifadelerini kullandı.
’18 ADET BURUŞTURULMUŞ OY PUSULASI ÇIKTI’
Yeniden Refah Partisi Şanlıurfa Siverek Belediye başkan adayı Hasan İzol ise “Bu hukuksuzluğun peşini bırakmamak adına seçmenlerimizin iradesine sahip çıkmak için Ankara’ya geldik. Bu durumun önemle altını çizmek isterim AKP’nin itirazları yetkisiz yapılmıştır. Açılan sandıklarda tutanaklarda olmayan 18 adet buruşturulmuş oy pusulası çıkmıştır. Bunun nedenini sorduğumuzda bir cevap alamadık. Oy torbalarının muhafaza edildiği yere farklı girişlerin olması, torbalardan çıkan buruşuk oy pusulaları ve her üç sandıkta da ıslak imzalı tutanaklarına muhalif sonuçların çıkması oy torbalarında sonradan bir değişiklik yapılması ihtimalini ayan beyan ortaya koymaktadır” dedi.
7 Nisan’da başlayan olağanüstü itiraz süreci bugün saat 17.00’de sona erdi.
15 Nisan’da başlayacak yargı sürecinde, ABD tarihinde ilk kez bir eski başkan ceza davasında yargılanıyor olacak. Trump’ın karşı karşıya olduğu üç ceza davası daha var. Biri 2020’de Georgia eyaletinde seçim mağlubiyetini tersine çevirme girişimi, biri 2020’de “bilerek seçimlere hile karıştırıldığı yalanını yaymak”, biri de seçimleri kaybedip 2021’de Beyaz Saray’dan ayrılırken hükümete ait bazı hassas gizli belgeleri yanına almak suçlamalarına dayanıyor.
TRUMP HÜKÜM GİYERSE SEÇİMLERE KATILABİLECEK Mİ?
Evet. Bu davalar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın yasal olarak Trump’ın Başkanlık seçimlerine katılmasının önünde bir engel bulunmuyor. Amerikan Anayasası’nda başkanlık için sadece üç koşul bulunuyor: 35 yaşını doldurmuş olmak, ABD’de doğmuş ve en az 14 yıl yaşamış olmak.
Indianapolis Üniversitesinden siyasi bilimler profesörü Laura Merrifield, bir başkan adayının hüküm giymiş olması ya da hakkında açılmış bir dava bulunması durumunda seçimlere katılmasıyla ilgili çeşitli tezler bulunduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Ancak bunlar ahlâk, takdir ve tercihlerle ilgili bir durum. Yasalar ya da usullerin getirdiği engeller değil” diyor.
TRUMP’IN SEÇİLME YETERLİLİĞİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİYLE İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?
Amerikan Anayasası’nın 14’üncü Ek’inin 3’üncü bölümünde, Anayasa üzerine ant içtikten sonra “ayaklanma ya da isyana karışan” kişilerin ABD’de sivil ya da askerî hiçbir makamda bulunamayacağı belirtiliyor.
Trump’ın seçilme yeterliliğinin iptal edilmesi için çalışan aktivistler, 6 Ocak 2021’de ABD Kongresine yapılan baskından Trump’ın “seçimlere hile karıştırıldığı” söylemini sorumlu tutarak Trump’ın sağcı kitleyi kışkırttığını savunuyor.
Ancak çeşitli eyaletlerde Trump’ın seçilme yeterliliğinin iptali için yapılan girişimler Yüksek Mahkeme’den döndü. Yüksek Mahkeme, eyaletlerin bu konuda karar almaya yetkili olmadığına, bu tür bir kararı sadece Kongre’nin verebileceğine hükmetti.
Kongre’de ise kılpayı bir güç dengesi mevcut. Temsilciler Meclisinde çoğunluk Cumhuriyetçilerin elinde. Senatoda ise Demokratlar sadece bir sandalye farkla çoğunluğu elinde bulunduruyor.
PEKİ TRUMP OY KULLANABİLİR Mİ?
Trump’ın seçilme yeterliliği önünde engel görülmezken seçme hakkının elinden alınması teorik olarak mümkün. Trump’ın seçmen kaydının bulunduğu Florida’da hüküm giymiş suçlular vatandaşlık haklarından mahrum edilebiliyor. Seçme haklarını ancak cezalarını tamamen çektikten, tüm para cezaları ve masrafları ödedikten sonra geri kazanabiliyorlar.
Trump’ın hüküm giymesi durumunda Kasım ayına kadar cezasını tamamlaması olası görünmediğinden Başkan adayı olarak seçimlere katılsa da oy kullanması mümkün olmayacak.
TRUMP HAPSE GİRERSE NE OLACAK?
Bu sorunun yanıtını kimse bilmiyor. Kalifornia Üniversitesinden anayasa hukuku uzmanı Erwin Chemerinsky, böyle bir olaya şimdiye kadar hiç şahit olunmadığını ve konuşulanların sadece tahminlere dayanabileceğini belirtiyor. Hukuken hapse girmesi durumunda Trump’ın seçimlere Başkan adayı olarak katılması demir parmaklıklar arkasından olsa da halen mümkün.
New York Times’dan gazeteci Maggie Astor, Trump’ın “Başkan olarak Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesine engel olduğu için hapisten salıverilmek için başvurabileceğini” belirtiyor.
Ancak ABD tarihinde böyle bir durumla şimdiye kadar karşılaşılmadığı için kimse bu soruya net bir yanıt veremiyor.
TRUMP SEÇİLİRSE KENDİNİ AFFEDEBİLİR Mİ?
Trump 5 Kasım seçimlerinde Başkan seçilirse hapis cezasını para cezasına çevirerek hafifletebilir, hatta kendisini affedebilir. Ancak kendi için af çıkarması Başkanlık yetkilerini aşırı bir şekilde kullanması anlamına geleceği için konu büyük ihtimalle Yüksek Mahkeme’ye taşınacaktır. Yüksek Mahkeme’de ise Cumhuriyetçi yargıçlar 3 Demokrat’a karşı 6 kişiyle çoğunluğu oluşturuyor. Alternatif olarak Başkan Joe Biden’ın görevden ayrılmadan önce, halkın seçtiği halefini affetmesi de söz konusu olabilir.
Ancak af konusundaki bu olasılıklar Trump’a karşı açılan federal davalar için geçerli. New York’ta Pazartesi günü başlayacak sus payı davası ya da Georgia eyaletinde seçim sonuçlarını değiştirme girişimi suçlaması gibi eyaletlerin açtığı davalarda Başkan’ın af yetkisi bulunmuyor.
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
“FİLİSTİN DAVASINA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde kardeşlerimiz zulüm görüyor, katliama uğruyor, açlık ve kıtlık çekiyor. İşgal altındaki topraklarında on yıllardır baskıya, şiddete, eziyete maruz kalan Filistin halkı, Ramazan-ı Şerif gibi bayramı da hüzünlü geçiriyor. Geride bıraktığımız 6 ayda bombalanan ve bu bombalar altında şehit olan 34 bin Filistinli kardeşimizin acısı aileleriyle birlikte bizim de yüreğimizi dağlıyor. Gazzeli kardeşlerimizin Allah yardımcısı olsun. Onları rahmetiyle, merhametiyle ve nusretiyle kuşatsın diyoruz. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistin davasına sahip çıkmaya, Gazzeli mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz.
Ülkemizin 21 yıldır mazlumlarla dayanışma noktasında sergilediği dik ve dirayetli duruşu yok sayanları bugün bir kez daha Allah’a havale ediyoruz. Yalan, çarpıtma ve manipülasyon üzerinden kendi devletine ve milletine iftira atanları akla, vicdana ve ferasetle davranmaya davet ediyoruz.
“GAZZE’YE EN FAZLA YARDIM YAPAN İKİNCİ ÜLKEYİZ”
Türkiye, Gazze’deki zulmün durması, bölgedeki barışın ve sükunetin hakim olması için elinden gelen her şeyi yapmıştır ve yapmaktadır. Bugüne kadar bölgeye gönderdiğimiz toplam 45 bin tonluk insani yardımla ülkemiz, dünyada Gazze’ye en fazla yardım yapan ikinci ülke olmuştur. Ülkemizin Gazze ve Filistin için tüm imkanlarını nasıl seferber ettiğini ülkemizdeki istismarcılar görmese de sahadaki mazlumlar çok iyi görüyor. Son olarak havadan da Gazze’ye insani yardım ulaştırma çabalarımızın engellenmesi dolayısıyla İsrail’e yönelik ilave tedbirler aldık. Bu tedbirlerimizin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile Uluslararası Adalet Divanı kararları uygulanıncaya, Gazze’ye kesintisiz, engelsiz ve yeterli miktarda insani yardım ulaştırılıncaya kadar devam ettireceğiz. Birileri bilmese de hatta bildikleri halde çarpıtsalar da biz tarih ve vicdan önünde kardeşlik vazifemizi hakkıyla yerine getirmenin derdindeyiz.
Bu uğurda bedel ödesek dahi Allah ömür verdikçe mazlumlara kol kanat germekten geri durmayacağız.
“SEÇİMLERİN MUHABESİNİ YAPIYORUZ”
Son derece çekişmeli geçen rekabet seviyesi yüksek bir seçim sürecini hamd olsun milletçe alnımızın akıyla geride bıraktık. Bu vesileyle bir kez daha 31 Mart Mahalli İdareler Seçim sonuçlarının ülkemize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Sandıkta tecelli eden iradeyle göreve gelen belediye başkanlarını, meclis üyelerini ve muhtarlarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Demokratik haklarını kullanmak suretiyle demokrasimizin gücüne güç katan her bir vatandaşıma hasleten teşekkür ediyorum. Seçimlerin sorunsuz bir şekilde icra edilmesini sağlayan adalet ve emniyet teşkilatlarımıza, sandık görevlilerimize, siyasi partilerimizin mensuplarına ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Emeklerini, gayretlerini, samimiyetlerini çok iyi bildiğim AK Partimizin farklı kademelerinde görev yapan tüm yol ve dava arkadaşlarıma da buradan en kalbi teşekkürlerimi ifade ediyorum. Cumhur İttifakı’nda beraber yol yürüdüğümüz MHP’li kardeşlerimize de teşekkür ediyorum.
Seçim sonuçları elbette ayrı ve kapsamlı bir değerlendirmenin konusudur. Biz de her parti gibi seçimlerin muhasebesini yapıyoruz, yapacağız. Asla kolaya kaçmadan, milletin sandıkta verdiği mesajları tüm boyutlarıyla okuyor, en ince detayına kadar analiz ediyoruz. Geçen hafta gerçekleştirdiğimiz MYK toplantımızda bunun ilk adımını attık.
İnşallah halkayı sürekli genişleterek istişarelerimize devam edeceğiz. Biz kurulduktan sadece 15 ay sonra milletin teveccühüne mazhar olmuş, 22 yılda girdiği 17 seçimin hepsinde sandıktan birinci çıkmış bir partiyiz. Seçim başarılarımızın arka planında milletimizle hep güçlü gönül köprüleri kurmamız vardır. Kendimizi yenileme, güncelleme, güç ve enerji toplamış olarak yola revan olma konusunda her zaman farkımızı ortaya koyduk. Siyaset yolculuğumuzu aynı şekilde sürdüreceğiz.
Burada şu hususu bir kez daha sizlere hatırlatmak istiyorum. Biz sizin şer gördüklerinizde hayır olabilir ikazına ram olmuş insanlarız. Biz, olanda hayır olduğuna tüm kalbimizle inanan bir kadroyuz. 31 Mart seçim sonuçları Allah’ın izniyle AK Partimiz için, davamızın geleceği için, Türkiye’nin istiklal ve istikbali için hayra tevdir olacaktır. AK Parti ve Cumhur İttifakı bu süreçten çok daha güçlenerek çıkacaktır. Bundan en küçük bir şüphe duymuyoruz. Sizlerden de asla yeise kapılmamamızı, tefrikaya düşmemenizi, aramıza nifak sokmaya çalışan fitne odaklarına karşı uyanık olmanızı bekliyorum Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Ramazan Bayramının hepimizi saran manevi havasının bu duygularımızı perçinlemesini ve kökleştirmesini temenni ediyorum.
“Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur” notuyla sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “Sizin çarkınız yine ‘şanlı şanlı’ döner Uğur Bey. Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine ‘siyasi rüşvet aldınız’ imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam! Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, siyasi arenada makosenlerimi tekrar giyerim ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.” ifadelerini kullandı.
DÜNDAR VE KILIÇDAROĞLU TARTIŞMASI DEVAM EDİYOR
Kılıçdaroğlu’nun ağır ithamlarına CHP yandaşı gazeteciden yanıt gecikmedi.
Kılıçdaroğlu’nu ‘müfteri’ olarak niteleyen Dündar, “Siz ‘Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiren makosenli genel başkan’ olarak tarih oldunuz” dedi.

“HIRSINIZ SİZE YALAN DA SÖYLETMİŞ” DİYEN DÜNDAR’IN CEVABININ TAM METNİ ŞÖYLE:
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Bana açık mektup yazmışsınız.
Ancak kullandığınız kaba üslubun yanı sıra, mektubunuzun iftira ve yalanlarla dolu içeriğini okuyunca “Acaba Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun X hesabı kötü niyetli birilerince ele geçirilmiş olabilir mi?” diye düşünmekten kendimi alamadım.
Zira size hakaret etmedim, iftira atmadım, kişilik haklarınıza saldırmadım, özel hayatınıza lâf etmedim. Sadece yerel seçim sonuçlarının, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde kendi adaylığınızı dayatmak yerine, Sayın Ekrem İmamoğlu veya Sayın Mansur Yavaştan birini aday göstermiş olsaydınız, onların seçimi rahatlıkla kazanabileceğini gösterdiğini belirttim.
Bunu sadece ben söylemiyorum, sokaktaki hemen herkes ifade ediyor. Ayrıca 39 milletvekili armağan ettiğiniz bazı masa ortaklarınızın son seçimlerde yüzde 1’lik oy oranını bile tutturamamaları da bu görüşü doğruluyor. Bunda kızıp köpürecek ne var? Sayın Kılıçdaroğlu hırçınlığınızı anlıyorum. Zira sizin Sayın Tayyip Erdoğan’a karşı girdiğiniz tüm seçimleri kaybetmiş ve CHP’nin oy oranını yüzde 25’e sabitlemiş olmanıza karşın, Sayın Özgür Özel, Genel Başkan olarak katıldığı ilk seçimde bu yüzde 25’lik cam tavanı paramparça ederek partisini yüzde 38 oyla 1. yaptı.
Yani sizin gitmenizle başlayan değişim, zafer kazandı. Sayın Kılıçdaroğlu, Yazdığınız kin ve öfke dolu satırlarla sizin genel başkan seçildiğiniz günden beri bana yapıştırılmaya çalışılan “Kılıçdaroğlu’nu Uğur Dündar parlattı. Dengir Mir Mehmet Fırat ve Melih Gökçek ile açık oturum yaparak onun önünü açtı” YAFTASINI YALANLAMIŞ OLDUNUZ!
Beni gereksiz yere töhmet altında kalmaktan kurtardınız. Kemal Bey, Size karşı hiçbir kötü düşünce ve davranışta bulunmadığım gibi Sayın Ekmelettin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gösterme gafletinizde bile, AKP’ye karşı sizi destekledim. Ama CHP’yi kuruluş felsefesinden, Atatürk’ün çizdiği rotadan uzaklaştırma ve sağcılaştırma çabalarınızı da eleştirdim.
Kemal Bey, Hırs ve kinle kaleme aldığınız satırlarda farkına varmadan kendinizle çeliştiğinizi de görmemişsiniz. Öyle ya mektubunuzu okuyanlar şöyle düşünmezler mi? “Ey Kemal Kılıçdaroğlu madem Uğur Dündar kötü bir gazeteciydi, neden en kritik zamanlarda röportaj için hep onu seçtiniz?”
Hırsınız size YALAN DA SÖYLETMİŞ. TRT Genel Müdürü…demişsiniz! Ne 12 Eylül döneminde, ne de öncesi ve sonrasında TRT Genel Müdürü olmak, aklımın ucundan dahi geçmedi. Çünkü büyük başarıyla yaptığım ve beni yıllarca “Türkiye’nin en güvenilir kişisi seçtiren” bir işim vardı. Yalanlarınız bununla da sınırlı kalmamış.
Sevgili arkadaşım Tarık Akan’ı da hırs ve kininizi kusmaya alet etmişsiniz. Merhum Tarık ile arkadaşlığımız gençliğimizde kavga ile başladı. Ama sonra çok iyi iki dost olduk. Bunun en yakın tanığı da Tarık’ın yakın arkadaşları ve sevgili Müjdat Gezen’dir. Ayrıca vefatından sonra Tarık’ın isminin, yaşadığı Bakırköy’de ki Özgürlük Parkı’na verilerek TARIK AKAN ÖZGÜRLÜK PARKI olması için çok uğraştım. Keşke siz de CHP Genel Başkanı olarak bir omuz verseydiniz de başarabilseydik!
Ayrıca bana karşı yaptığınız sert çıkışı, yıllarca yenildiğiniz AKP iktidarına karşı gösterebilseydiniz. Sayın Kılıçdaroğlu, X hesabınızın kötü niyetli kişilerce ele geçirilmiş olabileceğini düşündüren bir başka husus da 28 Şubat’taki haberlerimle ilgili olarak “muhbir” ağzını kullanmış olmanız. Kemal Bey, Hayatım boyunca yaptığım tüm haberleri getirin, altına yine imzamı atayım. Zira vicdanen duvara yatak resmi yapıp karşısında mışıl mışıl uyuyacak kadar rahatım.
Yanlışım olmuş mudur, binlerce haber içinde bir iki tane olabilir. (Onun da hesabı mahkemelerde sorulabilirdi.) Kemal Bey, Çok şaşkınım. Zira yapmanız gereken bana yalan ve iftiralarla saldırmak değil “Ben neden daha önce çekilip CHP’nin önünü açmadım” diye sormak olmalıydı.
Bakın Sayın Özgür Özel, Sayın Ekrem İmamoğlu, Sayın Mansur Yavaş ile diğer başarılı başkanlar zafer kazanıp tarih yazdılar. Siz ise ” Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiren makosenli genel başkan” olarak tarih oldunuz!.. Saygılarımla
]]>
Şahin, daha önce MHP’den ihraç edilmesiyle ilgili konuştuğu sırada, konuşmasına müdahale eden Akgül’e çiçek fırlatıp, küfür ve hakaretler ederek üstüne yürüdü. Odadakilerin araya girmesiyle tartışma sonlandırılırken, o anlar ise kameralara yansıdı.

Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde yüzde 32,38 oy alan MHP’li Efdal Altundal seçimi kazandı. 2019 yılında MHP’den ihraç edilen mevcut Belediye Başkanı Yeniden Refah Partili Birol Şahin, yüzde 17,82 oy alarak, seçimi 3’üncü sırada tamamladı. Seçim sonuçlarına göre Kaynaşlı Belediye Başkanlığı’nda devir- teslim töreni gerçekleştirildi. Törene, seçimleri kazanan Efdal Altundal, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül ve partililer katıldı.
‘EN ÖNEMLİ YAPTIĞIMIZ HİZMET DE KAYNAŞLI’DAKİ ALKOLLÜ MEKANLARI KAPATMAMIZ’
Devir- teslim öncesi konuşan Kaynaşlı eski Belediye Başkanı Birol Şahin, ilçedeki alkollü mekanları kapattıklarını ve yenilerine de ruhsat vermediklerini ifade ederek, “Kaynaşlı gerçekten önemli noktaya geldi. En önemli yaptığımız hizmet de Kaynaşlı’daki alkollü mekanları kapatmamız. Meyhaneleri kapatıyoruz. Yeni açılanlara da ruhsat vermiyoruz. Kaynaşlı o anlamda çok güzel bir aşamaya geldi. Bundan sonraki aşamada da başkandan beklentimiz, Kaynaşlı geçmişte çok kötü anılıyordu. Meyhaneler, kumarhaneler vardı. Bu da Kaynaşlı’ya çok büyük leke sürüyordu” dedi.
FİLENİN SULTANLARIYLA İLGİLİ PAYLAŞIMI NEDENİYLE MHP’DEN İHRAÇ EDİLMİŞTİ
2019 yılında A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Almanya’yı yenerek Tokyo’da olimpiyatlara katılma hakkı elde etmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Allahu Teala’nın ‘örtünün vücut hatlarınız belli olmasın’ emrine karşı çıkarak, açılıp saçılacaksın, kendini teşhir edeceksin sonra da ‘Tokyo’ya gidiyoruz’ diye sevineceksin. Dünya şampiyonu olsan ne yazar. Müslüman kadın adap ve haya sahibidir. Yaptığı her işte Allah rızası gözetir. Dinimize göre kadınlar kendi aralarında spor yapabilirler, erkekler huzurunda açık saçık olarak değil” paylaşımında bulunduktan sonra MHP’den ihraç edilen Şahin o dönem yaşananlardan bahsetti.

‘KUR’AN DÜŞMANLARININ MHP GENEL MERKEZİNE, BAHÇELİ’YE YAPMIŞ OLDUKLARI BASKIDAN DOLAYI BÖYLE BİR KARAR ALINMIŞTIR’
Şahin, MHP’den ihraç olduğu dönemle ilgili, “2019 yılında, Milliyetçi Hareket Partisi, bizi bir ayet paylaştık diye ihraç etmişti. 47 ay bağımsız kaldım ben. Kongreye gitmiştim. Kongreden beni dışarıya çıkardılar. Kaynaşlı’nın yüzünü kızartacak, Kaynaşlı’yı sıkıntıya sokacak, mahcup edecek hiçbir şeyin altına imza atmadık. Bir paylaşımla gündeme gelmiştik ulusal basında. İslam düşmanları, Allah düşmanları bizi paylaşımımızdan dolayı hakaret yağdıranlar oldu. Ancak tebrik edenler de oldu. Yani bir tesettür ayetinin paylaşımından dolayı, İslam düşmanlarının, Kur’an düşmanlarının MHP genel merkezine, Bahçeli’ye yapmış oldukları baskıdan dolayı böyle bir karar alınmıştır” ifadelerini kullandı.

MASADAKİ ÇİÇEĞİ FIRLATTI, ÜSTÜNE YÜRÜYÜP KÜFÜR VE HAKARET ETTİ
Söz konusu ifadelerin ardından MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, araya girerek, MHP Lideri Devlet Bahçeli ile ilgili sözleri sebebiyle Şahin’e müdahale etti. Akgül, ifadeleri doğru bulmadığını söyledi. Bu sırada Birol Şahin bağırmaya başlayıp, ‘Sen kimsin’ diyerek MHP Milletvekili Akgül’e küfür ve hakaret etti. Şahin, daha sonra ayağa kalkıp masada bulunan çiçeği İsmail Akgül’e fırlatarak küfür ve hakaretlerine devam edip üzerine yürüdü. O anlar kameralara yansırken, olay, odadakilerin araya girmesiyle daha fazla büyümeden engellendi.
‘CAHİLİYE DÖNEMİNİ KAPATARAK HİZMET DÖNEMİNİ BAŞLATTIK’
Devir- teslimin tamamlanmasıyla birlikte MHP’li Başkan Efdal Altundal göreve başlarken, MHP Milletvekili İsmail Akgül ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Belediyemizi teslim aldık. Kaynaşlı ilçemizde cahiliye dönemini kapatarak, hizmet dönemini başlattık. Biz Müslümanlığı ve adaletli olmayı size öğreteceğiz.”
]]>25 Ekim 2017‘de Meral Akşener liderliğinde kurulan ve 7 yıldır Türk siyasetinde aktif rol oynayan İYİ Parti, bugün itibariyle zor günler geçiriyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde altılı masada yer alan, 31 Mart yerel seçimlerinde ise ‘hür ve müstakil’ girme kararı alınan partide oy oranlarının 3.76’ya kadar düşmesi sonrası büyük bir kriz yaşandı.
Seçim sonuçlarının ardından İYİ Parti’de büyük tartışmalar yaşanırken liderlik koltuğu da sallantıya girdi. Seçimden sonraki son 1 haftalık süreçte partide, kritik kararlar alınırken peş peşe istifalar yaşandı. İYİ Parti şimdi ise kritik bir eşikte yer alıyor. Parti aldığı yaralara rağmen varlığını devam ettirerek bundan sonraki seçimler için kilit parti mi olacak? Yoksa diğer birçok parti gibi eriyip tarihe karışan tabela partilerinden birine mi dönüşecek?
İşte İYİ Parti’de 31 Mart seçimleri sonrası yaşanan gelişmeler…
BİLGE YILMAZ İSTİFASI
31 Mart akşamı seçim sonuçlarının netleşmeye başlamasının ardından İYİ Parti’deki ilk çatlak ortaya çıktı. İyi Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz görevinden istifa etti, Yılmaz partinin genel başkanı Meral Akşener’i de istifaya davet etti.

KURULTAY KARARI
Seçimin hemen ertesi günü kameralar karşısına geçen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 31 Mart seçimlerinde partisinin aldığı sonuçları değerlendirdiği basın toplantısında sonuçlara göre 1 il, 27 ilçe ve belde olmak üzere 31 yeri vatandaşların seçimle kendilerine emanet ettiklerini belirterek seçimdeki büyük oy düşüşüne değindi. Akşener, “Seçime ilişkin öz eleştirimizi yapacağız. Milletimizin bize vermiş olduğu mesajı, gereken adımları atacağız.” diyerek kurultay kararı aldıklarını açıkladı.
İSTANBUL ADAYI İSTİFA ETTİ
Akşener’in kurultay kararından 2 gün sonra İYİ Parti’nin 31 Mart seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Buğra Kavuncu açıklama yaptı. Kavuncu, partideki Teşkilatı Başkanlığı görevinden istifa ettiğini açıkladı. İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanı Burak Akburak da görevini bıraktığını duyurdu.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili olarak görevine devam edeceğini belirten Kavuncu, daha önce partiler arasında ittifak yapılan İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana gibi büyükşehirlerde “parti aidiyetinin neredeyse yok olduğunu” söyledi.
AKŞENER ADAY OLMAYACAĞINI AÇIKLADI
Seçim sonuçlarının ardından Olağanüstü Kurultay kararı alan İYİ Parti’de kurultay tarihi kesinleşti. İYİ Parti’de kurultay 27 Nisan‘da yapılmasına karar verildi. Seçimli kurultayda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in aday olup olmayacağı merak ediliyordu. Akşener kararını duyurdu.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, seçimli olağanüstü genel kurultayda aday olmayacağını açıkladı. “2028’e giden yolda rotamızı belirleyeceğimiz seçimli olağanüstü kurultayımızda Genel Başkanlığa aday olmayacağımı ilan ediyorum.” ifadelerini kullanan Akşener, aday olacak kişilere başarılar diledi.


ADAYLAR NETLEŞTİ
Akşener’in kurultay kararını duyurmasının ardından İYİ Parti’de genel başkanlık için adaylık yarışı da resmen başlamış oldu. İYİ Parti’deki isimler peş peşe Meral Akşener‘in kurultayda aday olmadığı genel başkanlık koltuğuna aday olduğunu açıklamaya başladı.
İYİ Parti Göç Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın, genel başkanlık için adaylığını ilan etti. Akalın “Yarışın içinde ben de varım.” dedi.

Müsavat Dervişoğlu da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘Kurultayda aday olmayacağım’ açıklaması sonrası sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Bir adaylık açıklaması da Koray Aydın’dan geldi. Akşener’in kararının ardından sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Koray Aydın, “Bilindiği üzere İYİ Parti’miz, 27 Nisan 2024 tarihinde Seçimli Olağanüstü Kurultay kararı almıştır. Bu bağlamda kararın alındığı günden bu yana milletvekillerimiz, parti yöneticilerimiz, il ve ilçe başkanlarımız, kurultay delegelerimiz ve partimize emek vermiş pek çok dava arkadaşımızla yürüttüğümüz istişareler sonucunda Genel Başkan Adayı olmaya karar vermiş bulunmaktayım.” ifadelerini kullandı.

ÜMİT ÖZLALE İSTİFASI
İYİ Parti’de Meral Akşener, aday olmayacağını partideki diğer isimler ise genel başkanlık adaylığını açıklarken istifalara bir yenisi daha eklendi. İYİ Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterilen İzmir Milletvekili Ümit Özlale, partiden istifa ettiğini açıkladı.
Özlale sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
-Sevgili İYİ Parti Ailesi, uzun bir süredir İyiler Hareketi’nin bir üyesi olarak sizlerle birlikte ülkemiz için çalışmaktan gurur duydum.
-Ancak, geldiğimiz noktada partimizin ilk günlerdeki heyecanının kalmadığını, makul çözümler sunmanın mümkün olmadığını ve siyaset üretmenin imkansız olduğunu üzülerek görüyorum.
Bu nedenle istifamı sunma kararı aldım.
İşte Meral Akşener’İn açıklaması;
Aziz Milletim;
30 yıllık siyasi kariyerim boyunca; ülkemizin geleceğini, milletimizin huzurunu, devletimizin iyiliğini yakından ilgilendiren birçok meselede kararlar almam, tutumlar benimsemem gerekti. Bu kararları alırken, bu tutumları takınırken de; her defasında bireysel çıkarlarımı, kısa vadeli potansiyel kazanımları ve yapılan her türlü “cazip” teklifi bir kenara bırakıp; sahip olduğum ahlaki değerleri, Cumhuriyetimizin temel ilkelerini ve Türkiye’nin ihtiyaçlarını merkeze aldım.
Rabbime şükürler olsun ki; aldığım her kararın, benimsediğim her tutumun ne kadar isabetli olduğu da, her zaman kısa vadede olmasa da, zaman içerisinde mutlaka ispatlandı. Ayrıca günümüz siyasetinde görmeye pek alışık olmadığımız biçimde; şartlar ne kadar çetin, siyasi konjonktür ne kadar elverişsiz olursa olsun; her kararımın, her tutumumun sorumluluğunu almayı da mutlaka bildim.
Nitekim ödenmesi gereken bedelleri de başkalarından bir beklentim olmaksızın her defasında ödedim. Bundan da asla pişman olmadım. Bildiğiniz üzere, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler seçimleri öncesinde İYİ Parti olarak; yetkili kurullarımızın kararı doğrultusunda seçimlere hür ve müstakil olarak girmeyi tercih ettik. Bu kararı almamızdaki gayemiz; partimizi Türkiye’de gittikçe yerleşik hâle gelen siyasi kutupların yörüngesinden çıkartmak, milletimize de iki seçenek arasına sıkıştırıldığı rekabetsiz siyasetten kurtaracak nitelikte yeni bir seçenek sunarak ülkemize toplumsal, siyasi ve kurumsal çerçevede zararlarını hep beraber deneyimlediğimiz kutuplaşma ortamına son vermek için ilkesel bir adım atmaktı.
Bu kararı alırken, kararı alan partinin genel başkanı olarak; karşımıza kimleri aldığımızı, elbette biliyordum. Göğüsleyeceğimiz türlü zorlukların, gayri ahlaki propagandaların, satın alınmış iradelerce yapılacak galiz taarruzların, elbette bilincindeydim. Potansiyel olarak alabileceğimiz menfi seçim sonucu riskinin, velhasıl yine bir bedel ödeme gerekliliğinin doğabileceğinin de pek tabii farkındaydım. Bu nedenle de süreç boyunca sonuçların sorumluğunun şahsıma ait olduğunu her fırsatta vurguladım.
Ben şahsen seçim sonuçları kapsamında ödediğimiz ve ödediğim bedele razıyım. Geldiğimiz noktada İYİ Parti olarak ismimiz, bugünü kazanmak uğruna yarınları tehlikeye atan kirli pazarlıklarla anılmıyorsa, ben bu bedele razıyım. Bugün İYİ Parti sarsılmış; ama ne iktidarın ne ana muhalefetin, ne de 2028 hesapları kovalayan bir takım aktörlerin arka bahçesi olmaya direnmişse, ben bu bedele razıyım. Ve hatta İYİ Parti, bugünü feda etme uğruna, bu gidişle yarın Türkiye’nin önüne çıkacak türlü musibetlere karşı her zamanki dik duruşunu gösterebilecek bir tutum almayı başarabildiyse, ben bu bedele razıyım. Çünkü ben, dün olduğu gibi bugün de milletimin, devletimin, memleketimin iyiliği için her türlü bedeli öderim.
“GENEL BAŞKANLIĞA ADAY OLMAYACAĞIMI İLAN EDİYORUM”
Bu kapsamda, seçimlere dair muhasebemizi yapacağımız, 2028’e giden yolda rotamızı belirleyeceğimiz seçimli olağanüstü kurultayımızda Genel Başkanlığa aday olmayacağımı ilan ediyorum.
Kurultayımızın şimdiden; partimiz, milletimiz ve memleketimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, aday olacak tüm arkadaşlarıma başarılar diliyorum.
Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın ardından son olarak Adana Demirspor ve İstanbulspor kulüpleri de Türkiye Futbol Federasyonu’nun seçimli genel kurulun 18 Temmuz’da yapılacağını açıklamasına tepki gösterdi.
İki Süper Lig kulübü de yaptıkları açıklamada, Türkiye Futbol Federasyonu başkanlık seçimleri için belirlenen 18 Temmuz tarihinin çok geç olduğunu belirtirken, genel kurulun daha erken bir tarihe alınmasını istedi.
İşte Adana Demirspor ve İstanbulspor’un açıklamalarının tamamı;
ADANA DEMİRSPOR:
“TFF Yönetim Kurulunun, bugün açıklamış olduğu 18 Temmuz 2024 tarihli genel kurulunda gerçekleşecek seçim kararının, mevcut Türk Futbolunun yaşamış olduğu kaos durumu içerisinde geç bir tarih olacağı kanısındayız. Konuya ilişkin olarak, hiçbir öneri almadan, hiçbir demokratik sürece ihtiyaç duymadan belirlenen bu tarihin ivedilikle 2023 – 2024 sezonunun hemen bitiminde yapılmasına ihtiyaç olduğu görüşümüzü kamuoyu ile paylaşıyoruz.
“TÜRK FUTBOLUNA ZARAR VERECEKTİR”
Yeni sezonda her şeyden önce, Türk Futbolunun bu sezon yaşamış olduğu tüm olumsuzlukları değerlendirerek, bir daha yaşanmaması adına atılacak tüm adımlar ve kararlar önceliğimiz olmalıdır. 9 Ağustos 2024 tarihinde başlayacak olan 2024 – 2025 Trendyol Süper Ligi’nin sağlıklı ve profesyonel bir şekilde ilerleyebilmesi için; tüm kurulları ile yenilenmiş ve doğru organize edilmiş bir Futbol Federasyonu’na ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. Türkiye Futbol Federasyonu’nun aynı anlayış ve aynı tutumla 18 Temmuz 2024 gibi bir tarihe kadar daha yönetilmesi Türk futboluna sadece zarar verecektir.
18 Temmuz tarihinin bir an önce öne çekilmesi hususunun değerlendirilerek, doğru zamanlama ile önümüzdeki sezon Futbolumuzu yeniden hak ettiği konuma taşımak gayesi ve inancı şu an Türk Futbolunun tüm dinamiklerinin önceliği olmalıdır.”
İSTANBULSPOR:
“Yeni sezona etki edecek tüm önemli kararları alıp, seçime gitme amacınızın,
Sizden sonra gelecek yeni yönetimin bu şekilde elini kolunu bağlama düşüncenizin, A Milli Takımın başarısından nemalanarak yeniden seçilirim ümidinizin,
“HALA ANLAMADINIZ MI?”
Deve kuşu gibi kafanızı kuma gömerek, nasılsa düzelir anlayışınızın, Anlamadığınız işleri, anladığını iddia edenlerle yapmaya çalışmanızın, Her türlü kararı alırken adil ve adaletli olmak yerine, tarafgirlik yaparak taraf toplama beklentinizin, Futbolun içinde olduğu ateşi söndüreceğiz diye su sıkmak yerine, hala farklı yolları veya kişileri öne atarak benzin dökmenizin, Bize bir şey olmaz nasılsa diye suskun kalmanızın, Beyhude bir çaba olduğunu hala anlamadınız mı?
Türk Futbolunu düşürdüğünüz kaosun derhal sona ermesi için, yarından tezi yok olağanüstü seçimli genel kurula gitmesi gereken kişilerin, Türk Futbolunu düşünmek yerine, kendi koltuklarını düşünmeyi tercih ettiğini, bugün yapılan açıklama ile tüm kamuoyu teyit etmiş durumdadır. Bu yaklaşımın yarattığı sorunların giderilmesi bile çok uzun sürecekken, kendi koltuğunu korumak isteyenlerin seçim kararını daha da ötelemeye çalışması beyhudedir.
“Söz ağızdan bir kere çıkar!” yaklaşımını düstur edinen İstanbulspor olarak, sözümüzün arkasında olduğumuzu yineleyerek; futbolun diğer paydaşlarını da aynı yaklaşım çerçevesinde, içinde bulunduğumuz kaosu yarından tezi yok sona erdirmek için, TFF Statüsü uyarınca toplanabilecek en kısa sürede olağanüstü seçimli genel kurulun yapılması için gereğini yapmaya çağırmaktayız. 18.07.2024 tarihinde yapılacak bir seçimin 2024/2025 sezonunun da boşa harcanmasına neden olacağını unutmadan; tüm futbol paydaşları da, üzerlerine düşen sorumluluğu gereğince yerine getirmek zorundadır.
“EN ERKEN TARİHTE YAPILMALI”
Bu doğrultuda TFF Yönetiminin de, kendilerini futbol paydaşı saymaları halinde, TFF Statüsünün 29/2. Maddesi uyarınca, yeni seçilecek yönetimin de önünü kapatmamak adına ve A Milli Takım’ın Avrupa Şampiyonası öncesinde bu kaotik ortamdan etkilenmemesi için; Sayın Mehmet Büyükekşi’nin yeniden aday olmayacağına dair beklenen açıklaması ile birlikte, ligler bitmeden, bugün itibarıyla yapılabilecek en erken tarihte olağanüstü seçimli genel kurul toplantısı yapmaya ve bu genel kurul vesilesiyle Türk futbolunun geleceğini kurtarmaya davet ediyoruz.”
FENERBAHÇE VE BEŞİKTAŞ NELER SÖYLEMİŞTİ?
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve Beşiktaş da dün yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullanmıştı;
ALİ KOÇ:
“18 Temmuz’da TFF seçim yapacakmış. Gerçekten futboldan hiç anlamadıklarının bir ispatı daha. Kendilerine göre akıllıca bir plan. Futboldan niye anlamıyorlar? 18 Temmuz geldiği zaman bazı playoff maçları başlamış olacak. Yeni yönetim sezon için planlama yapamayacak, hakemler hakkında tasarruf alınamayacak. 18 Temmuz’dansa hiç yapmamak daha iyidir. Akıllıca, niye? Ligler biter, gerginlik söner, millet tatile gider, EUR0’dan iyi sonuç alırız ve bir şekilde devam ederiz. Aday olmayacağız demiyorlar. Kulüplerin ziyadesiyle istediği TFF’nin devam etmemesi.”
BEŞİKTAŞ:
“Türk futbolunun tüm hatlarıyla kaos yaşadığı, yeni ve yıpranmamış bir yönetime ivedilikle, en çok ihtiyaç duyduğu dönemde 2024-2025 sezonunun başlamasına birkaç hafta kala 18 Temmuz tarihinde seçime gitmek Türk futboluna faydadan çok zarar getirecektir.
Bu duyurunun, futbolumuzun içinde bulunduğu kaotik durumun örneğinin yaşandığı bir günde bu şekilde yapılmasını doğru bir tutum olarak değerlendirmediğimizi ve kabul etmediğimizi belirtmek isteriz.”
]]>Karakaya’nın açıklamalarından satır başları:
Yerel seçimlerine sonuçları itibariyle baktığımızda beklenenden çok daha farklı bir sonuç ortaya çıktı. Böyle bir sonucun çıkacağı geriye dönüp baktığımızda emareleri vardı. Ekonomiyle ilgili emekli zamlarıyla ilgili şikayetler vardı. Biz siyasiler sahadayken gösterilen ilgi ve alakayı kendimize doğru düşünerek farklı sonuç bekleyebiliyoruz.
“HEZİMET OLARAK ALGILAMAMAK LAZIM”
Sonuç itibariyle şunu ifade etmeliyiz, ‘Millet ne karar verdiyse odur’. Bu kararı anlamaya çalışmalıyız. Sayın Genel Başkanımız Bahçeli de ‘Bu konuda gerekenleri yapacağız’ dedi.
Her seçim ve seçim sonrasında olduğu gibi algı yönetimi devreye girer, herkes kendisini başarılı gösterme girişimlerinde bulunur. Bu yerel seçimler aslında çok faktörlü, çok değişkenli bir seçim. Yerel seçimlerin kendilerine has özellikleri var, çok adaylı bir seçim. Belediye başkanlığı seçimleri çoğunluk sistemiyle belirlenir. Belediye başkanlıklarında alınan oylar, genel ekonomik durumla ve özellikle de adaylarla bağlantısı var. Bu açıdan bakıldığında çoğunluk sistemine göre belirlenen sonucu kaybetmiş olabilir bir siyaseti parti ama bir hezimet olarak algılamamak lazım.
“GECİKMİŞ BİR FATURA OLARAK DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ”
Siyaset devamlılık arz ediyor, biz genel seçimlerin ardından yine sahalardaydık. Burada gördüğümüz şey şu, aslında genel seçimlerde de bir uyarı vardı. Genel seçimin dinamikleriyle yerel seçimlerin dinamikleri farklı. Bu uyarıyı genel seçimlerde de yapma niyetindeydi vatandaş ama Cumhur İttifakı’nın karşı tarafına baktığında ülkenin güvenliğini emanet edemedi. Vatandaşımızın genel seçimlerde yapmadığı uyarıyı bu yerel seçimlerde gördük. Gecikmiş bir fatura olarak düşünebilirsiniz.
Türkiye haritasına baktığınız zaman birileri kalkıyor karşı taraf için hezimet olarak değerlendiriyor. 51 ilde İl Genel Meclisi üyeliği seçimleri yapılıyor. Seçim sonuçları çıkınca belli kesimler belli maksatlarla ya da cahillikle bir algı oluşturmaya çalışıyor.
“MHP TÜRKİYE’DE ÜÇÜNCÜ SIRADA”
İl Genel Meclis üyeliğinde MHP Türkiye’de üçüncü sırada. 2019 yılından önemli bir farklılığı yok. Belediye başkanlığında bir partinin adayını vatandaş beğenmeyebilir. Parti dediğiniz zaman tamamen partisine oy verdiği yer, İl Genel Meclis üyeliğidir.
“Sanki MHP ve AK Parti o kadar çok oy kaybetti” deniliyor, bu doğru değildir. Belediye başkanlıkları çoğunluk sistemine göre belirlenir, bir oyla kazanılır.
MHP’nin bu yerel seçimlerde kazandığı belediye başkanlıklarına baktığınız aslında 2019’dan çok da farklı değil. Yeni eklediği yerler de var. 220 belediye başkanlığını MHP kazanmış.
ERKEN SEÇİM AÇIKLAMASI
İttifaklar arasında kitlesel anlamda yoğun bir oy geçişi yok. Cumhur İttifakı’ndan CHP’ye ya da karşı tarafa kitlesel olarak yoğun bir oy geçişi olmadı. Belediye başkanlığı seçim sonuçlarıyla genel seçim sonuçlarını karşılaştıramazsınız. Burada kesinlikle bir mesaj var, o kadar belediyeyi CHP’ye vermek bir mesaj. Sandığa gitmeyerek bir mesaj gönderdi vatandaş.
Bu seçimlerin erken seçimle hiçbir bağlantısı yok, bunu zaten CHP Genel Başkanı Özel de rakamları okudu. Erken seçim olayı mevcut Cumhurbaşkanlığı sisteminde de yok. Bu sistemler tamamen ayrıştırıldı. Vatandaş oyunu neye göre veriyor, çıkan Cumhurbaşkanı adayına göre.
“ORADAKİ SEFALETİN SEBEBİ TERÖR ÖRGÜTLERİ”
Türkiye’nin gerçekten anayasa değişikliğine ihtiyacı var. Türkiye’ye bir çok açıdan bakıldığında mevcut anayasada bazı değişikliklerin yapılması gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da 31 Mart akşamı yaptığı konuşmada bu işaretleri verdi.
Van’da başlayan sokak hareketleri, PKK’nın çağrısı. Vatandaşımızın bunlara dikkat etmesi gerekiyor, bunların arkasında kimin olduğunu iyi görmesi lazım. Türkiye’nin son dönemlerde kalkınma yolu projesi önemli ölçüde bir noktaya geldi. Bu bölgelerde ekonomi gelişmezse terör yuvalanmaya devam edecek. Oradaki yoksulluğun, sefaletin sebebi terör örgütleri. Kalkınma yolu projesi bölgesel ekonomiye çok ciddi katkı verecek.
Aktarılan bilgilere göre Erdoğan’ın toplantıda, “Açık söylüyorum, şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz” dediği belirtildi.
YENİDEN REFAH VE İSTANBUL ÇIKMAZI
Pazar günü yapılan seçimlere katılım oranı son beş seçimin en düşük oranı oldu. Sandıktan çıkan verilere göre AK Parti seçmeninin birçok noktada sandığa gitmediği ya da ittifaka girmeyi kabul etmeyen Yeniden Refah Partisi’ne yöneldiği görüldü.
Öte yandan resmi olmayan sonuçlara göre, İstanbul’un 39 ilçesindeki yarışta 26 ilçeyi CHP’li, 13’ünü ise AK Parti‘li belediye başkan adayları kazandı.
Seçimlerde, Adalar, Ataşehir, Avcılar, Bakırköy, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenyurt, Eyüpsultan, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Şile, Şişli, Tuzla ve Üsküdar’da CHP’li belediye başkan adayları kazandı.
Arnavutköy, Bağcılar, Bahçelievler, Başakşehir, Esenler, Fatih, Güngören, Kağıthane, Pendik, Sultanbeyli, Sultangazi, Ümraniye ve Zeytinburnu’nda ise AK Parti‘li adaylar seçimi önde bitirdi.
İSTANBUL’A AĞIR FATURA
Bu sonuçlar doğrultusunda AK Parti’de gözler, İstanbul’da 11 ilçeyi CHP’ye nasıl kaptırdığı sorusuna döndü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yanı sıra özellikle İstanbul’da yaşanan başarısızlığın üzerinde fazlasıyla duruyor.
İstanbul’da Murat Kurum’un ilçelerden aldığı oy ve ilçe belediye başkanının aldığı oyları tek tek karşılaştırıldı ve hangi ilçede nasıl bir durum yaşandığını ortaya koyuldu.

AK PARTİ’NİN İSTANBUL KARNESİ
İmamoğlu karşısında 1 milyon bin 274 oy farkla kaybeden Murat Kurum, 26 ilçede AK Parti’nin ilçe belediye başkan adaylarından daha az oy aldı.
Örneğin Bağcılar’da Murat Kurum 189 bin 378 oy alırken, AK Parti Bağcılar Belediye Başkan Adayı olan Abdullah Özdemir 213 bin 447 oy aldı. Bu da Bağcılar’da 24 bin 69 AK Parti’linin Murat Kurum’a oy vermediğini gösteriyor.
İstanbul’da buna benzer durumların yaşandığı birçok ilçe bulunuyor. Toplamda 17 ilçede, AK Parti ilçe belediye başkan adayı ve Murat Kurum’a giden oy sayıları arasında karşılıklı olarak 5 binden fazla fark bulunuyor. Bazı ilçelerde bu makas 20 binden bile fazla oldu.
GAZİOSMANPAŞA’DA MURAT KURUM KAZANDI AK PARTİ KAYBETTİ
Bazı ilçelerde ise tam tersi durum söz konusu oldu. Murat Kurum, ilçe belediye başkan adaylarından daha fazla oy aldı. Buna en büyük örnek AK Parti’den CHP’ye geçen ve tartışmaların odağında yer alan Gaziosmanpaşa ilçesi oldu. Gaziosmanpaşa ilçesi sadece 879 oy farkı ile AK Parti’den CHP’ye geçti.
AK Parti adayı Hasan Tahsin Usta Gaziosmanpaşa’da 106 bin 757 oy alarak seçimi kaybetti.
Gaziosmanpaşa’dan Murat Kurum’a giden oy sayısı ise 117 bin 660 oldu. Yani yaklaşık 11 bin AK Partili Gaziosmanpaşa adayını desteklemedi.
YENİDEN REFAHLA İTTİFAK OLSAYDI ÜÇ İLÇE AK PARTİ’DE KALACAKTI
Öte yandan oyların yeniden sayıldığı Gaziosmanpaşa’da Yeniden Refah Belediye Başkan Adayı Ahmet Yılmaz’ın 17 bin 877 oy alması dikkat çekti. Olası ittifakta bu oylar da AK Parti adayına gidecekti ve seçim açık ara farkla AK Parti lehine bitecekti.
Yine benzer bir durum Bayrampaşa’da yaşandı. Yeniden Refah adayının aldığı oy AK Parti’ye eklendiğinde CHP ile AK Parti arasında başa baş bir seçim olacaktı. Sandığa gitmeyen AK Partiküskünleri de dahil edildiğinde AK Parti’nin burada da rahat bir seçim yürüteceği yorumu yapılıyor.
AK Parti’den CHP’ye geçen bir diğer ilçe olan Beykoz’da ise AK Parti ve Yeniden Refah Partisi’nin oyları birleştiğinde CHP’yi 2 puan geride bırakıyordu.
AK PARTİ İSTANBUL’DA SINIFTA KALDI
İstanbul’da yaşanan bu durum sebebiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’den özel bir rapor istemesi bekleniyor.
İstanbul’da Murat Kurum ve ilçe belediye başkan adaylarının aldığı oylar şöyle oldu:
Üsküdar
Murat Kurum 128,881 |AK Parti 133.814 | AK Parti fazla

Ümraniye
Murat Kurum 181,776 | AK Parti 174.555 | Murat Kurum fazla 7,221

Esenler
Murat Kurum 121,130 | AK Parti 117,704 | Murat Kurum fazla 3,426

Fatih
Murat Kurum 87,890 AK Parti 91,917 | AK Parti fazla 4,027

Beyoğlu
Murat Kurum 50,885 AK Parti 60,361 | AK Parti fazla 9,476

Bağcılar
Murat Kurum 189,378 AK Parti 213,447 | AK Parti fazla 24,069

Gaziosmanpaşa
Murat Kurum 117,660 | AK Parti 107,636 | Murat Kurum fazla 10,024

Bahçelievler
Murat Kurum 137,273 | AK Parti 152,111 | AK Parti fazla 14,838
Kadıköy
Murat Kurum 44,853 |AK Parti 40,333 | Murat Kurum fazla 4,520
Maltepe
Murat Kurum 98,386 | AK Parti 100,447 | AK Parti fazla 2,061
Tuzla
Murat Kurum 63,415 | AK Parti 64,524 | AK Parti fazla 1,109
Pendik
Murat Kurum 187.155 | AK Parti 187,646 | AK Parti fazla 491
Kağıthane
Murat Kurum 108,948 | AK Parti 122,146 | AK Parti fazla 13,198
Arnavutköy
Murat Kurum 81,737 | AK Parti 71,840 | Murat Kurum fazla 9,897
Başakşehir
Murat Kurum 114,210 | AK Parti 115,655 | AK Parti fazla 1,445
Sultangazi
Murat Kurum 135,637 | AK Parti 133,980 | Murat Kurum fazla 1,657
Bayrampaşa
Murat Kurum 65,972 | AK Parti 65,864 | Murat Kurum fazla 108
Güngören
Murat Kurum 66,706 | AK Parti 74,603 | AK Parti fazla 7,897
Çatalca
Murat Kurum 18,635 | AK Parti 23,749 | AK Parti fazla 5,114
Silivri
Murat Kurum 41,042 | AK Parti 46,663 | AK Parti fazla 5,621
Büyükçekmece
Murat Kurum 60,153 | AK Parti 65,615 | AK Parti fazla 5,462
Beylikdüzü
Murat Kurum 76,216 | AK Parti 70,843 | Murat Kurum fazla 5,373
Esenyurt
Murat Kurum 173,606 | AK Parti 181,673 | AK Parti fazla 8,067
Avcılar
Murat Kurum 80,628 | AK Parti 86,896 | AK Parti fazla 6,268
Küçükçekmece
Murat Kurum 152,628 | AK Parti 159,023 | AK Parti fazla 6,395
Bakırköy
Murat Kurum 26,664 | AK Parti 28,858 | AK Parti fazla 2,194
Zeytinburnu
Murat Kurum 58,305 | AK Parti 65,084 | AK Parti fazla 6,779
Şişli
Murat Kurum 35,380 | AK Parti 35,442 | AK Parti fazla 62
Sarıyer
Murat Kurum 69,574 | AK Parti 69,451 | Murat Kurumfazla 123
Eyüp
Murat Kurum 94,803 | AK Parti 100,328 | AK Parti fazla 5,525
Adalar
Murat Kurum 2.483 | AK Parti 2,408 | AK Parti fazla 75
Beykoz
Murat Kurum 64,127 | AK Parti 67,149 | AK Parti fazla 3,022
Çekmeköy
Murat Kurum 68,964 | AK Parti 66,589 | Murat Kurum fazla 2,375
Sancaktepe
Murat Kurum 108,315 | AK Parti 110,652 | AK Parti fazla 2,337
Beşiktaş
Murat Kurum 14,985 | AK Parti 11,777 | Murat Kurum fazla 3,208
Şile
Murat Kurum 12.960 | AK Parti 13,583 | AK Parti fazla 623
Kartal
Murat Kurum 102,612 | AK Parti 103,082 | AK Parti fazla 470
Sultanbeyli
Murat Kurum 100,577 |AK Parti 77,887 | Murat Kurum fazla 22,690
Ataşehir
Murat Kurum 87,040 | AK Parti 86,372 | Murat Kurum fazla 668
AK Parti’nin İstanbul’da yaşadığı oy kaybı ise şöyle oldu:
Haber7
Türkiye 31 Mart 2024 yerel seçimleri ile yeni yerel yönetimlerini belirledi. Milyonların oy kullanarak sandık başına gittiği 31 Mart’ta Türkiye birçok sürprizi de beraberinde yaşadı. Resmi sonuçlara göre CHP uzun yıllar sonra birinci parti konumuna geldi. 22 yıldır Türkiye’yi ve ülkenin birçok belediyesini yöneten AK Parti ise kurulduğu tarihten bu yana ilk kez ikinci parti konumuna geriledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti MYK toplantısında seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmesini köşe yazısında ele alan Abdulkadir Selvi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim değerlendirmesini ‘doğru teşhis’ olarak yorumladı. Seçim sonrası AK Parti’deki genel duruma değinen Abdülkadir Selvi, önceki seçimlerde de AK Parti’nin oy kaybı yaşadığı ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başarısıyla yeniden büyük çıkışlarla AK Parti’nin seçildiği tarihleri hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim sonrası ‘sinirli’ algısına değinerek, Erdoğan için 3 kritik anı vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimin ardından yaptığı MYK toplantısındaki genel atmosferi yazan Abdülkadir Selvi, oldukça konuşulan istifa gündemini de ele aldı.

MYK TOPLANTISININ ŞİFRELERİ
Hürriyet Yazarı Abdülkadir Selvi “Erdoğan’ın Özeleştirisi, Teşhisleri, Tespitleri” başlıklı köşe yazısında seçimin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MYK toplantısını değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim değerlendirmesini, “teşhis doğru, tahlil doğru, çare doğru” olarak nitelendiren Selvi, Erdoğan’ın balkon konuşması yapmasının önemini vurguladı. Önceki seçimlerde de AK Parti’nin oy kaybı yaşadığını ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisini düştüğü zor durumdan çıkarıp birinci partiyi yapmayı başardığının altını çizen Hürriyet Yazarı, Erdoğan ile ilgili 3 kritik tespitinin olduğunu kaydetti.
Liderlerin kriz anlarında belli olduğunu vurgulayarak Erdoğan’ın 3 kritik anı olduğunu ifade eden Selvi, birinci kritik anın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalması ile Erdoğan’ın sonuçları ‘büyük bir olgunlukla’ karşıladığı dönem olarak belirtti. İkinci kritik anı ise, 31 Mart seçimlerindeki kayba rağmen Erdoğan’ın balkon konuşmasındaki ‘metanet ve özeleştiri’ tavrının olduğunu kaydeden Selvi, üçüncü kritik an olarak MYK toplantısındaki değerlendirmeler olarak ifade etti.

MYK’DA NELER KONUŞULDU?
Seçimin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok sinirli olduğu yönünde oluşturulan havaya cevaben ‘Erdoğan’ın toplantıda çok sakin olduğunu’ kaleme alan Abdülkadir Selvi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istifa konusuna hiç değinmeyerek ‘hep beraber hatalarımızı göreceğiz, çözüm üreteceğiz’ yönünde verdiği mesajın altını çizdi.
Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz’ın seçim sonuçlarına ilişkin sunumlarını ve Erdoğan’ın genel tavrını kaleme alan Abdülkadir Selvi, toplantıda Erdoğan’ın herkese tek tek söz hakkı verdiğini ve araya girmeyerek dinlediğini belirtti. Seçimlerin başındaki olumlu havanın özellikle son 10 günde değiştiği ifade edilen toplantıda, seçim sonuçlarının daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi için bir heyet oluşturulması kararı alındığını belirten Abdülkadir Selvi, 17 Nisan’da AK Parti’nin yine seçimlere ilişkin önemli mesajlar vereceğini söyledi.
“ERDOĞAN’IN TESPİTLERİ”
Abdülkadir Selvi’nin köşe yazısında ‘Erdoğan’ın Tespitleri’ başlığında ele aldığı beş alt başlıkta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim değerlendirmeleri yer aldı. Erdoğan’ın seçime dair 5 alt başlığı olduğunu ifade eden Selvi o başlıkları; ‘Kibir, Emekliler, Kan ve Ruh Kaybı, Duvar Öremeyiz ve Buz Gibi Erimemek İçin’ şeklinde sıraladı.
GAZETECİ GÜLVER 2. SEÇİMİNDE KAYINBİRADERİNE KARŞI KAZANDI
Öte yandan, 31 Mart yerel seçimlerine yazılı ve görsel medyadan birçok gazeteci, başkan, il ve ilçe meclisleri için seçime girdi.
Superhaber.com’dan Mevlüt Yüksel’in haberine göre; bu gazeteciler arasında yer alan Ferat Gülver, memleketi Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Beğendik Beldesi’nde, AK Parti’den 2. kez girdiği seçimde başkan olmayı başardı.

35 yıl gazetecilik yapan Gülver, 2. kez girdiği seçimi, rakibi kayınbiraderi olan CHP’li Muhammed Örnek’e karşı yüzde 51,78 oy oranı alarak kazandı.

Gülver’in rakibi Örnek ise 47,32’de kaldı. Gazeteci Gülver’in girdiği Beğendik Beldesi’nde toplam 2 bin 689 seçmen vardı. Katılım oranının yüzde 87,54 olduğu belde de, 2 bin 447 seçmen sandığa gitti.
Kullanılan oyların 2 bin 355’i geçerli sayıldı. Ferat Gülver, 1219 oy alırken, Muhammed Örnek ise 1114 oy aldı.
MHP adayı 21, SP adayı ise 1 oy aldı.

DUAYEN GAZETECİ GÜLVER PROJELERİ İLE DİKKATİ ÇEKTİ
AK Parti Beğendik Beldesi Belediye Başkanı olan Gazeteci Ferat Gülver mitinglerde yaptığı konuşmalarda; seçildiği takdirde öncelikle doğalgazın beldenin tamamına verilmesi, Millet Bahçesi, Gençlik Merkezi, Kapalı Spor Salonu ve Yüzme Havuzu Projesi, çiftçiler için Gölet Projesini Beğendik halkına kazandıracağını vaat etmişti.
Gülver, seçim sürecinde yaptığı konuşmalarda, AK Parti adayı olarak iltidar partisi avantajını kullanabileceğini öne sürdü.
ESKİ GAZETECİ YENİ BAŞKAN GÜLVER PROJELERİ ANLATTI
Yıllarca çeşitli gazetelerde muhabir ve editör olarak görev yapan eski gazeteci, yeni belde belediye başkanı Gülver, projelerini anlattı.

Başkan Gülver, ”Seçimlerde anlattığımız projelere ilaveten, beldenin tamamının doğalgaza kavuşması için hemen çalışmalara başlayacağız. Tarım ve hayvancılık ile geçinen halkın sulama ihtiyacı için hızla sulama göleti projemizi harekete geçireceğiz. Toplu Konut konusunu hızlandıracağız.
Millet Bahçesi sözümüzü hızla yerine getireceğiz. Gençler için Gençlik Merkezi kuracağız. Çocuklar için de Bilgi Evleri ve Kütüphaneler açacağız. Yine kapalı spor salonu ve yüzme havuzu projelerimizi de en kısa zamanda bitirerek, Beğendik halkının hizmetine sunacağız.” dedi.

BEĞENDİK BELEDİYE BAŞKANI FERAT GÜLVER KİMDİR?
Ferat Gülver 1966 yılında Keşan’a bağlı Beğendik Beldesi’nde doğdu. İlk ve ortaokulu Beğendik’de okudu. Keşan Lisesi’ni bitirdikten sonra kazandığı Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1988 yılında mezun olduktan sonra, Türkiye Gazetesi’nde muhabir olarak gazeteciliğe başladı.
Gülver sırasıyla, Türkiye Gazetesi’nde 10 yıl, Sabah Gazetesi’nde 4 yıl, Hürriyet Gazetesi’nde 2 yıl ve haber7.com’da’ da 2 yıl muhabir ve editör olarak görev yaptı.
Gülver, Nisan 2009’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı’nda göreve başladı. İBB’de geçen 3 yılın ardından Gülver, 5 yıl Bağcılar Belediyesi Basın Danışmanlığı’nda çalıştı. Buradan sonra 2017-2018 yıllarında da Başakşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı görevini yürüttü. Gülver son olarak, 2019 – 2024 yılları arasında Bağcılar Belediyesi’nde Başkan Danışmanlığı görevinde bulundu.
Gülver, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nde, AK Parti’den Beğendik Belediye Başkanı seçildi.
Ferat Gülver, evli ve 2 çocuk babası.

Uçum, “İyi niyetli ve hakiki demokrat olan hiç kimse Türkiye’nin 2024 yerel seçimlerinin dünyaya demokrasi dersi verdiğini asla inkar edemez. Van seçiminde YSK kararı bu dersin etkili örneklerinden biridir” ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un açıklamaları şöyle:
“HEVESLERİ KURSAKLARINDA KALACAK”
“Herkes kendi cephesinden Van sürecini değerlendiriyor, anlaşılabilir. Ancak batıcı ve neo-liberal iç kesimlerin hevesleri kursaklarında kalacak. Türkiye toplumu yerel seçimlerde iktidara bir istikamet çizdi, bunu Devlet çok iyi okudu.
Bu seçim sonuçlarını Türkiye’yi batının egemen güçlerine teslim edilme koşullarını oluşturduğu şeklinde okuyanlara Milli Devlet iradesi haddini bildirir.
“DEVLET DE TOPLUM DA FARKINDA”
Van süreci tamamen hukuki bir süreç olarak yaşandı. Ama bu hukuki süreci daha tamamlanmadan “ayaklanma” çağrılarıyla istismar eden terör örgütünü ve legal görünümlü uzantılarını meşrulaştırmaya çalışanların Devlet de Toplum da farkında.
Muhalefetin tüm aktörlerinin ve daha çarpıcısı iktidar içinde yer aldığı kabul edilen ve neo liberal zehirle zihin dünyalarını batıcılığa teslim etmişlerin Van olayında aldıkları tutumların kaydedildiğini de herkes fark eder.
“TÜRKİYE’NİN BÜTÜNLÜĞÜNE YÖNELİK SALDIRI PLANLARININ BİR PARÇASI OLDUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTIR”
Nihayetinde Van konusunda YSK kişinin itirazını kabul etmiş ve hukuki süreç, kişinin lehine sonuçlanmıştır. Ama buna rağmen bu süreç üzerinden halen daha ayaklanma stratejilerinin peşinden koşanların gerçek niyetlerinin demokrasi ve seçmen iradesiyle ilgili olmadığı, Türkiye’nin bütünlüğüne yönelik saldırı planlarının bir parçası olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır. Bu aldatmaya kananların, bu oyunu görmeyenlerin ve kendilerini demokrasi havarisi sayanların hali ise ibretliktir.
İşin hukukuna gelince Terör Örgütü propagandası suçundan Yargıtayca onanan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası nedeniyle yasaklı hakların iadesinin sözkonusu olamayacağını ama bunun nasıl olduğunun da değerlendirileceği de not edilmelidir.
“DÜNYAYA BİR DEMOKRASİ DERSİ”
Son söz: İyi niyetli ve hakiki demokrat olan hiç kimse Türkiye’nin 2024 yerel seçimlerinin dünyaya demokrasi dersi verdiğini asla inkar edemez. Van seçiminde YSK kararı bu dersin etkili örneklerinden biridir.”
NE OLMUŞTU?
Van İl Seçim Kurulu Başkanlığı, DEM Partili Abdullah Zeydan’ın “seçime yeterliliği olmadığı” gerekçesiyle “seçilmemiş sayılmasına” ve sonraki en çok oy alan ve seçilme yeterliliğine sahip ikinci sıradaki adaya mazbatanın teslim edilmesine oy çokluğuyla karar vermişti.
DEM Parti, Van İl Seçim Kurulu’nun, oy çokluğu ile aldığı kararı YSK’ye taşımıştı.
Kurul, gündem toplantısında başvuruyu ele aldı.
Partinin itirazını kabul eden Kurul, mazbatanın 7 üyenin kabul, 4 üyenin ret oyu ile Abdullah Zeydan’a verilmesine hükmetti.
]]>
“BU ŞARTLARDA KAYYUM ATANMASINI DOĞRU BULURUZ”
Destici, Yüksek Seçim Kurulu’nun mazbata verme gerekçelerini hukuki açısından kamuoyu ile paylaşması gerektiğini vurgulayarak, “Yüksek Seçim Kurulu mazbatayı bu terör sevicisine vermişse, o zaman bunu verme gerekçelerini hukuki açısından kamuoyuyla paylaşmalı, bizleri tatmin etmelidir. Vatandaşımıza, milletimize tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Hukuki süreç budur. Eğer seçilenler terör örgütünün onayıyla seçilmişse, listeleri terör örgütü tarafından belirlenmişse ve seçildikten sonra da terör örgütüyle irtibatlarını sürdürüyorlarsa, teröristleri ya da terör uzantılarını belediyelere dolduruyorlarsa, belediyenin imkanlarını terör örgütünün emrine sunuyorlarsa elbette ki, oralara kayyum atanır. Ve bu şartlarda kayyum atanmasını da biz doğru buluruz. Onun için ‘kayyum uygulaması sona ersin’ diyenler doğru söylemiyorlar. Devlet elbette ki tedbir alacaktır ve uygulaması, terör örgütü uzantılarıyla ilgili elbette daha öncelikli ve ivedilikli olarak işletilecektir. Ama diğer hukuksuz birtakım hadiselere karışan belediye başkanlarıyla ilgili de biliyorsunuz görevden alma, el çektirme ve kayyum uygulamaları vardır. Ve bu da devam etmelidir bize göre.” dedi.
“ÖZGÜR ÖZEL NEYİ VE KİMİ SAVUNUYOR?”
Destici, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Ben şimdi Özgür Özel’e soruyorum; PKK terörist başına güzellemeler yapan, PKK terör örgütünü açıktan savunan onun için çalışan ve ‘PKK istese sizi tükürüğüyle boğar’ diyen bir vatan düşmanına, millet düşmanına Van gibi bir şehrin büyükşehir belediye başkanlığına emanet edilir mi? Özgür Özel neyi ve kimi savunuyor ya? Yüksek Seçim Kurulu nasıl oluyor da devlete, ülkeye, millete meydan okuyan ve bir PKK’lıya nasıl oluyor da mazbata verir? Bu anlaşılabilir bir şey değil ya. Milletimiz hadiseye bir de bu boyutundan bakması gerekir. Ya biz bunlara boyun mu eğeceğiz? Asla boyun eğmeyeceğiz. Millet olarak da eğmeyeceğiz. Devlet olarak da eğmeyeceğiz. Elbette ki, hukuk için de gereğini yapacağız. Ama CHP bunlarla el ele tutuşarak, kol kola girerek koyun koyuna gezerek yerel seçimleri kazanmıştır. Şimdi niyeti, arzusu, özlemi yine bunlarla el ele kol kola genel seçimleri kazanmak için bugün açıkça terör örgütünün siyasi partisinin ve onun terörist adaylarının arkasında durmaktadır ve onları savunmaktadır. Mesele bu, meselenin özeti budur.”
“KAZANANLARI TEBRİK EDİYORUZ”
Seçimlerin sağlıklı bir şekilde tamamlandığını ifade eden Destici, “Biz kazananları tebrik ediyoruz. Tabii ki Cumhur İttifakı’nın bir parçası olarak Cumhur İttifakı’nın bu seçimlerde aldığı oy ve kazandığı belediye sayısı elbette ki, bir önceki yerel seçimlere göre düşmüştür. Ve elbette ki bizleri de üzmüştür. Ama genel olarak oylara baktığımız zaman Cumhur İttifakı’nın oylarında bir düşüş vardır. Ama hala üç partinin il genel meclisi ve belediye meclisi oylarının toplamı 42-43’ler civarındadır. Ve dolayısıyla da Cumhuriyet Halk Partisi ya da Cumhuriyet Halk Partisi’nin daha önce ittifak yaptığı partilerle oylarını topladığında yine onların üzerindedir. Cumhuriyet Halk Partisi aldığı yüzde 37 oyun tamamının kendisinin olduğunu hesap ederek yoluna yürürse büyük hata yapar. Çünkü bir önceki daha bir sene bile olmayan genel seçim sonuçlarına baktığımızda oyu yüzde 8 olan DEM Partisi 4’e düşmüştür. İYİ Parti oyunun 3’te 2’sini kaybetmiş gözükmektedir. Dolayısıyla bu oylar belediye seçimlerinde özellikle büyük şehirlerde tamamen Cumhuriyet Halk Partisi’ne gitmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin aldığı yüzde 35 oyun içerisinde hem MHP’nin hem Büyük Birlik Partisi’nin de oyu vardır. Çünkü biz sadece 4’te 1 yerde aday gösterdik. 381 büyük belediye başkanlığında aday gösterdik. Geri kalanının tamamında Cumhur İttifakı partilerinin adaylarını destekledik. Bizim oyumuzun da önemli bir kısmı Cumhur İttifakı partilerine daha çok da AK Parti’nin aldığı oy toplamıydı.” ifadelerini kullandı.
‘PARTİMİZ BAŞARILI BİR SONUCA İMZA ATTI’
Destici, 2019 yerel seçimlerinde 5 ilçe ve 5 belde belediyesi kazandıklarını hatırlatarak, “Bu seçimlerde de Sivas il belediyesi. 15 ilçe, 7 belde ve 6-7 yerde de itiraz süreçleri devam etmektedir. Bunlarda sonuçlandığında Büyük Birlik Partisi 30’a yakın yerde belediye başkanlığı kazanmış olacaktır. Dolayısıyla belediye başkanlığı seçimleri açısından değerlendirdiğimizde bir önceki seçime göre ilçe sayısı olarak 3’e katlamış vaziyetteyiz. Belde sayısı olarak da 2’ye katlamış vaziyetteyiz. Ve bir de Sivas gibi büyük bir şehrin il belediye başkanlığını da kazanmış vaziyetteyiz. Bu alanda Büyük Birlik Partimiz çok başarılı diyebileceğimiz bir sonuca imza atmıştır. Büyük Birlik Partisi, bir önceki yerel seçime göre oylarını artırmıştır. Ama tabii bu bizim istediğimiz seviyede midir? Elbette istediğimiz düzeyde istediğimiz seviyede değildir. Ayrıca 60 seçim bölgesinde Büyük Birlik Partisi yüzde 30’un üzerinde oy almıştır. 102 seçim bölgesinde Büyük Birlik Partisi’nin belediye başkan adayları ilk 3’ün içerisinde yer almıştır. Elbette ki önümüzdeki günlerde bir genel istişare toplantımızla seçim sonuçlarını daha kapsamlı bir şekilde masaya yatıracağız ve değerlendireceğiz. Yine aynı şekilde Cumhur İttifakı bileşenlerimizle de özellikle AK Parti ile Cumhurbaşkanımızla, diğer yetkili arkadaşlarımıza, heyetlerimize görüşerek seçim sonuçlarını birlikte değerlendirmek arzusu içerisindeyiz.” diye konuştu.
“BU YEREL SEÇİMLERDE HALKIMIZ İKTİDARA BİR UYARIDA BULUNMUŞTUR”
Seçim sonuçlarını etkileyen en önemli faktörün ekonomik gelişmeler olduğunu belirten Destici, “Biz de ilk yaptığımız değerlendirmelerde seçim sonuçlarını en çok etkileyen noktanın bu olduğu bilgisine sahibiz. Ama tek başına seçim sonuçlarını ekonomi mi değiştirmiştir ya da etkili olmuştur, hayır. Başka etkenler de vardır. Tabii ki bir yerel seçimdir. Ve bu yerel seçimlerde seçmenimiz halkımız iktidara da hükümete de bir uyarı da bulunmuştur. Ama bu şu demek değildir. Her şey bitti. Artık efendim işte iktidar gidiyor, Cumhur İttifakı kaybediyor, yeni bir başlangıç geliyor. Bu demek değildir. Çünkü yerel seçimlere kadar önümüzde 4 yıllık bir süre vardır. Ve bu süre içerisinde tamir edilmesi gereken her şey tamir edilebilir. Düzeltilmesi gereken her şey düzeltilebilir.” açıklamasında bulundu.
İstanbul İl Seçim Kurulu, seçim sonuçlarının tam ve doğru şekilde belirlenmesi amacıyla, Beykoz İlçe Seçim Kurulunun verdiği ret kararını kaldırarak, ilçe belediye başkanlığı oy pusulalarının yeniden sayılmasını kararlaştırdı.
Bu karara göre, ilçe belediye başkanlığı oy pusulaları Beykoz İlçe Seçim Kurulunda yeniden sayılacak.
PINARBAŞI’NDA SEÇİMLER İPTAL EDİLDİ
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Pınarbaşı Belediyesi seçimlerinin iptal edildiğini duyurdu.
MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Yaptığımız itirazlar sonucunda İlçe Seçim Kurulu Pınarbaşı Belediye Seçimleri ve Meclis Üyesi seçimlerinin iptali ve yeniden yapılmasına 6 kabul oyu ve 1 red oyu ile karar vermiştir. Sayın Kılıçdaroğlu yanlış yönlendirmeler ile yine boşa düştünüz. Ben size genel başkanlık yapmış birisi olarak sizin üslubunuzla cevap vermeyeceğim. Ama şunu bilin ki beni de sizi de tüm Türkiye artık daha iyi tanıyor. Bugün benim doğum günüm, kutlu olsun. Sevdamız Pınarbaşı” dedi.

YSK ‘AMASRA’ KARARINI DUYURDU
Bartın’ın Amasra ilçesinde, resmi olmayan sonuçlara göre CHP’li Recai Çakır’ın 122 oy farkla seçimleri kazanması sonrası, AK Parti’nin itirazı üzerine İl Seçim Kurulu’nun ‘oylar yeniden sayılsın’ kararı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından reddedildi.
31 2024 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde 4 bin 78 seçmenin oy kullandığı Amasra’da, CHP’nin adayı Recai Çakır 1822 oy, AK Parti’nin adayı Ahmet Reis ise 1700 oy aldı. Dün, MHP Amasra İlçe Başkanlığı, Amasra İlçe Seçim Kurulu’na itiraz ederek, oyların yeniden sayılması için dilekçe verdi. İlçe Seçim Kurulu, yeniden sayım talebini somut delil olmadığı gerekçesiyle reddetti.
Sonrasında ise AK Parti Amasra İlçe Başkanlığı, İl Seçim Kurulu’na oyların yeniden sayılması için dilekçe verdi. İl Seçim Kurulu, oyların Amasra Adliyesi’nde yeniden sayılmasına karar verdi. Bunun üzerine CHP’den Amasra Belediye Başkanı seçilen Recai Çakır, CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu ve partililer Amasra Adliyesi önünde toplandı. CHP’liler, İl Seçim Kurulu’nun aldığı kararı YSK’ya taşıyarak itirazda bulundu.
YSK, aldığı kararla oyların yeniden sayımına gerek olmadığına karar verdi. Partililerin alkışları ile kararı duyuran Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ve CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, süreci yakından takip edeceklerini ifade etti. Partililer, YSK’nın aldığı karar sonrasında Amasra Adliyesi’nin önünden ayrıldı.
İstanbul İl Seçim Kurulu, seçim sonuçlarının tam ve doğru şekilde belirlenmesi amacıyla, Beykoz İlçe Seçim Kurulunun verdiği ret kararını kaldırarak, ilçe belediye başkanlığı oy pusulalarının yeniden sayılmasını kararlaştırdı.
Bu karara göre, ilçe belediye başkanlığı oy pusulaları Beykoz İlçe Seçim Kurulunda yeniden sayılacak.
PINARBAŞI’NDA SEÇİMLER İPTAL EDİLDİ
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Pınarbaşı Belediyesi seçimlerinin iptal edildiğini duyurdu.
MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Yaptığımız itirazlar sonucunda İlçe Seçim Kurulu Pınarbaşı Belediye Seçimleri ve Meclis Üyesi seçimlerinin iptali ve yeniden yapılmasına 6 kabul oyu ve 1 red oyu ile karar vermiştir. Sayın Kılıçdaroğlu yanlış yönlendirmeler ile yine boşa düştünüz. Ben size genel başkanlık yapmış birisi olarak sizin üslubunuzla cevap vermeyeceğim. Ama şunu bilin ki beni de sizi de tüm Türkiye artık daha iyi tanıyor. Bugün benim doğum günüm, kutlu olsun. Sevdamız Pınarbaşı” dedi.

YSK ‘AMASRA’ KARARINI DUYURDU
Bartın’ın Amasra ilçesinde, resmi olmayan sonuçlara göre CHP’li Recai Çakır’ın 122 oy farkla seçimleri kazanması sonrası, AK Parti’nin itirazı üzerine İl Seçim Kurulu’nun ‘oylar yeniden sayılsın’ kararı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından reddedildi.
31 2024 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde 4 bin 78 seçmenin oy kullandığı Amasra’da, CHP’nin adayı Recai Çakır 1822 oy, AK Parti’nin adayı Ahmet Reis ise 1700 oy aldı. Dün, MHP Amasra İlçe Başkanlığı, Amasra İlçe Seçim Kurulu’na itiraz ederek, oyların yeniden sayılması için dilekçe verdi. İlçe Seçim Kurulu, yeniden sayım talebini somut delil olmadığı gerekçesiyle reddetti.
Sonrasında ise AK Parti Amasra İlçe Başkanlığı, İl Seçim Kurulu’na oyların yeniden sayılması için dilekçe verdi. İl Seçim Kurulu, oyların Amasra Adliyesi’nde yeniden sayılmasına karar verdi. Bunun üzerine CHP’den Amasra Belediye Başkanı seçilen Recai Çakır, CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu ve partililer Amasra Adliyesi önünde toplandı. CHP’liler, İl Seçim Kurulu’nun aldığı kararı YSK’ya taşıyarak itirazda bulundu.
YSK, aldığı kararla oyların yeniden sayımına gerek olmadığına karar verdi. Partililerin alkışları ile kararı duyuran Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ve CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, süreci yakından takip edeceklerini ifade etti. Partililer, YSK’nın aldığı karar sonrasında Amasra Adliyesi’nin önünden ayrıldı.
Sıradan bir seçim yaşanamadığını belirten Nedim Şener, “31 Mart seçimlerini gözümüzün önünde yaşananları görmezden gelerek sıradan bir seçim ve sonucu da sıradan görmek büyük hata olur. Görmezden gelmek isteyenler ne demek istediğimi kısa süre sonra daha iyi anlayacak. O zamana kadar da seçmen tamam da ‘Soykırımcı İsrail, PKK’lılar, FETÖ’cüler, Türk düşmanı Geert sonuca neden seviniyor?’ diye düşünsün yeter…” diye yazdı.
Nedim Şener, yazısında şu ifadelerde bulundu:
“Kazananın da kaybedenin de sonuçlarına şaşırdığı bir seçimi geride bıraktık.
Seçimde umduğunu bulamayan partilerin ve seçmenlerinin üzüntülerini, kazananların sevincini anlamak mümkün.
Ancak vatan haini Fetullahçı Terör Örgütü üyelerinin, bölücü terör örgütü PKK’nın destekçilerinin, Gazze’de soykırıma girişen İsrail’in, Türkiye ve Türk düşmanı Hollandalı ırkçı siyasetçi Geert Wilders’in ortaya çıkan seçim sonuçlarına sevinmesi ilginç değil mi?
Bunların arasında Gazze’de soykırım yapan İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ın 31 Mart seçimleri sonrası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı tebrik mesajı önemliydi.
KUTLAYAN TEK DIŞİŞLERİ BAKANI
İsrail Dışişleri Bakanı herhalde Türkiye’deki yerel seçim sonuçları için kutlama mesajı yayımlayan tek dışişleri bakanı olmuştur. Katz’ın İbranice ve Türkçe olarak attığı X sosyal medya mesajı okuduğunuzda amacının kutlamadan çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mesaj olduğunu anlıyorsunuz;
“Türkiye’de yerel seçimler Erdoğan’ın adayları için ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, Ankara’da Mansur Yavaş’a tebrikler. Bu Erdoğan’a açık bir mesaj; İsrail’e saldırmak artık işe yaramıyor, yeni malzeme bulması gerekir.”
Peki, soykırımcı İsrail’in bakanı ülkede yönetim değişikliği ile ilgisi olmayan yerel seçim sonrası kutlama mesajını neden yayımladı?

FAŞİST GEERT’IN MESAJI
Elbette bir çok Batı medyasında olduğu gibi, bunun Türkiye’de yerel yönetim seçimi değil Türkiye’de iktidarı değiştirecek bir dalgaya dönüşmesini istiyorlar. Nitekim tüm Batı basınının manşetleri Erdoğan’ın iktidarının değişeceği yönünde yazı ve haberlerle çıktı.
Türk ve Türkiye düşmanı Hollandalı ırkçı faşist siyasetçi Geert Wilders de seçim gecesi attığı mesajla sonuçları değerlendirmek yerine arzusunu ifade ederken, “Bay bay Erdoğan, AK Parti. Türkiye laiklik ve özgürlüğü istiyor” diye yazdı.
Soykırımcı İsrail ve ırkçı faşist Hollandalı siyasetçinin mesajlarındaki duygu ve düşüncelerin, ABD ve Avrupa’da birçok emperyalist ülkede siyasetçiler ve egemen medya yönetimleri tarafından paylaşıldığını söyleyebiliriz.
FETÖ’CÜLER UMUTLANDI
Elbette Batılı ülkeler ve soykırımcı İsrail’i andıktan sonra onların tetikçi taşeronu olan PKK terör örgütü ile Fetullahçı Terör Örgütü boş durur mu?
FETÖ mensupları, örgüt üyelerine moral vermek için önceden çekilip çekilmediği bilinmeyen FETÖ elebaşı Gülen’in ellerini dua eder gibi açtığı bir fotoğrafı paylaştı. Firari FETÖ mensupları özellikle Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanması ve PKK’nın siyasi kolu DEM ile işbirliğinin sonuç vermesinden son derece memnun. Vatan hainleri 2028 seçimlerinde de benzer sonucun alınacağı ve yeniden devlete yerleşeceklerini umarak sevinç mesajları attılar.

PKK SURİYE’DE KUTLADI
Ama asıl önemlisi ve ilginci PKK/DEM’in destek verdiği ve “kent uzlaşısı” adını verdikleri işbirliği sonucu ortaya çıkan sonuç ile ilgili terör örgütü destekçilerinin kutlamalarıydı. Sadece PKK terör örgütünün Türkiye’deki uzantıları değil Irak ve Suriye’deki kolları, Avrupa’daki elemanları gerek sokakta gerek sosyal medyada sonuçları kutladı. Suriye’deki PKK/YPG Ayn el-Arab’da, Deyrizor’da havai fişeklerle seçim sonuçlarını kutlarken, İstanbul ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı illerde bölücü PKK elebaşının posterleri ve sloganları ile kutlama yapıldı.
PKK/DEM ‘MAĞLUBİYETİ’ KUTLADI
İstanbul’da oyları yüzde 2’ye gerileyen, Türkiye genelinde ise yüzde 5 civarında oy alan PKK/DEM yönetici ve taraftarlarının bundan üzüntü duymasını beklersiniz değil mi? Özellikle İstanbul’daki adayları Meral Danış Beştaş’ın oyların yüzde 2’ye inmesinden sonra sokağa çıkamaması gerekir değil mi?
Ama o daha seçim gecesi seçimi kazanmış bir hava ile İBB Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’na, genel olarak da CHP yönetimine “İmamoğlu bu oylar benimdir demesin sakın, aldığı oylar onun değil. Bizim seçmenlerimiz oraya oy verdi, neden? Çünkü AKP›yi cezalandırmak istedi” sözleriyle gözdağı verdi.
Her şeye laf yetiştiren İmamoğlu ya da CHP yöneticilerinden buna dair bir açıklama ya da itiraz duydunuz mu? Elbette hayır.
KANDİL UZLAŞMASI
Çünkü İstanbul’daki seçim sonucu PKK/DEM faktörü ile Türkiye’nin geleceğini yakından ilgilendiriyor. Sadece İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesi için PKK/DEM ile belediye meclis üyelikleri, belediye başkan yardımcılıkları, belediyede daire başkanlığı ve kadro vaat eden ve veren CHP’nin 2028 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neler vaat edeceğini ve neler vereceğini kestirmeniz mümkün bile değil.
CHP’nin bu seçim sonrası girdiği yol şimdilik PKK/KCK’yı da memnun etmiş. Terör örgütü PKK/KCK Avrupa sorumlularından Remzi Kartal bunu açıkça ifade etmiş:
“…CHP, geçen parti kongresinden sonra yeni bir kulvara girdi. Yani Türkiye siyasetinde yeni bir söylem. Yani AKP’nin bugüne kadar Kürt sorununa söylediklerini tekrar etmiyor. Terör söyleminden farklı bir söylem. Kürt sorunuyla ilgili farklı bir dilde ve bir alternatif olarak çıktı. Devletin Kürt sorunundaki yürüttüğü tekçi inkârcı politikalarda erime var. Bunun etrafında yürüyen partilerde bir çözülme, erime var ve ‘Türkiye yeni bir siyasi sürece giriyor’ dediniz ya, bu ölümcül bir darbe AKP-MHP iktidarı için… Bu 100 yıllık tekçi faşist politikaları temsil eden bu hükümet için ölümcül bir darbeydi.”
31 Mart seçimlerini gözümüzün önünde yaşananları görmezden gelerek sıradan bir seçim ve sonucu da sıradan görmek büyük hata olur. Görmezden gelmek isteyenler ne demek istediğimi kısa süre sonra daha iyi anlayacak. O zamana kadar da seçmen tamam da ‘Soykırımcı İsrail, PKK’lılar, FETÖ’cüler, Türk düşmanı Geert sonuca neden seviniyor?’ diye düşünsün yeter…”
Haber7 – ÖZEL – Dilan CAN
Yerel seçimlerde Van Büyükşehir Belediye başkanlığı için yarışan DEM Parti adayı Abdullah Zeydan’ın seçilme yeterliliğinin olmadığı kararı dolayısıyla mazbatasının verilmemesi gündemdeyken, bu kararın art niyetli olmayıp tamamen hukuki temellere dayandığını yakın geçmişteki MHP örneği tescilledi.

|
“PKK sizi tükürüğüyle boğar” sözü ve katıldığı eylemden dolayı 2016 yılında Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla “örgüte yardım” suçundan 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan Abdullah Zeydan’la ilgili yargı süreci devam ediyordu. Zeydan hakkında 2016’da verilen toplamda 8 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından bozulmuştu. Fakat Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın kararına karşı çıkarak Zeydan’ın 8 yıllık cezasını yinelemişti. Daha sonra Zeydan’ın cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurularak serbest bırakılmasına karar verilmişti. Zeydan’ın yasaklı haklarının mahkeme tarafından iade edilmesinin ardından, Yüksek Seçim Kurulu, Zeydan’ın belediye başkan adaylığı başvurusunu kabul etmişti. Fakat savcılık, 29 Mart tarihinde Zeydan’la ilgili hakların iadesi kararına itiraz etmiş ve mahkeme de itirazı yerinde bulmuştu. Bu durumda Zeydan’ın memnu hakları tekrar yürürlüğe girdi. Mahkemenin kararı üzerine Van İl Seçim Kurulu, Zeydan’ın seçilme yeterliliğinin olmadığına hükmederek, mazbatanın en çok oy alan ikinci sıradaki aday olan AK Partili Abdulahat Arvas’a verilmesine karar verdi. |
DEM Parti’li Abdullah Zeydan’ın seçilme yeterliliği olmadığı kararı sonrası başta CHP olmak üzere çeşitli siyasi oluşumlar “demokrasiye darbe” şeklinde söylemlerde bulundu. DEM Parti ve diğer PKK’ya müzahir oluşumlar ise halka sokağa çıkma çağrılarında bulundu. Van’ın yanı sıra Hakkari, Siirt, Şırnak, Batman, İzmir ve İstanbul’un çeşitli bölgelerinde şiddet eylemlerinde bulunuldu.
Van Büyükşehir Belediyesi seçimlerinden galip ayrılan DEM Partili Zeydan’la ilgili verilen hukuki kararın art niyetli olmadığı, benzer kararın Adana’nın Kozan ilçesinde MHP adayı Nihat Atlı için de verilerek uygulandığı kaydedildi.
MHP’Lİ BAŞKAN SEÇİLDİ, MAZBATA SP’Lİ ADAYA VERİLDİ
Adana’nın Kozan İlçesi’nde 31 Mart 2019 ‘da yapılan seçimlerde en yüksek oyu alarak belediye başkanlığını kazandığı bildirilen ancak daha sonra yapılan itiraz üzerine sabıka kaydının seçim tarihinde silinmemiş olması nedeniyle başkanlığı iptal edilen MHP adayı Nihat Atlı’nın yerine, seçimde ikinci en çok oyu alan Saadet Partisi adayı Kazım Özgan Yüksek seçim Kurulu tarafından belediye başkanlığına getirildiği ortaya çıktı.

Nihat Atlı’nın yasaklanmış hakların geri bırakılması kararının 4 Nisan 2019 tarihli olduğu, bu karanın Atlı’ya 31 Mart’taki seçimlere katılma hakkı vermediği, bu kararın kesinleştiği 5 Nisan tarihinden sonra yapılacak seçimlere katılma hakkı tanıdığı vurgulandı. Bu nedenle Nihat Atlı’nın başkanlığını düşüren İl Seçim Kurulu kararında şöyle denilmişti:
“Kozan Belediye Başkan aday listelerinin ilan edildiği seçim takvimi sürecinde Saadet Partisi tarafından Nihat Atlı’nın seçilme yeterliliğine itiraz edilmediği anlaşıldığından 5393 sayılı yasanın 45’inci maddesi uyarınca idari makamlarca çözülmek suretiyle belediye meclisince doldurulmasına, Yüksek Seçim Kurulu’na itirazı olanaklı olmak üzere karar verildi.”
DEM PARTİLİLER VAN’I KARIŞTIRDI
Van Büyükşehir Belediyesi’ni kazanan DEM Partili Abdullah Zeydan’ın terör propagandası yaptığı için iptal edilen başkanlık olayının bir benzerini, 2019 yerel seçimlerinde Kozan’da MHP adayı Nihat Atlı’nın da yaşamasına rağmen herhangi bir provakatif eylem gerçekleşmemesi dikkat çekti.
2019 yerel seçimlerinde Kozan’da MHP’den Saadet’e geçmesi ile sokaklarda eylem gerçekleşmemiş ‘halkın iradesi hiçe sayılıyor’ gibi provakatif sözler ile algı kampanyası yürütülmezken, Van’da terör propagandası nedeniyle başkanlığı iptal edilen Zeydan’a sözde destek amacıyla terör örgütü PKK’dan vatandaşlara ‘sokağa çıkın’ çağrısı geldi.

Bunun üzerine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, terör örgütü PKK’yı övücü ve destekleyici slogan atan ve güvenlik güçlerine taşla saldıran 89 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.
Dört saat süren toplantıda pazar günü yapılan yerel seçim masaya yatırıldı.
Kritik toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yerel seçimin sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak kurmaylarına uyarılarda bulunduğu da bildirildi.
“ÖNCE KENDİMİZİ HESABA ÇEKECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Açık söylüyorum, şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz. Başkalarını hesaba çekmeden önce kendimizi hesaba çekeceğiz. İğneyi kendinize çuvaldızı başkasına batırmanızı istiyorum” dediği öğrenildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 seçimlerinin katılım oranının, 2019 seçimlerine kıyasla 6 puan geriye gittiğin, bu 6 puanlık düşüşün ezici çoğunluğunu AK Parti seçmeninin oluşturduğunu söyledi.
31 Mart’ta yapılan seçimlerde AK Parti’ye gönül verenlerin sandığına gitmemesinde hem teşkilattan hem genel merkezden hem de adaylardan kaynaklandığının vurgusunu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aday belirleme süreci de dâhil bunların üzerinde uzun uzun durulması gerektiğini, bu konuda gereken her türlü adımın atılacağının altını çizdi.
“MİLLETİN SANDIĞA KÜSMESİNE NEDEN OLAN FAKTÖRLER”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin sandığa küsmesine neden olan diğer faktörleri ise; hayat pahalılığı, Kovid-19 salgınıyla başlayan, Rusya-Ukrayna savaşıyla daha da derinleşen enflasyon baskısı olarak sıraladı.
Erdoğan, kurmaylarına verdiği mesajda, emeklilerin yüksek enflasyon sebebiyle en fazla refah kaybına uğrayan toplum kesimi olduğunu belirterek, “Emeklilerimizin serzenişlerini il ziyaretlerimizde zaten görüyorduk. Gerek tek seferlik 5 bin lira ödenmesi, gerek yüzde 50’yi bulan maaş zamları, gerekse diğer adımlarla, bütçe disiplinini bozmadan, üzerimizdeki bu baskıyı hafifletmeye çalıştık; ama muvaffak olmadık.” tespitinde bulundu.
KİBİR HASTALIĞI VURGUSU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze krizi gibi elimizden gelen her şeyi yaptığımız ve bedel ödediğimiz bir meselede dahi siyasi saldırıları savuşturmayı, kimi çevreleri ikna etmeyi maalesef başaramadık. Bunlarla ilgili değerlendirmelerimizi de artısı-eksisiyle mutlaka yapacağız.” dedi.
Toplantıda “kibir hastalığı”na da dikkati çeken Erdoğan, “Buradan başlayarak; il, ilçe, belde teşkilatlarına, belediye başkanlarımıza, milletvekillerimize, hatta bürokrasiye uzanan bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Oysa milletin sinesinden doğmuş bir siyasi partinin en büyük düşmanı vatandaşla arasına duvarlar örmesidir. Hangi konumda olursa olsun bu partide hiç kimsenin ‘layüsel’ olmadığını milletimize göstereceğiz. Elbette bu özeleştiri sürecinde hem ittifak olarak girip kaybettiğimiz, hem de Amasya, Kütahya, Kırıkkale gibi iki parti ayrı ayrı girerek özellikle CHP’ye kazandırdığımız il ve ilçelerin durumunu da masaya yatıracağız.” vurgusu yaptı.
“Kurulduktan yalnızca 15 ay sonra bizi iktidara layık gören, henüz 10 ay önceki seçimlerde partimizi açık ara birinci yapan, şimdiye kadar girdiğimiz tüm seçimlerde daima yanımızda duran, velhasıl son 22 yılda tam 17 kez sandıkları bizim için patlatan milletimizin, 31 Mart’ta bizi CHP’nin arkasına niçin ittiğini çok iyi analiz etmeliyiz.” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortada sadece bir oy kaybı değil, kan ve ruh kaybı olduğunu da söyledi.

“HATAYI MİLLETTE ARAMAYACAĞIZ”
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun suçunu millete atmanın ancak acizlerin ve gafillerin yöntemi olabileceğine vurgu yaparak, “Hatayı, kusuru, yanlışı millette aramak, bizim geleneğimizde asla yoktur. Biz siyasi hayatımızın hiçbir döneminde böyle bir yola başvurmadık, şimdi de başvurmayacağız. Açık söylüyorum, şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz. Başkalarını hesaba çekmeden önce kendimizi hesaba çekeceğiz. İğneyi kendinize çuvaldızı başkasına batırmanızı istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Şehirlerde yaşadıkları oy kaybının tek bir nedene ve başlığa indirgemenin “kolaycılık” olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’ı bir başarı örneği olarak kurmaylarına gösterdi.
“Nerede bir eksik, hata, kasıt veya ihanet varsa, üzerine gitmek boynumuzun borcudur. Diğer türlü, Allah korusun, daha büyük felaketlerin, daha sarsıcı kayıpların yaşanmasına mani olamayız.” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin verdiği mesajın gayet net olduğunu dile getirdi.
“YA TOPARLARIZ YA DA BUZ MİSALİ ERİRİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak, “Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz. Ya başından sonuna kadar işimizi dört dörtlük yaparız ya da çok daha ağır bedeller ödemekten kurtulamayız. Ya milletimizle olan gönül köprülerimizi yeniden güçlendiririz ya da eleştirdiğimiz partilere benzemekten kendimizi alıkoyamayız. Kim olursa olsun hiç kimsenin 22 yıllık birikimi, 22 senelik zorlu bir mücadeleyi heba ve heder etmesine izin veremeyiz, buna müsaade etmeyeceğiz.” mesajıyla konuşmasını sonlandırdı.
]]>
TÜM KAMU GÖREVLİLERİN YANINDAYIZ
Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kılıç, MYK’nın 31 Mart Seçim sonuçlarını ele aldığını bildirerek, “Merkez Yürütme Kurulumuz 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarını ele almış, kapsamlı değerlendirmelerini yapmış ve ileriye dönük olarak yol haritasını çıkarmıştır. Her şeyden evvel Yozgat ve Şanlıurfa illerimiz başta olmak üzere sandık sonuçlarına itiraz edilen, tartışmaların yaşandığı illerimiz var. Bitlis bu illerimizden, Van da keza. Bu illerimizde yeniden yapılıyor. Sayım çalışmalarının tekrardan yapıldığı illerde tüm kamu görevlilerinin yanındayız, sadece sandık görevlilerimizin değil adaylarımızın ya da partilerimizin değil tüm kamu görevlilerimizin yanındayız. Bütün illerimizde sandıklar tekrardan sayılmalı, hukuka uyulmalı, vatandaşın özgür iradesinin yansımasına herkes ahlaki bir görev olarak sahip çıkmalıdır” ifadelerini kullandı.

Kılıç konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yeniden Refah Partimiz, 31 Mart seçimlerinde biri il belediyesi, biri büyükşehir belediyesi olmak üzere toplam 66 belediyeyi kazanmış bulunmaktadır. Yeniden Refah Partisi’nin girmiş olduğu ilk yerel seçimden bir büyükşehir, bir il ve toplamda 66 belediye kazanarak çıkmış olması büyük bir kazanımdır, büyük bir başarıdır. Emeği olan bütün adaylarımızı, teşkilatlarımızı, görevlilerimizi kutluyor ve tebrik. Başarılarının daim olmasını diliyoruz. Bu kazanılan belediyelerde yeni bir dönem başlamıştır; Yeniden Refah Belediyeciliği başlamıştır. Kamuoyunun kendilerinden beklediklerini vermek için canla başla çalışacaklarından en ufak bir kuşkumuz yoktur.”
“Yeniden Refah Partisi, olası bir seçimde bugün itibarıyla baraj problemini tek başına geride bırakmış bulunmaktadır”
Yeniden Refah Partisi’nin girmiş olduğu ilk yerel seçimden Türkiye’nin en çok oy alan üçüncü partisi olarak çıktığını hatırlatan Kılıç, “Kuruluşumuzun beşinci yılında girmiş olduğumuz ilk yerel seçimde yüzde 6,98 oy oranıyla üçüncü sırada çıkmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sonuçla Yeniden Refah Partisi, olası bir seçimde bugün itibarıyla baraj problemini tek başına geride bırakmış bulunmaktadır ve sadece yüzde 7 oy oranına ulaşmakla kalınmıştır; aynı zamanda seçim sürecinin zor koşulları da toptan aşılmıştır” açıklamasında bulundu.
Kılıç ayrıca seçimlerde medya desteğinin de bulunmadığına dikkati çekti. Katı bir televizyon ambargosu ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Kılıç, seçim süreci boyunca hazineden siyasi partilere verilen yardımlardan da yararlanmadıklarını dile getirdi.
Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıç, “Seçim daha dün bitti, bugün erken seçimi konuşmak için çok erken ama şunu ifade edebilirim. 50 gündür sahadayım, Genel Başkanımız da sahada. Partimizin başarısı ülkemizin Refah Belediyeciliği buluşması için Genel Başkanımız gerçekten sıra dışı bir ortaya koydu. Parti teşkilatı ve MYK üyelerimiz olarak uçağımız yok, helikopterimiz yok ama gösterdiği performansa, gittiği il sayısına ve ulaştığı ilçelere, yaptığı mitinglere bakıldığı zaman sanki uçak ve helikopterlerimiz varmış gibi sıra dışı bir performans ortaya koydu” diye konuştu.
TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ ERKEN SEÇİM OLMAMALI
Türkiye’nin 2023 yılının başından bu yana sürekli olarak seçim gündemi içerisinde olduğunu hatırlatan Kılıç, “Sokağın beklediği bu andan itibaren ekonomideki kronik sorunların çözülmesidir. Sokak yeni ve erken bir seçim düşüncesinde, talebinde değildir. Türkiye’nin bugün erken bir seçime götürülmesini telaffuz etmenin Türkiye’ye bir faydası yok, siyasete bir faydası yok, toplumsal kesimlere bir faydası yok, mağdur inşalara bir faydası yok. Faydasız bir seçime gitmek anlamlı değil. Ama şunu hükümete bir çağrı olarak iletiyoruz; geçen yıl seçimle geçti, bu yıl da bugüne kadar seçimle geçti. Bugünden sonra artık ekonomiye odaklanmak zorundasınız. Ciddi bir enflasyon problemi var; ciddi bir faiz problemi var, ödemeler konusunda ciddi problemler var. Mutfak enflasyonu piyasada görülenin çok üzerinde. İnsanlar, emekliler, asgari ücretli geçinemiyorum diyor. Erken seçimle meşgul olmak doğru olan değildir. Olması gereken ekonomiye odaklanmaktır, bu şartlarda Türkiye’nin gündemi erken seçim değil ekonomi olmalıdır. Seçimin üzerinden bir yıl bile geçmedi; hükümetin 4 yıl gibi bir görev süresi var. Bu sürenin bir anını bile boşa harcamadan sorunların çözümüne odaklanmaları lazım” açıklamasında bulundu.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği toplantının ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik gazetecilere açıklamalarda bulundu.
ÖMER ÇELİK AÇIKLAMA YAPTI
Ömer Çelik, açıklamasında şunları kaydetti;
İSTANBUL’DA YANGIN FACİASI
“Tüm yönleriyle takip ediyoruz olayı. Bir eğlence mekanında ortaya çıkan bir yangın. Çeşitli ihbarlar var bununla ilgili olarak da değerlendirmeler yapılıyor. Sayın Valimiz oradadır. Sayın Cumhurbaşkanımız bilgi almaktadır sürekli. Gözaltılar var. İnşallah daha fazla can kaybı olmasın diye ümit ediyoruz.

“MYK, SEÇİMLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ÜZERİNE TOPLANMIŞTIR”
31 Mart seçimlerinden sonraki ilk MYK toplantımızı Cumhurbaşkanımız başkanlığında gerçekleştiriyoruz. Tek gündem ile alakalı toplanmıştır MYK’mız. Seçimlerin değerlendirilmesi. Seçimler demokrasi tarihimize yakışır bir olgunlukla geçmiştir. Bu sürece emek veren herkese teşekkür ediyoruz. Herkesin çok büyük katkısı var. Tabii en önemli teşekkür vatandaşlarımızadır. Milli iradeye sahip çıkan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin bütün dünyaya bir kere daha demokrasinin gücünü göstermesi bakımından fevkalade önemli bir tablonun ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Tüm bu süreçte çok çok emek verenler var her bir teşkilat mensubumuza teşekkür ediyoruz. Bu süreçte Cumhur İttifakı teşkilatları son derece iyi bir işbirliği içinde yan yana çalıştılar.
“HER SEÇİM DEMOKRASİ ŞÖLENİDİR”
Önemli bir seçim sürecini Türkiye genel seçim ve yerel seçim olarak bu şekilde tamamlamış oldu. Her seçim demokrasi şölenidir. Milletimizin sandık yoluyla kendisini ifade etmesi Türkiye’nin en büyük gücüdür. Türkiye’yi yöneten unsur demokrasidir, sandıktır. Her seçimin ayrıca demokrasimizin şöleni olmasının yanı sıra demokrasimizi kökleştiren, kurumsallaştıran bir yanı da vardır. Demokrasimiz bu seçimler sayesinde bir kez daha güç kazanmıştır. Sonuç olarak demokrasinin gerçek sahibi olan vatandaşımız olmuştur. Siyasetin sicil amiri vatandaşlarımızdır. Vatandaşlarımız siyaset kurumuna dönük takdir ve uyarılarını sandık yoluyla gerçekleştirirler.

“MESAJLARI EN NET ŞEKİLDE OKUYACAĞIZ”
Bu çerçevede 31 Mart seçimlerinin partimize dönük olarak mesajlarını en net, en derinlemesine bir şekilde okuyacağımızı ifade ediyoruz. 31 Mart tabiiki her seçimde olduğu gibi önümüzdeki dönemde izleyeceğimiz yol ve üreteceğimiz siyasetler açısından dönüm noktası olacaktır. Şimdiye kadar bu seçimle birlikte 18 kez milletin huzuruna çıktık. Şimdiye gösterilen tüm teveccühlere şükranlarımızı arz ediyoruz. Bu seçimde yüksek teveccüh gösterilen yerlerde daha iyisini yapmak için elimizden gelen gayreti çok güçlü bir şekilde göstereceğiz.
“TÜM BOYUTLARIYLA ELE ALACAĞIZ”
Arzu etmediğimiz sonuçların olduğu, arzu ettiğimiz sonuçlara ulaşamadığımız yerler var. Bu yerlerle ilgili olarak da verilen mesajı sonucun niçin böyle olduğunu, milletimizin değerlendirmesinin neden böyle gerçekleştiğini bütün boyutlarıyla ele alacağız. Çünkü biz milletin kurduğu bir partiyiz AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak sadece iktidara gelirken milletin sesini dinleyip sonra başka seslere kulak açan değil. Tüm süreç boyunca milletimizin yetki verdiği süreç boyunca milletin sesini dinleyen bir siyasi anlayışa sahibiz.

“MİLLETİMİZ UYARIDA BULUNMUŞTUR”
Takdir gören doğruları daha fazla sahiplenerek, daha güçlü hale nasıl getiririz diye bunun değerlendirmesini yapacağız. Milletimiz arzu ettiğimiz sonuçlara ulaşamadığımız yerlerde uyarıda bulunmuştur, eleştirileri vardır, itirazları vardır. Bunların hepsi başımızın gözümüzün üstündedir. Bu mesajları tüm boyutlarıyla almak, değerlendirmek bizim boynumuzun borcudur, demokratik anlayışımızın gereğidir, milletin mesajını almak siyasi namusun bir gereğidir. Tüm bunları değerlendirmek için seçimin başladığı andan itibaren buradaydık ilk andan itibaren bunu değerlendirmeye başladık.
“VATANDAŞIMIZIN VERDİĞİ MESAJ BİZİM İÇİN YOL HARİTASIDIR”
AK Parti kurulları sorumluluğunu yerine getirecek, tüm mesajları alınacağı bir şekilde buna uygun siyasetler üretmeye devam edecektir. Biz şuna inanıyoruz ki, siyasi partileri var eden millettir. Biz hep şunu söyledik, biz AK Parti’miz millet tarafından kurulmuştur, tabelasını biz astık. Dolayısıyla vatandaşımızın her zaman verdiği mesaj aslında bizim için bir yol haritasıdır, geleceğe dönük olarak yapacaklarımızı göstermek açısından vazgeçilmez bir şekilde yoldaki işaretlerimizi oluşturur. Dolayısıyla bütün seçim sonuçları, bütün illerde, ilçelerde, beldelerde, mahallelerde ve sandık bazlı olarak her bir sandıkta ele alınarak milletimizin verdiği mesajın iyi bir şekilde partimiz tarafından anlaşılması, içselleştirilmesi ve bunun siyaset üretimimize yol göstermeye devam etmesi bakımından bütün birimlerimiz çalışmalarını yapmaya başlamıştır.
Burada kuşkusuz esas olan her zaman AK Parti açısından sokağın sesini en doğru şekilde dinlemektir. Bununla ilgili olarak bizim yıllar içinde yaptığımız çalışmalar vardır. Sicil amirimizin vatandaş olduğu bilinciyle bize not verecek yegane demokratik merciinin vatandaşımız olduğunun bilinciyle bu çalışmaları sürdürürüz. Biz vatandaşımız irade gösterdiği zaman buna teslim oluruz, bunu hürmetle karşılarız. Buna itiraz ve eleştirimiz olamaz. Milletimizin bütün bu süreçte bütün bu tablo ile birlikte ortaya koyduğu bir gerileme ifade eden sonuçları ciddi bir şekilde ele alacağımızdan ve siyaseti önümüzdeki dönemde milletimizin taleplerine, uyarılarına göre yapılandıracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.

“YASAL MEVZUATLA İLGİLİ BİR DURUM”
(Van’da yaşanan olaylar) Bu konu il seçim kurulunun takdirinde olan bir konu. Yani yasal mevzuat ile ilgili bir konu. Bu, siyasi alanın müdahale ettiği, hükümet alanının müdahale edebileceği bir alan değil. Burada il seçim kurulu yetkili daha sonra da YSK en nihai karar merci olarak yetkili. İtiraz mekanizmaları bellidir. Seçim sistemimiz her türlü itiraz mekanizmasını düzenlemiştir. Hukuken haklılarsa zaten sonuç onların arzu ettiği gibi olacaktır. Hukuken haklı değillerse de seçilme şartları yerine gelmemişse buna da herkesin saygı göstermesi gerekir. Enteresan olan şudur, demokratik tepkimisi gösterelim deniliyor, sonra sokaklar yakılıp yıkılmaya başlanıyor, polise saldırı oluyor. Demokratik tepkiyi göstermek herkesin hakkıdır. Fakat bunu şiddet olaylarına dönüştürmenin demokrasiyle bir bağı yoktur.
“HERHANGİ BİR KONGRE SÜRECİ KONUŞULMADI”
Bu MYK’da sadece seçim gündemi değerlendiriliyor. Herhangi bir şekilde kongre süreci konuşulmadı. Tamamen seçim süreci odaklı bir MYK’dır. Seçimin nasıl geçtiğine, sürece ve seçim sonuçlarının partimiz açısından neden böyle olduğuna dair milletimizin ne mesaj verdiğini daha derinlemesine anlamaya dönük olarak bir değerlendirme MYK’sıdır.
Yetkili kurullardaki değişikler Cumhurbaşkanımızın takdirindedir. Her zaman Cumhurbaşkanımızın bunu yapma yetkisi, tasarrufu tüzüğümüz açısından genel başkan olarak mümkündür. Ama bu konular MYK’da gündeme gelmemiştir.
ERKEN SEÇİM ÇAĞRILARI
Bu çağrıların mantığı yok. Genel seçim 14-28 Mayıs sürecinde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ve Cumhurbaşkanımız 5 yıllık yetki sahibidir. Kalan önümüzdeki dönemde 4,5 yıldan fazla bir süre vardır. Bütün bu dönem içinde Cumhurbaşkanlığı makamı ve Kabinesi milletin verdiği yetki ile görevini yerine getirecektir. Bu seçimse yerel seçimdir. Bu yerel yönetimlere yetki verilmesiyle ilgilidir.
HABER7
Kuruluşundan bu yana ilk kez seçimlere müstakil giren fakat büyük hüsran yaşayan İYİ Parti’de belirsizlik hakim.
1,7 milyon kişinin tercih etmesiyle oyların sadece % 3,7’sini alabilen İYİ Parti, 10 ay önceki genel seçime göre % 6,2, 2019 yerel seçimine göre %3,7 oy kaybetti.
| İYİ Parti 2019 yerel seçimlerinde 3,4 milyon oy (%7,45) almıştı. 2023 genel seçimlerindeki oy sayısı 5,2 milyona, oranı %9,90‘a ulaşmıştı. |
81 ilden yalnızca Nevşehir’i kazanabilen İYİ Parti’nin kazandığı belediyeler 24 ilçe ve 4 belde ile sınırlı kaldı.
Seçim öncesinde “Kaybedersem siyaseti bırakırım” ifadesini kullanan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik eleştiriler yükselirken Akşener, “olağanüstü seçimli kongre” kararı aldıklarını duyurdu.
Meral Akşener’in kongrede aday olup olmayacağına dair bir açıklama yapılmadı.
‘BIRAKIYORUM’ DEDİ, KURMAYLARI VAZGEÇİRDİ
Akşener’in kongre kararını nasıl aldığı ve seçim gecesi İYİ Parti Genel Merkezinde neler yaşandığına dair kulis bilgileri sızdı.
Edinilen bilgilere göre 31 Mart akşamı İYİ Parti’nin aldığı oy oranının belirmesiyle birlikte Merak Akşener, yakın çevresine görevi bırakacağını söylediği aktarıldı.
Akşener’in, “Ben bir söz verdim, bu sorumluluğumu yerine getirmem gerekir. Kongreyi toplayacağım ama aday olmayacağımı da açıklayacağım.” dediği bildirildi.
Seçim gecesi bu çıkışına karşı kurmayların Akşener’i kararından vazgeçirmeye çalıştığı, “Bunun çok erken alınacak bir karar olduğunu, sabaha kadar düşünmenin daha faydalı olacağını” ifade ettikleri kaydedildi.

“GİDERSE İYİ PARTİ DAĞILIR”
NTV Parlamento Muhabiri Özgür Akbaş’ın aktardığına göre, “Meral Akşener’in İYİ Parti’nin tutkalı olduğu” görüşünü paylaşan partililerin, “Akşener giderse partinin toparlanamayacağı, kurucu lider olarak tabanı yeniden kendisinin toparlayabileceğini” söylemiş.
PARTİDE 3 AYRI GÖRÜŞ: GİTSİN, KALSIN, DEĞİŞSİN
İYİ Parti’nin 3’e bölündüğünün altını çizen gazeteci Akbaş, “Akşener ile devam edilmesi gerektiğini” savunan grubun çoğunlukta olduğunu belirtti.
“Meral Akşener istifa etmeli, yeni bir döneme girilmeli” diyen ikinci grubun var olduğunu ve başında Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bilge Yılmaz’ın geldiğini ifade etti. Görevinden istifa eden Yılmaz’ın Akşener’i de istifaya davet ettiğini hatırlayan Akbaş, “Bilge Yılmaz’ın kongrede Akşener’in karşısında aday olabileceği konuşuluyor.” dedi.
İYİ Parti’deki üçüncü cephenin ise “Akşener ile devam edilsin fakat kurmay kadrosu değişsin” görüşünde olduğunu aktardı.

8 NİSAN’A KADAR YOL HARİTASI OLUŞACAK
İYİ Parti’de kongre takviminin 8 Nisan’da netleşmesi bekleniyor.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Akşener’in; milletvekilleri, Başkanlık Divanı ve Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleriyle bir araya gelerek hem yerel seçimin sonuçlarına hem de seçimli olağanüstü kurultay sürecine ilişkin istişarede bulunacağı öğrenildi.
İYİ Parti’de seçimli kongre kararının 45 ila 60 gün içerisinde alınması bekleniyor. Kongrenin mayıs yada haziran ayında gerçekleşeceği öngörülüyor.
İYİ Partinin tüzüğüne göre, seçimli olağanüstü kurultay, Genel Başkan veya GİK’in gerek görmesi halinde veya Kurultay delegelerinin, en az üçte birinin noterden onaylı yazılı istemleri üzerine 60 gün içerisinde yapılması gerekiyor.

“ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI YAPMIYORUM, BİZE OY VEREN AK PARTİLİ VE MHP’Lİ EMEKLİLERE HAKSIZLIK YAPAMAM”
İYİ Parti ve Meral Akşener sorusuna yorum yapmamayı tercih eden Özel, erken seçim taleplerinin olmadığını söyledi.
Erken seçim çağrısı yaparak, kendisine güvenip CHP’ye oy veren AK Partili ve MHP’li emeklileri kandırma yoluna gitmeyeceğini belirten Özel, “Ben erken seçim ve güvensizlik oyu söyleminden kaçıyorum. Sebebi de şu: Meydanlarda bir söz verdim. ‘AK Partili ve MHP’li seçmen; sizden iktidara sarı kart göstermenizi istiyorum’ dedim. Oradan bana bağırdılar; ‘Kırmızı kart’ diye. Ben de döndüm, dedim ki: ‘Kırmızı kart genel seçimde olur, bu bir yerel seçim.’ İnsanlar hükümeti uyarmak istiyor. Seçimi kazandıktan sonra ‘Bu güvensizlik oyudur, erken seçime gir’ dersem bana itimat eden AK Partili ve MHP’lilere haksızlık yapmış olurum. Erken seçim olacaksa buna yine halk karar verecek. Biz değil. Bana güvenip oy veren AK Parti ve MHP’li emekliler var. Onlar genel seçim olsaydı belki oy vermeyeceklerdi. Onlara şu teminatı verdim: ‘Bu bir yerel seçim. Yerel yönetici seçiyorsunuz ve iktidara yerelden denge kurun’ dedim. Ertesi gün ‘Gördünüz mü bak, hükümet değişmeli’ dersek o seçmeni kandırmış olurum. Dürüst davranmak lazım. Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum ama her an yapılacak seçime de hazırız.” ifadelerini kullandı.

MANİSA, MALATYA VE HATAY AÇIKLAMASI
Seçimlerde kazandıkları ve en çok sevindiği yerin memleketi Manisa, kaybettikleri ve üzüldüğü yerin Malatya olduğunu söyleyen Özel, Hatay için de konuştu:
“Manisa’da en son yüzde 29-30 almıştık. Dün yüzde 60’la kazandık. Manisa’da Selendi, Demirci ve Saruhanlı hariç tüm ilçeleri aldık. En çok Soma’ya seviniyorum. Her seçim millet Soma’ya söver, ben de Twitter’dan ‘Yapmayın etmeyin’ diye yazardım. En memnun olduğum yerler Artvin ve Marmaris. Anketlerde çok geride çıkmıştık. Son anda oralara miting koyduk. İki yerde ‘CHP’ye oy atmazsanız, AK Parti kazanacak’ dedim. Eskişehir ve Balıkesir, kafaya taktığım iki yerdi. Eskişehir’de İYİ Partili aday AK Parti’ye geçti ve siyasi yankesiciliğe uğradı muhalefet. Ona itiraz ediyordum. Kaybetsek kabullenemezdim. Bir de Balıkesir. Orada alacaklıydık. Ama İYİ Parti çok güçlü aday çıkardı ve aday sert kampanya yaptı. Annesinin evinin balkonundan ‘Git başka yerde demlen’ diye bir pankart sarkıttı mitingimde. Ona içerlemiştim. Adıyaman’a acayip sevindim. Kütahya’nın gelmesine aşırı memnun oldum. Malatya’da Veli Ağbaba’nın emeklerine üzüldüm. Yüzde 18’lik partiye yüzde 38 oy aldırdı. Hak etmişti ama iktidar son anda konsolide oldu. Çok büyük bir iş başardı. (CHP, Hatay’a itiraz edecek) Hatay’da halen çekişiyoruz. Ümidimi kesmiş değilim. (Gökhan Zan’ın aldığı 15 bin oy) Maalesef kendini de şehrini de tüketti. (CHP, Hatay’ı yaklaşık 3 bin 500 oyla kaybetmişti)”
“EN BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞIM TUNÇ SOYER”
CHP lideri, en büyük hayal kırıklığını ise, Tunç Soyer olduğunu söyledi:
“Tunç Soyer’dir en büyük hayal kırıklığım. Çağırdım, anlattım. Cemil Tugay’ın ankette en yüksek oyu alan iki isimden biri olduğunu kendisi de gördü. Yurt dışı görev teklif ettim. Memnun oldu. Akşam yemeğe çıktık birlikte. ‘Kıbrıs, Amerika ve Brüksel’deki temsilcilikle birlikte Pekin ve Moskova’da şube açalım. Yurt dışı ilişkilerde iyisiniz’ dedim. ‘Onore oldum, çok sevindim’ dedi. Gitti, birkaç gün sonra çok kötü açıklamalar yaptı. En büyük hayal kırıklığım. Kimseye küskün değilim ama İzmir’de kazanmamız için hiçbir şey yapmadı. İzmir’de tehlike çanlarının çaldığı günler oldu. İzmir’i değil, kendisini düşündü. O yüzden çok kızıyorum ona.”
]]>‘BÜTÜN MAZLUM MİLLETLERİN CENAB-I ALLAH İMDADINA YETİŞSİN’
Ramazanın bir tarafının da hatırlama, dayanışma ve yardımlaşma olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bizim gibi bu imkanlara sahip olmayan dünyanın dört bir tarafındaki ve ülkemizdeki insanları ramazan sofrası dolayısıyla hatırlamak; yiyecek ekmeği, içecek suyu olmayan, sağlam bir barınağın içerisinde çoluk çocuğuyla iftarlarını açamayan yüz milyonlar Müslümanın olduğunu biliyoruz. Cenab-ı Allah bu ramazan ayının hürmetine dünyanın dört bir tarafındaki mazlum ve masum Müslümanlara zorluk içerisinde geçirdikleri son ramazanın bu ramazan olmasını nasip etsin. İnsanlık aleminin gözünün içine baka baka bir büyük katliama maruz bırakılan Gazze’deki değerli kardeşlerimiz başta olmak üzere bütün mazlum milletlerin Cenab-ı Allah imdadına yetişsin.” ifadelerini kullandı.

‘MİLLETİMİZ ADETA SEFERBER OLDU’
Kurtulmuş, Türk milleti ve milli iradenin tecelligahı olan TBMM olarak ilk andan itibaren Gazze’de yaşanan insanlık suçlarına karşı bir duruş gösterdiklerini, bu meselenin karşısında insani olarak yardımlaşma ve dayanışma duygularıyla Filistinlilerin yanında olduklarını ortaya koyduklarını söyledi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“9 Ekim’de TBMM’de bütün siyasi partiler bir araya gelerek Filistin’de yaşanan insanlık dışı katliamın lanetlendiği bir metin ortaya koydular. Yine daha sonra El-Ehli Baptist Hastanesi’nin bombalandığı akşam Meclisimizde devam eden Genel Kurul yarıda kesildi ve yine partiler ortak bir bildiriyle bu insanlık suçunu, bu katliam boyutlarını çok aşmış, soykırım boyutlarına gelmiş olan savaş suçlarını lanetleyen bir bildiri yayınladı. Devlet ve hükümet olarak gösterdiğimiz bu tavrın yanında, milletimiz de her alanda Gazzeli Müslümanların, kardeşlerimizin yanında yer aldı. Dualarıyla yardımlarıyla ellerinden ne geliyorsa oraya ulaştırabilmek için milletimiz adeta seferber oldu.”
Gazze’deki Müslümanların çektiği bu çilenin sona ermesi milletin dua ettiğini ifade eden Kurtulmuş, “Ümit ederim ki sonuç alınacaktır. İnşallah bu ramazan, dünyanın dört bir tarafında zorluklar, yokluklar, baskılar, zulümler ve kıtlıklar içerisinde hayatlarını idame ettirmeye çalışan milyonlarca Müslüman için de geçirdikleri son zorlu ramazan olur.” dedi.
MECLİS ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜR
TBMM’nin, milli iradenin tecelligahı, Türkiye demokrasisinin kalbi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Meclis personelinin bu kurumda fedakarca, gayretle, başarıyla çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:
“Burası profesyonelliğin çok yüksek düzeyde olduğu, insanların işlerini en iyi şekilde yapmak için yarış içerisinde olduğu bir kamu kurumudur. Burada bir kamu görevi yerine getiriyor olmakla birlikte milli iradenin tecelli etmesi için de yardımcı oluyoruz, destek oluyoruz. Her ne kadar sizler Meclisimizin çalışanları olarak Genel Kurul salonunda bulunup yasaların çıkması için el kaldırıyor ya da oylamaya katılıyor olmasanız da komisyonlarda görevli bir şekilde reylerini ortaya koymuyorsanız da Meclisin çalışmalarının bütün safahatlarında katkılarınızla, desteklerinizle, özverili çalışmalarınızla hem Genel Kurulun hem komisyonların hem de bütün süreçlerinin eksiksiz bir şekilde çalışmasına vesile oluyorsunuz. Bundan dolayı hepinizi tebrik ediyorum.”
‘ÜMİT EDİYORUM Kİ MADDİ VE MANEVİ ANLAMDA ÇOK DAHA İYİ ŞARTLARDA ÇALIŞMAYI SÜRDÜRÜRSÜNÜZ’
Numan Kurtulmuş, kendilerinin de ellerinden geldiği kadar TBMM çalışanlarının haklarının iyileştirilmesi, daha iyi imkanlarda çalışmalarının temini için gayret sarf ettiklerini dile getirerek, “Ümit ediyorum ki çalışma hayatınıza ilişkin içinde bulunduğunuz durum, giderek daha da iyi bir noktaya gelir hem fiziki hem maddi-manevi anlamda çok daha iyi şartlarda çalışmayı sürdürürsünüz.” diye konuştu.
Meclisin, demokrasinin kalbi, milli iradenin tecelligahı olduğunu belirten Kurtulmuş, TBMM’nin gazilik sıfatını iki kez almış olan tek meclis olduğunu söyledi.

TBMM’nin, ilk olarak çok zor şartlar altında İstiklal Harbi mücadelesinin merkezi olduğunu ve Cumhuriyetin kuruluşunu gerçekleştirdiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bu özelliği ile Gazi’dir. İkinci sefer Gaziliği ise, çoğunuz belki o gece buradaydınız, bombaların düştüğü yer, yabancı misafirleri ziyarete getirdiğimizde orayı da gösteriyoruz, 15 Temmuz gecesinde de bu Meclis Gazi olmuştur.” dedi.
‘MİLLETİMİZ TERCİHİNİ YAPMIŞTIR’
TBMM Başkanı Kurtulmuş, demokraside, milletin iradesinin üstünde hiçbir söz ve iradenin geçerli olmadığına işaret ederek, şunları söyledi:
“Türkiye, dünyada bedeli en ağır şekilde ödenmiş demokrasiye sahip olan bir ülkedir. Bunu, belli aralıklarla yapmış olduğu seçimlerle ortaya koymuş bir ülkeyiz. En sonuncusunu, ilk yaptığımız seçimleri, belki bugünkü anlamda değilse bile, Birinci Meşrutiyet öncesinden itibaren bir şekilde demokrasiye girmiş olan bu millet, 1950’den sonra tam manasıyla bir demokrasiye kavuşmuş ve bu demokrasinin bedelini de sürekli ödemiştir. En sonuncusu 15 Temmuz gecesi; bir hikaye, bir destan değil aynı zamanda milletimizin canıyla kanıyla bedelini ödediği demokrasiye sahip çıkma gecesiydi.”
Kurtulmuş, bu anlamda Türkiye demokrasisinin, dünyadaki bütün eşdeğerlerinden fevkalade güçlü bir yapıya sahip olduğunu ve bunu, her seçim vesilesiyle ortaya koyduğunu vurgulayarak, “İşte dün gerçekleştirilen yerel seçimleriyle ilgili de millet sözünü söylemiş, seçim kampanyasındaki olgun bir demokratik yarışın sonunda seçim sonuçları hemen hemen Türkiye’nin her yerinde problemsiz, eksiksiz bir şekilde yansımış ve milletimiz tercihini yapmıştır.” değerlendirmelerinde bulundu.
‘HERKES SEÇİM SONUÇLARINI KABUL ETMİŞTİR’
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yerel seçim sonuçlarının, millete ve ülkenin geleceğine hayırlar getirmesi temennisinde bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Milletimiz 5 yıllık süre için kendisini yönetecek olan yerel yöneticilerini seçmiş ve onlar eliyle kendilerine belediye hizmetlerinin gelmesi için kararını vermiştir. Milletimizin bu kararına, herkesin büyük bir olgunlukla saygı gösterdiğini görmek, Türkiye’nin demokratik teamüller bakımından da ne kadar olgun bir demokrasiye sahip olduğunun en güzel işaretlerinden birisidir. Birkaç sandıktaki ufak tefek itirazların dışında hemen hemen Türkiye’nin hiçbir yerinde, yapılan itirazların sonucunda kimsenin seçim sonucuna ilişkin bir tane ‘ama, acaba, şöyle, fakat’ diyerek bir eleştirisi olmamış ve herkes seçim sonuçlarını kabul etmiştir. Bu, büyük olgunluğu dolayısıyla Türkiye’nin demokrasisinin ana unsurları olan siyasi partilerimize de burada bir kere daha TBMM’den şükranlarımızı ifade ediyorum. Türkiye demokrasisi, Meclisimizin güçlü çalışmalarıyla bundan sonraki süreçlerde de güçlü ve muktedir yol yürüyüşüyle birlikte inşallah çok daha ileriye gidecektir. “
TBMM personeline, iftar programına katılımları için teşekkür eden Kurtulmuş, Ramazan Bayramı ile bundan sonraki bayramlarının huzurlu ve bereketli geçmesi temennisinde bulundu.
Türkiye dün itibariyle bir seçimi daha arkada bıraktı. Milyonların oy kullanarak sandık başına gittiği 31 Mart’ta Türkiye birçok sürprizi de beraberinde yaşadı. Resmi olmayan sonuçlara göre CHP uzun yıllar sonra birinci parti konumuna geldi. 22 yıldır Türkiye’yi ve ülkenin birçok belediyesini yöneten AK Parti ise kurulduğu tarihten bu yana ilk kez ikinci parti konumuna geriledi.
Seçim sonuçları AK Partili ve CHP’li ayırmaksızın çok sayıda vatandaş için ‘sürpriz’ olarak nitelendirirken uzmanlar seçim sonuçlarını Haber7‘ye değerlendirdi. Haber7’ye konuşan Optimar Araştırma Başkanı Hilmi Daşdemir ve GENAR Başkanı İhsan Aktaş seçim sonuçlarının ekonomik sıkıntıların ve emeklilerin son dönemdeki maaş problemlerinin vatandaş tarafından tepkisi olarak yorumladı.
TEPKİ OYLARININ KENDİSİNİ GÖSTERDİĞİ BİR SEÇİM
Optimar Araştırma Başkanı Hilmi Daşdemir, 31 Mart yerel seçimlerinin başta emekliler olmak üzere tepki oylarının kendisini gösterdiği bir seçim olduğunun net olarak görüldüğünü söyledi. Aday belirleme süreçleri, kampanyaların güçlü bir şekilde yapılamaması gibi etkenlerin de etkisinin olduğunu söyleyen Daşdemir, “Temel olarak bakıldığı zaman bunun tepki oyları olduğunu, ekonomik sıkıntılardan dolayı, emeklilerden dolayı alınan bir sonuç olduğunu söyleyebiliriz AK Parti açısından.” dedi.

SEÇMEN GENEL SEÇİMDE BEKA ÜZERİNDEN AKSİYON ALMIŞTI
28 Mayıs cumhurbaşkanlığı zaferinin henüz çok kısa bir süre önce alınmış olmasına rağmen böyle bir sonucun olmasının AK Parti açısından oldukça üzücü olduğunu belirten Daşdemir “Ama toplum beklentileri belliydi. Genel seçimlerde ona göre o aksiyonu alırken yerel seçimlerde yani genel seçimlerde daha çok beka üzerinden aksiyon alırken yerel seçimlerde de bir tepki oyu olarak karşımıza çıkan bir süreç vardı. Bu sürecin de etkili olduğunu gördük.” ifadelerini kullandı.
Yerel seçimlerin 2028 cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik yansımasını da değerlendiren Daşdemir:
2028’e yansıması açısından daha dört yıl var. O zamana kadar ekonomi toparlanırsa aslına bakarsanız 14 Mayıs 2023’te de Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyları artmaya başlamıştı. Tarihinde ilk kez Cumhur İttifakı’ndan ya da AK Parti’den oraya bir geçiş Oldu. Bu da net olarak karşımızda duruyor.
Belediye meclis üyelerinin oylarına bakıldığı zaman orada Cumhur İttifakı’nın yüzde 48’de olduğunu görüyorsunuz. Oraya Büyük Birlik Partisi de ilave edilse orada 48,5’luk bir Cumhur İttifakı var. 49’a yine geliyor. Elbette birçok belediye kaybetti AK Parti. Ama böyle bir sonucumuz var. O sonucu da değerlendirirken sağlıklı bir şekilde değerlendirmek lazım.
ANKARA’DA ADAYLAR ETKİN KAMPANYA YÜRÜTEMEDİ
Daşdemir, özellikle başkent Ankara’da farkın çok olmasının sebebinin sahada aktif bir kampanya yapılamamış olmasından kaynaklandığını belirtti. Daşdemir, “Çünkü sahada Ankara üzerinden bakacak olursak, Ankara’daki ne büyükşehir belediye başkanı adayı, ne de ilçe belediye başkanı adayları sahada etkin bir kampanya yürütemediler. Bunun sonucu olarak da Ankara’da böyle çok ezici bir farkın oluşmasına sebep oldu.” dedi.

SON 20 GÜNDE ATMOSFER CHP LEHİNE DÖNDÜ
Haber7’ye 31 Mart yerel seçimlerini değerlendiren diğer bir isim ise GENAR Başkanı İhsan Aktaş oldu. 31 Mart’ı 1 Kasım’daki AK Parti’nin kazandığı seçimlere benzettiğini belirten Aktaş, “Yani 1 Kasım’a giderken son bir ayda AK Parti her gün oy artırmıştı. elimizde bir örnek var. Biz son araştırmamızı yirmi gün önce yapmıştık 1 Kasım’dan. O 20 gün önce yaptığımız araştırmayla seçim arasında AK Parti 5 puan daha üzerine koydu. Biz 45 açıklamıştık AK Parti 49.9 aldı. Burada da yani son yirmi gün rüzgar öyle bir atmosfer oluştu ki, Cumhuriyet Halk Partisi lehine neredeyse birçok yerde 5 puan AK Parti aleyhine 5 puan çalıştı.” şeklinde konuştu.
SANDIĞA GİTMEYENLER AK PARTİ SEÇMENİ
Aktaş, sandığa gitmeyen insanlarının yüzde 80’inin AK Parti seçmeni olduğunu belirterek “Bir yerde yüzde 4 eksildiği zaman karşı tarafa artı yüzde 4 yazıyor.” dedi. Seçmenin pandemi, ekonomik durgunluk, hayat pahalılığı sonrası hükümetle alakalı bir tutum takınmak istediğini söyleyen Aktaş “Fakat memleketin güvenlik meselesi, uluslararası konjonktür, savaşlar. Yani bu çalkantılı dönemde Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarda kalmasına karar verdi. Ama demek mesaj sakini saklı tuttu. Burada bir yerel yönetim seçimi olmadı aslında baktığınız zaman. Bir belediye başarılı bir parti başarısız öyle bir mukayese olmadı. Normalde ekonomik sebeplerden emeklilerin durumuyla ilgili. Bir genel seçim mesajı verildi. Hükümete çok ciddi anlamda bir uyarı geldi.” ifadelerini kullandı.
ERDOĞAN SEÇMENİN TERCİHİNE SAYGI DUYDU
Siyasi partilerin seçim sonuçlarını bir felaket ikincisi ise ders çıkarma olarak görebileceğini belirten Genar Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim sonrası yaptığı konuşmaya yönelik ise şu sözleri sarf etti;
Ben sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasını çok metanetli, demokrasiyi sahiplenen, oyun kıymetini önemseyen, hatırlarsanız işte diğer partiler kaybettiği zaman bir sürü böyle garip garip şeylerde bulunuyorlardı. Ama Tayyip Erdoğan hem seçmene hem tercihine saygı duydu ve baş tacı yaptı onu. Ben bu tür uyarıların siyasi partilerin ömrünü uzatacağına inananlardanım. Yani seçime 4 yıl kala böyle bir uyarının gelmesi artık AK Parti’nin oturup böyle ilmek ilmek, köşe bucak bütün siyaset üretiminden vatandaşla olan ilişkilerine hükümet inşaatlarının işleyip işlemediğine kadar bütün meseleyi dinamik bir şekilde AK Parti gözden geçirmelidir diye düşünüyorum.
BÜYÜKŞEHİRLERDE KIYASIYA YARIŞ OLDU!
En büyük geçiş AK Parti’den CHP’ye oldu. CHP, AK Parti’nin elinden 3 büyükşehir ve 8 il merkez belediyesini aldı.
CHP, Cumhur İttifakı’nın ikinci büyük partisi MHP’den de 1 büyükşehir ve 3 il merkezini aldı.
Buna karşılık AK Parti, CHP’den Hatay Büyükşehir Belediyesini alırken MHP de Kırklareli’ni CHP’den aldı. Cumhur İttifakı içinde de iki il AKP’den MHP’ye, iki il de MHP’den AK Partiye geçti.
HATAY
2019 seçimlerinde CHP’li Lütfü Savaş yüzde 55 oy aldığı seçimde AK Parti’yi az farkla yenerek belediye başkanı seçilmişti.
Bu yıl ise AK Parti adayı Mehmet Öntürk az farkla kazandı.
Oyların yüzde 100’ü sayılmışken Öntürk’ün oy oranı yüzde 44,47, Savaş’ın oy oranı ise yüzde 43,96 olarak görülüyor.
KÜTAHYA
2019’da MHP’nin yüzde 38, AK Parti’nin yüzde 32 oy aldığı Kütahya’da bu sefer başa baş bir yarış var.
CHP’li Eyüp Kahveci’nin yüzde 29,15, MHP’li Alim Işık’ın yüzde 29,15 oyu var.
İki aday arasındaki oy farkı ise yalnızca 741.
KIRKLARELİ
CHP’nin adayı Mehmet Siyam Kesimoğlu ile MHP’nin adayı Derya Bulut’ın yarıştığı Kırklareli’nde de çarpıcı sonuç ortaya çıktı. Seçim yarışında 409 oy farkla ipi göğüsleyen MHP’li Derya Bulut oldu
BALIKESİR
2019’da AK Parti yüzde 1,2 oy farkla İYİ Parti’nin önünde bitirdiği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde bu sefer CHP’nin adayı Ahmet Akın oyların yaklaşık yarısını aldı.
CHP ve AK Parti’nin adayları arasında yüzde 10’luk bir fark bulunuyor.
BURSA
2019’da AK Parti adayının yüzde 49 oyla CHP’li rakibine 2 puan fark attığı Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde bu sefer CHP önde.
Bursa’da CHP’li Mustafa Bozbey’in oyu yüzde 47.60 civarında. AK Partili rakibi Alinur Aktaş’ın oy oranı ise yüzde 38.35.
MANİSA
Son seçimde MHP’nin yüzde 52 oyla zafere ulaştığı, CHP lideri Özgür Özel’in memleketi Manisa’da bu sefer CHP’nin adayı Ferdi Zeyrek yüzde 57 oyla yarışı önde götürüyor.
UŞAK
2019’da AK Parti’nin yüzde 39 ile, İYİ Parti’nin 2 puan önünde bitirdiği Uşak’ta kazanan CHP oldu.
CHP’li Özkan Yalım’ın yüzde 40,8, AK Partili Mehmet Çakın’ın yüzde 24,31 oyu var.
DENİZLİ
AK Parti’nin 2019’da oyların yarısından fazlasını alarak zafere ulaştığı Denizli’de bu sefer CHP’nin adayı Bülent Nuri Çavuşoğlu kazandı. Çavuşoğlu yüzde 48 oy oranına sahip oldu.
AFYONKARAHİSAR
2019’da AK Parti’nin, İYİ Parti adayına 3 puan fark atarak yüzde 43’le kazandığı Afyonkarahisar’da bu sefer CHP’nin adayı Burcu Köksal kazandı.
ZONGULDAK
2019’da AK Parti’nin yüzde 42 oy alarak CHP’ye 3 puan fark attığı Zonguldak’ta bu sefer CHP’nin adayı Tahsin Erdem oyların yüzde 54’ünü aldı.
En yakın rakibi AK Partili Ömer Selim Alan ise yüzde 37,5 oyda kaldı.
BARTIN
CHP’nin adayı Muhammet Rıza Yalçınkaya oyların yarısından fazlasını aldı.
İkinci sıradaki MHP’li Hüseyin Fahri Fırıncıoğlu ise yüzde 36,6 oyda kaldı.
KASTAMONU
CHP’nin adayı Hasan Baltacı yüzde 49,98 oy alırken AK Parti’nin adayı Tahsin Babaş yüzde 36,14’de kaldı.
AMASYA
CHP’nin adayı Turgay Sevindi yüzde 42 oy alırken ikinci sıradaki Mehmet Uyanık yüzde 28’de kaldı.
KIRIKKALE
Kırıkkale’de 2019’da AK Parti yüzde 42 oy alarak seçimi kazanmış, ikinci sıradaki İYİ Parti ise yüzde 31 oyda kalmıştı.
Bu seçimde ise CHP’nin adayı Ahmet Önal oyların neredeyse yarısını almayı başardı. İkinci sıradaki AK Parti’nin adayı Mehmet Saygılı yüzde 23 oy alabildi.
YOZGAT
2019’da yüzde 40 oy oranıyla AK Parti’nin kazandığı Yozgat Yeniden Refah Partisi’ne geçti.
YRP’nin adayı Kazım Arslan yüzde 36 oy alırken en yakın rakibi MHP’li Ömer alırken yüzde 29,77’de kaldı.
AK Parti’li Celal Köse ise yüzde 26 ile üçüncü oldu.
TOKAT
Tokat bu seçimde Cumhur İttifakı içinde el değiştiren az sayıda ilden biri oldu.
AK Parti yüzde 30,14 alırken, MHP’li Mehmet Kemal Yazıcıoğlu ise yüzde 54,8 oyla koltuğun sahibi oldu.
KARABÜK
Cumhur İttifakı içinde el değiştiren bir diğer il de Karabük oldu.
Karabük’te 2019’da MHP yüzde 47, AKP yüzde 38 oy almıştı.
Bu sefer AK Partili Özkan Çetinkaya yüzde 34 oyla seçimi kazanırken, MHP’li Rafet Vergili yüzde 26,5’te kaldı.
SİVAS
Büyük Birlik Partisi, en güçlü olduğu il Sivas’ta 2009’dan beri ilk defa yerel seçim kazandı.
2019’da AK Parti’nin yüzde 50, BBP’nin ise yüzde 36,4 aldığı ilde bu sefer sıralama değişti.
BBP’nin adayı Adem Uzun yüzde 43 ile ilk sırada yer alırken, AKP’li Hilmi Bilgin yüzde 29,1 oy alabildi.
GİRESUN
CHP’nin adayı Fuat Köse, oyların yüzde 54’ünü aldı.İkinci sıradaki Aytekin Şenlikoğlu’nun oy oranı yüzde 37,6 oldu.
GÜMÜŞHANE
MHP’li Vedat Soner Başer yüzde 41,4 oyla belediye başkanı seçilirken en yakın rakibi AK Partili Ercan Çimen yüzde 37,99 oy aldı.
BAYBURT
Bayburt da belediye başkanlığının Cumhur İttifakı içinde değiştiği illerden.
AK Parti’nin adayı Mete Memiş yüzde 39,07 oy alırken MHP’li Hükmü Pekmezci yüzde 37,87 ile ikinci sırada yer aldı.
TUNCELİ
2019’da TKP’nin kazandığı tek il olan Tunceli’de, bu sefer Mehmet Maçoğlu’nun Kadıköy’de aday gösterilmesiyle TKP yalnızca yüzde 0,53 oy aldı.
2019’da yüzde 28 ile ikinci sırada yer alan HDP’nin ardılı DEM Parti’nin adayı Cevdet Konak bu yılki seçimi kazandı.
İkinci sırada ise oyların yüzde 33’ünü alan CHP’li Ali Mustafa Çelik yer aldı.
KİLİS
Kilis’te yüzde 42’lik oy oranıyla belediye başkan koltuğuna CHP’li Hakan Bilecen oturdu. AK Parti’nin oy oranı yüzde 27’de, MHP’ninki ise yüzde 23’te kaldı.
ADIYAMAN
2019’da AK Parti ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Adıyaman’da bu sefer oyların neredeyse yarısını alan CHP’li Abdurrahman Tutdere belediye başkanlığı seçiminin galibi oldu.
2019’da yüzde 53 oy alan AK Parti, bu sefer yalnızca yüzde 27 oy alabildi.
ŞANLIURFA
YRP adayı Mehmet Kasım Gülpınar yüzde 38 oyla ilk sırada yer aldı.
MUŞ
DEM Parti adayı Sırrı Söylemez yüzde 42,7 oy alırken AK Partili Feyat Asya yüzde 25’te kaldı.
AĞRI
Muş’un komşusu Ağrı’da da belediye başkanlığı AK Parti’den DEM’e geçti.
2019’da burada AK Parti yüzde 55,5, HDP ise yüzde 37’de kalmıştı.
Bu sefer DEM Parti’li Hazal Aras oyların yarısından fazlasını almayı başardı.
AK Parti’nin adayı Mehmet Salih Aydın ise yüzde 33.68 oy alabildi.
KARS
MHP’nin adayı Ötüken Senger yüzde 36 oy alırken DEM Parti’nin adayı Kenan Karahancı yüzde 28’de kaldı.

Kesin olmayan sonuçlara göre, Türkiye geneli belediye başkanlığında CHP 35, AK Parti 24, DEM Parti 10, MHP 8, Yeniden Refah Partisi 2, BBP 1, İYİ Parti 1 belediye başkanlığı kazandı. 30 büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde ise CHP 14, AK Parti 12, DEM Parti 3, Yeniden Refah Partisi 1 belediye başkanlığı kazandı.
Kanal 7 Ankara Temsilcisi ve Haber7 yazarı Mehmet Acet AK Part’nin 31 Mart seçim sonuçlarını Turgut Özal’ın liderliğindeki ANAP’ın 1989 seçilerinde yaşadığı seçim sonuçlarına benzeterek çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
“AK PARTİ 22 SENE ÜST ÜSTE 18 TANE SEÇİM VE BUNLARDAN ZAFERLE ÇIKMIŞ BİR PARTİ”
İşte Mehmet Acet’in sözleri;
Sandığın şakası yoktur. Seçmenin de kimseye iltiması olmuyor. Kendi baktığı yerden hak ettiğine hak ettiği kadar veriyor.
Sağlıklı bir şekilde bu mesajların analiz edilmesi, okunması gerekiyor. 22 sene üst üste 18 tane seçim ve bunlardan zaferle çıkmış bir parti.

“DEMİREL ÖZAL’IN KARŞISINA GEÇİP ‘BU ÜLKENİN YÜZDE 80’I SENİN KARŞINDA’ DİYOR”
1989 seçimlerini hatırlatırım böyle zamanlarda yani yerel seçimlerde bazen seçmenin elinin ağır olması meselesi daha çok kendini belli ediyor. Türkiye 1070’leri yaşamış büyük kaos büyük krizler, onun üzerine 12 Eylül darbesi, sonra 1984’te Turgut Özel Anavatan Partisi iş başına (Yüzde 41) geliyor. Sonrasında ciddi bir kalkınma hamlesi ve ülke bambaşka bir yere geliyor. Ama aradan 6 yıl geçtikten sonra 1989 seçimlerinde Anavatan partisi yüzde 21,75 oy alabiliyor. Sonra da Süleyman Demirel Özal’ın karşısına geçip “Bu ülkenin yüzde 80’i senin karşında” diyor.
“YEREL SEÇİMDE SEÇMEN FATURA KESMEK İSTİYOR”
Verilen derslerle alakalı bu ölçüyü de iyi analiz etmek lazım. yerel seçimler seçmenin mesaj vermek istediği, fatura kesmek istediği seçimler olarak karşımıza çıkıyor. O nedenle bu sorumluluğu yerelden başlayarak belediye başkanlarının hatta belediye meclis üyelerinin yerel siyasetçilerin, teşkilatların, attıkları her adımda aldıkları her kararda vatandaşla olan münasebetlerinde, kaynakların kullanımında, siyaseti bir zenginleşme aracı olarak kullanmama anlamında herkesin bu titizliği daha fazla göstermesi gerekir.

“MURAT KURUM İSTANBUL İÇİN ŞANSTI”
Bence Murat Kurum İstanbul için bir fırsattı, şanstı. Hangi isim daha iyi belediye başkanlığı yapar diye sorulduğunda İmamoğlu’ndan daha iyi belediyecilik yapar. Ben bu konuda zihnimde çok netim. ne oldu, başka başka faktörler başka başka sonuçları ortaya çıkardı. yerelden genele kadar silsile içinde herkesin alması gereken çıkarması gereken dersler var.

1984 YEREL SEÇİMLERİ
12 Eylül Darbesinden sonra yapılan ilk mahalli idareler seçimi olan 1984 Türkiye yerel seçimlerinde Anavatan Partisi (ANAP) %41,5 oy alarak birinci parti olmuştu. Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinde oyu ise %50 olan ANAP 67 ilden İstanbul, Ankara ve İzmir ile birlikte 55’ini aldı. Seçimde 67 ilden 8’inde SODEP, 2’sinde MDP ve 2’sinde Refah Partisi seçimleri kazandı.

Ağrı belediye başkanlığı seçiminde ANAP ve MDP adaylarının eşit sayıda (2083’er) oy alması üzerine kur’a çekimini müteakip MDP adayı Baki Erarslan belediye başkanlığını kazandı.[1] Ancak seçimler itiraz sonucu 5 Ağustos 1984 günü tekrarlandı ve ANAP lehine kesinleşti.

1989 YEREL SEÇİMLERİ
1989’da 7 siyasi partinin katıldığı yerel seçimlerinde % 28.7 oy alan Sosyal demokrat Halkçı Parti (SHP) birinci parti oldu. 1984 yerel seçimleriyle karşılaştırıldığında oyları yaklaşık 20 puan gerileyen iktidardaki ANAP, SHP ve Doğru Yol Partisi’nin (DYP) ardından üçüncü oldu.

SHP, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere 39 ilin belediye başkanlıklarını kazandı. SHP’yi 16 ille DYP, 5 ille Refah Partisi, üçer ille ANAP (Bitlis, Hakkâri, Malatya) ve MÇP (Elazığ, Erzincan, Yozgat) izledi. 1 ilde de (Tunceli) bağımsız aday kazandı.
BÜYÜKŞEHİRLERDE KIYASIYA YARIŞ OLDU!
En büyük geçiş AK Parti’den CHP’ye oldu. CHP, AK Parti’nin elinden 3 büyükşehir ve 8 il merkez belediyesini aldı.
CHP, Cumhur İttifakı’nın ikinci büyük partisi MHP’den de 1 büyükşehir ve 3 il merkezini aldı.
Buna karşılık AK Parti, CHP’den Hatay Büyükşehir Belediyesini alırken MHP de Kırklareli’ni CHP’den aldı. Cumhur İttifakı içinde de iki il AKP’den MHP’ye, iki il de MHP’den AK Partiye geçti.
HATAY
2019 seçimlerinde CHP’li Lütfü Savaş yüzde 55 oy aldığı seçimde AK Parti’yi az farkla yenerek belediye başkanı seçilmişti.
Bu yıl ise AK Parti adayı Mehmet Öntürk az farkla kazandı.
Oyların yüzde 100’ü sayılmışken Öntürk’ün oy oranı yüzde 44,47, Savaş’ın oy oranı ise yüzde 43,96 olarak görülüyor.
KÜTAHYA
2019’da MHP’nin yüzde 38, AK Parti’nin yüzde 32 oy aldığı Kütahya’da bu sefer başa baş bir yarış var.
CHP’li Eyüp Kahveci’nin yüzde 29,15, MHP’li Alim Işık’ın yüzde 29,15 oyu var.
İki aday arasındaki oy farkı ise yalnızca 741.
KIRKLARELİ
CHP’nin adayı Mehmet Siyam Kesimoğlu ile MHP’nin adayı Derya Bulut’ın yarıştığı Kırklareli’nde de çarpıcı sonuç ortaya çıktı. Seçim yarışında 409 oy farkla ipi göğüsleyen MHP’li Derya Bulut oldu
BALIKESİR
2019’da AK Parti yüzde 1,2 oy farkla İYİ Parti’nin önünde bitirdiği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde bu sefer CHP’nin adayı Ahmet Akın oyların yaklaşık yarısını aldı.
CHP ve AK Parti’nin adayları arasında yüzde 10’luk bir fark bulunuyor.
BURSA
2019’da AK Parti adayının yüzde 49 oyla CHP’li rakibine 2 puan fark attığı Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde bu sefer CHP önde.
Bursa’da CHP’li Mustafa Bozbey’in oyu yüzde 47.60 civarında. AK Partili rakibi Alinur Aktaş’ın oy oranı ise yüzde 38.35.
MANİSA
Son seçimde MHP’nin yüzde 52 oyla zafere ulaştığı, CHP lideri Özgür Özel’in memleketi Manisa’da bu sefer CHP’nin adayı Ferdi Zeyrek yüzde 57 oyla yarışı önde götürüyor.
UŞAK
2019’da AK Parti’nin yüzde 39 ile, İYİ Parti’nin 2 puan önünde bitirdiği Uşak’ta kazanan CHP oldu.
CHP’li Özkan Yalım’ın yüzde 40,8, AK Partili Mehmet Çakın’ın yüzde 24,31 oyu var.
DENİZLİ
AK Parti’nin 2019’da oyların yarısından fazlasını alarak zafere ulaştığı Denizli’de bu sefer CHP’nin adayı Bülent Nuri Çavuşoğlu kazandı. Çavuşoğlu yüzde 48 oy oranına sahip oldu.
AFYONKARAHİSAR
2019’da AK Parti’nin, İYİ Parti adayına 3 puan fark atarak yüzde 43’le kazandığı Afyonkarahisar’da bu sefer CHP’nin adayı Burcu Köksal kazandı.
ZONGULDAK
2019’da AK Parti’nin yüzde 42 oy alarak CHP’ye 3 puan fark attığı Zonguldak’ta bu sefer CHP’nin adayı Tahsin Erdem oyların yüzde 54’ünü aldı.
En yakın rakibi AK Partili Ömer Selim Alan ise yüzde 37,5 oyda kaldı.
BARTIN
CHP’nin adayı Muhammet Rıza Yalçınkaya oyların yarısından fazlasını aldı.
İkinci sıradaki MHP’li Hüseyin Fahri Fırıncıoğlu ise yüzde 36,6 oyda kaldı.
KASTAMONU
CHP’nin adayı Hasan Baltacı yüzde 49,98 oy alırken AK Parti’nin adayı Tahsin Babaş yüzde 36,14’de kaldı.
AMASYA
CHP’nin adayı Turgay Sevindi yüzde 42 oy alırken ikinci sıradaki Mehmet Uyanık yüzde 28’de kaldı.
KIRIKKALE
Kırıkkale’de 2019’da AK Parti yüzde 42 oy alarak seçimi kazanmış, ikinci sıradaki İYİ Parti ise yüzde 31 oyda kalmıştı.
Bu seçimde ise CHP’nin adayı Ahmet Önal oyların neredeyse yarısını almayı başardı. İkinci sıradaki AK Parti’nin adayı Mehmet Saygılı yüzde 23 oy alabildi.
YOZGAT
2019’da yüzde 40 oy oranıyla AK Parti’nin kazandığı Yozgat Yeniden Refah Partisi’ne geçti.
YRP’nin adayı Kazım Arslan yüzde 36 oy alırken en yakın rakibi MHP’li Ömer alırken yüzde 29,77’de kaldı.
AK Parti’li Celal Köse ise yüzde 26 ile üçüncü oldu.
TOKAT
Tokat bu seçimde Cumhur İttifakı içinde el değiştiren az sayıda ilden biri oldu.
AK Parti yüzde 30,14 alırken, MHP’li Mehmet Kemal Yazıcıoğlu ise yüzde 54,8 oyla koltuğun sahibi oldu.
KARABÜK
Cumhur İttifakı içinde el değiştiren bir diğer il de Karabük oldu.
Karabük’te 2019’da MHP yüzde 47, AKP yüzde 38 oy almıştı.
Bu sefer AK Partili Özkan Çetinkaya yüzde 34 oyla seçimi kazanırken, MHP’li Rafet Vergili yüzde 26,5’te kaldı.
SİVAS
Büyük Birlik Partisi, en güçlü olduğu il Sivas’ta 2009’dan beri ilk defa yerel seçim kazandı.
2019’da AK Parti’nin yüzde 50, BBP’nin ise yüzde 36,4 aldığı ilde bu sefer sıralama değişti.
BBP’nin adayı Adem Uzun yüzde 43 ile ilk sırada yer alırken, AKP’li Hilmi Bilgin yüzde 29,1 oy alabildi.
GİRESUN
CHP’nin adayı Fuat Köse, oyların yüzde 54’ünü aldı.İkinci sıradaki Aytekin Şenlikoğlu’nun oy oranı yüzde 37,6 oldu.
GÜMÜŞHANE
MHP’li Vedat Soner Başer yüzde 41,4 oyla belediye başkanı seçilirken en yakın rakibi AK Partili Ercan Çimen yüzde 37,99 oy aldı.
BAYBURT
Bayburt da belediye başkanlığının Cumhur İttifakı içinde değiştiği illerden.
AK Parti’nin adayı Mete Memiş yüzde 39,07 oy alırken MHP’li Hükmü Pekmezci yüzde 37,87 ile ikinci sırada yer aldı.
TUNCELİ
2019’da TKP’nin kazandığı tek il olan Tunceli’de, bu sefer Mehmet Maçoğlu’nun Kadıköy’de aday gösterilmesiyle TKP yalnızca yüzde 0,53 oy aldı.
2019’da yüzde 28 ile ikinci sırada yer alan HDP’nin ardılı DEM Parti’nin adayı Cevdet Konak bu yılki seçimi kazandı.
İkinci sırada ise oyların yüzde 33’ünü alan CHP’li Ali Mustafa Çelik yer aldı.
KİLİS
Kilis’te yüzde 42’lik oy oranıyla belediye başkan koltuğuna CHP’li Hakan Bilecen oturdu. AK Parti’nin oy oranı yüzde 27’de, MHP’ninki ise yüzde 23’te kaldı.
ADIYAMAN
2019’da AK Parti ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Adıyaman’da bu sefer oyların neredeyse yarısını alan CHP’li Abdurrahman Tutdere belediye başkanlığı seçiminin galibi oldu.
2019’da yüzde 53 oy alan AK Parti, bu sefer yalnızca yüzde 27 oy alabildi.
ŞANLIURFA
YRP adayı Mehmet Kasım Gülpınar yüzde 38 oyla ilk sırada yer aldı.
MUŞ
DEM Parti adayı Sırrı Söylemez yüzde 42,7 oy alırken AK Partili Feyat Asya yüzde 25’te kaldı.
AĞRI
Muş’un komşusu Ağrı’da da belediye başkanlığı AK Parti’den DEM’e geçti.
2019’da burada AK Parti yüzde 55,5, HDP ise yüzde 37’de kalmıştı.
Bu sefer DEM Parti’li Hazal Aras oyların yarısından fazlasını almayı başardı.
AK Parti’nin adayı Mehmet Salih Aydın ise yüzde 33.68 oy alabildi.
KARS
MHP’nin adayı Ötüken Senger yüzde 36 oy alırken DEM Parti’nin adayı Kenan Karahancı yüzde 28’de kaldı.
31 Mart yerel seçimlerinin Dünya basınındaki yansımaları şu şekilde:
AL JAZEERA:
Katar merkezli Al Jazeera, 31 Mart seçimlerini “Erdoğan’ın popülerlik testi” olarak değerlendirdi. Haberde “Seçimler Erdoğan’ın popülaritesi için barometre görevi görüyor” denilirken, Erdoğan’ın siyasi kariyerinin başlangıcı olarak nitelediği ve 2019’da kaybettiği İstanbul’daki kontrolünü geri almak istediğine dikkat çekildi.
REUTERS:
ABD merkezli Reuters ajansının “Erdoğan’ın rakibi riskli seçimde İstanbul’da önde” başlığıyla verdiği haberinde ise Ekrem İmamoğlu’nun, Erdoğan’ın gelecekteki “potansiyel rakibi” olarak görüldüğü belirtildi. İmamoğlu’nun, 2019 seçimlerini kazanmasının Erdoğan için büyük bir darbe olduğunu ifade eden ajans, bir kez daha kazanmasının ise “geleceğini çok daha parlak kılacağını” kaydetti.

BBC:
İngiliz BBC, Çağıl Kasapoğlu imzalı haberinde “İstanbul’daki çekişme ülkenin kaderini belirleyeceğine” dikkat çekti. Haberde İstanbul’dan çıkacak sonucun, bir sonraki genel seçimde Erdoğan ve AKP iktidarına ciddi bir rakip olup olamayacağına dair belirleyici olacağı kaydedildi. Paul Kirby tarafından kaleme alınan yazıda ise CHP’nin başta büyükşehirler olmak üzere birçok kentte önde götürdüğü seçimlerde 5 yıl önce Ankara ve İstanbul’u AKP’den alan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın, 2028’de yapılacak genel seçimde Erdoğan’ın potansiyel rakipleri olarak görüldüğü aktarıldı.
AP:
Associated Press (AP) haber ajansı ise İstanbul ve Ankara gibi anahtar şehirlerde CHP’nin kontrolünü sürdürmesinin, Erdoğan için büyük hayal kırıklığı olduğunu aktardı. 2019’daki seçimlerde İstanbul ve Ankara’daki mağlubiyetlerin Erdoğan’ın “yenilmezlik aurasını yıktığına” dikkat çeken AP, söz konusu şehirleri seçimlerin “ana mücadele alanı” olarak tanımladı.

DW:
Alman Deutsche Welle (DW) de “Erdoğan’ın ‘son seçiminde’ sandıklar kapandı” başlıklı haberinde seçimin Erdoğan’ın emekli olmadan önceki son seçimi olabileceğini yazdı. Öte yandan seçimden alacağı momentumla Erdoğan’ın Anayasa’da değişiklik yaparak bir dönem daha başkanlık için aday olabileceğine dikkat çekildi.
BİLD:
Alman Bild gazetesi ise birçok uluslararası medya organı gibi yerel seçimleri “Erdoğan için bir test” olarak görürken, “İslamcı muhafazakar iktidar partisi AKP’nin sadece büyükşehirlerde değil, ülke çapında kaybettiğine” dikkat çekti. Seçim kampanyasının adil şartlarda geçmediğine ve iktidarın medyanın büyük kısmındaki kontrolüne değinen Bild, İmamoğlu’nun seçilmesi durumunda, gelecekteki seçimlerde Erdoğan’ın muhtemel rakibi olarak konumunu güçlendireceğini yazdı.
DER SPİEGEL:
“Erdoğan İstanbul’u geri kazanmak istedi, ama başaramadı” başlığını attı. “Tarihi yenilgi” adını koyan Alman haber sitesi, “Recep Tayyip Erdoğan ile partisinin İstanbul’un yanı sıra pek çok yerde kaybettiğine” dikkat çekerek “Seçmenler Türkiye Cumhurbaşkanı’na net mesaj gönderdi” dedi.
THE ECONOMİST:
Türkiye’de muhalefet 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde büyük şehirlerin kontrolünü kazanarak, ülke çapında iktidardaki Adalet ve Kalkınma partisini geride bıraktı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ağır bir darbe indirdi.
BLOOMBERG:
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yirmi yılı aşkın bir süre önce iktidara gelmesinden bu yana ana muhalefet partisi karşısında sandıkta şok bir yenilgiyle karşı karşıya. İlk sonuçlara göre, Erdoğan’ın AK Partisi Pazar günü yapılan yerel seçimlerde ilk kez ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) gerisinde kaldı.
]]>
Yerel Seçimlerde Türkiye geneli oy sayımları yapılırken, Bursa’da sandıkların yüzde 95’i açıldı. Yapılan sayımda yüzde 47 ile Cumhuriyet Halk Partisi Adayı Mustafa Bozbey, seçimi önde götürürken, Adalet Kalkınma Partisi Adayı Alinur Aktaş ise yüzde 38 oy aldı.

Sayımlarda sona doğru gelirken, seçim sonrası konuşan Alinur Aktaş, “Sonuçların şehrimize ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum. Bir önceki yerel seçime göre bir de oy sayısının arttığını düşünürsek, nüfusun artmasına paralel olarak, yaklaşık yüzde 12-13’lük bir azalış söz konusu. 250 bin vatandaşımızın sandığa gitmediğiyle alakalı bir tespitin de olduğunu burada ifade etmek istiyorum. Muhakkak surette değerli büyüklerimiz, başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere bu durumu değerlendireceklerdir. ülkemizin birçok noktasında yaşanan oy kaybından Bursa olarak bizler de üzerimize düşeni aldık. Dediğim gibi gerekli kurullarda bunları değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Yani özellikle seçim halinde 2 aylık süreçte yöneticilerimizle, milletvekillerimizle, özellikle 31 Mart’tan itibaren mecliste takip edeceğiz. Bu süreç zarfında tüm ilçeleri ziyaret ettim. Hatta ikişer üçer kez ziyaret ettim. Cumhur İttifakı’nın adayı olarak bin altmış mahallemizin yarıya yakınını ziyaret etmişim. 500 mahalle ziyaret ettim. Hepsine dokunmaya çalıştık. Eksik kaldıklarımız olmuştur, haklarını helal etsinler. Önce Allah’a şükrediyorum, benim şeref defterime yirmi yıl bu şehrin önce İnegöl ilçesinin ve akabinde de altı buçuk yıl Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde belediye başkanı olarak hizmet. İnanın her bir cadde, her bir sokak, her bir kişi bana işi düşen hangi siyasi görüşler insan olursa olsun benim için çok kıymetliydi, çok değerliydi. Bunun mutluluğunu ömrüm boyunca yaşayacağım. Geride tertemiz bir belediye bırakıyorum. Ben seçilen tüm belediye başkanı arkadaşlarım, henüz sonuçlar netleşmedi. Hepsine başarılar diliyorum. Bu süreç zarfında tekrar dediğim gibi tüm siyasi büyüklerimi, AK Parti teşkilatı içerisindeki büyüklerime, önceki dönem vekillerime, bakanlarıma her birine samimiyetle, gayretle çalıştık ama nasibimiz, takdirimiz buymuş. Ben tekrar sürecin Bursa’mız için, ülkemiz için hayırlar getirsin diyorum” diye konuştu.
Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ise, “AK Parti olarak katılmış olduğumuz bu on sekiz seçimde de vatandaşımızın hem teveccühünü gördük. hem de onlara bu seçim atmosferindeki bizim demokrasi şöleni dediğimiz bir kurumsallaşmayı sağlamış olduk. Bunun öncesinde 14 ve 28 Mayıs’ta zaten milletimiz, bize olan güvenini göstermişti. Önümüzdeki 2028 yılına kadar olan süreçte iktidar partisi olarak milletimize hizmet etmekle ilgili görevi bize tevdi etti ve biz de bu şuur içerisinde çalışarak gayret ederek milletimize vermiş olduğumuz sözleri yerine getirmiş olacağız. Yerel seçimlerden çok genel seçimler havası oluştu ve projelerde havalarda uçuştu. Biz milletimizin mesajını aldık” dedi.
]]>“Hemşehrilerimizin takdiriyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya hak kazanan Cemil Tugay’ı ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni tebrik ediyoruz” diyen Dağ, “İzmirliler bize, belediyenin şehrimizin ihtiyaçlarını giderip gidermediğini, sorunlarını çözüp çözmediğini denetleme yetkisi vermiştir” diyerek seçim sonucunu yorumladı.
AK Partili Dağ, yaptığı yazılı açıklamada şu sözlere yer verdi:
“Allah nasip etti, 12 yıl boyunca milletvekili olmaktan gurur duyduğum şehrimizde Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldum.
Bu süreç boyunca çok şükür ki eşsiz İzmir’imizin her bir köşesinde hemşehrilerimize ulaştık. Büyük bir gayret ve samimiyet ile durmadan, yorulmadan koştuk, koştuk, koştuk. Ne mutlu ki, özverili, gayretli, çalışkan yol arkadaşlarıyla bu koşuyu yaşadık, tecrübe ettik.
Öncelikle, bu yolculukta kendisinden, ailesinden, işinden, vaktinden fedakârlık yaparak bizimle olan milletvekillerimize, il başkanımıza, il yönetimimize, ilçe başkanlarımıza ve ilçe yönetimlerimize, teşkilatımızın her bir ferdine, Cumhur İttifakı’nın ortakları, MHP başta olmak üzere bütün paydaşlarına, il başkanlarından teşkilatlarına, sandık görevlilerimize şükranlarımı ifade ediyorum. Hamd olsun ki sizler gibi kalender, yürekli, inançlı, çalışkan insanlarla bu yolu yürümek nasip oldu. Kıymetli kardeşlerim, hiçbir seçim sonucu, bizim İzmir’imize olan sevdamızın önüne geçemez.Biz, her zaman “Milletin dediği olur” dedik ve bu düşünceye inandık. Bu düşünceyle, milletimize hizmet etmek uğruna nice güzel işlerin altına imzamızı attık. Kazandık, şımarmadık. Kaybettik, küsmedik, darılmadık. Kazanırken “Kazandık, bitti” anlayışında olmadık. Bugün de “Kaybettik, bitti” demiyoruz, demeyeceğiz. Hep birlikte çok güzel bir şarkıyı tek bir ağızdan seslendirdik. Bugün, bu şarkı burada bitmemiştir, bitmeyecektir. Kıymetli kardeşlerim, bizim eşsiz İzmir’imiz için daha söyleyecek çok işimiz, daha yürüyecek çok yolumuz vardır. Bu şehrin her bir sokağında hatıraları, yaşanmışlıkları, hikayeleri olan bir hemşehriniz, bir kardeşiniz olarak İzmir’e hizmet etmeye her daim devam edeceğim. Kıymetli hemşehrilerim, biz, “Biz İzmir’iz, başarabiliriz” dedik.
Bizim başarı kıstasımız hiçbir zaman yalnızca seçim kazanmak olmamıştır. Biz bugün sandıktan belki birinci çıkmadık, ancak biliyoruz ki her bir hemşehrimizin takdirini kazandık. Çünkü kavga etmedik, çünkü sığ siyasetin polemikleriyle hemşehrilerimizi oyalamadık,
Çünkü “Sevdik, sevdalandık, İzmir’e bağlandık” diyerek tek gündem olarak İzmir’imizi gördük. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmadan önce de biz İzmir’e sevdalıydık, bundan sonra da bir İzmir sevdalısı olarak hayatımıza devam edeceğiz. Her daim kulaklarımızda çınlayan, zihinlerimizde yer tutan, gönlümüzde yaşayan bir dize vardır; unutmayalım, yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır. Biz ortaya koyduğumuz çaba ile eşsiz İzmir’imizin potansiyelini hemşehrilerimize gösterdik. Gençlerimizin, kadınlarımızın, çiftçimizin, sanayicimizin, esnafımızın mutluluğu için bir vizyonu anlattık. Bu vizyon, seçim sonucu ne olursa olsun hemşehrilerimizin zihninde, gönlünde yer edinmiştir. Hemşehrilerimizin takdiriyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya hak kazanan Sn. Cemil Tugay’ı ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni tebrik ediyoruz. Sandığın verdiği mesaj çok nettir. Ortaya çıkan netice, hemşehrilerimizin hizmet beklentisini, talebini, ihtiyacını çok net bir şekilde göstermektedir. İzmirliler bize, belediyenin şehrimizin ihtiyaçlarını giderip gidermediğini, sorunlarını çözüp çözmediğini denetleme yetkisi vermiştir.
Biz bugünden sonra, geçmişten çok daha güçlü bir şekilde şehrimizin, hemşehrilerimizin menfaatini gözetmek durumundayız.
Nasıl ki milletvekilliğimiz döneminde “Söz konusu İzmir’in menfaatiyse, bu menfaati siyasete konu etmeyiz” dedik, bundan sonra da aynı anlayışla hareket edeceğiz.
Değerli yol arkadaşlarım,
Tüm belediye başkan adayı arkadaşlarımıza da süreç boyunca ortaya koydukları özveri için teşekkür ediyorum.
Biz, önümüzdeki 5 yıl boyunca, Cumhur İttifakı olarak kazandığımız ilçelerde ortaya koyacağımız çalışmalarla gerçek belediyecilik farkını ortaya koymakla mükellefiz.
İfade ettiğim gibi; yılmadan, yorulmadan, küsmeden yolumuza devam edeceğiz.
Konuşmamı sonlandırırken,
Her birinize bir kez daha teşekkür ediyor, bizlere güvenen, teveccüh gösteren tüm hemşehrilerimize sizlerin nezdinde sevgi ve saygılarımı iletiyorum.
Sağ olun, var olun.
Allah’a emanet olun.”
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Aziz milletim, sevgili Ankaralılar, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, değerli genç kardeşlerim, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan AK Parti Genel Merkezi’nden tüm Türkiye’yi saygıyla selamlıyorum.
Desteğiniz, kadirşinaslığınız için ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Şahsıma sizler gibi vefakar yol arkadaşları, dava arkadaşları veren Rabbime hamd ediyorum.
31 Mart Mahalli İdareler seçimlerine demokrasimize yakışır bir durumda tamamladık. Münferit bazı hadiseler haricinde seçime gölge düşürecek hiçbir şey yaşanmadı.
Doğu illerimizde bölücü örgütün müdahalelerine maruz kaldık. Güvenlik güçlerimizin fedakarlıkları sayesinde Türk demokrasisi bir kez daha rüştünü ispat etmiş oldu.
‘MİLLETİN KARARINI SANDIKTA TECELLİ ETMESİ DEMOKRASİMİZ ADINA BÜYÜK BİR KAZANÇTIR’
Seçimler bildiğiniz gibi demokrasilerin en kritik günleridir. Milletin iradesi sandıkta tecelli eder. Millet sözünü sandık yoluyla söyler. Millet siyasetçiye mesajını sandık vasıtasıyla iletir. Millet uyarısını ve takdirini sandık aracılığıyla ifade eder. Milletin kararını hiçbir baskıyla dayatmayla, yönlendirmeyle sandıkta tecil etmesi demokrasimiz adına büyük bir kazançtır.
‘DİK DURACAĞIZ, DİKLEŞMEYECEĞİZ!’
Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. 31 Mart bizim için bir bitiş değil aslında bir dönüm noktasıdır.
‘TÜRK MİLLETİ MESAJINI VERMİŞTİR’
31 Mart mahalli idareler seçimlerinde de Türk milleti yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilerine ulaştırmıştır.
Bu seçimin galibi öncelikle demokrasimizdir. Milli iradedir. 85 milyonun tamamıdır. Seçim maratonunda kazanan adaylardan önce Türkiye olmuştur, milletimiz olmuştur.
31 Mart seçimleri son 22 yılda girdiğimiz 18’inci sandık imtihanımız oldu. Hep başardık, başararak geldik. Bundan sonra da başararak devam edeceğiz.
‘MİLLETİMİZİN OYUYLA SEÇİLMİŞ TÜM YEREL YÖNETİCİLERİ DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Biz siyasi hayatımız boyunca milletle yol yürümüş, milletin çizdiği istikametten ayrılmamış bir kadroyuz. Burada olduğu gibi.
Hükümet olarak şimdiye kadar olduğu gibi milletimizin oyuyla seçilmiş tüm yerel yöneticileri şehirlerinin hayrına yapacakları işlerde desteklemeye devam edeceğiz.
Kardeşlerim, sandıklar kapanmış, millet son sözünü söylemiş, kararını vermiştir. Yüksek Seçim Kurulumuz kesin sonuçları açıklayacaktır.
’31 MART SEÇİMLERİNİN NETİCELEİRNİ MUKAYESE EDECEĞİZ’
Elbette her siyasi parti kendi bünyesinde seçim sonuçlarını analiz edecektir. Bizde partimizin organlarında 31 Mart seçimlerinin neticelerini mukayese edeceğiz.
Mahalli idarelerde irtifa kaybı yaşadığımızı gösteriyor. Bunun sebeplerini ayrıca masaya yatıracağız.
‘MİLLETİN TAKDİRİNİ SORGULAMAKTAN BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ YİNE UZAK DURACAĞIZ’
Unutmayın, kaderin üstünde bir kader vardır. Milletimizin teveccühüne mazhar olduğumuz yerlerde her zamankinden daha fazla çalışacağız. Hiçbir şekilde milletle inatlaşmayacağız. Milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız.
‘ÖNÜMÜZDE YAKLAŞIK 4 YIL VAR’
Milletin sandıkta verdiği mesajları en isabetli en objektif bir şekilde akıl ve vicdan terazimizde tartarak gerekli adımları mutlaka atacağız. Önümüzde yaklaşık dört, dört buçuk yıllık bir zaman var. Bu dönemi her açıdan kendimizi yenilediğimiz, hatalarımızı muhasebe ettiğimiz kapsamlı bir zemine oturtacağız.
Geçen sene başlayan genel ve yerel seçim maratonu bugün artık tamamlanmıştır. Son 1 yıldır milletimizi, ekonomimizi etkileyen seçim devri kapanmıştır. Türkiye’nin önünde hazine değerinde bir 4 yıl vardır.
Bu dönemi heba edemeyiz. İktidardaki 21’nci yılını tamamlamış bir siyasi parti olarak hem hükümette hem de yerel yönetimlerde sorumluluğumuzun farkındayız.
Ekonomide yol haritamız olan Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Programımızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık.
Yavaş’ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:
“ANKARA’NIN TAMAMINA TEŞEKKÜR EDİYORUM”
“Başta genel başkanımız Özgür Özel olmak üzere önceki genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na ve tüm teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum. Bizim tüm seçimlerde bizim asıl kahramanlarımız sizlersiniz. Başkentimizin adil yönetim anlayışı için birçok fedakarlıkta bulunan gönüllerimiz, kadınlara, gençlerimize, emeklilerimize, esnafımıza, muhtarlarımıza, sivil toplum kuruluşlarına, kanaat önderlerine kısacası Ankara halkının tamamına yürekten teşekkür ediyorum.
Bana güç veren biricik aileme ve çocuklarıma da ayrıca çok teşekkür ediyorum. Bize atılan iftiralara karşı aldığımız her solukta, attığımız her adımda güçlerini yanımızda hissettiğimiz herkese teşekkür ediyorum.
“ROZETİMİZİ ÇIKARIP HİZMETE DEVAM EDECEĞİZ”
2019 seçimlerinde kazandığımızda kullandığımız cümleleri tekrarlıyorum; karşımızda düşman yok. Hepimiz bu milletin onurlu ferdiyiz. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir ama artık seçim bitti. Rozetimizi çıkaracağız kimseyi ayırmadan hizmete devam edeceğiz. Bu kent Ankara bize bundan 100 yıl önce farklı dünya görüşlerine sahip olsalar da Anadolu’nun çeşitli yerlerinde vatan uğrunda bir araya gelip kurtuluş destanı yazanlarının emanetidir. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının emanetidir.
“BU SEÇİMİN KAYBEDENİ RAKİP HEMŞEHRİLERİMİZ DEĞİL”
Bu kent bize Türk milletinin tunçtan yüreğini, bükülmez bileğini, vatan sevgisini tüm dünyaya gösteren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ve ülkemizin başkenti olması sebebiyle gelmiş geçmiş tüm şehitlerimizin emanetidir. Nasıl pandemide tüm dünyaya hep bunu gösterdiysek, selde, yangında, depremde, ülkemizin bütün dertli anlarında en önde hep birlikte yardıma koştuysak, hiç kimseyi ayırmadan 6 milyon tek yürek olacağız. Bu seçimin kaybedeni, bizden farklı düşünen hemşerilerimiz asla değildir.
Ankara’nın helal oylarıyla tüm Türkiye’de Mansur Yavaş belediyeciliği tescillenmiştir. Bu seçimin kaybedeni rakibimiz için çalışan hemşerilerimiz de değildir. Onların çaba, emeklerine sonuna kadar saygı duyuyoruz. Onlara da yürekten teşekkür ediyoruz.
“HER PARANIN HESABINI KURUŞU KURUŞUNA VERECEĞİZ”
Tüm Türkiye’ye sesleniyorum, Ankara’da seçimi beton kaybetti, yeşil kazandı. Ankara’da seçimi şatafat ve haksız servet kaybetti, emek ve alın teri kazandı. Ankara’da seçimi rantçılar kaybetti, sosyal belediyecilik kazandı. Ankara’da seçimi imar baronları kaybetti, 6 milyon Ankaralı kazandı. Ankara’da seçimi eser belediyeciliği adı altında ne olduğu belirsiz beton kulelerine milyarca lira harcayanlar kaybetti. Seçimi işte burada olduğu gibi Türk bayrağı altında buluşan gönüllülerin, yani milletin doğrudan kendisini oluşturduğu ittifak kazandı. Herkes bilmelidir ki, bizim belediyecilik anlayışımız hiç kimseye değil sadece Ankara halkına meftun, Ankara halkına kölelik yapmayı kabullenecek bir belediyecilik anlayışıdır. Bu kenti şeffaf, katılımcı, hesap verebilir anlayışla yöneteceğiz. Sizden aldığımız paranın hesabını kuruşu kuruşuna vereceğiz.
“BU TARİHİ FARK BİZİ ASLA ŞIMARTMAYACAKTIR”
Ankara’nın sanayisine, tarımına, turizmine, ulaşımına, altyapısına, teknolojisine, eğitimine, kültürüne ve sanatına yatırım yapmaya devam edeceğiz. Bu seçim sonuçları bize olduğu kadar bu ülkede siyaset yapan herkese yol haritası çiziyor. Demek ki kimseyi ayırmadan hizmet ederseniz, halkın size verdiğiniz görevle ilgilenirseniz, halka hesap verirseniz, başa dara düşenin yanına Hızır gibi koşarsanız, az laf çok iş yaparak çalışırsanız işte böyle rekor oyla seçiliyorsunuz. Bu tarihi fark bizleri asla şımartmayacak, tam aksine omuzlarınıza yüklediğiniz büyük sorumluluğun bilincindeyiz. Gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz. Bizlere düşen herkesin başkanı olmak, herkese tebessümle sarılmaktır.
]]>
Özgür Özel’in açıklamalarından satır başları şu şekilde;
Adaya, adaya destek veren aday adaylarına. Kazansınlar kaybetsinler büyük mücadele veren tüm adaylarımıza. Aday olmak, kampanya yapmak çok önemli ama bu örgütün isimsiz kahramanlarına. Sabah erkenden kalkıp, parti binasını açanlara, birazdan gelirler diye çayı koyanlara. Direklere bayrak asanlara, broşür dağıtanlara, kapı çalanlara.
Hepsine bütün parti emekçilerine, baba evinin bekçilerine, çorbasını kaynatanlara, bacası tütsün diye odun çekip taşıyanlara, CHP örgütüne teşekkür ediyorum. Bugün seçmenlerimiz çok önemli karar verdi. Bugün seçmen Türkiye’de yeni bir siyasetin kurulmasına karar verdi. 22 yıllık Türkiye fotoğrafını değiştirmeye, ülkemizde yeni bir siyasi iklime kapı aralamaya karar verdi.
Sadece yerel yöneticilerin kim olacağına karar verilmemiş, ülkemizin ve belediyelerin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair mesaj vermiştir.
Kimseyi milli birileri öyle göstermeye çalışıyor diye kimseyi gayri milli görmüyoruz. Bu mesajı kutsal emanet olarak alıyor ve tüm CHP’liler başımızın üstüne koyuyoruz.
Bu galibiyetin kaybedeni yoktur. Bizim başarımız kimsenin hezimeti olmayacaktır.
“BÜTÜN ADAYLARIMIZA AYRICA TEŞEKKÜR EDERİM”
Bir özel teşekkürü CHP’nin 2019 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nden aldığı İstanbul, Ankara, Mersin, Antalya belediye başkanlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Onlar iyi kriz yönetiminin, merkezi yönetimin desteği olmasa da kösteği olsa bile mazeret üretmeden iyi icraatın ve CHP iyi belediyecilik yapabilir, CHP temiz ve dürüst yönetir algısının yerleşmesine yaptıkları katkıyla bugünkü zaferin baş mimarlarıdır.
En zor günlerde sancağı elde taşıyan belediye başkanlarımıza ayrıca övgüyü hak ediyorlar. Biz büyükşehirleri CHP’li belediyeler gibi yönetiriz iddiasını ortaya koyan o cesareti ve özgüveni gösteren bütün adaylarımıza da ayrıca teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
“KEMAL KILIÇDAROĞLU VE BÜTÜN DELEGELERE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ”
Şehirlerimiz emin ellere teslim edilmiş, halkımızın yaşam alanlarını bir 5 yıl daha halk için yönetecek belediye başkanları seçilmiştir. Seçmenlerimiz partimizin yaşadığı değişimi onayladıklarını, desteklediklerini ve kendi şehir ve Türkiye için istediklerini ifade etmek gerekiyor. Geçen Mayıs’ta yaşadığımız büyük üzüntüden sonra CHP kurultayı ve genel başkanı ve yönetimi seçimle dönüşebilen bir partinin Türkiye’de var olduğunu gösteren başta sayın genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ve bütün delegelere çok şey borçluyuz.
Bu seçimin kaybedeni olmadığı gibi seçimi kaybetmiş olmasına rağmen iktidar partisine büyük katkılar sunacağını, kamu yayıncılığını terk eden TRT ve bir partinin ajansına dönüştürülmeye çalışan Anadolu Ajansı’na rağmen Türkiye’ye hatta Türkiye ekonomisine yapılan önemli katkıdır. Seçimde başarılı elde etmiş olmamız bu seçimin hakkaniyetli seçim olduğunu ispatlamaz.
KAYYUM ATAMALARI
Doğu ve Güneydoğu’ya taşınan seçmenlerle, o seçilen belediyelere kayyum atanması kadar kötü bir girişimdir. O şehirde hiç yaşamamış, belki de hiç yaşamayacak kişilerin oy kullanmasına ve demokrasi ayıbı partiyi devletin, devleti partinin sayanlardır.
Silahlı kuvvetler personeli bireysel olarak bu ayıptan sorumlu değildir. Ancak yasal ve anayasal düzenlemelerle bir şehirde oy kullanmak için o şehirde yaşamak ve yaşayacak olanların teminat alınması gerektiğini görüyoruz. Silahlı kuvvetlerin bu işte kullanılmaya çalışmasına kim emir ve talimat verdiyse bu ülkenin toplumsal barışına kötülük yapmıştır, affedilir tarafı yoktur.
“CHP YÜZDE 25’LİK TAVANI SÖZ VERDİĞİMİZ GİBİ KIRMIŞTIR”
Emeklilerden, gençlerden ve toplumda yok sayıldığını hisseden atanmayan öğretmenlerden, staj mağdurlarına, sesini duyurmak isteyen toplumun tüm kesimlerine kadar kurulan bu ilişkinin karşılık gördüğünü müşahede ediyoruz. CHP artık başının üzerindeki görülmez yüzde 25’lik tavanı söz verdiğimiz gibi kırmıştır, tuzla buz etmiştir.
Bu seçimlerde hiçbir siyasi partiyle ittifak kurulmadığı halde CHP’nin gücü ve seçmen vicdanın sandıkta kurduğu ittifaktır. Bu sonuçları bizleri rehavete sevk edecek rehavet değil seçmenin bize açtığı kredi olarak gördüğümüzü ifade etmek isterim.
]]>34 SİYASİ PARTİ KATILIYOR
34 siyasi partinin katılacağı yerel seçimde, 61 milyon 441 bin 882 seçmen oy kullanacak. Doğudaki 32 ilde oy verme, saat 07.00’de başlayıp 16.00’da sona erecek. Bu illerin dışında ise oy verme saatleri 08.00 ile 17.00 arasında olacak.

32 İLDE OY VERME İŞLEMİ BAŞLADI!
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararına göre, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ve Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme işlemi başladı.

Bu illerde oy verme işlemleri saat 16.00’da tamamlanacak. Diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
Kayıtlı 61 milyon 441 bin 882 seçmenin bulunduğu seçimde, 1 milyon 32 bin 610 genç ilk kez oy verecek. 34 siyasi partinin adayının yarışacağı seçimlerde, ülke genelinde, 206 bin 845 sandık kuruldu, yaklaşık bin de seyyar sandık oluşturuldu.
81 il, 973 ilçe ve 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtarın belirleneceği seçimlerde, il genel meclisi üyeliği, belediye meclis üyeliği seçimleri de yapılacak.
Seçimlere 34 siyasi parti katılıyor. Partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.

PUSULALAR TEK ZARFA
Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilecek.
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verecek.

Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy atılacak.
Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak. Oy pusulaları tek zarfa konulacak.
Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı seçmenler için bu seçimde de seyyar sandıklar oluşturuldu. Bu seçmenler, seyyar sandıklarda oylarını kullanabilecek.

OY VERME BİTİM SAATİNDEN ÖNCE SANDIKLAR AÇILAMAYACAK
Oy verme saatlerinin 07.00-16.00 olduğu illerde saat 16.00, diğer illerde saat 17.00’den önce oylar sayılmaya başlanamayacak. Sandık seçmen listesindeki bütün seçmenler oylarını kullanmış olsalar bile oy vermenin bitim saatinden önce sandıklar kesinlikle açılamayacak.
ÖNCE BELEDİYE BAŞLANLIĞI PUSULALARI SAYILACAK
Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık, diğer illerde sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
Hamileler, hastalar ve engelliler sıra ile bekletilmeden oylarını kullanacak, yaşlıların da sıra bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilecek, ayrıca bu seçmenlere yardım eden seçmenlere de oy kullanmada öncelikle tanınacak. Cep telefonu, fotoğraf ve film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesi yasak olacak.

Sandık başında seçmene vereceği oy hakkında hiç kimse müdahale, telkin ve tavsiyede bulunamayacak. Seçmenler oylarını kullandıktan sonra sandık başından ayrılacak.
Okuma-yazma bilmeyen seçmene, yardım istemesi durumunda, sandık kurulu başkanı parti işaretlerinin hangisinin hangi partiye ait olduğunu açıklayacak.
SEÇİM GÜNÜ YASAKLARI BAŞLADI
Bugün saat 06.00’dan gece saat 00.00’a kadar, her ne suretle olursa olsun alkollü içki satılması, içkili yerlerde ve umumi mahallerde her çeşit alkollü içki verilmesi ve içilmesi yasak olacak.
Oy verme süresince bütün kahvehane, kıraathane ve internet kafeler gibi bütün umumi eğlence yerleri kapalı olacak, eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnız yemek verilebilecek.
Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiç kimse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinde belirtilen silahları köy, kasaba ve şehirlerde taşıyamayacak.
Oy verme günü radyolar ve her türlü yayın organlarınca saat 18.00’e kadar seçim ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak.
Radyolarda ve her türlü yayın organlarında 18.00-21.00 saatleri arasında ancak YSK tarafından seçim ile ilgili verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.
Bütün yayınlar, saat 21.00’den sonra serbest olacak, ancak YSK tarafından gerek görülmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek.
Altun’un makalesi İtalya’nın İl Messaggero gazetesi, Yunanistan’ın Kathimerini gazetesi, ABD’nin Harlem Times haber portalı, Rusya İnterfax ajansı, Fransız Musulmans en France haber portalı, Çin’in Sina ve Sohu internet portalları, İsviçre’de Türk diasporasına ait Post Gazetesi, Malezya’nın Astro Avani haber portalı, Bosna Hersek, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, KKTC’nin önde gelen gazete ve haber portallarında olmak üzere 14 ülkede 50’den fazla mecrada yayımlandı.
SEÇİMLERE KATILIM ORANI
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, makalesinde, adil, şeffaf ve düzenli yapılan seçimlerim modern demokrasilerin en temel unsuru olduğunu belirtti.
Demokrasilerin asgari şartının yönetenlerin yetki ve otoritelerini seçmenlerden yani yönetilenlerden alması olduğunu ifade eden Altun, düzenli yapılan seçimlerle bu yetkilerin yenilendiğini kaydetti.
Seçimler vasıtasıyla, yönetilenlerin, yönetenlerin politikalarını ve performanslarını oyladığını, olumlu ya da olumsuz anlamda yönetenleri değerlendirdiğini aktaran Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:
“1946 yılında çok partili hayata geçilmesinden bu yana Türkiye düzenli, adil ve şeffaf seçimlerin yapıldığı ülkelerin başında gelmektedir. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gibi ihdas edilen kurumlar vasıtasıyla Türkiye’deki seçimler bağımsız yargıçlar nezaretinde yapılmaktadır. Bu yüzden de seçim güvenliğinin sağlanması, vatandaşların sandığa duyduğu güven noktasında Türkiye gelişkin bir siyasal kültüre sahiptir. Türkiye’deki seçim ve sandıklara olan güveninin tecellisini seçimlere katılım oranlarında görmek mümkündür. Seçimlere katılım oranı itibarıyla Türkiye, 14 Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleriyle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında seçime katılımın en yüksek gerçekleştiği 3. ülke olmuştur. YSK verilerine göre, 14 Mayıs’taki seçimlerde yurt içinde katılım oranı yüzde 88,92, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ikinci turun yapıldığı 28 Mayıs’taki seçimlerde de 85,72 olarak gerçekleşmiştir. OECD ile Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsünün (IDEA) verilerine göre, Türkiye, 14 Mayıs’ta yurt içi seçimlere katılım oranıyla ABD, Fransa, Almanya, İngiltere gibi birçok Batılı OECD üyesini geride bırakmıştır. Bu verilerin bir diğer çarpıcı tarafı ise Türkiye’deki seçime katılım oranının seçimlere katılımın yüzde 80’lerde seyrettiği İsveç, Danimarka, Yeni Zelanda, İzlanda, Hollanda ve Norveç gibi ülkelerden bile yüksek olmasıdır.”
“TÜRKİYE BÖLGEDE ÖNDE GELEN DEMOKRATİK OLGUNLUĞA SAHİP ÜLKELERDEN BİRİ”
Fahrettin Altun, Türkiye’nin 31 Mart Pazar günü Mahalli İdareler Genel Seçimleri için tekrar sandık başına gideceğini anımsattı.
Türkiye’nin demokratik değerlere bağlılığı ve yerel yönetimlere dair yenilikçi vizyonunu öne çıkaran, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ulusal ve uluslararası alanda büyük bir önem teşkil ettiğini anlatan Altun, “Aynı zamanda bu seçim sürecinde güvenli ve adil şartlarda yapılan kampanyalar, yerel yönetimlere gösterilen ehemmiyet açısından Türkiye’nin bölgede önde gelen demokratik olgunluğa sahip ülkelerden biri olduğunun nişanesidir.” değerlendirmesini yaptı.
Altun, halkın ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasında birincil muhataplar olan yerel yönetimlerin çağın şartlarına uygun bir vizyon ve perspektife sahip olmasını çok önemsediklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu sürecin halkın demokratik katılımı ile yerel yönetimlerle olan iletişiminin güçlenmesinde etkili bir rol oynadığı kaçınılmaz bir gerçektir. Yıllardır sahip olduğumuz yenilikçi belediyecilik anlayışını farklı kılan, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma projeleriyle halkın yaşam kalitesini yükseltmeyi, şeffaflığı, her koşulda hesap verebilirliği ve en önemlisi de vatandaş odaklı yönetimlerin inşasını hedefliyor olmasıdır. Bu vizyonun ilk adımı ve somut bir örneği olan 1994 yerel seçimleriyle İstanbul Büyükşehir Belediyesini yönetme görevini üstlenen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Türkiye belediyecilik alanında halkın yaşam kalitesinin artmasına yönelik önemli adımlar atmıştır. 30 yıl önce Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hizmet siyasetini ve vizyonunu sürdürmek belediyelerimizin temel politik tasavvurunu teşkil etmektedir. Bu nedenle, önümüzdeki yerel seçim ile benzer bir vizyonu ve hizmet anlayışını sürdürmenin ulusal ve uluslararası alanda demokratik değerlerimizi ve toplumsal bütünlüğümüzü daha da güçlendireceği inancındayız.”
“SEÇİMLERDEN SONRA 4 YIL İÇİNDE YENİ BİR SEÇİM YAPILMAYACAK”
İletişim Başkanı Altun, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak gördüklerini bildirdi.
Bu seçimin aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel liderlik vizyonunun güçlenmesinin bir diğer adımı olduğunu düşündüğünü ve evrensel açıdan Türkiye’nin demokratik olgunluğunu ve toplumsal katılımını artıran önemli bir faaliyet olarak kabul ettiklerini dile getiren Altun, şunları kaydetti:
“Bundan önceki tüm seçimler gibi bu seçimler de Türk halkının demokratik süreçlere katılımını daha etkin bir şekilde sağlayacak, böylece demokrasimizin güçlenmesine katkı sunacaktır. 31 Mart seçimlerinin bir diğer önemli tarafı da bu seçimlerden sonra 4 yıl içinde yeni bir seçimin yapılmayacak olmasıdır. Bu 4 yıl içerisinde Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatmış olduğu kalkınma atılımlarına hız kesmeden devam edecektir. Son yıllarda iletişimden diplomasiye, ekonomik kalkınmadan altyapı yatırımlarına kadar her alanda yapılan hizmetler devam ettirilecektir. Ayrıca Türkiye Yüzyılı’na yeni ve sivil bir anayasayla girme amacı da gelecek 4 yılın en önemli ülküsü ve gündemi olacaktır. Bu vizyon çerçevesinde Türkiye, demokratik standartlarını yükseltmiş, gelir ve refah düzeyini artırmış, bölgesel ve küresel bir aktör olarak Türkiye Yüzyılını inşa etmenin çabası içerisinde olacaktır. Batılı müttefiklerimizle ortak çıkarlarımızı geliştirmek, yeni ve stratejik işbirliklerini artırmak bu dönemdeki önceliklerimiz olmaya devam edecektir. PKK, FETÖ, DAEŞ gibi terör örgütleriyle mücadele başta olmak üzere Türkiye’nin politik hassasiyetlerinin gözetilmesi müttefiklik hukukunun bir gereği olarak en temel beklentimizdir. 31 Mart seçimleriyle Türkiye hem demokratik kültürüne başarıyla gerçekleştirdiği yeni bir seçim ekleyecek hem de İstanbul ve Ankara gibi şehirler başta olmak üzere tüm vilayetlerini Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacaktır.”
Ulusal kalkınma, 6 Şubat depremindeki şehirlerin ihyası ve inşası, İstanbul gibi deprem riski yüksek şehirlerin dirençli kentlere dönüştürülmesinin seçim sonrasındaki en önemli vizyonları olacağını aktaran Altun, şu ifadeleri kullandı:
“Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye demokratik usuller çerçevesinde seçimlerini yapacak, iktidarı ve muhalefetiyle sandıktan çıkan sonuçlara itibar edecek ve en önemlisi uluslararası arenada istikrarlaştırıcı bir güç olarak Türkiye Yüzyılı inşasına devam edecektir. Bu yüzden 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin iç ve dış dinamikleri itibarıyla Türkiye’nin gelecekteki on yıllarını etkilemeye matuf bir seçim olduğunu söylemek mümkündür.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
‘PARALAR KANDİL’E GİDİYOR VE GEREĞİ YAPILIYOR’
Kandil’e balya balya dolarların ve Euroların gönderildiğini söyleyen Başkan Erdoğan, şöyle devam etti: Muhalefet de boş durmuyor. Sizlerin de takip ettiği gibi 14-28 Mayıs’taki sinsi oyunun bir benzerini diğer bazı yerlerde birlikte İstanbul’da da tekrar kurdular. Balya balya dolarlar, balya balya avrolar.
Bu görüntülerinin ortada dolaştığı hatta Kandil’e kadar bunların gönderildiği bir dönemi yaşıyoruz. Rastgele konuşmuyorum, Kandile gidiyor ve gereği yapılıyor. Kimsenin itiraf edemediği gizli pazarlıkların döndüğü bir seçim süreci yaşıyoruz. Yıllardır ağızlarını her açtıklarında şeffaflıktan dürüstlükten bahsedenlerin foyası her gün biraz daha ortaya çıkıyor. Haftalardır ne para kulelerinin makul ve mantıklı bir izahını yaptılar, ne de gizli pazarlıkların arkasında neler olduğu açıkladılar. Tutarsız mantıksız, özellikle siz gençlerin aklıyla alay eden ifadelerle bu skandalları gözden kaçırmaya kalktılar.
Az önce gençlerimizi dinledik, demek ki oluyor ve biz yaptık. Onlar parlamentonun kapısını gençlerimize hep kapadılar ama biz kapıyı açtık. Bizimle birlikte yeni bir dünya ülkemizde kuruldu ve güç kazanarak devam ediyor.
Rabbim’den bizleri ramazana ulaştırdığı gibi bayrama da sağlıkla huzurla esenlikle eriştirmesini diliyorum. Bu mübarek günlerde, Gazze başta olmak üzere dünyanın her neresinde yüreği kanayan, baskıya ve zulme maruz kalan bir kardeşimiz varsa Allah her birinin yardımcısı olsun.
Erdoğan, barışın, adaletin, kardeşliğin ve dayanışmanın hakim olduğu bir dünyayı görmenin herkese nasip olması temennisinde bulundu. Bunun için önce ellerindekilerin kıymetini bileceklerini, onlara sıkı sıkıya sarılacaklarını, sonra da arzu ettikleri dünyanın inşası için çok çalışacaklarını belirten Erdoğan, ülke ve millet olarak en büyük hazine olan İstanbul’un, bu mücadelenin de öncülüğünü yapacağına yürekten inandığını dile getirdi.
“TÜRKİYE’DE ÜYE SAYISI İTİBARIYLA BİZİMLE AŞIK ATACAK BİR PARTİ YOK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere seslenerek, “Programlarımıza ‘gençlik aşkıyla’ diye başlıyoruz ya gerçekten gençlik aşkı başka bir şey. Gençlerimizle her buluşmamızda, onlardaki enerjiyi, heyecanı, coşkuyu, aşkı hissediyoruz. Sizlerin dinamizmi bizi de yeniliyor, güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Son 4 yıldaki 55’inci gençlik buluşmasında gençlerle bir araya geldiğini aktaran Erdoğan, “Biz, birileri gibi gençlerimizle sadece seçimden seçime, sadece sandık ufukta görününce bir araya gelmiyoruz. Kendimiz, gençlik hareketinde yetiştiğimiz gibi Türkiye’nin en büyük gençlik yapılanmasına sahip partisinin de genel başkanıyım. Partimizin sadece gençlik kollarının üye sayısı, bizden sonraki ikinci partinin toplam üye sayısından fazla.” diye konuştu.
Erdoğan, milletvekili Suat Pamukçu’nun Yeniden Refah Partisi’nden istifa edip AK Parti’ye katıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Geçenlerde partimize malum bir katılım oldu. Suat Pamukçu kardeşimizin katılımını yaptık. Birisi de ‘Suat Pamukçu katılsa ne olur? Bizim zaten 250 bin üyemiz var dedi. Ya Hu senin 250 bin üyen var da AK Parti’nin üye sayısından haberin var mı? 11 milyon 500 bin üyemiz var. Böyle acemilik olur mu? Söylediği şeye bak. Bir milletvekilinin bize katılımı neymiş, kendilerinin 250 bin üyesi varmış. Demek ki bu matematik de bilmiyor, çok acemi. Bizim sayımız 11 milyon 500 bin üye. Şu anda Türkiye’de üye sayısı itibarıyla bizimle aşık atacak bir parti yok, ana muhalefet de dahil. Hepsini topla bir çuvala koy bizimle aşık atamazlar.”
Şu anda parti yönetiminin tüm kademelerinden parlamentoya ve belediyelere kadar her konumda, gençlik kollarından yetişme arkadaşlarla çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Çünkü bizim gençlik kollarımız, aynı zamanda ülkemizin en büyük siyaset okuludur. Böylesine büyük ve nitelikli bir gençlik hareketiyle birlikte çalışmaktan gurur duyuyoruz. Sağımda solumda işte gençler.” dedi.

“DEVRALACAĞINIZ EMANET ÇOK BÜYÜKTÜR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her an, her vesileyle gençlerle olduklarını, bu tür programlarda hem gençlerle karşılıklı sohbet edip güzel vakit geçirdiklerini hem de onlar için yapacaklarının ipuçlarını topladıklarını söyledi.
Ziyaret ettikleri her şehirde gözlerinin önce gençleri aradığını kaydeden Erdoğan, programlarda gençlerin coşkulu seslerini duyamazsa mahzunlaştığını dile getirdi.
Türkiye Yüzyılı vizyonunu gençlere armağan ettiklerini anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendimizi, artık sizin vaktinizin misafiri olarak gördüğümüzü her fırsatta altını çizerek tekrarlıyoruz. Ülkemizin ve milletimizin geleceğini, gönül huzuruyla sizlere emanet edeceğimiz günler çok uzak değildir. İşte her iki tarafımda gençler var. Bir bayan, bir bay. Bunun için gençlerimizle sohbetlerimizde, kendilerini maddi ve manevi her alanda en iyi şekilde yetiştirmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Manevi derinlikle tamamlanmamış maddi bilgi, faydasız bir yük gibidir. Her ikisi bir arada olacak ki hem sizlere hem ailenize hem milletimize yüksek katma değere dönüşebilsin. Devralacağınız emanet çok büyüktür. Ülke yönetimiyle birlikte coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızın, binlerce yıla sari medeniyet birikimimizin ifadesi olan kutlu dava bayrağının nöbetini sizler üstleneceksiniz.”
“CUMHUR İTTİFAKI AÇIK ARA BİRİNCİLİĞİ GÖĞÜSLEYECEK”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gençlere seslenerek, şöyle konuştu:
“Unutmayınız, davası olmayanın sevdası da olmaz, aşkı da olmaz, vizyonu da olmaz. Bunu 14-28 Mayıs’ta hep birlikte gördük, yaşadık. Türkiye, bu seçimlerde büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Gençlerimizin üzerinde en çok hesap yapılan seçimlerin başında 14-28 Mayıs seçimleri geliyordu. Aksi yöndeki tüm yönlendirme gayretlerine rağmen, bu seçimlerde ilk defa oy kullanan 5 milyon gencimizin yarısından fazlası bizi tercih etti. Saflarını Türkiye Yüzyılı’ndan yana belirleyen gençlerimizin her birine teşekkür ediyorum. Bu tablo, gençlerimize olan güvenimizi daha da güçlendirdi.”
Şimdi önlerinde yeni bir sınama olduğunu vurgulayan Erdoğan, 31 Mart seçimlerinde yine gençlerin desteği ve katkısıyla sandıktan milli iradenin en güçlü şekilde çıkmasını sağlayacaklarını belirtti.
“Cumhur İttifakı’na bu noktada her türlü desteği vermeye var mıyız? Sandıkları patlatıyor muyuz?” diyen Erdoğan’a gençler “Evet.” yanıtını verdi.
Erdoğan, “Büyükşehriyle, ilçeleriyle, belediye meclisleriyle sandıkların tamamında Cumhur İttifakı açık ara Allah’ın izniyle birinciliği göğüsleyecek. Ne diyoruz? Üçlü olsun, güçlü olsun.” dedi.
Gençlerin üzerinden yapılan darbe güzellemelerini, gençlere yönelik hakaretleri ise milletin yüzü kızararak seyrettiğini anlatan Erdoğan, “Tüm bunlarla sadece kendilerini rezil etmekle kalmadılar, aynı zamanda Türk siyaseti de kirlendi. Siyaset kurumuna olan inancı sarstılar.” ifadesini kullandı.
Erdoğan, İstanbul’un son 5 senedir bir fetret devri yaşadığını herkesin bildiğini söyleyerek, “Trafik başta olmak üzere her alanda İstanbul geriye gitti, irtifa kaybetti. Meydanlarda söz veren ama tutmadığı sözler hatırlatılınca ‘Unuttum.’ diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Fatih’in emaneti bu aziz şehrin 5 yılını heba edenlere bir kez daha aynı fırsatı vermemek gerekiyor.” diye konuştu.

“GENÇLERİMİZİ İHMAL EDENLERİ BİZ DE İHMAL EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da büyükşehre, genç sayılabilecek bir kardeşlerini, Murat Kurum’u aday yaparak, gençlere olan güvenlerini gösterdiklerini dile getirdi.
İstanbul’u, depreme hazırlıktan ulaşım sorununun çözümüne her alanda Türkiye Yüzyılı belediyeciliğine hazırlamak istediklerini belirten Erdoğan, gerçek belediyecilik özlemi içindeki diğer şehirlerde de eser ve hizmet döneminin kapılarını aralamaları gerektiğini vurguladı.
Hepsinin ötesinde, belediyelerin kaynaklarını gençler için seferber etmeleri gerektiğinin altını çizen Erdoğan, giderek artan sayıda hizmete giren millet kütüphaneleri, gençlik merkezleri ve benzeri eserlerin her birinin adeta gençler için birer yaşam alanı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni dönemde, önce gençlerimize verdikleri hizmetleri hakkıyla ifa edip edemedikleri gözüyle bakacağız, gençlerimizi ihmal edenleri biz de ihmal edeceğiz.” dedi.
Konuşmasının sonunda Erdoğan gençlerle “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız. İri olacağız. Diri olacağız. Bu salondaki gibi kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız.” sözlerini tekrarladı.

Moderatör Pelin Çift’in “Sayın Cumhurbaşkanım gençler, buradakiler 21-22 yaşında. Keşke bu yaşlarda olsaydım dediniz mi?” sorusuna Erdoğan, “Nasıl istemeyiz?” karşılığını verdi.
Erdoğan, bir gencin, “İstanbul’un her sokağında iziniz var, her köşesini tanıyorsunuz. Ara ara İstanbul’da mesai saatleriniz oluyor. İstanbul’a geldiğinizde özellikle gitmek istediğiniz bir yer var mı?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:
“İstanbul’da eserlerimizde zaten dinleniyoruz. Mesela bunlardan bir tanesi, burada sık sık programlarımız oluyor, İstanbul Kongre Merkezi burası. Tabii bir de Atatürk Kültür Merkezi var. Atatürk Kültür Merkezi için de maalesef bu malum camia, solaklar, dediler ki; ‘Burasını yapamayacaklar.’ Biz Atatürk Kültür Merkezi’ni, geçmişinden çok daha iyisini, çok daha güzelini yaptık mı? Yaptık. Şimdi orada bütün eserler sergileniyor ve onları tabii izlemek için biz de oradaki programlara katılıyoruz.”
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde İstanbul’da yaptığı eserler olduğunu kaydeden Erdoğan, “Ne onlar? Millet bahçeleri. Ama şimdi Ekrem efendi o millet bahçelerini bilmez. Atatürk Havalimanı’nın içerisinde millet bahçesine başlandı, onu mahkemeye götürdü ve oranın yapım sürecini durdurdu. Ama Allah’ın izniyle onu biz şimdi seçim sonrası yoluna koyacağız.” dedi.

“BU ZAT İSTANBUL’A BİR ŞEY KATMADI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programdaki bir genç kızın arkasında yer alan Kız Kulesi silüetine işaret ederek, bu yapıyı da restore ettiklerini hatırlattı.
“Gençliğinizde İstanbul’da en fazla vakit geçirdiğiniz yer ile şu an İstanbul’da özlediğiniz yer aynı yer mi?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:
“Aynı yer olur mu? İstanbul o kadar değişimden geçti ki bütün bu değişim süreci içerisinde yenilenen İstanbul’da, bu yenilenme harekatıyla beraber, o yenilenen yerlerde oraların son hali nedir, buna baktık ve son haliyle oraları gezip gördük. Şimdi üstümüzde bizim Muhsin Ertuğrul (İBB Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi) var. Bu Muhsin Ertuğrul ufacık bir yerdi. Biz burayı (İstanbul Kongre Merkezi) yaparken, orayı da yaptık. Onun için ne gösteriler yaptılar ama biz onların gösterilerine bakmadık, orayı yaptık, bitirdik ve tekrar tiyatroseverlerin hizmetine sunduk.”
Pelin Çift’in “Sayın Cumhurbaşkanım, bana sanki siz Fatih, hani tarihi çok seviyorsunuz ya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Ayasofya, oraları görmeyi daha ziyade tercih edermişsiniz gibi geliyor.” değerlendirmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
“Ayasofya’yı zaten onu son acı halinden, bu mevcut Ayasofya-i Kebir haline dönüştürdük. Tabii oraya gitmeden olmaz. Gidiyoruz ve Ayasofya’nın şimdi son halini görmenin mutluluğu, bahtiyarlığı içerisindeyiz. Bir taraftan da Sultanahmet bir başka güzel oldu. Süleymaniye hakeza öyle, Fatih’imiz hakeza öyle. Buraları gezmeden, görmeden olmaz. Eyüpsultan keza öyle. Dolayısıyla buralarda aynı şekilde gezerek görerek, son durumları nedir bunu da görüyoruz. İstanbul’da, tabii bizim bıraktığımız İstanbul aynen durmuyor. Çünkü bu zat İstanbul’a bir şey katmadı ki, verdiği bir şey yok. Sen bir İstanbullu olarak böyle bir şey gördün mü İstanbul’da? Biz CHP’yi çöp, çukur, çamur olarak hep tanımladık. Şu anda gene aynı. Bakıyorsunuz, şöyle bir asfalt dök ya. Yok, her taraf çukur. Ama inşallah pazar günü devran Allah’ın izniyle değişecek. İstanbullu bir 5 yıl daha bu adama İstanbul’u vermez. Şimdi biz ‘Yeniden İstanbul.’ diyoruz ve inşallah İstanbul’u gerçek sahiplerine teslim edeceğiz.”
“VATANDAŞLARIMIN İSTANBUL, ANKARA, İZMİR’DE BUNLARA BİR DAHA YOL VERMEYECEĞİNE İNANIYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gencin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili “CHP’nin başına gelen en trajikomik genel başkanın bay bay Kemal olduğunu düşünüyorduk. Fakat gelen gideni aratır derler, hakikaten de öyle de oldu. ‘Daha kötüsü de varmış’ dedik ne yazık ki. Gençlere darbe çağrısı yapan bir genel başkanla karşı karşıyayız. Bu durum gerçekten çok üzücü. Siz gençlerin demokrasiye nasıl sahip çıktığını, nasıl koruduğunu iyi biliyorsunuz. Biz bu ülkenin gençleri, asla meşru olmayan bir işe bulaşmayız. Gençlerle darbe kelimesini yan yana getirenlere hiçbir şekilde fırsat vermeyiz.” değerlendirmeleri sonrası, “CHP’de bulunan bu demokrasi açığının kapatılmasına yönelik onlara ne önerirsiniz?” sorusuna, şu yanıtı verdi:
“Benim tavsiyem, pazar günü bunları bir daha dönmemek üzere sandığa gömmek. Bu salon, hepsi oy kullanacak değil mi? Buradaki genç kardeşlerim bunları bir daha dönmemek üzere eğer sandığa gömerse, zaten bay bay Kemal tekrar dönmek istiyor. Belki onun yolu da açılır. Vatandaşlarımın İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bunlara bir daha yol vermeyeceğine inanıyorum.”
“MİTİNG MEYDANLARI MAŞALLAH ÇOK İYİYDİ”
Bir diğer gencin “Yerel seçimlere giderken, gençlerle ilgili hiç kimse konuşamıyor. Bunun sizin gençlerle olan gönül bağınızla ilgisi olduğunu söyleyebilir miyiz? Sayın Cumhurbaşkanım, sizin biz gençlere olan bu ilginiz, sevginiz şaka mı?” sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle yanıtladı:
“Sakın şaka olmasın. Ben gençleri çünkü çok seviyorum. Hala gencim. Gençlere olan bu ilgim, alakam, sevdam, gençlerle olan aramızdaki muhabbet bizi güçlü kılıyor. Şu anda, şu seçim kampanyasında diğer genel başkanların hiçbirisi benim kadar ülkeyi dolaşmadı. Hepsi yan gelip yatıyor. Biz ise çalışıyoruz, işimiz var. Nedir? Yerel seçimler. İnşallah bu yerel seçimlerden de Türkiye genelinde inşallah en büyük oyu biz toplayacağız. Ama benim derdim İstanbul, Ankara, İzmir. Bunu halledersek, bunun tadına doyum olmaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunucu Pelin Çift’in, “Siz halkla iç içe olmayı ve göz temasını seviyorsunuz mitinglerde. Miting meydanları ne dedi bu seçim öncesi?” sorusu üzerine, “Miting meydanları maşallah çok çok iyiydi. Yağmur demediler, çamur demediler, kar demediler, meydanlara geldiler.” dedi.
Çift’in, “Bu salonlardan geleceğin Recep Tayyip Erdoğanları çıkacak mı? Ne görüyorsunuz?” sorusuna ise Erdoğan, “Çıkmaz olur mu? Buradan Allah’ın izniyle ne Recep Tayyip Erdoğanlar çıkacak.” ifadesini kullandı.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) açıkladığı seçim takvimi işlemeye devam ediyor. Takvime göre, 21 Mart tarihinde başlayan propaganda serbestliği saat 18.00 itibarıyla sona erdi. Bu zaman zarfında, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, YSK’nın açıklayacağı bir tarihe kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla ya da internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapamayacak.
ALKOLLÜ İÇECEKLERİN SATILMASI YASAK OLACAK
Seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek. Seçimin yapılacağı gün olan 31 Mart tarihinde YSK kararınca 06.00’dan 00.00’a kadar alkollü içki satılamayacak, içkili ve umumi yerlerde alkollü içki verilmesi ve içilmesi de yasak olacak. Eğlence yerleri, oy verme süresince kapalı kalacak, eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnızca yemek verilebilecek. Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka kimse silah taşıyamayacak. Oy verme günü, seçim yasaklarına ve belirtilen kurallara uyulmak şartıyla saat 18.00’den sonra düğün yapılabilecek.
YAYINLAR 21:00’DEN SONRA SERBEST OLACAK
Oy verme günü saat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organları tarafından seçimler ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasak olacak. Saat 18.00 sonra ise 21.00’ e kadar radyolarda ve her türlü yayın organlarında ancak YSK tarafından seçimlerle ilgili olarak verilecek haber ve tebliğler yayınlanabilecek.
Saat 21.00’den sonra bütün yayınlar serbest olacak ancak YSK’nin gerek görmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek.

SEÇİM GÜNÜ NELER YASAK OLACAK?
Seçim günü (yarın) saat 06.00’dan gece saat 00.00’e kadar, her ne suretle olursa olsun alkollü içki satılması, içkili yerlerde ve umumi mahallerde her çeşit alkollü içki verilmesi ve içilmesi yasak olacak.
Oy verme süresince bütün kahvehane, kıraathane ve internet kafeler gibi bütün umumi eğlence yerleri kapalı olacak, eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnız yemek verilebilecek.
Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinde belirtilen silahları köy, kasaba ve şehirlerde taşıyamayacak.
Oy verme günü radyolar ve her türlü yayın organlarınca saat 18.00’e kadar seçim ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak.
Radyolarda ve her türlü yayın organlarında 18.00-21.00 saatlerinde ancak YSK tarafından seçim ile ilgili verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.
Bütün yayınlar saat 21.00’den sonra serbest olacak ancak YSK tarafından gerek görülmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek.
Öte yandan, siyasi partilerin saçim propagandası bugün saat 18.00’de sona erecek ve her türlü propaganda yasağı başlayacak. YSK’nın kararına göre, bütün seçim yasakları yarın saat 23.59’da sona erecek.
OY VERME SAATLERİ
Yüksek Seçim Kurulu, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak. Bu illerin dışında kalan diğer yerlerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde;
Geçtiğimiz yıl yapılan 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’nda milletvekilliğinde yüzde 52, cumhurbaşkanlığında yüzde 54 oranıyla destek verdiniz. Bunun için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Güngören tercihini 30 yılı aşkın süredir hep eser ve hizmet siyasetinden yana kullanmıştır. İnşallah yarınki seçimlerde de rekor bir oyla Güngören’in tercihi yine AK Parti, yine Cumhur İttifakı olacaktır.
Burası aslında geçmişi bir insan ömrünü ancak bulan bir ilçemiz. Buna rağmen Güngören, doğusundaki sanayi tesisleri ve batısındaki yerleşim yeleriyle İstanbul’un önemli merkezleri arasına girmeyi başardı. Güngören, yaşadığı hızlı ve kontrolsüz büyümenin mirası olan depreme dayanıksız ve düşük standartlı konut stokunu dönüştürmeye başladı. İnşallah Murat Kurum kardeşimizin büyükşehirde vereceği destekle bu süreç daha da hızlanacak.

DEPREM MESAJI
Bilim adamlarının sürekli uyardığı deprem, kapımızı çalmadan tüm ilçeleriyle İstanbul’umuzu depreme daha hazır hale getireceğiz. Sadece belediyemiz değil, tabii ki bizler de merkezi yönetim olarak her zaman İstanbul’umuzun yanında olmaya devam edeceğiz. Daha bir sene önce asrın felaketinde 53 binden fazla canımızı toprağa vermiş bir ülke olarak deprem tehdidini yok sayamayız. Bu gece Elazığ’da yaşanan 4,7 büyüklüğündeki şiddetli sarsıntı, bize bunu bir kez daha hatırlattı. Elazığ’a tekrar geçmiş olsun diyorum.
“İSTANBUL’UN DİRENÇLİ HALE GELMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ”
Deprem konusuna siyaset üstü bir mesele olarak bakmamız gerekiyor. ‘Yarısı Bizden’ kampanyamıza yenilerini ekleyerek İstanbul’umuzun daha güvenli daha dirençli hale gelmesini sağlayacağız. İstanbul, ihmali, gevşekliği, umursamazlığı kaldıramaz. Son 5 yılda bu hakikati bir kez daha gördük.
“İSTANBUL İKİNCİ İŞ, EK İŞ OLARAK YÖNETİLEBİLECEK BİR İŞ DEĞİL”
Bu şehrin hazine değerinde 5 senesi sadece kendi ihtiraslarının peşinden giden bir zihniyetin elinde heba oldu. Halbuki bu şehri İstanbul’un ihtiyacı tatil değil, başka sıfatlar için ülkeyi dolaşmak hiç değil, İstanbul, ikinci iş, ek iş, yarı zamanlı iş olarak yönetilebilecek bir şehir değil. Vaktinizin, enerjinizin, benliğinizin tamamını İstanbul’a adayacaksınız ki binlerce yıllık geçmişinden süzülüp gelen ruhuna bir parça nüfuz etmiş olasınız.

İstanbul’a atlama taşı değil, ömrünüzün nihayetine kadar, dizinin dibinden ayrılmayacağınız bir sevgili gözüyle bakacaksınız. Kader, sizin yolunuz nereye çıkarır ayrı mesele ama siz İstanbul’a böyle bakmak, İstanbul’u böyle kucaklamak, İstanbul’a kendinizi böyle adamak mecburiyetindesiniz. Aksi takdirde bu şehir kırılır, küser, ritmi düşer, heyecanı azalır.
“İSTANBUL’U DÜŞTÜĞÜ BU ÇÖKÜŞTEN KURTARMAYA TALİBİZ”
İstanbul, depreme hazırlığının geciktirilmesi sebebiyle şu andaki yönetime kırgın, İstanbul, trafiğinin durma noktasına gelmesiyle küskün. Gün geçmiyor ki otobüsler yanmasın, İstanbul vizyonu, ufku, beslenemediği için solgun. İstanbul, son 5 yılda kaderine terk edildiği için mahzun. İstanbul, içinde yaşayanların başka yere gitmeye adeta can attığı bir yere dönüşüyor. Biz İstanbul’u içine düştüğü bu çöküşten kurtarıp yeniden dinamizmine kavuşturmaya talibiz.
CHP’DE PARA GÖRÜNTÜLERİ SKANDALI
Hükümet olarak yaptığımız yatırımları ikbal edecek adımlar, büyükşehrin beceriksiz ve ufuksuz yönetimi tarafından yönetilmiyor. Çünkü şehrin kaynaklarını sizler için harcamak yerine bavul bavul yağmalayıp başka ihtirasların finansmanında kullanıyorlar. Bavul bavul dolarlar, bavul bavul Eurolar…
“İSTANBUL’U BU HALE DÜŞÜRENLER UTANSIN”
Bütün bunlarla beraber seçime hazırlanıyorlar. Haftalardır vatandaş ortaya saçılan görüntüleri konuşuyor. CHP tarafında, büyükşehir yönetiminde bir Allah’ın kulu çıkıp da tutarlı, belgeli, maşeri vicdanı tatmin edecek bir açıklama yapmıyor, yapamıyor. Cep telefonuyla banka uygulamasına girip 30 saniyede yapabilecekleri basit bir işlem için neden 6-7 kişinin saatlerce uğraştığını açıklamıyorlar. Demek ki ortada izahı mümkün olmayan ilişkiler, işler, ödemeler var. Ne diyelim, İstanbul’u bu hale düşürenler utansın.
Bir şehir, asıl meselelerini konuşmayı ve tartışmayı bırakıp bu tür konularla meşgul olmaya başlamışsa vakit yaklaşıyor demektir. Biz bunu İstanbul’da 89-94 döneminde yaşadık. Beceriksizliğe, yalana, talana, yolsuzluğa batan İstanbul’u yeniden yatırım, eser, hizmet gündemine döndürmek için çok çalıştık. İnşallah yarın İstanbul yine böyle bir değişimi sandıkta gerçekleştirecektir.
14 MAYIS SEÇİMLERİNİ HATIRLATTI
Çok partili siyasi hayata geçtiğimizden beri milletimiz her seçimde bu sınamayı vererek sandığa ve iradesine sahip çıkmıştır. Darbeler de yaşasak, vesayetin tuzaklarıyla uğraşsak, nice siyasi, sosyal, ekonomik krizle de yüzleşsek yolun sonu hep milli irade meydanına çıkmıştır. Ülkemizin son 21 yıldır yaşadığı güven ve istikrar ikliminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımlarının sağladığı kazanımları en iyi sizleri biliyorsunuz. Tabii bu dönemde güllük gülistanlık geçmedi. Farklı görünümlerle karşımıza çıkan nice tuzak ve saldırıyla boğuştuk. Milletimizin desteği sayesinde hepsinin üstesinden geldik.
Geçtiğimiz mayıs seçimlerinde ülkede oluşturdukları havayı hatırlıyorsunuz değil mi? İstanbul’a, Ankara’ya karşı sorumlu olanların işlerini güçlerini bırakıp aylar boyunca Cumhurbaşkanı Yardımcılığı oynadığı günleri yaşadık. Altılı masada olanlar neye çalışıyorlardı? Cumhurbaşkanı olacağız… Ne oldu? Hiçbirisi seçilebildi mi? Şu anda hepsi parlamentonun dışında.
17’nci seçim zaferimizi biz yaşadık. Şimdi belediyelerde yine benzeri bir hava estirmenin peşindeler. Milletimizin sandıktan çıkan iradesine elbette saygılıyız, saygılı olacağız. Ama hiç kimsenin de şehirlerinin beş yılının daha çalınmasına rıza göstermeyeceğine inanıyoruz. Biliyorsunuz geçtiğimiz mahalli idareler seçiminde verdikleri sözlerin çoğunu sonradan hatırlamaz oldular. Sayıp döktükleri rakamların da yarısı yanlış, yarısı yalan. Sosyal medyaya, televizyon reklamlarına bakarsa İstanbul’u yeni baştan inşa etmişler sanırsınız.
“BU SEÇİMLERDE İSTANBUL’UN KARŞISINA İKİ KULVARDA ÇIKTIK…”
Kardeşlerim, bu şehirde yaşayan herkes biliyor ki yapılan kayda değer hiçbir iş olmadığı gibi devraldıkları düzeni işletmeyi bile becerememişlerdir. Şayet seçim yabancı ajansların göz boyayan kampanyalarıyla kazanılsaydı geçmişten beri bu ülkede iktidardan hiç düşmeyecek olanlar vardı. Seçim, ortaya koyduğunuz eser ve hizmetlerle, milletin gönlündeki yerinizi ne kadar inşa ettiğinizle ilgilidir. Bu seçimlerde de İstanbul’un karşısına iki kulvarda çıktık. Bir, 1994’ten beri Büyükşehir Belediyesi’nde, 2003’ten beri hükümette gerçekleştirdiğimiz hizmetlerdir. İki, önümüzdeki dönemde İstanbul’a depremden ulaşıma, sosyal belediyecilikten çevreye kazandırdığımız projelerdir.
Haber7 – ÖZEL
Yerel seçimlere 1 gün kala siyasi atmosferde de seçim heyecanı ve hamleler had safhada. Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) özellikle büyükşehirde aday çıkarması ile parti içinde yaşanan kriz, parti içinde bölünmelere sebep oldu. Cumhur İttifakına destek çağrıları partinin üst düzey yöneticilerinden yükselirken YRP’nin İBB Adayı Mehmet Altınöz’den skandal bir açıklama geldi.
Miting esnasında yerel seçimlerden sonra Türkiye’yi erken seçime götüreceklerini açıklayan İBB Adayı Mehmet Altınöz’ün “Fatih Erbakan’ı Cumhurbaşkanı yapacağız” sözleri tepki topladı.
TEPKİ ÇEKEN ‘ERKEN SEÇİM’ AÇIKLAMASI
İstanbul’da Cumhur İttifakı adayına “kaybettirme” politikası izleyen Yeniden Refah Partisi’nden 1 Nisan planlarını andıran itiraf niteliğinde bir açıklama geldi. Yeniden Refah’ın İBB adayı Mehmet Altınöz, yerel seçimlerden sonra Türkiye’yi gelecek yıl erken genel seçime götürüp Fatih Erbakan’ı Cumhurbaşkanı yapmak istediklerini açıkladı. Söz konusu açıklama sonrası YRP’ye tepkiler çığ gibi büyüdü.
YÜZ İFADESİ DİKKAT ÇEKTİ
2023 Genel seçimlerinde Cumhur İttifakında yer alarak destek verdikleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2024 yerel seçimlerde ‘kaybettirme’ politikası izleyen Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul adayında bir kriz daha patlak verdi.
İBB Adayı Altınöz’ün ‘Fatih Erbakan’ı erken seçimle cumhurbaşkanı’ yapacağız sözleri sırasında ise partinin Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın yüz ifadesi dikkat çekti. Fatih Erbakan’ın ‘memnuniyetsiz‘ tavrı parti kulislerindeki iddiaları güçlendirdi.
‘ENİŞTE’ ÇATLAĞI
Haber Global’e konuşan Fehmi Çalmuk’un, Fatih Erbakan’ın ‘Cumhur İttifakı’ içerisinde kalmayı istediğini ancak parti içerisindeki ‘aile yapısı’ nedeniyle böyle davrandığı iddiası adeta ortalığı karıştırdı.
Parti kulislerinden de Çalmuk’un açıklamalarını destekleyen iddialar yükseldi.
Yaşanan istifalar ve parti tabanından gelen tepkilere kayıtsız kalamayan Fatih Erbakan, eniştesi İBB adayı Mehmet Altınöz’e çekilmesi yönünde teklifte bulunduğu iddia edildi.
Partinin zarar gördüğünü ve tabanın öfkesine kulak verilmesi gerektiğini söyleyen Erbakan’a Altınöz’den olumsuz yanıt geldiği de iddialar arasında yer alırken Mehmet Altınöz, çekilmek istemediğini söyledi. Erbakan Ailesinin bazı fertleri de Altınöz’den yana tavır aldığının kulislerde konuşulduğu öğrenildi.
“ERKEN SEÇİM PLANI İMAMOĞLU ÜZERİNDEN KURGULANIYOR”
Yeniden Refah Partisi İBB Adayı Mehmet Altınöz’ün erken seçim açıklamasına Gazeteci Zafer Şahin’den yanıt gecikmedi. Gazeteci Şahin, erken seçim gündeminin bir plan olduğunu ve Türkiye dışında hazırlandığını iddia etti.
Planın İmamoğlu üzerinden kurgulandığını belirten Gazeteci Zafer Şahin, “Planın başlangıç noktası Biden’ın 5 yıl önceki “Bu kez askeri darbeyle değil Türkiye’deki muhalefeti destekleyerek Erdoğan’ı indirmek” şeklinde özetlenebilecek konuşmasıdır. Hedef Erdoğan’ın şahsında Türkiye’dir. Irak’tan başlayıp Suriye’den Akdeniz’e ulaşan koridor devlete Türkiye’nin vurduğu darbenin ve koyduğu engelin intikamını almaktır. O tarihten sonra ideolojik olarak birbirine tamamen zıt noktalarda olmalarına rağmen muhalefetin bir masada buluşturulması ve aralarındaki aşırı tuhaf söylem birliğinin başka bir izahı yoktur . Plan 2023 seçimlerinde milletin şaşmaz iradesiyle bozguna uğratılmıştır. Ama uygulayıcıları 2024 yerel seçimlerini yeni bir şans olarak görmektedir. Bunun ispatı belediye seçimlerinden erken seçim çıkarma peşindeki siyaset esnafının yaptığı bu açıklamalardır. Türkiye’nin şu süreçte ihtiyaç duyacağı en son şey erken seçim tartışmasıyla seçimsiz 4 yılın heba edilmesidir. Bu gerçekleri en az bizler kadar Siyasi hırslarla bu planın uygulayıcılarının değirmenine su taşıyanlar da bilmektedir.” dedi.

Bir tarafta Şükrü Genç’in tabiriyle genel merkez tarafından Sarıyerliye dayatılan ithal bir CHP’li aday,
Bir tarafta Sarıyer’in tüm sorunlarını bilen doğma büyüme Sarıyerli, Sarıyer’in içinden gelen, 15 sene belediye meclis üyeliği yapması hasebiyle Sarıyer’in tüm sorunlarına ve çözüm önerilerine vakıf AK Partili Hüseyin Coşkun,
Diğer tarafta da 15 seneden beri belediye başkanlığı yapmış, CHP’li Sarıyerlilerin çok yakından tanıdığı Şükrü Genç.

İşte bu ortamda Sarıyer yerel basının sorularını yanıtlayan Hüseyin Coşkun bu denklemi dersine en iyi çalışmış olan adayın çözeceğini söyledi.
Sarıyer’de çok kritik bir seçim olacak.. Chp mevcut adayı göstermedi..

Bu denklemde nasıl görüyorsunuz kendinizi?
Söylediğiniz gibi Sarıyer İstanbul’daki kritik seçim noktalarından biri haline geldi. 31 Martta gözlerin çevrileceği noktalardan birindeyiz. Şu şekilde ifade edebilirim. Sarıyer’de 15 yıllık bir eksik hizmet dönemi var. Vatandaşın ciddi anlamda ihtiyaçları, talepleri var. Ben doğma büyüme Sarıyerliyim. Bunları ben biliyorum zaten. 15 yıldır İBB Meclis üyesiyim ve bu sorunların çözümü için ciddi emek sarfettim. Sarıyer’deki en büyük sorun olan tapu ve mülkiyet problemlerini çok şükür çözdük. İBB parsellerindeki vatandaşlarımız tapularına kavuştu. Hazine ve vakıf arazilerindeki vatandaşlarımız da seçim sonrası bu sürece dahil olacaklar. Dediğim gibi ben zaten muhalefetteyken Sarıyer’e hizmet etmeye devam ettim. Bu bölgenin çocuğuyum. Halk da beni yakından tanır. Adaylık sürecinde zaten iddialıydık. Fazla adayın olması demokrasinin de güzelliğini ortaya çıkaracak. Ama ben yarışı önde bitireceğimize inanıyorum.
Sarıyer’de 25 bin genç ilk kez oy kullanacak, en genç belediye başkanlarından birisiniz!
31 Mart seçimlerinin adaylık sürecinde İstanbul’daki en genç aday benim evet. Sarıyer’in gençleriyle de muhabbetimiz çok iyi. Enerjimiz birbirini tamamlıyor. Güncel tabirle elektriğimiz tutuyor. İlk kez oy kullanacak kardeşlerimiz de Sarıyer’in sorunlarını biliyor. Onlar için Kültür Merkezi yok, Kütüphane 1 tane var o da yeterli değil. Sosyal Tesisimiz yok, Spor alanları yetersiz. Ben de burada çocukluğumu, gençliğimiz geçirdim. Yaşadıkları sıkıntıları biliyorum. Hepsini çözeceğiz. Sarıyer’i gençlerimiz için bir cazibe merkezi haline getireceğiz. Kültür festivalleri, su sporları festivalleri yapacağız. Özellikle gençlerimizin en büyük isteklerinden biri ücretsiz bir şekilde denize girebilmek. Bunu bu yaz hızlıca sağlayacağız. Gençler bizim geleceğimiz. İstanbul’un en genç adayı olarak onları çok iyi anlıyorum. Onların istekleri benim de isteklerim aslında.
Eğer kazanırsanız iktidarı arkanıza alacaksınız; CHP’yi yöneten eski belediye başkanının yapmadığı hangi proje önceliğiniz olacak?
Öncelikle şunu çok net olarak ifade etmek isterim ki, biz seçim vaatlerimizle bugün meydana inmiş değiliz. Zaten seçilmişçesine devletimizin tüm olanaklarıyla yıllardır Sarıyer’de çalışıyoruz. Bizim sunduğumuz projelerin tamamı, ya alt yapısı hazırlanmış,ya planı projesi tamamlanmış gerekli yasal prosedürler bitmiş, 1 Nisandan itibaren direk hayata geçirebileceğimiz orta-kısa ve uzun vadeli planlarımızdan ibaret. Yanivaat değil, çalışma planı bizimki.

Sarıyer Bazı kesimlerde şöyle bir algı var. “Sarıyer’de CHP 15 yıldır yönetimde, iktidarda da AK Parti var. Bu yüzden hizmet alamıyoruz.” Aynı şeyi 5 yıldır İBB için de duyuyoruz. Halbuki bunun tam tersi bir durum var ortada. Biz vatandaşımızın lehine olacak, onları mağdur edecek hiçbir girişimde bulunmadık, hiçbir projeye de engel olmadık. Örneğin; bizim tepe mahallelerimizde ciddi bir ulaşım problemi var. Otobüsler büyük olduğu için çalışamadığı mahallelerimizdeki minibüslerin kaldırılarak vatandaşın taksi’den başka seçeneği kalmaması neticesinde toplu ulaşımda büyük zafiyet oluştu. Büyük araçlar bu bölgelere çıkamıyor, sokaklar dar. Çilesini vatandaş çekiyor. Bu konuyla ilgili olarak biz İBB Meclisi’nde Ekrem İmamoğlu’na ulaşımın sağlanabilmesi için 8-10 metrelik otobüs alımı onayı verdik. Ancak bu işlem henüz gerçekleşmedi. Bu en güncel örneğimiz. Eğer vatandaşımız bizi tercih eder ve göreve getirirse yapacağımız ilk iş hemen tapu ve mülkiyet problemiyle ilgili sorunların ortadan kalkması için gerekli protokolleri imzalamak olacak. Trafik yoğunluğu ve toplu taşıma eksiklerinin giderilmesi için de hemen adım atacağız. Alt yapı sorunlarının çözümü için harekete geçeceğiz. Arıtma tesisimizi yaparak hemen hizmete alacağız. Vatandaşımızın daha fazla mağdur olmasını istemiyoruz artık.

Öne çıkan Projeleriniz içinden en önemlisi diyebilecekleriniz neler:
Sarıyer Bilim ve Teknoloji Kampüsü
İstihdam Garantili Yazılım Okulu
Yetişkin ve çocuk kütüphaneleri
Sarıyer’in koskoca Sarıyer’in bir meydanı bile yok Meydan ve Prestij cadde düzenlemeleri
Tapu ve Mülkiyet Sorununu Çözeceğiz. Sarıyer’de hiçbir komşumuz yerinden olmayacak.
Sarıyer’de trafik çilesinin bitmesi için yeni kavşaklar, alt geçitler ve tüneller yapacağız. Halkımızın trafikte geçirdiği süreyi azaltacağız.
Halkımızın kullanacağı ücretsiz halk plajını bu yaz hizmete açacağız
Kültür merkezleri ve Kütüphaneler açacağız. Halkımıza hak ettiği hizmeti vereceğiz.
Alt yapı ve asfalt problemi kalmayacak. Köyler bölgemizde bu dönemde hala yaşanan bu sorunları en kısa sürede çözeceğiz.
Mahallelerde spor tesisleri ve kompleksleri yapacağız. Yerleri ve projeleri hazır.
Sarıyer’de yaşanan otopark sorununu mahalle ve semt otoparklarıyla çözüme kavuşturacağız.
Sarıyerli vatandaşlar projelerimizin tamamına ve tüm detaylarına https://huseyincoskun.com.tr/ üzerinden Projeler başlığından ulaşabilir.
İstanbul ilçelerindeki en kritik seçim Sarıyer’de! Mevcut belediye başkanı bağımsız aday. CHP adayı var. Sizce Sarıyer ahalisinin bakış açısı ne olur?
Sarıyerli komşularımız artık hizmet istiyor. Biz de bunu vaat ediyoruz. İhtiyaçları, talepleri, sorunları biliyoruz. Çözümlerimiz de hazır. 2024 yılındayız, uzaya astronotumuz gitti, biz Sarıyer’de hala asfaltı olmayan, alt yapısı olmayan mahalleleri konuşuyoruz. Bu çok mantıklı değil. Hizmet vatandaş için yapılır. Vatandaşa dokunmuyorsa onun adı hizmet değildir. Sarıyerli komşularımız da bu durumun farkında. Doğma büyüme Sarıyerli olduğum ve halkımızın büyük bir kısmını kişisel olarak da tanıdığım için desteklerini alacağımı düşünüyorum. Çünkü Sarıyerlilik önemlidir. Sarıyerli olmak bir başkadır.
Peki Bu denklem nasıl çözülür?
SARIYER’İN DENKLEMİNİ DERSİNE EN İYİ ÇALIŞAN ÇÖZECEK
CHP’nin 15 senen beri yerel gücü olan Şükrü Genç’i aday göstermemesi herkesi şaşkına çevirdi. AK Parti’nin normalde Şükrü Genç’e göre hazırladığı seçim stratejisi bir anda altüst oldu. Sarıyer’in hiç tanımadığı bir isim, Özgür Özel’in deyimiyle “orada tansiyonu yönetemedik” dediği şekilde bir anda Sarıyerlilerin karşısında çıkınca, AK Parti bambaşka bir strateji çizmek durumunda kaldı. CHP’li Belediye Başkanı Şükrü Genç, güçlü biri isim ve Sarıyer’de yoğun bir kitlesi var, CHP ise oy oranı en yüksek siyasi partilerden biri. Şimdi Hüseyin Coşkun iki önemli isimle birden savaşıyor. Cumhur ittifakının adayı olan Hüseyin Coşkun 15 seneden beri Şükrü Genç’e muhalefet ediyor, tabiri caizse ciğerini biliyor. Şimdi bambaşka ve hiç umulmadık bir adayla karşı karşıya kaldı.

AHMET HAKAN: SARIYER’DE GENÇ VE COŞKUN YARIŞIYOR
Türkiye’nin en çok okunan köşe yazarı Ahmet Hakan, seçimden önceki son köşe yazısında Sarıyer’i yazdı. Sarıyer’deki yarışın Şükrü Genç ve Hüseyin Coşkun arasında geçeceğinin sinyalini veren Ahmet Hakan, bağımsız aday Şükrü Genç ve Cumhur İttifakı Adayı Hüseyin Coşkun’dan şu şekilde bahsetti:
“CHP, bu seçimde en tuhaf hareketi Sarıyer’de çekti.
15 yıldır girdiği her seçimi kazanan Şükrü Genç’e “Sen çekil git, biz başkasını aday göstereceğiz” dedi.
Şükrü Genç de çekilip gitmeye razı olmadı ve bağımsız aday olarak çıktı meydana.
Çok merak ediyorum:
Şükrü Genç seçimi kazanabilecek bir performans gösterebilecek mi? CHP adayı, umduğunu bulabilecek mi? Her şeyini Sarıyer’e adadığını söyleyen AK Parti’nin genç adayı Hüseyin Coşkun, bu durumu fırsata çevirip aradan sıyrılabilecek mi?”
CHP’nin Sarıyer’deki sloganını da eleştiren Hakan, “SARIYER’DE YENİ BİR BAŞLANGIÇ: Sarıyer’in CHP adayının sloganı. İyi ama sizin parti 15 yıldır Sarıyer’i yönetiyor. Nasıl yeni başlangıç bu böyle?” dedi.
]]>Pazar günü yapılacak yerel seçimlerle ilgili sandık endişesi olmadığını söyleyen Cevdet Yılmaz, İstanbul, Ankara ve İzmir’de güçlü adaylarının olduğunun altını çizdi.
Ekonomik şartların sandığı etkileyebileceğini söyleyen Yılmaz, vatandaşın yönetimden kaynaklanan ve kaynaklanmayan şartları ayırt ederek oy kullanacağına inandığını ifade etti.
Emeklilerin zam taleplerine de değinen Cevdet Yılmaz, “Temmuzda yeni bir değerlendirme olacak.” dedi.
Yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonda belirgin düşüş olacağını belirten Yılmaz, “3 Temmuz’dan itibaren yıllık bazda düşüş trendini göreceğiz. 2026’da ise tek haneli enflasyonu görmüş olacağız.” dedi.

Cevdet Yılmaz’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
EKONOMİDEKİ GELİŞMELER SANDIK SONUÇLARINI ETKİLER Mİ?
Mutlaka ekonomik şartlar sandıkları etkiler. Vatandaşımız şu analizi yapacaktır. Dünyanın şartlarıyla Türkiye’nin şartları arasında mukayese yapacaktır. Yönetimden kaynaklanan ve kaynaklanmayan şartları ayırt edeceklerdir. Zorlu bir dönemdeyiz. Pandemi sonrası hala etkiler devam ediyor. Birçok gelişmiş ülke enflasyonla mücadele ediyor. Bunun üstüne bir de kuzeyimizde güneyimizde jeopolitik gerilimler yaşıyoruz. Bunun da ötesinde bizim ülkemize özgü bir şey yaşadık. Geçen yıl tarihimizin en büyük depremini yaşadık. Tüm bunlar çerçevesinden ekonomik şartlara bakılacaktır diye düşünüyorum.
ASGARİ ÜCRET HAKKINDA: BUNU KIRMAMIZ LAZIM
Asgari ücrette yüzde 100’ün üzerinde artış yaptık. Asgari ücreti vergiden muaf hala getirdik. Yüz milyarlarca kamuya maliyeti var. Asgari ücretle ilgili prim desteği veriyoruz. Asgari ücrette ciddi düzenlemeler yapmış durumdayız. Sanki herkes bu ücreti vermeliymiş gibi hava oluştu, bunu da kırmamız lazım.

EMEKLİLERİN ZAM TALEPLERİ
Emekli sayımız 16 milyonu aştı. Çok ciddi bir rakama geldi. Emeklilerimizle ilgili her zaman yanlarında olduk. Geçenlerde yaptığımız düzenlemelerle kanuni artış oranlarına ilave yaptığımız düzenlemeler 300 milyar lira civarında bir tutar oluşturdu. Sayı fazla olunca etkisi de fazla oluyor. Birçok sıkıntıyı yaşadığımız bir döneme rağmen emeklilerimizin yanında olmaya çalıştık. Emeklilerimizin sıkıntılarının farkındayız. Temmuzda yeni bir değerlendirme olacaktır. Önümüzdeki dönemlerde emeklilerimizin sıkıntıları önceliğimiz olacaktır.
“GEÇEN MAYISLA İLGİLİ YANLIŞ BİR MUKAYESE YAPILIYOR”
1 Nisan’dan sonra bizi sürpriz beklemiyor. Tam aksine OVP’deki yol haritamız neyse adım adım hayata geçireceğiz. Seçim sonrası spekülasyonları yapanlar oluyor. Bu bir genel seçim değil. Genel seçimlerde milli politikaların değişmesini tartışabilirsiniz. Hükümetin değişme ihtimali vardır, Meclis’in değişme ihtimali vardır. Bugün yerel seçim yapıyoruz. Siyasi olarak baktığınızda milli ve makro politikaların değişmesi için bir zemin yok. Geçen mayısla ilgili yanlış bir mukayese yapılıyor.

ENFLASYON KONUSU
Yılın ikinci yarısında enflasyonda belirgin düşüşleri göreceğiz. 3 Temmuz’dan itibaren yıllık bazda düşüş trendini göreceğiz. Önümüzdeki aylarda aylık bazda ivme kaybını görmeye de devam edeceğiz. 2025’te OVP yüzde 15 enflasyon, 2026’da ise tek haneli enflasyon diyoruz. Bütün planımızı buna göre yaptık.
4 OY PUSULASI OLACAK
Seçmenlere 4 oy pusulası verilecek. Bu pusulalar ve renkleri şöyle: BEYAZ: Büyükşehir belediye başkanlığı,TURUNCU: İl genel meclisi üyeleri, MAVİ: Belediye başkanları,SARI: Belediye meclisi üyeleri.
34 SİYASİ PARTİ KATILACAK
Yerel seçimlere 34 siyasi parti katılacak. Seçimlerde 81 il, 973 ilçe ve 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtarın yanı sıra il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri de belirlenecek.
SEÇİM GÜNÜ NELER YASAK
Oy verme günü, her türlü içki satışı ve içilmesi yasak. Bütün eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalacak. Eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnız yemek servisi yapılabilecek. Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiç kimse silah taşıyamayacak. Seçim günü saat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organlarının seçim ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasak. 18.00 ile 21.00 arasında sadece YSK’nın seçimle ilgili haber ve tebliğleri yayınlanabilecek. Saat 21.00’den sonra bütün yayınlar serbest olacak. Ancak, YSK bu süreyi öne çekebilecek.
İFTAR MOLASI YOK
YSK tarafından, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde oy sayımının kanun gereği ‘iftar saatinde mola verilmeden aralıksız yapılması’ kararı verildi. YSK Başkanı Ahmet Yener iftar molası ile ilgili şu açıklamayı yaptı: “1973 ve 2024 yılında seçimler ramazan ayına denk geldi. YSK seçim yasalarını uygulamakla yükümlü bir kurum. Seçimler bittikten sonra oy sayım işlemlerine aralıksız devam edilmesi gerektiği kararını aldı. Ramazan ayında oruçlu sandık görevlilerin herhangi bir zorlukla karşılaşacağı sonucu çıkarmamak gerekir. Biz inanıyoruz ki tüm siyasi partilerimiz sandık görevlilerinin bu konudaki ihtiyaçlarını giderecektir.”
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OLAN İLLERDE:
Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmenler, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy kullanacak. Büyükşehir olmayan illerde, “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde ise “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy kullanılacak.
10 ADIMDA OY VERME REHBERİ
Yerel seçimde seçmenler adım adım şöyle oy kullanabilecek:
NEREDE OY KULLANACAĞINIZI ÖĞRENİN
1- Nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağınızı YSK’nın internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK’nın Seçmen Sorgulama Mobil Uygulaması’ndan veya “444 9 975” numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden öğrenebilirsiniz. Oy verme saatlerine dikkat edin
2- Doğu’daki 32 ilde seçim saat 07.00’de başlayıp 16.00’da sona erecek. Bunların dışında kalan illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olarak uygulanacak.TC kimlik numaralı belge şart
3- Seçmenlerin üzerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık numarası olan kimlik belgesini bulundurması şart.
CEP TELEFONU YASAK
4- Cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme kabinine girilmesi yasak.
OY PUSULASINA İŞARET KOYMAYIN
5- Oyun geçerli sayılması için “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında oy pusulalarının herhangi bir yerine imza atılmaması, işaret konulmaması gerek. Yeni pusula isteyen seçmene yenisi verilmeyecek. Zarfa oy pusulası dışında bir şey de konulmayacak.
TÜM PUSULALAR TEK ZARFA
6- Seçmenler, kullandıkları tüm oy pusulalarını tek bir zarfa koyarak sandığa atacak.
OY PUSULASINI KATLARKEN DİKKAT
7- Uzun oy pusulasını, mühürlü tarafın diğer tarafa bulaşmasını önlemek için dikkatle katlayın. Yoksa oylarının geçersiz sayılma ihtimali bulunuyor.
İMZA ATMAYI UNUTMAYIN
8- Seçmenlerin, oylarını kullanıp zarfı sandığa attıktan sonra sandık seçmen listesinde adlarının bulunduğu yerin karşısına mutlaka imza atmaları gerekiyor.
ÖNCE HANGİ OYLAR SAYILIYOR
9- Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık; diğer illerde, sırasıyla, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
YURTDIŞI SEÇMEN OY KULLANACAK MI?
10- Yurtdışındaki seçmenler yerel seçimde oy veremiyor. Milletvekili, Cumhurbaşkanı ve halkoylamasında oy kullanıyor.
]]>Mustafa Destici’nin açıklamalarından satır başları şöyle:
Pınar Işık Ardor: Büyük bir trafik kazası atlattınız…
Büyük bir kazaydı ama hafif yaralarla atlattık. 3-4 günde toparladık. Tekrar seçim çalışmalarımıza son gaz devam ediyoruz. Kaza olunca aklıma Muhsin Yazıcıoğlu geldi. Enteresan bir kaza, araç yanıyor kül oluyor. Sizin kazanız olunca da aklıma o kaza geldi. Bu şekilde şüphe uyandıracak bir şey var mı? Ya da sizin aklınızda bir soru işareti var mı?
Biz normal bir kaza olarak gördük ama emniyet araştırmalarını yapıyor. Yola on numara yağ dedikleri bir şey dökülmüş. Yakıt olarak kullanılan yağlardan. Hava da yağmurlu. Ben arka koltukta da emniyet kemeri takan biriyim. Hassasım bu konularda. O gün indik bindik derken kemeri takmayı unutmuşuz. Konuşmaya daldık. Birden kaydı araba attı kendisini. Araba ters döndü ve istinat duvarına vurarak durdu. 3 kişi zarar gördük. Benim şüphem kazayla ilgili yok ama doğal olarak araştırılıyor.
Pınar Işık Ardor: Nasıl görüyorsunuz Türkiye’deki yerel seçim atmosferini?
11’i büyükşehir olmak üzere 26 il ziyaret etmişiz şu ana kadar. 39 büyükşehirde olmak üzere 57 ilçe ziyaret etmişiz. 11 belde ziyaret etmişiz. Doğu’dan Karadeniz’e çok sayıda şehir ziyaret ettik. Kırsalda bir yerel seçim olarak algılanıyor. Bizim aşağı yukarı 370 belediye başkan adayımız var. Büyükşehirler başta olmak üzere bazı seçim çevrelerinde Cumhur İttifakı hassasiyeti ve mutakabattan dolayı aday çıkarmadık. Doğu ve Güneydoğu’da da PKK’nın siyasi uzantılarının iddialı olduğu yerlerde aday çıkarmadık. 370 aday çıkardık, bunların yarısından fazlası iddialı aday. Biz Erzurum’da 3 ilçe alıyoruz. Geçtiğimiz dönem 2 ilçe almıştık. Bu 5 de olabilir. Sakarya’da minimum 2 ilçe alırız. Eskişehir’de minimum 1, Ankara’da minimum 1, 2, 3 olabilir. Mesela Gölbaşı. Ankara’nın gözde ilçelerinden birisi.
Pınar Işık Ardor: 2019’a göre daha mı başarılı bir seçim kampanyası götürdünüz? Daha mı başarılı bir seçim sonucu bekliyorsunuz?
“DEPREME HAZIRLIK NOKTASINDA EN İYİ ADAY MURAT KURUM”
Erdoğan Aktaş: İstanbul’da Cumhur İttifakı Adayı Murat Kurum’un performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Murat Bey hem düzgün, temiz, ehliyetli, liyakatli, çalışkan bir kardeşimiz, bir siyasetçi. Çok deneyimli ve başarılı bir Bakanlık dönemi geçti. Gerçekten güzel de bir kampanya yürütüyor. Depreme hazırlık noktasında en iyi aday Murat Kurum. Bunu tartışmasız görüyoruz.
“İSTANBUL’UN SON 5 YILINI KAYIP OLARAK GÖRÜYORUM”
Gerçekten İstanbul’un son 5 yılını kayıp olarak görüyorum. İstanbul’a çok sık gidip gelen birisi olarak elle tutulur bir şey göremiyorum İstanbul’da. Aynı şey Ankara ve İzmir için de geçerli. İstanbul belediyesine bakıyorsunuz elle tutulur ne var? Metro yaptım dedi o projelerin kendisinden önce başladığı ortaya çıktı. Trafikle ilgili bir rahatlamayı bırakın eskiye göre daha yoğunluk var.
Ekrem Bey’in nihai hedefi İstanbul’a hizmet etmek değil. Bir Belediye Başkanı niye bunlarla anılır? İstanbul gibi bir metropolün, Dünya’nın en güzel, en büyük şehirlerinden bir tanesinin Belediye Başkanısınız. Sizin önce bulunduğunuz koltuğun hakkını vermeniz gerekir. Önümüzdeki dönem içinde hedefi çok açık ve net İstanbul Belediyesinin kazanıp bundan sonraki yapılacak ilk Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup Cumhurbaşkanlığını kazanmak. Hedefi bu. Hedefi İstanbul’a hizmet etmek, İstanbul’u depreme hazırlamak, İstanbul’un trafik sorununu çözmek değil. Hedefi Cumhurbaşkanlığı. Bu hedefe de PKK’nın siyasi uzantıları ve onların yol arkadaşlarıyla birlikte yürüyor. Onun Karadenizli olması bu yaptıklarını örtmez.”
“CHP’NİN ADAYI DEM’E GEÇECEK” İDDİASI
CHP’ye Kent Uzlaşı konusunda tepki gösteren Destici, CHP’nin Esenyurt adayının kazanması halinde istifa edip DEM Parti’ye geçeceğini iddia etti.
]]>
“CUMHUR İTTİFAKININ DESTEKLENDİĞİ AÇIKLANMALI”
Parti tabanından tepki çeken bu karara Yeniden Refah’ın kurucu isimleri de peş peşe tepkilerini göstermeye başladı.
Yeniden Refah’ın kurucu isimlerinden olan ve Genel Başkan Danışmanı olarak görev yapan Yücel Mollaismailoğlu, partisinin Cumhur İttifakı’nı desteklemesi gerektiğini söyledi.
Yazılı bir açıklama yapan Mollaismailoğlu, “Vakit bütünüyle bitmeden bu yanlıştan vazgeçilerek Cumhur İttifakının desteklendiği açıklanmalıdır. Yoksa bir iki kişinin ihtirası yüzünde Türkiye siyasetine ikinci bir Saadet Partisinin kazandırılması kaçınılmazdır.” ifadelerini kullandı.

MOLLAİSMAİLOĞLU YAĞTIĞI YAZILI AÇIKLAMADA ŞU İFADELERİ KULLANDI:
“Rahmetli Hoca’mızın ilmik ilmik ördüğü Milli Görüş Davası’nın bir mensubu olarak karşınızdayım.
Hocamızın 1969’da Türkiye’mize önerdiği çıkış yolu o gün gerçekleştirilebilseydi şüphesiz bugün başka bir dünyada yaşıyor olacaktık. Milli Görüş’ün önerdiği Adil Düzen o zaman kurulabilseydi, yaşanılabilir bir dünya inşa edilecek, bugün başta Filistin olmak üzere hiçbir yerde zulümler ve soykırımlar yaşanmayacaktı.
Egemen güçler Türkiye’mizin böyle bir dünyaya öncülük etmesini bugüne kadar hep engellediler. Ancak ülkemiz son dönemde attığı adımlarla bu yolda ciddi bir ivme kazandı. Özellikle 15 Temmuz dan sonra yakalanan her alandaki yükseliş içerde ve dışarda Türkiye düşmanlarını panikletmiştir. Demirağ’ların, Hürkuş’ların, Killigiller’in karada, denizde, havada hayata geçirmek istedikleri projelerin üzerlerine betonların döküldüğü günler şükür geride kaldı. Artık İHA’larımız, SİHA’larımız, uçaklarımız, gemilerimiz tıpkı üretimleri gibi milli adlarla karada, denizde ve havada boy göstermeye başladı. Milli Savunma Sanayi alanında yerlilik %80 lere ulaştı. Bütün bu gelişmelerin, rahmetli Hoca’mızın Ayasofya’nın minarelerinden ezanların yükseldiği bir Türkiye tahayyülüyle aynı döneme denk düşmesi asla tesadüf değildir.
Bizler, Milli Görüş çizgisinin her gün biraz daha uzağına savrulan bir partiden umudumuzu keserek Hocamız adına kurduğumuz vakıfla Türkiye genelinde teşkilatlandık. Daha sonra ise yarınları düşünerek hareketin tekrar siyaset sahnesine çıkıp Türkiye’mizin yeni atılımlarına ivme kazandırması arzusuyla Yeniden Refah Partimizi kurduk.

ERBAKAN’IN CUMHUR İTTİFAKI’NA DESTEK SÖZLERİNİ HATIRLATTI
Partimiz ilk seçimine Cumhur İttifakı çatısı altında girdi. Genel Başkanımız Fatih Erbakan Bey, “Yeniden Refah Partisi’nin siyaseti milletin faydasına hizmet etmektir. Milletin derdine derman olalım. Bizim muhalefet anlayışımız yıkmak üzere değildir” diyordu. Genel Başkanımız Cumhur İttifakı’nı neden desteklediğimizi birçok kez “Parti olarak bizler yedili masa denilen bu yapının Türkiye’de iktidar olmaması, buna vesile olmamak için Cumhur İttifakı çatısı altında seçimlere girme kararı aldık. Türkiye’nin yeniden 28 Şubat sürecine dönmemesi için inanç özgürlüğü alanındaki kazanımların kaybedilmemesi için, Türkiye’nin yedi başlı bir yönetimin kaosuna, karmaşasına sürüklenmemesi için, Ayasofya’nın yeniden müze haline getirilmemesi için LGBT’nin önünün açılmaması için “Destekçisi FETÖ olan, LGBT örgütleri olan bu yapıdan ülkeye hayır gelmesi mümkün değil. Bu felakete yol vermemek için Cumhur İttifakı’na destek vermemiz gerekiyor” sözleriyle açıklamıştı.
“SEÇİMLERİN İSTANBUL AYAĞINI 2028 SEÇİMLERİNİN PROVASI OLARAK DEĞERLENDİRİYORLAR”
Türkiye’mizde şartlar değişmedi. İttifaklar da değişmedi. Türkiye’nin yürümek istediği yol da, onu tersine çevirmek isteyenlerin niyetleri de ortada duruyor. Türkiye karşıtları bu seçimlerin özellikle İstanbul ayağını 2028 seçimlerinin provası olarak değerlendiriyorlar. Eğer bu seçimi alırlarsa 2028 seçimlerinde Türkiye’mizi girdiği bağımsızlık mücadelesinden döndürebilecek şansı yakalayacaklarını düşünüyorlar. Hiçbir Milli Görüşçü onların değirmenine su taşıyamaz, hiçbir Milli Görüşçü bu vebali yüklenmez. Hiçbir Milli Görüşçü Devrim Otomobilinin üzerine beton dökenlere “Buyurun Kaan’ın kanatlarını da kırın” diyemez. Hiçbir Milli Görüşçü Yunanistan’ın hatırına Ayasofya’da okunan ezandan vazgeçemez.. Hiçbir Milli Görüşçü bunların eliyle KKTC de ANNAN planının yeniden sahneye sokulmasına izin veremez. Tabiki sorunlarımız var başta ekonomi olmak üzere her alanda var olan sorunları ve çözümleri Yeniden Refah Partimizle dile getireceğiz ve gerekirse en sert muhalefeti yapacağız. Hayırda motor şerde fren vazifesi üstleneceğiz.
GENEL MERKEZ’E ‘CUMHUR İTTİFAKI’NA DESTEK’ ÇAĞRISI
Daha önce Cumhur İttifakı’na verilen destek tabanda ciddi bir dalgalanmaya yol açmış ve partimizi Meclis’e taşımıştır. Aziz milletimiz bu teveccühüyle Yeniden Refah Partimize doğru istikamette yürüdüğünü söylemiştir. Partimiz bu tutarlılığı devam ettirebilirse şüphesiz Türkiye’mizin geleceğinde çok önemli vazifeler üstlenecektir.
Ne yazık ki Genel Başkanımızın etrafındaki küçük bir azınlık Milli Görüş’ün bizden beklediği şeylere değil, süfli dünyalıklara tamah ederek partimizi ilerlediği doğru çizgiden çıkartmış 14 Mayıs seçimlerinde kamuoyunda kazandığı büyük teveccühü tam tersine çevirmiştir. Özellikle İstanbul BB başkanlık seçiminde Cumhur İttifakında yer almak Milli Görüş’ün geleceği için hayati öneme sahiptir. Vakit bütünüyle bitmeden bu yanlıştan vazgeçilerek Cumhur İttifakının desteklendiği açıklanmalıdır. Yoksa bir iki kişinin ihtirası yüzünde Türkiye siyasetine ikinci bir Saadet Partisinin kazandırılması kaçınılmazdır.”


]]>
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Kocaeli’ni bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Adın Koca, gölün yüce, güzelsin bir uçtan bir uca. Dilimdesin Kocaeli.
14 ve 28 Mayıs’taki seçimler güçlü destekleriniz için teşekkür ediyorum. Milletvekilliğinde ve cumhurbaşkanlığında yüzde 54 oy oranına ulaştık. 31 Mart seçimlerinde bunu yukarıya taşımaya var mıyız? İnanıyorum ki Kocaeli bir kez daha eser ve hizmet diyecek.
Kocaeli tercihini çok net bir şekilde, cumhur ittifakından, gerçek belediyecilikten yana yapacak.
Kocaeli sanayinin, ticaretin şehri Kocaeli, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız, kararlı mıyız? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, kapı kapı dolaşmaya var mıyız?
Türkiye’nin tamamını cumhur ittifakının renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabbim sizlerden razı olsun.
MİTİNGE 85 BİN KİŞİ KATILIYOR
Emniyet’ten rakamları aldım. Şu anda meydanda 85 bin vatandaşım var.
Artık 2 gün kaldı. Sandığın telafisi olmaz. Pazar günü hep birlikte sabah erkenden sandıklara koşacağız. Tercihimizi, bize hizmet edecek isimlerden yana kullanacağız. Telefon rehberimize bakıp, nazımızın geçtiği insanları tek tek arayacağız. Sandığa gitmeleri konusunda teşvik edeceğiz. AK Parti ve cumhur ittifakına kaybettirmek için mesai harcayanları lisanı münasiple uyaracağız.
“SANDIK HEPİMİZİN NAMUSUNA EMANETTİR”
Özellikle belediye başkanlığında oyumuzun heder olmasına izin vermeyeceğiz. Ben milletimin basiretine güveniyorum. Bu kardeşiniz, size cumhurbaşkanı olarak, efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geliyor. Kocaeli’nin en doğru kararı vereceğine yürekten inanıyorum. Seçim maratonumuzda 52 farklı şehrimize gittik. Finali burada yapıyoruz. Bu 2 ayda ülkemizin dört bir ucundaki vatandaşlarla kucaklaştık, hanım kardeşlerimizle hasbihal ettik. Emeklilerimizin sesine kulak verdik. Ahilik geleneğimizin temsilcisi esnaflarımızla sohbet ettik. Hiçbir ayrım yapmadan milletimizin tamamıyla hasret giderdik. Bizler tüm farklılıklarımızla 85 milyonluk büyük bir aileyiz.
Kardeşliğimize ne kadar sıkı yapışırsak, sorunların üstesinden o derecek kolay geliriz. Bağımızı korumamız ve perçinlememiz gerekiyor. Seçim döneminde yükselen tansiyonu farklı yerlere çekmeye çalışanlara karşı dikkatli olmalıyız. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Hayat tarzımız farklı olabilir. Ama Türkiye bizlerin ortak yuvasıdır. Sandık 85 milyon olarak hepimizin namusuna emanettir.
“EN BÜYÜK KEŞFİMİZDEN SONRA SUSTULAR”
Tarihin tekerrür etmesini istemiyorsak, deprem meselesini beka sorunu olarak görmek zorundayız. Ülkemizi emanet edecek gelecek nesiller için yapmamız lazım. Seferberlik anlayışıyla hükümet ve yerel yönetimler el ele vererek bu süreci işbirliği içerisinde yürütmeliyiz. Kentsel dönüşüm projelerine hız vereceğiz. Siyasi parti gözetmeksizin, milletimizin de bu mücadelede bizi yalnız bırakmayacağına inanıyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.
Biz hiçbir zaman tribünlere oynayanlardan olmadık. Devletimize bedel ödetecek adımlar atmadık. Hep ileriye baktık. Gözümüzü ufuktan hiç bir zaman ayırmadık. Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki sondaj faaliyetlerine israf diyenler, tarihimizin en büyük keşfimizden sonra sustular.
Biz ne yaptıysak CHP’nin sabotaj siyasetine rağmen yaptık. Engelleri tek tek aşarak, saldırıları püskürterek Allah’a hamd olsun bugünlere kadar geldik. Bugüne kadar Kocaeli’ne 305 milyar liraya yakın yatırım yaptık. Eğitimde 12 bin 940 adet derslik inşa ettik. İkinci üniversitemizi faaliyete geçirdik. 57 spor tesisi inşa ettik. Kocaeli stadyumu, Kartepe öğrenci yurdu da var.
Haber7 – ÖZEL
Türkiye 31 Mart’ta yerel yöneticilerini seçmek için sandık başına gidecek. Yerel seçimlerde yarışın kritik önem taşıdığı şehirlerden biri de İstanbul.
Kıyasıya rekabetin yaşandığı İstanbul’da AK Parti’nin adayı Murat Kurum’un sürecin lehine ilerlediği gözlemlenirken, CHP adayı ve mevcut İBB Başkanı İmamoğlu’nun parti içerisinde yaşanan kaoslar ile gündem olması sebebiyle süreç aleyhine ilerliyor. Kritik seçimde, İYİ Parti’nin CHP ile ittifak yapmayarak seçime ‘hür ve müstakil’ girmesi sonucu CHP, DEM Parti ile işbirliği içerisine girdi. Seçime ittifaksız girme kararı alan bir diğer parti ise Yeniden Refah oldu.
Geçtiğimiz günlerde Yeniden Refah Partisi’nin perde arkasında CHP ile iş birliği yaptığı iddialarının ortaya çıkmasının ardından partiden ardı ardına istifa sesleri yükselmeye başladı. Seçime 3 gün kala anket sonuçları üzerinden konuşan Yeniden Refah Partisi’nin üst düzey yöneticileri ise İstanbul’da adayın çekilmesi ve Cumhur İttifakının desteklenmesine ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

“CHP’NİN ZULMÜNE KAPI ARALAMAK VEBALDİR”
Yeniden Refah Partisi’nin eski Genel Sekreteri ve eski İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu geçtiğimiz haftalarda ‘yerel seçim adayları’ gerekçesi ile partisinden istifa ederek, AK Parti’ye geçmişti. Suat Pamukçu, İstanbul’da CHP’ye karşı Murat Kurum’un desteklenmesi için Yeniden Refahlılara seslendi. Yeniden Refah Partisi’nin kuruluş çizgisinden uzaklaştığını ve Necmettin Erbakan siyasetine ters olduğunu dile getirdi.
CHP’nin zulmüne bir kapı aralamak vebaldir diyen Pamukçu, “Önümüzde bir seçim yok, önümüzde 2028’in provası var. Yani bu aslında bir beka meselesidir. Özellikle İstanbul için söylüyorum. Dolayısıyla eski Refah Partili kardeşlerime de, Yeniden Refah Partili kardeşlerime de çağrıda bulundum. Bir kere daha şimdi sizin yanınızda da tekrar aynı çağrı yapayım. Bu seçimi bir beka seçimi olarak düşünsünler ve oyunu ona göre kullansınlar. Yazık, Cumhuriyet Halk Partisi’nin zulmüne bir kapı aralamak bir vebaldir. Bu vebalin inşallah şuurunda olurlar ve ona göre oylarını kullanırlar diye düşünüyorum” dedi.
MKYK ÜYESİNDEN FATİH ERBAKAN’A ADAYINI ÇEK ÇAĞRISI!
AK Parti’yi ve partinin İstanbul Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’u destekleyici ifadeleri sonrasında disiplin kuruluna gönderildiğini sosyal medyadan öğrenen Yeniden Refah Partisi Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) Üyesi Abdurrahman Akyüz’de Cumhur İttifakının desteklenmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Akyüz, partisinin AK Parti ile tekrardan ittifak kurması, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayının geri çekilerek Murat Kurum’un desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Yeniden Refah Partisi MKYK Üyesi Abdurrahman Akyüz, Fatih Erbakan’a “İstanbul adayını geri çek millet senden bunu bekliyor” çağrısında bulundu.
“Ekrem İmamoğlu’na kazandırmak siyaset değil” diyen Akyüz, “İstanbul adayını geri çeksinler. Böyle yaparlarsa milletin gözünde kahraman olurlar. Eğer bunu yapmazlarsa da millet bunları affetmez. Saadet Partisi gibi yok olup giderler. Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Deva Partisi gibi partiler, AK Parti düşmanlığı üzerine gittiler, hiçbir olamayacakları CHP ile, bütün dünya görüşleri farklı olan CHP ile birlikte hareket ettiler, ittifak yaptılar ve yok olup gittiler. Eğer Yeniden Refah Partisi de bu yolu izleyecekse, zaten bu partiyi biz kurarken Saadet Partisi’nin yanlışlarından dolayı kurduk, Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı, AK Parti düşmanlığı bize kazandıran bir şey değildir, aksine bu yanlış bir şey. Rahmetli Erbakan hocam eğer hayatta olsaydı, mutlaka AK Parti’yle bir diyalog içerisinde, bir hizmet anlayışı içerisinde, bu hizmetlerin nasıl daha iyi yapılabilirliği noktasında, beraber ittifak yapıp, ülkeyi en iyi şekilde idare etmenin bir yoluna bakardı.” diye konuştu.
PARTİ KURUCUSU AÇIKLADI!
Yeniden Refah Partisi’nin kurucularından Mahmud Altunsoy’da, partisinin büyükşehirlerde aday göstermesinin çok yanlış bir karar olduğunu dile getirdi. Parti kurucularından Mahmud Altunsoy, merhum Erbakan’ın çizgisinden çıkmış olan Saadet Partisi’nin yerine kurdukları YRP’nin de rotasını şaşırdığını söyledi.
Erbakan’ın yaşaması halinde kesinlikle böyle davranmayacağını vurgulayan Altunsoy partisine çağrıda bulundu. Yeniden Refah Partisi’nin kurucularından Mahmud Altunsoy “AK Parti’de bizim gibi mücadele eden, burada doğru insanlar, samimi insanlar, ilkeli ve ahlaklı insanlar var. Geçmişte müspet, mütedeyyin, cami, başörtü meselelerinden, Kur’an kurslarından, camilerden, ezanlara kadar çekmiş olduğumuz bu çileleri bilmeyenler, Bugün geleceği de tesis edemezler. 5 yıl bu memlekete hiçbir hizmet etmediler. Bu 5 yılda kasayı doldurup, 5 yıl sonraki genel seçimlerde devleti ele geçirmek, hükümeti ele geçirmek niyetleri. CHP’nin adayı İmamoğlu’nun kazanması inançlı kesimleri rahatsız ve tehdit edecektir. Seçimlerden önce her ne kadar pusulalar basılsa da yeniden Refah Partimiz şu anda kalkıp kritik olan şu süreç içerisinde İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de adaylarını geri çekip diğer illerde evet yine adaylarına ve seçim sürecine, atmosferine devam edilebilirler.” şeklinde konuştu.
ADAY GERİ ÇEKİLECEK Mİ?
Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) özellikle büyükşehirde aday çıkarması ile parti içinde yaşanan kriz, parti içinde bölünmelere sebep oldu. Yeniden Refah’ta yaşanan istifa depremi ile Cumhur İttifakına destek çağrıları da partinin üst düzey yöneticilerinden geliyor. Yeniden Refah İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Altınöz’de konuya ilişkin sessizliğini korurken, Genel Başkan Fatih Erbakan’ın adayı geri çekip çekmeyeceği merak konusu.

Çelik, seçimleri şölen havasında gördüğünü belirterek, AK Parti’nin seçimleri seven bir parti olduğunu aktardı.
CHP’nin geçen seçimlerdekine benzer bir ittifak kurmaya çalıştığını söyleyen Çelik, “Diğer partiler buna yanaşmayınca DEM ile bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunun adını koymadan bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Bir mahcubiyet içinde bunu yapıyor. Olan bir ittifak bunun mahcup ifadesi ‘Türkiye İttifakı’ oluyor.” ifadesini kullandı.
Siyasetin şeffaflık gerektiren bir alan olduğunu vurgulayan Çelik, “Bu işbirliği gözüküyor. Burada topluma hesap verilmesi gereken alan, bu işbirliğinin neden gizli, saklı ya da dolaylı şekilde ifade edildiği. Vatandaştan hesap kaçıran, vatandaştan yaptığı işleri kaçırarak saklayan siyaset anlayışı meşruiyet sınırlarını zorlayan bir siyaset anlayışıdır ve doğru değildir.” diye konuştu.
“BİZİM ADAYLARIMIZIN FOTOKOPİSİ YOK”
Yeniden Refah Partisinin (YRP) seçimlere tek başına girme kararını değerlendiren Çelik, YRP’nin kendisini AK Parti’ye dönük bir muhalefet gibi konumlandırdığını aktardı. YRP yönetiminin, CHP yanlısı bir tutum izlediğini ifade eden Çelik, “‘Türkiye İttifakı’ denen mahcup ittifak gibi burada da fiili durum söz konusu.” değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti’li Çelik, YRP tabanının ise yönetimden farklı olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın icraatlarının ne anlama geldiğini bilen ve sekteye uğramasını istemeyenlerden oluştuğunu söyledi.
Sahada bazı adayların, “Ben Cumhur İttifakı dışından aday oldum ama kazanırsam Recep Tayyip Erdoğan’ın yanına geçeceğim” dediğini aktaran Çelik, bunun doğru bir siyaset tarzı olmadığını belirtti. Çelik, “Bizim adaylarımızın fotokopisi yok, yedeği yok. Kimi aday göstermişsek ona destek bekliyoruz.” sözlerini sarf etti.
“ERKEN SEÇİM GİBİ BİR GÜNDEMİ KONUŞMAYIZ”
Bakanların seçim çalışmalarına katılmasına yönelik eleştirilerin sorulması üzerine Çelik, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeyiz. Partili Cumhurbaşkanlığı sistemindeyiz. Bu sistemde, bakan arkadaşlarımızın sahada olmasından daha doğal ne var?” yanıtını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Son seçimim” açıklaması hatırlatılarak, “2028 öncesi erken seçimle Cumhurbaşkanı bir kez daha aday yapılabilir mi?” diye sorulan Çelik, “Erken seçim gündemi gibi bir gündemi biz konuşmayız. Bunu gündemimize almayız.” dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hizmetinden milletin vazgeçmeyeceğini vurgulayarak, “Sonuçta vatandaşımız ne derse, milletimiz ne derse, sokaktaki irade ne derse o olacaktır.” görüşünü paylaştı.
“AB’NİN ZAYIFLAMASINI İSTEYEN DEVLETLERİN ELİNE GEÇTİ”
Ömer Çelik, Belçika’da Türk vatandaşlarına yönelik PKK yandaşlarının yaptığı saldırıları yakından takip ettiklerini bildirdi. Terör örgütü yandaşlarının Avrupa’daki faşistlerin müttefiki olduğunu kaydeden Çelik, “Terörün tek bir hedefi yoktur. Bunlar, o ülkeler için de bela olacaklar. Avrupa demokrasisini de tehdit etmektedir. Belçika, Almanya demokrasisi için bir tehdittir o eylemi yapanlar. O ülkelerin buna karşı ciddi tedbirler alması gerekir.” diye konuştu.
Çelik, Almanya’nın Solingen kentinde Türk kökenli 4 kişinin kundaklama sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin hem Belçika hem Almanya makamlarının gerekli tedbiri almadığını hatırlattı. Ömer Çelik, şu düşünceleri dile getirdi:
“Bu örgütler, Avrupa demokrasilerini zayıflatmak isteyen devletlerin eline geçmiştir. Avrupa’nın bir birlik içerisinde olmasından hoşnut olmayan devletlerin kontrolüne geçmiştir. O devletlerin istihbarat örgütlerinin kontrolüne geçmiştir. Avrupa Birliği’nin zayıflamasını arzu eden devletlerin istihbaratları örgütlemiştir. Peki yereldeki işbirlikçileri kimlerdir? Bunları koruyan, kollayan, destekleyen, oturup kalktıkları kimlerdir, Avrupa’daki Türk ve İslam düşmanı faşist organizasyonlar. Bütün bunları görüyoruz. Bütün bunların farkındayız. Anlık takip ediyoruz.”

“Fondaşlar oğul Erbakan’ı öve öve bitiremiyorlar” diyen Salih Tuna, yazısında şu satırlara yer verdi:
‘HERHANGİ BİR MİLLİ GÖRÜŞÇÜ CHP’Yİ KAZANDIRMAYI ZAFER SAYABİLİR, ONUR DUYABİLİR Mİ?’
Haziran 2019 seçim sonuçları açıklanınca muzaffer bir komutan gibi “İstanbul’da AK Parti’ye seçimleri biz kaybettirdik…” demişti.
Bunları söyleyen Hasan Damar herhangi biri değildi.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın bir ömür dava arkadaşıydı. Dahası, Avrupa Millî Görüş Teşkilatı’nın kurucularındandı. Hitabetiyle, lafını sakınmamasıyla, bitmez tükenmez enerjisiyle herkesin dilinde bir efsaneydi.
Mezkûr iddiası da boş değildi, verilere dayanıyordu.

“Saadet Partisi anahtardır” diyordu, “İstanbul’da 120 bin oy aldık, AK Parti 15 bin oyla kaybetti… Biz kaybettirdik.”
Söz konusu konuşmasında, Saadet Partisi İstanbul’da AK Parti’ye seçimi kaybettirdiği için Türkiye’nin en güçlü partisidir demişti. Ki, “muzaffer komutan gibi” benzetmesini yapmamın nedeni de buydu.
Evet, veriler ortadaydı, AK Parti’ye kaybettirmişlerdi ama “Bardak yarısına kadar dolu” misali bu gerçeğin sadece bir yüzüydü.
Ne ki, “Bardak yarsına kadar boş” misali gerçeğin bir yüzü daha vardı.
Bu da şuydu: “İstanbul’da AK Parti’ye seçimleri biz kaybettirdik” demek “CHP’ye İstanbul’da seçimleri biz kazandırdık” demekti.
Zaten olan da bundan ibaretti.
Peki herhangi bir Milli Görüşçü CHP’yi kazandırmayı “zafer” sayabilir, onur duyabilir mi? Başka bir ifadeyle, CHP’yi kazandırdığı için partisine “Türkiye’nin en güçlü partisiyiz” diyebilir mi?
Bilmiyorum, belki de merhum Hasan Damar da ahir ömründe bardağın bu boş kısmına odaklanmış veya CHP’nin elinde İBB’nin ne hale düştüğüne bizzat şahit olmuş olacak ki, geçen seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a desteğini çok güçlü şekilde açıklamıştı.
Bu köşecikte bir süre önce “Oğul Erbakan’ın rüzgarla imtihanı” (16 Mart 2024) serlevhalı naçizane bir yazı dercetmiş ve şöyle demiştim: “Bu millet CHP’nin önünü açanı asla unutmaz. Fatih Erbakan kardeşimiz umarız Saadet Partisi’nin hatasına düşüp de siyasi geleceğini berhava etmez…”
Yeniden Refah Partili kardeşlerimizden alınganlık gösterenler olduğu gibi “Şunları muhatap alma…” diyenler de oldu.
Neden muhatap almayayım; merhum Hocamızın mahdumu Fatih Erbakan’a kardeşlik görevimi yapma mükellefiyetim var.
‘FONDAŞLAR OĞUL ERBAKAN’I ÖVE ÖVE BİTİREMİYORLAR’
“Önceki seçimde Saadet Partisi’ni pohpohlayan Halk TV’sinden fondaş yazarlarına kadar alayı bugün bakıyorum da “Oğul Erbakan’ı” öve öve bitiremiyorlar. Merhum babasına ömür boyu küfreden ve zulmeden bunlar değilmiş gibi.”

Hadi bunları anladık, “Fatih Erbakan’a FETÖ’cü dediler” yalanıyla “kışkırtıcılık” yapanları ne yapalım!
Oysa Fatih Erbakan’a kimseciklerin FETÖ’cü dediği falan yoktu. Sadece Yeniden Refah Partisi’nden istifa eden partinin Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu, Fatih Erbakan’ın yanında FETÖ’cülerin bulunduğunu, ittifaka ısrarla karşı çıkanların da bunlar olduğunu dile getirdi, hepsi bu!
‘FATİH ERBAKAN BU VEBALDAN KURTULAMAZ’
Fatih Bey kardeşimizin siyasi tavrına elbette kimse ipotek koyamaz. Kimlerle ittifak yapacaklarına veya kendi başlarına seçime girip girmeyeceklerine de kimse karışmaz. AK Parti’yi de sonuna kadar eleştirebilir, hatta eleştirilerinin bir kısmında haklı da olabilir.
Lakin hiçbir şey şu gerçeği değiştiremez:
Şayet İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını CHP (Yeniden Refah Partisi’nin alacağı oy kadar farkla) kazanırsa, Fatih Erbakan bu vebalden kurtulamaz.
‘MURAT KURUM LEHİNE İBB ADAYINI ÇEKMESİNİ DİLERİM’
Fatih Erbakan istediği ilde ilçede seçime kendi adaylarıyla girmesine bir şey diyemem ama İstanbul’da mukim bir vatandaş olarak Murat Kurum lehine İBB adayını çekmesini dilerim. Sonuçta kendisi bilir. Murat Kurum babamın oğlu değil. Naçizane uyarı görevimi yapıyorum.

YENİDEN REFAH’A LGBT TEPKİSİ
Bizim toplumumuz henüz eşcinsel evliliğe hazır değil…” diyecek kadar LGBT’ye “öpücükler” gönderen malum CHP”li şahsın tekrar İBB Başkanı seçilmesine vesile olmayı göze alıyorsa kendileri bilir.
14 ve 28 Mayıs 2023’te cumhurbaşkanlığı seçimlerini gerçekleştiren Türkiye, 31 pazar günü yerel seçimlerini tamamlayacak. Seçimlerde, 81 il, 973 ilçe, 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtar belirlenecek.
61 milyon 441 bin 882 kayıtlı seçmenin oy kullanacağı mahalli idareler seçimlerinde 1 milyon 32 bin 610 genç ilk kez oy kullanacak. 34 partinin yarıştığı seçimlerde 81 ilde 206 binin üzerinde sandık kurulacak.
Peki yerel seçimlerde nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Merak edilen soruları ve cevaplarını sizler için derledik.
1. Seçim hazırlıkları tamam mı?
İlçe seçim kurulları, sandık kurulu başkanlarına seçim araç ve gereçlerini içeren malzemeleri hazırlığına bugün (25 Mart) başlandı. 26 Mart Salı hazırlıkların tamamlanacağı belirtiliyor. Seçim görevlilerine ilişkin eğitimlerin tamamlanması Cuma günü (29 Mart) tamamlanması planlanıyor. İl ve ilçe merkezi dışında kalan köyler, mahalleler ve beldelerde ilçe seçim kurulları tarafından hazırlanan malzeme torbaları Cuma günü sandık kurulu başkanlarına teslim edilecek. 29 Mart Cuma. İl-ilçe merkezlerinde bina sorumlusu bulunan yerlerde ise malzemeler, seçim günü olan 31 Mart’ta saat 05.00’te bina sorumlularına teslim edilecek. Tutuklu ve taksirli suçlardan ceza alan mahkumlarla ilgili listeler, Perşembe günü (28 Mart) kesinleşecek.
2. Seçim yasakları ne zaman başlıyor?
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) belirlediği takvime göre, 21 Mart‘tan itibaren propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları başladı. 25 Mart’tan itibaren ise yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, mini referandum gibi faaliyetlerle bir siyasi parti veya adayın lehinde veya aleyhinde, vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması yasaklandı. Seçim propagandası 30 Mart Cumartesi günü saat 18.00‘de, seçim yasakları ise 31 Mart Pazar günü saat 23.59’da sona erecek.
3. Oy verme işlemi ne zaman başlayacak ve ne zaman bitecek?
YSK, mevsim koşulları ve güneşin batış saati göz önünde bulundurularak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini 1 saat erkene aldı.
Doğu illeri dışında oy verme işlemi 08.00-17.00 saatlerinde gerçekleştirilecek.
Aşağıdaki 32 illerdeki vatandaşlar 07.00-16.00 saatleri arasında oy kullanabilecek:
4. Kim nerede oy kullanacak?
Birçok vatandaşımıza seçmen kağıtları ulaştırılmış durumda. Ancak seçmen kağıdı eline geçmeyen vatandaşların panik yapmasına gerek yok. Oy kullanma esnasında seçmen kağıtlarını yanında getirme zorunluluğu yok.
Kim nerede ve hangi sandıktan kullanacağını YSK’nin internet sitesi, e-Devlet ya da YSK Mobil Uygulaması veya 444 9 975 numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden öğrenebiliyor.
5. Oy kullanmaya giderken yanımıza ne almalıyız?
Vatandaşlarımız 31 Mart günü sandık başına giderken yanlarında T.C. kimlik numaranızın bulunduğu resmi herhangi bir belge bulundurmaları durumunda oy kullanma işlemini gerçekleştirebilecekler. Yeni evlenen ve kimliğini değiştirmeyen kişiler ise evlilik cüzdanlarını göstererek oy kullanma işlemini gerçekleştirebilir.
6. Sandık başında yanımızda ne olmaması gerekiyor?
Oy kullanma esnasında vatandaşların yanında cep telefonu, fotoğraf veya görüntü kaydedici, haberleşmeyi sağlayan cihazlar bulundurması yasak. Yanınızda bulunan cihazları oy kullanma salonundaki görevlilere teslim ederek oy kullanma işlemini gerçekleştirebilirsiniz.
7. Seçim esnasında kaç pusula verilecek?
Pazar günü gerçekleşecek mahalli idareler seçiminde vatandaşlara toplam 4 oy pusulası verilecek.
8. Pusulanın uzunluğu ne kadar olacak?
Yerel seçimlerde aday sayısı fazla olduğu için oy pusulalarının uzunluğu da aynı oranda artıyor. Ülkemizdeki 3 büyükşehirde oy pusulalarının uzunluğu şu şekilde olacak;
9. İstanbul ve Ankara’da kaç aday var?
31 Mart yerel seçimlerine katılmaya hak kazanan toplam 34 siyasi parti bulunuyor. Seçimde İstanbul için 22’si siyasi parti, 30’u da bağımsız aday olmak üzere 52 aday bulunuyor.
İstanbul’da öne çıkan adaylar şu şekilde;
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için öne çıkan adaylar ise şu şekilde;
10. Yurt dışı seçmen oy kullanabilecek mi?
Yurt dışı seçmenler genel seçimlerde oy kullanabilirken, yerel seçimlerde ise oy kullanma hakkına sahip değiller.
]]>Takvime göre, 21 Mart’ta başlayan propaganda serbestliği, 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de, aynı tarihte başlayan seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek.
Kayıtlı 61 milyon 441 bin 882 seçmenin bulunduğu seçimde, 1 milyon 32 bin 610 genç ilk kez oy kullanacak. 34 siyasi partinin adayının yarışacağı seçimlerde, ülke genelinde 206 binden fazla sandık kurulacak.
Seçimde 81 il, 973 ilçe ve 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtar belirlenecek, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği seçimleri yapılacak.
SEÇMEN BİLGİ KAĞIDININ GETİRİLMESİ ZORUNLU OLMAYACAK
Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını, Yüksek Seçim Kurulunun internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK’nin Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya 444 9 975 numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek.
Seçmenin nerede oy kullanacağını gösteren seçmen bilgi kağıdının getirilmesi zorunlu olmayacak. Seçmen, üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan resmi nitelikteki herhangi bir belgeyle oy kullanabilecek.
Seçimlere 34 siyasi parti katılacak. Partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
AK Parti 1, İyi Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.
TÜM OY PUSULALARI TEK ZARFA
Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek.
Büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’daki seçmen, “büyükşehir belediye başkanı”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verecek.
Büyükşehir olmayan illerde ise “il genel meclisi üyeliği”, “belediye başkanı”, “belediye meclis üyeliği” ve “muhtarlık ve ihtiyar heyeti” için oy verilecek. Köylerde de “il genel meclisi üyeliği” ile “muhtarlık ve ihtiyar meclisi” için oy atılacak.
Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “beyaz”, il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula “turuncu”, belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası “mavi”, belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise “sarı” renkli olacak.
Seçmenler tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak.
OY VERME SAATLERİ
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak. Bu illerin dışında kalan diğer yerlerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.
Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık; diğer illerde ise sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.
SEÇİM TAKVİMİ İŞLİYOR
Seçim takvimine göre, bugün seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak. Seçmenlere dağıtılamayan seçmen bilgi kağıtları, ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına iade edilecek.
İlçe seçim kurullarınca, sandık kurulu başkanlarına teslim edilecek seçim araç ve gereçlerini içeren malzeme torbalarının hazırlanmasına yarın başlanacak, hazırlıklar 26 Mart Salı günü bitirilecek.
İlçe seçim kurulu başkanı, cumhuriyet başsavcılıklarından 27 Mart 2024 Çarşamba günü saat 17.00’ye kadar tutuklananların, tutuklu seçmen listesinde yazılı olup da tahliye edilenlerin veya tutuklu iken cezaları kesinleşerek hükümlü sıfatını alanların (taksirli suçlardan hükümlüler hariç) isim listelerini isteyecek.
Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler 28 Mart Perşembe günü kesinleştirilecek.
Seçim görevlileriyle ilgili eğitim çalışmaları da 29 Mart Cuma günü tamamlanacak.
İl ve ilçe merkezi dışında kalan köy, mahalle ve beldelerde ilçe seçim kurullarınca malzeme torbalarının sandık kurulu başkanlarına teslimi 29 Mart Cuma günü yapılacak.
MALZEMELER OY VERME GÜNÜ BİNA SORUMLULARINA TESLİM EDİLECEK
İl ve ilçe merkezlerinde ise bina sorumlusu görevlendirilen yerlerde, ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca oy verme günü saat 05.00’te malzeme torbalarının bina sorumlularına teslimi, bina sorumlularının da teslim aldığı malzeme torbalarını ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca temin edilen araçlarla sandık çevrelerine getirerek görev yerlerindeki sandık kurulu başkanlarına tutanak karşılığı teslim etmesi işlemleri yapılacak.
Bina sorumlusu görevlendirilmeyen yerlerde, ilçe seçim kurulu başkanlıkları, malzeme torbalarını oy verme günü sandık kurulu başkanlarına sandık bölgesinde teslim edecek.
]]>‘ERBAKAN HOCA, İMAMOĞLU’NUN ÖNÜNÜ KESMEYE ÇALIŞIRDI’
Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul’da aday çıkarmasını değerlendiren Pamukçu, “Erbakan Hocamız rahmetli, Milli Selamet Partisi’ni kurmak yoluyla da CHP’nin tek başına iktidarlığını önlemiştir. Neden karşı olduğunu da kendisinin 1950’den önce tedrisatında gördüğü sıkıntılardan zaten biliyordu. Onun için böyle bir tedbir hep düşünmüştür. Bugün de inanıyorum ki hayatta olsaydı kesinlikle CHP’li birinin bu seçimde kazanıpta 2028’e güçlü bir cumhurbaşkanı adayı olarak gitmesinin önünü keserdi, kesmeye çalışırdı.”
açıklamasında bulundu.
Suat Pamukçu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“İLKELERİMİZE UYMAYAN ADAYLARIN GETİRİLDİĞİNİ KABUL ETTİLER”
O süreç içerisinde çok şey değişti. Bunlardan en önemlisi Yeniden Refah tabanını kurarken seçmen tabanımız, şu anda AK Parti’ye oy veren insanlar. Rahmetli Erbakan hocam herhangi bir şekilde oradan kopan ya da bizden ayrılacak olan bir insan olursa diye Saadet Partisi’ni muhafaza etti. Ancak Saadet Partisi bu görevi yapmaktan uzaklaştı. Saadet Partisi tamamen kapılarını kapattı dolayısıyla o görevi yapamaz hale geldi. Bunun üzerin biz Yeniden Refah Partisi’ni kurduk ve kurarken ilk olarak dedik ki kesinlikle kapımızı kimseye kapatmayacağız ve o tabanı memnun eden bir politika izleyeceğiz.
“CHP İKTİDARINA YOL AÇACAK DAVRANIŞ İÇİN KENDİLERİNİ UYARIYORUM, BÖYLE BİR ŞEY DE BEKLEMİYORUM”
Şöyle bir şey söyleniyor. AK Parti’nin küskünleri Yeniden Refah Partisi’ne oy verecek ben böyle bir iddianın tamamen CHP kökenli olduğuna inanıyorum çünkü ben 1968’den beri bu siyasetin içerisinde olan bir insanım. 70-80-90’larda da bu ülkenin insanı bu ekonomik sıkıntıları atlatabildi. Şimdi yaşadığımız ekonomik sıkıntıya baktığımız zaman arkasında 3 tane majör sebep var bunlardan birisi pandemi. 2 yıl bu ülkede üretim durdu, arkasından Ukrayna savaşı geldi gıda kriziyle karşılaştık, arkasından yetmedi 11 tane ilimizi yerle bir eden asrın felaketiyle karşılaştık bütün bunları üst üste koyduğunuzda ortaya elbette ki ekonomik problem çıkar. Ama bu ülke bunları da aşar. Yeniden Refah’a, Saadet Partisi’ne, Gelecek Partisi’ne İYİ Parti hatta DEM’e oy verecek inançlı insanlara sesleniyorum CHP iktidarına yol açacak bir davranış için kendilerini bir kere daha uyarmak istiyorum. Böyle bir şey de beklemiyorum.
“NEDEN ADAY GÖSTERDİKLERİNİ ANLAMADIM”
İstanbul ölçeğinde bunu değerlendirecek olursak “Nasıl genel seçimde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı olmasını engellediysek, bunun için çabaladıysak şimdi de Ekrem İmamoğlu’na seçimi kaybettirmek olmalıydı amacımız” diyorsunuz. Doğru mu anlıyorum?
Çok doğru anlıyorsunuz. Ben niçin aday gösterdiklerini de anlamış değilim. “Bir siyasi partinin aday göstermesi en doğal hakkıdır” diye bir ifade var. Doğrudur. Hakkı olmak başka şey, haklı olmak başka bir şey. Evet hakkınız ama o hakkınızı kullandığınızda seçim sonunda karşılaşacağınız manzarayı hiç hesaba katmazsanız o hakkı doğru kullanmamış olursunuz. Haklı kullanmamış olursunuz. Haksız yere kullanmış olursunuz.

“YENİDEN REFAH YÜZDE 1 OY BİLE ALSA ADAY ÇIKARMAK YANLIŞTI”
Seçimin şu anki atmosferine baktığınızda Yeniden Refah’ında adayı var alacağı oyla birlikte seçimi nihai olarak etkileyecektir diyor musunuz?
Alacağı oyu tahmin etmek zor ama isterse yüzde 1 alsın etkilemese bile yapılan iş yanlış. Aday olarak ortaya çıkmak yanlış bu yanlıştan dönmek doğrudur.
“BAŞKANLIK DİVANINDAKİ ARKADAŞLARDAN BİRKAÇIYLA BEN BU KONUYU PAYLAŞTIM”
Yeniden Refah Partisi’nde görev yaptığınız süreç boyunca ya da bu son dönemde sizin gibi düşünenler var mı? İstişare ettiğiniz isimler oldu mu? Yeniden Refah Partisi’nde ittifak yapılması yönünde eğilimleri olanların oranına dair bir şey söyleyebilir misiniz?
Başkanlık divanındaki arkadaşlardan birkaçıyla ben bu konuyu paylaştım zaten biliyorlar. Onlarda benimle konuştukları zaman doğru söylüyorsun diyorlar ama divana gittikleri zaman herhalde başka türlü konuştular.
“BİR CHP’LİNİN BU SEÇİMDE SEÇİLMESİNİ VE 2028’DE BÖYLE BİR CHP FAŞİZMİNE YOL AÇMAYI HİÇBİR ZAMAN DÜŞÜNMEM”
Bir kötülüğü götürmek bir iyiliği getirmekten daha önemlidir. Eğer inanıyorsam AK Parti’ye girdiğimde bu tabana bir mesaj vereceğim ve CHP’li adayın önünü kesecek bir katkım olacak diye bir inanca sahip olursam onu da yaparım hiç bundan şüpheniz olmasın. Aslolan bir CHP’linin bu seçimde seçilip de 2028’de böyle bir CHP faşizmine yol açmayı hiçbir zaman düşünmem. Bunu önlemek için elimden ne geliyorsa yaparım.

“KÖTÜLÜĞÜ ÖNLEMEK İÇİN AK PARTİ’YE GEÇERİM”
Önemli olan bir kötülüğü önlemek, bir iyiliği getirmekten daha önemlidir. Eğer inanıyorsam AK Parti’ye girdiğimde bu tabana bir mesaj vereceğim ve CHP’li adayın önünü kesecek bir katkım olacak diye bir inanca sahip olursam onu da yaparım.
“ETRAFINDAKİLER ERBAKAN’I YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR”
Yeniden Refah Partisi özüne dönerse çok doğru bir iş yapmış olur. Böyle bir partiye bu ülkede ihtiyaç var. Eğer kuruluş ilkelerine dönüş olursa en doğru adımı atmış olurlar. Bu ülke için bir kazanç olur. Ama etrafındakiler Erbakan’ı yanlış yönlendiriyor, onlar sayesinde ne yapacağını ben kestiremiyorum. Yani sanki Saadet Partisi’nin yerini almış bir duruma geçti şu anda.”
]]>“TÜRKİYE’DE SİYASİ BELİRSİZLİK BİTTİ”
Türkiye’de siyasi belirsizliğin bittiğinin altını çizen Yılmaz; “Ekonominin düşmanı belirsizlik. Ortadan kalkmış oldu. Hemen ardında OVP’yi açıkladık. Öngörülebilirliğin olduğu bir döneme girdik. OVP’deki hedeflerin çoğu gerçekleşti. Hatta bazı alanlarda daha fazlası gerçekleşti. Örneğin büyüme. Dünya 3 büyürken Türkiye 4,5 büyüdü. OVP’de 4’tü hedef. İstihdam da böyle oldu. Tüm olumsuzluklara rağmen ekonomimiz çok iyi performans gösterdi. Cari açık geçen yılın ortalarında 60 milyar dolara kadar çıkmıştı. Yıl sonunda 45 milyar dolarla kapatmıştık. Şu an 33 milyar dolara geriledi. Bazı ekonomistler ‘Türkiye’de bütçe açığı patlayacak’ dedi. Depremin etkisine rağmen 5.2 oldu bütçe açığı depreme rağmen. OVP’de 6 idi bu. Deprem harcamalarını düştüğünüz zaman 1.6. Nereden bakarsanız bakın tüm makro göstergelerde iyiyiz. Bir tanesi hariç. O da enflasyon.” ifadelerini kullandı.
“OVP’nin başarıyla icra edildiğini rahatlıkla söyleyebilirim.” diyen Yılmaz, “Bu tür programların netice vermesi zaman ister. Adı üstünde 3 yıllık plan.” ifadelerini kullandı.
“SOSYAL MEDYADA SPEKÜLATİF BİR HAVA OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”
Sosyal medyada spekülatif hava oluşturulmaya çalışıldığının altını çizen Yılmaz, “Ekonomide temeller diye bir kavram vardır. Temeller sağlamsa bu tür spekülasyonlar geçer. Döviz ihtiyacının artması için dövize ihtiyacının artması lazım. Döviz ihtiyacımız azaldı. Biraz önce açıkladım. Turizmimiz ihracatımınız iyi gitti. Bankalar şirketler finansmana çok kolay erişiyor. Bu tür tartışmaların temeli yok. Vatandaşımız bunu bilmeli. Reel bir zemini yok bu işin. Uzun vadeli sermaye girişi için biraz daha zamana ihtiyacımız var. Doğrudan yatırımlar biraz daha zaman istiyor. Bu yılın ikinci döneminde küresel ortam değişecek. Gelişmiş ülkelerin para politikasında farklılık bekleniyor. Faizi düşürecekler. Düşürdükçe gelişmekte olan ülkelere fon geçişi olacak. Batı, Çin dışı ülkelere yatırım yapmak istiyor. Buna hazırlıklı olduğumuz zaman bu fırsatları kullanacağız.” dedi
“SEÇİMDEN SONRA DA OVP’Yİ HAYATA GEÇİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Yılmaz: “Geçen Mayıs’ta genel seçim yaptık. Orada tartışmaları bir ölçüde anlayabilirim. Bugün bir yerel seçim yapıyoruz. Bunu unutuyoruz. Biz Meclisimizi de Cumhurbaşkanımızı da seçtik. Yerel seçimde ulusal politikaların değişmesini beklemek hiçbir temeli yok. Bu tarz şeylerin küçük yatırımcıya zarar vermesinden endişe ediyoruz. Biz yerel seçimden sonra da OVP’yi hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi.
“BUNLAR TÜRKİYE’YE ZARAR VERMEYE YÖNELİK SİYASİ ÇALIŞMALAR”
Bunların Türkiye’ye zarar vermeye yönelik çalışmalar olduğunu belirten Yılmaz, “Bir kısmı da geçmiş seçimlerden gelen hafıza. Geçen seçim genel seçimdi. Bu farkı daha iyi anlatmamız gerekiyor. Seçimden sonra bunun olumluya döneceğini düşünüyorum. Pompalanan karamsar havanın hiçbir karşılığı olmadığı görülünce ekonomimize iyi havası olacaktır. Vatandaş, yabancı para alıp yastık altına koyuyorsa o parayı basan ülkeye 0 faizle kredi veriyor demektir. Bu tür uygulamalar tasarruf sahibine de zarar veriyor. Dolarda da enflasyon var. Zaman içerisinde o da değer kaybediyor. Kaynaklarımızı atıl tutarak da ekonomimize zarar veriyor.” ifadelerini kullandı.
“BU SON ZAMANLARDAKİ OYNAKLIK BİTECEK”
Yılmaz, vatandaşlarımızın dövize karşı çok hassas olduğunu belirtirken, “Ekonomi iyiye mi kötüye mi gidiyor diye dövize bakar. 2002’den önce sabit kur rejimi vardı. Sabit kur rejimlerinde enerji birikimi olur ve bir anda patlar. 2002’den sonra serbest kur rejimine geçtik. Küçük küçük etkilerle enerji yayılır. Enflasyonla mücadele eden ülkede normalde kur enflasyonun altında seyreder. Kurda nominal değişim vardır. Bir de reel kur vardır. Reel kur enflasyonundan arındırılarak bakılır. Nominal değişim normal kurdaki değişimdir. Nominal kur artmaya devam eder enflasyon artarken. Enflasyondan fazla artması beklenilmez. Bu çerçevede de geçen yılın sonlarına doğru sabitlenme olmuştu. Bu son zamanlardaki oynaklık da bitecektir.” ifadelerini kullandı.
“EMEKLİMİZİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Emeklilerle ilgili konuya da değinen Yılmaz, emekli vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerinin altını çizdi.
“Bütçemizi sonuna kadar zorlayarak emeklimizin çalışanımızın yanında olduk. Bir taraftan büyüyeceğiz bir taraftan da büyümenin nimetlerini topluma yayacağız. 8 ile 12 bin TL promosyon verilecek. Kamu bankaları yapacak. Özel bankalara da çağrı yapalım. Müşteri kaybetmek istemeyen özel bankalar da yapacaktır diye düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte ekonomimizi büyüttükçe emeklimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”
“KAYIT DIŞININ ÜSTÜNE GİTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Yılmaz: “Emekli sayımız 16 milyonu buldu. Bu yüksek bir rakam. 90’lı yılarda yapılan düzenlemelerin etkisi var, EYT’nin etkisi var. 2,5 milyon emekli sisteme dahil oldu. Bu geçmişten gelen yük. Bunları yöneteceğiz. Burada en önemli husus, prim ile gelir arasındaki denge. Ne kadar çok prim ödediyseniz o kadar çok gelir elde etmeniz lazım. Biz kamu olarak bunu bir miktar daha yükseltmeye çalışıyoruz. sosyal güvenlik sistemimizin sürdürülebilirliği önemli. Kayıt dışılıkla mücadele önemli. Biz sadece kayıtlıdan bunları ödüyoruz. 32 milyondan 24 milyonu kayıtlı. Kayıt dışının üstüne gitmeye devam edeceğiz. Bu da sosyal güvenlik sistemimizin sürdürebilirliğine katkı olacak.” dedi.
“GRİ LİSTEYLE İLGİLİ BAKANLIĞIZIN ÇALIŞMASI VAR”
Yılmaz konuşmasında, “Gri listeyle ilgili Maliye Bakanlığımız ciddi çalışma vardı. Bir ekip gelip bu çalışmaları sahada görecek. Kripto paralarla ilgili düzenleme eksik kalmıştı. Meclis grubumuza taslak çalışmalar iletildi. O yasanın çıkması ve gelecek grubun incelemesiyle gri listeden çıkılacak. Zaten saha incelemesinin olması oldukça olumlu tablonun göstergesi. Fitch görünümü pozitife çevirdi. Bunun devamı gelecekti. Yapısal reformlar olacak ve 4 yıl seçimsiz bir döneme giriyoruz. Bununla birlikte not artırımı gelecektir. Yapısal reform yaptığınızda kısa vadede beklenti kanalıyla olumlu etkilerini görürsünüz. Somut etkileri itibarıyla ve beklenti kanal dikkate alındığında yapısal reform çok önemli.
12. planımız var. Oranın da odağında yeşil ve dijital dönüşüm var. Bunlar hep yapısal dönüşüm öngören hususlar. Geçen yıl ekonomimiz 1 trilyon doları geçti. Dünya Bankası’nın bir sınıflandırılması var. 14 bin geliri geçtiğiniz zaman yüksek gelirli ülkeler sınıfına giriyorsunuz. Bu önemli bir eşik. Bu önemli eşiği yapısal reformlarla geçeceğiz. Bu da vatandaşımızı olumlu yansıyacak. Refah artışı olacak.” ifadelerine yer verdi.
Ayrıca Yımaz, “Terörün iki etkisi var. Biri doğrudan etkisi. Can kayıpları gibi. Bir de atıl kalan yaylalar gibi. Bu da dolaylı etki. Tüm bunların bedelini hem bölge hem Türkiye ödedi. Şimdi tam tersi bir dönem. Terör marjinalize olmuş durumda. Bu da faydalar doğuruyor. Terörün yıkıcı etkileri kısa sürede gerçekleşiyor bu olumlu etkiler ise zaman alıyor. Gabar’daki petrolden tutun Bingöl’deki Sütaş yatırımına kadar. Doğunun güneydoğunun Türkiye’ye yük olması mümkün değil. Bereketli bir toprak. Önümüzdeki dönemlerde o bölgelerde Türkiye ortalamasının üstünde büyüme göreceğiz. Bir yandan bölgede bir yandan da metropollerde faydasını göreceğiz. Tersine göç göreceğiz. Ben bunu gördüm.” dedi.
RUSYA’YA GEÇMİŞ OLSUN MESAJI
Rusya’da yapılan saldırıyla ilgili de konuşan Yılmaz, “Rusya’ya geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Rusya makamlarının yapacağı açıklamaları takip etmek lazım. Terörün tüm dünyanın belası. Ülkelerin teröre karşı işbirliği yapması lazım. Çünkü hepimizin belası terör. Hangi başlık altında olursa olsun terörü lanetliyoruz. Terörün insanlık dışı olduğunu bir kez daha buradan ifade edim.” dedi.

“TERÖRÜN OLDUĞU ORTAMDA DAHİ KAMU YATIRIMLARI YAPTIK”
Yılmaz: “Yüksekova’ya 5 yıldızlı otel açıldı. Gidip açılışını yapacağız. Şırnak’ta seralar kurulacak. Tarımsal üretimi artırdığımızda enflasyona da katkı olacak. Terörün olduğu ortamda dahi kamu yatırımları yaptık. Asıl kayıplarımız özel sermayede olmuştu. Yeni oluşan ortam özel yatırımlara güç veriyor. Külliye’de toplantı yaptık. İş inşalarını da davet ettik. Özel projeler geliştirin bu bölgelere dedik. İnsanımıza seslenelim. Doğu ve Güneydoğu’ya gitsinler. Buralar medeniyet yerleri. Medya imajlarıyla gerçekler örtüşmüyor. Gerçekler zihinlerden daha dinamik. Gerçekler değişiyor ama zihinler biraz daha inatçı. Zihinler biraz daha geç değişiyor.” dedi.
“TÜM BELEDİYELERİMİZ İÇİN KAYNAKLAR EŞİT”
Yılmaz, “AK Parti’nin sloganı ‘Gerçek Belediyecilik’. Gerçek belediyecilikten şunu anlıyoruz. Bir belediye başkanı, başkanlığı ideolojik amaçlarla da kendi kariyeri için de kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyordur. Bizim 90’lı yıllarda Cumhurbaşkanımızın oluşturduğu bir model var. Halkların sorununu çözen bir model. O zaman merkezi hükümet farklıydı. Ona rağmen Cumhurbaşkanımız devasa sorunları çözdü. Başarısızlıklarına bahane aramasınlar. Sen gelen kaynakları doğru kullanırsan çözersin. 2002 yılında belediyelere 5 milyar TL göndermişiz, geçen yıl 500 milyar TL gönderdik. Hiçbir ayrım yapmadık. Tüm belediyelerimiz için kaynaklar eşit. 2004’te belediyecilik kanununu değiştirdik. Belediye popülist işlere, reklamlara para harcarsa sonuç bu olur. Bu söylemler ‘başarısız oldum’ demektir. Kaynakları iyi kullanan belediye başkanının başarısız olması mümkün değil. İstanbul 5 yıl kaynaklardan yedi. Bir 5 yıl daha böyle gitmez. Kesinlikle bir ayrımcılık söz konusu değil. Dış kredi kullanacaksa sadece merkezi idareye gelir. Orada da ölçütler bellidir. AK Partili belediye de olsa CHP’de olsa umuyorsa ‘yok’ dersiniz. Burada ayrım yapmak söz konusu değil. Kabul edilen de reddedilen de projeleri olur. Esas olan belediyenin kaynakları ne kadar etkin kullandığıdır. Hiçbir bahanenin arkasına sığınmasınlar.” ifadelerini kullandı.
“EN UYGUN ADAY MURAT KURUM’DUR”
Murat Kurum’u uzun yıllardır tanıdığını belirten Yılmaz, “İstanbul’a odaklı. Ulaşım ve dirençli şehir önemli. Bu noktada somut projeleri var. Emlak Konut’ta TOKİ’de çalıştı. Sahadan biliyorum kendisi. Bingöl depreminde sahada çalıştı. Sonuç odaklı bir arkadaşımız. Sorunları masada bırakmaz. İstanbul’un da tam buna ihtiyacı var. İstanbul’un polemiğe ihtiyacı yok. İstanbulluların sorunların çözümüne ihtiyacı var. Bunun için de en uygun aday Murat Kurum’dur.” ifadelerini kullandı.
“İMAMOĞLU NE VAADETTİĞİNİ BİLE HATIRLAMIYOR”
Ekrem İmamoğlu’nun geçen 5 yıl için geçer bir not alamayacağını düşündüğünü belirten Yılmaz, “5 yılda sermayeden yedi. Niye bu 5 yılı boş geçirdik? Kayıp yıllar var. Yeterince hizmet edilmediği bir dönem oldu. Daha çok genel siyaset yapmaktan hoşlanan biri. İstanbul tek taşına uğraşılmayı hak eden bir şehir. İstanbul’da yeterince mesele var. Murat Kurum’un afet ve ulaşım projeleri önemli. Afet olmadan önce harcadığınız 1 lira afetten sonraki 7 liraya denk geliyor. Afetten önce riskleri azaltan projeler gütmeniz lazım. 650 bin konut gibi. Ulaşım da temel sorun. Bu konularda da Murat Bey çok hazırlıklı. Somut projeler ortaya koydu. Laf olsun diye değil. İmamoğlu’na bir soru soruldu. Ne vaat ettiğini bile hatırlamıyor. Siyasete güvenin özü şudur. Yapamayacağınız şeyi söylemeyeceksiniz söylediğiniz şeyi de yapacaksınız. Bunun da hesabı sandıkta sorulmalı.” dedi.
“MURAT BEY’İ AVANTAJLI GÖRÜYORUM, ‘SADECE İSTANBUL’ DİYOR”
Yılmaz, “Her partinin alacağı oy önemli. Yarışın Murat Bey ile İmamoğlu arasında geçeceği belli. DEM Parti’nin de iddiaları var. Güçlerini ortaya koyma çabaları var. Seçmen kendisine göre bir değerlendirme yapacaktır. Genel seçimlerle yerel seçimlerin farklı olduğunu düşünüyorum. Parti adetleri önemli elbet. Kim iyi bir iş ve yaşam ortamı oluşturur diye bakıyor insanlar. Daha çok yerel gündeme bakarak da insanlar karar verebiliyorlar. Yerel gündeme bakıldığında Murat Bey’i ciddi avantajlı görüyorum. Ciddi hazırlıklılar yapmış durumda. ‘Sadece İstanbul’ diyor.” ifadelerini kullandı.
ABD İLE İLİŞKİLER
Amerika ile ilişkilere de değinen Yılmaz, “NATO’da müttefikimiz ABD. En önemli mesele terörle mücadele. ABD’ye bir takım terör yapılanmalarıyla değil devletler birbiriyle çalışmalı’ diyoruz. Bizim gündemimiz çok açık. Devletler teröre karşı işbirliği yapmalı. Türkiye’nin milli menfaatleri söz konusu olduğundan bizim pozisyonumuz çok nettir. ABD de olsa Almanya da olsa aynı. ABD sadece siyasi bir güç değil. Önemli bir ekonomik güç. Burayla ilişkilerin güçlenmesi ekonomimize katkı sağlayacaktır. ABD ile pozitif süreç içerisindeyiz. Terör konusundaki yaklaşımlar çok kritik. Pozitif bir gündeme girdiğinizde bir sorunu çözmek diğer sorunları da çözmeye yardım eder.” dedi.
IRAK VE TERÖRLE MÜCADELE
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz sözlerine şöyle devam etti;
“Yeni konseptin getirdiği yeri görüyoruz. Teröre kaynağında müdahale etme konsepti. Bu stratejinin bizi getirdiği yerdeyiz. Terör içerde marjinalize oldu. Ülke dışında mücadelemiz devam ediyor. Sınır dışımızda mücadele ettiğimiz için ülke içinde rahatız. Uzun yıllardır Irak’ta ciddi terör yapılanması var. Irak hükümetiyle sağladığımız uzlaşma çok önemli.
Bu bölgeler bizim komşularımız. Bölge kalkınmadan ülkeler de amacına ulaşamazlar. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Burayı terörün tartışıldığı bölge değil kalkınmanın tartışıldığı bölge haline getirmemiz önemli. Kalkınma Yolu Projemiz çok önemli. Bu bölge terörden temizlenecek. Hangi ad altında olursa olsun. DEAŞ ve PKK ile mücadeleyi bu bölge kazanacak. Daha sonra da refaha yoğunlaşacağız. Bu bölgede farklı bir atmosfer oluşturacağız.”
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
]]>‘ERBAKAN HOCA, İMAMOĞLU’NUN ÖNÜNÜ KESMEYE ÇALIŞIRDI’
Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul’da aday çıkarmasını değerlendiren Pamukçu, “Erbakan Hocamız rahmetli, Milli Selamet Partisi’ni kurmak yoluyla da CHP’nin tek başına iktidarlığını önlemiştir. Neden karşı olduğunu da kendisinin 1950’den önce tedrisatında gördüğü sıkıntılardan zaten biliyordu. Onun için böyle bir tedbir hep düşünmüştür. Bugün de inanıyorum ki hayatta olsaydı kesinlikle CHP’li birinin bu seçimde kazanıpta 2028’e güçlü bir cumhurbaşkanı adayı olarak gitmesinin önünü keserdi, kesmeye çalışırdı.”
açıklamasında bulundu.
Suat Pamukçu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“İLKELERİMİZE UYMAYAN ADAYLARIN GETİRİLDİĞİNİ KABUL ETTİLER”
O süreç içerisinde çok şey değişti. Bunlardan en önemlisi Yeniden Refah tabanını kurarken seçmen tabanımız, şu anda AK Parti’ye oy veren insanlar. Rahmetli Erbakan hocam herhangi bir şekilde oradan kopan ya da bizden ayrılacak olan bir insan olursa diye Saadet Partisi’ni muhafaza etti. Ancak Saadet Partisi bu görevi yapmaktan uzaklaştı. Saadet Partisi tamamen kapılarını kapattı dolayısıyla o görevi yapamaz hale geldi. Bunun üzerin biz Yeniden Refah Partisi’ni kurduk ve kurarken ilk olarak dedik ki kesinlikle kapımızı kimseye kapatmayacağız ve o tabanı memnun eden bir politika izleyeceğiz.
“CHP İKTİDARINA YOL AÇACAK DAVRANIŞ İÇİN KENDİLERİNİ UYARIYORUM, BÖYLE BİR ŞEY DE BEKLEMİYORUM”
Şöyle bir şey söyleniyor. AK Parti’nin küskünleri Yeniden Refah Partisi’ne oy verecek ben böyle bir iddianın tamamen CHP kökenli olduğuna inanıyorum çünkü ben 1968’den beri bu siyasetin içerisinde olan bir insanım. 70-80-90’larda da bu ülkenin insanı bu ekonomik sıkıntıları atlatabildi. Şimdi yaşadığımız ekonomik sıkıntıya baktığımız zaman arkasında 3 tane majör sebep var bunlardan birisi pandemi. 2 yıl bu ülkede üretim durdu, arkasından Ukrayna savaşı geldi gıda kriziyle karşılaştık, arkasından yetmedi 11 tane ilimizi yerle bir eden asrın felaketiyle karşılaştık bütün bunları üst üste koyduğunuzda ortaya elbette ki ekonomik problem çıkar. Ama bu ülke bunları da aşar. Yeniden Refah’a, Saadet Partisi’ne, Gelecek Partisi’ne İYİ Parti hatta DEM’e oy verecek inançlı insanlara sesleniyorum CHP iktidarına yol açacak bir davranış için kendilerini bir kere daha uyarmak istiyorum. Böyle bir şey de beklemiyorum.
“NEDEN ADAY GÖSTERDİKLERİNİ ANLAMADIM”
İstanbul ölçeğinde bunu değerlendirecek olursak “Nasıl genel seçimde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı olmasını engellediysek, bunun için çabaladıysak şimdi de Ekrem İmamoğlu’na seçimi kaybettirmek olmalıydı amacımız” diyorsunuz. Doğru mu anlıyorum?
Çok doğru anlıyorsunuz. Ben niçin aday gösterdiklerini de anlamış değilim. “Bir siyasi partinin aday göstermesi en doğal hakkıdır” diye bir ifade var. Doğrudur. Hakkı olmak başka şey, haklı olmak başka bir şey. Evet hakkınız ama o hakkınızı kullandığınızda seçim sonunda karşılaşacağınız manzarayı hiç hesaba katmazsanız o hakkı doğru kullanmamış olursunuz. Haklı kullanmamış olursunuz. Haksız yere kullanmış olursunuz.

“YENİDEN REFAH YÜZDE 1 OY BİLE ALSA ADAY ÇIKARMAK YANLIŞTI”
Seçimin şu anki atmosferine baktığınızda Yeniden Refah’ında adayı var alacağı oyla birlikte seçimi nihai olarak etkileyecektir diyor musunuz?
Alacağı oyu tahmin etmek zor ama isterse yüzde 1 alsın etkilemese bile yapılan iş yanlış. Aday olarak ortaya çıkmak yanlış bu yanlıştan dönmek doğrudur.
“BAŞKANLIK DİVANINDAKİ ARKADAŞLARDAN BİRKAÇIYLA BEN BU KONUYU PAYLAŞTIM”
Yeniden Refah Partisi’nde görev yaptığınız süreç boyunca ya da bu son dönemde sizin gibi düşünenler var mı? İstişare ettiğiniz isimler oldu mu? Yeniden Refah Partisi’nde ittifak yapılması yönünde eğilimleri olanların oranına dair bir şey söyleyebilir misiniz?
Başkanlık divanındaki arkadaşlardan birkaçıyla ben bu konuyu paylaştım zaten biliyorlar. Onlarda benimle konuştukları zaman doğru söylüyorsun diyorlar ama divana gittikleri zaman herhalde başka türlü konuştular.
“BİR CHP’LİNİN BU SEÇİMDE SEÇİLMESİNİ VE 2028’DE BÖYLE BİR CHP FAŞİZMİNE YOL AÇMAYI HİÇBİR ZAMAN DÜŞÜNMEM”
Bir kötülüğü götürmek bir iyiliği getirmekten daha önemlidir. Eğer inanıyorsam AK Parti’ye girdiğimde bu tabana bir mesaj vereceğim ve CHP’li adayın önünü kesecek bir katkım olacak diye bir inanca sahip olursam onu da yaparım hiç bundan şüpheniz olmasın. Aslolan bir CHP’linin bu seçimde seçilip de 2028’de böyle bir CHP faşizmine yol açmayı hiçbir zaman düşünmem. Bunu önlemek için elimden ne geliyorsa yaparım.
“KÖTÜLÜĞÜ ÖNLEMEK İÇİN AK PARTİ’YE GEÇERİM”
Önemli olan bir kötülüğü önlemek, bir iyiliği getirmekten daha önemlidir. Eğer inanıyorsam AK Parti’ye girdiğimde bu tabana bir mesaj vereceğim ve CHP’li adayın önünü kesecek bir katkım olacak diye bir inanca sahip olursam onu da yaparım.
“ETRAFINDAKİLER ERBAKAN’I YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR”
Yeniden Refah Partisi özüne dönerse çok doğru bir iş yapmış olur. Böyle bir partiye bu ülkede ihtiyaç var. Eğer kuruluş ilkelerine dönüş olursa en doğru adımı atmış olurlar. Bu ülke için bir kazanç olur. Ama etrafındakiler Erbakan’ı yanlış yönlendiriyor, onlar sayesinde ne yapacağını ben kestiremiyorum. Yani sanki Saadet Partisi’nin yerini almış bir duruma geçti şu anda.”
]]>Hasankadı-Yenice kara yolu etüt çalışmalarının sürdüğünü, beldenin doğal gaza kavuşmasını da sağlayacaklarını anlatan Tunç, “Gerçek belediyecilik; AK Parti’dir, Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. Gerçek belediyecilik, 31 Mart’tan itibaren Hasankadı’da uygulanmaya devam edecek inşallah.” diye konuştu.

Tunç, AK Parti’nin 22 yıldan bu yana iktidarda olduğunu, 17 seçimde milletin tercihini AK Parti’den, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, Cumhur İttifakı’ndan yana kullandığını dile getirerek, 18’inci sandıkta da milletin yine en doğru kararı vereceğine inandıklarını kaydetti.
Eğitimden sağlığa, kültürden sosyal politikalara, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştıklarını anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“O nedenle insanımız, milletimiz, her sandığa gittiğinde ‘Recep Tayyip Erdoğan’ dedi. Boşuna demedi. Muhalefet seçimleri kazanamadı. Her seçim öncesi çok konuştular. Her şeyi söylediler. Ama ne oldu? Hepsi dağıldı gitti. 10 ay önce bir seçim oldu. O seçimde genel başkanları vardı, cumhurbaşkanı adayları, şu anda ortalıkta yok. Kendi partilerine genel başkanlığa layık görmediler. Cumhurbaşkanı yardımcıları vardı. Her partinin başkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Neredeler şimdi? Birbirlerine düştüler. Bunlar iktidara gelselerdi şimdi Türkiye nasıl olurdu? Nasıl bir kaosa girerdi? Her kafadan bir şey çıkardı. İktidarı paylaşamazlardı. Hemen tekrar seçim telaşı. Öyle olmaz mıydı? Ama milletimiz dedi ki; ‘Ben kaos istemiyorum, ben icraat istiyorum. Ben eser siyasetinin devam etmesini istiyorum’ dedi. Milletimiz tercihini tekrar AK Parti’den, Cumhur İttifakı’ndan yana kullandı. Muhalefet ne oldu? dağıldı gitti.”
Tunç, Türkiye Yüzyılı’nda güçlü Türkiye’yi inşa edeceklerini vurgulayarak, terörün her türlüsüyle mücadelenin kökü kazınıncaya kadar devam edeceğini dile getirdi.

– “HİÇ KIMSEYİ ENFLASYONA EZDİRMEYECEĞİZ”
Bakan Tunç, 22 yıldan bu yana vesayetçi ve darbeci anlayışın AK Parti’nin önünü kesmek istediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kesebildiler mi? Sizler müsaade etmediniz. Her zaman bizim önümüzü açtınız. O darbeci, vesayetçi anlayışı tarihe gömdük. Muhtıralarda da başarılı olamadılar. Krizler çıkarmaya çalıştılar, başarılı olamadılar. Gezi olaylarında da başarılı olamadılar, 17-25’te (Aralık) de. 15 Temmuz karanlık gecesini de onların başlarına sizler sayesinde çevirdik ve aydınlık bir güne kavuştuk. Bundan sonra bu ülkede bir daha darbeci, vesayetçi anlayış hortlamasın diye Anayasa’mızda reformlar yaptık. Bundan sonra darbeci, vesayetçi anlayış, hiçbir zaman bu ülkede hortlayamayacak.
Ama zihniyet gitti mi? İşte geçenlerde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı; ‘Gençler darbe yaparsa ben o darbecilere şapka çıkarırım, teslim olurum’ diyor. Bunlardan siyasetçi olabilir? Darbecinin yaşlısı genci mi olur? Sivili askeri mi olur? Bunların ruhuna işlemiş, bunların bu vesayetçi ruhtan kurtulmaları mümkün değil. Bunlar Yassıada zihniyetidir. Bunlar Adnan Menderes’i asıp maliye bakanını, dışişleri bakanını darağacında idam edenlerdir ve o günü ‘Demokrasi Bayramı’ diye yıllarca kutlatanlardır. Dolayısıyla herkes her şeyi görüyor. O nedenle bu ülkede bu millet bir daha darbeci, vesayetçi anlayışa ve onların destekçilerine, siyasi uzantılarına hiçbir zaman fırsat vermeyecek. Milli irade bayrağını hiçbir zaman yere düşürmeyeceğiz. 31 Mart’ta vereceğimiz kararla hep beraber yine bunların da cevabını vermiş olacağız.”

Seçmenlerin 31 Mart’taki kararlarıyla Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek vermiş olacağına işaret eden Tunç, “Önümüzde 4 yıllık bir kalkınma süreci olacak. Emeklinin, memurun, işçinin refahının arttığı, depremin, salgının, pandeminin etkilerinden kurtulduğumuz, ekonomik gelişmenin artarak devam ettiği bir dönem olacak. Bunu hep beraber göreceğiz. Hiç kimseyi enflasyona ezdirmeyeceğiz, emeklimiz de dahil. Sayın Cumhurbaşkanı’mız da bunu defalarca ifade ediyor ve bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da insanımızın her bir ferdinin yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan ile AK Parti Hasankadı Belediye Başkan adayı Süleyman Özgün’ün de konuşma yaptığı programın ardından Tunç, seçim irtibat bürosunun açılışını yaptı.
34 SİYASİ PARTİ KATILACAK
Seçime toplamda 34 siyasi parti katılacak. Partilerin oy pusulasındaki sıralaması; AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34, şeklinde olacak.
İSTANBUL’DA 49, ANKARA’DA 24 ADAY YARIŞACAK
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 49 aday yarışacak; adaylardan 22’si siyasi parti, 27’si ise bağımsız olarak seçime girecek. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 29, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 28, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 27, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için de 24 aday yarışacak.
TÜM PUSULALAR TEK ZARFA KONACAK
Her seçmen, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek, hangi seçim çevresinin seçmeniyse sadece o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilecek. Büyükşehir olmayan illerde, il genel meclis üyeliği, belediye başkanı, belediye meclis üyeliği ve muhtarlık ile ihtiyar heyeti için oy verilecek.
Büyükşehir belediye başkanlığı için oy pusulası beyaz, il genel meclisi üyelikleri için oy pusulası turuncu, belediye başkanlığı için oy pusulası mavi, belediye meclisi üyeliği için oy pusulası ise sarı renkli olacak. Seçmenler, tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için olan beyaz pusulanın boyu yaklaşık 1 metre olacak.
32 İLDE OY VERME SAATİ ERKEN
Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis illerinde ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme saatleri 07.00-16.00 olacak. Bu illerin dışında kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak. Mühür partinin ya da adayın olduğu alana basılacak, taşması halinde oy geçersiz kılınacak. Basılan mühür dışarı kalacak şekilde pusula katlanacak ve zarfa atılacak.
YURT DIŞI SEÇMENLERİ OY KULLANAMAYACAK
Büyükşehirlerde; öncelikle büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak. Diğer illerde ise sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak. Yurt dışındaki Türk vatandaşı seçmenler yerel seçimde oy kullanamayacak. 
Takvime göre bugün itibarıyla propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları başladı.
Seçim propagandası 30 Mart Cumartesi günü saat 18.00’de, seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek.
SÖZLÜ, YAZILI VE GÖRÜNTÜLÜ PROGPOGANDA YAPILABİLECEK
Bu zaman zarfında, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla ya da internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.
Seçim süresince genel yollar üzerinde, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesisler ile ilçe seçim kurullarının gösterdiği meydanların dışında toplu olarak sözlü propaganda yapılması yasak olacak.
Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip ikinci saatin sonundan güneşin doğmasına kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılması da yasak.
Vatandaşların elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlar ile taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak. Ancak siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.
Oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasak olacak.
Bakanlarla, milletvekillerinin yurt içindeki seçim propagandası ve gezileri, makam otomobilleri ya da resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapılamayacak. Bu amaçlı gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlama törenleri yapılamayacak, resmi ziyafet verilemeyecek.
Bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası kapsamındaki gezilerine hiçbir memur katılamayacak.
31 MART’TA SANDIK BAŞINA GİDİLECEK
Döküm ve dağıtımına 29 Şubat Perşembe günü başlanan seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı 24 Mart Pazar günü tamamlanacak. Seçmenler bilgi kağıtlarını yanlarında getirmek zorunda olmayacak.
Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını YSK’nin internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya “444 9 975” numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Türkiye, 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
OY VERME SAATLERİ
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat öne çekti.
Buna göre, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ile Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Diğer illerde oylar 08.00-17.00 saatlerinde kullanılacak.
SEÇİME 34 SİYASİ PARTİ KATILACAK
34 siyasi partinin katılacağı seçimde partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
“AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.”
EN FAZLA ADAY İSTANBUL’DA
YSK’nin seçim takvimi kapsamında siyasi partiler ve bağımsız adaylar, adaylık başvurularını 20 Şubat Salı günü mesai bitimine kadar ilgili il ve ilçe seçim kurullarına teslim etti.
İnceleme sonucu il ve ilçe seçim kurullarınca kesin aday listeleri 3 Mart Pazar günü açıklandı.
49 adayla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, en çok adayın yarışacağı belediye oldu. Bu adaylardan 22’si siyasi parti, 27’si ise bağımsız olarak seçime katılacak.
İstanbul’u 29 adayla Gaziantep, 28 adayla Malatya takip edecek. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından 3’ü bağımsız, Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından ise 5’i bağımsız olarak seçime girecek.
ANKARA İÇİN 24 ADAY YARIŞACAK
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 19’u siyasi parti, 5’i bağımsız olmak üzere 24 aday yarışacak.
Takvime göre bugün itibarıyla propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları başladı.
Seçim propagandası 30 Mart Cumartesi günü saat 18.00’de, seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek.
SÖZLÜ, YAZILI VEYA GÖRÜNTÜLÜ PROPAGANDA YAPILABİLECEK
Bu zaman zarfında, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla ya da internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.
Seçim süresince genel yollar üzerinde, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesisler ile ilçe seçim kurullarının gösterdiği meydanların dışında toplu olarak sözlü propaganda yapılması yasak olacak.
Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip ikinci saatin sonundan güneşin doğmasına kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılması da yasak.
Vatandaşların elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlar ile taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak. Ancak siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.
Oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasak olacak.
Bakanlarla, milletvekillerinin yurt içindeki seçim propagandası ve gezileri, makam otomobilleri ya da resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapılamayacak. Bu amaçlı gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlama törenleri yapılamayacak, resmi ziyafet verilemeyecek.
Bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası kapsamındaki gezilerine hiçbir memur katılamayacak.
31 MART’TA SANDIK BAŞINA GİDİLECEK
Döküm ve dağıtımına 29 Şubat Perşembe günü başlanan seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı 24 Mart Pazar günü tamamlanacak. Seçmenler bilgi kağıtlarını yanlarında getirmek zorunda olmayacak.
Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını YSK’nin internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya “444 9 975” numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Türkiye, 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
OY VERME SAATLERİ
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat öne çekti.
Buna göre, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ile Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Diğer illerde oylar 08.00-17.00 saatlerinde kullanılacak.
SEÇİME 34 SİYASİ PARTİ KATILACAK
34 siyasi partinin katılacağı seçimde partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
“AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.”
EN FAZLA ADAY İSTANBUL’DA
YSK’nin seçim takvimi kapsamında siyasi partiler ve bağımsız adaylar, adaylık başvurularını 20 Şubat Salı günü mesai bitimine kadar ilgili il ve ilçe seçim kurullarına teslim etti.
İnceleme sonucu il ve ilçe seçim kurullarınca kesin aday listeleri 3 Mart Pazar günü açıklandı.
49 adayla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, en çok adayın yarışacağı belediye oldu. Bu adaylardan 22’si siyasi parti, 27’si ise bağımsız olarak seçime katılacak.
İstanbul’u 29 adayla Gaziantep, 28 adayla Malatya takip edecek. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından 3’ü bağımsız, Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından ise 5’i bağımsız olarak seçime girecek.
ANKARA İÇİN 24 ADAY YARIŞACAK
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 19’u siyasi parti, 5’i bağımsız olmak üzere 24 aday yarışacak.
Haber7 – ÖZEL
2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne yönelik geri sayım başladı ve vatandaşlar, sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Seçime 11 gün kala kararsız seçmen sayısında azalma görülürken Türkiye genelinde de tablolar netleşmeye başladı. 34 siyasi partinin katılacağı seçimde hangi bölgelerde hangi adayların da etkin olduğu netlik kazanıyor. Yerel seçim yarışında İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde kritik yarış ise devam ediyor. Başkan adaylarının büyük projelerini ve vaatlerini vatandaşa anlatması ile sandıkta görülebilecek potansiyel oranlar kamuoyu araştırmalarına da yansıdı. Kritik süreçte yarın itibariyle başlayacak olan seçim yasakları arasında anket araştırmaları da yer alacak. Anket açıklama yasağının son saatlerinde, Haber7 kamuoyunun nabzını tuttu.
OPTİMAR Araştırma Başkanı Hilmi Daşdemir ve AREDA SURVEY Genel Müdürü Yusuf Akın son anketleri Haber7’ye açıkladı.
Kamuoyu araştırmacıları masalarındaki son anketleri açıkladı! İşte Türkiye’de yerel seçim tablosu…

İSTANBUL BIÇAK SIRTINDA!
OPTİMAR Araştırma Başkanı Hilmi Daşdemir Haber7’ye yaptığı açıklamada, İstanbul’un ‘bıçak sırtında’ olduğunu ifade etti. Büyükşehirlerdeki kamuoyu araştırmalarını anlatan Hilmi Daşdemir, İzmir’de Hamza Dağ’ın iyi bir kampanya yürüterek sürpriz yapabileceğini, Antalya’da ise durumun başa baş gittiğini açıkladı. Hatay’da CHP’nin yaşadığı Lütfü Savaş krizi ile AK Parti’nin rahat bir havada seçime girdiğini söyleyen Daşdemir, Adana’da da kıl payı ile Zeydan Karalar’ın önde olduğunu kaydetti.
İYİ Parti seçmeninin kendi adayları dışında CHP adaylarına yöneldiklerini belirten OPTİMAR Araştırma Başkanı Hilmi Daşdemir, DEM Parti ve TİP’in de CHP ile işbirliği yaptığını öte yandan Yeniden Refah Partisi’nin bazı bölgelerde AK Parti’ye kaybettirme potansiyelinin olduğunu ifade etti.
SÜRPRİZ HANGİ İLLERDEN GELECEK?
İstanbul’un ilçeleri ile ilgili konuşan OPTİMAR Araştırma Başkanı Hilmi Daşdemir, “Sarıyer’de Ak Parti alabilir, Kartal’da da böyle bir ihtimal olabilir. Geri kalan ilçelerde sürpriz olacağını genel anlamda düşünmüyorum.” şeklinde konuştu.
Sürpriz beklediği illerle ilgili ise, “Muğla’nın Bodrum ve Marmaris ilçelerinde AK Parti güçlü geliyor. Buralarda bir değişim olursa CHP’nin ‘kimi aday gösterirsek kazanırız’ algısının da doğru olmadığının teyidi gerçekleşir. Anadolu’da bazı yerlerde Kayseri, Konya, Malatya gibi illerde Yeniden Refah Partisinin yüzde 10 civarında oya çıktıklarını görüyoruz. Tepki oylarının bu yönde bir eğilimi olduğunu söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL’DA SON DURUM
CHP’nin elinde bulundurduğu birçok büyükşehir belediyesini kaybedeceği yönünde net verileri olduğunu açıklayan AREDA SURVEY Müdürü Yusuf Akın, seçmenin CHP’yi cezalandıracağı yönünde tavrının olduğunu belirtti. Siyasal kimliği ile veya ideolojik olarak bir oy verme davranışı gösteren seçmen hariç CHP tabanının dahi yeterli oranda toparlanmadığını gördüklerini ifade eden AREDA SURVEY Müdürü Yusuf Akın, İstanbul’da kıran kırana giden bir durumun olduğunu kaydetti. Murat Kurum’un moral üstünlüğünü elinde tuttuğunu belirten Yusuf Akın, seçime kadar İmamoğlu’nun CHP’de yaşanan kaoslar ile ilgili yıpranacağını ifade etti. Muhalefet seçmenin de sandık motivasyonunun düşük olduğunu ancak CHP’nin kurultay döneminde yaşanan istifalarla alevi seçmeninin de CHP’ye sırt döndüğünü belirtti.
MANSUR YAVAŞ SESSİZLİĞİNİ BOZACAK MI?
Ankara’ya dair masalarındaki son anketleri açıklayan AREDA SURVEY Müdürü Yusuf Akın, oy potansiyelini her gün arttıran tarafın Turgut Altınok olduğunu ifade etti. Bahçeli’nin sahaya inmesi ile seçmenin de hareketleneceğini açıklayan Yusuf Akın, Yavaş’ın suskun siyaset trendinin son düzlükte düşüşe geçtiğini kaydetti.
“İZMİR GELSİN TABİRİ BU KEZ TUTMAYABİLİR”
CHP’nin kalesi olarak nitelendirilen İzmir’i değerlendiren Yusuf Akın, İzmir’de Hamza Dağ’ın tüm siyasi yelpazeyi kucaklayan tavrının seçmende sempati topladığını belirtti. Muhalefet seçmeninin İzmir’de CHP’yi cezalandıracağını açıklayan AREDA SURVEY Müdürü Yusuf Akın, “İzmir gelsin tabiri bu kez tutmayabilir. İzmir bazı medya kurumlarını ve gazetecileri üzebilir hatta İzmir’den gelecek sonucu gölgelemek isteyebilirler. Hamza Dağ inanılmaz bir saha performansı gösteriyor. İzmir seçmenini hizmet anlayışına ikna ettiği yönünde veriler var. Aradaki farkın azaldığını ve seçime girerken değişeceğini görebiliyoruz. Tüm siyasi yelpazeyi kucaklama metodu sempati topluyor. Muhalefet seçmeni CHP’nin ‘dayatma siyasetini’ cezalandıracak.” dedi.
YSK’nın takvimine göre, seçime giden süreçteki önemli tarihlerden biri de 21 Mart Perşembe olacak. Bu tarihte propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları başlayacak.
Seçim propagandası 30 Mart Cumartesi günü saat 18.00’de, seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek.
SÖZLÜ, YAZILI VEYA GÖRÜNTÜLÜ PROPAGANDA YAPILABİLECEK
Bu zaman zarfında, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla ya da internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.
Seçim süresince genel yollar üzerinde, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesisler ile ilçe seçim kurullarının gösterdiği meydanların dışında toplu olarak sözlü propaganda yapılması yasak olacak.
Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip ikinci saatin sonundan güneşin doğmasına kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılması da yasak.
Vatandaşların elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlar ile taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak. Ancak siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.
Oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasak olacak.
Bakanlarla, milletvekillerinin yurt içindeki seçim propagandası ve gezileri, makam otomobilleri ya da resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapılamayacak. Bu amaçlı gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlama törenleri yapılamayacak, resmi ziyafet verilemeyecek.
Bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası kapsamındaki gezilerine hiçbir memur katılamayacak.
31 MART’TA SANDIK BAŞINA GİDİLECEK
Döküm ve dağıtımına 29 Şubat Perşembe günü başlanan seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı 24 Mart Pazar günü tamamlanacak. Seçmenler bilgi kağıtlarını yanlarında getirmek zorunda olmayacak.
Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını YSK’nin internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya “444 9 975” numaralı YSK Çağrı Merkezi’nden kontrol edebilecek.
28 Mart’ta tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler kesinleştirilecek.
Türkiye, 31 Mart’ta sandık başına gidecek.
OY VERME SAATLERİ
YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat öne çekti.
Buna göre, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ile Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak.
Diğer illerde oylar 08.00-17.00 saatlerinde kullanılacak.
SEÇİME 34 SİYASİ PARTİ KATILACAK
34 siyasi partinin katılacağı seçimde partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:
“AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.”
EN FAZLA ADAY İSTANBUL’DA
YSK’nin seçim takvimi kapsamında siyasi partiler ve bağımsız adaylar, adaylık başvurularını 20 Şubat Salı günü mesai bitimine kadar ilgili il ve ilçe seçim kurullarına teslim etti.
İnceleme sonucu il ve ilçe seçim kurullarınca kesin aday listeleri 3 Mart Pazar günü açıklandı.
49 adayla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, en çok adayın yarışacağı belediye oldu. Bu adaylardan 22’si siyasi parti, 27’si ise bağımsız olarak seçime katılacak.
İstanbul’u 29 adayla Gaziantep, 28 adayla Malatya takip edecek. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından 3’ü bağımsız, Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından ise 5’i bağımsız olarak seçime girecek.
ANKARA İÇİN 24 ADAY YARIŞACAK
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 19’u siyasi parti, 5’i bağımsız olmak üzere 24 aday yarışacak.
14-28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan genel seçimlerde işbirliği yapan 6’lı masanın hezimete uğradıktan sonra dağıldığına dikkat çeken Erdoğan, “Siyaset geleneğimizde muhalefetin yaptığı gibi suçu millete atmak yoktur. Muhalefet cenahı yenildikleri seçim sonrasında bile kendilerini sorgulamaz ve hesaba çekmezler. Muhalefet her zaman bir günah keçisi bulur. 6’lı masadan kimse kaldı mı? Hani liderler, Meclis’e girebildiler mi?” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmet ederken, kimsenin kökenine ve mezhebine bakmadık. Mamak’taki mahallelerimizin hepsi, siyasi tercihlerinden bağımsız olarak aynı standartlarda hizmet aldılar. Belediye kapısını kimseye kapamadık” dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Bugün Mamak’ta tamamlanan eser, yatırım ve hizmetlerin toplu açılışı için bir aradayız. Mamak’a olan şükran borcumuzu ödemek istiyorum. Türkiye’nin en kritik seçimlerinden birini yaptık. Mamak şahsıma yüzde 49 oranında oy verdi. Tüm Mamaklı kardeşlerime teşekkür ediyorum. Daha yüksek oy bekliyorduk demek ki mesajlarımızı iletmede eksikliklerimiz oldu. Her vatandaşımız bizim başımızın tacıdır.
“6’LI MASADAN KİM KALDI?”
Biz eksik varsa kendimizde arar, hata varsa kendimize bakarız. Muhalefet ise bırakın kazandıklarını yenildiklerinde bile kendilerini sorgulayıp hesaba çekmezler. Bir günah keçisi bulup yollarına devam ederler. Mayıs seçimlerinde de aynısını yaptılar. Suçu vatandaşa ve adaylarına atıp kendilerini temize çektiler. Ne oldu altılı masa? Hani liderler, Meclis’e girebildiler mi masada kim kaldı?
“KARŞIMDA 35 BİN MAMAKLI VAR”
İnşallah Mamak 31 Mart’ta destan yazacak. Kazanmış olmamıza rağmen bu seçimde aldığımız oyu yeterli görmüyoruz. 31 Mart’ta Mamaklı kardeşlerimiz ile el ele verip eser siyasetini zirveye çıkaracağız. Mamak 40’tan fazla vilayetin Ankara’ya giriş kapısı olan Ankara’nın nüfus açısından 4. ilçesidir. Resmi rakamları aldım, 35 bin dediler. Şu an karşımda 35 bin Mamaklı var. Amasız şartsız dün olduğu gibi bugün, yarın ve daima… Mamak’ın eski halini hepimiz hatırlıyoruz. Daha önceden akla gecekondular, yokluk yoksulluk gelirdi. Yatırımlarımızla bu tabloya son verdik. Mamak’ın eski görünümünden kurtulması için her alanda önemli atılımlar gerçekleştirdik. Artık büyüyecek yeri kalmamış, kimi ilçelere göre Mamak hala potansiyelli yüksek yerlerin başında geliyor. Mamak bu yarışta giderek öne geçiyor.
“52 YATIRIMI HİZMETE ALIYORUZ”
Bugün bu eser ve hizmet zincirine yeni halkalar ekliyoruz. 52 kalem yatırımı sizlerin hizmetine veriyoruz. Bu projeler arasında havuzlar, millet kıraathaneleri, kapalı pazar yerleri, kütüphaneler, gençlik merkezleri bulunuyor. Belediye ve bakanlıklarımızın yaptığı hizmetleri resmen hizmete alıyoruz. Mamak belediyemizi gönülden tebrik ediyorum. İşçilerimizi kutluyorum. 31 Mart’tan sonra bunlara yenilerini ekleyeceğiz. Mamak’ın tavrının gerçek belediyecilikten olacağına yürekten inanıyorum.
“BELEDİYE KAPILARINI KİMSEYE KAPATMADIK”
Bu seçimlerde Mamak’ta bayrak değişimine gittik. Murat Köse kardeşimizin yerine Asım Balcı kardeşimizi aday gösterdik. Murat kardeşimize hizmetleri için teşekkür ediyorum. Yol arkadaşlığımızı başka alanlarda devam ettireceğiz. Hizmet ederken kimsenin kökenine mezhebine bakmadık. Belediyemizin ve kamu kurumlarının kapılarını kimseye kapatmadık.
“NİFAK SOKMAYA ÇALIŞANLARA KARŞI UYANIK OLACAĞIZ”
14-28 Mayıs seçimlerindeki gibi bu seçimde de siyasi rekabeti siyasi husumete dönüştürmeye çalışanlar var. Bunlar lafa gelince sağda solda ahkam keserler ama insanları etnik kökenine bakarak ayrıştırmadan duramaz. Biz yakın geçmişte Çorum, Maraş olaylarını yaşamış milletiz. Sivas olaylarında provokasyonları yaşamış milletiz. Kim mezhep üzerinden siyaset yapıyorsa bu milletin iyiliğini istemiyordur. Siyasetçiler olarak elbette yarışacağız. Ülkemiz adına doğru bulmadığımız hususları ifade edeceğiz ama bunları yaparken aramıza nifak sokmaya çalışanlara karşı daima uyanık olacağız.
“11 GÜN BOYUNCA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”
Şehrimizin sorunlarının kör düğüm haline gelmemesi için 31 Mart fırsattır. Gelin bu fırsatı heba etmeyelim. Kaybedeceklerini anlayanların tahriklerine kapılmadan 11 gün boyunca çok iyi çalışacağız.
]]>‘ASLA BİRİLERİNİN TUZAĞINA DÜŞMEYECEĞİZ’
HÜDA PAR’ın adaylarını çekeceği yönündeki iddialara ilişkin de Yapıcıoğlu, şunları söyledi:
“Daha önce söyledik, bir daha söylüyoruz. 81 ilin tamamında, kendi adaylarımızla seçimlere gidiyoruz. 922 ilçenin 666’sında bizim belediye başkan adaylarımız var. Büyükşehir olmayan illerimizin merkez ilçeleri de dahil 973 ilçenin tamamında, bizim meclis üyesi adaylarımız var ve kendi adaylarımızla, kendi logomuzla seçimlere giriyoruz. Birileri, son günlerde, ‘HÜDA PAR şu veya bu partinin lehinde ya da aleyhinde aday çekecek’ diye bir söylem geliştiriyor. Bu da gerçek dışıdır. Bütün vatandaşlara buradan sesleniyoruz, adaylarımızı geri çekmek için aday göstermedik. Aday gösterdiğimiz her yerde seçimleri kazanmak için elimizden gelen her türlü çabayı ortaya koyacağız. Ama bu çabayı ortaya koyarken asla çirkinleşmeyeceğiz, asla sertleşmeyeceğiz. Asla birilerinin tuzağına düşmeyeceğiz, siyasetimizi yapacağız. Başkasını anlatma ihtiyacını da duymuyoruz. Sadece kendimizi, projelerimizi, siyasete bakışımızı, yerel yönetimlerden anladığımızı ve yerel yönetimleri kazandığımızda, neler yapacağımızı, neler yapmak istediğimizi milletimizle paylaşarak, bir seçim kampanyası yürütüyoruz. İnşallah bu çizgimizde, bu kampanyamızı yürütmeye devam edeceğiz. Şimdiden seçimlerin ve sonuçlarını milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.”
‘YÜZDE 80’İNİN HÜDA PAR’DAN HABERİ YOKTU’
Anketlere ilişkin de değerlendirme yapan Yapıcıoğlu, “Daha önceki anketlerde bizim gördüğümüz şey şudur; 2018 seçimlerinde vatandaşın çok az bir kısmı HÜDA PAR’ı duymuş, tanımıştı. Geldiğimiz 2024 yılı, 2018’in tablosu yok. 2018’de vatandaşlarımızın yüzde 80’inin HÜDA PAR’dan haberi yoktu. Şimdi yüzde 80’inden fazlası HÜDAPAR’ı tanıyor. Saha da bunu gösteriyor” diye konuştu.
HABER7
31 Mart yerel seçimlerine sayılı günler kala CHP’de geçtiğimiz günlerde görüntüleri ortaya çıkan ‘Para kuleleri’ tartışmaları devam ederken, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim harcamaları gündem oldu. Televizyon, gazete, internet siteleri ve sosyal medyada en çok reklamı veren isimlerden biri olan İmamoğlu’nun seçmene dağıttığı hediyeler ve Otoyol kenarlarına asılmış kilometrelerce afişleri ise “Bu değirmenin suyu nereden geliyor?” yorumlarına neden oldu.
Seçime doğru giderken geçtiğimiz gün ortaya çıkan CHP’deki ‘Para kuleleri’ ve balya balya euro sayma görüntüleri gündem olmuştu. CHP’den yapılan açıklamada İstanbul İl binasının alımı esnasında kapora olarak verilen paranın görüntüleri denilmiş ancak tam olarak ne parası olduğu soruşturma sonrasında netleşecek para görüntüler için 3 kişi ifadeye çağrılmıştı. CHP’de ‘Para kuleleri’ tartışmaları sürerken bir yandan da CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun seçim harcamaları dikkat çekiyor.
REKLAM BÜTÇESİ KESESİNİN AĞZINI SONUNA KADAR AÇTI
Türkiye’nin merakla beklediği 31 Mart yerel seçimlerine sadece 13 gün kaldı. 31 Mart için adaylar sahada tüm çabalarını sarf ediyorlar. Anket sonuçları istediği gibi gelmeyen CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu ise sahada uğraşmasının yanı sıra seçmeni etkilemek için her türlü yola başvuruyor. Geçtiğimiz yıllarda ‘Reklam bütçesi’nin, ‘deprem bütçesini geçmesi nedeniyle sıkça eleştirilen İBB Başkanı İmamoğlu, seçime sayılı günler kala yine reklam bütçesinin kesesini sonuna kadar açtı. İmamoğlu televizyon, gazete, internet siteleri ve sosyal medyada en çok reklamı veren isimlerden biri oldu.

İBB EN ÇOK REKLAM VEREN MARKALARDAN BİRİ OLDU
Göreve geldiği 2019 yılından bu yana hizmet yerine reklam yapmayı tercih eden İmamoğlu, İBB’yi Medya Takip Merkezi‘nin reklam listesinde ilk beşe soktu. Seçimleri kazanmak için reklam kesesinin ağzını açan ve oluk oluk parayı reklama aktaran İmamoğlu yönetimindeki İBB, en çok televizyon reklamı veren markalardan biri olarak öne çıktı.

Otoyol kenarlarına kilometrelerce uzunluğunda afişler ve bilboardlar astıran İmamoğlu, vatandaşlara da içleri hediye dolu çantalar dağıtıyor. İmamoğlu yönetimi bazı ilçelerde muhafazakar seçmenden oy alabilmek için seccade ve zikirmatik dağıtırken, gençlerden oy alabilmek için ise ‘ilk oy hediyesi’ adı altında çanta gönderiyor.

İmamoğlu’nun gönderdiği çantada; Kulaklık, atkı, çay, çerez, fındık ezmesi, powerbank, kupa ve termos yer alıyor.

“BU DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN GELİYOR?”
Ekrem İmamoğlu yönetiminin CHP’de dolar kuleleri tartışmaları devam ederken ve her geçen gün bir yeni para sayma görüntüsü ortaya çıkarken seçim için reklamlara bu kadar bütçe ayırabilmesi akıllarda soru işaretleri oluşturdu. Birçok İstanbullu “İmamoğlu, seçim çalışmalarının reklamı için İBB kaynaklarını mı kullanıyor?”, “İmamoğlu yönetimine el altından para mı aktarılıyor?”, “Bu değirmenin suyu nereden geliyor?” sorularının cevapları merak konusu oldu.

REKLAMI DEPREMDEN DAHA ÖNEMSEMİŞTİ
İmamoğlu yönetimi göreve geldiği günden bu yana İBB bütçesini reklamlara ayırmıştı. Kentsel dönüşüm en önemli sorunu haline gelen İstanbul’da İBB’nin 2022 bütçesinde reklam ve organizasyonlara ayrılan para sosyal konut ve deprem bütçesinin iki katı olmuştu. İmamoğlu, 2022’de sosyal konut yapımı için 12 milyonluk bütçe ayırırken, kentsel dönüşüm için ise 492 milyon lira bütçe ayırmıştı. 2022’de reklam, organizasyon ve şov için ayrılan para ise 849 milyon TL olmuştu.
]]>Gelen, “31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri”ne yönelik yürüttükleri hazırlıklara ilişkin bilgi verdi.
Yanıltıcı içerikleri, mezenformasyonu (zararlı yanlış bilgi), dezenformasyonu ve manipüle edilen içerikleri engellemeye çalıştıklarını ifade eden Gelen, “31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Seçimleri’nde, seçmenleri yıldırmayı veya oy vermelerini engellemeyi amaçlayan içerikleri kaldırıyoruz ve şiddeti teşvik eden içeriklere veya hesaplara tolerans göstermiyoruz.” dedi.
Kullanıcıların yanıltıcı içerikleri doğrudan uygulama üzerinden bildirmelerini kolaylaştırdıklarına işaret eden Gelen, bu çerçevede yanlış bilgilendirmeyle ilgili politikalarına uygun olarak raporları inceleyen özel bir ekip bulunduğunu söyledi.
Gelen, ilgili politikalar ve dezenformasyon risk yönetimi hakkında TikTok’u bilgilendirmeleri için 10 yerel paydaşla yakın şekilde çalışmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“Bu hassas dönemde, içeriğin doğruluğunu değerlendirmek için doğruluk kontrol ortağımızla işbirliğimizi sürdüreceğiz. Böylece yanlış veya manipüle edilmiş videoları hızlıca kaldırma esnekliğine sahip olacağız. İçerik, teyit edilemediğinde, sizin için akışında tavsiye edilmeye uygun olmayabilir ve kullanıcıları uyarmak için bir uyarı eklenebilir.
Seçim günü, sonuçlar ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından teyit edilmeden erken zafer iddiasında bulunan içeriklerin görünürlüğünü azaltmak için Teyit.org ile işbirliği yapacağız.”

“TOPLULUĞUMUZUN TEYİT EDİLMİŞ BİLGİYE ULAŞMASINI SAĞLAYACAĞIZ”
Teyit edilmiş bilgilere erişim sağlamanın, seçimlere ilişkin dezenformasyon ve mezenformasyonla mücadele stratejisinin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Gelen, özellikle seçimlerle ilgili bilgilere ulaşmak isteyen kullanıcılar için Türkiye Seçim Takip Merkezi’ni geçen yıl genel seçimlerde faaliyete geçirdiklerini anımsattı.
Kullanıcıları, nasıl ve nerede oy kullanacaklarına ilişkin ayrıntılar dahil, seçimlere ilişkin gerçek bilgilere yönlendirdiklerini dile getiren Gelen, şöyle devam etti:
“Moderasyon ekiplerimize Türkiye’de, Türkçe haricinde konuşulan dillerde de destek sağladık. Bu destek, farklı dillerdeki içeriklerin denetlenmesine daha fazla yardımcı olacak. Seçim Takip Merkezi’nin görünür ve erişilebilir olmasını sağlamak için Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi ile ilgili olduğu belirlenen içeriklerin yanı sıra Türkiye’deki politikacılara ve siyasi partilere ait hesaplardan gelen içeriklere de etiketler ekledik. Bu etiketler, kullanıcıları Seçim Takip Merkezi sayfasına yönlendirilerek seçimler hakkında bilgi almalarını sağladı.”
Gelen, kullanıcıları, oylama hakkında doğrulanamayan iddialar içeren içeriklerle ilgili seçim rehberine yönlendiren bir uyarı da eklediklerini belirterek, “Merkezimiz milyonlarca TikTok kullanıcısı tarafından görüntülendi ve takip edildi. Yüz binlerce kişi de merkezimiz üzerinden Yüksek Seçim Kurulunun seçim sitesine geçiş yaptı. Önümüzdeki yerel seçimlerde de bu çalışmayı tekrar faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Topluluğumuzun teyit edilmiş bilgiye ulaşmasını sağlayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
“TİKTOK’TA SİYASİ İÇERİKLİ ÜCRETLİ REKLAMLARA İZİN VERMİYORUZ”
TikTok’taki birincil odak noktalarının, topluluk için eğlenceli ve samimi deneyim yaratmak olduğunu vurgulayan Gelen, şunları kaydetti:
“TikTok’ta siyasi içerikli ücretli reklamlara izin vermiyoruz. Herhangi bir ücretli reklamın platformumuzun standartlarına uyması gerekir. Ücretli siyasi reklamlar TikTok platform deneyimine uymuyor. Bu nedenle seçimle ilgili reklamlar ve propaganda reklamları dahil olmak üzere şehir, bölge veya yerel düzeyde bir adayı, mevcut lideri, siyasi partiyi veya grubu tanıtan veya bunlara karşı çıkan ücretli reklamlara izin vermeyeceğiz.”
Gelen, politikacılar, bakanlar, siyasi partiler gibi kullanıcıların sahte hesaplarını tespit etmek için güçlü mekanizmalarının bulunduğuna da dikkati çekerek, tespit edildiğinde bu hesapları kaldırdıklarını sözlerine ekledi.
Haber7 / ÖZEL
Yerel seçimlere sayılı günler kala mevcut belediye başkanlarının seçim öncesi verdiği vaatler ile seçimden sonra yaptığı icraatları karşılarına çıkıyor. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, göreve geldiği günden bugüne 5 yıl geçti. CHP’li Karalar’ın seçim vaatlerini icraata dökemediği ortaya çıktı. 2 milyon Adanalıya seçim öncesinde 12 büyük projesini anlatan ve yapacağına dair söz veren Karalar, 5 yıllık yönetiminde 12 vaadinden yalnızca 1 projeyi hayata geçirebildi.
CHP’li Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın 5 yıllık karnesi belli oldu. 2019 yılında göreve gelir gelmez verdiği sözleri tutmayarak belediyede işçi kıyımına başlayan CHP’li Karalar, ulusal basında icraatları ile değil skandalları ile oldukça gündeme geldi. Adana Büyükşehir Belediyesi’ndeki usulsüz işlemler sayıştay raporlarına yansıdı. Adana’nın, trafik-ulaşım, çarpık kentleşme ve altyapı gibi önemli sorunları varken CHP’li Zeydan Karalar’ın 5 yılda bu konuda bir adım atmayarak vadettiği projeleri hayata geçirmediği ortaya çıktı.
İşte Zeydan Karalar’ın 5 yıllık karnesi…
PERSONELE HER TÜRLÜ EZİYETİ YAPTI!
Seçimlerden önce meydanlarda, “Şeref ve namus sözü veriyorum ki işçilerin ekmeği ile oynamayacağız” diye vaatte bulunan CHP’li Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, koltuğa oturduğu ilk günden bu zamana kadar 3 bine yakın çalışanın işine son verdi. Çıkarılan işçiler arasında yer alan Mardin’in Dargeçit kırsalında 1997 yılında teröristler tarafından şehit edilen Jandarma Komando Er Mustafa Özbek’in, 10 yıldır ASKİ’de görev yapan kardeşi Osman Özbek de bulunuyor.

CHP’li Zeydan Karalar’ın personel ile derdi bitmedi. Karalar, genel seçimlerde çalışanlara “Oyunuzun fotoğrafını çekip bize getireceksiniz, yoksa işten çıkarılırsınız” diyerek işçileri tehdit etti. Belediye personeline uyguladığı mobbingler ile sıkça gündeme gelen Zeydan Karalar’ın, bir personelin yazılı ve sözlü mülakattan yüksek almasına rağmen ‘başörtüsü’ gerekçesi ile elediği ve terfi almasını engel olduğu ortaya çıktı. Personelin şikayeti üzerine ortaya çıkan durumda ise Zeydan Karalar ‘özür dilemek’ yerine personeli sürgüne göndererek cezalandırdı.

Her türlü mobbing uyguladığı işçilerin aynı zamanda maaşını da ödemeyen CHP’li Karalar’ın, personelin yıllık ücretli izinlerini ise kullandırtmadığı sayıştay raporunda ortaya çıktı. Ayrıca belediyede çalışan işçilerin iki ay boyunca maaşlarını alamadıkları için ASKİ tarafından sularının kesildiği de tespit edildi.
BELEDİYE İMKÂNLARINI BOL KESEDEN DAĞITTI
CHP’li Zeydan Karalar, 2019 yılında göreve geldiği gibi Adana Büyükşehir Belediyesinin iştirak şirketlerine, Millet İttifakı’nın unsurları yerleştirildi. Liyakatsiz atamaları ile gündeme gelen Karalar’ın bol keseden kadro dağıttığı ortaya çıktı. Belediyede fiilen olmayan, bütçesi ve görev tanımı bulunmayan 6 daireye başkan ve kadro atandığı sayıştay raporunda tespit edildi.

Rapor, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin Kamu İhale Kanunu’nu nasıl devre dışı bıraktığını da ortaya koydu. CHP’li Adana Büyükşehir Belediyesi’nin ihaleye çıkmak yerine kendi belirlediği firmalardan, yine firmaların belirlediği fiyatlarla doğrudan temin etme yoluna gittiği ortaya çıktı. İhalesiz ve kanuna aykırı şekilde gerçekleştirilen işlemde toplam 17 milyon 731 bin lira tutardaki alım işleri ise 242 parçaya bölünerek belediyenin belirlediği firmalardan temin edildi. Yaklaşık 7 milyon liralık bir iş-hizmet alımında da yine aynı yöntemin izlendiği sayıştay raporunda yer aldı.
ZEYDAN KARALAR, PARAM YOK DEDİ…
Seçilmeden önce Adanalılara otogar, tramvay, köprü ve merkezler gibi vaatlerde bulunan CHP’li Adana Büyükşehir Belediye Başkanı 5 senede bu projeleri gerçekleştiremedi. Adana’nın en büyük sorunlarından biri olan trafik ve ulaşım sıkıntısını gidereceğini bunun için Adana’ya otopark, metrobüs ve tramvay sözünü veren Zeydan Karalar 5 yılın sonunda yalnızca ‘bisiklet yolu’ yaptı.
Yeni Regülatör Köprü yapacağını ifade eden Zeydan Karalar bu sözünü de tutamadı. Zeydan Karalar yapamadığı köprünün acısını ise vatandaştan çıkarıyor. CHP’li Karalar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hizmete açtığı ve Türkiye’nin en büyük 4. köprüsü olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden belediye otobüslerini geçirtmeyerek Adanalılara adeta işkence yapıyor.
Otobüs şoförleri yeni açılan köprüyü kullanmayıp otobana girerek, yolu yaklaşık 5 kilometre uzatması vatandaşların büyük tepkisine neden oluyor. Zeydan Karalar devlet tarafından yapılan köprü projesine “Param yok” diyerek projeye bir çivi dahi çakmadı.

Göl Kenarı Projesi, Hobi Bahçesi, Yaşlı Yaşam Köyü, Çağdaş Sanat Merkezi, Tekir Mesire Alanı, Adana Kayak Merkezi ve Adana Kamp Alanı gibi sosyal faaliyet merkezlerinin de sözünü veren Zeydan Karalar bu vaatlerinin hiçbirini yerine getirmedi. CHP’li Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar 5 yılın sonunda bu projelerinden yalnızca bisiklet yolunu faaliyete geçirdi.
Kentsel dönüşüm ile ilgili de sözler vererek vaatlerde bulunan Karalar’ın konuya ilişkin bir adımı bulunmadığı ortaya çıktı. Seçim öncesi ‘Orta Ölçekli Sanayi Sitesi’ vaadi kitapçığında yer alırken 5 yılın sonunda hayata geçirilemeyen vaatler arasında yer aldı.
YRP’nin böylece hem oyunu yükselttiğini hem de Meclis’e girme imkanına kavuştuğunu belirten Selvi, YRP’nin görevinin AK Parti’ye seçim kazandırmak olmadığını ancak yanlış yerde konumlanmaması gerektiğini yazdı. Saadet Partisi örneğini veren Selvi, “Bakın yanlış yerde duranlar siyaset sahnesinden bir bir siliniyor.” ifadelerini kullandı.
YRP’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE
Yeniden Refah Partisi’nin FETÖ’cülerin Erdoğan’la hesaplaşma partisine dönüştürüldüğünü ve YRP’yi bir tehlikenin beklediğini savunan Abdülkadir Selvi, şu sözleri sarf etti;
Çünkü YRP, yerel seçimlerde kendisini yanlış yere konumlandırdı. AK Parti’nin yeniden aday göstermediği eski belediye başkanları ya da FETÖ’cü eski siyasilerin etkisiyle intikam partisine dönüşüyor. Yeniden Refah Partisi’nin siyasetteki tek misyonu AK Parti’ye kaybettirmeye dönüştü.
Yerel seçim sürecinde YRP’de iki eğilim baskın çıktı.
1- AK Parti’nin aday göstermediği eski AK Partililer.
2- Erdoğan’dan intikam almak isteyen eski FETÖ’cüler.
SUAT PAMUKÇU’NUN UYARILARINA DİKKAT
Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu‘nun partiden ayrılırken dikkat çektiği ‘FETÖ’ tehlikesini hatırlatan Selvi, “Genel başkanın yanında varlar. Öncelikle şunu söyleyeyim; ısrarla ittifaka karşı olanlar kesin FETÖ’cüdür. Bu FETÖ’cülerin de şu anda tek hedefleri Reisicumhur’dur. İntikam almak duygusuyla yanıp tutuşuyorlar” ifadelerinin altını çizdi.
YRP FETÖ’CÜLERİN TRUVA ATINA DÖNÜŞTÜ
Fatih Erbakan’ın partisinin sadece eski AK Partililerin değil, aynı zamanda Erdoğan’la hesaplarını görmek isteyen FETÖ’cülerin de ‘Truva atı’na dönüştüğünü ifade eden Selvi, Fatih Erbakan‘a şu sözlerle seslendi;
Fatih Bey, bu FETÖ değil miydi 28 Şubat’ta televizyonlara çıkıp, merhum Erbakan’a Başbakanlıktan çekilmesi için çağrı yapan? Bu FETÖ değil miydi 28 Şubat’ta Erbakan Hoca’yı devirmek isteyenlerle işbirliği yapan? Televizyonlara çıkıp Erbakan’a, “Beceremediniz artık bırakın, çekilin” diyen?
Merhum Erbakan hayata olsaydı FETÖ’yle işbirliği mi yapardı, yoksa onlarla mücadele mi ederdi? Fetullah Gülen hayatı boyunca Erbakan’la mücadele etti. Bunun uğruna 28 Şubatçılarla bile işbirliği yaptı. Erbakan da bugün hayatta olsa FETÖ’yle mücadele ederdi. Peki Fatih Erbakan, FETÖ’cülerle işbirliği yaparsa bu doğru olur mu? Siz FETÖ’cülerin Erdoğan’la hesaplaşmasına niye alet oluyorsunuz? Fatih Bey unutmayın bunlar güçlendiğinde ilk olarak sizi devirirler.
Siyaset merhum Erbakan’ın deyimiyle bir “milli şuur” meselesidir. Önce şahıslar değil, dava gelir. Koltuk uğruna değil, dava uğruna siyaset yapılır.
ERDOĞAN, ERBAKAN’IN HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın merhum Necmettin Erbakan’ın hayali olan, uğruna mücadele ettiği ne varsa gerçekleştirdiğini söyleyen Selvi, Ayasofya’nın açıldığını, başörtüsü yasağının kaldırıldığını, 28 Şubat’ın hesabını sorduğunu, Erbakan’ın 85 yaşında hapse girmesine izin vermediğini ve kayıp trilyon davasından kaynaklı hacizli işlemleri çözdürüp mirasın kardeşler arasındaki paylaşımını sağladığını belirtti.
MUHALİF MEDYA GEÇEN SEÇİMDE KARŞIYDI
Selvi, 14-28 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimleriyle 31 Mart yerel seçimleri arasındaki bir değişikliğe de dikkat çekti. Muhalif medya organlarının cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı desteklediği için YRP’ye karşı olduğunu belirten Selvi, şu ifadelere yer verdi;
Bu seçimlerde AK Parti’ye kaybettirme partisine dönüştüğü için YRP’yi yağa yatırıp, bala batırıyorlar. Bunlar CHP ile ittifak yaptığı dönemde de Meral Akşener’i yere göğe sığdıramazlardı. Ne zaman ki İYİ Parti ittifaktan ayrıldı, Meral Akşener’e yapmadıkları hakaret kalmadı. Şimdi benzer hakaretleri Kılıçdaroğlu’na yapıyorlar. Bunlarda vefa yok. Şimdi benzer methiyeleri YRP için diziyorlar. Fatih bey, bunlar sizi çok sevdikleri için değil, Erdoğan’a zarar vereceğiniz için destekliyorlar. Bunlar Erdoğan’ın şahsına değil, onun taşıdığı değerlere düşmanlar. Merhum Erbakan’a da onun için düşmanlardı. Siz bunu görmüyor musunuz?
DEM PARTİ KADAR YOK MUSUNUZ
Fatih Erbakan’a DEM Parti örneğini veren Selvi yazısının sonunda şöyle dedi;
PKK’nın siyasi kolu olan HDP; Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’nu destekledi. Kılıçdaroğlu ise Ümit Özdağ ile gizli ittifak yaptı. Bundan dolayı ağır bedel ödediler. Partilerini ve eşgenel başkanlarını değiştirdiler. Buna rağmen Erdoğan kaybetsin diye yerel seçimlerde de “kent uzlaşısı” adı altında CHP ile ittifak yapıyorlar. Fatih Bey sizin ve Yeniden Refah Partililerin, DEM Partililerden daha şuurlu olduğuna inanıyorum.
]]>
Kısa sürede sosyal medya platformu X’te ‘en çok ilgi çeken başlık’ (TT) olan görüntülere yorum yapan vatandaşlar, paranın nereden geldiği, kime gittiği ve nerelere harcandığı sorularını sordular.
Görüntülerde balyalar halinde masaya dizilen milyonlarca lira, çevresindeki kişiler tarafından tasnif edilerek etiketleniyor ve siyah seyahat valizlerine yerleştiriliyor. 
“İMAMOĞLU’NUN KASASI”
Görüntülerde, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde Beylikdüzü Belediyespor Başkanlığı yapan, İmamoğlu İBB Başkanı seçildikten sonra da İBB Spor Başkanlığı’na getirilen Fatih Keleş dikkati çekiyor.
Keleş’in, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminden beri İmamoğlu’nun ‘kasası’ olarak tanındığı belirtiliyor. Keleş ayrıca, İmamoğlu’nun hemşehrisi ve İBB Belediye Meclis Üyesi.
NEREDEN GELDİ, KİME GİTTİ
Görüntüler kısa sürede X’te en çok etkileşim alanlar listesinde üst sıralara çıktı. Habere yorum yapanlar, paranın nereden geldiğini, kime gittiğini ve ne için kullanıldığını sorgulayan paylaşımlar yaptılar.
CHP Kurultayı öncesinde ve İmamoğlu’na destek vermek için İyi Parti’den istifalar yaşanırken, İmamoğlu’nun delege ve İyi Partili bazı isimleri ‘satın aldığı’ iddiaları ortaya atılmıştı. Örneğin 7 Aralık 2023’te CHP ile ittifak yapılmamasını eleştirerek istifa eden İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu için İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan “İmamoğlu satın aldı” paylaşımı yapmıştı.
Arslan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Özel Kalem Müdürlüğü ve ABB İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra İYİ Parti’den Ankara Milletvekili seçilmişti.
‘ÇUVALLA PARAYI ONGUN ALDI’
Siyasal iletişimci Atılgan Bayar, 2019 kampanyasında destek olduğu İmamoğlu için basın danışmanı Murat Ongun’a verilen ‘çuvalla para’yı açıkladı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Biz bedelli askerliğe kaçanların oyunu istemiyoruz” sözleri üzerine, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bedelli askerlik yaptığını açıklayan ‘asker arkadaşı’ siyasal iletişimci Atılgan Bayar, 2019 seçimi öncesi İmamoğlu’na verilen “çuvalla para”yı gündeme taşıdı.
Bayar, dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım dizisinde, 2019’da yapılan yerel seçimlerde, tekrarlanan seçim dahil İmamoğlu’na yardım ettiğini belirterek, bu yardımlarını şöyle ifade etti:
“Dinle Ekrem; sana kazandıran bir seçim stratejisi yazdık mı? Yazdık. O kollarını çevirdiğin konuşmanı asistanım cep telefonuna gönderdiği SMS’lerle tane tane besledi mi? Besledi. Sinan Çetin’in ekibine sana iki film çektirdim mi? Çektirdim. Bütün bunlar için, sadece iki şarkının teliflerini sahiplerine ödemen dışında, senden bir şey talep ettim mi? Etmedim. Seçildikten sonra talep ettim mi? Etmedim.”
PARALAR SAÇILDI
Bayar, İmamoğlu için basın danışmanı Murat Ongun’a verilen ‘çuvalla para’yı da şöyle anlattı:
“İş adamı bir arkadaşıma Beylikdüzü’ndeki kültür merkezinde sana bir çuval bağış yaptırdım mı? Yaptırdım. Çanta patlamış da paralar yere saçılmıştı. Murat Ongun teslim aldı. Umarım o para bağış envanterine işlenmiştir.”
YEREL SEÇİMDE ‘BAĞIŞ’ YOK
Bayar’ın, paranın ‘bağış envanterine girip girmediğini’ sorgulaması dikkat çekse de, belediye başkanları seçim öncesi yasal olarak ‘bağış’ kabul edemiyorlar. Bağış mekanizması, açılan bağış hesabına yatırmak ve yasayla belirlenmiş sınırda olmak kaydıyla ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde işletilebiliyor. Bayar’ın açıklamalarına, İmamoğlu ve Murat Ongun’dan bir cevap gelmedi.
Yavuz’un açıklamalarından satır başları şöyle:
Her seçimin ayrı tarafları ve hususiyetleri var. Bir kere seçim partiler için kurulur eğer seçim olmazsa partiler olmaz dolayısıyla seçimler demokrasi için en önemli iş. Seçim günü başlı başına çok önemli. Hazırlıkları da çok önceden başlıyor ki biz çok önceden başladık her dönemden farklı olarak temayül yoklamasını da çift yaptık, her dönemden daha fazla anket yaptık ve illeri taradık. Böyle uzun süreli bir çalışma yaptıktan sonra oturduk masaya.

4 GÜN İÇİNDE 420 BİN KİŞİNİN İSMİ SEÇİM KURULUNA VERİLMELİYDİ
Sonrasında seçim işleri birimi olarak peş peşe işlerimiz vardı. Birkaç örnek vereyim yaptığımız işin önemi de ortaya çıksın. Düşünebiliyor musunuz bir parti zamanında listelerini verememesi sebebiyle seçime girememiş oluyor var mı böyle örnek evet var. CHP’nin Manisa’da bir ilçesi var yani bir partinin Genel Başkanının da olduğu bir ilçesi zamanında birkaç dakika ile vakti kaçırdığı için giremiyor.
Adaylığı düşeni anlayabilirim bilinmeyen bir sabıka kaydı sebebiyle düşebilir bu anlaşılır bir şey ama 15 dakika geç kalmış ve bunun için seçime girememiş. Bakınız saat 17:00 gelmeden değil vermek bütün ilçelerimizin alıntı belgesini topladık online sistem üzerinden hani içimiz çok rahat etsin diye bütün belgeleri tamamladık.. Onun hemen sonrasında 4 gün içerisinde 420 bin kişiyi seçim kurullarına vermeniz gerekmekteydi. Teslim edilemeyen yerler var.

AK PARTİ ÇALIŞMALARINI EKSİKSİZ TAMAMLADI
AK Parti bunların tamamını eksiksiz bir şekilde tamamladı. İşimiz çok gerçekten. Bütün mesele o işi hangi nitelikte ve nasıl yaptığınız. Biz işimizi en güzel şekilde yapabilmek adına çok uğraş veriyoruz. 1 milyon aktif bir şekilde seçim görevlisi bulup kontrol etmek gerekiyor. Bu kitleyi bulup, eğitimleri bitirip, seçim gününe ilişkin bilgilendirme işini yapmak zorundasınız. Sonuç olarak eğer bunları çok iyi yapamazsanız seçim günü CHP’nin durumuna düşersiniz. CHP’nin durumuna düşmek ne demek Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediye başkanlarını çağırırsınız onlarda süreci manipüle eder sonrada zor durumda kalırsınız.
Beyaz olan Büyükşehir Belediyesine ait oy pusulası, mavi olan Belediye başkanlarına ait oy pusulası, sarı olan Belediye meclis üyelerine oy pusulası ve dördüncü de muhtarlık olmak üzere dört tane pusula aynı zarfın içine girecek. Tek zarf ilkesi var.
HANGİ DURUMDA OY GEÇERSİZ SAYILIR?
Pusulalarda T.C Yüksek Kurulu filigranı yoksa geçersiz sayılır. Beyaz, mavi ve sarı haricinde ayrıca 51 ile ait birde turuncu olacak il genel meclis üyesi oyu. Dolayısıyla başka renk pusula çıkarsa geçersiz sayılır. Arkasında sandık kurulu mührü yoksa da o pusula geçersiz sayılır.

“AK PARTİ BELEDİYECİLİĞİNİ BİRÇOK ŞEHRE TANITACAK”
Şimdi de illerde yaptığımız anketlerde her geçen gün AK Parti’nin oy trendinin biraz daha müspet bir yerde doğru ilerlediğini görüyoruz. Buradan hareketle 2024 yerel seçimlerinde AK Parti zaten var olan elinde bulundurduğu şehirleri koruyacak ve yeni AK Parti belediyeciliğini birçok şehre tanıtacak.
Haber7-ÖZEL
Her seçim döneminde olduğu gibi 31 Mart yerel seçim tarihi yaklaştıkça da CHP yönetiminin samimiyetsizliği ve iki yüzlülüğü gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Seçimlerde muhafazakar seçmenin oyunu almak isteyen CHP, türlü oyunlarla kamuoyunun gözünü boyamaya çalışıyor.
Hamas-İsrail savaşının başladığı 7 Ekim‘den bu yana hiçbir mitinginde katledilen ve açlığa mahkum edilen Gazzelilerden bahsetmeyen, Filistin’in işgaline karşı yıllardır mücadele eden Hamas’ı terör örgütü olarak ilan edilmesi gerektiğini ifade eden ve İsrail ile imzalanan ‘Kardeşlik protokolü’nü tüm soykırıma rağmen devam ettiren CHP, seçim sathına girilince Gazze’yi hatırladı. İmamoğlu yönetimindeki CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi, muhafazakar seçmenden oy alabilmek seçime 26 gün kala Gazze’ye yardım şovu düzenleyerek seccade, zikirmatik ve Ramazan ayına özel takvim dağıtımına başladı.
İBB’DEN GAZZE’YE YARDIM ŞOVU
5 aydır Gazze‘de katledilen insanlar için ağzını açmayan CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim gününe sayılı günler kala göz boyama operasyonuna girişti. İmamoğlu yönetimi, Gazze halkına ulaştırılmak üzere insani yardım malzemesi yüklü 5 TIR’ı düzenlediği şovla İstanbul’dan uğurladı.

Adana’daki Kızılay deposuna ulaştırılmak üzere yola çıkan yardım TIR’larını uğurlamak için düzenlenen törende konuşan İmamoğlu, aylardır katledilen masumları yeni fark ederek Gazze‘de her dakika bir insanlık suçu işlendiğini ve buna İstanbul halkı olarak kayıtsız kalamayacaklarını söyledi.
7 Ekim’den bu güne kadar neredeyse hiçbir şey yapmayan ancak Filistin halkının yanında olduklarını belirten İmamoğlu, “Filistin’e insani yardım ulaştırma konusunda elimizden gelen gayreti gösterdik, göstermeye devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

İmamoğlu yönetiminin seçime sayılı günler kala yaptığı bu göstermelik girişim, ‘Gazze şimdi mi aklınıza geldi’ yorumlarına neden oldu.
SECCADE, ZİKİRMATİK VE RAMAZAN TAKVİMİ DAĞITTILAR
İstanbul’un belediye başkanı olmasına rağmen 24 Temmuz 2020′de 86 yıl sonra kılınan ilk cuma namazıyla yeniden ibadete açılan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ni bir kez bile ziyaret etmeyen Ekrem İmamoğlu, muhafazakar kitleden oy almak için de Ramazan ayını tercih etti. Daha önce yaptığı açıklamalarda “Sizleri asla Allah’ın dini ve kitabıyla aldatmayacağım. Bu benim şeref ve namus sözümdür” diyen İmamoğlu, Çekmeköy’de vatandaşlara seccade dağıttı.

CHP’nin Ataşehir Belediye Başkan adayı Onursal Adıgüzel ise vatandaşlara “Merhaba komşum” afişiyle zikirmatik ve Ramazan ayına özel takvim dağıtımına başladı.

CHP’Lİ BELEDİYELER BOYKOTA KATILMADI
Seçime sayılı günler kala CHP’li İBB’nin Gazze halkını hatırlayarak yardım göndermesi bugüne kadar CHP yönetiminin tutumunu akıllara getirdi. Türkiye tek yürek olup İsrail destekçilerine karşı boykot uygularken CHP’li belediyeler üç maymunu oynamıştı.
Cumhur İttifakı’na ait belediyeler boykota destek verirken CHP’ye ait hiç bir belediyenin bu kampanyaya katılmamıştı.

KARDEŞLİK PROTOKOLLERİ İPTAL EDİLMEDİ
Öte yandan CHP’li belediyeler Gazze’de katliam gerçekleştiren İsrail ile ‘kardeşlik protokolü’nü sürdürdüğü gerçeği de devam ediyor. CHP’li belediyelerin işgalci İsrail ile devam ettirdiği kardeş kent protokollerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Tel Aviv Belediyesi, Marmaris Belediyesi ile Aşkelon Belediyesi, Edirne Belediyesi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Bat Yam Belediyesi, Kadıköy Belediyesi ile Petah Tikva kardeşlik protokolünü sürdürüyor.
HAMAS’A ‘TERÖRİST’ İTHAMI
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Murat Kurum “Gazze’ye yardım edeceğiz” demesinin ardından CHP yönetimi tarafından topa tutulmuştu. Filistin’in işgaline karşı yıllardır mücadele eden Hamas’ın ‘terör örgütü’ olarak ilan edilmesi çağrısında bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı açıklamada, “Erdoğan tarafından Hamas’ın bir terör örgütü kabu edilmemesini tamamen reddediyoruz. Türkiye açısında son derece utanç verici bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Hamas bir terör örgütüdür.” ifadelerini kullanmıştı.
Haber7 / ÖZEL
31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kaldı. CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 2019 yerel seçimlerinde Ankaralılara sunduğu seçim vaatleri arasında yer alan ‘58 km metro hattı’ projesini gerçekleştirmedi. Mansur Yavaş, 2019 seçimi öncesinde; 1 Tramvay hattı, 1 Ankaray Hafif Raylı Sistem Hattı, 4 Metrobüs Hattı ve 5 yeni Metro Hattı projesini yapacağını söyleyerek Başkent’e söz vermişti. Ancak Mansur Yavaş’ın bu vaatleri 5 yılın sonunda yerine getirilmezken mevcut metro hatları ve istasyonlarında yaşanan aksaklıklar ile vatandaşlar ulaşımda türlü problemlerle karşılaştı.
YAVAŞ’IN ‘HAYAL’ PROJELERİ!
2019 yerel seçimlerinde Başkent’e 58 kilometrelik metro hattı sözü veren Mansur Yavaş, seçim öncesinde 1 Tramvay, 1 Ankaray Hafif Raylı Sistem, 4 Metrobüs ve 5 Metro hattı sözü de vermişti. CHP’li Yavaş, bu vaatlerini bir internet sitesinde yayınlamış ancak seçim sonrası siteye erişim kapatılmıştı.
Haber7 olarak o vaatlere ulaştık. İşte Mansur Yavaş’ın seçim öncesi vadedip yerine getiremediği hayal projeleri…










5 SENEDE İHALESİ BİLE YAPILAMAYAN PROJELER!
Seçim öncesi vadettiği hiçbir projeyi tamamlayamayan CHP’li Yavaş, 5 yılda mevcut metro hatlarına uzatma olan güzergahların projelerini dahi bitiremedi. Yavaş’ın seçim öncesi 5 yeni metro hattı olarak sunduğu projeleri seçim sonrasında farklı güzergahlarda ve farklı isimlerle sunduğu ortaya çıktı. CHP’li ABB Başkanı Yavaş’ın ‘yeni metro hattı’ diye sunduğu ancak mevcut metro hatlarına uzatma olan projelerin ise hala ihale aşamasında olduğu tespit edildi. Ankara’ya 5 yılda yeni metro hattı açamayan Yavaş, görev süresinin dolmasına 24 gün kala, söz verdiği uzatma projelerinde de ihale aşamasını geçemedi.



VERDİĞİ SÖZLERİ UNUTTURMAK İÇİN HER YOLU DENEDİ!
CHP’li ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın seçim öncesi vaat ettiği 58 kilometrelik raylı sistem hattı projesi seçim öncesinde kalarak seçim sonrası hayata geçirilmedi. Yavaş ‘metro’ ile ilgili sorulan sorulara ‘çalıştırmıyorlar’ cevabını verirken belediye meclisine getirilen gündem maddelerinin kabul oranının %99,8 olduğu ortaya çıktı. CHP’Lİ Yavaş, verdiği sözleri unutturmak için vaatlerinin yer aldığı siteyi de erişime kapattırmış daha sonra vaatlerini kaldırıp tekrar siteyi erişime açmıştı. CHP’li Mansur Yavaş’ın, ‘yapamadığı projelerin’ üstünü adeta ‘çalıştırmıyorlar’ sözleri ile örtbas etmeye çalıştığı bu oranla bir kez daha gözler önüne serildi.
363 milyar TL’lik bir bütçe ile Ankara’yı yöneten Yavaş’ın, Başkent’e sözünü verdiği projeleri hayata geçirmemesi ile bu devasa bütçeyi nereye harcadığı tartışma konusu olmaya devam ediyor.
SEÇİMDE KULLANILAN “SADECE İSTANBUL” VE “YENİDEN İSTANBUL” SLOGANLARI
“Yeniden İstanbul” ve “Sadece İstanbul” sloganlarının kullanıldığını anımsatan Tunç, “Özlenen bir İstanbul var demek ki. O nedenle ‘Yeniden İstanbul’un İstanbul için önemli bir slogan olduğunu görüyoruz. ‘Sadece İstanbul’, o da sadece İstanbul’u düşünen bir büyükşehir belediye başkanımız İstanbul’daki 5 yıllık kesintiyi, kayıp dönemi telafi edecek, yeni dönem başlayacak inşallah.” değerlendirmesinde bulundu.

“SANDIKLAR BELKİ SAYILMIŞ OLSAYDI 13 BİN FARK KAPANMIŞ OLACAKTI”
Sandıklara sahip çıkmaları gerektiğini ve atılan oyların milletin emaneti olduğunu vurgulayan Tunç, sözlerine şöyle devam etti:
“Önceki seçimlerde yaşadık. Özellikle sandıklar belki sayılmış olsaydı 13 bin fark kapanmış olacaktı. 13 bin fark İstanbul için çok büyük bir fark değil. Her sandıktan 2-3 oy zayi olduğunda bu farkın büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin kaybedilmesine kadar varan bir olumsuz tabloya maalesef ulaştığını da önceki seçimde gördük. O nedenle bu seçimde daha dikkatliyiz. Gerçek belediyeciliği İstanbul’da ve tüm ilçelerde başlatacağız. Gerçek belediyecilik AK Parti’dir.“
Bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1994 yılında İBB Başkanı seçilmesinin ardından İstanbul’u “kronikleşmiş ve çözülemeyen” denilen tüm sorunlarından kurtardığını vurguladı.

“GERÇEK BELEDİYECİLİK AK PARTİ’DİR”
Belediyecilik başarısının Anadolu’ya yayıldığını ve milletin teşvikleriyle AK Parti’nin kurulduğunu kaydeden Tunç, şunları söyledi:
“AK Parti’nin doğuşu gerçek belediyecilikten gelir. AK Parti’miz birkaç kişinin cumhurbaşkanımızla birlikte masa başında, ‘Hadi arkadaşlar, bir parti kuralım. Millete gidelim, oy isteyelim. Ve millet de belki bizi iktidara getirir.’ şeklinde siyaset mühendisliği yapılarak kurulmuş bir parti değil. AK Parti İstanbul’daki başarı ve gerçek belediyecilik nedeniyle milletin talebiyle kurulmuş, milletin adeta teşviki ve zorlamasıyla kurulmuş bir parti. Dolayısıyla ‘Gerçek belediyecilik’ AK Parti’dir.”
Ekonomik ve hizmet anlamındaki başarıların ardından vesayetçi ve darbeci sistemin 367 krizini çıkardığını belirten Tunç, “Sonraki süreçte de kapatma davası, 2012’de MİT krizi, Gezi olayları, ardından terörü azdırdılar, hendekler kazdılar ve son olarak15 Temmuz darbe girişimi ile karşılaştık.” dedi.
AK Parti’nin iktidara gelmesinin üzerinden 22 yıl geçtiğini, Türk demokrasi tarihinde böyle bir örneğin olmadığını kaydeden Tunç, bunun sebebinin ‘önce insan‘ demelerinden geçtiğini belirtti.

“YENİ ANAYASA” VURGUSU
İktidarları döneminde yapılan hizmetlere değinerek vesayetçi sistemi ortadan kaldıracak, darbelerin önüne geçecek birçok düzenleme yaptıklarını anlatan Bakan Tunç, sözlerine şöyle devam etti:
“Tüm bu değişiklikler sessiz devrim, sessiz reformlardı. Anayasamızdaki çok sayıdaki değişiklik tabii ki yeknesaklığı da bozdu. Şimdi yapılacak iş yeni bir anayasa. Demokratik, sivil, katılımcı ve kuşatıcı herkesin temel hak ve özgürlüklerini ele alan, devletin görevlerini belirleyen yeni bir anayasayı inşallah 28’inci dönem parlamentosunda bir uzlaşma sağlanarak bunu da gerçekleştiririz ve Türkiye Yüzyılı’na başlarken inşallah bu da bu dönemde gerçekleşir. Bu yönde de yoğun bir çabamız var.”

“MİLLET BUNLARI GÖRDÜ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm illerde mitingler yaptığını, ortada hiçbir muhalefet liderinin olmadığını kaydeden Tunç, şöyle konuştu:
“Muhalefet nerede? 14-28 Mayıs’ta bunların bir ittifakı vardı. Cumhurbaşkanı adayları vardı. Cumhurbaşkanı adaylarını şimdi partilerinin başına bile layık görmediler, birbirlerine düştüler. Her partinin başkanı cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Ne oldu şimdi? Bir anda dağıldılar. Birbirini eleştirmeye başladılar. Bunlar iktidar olsaydı acaba iktidarı nasıl paylaşacaklardı? Millet bunları gördü. Dolayısıyla onların partilerine artık milletimizin bir güveni söz konusu değil. O nedenle miting yapamadıkları için meydanlar sadece Recep Tayyip Erdoğan’a, AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na kaldı. İstanbul’da 5 yıllık bir ara dönem, kesinti oldu gerçek belediyecilikte. Ve ‘Yeniden İstanbul’, ‘Sadece İstanbul’ diyerek Murat Kurum başkanımızla inşallah İstanbul’da yeni bir dönem başlayacak.”

“NE KONUŞUYORDUN BÜYÜKELÇİYLE?”
Kurum’un Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olduğu dönemde gece gündüz çalıştığını anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“İstanbul’a çok şey katacaktır, çalışkanlığıyla, enerjisiyle, gençliğiyle hiç durmadan İstanbul için çalışacaktır. İstanbul için çok büyük bir fırsat. Sadece AK Partili seçmenler değil, Cumhur İttifakı’na destek verenler değil, başka partilerden de Murat Kurum’a yoğun bir destek olacağına inanıyoruz. Şu 5 yılda İstanbul’u yöneten belediye başkanının durumunu hep beraber gördük. İstanbul’da sel olduğunda Bodrum’daki tatilini bir saatliğine kesip tekrar gidebilen birisi. İstanbul için dertlenen biri değil maalesef. Kar yağdığında nerede yakalandığını hep beraber gördünüz. Ne konuşuyordun büyükelçiyle? İnsanlar yollarda donmak üzere, sen orada balıkçı keyfindesin. Kiminle? Partiden birileriyle mi, genel başkanınla İstanbul’un acaba kar mücadelesini nasıl yaparız diye bir istişarede misin? Yok. İngiliz Büyükelçisi’yle. Sırası mı şimdi? Elazığ’da deprem olur. Erzurum’daki kayak keyfini kesmez. ‘Ben tatilden çok hoşlanırım tatil bana yakışıyor.’ der. Dolayısıyla böyle bir belediye başkanı İstanbul’a yakışmaz.”

OKUL SORUMLULARINA “TUTANAK” UYARISI
Okul sorumlularına sandıklara sahip çıkmaları çağrısında bulunan Bakan Tunç, “Türkiye’nin seçimleri dünyaya örnek seçimlerdir. Şu anda oy kullanacağımız seçmenleri, sandığımızda kimler var, komşularımız kim şeffaf bir şekilde YSK’nın sitesinde görebiliyoruz. Seçim sonuçlandığında da o ıslak imzalı tutanaklar YSK sitesinde hangi sandıkta kaç oy, hangi parti almış hepsi yayınlanıyor ve siyasi partilerde bunların tutanakları veriliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin seçimleri en güvenli seçimler. Hem siyasi partilerimizin gözetiminde, yargının gözetiminde, denetiminde. Burada bizim yapacağımız iş milletin iradesine sahip çıkmak.” diye konuştu.
Cemaatten yapılan açıklamada, “Biz Nur Talebeleri vatan, millet ve İslamiyet namına Cumhurbaşkanımızın intihap ettiği Cumhur İttifakı adaylarını destekleyerek şer odaklarının karanlık hayallerini Allah’ın avn ve inayetiyle boşa çıkarmalıyız.” denildi.
Kurucu mütevelli heyetinde merhum Hüsnü Bayramoğlu ağabey, Abdullah Yeğin ve Said Özdemir gibi ömrünü Kur’an-ı Kerim hizmeti ve Risale-i Nur eğitimine adayan isimlerin bulunduğu Hizmet Vakfı da 2024 Mahalli İdareler Seçimleri’ne dair açıklama yaptı.
1973 yılında Kuran-ı Kerim neşri için cumhuriyet döneminde kurulmuş ilk özel vakıf olma niteliği taşıyan Hizmet Vakfı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan etrafında kenetlenme çağrısında bulundu.
Risale-i Nur Sözler Cemaati’nin 31 Mart seçim beyanatı şöyle;
“Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, CHP’nin siyaseti dinsizliğe alet ederek dine ve dindarlara verdiği zarara karşı, siyaseti dine alet ve dost yaparak dindarlara hakkı hürriyet tanıyan ve İslam aleminin ittihadına çalışan Adnan Menderes’i iman, Kur’an, vatan ve alemi İslam hesabına desteklemişti.
Bu günlerde ise, belki de hiçbir zaman olmadığı kadar alemi İslam birliğe ve ittihada muhtaçtır. Buna en bariz delil, Gazze’deki vahşet ve katliamdır. Üç beş milyon Siyonist kuvvet, iki milyar Müslüman’a kan kusturuyorsa, bu aramıza atılmış çeşitli fitnelerin bir neticesidir. Öyle ise bizde küçük hesaplar ile birlik ve beraberliğimize zarar verecek, ehli dalaletin hücumuna zemin hazırlayacak her türlü harekete karşı ittihadı esas tutmak ve ümmeti İslam’ın birlik ve beraberliği için çalışmak bizim için elzemdir.
Bizlerde bu meyanda geçen seçimlerde olduğu gibi 31 Mart seçiminde de bütün bu ifsat ve şer komitelerine karşı, vatan ve milletimizin birliği, bütünlüğü ve selameti için cumhurbaşkanımıza kuvvet vererek, intihap ettikleri adayları ve Cumhur İttifakı’nı destekleyeceğimizi belirtmek istiyoruz.
Bu vesileyle, bundan evvelki 2019 yerel seçimi aynen 31 Mart’a tevafuk etmiş ve o zaman hayatta olan üstadımızın vekil ve varislerinden Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin neşrettiği lahika mektubunun bir kısmını aynen takdim ediyor ve Ramazanınızı tebrik ediyoruz.
“Cennet vatanımızda istikrarı bozmak ve hükümeti zayıflatmak için her türlü bahane istimal edilip, içerden dışardan türlü türlü şeytanlıklarla kökü dışarda dal ve budakları içerde zındıka komitelerinin memlekette anarşi çıkartmak için çalışmaları zahirken, biz Nur Talebeleri vatan, millet ve İslamiyet namına Cumhurbaşkanımızın intihap ettiği Cumhur İttifakı adaylarını destekleyerek şer odaklarının karanlık hayallerini Allah’ın avn ve inayetiyle boşa çıkarmalıyız.
Memleketimizin üzerinde büyük oyunlar oynanırken küçük hesaplar içerisinde olmak ancak gafletin ifadesidir. Müminler ise uyanık olmalıdırlar. Bu karar ve irademizi aziz milletimize beyan ederek, halkımızın teyakkuzuna vesile olmayı bir borç biliyoruz.”
HİZMET VAKFI’NDAN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ETRAFINDA KENETLENME ÇAĞRISI
Vakıftan yapılan açıklama şöyle:
Ülkemiz, Rabbimizin lütfu, aziz milletimizin teveccühü ile genel seçimini yapmış ve Muhterem Cumhurbaşkanımıza yeniden riyaset etme görevini tevdi etmiştir. Ancak gelen seçimin mahalli idareler seçimi olduğu halde dünya ülkeleri ve özellikle İslam ülkeleri arasında yükselen ülke itibarını zedelemek için iç ve dış düşmanların ittifak ettikleri meşru olmayan bütün yolları kullanarak, terör örgütlerini destekledikleri ve özellikle muhterem Cumhurbaşkanımızı hedef aldıkları müşahede edilmektedir.
Bu husus bin yıldır takriben İslam’ın bayraktarlığını yapan bu necip milletin bekasını alakadar etmektedir. İç ve dış mihrakların ve onların yerli işbirlikçilerinin yaklaşan seçimleri değerlendirmek isteklerinin, faaliyetlerinin; Rabbimizin lütfu ve milletimizin feraseti ile bertaraf edileceği inancını taşımaktayız.
Ancak bu tehlikeyi bertaraf etmek için Cumhurbaşkanımızın etrafında kenetlenmenin dini ve milli bir vazife olduğu hususunu bu aziz milletimize arz ederiz.
Hizmet Vakfı
]]>
Haber7 – ÖZEL
Türkiye 31 Mart yerel seçimlerinin heyecanını yaşarken AK Parti kanadında seçim çalışmaları aralıksız devam ediyor.
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe,Haber7 stüdyolarında çarpıcı açıklamalarda bulunarak mevcut İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin beceriksiz icraatlarını tek tek sıraladı. İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini rakamlar ışığında yorumlayan Kabaktepe, İBB Başkanı İmamoğlu’nun hükümetin kendilerini engellediği algısını çürüten verileri paylaştı. İSMEK’i mevcut yönetimin devam ettiremediğini kaydeden Kabaktepe, araştırma sonuçlarına göre Murat Kurum’un önde olduğunu belirtti.
Genel Yayın Yönetmenimiz Osman Ateşli’nin sorularını cevaplandıran AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ile gerçekleştirdiğimiz röportaj şöyle…
“HAFTADA 500 BİN İNSANA TEMAS EDİYORUZ”
AK Parti tüm seçimleri çok ciddiye alarak çalışan bir harekettir. Dolayısıyla 31 Mart 2024 seçimlerine de ciddi vaatlerimiz ile hazırlanıyoruz. İstanbul’da yaşayan tüm vatandaşlarımız ile gerek sosyal medya mecraları gerek diğer iletişim araçları ve en önemlisi yüz yüze görüşerek kapı kapı gezerek programlarımızı gerçekleştiriyoruz.
7,5 milyon bağımsız birim var. Biz bu vatandaşlarımızın tamamı ile seçime kadar merhabalaşmak istiyoruz. Haftada 500 bin insana temas ediyoruz. Belediye başkan adayımız, milletvekillerimiz, teşkilat mensuplarımız sahada sürekli çalışmaktadır. İstanbul’a fetret dönemini unutturacak ve hangi çalışmaları yapacağımızı anlatıyoruz. Seçim sahada kazanılıyor, sandıkta muhafaza ediliyor. Sahada seçimi kazanmak için elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz.

“650 BİN KONUTUN YENİLENMESİNİ İSTEMİYORLAR”
Kentsel dönüşüm ile ilgili çok fazla sorunlar var. Ulaşım alanı ile ilgili ciddi bir şikâyet var. AK Parti döneminden devralınan ama beceriksiz yönetimden dolayı devam edemeyen İSMEK gibi projelerin faaliyetlerinde şikâyetler var. İlçe belediyelerinde yapı stoklarımız ve dönüşümlerimiz devam ediyor ancak büyükşehir belediye katkısı olmadığı için vatandaşlar şikâyet ediyor. Şu an İstanbul’u yöneten Ekrem Bey neden 650 bin konutun değişimini ve yenilenmesini istemiyor. Kendileri depreme dayanıklı evlerde oturuyor ama İstanbullu vatandaşlar hak etmiyor mu? Büyükşehir ‘bedava karot örneği aldırıyorum’ diyor. Madem dönüşüm yapmayacaksın bedava niye karot örneği aldırıp evlerin depreme dayanıklılığını ölçtürüyorsun? Ekrem Bey başarısızlığını ve beceriksizliğini bu tip söylemlerle örtme çabasında. Kendileri güvenli evlerde otururken İstanbulluların güvenli evde oturması için yapılan projeleri değersizleştirmekle kalmayıp, CHP ‘buna ne gerek var’ diyor. CHP, ‘buna ihtiyaç yok, yapamazsınız, yaptırmayız’ gibi söylem geleneğinin en büyük siyasal temsilcilerinden biri olmuştur.
“KENDİ İDDİASININ %90’INI BİLE GERÇEKLEŞTİREMEDİ”
Sadece deprem de değil, kış bahçeleri yapıyorsunuz ‘ne gerek var’ diyerek kaldırıyorlar. Metro yapıyorsunuz ‘ihtiyaç yok’ diyerek orayı dolduruyorlar. Tünel yapıyorsunuz ‘gereksiz’ diyerek kapatıyor. Marmaray’a, Avrasya’ya ne gerek var dediler. Yavuz Selim Köprüsü’ne ne gerek var dediler. Ben şimdi Ekrem Bey’e buradan soruyorum. Bunlara ne gerek var? Hadi bir hafta kapatalım bakalım ne gerek olup olmadığını görelim. Şimdi konut dönüşümlerine ne gerek var diyorlar. Bakın, kendi verdikleri sözü, kendi verdikleri rakamlarla karşılaştığınızda %10’unu bile yapamamışlar. Konut yenileme ile ilgili 115 binden bahsediyorlar ve 9 bin konut yaptıklarını söylüyorlar. Gerçek bir rakam değil ama hadi onu esas alalım. Kendi iddiasının bile %90’ını gerçekleştirememiş bir belediye başkanının İstanbul’un kentsel dönüşüm derdiyle, yapı stokunun yenilenmesi derdiyle dertlenmesini bekliyorduk ama bu kadar duyarsızlığı da işin açıkçası anlamlandıramıyoruz. Yapamayacaklarını bildiklerinden dolayı AK Parti’nin ve Murat Kurum başkanın, kentsel yenilemeyle ilgili 650 bin konutluk projesine ne gerek var nakaratıyla cevap veriyorlar. İstanbullu da diyor ki sen kendi güvenli evinde oturuyorsun ya bende evimde güvenli bir şekilde oturmak istiyorum bu nedenle çok gerek var.

KABAKTEPE AÇIKLADI: İBB’YE DEVLET DESTEĞİ AZALMADI, ARTTI!
Kesinlikle böyle bir şey yok. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının, gerçekleştiremediği ya da eleştiri aldığı projeler ile ilgili suçu başkasına atma huyları var. Bu şekilde tavır aldığı konulardan bir tanesi de bütçesel yaklaşım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, beş yılda İller Bankası veya vergi payı olarak alması gereken rakamlardan bir kuruş eksik aldıysa gelsin onları konuşalım. AK Parti döneminde, büyükşehrin geliri içerisinde yer alan Ankara’dan gelen vergi ve iller bankası da %70 şeklindeydi şu an %90’ları geçti. Ekrem Bey’in yönettiği dönemde bu yıl itibariyle de baktığımızda 100 lirası varsa bunun 90 küsur lirası İller Bankası’ndan veya Ankara’dan hükümet payı olarak geliyor. Bir kuruş bile eksik gelmiyor. Dolayısıyla İBB’nin bütçesel olarak hükümetten kaynaklı bir kısıtlama değil de genişlemeye kavuştuğunu görüyoruz. Kendileri öz kaynak üretememişler. Çünkü %15 minimum öz kaynağın bütçe dilimi azalmış. Hükümetten gelen pay artmış. Bu ne kadar başarılı bir bütçe oluşturma becerilerini ortaya koyan denklemlerden bir tanesi. Bir kuruş bile eksik gelmedi. Ama o bir kuruşu siz deprem yerine reklama kullanırsanız, proje için ayırdığınız paraları başka yerlerde kullanırsanız o zaman köprüyü de, yolu da yapamazsınız. Kış mücadelesini de yapamazsınız. Tüneli de kapatırsınız, metroyu da kapatırsınız, hastane yapılır, hastanenin üç kilometrelik yolunu da yapamazsınız. Mazeret üretmeye gerek yok. Yalan üretmeye gerek yok, algı üretmeye gerek yok.
“İSTANBULLUNUN PARASINI DELEGELERE HARCAMASINLAR”
Hesaplar ortada, büyükşehir belediyesinin bütçesi mecliste konuşulduğunda tüm bu rakamlar milletimizin gözünün önünde zaten müzakere ve mütalaa ediliyor. Her zamanki gibi tuzak kurarak milletimizi aldatacağını zannediyor İBB yönetimi. Bütçe konusunda kurdukları tuzaklar kendi ayaklarında dolaşan prangalar oluyor. Bu söylemlerin yalan olduğu belgelerle ortadayken bunun peşinden gitmesinler. Aldıkları paraları İstanbullunun ihtiyacı için harcama geleneğine tabii olsunlar. Aldıkları paraları kongrelerde delegelere harcamasınlar. Aldıkları paraları Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı yapacağız deyip sonra sırtından hançerlemek için delege avında kullanmasınlar. İstanbul için kullansınlar.
“100 BİN LİRA DESTEK VERECEĞİZ”
Temel 10 başlıkta projelerimizi açıkladık. Başkanımızın ilk lansman toplantısı ile beraber 2. ve 3.’sü yapıldı. Şimdi 4.’sü olacak. Ulaşım, deprem, gençler, kadınlar, kültürel, tarihsel gibi anlamlarda 10 temel başlık altında açıkladık. Gençlerimize 100 bin lira destek vereceğiz. Kadınlarımıza 100 bin lira destek vereceğiz. Emeklilerimizi 2500 lira destek vereceğiz. Metro alanı iki katına çıkaracak hatlarının belli olduğu ulaşımı rahatlatacak metro projelerinin neler olduğunu açıkladık. Metrobüs olarak uzatılacak hatları açıkladık. Biz bıraktığımızda %40 olan yoğunluk CHP’nin büyük başarısıyla %64’e çıkmış. Bunu yeniden 30-40’lara indirmek için neler yapacağımızı açıkladık.

“ARIZALAR İKİ KATINA ÇIKTI”
Bize diyorlar ki İstanbul’u siz de yönettiniz sizde de arıza olmuyor muydu neden eleştiriyorsunuz diye. Biz zaten diyoruz ki AK Parti döneminde trafik %40 yoğundu şimdi niye %65 yoğunluğunda? AK Parti döneminde 100 arıza oluyordu şimdi 190 arıza oluyor neredeyse iki katı. Neden bu artış diyoruz? Biz size dünyanın en genç filosunu bıraktık siz şimdi dünyanın en yaşlı filosu olmaya gidiyorsunuz. İstanbul dünyada en çok metrobüsün ya da İETT otobüsünün ya da toplu ulaşım otobüsünün yandığı kent oldu. Siz otobüsü üreten firmayı yetersiz görüp kendi yandaşlarınıza bakım onarım ihalelerini verirseniz olacak olan, yaşanacak olan budur. İstanbul’da nüfus artmamasına rağmen 2019-2024 arasında siz 30 dakikada bir giden otobüs hattını 45 dakikaya 1 saate çıkarıyorsanız; bazı hatları iptal ediyorsanız, otobüslerin içerisindeki temizlikten teknik bakım onarıma kadar bunları beceremiyorsanız millet size ulaştıran değil ulaştıramayan belediye der. Metrobüs bozulmuş, İETT araçları yanıyor, tramvaylar birbirine çarpıyor, merdivenler yürümüyor, asansörler çalışmıyor gibi bir sürü sorunla yüz yüze ve iç içeyiz.
“DEM’İN ADAYI ÖZDE Mİ SÖZDE Mİ”
Ortada bir ittifak mı var ittifaksızlık mı var? Enteresan bir durum ile karşı karşıyayız. Gerek DEM Sözcüleri gerek de CHP Sözcülerinin bu noktada açık olmaları lazım. Bir yarışa girdiklerini söylüyorlar, ama aynı zamanda da girmediklerini söylüyorlar. Yani toplumun bir kesimine ‘biz ittifak yaptık, merak etmeyin’ diyerek mesaj veriyorlar anladığım kadarıyla. Bir kesimine de ‘biz ittifak yapmadık’ mesajını veriyorlar. Bu açıdan baktığımızda her iki partinin de samimi bir şekilde toplumun önünde ne yaptığını anlatması lazım. Aynı zamanda da DEM İstanbul’da bir aday çıkardı Büyükşehir’de. Bu özde bir aday mıdır yoksa sözde bir aday mıdır? Önümüzdeki günlerde göstermek için mi çıkardınız, göstermelik midir yoksa çıkardığınız adayın siyasi yetisini veya parti içerisinde temsil ettiği varsa bir kesim ya da düşünce onu yok etmek için mi çıkardınız; yoksa gerçek yarışma mı bunu göreceğiz.
Bir de işin diğer tarafı var. AK Parti’nin çizgisi nedir? Şiddet ve terördür. Bizim Kandil’e göndereceğimiz karanfilimiz yoktur. Kandil’e göndereceğimiz askerimiz vardır. Türkiye’de herkesin siyaset yapma, örgütlenme, düşüncelerini açıklamaya dair alabildiğince özgür bir alan var. Ama bu ne zaman ki şiddetle yan yana gelir, terörle bir araya gelirse; ona karşı çıkarız. Kandil’deki terör örgütünün adı PKK’dan PYD’ye çevrildi diye CHP bir dönem PYD’ye terör örgütü diyemedi. Niye adı değişmiş. Ne fark eder terör terördür. PKK olsa ne olur PYD olsa ne olur? Şimdi Kandil terör örgütünün merkezi yerlerinden birisidir. Siz onların söylemleriyle örtüşen, onlarla birlikte hareket eden pozisyona gelirseniz milletimiz sizi affetmez. Dolayısıyla insanlar da bunu anlarlar. İki bağlamı da bu şekilde değerlendirmek daha doğru olur diyorum. Dolayısıyla millete başvurun, milletimizle beraber olun, açık olun ve desteği de talebi de devletimizden bekleyin.

300 BİN GÖNÜLLÜ ORDUSU İLE SANDIKLARA SAHİP ÇIKILACAK!
İstanbul’da 33.000 sandığımız olacak. Dolayısıyla her sandıkta AK Parti’mizin sandık kurulu üyelerinin listeleri hazırlandı ve teslim edildi. Bunların eğitim çalışmalarına başlandı. 66 bin tane sandık kurulu üyemiz ve bununla beraber müşahitlerimiz, avukatlarımız, kat sorumlumuz, okul sorumlularımız ile birlikte seçim günü 300 bine yakın arkadaşımız ile sandık başında olacağız. Diğer siyasi partiler de olacak. En başta söylediğimiz gibi seçim sahada kazanılır, sandıkta muhafaza edilir. Vatandaşımızın oyunu verdiği şekliyle sayılması ve kayıtlara geçmesini biz 66 bin resmi sandık görevlimizle ve bunun yanında müşahit, kat ve okul sorumlumuzla gerçekleştirmeye gayret edeceğiz.
Burada biz tüm eğitim çalışmalarını yapıyoruz. Tüm kardeşlerimiz, arkadaşlarımız 14-28 Mayıs seçimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiler. Ben eminim aynı inançla 31 Mart seçimlerinde de bunu yerine getirecekler. Dolayısıyla o gün sabah 5’te başlayıp akşam oy sayımı bitene kadar devam eden süreçte hem AK Parti’mizdeki arkadaşlarımızın hem diğer siyasi partilerdeki görevlilerin de aynı titizlik ve aynı hakkaniyetle davranacaklarını düşünüyorum. Onlara da bu çağrıyı yapıyorum. Gelin hep beraber sandıktaki oyun atıldığı şekilde kayda girmesi için gayret edelim. Biz hazırız. Sandık kurulu üyelerimiz seçildi ve teslim ettik. 66 bin arkadaşımızın kayıtları verildi. Diğerleri de parti görevlilerimiz olarak bahsettiğim kategoriler ile 300 bine yakın arkadaşımız aramızda. 16 milyon İstanbullu’nun sandığa yansıyan oylarına sahip çıkacağız.
KURUM FARKI AÇIYOR!
Kamuoyu araştırması biz bu hafta yapıyoruz. Bu haftaya kadar bekledik çünkü partilerin adayları daha ortaya çıkmamıştı. Bu hafta itibariyle partiler adaylarını belirlediler, bu hafta çıkıyoruz. Bakalım çıkan sonucu göreceğiz. Geçen haftalarda Murat Kurum Başkan bu konuda açıklama yaptı. Gelen ilk araştırmalara göre zaten yüzde 1, 1,5’luk bir önde olmamıza dair kamuoyu araştırması vatandaşlarımıza paylaştı Murat Kurum Bey. Dolayısıyla bunu yukarı doğru açılarak devam edeceğini düşünüyoruz.
Kılıç, beraberindeki partililer ile birlikte ilçedeki pazar yeri ziyaretinde bulunarak esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Suat Kılıç, burada yaptığı açıklamada, Ankara’nın altyapısında değişime ihtiyacı olduğunu söyleyerek, “Ankara’nın altyapı, üstyapı eksiklikleri o kadar can yakıcı hale gelmiş ki, gerçekten bir değişime, büyükşehir belediyeler anlamında da bir değişime duyulan ihtiyacı burada çok rahat fark edebiliyoruz. O anlamda da ihtiyaca inşallah biz cevap vereceğiz. Ankara’nın kanalizasyon arıtma atık su arıtmalarının kapasitesinin arttırılması lazım. Bütün ilçelerimizde musluklardan içilebilir standartta içme suyunun akması lazım. Yapılaşma olarak yapı stoğu olarak kaldırımlar ve yollar olarak baktığınızda da sanki Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde bir yerde değiliz gibi bir his bir intiba uyanıyor. Şehirciliği buralara yansıtmamız lazım ki göç olmasın. Gençler ilçeleri terk etmesin. Sosyal yaşam, kültürel yaşam, sportif yaşam ve kaliteli eğitim gençlerimizin ayağına kadar gelebilsin. Yerel yönetim demek bütün bu başlıklarda hizmet eden birim demektir. O hükümetin meselesi, öteki bu şu bakanlığın meselesi. Belki öteki bakanlığın meselesi biz büyükşehir belediye başkanı olarak inşallah hiçbir sorumluluktan kaçmayacağız, yetkilerimizi de sonuna kadar kullanacağız” dedi.

‘CUMHURBAŞKANIMIZ BAŞIMIZIN TACIDIR’
Suat Kılıç, yerel seçim yarışında kendi siyasi projeleri ile kendi kulvarlarında devam edeceklerini belirterek, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin başıdır, başkanımızdır ve başımızın tacıdır. Biz tek devlete inanmış olan insanlarız. Devletimizin de bir tane Cumhurbaşkanı vardır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın siyasal değerlendirmelerine saygı duyarız. Ama kendimiz de kendi adaylarımızla birlikte kendi siyasi projelerimiz doğrultusunda yerel seçim yarışına kendi kulvarımızda devam ediyoruz, devam edeceğiz inşallah. Sayın Cumhurbaşkanımıza laf yetiştirmek bizim işimiz olmamalı. Bizim harcımız olmamalı. Sayın Cumhurbaşkanımız AK Parti’nin genel başkanı olarak aynı zamanda değerlendirmelerini yapar. Gerektiğinde biz de genel başkanımız düzeyinde cevap verilmesi gereken bir durum olursa cevap veririz ama yerel seçim yarışı Sayın Cumhurbaşkanımıza laf yarışına gireceğimiz, atışmaya gireceğimiz bir yarış değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızı seviyoruz. Devletin, milletin çok büyük meseleleri var gerçekten. Bizim yaptığımız yerel yönetim anlamında belediyelere, Ankara’ya, ilçelerine neler katabileceğimize odaklanmaktır. Projeleri çözebilmek için çok çalışmaktır. 31 Mart gecesi inşallah Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumuzda pek tabii ki belediye de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir müessesesidir. Diğer bütün kurumlar bakanlıklar da Türkiye Cumhuriyeti’nin müesseseleridir. Milletimizin desteğiyle hangi kademede olursa olsun seçimle işbaşına gelenler ve atanmış olanlar milletin hizmetine koşmak mecburiyetindedir. Çok konuşmak değil, çok çalışmak mecburiyetindeyiz. Laf yetiştirmek değil, işimizi iyi yapmak mecburiyetindeyiz. Devletimizin büyüklerine hiçbir zaman saygısızlık yapmayacağız. Yola revan olduk milletimizle birlikte ‘Yeniden Refah, Yeniden Ankara’ demeye devam edeceğiz inşallah.”
‘31 MART GECESİ MÜHÜR ELİMİZDE OLACAK’
Suat Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü; “AK Parti seçmenine özel bir mesaj vermek ihtiyacı hissetmiyorum. Tüm seçmenlere bir mesaj veriyorum. Mühür kimde ise, Süleyman odur. 31 Mart gecesi mühür elimizde olacak. Ve yerel yönetim anlamında 5 yılda bir elimize geçen bu yetkiyi iyi kullanırsak şayet beğenmediğimiz şeyleri değiştirme imkanına kavuşacağız. Daha güzel bir Ankara daha yaşanabilir bir Ankara, daha güler yüzlü bir Ankara için tüm seçmenlerin oyuna talibim. Sağ, sol ayrımı yapmıyorum. Dindar seküler ayrımı yapmıyorum. Ankara’da yaşayan herkesin genç ihtiyar oyuna talibim. Tüm kesimlerin oyuna talibim. Enerjisi yüksek, genç, dinamik, Cumhuriyetin başkenti olmaya her yönüyle yakışan bir Ankara’nın inşasını söz veriyoruz ve inşallah bu Ankara’yı Ankaralılarla birlikte kuracağız” dedi.
]]>Kılıç, beraberindeki partililer ile birlikte ilçedeki pazar yeri ziyaretinde bulunarak esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Suat Kılıç, burada yaptığı açıklamada, Ankara’nın altyapısında değişime ihtiyacı olduğunu söyleyerek, “Ankara’nın altyapı, üstyapı eksiklikleri o kadar can yakıcı hale gelmiş ki, gerçekten bir değişime, büyükşehir belediyeler anlamında da bir değişime duyulan ihtiyacı burada çok rahat fark edebiliyoruz. O anlamda da ihtiyaca inşallah biz cevap vereceğiz. Ankara’nın kanalizasyon arıtma atık su arıtmalarının kapasitesinin arttırılması lazım. Bütün ilçelerimizde musluklardan içilebilir standartta içme suyunun akması lazım. Yapılaşma olarak yapı stoğu olarak kaldırımlar ve yollar olarak baktığınızda da sanki Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde bir yerde değiliz gibi bir his bir intiba uyanıyor. Şehirciliği buralara yansıtmamız lazım ki göç olmasın. Gençler ilçeleri terk etmesin. Sosyal yaşam, kültürel yaşam, sportif yaşam ve kaliteli eğitim gençlerimizin ayağına kadar gelebilsin. Yerel yönetim demek bütün bu başlıklarda hizmet eden birim demektir. O hükümetin meselesi, öteki bu şu bakanlığın meselesi. Belki öteki bakanlığın meselesi biz büyükşehir belediye başkanı olarak inşallah hiçbir sorumluluktan kaçmayacağız, yetkilerimizi de sonuna kadar kullanacağız” dedi.

‘CUMHURBAŞKANIMIZ BAŞIMIZIN TACIDIR’
Suat Kılıç, yerel seçim yarışında kendi siyasi projeleri ile kendi kulvarlarında devam edeceklerini belirterek, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin başıdır, başkanımızdır ve başımızın tacıdır. Biz tek devlete inanmış olan insanlarız. Devletimizin de bir tane Cumhurbaşkanı vardır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın siyasal değerlendirmelerine saygı duyarız. Ama kendimiz de kendi adaylarımızla birlikte kendi siyasi projelerimiz doğrultusunda yerel seçim yarışına kendi kulvarımızda devam ediyoruz, devam edeceğiz inşallah. Sayın Cumhurbaşkanımıza laf yetiştirmek bizim işimiz olmamalı. Bizim harcımız olmamalı. Sayın Cumhurbaşkanımız AK Parti’nin genel başkanı olarak aynı zamanda değerlendirmelerini yapar. Gerektiğinde biz de genel başkanımız düzeyinde cevap verilmesi gereken bir durum olursa cevap veririz ama yerel seçim yarışı Sayın Cumhurbaşkanımıza laf yarışına gireceğimiz, atışmaya gireceğimiz bir yarış değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızı seviyoruz. Devletin, milletin çok büyük meseleleri var gerçekten. Bizim yaptığımız yerel yönetim anlamında belediyelere, Ankara’ya, ilçelerine neler katabileceğimize odaklanmaktır. Projeleri çözebilmek için çok çalışmaktır. 31 Mart gecesi inşallah Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumuzda pek tabii ki belediye de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir müessesesidir. Diğer bütün kurumlar bakanlıklar da Türkiye Cumhuriyeti’nin müesseseleridir. Milletimizin desteğiyle hangi kademede olursa olsun seçimle işbaşına gelenler ve atanmış olanlar milletin hizmetine koşmak mecburiyetindedir. Çok konuşmak değil, çok çalışmak mecburiyetindeyiz. Laf yetiştirmek değil, işimizi iyi yapmak mecburiyetindeyiz. Devletimizin büyüklerine hiçbir zaman saygısızlık yapmayacağız. Yola revan olduk milletimizle birlikte ‘Yeniden Refah, Yeniden Ankara’ demeye devam edeceğiz inşallah.”
‘31 MART GECESİ MÜHÜR ELİMİZDE OLACAK’
Suat Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü; “AK Parti seçmenine özel bir mesaj vermek ihtiyacı hissetmiyorum. Tüm seçmenlere bir mesaj veriyorum. Mühür kimde ise, Süleyman odur. 31 Mart gecesi mühür elimizde olacak. Ve yerel yönetim anlamında 5 yılda bir elimize geçen bu yetkiyi iyi kullanırsak şayet beğenmediğimiz şeyleri değiştirme imkanına kavuşacağız. Daha güzel bir Ankara daha yaşanabilir bir Ankara, daha güler yüzlü bir Ankara için tüm seçmenlerin oyuna talibim. Sağ, sol ayrımı yapmıyorum. Dindar seküler ayrımı yapmıyorum. Ankara’da yaşayan herkesin genç ihtiyar oyuna talibim. Tüm kesimlerin oyuna talibim. Enerjisi yüksek, genç, dinamik, Cumhuriyetin başkenti olmaya her yönüyle yakışan bir Ankara’nın inşasını söz veriyoruz ve inşallah bu Ankara’yı Ankaralılarla birlikte kuracağız” dedi.
]]>Kentin farklı bölgelerinde el arabası ile dolaşarak atık kağıt toplayan Karabudak, aynı zamanda da gittiği yerlerde kendisini tanıtarak, esnafın ve vatandaşların desteğini isteyip seçim çalışmalarını sürdürüyor.
ATIK KAĞIT DEPOSU SEÇİM KOORDİNASYON MERKEZİ OLDU
4 yıl önce çay ocağı olarak kullandığı iş yerini atık kağıt deposuna çeviren Karabudak, afişini astığı işyerini seçim koordinasyon merkezi olarak kullanmaya başladı. Adaylık sürecini anlatan Ramazan Budak, kendi kararı ile böyle bir yola çıktığını, ailesi ve çevresinin adaylığına karşı çıktığını belirterek, “Geçmişte farklı sektörlerde çalıştım. Ardından çay ocağı açtım. Pandemi sürecinin ardından işler kötü gitmeye başlayınca, atık kağıt toplamaya başladım. Pandemi sürecinden bu yana kağıt toplayıcılığı yapıyorum. Topladığım kağıtları geri dönüşüme vererek geçimimi sağlıyorum. Milletin şikayetçi olduğu konulara çözüm olma adına aday olmaya karar verdim. Ailem ilk etapta tepki göstermişti ama sonrasında onlar da beni destekledi. Halkımızın desteğini bekliyorum. Adalık için tutanağı da teslim ettim. Umarım kazanırım” dedi
EL ARABASI İLE SEÇİM ÇALIŞMASI YAPIYOR
Kağıt toplarken, seçim çalışmalarını yaptığını belirten Ramazan Karabudak, işi gereği çok dolaştığını ve zoru başarmak istediğini dile getirerek, “Adaylık çalışmalarımız şu anda güzel gidiyor. Afişlerimizi hazırlayıp asıyoruz. Tüm çevremize böyle bir sürecimizin olduğunu söylüyor, broşürlerimizi iletiyoruz ve desteklerini bekliyoruz. İşim gereği sürekli dolaşıyorum ve gittiğim yerlerde de esnaf ve vatandaşlardan destek istiyorum. İnsanların tepkileri çok güzel oluyor ve desteklediklerini söylüyorlar. Bir yandan kağıt topluyorum bir yandan seçim çalışması yapıyorum. Bu şekilde adaylık sürecini yürütmek zor oluyor ama zoru başarmak daha güzel olacak” şeklinde konuştu.
‘TÜM GAZİANTEPLİLERDEN DESTEK İSTİYORUM’
Tüm Gazianteplilerden destek istediğini belirten Karabudak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Toplumun sorun yaşadığı tüm sorunlara çözüm olmak istiyorum. Trafik başta olmak üzere sorunları çözmek için aday olduğumu belirtiyorum. Bana oy veren de vermeyen de sağ olsun. Ben tüm kesimleri kucaklayacağım. Eğitim durumumu yarıda bırakmak durumunda kaldım. Açık öğretim bölümünden edebiyat bölümünü kazandım. Belli bir süre okudum sonrasında mecburiyetlerimden eğitimi yarıda bırakmak durumunda kaldım. Seçim maliyetlerini de yine kağıt toplayıp onları satarak sağlamaya çalışıyorum. Bu meslekten elde ettiğim gelir ile hem geçimimi sağlıyorum hem afişler bastırıp onları astırıyorum. Gittiğim her yerde de yine destekler istiyorum. Ne yapıyorsam kendi emeğimle yapıyorum.”
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Yeni kongre merkezimizde gerçekleştirdiğimiz toplantımız hayırlara vesile olsun. Bir yerin şerefi orada şerefi orada bulunanların değeri ile ölçülür. Asıl olan koca binalar yapmak değil, onları sizler gibi arkadaşlarımızla en etkin şekilde kullanmaktır.
Ülkemizin önemli bir seçim öncesi buraya gelişimiz sıradan bir parti programı olmanın ötesinde anlama sahiptir. Biz sadece AK Parti’ye 18. seçimini kazandırmak, Cumhur’u bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz. Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturuyoruz. İl, ilçe, mahalle, köy teşkilatlarımızla, kadrolarımızla bu şuur içinde çalışmalarımızı yürütmeliyiz.
Asıl işlerimiz yeni başlıyor, Türkiye yüzyılı yeni başlıyor. Tek parti faşizminin, darbelerin, koalisyonların, zulümlerin Türkiye’sini bir daha geri gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz. Devir Türkiye Yüzyılı devridir. Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri gümbür gümbür geliyor. Eski Türkiye hevesinde olanların yüreğine her seçimde bir acaba geliyor ama sonuçları alınca yerlerine iniyorlar. İstiyorlar ki önce belediye seçimlerini ele geçirip ardından ülkeyi kaosa sürükleyip merkezi yönetime göz diksinler. Sanmayın ki belediyeleri hizmet için istiyorlar. Dertleri belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı kirli ittifak ortakları ile yağmalamak.

“BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜN UZANTILARINA NE VAAT ETTİKLERİNİ KİMSE BİLMİYOR”
Ülkemizdeki muhalefet anlayışı hiç değişmedi. CHP olumlu yönde değişmek yerine terör örgütü uzantıları ile iş birliğine gidecek kadar rotasını kaybetmiştir. İstanbul’da bölücü terör örgütlerinin sembolleri altında miting yapmaktan utanmıyorlar. Bölücü örgütün uzantılarına ne vaat ettiklerini kimse bilmiyor. 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz o eşsiz irfanıyla ülke iradesini yeniden bize vererek böyle bir felakete izin vermedi. Belediyelerde de bu köhne siyaset anlayış itibariyle yörüngesini kaybetmiş partilere şehirlerimizi teslim etmeyeceğiz. Seçim 2 yerde kazanılır; birincisi sahadır, sokaktır, evlerdir, işyerleridir, insanın olduğu her yerdir. İkincisi sandıktık, sandığa sahip çıkamazsak elimizdeki seçimi de kaybederiz. Bizim siyaset anlayışımızda vatandaşa tıpış tıpış oy vereceksiniz zihniyeti yoktur.
Bizim kimsenin oyunda gözümüz yok ama bize verilen tek bir oyun bile zayi edilmesine izin veremeyiz. Kimi yerlerde karşımızda ahlaktan da yoksun siyaset haramileri vardır. Meydanı bu siyaset haramilerine bırakmayacağız. Seçim gününe kadar sahaya damgamızı vuracağız. Medya ve sosyal medya olmak üzere modern iletişim yöntemleri elbette önemlidir ama sahada yoksanız sandıkta esameniz okunmaz.
PARTİLERE MANİDAR GÖNDERME
Her seçim döneminde olduğu gibi 31 Mart sürecinde de kendi akıllarında milleti kandırmaya çalışan birileri yine sokaklara çıkmış. Birileri “Ben şu partidenim ama gönlüm Erdoğan’dan yana” diyerek oy istemektedir. Yolunu ayırıp başka istikamete gidenlerin yeri orasıdır. “Ben seçimi kazanırsam kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım” diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiniz. 
“KORSAN SİYASET YAPMAYA KALKANA EYVALLAH ETMEYİZ”
Geçmişte AK Parti’de bulunup hangi sebeple olursa olsun başka partiye gidenler için de aynısı geçerlidir. AK Parti şahısların değil bir davanın, bir ülkünün, hizmet uğruna adanmışlığın partisidir. Kim bu kadim davaya hizmet ediyorsa başımızın üstünde yeri vardır. Korsan siyaset yapmaya kalkana da eyvallah etmeyiz. Partimizde görevler bayrak yarışındaki etaplar gibidir. 3 dönem kuralı başta olmak üzere parti ilkelerini bu sebeple getirdik. Genel başkan olarak tasarruf yetkilerim var o ayrı ama istediğimiz zaman istediğimiz şekilde har vurup harman savurmak yok. Geçmişte görev alanların yeniden göre varmalarının önünde mani bulunmuyor. Geçmişte benzer görev yapan arkadaşlarımıza yeniden sorumluluk tevdi ettiğimiz pek çok örnek var. Türk siyasetine getirdiğimiz en büyük yenilik kendine başka yol çizenlere biz sadece üzülür, yolun açık olsun deriz.
Cumhur İttifakı’nın tarihimizde eşi benzeri yoktur. Sayın Bahçeli’nin Cumhur İttifakı’nın kurulmasındaki emeğini bilhassa ifade etmek istiyorum. Cumhur ittifakı olarak ayrı adaylarla seçime gidiyoruz. MHP adaylarının olduğu yerlerde AK Parti teşkilatlarının da aynı azimle çalışacağından şüphe duymuyorum. 31 Mart akşamı coşku ile kutlayacağımız seçim zaferi konusunda sizlere güveniyorum. Sizlere inanıyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Yeni kongre merkezimizde gerçekleştirdiğimiz toplantımız hayırlara vesile olsun. Bir yerin şerefi orada şerefi orada bulunanların değeri ile ölçülür. Asıl olan koca binalar yapmak değil, onları sizler gibi arkadaşlarımızla en etkin şekilde kullanmaktır.
Ülkemizin önemli bir seçim öncesi buraya gelişimiz sıradan bir parti programı olmanın ötesinde anlama sahiptir. Biz sadece AK Parti’ye 18. seçimini kazandırmak, Cumhur’u bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz. Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturuyoruz. İl, ilçe, mahalle, köy teşkilatlarımızla, kadrolarımızla bu şuur içinde çalışmalarımızı yürütmeliyiz.
Asıl işlerimiz yeni başlıyor, Türkiye yüzyılı yeni başlıyor. Tek parti faşizminin, darbelerin, koalisyonların, zulümlerin Türkiye’sini bir daha geri gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz. Devir Türkiye Yüzyılı devridir. Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri gümbür gümbür geliyor. Eski Türkiye hevesinde olanların yüreğine her seçimde bir acaba geliyor ama sonuçları alınca yerlerine iniyorlar. İstiyorlar ki önce belediye seçimlerini ele geçirip ardından ülkeyi kaosa sürükleyip merkezi yönetime göz diksinler. Sanmayın ki belediyeleri hizmet için istiyorlar. Dertleri belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı kirli ittifak ortakları ile yağmalamak.
“BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜN UZANTILARINA NE VAAT ETTİKLERİNİ KİMSE BİLMİYOR”
Ülkemizdeki muhalefet anlayışı hiç değişmedi. CHP olumlu yönde değişmek yerine terör örgütü uzantıları ile iş birliğine gidecek kadar rotasını kaybetmiştir. İstanbul’da bölücü terör örgütlerinin sembolleri altında miting yapmaktan utanmıyorlar. Bölücü örgütün uzantılarına ne vaat ettiklerini kimse bilmiyor. 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz o eşsiz irfanıyla ülke iradesini yeniden bize vererek böyle bir felakete izin vermedi. Belediyelerde de bu köhne siyaset anlayış itibariyle yörüngesini kaybetmiş partilere şehirlerimizi teslim etmeyeceğiz. Seçim 2 yerde kazanılır; birincisi sahadır, sokaktır, evlerdir, işyerleridir, insanın olduğu her yerdir. İkincisi sandıktık, sandığa sahip çıkamazsak elimizdeki seçimi de kaybederiz. Bizim siyaset anlayışımızda vatandaşa tıpış tıpış oy vereceksiniz zihniyeti yoktur.
Bizim kimsenin oyunda gözümüz yok ama bize verilen tek bir oyun bile zayi edilmesine izin veremeyiz. Kimi yerlerde karşımızda ahlaktan da yoksun siyaset haramileri vardır. Meydanı bu siyaset haramilerine bırakmayacağız. Seçim gününe kadar sahaya damgamızı vuracağız. Medya ve sosyal medya olmak üzere modern iletişim yöntemleri elbette önemlidir ama sahada yoksanız sandıkta esameniz okunmaz.
PARTİLERE MANİDAR GÖNDERME
Her seçim döneminde olduğu gibi 31 Mart sürecinde de kendi akıllarında milleti kandırmaya çalışan birileri yine sokaklara çıkmış. Birileri “Ben şu partidenim ama gönlüm Erdoğan’dan yana” diyerek oy istemektedir. Yolunu ayırıp başka istikamete gidenlerin yeri orasıdır. “Ben seçimi kazanırsam kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım” diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiniz.
Bütün meselenin seçimlerde rol alacak kişileri seçime hazırlamak olduğunu vurgulayan Yavuz, “Ayın 24’ünde 420 bin kişiden oluşan bir asıl, bir yedek resmi sandık kurulu üyelerinin isimlerini teslim ettik. Kusursuz şekilde bu işleri yapmaya çalışan bir partiyiz.” diye konuştu.
Aday ismi teslim sürecini kusursuz bir şekilde yaptıklarını kaydeden Yavuz, bazı partilerin, bazı yerlerde, yaşanan gecikmeler nedeniyle seçime girme hakkını kaybettiğini belirtti.
CHP’nin, Genel Başkan Özgür Özel’in ili Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde zamanında isim veremediği için seçime giremeyeceğini ifade eden Yavuz, şunları söyledi:
“‘Saadet Partisi’nden gireyim’ dedi ama bence oradan da giremeyecek. Yüksek Seçim Kurulunun daha önce verdiği karar var. O duruma düşmemek için çok titiz çalıştık. Teşkilat mensuplarımızın bu konudaki diri hali, çalışkan, zamanında iş üretme şekli ve buradaki koordinasyonumuzla o işi hallettik. Önümüzdeki süreçte 420 bin müşahit, okul sorumluları ve kat sorumlularımız olacak. Bu rakamlar rastgele değil. Seçim günü, 1 milyon kişi çok aktif rol alacak. Bir milyon kişi de lojistik sağlayan var. 2 milyon teşkilat mensubu arkadaşımız çok aktif çalışacak. Şimdi iki milyonu koordine edebilmeniz için, o günkü bütün iş ve işlemleri kusursuz gerçekleştirebilmeniz için bu kitleyi belirlemeniz ve eğitmeniz lazım. Bunun için sandık rehberlerimizi, müşahit kartlarımızı hazırladık. Sonuç Alış Sistemi’ne veri girecek çizelgeleri hazırladık. 20 dakikalık animasyon filmi hazırladık.”
“SEÇİMDEN SAATLER SONRA O GÜZEL SONUCU ALMIŞ OLACAĞIZ”
Genel Başkan Yardımcısı Yavuz, Türkiye’de sonuç alım sistemine verileri ilk giren parti olduklarını, bazı partilerin bu meseleyi anlamadığı için gelişigüzel eleştirilerde bulunduklarını dile getirdi.
Teşkilat görevlilerinin sandık başında, oylar sandık sonuç tutanağına geçmeden aldıkları ilk sonuçları sistemlerine girdiğini anlatan Yavuz, şunları kaydetti:
“Daha sonra verilerimizi, Yüksek Seçim Kurulunun verileriyle karşılaştırıyoruz, nerede hata varsa onu düzeltmeye çalışıyoruz. İtiraz şikayet modülü üzerinden itiraz ve şikayetleri yapıyoruz. Bütün bu çalışmaları seçim gününü daha iyi planlayalım, işletelim diye yapıyoruz. Diliyorum ki diğer partiler de iyi yapar işini. Partiler seçim sürecine çok özel hazırlanmalıdır ama seçim gününe daha özel hazırlanmalıdır. Seçim günü, problemsiz, şaibesiz, şüphesiz, hatasız, kusursuz bir gün olsun. Milli irade sandığa nasıl yansımışsa o şekilde sandıktan çıksın ve çıktığı haliyle de Yüksek Seçim Kurulunun verilerine yansımış olsun. Seçimden sadece saatler sonra o güzel sonucu almış olacağız. Bir kısım belediyeler, AK Parti belediyeciliğinden biraz uzak kaldı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere diğer tüm belediyelerde gerçek belediyeciliğin en güzel örneklerini ortaya koyacak bir sonucun sandıktan çıkması nasip olur diye temenni ediyorum.”
Seçimler, önümüzdeki birkaç yıl ve sonrasında jeopolitiğin siyasi manzarasını ve yönünü değiştirme potansiyeline sahip.
Gerçek insanların sahte görüntüleri, ses ve video klipleri yaygınlaştıkça yapay zeka destekli bir dezenformasyon ihtimali giderek artan bir endişeye neden oluyor.
SAHTE HABERLER KORKUTUYOR
Sahte haberler, 2016’da Beyaz Saray yarışı sırasında büyük bir hikaye haline geldiğinden beri seçim ile ilgili manşetlere hakim oldu. Bundan sekiz yıl sonra, tartışmasız daha büyük bir tehdit var; uzmanları bile kandırabilecek dezenformasyon ve derin sahteciliklerin bir kombinasyonu.
Arjantin’deki seçimler öncesinde dolaşıma sokulan bir dizi resim ve video ile ABD Başkanı Joe Biden’ın üzerinde oynanmış bir ses kaydı da dahil olmak üzere, yapay zeka tarafından üretilen seçim temalı içeriğin son örneklerinin, daha büyük ölçekte olabileceklerin habercisi olma ihtimali yüksek.
Peki, Dünya seçime giderken deepfake kitlesel bir aldatma silahına mı dönüşüyor? Dijital güvenlik şirketi ESET deepfake konusunu masaya yatırdı.
DÜNYA EKONOMİK FORUMU RİSKE DİKKAT ÇEKTİ
Yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından önümüzdeki dönemin en önemli küresel riski olarak belirlendi. Deepfake’lerle ilgili sorun, yapay zeka destekli teknolojinin artık ucuz, erişilebilir ve büyük ölçekte zarar verebilecek kadar güçlü hale gelmesi olarak tanımlanıyor. Bu da siber suçluların, kötü niyetli siyasi aktörlerin ve hacktivistlerin ikna edici dezenformasyon kampanyaları ve daha geçici, tek seferlik dolandırıcılıklar başlatma becerilerini artırıyor.
WEF’in raporuna göre sentetik içerik önümüzdeki iki yıl içinde bireyleri manipüle edecek, ekonomilere zarar verecek ve toplumları çeşitli şekillerde parçalayacak. ChatGPT ve kolaylıkla erişilebilen üretken yapay zeka (GenAI) gibi araçların, daha geniş bir yelpazedeki bireylerin deepfake teknolojisi tarafından yönlendirilen dezenformasyon kampanyalarının oluşturulmasına katılmasını mümkün kılması önemli bir zorluğu oluşturuyor.
Bir seçim sürecinde deepfake, seçmenlerin belirli bir adaya olan güvenini sarsmak için kullanılabilir. Eğer bir siyasi parti ya da adayın destekçileri sahte ses ya da videolarla uygun bir şekilde yönlendirilebilirse, bu rakip gruplar için bir kazanç olacaktır. Bu zorluğun temelinde basit bir gerçek yatıyor: İnsanlar bilgiyi işlerken niceliğe ve kolay anlaşılırlığa değer verme eğilimindedir.
Benzer bir mesaj içeren ne kadar çok içerik görürsek ve bunları anlamak ne kadar kolay olursa, bunlara inanma şansımız da o kadar yüksek olur. Buna bir de deepfake’lerin gerçek içerikten ayırt edilmesinin giderek zorlaştığı gerçeğini eklediğinizde, elinizde potansiyel bir demokratik felaket reçetesi var demektir.
TEKNOLOJİ FİRMALARI BU KONUDA NE YAPIYOR?
Hem YouTube hem de Facebook’un, yakın zamanda yapılan bir seçimi etkilemeyi amaçlayan bazı deepfake’lere yanıt vermekte yavaş davrandığı söyleniyor. Bu durum, sosyal medya şirketlerinin seçim manipülasyonu girişimlerini engellemelerini gerektiren yeni bir AB yasasına (Dijital Hizmetler Yasası) rağmen gerçekleşti.
OpenAI ise DALL-E 3 tarafından üretilen görüntüler için Coalition for Content Provenance and Authenticity’nin (C2PA) dijital kimlik bilgilerini uygulayacağını açıkladı. Meta ve Google tarafından da denenen kriptografik filigran teknolojisi, sahte görüntü üretmeyi zorlaştırmak için tasarlandı.
Ancak bunlar hala bebek adımları ve seçim ateşi tüm dünyayı sararken tehdide karşı teknolojik müdahalenin çok az ve çok geç olacağına dair haklı endişeler var. Özellikle de WhatsApp grupları ya da robocall’lar gibi nispeten kapalı ağlarda yayıldığında, sahte ses ya da videoları hızlı bir şekilde takip etmek ve çürütmek zor olacaktır.
]]>
Yalçın’ın sorulara verdiği yanıtlardan öne çıkan başlıklar şöyle:
Uzun süredir stratejik oy kullanma, o partinin bu partiyle anlaşması, o şehirde uzlaşı vs. Tabii bunlar doğal olarak olacak. Ama mesele siyasallaştıkça, kutuplaşma arttıkça rasyonel tercihlerden ziyade ideolojik tercihler ön plana çıkıyor. Halbuki biz siyasi tartışmalara odaklı, gruplaşmalar, odaklaşmalar, kamplaşmalardan gitmek yerine seçmene şunu söyleyebilelim; ideolojik tutumlarımız, aileden kalma oy alışkanlıklarımız, ekonomik durumla ilişkili oy kullanma alışkanlıklarımız olabilir. Ama yerel seçim dediğiniz şey, gündelik yaşamımızı doğrudan etkileyen bir şey. Dış politikaya dair bir konudan hareketle İstanbul, Ankara, Iğdır, Sivas’ta oy kullanıyorsanız aslında hayatınızı doğrudan etkileyecek bir şeye odaklanmamış olursunuz. 8 ay önce genel seçim geçirdik.
“HERKES O UÇAĞI KİMİN YAPTIĞINI BİLECEK”
Siyasi partiler iktidardır, iktidarlar vatandaşa hesap verir. İyi hesap veriyorsa oyu artış gösterir veremiyorsa oyu düşüş gösterir. Bu ülkenin kaynaklarıyla uçak yapabiliyorsanız, kimse kusura bakmasın, herkes o uçağı kimin yaptığını bilecek. Recep Tayyip Erdoğan TOGG için siyasi bir irade koymadı mı? Bunlar ufak tefek işler değil. Kaan’ın uçuşu 2 ay önceydi. Teknik aksaklıklar, düzenlemeler çabalar Şubat’ı buldu. İHA’lar, SİHA’lar Suriye’de kullanıldığında seçim mi vardı ortada? Bu ülkede yerli otomobil üretilmiyordu, AK Parti iktidarı döneminde üretildi. Bunu söylemek ayıp mıdır? Siyaset üstü olan kısmı Kaan ortaya çıktığında hepimiz seviniriz, mutlu oluruz.
“YENİDEN REFAH’IN TAVRI SİYASİ NEZAKETE UYGUN DEĞİL”
Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi partisi AK Parti’dir. Yeniden Refah onun yanına özür dileyerek söylüyorum, bir çadır kuruyor, bir dükkan açmaya çalışıyor. Bunu söylerim, beis yok, suçlayıcı bir dille söylemiyorum. Siyasi nezakete uygun değil bu tavır. CHP gibi şunu yapmıyoruz. İYİ Parti bizimle ise süper, bizimle değilse lanetlidir, böyle bir söylem kullanmıyoruz. Meral Akşener’in 3 Mart 6 Mart döneminde başına gelenleri hatırlıyor musunuz? Küfürler, hakaretler. Biz Cumhur İttifakı adaylarıyla şehirleri kazanmaya çalışıyoruz.
“MÜZAKERE BAŞKA AYNI ADAYLA SEÇİME GİRMEK BAŞKA”
DEM ve CHP ilişkisine gelecek olursak, orada bir cambaza bak hikayesiyle olayın bambaşka yere geldiğine inanıyorum. İstanbul’da 22 ilçede DEM aday çıkarmamış. Neden çıkarmıyor? CHP adaylarına destek vermek için. CHP Esenyurt’ta kendi içinden DEM’e yakın bir ismi koydu. Esenyurt’ta CHP ve 6 Ok’a oy verdiğini düşünenler DEM’e belediye başkanı seçmiş olacaklar. Diğer meclis üyelerinde CHP listelerinde DEM’lilere yerler ayrıldı. Bizim DEM’le herhangi bir ilişkimiz yok, net söyleyebilirim. Görüşmek, müzakere etmek bir şeydir, siyasi pazarlıklar olur. Mesela DEM’le PKK’ya silah bıraktırmak içni müzakere yaparsınız. Müzakere başka şey, aynı adayla seçime girmek başka bir şeydir.
“KİRLİ PAZARLIKLARIN SONUCU”
AK Parti’nin hiçbir döneminde HDP, DEM veya onun benzeri hiçbir partiyle seçim işbirliği yapmadı. CHP 2019’dan bu yana seçim işbirliği yapıyor. Beraber aynı yolda yürüyorlar. Çözüm süreci bir müzakere süreciydi. Bunlar bir şehri yönetmek için beraber adım atıyorlar, bir işbirliği yapıyorlar. DEM’in ne yapacağı bir muamma. Hep beraber göreceğiz. Bir aday çıkardılar, hatta iki aday çıkardılar. Adaylarının kampanya yaptığını görmedik. Paravan adaylar olabilir, bilmiyorum, akıl yürütüyorum. Ekrem İmamoğlu’na destek mi verecekler bilmiyorum. Büyükşehirlerde tür kirli pazarlıkların sonucunda CHP’li belediye başkanları seçildi.
Kabaktepe’nin açıklamalarından satır başları:
“5 MİLYONU BULAN HANE KAPISINI ÇALACAĞIZ”
Çalışmalar gayet iyi gidiyor. Tüm paydaşlarımızla birlikte sahadayız. Ev ziyaretleri devam ediyor. İstanbulumuzda iş yerleriyle birlikte 7 buçuk milyon kapı var. İlk hedefimiz hane kapılarını çalmak. Biz 31 Mart’a kadar 5 milyonu bulan hane kapısını çalacağız. Teşkikatımız bu hafta da sahada. 31 Mart her pazar hanelerimizi ziyaret edeceğiz. Bu hafta da 500 bin hanemizi ziyaret edeceğiz.
BÜYÜK İSTANBUL MİTİNGİ NE ZAMAN?
31 Mart pazar öncesi pazara kadar ziyaretlerimize devam edeceğiz. Belki o pazar büyük İstanbul mitingimiz olur. Bizim geleneğimizde biliyorsunuz seçimden önceki son pazar günü Cumhurbaşkanımızın katılımıyla büyük İstanbul mitingimizi yapıyoruz. 14 Mayıs seçimleri öncesinde ‘Türkiye sana emanet’ konseptinde yapmıştık. Şimdi yeni bir konsept üzerinde arkadaşlar çalışıyor.
“BU HEYECANI HEP BERABER TAŞIYORUZ”
Heyecanlıyım, ilk günde bunu söylemiştim. Hakikaten artık seçim arifesinde değiliz artık seçimin içindeyiz. Heyecanımın nedeni İstanbullu hemşehrilerimiz AK Partimize, Murat Kurum Bey’e İstanbul’u yönetime fırsatını verecekler. Bu beni heyecanlandırıyor. İstanbul’a yeniden hizmet etme fırsatı milletimiz tarafından Murat Kurum Bey’e, AK Partimizin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımıza verilecek.
Memlekete hizmet etmek, insanlara hizmet etmek… AK Parti’nin siyasetinin temelinde insanına göre siyaseti olgunlaştıran ve yapan bir siyasal tarza sahibiz. Yerel yönetimde bir markayız. İstanbul’un Türkiye’deki iller arasındaki ve dünyadaki sıralamasını maalesef bu CHP’li Ekrem İmamoğlu yönetimiyle 5 yılda aşağıya düşürmüştür. İstanbul’da yeniden Şampiyonlar Ligi’ne çıkacağı heyecanı var. Bu heyecanı da hep beraber taşıyoruz.
Teşkilatımız tüm unsurlarıyla beraber mahalle başkanlarımız, mahalledeki kadın gençlik kolları başkanlarımız, ilçe teşkilatlarımız, meclis üyelerimiz tüm paydaşlar, bileşenler herkes heyecanlı, coşkulu, huzurlu. Herkes bu coşku, heyecan içerisinde ilçelerde, mahallelerde, sokaklarda hemşehrileriyle buluşarak AK Parti 2024 seçimlerinde Sn. Murat Kurum İBB’nin başkanı olacak, İstanbul’un yıldızı yeniden parlayacak. Sayın İmamoğlu’nun kaybettirdiği yılları tekrar kazanacağız. İstanbul’a tekrar kazandıracağız. Buna teşkilatımız inanıyor. Yekvücut halinde coşku ve huzurlu bir şekilde sahada da çalışıyorlar.
Bu şevk, huzur, aşk AK Parti’nin 20 yıllık süreç içerisinde yapıp ettiklerinin getirdiği bir durum bu. Biz İstanbul’a çok şey kazandırdık. Türkiye’mize çok şey kazandırdık. Bazıları gibi konuşmak için metinleri tekrarlamıyoruz. Eser ve hizmet etmek bizi heyecanlandırıyor. Millete hizmet etme coşkusu bize zevk veriyor.
“AKILDA KALACAK BİR TANE PROJESİ VAR MI?”
Yanılmıyorsam 20’nin üzerinde AK Parti döneminde başlamış büyük projeyi unutturan bir CHP’li İBB yönetiminden bahsediyoruz. İptal eden, metronun üzerine taş döken, levazım tüneli bana ne lazım diyerek kapatan bir İmamoğlu’ndan bahsediyoruz. İstanbul’u yaşanmaz hale götüren bir süreç yürütüyor şu anda CHP’li İBB yönetimi. Levazım tüneli bana ne lazım diyor? ‘Efendim günde 70 bin aracın geçeceği tüneli niye yapalım ki?’ E, İstanbul’da yılda 300 bin araç trafiğe katılıyor. İstanbul’un nüfusu 15 milyon küsürdü, şimdi de 15 milyon küsürlerden bahsediyoruz. Bu süre içerisinde İstanbul’un trafiğinde nüfus neredeyse aynı durduğu halde trafiği rahatlatamamışsanız, metroyu, metrobüsü rahatlatamamışsanız tabiri caizse bunun ‘raydan çıkartmışsanız’ bunun hesabını 31 Mart’ta insanlarımız soracaktır. Neden? Çünkü raydan çıkmış İstanbul rayına girecek 31 Mart’ta. Bunun heyecanını yaşıyoruz.
“ÖZDE Mİ SÖZDE Mİ ADAYSINIZ?”
“16.55’e kadar bekletiyorsanız bir planınız var demektir” diyen Kabaktepe, “Planınızın ne olduğunu, biz tahmin edebiliriz. Diğer parti veriyor iki kişiyi boş bırakıyor. DEM’in geri çektiği adaylıklarda var İstanbul’da. 16.55’te müracaat edip, bugün geri çektiği ilçeler var. 22 ilçenin haricinde de geri çektikleri var” diyen Kabaktepe şu ifadeleri kullandı;
]]>“BİZİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI, ÖZÜR BEKLİYORUZ”
Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Destici; Erbakan’ın verdiği mülakatta partisiyle ilgili yaptığı açıklamalar hakkında, “Biz Yeniden Refah Partisi’ni kardeşlerimizin partisi olarak görüyoruz. Biz hassasiyet gösteriyorsak aynı hassasiyeti de Yeniden Refah Partisi’nin genel başkanından bekleriz, daha doğrusu bekliyorduk. Bizi hayal kırıklığına uğrattı. Aldığımız oyu neden düzgünce söylemiyorsun, yüzde 1 aldık, yüzde 1 dersin. Biz Sayın Erbakan’ı dili sürçtü olarak kabul etmek istiyoruz. Bunun için de camiamızdan, mensuplarımızdan biz özür dilemesini ve bu sözlerini düzeltmesini bekliyoruz” dedi.

“BU CÜRETKARLIĞI NEREDEN ALIYOR?”
Avukat Feyza Altun hakkında başlatılan soruşturmaya da değinen Destici, şunları söyledi:
“İsmini bile telaffuz etmek istemiyorum. F. A. adlı bir avukat dinimize, dinin emirlerine açıktan küfrediyor. Bu hadsizliği, şımarıklığı, bu cüretkarlığı nereden alıyor? Maalesef son dönemlerde Türkiye’de bu mülteciler, sığınmacılar üzerinden bunlar bahane edilerek İslam’a ve Müslümanlara saldırılıyor. İslam’ın ve Müslümanlığın kötü olduğu açıkça anlatılıyor. Türk milleti dininden, inancından soğutulmaya çalışılıyor. Bu yeri geldiğinde hepimiz için kıymetli olan bu ülkenin kurucu Cumhurbaşkanı, Kurtuluş Savaşı’mızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet ve laiklik üzerinden yapıyorlar. Buradan soruyorum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne zaman dine hakaret etmiş? Ne zaman Müslümanlara hakaret etmiş de onu savunduğunu iddia edenler şimdi İslam’a ve Müslümanlara saldırıyorlar. Biz bunları reddediyoruz. Diyoruz ki, Cumhuriyet bizimdir, Atatürk bizim kıymetlimizdir ve İslam da, Türklük de bizim vazgeçemeyeceğimiz değerlerdir, bedenimizdir, ruhumuzdur. Özellikle gençlerimiz başta olmak üzere milletimizin her bir ferdini uyarıyorum. Bu god kafalı sözde laiklere, sözde Atatürkçülere, sözde Türkçülere asla kanmasınlar. Şehit kanıyla sulanmış bu topraklarda İslam düşmanlarının egemen olmasına, hakimiyet kurmasına en hafifiyle söz sahibi olmasına dahi müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz. Gerektiğinde de gereğini yapacağız. Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede sen nasıl oluyor da şeriata küfrediyorsun? Şeriat eşittir İslam’dır. Bu kadar basit. Bunun aksi yok, bu bir gerçek. Bunu kabul etseniz de etmeseniz de bu böyle. Müslümansanız bunu kabul edeceksiniz. Onun için devlet, hukuk gereğini yapmalı; başkalarının da bundan cesaret almaması için en ağır şekilde cezalandırılmalıdır yoksa millet cezayı kendisi keser.“
“CHP, SLOGANLARININ ÇOĞUNU BİZDEN ÇALDI”
Destici, CHP lideri Özgür Özel’in ‘çalıntı slogan’ açıklamalarına ilişkin, “Özgür Bey boş konuşuyor demek istemem ama doğru konuşmuyor ya da eksik konuşuyor. 2019 seçimlerinde Büyük Birlik Partisi Sivas Belediye Başkan adayı afişlerinde sloganda ‘işimiz Sivas, gücümüz Sivas’ yazıyor. Sayın Özgür Özel, biz bunu sadece bu seçimlerde değil, 2019 yerel seçimlerinde de kullandık. Size arkadaşlarınız bunu söylememiş olabilir. 28 Ocak 2024’te Sivas’ta yaptığımız aday tanıtım toplantısında da adayımızın afişinde de ‘işimiz Sivas, gücümüz Sivas’ yazıyor. Seçim beyannamemizde de aynı slogan yer alıyor. ‘Biz bunun isim hakkını aldık’ demek doğru şeyler değildir. Hukukçularımız konunun o boyutunu da takip ediyor. Biz emeğe saygı istiyoruz. Bu CHP’nin yeni yaptığı bir şey değil. Biz 2004 yerel seçimlerinde ‘şimdi Birlik zamanı’ sloganını kullanmıştık. 2009’da bir baktık, CHP, ‘şimdi CHP zamanı’ dedi. CHP’nin sloganlarının pek çoğunu Büyük Birlik Partisi’nden çaldığı net. Bu tartışılmaz. Bizi iyi takip ediyorlar. Açıp baksın Sayın Özgür Özel, ‘şimdi Birlik zamanı’ ilk kim kullanmış? Şimdi 2019’da kullandığımız slogan için biz 2 ay önce almıştık diyor. Yani CHP bizden bir seçim geriden geliyor. Yani 5 yıl geriden geliyor. Lütfen siyasi ahlaka uygun hareket etmeye ve sloganımızı kullanmamalarını tavsiye ediyoruz” dedi.
HABER7
Yarıya yakın seçmenin sandığa gittiği Pakistan’daki seçimlerin ardından Meclis’te oluşan hassas denge, cezaevindeki İmran Han’ın partisi lehine oluştu. 128 milyon seçmenin yüzde 48’inin oy kullandığı seçimde 8 Şubat gecesi açıklanan neticeler, PTI tarafından desteklenen bağımsızların zaferine işaret etti. 16 partinin “hile” iddiasıyla protesto ettiği seçim sonuçları, ülke ekonomisinin hangi yönde seyredeceği sorularını da beraberinde getirdi. Pakistan’da yeni oluşacak hükümetin IMF ile anlaşma hususunda hangi yolları arayacağı da konuşulmaya başlandı.
SETA’da Shamsa Khalil imzasıyla yayınlanan analizde, Pakistan seçimlerine ilişkin şu değerlendirmeler yer aldı:

CEZA ENFLASYONA KESİLDİ
BEKLENMEDİK ÜSTÜNLÜK
8 Şubat gecesi açıklanan ilk sonuçlara göre, PTI tarafından desteklenen Bağımsızlar, beklenmedik şekilde Mecliste basit çoğunluğu elde etmiş görünüyorlardı. Ancak dizginleri ellerinde tutanlar, onların bu çoğunluğa erişmesini engellemek için belirli seçim bölgelerini hedefleyerek halkın iradesini nokta atışı hareketlerle manipüle ettikleri gibi hile iddialarını inkar etmeyi sağlayacak makuliyette bir oranda sandalye kazandılar. Bu karanlık gecenin ardından göstere göstere yapılan hileler, seçim görevlilerinin şaibeli manevraları, oy pusulalarına müdahaleler, sandık görevlilerinin ve yarışan adayların oy sayımına tanıklık etme haklarını reddetmek suretiyle Pakistan Seçim Komisyonu (Election Commission of Pakistan, ECP) kurallarının göz ardı edilmesi, sonuçların gecikmeli olarak açıklanması ve Pakistan Bağımsız Özgür ve Adil Seçim Ağı (Pakistan’s Independent Free and Fair Election Network, FAFEN) tarafından da teyit edildiği üzere sandık sonuçlarının kaydedildiği 45 numaralı formun tam aksine esasen 45 numaralı forma dayalı olması gereken 47 numaralı formun hileli bir şekilde tablolaştırılması Pakistan ulusunu belirsizlikler yumağının içinde bırakmıştır.

SEÇMENİN %52’Sİ SANDIĞA GİTMEDİ
Seçmenlerin yaklaşık yüzde 45’i, 18-35 yaş aralığında ve bu da onların demokratik sürece olan istek ve inançlarını diri tutmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bu seçimin umut verici sonuçlarından biri de Pakistan’ın teknoloji meraklısı gençlerinin tüm siyasi baskılara rağmen sosyal medya ve yapay zekanın gücünü kullanarak durmaksızın verdiği mücadeledir. Geçmiş seçimlerin aksine gençler kapı kapı dolaşarak seçmenleri harekete geçirmiş, seçim sembolü olarak İmran Han’ın meşhur kriket sopasının kullanımının yasaklanmasına ve seçim günü mobil hizmetlerin askıya alınmasından kaynaklı kargaşaya rağmen seçim bölgeleri, adaylar ve semboller hakkında seçmenlere tüm bilgileri sağlamak için çevrim içi kampanyalar ve toplantılar düzenledikleri gibi seçim farkındalığını yaymak için uygulamalar da üretmişlerdir. Geçmiş seçimlere kıyasla benzeri görülmemiş bir şekilde, hile iddiaları ve görünmez gücün siyasi manevraları retorikten ibaret kalmayarak iyice belgelenmiştir. Bu konudaki videolu kanıtlar tüm sosyal medya platformlarında bulunabilir. Bunun bir örneği yerel ve uluslararası medyanın ilgisini çeken Proje 45’tir. Geçmişten farklı olarak halk 8 Şubat’ta oyunu kullanmakla yetinmeyerek kendi iradesini korumak için gece nöbet tutarak sandıklara sahip çıktı.

SEÇİM HİLESİ İDDİALARI
BÖLGEYE DEĞİL İÇ PROBLEMLERE ODAKLI BİR PAKİSTAN
Ülke içinde oldukça gergin bir atmosfer hakim olduğu gibi ülkedeki tartışmalı ve bir o kadar da kritik seçimler konusunda gelen uluslararası tepkilere de kuşkunun hakim olduğu görülüyor. ABD, Birleşik Krallık, Avustralya, BM ve AB seçimlere müdahale edildiği iddialarının özgür ve adil bir şekilde soruşturulması çağrısında bulundu. Seçim sürecinin meşruiyetinin sorgulandığı bir ortamda, yabancı güçler koalisyon hükümetini tanımakta aceleci davranmayacaktır. Bunun sonucu olarak da Pakistan bölgede yaygınlaşan stratejik rekabette güçlü bir rol oynamak yerine iç savrulmalarını ve güvenlik sorunlarını çözmeye daha da fazla odaklanmak zorunda kalacaktır.

DEMOKRASİ KİMİN YARARINA İŞLETİLECEK?
IMF İMTİHANI
| Pakistan’da son olarak 2019 yılında IMF ile anlaşma imzalanmıştı. Pakistan tarihinde IMF ile 22 defa işbirliği yapıldı. |
“OYA SAYGI DUY”
Şurası kesin ki ülkeyi kim yönetirse yönetsin, tüm sorunların temel nedenleri ele alınmadıkça Pakistan’ın uzun süredir devam eden ekonomik problemlerine ve güvenlik sorunlarına çözüm bulmak kolay olmayacaktır. Bu şaibeli seçim sürecinde siyasi yan etkiler, biteviye çekişmeler ve entrikalar, Pakistanlıların şu ünlü siyasi deyimi ekseninde ve ülkenin dört eyaletinden her birinde iradelerinin gasp edilmesine karşı çıkan insanlarının şikayetlerine kulak vererek tersine çevrilebilir: “Oya saygı duy!”
]]>Cumhur İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok, bugün katıldığı Kalecikliler Buluşması’nda konuştu. Mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı eleştiren Altınok, Ankara’nın son 5 yılda ihmal edildiğini ve birçok vaadin yerine getirilmediğini söyledi.

Cumhur İttifakı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok, Kalecikliler Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Ankara’nın son 5 yılda ihmal edildiğini ve birçok vaadin yerine getirilmediğini belirten Altınok, “Seçim 5 yılda bir yapılıyor biliyorsunuz. Ankara’mızın 5 yılı boşuna olmuştur. Valiliğe gittim, Kalecik’e gittim, Pursaklar’a gittim. Pursaklar’da Akyurt’a gittim. Akyurt’ta Pursaklar’daki fuarın açılışına geldik. Gitmeden önce diyorum ki 2019 seçiminde Büyükşehir Belediye Başkanı ne söz vermiş, Akyurt’ta ne söz vermiş, gece ne söz vermiş, ne söz vermiş, Pursaklar’da ne söz vermiş. Verdiği sözlerin yüzde 90’ını yapmamış.” dedi.
Altınok, havaalanı yolu metrosunun yapılacağına dair söz verildiğini de hatırlatarak, “Allah nasip ederse 2024 yılındayız. Ulaştırma Bakanımız açıkladı, Havaalanı yolu metromuzu yapacağız inşallah.” diye konuştu.

“ANKARA’YI YEŞİL KENT YAPACAĞIZ”
2019 seçimlerinde Mansur Yavaş’ın Ankara’ya fuar alanı sözü verdiğini hatırlatan Altınok, “Bakınız bitti mi fuar alanı, hayır. Allah nasip ederse emaneti vekaleti verdiniz. Gece gündüz demeden çalışacağız. Fuar alanımızı hizmete açacağız.” dedi.
Fuar alanının tamamlanmasının Ankara’ya ekonomik açıdan büyük katkı sağlayacağını vurgulayan Altınok, “Binlerce insan burada çalışacak. Milyonlarca turist gelecek” diye konuştu.

Altınok, Ankara’yı bir ekonomi merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini belirterek, “Yeni Organize Sanayi Bölgeleri kuracağız. Ankara’mızı sanayinin merkezi yapacağız” dedi. Ayrıca, gençlere yönelik eğitim ve spor tesisleri yapacaklarını, parklar ve yeşil alanlar oluşturacaklarını da sözlerine ekledi.
Ankara’nın tüm ilçelerine yatırım yapacaklarını ve kalkınmayı her yere yayacaklarını söyleyen Altınok, gençleri geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için eğitim ve spor tesislerine önem vereceklerini, parklar ve yeşil alanlar oluşturarak Ankara’yı daha yaşanabilir bir şehir haline getireceklerini ifade etti.

“ANKARA’YI SANAYİNİN MERKEZİ HALİNE GETİREBİLİRİZ”
Altınok, İstanbul’daki deprem tehlikesinden dolayı birçok şirketin fabrikalarını İstanbul’dan taşıma kararı aldığını ve Ankara’nın bu yatırımlar için cazip bir seçenek olduğunu savundu. Ankara’nın lojistik durumu ve ulaşım imkanlarına dikkat çeken Altınok, “Bugün 10 tane organize sanayi bölgesi olsa yatırımcı hazır. Bu sayede Ankara’da işsizlik diye bir problem olmaz.” dedi.
Ankara’da 5 yılda dar gelirli vatandaşlara yönelik bir tane 14 daireli apartman bile yapılmadığını ve Büyükşehir’in birçok arsasının satıldığını söyleyen Altınok, bu arsaların satışından elde edilen gelirin 15 milyar TL’yi bulduğunu belirtti. “Ankara’da evi olmayan vatandaşlarımızı kira öder gibi ev sahibi yapacağız.” diyen Altınok, mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı eleştirdi.
Yavaş’ın yaptığı yardımların Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinin sadece yüzde 4’ünü oluşturduğunu ve geri kalan yüzde 96’nın nereye gittiğini sorgulayan Altınok, “Bütçe yok değerli hemşehrilerim. Mansur Yavaş göreve geldiğinde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 3 buçuk milyar borcu vardı. Şu an 20 milyar borcu var.” dedi.
Altınok, Yavaş’ın 5 yıllık görevi süresince Ankara’ya değer kazandıran bir eser veya hizmetin olmadığını savundu. Ankara’nın her yerinde Yavaş’ın resimlerinin olduğunu ve bunun dışında ortada bir şey olmadığını belirten Altınok, “Gençlerimize, çocuklarımıza gelecek vaat eden bir tane ortada eser ve hizmet yok. O resimlerin her biri 650 bin ile 1,5 milyar arası. Ben de diyorum ki her yere resimlerini atana kadar keşke Ankara’ya yaptığın eserleri assaydın.” dedi.

“SEÇİMDEN SEÇİME MİLLİYETÇİLER”
Yavaş’ın 5 yıllık görevi süresince Ankara’ya değer kazandıran bir eser veya hizmetin olmadığını belirten Altınok, Yavaş’ın seçimden seçime milliyetçi olduğunu belirten Altınok, “Keçiören’e gelmiş, ‘Ben Türk milliyetçisiyim’ dedi. Seçim zamanı milliyetçi oluyor. Bu milliyetçilik seçimden seçime midir?” diye konuştu.
Altınok, Yavaş’ın geçmişte yaptığı bazı çelişkili konuşmalara da dikkat çekti. Yavaş’ın “Anadolu geminizi, İHA’nızı, SİHA’nızı alıp gideceksiniz.” ve “Selahattin Demirtaş cezaevinde çıkartılmalı, mecliste olmalı” gibi sözlerini hatırlatan Altınok, “Hangi sözüne inanacaksınız, hangi söylediğine inanacaksınız?” diye sordu.
Yavaş’ın Ankara’ya 5 yılda her mahalleye en az bir kreş yapacağına dair söz verdiğini de hatırlatan Altınok, “Bu 5 yılda 500 kreş yapar. Ama yaptığı 20 tane kreş var, 20 kreşi gören yok.” dedi.

“ANKARA’YI BİR DÜNYA KENTİ YAPACAĞIZ”
Altınok, Ankara’nın geçmişte bir gecekondu şehri ve köylerden oluşan bir yer olduğunu ve kendilerinin 20 yıllık tecrübeleriyle Ankara’yı bir dünya kenti ve turizm merkezi haline getirdiklerini söyledi.
Yavaş’ın “Yol yapmadım, yardım yaptım.” sözlerini hatırlatan Altınok, Ankara’ya 2023 yılında 100 bin araç girdiğini hatırlatarak trafik sorununu yineledi. Ankara’daki ulaşım probleminin altını çizen Altınok, “Ulaşım ciddi bir problem, durakta kuyruklar çoğaldı. Otobüslerde insanlar tıkış tıkış.” dedi.
Su faturalarının da pahalı olduğunu ve eskiden elektriğin üçte biri veya dörtte biri fiyatına gelen suyun şu an elektriğin dörtte biri veya beşte biri fiyatına geldiğini söyleyen Altınok, Yavaş’ın 2019’da söylediği “Allah’ın verdiği sudan para kazanılır mı?” sözlerini hatırlattı.

“ALTINOK KİMSEYİ BELEDİYE OTOBÜSÜ VEYA ARACIYLA TAŞIMAZ”
Altınok, Yavaş’ın 2019 yılında “Belediye otobüsleriyle insanlar taşınıyor” diye eleştirdiğini hatırlattı. Yavaş’ın Haymana’daki mitinginde söylediği “Görün kalabalığı bizim kalabalıklar doğal ve organik.” sözünü hatırlatan Altınok, “Buraya otobüslerle gelen oldu mu, belediyeden otobüslerle taşıdık mı sizi? Altınok hiç kimseyi belediye otobüsüyle veya Keçiören Belediyesi’nin arabasıyla getirdi mi?” diye sordu.
]]>Sinan Oğan, Karamahmutoğlu’nun iddialarına X hesabından yaptığı paylaşımla sert yanıt verdi.

Oğan açıklamasında, ”Utanmadan yalan konuşup, iftira atıyorsun.” diyen Oğan, “En son seçimlerde şu an adayı olduğun Zafer Partisi’ne oy vermediğin gibi Türk milliyetçilerini Zafer Partisi yerine CHP’ye oy vermeye çağırıp HDP ile kol kola girmeye davet ediyordun!” ifadelerini kullandı.
Oğan açıklaamsında şu ifadeleri kullandı;
Azmi Karamahmutoğlu,
Önemli bir seçim arefesinde seçimlerde yüzde 5,2 oy almış birisinin tabanından oy alma çareleri aramak yerine sürekli bu kitleye iftira atarak siyaset kalibreni ortaya koyuyorsun! Daha önce şahsıma iftira attın ama Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile olan dostluğumuz ve seçimlerdeki beraberliğimiz yüzü suyu hürmetine cevap vermedim. Ama görüyorum ki ben cevap vermedikçe sen iftiralarına devam ediyorsun. Ve artık günah bizden gitti!
İBB ADAYI OLMUŞSUN UTANMADAN İFTİRA ATIYORSUN
İstanbul gibi aziz bir şehrimize Belediye başkan adayı olmuşsun ama utanmadan yalan konuşup, iftira atıyorsun. Güya sen beni tanıdığında ben sosyalistmişim! Sen beni ne zaman tanıdın Azmi Karamahmutoğlu?

Sen Mersin’de Meslek Yüksekokulu’nda okuduğunda ben İstanbul’da okuyordum o esnada tanışmadık. Rahmetle andığım İstanbul Ülkü Ocakları eski il başkanı Nihat Çetinkaya ile beraber 1988 yılında İstanbul’da Azerbaycan Derneği’ni kurup Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi verdiğimizde tanışmış olamayız zira sen oralarda yoktun, yine rahmetle andığım Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Turan Yazgan hocamla beraberdim, 1989’da Türk Dünyası Atlasını ilk defa olarak ben hazırlamıştım orada da tanışmadık.
KILIÇDAROĞLU’NDAN VEKİLLİK KAPMAK İÇİN HDP İLE KOL KOLA GÖRDÜK
Ben onların yanında Türk dünyası mücadelesi verdiğimde de tanışmadık. 1990 yılında Rus tankları Bakü’de katliam yaptığında Sovyetler Birliği İstanbul Başkonsolosluğu önüne şahsen 25 bin kişiyi yığıp mitinge liderlik ettiğimde de sen yoktun, orada da tanışmadık. Ardından Azerbaycan’a gittim orada da rahmetli Elçibey’in yanındaydım, orda da tanışmadık seninle. Sonrasında Azerbaycan’da TIKA Temsilcisi olarak Türk dünyasına hizmet veriyordum ve üniversitede öğrenci yetiştiriyordum, orada da tanışmadık. 2000 yılında Türkiye’ye dönüp Ümit Özdağ ile ASAM’da çalışmaya başladım. Orada da tanışmadık. Yine sonrasında MHP’de Sn. Genel Başkana danışmanlık yaptım, sonrasında da mecliste MHP milletvekiliydim. Buralarda da tanışmadık. Seninle ilk buluşmamız 2015 yılında benim MHP Genel Başkan Adaylığım zamanında İstanbul’da bir ofiste oldu. O zaman bana genel başkan olursam seni partiye yeniden alıp almayacağım sormuştun ve ben de elbette partiden kopan herkesi toparlayacağım demiştim sen de beni desteklediğini ifade etmiştin. Madem ben sosyalisttim neden benimle görüştün ve desteklediğini ifade ettin? Sonra seni en son Kemal Kılıçtaroğlu’ndan bir vekillik kapmak için HDP ile kolkola görmüştük. Kılıçtaroğlu kimlere kimlere vekillik verdi de seni kullanıp bir vekilliğe dahi layık görmeyip buruşturup bir kenara attı.

Bir ara ATA ittifakı ve Zafer Partisi’ne oy verip oyunuzu heba etmeyin diyordun… En son seçimlerde şu an adayı olduğun Zafer Partisi’ne oy vermediğin gibi Türk Milliyetçilerini Zafer Partisi yerine CHP’ye oy vermeye çağırıp HDP ile kol kola girmeye davet ediyordun!
Bu tiplerin ortak bir özelliği vardır. Ellerinde bir kantar olduğunu, herkesin ülkücülüğünü milliyetçiliğini tartabileceklerini sanıyorlar. Sözüm ona ‘en ülkücü onlar’ oysa ki Kılıçdaroğlu’nun arkasında dolandıklarında o kantarın kendilerini de tarttığını unutuyorlar. Öyleyse açıkça söyleyeyim İstanbul seçimlerinde durduk yere bize iftira atarak kaydedeceğiniz mesafe yok. Aksine ne Sinan Oğan Gönüllüleri’nden ne de Türkiye ittifaki Partisi üyelerinden ve hemşeri gruplarımızda tek bir oy dahi alamayacaksın!
Ayrıca ömrünü Türk dünyasına hizmet mücadelesinde geçirmiş ve tüm bunları yapmak sosyalistlik, bir vekillik kapmak için Kılıçtaroğlun kuyruğunda HDP ile kolkola girmek milliyetçilik, ülkücülük öyle mi Azmi Karamahmutoğlu?
]]>Bunun dışında, yurt içinde, milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimleri için elektronik oylama ile oy kullanmaya imkan veren bir yasal düzenleme bulunmuyor.

ELEKTRONİK OYLAMA ÖRNEKLERİ İNCELENİYOR
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Yener’in, Türkiye’de de elektronik oylamaya yönelik çalışma yapılabileceği yönündeki açıklamalarının ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler, Hukuk ve Mühendislik Fakülteleri ile YSK’den uzmanlardan oluşan çalışma grubu oluşturuldu.
Grup şu anda, yurt dışındaki elektronik oylama örneklerini inceleyerek, bilgisayar ve yazılım altyapısına ilişkin hazırlıkları yapıyor.
31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından ağırlık verilecek çalışma sonucu oluşturulacak sistemin, ilk olarak meslek örgütleri, kooperatifler, üniversitelerdeki öğrenci temsilcisi seçimlerinde kullanılması planlanıyor.
Projenin tamamlanması ve eksiklerin giderilmesinin ardından sistemin, milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimlerine de entegre edilmesi hedefleniyor.
YSK BAŞKANINA AKTARILDI
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ardından YSK Başkanı Ahmet Yener’in, seçimlerin elektronik ortamlarda yapılabilmesi için çağrıda bulunduğunu, bunun üzerine kendisinin Yener ile görüşme yaptığını söyledi.
YSK Başkanı Yener’e, üniversite olarak bir çalışma başlatabileceklerini aktardığını belirten Ünüvar, ardından oluşturulan çalışma grubu tarafından hazırlıkların başladığını, sürecin yürütücüsünün YSK olduğunu anlattı.
Necdet Ünüvar, “Biz kendimizi, onlara gereken bilimsel ve teknik destek veren kurum niteliğinde görüyoruz. Ön çalışma başlatıldı. seçimlerin güvenilirliği, yazılım ve hukuk konuları çok önemli, bu 3 alanda görüşmeler devam ediyor” dedi.

Seçim sistemleri, seçim matematiği üzerinde çalışılıyor
Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik de teknik çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
Çalışma grubunun 3 boyuttan oluştuğunu, bunlardan birinin, seçim sistemleri ve seçim matematiği üzerine çalışan teknik kısım olduğunu aktaran Çelik, şöyle konuştu:
“Bu grup içinde Siyasal Bilgiler Fakültesinden ve YSK’den uzmanlar yer alıyor. İkinci çalışma grubumuz hukuk konusunda çalışmalar yürütüyor, elektronik ortamda seçim uygulayan ülkelerdeki mevzuatı tarıyor, Türkiye’deki mevzuatla karşılaştırıyoruz. Mevzuat bakımından yasal düzenlemeler olsun, diğer mevzuat düzenlemeleri bakımından neler yapılabileceği, hangi süreçte yapılabileceği konusunda çalışma yapılıyor. Üçüncü çalışma grubumuz da yazılım boyutu, bilgisayar ve yazılım altyapısının oluşturulmasına yönelik çalışma grubu. Bu üç farklı komite hedefe ulaşmak için çalışıyor.”
SİSTEME HEMEN BAŞLANABİLİR
Çelik, çalışmaların seçimden sonra daha da yoğunlaşacağını, çalışma grubunun birtakım raporlamalar yaptığı ve dokümanlar üretmeye başladığını dile getirdi.
Türkiye’deki milletvekili, cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimlerinin elektronik ortama taşınması hedefiyle çalışmaya başladıklarını aktaran Çelik, “Ama bu hedef ulaşılacak en son nokta. Ondan önce her seviyede meslek örgütlerinin, kooperatiflerin seçimlerinde kademeli olarak bu hedefe ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Bu kademelendirme sayesinde sistemin test edilebileceğini, eksikliklerinin giderileceğini ifade eden Orhan Çelik, projenin tamamlanması, eksiklerinin giderilmesi bakımından sürecin uzun süreceğini ama üniversitelerdeki öğrenci temsilcileri seçimlerinde bu sisteme hemen başlayabilecekleri aşamada olduklarını bildirdi.
Prof. Dr. Orhan Çelik, elektronik seçimin, zaman maliyeti, güvenlik altyapısı, sonuçlara hemen ulaşmak, seçimin her aşamasının kontrol edilmesi ve güvenilir kılınması bakımından önemli avantajlar sağlayacağını söyledi.
Eş zamanlı olarak hukuki altyapının da hazırlanması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Hukuksal yapının nasıl oluşturulacağı konusunda da YSK’nin veya TBMM’nin adım atması gerekecek” dedi.
]]>Adaylığı bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandıktan sonra kolları sıvayan Sümer, seçim startını verdiği programda coşkulu kalabalıkla gövde gösterisi yaptı.
Geniş katılımla gerçekleşen programa AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, MHP İl Başkanı Onur Temel, AK Parti Kepez İlçe Başkanı Mehmet Çivik, MHP Kepez İlçe Başkanı Servet Ersoy, teşkilat üyeleri ve çok sayıda partili katıldı.

HEP BERABERİZ
Açılış konuşmasını yapan Kepez Belediye Başkan adayı Rıza Sümer, “AK Parti’nin katılımıyla seçim çalışmalarımızın başlangıcını yapacağımız bir programda, sahada hep birlikte çalışacağımız yol arkadaşlarımızla bir araya gelelim istedik. Malumunuz Cumhurbaşkanımızın şehrimize teşriflerinde, aday tanıtım programımızda Kepez Belediye Başkanı olarak yola koyulduk. Tabii ilk iş olarak anne babamızın elini öpüp hayır dualarını aldık ardından da Kepezimizin kurucu belde ve ilçe başkanlarını ziyaret ettik. Yine vatandaşlarımızın davetlerine icabet ederek dünkü çalışmalarımızı tamamladık. Bu sabah ilk iş geçmişten bugüne görev yapmış Kadın ve Gençlik Kollarımızla bir araya geldik. Ve şimdi hep beraberiz. Tüm ailemiz, komşularımız, emektarlarımızla bir aradayız” dedi.

GİZLİMİZ YOK
“Ya Allah Bismillah diyerek yola koyulurken bu ilk büyük buluşmamızın adı: ‘Yeni hedeflerin büyük başlangıcı’ olsun dedik” sözleriyle konuşmasını sürdüren Sümer, “Bu vesileyle ilk ve en geniş katılımlı koordinasyon toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Bizim kapalı kapılar arkasında yaptığımız veya yapacağımız gizli bir koordinasyon toplantımız yok. Bizim koordinasyonumuz bellidir. Teşkilatlarımızla birlikte hareket etmek, milletimizle iç içe olmak, vatandaşlarımıza dokunmak, seçim çalışmalarımızı gece gündüz çalışarak, ev ev gezerek tamamlamak. Bizim işimiz halis niyetlerle sahaya çıkmaktır. Halis niyetle yaptığımız her iş evelallah başarıya ulaşır. İnşallah bu başlangıcımız Kepez’imiz için, Antalya’mız için hayırlı uğurlu olur. Gözlerinizin içine bakıyorum, hepinizi tanıyorum, siz de bizi biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
EMANETİ SÜRDÜRECEKSİNİZ
Sümer konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Halk için, milletimiz için, gençlerimiz ve kadınlarımız için, hakkı tutup kaldıracağız inşallah. Şehirler büyüyor, nüfuslar artıyor, ihtiyaçların şekli ve niteliği değişiyor. Şöyle geriye dönüp baktığımızda 22 yıldır AK Parti’nin yaptığı hizmetleri anlatmakla bitiremeyiz, ama bakıyorsunuz Cumhurbaşkanımız daha dün seçilmiş gibi çalışıyor. 1994 yılı İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri. Cumhurbaşkanımızın o tarihte yaptığı kampanyasında Fatih Gençlik Kolları’nda aktif görev aldım. Cumhurbaşkanımız 40 ben 21 yaşındaydım. Çok kez heyecanına tanık oldum. Hatta azmine ve kararlılığına o zamandan hayrandık hepimiz. İki gün önce ismimizi açıkladığında yine göz göze geldik ve talimatlarını aldım. 40 yaşındaki kadar heyecanlıydı. Kararlılığından hiçbir şey kaybetmemişti. 1994 yılında onun gözlerinde gördüğüm heyecan hiç eksilmemişti. Konuşmamızda bana şöyle dedi, ‘Kepez Teşkilatımıza selam söyle, gideceksiniz, Kepez’in emanetini devam ettireceksiniz.’ Cumhurbaşkanımızın selamlarını da sizlere iletiyorum.”

AŞKIMIZIN İZİ VAR
“Peygamber efendimizin belediyecilikle ilgili hadisi şerifi var mıdır? Belediye, parti, seçim, oy gibi ifadeler kullanmış mıdır? Hayır. Şunu söylemesi bizim için yeterlidir. ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir.’ Bakın bu şehirde, Kepez’de yaşayan her bir vatandaşımızın sorumluluğu bizdedir. Bu sorumluluğun başkanlıkla falan ilgisi yoktur. Nefes aldığımız müddetçe bu dertlerle dertlenmek görevimizdir. Bu makamlar bu hizmetler için birer vesiledir. Gerek Hakan Tütüncü Başkanım, gerek İl Başkanımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, aslında bu salonda bulunan tüm kardeşlerimiz bu sorumluluk bilinciyle buradadır. Aslında Kepez Teşkilatımızın önemli bir özelliği daha var. Kepez Teşkilatımız da hiç kaybetmemiş bir teşkilattır. Evelallah tüm yerel seçimleri kazanmış, bayrağı yere hiç düşürmemiştir. Şöyle Kepez’in caddelerine, sokaklarına bir bakın. Yapılan eserlere, hizmetlere bir bakın. Kepez’in her sokağında aşkımızın izi var. Bu şehrin her sokağında aşkımızın izi var. Kepez son 20 yılda şaha kalktıysa bu teşkilatın emeği var.”
]]>AK PARTİ 4 MİLLETVEKİLİNİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYI GÖSTERDİ
AK Parti, yerel seçimlere ilişkin 4 milletvekilini belediye başkanı olarak aday gösterdi. AK Parti İstanbul Milletvekili Murat Kurum İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak ve AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterildi. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise İzmir Konak’ta Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi.
AK Parti’nin Meclis’te 264 milletvekili bulunuyor. Adayların seçilmesi durumunda AK Parti’nin sandalye sayısı 260’a düşecek.
EN FAZLA ADAY GÖSTERİLEN MİLLETVEKİLİ İYİ PARTİ’DEN
Milletvekillerini en fazla belediye başkan adayı olarak gösteren parti İyi Parti oldu. İyi Parti yerel seçimlere ilişkin 5 milletvekilini belediye başkan adayı olarak belirledi. Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İstanbul Milletvekili Mehmet Satuk Buğra Kavuncu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Balıkesir Milletvekili Turhan Özmez aday olarak gösterildi.
14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde Meclis’te 43 sandalye kazanan İyi Parti’nin istifalar ve ihraç sonrasında an itibarıyla 38 sandalyesi bulunuyor. Adayların seçilmesi durumunda İyi Parti’nin Meclis’te 33 milletvekili olacak.
SAADET GRUBU’NUN MİLLETVEKİLLERİ SEÇİLİRSE MECLİS GRUBU DÜŞECEK
14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerin ardından 10’ar milletvekili kazanan Gelecek Partisi ve Saadet Partisi birleşerek Saadet Grubu’nu oluşturdu. Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez, geçtiğimiz aylarda Meclis Genel Kurulunda fenalaşarak hastanede hayatını kaybetti. Ardından Saadet Grubu’nun düşmemesi için CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap Saadet Partisine geçti.
Saadet Grubu yerel seçimlere ilişkin 3 milletvekilini aday gösterdi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Gelecek Partisi Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Saadet Partisi Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan aday gösterildi. Milletvekillerinin seçilmesi durumunda Saadet Grubu’nun milletvekili sayısı 17’ye düşerek Meclis’teki grubu düşecek.
CHP 2 MİLLETVEKİLİNİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLARAK GÖSTERDİ
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise 2 milletvekilini belediye başkan adayı olarak gösterdi. Afyonkarahisar Belediye Başkan Adaylığına Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal ve Kastamonu Belediye Başkan Adaylığına ise Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı aday oldu. CHP’nin Meclis’te 128 milletvekili bulunuyor.
MHP, MİLLETVEKİLLERİNİ ADAY GÖSTERMEDİ
Milletvekillerini aday göstermeyen tek parti Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oldu. Meclis’te 49 milletvekili bulunan MHP’nin şu ana kadar açıkladığı belediye başkan adayları arasında milletvekili bulunmuyor.
Öte yandan, Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Seçimi’ne ilişkin seçim takvimi işliyor. Siyasi partiler, aday listelerini en geç 20 Şubat Salı saat 17.00’ye kadar teslim edecek.
Tanıtım toplantısında ilk olarak konuşan AK Parti Erzincan İl Başkanı Mehmet Cavit Şireci, “Bugün Erzincan’da AK Parti’nin 31 Mart Zaferi’nin temelini atmak üzere bir araya geldik. AK Parti’ye gönül veren hizmete oy veren milletimize olan inancımız tam olduğundan Türkiye’de ve Erzincan’ımızın ilçelerinde ve beldelerimizde AK Parti’mizin kazanacağını biliyoruz” diyerek, belediye başkan adaylarının halka hizmet bayrağını devralıp, millete hizmetkâr olacağını ifade etti.
Daha sonra konuşan AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman ise, dostluğun ve kardeşliğin şehri Erzincan’da Cumhur İttifakı adayı Bekir Aksun ile seçime gidileceğini ve Bekir Aksun’a güvendiklerini söyledi. Karaman açıklamasında; “Dostluğun kardeşliğin ve hoşgörünün şehri Erzincan’dayız, 2024 yılında yani Erzincan yılındayız. Geçen yıl Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutladık ve şimdide Türkiye yüzyılının başındayız. Çok önemli bir tarihi birlikte yaşıyor ve bunu en iyi şekilde değerlendirmek için hepimiz gayret ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Bildiğiniz gibi geçen yıl ülkemizde birlikte iki seçim geçirdik. Bu seçim Erzincan’ımızda barış, kardeşlik ve hoşgörü içinde geçti. Seçimin kardeşlik içinde geçmesinde AK parti ve MHP başta olmak üzere bütün partilerin, sizlerin ve tüm hemşerilerimizin katkısı dolayısıyla herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu seçim sonunda liderimiz Cumhurbaşkanımız, Genel başkanımız Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Allah’a şükrediyor ve tüm halkımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca halkımız TBMM’de, Cumhur İttifakı’na verdi ve meclisimizde kesintisiz görevine devam ediyor, ne kadar şükretsek azdır. Erzincan siyasi olarak da ülkemizin siyasetine çok katkıda bulunmuştur. Ülke siyasetine yön veren Cumhurbaşkanı ve başbakanlarımızla her zaman gurur duyuyoruz. Adaylarımıza başarılar diliyor ve güveniyorum” diye konuştu.
Tanıtım toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz ise, ülke gündemine dair bazı açıklamalarda bulundu.

Demiröz açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Bana dün akşam bilgi geldi ve apar topar önce Bayburt’a daha sonra Erzincan’a geldik. Şu an Cumhur İttifakı ile beraber bütün Türkiye’yi ittifak rengine boyayacağız. Yerel yönetimler seçilen belediye başkalarımız sizlere hizmet için geliyor. Aday adaylarımız vardı hepsi birbirinden değerli. Genel merkezimiz gece gündüz çalıştı. Anketler yaptık Erzincanlı kardeşlerimize soruyoruz, teşkilatlarımıza soruyoruz ve onlar kimi istiyorsa kimi öne çıkarıyorsa ilçelerimizde biz onlar üzerinde Cumhurbaşkanımızın da onayıyla çalışmalar yapıyoruz. Karşımızdaki muhalefeti hepimiz takip ediyoruz. Geçen seçimlerde karşımıza gelen 6’lı masalar 7’li masalar 8’li masalar durumunu şu anda izliyorsunuz. Sadece kurumsal bir parti var, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ve cumhur ittifakı ile beraber Türkiye’yi yönetmeye talip bir ittifak var. Bunun dışında darmadağınlar. Parti başkanları kim belli değil, kim kimin üstünde belli değil. Bir gün bakıyoruz birinin açıkladığı ismi diğer gün biri yalanlıyor.
Son yıllarda 2016 yılından beri bir hayli sıkıntılar yaşadık. Bütün emperyalist güçler ve Avrupa’nın baskısı altındayız. Avrupa Birliği’ne alın deriz 60 yıl geçmiştir bizi almazlar, kapıda bekletirler. Bizim ekonomimiz Avrupa ülkelerinin 14’ünün toplamından büyük. Coğrafi olarak Avrupa’nın en büyük ülkesiyiz. Nüfus bakımından Almanya ile birlikte en büyük ülkeyiz. Niye almadıklarını hepiniz az çok biliyorsunuz. Ama bütün bunlara rağmen son 20 yılda Türkiye’nin Avrupa’da ki sesini duyuran, oradaki Avrupa’da yaşayan soydaşlarımızın göğsünü geren bir yönetim sergiliyoruz. Etrafı ateş çemberi, bunun yanında pandemi ve arkasından ekonomik bunalımlar ve nihayet deprem. Asrın felaketini yaşadık bir yıl önce ve orada bu milletin ferasetini herkes gördü. Hiç kimse şu partiden bu partiden demedi. Evindeki ekmeğini böldü oraya gitti. Dünyada hiçbir yerde bir yıl içerisinde böyle bir felaketi kaldırabilen başka bir ülke yok.”
Yapılan konuşmaların ardından adaylar, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz tarafından tek tek platforma çağırılarak katılımcılara tanıtıldı. Tanıtım toplantısı toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Düzenlenen tanıtım toplantısına, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, Cumhur İttifakı Belediye Başkan adayı Bekir Aksun, AK Parti İl Başkanı Mehmet Cavit Şireci, belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.

AK PARTİ’NİN ERZİNCAN İLÇE ADAYLARI…
Çayırlı – Atınç Bahadır,
İliç – Mustafa Gürbüz,
Kemah – Recep İlter,
Kemaliye – Erdem Atmaca,
Otlukbeli – Vahdet Ercan,
Refahiye – Çakmak Paçacı,
Tercan – Alper Murat Müftüoğlu,
Üzümlü – Kenan Tat,
Çağlayan Beldesi – Musa Zengin,
Mollaköy Beldesi – Kadir Akar,
Çadırkaya Beldesi – Emrullah Selçuk,
Kargın Beldesi – Zafer Kaya,
Mercan Beldesi – Enver Akyıldız,
Altınbaşak Beldesi – Onur Bilen
Seçim Komisyonu verilerine göre, ülkede 128,5 milyonun üzerinde kayıtlı seçmenin oy kullanma süresi yerel saatle 17.00’de sona erdi.
Ülke genelinde kurulan 90 bin 675 sandıkta seçmenler, 5 yıl görev yapacak Ulusal Meclis ve eyalet meclisi üyelerini belirlemek için oylarını kullandı.
Başkent İslamabad başta olmak üzere Lahor, Karaçi, Peşaver ve Kuetta gibi şehirlerde seçmenler, oy vermek için gittikleri okullarda uzun kuyruklar oluşturdu.
Pakistan’da 2013’te seçime katılım yüzde 55,02, 2018’de ise yüzde 51,7 olarak gerçekleşmişti.

128,5 MİLYON SEÇMEN
Seçim Komisyonu verilerine göre, 241,49 milyon nüfusa sahip Pakistan’da kayıtlı 128 milyon 585 bin 760 seçmen bulunuyor. Bu seçmenlerin 69,2 milyonunu erkekler, 59,3 milyonunu ise kadınlar oluşturuyor.
100’ün üzerinde uluslararası seçim gözlemcisi ve yabancı gazeteci de seçimleri takip ediyor.
Resmi olmayan sonuçların gece yarısına doğru gelmeye başlaması ve yarın kesin sonuçların açıklanması bekleniyor.

ULUSAL MECLİS’TE 336 SANDALYE BULUNUYOR
Pakistan Ulusal Meclisi’nde 336 sandalye bulunuyor. Ulusal Meclis’teki 336 sandalyeden 60’ı kadınlara, 10’u ise dini azınlıklara ayrılmış durumda. Bu, sadece 266 sandalye için milletvekillerinin yarışacağı anlamına geliyor.
Ulusal Meclis’te sandalye elde etme yarışına giren her siyasi parti, Seçim Komisyonuna önceden hazırladıkları 60’ı kadın ve 10’u dini azınlık olmak üzere 70 kişilik listeleri teslim ediyor. Bu 70 sandalye de oyların yüzde 5’inden fazlasını alan partiler arasında nispi temsil yoluyla paylaştırılıyor. Söz konusu 70 sandalye için milletvekilleri aday olmuyor.
Hükümeti kuracak başbakan da Ulusal Meclis üyeleri arasından seçilecek. Mecliste 169 salt çoğunluğu sağlayan aday, ülkenin 25. başbakanı olacak.
Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) lideri eski Başbakan Navaz Şerif ve eski Başbakan Benazir Butto’nun oğlu Pakistan Halk Partisi (PPP) lideri Bilaval Butto Zerdari, başbakanlık koltuğu için seçimlerdeki en güçlü iki aday olarak öne çıkıyor. Cezaevindeki eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) de yine öne çıkan partiler arasında gösteriliyor.
RESMİ OLMAYAN SONUÇLARA GÖRE SEÇİMLERİ PTI’NIN BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLLERİ ÖNDE GÖTÜRÜYOR
Eski Başbakan Navaz Şerif’in liderliğini yaptığı Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) ile tutuklu eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) destekli bağımsız milletvekilleri arasında rekabet göze çarpıyor.

Ulusal basının paylaştığı resmi olmayan sonuçlara göre, ülke genelinde PTI’nın bağımsız milletvekilleri seçimi önde götürüyor.
Eski Başbakan Han’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, PTI’nın bağımsız milletvekillerinin seçimleri açık ara önde götürdüğü ifadesi paylaşıldı.

PML-N’den ise seçim sonuçlarına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Pakistan’da 5 yıl yasama görevini yürütecek Pakistan Ulusal Meclisi (NA) ve eyalet meclislerinin seçimi için yerel saatle 08.00’de başlayan oy verme işlemi saat 17.00’de sona ermişti.

İMRAN HAN 5 AĞUSTO 2023’TE TUTUKLANMIŞTI
İmran Han, yargılandığı yolsuzluk davasında mahkemenin tutuklama kararının ardından 5 Ağustos 2023’te polislerce gözaltına alınarak cezaevine gönderilmişti.
Eski Başbakan Han’ın, yargılandığı yolsuzluk davasında verilen 3 yıl hapis cezası, 29 Ağustos’ta ertelenmiş ve kefaletle tahliyesine hükmedilmişti. 30 Ağustos’ta Hakim Abul Hasnat Zülkarneyn, savcılığın talebiyle “devlet sırlarını ifşa etmekle” suçlanan İmran Han’ın tutukluluk süresini uzatmıştı.
HAN’IN MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI KABUL EDİLMEMİŞTİ
Pakistan’da Seçim Komisyonu, 30 Aralık 2023’te cezaevindeki eski Başbakan Han’ın şubatta yapılacak genel seçimlerdeki milletvekili adaylığını, hakkındaki mahkumiyet kararı nedeniyle anayasaya göre milletvekili adayı olamayacağı gerekçesiyle kabul etmemişti.

SON GENEL SEÇİMLER 2018’DE YAPILMIŞTI
Pakistan’da son genel seçimler 25 Temmuz 2018’de yapılmış ve İmran Han hükümeti göreve gelmişti.
Pakistan Ulusal Meclisinde 10 Nisan 2022’de yapılan güven oylamasında, 174 “hayır” oyuyla İmran Han hükümeti düşmüştü.
Üç dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan 2022’de Mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla çoğunluğun desteğini alarak Başbakan seçilmiş ve ülkeyi Ağustos 2023’e kadar yönetmişti.
Ülkeyi genel seçimlere kadar yönetecek geçici hükümetin Başbakanı Anvarul Hak Kakar ise 14 Ağustos 2023’te yemin ederek göreve başlamıştı.
Seçim Komisyonu verilerine göre, ülkede 128,5 milyonun üzerinde kayıtlı seçmenin oy kullanma süresi yerel saatle 17.00’de sona erdi.
Ülke genelinde kurulan 90 bin 675 sandıkta seçmenler, 5 yıl görev yapacak Ulusal Meclis ve eyalet meclisi üyelerini belirlemek için oylarını kullandı.
Başkent İslamabad başta olmak üzere Lahor, Karaçi, Peşaver ve Kuetta gibi şehirlerde seçmenler, oy vermek için gittikleri okullarda uzun kuyruklar oluşturdu.
Pakistan’da 2013’te seçime katılım yüzde 55,02, 2018’de ise yüzde 51,7 olarak gerçekleşmişti.

128,5 MİLYON SEÇMEN
Seçim Komisyonu verilerine göre, 241,49 milyon nüfusa sahip Pakistan’da kayıtlı 128 milyon 585 bin 760 seçmen bulunuyor. Bu seçmenlerin 69,2 milyonunu erkekler, 59,3 milyonunu ise kadınlar oluşturuyor.
100’ün üzerinde uluslararası seçim gözlemcisi ve yabancı gazeteci de seçimleri takip ediyor.
Resmi olmayan sonuçların gece yarısına doğru gelmeye başlaması ve yarın kesin sonuçların açıklanması bekleniyor.

ULUSAL MECLİS’TE 336 SANDALYE BULUNUYOR
Pakistan Ulusal Meclisi’nde 336 sandalye bulunuyor. Ulusal Meclis’teki 336 sandalyeden 60’ı kadınlara, 10’u ise dini azınlıklara ayrılmış durumda. Bu, sadece 266 sandalye için milletvekillerinin yarışacağı anlamına geliyor.
Ulusal Meclis’te sandalye elde etme yarışına giren her siyasi parti, Seçim Komisyonuna önceden hazırladıkları 60’ı kadın ve 10’u dini azınlık olmak üzere 70 kişilik listeleri teslim ediyor. Bu 70 sandalye de oyların yüzde 5’inden fazlasını alan partiler arasında nispi temsil yoluyla paylaştırılıyor. Söz konusu 70 sandalye için milletvekilleri aday olmuyor.
Hükümeti kuracak başbakan da Ulusal Meclis üyeleri arasından seçilecek. Mecliste 169 salt çoğunluğu sağlayan aday, ülkenin 25. başbakanı olacak.
Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) lideri eski Başbakan Navaz Şerif ve eski Başbakan Benazir Butto’nun oğlu Pakistan Halk Partisi (PPP) lideri Bilaval Butto Zerdari, başbakanlık koltuğu için seçimlerdeki en güçlü iki aday olarak öne çıkıyor. Cezaevindeki eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) de yine öne çıkan partiler arasında gösteriliyor.
RESMİ OLMAYAN SONUÇLARA GÖRE SEÇİMLERİ PTI’NIN BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLLERİ ÖNDE GÖTÜRÜYOR
Eski Başbakan Navaz Şerif’in liderliğini yaptığı Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) ile tutuklu eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) destekli bağımsız milletvekilleri arasında rekabet göze çarpıyor.

Ulusal basının paylaştığı resmi olmayan sonuçlara göre, ülke genelinde PTI’nın bağımsız milletvekilleri seçimi önde götürüyor.
Eski Başbakan Han’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, PTI’nın bağımsız milletvekillerinin seçimleri açık ara önde götürdüğü ifadesi paylaşıldı.

PML-N’den ise seçim sonuçlarına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Pakistan’da 5 yıl yasama görevini yürütecek Pakistan Ulusal Meclisi (NA) ve eyalet meclislerinin seçimi için yerel saatle 08.00’de başlayan oy verme işlemi saat 17.00’de sona ermişti.

İMRAN HAN 5 AĞUSTO 2023’TE TUTUKLANMIŞTI
İmran Han, yargılandığı yolsuzluk davasında mahkemenin tutuklama kararının ardından 5 Ağustos 2023’te polislerce gözaltına alınarak cezaevine gönderilmişti.
Eski Başbakan Han’ın, yargılandığı yolsuzluk davasında verilen 3 yıl hapis cezası, 29 Ağustos’ta ertelenmiş ve kefaletle tahliyesine hükmedilmişti. 30 Ağustos’ta Hakim Abul Hasnat Zülkarneyn, savcılığın talebiyle “devlet sırlarını ifşa etmekle” suçlanan İmran Han’ın tutukluluk süresini uzatmıştı.
HAN’IN MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI KABUL EDİLMEMİŞTİ
Pakistan’da Seçim Komisyonu, 30 Aralık 2023’te cezaevindeki eski Başbakan Han’ın şubatta yapılacak genel seçimlerdeki milletvekili adaylığını, hakkındaki mahkumiyet kararı nedeniyle anayasaya göre milletvekili adayı olamayacağı gerekçesiyle kabul etmemişti.

SON GENEL SEÇİMLER 2018’DE YAPILMIŞTI
Pakistan’da son genel seçimler 25 Temmuz 2018’de yapılmış ve İmran Han hükümeti göreve gelmişti.
Pakistan Ulusal Meclisinde 10 Nisan 2022’de yapılan güven oylamasında, 174 “hayır” oyuyla İmran Han hükümeti düşmüştü.
Üç dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan 2022’de Mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla çoğunluğun desteğini alarak Başbakan seçilmiş ve ülkeyi Ağustos 2023’e kadar yönetmişti.
Ülkeyi genel seçimlere kadar yönetecek geçici hükümetin Başbakanı Anvarul Hak Kakar ise 14 Ağustos 2023’te yemin ederek göreve başlamıştı.
AK PARTİ KONGRE BİNASI AÇILDI
AK Parti Kongre Merkezi önünde partililere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Partimizi yakışır bir binaya kavuşmuş olduk. Buranın partimizin mimari anlayışını yansıtan bir eser olmasını istedik. Kongre binamızın bulunduğu çevre içinde uyum olmasına özen gösterdik. Binamız her anlamda engelsiz olarak tasarlandı. Bundan siyaset akademisi gibi eğitimleri burada yapabileceğiz. Toplumumuzun farklı kesimleriyle toplantılarımızı burada gerçekleştireceğiz. Bizler burada yapacağımız faaliyetlerle kongre merkezimin hakkını vermeye çalışacağız. Daha fazla kardeşimizle burada kucaklaşacağız. Birlik ve beraberlik ruhunu daha fazla güçlendireceğiz” dedi.
AK PARTİ SEÇİM BEYANNAMESİ AÇIKLANIYOR
AK Parti Kongre Merkezi’nde yapılacak programda Seçim Beyannamesini Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklıyor.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
“Sözlerimin şu çatı altında farklı bir geleceğe farklı bir doğuma vesile olmasını diliyorum. AK Parti Genel Merkezimizin toplantımızı gerçekleştirdiğimiz yeni konferans salonumuzun hayırlı olmasını dileyerek başlıyorum.
Bugün burada AK Partimizin 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçim Beyannamesi’ni milletimizin takdirine sunmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Her seçim idarelerden hesap sorduğu kritik eşiklerdir. Her seçim yeni bir dönemin, sürecin başlangıç noktasıdır. Seçim demokrasiyle yönetilen ülkelerde iktidarın meşruiyet kaynağıdır. Bir ülkede ister hükümet ister şehir düzeyinde kendini yönetecek kadroları belirleyemiyorsa orada demokrasiden söz edilemez.
Açık oy gizli sayım yöntemiyle demokrasiyle uyuşmayan seçimler yapılmıştır. Bu seçimleri ne milletimiz ne tarih demokrasinin tecellisi olarak görmemiştir. Rahmetli Başbakan Menderes’in göreve geldiği 1950 tarihi ülkemizde gerçek anlamda demokrasinin işlemeye başladığı tarihtir.
15’İNCİ YEREL SEÇİM
TBMM’mizin 20 dönemi çok partili hayata geçildikten sonra seçimlerle oluşmuştur. Ya darbe anayasalarıyla ya Meclis tarafından seçilen Cumhurbaşkanı ilk defa 2014 yılında halkın oyuyla belirlenmiştir. 2018 ve 2023 yılında yapılan Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimi ülke tarihimizin önemli dönüm noktalarındandır. Yerel seçimlerin de benzer seyir izlediğini görüyoruz.
Çok partili hayatta 1950 yılında yapılan mahalli idareler seçimleri bugüne kadar 14 defa tekrarlanmıştır. 15’inci belediye başkanlığı seçimini yine demokrasi şöleni şeklinde gerçekleştireceğiz.
AK Parti’nin iktidara gelmesi, 28 Şubat post-modern darbesinin ardından böyle bir milli irade şahlanışı olarak vuku bulmuştur. 21 yıl boyunca vesayetin türlü baskılarına, terör örgütü saldırılarına, darbe girişimlerine, emperyalistlerin sinsi oyunlarına rağmen milli irade bayrağını hep yukarıda tuttuk.
“MESELE EN ÇOK BELEDİYEYİ KAZANMAK DEĞİL”
Türkiye Yüzyılı’nın ilk seçiminde mesele en çok belediye başkanlığını kazanmak değil. 31 Mart’ta elde edeceğimiz netice, ülkemizi dünyada hak ettiği yere yükseltme hedefinde bize güç, destek, kuvvet verecektir. Biz ülkeye ve millete hizmet yolculuğumuza 30 yıl önce belediyelerde başlamış bir kadroyuz.
2023 hedefleriyle, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla ülkenin geleceğini inşa ettik. Evlatlarımıza büyük, güçlü, müreffeh bir Türkiye hedeflerimize çelme takması için kimseye malzeme vermemeliyiz. İçeride ve dışarıda Türkiye’nin tökezlemesini; siyasi ve ekonomik olarak zayıf günlerine dönmesini bekleyen bir güruh var. Asıl hedef Türkiye’dir.
Şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımları atmakla, bu sinsi niyetleri de boşa çıkarmış olacağız. Sözümüzü rakiplerimize, yarıştığımız parti ve adaylara değil doğrudan milletimize söylüyoruz.
Bugün burada size 14 Mayıs seçim beyannamemizi paylaşırken, çalışma tarzımızı hatırlatmak istiyorum.
SEÇİM TALİMATI
31 Mart’a kadar gelmeyene gideceğiz, küskünü barıştıracağız, sevmeyeni sevdireceğiz. Her eve, her işyerine gireceğiz. Kalbini kazanmadık kimse bırakmayacağız, kararsızları ikna edeceğiz, hiç kimseyi atlamadan teker teker herkese dokunacağız. Siyasetin sokakta yapıldığını unutmayacağız. Seçimin sandıkta kazanıldığını bileceğiz. Seçim gününe kadar her anı değerlendirmenizi, seçim günü sandığı da sahiplenmenizi istiyorum.
SEÇİM SLOGANI: GERÇEK BELEDİYECİLİK: HAZIRIZ, KARARLIYIZ
AK Parti olarak mahalli seçimlerdeki ilk sınavımızı ‘AK eller AK iller yerel kalkınma başlıyor’ diyerek 2004’te vermiştik. Ardından 2009’da ‘Her şey Türkiye için işimiz hizmet gücümüz millet’ sloganıyla şehirlerin hizmetine talip olmuştuk. 2014 yılında ‘Daima millet daima hizmet, millet eğilmez Türkiye yenilmez’ mesajıyla vatandaşlarımızın huzuruna çıkmıştık. Son mahalli seçimlerin yapıldığı 2019 yılında ‘Memleket işi gönül işi’ diyerek sandığa koşmuştuk. 31 Mart 2024 seçimlerine ise ‘Gerçek belediyecilik hazırız, kararlıyız’ diyerek gidiyoruz.
Seçim beyannamemizin başlığını ‘Türkiye Yüzyılı için gerçek belediyecilik’ olarak belirledik. Beyannamemiz 8 bölümden oluşuyor.
SEÇİM BEYANNAMESİNİN DETAYLARI
Seçim beyannamemizin başlığını ‘Türkiye Yüzyılı için gerçek belediyecilik’ olarak belirledik. Beyannamemiz 8 bölümden oluşuyor.
Her bir ana başlığın altında o alana ilişkin yaklaşımlarımızı ve tüm belediyelerimizin uygulayabileceği program çerçevelerini içeren alt başlıklar yer alıyor. AK Parti’nin bir markaya dönüşen belediyecilik birikimin özeti, yeni dönemin bir belgesi mahiyetindedir. AK Parti belediyecilikte de kendi kendiyle yarışmaktadır.
Belediye yönetimlerini bizden devralanların, şehirlere 5 yıl kaybettirme dışında bir şeyleri olmadığını milletimiz yaşayarak gördü. Seçim kampanyamızın merkezine ‘gerçek belediyecilik’ sözümüzü yerleştirdik. Amacımız şehirlerimizi ve insanlarımızı bu şov ve ajans belediyeciliği ilizyonundan kurtarmaktır.
“KAMU KAYNAKLARI ADİL ŞEKİLDE VERİLDİ”
Birilerinin ‘engellendik’ edebiyatı yapmalarına bakmayın. Bunlar AK Parti belediyelerinin aldığı paralardan çok daha fazlasını alıyorlar. Bunların tamamı sorumluluktan kaçmaktan ibarettir. Diğer belediyelere ne veriliyorsa, hangi kritere göre tahsisat yapılıyorsa bunlar için de geçerlidir. Her belediye kamu kaynaklarından adil bir şekilde yararlanmaktadır. Finans yönetimini başaran bir belediye başkanının kaybı söz konusu değildir.
İBB’yi aldığım zaman bizim borcumuz 2,5 milyar dolardı. Devrederken 1,5 milyar dolar ile devrettik. Şimdi 3 milyar dolar İBB’nin borcu var. Bunların tek derdi, kendi beceriksizliklerini örtmek, kaynağı başka amaçlara kullandığı gerçeğini gözlerden kaçırmaktır.
Ayrıntılar geliyor..
]]>
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Memleket Partisi olarak kısıtlı imkanlarla girebileceğimiz her yerde seçime girip alabildiğimiz kadar belediyeyi safımıza katacağız” dedi.
Muharrem İnce’nin açıklamalarından satır başları şu şekilde;
“Suriye’de Irak’ta çocuklarımız şehit oluyor. Asıl sorumlusu kim? Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bunu söyleyecek Muharrem İnce’den başkası yok. İlkeli omurgalı siyasetten yanayız. Laikliği bizden başka hatırlayan kalmadı. Bizim bir Dersim diye bir vilayetimiz yoktur. Oradaki vilayetin adı Tunceli’dir. Kamer Genç bile Dersim demiyordu, Tunceli diyordu. Şeyh Said bir haindir nokta.
MECLİS’TEKİ TERÖR BİLDİRİSİ
Hiç kimse küçük eşit değildir. Bu ülkede herkes ayaz yemiştir. Terör bildirisi Meclis’e geldiğinde “Ben AKP ile aynı A4’te olmayacağım” demeyeceksin. Memleket Partisi Meclis’te olsaydı ben olsaydım İsveç’in NATO üyeliğine “evet” demezdim.
LİBYA TEZKERESİ
Libya tezkeresine, Mavi Vatan’a evet diyorum. Memleket Partisi olarak sığınmacıları dışarı, dışarıya giden doktorları mühendisleri içeri. Bizim yetimin başını okşayanları, yolda bulduğu ekmek parçasını yüksek bir yere koyanları, haksızlık karşısında susmayanları, memleketin dürüst namuslu insanlarını Memleket Partisi’ni anlamaya davet ediyorum.. Bizim bir duruşumuz ve ilkemiz var. Oy oranımızla orantılı değil bu. Bugün 1 olur, yarın bin olur.
CHP’Yİ VE MUHALEFETİ ELEŞTİRDİ
Bana bölücü diyen CHP seçmenine sesleniyorum. Arkadaşlar biz siyah ve beyaz gibi ayrıyız. CHP, İsveç’e evet deyince nasıl ittifak kuracağım, her gün DEM’lenirse nasıl kuracağım? Bizim bir duruşumuz olmalı. Değişmek başka bir şey başkalaşmak başka bir şeydir. Gençliğimin partisi gitmiş başka bir parti gelmiş. Yarın başka bir yönetim gelir o zaman tekrar konuşuruz
Her seçimde oy çalınıyor diye bağırıp oynayanlar kaybetti. İkinci tura kalırsa savaş çıkar diyenler kaybetti. Yalan haberlerden sosyal medya trollerinden medet umanlar kaybetti.
Bu iktidar Türkiye’yi kötü yönetmiştir. Bu iktidarı değiştirmek için önce bu muhalefeti değiştirmek gerekir. Seçim kazanmasını çok iyi bilen bir iktidar var. Bu memlekete üçüncü bir yol lazım diyorum. Ne sağdan ne soldan Atatürk’ün yolundan o da Memleket Partisi’nin yolu. Seçmen Erdoğan’ı göndermeye hazırdır. Seçmen milli meselelerde tutarlılık istiyor. Ülke birbirini dinlemeyen iki kutba ayrılmış durumdadır, bu ülkemiz için iyi bir şey değildir.Türkiye siyasi gelişmelerden boş laflardan bıkmıştır. Halkımız bu muhalefete güvenmemektedir. Türkiye’nin yenibir nefese ihtiyacı vardır. O nefes üçüncü yoldur. Yolumuz, Türkiye’yi ayrıştıran değil birleştirenlerin yoludur.
“İSTANBUL’DA 3 ADAYIMIZ VAR”
Türkiye’de her kesimden oy alma potansiyeli olan tek parti Memleket Partisi’dir. Girebildiğimiz her yerde seçime gireceğiz. Alabildiğimiz kadar belediyeyi safımız katmak istiyoruz. Memleket Partisi olarak kısıtlı imkanlarla girebileceğimiz her yerde seçime girip alabildiğimiz kadar belediyeyi safımıza katacağız İstanbul’da 3 aday adayımız var; önümüzdeki hafta MYK’da karar verip bir kişiyi atayacağız. Mehmet Sevigen 3 kişiden biri.
Memleket Partisi’nin aday listesi şöyle:
Sakarya: Ali Sarı
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı: Salih Eskici
Yalova Belediye Başkan Adayı: Fatih Elönü
Bilecik Belediye Başkan Adayı: Hüseyin Korkman
Mersin Tarsus Belediye Başkanı Adayı: Haluk Bozdoğan
Ankara Şereflikoçhisar Belediye Başkan Adayı: Mahmut Celal Ünsal
Artvin Kemalpaşa Belediye Başkan Adayı: Yekta Faik Yılmaz
Aydın Nazilli Belediye Başkan Adayı: Ali Çetinkaya
Eskişehir İnönü Belediye Başkan Adayı: Hamdi Tosunoğlu
Bozhöyük Belediye Başkan Adayı: Talat Halefoğlu
İzmir Bayındır Belediye Başkan Adayı: Ali Erişen
İzmir Tire Belediye Başkan Adayı: Nihat Koç
Samsun Canik Belediye Başkan Adayı: Furkan Güler
]]>Haber7-ÖZEL
Türkiye genel seçimlerin ardından bir yerel seçim atmosferine daha girdi. Partilerin özellikle İstanbul adaylarını açıklamasının ardından 31 Mart yerel seçimleri için start verilmiş oldu. İstanbul’da AK Parti’den Murat Kurum ile CHP’den Ekrem İmamoğlu’nun ismi ön plana çıkarken adaylarının önümüzdeki 2 aylık seçim sürecinde nasıl davranması gerektiği merak konusu oldu.
Haber7 muhabiri Müge Çakmak, belediye başkan adaylarının seçim döneminde vatandaşlara nasıl yaklaşması gerektiğini ve giyim konusunda ne tarz seçimler yapması gerektiğini uzmanlara sordu. Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman “Başkan adaylarının davranışlarında dikkat etmesi gerekenler nelerdir?” sorusuna adayların “Halkı küçümseyen davranışlarda olmamaları, insanlarla iç içe bütünleşmiş imaj çizmeleri gerekiyor” cevabını verirken İmaj ve İletişim Danışmanı Başak Bilgen Camgöz ise adayların giyim stilleri konusunda önerilerde bulundu. Camgöz, siyasilerin siyasetin kullandığı giyim kodlarını kendilerine uyarlamaları gerektiğini belirtirken özellikle adayların lacivert ve grinin sıcak tonları tercih ettiğini söyledi. Camgöz kadın adaylar için ise “İçlerine giydirecek parçalarla saç stilleriyle temsil ettikleri ideolojiye göre abartıya ve kendi görünümlerinin önüne geçmeyecek saç sitleri ve aksesuarlarla bunu tamamlayabilirler.” dedi.
İşte Haber7’nin uzmanlarla gerçekleştirdiği o röportajlar;
Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman’ın röportajı…
31 MART YEREL SEÇİMLERİNE ÇOK AZ BİR VAKİT KALDI VE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI DA AÇIKLANDI. ŞİMDİ HOCAM ŞUNU MERAK EDİYORUZ. ADAYLARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR NELERDİR?
Adayların en önemli dikkat etmesi gereken şeylerden birisi sonuçta belediye başkanı olduğu olacakları için ve yerel seçimler söz konusu olduğu için halkı küçümseyen davranışlarda bulunmamaları gerekir. Yani halkla iç içe bütünleşmiş bir imaj çizmeleri onlar için daha hayırlı olacaktır. Çünkü kibirli bir tarza yaklaşıldığı zaman insanlar bundan hoşnut olmuyorlar. Neden? Çünkü sorunlarının çözümünü bekliyorlar. Yani bir belediye başkanından bekledikleri en önemli şey gündelik hayatlarının düzenlenmesi rutin hayatlarındaki sorunların giderilmesi.
TÜRKİYE’DE DEVLET BABA GİBİDİR
PEKİ HOCAM KULLANDIKLARI İŞTE HİTAP EDERKEN YA DA BİR ESNAF ZİYARETİNDE BULUNURKEN YA DA BİR TOPLUMDA KONUŞURLARKEN KULLANDIKLARI JET VE ÜMİTLERİN ÖNEMİ NEDİR? ÖNEMLİ MİDİR?
Bence önemlidir. Şimdi şunu kabul etmeliyiz ki Türkiye’de devlet baba gibidir. Yani devletin halkın nezdindeki imajı kapsayıcı, koruyucu, kollayıcı ve bazen de cezalandırıcı. Böyle bir imajı var. Batı Avrupa’daki bu liberal demokrasilerden biraz daha farklılık arz ediyor. Devletin böyle bir resmi anlayışı olduğu için mesela gelen kişilerin kendilerine lakayt davranmaları, lakayt bir tarza seslenmeleri hoşlarına gitmez insanların. Çünkü onlar belediye başkanı da olsa sonuçta bir şekilde devletin temsilcileri olarak görüleceklerdir.
BEDEN DİLİ ÜZERİNDEN BİRAZCIK KONUŞACAK OLURSAK, BEDEN DİLİNİ DOĞRU KULLANMAK ÖNEMLİ MİDİR? YA DA NASIL DOĞRU BİR ŞEKİLDE BEDEN DİLİNİ KULLANABİLİRİZ?
Önemlidir çünkü çağımız imajlar çağrıdır. Çünkü göz merkezli bir toplumda yaşıyoruz. Neden? Bakın işte biz sizinle internetten bağlanıyoruz işte evimizde televizyon, elimizde, akıllı telefonlar, her an bilgisayarımızda bir şeyler izliyoruz. Dolayısıyla göz önünde olmak söz konusu bu çağda. Ve bu çağda göz önünde davranırken her türlü hareketimize de dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü her yerde kameralar var. Bu adayların bunun bilincinde olarak hareket etmesi gerekir. Beden dillerini kullanırken yani daha yapmacık davranışlar oralarda çok daha çabuk açığa çıkar. Bir samimiyet hissi doğurabilmeleri önemli bence beden diliyle konuşurlarken
GÖZ TEMASI ÇOK ÖNEMLİ
AZ ÖNCE GÖZ TEMASI DEDİNİZ. GÖZ TEMASININ DOĞRU BİR İLETİŞİMDEKİ YERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Bence göz teması çok önemlidir. Gözünün içine baktığım zaman bir insanın kolay kolay mesela yalan söyleyemezsin. Göz göze geldiğin zaman o insan senin hislerini okuyabilir diye düşünürsün ve bundan çekinirsin. Gerçekten de mesela teolojik tarihe baktığımız zaman Habil- Kabil meselesinde Habil kardeşinin yüzüne bakmadan öldürmüştür. Yani onunla göz göze gelmeden öldürmüştür. Göz göze gelseydi muhtemelen öldüremeyecekti, Kutsal Kitap’ta böyle yazar. Göz göze gelmeden öldürdüğünü yazar. Dolayısıyla yüz yüze iletişim, göz göze gelmek, insan bir insanın gözünün içine bakmak. Sizin dürüstlüğünüzün de bir ölçüsü olabilir, samimiyetinizin de bir öyküsü olabilir diye düşünüyorum.
İKİ TANE BİR BELEDİYE BAŞKANI ADAYI VAR. BİR TANESİ MURAT KURUM. DİĞERİDE EKREM İMAMOĞLU. BİR DEĞERLENDİRECEK OLURSAK HOCAM. BİR BİLİM İNSANI OLARAK NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Ben şöyle değerlendiriyorum, Murat Kurum’un dik duruşu özellikle, gezinirken ki hal ve hareketleri biraz daha devleti temsil eder şekilde. Yani sanki Murat Kurum devleti daha fazla temsil ediyormuş gibi bir görüntü, bir imaj çiziyor. Giyim tarzı aynı şekilde bence. Böyle bir imaj çiziyor. Sayın Ekrem İmamoğlu da daha sportif görünüyor. Halktan gibi ama halktan da değil. Daha böyle okumuş kesimleri. İşte öğrenci kesimine hitap eden bir yaklaşım tarzı var gibi geliyor bana.
HALK LAKAYTLIKTAN HOŞLANMAZ
YANİ BİZ ANLIYORUZ Kİ BEDEN DİLİ VE GİYİM DE HEPSİ ASLINDA BÜTÜNÜN BİR PARÇASI DİYEBİLİR MİYİZ?
Bütününün bir parçası, giyim üzerinden de konuşabiliriz. Mesela daha önce de söyledim. Türkiye de Devlet baba gibidir. Bir resmiyet vardır ve gelen devlet yetkililerini, belediye başkanı da olsa halk resmi bir yetkili olarak görür ve mesela lakaytlıktan de çok hoşlandığını düşünmüyorum ben halkın. Mesela gocuk giydiğini hiç görmedim Sayın Cumhurbaşkanımızın. Yani hep böyle paltolar, uzun paltolarla gidiyor, geliyor, geziyor. Daha resmiyeti temsil ediyor uzun palto. Murat Kurum’un da genelde öyle giyindiğini görüyorum. Daha koyu renkler; mesela kırmızı renk giyindiği zaman birisi, kırmızı ikaz etme kırmızı kart mesela değil mi? Uyarı anlamındadır. Veya sarı renk, yeşil renk daha halk tabiriyle daha cıvık renkler yani. Daha Koyu renkler giyiyor o yüzden resmi görevliler kişiler. Murat Kurum bu anlamda giyimdeki renkleri seçisiyle de biraz daha devleti temsil eder pozisyonda. Bunun da anlamlı olduğunu düşünüyorum. Neden? Çünkü deprem gerçeği var ve deprem gerçeğinde orada bir Dönüşümün yapılma zorunluluğu var. Bunu da devletle birlikte Murat Kurumun üstlenebileceğini bize hissettiriyor sanki. Sayın Ekrem İmamoğlu ise daha sportif daha açık renkler giyiniyor. Genelde yürürken onu görüyoruz. Pek kravat taktığını da her zaman görmüyorum. Arada genelde böyle gömleği açık. Biraz daha bana göre ciddilikten uzak. Yani daha ciddi giyinmiyor. Yani daha sportif giyiniyor. Daha resmi giyinmiyor
Biz imaj çağındayız, göz merkezli bir toplumdayız. Göz önünde olmak çok önemli. Mutlaka dolaşırlarken bu insanlar her yerde kameralar etrafları çevrili ufak tefek hatalar yapacaklardır. Ama bence önemli olan iki adayın projeleridir. Hizmete ne kadar koşuşturacakları, yatkınlıklarıdır. Halkımız son tahlilde bunları iyi değerlendirecek diye düşünüyorum. Eğer Sayın Ekrem İmamoğlu bugüne kadarki çalışmalarında başarılı olmuşsa halkımız ona bir şans daha tanıyacaktır. Ama çok başarılı olduğunu düşünmüyorsan Sayın Murat Kurum’a bir şans tanıyabilir. Dolayısıyla bu kişilerin aynı zamanda sadece görüntüleriyle değil Projelerini de geniş kitlelere anlatabilmesi, açıklayabilmesi ve onları ikna etmeleri gerekecektir. Bu anlamda da retorik çok önemlidir. Konuştuğum zaman kişilerin karşılarındakileri ikna etme kabiliyeti çok önemli. Bunu yapabilirlerse ideolojinin ya da hemşehriliğin çok önemli olmayacağını düşünüyorum yerel seçimlerde. Diksiyon ve Türkçeyi doğru konulup anlatabilmek de çok önemli. Çünkü doğru düzgün konuşulmadığı zaman bu biraz itici oluyor açıkçası.
İmaj ve İletişim Danışmanı Başak Bilgen Camgöz’ün röportajı;
LACİVERT VE GRİNİN SICAK TONLARI TERCİH EDİLİYOR
31 MART YEREL SEÇİMLERE AZ BİR SÜRE KALDI. BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARIDA AÇIKLANDI. ADAYLARIN GİYİMLERİ NASIL OLMALI?
Şimdi hepimizin bildiği üzere kıyafet, iş hayatında olan, özellikle de göz önünde olan kişiler için çok önemli bir iletişim aracı. Geçmişteki örnekliklere baktığımızda kitleleri peşinden sürükleyen liderlerin de bunu çok etkin bir şekilde kullandıklarına dair örnekler var tabii ki hani genel geçer ve sürekli bahsedilen bazı siyasete dair de renk kodları var. Bununla birlikte kişiler hem kadın hem erkek adaylar öncelikle kendi ten renkleri ve vücut yapıları, kişisel özellikleri göz önünde bulundurularak bu siyasetin kullandığı giyim kodlarını ona göre kendilerine uyarlamalılar. Yani nedir bu daha çok pozitiflik ve güven oluşturmak adına siyah aslında çok tercih edilen bir renk olmasına rağmen çok koyu ve çok tek düzü olmasına dolayı siyahtan çok böyle lacivert tonları tercih ediliyor siyasetçilerde. Lacivert ve grinin sıcak tonları tercih ediliyor. Özellikle mevsim koşulları da göz önünde bulundurularak şu an için koyu renklerin olması lacivert alt tonları ve işte grinin sıcak tonları olması daha makul. Bir şekilde gömlekleriyle, erkek adaylar gömlek ve kravatlarıyla biraz daha akıda kalıcı bir stil de oluşturabilirler. Kadın adaylar da işte içlerine giydirecek parçalarla saç stilleriyle temsil ettikleri ideolojiye göre abartıya ve kendi görünümlerinin önüne geçmeyecek saç sitleri ve aksesuarlarla bunu tamamlayabilirler. Yani renkleri oralarda kullanabilirler. Kesim olarak da zamansız kesimler. Yani moda olmayan daha klasik modern ve zamansız seçimler her zaman makuldür.
Bununla birlikte genel anlamda bu seçim öncesi süreç boyunca görüntü adına Akılda kalıcılık sağlamak için istikrarlı seçimler yapılmalı. Örnek vermek gerekirse, işte erkek adayların sürekli aynı tarzda ve aynı renkte bir gömlek giymeleri veya işte benzer tonlarda bir kravat takmaları bunu örnek verilebilir. Kadın adayları için aynı şekilde işte takımın içerisine giyilecek olan işte içeride görünen parçanın rengi veya işte takılacak bir aksesuar veya saç stilinin sürekli aynı olması gibi istikrarlı bir görüntüde adaylar adına akılda kalıcılık sağlıyor. Genel anlamda steril bir görüntü oluşturulmalı. Yani bu steril görüntüden kastımız ne? Kumaş seçimlerinde kaliteli fakat ince dokulu, işte vücutlarının üzerinden hatlarından akan, hem Ben buradayım diyen bir kişiyle kumaşıyla hem de bununla birlikte kişinin önüne geçmeyen steril bir görüntü oluşturulmalı.
AKSESUARLAR KİŞİNİN ÖNÜNE GEÇMEMELİ
KULLANILAN AKSESUARLAR DA ÖNEMLİ. MESELA ERKEK ADAYLARI İÇİN KRAVAT, KOL SAATİ YA DA YÜZÜK. IŞTE KADIN ADAYLARI İÇİN BAŞÖRTÜSÜ OLANLARIN BAŞÖRTÜSÜ RENGİ SEÇİMİ. İŞTE KULLANDIKLARI KÜPELER, GÖLGE YA DA BUNLARIN HEPSİNİN BİR ARADA KULLANILMASI DA BAZI ŞEYLERİN ÖNÜNE GEÇİYOR OLABİLİR Mİ? NASIL DEĞERLENDİRMEK GEREKİYOR?
Yani genel anlamda stil ve imajda çalışılırken aslında siyasetçiler için de bu değişmiyor. Sadece siyasetçiden güven bekliyoruz değil mi? Hani güven duymak istiyoruz o insanlara. Ciddiyet bekliyoruz. Yapacakları İstanbul sorumluluk bekliyoruz. Bunların aktarılması gerekiyor bize kıyafetle. Dolayısıyla hani bu aksesuar dediğimiz şeyler hani bir sahne sanatçısı olmadıkları için neticede bu insanlar aksesuarlar da kişilerin önüne geçmemeli. Fakat biz hani çok güzel bir örnek verdiniz. Hani başörtüsü kullanan adaylar diyerek oradan bir kapı ara aslında temsil ettikleri partinin ideolojisine de uygun ve paralel seçimler olması burada önemli. Yani daha muhafazakar bir görüşü temsil eden kişinin aksesuar kesimleriyle daha farklı bir ideolojiyi temsil eden kişilerin aksesuar seçimleri de yine aynı ideolojine de paralel olmalı.
AYAKKABININ YUMUŞAK GEÇİŞ OLUŞTURMASI GEREKİYOR
AYAKKABI FİŞİMİ DE ÇOK ÖNEMLİ. ÇÜNKÜ YOĞUN BİR MARATONDALAR. HER GÜN FARKLI BİR YERDELER. HALKLA BERABERLER. BİRÇOK ETKİNLİĞE KATILIYORLAR. HEM ERKEK ADAYLAR İÇİN HEM DE KADIN ADAYLAR İÇİN AYAKKABININ RAHAT OLMASI ÖNEMLİ. MESELA KADIN ADAYLARDA TOPUKLU AYAKKABI GİYİLİYOR. HANİ BUNDA NELERE DİKKAT EDELİM?
Ayakkabının kıyafeti uygun bir şekilde tamamlaması ve yumuşak bir geçiş oluşturması gerekiyor genel görünüm açısından. Bu anlamda ortak olarak hem kadın hem erkek adaylarda yumuşak derili, ince tabanlı, işte erkeklerde Oxford denilen tarzda mutlaka işte ince bağcıkları olan, altı ince olan, çok fazla parlak olmayan kıyafeti yumuşak bir şekilde tamamlayan ayakkabılar olmalı. Kadın adaylar için de bu geçerli. Kadın adaylarda ek olarak topuklu giyiliyor görünüm açısından. Burada da işte stiletto diye geçen ayakkabı tarzının belki rahatlık anlamında daha az topuklu olan ve işte böyle aksesuarıyla parlaklığıyla, derisiyle ön plana çıkmayan, ince tabanlı yumuşak geçişli yani hem şık duran hem de mutlaka kendilerinin içinde konforlu hissedecekleri bir şey olması gerekiyor. Konforlu hissetmesi gerekiyor ki her iki adayın da aslında hem ayakkabı varken hem de hani yok gibi davranabilsinler. Çünkü hani rahatsız bir kıyafetin içerisinde insanlar onu da naklediyor gibi düşünlerinde ve davranışlarında.
Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı! AK Parti Ankara ilçe belediye başkan adayları belli oldu



















Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium’da yapılan “AK Parti Ankara İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı” ile Ankara’nın ilçe belediye başkan adaylarını ilan etti.
İŞTE ADAYLAR:
Akyurt: Hilal Ayık
Altındağ: Veysel Tiryaki
Ayaş: Mehmet Yüksel Kirazdibi
Bala: Ahmet Buran
Beypazarı: Tuncer kaplan
Çankaya: Duhan Kalkan
Çamlıdere: Hazım Caner Can
Çubuk: Baki Demirbaş
Elmadağ: Eyüp Tekiner
Etimesgut: Enver Demirel
Evren: Hüsamettin Ünsal
Gölbaşı: Ramazan Şimşek
Güdül: Muzaffer Yalçın
Haymana: Özdemir Turgut
Kahramankazan: Serhat Oğuz
Kalecik: Erdal Dal
Keçiören: Zafer Çoktan
Kızılcahamam: Süleyman Acar
Mamak: Asım Balcı
Nallıhan: İsmail Öntaş
Polatlı: Levent Çağlancı
Pursaklar: Ertuğrul Çetin
Sincan: Murat Ercan
Şereflikoçhisar: Memiş Çelik
Yenimahalle: Abdülkadir Aydoğan
5 İLÇEDE MHP ADAYI DESTEKLENİYOR
Buna göre AK Parti, Ankara’nın 25 ilçesinden 20’sinde aday çıkardı. Kalecik, Polatlı, Gölbaşı, Etimesgut ve Ayaş’ta ise MHP adayları destekleniyor.
ERDOĞAN’DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan tanıtım toplantısında açıklamalarda bulundu.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Kıymetli hanımefendiler, gençler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Partimizi ve ittifakımızı temsil edecek il adaylarımızın ardından ilçe adaylarımızın tanıtımına devam ediyoruz. Yalova ve İstanbul ilçe adaylarını açıkladık. Bugün de Ankara ilçe adaylarını açıklıyoruz.
30 Ocak salı günü genel merkezimizin ek binasında seçim beyannamemizi milletimiz ile paylaşacağız.

Yarın İBB adayımız Murat Kurum proje tanıtımı ile kampanyasını resmen başlatıyor. İstanbul gözü başka mecralarda olan yönetim elinde geriledi, tıkandı. Fetret devrine girdi adeta. İstanbul’u yeniden hak ettiği vizyona kavuşturmak için gün sayıyoruz.
Murat kardeşimizin bilgi, deneyimi, depreme hazırlık olmak üzere şehrin sorunlarını çözecek aday olduğunu biz biliyoruz. İnşallah İstanbul da görecek. Altınok ve diğer adaylarımız da yakında aynı adımları atacak.
“BOL BOL ŞOV, BOL BOL TATİL YAPTILAR”
Altınok ile Ankara’nın altın çağına gireceğine inanıyorum. AK parti her seçimde milletimizin karşısına güçlü programlarla çıkmış bir partidir. Milletime sesleniyorum, bakınız AK Parti’nin yerel seçimlere girdiği her yerde gerek merkezi gerek yerel yönetim el ele vererek millete hizmette onların sağlayacağı başarıyı muhalefetin sağlaması mümkün değil. AK Parti ve Cumhur ittifakı dışında projelere önem veren siyasi yapılar yok. Çünkü onların şehirlerimize eser kazandırmak, millete hizmet etmek gibi derdi yok. İç çekişmelerinden, ülke düşmanları ile iş birliği çabalarından programa vakit bulamıyorlar. Devam eden çalışmaların üstünü kapatan, oyun planlarını yalan ve algı üzerine kuran iş bilmezler elinde şehirlerimiz perişan oldu. Yıllarca yönetimde kaldığı halde hiçbir şey yapmayanlardan bahsediyorum. Çözüm hariç her işi yaptılar. Bol bol şov yaptılar. Bol bol tatil yaptılar. İç ve dış karanlık odaklarla ittifaklar yaptılar. belediye birimlerini siyasi paylaşım mezesi yaptılar. Daha buram buram kibir kokan edaları ile sergiledikleri komiklikleri saymıyorum. Terör örgütü güdümündeki partiyi ortak etmelerini saymıyorum bile.
Şehirlerimizin ihmal edilmişliği izaha muhtaç olmayacak kadar açıktır. Bunları söylerken amacımız polemik yapmak değil. Biz sadece milletin hissiyatını dile getiriyoruz. Bu muhasebeyi sadece muhalefet adayları için yapmıyoruz.
“BİZ İŞİMİZE BAKACAĞIZ”
Ülkemizin en büyük ilk 3 şehrinde temel atmama törenleri ile vakit geçiren, yüzü kızarması gerekirken şehri için hiçbir projesi olmaması ile övünen, sadece tabela değiştiren, insanların iradesine ipotek koyan, esersiz yıllardan söz ediyorum. Milletimiz bunun hesabını sandıkta soracaktır. AK Parti kurulduğu günden bu yana milletimizin gönlünde yer etmiştir. Onlar sadece emperyalistlerin ellerine tutuşturduğu senaryoları tekrarlar.
Asla onların bizim vaktimizi ve enerjimizi boşa harcamasına izin vermeyeceğiz. Bunun için gerçek belediyecilik diyoruz. Milletimizin huzuruna programlarımızla çıkıyoruz. Gece gündüz çalışıyoruz, çalışacağız diyoruz. İşimizi düzgün yaparsak, enerjimizi milletimizin emrine verirsek, yalanla değil gerçek hizmetle milletin huzuruna çıkarsak, doğru olursak eğri zaten belasını bulur.
Başkalarının hangi kirli pazarlıklarla gemilerini yürütmeye çalıştığının bizim için önemi yok. Varsın onlar algı ve kelime oyunlarıyla milletin aklını çeleceğini zannetsinler, biz işimize bakacağız. Vazifemizi en doğru şekilde yapmaya odaklanacağız.
EMEKLİYE ZAM DÜZENLEMESİ
Bir yandan seçime hazırlanırken ülkenin ihtiyaçlarını karşılayacak politikaları da hayata geçiriyoruz. Emeklilerin refah seviyesini yükseltmek için tüm imkanlarımızı seferber ettik. 16 milyon emeklinin tamamına 5’er bin lira ödeme yaptık. Gelen talepler doğrultusunda bakanlarımızı talimatlandırmıştım. SSK ve Bağ-kur emeklilerimizin artışını memur emeklilerimizin seviyesine çıkarma kararı aldık. Yüzde 49.25 olarak uygulayacağız.
Emeklileri seçimden seçime hatırlayanlar başta olmak üzere kimsenin aramızı bozmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz tüm bu adımları atarken muhalefetin nelerle meşgul olduğunu sizler de takip ediyorsunuz. Ne zaman gururlanacak işler yapılsa bunlar rahatsız oluyor. Takoz olmayı misyon edinenler yine ortalığa döküldü. MB rezervlerimiz rekor kırınca hemen harekete geçiyorlar. 
Uzaya astronot gönderip bu alanda tarihi adım atınca bunlara adeta afakanlar basıyor.
Projenin maliyetine kadar deli saçması iddia ile yapılan işi değersizleştirme peşine düşüyorlar. Kritik hususlarda dahi yalan yanlış ithamlarla kafa karıştırıyorlar. Ne yaparsanız yapın uzaya füzeler gidecek, savaş uçaklarımızın yapımı devam edecek. Biz denizde, havada, karada her yerde gövde gösterimizi devam ettireceğiz. Sınırlarımızı hedef alan terör ile mücadele ederken aynı habis çevrelerle karşılaştık. Bu hastalıklı güruhun çıkardığı gürültü kendi cüssesinden büyük oluyor. Ekonomik tetikçilikle, provokasyonla memleketin ayağına hep çelme takmaya kalktılar. Milletimiz ile sevinip milletimiz ile üzülmeyi beceremediler. Türkiye’nin başarılarını hedef alarak kendilerine alan açma peşindeler.,
Foyalarını ortaya dökerek milletimizin gönlünü rahatlatmaya çalışıyoruz. Seçim öncesi bunların artacağı açıktır. Tüm tuşlara aynı anda basmaktan çekinmeyecekler. Türkiye yatırımlarda, teknolojide, terörle mücadelede başarı çıtasını yukarı taşıdıkça ülke ve millet düşmanları boş durmayacak. Biz bu oyunlar karşısında dirençliyiz. Onları yine hüsrana uğratmakta kararlıyız. bizim hedefimiz, vizyonumuz, yol haritamız bellidir. Bundan geriye gidiş asla olmayacak. Dedikodular üzerinden fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını umursamıyoruz. Çocuklarımıza yeni ufuklar açmanın, muhalefetin yönetiminde yılları heba olan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırma gayretindeyiz.
Şehirlerimize kazandıracağımız projeleri milletimize anlatacağız. Siyaseti yalandan, kirli iş birliğinden ibaret görenlere inat eser siyasetinden taviz vermeyeceğiz. 21 yılda girdiğimiz 17 seçimde olduğu gibi 31 Mart’a da kararlılıkla yürüyeceğiz. Ankara teşkilatımızın 31 Mart’a kadar sergileyeceği gayretle Türkiye’ye örnek olacağına inanıyorum. Ortak adaylarla seçime girdiğimiz yerlerde aynı samimiyetle çabalayarak sandıkta netice alacağız. Farklı adaylarla seçime girdiğimiz yerlerde de hayırla yarışacağız.
Promosyon Ürünleri İmalatçıları ve Satıcıları Derneği (PROMOTÜRK) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yücetürk, promosyon sektörünün birçok ürün grubunda geniş portföye sahip olduğunu söyledi.
Seçim dönemlerinde, mevsim şartlarına göre farklı ürünlerin kullanıldığını dile getiren Yücetürk, “Özellikle bayrak ve şapka, seçimlerin vazgeçilmez ürünleridir. Seçimler, mart ayında olacağı için bu dönemde biraz daha yağmurluk ve kışlık ürünler de kullanılacaktır. Kalem, ajanda, çakmak, anahtarlık gibi ürünlerin de çok fazla tercih edileceğini düşünüyoruz. Plastik poşetlerin yerini, bez çantaların alacağını öngörüyoruz. Ayrıca, genç seçmene yönelik özel ürünler de kullanılacaktır.” dedi.
Yücetürk, siyasi partilerin, son yıllarda ev hanımlarına yönelik ev gereçlerini de kullandığını belirterek, tepsi, bardak ve tabak gibi ürünlerin çok tercih edildiğini anlattı.
“HEDEF KİTLEYE YÖNELİK ÜRÜNLER TERCİH EDİLECEK”
Mehmet Yücetürk, sektörde şimdiden hareketliliğin başladığını, tüm partilerin adaylarının kesinleşmesinin ardından promosyon ürünlerine taleplerin daha çok artacağını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin 81 ili 900’ü aşkın ilçesi ve birçok beldesinde, muhtarları da işin içine kattığımızda birçok adayın yarıştığı bir süreçten bahsediyoruz. Yerel seçimlerin, sektördeki ticaret hacmine 10 milyar liranın üzerinde katkı sağlayacağını öngörüyoruz. Asgari ücrete gelen zammın da etkisiyle artan maliyetlerimizi düşündüğümüzde, yerel seçimlerde sipariş bedelinin 10 milyar liranın üzerine çıkacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Adaylar, reklam ve tanıtım ürünlerini ağırlık vereceklerdir. Televizyon ve gazetede maliyetler adayları zorlayabileceği için, hedef kitleye yönelik promosyon ürünlerini daha fazla tercih edeceklerini düşünüyoruz.”
“İÇ TALEPTE POZİTİF AYRIŞACAĞIZ”
Promosyon ve Matbaa Sanayici İş İnsanları Derneği (PROMASİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karatemiz de promosyon sektörü açısından genel ve yerel seçimlerin yoğun ve hareketli geçen dönemler olduğunu belirterek, adayların kendilerini seçmene tanıtmak ve mesajlarını aktarmak için promosyon ürünlerini kampanyalarında yoğun şekilde kullandığını söyledi.
Karatemiz, “2024, genel olarak iç talebin yavaşlayacağı bir yıl olarak öngörülüyor. Promosyon ve tanıtım ürünleri sektörü olarak ise yılın ilk çeyreğindeki seçim hazırlık çalışmaları sebebiyle diğer sektörlerden pozitif olarak ayrışacağımızı düşünüyoruz. Seçim dönemleri sektörümüzün büyümesine çok önemli katkı sağlamaktadır.” diye konuştu.
Üretici firmaların talebe yönelik hazırlıklara başladığını kaydeden Karatemiz, şöyle devam etti:
“Bu alanda faaliyet gösteren firmalarımız kapasitelerini doldurmaya başladı. Bununla beraber, asıl sipariş yoğunluklarının 10 gün içinde, adayların kesinleşmesi ile birlikte daha da artacağını söyleyebiliriz. Önceki seçim dönemlerini de göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapacak olursak, seçimden evvel son 1,5 aylık dönemde üretim kapasitelerimizi zorlamak durumunda kalıyoruz. Promosyon tekstil, promosyon ürün imalatçıları ve baskı firmalarımız 3 vardiya olarak siparişleri yetiştirmeye çalışacak.”
SEKTÖR BÜYÜKLÜĞÜ 6 MİLYAR DOLAR OLACAK
Ömer Karatemiz, dernek olarak yerli üretim noktasındaki çalışmalarına değinerek, tüm üyelerini en az bir ürünü ithal etmek yerine Türkiye üretme noktasında teşvik ettiklerini anlattı.
Karatemiz, “İthal ürünlerin, ülkemizde üretilmesi için bir seferberlik başlatmayı amaçlıyoruz. Yurt dışı pazarlara yönelik çalışmalarımızda ilgili ihracatçı birliklerimiz ile işbirliğini artırarak, yurt dışı fuar, ticari heyet, sektörel inceleme heyetleri ve satın alma heyetleri organizasyonlarını artırmayı planlıyoruz. ABD, Meksika, Romanya ve Çekya hedef pazar olarak belirlediğimiz ülkeler.” şeklinde konuştu.
Karatemiz, bu yıl promosyon ve tanıtım ürünleri sektörünün toplam büyüklüğünün yaklaşık 6 milyar dolar civarında olmasını beklediklerini ifade ederek, yerel seçimin toplam yıllık iş ve üretim hacmine katkısına işaret etti.
Seçimin başlangıcından oy verme gününe kadar olan süreçteki iş ve işlemler, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından ilan edilen seçim takvimine göre yürütülecek.
31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Seçimleri’ne ilişkin seçim takvimine göre, yarın seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesi amacıyla kullanılan MERNİS’ten veri alımı ve güncelleme durdurulacak.
Muhtarlık bölgesi askı listelerinin dökümüne 2 Ocak’ta başlanacak, seçime katılabilecek siyasi partiler de YSK tarafından 2 Ocak’ta ilan edilecek.
Siyasi partilerden hangi seçim çevrelerinde hangi usul ve esaslarla aday tespiti yapacaklarını YSK’ye bildirmeleri 3 Ocak’ta istenecek, 4 Ocak’ta muhtarlık bölgesi askı listeleri ve tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listeleri güncellenmek üzere ilçe seçim kurullarınca askıya çıkarılacak.
Seyyar sandıklarda oy kullanabilmeleri için hastalığı ve engeli sebebiyle yatağa bağımlı seçmenler için başvurular da başlayacak.
Seçim takviminin diğer aşamaları şöyle:
10 Ocak
Partiler hangi seçim çevrelerinde, hangi usul ve esaslarla aday tespiti yapacaklarını mesai bitimine kadar bildirecek.
17 Ocak
Muhtarlık bölgesi askı listeleri ve tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listeleri askıdan indirilecek. Buna ilişkin itirazlar sona erecek.
Bu tarih bina bazında seçmen kayıtları YSK ve e-Devlet Kapısı’ndan sorgulanmasının son günü.
Seyyar sandıklarda oy kullanabilmeleri için, hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin bir yakını tarafından seyyar sandık kurulu talep formu ile ilçe seçim kurulu başkanlığına veya ilçe seçim kurulu başkanlığına gönderilmek üzere muhtarlığa başvurularının son günü.
27 Ocak
Siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için YSK tarafından kura çekilecek ve ilan edilecek.
31 Ocak
Siyasi partiler aday adayı listelerini ilgili seçim kurullarına bildirmesinin son günü.
7 Şubat
Seçmen kütükleri kesinleştirilecek, seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesine başlanacak.
11 Şubat
Seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesi tamamlanacak.
16 Şubat
İl seçim kurullarınca, birleşik oy pusulalarının basım işlemi ile ilgili olarak gerekli ön hazırlıklara başlanacak.
20 Şubat
Siyasi parti ilçe başkanlıkları belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği, il genel meclisi üyelikleri listelerini düzenleyerek 17.00’ye kadar teslim edecek.
Bağımsız aday olacaklar da adaylık için en geç saat 17.00’ye kadar başvuru yapacak.
22 Şubat
Siyasi partilerin aday listesindeki eksiklikleri tamamlamalarının son günü.
23 Şubat
Geçici aday listeleri ilan edilecek.
29 Şubat
Seçmen bilgi kağıtlarının dökümüne ve dağıtımına başlanacak.
3 Mart
Kesin aday listeleri ilan edilecek.
4 Mart
Sandık kurullarının oluşum işlemleri tamamlanacak.
21 Mart
Seçim propagandası ve yasakları başlayacak.
24 Mart
Seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak.
30 Mart
Seçim propagandasının sonu.
31 Mart
Oy verme günü.
31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Seçimleri’ne ilişkin seçim takvimine göre, yarın seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesi amacıyla kullanılan MERNİS’ten veri alımı ve güncelleme durdurulacak.
Muhtarlık bölgesi askı listelerinin dökümüne 2 Ocak’ta başlanacak, seçime katılabilecek siyasi partiler de YSK tarafından 2 Ocak’ta ilan edilecek.
Siyasi partilerden hangi seçim çevrelerinde hangi usul ve esaslarla aday tespiti yapacaklarını YSK’ye bildirmeleri 3 Ocak’ta istenecek, 4 Ocak’ta muhtarlık bölgesi askı listeleri ve tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listeleri güncellenmek üzere ilçe seçim kurullarınca askıya çıkarılacak.
Seyyar sandıklarda oy kullanabilmeleri için hastalığı ve engeli sebebiyle yatağa bağımlı seçmenler için başvurular da başlayacak.
Seçim takviminin diğer aşamaları şöyle:
– 10 Ocak
Partiler hangi seçim çevrelerinde, hangi usul ve esaslarla aday tespiti yapacaklarını mesai bitimine kadar bildirecek.
– 17 Ocak
Muhtarlık bölgesi askı listeleri ve tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listeleri askıdan indirilecek. Buna ilişkin itirazlar sona erecek.
Bu tarih bina bazında seçmen kayıtları YSK ve e-Devlet Kapısı’ndan sorgulanmasının son günü.
Seyyar sandıklarda oy kullanabilmeleri için, hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin bir yakını tarafından seyyar sandık kurulu talep formu ile ilçe seçim kurulu başkanlığına veya ilçe seçim kurulu başkanlığına gönderilmek üzere muhtarlığa başvurularının son günü.
– 27 Ocak
Siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için YSK tarafından kura çekilecek ve ilan edilecek.
– 31 Ocak
Siyasi partiler aday adayı listelerini ilgili seçim kurullarına bildirmesinin son günü.
– 7 Şubat
Seçmen kütükleri kesinleştirilecek, seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesine başlanacak.
– 11 Şubat
Seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesi tamamlanacak.
– 16 Şubat
İl seçim kurullarınca, birleşik oy pusulalarının basım işlemi ile ilgili olarak gerekli ön hazırlıklara başlanacak.
– 20 Şubat
Siyasi parti ilçe başkanlıkları belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği, il genel meclisi üyelikleri listelerini düzenleyerek 17.00’ye kadar teslim edecek.
Bağımsız aday olacaklar da adaylık için en geç saat 17.00’ye kadar başvuru yapacak.
– 22 Şubat
Siyasi partilerin aday listesindeki eksiklikleri tamamlamalarının son günü.
– 23 Şubat
Geçici aday listeleri ilan edilecek.
– 29 Şubat
Seçmen bilgi kağıtlarının dökümüne ve dağıtımına başlanacak.
– 3 Mart
Kesin aday listeleri ilan edilecek.
– 4 Mart
Sandık kurullarının oluşum işlemleri tamamlanacak.
– 21 Mart
Seçim propagandası ve yasakları başlayacak.
– 24 Mart
Seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak.
– 30 Mart
Seçim propagandasının sonu.
– 31 Mart
Oy verme günü.
Bu tarihten sonra tayin veya başka bir zorunluluk nedeniyle adres değiştirenler, 4-17 Ocak tarihleri arasında belgeleri ile birlikte ilçe seçim kurullarına başvurup; bulundukları yeni adrese seçmen kaydını yaptırabilecek.
Türkiye Gazetesi’nden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre; ancak, önceki seçimlerde gündeme gelen ‘muvafakatli adres değişikliği için başvuruda bulunan seçmenler’ bu kez seçmen listelerine yazılamayacak. YSK’nın kararında, “1 Ekim 2023 tarihinden askı süresinin bitiş tarihi olan 17 Ocak 2024 tarihine kadar olan süre içinde daha önce farklı bir kişi tarafından beyan edilen adresin, birlikte oturma gerekçesiyle yeniden beyan edilmesi ve beyan eden kişi ile hâlen o adreste oturan kişinin birlikte ilçe nüfus müdürlüğüne müracaat etmeleri hâlinde beyanda bulunan seçmenlerin (muvafakatli adres değişikliği için başvuruda bulunan seçmenler), listelere yazılamayacağı” hükme bağlandı.
‘MİSAFİR SEÇMEN’E SON
YSK’nın aldığı bu karar ile büyükşehirlerden, akrabaları için oy kullanmak için memleketlerine ‘misafir seçmen’ olarak gitmek isteyenler engellenmiş oldu. YSK yetkilileri “Mesela, İstanbul’daki bir seçmen başka bir ildeki akrabasının yanında misafir seçmen olarak görünebiliyor ve oy kullanabiliyordu. Yani o adreste oturanın muvafakati ile bu yapılabiliyordu. Şimdi buna izin verilmeyecek.
Adres değiştirenlerin seçmen olabilmesi için ancak kendi adına kayıtlı bir su-elektrik faturası veya kendi tayin belgesi ile ilçe seçim kuruluna başvurması gerekecek. Bugüne kadar en çok seçmen taşıma özellikle yerel seçimlerde, bu misafir seçmen uygulaması nedeniyle oluyordu. Şimdi yasaklanmış oldu” dedi. YSK yetkililerin verdiği bilgiye göre, ilçe seçim kurullarına şimdiden ‘misafir seçmen’ olmak için binlerce başvuru yapıldığını, ancak yeni uygulama kapsamında tüm bu başvuruların reddedileceğini kaydetti.
BU DEFA TEDBİR ALINDI
YSK’nın aldığı ikinci önemli karar ise KHK ile kamudan ihraç edilenlerin belediye başkanlığı veya belediye meclis üyeliliği adaylıkları konusunda oldu. YSK; adaylık başvurularında, KHK’dan ihraç edilmiş olmama şartının aranacağına yönelik bir karar aldı.
Bu kapsamda, KHK’den ihraç edilmiş, ancak mahkeme kararı ile memuriyete dönüşlerinin önünde bir engel kalmamışsa, bu başvurular kabul edilecek. Ancak, mahkeme süreçleri henüz bitmemiş olanların adaylığı kabul edilmeyecek. 2019 seçimlerinde başvuru şartları arasında ‘KHK ile ihraç edilmiş olmamak’ şartı getirilmediği için, birçok KHK’lı adaylık başvurusunda bulunmuş, ancak seçimi kazanan KHK’lı 7 belediye başkanına daha sonra mazbata verilmemişti.
YSK bu konuda, KHK ile ihraç edildiği hâlde seçimi kazanan belediye başkanları yerine, seçimde ikinci sırada çıkan adaya belediye başkanlığı mazbatasının verilmesi kararını almıştı. 5 yıl önceki seçimlerde ortaya çıkan bu problemin tekrar yaşanmaması için YSK, başvurular sırasında KHK’dan ihraç edilmeme şartını getirmiş oldu.
Babacan, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’nin, tarihi ve doğal güzelliklerinin yanında artık dünyanın dört bir yanında ülkeye gelen çete liderleriyle de meşhur bir ülke haline geldiğini söyledi.
Son zamanlarda Türkiye’de yakalanan çete liderleri ve ülkelerine ilişkin bilgiler paylaşan Babacan, “Bunlar niçin Türkiye’yi seçtiler, nasıl, ne zaman geldiler? Ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye girerken kim göz yumdu? Bu zamana kadar niçin yakalanmadılar, ne tür bağlantılar var? Bu zamana kadar kim ya da kimler korudu? Bunların hepsine cevap arıyoruz. İçişleri bakanları geliyor, gidiyor. Bu soruların hepsi Sayın Erdoğan’a sorulmalıdır. Bunların hepsine cevap bekliyoruz.” diye konuştu.
Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasına başlanmasının üzerinden tam iki yıl geçtiğini belirten Babacan, KKM’nin, hazineyi batırma projesi olduğunu savundu.
KKM için temmuza kadar ödenen kur farkının 312 milyar lira olduğunu hatırlatan Babacan, yeni ekonomi yönetimiyle beraber kur farkının Merkez Bankası (MB) tarafından ödendiğini, ancak Merkez Bankasının ne kadar kur farkı ödediğini açıklamadığını, bunun şeffaflık ilkesine aykırı olduğunu ifade etti.
Tahminlere göre, son 6 ayda Merkez Bankasının bilançosunda 800 milyar liralık zarar biriktiğini kaydeden Babacan, “2024 bütçesine 1 trilyon 254 milyarlık faiz ödeneği konuldu. Son 6 ayda Merkez Bankasının zararı sıfırdan 800 milyar liraya çıktı. Bu rakamın büyük bir bölümünün KKM’ye ödenen kur farkı olduğunu tahmin ediyoruz. Değilse çıkıp açıklasınlar. Bu kadar faiz artışı, zamlar, vergi artışı, bunların hepsi enflasyonla mücadele için yapılmıyor mu? 85 milyondan fedakarlık bekleyenler, elinde parası olana milyarlarca lira kur farkı ödemekten çekinmiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
“MECLİS’TE KÜRTÇE KONUŞULMASINA DESTEK”
DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde bazı milletvekillerinin Kürtçe konuşması nedeniyle birtakım tartışmaların yaşandığını anımsattı.
Türkiye’de en çok konuşulan ikinci dilin, Meclis’te yasak sayıldığına, tutanaklara “X” ya da “bilinmeyen dil” olarak yazıldığına işaret eden Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Fransızcayı, İngilizceyi bilenler, ülkemizde milyonlarca insanın konuştuğu dilin hangi dil olduğunu bilmiyorlar. En son tutanaklara baktık; üç nokta koyup altına da ‘Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi’ demişler. Şunun adını bir koyun ya. Siz bunun adını koymazsanız, bu ülkede eşit vatandaşlıktan, temel haklardan bahsedemezsiniz. Meclis Başkanı da uyarmış; ‘Burası Meclis, burada Türkçe konuşulur’ demiş. Ne oldu kürsü özgürlüğüne?”
Benzer tepkileri, muhalefet temsilcilerinde de gördüklerini; bazılarının, iki cümle Süryaniceye tahammül edemediğini dile getiren Babacan, “Bizim demokrasi hedefimizde kim olursa olsun; hangi mahalleden, görüşten olursa olsun; herkes ama herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşıdır. Biz, tam demokrasi hedefimizde kararlıyız.” görüşünü paylaştı.
Babacan, “Bir yandan temel haklar konusunda hedeflerimizi sapasağlam ortaya koyarken mesele eğer terörse, şiddetse orada kalın bir kırmızı çizgimiz var. Teröre, şiddete müsamaha olmaz, teröre, şiddete sempatiyle bakanlara müsamaha gösterilmez. Teröre, şiddete zımni destek verenler, karşılarında herkesten önce bizi bulurlar. Bu konuda da sağlam duruşumuzu ülke olarak korumak zorundayız.” ifadesini kullandı.
“DÜN ‘ADAYIMDIR’ DEDİĞİNİZE BUGÜN ‘KORKAK’ DERSENİZ GÜVEN OLUŞTURAMAZSINIZ”
Ali Babacan, muhalefet bloğu olarak büyük bir inanç ve umutla girdikleri genel seçimlerde arzu ettikleri başarıyı yakalayamadıklarını; seçim sonuçlarının, sadece muhalefeti destekleyen seçmenlerde değil, aktif siyaset yapan birçok insanda da hayal kırıklığı ve umutsuzluk yarattığını vurguladı.
Seçim sonrasında muhalefet partilerinin kendi iç tartışmaları ve partilerin birbirlerini suçlama yarışının, hayal kırıklığını daha da derinleştirdiğinin altını çizen Babacan, “Şurada seçime 3 ay kalmış, daha dün masada oturanların birbirleriyle ilgili neler söylediğini, neler yaptıklarını büyük bir hicapla izliyoruz. Bu tür tutumlar güven oluşturmaz. Dün elini tuttuğuna bugün ‘düşman’ derseniz güveni oluşturamazsınız; dün ‘adayımdır’ dediğinize bugün ‘korkak’ derseniz güven oluşturamazsınız.” sözlerini sarf etti.
Babacan, ay başında yerel seçimler için 51 belediye başkan adayını açıkladıklarını anımsatarak, gelecek hafta da Ankara’da yapacakları törenle ikinci grup belediye başkan adaylarını açıklayacaklarını kaydetti.
Babacan, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’nin, tarihi ve doğal güzelliklerinin yanında artık dünyanın dört bir yanında ülkeye gelen çete liderleriyle de meşhur bir ülke haline geldiğini söyledi.
Son zamanlarda Türkiye’de yakalanan çete liderleri ve ülkelerine ilişkin bilgiler paylaşan Babacan, “Bunlar niçin Türkiye’yi seçtiler, nasıl, ne zaman geldiler? Ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye girerken kim göz yumdu? Bu zamana kadar niçin yakalanmadılar, ne tür bağlantılar var? Bu zamana kadar kim ya da kimler korudu? Bunların hepsine cevap arıyoruz. İçişleri bakanları geliyor, gidiyor. Bu soruların hepsi Sayın Erdoğan’a sorulmalıdır. Bunların hepsine cevap bekliyoruz.” diye konuştu.
Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasına başlanmasının üzerinden tam iki yıl geçtiğini belirten Babacan, KKM’nin, hazineyi batırma projesi olduğunu savundu.
KKM için temmuza kadar ödenen kur farkının 312 milyar lira olduğunu hatırlatan Babacan, yeni ekonomi yönetimiyle beraber kur farkının Merkez Bankası (MB) tarafından ödendiğini, ancak Merkez Bankasının ne kadar kur farkı ödediğini açıklamadığını, bunun şeffaflık ilkesine aykırı olduğunu ifade etti.
Tahminlere göre, son 6 ayda Merkez Bankasının bilançosunda 800 milyar liralık zarar biriktiğini kaydeden Babacan, “2024 bütçesine 1 trilyon 254 milyarlık faiz ödeneği konuldu. Son 6 ayda Merkez Bankasının zararı sıfırdan 800 milyar liraya çıktı. Bu rakamın büyük bir bölümünün KKM’ye ödenen kur farkı olduğunu tahmin ediyoruz. Değilse çıkıp açıklasınlar. Bu kadar faiz artışı, zamlar, vergi artışı, bunların hepsi enflasyonla mücadele için yapılmıyor mu? 85 milyondan fedakarlık bekleyenler, elinde parası olana milyarlarca lira kur farkı ödemekten çekinmiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
“MECLİS’TE KÜRTÇE KONUŞULMASINA DESTEK”
DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde bazı milletvekillerinin Kürtçe konuşması nedeniyle birtakım tartışmaların yaşandığını anımsattı.
Türkiye’de en çok konuşulan ikinci dilin, Meclis’te yasak sayıldığına, tutanaklara “X” ya da “bilinmeyen dil” olarak yazıldığına işaret eden Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Fransızcayı, İngilizceyi bilenler, ülkemizde milyonlarca insanın konuştuğu dilin hangi dil olduğunu bilmiyorlar. En son tutanaklara baktık; üç nokta koyup altına da ‘Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi’ demişler. Şunun adını bir koyun ya. Siz bunun adını koymazsanız, bu ülkede eşit vatandaşlıktan, temel haklardan bahsedemezsiniz. Meclis Başkanı da uyarmış; ‘Burası Meclis, burada Türkçe konuşulur’ demiş. Ne oldu kürsü özgürlüğüne?”
Benzer tepkileri, muhalefet temsilcilerinde de gördüklerini; bazılarının, iki cümle Süryaniceye tahammül edemediğini dile getiren Babacan, “Bizim demokrasi hedefimizde kim olursa olsun; hangi mahalleden, görüşten olursa olsun; herkes ama herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşıdır. Biz, tam demokrasi hedefimizde kararlıyız.” görüşünü paylaştı.
Babacan, “Bir yandan temel haklar konusunda hedeflerimizi sapasağlam ortaya koyarken mesele eğer terörse, şiddetse orada kalın bir kırmızı çizgimiz var. Teröre, şiddete müsamaha olmaz, teröre, şiddete sempatiyle bakanlara müsamaha gösterilmez. Teröre, şiddete zımni destek verenler, karşılarında herkesten önce bizi bulurlar. Bu konuda da sağlam duruşumuzu ülke olarak korumak zorundayız.” ifadesini kullandı.
“DÜN ‘ADAYIMDIR’ DEDİĞİNİZE BUGÜN ‘KORKAK’ DERSENİZ GÜVEN OLUŞTURAMAZSINIZ”
Ali Babacan, muhalefet bloğu olarak büyük bir inanç ve umutla girdikleri genel seçimlerde arzu ettikleri başarıyı yakalayamadıklarını; seçim sonuçlarının, sadece muhalefeti destekleyen seçmenlerde değil, aktif siyaset yapan birçok insanda da hayal kırıklığı ve umutsuzluk yarattığını vurguladı.
Seçim sonrasında muhalefet partilerinin kendi iç tartışmaları ve partilerin birbirlerini suçlama yarışının, hayal kırıklığını daha da derinleştirdiğinin altını çizen Babacan, “Şurada seçime 3 ay kalmış, daha dün masada oturanların birbirleriyle ilgili neler söylediğini, neler yaptıklarını büyük bir hicapla izliyoruz. Bu tür tutumlar güven oluşturmaz. Dün elini tuttuğuna bugün ‘düşman’ derseniz güveni oluşturamazsınız; dün ‘adayımdır’ dediğinize bugün ‘korkak’ derseniz güven oluşturamazsınız.” sözlerini sarf etti.
Babacan, ay başında yerel seçimler için 51 belediye başkan adayını açıkladıklarını anımsatarak, gelecek hafta da Ankara’da yapacakları törenle ikinci grup belediye başkan adaylarını açıklayacaklarını kaydetti.