Bulgaristan’da bugün gerçekleşen genel ve Avrupa Parlamentosu seçimleri kapsamında Türkiye’de, 166 sandık kuruldu. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 60 ülkede başlayan iki seçime 20’si parti ve 12’si koalisyon olmak üzere 32 siyasi parti katılıyor. Seçmenler, 50’nci dönem Bulgaristan Parlamentosu için 240 ve bu ülkeyi Avrupa Parlamentosu’nda temsil edecek 17 milletvekilini seçmek için oy kullanmaya başladı. Saat 07.00 itibarıyla başlayan seçimler kapsamında Bulgaristan Türklerinin yoğun yaşadığı şehirlerden olan Bursa’da da seçim heyecanı yaşandı. 73 bin Bulgaristan vatandaşı seçmenin oy kullanabilmesi için 32 seçim bölgesi ve konsoloslukta 41 sandık kuruldu.

‘SOYDAŞLARIMIZ RAHATLIKLA OY KULLANABİLİYORLAR’
Bursa’da oyunu kullanmak için Bulgaristan Konsolosluğu’na gelen BAL-GÖÇ Derneği Başkanı Emin Balkan, seçimlerin Türkiye’de herhangi bir problem olmadan devam ettiğini belirtti. Türkiye’de Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) nedeniyle sabah saatlerinde yoğunluğun az olduğunu ifade eden Balkan, “Bugün YKS olduğu için yoğunluk biraz az ama öğleden sonra katılım artacak diye düşünüyorum. Seçim bölgelerini geziyoruz. Çok sayıda Bulgaristan vatandaşı soydaşlarımız ellerindeki kimlikleriyle beraber hiç beklemeden rahatlıkla oy kullanabiliyorlar” dedi.

‘GENİŞ KATILIMLA GÜZEL SEÇİM OLMASINI ÜMİT EDİYORUZ’
Bulgaristan vatandaşlığı bulunan soydaşların sandığa gitmesini isteyen Balkan, “Seçmenin 2 türlü oy kullanma imkanı var. Bir, elektronik sistemde oy kullanabiliyorlar; bir de işaret koyarak oylarını kullanabiliyorlar. Akşam 20.00’ye kadar devam edecek. 20.00’de sandık başında olarak kimse varsa da onların tamamlanması için sandık kurulundaki arkadaşlarımız bekleyecekler. Ayrıca elektronik sistemde dilekçe doldurmamış kişiler de oy kullanabilirler. Bu arkadaşlarımız oy kullanabilmesi için sandık kurulundan aldıkları Bulgarca formu Kiril alfabesiyle doldurması gerekir. Ancak Türkiye’de yaşayan çok sayıda arkadaşımızın Bulgarcası zayıf olduğu için her okulda da arkadaşlarımızı görevlendirdik. Herhangi bir sıkıntımız olmadan, rahatlıkla doldurulup, sandık kuruluna kimlik kartıyla ibra ettikleri zaman da oylarını kullanabiliyorlar. Ümit ediyoruz ki Bursa ve Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının geniş katılımıyla güzel bir seçim olur. Bulgaristan Türkleri ve Bulgaristan devleti için hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.
‘SEÇİMLERDE DEMOKRATİK HAKKIMIZI KULLANABİLMEMİZ LAZIM’
Türkiye’de 250 bin, Bursa’da da 73 bin seçmenin olduğunu söyleyen Balkan, “Bulgaristan artık bir Avrupa Birliği ülkesi. Demokrasi icabı da seçimlerde demokratik hakkımızı kullanabilmemiz lazım. Hem Türkiye’de yaşayanların hem Bulgaristan’da yaşayan Bulgaristan Türklerinin Bulgaristan devletinden çözüm beklediği sorunları var. Bu sorunları, parlamentodaki siyasilere iletmemiz lazım. Bunun için önce sandığa sahip çıkmamız gerekiyor. Demokrasinin kuralı sandığa gelip, oyumuza kullanacağız. Bu kadar insan Bulgaristan’ın demokrasisine destek veriyoruz. ‘Bizim sorunlarımızı da çözün, birinci sınıf vatandaş olmak istiyoruz’ diye seslenmek istiyoruz” dedi.
‘HAK VE ÖZGÜRLÜKLER HAREKETİ İLE KOALİSYON KURULABİLİR’
Bulgaristan’da Türklerin çoğunlukta olduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin kamuoyu yoklamalarında ilk 3 partinin içinde göründüğünü belirten Balkan, “Bizim seçmenimizin katılımı yüksek olabilirse, muhtemelen daha önceki seçimlerde deklare edilmeyen veya yanaşılmayan bir koalisyon hükümetinde, şu anda kamuoyu yoklamalarında 1’inci sırada olan bir partinin temsilcisi Hak ve Özgürlükler Hareketi ile koalisyon hükümeti kurabileceklerini ifade etmişlerdi. İnşallah iki parti de yeterli bir vekil çıkarır ve parlamentoda hükümeti kurarlar. Tek bir partinin iktidara gelme şansı, kamuoyu yoklamalarında görülmüyor” diye konuştu.
Haber7-ÖZEL
31 Mart yerel seçimlerinin ardından Türk siyasetinde adeta yeni bir sayfa açıldı. Seçimler sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Verilen mesajı aldık. Milletin kararını takdirle karşılıyoruz’ açıklaması Türkiye’de siyaset sahnesini yumuşattı. 31 Mart’ın üstünden geçen 20 günde yaşananlar ise yeni bir devrin başladığının mesajını verdi.
KILIÇDAROĞLU ÜLKEYİ SÜREKLİ GERDİ
Türk siyasetinde Kemal Kılıçdaroğlu ile geçen 13 yılı aşkın sürede sürekli gergin hava üretildi. Kılıçdaroğlu’nun hükümetin yöneticilerine, devletin başı olan Cumhurbaşkanı’na yönelik açıklamaları ve her seçimde aldığı yenilgiye bir bahane bularak seçimler sonrası yaptığı ‘oylar çalındı’ açıklamaları siyasette kutuplaşmaya neden oldu. Ancak Kılıçdaroğlu‘nun siyasetten çekilmesinin ardından esen bu gergin rüzgarlar tersine döndü.

31 Mart yerel seçimlerinde AK Parti kuruluşundan bu yana ilk kez birinci parti konumunu kaybetti. 22 yıldır girdiği tüm seçimlerden büyük zaferle ayrılan AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu seçimlerin ardından nasıl bir açıklama yapacağı merak konusu olurken Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk mesajını seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptı.
“MİLLETİN TAKDİRİNİ SORGULAMAKTAN UZAK DURACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar CHP’li yöneticilerin seçimleri kaybettiğinde yaptığının aksine çok yerinde bir konuşma gerçekleştirdi. Alınan sonuçtan memnun olmadıklarını ancak seçimlerin bir demokrasi şöleni olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan halkın kararının takdirle karşıladıklarını ve vatandaşların verdiği mesajı aldıklarını söyledi.

Erdoğan balkon konuşmasında “Millet sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilere ulaştırmıştır. Sonuçlardan bağımsız olarak bu seçimin galibi demokrasimizdir, milli iradedir. Her zaman demokrasinin, sandığın tarafında yer aldık. Bugün de aynı sorumluluk duygusuyla hareket ediyor, milletin iradesinin üzerinde güç tanımıyoruz. Milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyecek, milletle inatlaşmaktan, milli iradeye rağmen hareket etmekten, milletin takdirini sorgulamaktan uzak duracağız. Milletin sandıkta verdiği mesajları en isabetli, en objektif şekilde akıl ve vicdan terazimizde tartarak gerekli adımları mutlaka atacağız.” dedi.
İLK GÜN VERİLEN MESAJ TÜRK SİYASETİNİ DEĞİŞTİRDİ
Cumhurbaşkanı‘nın seçimlerin hemen ardından verdiği bu ilk mesaj bugüne kadar gerilen Türk siyasetinde yeni bir sayfa açılmasını sağladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ı Ramazan Bayramı’nda bayramlaşmak için araması ise bu yumuşamaya katkı sağladı. Akabinde Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yüz yüze görüşmek istediğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu teklife “Sayın Özel’e kapımız açık, ele alacağımız konu başlıklarımız çok, ziyarete geldikleri anda oturur konuşuruz” cevabını verdi. İki lider önümüzdeki günlerde kritik bir görüşme gerçekleştirecek.

YUMUŞAMA İBB MECLİSİ’NE DE YANSIDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülük ettiği Türk siyasetinde yaşanan bu yumuşama siyasetin diğer alanlarına da yansımaya başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Özgür Özel arasındaki diyalog İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi‘nde de kendini gösterdi.

Dün İBB Meclisi’nde 2023 yılı faaliyet raporu sunumu gerçekleştirildi. Meclis’te CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun 2023 yılı faaliyet raporu sunmak için sahneye davet edildiğinde dikkat çeken anlar yaşandı. İmamoğlu kürsüye doğru yürürken CHP’li Meclis üyeleri ayağa kalkarak alkışladı. O anlarda AK Parti İBB Grup Sözcüsü Murat Türkyılmaz ve bazı AK Partili Meclis üyeleri de İmamoğlu’nu alkışladı.
Törende konuşan İsmet Büyükataman, 31 Mart Mahalli ve İdari Seçimleri’nin büyük bir demokratik olgunluk içerisinde geçtiğini söyledi. Seçimlerin, Türk demokrasisinin yüksek standartlara ulaştığını ve tüm dünyaya örnek olacak bir noktaya eriştiğini bir kez daha gösterdiğini belirten Büyükataman, “Bu vesile ile hem 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde, hem de son bir yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde, partimizin ve Cumhur İttifakı’nın başarısı için durmadan, yorulmadan mücadele eden, gecesini gündüzüne katan ve samimi bir gayret içerisinde çalışan kıymetli ülküdaşlarıma ve parti teşkilatlarımıza, teşekkür ediyorum” dedi.

Konuşmasında, “Milletimizin kararı ne olursa olsun her zaman başımızın üzerindedir” diyen MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, şöyle konuştu:
“Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu seçimlerde, milletimizin verdiği mesajı doğru okumak, tüm boyutlarıyla değerlendirmek ve milletimize daha iyi hizmet edebilmek üzere çalışmalarımıza başladık. Ekonomik sorunların sosyal ve siyasal hayata olan yansıması sonucu ortaya çıkan tepkilerin farkındayız. Bu anlamda bir önceki seçimlere göre sandığa gitme oranının da düştüğünü görüyoruz. Aziz milletimiz Yerel Seçimler vasıtasıyla sıkıntılarını paylaşmış, önümüzdeki sürecin gündemini belirlemiştir. Cumhur İttifakı olarak milletimizin sandığa yansıttığı tüm sorun ve sıkıntıları dikkatle inceleyecek ve inşallah her vatandaşımızı refaha kavuşturacak bir vizyonla çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdüreceğiz. Ancak şunu unutmamak gerekir ki; Türkiye bu seçimlerde önümüzdeki beş yılın yerel yöneticilerini seçmiştir yani Türkiye’de bir iktidar değişikliği yoktur. Cumhurbaşkanımız ve Kabinesi görevinin başındadır. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yoluna devam etmekte ve Cumhur İttifakı’nın sarsılmaz iradesi ile yükselişini sürdürmektedir. Mahalli idareler seçimleri sonrası oluşan atmosferde siyasi fırsatçılığa soyunup erken seçim çığırtkanlığı yapanlar, Türkiye’de bir kriz ortamı yaratmaya çalışanlar büyük bir yanılgı içerisindedir”
‘TÜRK MİLLETİ KİRLİ SENARYOLARA GEÇİT VERMEYECEKTİR’
Seçimlerden sonra, iktidar değişikliği olmuş gibi bir algı oluşturulduğunu öne süren İsmet Büyükataman, “Aziz Milletimiz bu zihniyete ülkenin emanet edilemeyeceğinin kararını, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri’nde çok net vermiştir. Sanki iktidar değişikliği olmuş gibi yaygara koparıp milli ve manevi değerlerimize saldırmak için el ovuşturanlar bilsinler ki, bu sinsi arayış hüsrana uğramaya mahkumdur. Türkiye, erken seçim söylemleri üzerinden yaratılmak istenen istikrarsızlığa, teslim olamaz ve olmayacaktır. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin hemen ardından, DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayının CHP’li İmamoğlu’na yönelik ‘Aldığı oylar benim demesin sakın, aldığı oylar bizim seçmenimizindir’ şeklindeki sözleri her şeyi gözler önüne sermiş, seçimlerden önce işaret ettiğimiz sinsi ittifakın adeta itirafı olmuştur. Kendi seçmeninin iradesini DEM’lendiği kapılara peşkeş çeken CHP’nin maskesi bir kez daha düşmüş, sözde ‘Kent Uzlaşısının’ esasında ‘PKK İttifakı’ olduğu tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır. Ayrıca seçimlerin hemen ardından sokakları karıştırmak için ortaya çıkan, şehirlerimizi savaş alanına çevirmeye yeltenen terör yandaşlarının karanlık emelleri yine en büyük desteği CHP yönetiminde bulmuştur. Ne yazık ki CHP, terör örgütü PKK’nın çağrısı ile sokaklara çıkan bu anarşist güruha hiç zaman kaybetmeden can suyu olmuştur. Terör örgütünün çağrısı ile sokaklara çıkanlar, ekranlarda erken seçim çığırtkanlığı yapanlar, Türkiye’yi bir karanlığa sürüklemeye çalışanlar ve DEM’lenmiş CHP şunu unutmamalıdır: Büyük Türk milleti bu kirli senaryolara asla geçit vermeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sinsi tezgahları başınıza geçirmeye muktedirdir. Cumhur İttifakı aşılmaz bir set olarak Türk ve Türkiye düşmanlarının karşısında dimdik ayaktadır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi; “Cumhur İttifakı istikbalin mimarı, Türk Devri’nin mihmandarı, yeni yüzyılın mihveri ve mihenk taşıdır” diye konuştu.
‘MHP TÜRKİYE’NİN VE CUMHUR İTTİFAKI’NIN GÜCÜNE GÜÇ KATMIŞTIR’
Açıklamalarında, tüm sorunların çözümünün Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi’nde olduğunu belirten İsmet Büyükataman, “Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Türk milleti uğruna verdiğimiz mücadele, karamsarlığa mahal vermeden, ümitsizliğe kapılmadan, büyük bir azimle ve hızlanarak devam etmektedir. Kim ne derse desin, yandaş yorumcular, son kullanma tarihi geçmiş sözde yazarlar nasıl yorumlarsa yorumlasın, Milliyetçi Hareket Partisi 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde etkili bir başarı elde etmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi ülke genelinde 220 belediye kazanarak umutları yeşertmiş, Cumhur İttifakı’nın ve Türkiye’nin gücüne güç katmıştır. Önümüzdeki süreçte milletimizin sıkıntılarını aşmak için her zamankinden daha çok çalışacak ve tüm sorunları aşacağız. Bu inanmışlık ve milletimize karşı yüklendiğimiz sorumlulukla, yılgınlığa ve yorgunluğa izin vermeden çalışacak, müreffeh yarınlara mutlaka ulaşacağız. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhur İttifakı’na gönül vermiş tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyor, Ramazan Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Törende konuşan Bakan Tekin, İsrail’in Filistin’e saldırıları nedeniyle bayramı buruk geçirdiklerini söyledi. İsrail’in vahşi saldırılarında 6 bin çocuğun öldürüldüğünü, Filistin halkının ramazan ayını yaşayamadıklarını dile getiren Bakan Tekin, “Sadece okul çağında yaklaşık 6 bin çocuk öldürüldü. Sivil ve yetişkin insan sayısını her gün televizyonlarda duyuyorsunuz. Ben bu bayramın inşallah İsrail saldırılarının dünyada mazlum milletlere zulmeden bütün zalimlerin saldırılarının bittiği bir gün olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
‘CUMHURBAŞKANIMIZA HAKSIZLIK EDİLİYOR’
İsrail saldırılarının sona ermesinin Türkiye gibi ülkelerin mücadelesiyle mümkün olacağını vurgulayan Bakan Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreçte yaptıklarına değindi. Tekin, “Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte yaptıklarının şahidiyiz, Allah kendisinden razı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu çabaları sayesinde bugün Türkiye’de İsrail saldırılarını lanetleyen, Filistin’e, Kudüs’e sahip çıkan tek bir parti yok. Bütün siyasi partiler Sayın Cumhurbaşkanımızın çabaları yüzünden şu anda İsrail-Filistin mevzusunda Filistin’deki insanların yaşadığı zulmün farkına vardılar. Bunun da altını çizmek lazım. Daha düne kadar İsrail, Filistin nerede, ne iş yapar, nasıl bir zulümle karşı karşıya olduğundan bihaber olan insanlar bugün Sayın Cumhurbaşkanımızı bu süreci yeterince sahiplenmemekle suçluyorlar. Bu haksızlıktır. Bir Müslüman’a düşen şey, buna yönelik şehadeti dile getirmektir. Ben 1989’dan beri Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistin’in uğradığı zulme, Filistinli insanların bağımsızlığı için mücadelesine bizatihi şahidim” dedi.
‘İLK DEFA BİR SEÇİMDE İÇİMİZ BURUK AYRILIYORUZ’
AK Parti’nin kurulduğu 2001’den beri girdiği bütün seçimlerin açık ara birincisi ve galibi olduğunu hatırlatan Bakan Tekin 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne değinerek şunları söyledi:
“İlk defa bir seçimde içimiz buruk şekilde, biraz üzgün biçimde seçimlerden ayrılıyoruz. AK Parti adına siyaset yapan kişiler olarak kazandıklarında da kaybettiklerinde de milletin iradesine saygı duymayı biliriz. 1946 seçimlerinde dönemin siyasi partisinin genel sekreteri gibi ‘Milletin iradesi, bizim istediğimiz gibi sonuçlanmamıştır. Yani seçimler bizim istediğimiz gibi sonuçlanmayınca milli iradenin tecelli etmediğine karar verdik’ diyecek kişiler değiliz. Hiçbir şey kaybetmedik, motivasyonumuzu aynen devam ettirmekle mükellefiz. Milletin iradesi bizim için çok önemli. Seçimler istediğimiz gibi sonuçlansa da sonuçlanmasa da milletin iradesinin bu yönde tecelli ettiğine inanıyoruz. Bize ne düşüyor? Bu bayramlaşma törenine gelen arkadaşlara, bütün AK Parti adına, sahada mücadele eden fedakar, cefakar, AK Parti ailesine bütün bu camianın mensuplarına düşen şey, 4 yıl boyunca milletin tekrar bize güvenmesini, milletin tekrar bizi tercih etmesini sağlayacak adımları atmakla mükellefiz. Şu andan itibaren biz Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bu mücadeleye başladık. 31 Mart defterini kapattık, saygı duyuyoruz. Sizleri de 2028’e kadar tekrar milletin teveccühünü en güçlü şekilde kazanmak üzere çalışmaya davet ediyoruz. Biz dünya mazlumlarının hakkını savunmak için, Türkiye’de adaletin, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin mücadelesini yeniden güçlü bir biçimde yapabilmek için 2028 seçimlerine hep beraber güçlü bir motivasyonla hazırlanacağız.”

Gazeteci Malik Hasa’nın makalesinde öne çıkan detaylar şu şekilde:
“SALDIRIP KİN KUSMA FIRSATI YAKALADILAR”
“Türkiye’deki yerel seçimler dünyada birçok tepkiyi beraberinde getirirken doğal olarak Arnavutluk’ta da ilgi odağı oldu.
Eski başbakanlar, belirli makamlarda bulunanlar, analistler, gazeteciler ve kamuoyu tarafından bilinen isimler bu yaşananları değerlendirerek, kendi deyimleriyle “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mağlubiyetine” saldırıp kin kusma fırsatını yakaladılar.
Sevinçleri o kadar büyük ki sanırsın Türkiye’nin solcuları değil, kendileri kazandılar. Bugün başka, yarın başka konuşan, dürüstlükten yoksun, yüzsüz insanların bu seçimler örneğinde de farklı davranmaları beklenemezdi. İyi ki türlü türlü ayyaşlar, sübyancılar, LGBT destekçileri, yağcılık çekenler ve bilgisizler ellerinde davulla ortaya çıkıp daha önce tükürdüklerini yalamadılar.
Türkiye’deki seçimleri analize edip de “Erdoğan kaybetti, muhalefet kazandı” gibi kısa bir sonuca ulaşmak sadece ileri derecede bir cahillik olmayıp İslam değerlerine karşı ant içmiş düşmanlar tarafından beslenen düşmanlıkla da yakından alakalıdır.

“FATİH ERBAKAN’IN TRUVA ATI OLMASI GÖZ ARDI EDİLEMEZ”
Türkiye’deki seçimleri analize edebilmek için bu ülkenin siyaset tarihinin derinliklerine inmek ve bazılarına bu yazıda da değinebileceğimiz sebeplerini satır aralarından çıkarmak gerekir: Ekonomi ve yerel para biriminin zor durumda bulunması, emekli maaşları, birçok vatandaşın AK Parti’nin uzun süredir iktidarda bulunmasından kaynaklanan memnuniyetsizliği ve daha birçok neden böyle bir sonuca yol açtı.
Böyle bir durumda nasıl ki eski lider ve Erdoğan’ın hocası olan Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın bu seçimlerde Truva atı konumunda olan partisi göz ardı edilemeyecekse, yabancı ülkelerin sağladığı yardım da göz ardı edilemez.

“TÜRKİYE DE SEÇİM ZAFERİ EMEKLİLERİN CEBİNDEN GEÇİYOR”
Buna rağmen bu seçimler birçok şeyi açıkça gösterdi, aşağıda bunlardan en önemlisine değineceğim ama gerçek şu ki “Türkiye’de seçim zaferi emeklilerin cebinden geçiyor”. Yani onları ne kadar memnun edersen elde edeceğin sonuçtan da o kadar eminsindir.
Bütün bu olup bitenlerden pek çok soru ortaya çıkıyor, bunlardan bazılarını da şu şekilde sıralayabiliriz: Erdoğan bu durumları öngöremedi mi? Önlem almaya imkânı yok muydu? Birçok analist ve uzman bu sonucu öngörmüşken Erdoğan bu seçimlerin böyle bitmesine neden izin Verdi? Acaba aklından neler geçiyor?

“ERDOĞAN HÜKÜMETİ CUMHURİYET TARİHİNDE 80 YILDA YAPILANDAN DAHA FAZLASINI YAPTI”
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir dış gücün kuklası olma zincirini kırmayı başardığı, altyapıya fazlasıyla yatırım yaptığı ve Erdoğan hükümetinin bu cumhuriyet için son 80 yıllık tarih boyunca yapılandan daha fazlasını yaptığı, askerî gücün zirveye ulaştığı, ülkenin kendi otomobilini, uçaklarını, tanklarını ve daha önce hayal bile edemeyeceği birçok teknolojiyi ürettiği bu dönemde neden böyle bir sonuca varılsın?

Bu ülkeyi bilerek ve tanıyarak derin bir analiz yapan herkes yukarıda bahsettiklerim hakkında roman yazabilir ama ben bu durumu birkaç kelamla ele almak istiyorum. Türkiye bu son 20 yılda dünyada birçok ülkenin imrendiği bir lidere sahip oldu. Ateşkeslerin sağlanması için arabuluculuk yapan, kötülüklerle yüzleşen ve iyilik ile iyilerden yana olan bir lider. Afrika’ya kadar yardım elini uzatma lüksüne sahip bir lider. Bir zamanlar dünya ülkeleri onun ülkesinde siyaset yapıyorken, bugün Erdoğan Avrupa’da siyaset yapıyor. Düne kadar siyaset, ekonomi, enerji ve askerî ithalata bağımlı olan Türkiye, bugün bölgesel bir askerî, ekonomik, tıbbî ve enerji gibi alanlarda süper güce dönüşmüş durumda.

Tüm bu başarıların yanı sıra Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki ülkede enflasyon %60’ın üstünde, değer kaybetmiş bir Türk lirası var, maaşlar düşük ve alım gücü zayıf. Her ne kadar pek çok iktisatçı bu durumu bir beceriksizlik olarak değerlendirse de ben bunu daha çok bir ustanın birçok açıdan değerlendirilebilecek politik bir oyunu olarak görüyorum.

“KAYBEDERKEN BİLE KAZANIYOR”
Seçimler sonrası ilk günde dünya basını, Erdoğan’ın azılı düşmanları ve Türkiye’yi hiçbir şekilde tanımayan bilgisiz şarlatanlar 15 Temmuz gecesine benzer cesur başlıklar yazmakta acele etti. Sanki kendi öz babaları kazanmış ya da ezelden beri var olan düşmanları mağlup olmuş gibi zıpladılar, dans ettiler ve şarkı söylediler, oysa ki kustukları yeri yaladıklarını unuttular. Sadece Reis (Erdoğan) ustalığı kaybederken zafer elde edebiliyor. Herkes onun mağlubiyetini konuşurken ve onun ortaya çıkıp kızgın halde kontrolünü kaybetmesini teşvik ederken Erdoğan tam tersini yaptı. Seçimlerin düzenlendiği günün gecesinde zafer balkonuna çıkıp geleneksel konuşmayı yaptı, milletin kendi kararını verdiğini, kendi partisi de dahil olmak üzere tüm siyasî partilerin bu seçimler üzerinde tefekkür etmeleri gerektiğini söyledi.

“ERDOĞAN TÜM DÜNYAYA DİKTATTÖR OLMADIĞINI VE HALK İSTEDİĞİ İÇİN BAİŞTA KALDIĞINI GÖSTERDİ””
Türkiye tek bir gecede bir lideri devredebilen ve yine tek bir gecede bir lideri ortaya çıkarabilecek bir ülkedir. Demokratik kökleri olan ve çok güvenilir bir seçim sistemine sahip. Böyle bir sistemde Erdoğan gibi bir lider de mağlup olabilir, ama bu kez değil.

Erdoğan, İstanbul, Ankara ve Bursa gibi birçok belediyeyi kaybetti, ama bunun karşılığında birçok değerli şeyi kazandı. Onun tüm cahil ve şarlatan düşmanlarına kendisinin bir diktatör olmadığını ve millet istediği için o makamda bulunduğunu gösterdi. Ülkesi demokratik bir ülke ve seçimleri güvenilir özelliktedir. Özgür iradeye dayalı seçimler düzenleyerek, kendisine bağlı parti veya parçası olduğu koalisyonun saflarındaki çürük elmalar da ön plana çıkıyor. Bu seçimlerden sonra Erdoğan artık diktatör değil. Erdoğan bu seçimlerle birlikte dürüstlük ve adalet gösterdi. Evet, o belediyeleri kaybetmiş olabilir, ancak düne kadar kendisini seçimleri çalmakla suçlayan herkesi rezil rüsva etti.

“TÜRKİYE ESKİSİ DEĞİL, TÜRKİYE BİR MEGA DEVLETTİR“
Erdoğan’ın aklında birçok şey olabilir, ülkeyi hafif bir iktidar değişikliğine, yeniden adaylığını ortaya koymasına veya başka herhangi bir düşünceye hazırlamak gibi, ancak kesin olan bir şey var ki o da Türkiye artık bir zamanların Türkiye’si değildir. Bugünkü Türkiye bir mega devlettir, dünya genelinde ekonomisi 17.sırada bulunan bir devlettir, enerji alanında süper güç konumunda, küresel ticaret taşımacılığı konusunda süper güç, siyaset ve askerî alanlarında da süper güç durumunda. Erdoğan iktidara geldiğinde Türkler kendilerini Bulgarlarla kıyaslayıp Türkiye’nin neden bu komşu ülkenin düzey ve yüksekliğinde bulunmadıklarından şikâyet ederlerdi, bugün ise kendilerini Almanlar, İngilizler ve Hollandalılarla kıyaslarlar ve bu da ülke kalkınmasının en büyük göstergesidir.

“TÜRKİYE ÜLKEMİZ İÇİN VAZGEÇİLEMEZ VE YERİ DOLDURULAMAZ BİR GÜÇ”
Türkiye’nin T’sini dahi bilmeyenlerin amatörce yazılmış yazılarının ötesinde, Türkiye’nin artık 90’lar öncesindeki, kendi kabuğunun içine çekilmiş, Balkan devletleriyle aktif ilişkileri olmayan bir ülkenin olmadığını vurgulamamız gerekiyor. Bugün Türkiye, Balkan ülkelerinin dertleriyle, sorunlarıyla daha önce hiç olmadığı kadar yakından ilgileniyor ve gelecekte de ilgilenmeye devam edecek. Muhalefet seçimleri kazansa ve Türkiye yönetimini ele geçirse dahi bu ülkenin güçlenmesi devam edecek. Bu ülke ve Balkan ülkeleri arasındaki ilişkiler her daim gerekli yükseklikte olacak, çünkü bu ilişkiler, bu ülke liderinin ufku sayesinde değişmez bir dokunulmazlık kazandı. Arnavutluk ve Arnavutlar Türkiye’nin doğal stratejik ortaklarıdır. Zira bu ülkede Arnavut asıllı 7 milyondan fazlası ikâmet ediyor ve başka türlü olması düşünülemez. Ortak beklentiler ve hedefler, bölge güvenliği, ortak dostlar ve ortak düşmanlar, Türkiye’yi ülkemiz için vazgeçilmez ve yeri doldurulamaz bir güç kılmaktadır.

“İSTEDİKLERİ KADAR RAKI İÇEBİLECEKLERİ İÇİN MUTLULAR”
Sonuç olarak Türkiye’deki yerel seçimlerden herkes kazançlı çıktı. Muhalefet kendi tarihinin en yüksek noktasında. Erdoğan’ın karşıtları rahat bir nefes aldı, Türkiye’deki seçimlerin manipüle edilmediğinden emin oldular, dindarlar aralarındaki fitnenin ne anlama geldiklerini öğrendiler, solcular istedikleri yerlerde ve istedikleri kadar rakı içebileceklerini bildikleri için coşkulu ve mutlu oldular, vatandaşlar, uzun süredir unuttukları gibi AK Parti’nin yönetimini diğer partilerin yönetimleriyle karşılaştırma imkânına sahip olup AK Partinin kıymetini bilecek ve asıl kazanan, zafer elde eden sürprizlerle dolu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ustalığı ve mahareti olacak. Ülkesinin geleceği açısından bir sonraki siyasî hamlesinin ne olacağını görmek için bir süre beklememiz gerekecek.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz bu bereketli günlerin insanlık için barışa huzura vesile olmasını temenni ediyorum. Bir kez daha aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Rabbim tüm şehitlerimizi cennetiyle müşerref eylesin.” dedi.
BEŞİKTAŞTAKİ GECE KULÜBÜ YANGINI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Beşiktaş ilçesinde yangın faciası yaşadık. 29 işçi kardeşimiz hayatını kaybetti. Vefat eden insanlarımıza rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. 9 kişi gözaltına alınmıştır. Belediye dahil kimin sorumluluğu varsa hepsinin üzerine gidilecektir.”ifadelerini kullandı.
“MİLLET İRADESİNE HÜRMETSİZLİK ETMEYİZ”
Yerel seçimlerle ilgili de konuşan Erdoğan, “31 Mart’ta bir seçimi daha başarı ile tamamladık. Münferit olay dışında demokrasimize gölge düşürecek bir olay yaşanmadı. Bazı illerimizde bölücü örgüt provokasyonlarını sizin sayenizde boşa çıkardık. Bu seçimler milli iradenin gücünün yanı sıra, gündeme getirilen kimi ithamların da asılsız olduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar istedikleri gibi çıkmadığında bazı ithamlarda bulunanların bir daha buna kalkışmayacağını umuyorum.
Türk demokrasisinin olgunluğunu dünyaya göstermiş olduk. Seçimler için fedakarca çalışan güvenlik güçlerimizi tebrik ediyorum. Seçimler milli iradenin gücünün yanı sıra gündemde getirilen ithamların asılsız olduğunu ortaya koymuştur. Şunu herkesin kabullenmesi önem taşıyor.
Türkiye hangi kökene partiye mensup olursa olsun 85 milyonun ortak vatanıdır. Siyaset üstü görmemiz gereken bir diğer konu terör belasıdır. Tüm terör örgütleri milletimizin düşmanıdır. Operasyonlarımız sayesinde bölücü terör örgütünü bitme noktasına getirdik.
Attığımız adımları inşallah azimle sürdüreceğiz. Teröre yer olmadığını dost düşman herkese göstermekte kararlıyız. Seçimlerle beraber bu kararlılığımız perçinlenmiştir. Bazı illerimizde sokaklarımızı karıştırma hadiseleri yaşandı. Birileri yine sokaklarımızı terörize etmeye kalkmıştır. Emniyet güçlerimiz olayların büyümesini engellemiştir. Türkiye cumhuriyeti bir çadır devleti değildir, olmayacaktır. Milletin iradesine hiçbir şekilde hürmetsizlik etmeyiz.” ifadelerini kullandı.
“SİYASET ÜSTÜ GÖRMEMİZ GEREKEN BİR KONU DA TERÖR BELASIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Siyaset üstü görmemiz gereken bir konu da terör belasıdır. PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKPC’sine tüm terör örgütleri, milletimizin düşmanıdır. Türkiye’nin ve bölgenin geleceğinde teröre yer olmadığını, herkese göstermekte kararlıyız. Son seçimlerle bu kararlılığımız daha da perçinlenmiştir. Can çekişen terör örgütlerini yeniden palazlandırma niyetlerini görüyoruz, bunları çok yakından takip ediyoruz. Her kim şiddeti, kaosu, eşkıyalığı, vandallığı bir hak arama yolu olarak görürse, dün olduğu gibi yine karşısında devletimizin çelikten yumruğunu bulacaktır” şeklinde konuştu.
“TERÖRLE MÜCADELEYİ DEMOKRATİKLEŞMEDEN, DEMOKRATİKLEŞMEYİ EKONOMİDEN BAĞIMSIZ GÖRMÜYORUZ”
Erdoğan, “Terör baronlarının baskıyla vatandaşlarımıza musallat olmalarına geçmişte kalan acıları tekrar yaşatmalarına izin vermeyiz. Bu tarz teşebbüsler karşısında demokrasimiz ne gerektiriyorsa onu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi ekonomiden bağımsız görmüyoruz.” dedi.
“EKONOMİDE YOL HARİTAMIZ OLAN ORTA VADELİ PROGRAM VE 12’NCİ KALKINMA PLANIMIZI UYGULAMAKTA KARARLIYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 21 yıldır olduğu gibi gelecekte de hak özgürlük alanlarında reformlarımızı idame ettireceğiz. OVP ve 12. kalkınma programımızı uygulamakta kararlıyız. Yılın 2. yarısından itibaren enflasyonun düşüşe geçtiğine şahit olacağız. Bugün TÜİK’in açıkladığı veriler göre aylık enflasyonun mart ayında gerilediğini gösteriyor. Düzensiz göç ve suç örgütleriyle mücadelede de kapsamlı adımlar atmayı sürdüreceğiz. Kendini devletten hukuktan üstün gören şehir eşkıyalarına nefes aldırmayacağız.” ifadelerini kullandı.
Haber7-ÖZEL
31 Mart yerel seçimlerinde birçok parti için dönüm noktası yaşandı. Kesin olmayan sonuçlara CHP yüzde 37,47 oyla 47 yıl sonra birinci parti konumuna yükseldi. AK Parti ise yüzde 35,49 oyla kuruluşundan bu yana ilk kez ikinci parti konumuna düştü. Bir demokratik gerekliliğin daha yerine getirildiği seçimler sonrası kaybeden tarafta olan AK Parti’nin tutumu ise dikkat çekti.
KİMSE MANİPÜLE ETMEDİ
31 Mart seçim gecesi sandıktan çıkan sonuçlar hiçbir anket çalışmasında öngörülememesine ve büyük şaşkınlığa neden olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti tarafından büyük olgunluk ve sağduyu ile karşılandı. Hiçbir AK Partili siyasetçi muhalefet partilerinin yıllardır yaptığı gibi vatandaşların demokrasiye olanın güveniyle ve Türkiye’nin huzuruyla oynamayı tercih etmedi. Hükümetten kimse oylar sayılırken ‘öndeyiz’, ‘kazanıyoruz’, ‘oylarımız çalındı’ söylemleriyle ortaya çıkarak seçim sonuçlarına gölge düşürmedi.
‘SAYGI DUYARIZ’ AÇIKLAMASI YAPILDI
Seçim gecesi AK Parti tarafından yapılan tüm açıklamalarda vatandaşın seçimine her zaman olduğu gibi saygı duyulacağı vurgulandı. Ankara’daki AK Parti Genel Merkezi’nde balkon konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Milletin iradesi sandıkta tecelli eder. Millet sözünü sandık yoluyla söyler. Millet siyasetçiye mesajını sandık vasıtasıyla iletir. Millet uyarısını ve takdirini sandık aracılığı ile ifade eder. 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde de Türk milleti yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilerine ulaştırmıştır. Hiçbir suretle milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyeceğiz. Milletle inatlaşmaktan milli iradeye rağmen hareket etmekten milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız.” açıklamasında bulundu.
İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na karşı yarışı kaybeden Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum da Cumhurbaşkanına benzer sözler sarf etti. Tüm İstanbullulara teşekkür eden Kurum, “Elbette milletimizin verdiği mesajı değerlendirip üzerimize düşeni yapacağız. Biz daima milletimizin huzuru ve refahı için çalışan kadrolarız. Aynı anlayışla büyük ve güçlü Türkiye davası için çalışacağız. Ülkemizin geleceğe daha iyi hazırlanması adına şehirlerimiz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Ankara’da Mansur Yavaş’a karşı seçimi kaybeden Turgut Altınok da AK Parti Ankara İl Başkanlığından ayrılırken, “Vatandaşımız karar vermiştir saygı duyarız hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. 1 Nisan’da da sosyal medya hesabından paylaşım yapan Altınok “Vatandaşın iradesi tecelli etmiştir” dedi.
Altınok paylaşımında şu ifadeleri kullandı;
Değerli Ankaralılar,
Seçimler demokratik bir olgunlukla tamamlanmış, vatandaşımızın iradesi tecelli etmiştir. Milletimizin takdiri başımızın üstünedir. Bu süreçte yanımızda olan, desteğini ve duasını hissettiğimiz tüm vatandaşlarımıza, teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Milletimizin kararı ile görevlendirilen tüm belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum.
Şehrimiz, ülkemiz, milletimiz için hayırlı olsun.
CHP’LİLER NE YAPMIŞTI?
Ancak muhalefet yıllardır kaybettiği tüm seçimlerde demokrasiye ve sandığa gölge düşüren, halkın demokrasiye güvenini zedeleyen, manipülatif açıklamalarda bulundu. Özellikle CHP’li siyasetçiler, kaybettikleri seçimlerden sonra ‘Öndeyiz’ ve ‘oylarımız çalındı’ diyerek vatandaşların aklıyla adeta alay etti. Bunun son örneği ise Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş önderliğinde 14 Mayıs’ta yaşandı. 14 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu sandıkta geride olmasına rağmen ‘Öndeyiz’ diyerek tweet attı.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı vaatlerinde bulunulan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş ise saat başı kameraların karşısına geçerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önde olmasına rağmen ’13. cumhurbaşkanımız Kılıçdaroğlu, öndeyiz, kazanıyoruz’ algılarıyla seçmenlerinin duygularıyla oynadı.

14 Mayıs’ta Erdoğan önde olmasına rağmen İmamoğlu ve Yavaş’ın yaptığı açıklamalar şu şekilde;
Haber7-ÖZEL
31 Mart yerel seçimlerinde birçok parti için dönüm noktası yaşandı. Kesin olmayan sonuçlara CHP yüzde 37,47 oyla 47 yıl sonra birinci parti konumuna yükseldi. AK Parti ise yüzde 35,49 oyla kuruluşundan bu yana ilk kez ikinci parti konumuna düştü. Bir demokratik gerekliliğin daha yerine getirildiği seçimler sonrası kaybeden tarafta olan AK Parti’nin tutumu ise dikkat çekti.
KİMSE MANİPÜLE ETMEDİ
31 Mart seçim gecesi sandıktan çıkan sonuçlar hiçbir anket çalışmasında öngörülememesine ve büyük şaşkınlığa neden olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti tarafından büyük olgunluk ve sağduyu ile karşılandı. Hiçbir AK Partili siyasetçi muhalefet partilerinin yıllardır yaptığı gibi vatandaşların demokrasiye olanın güveniyle ve Türkiye’nin huzuruyla oynamayı tercih etmedi. Hükümetten kimse oylar sayılırken ‘öndeyiz’, ‘kazanıyoruz’, ‘oylarımız çalındı’ söylemleriyle ortaya çıkarak seçim sonuçlarına gölge düşürmedi.
‘SAYGI DUYARIZ’ AÇIKLAMASI YAPILDI
Seçim gecesi AK Parti tarafından yapılan tüm açıklamalarda vatandaşın seçimine her zaman olduğu gibi saygı duyulacağı vurgulandı. Ankara’daki AK Parti Genel Merkezi’nde balkon konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Milletin iradesi sandıkta tecelli eder. Millet sözünü sandık yoluyla söyler. Millet siyasetçiye mesajını sandık vasıtasıyla iletir. Millet uyarısını ve takdirini sandık aracılığı ile ifade eder. 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde de Türk milleti yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilerine ulaştırmıştır. Hiçbir suretle milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyeceğiz. Milletle inatlaşmaktan milli iradeye rağmen hareket etmekten milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız.” açıklamasında bulundu.
İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na karşı yarışı kaybeden Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum da Cumhurbaşkanına benzer sözler sarf etti. Tüm İstanbullulara teşekkür eden Kurum, “Elbette milletimizin verdiği mesajı değerlendirip üzerimize düşeni yapacağız. Biz daima milletimizin huzuru ve refahı için çalışan kadrolarız. Aynı anlayışla büyük ve güçlü Türkiye davası için çalışacağız. Ülkemizin geleceğe daha iyi hazırlanması adına şehirlerimiz, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Ankara’da Mansur Yavaş’a karşı seçimi kaybeden Turgut Altınok da AK Parti Ankara İl Başkanlığından ayrılırken, “Vatandaşımız karar vermiştir saygı duyarız hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. 1 Nisan’da da sosyal medya hesabından paylaşım yapan Altınok “Vatandaşın iradesi tecelli etmiştir” dedi.
Altınok paylaşımında şu ifadeleri kullandı;
Değerli Ankaralılar,
Seçimler demokratik bir olgunlukla tamamlanmış, vatandaşımızın iradesi tecelli etmiştir. Milletimizin takdiri başımızın üstünedir. Bu süreçte yanımızda olan, desteğini ve duasını hissettiğimiz tüm vatandaşlarımıza, teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Milletimizin kararı ile görevlendirilen tüm belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum.
Şehrimiz, ülkemiz, milletimiz için hayırlı olsun.
CHP’LİLER NE YAPMIŞTI?
Ancak muhalefet yıllardır kaybettiği tüm seçimlerde demokrasiye ve sandığa gölge düşüren, halkın demokrasiye güvenini zedeleyen, manipülatif açıklamalarda bulundu. Özellikle CHP’li siyasetçiler, kaybettikleri seçimlerden sonra ‘Öndeyiz’ ve ‘oylarımız çalındı’ diyerek vatandaşların aklıyla adeta alay etti. Bunun son örneği ise Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş önderliğinde 14 Mayıs’ta yaşandı. 14 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu sandıkta geride olmasına rağmen ‘Öndeyiz’ diyerek tweet attı.

Cumhurbaşkanı yardımcılığı vaatlerinde bulunulan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş ise saat başı kameraların karşısına geçerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önde olmasına rağmen ’13. cumhurbaşkanımız Kılıçdaroğlu, öndeyiz, kazanıyoruz’ algılarıyla seçmenlerinin duygularıyla oynadı.

14 Mayıs’ta Erdoğan önde olmasına rağmen İmamoğlu ve Yavaş’ın yaptığı açıklamalar şu şekilde;
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Aziz milletim, sevgili Ankaralılar, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, değerli genç kardeşlerim, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan AK Parti Genel Merkezi’nden tüm Türkiye’yi saygıyla selamlıyorum.
Desteğiniz, kadirşinaslığınız için ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Şahsıma sizler gibi vefakar yol arkadaşları, dava arkadaşları veren Rabbime hamd ediyorum.
31 Mart Mahalli İdareler seçimlerine demokrasimize yakışır bir durumda tamamladık. Münferit bazı hadiseler haricinde seçime gölge düşürecek hiçbir şey yaşanmadı.
Doğu illerimizde bölücü örgütün müdahalelerine maruz kaldık. Güvenlik güçlerimizin fedakarlıkları sayesinde Türk demokrasisi bir kez daha rüştünü ispat etmiş oldu.
‘MİLLETİN KARARINI SANDIKTA TECELLİ ETMESİ DEMOKRASİMİZ ADINA BÜYÜK BİR KAZANÇTIR’
Seçimler bildiğiniz gibi demokrasilerin en kritik günleridir. Milletin iradesi sandıkta tecelli eder. Millet sözünü sandık yoluyla söyler. Millet siyasetçiye mesajını sandık vasıtasıyla iletir. Millet uyarısını ve takdirini sandık aracılığıyla ifade eder. Milletin kararını hiçbir baskıyla dayatmayla, yönlendirmeyle sandıkta tecil etmesi demokrasimiz adına büyük bir kazançtır.
‘DİK DURACAĞIZ, DİKLEŞMEYECEĞİZ!’
Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. 31 Mart bizim için bir bitiş değil aslında bir dönüm noktasıdır.
‘TÜRK MİLLETİ MESAJINI VERMİŞTİR’
31 Mart mahalli idareler seçimlerinde de Türk milleti yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilerine ulaştırmıştır.
Bu seçimin galibi öncelikle demokrasimizdir. Milli iradedir. 85 milyonun tamamıdır. Seçim maratonunda kazanan adaylardan önce Türkiye olmuştur, milletimiz olmuştur.
31 Mart seçimleri son 22 yılda girdiğimiz 18’inci sandık imtihanımız oldu. Hep başardık, başararak geldik. Bundan sonra da başararak devam edeceğiz.
‘MİLLETİMİZİN OYUYLA SEÇİLMİŞ TÜM YEREL YÖNETİCİLERİ DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Biz siyasi hayatımız boyunca milletle yol yürümüş, milletin çizdiği istikametten ayrılmamış bir kadroyuz. Burada olduğu gibi.
Hükümet olarak şimdiye kadar olduğu gibi milletimizin oyuyla seçilmiş tüm yerel yöneticileri şehirlerinin hayrına yapacakları işlerde desteklemeye devam edeceğiz.
Kardeşlerim, sandıklar kapanmış, millet son sözünü söylemiş, kararını vermiştir. Yüksek Seçim Kurulumuz kesin sonuçları açıklayacaktır.
’31 MART SEÇİMLERİNİN NETİCELEİRNİ MUKAYESE EDECEĞİZ’
Elbette her siyasi parti kendi bünyesinde seçim sonuçlarını analiz edecektir. Bizde partimizin organlarında 31 Mart seçimlerinin neticelerini mukayese edeceğiz.
Mahalli idarelerde irtifa kaybı yaşadığımızı gösteriyor. Bunun sebeplerini ayrıca masaya yatıracağız.
‘MİLLETİN TAKDİRİNİ SORGULAMAKTAN BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ YİNE UZAK DURACAĞIZ’
Unutmayın, kaderin üstünde bir kader vardır. Milletimizin teveccühüne mazhar olduğumuz yerlerde her zamankinden daha fazla çalışacağız. Hiçbir şekilde milletle inatlaşmayacağız. Milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız.
‘ÖNÜMÜZDE YAKLAŞIK 4 YIL VAR’
Milletin sandıkta verdiği mesajları en isabetli en objektif bir şekilde akıl ve vicdan terazimizde tartarak gerekli adımları mutlaka atacağız. Önümüzde yaklaşık dört, dört buçuk yıllık bir zaman var. Bu dönemi her açıdan kendimizi yenilediğimiz, hatalarımızı muhasebe ettiğimiz kapsamlı bir zemine oturtacağız.
Geçen sene başlayan genel ve yerel seçim maratonu bugün artık tamamlanmıştır. Son 1 yıldır milletimizi, ekonomimizi etkileyen seçim devri kapanmıştır. Türkiye’nin önünde hazine değerinde bir 4 yıl vardır.
Bu dönemi heba edemeyiz. İktidardaki 21’nci yılını tamamlamış bir siyasi parti olarak hem hükümette hem de yerel yönetimlerde sorumluluğumuzun farkındayız.
Ekonomide yol haritamız olan Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Programımızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık.
Altun’un makalesi İtalya’nın İl Messaggero gazetesi, Yunanistan’ın Kathimerini gazetesi, ABD’nin Harlem Times haber portalı, Rusya İnterfax ajansı, Fransız Musulmans en France haber portalı, Çin’in Sina ve Sohu internet portalları, İsviçre’de Türk diasporasına ait Post Gazetesi, Malezya’nın Astro Avani haber portalı, Bosna Hersek, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, KKTC’nin önde gelen gazete ve haber portallarında olmak üzere 14 ülkede 50’den fazla mecrada yayımlandı.
SEÇİMLERE KATILIM ORANI
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, makalesinde, adil, şeffaf ve düzenli yapılan seçimlerim modern demokrasilerin en temel unsuru olduğunu belirtti.
Demokrasilerin asgari şartının yönetenlerin yetki ve otoritelerini seçmenlerden yani yönetilenlerden alması olduğunu ifade eden Altun, düzenli yapılan seçimlerle bu yetkilerin yenilendiğini kaydetti.
Seçimler vasıtasıyla, yönetilenlerin, yönetenlerin politikalarını ve performanslarını oyladığını, olumlu ya da olumsuz anlamda yönetenleri değerlendirdiğini aktaran Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:
“1946 yılında çok partili hayata geçilmesinden bu yana Türkiye düzenli, adil ve şeffaf seçimlerin yapıldığı ülkelerin başında gelmektedir. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gibi ihdas edilen kurumlar vasıtasıyla Türkiye’deki seçimler bağımsız yargıçlar nezaretinde yapılmaktadır. Bu yüzden de seçim güvenliğinin sağlanması, vatandaşların sandığa duyduğu güven noktasında Türkiye gelişkin bir siyasal kültüre sahiptir. Türkiye’deki seçim ve sandıklara olan güveninin tecellisini seçimlere katılım oranlarında görmek mümkündür. Seçimlere katılım oranı itibarıyla Türkiye, 14 Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleriyle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında seçime katılımın en yüksek gerçekleştiği 3. ülke olmuştur. YSK verilerine göre, 14 Mayıs’taki seçimlerde yurt içinde katılım oranı yüzde 88,92, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ikinci turun yapıldığı 28 Mayıs’taki seçimlerde de 85,72 olarak gerçekleşmiştir. OECD ile Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsünün (IDEA) verilerine göre, Türkiye, 14 Mayıs’ta yurt içi seçimlere katılım oranıyla ABD, Fransa, Almanya, İngiltere gibi birçok Batılı OECD üyesini geride bırakmıştır. Bu verilerin bir diğer çarpıcı tarafı ise Türkiye’deki seçime katılım oranının seçimlere katılımın yüzde 80’lerde seyrettiği İsveç, Danimarka, Yeni Zelanda, İzlanda, Hollanda ve Norveç gibi ülkelerden bile yüksek olmasıdır.”
“TÜRKİYE BÖLGEDE ÖNDE GELEN DEMOKRATİK OLGUNLUĞA SAHİP ÜLKELERDEN BİRİ”
Fahrettin Altun, Türkiye’nin 31 Mart Pazar günü Mahalli İdareler Genel Seçimleri için tekrar sandık başına gideceğini anımsattı.
Türkiye’nin demokratik değerlere bağlılığı ve yerel yönetimlere dair yenilikçi vizyonunu öne çıkaran, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ulusal ve uluslararası alanda büyük bir önem teşkil ettiğini anlatan Altun, “Aynı zamanda bu seçim sürecinde güvenli ve adil şartlarda yapılan kampanyalar, yerel yönetimlere gösterilen ehemmiyet açısından Türkiye’nin bölgede önde gelen demokratik olgunluğa sahip ülkelerden biri olduğunun nişanesidir.” değerlendirmesini yaptı.
Altun, halkın ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasında birincil muhataplar olan yerel yönetimlerin çağın şartlarına uygun bir vizyon ve perspektife sahip olmasını çok önemsediklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu sürecin halkın demokratik katılımı ile yerel yönetimlerle olan iletişiminin güçlenmesinde etkili bir rol oynadığı kaçınılmaz bir gerçektir. Yıllardır sahip olduğumuz yenilikçi belediyecilik anlayışını farklı kılan, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma projeleriyle halkın yaşam kalitesini yükseltmeyi, şeffaflığı, her koşulda hesap verebilirliği ve en önemlisi de vatandaş odaklı yönetimlerin inşasını hedefliyor olmasıdır. Bu vizyonun ilk adımı ve somut bir örneği olan 1994 yerel seçimleriyle İstanbul Büyükşehir Belediyesini yönetme görevini üstlenen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Türkiye belediyecilik alanında halkın yaşam kalitesinin artmasına yönelik önemli adımlar atmıştır. 30 yıl önce Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hizmet siyasetini ve vizyonunu sürdürmek belediyelerimizin temel politik tasavvurunu teşkil etmektedir. Bu nedenle, önümüzdeki yerel seçim ile benzer bir vizyonu ve hizmet anlayışını sürdürmenin ulusal ve uluslararası alanda demokratik değerlerimizi ve toplumsal bütünlüğümüzü daha da güçlendireceği inancındayız.”
“SEÇİMLERDEN SONRA 4 YIL İÇİNDE YENİ BİR SEÇİM YAPILMAYACAK”
İletişim Başkanı Altun, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak gördüklerini bildirdi.
Bu seçimin aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel liderlik vizyonunun güçlenmesinin bir diğer adımı olduğunu düşündüğünü ve evrensel açıdan Türkiye’nin demokratik olgunluğunu ve toplumsal katılımını artıran önemli bir faaliyet olarak kabul ettiklerini dile getiren Altun, şunları kaydetti:
“Bundan önceki tüm seçimler gibi bu seçimler de Türk halkının demokratik süreçlere katılımını daha etkin bir şekilde sağlayacak, böylece demokrasimizin güçlenmesine katkı sunacaktır. 31 Mart seçimlerinin bir diğer önemli tarafı da bu seçimlerden sonra 4 yıl içinde yeni bir seçimin yapılmayacak olmasıdır. Bu 4 yıl içerisinde Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatmış olduğu kalkınma atılımlarına hız kesmeden devam edecektir. Son yıllarda iletişimden diplomasiye, ekonomik kalkınmadan altyapı yatırımlarına kadar her alanda yapılan hizmetler devam ettirilecektir. Ayrıca Türkiye Yüzyılı’na yeni ve sivil bir anayasayla girme amacı da gelecek 4 yılın en önemli ülküsü ve gündemi olacaktır. Bu vizyon çerçevesinde Türkiye, demokratik standartlarını yükseltmiş, gelir ve refah düzeyini artırmış, bölgesel ve küresel bir aktör olarak Türkiye Yüzyılını inşa etmenin çabası içerisinde olacaktır. Batılı müttefiklerimizle ortak çıkarlarımızı geliştirmek, yeni ve stratejik işbirliklerini artırmak bu dönemdeki önceliklerimiz olmaya devam edecektir. PKK, FETÖ, DAEŞ gibi terör örgütleriyle mücadele başta olmak üzere Türkiye’nin politik hassasiyetlerinin gözetilmesi müttefiklik hukukunun bir gereği olarak en temel beklentimizdir. 31 Mart seçimleriyle Türkiye hem demokratik kültürüne başarıyla gerçekleştirdiği yeni bir seçim ekleyecek hem de İstanbul ve Ankara gibi şehirler başta olmak üzere tüm vilayetlerini Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacaktır.”
Ulusal kalkınma, 6 Şubat depremindeki şehirlerin ihyası ve inşası, İstanbul gibi deprem riski yüksek şehirlerin dirençli kentlere dönüştürülmesinin seçim sonrasındaki en önemli vizyonları olacağını aktaran Altun, şu ifadeleri kullandı:
“Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye demokratik usuller çerçevesinde seçimlerini yapacak, iktidarı ve muhalefetiyle sandıktan çıkan sonuçlara itibar edecek ve en önemlisi uluslararası arenada istikrarlaştırıcı bir güç olarak Türkiye Yüzyılı inşasına devam edecektir. Bu yüzden 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin iç ve dış dinamikleri itibarıyla Türkiye’nin gelecekteki on yıllarını etkilemeye matuf bir seçim olduğunu söylemek mümkündür.”
]]>Önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu döneminde, partide söz sahibi olan çoğu partilinin, Özgür Özel dönemiyle birlikte tasfiye edilmesi kaosu daha da derinleştiriyor.
CHP’DE 1 NİSAN HESAPLARI
“Henüz yerel seçimler yapılmadı ama CHP’de şimdiden 1 Nisan tartışmaları başladı” ifadelerini kullanan Hürriyet Gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, “Tartışmanın fitilini ateşleyen ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel oldu. Özgür Özel, “Partiçi geçen kurultayı hazmedemeyen birkaç hazımsız var. 1 Nisan’ı bekleyen 3-5 hazımsız var. Avuçlarını yalarlar” dedi. Bir dönemler üç-beş çapulcu söylemi vardı. Bu şimdi üç-beş hazımsıza dönüştü. Bu üç-beş hazımsızdan biri Kemal Kılıçdaroğlu mu? Çünkü Kılıçdaroğlu da pusuya yattı 1 Nisan’ı bekliyor” diyerek CHP’nin seçim sonrası olası bir başarısızlıkta yeni hesaplar içine gireceğini belirtti.

CHP TARİHİNİN EN KÖTÜ SEÇİMİ
Cumhuriyet Halk Partisi’nin, tarihinin en kötü yerel seçimlerinden birine gittiğini dile getiren Abdülkadir Selvi, “CHP, bu seçimlere tasfiye, istifa, kriz ve kaos havası içinde gidiyor. Partideki iki başlılık listelere yansıdı. Özgür Özel’e yakın isimler bir yandan Ekrem İmamoğlu’nun ekibi diğer taraftan belediye başkan adaylıklarını yağmaladılar.” dedi.
Hürriyet Gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi’nin, “CHP’de 1 Nisan hesapları ve 94 korkusu” başlıklı yazısı şu şekilde;
Yerel seçimlere 38 gün var. Henüz yerel seçimler yapılmadı ama CHP’de şimdiden 1 Nisan tartışmaları başladı. Tartışmanın fitilini ateşleyen ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel oldu. Özgür Özel, “Partiçi geçen kurultayı hazmedemeyen birkaç hazımsız var. 1 Nisan’ı bekleyen 3-5 hazımsız var. Avuçlarını yalarlar” dedi. Bir dönemler üç-beş çapulcu söylemi vardı. Bu şimdi üç-beş hazımsıza dönüştü.
KILIÇDAROĞLU PUSUDA BEKLİYOR
Bu üç-beş hazımsızdan biri Kemal Kılıçdaroğlu mu? Çünkü Kılıçdaroğlu da pusuya yattı 1 Nisan’ı bekliyor. CHP’nin aday tanıtım toplantısına davetli olduğu halde katılmadı. Özgür Özel son ziyaretinde Kılıçdaroğlu’nu mitinglere katılmaya davet etmişti. Kılıçdaroğlu olumlu yanıt vermemişti. Sonradan mitinglere katılmayacağını kamuoyuna ilan etme gereği duydu.
1 NİSANCILAR
Özgür Özel’e tavsiyem 1 Nisan’ı bekleyenleri hafife almasın. Üç-beş hazımsız diye küçümsemesin. Bugün düğmeye bassalar 24 saat içinde olağanüstü kurultayı toplayacak sayıyı bulurlar. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu seçim sürecinde o kadar vahim hatalar yaptılar ki Kılıçdaroğlu genel başkan olduğu günden daha güçlü bir hale geldi.
TASFİYECİLİK
CHP, tarihinin en kötü yerel seçimlerinden birine gidiyor. CHP, bu seçimlere tasfiye, istifa, kriz ve kaos havası içinde gidiyor. Partideki iki başlılık listelere yansıdı. Özgür Özel’e yakın isimler bir yandan Ekrem İmamoğlu’nun ekibi diğer taraftan belediye başkan adaylıklarını yağmaladılar. Demirel olsa, “Yağma Hasan’ın böreği, ye Mehmet ye” derdi. Zücaciye dükkânına giren fil gibi hareket ediyorlar. Eğer CHP’de, bugünden 1 Nisan konuşulur hale geldiyse bunun müsebbibi Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun tasfiyeci anlayışları oldu.
NEDEN ÖNEMLİ
Seçimlerde CHP az oy alır ya da çok oy alır. Ama köklü bir çınardır, yoluna devam eder. Yerel seçim sonuçları CHP’de İmamoğlu, Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in pozisyonunu tayin edecek. Ama özellikle bu seçimler Ekrem İmamoğlu açısından kader seçimine döndü.

EKREM İMAMOĞLU’NUN KADERİ
31 Mart yerel seçimleri aynı zamanda Ekrem İmamoğlu seçimleri olacak. Ekrem İmamoğlu İstanbul’u kazanırsa, 2028’de cumhurbaşkanı adayı olacak. Kılıçdaroğlu ise CHP’nin arşivine kaldırılacak. Ama İmamoğlu kaybederse o zaman hem cumhurbaşkanı adaylığı hayalleri sona erecek hem CHP genel başkanlığı rüyası son bulacak. Efsane olayım derken tasfiye olacak. Ekrem İmamoğlu filminin sonuna gelinecek, Ekrem İmamoğlu The End yazacak…
ÖZGÜR ÖZEL’İN DURUMU
Seçimlerden başarılı çıkıldığı takdirde Özgür Özel rahat bir nefes alacak. Çünkü genel başkan olarak girdiği ilk seçimde başarı elde etmiş olacak. Ama seçimlerde bir hezimet yaşanırsa Özgür Özel, CHP tarihine en kısa süreli genel başkan olarak geçecek.
94 RUHU DÖNÜYOR MU
CHP’de seçim hezimeti endişesi yaşanıyor mu? SHP, 1989 seçimlerinde İstanbul ve Ankara’yı alarak büyük bir çıkış yapmıştı. 1994 seçimlerinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “94 ruhu” dediği olay gerçekleşti. Refah Partisi İstanbul ve Ankara’yı kazandı, CHP hezimete uğradı.
CHP’NİN 94 KÂBUSU
AK Parti açısından 94 ruhu tarihi bir dönem noktasını, CHP açısından ise bir hezimeti ifade ediyor. CHP’de 94 kâbusu yaşanır mı diye konuşulmaya başlandı. Bunu konuşanlardan biri de Özgür Özel. “1989-94 benzetmesi benim değil bütün seçmenlerin endişe etmesi gereken bir benzetme” dedi.
94 TABLOSU TEKRARLANIR MI?
Eğer AK Parti bu motivasyonunu sandığa yansıtabilirse 31 Mart seçimlerinden 94 benzeri bir tablo çıkar mı? Özgür Özel de endişe ettiğine göre neden olmasın?
Özgür Bey, 94 belediyeciliği Türkiye’ye bir iktidar partisi, bir de Cumhurbaşkanı kazandırdı. Demek ki başarılıymış…
1 NİSAN’IN AYAK SESLERİ
Bu seçimler biraz da İstanbul seçimleri. İstanbul seçimleri kaybedilirse Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel için sonun başlangıcı, Kılıçdaroğlu için yeniden diriliş olacak. İşte o zaman 1 Nisan senaryosu üç-beş hazımsızın işi olmaktan çıkıp olağanüstü kurultay sürecinin başlatıldığı tarih olacak.
Kişilik testleri kendinizi tanımanıza yardımcı olabilir ve çevreniz ile olan etkileşim, iletişim hakkında detaylı bilgiler verebilir. Aşağıda yer alan kişilik testi ile de yaptığınız seçimler doğrultusunda kişiliğiniz hakkında belki bilmediğiniz birçok detay öğrenebilirsiniz.
SEÇTİĞİNİZ EV GÖRSELİNE GÖRE HEDEFLERİNİZE ULAŞMANIN EN İYİ YOLU

Yukarıdaki görselde birbirinden farklı 3 tip ev görüyorsunuz. Bu evlerin her biri farklı bir kişiliğin özelliklerini yansıtıyor. Sizden bu birbirinden farklı 3 evden bir tanesini, içinize en sineni seçmenizi ve seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunun ne olduğunu birlikte öğrenelim istiyoruz.
Seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenebileceğiniz kişilik testleri, seçimleriniz doğrultusunda oluşturulur. Günlük hayatta yaptığımız seçimler, kişiliğimizin birer yansıması olduğu çok açıktır.
Hayalinizdeki ya da içinize en sinen ev görseliniz seçtiyseniz gelin seçimleriniz neler getirdiğini, sizin hakkınızda neler söylediğini öğrenelim!
1 Numaralı Evi Seçenler;

Seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenebileceğiniz kişilik testinde 1 numaralı ev görselini seçtiyseniz uzun vadeli hedefleriniz ve hırslarınız olduğu söyleyebiliriz. Hedeflerinize ulaşmak için daima kendinizi motive eden bir yapınız bulunur.
Çalışkan ve azimli kişiliğiniz, bu hayatta ne istediğinizi hep bilmeniz hedeflerinize ulaşmanızda size en önemli yol haritasını çiziyor. Kararlı bir yapınız var ve kalıcı başarılar arzulayan birisiniz. Hayattaki bazı idealleriniz için büyük çabalar göstermeniz gerektiğini biliyor ve onlara ulaşmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırsınız.
2 Numaralı Evi Seçenler;

Seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenmeniz için hazırladığımız kişilik testinde 2 numaralı evi seçtiyseniz eğer, hedeflerinize ulaşmada pratik bir yol izlemek isteyen biri olduğunuzu söyleyebiliriz.
Riskli durumlar sizi tedirgin ettiği için bir hedef koyarken ve ona ulaşmak için olabildiğince çok düşünüyorsunuz. Tüm her şeyin olabileceğini düşünüp hepsi için bir alternatif yol belirliyor ve en doğrusunu sizi en az hasarla hedefe götürecek yolu seçiyorsunuz.
Uzun vadeli hedeflerde mümkün mertebe stratejik yollar oluşturuyor ve en iyi yolun her zaman daha yavaş ve istikrarlı olarak alınabileceğine inanıyorsunuz. Bu huyunuzda yolda çıkan engellerin ya da hedefe ulaşmadaki sürenin sizi etkileyerek dikkatinizi dağıtmanıza ve moralinizi bozmasına asla izin vermiyorsunuz.
3 Numaralı Evi Seçenler;

Seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenmeniz için hazırlanan ve kişiliğiniz hakkında bilgiler veren kişilik testinde 3 numaralı evi seçtiyseniz sizin hedefleriniz doğrultusunda çok kararlı bir yönelim izlediğinizi ve onlara ulaşmak için gereken her fedakârlığı yapabileceğinizi söyleyebiliriz.
Her hedefinize kolay yoldan ulaşamayacağınızı biliyor ancak bu yolda gereken tüm adımları atıyor, büyük çabalar sarf ediyorsunuz. Kolay olmayan hedefler için elinizdeki kaynakların tamamını harcamaya dünden razısınız.
Sizin için çoğu şey eğer gerçekten isterseniz bir gecede de olabileceğine inanıyorsunuz. Tutkulu bir şekilde beklediğiniz her hedef için onun gerçekleşme süresini severek beklersiniz.
Evet, seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenmeniz için hazırlanan kişilik testinde sona geldik. Bu eşsiz macerada sizin kişiliğiniz hangi numaralı evi yansıttı? Hedeflerinize ulaşmadaki izlediğiniz yol içerikte aktarılan ile eşleşiyor mu, bu kişilik testi kendinizi biraz daha tanımanıza yardımcı oldu mu? Yorumlarda bizimle paylaşın!
]]>