Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde “Birleşmiş Milletler Üst Düzey Siyasi Forum” kapsamında düzenlenen “Yerel ve Bölgesel Yönetimler Forumu”na katıldı. Forum kapsamında gerçekleştirilen “Ortak Geleceğimize Uygun Yenilenmiş Çok Taraflı Bir Sistem ve Finansal Mimari: SKA’ları Kurtarmak İçin Ortaklaşa Yönetim” başlıklı oturuma başkanlık ederek dünya belediyelerine seslenen Başkan Altay, “Yerel ve bölgesel yönetimlerin; yoksulluk ve açlıkla mücadelede, gezegenimizi korumak için harekete geçmede, barışı ve iyi yönetişimi inşa etmede üstlendiği rol, daha yaşanılabilir bir dünyaya dair umutlarımızı yeşertmektedir” dedi. Toplantıda Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları 2030 hedeflerine ulaşabilmek için yerel yönetimlerin daha fazla rol alması konusundaki önerilerini ilettiklerini belirten Başkan Altay, “Ayrıca her toplantıda olduğu gibi Filistin’de yaşanan zulmü kınadık ve her ortamda Filistinlilerin sesi olmaya devam edeceğimizi de ifade ettik” diye konuştu.

Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Amerika’nın New York şehrindeki Birleşmiş Milletler (BM) binasında düzenlenen “Birleşmiş Milletler Üst Düzey Siyasi Forum”u kapsamındaki “Yerel ve Bölgesel Yönetimler Forumu”na katıldı.
Forum kapsamında düzenlenen “Ortak Geleceğimize Uygun Yenilenmiş Çok Taraflı Bir Sistem ve Finansal Mimari: SKA’ları Kurtarmak İçin Ortaklaşa Yönetim” başlıklı oturuma başkanlık ederek dünya belediyelerine seslenen Başkan Altay, forumun BM Geleceğin Zirvesi’ne ve yaklaşmakta olan BM Sosyal Kalkınma Zirvesi’ne doğru giden yolda çok önemli bir adım olduğunu ifade etti.
“YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİK ŞEHİRLERİMİZİN GELECEĞİNİ TEHDİT EDİYOR”
Yoksulluk ve eşitsizlik gibi unsurların, şehirlerin geleceğini tehdit ettiğine dikkati çeken Başkan Altay konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Güçlü bir hizmet altyapısı inşa ederek, hiçbir ayrımcılığa mahal vermeden herkesi kapsayan bir hizmet modelini hayata geçirmek, hedeflerimizi belirleyen önemli kilometre taşlarıdır. Yerel ve bölgesel yönetimler, uzun süredir açlığın sona erdirilmesi için çok çeşitli paydaşlarla ve hükümetlerin tüm kesimleriyle birlikte çalışmayı sürdürmektedir. Bu kararlı duruşumuzu güçlendirmek için aşağıdan yukarıya çok düzeyli bir harekete ihtiyacımız vardır. Yaşamlarımızı doğrudan etkileyen iklim acil durumu; koordineli, çok düzeyli ve ivedi olarak hayata geçirilmesi gereken bir eylemdir. Toplumlarımızı tehdit eden, insan nüfusunun göç etmesine sebep olan ve hatta ortak mallara erişimimizi zorlaştıran doğal ve insan kaynaklı felaketlerde bir artış görmekteyiz. Bu zorluklarla, birlikte mücadele edebilmek için iş birliğini güçlendirmemiz bir seçenek değil, zorunluluktur.”

“İSRAİL’İN FİLİSTİN’DE SÜRDÜRDÜĞÜ SAVAŞ SUÇLARI VE BÖLGEDE YAŞANAN DRAM BİZLERİ DERİNDEN YARALAMAKTADIR”
“Silahlı çatışmaların ve istikrarsızlığın dünya çapında artması, şehirlerimizdeki yaşamı doğrudan etkileyen küresel sonuçları ortaya çıkarmaktadır” diyen Başkan Altay şunları kaydetti:
“Günümüzde Ukrayna’da, Sudan’da ve Filistin’de yaşanan sıcak çatışmalar nedeniyle şehirler ve orada yaşayan insanlar çok büyük zarar görmektedir. Filistin başta olmak üzere bölgelerimizdeki çatışmalardan kaynaklanan tehditler nedeniyle şehirlerimiz göç almakta, yerel ve bölgesel yönetimler, ortaya çıkan bu zorluklarla yüzleşmektedir. Özellikle İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü savaş suçları ve bölgede yaşanan dram bizleri derinden yaralamaktadır. Faillerin Uluslararası Adalet Divanı önünde mahkûm olduğu bu süreci takip etmeye devam edecek, her zaman barışın yanında olacağız. Çatışmaların yaşandığı şehirlerde; kadın, çocuk, yaşlı demeden gerçekleştirilen katliamları durdurmak için herkesin alacağı sorumlulukla, yeniden barışı inşa edebilir, yerinden edilen insanların haklarını koruyabiliriz.”
“YEREL VE BÖLGESEL YÖNETİMLERİN BARIŞI İNŞA ETMEDE ÜSTLENDİĞİ ROL DAHA YAŞANABİLİR BİR DÜNYAYA DAİR UMUTLARIMIZI YEŞERTMEKTE”
Bu yılki Üst Düzey Siyasi Forumu’nun özel bir öneme sahip olduğunu dikkati çeken Başkan Altay, “Bu forum, Yerel ve Bölgesel Yönetimlerin kilit rol oynadığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) Zirvesi üzerine inşa edilmektedir. Bu forumda; Bakanlar Bildirgesi’nin Sıfır Taslağı ve SKA’ların yerelleştirilmesi dışında, sürdürülebilir kalkınma için yerel ortaklıkların önemini vurguluyoruz. Nihayet teşkilatımızın büyük umutlarla beklediği BM Gelecek Zirvesine artık çok yakınız. BM Genel Sekreteri’nin yanı sıra BM Genel Sekreterinin Yerel ve Bölgesel Yönetimler Danışma Grubuna ve BM Gelecek Paktı taslağında çağrımızın yer almasını sağlayan ve bizi destekleyen üye devletlere çalışmaları ve bağlılıkları için teşekkür ediyorum. Yerel ve bölgesel yönetimlerin; yoksulluk ve açlıkla mücadelede, gezegenimizi korumak için harekete geçmede, barışı ve iyi yönetişimi inşa etmede üstlendiği rol, daha yaşanılabilir bir dünyaya dair umutlarımızı yeşertmektedir. Küresel ve yerel gündemlerde hemfikir olduğumuzun farkındayız. Bu bilinçle davranarak Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının uygulanmasındaki boşluğu kapatabileceğimize, hiç kimseyi ve hiçbir yeri geride bırakmadan tüm vatandaşlarımıza en yüksek seviyede hizmet sağlayacağımıza yürekten inanıyoruz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“HER TOPLANTIDA OLDUĞU GİBİ FİLİSTİN’DE YAŞANAN ZULMÜ KINADIK”
Başkan Altay, programın ardından forumla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda özellikle Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları 2030 hedeflerine ulaşabilmek için yerel yönetimlerin daha fazla rol alması konusundaki önerilerini ilettiklerini dile getiren Başkan Altay, “Ayrıca her toplantıda olduğu gibi Filistin’de yaşanan zulmü kınadık ve her ortamda Filistinlilerin sesi olmaya devam edeceğimizi ifade ettik. Dünyada özellikle iklim değişikliğinin etkisi altındaki şehirlerde insanlar çok büyük problemler yaşıyor. Özellikle yerel yönetimlerin Birleşmiş Milletler nezdinde temsili ve ülkelerin verdiği görevler doğrultusunda daha yaşanabilir şehirler inşa etmek için çabalarını ifade etmeye her ortamda devam edeceğiz” cümlelerini kullandı.
]]>
“İSRAİL SADECE MASUMLARI ÖLDÜRMÜYOR; İNSAN HAKLARINI, VİCDANI, MERHAMETİ ÖLDÜRÜYOR”
Her uluslararası platformda olduğu gibi burada da İsrail’in Filistin’e yönelik gerçekleştirdiği zulme dikkat çeken Başkan Altay, “Aylardır katil İsrail yönetiminin, mazlum Filistin halkına uygulamış olduğu vahşet ve katliamlar; yüreğinde insanlık taşıyan herkesi derin bir üzüntüye sürüklemiştir. İsrail sadece yavruları, kadınları, masum insanları öldürmüyor. İnsan haklarını, ifade özgürlüğünü, vicdanı, merhameti de öldürüyor. Mevlana Celaleddin Rûmî Hazretleri; ‘Adâlet ağaçları sulamaksa, zulüm dikene su vermektir’ buyurur. Bize düşen bu zulmü önlemek ve adaleti sağlamak için birlik olmak ve en güçlü şekilde bu katliamı durdurmak için gayret göstermektir. Ben bir kez daha; barış, özgürlük ve adaletin yanında olan herkesi, Filistin’de barışın tesisi edilmesi için dayanışmaya davet ediyorum. Başta Gazze olmak üzere İsrail’in yıktığı bütün şehirlerin imar edilmesi ve yerlerinden edilen Filistinli kardeşlerimizin yaşam alanlarına döndürülmesi konusunda İsrail’e baskı yapmaya çağırıyorum” diye konuştu.
“BİRLİKTE ÇALIŞARAK, ŞEHİRLERİMİZİN DAHA PARLAK BİR GELECEĞE SAHİP OLMASINI SAĞLAYABİLİRİZ”
Dünyada küresel zorluklarla başa çıkmak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için uluslararası iş birliğinin önemine vurgu yapan Başkan Altay, şöyle devam etti:
“BRICS+ Şehirler ve Belediyeler Birliği, bu iş birliğini en üst düzeye çıkarmak, şehirlerimiz ve belediyelerimiz aracılığıyla somut projelere dönüştürmek için eşsiz bir fırsattır. İklim değişikliği ile mücadele, savaşların sona erdirilmesi, barışın inşası, mülteci sorunu ve eşitsizliklerin önlenmesi başta olmak üzere sürdürdüğümüz tüm eylemlere katkı sağlayacak BRICS+ Şehirler ve Belediyeler Birliği’nin kurulması gerçekten çok önemli bir girişimdir. Bugün burada, şehirlerimizi ve belediyelerimizi daha güçlü, dirençli ve sürdürülebilir kılmak için iş birliği yapma kararlılığımızı yeniden teyit ediyoruz. Bu yeni birlik, bilgi ve deneyim paylaşımını artıracak, ortak projeler ve girişimler için bir platform sağlayacak ve iyi uygulamaları yaygınlaştıracaktır. Bu birliktelik, sadece bugünümüzü değil, gelecek nesillerin de yaşam kalitesini artıracak önemli bir adım olacaktır. Birlikte çalışarak, şehirlerimizin ve vatandaşlarımızın daha parlak bir geleceğe sahip olmasını sağlayabiliriz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Toplantıda BRİCS + Yerel Yönetimler Birliği Kurma Deklarasyonu da yayınlandı.
“HER PLATFORMDA YEREL YÖNETİMLERİN DAHA GÜÇLÜ TEMSİLİ KONUSUNDA DESTEK OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Başkan Altay toplantının ardından değerlendirmelerde bulundu. Dünya üzerindeki ülkelerin bir araya gelerek uluslararası platformda kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri birlikler oluşturduklarını kaydeden Başkan Altay, “BRICS+ da bu birliklerin son zamanlardaki en güçlülerinden birisi. Bugünkü toplantıda da bu uluslararası birliklerin yerel yönetimde seslerinin daha güçlü çıkabilmesi için yeni birlik oluşturulmasıyla ilgili kararlar alındı. UCLG Başkanı olarak bu toplantıda, UCLG açısından önemli olan şeyin uluslararası birliklerde yerel yönetimlerin sesinin güçlü şekilde çıkması gerektiğini ifade ettim. Ayrıca her toplantıda olduğu gibi bu toplantıda da İsrail’in Filistin’de yaptığı soykırımı kınayan ve barışın bir an önce sağlanması gerektiğiyle ilgili ifadelerde bulunduk. Dünya Belediyeler Birliği Başkanı olarak her platformda yerel yönetimlerin daha güçlü temsili konusunda destek olmaya bundan sonra da devam edeceğiz. Ev sahipliğinden dolayı Tataristan Cumhurbaşkanı’na ve Kazan Belediye Başkanı’na teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Programda konuşan Özhaseki, “Tarihte Anadolu’da doğuya birçok baş şehirler var. Fakat zamanın ruhunu okuyamadıkları için şimdi birçoğu sıradan il olduğu gibi bazen ilçe konumuna da düşmüş durumdalar. Öyle bir şehir konumuna da düşmemek lazım. Eğer şehirdeki yerel yöneticiler, başta belediye başkanımız, valimiz, milletvekili, siyasi partilerimiz o şehirle ilgili düşünceleri var. Hedef koymuşlar, bir araya gelmişler, kol kola girmişler, gayret ediyorlarsa şehirlerin geleceği ayrılık. Değilse emin olun şehirleri ben görüyorum. Gittikçe kötüye doğru gidiyor” dedi.
“Şehirlerimizde bir takım sorunlar var” diyen Özhaseki, “Çünkü biz Batı’dan şehirleşme noktasında önceden çok açık ara öndeyken özellikle sanayi devrimiyle birlikte bizim de gerileme dönemimize denk geldiği için iyice geriye kalmışız. Onlar oradan bir mimari plan üzerine, bir şehir planı üzerine gelişmelerini sağlarken, ekonomileri daha güçlüyken, güzel şehirler oluşturmuşlar bizim de zayıflama ve gerileme dönemimiz olduğu için iyice aradaki fark açılmış. Şimdi bizi hükümet Amerika’ya götürmüştü. Washington’da İmar Daire Başkanı Türk’tü. Söylediğine göre 1711’de şehir planları yapılmış. 11 tane göbek yapmış birbirine bağlamışlar. Şehir planı bu demişler mesela. Ya bizde daha mekansal planlamada 3-5 sene öncesine tamamlayabildik. Böyle bir şey olabilir mi?” ifadelerini kullandı.
“KİMLİKSİZ VE SAĞLIKSIZ ŞEHİRLERİMİZ OLMUŞ”
1940-50’li yıllardan itibaren büyük şehirlere göçlerin başladığını aktaran Özhaseki, “O göçler neticesinde insanlar evlerini rastgele yerlere yapmaya başlamışlar. O günkü yöneticiler iyi veya kötü niyetle ben bilmiyorum yargılamak için de söylemiyorum. Hazırlıksız yakalanmışlar bu göçlere. Bazen de ideolojik yaklaşmışlar. ‘Bunlar evleri buralara yapsınlar, bizim arka mahalle olur’ gibi bir düşünce. Sol rüzgârların estiği bir dönemde buralarda örgütlenmeler yaparız. İşçileri de örgütleriz gibisinden. Rusya gibi oluruz. Arnavutluk’ta sapık bir Enver hoca var onun bir hayalini kuran adamlar vardı bu memlekette ne yazık ki. Castro’nun hayranları vardı bu memlekette. Türkiye’yi buraya götürürüz gibi bir fikirle şehirlere doğrusu tarumar etmişiz. 2000’li yıllara doğru geldiğimizde objektif olarak söylemek gerekirse ne yazık ki üzülerek söylüyorum. Kimliksiz ve sağlıksız şehirlerimiz olmuş. Herkes bunun farkında” diye konuştu.
Cumhuriyet tarihinde mimari noktasında yetersiz kalındığını kaydeden Özhaseki, “Bakın geçmişe doğru baktığımız zaman Selçuklu medeniyeti diye bir medeniyet var bakınca sivil mimarlık örneklerinden ibadethanelerine kamu binalarına kadar bu Selçuklu dersiniz. Peki 100 yıllık Cumhuriyet’te bilim adamlarımız, mimarlarımız, hocalarımız ve mimarlarımız var. Şimdi kurduğumuz şehirlere bir bakın. Ne medeniyeti edersiniz şimdi kurduğumuz ortama. O sosyal ağda arabesk medeniyet deriz. İstanbul’a varıyorsunuz. Camdan muhteşem bir bina. Son teknolojiyle donatılmış. Yanında bir tane tamirhane. 2 tane pirketten gecekondu. ‘Allah Allah’ falan diyorsunuz. Şimdi böyle bir medeniyet olabilir mi?” şeklinde konuştu.
Özhaseki, konuşmasına şu şekilde devam etti: “En üzücü tarafı da bu ülkenin bir deprem ülkesi olduğunu unutmamız. Afetlerin her an bizi beklediğini unutmamız ve bunları göz ardı ederek şehirleşmeye doğru geçmemiz. Son yüzyılda bu memlekette meydana gelen deprem sayısı 6 ve üzerindeki şiddetteki deprem sayısı yıkıcı diye tarif ediyoruz biz bu depremlere. Hem denizlerimiz hem karadakileri toplarsak 231 tane deprem olmuş. Ölen insan sayımız 130 bin. Maddi hasar milyarlarca dolar. Niye böyle? Bilimin gerçekliğini tespit ediyoruz, dikkate almıyoruz. İşimize geldiği gibi hareket ediyoruz. Gidip belediyeleri zorluyoruz. Bir takım çıkar ilişkileri başlıyor. Neticesinde de böyle bir felaketle karşı karşıya kalıyoruz.”
Deprem gibi afetler için bütün işlerin gözden geçirilmesi gerektiğini anlatan Özhaseki, “Bizim her şeyi yeni baştan bir daha ele alıp, ‘Bismillah’ diyerek bu işe görmemiz gerekiyor. Doğru bir şekilde planlamamız gerekiyor. 6 Şubat’ta Kuzey Anadolu Fay Hattı malum bizim de biraz 100 kilometre altımızdan geçiyor. Şimdi bütün bilim adamlar diyorlar ki ‘İstanbul’da beklediğimiz tehlike var. Allah korusun büyük bir bela bekliyor’ bizi diyor. 6 Şubat’ta da Doğu Anadolu Fay Hattı kırıldı. Aynı yerden başlıyor neredeyse. Van Gölü’nün biraz daha batısından bu tarafa doğru gelirken diğeri de Adıyaman, Malatya Kahramanmaraş ve oradan Hatay üzerinden Akdeniz’e doğru iniyor. Binlerce yıldır aynı hatlar kırılıyor. Bakın binlerce yıldır, yeni değil. Bunu bilerek hareket etmezsek ne olur? Bir daha başımıza bela gelir. Oturur, ağlarız. Dizlerimiz de vururuz, yardımlar ederiz. Vicdanımızı biraz avutuyoruz.
Sonra yine aynı yerden bir daha başlamış oluruz. Bu gerçekleri bilerek hareket etmekten başka çaremiz yok. En son depremde 680 bin ev yıkıldı. Dile kolay 170 binde iş yeri yerle bir oldu. Maddi hasar 100 milyar doların üzerinde. Manevi hasar zaten hiç ölçülecek gibi değil. Ne yapsak oradaki insanların o acısını dindirmez mümkün değil” dedi.
Deprem bölgesinde 300 bin konut yapımına devam edildiğini belirten Özhaseki “Çelik evler yapıyoruz köylerde. Şehirlerin meydanlarını yapıyoruz bir taraftan. Meydanlara açılan ana caddeleri yapmaya çalışıyoruz ki kimlik binalar çıksın ortaya diye. O şehrin kendine has özgün mimarisi çıksın diye. Şehir merkezlerini de biz bakanlık olarak yapma kararı aldık. Altyapılar için 60 milyar liraya yakın bir kredi temin ettik. Oradaki 11 tane şehrin altyapısını baştan sona bir daha yapıyoruz. Geçtiğimiz hafta dağıttığımız evlerle birlikte şu ana kadar 76 bin konutu dağıttık. Her ayda 15 bin evi dağıtmaya devam edeceğiz. Bu sayıları söylemesi kolay da bunlar aslında Türkiye’nin inşaat kapasitesinin çok üstünde rakamlar” ifadelerini kullandı.
“YAPMAMIZ GEREKEN AFETLERE KARŞI DİRENÇLİ ŞEHİRLER OLUŞTURMAK”
Afet öncesi yapılması gereken konulara da değinen Özhaseki şunları söyledi:
“O hasarları sararken bu tür afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmak. Konutlarımızı daha sağlam, güvenli hale getirmek. Bunun hazırlığını yapmalıyız. Eğer deprem gelmeden, afet gelmeden bunu yaparsak bir birim harcıyoruz. Felaket geldikten sonra harcamaya başlarsak tam 7 birim harcıyoruz. Bilim adamları tek tek hesaplamışlar. Onun içinde İstanbul, İzmir’de depreme daha çok maruz olabilecek yerlerde birçok projeleri açıklıyoruz. Bunun peşinden koşuyoruz. Bunun da bir tek yolu var, o da kentsel dönüşüm. Bakanlık olarak biz her yerde duyuruda bulunuyoruz. ‘Gelin beraber yapalım. Hangi partiden olursanız olun hiç fark etmez. Yeter ki gelin bu siyaset üstü bir durum. Bunu siyasete lütfen alet etmeyin’ diyoruz ama derdimizi de bir türlü anlatamıyoruz.”
“Türkiye’de inşaat sektörünün geleceği çok parlak” diyen Özhasek, “Böyle 10 senede falan bitecek gibi gözükmüyor. Belki Avrupa’da restorasyonlarda vakit geçirebilirler. Yeni uydu kentler, küçük yerlere kurabilirler. Onların ihtiyacı olabilir ama bizde ihtiyaç çok daha fazla. İşin yüzde 80 adeta özel sektörde. Bu alanda şu anda bir buçuk milyona yakın insan çalışıyor. Gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6’sını oluşturuyor ama inşaat sektörünü besleyen yan sektörleri de ele aldığınız zaman 250 ayrı grubu ilgilendiriyor ve yurtiçi hasılamızında yüzde 30’unu oluşturuyor” dedi.
NEST Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışına katıldığı 3. Antalya Diplomasi Forumu; 19 devlet başkanı, 73 bakan, 57 uluslararası temsilci ve 147 ülkeden temsilciyi ağırlıyor.
“ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU, TÜRKİYE’NİN MARKA DEĞERLERİNDEN BİRİSİ HALİNE GELDİ”
UCLG Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da forum kapsamında düzenlenen “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” paneline katıldı. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen forumun Türkiye’nin marka değerlerinden birisi haline geldiğini belirten Başkan Altay, Konya Büyükşehir ve UCLG olarak bu yıl ilk kez yerel yönetimlerle ilgili bir panelle programa dahil olduklarını dile getirerek, diplomasinin yerelleşmesinin çok önemli ve kıymetli olduğunu forumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

BAŞKAN ALTAY’DAN DİRENÇLİ ŞEHİRLER VURGUSU
Forumda yaptığı konuşmada şehirlerin dirençli hale getirilmesi vurgusu yapan Başkan Altay, “Yerel yöneticilerin bir dezavantajı var. Biz dünyada oluşan krizlerin aslında karar vericileri değiliz. Savaşlara biz karar vermiyoruz, iklim değişikliğinin oluşma nedenlerine biz karar vermiyoruz ama buradan çıkan sonuçlar şehrimizde yaşayan insanları doğrudan etkiliyor. Global dünyada aslında şehir yöneticileri olarak zorluğumuz bu yaşanan olayların karar vericileri olmadığımız halde şehrimizde yaşanan krizlere karşı şehrimizi dirençli hale getirmek. Onun için yerel yönetimlerin diplomaside yer almasının çok kıymetli ve önemli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Dirençli şehirler oluşturabilmenin şehirlerin en önemli gündemlerinden birisi olması gerektiğine vurgu yapan Başkan Altay, “Çünkü ülkemiz ve dünya birçok sıkıntıyla karşı karşıya. Depremler, iklim değişikliğinin şehirlerimiz üzerindeki etkileri, yaşanan savaşlar ve bunların bütün etkilerini şehirler olarak bizler yaşıyoruz. Özellikle 11 ilimizi etkileyen depremde fark ettik ki yerel yöneticilerin en önemli gündeminin şehirleri dirençli hale getirmek. Çünkü bu şehirde yaşayan insanların bütün sorumluluğunu biz taşıyoruz. Onun için her tülü afete karşı öncelikle şehirlerimizi dirençli hale getirmemiz gerekiyor” dedi.
“ŞEHİRLERİMİZİN FİNANSA ULAŞMASINI KOLAYLAŞTIRACAK ÇÖZÜMLER BULMALIYIZ”
Başkan Altay konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Ben bu dirençli şehirler meselesini iki bağlamda incelememiz gerektiğini düşünüyorum. Bir, afet öncesinde yapmamız gerekenler, iki, afet sırasında yardımlaşma ve dayanışma. Afet öncesi yapılması gerekenler her şehrin kendine göre risk haritalarını oluşturarak en sorunlu alandan başlayarak çözümler üretmemiz gerekiyor. Bazı şehirlerin depremle ilgili öncelikleri olurken bazı şehirlerin tsunamiyle ilgili, bazı şehirlerin kuraklıkla, bazı şehirlerin aşırı yağışlarla ilgili sorunları var. Dolayısıyla bunun için hızlıca çözümler üretmemiz gerekiyor. Şehirlerin buna hazır olması için aslında ulaşmamız gereken şey, finans kaynağı. Bence hepimizin yapması gereken şey, şehirlerimizin bu finansa ulaşmasını kolaylaştıracak çözümler ve yollar bulmak. Çok güzel fikirleriniz olabilir, çok güzel projeleriniz olabilir ama bunu eğer gerçekleştirmek istiyorsanız finansa ihtiyacınız var. Dolayısıyla özellikle şehirlerin afetlere hazırlanması konusunda global sistemin ekonomik olarak şehirleri desteklemesi konusunda çok daha fazla inisiyatif ve rol alması gerekiyor.”

“TÜM AFETLERE KARŞI BİRLİKTE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ”
Tüm afetlere karşı birlikte hareket etmeyi, sorunları birlikte çözmeyi de başarmak zorunda olduklarını kaydeden Başkan Altay, “Afet öncesi yapmamız gerekenlerin listesi her şehir için belki farklı farklı ama afet sırasında büyük bir dayanışmanın dünyanın gösterdiğini de mutlulukla izliyoruz. Özellikle Türkiye’de yaşanan depremde dünyanın birçok ülkesinden ve birçok şehirden arama-kurtarma başta olmak üzere çok sayıda yardım aldık, bunun da büyük bir mutluluğunu yaşıyoruz. Çünkü bir problem yaşadığınızda dostlarınızı yanınızda hissetmek çok önemli. Onların sadece varlığı bile önemli. Onun için şehirlerin bu konuda da birbiriyle iletişim halinde olması ve bu tür durumlara hazırlıklı olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“UMUYORUM Kİ BİRLİKTELİĞİMİZ ARTARAK DEVAM EDECEK”
Dünyanın savaşların yaşandığı bir dönemde olduğuna dikkati çeken Başkan Altay, “Rusya-Ukrayna arasında yaşananlar Ukrayna’nın birçok şehrini neredeyse haritadan sildi. Yine Gazze’de yaşananlar. Hem Filistinlilere duyduğumuz saygıyı, onların mücadelesine desteğimizi, yaşanan katliamın insanlık tarihi için kara bir leke olduğunu ifade etmek hem de diğer konularda şehirlerin gündemini taşımak zorundayız. Bu anlamda bu tür platformların çok önemli ve kıymetli olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki bu birlikteliğimiz artarak devam edecektir” açıklamalarını yaptı.
Moderatörlüğünü UCLG Genel Sekreteri Emilia Saiz’ın yaptığı panelde; Filistin Ramallah Belediye Başkanı İssa Kassis, Güney Afrika Cumhuriyeti Johannesburg Belediye Başkanı Kabelo Gwamanda, Güney Afrika Yerel Yönetim Birliği (SALGA) ve UCLG Eş Başkanı Bekhe Stofile ile Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Genel Sekreteri Fabrizio Rossi de panelde konuşmalar yaptı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yasin Ekrem Serim ve AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka da Başkan Altay’ın konuşma yaptığı “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” panelini takip etti.
“YEREL MESELELERİN TÜM DÜNYADA KONUŞULMASI KONUSUNDA UCLG BAŞKANI OLARAK ROL ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Panel sonrası toplantıyı değerlendiren Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi ve UCLG olarak forumda ilk kez bu yıl yerel yönetimlerle ilgili bir gündem oluşturduklarının altını çizerek, “Burada belediye başkanlarımızla yerel gündemin küresele gündeme aktarılmasıyla ilgili ciddi bir panel gerçekleştirilmiş oldu. Yerel meselelerin tüm dünyada konuşulması konusunda UCLG Başkanı olarak rol almaya devam edeceğiz. Ayrıca Antalya Diplomasi Forumu’nu, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak partnerliğini bu yıl gerçekleştirerek, Rumi Dreams’i tüm dünyadan gelen misafirlerimize Hazreti Mevlana’nın öğretilerini tanıtılması konusunda bir tanıtım aracına dönüştürdük. Herhalde en çok ziyaret edilen alanlardan birisi oldu. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her alanda şehrimizi temsil etmeye devam edeceğiz” açıklamalarını yaptı.
BAŞKAN ALTAY, EMİNE ERDOĞAN İLE GÖRÜŞTÜ
Başkan Altay, Antalya Diploması Forumu’na konuşmacı olarak katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’yle de bir görüşme gerçekleştirdi. Başkan Altay, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”ni de gezerek sergiyi inceledi.

“RUMİ DREAMS” SERGİSİ EN ÇOK İLGİ GÖREN ALANLARDAN OLDU
Öte yandan Konya Büyükşehir Belediyesi ve Sanatçı Refik Anadol’un Mevlana’nın hayatından esinlenerek hazırladığı “Rumi Rüyaları” (Rumi Dreams) sergisi de Antalya Diplomasi Forumu’na renk katıyor. Yapay zeka kullanılarak oluşturulan “Rumi Dreams” sergisi foruma katılan yerli ve yabancı ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği alanlardan birisi oluyor.