Okul çıkışlarında başladığı sporu bir an bile bırakmayan Demirkanlı, Trabzon’un geçilemeyen atleti oldu. Hayatının hiçbir döneminde atletizm sporu bırakmayan Demirkanlı, çeşitli illerde yarışmalara katıldı. Onlarca madalya kazanan Demirkanlı, kamu kurumundan emekli olduktan sonra düzenli olarak yüzmeye başladı. Her sabah 98 yaşına rağmen gençlere taş çıkartarak kilometrelerce yüzen Demirkanlı’yı görenler gözlerine inanamıyor.

Trabzon’un Ortahisar ilçesinde 1929 yılında dünyaya gelen Halil İbrahim Demirkanlı (98), çocukluk yaşlarında geçirdiği tifo, sıtma ve raşitizm gibi hastalıklar nedeniyle zor günler yaşadı. Yaşıtları sokaklarda oyun oynarken, pencereden bakan Demirkanlı hastalığı nedeniyle 2 kez öldü sanılarak morga konuldu. Tekrar hayata dönen Demirkanlı, yürüyemediği için ailesi tarafından bebek gibi taşındı. Hastalığı nedeniyle yaşıtları ile oynamayan Demirkanlı bir süre sonra Trabzon’da görev yapan tek çocuk doktoru tarafından muayene edildi. Yapılan tedavinin ardından sağlığına kavuşan Demirkanlı sonrasında spor ile tanıştı.
Okul çıkışlarında ve bulduğu her fırsatta spor yapmaya başlayan Demirkanlı, koşu yarışlarına katıldı. Rakiplerine fark atan Demirkanlı’nın hırsını fark eden antrenörler harekete geçti. Bin 500 metre yarışları ile başladığı atletizmde 10 bin metre yarışlara kadar çıkan Demirkanlı, onlarca madalya kazandı. Trabzon’un adeta geçilemeyen atleti konumuna gelen Demirkanlı, çeşitli illerde girdiği yarışmalarda da dereceler kazandı. Bir dönem İdmangücü takımının lisanslı sporcu olan Demirkanlı, 30 yaşına kadar atletizm yarışlarını bırakmadı. Trabzon’un en tanınmış atleti olarak tarihe geçen Demirkanlı, son olarak Trabzon PTT Merkez Müdürü olduktan sonra düzenlenen ‘ ‘Postacı Yürüyüş Şampiyonası’na katıldı. Yaş grubunda Türkiye birincisi olan Demirkanlı bir süre sonra ise atletizmi bıraktı.

MADALYALARINI KOMŞULARINA DİŞ YAPTIRMASI İÇİN VERDİ
Kamu kurumundan emekli olduktan sonra birçok şirkette genel koordinatörlük görevi yapan Demirkanlı kendini yüzmeye adadı. 98 yaşına rağmen her sabah erken kalkarak yaz-kış denize giren Demirkanlı’yı görenler gözlerine inanamadı.
Sağlığını spora ve düzenli beslenmeye bağlayan Demirkanlı, bir dönem kazandığı madalyaları ise komşularına hediye etti. Komşularının, “Bronz madalyaları bize ver eritip dişlerimize dolgu yaptıralım” teklifini kabul eden Demirkanlı, hayat hikayesini şu şekilde anlattı:

“Sekiz yaşına kadar hastalıklarla uğraştım. Raşitizm, sıtma, tifo. Annem beklerdi ki ölsün diye. Babam yoktu. Annemin karnındayken babam öldü. Komşu, ‘bu uşak mavi gözlü ölmez’ dedi. Bunu ‘bir doktora götür’ dedi. Annem beni peştamale koydu aldı arkasına doktora götürdü. Doktor dedi ‘teyze dedi bunu nasıl tedavi ediyorsun? Annem de dedi ki yoğurdu sulandırıyorum entariyi sokuyordum içerisine. Ondan sonra giydiriyorum ona 2 saat sonra ayılıyor dedi. Fakat iki gün sonra gene bayılıyor diyordu. Doktor bana bir şey vererek sıtmadan kurtarmıştı. Annem beni mektebe verdi düzeldim. Mektebe giderken tifo oldum. Trabzon’da bir tane hastane vardı. Orada tedavi oluyoruz. Bir leğenin ortasına koyuyorlar seni soğuk su ile yıkıyorlar. Öldüğünde morga indiriyorlar. Orada soğukta canlanıyorsun alıyorlar seni yukarıya. 2 defa morga inip çıktım. Öldüm, canlandım. 27 gün hastanede yattım. Sonrasında tekrar düzeldim. Annem beni mektebe verdi ama okula giderken duvarları tuta tuta gidiyordum. İlkokulda okuyordum. Herkes saat 3’ten sonra evine gidiyor, dağılıyor. Ama ben gitmiyorum. Okulun bahçesi uzundu. Orayı dolanıyordum. Yavaş yavaş. 11 yaşında öyle bir hale geldi ki şahane bir vücut yaptım. Bir fotoğrafçı da benim fotoğrafı çekerek dükkanına astı.”
KAMYONUN KASASINDA YARIŞMAYA GİTTİM
Ünlü atletlerle yarıştığı bir yarışmada birinci olduktan sonra İdmangücü’nün lisanslı sporcusu olduğunu belirten Demirkanlı, “Bir gün sahaya gittim. Futbol maçı var. Ben de 11 yaşlarında varım. Sahada koşuyorum. Orada 11 tur yaptım. Ortaokulda okullar arası üç kilometrede şampiyon oldum. Ortaokul sonunda ikmale kaldım. Trabzon’un şampiyonluk yarışması vardı. Mahalleden toplanarak oraya gittik ama koşu amaçlı değildi. Girdik oraya arkadaşlar dedi ki ‘Ya patron sen de koş’ dedi. Dedim giderim ama beş kilometre koşacağız; Trabzon Şampiyonası diye serbest. Hava sıcaktı. Yarışmada ünlü atletler vardı. O ünlü atletler beraber yarışırken bitime 20-30 metre kala birinci oldum. O yarıştan sonra İdmangücü’nün atleti oldum. Ondan sonra her hafta koşuyordum. Trabzon öyle bir spor şehirdi ki atletizm futbolun önündeydi. Her hafta koşu olurdu. Üç bin metrede, Atatürk koşusu, kır ve bahar koşusu oluyordu hepsinde de birinci geliyordum. Bir defa Atatürk koşusunda 7 bin 500’de iyi koşamadım. Mide bulantısı olmuştu onda ikinci oldum. Şansıma o yarışmadan ikinci kez oldu tekrar çağırdılar ve birinci oldum. Ondan sonra Karadeniz Şampiyonasına gittim. Takım halinde 10 bin metre için gittik. Samsun’da koştuk. Birinci oldum orada. Oradan Türkiye yarışmalarına gittik. Kamyonun kasasında yarışmaya gitmiştim. O yarışmayı bacağıma 2 kez kramp girmesi nedeniyle dördüncü bitirdim. Girdiğim yarışmalarda sadece spor kıyafetleri ve 5 lira yevmiye oluyordu. 14-15 yaşımdan beri 50 yarışmaya girmiştim. O zaman milli takım diye bir şey yoktu. Ama atletizm futbolun önündeydi. 10 kilometrede Trabzon Şampiyonu oldum. Aldığım bir futbol topuydu. Onu da mahallede birisine verdim. Samsun’da koştum. Orada altın kaplama madalya verdiler. Trabzon’da da maraton koştum. Kemal diye birisi vardı. O benim için ‘Trabzon’un hiç geçilmeyen atleti, gönüllerin şampiyonu’ derdi. 10 bin metre rekorum 32 dakikaydı” dedi.
DOKTORUNNU SÖZLERİ
Hayat hikayesini spora bağlayan Demirkanlı, “Mesela 10 bin metrelik koşacağım, 30 kilometre antrenman yapardım. Benim bu hikayemi spora ve yürümeye bağlıyorum. Ayrıca beni tedavi eden doktorun ‘Yürüyecek, koşacak’ lafı kafamda kaldı. Sonra yediğim içtiği her şey doğal. Yayık ayran, tereyağı işte bu tür şeyler yiyorum. Annem iyi bakıyordu. Yüzmeyi hiçbir zaman bırakmadım. Nerede fırsat bulursam denize indim. PTT’de Yomra müdürüyken Yomra ilçesinden Arsin ilçesine kadar yüzüyordum. O ara 8 kilometre var. Denizden korkmuyorum. Denizi kara gibi kullanıyorum. Hala denizdeyim” şeklinde konuştu.

HAYATI HEP SPOR İLE GEÇTİ
PTT Trabzon Merkez Müdürü olarak emekli olduktan sonra birçok kurumda genel müdürlük yaptığını kaydeden Demirkanlı, “Ben ortaokuldan sonra PTT’ye gittim. PTT’nin imtihanlarını kazandım. PTT’de okudum. Ondan sonra Trabzon’a memur tayin oldum. Orayı bitirdim. Memurdan sonra yedek subaylığımı yaptım. Askerlikten sonra Erzurum’da 20 ay kaldım. Trabzon’a geldim. 2-3 sene devlet memuru olarak çalıştım. Sonra Yomra’ya müdür gittim. O zaman tahsilli adam yoktu. Bizim durumumuz iyiydi. Yomra’da 3 sene kaldım. Kurslara girdim. Rize müdürü oldum. Rize müdürü iken yüksek tahsili işletme fakültesinde devam ediyordum. Ondan sonra 7-8 sene müfettişlik yaptım. Sonra merkez müdürü oldum. 20 sene görev yaptım. Emekli olduktan sonra mahkemelerde 10 sene bilirkişilik yaptım. 5 sene de Trabel’in genel müdürlüğünü yaptım. Ondan sonra şirketler de genel koordinatörlük yaptım. Bu arada da devamlı avcılık yapardım. 75 yaşına kadar dağlarda avcıydım. 80 yaşında her şeyi bıraktım. Eşim 10 sene önce vefat etti. Antrenör bir oğlum var. Onun hanımı beni iyi bakıyor. Oğlumla beraberiz, mutluyuz. Onlarla beraber yaşıyorum. Ama boş günlerime hep yüzüyorum, yürüyorum. Ağırlık idmanları hepsini yapıyor” ifadelerini kullandı.
FUTBOLCU OLSAYDIM…
Yarışmalarda kazandığı madalyaları komşularına verdiğini belirten Demirkanlı, “Mahallede ihtiyarlar vardı. Benim altın ve bronz madalyalarım vardı. Yanıma gelip ‘ver bana o madalyayı diş yaptırayım’ dediler. Al dedim. Zaten bir işe yaramıyordu. İdmangücü ile Trabzon birleşti. Bir sürü madalya vermiştim. Şimdi gidip baktığımda hiçbirini göremiyorum. Hepsi kayboldu. Bir tek Trabzon’un tarihinde adımı görüyorum. Trabzon’un geçilemeyen atletiydim bir kere bile aramadılar. Ama futbolcu olsaydım göklere çıkartılar” dedi.
98 YAŞINDA OLDUĞUMU SÖYLEYİNCE ŞAŞIRIYORLAR
Gençlere tavsiyelerde bulunan Demirkanlı, “Beni görenler korkuyor. 98 yaşında olduğumu söyleyince şaşırıyorlar. Allah’ın verdiği bir şeyi var. Allah beyin verdi. Akşam sabah sigara veya alkol içsem yaşayabilir miyim. Spor yaparsam, düzgün yersem yaşarım. Allah da yardım ediyor. Hani ben şimdi düşünüyorum ki bu kondisyondan 20 sene daha gidiyim. Ama bunu Allah bilir, Allah’ın takdiri. Sabahları kalktığımda yumurta haşlayıp yerim. Boğazımdan esirgemiyorum. Fazla enerji ihtiyacım var. Tatlı ve hamur işlerini sevmem. 60 yaşındayken bile kar, fırtınada denizde yüzüyordum. Gençler spor yapsınlar. Fuzuli işleri bıraksın. Sağlıklı yaşamak istiyorsalar spor yapacaklar. Yemeklerine dikkat etsinler. Sigara içmesinler” diye konuştu.
]]>Akar, Birlik Vakfınca düzenlenen “İhanet Gecesi ve Kıbrıs Davamız” konulu etkinliğe katıldı.
Burada konuşan Akar, tarihin olmadığı yerde milletin de olmayacağını belirterek, “Tarihin sıkıntılı bölümleri varsa oradan ibret alacaksın ki bir daha tekerrür etmesin. Eğer başarılı bölümleri varsa ilham alacaksın ve bu bayrak bizim. Dolayısıyla biz diyoruz ki bu bayrağın altında, bu memlekette, bu şekliyle, bu tarihle bizim varlığımızı sürdürmemiz lazım.” görüşünü paylaştı.
AA’nın haberine göre; Hulusi Akar, 85 milyonun, hiçbir şekilde ayrım yapılmaksızın tarihe yaraşır şekilde yaşaması gerektiğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle son dönemlerde dillerine pelesenk oldu. İçeriden dışarıdan Türk-Kürt meselesini kullanıyorlar. Ne yapıyorlar, PKK’yı çıkarıyorlar. PKK Kürt değil, YPG Kürt değil. Bunlar terör örgütü. PKK’nın, YPG’nin içinde Alman da var, Türk de var, Fransız da var, Çin de var, Kürt de var. Ama Kürt değil, Kürtlerin temsilcisi değil. Bir terör örgütü. Diğer taraftan da bizim Kürt kardeşlerimiz PKK’lı değil. Öyle bir şey asla yok.”
İsrail’in, Filistinlilere yönelik saldırılarına da değinen Akar, son verilere göre 16 bin 174 çocuk ve 10 bin 799 kadın olmak üzere toplam 39 bin 90 Filistinlinin İsrail tarafından katledildiğini söyledi.
15 Temmuz darbe girişiminin “AK Parti’ye karşı yapıldığına” ilişkin söylemlere karşı çıkan Akar, “Bu asil milletimize karşı, 85 milyona karşı yapıldı.” ifadesini kullandı.
Akar, FETÖ mensuplarının yurt dışında korunup kollandığına işaret ederek, “Bunlar oralarda yuvalanıyorlar. Zaten orada olanlar vardı, bir de şimdi buradan kaçanlar var, yuvalanıyorlar ve oradan dijiteröristlik yapıyorlar. Sosyal medyadan her türlü fitneyi fesadı, Cumhurbaşkanımıza karşı, bizlere karşı, tehditler, hakaretler gibi her türlü alçaklığı sütre gerisinden, gizlenip karanlık odalardan yaptılar, yapmaya devam ediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
“AKIN ÖZTÜRK SEN GELME, MEHMET SEN DE GELME”
Hulusi Akar, 15 Temmuz darbe girişiminin ertesi günü yani 16 Temmuz’da yaşadıklarına ilişkin, şunları anlattı:
“Binali Bey’e, ‘Bunlar vazgeçtiler, durdurdular, bundan sonra herhangi bir şey olmayacak, teslim olacaklar, ben Genelkurmay’a gidiyorum’ dedim. ‘Genelkurmay’a gitme, ora hala bizim kontrolümüzde değil, sen Çankaya’ya git’ dedi. ‘Tamam’ dedim ve kimsenin yüzüne bakmadan çıktım. Bu Akın Öztürk, ‘Ben de geleyim’ dedi. ‘Sen gelme Akın Öztürk’ dedim.
Bizim arabanın önüne Mehmet Dişli bindi, bizi helikopter pistine götürdü. Orada 5-10-20 tane helikopter var. Yanlış hatırlamıyorsam birine bindik, arıza yaptı indik diğerine bindik falan. Bindik helikoptere, gideceğiz. ‘Mehmet sen de gelme’ dedim. ‘Komutanım, bu darbeciler ateş ediyorlar, benim irtibatım var, burada Genelkurmay Başkanı var, ateş etmeyin diyeceğim’ dedi. Bindik, Çankaya’da indik, yürüdük, Yıldırım Türkeş’in odasına girdik. Allah’tan o, televizyonda dedi ki, ‘Paşa içeri girerken dedi ki, onlardan biri de buydu. Daha girerken söyledi’ dedi. Yani koruma kollama diye bir şey yok.”
]]>Yıldız’ın Gazze için yazdığı “Aşk Ülkesi” şiirine, sosyal medyada binlerce beğeni ve yorum yağdı.

İşte “Aşk Ülkesi” şiirinin sözleri;
AŞK ÜLKESİ
Ne suyum var, ne içmeye tasım var
Ne çığlığım kaldı, ne de sesim var
Doğduğumdan beri her gün yasım var
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Şiddetli acıdan güldün mü sen hiç
Ölmeyi kurtuluş bildin mi sen hiç
Günde onlarca kez öldün mü sen hiç
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Kundakta dünyaya küsmek ne demek
Öfkeden çeneyi kasmak ne demek
Narkoz yokken bacak kesmek ne demek
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Saçlar nasıl bir gecede ağarmış
Bir ölüden çocuk nasıl doğarmış
Bir mezara kaç cenaze sığarmış
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Gün olur yaşayan ölüler kokar
Bir damla gözyaşı cihanı yakar
Bir duruş, bir bakış kaleler yıkar
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Sürekli acıyla kul sınanır mı
Toprak ki, kan ile hiç sulanır mı
Şehidi olmayan ev kınanır mı
Sen Gazneli değilsin ki bilesin
Yiğit eğilmezse kırarlar elbet
Yoluna bin tuzak kurarlar elbet
Susandan da hesap sorarlar elbet
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Bütün dünya sağır, lal olmuş dili
Meydanı boş bulmuş iblisin dölü
Onuru ne bilir yaşayan ölü
Sen Gazzeli değilsin ki bilesin
Yeryüzü çağırır kıyametini
Sorarlar herkesten hıyanetini
Gazzeli korudu emanetini
Sen gazeli değilsin ki bilesin
Nihanî dil aciz yürek sesine
İnsan olmayanın Gazze nesine
Onlar yürüdüler aşk ülkesine
Sen Gazneli değilsin ki bilesin
Sadettin Yıldız

SAADETTİN YILDIZ KİMDİR?
Araştırmacı-yazar. 15 Ocak 1946, Kızıltan köyü / Şarkışla / Sivas doğumlu. Çiçekli İlkokulu (1960), Pamukpınar İlköğretmen Okulu (1966), Ankara Yüksek Öğretmen Okulu (1971), Ankara Üniversitesi DTCF Türkoloji Bölümü (1972) mezunu. Yüksek lisansını “Arif Nihat Asya’nın Hayatı, Şahsiyeti ve Nesirleri” (1989) adlı tezle, doktorasını “Arif Nihat Asya’nın Şiiri” (1993) adlı tezle tamamladı. Edirne’de edebiyat öğretmeni (1972-75), Eskişehir Eğitim Enstitüsünde Türkçe Bölümü şefi (1975-84), Trakya Üniversitesi Çanakkale Eğitim Yüksek Okulu sekreteri (1984-86); Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi TDE Bölümü başkanı (1986-97), aynı üniversiteye bağlı Sağlık Hizmetleri Yüksek Okulu müdürü (1994-97); Ahmed Yesevi Üniversitesi Tarih-Filoloji Fakültesi öğretim üyesi (1998-99) olarak hizmet verdi. 1997 yılından sonra Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi TDE Bölümüde öğretim üyesi ve bölüm başkanı oldu.
Makaleleri Dolunay, Doğuş-Edebiyat, Işıklar, Töre, Türk Edebiyatı, Kardeş Edebiyatlar, Millî Kültür, Meş’ale, Edebiyat Güncesi ve üniversite dergilerinde yayımlandı. 1968’de Ülkemiz Dergisi Şiir Yarışmasında Türkiye Üniversiteler ve Yüksekokullar Üçüncülüğü kazandı. Arif Nihat Asya’nın Şiir Dünyası adlı eseri ile Türkiye Yazarlar Birliği 1997 Yılı İnceleme Ödülünü aldı. İLESAM ve Türk Ocağı üyesidir.
ESERLERİ:
İNCELEME: Arif Nihat Asya’nın Nesirleri (1991), Arif Nihat Asya’nın Şiir Dünyası (1997), Tanzimat Dönemi Edebiyatı (2004).
DENEME: Irmak Dağların Ötesinde (1995).
Ayrıca bir ders kitabı vardır.
KAYNAK: Muharrem Dayanç / Saadettin Yıldız – Arif Nihat Asya’nın Şiir Dünyası (Türk Dili, Mayıs 1998), Ahmed Zaimoğlu / Irmak Dağlar Ötesinde (Orkun, Ekim 1998), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).
Dizi çekimleri sürerken, 23 Mayıs’ta Battal’ı arayan kimliği belirsiz kişiler bir hayır kurumu için adaklık koyun ihtiyacı olduğunu söyledi. Bunun üzerine köye gelen 2 kişiye, Battal 7 koyun verdi. Parasını alamayınca dolandırıldığını anlayan Aydın Battal’ın şikayetiyle şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Emre Canbaz ve Mustafa Barlaz olduğu tespit edilen 2 şüpheli, Akpınar Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından operasyonla yakalanıp, Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen şüpheliler, tutuklandı.
‘KESİN CEZA ALACAKLARI GÜNÜ BEKLİYORUZ’
Mahkeme sonrası fenomen muhtar adayı Aydın Battal ve avukatı, adliye binası önünde açıklama yaptı. Battal’ın avukatı Ayşe Nur Karakaya, “Müvekkilim Aydın Battal’ın mağduru olduğu ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan dolayı Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduk. Savcılık makamının etkili soruşturması ve Akpınar İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı’nın özverili çalışmalarıyla birlikte şüpheliler bugün hakimlik karşısına çıkarıldı ve tutuklandı. Soruşturma aşaması şu an için hala devam etmektedir. Şüphelilerin kesin ceza alacakları günü bekliyoruz” dedi.
‘HEM DOLANDIRIYORLAR HEM DE MAĞDUR AYAĞINA YATIYORLAR’
Aydın Battal ise “Şüpheli şahısların yakalanmasında emeği geçen güvenlik güçlerine teşekkür ederim. Bunun yanı sıra benim gibi sesi çıkmayan bir sürü kişiyi aynı yöntemle dolandırmışlar. Beni dolandırmak da nedir ya ben sizin için mi çalıştım? Paran yoksa neden benim koyunlarımı aldın diye soruyorum. Adam da bana, ‘Parasız adam ticaret yapmasın mı’ diyor. Yani resmen, ‘Seni dolandırmayayım mı?’ diyor. Bir de devlet kurumunun adını kullanarak sen kimsin ki beni dolandırıyorsun? Valla cezalarını çeksinler. Paranız yoksa koyunlarımı geri getirin diye kendileriyle görüştüğümde benden koyunları aldıkları gün satarak paraya çevirmişler ve parasını yemişler. Adamlardaki özgüvene bak. Hem beni dolandırıyorlar hem de ‘Parasız adam ticaret yapmasın mı’ diyerek mağdur ayağına yatıyorlar” diye konuştu.
DOLANDIRICILARA YAZDIĞI ŞİİRİ ADLİYENİN ÖNÜNDE OKUDU
Dolandırıcılara yazdığı sitem dolu şiiri, Kırşehir Adliyesi binasının önünde okuyan Aydın Battal, “Oscarlık tiyatro oynadın bana, 40 yıl enkazı kaldı Aydın’a, öbür cihanda da gelme yanıma, Allah gelsin senin önünden beri, Azrail kapını ansızın çalsın, Allah gelsin senin önünden beri, hayatın ömrün yarıda kalsın, Allah gelsin senin önünden beri, bazı insan vardır hiç memnun olmaz, aklının içinde kendini bulmaz, avrat boşar yemin içer sözünde durmaz, Allah gelsin onun önünden beri, çıkardım aklımı aklına koydum, hırsız haklı çıktı şaşırdım durdum, lan niye dedim sorumu sordum, Allah gelsin senin önünden beri” ifadelerini kullandı.
Haber7 – ÖZEL
Kırklareli’de AK Partili Babaeski Belediye Başkanı Fırat Yayla, seçimi kazandıktan sonra tepki çeken bir paylaşıma imza attı.
Sosyal medya hesabından çağrıda bulunan Yayla, kutlama çiçekleri yerine CHP’nin arka bahçesi gibi faaliyet gösterdiği bilinen Atatürkçü Düşünce Derneği’ne (ADD) bağış yapılmasını istedi.

Yayla, ADD’nin IBAN numaralarını yazdığı paylaşımında “Kutlama mesajlarınız ve iyi dilekleriniz için teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Çiçek gönderimi yerine aşağıdaki bilgileri bulunan derneklerimize bağışta bulunmanızı rica ediyorum.” ifadelerini kullandı.

ADD BAŞKANI BOZKURT: AK PARTİLİLERİ DENİZE DÖKECEĞİZ
AK Partili Yayla’nın bağış çağrısı yaptığı ADD, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı ile biliniyor.
CHP 26. dönem Milletvekili ve mevcut Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Hüsnü Bozkurt, 2017 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi referandumu öncesi Halk TV’de Uğur Dündar’ın sunduğu Halk Arenası programında AK Partilileri hedef almıştı.

AK Partilileri denize dökmekle tehdit eden Hüsnü Bozkurt, şunları söylemişti:
Hüsnü Bozkurt’un bu sözleri büyük tepki çekmişti. Birçok yerde protesto edilen ve yuhalanan Hüsnü Bozkurt, vatandaşların “Hadi denize dök bizi” tepkisiyle karşılaşmıştı. Tepkilerin ardından çark eden Bozkurt, “Sözlerim, ülkemizi bölmek isteyenlere, emperyalist güçlere ve işbirlikçilerine.” ifadesiyle kıvırmıştı.
ERDOĞAN’I ÖLDÜRME TEHDİDİ!
Hüsnü Bozkurt, aynı yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Saddam Hüseyin ve Kaddafi örneği vererek öldürmekle tehdit etti. Bozkurt, “16 Nisan günü hayır çıkacak. Siz tıpkı Kaddafi gibi, tıpkı Saddam gibi, tıpkı Mussolini gibi, tıpkı Hitler gibi yok olup gideceksiniz. Ve göreceksiniz 1 yılda bu ülkede iktidarı kovacağız.” şeklinde konuşmuştu.
ERDOĞAN’DAN SERT TEPKİ: “YA SEN GERİZEKALI MISIN?”
3 Nisan 2017 Trabzon mitinginde Hüsnü Bozkurt’a sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Gerizekalı mısın!’ demişti. Erdoğan, şunları söylemişti:
“KENDİNİ BİLMEZ AHMAK”
Daha sonra 15 Nisan 2017’de TRT’de canlı yayına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda bunlar sokağa çıkamıyorlar. Seni Samsun’a sokmazlar. Bırak sen Samsun’dan Sivas’a gelmeyi. Sivas’a, Amasya’ya, Sakarya’ya sokmazlar. Sen kalkıp bu ülkede hem demokrasi diyeceksin, demokrasinin egemen olduğu bir ülkede kimi denize döküyorsun ya! Türk oğlu Türkü denize dökeceksin! Yunan mu ulan bu! Neyi denize döküyorsun! Bu millet tarihinde kimi denize döktüğü belli. Sen nasıl böyle bir benzetme yaparsın. İşte İzmir’deydik, gelip dökseydin! Allah’ın izniyle Pazar gününün neticesi de belli. Bu bizim kanımıza dokunuyor. CHP’ye gönül veren vatandaşlarıma sesleniyorum; Bu tür kendini bilmez ahmakları aranızda nasıl barındırıyorsunuz ya?” demişti.
Kılıçdaroğlu’na da tepki gösteren Erdoğan, “Onun genel başkanı zerre kadar siyasetten anlamış olsaydı, derdi ki, ‘Gel buraya, sen nasıl konuşursun ya?’ Hemen kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna gönderirdi.” diye konuşmuştu.
TERÖR ÖRGÜTÜ ‘ŞEHİR GERİLLASI’YMIŞ
CHP tarafından TBMM’de Milli Savunma Komisyonu’na üyesi yapılan Hüsnü Bozkurt, 2016 yılında savunma ve havacılık sanayi çalışmalarıyla ilgili bir sunumda terör örgütü PKK’ya yönelik tepki çeken bir sunumda bulunmuştu. AK Partilileri denize dökmekle tehdit eden Bozkurt, PKK’ya terör örgütü demeyip ‘şehir gerillası’ tanımlaması yapması tepki çekmişti.
DANIŞMANI BYLOCK’ÇU ÇIKTI
Takvim’deki habere göre, CHP’li Bozkurt’un TBMM’deki Danışmanı Ali Arıcı‘nın telefonunda FETÖ’cülerin iletişim programı ByLock bulunmuştu. Aralık 2016’da KHK ile Ali Arıcı‘nın memuriyet görevine son verilmişti. ByLock kullandığı tespit edilmesinin ardından KHK ile görevinden ihraç edilen Ali Arıcı’ya CHP’li Bozkurt sahip çıkmıştı. Bozkurt, “Bu zamana kadar kendisinin yanlış bir söylemini görmedik. Yaşanan olay bizi üzdü” demişti.
Kurum’un açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
“SANDIK GÜNÜ HESAP GÜNÜDÜR”
Artık son üç gün. İnsanın nabzı hiç düşmez mi? Hiç düşmedi. Vatandaşımızla, esnafımızla buluştuk. Sürekli nabız hep yüksekte. İftar programından buraya geldik. Buradan da başka bir programa gideceğiz. Yaklaşık 90 gündür projelerimizi, hayallerimizi, hedeflerimizi anlatıyoruz. 4 gün sonra sandığa gideceğiz. Milletimiz inşallah 31 Mart günü iradesini yansıtacak. Sandık günü hesap günüdür. Burada vatandaşımız geleceği, şehri adına en iyi kimin yapacağına inanıyorsa o taraftan yana tavrını kullanacak. Vatandaşımızın takdiri başımızın üstünde. Bu süreçte yaşadığımız gibi 31 Mart’ı demokrasi şöleniyle yaşamak istiyoruz.
“HER YERDE BÜYÜK MOTİVASYON VAR”
31 Mart’ta milletimiz şunun kararını verecek; İstanbullular şu 5 yıllık süreçte yapılanları zaten takdir ediyorlar, iyi veya kötü. Sandığa gittiğinde de bu süreçten sonra deprem korkusu bu şehirden tamamen gündemden çıkarılacak adımlar atılsın mı atılmasın mı? Bir an önce İstanbul’da trafik çilesi bitsin diyerek kararını verecek. Herkesin mutlu yaşadığı, geleceğe güvenle baktığı, umut içerisinde yaşanılan İstanbul olsun diyoruz. Şehrin güzelliğinden herkesin mutlu huzurlu şekilde yaşayacağı İstanbul olması noktasında kararın verileceği gün olacak. İlk günlerdeki sevgi seli büyüyerek geldi. Her yerde büyük motivasyon var. Şimdi iftardan geliyorum. Rizeli kardeşlerimle hikayem var. 81 ilde, ilçede hizmetim var. Orada bir aidiyet bağımız kuruldu. Herkes beni hemşehrisi görüyor. Benim için mutluluk verici bir şey. İnşallah 31 Mart günü tüm İstanbul’un sevineceği bayramı İstanbul’a erkenden yaşatacağız inşallah.
“11 İLİMİZDE 180 BİN KONUTUN İNŞAATINI BAŞLATTIK”
Biz Bakanlık, genel müdürlük sürecinde sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu büyük ve güçlü Türkiye vizyonunu illerde yapmaya çalıştık. Sözümüzü unutmadık. Sözümüzü hatırlamayan tarafta olmadık. Milletin karşısına çıkıp da vaatleri hatırlamamak kadar kötü bir durum olmayacaktır diye düşünüyorum. Bize düşen görev vatandaşın taleplerini gidermektir. 550 ziyaret yaptık. Vatandaşımıza verdiğimiz sözü tuttuk. Hamdolsun bu motivasyonla buradayız. İstanbullu vatandaşlarımızın karşısına geçtiğinde ‘Ben bu işleri yaptım’ diyebiliyorum. 81 ilde 72 milyon metrekare yeşil alan kazandırmışız. 40 tane tarihi meydanın ihyasını yapmışız. Bursa, Bitlis, Sinop, Zonguldak, Erzurum, Konya, Edirne’de gidip bakın. Milletimize hizmet götürmüşüz. Sözü tutmak için çabalamış ve işin sonunda da bu sözleri tutmuşuz. Afetler olmuş. Demişiz ki ‘1 yıl içinde bu konutları teslim edeceğiz’ demişiz. Beraber üzülmüş, beraber ağlamışız, yeni hayatın resmini çizmişiz. Afetlerde yaşanan dram sonrasında vatandaşımıza sağlam, güvenli yaşam alanları sunmuşuz. 11 ilimizde 180 bin konutun inşaatını başlattık. Şimdi teslim ediliyor. Eser adamı olmak söz verdiği işleri gerçekleştirmek çok değerli. O yüzden sağlam adamların seçimi. Cumhurbaşkanımız da sağolsun böyle ifade etti.
“SAHA SEÇİMİN DİLİDİR”
Biz zaten hem genel müdürlük sürecinde İstanbul’da 9 sene görev yaptım. Ondan önce özel sektörde çalıştım. Bakanlık yaptığımız süreçte bir ayağımız İstanbul’daydı. İstanbul ve 39 ilçede hizmet ve eserlerimiz var. Bu manada zaten konuya hakimiz. Sorunlara çözüm önerilerimizi koyduk. Türkiye Yüzyılı’nda İstanbul lansmanımızda vatandaşımızın yaşadığı sorunlara ilişkin çözüm ortaya koyduk. Deprem, taksi, kültür, spor ve hepsine ilişkin vaat ortaya koyduk. Hepsine hocalarımızla, bilim insanlarımızla dahil oldum. Burada da zaten seçim sürecinde bize bunları hiç kimse sormadı. Eleştiremiyorlar çünkü biliyorlar ki, onlar da, CHP’li seçmene de sorsanız bunu söyler; Murat Kurum diyorsa yapar. Bir yerel seçime gidiyoruz. Vatandaşımız da bunu takdir edecektir. 31 Mart’ta tercihini bu yönde sahaya yansıtacaktır. Saha seçimin dilidir. Hep yaşadığımız süreçte vatandaşımızın ilgi, alakası, sevgisi. Size kızıyorsa bile sizi sevdiği ve değer verdiği içindir. Sahada gördüğümüz açık ara kazanacağımız. 31 Mart akşamı bize gönül veren kardeşlerimizle İstanbul’un sorunlarını çözmek için liyakatlı kadrolarla geliyoruz.
“SÖZ VERENLE SÖZÜNÜ TUTMAYANI VATANDAŞIMIZ AYIRACAK”
Manipüle edile anketler de var. Bunu doğru bulmuyorum. Bütün anket firmaları 14-28 Mayıs’ta farklı konuşuyorlardı. CHP’li yönetim ‘kazandık, öndeyiz’ diye manipülasyon yaptılar, yine de yapacaklardır. Son ana kadar orayı terk etmemeliyiz. Bunların algıdan başka milletimize sunacağı bir şey yok. Bunu vatandaşımız görüyor. Emin olun CHP’li, DEM’li, Yeniden Refahlı vatandaşlarımız da bunu söylüyor. Söz verenle sözünü tutmayanı vatandaşımız ayıracak. Biz de anket yaptırıyoruz. Bizim ölçümlerimize göre 1.7 farkla kazanacağız. Vatandaşımız değerlendirip sandığa gittiğimizde iradesini yansıtacak. Muhakkak kararsız seçmen olacak. Bazı kızan vatandaşlarımız var. Ama bize ama muhalif partilere. İşin sonunda evlatlarımız, İstanbul’un geleceği ve mutluluğu ise iradesini Cumhur İttifakı’ndan yana koyacağını düşünüyoruz. Kararsız seçmenimiz çok fazla değil gibi. Artık çok az kaldı. O noktada 4-5 puan diyebileceğimiz kararsız seçmenimiz var. Eşit dağıtanlar, farklı dağıtanlar var. Kararsız seçmene sorulduğunda fikirlere göre de analiz yapıp netice veriyor. Neticede 31 Mart akşamı inşallah kazanıyor ve İstanbul’a hizmet için geliyoruz.
“BİZİM MAL VARLIĞIMIZ DEĞİŞMEDİ”
Sayın Cumhurbaşkanımızın vatandaşla bir araya gelmesi için buluşmaları yaparız. Cuma ve Cumartesi günü bu tarz ilçe mitinglerimiz olacak. Arkadaşlarımız, teşkilatlarımız hazırlıyor. Anadolu ve Avrupa yakasında 6-7 ilçede inşallah mitinglerimiz olacak. Ekrem Bey’in mal varlığını izlemeye gösterdiği özeni İstanbul’da göstermediğini görüyoruz. Bir insan mal varlığını neden gizler ki? Mal varlığını vermeden önce farklı bir beyan. Sonra boğaza nazır villalar çıkıyor. Neden bir insan mal varlığını gizler. Şeffaf olacağız, haktan adaletten yana olacağız deyip sonra da bu konuda şeffaf olamıyorsanız dönüp aynaya bakmak lazım. Ben İstanbulluları 5 yıl kandırıyorum, kandırmaya devam edeceğim, yok öyle yağma! 31 Mart’ta bunun hesabını vatandaş bunun hesabını soracak. Biz şeffaf siyasetten yanayız. Herşey açık ve anlatılır olmalı. Varsa paran var. Niye gizlersin? Bu noktada biz 80 gündür sahadayız. Muhalif medya mal varlığınızı açıklayacak mısınız diyor. Açıklıyoruz zaten. Yine açıklarız, şeffaf şekilde vatandaşımıza duyurduk. 3-5 gün sonra mal varlığımız değişmedi. Birini alıp birine vermedik.
“HALA AYNI SİYASETE DEVAM EDİYORLAR”
İnsanlar samimiyet, dürüstlük, doğruluk arar. Siz bir şehre belediye başkanı seçiyorsunuz. Mal beyanında bile İstanbulluları kandıran belediye başkanı, mal beyanını gizlemek adına uğraşı sergileyen belediye başkanı aynı uğraşıyı İstanbul’un 5 yılına sergilemedi. Vaatlerini hatırlamıyorsun. Sürekli algı, bahane, dedikodu, oraya buraya laf yetiştirme. Yok topunuz gelin. Kimsenin sana geldiği yok. Hala aynı siyasete devam ediyorlar, milleti kandırmaya devam ediyorlar. Vatandaşımız doğru söyleyenle yalan söyleyeni ayırt etmeyecek mi? Vatandaşımız sonuçta kandırıldı. Kandırılmış bir seçmen sandıkta bunun cevabını verecek. Bir politikacıdan, devlet adamından ne beklersiniz? Kendi malını korumak için her türlü atraksiyonu yapacaksın, İstanbulluların malı CHP’yi dizayn etmek için kullanılacak, yok öyle! Burası babanızın çiftliği değil!
“İL BİNASINI ALMAYI BECEREMEDİLER”
Bir parti il binasını almayı beceremeyen partiden bahsediyoruz. Günlerdir kamuoyuna net bir açıklama yapamadılar. Kaynağı şuradan aldık vs. Altı üstü bir tane il binası alacaksınız. Sonuçta parti devlet yardımı alıyor. Alırsınız, faturalandırırsınız, tapuyu devredersiniz. Bakıyorsunuz, orada CHP’li belediye başkanına yakın isimler, parti binasında, biri oradan geliyor, biri oradan gidiyor. Saatlerce para sayıyorlar, balya balya kule yapıyorlar. Biri kule yapıyor, öbürü mal varlığını kaçırıyor. Biz deprem bölgesinde vatandaşımıza villa konforunda evler yaptık. Bunlar boğazda villa yapmakla meşguller kendilerine. Kayağa giden sen, CHP’yi bölmeye çalışıp İstanbul’un kaynaklarını harcayan sen, afette büyükelçilerle yemek yiyen sen, mal varlığını kaçıran, gizleyen sen, para kuleleriyle görüntülere çıkan senin ekibin, sonra da doğruluktan, dürüstlükten bahsedeceksiniz. ‘A öyle söylemişti, bu böyle söylemişti’.
“TAKDİRİ İSTANBULLULARA BIRAKIYORUZ”
Yok 17 bakan gelmiş, sen neden rahatsız oluyorsun? Devletin bütün bakanları liyakatlı arkadaşlarımız. Bugün de hepsi gelip ‘Ben Murat Kurum’u şurada tanıyorum’ diyor. Bu hakikati söylemelerinden niye rahatsız oluyorsunuz? Senin için de yol yürüdüğün arkadaşları sırtından hançerledi diyorlar. Arkadaşlarım düşüncelerini benim hakkımda paylaşmalarından niye rahatsız oluyorsun. Dava arkadaşım dediği, hatta sayın Kılıçdaroğlu aday olduğunda gözyaşları döküyordu. Ama o timsah gözyaşları. Şimdi görse yolunu değiştirir. Siyaset bu mu? Bu mu fedakarlık? Bu mu dostluk, dava arkadaşlığı? Vatandaşımız bunu net bir şekilde görüyor. Takdiri İstanbullulara bırakıyoruz. 31 Mart’ta doğru ve yalanı net bir şekilde ayırt edecektir.
“BU NOKTADA BU SAMİMİYET ÇOK ÖNEMLİ”
Şu an mevcut Yeniden Refah Partili yöneticiler söylüyor. Bizim siyasi ekibimiz rahmetli Erbakan hocamızın hayalleri için 81 ilde hizmet ediyor. O hayalleri bir bir gerçekleştirdik. Ayasofya’nın prangalarından kurtulması Erbakan hocamızın hayaliydi. Şimdi Yeniden Refahlı seçmen aynaya baktığında, oyunun kime yarayıp, yaramayacağını, CHP’li belediyecilik anlayışının ne olup olmadığını en iyi bilen seçmendir. Bugün CHP Genel Başkanı Kur’an kurslarına giden çocuklarımızı ortaçağ zihniyeti olarak ifade eden kişiliktir. Şehit cenazelerinde kahkahalar atan kimliktir. Kadınlarımızı hala ayrıştırmaya çalıştırıyorlar. Şimdi ‘ev kadınları AK Parti’ye oy veriyor, bunları kadın olarak değerlendirmemek lazım’ diyor. Sen kimsin ki bunun değerlendirmesini yapıyorsun. Ev kadınları kadın değil mi? Çürümüş bu zihniyet. Bedelli askerlik yapanların oyuna talip değiliz, diyor. Sen kimsin ki vatan sevgisini sorguluyorsun. Şimdi yine vatandaşı kandırmaya yönelik vaatler. Sen hep bu vaatleri verdin. Hatay, Adıyaman, İzmir’de verdiler. Yaşadığımız afetlerde kayağa gitmekten, selfi çektirmekten başka deprem bölgesine faydaları oldu mu? Bir konut onlar yaptırsaydı. İzmir’de bir konut Bayraklı’ya dikseydiniz. Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep’te sizde 500 konteyner kurun. Son güne kadar ben nasıl çalıştıysam sen de otur yemek dağıt, çadır kur. Bırakın orayı, İstanbul’daki selde yok. Bu noktada bu samimiyet çok çok önemli. Yeniden Refah Partili seçmenimiz de gittiğinde hayallerini gerçekleştiren siyasi iradenin Cumhur İttifakı iradesi olduğunu biliyor. Zaten Mayıs’ta birlikte hareket ettik. Yeniden Refahlı kardeşlerimiz bu iradeyi ülkenin geleceğiyle ilgili, Murat Kurum’dan yana net kararını ortaya koyacaktır.
“GÖRÜŞMEKTEN İMTİNA ETMEYİZ”
Bizde bir gerginlik yok. Her zaman herkesle görüşürüz. Görüşmekten imtina etmeyiz. Burada sadece liderler, yöneticiler bu işe karar vermiyor. Milletimizin de bir takdir yetkisi var. Lider vizyon ortaya koyar, projesini anlatır ama vatandaşımızın da sağduyusu var. İşin sonunda oyunun kime yarayıp, yaramayacağını takdir edecek seçmenimiz var. Her zaman milletimizin feraseti galip gelmiştir, yine gelecektir.
“ÜLKE NÜFUSUNUN YÜZDE 70’İ DEPREM BÖLGELERİNDE YAŞIYOR”
Anketler de bilim insanları da İstanbul’da olası deprem riskini ortaya koyuyorlar. Ülke nüfusunun yüzde 70’i deprem bölgelerinde yaşıyor. Gerçekten büyük acılar yaşadık. O acıları bir daha yaşamak istemiyoruz. Bilinçli olmalıyız, şehrimizi, ülkemizi depreme hazır hale getirmek zorundayız. Vatandaşımızın korkusunu gidermek asli görevimiz. Bu mesele milli güvenlik ve gelecek meselesi. Bazen herşey yapabilirsiniz, en güzel şeylere sahip olabilirsiniz ama deprem olduğunda hiçbir şeyin kıymeti yok. Herşeyiniz yok olabilir. Bunun örneklerini sayısız gördüm.
“HEP BİRLİKTE BU MÜCADELEYİ VERMEMİZ LAZIM”
Ailenizi kaybedeceksiniz, şehriniz yıkılacak ve bunu bile bile de çözüm ortaya koymayacaksınız. Şu an İBB yönetiminin yaptığı budur. En azından elinden gelen gayreti gösterirsin. Reklam bütçesine deprem bütçesinin iki katı harcayarak milleti kandıramazsın. Samimi isen bu konuda mücadele edersin. Vatandaşımıza maalesef verilen vaatler gerçekleşmemiş. 100 bin konut dönüştüreceğiz denmiş. 5 bin 489 konut yapılmış. Bu kadar mı? Hep birlikte bu mücadeleyi vermemiz lazım. Deprem hazırlığı, afetin yönetim süreci, yarın olursa ne olacak Allah göstermesin! Afete hazırlık süreci diğeri de kentsel dönüşümü dediğimiz kalıcı çözüm. Esenler’de 60 bin konut. Mimarisi, yeşil alanı, sosyal donatısıyla akıllı şehir uygulaması ilk defa yapıldı. Bunu yaptık vatandaşımıza teslim ettik. Aynı şey Zeytinburnu’nda var. Kartal’da bir bina kendiliğinden çökmüştü. Etrafında 1500 konutun dönüşümü yapıldı. Gaziosmanpaşa’da 7 bin konut yapmışız. Ferah mahallesinde konutlarımız bitmiş, vatandaşlarımız huzurla oturuyor. Bakın örneklerden bahsediyorum, vaat değil. Tozkoparan’da ne eylemler yaptılar. Gidin bir vatandaşımız desin ki ‘Burada rantsal dönüşüm yapıldı’ desin. Herkes dua ediyor. İstanbul’un hakkı bu. Bunu yapmak zorundayız. Şimdi bunu daha da güçlü şekilde yapacağız. 650 bin konutu dönüştüreceğiz. Bilim insanlarının tespiti bu. Burada 300 binini KİPTAŞ eliyle yapacağız. Her yıl 60 bin konut.
“İSTANBUL’UN GÜCÜ HER YERE YETER”
At sahibine göre kişner. Ata kimin bindiği önemli. Bunlar ne atla ne işle ne İstanbul’la ilgileniyor. Siz atınıza bakımını yaparsanız, liyakatlı kadrolarla çalışırsanız, otobüslerin bakımını yandaşlarınıza vermezsiniz, İstanbul’u rant olarak görmezseniz bu işler yapılır. Burada yapılmasına engel ne var? İstanbul’un kaynağı mı yok, parası mı yok? İstanbul’un gücü her yere yeter. Şimdi 300 bin konutu yarısı bizden yarısı büyükşehirden kampanyasını yapacağız. Vatandaşımızın plan ve projeleriyle ilgili sorunları var. İlçelerde ofisler kuracağız. Aynı binaları, otoparkıyla, orada asansörüyle, yeni yönetmeliklere uygun şekilde 700 bin hibe, 700 bin kredi desteği 100 bin lira taşınma yardımı vereceğiz. 5 yılda 300 bin konutu dönüştürüp bitireceğiz.
“5 YILDA 650 BİN KONUTU DÖNÜŞTÜRMÜŞ OLACAĞIZ”
Yeni yönetmelikten kaynaklı kayıplar var. O kayıplar verilince vatandaşımız zaten dönüşecek. Yeter ki ona destek olunsun. Ben olacağım orada planı koyarım, vatandaşın lehine iş yaparım, hadi engellesinler göreyim! Engellenseler davulla zurnayla duyururlardı. Bakırköy’de yüzde 25-30 artış vererek vatandaşımız kayıplarını giderecek. 100 bin konutu kiralık konut yapacağız. Bir taraftan dönüşüme girerken yeni konutları arz etmemiz lazım. Bu konutları vatandaşımıza kiralayacağız. Orada da kira fiyatlarını aşağı çekecek adımlar atmamız lazım. Bunları 5 yılda 650 bin konutu dönüştürmüş olacağız.
“BÜTÜNLEŞİK BİR AFET YÖNETİM PLANI SERGİLEYECEĞİZ”
Afete hazırlık kısmı da önemli, yönetimi önemli. Gayret gösterirseniz bir şekilde sorunu çözerseniz. Sorundan hiç kaçmadım. Sorunun üzerine gittim. Vatandaşımızı dinledim. Ne yapmamız gerektiğini uzmanlarla değerlendirdim. Çözmek isterseniz herşey çözülür. Bu noktada planlarımızı yaptık. 650 bin konutu dönüştüreceğiz dediğimizde bu işte yetkin arkadaşlarımız projeler çalıştılar. Perşembe günü 12.00’de 1 yıllık, 6 aylık eylem planlarımızı açıklayacağız. Bunlar hazır. 6 ay sonra İstanbulluların gündeminden birçok sorunu ortadan kaldıracağız. Bu iş ciddiyet, emek ister. İstanbullu gerçekten kırgın. Bu konuda bilim insanlarımızla görüştük. Naci Görür hocamızla da başka hocalarımızla da çalışacağız. Dinleyeceğiz. Karar vereceğiz, uygulayacağız. Beraber uygulayacağız. Afete hazırlık kısmı da çok çok önemli. Şehri olası afetlere hazırlamamız lazım. Bütünleşik bir afet yönetim planı sergileyeceğiz. Elazığ, Malatya’da 1 yılda teslim edeceğimiz dediğimizde o zaman da ‘edemezsiniz’ dediler. Antalya’nın köylerine söz verdik yaptık. Asrın felaketinde 180 bin konut başlatıldı, konutlar teslim ediliyor. Onların eleştirisi hep yapılamaz üzerine olduğu için. Sen ne yaptın? Ben öyle veya böyle bunları yaptığımı anlatıyorum. Sen çıkıp vatandaşın karşısına İstanbul’da deprem riskini şu kadar da olsa aşağı çekecek adım attım diyebiliyor musun? Seninle ilgili konuşulanlar ortada. Artık İstanbul yoruldu o işte.
“İSTANBUL’UN DİJİTAL İKİZİ İLE BİRLİKTE SİMÜLASYON YAPACAĞIZ”
Dijital şehir uygulamalarını her alanda kullanmak istiyoruz. Taksi, pazar, afet yönetimi, beyaz dijital masada. Haberleşme altyapısını gözden geçireceğiz. Afet esnasında o kadar önemli ki. İstanbul’daki afette haberleşme altyapısını gözden geçirmemiz lazım. Erken uyarı sistemi devreye girecek. Risk izleme olacak. Binalarımızda neresi en acil dönüşmesi gereken yer bunları izleyeceğiz. İstanbul’un dijital ikizi ile birlikte simülasyon yapacağız. Olası sel, yangın, afetlerde öncelikli yer nereleri ise buralardan başlayacağız. Burada yapay zekadan veri analitiğine kadar her şeyi kullanacağız. Toplanma alanlarıyla alakalı altyapıyı hazırlamamız lazım. 39 ilçede tam donanımlı toplanma alanlarının inşasını yapacağız. Trafiği de düşüneceğiz, yeşil alanı, otopark sorununu düşüneceğiz. Kreş, çocuklarımızın, gençlerimizin dinlenme alanları olarak hizmet verirken afet esnasında mutfak, yemekhane, revir olacak. Burada güneş enerjisi ve suyuyla herşeyin hazır olması lazım.
“6 SAAT İÇİNDE 2 MİLYON KİŞİYE ÇADIR KURABİLECEĞİZ”
Siz Bakırköy’de oturuyorsunuz. En yakın toplanma alanını bileceksiniz, afet çantası ile o alana gideceksiniz. 6 saat içinde 2 milyon kişiye çadır kurabileceğiz. Vatandaşımız konteyner ve geçici yaşam alanlarıyla bu hizmetleri alabilecek. Bunların hepsini İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan koordine edeceğiz. Burada afet yönetim merkezini kuruyoruz. Buranın deniz, hava ulaşımı var. Hastanemiz var. Bunların hepsi vatandaşımıza hizmet verecek. Toplanma birimi iken normal zamanda millet bahçesi olacak. Burada tek merkezden 39 ilçemizin yönetimini yapacağız. Deprem esnasında vatandaşa ne götüreceksiniz? İaşe, barınma, tedavi hizmetleri. İstanbul’da şu anda tek lojistik merkezi var. Rahmetli Kadir abi zamanında yapılan lojistik. Bayrampaşa Hali’nde çatıdan su akıyor. Bakan yok. Hal 1986 yapımı. Deprem riski var bu halin. Allah göstermesin olası afette biz gıda ihtiyacını o hale bir şey olursa bu hizmetleri nasıl vereceğiz?
“LOJİSTİK MERKEZLERİMİZİ 7’YE ÇIKARACAĞIZ”
Lojistik merkezlerimizi 7’ye çıkaracağız. Bayrampaşa Hali’ni yerinde dönüştüreceğiz. 571 esnafımız var. Onlara söz verdim 1 Nisan’da inşallah Saraçhane’ye gelecekler. El ele verip dönüşümü yapacağız. Afet esnasında vatandaşımıza bu hizmeti vermemiz lazım. Orada soğuk hava depomuzun olması lazım. Afete müdahale merkezlerimiz olacak. Her ilçeye hızlı erişim sağlamamız lazım.
“50 TANE YENİ İTFAİYE İSTASYONU EKLEYECEĞİZ”
İtfaiye istasyonu eksik. 50 tane yeni itfaiye istasyonu ekleyeceğiz. Tedbiri almayan bir yönetim sandıkta nasıl olacak da milletin iradesine, teveccühüne mazhar olacak? Afete müdahale kapasitesini artıracağız. Afetlerdeki ulaşım, oradaki yardım sürecini daha kısa zamanda yapacağız ve hem de her yere yetişeceğiz. Helikopter pistleri o kadar önemli ki. Burada normal zamanlarda mahalle yaşam merkezi. Afet esnasında hemen helikopter pisti vazifesi görecek. Altyapıyla birlikte vatandaşlarımız hizmetleri alabilecek.
“AFET FARKINDALIK AKADEMİSİ KURACAĞIZ”
Her eve afet çantası vermemiz lazım. Farkındalığı artıracağız. Afet farkındalık akademisi kuracağız. Vatandaş afet esnasında ne yapması gerektiğini öğrenecek. Milli Eğitim Bakanlığımızla çalışıp bunu İstanbul’da belki de müfredata koymamız lazım. Bütüncül planıyla afet yolları, hastaneleriyle, afet konaklama merkeziyle. Bugün hasta yakınları konaklayacak, yarın deprem esnasında sağlık çalışanlarımızın bir yerde kalması gerekiyor değil mi? Bizim yeni yaptığmız hastanelerde deprem güvenliği var. Elazığ’da şehir hastanemize hiçbir şey olmadı. Bütünleşik afet yönetimini İstanbul’da sergileyeceğiz. Yeni acil durum hastanesi kuracağız. Pendik ve Arnavutköy’de lojistik merkezlerin birbirine bağlandığı yer olacak. İş yapacağız çünkü milletimiz bizden bunu bekliyor.
]]>
“ONLAR TİYATRO ÇEVİRDİ, BİZ HİZMET AŞKIYLA ÇALIŞTIK”
Toplantının açış konuşmasını AK Parti İl Başkanı Hüseyin Menteş, yaptı. Başkan Menteş, “AK Parti’mizin kurucu üyeleri olarak bizler üzerimize düşen sorumluluklarımızı ve hedeflerimizi en iyi şekilde gerçekleştirmek zorundayız. Bizler AK Parti il teşkilatı olarak partimizin şehrimizde kurulmuş olması dolayısıyla önemli bir sorumluluk üstlendik. Çünkü AK Dava’mız tüm Türkiye’ye Afyonkarahisar’ımızdan yayıldı ve sizlerin gayretli çalışmalarıyla da güçlendi. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 hedefleri vizyonuyla Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz. Yapılan yatırımları ve çalışmaları ise geleceğimizin teminatı gençlerimize en güzel şekilde aktaracak olanlar yine bizleriz. Bizler birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz sürece bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın ardında dim dik durduğumuz sürece yeniden bir zafer bizim olacak Allah’ın izniyle. Bizlerin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi partimizin gücüne güç katıyor. Bizler başkaları gibi parti içi kavgalar iç çekişmelerle yola çıkmadık. Her zaman bir olduk birlik olduk emin adımlarla doğru adamın Cumhurbaşkanımızın arkasında yer aldık. Onlar makam, mevki ve koltuk sevdaları yüzünden bayılmaları ayılmaları ile tiyatro çevirirken bizler dün olduğu gibi bugün de gayretle hizmet aşkıyla çalışmaya devam ettik. Bugün de yine sizlerin kuruluşumuzdan bugüne kadar hep birlik ve beraberlik içerisinde çalışmalarınızın verdiği güçle 31 Mart’ta Afyonkarahisar’da AK Parti bayrağını dalgalandıracağımıza hiç şüphemiz yok. Rabbim bizleri mahçup etmesin” dedi.
“BÖYLE MİLLİYETÇİLİK OLMAZ”
AK Parti Afyonkarahisar Kurucu Üyeleri Toplantısına konuk olarak katılan İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Afyonkarahisar’ın birlik ve beraberlik ruhunu görmek beni çok mutlu etti. Cumhuriyetin kazanıldığı bu topraklarda bir kez daha kıymetli Afyonkarahisarlıların partimize teveccüh göstereceğinden emin oldum. Zira burada bu kadim şehirde milliyetçilik yapıp Ankara’da başka konuşanları en iyi bilenlerden biriyim. CHP’nin adayı Burcu Köksal tarihler 18 Mart 2020 iken HDP’nin sözcüsü Ebru Günay, Atatürk’e katliamcı, Osmanlı Devleti’ne soykırımcı dedi. Senin sesin çıkmadı. Senin yetkili parti meclis üyen ‘Diyarbakır Kürdistan’ın bir parçasıdır’ dedi. Senin yine sesin çıkmadı. Tezkereye hayır demek terör devletine evet demektir. Bütün tezkerelere hayır oyu verdin Afyonkarahisar’ın hatırına bari birine vermeseydin. Hani sen milliyetçiydin, hani sen Atatürkçü idin. Neden karşı çıkmadın? Bütün bunlara milletvekili olabilmek için itiraz etmedin. Millet olarak, çıkarına göre milliyetçi olanlardan uzak durmak lazım. Sahte milletçi pozlara kanmamak lazımdır. Yine tarihler 23 Şubat 2020 Mithat Sancar, ‘Öcalan şıhımız’ dedi. Burcu Köksal yine buna karşılık vermedi. Çok da uzağa gitmeye gerek yok yakın tarihte terör destekçisi diyorsun belediyeye almam diyorsun peki senin genel merkezinde kırmızı halıyla karşılanırlarken ne dedin? Hiçbir şey. Çünkü o zaman daha belediye başkan adaylığın açıklanmamıştı. Onlar terör destekçilerini kırmızı halıyla karşılar biz teröristleri sarı torbalarla göndeririz. Aramızdaki fark budur. Afyon’a geliyorsun, şehit gazi aileleri. Ankara’ya gidiyorsun koştura koştura DEM Genel Merkezi, Afyon’a geliyorsun Kocatepe Destanı, Ankara’ya gidiyorsun Kandil uzlaşısı, Afyon’a geliyorsun, Atatürk’ün askeri Ankara’ya gidiyorsun Demirtaş’ın fedaisi. Böyle milliyetçilik olmaz.”
]]>Kocamaz, geçtiğimiz cuma günü yaptığı Seçer hakkındaki iddialarına yenilerini ekledi.
İYİ Partili Kocamaz’ın açıklamaları şöyle:
“DAHA FAZLA KAÇAMAZSIN!
SORDUĞUM SORULARA, CEVAP VER VAHAP SEÇER?
Bugüne kadar, her Meclis Toplantısında önünü ardını düşünmeden, geçmiş yönetime desteksiz attığın iftiralar ve söylediğin yalanlarla saldırıp durdun!
Ben de zaman zaman o yalan ve iftiralarına aralıklarla cevaplar verdim.
Söylediklerinin tümü yalan ve iftiralardan ibaretti!
Benim söylediklerime cevap veremedin!
Israrla iftira atmaya, yalan söylemeye devam ettin!
Aklınca Burhanettin Kocamaz’a zarar vereceğini düşünerek birlikte çalıştığımız arkadaşları uydurma tutanaklarla mahkemeye verdin!
Ancak bağımsız Türk adaleti tarafından verilen kararlarla, yaptığın tezviratlarla kaldın, suçlamaların boşa çıktı, hüsrana uğradın!
Hem kendini rezil ettin, hem de Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni zora soktun!
Yakında ödenecek olan, sana göre o çok liyakatli! bürokratlarınla tazminat, gecikme faizi ve manevi tazminatlarla belediyeye verdiğiniz zararlar ortaya çıkacak!
Sayın Seçer, belediyede yaptığınız yanlışlar ve yapılan şaibeli işlerle ilgili sana sorular soruyorum!
Ancak sen bu sorulara cevap vermek yerine, yakınlarını işe aldığın ve bir şekilde maaşa bağladığın kişileri bana saldırtarak cevap verdiğini sanıyorsun!
Oysa benim muhatabım sensin!
Kaçak güreşme!
Birilerini üzerime saldırtarak bir sonuç alamazsın!
Kirli işlerinizin üzerini bu şekilde örtemezsin!
Hodri meydan!
Kendine güveniyorsan çık karşıma ve yazdıklarıma yalan de!
Yaptığınız yolsuzluk ve usulsüzlüklerin yapılmadığını söyle!
Ama onu diyemezsin!
Çünkü yapılan yanlışları, yapılan pislikleri sende biliyorsun!
Ya da bugüne kadar bize attığın iftiralar için halkın huzurunda benden ve bizim dönemde görev yapan bürokratlardan özür dile!
Özür dile ki bende sana bir daha “Cevap ver Vahap Seçer” demeyeyim!
Yazdıklarımın, söylediklerimin hepsi gerçek!
Bunu sende biliyorsun!
Kendine güvenin varsa halka açık bir toplantıda ya da bir TV Programında bu konuları ve sorduğum soruları yüz yüze tartışalım!
Yapılan yanlışları ve attığın iftiraları ve benim soracağım sorulara vereceğin cevabı tüm Mersin Halkı canlı olarak duyup izlesin!
Bir kez daha söylüyorum!
Besleyerek üzerime saldırttığın adamlarını dizginle!
Onlar kraldan fazla kralcı olduklarından modası geçmiş ve kokuşmuş sakızları çiğniyor, tedavülden kalkmış dedikodularla beni yıpratacaklarını zannediyorlar!
Onlar hala her kuşun etinin yenmeyeceğini öğrenememişler!
Bu kadar açık söylüyorum!
Benim geçmişimi kulaktan dolma dedikodularla saldırmaktan ziyade belediye başkanı olmadan önceki hayatımı, yaptığım işleri ve ticari hayatımı hatta özel hayatımı dahi incelesinler!
25 yıllık Belediyecilik dönemimi incelesinler!
Aldığım ulusal ve uluslararası ödüllere baksınlar!
Ayrıca Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı iken yapılan tüm hizmetlerin kayıtları, evrakları hala elinizde!
Yani Belediyede!
5 yıldır da o makamda sen oturuyorsun!
Bir yanlışlık, bir yolsuzluk varsa, daha önce yaptığın gibi neden mahkemeye vermedin?
Beslemelerine söyle seni yalanlamasınlar!
Çünkü elimizde daha önce sizin abartarak açıkladığınız 1.8 milyar borç devraldık deyip de, daha sonra 2,1 milyara çıkardığınız rakamlarla ilgili kayıtlar var!
Besledikleriniz devraldığınız borcu, ha bire yükselterek 3,6 milyar diye açıklıyorlar!
Bu rakamları gübre atıp suladınız mı da her defasında borç rakamını artırıyorsunuz?
Sayın Vahap Seçer;
Unutma ki, kimsenin ahı kimsede kalmaz!
Herkes ettiğini çeker!
Hiç kimse de birilerine yaşattıklarını yaşamadan bu dünyadan gitmez!
Sen de ettiğini çekeceksin!
Sırf o koltukta kalabilmek adına kimlerle beraber yol yürüdüğünü, DEM’lenerek kimlere, ne gibi tavizler verdiğini Mersin’de herkes biliyor!
Bu kentin sinir uçlarıyla oynayarak belki bir kez daha başkan olabilirsin, istemeyiz ama, Allah korusun bu kentin huzuru bozulduğu zaman, bunun hesabını veremezsin!
Zira devlet bazı şeyleri yarına bıraksa da, Allah kimsenin yanına bırakmaz!
Bizim Türkiye Cumhuriyeti hüviyeti taşıyan, ülkesini seven, şanlı al bayrağımızın altında yaşamaktan onur duyan, bölücülük yapmayan Kürt vatandaşlarımızla hiç bir problemimiz yok!
Hepsinin başımızın üzerinde yeri var!
Ancak bölücü terör örgütü ve yandaşlarıyla sonuna kadar mücadele etmek Şehitlerimize karşı bir sorumluluğumuz ve boyun borcumuzdur!
Şehit kanlarıyla yoğrulmuş bu toprakları kimseye böldürmeye de niyetimiz yok!
Bu Aziz Milleti ve bu vatanı bölmek, parçalamak isteyenlere o fırsatı asla vermeyeceğiz!
Herkes haddini bilmeli, ayağını denk almalı ve hareketlerine dikkat etmelidir!
Hele de bir kentin yöneticisi ise!”
KAYNAK: ABDULLAH BİÇER MERSİN / HABER7
Fatih Erbakan’ın liderliğindeki Yeniden Refah’ın İstanbul’da kendi adayıyla seçime girmesiyle ilgili soruya Kurum, ”Yeniden Refahlı kardeşlerimizin de oyuna talibiz. Çünkü buradaki dava yerli ve milli sanayinin kurulduğu kendi kendine yeten, her alanda üreten bağımsız Türkiye davası. Bu da aslında rahmetli Erbakan Hoca’mızın hayali. Biz de o hayali devam ettiriyoruz. İstanbul’da böyle bir şehir olacak. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde aynı bakış açısıyla 22 yıldır olduğu gibi devam edecek. Karşıdaki anlayışın ne olduğunu milletimiz çok iyi biliyor. Refah Partili kardeşlerimiz de çok iyi biliyor. Sandıkta o tercihi yaparken kime fayda sağlayacaklarını düşüneceklerdir.” yanıtını verdi.

Murat Kurum’un açıklamalarından önemli başlıklar;
“ÇOK GÜZEL HİKAYELERLE KARŞILAŞIYORUZ, MUTLUYUZ”
– Korku filmlerini aratmayacak görüntüleri görüyoruz metrobüs duraklarında, otobüslerde, yollarda. İnsanımız artık kendileri için çalışan çabalayan birilerini istiyor. Sahada gördüğümüz bu. Sevgi selini görseniz inanamazsınız. Onlar için her şeye değer. İstanbul gibi aziz bir şehre hizmet etmek, bunun için yola çıkmak bizim için bir gurur meselesi olacak. Gençliğimizle, bu motivasyonla sahadayız. Bugün mesela bir yere gittim, orada teyzemizin bize bakışını görseniz. Umut dolu, sevgi dolu. “Aaa bu çocukmuş o, sen gülüyorsun, uzunmuşsun, zayıfmışsın” diyorlar. Biz afetlerle ekrana geldiğimiz için yüzümüz çok gülemiyordu. Çok güzel hikayelerle karşılaşıyoruz, mutluyuz.
ÖĞRENCİ BULUŞMASINDA YEMEK YAPMIŞTI: “OCAK YANMIYORDU” ELEŞTİRİSİNE YANIT
– Söyleyebilecek eleştirebilecek bir şey bulamıyorlar, yok ocağın altı yanmadı… Sınıfta böyle şımarık çocuklar olur ya. Şımarık, laf ebesi denebilecek kişiler vardır. Orada biz gençlerle bir araya gelmişiz, hem onları dinliyoruz, hep beraber sahur yapıyoruz. Bununla mutlu olan yok, ocak yandı, yanmadı… Demek ki o kadar becerikliyim ki ocağı yakmadan da menemen pişirebiliyorum. Bunlar israfa alışmış ya, bütün ocakların yanması gerekiyor. Çok güzel de pişirdik yedik. Sandığa gidip gitmemek arasında kararsızlığı olan bir gencimiz vardı o gün orada, ben de ona şunu söyledim, “Siz bu ülkenin karar vericilerisiniz. Buradaki takdiriniz çok önemli. Gelecek sizin geleceğiniz. Kötü gidişata dur diyecek son nesil sizlersiniz.” İkna ettim onu, bizden yana oyunu kullanacak.

İMAMOĞLU’NA GÖNDERME: BIRAKIN YENİDEN ADAY OLMAYI, ŞU AN İSTİFA ETMELİDİR
Siyasi iradesini herkesin yansıtması en doğru olanıdır. Maalesef muhalefet bizi yapacağımız işlerle ilgili eleştiremiyor. Tek konuştukları ne; şurada gaf yaptı, burada şöyle söyledi. Aslında en büyük gafı kendileri yapıyor. Sırtında küfesi boş, yaptığı bir iş yok, 5 seneyi boşa geçirdi. İstanbulluları üzdüler, kırdılar. Yok bareti ters giydi, yok Gazze ile ilgili gaf yaptı. Bareti görse bunlar kayak tatilinde üzerine binip kayarlar. Ben eserler, hizmetler yaparak buraya geldim. O bareti biz eser yaparken giydik. Baretin ne olduğunu bilmezler. Biz okuldan mezun olduk, baretimiz arabamızda gezdik. Biz o baretle asrın felaketinde 11 ili gezdik. Bu bir yerel seçim, yerel seçim hizmet seçimidir. Bu azmi ve gayreti gösteremiyorlar. Bir bakıyorsunuz kendi ikballeri için nerede fırsat görseler oraya çadır kurmalar, kendi arkadaşlarını sırtından hançerlemeler. Ne oldu? Her şeyi biz biliriz anlayışı İstanbul’un ihtiyacı olan bir anlayış değil. İstanbul’da yaşayan gençlerin umudu olmak zorundasınız. İnsanlar trafikte 3 saatte işe gidiyorsa dönüp aynaya bakmak zorundasınız. “Algıyla 5 seneyi geçirdim yine algıyla devam ederim…” Yok öyle yağma. Siz evinize gideceksiniz, gidemiyorsunuz. Nasıl olur ya böyle bir şey. Bırakın yeniden aday olmayı, şu an istifa etmelidir. Ben böyle bir durumda olacağım, bir dakika oturmam orada. Çözüm ne? Yatırım, toplu ulaşım.
“31 MART’TA ONLAR NE DERSE DESİN BİZ KAZANACAĞIZ”
– 46 bin afet konutu yapmışız gelmişiz. 80 tane tarihi meydanın ihyasını yapmışız. Ben size seçim sonucu açıklayayım, 31 Mart’ta onlar ne derse desin biz kazanacağız. Tüm İstanbul sevinecek, kaybeden kimse olmayacak. Gençlerimiz, kadınlarımız sevinecek.

CANLI YAYINDA GAZZE SORUSU ELEŞTİRİSİ
O programda ister istemez sunucularımız böyle olaylarla karşılaşıyorlar. Bir kızımız Gazze ile ilgili soru soracaktı. Moderatör müdahale etti bu programın içeriği böyle değil diye. Ki Mehmet Akif Bey’in Gazze hassasiyetini hepimiz biliyoruz. İnsafsızca bir müdahale ve topyekun bir saldırı gerçekleştirdiler. Kızın sorusunu da merak ettim hem de üzüldüm. Kızı çağırdık, sordu sorusunu, ben de cevapladım. “31 Mart’ta kazandığımızda Gazzeli çocuklarımız da sevinecek” dediğim için rahatsızlık duyuyorlar, duymaya devam etsinler. Her zaman mücadele edeceğiz. Yarı zamanlı belediye başkanı hemen tır dorsesinin arkasına geçip poz veriyor. Şimdiye kadar aklın neredeydi? Ben neysem oyum, rol yapmayacağım. Ben rol yaparak insanların sevgisini kazanmadım, bundan sonra da böyle olacağım. Kendimi farklı bir kalıba sokamam. İçimden geleni söylemeye devam edeceğim.
ULAŞIM SORUNU NASIL ÇÖZÜLECEK?
2024’te trafikteki seyahat süresi 64 dakikaya geldi, biz bunu 39 dakikaya düşüreceğiz. hedefimiz mevcut metro hattını 2 katına çıkarmak, İstanbul’un her bir ilçesine metro ulaşımını sağlamak. Metrobüs güzergahındaki yükü önce bir alacağız. Belki şehrin içinde yine trafik olacak ama metro alternatifi olacak. Paris’te de trafik var, New York’ta da trafik var ama insanlar ulaşımı metro ile sağlıyor. Karayolu ile alakalı alternatif yollar açacağız. Anadolu ve Avrupa yakasına 122 km tünel yapacağız, hani onların beton döktüğü tüneller var ya. Mahmutbey kavşağını çözmek zorundayız, her gün 2 saat çile çekiyor vatandaşlar ve bunu izleyen bir belediye başkanı var. İSPARK zarar eden bir kurum haline geldi. Toplu ulaşıma yakın yerlere otopark yapacağız, insanlarımız otoparka aracına koyup metroya metrobüse bineceğiz. İSPARK’ları ilk yarım saat ücretsiz yapacağız.
Dere ıslahı yapacağız, yeşil alanları artıracağız, Marmara’yı koruyacağız. Haliç’i bin bir emekle temizledik. Resmen tiyatro oynanıyor 5 senedir, biz de bunu izliyoruz.
TAKSİ SORUNU
Taksi ile, sokak hayvanı ile alakalı da bir irade ortaya koymamış. Dünyanın neresinde var bir belediye taksicilik yapacak? Geriye dönüp bakıldığında bahaneler üreten, algı üzerinden siyaset yapmaya çalışan, genel başkanını sırtından hançerleyen, İstanbul’un kaynaklarını çar çur eden, İstanbul’da olmayan bir belediye başkanı olarak hatırlayacağız. Taksi sorununun çözümüyle ilgili bir irade yok ki? Kanun belediye taksicilik yapamaz diyor. Hani adalet? Sonra ben UKOME’ye başvurdum izin vermedi diyor, öyle bir yetkisi yok ki? Vermeyeceğini bile bile istiyor. Yapabilsek zaten yaparız.
“GAZZE SEVİNECEK ÇÜNKÜ İSTANBUL GÜÇLÜ OLACAK”
Onların takoz olduğu her işi biz yapmışız. Her şeye karşı çıkmışlar. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir muhalefet göremezsiniz, her şeye karşı. Ne yapacaklarını bilmiyorlar, korkuyorlar. Paraları kendi gelecekleri için harcadılar. 31 Mart’ta onu biz süresiz tatile gönderiyoruz. Karneleri sıfır, yaptıkları hiçbir şey yok. Çeşme ve heykel açılışından öteye gidemediler. Gazze sevinecek çünkü İstanbul güçlü olacak. Tüm İstanbullularla birlikte kazanacağız. Sadece başkan olmayacağız; kardeş, evlat olacağız.
KENT LOKANTASI ELEŞTİRİSİ: BEN 2 GÜNDE AÇARIM, YİNE SÖYLÜYORUM
11 tane Kent Lokantası yapmışlar, marifetmiş gibi anlatıyorlar. Fatih Belediyesi 16, Pendik Belediyesi 11, hepsinin sosyal tesisleri var. Ben 2 günde açarım, yine söylüyorum. Kadir ağabey zamanında 500 bin kişiye ücretsiz yemek veriyorduk, ücretli verdiği yemeği marifet gibi anlatıyor. Biz ihtiyaca koşan bir anlayışız. Ücretsiz yemek dağıttığımız yerde ücretli yemek dağıtır hale gelmişsin, marifetmiş gibi anlatıyorsun. 7 gün 24 saat hizmet veren kreşler açacağız. Biz senin gibi süt dağıttığımız işi davulla zurnayla anlatmıyoruz.
31 Mart akşamı Saraçhane’ye gelip bu israfın hesabını tek tek soracağız. Neyi başardı ya? İstanbul’u bitirmeyi başardı.
“ÇALIŞANLARIN SSK PRİMLERİNİ ÖDEMİYORLAR”
Gençlere sürdürülebilir, kalıcı destekler sağlamak istiyoruz. Yüksek teknolojinin merkezi olacak İstanbul. İSMEK’te yazılım kursları olacak, üniversite öğrencilerine 10 bin TL burs desteği sağlayacağız. Öğrencilerimize 25 metreküp doğalgaz desteği sağlayacağız. Hızlı bir şekilde nerede ihtiyaç varsa kütüphane açılacak. Mahalle bahçelerinde spor sahaları olacak. E-spor merkezleri kurulacak. İstanbul müzeler şehri olacak. Amatör tiyatro gruplarına destek vereceğiz. Silivri’deki bir gencimiz konser dinlemek için İstanbul’un merkezine gelmek zorunda kalmayacak. 5 senedir sen olimpiyatla ilgili ne adım attın? 5 senedir Topkapı’da bekleyen bir müze var, çivi çakmadılar. Dert yok, dert insanı yollara düşürür. Liyakatsiz, beceriksiz kadrolarla iş yapmaya çalışıyorlar. Merkezi bütçeden bugüne kadar her türlü ödemesi günü gününe yapılmış. Öz geliri düşmüş, bunu artırmak için mücadele etmemiş. Çalışanların SSK primlerini ödemiyorlar. İSKİ elektrik parasını ödeyemez hale gelmiş.
ÖZGÜR ÖZEL’E VATAN SEVGİSİ ELEŞTİRİSİ
Vatan sevgisini sorgulayacak en son adam Özgür Özel’dir. Şehit cenazesinde kahkahalar atmıştır. Sen aynaya bak. O koltuğun hakkını veremiyorsun, belediye başkanını tanımıyorsun.
İMAMOĞLU’NA EV KADINLARI ELEŞTİRİSİ: AĞZINDAN ÇIKANI KULAĞIN DUYSUN
– Hayatları milleti ayrıştırmakla geçti. Ev kadınlarımızı siyasi tercihlerinden ötürü ayrıştırıyorlar, kadın statüsünde görmüyorlar. Az bekle sabret, ev kadınları da, vatan sevdalısı dostlarımız da bize oy verecek. Sen git kendini özgürleştir. Sen bir merkezden yönetilen bir kuklasın. Yalan söylemekten utanmayan, yüzü kızarmayan birisin. Bizim rabiamıza dokunamazsın, bizim vatan sevgimizi sorgulayamazsın. Ağzından çıkanı kulağın duysun. İstanbul artık yorulmuştur. Bu beceriksiz belediye başkanı döneminden artık bunalmıştır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM AÇIKLAMASI: BUGÜN NEREYE GİTSENİZ “MURAT KURUM YAPAR” DER
Söz verip yapmadıkları işlerden biri kentsel dönüşüm. 650 bin konut dönüştüreceğiz dediğimde dönüştürülmemesi gerekir diyor. Biz bilimin ışığında çalışmak zorundayız. Bilim diyor ki İstanbul bir deprem şehri. Depremle mücadele etmek zorundayız, bu ülkenin beka meselesi. Diyorum ki bak benim eserlerim var. Bugün nereye gitseniz “Murat Kurum yapar” der. Niye? Çünkü geçmişte yaptık. Geleceğiz, İstanbul’un sorunlarıyla ilgileneceğiz. Şantiyede olacağız, bizi arayanlar şantiyede deprem dönüşümünü yaparken bulacaklar. KİPTAŞ’ta her yıl 60 bin konutu dönüştürerek yapacağız. İmar düzenlemeleriyle ilgili beklentileri var vatandaşlarımızın. Vaatlerinin yüzde 87’sini yapamamış. Senin başarın ortada, dil sürçmemden medet ummana gerek yok. Çarpmayı bölmeyi biliyorsa kendi başarısını bilir. Deprem bütçesine ayırdığı paranın 2 katını reklama ayırmış. Yazık, vallahi yazık. Ulaşım çilesini bitirmek, deprem riskini ortadan kaldırmak ve huzuru, güveni tesis etmek için çalışacağız. Gece gündüz çalışacağız, ailemizden feragat edeceğiz, tatile gitmeyeceğiz.
SOKAK HAYVANLARI KONUSUNDA NE YAPILACAK?
Bu konuyu kontrol altına almamız lazım. Bu sorun her geçen gün büyüyor, sokaktaki endişe artıyor. 39 ilçemizde hayvan bakım merkezleri kuracağız. Sahipsiz hayvanlarımızı bu barınaklara alacağız, kısırlaştırma ve bakım işlemlerini yürüteceğiz. Müdahale etmezsek 2-3 sene sonra bu hayvanların üremeleriyle birlikte her bir sokakta bu endişe yaşanacak. Bu korkuyu gidereceğiz. Müdahale etmezsek boyutları çok farklı noktalara gidecek.
SEÇİMİ KAZANIRSA İLK İCRAATI NE OLACAK?
Metrobüs sorununu çok hızlı bir şekilde çözmemiz lazım. Yoldaki trafik hızını artıracağımız adımları atacağız. Ulaşımda bir rahatlama hissedecek İstanbullu. Hızlı bir şekilde ihale yapacağız. Her şey şeffaf olacak. Karayolu tünellerinin inşa sürecini yürüteceğiz. Deprem dönüşümü… 16 Nisan’da başvuruları alacağız. Bilim insanları, sanatçılarımız, sporcularımız, gençlerimizle birlikte hareket edeceğiz. Sanayicimizi dinleyeceğiz. İstanbul’un kaynağını İstanbullular için harcayacağız. Biz uyumadık, milletimizle beraber ağladık.
YANAN OTOBÜSLER
2019’da daha az otobüs vardı ama bu kadar arıza yoktu. Bakım ihalesin kendi yandaşına vermek için ihale düzenliyor, ondan sonra otobüs de yanar, metrobüs de yanar. Sen belediye personelinin yarısını değiştirip işten anlamayan adam getirirsin böyle olur.
DİJİTAL BEYAZ MASA
Dijital Beyaz Masa kuracağız, vatandaşımızın problemleri direkt benim önüme düşecek, benden ilgili kuruma iletilecek. Bütün ekibimle birlikte yapacağım. Haksız yere kimseyi ekmeğinden etmeyeceğiz. 7 gün 24 saat çalışan birimlerimiz olacak.
AKŞENER GÖRSE YOLUNU DEĞİŞTİRİR
Geçen seçimde 6-7-8 masanın etrafında birçok parti varken bugün gelinen süreçte menfaatleri doğrultusunda herkesi yolda bıraktıklarını görüyoruz. O gün “ablam” dediği Meral Akşener’i bugün yolda görse yolunu değiştirir. Samimiyet yok ortada. Özgür Özel’in de bunlara karar verebilecek iradesi yok ortada. Bırakın İstanbul’da uzlaşıyı kendi partilerinde uzlaşı yok.
]]>Murat Kurum’un açıklamalarından satır başları:
Çanakkale’de meydana gelen depremi yaşayan tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum. Biz bir deprem ülkesiyiz, deprem gerçeği ile yaşamak zorundayız. Depreme ilişkin tedbirlerimizi alarak yaşamalıyız. Deprem bugün terörle mücadele kadar önemli bir konudur. Biz de projelerimizi, hayallerimizi ortaya koyduğumuzda en önemli gündem maddemiz deprem. İstanbul’daki riskli bina stoğunu bir an önce eritmek istiyoruz, o nedenle 650 bin konutun dönüşümünü açıkladık.
Muhalefet, İstanbul’un deprem gerçeğiyle ilgili son 5 yılda hiçbir proje ortaya koyamadı. 650 bin konut İstanbul’da dönüştürülmemeli diye düşünen bir belediye başkanı şuanda var. Kentsel dönüşümün mahalle mahalle yapılması gerektiğini biz söylerken, bugünkü liyakatsiz belediye başkanı hiçbir şey yapmadı.
Reklam bütçesini deprem bütçesinden 2 katı harcamış bir yönetim var. Bu anlayıştan siz ne beklersiniz, bu anlayış zaten İstanbul’da deprem olsun ve insanlar bu riskli binalarda yaşasın demektir. Biz nüfusu arttırmadan yerinde konutları dönüştürelim diyoruz. Yapmak isteyeni de eleştiriyorlar, kaynak bulamazsınız diyorlar. Biz kaynak bulduk, asrın felaketinde 3 ayda 89 bin konutun inşası başladı. Nasıl bulduk kaynağı? İstenirse yapılır, siz vatandaşınız için dertli olursanız her şey yapılır.
“BABASININ MALI YA DAĞITACAK”
Biz kaynaklarımızı en iyi şekilde kullandık, TOKİ ile kaynak ürettik. Yapamamanın nedeni nedir biliyor musunuz? Kırklareli’nde CHP’li bir başkanın kendi ifadesi, “Beni aday olmamam için neler teklif ettiler, neler” diyor. Demişler ki “Biz sana İBB’den daire başkanlığı verelim”. Babasının malı ya dağıtacak.
Sen 2 günlük konsere 550 milyon harcamayı biliyorsun, Sancaktepe’deydim bugün otobüs yok, 550 milyona kaç tane otobüs alırsın. Sokakta köpek mi kovalar, diğer tarafta kızlarımız bir endişe içinde mi yürür. Biz gerekirse genç kızlarımızı alacağız evlerine bırakacağız. İnsanların sokak hayvanıyla alakalı endişesi olmaması lazım, insanlar yürürken o şehir için dertlenen tasalanan bir belediye başkanı olduğunu hissedecek. Metro yapacaksınız, otobüs sayısını artıracaksınız, yeni yatırım yapacaksınız. Yeni içme suyu kaynağı getireceksiniz. 1 litre su gelmemiş İstanbul’a şu 5 yılda. Sonra da bizim projeleri karalamak diz boyu. Eğer o Marmaray, Avrasya tünel, 3. Köprümüz, Kuzey Marmara Otoyolu yapılamasaydı neler olurdu İstanbul’da?
“İBB’NİN ÖZ GELİRİ YÜZDE 8’E DÜŞTÜ”
100 bin sosyal konut için 16 Nisan’da başvuruları alacağız. KİPTAŞ eliyle yarısı bizden 300 bin konut yapacağız. Biz 250 bin konutu dönüştüreceğiz. 58 milyar dolar tutarında. Şu anda İBB’nin 500 milyar dolardan fazla bütçesi var.
Bir tane örnek göstersinler, desinler ki “Siz Okmeydanı’nda kentsel dönüşüm yaptınız rantsal dönüşüm var.” Şimdi biz kaynağı nereden bulacağız, İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a harcayacağız. İBB’nin öz geliri var değil mi? Biz burayı devrettiğimizde öz gelirle merkezi bütçeden gelen gelirlere baktığımızda öz gelir yüzde 8’e düşmüş.
Biz İstanbul’da 100 bin konutu neden yapacağız, ben tüm sendikalara gittim. Memurların İstanbul’dan beklentileri var. Bu konutlar kentsel dönüşüm yapılan binalardaki insanlarımıza düşük kiralı olarak verilecek. Memurlarımızın ihtiyacı mı var? Onlara düşük kiralarla kiralayacağız ki dengeyi yakalayacağız.
“BİRİLERİNE LAF YETİŞTİREN TARAFTA OLMAYACAĞIZ”
Sayın Cumhurbaşkanımızdan destek alacağım, ilgili bakanlarımızdan destek alacağım. İstanbul için ne gerekiyorsa yapacağım. Biz birilerine laf yetiştiren tarafta olmayacağız. Bakın bana muhalefet şu 60 gündür İstanbul’la ilgili hiçbir gündemi sormuyorlar. Yok dili sürçmüş, yine bir toplantıda demişim ki ben “Yüzde 87 başarı sağlamış.” Bunlar bundan medet umuyor ya, hepimiz insanız ya. Bizi insanlar neden seviyor, samimi ve içten olduğumuz için. 
ULAŞIMDAKİ HEDEFLER
İstanbul’un en önemli sorunlarının başında ulaşım, deprem, konut fiyatları geliyor. Biz İstanbul’daki trafik çilesini artık çile olmuş. Bir dizi film gibi evine gittikleri tabloyla karşı karşıyayız. İstanbul’a o sevgi ve ilgiyi göstermezseniz daha kötü olur. Yılda 18 milyon turistin geldiği, araçlanma sayısının arttığı İstanbul’da yatırım yapmak zorundasınız. Birileriyle kirlik pazarlıklarla bunu yapamazsınız. Meselenin ne olduğuna oturup bir bakacaksınız. İstanbullular neden bu çileyi çekiyor? Metrobüs kuyruğunu görsem ve belediye başkanı olsam utanırım, sokağa çıkamam. Bu insanlara bu hak mı ya!
Biz raylı sistemi 5 yılda 2 katına çıkaracağız. 340 kilometreden 650 kilometreye çıkaracağız. Her ilçeye metro gidecek bir sistem yapacağız. 
2 YAKAYA 2 BÜYÜK TÜNEL
İstanbul’un 2 yakasına 2 büyük tünel yapacağız. Mevcut İBB yönetimi yeni bir tane tünel yapmadı. 122 kilometrelik tünelle alternatif bir yol oluşturuyoruz. Yerin altından hızlı bir şekilde gidilecek yol olacak. Bunların bittiğini hayal edin Kilyos’tan çıkan bir vatandaşımız kesintisiz Büyükçekmece’ye kadar gidecek.
İSTANBUL’DAKİ OTOPARK SORUNU NASIL ÇÖZÜLECEK?
Vatandaşımız evinin önüne ücret ödemeden park edecek. 250 bin yeni otoparkı hayata geçireceğiz. Üstü yeşil alan, altı otopark olan projeyi hayata geçireceğiz.
Okullara otopark yapacağız, o okula gelen öğretmen ve veli oraya park edecek. Bakın burası Çengelköy Meydanı, altı otopark olacak. Çengelköy’ü bilirsiniz, orada arabayı koyacak yeriniz yok. 650 bin konutu da her daireye bir otopark hakkı ile inşa edeceğiz. 
BİZİSTANBUL UYGULAMASI
Tek sistemden taksiyi yöneteceğiz. Şuanda bir çok uygulama var, biz bunu tek çatı altında toplayacağız. Oldu ya taksiden istediğiniz verimi alamadınız, ödül ve ceza uygulaması getireceğiz. Gerekirse men edeceğiz. Bir yandan taksicilerimize eğitim vereceğiz. Taksicilerin de güvenliğini düşüneceğiz.
CHP-DEM İTTİFAKI
Bu ittifakın kimlerle nasıl olduğunu milletimiz biliyor. Aynı geçmişte olduğu gibi bakanlıkları paylaşmışlardı. Cumhur İttifakı’nda böyle bir şey gördü mü bu millet?
Devlet Bey, “Sizin de bu noktada bir talebiniz var mı? diye sorulduğunda, “Bu millet sizi seçti, sizin yönetmeniz ve bizim uymamız gerekir” diye yanıt verdi.
İMAMOĞLU’NA ATEŞ PÜSKÜRDÜ
Sen bizim ‘Tek millet, tek devlet’ dememizden mi rahatsızsın ya! Sen git önce kendini özgürleştir ya! Sen ne demek istiyorsun? Sen önce kirli ittifaklarının hesabını ver. Böyle bir aşağılık bakış açısı olamaz! Sen kimsin ki! Sen git o büyükelçilerle yaptığın kirli anlaşmaları açıkla. Gelip bize akıl verme, sen kimsin ya! Sen kendi menfaatin için her türlü kirli ilişkiye gireceksiniz sonra bizim ‘Tek millet, tek devlet’ dememizden mi rahatsız oluyorsun.
Özgür Özel, bedelli askerlik yapan vatandaşlarımızı hedef aldı, kendi belediye başkan adayları bedelli askerlik yapmış kişiler.
ANKETLERDE SON DURUM
Biz geriden başladığımız yerden 1,5, 2 puan öne geçtik. Bütün İstanbulluların oyunu alacağız ve büyük bir zafer kazanacağız.
Kurum, Eyüpsultan Kültür Merkezi’nde düzenlenen Doğu ve Güneydoğu Anadolu İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 5 yıllık bakanlığı döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde kendisinin eserleri olduğunu söyledi.

Buralarda ayak basmadık tek bir il, ilçe ve mahalle bırakmadıklarını dile getiren Kurum, “Biz iz bıraktık, izin yapmadık. Gittiğimiz her yerde iz bıraktık. Çünkü biz bu ülkenin her bir karışına aşığız, sevdalıyız. Biz, bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz hep milletimiz oldu. Ne diyor Erzurumlu kardeşlerimiz, ‘Dert insanı mert eder’. Evet, bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir.” diye konuştu.
BU NASIL BİR KİBİRDİR!
İstanbul’un iş bilmez ellerde ve beceriksiz yönetim altında çok zaman kaybettiğini ifade eden Kurum, şunları kaydetti:
“İstanbul’umuzun 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Sadece reklamla, algıyla, polemikle, bu koca 5 yıl geçmiştir. ‘İsrafı bitirdik.’ deyip o boy boy dizdikleri arabalardan daha fazlasını, bir türlü kime verdiklerini açıklayamadıkları o araçların 2 katını bugün şimdi hizmet aracı olarak kullandıklarını görüyoruz. ‘İsrafı bitirdik.’ deyip 175 milyon lira tabelalara reklam bütçesi ayırdıklarını görüyoruz. İsrafı dibine kadar yaptıkları, 550 milyon lira para harcadıkları o konserleri görüyoruz.
Yarı zamanlı belediyecilik yapan, arada sırada belediyeye uğrayan başkan çıkmış dün yine ‘Bir parmak eksilterek, el mi sallanır?’ demiş. Hani bizim işaretimiz var ya, Rabia işaretimiz. Üstüne tüm AK Parti’mizin seçmeniyle bu yetmezmiş gibi dalga geçip ‘Allah size akıl fikir versin.’ demiş. Bu nasıl bir kibirdir ya. Kibri emin olun, o aklının önüne geçmiş. Neyle dalga geçiyor, bizim işaretimizle dalga geçiyor. Ne var bu işarette? Bu işarette tek bayrak, tek millet var, tek devlet var, tek vatan var. Bunu neyinden rahatsız oldun? Sen bizim birliğimizden, beraberliğimizden mi rahatsız oldun? Sen git o yabancı büyükelçilerle masada olmaya devam et. Biz, sen istesen de sen istemesen de milletimizin masasında, milletimizle el ele kol kola yürümeye 22 yıldır olduğu gibi yine devam edeceğiz. Sen git, 5 yıldır olduğu gibi yol yürüdüğün, ‘liderim’ dediğin o genel başkanını, il başkanını arkasından hançerlemeye devam et. Sen yine git, o İstanbul’un kaynaklarını, İstanbul’a değil kendi emellerin, kendi geleceğin için çarçur etmeye devam et ama sabret, 31 Mart’ta senin o eş genel başkanını da, seni de süresiz tatile yollayacak bu millet.”
İBB Başkanı adayı Kurum, yerel seçimin iki zihniyet arasında gerçekleşeceğini, sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemenin veya kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamanın seçileceğini dile getirdi.
“Bu seçimde, bu 5 yılda, 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelinin inşasını başlatanları seçeceğiz.” diyen Kurum, milletin kaynaklarını çarçur edenlerin ya da kendileri gibi İstanbul’un her ilçesine 350 milyar lira yatırım yapanların seçileceğini vurguladı.
Kurum, İstanbulluların 5 yıldır çektikleri çileyi de göz önünde bulundurup hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti ile Cumhur İttifakı’nı 31 Mart’ta rekor bir oyla seçeceğini dile getirdi.
BİZ HEP MİLLET İÇİN ÜRETEN TARAFTA OLACAĞIZ
Murat Kurum, hiç kimsenin kendilerini polemik yaparken bulamayacağını kaydederek, “Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken, gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların arkasında bulamayacaklar. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız, hep sözünü tutanların tarafında olacağız.” şeklinde konuştu.
Programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, bazı milletvekilleri ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>Konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek başlayan Murat Kurum, “Kardeşlerim, biz sizleri çok seviyoruz. Çünkü Ordulu kardeşlerimiz sabah gün doğmadan Karadeniz’in hırçın dalgalarında mücadele ediyor. Dik yamaçlı köylerinde fındığa koşuyor. Yaylalarında hayvanının, bahçesinin derdine düşüyor; ticaretimizi, sanayimizi güçlendiriyor; bu ülkeyi kalkındırıyor. Ordu’muzun güzel insanlarına, her bir Ordulu kardeşime hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum.” dedi.
“Ordu, Danişment Gazi’nin, Fatih Sultan Mehmet Han’ın emanetidir. Ordu, her daim küllerinden yeniden doğan azmiyle yiğit bir şehrimizdir.” diyen Kurum, “Ordu; cennet vatanımızın, cennet köşelerinden biridir. Ordu’nun dillere destan güzelliği, Karadeniz’in mavisi ile yeşilinin kucaklaşmasıdır. Boztepe’den şöyle şehrin eşsiz manzarası insanı adeta içine çeker. Karaoluk Şelalemize vardığınızda suyun sesi sizlere en güzel şarkıyı söyler. Ulugöl Tabiat Parkımızda yeşilin her tonu sizleri bir başka karşılar. Yason Burnu tarihin derinliklerini gözler önüne serer.” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.
“ORDU’MUZA TOKİ ELİYLE 5 BİNDE FAZLA YENİ YUVA İNŞA ETTİK”
Bakanlığı döneminde Ordu’da yaptığı çalışmalara değinerek, “Ordu’muzu biz de hiçbir zaman yalnız bırakmadık. Her daim yanında olduk. Ordu’da sel felaketi yaşandığında çok kısa bir sürede Ordulu kardeşlerimizin yanı başında, gönül gönüle olduk. Selden zarar gören evlerimizi, iş yerlerimizi eskisinden çok daha güzel bir şekilde kısa sürede vatandaşlarımıza teslim ettik. Bununla beraber bugüne kadar Ordu’muza TOKİ eliyle 5 binden fazla yeni yuva inşa ettik. 2 binden fazla konutumuzu kentsel dönüşüm kapsamına aldık. Ordu’muza; şehrimizin yeşiline, çağlayan derelerine, muazzam doğasına yaraşır millet bahçeleri kazandırdık.” dedi.

“SİYASİ HIRSLARI UĞRUNA, İSTANBUL’U PAZARLIKLARIN KONUSU HALİNE GETİRDİ”
İstanbul’un kirli bir pazarlık masasına yatırıldığının altını çizen Kurum, “Sizler, daima Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında oldunuz, her zaman Cumhur İttifakı’na destek verdiniz. Türkiye’nin, İstanbul’un karşısında ne zaman bir tehlike ve tehdit görseniz, hemen safa geçtiniz; iradenizi ortaya koydunuz. İşte bugün de aynı hassasiyeti İstanbul için göstermenizi istiyorum. Çünkü İstanbul, çok daha büyük tehlikenin girdabına sokulmak isteniyor. Bugün maalesef, milletin gözleri önünde ‘İstanbul kirli bir pazarlık masasına’ yatırılmıştır. İşte iki gün önce, Sancaktepe’de, Kandil İttifakının bayrakları meydanlarda sallandı. Kandil ittifakının küçük ortağı da bunu itiraf etti. Yani artık gizledikleri ittifak, tamamen ortaya çıktı. Kandil Uzlaşısının adayı İmamoğlu; siyasi hırsları uğruna, İstanbul’u pazarlıkların konusu haline getirdi. Ama şunu asla ve asla unutmasın. Tarihten bu yana İstanbul ne zaman paylaşılmak istense bu millet buna izin vermemiştir, o kirli anlaşmaları bozmuştur. Allah’ın izniyle 31 Mart’ta da bozacaktır.” diyerek sözlerinde devam etti.
“SİZ İSRAFI BİTİRİP HİZMETİ GETİRMEDİNİZ, SİZ İSRAFI GETİRİP İSTANBUL’U BİTİRDİNİZ”
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul’un kaynaklarını reklam ve algı için israf etmesini eleştiren Kurum, “Gittiğim her yerde söylüyorum. Ve ısrarla da anlatmaya devam edeceğim. İstanbul’un annelerine, gençlerine, çocuklarına ait yüz milyarlarca liralık kaynakları çarçur edenlerin, acımasızca israf edenlerin elinden bu şehri kurtaracağız. Bunlar şimdi her yere afişler, pankartlar asıyorlar ya. O pankartlara da ‘israfı bitirdik hizmeti getirdik’ diye yazıyorlar. Sen israfı bir konsere 600 milyon lira ödeyerek mi bitiriyorsun? Sen israfı bitirdik diye astığın pankartların reklam bütçesine bile 175 milyon lira harcamış kişisin. Sadece bu iki örnek bile senin nasıl müsrif bir belediyecilik yaptığını göstermeye yeter. Ama 31 Mart’a şurada çok az kaldı. Biz Ordulu kardeşlerimizle birlikte sandıklarda diyeceğiz ki; siz, israfı bitirip hizmeti getirmediniz. Siz israfı getirip, İstanbul’u bitirdiniz.” dedi.
“BUNLARIN GÜNDEMİNDE YİNE İSTANBUL YOK”
Ekrem İmamoğlu’nun ‘törene davet edildim, edilmedim’ tartışması ile kendisine mağduriyet üretmeye çalıştığını belirten Kurum, “Herkes biliyor ki bunların İstanbul’da hatırlanacakları tek bir eserleri yok. Ama bu duruma rağmen, başkan yine işi gücü bırakmış, yine polemiklere, gündem değiştirme çabalarına girmiş. Kendisi buradan beslendiği için, ne yapsam da bir polemik çıkarsam diye sabah akşam düşünüyor. Akşam bir rüya görüyor, sabah o rüyaya inanıp onun peşinden koşuyor. Hani hikâyede anlatılır ya; ‘adamın biri bir yerde bir yalan söylemiş de köye inince o yalana kendi de inanmış.’ Bunların durumu tam olarak böyledir. Ya sen törene gelsen ne olur, gelmesen ne olur? 5 yıldır devletin hiçbir değerine saygı duymayan, hiçbir protokole katılmayan sensin. 5 yıldır söz verdiği metroları yapmayan sensin. İstanbul’u çile yumağı haline getiren sensin. Şimdi kalkmışsın, ‘törene davet edildim, edilmedim.’ Bunların gündeminde yine İstanbul yok, gündeminde yine İstanbullular yok. Varsa yoksa kendisi. Bunlar kendilerine yeni bir mağduriyet üretiyorlar ama bu millet buna kanmaz. Buradan sana ekmek çıkmaz.” ifadelerini kullandı.

“İMAMOĞLU’NUN YAZIP OYNADIĞI FİLMİN SON PERDESİ ARTIK KAPANIYOR”
31 Mart’ta İstanbul’da ‘Gerçek Belediyeciliğin’ perdesinin açılacağını sözlerine ekleyen Kurum, “Ekrem İmamoğlu’nun yazıp oynadığı bu filmin son perdesi artık kapanıyor. AK Parti belediyeciliğinin perdesi açılıyor. Sırtını Kandil’e dayayanların değil, sırtını millete yaslayanların dönemi başlıyor.” diyerek konuşmasını sürdürdü.
“EYÜPSULTAN’DAKİ TÜM MÜLKİYET PROBLEMLERİNİ BİTİRİYORUZ”
1 Nisan’dan itibaren Eyüpsultan’da yapılacak dev yatırımları sıralayan Murat Kurum, “Akşemsettin, Çırçır, Alibeyköy mahallelerimiz başta olmak üzere ilçemizdeki tüm mülkiyet problemlerini bitiriyoruz. Kentsel dönüşüm çalışmalarımızla bu şehirde, Eyüpsultan’ımızda tek bir riskli yapı bırakmayacağız. Çırçır Mahallemize çok güzel bir meydan kazandıracağız. Yine Eyüpsultan’ımıza yaraşır, şöyle güzel bir kültür merkezini de yapacağız. İnşallah bu kültür merkezi ilçemiz için yeni sanatçılarımızı yetiştirecek bir merkez olacak. Hasdal Kemerburgaz güzergahı Göktürk Mahallemiz mevkisine 1,5 km gürültü bariyeri yapacağız. Haliç’te muazzam bir düzenleme yapacağız. Yine Haliç’in çevresine 7 kilometre bisiklet yolu yapacağız.” dedi.
Trafik sorununu çözmek için hızla harekete geçeceklerini söyleyen Kurum, “Eyüp-Bezmiâlem kavşağını yapacak, hemşerilerimize armağan edeceğiz. Eyüp-Bayrampaşa tramvay hattını 1 Nisan sabahı hemen başlatacağız. Fatih-Vezneciler-Eyüpsultan-Gaziosmanpaşa-Sultangazi metro hattıyla inşallah ilçemiz ve komşuları trafik derdinden kurtulacak. İslambey, Rami, Kemerburgaz ve Güzeltepe otoparklarımızı yapacağız. Biz yaptık mı tam yaparız. Üstlerine kreşlerini, kütüphanelerini, yemyeşil parklarını da konduracağız. Allah’ın izniyle Eyüpsultan’ımızı dantel gibi işleyeceğiz! Eserlerimiz, hizmetlerimiz Ordulu kardeşlerimize ve Eyüpsultan’ımıza şimdiden hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
“BU ŞEHR-İ İSTANBUL’U, YENİDEN EMİN ELLERE TESLİM EDECEĞİZ”
“İstanbul’u hiçbir şey yapmayan, sadece laf üretip, hizmetlere beton döken bu iş bilmez İBB yönetiminden; Eyüpsultan’ımızı da İstanbul’umuzu da siz değerli hemşerilerimle birlikte kurtaracağız.” diyen Kurum, “Fatih’in emanetini, pazarlıklar kumpasından çıkaracağız. Bu Şehr-i İstanbul’u, yeninden emin ellere teslim edeceğiz. İstanbul’u ilelebet özgürlüğüne kavuşturacağız. İşte 35 gün sonra; hepimiz sandığa gideceğiz, milli irademize sahip çıkacağız. Ben şuna yürekten inanıyorum. Allah’ın izniyle Ordulu kardeşlerimiz 31 Mart’ta tıpkı 22 yıldır olduğu gibi oyunu yeniden; eserden, hizmetten, gerçek belediyecilikten yana kullanacak.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, etkinlikte yaptığı konuşmasında, “Aldığı görevi, milletimizin kendisine verdiği emaneti, bu milletin bu şehre hizmet etsin diye oturttuğu koltuğu 5 yıl boyunca genel başkanlık sevdasına harcayanlara, cumhurbaşkanı diye yola çıkıp cumhurbaşkanı yardımcısı bile olamayanlara, bugün de gelecek için İstanbul’un bugününü heba eden CHP’li İBB yönetimine 31 Mart’ta kayağa, denize, balığa gitmesi için 5 sene izin veriyoruz. 31 Mart’ta İstanbul’u inşallah muradına kavuşturuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Programa AK Parti MKYK Üyesi Fahrettin Yahşi, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, Ordu Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Necati Özdemir ile bazı milletvekilleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>
Sinan Oğan, Karamahmutoğlu’nun iddialarına X hesabından yaptığı paylaşımla sert yanıt verdi.

Oğan açıklamasında, ”Utanmadan yalan konuşup, iftira atıyorsun.” diyen Oğan, “En son seçimlerde şu an adayı olduğun Zafer Partisi’ne oy vermediğin gibi Türk milliyetçilerini Zafer Partisi yerine CHP’ye oy vermeye çağırıp HDP ile kol kola girmeye davet ediyordun!” ifadelerini kullandı.
Oğan açıklaamsında şu ifadeleri kullandı;
Azmi Karamahmutoğlu,
Önemli bir seçim arefesinde seçimlerde yüzde 5,2 oy almış birisinin tabanından oy alma çareleri aramak yerine sürekli bu kitleye iftira atarak siyaset kalibreni ortaya koyuyorsun! Daha önce şahsıma iftira attın ama Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile olan dostluğumuz ve seçimlerdeki beraberliğimiz yüzü suyu hürmetine cevap vermedim. Ama görüyorum ki ben cevap vermedikçe sen iftiralarına devam ediyorsun. Ve artık günah bizden gitti!
İBB ADAYI OLMUŞSUN UTANMADAN İFTİRA ATIYORSUN
İstanbul gibi aziz bir şehrimize Belediye başkan adayı olmuşsun ama utanmadan yalan konuşup, iftira atıyorsun. Güya sen beni tanıdığında ben sosyalistmişim! Sen beni ne zaman tanıdın Azmi Karamahmutoğlu?

Sen Mersin’de Meslek Yüksekokulu’nda okuduğunda ben İstanbul’da okuyordum o esnada tanışmadık. Rahmetle andığım İstanbul Ülkü Ocakları eski il başkanı Nihat Çetinkaya ile beraber 1988 yılında İstanbul’da Azerbaycan Derneği’ni kurup Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi verdiğimizde tanışmış olamayız zira sen oralarda yoktun, yine rahmetle andığım Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Turan Yazgan hocamla beraberdim, 1989’da Türk Dünyası Atlasını ilk defa olarak ben hazırlamıştım orada da tanışmadık.
KILIÇDAROĞLU’NDAN VEKİLLİK KAPMAK İÇİN HDP İLE KOL KOLA GÖRDÜK
Ben onların yanında Türk dünyası mücadelesi verdiğimde de tanışmadık. 1990 yılında Rus tankları Bakü’de katliam yaptığında Sovyetler Birliği İstanbul Başkonsolosluğu önüne şahsen 25 bin kişiyi yığıp mitinge liderlik ettiğimde de sen yoktun, orada da tanışmadık. Ardından Azerbaycan’a gittim orada da rahmetli Elçibey’in yanındaydım, orda da tanışmadık seninle. Sonrasında Azerbaycan’da TIKA Temsilcisi olarak Türk dünyasına hizmet veriyordum ve üniversitede öğrenci yetiştiriyordum, orada da tanışmadık. 2000 yılında Türkiye’ye dönüp Ümit Özdağ ile ASAM’da çalışmaya başladım. Orada da tanışmadık. Yine sonrasında MHP’de Sn. Genel Başkana danışmanlık yaptım, sonrasında da mecliste MHP milletvekiliydim. Buralarda da tanışmadık. Seninle ilk buluşmamız 2015 yılında benim MHP Genel Başkan Adaylığım zamanında İstanbul’da bir ofiste oldu. O zaman bana genel başkan olursam seni partiye yeniden alıp almayacağım sormuştun ve ben de elbette partiden kopan herkesi toparlayacağım demiştim sen de beni desteklediğini ifade etmiştin. Madem ben sosyalisttim neden benimle görüştün ve desteklediğini ifade ettin? Sonra seni en son Kemal Kılıçtaroğlu’ndan bir vekillik kapmak için HDP ile kolkola görmüştük. Kılıçtaroğlu kimlere kimlere vekillik verdi de seni kullanıp bir vekilliğe dahi layık görmeyip buruşturup bir kenara attı.

Bir ara ATA ittifakı ve Zafer Partisi’ne oy verip oyunuzu heba etmeyin diyordun… En son seçimlerde şu an adayı olduğun Zafer Partisi’ne oy vermediğin gibi Türk Milliyetçilerini Zafer Partisi yerine CHP’ye oy vermeye çağırıp HDP ile kol kola girmeye davet ediyordun!
Bu tiplerin ortak bir özelliği vardır. Ellerinde bir kantar olduğunu, herkesin ülkücülüğünü milliyetçiliğini tartabileceklerini sanıyorlar. Sözüm ona ‘en ülkücü onlar’ oysa ki Kılıçdaroğlu’nun arkasında dolandıklarında o kantarın kendilerini de tarttığını unutuyorlar. Öyleyse açıkça söyleyeyim İstanbul seçimlerinde durduk yere bize iftira atarak kaydedeceğiniz mesafe yok. Aksine ne Sinan Oğan Gönüllüleri’nden ne de Türkiye ittifaki Partisi üyelerinden ve hemşeri gruplarımızda tek bir oy dahi alamayacaksın!
Ayrıca ömrünü Türk dünyasına hizmet mücadelesinde geçirmiş ve tüm bunları yapmak sosyalistlik, bir vekillik kapmak için Kılıçtaroğlun kuyruğunda HDP ile kolkola girmek milliyetçilik, ülkücülük öyle mi Azmi Karamahmutoğlu?
]]>Yaşanan rehine krizi ile ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı.

DEĞERLENDİRME TOPLANTISI
Olayın hemen ardından Kocaeli Valisi Seddar Yavuz da bölgeye gitti, son durum hakkında bilgi aldı. Vali Seddar Yavuz, Gebze Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, İl Jandarma Komutanı Albay Murat Bozkurt ve alanında uzmanların katıldığı değerlendirme toplantısı yapıldı. Olay, tüm yönleriyle bu toplantıda ele alındı.

SOSYAL MEDYADA CANLI YAYINLAR AÇILDI
İbrahim Y., zaman zaman sosyal medyada paylaşımlar yaptı, aynı zamanda rehinelerin hesaplarından da canlı yayınlar açıldı. Rehin tutulan işçilerin yakınları da fabrika bölgesinde saatlerce bekledi. Yakınlarından gelecek iyi bir haberi umut eden vatandaşlar, sosyal medyada yapılan paylaşımları takip etti.

“GAZZE İÇİN YA MUSALLA YA ÖLÜM”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla böyle bir eylem yapan İbrahim Y., fabrika duvarına sprey boyalarla yazılan “Kapılarak açılacak. Gazze için ya musalla ya ölüm” yazısı önünde poz verdiği fotoğrafını da sosyal medyada paylaştı.

DOĞUM GÜNÜ KUTLANDI
Sosyal medyada açılan yayınlar sırasında ilginç anlar da yaşandı. Yayın sırasında 1 Şubat’ta doğum günü olan personel için pasta kesildi. Doğum günü dolayısıyla önceden hazırlık yapan personeller, İbrahim Y.’den izin istedi. Şüphelinin izin vermesiyle doğum günü kutlandı. Önceden alınan pastaya konulan mumlar, doğum günü olan personel tarafından üflendi. Ardından personel, arkadaşlarına sarıldı. Tüm bu anlar, sosyal medyadan saniye saniye canlı olarak yayınlandı.

Operasyondan yaklaşık 2 saat önce, rehin tutulan bir başka personelin sosyal medya hesabından da yayın açıldı. Yaklaşık 45 dakika süren yayında, personeller ile İbrahim Y. arasında yaşanan diyaloglar ve İbrahim Y.’nin telefon konuşması da yer aldı.

“ONU DA DÜŞÜNMEDİM DEĞİL AMA KENDİ İNANCIM DAHA AĞIR BASTI”
Yayında rehinelerle sohbet eden İbrahim Y. “Nerelisin?” sorusunu, “Aslen Bayburtluyum ama doğma büyüme buradayım” diyerek yanıtladı. İbrahim Y., “Sen ayrılmış mıydın işten?” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

“15 gün önce ayrıldım. Kardeşim devam ediyor. O devam. Artık bilmiyorum bundan sonra çalıştırırlar mı, bugünden, bu saatten sonra sonra bilemiyorum. İstemeden kötülük yapmış olabiliriz. Kendi bilecekleri bir şey, bilmiyorum. Onların da nasibi belki başka yerdedir ama ben tabii vicdanen rahatsız olurum. Benim yüzümden birilerini cezalandırılması kötü olur. Ben yapmışım. Acizlik yani. Benden intikam alamamışsın, sen bu adama, işçine şey yapıyorsun. Onların anlayışı nasıl olur? Patronların mesela bana karşı. Saygı duyarlar mı? Sanmıyorum saygı duyacaklarını. Sonuçta onları da zor duruma düşürdüm. Onu da düşünmedim değil ama kendi inancım daha ağır bastı”

“HAYAT, YAŞLANACAĞIZ”
İbrahim Y., odada bulunan personele, “İsmini unutuyorum ben, kusura bakma. Yaş kaç bu arada? Kendini yaşlı hissetmeyesin” dedikten sonra “Hayat, yaşlanacağız” cümlelerini de kullandı.

“UMUTVARİ KONUŞABİLİRDİK ASLINDA”
Yayının devamında İbrahim Y.’nin telefonda biriyle konuştuğu duyuldu. İbrahim Y., bu konuşması sırasında şu ifadeleri kullandı:
“Şuan bir yaramazlık yok. Olursa haber vereceğim. Öyle yani. İyiye gidiyor gibi. Sosyal medyada biraz etkileşim olmuş. Faydası olacağına inanıyorum. Bilmiyorum ki yayın açayım mı? Beni normalde takip edenler vardı, birkaç tane. Umutvari konuşabilirdik aslında”

“AİLENDEN TUT, İŞİNDEN TUT, CANINI ORTAYA KOYUYORSUN, DÜŞÜN O YOLDAN GERİYE DÖNER MİSİN?”
Telefondaki kişi tarafından uzun süre ikna edilmeye çalışılan İbrahim Y., “Yapman gerekeni yaptın” yanıtı üzerine, “Henüz değil, bence daha inandığım henüz olmadı. Onunla alakalı paylaşımlar görürsem… Birçok yer var takip ettiğim. Filistin ile alakalı sayfalar var, kişiler var. Olayın yayılmasından kastım yok. Abi yapma gözünü seveyim ya. Sen ‘Yaptın’ diyorsun ama ben yaptığıma kanaat getiremiyorum ki. Ama kapı açılmadı. Kapı açılmadıktan sonra ben şimdi bedavadan… Sen beni kendi yerine koy. Böyle bir yola çıkıyorsun ama istediğin olmuyor ve sen olayı yarım bırakıyorsun. Ve o yola çıkarken düşün yani her şeyini feda edecek şekildesin. Ailenden tut, işinden tut, canını ortaya koyuyorsun. Düşün o yoldan geriye döner misin?”
“SEN BENİ İKNA ETMEYE ÇALIŞIYORSUN ŞUAN AMA OLMUYOR”
İbrahim Y., sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biraz daha sabretsek diyorum. Ben inanıyorum, bu kapı açılacağına inanıyorum. Benim de yapabileceğim bu. Bundan başka bir şey gelmiyor elimden. Sen beni ikna etmeye çalışıyorsun şuan ama olmuyor. Benim ikna olacağım şeyi bende biliyorum, sende biliyorsun. Ben dediğim gibi, sen bana inanç duyduysan, benim bırakmayacağımı belki anlamışsındır. Gerisini sana bırakıyorum abi”
“ONLARA BİR ZARAR VERMEMEYİ DÜŞÜNÜYORUM…”
Yayının ilerleyen dakikalarında ise İbrahim Y., “Ben size bırakıyorum artık, sizin elinizde. Benim yapacağım sonuna kadar gitmek. Düşünüyorum, onlara bir zarar vermemeyi düşünüyorum. Hatta bunu başaracağım da. Ben artık konuşmaların hiçbir şeye fayda etmediğini düşünüyorum. Senin konuşman burada bak bir iki kişinin moralini bozdu biliyor musun? Oturuyoruz, sohbet ediyorduk. Konuşman beni daha da şey yaptı. Dinliyorlar bu arada. Söylemeyi unuttum, kusura bakma da hoparlörden konuşuyorum. İstersen bir ara verelim. Sonra görüşürüz olur mu?” dedi.
TUVALET İHTİYACI İÇİN GİTTİ, OPERASYON BAŞLADI
İbrahim Y. ile saatlerce yürütülen müzakerelerden olumlu netice elde edilemedi. Şahıs, Saat 23.40 sıralarında tuvalet ihtiyacı için rehinelerin yanından ayrılınca operasyon için düğmeye basıldı. Rehinelerin hayatı için her detayı düşünen ekipler, başarılı bir operasyonla şahsı gözaltına alındı. 7 rehine ailesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı, İbrahim Y. ise gözaltına alındı. Operasyonun ardından şahsın yanında 2 silahının bulunduğu bildirildi.
VALİLİK: “OLAY BÜTÜN YÖNLERİYLE İNCELENMEKTEDİR”
Operasyonun ardından Kocaeli Valiliği’nden yapılan açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
“Gazze’de devam eden işgale dikkat çekmek istediğini belirterek, firma çalışanı olan 7 kişiyi rehin alan şahısla, alanında uzman personellerin yürüttüğü müzakereler olumlu sonuçlanmadığından, daha önceden yapılan hazırlıklar neticesinde güvenlik güçlerimizce zanlı, müdahale edilmek suretiyle etkisiz hale getirilmiştir. Rehineler sağ salim kurtarılmış olup, eylemi gerçekleştiren şahıs gözaltına alınarak olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatılmıştır. Olay bütün yönleriyle incelenmektedir”