Satış sonrası hizmet kalitesiyle öne çıkan ve yaklaşık yüzde 1-2 arasında bir rakamla en düşük geri dönüş oranına sahip markalar arasında yer alan OPPO, satış sonrası hizmetleriyle de kullanıcılarına güven veriyor. 2024 yılında AGM Teknoloji ile stratejik bir iş ortaklığı kuran OPPO, telefonlarının Türkiye’deki üretimi ve satış sonrası hizmetlerini AGM Teknoloji aracılığıyla kullanıcılarına sunuyor.
20 kişilik teknisyen kadrosu, kargo kayıt elemanları, resepsiyon hizmeti, yedek parça ve çağrı merkezi yönetim ekibiyle hizmet veren merkezde, İstanbul’daki kullanıcıların yanı sıra, Türkiye’nin dört bir yanındaki kullanıcılar da ürünlerini bakım ve onarım için bu merkeze kargo yoluyla ücretsiz iletebilme olanağı sunuluyor.
Ayrıca, Türkiye genelinde 7 farklı şehirde bulunan anlaşmalı servis noktaları aracılığıyla kullanıcılara hizmet sunan OPPO, kullanıcılarının tercih ettikleri durumlarda ve yakınlıklarına göre bu farklı şehirlerdeki anlaşmalı servis noktalarından da hizmet alabilmelerini sağlıyor.
ONLİNE RANDEVU İLE 1 SAAT İÇİNDE ONARIM DESTEĞİ
İstanbul’daki Merkez Servis için OPPO Destek web sitesi üzerinden randevu alınabiliyor. Merkez Servis’e bakım ve onarıma gelen cihazların işleminin genellikle bir saat içerisinde tamamlanması planlıyor.
Merkez Servis’ten randevu alan kullanıcı için tüm hazırlıklar önceden yapılıyor. Eğer servise gelen cihazın bir parçasının dışarıdan temin edilmesi gerekiyorsa, bu durumda kullanıcılarının iletişiminin kesintiye uğramaması için ikame cihaz da temin ediliyor. OPPO Destek web sitesi, online randevu, servis noktalarını görme, çağrı hattına erişim bilgileri ve parça fiyat listeleri dışında ayrıca yazılım güncellemeleri için de kullanıcılara hizmet sunuyor.
Kullanıcılara 2 yıl garanti süresi sunan OPPO, garanti kapsamında bakım, onarım ve parça değişimleri ücretsiz yapılabilme olanağı sunuyor. Kullanıcılar, garanti içinde veya dışında olsalar da yedek parça değişim ihtiyaçlarını karşılayabilirler. OPPO’nun Destek web sitesinde, garanti dışı ürünler için parça fiyatları, ürün bazında listeleniyor. Böylelikle kullanıcılar, daha servis noktasına gelmeden ne kadar maliyetle karşılaşabileceklerini görebiliyorlar.
“OPPO.COM ÜZERİNDEN BÜTÜN BİLGİLERE ERİŞİM MÜMKÜN”
AGM Teknoloji Satış Sonrası Hizmetler Direktörü Değer Gargılı, “Biz kullanıcılarımızı, ilk satın almalarından uzun süre sonra da destekleme taahhüdümüzün her zaman arkasında duruyoruz. Ürünlerimizin geri dönüş oranı yaklaşık yüzde 1-2 gibi rakamlarda ve her ürünümüze 2 yıl garanti desteği sunuyoruz. AGM daha önce satılan ürünlerin de servis sorumluluğunu üstlendi. Müşterimiz oppo.com üzerindeki destek sayfamızda yer alan fiyat listemizden cihazına ait tüm yedek parça fiyatlarını görebiliyor.
Bu sayede ekran, pil, hoparlör veya mikrofon değişimi için ürününü bize teslim eden kullanıcımız ne kadar ödeme yapacağını biliyor. Ayrıca yine sitemizde yer alan ‘Sıkça Sorulan Sorular’ sekmesinden de yine cihazları ve cihazlarının bakım süreçleri hakkında detaylı bilgi alabiliyorlar” diye konuştu.
OPPO, kullanıcılara 24/7 çalışan çağrı merkezi aracılığıyla da destek sağlıyor. 08503901955 numaralı hattı arayan kullanıcılar resmî tatiller hariç, pazartesiden pazara haftanın 7 günü, 09.00-18.00 saatleri arasında hizmet alabiliyor.
“1 AY GEÇTİ MAKİNAM ORTADA YOK”
Gülay Erman, “Çamaşır makinem bozuldu, internetten ilk bulduğum tamirciyi çağırdım geldiler. Baktı, ‘Bu makinenin motoru yanmış’ dedi. Yüksek bir fiyat söyledi ama biraz aşağıya indi; 7 bin lirada durdu. Aynı gün bir motorla geldi. Banyoda birtakım sesler duydum, ‘Değiştirdik’ dedi ve 7 bin liramı alıp gittiler. Akabinde çamaşırları attım makine çalışıyor çalışıyor durmuyor. Kendim sıkmaya getirdim, sıkmada makine hopladı. Durdurdum ve bu sefer firmayı defalarca aradım. Sonra ikinci şahıs geldi. O da ‘Ben bu makineyi tamir edeceğim, sizden de hiç para almayacağım ve size getireceğim’ dedi. Alıp makineyi götürdü bu ikinci kişi ve şu anda makine de yok. Defalarca arıyorum ve hergün aynı şeyi söylüyorlar; ‘Bugün geliyor diyorlar’ . 26 Mart’tan bu güne kadar 1 ay geçti, makinam yok ortada.” dedi.
“BUNA KİM DUR DİYECEK”
Yaşadığı olay karşısında çaresiz kaldığını ifade eden Erman, “İnternetten girdim, aradım, geldiler. Bu şekilde buldum ama hiçbir detayına girmedim. Zaten başıma böyle bir şey ilk olarak geldi. Sonrasında bu firmanın içeriğini inceledikçe benim gibi çok mağdur olmuş insanları görüyorum, okuyorum. Tüketici Hakem Heyetine gittim, şikayette bulundum. Ne yazık ki ‘6 ay içerisinde sonuçlanabilir’ dediler. Ben 6 ay içerisinde ne yapacağım. 2-3 gün önce de karakola gittim. Çaresizim, ne yapacağımı şaşırdım. Nasıl bir olayın içindeyiz, buna kim dur diyecek? Bu firmaların insanları bu şekilde kandırdıklarını görüyorum. Lütfen yetkililerden ciddi yaptırımlar istiyorum, bunun önüne geçilmeli.” diye konuştu.
YETKİSİZ SERVİS MAĞDURİYETİNE KARŞI TİCARET BAKANLIĞI’NIN ‘SERBİS’ UYGULAMASI
Tüketici Konfederasyonu (TUKONFED) Hukuk Komisyonu Başkan Yardımcısı Dr. Mücahit Saraçlı, yetkisiz servislere karşı Ticaret Bakanlığı’nın Servis Bilgi Sistemi’nin (SERBİS) kullanılması gerektiğini hatırlattı. Dr. Saraçlı, “Yetkili olmamalarına rağmen maalesef internet üzerinden özellikle böylesine servis aramalarında, arama motorlarında kendilerini üst noktada çıkartıyorlar. Bunları önlemek için Ticaret Bakanlığı, 1 Temmuz 2020 itibariyle SERBİS dediğimiz bir uygulama başlattı. Bu uygulamaya kolay bir şekilde erişim sağlanmakta.
Girdiğinizde 10-15 saniye içerisinde hangi markanın yetkili servisini, kendi adresinize yakın olanını aradığınızda karşınıza çıkmakta. Bu yetkili servislerden de her türlü sorununuza çözüm buluyorsunuz. Aldatıcı reklamlara girdiklerinde, bu tür servisleri gördüklerinde bilinçli tüketici olarak bunların şikayet edilmesi gerekmekte. Zaten yetkili servisler de bu konuda gerekli çalışmaları yapıyorlar. Tüketicilerin sadece dikkat etmesi gereken nokta şu; SERBİS dediğimiz Ticaret Bakanlığı’nın uygulamasına girip bu markaların tanımlı olan servislerine ulaştıklarında her türlü sorunlarına çözüm bulabileceklerdir.” şeklinde konuştu.
BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA; 4 GÖZALTI
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamada olayla ilgili 4 şüphelinin gözaltına alındığı duyuruldu. Açıklamada, “Şüpheli Ö.D.’nin kullanımındaki araçla, T.D.’nin sevk ve idaresinde yer alan öğrencilerin bulunduğu minibüsün önünde durarak aracı sağa çektirdikten sonra T.D. ile şüpheli Ö.D’nin minibüs durağındaki kulübe içerisinde konuştukları sırada, K.D., S.Y. ve H.Y. adlı şüpheliler ile minibüste bulunan öğrencilerden F.Ö., E.D., M.Ö. arasında çıkan arbede sonucunda meydana gelen yaralanma olayıyla ilgili olarak şüpheliler K.D., S.Y., H.Y. ve Ö.D. gözaltına alınmışlardır. Şüpheliler hakkında soruşturma işlemleri devam etmektedir” denildi.
3 AY ÖNCEKİ OLAY DA GÖRÜNTÜDE
İlçedeki bazı dolmuşçuların, ekmekleriyle oynandığı gerekçesiyle, 22 Ocak’ta KTÜ Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği öğrencilerinin, kiraladıkları servis midibüsünün önünü ilçeden geçen Karadeniz Sahil Yolu’nda keserek durdurdukları da ortaya çıktı. Sahil yolunda durdurulan midibüste yaşananlar da kameraya yansıdı. Görüntüde; midibüsten inen çok sayıda üniversitelilerin öfkeli dolmuş şoförlerini ikna etmeye çalıştığı yer alırken, bazı dolmuşçularını bağırdığı duyuluyor.
KTÜ’DEN AÇIKLAMA
KTÜ Rektörlüğü de yazılı açıklamada bulunarak, servis şoförü ile öğrencilerin darp, tehdit ve hakaretlere maruz kaldığı kaydedildi. Öğrencilerin, dolmuşlarda yer bulamadıkları gerekçesiyle servis kiraladıkları belirtilen açıklamada, “Üniversitemizin Sürmene ilçesinde bulunan KTÜ Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü’nün öğrencileri tarafından ‘dolmuşlarda yer bulamadıkları’ gerekçesiyle özel servis kiralanmış, kiraladıkları servisin önü Sürmene’den Trabzon istikametine hareket halindeyken 2 Mayıs 2024 tarihinde ‘dolmuş şoförü’ olduğu öne sürülen kişiler tarafından kesilmiştir. Maalesef servis şoförü ve servisin içindeki öğrencilerimiz darp, tehdit ve hakaretlere maruz kalmıştır. Yaşanan çirkin olay ve arbedenin görüntüleri, sosyal medyada tüm açıklığı ile gözler önüne serilmiştir. Çıkan haberler, yayınlanan görüntüler ve öğrencilerimizin şikayetleri üzerine harekete geçen Sürmene İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, olaya karışan şahısları gözaltına almış, Trabzon Valiliğimizce konuya ilişkin çok yönlü bir soruşturma başlatılmıştır” denildi.
‘GEREKLİ TEDBİRLER ALINACAK’
Öğrencilere geçmiş olsun dileklerinde bulunan KTÜ yönetimi, sürecin de yakın takipçisi olacaklarını vurguladığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Sürecin yakın takipçisi olan Rektörümüz ve yönetim ekibi, yaşanan gelişmeleri saati saatine takip etmiş ve etmeye de devam etmektedir. Bilinmesini isteriz ki; 68 yıllık köklü bir geçmişe sahip, Türkiye’nin önde gelen yükseköğretim kurumlarından biri Karadeniz Teknik Üniversitesi olarak öğrencilerimizin güvenliği ve refahı için en üst düzeyde hassasiyet göstermekte ve gerekli adımları atmaktan geri durmamaktayız. Bu çerçevede üniversitemizin, toplumsal huzur ve güvenliğe katkı sağlamak üzere ilgili tüm merciler ile iş birliği içinde olduğunu belirtmek isteriz. Gelinen noktada, bu tür olayların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirleri alacağımızdan ve Türkiye’nin en huzurlu ve öğrenci dostu şehri olan Trabzon’umuz sınırları içerisinde, öğrencilerimizin hak ettikleri güvenli ortamı sağlamaya devam etmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın”
Yerli siber güvenlik ürünleri üretme çalışmaları kapsamında, 2023 yılında özellikle en büyük 5 atak trendi arasında yer alan oltalama ataklarına odaklanan Türk Telekom, bu ataklara karşı kurum olgunluklarını artırma amacı ile “Altay Oltalama Simülasyonu” platformunu oluşturdu. “Altay Oltalama Simülasyonu” platformu ile standart ve kuruma özel şablonlarla kurum çalışanlarının siber güvenlik olgunluklarını ölçümleyip ilgili eğitimlerin atanması için uçtan uca çözüm sağlıyor.
Ayrıca, DDoS atak simülasyonu hizmetiyle network seviyesinden uygulama seviyesine kadar üç yüzden fazla “bot” üzerinden simülasyon yapan şirket, bu sayede kurumların DDoS olgunluk matrisini çıkarıyor. Türk Telekom, yerli iş birlikleri kapsamında, belirli olgunluktaki ürünlerin hem gelişim çalışmaları hem de saha penetrasyonun artması için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.
Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi himayesinde kurulan “Siber Kümelenme”de bulunan firmalarla yerli ekosistemi destekleyen Türk Telekom, Türkiye’nin ilk ticari ulusal güvenlik duvarını geliştiren Labris işbirliği ile yerli DDoS servisini hayata geçirdi.
Türk Telekom’un Labris Network ortaklığıyla hayata geçirdiği yerli DDoS servisi, çevrimiçi hizmetleri kesintiye uğratan ve dijital alanda hasara neden olan saldırıların önüne geçmeyi hedefliyor.
Türk Telekom bu çözümle gelişmiş ve karmaşık DDoS ataklarına karşı kurumsal ağları ve online servislerin sürekliliğini sağlarken, müşterilerinin kritik altyapılarının güvenliğini milli teknolojilere emanet ediyor. Türk Telekom, yaptığı yerli çözüm yatırımları sayesinde, yeni çıkan güvenlik ürün ve servislerini, dünya ile eş zamanlı olarak Siber Güvenlik Merkezi’nde müşterilerinin hizmetine sunmaya devam edecek.
“TÜM SEKTÖRLERE YÖNELİK UÇTA UCA SİBER GÜVENLİK HİZMETLERİ SUNUYORUZ”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, Türkiye’nin lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi olarak resmi kurumlardan sivil kuruluşlara kadar birbirinden farklı pek çok tüketici ve sektöre hizmet sağladıklarını belirtti.
Özden, her alanda uçtan uca sundukları çözümlerle müşteri odaklı bir pazarlama evreni oluşturduklarını aktararak, şunları kaydetti:
“Siber güvenlik alanında da oluşturduğumuz bu evrenden aldığımız geri bildirimler ile ürün ve hizmetlerimizi çeşitlendiriyoruz. Ürün ve hizmetlerimizi, Türk mühendislerinden oluşan AR-GE ekipleri ve yerli siber güvenlik firmalarının geliştirdiği ürünlerle zenginleştiriyor, otomotivden finansa, e-ticaretten sağlığa tüm sektörlere yönelik uçta uca siber güvenlik hizmetleri sunuyoruz.
Türkiye’nin siber güvenlik seviyesini artırmak için çalışmalarımıza aralıksız devam ederken, Siber Güvenlik Merkezi’mizdeki yerli çözümlerle zenginleştirilmiş ürün portföyümüzü, alanında uzman sertifikalı siber güvenlik mühendisleriyle kullanıcılarımıza sunuyoruz.”
Siber güvenlik servis sağlayıcısı konumundaki ilk operatör olarak, kurumsal müşterilerine 10 yılı aşkın süredir yönetilebilir güvenlik servislerini sunduklarını ifade eden Özden, “3 bini aşkın müşterimizle bugün Türkiye’nin en büyük siber güvenlik operatörü konumundayız. Hem Türkiye hem de global standartlara uyumlu 7/24 proaktif servisler sağlıyoruz. Milli sorumluluklarımız arasında gördüğümüz siber güvenlik ekosistemini güçlendirecek çözümlerimizi artırmaya devam edeceğiz” değerlendirmelerinde bulundu.
]]>Haber7
Bürokraside, emniyette, yargıda, sosyal hayatta yaşananları, başörtüsü sebebiyle zulme uğrayan insanları, gerçek örnekler vererek ‘Şubat Hikayeleri’ kitabında anlatan Yazar Mustafa Atılgan, okuyuculara adeta ‘nereden nereye’ dedirtiyor.

MÜCADELENİN TANIĞI YAZARIN BİZZAT KENDİSİ
Mücadelenin içinde olanların kendi hikâyelerini anlattıkları eserlerden farklı olarak, mücadelenin bizzat tanığı olan yazar, başkalarının hikâyelerini anlatmış. Kitap, bu yönüyle ilk olma özelliği de taşıyor.

‘Şubat Hikayeleri’ kitabının hemen başında, kronolojik olarak kısaca 28 Şubat sürecine değinilmiş. O dönemi yaşamamış olanlar için bilgilendirme, yaşamış olanlar için hatırlatmalar yapılmış.

28 Şubat sürecinde mağdur olanlar için, ‘Şubat Hikayeleri’ kitabında, kendi hikayelerinizden de esintiler bulma ihtimaliniz oldukça yüksek.
EŞLERİ BAŞÖRTÜLÜ ASKERLERİMİZİ PSİKİYATRİ HASTASI YAPTILAR
‘Şubat Hikayeleri’ kitabında anlatılan her olay, birbirinden yaşaması zor ve aynı zamanda bugün baktığımız zaman ders almamız gereken hikayeler. Kitapta geçen bir hikayede eşi başörtülü diye çekmediği kalmayan bir astsubayın yaşadıkları da şöyle anlatılıyor:
Eşleri başörtülü, kendileri namaz kılan, kendi hallerinde, işlerini iyi yapmaya çalışan, görüştüğümüz, kendilerine hukuki destek sağlamaya çalıştığımız birkaç astsubaydı. Ama şubat rüzgârlarının çok soğuk estiği döneme yakalanmışlardı.
Yüksek Askerî Şura kararlarıyla durumları kendileri gibi olan yüzlerce askerî personeli “disiplinsizlik” gerekçeleriyle ihraç ediliyorlardı. İhraçlarından hemen önceki dönemler kendilerine verilen başarı belgeleri bir önem taşımıyor, beraber ne badireler atlattıkları amirleri “Üstler böyle istiyor.” diyerek birer birer ilişik kesme belgelerini tebliğ ediyorlardı. Bu birkaç astsubay gidişata göre kendilerinin aynı akıbete ne zaman uğrayacaklarının, sabah itibarlı bir meslek sahibi olarak çıktıkları evlerine akşam işsiz olarak dönme ihtimalinin tedirginliğini yaşıyorlardı. Kadere imanları vardı, teslimiyetleri vardı ama insandılar, endişe taşımaları da insan olmalarının gereğiydi.
Nihayet bir gün ihraç yazıları geldi. Ama bir farklılık vardı; Yüksek Askerî Şura kararıyla değil, Milli Savunma Bakanlığı Personel Müdürlüğü kararıyla ihraç edilmişlerdi. Bu durum şöyle bir avantaj sağlıyordu, o zamanlar YAŞ Kararlarına karşı yargı yolu kapalıydı ama MSB İşlemlerine karşı yargı yolu açıktı. Nitekim öyle yaptık, ihraç işlemlerinin iptali için dava açtık. Davalar lehe sonuçlandı ve işlerine geri döndüler. Ama ne dönüş. Konya Hava Hastanesi’nde çalıştığını söyleyen birisi aradı, ismini vermeden psikiyatri servisinde bir astsubayın benimle mutlaka görüşmek istediğini söyledi. İlginçti, psikiyatri servisi, ne alaka diye düşündüm. Ama kesinlikle böyle bir şey olmaz diyebilme şansımızda yoktu.
Hastaneye gittim, Temel Astsubay gerçekten psikiyatri servisindeydi. Doktoru ile görüştüm, neden burada olduğunu sordum. Birliğinden getirildiğini, daha fazla bilgi veremeyeceğini söyledi. Kurum, askeriye; hastane askerî hastane olunca bilgi alabilmek için dahi hayli aşılması gereken engel çıkıyordu karşımıza. Gayri resmi edindiğimiz bilgilere göre, dava açarak geri dönme cüreti göstermesinin bedeli ödetiliyordu. Bu sefer psikiyatri raporu ile atılmasının gerekçeleri oluşturulmaya çalışılıyordu. Kurumu korumaya çalışan bazıları da, Temel Astsubayın kendisinin malulen emekli olabilmek ve yeniden atılmaktan kurtulmak amacıyla bu yola başvurmuş olabileceğini söylüyorlardı. Her iki ihtimal de dehşet vericiydi. Bu araştırmalarımız sürerken yine isimsiz bir telefon geldi. Temel Astsubayın çok kötü olduğunu ve hemen hastaneye gitmemin iyi olacağını söyleyip kapattı. Hemen hastaneye gittim.
Temel Astsubay kan ter içindeydi. “Mustafa Bey! Beni öldürecekler, üzerime salmak için servise köpek getirdiler. Zeynep Gazali’ye yaptıklarını yapacaklar, beni köpeklere parçalatacaklar…” diye konuşuyor, yerinde duramıyordu.
Servis sorumlusu doktorla konuşmak için koridora çıktığımda, kocaman bir köpekle karşılaştım. Servis içerisinde başıboş bir şekilde dolaşıyordu. Hemşireye, “Bu köpek ne arıyor burada?” diye sert bir üslupla sordum. “Komutanın avukat bey” dedi. Direkt komutanın (servis sorumlusu askerî doktor, binbaşı) odasına girdim. Tartışmaya başladık. “Köpek benim, uysaldır, kimseye zarar vermez.” gibi cümleler kurdu. “Burası köpekler için değil, insanlar için! Kimseye bir şey yapmaz dediğiniz köpeğiniz yüzünden müvekkilimin gözüne uyku girmiyor.” dedim. “Sizin müvekkiliniz hasta” dedi. “Tam da bu sebeple bu köpeği burada tutamazsınız. Sağlam insanı korkutan köpeği, hasta insanı iyice delirtsin diye mi getirip serviste bulunmasına izin veriyorsunuz?” diyerek zor bela köpeği servisten çıkarmayı sağlayabildik.
Sonra hastaneden çıktı Temel Astsubay. Ve bir gün kızı aradı, babasından şikâyetlerde bulundu. Biraz konuşup konuşamayacağımı sordu. Tamam konuşurum, dedim. Konuştuk Temel Astsubay ile. Neden öyle davrandığını, ailesini, yakınlarını neden üzdüğünü sordum. Gözleri yaşardı, “Haklılar abi.” dedi. “Ama ben normal değilim, zalimler hayatıma öyle bir girdiler ki, ben gerçekten hasta oldum. Tedavi olmaya çalışıyorum, olmuyor, geçmiyor; geçmesi için daha uzun süre lazım ama tedaviye devam edeceğim ve yapabildiğim kadar daha dikkatli olacağım.” dedi.
Hangi tazminat, hangi emekli maaşı, hangi iade edilecek itibar Temel Astsubayın psikolojisini düzeltir, akıl sağlığını geri getirir dersiniz? Kim ne yaparsa kendisi için yapar ve yaptığının karşılığını mutlaka görür.
“GENEL DURUMU İYİ ŞEKLİNDE RAPOR DÜZENLENDİ”
Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan şikayet dilekçesinde, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi’nde yaşanan olay anlatıldı. Dilekçede Kemal Atkoşar’ın KOAH hastası olduğu ve evde bulunan oksijen tüpünün yeterli gelmemesi durumunda ara ara hastaneye kaldırıldığı belirtildi. Kemal Atkoşar’ın hastanede yapılan müdahale sonrasında rahatladığı ve akabinde taburcu edildiği de dilekçede aktarıldı. 7 Ocak günü Kemal Atkoşar’ın durumunun ağırlaşması nedeniyle ambulans ile Gaziosmanpaşa’daki özel bir hastaneye götürüldüğü ve buraya KOAH atak ön tanısı ile alındığı dilekçede kaydedildi. Hastanede Kemal Atkoşar için bazı tedaviler uygulandığı da belirtilen dilekçede, deliller arasında yer alan video kaydında Kemal Atkoşar’ın nefes almakta güçlük çektiği ve acilen nefes almasını kolaylaştıran desteğe ihtiyaçlı durumdayken Acil Servis Hasta Değerlendirme Formu’nda “Genel durumu iyi” şeklinde rapor düzenlendiği belirtildi.

“NEFES ALMASINI KOLAYLAŞTIRAN CİHAZLAR ÇIKARILDI”
Atkoşar’ın acilen yoğun bakım ünitesine alınması gerektiği açıklanan dilekçede, pratisyen doktor M.A.’nın günlük 7 bin 500 TL ücretle hastanın servise yatırılmasının iyi olacağını söylediği, Atkoşar’ın ailesinin hastaya serviste yapılacak müdahalelerin yeterli olmayacağı ve önceki KOAH ataklarında tecrübe ettikleri üzere yoğun bakıma alınmasını talep ettikleri belirtildi. Kemal Atkoşar’ın ailesinin, hastane çalışanlarının kayıtsızca maddi çıkar peşinde olması ve güçlükle nefes alıp veren hastaya Acil Servis Hasta Formu’nda “Genel durumu iyi” şeklinde teşhis yapılmasından ötürü güven duygularını kaybettiği ve hastanın kötüleşmesi sebebiyle özel ambulans çağırdığı da dilekçede ifade edildi. Atkoşar’ın servise yatırılmasını ailesinin reddetmesi ile hastane personellerinin hastanın nefes almasını kolaylaştıran cihazları çıkardığı, özel ambulansın geliş anına kadar en az yarım saat boyunca, durumunun kötüye gitmesi hiçbir şekilde önemsenmeyerek hiçbir destek ünitesi, oksijen ve ilaç olmadan hastanın bekletildiği de şikayet dilekçesinde ifade edildi.

“HASTANIN CİHAZLARI TAMAMEN SÖKÜLDÜ”
Özel ambulansın Atkoşar’ı teslim alarak bir devlet hastanesine sevk ettiği ve ambulanstaki doktorun ifadesi ile Kemal Atkoşar’ın adeta ölüme terk edildiği de dilekçede belirtildi. Hastanın cihazlarının tamamen söküldüğü ve yalnızca oksijene bile bağlı olmayan bir maskenin bırakıldığı da şikayet dilekçesinde kaydedilerek, bu süreçte Kemal Atkoşar’ın yakınlarının yoğun bakım talebinde bulunduğu aktarıldı. Kemal Atkoşar’ın devlet hastanesine giriş kayıtlarında yoğun bakım ünitesine alınması gerekli hasta olduğunun ifade edildiği ve hastanede hızlıca entübe edildiği de dilekçede kaydedildi.
“ÖLÜME TERK EDİLMİŞTİR”
Atkoşar’ın başka bir hastanede hayatını kaybettiği açıklanan dilekçede, “Hastane tarafından 7 bin 500 TL kazanma amacıyla hastaya yoğun bakım konsülte edilmemiş, servis önerilmiş, üstelik hasta oksijen tüpü ile dahi nefes almakta zorluk yaşarken yakınlarının serviste değil yoğun bakıma alınma talepleri karşısında oksijeni kesilmiş ve bu halde ısrarlı taleplere rağmen ölüme terk edilmiştir. Hastanın devlet hastanesinde entübe edilmesine rağmen hayatta kalamamasının tek nedeni işte bu kusurlu davranıştır. Hastanın kalan ömrü bu şekilde elinden alınmış ve ölümü hızlandırılmıştır” ifadelerine yer verildi.
Dilekçede özel hastanenin tüm sorumlu ve yetkilileri, doktor M.A. ve tespit edilecek diğer ilgililer hakkında şikayetçi olunduğu belirtildi.

“HAKLI DAVAMIZIN SONUNA KADAR ARKASINDA OLACAĞIZ”
Öte yandan olaya ilişkin açıklamalarda bulunan hayatını kaybeden Kemal Atkoşar’ın Ece Atkoşar, “7 Ocak gecesi özel bir hastanenin ihmali yüzünden 8 Ocak’ta babamı kaybettik. Gaziosmanpaşa’da özel bir hastaneye babamı götürdük. Burada yapılması gereken hiçbir müdahale yapılmadı. Yoğun bakım sevki açılmadı. Yapılması gereken hava ve oksijen tedavisi tam olarak yapılmadı. Gecelik bir meblağ ile yatış istendi. Bunu medikal tedavi gerektiren bir hasta olmadığı için kabul etmedik. Bu aşamada oksijeni 40 dakika çekildi. Babamız birkaç saat entübe edilmek zorunda kaldı. Ertesi gün babamı kaybettik. Babam KOAH tedavisi görüyordu. İhmal, kusur tamamı Gaziosmanpaşa’daki özel hastaneye aittir. Her açıdan eksiklikler büyüktür. Haklı davamızın sonuna kadar arkasında olacağız. Biz babamızın üzerine toprak attık ama başka babaların üzerine toprak atılmasına müsaade etmeyeceğiz” dedi.
Hastane, konuyla ilgili daha sonra bir açıklama yapacaklarını belirtti.

LASTİKTE SORUN VAR DEDİ, SERVİSE BİNİP KAÇIRDI
Olay saat 07.00 sıralarında Kadıköy Zühtüpaşa Mahallesi’nde bir sokakta meydana geldi. Tuzla’da bulunan özel bir okula ait servis aracı bir sitenin önünden öğrenci aldıktan sonra yoluna devam etti. Daha sonra bir kişi, servisi durdurarak, şoföre aracın lastiğinde sorun olduğunu söyledi. Daha sonra servis şoförü aracı kontrol etmek üzere servisten indi. Şüpheli ise içinde ilkokul öğrencileri ve hostesin bulunduğu servis aracına binerek olay yerinden uzaklaştı. Şüpheli bir süre sonra servisteki öğrencileri ve hostesi araçtan indirerek yoluna devam etti. Pendik Dumlupınar Mahallesi’ne gelen şüpheli servis aracını Uludağ Sokak üzerine park ederek kayıplara karıştı. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri sokağa park edilen servis aracında incelemelerde bulundu. Kaçan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlatıldı. Servis incelemelerin ardından sahibine teslim edildi.

O ANLAR KAMERADA
Okul servisinin kaçırıldığı ve servisi kaçıran kişinin Pendik’te sokakta hızla ilerlediği anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
ŞOFÖR LASTİĞE BAKMAK İÇİN İNİYOR
Sokaktaki sitenin görevlisi Ahmet Tuğ “Okul servisinin yanında duruyor, lastik patlak diyor. Şoför lastiğe bakmak için iniyor. Şüpheli de içindeki öğrencilerle birlikte aracı kaçırıyor. Bir süre gittikten sonra öğrenci ve hostesi indirip araçla birlikte gidiyor” dedi.
ÖĞRENCİLERİ İNDİRİYOR
Öğrencinin servise bindiği sitenin görevlisi Ahmet Develioğlu “Bu apartmanın görevlisiyim burada oluyor. Çocuk servise bindikten sonra bir vatandaş servisin önünü keserek lastiğin patlak diyor. Şoför de lastiğe bakmaya inince arabayı öğrencilerle birlikte alıp gidiyor. Göztepe civarında öğrencileri ve hostesi indiriyor. Servis aracıyla kaçıyor. Servis bulunmuş da vatandaş yakalandı mı bilmiyorum. Servis beklerken yaya olarak yanından geçmiş. İlkokul servisi Tuzla’daki okula götürecekti. Çok sayıda polis geldi kamera çalışması yaptı “diye konuştu.
İÇİNDE OYUNCAKLAR VARDI
Pendik’te servis aracının park edildiği mahallenin sakini Hasan Yıldırım, “Sabah 8’i çeyrek geçe geldiğimde orada minibüs duruyordu. Çalıntı dediler. İçinde çocukların kulaklıkları, oyuncakları vardı. Park lambaları yanıyordu. Polisler orayı kapatmıştı. Arabayı kaçırmışlar. Binaların oraya şerit çekiyorlardı” dedi.
PANİK YAŞADIK
Mahalle esnafı Serhat Demirbaş, “Kalabalık polis grubu vardı. Duyduğumuza göre Göztepe’den bir servis aracı çalınmış çocuklarla beraber kaçırılmış. Servis aracının başında baya bir polis vardı. Ondan sonra firar edip gitmiş. Panik yaşadık tabi burada esnaf olduğumuz için. Biz farklı bir şey olduğunu düşündük ama Allahtan kimsenin canına bir şey gelmemiş” dedi.
YAKALANDI
Polis ekiplerinin çalışmasıyla şüpheli yakalandı. Şüphelinin Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki sorgusu sürüyor.