İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şermin Tağıl, deniz suyu sıcaklıklarının geçen yılın ağustos ayından beri arttığını dile getirerek, “Deniz suyu sıcaklıklarının şimdiye kadar gözlenen en yüksek sıcaklıklara ulaştığını görüyoruz. 2023 yılı ağustos ayında rekor kırdığını söylemiştik, rekorunu şubat ayında da kırdı. Şubat ayından beri geçen yılki seviyesine düşmedi. 1980’den beri okyanus suları ısınmaya devam ediyor. Akdeniz sularının sıcaklığı, içinde bulunduğumuz günlerde ortalamanın 3 santigrat derece üzerinde. Akdeniz, Ege, Doğu Karadeniz, Karadeniz sularında sıcaklık anomalilerini gözlemlemekteyiz” dedi.
‘ÇEVREMİZDEKİ DENİZLER NORMALDEN 2,5-3 SANTİGRAT DERECE SICAK’
Okyanuslardaki sıcaklıkların bazı hava olaylarıyla ilişkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tağıl, “Geçtiğimiz yıl güçlü bir El Nino yaşanmaktaydı. Şimdi yaz ortasında veya sonunda tahminler bizi La Nina olayının gerçekleşeceğini gösteriyor. Bunu pasifikteki soğumada görüyoruz. Bu Akdeniz suları üzerine de etkili olacak. Çevremizdeki denizler normalden 2,5-3 santigrat derece sıcak. Geçmişten günümüze deniz yüzey sıcaklıkları artış eğiliminde. Doğu Akdeniz, Akdeniz alarm veriyor, deniz suyu tehlike boyutunda sıcaklığa ulaştı. Bunun birçok etkisini görüyoruz. En önemli etkilerinden biri güneyli, Afrika kökenli sıcak havanın kuzeye doğru sokulmasını kolaylaştırıyor. Bunu da mayıs sonundan beri ülkemizde görmekteyiz. Bu denizdeki sıcak hava dalgası normalin üzerinde kara sıcaklıklarına neden oldu” diye konuştu.
Prof. Dr. Tağıl, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Doğu Akdeniz yüzey sularının aşırı ısınması sadece güneyli havanın girişine neden olmuyor. Aynı zamanda basınç sistemlerinde değişime neden oluyor. Deniz ısı dalgasının uzun sürmesi kuru kuzeyli rüzgarların da gelmesine neden oluyor. Bu da ülkemizde sıcaklıkları ve kuraklığı daha da artırıyor.”
‘SICAKLIĞININ ARTMASI DENİZ CANLILARINI TEHDİT EDİYOR’
Deniz sıcaklığının artmasının deniz canlılarını tehdit ettiğine dikkati çeken Prof. Dr. Tağıl, “Aşırı asitlenen okyanuslar, canlılar üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Akdeniz’in ısınması Kızıl denizden gelen istilacı türlerin kuzeye yayılmasına ve karbonu dengeleyen deniz çayırlarının yok olmasına neden olmaktadır. Bu da denizlerin karbon tutma yeteneğini azaltmakta ve ısınmanın şiddetini artırmakta” dedi.
‘DOĞU AKDENİZ’İN ISINMASI KURAKLIK ŞARTLARININ ARTMASINA NEDEN OLACAK’
Sıcak denizlerin havanın da ısınmasına neden olduğu için nem miktarını artırdığını belirten Prof. Dr. Tağıl, “Bu da yaz aylarında da yağışlı şartların oluşmasına neden olmaktadır. Bu yağış şartları bazen fırtına boyutuna ulaşabilmekte. Geçen yıl aşırı ısınan deniz sularına bağlı olarak denizlerde ‘Daniel’ dediğimiz fırtınayla karşılaşıldı. Birçok ülke bundan can çekişti. Bu yıl da buna benzeyen olayları bekleyebiliriz. Tabii tek başına deniz suyunun ısınması değil ama aşırı sıcaklık farkı, anomalisi bunu tetikleyebilir” diye konuştu.
Mevcut şartlarda hiçbir değişiklik olmazsa Akdeniz’de sıcaklıkların artmaya devam edeceğini belirten Prof. Dr. Tağıl, bu durumdan en çok Karadeniz ve Doğu Akdeniz’in etkileneceğini söyledi. Doğu Akdeniz’in tropikal şartlara bürünebileceğini aktaran Prof. Dr. Tağıl, “Doğu Akdeniz’in ısınması kuraklık şartlarının artmasına neden olacak” dedi.
‘YÜZEYİN HIZLA KURAKLAŞMASI, BATI ANADOLU’DA YANGIN OLASILIĞINI ARTIRIYOR’
Deniz sıcaklıklarındaki artışın günlük yaşama etkilerine de değinen Prof. Dr. Tağıl, “Sıcak deniz suları nem miktarını artırmakta. Bu da sağanaklara neden olabilmekte. Ama bu yıl Doğu Akdeniz’deki ısınma, güneyli, kuru, hatta Afrika tozlarının yüklü olduğu güneyli havanın kuzeye doğru sokulmasına neden oldu. Bu da ülkemizde tozla ilgili birçok soruna, havada toz oranın artmasına neden oldu. Yüzeyin hızla kuraklaşması, Batı Anadolu’da yangın olasılığını artırıyor” diye konuştu.
Güven Çayyolu Cerrahi Tıp Merkezi’nden Uzman Diyetisyen Melis Bengisu Demirci, sıcak hava koşulları altında vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri ve değişen beslenme rutinlerini paylaştı. Demirci, yaz aylarında sıcaklık artışına paralel olarak vücudun maruz kaldığı su kaybının önemine değinerek, “Sıcak havalarda vücudumuzun en büyük ihtiyacı sudur. Yüksek sıcaklık ve nem, vücuttan su kaybına neden olurken bu da elektrolit dengesizliğine ve beraberinde baş ağrısı, yorgunluk gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle sindirimi kolay ve lif açısından zengin gıdalar tercih etmemiz gerekir. Mevsimine uygun zeytinyağlı sebzeler, lif içeriği yüksek salata ve meyveler hem formunuzu korumanıza hem de vücut ısısı artmadan sindiriminize destek olacaktır” diye konuştu.

CİLDİ PARLATAN BESİNLER
Demirci, yaz ayları için beslenme listesinin başında gelen ve sıcaklıkla mücadelede vücuda destek olan besinleri ve ferahlatacak kullanım şekillerini anlattı. Demirci, cildin parlamasına neden olacak besinlerden de bahsederek “Yüzde 92 su içeriğiyle karpuz, sıcak yaz günlerinde hem hidrasyon sağlar hem de kalp sağlığını destekleyen karotenoidler açısından zengindir. Ayrıca diyet dostu olan bu meyve, cildinizi de parlak tutar. Özellikle yemekle beraber değil yemek sonrası tüketmekte fayda var. Parıldayan bir cilt için ister yemek sonrası en iyi arkadaşı peynir ile bir salatada, isterseniz buz gibi bir karpuz smoothie ile içinizi ferahlatın.” tavsiyesinde bulundu.
KIRMIZI MEYVELER KANSER RİSKİNİ AZALTIYOR
Hem genel sağlık hem de sıcak yaz günleri için tüketilmesini tavsiye ettiği besinlerden bahseden Diyetisyen Melis Bengisu Demirci, “Böğürtlen meyvesi, çayı ve yaprağı derken her bölümü ayrı şifa kaynağıdır. Kırmızı meyvelerin kanser riskini azaltmaya yardımcı olan antioksidan kapasitesi çok yüksektir. Yüksek tane ve lif içeriğiyle bağırsakların çalışmasına destek olurken inflamasyonu azaltarak hemoroid gibi sorunlarında çözülmesine destek olur.” ifadelerini kullandı.

Detoks etkisi olan içeceklere de değinen Demirci, şu açıklamalarda bulundu:
“Yeşil ayran, kaybedilen elektrolitleri geri kazanmak için yeşil ayran vazgeçilmez bir içecektir. Kalsiyum içeriği ile tokluk hissi verir ve yaz detoksu için idealdir. Terle beraber vücudumuzdan kaybolan elektrolitleri yerine koymak için harika bir tarifimiz var. Bu tarif ile kalsiyum içeriği ile uzun süre tokluk süresini uzatıp ve bel çevresinde incelme sağlar. Soğuk bir bardak ayran ya da kefir, kaybolan elektrolitler için maden suyu ve mis kokulu nane ya da fesleğen. Hem tansiyon dengeleyici özelliği hem de ferahlatıcı tadı ile tam bir yaz detoksu içeceği. Semizotu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından en çok önerilen şifalı bitkilerden biri olarak belirlenmiştir. Kas ve kemik sağlığı, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, vücudun antioksidan dengesi ve kardiyovasküler sağlığa pek çok olumlu etkisi vardır. Ayrıca yaz mevsimine geçişte formda kalmak isteyenler için yapraklarında bulunan omega-3 yağ asitleri sayesinde üzerine bir protein eşlikçisi ile düşük kalorili ama besleyici bir ana öğün olabilir. C vitamini açısından zengin biberler, metabolizmayı hızlandırır ve ızgara ya da salatalarla tüketildiğinde tokluk hissini artırarak diyetlere destek olur.”
Demirci, yaz aylarında sağlıklı ve dengeli beslenmenin sıcak hava şartlarında vücut sağlığını korumak için kritik öneme sahip olduğunu da vurguladı.

Sıcakların etkisiyle vücutta su ve mineral kaybı yaşanabiliyor, bu da bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemlerine dönüşebiliyor.
Aşırı sıcaklardan en çok 65 yaş ve üzerindekiler, küçük çocuklar, bakıma ihtiyacı olanlar, engelli bireyler, hamileler, açık alanda, ağır işlerde çalışanlar, sporcular, diyabet, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kronik solunum sistemi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları gibi kronik rahatsızlığı bulunanlar ile özellikle sürekli olarak tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları kullanan kişiler etkileniyor.
Aşırı sıcaklardan korunmak için bol, hafif ve açık renkli giysiler giyilmesi, gün içinde serinlemek için ılık duş alınması tavsiye ediliyor.
“AŞIRI SIVI KAYBI TEHLİKE YARATABİLİYOR”
Sıcak yaz aylarında her zamankinden daha fazla su içilmesi ve su tüketmek için susamanın beklenilmemesi önem taşıyor.
Su, vücut için en doğal ve önemli sıvı kaynağı olduğundan aşırı sıvı kaybı tehlike yaratabiliyor.
Su, besinlerin sindirimi, besin ögelerinin emilimi ve hücrelere taşınması, hücrelerdeki biyokimyasal tepkimelerin oluşması, hücre, doku, organ ve organ sistemlerinin çalışması, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının denetimi, eklemlerin kayganlığının sağlanması, kalsiyum, magnezyum, flor gibi mineralleri sağlaması için hayati önem taşıyor.
Su gereksinimi, hava sıcaklığı, fiziksel aktivite ve tüketilen diyete göre değişebiliyor.
Sıcak havada, fazla fiziksel aktivite yapıldığında, diyette, protein ve tuz miktarı fazla olduğunda, terleme ve böbrekler yoluyla, ateşli hastalıklarda solunum yoluyla, ishalde bağırsak yoluyla su atımı artıyor. Bu durumda su-sıvı gereksinmesi de artıyor.
“DIŞARIDA VE AÇIKTA SATILAN YİYECEKLERİN TÜKETİMİNDEN KAÇINILMALI”
Sıcak havanın olumsuz etkisinden korunmak için beslenme şekli de büyük önem taşıyor.
Aşırı sıcaklarda sağlığın korunması, yeterli ve dengeli beslenilmesi, ağır yemeklerden kaçınılması öneriliyor.
Kan şekerini hızla yükselten veya hızlı düşüren besinlerin tercih edilmemesi, beyaz ekmek, pirinç yerine tam buğday ekmek, bulgur gibi lifli besinlerin tüketilmesine özen gösterilmesi gerekiyor.
Enerjisi yüksek basit karbonhidrat olan saf şeker ve tatlılar, pastalar, bisküvi ve çikolatalar gibi şekerli besinlerin tüketiminin azaltılması tavsiye ediliyor. Hamur tatlıları yerine sütlü veya meyveli tatlıların yenilmesi öneriliyor.
Sıcak havanın etkisiyle gıdalarda bozulmaya bağlı besin zehirlenmeleri ile daha sık karşılaşılabiliyor. Bu nedenle, özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılması, çabuk bozulan et, yumurta, süt, balık gibi potansiyel riskli besinlerin açıkta bekletilmemesi, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmesi önem taşıyor.
Yaz aylarında özellikle rota virüslerden kaynaklanan, bebek ve çocuklarda yaygın olarak görülen ishallerin önlenmesi için el temizliğine dikkat edilmesi, sebze ve meyvelerin tüketilmeden önce bol su ile iyice yıkanması ve ishali olanların en yakın sağlık kuruluşuna başvurması isteniyor.
Özellikle yaz aylarında planlanan tatil programlarında açık büfe yemek sunan yerlerde gereksinimden çok daha fazla miktarda besin tüketilmemesi öneriliyor.
Avrupa Birliği’nin (AB) Copernicus uydu izleme sistemiyle yapılan ölçümlere göre, tüm dünyada mart, nisan ve mayıs aylarının en sıcak aylar olmasıyla birlikte, 2024 ilkbaharı tarihe “tüm zamanların en sıcak ilkbaharı” olarak geçti. Türkiye’de de sıcak geçen kış ve ilkbaharın ardından haziran ayında birçok kentte hava sıcaklığı 40 dereceyi aştı, bazı şehirlerde rekor sıcaklık değerleri kaydedildi.

Yüksek sıcaklık yangın riskini de artırdı. Orman altı bitki örtüsünün daha erken kuruması alevlerin daha etkili olmasına neden oldu. Orman yangını sezonunun başladığı 1 Haziran’dan bu yana birçok kentte çok sayıda yangın çıktı.
Orman Genel Müdürlüğünden alınan verilerine göre, Türkiye’de geçen yıl 1-21 Haziran döneminde 84 orman yangını çıkarken, bu yılın aynı döneminde yaklaşık 5 kat artışla 399 yangın kayıtlara geçti. Geçen yıl bu dönemde yangınlardan 41 hektar, bu yıl ise 2 bin 548 hektar ormanlık alan zarar gördü.
1-21 Haziran döneminde geçen yıl orman dışı 155 yerde yangın çıktı, bu yıl ise 551 orman dışı noktada yangın yaşandı.

– “HAZİRANDA TEMMUZ VE AĞUSTOS SICAKLIĞI YAŞANDI”
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, AA muhabirine Türkiye’de özellikle Çanakkale’den başlayarak Adana yöresine kadar uzanan, yangın tehlikesinin ve sıklığının yüksek olduğu bir yangın coğrafyası bulunduğunu söyledi.
Yangınların normalde yılın en sıcak olduğu 10 Temmuz – 20 Ağustos arasında sıklaştığını anlatan Türkeş, son dönemlerde sıcak hava dalgasının mayıs ve eylülü de içine alacak şekilde genişlediğini belirtti.
Prof. Dr. Türkeş, haziranda temmuz ve ağustos sıcaklıklarının yaşandığını dile getirerek, “Bunlar insan kaynaklı iklim değişikliğinin, küresel ısınmanın giderek hızlandığını ve daha fazla etkili olduğunu bize gösteriyor.” dedi.

– “YAKIT DEPOSU HALİNE GELİYOR”
Sıcaklığın orman yangınları açısından olumsuzluk oluşturduğuna dikkati çeken Türkeş, şunları kaydetti:
“Giderek daha sıcak bir dünya, yağış rejiminin değişmesi, aynı şekilde giderek daha sıcak bir Türkiye, yazı kurak ve çok sıcak Akdeniz ikliminin egemen olduğu coğrafyanın genişleme eğilimi içinde olması, hava sıcaklıklarının giderek daha yüksek olması, ardışık sıcak hava dalgalarının sıklığının, süresinin, şiddetinin artması yaz kuraklığıyla da birleştiği zaman bütün bitki örtüsü, ormanlar, makiler, tarım alanları, meralar patlamaya hazır, büyük yangınlara elverişli yakıt deposu haline geliyor. Bugünlerde bu etkiyi haziranda görmeye başladık. Türkiye’de, yüksek yangın tehlikesini yaratan hava koşulları iklim değişikliğiyle birleştiğinde orman yangınları daha sık, daha büyük olma eğilimi içine giriyor.”
Prof. Dr. Türkeş, orman yangınlarına karşı geleneksel kriz tabanlı yangın yönetiminden risk tabanlı proaktif ve bütüncül yangın yönetimi döngüsüne geçilmesinin önemine işaret etti.
SICAK HAVALARA DİKKAT!
Sıcaklık artışı, vücutta bir dizi değişikliğe yol açıyor. Metabolizma, artan vücut ısısını terleme yoluyla dengelemeye çalışsa da, aşırı sıcaklarda bu çaba yeterli olamıyor. Bu durum, özellikle kronik hastalığı olan kişiler için tehlikeli hale geliyor. Bayram, bu kişilerin yüksek sıcaklıklarda beslenmelerine ekstra özen göstermeleri gerektiğini belirtiyor.
SU İÇMEK İÇİN SUSAMAYI BEKLEMEYİN!
Vücudun olmazsa olmazı olan sıvı tüketimi, yaz aylarında daha da önem kazanıyor. Bayram, terleme ile vücuttan sıvı, mineral ve elektrolit kaybının arttığını ve bu kaybı önlemek için günde en az 2-2.5 litre su içilmesi gerektiğini söylüyor. “Su içmek için susamayı beklemeyin” diyen Bayram, su tüketiminde zorlanan kişilere şu önerilerde bulunuyor:
Suyun içine taze meyve parçaları, nane, limon, zencefil, salatalık gibi yiyecekler ekleyin.
Soğuk bitki çayları, ev yapımı limonata, ayran ve maden suyu da sıvı tüketimini artırabilir.
Kahve, çay ve gazlı içecekler su yerine geçmez; bu içecekler vücutta sıvı kaybını artırır.
Yeterli sıvı tüketiminin olup olmadığı idrar renginden anlaşılabilir. Renksiz idrar yeterli sıvı alımını, koyu sarı idrar ise yetersiz sıvı alımını gösterir.
YAZ MEVSİMİNDE BESLENMENİZE DİKKAT EDİN!
Sıcak havalarda vitamin, mineral ve su içeriği yüksek sebze ve meyvelerin tüketimi büyük önem taşıyor. Bayram, meyvenin fruktoz içerdiğini ve aşırı tüketimin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini hatırlatıyor. Ayrıca, şu beslenme önerilerinde bulunuyor:
Aşırı yağlı, baharatlı ve şekerli besinlerden uzak durulmalı.
Kızartmalar yerine ızgara, haşlama ve buğulama yöntemleriyle pişirilmiş yağsız etler tercih edilmeli.
Haftada en az iki kez balık tüketilmeli.
Aşırı baharatlı yiyecekler bağırsak hareketlerini artırabilir ve vücutta sıvı kaybına yol açabilir.
Sıvı, vitamin ve mineral açısından zengin sebze, meyve ve tam tahıllı yiyecekler tüketilmeli.
Akdeniz tipi beslenme hem sağlık hem de çevre açısından olumlu etkiler sağlar.
AKŞAM YEMEĞİ GEÇE BIRAKILMAMALI!
Bayram, akşam yemeğinin çok geç saatlere bırakılmaması gerektiğini belirterek, “Mümkünse en geç saat 20.00’de akşam yemeği yenmeli” diyor. Uyumadan 2-3 saat öncesinde hafif bir ara öğünle günü bitirmenin faydalı olduğunu ekliyor.
YEMEKLERDE HİJYENE ÖNCELİK VERİN!
Gıda güvenliği sıcak havalarda daha da önem kazanıyor. Bayram, özellikle et ve et ürünleri, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünlerinin çabuk bozulabileceğini ve bu nedenle dikkatli tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. Sebze ve meyvelerin iyice yıkanması, temiz su kullanımı ve bu yiyeceklerin güneşte uzun süre bekletilmemesi gerektiğini vurguluyor. Temiz olmayan su kullanımı ve bu sularda yıkanan sebze ve meyvelerin tüketilmesi ise ishale yol açabilir.
]]>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, ülkenin iç ve batı kesimlerinin parçalı bulutlu, Marmara’nın kuzey ve doğusu, İç Anadolu’nun kuzey ve batısı, Batı ve Orta Karadeniz ile Afyonkarahisar, Kütahya, Isparta çevreleri ve Burdur’un doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
Yağışların; Marmara’nın kuzey ve doğusu ile Batı Karadeniz’de yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; öğle saatlerinden sonra İç Ege, Marmara’nın güneyi, Göller Yöresi ile Eskişehir çevrelerinde rüzgarın batı ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde (50-70 km/saat
, kısa süreli 80 km/saat) esmesi tahmin ediliyor.
Meteoroloji tarafından Afyonkarahisar, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Denizli, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kütahya, Manisa ve Uşak için sarı kodlu uyarı yapıldı.
HAVA SICAKLIĞI: Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam etmesi bekleniyor.
RÜZGAR: Genellikle kuzey ve batı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, İç Ege, Marmara’nın güneyi, Göller Yöresi ile Eskişehir çevrelerinde rüzgarın batı ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde (50-70 km/saat, kısa süreli 80 km/saat) esmesi tahmin ediliyor.
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Yapılan son değerlendirmelere göre; öğleden sonra Marmara’nın kuzey ve doğusu ile Batı Karadeniz’de yerel kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış beklenmektedir. Kuvvetli yağışlarla birlikte sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış anında ani kuvvetli rüzgar ve kısa süreli fırtına ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI: Rüzgârın, İç Ege, Marmara’nın güneyi, Göller Yöresi ile Eskişehir çevrelerinde batı ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde (50-70 km/saat, kısa süreli 80 km/saat) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunası gerekmektedir.
BAYRAMDA HAVA NASIL OLACAK?
Türkiye 15 Haziran Cumartesi günü itibarıyla Bayram Tatili’ne giriyor. Kurban Bayramı’nın birinci günü ise 16 Haziran Pazar. Tatile gitmeye hazırlanan vatandaşlar “Bayram tatilinde hava nasıl olacak” sorusuna yanıt ararken, imdada Prof. Dr. Orhan Şen yetişti.
Prof. Dr. Orhan Şen’in İstanbul, İzmir, Antalya ve Muğla’daki hava durumuna ilişkin değerlendirmesi şöyle:
* Aşırı sıcaklar Cuma gününe uzadı. Hatta en sıcak gün cuma günü. İstanbul 36, İzmir 43, Antalya 44, Muğla 40 derece. Cuma evde korunmaya devam.
* Cuma akşamı ve arife günü İstanbul’dan sağanak yağış geçecek ve arife günü sıcaklığı 8 derece düşürecek.
MARMARA
Parçalı ve yer yer çok bulutlu, kuzey ve doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Trakya ile, İstanbul, Kocaeli, Yalova, Sakarya çevreleri ile Bursa ve Balıkesir’in kuzeyinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
EDİRNE °C, 29°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.
İSTANBUL °C, 34°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.
KIRKLARELİ °C, 30°C
Parçalı ve çok bulutlu, yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.
KOCAELİ °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, akşam saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.
EGE
Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu, Afyonkarahisar ve Kütahya çevrelerinin yarın öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgârın, İç Ege’de batı ve güneybatı yönlerde kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde (50-70 km/saat, kısa süreli 80 km/saat) esmesi bekleniyor.
A.KARAHİSAR °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
DENİZLİ °C, 43°C
Parçalı ve az bulutlu
İZMİR °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
MUĞLA °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık, iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu, Isparta çevreleri ile Burdur’un doğusunun öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgârın, Göller yöresinde batı ve güneybatı yönlerde kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde (50-70 km/saat, kısa süreli 80 km/saat) esmesi bekleniyor.
ADANA °C, 40°C
Parçalı ve az bulutlu
ANTALYA °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
HATAY °C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu
ISPARTA °C, 39°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
İÇ ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu, kuzey ve batısının yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgârın, Eskişehir çevrelerinde batı ve güneybatı yönlerde kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde (50-70 km/saat, kısa süreli 80 km/saat) esmesi bekleniyor.
ANKARA °C, 34°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde kısa süreli yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ESKİŞEHİR °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KAYSERİ °C, 34°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
KONYA °C, 34°C
Parçalı ve az bulutlu
BATI KARADENİZ
Parçalı ve yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinde bölge genelinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.
BOLU °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.
DÜZCE °C, 40°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.
SİNOP °C, 29°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ZONGULDAK °C, 35°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.
ORTA ve DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve yer yer çok bulutlu, akşam saatlerinde Samsun, Amasya, Tokat ve Çorum çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA °C, 38°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ARTVİN °C, 31°C
Parçalı ve az bulutlu
SAMSUN °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
TRABZON °C, 29°C
Parçalı ve az bulutlu
DOĞU ANADOLU
Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM °C, 28°C
Parçalı ve az bulutlu
KARS °C, 25°C
Parçalı ve az bulutlu
MALATYA °C, 36°C
Parçalı ve az bulutlu
VAN °C, 25°C
Parçalı ve az bulutlu
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP °C, 38°C
Az bulutlu ve açık
SİİRT °C, 36°C
Az bulutlu ve açık
ŞANLIURFA °C, 41°C
Az bulutlu ve açık
Sıcak çarpmasında; kişinin ateşi 39,4°C’nin üzerindedir, cilt kuru, kırmızı ve sıcak olur, terleme görülmez, bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, göz çukurlarının belirginleşmesi, görme bozuklukları ve koma gibi belirtiler ortaya çıkar. Güneş çarpması sonucu müdahale edilmez ve tedavi gecikirse ciddi komplikasyonlar oluşabilir.

İlk yardımda; kişi serin ve hava akımı olan bir yere taşınmalı, sıkı giysileri gevşetilmeli, soğuk su veya soğutucularla (vantilatör, klima vb.) soğutulmaya çalışılmalıdır. Bilinci kapalıysa kesinlikle sıvı verilmemeli ve en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Gerekli durumlarda hava yolu açılmalı ve suni solunum uygulanmalıdır” dedi.
KRONİK HASTALIKLAR VE SICAK HAVALARDAKİ RİSKLER
Dr. Öztürk, aşırı sıcakların mevcut kronik hastalıkları da kötüleştirerek hastane başvurularının artmasına ve hatta ölüme yol açabileceğine dikkat çekti. Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kalp rahatsızlığı veya tansiyon gibi kronik hastalıklara sahip olanların yüksek risk altında olduğunu belirtti. “Bu sıcak havalardan en çok etkilenen gruplar; 4 yaşından küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, bakıma muhtaç kişiler (engelliler, yalnız yaşayanlar), hamileler, aşırı kilolular, açık alanda çalışanlar ve kronik hastalığı olanlardır (şeker, kalp damar, karaciğer, böbrek, beyin-damar, kronik solunum sistemi, psikolojik hastalıklar). Sürekli ilaç kullanan kişiler de (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) risk altındadır” dedi.

SICAK HAVA VE GÜNEŞTEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
Öztürk, güneş ışınlarının en dik geldiği saatler olan 11.00-16.00 aralığında dışarı çıkmaktan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Mecbur kalındığında ise gölge yerler tercih edilmeli ve dışarıda uzun süre kalınmamalıdır. “Dışarıda çalışmak zorunda kalanlar, mümkün olduğunca güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya ve sık sık su tüketmeye özen göstermelidir. Günlük su tüketimi normalde 2-2,5 litre olmalı, ancak dışarıda kalınan süreye ve sıcağa maruz kalma durumuna göre bu miktar artırılmalıdır. Kıyafetler terlemeye izin verecek ya da teri emecek açık renkli ve pamuklu olmalıdır. Koyu renkli, kalın, naylon ya da sentetik kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Dışarıda bulunulduğunda geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye kullanılmalıdır” diye ekledi.

SPOR VE FİZİKSEL AKTİVİTELER
Spor aktivitelerinin serin saatlerde yapılması gerektiğini belirten Öztürk, “Spor aktiviteleri sabah ve akşam gibi serin saatlere bırakılmalı, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı tüketilmelidir. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır. Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı, bu mümkün olmadığında ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir” dedi.
BESLENME VE SIVI TÜKETİMİ
Öztürk, vücut direncini artırmak ve vitamin-mineral dengesini sağlamak için bol sebze ve meyve tüketilmesi gerektiğini söyledi. Kafeinli içecekler yerine süt, meyve suyu ve bitki çayı tercih edilmelidir. “Günlük sıvı tüketimi önemlidir, özellikle sıcak havalarda daha fazla su içilmelidir. Sebze ve meyve tüketimi, vücut direncini artırarak sağlığı korur” diye ekledi.
]]>Uzmanlar güneşin dik açıyla geldiği öğle saatlerinde dışarıya çıkılmaması yönünde uyarılarda bulunurken, önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının nasıl olacağı ise merak konusu. Mevsim normallerine göre 33-34 derece olması gereken hava sıcaklıkları, 3 gün boyunca 40 derecelere kadar yükselecek. AKOM ve uzmanlar, Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini öngörüyor.
Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarını değerlendiren Meteoroloji Mühendisi Prof. Dr. Güven Özdemir, “Yaz mevsimi gelince, Haziran ayı maalesef çok çılgın bir sıcaklık var. Yüksek derecede bir giriş oldu. Bunun en önemli sebeplerinden biri; Batı Avrupa ve Güney Avrupa kısımlarında bir oluk var. Alçak basınç oluğu dediğimiz yağışlı hava kendini gösteriyor. Sıcaklıklar var orada ama bizim kadar değil. Bizde ise yüksek basınç sırtı şu anda etkili. Doğumuzda ise Güneydoğu Arabistan Yarımadası’nda yine bir oluk var. Biz yüksek kısmında kalıyoruz. Bundan dolayı da bulutsuz bir gökyüzü hemen hemen tüm yurdumuzda hakim. Sıcak hava, keskin sırt dediğimiz yüksek basıncın etkisinin büyük olduğu kısım şu anda üzerimizde. Sıcaklıkların artma sebebinin en önemli nedenlerinden biri de karbondioksitin sera etkisi yapması ve fosil yakıtların çok kullanılması” ifadelerini kullandı.
“3 GÜN SICAKLIK PİK YAPACAK”
Rüzgarların güney yönlü estiği dönemlerde, Afrika sıcaklarıyla birlikte tozlu, kalitesiz havanın ülkemize gelebileceğini vurgulayan Özdemir, “Şu anda dünden itibaren sıcaklıklar artmaya başladı. Rüzgar hızını kesti, sakin esiyor. Bugün ve yarın da aynı şekilde devam edecek, Perşembe günü de devam edecek. En yüksek seviyelere kadar ulaşacak. Cuma gününden itibaren rüzgarın kuzeye dönmesiyle birlikte sıcakların 29 dereceye kadar gerileme ihtimali var, yağış da bekliyoruz. Yerel de olsa bazı bölgelerimizde, iç bölgelerimizde yağış da görülecek ama tabii ki salı, çarşamba ve perşembe günleri sıcaklık pik yapacak. Bundan dolayı da halkımızın dikkatli olmasında fayda var” diye konuştu.
“GÖLGEDE OLMAKTA FAYDA VAR”
Vatandaşları güneşe çıkmamaları konusunda uyaran Meteoroloji uzmanı Özdemir, “Sabah 10.00 ile 16.00 diyelim. Çünkü 11.00 demiyoruz artık sıcaklık çok yüksek seviyelere ulaştı. Gölgede olmakta fayda var. Hasta, kronik rahatsızlığı olanların güneşin en yoğun olduğu, dik geldiği zamanlarda dışarıda olmamalarında fayda var. Bu konuda kuruluşlar birkaç gün kronik hastalığı olanlara biraz tolerans tanıyabilirler. En önemlisi sıvı tüketmek lazım, bol giysiler giyilmesi lazım. Bunlara dikkat edilmesi lazım” dedi.
“HİSSEDİLEN SICAKLIK 40 DERECELERİ BULACAK”
Özdemir, “Sıcaklık çok yüksek, hissedilen sıcaklık da nemden dolayı farklı oluyor. Şu anda İstanbul’da 30-32 derecelik bir sıcaklık var ama 38, 39, 40 gibi hissediliyor. Bu İstanbul’un her bölgesinde değil. Boğazda veya deniz kıyısında olan yerlerde sıcaklıklar daha düşük ama şehir merkezlerinde, trafiğin yoğun olduğu yerlerde, klimaların çok yoğun kullanıldığı yerlerde maalesef sıcaklıklar 40 derece gibi hissediliyor. Normal olarak 33-34 derecelerde olması gerekirken sıcaklık 40 dereceleri bulacak” ifadelerini kullandı.
“TEMMUZ – AĞUSTOS AYLARINDA SICAKLIK REKORLARINI ÜLKEMİZDE GÖRECEĞİZ”
Temmuz ve Ağustos aylarında yeni sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Özdemir, “Geçen sene İstanbul’da, 40-41 derecelerde rekor kırıldı. Bu rekor galiba yenilenecek gibi geliyor, öyle gösteriyor. Çünkü daha Haziran ayında böyle olması, maalesef Temmuz – Ağustos aylarında da sıcaklık rekorlarını ülkemizde göreceğiz. Ağustos sıcak geçecektir. Sonbahar ayları biraz daha kısalmaya başladı veya yaz uzamaya başladı. Aradaki ilkbahar ve sonbahar daralmaya başladı. Eylül ayı da sıcak geçiyor, kurak geçiyor. Kasım ayına gibi bakıyorsunuz aynı şekilde. Birdenbire aralık ayından itibaren kışa girmiş oluyorsunuz. İlkbaharı yaşayamıyorsunuz, birdenbire yaza giriyoruz. Sıcaklıklar arttığından dolayı bu şekilde görünüyor. Yani ülke yavaş yavaş tropikal iklime doğru kayıyor” diye konuştu.
“BARAJLAR TAMAMEN DOLU OLSA BİLE İSTANBUL’DA SU YETMEYECEKTİR”
Sıcak hava ve yağışsız geçecek yaz ayının susuzluk tehlikesini de getireceğini vurgulayan Özdemir, “İstanbul’daki barajların doluluğu aldatmasın. Çünkü yüzde 80’leri geçmişti, şu anda yüzde 76-77’lere kadar geriledi. Günde ortalama üç milyon metreküp su tüketiyoruz. Çünkü nüfus artışı var. Sıcaklık da artınca tabii ki su tüketimi artacaktır. Bir kar kuraklığı yaşadık. İstanbul olarak kışın kar alamadık.
Bu da yeraltı sularımızın tabii ki azalması demek. Yağışları mümkün olduğu kadar aldık ama ancak yüzde 80’e kadar çıkabildi. Barajların tamamı bile dolu olsa İstanbul’a kullanılacak su, tüketecek su yetmeyecektir. Çünkü günde üç milyon metreküp su tükettiğinizde, 360 ile çarptığınız zaman bizim kapasitemiz 768 milyon metreküp, 1 milyon metreküpün üzerine çıkıyor. Yani bizim en az yüzde 25, yüzde 30 su açığımız var. Bu yüzden mümkün olduğu kadar su tasarrufu yapmamızda fayda var. Yeraltı suları da azaldı” dedi.
AKOM’DAN UYARI GELDİ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), 35 derecenin üzerine çıkması beklenen sıcaklıklara ve orman yangını riskine karşı vatandaşları uyardı. AKOM’dan yapılan açıklamada, İstanbul ve yurdun batısı ile güney bölgelerinin, Afrika ve Basra kökenli hava dalgalarının etkisi altına girdiği belirtildi.
Bugünden itibaren sıcaklıkların 35 derecenin üzerine çıkmasının beklendiği bildirilen açıklamada, bunaltıcı havanın hafta boyunca süreceği tahmin edildiğinden, özellikle sıcaklığın en etkili olduğu 11.00-16.00 saatlerinde yaşlı, hasta, hamile ve çocukların güneş altında uzun süre kalmaması gerektiği vurguladı. Açıklamada, sıcak ve kuru havaya işaret edilerek, orman yangını riskinin de arttığı uyarısı yapıldı.
]]>
REKOR SICAKLIKLAR HAZİRAN SONUNA KADAR DEVAM EDEBİLİR
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, en sıcak ilkbaharın ardından rekor sıcaklıkların haziran sonuna kadar devam edebileceğini ve 2024’ün en sıcak ikinci yıl olabileceğini söyledi.
Avrupa Birliği’nin (AB) Copernicus uydu izleme sistemiyle yapılan ölçümlere göre, 2024 yılının mart ayına ait küresel ortalama hava sıcaklığı, 1850-1900 mart ayı sıcaklık ortalamasının 1,68 derece, 1991-2020 mart ortalamasının 0,73 derece, 2016’da kaydedilen bir önceki en sıcak mart ayı ortalama sıcaklığının da 0,10 derece üzerine çıkarak 14,14 derece ölçüldü. Geçen mart ayı şimdiye kadar kaydedilen “en sıcak mart” oldu.
Onu takip eden nisan ayı da tüm zamanların “en sıcak nisan ayı” olarak kayıtlara geçti. Nisan ayına ait küresel ortalama hava sıcaklığı 1850-1900 nisan ayı ortalamasının 1,58 derece, 1991-2020 nisan ortalamasının 0,67 derece, 2016’da kaydedilen bir önceki en sıcak nisan ayı ortalama sıcaklığının da 0,14 derece üzerine çıkarak 15,03 derece olarak ölçüldü.
İlkbahar mevsimindeki her ay yeni sıcaklık rekorlarını beraberinde getirirken mayıs ayı da tüm zamanların “en sıcak mayıs” ayı oldu. Mayıs ayına ait ortalama yüzey hava sıcaklığı 1991-2020 mayıs ortalamasının 0,65 derece,1850-1900 mayıs ayı ortalamasının 1,52 derece, 2020’de kaydedilen en sıcak mayıs ayının ise 0,19 derece üzerine çıkarak 15,91 derece olarak kaydedildi.
“MAYIS AYININ 29 GÜNÜNDE SICAKLIK REKORU KIRILDI”
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Kurnaz, iklim değişikliği nedeniyle her geçen mevsimin daha önceki yıllara kıyasla biraz daha sıcak olacağını, bu senenin ilkbahar mevsiminin de geçen yıllara kıyasla daha sıcak ve kurak geçtiğini söyledi.
Sadece 2024 yılı ilkbahar mevsiminin değil, son 12 ayın “insanlık tarihinde görülen en sıcak 12 ay” olduğunu belirten Kurnaz, “Küresel ortalama sıcaklıklar olarak bakacak olursak bu sene mayıs ayı sonuna kadar geçirdiğimiz 152 günün 102 tanesi şimdiye kadar yaşadığımız en sıcak gün rekorunu kırdı. Geri kalan 50 günün tamamı da son 10 yılda rekor kırılan günlerdi ve ayrıca mayıs ayının ilk iki günü hariç 29 gün rekor sıcaklıktaydı.” dedi.
Haziranın sonuna kadar muhtemelen rekor sıcaklıkların devam edeceğini, 2024’ün, 2023’ün ardından en yüksek sıcaklığın ölçüldüğü ikinci sene olabileceğini ifade eden Kurnaz, bu yaz birçok noktada sıcaklık rekorları kırılabileceği, Türkiye’de ise 50 derece ve üzerindeki sıcaklıkların görülmesinin çok kolay olmayacağı tahminini paylaştı.
Almanya’da devam eden Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nın, bu yıl 11-22 Kasım’da Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenecek BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’na (COP29) hazırlık olarak görülebileceğini vurgulayan Kurnaz, “Son 12 ayda yaşanan rekor sıcaklıkların devletlerin gündemine gireceğini hiç sanmıyorum. Devletler bu konferanslarda yine havanda su dövmekle uğraşacaklar. Siz gelecek sene bu zamanlar tekrar bana aynı soruları soracaksınız inşallah ve ben de size aynı cevabı vereceğim.” diye konuştu.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Şen’e göre, şehirdeki ısı adası etkisi, kar yağışını nadir hale getiriyor. İstanbul’un sıcaklığını 5 derecenin üzerinde tutan bu etki, kar yağışını engelliyor. Ayrıca, küresel ısınma ve Akdeniz ikliminin değişmesiyle birlikte kar yağışlarının azalması kaçınılmaz hale geliyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz da aynı fikirde. İstanbul’da kar yağışı olmamasının nedeni ise şehrin geniş coğrafyası ve ısı adası etkisinin yanı sıra küresel ısınma ve değişen iklim koşulları. Prof. Dr. Kurnaz’a göre, İstanbul’da kar yağışını görmek isteyenler artık daha doğuya, Kars ve Sarıkamış gibi bölgelere gitmek zorunda kalabilirler. Uzmanlar, artık İstanbul’a kar yağmasının beklenen bir sürpriz olacağını değerlendiriyor.
“ISI ADASI ETKİSİNDEN DOLAYI İSTANBUL’A KAR YAĞIŞI ÇOK NADİR OLUR”
Prof. Dr. Orhan Şen, şehir içindeki sıcaklıkların genellikle 5 derecenin üzerinde seyretmesi, kar yağışını engellediğini ifade ederek, “İstanbul’da yağmadı bu sene kar ama İstanbul’da bundan 40-50 sene önceki kar yağışları yok artık. Yok olmasının nedeni nedir? Yok olmasının nedeni metropol bir şehirde, betonlaşmış bir şehirde ısı adası etkisidir. Isı adası etkisinden dolayı, İstanbul’da kar yağışı çok nadir olur. Çünkü kar yağışı nedir? 5 derecenin altına düşmesi lazım hava sıcaklığının. 5 derecenin yukarısında kar yağışı yağmaz. 5 derecenin altına düşecek ama yağış da olacak, ikisi birlikte olması lazım. Şimdi baktığımız zaman İstanbul’un etrafında 5 derecenin altına düşüyor ama 2-3 derecelik ısı adası etkisi hep, 5 derecenin üzerinde tutuyor İstanbul’da sıcaklığı. Dolayısıyla İstanbul’da kar yağmıyor. Hiç mi yağmadı? Geçen sene de yağdı, ondan önceki sene de yağdı. Hatırlarsınız, yollarda kalmıştık iki sene önce. Bu dediğim gibi şehir ısı adası etkisi, İstanbul’a çok bariz olarak kendisini gösteriyor. Düşünün kışın o gökdelenler ısıtılıyor değil mi? Ne ile? Doğal gaz ile ısıtılıyor. O ısı enerjisi nereye gidiyor? Atmosfere gidiyor. Atmosfere gittiği için dışı, havayı 2-3 derece daha ısıtıyor. Dolayısıyla bu büyük şehirlerdeki kar yağmamasının nedenlerinden bir tanesi odur. Bu genel bir değerlendirmedir” şeklinde konuştu.

“ARTIK KAR YAĞIŞI AZALACAK”
Bu yıl kar yağışının azalmasında küresel iklim değişikliğinin de etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Orhan Şen, “Bunun özelliğini de bu sene El Nino, biraz daha geneline bakarsak küresel ısınmanın artık 1.5 dereceye vardığı için artışı, dolayısıyla bizim enlemlerimizde yani 40 derece enlemlerinde kar yağışı azalacak. Şunu da söyleyelim, biz Akdeniz iklimine tabii idik. Yani şimdiye kadar Akdeniz yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıydı. Şimdi Akdeniz ikliminden Türkiye çıkıyor, bunun yerine nereye geliyor? Yarı kurak bir iklime geliyor. Yarı kurak iklim dediğimiz, 30 derece enlemlerdeki tropik iklimin kuzeye doğru kaymasından, küresel ısınmadan dolayı. Dolayısıyla artık yarı kurak iklime döndüğümüz için sıcaklıklar da artık biraz yüksek görünüyor. Şundan anlıyoruz biz bunu; yaz sıcaklıkları minimum sıcaklıklar, yani gece yarısından sonra sabah olmadan bir saat önce ölçülen sıcaklığa, biz ‘minimum sıcaklık’ deriz. 20 derecenin üzerindeki sıcaklıklara ‘tropik şehir’ deriz. Geçen sene bunlar çok fazla arttı Türkiye’de. Dolayısıyla bizim bulunduğumuz enlemlerde artık kar yağışı azalacak” diye konuştu.
“2020’DE VE 1918’DE KAR YAĞIŞI OLMAMIŞTI”
2020 ve 1918 yıllarında da kuraklıkla birlikte kar yağışının olmadığını belirten Şen, “Şimdi muhakkak bir kar yağışı gördük. Nerede gördük? Havada gördük ama yerde göremedik mesela. Öyle şeyler vardı. Ama en çok ne zaman gördük, 1987’de. Çok büyük bir kar yağışı vardı. Bir buçuk metreye yakın kar yağışı vardı. Bundan 4 sene önce 2020 ve 1918’de de üstelik kuraklık da vardı, kar yağışı da olmamıştı. Bu sene hiç kar yağışı olmadı. Ama seneye ne olacak? Seneye bakacağız” dedi.
“İSTANBUL’A UZUN ZAMANDIR KAR YAĞMIYOR”
İstanbul’a uzun zamandır kar yağmadığını belirten Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Şimdi öncelikle şunu anlayalım. Ben vatandaşım. Benim için İstanbul’a kar yağdı demek; bilmem ne tepesinin bilmem neresinde şu kadar dakika kar yağdı falan değil. Eğer Kadıköy’de ya da Eminönü’nde çocuklar kartopu oynayabiliyorsa İstanbul’a kar yağdı demektir. İstanbul’a uzun zamandır öylesine bir kar yağmıyor. İstanbul çok geniş bir coğrafya. Çatalca’ya gittiğinizde Çatalca’ya mutlaka kar yağıyordur ya da Karadeniz kıyısında Şile’yi geçtiğiniz yerlerde kar yağıyor olabilir ama İstanbul olarak baktığımızda bulunduğumuz yere kar yağdı mı? Yağmadı” dedi.

Prof. Dr. Levent Kurnaz, “1987 kışında bu bulunduğumuz yerde bir metreden fazla kar vardı. Dolayısıyla yağdığı zamanlar oldu mu, oldu. 2003’te, 2004’te falan bayağı kar yağdığı zamanlar oldu ama bunu epey zamandır söylüyoruz, Türkiye’de yaklaşık olarak Sivas’ın batısına artık pek kar düşmesini beklemiyoruz. İstanbul zaten çok kar yağan bir yer değil ama bu sene Ankara’ya da çok fazla bir kar yağmadı. Dolayısıyla biz artık yavaş yavaş bu bölgelerde karın çekildiğini görmeye başlayacağız. Uludağ’a bile baktığımızda Uludağ’da bile parçalı kaldı kar. Dolayısıyla artık Batı’da çok fazla kar yok. Kar görmek isteyen Kars’a, Sarıkamış’a gidecek” diye konuştu.
“2030 YILINDA KAR YAĞMASI SÜRPRİZ OLACAK”
Gelecek yıllarda İstanbul’da kar yağışının beklenen bir sürpriz haline gelebileceğini dile getiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, “Gittikçe kar yağışı azalıyor. Her yağan kar yağışı biraz daha sürpriz olacak. İstanbul’un normali artık bu ya da buna benzer bir hava. Bundan sonra artık Nisan başı gibi yazlık kıyafetleri giyeceğiz, böyle devam edecek. Kar yağarsa ‘Ne kadar güzel sürpriz oldu’ diyeceğiz. Son 5 yıl veya 10 yıl içerisinde değil, bu yavaş yavaş bu hale gelen bir durum. 1980’den bugüne baktığımız zaman düşen kar miktarı azala azala bu seneyi buldu, yani hiç kar yağmadı. Daha önce de hiç kar yağmadığı oldu mu, oldu. Yalnız bu gittikçe artacak. 2000 yılında kar yağması sürpriz değilken, 2030 yılında İstanbul’a kar yağması sürpriz olacak” dedi.
Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı ve Bitki Islahı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, “Ayçiçeği, şu anda ekim nöbetinde. Şu anda ekim zamanı başladı. Artık geçen seneki yediğimiz kurağı da dikkate almamız gerekiyor. Çünkü geçen yıl hem buğdayda çok düşük verim elde ettik hem ayçiçeğinde çok düşük verim vardı. Belki 35-40 yılın en düşük verimleri elde edildi, 70-80 kilo alan yerler vardı.
Bu anlamda üretici çok büyük sıkıntı yaşadı. Burada en büyük faktörlerden bir tanesi, kış yağışlarının yeteri kadar olmaması, topraktaki suyun azalması. Ama bu sene ayçiçeği sezonuna en azından bu anlamda umutlu giriyoruz. Çünkü yeteri kadar kış yağışları yağdı. Bu noktada da en önemli şeylerden bir tanesi, şu anda bayrama kadar bir yağış göstermiyor” dedi.
‘YÜZDE 80-90 ÇOK SICAK OLACAĞINI BİLİYORUZ’
Prof. Dr. Kaya, “Geçen sene aşırı sıcaklar, bitkinin danesini tamamen kuruttu. Çok cılız taneler ve yağ oranlarının da olduğu bir sezon geçirdik. Onun o sıcak periyoda gelmemesi için bizim mümkün mertebe erken ekmemiz lazım. Aslında geçen sene bu çok büyük tecrübe edildi. Edirne’de geçen sene mart ayında ekenler, 200 küsur külahlar aldı. Nisan ve mayıs ayında ekenler 50, 60, 80 kilolarda aldı.
Bu durum, bu açıdan bize güzel bir tecrübe verdi. Mümkün olan, tarlaya girebildiğimiz en erken zamanda ayçiçeğini ekmeliyiz. Şu anda, bayrama kadar 1 hafta, 10 günlük bir hava var. Çiftçilere özellikle tavsiyem; bir an önce tarlalarını hazırlasınlar, bir an önce ekimlerini yapsınlar ki süt alım devresi o sıcak döneme denk gelmesin.
Son zamanlarda iklimler de değişti. Ne zaman yağmur yağacağı, ne zaman sıcak olacağı açıkçası geçtiğimiz yılların tecrübelerine nazaran bir şey söyleyemiyoruz. Ama en azından temmuz ve ağustos ayında yüzde 80-90 çok sıcak olacağını biliyoruz” diye konuştu.
‘TOPRAK TAVI’ VE ‘KÖSE HASTALIĞI’ UYARISI
Prof. Dr. Kaya, “Şu anda tarlalar da yavaş yavaş hazır hale, tava gelmek üzere. Ekerken dikkat edecekleri en önemli şeylerden bir tanesi de çok fazla tavı kaçırmasınlar. Dediğimiz gibi bazen mildiyö ve benzeri problemler havalar soğuk geçtiği zaman olabiliyor. Mildiyö dediğimiz köse hastalığı, ayçiçeğinin en büyük problemlerinden.
O yüzden eğer imkanları varsa, biliyorlarsa da mümkün mertebe mildiyönün yeni ırklarına dayanıklı çeşitleri eksinler. Erken ekimin iki tane problemi var açıkçası. İkincisi de yabancı ot problemi. Yabancı ot problemini ekim sonrası atılan iki tür herbisitle şu anda çözüyoruz. Bu anlamda orada sıkıntı yok. Bu yüzden tek problem, mildiyö ile ilgili. Burada yeni ilaçlar da çıktı. Firmalarına sorsunlar; bunlar gerçekten o yeni ilaçlarla ilaçlanmış mı? Ona dikkat etsinler. Onun haricinde mümkün mertebe, en erken zamanda en azından bayrama kadar eksinler diye söyleyebiliriz” dedi.
‘İYİ BİR SEZON OLACAK, UMUTLUYUZ’
Edirne merkeze bağlı Büyükismailçe köyünde üreticilik yapan Mehmet Üner, “Yeni sezondan beklentimiz, verim. İyi bir yıl geçmesini diliyoruz. Şu anda tav yerinde, toprak hazırlığı güzel oldu, otla mücadelemizi yaptık, ilacımızı attık. Hayırlısıyla iyi bir sezon olacak, umutluyuz. Dönemsel olarak kış ayında yağışlarımızı aldık ama toplamda yine biraz eksiğiz. İnşallah nisan ayıyla birlikte düşecek yağmurlarla umudumuz daha da artacak.
Çünkü yağışın olduğu yerde, her zaman verim artar. Doğal olarak önemli olan yağışları bekleyeceğiz artık” diye konuştu. Değirmenyeni köyü çiftçilerinden Kani Güner de tarlalarını hazırlayıp, ekimlerini yaptıklarını belirterek, “Elimizden geleni yapıyoruz. Hava da yağışlı giderse, emeklerimizin karşılığını alacağız. Bu yıl da biraz yağış aldık ama artık ekimden sonra iyi bir yağış bekliyoruz. Geçen sene biraz verim düşüklüğü olmuştu” dedi.

Rapora göre 2023’te iklim durumu alışılmışın dışındaydı; sera gazı seviyeleri, yüzey sıcaklıkları, okyanus ısısı, deniz seviyesinin yükselmesi ve buzulların geri çekilmesinde yeni rekorlar kırıldı.
Sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar, kontrol edilemeyen yangınlar ile hızla yoğunlaşan tropikal kasırgalar gibi aşırı iklim olayları sefalet ve kargaşaya yol açtı; bu milyonlarca insanın günlük hayatını etkiledi ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayba neden oldu.
EN SICAK YIL
“2023 kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu” ifadelerinin yer aldığı raporda, küresel ortalama yüzeye yakın sıcaklığın sanayi öncesi taban çizgisinin 1,45 santigrat derece üzerinde ölçüldüğü hatırlatıldı.
2014-2023 arasının tarihteki “en sıcak on yıllık dönem” olduğu bildirilen raporda, bu süreçteki on yıllık ortalama küresel sıcaklığın 1850–1900 yıllarındaki ortalamanın yaklaşık 1,20 santigrat derece üzerinde olduğu vurgulandı.

Rapora göre, 2023’te küresel olarak hazirandan aralığa kadar her ayda rekor düzeyde sıcaklık görüldü; en büyük sıcaklık artışı 0,46-0,54 santigrat derece civarında yükselişle Eylül 2023’te yaşandı.
“Küresel sıcaklıktaki uzun vadeli artış, atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarının artmasından kaynaklanıyor.” bilgisi verilen rapora göre, 2023’ün ortasında La Nina’dan El Nino hava olayları koşullarına geçiş, 2023’te sıcaklığın hızlı yükselişine katkıda bulundu.

DENİZ SEVİYESİ REKORA ULAŞTI
2023’te küresel ortalama deniz seviyesinin, 1993’ten bu yana tutulan uydu kayıtlarına göre rekor seviyeye ulaştığı, bu durumun, devam eden okyanus ısınmasının yanı sıra buzulların ve buz tabakalarının erimesini de yansıttığı vurgulandı.
Raporda, 2014-2023 küresel ortalama deniz seviyesi artış oranının, uydu kayıtlarının ilk on yılındaki (1993-2002) deniz seviyesi artış oranının iki katından fazla olduğu belirtildi.

Öncü verilere göre, küresel referans buzul setinin, hem Kuzey Amerika’nın batısı hem de Avrupa’daki aşırı erimenin etkisiyle (1950’den bu yana) kayıtlardaki en büyük buz kaybının yaşandığı kaydedilen raporda, İsviçre’deki buzulların son iki yılda mevcut hacimlerinin yaklaşık yüzde 10’unu kaybettiği aktarıldı.
Kuzey Amerika’nın batısında 2023’te, 2000-2019 dönemi için ölçülen oranlardan beş kat daha yüksek oranda buzul kaybının yaşandığı ve buradaki buzulların, 2020-2023 döneminde, 2020’ye kıyasla tahmini olarak hacimlerinin yüzde 9’unu kaybettiğine işaret edildi.

Hava koşullarından kaynaklanan tehlikeler 2023’te yerinden edilmeleri tetiklediği belirtilen raporda, “Bu durum, iklim şoklarının dayanıklılığı nasıl zayıflattığını ve en savunmasız nüfuslar arasında yeni koruma riskleri oluşturduğunu gösterdi.” denildi.
AŞIRI İKLİM OLAYLARININ SOSYOEKONOMİK ETKİLERİ OLDU
Aşırı hava ve iklim olaylarının tüm kıtalarda önemli sosyoekonomik etkileri oldu, bunlar arasında büyük seller, tropikal kasırgalar, aşırı sıcaklık ve kuraklık ile bunlara bağlı kontrol edilemeyen yangınlar oldu.
Raporda, “Akdeniz Daniel Kasırgası’ndan kaynaklanan aşırı yağışlarla bağlantılı sel felaketi eylülde özellikle Libya’da ağır can kayıplarına neden oldu, Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’yi de etkiledi.” denildi.

Aşırı sıcakların dünyanın birçok yerini etkilediği belirtilen raporda, özellikle temmuzun ikinci yarısında Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’nın çok etkilendiği hatırlatıldı.
İtalya’da sıcaklıklar 48,2 santigrat dereceye ulaştı, Fas’ta ise termometreler 50,4 santigrat dereceyi gösterdi.
Rapora göre, iklim değişikliğinden dolayı dünya çapında akut gıda güvensizliği yaşayan insanların sayısı COVID-19 salgını öncesi 149 milyonken bu sayı 2023’te 333 milyon kişiye yükseldi.
GUTERRES’TEN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI “RADİKAL ADIMLAR” ATILMASI ÇAĞRISI
Basın toplantısına video mesaj yollayan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklimle ilgili yaşanan olaylar karşısında “Dünya imdat çağrısında bulunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan kirliliğin iklim dengesini “kaosa” sürüklediğini kaydeden Guterres, alarm zillerinin her alanda çaldığını bildirdi.

Guterres, sıcaklığın rekor seviyeye ulaştığını, deniz seviyelerinin yükseldiğini ve deniz suyu ısısının arttığını, buzulların çok daha hızlı eridiğini anımsatarak, “Tüm bunların etkisi çok şiddetli, acımasız ve ölümcül bir hızla artıyor.” uyarısını yaptı.
Acilen harekete geçilmesi gerektiğine işaret eden Guterres, iklim değişikliğindeki hıza oranla radikal adımlar atılması ve sürdürülebilir kalkınmaya uygun hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
WMO’DAN İKLİM KONUSUNDA EYLEME GEÇME ÇAĞRISI
WMO Genel Sekreteri Saulo, bu raporun, insanlığın iklim kriziyle ilgili karşı karşıya olduğu zorlukları gösterdiğine işaret etti.

Artan gıda güvensizliği, insanların yer değiştirmeleri ve biyolojik çeşitlilik kaybının savunmasız nüfuslar için tehdit oluşturduğunu vurgulayan Saulo, şunları kaydetti:
“Aşırı iklim koşulları, sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar, kontrol edilemeyen yangınlar ve yoğun tropikal kasırgalar Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin tamamını baltalıyor, her yıl milyarlarca dolarlık ekonomik kayıplara neden oluyor. İklim eyleminin maliyeti yüksek görünebilir ancak bu konudaki eylemsizliğin maliyeti çok daha yüksek.”
Son yıllarda bölgede yaşanan kuraklık, özellikle Van Gölü’nü etkiliyor. Daha önce su altında olan ve dalış yapılarak görülebilen mikrobiyalitler ise artık görünür hale geldi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Doğu Anadolu Bölgesi uzun yıllar ocak ayı ortalama sıcaklığı eksi 4,3 derece olurken, 2024 yılı ocak ayında ise eksi 0,2 derece olarak gerçekleşti. Ortalamanın üzerinde seyreden sıcaklıklar ise Van Gölü Havzasına düşen karın hızlıca erimesine neden oldu.
YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, “Şüphesiz son yıllarda ülkemizin gündemindeki en önemli konulardan birisi kuraklıktır. Çünkü ülkemizin dört bir yanında özellikle yaz ayı geldiği zaman su kaynaklarının kuruduğunu ve göllerin çekildiğini görüyoruz. Bu noktada gözlerin döndüğü yerlerden birisi de Van Gölü. Çünkü özellikle son 3-4 yıldır Van Gölü havzasında çok ciddi bir kuraklık yaşanıyor. Yaz ayları geldiği zaman akarsuların artık Van Gölü’ne ulaşamadığını, çiftçilerin sulama için yeterince su bulamadığını görüyoruz” dedi.
SON 52 YILIN EN SICAK OCAK AYI
Dr. Akkuş, “Kış aylarında havzaya bolca kar yağışı düşmesini ümit ettik ki önümüzdeki yaz ayı bol su kaynaklarıyla buluşalım diye. Bu sene kış aylarında kar yağdı. Fakat son 52 yılın en sıcak ocak ayını yaşadık. Yani sıcaklık uzun yıllar ortalamasının 4 santigrat derece üzerinde seyrediyor. Durum böyle olunca yağış kar olarak düşemiyor. Yağmur olarak düşüyor. Yağan kar yağışı da hızlı bir şekilde eriyerek Van Gölü’ne karışıyor. Karın yağması elbette ki her açıdan güzel, Van Gölü ile buluşması da güzel. Fakat Van Gölü’ne giden su, bizim için kullanılabilir su olmanın dışına çıkıyor. Çünkü Van Gölü tuzlu ve sodalı bir yapıdadır. Bizim arzu ettiğimiz yağan karın yaz aylarına kadar dağların tepelerinde Van Gölü’nün kenarında kalması, yazın yavaş yavaş erimesi. Fakat yağan kar yağışı özellikle şehir merkezi ve Van Gölü’ne yakın kesimlerde tamamen erimiş durumda” dedi.
‘TÜM TEDBİRLERİ ALMAMIZ LAZIM’
Önümüzdeki yaz aylarında çok ciddi bir kuraklığın beklediğini de belirten Dr. Akkuş, “Bu bize şunu gösteriyor, önümüzdeki yaz bizi çok ciddi bir kuraklık bekliyor. Yağan 3-5 damla yağmura 3-5 kar tanesini aldanmayalım. Çünkü şu anda şubat ayının sonundayız. Cemreler düşmeye başladı. Artık havzanın kar yağışı alacağı bir zaman mevsim kalmadı. Dolayısıyla bizim özellikle tarımsal sulamaya yönelik tüm tedbirleri almamız gerekiyor” diye konuştu.
Deniz suyundaki sıcaklık artışının etkilerini dile getiren Boğaziçi Üniversitesi İklim Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Türkiye kıyılarında fırtınaların da daha şiddetli olacağına da dikkat çekti. Prof. Dr. Kurnaz, “Deniz suyu sıcaklıkları normalin oldukça üstünde. Bunun arkasında korkutucu olan kısım da şu. Hava biraz daha bildiğimiz gibi kolay ısınıp kolay soğuyabiliyor ama deniz hem zor ısınıyor hem de zor soğuyor. Dolayısıyla denizin bir defa ısınmış olması çok kötü bir şey çünkü kış gelip, havalar soğuduğu gibi deniz birden soğumayacak. Şimdi bunun getireceği de başımızda çok büyük belalar olacak. Özellikle bu sene müsilaj gibi bir belaya Türkiye’nin hazır olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“FIRTINALAR DAHA ŞİDDETLİ OLACAK”
Prof. Dr. Kurnaz, “Deniz sularının sıcaklığına baktığımızda, balıklar kuzeye daha soğuk bölgelere kaçıyorlar. Özellikle hamside, Karadeniz’de baktığımızda balık kalmayacak. Tüm bunlar bizim açımızdan çok ciddi problemler. Bir de üzerine yabancı balıklar gelmeye başlıyor. Balon balığı falan konuşuluyor balıkçılıkta. Deniz suyu sıcaklığının artması herkes açısından ürkütücü olmak zorunda. Bir de, deniz sıcaklığı ne kadar sıcak olursa, o kadar fazla buhar verebiliyor havaya ve fırtınaları o derece güçlendiriyor. Dolayısıyla da, bizim Karadeniz kıyılarında, Ege kıyılarında, Akdeniz kıyılarındaki fırtınalar da daha şiddetli olacak deniz suyu sıcaklığının artmasıyla” diye konuştu.
“HAMSİNİN SONU GELİYOR”
Prof. Dr. Kurnaz, “Hamsi, Karadeniz kıyısından Ukrayna kıyısına kaçıyor. Ukrayna kıyısında sular biraz daha serin olduğu için orada mutlu mesut yaşıyor. Deniz suyu sıcaklıkları biraz daha arttığı zaman, hamsinin kaçacak yeri kalmayacak. O zaman da hamsinin sonu geliyor. Bütün canlılar, kaçabilecekleri bir yer varsa kaçıyorlar ama kaçamayacakları kadar sıcak olduğu bir durumda, bizim gibi karaya çıkıp gidemedikleri için, Karadeniz’in en kuzeyine vardıklarında su yine de sıcaksa, hamsinin sonu oluyor” dedi.
“MAYIS BAŞI GİBİ MÜSİLAJLA MÜCADELE ETMEYE BAŞLIYOR OLABİLİRİZ”
Müsilaj tehlikesine vurgu yapan Kurnaz, “Müsilaj, birkaç şeyin birleşiminden oluşuyor. Yani kendi başına bir problem değil. Bir tanesi deniz suyunun sıcak olması. Ondan sonra, denizin dalgasız olması, yani çok fazla rüzgar olmaması kıymetli. Üçüncü olarak da, yağışlarla çok fazla tarımdan gübre gelmesi. Yani şu anda yağışlar böyle devam edecek olursa ve bütün mart ayı boyunca tarımda kullanılan gübre denize akacak olursa, bu üçünün birleşimi ile biz yine nisan sonu mayıs başı gibi müsilajla mücadele etmeye başlıyor olabiliriz” şeklinde konuştu.

“TARIMSAL ÜRETİMDE BAŞIMIZ BELADA”
İnsan kaynaklı israfın artmasıyla beraber bazı doğal kaynakların tükenme riski ile karşı karşıya kaldığını hatırlatan Kurnaz, “Bir tarafta iklim başımıza büyük bir bela getiriyor ama öbür tarafta da çok çeşitli doğal kaynaklar var. Bir tarafta bizim yediğimiz buğday, içtiğimiz su ama öbür tarafta araba üretiminde kullanılan kurşun var. Kurşun gibi doğal kaynaklara bakacak olursak, bunların 10-20 senesi kaldı en fazla. Bizim başka teknolojiler bulabilmemiz gerekiyor. Su kolay kolay tükenmez. Biz düzgün kullandığımız müddetçe ve insanların sayısı da çok artmadığı müddetçe su bizi idare eder ama bu iklim değişikliği ile birlikte buğday, bunda sorunlu. Onların suya ihtiyacı var ve gökten düşen suya ihtiyacı var. Yağış rejimi değişecek olursa her tarafta aynı buğday yetişmeyebilir, aynı miktarda yetişmeyebilir. Bunları topladığımız zaman özellikle tarımsal üretimde, başımız belada. Yani şu anda belada, çok geleceğe gitmeye gerek yok” ifadelerini kullandı.
TEMMUZ AYININ ORTASINDA 50 DERECEYİ GÖRME İHTİMALİMİZ ÇOK YÜKSEK
Yaşanılan her mevsimin beklentilerden daha sıcak olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Kurnaz, “Yaşadığımız her mevsim beklentilerden biraz sıcak olacak. Bu kışı böyle geçirdik. İstanbul’da çok fazla kar göremedik, hatta hiç göremedik. Bundan sonra da kar görür müyüz, Türkiye’nin batısında şüphelidir. Eğer böyle devam edecek olursak temmuz ayının ortası civarında Türkiye’de bir yerlerde 50 dereceyi görüyor olma ihtimalimiz çok yüksek. O bir yerler de muhtemelen Cizre olacak” dedi.
Bu yaygın ritüel, güne başlamadan önce bir fincan kahve içmeden duramayan milyonlarca insanı kapsar. Fakat tüketilen kahvenin mevcut ısı oranına insan sağlığı açısından dikkat edilmesi gerek. Kahve sıcak mı içilmeli soğuk mu? Soğuk kahvenin zararları nelerdir?

SOĞUK KAHVE ZARAR VERİYOR!
Yaz aylarının ferahlatan etkisine sahip olan soğuk kahveler, gastrit, midede rahatsızlık gibi belirtilere daha fazla sebep olabilir. Yapılan bilimsel araştırmalara göre soğuk kahve, mide bağırsak sorunları, özellikle gastrit oluşumunda daha etkin bir rol oynamaktadır.
Özellikle son yıllarda tüketim çılgınlığına bürünen bol şekerli aromalı soğuk kahveler gün içerisinde çok fazla tüketildiğinde gereksiz kalori alımına sebep oluyor. Anlık doygunluk hissettiren ama uzun vadede çok çabuk acıktıran bu aromalı soğuk kahveler vücutta yağlanmaya sebep oluyor ve kilo alımına zemin hazırlıyor. Soğuk kahve tüketimini azaltmazsak eğer; obezite, insülin direnci, karaciğer yağlanması, kolesterol gibi türlü hastalıklarla karşılaşmamız an meselesi.
SICAK KAHVE KANSER VE KALP HASTALIKLARI GİBİ RİSKLERİ ÖNLÜYOR!
ABD’deki bir üniversitede yapılan araştırmaya göre, sıcak kahve soğuk kahveye oranla daha fazla antioksidan içeriyor. Yılda 400 milyar fincandan daha fazla kahve tüketerek, insanlar kahvenin sağladığı faydalardan da yararlanıyor. Araştırmalara göre, kahve içmenin karaciğer kanseri, kalp hastalığı ve tip 2 diyabet gibi belirli hastalıkların riskini azalttığı bilinmekte.
Ayrıca, kahve B vitaminleri, potasyum ve riboflavin gibi besinleri içererek vücut için önemli bir antioksidan kaynağı olarak da dikkat çekiyor. Kahve, sunduğu faydalarla sadece bir içecek olmanın ötesine geçmiş durumda.

ABD’deki Thomas Jefferson Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, sıcak kahve soğuk kahveye göre daha fazla antioksidan barındırıyor. Bu araştırmada, sıcak ve soğuk kahve arasında önemli bir kimyasal fark olduğu belirlendi ve sıcak kahvenin soğuk kahveye kıyasla hücrelere verilen zararı önlemeye veya yavaşlatmaya daha fazla yardımcı olduğu tespit edildi.
Sıcak kahvenin yüksek antioksidan seviyeleri sayesinde kanser, kalp hastalıkları, karaciğer hastalığı ve tip 2 diyabet riskini azaltabileceği belirtiliyor. Bu nedenle, sıcak kahve daha sağlıklı bir seçenek olarak karşımıza çıkmakta.
DEMLENEN KAHVE MUTLULUK VERİYOR!
Kafein ve içerdiği besinler, sıcak kahve ile dakikalar içinde hızlı bir şekilde ortama yayılır. Demleme işleminin hızı, örneğin soğuk demlenmiş kahveye kıyasla daha hızlı olduğundan, sıcak kahve genellikle belirli bir asidik tatla sonuçlanır.

Bu asidik tat, sıcaklığın tat algımızı etkileyebileceği veya sıcak kahvenin asitlik seviyesinden kaynaklanıyor olabilir. İnsanların çoğu, sıcak demlenmiş kahvede, buzlu kahveye göre daha fazla asit tadını alır. Böylelikle sıcak içeceklerin daha büyük ve güçlendirilmiş tatlar sunduğu bilinmektedir.
Sıcak kahvenin sadece aroması değil kokusu bile, uykusuzluğun, stresin veya yorgunluğun etkilerini azaltmak için yeterli olabilir. Sıcak kahve, soğuk kahveye göre daha yüksek kafein içeriğine sahip olduğundan, kişileri daha dinç tutmaya da etkisi vardır.

Ayrıca, sıcak olan kahvenin insanlara mutluluk verdiği yapılan grup araştırmaları sonucu ortaya konmuştur. Sıcak kahve içmek, bazı kişilerde olumlu bir ruh hali ve keyif duygusu bırakır. Bu nedenle, sıcak kahvenin sadece enerji vermekle kalmayıp aynı zamanda mutluluk hormonu salgıladığı da bilinmektedir.
]]>Taze balıkları dondurmak her şeyi kolaylaştırır ve daha sonra tüketildiğinde ilk günkü tazeliği ve lezzetini korur. Ancak bu tazeliği ve lezzeti korumak için balıkları dondurma ve dondurduktan sonra çözme işlemini en doğru şekilde yapmanız gerekir.

Dondurucuda balık nasıl saklanır tüm detayları ile öğrenmek için hazırlamış olduğumuz kılavuza buradan ulaşabilir, dondurulmuş balığın buzu nasıl çözdürülür öğrenmek içinde okumaya devam edebilirsiniz.
DONDURULMUŞ BALIK NASIL ÇÖZDÜRÜLÜR?
Dondurulmuş balığın buzunu çözdürme işlemi basit gibi algılansa da aslında insan sağlığı açısından büyük önem arz eden bir konudur. Dondurulmuş balığı çözdürürken dikkat edilmezse balığın yüzeyinde bakteriler üreyebilir ve bu gıda zehirlenmesine sebep olabilir. Bunun gibi sorunlar ile karşılaşmamak için dondurulmuş balığı çözdürmenin en doğru yöntemi şunlardır;
Dondurulmuş Balığı Buzdolabında Çözdürme Yöntemi

Dondurulmuş balığı çözdürmenin en iyi yolu buzdolabında bekletme yöntemidir. Çünkü buzdolabı, dondurucudan daha düşük sıcaklıkta ve bakterilerin üremesini engelleyecek soğuklukta olan bir alandır.
Buzdolabında dondurulmuş balığı çözdürmek için onu süzgeç formunda bir kabın içerisine yerleştirin. Çözünürken oluşan suyun akması için derin bir kabın içerisine oturtun ve buzdolabında bir gece bekletin. Ertesi gün buzdolabından çıkardığınız dondurulmuş balığın buzlarının tamamen çözündüğünü gözlemleyeceksiniz.
Dondurulmuş Balığı Soğuk Suda Çözdürme Yöntemi

Eğer dondurulmuş balığı çözdürmek için çok vaktiniz yoksa soğuk suda çözdürme işlemi sizin için en ideali olabilir. Ancak bu yöntem doğru uygulanmazsa balığın bakteri üretmesine de en elverişli yöntemdir.
Dondurulmuş balığı soğuk suda çözdürme yöntemi için öncelikle buzluktan çıkardığınız balığı kilitli ve su geçirmez bir torba içerisine koyup, ağzını sıkıca kapatın. Torbanın su geçirmez olduğuna emin olmanız bu noktada önemlidir. Balık dışarıdan gelen suyu içerisine çekerek suya doyar ve pişirme işleminin uzamasına ve lezzet kaybına sebep olur.

Soğuk su ve buzlarla dolu olan bir kabın içerisine balığı yerleştirin ve çözünme işleminin gerçekleşmesi için bekleyin. Soğuk su balığın bakteri üretmesini engelleyeceği için bu işlem sırasında suyu oda sıcaklığı altına düşmeden yeni buzlu su ile değiştirmeniz gerekir. Balıkların bu yöntem ile çözünmesi yaklaşık yarım saat bir vakit alır.
Dondurulmuş balıklar tamamen çözündükten sonra paketinden çıkarın ve hafifçe durulayın. Kâğıt havlu ile hafifçe kurulayın ve gönül rahatlığıyla pişirin.
DONDURULMUŞ BALIĞI ÇÖZDÜRMENİN YANLIŞ YÖNTEMLERİ
Dondurulmuş balığı çözdürmenin en doğru yöntemi soğuk bir ortamda gerçekleştiği için bunun aksi yönde gerçekleşen tüm işlemler hatalıdır. Çünkü hepsi potansiyel olarak mikrop üremesine sebep olabilir. Dondurulmuş balığı çözdürmenin en yanlış yöntemleri ise şunlardır:
