Şiddetin artması nedeniyle boşanan kadın, şikayet için gittiği karakolun çıkışında ise silahlı saldırıya uğradı. Hayatı kararan talihsiz kadın, 2 yaşındaki çocuğunu hiçbir şekilde göremediğini söyleyerek yetkililerden yardım istedi.
İstanbul Sultangazi’de 24 yaşındaki Havva Pınar D., ilişkileri boyunca şiddet gördüğü Oğuzhan K.’dan boşandı. Ancak Havva Pınar D. tehditler almaya devam ettiği eski eşinin silahlı saldırısına uğradı. Havva Pınar D., “Beni Şamlar Ormanı’na götürdü. Ellerimi arkadan bağladı. Beyzbol sopasıyla belimi kırdı. Beni o akşam hastaneye götürdü. Oradakilere ATV’den düştüğümü söyledi ama benim belime beyzbol sopasıyla defalarca vurdu” sözleriyle yaşadığı dehşeti anlattı.

BOŞANDIKTAN SONRA DA KURTULAMADI
24 yaşındaki Havva Pınar D., yaklaşık 4 yıl önce 27 yaşındaki Oğuzhan K. ile tanışmış 2021 yılında da evlenmişti. İddiaya göre Havva Pınar D., ilişkileri ve 8 ay süren evliliği boyunca Oğuzhan K.’dan şiddet gördü. Birçok kez evi terk eden Havva Pınar D., tehdit sonucu eve geri döndü. Havva Pınar D., şiddetin boyutunun giderek artması üzerine boşanma kararı aldı. Boşanmalarına rağmen Oğuzhan K.’nın tehditleri bitmedi. İddiaya göre, geçen yıl Oğuzhan K., Havva Pınar D.’nin abisini silahla yaraladıktan sonra yine tehditlere devam etti.
Oğuzhan K., son olarak ise geçtiğimiz hafta karakoldan çıkıp eve gitmeye çalışan Havva Pınar D. ve ailesine silahlı saldırıda bulundu. Şans eseri kurşunlar kimseye isabet etmezken, saldırgan eski eş olay yerinden kaçtı. Polis ekipleri Oğuzhan K.’yı yakalamak için çalışma başlattı.

“SİGARA KOKUSUNU ALINCA ORMANA GÖTÜRÜP BELİMİ KIRDI”
Yaşananları anlatan Havva Pınar D., “Ben önceden sigara kullanıyordum. Sigara içmemi istemiyordu. Onun yanında değilken evdeyken içiyordum. Bir gün üzerimde sigara kokusu aldı. Sigara kokusunu alınca beni Şamlar Ormanı’na götürdü. Ellerimi arkadan bağladı. Beyzbol sopasıyla belimi kırdı. Beni o akşam hastaneye götürdü. Oradakilere ATV’den düştüğümü söyledi ama benim belime beyzbol sopasıyla defalarca vurdu” dedi.

ABİSİNİ DE SİLAHLA VURDU
Ailesine ve kardeşlerine tehdit mesajları atıldığını söyleyen, boşandıktan sonra da tehdit edildiği için tekrardan eski eşinin yanına dönmek zorunda kalan Havva Pınar D., “Şiddet ve küfür devam ettiği için ben tekrardan ailemin yanına döndüm. Döndükten uzun bir süre sonra abim silahla vuruldu. Abimi vurduktan sonra bu kez beni erkek kardeşimle tehdit etmeye başladı. Ayrıca beni de öldürmekle tehdit ediyor. Hiçbir kadın bunu hak etmiyor. Hiç sesimizi hiçbir şekilde duyuramıyoruz. Sesimizi duyulmasını istiyoruz. Bu kişilerin en kısa zamanda yakalanmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

“DIŞARI ÇIKAMIYORUM KORKUYORUM”
Çocuğunu göremediğini belirten Havva Pınar D., “İki yaşındaki çocuğumla sınanıyorum. Çocuğumu hiçbir şekilde göstermiyor bana. Yaklaşık dört haftadır çocuğumun sesini duymadım. Ne durumdadır bilmiyorum. En yakın zamanda hem çocuğumu almak istiyorum hem de o kişinin yakalamasını istiyorum. Buradan da herkese sesleniyorum kimse boyun eğmesin. Böyle kişiler korunmasın burada olan kadın ve çocuklara oluyor. Bir an önce yakalanmasını ve çocuğuma ulaşmayı istiyorum. En son geçtiğimiz hafta şikayetçi olmak için karakola gittik. Karakola giderken beni sürekli arıyordu. Annem ifadesini verdi. Karakoldan çıktıktan sonra karşımızdan geçti. Daha sonra karşıdan ateş açtı. Oradan geçerken beni aramıştı zaten ve beni öldüreceğini söylemişti. ‘Bu yaptıkların yanına kar kalmayacak. Elini kolunu sallaya sallaya gezemeyeceksin’ demişti. Ama o elini kolunu sallaya sallaya geziyor. Ben hiçbir şey yapamıyorum. Devletten şunu istiyorum. Bu kişinin elini kolunu sallaya sallaya gezmesini istemiyorum. Ben bu konuşmayı yaparken bile tedirginim. Dışarı çıkamıyorum korkuyorum” sözleriyle yardım istedi.


“KÖYÜMÜZDE SİGARAYA SAVAŞ AÇTIK”
Köyün kapılarını sigaraya kapatıp spora açtıklarını belirten Doğanalan Köyü Muhtarı Yakup Şahinkaya, “Köyümüzde sigaraya karşı savaş açtık. Köyümüzde sigarayı içen sayısı 4 ya da 5’i geçmez. İnsanımız genelde sporla ilgileniyor. Köyümüzde tatlı bir Fenerbahçe – Galatasaray rekabeti var. Köyümüz 100 haneli bir köydür. Biz sigaraya karşı kapılarımızı kapattık, kapılarımızı spora açtık. Nüfusumuz yaz aylarında yaklaşık 400 kişiyi buluyor. Kış aylarında doğamız biraz sert olduğundan pek kimse kalmıyor. Kış ayları burada sakin geçer.” dedi.

“SPORA KARŞI BİR İLGİMİZ VAR”
Köyde vatandaşların sporla ilgilendiğini belirten Doğanalan Köyü Dernek Başkanı Mehmet Yılmaz, “Bizler çalışmalarımızla köyümüzü güzelleştirmeye çalışıyoruz. Gençliğimiz köye yeteri kadar ilgi gösteriyor, sağ olsunlar. İnşallah bu 15 gün içerisinde de köyümüz daha da kalabalık olacak. Köyümüzde sigara alışkanlığı, yüzde 90 içilmiyor yani. İçenlerin sayısı 4 ya da 5’i geçmez. Onları da ikna etmeye çalışıyoruz. Bakalım inşallah onları da ikna edeceğiz. İş İnsanlarımızdan İlhan Doğruer köyümüze futbol sahası yaptırdı. Köyümüzde Asım Doğruer anısına bir spor kompleksi yapıldı. Köyümüzde spora karşı bir ilgi var.” diye konuştu.

“SİGARA KULLANAN DÖRT KİŞİDEN BİRİYİM, DÖRDÜMÜZ DE HASTAYIZ”
Köyde sigara kullanan 4 kişiden biri olan ve kendilerine çok baskı uygulandığını kaydeden Aydın Karaköse, “Köyde sigaraya karşı savaş açıldı. Köyde sigara içen 4 kişiyiz, Dördümüz de hastayız. Gençlerimiz hep spora yakınlar. Spor yapıyorlar. Biz de sigarayı bırakmaya çalışacağız. İnşallah bırakırız. Sigara içen 4 kişiden biri de benim. Köyde sigarayı bırakmamız için üzerimize çok baskı yapılıyor. Ailem baskı yapıyor. Çocuklar baskı yapıyor. Ama bir türlü bırakmıyoruz. İnşallah bırakacağız. Yani köyde dışlanmış gibi hissediyoruz kendimizi. Biz oturuyoruz kalabalığın yanında, sigara içemiyoruz.” sözlerini kaydetti.

“SİGARADAN NEFRET EDİYORUM”
Gençleri spora yönlendiklerini söyleyen Abdurrahim Akhoroz, “Sigara konusuna gelince sigarayı 2000 yılında bıraktım. Şimdi sigaradan nefret ediyorum. Köyümüzde sigara kullanımı ortalaması yüzde 3 civarında Her yüz kişiden 3 kişi ancak içiyor. Biz tamamen Yeşilaycı bir toplumuz. Sigarayla savaşa sonuna kadar devam edeceğiz. Köyde spor sahalarımız var. Onları spora teşvik etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
Dünya tütünsüz günü programı vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Hepiniz Vahdettin Köşkü’nün bu güzel yerleşkesini hoş geldiniz. Dünyanın farklı coğrafyalarından siz evlatlarımızı ülkemizde güzel İstanbul’umuzda misafir etmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz.

Dünya tütünsüz günü etkinliklerinin tütün zararlarına ilişkin farkındalığın artmasına katkı sağlamasını diliyorum.
Bunun için de tabii özellikle Tuğba kardeşime çok teşekkür ediyorum. Bu konuda verdiği mücadele için. Milyarlarca dolarlık hacmiyle sigara endüstrisinin çocuklarımız başta olmak üzere toplumumuzun tüm kesimlerini hedef aldığını görüyoruz.
Tütün endüstrisi yeni ürünlerle ve kanuni boşluklardan da faydalanarak insanların hayatı pahasına, kazancına kazanç eklemektedir.
Aslında rakamlar sorunun vardığı ürkütücü boyutları ortaya koyuyor. Dünyada her gün yirmi bin kişi sigaradan kaynaklanan hastalıklar sebebiyle hayatını kaybediyor.
“HER YIL 85 BİN İNSANIMIZI TÜTÜNE KURBAN VERİYORUZ”
Ülkemizde ise her yıl seksen beş bin insanımızı tütün canavarına kurban veriyoruz.

Tütün sadece insanı zehirlemiyor, Aynı zamanda dünyamızı da kirletiyor. Dünya genelindeki çocuk nufusunun yarısı tütün dumanının kirlettiği havayı solumak zorunda kalıyor.
Sigara dumanı dört binden fazla toksik ve kanserojen madde içeriyor. Tütün ürünlerinin içindeki toksin ve diğer kanserojen maddeler havaya yayılarak içen kişinin yakınındakiler için kirli bir ortam oluşturmakta.
Tütün kullanmadığı halde tütüne maruz kalanların görüntüsü olan yani pasif içicilerin durumu daha kötü, daha vahimdir. Sigaranın bütün bu zararlarına rağmen tütün endüstrisi büyümeye, her yıl yedi yüz milyar dolar kazanç sağlamaya devam ediyor.
Şahsımın ilk gençlik yıllarından itibaren sigaraya karşı verdiği mücadeleyi aziz milletimiz çok iyi bilmektedir.
Yakın çevremizden başlamak suretiyle tütün kullanan herkesi bu meletin zararlarına karşı açıkça uyardık.

“GENÇLERİMİZİ SİGARA BAĞIMLILIĞINA KARŞI BİLİNÇLENDİRMEYE ÖZEN GÖSTERDİK”
Varsa sigara paketlerine el koyduk. Onlardan bırakacaklarına dair söz aldık, üzerine ismini, tarihi ve bunları da Cumhurbaşkanlığı makamında özel olarak adeta orada onlara özel makamlar ayırdık. Oralarda teşhir ediyoruz.
Düzenlediğimiz çeşitli etkinliklerle. Gençlerimizi sigara bağımlılığına karşı bilinçlendirmeye özen gösterdik.
Kapalı mekanlarda sigara içme yasağından para cezalarının arttırılmasına ve yüksek. Vergi uygulamasına kadar çok önemli adımlar attık. Sağlık uyarılarının sigara paketleri üzerinde daha görünür ve etkili şekilde yer almasını sağladık. Dumansız hava sahası ve havanı koru kampanyalarıyla toplumsal farkındalığı arttırmaya çalıştık.
Tütün ürünlerine karşı en etkili, en kararlı mücadeleyi yürüten hükümetler bizim hükümetlerimizdir.

SİGARA KULLANIMINDA GERİLEME
Tavizsiz tavrımız neticesinde ülkemizde sigara kullanımında az da olsa program bir gerileme yaşandığını memnuniyetle müşahede ediyoruz.
Bu sinsi tehlikeye karşı bütün vatandaşlarımızın tüm insanlığın teyakkuz halinde olması gerektiğine inanıyorum.
İnşallah bundan sonra da mücadelemizi daha kararlı ve çok boyutlu bir şekilde sürdüreceğiz. Sorumluluk duygusuyla hareket ederek akranlarınıza örnek olduğunuz için her birinizi tebrik ediyorum.
Ziyaretiniz için teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
Dünya tütünsüz günü programı vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Hepiniz Vahdettin Köşkü’nün bu güzel yerleşkesini hoş geldiniz. Dünyanın farklı coğrafyalarından siz evlatlarımızı ülkemizde güzel İstanbul’umuzda misafir etmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz.
Dünya tütünsüz günü etkinliklerinin tütün zararlarına ilişkin farkındalığın artmasına katkı sağlamasını diliyorum.
Bunun için de tabii özellikle Tuğba kardeşime çok teşekkür ediyorum. Bu konuda verdiği mücadele için. Milyarlarca dolarlık hacmiyle sigara endüstrisinin çocuklarımız başta olmak üzere toplumumuzun tüm kesimlerini hedef aldığını görüyoruz.
Tütün endüstrisi yeni ürünlerle ve kanuni boşluklardan da faydalanarak insanların hayatı pahasına, kazancına kazanç eklemektedir.
Aslında rakamlar sorunun vardığı ürkütücü boyutları ortaya koyuyor. Dünyada her gün yirmi bin kişi sigaradan kaynaklanan hastalıklar sebebiyle hayatını kaybediyor.
Ülkemizde ise her yıl seksen beş bin insanımızı tütün canavarına kurban veriyoruz.
Tütün sadece insanı zehirlemiyor, Aynı zamanda dünyamızı da kirletiyor. Dünya genelindeki çocuk nufusunun yarısı tütün dumanının kirlettiği havayı solumak zorunda kalıyor.
Sigara dumanı dört binden fazla toksik ve kanserojen madde içeriyor. Tütün ürünlerinin içindeki toksin ve diğer kanserojen maddeler havaya yayılarak içen kişinin yakınındakiler için kirli bir ortam oluşturmakta.
Tütün kullanmadığı halde tütüne maruz kalanların görüntüsü olan yani pasif içicilerin durumu daha kötü, daha vahimdir. Sigaranın bütün bu zararlarına rağmen tütün endüstrisi büyümeye, her yıl yedi yüz milyar dolar kazanaç sağlamaya devam ediyor.
Şahsımın ilk gençlik yıllarından itibaren sigaraya karşı verdiği mücadeleyi aziz milletimiz çok iyi bilmektedir.
Yakın çevremizden başlamak suretiyle tütün kullanan herkesi bu meletin zararlarına karşı açıkça uyardık.
Varsa sigara paketlerine el koyduk. Onlardan bırakacaklarına dair söz aldık, üzerine ismini, tarihi ve bunları da Cumhurbaşkanlığı makamında özel olarak adeta orada onlara özel makamlar ayırdık. Oralarda teşhir ediyoruz.
Düzenlediğimiz çeşitli etkinliklerle. Gençlerimizi sigara bağımlılığına karşı bilinçlendirmeye özen gösterdik.
Kapalı mekanlarda sigara içme yasağından para cezalarının arttırılmasına ve yüksek. Vergi uygulamasına kadar çok önemli adımlar attık. Sağlık uyarılarının sigara paketleri üzerinde daha görünür ve etkili şekilde yer almasını sağladık. Dumansız hava sahası ve havanı koru kampanyalarıyla toplumsal farkındalığı arttırmaya çalıştık.
Tütün ürünlerine karşı en etkili, en kararlı mücadeleyi yürüten hükümetler bizim hükümetlerimizdir.
Tavizsiz tavrımız neticesinde ülkemizde sigara kullanımında az da olsa program bir gerileme yaşandığını memnuniyetle müşahede ediyoruz.
Bu sinsi tehlikeye karşı bütün vatandaşlarımızın tüm insanlığın teyakkuz halinde olması gerektiğine inanıyorum.
İnşallah bundan sonra da mücadelemizi daha kararlı ve çok boyutlu bir şekilde sürdüreceğiz. Sorumluluk duygusuyla hareket ederek akranlarınıza örnek olduğunuz için her birinizi tebrik ediyorum.
Ziyaretiniz için teşekkür ediyorum.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
31 Mayıs Dünya Tütünsüz Gününde sigaranın zararlarına dikkat çeken Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Göğüs Hastalıklarından Uzm. Dr. Nuran Gökbulut, elektronik sigaranın kesinlikte tütünden farklı olmadığını açıkladı.

HER TÜTÜN DUMANI RİSK TAŞIR!
“Tütünde bulunan nikotin, bağımlılığın asıl nedenidir ve bağımlılık yapıcı etkisi çok yüksektir” diyen Uzm. Dr. Gökbulut, nikotin ve dumanın içinde diğer zararlı maddelerin vereceği zarar için dozun önemli olmadığını kaydederek “Her nefeste alınan sigara dumanı, kanser başta olmak üzere diğer hastalıklar için risk faktörüdür” dedi.
KANSER VE BİRÇOK HASTALIĞIN SEBEBİ: SİGARA!
Uzm. Dr. Gökbulut, tütün ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri başta olmak üzere astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi birçok solunum yolu hastalıklarının temelini oluşturduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Bunula birlikte, kalp damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, gastrointestinal hastalıkları, beyin fonksiyon bozuklukları, unutkanlık, göz tansiyonu, üreme sistemi bozuklukları ve bazı cilt hastalıkları, sigara içenlerde içmeyenlere göre daha fazla görülmektedir.”
DSÖ verilerine değinen Gökbulut, dünyada tütün ürünü kullanan 1.3 milyar kişinin yüzde 80’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşadığını söyleyerek “Dünyadaki çocukların yarısı tütün dumanına maruz kalmakta ve her yıl 65.000 çocuk pasif olarak tütün kullanımına bağlı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmektedir” dedi. Gökbulut, Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusta tütün ürünü kullanmayanların toplumun yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu kaydetti.

HAMİLELİKTE OLUMSUZ SONUÇLAR!
Hamilelik döneminde tütün ürünü kullanmanın anne adayının ve bebeğin üzerine etkilerine değinen Gökbulut, “Bebekler için ömür boyu sürecek çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Pasif olarak temas bile tütün kullanmayanlar kişilerde ölümcül zararlara yol açmaktadır” ifadelerini kullandı.
ELEKTRONİK SİGARALAR MASUM DEĞİL!
Gökbulut, tütün ürünleriyle mücadele sonucunda tütün endüstrisinin küçülmekte olduğuna dikkat çekerek “Şirketler pazarını yeniden genişletmek için elektronik sigarayı ‘zararı azaltılmış ürün’ olarak ‘elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri’ adı altında piyasaya sürüyorlar. Böylece tütün ürünlerinin zararlı olduğu algısının yıkılması amaçlanıyor. Elektronik sigaraların içindeki elektronik likitler, tatlandırıcı ve sıvı nikotin içerir, bunların sıvı halden duman haline gelmesi özel ısıtma mekanizmalarıyla olur. ‘Masum su buharı’ şeklinde pazarlanmasına karşın tüm tütün ürünleri gibi oldukça zararlı cihazlardır” dedi.

YEŞİL TÜTÜN HASTALIK OLUŞTURUR!
Tütün ürünlerinin üretimindeki artışın tarım alanlarının azalmasına bağlı olarak gıda güvenliği sorununa neden olduğunu belirten Gökbulut, tütün üretimine yer açmak ormanların da yok edildiğine dikkat çekti.
“Tütün tarımı, çiftçileri ve onların ailelerini ciddi sağlık risklerine maruz bırakmaktadır” diyen Gökbulut, kilişere etkisini şöyle anlattı: “Tütün üretimi aşamasında tütün yaprakları ile cilt temasına bağlı olarak yeşil tütün hastalığı olarak adlandırılan hastalık ortaya çıkmaktadır. Hastalık belirtileri kusma, baş dönmesi, baş ağrısı, karın ağrısı ve nefes darlığıdır. Maruz kalınan durum arttıkça ve cilt temasıyla emilimi artıran nemli koşullarda günde 50 sigaraya eşdeğer nikotine maruz kalınabilmektedir.”
Gökbulut, tütün ve tütün ürünleri, üretim aşamasından itibaren her yıl dünyada en az 8 milyondan fazla insanı etkilediğini söyleyerek “Tütün kullanımıyla mücadele sadece günümüz için değil gelecekteki yeni dünya için çok önemlidir. Tütünsüz Dünya’ya EVET’ dememiz gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
]]>KOAH’IN 1. NEDENİ SİGARA!
Uzmanlar, genetik yatkınlıklar, sosyoekonomik düzeyler, sigaraya ve dumanına maruz kalmak gibi bir sürü faktörün temelinde yatan KOAH hastalığına uyarıda bulundu. Elde edilen verilere göre yılda sadece 300 bin kişi sigaranın zararlı etkilerinden dolayı ölüyor. Sigaranın zararlı etkilerinin başında ise KOAH geliyor. Peki, nedir bu KOAH hastalığı?

KOAH HASTALIĞI
Kronik obstrüktif akciğer hastalığının kısaltması olarak bilinen KOAH, nefes almakta güçlük ile bağdaştırılan bir akciğer hastalığıdır. Tekrar etmesi ve kötüye gidebilmesinden dolayı “kronik”, hava yollarında daralma nedeniyle de “obstrüktif” olarak adlandırılan KOAH hastalığı tedavi edilmediği takdirde ölümcül hale gelir.
Belirtileri bir anda ortaya çıkmayan bu hastalığa neden olan en önemli sebep ise tütün ve tütün ürünleridir. Zararlı gaz ve partiküller yüzünden hava yolları daralır ve kalınlaşır. Oksijenli havanın akciğerlere rahatça girip çıkmasına engel olan bu durum bronşlarda da daralma oluşturur.

ÜLKEMİZDE EN YAYGIN ÖLÜM SEBEPLERİNDE 3. SIRADA!
Ülkemizde yaklaşık 5 milyona yakın KOAH hastası olduğu tahmin edilirken en yaygın ölüm nedenleri arasında da 3. Sırada yer aldığı biliniyor. Tam olarak tedavisinin yok denecek kadar az olduğu bilinen KOAH hastalığı 40 yaş üstü her 5 yetişkinden birinde görülebilmekte.
KOAH HASTALIĞI BELİRTİLERİ VE EVRELERİ
Hafif Evre
Bu evrede çoğunlukla hastalığın tanısı konmakta zorlanılır. Belirtilerin daha hafif seyrettiği bu evrede hızlı yürüme, ağır iş yapma ya da merdiven çıkma sırasında nefes darlığı görülebilir.
Orta Evre
Hafif evrede görüldüğü gibi, orta evrede de kondisyon gerektiren bir eylem esnasında nefes darlığı görülebilir. Bazı hastalarda gündelik işlerinde dahi nefes darlığı yaşayabilir. Orta evredeki hasta, akciğer enfeksiyonu ya da soğuk algınlığı geçirmesi durumunda, iyileşmesi diğer kişilere göre daha uzun sürer. Balgam ve öksürük şiddeti artmıştır.
Ağır Evre
Gündelik işlerde nefes darlığı ile birlikte halsizlik hissedilir. Hafif ve orta evreden farklı olarak, nefes darlığı gece de devam eder ve uyku düzenini bozar.

Çok Ağır Evre
Gündelik hareketlerin yanı sıra, kişinin hareket etmediği, dinlenir halde olduğu durumlarda bile nefes darlığının olduğu bu evrede, hastalar işe gidemez hale gelir ve evin içinde normal hayatına devam etmekte güçlük çeker.
KOAH TEDAVİSİ
KOAH hastalığı tedavisi için öncelikle erken tanı çok kritik rol oynar. KOAH’ın erken evrede tedavi edilmesi, hastalığın getireceği diğer rahatsızlıkların önüne geçer. Ancak, KOAH hastalığının kesin bir tedavisi yoktur. Bu yüzden, belirlenen tedavi yöntemlerinin hastalığın ilerlemesini engellemek ve hastanın yaşam kalitesini yükseltmek amaçlı olduğu unutulmamalıdır.
KOAH hastalarının, tanı konulduktan sonra sigaraya devam etmesi tedaviye engeldir. Aynı zamanda, dumanlı ve tozlu ortamlardan uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak da belirtileri büyük oranda azaltacaktır.

Bunun dışında, nefes açıcı, balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar da KOAH hastalığı tedavisinde reçete edilir. Hastanın daha rahat nefes alması için bazı ilaçların nefes yoluyla alınma ihtiyacı doğabilir. KOAH tedavisinde, alınan ilaçların etkisini göstermesi için doğru tekniklerin uygulanması şarttır.
Kandaki oksijen seviyesinde ciddi azalmaların görüldüğü çok ağır KOAH hastalarında ise oksijen tedavisi uygulanması gerekir. Solunum rehabilitasyonu, fizik tedavi, grip ve zatürre aşıları, solunum destek cihazları ve cerrahi müdahale ise KOAH tedavisinde başvurulan diğer yöntemler arasında görülür.
]]>