ANKARA – Ankara’da faaliyet gösteren bir tatlı imalathanesinde çalışan tatlı ustası İsmail Can Seçkin, iddialara göre 4 metrelik yüksekliği bulunan merdivenden yuvarlanarak ağır yaralandı. Aile yakınları ise yaralanan Seçkin’in hastaneye kaldırılmak için sigorta girişinin yapılmasını beklediklerini iddia etti.
Olay, Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde bulunan tatlı imalathanesinde 19 Ağustos’ta meydana geldi. İddialara göre imalathanede tatlı ustası olarak çalışan İsmail Can Seçkin, iş yerinde çalıştığı sırada 4 metrelik merdivenden düşerek ağır yaralandı. Yaralanan Seçkin, ihbar üzerine olay yerine sevk edilen 112 Acil Sağlık ekiplerince ilk müdahalesinin yapılmasının ardından hastaneye sevk edildi. Yoğun bakımda tedavi gören Seçkin’in yakınları, Seçkin’in yaklaşık 4 aydır sigortasız çalıştığını, kazanın meydana gelmesinin ardından sigorta girişi yapılana kadar olay yerinde bekletildiğini iddia etti. E-Devlet kayıtlarında ise Seçkin’in sigortasının 19 Ağustos’ta yapıldığını ve belirli aralıklarla sigorta giriş çıkışı yapıldığı görüldü.
“Hastaneye gittiğimde kardeşim çok kötü durumdaydı”
Kardeşinin düştüğünü ve kafasını çarptığı gerekçesiyle arandığını belirten Halil İbrahim Seçkin, “Hastaneye gittiğimde kardeşim çok kötü durumdaydı. Düşmüş gibi değil kafası kocaman olmuştu, neredeyse büyüklüğü iki katına çıkmıştı. Her tarafı kan revan içindeydi ve üstünde iş kıyafetleri vardı. Ben hastaneye geldiğimde olay çok ciddi durumdaydı. Doktor ‘kafasının önünden arkasına cam kırığı gibi kadar çatlaklar var, bu darbe çok kötü bir darbe ve kardeşine bizim yapabileceğimiz bir şey yok’ dedi” diye konuştu.
“Kardeşim 19 Ağustos tarihinde düştükten sonra tekrar sigorta girişini yapmışlar”
Seçkin, kardeşinin tatlı imalathanesinde 8 yıldır çalıştığını ve bu süre zarfında birden fazla sigorta girişinin olduğunu belirterek, “Giriş ve çıkış yapmışlar. En son yine 4 ay sonra çıkışını vermişler. Kardeşim 19 Ağustos tarihinde düştükten sonra tekrar sigorta girişini yapmışlar. 8 senedir aynı yerde düzenli çalışıyor ve kardeşim düştükten sonra yapılmış” dedi.
Seçkin, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne kaldırılan ve yoğun bakımda tedavi altına alınan kardeşinin yüzde 95 oranında felçli kalabileceğini dile getirdi.
“Herkes bizi görünce arkasını dönüyor”
Oğlu İsmail Seçkin’in kaza geçirdiği imalathaneye gittiklerini dile getiren anne Emine Alaca, “Herkes bizi görünce arkasını dönüyor. Bizi çalışanlarla konuşturmadılar. Bizi çember içerisine aldılar ki hiç kimseyle konuşmayalım. Biz iş yerinden bir arkadaşını aradık ve yanında kim vardı? Diye sorduk. O da ‘abla düştüğünde ben hiçbir şey görmedim. Sadece ambulans geldiğinde biz 7-8 kişi içeri girdik’ dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gülen, sigorta sektörünün Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) son dönemde uyguladığı güçlü sermaye politikasına paralel olarak her geçen gün daha da dirençli bir yapıya kavuştuğunu belirtti.
Gülen, “Düzenleme ve denetlemeleriyle sektörümüze yön veren SEDDK’nın attığı adımlar bize destek oluyor. Sektörümüzün öz kaynakları yüzde 130’a yakın artarken sermaye yapımızda her geçen gün daha da güçleniyor. Bu yolda aktif büyüklüğümüz yılın ilk yarısında 1,7 trilyon lirayı aşma başarısını gösterdi.” açıklamasında bulundu.
Türkiye’nin sigortacılığında dünya devi sigorta gruplarının yatırımları bulunduğunun altını çizen Gülen, “Bu dev şirketlerin ülkemiz ekonomisine ve geleceğine olan güvenleri yatırım yaptıkları ilk günkü gibi aynı heyecanla devam ederken, sektörümüze olan yatırım ilgisi yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından hala yüksek düzeyde olmaya devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Sektörde yılın ilk yarısında toplamda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 80,7 oranında nominal büyümeyle 380,4 milyar lira prim üretimi olduğunu belirten Gülen, şu değerlendirmede bulundu:
“Sigorta sektörünün özellikle sağlık sigortaları ile yangın ve doğal afet branşlarındaki olumlu görünümle yılın ilk yarısında hayat dışı branşlarda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 81,3 oranında, reelde de yüzde 5,7’lik büyümeyle 337 milyar lira prim üretimi gerçekleşti. Hayat sigortalarında özellikle tasarrufa yönelik ürünlerin ilgi görmeye başlamasının verdiği olumlu etkiyle yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 75,9 oranında büyümeyle 43,3 milyar lira üretim gerçekleşti. Bu alanda uzun bir aradan sonra reelde yüzde 2,5 gibi bir oranda büyüme yaşanması bizleri mutlu etti.”
OTO SİGORTALARINDA TOPLAMDA 131,4 MİLYAR LİRA PRİM ÜRETİMİ
Gülen, oto sigortalarının toplamda 131,4 milyar lira prim üretimiyle sektörün toplam prim üretiminin yüzde 39’unu gerçekleştirerek bu anlamda sektörün lokomotifi olmaya devam ettiklerine vurgu yaparak, “Bu alanın daha sağlıklı bir yapıya kavuşması için ve zorunlu trafik sigortasında yaşanan tartışmaların gündemden çıkarılması için regülatör kurumumuz SEDDK ile yoğun bir şekilde çalışarak hem sektör hem de kamuoyunu mutlu edecek bir sonuca ulaşacağımıza inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Sağlık sigortalarının istikrarlı büyümesini sürdürdüğünü aktaran Gülen, bu branşta 6 ayda 63 milyar lirayı aşan prim üretildiği, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 100,4 oranında reelde de yüzde 16,8 büyüme yaşandığı Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nda ise 6 ayda 19,4 milyar lira prim üretimi olurken, bu alanda reel büyüme 42,3 olduğu bilgisini paylaştı.
Türkiye’de büyük acılar yaşatan 6 Şubat 2023 tarihindeki Kahramanmaraş depremleri ile birlikte Yangın ve Doğal Afetler branşında farkındalığın artmaya başladığını aktaran Gülen bu branşta da 6 ay sonunda prim üretiminin geçen yılın aynı dönemine göre nominalde yüzde 124,3, reelde ise yüzde 30,7 oranında artarak 57.8 milyar liraya ulaştığının altını çizdi.
Gülen, “Bu branş içinde yer alan Zorunlu Deprem Sigortasında 6 ayda yüzde 44,8’lik reel büyüme ile 5,9 milyar lira, İhtiyari Deprem Sigortasında da reelde yüzde 49,5 oranında büyüme ile 11,4 milyar lira tutarında prim üretimi oldu. Sel teminatında da geçen yılın aynı dönemine göre reelde yüzde 40’lık artışla 1,3 milyar liralık üretim gerçekleşti.” açıklamasında bulundu.
İlk 6 ay itibarıyla gelinen noktada sektörün prim üretiminin beklenen seviyelerde gerçekleştiğinin görüldüğüne vurgu yapan Gülen, sigorta sektörünün 2024’te enflasyonun üzerinde büyüme başarısı göstereceğini ve yüzde 80 büyüme beklentisi altında yıl sonunda 900 milyar lira seviyelerine ulaşan prim üretimi öngördüklerini aktardı.
“BES İSTİKRARLI ŞEKİLDE BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRÜYOR”
Kurulduğu 2003’ten itibaren 20 yılı aşkın süredir istikrarlı büyümesini sürdüren BES’in 2013’ten bu yana devlet desteğiyle ülke tasarruflarının merkezinde konumlanmaya başladığına işaret eden Gülen, şunları kaydetti:
“BES istikrarlı şekilde büyümesini sürdürüyor. Yılın ilk yarısında katılımcı sayısında 16,5 milyon aşılırken, Devlet katkısı dahil toplam fon büyüklüğünde ise 1 trilyon liralık kritik eşiğinin hızlıca üstüne gelindi. Öte yandan bu yıl başına göre gönüllü BES tarafında katılımcı sayısı artışı yüzde 6 seviyesinde gerçekleşirken fon büyüklüğü tarafında ise yüzde 41’lik dikkate değer bir büyüme yaşandı. Fonlardaki bu büyüme hem katılımcıların katkı payı artışından hem de fonların son birkaç yılda gösterdiği yüksek performansı istikrarlı biçimde sürdürmesinden kaynaklanırken, hem katılımcı sayısında hem de fonlardaki büyümenin bu yılın ikinci yarısında da aynı ivmeyle sürmesini bekliyoruz.”
ENFLASYON AYARI
Şubat 2024 itibarıyla Zorunlu Deprem Sigortası’na değişen ekonomik koşullar nedeniyle hak sahiplerinin menfaatlerinin korunması amacıyla enflasyon güncellemesi geldi. Artık primler ve teminatlar, her ay Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre artırılıyor. Böylece primlerin ve teminatların yıl içerisinde değer kaybetmesinin önlenmesi hedefleniyor. Ocak 2024 itibarıyla azami teminat tutarı 640 bin TL’den 1 milyon 272 bin TL’ye yükseltilmişti. Aydan aya yapılan ÜFE artışlarıyla birlikte 1 Temmuz itibarıyla azami teminat tutarı 1 milyon 516 bin 428 lira olarak uygulanıyor.
METREKARE BEDELLERİ
Sigorta bedelinin (teminat tutarı) hesaplamasında kullanılan ve yapı tarzına göre tespit edilen metrekare birim maliyetleri de aynı şekilde enflasyona göre artıyor. Buna göre yılbaşında betonarme konutlar için 6 bin TL olan sigorta bedeli hesabına esas metrekare bedeli 1 Temmuz itibarıyla 7 bin 153 lira, diğer konutlar için 4 bin TL olan bedel 4 bin 769 liraya çıktı. Bu bedeller, ödenmesi gereken prim tutarının hesabında etkili oluyor. Buna göre, söz konusu metrekare maliyetleri ve meskenin brüt yüzölçümünün çarpımı sonucu bulunan sigorta bedeli (teminat tutarı) ile tarife fiyatının çarpımı sonucu prim hesaplanıyor.
GÜNCELLEMEYİ UNUTMAYIN
1 Ocak 2024 ve sonrasında poliçe yaptıranlar, enflasyon güncellemelerinden ve iki katına çıkarılan teminat tutarından yararlanabiliyor. Güncellemelere ilişkin tebliğin yayımı tarihinden (28 Aralık 2023) önce akdedilen ve teminat başlangıç tarihi 1 Ocak 2024 ve sonrası olan sigorta sözleşmeleri, prime ilişkin herhangi bir işlem yapılmaksızın yeni rakamlara tabi oldu. Ancak, 28 Aralık 2023’ten önce poliçe yaptıran ve poliçeleri 2024 yılında da devam edenlerin, teminat bedelini yükseltmesi ve enflasyon korumalı güncel bedellerden yararlanabilmesi için güncelleme (zeyil) yaptırmalı. Sigorta şirketi, acente veya banka şubesine zeyil talebi iletilebilir. Bunun için cüzi bir bedel ödeniyor. Zeyil yapılmaması halinde bir önceki tarifeye göre ödeme alınabiliyor.

BU DETAYLARA DİKKAT!
Teminatınızın düşük olduğunu düşünüyorsanız ne yapmalısınız?
Daha fazla teminat almak isteyenler, DASK’ın sorumlu olduğu tutar olan zorunlu sigorta teminatı üzerine sigorta şirketlerinden ihtiyari sigorta yaptırabilirler.
Poliçeyi her yıl yenilemek gerekir mi?
Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi süresi 1 yıldır. Poliçenin her yıl yenilenmesi gerekmektedir. Yenilenmezse, DASK’ın teminata ilişkin sorumluluğu poliçede belirtilen bitiş tarihi itibariyle sona erer.
Hasar ihbarı nasıl yapılır?
Zorunlu Deprem Sigortası’na sahip vatandaşlar hasar bildirimlerini DASK’a Alo DASK 125, e-Devlet ve kurumun web sitesi aracılığı ile iletebiliyor.
Hasar ihbarında süre kısıtlaması var mı?
Sigortalılar, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla diledikleri vakit hasar ihbarlarını yapabilirler.


İnternetin gücünden yararlanarak, acentelerin hedef kitlesine daha geniş bir alanda ulaşabileceğini söyleyen Monopoli Sigorta CEO’su ve Kurucu Ortağı Erol Esentürk: “Sigortacılık her alanı ve her basamağı ile hızlı bir dijitalleşme dalgası içerisinde… Aslında bu konuyu ikiye ayırmak gerekiyor diye düşünüyorum. Bir satış sürecinin dijitalleşmesi, bir de operasyonel sürecin yani teknik sürecin dijitalleşmesi şeklinde bakmalıyız.
Zaten arka tarafta teknik ve operasyonel süreçlerin dijitalleşmesi, eski ekranların değişmesi, yazılım şirketlerinin modernleşmesi ve web tabanlı hale gelmesi yıllardır sigorta şirketlerinden başlamak kaydıyla aktif bir şekilde devam ediyor. Bu tabii sigorta ekranlarını sıkça kullanan sigorta acentelerinin ve sigorta aracılarının vermiş olduğu hizmet kalitesini arttıran, müşteri odaklı hale getiren, teklif verme hızını arttıran ve ekranları kolaylaştırıp hızlandıran, müşteriyle iletişimi kolaylaştıran altyapısal bir gelişim ve değişim.
Bu devinimin, teknolojinin de ilerlemesi ve yapay zekanın da bu süreçlerin içerisine dahil olmasıyla yıllar boyu süreceği kanaatindeyiz. Bunun yanında bir de dijitalleşen yeni dünya düzeni içerisinde bir taraftan da satışın dijitalleşmesi süreci var. Bu da esasında uzun sürelerdir denendi ve denenmeye devam ediyor. Bu alanlara girmiş olan veya girmeye çalışan sigorta şirketlerinin yanı sıra büyük brokerlar, fiyat karşılaştırma siteleri, orta ölçekli aracılar gibi gün geçtikçe sayıları artmakta. Ama 2023 verilerine bakıldığında çok net bir şekilde görülüyor ki Türkiye’de sigortacılık satış tarafında ağırlıklı olarak halen geleneksel kanallar tarafından gerçekleştirilmiş.
Satışın yüzde 60’a yakını acente kanalından yüzde 14’ü gibi genel olarak broker kanalından geliyor. Dolayısıyla aslında Türkiye’deki sigorta satın alan kesim halen poliçesini satın alırken güvendiği, inandığı, yıllardır çalıştığı, zaman içerisinde hasar noktasında destek aldığı kişilerle konuşarak, onlara danışarak poliçelerini gerçekleştirmeyi tercih ediyorlar gibi gözüküyor.
Ancak öyle tahmin ediyoruz ki bu, zaman içerisinde değişkenlik gösterecektir. Zorunlu ürünler; Trafik, DASK ve bireysel ürünlerle başlamak kaydıyla bu değişimin zaman içerisinde yavaş da olsa bir noktalara gelebileceği düşüncesindeyiz” dedi ve ekledi: “Dijital Sigortacılığın esasında sigorta aracılarına gerçek anlamda tehdit boyutunda bir rakip olacağını düşünmüyorum. Çünkü geleneksel kanallarla poliçe satın almak isteyen kesimle internet üzerinden poliçe satın almak isteyen kesim arasında bir fark olduğu düşüncesindeyim.
Öncelikle bir jenerasyon farkı var, dolayısıyla bu gerçek anlamda bir tehdit oluşturmayacaktır. Tam tersi sektörün gelişmesine, derinleşmesine, bugüne kadar sigortaya dokunmamış sigorta satın almamış yeni jenerasyonun daha kolay bir şekilde sektöre giriş yapmasına ve sigortalılık oranının artmasına katkıda bulunabileceği inancındayım.”
YAPAY ZEKADAN DESTEK ALMAK OPERASYON YÜKÜNÜ HAFİFLETİYOR
Esentürk, “Monopoli Sigorta olarak kendi iş süreçlerimizi dijitalleşen sigortacılığa nasıl uyumlandırmalıyız diye son iki üç yıldır ciddi anlamda bu alanda çalışmalar yürütüyoruz ve yatırım yapıyoruz. Web sitemizin yenilenmesi ile birlikte 2024 yılı Ocak ayı itibari ile internet üzerinden satışımız da başladı. Halihazırda 32 tane sigorta şirketi ile çalışıyor 100 bine yakın sigortalıya hizmet veriyoruz.
Bu pozisyonda bir firma olduğumuz için ve sektörde bulunan tüm ürünlerle sigortalılarımıza bu hizmeti veriyor olduğumuz için burada ciddi bir operasyonel süreç söz konusu. Bu operasyonel süreç ve satış süreçleri 150’nin üzerindeki personelimiz tarafından yönetiliyor.
Monopoli Sigorta‘da bu süreçlerimizi kolaylaştırmak, olabildiğince dijital hale getirmek ve arka tarafta yapay zekadan destek almak bizim operasyon yükümüzü hafifletiyor, hata payımızı azaltıyor ve müşteri hizmet hızımızı arttırıyor. Bu noktada da iş birliği yaptığımız çözüm ortaklarımız var.
Teklif sunumlarının hazırlanması, içerikleri ile beraber müşterilerimize sunulabilir pozisyonda kullanılabilmesi belli bir süredir yürütülen çalışmalar doğrultusunda büyük ölçüde robot yazılımlar kullanılarak yapılabilir durumda. Bu da az önce de bahsettiğim gibi hem hata payını azaltıyor hem müşteriye verilen hizmet hızını arttırıyor. Günün sonunda müşteri memnuniyetine olumlu yansıyor. Bu konu son dönemler içerisinde, bizim ciddi yatırım yaptığımız önem verdiğimiz ve odağımıza aldığımız noktalardan bir tanesi oldu” diye açıklamada bulundu.
BASAMAKLAR ÖNEMLİ
Trafik sigortasındaki keyfi uygulamaların ve fahiş fiyatların önüne geçmek için 12 Nisan 2017’de ‘tavan fiyat’ devreye alınmıştı. Tavan fiyat uygulaması devam ediyor. Sigorta şirketleri belirlenen limitler dahilinde zam ve fiyat belirliyor. Tavan fiyat her ay otomatik olarak artıyor. Ara ara seyyanen zamların uygulandığı da oluyor. Diğer yandan sürücü riskine göre sıfır (0) ila 8 arasında basamak grubu yer alıyor. Kaza yapmayanlar 8’inci basamağa kadar çıkıyor ve ödeyecekleri prim düşüyor. Sık kazaya karışılması durumunda, basamak 0’a kadar iniyor ve sigorta pahalanıyor.
FİYATLAR NASIL DEĞİŞTİ?
Sigorta fiyatları 0-8 arasındaki basamaklara göre belirleniyor. Ayrıca her ilin riski farklı olduğundan iller arasında fiyat farkları oluşabiliyor. Trafik sigortasında mayıs itibarıyla yeni sisteme geçildi. Artış oranı yeni oluşturulan maliyet endeksine göre belirlenecek. Endeks, her ay asgari ücret, yedek parça, bakım-onarım ve motorlu araçlardaki fiyat değişimleri dikkate alınarak hesaplanıyor. Ocak ve şubatta yüzde 10, mart ve nisanda yüzde 5 artan trafik sigortası primleri mayıs ayındaki yeni sistemle yüzde 3, haziranda ise yüzde 3.25 yükselmişti.
BİRKAÇ TEKLİF ALIN
Haziran itibarıyla ortaya çıkan tabloya göre hiç kaza yapmayan ve hasarsızlık indirimi alan bir sürücünün ödeyeceği sigorta tavan fiyatı 4 bin 284 liraya çıktı. İlk kez araç alarak trafiğe yeni çıkan bir sürücü ise 4’üncü basamak üzerinden en fazla 8 bin 568 lira ödeyecek. Eğer bir sürücü 3’ten fazla maddi hasarlı kazaya karışmışsa bu durumda 25 bin liranın üzerinde trafik sigortası fiyatlarıyla karşılaşabilecek. Fiyatlar sigorta şirketlerine göre değişebiliyor. Rekabet ortamında piyasanın altında fiyat verenler de var. Fiyat araştırması yapmak bu açıdan önemli.
ARTIŞ NE OLACAK?
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), zorunlu trafik sigortasında temmuz ayında uygulanacak azami prim artışını yüzde 3.5 olarak belirledi. Bir başka deyişle basamaklara göre değişmekle birlikte 150 lira ile 900 lira arasında zam gelecek. Bu durumda örneğin; İstanbul’da en düşük 8’inci basamak primi 4 bin 780 liradan 4 bin 948 liraya yükselecek. 4’üncü basamakta olan sürücüler ise 9 bin 560 lira yerine 9 bin 895 lira ödeyecek. Sık kazaya karışıp sıfırıncı (0) basamak olanlar ise 28 bin 679 lira yerine 29 bin 683 lira ödeyecek.
Deprem modellemesinin işlevlerini ve finansal kıymetini vurgulayan Karabostan, depremlerin frekansı düşük ama şiddeti yüksek olaylar kategorisine girdiğini belirterek, şöyle devam etti:
“6 Şubat depremlerinde 11 ilimizdeki yapı stokunun önemli bir bölümü hasar gördü ve sigorta şirketleri çok büyük tazminat yüküyle karşı karşıya kaldı. Benzeri durumları yönetebilmek için dünyada güvence, reasürans sistemi sayesinde sağlanıyor. Dünya sigortacılığı birbirleri arasında risk transferi gerçekleştiriyor. Ama bu risk transferi ne kadar ve ne maliyetle yapılması gerektiği oldukça kritik bir soru. Bu sorunun cevabı ise modelleme ile elde ediliyor.”
Ana işlerinin deprem modellemesi olduğunu ifade eden Karabostan, deprem modellemesine ilişkin şunları kaydetti:
“Belli bir coğrafyada oluşabilecek depremleri, bu depremlerin büyüklüklerini, şiddetini, binaların sarsıntıya vereceği tepkiyi, bina içindeki sigortalanan kıymetin alacağı fiziki hasarı, daha sonra bu hasarın parasal olarak neye tekabül edeceğini, sonrasında bu hasarın poliçelerde ne kadar tazminat yükü oluşturacağını, bunlar birleştiğinde sigorta şirketinin toplam ne kadar tazminat ödeyeceğini ne kadarını reasürans şirketlerinden alacağını simülasyonlar yoluyla hesaplıyoruz. Dolayısıyla şirketlere portföy yönetim stratejileri, fiyatlama ve risk transfer politikaları konusunda karar desteği sunuyoruz.”
Yaptıkları işin interdisipliner bir çalışma olduğuna dikkati çeken Karabostan, yerbilimcilerden deprem mühendislerine, istatistikçilerden jeomatik mühendislerine ve yazılımcılara kadar çok sayıda uzmanla çalıştıklarını söyledi.
“BU MODELLEMELER DÜNYADA ÇOK AZ SAYIDA MERKEZ TARAFINDAN SUNULUYOR”
Karabostan, katastrofik modelleme yazılımının (CATMOD) tamamını yerli kaynaklarla geliştirdiklerini ve Türkiye’ye özgü bir model olduğunu dile getirdi.
CATMOD’un en güncel deprem kaynaklarını içerdiğini ve sürekli güncellendiğini kaydeden Karabostan, “Bu modellemeler dünyada çok az sayıda yetkinlik merkezi tarafından sunuluyor. Bunlardan bir tanesiyiz.” ifadesini kullandı.
“HEM ÜLKEMİZ HEM DE SİGORTA SEKTÖRÜ İÇİN ÖNEMLİ BİR KAYNAK”
T Rupt Tekonoljinin faaliyete geçmesinin hemen ardından 6 Şubat depremlerini yaşadıklarını aktaran Karabostan, portföylerden ne kadar tazminat ödeneceğine dair CATMOD üzerinde çok hızlı biçimde detaylı bir çalışma yaptıklarını anlattı. Bu çıktıların DASK, Türk Reasürans ve sigorta şirketleri tarafından kullanıldığına işaret eden Karabostan, şunları söyledi:
“CATMOD hem ülkemiz hem de sigorta sektörü için önemli bir kaynak. CATMOD’dan sektörün de faydalanmasını istedik ve diğer sigorta şirketlerinin de kullanımına sunduk. Farklı ülkeler için de modeller geliştirmeyi kuruluşumuzda stratejik hedef olarak belirlemiştik. Stratejik önceliklerimiz arasında Doğu Avrupa ve Türk Cumhuriyetleri var. Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan Merkez Bankası ve İcbari Sigortalar Bürosu iş birliği ile gerçekleştirdiğimiz Katastrofik Risklere Dayanıklı Maliye Sistemi Konferansı bu stratejik hedefin bir sonucuydu. Azerbaycan deprem modelini geliştirmek yönünde projemizi de kısa zamanda başlatmayı planlıyoruz.”
“OLASI MARMARA DEPREMİYLE İLGİLİ ÖZEL BİR ÇALIŞMAMIZ VAR”
Karabostan, şirketin Türkiye deprem model kataloğunda 100 binin üzerinde deprem senaryosu olduğunu ifade etti.
Yerli kadastrofik modelleme platformu ile olası depremlere hazırlık yapıldığına dikkati çeken Karabostan, şöyle devam etti:
“Olası Marmara depremiyle ilgili özel bir çalışmamız var. Marmara özelinde 8 adet deprem senaryomuz mevcut. Bu 8 deprem senaryosu birbirini karşılıklı olarak dışlıyor. Yani hepsi birbirinden farklı ama 8 senaryoyu bir araya getirdiğimizde Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Marmara Denizi içerisindeki segmentlerinin üreteceği 7 üzerindeki büyüklüğe sahip deprem senaryolarının tamamını kapsıyor. Dolayısıyla elimizde çok detaylı çalışılmış bir model mevcut. Sigorta şirketleriyle de bu model sonuçlarını paylaştık.”
“SiGORTA SEKTÖRÜ DIŞINDA DA FAYDA SAĞLAMAYI HEDEFLiYORUZ”
Geleneksel olarak sigorta sektörlerinin afet modelleme çalışmalarından faydalandığını kaydeden Karabostan, “Aslında olası depremlerden varlıkları ve faaliyetleri etkilenecek tüm kuruluşlar için model sonuçları önemli bir bilgi kaynağıdır. Bu çerçevede bankacılık, sanayi, perakende gibi birçok sektöre de hizmetlerimizi sunmak istiyoruz.” ifadesini kullandı.
“SEL TEHLİKESİNE İLİŞKİN ÇALIŞMA YAPACAĞIZ”
Yakın zamanda Zorunlu Afet Sigortasının (ZAS) devreye gireceğini hatırlatan Karabostan, iş planları kapsamında Türkiye’nin tüm afet tehlikelerini modelleyeceklerini vurguladı.
Sel tehlikesine ilişkin ilerleyen dönemde çalışma yapacaklarını belirten Karabostan, “Bu alanda DASK bünyesinde yapılmış ciddi çalışmalar mecvut. DASK’ta bu ürün geliştirilirken çok detaylı akademik bir çalışmalar yürütüldü. ZAS’ın devreye girmesiyle biz de sel riskini modelleyeceğiz. Ülkemizde Pasifik’teki gibi büyük tsunamiler yok ama tarihsel depremler bize öğretiyor ki Türkiye’de yer sarsıntısına bağlı olarak deniz seviyesinin yükselmesi görülen bir şey. Kahramanmaraş Depremlerinde de 1999 depreminde de bu durumu gözlemledik. Önümüzdeki dönemde bu konuyu özel olarak çalışıp modelimize ekleyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Erdem Karabostan, T Rupt Teknoloji olarak Türkiye için en güncel ve gerçekçi sonuçları üreten modelleme çözümü ekibi olmayı hedeflediklerini vurgulayarak makine öğrenmesi yetkinliğini platformlarına ekleyeceklerine vurgu yaptı.
Bu sayılar 1951-2000 arası artmaya başladı ve kuraklık 17’ye, aşırı sıcak hava durumu 5’e, aşırı hava olayı 42,54’e, sel 40,6’ya, orman yangını sayısı ise 6’ya yükseldi.
İklim değişikliğinin etkisini yoğun şekilde göstermeye başladığı 2000’li yıllarda ise rakamlarda daha büyük artışlar gözlendi. Buna göre 2000-2023 arası yılda ortalama 26 kuraklık, 21,65 aşırı sıcak hava durumu, 106 aşırı hava olayı, 171 sel, 12 orman yangını yaşandı.
İklim değişikliği etkisiyle sayıları ve şiddeti artan aşırı hava olayları ekonomik açıdan büyük kayıplara neden olurken risklere karşı sigorta sektörünün önemi de her geçen daha fazla artıyor.
METEOROLOJİK AFETLERİN FATURASI
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iklim değişikliğinin, aşırı hava olaylarına neden olan hidrolojik, klimatolojik ve meteorolojik tehlikelerin sıklık, kuvvet ve sürelerini artırdığını, bunun da afetleri etkilediğini belirtti.
Doğa kaynaklı afetler arasında iklimsel, meteorolojik ve hidrolojik afetlerin sayısının hızla arttığına dikkati çeken Kadıoğlu, “Bu tehlikelere eğer insan veya insan yapısı bir şey maruz kalırsa ve maruz kalanlar bundan olumsuz etkilenirse afet oluşur. İklim değişikliği sadece tehlikenin büyüklüğünü etkiliyor, gerisi tamamen insanın yerdeki yerleşimiyle ilgili.” diye konuştu.
Aşırı nüfus artışı ve çarpık kentleşmeden dolayı dünyada ve Türkiye’de hidrometeorolojik afetlerin sayısının ve iklimle ilişkili ekstrem olayların sosyoekonomik etkilerinin hızla arttığına değinen Kadıoğlu, iklimle ilişkili afetlerden dolayı ekonomik kayıpların da katlanarak çoğaldığını söyledi.
Prof. Dr. Kadıoğlu, “1990’larda afetlerden dolayı küresel ekonomik kayıpların toplamı 10 yılda 608 milyar dolardan fazla oldu. 21. yüzyılda meteorolojik afetlerden dolayı yaşanacak kayıpların önemli ölçüde artması, 2050’ye kadar da yıllık 300 milyar dolara ulaşması bekleniyor.” dedi.
“SİGORTA ŞİRKETLERİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RİSKLERİNE UYGUN ÜRÜNLER GELİŞTİRİYOR”
İklimle ilişkili afetlerden dolayı katlanan ekonomik kayıplarda en yüksek payı sigorta sektörünün aldığını, bu nedenle iklim değişikliğinin etkilerine karşı sigortanın giderek daha önemli hale geldiğini ifade eden Kadıoğlu, aşırı hava olayları, sel, fırtına ve yangın gibi doğa kaynaklı afetlerin sıklığı ve şiddetindeki artışın sigorta sektörünü doğrudan etkilediğini bildirdi.
Sigorta şirketlerinin, değişen iklim koşullarına uyum sağlayarak yenilikçi çözümler geliştirmesi ve riskleri daha etkin bir şekilde yönetmesinin, hem sektörün sürdürülebilirliği hem de toplumun genel refahı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Kadıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Risklerin artması, yeni ürün ve hizmetler, yenilikçi yaklaşımlar, kamu-özel ortaklıkları, yasal ve düzenleyici çerçeve, farkındalık ve eğitim konuları iklim değişikliğinin etkilerine karşı sigorta ile ilgili önemli noktalar. İklim değişikliği, sigortalanabilir risklerin artmasına neden oluyor. Özellikle sel, fırtına, yangın gibi doğal afetlerin sayısındaki artış sonucu, sigorta şirketleri daha yüksek tazminatlarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, sigorta primlerinin yükselmesine ve bazı bölgelerde sigorta teminatlarının kısıtlanmasına yol açabilir.”
Sigorta şirketlerinin, iklim değişikliği risklerini yönetebilmek için yeni ürünler ve hizmetler geliştirdiğinden, hava durumu sigortaları, mahsul sigortaları ve afet sigortaları gibi özel sigorta türleri sunduklarından bahseden Kadıoğlu, bu tür sigortaların, özellikle tarım sektörü gibi iklim değişikliğinden doğrudan etkilenen sektörler için önemli olduğunun altını çizdi.
Bazı ülkelerin, iklim değişikliğinin sigorta sektörüne etkilerini azaltmak için kamu ile özel sektör ortaklıkları oluşturduğunu anlatan Kadıoğlu, “Bu ortaklıklar, afetlere karşı finansal koruma sağlamak ve sigorta maliyetlerini dengelemek amacıyla risk paylaşımı yapıyor. İklim değişikliğine karşı sigorta sektörünün daha iyi hazırlanabilmesi için yasal ve düzenleyici çerçeveler de geliştiriliyor. Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar, sigorta sektörünü iklim risklerine karşı daha dayanıklı hale getirebilmek için çeşitli politikalar ve düzenlemeler ifadelerini kullandı.
“DASK, ASK OLSUN” ÖNERİSİ
Sigorta sektöründe, iklim değişikliği ve buna bağlı riskler konusunda farkındalığın artırılmasının önemini işaret eden Kadıoğlu, sigorta şirketlerinin, müşterilerini iklim riskleri ve bu risklere karşı nasıl korunabilecekleri hakkında bilgilendirmek için çalışmalar yaptıklarını aktardı.
Doğal Afet Sigortalar Kurumu’nun (DASK) şu an daha çok deprem sigortası olarak bilinip uygulandığını hatırlatan Kadıoğlu, DASK’ın sel gibi afetleri de kapsaması için çalışmalar bulunduğunu ancak bunların yeterli olmadığı yorumunu yaptı.
Kadıoğlu, “DASK bence kısaca ‘ASK’ yani ‘Afet Sigorta Kurumu’ haline dönüştürülerek, doğa, teknolojik ve insan kaynaklı tüm afetleri kapsamalıdır. Özellikle küresel iklim değişikliğinin yüzümüze vurduğu çarpık kentleşme sonucu artan meteorolojik, hidrolojik ve klimatolojik afetler, ayrım yapılmaksızın tümüyle sigorta kapsamına alınmalıdır. Küresel iklim değişikliğini bu kadar çok konuştuğumuz bugünlerde hava ve su ile ilgili afetleri sigorta kapsamına doğru bir şekilde almamak olmaz.” değerlendirmesini yaptı.
FAİZİYLE ALINIYOR
Sabah Gazetesi’nin haberine göre; Eşe dosta işyerinde çalışmadığı halde sigorta yapanlar ile sahte işyeri girişiminde bulunanları hem parasal hem de cezai yaptırımlar bekliyor. Sahte sigortalı tespiti halinde; sahte olduğu tespit edilen hizmetler, bağlanan aylıklar iptal edilirken ödenmiş olan maaş ve diğer parasal değerler faiziyle geri alınıyor. İlgililer hakkında ise Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda yargı nezdinde cezai yaptırım süreci başlatılıyor. Sahte işleri ve sahte sigortalı bildirimi yapan işveren ve meslek mensubu hakkında ise işyerinin tescil kaydı, e-sigorta şifresi ve işyeri sicil numarası iptal ediliyor. Sahte işyerinden ödenen primler geri ödenmeyerek SGK tarafından el konuluyor ve teşvik ve desteklerden yararlanmışsa gecikme cezası ile birlikte geri alınıyor.
Sahte sigortalılık ne demek? Sahte sigortalılık, bir kişinin işyerinde hizmet sözleşmesine tabi olarak çalışmadığı, sigortalı sayılmayı gerektirecek bir statüsü veya sıfatı olmadığı halde, yalnızca kayıt ve belge üstünde sigortalı gösterilme işlemi olarak açıklanabilir. Eş, dost ve akrabalar üzerinde yaygın gerçekleştirilen sahte sigortalılıkta son dönemde hamile kadınların sigortalı gösterilmesinde artış gözlemleniyor. Hamile olduğunu öğrenen kadınlar, bir yerden sigortalı gösteriliyorlar ve bu sayede SGK’dan geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahip oluyor. Özel hastanede doğum yaptıklarında SGK’dan tedavi masraflarının bir kısmını alabiliyorlar.
Sahte işyeri nedir? Sahte işyeri, gerçekte hiç var olmadığı halde kurulmuş, resmi olarak faaliyete ve sigortalı çalıştırılmaya başlanmış gibi Kuruma İşyeri Bildirgesi verilen ve işyeri tescili yapılan yerlerdir. Bazı durumlarda gerçek bir işyeri bir süre faaliyette bulunup kapanabiliyor veya devrediliyor. Bu durumda, SGK’ya gerekli bildirimler yapılmazsa burası sahte işyeri olarak adlandırılabiliyor.
Sahte sigortalıya ne yaptırım uygulanıyor? Sahte olduğu tespit edilen hizmetleri iptal edilir. İptal edilen hizmetleri ile birlikte kendisine bağlanmış aylık sonlandırılır ve yersiz ödenen aylıklar kanuni faizi ile birlikte geri alınır. Sahte hizmetlerin iptali sonrasında yararlanma koşullarının kaybedilmesi halinde; kişilerin kendileri veya hak sahipleri/bakmakla yükümlü oldukları kişiler için yapılan hastane, eczane, medikal malzeme gibi yersiz ödenen sağlık giderlerinin tahsili yoluna gidilir. Yersiz bağlanan gelirler ve ödenen geçici iş göremezlik ödenekleri kanuni faizi ile birlikte geri alınır. Sahte sigortalı bildirimlerinde sorumluluğu tespit edilen meslek mensupları (serbest muhasebeci ve mali müşavirler) da işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur. İlgililer hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunularak yargı süreci başlatılır.
SAHTE İŞYERİ AÇANLARA NE YAPTIRIM UYGULANIYOR?
Baştan beri sahte olduğu tespit edilen işyerinin tescil kaydı, e-sigorta şifresi ve işyeri sicil numarası iptal edilir. Sahte işyerinden ödenen primler var ise Borçlar Kanunu hükümlerince iade edilmeyerek SGK tarafından gelir kaydedilir. Yersiz yararlanılan teşvik ve destekler var ise gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte geri alınır. Gerekli işlemler yapılmak üzere ilgili vergi dairesine bilgi verilir.
SAHTE SİGORTALILIK NASIL TESPİT EDİLİYOR?
Sahte işyeri olma potansiyeli yüksek olduğu değerlendirilen işyerleri için SGK denetim memurları sahte sigortalılığın da tespitini yapıyor.
]]>

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU
Sigortacılık sektörünün teknolojik dönüşümüne ilişkin yapılan fikir yarışmasında Bordo Takım, Sigorta 360 fikri ile birinci olurken, Güvenli Gelecek projesi ile Bordo Mavi Takım ikinci, üçüncü ise Kişiselleştirilmiş Seyahat Sigortası fikri ile Yeşil Takım oldu. Toplam 200 Bin TL ödülün dağıtıldığı yarışmada birinciye 85 Bin, ikinciye 65 Bin, üçüncüye ise 50 Bin TL ödül verildi.
Medeniyet Teknopark Genel Müdürü Ali Ramazan Tak yaptığı açıklamada, 2023 Küresel Girişimcilik Ekosistemi Raporu’na göre İstanbul’un gelişmekte olan ekosistemler endeksinde on altıncı sıraya yükseldiğini söyledi.
“722 MİLYON DOLAR YATIRIM YAPILDI”
Tak açıklamasına şöyle devam etti: “Startup Watch’ın raporuna göre, tohum, erken ve ileri VC aşamalarında toplamda 325 yatırım süreci tamamlandı ve Türk girişimlerine 722 milyon Amerikan Doları yatırım yapıldı. Ülkemiz, yatırım sayıları bakımından Avrupa’da beşinci, MENA bölgesinde ise birinci sırada. Tohum aşaması yatırımları açısından ise Avrupa’da dördüncüyüz.”
İstanbul’un girişimcilik ekosisteminde ‘Oyun’, ‘Fintech’, ‘Yapay Zeka’, ‘Büyük Veri’ ve ‘Analitik’ sektörleri, yetenek yoğunluğu, destek kaynakları ve startup faaliyetleriyle öne çıktığını ifade eden Ali Ramazan Tak, şunları söyledi:
“AVRUPA’DA EN İYİ İLK 10 EKOSİSTEM ARASINDA”
“İstanbul, erken aşama fonlama ve yatırımcı faaliyetleri açısından dünyadaki en iyi ilk 35 küresel ekosistem ve Avrupa’daki en iyi ilk 10 ekosistem arasında. Ayrıca, ‘Nitelikli ve Uygun Yetenek’ kategorisinde Avrupa’da en iyi 10 ekosistem arasında yer alıyor.”
Medeniyet Teknopark olarak ana görevimiz, üniversitelerle ve sanayi kuruluşlarıyla işbirliği içinde, araştırma, geliştirme ve yenilikçilik çalışmalarını sürdürmek, bilgi ve teknoloji transferini sağlamak ve akademik, ekonomik ve sosyal yapıları bütünleştirmek.
Finansal sektörün, fintechlerin öncülüğünde sürekli bir dönüşüm ve yenilik süreci içinde olduğunu söyleyen Medeniyet Teknopark Genel Müdürü Ali Ramazan Tak, “Finansal teknoloji, başlangıçta sadece birkaç alanda kullanılırken, şimdi finansal hizmetlerin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir” dedi.
“SİGORTA SEKTÖRÜ BÜYÜK BİR DÖNÜŞÜM YAŞADI”
Sigorta sektörü, yapay zeka, blockchain, IoT ve veri analitiği gibi ileri teknolojilerle büyük bir dönüşüm yaşadığını aktaran Ali Ramazan Tak, “Bu teknolojiler, sigorta şirketlerinin daha akıllı risk değerlendirmesi yapmasına, müşteri deneyimini iyileştirmesine ve operasyonel verimliliği optimize etmesine olanak tanımaktadır. Sigortacılıkta dijital dönüşüm çağı içindeyiz. Pazarın büyüklüğünün yakın gelecekte 60 milyar dolara ulaşmasını bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Aveon Global Sigorta IT & Dijital Süreç Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Melek Yılmaz ise etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“ESAS AMACIMIZ SEKTÖRÜMÜZE YENİ TEKNOLOJİLER KAZANDIRMAK”
“Bu İdeathon ile esas amacımız sigorta sektörü, teknopark ve akademik işbirliğini sağlayarak sektörümüze yeni teknolojiler kazandırabilmek. Aveon Global olarak teknolojiye yatırımlar yaparak Türkiye’deki fikirlerin ticarileşmesi gibi konularda girişimcilere destek oluyoruz
]]>Sürücülerin kendi araçlarını sigorta koruması altına alan ve isteğe bağlı olarak yapılan kaskoda ise poliçe sayısı mart sonunda 7 milyon 393 bin 420, sigortalılık oranı yüzde 25,18 olarak gerçekleşti.
Trafiğe kayıtlı araçların 6 milyon 23 bin 235’inin zorunlu trafik sigortası olmadığı belirlendi.
SİGORTALILIK ORANINDA ZİRVE OTOMOBİLLERİN
Mart sonu itibarıyla en yüksek sigortalılık oranı yüzde 94,29 ile otomobilde görüldü. Trafiğe kayıtlı 15 milyon 498 bin 386 otomobilin 14 milyon 612 bin 765’inin zorunlu trafik sigortası bulunuyor. Otomobil grubunu yüzde 89,79 ile kamyonet, yüzde 80,94 ile özel amaçlı taşıtlar ve yüzde 80,55 ile minibüs izledi.
En düşük sigortalılık oranı yüzde 35,83 ile motosikletlerde gerçekleşti. Tescilli 5 milyon 323 bin 177 motosiklet bulunurken, sigortalı motosiklet sayısı 1 milyon 907 bin 158 oldu.
KASKODA BAŞI KAMYONETLER ÇEKTİ
Kaskoda ise yüzde 48,28 ile en yüksek oran kamyon grubunda görüldü. Bu grupta poliçe sayısı 469 bin 357 oldu. İkinci sırada yüzde 35,04 ile otomobiller, üçüncü sırada yüzde 26,64 ile otobüsler yer aldı.
Motosikletlerin ise yüzde 0,42’si için kasko yaptırıldı.
Trafiğe kayıtlı araçların kasko yaptırma oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27,32’den yüzde 25,18’e geriledi.
SEDDK, HASAR MALİYET ENDEKSİ UYGULAMASINA GEÇTİ
Son yıllarda yedek parça fiyatlarındaki artış, bedeni hasarları ve işçilik ücretini etkileyen asgari ücret ve değer kaybı maliyetlerine doğrudan etki eden araç bedellerindeki yüksek değişim sigorta şirketlerinin trafik sigortası hasar maliyetlerini önemli ölçüde etkiledi.
Araçların daha teknolojik üretilmesi, onarım maliyetlerindeki artış nedeniyle dosya başına ödemelerde yükselişe yol açtı. Sigorta şirketlerinin 2023’ün ilk çeyreğine göre ödedikleri hasar bedeli yüzde 112 artışla 24,8 milyar liraya yükseldi.
Değişen ekonomik koşulları göz önünde bulunduran Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), sigortalının menfaatlerinin korunması ve hasar prim dengesinde sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla hasar maliyet endeksi uygulamasına geçti.
Zorunlu trafik sigortası primlerinin belirlenmesinde referans noktası olan bu endeks, her ay asgari ücret, yedek parça, bakım-onarım ve motorlu araçlardaki fiyat değişimleri dikkate alınarak hesaplanıyor.
Yeni uygulamaya rağmen poliçe primlerinin maliyet artışlarını karşılayamaması sebebiyle serbest tarife vurgusu yapan TSB, sigorta şirketlerinin sağladıkları güvencenin maliyetini öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçeveye oturtmak için kısa ve orta vadeli farklı çözüm önerileri üzerine odaklanıyor.
TSB’DEN “HASAR ORANI DÜŞÜK OLAN DAHA AZ, YÜKSEK OLAN DAHA FAZLA PRİM ÖDESİN” ÇAĞRISI
TSB, trafik sigortasında geçilecek serbest tarifeyle hasar oranı düşük olan sigortalının daha az, hasar oranı yüksek olan sigortalının ise daha fazla prim ödeyeceği adil bir fiyatlama sisteminin oluşacağını belirtiyor.
Birlik, trafik sigortasında eş değer parça kullanımının artırılmasıyla maliyetlerin kontrol edilmesi, doğrudan tazminle hizmet kalitesinin artırılması, sürücü davranışlarını değerlendiren ve iyi-kötü sürücü ayrımını belirginleştiren kişi temelli poliçeyle prim fiyatlarının farklılaştırılması gibi birçok başlık üzerinde çalışıyor.
]]>İkinci el araç satışında yapılması zorunlu olan 15 günlük sigorta süresi düzenlemesi değiştirildi. İkinci el bir araç alındığında aracı alan kişinin zorunlu trafik sigortasını yaptırması için 15 günlük bir süresi söz konusuydu. Ayrıca satın alınan aracın mevcut bir trafik sigortası varsa aracın eski sahibinden kalma bu sigorta da 15 gün boyunca geçerli oluyordu. Fakat Adana 4’üncü Tüketici Mahkemesi’nin baktığı bir davada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 94’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan ‘Sigortacı, sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar geçerlidir’ şeklindeki düzenlemenin iptali için AYM’ye başvurdu. Anayasa Mahkemesi, söz konusu düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğunu tespit ederek, düzenlemeyi iptal etme kararı aldı.
“DÜZENLEME 9 AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK”
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını İhlas Haber Ajansı’na değerlendiren Avukat Selim Ünal, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararın 5 Mart 2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatarak, ”Kanunun yürürlüğe giriş tarihi olarak da 9 ay sonrasına işaret edildi. Burada kanun maddesi Karayolları Trafik Kanunu’nun 94’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkrasını iptal etti. Burada fıkralara göre ‘Sigorta şirketi fesih tarihinden itibaren sigorta sözleşmesi 15 gün boyunca geçer ya da fesih tarihinden itibaren sigortanın sorumluluğu 15 devam eder’ deniliyordu. Yeni düzenlemeyle beraber bunlar iptal edildi” ifadelerini kullandı.
“ARACI ALDIKTAN SONRA ’15 GÜNLÜK TRAFİK SİGORTASI YAPTIRMA SÜRESİ’ ORTADAN KALKTI”
Ünal, kendisine ikinci el bir araç alan kişinin trafiğe çıkabilmesi için zorunlu trafik sigortasını yaptırmak zorunda olduğunu söyleyerek, ”Aracımızı aldığımız tarihten itibaren eğer ki sigorta yaptırmazsak bizim sorumluluğumuz başlayacak, eski sigortanın hiçbir sorumluluğu kalmayacak. Eğer ki biz kendi sigortamızı da yaptırmazsak, sigortasız bir şekilde üçüncü kişilere verdiğimiz zarardan ruhsat sahibi olarak biz sorumlu olacağız. Düzenlemedeki en önemli kısım bu. Eskiden aracımızı aldıktan 10-15 gün sonra trafik sigortamızı yaptırıyorduk. Bu durum şu an tamamen ortadan kalkmış durumda” açıklamasında bulundu.
“ESKİ DÜZENLEME ARACINI SATAN KİŞİLERİN HAK KAYIPLARINA NEDEN OLUYORDU”
Aracını satan kişinin sigortasının 15 gün devam ettiği düzenleme ile sorumluluğunun devam ettiğini dile getiren Ünal, ”Biz aracımızı satmışız, mülkiyeti başka bir kişiye geçmiş, hiçbir sorumluluğumuz yok, araç üzerinde hiçbir tasarrufta bulunamıyoruz ve buna rağmen bizim sorumluluğumuz aracımızı satmamıza rağmen 15 gün boyunca devam ediyordu. Böylece üçüncü kişilere sattığımız araçta örneğin alkol alıp araca zarar vermesi takdirinde oluşan yaralamalı, ölümlü ve maddi hasarlı kazalarda bizim sigortamıza karşı dava açıyordu. Bizim de bu durumda ruhsat sahibi olarak sorumluluğumuz devam ediyordu. Bu durum da inanılmaz derecelerde hak kayıplarına neden oluyordu” diye konuştu.