SICAK HAVALARA DİKKAT!
Sıcaklık artışı, vücutta bir dizi değişikliğe yol açıyor. Metabolizma, artan vücut ısısını terleme yoluyla dengelemeye çalışsa da, aşırı sıcaklarda bu çaba yeterli olamıyor. Bu durum, özellikle kronik hastalığı olan kişiler için tehlikeli hale geliyor. Bayram, bu kişilerin yüksek sıcaklıklarda beslenmelerine ekstra özen göstermeleri gerektiğini belirtiyor.
SU İÇMEK İÇİN SUSAMAYI BEKLEMEYİN!
Vücudun olmazsa olmazı olan sıvı tüketimi, yaz aylarında daha da önem kazanıyor. Bayram, terleme ile vücuttan sıvı, mineral ve elektrolit kaybının arttığını ve bu kaybı önlemek için günde en az 2-2.5 litre su içilmesi gerektiğini söylüyor. “Su içmek için susamayı beklemeyin” diyen Bayram, su tüketiminde zorlanan kişilere şu önerilerde bulunuyor:
Suyun içine taze meyve parçaları, nane, limon, zencefil, salatalık gibi yiyecekler ekleyin.
Soğuk bitki çayları, ev yapımı limonata, ayran ve maden suyu da sıvı tüketimini artırabilir.
Kahve, çay ve gazlı içecekler su yerine geçmez; bu içecekler vücutta sıvı kaybını artırır.
Yeterli sıvı tüketiminin olup olmadığı idrar renginden anlaşılabilir. Renksiz idrar yeterli sıvı alımını, koyu sarı idrar ise yetersiz sıvı alımını gösterir.
YAZ MEVSİMİNDE BESLENMENİZE DİKKAT EDİN!
Sıcak havalarda vitamin, mineral ve su içeriği yüksek sebze ve meyvelerin tüketimi büyük önem taşıyor. Bayram, meyvenin fruktoz içerdiğini ve aşırı tüketimin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini hatırlatıyor. Ayrıca, şu beslenme önerilerinde bulunuyor:
Aşırı yağlı, baharatlı ve şekerli besinlerden uzak durulmalı.
Kızartmalar yerine ızgara, haşlama ve buğulama yöntemleriyle pişirilmiş yağsız etler tercih edilmeli.
Haftada en az iki kez balık tüketilmeli.
Aşırı baharatlı yiyecekler bağırsak hareketlerini artırabilir ve vücutta sıvı kaybına yol açabilir.
Sıvı, vitamin ve mineral açısından zengin sebze, meyve ve tam tahıllı yiyecekler tüketilmeli.
Akdeniz tipi beslenme hem sağlık hem de çevre açısından olumlu etkiler sağlar.
AKŞAM YEMEĞİ GEÇE BIRAKILMAMALI!
Bayram, akşam yemeğinin çok geç saatlere bırakılmaması gerektiğini belirterek, “Mümkünse en geç saat 20.00’de akşam yemeği yenmeli” diyor. Uyumadan 2-3 saat öncesinde hafif bir ara öğünle günü bitirmenin faydalı olduğunu ekliyor.
YEMEKLERDE HİJYENE ÖNCELİK VERİN!
Gıda güvenliği sıcak havalarda daha da önem kazanıyor. Bayram, özellikle et ve et ürünleri, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünlerinin çabuk bozulabileceğini ve bu nedenle dikkatli tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. Sebze ve meyvelerin iyice yıkanması, temiz su kullanımı ve bu yiyeceklerin güneşte uzun süre bekletilmemesi gerektiğini vurguluyor. Temiz olmayan su kullanımı ve bu sularda yıkanan sebze ve meyvelerin tüketilmesi ise ishale yol açabilir.
]]>Burada yaptığı açıklama yapan Bakan Bayraktar, “Doğal gaz boru hatlarıyla Rusya’dan Azerbaycan ve İran’dan uzun yıllar uzun dönemli kontratlarla biz doğal gaz tedariği yapıyorduk. 2016 yılından sonra Milli Enerji ve Maden Politikamız kapsamında doğal gazı sıvılaştırılmış şekilde alabilecek alt yapıya da kavuşmak için alt yapımızı şekillendirmeye başladık. Bu hedef doğrultusunda da yaklaşık 30 milyon metreküp günlük sıvılaştırılmış LNG alabilecek Türkiye, bugün itibarıyla 160 milyon metreküp doğal gazı sıvı halde alabilecek hale geldi. Bu bir anlamda Türkiye’de hane halkının kışın en soğuk zamanda ihtiyacı olan gazı sıvı olarak gemilerle tedarik edebilen alt yapıya sahip olmamız anlamına geliyor.” dedi.

1,8 milyon hanenin doğal gazının karşılandığını belirten Bayraktar, “Hem boru hatları, sıvı LNG alabilecek alt yapılarımızı gerçekleştirdik. Bunun ötesinde depolama yatırımları çünkü yine özellikle kış mevsiminde Türkiye’nin tüketiminin en yüksek olduğu dönemde olabilecek herhangi arıza, kesinti, tedarik sağlayan ülkelerde yaşanabilecek sıkıntılardan dolayı mutlaka gazın bir kısmını depolamayla sağlamayı hedefledik. Başta Silivri, yıl başında oradaydık. Ama önemli projelerimizden bir tanesi şu anda içinde olduğumuz Tuz Gölü Yer Altı Doğal Gaz Depolama Projesi, burada da hem kapasite artışı, ikinci faz, üçüncü fazda da Türkiye’nin doğal gaz depolama kapasitesini artırmayı ve doğal gazdaki arz güvenliğimizi daha güçlü hale getirmeyi hedefliyoruz. Doğal gazda bir başka önemli hamlemiz, yani boru hatları, depolama tesislerimiz, sıvı olarak doğal gazı almanın ötesinde bir de şimdi kendi doğal gazımızı üretir hale geldik. Bugün itibarıyla üretimimiz yaklaşık 4,6 milyon metreküp günü buldu. 1,8 milyon hanenin doğal gazını biz kendi doğal gazımızdan karşılar hale geldik. Bunu da artırmayı hedefliyoruz. İlk etapta 10 milyon metreküplük bir önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde 10 milyon metreküpe ulaşmış olacağız.” ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar, açıklamasında ayrıca şunları kaydetti;
Dolayısıyla son 8 yılda yaklaşık 4,3 milyar dolar bu alt yapı yatırımlarına kaynak ayırdık ve yatırım yaptık. Depolamada bizim gazlaştırma tesislerimizin kapasitesinin artırılmasında bu yatırımlar yaklaşık 4,3 milyar doları buldu. Bugün gelinen noktada da Türkiye yaklaşık 5,8 milyar metreküp gazını depoluyor. Önümüzdeki 5 yıl içinde 2028 yılına geldiğimizde Türkiye kullandığı yıllık doğal gazın yüzde 20’sini depolar hale gelecek. Özellikle Tuz Gölü’nde çok büyük bir depolama potansiyeli daha var. Türkiye’nin tüm ihtiyacının yüzde 50’sini depolayabilecek alt yapıya sahip olabiliriz bu yatırımları hedefliyoruz. Hem bu bölgede hem de diğer bölgelerde hızlı bir şekilde bu yatırımlarla Türkiye’nin arz güvenliğini tamamen artık sağlamış olacağız. Onun ötesinde bütün bunlar kendi üretimimiz, farklı kaynaklardan doğal gazı almamızla beraber Türkiye’yi bir doğal gaz merkezi haline getirmiş olacağız. Bu proje bizim için çok önem arz ediyor. Onun için ara ara buraya geliyoruz. Bugün 1 Mayıs işçi bayramı hem onu burada kutlayalım istedik. Hem de çalışmaları yerinde takip için buradayız.
]]>Dokulara esneklik ve dirilik kazandırma özelliği olan hiyalüronik asit uygulaması ile embriyonun rahim duvarına tutunmasına yardımcı olacak şekilde yakınlaştırıcı ve yapıştırıcı bir etkisi bulunduğunu aktaran Özkavukcu, son dönemde yayınlanan ve 6704 anne adayını kapsayan bir derlemeye dikkat çekerek, “Hem üçüncü gün hem de beşinci gün embriyo transferlerinde hiyalüronik asitten zengin sıvıların kullanımının canlı doğum oranlarında anlamlı bir artış sağladığı gösterilmiştir. Dünyanın önde gelen tüp bebek merkezlerinde kullanılan ve başarı şansını artıran bu uygulama artık Türkiye’de de çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin tedavilerinde yer alarak anne-baba olmalarına yardımcı olmaktadır” ifadelerini kullandı.
EmbryoGlue içeriğinde hiyalüronik asit bulunan özel bir transfer sıvısı olduğundan bahsederek Doç. Dr. Sinan Özkavukcu, “Seçilen embriyo rahme transfer edilirken bu sıvı eşliğinde aktarılır. Bu sıvının kullanılmasıyla embriyonun rahim duvarına tutunma ihtimalinin ve gebelik oranlarının arttığı bilinmektedir” sözleriyle gebelik oranlarına olan etkisinin altını çizdi.
Özkavukcu, hiyalüronik asidin vücutta doğal olarak üretilen bir molekül olduğundan ve dokularda yoğun bir şekilde bulunduğundan bahsetti. Aynı zamanda dokulara esneklik, dirilik kazandıran, dokuları bir arada tutan yapışkan özellikte bir madde olan hiyalüronik asidin cilt sağlığı ve güzelliği için kozmetik amaçla sıklıkla kullanıldığına değinen Doç. Dr. Sinan Özkavukcu, “Tüp bebek tedavilerinde ise transfer sonrasında embriyonun rahim duvarına tutunmasına yardımcı olacak şekilde yakınlaştırıcı ve yapıştırıcı bir etkide bulunur. Güncel çalışmalar hiyalüronik asit içeriğinden zengin transfer sıvılarının kullanımıyla gebelik oranlarının anlamlı bir şekilde arttığını bildirmektedir. Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyolojisi Derneği (ESHRE) tarafından tavsiye edilmesiyle aynı anda Türkiye’de de çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin tüp bebek tedavilerinde uygulanmaya başlamıştır” şeklinde konuştu.

“BULMACANIN EKSİK PARÇASINI BULMAK HER ZAMAN KOLAY DEĞİL”
Her çift için pozitif sonucun mümkün olmadığını hatırlatan Doç. Dr. Özkavukcu, “Tüp bebek tedavisinde elde edilen embriyolar her ne kadar doğru zamanlama ve gebeliğe hazır bir rahme transfer ediliyor olsa da pozitif sonuca ulaşmak her çift için mümkün olmamaktadır. Gebelikle sonuçlanmayan tedavilerde bulmacanın eksik parçasını belirlemek her zaman kolay değildir. Gebeliğin oluşmasında olmazsa olmaz en önemli koşul transfer edilen embriyonun rahim iç duvarını döşeyen tabakaya temas etmesidir. Embriyoya ait hücreler anne adayının hücreleriyle ilk kez bu şekilde karşılaşmış olur ve tutunmak için harekete geçer.” ifadeleriyle süreçten bahsetti.
Hiyalüronik asidin kadın üreme sisteminde yoğun şekilde bulunduğunu, vücutta hücreler arası yapışmalarda görev aldığını ve embriyonun tutunma aşamasında rahim bölgesindeki miktarında artış olduğunu aktaran Özkavukcu, “Son dönemde yayınlanan ve 6704 anne adayını kapsayan bir derlemede, hem üçüncü gün (yarıklanma dönemi), hem de beşinci gün (blastokist) embriyo transferlerinde hiyalüronik asitten zengin sıvıların kullanımının canlı doğum oranlarında anlamlı bir artış sağladığı gösterilmiştir. Transferden hemen sonra embriyonun rahimden atılmasını ve uzaklaşmasını engelleyerek gebelik oluşumunu artırdığı bilinmektedir” ifadelerini kullandı.

“GEBELİK ŞANSINI İKİ KAT ARTIRABİLİR”
Düşük embriyo kalitesine sahip hasta gruplarında gebelik oranında iki kata kadar artış olabileceğinden bahseden Doç. Dr. Özkavukcu, “Dolayısıyla ileri anne yaşı ve tekrarlayan gebelik kayıplarında tüp bebek başarısını destekleyici etkisi vardır. EmbryoGlue kullanımına transfer gününden en az bir gün önce karar verilmesi ve laboratuvardaki hazırlığın buna göre yapılması gerekir. Seçilen embriyoların vücut sıcaklığına getirilmiş EmbryoGlue’ya, transferden kısa süre önce aktarılarak bir süre birlikte inkübe edilmesi önerilmektedir. Transfer sıvısı ve içindeki embriyo, transfer anında katatere birlikte yüklenir ve sıvının yüksek yoğunluğu embriyonun rahim iç duvarıyla daha fazla temas etmesini sağlayarak tutunma ihtimalini güçlendirir” sözleriyle teknik bilgilerden de bahsetti.

KULAKTA SIVI BİRİKMESİ NEDİR?
Orta kulakta yer alan boşlukta normalde hava vardır. Orta kulak boşluğunda herhangi bir enfeksiyon bulgusu ve inflomasyon bulgusu olmaksızın bu boşlukta sıvı toplanması durumudur. Bu duruma Efüzyonlu Otitis Media, Seröz Otitis Media veya kısaca EOM ya da SOM da denebilmektedir.
KBB Uzmanı Opr. Dr. Ali Rıza Gökduman’ın yaptığı açıklamalara göre; uzun süre tedaviye yanıt alınamadığı takdirde, orta kulakta biriken sıvının operasyonla alınması gerek. Daha sona ise hastalığın tekrar etmemesi için kulak zarlarına ventilasyon tüpü denilen havalandırma tüpleri konulur. Konulan tüpler sayesinde orta kulakta normalde olması gereken hava sağlanmış olur.

Tek taraflı sıvı birikmelerine eşlik eden işitme azlığı veya kulak zarında incelme gibi durumlarda en kısa zamanda operasyon yapılması gerekiyor. Kişide bulunan mevcut enfeksiyon tedavi edilmezse orta kulaktaki bu sıvı, iç kulağı da etkisi altına alarak kalıcı işitme kaybı oluşturabilir veya kulak zarında incelme veya çökme yapması yüzünden kulak zarı yırtılabilir.
ORTA KULAKTA SIVI BİRİKİMİ BELİRTİLERİ: TEDAVİ EDİLMEZSE İŞİTME KAYBINA KADAR YLLU VAR!
Kulakta sıvı birikimi belirtileri genellikle çocuklarda görülen ve sinsi seyreden bir durumu işaret eder. Kulakta sıvı birikimi belirtileri şunları içerebilir:
İşitme Kaybı: Çocukta işitme kaybı, genellikle en belirgin belirtidir. Çocuğunuzun konuşulanları net bir şekilde duyamaması veya sık sık “ne?” demesi bu duruma işaret edebilir.

Kulakta Dolgunluk Hissi: Çocuk, kulakta bir tıkanıklık veya dolgunluk hissi yaşayabilir. Kulaklarını karıştırma, çekme veya sık sık eğme gibi davranışlar bu belirtiyi gösterebilir.
Sık Sık Konuşulanları Tekrar Etme: Çocuk, çevresindekilerin söylediklerini anlamakta zorlanabilir ve sık sık tekrar etmeleri veya cümleleri doğru bir şekilde anlamamaları mümkündür.
Dikkat Dağınıklığı ve Okul Performansında Düşüş: İşitme kaybı, çocuğun sınıf içinde dikkatini toplamakta zorlanmasına ve dolayısıyla okul başarısında düşüşe neden olabilir.
Seslenildiğinde Cevap Vermeme: Çocuğunuzun adını çağırdığınızda veya konuştuğunuzda beklenen tepkiyi göstermemesi, işitme sorununa işaret edebilir.
Televizyonu Yakından İzleme: Çocuk, televizyonu normalden daha yakından izlemeye çalışabilir, çünkü sesleri net bir şekilde duyabilmek için daha yakın olmaya ihtiyaç duyar.

Yoğun Oyunlara Dalma: İşitme sorunu yaşayan çocuklar, çevrelerine daha az duyarlı olabilirler ve bu nedenle oyunlarına daha fazla odaklanabilirler.
KULAKTA SIVI BİRİKİMİNE NE İYİ GELİR, TEDAVİSİ NEDİR?
Orta kulakta sıvı birikimi bulunan çocuklarda, başlangıçta genellikle ilaç tedavisi tercih edilir ve oral antibiyotik tedavisi uygulanır. Ancak, kulak damlalarının etkisiz olduğu durumlarda, diğer tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir.
Öncelikle, risk faktörlerinin azaltılması önemlidir. Örneğin, bebeklerde dikey emzirme yöntemi tercih edilmeli, evde sigara içilmemeli ve üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmaya özen gösterilmelidir.

Medikal tedavi ile düzelme sağlanamayan durumlarda cerrahi müdahale düşünülebilir. Günümüzde en sık tercih edilen cerrahi yöntem, kulağa ventilasyon tüpü yerleştirilmesidir. Bu işlem sırasında geniz eti de alınabilir. Yeni bir çalışma olarak, çocuklarda balon tuboplasti uygulaması da yapılmaktadır.
Ameliyat genellikle 45 dakika sürer ve hastalar aynı gün taburcu edilir. Ameliyat sonrasında çocuklar, kulaklarını daha iyi duymaya başlarlar. Bu cerrahi müdahale, işitme kaybını azaltarak çocuğun yaşam kalitesini artırabilir.
]]>
KULAKTA SIVI BİRİKMESİ NEDİR?
Orta kulakta yer alan boşlukta normalde hava vardır. Orta kulak boşluğunda herhangi bir enfeksiyon bulgusu ve inflomasyon bulgusu olmaksızın bu boşlukta sıvı toplanması durumudur. Bu duruma Efüzyonlu Otitis Media, Seröz Otitis Media veya kısaca EOM ya da SOM da denebilmektedir.
KBB Uzmanı Opr. Dr. Ali Rıza Gökduman’ın yaptığı açıklamalara göre; uzun süre tedaviye yanıt alınamadığı takdirde, orta kulakta biriken sıvının operasyonla alınması gerek. Daha sona ise hastalığın tekrar etmemesi için kulak zarlarına ventilasyon tüpü denilen havalandırma tüpleri konulur. Konulan tüpler sayesinde orta kulakta normalde olması gereken hava sağlanmış olur.

Tek taraflı sıvı birikmelerine eşlik eden işitme azlığı veya kulak zarında incelme gibi durumlarda en kısa zamanda operasyon yapılması gerekiyor. Kişide bulunan mevcut enfeksiyon tedavi edilmezse orta kulaktaki bu sıvı, iç kulağı da etkisi altına alarak kalıcı işitme kaybı oluşturabilir veya kulak zarında incelme veya çökme yapması yüzünden kulak zarı yırtılabilir.
ORTA KULAKTA SIVI BİRİKİMİ BELİRTİLERİ: TEDAVİ EDİLMEZSE İŞİTME KAYBINA KADAR YLLU VAR!
Kulakta sıvı birikimi belirtileri genellikle çocuklarda görülen ve sinsi seyreden bir durumu işaret eder. Kulakta sıvı birikimi belirtileri şunları içerebilir:
İşitme Kaybı: Çocukta işitme kaybı, genellikle en belirgin belirtidir. Çocuğunuzun konuşulanları net bir şekilde duyamaması veya sık sık “ne?” demesi bu duruma işaret edebilir.

Kulakta Dolgunluk Hissi: Çocuk, kulakta bir tıkanıklık veya dolgunluk hissi yaşayabilir. Kulaklarını karıştırma, çekme veya sık sık eğme gibi davranışlar bu belirtiyi gösterebilir.
Sık Sık Konuşulanları Tekrar Etme: Çocuk, çevresindekilerin söylediklerini anlamakta zorlanabilir ve sık sık tekrar etmeleri veya cümleleri doğru bir şekilde anlamamaları mümkündür.
Dikkat Dağınıklığı ve Okul Performansında Düşüş: İşitme kaybı, çocuğun sınıf içinde dikkatini toplamakta zorlanmasına ve dolayısıyla okul başarısında düşüşe neden olabilir.
Seslenildiğinde Cevap Vermeme: Çocuğunuzun adını çağırdığınızda veya konuştuğunuzda beklenen tepkiyi göstermemesi, işitme sorununa işaret edebilir.
Televizyonu Yakından İzleme: Çocuk, televizyonu normalden daha yakından izlemeye çalışabilir, çünkü sesleri net bir şekilde duyabilmek için daha yakın olmaya ihtiyaç duyar.

Yoğun Oyunlara Dalma: İşitme sorunu yaşayan çocuklar, çevrelerine daha az duyarlı olabilirler ve bu nedenle oyunlarına daha fazla odaklanabilirler.
KULAKTA SIVI BİRİKİMİNE NE İYİ GELİR, TEDAVİSİ NEDİR?
Orta kulakta sıvı birikimi bulunan çocuklarda, başlangıçta genellikle ilaç tedavisi tercih edilir ve oral antibiyotik tedavisi uygulanır. Ancak, kulak damlalarının etkisiz olduğu durumlarda, diğer tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir.
Öncelikle, risk faktörlerinin azaltılması önemlidir. Örneğin, bebeklerde dikey emzirme yöntemi tercih edilmeli, evde sigara içilmemeli ve üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmaya özen gösterilmelidir.

Medikal tedavi ile düzelme sağlanamayan durumlarda cerrahi müdahale düşünülebilir. Günümüzde en sık tercih edilen cerrahi yöntem, kulağa ventilasyon tüpü yerleştirilmesidir. Bu işlem sırasında geniz eti de alınabilir. Yeni bir çalışma olarak, çocuklarda balon tuboplasti uygulaması da yapılmaktadır.
Ameliyat genellikle 45 dakika sürer ve hastalar aynı gün taburcu edilir. Ameliyat sonrasında çocuklar, kulaklarını daha iyi duymaya başlarlar. Bu cerrahi müdahale, işitme kaybını azaltarak çocuğun yaşam kalitesini artırabilir.
]]>