Siyasi – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Fri, 05 Jul 2024 08:00:12 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Sinan Ateş davası başladı! İşte ilk ifadeler https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasi-basladi-iste-ilk-ifadeler/ https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasi-basladi-iste-ilk-ifadeler/#respond Fri, 05 Jul 2024 08:00:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14048 Ülkü Ocakları’nın eski genel başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da öldürülmesine ilişkin dava başladı. Siyasilerin de takip ettiği davada 22 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşmayı takip eden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) avukatları, davaya katılma talebinde bulundu.

MHP’NİN TALEBİNE RET

Cinayete ilişkin ilk duruşma Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülüyor.

Duruşmanın başında MHP avukatları davaya katılma talebinde bulundu.

Savcı, MHP’nin suçtan zarar görmediğini beyan ederek, katılma talebinin reddini istedi.

MAHKEME BAŞKANINDAN TARAFLARA UYARI

Özgür Özel, duruşma salonunda, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ve Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte oturdu. Duruşma öncesi, sanıklardan Doğukan Çep, müşteki sıralarında oturanlara yönelik sözleri nedeniyle kolluk personeli tarafından duruşma salonundan çıkarıldı.

Duruşmanın başında mahkeme başkanı, taraflara, “Herhangi bir sataşma, laf atma olmasın. Gerek sanıklar gerek müşteki tarafından. Bunlara gerek yok. Bırakın işimizi yapalım. Tahrik etmeye çalışanlar olabilir. Meseli şahsileştirmeyin. Aşağıda bir sanığımız varmış. salona gelmeden önce bazı sözleri olmuş, olabilir. Sabırlı olacaksınız, sakin olacaksınız, tahriklere kapılmayın.” uyarısında bulundu.

“ADI GEÇEN SİYASİLERİ BİLMİYORUM”

Ardından tetikçi Eray Özyağci’nın savunmasına geçildi.

Özyağcı savunmasına, iddianamede adı geçen siyasi isimleri bilmediğini söyledi.

“Beni Ankara Gölbaşı’ndan Mustafa Kemal diye bir arkadaşım, olaydan dört gün sonra İzmir’e sonra Edirne’ye götürdü.” diyen tetikçi Özyağcı, “Sınırdan geçerken Yunan askerleri beni dövdü, sonra Türkiye sınırına attı.” ifadelerini kullandı.

Özyağcı’nın ardından motosikleti kullanan Vefat Balkaya’nın savunmasına geçildi.

AYŞE ATEŞ: AYRILAN DOSYADAKİ 17 ŞÜPHELİ DOSYAYA EKLENMELİ

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ise duruşma öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu.

“Bizim buradan beklentimiz ve isteğimiz, ayrılan dosyadaki 17 kişi hakkında gerekli işlemlerin hızlı bir şekilde yapılması ve dosyamıza eklenmesidir.” diyen Ayşe Ateş, “İddianamedeki boşlukların tamamlanarak yeni ve doğru bir iddianamenin yazılması ve yargılamanın hızlı bir şekilde yapılmasıdır. Hedefimize sadece suçlular var, sadece suçluların adil bir şekilde yargılanmasından başka hiçbir talebimiz bulunmamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Ateş, tehditler üzerine yaklaşık bir buçuk aydır koruma talebinde bulunduğunu ve yoğun güvenlik altında yaşadığını dile getirdi.

SİYASİLER DE TAKİP EDİYOR

Sanıklar ve müştekilerin hazır bulunduğu duruşmayı bazı siyasiler de takip ediyor.

Duruşma salonunda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da izleyici olarak yer aldı. Duruşmayı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve bazı il baro başkanları da izliyor.

NE OLMUŞTU?

Akademisyen ve Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş, 30 Aralık 2022’de Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonrasında yaşamını yitirmişti.

Aralarında tetikçi ve azmettiricilerin de olduğu iddia edilen isimler hakkında soruşturma başlatılmış, dönemin Ankara Emniyeti Cinayet Büro Amiri de bu isimlerle birlikte tutuklanmıştı.

Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, tetikçi Eray Özyağci’nın de aralarında bulunduğu 5 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Diğer Şüpheliler için istenen hapis cezası ise 15 yıldan 20 yıla kadar değişiyor.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/sinan-ates-davasi-basladi-iste-ilk-ifadeler/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: CHP ile ittifak kurmayacağız https://www.foxtvhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-omer-celik-chp-ile-ittifak-kurmayacagiz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-omer-celik-chp-ile-ittifak-kurmayacagiz/#respond Sat, 15 Jun 2024 04:00:11 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12909 Habertürk’te soruları yanıtlayan Ömer Çelik’in açıklamalarından satır başları:

Adalet Bakanımız açıkladı, Yılmaz Bey. Amerika’dan aldığı bilgi. İnşallah normal yargı sürecine girmiş olur. Hukukun işlemesi önemli. Burada bu tip olaylarda siyasetten değerlendirme beklenir. Ancak hukukun işlemesi lazım. Toplumsal hassasiyet tabii ki önemli. Bizim arzumuz burada nedir? Birisi hukuktan kaçıyor. Bu da toplumsal vicdanda yara oluşturdu. Bu iade hukukun işlemesine imkan sağlar.

“SON ZAMANLARDA ÇOK GÖRÜŞME TRAFİĞİ OLDU”

Buraya gelirken bir karı-koca vatandaşımızla selamlaştık. ‘Biz çok stresliyiz ne oluyor?’ dediler. Ben de stres olmadığını söyledim. Son zamanlarda çok görüşme trafiği oldu. Siyasetin doğası içerisinde bazen tansiyon yükselir bazen normal seyrinde gider. Umarım ki daha tansiyonsuz şekilde bayram sürecine hep beraber gireriz. Sizinle yaptığımız bir programda şöyle analiz yapmıştım; siyasi hayatımızda çeşitli kesimlerden kaynaklanan sorunlar masada birikiyor, siyaseti felç ediyor. Bu bakımdan demokratik, siyasi hayatımız arzu ettiğimiz akışkanlığa kavuşamıyor. Belli siyasi hareketlerin vesayeti, darbeleri, postmodern darbeleri desteklemesi şeklinde. Uzun yıllar bu zehirledi. Demokrasimizi sakatlayan birtakım şeyler de var. Bunlardan bir tanesi de, siyasi hayatta kimlik kalelerine çekilip birbirimizle konuşamaz hale gelmemiz.

“MEMLEKETİN BÜYÜK MESELELERİ İÇİN OTURUP KONUŞULABİLİR HALDE OLMAK LAZIM”

Siyaset nedir? Siyasal olan nedir? Nasıl inşa edilir? Siyaset nasıl inşa edilir? Bütün bunlarla ilgili teorik bilginiz olmasa da yapılan eylem ve işlem toplumsal hayatın maliyetini azaltıyorsa siyasettir, artırıyorsa antisiyasettir. İnsanoğlu bu kurumlara toplumsal hayatının maliyetini azaltmak için siyaseti kurmuştur. Belli çerçevelerde memleketin büyük meseleleri için oturup konuşulabilir halde olmak lazım. Bu bir döngü. Bizim açımızdan nasıl okuyalım? Biz Cumhurbaşkanımızla yol yürümeye başladığımızda hepimiz çok genç yaşlardaydık. Karşımızda kapkaranlık vesayet tablosu vardı. Biz sertleşmelere neden girdik? Vesayet vasıtasıyla siyaseti tıkamaya çalışan mekanizmalarla mücadele için bu döngünün içine girmiş olduk. 20 yıl evvel Meclis’te şu konuşmayı dinledim. Tarımla ilgili konuşurken bir CHP’li arkadaşımız ‘Bu bir rejim sorunudur’ dedi.

“VATANDAŞ HÜKÜMETİ DEVLETİ YÖNETMESİ İÇİN SEÇİYORDU”

Siyasetle ilgili tartışmaları rejim tartışmasına dönüştürme gibi kötü bir siyasi huy var. Bu da askeri darbe, vesayet, muhtıralarla yürüdüğünde maliyet artıran bir şey oldu. Tam 15 yıl boyunca kurduğumuz ilk cümle ‘sivil siyasetin üstünlüğüydü. Bu meseleler devlet meselesidir, hükümet buna karışamaz deniyordu. Vatandaş hükümeti devleti yönetmesi için seçiyordu. Sistem hükümetin içinde MGK’yı koymuştu. Anayasanın üstüne kırmızı kitap, seçilmiş hükümetin üstüne vesayeti korumak üzere Cumhurbaşkanı konumlandırılmıştı. Abdullah Bey ve merhum Özal’ın demokratik kişilikleriyle bu işletilmemişti. Ne zaman devlet dersiniz? Millet de dersiniz, devlet de dersiniz? Karşınızda sizin devlet kurumlarınızı yok etmeye çalışan bir terör örgütü vardır. Bu örgüte karşı mücadele ederken, karşınızda birileri terör örgütü ile mücadeleye karşı çıkarsa bu kelimeyi daha çok kullanırsınız. Bir CHP’li milletvekili Libya’da ‘Biz Hafter’i desteklemeliyiz’ dedi. O zaman devletinizin çıkarlarından bahsedeceksiniz. Siz mavi vatan diyorsunuz, bir CHP milletvekili çıkıyor, diyor ki ‘mavi vatan demek bizi maksimalist duruma düşürür’ demiştir. Tabii ki devlet diyeceksiniz bu durumda. Sayın Baykal ve diğer zamanlarda yumruklarımızla konuşacağımızı, meselemizi konuşalım dedik. Biz ne AK Parti’den vazgeçeceğiz ne onlar CHP’den.

“CHP İLE İTTİFAK KURMAYACAĞIZ”

Bizim ittifakımız adı Cumhur İttifakı. Bunun niteliklerinde ve ilkelerinde değişme söz konusu değil. CHP ‘Cumhur İttifakı’na katılıyorum, söylediklerimden vazgeçiyorum’ demiş değil. Türkiye’nin yukarısında savaş var. Aşağısında büyük bir soykırım cinayeti işleniyor Netanyahu tarafından. Çin-Tayvan geriliminin nereye gideceğini bilemiyoruz. Yunanistan’la olan belli düzeyde gidiyor ama Sırbistan, Kosova, Balkanlar’daki tabloya baktığınızda. Tam ortada Türkiye. Bir siyasette hasım olmamak, düşman olmamak lazım. Siyaseti rekabet alanı olarak görmemek lazım. Birbirimizin cenazesine ve düğününe gidemeyecek hale getirmeyelim siyaseti demiştim. Partilerimiz farklı olabilir, meşreplerimiz, aidiyetlerimiz, kimliklerin farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti demiştim.

“SİYASETTE ZIT KUTUPLAR OLACAK”

Siyasette zıt kutuplar olacak. Siyaset zıt kutupların diyalektiği içinde üretilir. Biz bunu yumruklarımızı sıkarak, birbirimizi ötekileştirerek yapmamalıyız. İki kimliğimiz var. Bir siyaset kimliğimiz. Devlet adamı sorumluluğu ile hareket etmemiz lazım. Türkiye’nin bağışıklık sistemini güçlü tutmamız lazım. Vatandaşlarımız tabii ki farklı partilere oy verir, saygı değerdir. Siyaseti duvar ören sistemle örtüştürürsek bu antisiyasettir. Cumhur İttifakı’nın birlik ve beraberliği en sağlam şekilde sürüyor. Meclis’te bir mesele geliyor, meclis başkanvekilleri birbiriyle görüşmüyor mu? Görüşüyor. Gerginliklerde Meclis Başkanı ‘arka tarafa arkadaşlar’ deyince, görüşülmüyor mu? Burada şunu kabul edelim. Burada CHP normalleştiği zaman zaten bununla ilgili kapı açıktır.

“SİYASETÇİNİN KELİME DAĞARCIĞI GENİŞTİR”

Türkçede bir sürü kelime vardır. Siyasetçinin kelime dağarcığı geniştir. Şimdi diyalog süreci olmuş. Buyurmuşsunuz AK Parti Genel Merkezi’ne gelmişsiniz. Biz de bundan memnuniyet duyduğumuzu açıklamışız. Sonra sayın Cumhurbaşkanı iade-i ziyarette bulunmuş. Bundan sonra ‘suç ortağı’ lafının siyasi idrakle bir alakası yok. Özgür Bey deneyimli siyasetçidir. Meclis’te pek çok kez görev yaptık. Orada Anayasa Mahkemesi, ekonomiyle ilgili konular var. Bunları nitelerken ‘suç’ kelimesinin kullanılması. Normal siyaseti tarihinizin büyük dönemi kriminalize etmekle bir tarih geçirmişsiniz. Normal siyasi faaliyet yürürken rejim düşmanlığı, tek adam rejimi ile kriminalize etmişsiniz siyaseti. CHP muhalefet etmesin demiyoruz. Bunun dışında bir kelime yok mudur? Ne demek suç ortağı? Kim ne suç işlemiş? Biz kendi siyasi programlarımızı yürütmüşüz, siyasi faaliyetler ortaya koymuşuz. Siyasetin meşru alanı ve hukuk çerçevesinde bunları gerçekleştirmişiz. Bu ne demek suç ortaklığı?

“MESELELERE ODAKLANMAK LAZIM”

Siyaseti yüksek tansiyonla yapmamız gerekmiyor. Burada meselelere odaklanmak lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız devletin başı olarak ‘Gelin Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıldönümünde hep birlikte orada olalım’ dedi. Kıbrıs bizim milli davamızdır. Dolayısıyla Kıbrıs Barış Harekatı, milli namusumuzu korumak için yapılmış kahramanca barış harekatıdır. Buna kahramanlık eden siyasileri tabii ki anacağız. Avrupa’da yeni faşizm dalgasının yükselmesinden bahsediliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, sayın Özel’e ‘sosyalist enternasyonelde size yakın partilere Türkiye’nin tezlerini anlatan faaliyet yürütün’ dedi.

“SİYASİ NEZAKETİ KORUMAK LAZIM”

Şuna çok dikkat ediyorum, titiz davranıyorum. Siyasi nezaketi korumak lazım. Şöyle bir şey söylediler, çok önceden hazırlanmışız, apar topar açıklama yapmışız gibi. Öyle değil. Sayın Cumhurbaşkanımızla görüştük, Mustafa Elitaş Bey’le bunları değerlendirdik, notlarımızı aldık ve konuştuk. Burada nazik bir ev sahipliği yaptınız, teşekkür ederiz dedik. İki gün sonra ‘suç ortağı’ denmesi siyasi nezaketle ve akılla bağdaşmaz.

“CUMHUR İTTİFAKI’NDA EN UFAK ÇATLAK YOK”

Buradaki ifadelerin manasını yorumlamak, izah etmek MHP’deki arkadaşlarımız takdirindedir. Her partide belli siyasetler konusunda partinin yüzde 100’ü böyle düşünüyor deme garantisini kimse veremeyiz. AK Parti’nin ana politikasını belirleyen kurulları ve yöneticileri Cumhur İttifakı’na güçlü bir destekle, hassasiyetle hareket etmektedir. MYK toplantılarının ve MKYK toplantıları basına kapalıdır. Girişinde sayın Cumhurbaşkanımız MYK ve MKYK üyelerine sürekli olarak iç ve dış siyasetle, ekonomiyle ilgili önümüzdeki döneme nasıl bakacağımızla ilgili değerlendirme yapar. Talimatlarını verir, görevler verir. Toplantılarda değişmeyen bir şey vardır. Sürekli olarak Cumhur İttifakı’nın hassasiyetlerinin korunması hususunda altını çizer sayın Cumhurbaşkanımız. Biz de partinin görüşünü en başta genel başkan olarak Cumhurbaşkanımızın söylediği her şey partiyi bağlar. Cumhur İttifakı konusunda ufak çatlak yoktur.

“CUMHUR İTTİFAKI İLKELER İTTİFAKIDIR”

Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakan iken yurt dışı gezilerine CHP milletvekilleri geliyor. Baykal zamanında sebebi bizde kalsın birden bire kestiler. Bu diyaloğu istemediler. Ben şimdi söylemeyim. Diyalog belli meseleleri konuşmak içindir. İttifak ise belli çatıda birlik ve beraberlik içinde yol yürümektir. AK Parti’nin MHP’den, MHP’nin AK Parti’den ayrılacağı şeklinde bir sürü şey söyleniyor. Hem Cumhurbaşkanımız hem sayın Bahçeli’nin vurguladığı bir şey var. Cumhur İttifakı ilkeler ittifakıdır. Türkiye’yi korumak için ortaya çıkmıştır. Bir çıkar ittifakı değildir. ‘Allah bana yeter’den daha güzel cümle var mı? Tabii ki Cumhur İttifakı bileşeni partiler özgün kimliklerinden, orijinal karakterlerinden, siyasi pozisyonlarından vazgeçerek tek parti haline gelmiyor. Temel konularda, ilkeler temelinde çatı oluşturuyorlar. Her iki partinin farklı değerlendirmeleri olabiliyor ama bu ittifakın birlik ve bütünlüğüne zarar verecek noktaya gelmiyor. Her iki parti kendi karakterine sahip. 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan tablodan sınana sınana bugünlere geldik. Cumhurbaşkanımız ve sayın Bahçeli’nin birlikteliği ve partilerin birlikteliği açısından ‘Türkiye Yüzyılı’ istikametine bakmaya devam ediyor. Günün sonunda, sınana sınana gelmiş güçlü ittifak birlik ve beraberliğini teyit etmiş oldu.

“TÜRKİYE’NİN BELLİ SİYASİ NEZAKET İÇERİSİNDE OTURUP KONUŞABİLMESİ LAZIM”

Mehmet (Şimşek) Bey’in bütün partilerin ekonomi kurmaylarıyla toplantı yapması formatı daha uygun olabilir. Sayın Özel’in ikinci açıklaması birinciden de vahim; ekonomi suç ortaklığıdır diyor. Bu olaya kadar şöyle düşünüyordum. Daha makul siyaset yapma, marjinal siyasi kodlardan uzaklaştırma. Sistem meselesini, siyasi tartışmaları rejim tartışmasına çevirmeme, toplumla devleti karşı karşıya getirmeme. Bütün bunlardan uzaklaşmayı kıymetli buluyordum. Hatta sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti öncesi şöyle açıklama yaptılar ‘Anket yaptırdık, bu diyalogdan dolayı oyumuz artıyor’ dediler. Türkiye’nin belli siyasi nezaket içerisinde oturup konuşabilmesi lazım. Şimdiye kadar neden yapılmadı? İnanın daha öncekiler randevu isteseydi verilirdi. Burada eylem planı, tırnak içinde paket program yok. Burada Türkiye’nin meselelerine odaklanalım, ortak akıl üretelim. Biz iktidarız, onlar bir şeyler söylüyor, o meseleyle ilgili eylem planımız var. Üç gün sonra adım attığımızda çıkıp ‘biz dedik oldu’ diyorlar. Bu iktidarın görev alanı, yetkileri ile ilgili kapkaççılığa dönüşmemeli. Bunu nezaket ve diyalog içinde tabii ki oturup konuşmalıyız. Demokrasi konuşmak üzere kurulmuş bir rejimdir. Yüksek tansiyon çıkar, ara verilir, arkaya geçilir, grup başkanvekilleri meseleyi değerlendirir ve daha sonra devam edilir. Siyaset nihayetinde Kanarya Sevenler Derneği değil, tabii ki tansiyonu da olacak. Uluslararası ilişkilerde en uzak olduğunuzla, en karşı karşıya olduğunuzla oturup konuşuyorsunuz. Dünyada konuşmadığımız siyasi hareket yok. Dünyada konuşmadığımız mezhep, meşrep, siyasi hareket yok. Türkiye olarak herkese söyleyecek sözümüz var. Bunu iç siyasette de yapabiliriz.

“MAKUL ÇOĞUNLUĞUN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMAK LAZIM”

Kemal Bey tırnak içinde çocuksu şekilde ‘şu mekan gayrimeşrudur, bu mekan meşrudur’ demişti. Cumhurbaşkanı devletin başıdır, bir binaya girince oraya Cumhurbaşkanı forsu çekilir. Sonuçta özel kalemler arasında oraya karar verilmiştir. Külliye de olur, Çankaya Köşkü de olur. Mekanlar arasında meşruiyet yarışına sokmamak lazım. Hasan Bey o diplomasiyi yürüttü. Kendisi deneyimli devlet adamıdır. Karşı taraf da bir şeyler talep etti, sonuçta bu şekilde karar verildi. Bunlar siyasi konular bile değil. Cumhurbaşkanı devletin başı olarak Meclis’e giriyor, ayağa kalkmıyorlar, bunlar komik olaylar. Suç ortağı ifadesine kadar CHP merkeze çekilme aşamasına iyi gidiyordu. Makul çoğunluğun değerlerine sahip çıkmak lazım.

“ANKARA’NIN ŞEHİR EFSANESİ ÇOKTUR”

Sayın Akşener ile sayın Cumhurbaşkanımızın ne konuştuğu Cumhurbaşkanımızın takdiri. Sayın Akşener genel başkan iken randevu isteseydi bu randevu verilirdi. Ankara’nın şehir efsanesi çoktur. Siyasi nezaketi korumak ve kişisel haklara saygı duymak zorundayız. Sayın Akşener ne açıklamışsa ona riayet etmek lazım. Sayın Akşener o partinin kurucu genel başkanı. Sayın Cumhurbaşkanımız siyaset tarzı olarak görüşme trafiği yoğun lider. Cumartesi ful görüşme bazen Pazar’a da sarkar. Bu onun ta belediye başkanlığından beri yürüttüğü bir alışkanlık. Bu görüşmelerde kişisel Cumhurbaşkanına bir şey söyler. Bütün bunları birleştirip tablo çıkarmaya çalışmak, bağlamının dışında yüksek anlamlar yüklemeye çalışmak siyasette doğru sonuçlar vermez.

“ABDULLAH BEY HEPİMİZİN SAYGI DUYDUĞU BİR BÜYÜĞÜMÜZ”

Sayın Abdullah Gül ile diyalogları hiç kesilmedi. Gençlik yıllarından beri arkadaşlar. Çok önemli görevlerde bulunmuştu. Deneyimli bir devlet adamıdır. Zaman zaman bir araya geldiklerini, sohbet ettiklerini biliyoruz. Abdullah Bey hepimizin saygı duyduğu bir büyüğümüz. Partimizin kurucularından. Beraber yürüdükleri bir yol var. O hukuk her türlü siyasi tartışmanın üstünde ve titizlikle korunuyor. Zaman zaman ilişki seyrelebilir zaman zaman güçlenebilir. Ne görüştükleri sayın Cumhurbaşkanımız ve Abdullah Bey’in takdirindedir. Bir görüşme mümkündür. Bir araya gelseler konuşmaların yüzde 80’i, 90’ı Gazze ile ilgili olacaktır.

“BİZ TOPLUMSAL MERKEZİ TEMSİL EDEN PARTİYİZ”

O parti bu parti meselesi değil. Belli ilkeler, prensipler var. Bu meseleye sayıyı artırmak olarak bakmayız biz. Bu gözle bakıyoruz. Ahlaki, siyasi kriterler var. Bu çerçevede değerlendirilir. Kategorik olarak hiçbir şeyi dışlamıyorum. Şu var, bu var diye teyit vermiyorum. Biz toplumsal merkezi temsil eden partiyiz. Merkez siyaseti yapıyoruz. Belli siyasi fikir temelinde kitle partisi olarak hareket ediyoruz. Merkez siyaseti değerlerinden koptuğunuzda, siyasi parti olmaktan çıkıp siyasi cemaate dönüyorsunuz. Gerçek merkez siyaseti partisi, siyasi cemaat, siyasi şirketten uzak duran parti. Ben rakibimiz olmalarına rağmen daha merkez siyasetine dönük siyasi tutum geliştirdikleri için bunu toplam Türk siyasetinin faydasına buldum. Belki de çok partili hayata geçildikten bu tarafa, yerel seçimden bu yana ‘suç ortağı’ ifadesine kadar ilk defa CHP Avrupalı sosyal demokrat bir parti gibi davrandı. Toplumun değerleriyle kavga etmeme. Toplum-devlet kutuplaşmasına gitmeme, vesayet üretmeme anlamında. Cumhur İttifakı’na ve Cumhur İttifakı’ndaki kişilere kullandığı katılmadığımız ifadeleri de var.

“DARBE ANAYASASININ DEĞİŞMESİ GEREKİYOR”

Bizim söylediklerimiz açık. Darbe anayasası var ve değişmesi gerekiyor. Gelecek nesillere borcumuz. 15 senedir bu yeni anayasa meselesi tartışılıyor. Ben Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğum zaman, seçimden çıkmıştık, bütün siyasi partileri yeni anayasa için ziyaret etmiştik. Bugünün gündemi değil sadece.

“BİZ HER ZAMAN SİYASİ NORMALDE DURUYORUZ”

AK Parti açısından gündem şu anda, bütün kurulların çalıştığı konu; 4 yılı en güçlü siyasetle nasıl değerlendiririz? 4 yıl sonra ekonomi, dış politikada, sosyal alanda, eğitimde, diğer alanlarda nasıl bir Türkiye görmek istiyoruz? Kızılcahamam kampı rutindi. Biz her zaman siyasi normalde duruyoruz. Karşısı anormal üretmedikçe bu normali koruruz. Yaşanan tarihin kılcal damarlarını biliyorum. Seçimden çıktığı halde ‘diktatör’ denilen, vesayetle köşeye sıkıştırılmaya çalıştırılan bizdik. Siyasi olan, normal olan farklı toplumsal taleplerin temsilini gerçekleştirir siyasi partiler.

“AK PARTİ’DE DEĞİŞİM SÜREKLİ VAR”

Her seçimden sonra yeni sayfa açılmaya başlar. Türkiye’de her seçimden sonra 1-2 yıl sükunetli gider. Ondan sonra biraz siyasetin tansiyonu artar. Önemli olan bunları kendi müstakilliği içinde değerlendirmek. Bir siyaset insanı gözüyle baktığımızda her birimizin görevi, belli siyasi partiye mensubiyet içinde davrandığımızdan dolayı kendi partimizin, ittifakının oyunun artması için davranırız. Toplumun beklentilerini görüp sağduyuya katkı sağlamamız lazım. AK Parti’de değişim sürekli var. Seçim sonuçları değerlendiriliyor. Değişim süreci devam ediyor. İstediğimiz sonuçları niye alamamışız, bütün bunlarla ilgili adımlar atılıyor. Ekonomik reformların siyasi reform çerçevesinde oturması önemli. Ekonomi ekonomi değildir, ekonomi ekonomi politiktir. Bütünsel bakmak lazım. Yargı reformu önemlidir. Bütün bunlar bileşik kaplar teorisi gibidir. Demokratik ülkelerde bir tanesi yukarıda bir tanesi aşağıda olmaz. Ekonomik olarak devlet zengin halkı fakirdir, demokratik ülkelerde bu olmaz.

“İŞİMİZ CANLILARI YAŞATMAK, YOK ETMEK DEĞİL”

Bu çalışmayı Bahadır Bey yürütüyor. Grup Başkan vekilimiz. Tamamladığı taslak üzerinde kendi aramızda toplantı henüz yapmadık. Bizim için can azizdir. İnsan canı da öyle bu hayatta aynı kaderi paylaştığımız her canlı için geçerli. Cana kast etmek gibi bir hazırlık içindeymişiz gibi, bunun kast edilmekten üzüntü duyarım. Geçen sokak hayvanından kaçarken evladı arabanın altında kalan baba, diğer tarafta sokak hayvanlarına bir şey gelmesin diye dernek yetkilisi. En doğrusunu aramaya çalışıyoruz. Biz işimiz canlıları yaşatmak, yok etmek değil. Taslakta nasıl bir eylem planı çıkmış, gördüğümüzde değerlendirmemizi yapacağız.

“BATI, TÜRKİYE’Yİ DOĞRU ANLAMAYA BAŞLADI”

Olumlu görüşmelerinin üst başlığı ‘Batı Türkiye’yi doğru anlamaya başladı’ diye atmak lazım. ‘Türkiye Batı demir attı’ diye değil. F-16’lar konusunda iyi noktadayız. Üzücü olan NATO müttefiğinin bir takım süreçlere bağlanması. Batı Türkiye’yi doğru anlamıyordu. Bugün G-7’de yanyana oturuyorsunuz. Bütün bu tabloda ta Türkiye’de tabanca alımında ambargo koymaktan F-16’lara kadar. Kuzeyde savaş var. NATO ülkesinin güvenliğini eksiltmeye çalışıyorsunuz. Türkiye egemen bir ülkedir. Kendi güvenliğini sağlayacak kudrete ve kabiliyete sahiptir. Güvenliği hiçbir şekilde pazarlık konusu değildir. Dışlandığımız noktada kendi başımızın çaresine bakarız. Patriotları satın almak istedik, tehditle karşı karşıyaydık biz de S-400’leri aldık. Hem dışlayacaksınız, hem benim dediğimi yap diyeceksiniz. Böyle bir şey olabilir mi? Bu son atılan adımlar Batı’nın Türkiye’yi doğru anladığını ve doğru konumlandığını gösteriyor.

“TÜRKİYE’NİN ULUSAL VE ULUSLARARASI BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLÜ TUTMAMIZ LAZIM”

Dünyada aktif kriz alanları var, potansiyel kriz alanları var. Aktif kriz alanı Rusya-Ukrayna çatışması. Diğeri İsrail’in soykırımı, hemen güneyimiz. Bundan uzak bir NATO ülkesinin değerlendirmesi ile bizim değerlendirmemiz tabii ki farklı içerikler taşıyacak. Güneyde bir terör örgütü var. Son derece hassas devlet aklıyla takip etmemiz gereken Balkanlar’daki durum ısınmaya başladı. Türkiye’nin ulusal ve uluslararası bağışıklık sistemini güçlü tutmamız lazım. Dedeağaç’taki birikim Türkiye’ye karşı değil, diyorlar. Herhangi müttefikimiz Akdeniz’de egemenlik alanımızı korurken bize bayrak göstermeye kalkmamalı. Türkiye egemenlik haklarını korurken yürüttüğü faaliyetleri DEAŞ’la mücadele etmek başta olmak üzere müttefikleri ile yapmak istedi.

“ARTIK HAKİKAT SİYASETİ BELİRLEMİYOR”

Şu anda dünyadaki düzeni nasıl adlandırabiliriz. Bir sürü kurum, prensip var. Ama bu kadar kuruma, prensibe rağmen Gazze’de soykırım durdurulamıyor. Bunun adı organize anarşidir. Büyük bir savrulma var. Bu organize anarşi durumu herşeyden daha tehlikeli. BM, AB, NATO, Adalet Divanı var. İnsanlık değerlerini tehdit eden gelişmelere karşı hiçbir sonuç alınamıyor. Uzun dönemli bir siyasi türbülansa giriyoruz. Kendi adımlarımızı atacak hazırlıklarımızı da yürütüyoruz. Sistem o hale gelmiş ki, ‘Gazze’de soykırım dursun’ diyenlere ‘haklısın’ diyor ama Gazze’de soykırımı yapanlara silah gönderiyor. Büyük savaş uçakları bağışta bulunanlar aynı zamanda Gazze’de uçaklarla yiyecek yardımı atıyor. Kendisi de yalanın içine girmiş. Artık hakikat siyaseti belirlemiyor. Uluslararası ilişkilerle ahlak arasında bağ uzun zamandır kopmuş. Hakikat modern yalanı kurgular hale gelmiş.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-omer-celik-chp-ile-ittifak-kurmayacagiz/feed/ 0
‘İsrail’ kararı ses getirdi uyandırdı: Türkiye örnek alınmalı… https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-karari-ses-getirdi-uyandirdi-turkiye-ornek-alinmali/ https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-karari-ses-getirdi-uyandirdi-turkiye-ornek-alinmali/#respond Mon, 22 Apr 2024 23:12:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9283 Muhammed Shahabuddin, İsrail’in uluslararası hukuk ihlalleri ve Batılı ülkelerin çifte standart uyguladığı eleştirileriyle ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Uluslararası Adalet Divanının (UAD) Güney Afrika’nın açtığı davada Gazze’de “soykırım” riskini makul bulması ve bu doğrultuda ihtiyati tedbir kararlarına hükmetmesinin, İsrail’in Gazze’deki eylemlerinde “soykırım niyeti”nin kanıtı olduğunu ifade eden Shahabuddin, ayrıca İsrailli lider ve komutanların çeşitli açıklamalarının da bu niyeti gözler önüne serdiğini dile getirdi.

Shahabuddin, İsrail’in, Filistin’in kendi kaderini tayin hakkı da dahil olmak üzere birçok uluslararası hukukun temel normlarını yıllardır ihlal ettiğine dikkati çekerek, “İsrail, sanırım dünyadaki diğer pek çok ülkeyle kıyaslandığında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin bağlayıcı nitelikteki kararlarını tek başına en fazla ihlal eden ülke oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Buna rağmen herhangi bir yaptırıma tabi tutulmaması nedeniyle İsrail’in uluslararası hukuk ihlallerini sürdürdüğüne işaret eden Shahabuddin, “Bunun nedeni, İsrail’in çeşitli güçlü aktörlerden ve uluslararası toplumdan aldığı büyük destek. Bence bir şekilde İsrail’i, uluslararası hukuk ihlallerinin çoğunun yanına kar kalabileceğine ikna ettiler.” eleştirisinde bulundu.

Uluslararası hukukun seçici şekilde uygulandığı yorumunu yapan Shahabuddin, “Bu da bizi, güçlü devletlerin himayesi söz konusu olduğunda uluslararası hukukun doğasının ne kadar güçlü olduğu konusunda daha yakından düşünmeye zorluyor.” dedi.

“ULUSLARARASI HUKUK GÜÇLÜDEN YANA”

Shahabuddin, uluslararası hukukun insanları “korkunç insan hakları ihlallerine” karşı korumak konusunda işe yaramazken söz konusu güçlü devletlerin ticari anlaşmaları olduğunda oldukça kullanışlı hale geldiğine dikkati çekerek, “Güçlü ülkeler, uluslararası hukuku uygulamak istediklerinde de bu tür şeyler olur. Bunu güç kullanarak yaparlar. Bu da İsrail gibi ülkelerin neden çoğu zaman istedikleri gibi hareket ettiklerini açıklıyor.” ifadelerini kullandı.

İdeal bir dünyada yaşanmadığı için tüm sorunların uluslararası hukukla çözülmesini beklemenin gerçekçi olmadığını kaydeden Shahabuddin, “Çünkü uluslararası hukukun kendisi bir baskı aracıdır. Uluslararası hukuk, sömürgecilik için bir araçtı. Bugün ise emperyalizm için bir araçtır. Uluslararası hukukun dünyanın tüm sorunlarını çözeceğini ummak biraz aptallık olur.” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası hukukun ihlaller ve adaletsizlikler konusunda siyasi baskı oluşturmak için araç olarak kullanılmasının önemini dile getiren Shahabuddin, “Bence bu siyasi baskı, dünya genelinde gördüğümüz kitlesel seferberliktir. Bir değişim yaratacak olan da budur. Bu baskı siyasi elitlerin ve aktörlerin somut tedbirler almasına yol açacaktır.” dedi.

BM GÜVENLİK KONSEYİ, SİYASİ PAZARLIK YERİ HALİNE GELDİ

ABD yönetiminin BM Güvenlik Konseyi kararlarının bağlayıcı olup olmadığına yönelik başlattığı tartışmalara ilişkin, bu bağlayıcılığın yoruma açık olmadığını vurgulayan Shahabuddin, bu hususun BM’yi kuran hukuki belgede açıkça yer aldığını ve bağlayıcı oldukları için de ABD’nin sürekli veto hakkını kullandığını söyledi.

Shahabuddin, BM kararlarının uygulanması için siyasi iradenin elzem olduğunu belirterek, “Bir karar var, ateşkes talep ediyor ama bunu gerçekten uygulamak için bir adım ileri gittiklerini görmüyorum.” dedi.

“BM Güvenlik Konseyi, tam bir drama ve siyasi pazarlık yeri haline geldi.” yorumunda bulunan Shahabuddin, sürecin uluslararası hukuk temelinden ziyade siyasi saikler etkisiyle işlediğini ifade etti.

“İSRAİL’İ DURDURMAK İÇİN BASKI GEREK”

Shahabuddin, İsrail’in saldırılarını sonlandırmasının veya Filistinlilere yönelik eylemlerini radikal şekilde değiştirmesinin tek yolunun güçlü müttefiklerden gelecek baskı olacağını söyleyerek, UAD tarafından İsrail aleyhine alınacak kararların da müttefiklerin tutumlarını değiştirebileceğini belirtti.

Nikaragua tarafından Almanya aleyhine UAD’de açılan “soykırımı kolaylaştırma” davasını anımsatan Shahabuddin, “(Almanya’daki kamu personeli) Artık açıkça İsrail’e silah ihracatına dahil olma konusunda tedirgin olduklarını söylüyorlar çünkü UAD kararının ardından olası bir soykırım durumunda şahsen tazminat ödeme durumunda kalmaktan korkuyorlar.” yorumunu yaptı.

İlerleyen günlerde UAD’nin “güçlü kararlar” alacağı yönündeki beklentisini paylaşan Shahabuddin, “Bu kararlar çıkarsa bu, en azından Batı’daki ülkeleri İsrail’e yönelik pozisyonlarını yeniden düşünmeye zorlayacaktır. Aslında birçok siyasi çevrede tonda bazı değişiklikler görüyoruz. Tüm bunlar aslında hem hukukun hem de siyasi baskının birleşimi.” şeklinde konuştu.

“BÖLGE ÜLKELERİ TÜRKİYE’Yİ ÖRNEK ALMALI”

Türkiye’nin 9 Nisan’da İsrail’e ticari kısıtlamalar getirme kararının oldukça önemli bir adım olduğunu vurgulayan Shahabuddin, bunun bölgedeki ülkelerin de aynı adımı atması için örnek olmasını umduğunu dile getirdi.

Shahabuddin, “Çünkü kelimeler tek başına karşı tarafın eylemleriyle mücadele edemez. Eğer harekete geçmek istiyorsanız bunu sözle değil eylemle yapmalısınız.” diyerek, bölgede önemli bir güç olan NATO üyesi Türkiye’nin, eylemlerini sona erdirmesi için İsrail’e baskı uygulanmasında önemli rol oynayabileceğini dile getirdi.

“UCM, HAREKETE GEÇMELİYDİ”

Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) İsrailli yetkililere karşı henüz somut olarak harekete geçmemesini değerlendiren Shahabuddin, UCM’nin uzunca bir süredir itibar kaybetmeye devam ettiğini söyledi.

Shahabuddin, “Ukrayna Savaşı, onlara güçlerini sergilemek ve önemlerini göstermek için bir tür fırsat verdi. Başlangıçta bu fırsatı yakalamakta oldukça başarılı oldular. Zamanlama gerçekten çok iyiydi ve bu dava Batı’daki güçlü aktörlerin tam desteğine sahipti. UCM’nin sadece Ukrayna’da değil tüm dünyada yapması gereken şeyi yapması için çıkarların mükemmel bir şekilde birleşmesi gerekiyor.” dedi.

UCM’nin Gazze hakkında süren soruşturmada benzer kararlar alması için elinde yeterli delil olduğunun altını çizen Shahabuddin, “(UAD’de) Gazze’de İsrail’in soykırım işlenmekte olduğuna dair ikna edici deliller bulunduğuyla ilgili bir karar var ve daha da önemlisi, mahkeme soykırım niyetini ararken bireyleri tespit etmiştir. Bu kararın hemen ardından UCM’nin yapması gereken, en azından adı geçen şahıslara karşı harekete geçmek olmalıydı ama hiçbir şey yapmadı. İşte sorun da bu. Bu, tam bir siyasi irade ve ilgi eksikliğidir.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-karari-ses-getirdi-uyandirdi-turkiye-ornek-alinmali/feed/ 0
MHP’den İmamoğlu’na tepki: ‘CHP’den çok Kandil’in, PKK’nın siyasi acentesinin adayı’ https://www.foxtvhaber.com.tr/mhpden-imamogluna-tepki-chpden-cok-kandilin-pkknin-siyasi-acentesinin-adayi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/mhpden-imamogluna-tepki-chpden-cok-kandilin-pkknin-siyasi-acentesinin-adayi/#respond Thu, 28 Mar 2024 22:24:27 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7809 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, 3 gün sonra yapılacak olan 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

Yalçın, MHP olarak toplumda ağır basan siyasi eğilimin demokratik tercihe hürriyet, barış ve meşruiyet içinde yansımasının vazgeçilmez öncelikleri olduğunu ifade ederek, hiçbir caydırıcı unsurun, vesayetin, baskı unsurunun milli irade önüne çıkmasına tahammülü olmadıklarını kaydetti. Yalçın, paylaşım ve bölücülük hedefleyen hiçbir kurumun, kuruluşun veya odağın Türk siyasetine hakim olmasına müsaade edilmeyeceğini vurguladı.

“‘AL TAKKE VER KÜLAH’, ‘AL PAPAZI VER KIZI’ DİYEREK BELEDİYE BAŞKANLIKLARINI PAYLAŞANLARI İBRETLE SEYRETMEKTEYİZ”

AK Parti ile MHP’yi Cumhur İttifakı bünyesinde birleştiren ve Türkiye Yüzyılı ortak hedefinde buluşturan unsurun aynı milli miras olduğunun altını çizen Yalçın, “Hal böyle iken yerel seçimler dolayısıyla bazı siyasi parti ve ahfillerde bölücülerle ‘Al takke ver külah’, ‘Al papazı ver kızı’ diyerek belediye başkanlıkları ve belediye meclis üyelikleri paylaşanları milletimizle birlikte ibretle seyretmekteyiz” ifadelerini kullandı.

“BUNLAR, MÜBAREK RAMAZAN AYINA RAĞMEN İŞTİHA VE İHTİRASLARINA GEM VURMAMIŞTIR”

CHP’nin Cumhur İttifakı’nın sözcülerine ve temsilcilerine laf yetiştirerek açığa düşmeme çabası içerisinde olduğunu kaydeden Yalçın, sözlerine şöyle devam etti:
 

“EKREM İMAMOĞLU CHP’DEN ÇOK KANDİL’İN, PKK’NIN SİYASİ ACENTESİNİN ADAYI KONUMUNDADIR”

Yerel seçimler dolayısıyla başta İstanbul ve Ankara olmak üzere mega kentler üzerinden deveran eden siyasi atışmaların daha çok öne çıktığına dikkati çeken Yalçın, “Mesela İstanbul’da kazanması için tavşan adaylarla halkın aldatılmaya çalışıldığı ve bölücü terör örgütünün açıkça destek verdiği Ekrem İmamoğlu, AK Partili belediyenin başlatıp hükümetin destek verdiği bütün projeleri sahiplenmiş durumdadır. İmamoğlu, bu arada PKK’nın siyasi kanadının tam desteğini almak için çırpınmakta, bu yüzden DEM Parti’yi eleştirmeye kalkan CHP’lileri tehdit edip, onlara hışımla parmak sallamaktadır. Ekrem İmamoğlu CHP’den çok Kandil’in, PKK’nın siyasi acentesinin adayı konumundadır. CHP DEM’le eklemlenip artık CH(P)KK adını almış, Ekrem İmamoğlu da Ek-DEM İmamoğlu olmuştur” dedi.

“ARTIK İSTİKAMETİNİ YİTİRMİŞ OLAN CHP’NİN YENİ SİYASİ KIBLESİ DE KANDİL’DİR”

“İmamoğlu’nun belediyecilikte parmak ısırtan inşa ve kentsel dönüşüm hizmetlerinin son evresi ise balya balya para kulesidir” diyen Yalçın, “PKK yalnızca terör örgütünün kısaltması değildir. Bu baş harflerin CHP zaviyesinden bir başka açılımı da para kulesi kepazeliğidir. Artık istikametini yitirmiş olan CHP’nin yeni siyasi kıblesi de Kandil’dir. CHP, güneşi zapt etme iddiasından vazgeçip Kandil’in kör ışığına fit olmuştur” ifadelerini kullandı.

“ANKARA’DA GEÇEN 5 YILDA SORUNLAR ÇÖZÜLMEMİŞTİR”

Ankara’da halkın gözünün boyanmaya çalışılarak şarlatan belediyecilik sergilendiğini kaydeden Yalçın, “Geçen beş yılda başkentte özgün projelerle bir santimetre bile metro inşa edilmemiş, hiçbir büyük altyapı sorunu çözülmemiştir. Ancak önceki dönemde başlayıp sürdürülen projelere çullanılmıştır” dedi.

“MİLLETİN UMUDU CUMHUR İTTİFAKI’NIN ADAYLARINDA VE GÖZ DOLDURAN PROJELERİNDE”

Milletin umudunun Cumhur İttifakı adaylarında ve göz dolduran projelerinde olduğunu belirten Yalçın, “İstanbul’da devasa projeler ve muhteşem dönüşüm planlarıyla halkın karşısına çıkan Murat Kurum ile Ankara’da başkente yakışır çok sayıda projeyle parlayan Turgut Altınok, AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın adayları olarak iki büyük ilimizdeki seçmen çoğunluğunun radarındadır” açıklamasında bulundu. 

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/mhpden-imamogluna-tepki-chpden-cok-kandilin-pkknin-siyasi-acentesinin-adayi/feed/ 0
Akşener’den sert çıkış: Ahlaksızlık sahtekarlık! Gereğini yapmak benim için namus borcudur https://www.foxtvhaber.com.tr/aksenerden-sert-cikis-ahlaksizlik-sahtekarlik-geregini-yapmak-benim-icin-namus-borcudur/ https://www.foxtvhaber.com.tr/aksenerden-sert-cikis-ahlaksizlik-sahtekarlik-geregini-yapmak-benim-icin-namus-borcudur/#respond Wed, 20 Mar 2024 01:48:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6974 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Siyasi partilerden birbirine geliş gidişler olabilir. Sistemi boşaltacak kadar bu işin içerisine girmişse bir belediye başkanı bu gerçekten ahlaksızlıktır, siyasi etiğe uymayan bir durumdur. Ben de Meral Akşener’sem elbette bu sahtekarlıkların gereğini yapmak benim için namus borcudur” dedi.

‘CHP’YE BİZ TEKLİFTE BULUNDUK’

2018 seçimlerinde hayal kırıklığı yaşadıklarını söyleyen Akşener, “2019’da biz CHP’ye gidip teklifte bulunduk. İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi büyükşehirleri alırsak morali yere düşmüş muhalif seçmeni ayağa kaldırırız dedik. Masaya oturan arkadaşlarıma her zaman Türkiye’yi tercih edeceksiniz dedim. Çırak çıkacak gözüm yok ama 19 ilçe 4 belde ile durumu kapattık. Amacımız muhalif seçmeni ayağa kaldırmaktı. 2023’ün sonucu başarısızlıktı. İsteyen suçu bana atsın isteyen ortaklaştırsın, başaramadık. Tartışmalar sonucunda adına hür ve müstakil koyduğumuz gelecek açısından çok önemli bir karar aldık. Size kendimizi teslim ettik” diye konuştu.

‘KENDİ PARTİLERİNDEN DAHA FAZLA ARKALARINDA DURDUK’

Partisinin iç işlerine karıştığını iddia ettiği belediye başkanlarıyla ilgili konuşan Akşener, “İstanbul’u, Ankara’yı, Antalya’yı almanın bu sistemi değiştirecek gücü vermediğini gördük. Yeni bir yol bulmalıydık onun için sizlerin tartısına koyduk. ANAP ve DYP kavgası vardı ülkede. İki taraf da birbirinin partisine elini uzatmazdı. Biz büyükşehir belediyelerini kazandık ve onlarla ilgili kefaret koyduk. Belediye başkanlarımızla ilgili yapılan yanlışların karşısında kendi partilerinden daha fazla arkalarında durduk” dedi.

‘İMAMOĞLU’NUN YANINA GİTTİM, BİR HAFTA ÖLMÜŞ ANAMA SÖVÜLDÜ’

Belediye başkanlarının arkasında durduğunu belirten Akşener, “Dava görüldüğü zaman İmamoğlu’nun yanına gittim, bir hafta ölmüş anama sövüldü. Muhittin Böcek hastalandı hakkında çeşitli sözler çıktı. Antalya genel merkeze sökün etti ‘o dönmez artık şunu seçelim’ dediler. Bunların her birini Böcek biliyor. Ben bunun çok ahlaksızca bir şey olduğunu söyledim. Nitekim Böcek iyileşti ve aramıza katıldı. Ankara’da da benzer şeyler oldu ben sapasağlam bu arkadaşların yanında durdum. Ankara’da il başkanı, ilçe başkanı, meclis üyeleri dahil 7’den 77’ye herkes istifa etti. Hür ve müstakil kararı aldığımız için. Biz bunu not ettik. Seçiminde yardımcı olan, arkasında duran bir siyasi partinin yöneticilerine bunu yapan, gerisini söylemeyeyim” diye konuştu.

‘SAHTEKARLIKLARIN GEREĞİNİ YAPMAK BENİM İÇİN NAMUS BORCUDUR’

Antalya ve İstanbul’da da benzer durumların yaşandığını söyleyen Akşener, “Asıl vahim olanı bu arkadaşların bununla övünmesi. Siyasi partilerden birbirine geliş gidişler olabilir. Sistemi boşaltacak kadar bu işin içerisine girmişse bir belediye başkanı bu gerçekten ahlaksızlıktır, siyasi etiğe uymayan bir durumdur. Ben de Meral Akşener’sem elbette bu sahtekarlıkların gereğini yapmak benim için namus borcudur. ” dedi.

‘BÜTÜN SİYASİ HAYATIM BİRİLERİNE KAZANDIRMAKLA GEÇTİ’

Atanamayan öğretmenlerin sorunlarına değinen Akşener, “Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, emeklilere 7 bin lira bayram ikramiyesi ver, 11 bin lira zam yap, maaşlarını asgari ücret seviyesine çıkar. Bunu yaptın yaptın yapmadın emeklilerin oylarına talibim. Kök söktüreceğim, her yerde konuşacağım. Bütün siyasi hayatım birilerine kazandırmakla geçti. 2 belediye başkanı adayını kazandırdık. Cumhurbaşkanı adayı olsun istediniz söyledim ben suçlu oldum. Bir kere de beni kazandırın ne olacakmış görelim” diye konuştu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/aksenerden-sert-cikis-ahlaksizlik-sahtekarlik-geregini-yapmak-benim-icin-namus-borcudur/feed/ 0
CHP’li vekilin odasında para dolu poşet bulundu iddiası… Numan Kurtulmuş: Talimat verdim https://www.foxtvhaber.com.tr/chpli-vekilin-odasinda-para-dolu-poset-bulundu-iddiasi-numan-kurtulmus-talimat-verdim/ https://www.foxtvhaber.com.tr/chpli-vekilin-odasinda-para-dolu-poset-bulundu-iddiasi-numan-kurtulmus-talimat-verdim/#respond Fri, 08 Mar 2024 01:00:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5869 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Fildişi Sahili ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, “Sizin tercihiniz sıfırdan yeni bir anayasa mı yoksa daha önce 64 maddede sağlanan bir mutabakat vardı, onun üstünden devam etmek midir?” sorusuna karşılık Kurtulmuş, “Bu Meclis kurucu meclis değildir, bu Mecliste sıfırdan bir anayasa yapılamaz.” şeklindeki söylemleri yanlış ve sakıncalı bulduğunu söyledi.

Bu tür söylemleri, “Meclise hakaret ve demokrasiye karşı bir tavır” olarak nitelendiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Bu Meclis isterse, gerekli çoğunluğu bulursa yeni bir anayasa yapabilir. Bir kere bunu tespit etmemiz lazım. Ama nihayetinde bunun gerçekleşebilmesi bir siyasi ortam meselesi. Yani partiler nasıl yaklaşacak, tartışmalara nasıl katkı verecek? O zaman eğer böyle mükemmel bir çalışma ortaya konulamayacaksa, ideal olan budur, daha doğrusu mükemmele yakın bir anayasa değişikliği teklifinde partiler arasında bir konsensüs oluşamayacaksa, o zaman hangi konularda birtakım zorluklarımızın, sıkıntılarımızın olduğu gündeme getirilir. Her parti kendisince önemli gördüğü noktaları, alanları ortaya koyar, bunların üzerinden tartışma yapılır ve sonuçta bir çoğunluk elde edilirse yani 400 oy bulunursa zaten sorun yok. Ha yeni bir anayasa yaptınız, ha anayasa değişikliği yaptınız fark etmez. Ama bulunamazsa bile Türkiye’yi referanduma götürecek bir oy bulunduğu takdirde partilerin uzlaştığı konular referanduma gider. Ben yöntem bakımından herhangi bir sıkıntı görmüyorum. Her şey gayet açık.”

– “MİLLET KİMİN YAPICI OLDUĞUNU, KİMİN DE SON DERECE CİDDİ ŞEKİLDE SÜREÇLERİ TIKADIĞINI GÖRÜR”

Meclis Başkanı Kurtulmuş, yeni anayasaya ilişkin, “DEM Parti ve CHP olmasa da aritmetik olarak nasıl bir sonuç oluşur?” sorusunun yöneltilmesi üzerine, doğru olanın, en yüksek konsensüsü bulmak olduğunu belirtti.

Yeni anayasaya yönelik henüz bir metin yokken “Hangi parti bu metni kabul ediyor, hangi parti kabul etmiyor.” şeklinde bir tartışmayı, lüzumsuz ve zamansız gördüğünü ifade eden Kurtulmuş, “Şu anda ‘Partilerin hangisi nereye kadar işbirliği yapabilir.’ farazi bir şeydir. Önce bir metin çıksın, Meclisin üzerindeki temel sorumluluk… En azından hangi alanlar tartışılıp olgunlaştırılacak, bunlar ortaya çıksın. Bunların çok zor olmadığını düşünüyorum. Nihayetinde sayı yeter, olur; yetmezse de olmaz. Millet bu tartışmaları da bir kenardan seyreder, kimin yapıcı olduğunu, kimin de son derece ciddi şekilde süreçleri tıkadığını görür.” diye konuştu.

Numan Kurtulmuş, TBMM İçtüzüğü konusunda hangi başlıkların ele alınması gerektiği konusundaki değerlendirmesinin sorulmasına karşılık şunları kaydetti:

“Zihnimde aşağı yukarı bu konuyla ilgili olgunlaşmış kanaatlerim var. Ama benim bunları söylememin de bu aşamada doğru olmadığı kanaatindeyim. Özellikle ele almamız gereken konuların başında komisyonların etkin çalıştırılması, Meclisin çalışma sürelerinin gözden geçirilmesi, ihtisas komisyonlarının aktif hale getirilmesi, yasa yapım süreçlerinin kalitesinin arttırılması gibi birtakım temel meseleler var. İçtüzük konusunda Meclisteki müzakereler olgunlaştırılarak daha rahat sonuç alınabileceğini düşünüyorum. Ben kendi fikrimi söylemiyorum, bu saygısızlık olur. Milletvekili arkadaşlar, siyasi partilerin grupları çalışıyorlar. Benim de fikirlerim, tespitlerim var. Bunları zaman zaman arkadaşlarla paylaştık, paylaşıyoruz. Zaman zaman milletvekillerinin, siyasi parti gruplarının tamamına yakını Meclisin çalışma düzeninden şikayet ederler. Hadi o zaman buyurun. Başkası gelip bunu düzenlemeyecek.”

– “KİMSENİN REJİMİ DEĞIŞTİRMEK GİBİ BİR NİYETİNİN OLMADIĞI AÇIK”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Yeni anayasa hayal. Olmayacak.” şeklindeki söylemler anımsatılarak, değerlendirmesinin sorulması üzerine, “Partilere sorsak, ‘Şu andaki sistemin nerelerde tıkandığından şikayet ediyorsunuz?’ desek, aşağı yukarı benzer şikayetleri dile getirdiğini göreceğiz. Anayasa yapım meselesinin bir teknik tarafı var, doğru. Ama esas bir de siyasi atmosferle ilgisi var. Anayasa yapmaktan daha önemli olan, o siyasi atmosferi oluşturmaktır. Bu atmosferi oluşturmak için ben Meclis Başkanı olarak katkıda bulunurum ama bütün siyasi partilerin de burada olumlu bir yönelim içinde olması lazım.” ifadelerini kullandı.

Bu konuda daha önce siyasi partilerle görüştüğü hatırlatılarak, partiler arası bir görüşme olup olamayacağının sorulmasına Kurtulmuş, “Olur tabii… Yöntem belirlenir. Ben işin yönteminin, kolay kısmı olduğu kanaatindeyim. Siyasi atmosferin ve o siyasi atmosferi kuvvetlendirecek niyetin çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.” karşılığını verdi.

Numan Kurtulmuş, başka bir gazetecinin, “Muhalefetin genel endişesi şu; ‘Rejimi değiştirecekler.’ Bu konuda değerlendirmeniz ne olur?” şeklindeki sorusunu yanıtlarken, çocukluğundan beri bu söylemi duyduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu artık eski Türkiye’nin siyaset tarzı içerisinde kaldı. Kimsenin rejimi değiştirmek gibi bir niyetinin olmadığı açıktır. Bu anlamda Türkiye’deki anayasal sistem içerisinde eksiklerimiz neyse ele alınması lazım. Zaten şimdiye kadar bu anayasanın çok sayıda maddesi değişmiş. Biz de diyoruz ki sadece mesele maddelerini değiştirmek değil, gelin şu anayasanın ruhunu değiştirelim. Ruhu hala orada duruyor. Hala 1960 darbesinin, hala 1980 darbesinin ‘Ola ki siviller üzerine bir tahakküm kurarız.’ diye anayasanın metinleri içerisine yerleştirdikleri o tuzaklar duruyor. Bunları biliyoruz. Yani bunları da ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa ben hiç kimsenin bir rejim değişikliği niyeti içinde olduğunu zannetmiyorum.”

– “CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ YILLARDIR UYGULANIYOR”

Meclis Başkanı Kurtulmuş, başka bir gazetecinin, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nihai onayı almıştır, o tartışma bitmiştir. Ama Meclisi güçlendirmeli miyiz? Bunu hangi alanlarda yapabiliriz?” şeklindeki sorusu üzerine, Türkiye’de uygulanmakta olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sabah kalkıp “Hadi bu sisteme geçelim.” şeklinde uygulamaya konulmadığına işaret etti.

Bu sistemin Anayasa değişikliği ve milletin onayıyla hayata geçtiğini hatırlatan Kurtulmuş, “Milletin isteği doğrultusunda bir anayasa değişikliğiyle kabul edilmiş olan bir sistem değişikliği. Ayrıca bu sistem içerisinde Türkiye, anayasa değişikliği yaptıktan sonra üç kere daha seçim yapmış. Bu seçimlerin hepsini de bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisinde gerçekleştirmiş. Dolayısıyla bu sistemi, halk oyları, seçimler bakımdan ele aldığımızda bu tartışmanın artık çok geride kalmış olması lazım.” diye konuştu.

Numan Kurtulmuş, sistemin de ülkenin de cumhuriyetin de sahibinin millet olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Millet derse ki, ‘Kardeşim ben bu sistemi değil de yarı başkanlık sistemi istiyorum, parlamenter sistemi istiyorum.’, bunun da yolu bellidir. Ama şu anda Türkiye’nin siyasi aritmetiği bunun, bu parlamento yapısı içerisinde, bugünkü siyasi dizayn içerisinde imkansıza yakın olduğunu gösteriyor. Ben bu tartışmanın da Türkiye’ye vakit kaybettirdiğini düşünüyorum. Bu artık geride kaldı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yıllardır uygulanıyor. Burada uygulamadan kaynaklanan birtakım noksanlar olabilir. Onlar oturulur, tartışılır. Nihayetinde uygulamadan kaynaklanan bu eksiklikler de giderilebilir. Bunun anayasa değişikliği gerektiren kısmı varsa onlar yapılır, gerektirmeyen kısmında da uygulamada değişiklik ortaya konulur. Denge denetim mekanizmalarının da bir şekilde güçlendirilerek o anlamda Meclisin daha etkin hale gelmesi temin edilebilir.”

– “BAKANLARLA MECLİS ARASINDA DAHA AKTİF, GÜÇLÜ BIR ÇALIŞMA ORTAMINI OLUŞTURMAK LAZIM”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Bakanlar Genel Kurulda sunum yapsın.” şeklindeki taleplere yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine şunları söyledi:

“Olabilir. Bu dönemde birkaç kez bakanları Genel Kurula çağırdık, Meclisi bilgilendirdiler. Ama onun ötesinde bakanlar özellikle ihtisas komisyonlarında, kendileriyle ilgili konular mevzu bahis olduğunda gelsinler Meclis’e ve komisyonları bilgilendirsinler. Oradaki tartışmanın içerisinde olsunlar. Dolayısıyla evet, bu sistem ağırlıklı olarak bakanların milletvekili olmamasını gerektiriyor. Ancak, bakanlarla Meclis arasında daha aktif, güçlü bir çalışma ortamını oluşturmak lazım. Birkaç senedir pratik olarak yaptığımız bir şey var. Nöbetçi bakanlar. Nöbetçi bakanlar Meclis’e geliyorlar, milletvekili arkadaşlar kendi seçim çevreleriyle ilgili Türkiye’nin geneliyle ilgili talep ve görüşlerini ilgili bakan arkadaşa söylüyorlar. Ben zaman zaman ziyaret ediyorum odalarını. Bakıyorum bakan arkadaşlar da çok memnun. Yani onlar da böylece siyasetle birebir temas kurmuş oluyorlar.”

BİR CHP’Lİ VEKİLİN ODASINDA PARA DOLU POŞET BULUNDU İDDİASI

Kurtulmuş, “Meclis’te bir CHP’li milletvekilinin odasında para dolu poşet bulunduğu” iddiasına ilişkin soruyu yanıtlarken, “Bu bir iddia. Biz söylentiler üzerinden hareket edemeyiz. Genel Sekreterimize talimat verdim. Hemen muhakkik tayin ederek, bunun ne olduğunu, ilgili görüntüleri de izleyerek, oradaki görevli arkadaşların ifadelerine de başvurarak bir çalışma yapılıyor. Zannediyorum kısa bir süre içinde rapor hazırlanır.” ifadelerini kullandı.

Numan Kurtulmuş, gazetecilere yeşil pasaport verilmesinin gündeme gelip gelmeyeceğinin sorulması üzerine de bu konudaki görüşünü daha önce de ifade ettiğini hatırlatarak, “Gazeteci arkadaşlarımızın, belli bir tecrübeye sahip olan ve diyelim ki 15 yıl gazetecilik yapmış olan arkadaşlarımızın yeşil pasaport almalarının uygun olacağı kanaatindeyim. Bu konu uygun bir zamanlama ile Meclisin gündemine alınabilir.” dedi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/chpli-vekilin-odasinda-para-dolu-poset-bulundu-iddiasi-numan-kurtulmus-talimat-verdim/feed/ 0
AK Partili Hasan Basri Yalçın’dan Yeniden Refah açıklaması https://www.foxtvhaber.com.tr/ak-partili-hasan-basri-yalcindan-yeniden-refah-aciklamasi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ak-partili-hasan-basri-yalcindan-yeniden-refah-aciklamasi/#respond Sun, 25 Feb 2024 05:48:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4809 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Habertürk’te Eren Eğilmez’in sorularını yanıtladı. Yalçın, Yeniden Refah Partisi’nin tavrını eleştirerek, “Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi partisi AK Parti’dir. Yeniden Refah onun yanına özür dileyerek söylüyorum, bir çadır kuruyor, bir dükkan açmaya çalışıyor. Siyasi nezakete uygun değil bu tavır.” dedi.

Yalçın’ın sorulara verdiği yanıtlardan öne çıkan başlıklar şöyle:

Uzun süredir stratejik oy kullanma, o partinin bu partiyle anlaşması, o şehirde uzlaşı vs. Tabii bunlar doğal olarak olacak. Ama mesele siyasallaştıkça, kutuplaşma arttıkça rasyonel tercihlerden ziyade ideolojik tercihler ön plana çıkıyor. Halbuki biz siyasi tartışmalara odaklı, gruplaşmalar, odaklaşmalar, kamplaşmalardan gitmek yerine seçmene şunu söyleyebilelim; ideolojik tutumlarımız, aileden kalma oy alışkanlıklarımız, ekonomik durumla ilişkili oy kullanma alışkanlıklarımız olabilir. Ama yerel seçim dediğiniz şey, gündelik yaşamımızı doğrudan etkileyen bir şey. Dış politikaya dair bir konudan hareketle İstanbul, Ankara, Iğdır, Sivas’ta oy kullanıyorsanız aslında hayatınızı doğrudan etkileyecek bir şeye odaklanmamış olursunuz. 8 ay önce genel seçim geçirdik.

“HERKES O UÇAĞI KİMİN YAPTIĞINI BİLECEK”

Siyasi partiler iktidardır, iktidarlar vatandaşa hesap verir. İyi hesap veriyorsa oyu artış gösterir veremiyorsa oyu düşüş gösterir. Bu ülkenin kaynaklarıyla uçak yapabiliyorsanız, kimse kusura bakmasın, herkes o uçağı kimin yaptığını bilecek. Recep Tayyip Erdoğan TOGG için siyasi bir irade koymadı mı? Bunlar ufak tefek işler değil. Kaan’ın uçuşu 2 ay önceydi. Teknik aksaklıklar, düzenlemeler çabalar Şubat’ı buldu. İHA’lar, SİHA’lar Suriye’de kullanıldığında seçim mi vardı ortada? Bu ülkede yerli otomobil üretilmiyordu, AK Parti iktidarı döneminde üretildi. Bunu söylemek ayıp mıdır? Siyaset üstü olan kısmı Kaan ortaya çıktığında hepimiz seviniriz, mutlu oluruz.

“YENİDEN REFAH’IN TAVRI SİYASİ NEZAKETE UYGUN DEĞİL”

Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi partisi AK Parti’dir. Yeniden Refah onun yanına özür dileyerek söylüyorum, bir çadır kuruyor, bir dükkan açmaya çalışıyor. Bunu söylerim, beis yok, suçlayıcı bir dille söylemiyorum. Siyasi nezakete uygun değil bu tavır. CHP gibi şunu yapmıyoruz. İYİ Parti bizimle ise süper, bizimle değilse lanetlidir, böyle bir söylem kullanmıyoruz. Meral Akşener’in 3 Mart 6 Mart döneminde başına gelenleri hatırlıyor musunuz? Küfürler, hakaretler. Biz Cumhur İttifakı adaylarıyla şehirleri kazanmaya çalışıyoruz.

“MÜZAKERE BAŞKA AYNI ADAYLA SEÇİME GİRMEK BAŞKA”

DEM ve CHP ilişkisine gelecek olursak, orada bir cambaza bak hikayesiyle olayın bambaşka yere geldiğine inanıyorum. İstanbul’da 22 ilçede DEM aday çıkarmamış. Neden çıkarmıyor? CHP adaylarına destek vermek için. CHP Esenyurt’ta kendi içinden DEM’e yakın bir ismi koydu. Esenyurt’ta CHP ve 6 Ok’a oy verdiğini düşünenler DEM’e belediye başkanı seçmiş olacaklar. Diğer meclis üyelerinde CHP listelerinde DEM’lilere yerler ayrıldı. Bizim DEM’le herhangi bir ilişkimiz yok, net söyleyebilirim. Görüşmek, müzakere etmek bir şeydir, siyasi pazarlıklar olur. Mesela DEM’le PKK’ya silah bıraktırmak içni müzakere yaparsınız. Müzakere başka şey, aynı adayla seçime girmek başka bir şeydir.

“KİRLİ PAZARLIKLARIN SONUCU”

AK Parti’nin hiçbir döneminde HDP, DEM veya onun benzeri hiçbir partiyle seçim işbirliği yapmadı. CHP 2019’dan bu yana seçim işbirliği yapıyor. Beraber aynı yolda yürüyorlar. Çözüm süreci bir müzakere süreciydi. Bunlar bir şehri yönetmek için beraber adım atıyorlar, bir işbirliği yapıyorlar. DEM’in ne yapacağı bir muamma. Hep beraber göreceğiz. Bir aday çıkardılar, hatta iki aday çıkardılar. Adaylarının kampanya yaptığını görmedik. Paravan adaylar olabilir, bilmiyorum, akıl yürütüyorum. Ekrem İmamoğlu’na destek mi verecekler bilmiyorum. Büyükşehirlerde tür kirli pazarlıkların sonucunda CHP’li belediye başkanları seçildi.

KAYNAK: HABERTÜRK
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ak-partili-hasan-basri-yalcindan-yeniden-refah-aciklamasi/feed/ 0
İmamoğlu ‘Abla’sının partisine el atıyor! Akşener gerçeği gördü https://www.foxtvhaber.com.tr/imamoglu-ablasinin-partisine-el-atiyor-aksener-gercegi-gordu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/imamoglu-ablasinin-partisine-el-atiyor-aksener-gercegi-gordu/#respond Mon, 25 Dec 2023 21:24:16 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=1497 4 buçuk yıldan fazladır İstanbul’a verdiği sözlerin 3’te birini dahi yapmayan İBB Başkanı İmamoğlu muhalefet partilerin yaşadığı krizlerden kendi PR’ına çalışarak sıyrıldı. En son İYİ Parti’de yaşanan dağılmaya giden süreçte de ‘Abla’nın partisine el attı şeklinde yorumlara yol açan arka kapı diplomasisi Akşener için geçilen son çizgi oldu ve sonrasında meydan okuma geldi.

Mahmut Övür’ün Sabah Gazetesinde konuyla ilgili yaptığı analiz “İstanbul’un suçu ne?’ başlıklı köşe yazısında şu şekilde ifade edildi;

Hiç hesapta yokken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset mühendisliği ve Erdoğan karşıtlığı sayesinde İstanbul’u kazandı. Ne İyi Parti ne de o zamanki adıyla HDP seçmeni belediyecilik yapsın diye oy vermedi. O da müthiş bir havaya girdi ve hep kendine çalıştı.
Gözü kendisinden başka da kimseyi görmedi. Başkanı olduğu dünyanın en güzel şehri İstanbul’u feda etti.

Verdiği sözlerin hiçbirini gerçekleştirmedi. Birkaç yeşil alan, birkaç spor tesisi ve süt dağıtımı gibi sınırlı sayıda sosyal yardım dışında iz bırakan bir eser ortaya koymadı.
Deprem için 5 yılda 100 bin (Yılda 20 bin) konut sözü verdiği hâlde 10’da birini bile yapmadı.

Ne yeni bir ulaşım hattı oluşturdu, ne yeni bir su kaynağı devreye soktu. Kendi deyimiyle “İstanbul’a getirdiği bereketi” yakın çevresi ve medyasıyla paylaştı.

Aynı fotoğrafı siyasette de görüyoruz. Siyasi hiçbir fark ortaya koymadan “siyasi aktör” olma derdine düştüğü için ilk “kumpas” kurduğu isim de kendisini o seviyeye taşıyan Kemal Kılıçdaroğlu oldu. CHP’nin belediye başkanı olduğu hâlde İyi Parti ve HDP’yle iş tuttu.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan söz ediyorum. Akşener’in onu “Fatih” ilan etmesine, Saraçhane’ye koşa koşa gidip “çak” yapmasına hiç itiraz etmedi; dükkân içinde (CHP) “dükkân açan” esnaf gibi davrandı. Gerçi CHP’lilerin de sesi çıkmadı ama o günlerde esas gücünü İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener‘den alıyordu. Akşener de Altılı Masa’nın belirleyici aktörü olmak için ona “kazanacak” aday gözüyle bakıyor, o da Akşener üzerinden CHP içindeki yerini sağlamlaştırıyordu. Oyun içinde oyun vardı.

Böyle böyle “hayali” de olsa cumhurbaşkanlığı yardımcılığına kadar yükseldi. O makamı da kendi PR’ı için kullandı ve şehir şehir dolaştı. Geriye dönüp bakın, ortaya mevcutlardan farklı ne iç ne de dış siyasetle ilgili yeni bir şey söylemedi ve bir vizyon ortaya koymadı. Oy da getirmedi ve kaybedenler arasında olmasına rağmen Kılıçdaroğlu’nu “günah keçisi” yapmayı başardı. Bu da Kılıçdaroğlu’na ikinci darbeydi ve CHP Genel Başkanlık koltuğunu ondan aldı.

Şimdi sıra kendisini “Fatih” ilan eden, yüzünde “Rabbi Yessir” gören Akşener’de. Ne zaman ki Akşener, “İttifak yok” dedi, o zaman İmamoğlu’nun gizli kulakları harekete geçti ve siyasi operasyon da başladı. Böylece zaten kendi içinde problemli olan İyi Parti sarsıldıkça sarsıldı. Akşener, partisindeki kanamayı durdurmak için de açık “savaş” ilan etti:

“Bu, bir siyasi partinin içişlerine karışmak demektir. Şu an itibarıyla bir savaş ilanı olarak kabul ediyorum. Varım, buyursunlar. Ben idmanlıyım.”

Eh… Etme bulma dünyası, dün Akşener CHP’nin içine el atmıştı, bugün de İmamoğlu “Abla”sının partisine el atıyor. Adaylar belirlenene kadar ara ara istifalarla İyi Parti’yi itibarsızlaştırmak için her yolu deneyecek. Bu arada foncu medyası da boş durmayacak.
Bu süreçte Akşener geç de olsa hem CHP’lileşmenin yeni bir siyaset tarzı olmadığını, hem de İmamoğlu’nun ona yüklenen misyonu taşıyacak bir siyasi derinliğe sahip bulunmadığını ve her an kendisini feda edebileceğini gördü. Yön değiştirmesinin esas nedeni de bu.

Kısa siyasi geçmişinde ilişkili olduğu herkesi bir biçimde feda eden, operasyon çeken İmamoğlu, şimdi ikinci kez İstanbul’u kazanmak istiyor. Aslında İstanbul’a yine “o makama” götürecek bir sıçrama tahtası gözüyle bakıyor. İstanbul’a yazık değil mi? Seçim sonrası, tıpkı İyi Partili Adnan Beker gibi, eminim çok sayıda CHP’liden şu sözleri duyacağız:

“Allah İstanbul’u korumuş.”

KAYNAK: SABAH GAZETESİ – MAHMUT ÖVÜR
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/imamoglu-ablasinin-partisine-el-atiyor-aksener-gercegi-gordu/feed/ 0