İstanbul Ticaret Odası Stratejik Araştırmalar Merkezi (İTOSAM) tarafından yayınlanan istihdam raporunda, “İstihdam anketinden elde edilen sonuçlara göre, firmalarda ciddi düzeyde bir ilave çalışan ihtiyacı bulunmaktadır. Rapor için gerçekleştirilen mülakat çalışmasına katılan bir imalat sanayi şirketi ‘kalifiye (mavi yakalı) personel’ ve ‘vasıflı usta’ bulmanın çok zor olduğunu, kriterleri gevşetmeye başladıklarını ifade etmektedir. Öyle ki usta kaynakçı 10 yıllık bir bankacıdan daha yüksek maaş almaktadır” değerlendirmesi yapıldı.
İTOSAM’ın “İstihdamı Kazanmak: Firmaların Çalışan İstihdamında Yaşadığı Sorunlar ve Çözüm Önerileri” raporunda, Türkiye’nin kapsayıcı bir ekonomik kalkınma serüveni için daha nitelikli ve dengeli bir istihdam piyasasına ihtiyaç duyduğu vurgulandı.
Rapora göre mavi yakalı çalışan istihdamında yaşanan sorunlar arasında teknik eğitim sistemindeki yapısal sorunlar ve imaj-statü problemleri ön planda bulunuyor. Beyaz ve gri yakalı çalışanlarda ise yükseköğretim sistemindeki yapısal sorunlar ve teknolojik açık öne çıkıyor.
İstanbul’un Türkiye’deki toplam istihdamın yüzde 20’sini barındırdığına dikkat çekilen istihdam raporunda, işveren tarafından ilan edilmiş ve doldurulmayı bekleyen “açık işlerde” mavi yakalı mesleklerin ciddi bir hakimiyeti olduğu görülüyor.
Raporda, temelde zanaatkarlar, operatörler ve montajcılardan oluşan orta vasıflı mavi yakalı mesleklerdeki ‘açık iş’ payının işsiz payından daha yüksek olduğu belirtilerek, “İş beğenmeme olgusunun ülkemizde temelde bu mesleklerde yaşandığı söylenebilir. Bu mesleklerde özel olarak yaşanan sorunlar arasında ise mesleki eğitimdeki yapısal sorunlar, imaj-statü problemleri ve organizasyonel sorunlar yer almaktadır” tespiti yapıldı.
“MAVİ YAKALI ÇALIŞAN İHTİYACI SÜREKLİLİK ARZ EDİYOR”
Anket yapılan firmaların görüşleri rapora şöyle aktarıldı: “Lojistik sektöründe faaliyet gösteren bir firma, mavi yakalı çalışan bulmada da mevcut mavi yakalı çalışanları elde tutmada da önemli sorunlar yaşadıklarını ifade etmiştir. Firmaya göre üniversite mezunları ‘dört yıllık üniversite bitirdim, bu mavi yakalı işi nasıl yapayım’ diye bir yaklaşım içinde olma eğilimindedir. Öte yandan, firmaya göre mevcut mavi yakalı çalışanlar da yüzde 10 gibi görece ufak bir ücret farklılığı nedeniyle toplu bir şekilde başka bir firmaya kolayca geçebilmektedir. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir firma ise mavi yakalı çalışan bulamadıklarını ifade etmektedir. Bu durumun özellikle İstanbul’da geçerli olduğunu ve bu nedenle üretimi belli oranda Anadolu’ya kaydırdıklarını ifade etmektedir. İmalat sektöründe faaliyet gösteren bir firma ise gençlerin (mavi yakalı) işlere ‘ilgi göstermediğini’, vasıflı mavi yakalı çalışan bulmanın zor olmasının yanı sıra yetiştirecek eleman bulmakta da ciddi sorunlar yaşadıklarını ifade etmiştir.”
“USTA KAYNAKÇI 10 YILLIK BİR BANKACIDAN DAHA YÜKSEK MAAŞ ALMAKTADIR”
İmalat sektöründe faaliyet gösteren ve ankete katılan bir başka firmanın da “kalifiye (mavi yakalı) personel ve ‘vasıflı usta’ bulmanın çok zor olduğunu, bu nedenle kriterleri gevşetmeye başladıklarını ifade ettiğinin belirtildiği raporda, şöyle devam edildi: “Dahası, işe başlayanların bir kısmının da işi ağır bulmalarından dolayı ‘üç-beş gün’ çalıştıktan sonra işi bırakıp gittiklerini belirtmektedir. Yine, vasıflı çalışanları elde tutabilmek için ‘her türlü problemlerini çözmeye’ ve olabildiğince iyi ücret vermeye çalıştıklarını belirtmektedir. Öyle ki ‘usta kaynakçı’ 10 yıllık bir bankacıdan daha yüksek maaş almaktadır. Hizmetler sektöründe faaliyet gösteren bir firma da ‘teknik personel’ bulmakta sıkıntı yaşadıklarını ve ‘elemanların vasıf kazandıktan sonra yaptıkları ilk işin kaçmak’ olduğunu ifade etmektedir. Firma vasıflı veya yetiştirilmek üzere mavi yakalı çalışan ihtiyacının süreklilik arz ettiğini belirtmektedir. Yine, başka bir firma da teknik alanlarda vasıflı eleman bulmakta sıkıntı yaşadıklarını belirtmektedir.”
Raporun sonuç bölümünde ise “Çalışanlar-firmalar-toplum üçgeninde ortaya çıkan bu kaybet-kaybet-kaybet sarmalının kazan-kazan-kazan iklimine çevrilebilmesi için çok boyutlu ve kapsamlı bir istihdam stratejisinin, politikasının, planının geliştirilmesi ve atılacak kısa, orta, uzun vadeli somut adımların belirlenmesi, programlanması ve atılması gerekmektedir.” denildi.
]]>Uluslararası Halkla İlişkiler Ağı (IPRN) da halkla ilişkiler endüstrisini etkileyen başlıca iletişim eğilimlerini, sorunlarını, yapay zeka çözümlerini, iş zorluklarını ve fırsatlarını ortaya koymak için 30 ülkeden 50’ye yakın temsilcisinin katılımıyla PR Sektör Araştırması 2024’ü yayınladı.
PR AJANSLARININ YÜZDE 83’Ü YAPAY ZEKA KULLANIYOR
22 Aralık- 10 Ocak tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilen sektör araştırması, özellikle halkla ilişkilerde yapay zeka (AI) kullanımının artmasıyla ilgili sorunları ortaya koymak için hazırlandı. Araştırmaya göre halkla ilişkiler uzmanları; 2024 yılında iş konusunda iyimser. Buna göre katılımcıların yüzde 70’i ticari büyüme yaşanacağını, yüzde 30’u da mevcut statükonun süreceğini düşünüyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 22’si stratejik iletişim ve halkla ilişkiler danışmanlığını ana büyüme fırsatı olarak değerlendiriyor. Bunu yüzde 20 ile kriz ve değişim yönetimi, yüzde16 ile sosyal medya ve dijital iletişim, yüzde 10 ile medya ilişkileri izliyor.
Konu yapay zekaya geldiğinde ise katılımcıların bu sefer yüzde 83 gibi büyük çoğunluğu yapay zekanın halkla ilişkiler uygulamalarının bir parçası olduğunu belirtiyor, sıklıkla kullandığını ve gelecekte de yapay zekanın varlığını koruyacağını düşünüyor.
Bu fikre katılmayan, yapay zekayı iş çözümlerinde kullanmayan ve gelecekte de kullanılmayacağını düşünenlerin oranı ise yalnızca yüzde 17’de kalıyor. Katılımcıların, yapay zekayı çoğunlukla içerik oluşturma (yüzde 31), sosyal medya yönetimi (yüzde 21), medya izleme (yüzde 19) ve veri analitiği (yüzde 16) için kullanması dikkat çekiyor.
VERIMLILIĞI ARTIRIYOR, FIKRI MÜLKIYETI TEHDIT EDIYOR
IPRN PR Sektör Araştırma’sına göre halkla ilişkiler faaliyetleriyle ilgili olarak yapay zekanın temel faydaları arasında verimlilik artışı (yüzde 26), araştırma desteği (yüzde 23), personelin iş yükünün azaltılması (yüzde 20) ve yaratıcılık (yüzde 13) geliyor. Öte yandan, halkla ilişkiler sektöründe yapay zekanın yarattığı en büyük sorunlar ise fikri mülkiyet sorunları (yüzde 26), sahte haberlerde artış (yüzde 24), sosyal medyaya ve içeriğine olan güven eksikliği (yüzde14) ve aşırı yük (yüzde 13) olarak sıralanıyor.

“YAPAY ZEKA, SOSYAL MEDYA VE MEDYA TAKIBINDE GÜÇLÜ BIR ARAÇ”
Konuya ilişkin bir değerlendirme yapan IPRN Başkanı Rodrigo Viana de Freitas, günümüzde ekonomik ve sosyal belirsizlik nedeniyle güven oluşturmanın, uzun süreli ve değerli ilişkileri sürdürmenin her zamankinden daha hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Halkla ilişkiler sektörü olarak kendi işimizi sürdürürken, müşterilerimizin çalışmalarına katkıda bulunan alanlara yatırım yapmaya devam etmeliyiz.
Yapay zekanın önemi de işte bu noktada karşımıza çıkıyor. Özellikle medya izleme ve sosyal medya yönetimi gibi rutin görevlerde güçlü bir araç olabilen yapay zekayı aynı zamanda günlük görev yönetimimizde zaman yaratan, böylece PR profesyonellerinin daha stratejik karar alma ve planlamaya odaklanmasını sağlayan bir araç olarak görüyoruz” diyen Rodrigo Viana de Freitas, IPRN üyeleri sayesinde yapay zekanın geleceğe yönelik fırsatlarını ve yaratabileceği sorunları daha net bir şekilde görebildiklerini de söylüyor.

“DOĞRU BRIEF, DOĞRU PROMPT ILE BULUŞMALI”
IPRN’nin Türkiye’de tek temsilcisi olan Feveran İletişim Ajans Başkanı ve Kurucusu Ali Kahraman ise yapay zekanın açık kaynak kullanımını ve yaratıcı fikri tetikleyecek ateşin kıvılcımını halkla ilişkiler endüstrisi için hızlandırdığını düşünüyor.
“Yapay zeka stratejiden içeriğe, video üretiminden kaynak bilgi araştırmalarına kadar birçok alanda öneri ve çözüm setlerini zenginleştiriyor. Bu teknolojinin iş kültürümüze bu kadar hızlı uyum sağlamasının endüstrimizdeki ‘brief’ yani ‘prompt’ olgusunun önemiyle alakalı olduğu kanısındayım. Çünkü yapay da olsa bir zekanın doğru sorularla yönlendirilmesi şart. Biz de çalışmalarımızda AI entegre, yeni nesil teknolojiler kullanıyoruz” diyen Kahraman, yapay zeka kullanımındaki kritik konunun ise açık kaynaktan beslenerek oluşturulan öneri veya bilgilerin doğru denetim kurallarından geçirilmesi ve yaratıcı bakış açısıyla farklılaşmasının sağlanması olduğunu belirtiyor.
İKTİDAR YAPI SEKTÖRÜNÜN POTANSİYELİNİ HARKETE GEÇİRDİ
Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği’nin ortaya koyduğu çalışmaları yakından takip ettiğini belirten Murat Kurum, “İşte Derneğimiz; ilk olarak son dönemde giderek önem kazanan site, apartman ve toplu konut yaşam alanlarının yönetimiyle ilgili önemli bir adım attı. Sektörün tek bir çatı altında toplanarak faaliyet vermesi, kentsel tesis yönetimini daha işlevsel bir hale getirdi. Tesis yönetimi, Türkiye’de henüz çok yeni ve büyüyen bir sektördür. 1990’lı yıllarda İstanbul’da, plaza ve alışveriş merkezlerinin inşaatıyla faaliyetlerine başlayan bu sektör, son 20 yılda şehirlerde büyük bir hızla yayılıyor. Bugün istikrarlı ve yapı sektörünün tüm potansiyelini harekete geçiren bir iktidarın varlığı, emlak sektörünün yükselen alım gücüyle hızla gelişmesi ve nitelikli konut projelerinin artması, bunun en büyük nedenidir.” dedi.

GECEKONDU MAHALLELERİ, TOPLU YAPILARA VE SİTELERE DÖNÜŞTÜ
Son 20 yılda; plansız ve çarpık kentleşmeyi ortadan kaldırmak için başlatılan kentsel dönüşüm ve toplu konut faaliyetlerinin, hayatın önemli bir parçası haline geldiğini hatırlatan Kurum, “Türkiye’nin ve milletimizin zenginleşmesiyle birlikte; gecekondu mahalleleri ve çöküntü alanları yerlerini hızla toplu yapılara ve sitelere bıraktı. İstanbul başta olmak üzere tüm büyük şehirlerimizde toplu yapıların yoğun olması, 5 bin nüfusu geçen sitelerin yaygınlaşması ise, tesis yönetiminin önemini son derece artırdı. Hal böyle olunca site ve tesis yöneticilerimizin de hizmet kalitelerinin artırılması artık kaçınılmaz bir hale geldi.” diye konuştu. Site yönetimlerinin kalitesini artırmak, vatandaşlarımızın hayatını daha konforlu, daha kaliteli hale getirmek için de, gündemlerinde pek çok yenilik olduğunu müjdeledi.

SİTE SAKİNLERİNE MÜJDE!
Murat Kurum, bahsettiği yenilikleri örneklerle anlatırken, “İstanbul’umuzda kat maliklerimizden gelecek talepler doğrultusunda, tıpkı tüm mahallelerimize yapacağımız etüt merkezleri gibi, sitelerimizin de ortak alanlarına kütüphane ve sağlık merkezleri kuracağız. Bu sayede gençlerimiz, okul çağındaki yavrularımız etüt merkezinde evlerinden uzaklaşmadan ödevlerini yapacaklar, derslerinde çok daha başarılı olacaklar. Yine kurulacak olan sağlık kabinlerinde, hareket kabiliyetinden yoksun büyüklerimizin, yaşlılarımızın tansiyon ve şeker ölçümlerini yaptıracağız, iğnelerinin vurulması gibi basit sağlık işlemlerini sitelerimizde oluşturacağımız sağlık biriminde hayata geçireceğiz. Bu sayede yaşlılarımızı, kıymetli büyüklerimizi yormayacağız, sağlık hizmetini ayaklarına götüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
YÜKSEK AİDAT ARTIŞLARINA İZİN VERMEYECEĞİZ
Site sakinlerinin, aidatlarla ilgili problemlerine de değindi Murat Kurum. “Bazı sitelerimizde fahiş oranda, nerdeyse bir kira kadar aidat alınmakta. Bu sıkıntıyı ortadan kaldırmak için gerekli çalışmaları yapacağız. Aidatları vatandaşlarımızın ödeyebileceği makul fiyatlara çekmek için sizlerle birlikte çalışacağız. Şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın; yüksek aidat artışlarına izin vermeyeceğiz. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi, 1 Nisan’dan sonra da Belediyemizin tüm imkân ve kaynaklarını milletimizin, İstanbullu kardeşlerimizin, tesis yönetim sektörünün hizmetine sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

CHP’Lİ YÖNETİM TIPKI DON KİŞOT GİBİ
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul’un sıkıntılarına, dertlerine, sorunlarına kulak tıkadığını belirten Murat Kurum, “Bu sorunlar ciddi sorunlar. Vatandaşların hayatını felç eden sorunlar. Son 5 yılda, çözüm üretilemediği için, görmezden gelindiği, sümen altı edildiği için çığ gibi büyümüş, katlanmış, İstanbulluların hayatını yaşanmaz bir hale getirmiştir. İşte İstanbul’u bu hale getirenler, bu büyük sorumsuzluğun sahibi olanlar, elbette mevcut CHP’li İBB yönetimidir. CHP’li yönetim tıpkı Don Kişot gibi. Biliyorsunuz, Don Kişot, gerçek sorunlar dururken hayali sorunlarla, hayali düşmanlarla kavga ediyor. Büyük bir kahramanlık örneği gösterdiğini zannederek yel değirmenlerine savaş açıyor. İşte mevcut yönetim de, 5 yıldır aynen böyle bir zihniyetle hareket ediyor.” diye konuştu.
Seçim kampanyasının en önemli vurgularından olan ‘Sadece İstanbul’ sloganını bir kez daha vurgulayan Kurum, konuşmasına, “Biz bugün sadece İstanbul’un kavgasını, İstanbul’un mücadelesini verirken; mevcut CHP’li yönetim son 5 yıldır İstanbul’un sorunlarıyla zerre kadar ilgilenmiyor. İstanbul dışında her şeyin kavgasını veriyor, ama bir tek İstanbul’un kavgasını vermiyor. Biz ise ne diyoruz ‘Sadece İstanbul’. Sadece İstanbul’un sorunlarıyla ilgileniyor, meselelerine odaklanıyoruz. Vatandaşlarımız, İstanbullu hemşerilerimiz bunu görüyor ve 31 Mart’ta bu şehr-i İstanbul’u emin ellere, liyakatli ellere, ‘Gerçek’ Belediyeciliğe teslim edeceklerdir. İstanbullu kardeşlerimiz, 5 yıl süren fetret dönemini bitirecektir.” diyerek devam etti.
İFTİRALARIN, BAHANELERİNA RKASINA SIĞINMADIM
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, “Biz milletimizin her zor anında yanında olduk. Hiçbir zaman yaptığım işlerde ve aldığım görevlerde dedikoduların, iftiraların, bahanelerin arkasına sığınmadım, hep çalışan üreten tarafta oldum. İstanbul’un sorunlarına ilişkin gerçek belediyecilik anlayışıyla 7 gün 24 saat çalışacak, işte bu kadrolarla birlikte üretime, kentsel dönüşüme, yeşil alanın artırılmasına ilişkin hayalleri olan liyakatli kardeşlerimizle yola çıkacağız. Bu yolculukta kimse kaybetmeyecek. 31 Mart akşamı da tüm İstanbul ile birlikte tüm Türkiye’ye, tüm cihana öyle bir mesaj vereceğiz ki, Eren Bülbül’ün annesi de sevinecek, Aybüke öğretmenin annesi de sevinecek. 31 Mart’a çok az kaldı. 42 gündür yapmış olduğumuz çalışmayı bu motivasyonu çok daha yukarı çekeceğiz ve her yöne gideceğiz. Her sitemizde deprem, ulaşım, çevre, gençlerimiz ve kadınlarımız için hayallerimizi anlatacak ve hep birlikte 31 Mart akşamı İstanbul’un yeniden yükselişini yeniden şahlanışını başlatacağız” diyerek sözlerini noktaladı.
Programa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, AK Parti İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan, Türkiye Kentsel Yönetim Derneği Genel Başkanı Suat Sandalcı, Tesis Yönetim ve Tedarikçileri Federasyonu Başkanı İbrahim Bozan, Cumhur İttifakı Sarıyer Belediye Başkan adayı Hüseyin Çoşkun ile çok sayıda vatandaş da katıldı.
İKTİDAR YAPI SEKTÖRÜNÜN POTANSİYELİNİ HARKETE GEÇİRDİ
Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği’nin ortaya koyduğu çalışmaları yakından takip ettiğini belirten Murat Kurum, “İşte Derneğimiz; ilk olarak son dönemde giderek önem kazanan site, apartman ve toplu konut yaşam alanlarının yönetimiyle ilgili önemli bir adım attı. Sektörün tek bir çatı altında toplanarak faaliyet vermesi, kentsel tesis yönetimini daha işlevsel bir hale getirdi. Tesis yönetimi, Türkiye’de henüz çok yeni ve büyüyen bir sektördür. 1990’lı yıllarda İstanbul’da, plaza ve alışveriş merkezlerinin inşaatıyla faaliyetlerine başlayan bu sektör, son 20 yılda şehirlerde büyük bir hızla yayılıyor. Bugün istikrarlı ve yapı sektörünün tüm potansiyelini harekete geçiren bir iktidarın varlığı, emlak sektörünün yükselen alım gücüyle hızla gelişmesi ve nitelikli konut projelerinin artması, bunun en büyük nedenidir.” dedi.

GECEKONDU MAHALLELERİ, TOPLU YAPILARA VE SİTELERE DÖNÜŞTÜ
Son 20 yılda; plansız ve çarpık kentleşmeyi ortadan kaldırmak için başlatılan kentsel dönüşüm ve toplu konut faaliyetlerinin, hayatın önemli bir parçası haline geldiğini hatırlatan Kurum, “Türkiye’nin ve milletimizin zenginleşmesiyle birlikte; gecekondu mahalleleri ve çöküntü alanları yerlerini hızla toplu yapılara ve sitelere bıraktı. İstanbul başta olmak üzere tüm büyük şehirlerimizde toplu yapıların yoğun olması, 5 bin nüfusu geçen sitelerin yaygınlaşması ise, tesis yönetiminin önemini son derece artırdı. Hal böyle olunca site ve tesis yöneticilerimizin de hizmet kalitelerinin artırılması artık kaçınılmaz bir hale geldi.” diye konuştu. Site yönetimlerinin kalitesini artırmak, vatandaşlarımızın hayatını daha konforlu, daha kaliteli hale getirmek için de, gündemlerinde pek çok yenilik olduğunu müjdeledi.

SİTE SAKİNLERİNE MÜJDE!
Murat Kurum, bahsettiği yenilikleri örneklerle anlatırken, “İstanbul’umuzda kat maliklerimizden gelecek talepler doğrultusunda, tıpkı tüm mahallelerimize yapacağımız etüt merkezleri gibi, sitelerimizin de ortak alanlarına kütüphane ve sağlık merkezleri kuracağız. Bu sayede gençlerimiz, okul çağındaki yavrularımız etüt merkezinde evlerinden uzaklaşmadan ödevlerini yapacaklar, derslerinde çok daha başarılı olacaklar. Yine kurulacak olan sağlık kabinlerinde, hareket kabiliyetinden yoksun büyüklerimizin, yaşlılarımızın tansiyon ve şeker ölçümlerini yaptıracağız, iğnelerinin vurulması gibi basit sağlık işlemlerini sitelerimizde oluşturacağımız sağlık biriminde hayata geçireceğiz. Bu sayede yaşlılarımızı, kıymetli büyüklerimizi yormayacağız, sağlık hizmetini ayaklarına götüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
YÜKSEK AİDAT ARTIŞLARINA İZİN VERMEYECEĞİZ
Site sakinlerinin, aidatlarla ilgili problemlerine de değindi Murat Kurum. “Bazı sitelerimizde fahiş oranda, nerdeyse bir kira kadar aidat alınmakta. Bu sıkıntıyı ortadan kaldırmak için gerekli çalışmaları yapacağız. Aidatları vatandaşlarımızın ödeyebileceği makul fiyatlara çekmek için sizlerle birlikte çalışacağız. Şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın; yüksek aidat artışlarına izin vermeyeceğiz. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi, 1 Nisan’dan sonra da Belediyemizin tüm imkân ve kaynaklarını milletimizin, İstanbullu kardeşlerimizin, tesis yönetim sektörünün hizmetine sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

CHP’Lİ YÖNETİM TIPKI DON KİŞOT GİBİ
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul’un sıkıntılarına, dertlerine, sorunlarına kulak tıkadığını belirten Murat Kurum, “Bu sorunlar ciddi sorunlar. Vatandaşların hayatını felç eden sorunlar. Son 5 yılda, çözüm üretilemediği için, görmezden gelindiği, sümen altı edildiği için çığ gibi büyümüş, katlanmış, İstanbulluların hayatını yaşanmaz bir hale getirmiştir. İşte İstanbul’u bu hale getirenler, bu büyük sorumsuzluğun sahibi olanlar, elbette mevcut CHP’li İBB yönetimidir. CHP’li yönetim tıpkı Don Kişot gibi. Biliyorsunuz, Don Kişot, gerçek sorunlar dururken hayali sorunlarla, hayali düşmanlarla kavga ediyor. Büyük bir kahramanlık örneği gösterdiğini zannederek yel değirmenlerine savaş açıyor. İşte mevcut yönetim de, 5 yıldır aynen böyle bir zihniyetle hareket ediyor.” diye konuştu.
Seçim kampanyasının en önemli vurgularından olan ‘Sadece İstanbul’ sloganını bir kez daha vurgulayan Kurum, konuşmasına, “Biz bugün sadece İstanbul’un kavgasını, İstanbul’un mücadelesini verirken; mevcut CHP’li yönetim son 5 yıldır İstanbul’un sorunlarıyla zerre kadar ilgilenmiyor. İstanbul dışında her şeyin kavgasını veriyor, ama bir tek İstanbul’un kavgasını vermiyor. Biz ise ne diyoruz ‘Sadece İstanbul’. Sadece İstanbul’un sorunlarıyla ilgileniyor, meselelerine odaklanıyoruz. Vatandaşlarımız, İstanbullu hemşerilerimiz bunu görüyor ve 31 Mart’ta bu şehr-i İstanbul’u emin ellere, liyakatli ellere, ‘Gerçek’ Belediyeciliğe teslim edeceklerdir. İstanbullu kardeşlerimiz, 5 yıl süren fetret dönemini bitirecektir.” diyerek devam etti.
İFTİRALARIN, BAHANELERİNA RKASINA SIĞINMADIM
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, “Biz milletimizin her zor anında yanında olduk. Hiçbir zaman yaptığım işlerde ve aldığım görevlerde dedikoduların, iftiraların, bahanelerin arkasına sığınmadım, hep çalışan üreten tarafta oldum. İstanbul’un sorunlarına ilişkin gerçek belediyecilik anlayışıyla 7 gün 24 saat çalışacak, işte bu kadrolarla birlikte üretime, kentsel dönüşüme, yeşil alanın artırılmasına ilişkin hayalleri olan liyakatli kardeşlerimizle yola çıkacağız. Bu yolculukta kimse kaybetmeyecek. 31 Mart akşamı da tüm İstanbul ile birlikte tüm Türkiye’ye, tüm cihana öyle bir mesaj vereceğiz ki, Eren Bülbül’ün annesi de sevinecek, Aybüke öğretmenin annesi de sevinecek. 31 Mart’a çok az kaldı. 42 gündür yapmış olduğumuz çalışmayı bu motivasyonu çok daha yukarı çekeceğiz ve her yöne gideceğiz. Her sitemizde deprem, ulaşım, çevre, gençlerimiz ve kadınlarımız için hayallerimizi anlatacak ve hep birlikte 31 Mart akşamı İstanbul’un yeniden yükselişini yeniden şahlanışını başlatacağız” diyerek sözlerini noktaladı.
Programa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, AK Parti İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan, Türkiye Kentsel Yönetim Derneği Genel Başkanı Suat Sandalcı, Tesis Yönetim ve Tedarikçileri Federasyonu Başkanı İbrahim Bozan, Cumhur İttifakı Sarıyer Belediye Başkan adayı Hüseyin Çoşkun ile çok sayıda vatandaş da katıldı.
]]>