“O sadece Filistin’in değil İslam’ın şehididir.
İsmail Haniye, barışı isteyen bir liderdi. İsrail, barışı isteyen Haniye’yi öldürerek barışı değil savaşı tercih ettiğini ortaya koydu.
Bugün itibarıyla savaş yeni bir aşamaya geçti. Bugün itibarıyla yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bu katil Netanyahu durdurulmazsa bölge savaşına daha yakınız diyebiliriz.
Çünkü Amerikan Kongresi’nde ayakta alkışlanan Netanyahu, ABD’den aldığı güçle yeni bir aşamaya geçti. Asıl hedefi olan savaşı bölgeye yaymak için düğmeye bastı.
ÖNCE BEYRUT SONRA TAHRAN
30 Temmuz’da Hizbullah Lideri Nasrallah’ın danışmanı Fuad Şükr’ü hedef alan saldırı ve ondan birkaç saat sonra 31 Temmuz’da Tahran’da İsmail Haniye’ye yönelik olarak düzenlenen suikast Netanyahu’nun yeni bir konsepte geçtiğini gösteriyor. Aynı gecede kritik iki saldırı. Bunu çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Netanyahu iki kritik suikastla birlikte İran’ı savaşa çekmek ve savaşı bölgeye yaymak için ilk hamleyi yaptı.
YENİ HİTLER
Netanyahu, kendisini n Arz-ı Mev’ud’u gerçekleştiren bir lider olarak tarihe geçmek istediği belli ama bunu başaramayacak. Bölgeyi kan gölüne çeviren yeni Hitler olarak tarihte yerini almış oldu.
Netanyahu’nun yeni bir savaş stratejisiyle karşı karşıyayız.
7 Ekim İsrail-Gazze savaşının başlangıç tarihiydi.
30 Temmuz’da Beyrut’a attığı füzeler, İsrail’in savaşı Lübnan’a sıçratmak için yaptığı bir saldırıydı.
31 Temmuz’da Tahran’da İsmail Haniye’ye yapılan suikast ise savaşın bölgeye yayılması için yapılan en kritik hamleydi.
Savaşta yeni bir aşama ile karşı karşıyayız. O nedenle bu süreci soğukkanlı bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor.
NEDEN İRAN?
İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın yemin töreni için bulunduğu Tahran’da İsrail’in yaptığı bir saldırı sonucunda şehit edildi. Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah’ın yemin törenine katılma isteğini ‘Can güvenliğini sağlayamayız’ gerekçesiyle reddeden İran, İsmail Haniye’nin katılmasını neden istedi? Burada İran’a yönelik bir imada bulunmak istemiyorum. Ama sonuç ortada.
REİSİ SUİKASTİ YENİDEN İNCELENMELİ
O nedenle Haniye suikastından sonra Cumhurbaşkanı Reisi’ye yapılan suikastı yeniden ele almalıyız. İsrail, İran’ın en kritik noktalarını vuruyor. İran’ın kalbine kadar girmiş durumda.
– 27 Kasım 2020 tarihinde İran’ın nükleer programının kilit isimlerinden Muhsin Fahrizade Tahran’da Mossad tarafından düzenlenen suikastla ortadan kaldırıldı.
– 3 Ocak 2024 tarihinde Kirman vilayetinde Kasım Süleymani’nin mezarı başındaki anmalar sırasında patlayan bomba sonucunda 84 kişi hayatını kaybetti.
– 19 Mayıs 2024 Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopteri düşürüldü.
İRAN GÜVENLİ DEĞİL
Bunlar İsrail’in İran’ı kalbinde vurabilecek bir kapasiteye ulaştığını gösteriyor. İran, “Benim savunmam Şam’dan, Bağdat’tan, Beyrut’tan başlar” der ama Tahran’ı koruyamıyor. Bence önce Tahran’a baksın. İran artık İran için güvenli değil.
İSRAİL, İRAN’IN KALBİNE SIZMIŞ
Cumhurbaşkanının uçağını düşürecek kadar İsrail, İran’ın kılcal damarlarına kadar sızmış durumda.
İran Şahı Pehlevi, Mısır’a kaçtıktan sonra, “CIA altımı oymuş ama haberim olmamış” demişti. Bunu tahtıyla, canıyla ödedi.
İsrail, bu denli büyük suikastları ABD desteği olmadan yapamaz. Bu da gösteriyor ki CIA ve MOSSAD, İran’ın kalbine kadar sızmış durumda. İçeride çok önemli isimlere suikastlar düzenleyebiliyorlar.
İRAN CUMHURBAŞKANI
1- Haniye suikastının Tahran’da düzenlenmesi, İran içinden destek almadan olmaz.
2- Suikastın Devrim Muhafızları’nın kullandığı “Güvenli ev”de gerçekleşmesi soru işaretlerini daha çok artırıyor. Demek ki güvenli denilen ev, güvenli değilmiş.
3- Yeni cumhurbaşkanının yemin töreninin düzenlendiği gün, Tahran’da güvenlik seviyesinin en üst düzeyde olması gerekir. Ayrıca Haniye suikastı İran Devrim Muhafızları’nın güvenli konutunda gerçekleşti. Haniye, yemin töreninden sonra Tahran’da kalmış. Belli ki içeriden bu bilgiyi bilen birileri İsrail’e sızdırmış. İran’ın güvenlik konutlarını bilen, içeriden bir kaynak, İsrail’e nokta hedef bildirmiş.
FÜZE NEREDEN ATILDI?
4-Suikast ister İran dışından atılan füzelerle yapılsın ister İran toprakları içinden roket atılsın. Bu uydu ve radar izleriyle rahatlıkla tespit edilir. Bakalım İran bunu kamuoyuyla paylaşabilecek mi?
BEYAZ SARAY YEŞİL IŞIK MI YAKTI?
5- Haniye’den önce Hamas’ın Lideri Şeyh Yasin’e bir suikast gerçekleştirilmişti. Şeyh Yasin suikastının Beyrut kasabı Ariel Şaron’un çiftliğinde Ürdün liderinin de katıldığı bir toplantıda kararlaştırıldığı ortaya çıkmıştı. Haniye suikastı nerede planlandı acaba? Gazze kasabı Netanyahu ile Biden görüşmesi sırasında yeşil ışık mı yakıldı?
ALKIŞLAR KATLİAM GETİRDİ
6- Netanyahu siyasi hayatında ABD’den en büyük desteği Gazze saldırısından sonra aldı. ABD Kongresi’nde ayakta alkışlandı. Biden tarafından Beyaz Saray’da ağırlandı. Trump ve Kamala Harris’le görüştü. Daha önce savaşın Lübnan’a sıçramasına sıcak bakmayan Biden, artık başkan adayı değil. Biden, Netanyahu ile görüşmesinde savaşı bölgeye yayma konusundaki çekincesini kaldırdığını mı söyledi?
EMRİVAKİ Mİ YAPTI
7- Ya da tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, ABD’deki yönetim boşluğunu ve kaosu görüp, ABD derin devletinin desteğiyle fiili bir durum yaratmayı mı çalışıyor? Hangisi doğruysa bölge için bir felaketten başka bir şey değil.
MİT BAŞKANI UYARMIŞTI
7 Ekim’den sonra İsrail İç İstihbarat Teşkilatı Şin Bet direktörü Ronen Bar, “Katar, Türkiye ve Lübnan dahil olmak üzere dünyanın her yerinde Hamas liderlerini, yıllar sürse bile öldürmeye kararlı olduklarını” açıklamıştı. Bu açıklamadan sonra Şin Bet Başkanı’nın telefonu çaldı. Arayan MİT Başkanı İbrahim Kalın’dı. Şin Bet Başkanı’na, “Sakın ha sakın. Böyle bir şeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Bunun ciddi sonuçları olur” dedi.
MOSSAD’A OPERASYONLAR
Türkiye sadece uyarmadı. Gereken tedbirleri de aldı. İsmail Haniye Türkiye’ye de geldi. Mossad bırakın suikast düzenlemeyi, yanına yaklaşamadı. Ayrıca MİT ve İçişleri Bakanlığı, Mossad’a yönelik üst üste operasyonlar yapıyor. Mossad hücrelerini çökertiyor.
7 Ekim’den sonra Netanyahu, “Bölge ülkelerinin haritasını değiştireceğiz” demişti. Gazze saldırısında başta ABD olmak üzere batı dünyasından “sınırsız destek” almanın verdiği güçle şimdi, “Savaş 2.0” yazılımına geçti.
NETANYAHU DURDURULAMAZSA
Netanyahu, bölge savaşı için ilk hamleyi yaptı. İlk kurşunu attı. Artık bölgemiz daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Netanyahu burada durdurulmazsa bölgeyi içine alacak bir savaş kapımızda demektir.”
]]>Haber7-ÖZEL
Hamas’ın lideri İsmail Haniye‘ye yönelik Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit olduğu haberi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye suikasti sonrası askeri olarak dünyanın ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu iddia eden İran’da son yıllarda yaşanan suikast ve ölümler tartışılmaya başlandı. İran’ın kendi ülkesinde ve ülke sınırları dışarısında Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devlet yöneticilerinin güvende olmadığı ve basit operasyonlarla hedef alınabildiği gözler önüne serildi.
İran’ın Irak‘a ziyarete giden generalini koruyamaması, Cumhurbaşkanı’nın helikopterde hayatını kaybetmesinin aydınlatılamaması ve ülkesine ziyarete gelen bir bürokratı bile koruyamaması ‘Bölgesel güç’ iddialarının sorgulanmasına kapı araladı. İran’da yaşanan suikastlere ilişkin konuşan uzmanlar da yaşanan büyük zafiyete ve askeri-istihbari başarısızlığa dikkat çekti.
KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTİ
İran’ın son yıllarda yaşadığı en büyük suikastlerden biri 2020 yılında meydana geldi. Irak’a giden İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020‘de ABD’nin Bağdat Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyla öldürüldü. ABD’nin düzenlediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin yanı sıra 5 İranlı da hayatını kaybetti.

Kasım Süleymani İran için çok büyük önem arz eden komutanlardan biri olarak öne çıkıyordu. Süleymani, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Lübnan‘a İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen en önemli isimlerden biri olarak biliniyordu. Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney‘den sonra ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SÜLEYMANİ SUİKASTİ SONRASI DANIŞIKLI SALDIRI
Süleymani‘nin öldürülmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü‘ne balistik füzelerle basit bir saldırı gerçekleştirerek vatandaşlarını sakinleştirmeyle yetindi. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump Ocak 2020’de ABD tarafından öldürülmesinin ardından İranlı yetkililerin kendisiyle iletişime geçtiğini, ABD üssüne düzenlenecek bir saldırıyı önceden haber verdiğini söylemişti.

Trump, “Bizi aradılar ve dediler ki, ‘Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var’. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu” ifadelerini kullanmıştı.
REİSİ’NİN HELİKOPTER KAZASI
İran’da yaşanan bir diğer muammalı ölüm de Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümde ortaya çıktı. Doğu Azerbaycan eyaletinden baraj açılışına giden İran Cumhurbaşkanı Reisi dönüş yolunda kaza geçirdi. 3 helikopterle çıkılan yolda diğer 2 helikopter hedefine ulaşırken İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopter bilinmeyen bir nedenle 20 Mayıs 2024‘te düştü.

Reisi‘nin helikopter kazasının ardından İran Devleti kendi cumhurbaşkanlarının yerini bile tespit edemedi. Türkiye’den gönderilen Akıncı ile tespit edilen İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin kaza yerinde cesedi bulundu. Ancak birkaç ay önce yaşanan bu olayın kaza mı suikast mi olduğu hala ortaya çıkarılamadı.
MİSAFİR GELEN HANİYE’Yİ DE KORUYAMADILAR
İran’da yaşanan bu kaza ve suikastler henüz gündemden düşmeden bu kez de İran yeni bir suikaste daha sahne oldu. , İran’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mesud Pezeşkiyan‘ın yemin törenine katılmak üzere Tahran‘a giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye başkentte kaldığı sözde güvenli bir konutta saldırıya uğrayarak şehit edildi.

Gece 02.00’de gerçekleştirilen suikastin güdümlü füze ile gerçekleştirildiği belirtilirken, İran makamları misafirlerine yönelik düzenlenen saldırının nereden yapıldığını bile bilmediğini açıkladı. Yapılan güdümlü füzeli suikaste karşı İran hava savunma sistemlerinin devreye girmediğinin belli olduğu suikastte, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail makamlarına Haniye‘nin sözde güvenli konutunun konumunun bilgisinin nasıl gittiği ise merak konusu oldu.
ASLAN: HANİYE’Yİ KORUYAMAMAK BÜYÜK ZAFİYET
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Aslan, İran’ın “savunma” stratejileriyle ilgili eleştirilerde bulundu. Aslan, Haniye’yi şehit eden füzenin başka ülkeden fırlatıldığına dair yapılan açıklamaları “inandırıcı bulmadığını” ifade etti.
Aslan, olayla ilgili mühimmatın türü ve parçaları hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirtti. Aslan, “Eğer büyük bir füze ateşlendiyse, bu durumun İran hava savunma sistemlerini de gözden geçirmemizi gerektirdiğini” vurguladı.
İran’ın hava savunma sistemlerinin etkinliğine dair daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Aslan, “İran’ın hava savunma sistemlerinin etkili olmadığı” ve bu iddiaların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, Tahran’ın hava savunma kapasitesini sorgularken, “İran Batı kamuoyuna ve kendi halkına ideolojik mesajlar vermek amacıyla vekil örgütler üzerinden hareket ediyor olabilir” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Aslan, İran’ın Hamas lideri Haniye’yi koruyamamasının büyük zafiyet olduğunu ve bu durumun “affedilemeyecek bir husus” olduğunu ifade etti.
İRAN KORUMADI MI?
Konuyla ilgili Haber7‘ye konuşan Gazeteci Mustafa Uzun Haniye’nin Tahran’ın göbeğinde suikaste uğramasının oldukça manidar olduğunu belirtirken Dış Politika ve Güvenlik Uzman Ömer Özkızılcık ise “Bunu beklemiyorduk. İsrail’in uzun zamandır Hamas liderlerine yönelik suikast arayışında olduğunu biliyorduk. Ama genel varsayım İsrail’in bunu İran’da yapamayacağı üzerineydi. Burada en büyük beklenmeyen olay İran’ın Haniye’yi koruyamamış olmasıdır veya korumamayı tercih etmesidir.” ifadelerini kullandı.
Haber7-ÖZEL
Hamas’ın lideri İsmail Haniye‘ye yönelik Tahran’da düzenlenen suikast sonucu şehit olduğu haberi dünya gündemine bomba gibi düştü. Haniye suikasti sonrası askeri olarak dünyanın ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu iddia eden İran’da son yıllarda yaşanan suikast ve ölümler tartışılmaya başlandı. İran’ın kendi ülkesinde ve ülke sınırları dışarısında Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devlet yöneticilerinin güvende olmadığı ve basit operasyonlarla hedef alınabildiği gözler önüne serildi.
İran’ın Irak‘a ziyarete giden generalini koruyamaması, Cumhurbaşkanı’nın helikopterde hayatını kaybetmesinin aydınlatılamaması ve ülkesine ziyarete gelen bir bürokratı bile koruyamaması ‘Bölgesel güç’ iddialarının sorgulanmasına kapı araladı. İran’da yaşanan suikastlere ilişkin konuşan uzmanlar da yaşanan büyük zafiyete ve askeri-istihbari başarısızlığa dikkat çekti.
KASIM SÜLEYMANİ SUİKASTİ
İran’ın son yıllarda yaşadığı en büyük suikastlerden biri 2020 yılında meydana geldi. Irak’a giden İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020‘de ABD’nin Bağdat Havalimanı’nda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyla öldürüldü. ABD’nin düzenlediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin yanı sıra 5 İranlı da hayatını kaybetti.

Kasım Süleymani İran için çok büyük önem arz eden komutanlardan biri olarak öne çıkıyordu. Süleymani, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Lübnan‘a İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen en önemli isimlerden biri olarak biliniyordu. Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney‘den sonra ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu.
SÜLEYMANİ SUİKASTİ SONRASI DANIŞIKLI SALDIRI
Süleymani‘nin öldürülmesinin ardından İran, Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü‘ne balistik füzelerle basit bir saldırı gerçekleştirerek vatandaşlarını sakinleştirmeyle yetindi. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump Ocak 2020’de ABD tarafından öldürülmesinin ardından İranlı yetkililerin kendisiyle iletişime geçtiğini, ABD üssüne düzenlenecek bir saldırıyı önceden haber verdiğini söylemişti.

Trump, “Bizi aradılar ve dediler ki, ‘Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var’. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu” ifadelerini kullanmıştı.
REİSİ’NİN HELİKOPTER KAZASI
İran’da yaşanan bir diğer muammalı ölüm de Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümde ortaya çıktı. Doğu Azerbaycan eyaletinden baraj açılışına giden İran Cumhurbaşkanı Reisi dönüş yolunda kaza geçirdi. 3 helikopterle çıkılan yolda diğer 2 helikopter hedefine ulaşırken İran Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopter bilinmeyen bir nedenle 20 Mayıs 2024‘te düştü.

Reisi‘nin helikopter kazasının ardından İran Devleti kendi cumhurbaşkanlarının yerini bile tespit edemedi. Türkiye’den gönderilen Bayraktar TB2 ile tespit edilen İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin kaza yerinde cesedi bulundu. Ancak birkaç ay önce yaşanan bu olayın kaza mı suikast mi olduğu hala ortaya çıkarılamadı.
MİSAFİR GELEN HANİYE’Yİ DE KORUYAMADILAR
İran’da yaşanan bu kaza ve suikastler henüz gündemden düşmeden bu kez de İran yeni bir suikaste daha sahne oldu. , İran’da cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mesud Pezeşkiyan‘ın yemin törenine katılmak üzere Tahran‘a giden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye başkentte kaldığı sözde güvenli bir konutta saldırıya uğrayarak şehit edildi.

Gece 02.00’de gerçekleştirilen suikastin güdümlü füze ile gerçekleştirildiği belirtilirken, İran makamları misafirlerine yönelik düzenlenen saldırının nereden yapıldığını bile bilmediğini açıkladı. Yapılan güdümlü füzeli suikaste karşı İran hava savunma sistemlerinin devreye girmediğinin belli olduğu suikastte, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail makamlarına Haniye‘nin sözde güvenli konutunun konumunun bilgisinin nasıl gittiği ise merak konusu oldu.
ASLAN: HANİYE’Yİ KORUYAMAMAK BÜYÜK ZAFİYET
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Aslan, İran’ın “savunma” stratejileriyle ilgili eleştirilerde bulundu. Aslan, Haniye’yi şehit eden füzenin başka ülkeden fırlatıldığına dair yapılan açıklamaları “inandırıcı bulmadığını” ifade etti.
Aslan, olayla ilgili mühimmatın türü ve parçaları hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirtti. Aslan, “Eğer büyük bir füze ateşlendiyse, bu durumun İran hava savunma sistemlerini de gözden geçirmemizi gerektirdiğini” vurguladı.
İran’ın hava savunma sistemlerinin etkinliğine dair daha önce yapılan açıklamaları hatırlatan Aslan, “İran’ın hava savunma sistemlerinin etkili olmadığı” ve bu iddiaların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, Tahran’ın hava savunma kapasitesini sorgularken, “İran Batı kamuoyuna ve kendi halkına ideolojik mesajlar vermek amacıyla vekil örgütler üzerinden hareket ediyor olabilir” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Aslan, İran’ın Hamas lideri Haniye’yi koruyamamasının büyük zafiyet olduğunu ve bu durumun “affedilemeyecek bir husus” olduğunu ifade etti.
İRAN KORUMADI MI?
Konuyla ilgili Haber7‘ye konuşan Gazeteci Mustafa Uzun Haniye’nin Tahran’ın göbeğinde suikaste uğramasının oldukça manidar olduğunu belirtirken Dış Politika ve Güvenlik Uzman Ömer Özkızılcık ise “Bunu beklemiyorduk. İsrail’in uzun zamandır Hamas liderlerine yönelik suikast arayışında olduğunu biliyorduk. Ama genel varsayım İsrail’in bunu İran’da yapamayacağı üzerineydi. Burada en büyük beklenmeyen olay İran’ın Haniye’yi koruyamamış olmasıdır veya korumamayı tercih etmesidir.” ifadelerini kullandı.
“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, itidal çağrısı yaparak, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi. Böylelikle, Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan gelmiş oldu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in “son 2 günde tehlikeli gerilimi tırmandırma” politikalarını kınadı. Bu tehlikeli tırmanışın bölgede ciddi güvenlik sonuçlarına yol açacak çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunulan açıklamada, suikast politikaları ve ülkelerin egemenliğini ihlal etmenin bölgesel çatışmalara sebep olabileceğine dikkati çekildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve uluslararası etkin güçlere, sorumlulukları gereği, Orta Doğu’da yaşanan bu gerilimin kontrolden çıkmadan önüne geçmeleri çağrısında bulunulan açıklamada, “Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanmadan bölgesel gerilimin artması, durumu daha karmaşık hale getirdiği gibi İsrail’de ateşkes isteyen bir iradenin olmadığına da işaret ediyor. Bu gerilim ayrıca Mısır ve ortaklarının Gazze Şeridi’nde savaşı durdurarak Filistin halkının acılarını hafifletmenin çabalarını da baltalıyor.” ifadeleri kullanıldı.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan geldi. Alman hükümeti de Hamas lideri Haniye’nin öldürüldüğü ve bir Hizbullah komutanının hedef alındığı ayrı ayrı İsrail saldırılarının ardından Orta Doğu’da itidal çağrısında bulundu. Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
20. yüzyılda bu korkular yerini hain planlara bırakmıştı. Osmanlı’yı yıkmak sömürgeci devletlerin en büyük hayaliydi. Bu hayali gerçekleştirmekte kararlıydılar. Planları Osmanlı’daki bir takım grupları ayaklandırarak devleti bölmekti. Plan yapanların başında ise Siyonist ve Ermeni gruplar yer alıyordu. Ancak yaptıkları her planı bozan biri vardı. Sultan Abdulhamid Han…

Ne yapsalar nafile… Sultan Abdulhamid Han üstün siyasi zekası ve ileri görüşlülüğü ile yapılan hain düzenekleri bozuyor, adeta dünyalarına başlarına yıkıyordu. Geriye sadece tek bir seçenek kalmıştı.
Başka çareleri kalmamıştı. Ya Abdulhamid Han ölecek ya da Osmanlı’yı yıkma hayalleri bitmek zorunda kalacaktı. Uzun uzun görüştüler. Rusya üzerinden gelen Ermeni bir çete ile Joles adındaki bir Belçikalı’nın liderliğindeki çete yaklaşık bir ay boyunca İstanbul’da plan yaptılar. Padişaha bir suikast tasarladılar.
Uzun zaman boyunca Sultan Abdulhamid Han’ı izlediler. Yaşamını büyük bir intizam içinde geçiren 2. Abdulhamid’in günlük ve haftalık rutinini takip ettiler. Bir devlet başkanının bu denli dakik olması hayret ettiriyordu.

Sultan Abdulhamid her cuma Beşiktaş’ta bulunan Yıldız Sarayı’ndan faytonla Yıldız Camii’ne gidiyordu. Faytonu ise diğer faytonların önüne konuluyordu. Cuma namazı ve selamlamanın ardından geçen 1 dakika 42 saniye sonra faytonunda oluyordu. Evet, saniyesi saniyesinden şaşmıyordu.
Plan şuydu. Bombalı düzenekli bir fayton düzeneği kurulacaktı. Bu düzenek Viyana’da tasarlandı. Şoför koltuğunun altına gizli bir bölme yapıldı. Bu bölme 120 kilo bombayı içine alabilecek kadar büyüktü. Bu faytonun parçaları İstanbul’a getirtildi ve burada kuruldu. Beykoz’da ise patlama denemeleri gerçekleştirildi.
Yapılan planın son aşamasına gelindi. Yine bir Cuma günü, namaz çıkışında Sultan Abdulhamid burada öldürülecekti. Tarihler 21 Temmuz 1905’i gösteriyordu. Aylardır üzerinde çalışılan fayton Padişah’ın faytonuna oldukça yakında bir noktadaydı. Faytonun altına yerleştirilen onlarca kiloluk bomba düzeneği Cuma namazından 1 dakika 42 saniye sonra patlayacaktı.

2. Abdulhamid o gün de Cuma namazını eda etmek üzere Yıldız Camii’ne gitti. Namazını kıldı ve daha sonra faytonuna doğru yol almaya başladı. Evet, suikast için tasarlanan süre başlamıştı. Ancak o gün Abdulhamid Han konuşmaya daldı. Konuştuğu kişi Şeyhülislam Cemalettin Efendi’ydi. O esnada zaman Sultan Abdulhamid Han’ın lehine ilerliyordu. Konuşma bitti, Abdulhamid Han merdivenlerden iniyordu. Tam o sırada, planlanan saatte bomba infilak etti. Büyük bir gürültü koptu. Yer yerinden oynadı. Ortalık dumanlarla kaplandı ve buram buram barut kokusu sardı… Sadece 1 dakikalık gecikme Sultan Abdulhamid Han’ın kurtuluşu olmuştu.
Evet, Sultan Abdulhamid’e yapılan suikast girişimi başarısız olmuştu. Ancak onlarca insan bu saldırıda hayatını kaybetti. İnsanlar endişeliydi. Halkı teskin edip sakinleştiren de yine Abdulhamid Han’ın kendisi olmuştu. Ortalık durulduktan sonra gelen ikinci faytona bindi ve bizzat kendisi sürdü. Sarayına doğru yol aldı.

Hainlerin planları yine başlarını yıkılmıştı. Sultan Abdulhamid Han, hayatı boyunca abdestsiz yere basmamıştı. Yatağının başucunda bir tuğla saklar, kalkar kalkmaz o tuğla ile teyemmüm alırdı. Abdest alacağı yere ulaşana kadar dahi yere abdestsiz adım atmazdı. Takva hayatı da siyasi zekası kadar dikkat çeken 2. Abdulhamid bu dehşet verici suikast girişiminden kıl payı kurtuldu.
ABDULHAMİD HAN SUİKAST GİRİŞİMİNDEN NASIL KURTULDU?
Suikastın ardından suikast teşebbüsü için bir komisyon kuruldu. Ciddi çalışmaların ardından suç ağında görevli 40 kişinin kimlikleri tespit edildi. Bu komisyon aynı zamanda bir rapor hazırladı. Raporda suikaste ilişkin tüm bilgiler yer alıyordu. Bu rapor birkaç adet basıldı.
Raporlardan birkaçı 1990’larda Paris’te Sultan Abdulhamid’in mühür satışı sırasında satıldı. Fiyatı ise yaklaşık 15 bin dolardı. Bu rakam bu kitap için oldukça pahalıydı. Bunun nedenini öğrenmek ise derin araştırma gerektirdi. Araştırmalar sonucunda raporu satın alan adamın Lübnan’ın Paris Büyükelçisi olduğu ortaya çıktı. Söz konusu büyükelçi, raporda da yer alan, suikast teşebbüsünde bulunanlardan birinin torunuydu. Dedesi hakkında bilgi var diye bu rapora adeta bir servet ödemişti.

Günümüzde de, Yıldız Suikastı olarak adlandırılan, Sultan Abdulhamid Han’ı yok etmeyi hedefleyen bu saldırının detaylarının yer aldığı bu raporlara ulaşmak oldukça güç…
20. yüzyılda bu korkular yerini hain planlara bırakmıştı. Osmanlı’yı yıkmak sömürgeci devletlerin en büyük hayaliydi. Bu hayali gerçekleştirmekte kararlıydılar. Planları Osmanlı’daki bir takım grupları ayaklandırarak devleti bölmekti. Plan yapanların başında ise Siyonist ve Ermeni gruplar yer alıyordu. Ancak yaptıkları her planı bozan biri vardı. Sultan Abdulhamid Han…

Ne yapsalar nafile… Sultan Abdulhamid Han üstün siyasi zekası ve ileri görüşlülüğü ile yapılan hain düzenekleri bozuyor, adeta dünyalarına başlarına yıkıyordu. Geriye sadece tek bir seçenek kalmıştı.
Başka çareleri kalmamıştı. Ya Abdulhamid Han ölecek ya da Osmanlı’yı yıkma hayalleri bitmek zorunda kalacaktı. Uzun uzun görüştüler. Rusya üzerinden gelen Ermeni bir çete ile Joles adındaki bir Belçikalı’nın liderliğindeki çete yaklaşık bir ay boyunca İstanbul’da plan yaptılar. Padişaha bir suikast tasarladılar.
Uzun zaman boyunca Sultan Abdulhamid Han’ı izlediler. Yaşamını büyük bir intizam içinde geçiren 2. Abdulhamid’in günlük ve haftalık rutinini takip ettiler. Bir devlet başkanının bu denli dakik olması hayret ettiriyordu.

Sultan Abdulhamid her cuma Beşiktaş’ta bulunan Yıldız Sarayı’ndan faytonla Yıldız Camii’ne gidiyordu. Faytonu ise diğer faytonların önüne konuluyordu. Cuma namazı ve selamlamanın ardından geçen 1 dakika 42 saniye sonra faytonunda oluyordu. Evet, saniyesi saniyesinden şaşmıyordu.
Plan şuydu. Bombalı düzenekli bir fayton düzeneği kurulacaktı. Bu düzenek Viyana’da tasarlandı. Şoför koltuğunun altına gizli bir bölme yapıldı. Bu bölme 120 kilo bombayı içine alabilecek kadar büyüktü. Bu faytonun parçaları İstanbul’a getirtildi ve burada kuruldu. Beykoz’da ise patlama denemeleri gerçekleştirildi.
Yapılan planın son aşamasına gelindi. Yine bir Cuma günü, namaz çıkışında Sultan Abdulhamid burada öldürülecekti. Tarihler 21 Temmuz 1905’i gösteriyordu. Aylardır üzerinde çalışılan fayton Padişah’ın faytonuna oldukça yakında bir noktadaydı. Faytonun altına yerleştirilen onlarca kiloluk bomba düzeneği Cuma namazından 1 dakika 42 saniye sonra patlayacaktı.

2. Abdulhamid o gün de Cuma namazını eda etmek üzere Yıldız Camii’ne gitti. Namazını kıldı ve daha sonra faytonuna doğru yol almaya başladı. Evet, suikast için tasarlanan süre başlamıştı. Ancak o gün Abdulhamid Han konuşmaya daldı. Konuştuğu kişi Şeyhülislam Cemalettin Efendi’ydi. O esnada zaman Sultan Abdulhamid Han’ın lehine ilerliyordu. Konuşma bitti, Abdulhamid Han merdivenlerden iniyordu. Tam o sırada, planlanan saatte bomba infilak etti. Büyük bir gürültü koptu. Yer yerinden oynadı. Ortalık dumanlarla kaplandı ve buram buram barut kokusu sardı… Sadece 1 dakikalık gecikme Sultan Abdulhamid Han’ın kurtuluşu olmuştu.
Evet, Sultan Abdulhamid’e yapılan suikast girişimi başarısız olmuştu. Ancak onlarca insan bu saldırıda hayatını kaybetti. İnsanlar endişeliydi. Halkı teskin edip sakinleştiren de yine Abdulhamid Han’ın kendisi olmuştu. Ortalık durulduktan sonra gelen ikinci faytona bindi ve bizzat kendisi sürdü. Sarayına doğru yol aldı.

Hainlerin planları yine başlarını yıkılmıştı. Sultan Abdulhamid Han, hayatı boyunca abdestsiz yere basmamıştı. Yatağının başucunda bir tuğla saklar, kalkar kalkmaz o tuğla ile teyemmüm alırdı. Abdest alacağı yere ulaşana kadar dahi yere abdestsiz adım atmazdı. Takva hayatı da siyasi zekası kadar dikkat çeken 2. Abdulhamid bu dehşet verici suikast girişiminden kıl payı kurtuldu.
ABDULHAMİD HAN SUİKAST GİRİŞİMİNDEN NASIL KURTULDU?
Suikastın ardından suikast teşebbüsü için bir komisyon kuruldu. Ciddi çalışmaların ardından suç ağında görevli 40 kişinin kimlikleri tespit edildi. Bu komisyon aynı zamanda bir rapor hazırladı. Raporda suikaste ilişkin tüm bilgiler yer alıyordu. Bu rapor birkaç adet basıldı.
Raporlardan birkaçı 1990’larda Paris’te Sultan Abdulhamid’in mühür satışı sırasında satıldı. Fiyatı ise yaklaşık 15 bin dolardı. Bu rakam bu kitap için oldukça pahalıydı. Bunun nedenini öğrenmek ise derin araştırma gerektirdi. Araştırmalar sonucunda raporu satın alan adamın Lübnan’ın Paris Büyükelçisi olduğu ortaya çıktı. Söz konusu büyükelçi, raporda da yer alan, suikast teşebbüsünde bulunanlardan birinin torunuydu. Dedesi hakkında bilgi var diye bu rapora adeta bir servet ödemişti.

Günümüzde de, Yıldız Suikastı olarak adlandırılan, Sultan Abdulhamid Han’ı yok etmeyi hedefleyen bu saldırının detaylarının yer aldığı bu raporlara ulaşmak oldukça güç…
Haber7 – ÖZEL
Tarihinin en çalkantılı dönemini geçiren Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşan kritik başkanlık seçimlerine kan bulaştı. Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump, Pensilvanya’daki mitinginde suikaste uğrarken, bütün dikkatler 3. Dünya Savaşı’nın yüksek sesle dillendirildiği mevcut süreçte yaşanan bu hadiseye çevrildi.
Dünyaya güvenlik ve demokrasi taşımakla övünen ABD’de iç güvenlik zafiyetinin ileri seviyeye ulaştığını gözler önüne seren saldırının arkasında hangi derin odakların yer aldığı tartışma konusu oldu.
Trump’a yönelik suikast girişimiyle ilgili Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Furkan Kaya ve gazeteci yazar Kemal Bozkurt Haber7‘ye değerlendirmelerde bulundu.

BAŞBUĞ: GÖZDAĞI VERDİLER
Konuyu emniyet tedbirleri açısından değerlendiren Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, zafiyet vurgusu yaptı.
Coşkun Başbuğ şöyle konuştu:
Başbuğ, kullanılan silah açısından da organizasyonda acemilikler bulunduğunu kaydederek, “Amatörce bir iş yapıldığı ortada. Bu bilerek mi böyle yapıldı yoksa imkan kabiliyet buna mı el veriyordu tartışılır ancak arkasında bir derin devlet anlamı çıkmasın diye bu şekilde yapıldığı kanaatindeyim.” diye konuştu.

KAYA: 61 YIL SONRA İLK
Doç. Dr. Furkan Kaya bu suikastin geçmiş yıllardaki vakaları hatırlattığını belirterek şunları söyledi:
“John Kenedy, 1963’de Dallas’ta makam arabasında halkı selamlarken 2 el ateş edilerek hayatını kaybetmişti ve yine kafasından vurulmuştu. O tarihten beri çeşitli suikast girişimleri haberleri duyduk ama belki de ilk defa bu şekilde bir olayla karşılaştık. “
KÜRESELCİLERE SAVAŞ AÇAN BAŞKAN
ABD içerisinde küreselciler ve ulusalcılar arasında ciddi bir mücadele olduğuna vurgu yapan Kaya, “Trump da bu anlamda önce Amerika diyerek ve Trumpizm adında bir Amerikan milliyetçiliği meydana getirerek küreselcilerin politikalarına karşı bir duruş sergilediğini ifade ediyor.” dedi.
Suikastin oluş şekline atıfta bulunan Furkan Kaya, suikastçinin çatıda olmasının ve ihtimallere karşı neden önlem alınmadığının halen bir soru işareti olduğunu söyledi. Ardından da sözlerini şöyle sürdürdü:
“En basit koruma tedbirlerinde bile muhakkak çatılarda güvenlik güçlerinin veya polislerin veya servisin elemanları yer alır. Ama bu oalyda böyle bir durum görmedik. Dolayısıyla Trump’a karşı bir yapılanmanın olabileceğini ifade edebiliriz.”

OLAY TRUMP’IN LEHİNE
Son olarak bu olayın Trump’a avantaj olarak döneceğini söyleyen ve kurgu iddialarına inanmadığını söyleyen Furkan Kaya, “Trump zaten öndeydi. Bu olay da kasım ayındaki seçimlere pozitif olarak etki yapacaktır. Kurgu iddiaları ihtimaldir ama ben böyle bir şeye inanmıyorum. Olayı ciddi bir suikast girişimi olarak düşünüyorum.” dedi.

BOZKURT: GİZLİ BİR GÜÇ DEVREYE GİRDİ
MÜSİAD ABD Başkan Yardımcısı ve habername.com Genel Yayın Yönetmeni Kemal Bozkurt, kızışan seçim sürecinde gizli güçlerin devreye girdiğini ifade etti.
Joe Biden’ın seçim çalışmalarını artırdığını dikkat çeken Bozkurt, gizli güçlerin devreye girdiğini belirterek “ Trump zaten öndeydi ama Demokrat Partililer ve Biden da seçimi kazanmak için var gücüyle çalışmaya başlayınca, tahminimi söylüyorum; gizli güçler bu ‘suikast oyunu‘nu yaparak Trump’ı alenen açık ara seçimi kazandırtma yoluna gittiler diye düşünüyorum.“ifadelerini kullandı.
Olayın kime yaradığını sorgulayan Bozkurt, “Trump açısından seçimi iyice avantajlı hale getirdiğini düşünüyorum.” yorumunda bulundu.
Başka ihtimallerin de söz konusu olabileceğini vurgulayan Bozkurt, “Trump ‘Ben iktidara gelirsem bütün savaşları da bitireceğim.’ diye söz verdi. Öyle ki, bir önceki başkanlık döneminde de son yüzyılda hiçbir savaşa katılmayan tek Amerikan başkanıydı.” diyerek cümlelerini sonlandırdı.
5 Kasım’daki başkanlık seçimlerindeki aday adaylarından eski Başkan Trump, Pennsylvania’daki mitinginde konuştuğu sırada kürsüde silahlı saldırıya uğradı.

Trump, saldırıda kulağından yaralanırken 20 yaşında olduğu belirtilen saldırgan öldürüldü, mitingde bulunan 1 kişi hayatını kaybetti.
ABD’DE 4 BAŞKAN SUİKAST SONUCU HAYATINI KAYBETTİ
Eski ABD Başkanı Abraham Lincoln, 14 Nisan 1865’te eşi Mary Todd Lincoln ile Washington’da “Amerikalı Kuzenimiz” adlı komedi oyununun özel bir gösterimine katıldıkları sırada suikasta uğradı.
Saldırıdan bir gün sonra hayatını kaybeden Lincoln, öldürülen ilk ABD başkanı oldu.
Suikasttan iki yıl önce İç Savaş sırasında Lincoln, Konfederasyon içindeki kölelere özgürlük tanıyan Özgürlük Bildirgesi’ni yayınlarken, siyahların haklarına verdiği destek öldürülme sebebi olarak gösterildi.
ABD’de suikasta kurban giden ikinci başkan ise 2 Temmuz 1881’de James Garfield oldu.
Garfield, görevinin 6. ayında silahlı saldırıya uğradı.
Ülkede üçüncü suikast ise 6 Eylül 1901’de 25. ADB Başkanı William MCKinley’e yapıldı.
MCKinley, New York’ta yaptığı bir konuşmanın ardından insanlarla tokalaşırken vuruldu.
ABD’de ölümle sonuçlanan son suikast ise Kasım 1963’te 25. ABD Başkanı John F. Kennedy’ye düzenlendi.

Kennedy, eşi Jacqueline Kennedy ile birlikte Dallas’ı ziyareti sırada silahlı saldırıya uğradı.
Hastaneye kaldırılan Kennedy kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.
ABD ESKİ BAŞKANLARI SALDIRIDAN KURTULDU
ABD’de eski başkanlar, ikinci dönemi için yürüttüğü kampanyalarda hedef haline gelirken, Eski ABD Başkanı Theodore Roosevelt, ikinci kez aday olduğu seçim kampanyası sırasında 14 Ekim 1912’de kurşunların hedefi oldu.
Roosevelt, Milwaukee’deki bir mitingde göğsünden vurulduğu bu saldırıyı yaralı atlattı.
5 Eylül 1975’e gelindiğinde suikastların hedefi bu sefer 38. ABD Başkanı Gerald Ford oldu.
Ford, aynı yıl birkaç hafta içinde iki suikast girişimine maruz kalırken bunları yara almadan atlattı.
İlk suikast girişiminde Ford, saldırganın silahının ateşlenmemesi sonucu kurtulurken 22 Eylül’de ise San Francisco’da bir otelin dışında kadın saldırganın ıskalaması sonucu kurşunların hedefi olmaktan kurtuldu.
40. ABD Başkanı Ronald Reagan ise Mart 1981’de başkent Washington bir konuşmasından çıkıp konvoyuna doğru yürürken uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralandı.
Ülkenin 43. Başkanı George W. Bush’a ise 2005’te Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili ile Tiflis’te katıldığı bir mitingde konuşması esnasında el bombası atıldı. El bombasının pimi, mendil çok sıkı sarılı olduğundan takılı kalınca bomba infilak etmedi.
ABD BAŞKAN ADAYLARI SALDIRILARIN HEDEFİNDE
Silahlı şiddet olaylarının sıklıkla gerçekleştiği ABD’de, başkanların yanı sıra başkan adayları da suikast ve saldırıların hedefi oldu.
Eski Adalet Bakanı ve demokratların başkan adayı Robert F. Kennedy, 1968 Kaliforniya ön seçimlerini kazanması dolayısıyla yaptığı zafer konuşmasından birkaç dakika sonra Los Angeles’ta gerçekleştirilen silahlı saldırıda öldürüldü.
Kennedy, New York’tan ABD senatörü ve 5 yıl önce suikasta kurban giden Başkan John F. Kennedy’nin kardeşiydi.
1972’de ise bu sefer silahlı saldırının hedefi eski Alabama Valisi ve başkan aday adaylarından George Wallace oldu.
Maryland’de bir seçim kampanyası sırasında uğradığı saldırı sonucu Wallace’ın belden aşağısı felç kaldı.
]]>