Bu sistemler üzerine çalışan E-Sular firmasının kurucu ortağı ve elektrik elektronik mühendisi Fatma Aktaş, AA muhabirine, sürdürülebilir tarım, su ve gübre yönetiminde ileri teknolojik çözümler üzerine 5 yıldır aktif olarak sahada çalışmalar yaptıklarını, Türkiye ve Azerbaycan’da birçok çiftçiye hizmet verdiklerini, 2021’de İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi ile yollarının kesişmesinin kendilerini çok ileriye taşıdığını söyledi.
Sulama, su yönetimi ve gübreleme gibi alanlarda kullanılabilecek yazılım ve yapay zeka çözümlerinin tarımın daha sürdürülebilir olmasına katkı sağlayacağını kaydeden Aktaş, Türkiye’deki su kullanımı verilerinin dijital tarımın yaygınlaşmasının gerekliliğini gösterdiğini ifade etti.
DSİ verilerine göre Türkiye’nin toplam su hacminin 112 milyar metreküp, yıllık kişi başı su tüketiminin ise 1300 metreküp olduğunu hatırlatan Aktaş, su fakiri olma sınırının 1000 metreküp olduğunu ve Türkiye’nin su fakiri olmaya doğru gittiğini, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi faktörlerin de bu baskıyı artırdığını belirtti.
“SANAYİ VE EVLERDE 1,5 YILDA KULLANDIĞIMIZ KADAR SUYU TARIMDA SADECE 1 YILDA İSRAF EDİYORUZ”
Türkiye’de 1 yılda kullanılan 55 milyar metreküp suyun 45 milyar metreküpünün tarımda harcandığını vurgulayan Aktaş, “Biz yanlış sulamadan dolayı 1 yılda bunun 25 milyar metreküpünü israf ediyoruz. Bunu şöyle somutlaştırırsak daha anlaşılır olacaktır; biz sanayi ve evlerde 1,5 yılda kullandığımız suyu tarımda sadece 1 yılda israf ediyoruz.” dedi.
Yapay zeka destekli akıllı sulama sistemlerinin tarımda önemli avantajlar sağladığını dile getiren Aktaş, şöyle devam etti:
“Çiftçi ne kadar su kullanabileceğini, bitkinin ne kadar suya ihtiyacı olduğunu bu teknolojilerin sağladığı verilerle analiz edebiliyor. Sistemdeki çeşitli kayıp, kaçak, arıza durumlarını insanların manuel olarak tespit etmesi çok zor çünkü çok geniş alanlar ve bu geniş alanları insan kaynağı ile manuel olarak yönetmek zor. Gittikçe de daha çok zorlaşıyor. O yüzden buralara teknolojileri entegre ederek daha öngörülebilir, riskleri daha azaltıcı ve günün sonunda veriye dayalı kararlar verebileceği hatta aksiyon alabileceği sistemler sayesinde hem su kısmında hem de enerji bacağında ciddi anlamda tasarruf elde edebiliyorlar.”
“YÜZDE 30 İLA YÜZDE 60 BANDINDA BİR VERİM SAĞLIYOR”
Tarım arazileri ve seralarda su ve enerji optimizasyonu için suyun çıktığı kaynaktan bitkiye ulaşana kadarki süreci uçtan uca dijital hale getirerek yapay zeka teknolojileriyle buradaki verileri anlamlandırdıklarını ve çiftçilere daha verimli üretim imkanı sunduklarını anlatan Aktaş, araziye gittiklerinde işe ilk olarak suyun kaynağını yönetmekle başladıklarını aktardı.
Aktaş, “Akabinde arazi içine gittiğimizde bazı arazilerde 20, 30 bazılarında yüzlerce, binlerce vana var. Bu vanaları yönetmek gerekiyor. Burada mesela bizim vana kontrol ünitelerimiz var. Otomatik ve verimli bir şekilde havuzun doldurulması gerekiyor. Bunun için havuz seviye sensörlerimiz var. Çeşitli toprak nem sensörlerimiz var, iklim istasyonu gibi sensörlerimiz var. Her arazinin de çiftçinin de ihtiyacına göre çeşitli ürünler var. ” diye konuştu.
Verinin ve yapay zekanın desteği ile “izle, öğren, yönet” felsefesiyle maksimum verimi minimum kaynak yönetimi ile sağlamaya çalıştıklarını dile getiren Aktaş, sistemin verime ve tasarrufa yansımaları hakkında şunları söyledi:
“Mesela bir işletmemiz var. 7 ila 10 kuyusu var. Kuyusunu ve havuzunu yönetiyoruz. Sadece bir sezonda o proje çıktısında gözlemlediğimiz enerji bacağında yüzde 30’a varan bir tasarruf sağlamıştık. Sulama kısmında da doğru zamanda yeteri kadar sulama yapıldığı için yüzde 30 ila yüzde 60 bandında bir verim sağlıyor. Tarımın sadece su ve enerji değil işçilik gibi bir problemi de var ama uzaktan yönetebilir dijital teknolojiler, araziye gitmeyi minimize ettiği için oradaki maliyetleri de azaltmış oluyor.”
MOBİL UYGULAMA İLE AKILLI SULAMA SENSÖRLERI UZAKTAN NASIL KONTROL EDİLİYOR?
Geliştirdikleri sensörlerle toprak nemi, sıcaklık, basınç, akış, tuzluluk ve pH değerlerinin anlık olarak takip edilebildiğinden, aynı zamanda elde edilen bu verilerle bitkilerin su ihtiyaçlarını ve toprak kalitesini analiz ederek sulama süreçlerinin otomatik olarak yönetilebildiğinden bahseden Aktaş, şu bilgileri paylaştı:
“Kullanıcı mobil uygulamanın ara yüzüne girdiğinde öncelikle arazisinde hangi cihazlar var, kaç vanası, sensörü, pompası var, onları görüyor. Sonra detaylar kısmına girdiğinde hem anlık hem de geçmişe yönelik haftalık, aylık, yıllık veriler ve bolca grafikler var. Bunları raporlandırabiliyor, arazinin haritasını görebiliyor. Cihazların hepsini ekleyip anlık olarak takip edebiliyor. Bir de arka hesap bildirim sistemlerimiz var. Hani vanası açıldı, sulama başladı ve kapandı, pompası çalıştı diye. Çiftçi bunları uygulama içerisinden de görebiliyor. Aynı zamanda biz telegram üzerinden sürekli bildirim gönderiyoruz. Sistemler de zaten akıllı olup kendileri çalıştığı ve aksiyon alan sistemler olduğu için 7/24 hiç uygulamaya girmeden de aslında süreci takip edebiliyoruz.”
“(BİTKİNİN) İHTİYACI NEYSE VERİP GELECEK YIL SU İHTİYACINDAN KISMIYORUM”
Yapay zeka destekli sulama sistemini 1300 dekarlık Cevizli Bahçe adlı tarım işletmesinde kullanan Ziraat Mühendisi Gürcan Balcı, mobil uygulamasından da faydalandıkları sistemin kurulumunun ve kullanımının çok pratik olduğunu söyledi.
Chandler ceviz ağaçlarının bulunduğu arazide 72 su vanası olduğunu ve bu vanaların otonom olarak çalıştığını belirten Balcı, “Zaten en büyük şey tüketimde. Sulama kontrolümüzle biz bu nem değerlerini tansiyon metrelerle ölçtüğümüzde su tüketimimizi de minimize etmeye çalışıyoruz. İhtiyacı neyse, 5 litreyse 5 litre verip gelecek yıl su ihtiyacımdan kısmıyorum. İhtiyaçlarımızı belirleyip bu ihtiyaçlar doğrultusunda gidiyorum. Mobil uygulama çok basit, sade ve komple Türkçe. Vanalar, pompalar, kuyular, toprak analiz kısmı da var. Mesela iki havuzumuz var ve mobil uygulamada sadece bir tuşa basıp kuyulardaki motorları kendi kendine çalıştırıp havuzumuzu doldurabiliyorum. Su istediğim seviyeye geldiğinde de sensör haber veriyor, pompalarımı kapatıyorum.” ifadelerini kullandı.
Su kaynakları etkin kullanılamıyor
Bölgede tarım alanı (dekar) başına düşen kullanılabilir su potansiyelinin en yüksek ilinin Bingöl olduğu belirtilerek şu tespitlere yer verildi, “Bingöl’ü Elazığ, Tunceli ve Hakkâri illeri takip etmektedir. Bölgede Bingöl ilinin kullanılabilir su potansiyeli yüksek olmasına rağmen topoğrafik yapısı itibariyle tarım arazileri küçük olması nedeniyle mevcut su kaynakları etkin bir şekilde kullanılmamaktadır. Kaynakların etkin bir şekilde kullanılamamasının üç temel sebebi; mevcut sulama altyapısının bakım onarım yetersizliği nedeniyle işlevini yitirmiş olması, bazı tesislerin ekonomik ömrünü tamamlamış olması ve birçok alana ise sulama altyapısının ulaşmamış olmasından kaynaklanmaktadır.”
TAŞKINLAR SORUN TEŞKIL EDIYOR
DSİ tarafından “Büyük Su İşleri Programı” kapsamında, 1936-2018 yılları arasında, yapımı tamamlanan 79 sulama tesisi ile DAP Bölgesinde, brüt 441.174 hektar alanın sulandığı ifade edilen 2021-2023 Eylem Planı’nda, “ Bu tesislerin 72 tanesi sadece sulama amaçlı iken; geri kalan 7 tesisten enerji üretimi ve içme suyu olarak faydalanılmaktadır. Yağışlar, mevsimsel sıcaklık değişimleri gibi doğal durumlarla birlikte; yanlış arazi kullanımları, dere yataklarına yönelik yapılan yanlış müdahaleler gibi etkenler taşkın sorunlarına neden olmaktadır. Taşkınlar, bölgede özellikle tarımsal nitelikleri açısından önem taşıyan Iğdır ve Muş ovaları için büyük sorun teşkil etmektedir. Bu konuda DSİ tarafından yapılan çalışmalar kapsamında, bölgede işletme halinde olan tesisler 2014 yılında 1.397 iken; 2018 yılında 1.666’ya yükselmiştir. Taşkınlardan korunan alan ise 112.061 hektar alandan 2018 yılında 244.727 hektar alana çıkmıştır.” ifadesi dile getirildi.
Malatya, Elazığ, Bitlis ve Sivas’ta tarımsal sulamada enerji kıymetli DAP Bölgesinde tarımsal sulamada enerji tüketiminin Malatya, Elazığ, Bitlis ve Sivas illerinde ortalamanın üzerinde bir değere sahip olduğu vurgulanan eylem planında, “ Bilhassa ortalamanın üzerinde çıkan bu illerde kullanılabilir su potansiyelinin tarımsal arazi varlığına göre düşük olması sebebiyle, tarımda yaygın olarak pompaj sulamaları kullanılmaktadır. Bu da enerji tüketimini artırmaktadır. Bir diğer sebep ise bu illerde meyveciliğin gelişmiş olması ve yamaç arazilerin değerlendirilmesi amacıyla bahçe tesislerinin bu alanlara kurulması sonucu suyun enerji tüketilerek kullanılması gerekliliğidir. Elazığ ilinde kullanılabilir su potansiyelinin yüksek olması, ilin çevresindeki baraj göllerinin varlığını göstermektedir. Bu potansiyele rağmen enerji tüketiminin yüksek olması ise baraj gölünden pompa üniteleri ile sulama yapılmasıdır.” Tespitlerine yer verildi.
Yapay zeka destekli otomasyon çalışmaları kapsamında, toprak nem sensörleri, hava durumu istasyonları ve bitki ölçüm cihazları kullanılarak tarım arazilerindeki nem düzeyi, hava koşulları ve bitkilerin durumu gibi önemli veriler toplanıyor. Elde edilen veriler bulut tabanlı platformlarda işlenerek çiftçilere gerçek zamanlı sulama imkanı sunuyor. Böylece çiftçiler, bitkilerin sulama gereksinimlerine ilişkin daha hassas bilgileri sağlıyor ve su kaynaklarını israf etmeden verimli şekilde kullanabiliyor.
DSİ, sulamada otomasyon çalışmaları kapsamında Adana İmamoğlu sulaması 4. kısımda 3 bin 333 hektar, Afyonkarahisar-Çay-Selevir sulamasında 410 hektar, Afyonkarahisar Çobanlar-Seyitler sulamasında 250 hektar ve Denizli Hasanbeyler Göleti sulamasında 212 hektar alanda otomasyon sistemlerini tamamlayarak işletmeye aldı. Ayrıca 58 bin 832 sayaç, sulama otomasyonunu desteklemek için kullanılmaya başlandı.
Bu yıl içinde otomasyon şartnamesi hazırlama çalışmalarına başlayan DSİ, yürürlüğe girecek şartnameye göre otomasyona geçilecek projeleri belirleyecek.
– Otomasyon sisteminin faydaları
Sulamalarda yaklaşık yüzde 40 tasarruf sağlayan otomasyon sistemiyle istenilen zaman ve sürelerde sulama yapılması ve güneş ışınlarının etkisini azalttığı anlarda suyun buharlaşmadan toprağa işlemesi sağlanıyor. Personel yardımına ihtiyaç duyulmadan profesyonel malzemelerle sistematik şekilde sulama işlemleri otomatik olarak yerine getiriliyor.
Otomasyonla su kullanımını optimize edilerek su maliyetleri azaltılıyor.
Sistem sayesinde, gereksiz enerji kullanımı engellenirken, sulama sisteminde bulunan ekipmanlar korunuyor. İşçilik maliyeti azalıyor, manuel sulama işlemlerinden kaynaklanan zaman kaybı ortadan kalkıyor.
Sulama sistemindeki olası problemler, tanımlanan telefon numaralarına SMS olarak bildirildiğinden bu olumsuzluklar için kısa sürede önlem alınıyor.
“SUYU VERİMLİ VE TASARRUFLU KULLANMAK ÇOK ÖNEMLİ”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, küresel iklim değişikliğinin gündemde olduğu bir dönemde DSİ’nin çalışmalarının büyük önem taşıdığını aktardı.
Yumaklı, “Suyun olduğu yerde hayat var. Suyun olduğu yerde bereket var. Suyun olduğu yerde medeniyet var. Bu sebeple DSİ yatırımlarının artarak devamı, kapımıza kadar gelen küresel iklim değişikliği ile mücadele adına elzemdir. Suyu verimli ve tasarruflu kullanmak çok önemlidir.” değerlendirmesinde bulundu.
DSİ’nin büyük su yatırımları yaptığına işaret eden Yumaklı, tarımsal sulamanın verimli ve etkin yapılması için kurum tarafından büyük projelerin hayata geçirildiğini anımsattı.
Yumaklı, sulamada otomasyonunun su kullanımında tasarruf ve verimde artış sağladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“DSİ Genel Müdürlüğümüz, sulamada otomasyon için uzun yıllardır çalışıyor. 2023 yılından bu yana da sulama altyapısı uygun olan her bölge müdürlüğünde bir otomasyon çalışması yapılması yönünde gayretimiz sürüyor. Otomasyon uygulamasının küçük bir sulama tesisinde ya da sulama tesisinin bir kısmında yapılabileceği göz önünde bulundurularak, bölge müdürlüklerimizin sorumluluk alanında yer alan ve işletmede olan kapalı sulama tesislerinden otomasyon uygulaması yapılabileceklerin tespiti üzerinde çalışılıyor. Sulama otomasyonunun ülke geneline yayılması için planlamalarımıza devam ediyoruz.”

Kontrollerde asgari 100 bin nüfuslu bir ilçeye yetecek yaklaşık 53 bin 500 KVA gücünde 351 kayıt dışı elektrik trafosu tespit edildi.
Kaçak kullanıcıların normalden 9-10 kat fazla enerji tükettiği, bunun da tedarik sürekliliğini sekteye uğrattığı vurgulanan açıklamada, sadece nisan ayı içinde yapılan denetimlerde tespit edilen kaçak trafoların sulama sezonunda çalışsa bile ekonomiye zararının yılda 200 milyon liradan fazla olduğuna işaret edildi.
Ceylanpınar ve Viranşehir’de 19 kayıt dışı trafoya el koyan dağıtım şirketi, kalan 332 kayıt dışı trafoya el konulması için suç duyurusunda bulundu.

Drone kayıtlarında trafoların tarlalara gömülerek gizlendiği tespit edildi.
Kaçak tüketimle mücadele vurgusu yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bugüne kadar süren mücadele neticesinde bölge genelinde yüzde 42,8’e düşürülen kaçak tüketimle mücadele sürecek. Bölgede elektriği bu şekilde hunharca ve kaçak kullanan vatandaşlar dağıtım ve iletim hatlarına çok büyük zararlar vermektedir. Bu durum bölgedeki abonelerin kaliteli ve kesintisiz elektrik kullanma haklarını yok etmektedir. Özellikle tarımsal sulama döneminde hatlara orantısız aşırı yüklenme sebebiyle meydana gelen arızalar, bu bölgelerdeki dağıtım şebekesinin tamamen çökmesine sebep olmakta ve uzun süreli kesintilere neden olmaktadır. Bu durum sadece bölgenin değil, ülkenin kesintisiz enerji arzını da tehdit ettiği için bu şekilde kaçak kullanımın devam etmesi durumunda, şebekenin aşırı yüklenildiği zamanlarda zorunlu kesintiler de kaçınılmaz olacaktır. Bu bağlamda sahada fiili olarak teknoloji destekli kontrollere aralıksız devam ediyoruz. Elektrik hırsızlığı ile mücadelemiz kararlılıkla sürecek.”

HESAP BASİT, RAKAM İSE DUDAK UÇUKLATIYOR
Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak yollarla elektrik tüketenlerin normalden 9 ila 10 kat daha fazla elektrik sarf ettiklerini bildirerek, basit bir hesapla tespit edilen elektrik hırsızlığının ekonomik boyutunu gözler önüne serdi. Açıklamanın devamında bir hesaplama paylaşan yetkililer “Kaçak kontrol ekiplerimizin sadece bu Nisan ayında tespit ettiği ve el koyduğu kayıt dışı trafoların gücü 53 bin 500 kVA’dır. Bu trafoların harcadığı enerji kabaca bir hesaplamayla bir saatte yaklaşık 75 bin TL’ye denk geliyor. Kaçak kullanan birinin günde 15 saat tarımsal sulama yaptığını var sayarsak, günlük elektrik tüketimi 1 milyon TL’yi aşıyor. Ne yazık ki bedel ödemeden kaçak elektrik kullanan çoğu çiftçi, dinamosunu çalıştırıp belki haftalarca kapatmıyor. Bunun yanında bölgede çiftçilerin çoğu yılda sadece bir ürün ekmiyor. Birçok yerde 2, hatta 3 ürün ekiliyor. Bu sebeple sulama dönemi de uzadıkça uzuyor. Bir yılda kaçak elektrikle 7 aylık sezon boyunca aralıksız sulama yapıldığı var sayıldığında ise günlük 1 Milyon TL’den yılda 210 milyon TL’den fazla elektriğin bedelsiz olarak kullanıldığı gerçeği ortaya çıkıyor ki bu gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Çünkü kullanılan kaçağın bedelini tüm ülke insanı ödüyor. Vatandaşlarımıza kanunen ve vicdanen kabul edilemez bu suça ortak olmamaları konusunda çağrı yapıyoruz.” diyerek sözlerine son verdi.



Dicle Elektrik’ten yapılan açıklamada, “İyi niyetle sunulan tüm imkânlara rağmen bu güne kadar borcunu ödememekte direnen tarımsal sulama abonelerimize, borcunu zamanında ödeyen abonelerimizin haklarını korumak adına, bu yıl kesinlikle elektrik verilmeyecektir” ifadelerine yer verildi.

Dağıtım şirketi, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamayı yineleyerek enerji arz güvenliğini sağlamak ve borcunu ödeyen abonelerin haklarını korumak üzere gerekli tedbirlerin alınacağını hatırlattı.
Şanlıurfa ve Mardin’deki 25 milyar TL borcu olan toplam 18 bin çiftçiye elektrik verilmeyecek
Dicle Elektriğin, bölgedeki tarımsal sulamadan kaynaklı elektrik borçlarına ilişkin açıklamada, “Özelleşmenin gerçekleştiği 2013 yılından bu yana devam eden tarımsal sulama alanındaki tahsilat sorunu her geçen gün artarak büyüyor. Başta Şanlıurfa ve Mardinli çiftçilerimizden kaynaklı olmak üzere ödeme yapmayan tüm çiftçilerimizin elektrik borçları toplamda 27 miyar TL’ye ulaştı. Bu rakamın 25 milyar TL’si bu iki ilimizdeki tarımsal sulama abonelerimizin ödemediği borçlarından kaynaklanıyor. Şanlıurfa’daki 13 bin abonenin 15.5 milyar TL, Mardin’deki 5 bin abonenin ise 9.5 milyar TL tarımsal sulama kaynaklı borcu bulunuyor. Bölge illerinden Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Siirt’teki tarımsal sulama abonelerinin elektrik borcu ise 2 milyar TL’ye yaklaşmış durumda” denildi.

Güneydoğu, Türkiye toplamının yarısını kullanıyor
Bölgedeki toplam elektrik tüketiminin 3’te birini kullanan tarımsal sulama abonelerinin yaklaşık 20 bin abonenin borçlu olduğunu hatırlatan yetkililer, kullanılan aşırı elektrik tüketiminin enerji arz güvenliğini ve kaliteli enerji dağıtımını tehlikeye düşürdüğünü yineledi. Aşırı elektrik tüketimin Türkiye toplamının yarısını oluşturduğuna yer verilen açıklamada, “Dağıtım bölgemizde kayıtlı 140 bin çiftçinin 65 bin kadarı sulu tarım yapıyor. Bölgedeki 9.8 milyon dönüm sulu tarım alanı bulunurken toplam sulamanın yüzde 79’u aşırı enerji tüketen motopomplarla gerçekleştiriliyor. Söz konusu tüketim ise Türkiye genelinde tarımsal alanda kullanılan elektriğin toplam tüketimin yarısına denk geliyor” ifadelerine yer verildi.
Borçların ödenmesinde bugüne kadar sağlanan destekleri hatırlatan yetkililer, “Tarımsal faaliyet gösteren çiftçilerimizden borcu bulunan çok sayıda vatandaşımıza yönelik devletimizin sunduğu imkânlar ve şirketimizin destekleri karşılık bulmadı. Aralarında faizsiz ve 5 yıl geri ödemesiz kredi desteği, hasat bitiminde ödeme kolaylığı, borçtan gecikme bedeli alınmaması, borcun kişiye özgü yapılandırılması, üç zamanlı tarife geçiş kolaylığı gibi çok sayıda imkan oluşturulmasına rağmen, tarımsal faaliyetlerini sürdüren çiftçilerin çok büyük çoğunluğu ne yazık ki borcunu ödemedi” dedi.
Dicle Elektrik dağıtım bölgesindeki borçlu tarımsal sulama aboneleri için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulanan ve 6 yıl devam eden destek 2023 yılı sonunda bitti. Yine Dicle Elektrik tarafından abonelere sunulan imkânlardan yararlanarak borçlarını ödemeleri için verdiği süre olan 31 Aralık 2023 geride kaldı. 2024’te borcunu ödemeyen aboneleri zor bir yılın beklediğini hatırlatan yetkililer bu yıl borçlu sulama abonelerine enerji verilmeyecek” şeklinde net açıklamada bulundu. Şirket ilaveten, başta Devlet Su İşlerine bağlı (DSİ) sulama birlikleri olmak üzere güvence bedeli yetersiz olan abonelere elektrik verilmeyeceğini de duyurdu.
Borcunu ödeyene çiftçiler için ilk aşamada bin adet jeneratör tedarik edildi
Şehir merkezlerinde Türkiye standardının üzerinde kaliteli enerji ortalamasını tutturan şirket, kırsal ve tarımsal sulama abonelerine yönelik önemli yatırımlara da imza atıyor. Bu yıl 10 milyar TL’yi aşkın bir yatırımı hayata geçirecek olan şirket, diğer yandan toplum odaklı çalışmalar gerçekleştiriyor. Borcunu zamanında ödeyen abonelere karşı tedbirlerini alan Dicle Elektrik, 25 ila 825 kVA gücünde ilk aşamada bin adet jeneratör tedarik etti. Üstelik nakliye ve yakıt da Dicle Elektrik şirketi tarafından karşılanacak.
]]>İncelemelerinin ardından gazetecilere açıklama yapan Yumaklı, illeri ziyaret ettiklerini, bugün de tarımsal üretim için son derece önemli illerden biri olan Elazığ’da bulunduklarını söyledi.
Elazığ’daki Keban Barajı’nın elektrik üretimi ve sulama için önemli su rezervuarlarından biri olduğunu kaydeden Yumaklı, sulama projelerinin ülkede yaygınlaştırılması için projeler geliştirmeye devam ettiklerini belirtti.
Yumaklı, şöyle konuştu:
“Sulama projeleri için özellikle şu an içinde bulunduğumuz alanı düşündüğümüzde baraj ile sulanacak olan alanların arasındaki kot sebebiyle bu sulamaların pompaj sistemiyle yani bir enerjiyle yapılması gerekiyor.
Bu da yaklaşık yüzde 40’lık bir ilave maliyet demektir. Arkadaşlarımız bununla ilgili bir AR-GE çalışması başlattı. Türkiye’de su rezervuarlarının üzerinde güneş enerjisi sistemi kurulumu daha önce bir kaç kez küçük çaplı yapılmış.
Ancak sisteme elektrik verecek hale gelmemiş. Bulunduğumuz alan AR-GE çalışması neticesinde sisteme elektrik verecek hale getirilmiş. 1 megavatlık bir elektriği sisteme vererek karadaki 2 megavatlık güneş enerjisi sisteminin de entegre olarak bu alandaki sulamanın yaklaşık yarısının enerjisini sağlar duruma gelmiştir.”

Sistemin önemli olduğunu kaydeden Yumaklı, “Su rezervuarı üzerinde yaptığımız güneş enerjisi sistemi temiz bir enerji. Karada yapılan enerji sistemlerinden yüzde 10 daha verimli. Bu rezervuarlardaki elbette belli bir planlamayla yapılacak. Yapılacak olan güneş enerji sistemleri aynı zamanda karadaki alan ihtiyacı ile ilgili baskıyı da azaltacak.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, bunun bütün ülke çapında yaygınlaştırılmasıyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile koordineli bir çalışma yürüttüklerini bildirdi.
“Türkiye’deki bütün içme suyu hariç, su rezervuarlarının, barajların, göletlerin elbette belli bir seviyede olması gerekir. Yüzde 10’unu bile kullandığımızda Türkiye’nin yıllık elektrik ihtiyacının 4’te 1’ini karşılama potansiyeline sahip. Elbette bu konu teorik bir konu.” ifadelerini kullanan Yumaklı, pratikte de başarılı örnekten hareketle bunun geliştirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

Yumaklı, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Özellikle Kuzova pompaj sulaması için ilave bir 3 megavatlık kurulumla birlikte enerji ihtiyacının tamamını sağlayacağız. Bundan sonraki dönem için özellikle iklim değişikliğinin etkisi yine bu sistemin suyun buharlaşmasıyla alakalı sağlayacağı ciddi katkıyı da düşünerek bu projemizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Özellikle belli bir aşamadan sonra yaptığımız sulama sistemlerinin tamamını kapalı sulama sistemi yapıyoruz, eğer mümkünse cazibe sulamayla birlikte.
Elbette tarım için çok önemli olan suyun verimliliğe olan katkısını sağlayarak üretimimizi artırmaya çalışıyoruz. Ancak bu alanlarda olduğu gibi kot farkı sebebiyle eğer bir elektrik enerjisi ihtiyacı olmuş ise bu uygulamalarla birlikte inşallah bundan sonraki dönemde de sulama projelerine ağırlık vereceğiz.
Bu önemli projenin pilot uygulamasının yapıldığı Elazığ’a, bütün ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”
Programa, Tarım ve Orman Bakan Yardımcıları Ahmet Gümen ve Ebubekir Gizligider, Elazığ Valisi Ömer Toraman, AK Parti Elazığ milletvekilleri Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Belediye Başkanı ve AK Parti’nin Belediye Başkanı adayı Şahin Şerifoğulları, İl Tarım ve Orman Müdürü Ali Kılıç, DSİ 9. Bölge Müdürü Sebahattin Şamcı, AK Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, kurum yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.
Prof. Dr. Kızıl ile Prof. Dr. Gökhan Çamoğlu, Dr. Öğretim Üyesi Sefa Aksu, ziraat yüksek mühendisleri Hakkı Fırat Altınbilek ve Hakan Nar’dan oluşan ekip, çeltik tarlalarında su israfını önlemek ve suyun doğru kullanılmasını sağlamak amacıyla 2022 yılında “Çeltikte Damla Sulamada FAO Penman-Monteith Modeline Dayalı Sulama Otomasyon Sisteminin Geliştirilmesi” başlıklı projeyi hazırladı.

TÜBİTAK desteğiyle yürütülen proje kapsamında geliştirilerek testleri başarıyla tamamlanan otomasyon sistemi, tarlaya kurulan sensörler ve devreler yardımıyla android cihazlarla bilgi alışverişi yapabiliyor, hava durumu, yağış miktarı, nem faktörü gibi çok sayıda veriyi anında işleyip buna göre sulama yapılmasını sağlıyor.
Oluşturulan ara yüzden yaptığı yönlendirmelerle çeltik üretiminde suyun fazla kullanımını önleyen, yüzde 70’e varan su tasarrufu sağlayan ve geliştirilmesi için çalışmalara devam edilen otomasyon sistemi için bu sene patent başvurusunda bulunulması planlanıyor.
Prof. Dr. Kızıl, yapay zekanın öneminin iyice arttığı bu dönemde tarım alanında projeler geliştirerek, düşük maliyetli sistemlerle Türk çiftçisine akıllı ve pratik çözümler sunmaya çalıştıklarını söyledi.
Kullanılabilir tatlı su kaynaklarının yüzde 75’inden tarımda yararlanıldığını belirten Kızıl, ziraat alanında suyun büyük bölümünün çeltik üretiminde tüketildiğini dile getirdi.
Bölüm Başkanlığı bünyesinde damla sulamanın çeltikte uygulanmasıyla ilgili yüksek lisans ve doktora çalışmalarını yapay zeka boyutuyla ele aldıklarını aktaran Kızıl, bu konuda ucuz ve ekonomik olan sensör teknolojilerini kullanmaya başladıklarını ifade etti.
OTOMASYONUN MALİYETİ 50 BİN LİRANIN ALTINDA
Kızıl, çeltikte sulama için ürettikleri sensörleri çok ucuza mal edip yapay zeka ile birleştirerek önemli çalışmalara ulaştıklarını vurguladı.

Bu adaptasyonla Türkçe uygulamalar da yapıp cep telefonlarına entegrasyonu sağladıklarını anlatan Kızıl, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu uygulamaları sadece cep telefonu değil, tablet ve bilgisayarlar için de geliştirdik. Önümüzdeki süreçte bunların daha kullanışlı şekilde entegre olmalarını sağlarsak hem daha ucuz hem de daha ekonomik olarak neredeyse her üreticinin ulaşabileceği boyutta ve maliyette sistemler geliştirebiliriz. Çeltik alanları için TÜBİTAK destekli sulama otomasyonu projesini geliştirdik.
Tamamen sensörlerle cihazın bluetooth üzerinden haberleşmesine olanak sağlayan, verilerin internet bağlantısı üzerinden Google Drive’a gitmesini, orada toplanmasını, işlenmesini, ertesi gün tekrar o verinin sulamada kullanılmasını sağladık.
Bunun için yine bluetooth ile komutların sulama sistemine gönderilmesi işlemlerini tamamladık. Bu işlemlerin hepsini otomatik hale getiren, planladığınız saatte suyu açıp planladığınız saatte hesaplanan miktar kadar suyu verdikten sonra kapatan otomatik bir sistem.”

SUYUN DOĞRU KULLANILMASI SAĞLANACAK
Kızıl, sistem sayesinde çeltik tarlalarında su israfının önüne geçileceğini, suyun doğru kullanılmasının sağlanacağını anlattı.
Sisteme istenilen uzaklıktan müdahale edilebildiğini kaydeden Kızıl, kullanıcının her an yaşanabilecek durumlarda SMS ile bilgilendirilebileceği bir sistemin oluşturulduğunu belirtti.
Prof. Dr. Kızıl, Trakya’da deneyip başarılı sonuçlar aldıkları otomasyonun maliyetinin 50 bin liranın altında olduğu bilgisini verdi.
Çiftçinin bütçesine, kullanım amaçlarına uygun, 5-10 bin liralık maliyetleri olan sistemler geliştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Kızıl, “Tabii çeltik daha endüstriyel bir yetiştiricilik olduğu için biraz daha tolere edilebiliyor ama onun haricinde diğer uygulamalarımız da var. Birkaç bin liralık cihazlarla üreticinin kullanabileceği basitlikle cep telefonu uygulamalarıyla üreticinin problemlerine çözüm bulmayı amaçlayan bir laboratuvarız. Bu anlamda bu çeltik otomasyon sistemini geliştirdik.” diye konuştu.

Ev bitkisi bakımında yapılan en yaygın hatalar, eğer önlem alınmazsa bir süre sonra bitkinin tamamen ölmesine neden olacağı için önlemleri alınması gereken bir durumdur. Peki, ev bitkisi bakımında yapılan en yaygın hatalar nelerdir ve nasıl önlem almalısınız gelin birlikte öğrenelim!
EV BİTKİSİ BAKIMINDA YAPILAN EN YAYGIN 5 HATA

Aşırı Sulama
Ev bitkisi bakımında yapılan en yaygın hataların başında sulama yaparken aşırıya kaçmak gelir. Sulamada aşırıya kaçmak bitkilerin ölmesine sebep olur. Bu sorunun çözümü olarak bitkiyi her sulama sırasında nem seviyesini kontrol etmeniz gerekir. Bitkinin nem seviyesini kontrol etmenin basit yolu toprağına parmağınızı batırmaktır. Eğer toprak parmağınıza nemli geliyorsa sulama işini ertelemeli, kuru geliyorsa sulama yapmalısınız.
Bitkinizin suya ihtiyacı olup olmadığını anlamanın bir diğer yolu ise saksısının ağırlığıdır. Eğer saksıyı kaldırdığınızda ağırsa muhtemelen toprak hala ıslaktır ve sulama yapmanıza gerek olmadığını anlayabilirsiniz. Ancak saksı çok hafif ise toprak tüm suyu emmiş ve bitkinizin suya ihtiyacı var demektir.
Uzmanlara göre ev bitkisi bakımında bir sulama programınız olmalı ve buna bağlı kalmalısınız. Bir sulama programı doğrultusunda bunu yapmak, bitkinize doğru miktarda sulama yapmak için en doğru seçenek olarak görülür.

Yanlış Işık
Ev bitkisi bakımında yapılan en yaygın hatalardan bir diğeri de bitkinin yanlış ışık alan yere koyulmasıdır. Yeni alınan bir bitki yerleştirildiği yerdeki ışığı sevmez ise bir süre sonra gelişimi durur ve solmaya başlar.
Bir ev bitkisi satın almadan önce onu koyacağınız yeri kafanızda belirleyin ve o ortamın ışığına uygun bir bitki satın alın.

Fazla Gübreleme
Ev bitkisi bakımında yapılan en yaygın hatalardan bir diğeri de aşırı sulama gibi gübrelemede de aşırıya kaçmaktır. Gübrenin içerisinde tuz bulunur ve bu tuzlar aşırı gübreleme yapıldığında bitkinin köklerini yakarak ölmesine sebep olur.
Ev bitkinize aşırı gübrelemenin bitkiyi daha çok büyütmek yerine öldürdüğü bilgisini göz önüne alarak yeterli ve dengeli şekilde gübreleme işlemi uygulayın.

Bitkinin Köklenmesine İzin Vermek
Ev bitkisi bakımında yapılan en yaygın hatalardan bir tanesi de bitkinin köklenmesine izin vermektir. Köklenme bitkinin büyüdüğünü gösterir ve eğer fark edilip saksı değişimi yapılmazsa daha az toprak, daha az su ve besin alacaktır. Az beslenen bitki zamanla besin kaybı yaşamaya başlayacak ve bir süre sonra yeterli besin sağlanamadığından ölecektir.
Bu gibi sorunlar ile karşılaşmamak için bitkiniz köklenmeye başladığını fark edince daha geniş bir saksıya almalısınız. Bunu anlamak için bitkinizi saksıdan çıkarın ve alt kısmına bakın. Eğer %75 kök, %25 toprak olarak görünüyor ise yeni bir saksıya geçiş zamanı gelmiş demektir.

Yanlış Saksı Karışımı
Ev bitkisi bakımında yapılan en yaygın hatalardan biriside bitkiyi satın aldığınızda gelen saksı karışımı ile kullanmaktır. Bitki satın aldığınızda saksısı içerisindeki karışımı ev ortamı için uygun değildir. Bu topraklar tropik bitki topraklarını taklit ettiği için seralarda oldukça iş görür. Ancak ev ortamı buna müsaade etmediği için toprağı değiştirmeniz gerekir.
Eğer sulama konusunda bir ayarlama yapamıyorsanız ve çok sulama yapıyorsanız, bu ağaç kabuklarından oluşan toprağı kullanmaya devam edebilirsiniz.
]]>