Uygulama yapan polislere biber gazı sıkıp ateş ettiler
Hazırlanan iddianamede, olay günü DHKP-C silahlı terör örgütü mensubu Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un, adliyenin D blok kapısına yaklaştıkları sırada görevli polis memurları tarafından uygulama yapıldığı, uygulama sırasında eylemci Birkoç’un görevli polis memurlarının yüzlerine 2-3 saniye kadar biber gazı sıktığı, bu sırada Birkoç’un arkasında bulunan Yayla’nın polis memuruna ateş ettiği, silahın ateş almaması üzerine yeniden ateş ettiği ve sağ ayağından yaraladığı anlatıldı.
1 vatandaşın ölümüne neden oldukları kaydedildi
Polislerden birinin adliye binası istikametine diğerinin C blok istikametine doğru koşmaya başlaması üzerine her iki eylemcinin de C blok istikametine doğru koşan polis memurunun arkasından polis memurlarını hedef alarak ateş ederek koşmaya başladıklarının belirtildiği iddianamede, bu sırada Dilfiraz Karataş isimli vatandaşın eylemcilerce açılan ateş sonucu olay yerinde yaralandığı, sonrasında kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, eylemcilerin ise C blok önündeki nöbet kulübesine doğru ateş ederek gelmesi üzerine kulübede bulunan polislerin karşılık vermesiyle etkisiz hale getirildikleri aktarıldı.
Örgütün ‘Merkez Komitesi’ deşifre oldu
Hazırlanan iddianamede, DHKP-C terör örgütünün ‘merkez komite’ olarak adlandırılan yapı tarafından yönetildiği, örgüt yönetiminin silahlı, bombalı ve benzeri bir eylem kararı alması sürecinde örgüt sorumlularının bu süreçte rol aldığı, şüpheliler Zerrin Sarı, Fehriye Erdal, Seher Demir ve Musa Aşoğlu’nun örgütün merkez ve genel komitesi içerisinde faaliyet yürüttükleri ve bu şüpheliler hakkında yakalama kararı çıkarıldığı kaydedildi. İddianamede, örgüt yöneticilerinin örgüt üyeleri arasında iş bölümü yapma, örgütün hedef ve amaçları doğrultusunda yapılacak eylem, gösteri yürüyüşü, propaganda faaliyetlerini yürütecek örgüt üyelerine talimat verme ve örgüt üyeleri arasında hiyerarşiyi belirleme pozisyonunda bulundukları kaydedildi.
Örgüt şemasının detayları ortaya çıktı
Örgütün şemasının da yer aldığı iddianamede, merkez komitesinde yer alan 4 şüphelinin yanı sıra, şüphelilerden Necmiye Birkoç’un örgütün sözde mahalli alan yapılanması sorumlusu, Ayten Öztürk’ün sözde Türkiye sorumlusu, Seda Şaraldı’nın sözde halkın hukuk bürosu yöneticisi, Seher Adıgüzel’in grup yorum sorumlusu, Meryem Özsöğüt’ün sözde sağlık kabini sorumlusu, Ulaş İnci’nin sözde gençlik sorumlusu olduğu da belirtildi.
Gözaltına alındıklarında örgütsel tavır sergiledikleri aktarıldı
Hazırlanan iddianamede, şüphelilerin gözaltına alınmalarıyla beraber örgütsel tavır sergiledikleri, örgüt mensuplarının gözaltında bulundukları süre içerisinde açlık grevine gitme, tüm aşamalarda direnme, imza atmama gibi uymaları gereken kuralların örgüt tarafından yazılı hale getirildiği kitapçıktaki kurallara harfiyen uydukları kaydedildi.
19 şüpheliye 15’er yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede, firari şüpheliler Zerrin Sarı, Seher Demir, Musa Aşoğlu, Fehriye Erdal ile şüpheliler Necmiye Birkoç, Nejla Birkoç, Ayten Öztürk, Diyar Ersoy, Elif Ersoy, Ercan Güneş, Gamze Eroğlu, Hakan İnci, Hasan Karapınar, Meryem Özsöğüt, Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı, Oktay Kelebek, Seda Şaraldı, Seher Adıgüzel ve Ulaş İnci’nin ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan ayrı ayrı 7’şer yıl 6’şar aydan 15’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Öte yandan öldürülen teröristler Emrah Yayla ile Pınar Birkoç hakkında ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’, ‘kasten öldürme’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘tasarlayarak öldürme’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği öğrenildi. Şüphelilerin yargılanmasına 31 Ekim tarihinde İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesi’nce başlanacak.
Geriye dönük olarak tarama yapıldığında 196 sahte belgenin olduğunu belirleyerek suç duyurunda bulundu. Cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturma neticesinde teknik ve fiziki takip verileriyle olaya ilişkin şüpheliler tek tek tespit edildi.
182 KİŞİ HAKİM KARŞISINDA
Çoğu hastaların uyku aknesi, epilepsi tanısı, diyabet (şeker hastalığı) hipertansiyon ve hiperlipidemi (kolesterol yüksekliği) hastalığına ilişkin sahte belgeler sunarak malulen emekli olmaya, ÖTV muafiyetli araç almak veya engelli sağlık kurulu raporu almaya çalıştıkları belirlendi.
Hastaneden çıkarılan sağlık kurulu raporlarına bakıldığında tüm raporların Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) indiriminden yararlanmak maksadı ile başvurulduğu belirlendi. Şüphelilerin sahte rapor düzenledikleri veya başkalarına ait raporları kullandıkları yapılan araştırmalar sonucunda tespit edildi.
Örgüt üyeleri arasında hastane çalışanı, doktor ve sekreteri, eczacı ile rapor sahte rapor almak isteyen 182 şahıs hakkında soruşturma açıldı.
46 KİŞİ TUTUKLANDI
Olaya ilişkin yapılan operasyonla 182 kişi gözaltına alındı. 22 örgüt üyesi, 4 örgüt lideri ve raporu almak için bu organizasyonla irtibata geçen şüpheliler ise azmettirici konumunda değerlendirilerek dosyaya dahil edildi. Bu şahıslardan 46’sı tutuklanırken diğer şüpheliler ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
ÖRGÜT LİDERİ 196 EYLEMDE!
Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede H.Y.; kurduğu ve liderliğini yaptığı şebeke bünyesinde, haksız heyet raporu almak isteyen kişilere aracılar vasıtasıyla ulaştığı, bu şahıslardan para almak suretiyle (kişi başı ortalama 25 bin TL) sahte belgeler ve başkalarına ait tahlilleri bir araya getirdiği, hastanelerdeki kamu görevlileri ile irtibata geçerek rapor sırası almaktan, kan ve sair biyolojik unsurları değiştirmeye kadar her türlü sahtecilik faaliyetini gerçekleştirdiği, sahte heyet raporu aldırdığı tape kayıtları ve fiziki takip ve fotoğraflar ile sabitlendiği belirtildi. H.Y’nin 196 eylemde parmağı olduğu belirlendi. İddianamede örgüt lideri olarak tanımlanan şüphelilerden H.Y’nin suçu ikrar ettiği belirtilirken örgüt lideri olarak tanımlanan diğer şüpheliler E.T. ve H.E’nin ise suçlamaları inkar ettikleri belirtildi.
Ayrıca toplamda 130 eylem bakımından kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları işlenirken 50 eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtildi.
SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİLER
Olayla ilgili davanın 2. celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz olarak yargılanan sanıklar katıldı. Tutuklu sanıklar ise davaya katılamadığı görüldü. Olaya ilişkin ifadeleri alınan sanıklar, raporların sahte olduklarını bilmediklerini, sıra alma konusunda H.Y’nin kendilerine yardımcı olduklarını ancak kendisine para vermediklerini söyledi.
Mahkeme heyeti, ifadesi alınamayan sanıkların ifadesinin alınması için duruşmayı erteledi.
]]>Yakalanan şüpheliler, polisteki ifadelerinde Tevfik Sutaş’a elden bu parayı borç verdiklerini öne sürdü. İfadelerin ardından şüpheliler serbest bırakıldı. Savcı dosyayı bilirkişi incelemesine gönderdi. Evrak incelenirken bilirkişi heyeti, başka amaçla atılmış imzadan faydalanmak suretiyle elde edilmiş sahte bir senet olduğu, bu yöntemin de ‘Pencere yöntemi’ adı verilen ve sık karşılaşılan bir sahteciliğin bulguları olduğu yönünde tespit yaptı. İcra takibi dururken, konuyla ilgili soruşturma sürüyor.
‘BÖYLE BİR BORCUM YOK, BU İNSANLARI TANIMIYORUM’
Yaşadıklarını anlatan Tevfik Sutaş, “İzmir’deki oturduğum dairenin görevlisi beni aradı. ‘Tevfik Bey adınıza bir ödeme emri geldi icradan. Ben aldım onu sizin adınıza, gelince vereceğim’ dedi. Geriye göndermemiş, muhtara göndermemiş. O görevlinin yaptığı bana büyük bir iyilik. Görevli hayatımı kurtardı. Görevli o mektubu almayıp muhtara gönderseydi, tebligat benim elime geçmiş sayılacaktı. Ben de 40 milyon borcu kucağımda bulacaktım. Hemen süresi içerisinde itiraz ettik. Benim böyle bir borcum yok, ben bu insanları tanımıyorum. Savcılığa da suç duyurusunda bulundum. Şüpheliler ifade verdi. Beni tanıdığını söylemiş. İnşaat yaptığımı ve borç para istediğimi beyan etmiş. Bana para verdiğini söylemiş. Bunu söyleyen yeşil kartlı, evsiz barksız biri. Bunları da şüphelileri araştırınca öğrendik. Yapılan incelemesinde senedin kare kutu içine imza almak suretiyle kargo veyahut başka bir tebligat teslim edilerek yapıldığı ortaya çıktı. Bu olaydan sonra artık gelen bu tür teslim formu ya da tebligatları imzalamıyorum. Benim, ağzım yandı, başkalarınınki yanmasın. Benim gibi mağdur olmak istemiyorlarsa, bu tür evrakları imzalarken dikkatli olsunlar” diye konuştu.
‘KAĞIDIN ALTINA SENET KOYULMUŞ’
Avukat Fırat Ay, “Tevfik Sutaş’a 40 milyon TL’yi elden borç olarak verdikleri yönünde bir iddiada bulundular. Tabii bu iddianın, biz, hayatın olağan akışı kavramına uygun olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu para, 150 kilo bandında bir ağırlığa sahip. Ayrıca Tevfik Sutaş’ın böyle bir para almasını gerektirebilecek bir ihtiyacı da yok. Kendisinin yaşlı olmasından kaynaklı hedef olduğunu düşünüyoruz. Son zamanlarda sıkça kullanılan pencere yöntemi ile yani kağıdın altına senet konularak bu dolandırıcılık gerçekleşmiş. Vatandaş kargoya imza attığını zannederek alttaki senede imzalıyor. Bir evraka imza attıkları zaman muhakkak o imzanın, o kağıdın arka tarafında başka bir kağıt olup olmadığını elleriyle mümkün olunca kontrol etsinler. Güvenmediği kişilerden bu şekilde bir imza talebi geldiği zaman muhakkak evrakları okuyup o şekilde imzada bulunsunlar. Yoksa bu telafisi mümkün olamayacak birçok zarara sebebiyet verecek” dedi.