Dünya, çevre ve toplum için sürdürülebilir bir gelecek yaratmak amacıyla yatırımlarına devam eden Boyner Grup, sürdürülebilirlik yönetimi anlayışının temelini şeffaflık, açıklık, hesap verebilirlik ve katılımcılığın oluşturduğuna dikkat çektiği 2023 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı. Dünya, çevre ve toplum için sürdürülebilir bir gelecek yaratmak amacıyla yatırımlarına devam eden Boyner Grup’un önceliği ise toplumsal cinsiyet eşitliği. Tüm iş yapış biçimlerini Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda hayata geçirdiklerini ve 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 9’unda faaliyet gösterdiklerini söyleyen Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, “Özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki çok net yaklaşımımızı istikrarla sürdürüyoruz. Eşitliği sağlamayı bir kadın meselesi değil, demokrasi meselesi olarak görüyoruz.” dedi.
‘Sürdürülebilir Kadın Liderler’ yetiştirecek
2009 yılından bu yana cesur, ses getiren, kadınları iş ve sosyal yaşamın merkezine çeken çalışmalarına bir yenisi daha eklediklerini söyleyen Ümit Boyner, “UNDP iş birliğiyle hayata geçirecekleri SHE LAB -Genç Kadınlar için Sürdürülebilirlik Laboratuvarı projesiyle kadın liderler yetiştirmek için yola çıktık. Sürdürülebilirlik konusu henüz şirketler nezdinde dahi tam anlaşılmamışken, üniversitelerin 3. ve 4. sınıflarında okuyan kız öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşecek olan proje 18 aylık online bir eğitim dönemini kapsayacak ve 210 genç kadına ulaşılacak.” dedi.
‘SHE LAB’ cam tavanları kıracak
SHE LAB projesinin sürdürülebilirlik alanında çalışacak kadın profesyonellerin yetiştirilmesi ve bu alanda eğitim programlarının geliştirilmesi için öncü bir çalışma olacağını vurgulayan Ümit Boyner, “Entegre düşünme becerilerine sahip ve yapay zekâ sistemleriyle birlikte çalışabilme kapasitesine sahip kadın profesyonellerin yetiştirilmesi erkek egemen bir çalışma sisteminin üzerindeki cam tavanları da kıracak. Bir diğer hedefimiz ise SHE LAB’i Türkiye’de en iyi şekilde hayata geçirip, projenin yetkinliğini ve etkisini kanıtlamak. Ardından da SHE LAB’i bir model haline getirerek UNDP’nin aktif olduğu ülkelerde yaygınlaştırılması olacak. Çünkü hiçbir zaman sadece finansal bir destek sağlayalım misyonuyla hareket etmedik. Odağımız her zaman finansal destek sağlamanın yanında, değişimin ve dönüşümün bir parçası olarak ele aldığımız toplumsal sorunun çözümünde de aktif rol almak” ifadelerini kullandı.
“Çalışmalarımızı değer zincirinin tamamında uyguluyoruz”
Sürdürülebilirlik çalışmalarının tamamında “iş yerinde demokrasi” ilkesini ele aldıklarını söyleyen Boyner Grup İcra Kurulu Üyesi, Strateji ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Elif Ateşok Şatıroğlu ise, “Her gün binlerce kişiye dokunan bir marka olarak müşteri mutluluğunu esas almak önemli, ama sorumluluk duygusuyla çalışmak daha da önemli. Biz de Boyner Grup olarak, eşitliği çalışma ilkelerimize yerleştirdik ve toplumsal cinsiyet eşitliğini odağımıza aldık. Türkiye’de kadın çalışan oranı %47, icra kurulundaki kadın oranı %60 olan tek şirketiz. Fırsat eşitliği, eşit işe eşit ücret ve yönetim kurullarında kadın yöneticilerin varlığı gibi konularda adımlar attık. Seninle Tamam, Biriz Birlikteyiz, İyi İşler projelerimizle kadın girişimcileri ve çalışanları desteklerken Buluşum gibi projelerimizle gençlerimizin yanındayız. Tüm bu faaliyetlerimizle sadece kurum içinde değil, değer zincirinin tamamında uygulamaya devam edeceğiz” dedi.
“Sürdürülebilir iyilik peşindeyiz”
Boyner Grup, 2023 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu da yayınladı. Boyner Grup’un şirketleri ve tüm çalışanlarıyla sürdürülebilir iyilik peşinde olduklarını paylaşan Boyner Grup CFO ve İcra Kurulu Üyesi Özgür Tokgöz Altun, “Boyner Grup olarak Sürdürülebilirliği tüm şirketlerimizin faaliyetlerinde temel bir değer olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik artık sadece yeşil yatırımlar, çevre veya sosyal alanlarla sınırlı değil. Bu yüzden çalışmalarımıza iç ve dış paydaşlarımızı da dahil ederek döngüsel bir ekonomi sistemi etrafında şekillendiriyoruz. Çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) faktörlerin öneminin arttığı bir dönemde, finansal başarımızı sadece bilanço rakamlarıyla sınırlı tutmayarak, ESG’nin merkezine güçlü finansmanı konumlandırıyoruz.” dedi.
“Enerji tüketimlerine bağlı emisyonlarımız 2022 yılına göre %74 azaldı”
Tokgöz, 2023 yılı Sürdürülebilirlik raporunda toplumsal etkiden çevresel etkiye, işyerinde demokrasiden inovasyona kadar pek çok önemli başlığın yer aldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “İçerisinde Altınyıldız gibi büyük üretim tesisleri de olan şirketlerimizin her birinde ürün ve hizmetlerimizin çevreye olumsuz etkisini azaltmak amacıyla faaliyetlerimizi yürütüyoruz. 2023 yılında m2 başı emisyonumuzu bir önceki yıla göre %37,8 oranında, baz yıl 2012’ye göre ise %38,3 oranında azalttık. Binalarda Enerji Verimliliği kapsamında da Boyner Büyük Mağazacılık’ta 2023 yılında metrekare başına düşen enerji tüketimimizi 2012 yılına göre %46 oranında azalttık. İzmir Torbalı’daki genel merkezimizde hayata geçirdiğimiz “Yeşil Çatı” projemizde de GES aracılığıyla ürettiğimiz enerji miktarını 2023 yılında 2,13 GWh’a çıkardık. Bu sayede, fabrika ve merkez ofisimizin tamamının elektrik ihtiyacını karşılamış olduk. BR Mağazacılıkta ise 2023 yılı içinde GES Projesi sayesinde ofis enerji tüketimlerine bağlı emisyonlarımız 2022 yılına göre %74, projenin başladığı 2020 yılına göre ise %68 oranında azaldı.”
“Şeffaf ve izlenebilir raporlamalar yapıyoruz”
Değer zincirinde şeffaf ve izlenebilir bir raporlama yaptıklarını ifade eden Tokgöz, “Boyner Grup olarak döngüsel ekonomiye geçiş için yaptığımız çalışmaları da her yıl daha ileriye taşımak için çalışıyoruz. Boyner Mağazacılık ve Altınyıldız Fabrikamızdaki koleksiyonlarımızda geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını; Altınyıldız Tekstil Fabrikamızda ise geri dönüştürülmüş polyester kullanımını artırıyoruz. Müşterilerimizden iade gelen ürünleri de Nivogo ile yaptığımız iş birliği ile yeniden kullanılır hale getirmeyi hedefliyoruz. Çok kullanımlı çanta projemizi hayata geçirdik. Bugüne kadar hem 4 milyonu aşkın naylon poşet kullanımının önüne geçtik, hem de eğitime destek verdik. Bununla birlikte 2023 yılında 2,9 milyon pet şişeyi hammaddeye dönüştürdük ve 124 ton karbondioksit gazının atmosfere karışmasını da önledik.” dedi.
Raporda su ve kimyasal tüketimi azaltma kapsamındaki çalışmalar da öne çıkıyor. Grubun, 2023 yılına kadar plastik tüketiminde yıllık bazda 11,5 ton azaltım olan taahhüdü, 2023 yılında hedefin 5.5 katında seyrederken, yıllık plastik tüketiminde 63 tonluk azaltım sağlanmış durumda.
]]>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Mehmet Tütüncü, “Faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda etki ettiğimiz geniş ekosistemde tüm paydaşlarımızla birlikte güçlenerek dönüşmek hedefiyle çalışmalarımızı var gücümüzle sürdürmeye devam ediyoruz. ‘Bu Dünya Bizim’ yaklaşımımızla sürdürülebilirlik odaklı gelecek hedeflerimizi ve somut aksiyonlarımızı içeren sürdürülebilirlik raporumuz da bu yöndeki başarılı performansımızı gözler önüne seriyor” dedi.
Yıldız Holding ve şirketlerinin 2023 yılındaki sürdürülebilirlik faaliyetlerinin kapsamlı bir şekilde kamuoyuyla paylaşıldığı 7. Sürdürülebilirlik Raporu yayınlandı. Sürdürülebilirlik Raporu; Adapazarı Şeker, Aytaç Gıda, Bizim Toptan, Kerevitaş, ŞOK Marketler ve Ülker’in 1 Ocak – 31 Aralık 2023 faaliyet dönemini kapsıyor.
Yıldız Holding ve şirketlerinin sosyal ve çevresel performans göstergelerinin konsolide edildiği ve GRI Standartları Temel Seçeneğine uygun olarak hazırlanan raporda, Yıldız Holding’in “Doğanın Geleceği İçin Çalışıyoruz”, “Paydaşlarımızla Güçleniyoruz” ve “Geleceğe İlham Veriyoruz” başlıkları altındaki taahhütlerine ve yenilikçi projelerine yer veriliyor.
Raporda Yıldız Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ve BM Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) kapsamındaki faaliyetleri ve performansının yanı sıra Holding’in BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SDGs) olan doğrudan ve dolaylı katkısı da aktarılıyor.
YEŞİL DÖNÜŞÜM HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR
2050 yılına kadar tüm değer zincirinde “net sıfır” sera gazı emisyonu hedefiyle çalışmalarını sürdüren Yıldız Holding, bu taahhüdünü somut aksiyonlarla destekliyor. Bu hedefe yönelik olarak daha önce Ülker ve Kerevitaş’ta başlatılan karbonsuzlaşma projesine; 2023 yılında Aytaç ve Bizim Toptan da dahil edildi. Geçtiğimiz yıl Yıldız Holding ve şirketlerinde plastik azaltımı konusunda da önemli gelişmeler kaydedildi.
Yıldız Holding’in İş Dünyası Plastik Girişimi’ne vermiş olduğu 2023 yılına kadar 1.000 ton taahhüdü aşılarak, 2.250 ton plastik azaltımı sağlandı. Tüm şirketlerinde yeşil dönüşüm yolculuğuna hız veren Yıldız Holding, şirketlerindeki yenilenebilir enerji yatırımlarını da hızlandırdı. Aytaç’ın fabrika arazisinde kurulacak güneş enerjisi santraliyle de fabrikanın elektrik ihtiyacının tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak.
FIRSAT EŞİTLİĞİ VE KAPSAYICILIK ÇALIŞMALARI DÜNYADA SES GETİRİYOR
Yıldız Holding, 2021 yılında kurduğu Kadın Platformu öncülüğünde tüm değer zincirinde fırsat eşitliğine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. 2030’a kadar tüm yönetim kademelerinde çeşitliliği artırmayı, üst yönetimdeki kadın oranını güçlendirmeyi hedefleyen Yıldız Holding’de fırsat eşitliği temelli dönüşüm sonrası grup şirketlerinde görev alan kadın yönetim kurulu üyesi oranı yüzde 14’ten yüzde 26’ya yükseldi.
Kurulduğu günden beri Holding’in temel prensiplerinden biri olan eşit işe eşit ücret yaklaşımını uluslararası standartlara göre belgelemek amacıyla gönüllü başvurulan ve birinci fazı başarıyla tamamlanan uluslararası sertifikalandırma sürecinde ise son aşamaya gelindi.
Kadın girişimciliğinin desteklenmesi başta olmak üzere Yıldız Holding’in fırsat eşitliğine yönelik yürüttüğü çalışmalar küresel ölçekte de büyük ses getirdi. Holding’in fırsat eşitliği ve kapsayıcılığa yönelik öncü çalışmaları geçtiğimiz Eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ndeki özel oturumda tüm dünyaya örnek gösterildi.
Aynı zamanda, şirketlerin toplumda kadının güçlenmesi ve yerel üreticilerin desteklenmesi adına geliştirdiği toplumsal fayda projeleri de bu yıl pozitif etki odağında ön plana çıkıyor.
2030’A KADAR INOVASYON YATIRIMLARI İKİ KATINA ÇIKACAK
Geleceğe ilham vermek odağında tüm şirketlerinde, yeni ürün geliştirmeden sürdürülebilir ambalaj uygulamalarına, su tüketimini azaltmadan tarımda teknolojik uygulamalara kadar birçok alanda Ar-Ge faaliyetlerine devam eden Yıldız Holding, gıda ve perakende sektörleri başta olmak üzere faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde liderliğini pekiştirmek üzere inovasyon yatırımlarını sürdürüyor.
2030’a kadar sürdürülebilirlik odaklı inovasyon yatırımlarını iki katına çıkarmayı hedefleyen Holding’in yenilikçi çalışmaları “Yerinde Ar-Ge Merkezi” statüsü alan Yıldız Tech tarafından yürütülüyor.
MEHMET TÜTÜNCÜ: “DÖNÜŞTÜRÜCÜ LİDERLİĞİMİZLE SEKTÖRÜMÜZE YÖN VERİYORUZ”
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Mehmet Tütüncü, Yıldız Holding’de, “İsrafsız Şirket” iş modeliyle uzun zamandır yürütülen sürdürülebilirlik çalışmalarına bütüncül bir sistem dönüşümü anlayışıyla devam edildiğini belirterek şunları söyledi: “Faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda etki ettiğimiz geniş ekosistemde tüm paydaşlarımızla birlikte güçlenerek dönüşmeyi hedefliyoruz.
Bu sene 7.sini yayınladığımız sürdürülebilirlik raporumuzda da ‘Bu Dünya Bizim’ yaklaşımımızla hayata geçirdiğimiz ilerlemeyi, hedeflerimizi ve somut aksiyonlarımızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz.
Yıldız Holding ve tüm şirketlerinde sürdürülebilirlik odaklı çalışmaları hızlandırdık. Sürdürülebilirlik raporumuz da bu yöndeki başarılı performansımızı gözler önüne seriyor. Bu uzun yolculukta, sürdürülebilirlik alanında şimdiye dek kat ettiğimiz gelişmenin ötesine geçmek için cesur ve kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz.”
Türkiye genelinde 700’ün üzerinde sanayi firması ile yapılan ve her yıl tekrarlanacak olan araştırmaya göre, sanayi firmalarının sürdürülebilirliğin kurumsal stratejiye entegre edilmesi noktasında henüz başlangıç aşamasında olduğu kaydedildi. Firmaların sürdürülebilirlik gündemine ilişkin bilgi seviyesinin ise düşük kaldığı belirtildi. Türkiye’deki sanayi kuruluşlarından yüzde 13’ünün karbon ayak izini hesapladığı, sürdürülebilirlik konusunda kamuya açık rapor yayımlayan firmaların toplam oranının ise yüzde 6 olduğu vurgulandı. Araştırmaya göre sürdürülebilirlik hedef ve aksiyonlarını etkileyen en önemli etken olarak ‘Kanun ve Yönetmelikler’ öne çıkarken, sanayi firmaları, sürdürülebilirlik uygulamaları için en çok ‘Teşvik/ Finansman Desteği’ne ihtiyaç duyduğunu açıkladı.
İSO’nun Ipsos iş birliği ile gerçekleştirdiği ‘İSO Sanayide Sürdürülebilirlik Eğilimi Araştırması’nın sonuçları açıklandı. Türkiye’deki sanayi kurumlarının sürdürülebilirlik konusundaki mevcut durum ve yaklaşımlarını anlamak üzere Türkiye’de ilk kez sadece sanayinin geneline yönelik gerçekleştirilen çalışmaya 717 sanayi firması katıldı. Araştırma sonunda elde edilen bulgular, İSO’nun üyesi sanayi firmalarını sürdürülebilirlik alanında desteklemek üzere gerçekleştireceği gelecek dönem çalışmalarına yön verecek.
Araştırma sonucunda elde edilen bulgular çerçevesinde Türkiye’de ilk kez, sanayinin geneli için ‘İSO Sanayide Sürdürülebilirlik Eğilimi Skorları’nı da hesaplanarak ‘Farkındalık’, ‘Yaklaşım’ ve ‘Uygulama’ başlıklarında üç farklı performans skoru oluşturuldu. Her bir skor grubunda farklı sorular ele alınarak oluşturulan sonuçlara göre Türkiye genelinde sanayi firmalarının en yüksek skora ulaştığı alan 48,97 ile ‘Farkındalık’ olurken ‘Yaklaşım’ alanındaki skorları 34,27 olan sanayi firmalarının ‘Uygulama’ skoru ise 18,19 ölçüldü.
EN ÇOK TEŞVİKE İHTİYAÇ DUYULUYOR
Firmaların, sürdürülebilirliğin kurumsal stratejiye entegre edilmesi noktasında henüz başlangıç aşamasında olduğu belirtilen araştırma sonuçlarında, firmaların sürdürülebilirlik gündemine ilişkin bilgi seviyesinin düşük, sınırlı sayıdaki sürdürülebilirlik hedefi belirleyenler arasında da ekonomik sürdürülebilirlik ile ilgili hedeflerin merkezde yer aldığı kaydedildi.
Araştırma bulguları Türkiye’deki sanayi kuruluşlarından yüzde 13’ünün karbon ayak izini hesapladığını, sanayi firmalarının, sürdürülebilirlik uygulamaları için en çok ‘Teşvik/ Finansman Desteği’ne ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre sürdürülebilirlik hedef ve aksiyonlarını etkileyen en önemli etken ‘Kanun ve Yönetmelikler’ olurken, sürdürülebilirlik konusunda kamuya açık rapor yayımladığını beyan eden firmaların toplam oranının yüzde 6 olduğu belirtildi.
Araştırma kapsamında Türkiye’deki her 4 sanayi firmasının 3’ü sürdürülebilirlik konusunun firma vizyonunun çok önemli bir parçası olduğunu belirtse de yaklaşık her 10 firmadan 3’ünün sürdürülebilirliği günlük iş rutinlerine düzenli bir şekilde entegre ettikleri ve bu konuda ölçümlenebilir hedefler koyup aksiyonlar aldıkları dikkate alındığında Türkiye’deki sanayi firmalarının çoğunun sürdürülebilirliğin kurumsal stratejiye entegre edilmesi noktasında henüz başlangıç aşamasında olduğu kaydedildi.
BİLGİ SEVİYESİ DÜŞÜK KALDI
Araştırma kapsamında Türkiye genelinde sürdürülebilirlikle ilgili gündem başlıklarına ilişkin beyana dayalı bilgi seviyesinin çoğunlukla düşük olduğu görüldü. Araştırmaya katılanlar arasında, Paris İklim Anlaşması ve Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi dışındaki konularda ‘Hiç bilgili değilim’ ve ‘Pek bilgili değilim’ diyenlerin oranı, ‘Biraz bilgi sahibiyim’ ve ‘Çok bilgiliyim’ diyenlerin oranından daha fazla çıktı.
Katılımcıların yüzde 58’i Paris İklim Anlaşması hakkında bilgi sahibi olduğunu beyan ederken, yüzde 50’si ise Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi hakkında hiç ya da pek bilgisi olmadığını ifade etti. En az kişinin bilgi sahibi olduğunu belirttiği konu ise yüzde 42 ile BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları oldu. Araştırmaya katılanların yüzde 32’si de Avrupa Yeşil Mutabakatı hakkında hiç bilgisi olmadığını beyan etti.
10’DA 2’Sİ FİNANS HİZMETLERİNİ KULLANDI
Araştırma kapsamındaki her 10 firmadan 9’u karbon ayak izini hesaplamazken, gelecek 12 ay dikkate alındığında çevresel sürdürülebilirliğe yönelik öncelikler arasında ‘düşük karbonlu enerji tüketimi’ gibi karbon ayak izinin azaltılmasında doğrudan etkili olacak adımlar görece daha az sayıda firma tarafından yüksek öncelikli olarak tanımlandı. Araştırma kapsamındaki firmalar en çok ‘Teşvik/ Finansman Desteği’ne ihtiyaç duyduklarını belirtse de Türkiye genelinde sürdürülebilirlik projelerinin finansmanı için sürdürülebilir finans ürün ve hizmetlerini kullanan firmaların oranı 10’da 2 ile sınırlı kaldı.
TÜRK TELEKOMDAN SÜRDÜRÜLEBILIR DİJİTAL DÖNÜŞÜM SEFERBERLİĞİ
Aktan, “Geleceği iyileştiren teknoloji anlayışımızla sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş süreçlerimize entegre ederken, dijital dönüşümdeki öncü rolümüzle çevreci adımlar atmayı sürdürüyoruz.

Güneş Enerjisi Santralleri (GES), Elektrikli Araç Şarj Ağı hizmetlerinin yanında; yapay zekâ ve IoT teknolojileriyle akıllı şehircilik, elektrik ve sulamada da çözümler sunarak akaryakıt tüketimi ve karbondioksit salımının azalmasını sağlıyoruz. Veri merkezlerimize en yeni çevreci sistemleri entegre ederken, mobil baz istasyonlarımızda karbon emisyonlarını düşüren yeni nesil yeşil şebeke teknolojilerinin kurulumu ile ilgili çalışmalarımıza da devam ediyoruz.
Türk Telekom olarak 2011 yılından bu yana CDP’ye raporlama yapıyoruz. Son yıllarda hızlandırdığımız aksiyonlarımız ile 2023 yılında raporladığımız CDP puanımızı bir önceki yıla göre iki seviye artırarak ‘B’ Yönetim seviyesine taşımak, iklim eylemi konusundaki kararlılığımızın başlıca göstergelerindendir. 2030 itibarıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında 2020 baz yılına nispeten yüzde 45’lik bir azaltım yapmayı hedefleyen Türk Telekom, 2050 yılında ise Türkiye ve GSMA hedefleri ile uyumlu olacak şekilde Net Sıfır’a ulaşmayı planlıyor.
Finans sektörü dışında Sürdürülebilir Eurobond ihracına çıkan Türkiye’deki ilk şirket olarak 500 milyon dolar tutarında başarılı bir ihraç gerçekleştirdik. Ülkemizde sürdürülebilir dönüşümün sağlanması adına öncü bir rol üstlenerek gerçekleştirdiğimiz bu ihracın şirketimizin çevreci teknoloji yatırımlarını finanse edecek önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Sürdürülebilir bir yaşam için tüm çalışmalarımızın kalbinde geleceği iyileştiren teknoloji anlayışımız var” diye konuştu.

SÜRDÜRÜLEBİLİR ODAKLI ÖNCÜ ÇALIŞMALAR
Sürdürülebilirlik ilkelerine ve iklim riski yönetimine katkıda bulunmak amacıyla Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (UNGC) 10 temel evrensel ilkesine uyumlu olarak çalışmalarına devam eden Türk Telekom, sürdürülebilirlik yaklaşımını tüm faaliyet alanlarına entegre etmek için bünyesinde Sürdürülebilirlik Komitesi oluşturdu. 2030 itibarıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında 2020 baz yılına nispeten yüzde 45’lik bir azaltım yapmayı hedefleyen şirket, 2050 yılında ise Türkiye ve GSMA hedefleri ile uyumlu olacak şekilde Net Sıfır’a ulaşmayı planlıyor.
Telekomünikasyon sektörünün emisyonlarının içerisinde önemli yer tutan enerji alanında çevreci hedeflerini güçlendiren çalışmalara imza atan Türk Telekom, 2023’te ‘İletişimle Sürdürülebilir Dönüşüm’ temalı Sürdürülebilirlik Raporu yayınladı. Raporda 2023 için koyulan güneş enerjisinden elde edilen üretim kapasitesini yüzde 60 artırma hedefine 2022 yılında ulaştığını belirten şirket, öncelikli yatırımları arasına aldığı GES kurulumları kapsamında tahsis edilen kapasitesini 405,8 MWe’ye yükselttiğini belirtti.
Türk Telekom, 2023’te hayata geçirdiği E4 Şarj-Elektrikli Araç Şarj Ağı projesi ile elektrikli araç kullanıcılarına, her anlamda güvenli, çevreci ve jeneratörlerle beslenen kesintisiz şarj hizmeti sunmaya başladı. Son olarak Türkiye’de finans sektörü dışındaki ilk Sürdürülebilir Eurobond ihracını gerçekleştiren Türk Telekom, 500 milyon dolarlık kaynağı büyük ölçüde çevreci teknolojilere odaklanan projelerde kullanacak.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE AKILLI ŞEHİRCİLİK UYGULAMALARI İLE ÇEVRECİ ADIMLAR
Güneş Enerjisi Santralleri (GES), Elektrikli Araç Şarj Ağı hizmetlerinin yanında; akıllı ürün ve hizmetleriyle yerel yönetimlerin dijitalleşme süreçlerine öncülük eden Türk Telekom, ulaşım, yaşam, sağlık, çevre, enerji, güvenlik gibi pek çok alanda en iyi çevre dostu çözümler sunuyor ve birçok alanda verimlilik sağlıyor.
Türkiye’nin 15 şehrinde akıllı şehircilik uygulamaları yürüten şirket, akıllı aydınlatma projeleri ile yüzde 30’lara varan enerji tasarrufu sağlarken, akıllı kavşak çözümleri ile trafikte geçirilen sürede yaklaşık yüzde 35, akaryakıt tüketiminde yüzde 30 tasarruf sağlanmasında ve yüzde 25 oranında daha az karbondioksit salımı yapılmasında etkin rol oynadı.
2022 yılında hayata geçirilen verimlilik ve optimizasyon projeleri ile yıllık etkisi 81 GWh olacak şekilde enerji tasarrufu sağlayan şirket, 2023’te geliştirilen enerji verimliliği projeleri ile 81 GWh’e ek olarak 46 GWh daha enerji tasarrufu elde etti.
Türk Telekom, bu alandaki faaliyetlerini daha etkin bir şekilde yürütmek, sürdürülebilirlik yaklaşımının tüm iş süreçlerine entegrasyonunu sağlamak, hedeflere yönelik çalışmaları hayata geçirmek gibi süreçler için 2023 yılında yönetim kuruluna bağlı ‘Sürdürülebilirlik Komitesi’ oluşturdu.
Türk Telekom Finans Genel Müdür Yardımcısı Kaan Aktan, “Türk Telekom olarak teknolojiyi iyiliğe ve faydaya dönüştürme mottomuzla, teknoloji birikimimizi hayatın her alanına dokunmak, iyileştirmek ve değer katmak için kullanıyoruz.
Yarınlara daha yeşil bir dünya bırakmak için çevre dostu amaçlar geliştiriyoruz. 2030 itibarıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızda 2020 baz yılına nispeten yüzde 45’lik bir azaltım yapmayı, Türkiye ve GSMA hedefleri ile uyumlu olacak şekilde, 2050 yılında ise Net Sıfır’ı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin dijital dönüşümünün lideri Türk Telekom, teknolojiyi iyiliğe ve faydaya dönüştürme vizyonunu tüm iş süreçlerine yansıtmaya devam ediyor. Geleceğin inşasında öncü rol oynayan Türk Telekom, Türkiye’yi yarının teknolojilerine hazır hale getirirken, çevreci amaçlar geliştirmeyi de sürdürüyor.
Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (UNGC) 10 temel evrensel ilkesine uygun davranacağına dair taahhüt veren Türk Telekom, Sürdürülebilirlik Komitesi ile sürdürülebilirlik yaklaşımını tüm faaliyet alanlarına entegre etmek için çalışmalarına devam ediyor.
2023 yılı için koyduğu güneş enerjisinden elde ettiği üretim kapasitesini yüzde 60 artırma hedefine 2022 yılında ulaşmayı başaran Türk Telekom, 2030 itibarıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında 2020 baz yılına nispeten yüzde 45’lik bir azaltım yapmayı, 2050 yılında ise Net Sıfır’ı hedefliyor.
“TEKNOLOJİYİ İYİLİĞE VE FAYDAYA DÖNÜŞTÜRMEK EN ÖNEMLİ MİSYONLARIMIZDAN”
Türk Telekom’un en önemli misyonlarından birinin teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürmek olduğunun altını çizen Türk Telekom Finans Genel Müdür Yardımcısı Kaan Aktan, “Türk Telekom olarak geleceği iyileştiren teknoloji anlayışımızla, yeşil dönüşümü hızlandırarak iklim değişikliğiyle mücadele ve enerji verimliliği konusunda önemli çalışmalar yürütüyoruz.
Bu kapsamda sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejilerimizin merkezine yerleştiriyor, iklim riski yönetimine katkıda bulunmak amacıyla faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Stratejimizin bir parçası olarak enerji verimliliğine yönelik yatırımlarımızı hızlandırıyoruz.
Hem sabit hem de mobil altyapımızda her yıl çok önemli yatırımlar yaparak altyapımızı genişletiyoruz, daha fazla aboneye hizmet veriyoruz. Diğer taraftan altyapıda büyürken enerji verimliliğine yönelik attığımız adımlar ile yıldan yıla enerji tüketimimizi kontrol altında tutuyoruz. 2023’te yayınladığımız “İletişimle Sürdürülebilir Dönüşüm” temalı Sürdürülebilirlik Raporu’nda da yer verdiğimiz üzere öncelikli yatırımlarımız arasına aldığımız GES kurulumları kapsamında şirketimize tahsis edilen kapasiteyi 405,8 MWe’ye çıkardık.
E4 Şarj-Elektrikli Araç Şarj Ağı projemiz ile elektrikli araç kullanıcılarına, her anlamda güvenli, çevreci kesintisiz şarj hizmeti sunmaya başladık. 2023 CDP puanımızı bir önceki yıla göre iki kademe artırarak “B” Yönetim seviyesine taşımak, iklim eylemi konusundaki kararlılığımızın göstergesidir. Kategori puanları karşılaştırmasında hem “Emisyon azaltım girişimleri ve düşük karbonlu ürünler” hem de “Kapsam 1 ve 2 emisyonları (doğrulama dahil)” kategorilerinde en yüksek A notunu elde ettik. Sürdürülebilirlik vizyonumuzu, gelecek nesillere yaşanabilir, daha yeşil bir dünya bırakma hedefiyle tüm faaliyet alanlarımıza yansıtmaya devam edeceğiz” diye konuştu.