BU SÜRECE NASIL GELİNDİ?
FARC, 1964 yılında Marksist-Leninist bir ideoloji doğrultusunda kuruldu ve Kolombiya’nın kırsal alanlarında gerilla mücadelesi verdi. 2016 yılında Kolombiya hükümeti ile FARC arasında tarihi bir barış anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, FARC’ın silah bırakmasını ve siyasi bir parti olarak faaliyet göstermesini öngörüyordu. Ancak, anlaşmanın ardından FARC içerisindeki bazı fraksiyonlar silah bırakmayı reddetti ve mücadeleye devam etti.
FARC’ın en büyük fraksiyonu olan Estado Mayor Central, barış anlaşmasını ihanet olarak nitelendirmiş ve silahlı mücadeleyi sürdürme kararı almıştır. Bu grup, uyuşturucu ticareti ve yasadışı altın madenciliği gibi faaliyetlerle kendini finanse etmekte ve Kolombiya’nın kırsal bölgelerinde etkinlik göstermektedir. Kolombiya hükümeti, Estado Mayor Central’ın barış sürecini tehdit ettiğini ve güvenlik risklerini artırdığını öne sürerek, ateşkesi sona erdirme kararı aldı. Hükümet, bu fraksiyona karşı kararlı bir duruş sergilemekte ve askeri operasyonlarla bu tehdidi bertaraf etmeye çalışmaktadır.
GELECEKTE NELER OLACAK?
Ateşkesin sona erdirilmesi, Kolombiya için ciddi güvenlik riskleri doğuruyor. Estado Mayor Central’ın yeniden silahlı mücadeleye dönmesi, ülkenin bazı bölgelerinde şiddet olaylarının artmasına yol açabilir. Bu durum, Kolombiya’daki güvenlik ve istikrarı olumsuz etkileyecek ve barış sürecine olan güveni sarsacaktır.
Kolombiya hükümetinin askeri operasyonları artırması, kısa vadede Estado Mayor Central’ı zayıflatabilir. Ancak, bu operasyonların uzun vadede kalıcı bir çözüm getirmesi zor görünüyor. Estado Mayor Central, köklü bir örgüt yapısı ve geniş bir destek ağına sahip. Bu nedenle, askeri operasyonların yanı sıra siyasi ve sosyal çözümler de üretilmelidir.
KALICI BARIŞ İÇİN NE YAPILMALI?
Kolombiya’da kalıcı bir barışın sağlanması için, hükümetin ve FARC’ın yeniden masaya oturması gerekmektedir. Müzakerelerin yeniden başlaması, her iki taraf için de güven artırıcı adımlar atılmasıyla mümkün olabilir. Hükümetin özellikle kırsal kesimlerde yaşayan halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sağlık, eğitim ve altyapı hizmetlerinin artırılması gerekmektedir. Aynı zamanda, FARC’ın da silah bırakma konusunda kararlı olması ve barış sürecine tam anlamıyla sadık kalması gerekmektedir.
Uluslararası toplumun da Kolombiya’daki barış sürecine destek vermesi önemlidir. Birçok ülke ve uluslararası örgüt, Kolombiya’da barışın sağlanması için çaba göstermektedir. Bu çabaların artırılması ve Kolombiya hükümeti ile Estado Mayor Central arasında yeniden müzakerelerin başlaması için baskı yapılması gerekmektedir. Uluslararası toplumun sağlayacağı maddi ve manevi destek, barış sürecinin başarılı olmasında kritik bir rol oynayacaktır.
Kolombiya’da barışın sağlanması, sadece ülke için değil, aynı zamanda bölge ve dünya için de büyük bir kazanım olacaktır. Bu zorlu süreçte, tüm tarafların barışa olan inançlarını koruması ve yapıcı adımlar atması gerekmektedir. Kolombiya halkı, yıllardır süren çatışmalardan sonra hak ettiği barış ve huzura ancak bu şekilde kavuşabilir.
Son olarak, Kolombiya’da barış sürecinin başarıya ulaşması, diğer çatışma bölgelerine de örnek teşkil edebilir. Bu nedenle, Kolombiya’da barışın sağlanması, sadece yerel değil, küresel bir öneme sahiptir. Kolombiya hükümeti, FARC ve uluslararası toplum, birlikte hareket ederek bu zorlu süreci başarıya ulaştırabilir ve Kolombiya’yı barışa kavuşturabilir.
]]>
MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, LGS tercih sürecindeki hazırlıklara bir yenisini daha ekleyerek, ailelere kapsamlı bilgi verilmesi amacıyla “Tercih Süreci Ebeveyn Kılavuzu”nu internet sitesinden yayımladı. Kılavuza, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün internet sitesinden ulaşılabilecek.
Kılavuzda, tercih süreci, lise türleri, nakil işlemleri ve yerleştirmelere ilişkin bilgiler ile sıkça sorulan sorular ve öneriler gibi detaylı konu başlıkları yer alıyor.
Aynı zamanda tercih kontrol listesi, okul türleri ve yerleştirme detaylarına da kılavuzdan ulaşılabiliyor.
Fen lisesi, sosyal bilimler lisesi, Anadolu lisesi, güzel sanatlar lisesi, spor lisesi gibi okul türlerine ilişkin kapsamlı bilgilerin yer aldığı kılavuzda, tercih kontrol listesine de yer verildi.
Sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte Ortaöğretime Geçiş Tercih ve Yerleştirme Kılavuzu da yayımlanacak ve liselere yerleştirme süreci başlayacak. Sınava girmeyen öğrenciler, yerel yerleştirmeyle tercih yapabilecek.
Yerleştirmelere ilişkin bilgiler yer alıyor
Liselere yerleştirmeler, yerel yerleştirme, merkezi yerleştirme ve pansiyonlu okullara yerleştirme olmak üzere 3 şekilde yapılacak.
Yerel yerleştirmede, öğrenciler ikamet adresleri, Okul Başarı Puanı (OBP) ve devam-devamsızlık kriterleri dikkate alınarak kayıt alanlarında bulunan farklı türdeki okullardan en fazla 5 tercih yapacak.
Yerel yerleştirmelerden en az bir okul tercih edilmesi zorunlu olacak. Yerel yerleştirme ekranında yeşil renk, ” kayıt alanında” öğrenci için ikamet adresinin bulunduğu kayıt alanında yer alan okulları, mavi renk, “komşu kayıt alanında” öğrenci için ikamet adresine göre komşu kayıt alanında yer alan okulları, kırmızı renk “diğer” ise öğrenci için bunların dışında kalan okulları belirtiyor olacak.
Öğrenciler, ilk olarak “yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar” ekranından tercih yapacak. Yerel yerleştirme tercihlerinden ilk 3 okulu kayıt alanından seçmek şartıyla öğrenciler en fazla 5 okul tercihinde bulunabilecek. Tercihlerde, aynı okul türünden (Anadolu lisesi, mesleki ve teknik Anadolu lisesi, Anadolu imam hatip lisesi) en fazla 3 okul seçilebilecek.
Merkezi yerleştirmede, merkezi sınavla öğrenci alan okulların belirlenen kontenjanlarına ve puan üstünlüğüne göre tercihleri doğrultusunda yerleştirme yapılacak. LGS puanıyla öğrenci alan Türkiye genelindeki okullar tercih edilebilecek.
Pansiyonlu okullar için tercih yapmak ise isteğe bağlı olacak.
“Ben olamadım, o olsun anlayışını kullanmayın”
Kılavuzda, tercih döneminde velilere yönelik şu öneriler yer aldı:
“Bu süreçte çocuğunuza yönelik bilgilendirici ve rehberlik edici bir tutum sergileyin.Her çocuk biricik ve kendine özeldir. Önemli olan çocuğa destek olup kendini keşfetmesine yardımcı olmaktır. Çocuğunuzun hayallerini dinlemek, gitmek istediği okul ve gelecekte seçeceği meslek hakkında size ipuçları verebilir. Çocuğunuzun ilgi alanlarını ve yeteneklerini desteklemek için onlara fırsatlar sunabilirsiniz. Çocuklarınızın tercih edecekleri okulların yurt, konaklama, ulaşım, beslenme gibi imkanları hakkında okul web sitelerinden araştırma yapabilirsiniz.
Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişim sürecini dikkate alarak değerlendirebilirsiniz. Tercih döneminde baskıcı ve karar verici tutum yerine bilgilendirici ve rehberlik edici bir tutum sergileyebilirsiniz. ‘Ben olamadım, o olsun’ anlayışı yerine çocuğunuzun istek ve hayallerinin sizinkinden farklı olabileceği bilinciyle yaklaşabilirsiniz.”
Tercih danışmanlığı hizmeti başlıyor
MEB, öğrencilere liselere yerleştirme sürecinde destek olmak amacıyla rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlar aracılığıyla verilecek “tercih danışmanlığı” hizmetinin de hazırlıklarını tamamladı.
Bu kapsamda, tüm illerde görev yapan rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlar, tercih sürecinde, öğrencilerin bir üst eğitim programına yerleşmesi amacıyla tercih danışmanlığı hizmeti sunacak. Tercih danışmanlığı birimleri, eğitim kurumları ile rehberlik ve araştırma merkezlerinde kurulacak.
MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün çalışmalarıyla LGS tercih dönemi için Türkiye genelinde yaklaşık 19 bin tercih danışmanlığı birimi kuruldu. Bu birimlerden 1 milyon öğrencinin ve velinin yararlanması bekleniyor.
Ayrıca tercih danışmanlığı sürecinde görevli rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlar, öğrenciler ve veliler, bakanlığın internet sitesinden güvenilir ve güncel bilgilere ulaşabilecek.
Tercih danışmanlığı sürecinde, öğrencilerin kendini tanıması, fırsatları değerlendirmesi, sorumluluk alarak karar vermesi, çok yönlü gelişiminin desteklenmesi ve toplum için sağlıklı bir birey olarak yaşamını sürdürmesi konularında öğrencilere ve ebeveynlere kılavuzluk edilecek.
Yeniköy Kemerköy Enerji, Türkiye’nin en büyük rehabilitasyon çalışmalarından birini hayata geçirmek için 2023 yılında TTKD ile bir “Doğaya Geri Kazandırma Projesi İzleme Protokolü” imzalamıştı. Bu protokol çerçevesinde TTKD, madencilik faaliyetlerinin tamamlandığı 576 hektarlık maden sahasının ağaçlandırılması ve bölge ekosistemine kazandırılma sürecinin ilk etabı olan 65 hektarlık pilot uygulamayı izledi ve raporladı. Bu süreçte TTKD Bilim Kurulu’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu liderliğinde yüksek orman mühendislerinden oluşan bir heyet saha ziyaretleri yaparak çalışmaları yerinde inceledi.
Pilot uygulama olan 65 hektarlık alanda dikim işlemlerinin sona ermesinin ardından hazırlanan final raporunda, heyet tarafından şu bilgilere yer verildi: “65 hektarlık alanda yürütülen pilot uygulama hem Yeniköy Kemerköy Enerji tarafında hem de Türkiye Tabiatını Koruma Derneği olarak bizim tarafımızda gelişmeye açık yönlerin tespit edilmesi ve 511 hektarlık alanda gerçekleştirilecek proje için güçlü aksiyonların alınması adına bir fırsat oldu. 2023 Kasım ayından 2024 Mart ayına kadar süren ağaç dikim mevsiminde 65 hektarlık alanın ağaçlandırılması, dikilen fidan ve bitkilerin muhafazası ve doğru dikilmesi, korunması ve bakımlarının yapılması sürecini içeren bu uygulamada tespit ve önerilerimizin yerine getirilmesi ve şirketin bu iş için profesyonellerden oluşan bir ekibi istihdam etmeye başlaması sürecin en can alıcı noktasını oluşturdu.”
“Türkiye’nin en büyük doğaya geri kazandırma projelerinden birini izledik”
“Yeniköy Kemerköy Enerji’nin bize ulaşmasını, özel bir şirketin doğaya geri kazandırma çalışmalarını konunun uzmanlarıyla planlamak istemesini çok değerli bulduk. Doğaya geri kazandırma çalışmaları, Türkiye’de belki de en önemli açmazlardan biridir. Toplumda kolaylıkla göz ardı edilebileceğine dair yüksek bir algı var. Bu algıyı ancak bu iş birlikleri ile kırabiliriz” diyen TTKD Genel Başkanı Ali Rıza Koç, açıklamalarına şöyle devam etti: “2023 yılında başlayan çalışma 576 hektarlık büyük bir projenin ilk etabı olan 65 hektarlık alanda gerçekleştirildi. Pilot uygulamanın yapıldığı bu alanda sahadaki tespitler ve uygulama sırasındaki gelişmelere yönelik olarak sürekli aksiyonlar alındı ve çalışmanın nasıl daha başarılı olacağının yolları arandı. Derneğimizin Bilim Kurulundan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu liderliğinde yüksek orman mühendislerinden oluşan bir heyet sahada incelemelerde bulunarak kamuoyu ile iki rapor paylaştı. Bu raporları derneğimizin web sitesinde herkese açık bir platformda yayınladık. 2024 yılı Kasım ayında başlayacak 511 hektarlık büyük alan için bir ön çalışma gerçekleşmiş oldu. Oldukça başarılı bir çalışma süreci geçirdik, bundan sonraki etaplarda da Yeniköy Kemerköy Enerji’ye destek vermeyi umuyoruz. Hepimizin tüm çabası, ülkemizin değerlerini korumak ve değerlendirmek.”
“Ülkemiz madenciliği için örnek bir çalışma”
Rehabilitasyon sürecinin ilk etabının tamamlanmasının ve raporlanmasının ardından bir açıklama yapan Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdürü Erol Demir, “Türkiye için örnek olacak doğaya geri kazandırma projemizin 65 hektarlık pilot uygulaması olan ilk etabını başarıyla tamamladık. Bu durumun paydaşlar adına süreci izleyen TTKD tarafından da tespit edilmiş olması bizler için gurur kaynağı. TTKD ekipleri, planlamadan uygulamaya tüm süreçlerde bize önemli destek sağladı, saha incelemelerinde saptadıkları eksiklikleri ve önerilerini paylaştılar. Biz de bu değerli bilgiler ışığında gerekli düzenlemeleri yaparak, süreci tamamladık. Yılın son döneminde yine Kasım ayında başlayacak dikim faaliyetlerine Hüsamlar maden ocağının devamı olan 511 hektarda devam edip toplamda 576 hektarlık eski maden sahasını doğaya geri kazandırma çalışmalarımızı tamamlamış olacağız” dedi.
AK Parti’de, bakanlar, milletvekilleri ve partinin üst düzey yönetimi ile düzenlenen 31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı bugün sona eriyor. Kızılcahamam’daki kampın son gününde Cumhurbaşkanı Erdoğan kapanış konuşması gerçekleştirildi.
Bakanların sunum yaptığı, milletvekillerinin taleplerini dile getirdiği İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda AK Parti‘deki değişim süreci de ele alındı. Kampın sona ermesinin ardından toplantıyla ilgili kulis bilgilerine sahip olan tecrübeli isimler Haber7‘ye açıklamalarda bulundu. Haber7 yazarı Mehmet Acet ve Genar Başkanı İhsan Aktaş Kızılcahamam Kampı’ndan edindiği izlenimleri aktardı.
DURUM MUHASEBESİ YAPILDI
Kampların AK Parti’nin kuruluşundan itibaren parti içi moral motivasyonu dayanışmayı pekiştirme anlamında ve seçim sonuçlarına ilişkin muhasebe anlamında kurumsallaşmış bir mekanizmaya dönüştüğünü söyleyen Haber7 yazarı Mehmet Acet, bu toplantılarda milletvekilleriyle bakanlar, milletvekilleriyle parti meclis grup başkan vekilleri, parti yöneticileri, genel başkan yardımcılarının bir araya geldiklerini ve toplumun nabzını yansıtma, sorular sorma, şikayetleri dillendirme parti politikalarını, milletvekillerine anlatma gibi ortamın oluştuğunu söyledi.

Bu yıl düzenlenen 31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda da toplumdan gelen sorunların ve şikayetlerin partinin ilgili mekanizmalarına aktarıldığını belirten Acet, “Bu şekilde bir karşılıklı olarak bir durum muhasebesi yapılmış oldu.” ifadelerini kullandı.
DEĞİŞİM ÖFKEYLE DEĞİL, ZAMANA YAYILARAK YAPILACAK
Toplantıda 31 Mart yerel seçimlerinin ardından dile getirilen değişim ve dönüşüm sürecinin de detaylı olarak ele alındığını söyleyen Acet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değişim yapma iradesini ve kararlılığını dile getirdiğini belirtti. AK Parti’deki değişim sürecine ilişkin edindiği bilgileri de aktaran Acet, değişimin bir sinirle öfkeyle yapılmasından ziyade zamana yayarak bir periyot içerisinde bu sürecin görütüleceğini ekledi.
AK Parti’de belirtilen değişim sürecinin sonbahara kadar süreceğini söyleyen Acet şu şekilde konuştu;
Şimdi kongreler süreci, ilçe, il kongreleri, büyükşehir sonra da büyük kongre bu süreçte o değişim parti bünyesinde olacak. Bu sürecin sonbahara kadar sürmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanının iradesi bu sürecin belli uhulet ve suhulet sürecinde sürmesinden yana.
Sakin bir şekilde, soğukkanlı bir şekilde bu süreci yürütme gibi bir karar çıktı. Normal rutin içerisinde bu dönüşümler her zaman olmuştur. En son MKYK’dan örneğin yüzde altmışa yakın değişim olmuştu. Dolayısıyla o kendi rutini içerisinde zaten bu değişimler, dönüşümler zaten oluyor ama böyle bir öfkeyle, kızgınlıkla hareket etmiyor Cumhurbaşkanı.
MUHALFET İKTİDAR ALANINI ETKİLEMEYE BAŞLADI
AK Parti’nin kampına ilişkin Haber7‘ye konuşan bir diğer isim ise Genar Başkanı İhsan Aktaş oldu. Yaklaşık 15 yıldır AK Parti ile çalışmalar yürüten Aktaş, AK Parti’nin ülkeye çok güçlü yatırımlar ve yerelse çok iyi hizmetlerle birlikte güçlü liderlik iyi ekonomiyle bugüne kadar seçimleri kazandığını belirterek “Fakat şimdi karşı karşıya olduğu bir durum var.” dedi.

Muhalefet partisinin iktidarı iktidar alanını etkilemeye başladığını söyleyen Aktaş “Dolayısıyla şimdi AK Parti bu karşı karşıya kaldığı yeni durumda öncelikli olarak kendi durumunu bir test edecek. İkincisi ekonomi alanında yapılacak iyileştirmeler, siyaset alanında yapılan iyileşmeler hükümet icraatlarında neyi doğru yapıp neyi yanlış yaptığını müzakere edecek. Aslında bir yönüyle de bu seçmenin vermiş olduğu uyarıyı topyekun bir müzakereyle bir faydaya dönüştürecektir.” ifadelerini kullandı.
AK PARTİ HALA AVANTAJLI BİR PARTİ
AK Parti’nin hala Türkiye’de iktidar olma ve yürütme bakımından avantajlı parti olduğunu belirten Aktaş “Çünkü parti networkü biriktirmiş olduğu siyaset kapasitesi bunu hala müsaittir.” şeklinde konuştu.
Aktaş, AK Parti rasyonel bir parti olduğunu toplumla konuşmayı, akademiyle konuşmayı, müzakere etmeyi ve ideoloji dayatmadan da bu fikirleri alıp uygulamaya yatkın bir parti olduğunu ifade ederek AK Parti‘nin dikkat etmesi gereken birkaç husus sıraladı.
Aktaş sözlerini şu şekilde sürdürdü;
Bir toplumla ilişkisini yeniden güçlendirip yani oy alabilme potansiyeli kapasitesini tekrar geliştirmesi lazım. Diğer taraftan AK Parti geldiği gelenek itibariyle sosyoloji itibariyle toplumun içerisinde yaşayan bir partiydi. Yani toplumla iç içe yüz yüze. O da şöyledir. Yani siyasetin kanallarını toplum üzerinden hükümete taşıyan bir yapısı vardı. Bunu tekrar AK Parti diriltecek kapasiteye sahiptir. Yani toplumun en alt kesimlerinden gelen talepleri alıp onu siyaset kalıbına döküp hükümete ve meclise uygulatmak gibi bir pozisyonu vardı. AK Parti siyaset üretimini tekrar merkeze aldığı zaman tekrar yükselişe geçeceğini düşünüyorum. Bu bir müzakere sürecidir. AK Parti’nin de meseleleri müzakere etmek için ve karar vericilerin de bunu siyasete aktarmak için yeteri kadar da vakti var.
AK Parti’de, bakanlar, milletvekilleri ve partinin üst düzey yönetimi ile düzenlenen 31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı bugün sona eriyor. Kızılcahamam’daki kampın son gününde Cumhurbaşkanı Erdoğan kapanış konuşması gerçekleştirildi.
Bakanların sunum yaptığı, milletvekillerinin taleplerini dile getirdiği İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda AK Parti‘deki değişim süreci de ele alındı. Kampın sona ermesinin ardından toplantıyla ilgili kulis bilgilerine sahip olan tecrübeli isimler Haber7‘ye açıklamalarda bulundu. Haber7 yazarı Mehmet Acet ve Genar Başkanı İhsan Aktaş Kızılcahamam Kampı’ndan edindiği izlenimleri aktardı.
DURUM MUHASEBESİ YAPILDI
Kampların AK Parti’nin kuruluşundan itibaren parti içi moral motivasyonu dayanışmayı pekiştirme anlamında ve seçim sonuçlarına ilişkin muhasebe anlamında kurumsallaşmış bir mekanizmaya dönüştüğünü söyleyen Haber7 yazarı Mehmet Acet, bu toplantılarda milletvekilleriyle bakanlar, milletvekilleriyle parti meclis grup başkan vekilleri, parti yöneticileri, genel başkan yardımcılarının bir araya geldiklerini ve toplumun nabzını yansıtma, sorular sorma, şikayetleri dillendirme parti politikalarını, milletvekillerine anlatma gibi ortamın oluştuğunu söyledi.

Bu yıl düzenlenen 31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda da toplumdan gelen sorunların ve şikayetlerin partinin ilgili mekanizmalarına aktarıldığını belirten Acet, “Bu şekilde bir karşılıklı olarak bir durum muhasebesi yapılmış oldu.” ifadelerini kullandı.
DEĞİŞİM ÖFKEYLE DEĞİL, ZAMANA YAYILARAK YAPILACAK
Toplantıda 31 Mart yerel seçimlerinin ardından dile getirilen değişim ve dönüşüm sürecinin de detaylı olarak ele alındığını söyleyen Acet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değişim yapma iradesini ve kararlılığını dile getirdiğini belirtti. AK Parti’deki değişim sürecine ilişkin edindiği bilgileri de aktaran Acet, değişimin bir sinirle öfkeyle yapılmasından ziyade zamana yayarak bir periyot içerisinde bu sürecin görütüleceğini ekledi.
AK Parti’de belirtilen değişim sürecinin sonbahara kadar süreceğini söyleyen Acet şu şekilde konuştu;
Şimdi kongreler süreci, ilçe, il kongreleri, büyükşehir sonra da büyük kongre bu süreçte o değişim parti bünyesinde olacak. Bu sürecin sonbahara kadar sürmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanının iradesi bu sürecin belli uhulet ve suhulet sürecinde sürmesinden yana.
Sakin bir şekilde, soğukkanlı bir şekilde bu süreci yürütme gibi bir karar çıktı. Normal rutin içerisinde bu dönüşümler her zaman olmuştur. En son MKYK’dan örneğin yüzde altmışa yakın değişim olmuştu. Dolayısıyla o kendi rutini içerisinde zaten bu değişimler, dönüşümler zaten oluyor ama böyle bir öfkeyle, kızgınlıkla hareket etmiyor Cumhurbaşkanı.
MUHALFET İKTİDAR ALANINI ETKİLEMEYE BAŞLADI
AK Parti’nin kampına ilişkin Haber7‘ye konuşan bir diğer isim ise Genar Başkanı İhsan Aktaş oldu. Yaklaşık 15 yıldır AK Parti ile çalışmalar yürüten Aktaş, AK Parti’nin ülkeye çok güçlü yatırımlar ve yerelse çok iyi hizmetlerle birlikte güçlü liderlik iyi ekonomiyle bugüne kadar seçimleri kazandığını belirterek “Fakat şimdi karşı karşıya olduğu bir durum var.” dedi.

Muhalefet partisinin iktidarı iktidar alanını etkilemeye başladığını söyleyen Aktaş “Dolayısıyla şimdi AK Parti bu karşı karşıya kaldığı yeni durumda öncelikli olarak kendi durumunu bir test edecek. İkincisi ekonomi alanında yapılacak iyileştirmeler, siyaset alanında yapılan iyileşmeler hükümet icraatlarında neyi doğru yapıp neyi yanlış yaptığını müzakere edecek. Aslında bir yönüyle de bu seçmenin vermiş olduğu uyarıyı topyekun bir müzakereyle bir faydaya dönüştürecektir.” ifadelerini kullandı.
AK PARTİ HALA AVANTAJLI BİR PARTİ
AK Parti’nin hala Türkiye’de iktidar olma ve yürütme bakımından avantajlı parti olduğunu belirten Aktaş “Çünkü parti networkü biriktirmiş olduğu siyaset kapasitesi bunu hala müsaittir.” şeklinde konuştu.
Aktaş, AK Parti rasyonel bir parti olduğunu toplumla konuşmayı, akademiyle konuşmayı, müzakere etmeyi ve ideoloji dayatmadan da bu fikirleri alıp uygulamaya yatkın bir parti olduğunu ifade ederek AK Parti‘nin dikkat etmesi gereken birkaç husus sıraladı.
Aktaş sözlerini şu şekilde sürdürdü;
Bir toplumla ilişkisini yeniden güçlendirip yani oy alabilme potansiyeli kapasitesini tekrar geliştirmesi lazım. Diğer taraftan AK Parti geldiği gelenek itibariyle sosyoloji itibariyle toplumun içerisinde yaşayan bir partiydi. Yani toplumla iç içe yüz yüze. O da şöyledir. Yani siyasetin kanallarını toplum üzerinden hükümete taşıyan bir yapısı vardı. Bunu tekrar AK Parti diriltecek kapasiteye sahiptir. Yani toplumun en alt kesimlerinden gelen talepleri alıp onu siyaset kalıbına döküp hükümete ve meclise uygulatmak gibi bir pozisyonu vardı. AK Parti siyaset üretimini tekrar merkeze aldığı zaman tekrar yükselişe geçeceğini düşünüyorum. Bu bir müzakere sürecidir. AK Parti’nin de meseleleri müzakere etmek için ve karar vericilerin de bunu siyasete aktarmak için yeteri kadar da vakti var.
“ŞU ANDA EKSTÜBE DURUMDA, BİLİNCİ AÇIK”
Dün geceden itibaren iyi gelişmeler olduğunu söyleyen Sağlam “Bu sabah MR kontrolü yapıldı. MR’da sonuçlar iyi görününce uyandırılmaya karar verildi. Anestezideki arkadaşlarımız hastayı ekstübe etti. Şu anda ekstübe durumda, bilinci açık. Kendisine ulaştırılan selamlara karşı gülümsedi. Motor hareketleri iyi, takip ediyoruz. Ciddi bir travma geçirmiş. Daha önceki bir beyin ameliyatı, akciğer ameliyatı var. Öğrendiğimiz kadarıyla yaklaşık 3 ay önce geçirilmiş bir akciğer enfeksiyonu var. Kronik bir sigara içicisi. İnşallah bu sigarayı da bırakmış olur bu vesileyle bundan sonraki hayatında. Fizik tedavi yapılıyor. Süreç daha iyiye gidiyor. MR’daki görüntüler de, radyolojik görüntüler de bunu destekliyor. Acile ilk başvurduğu zamanki tabloda sağ tarafında tam bir felç tablosu vardı. Şu anda sağ tarafında hareketleri iyi. Ama daha da iyi olmasını bekliyoruz.” diye konuştu.

“İLETİŞİM KURABİLİYOR, CEVAP VERİYOR”
Sağlam, “Akciğerleriyle ilgili bir sıkıntılarımız var. Onunla ilgili gerekli tedbirleri alıyoruz. Çünkü multidisipliner bir ekip takip ediyor her an. Enfeksiyon hastalıklarındaki arkadaşlarla konsültasyonlar yapıldı ve antibiyotik tedavisine başlandı. Ciddi bir durum değil ancak tedbir amaçlı bunu yapıyoruz. Tabii daha erken uyanmasını umuyorduk biz de. 24’üncü saatin sonunda bir uyandırma süreci başlamıştı. Biz de daha erken ekstübe etmeyi umuyorduk. Ancak arada bazı tansiyon yükselmeleri oluyordu. O yüzden süreci biraz temkinli ve yavaş yürüttü arkadaşlarımız. Sonunda bugün güzel bir şekilde ekstübe oldu. Entübe değil, iletişim kurabiliyor. Eşini yanına aldık. Kendisine bazı selamlar ulaştırıldı. Tepki veriyor. Tedavisine devam edeceğiz. Birkaç gün yoğun bakımdaki tedavisiyle devam edecek.” dedi.
“KONUŞMAYLA İLGİLİ BİR SIKINTI OLMAYACAK AMA ŞU AN KONUŞMAK İÇİN YORGUN”
Süreçte tedbirli olunması söyleyen Sağlam “Konuşma sürecini daha sonra bekliyoruz. Konuşması için yorgun diyelim Kadir Bey, biraz yorgun. Onu zamanla şu andaki belirtiler konuşmayla ilgili bir sıkıntı olmayacağını bize gösteriyor. Dolayısıyla her şeyin düzelebileceğini umuyoruz.” şeklinde konuştu.

“KADİR BEYİN ŞANSI O AN YANINDA EŞİNİN OLMASI”
‘Kadir beyin şansı o an yanında eşinin olması’ diyen Sağlam, “İlk andan itibaren olayı iyi yönetmesi. Ve 112’ye haber vermesi. Kadir beyin evden hastaneye ulaşma süresi zannedersem 20 dakikalık bir süre. Oldukça kısa bir süre ,ambulansın ulaşıp hastaneye ulaştırması. Sonrasında tetkikler hızlı bir şekilde yapılıyor tomografi, MR ve pıhtı tespiti yapıldıktan sonra da hızlı bir şekilde işleme alınıyor. Pıhtı temizlendikten sonra kontrol amaçlı MR’lar da temiz gözüktükten sonraki süreç zaten klinik iyileşme takibi. Yoğun bakımda süreci takip ettiriyoruz ki bir komplikasyon gelişmesin. Gelişirse anında müdahale edebilirim diye. Şu anda her şey yolunda gidiyor. Hastaneden özellikle taburcu olduktan sonraki aşama daha yoğun olacak. Hastanede şu anda yoğun bakım sürecinde 3-4 güne kadar belki servise alacak duruma geleceğiz.” dedi.
“ŞU ANDA EKSTÜBE DURUMDA, BİLİNCİ AÇIK”
Dün geceden itibaren iyi gelişmeler olduğunu söyleyen Sağlam “Bu sabah MR kontrolü yapıldı. MR’da sonuçlar iyi görününce uyandırılmaya karar verildi. Anestezideki arkadaşlarımız hastayı ekstübe etti. Şu anda ekstübe durumda, bilinci açık. Kendisine ulaştırılan selamlara karşı gülümsedi. Motor hareketleri iyi, takip ediyoruz. Ciddi bir travma geçirmiş. Daha önceki bir beyin ameliyatı, akciğer ameliyatı var. Öğrendiğimiz kadarıyla yaklaşık 3 ay önce geçirilmiş bir akciğer enfeksiyonu var. Kronik bir sigara içicisi. İnşallah bu sigarayı da bırakmış olur bu vesileyle bundan sonraki hayatında. Fizik tedavi yapılıyor. Süreç daha iyiye gidiyor. MR’daki görüntüler de, radyolojik görüntüler de bunu destekliyor. Acile ilk başvurduğu zamanki tabloda sağ tarafında tam bir felç tablosu vardı. Şu anda sağ tarafında hareketleri iyi. Ama daha da iyi olmasını bekliyoruz.” diye konuştu.

“İLETİŞİM KURABİLİYOR, CEVAP VERİYOR”
Sağlam, “Akciğerleriyle ilgili bir sıkıntılarımız var. Onunla ilgili gerekli tedbirleri alıyoruz. Çünkü multidisipliner bir ekip takip ediyor her an. Enfeksiyon hastalıklarındaki arkadaşlarla konsültasyonlar yapıldı ve antibiyotik tedavisine başlandı. Ciddi bir durum değil ancak tedbir amaçlı bunu yapıyoruz. Tabii daha erken uyanmasını umuyorduk biz de. 24’üncü saatin sonunda bir uyandırma süreci başlamıştı. Biz de daha erken ekstübe etmeyi umuyorduk. Ancak arada bazı tansiyon yükselmeleri oluyordu. O yüzden süreci biraz temkinli ve yavaş yürüttü arkadaşlarımız. Sonunda bugün güzel bir şekilde ekstübe oldu. Entübe değil, iletişim kurabiliyor. Eşini yanına aldık. Kendisine bazı selamlar ulaştırıldı. Tepki veriyor. Tedavisine devam edeceğiz. Birkaç gün yoğun bakımdaki tedavisiyle devam edecek.” dedi.
“KONUŞMAYLA İLGİLİ BİR SIKINTI OLMAYACAK AMA ŞU AN KONUŞMAK İÇİN YORGUN”
Süreçte tedbirli olunması söyleyen Sağlam “Konuşma sürecini daha sonra bekliyoruz. Konuşması için yorgun diyelim Kadir Bey, biraz yorgun. Onu zamanla şu andaki belirtiler konuşmayla ilgili bir sıkıntı olmayacağını bize gösteriyor. Dolayısıyla her şeyin düzelebileceğini umuyoruz.” şeklinde konuştu.

“KADİR BEYİN ŞANSI O AN YANINDA EŞİNİN OLMASI”
‘Kadir beyin şansı o an yanında eşinin olması’ diyen Sağlam, “İlk andan itibaren olayı iyi yönetmesi. Ve 112’ye haber vermesi. Kadir beyin evden hastaneye ulaşma süresi zannedersem 20 dakikalık bir süre. Oldukça kısa bir süre ,ambulansın ulaşıp hastaneye ulaştırması. Sonrasında tetkikler hızlı bir şekilde yapılıyor tomografi, MR ve pıhtı tespiti yapıldıktan sonra da hızlı bir şekilde işleme alınıyor. Pıhtı temizlendikten sonra kontrol amaçlı MR’lar da temiz gözüktükten sonraki süreç zaten klinik iyileşme takibi. Yoğun bakımda süreci takip ettiriyoruz ki bir komplikasyon gelişmesin. Gelişirse anında müdahale edebilirim diye. Şu anda her şey yolunda gidiyor. Hastaneden özellikle taburcu olduktan sonraki aşama daha yoğun olacak. Hastanede şu anda yoğun bakım sürecinde 3-4 güne kadar belki servise alacak duruma geleceğiz.” dedi.
Buna göre, borçlanma ve borç verme faiz oranı +-300 baz puanlık marj ile belirlenecek. Yani gecelik borçlanmalar taban oran yüzde 47 iken, tavan oran yüzde 53 olacak. Dolayısıyla 500 baz puanlık faiz artırımının yanı sıra örtülü bir 300 baz puanlık faiz artırımı daha yapıldığını söylemek yanlış olmayacak.
Bu noktada faiz koridorunun genişlediği dönemlere bir bakmak lazım.
Merkez Bankası’nın “geniş faiz koridoru” serüveni aslında 2010 sonlarında başladı. Küresel ekonomik büyümeye ilişkin tedirginliklerin arttığı 2010 sonlarında, geniş faiz koridoru ve aktif likidite politikasını bir arada kullanarak bir para politikası stratejisi tasarladı ve bunu uygulamaya koydu.
Böylece Türkiye, küresel oynaklık dönemlerinde şoklara karşı tepki verebilmek amacıyla TCMB tarafından geliştirilen bir araç olan “geniş faiz koridoru” uygulamasıyla tanıştı.
Böylece birden fazla faizin araç olarak kullanıldığı asimetrik ve geniş bir koridor sistemiyle aktif likidite politikasına dayalı esnek bir çerçeve getirilirken, politika araçları çeşitlendirildi.
Buna karşın banka, geniş faiz koridorunun para politikası duruşunun anlaşılması konusunda bazı sıkıntıları içermesi dolayısıyla, Ağustos 2015’te “Küresel Para Politikalarının Normalleşme Sürecinde Yol Haritası” yayımlayarak sadeleşme yolundaki ilk somut adımını attı.
Geniş faiz koridorunun üst bandını Mart-Eylül 2016 döneminde kademeli olarak toplam 250 baz puan indiren bankanın aksiyonları sonrasında 100 baz puanla tarihin en dar faiz koridoru görüldü.
Küresel ekonomik gelişmeler ışığında Ekim 2016’da yeniden faiz koridoru üst bandında artırımına gitme mecburiyetinde kalan TCMB, Ocak 2017’de de bu adımını devam ettirdi.
Politika faizini 2017 boyunca değiştirmeyen TCMB, önce faiz koridorunun üst bandını, ardından da geç likidite penceresini (GLP) kullanarak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini yükseltmeyi tercih etti. Banka 2017’nin son ayında ise GLP faizini yüzde 12,75’e yükselterek fonlamanın tamamını GLP’den yaptı.
2018 yılına gelindiğinde nisan ve mayıs aylarında yaptığı artırımlarla GLP’yi yüzde 16,5’e yükselten banka, döviz kurundaki aşırı oynaklık nedeniyle farklı birçok tedbiri de devreye aldı. TCMB’nin sadeleşme yönündeki son hamlesi ise Mayıs 2018’de geldi. Politika faizi, bir haftalık repo ihale faiz oranı olarak netleşirken, faiz koridoru yüzde 15-18 bandında simetrik hale getirildi
Böylece, politika faizi yüzde 16,5’e eşitlenmiş oldu ve sadeleşme ile geniş faiz koridoru süreci sonlanmış oldu.
KORİDORA AKTİF DÖNÜŞ
Gelinen noktada, küresel çapta inatçı enflasyon ve enflasyon hedeflerine dair birçok tartışma söz konusu. Dünyanın önde gelen merkez bankaları “uzun süreli yüksek faiz” sarmalına girmiş durumda. İlk indirim adımını atmakta oldukça temkinli davranılan bir süreçten geçiliyor.
Yurt içine bakıldığında ise geçen yılın haziran ayından bu yana uygulanan sıkılaşma sürecinin, şubat itibarıyla daha “şahin” bir tonda ve kararlı bir şekilde ilerlemesi, agresif adımların atılmasını da beraberinde getirdi.
Kararı tek kelimeyle yorumlamak gerekirse; merkez bankası kredibiliteyi artırıcı bir adımla golünü attı. Daha yüksek maliyetle de olsa enflasyon beklentilerini yönetmekte kararlı olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.
Şimdi sıra, vatandaşların süreci doğru okuyabilmesine yardımcı olabilmekte. Finansal okuryazarlık konusundaki çalışmaları daha tabana yaymakta ve sıkı politika sürecinde harcama ve tasarruf davranışlarını yönetebilmekte…
“Türkiye’nin ilk astronotu olarak tarihe geçtin. Neler hissediyorsun?” sorusuna Gezeravcı, “Hislerimin bugüne kadar yaşadığım hiçbir duyguyla kıyaslanması mümkün değil. Olağanüstü bir mutluluk ve gurur bu. Duygular insanın kalbine bile sığmıyor. Ülkemizin ve devletimizin iradesini ortaya koyduğu bu çok değerli ve önemli görevin bir parçası olmaktan, gelecek nesillerimizin hayallerini, gökyüzünün ötesine, uzayın derinliklerine taşıyabilmiş olmaktan inanılmaz derecede mutluyum. Beni buraya taşıyan şanlı bayrağımızın, istasyonda asılı olduğu yerden her geçişimde, iradesi ve kararlılığıyla buraya adım atan devletimizin milletimize yaşattığı mutluluk, gurur ve heyecanı hissediyor ve ürperiyorum. Ülkemin yanımda olduğunu bilmek, desteğini hissetmek çok değerli, bana yaşattığı gurur çok büyük. Uzayı, uzayda kalıcı insan varlığının simgesi olmuş bu istasyonu tarif edebilirim ama yaşadığım gururu tarif etmek çok zor.” yanıtını verdi.
“HAYALLERİMİN BİLE ÇOK ÖTESİNDEYDİ”
Gezeravcı, “Astronot olmak için seçim sürecine katıldığın günden bugüne hayatında ne gibi değişiklikler oldu?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Yıllardır jet pilotu olmama rağmen, Milli Uzay Programı’mızın açıklandığı ana kadar aklımdan bile geçirmediğim bir alanda ülkeme hizmet etmek, benim için hayallerimin bile çok ötesindeydi. Bu göreve yakışır bir seçim sürecinin ardından, ülkemin ilk insanlı uzay görevini gerçekleştirebilmek için bir astronotun alması gereken tüm eğitimleri aldım. Bu göreve özgü yeni bir yaşam şeklini benimsedim ve o andan itibaren artık tamamen bu yeni göreve kanalize oldum.”
Gezeravcı, ISS’ye gitmeden önce ne tür eğitimler aldığı yönündeki soru üzerine, “Görevin fizyolojik gerekliliklerini karşılamaya yönelik alçak basınç çemberi ve santrifüj eğitimleri aldık. Vücudumuz yer çekimi kuvvetine maruz kalırken görevlerimizi yerine getirebilmek için gerekli bedensel yeteneklerimizi geliştirdik. Dragon uzay aracının normal operasyonuna ve her ihtimale karşı acil durum senaryolarına yönelik eğitimleri aldık. Uzay istasyonunun normal operasyonu ve acil durum prosedürlerini öğrendik. Kendi görevimize özgü ve gerçekleştireceğimiz bilimsel deneylerin teorik ve sonrasında uygulamalı eğitimlerini tamamladık. Dünyaya dönüş sürecinde karşılaşabileceğimiz, suya iniş sonrası acil durum senaryoları için hayatta kalma eğitimleri aldık.” dedi.
“ACİL DURUM SENARYOLARINI ZİHNİMDE TEKRAR EDİYORDUM”
Gezeravcı, “Fırlatma sürecinde, koltuğa bağlandığın andan itibaren neler hissettin?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Uzun ve meşakkatli bir hazırlık sürecinden sonra, nihayet milletimizin heyecanla beklediği o anın geldiğini, tüm ülkemin tek yürek bu fırlatma sürecini ekranları başında takip ettiğini bilmek beni çok duygulandırdı, gülümsedim, içimdeki mutluluk bünyeme sığmadı. Yaşadığım bu inanılmaz süreci ve bulunduğum anın ne kadar olağanüstü olduğunu düşündüm. Kendimi çimdiklerdim ama ne yazık ki astronot kıyafetiyle bu mümkün değildi. Diğer taraftan olası acil durum senaryolarında göstereceğimiz reaksiyonlar ve uygulayacağımız prosedürleri zihnimde tekrar ediyordum. Bunlar da bu görevde ihtiyaç duyulabilecek bilgiler ve bu nedenle de her an hazır olmak çok önemliydi.”
Tüm vücuduna dağılması gereken sıvıların, yer çekimi olmadığı için üst kısımlarda birikmesi nedeniyle yüz çehresinin dünyadakinden daha şişkin göründüğüne işaret eden Gezeravcı, kemik yoğunluğu ve kas kütlesinin azalmasını engellemek için özel egzersiz programları uyguladıklarını söyledi.
Gezeravcı, vücut sıvılarındaki basıncın değişimi nedeniyle bazı görme sorunları ve bağışıklık sistemi zayıflıklarının da oluşabildiğine dikkati çekerek, “Çok şükür şu ana kadar ben böyle bir problem yaşamadım. Hem Türk hem de yabancı bilim insanları tarafından, uzayda yaşamanın vücut üzerindeki etkilerini anlamak ve bunlara karşı önlemler geliştirmek için sürekli araştırmalar yürütülüyor. Hatta, ben de bu konuda Türk bilim insanlarının çalışmalarına katkıda bulunmak için burada bazı çalışmalar yürütüyor ve veriler topluyorum.” diye konuştu.
GÜNLÜK 12-15 GÖREV
ISS’de zamanını nasıl geçirdiğine yönelik soru üzerine Gezeravcı, şu değerlendirmede bulundu:
“ISS’deki yaşamım buraya gelmeden çok önce geniş katılımlı bir ekip tarafından tüm detaylarıyla planlandı. Günlük işlerime, görev kontrol merkeziyle planlama toplantısı yaparak başlıyorum. Her biri farklı uzunluk ve içerikte günlük ortalama 12-15 farklı görev gerçekleştiriyorum. Bu görevlerin içinde ülkemizden buraya getirdiğimiz bilimsel deneyler başta olmak üzere dünya üzerinde belirlediğimiz gözlem noktalarının takibi, istasyon içinde bana tanımlanmış sorumlulukların yerine getirilmesi, sizlerle yaptığımız bağlantılar gibi farklı yayın bağlantılarının gerçekleştirilmesi, sağlık testlerimizin gerçekleştirilmesi, medikal numunelerin alınması gibi gerçekten aşırı dikkat ve enerji isteyen görevler var. Bu kısıtlı zamanda, Türk bilim insanları adına gerçekleştirmem gereken birçok bilimsel deney ve çalışma var. Zamanımı çok iyi kullanmak ve planlı tüm faaliyetleri, aylardır hazırlandığımız şekilde eksiksiz tamamlamak zorundayım.”
“EN ÇOK ÖZLEDİĞİM YEMEK GÜVEÇ”
Gezeravcı, ISS’deki diğer astronotların faaliyetlerine ilişkin de “Bizim gelişimizle ISS’nin 25 yıllık tarihinde ilk kez bu kadar fazla ülkeden astronot aynı anda burada bulunuyor. Şu anda burada 7 ülkeden, 9 farklı milliyetten astronot bir arada görev yapmakta. Bu arkadaşlarımızın tamamıyla birlikte zaman geçiriyoruz ve bazı faaliyetleri de birlikte gerçekleştiriyoruz. Örneğin, deney çalışmalarımızı yalnız yapıyoruz ama dünyaya göndermek üzere gerçekleştirdiğimiz bazı video ve fotoğraf çekimlerinde birlikte çalışıyor ve yardımlaşıyoruz. Planlanmış faaliyetlerimiz nedeniyle farklı bir yerde olmamız gerekmiyorsa, yemeklerde de bir araya geliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Alper Gezeravcı, beslenme faaliyetlerine ilişkin sorulara da şu yanıtı verdi:
“Beslenme rutinimiz dünyayla aynı. Nisan ayında ABD’ye gelir gelmez uzayda yiyeceğimiz gıda ve içecekleri seçtik. 70 civarında yemek ve 30 civarında içecek alternatifini gıda mühendisleri eşliğinde denedik, tercihlerimizi belirledik. Gıda ve içecekleri belirlerken ana kriter, günlük hedeflenen kalori miktarını tutturmak ve sağlıklı beslenmekti. Sonrasında belirlediğimiz gıda ve içecekler istasyonda kalacağımız süreye uygun olarak hazırlandı ve fırlatma öncesinde kargo olarak taşınmak üzere paketlendi. Hatta biz daha uzay istasyonuna gelmeden yiyeceklerimiz buraya gönderildi. Bu özel gıdaların hepsi üretim esnasında vakumlu paketler içinde hava almadan korundu. Böylece hem uzun süreler boyunca tazeliğini korudu ve bozulmadı. Ülkemize dışarıdan gelen misafirleri en çok mest eden yönlerinden biri Türk mutfağımız. En çok özlediğim yemeğimiz de güveç.”
]]>