Business Insider’da yer alan habere göre Bank of America, “Yüksek getirili tahviller son yıllarda ABD hisse senetleriyle birlikte hareket etti, ancak son zamanlarda en düşük kaliteli şirketler geride kalıyor, hatta hisse senedi endeksleri birkaç büyük oyuncuya dayanıyor” dedi. Yılbaşından bu yana S&P 500 yaklaşık %19 yükselirken, iShares High Yield Corporate Bond ETF %4 arttı.
Ultra-riskli tahviller ve güvenlik açığı
Bankaya göre daha da endişe verici olan, tahvil piyasasının derinliklerinde, ultra-riskli tahvillerin daha az riskli muadillerinden ayrışması. Bank of America, en düşük kaliteli CCC dereceli kurumsal borcun, daha güvenli B dereceli tahvillerden son 25 yılın en geniş ayrışmasını gösterdiğini belirtti. Banka, “Çöp tahvil spreadleri 1999 gibi uyarı veriyor” dedi. BofA “1999’da, CCC’den B’ye spread oranı, dot-com piyasasının zirve yapmasından yaklaşık bir yıl önce 3x’in üzerine çıktı” ifaderiyle dot-com krizine atıfta bulundu.
Dot-com balonu ve ayı piyasası
Mart 2000’deki dot-com balonu krizi, Nasdaq 100’ün %78 düşmesine yol açan 30 aylık bir ayı piyasası gerilemesiyle sonuçlandı. Tahvil piyasasından gelen bu uyarı sinyali, şirketlerin yapay zekadan ne zaman kar elde edeceği konusundaki belirsizlikle birleşince, Bank of America yatırım konusunda temkinli bir görüşe sahip.
Yatırımcılar için öneriler
Banka, yatırımcıların tahvil piyasasındaki risklerini “kredi kalitesini artırarak” azaltmaları ve mega-cap teknoloji hisse senetleri yerine değer hisselerini tercih etmeleri gerektiğini söyledi. Bank of America, “ABD hanehalklarının 2024’ün ikinci yarısında mega-cap teknoloji hisselerinden kar elde etmesini bekliyoruz. Kredi piyasaları hisse rallisini doğrulamıyor ve yatırımcılar yapay zekadan sabırsızlanıyor” dedi.
Bu durum, yatırımcılar için piyasaların ne kadar kırılgan olabileceğini ve dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Bank of America’nın bu uyarısı, piyasaların dikkatle izlenmesi ve risklerin yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bank of America Global Research hisse senedi stratejisti Savita Subramanian geçen ay MorningStar’ın yıllık yatırım konferansında yaptığı konuşmada Amerikan hisse senedi piyasasında değer hisselerinin cazip değerlemeler sunduğunu ifade etmişti.. Subramanian, büyüme odaklı şirketlerin öne çıktığı bu dönemde, değer hisselerinin düşük çarpanlarla işlem gördüğünü vurgulamıştı.

Çöp tahvil spread nedir?
Çöp (Junk) tahvil spread, genellikle düşük kredi notuna sahip olan ve dolayısıyla daha yüksek risk taşıyan “çöp” tahviller ile daha yüksek kredi notuna sahip, daha güvenli tahviller arasındaki getiri farkını ifade eder. Bu spread, riskli ve güvenli tahviller arasındaki faiz farkını ölçerek, yatırımcıların risk iştahını ve piyasa koşullarını değerlendirmelerine yardımcı olur.
New York Fed’in dün yayımladığı Tüketici Beklentileri Anketi’nin sonuçlarına göre, ülkede tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi, mayısta 0,1 puan azalışla yüzde 3,2’ye geriledi.
Analistler, Fed’in bu hafta ve gelecek ayki para politikası toplantılarında faizi sabit bırakmasına kesin gözüyle bakıldığını anımsatarak, yarın açıklanacak kararın ardından Banka Başkanı Jerome Powell’ın sözle yönlendirmelerinin yanı sıra bankanın yayımlayacağı “nokta grafiği”nde olası faiz indirimlerinin boyutu ve zamanlamasına dair ipuçları aranacağını belirtti.
Yarın ABD’de açıklanacak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve perşembe günkü Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verilerinin de Fed’in gelecekteki para politikasına ilişkin sinyal verebileceğini kaydeden analistler, para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in eylülde ilk faiz indirimine gitme ihtimalinin yüzde 55, kasımda ise yüzde 83 seviyesinde bulunduğunu bildirdi.
Öte yandan, hisse sahipliğini çalışanlar ve yatırımcılar için daha erişilebilir hale getirmek amacıyla hisse bölünmesine giden Nvidia’nın hisseleri, günü yüzde 1’e yakın kazançla tamamladı.
Dün, yıllık geliştirici etkinliği WWDC’de yeni yazılım güncellemeleri ve yapay zeka hamlelerinin yanı sıra ChatGPT’nin cihazlarına entegrasyonu için OpenAI ile işbirliğine gittiğini duyuran Apple’ın hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kaybetti.
Duyurunun ardından Tesla, SpaceX ve X gibi şirketlerin sahibi Elon Musk, işletim sistemini OpenAI ile entegre ederse, güvenlik ihlaline yol açacağı gerekçesiyle Apple cihazlarını şirketlerinde yasaklayacağını belirtti.
Söz konusu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 3 baz puanlık artışla yüzde 4,47 seviyesine çıkarken, şu sıralarda yüzde 4,45’te bulunuyor.
Dün yüzde 0,2 artışla günü 105,2 seviyesinden tamamlayan dolar endeksi de şu dakikalarda önceki kapanışının hemen altında 105,1’de seyrediyor.
Altının ons fiyatı ise dün yüzde 0,7 değer kazancıyla günü 2 bin 311 dolardan tamamlarken, bugün önceki kapanışına göre yüzde 0,3 azalışla 2 bin 303 dolardan alıcı buluyor.
Dün, yüzde 3,2 ile 3 Ocak’tan bu yana en güçlü günlük yükselişini kaydederek günü 81,9 dolardan kapatan Brent petrolün varil fiyatı, şu sıralarda yüzde 0,7 gerileyerek 81,3 dolardan işlem görüyor.
New York borsasında dün Nasdaq endeksi yüzde 0,35 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,26 artışla zirvelerini yenilerken, Dow Jones endeksi de yüzde 0,18 yükseliş kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratları yeni güne ise karışık bir seyirle başladı.
Avrupa borsalarında ise dün negatif bir seyir hakim olurken, söz konusu seyirde Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde aşırı sağcı partilerin performansını artırması ve Fransa’da parlamentonun feshedilmesi etkili oldu.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, yaptığı açıklamada, sonuçların “Avrupa’yı savunan partiler için iyi olmadığını” kabul etti.
Beklenmedik bir kararla 30 Haziran-7 Temmuz’da ülkede erken seçime gidileceğini duyuran Macron, “Oylamayla parlamenter geleceğimizin seçimini yeniden size vermeye karar verdim. O yüzden bu akşam Ulusal Meclisi feshediyorum.” dedi.
Aşırı sağcılar başta olmak üzere muhalefet, “meşruiyetini” kaybettiğini düşündüğü Macron’un bu kararından duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Böylelikle 26 Temmuz-11 Ağustos’ta düzenlenecek Paris Olimpiyat Oyunları’na 50 günden az bir süre kalırken, ülke son 2 yılda 4. kez ulusal seçimler kapsamında sandık başına gitmeye hazırlanmaya başladı.
Analistler, özellikle Fransa’da Ulusal Meclis için yakın zamanda yeni seçimlerin yapılacağı beklentisinin yatırımcılar arasında belirsizliğe neden olduğunu belirterek, bunun da hisse fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti.
Yatırımcılar ülkenin Ulusal Birlik Partisi (RN) müdahaleci ekonomi politikaları ve daha güçlü düzenleme riskinden de endişe duyarken, siyasi belirsizlik özellikle Fransız bankalarının hisse fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.
BNP Paribas, Societe Generale ve Credit Agricole hisseleri sırasıyla yüzde 5,56, yüzde 7,46 ve yüzde 3,70 değer kaybetti. JPMorgan analistleri yeni seçimle ilgili olarak “Bu karar sürpriz oldu ve büyük bir siyasi olay” yorumunda bulundu.
Avrupa’da aşırı sağın seçimde yükselmesi Avrupa devlet tahvillerini de olumsuz etkilerken, yatırımcılar ağırlıklı olarak Fransız tahvillerini sattı. Fransız tahvillerinin bölge ülkelerinin tahvilleri ile getiri farkı yükseldi.
Fransız tahvillerine gelen satışlar ülkenin 10 yıllık tahvillerin getirisini yaklaşık 10 baz puan artırarak yüzde 3,22’ye yükseltti. Böylece, söz konusu tahvilin faizi Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
Bu gelişmelerle birlikte, dün 1,0730 seviyesine inerek son bir ayın en düşük seviyesini test eden avro/dolar paritesi günü yüzde 0,4 azalışla 1,0760’tan tamamladı. Parite, şu dakikalarda 1,0770 seviyesinde bulunuyor.
Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,20, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,35, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,34 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,34 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık bir seyirle başladı.
Asya pay piyasalarında da karışık bir seyir öne çıkarken, bölgede “Dragon Boat” Festivali tatilindeki düşük talep turizm firmalarının hisse fiyatını baskılıyor.
Öte yandan, analistler, cuma günü Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) para politikası kurulu toplantısında faizi sabit bırakmasının beklendiğini ifade ederek, bankanın tahvil alımlarını azaltabileceğine ilişkin öngörülerin arttığını söyledi.
BoJ Başkanı Kazuo Ueda’nın faiz kararının ardından yapacağı açıklamalardan ve toplantı metninden bankanın gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin ipuçları aranacağını aktaran analistler, söz konusu gelişmelerle birlikte dolar/yen paritesinde oynaklığın artabileceğini dile getirdi.
Yükseliş eğilimini üst üste üçüncü işlem gününe taşıyan dolar/yen paritesi, şu dakikalarda önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 157,29 seviyesinden işlem görüyor.
Ayrıca, kredi araştırma kuruluşu Tokyo Shoko Research, Japonya’da mayıs ayında yaşanan kurumsal iflasların önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 42,9 arttığı bildirdi.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3 yükselirken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,1 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,6 geriledi.
]]>Vanguard Gelişmekte Olan Piyasalar Aktif Sabit Gelir Küresel Eş Başkanı Nick Eisinger Türk devlet tahvillerinde şu anda küçük bir miktarda yatırımlarının bulunduğunu; bunu artırmalarının enflasyonun seyrine ve TCMB’nin şahin duruşunu korumasına bağlı olduğunu söyledi.
“TL İÇİN FAYDALI OLACAK”
Eisinger, yerel seçimlerin ardından Türkiye’ye yabancı yatırım girişlerinin artmasını sağlayacak en önemli faktörün enflasyonun zirveyi görüp ardından düşmeye başlaması olduğunu belirterek, “Enflasyonun düşüşe geçmesi tahvil piyasasına yatırım akışını destekleyip pozitif reel faize katkıda bulunacak ve bu da TL için faydalı olacaktır” dedi.
“BAZI ÜLKELER POZİTİF AYRIŞICAK”
Eisinger Avrupa’daki ılımlı büyüme nedeniyle Fed’den önce ECB’nin faiz indirme olasılığına dikkat çekerek, küresel ekonominin yılın geri kalan kısmındaki seyrine ilişkin beklentilerini de paylaştı. Gelişmekte olan ülkeler için önemli bir faktör olan Çin’in, emlak piyasasında süregelen sorunlar ve büyük iç borç yükü nedeniyle bu yıl yavaş büyümesini beklediklerini belirten Eisinger, büyük merkez bankalarının faiz indirimleriyle birlikte gelişmekte olan piyasalara ilişkin öngörülerini de aktardı. Eisinger, gelişmiş ekonomilerden kaçan varlıkları çekme konusunda bazı ülkelerin pozitif ayrışacağını söyledi.
* 2024 yılının geri kalan kısmında küresel ekonominin nasıl bir performans göstereceğini düşünüyorsunuz?
ABD’de büyüme, bir miktar yavaşlama yaşansa bile muhtemelen güçlü kalacak. Bu, Fed’in faiz oranlarını yavaş yavaş, belki de piyasanın şu anda fiyatladığından daha fazla düşürebileceğini gösteriyor. Avrupa’da büyüme görünümü daha ılımlı ve bu, Fed’den önce ECB’nin faiz indirimlerini destekleyebilir. Gelişmekte olan ülkeler için önemli bir faktör olan Çin, emlak piyasasında süregelen sorunlar ve büyük iç borç yükü nedeniyle bu yıl yavaş büyüyecek.
* Türkiye’nin gelişmiş ekonomilerden kaçan varlıkları çekme konusunda pozitif ayrışmasını bekliyor musunuz?
Fed’in zamanlaması hala belirsiz olsa bile, gelişmiş ekonomilerin merkez bankaları muhtemelen bu yıl para politikalarını gevşetmeye başlayacak. Enflasyonu düşen ve reel faiz oranlarının yüksek olduğu Brezilya ve Meksika gibi temkinli politika duruşlarına sahip gelişmekte olan ülkelerin yanı sıra Asya’nın bazı bölgeleri, merkez bankalarının para politikasını gevşetmeye devam etmeleriyle birlikte daha fazla yabancı yatırımcı çekebilir.
* Yerel seçimlerin de geride bırakılmasıyla birlikte, Türkiye’ye döviz girişinde artış bekliyor musunuz? Vanguard Türk devlet tahvilleriyle ilgileniyor mu? Yatırım yapmak için hangi koşulları izliyor?
En önemli faktör enflasyonun zirveyi görüp oradan düşmeye başlaması. Bu, Türkiye’deki tahvil piyasasına daha fazla yabancı yatırım akışını ve pozitif reel faizi destekleyecektir ki bu da TL için faydalı olacak. Yabancı yatırımcılar Türkiye’deki yerel tahvil piyasasına oldukça yetersiz yatırım yapmaya devam ediyor. Geçmişte yabancı yatırımcılar Türk tahvil pazarının %25’inden fazlasını elinde bulunduruyordu, ancak şu andaki seviye düşük tek haneli rakamlarda. Vanguard olarak elimizde az miktarda Türk devlet tahvili var. Enflasyonun zirveyi görüp düşüşe geçeceğinden ve TCMB’nin şahin duruşunu korumaya devam edeceğinden emin olduğumuzda Türkiye’de devlet tahvillerine yatırımlarımızı artıracağız. Ülkeye yatırım girişlerinin artması ve halkın ABD doları mevduatı yerine TL mevduatına yönelmesiyle döviz rezerv pozisyonunda istikrarın sağlanması da önemli olacaktır.
* TL’nin önümüzdeki döneme ilişkin seyriyle ilgili tahminlerinizi paylaşmak ister misiniz?
Enflasyonun önümüzdeki birkaç ay içerisindeki seyri ve TCMB’nin şahin tavrını sürdürmesi durumunda TL’nin reel anlamda değer kazanacağını düşünüyoruz.
Vanguard Gelişmekte Olan Piyasalar Aktif Sabit Gelir Küresel Eş Başkanı Nick Eisinger Türk devlet tahvillerinde şu anda küçük bir miktarda yatırımlarının bulunduğunu; bunu artırmalarının enflasyonun seyrine ve TCMB’nin şahin duruşunu korumasına bağlı olduğunu söyledi.
“TL İÇİN FAYDALI OLACAK”
Eisinger, yerel seçimlerin ardından Türkiye’ye yabancı yatırım girişlerinin artmasını sağlayacak en önemli faktörün enflasyonun zirveyi görüp ardından düşmeye başlaması olduğunu belirterek, “Enflasyonun düşüşe geçmesi tahvil piyasasına yatırım akışını destekleyip pozitif reel faize katkıda bulunacak ve bu da TL için faydalı olacaktır” dedi.
“BAZI ÜLKELER POZİTİF AYRIŞICAK”
Eisinger Avrupa’daki ılımlı büyüme nedeniyle Fed’den önce ECB’nin faiz indirme olasılığına dikkat çekerek, küresel ekonominin yılın geri kalan kısmındaki seyrine ilişkin beklentilerini de paylaştı. Gelişmekte olan ülkeler için önemli bir faktör olan Çin’in, emlak piyasasında süregelen sorunlar ve büyük iç borç yükü nedeniyle bu yıl yavaş büyümesini beklediklerini belirten Eisinger, büyük merkez bankalarının faiz indirimleriyle birlikte gelişmekte olan piyasalara ilişkin öngörülerini de aktardı. Eisinger, gelişmiş ekonomilerden kaçan varlıkları çekme konusunda bazı ülkelerin pozitif ayrışacağını söyledi.
* 2024 yılının geri kalan kısmında küresel ekonominin nasıl bir performans göstereceğini düşünüyorsunuz?
ABD’de büyüme, bir miktar yavaşlama yaşansa bile muhtemelen güçlü kalacak. Bu, Fed’in faiz oranlarını yavaş yavaş, belki de piyasanın şu anda fiyatladığından daha fazla düşürebileceğini gösteriyor. Avrupa’da büyüme görünümü daha ılımlı ve bu, Fed’den önce ECB’nin faiz indirimlerini destekleyebilir. Gelişmekte olan ülkeler için önemli bir faktör olan Çin, emlak piyasasında süregelen sorunlar ve büyük iç borç yükü nedeniyle bu yıl yavaş büyüyecek.
* Türkiye’nin gelişmiş ekonomilerden kaçan varlıkları çekme konusunda pozitif ayrışmasını bekliyor musunuz?
Fed’in zamanlaması hala belirsiz olsa bile, gelişmiş ekonomilerin merkez bankaları muhtemelen bu yıl para politikalarını gevşetmeye başlayacak. Enflasyonu düşen ve reel faiz oranlarının yüksek olduğu Brezilya ve Meksika gibi temkinli politika duruşlarına sahip gelişmekte olan ülkelerin yanı sıra Asya’nın bazı bölgeleri, merkez bankalarının para politikasını gevşetmeye devam etmeleriyle birlikte daha fazla yabancı yatırımcı çekebilir.
* Yerel seçimlerin de geride bırakılmasıyla birlikte, Türkiye’ye döviz girişinde artış bekliyor musunuz? Vanguard Türk devlet tahvilleriyle ilgileniyor mu? Yatırım yapmak için hangi koşulları izliyor?
En önemli faktör enflasyonun zirveyi görüp oradan düşmeye başlaması. Bu, Türkiye’deki tahvil piyasasına daha fazla yabancı yatırım akışını ve pozitif reel faizi destekleyecektir ki bu da TL için faydalı olacak. Yabancı yatırımcılar Türkiye’deki yerel tahvil piyasasına oldukça yetersiz yatırım yapmaya devam ediyor. Geçmişte yabancı yatırımcılar Türk tahvil pazarının %25’inden fazlasını elinde bulunduruyordu, ancak şu andaki seviye düşük tek haneli rakamlarda. Vanguard olarak elimizde az miktarda Türk devlet tahvili var. Enflasyonun zirveyi görüp düşüşe geçeceğinden ve TCMB’nin şahin duruşunu korumaya devam edeceğinden emin olduğumuzda Türkiye’de devlet tahvillerine yatırımlarımızı artıracağız. Ülkeye yatırım girişlerinin artması ve halkın ABD doları mevduatı yerine TL mevduatına yönelmesiyle döviz rezerv pozisyonunda istikrarın sağlanması da önemli olacaktır.
* TL’nin önümüzdeki döneme ilişkin seyriyle ilgili tahminlerinizi paylaşmak ister misiniz?
Enflasyonun önümüzdeki birkaç ay içerisindeki seyri ve TCMB’nin şahin tavrını sürdürmesi durumunda TL’nin reel anlamda değer kazanacağını düşünüyoruz.
Weiler, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye yaklaşımına ilişkin soruları yanıtladı.
Geçen yıl yapılan seçimlerden bu yana piyasaların Türkiye’ye yaklaşımında önemli bir değişim gördüklerini dile getiren Weiler, yeni ekonomi yönetiminin politika değişikliğine güvenilirlik kazandırdığını ifade etti.
Weiler, seçimden bu yana çok sayıda gelişme ve iyimserliğin hali hazırda fiyatlandığını ve Türkiye’nin kredi derecesinin B olmasına karşın son dönem performansının BB kredi derecesiyle karşılaştırılabilecek kadar olduğunu vurgulayarak, “Piyasa hali hazırda not artışlarını fiyatlıyor ve bekliyor.” dedi.
Türkiye’nin makroekonomi politikalarındaki değişiklikler öncesinde yabancı yatırımların önemli bir kısmının çıktığına işaret eden Weiler, “Uluslararası yatırımcı topluluğunun büyük bir kısmı Türkiye ile yeniden ilgileniyor. Yani dalganın değiştiğini görüyoruz ancak bu, tüm yatırımcıların geri döndüğü anlamına gelmiyor.” diye konuştu.
Weiler, kaynaklarını Türkiye’ye ayırmak ve kendilerini rahat hissetmek için daha fazla zamana ihtiyaçları olduğunu düşünen yatırımcılar bulunduğunun ve yatırımcıların netlik istediğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“New York’ta bu ay Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) için 150’den fazla yatırımcının katıldığı bir seminerimiz oldu. Bakan Mehmet Şimşek ve Başkan Hafize Gaye Erkan, burada yaptıkları değişikliklerin etkisini ve başka ne gibi değişiklikler beklenebileceğini yatırımcılarla paylaştı. Bu açıdan, politikadaki değişikliklerin etkisinin şu ana kadar güçlü olduğunu söyleyebilirim.”
“TÜRKİYE’DE TÜM TAHVİL İHRAÇLARI İÇİN REKOR BİR YIL ÖNGÖRÜYORUZ”
Weiler, TCMB’nin, enflasyonla mücadele konusunda piyasaya verdiği rehberliğe devam etmesi gerektiğini ve bu durumun da faiz artışını sürdürmek anlamına gelebileceğini ifade ederek, “Piyasa faizde zirveye yaklaşıldığını düşünüyor ancak yarın için artış beklentisi de var.” dedi.
Türkiye’de enflasyonun yüzde 60’ın üzerinde ve faizin yüzde 42,5 seviyesinde olduğunu anımsatan Weiler, daha fazla yatırımcı girişi olması için pozitif bir reel oran getirisi sağlanması gerektiğini dile getirdi.
Weiler, bu konuda bazı ilerlemeler olsa da hala aşama kaydedilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Ancak Türkiye ekonomisi için gidişat oldukça olumlu görünüyor ve biz çok iyimseriz. Şirketler ve devlet dahil olmak üzere Türkiye’de tüm tahvil ihraçları için rekor bir yıl öngörüyoruz. Bir önceki rekor seviye 20 milyar dolardı, geçen yıl ise 17 milyar dolar olmuştu. Resmi bir şey yok ama kişisel görüşüm olarak, bu yıl 25 milyar doların üzerinde bir tahvil ihraç büyüklüğü bekliyorum.”
“BU YIL DAHA FAZLA NOT ARTIRIMI BEKLİYORUZ”
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi ve not görünümüne ilişkin son dönemdeki güncellemelerine ilişkin görüşlerini de paylaşan Weiler, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin görünümü son olarak Moody’s tarafından yükseltildi. Türkiye’nin temellerine ve kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarına baktığımızda, bu yıl not artırımı için güçlü bir potansiyel olduğunu düşünüyoruz. JP Morgan olarak, bu yıl daha fazla not artırımı bekliyoruz. Ancak Türkiye’nin şu anda tek B olarak derecelendirildiği göz önüne alındığında, yatırım yapılabilir kredi notuna dönmesi biraz zaman alacaktır.”
Yaklaşık 8 trilyon dolarla dünyanın en büyük ikinci varlık yöneticisi olan Vanguard’ın Gelişmekte Olan Piyasalar Aktif Sabit Gelir Küresel Eş Başkanı Nick Eisinger, geçen hafta AA muhabirine yaptığı açıklamada, portföylerinde her zaman Türk devlet tahvili bulundurduklarını dile getirerek, “TCMB’nin faiz politikasındaki hamleleri, gelecekteki enflasyon patikası ve Türk devletinin yerel tahvillerinin yabancı yatırımcılarda çok az bulunduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, yakın zamanda TL cinsinden devlet tahvilleriyle ilgilenmeye karar verdik.” ifadesini kullanmıştı.
Uluslararası basında yer alan haberlerde, ABD’li yatırım yönetimi şirketi PIMCO’nun, politika değişikliğinin de etkisiyle geçen yılın ikinci yarısından itibaren TL cinsinden tahvil aldığı belirtilmişti.
]]>