“13 FARKLI ÜLKEDE 19 TANE KURUMA TSUNAMİ UYARI MESAJI YOLLUYORUZ”
Tsunami Erken Uyarı Sistemi hakkında bilgi veren Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Haluk Özener, “Hepimizin bildiği gibi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü sadece Türkiye’de değil, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve bağlantılı denizlerde tsunami uyarı merkezi. Bu merkezin görevi sadece Türkiye’ye değil bize abone olan 13 farklı ülkede 19 tane farklı kuruma biz tsunami uyarı mesajı yolluyoruz. Bir denizde bahsetmiş olduğum denizlerde veya karadan 100 kilometre içeride, 5 buçuğun üzerinde bir deprem olduktan sonra bu depremlerin tsunami yaratma riski bulunuyor. Enstitümüzde bu konuda bir depremden sonra arkadaşlarımız bir algoritma çalıştırdıktan sonra bunun bir tsunami yaratma imkanı varsa bunu Türkiye’de AFAD aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılıyor. Onun dışında dediğim gibi farklı ülkelere gönderiliyor” ifadelerini kullandı.
“MARMARA DENİZİ’NDE HEYELANLARDAN DOLAYI TSUNAMİ OLMA RİSKİ VAR”
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün 10 yılı aşkın süredir bu konuda yetkili olduğunu söyleyen Haluk Özener, “Sadece Türkiye içinde değil, bakın şu ana kadar Harita Genel Müdürlüğü’nün kurmuş olduğu 20 tane deniz seviyesi istasyonlarının verileri Kandilli’ye geliyor. Bizim kurmuş olduğumuz 8 tane daha öncesinde deniz seviyesi istasyonları var. Tsunami istasyonları diyoruz, mareograf diyoruz. Fakat önceki 8 tanenin farklılıkları, içinde sismik gözlem yapan cihazların da olmasıydı. Bununla birlikte İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında, tabii ki bunun büyük ölçekteki organizasyonda TARAP, Türkiye Afet Risk Azaltma planı. Marmara Denizi çevresinde yakın alan tsunamisini belirlemek için Kandilli’ye verilmiş bir görev var. Yani hepiniz biliyorsunuz olası bir Marmara depremi, Marmara Denizi içinde olacak ve özellikle meydana gelecek heyelanlardan dolayı tsunami olma riski var. Biz de mümkün olan en kısa sürede vatandaşlarımıza tsunami riskine karşı haberdar etmek için bu istasyonları kuruyoruz. Bu görev bize verildi” dedi.
“TARAP KAPSAMINDA 50 TANE İSTASYONU TAMAMLAMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”
Projenin bütçesinin Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığı tarafından tahsis edildiğini belirten Özener, “Marmara Denizi çevresinde 20 tane ilk etapta tsunami istasyonu kurmaya başladık. Bunların 19 tanesini hayata geçirdik. Bu istasyonlar sadece deniz seviyesi gözlem istasyonu değil, aynı zamanda içinde sismik gözlem cihazlarının olduğu, meteorolojik parametrelerin gözlemlendiği istasyonlar, bu istasyonların bazılarında da GNSS alıcıları var. Yani yer kabuğu hareketlerini belirleyen istasyonlar var. Ekranda da gördüğünüz üzere Marmara Denizi’nin çevresine yani farklı illerde Yalova, Bursa’ya bağlı, Balıkesir’e bağlı istasyonlarımız var. Tekirdağ’da var, Edirne’nin sahil kesimlerinde var. Denizin içine İstanbul’da, Büyükada’da, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda, aynı zamanda en son istasyon da İmralı Adası’na kurulacak. Bunlarla ilgili gerekli bütün izinler kurumlardan alınmış vaziyette. Dediğim gibi son bir tanesi kaldı. İstasyon sayısı 47 oldu, 48 olacak ve bundan sonraki aşamada da bu istasyona biz sadece Marmara özelinde değil, tüm kıyı şeridinde, Türkiye’nin etrafında sayılarına 30 tane daha ilave etmeyi düşünüyoruz. Toplam İRAP dolayısıyla TARAP kapsamında 50 tane istasyonu tamamlamayı düşünüyoruz” diye konuştu.
“4-5 DAKİKA CİVARLARINA İNDİRMEYİ PLANLIYORUZ”
Sistemin ne kadar süre önce uyarı vereceğini de açıklayan Özener, “Uluslararası standartlarda biz bir deprem olduktan sonra 7 dakika içerisinde bir tsunaminin olup olmayacağını AFAD üzerinden vatandaşlarla paylaşacağız. Dolayısıyla uluslararası standartlar 7 dakika, Marmara Denizi için istasyon sayımızı ne kadar arttırırsak bu uyarı mesajını daha erken verme şansımız var. Biz bunu 4-5 dakika civarlarına indirmeyi planlıyoruz. Yine enstitümüzün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile birlikte yürütmüş olduğu projeler kapsamında, tüm Marmara Denizi içindeki İstanbul’a bağlı ilçelerde tsunami tahliye tabelaları kuruldu. Dolayısıyla tsunami konusunda gerçekten İstanbul üzerinde özellikle çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Bununla birlikte özellikle vatandaşları bir konuda uyarmak istiyorum. Yani bizden uyarı beklemelerine de gerek yok aslında. Olası bir Marmara depreminde, deniz kıyısındaysanız yani kıyıya yakın yerlerdeyseniz deprem olduktan sonra meraklı gözlerle deniz kenarına gidip de denizin çekildiğini seyretmektense mümkün olan en hızlı sürede kendinizi güvende hissedeceğiniz ve yüksek rakımlı yerlere doğru kendinizi tahliye etmenizde fayda var” ifadelerini kullandı.
ÖZHASEKİ: YENİ DÖNEMDE İKİ TANE DAHA MİSYON BİÇTİK
Yeni dönemde kendilerine iki tane daha misyon biçtiklerini ifade eden Bakan Özhaseki, “Birincisi hepimizin hatırlayacağı gibi 1 sene kadar önce 6 Şubat’ta büyük bir deprem atlattık. Oradaki hasarların sarılması, yaraların sarılması insanlarımızın orada evlerine kavuştururulması gibi önemli bir görevimiz var. İkincisi de Türkiye bir deprem ülkesi. Böyle bir ülkede başta İstanbulumuz olmak üzere birçok ilimizi depreme karşı dayanıklı, dirençli hale getirebilme mücadelesi. Bu iki işimiz aslında bakanlığımızın ana asli işlerinin de önüne geçmiş vaziyette. Bir sene kadar önce, birisi gece yarısı 04.00 gibi, birisi gündüz, 13.00 gibi iki tane şiddetli deprem, uzun süren bir deprem. Bu uzun sürmesinden ve yerleşim yerlerinin en yakınından geçmesinden dolayı da müthiş bir hasar var. 18 ilimiz bundan etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin kadar da o bölgelerde iş yeri gibi tek katlı müştemilatlar yıkıldı. Maddi hasar 100 milyar doların üzerinde. Manevi hasar mı diyorsunuz? 53 bin 500 kardeşimizi toprağa verdik. Emin olun onların aileleri, çevresi ve yakınlarında ocaklarında hala gözyaşı tütüyor. Evleri teslim ettiğimizde gidip o evlerde bir çay içmek için sohbet ettiğimizde biraz sonra hepimiz ağlayarak çıkıyoruz evlerden” dedi.
“ORADAKİ İNSANLARIN HAKLARINI VEREBİLMEK İÇİN GECE GÜNDÜZ GAYRET EDİYORUZ”
Deprem bölgesindeki insanların haklarını verebilmek için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Özhaseki, “Çok şükür çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Oradaki insanların haklarını verebilmek için gece gündüz gayret ediyoruz. Benim görevi devrettiğim, sonra da yeniden ondan görevi teslim aldığım Murat kardeşim o deprem bölgesinde ilk günlerde oralardaydı. Onun da başlattığı, benim de şimdi devam ettirdiğim binlerce konut yapılıyor. En azından oradaki insanlarımızın yıkılan evlerini verelim diye uğraşıyoruz. Şu anda binden fazla şantiyemiz var. 4 bin 333 köyde çelikten köy evleri yapıyoruz. Kiminde 50 tane yıkılmış, kiminde 100 kimin de 200 tane evler yıkılmış? Her birine gidip şantiye kuruyorsunuz. Oradaki köylü vatandaşımızın evini yapmaya çalışıyoruz. Ayın 19’unda inşallah yine dağıtım törenimiz var. İnşaatlar başlayalı 10 ay civarında oldu. 75 bin evi dağıtmış olacağız. Bundan sonra da orada 10 bin, 15 bin her ay ev vereceğiz. Bazen kurada çıkmadığı zaman hüzünlenenler oluyor, diyorum ki ‘Bak merak etmeyin, söz veriyorum, inşallah sizler evinize oturuncaya kadar buradayız. Bu sefer çıkmadıysa öbür sefer çıkar’” diye konuştu.
“SON 5 SENEDİR YENİ BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI ÇIKTI”
Özhaseki, “Bu arada Ergün Bey bazen muhalif arkadaşların yaptıklarından şikayet ediyor. Bu işin de kaderi bu. Biz bu kadar ev dağıtıyoruz. Ana muhalefetin genel başkanı sesleniyor; ‘Nerede bu evler? Kime verdiniz?’ Bir başka genel başkan da ‘Herhalde AK Partililere dağıtmışlardır.’ Allah ıslah etsin sizi ne diyebilirim ki? Diyorum ki; ‘Gelin hepinize o bölgeleri gezdireceğim. Bin tane şantiyemizi tek tek elinizden tutup gezdireceğim. 4 bin 333 tane köyde neler yapıyoruz göstereceğim, gelin hadi’. Gelen giden yok tabii ama dışarıdan laf atmaya gelince aynen bu şekilde devam ediyor. Son 5 senedir yeni bir belediyecilik anlayışı çıktı, o da algı belediyeciliği. Ben güçlük çekiyorum. Yapmadığı halde yapmış gibi göstermek, birilerinin emeğinin üstüne yatmak veyahut da sosyal medyacılara trilyonlar verip ‘Beni parlatın ben çok büyük bir adamım, buralara sığmıyorum. Belediye başkanlığı ne ki? Bana küçük geliyor demek’ Ne yazık ki bu dönemde bu başladı” ifadelerini kullandı.
“EVİMİZDEN ÇÖP DİYE ATTIKLARIMIZDAN BİZ 96 MİLYAR LİRA PARA KAZANDIK”
Özhaseki, “Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Hanım’ın başını çektiği ve yıllardır mücadelesini verdiği ‘Sıfır Atık’ gibi de bir projemiz var. Bakın sıfır atık sadece Türkiye’nin bir bulduğu marka değil, tüm dünyanın takip ettiği ve bizim ülkemizin kazandırdığı bir marka oldu. 30 Mart Birleşmiş Milletler’de Sıfır Atık Günü ilan edildi. Devlet başkanlarının artık sonuç bildirgelerine giriyor. Seçimden sonra bakanlık olarak biz bunu zorlayacağız. Herkesin atığı evinden dışarıya gönderirken, ‘Çöp diye çöpçüye verdik’ diye söylediği şeyleri ayrıştırılmış olarak vereceğiz, onların geri kazanımı mümkün. Şu anda geri kazanımda yüzde 35’lerdeyiz ama bunu gittikçe artırabiliriz. Birkaç yıl içerisinde sadece evimizden çöp diye attıklarımızdan biz 96 milyar lira para kazandık” diye konuştu.
TURAN: KARASURLARI’NI KENDİLERİ YAPMIŞ GİBİ İMAJ OLUŞTURUYORLAR
Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ise şunları söyledi:
“Bu proje çevreci bir projedir. Çünkü bu projemizle birlikte şu anda Sur diplerinde toplamda 290 bin metrekare olarak kentin en niteliksiz alanlarını en nitelikli alanlar olarak kentin kullanımına açıyoruz. Fatih’te 875 bin metrekare yeşil alan vardı, bu 5 yıl içerisinde yüzde 41 oranında artırarak bu alanı 1 milyon 237 bin metrekareye çıkarttık. Biz bir iş yapmayla uğraşırken bir de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile uğraşıyoruz. Bir gün kalkıyoruz Karasurları’nın içinde toprak temizlemişler sanki millet bahçesini onlar yapıyorlar. Bir gün kalkıyoruz Karasurları’nın içinde kütüphane yaptık diyorlar. Bir adım atıyorlar hem Karasurları’nı kendileri yapmış gibi imaj oluşturuyorlar, hem de Karasurları Kütüphanesi diyerek kütüphaneleri de biz yaptık imajı oluşturuyorlar.”
]]>Özhaseki, Balıkesir’in Edremit ilçe merkezi ile sahil arasında Büyükşehir Belediyesince inşa edilen Ülkü Yolu’nun açılışında yaptığı konuşmada, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ve ekibini çalışmaları nedeniyle tebrik etti.
Bölgede arıtma tesisi sorunu olduğunu belirten Özhaseki, şöyle konuştu:
“Normalde nüfusumuz 90 bin, 100 bin ama yaz olunca birkaç misli artıyor. Ben de defalarca buraya eşimle, çocuklarla gelmiş birisiyim. Arıtma tesissiz bir bölüm olur mu? Nihayetinde dışarıya attığımız kirli suları, teknoloji öyle gelişti ki ‘ileri biyolojik arıtma’ diye tarif ediliyor, arıtıyorsunuz belli bir süreçten geçirerek, sonra tabiata veriyorsunuz. Tabiat o suyu alıyor, yine etrafı yeşillendirmeye devam ediyor. Bunun yapılması gerekirken önce bir arazi mevzusu. Biz de takip ettik onu. Ne hikmettir bilmiyorum, buradaki arkadaşlarımız izin vermediler. Hayretler içerisinde izliyoruz.”
“ESİRİ OLMAYANIN YERİNDE SELLER ESER”
Bazı konuların siyaset üstü olduğunu dile getiren Özhaseki, bunlardan bazılarının deprem, çevre, hizmet olduğuna dikkati çekti.
İnsanların menfaati, iyiliği söz konusuysa bunun siyaset dışı olması gerektiğini dile getiren Özhaseki, şunları kaydetti:
“Deprem olduğunda Yücel Bey’e de Allah razı olsun, biz bölgeyi tarif ettik, gitti aylarca çalıştı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partisinde ama baktık ki en büyük hasar orada. Bizim AK Parti olarak en güçlü belediyelerimiz Konya, Kocaeli, Bursa, Denizli ve 100 kadar belediyemizin hepsini oraya gönderdik. ‘Burada Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi var.’ diyebilir miyiz? Asla söyleyemeyiz. Orada bizim insanımız var, orada bizim canımız var, orada bizim yardıma muhtaç kardeşlerimiz var ve belediye başkanlarımız aylarca çalıştılar orada. Gelmediler, memleketlerine gitmediler. Saçları sakalları birbirine karışmış, gayret ettiler orada. Şimdi altyapı yapılacak, bir kredi temin ettim ben. En büyük payı yine Hatay’a ayırdık. ‘Hatay’da şu parti var.’ diyebilir miyiz? Asla diyemeyiz. Bizim amacımız hizmet. İnsan odur ki bıraka bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser. Biz hizmet siyaseti güdüyoruz, gerek genelde gerekse yerelde.”
Yolların önemini vurgulayan Özhaseki, yolun medeniyet, kalkınmanın birinci unsuru olduğunu belirtti.
Yol vasıtasıyla insanların evlerine ulaşmasının yanında ticaret de yaptığını anlatan Özhaseki, şöyle devam etti:
“Sanayici de derdine çözüm bulur. Turizm de gelişir. Yol olmayan yerde turizm de gelişmez. O yüzdendir ki Türkiye’nin birçok yerinde gerçekten çok uzun mesafeli yollar yaptık. 6 bin kilometre civarında bölünmüş yol varken bu memlekette, şu anda 30 bin kilometreyi geçti. Tüneller yaptık, köprüler yaptık, hepsine sizler şahitsiniz zaten. İzmir’e giden otobanın buradan geçtiğini de biliyorsunuz. O kadar çok çalışıldı ki hamdolsun ‘Yol açısından Türkiye altyapısını tamamladı.’ da diyebiliriz. Bundan sonra da yapılmaya devam edecek. O yüzden buradaki yapılan yolun da kıymetini takdir ediyoruz. Değerli Başkan’ımızı tebrik ediyoruz ki bu şekilde bir iştahla yaptığı için, çok güzel bir hava verdiği için. Çünkü burası turizm beldesi, sadece bir yolu dümdüz yapmak yetmez. Etrafındaki bisiklet yollarıyla çok da güzel bir görüntü oluşmuş.”
“DEPREM TURİSTLERİ”
Özhaseki, AK Parti hükümetleri dönemine kadar Balıkesir’de 76 kilometre olan bölünmüş yolun, şu anda 700 kilometreyi geçtiğini söyledi.
Bakanlık olarak Balıkesir’e ayrıca önem verdiklerini vurgulayan Özhaseki, “Şu ana kadar 59 milyar lira civarında sadece bizim Bakanlığımız harcadı Balıkesir’e. 20 milyardan fazla da yatırımımız devam ediyor. TOKİ konutlarımız da devam ediyor burada. Yine de yapmaya devam edeceğiz bunları. Zaten nihayetinde sizlerin verdiği vergileri bir yerde tutup, doğru şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Onun neticesinde de hizmet dönüyor. Ben şuna inanıyorum, siz iyi niyetliyseniz, çalışıyorsanız, gayret ediyorsanız, emin olun Cenabıallah sizin elinizden tutuyor. Gören gözünüz oluyor, yürüyen ayağınız oluyor. İşte Türkiye buna örnek, işte Balıkesir buna örnek.” ifadelerini kullandı.
Özhaseki, Kahramanmaraş merkezli “asrın felaketi”nin asrın dayanışmasına dönüştüğünü dile getirdi.
Bölgede çalışmaların sürdüğünü anlatan Özhaseki, “Tam 4 bin 133 köyümüzde ev yapıyoruz. Kiminde 50 tane yıkılmış, kiminde 30 tane, kiminde 150 tane, 200 tane, hepsini yapıyoruz. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Orada şu anda 1000’den fazla şantiyemiz var.” diye konuştu.
Kendilerinin bölgede çalıştığını ifade eden Özhaseki, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Üzüntüyle şunu da söyleyeyim, nüfusu milyonlarca olan ve havasından geçilmeyen, her gün televizyonlarda algı operasyonları çeken belediye başkanları da o bölgelere özel jetlerle geldiler. Arabalarının içi, uçakların içi tamamıyla televizyoncu ve sosyal medya ekibiyle doluydu. İndiler, bir kişinin yanına geldiler. Hatır soruyor gibi davrandılar, selfieler çektiler, bırakıp gittiler. Bunlara da şahidiz. Bunlar da deprem turistleriydi. Biz inanıyoruz ki iyi iş yaptığınızda millet görür. Hizmet ettiğinizde bu millet görür ve karşılığını verir ama görmese bile Cenabıallah hepsini görür ve bir gün hesap sorar. Elinde envaiçeşit imkanları olduğu halde sadece artistlik yapmak için gelenleri de Allah’a havale ediyoruz. Yapacak başka bir şey yok. Bizler çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Endişeniz olmasın Allah’ın izniyle. Balıkesir’e senelerdir gelip gideriz. Elimde yetki olduğu ilk andan itibaren de ne kadar imkanım varsa hepsini seferber ettim. Bundan sonra da etmeye hazırım. Yeter ki sizler yetki verin. Yeter ki sizler ‘Devam edin.’ deyin. Bizler inşallah bunu yaparız. Buradaki arıtma tesislerini de yaparız, yeni yollar da yaparız. Balıkesir’in ihtiyacı neyse, sempatik başkanımız, çalışan başkanımız ne diyorsa emri başımızın üstüne. Onu size emanet ediyorum.”
Dua edilmesinin ardından kurdele kesilerek yolun açılışının yapılmasıyla sona eren törene, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, bazı milletvekilleri, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
]]>