Bilim insanları tarafından Büyük Kanyon’daki bir şelaleden esinlenerek “Cheyava Şelalesi” (Cheyava Falls) adı verilen, ok ucu şeklindeki kaya, Mars’ın geçmişte mikroskobik yaşama ev sahipliği yapıp yapmadığına dair ipuçları olabilecek ilginç özellikler içeriyor.
Perseverance gezgini üzerindeki aletlerle yapılan analizler, 1 metre boyunda 60 santimetre enindeki kayanın eski yaşam tanımına uyan izler taşıdığını gösterdi.
GEZGİNİN KEŞFETTİĞİ ALANDA MİLYARLARCA YIL ÖNCE SU VE YAŞAM BULUNABİLECEĞINE DAİR İZLER BARINDIRIYOR
Kayanın, gezgin tarafından keşfedilen alanda milyarlarca yıl önce akan su bulunduğunu gösterdiği ve muhtemelen yaşam formları tarafından oluşturulan kimyasal izler ve yapılar sergilediği tespit edildi.
Perseverance’ın incelediği 22’nci kaya örneği olan “Cheyava Şelalesi”, 21 Temmuz’da, çok uzun zaman önce Jezero Krateri’ne akan su tarafından oyulmuş 400 metre genişliğindeki eski bir nehir vadisi olan Neretva Vallis’in kuzey kenarını keşfederken bulundu.

Gezgindeki “Organikler ve Kimyasallar için Yaşanabilir Ortamların Raman ve Lüminesans ile Taranması (SHERLOC)” cihazı tarafından Cheyava Şelalesi’nin birkaç defa taranması sonucunda, organik bileşikler içerdiği görüldü.
Söz konusu karbon bazlı moleküllerin yaşamın yapı taşları olarak kabul edildiği ancak bunların biyolojik olmayan süreçlerle de oluşabileceği kaydedildi.
“Cheyava Şelalesi” üzerindeki izler, Dünya’da mikropların fosilleşmiş izlerini taşıyan kayalarda da bulunuyor
Pasadena’daki California Teknoloji Enstitüsü çalışanı, Perseverance projesi ekibinden Ken Farley, “Cheyava Şelalesi, Perseverance tarafından şu ana kadar incelenen en şaşırtıcı, en karmaşık ve potansiyel olarak en önemli kaya. Organik maddeler, mikrobik yaşamın enerji kaynağı olarak kullanabileceği kimyasal reaksiyonları gösteren belirgin renkli noktalar ve yaşam için gerekli olan suyun kayanın üzerinden geçtiğine dair ilk ikna edici tespitleri yaptık. Öte yandan kayanın nasıl oluştuğunu ve yakındaki kayaların ‘Cheyava Şelalesi’ni ne ölçüde ısıtıp bu özelliklere katkıda bulunduğunu tam olarak keşfedemedik.” ifadelerini kullandı.
“Cheyava Şelalesi”nde, kaya boyunca uzanan büyük beyaz kalsiyum sülfat damarları ile bunların arasında Mars’a özgü paslı kırmızımsı rengi veren minerallerden biri olan hematitin varlığını düşündüren madde şeritleri bulunuyor.
Söz konusu kırmızı bölgelere daha yakından bakıldığında, leopar desenine benzeyen siyah maddelerle çevrili çok sayıda düzensiz şekilli, milimetrik boyutta kirli beyaz lekeler de tespit edildi.
Perseverance’ın “X-ışını Litokimyası için Gezegensel Enstrüman (PIXL)” cihazı, bu siyah halelerin hem demir hem de fosfat içerdiğini belirledi.
Perseverance ekibinden Avustralya’daki Queensland Üniversitesi astrobiyolog David Flannery, “Bu noktalar büyük bir sürpriz. Dünyada kayalardaki bu tür özellikler genellikle yeraltında yaşayan mikropların fosilleşmiş kalıntılarıyla ilişkilendirilir.” dedi.

LEOPAR DESENLERİ, GEZEGENDEKİ MAGMANIN ETKİSİYLE DE OLUŞMUŞ OLABİLİR
Öte yandan, kayada tespit edilen milimetre boyutunda olivin kristalleri ile sülfatın, gezegendeki magmanın kristalleşmesiyle oluşmuş olabileceği ve yaşanamaz sıcaklıklarda kayaya yapışarak biyolojik olmayan süreçlerle leopar desenlerini oluşturmuş olabileceği de ihtimaller arasında.
Bilim insanları, gözlemlenen izlere dair diğer görüşleri de değerlendiriyor ve antik yaşama dair kesin bulgu için ilave araştırmaların gerekli olduğunu belirtiyor.
ABD’DEN F-16 TEDARİKİ
Bakanlık kaynakları, ABD’den F-16 ve modernize kitlerinin alımında azaltmaya gidileceğine dair iddialara “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla sürdürülmektedir. Bu çok faktörlü ve çok etkenli bir süreçtir. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır” yanıtını verdi.

IRAK İLE TERÖRLE MÜCADELE KAPSAMINDA ORTAK HAREKAT MERKEZİ KURULMASI
Bakanlık kaynakları, Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi’ne yönelik çalışmalardaki son duruma ilişkin, “Sahada terörle mücadelemiz başarılı şekilde sürmektedir. Iraklı makamlarla ve bölgesel yönetimle olumlu ve koordineli çalışmalar yürütmekteyiz. Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmalar da problemsiz olarak sürmektedir” dedi.
SURİYE İLE İLİŞKİLERDE SON DURUM
Bakanlık kaynakları, Şam tarafından gelen son açıklamalar sonrası Suriye ile ilişkilerdeki son duruma yönelik sorulara şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanımız diyalog konusunda bir irade ortaya koymuştur. Türkiye, meşru müdafaa ilkesi kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditlerini bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye kuzeyinde adeta oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunmaktadır. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkedir. Bizim yaptığımız harekatlar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yapmıştır. Suriye’de terörün yok edilmesini ve toprak bütünlüğünün sağlanmasını, siyasi istikrarın yeniden tesisini ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasını arzu ediyoruz.”


BAKANLARIN NİJER ZİYARETİ
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın birlikte Nijer’e gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili sorulara şu cevabı verdi:
“Sayın Bakanımız; Dışişleri Bakanımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, MİT Başkanımız, Savunma Sanayii Başkanımız ve Ticaret Bakan Yardımcımız ile birlikte Nijer’i ziyaret etmişlerdir. Görüşmelerde, Nijer ile iş birliğimizin ilerletilmesi imkanları ele alınmış ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Sayın Bakanımız da muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüşmüştür.”

MSB’DEN SON DAKİKA AÇIKLAMALARI
Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı:
SON BİR HAFTADA 72 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kesintisiz olarak sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil;
Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir.
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında; teröristlere ait depo, sığınak ve mağaralarda tonlarca patlayıcı madde ile çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir.
Bu vesileyle, 12 Temmuz’da Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, teröristler tarafından önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı maddenin patlaması sonucu şehit olan kahraman silah arkadaşımız İstihkâm Astsubay Kıdemli Çavuş Bahadır Rıdvan TALAY’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Terörle mücadele konusunda komşumuz Irak ile iş birliği ve görüşmelere de devam edilmektedir.
Irak Merkezi Hükûmeti ve Bölgesel Yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmeyi arzuluyoruz.
Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır.
İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır.
Bölgede 800 köyü zorla boşaltan, köyleri ateşe veren, yerleşim yerlerini ve ibadethaneleri dahi el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanan ve ormanları yakan eli kanlı teröristlerin; bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışması, halkı kışkırtma girişimleri, kara propagandaya başvurması ve bu yolla uluslararası kamuoyunu yanıltma gayretleri, içine düştüğü acziyetin ve başarılı operasyonlarla bitme noktasına geldiğinin açık bir göstergesidir.

SINIRLARDA 340 ŞAHIS YAKALANDI
Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda;
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR / İKİLİ İLİŞKİLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı da sürdürmektedir.
09-11 Temmuz tarihleri arasında Vaşington’da icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımız ile birlikte iştirak eden Sayın Bakanımız zirve kapsamında;
Sayın Bakanımız söz konusu ziyaret vesilesiyle 10 Temmuz’da Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısına da katılım sağlamıştır.
Ayrıca, 06 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketi sonrası NATO tarafından ülkemize gönderilen ve hizmet sürelerini tamamlayan çadır kentlerin ve sağlık destek ünitelerinin söküm işlemlerinin, NATO tarafından, Bakanlığımız ile koordineli olarak 30 Temmuz’a kadar tamamlanması öngörülmektedir.
NATO makamlarına; sağlanan destek ile gösterdikleri dayanışma ve iş birliği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.
İSRAİL’İN ‘GÜVENLİ BÖLGE’DE KATLİAMLARI
İsrail’in, Han Yunus kentinde “güvenli bölge” olarak belirlediği El Mevasi’de yaşayan Filistinlilere saldırarak onlarca sivili katletmesini lanetliyoruz.
İsrail, âdeta tek bir Filistinli kalmayana kadar Filistin halkını topyekûn katletmeye ve soykırım uygulamaya devam etmektedir.
Gazze’de kanser hastalarına hizmet veren tek merkez olan Türk-Filistin Dostluk Hastanesine verdiği zarar ve buranın askerî üs olarak kullanılması İsrail’in uluslararası insancıl hukuku ihlalinin açık bir kanıtıdır.
İsrail’in saldırılarını hiçbir şekilde durdurmaması, uluslararası hukuku hiçe sayması ve masum Filistin halkına yaptığı zulümler karşısında uluslararası toplumun almış olduğu kararların göstermelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bölgemizde huzursuzluğa ve istikrarsızlığa sebep olan İsrail, uyguladığı zulme bir an önce son vermeli ve kalıcı ateşkese razı gelmelidir.
EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda,
Aden Körfezi’nde ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına istinaden teşkil edilen Birleşik Görev Kuvveti-151 (Combined Task Force- CTF-151)’in komutası; 24 Temmuz 2024-22 Ocak 2025 tarihleri arasında Türk Deniz Kuvvetleri tarafından 7’nci kez deruhte edilecektir.
Söz konusu görev, ülkemizin sadece çevre denizlerimizde değil, diğer coğrafyalarda da deniz güvenliğine katkı sağlayan önemli bir güç olduğunu ortaya koymaktadır.
Japonya’dan dönüş seyrine devam eden TCG KINALIADA korvetimiz; Sri Lanka’nın ardından Umman’a liman ziyareti gerçekleştirmektedir.
Korvetimiz, 21 Temmuz’da bir sonraki liman olan Katar’a seyre başlayacak, 23-25 Temmuz tarihleri arasında Katar’ın Doha limanını ziyaret edecektir.
Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde teşkil edilecek Deniz Unsur Komutanlığına bağlı olarak görev yapacak 2 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisi için 22 Temmuz’da Aksaz Deniz Üs Komutanlığında uğurlama töreni icra edilecektir.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayesinde, 13 Temmuz’da Emirgan/İstanbul’da başlayan “TAYK-AKPA 53’üncü Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı” bugün (18 Temmuz) Göcek/Muğla’da tamamlanacaktır.
82’nci yıl dönümünde (14 Temmuz 1942), Çanakkale Morto Koyu açıklarında 1’inci Dünya Savaşı’ndan kalan bir mayına çarparak batan ATILAY denizaltısı şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.
Öte yandan, 19-21 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’de icra edilecek “Royal International Air Tattoo Hava Gösterilerinin 50’nci Yıl Dönümü” etkinlikleri kapsamında; SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu ve 2 adet F-4 uçağımız ile statik gösteri yapılması planlanmaktadır.
DOĞAL AFETLERLE MÜCADELE / İNSANİ YARDIM FAALİYETLERİ
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam etmektedir.
Rezerv Güç kapsamında, bugüne kadar 12 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 28 helikopter ile 723 sorti icra edilerek destek sağlanmıştır.
Ayrıca, Aydın/Söke’deki kâğıt fabrikasında çıkan yangının söndürülmesine 2 helikopter ile 32 sorti yapılarak destek verilmiştir.
ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ / ÖNEMLİ DUYURULAR
Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde icra edilmektedir. Bu kapsamda, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2024 Yılı Uzman Erbaş Temini” aday değerlendirme süreci devam etmektedir.
“Millî Savunma Üniversitesi 2024 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 20 Temmuz’da tamamlanacaktır.
Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;
ABD’DEN F-16 TEDARİKİ
Bakanlık kaynakları, ABD’den F-16 ve modernize kitlerinin alımında azaltmaya gidileceğine dair iddialara “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla sürdürülmektedir. Bu çok faktörlü ve çok etkenli bir süreçtir. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır” yanıtını verdi.

IRAK İLE TERÖRLE MÜCADELE KAPSAMINDA ORTAK HAREKAT MERKEZİ KURULMASI
Bakanlık kaynakları, Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi’ne yönelik çalışmalardaki son duruma ilişkin, “Sahada terörle mücadelemiz başarılı şekilde sürmektedir. Iraklı makamlarla ve bölgesel yönetimle olumlu ve koordineli çalışmalar yürütmekteyiz. Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmalar da problemsiz olarak sürmektedir” dedi.
SURİYE İLE İLİŞKİLERDE SON DURUM
Bakanlık kaynakları, Şam tarafından gelen son açıklamalar sonrası Suriye ile ilişkilerdeki son duruma yönelik sorulara şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanımız diyalog konusunda bir irade ortaya koymuştur. Türkiye, meşru müdafaa ilkesi kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditlerini bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye kuzeyinde adeta oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunmaktadır. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkedir. Bizim yaptığımız harekatlar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yapmıştır. Suriye’de terörün yok edilmesini ve toprak bütünlüğünün sağlanmasını, siyasi istikrarın yeniden tesisini ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasını arzu ediyoruz.”


BAKANLARIN NİJER ZİYARETİ
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın birlikte Nijer’e gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili sorulara şu cevabı verdi:
“Sayın Bakanımız; Dışişleri Bakanımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, MİT Başkanımız, Savunma Sanayii Başkanımız ve Ticaret Bakan Yardımcımız ile birlikte Nijer’i ziyaret etmişlerdir. Görüşmelerde, Nijer ile iş birliğimizin ilerletilmesi imkanları ele alınmış ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Sayın Bakanımız da muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüşmüştür.”

MSB’DEN SON DAKİKA AÇIKLAMALARI
Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı:
SON BİR HAFTADA 72 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kesintisiz olarak sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil;
Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir.
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında; teröristlere ait depo, sığınak ve mağaralarda tonlarca patlayıcı madde ile çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir.
Bu vesileyle, 12 Temmuz’da Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, teröristler tarafından önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı maddenin patlaması sonucu şehit olan kahraman silah arkadaşımız İstihkâm Astsubay Kıdemli Çavuş Bahadır Rıdvan TALAY’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Terörle mücadele konusunda komşumuz Irak ile iş birliği ve görüşmelere de devam edilmektedir.
Irak Merkezi Hükûmeti ve Bölgesel Yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmeyi arzuluyoruz.
Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır.
İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır.
Bölgede 800 köyü zorla boşaltan, köyleri ateşe veren, yerleşim yerlerini ve ibadethaneleri dahi el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanan ve ormanları yakan eli kanlı teröristlerin; bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışması, halkı kışkırtma girişimleri, kara propagandaya başvurması ve bu yolla uluslararası kamuoyunu yanıltma gayretleri, içine düştüğü acziyetin ve başarılı operasyonlarla bitme noktasına geldiğinin açık bir göstergesidir.

SINIRLARDA 340 ŞAHIS YAKALANDI
Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda;
BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILAR / İKİLİ İLİŞKİLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı da sürdürmektedir.
09-11 Temmuz tarihleri arasında Vaşington’da icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımız ile birlikte iştirak eden Sayın Bakanımız zirve kapsamında;
Sayın Bakanımız söz konusu ziyaret vesilesiyle 10 Temmuz’da Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısına da katılım sağlamıştır.
Ayrıca, 06 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketi sonrası NATO tarafından ülkemize gönderilen ve hizmet sürelerini tamamlayan çadır kentlerin ve sağlık destek ünitelerinin söküm işlemlerinin, NATO tarafından, Bakanlığımız ile koordineli olarak 30 Temmuz’a kadar tamamlanması öngörülmektedir.
NATO makamlarına; sağlanan destek ile gösterdikleri dayanışma ve iş birliği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.
İSRAİL’İN ‘GÜVENLİ BÖLGE’DE KATLİAMLARI
İsrail’in, Han Yunus kentinde “güvenli bölge” olarak belirlediği El Mevasi’de yaşayan Filistinlilere saldırarak onlarca sivili katletmesini lanetliyoruz.
İsrail, âdeta tek bir Filistinli kalmayana kadar Filistin halkını topyekûn katletmeye ve soykırım uygulamaya devam etmektedir.
Gazze’de kanser hastalarına hizmet veren tek merkez olan Türk-Filistin Dostluk Hastanesine verdiği zarar ve buranın askerî üs olarak kullanılması İsrail’in uluslararası insancıl hukuku ihlalinin açık bir kanıtıdır.
İsrail’in saldırılarını hiçbir şekilde durdurmaması, uluslararası hukuku hiçe sayması ve masum Filistin halkına yaptığı zulümler karşısında uluslararası toplumun almış olduğu kararların göstermelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bölgemizde huzursuzluğa ve istikrarsızlığa sebep olan İsrail, uyguladığı zulme bir an önce son vermeli ve kalıcı ateşkese razı gelmelidir.
EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda,
Aden Körfezi’nde ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına istinaden teşkil edilen Birleşik Görev Kuvveti-151 (Combined Task Force- CTF-151)’in komutası; 24 Temmuz 2024-22 Ocak 2025 tarihleri arasında Türk Deniz Kuvvetleri tarafından 7’nci kez deruhte edilecektir.
Söz konusu görev, ülkemizin sadece çevre denizlerimizde değil, diğer coğrafyalarda da deniz güvenliğine katkı sağlayan önemli bir güç olduğunu ortaya koymaktadır.
Japonya’dan dönüş seyrine devam eden TCG KINALIADA korvetimiz; Sri Lanka’nın ardından Umman’a liman ziyareti gerçekleştirmektedir.
Korvetimiz, 21 Temmuz’da bir sonraki liman olan Katar’a seyre başlayacak, 23-25 Temmuz tarihleri arasında Katar’ın Doha limanını ziyaret edecektir.
Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde teşkil edilecek Deniz Unsur Komutanlığına bağlı olarak görev yapacak 2 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisi için 22 Temmuz’da Aksaz Deniz Üs Komutanlığında uğurlama töreni icra edilecektir.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayesinde, 13 Temmuz’da Emirgan/İstanbul’da başlayan “TAYK-AKPA 53’üncü Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı” bugün (18 Temmuz) Göcek/Muğla’da tamamlanacaktır.
82’nci yıl dönümünde (14 Temmuz 1942), Çanakkale Morto Koyu açıklarında 1’inci Dünya Savaşı’ndan kalan bir mayına çarparak batan ATILAY denizaltısı şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.
Öte yandan, 19-21 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’de icra edilecek “Royal International Air Tattoo Hava Gösterilerinin 50’nci Yıl Dönümü” etkinlikleri kapsamında; SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu ve 2 adet F-4 uçağımız ile statik gösteri yapılması planlanmaktadır.
DOĞAL AFETLERLE MÜCADELE / İNSANİ YARDIM FAALİYETLERİ
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam etmektedir.
Rezerv Güç kapsamında, bugüne kadar 12 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 28 helikopter ile 723 sorti icra edilerek destek sağlanmıştır.
Ayrıca, Aydın/Söke’deki kâğıt fabrikasında çıkan yangının söndürülmesine 2 helikopter ile 32 sorti yapılarak destek verilmiştir.
ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ / ÖNEMLİ DUYURULAR
Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde icra edilmektedir. Bu kapsamda, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2024 Yılı Uzman Erbaş Temini” aday değerlendirme süreci devam etmektedir.
“Millî Savunma Üniversitesi 2024 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 20 Temmuz’da tamamlanacaktır.
Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;
Son günlerde bazı sosyal medya platformlarında Ticaret Bakanlığımız bünyesinde bulunan Reklam Kurulu ve Kurul tarafından alınan kararlarla ilgili vatandaşlarımızı yanlış yönlendirici nitelikte, kötü niyetli açıklama ve görüşlere yer verildiği görülmektedir.
Reklam Kurulu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 63 üncü maddesi uyarınca kendisine verilen yetkiyle, ticari reklamlar ve haksız ticari uygulamalarla ilgili inceleme ve denetimlerini gerçekleştirmekte ve tüketicilerin sağlığının, güvenliğinin ve ekonomik çıkarlarının, reklamlar ve haksız ticari uygulamalar vasıtasıyla zedelenmesinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
19 üyeden oluşan Reklam Kurulu, tüketici örgütleri de dahil sivil toplum, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin bir araya geldiği ve tüm paydaşların eşit temsil edildiği bir yapı olarak, iyi bir yönetişim örneği sergilemektedir. Reklam Kurulu, tüketiciler, ilgili kurum ve kuruluşlar veya rakip firmalar tarafından yapılan tüm başvuruları herhangi bir ayrım gözetilmeksizin incelemektedir. Reklam Kurulu tarafından gerçekleştirilen incelemeler sonucunda mevzuata aykırılıkların tespit edilmesi durumunda, 6502 sayılı Kanun’da ön görülen durdurma cezası ve idari para cezası yaptırımları Kabahatler Kanununda yer verilen “işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulması” ilkesine uygun olarak birlikte veya ayrı ayrı uygulanmaktadır. Reklam Kurulu kararları idari yargı denetimine tabi olup, davaya konu edilen kararlar, %95’in üzerinde bir oranla mahkemelerce hukuka uygun bulunarak onanmaktadır.
Bu kapsamda, kasıtlı bir biçimde sosyal medya paylaşımlarında detaylarına yer verilmediği görülen ve 11.06.2024 tarihli 346 Sayılı Reklam Kurulu toplantısında alınan Kurul kararında, söz konusu reklamda yer verilen “Gerçek atıştırmalık” ifadesinin Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Hakkında Kılavuz’un 35 inci maddesi hükmüne uygun olmadığı hususuna yer verilmiş ve Kanunla belirlenen idari yaptırım kararı Reklam Kurulu’nda oy birliğiyle alınmıştır. Söz konusu Kurul kararına ve Kurul tarafından verilen diğer kararlara https://ticaret.gov.tr/tuketici/ticari-reklamlar/reklam-kurulu-kararlari adresinden ulaşılabilmektedir.
Diğer taraftan, bazı sosyal medya hesapları tarafından yönlendirildiği görülen yorumlarda dile getirilen Kurul kararlarının objektif olmadığı ve taraflı karar alındığı hususu gerçeği yansıtmamaktadır. Anılan reklamda, reklam verenin savunucusu konumunda olduğu açıkça anlaşılan ve geçmişte ticari iş ilişkisi bulunan hesap sahibi kişi tarafından bugüne kadar Bakanlığımıza çok sayıda başvuru yapılmış ve birçoğuna ilişkin yaptırım uygulanmıştır. Ancak, bu hesap veya kişinin Reklam Kurulu tarafından haberdar edilmesine rağmen başvurularının sonucunu tüketicilerimiz ile aynı şekilde paylaşmadığı, bazı kararları tüketicileri yanlış yönlendirecek şekilde çarpıtarak paylaştığı görülmektedir. Ayrıca, söz konusu yorumlarda lehine karar verildiği iddia edilen firmayla ilgili olarak geçmişte Reklam Kurulu tarafından onlarca aleyhte karar alınmış ve idari para cezaları da dahil gerekli idari yaptırımlar uygulanmıştır. Bu gerçek de Reklam Kurulu kararlarının adil ve objektif olduğunu açıkça göstermektedir.
Tüketicilerimizin sağlık ve güvenliği ile ekonomik menfaatlerinin en üst düzeyde korunması amacına yönelik olarak dijital mecralardan ürün ambalajlarına, pazaryerlerinden açık hava reklamlarına, her türlü mecrada yayımlanan reklam ve ilanlar ile ticari uygulama Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu tarafından yakından ve hassasiyetle ve herhangi bir ayrım gözetmeksizin takip edilmektedir.
]]>Kararı değerlendiren Avukat Mehmet Enis Teke, bu kararın UEFA Disiplin Yönetmeliği’nin ayrımcılık ve ırkçılığı kapsayan 14. maddesine göre değil, genel davranış ilkeleri ihlalinin düzenlendiği 11. maddesine göre verildiğine dikkat çekerek, “UEFA Disiplin Yönetmeliği’nin 52. maddesi uyarınca, bir ihtilaf hakkında öncelikle gerekçesiz kısa karar verilmesi sebebiyle bozkurt selamının UEFA tarafından nasıl değerlendirildiğini henüz bilmiyoruz. Ancak Temyiz Kurulu kararına göre, UEFA bozkurt selamını ırkçı ya da ayrımcı bir işaret olarak değil, sportif olmayan ve futbol itibarını zedeleyen bir davranış olarak gördü. Avrupa Futbol Şampiyonası, ülkelerin milli takımlarının yer aldığı ve milli formalarda bayrakların bulunduğu bir organizasyonken, bir sporcunun ulusal mitolojik sembolü ile selamlama yapmasını ancak ve ancak ifade özgürlüğü içerisinde değerlendirilmelidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi uyarınca, herkes görüşlerini açıklama ve ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. UEFA, FIFA’yı oluşturan organizasyonlardan birisi olup, Brezilya’nın gol sevincinde, kölelerin başkaldırı ifadesi olan samba dansı yapması ile bağımsızlık ve güç sembolü olan bozkurt selamı arasında teorik bir fark bulunmadığı aşikardır” dedi.
CEZANIN ERTELENMEMESİ ORANTISZI MÜDAHALEDİR
Teke, “UEFA tarafından devam eden bir turnuva da maçtan men cezası verilmesi ve Temyiz Kurulu’nun yetkisi dahilinde olmasına rağmen cezayı ertelememesi, turnuvaya orantısız ve ölçüsüz bir müdahaledir. UEFA mevzuatı uyarınca, Merih Demiral’ın bu müeyyideye başka bir turnuva da katlanması yönünde de karar verebilirdi” dedi.
İTİRAZ EDİLEBİLİRDİ
CAS’ın sportif bir organizasyon devam ederken, organizasyon yerinde kurulan ve ihtilafları 24 saat içerisinde karara bağlayan Ad-Hoc Daireleri bulunduğuna dikkat çeken Teke, “Her ne kadar Türkiye Futbol Federasyonu tarafından, alınan 2 maçtan men cezası karşısında CAS’a başvurunun mümkün olmadığı şekline görüş açıklansa da, CAS UEFA 2024 Tahkim Kuralları çerçevesince, aşırı aciliyet içermesi gerekçesine dayanılarak, kararın tedbiren ertelenmesi talepli olarak CAS’a itirazda bulunmak mümkündür. CAS tarafından müsabakalardan men cezasının ertelenip/ertelenmemesine yönelik verilen tedbir kararı akabinde, UEFA Temyiz Kurulu’nun yeniden bir değerlendirme yapması da olasıdır. CAS’ın ihtilafları sporun ruhuna uygun bir şekilde çözmeye yetkili bağımsız bir tahkim mahkemesi oluşu karşısında, UEFA Temyiz Kurulu kararını ağır bularak ve ihtilafı geniş yorumlayarak uyuşmazlığa müdahil olabileceği gibi, TFF tarafından UEFA Temyiz Kurulu kararı karşısında, kurul hakemlerinin tarafsız ve adil olmadığı, ev sahibi ülke etkisinde kaldığı iddialarına dayanan bir başvuru ile CAS’ın ihtilafa müdahil olması ve hızlı bir çözüme gidilmesi sağlanabilecektir” dedi.
Kanunla, Limanlar Kanunu’nda değişikliğe gidiliyor.
Buna göre, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, deniz ve iç sular ulaşımını geliştirmek ve serbest, adil, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak amacıyla sınırlı olmak üzere ve özel kanunlarda ve kanun hükmünde kararnamelerde aksine hüküm bulunmadıkça liman, iskele ve kıyı yapılarında gemilere verilen hizmetlere ilişkin gerektiğinde taban ve tavan ücretlerini tespit etmek ve uygulamasını denetlemekle yetkili olacak.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, özel kanunlarda ve kanun hükmünde kararnamelerde aksine hüküm bulunmadıkça deniz yetki alanlarında, suyollarında ve iç sularda kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin ücretleri ile liman idari sınırlarında demirleyen gemilerin demirleme ücretlerini ve bu ücretlerin ödenmesine ilişkin usul ve esaslar ile muafiyetleri belirleyecek.
Demirleme ücret tarifesi, bir günlük demirde kalma süresi için geminin seferi, demirde kalma süresi, aylık veya yıllık toplu ödeme, demirleme nedeni, demirlediği yer gibi unsurlar göz önünde bulundurularak geminin grostonu başına 2 lirayı geçmemek üzere Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından belirlenecek. Bu miktar, her yıl yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılacak.
Cumhurbaşkanı, bu miktarı 10 katına kadar artırmaya yetkili olacak. Demirleme ücretleri, Döner Sermaye İşletmesi hesabına yatırılacak. Yatırılan miktarın yüzde 50’si takip eden ayın 5’ine kadar genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Bakanlık merkez muhasebe birimine aktarılacak.
DENİZLERDEKİ KILAVUZLUK VE RÖMORKCULUK HİZMETLERİ
Türkiye deniz yetki alanlarında, suyollarında ve iç sularda verilecek kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülecek. Bakanlık bu hizmetleri, belirlenen usul ve esaslar dahilinde gerçek veya tüzel kişilere yaptırabilecek veya devredebilecek.
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin kamu yararı ve sorumluluğu önceliğiyle, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesi gözetilerek seyir emniyeti ile can, mal, deniz ve çevre emniyeti ve güvenliği odaklı olarak yürütülmesi esas olacak. Bu madde kapsamında gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanan hizmetlerin mevzuata uygunluğu ve sürekliliği Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından denetlenecek.
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetinin verilmesine ilişkin teknik gereklilikler, hizmet standartları, hizmeti verecek olan gerçek ve tüzel kişilere ilişkin şartlar, istisnalar, yasaklar ve yükümlülükler gibi usul ve esaslar ile bölgesel hizmet sahaları Bakanlık tarafından belirlenecek.
İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçiş esnasında verilecek kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının belirlediği usul ve esaslar dahilinde Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Bu konuda gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri yetkilendirilemeyecek veya hizmet alımı yapılamayacak.
Kamu kurum ve kuruluşları tarafından işletilen liman tesisleri ile Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında işletme hakkı devri veya verilmesi yöntemiyle özelleştirilen liman tesisleri ve Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun kapsamında işletilen liman tesislerinin, sözleşmelerinde hüküm olması halinde sadece bu tesislere yönelik kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerini verebilecek.
Mevki ve mesafeler itibarıyla bölgesel hizmet sahaları veya herhangi bir liman tesisi kümelenmesi ile ilgisi ve irtibatı bulunmayan liman tesislerinin kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri, kazanılmış hak oluşturmayacak şekilde ilgili tesisler tarafından verilebilecek. Bu fıkrada belirtilen liman tesisleri söz konusu hizmetleri, yönetmelikle belirlenen gereklilikler ile hizmet standartlarını sağlamak ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uymak koşulu ile Bakanlıkça düzenlenen izin kapsamında yürütülecek.
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmeti vermekte olan gerçek veya tüzel kişilerin, kılavuzluk ve römorkörcülük ile bunlarla bağlantılı palamar ve yer değiştirme gibi hizmetlerden elde ettiği gelirlerden oluşan aylık gayrisafi hasılattan, Aliağa, Ambarlı, Gemlik, İskenderun, Kocaeli ve Mersin Bölge Liman Başkanlıkları merkez idari sahasındakiler için yüzde 30; Bandırma, Ceyhan, İzmir, Samsun, Tekirdağ, Tuzla ve Yalova Bölge Liman Başkanlıkları merkez idari sahasındakiler için yüzde 25; Antalya, Çanakkale, İstanbul, Karadeniz Ereğli ve Zonguldak Bölge Liman Başkanlıkları merkez idari sahasındakiler ile Karabiga ve Taşucu Liman Başkanlıkları idari sahasındakiler için yüzde 20; diğer bölge liman başkanlıkları veya liman başkanlıkları idari sahasındakiler için yüzde 10; İstanbul veya Çanakkale boğazlarından geçiş bölgesi için yüzde 20 oranında pay alınacak.
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin verildiği deniz alanlarındaki deniz trafik yoğunluğu göz önünde bulundurularak aylık gayrisafi hasılattan alınan payları yüzde 40’a kadar artırmaya veya yüzde 5’e kadar indirmeye cumhurbaşkanı yetkili olacak.
Kılavuzluk veya römorkörcülük hizmeti verenlerin, verdikleri hizmetten Bakanlığın belirlediği tarifeden daha düşük bir ücret almaları veya ücret almamaları halinde dahi ödeyecekleri pay, tarife üzerinden hesaplanarak ödenecek.
Bu düzenlemede belirtilen yerler ile askeri tesisler dışında, sınırları ile hizmet koşulları yönetmelikle belirlenen bölgesel hizmet sahalarında verilecek kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 18’inci maddesinde belirtilen işletme hakkının verilmesi yöntemi kullanılarak ihale yoluyla gerçek veya tüzel kişilere 20 yılı geçmemek üzere Bakanlık tarafından devredilebilecek. Bu madde kapsamında yapılacak özelleştirme ihalesinde değer tespiti yapılmayacak.
Özelleştirme ihalesi, işletme hakkı verilmesi sözleşmesi için geçerli olacak kılavuzluk ve römorkörcülük ile bunlarla bağlantılı palamar ve yer değiştirme gibi hizmetlerden elde edilen gelirlerden oluşan aylık gayrisafi hasılattan verilecek pay oranının belirlenmesi amacıyla, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’da belirtilen pazarlık usulü uygulanmak suretiyle gerçekleştirilecek.
Pazarlık usulü, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri için belirlenen ilgili bölgede uygulanan pay oranı üzerinden artırma yapılmak suretiyle gerçekleştirilecek. Ancak Aliağa, Ambarlı, Ceyhan, Gemlik, İskenderun, Kocaeli ve Mersin Bölge Liman Başkanlıklarını kapsayan bölgesel hizmet sahalarında artırma yapmaya esas pay oranı kılavuzluk hizmetleri için yüzde 40 olacak.
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri için, yeterliliği sağlayan bütün teklif sahiplerinin katılımıyla pazarlık görüşmesi yapılacak; pazarlık görüşmesine katılan bütün teklif sahiplerinin katılacağı açık artırmayla ihale sonuçlandırılacak.
Bakanlık, herhangi bir bölgesel hizmet sahasında veya liman tesisinde, kılavuzluk veya römorkörcülük hizmetlerinin yürütülmesine yönelik talep olmaması, bu hizmetleri yürüten gerçek veya tüzel kişilerin sunduğu hizmetin süresinden önce herhangi bir nedenle sona ermesi veya iptal edilmesi yahut mücbir sebep durumunun gerçekleşmesi halinde geçici olarak yeterli hizmet verebilecek şartları haiz mevcut kılavuzluk veya römorkörcülük hizmeti veren gerçek veya tüzel kişileri, kamu yararı amacıyla sınırlı olmak üzere, kapasite ve coğrafi yakınlık gibi hususları gözeterek makul bir süre için görevlendirebilir veya bu hizmetleri kendisi verebilecek.
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmeti verenler, Bakanlıkça belirlenen şartları sağlayamamaları veya kaybetmeleri, verilen süre içerisinde şartları yerine getirememeleri halinde ilgili sahada hizmet vermesine izin verilmeyecek. Bu maddede belirlenen yükümlülüklere aykırı hareket edenlere Bakanlık veya liman başkanlığı tarafından ihlalin niteliğine göre 100 bin Türk lirasından 2 milyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek.
LİMANLARA GELEN GEMİLERDEN “SERA GAZI EMİSYONU” BEDELİ ALINACAK
Yük veya yolcu elleçleme amacıyla limanlara gelen veya limanlardan ayrılan ticari gemilerin saldıkları sera gazı emisyonlarının karşılığı olarak bedel alınacak. Alınacak bedeller, doğrulanan sera gazı emisyonları ile Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi güncel karbon fiyatı temel alınarak belirlenecek ve bu bedel her yıl, bir sonraki yılın eylül ayı sonuna kadar bir önceki yılın toplam bedeli olarak ödenecek.
Tutarlar, yeşil denizcilik için araştırma, geliştirme, dönüşüm ve yeni yapım faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesine özel ödenek olarak kaydedilecek.
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerine ilişkin çıkarılacak yönetmelik maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde yürürlüğe konulacak. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesini müteakip en geç bir ayın sonunda belirtilen ihalelerin işlemleri başlatılacak.
Ticaret gemilerinin tahsis edildikleri işlere ve yapacakları yolculuklara göre “seyir ve telsiz ekipmanları” da denetlenebilecek.
Ticaret gemilerinin tahsis edildikleri işlere ve yapacakları yolculuklara göre tekne, makine, kazan, genel donanım, can kurtarma, yangından korunma ve yangın söndürme, seyir ve telsiz ekipmanları ve sair araç ve teferruatının yönetmeliği gereğince haiz olmaları lazım gelen durumları ve bu hususların denetimi; uluslararası sözleşmeler kapsamında olan gemiler için taraf olunan uluslararası sözleşmelere göre, kapsam dışında kalan ticaret gemileri için ise idare tarafından çıkarılan yönetmeliklere göre belirlenecek.
HAVALİMANLARINA YÖNELİK DÜZENLEMELER
Büyükşehir belediyesi sınırları içinde olan devlet ormanlarındaki erişme kontrolü uygulanan karayollarında yük aktarmak için zaruri olan yükleme ve boşaltma işlemlerine ait geçici depolar ve bunların tamamlayıcısı olan tesislere kara yolu sınır çizgisi içinde kalmak ve her bir tesis için 60 bin metrekareyi geçmemek kaydıyla ağaçlandırma bedeli alınarak izin verilebilecek.
İzne konu tesislerin kiralanması, özelleştirme uygulamaları kapsamında işletme hakkının devredilmesi veya yap-işlet-devret modeliyle yaptırılması ve işlettirilmesi halinde orman sayılan alana isabet eden; sözleşmesi gereği ilgili idareye ödenmesi gereken kira bedelinin veya işletme hakkının devredilmesi halinde devir bedelinin yüzde 50’si Orman Genel Müdürlüğü özel bütçe hesabına izin sahibi tarafından yatırılacak. İzinler, ilgili kamu idareleri veya kamu kurum ve kuruluşları adına devam edecek, taahhüt senetlerinde yer alan haklar işletme süresi içinde aynı şekilde işleticiler tarafından kullanılacak ve yükümlülükler yine işletme süresi içinde işleticiler tarafından yerine getirilecek.
Devlet ormanlarında ulaşım hizmeti maksadıyla verilen havaalanı/havalimanı izin alanı içinde yolcuların zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak sağlık, otel, motel, lokanta, dini tesis, alışveriş üniteleri gibi tesislerle akaryakıt istasyonu, lojistik, kargo tesisleri, yönetim ve idari binalar, geçici konaklama tesisleri ve terminal binalarına havaalanı/havalimanı sınırları içinde kalmak kaydıyla izin verilebilecek. Genel bütçe kapsamındaki idareler ile Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünce yapılan, işletilen, işlettirilen veya yap-işlet-devret modeli esas alınarak yaptırılan ve işlettirilen tesislerden herhangi bir bedel alınmayacak.
Havaalanı/havalimanı izin alanı içerisinde kalan tesislerin yap-işlet-devret modeli esas alınarak yaptırılması halinde izin sahibinin talebi üzerine yüklenici/görevli şirket adına üst hakkı tesis edilebilecek. İzinler izin sahibi adına devam edecek. Adına üst hakkı tesis edilen yüklenici/görevli şirketten ağaçlandırma bedeli dışında kira dahil başkaca hiçbir bedel alınmayacak.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünce yapılacak demiryolu ve buna bağlı elektrifikasyon, sinyalizasyon, haberleşme tesisleriyle bunların tamamlayıcısı olan yük merkezi ve yolcu taşıma istasyonu gibi zorunlu tesislere Kanunun 17. maddesinin 3. fıkrası esaslarına göre verilen izinlerden bedel alınmayacak.
Maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, devlet ormanlarında ulaşım hizmeti maksadıyla verilen havaalanı/havalimanı izin alanı sınırları içerisinde yapılan, işletilen, işlettirilen veya yap-işlet-devret modeli esas alınarak yaptırılan ve işlettirilen yolcuların zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak sağlık, otel, motel, lokanta, dini tesis, alışveriş üniteleri gibi tesislerle akaryakıt istasyonu, lojistik, kargo tesisleri, yönetim ve idari binalar, geçici konaklama tesisleri ve terminal binaları havaalanı/havalimanının müştemilatı sayılacak ve Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilebilecek. İzin verilen tesislerden herhangi bir bedel alınmayacak. Alınan bedeller iade edilmeyecek.
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen, ulaştırma alanında düzenlemeler içeren Türk Sivil Havacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a göre, yurt içinde veya yurt dışında sivil havacılık faaliyeti gerçekleştiren veya yurt dışında yerleşik olup Türkiye’de sivil havacılık faaliyetleri kapsamında hizmet veren ya da hizmet vermek üzere başvuruda bulunan tüm yerli ve yabancı gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, kamu kurum ve kuruluşları Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün yapacağı veya yaptıracağı denetim ve incelemeye tabi olacak.
Yapılacak denetimin esasları, denetim ekibinin seçimi ile görev, yetki ve sorumlulukları Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce hazırlanacak yönetmelikle belirlenecek.
Tüm gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, kamu kurum ve kuruluşları, gerçekleştirdiği sivil havacılık faaliyeti ile ilgili; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün düzenlemelerini takip etmek, verdiği talimatlara uymak, taraf olunan uluslararası anlaşmalar doğrultusunda yapılan denetim ve inceleme kapsamında talep edilen bilgi ve belgeyi vermek ve her türlü tesis, ürün ve ekipmana erişimi sağlamakla yükümlü olacak.
Genel müdürlük tarafından görevlendirilen teknik denetçiler, denetimlerde; hava aracının uçuşa elverişli olmaması, mürettebatın ilgili hava aracı tipi için gerekli nitelikleri taşımaması veya uçuşu yürütecek fiziksel ya da zihinsel kapasiteye sahip olmaması, operasyonun can ve mal emniyeti için tehlike oluşturması, tespit edilen eksiklik veya bulguların can ve mal emniyeti ile uçuş emniyetini doğrudan ilgilendirmesi durumlarında, uygunsuzlukların ivedilikle düzeltilmesini istemeye, mevzuatta belirtilen gerekliliklerin uygulanmasını istemeye, havacılık işletmesinin ya da yeterlik belgesi gerektiren personelin veya havacılık hizmet sağlayıcılarının faaliyetini durdurmaya yetkili olacak.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen standartlara uygun teknik özelliklere sahip; gümrük, pasaport, sağlık ve bunlara benzer işlemlerin yapılması için kolaylıkları bulunan ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce sertifikalandırılan havaalanları, uluslararası hava trafiğine açılabilecek.
MİLLİ SİVİL HAVACILIK GÜVENLİK KURULU VE HAVACILIK GÜVENLİĞİ
Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun Milli Sivil Havacılık Güvenlik Kurulu ve havacılık güvenliğine ilişkin hükmünde yapılması öngörülen düzenlemeyle, tüm yolcular, havacılık güvenliğinin ihlal edilmemesiyle sınırlı olmak üzere, havaalanlarına ve hava araçlarına geçerken yanlarındaki eşyaları ile birlikte teknik cihazlarla ve gerektiğinde el ile kontrol edilecek ve aranacak. Ancak teknik cihazlarla yapılan kontrollerin sonuçlandırılamaması durumunda, bahse konu yolcu kendisinin ve eşyasının elle aranmasını kabul etmediği takdirde havaalanı ve hava aracına kabul edilmeyecek. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri saklı olacak.
Havacılık güvenlik tedbirleri, can ve mal güvenliğini sağlamak, hava araçlarına, havacılık tesislerine ve kişilere yönelik yasa dışı eylemleri önlemek amacıyla genel kolluğun gözetiminde özel güvenlik görevlileri tarafından da yerine getirilecek.
Özel güvenlik görevlileri, havaalanı mülki idare amirinin yazılı emrine istinaden genel kolluk gözetiminde havacılık tesislerine girişte, kişilerin üstünü, eşya, bagaj, kargo ve mallarını teknik cihazlarla ve gerektiğinde el ile kontrol edebilecek ve arayabilecek.
Güvenlik sistemi veya cihazlarla yapılan kontrol sırasında bagaj, kargo ve diğer mallar, havacılık güvenliğinin ihlal edileceği şüphesinin ortaya çıkması durumunda, havaalanı mülki idare amirinin yazılı emrine istinaden yolcusu veya sahibi olmaksızın genel ve özel kolluk gözetiminde özel güvenlik görevlileri tarafından teknik cihazlarla ve gerektiğinde el ile aranabilecek; açılabilecek ve taşınması yasaklı nesneler emanete alınabilecek. Bu konuda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun adli aramaya ilişkin hükümleri saklı olacak.
Havaalanı mülki idare amiri tarafından havacılık alanında çalışacak ve gizlilik dereceli bilgilere erişim sağlayacak kişiler, Uluslararası Sivil Havacılık Anlaşması kapsamında uluslararası uygulamalara ve önlemlere uygun olarak belirlenen havaalanlarının güvenlik tahditli alanlarına refakat edilmeden erişim sağlayacak kişiler, bu alanlarda güvenlik kontrolü uygulamak ya da uygulanmasını sağlamaktan sorumlu kişiler ile yolcu dışındaki diğer kişiler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak.
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü veya havaalanı mülki idare amirliği tarafından yolcu dışındaki kişiler için düzenlenen giriş izni veya yetki belgesi veya sertifikalarının güncellenmesi halinde yenilecek. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmadan güvenlik tahditli alana girecek yolcu dışındaki kişilere refakat edilmesi zorunlu olacak.
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri saklı olup uçak mürettebatına; yolcuların mevcut olabileceği alanlarda, geldikleri veya gidecekleri hava aracının hemen yakınındaki alanlarda, mürettebata tahsis edilen alanlarda, mürettebat üyelerinin geldiği veya gideceği hava aracı ile giriş noktası veya terminal arasındaki bölgeler dışında kalan güvenlik tahditli alanlarda refakat zorunlu olacak.
HAVAALANLARI VE ÇEVRESİNDE YAPILAŞMA SINIRLAMALARI
Havaalanlarının ve ilgili tesis ile teçhizatın dahilinde ve çevresinde, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce belirlenen esaslar ve yayımlanan plan sınırları çerçevesinde hava trafiğini ve seyrüsefer yardımcı cihazlarını engelleyecek ve havacılık emniyetini ve güvenliğini tehlikeye düşürecek nitelikte ve yükseklikte bina, yapı, inşaat yapılması, ağaç ve direk dikilmesi, tesis kurulması ve yaban hayatının oluşmasına veya gelişmesine sebebiyet vererek havacılık emniyetini tehlikeye sokacağı değerlendirilen tesislerin kurulması yasaklanıyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, havaalanları ve seyrüsefer yardımcı cihazlarının etrafında havacılık emniyetini tehlikeye düşürebilecek yapı, bina, ağaç, direk gibi tesisleri ilgili mahallin en büyük mülki idare amiri aracılığıyla kaldırtabilecek.
Havaalanı ve çevresinde havacılık emniyetini tehlikeye düşürebilecek yapılar ile yaban hayatının oluşmasına veya gelişmesine sebebiyet verecek durumların tespit edilmesi halinde, havaalanı işletmecisi tarafından yapılacak tehlike değerlendirme çalışmaları Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce değerlendirilecek. Değerlendirme neticesinde uçuş emniyetini tehlikeye düşürebilecek hususların bulunduğuna karar verilmesi halinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı söz konusu tesislerin kaldırılması veya tehlikenin bertaraf edilmesini sağlamaya yönelik faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması da dahil olmak üzere gerekli işlemleri yapacak veya yapılmasını sağlayacak.
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen, ulaştırma alanında düzenlemeler içeren Türk Sivil Havacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre, sivil havacılıkta yetki ve yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda uygulanacak idari para cezaları artırılacak.
Ticari hava işletmelerinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından izin, işletme ruhsatı almaması, tarifelerdeki değişiklikleri bildirmemesi; Türk sivil hava araçlarının tescil edilmemesi; sivil havacılık personelinin yeterlilik belgesi almaması; uçakta işlenen suçları pilotun kanuni tedbirlerin alınmasını sağlamak amacıyla yetkili makamlara bilgi vermemesi gibi durumlarda 1000 liradan 10 bin liraya kadar olan para cezası 20 bin liradan 500 bin liraya; sivil uçak sicilinde ve verilecek tescil belgesiyle ilgili işlemlere aykırı davranışta bulunanlara 500 liradan 10 bin liraya kadar olan para cezası 10 bin liradan 500 bin lira liraya çıkarılacak.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün sivil havacılığı düzenlemek maksadıyla alacağı önlemlere uymayanlara, 500 liradan 10 bin liraya kadar olan para cezası da 10 bin liradan 500 bin liraya yükseltilecek.
Türk Hava Sahasında işletilecek veya kullanılacak sivil İnsansız Hava Aracı (İHA) sistemlerinin ithali, satışı, ruhsatlandırılması, kayıt ve tescili, uçuşa elverişliliğin sertifikalandırılması, sistemleri kullanacak kişilerin sahip olması gereken nitelikleri, uçuş izinlerinin verilmesine ve hava trafik hizmetlerine ilişkin usul ve esaslar Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecek.
İHA sistemlerinin ithaline, satışına, tesciline, ruhsatlandırılmasına, uçuşa elverişliliğin sağlanmasına, sistemleri kullanacak kişilerin sahip olması gereken niteliklere ilişkin düzenlemelere aykırılıkları tespit edilenlere Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından 5 bin liradan 100 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.
Uçuş izni almadan, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü veya mülki idare amirlerince belirlenen alanlar dışında insansız hava aracı uçuran ve genel kolluk kuvvetleri tarafından tespit edilen kişiler hakkında mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından 60 bin lira idari para cezası uygulanacak.
İnsansız hava aracı satan şirketlerin sorumlu işleticileri ve yöneticilerinin, satılan araç bilgileri ile satın alanların kimlik bilgilerini Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü sistemine kaydettirmemeleri halinde ve yurt dışından bireysel olarak getirdiği veya yurt içinde devraldığı aracı en geç 3 gün içinde sisteme kaydettirmeyenlere verilecek para cezası, 5 bin liradan 50 bin liraya; kayıt esnasında gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar veya veri girişi yapanlara verilecek para cezası da 10 bin liradan 100 bin liraya çıkarılıyor.
Yasaya göre, devlet ormanları kapsamındaki alanlarda havaalanı ve havalimanı projeleri kapsamında, havaalanı ve havalimanı sınırları içerisinde hava ve kara tarafı için gerekli tesis alanları ile yolcuların zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak sağlık, otel, motel, lokanta, dini tesis, alışveriş üniteleri gibi tesislerle akaryakıt istasyonu, lojistik, kargo tesisleri, yönetim ve idari binalar, geçici konaklama tesisleri ve terminal binaları için verilen izinlerden herhangi bir bedel alınmayacak.
POSTA HİZMETLER KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK
Türk Ticaret Kanunu’nun gemilerdeki yolcu taşımacılığında zorunlu sigorta yükümlülüğüyle ilgili hükmünde de değişikliğe gidiliyor. Buna göre, zorunlu sigorta bedelinin sınırı her kaza için yolcu başına, uluslararası sefer yapabilmek için ruhsat almış bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde 250 bin özel çekme hakkından, uluslararası sefer için gerekli ruhsatı olmayan bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde 100 bin özel çekme hakkından az olamayacak.
Kanunla, ayrıca Posta Hizmetler Kanunu’nda değişiklik öngörülüyor. Buna göre, evrensel posta hizmet yükümlüsü veya sağlayıcıları, aylık dönemler itibarıyla evrensel posta hizmeti kapsamındaki hizmetleri karşılamanın net maliyetini Bakanlığa bildirecek.
Evrensel posta hizmetlerine ilişkin giderleri karşılamak üzere evrensel posta hizmeti yükümlüsüne ya da sağlayıcısına avans ödenebilecek. Avans ödemesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenecek.
Sermayesinin yarıdan fazlası PTT’ye ait olan şirketlerde kamu kurum ve kuruluşlarına personel istihdam edilmesine dair mevzuat hükümlerine tabi olunmaksızın İş Kanunu’na tabi personel istihdam edilebilecek. Şirketlerde istihdam edilecek personelin işe alınması ve mali hakları hususlarında; görev yapılan unvan, eğitim, tecrübe, dil bilgisi ve alanında uzmanlığı esas alınmak kaydıyla ilgili şirketlerin yönetim kurulları yetkili olacak.
DİSİPLİN CEZALARI
Kanunla, Posta Hizmetleri Kanunu’na eklenen ek maddeyle disiplin cezaları ve uygulanacak haller belirlendi.
Buna göre, PTT’de idari hizmet sözleşmeli olarak görev yapan personel, disiplin cezaları ile ceza gerektiren fiil ve haller hususunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olacak.
Aylıktan kesme cezası, brüt sözleşme ücretinden 30’da 1 ile 8’de 1’i oranları arasında kesinti yapılması şeklinde uygulanacak. Kademe ilerlemenin durdurulması cezası; brüt sözleşme ücretinden 4’te 1’i ile yarısı oranlarında kesinti yapılması, devlet memurluğundan çıkarma cezası da bir daha PTT’de herhangi bir göreve alınmamak üzere sözleşmenin feshi suretiyle uygulanacak.
PTT’de idari hizmet sözleşmeli olarak görev yapan personel hakkındaki disiplin işlemlerinde, kanunda hüküm bulunmayan hallerde Devlet Memurları Kanunu’nun disiplin başlıklı bölümünde yer alan hükümler uygulanacak.
Kanunla, Posta Hizmetleri Kanunu’na eklenen ek madde ile disiplin cezası vermeye yetkili amirler ve kurullar da belirleniyor.
Posta Hizmetleri Kanunu’na eklenen ek madde ile görevden uzaklaştırma, “görevi başında kalmasında sakınca görülen personel hakkında alınan ihtiyati bir tedbir” olarak tanımlanırken, görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilecek.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından araştırma ve geliştirme için ayrılan ödenekten, havacılık, uzay, raylı sistem ve denizcilik teknolojileri alanlarına destek verilebilecek.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin kabul edilmesinin ardından birleşimi 9 Temmuz Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>BBC’nin analizi, bu dokuz kişinin, Yunan karasularından çıkarılmaları ya da Yunan adalarına ulaştıktan sonra tekrar denize açılmaları sonucu öldükleri iddia edilen 40’tan fazla kişi arasında olduğunu ortaya çıkardı.
BBC’ye açıklama yapan Yunan sahil güvenliği, yasa dışı faaliyetlere ilişkin tüm suçlamaları şiddetle reddetti.
12 kişinin bir Yunan sahil güvenlik botuna bindirildikten sonra bir sandala aktarılarak terk edildikleri görüntüler eski bir Yunan sahil güvenlik görevlisine gösterildi.
Eski sahil güvenlik görevlisi, görüşmeye ara verildiğinde sandalyesinden kalkarak ve mikrofonu hala açıkken yanındaki kişiye Yunanca konuşarak bunun “açıkça yasa dışı” ve “uluslararası bir suç” olduğunu söyledi.
Yunan hükümeti uzun süredir insanları zorla, geldikleri ülke olan Türkiye’ye geri yollamakla suçlanıyor. Bu, uluslararası hukuka aykırı.
BBC ilk kez, Yunan sahil güvenliğinin eylemleri sonucu ölümlere yol açtığı iddia edilen olayların sayısını hesapladı.
23 Mayıs 2020 tarihli, 43 kişinin ölümüyle sonuçlanan 15 olayı analiz edildi. İlk kaynaklar öncelikle yerel medya, sivil toplum kuruluşları ve Türk sahil güvenliğiydi.
Tanıklar sıklıkla ortadan kaybolduğu ya da açıkça konuşmaktan korktukları için bu tür olayları doğrulamak son derece zor. Ancak bu vakaların dördünde, görgü tanıklarıyla konuşarak ifadeleri doğrulayabildik.
BBC’nin “Dead Calm: Killing in the Med? (Ölüm Kadar Sakin: Akdeniz’de Öldürmek?)” adlı yeni belgeseli için yaptığı araştırmalar net bir model ortaya koydu.

Vakaların beşinde göçmenler, Yunan makamları tarafından doğrudan denize atıldıklarını söylediler. Bu vakaların dördü, Yunan adalarına nasıl çıktıklarını ama avlandıklarını anlattılar.
Diğer birçok olayda göçmenler, motorsuz şişirilebilir lastik botlara bindirildiklerini ve daha sonra bunların havasının indiğini veya delinmiş olabileceklerini söylediler.
En tüyler ürpertici ifadelerden biri, Eylül 2021’de Sisam adasına ayak bastıktan sonra Yunan yetkililer tarafından avlandığını söyleyen Kamerunlu bir adama aitti.
BBC’nin görüştüğü tüm kişiler gibi o da, sığınmacı olarak Yunanistan topraklarında kaydolmayı planladığını söyledi.
“Biz limana zar zor yanaştık, polis arkamızdan geldi. Siyah kıyafetli iki polis, sivil kıyafetli üç polis daha vardı. Maskeliydiler, sadece gözleri görülebiliyordu.”
Kendisi ve diğer iki kişi (biri Kamerun’dan, diğeri Fildişi Sahili’nden) bir Yunan sahil güvenlik botuna nakledildiler ve orada olaylar korkunç bir hal aldı:
“Kamerunluyla başladılar. Onu denize attılar. Fildişi Sahili’nden gelen adam ‘Kurtarın beni, ölmek istemiyorum’ dedi. Sonunda sadece eli suyun üstünde kaldı. Vücudu suyun altındaydı. Eli yavaş yavaş kaydı, su onu yuttu.”
Görüşülen kişi kendisini kaçıranların onu dövdüğünü söylüyor:
“Başıma yumruklar yağıyordu. Sanki bir hayvanı yumruklar gibi” dedi.
Daha sonra onu da can yeleği olmadan suya ittiklerini söylüyor. Kıyıya kadar yüzebilmiş ancak diğer iki kişinin (Sidy Keita ve Didier Martial Kouamou Nana) cansız bedenleri Türkiye’de kıyı şeridinde bulundu.
Hayatta kalanların avukatları Yunan makamlarından çifte cinayet davası açmasını talep ediyor.
Somali’den başka bir adam da BBC’ye, Mart 2021’de Sakız adasına vardığında Yunan ordusu tarafından nasıl yakalandığını ve daha sonra Yunan sahil güvenliğine nasıl teslim edildiğini anlattı.
Sahil güvenliğin onu suya bırakmadan önce ellerini arkadan bağladığını söyledi:
“Beni denizin ortasına fermuarla bağladılar. Ölmemi istediler.”
Ellerinden biri bağdan kurtulmadan önce sırt üstü durmaya çalışarak hayatta kalmayı başardığını söyledi. Ancak deniz dalgalıydı ve gruptaki üç kişi öldü. Röportaj yapılan kişi karaya çıkmayı başardı ve sonunda Türk sahil güvenliği tarafından fark edildi.
Eylül 2022’de meydana gelen ve en yüksek can kaybının yaşandığı olayda, 85 göçmeni taşıyan tekne, Yunanistan’ın Rodos adası yakınlarında motorun arızalanması sonucu sorun yaşadı.
Suriyeli Muhammed bize, yardım için Yunan sahil güvenliğini aradıklarını, bir tekneye yüklendiklerini, Türk sularına geri götürülerek cankurtaran botlarına bindirildiklerini anlattı. Muhammed, kendisine ve ailesine verilen salın vanasının düzgün şekilde kapatılmadığını söyledi.
BBC’ye konuşan Muhammed, “Hemen batmaya başladık. Bizi gördüler, çığlıklarımızı duydular ama yine de bizi bırakıp gittiler” dedi ve ekledi:
“İlk ölen çocuk kuzenimin oğluydu… Sonra birer birer öldüler. Başka bir çocuk, başka bir çocuk daha… Sonra da kuzenim kayboldu. Sabah olduğunda, yedi ya da sekiz çocuk ölmüştü. Çocuklarım sabaha kadar ölmedi… sonra Türk sahil güvenliği geldi…”
Yunan yasaları, sığınma talebinde bulunan tüm göçmenlerin, bazı adalarda özel kayıt merkezlerine kaydolmalarına izin veriyor.
Ancak göçmen destek kuruluşu Consolidated Rescue Group’un yardımıyla iletişime geçtiğimiz kişiler, bu merkezlere ulaşamadan yakalandıklarını söyledi. Onları yakalayanlar, görünüşe göre gizli görevde olan, üniformasız ve çoğunlukla maskeli olarak görev yapan kişilerdi.
İnsan hakları grupları, Avrupa’da sığınma başvurusu yapmak isteyen binlerce kişinin yasa dışı şekilde Yunanistan’dan Türkiye’ye geri gönderildiğini, onların uluslararası hukukta ve Avrupa Birliği hukukunda güvence altına alınan sığınma talebinde bulunma haklarının ihlal edildiğini iddia ediyor.
Avusturyalı aktivist Fayad Mulla, geçen yıl Şubat ayında Yunanistan’ın Midilli adasında bu tür operasyonların ne kadar gizli olduğunu kendi gözleriyle gördüğünü söyledi.

Bir ihbar üzerine zorla geri gönderileceği yere giderken, daha sonra polis için çalıştığı ortaya çıkan kapüşonlu bir adam tarafından durdurulmuştu. Polisin daha sonra durdurulduğu anlara ait kayıtları araç kamerasından silmeye ve onu bir polis memuruna direnmekle suçlamaya çalıştığını söyledi.
Sonuçta başka bir işlem yapılmadı.
İki ay sonra, benzer bir yerde Mulla, New York Times tarafından yayınlanan bir zorla geri göndermeyi videoya çekmeyi başardı.
Aralarında kadın ve bebeklerin de bulunduğu bir grup, plakasız bir minibüsün arkasından indirilerek bir iskeleden küçük bir tekneye bindirildi.
Daha sonra kıyı şeridinden daha uzaktaki bir Yunan sahil güvenlik gemisine aktarıldılar, denize açıldılar ve ardından sürüklenmeye bırakıldıkları bir sala bindirildiler.
BBC’nin de doğruladığı bu görüntüler, Yunan sahil güvenliğinin eski özel operasyonlar şefi Dimitris Baltakos’a gösterildi.
Röportaj sırasında, görüntülerin neyi gösterdiği konusunda spekülasyon yapmayı reddetti. Konuşmanın başlarında Yunan sahil güvenliğinin yasadışı bir şey yapabileceğini reddetmişti.
Ancak çekime ara verildiğinde, birine Yunanca bir şeyler söylerken kaydedildi:
“Onlara fazla bir şey söylemedim, değil mi?… Çok açık, değil mi? Bu nükleer fizik değil. Bunu güpegündüz neden yaptıklarını bilmiyorum… Bu… açıkça yasadışı. Bu uluslararası bir suç.”
Görüntüler şu anda Yunanistan’ın bağımsız Ulusal Şeffaflık Kurumu tarafından soruşturuluyor.
Samos adasında görüşülen bir araştırmacı gazeteci, Yunan özel kuvvetlerinden biriyle arkadaşlık uygulaması Tinder üzerinden sohbet etmeye başladığını söylüyor. Kendisini “savaş gemisi” olarak tanımladığı bir yerden aradığında Romy van Baarsen ona işi hakkında daha fazla bilgi ve kuvvetleri bir mülteci teknesi tespit ettiğinde ne olduğunu sormuş.
“Onları geri götürdükleri” yanıtını veren Romy van Baarsen, bu tür emirlerin “bakandan” geldiğini ve bir tekneyi durdurmayı başaramamaları halinde cezalandırılacaklarını söyledi.

Yunanistan pek çok göçmen için Avrupa’ya giriş kapısı konumunda. Geçen yıl Avrupa’ya deniz yoluyla 263 bin 48 kişi gelmiş ve Yunanistan bunların 41 bin 561’ini (yüzde 16) kabul etmişti.
Türkiye, 2016 yılında mültecilerin Yunanistan’a geçişini durdurmak için AB ile bir göçmen anlaşma imzaladı ancak 2020’de artık bunu uygulayamayacağını söyledi.
Araştırmada elde edilen bulguları Yunan sahil güvenliğine iletildi. Yunan sahil güvenliği, personelinin “en üst düzeyde profesyonellik, güçlü bir sorumluluk duygusu ve insan hayatına ve temel haklara saygı ile yorulmadan” çalıştığını ve “ülkenin uluslararası yükümlülüklerine tam olarak uyduklarını” söyledi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“2015’ten 2024’e kadar Yunan Sahil Güvenliğinin denizde meydana gelen 6.161 olayda 250.834 mülteci/göçmeni kurtardığı vurgulanmalıdır. Bu asil görevin kusursuz bir şekilde yerine getirilmesi uluslararası toplum tarafından olumlu karşılanmıştır.”
Yunan sahil güvenliği daha önce Akdeniz’de son on yılın en büyük göçmen gemi kazasındaki rolü nedeniyle eleştirilmişti.
Adriana’nın geçtiğimiz Haziran ayında Yunanistan’ın sınırlandırılmış kurtarma bölgesinde batmasıyla ölenlerin sayısının 600’den fazla olduğu sanılıyor.
Yunan yetkililer teknede sorun olmadığını ve güvenli bir şekilde İtalya’ya doğru yol aldığını ve bu nedenle sahil güvenliğin bir kurtarma girişiminde bulunmadığı konusunda ısrar ettiler.
DAEŞ örgütünün öldürülen lideri Ebu Bekir el-Bağdadi‘nin eşi yıllar sonra BBC‘ye bir röportaj verdi. Ümmü Hüdayfe konuşmasında Bağdadi ve ABD’ye ilişkin çok ilginç bir bilgiyi kamuoyu ile paylaştı. Hüdayfe’nin açıklamalarının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD eski Başkanı Trump’ın, Irak eski Başbakanı Maliki’nin de aralarında olduğu dünyanın pek çok devlet adamı, medya organı ve gazetecileri tarafından DAEŞ’in kuruluşuna ilişkin sarf edilen sözler akıllara geldi.
BAĞDADİ ABD GÖZALTISINDAN SONRA DEĞİŞTİ
Yıllarca Irak ve Suriye’de binlerce kişiyi katleden terör örgütü DAEŞ‘in ABD tarafından kurulduğu bu güne kadar birçok kişi ve kurum tarafından öne sürülmüştü. İddialar resmi olarak doğrulanamasa da DAEŞ‘in kuruluşuna ilişkin ABD’nin etkinliği hep gündem de olmuştu. Terörle bağlantılı suçlar nedeniyle şu anda hapishanede bulunan Bağdadi’nin eşinin sözleri DAEŞ‘i ABD’nin kurduğu iddialarını güçlendirdi.
Irak’ta hapishanede tutulan Hüdayfe, 1999 yılında evlendiği Bağdadi’nin ABD ile 2005 yılındaki ilişkisinin ardından eşinde büyük bir değişiklik olduğunu söyledi. Evliliğinin ilk yıllarında Bağdadi’nin “dindar ama aşırı değil… muhafazakar ama açık fikirli” bir insan olduğunu belirten Hüdeyfe, 2005 yılında Bağdadi’nin ABD güçleri tarafından gözaltına alınması ve bir yıl boyunca Bucca Kampı‘nda bulunan gözaltı merkezinde tutulmasının ardından eşinin çok değiştiğini ifade etti.
Bağdadi’nin ABD hapishanesinde geçirdiği sürenin ardından giderek aşırı uçlara kayan biri haline geldiğini belirten Hüdayfe, “gözaltındayken cinsel işkenceye maruz kalmış olabileceğini” de ima etti.
DEVLET BAŞKANLARI SÖYLEMİŞTİ
DAEŞ‘in ABD tarafından kurulan bir terör örgütü olduğuna ilişkin bugüne kadar birçok iddia öne sürülmüştü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘dan, ABD eski Başkanı Donal Trump‘a, Irak eski Başbakanı Maliki‘den dünyanın önde gelen yayın organlarına ve gazetecilerine kadar pek çok kişi, kurum ve kuruluş bu iddiayı dile getirmişti.

Konuya ilişkin 2017 yılında AK Parti Ağrı İl Kongresi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’de DEAŞ neyse, YPG-PYD de odur. DEAŞ’ı kim kurdu, silahlandırdı, ülkeyi kana ve ateşe boğduysa, bugün YPG-PYD’yi de onlar donatıyor, yönetiyor, yönlendiriyor” demişti.

ABD eski Başkanı Donald Trump ise 2016 yılında başkanlığa adayken yaptığı konuşmada DAEŞ’in dönemin ABD Başkanı Barack Obama tarafından kurulduğunu belirterek “IŞİD Obama’yı onurlandırıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Eski Irak Başbakanı Nuri el-Maliki, İran’ın Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi anma töreninde DAEŞ’in ülkenin batısındaki Anbar Valiliği’nde ABD tarafından kurulduğunu söylemişti. Maliki, “DEAŞ çetelerinin nasıl, hangi amaçla kurulduğuna dair tüm detaylar elimizde var. Bu örgüt, 2012 yılında Anbar meydanlarında başlayan oturma eyleminden doğan bir Amerikan icadı” demişti.

The Guardian yazarı Seumas Milne, 2015 yılında ABD’nin Ortadoğu’yu dizayn etmek için DAEŞ’in nasıl kullandığını açıklamıştı. Milne, “ABD DAEŞ’in Irak ve Suriye’de yükselişini nasıl besledi?” başlıklı yazısında, ABD istihbarat raporlarında Irak ve Suriye’de Selefi bir devletin yükselişinden daha 2012 yılında bahsedildiğini, fakat ABD ve Batılı güçlerin buna karşı önlem almak bir yana, tam tersine bu durumu desteklediklerini ortaya koymuştu.
KÜRESEL ISINMAYLA EKOLOJİK YAPI DEĞİŞTİ
Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Akın Temizer, küresel ısınma ve ekolojik yapının değiştiğini, bu sebeple yılan popülasyonunun arttığını söyledi. Temizer “İklim değişikliğinden dolayı yılanların sayılarında bir artış yaşanıyor. Küresel ısınma ve ekolojik yapının değişmesinden dolayı yılan popülasyonunda yükselme oluyor. İlkbahar ayı doğum ayıdır. Çok tedirgin olacak bir durum yok. Özellikle köylerde ve tarlalarda çalışan insanların dikkat etmesi gerekiyor ve tedbirleri alması gerekiyor” dedi.

YILAN TARAFINDAN TELEF OLAN HAYVAN TÜKETİLMEMELİ
Veteriner hekim Serdar Çakar “Havaların ısınması ile yılanlar yeryüzüne çıkıyor. Yumurtlama döneminde oldukları için şu sıralar normal döneme göre daha agresif oluyorlar. Şayet bir yılan ile karşılaşırsanız ani hareketlerden kaçının, üstüne gitmeyin, ya da yakalamaya çalışmayın” dedi.
Yalnızca insanlarda değil besi hayvanlarının da yılan sokmalarından etkilendiğini söyleyen Çakar “Özellikle Anadolu’da sık yaşanan bir durum. Meralar ve kümeslere girerek hayvanları telef ediyorlar. Şayet zehirli bir yılan tarafından bir hayvan telef olmuşsa, kesinlikle tüketilmemeli” dedi.

YILAN SOKMASI DURUMUNDA NELER YAPILMALI?
Zehirli bir yılan tarafından ısırılan kişi, öncelikle sakinleştirilmelidir. Hastanın minimum seviyede hareket etmesi, zehrin damarlarda ya da lenf yollarında daha yavaş hareket etmesine neden olacaktır. Bununla birlikte sabit ve sakin durumda tıbbi yardımın beklenmesi, hastanın nefes alışverişinin düzenli olması ve şoka girmemesi açısından da katkı sağlamaktadır. Tıbbi yardım gelene kadar yara üzerinden ve turnike uygulanmadan ısırılan bölgeye baskı uygulanması, dolaşımı engellemeden zehrin daha yavaş hareket etmesini sağlayacaktır.

ZEHRİN EMEREK BOŞALTILMASI YANLIŞ YÖNTEM
Yılanın ısırdığı yer vücudun neresinde olursa olsun kesinlikle zehrin emerek boşaltılmaması gerekir. İlk yarım saat içinde emme harici mekanik bir yolla boşaltılan zehir, vücuda verilen hasarın azaltılmasına da yardımcı olacaktır. Bu şekilde bir müdahale, zehri emen kişinin ağız yoluyla zehirlenmesine yol açabileceği gibi, oldukça tehlikeli bir uygulamadır.

İLK OLARAK ISLAK VE TEMİZ BEZLE SİLİNMELİ
Isırılan yer temiz ve ıslak bir bezle öncelikle silinmeli ve ısırılan yer kalp hizasına gelecek şekilde hareket ettirilmeden sabit tutulmalıdır. Isırığın olduğu yerde yüzük, küpe, bileklik gibi takılar varsa hemen çıkarılmalıdır. Yaralı bölgede oluşabilecek ödem ve şişme, bu takıların daha sonra çıkarılmasını zorlaştırabilir. Bütün bu yılan sokması ilk yardım müdahaleleri yapılır yapılmaz, en yakın sağlık kuruluşuna en hızlı biçimde hastanın nakli gerekmektedir.

HASTANEDE PANZEHİR TEDAVİSİ UYGULANIYOR
Yılan sokması tedavisi için acilen bir sağlık kuruluşuna yetiştirilen hastaya, öncelikli olarak hemogram ve biyokimyasal parametrelerin gözlenebileceği bir dizi test uygulanır. Trombositopeni, akciğer grafisi, elektrokardiografik değerlendirmeleri de mutlaka acilen yapılmalıdır. Yılan panzehri olarak da bilinen antivenom, uzman doktor tarafından yılanın zehir türüne uygun dozda kalçadan ya da damardan enjekte edilir. Zehirsiz olduğu bilinen yılın ısırmalarında dahi 8 saat hastanın gözlem altında tutulması gerekmektedir.

YILANIN ISIRDIĞI YAŞLI KADIN HAYATINI KAYBETTİ
Osmaniye’nin Düziçi ilçesinin Gümüş köyünde inek otlatırken yılan sokması sonucu yaralanan ve kendi imkânlarıyla ana yola çıkarak çevredeki vatandaşların yardımıyla hastaneye kaldırılan yedi çocuk annesi Cennet İnci (60), hastanede kurtarılamayarak vefat etti. Yaşlı kadının cenazesi, otopsinin ardından götürüldüğü köyünde toprağa verildi. Hayatını kaybeden Cennet İnci’nin oğlunu da aynı bölgede yılan soktuğu ve bir aylık tedavi gördükten sonra sağlığına kavuştuğu öğrenildi.

YILAN MARKET VE EVE GİRDİ
Artvin’in Yusufeli ilçesinde markete girmeye çalışan yılan ihbar üzerine gelen itfaiye ekipleri tarafından özel bir aparatla yakalandı. Zehirli olduğu belirtilen yaklaşık bir metre uzunluğundaki engerek cinsi yılan ekipler tarafından yerleşim yerine uzak bir alanda tabiata bırakıldı. Artvin’de yaşanan yılan paniğinin bir benzeri de Şanlıurfa’da yaşandı. Haliliye ilçesine bağlı Ahmet Yesevi Mahallesi’nde de bir evin mutfağına giren yılan itfaiye ekiplerinin uzun çabaları neticesinde yakalandı.

Söz konusu olayda, daha önce hastaneden sağlık hizmeti alan bir kişinin, hastaneye geldiği ve “taşkınlık yapacağı” ihbarı üzerine bahçede emniyet güçleri tarafından kontrol altına alındığı aktarılan bültende, şahsın aracında bir adet silah bulunduğu kaydedildi.
Şahsın muayenesinin, gözetim altında gerçekleştirildiği ifade edilen bültende, emniyetteki sürecin ardından şahsın herhangi bir şikayet bulunmaması nedeniyle savcılıkça serbest bırakıldığı bildirildi.
Aynı gün içerisinde saat 17.30’da şahsın ameliyat yerinde olan kanaması nedeniyle hastaneye tekrar gelmesinin tedirginliğe yol açtığı, hastane güvenlik görevlilerinin duruma müdahale ederek, şahsı kontrollü bir şekilde hastane dışına çıkardığı bilgisine yer verilen bültende, “Bu süre içerisinde doktor ve sağlık çalışanlarına bilgilendirme yapılmıştır. Şüpheli şahıs, güvenlik personeli eşliğinde polise teslim edilmiş ve Emniyetteki işlemlerinin ardından tutuklanmıştır.” ifadeleri kullanıldı.
Bültende, bazı basın yayın organlarında yer alan, “İktidar, Çalışma Meclisi’ni işçi bayramı olan 1 Mayıs’ta toplayacak” iddiasının doğru olmadığı belirtildi.
32 milyon çalışanı doğrudan ilgilendiren düzenlemelerin görüşüleceği Çalışma Meclisi toplantısının 1 Mayıs’ta değil, 29-30 Nisan’da gerçekleştirileceği anımsatılan bültende, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, taraflarla Beştepe’deki programda görüşmesinin planlandığı aktarıldı.
“ERGÜDER’İN BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NE GİRİŞİ KISITLANMADI”
Bazı basın yayın organlarında yer alan “Boğaziçi Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Üstün Ergüder, uzun yıllar görev yaptığı üniversitesine alınmıyor” iddiasının manipülasyon içerdiği kaydedilen bültende, Ergüder’in aracının kampüs nizamiyesine girişi sırasında, okula araçla giriş için zorunlu olan etiketin eski olması gerekçesiyle, kendisini tanımayan güvenlik görevlileri tarafından durdurulduğu, üniversite rektörlüğünün konudan haberdar olmasının hemen ardından sorunun hızla çözüldüğü ifade edildi.
Konuyla ilgili güvenlik görevlisinin uyarıldığı aktarılan bültende, eski rektör Ergüder’in Boğaziçi Üniversitesi kampüsüne girişinin kısıtlanmasının söz konusu olmadığının altı çizildi.
Bültende, 15 Temmuz gazilerinin maaşlarına ilişkin iddialara dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:
“Bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılan ’15 Temmuz gazilerinin maaşları kesilmiş, 2 aydır maaş alamıyorlar’ iddiası doğru değildir. 15 Temmuz gazilerinden malul sayılanlar ile 1053 sayılı Nizamnameye göre derece tespiti yapılanlara, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından aylık bağlanmıştır. Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı tarafından 15 Temmuz Dayanışma Kampanyası’nda toplanan kaynaktan kendilerine toplu olarak ödenmesini isteyenlerin talepleri üzerine, vakıf tarafından hak sahiplerine anket yolu ile sorulmuştur. Toplu ödeme yapılmasını isteyenlere ödemeleri toplu olarak gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle toplu ödeme alan gazilere aylık olarak ödeme yapılmamaktadır. Ödemeleri aylık olarak almaya devam etmek isteyen 218 hak sahibine ise aylık ödeme yapılmaya devam edilmektedir.”
“YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YOK”
Bültende, bazı basın yayın organlarında yer alan “Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde önemli bir değişiklik yapıldı. Uyku apnesi tanısı konan kişiler ehliyet alamayacak veya ehliyetlerini yenileyemeyecek” iddiasının manipülasyon içerdiği bildirildi.
Sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasların “Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmelik” kapsamında belirlendiği hatırlatılan bültende, yönetmeliğin 7. maddesi kapsamında, ağır veya orta derecede uyku apnesi olanlar ile gündüz uyuklama hali tespit edilen kişilerin tedavi görmeden sürücü belgesi alamayacaklarının belirtildiği kaydedildi.
Yönetmelikte, uyku apnesinin kontrol altına alındığı veya tedavi edildiği doktor heyeti tarafından tespit edilen kişilere sürücü belgesi verilebileceğinin açıkça yer verildiğine dikkat çekilen bültende, “Yönetmelikte güncel bir değişiklik söz konusu değildir. Kamuoyunu manipüle etmeye yönelik yapılan paylaşımlara itibar etmeyiniz.” ifadeleri kullanıldı.
“FOTOĞRAF, DİJİTAL ORTAMDA MANİPÜLE EDİLDİ”
İsrail propaganda hesaplarından paylaşılan, “Kolombiya Üniversitesi Rektörü Nimet Minuşe Şefik, Nazi selamı verdi” iddiasının da doğru olmadığı aktarılan bültende, şunlar kaydedildi:
“İddiaya konu fotoğrafların, Kolombiya Üniversitesi Rektörü Nimet Minuşe Şefik’in üniversitedeki protestolar nedeniyle Temsilciler Meclisi komitesine antisemitizmle ilgili verdiği ifade sırasında kaydedilen görüntülerden alındığı tespit edilmiştir. Şefik’in buradaki konuşması sırasındaki el ve kol hareketleri incelenmiş, iddia edildiği gibi bir sahneye rastlanmamıştır. Orijinal görüntüler incelendiğinde, Şefik’in arkasında oturanlarla iddiaya konu fotoğraftaki kişilerin de farklı olduğu belirlenmiştir. Fotoğrafın video kaydından alınarak dijital ortamda manipüle edildiği tespit edilmiştir.”

Bugüne kadar 5 kez AB Kalite Ödülü, 3 kez de Dünya Kalite Ödülü alan beypazarı Maden suyuna İsviçre’den yasak geldi. İsviçre Federal Gıda Güvenliği ve Veterinerlik İşleri Dairesi “Denetimlerde Beypazarı marka maden suyunda aşırı yüksek bor içeriği saptandı.” açıklaması yaparak bu durumun, hamilelikte çocuk gelişimini ve doğurganlığı olumsuz etkilediğini öne sürdü.

SADECE 1 PARTİYE YASAK
Alınan bilgiye göre yasak kararı 12 Aralık 2023 üretim, 14 Şubat 2025 son kullanma tarihli 0940.4 parti numaralı ürünü kapsıyor. Ürün hakkında İsviçre’de toplatma kararı alınırken, 67 yıldır maden suyu üreten şirketin temsilcileri kararın ‘kasıtlı’ olabileceğini belirterek ürünün AB mevzuatına uygun olduğunu söyledi.
STANDARTLARA UYGUN
Açıklamada “Dünya Sağlık örgütü ve ABD çevre Koruma Ajansı tarafından belirlenen parametrelerin tamamında uygun değerler içinde olduğumuzu vurgularız” denildi. Açıklamada “İçme suyundaki bor için sağlık temelli düzenleyici sınırlar Dünya Sağlık örgütü (WHO) tarafından 2.4 mg/L, Avustralya Ulusal Sağlık ve Tıp Araştırmaları Konseyi tarafından 4 mg/L ve AB tarafından 1 mg/L olarak belirlenmiştir. ABD çevre Koruma Ajansı ise içme suyundaki Bor için bir düzenleyici sınırlama belirlememiş ancak ömür boyu sağlık danışma değerini 5 mg/L olarak belirlemiştir” ifadesi kullanıldı. Önceki yıllarda İsviçre akredite analiz laboratuvarı EUROFİNS tarafından yapılan bor analiz sonucunu da paylaşan şirket “Analiz sonucu sapma değeri ile birlikte 0.80 mg/lt’ye denk gelmektedir” açıklaması yaptı.

KÖTÜ NİYETLİ GİRİŞİM
Açıklamada “Firmamız, Türkiye’deki Doğal Mineralli Sular Yönetmeliği’ne ve uluslararası standartlara uygunluğunu açıkça beyan eder. Haberin ‘yüksek değer çıktı’ şeklinde sunulmasının, bilgiyi yanlış algılamaya yönelik bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Bu tür kötü niyetli ve haksız ithamlar ile ilgili tüketicilerimizi aydınlatmak isteriz.” denildi.

DOÇ. DR. YILANCIOĞLU: BOR DEĞERİ NORMAL
İsviçre, Beypazarı soda markasını, bor miktarının fazla olduğu gerekçesi yasaklarken Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Beypazarı Soda’sında bor miktarının fazla olmadığını söyledi. Yılancıoğlu “Öncelikle bor insan sağlığı açısından önemli bir mineral ve ve günlük olarak alımı gerekli ve eksikliği sağlığı olumsuz etkiler. Dünya Sağlık örgütü tarafından kabul edilen kilogram başına 0.4 mg’a kadar günlük alım sağlık açısından bir sorun yaratmıyor. Yani 70 kg bir insan günlük 28 mg kadar boron tüketebilir. Ortalama içme sularımızda 0.2 mg/L boron bulunuyor. özellikle maden sularımızda yapılan bir çalışmada Ankara özelinde 3mg/L boron bulunduğu literatürde gösterilmiş. Yani zararlı olması için günde 10 litre kadar içmeniz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu açıklamasına “Kendi adıma güvenle tüketmeye devam edeceğim bir içecek, sağlıklı günler dilerim…” notu düştü.
TARİFE DIŞI ENGEL Mİ?
İsviçre tarafından Beypazarı’na getirilen yasak kararı Türk ürünlerine AB ülkeleri tarafından zaman zaman getirilen “Tarife dışı engel”leri akıllara getirdi. Tütün ve tütün mamulleri, kanatlı eti ve yumurta ürünlerinin ağırlıkta olduğu ürün grubu ile bazı tahıl ürünleri en çok teknik engele maruz kalan ürünler olarak biliniyor. Rakip ülkeler en çok ise 10 yıldır ihracat şampiyonu olan Türk ununa karşı ‘tarife dışı engel’ silahını kullanıyor.
BEYPAZARI’NIN ALDIĞI ÖDÜLLER
2009: Gazi Üniversitesi-En İyi Marka ödülü. 2010: Tüketici Akademisi-En çok Güvenilen Marka Ödülü. 2010: AB Kalite Ödülü. 2011: Tüketici Kalite Zirvesi Ödülü, AB Kalite Ödülü.
2012: Altın Marka Ödülü. 2013: Dünya Kalite Ödülü. 2014: AB Kalite Ödülü. 2015: Dünya Kalite Ödülü.
2016: AB Kalite Ödülü. 2016: Dünya Kalite Ödülü 2017: AB Kalite Ödülü.
KAYNAK: AKŞAM
]]>Bpifrance Investissement kontrolündeki Fonds Avenir Automobile 2, Meridiam SAS kontrolündeki Meridiam Green Impact Growth Fund, EXOES ve E-MERSIV’in (EXOES Grup) kurucu hissedarları Arnaud Desrentes ve Remi Daccord tarafından birlikte kurulacak yeni holding şirketi (HOLD-CO) aracılığıyla EXOES ve E-MERSIV (EXOES Grup) üzerinde ortak kontrol tesis etmesi işlemine izin verildi.
Axonics Inc’in tek kontrolünün Boston Scientific Corporation tarafından devralınması işlemine izin verilmesi uygun bulundu.
Metafor Yenilenebilir Enerji ve Elektrik Üretim AŞ’nin ve Knot Enerji Elektrik Üretim AŞ’nin tüm hisselerinin ve kontrollerinin İş Enerji Yatırımları AŞ tarafından devralınması işlemi uygun görüldü.
Fresenius Medikal Hizmetleri AŞ kontrolündeki IDC Uluslararası Diyaliz Merkezleri Ltd. Şti., Fresenius Sağlık Hizmetleri AŞ ve Fresenius Nefroloji Hizmetleri AŞ’nin hisselerinin tamamının Daviva Renal Yönetim Hizmetleri AŞ tarafından devralınması işlemine izin verilmesi kararlaştırıldı.
Belimed AG ve Belimed Life Science AG’nin tek kontrolünün, Imanto AG aracılığıyla Miele Beteiligungs-GmbH tarafından devralınması işlemi onaylandı.
Barentz Holding B.V.’nin tek kontrolünün Barley Bidco B.V. aracılığıyla Cinven Limited tarafından devralınması işlemi uygun bulundu.
Mitsui & Co., Ltd., Osaka Gas Co. Ltd. ve RWE Offshore Wind GmbH tarafından tam işlevsel bir ortak girişim kurulması işlemine izin verildi.
Halihazırda OCI Fertilizers B.V. ile ADNOC Fertilizers-Sole Proprietorship L.L.C’nin ortak kontrolündeki Fertiglobe plc hisselerinin belli bir kısmının ve tek kontrolünün ADNOC Fertilizers-Sole Proprietorship tarafından devralınması işlemine izin verilmesi kararlaştırıldı.
Aksa Enerji Üretim AŞ’nin dolaylı iştiraki ve grup şirketi olan Aksa Enerji Talimarjan FE LCC tarafından, Gülsan Sentetik Dokuma San. ve Tic. AŞ’nin Gaziantep’te kurulu doğal gaz basit çevrim santrali tesisindeki taşınır varlıklarının mülkiyetinin ve tam kontrolünün devralınması işlemi onaylandı.
VRLab Academy Yazılım AŞ’nin (VRLAB) B ve D grubu pay sahiplerine yönetim kurulu tarafından alınacak bazı kararlar bakımından veto yetkisi verilerek, anılan teşebbüs üzerinde ortak kontrol tesis edilmesi işlemi uygun bulundu.
MIM Software Inc’in tek kontrolünün GE Healthcare Technologies Inc. tarafından devralınması işlemine izin verildi.
Valeo Thermal Commercial Vehicles Germany GMBH’nin tek kontrolünün, H.I.G. Europe Middle Market Holdings L.P. aracılığıyla H.I.G. Capital, LLC tarafından dolaylı devralınması işleminin onaylanması kararlaştırıldı.
Öncü Çimento Yatırım AŞ’nin hisselerinin tamamının ve tek kontrolünün AC Çimento Sanayi ve Ticaret AŞ aracılığıyla CABA Çimento Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından devralınması işleminin onaylanmasına karar verildi.
Anatolia Hospital markası altında Antalya’da özel hastane işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren Kemer Medical Center Özel Sağlık Hizmetleri Turizm ve Ticaret AŞ’nin belli hissesinin ve tek kontrolünün Koç Holding AŞ tarafından devralınması işlemine izin verilmesi uygun bulundu.
Duffle Travel Retail Platform GmbH üzerinde GHARAGE Ventures GmbH, Dufry International AG ve Takeaway.com Central Core B.V tarafından ortak kontrol kurulması işlemi onaylandı.
]]>
“TARİHİ AÇIDAN BÜYÜK BİR ÖNEME SAHİP”
Tarihçi-Yazar Mehmet Dilbaz, “Arkamda görmüş olduğunuz hamam, Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan’a inşa ettirilen meşhur Ayakapı Hamamı, 1582 yılında yapılmıştır. Bu hamam, son derece önemli çünkü Mimar Sinan, 1588 yılında vefat etti ve bu yapı, onun vefatından önce inşa ettiği son eserdir. Tarihsel açıdan büyük bir öneme sahiptir çünkü oldukça sanatsal bir eser olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki, Cumhuriyet döneminden sonra, yaklaşık olarak 1940’lara kadar bu hamam, hamam olarak kullanılmaya devam etmiş. Henri Prost tarafından 1930’lu yıllarda çizilen İstanbul’un yeni nazım planı çerçevesinde, şu an bulunduğumuz Ayakapı-Balat-Haliç hattı, İstanbul’un yeni sanayi bölgesi olarak ilan edilmiştir” dedi.
“ADNAN MENDERES DÖNEMİNDE SATILMIŞ”
Hamamın geçmişi hakkında bilgi veren Mehmet Dilbaz, “Tam bulunduğumuz alan bu Ayakapı civarına da keresteciler yerleştirilmiş. Bu hamamı da o zamanlar depo yapılmak üzere kiralanmıştır vakıflar tarafından. Ancak çok enteresan bir şekilde, 1957 yılında bu yapı, Adnan Menderes döneminde gerçekleştirilen yeni imar planı çerçevesinde, bu bölgedeki bazı eserler satışa çıkarılmış ve bu yapı şu anki sahibinin atalarına satılmıştır. Bu yapı 1960’larda ve 1970’lerde Kereste Deposu olarak kullanılmıştır” diye konuştu.
“20-25 YIL İÇERİSİNDE ÇÖKECEK”
Dilbaz, “Ünlü tarihçimiz Reşat Ekrem Koçu, 1960 yılında bu yapı kereste deposu olarak kullanılırken, buraya gelip ziyaret ettiğinde içinde orijinal, Sultan III. Murad döneminde Mimar Sinan tarafından yaptırılan bütün fresklerin ve süslemelerin parça parça durduğunu söylüyor. 1960 yılında bile bu hamamın içindeki pek çok kıymetli parça o zamanki sahipleri tarafından satılmıştır. Daha sonra tabii ki günümüzde o fresklerden ve süslemelerden hiçbir iz kalmamıştır. Daha sonra bu yapı özellikle yakın dönemde, yani son 10 yıl içinde, şimdiki sahipleri tarafından defalarca satışa çıkarılmıştır ve çok yüksek meblağlar doğal olarak talep edilmiştir. Burada şu anki sahiplerine kızacak bir durum yok. Neticede bu adamın şahsi mülküdür. Ancak bu yapının acilen restore edilmesi veya bir kültür merkezine dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu yapı tamir edilmezse en fazla 20-25 yıl içerisinde çökecek ve bu yapı çöktükten sonra ayağa kaldırma şansınız olmayacak” ifadelerini kullandı.
MEMURLARIN AYLIK 345 LİRA YILLIK 4 BİN 150 LİRA KAYBI VAR
Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, burada yaptığı konuşmada yaklaşık 2 milyon memura verilen aylık 538 lira gelirin iptal edildiğini ve memurların mağdur edildiğini söyleyerek, “Toplu Sözleşme İkramiyesine ilişkin hüküm CHP’nin basiretsiz, sorunlu ve sorumsuz muhalefet anlayışının bir tezahürü olarak, Anayasa Mahkemesi’ne İlgili mevzuat hükmünün tamamının iptali için başvurmasıyla, mahkeme tarafından, evrensel hukuk kurallarıyla açıkça çelişen mesnetsiz gerekçelerle iptal kararı verilmiş, memurların aylık 345 lira, yıllık 4 bin 150 lira hak kaybına uğramasına neden olunmuştur. Yani CHP, 2 milyon 200 bine varan memurun cebindeki 345 liranın çekilmesine, aylıklarının düşmesine, hakkının, hukukunun yok edilmesine neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

ALİ YALÇIN’DAN CHP’YE TEPKİ
CHP tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamalara da cevap veren Yalçın, “Sebep oldukları bu haksız ve mağdur edici sonuçtan bir de utanmadan, Sıkılmadan, Hicap duymadan Memur-Sen’i sorumlu tutmaya kalkıyor. Gerçekleri çarpıtarak kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamadan imza attığı iptal başvurusundan habersiz olduğu ve telaşla, Mağdur ettikleri 2 milyondan fazla kamu görevlisinin Sorumluluğundan kaçtıkları anlaşılmaktadır. Şimdi soruyorum size dava dilekçesi ortada. Amacınız, iddia ettiğiniz üzere tüm sendikalı kamu görevlilerinin 538 lira almasını sağlamaksa neden aylık 190 lira tutarındaki toplu sözleşme desteğinin iptali için de dava açtınız. Anayasa Mahkemesi bu talebinizi de yerinde bulsaydı bugün 190 lira bile alınmıyor olacaktı” açıklamasında bulundu.
ANA MUHALEFET EMEKÇİNİN YANINDA OLUR
Yalçın, CHP’nin ana muhalefet partisi olarak emekçilerin haklarını savunması gerektiğini dile getirerek, “Memurun bu ayki kaybı 750 milyon. Türkiye’de 135 siyasi parti var, Hazine yardımını sadece yüzde 3 barajını geçenler alabiliyor, CHP olarak 2024’de barajı geçtiğiniz için hazineden alacağınız 1 milyar 8 yüz milyon lira parayı hak kaybına neden olduğunuz memurlara verecek misiniz? Memurun zararını tazmin edecek misiniz? Oluşturduğunuz boşluğu, ‘Önerge verdik bak’ diyerek illüzyonla atlatamazsınız. Dünyanın her yerinde Ana muhalefet emekçinin yanında olur, toplu Sözleşmelerde biz mücadele ederken hiç yanımızda göremedik sizi. Bu nasıl ana muhalefet” diye konuştu.
“Bakan Işıkhan tarafından yapılan açıklamada çağrımızın karşılık bulduğunu gördük”
Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında Memur-Sen olarak hükümet yetkililerine çağrıda bulunduklarını ve Toplu Sözleşme kazanımlarının korunmasını talep ettiklerini ifade eden Yalçın, “Çok geçmeden 1 saat içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yapılan açıklamada çağrımızın karşılık bulduğunu gördük. Sayın Bakan, Anayasa Mahkemesi’nin bu hukuksuz ve garabet kararının hatalı ve yanlışlığına vurgu yapmış, bu noktada gerekli adımları atacaklarını beyan etmiştir. Kamu görevlisi arkadaşlarımız müsterih olsunlar” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın ve Konfederasyona bağlı sendika başkanları tarafından, CHP Genel Merkez Binasının kapısına siyah çelenk bırakıldı.
]]>#ALKA – Lidl #Kaufland Asia ile 1.383 Ton fotokopi kağıdı satış bağlantısı yapıldığı açıklandı.
#AHGAZ #ENERY – 50 milyon TL sermayeli A Doğal Gaz şirketinin kurulmasına karar verildiği açıklandı.
#ASELS – SSB ile Stm – Aselsan – Havelsan – Asfat arasında Denizaltı Modernizasyonuna yönelik sistem tedariki kapsamında sözleşme değişikliği imzalandığı, şirket payının 30,5 milyon euro olduğu açıklandı.
#AYDEM – Saha Kurumsal ile kurumsal yönetim derecelendirme notunun yenilenmesi konusunda bir yıllık sözleşme imzalandığı açıklandı.
#AKCNS #BASCM #BTIM #BUCIM #BSOKE #GOLTS #KONYA #NUHCM – Şirketlerin üyesi bulunduğu ÇEİS ile T. Çimse İş Sendikası arasındaki Grup Toplu İş Sözleşmesi müzakerelerinin anlaşma ile sonuçlandığı açıklandı.
#ATSYH – Borsa tarafından şirket paylarının YİP’te işlem görmesine devam edilmesine karar verildiği açıklandı.
#BYDNR – VBTS kapsamında şirket paylarına 1 Mart’a kadar kredili işlem yasağı getirildi.
#EBEBK – Ocak ayında iki adet mağaza açıldığı belirtildi.
#EKOS – TEİAŞ tarafından açılan ihaleye 461,1 milyon TL ile en avantajlı teklifin verildiği açıklandı.
#EKOS – UEDAS tarafından açılan ihalelere verilen toplamda 7,9 milyon dolarlık tekliflerin en avantajlı teklif olduğu açıklandı.
#ISGSY – Toksöz Spor Malzemeleri’nin %9,4’lük payının 90 milyon TL’ye satılmasına karar verildiği açıklandı.
#KAREL – 250.000 TL sermayeli Karel İleri Teknolojiler şirketinin kurulmasına karar verildiği açıklandı.
#KTLEV – Şirketin Ocak ayında toplam 2,8 milyar TL tutarında yeni ev ve araç sözleşmesi imzaladığı açıklandı.
#KZBGY – Sinpaş Kızılbük Thermal Wellness Resort projesi kapsamında Ocak ayında 642 adet devremülkün satışının gerçekleştiği ve 296,4 milyon TL ön satış cirosu elde edildiği açıklandı.
#KBORU – Şirketin GES yatırım kararı aldığı, CWENE ile 8,7 milyon dolarlık sözleşme imzaladığı açıklandı.
#LKMNH – Şirket kayıtlı sermaye tavanının 200 milyon TL’den 1 milyar TL’ye yükseltilmesine karar verildiği açıklandı.
#MIATK – Şirket ile TÜSEB arasında 3,9 milyon TL bedelle hizmet alımı sözleşmesi imzalandığı açıklandı.
#MIATK – Tripy Mobility’in şarj hizmet yönetmeliği kapsamında 49 yıllık lisans işletme hakkı kazandığı açıklandı.
#MIPAZ – MYK2 Enerji’nin 120 milyon TL’ye satın alındığı açıklandı.
#MAGEN – Enda Enerji’nın bağlı ortaklığı olan Egenda Ege Enerji’nin Adana’da yer alan Eğlence 1 HES ve Eğlence 2 HES tesislerine ilişkin Hibrit GES projeleri için EPDK tarafından belirlenmiş yükümlülüklerin yerine getirilmesinin onaylanması sonrasında Birleşik Yenilenebilir Elektrik Üretim Tesisi ve kaynak türü Hidrolik/Güneş olarak 22 aylık inşaat süresi ile birlikte tesis tamamlanma tarihinin 2025 olarak belirlendiği açıklandı.
#LIDFA – Saha Kurumsal ile kurumsal yönetim derecelendirme notunun yenilenmesi konusunda bir yıllık sözleşme imzalandığı açıklandı.
#SARKY – Şirket paylarının geri alınması kapsamında 2.000.000 adet paya karşılık 100 milyon TL kaynak ayrılmasına karar verildiği açıklandı.
#SMRTG – 1 milyar TL’ye kadar borçlanma aracı ihracı kapsamında SPK’ya başvuru yapıldığı açıklandı.
#SUWEN – Ocak ayında bir adet mağazanın açılıp bir adet mağazanın kapatıldığı açıklandı.
#TSPOR – Futbolcusu Abdulkadir Ömür’ün 2,5 milyon euroya Hull City’e transfer edildiği açıklandı.
#TKFEN – Pay geri alım programının başlatılmasına, 18.500.000 adet paya karşılık 925 milyon TL kaynak ayrılmasına karar verildiği açıklandı.
#TATEN – Ağaoğlu Yenilenebilir Enerji paylarının %30’unun 214,1 milyon TL’ye alındığı açıklandı.
#TLMAN – Şirketin Liebherr MccTech Rostock Gmbh’ den 4,8 milyon euro bedelle sipariş ettiği 144 ton kaldırma kapasiteli LHM 550 mobil vinçin limana tahliye edildiği açıklandı.
#YEOTK – Şirket ile bir müşterisi arasında 11,7 milyon dolar tutarında sözleşme imzalandığı açıklandı.
#YGYO – Emine Özdemir tarafından 90.359 adet payın Borsa’da işlem görebilmesi için MKK’ya kaydileştirme başvurusu yapıldı.
#YGYO – Şirketin %100 pay sahibi olduğu Sinerji AVM’nin sermayesinin 2 milyon TL’den 25 milyon TL’ye çıkarılması tescil edildi.
#YKBNK – 91 gün vadeli 100 milyon TL tutarında bono ihraç edildi.
#ZOREN – 161 gün vadeli 74,0 milyon TL tutarında bono ihraç edildi.
#ZOREN – 384 gün vadeli 278,8 milyon TL tutarında bono ihraç edildi.
#ZRGYO – Şirket kayıtlı sermaye tavanının 7 milyar TL’den 10 milyar TL’ye yükseltilmesi kapsamında yapılan başvurunun SPK tarafından onaylandığı açıklandı.
PAY ALIM / SATIM
#AHGAZ – Şirket paylarının geri alınması kapsamında 392.974 adet pay 12,70 – 12,75 TL fiyat aralığından geri alındı.
#CEMAS – Asuman Öztürk tarafından 4.000.000 adet pay alınırken, şirket sermayesindeki payı %5,01’e yükseldi.
#EGPRO – Geri alınan 15.000 adet pay 191,88 TL fiyattan satılırken, satış sonucunda 2,1 milyon TL kar elde edildi.
#ENERY – Şirket paylarının geri alınması kapsamında 34.587 adet pay 144,10 – 145,00 TL fiyat aralığından geri alındı.
#GEDIK – Şirket paylarının geri alınması kapsamında 100.000 adet pay 13,67 – 13,75 TL fiyat aralığından geri alındı.
#MPARK – Şirket paylarının geri alınması kapsamında 30.000 adet pay 162,90 – 167,00 TL fiyat aralığından geri alındı.
#LKMNH – Temel Ünlü tarafından 151,50 TL fiyattan 5.175 adet pay alınırken, şirket sermayesindeki payı %0,76’ya yükseldi.
#LKMNH – Celil Göçer tarafından 151,50 TL fiyattan 5.175 adet pay alınırken, şirket sermayesindeki payı %0,1,96’ya yükseldi.
#LKMNH – Selamet Koç tarafından 151,50 TL fiyattan 36.226 adet pay satılırken, şirket sermayesindeki payı sıfırlandı.
SERMAYE ARTIRIM
#BAKAB – Şirket sermayesi 7 Şubat’ta 36 milyon TL’den %100 oranında bedelsiz olarak 36 milyon TL artışla 72 milyon TL’ye yükseltilecek.
#METUR – Şirket sermayesinin 54 milyon TL’den %100 oranında bedelli olarak 54 milyon TL nakden artışla 108 milyon TL’ye yükseltilmesi kapsamında rüçhan haklarının kullanılmasının ardından kalan 97.585 adet pay Borsa Birincil Piyasa’da satılarak sermaye artırımı tamamlandı.
#MNDTR – %343 olan bedelli sermaye artırım kararının %200 olarak revize edildiği açıklandı.
#MAKIM – Şirket sermayesinin 56 milyon TL’den %100 oranında bedelsiz olarak 56 milyon TL artışla 102 milyon TL’ye yükseltilmesi kapsamında SPK’ya başvuru yapıldı.
Haber7 – ÖZEL
Gazze’de sivillere yönelik 100 gündür soykırım yapan işgalci Siyonist İsrail, Kassam Tugayları karşısında hezimete uğrarken tek bir esiri bile kurtaramadı. Bazı bölgelerden çekilmek zorunda kalan İsrail, savaşın başından bu yana çok sayıda İsrailliyi öldürdü.
“ESİRLER, İSRAİL’İN UMRUNDA DEĞİL” MESAJI
Kassam Tugayları, soykırımın 100. gününde “Zaman bitiyor” notuyla yayınladığı videoda yeni mesajlar paylaştı.
İsraillilere seslenilen videoda, “10 yıl önce, onları hatırlıyor musunuz? Hadar, Aron, Omar, Magnesto… 2014 yılında Netanyahu ve hükümeti çocuklarınızı ihmal etti ve onları sizlere geri getiremedi. Ne yazık ki, bulundukları hücreyle bağlantı kesildi.” ifadesi kullanıldı.

“ZAMAN BİTİYOR”
7 Ekim’de esir alınanların hatırlatıldığı videoda, İsrailli esir ailelerine seslenildi ve “Bağlantı hala elimizde. Geçmişte ve şu an Netanyahu ve hükümeti çocuklarınızın ve sevdiklerinizin geri dönüşüyle ilgilenmiyor. Unutmayın, zaman geçer, kaybolur ve azalır.” denildi.
___________
4 İSRAİL ASKERİ İŞGALCİLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ
Kassam Tugayları, geçtiğimiz hafta 4 İsrail askerinin son görüntüsünü yayınladı. İsrail ordusunda görevli 4 esirin hayatını kaybettiği ifade edildi.
Kassam Tugayları’nın resmi sosyal medya hesapları üzerinden yayınlanan videoda, “Şucaiye’de işgal ordusu tarafından mahallenin çeşitli yerlerinde birden fazla kez öldürülme girişiminin ardından öldürülen Siyonist askerler… Zaman bitiyor.” ifadeleri kullanılmıştı.
EŞİ VE ÇOCUKLARI İSRAİL UÇAKLARI TARAFINDAN BOMBALANDI
Kassam Tugayları’nın yayınladığı başka bir videoda, İsrailli tutuklu Yarden Bibas’ın ağlayarak yaptığı konuşmaya yer verilmişti.
Netanyahu’nun yapay zeka ile tasarlanmış “mezar kazma” görseliyle birlikte yer alan Bibas’ın fotoğraflı paylaşımında şöyle denildi:
“Eşi Şeri ile iki çocuğu (Kfir ve Ariel’in) işgal uçakları tarafından öldürüldüğü Siyonist tutsak Yarden Bibas, hapishanenin içinden merak edip soruyor! Dışarı çıkıp onların yasını mı tutacağım, yoksa onlarla birlikte toprağa mı gömüleceğim?”

3’Ü YAŞLI 5 ESİRİN CESEDİNE ULAŞMIŞLARDI
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, 24 Aralık 2023’te yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye bölgesinde bir tünel içerisinde 5 İsrailli esirin cesedine ulaştığını söylemişti.
Ölü esirler arasında, 18 Aralık’ta İsrail hükümetine görüntülü mesaj göndererek “Bizi buradan kurtarın” çağrısında bulunan 3 yaşlı esirin de bulunduğu belirtilmişti. İsrail ordusunun saldırılarında ölmeden önceki konuşmasında 79 yaşındaki İsrailli esir Haiem Pery, “Bizler İsrail’in kuruluşunun temelinde yer alan kuşağız. IDF’yi kuranlar bizleriz. Burada neden terk edildiğimizi anlamıyoruz.” demişti.
BEYAZ BAYRAKLI ESİRLERE KURŞUN YAĞMURU
İşgalci İsrail, kaçıp siyonist orduya koşan 3 vatandaşına kurşun yağmuruna tutumuştu. ‘Dost ateşi’ ifadesiyle birlikte İsrail ordusundan yapılan açıklamada, “Askerler, yardım çığlıklarını pusu sanarak İsrailli rehineleri öldürdü” denilmişti.

Ordunun rehineleri öldürmesinin ardından Tel Aviv‘deki askeri kurumların önünde toplanan binlerce İsrailli, hükümete geri kalan esirlerin serbest bırakılması için anlaşma yapması çağrısında bulunmuştu.
Öldürülen üç esir için mum taşıyan öfkeli protestocular, “Onları evlerine getirin” ve “Rehine takası hemen!”, “Hemen bir anlaşma talep ediyoruz!” “Uyumayacağız, bütün gece protesto edeceğiz” sloganları atıp pankartları açmıştı.

KURTARMA OPERASYONU FİYASKOYLA SONUÇLANDI
İsrail ordusunun 8 Aralık 2023’te kurtarma operasyonu düzenlediği Sahar Baruch isimli rehine askerinin sonu da ölüm olmuştu. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, “Şu aşamada onun, güçlerimizin açtığı ateş sonucu mu öldüğünü yoksa Hamas tarafından mı öldürüldüğünü tespit edemiyoruz.” sözleri kullanılmıştı.

KASSAM KIZ ARKADAŞINI TEDAVİ EDERKEN KENDİSİNİ İSRAİL ÖLDÜRDÜ
İşgalci siyonistler, Supernova müzik festivalinde esir alınan 28 yaşındaki Elia Toledano’nun Gazze’den ölü olarak ‘kurtarıldığını’ açıklamıştı.

Toledano’nun kız arkaşı Mia Schem Kassam Tugayları tarafından tedavi edilip esir takasında teslim edilirken kendisi İsrail ordusu tarafından öldürüldü.

KADIN ASKER İSRAİL BOMBARDIMANINDA CAN VERDİ
İsrail saldırılarında Gazze’deki esir asker Faul Azai Mark Asiani can vermişti.
Yemen’de, Şiiliğin Sünniliğe en yakın kolu sayılan ve bir zamanlar Yemen’i yöneten Zeydi mezhebine mensup kesim içinde şekillenmeye başlayan Husiler, siyasi bir hareket olarak 1992’de Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından kuruldu.

Hüseyin el-Husi, ruhani önderliğini babası Bedreddin el-Husi’nin yaptığı Mümin Gençler Cemaati’ni Ensarullah Hareketi adıyla siyasi ve silahlı bir harekete dönüştürdüğü 2004 yılına kadar yönetti.
Husiler ile Yemen hükümeti arasında ilk savaş, Yemen hükümetinin 2004’te Sada’daki sınırlı çatışmalarda 3 askerin öldürülmesinden Husileri sorumlu tutmasıyla çıktı ve 2010 yılında taraflar arasında varılan ateşkesle sona erdi.
Halen uluslarası kamuoyu tarafından tanınan Aden merkezli Yemen hükümeti, Husileri, “Lübnan Hizbullahı’na ve İran’a bağlı olmakla ve 1962’ye kadar yüzyıllar boyunca kuzey Yemen’de iktidar olan Zeydi İmamlık sistemini yeniden kurmaya” çalışmakla suçluyor. Husiler ise bu suçlamaları ve hükümetin meşruiyetini reddederek hükümeti “ABD ve Suudi Arabistan’ın kuklası olmakla” itham ediyor.
İran tarafından destekleniyor
Ensarullah Cemaatini, Hüseyin Bedreddin el-Husi’nin 2004’te Yemen ordusu tarafından Sada’da öldürülmesinden bu yana kardeşi Abdülmelik el-Husi yönetiyor.
Kurucusu Husi’nin adına nispeten “Husiler” olarak anılan Ensarullah Cemaatinin en bariz ve önemli destekçisi ise İran.
İran tarafından mali ve askeri olarak desteklenen Husiler, 2004’ten 2010’a kadar hükümet güçleriyle savaşırken, Arap Baharı’nın en önemli ülkelerinden biri olan Yemen’de Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in 2012’de devrilmesinin ardından ülkedeki nüfuzunu güçlendirmeyi başardı.
Uzun süren halk hareketi sonrası Yemen’de bir türlü istikrar sağlanamaması sonucu bir hükümet krizi oluşmuş, Husiler de başkent Sana başta olmak üzere ülkenin önemli bir kısmını ele geçirmişti.
Yaklaşık 10 yıl süren iç savaş
İran destekli Husiler, Eylül 2014’ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten itibaren Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.
Devrik lider Ali Abdullah Salih’in ardından Cumhurbaşkanı olan Abdurabbu Mansur Hadi’nin gittiği Suudi Arabistan’ın öncülüğünde kurulan ve 10 ülkeden oluşan Arap Koalisyonu güçleri Mart 2015’te Husilere karşı operasyon başlatmış ve meşru hükümete destek vermişti.
Ülkede büyük bir insani trajediye yol açan ve yıllar süren iç savaşın ardından Suudi Arabistanlı yetkililer, Umman’ın arabuluculuğuyla ilk kez 9 Nisan 2023’te Sana’da Husilerle bir araya geldi.
Eylül 2023’te Suudi Arabistan’da Husiler ile Suudi yetkililer arasında barış sürecini destekleyen bir yol haritasının geliştirilmesi ve Yemen’deki iç savaşın sona erdirilmesi amacıyla 5 gün süren görüşmeler başlatılmıştı.
Kızıldeniz’de Husiler’in eylemleri
İran’ın desteklediği Yemen’deki Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim’den bu yana Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu söyledikleri ticari gemilere el koymaya ve bazılarına da dron ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı.
ABD güçleri bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.
Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık’ta bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlere karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu duyurdu.
Kızıldeniz’de 31 Aralık’ta İsrail’le bağlantılı gemiyi ele geçirmeye çalışan Husilere ait 3 sürat teknesi ABD helikopterleri tarafından ateş altına alındı.
Husiler, 10 Ocak’ta da İsrail’e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir geminin füze ve kamikaze dronlarla hedef alındığını duyurdu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 11 Ocak’ta ABD ve Japonya tarafından sunulan ve Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının acilen sonlandırılmasını talep eden karar tasarısını kabul etti.
Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si yapılıyor.
MONGODB NEDIR?
MongoDB, NoSQL tabanlı bir açık kaynak veritabanı sistemidir. Bu sistem, geliştiriciler ve büyük şirketler tarafından veri depolamak ve yönetmek için kullanılmaktadır. Ancak son zamanlarda yaşanan bir veri ihlali, bu sistemi kullananları tedirgin etti.
MongoDB (şirket) tarafından yapılan açıklamaya göre bu sızıntı, bir firma çalışanının hesabına yetkisiz şekilde erişim sağlanmasıyla gerçekleşti. Aktarılanlara göre erişim sağlayan bu kötü niyetli kişi, verilerin bir kopyasını indirdi.
MongoDB‘nin (şirket) KVKK ile paylaştığı bilgilere göre müşteri iletişim bilgileri ve ilgili hesaplara ait meta verileri ele geçirildi. Bu kişisel bilgiler arasında ad, soyad, e-posta adresi yer almışken, büyük şirketlerin kullandığı CRM uygulaması ve müşteri destek uygulamasında daha fazla bilgi sızdırıldı. KVKK‘nın duyurusuna göre bu veri ihlalinden 130 bin ile 160 bin arasında Türk kullanıcı etkilenmiş olabilir.

KVKK tarafından yapılan ilgili açıklama şu şekilde;
“Bilindiği üzere, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun “Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler” başlıklı 12 nci maddesinin (5) numaralı fıkrası “İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir. Kurul, gerekmesi hâlinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebilir.” hükmünü amirdir.
Veri sorumlusu sıfatını haiz MongoDB Limited tarafından Kurula iletilen veri ihlal bildiriminde özetle;
bilgilerine yer verilmiştir.
Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 28.12.2023 tarih ve 2023/2233 sayılı Kararı ile söz konusu veri ihlal bildiriminin Kurumun internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”