Ülkeyi dehşete düşüren ve öfkelendiren olayda, Nairobi’nin Mukuru gecekondu mahallesinde bulunan bulguların ardından Kriminal Soruşturma Müdürlüğü (DCI) Cumartesi günü terk edilmiş taş ocağından beş çanta daha çıkarıldığını, bunlardan üçünde kesik bacaklar ve iki gövde olmak üzere kadın vücut parçaları bulunduğunu duyurdu.

HENÜZ KİMLİKLER TESPİT EDİLMEDİ
Cuma günü polis en az altı kadının cesedini bulduğunu bildirirken, devlet tarafından finanse edilen polis gözlemcisi, çöp denizinde yüzen çuvallarda yedisi kadın olmak üzere dokuz cesedin bulunduğunu söyledi.
Kriminal Soruşturma Müdürlüğü (DCI) Cumartesi günü terk edilmiş taş ocağından beş çanta daha çıkarıldığını, bunlardan üçünün kesik bacaklar ve iki gövde de dahil olmak üzere kadın vücut parçaları içerdiğini söyledi. Soruşturma sürdürülürken olay yerine güvenlik şeridi çekildi.
Keşifler, Kenya’nın geçen yıl Hint Okyanusu kıyısına yakın bir ormanda, dünyanın en kötü tarikat katliamlarından biri olan, yüzlerce kıyamet tarikatına mensup kişinin cesetlerinin bulunduğu toplu mezarların keşfedilmesinin ardından başladı.
Geçtiğimiz ay hükümet karşıtı gösterilerde onlarca kişinin öldürülmesinin ardından ülkenin kolluk kuvvetleri de inceleme altına alındı. Hak grupları, kolluk kuvvetlerini aşırı güç kullanmakla ve protestocuları kaçırmakla suçluyor.

HALK SAKİNLİĞE DAVET EDİLDİ
DCI sözcüsü yaptığı açıklamada, “Kamuoyuna soruşturmalarımızın kapsamlı olacağını ve tarikat üyelerinin olası faaliyetleri ve seri cinayetler dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere geniş bir alanı kapsayacağını temin etmek istiyoruz.” dedi. Yapılan açıklamalarda aynı zamanda halk sakinliğe davet edildi ve “Halkımıza sakin kalmaları ve dedektiflerimize bu korkunç sahnenin kurbanlarına adaleti ulaştırma şansı vermeleri çağrısında bulunuyoruz.” sözleri kullanıldı.
Kenya geçen yıl Hint Okyanusu kıyısındaki bir ormanda, korkunç tarikat bağlantılı katliamlarından biri olan, kıyamet günü tarikatının yüzlerce müridinin cesetlerinin bulunduğu toplu mezarların bulunmasıyla sarsılmıştı.
Geçen ay hükümet karşıtı gösteriler sırasında onlarca kişinin öldürülmesinin ardından ülkenin kolluk kuvvetleri de mercek altına alınırken, hak örgütleri polisleri aşırı güç kullanmak ve protestocuları kaçırmakla suçluyor.
Cuma günü polis Mukuru’da en az altı kadın cesedi bulduğunu bildirirken, devlet tarafından finanse edilen polis gözlemcisi yedisi kadın dokuz ceset bulunduğunu söyledi. Mukuru bölgesinde gerginlik yükselirken, yerel medyada polisin öfkeli kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açtığı bildiriliyor.
Yerel halk, Cuma günü Nairobi’nin Mukuru gecekondu mahallesindeki çöplükte cesetlerin bulunduğu çöplükte toplandı ve çöplerden bulunan cesetlerin ardından endişelerini dile getirdi.
Elde edilen bilgilere göre DCI, dedektiflerden ve adli tıp uzmanlarından oluşan bir ekibin olay yerine girmesi öfkeli üyeleri tarafından engellendi.

DAHA FAZLA CESET OLMASI BEKLENİYOR
İnsan hakları grubu Vocal Africa’nın yöneticisi Hüseyin Halid, CNN’e yaptığı açıklamada, “Burası cesetlerin atıldığı bir yer gibi görünüyor ve daha fazlasının da olabileceğini düşünüyorum”dedi. Tüm cesetlerin aynı renk kurdelelerle bağlandığını belirtilerek şu açıklama yapıldı: “Hepsi kadındı, hepsi aynı renk kurdelelerle bağlanmış, hepsi aynı renk çuvallarla taşınmıştı.'”
Bağımsız Polis Denetim Otoritesi (IPOA) Cuma günü, korkunç olayda herhangi bir polis müdahalesinin olup olmadığını araştırdığını söyledi.
Açıklamada, “Çuvallara sarılmış ve naylon iplerle sabitlenmiş cesetlerde işkence ve sakatlama izleri görüldü” denildi ve çöplüğün polis karakoluna 100 metreden daha yakın bir mesafede olduğu belirtildi.
Sosyal medyada bazı kişiler bu kişileri kadın cinayeti kurbanları olarak tanımlanırken, Kenya Devlet Başkanı William Ruto Cumartesi günü yaptığı açıklamada hiçbir Kenyalının hayatını kaybetmesi için “hiçbir gerekçe” olmadığını belirterek “Biz hukukun üstünlüğü tarafından yönlendirilen demokratik bir ülkeyiz. Nairobi’de ve ülkenin herhangi bir yerinde gizemli cinayetlere karışanlardan hesap sorulacaktır” dedi.
Kenya’nın korkulan polis gücü sık sık yargısız infazlar ve diğer hak ihlalleriyle suçlanıyor ancak mahkumiyet kararları nadiren çıkıyor.
Pazartesi günü, kıyamet günü tarikatı lideri Paul Nthenge Mackenzie, İsa ile buluşmak için açlıktan ölmeye teşvik etmekle suçlandığı 400’den fazla takipçisinin ölümüyle ilgili olarak 94 sanıkla birlikte yargılanmaya başladı.
Kendisi ve diğer sanıklar ayrıca “Shakahola orman katliamı” olarak adlandırılan olayla ilgili ayrı davalarda cinayet, adam öldürme ve çocuklara zulüm suçlamalarıyla karşı karşıya.
Ahmet Mahmut Ünlü, geçtiğimiz günlerde yayınladığı “Köprüden önce son çıkış” isimli videosunda, cemaatin taleplerini kabul etmezse önemli itiraflarda bulunacağını söylemişti.
Ahmet Mahmut Ünlü, sonrasında kalp rahatsızlığı sebebiyle hastaneye kaldırılmıştı.
Cübbeli Ahmet dün yayınladığı mesajda sağlık durumu hakkında bilgi vermişti.
” BELLİ ÇEVRELERCE KİRLİ BİR PROPAGANDA BAŞLATILDI”
İsmailağa Cemati bugünkonuyla ilgili basın açıklaması yaptı.
Açıklamada, “Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinin ardından belli çevreler eliyle kirli bir propaganda başlatılmış ve daha önce İstişare Heyetinin açıklamasında yer aldığı üzere şahidler huzurunda tevatür seviyesinde sabit olan bir hakikat gizlenmeye çalışılmıştır. Oysaki Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinden bizlere yadigâr olan ve bir kısmı bugün hâlâ hayatta ve afiyette bulunan büyüklerimizin şahidliği de ortadadır. Bugün fitneden korunmak, o büyüklerin şâhidlik ve bereketine tâbi olmakla mümkündür.” ifadeleri kullanıldı.
“ŞEYHİMİZ CÜBBELİ AHMET HOCA’YI REDDETİ”
İsmailağa Cemaati, “Şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz Cübbeli Ahmet Hoca’yı Reddetti.” ifadeleri kullanılarak yayınlanan videoda Hasan Efendi’nin, Ahmet Mahmut Ünlü’yü reddettiği açıkça anlaşılıyor.
Cemaatin resmi sitesinden yapılan açıklamada, “Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâliyle başlatılan ve özellikle son altı aydır Cübbeli Ahmet Hoca tarafından yayınlanan telefon görüşmeleri, gizli ses kayıtları, zuhûrât ve rüya yığınlarıyla kirli bir yola bürünen propaganda doğrultusunda kamuoyuna da yansıdığı üzere, Cübbeli Ahmet Hoca, Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizle görüşmek istemiştir. Konu Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize arz edildiğinde -videoda da görüldüğü gibi- görüşmek istemediğini açıkça beyân etmiştir.
Bu teklifin kabul edilmemesinin, tarîkat-ı aliyyenin edep sınırlarını aşmasının yanında muhakkak birçok sebebi vardır ve bu sebeplerin bir kısmını açıklama zarureti ortaya çıkmıştır. Bizim bugüne kadar Cübbeli Ahmet Hoca’nın yalan ve iftiralarına cevap vermememizin sebebi, tarikatımızla ilgili mahrem meselelerin kamuoyunda tartışma konusu olmaması ve şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin, “Susun!” emri gereğincedir.” ifadelerine ter verildi.
“KENDİSİNİN TEKKEMİZ VE CEMAATİMİZLE HİÇBİR ÜNSİYETİ KALMAMIŞTIR”
Yapılan basın açıklamasında, “Cübbeli Ahmet Hoca, söz ve davranışlarıyla tarîkatımıza ve hizmetlerimize zarar veren biri hâline gelmiş ve Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin şeyhliğini kabul etmemiştir. Bu gerçeğe binaen kendisinin tekkemiz ve cemaatimizle hiçbir ünsiyetinin kalmadığını, görüş ve açıklamalarının cemaatimiz açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını ihvânımıza ve tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.” denildi.
İSMAİLAĞA CEMAATİ’NİN RESMİ İNTERNET SİTESİNDEN YAPTIĞI AÇIKLAMA ŞU ŞEKİLDE:
“İhvânımıza ve Tüm Kamuoyuna Önemle Duyurulur
Yüce Nakşibendî tarîkatı, 1400 yıldır kıtaların İslâmlaşması ve Müslüman toplumların dosdoğru yol üzere sebat ve istikameti için insanlığa hizmet etmektedir. Her asırda birbirini takip eden nûrlu silsilenin 32. altın halkası Mevlânâ Mustafa İsmet Ğarîbullâh Büyük Şeyh Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretleri vesilesiyle İstanbul’u bereketlendirmiş ve Ali Haydar Ahıshavî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinin ardından emanet Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize intikal etmiştir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz, devraldığı hizmeti, âl-i himmet ile büyük bir davaya dönüştürmüş ve bugünlere getirmiştir. Bu usûl ve dava çerçevesinde icra edilen faaliyet ve hizmetler, 2005 senesinde Mahmud Efendi Hazretlerimizin 300’ü aşkın hoca efendinin huzurunda tayin etmiş olduğu heyetle, Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin riyâsetinde büyüyüp gelişmiştir.
Tasavvuf yolu, yüksek fazîlet ve makamlara erişme yoludur. Bu bereketine binaen seyr u sülûk yolunda her mürîdin münferid çeşitli imtihanları olduğu gibi, bazen de müridânın topyekûn bir imtihanı söz konusu olur. Müridân için karşılaşılabilecek en ağır durum hiç şüphesiz mürşidin âhirete irtihâlidir. O topyekûn imtihanın en çetini de mürşidin vefâtı sonrası baş gösterir.
Ali Haydar Ahıshavî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinin âhirete irtihâlinden sonra da bir imtihan vâki olmuş, zamanla fitne bulutları dağılmış ve Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz yüce tarîkatın imamı olarak irşâd faaliyetlerini ömrü boyunca sürdürmüştür. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin manevî evlâtları olarak, bir süredir ona olan muhabbet iddiasıyla büyük bir fitne ve imtihan durumuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Bugün de bu ulvî emanet, altın silsilenin 37. halkası Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize intikal etmiştir. Bu hakikat, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin tevâtür seviyesine ulaşan vasiyetine bağlı olarak, cenaze namazının hemen ardından mahdûmu Ahmet Ustaosmanoğlu Hoca Efendi tarafından ihvânımıza ve kamuoyuna ilân edilmiştir. Bizler inanıyoruz ki bu yol, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin Mültezem’de yaptığı, kabulü müjdelenen duânın bereketiyle kıyamete kadar payidar olacaktır.
Nispet yolunun Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) ulaşacağını beyan eden İmâm-ı Rabbânî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinden sonra nasıl ki silsile altın halkalarla devam etmiş ve bu durum nispetin kesilmesine mâni olmamışsa, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizden sonra da bu yol birbiri ardına eklenen altın halkalarla devam edecektir. Meşâyih arasında altın halkaların gelip geçmesi, o büyüklerin nispet ve tasarrufunun ulaşmasına engel olmamıştır. Yakın tarihte vekiller vasıtasıyla devam edeceği iddia edilen başka tarîkat kollarının zamanla kapanıp nispetinin kesildiği gerçeği de önemle hatırlanmalıdır.
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinin ardından belli çevreler eliyle kirli bir propaganda başlatılmış ve daha önce İstişare Heyetinin açıklamasında yer aldığı üzere şahidler huzurunda tevatür seviyesinde sabit olan bir hakikat gizlenmeye çalışılmıştır. Oysaki Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinden bizlere yadigâr olan ve bir kısmı bugün hâlâ hayatta ve afiyette bulunan büyüklerimizin şahidliği de ortadadır. Bugün fitneden korunmak, o büyüklerin şâhidlik ve bereketine tâbi olmakla mümkündür.
Şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz Cübbeli Ahmet Hoca’yı Reddetti
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâliyle başlatılan ve özellikle son altı aydır Cübbeli Ahmet Hoca tarafından yayınlanan telefon görüşmeleri, gizli ses kayıtları, zuhûrât ve rüya yığınlarıyla kirli bir yola bürünen propaganda doğrultusunda kamuoyuna da yansıdığı üzere, Cübbeli Ahmet Hoca, Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizle görüşmek istemiştir. Konu Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize arz edildiğinde -videoda da görüldüğü gibi- görüşmek istemediğini açıkça beyân etmiştir.
Bu teklifin kabul edilmemesinin, tarîkat-ı aliyyenin edep sınırlarını aşmasının yanında muhakkak birçok sebebi vardır ve bu sebeplerin bir kısmını açıklama zarureti ortaya çıkmıştır. Bizim bugüne kadar Cübbeli Ahmet Hoca’nın yalan ve iftiralarına cevap vermememizin sebebi, tarikatımızla ilgili mahrem meselelerin kamuoyunda tartışma konusu olmaması ve şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin, “Susun!” emri gereğincedir.
1-Tarîkatımızın Mahremini Ortaya Saçmıştır
Cübbeli Ahmet Hoca, yolumuzun medyaya bakışı açıkça belli olduğu hâlde, defaatle uyarılmasına ve her seferinde söz vermesine rağmen, tarîkatımızın mahrem konularını kürsülere hatta televizyon programlarına taşıyarak yüce dinimiz İslâmiyet’e ve Müslümanlara düşmanlıkla bilinen kişilerin alay dolu yorumlarına malzeme etmiştir.
Cübbeli Ahmet Hoca, bugün cemaatimizin büyüklerini dinlemediği gibi aslında Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi de birçok noktada dinlememiştir. Bunu kendisi, çıktığı televizyon kanallarında açıkça söylemiştir. Bir taraftan, “Şeyhlik benim neyime, mürîd olsam yeter” diyerek söze başladığı hâlde, “Bu cemaatin yüzde 95’ini ben getirdim” diyerek, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin ve yetiştirmiş olduğu güzide hocaların çalışmalarını kendisine mâl etmiştir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin sözünü dinlemediğini katılmış olduğu bir televizyon programında şöyle ifade etmiştir:
“Efendi Hazretleri bana, ‘Vaaz etme, talebe okut!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Sesini kasetlere verme!’ dedi, kaydettirdim ve deprem vaazım sebebiyle hapse düştüm. ‘İkinci evliliğini yapma!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Televizyon kurma!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Külliye yapma!’ dedi, dinlemedim hapse düştüm…”
Cübbeli Ahmet Hoca’nın bir kısım medya tarafından maksatlı olarak gündeme getirilen bazı işleri Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi üzmüştür. Hatta kendisi bir keresinde hastalandığında düzelip düzelemeyeceğini Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize sorduğunda, “Senden daha çok çekeceğimiz var” cevabını almış ve bunu da “Hakikaten çektirdik” itirafıyla aktarmıştır.
2-Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin Ailesini Hedef Almıştır
Cübbeli Ahmet Hoca’nın özellikle Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin oğlu, gelini ve torunlarıyla ilgili söyledikleri, kendisinin yönettiği sosyal medya hesaplarının paylaşımları ve sesini bugüne kadar namahrem kimselerin duymadığı hanımların ses kayıtlarının yayılması, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize muhabbetinin olmadığının delilidir. Zira hiç kimse, sevdiği birinin evlâtlarına, torunlarına ve yakınlarına iftira edilmesine, hatta canları tehlikeye düşecek derecede hedef gösterilmelerine râzı olmaz.
3-Hasan Efendi Hazretlerimize Hürmetsizlik Etmektedir
Cübbeli Ahmet Hoca, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinden sonra katıldığı ilk televizyon programlarında ve sonraki açıklamasında, “Hasan Efendi Hocamız, Mahmud Efendi Hazretleri’mizin şu anda tek halifesidir” ifadeleriyle Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi halife olarak kabul ettiği ve bu kabulünü bozmayacağını, “Ben televizyonlarda bunu söyleyip de sonra başkaları gibi laf döndürecek tînette bir adam değilim” beyanıyla vurguladığı hâlde, sonradan söylemlerini değiştirerek hilâfetini inkâr etmiş ve manevî değerini düşürmeye yönelik bir yola girmiştir. Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi koruduğunu iddia ederek, dinleyenlerini aldatıp onun kemâlatı hakkında olumsuz beyânlarda bulunmuştur.
Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin oğullarını ve kızını hedef göstermiş, kızının ses kaydını yayınlatmıştır.
4- Cemaati Dağıtmak İçin Çalışmaktadır
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz, Cübbeli Ahmet Hoca’ya tarîkatla ilgili herhangi bir vazife vermemiştir. Buna rağmen, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinden sonra bu konularda söz sahibiymiş gibi açıklamalar yapmakta ve ihvânı yönlendirmeye çalışmaktadır.
Râbıta, Dağıtma Projesinin Bahanesidir
Cübbeli Ahmet Hoca, cemaatin dağılmasına yönelik plân doğrultusunda, râbıta konusu üzerinden hareket etmektedir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin hayatında tarîkat konusunda herhangi bir vazifesi olmadığı hâlde, râbıta üzerinden kurguladığı bir süreç yürütmektedir. Kesinlik içermeyen ve şahidi bulunmayan bir konuşmadan hareketle “Râbıtanın Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) kadar…” kaydı geçmediği hâlde kendi iddiasına herkesi kabule zorlayarak tarîkatımızın geleceğiyle oynamaktadır.
Nitekim Ahmet Ustaosmanoğlu, Hüsameddin Vanlıoğlu, Fatih Kalender, Hüseyin Avni ve Muhammed Yelkenci Hoca Efendilerin hazır bulunduğu bir toplantı esnasında, “Râbıtanın Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) kadar…” kaydının nereden çıktığı sorulduğunda, bunu kendisinin uydurduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu durum Cübbeli Ahmet Hoca’nın aktardığı rivâyetlere ve bundan sonra yapacağı rivâyetlere itibar edilmeyeceğini ortaya koymaktadır.
Cübbeli Ahmet Hoca, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin manevî tasarrufunun devam ettiğini savunur gözükerek, tarîkatımızı bir daha şeyh gelmeyerek zamanla kapanacak, nispeti kesilmiş bir yol hâline getirmeye çalışmaktadır.
Cemaatimizin Hocalarını Hedef Göstermektedir
Cübbeli Ahmet Hoca, yalan ve iftiralarla cemaatimizin hocalarını itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Bir kimsenin, sevdiği birinin yetiştirdiği hocaları itibarsızlaştırmak için çalışması beklenemezken, kendisiyle irtibatı aşikâr olan çeşitli sosyal medya hesaplarından eş zamanlı paylaşımlarla hocaları tek tek hedef göstermiştir.
Cemaati Dağıtmanın İlk Adımı Olarak Tarîkatı Bölmeye Çalışmaktadır
Cübbeli Ahmet Hoca, râbıtayı bozdukları söylemiyle bazı vekillerin sohbetine gidilmemesini ve kendilerinden tarîkat dersi değiştirilmemesini söylerken, kendisi gibi düşündüğünü iddia ettiği vekillerden ders değiştirilebileceğini söyleyerek onları adres göstermektedir.
Ders değiştirme konusundan hareketle, vekilleri Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin döneminde tayin edilen vekiller ve sonradan İstişare Heyeti tarafından tayin edilen vekiller olarak ikiye ayırmak suretiyle tarîkatımızı bölmektedir.
Cemaatimizin Gözden Düşmesine Sebep Olmaktadır
Cübbeli Ahmet Hoca, cemaat içi meseleleri sürekli televizyon kanallarına taşıyarak ve özellikle tarîkat-cemaat düşmanlığıyla bilinen kimselerin televizyon programlarına çıkarak İslâmî cemaatlerin yanlış tanınmasına sebep olmaktadır. Din ve mukaddesat düşmanlarına sağladığı malzemelerden hareketle sürdürülen kara propaganda sebebiyle, başta cemaatimiz olmak üzere, tüm cemaatlerin kamuoyu nezdindeki manevî kıymet ve itibarı zarar görmektedir. Bazı söylemleri ve hedef göstermeleriyle toplumda ayrışma ve kutuplaşmalara sebep olmaktadır.
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin irşâd hayatı boyunca en çok önem verdiği ve özen gösterdiği medreselere talebe verilmemesine, bağış ve yardım yapılmamasına dair sözleri, Tekâmül Medreselerini ve Fıkıh Kurulunu hedef alması, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin bize en büyük mirası olan, cemaatimizin kamuoyu nezdindeki yüksek itibarına zarar vermektedir.
Kitleleri Korkutarak Hakikati Perdelemektedir
Cübbeli Ahmet Hoca, râbıta konusu üzerinden yürüttüğü süreci, cemaatimize yönelik geçmişten itibaren var olduğunu bildiğimiz ekümeniklik ve diğer küresel plânlarla bağdaştırmakta ve birbiriyle alâkasız bazı durumları maksatlı biçimde ilişkilendirerek dinleyici ve takipçilerini yanlışa yönlendirmektedir. Nitekim cemaatimizin adının geçmişte hiçbir zaman yan yana gelmediği gibi bugünden sonra da yan yana gelmesi mümkün olmayan FETÖ ile ilişkilendirilmesi ve ılımlaşma töhmetiyle karşı karşıya bırakılması, bu yönlendirmenin göstergesidir.
Son Söz
Bizler, dünya durdukça ayakta kalacağına inandığımız medrese-tekke birlikteliğiyle devam eden irşâd faaliyetlerimizin kesilmemesi için hocalar yetiştirmeye, geleceğin âlimlerini ümmet-i Muhammed’e hediye edecek müesseseler inşa etmeye devam ediyoruz. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin mirası olan mukaddes yolu muhafaza için, yüce tarîkata ve büyük davaya zarar getirecek söz ve davranışların her zaman karşısında olacağız.
Bir süredir kendisiyle yapılan istişarelere rağmen tavrını değiştirmemekte ısrar eden, ihvânımızı ve kamuoyunu yanlış biçimde yönlendirmeyi sürdüren Cübbeli Ahmet Hoca, söz ve davranışlarıyla tarîkatımıza ve hizmetlerimize zarar veren biri hâline gelmiş ve Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin şeyhliğini kabul etmemiştir. Bu gerçeğe binaen kendisinin tekkemiz ve cemaatimizle hiçbir ünsiyetinin kalmadığını, görüş ve açıklamalarının cemaatimiz açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını ihvânımıza ve tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İsmailağa İstişare Heyeti”