Heniyye’ye rahmet, başta Hamas Hareketi olmak üzere ailesine ve Filistin halkına başsağlığı dileyen Turan, “Bizde liderler ölünce davalar bitmez. ” diye konuştu.
İsrail’in Beyrut’a yönelik hava saldırısı ile Heniyye suikastına işaret eden Turan, “İsrail terör devletinin gözünü kan bürüdüğünü; hedeflerine, sapkın hayallerine ulaşabilmek için bütün bir dünyayı yangın yerine çevirmeyi göze alabileceğini göstermiş oluyor.” dedi.

– “ORTA DOĞU’YA BARIŞ GELMEZSE DÜNYAYA BARIŞ GELME İHTİMALİ YOKTUR”
Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Turan, “Dünyada sadece kendilerinin yaşadıklarını ve kendi inandıklarının doğru olduğunu zannediyorlar. Bu sapkın düşüncelere bütün insanlığı inandırmaya çalışıyorlar. Gazze’ye de saldırırken bu düşünceleri ağızlarından dökmüşlerdi.” ifadelerini kullandı.
Şu anda insanlık alemi ve dünya barışının siyonist anlayış tarafından tehdit edildiğini vurgulayan Turan, “Filistin meselesi, Orta Doğu barışının anahtarıdır; Orta Doğu barışı da dünya barışının anahtarıdır. Orta Doğu’ya barış gelmezse dünyaya barış gelme ihtimali yoktur. Bunu kabul etmek zorundayız.” görüşünü paylaştı.
Gazze’nin bütün insanlığın vicdanının terazisi olduğunu ifade eden Turan, “Hak ile batıl mücadelesinin bugünümüz dünyasındaki yansımasıdır.” dedi.
Bu savaşın sadece Filistinlilerle değil, bütün İslam dünyasıyla sürdürülen bir savaş olduğunun altını çizen Turan, “Bugün işgal altında olan ilk kıblemizdir. İlk kıblesi işgal altında olanların bu işgale göz yumması mümkün değildir.” diye konuştu.
– “ABD YÖNETIMINI SIYONIZM ESİR ALMIŞ DURUMDA”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresinde ayakta alkışlandığını hatırlatan Turan, şunları kaydetti:
“Katil Netanyahu’yu kongrelerinde misafir edip alkışlayanlar, bu cinayetin suç ortağıdır. Bugün cinayetten sonra o alkışlayanlar, yaptıkları açıklamalarda suçu işleyen faillere yönelik tavsiyelerde bulunmak yerine hala insanlığı ve bütün dünyayı tehdit etmektedir. ‘İsrail istediğini yapabilir, İsrail’e yönelik herhangi bir girişimde bulunan karşısında bizi bulur’ diyerek dünyayı tehdit etmektedirler. ABD yöneticileri, ‘ABD’nin varlığı, İsrail’e armağan olsun’ diyor adeta. ABD yönetimini siyonizm esir almış durumda. Siyonizm, sapkın hayallerine ve hedeflerine ulaşmak için ABD’yi ve batı emperyalizmini kullanıyor. Onlar da bölgedeki emperyal çıkarlarını gerçekleştirmek için bütün bir savaşı, bu cinayet şebekesine ihale etmiş durumdalar.”
Bütün dünya barışının tehdit altında olduğunu dile getiren Turan, “Bir an önce bu cinayet şebekesi durdurulmalı, dizginlenmeli ve hak ettiği cevabı verilmelidir. Aksi takdirde dünyada barışın ve huzurun olması mümkün değildir. 3. Dünya Savaşı ne zaman çıkar sorusunu sormaya gerek yok; zaten savaş bütün cephelerde şu anda devam ediyor. Hiçbir devletin bugün uluslararası hukuk nezdinde egemenliği kalmamıştır. Bütün ülkelerin egemenlikleri tehdit, saldırı altındadır. Kilometrelerce uzakta bir ülkenin başkentinde istediğinize suikast yapma, cinayet işleme, suç işleme hakkını ve haddini kendinde buluyorsanız orada ne uluslararası toplumdan ne uluslararası hukuktan ne ülke egemenliğinden bahsetmek mümkün değildir.” diye konuştu.
“Fitne ateşini yakan mutlaka o ateşin içinde yanar.” diyen Turan, ateşin nerede başlayıp nereye kadar devam edeceğini hiç kimsenin kestiremeyeceğini söyledi.

– “BU EVANJELİST, SİYONİST ANLAYIŞ DÜNYA BARIŞINI TEHDİT EDİYOR”
Bugün karşı karşıya kalınan yalın gerçeğin bu olduğunu ifade eden Turan, “Bu Evanjelist, siyonist anlayış dünya barışını, huzurunu, insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Bütün bir insanlık olarak, iyilik cephesinin mensupları olarak, küresel vicdan olarak bir araya gelmeli. Dinimiz, dilimiz, ırkımız, milliyetimiz, soyumuz, sopumuz ne olursa olsun; buna karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz.” dedi.
Filistin davasına desteklerinin süreceğini belirten Turan, “Yine güçlü bir şekilde Meclisimizde, ülkemizin diğer makamlarında, meydanlarımızda olur; hakkın, hakikatin temsilcilerini ağırlayacağız, ağırlamaya devam edeceğiz. Bizi, hiçbir kimse bu yolda geri döndüremez.” dedi.
– HANİYE’NİN CENAZESİ
Hasan Turan, Heniyye’nin cenazesinin, yarın Tahran’da kılınacak namazın ardından Doha’ya götürüleceği yönünde bir bilgiye sahip olduğunu anlattı.
Turan, Doha’daki cenaze törenine katılacağını ifade etti.
Şiddetin artması nedeniyle boşanan kadın, şikayet için gittiği karakolun çıkışında ise silahlı saldırıya uğradı. Hayatı kararan talihsiz kadın, 2 yaşındaki çocuğunu hiçbir şekilde göremediğini söyleyerek yetkililerden yardım istedi.
İstanbul Sultangazi’de 24 yaşındaki Havva Pınar D., ilişkileri boyunca şiddet gördüğü Oğuzhan K.’dan boşandı. Ancak Havva Pınar D. tehditler almaya devam ettiği eski eşinin silahlı saldırısına uğradı. Havva Pınar D., “Beni Şamlar Ormanı’na götürdü. Ellerimi arkadan bağladı. Beyzbol sopasıyla belimi kırdı. Beni o akşam hastaneye götürdü. Oradakilere ATV’den düştüğümü söyledi ama benim belime beyzbol sopasıyla defalarca vurdu” sözleriyle yaşadığı dehşeti anlattı.

BOŞANDIKTAN SONRA DA KURTULAMADI
24 yaşındaki Havva Pınar D., yaklaşık 4 yıl önce 27 yaşındaki Oğuzhan K. ile tanışmış 2021 yılında da evlenmişti. İddiaya göre Havva Pınar D., ilişkileri ve 8 ay süren evliliği boyunca Oğuzhan K.’dan şiddet gördü. Birçok kez evi terk eden Havva Pınar D., tehdit sonucu eve geri döndü. Havva Pınar D., şiddetin boyutunun giderek artması üzerine boşanma kararı aldı. Boşanmalarına rağmen Oğuzhan K.’nın tehditleri bitmedi. İddiaya göre, geçen yıl Oğuzhan K., Havva Pınar D.’nin abisini silahla yaraladıktan sonra yine tehditlere devam etti.
Oğuzhan K., son olarak ise geçtiğimiz hafta karakoldan çıkıp eve gitmeye çalışan Havva Pınar D. ve ailesine silahlı saldırıda bulundu. Şans eseri kurşunlar kimseye isabet etmezken, saldırgan eski eş olay yerinden kaçtı. Polis ekipleri Oğuzhan K.’yı yakalamak için çalışma başlattı.

“SİGARA KOKUSUNU ALINCA ORMANA GÖTÜRÜP BELİMİ KIRDI”
Yaşananları anlatan Havva Pınar D., “Ben önceden sigara kullanıyordum. Sigara içmemi istemiyordu. Onun yanında değilken evdeyken içiyordum. Bir gün üzerimde sigara kokusu aldı. Sigara kokusunu alınca beni Şamlar Ormanı’na götürdü. Ellerimi arkadan bağladı. Beyzbol sopasıyla belimi kırdı. Beni o akşam hastaneye götürdü. Oradakilere ATV’den düştüğümü söyledi ama benim belime beyzbol sopasıyla defalarca vurdu” dedi.

ABİSİNİ DE SİLAHLA VURDU
Ailesine ve kardeşlerine tehdit mesajları atıldığını söyleyen, boşandıktan sonra da tehdit edildiği için tekrardan eski eşinin yanına dönmek zorunda kalan Havva Pınar D., “Şiddet ve küfür devam ettiği için ben tekrardan ailemin yanına döndüm. Döndükten uzun bir süre sonra abim silahla vuruldu. Abimi vurduktan sonra bu kez beni erkek kardeşimle tehdit etmeye başladı. Ayrıca beni de öldürmekle tehdit ediyor. Hiçbir kadın bunu hak etmiyor. Hiç sesimizi hiçbir şekilde duyuramıyoruz. Sesimizi duyulmasını istiyoruz. Bu kişilerin en kısa zamanda yakalanmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

“DIŞARI ÇIKAMIYORUM KORKUYORUM”
Çocuğunu göremediğini belirten Havva Pınar D., “İki yaşındaki çocuğumla sınanıyorum. Çocuğumu hiçbir şekilde göstermiyor bana. Yaklaşık dört haftadır çocuğumun sesini duymadım. Ne durumdadır bilmiyorum. En yakın zamanda hem çocuğumu almak istiyorum hem de o kişinin yakalamasını istiyorum. Buradan da herkese sesleniyorum kimse boyun eğmesin. Böyle kişiler korunmasın burada olan kadın ve çocuklara oluyor. Bir an önce yakalanmasını ve çocuğuma ulaşmayı istiyorum. En son geçtiğimiz hafta şikayetçi olmak için karakola gittik. Karakola giderken beni sürekli arıyordu. Annem ifadesini verdi. Karakoldan çıktıktan sonra karşımızdan geçti. Daha sonra karşıdan ateş açtı. Oradan geçerken beni aramıştı zaten ve beni öldüreceğini söylemişti. ‘Bu yaptıkların yanına kar kalmayacak. Elini kolunu sallaya sallaya gezemeyeceksin’ demişti. Ama o elini kolunu sallaya sallaya geziyor. Ben hiçbir şey yapamıyorum. Devletten şunu istiyorum. Bu kişinin elini kolunu sallaya sallaya gezmesini istemiyorum. Ben bu konuşmayı yaparken bile tedirginim. Dışarı çıkamıyorum korkuyorum” sözleriyle yardım istedi.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
Gönül coğrafyamızın dört bir ucunda görev yapacak siz kardeşlerime başarılar diliyorum.
Bugün 15 farklı ülkeden 94 misafir öğrencimizi mezun etmenin heyecanını yaşıyoruz. Bu kardeşlerimiz ülkelerine döndüklerinde aldıkları üst düzey eğitimle kendi vatandaşlarına hizmet edeceklerdir. Yurt dışı ziyaretlerimizde Türkiye mezunlarının hayatın farklı alanlarında da farklı konumlara geldiğini görüyoruz.
Üç kıta yedi iklimde hüküm sürmüş bir cihan imparatorluğunun bakiyesi üzerine kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni ırkçı lümpen faşizmin sığ sularını hapsetmeye kimsenin gücü yetmez.
Emniyet teşkilatımız saflarına eklenen yeni neferlerle ile milletimize karşı sorumluluklarını çok daha etkin bir şekilde yerine getirecektir.
Kanunun arkasından dolanarak düzen sağlanmaz. Vatandaşlarımız kolluk kuvvetlerine baktığında hukuk devletini de görmek ister.
“ÜLKEMİZ BÜROKRATİK VESAYETTEN ÇOK ÇEKTİ”
Vatandaşın malına, namusuna, özgürlüklerine ve güvenliğine kasteden alçaklara asla müsamahakar davranmayacaksınız. Geçmişte ülkemiz kendini hukukun ve yasaların üzerinde ören bürokratik vesayetten çok çekti.
Polisimiz zehir tacirlerinin, çetelerin, şehir eşkıyalarının kabusu haline gelirken halkımızın da güven kaynağı olmak zorundadır.
Türk polisine yakışır bir şekilde sorumluluklarınız hakkaniyete uygun olarak yerine getireceğinizden hiçbir şüphem yok. 81 vilayetimizin tamamında asayişi, huzuru temin etmek için fedakarca görev yapan tüm polislerimize teşekkür ediyorum.
Türkiye, gerek stratejik konumu, savunduğu değerleri itibari ile asimetrik tehditlerle yüzleşen bir ülkedir. Tüm suçlara ve tehditlere karşı teyakkuz halinde olmak, tedbir geliştirmek, proaktif bir anlayışla mücadele etmek gibi bir mecburiyetimiz bulunuyor.
Ekonomimize zarar verilmesine izin vermeyeceğiz. Emniyet teşkilatımızın 2 bin 366 yeni neferle milletimize karşı sorumluluklarını daha etkin şekilde yerine getirecektir.
“NEFES ALDIRMIYORUZ!”
Türkiye asimetrik tehditlerle yüzleşen bir ülke. Tüm tehditlere karşı mücadele etmek mecburiyetindeyiz.
Son 1 yılda PKK/KCK’ya yönelik operasyonlarda 7’si kırmızı kategoride aranan, toplam 1045 teröristin etkisiz hale getirildi. Terör örgüte katılım her geçen gün azalıyor. FETÖ, DEAŞ ve sol örgütlerin de tepesine biniyoruz. Sadece geçen yıl FETÖ’ye 5 bin 728 operasyon yapıldı, firarilerin ülkemize iadesiyle ilgili bakanlıklarımız çalışmaktadır. FETÖ’cü alçakların ensesinde olmaya devam edeceğiz. Emniyet ve istihbarat tarafından toplam 603 çete çökertilmiştir. Uyuşturucuyla mücadele konusunda 47 bin 650 operasyon düzenlenmiş, 34 bin kişi tutuklanmıştır.
Devletimizin kurumlarının nefesi, nereye kaçarlarla kaçsınlar, FETÖ’cü alçakların ensesinde olmaya devam edecektir.
ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE
Son terörist ülkemiz için tehdit unsur olmaktan çıkarılana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Terör örgütü kıpırdayamaz halde. Organize suç örgütlerine karşı elde edilen başarıları milletimiz takdirle takip etmektedir. 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmıyor.
Toplam 2 bin 525 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 3 bin 158 mağara sığınak ve depo imha edilmiştir. Yaz ayları boyunca daha kararlı ve sonuç alıcı operasyonlar gerçekleştireceğiz.
Her kurum kendi vazifesine odaklandığında vatandaş nazarında itibarı da güçlenmektedir. Kendini devlet ve milletin menfaatleri üzerinde gören kimseye tahammülümüz yoktur. Ne yapıyorsak hukuk içinde yapacağız. Hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polisisiniz.
DAVALAR BİRLEŞTİRİLDİ, TUTUKLULUK HALLERİ DEVAM EDİYOR
Parlak’ın olayına ilişkin davada İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesindeki Barış Boyun’un örgüt davasıyla birleştirme kararı verilirken, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.
Bahçeşehir 1. Kısım Doğa Parkı’nda bulunan sosyal medya fenomeni Banu Parlak’a ait güzellik merkezi 1 Ekim 2023 günü saat 02.00 ve 04.30 sıralarında motosikletli şüphelilerce kurşunlanmıştı. Olaya ilişkin hazırlanan iddianame kapsamında Dilan ve Engin Polat çiftinin de ‘azmettirme’ suçundan cezalandırılması istenen davanın görülmesine bugün Küçükçekmece Adliyesi’nde başlandı.
Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, sanıklar Dilan, Engin ve Sezgin Polat ile müşteki Banu Parlak hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. Duruşmada kimlik tespiti esnasında Engin Polat “aylık ortalama gelirim 200 bin” dedi. Dilan Polat da aylık gelirinin 200 bin TL olduğunu söyledi.

Engin Polat duruşma salonunda küçük oğlu ile telefonda konuşup konuşamayacağını sorarak “6 aydır konuşmuyoruz” dedi. Hakim bu talebin üzerine “her türlü temas yasak” dedi.
SAVUNMALARI ORTAYA ÇIKTI
Dilan Polat savunmasında “Ben Banu Parlak’ı tanırım kendisi 6 yıllık arkadaşım. Küsüp barıştığımız dönemler oluyordu. İş yeri kurşunlanmadan önce işleri konusunda benden yardım destek istemişti. Ben de kendisine seve seve yardım edeceğimi söyledim. Daha sonra sosyal medyada haberleri görünce haberim oldu. Can güvenliğinin olmadığını ve bizi sorumlu tuttuğuna dair paylaşımlar gördüm. O ana kadar aramızda problem yoktu. İş yerinin kurşunlandığını da basın ve sosyal medyadan öğrendim. Bu sırada yargılandığımız kişilerle de hiçbir bağlantımız yoktur. Daltonlar çetesi eşimi ve beni de tehdit etmiştir. Bununla alakalı mesajlar da mevcut” dedi. Polat savunması sırasında zaman zaman duygulanarak ağladı.

“BENİM BANU PARLAK İLE HUSUMETİM YOKTU”
Dilan Polat savunmasının devamında “Can Dalton bana senin namusunu elinden alacağım diye mesajlar da iletmişti. Bizi tehdit eden kişilerle aynı dosyada neden yargılanıyoruz bilmiyorum. Gürcistan’a 2018-2019 yıllarında hamilelik dönemimde gittim. Yemek yedim ziyaret ettim döndüm. Sosyal medyada ön planda bir hayat yaşıyorum. Maddi durumumuzun iyi olmasından dolayı farklı yollarla Halil İbrahim Kalkan’ın haraç kesmek istediğini düşünüyorum. Pendik şubemize giderek tabelaları indirin demişti. Çalışanların elinde ses kayıtları da mevcut. Benim Banu Parlak ile husumetim yoktu. Neden böyle bir konuda beni ve ailemi hedef gösterdi anlamıyorum. Dosyada bahsi geçen kimseyi aile üyelerim dışında yani tanımıyorum. Video için de ben sosyal medyada o dönemde aleyhime paylaşımlar yapılıyordu. Çocuklarım ve ailem için. Kafam çok karışıktı herkes saldırı halindeydi. Suçlamayı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
Dilan Polat müşteki avukatının “tedbir kararının anasını danasını göreceksin” sözlerini kime söylediniz sorusu üzerine “ Benim orada direkt muhatabım yoktu. Kara para aklandığımıza, illegal işler yaptığımıza dair paylaşımlar yapılıyordu. Genel söyledim” dedi.

“BANU PARLAK’I TANIMAM”
Engin Polat ise savunmasında “Banu Parlak’ı tanımam. Görüşmüşlüğüm yoktur. Bir gün sosyal medyada ‘benim başıma bir şey gelirse Dilan ve Engin Polat sorumludur’ diye açıklamalar yapıyor. Ben de eşime ‘bu kadın senin arkadaşın değil mi neden böyle yapıyor ara kendisi ile görüş’ dedim. Eşim ‘ben aramam dedi’ ben de üzerine düşmedim. Ama karım iyi niyetli olarak aramış benim sonradan haberim oldu. O ara çok mesele vardı. Kara para aklama. Onun da gerçek olmadığını yakında göreceğiz. Bu arkadaşın dükkanı kurşunlanmış. Akabinde bizden şikayetçi olmuş. İfadeye çağırdılar gittik. Olay bundan ibaret bizim hiç kimse ile bir alakamız yok. Ben diğer sanıkların olduğunu bu mahkemede öğrendim şu an. Yalancı tanık Halil İbrahim Kalkan, bizi tehdit edip şubelerimizi arayıp Sezgin ve Engin Polat ile görüşeceğim diyerek tehdit ediyordu. Bu daha önceden de başımıza geldi. ‘Onları şöyle yapacağım böyle yapacağım, bu tabelaları indirin bundan sonra burada Dilan Polat yazmayacak Halil İbrahim Kalkan yazacak’ diyormuş. 2-3 ay devam etti. Biz telefon sapığı diye dikkate almadık.”
“Lakin bir gün Pendik şubemize gidip tehditte bulunmuş. Babama ‘bu böyle olmaz gidelim şikayetçi olalım fiziken de üzerimize gelmeye başladı’ dedim. Gayrettepe’ye gidip şikayetçi olduk. Açılan davalar sonucu bu şahıs ceza aldı öyle biliyorum. Bu şahıs ‘ben Sezgin Polat’a 500 bin TL borç verdim bunu almak için arıyorum’ diye kılıf uydurmuş. Bu kılıfına daha sonra Banu Parlak’ı ekledi. Güya Banu Parlak’ın vurulmasını istemişiz karşılığında para teklif etmişiz. Yalancı bir tanıktır” şeklinde konuştu.
“AİLEMDE EN UFACIK DELİL BULUNURSA HER TÜRLÜ CEZAYA RAZIYIM”
Gürcistan ile hiçbir bağlantısının olmadığını söyleyen Engin Polat, “Bağlantımı bırakın orada olan birini 1 kere bile telefon ile aramadım. Gürcistan’a 4-5 sene evvel 6 aile çift olarak tatile gittik” dedi.
Engin Polat devamında “Ben Daltonlar çetesini de tanımam. 2 ay önce gazete okurken öğrendim. Can Dalton daha önce eşimi tehdit etmişti. 2 dükkanım 3 ayrı zaman diliminde kurşunlandı. Ben de bunun üzerine şerefsizler diyerek video paylaştım. Bu adam daha sonra bana yanıt verdi. ‘Bundan sonraki mermi sana’ diye cevap verdi. Bu dosyada iftiraya uğradık. Ticari itibarımız zedelendi. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum. Yalanın ve iftiranın delili olmaz. Ben ve ailemde en ufacık bir delil bulunursa her türlü cezaya razıyım” şeklinde konuştu.

Müşteki avukatının sorusu üzerine Engin Polat “Emirhan Döner diye birini tanımıyorum böyle biri ile görüşmedim. Fatih Gezer benim çocukluk arkadaşımdır. Cezaevinden beni aradı. Medyada dükkanımızın kurşunlandığını görmüş. Bana kendi çabasıyla yardımcı olmaya çalıştı şunu tanıyorum bunu tanıyorum diye ama konuşmada Daltonlar çetesi adı geçmedi” dedi.
DAVALAR BİRLEŞTİRİLDİ, TUTUKLULUK DEVAM EDİYOR
Parlak’ın olayına ilişkin davada İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesindeki Barış Boyun’un örgüt davasıyla birleştirme kararı verilirken, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.
Bahçeşehir 1. Kısım Doğa Parkı’nda bulunan sosyal medya fenomeni Banu Parlak’a ait güzellik merkezi 1 Ekim 2023 günü saat 02.00 ve 04.30 sıralarında motosikletli şüphelilerce kurşunlanmıştı. Olaya ilişkin hazırlanan iddianame kapsamında Dilan ve Engin Polat çiftinin de ‘azmettirme’ suçundan cezalandırılması istenen davanın görülmesine bugün Küçükçekmece Adliyesi’nde başlandı.
Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, sanıklar Dilan, Engin ve Sezgin Polat ile müşteki Banu Parlak hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. Duruşmada kimlik tespiti esnasında Engin Polat “aylık ortalama gelirim 200 bin” dedi. Dilan Polat da aylık gelirinin 200 bin TL olduğunu söyledi.

Engin Polat duruşma salonunda küçük oğlu ile telefonda konuşup konuşamayacağını sorarak “6 aydır konuşmuyoruz” dedi. Hakim bu talebin üzerine “her türlü temas yasak” dedi.
SAVUNMALARI ORTAYA ÇIKTI
Dilan Polat savunmasında “Ben Banu Parlak’ı tanırım kendisi 6 yıllık arkadaşım. Küsüp barıştığımız dönemler oluyordu. İş yeri kurşunlanmadan önce işleri konusunda benden yardım destek istemişti. Ben de kendisine seve seve yardım edeceğimi söyledim. Daha sonra sosyal medyada haberleri görünce haberim oldu. Can güvenliğinin olmadığını ve bizi sorumlu tuttuğuna dair paylaşımlar gördüm. O ana kadar aramızda problem yoktu. İş yerinin kurşunlandığını da basın ve sosyal medyadan öğrendim. Bu sırada yargılandığımız kişilerle de hiçbir bağlantımız yoktur. Daltonlar çetesi eşimi ve beni de tehdit etmiştir. Bununla alakalı mesajlar da mevcut” dedi. Polat savunması sırasında zaman zaman duygulanarak ağladı.

“BENİM BANU PARLAK İLE HUSUMETİM YOKTU”
Dilan Polat savunmasının devamında “Can Dalton bana senin namusunu elinden alacağım diye mesajlar da iletmişti. Bizi tehdit eden kişilerle aynı dosyada neden yargılanıyoruz bilmiyorum. Gürcistan’a 2018-2019 yıllarında hamilelik dönemimde gittim. Yemek yedim ziyaret ettim döndüm. Sosyal medyada ön planda bir hayat yaşıyorum. Maddi durumumuzun iyi olmasından dolayı farklı yollarla Halil İbrahim Kalkan’ın haraç kesmek istediğini düşünüyorum. Pendik şubemize giderek tabelaları indirin demişti. Çalışanların elinde ses kayıtları da mevcut. Benim Banu Parlak ile husumetim yoktu. Neden böyle bir konuda beni ve ailemi hedef gösterdi anlamıyorum. Dosyada bahsi geçen kimseyi aile üyelerim dışında yani tanımıyorum. Video için de ben sosyal medyada o dönemde aleyhime paylaşımlar yapılıyordu. Çocuklarım ve ailem için. Kafam çok karışıktı herkes saldırı halindeydi. Suçlamayı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
Dilan Polat müşteki avukatının “tedbir kararının anasını danasını göreceksin” sözlerini kime söylediniz sorusu üzerine “ Benim orada direkt muhatabım yoktu. Kara para aklandığımıza, illegal işler yaptığımıza dair paylaşımlar yapılıyordu. Genel söyledim” dedi.

“BANU PARLAK’I TANIMAM”
Engin Polat ise savunmasında “Banu Parlak’ı tanımam. Görüşmüşlüğüm yoktur. Bir gün sosyal medyada ‘benim başıma bir şey gelirse Dilan ve Engin Polat sorumludur’ diye açıklamalar yapıyor. Ben de eşime ‘bu kadın senin arkadaşın değil mi neden böyle yapıyor ara kendisi ile görüş’ dedim. Eşim ‘ben aramam dedi’ ben de üzerine düşmedim. Ama karım iyi niyetli olarak aramış benim sonradan haberim oldu. O ara çok mesele vardı. Kara para aklama. Onun da gerçek olmadığını yakında göreceğiz. Bu arkadaşın dükkanı kurşunlanmış. Akabinde bizden şikayetçi olmuş. İfadeye çağırdılar gittik. Olay bundan ibaret bizim hiç kimse ile bir alakamız yok. Ben diğer sanıkların olduğunu bu mahkemede öğrendim şu an. Yalancı tanık Halil İbrahim Kalkan, bizi tehdit edip şubelerimizi arayıp Sezgin ve Engin Polat ile görüşeceğim diyerek tehdit ediyordu. Bu daha önceden de başımıza geldi. ‘Onları şöyle yapacağım böyle yapacağım, bu tabelaları indirin bundan sonra burada Dilan Polat yazmayacak Halil İbrahim Kalkan yazacak’ diyormuş. 2-3 ay devam etti. Biz telefon sapığı diye dikkate almadık.”
“Lakin bir gün Pendik şubemize gidip tehditte bulunmuş. Babama ‘bu böyle olmaz gidelim şikayetçi olalım fiziken de üzerimize gelmeye başladı’ dedim. Gayrettepe’ye gidip şikayetçi olduk. Açılan davalar sonucu bu şahıs ceza aldı öyle biliyorum. Bu şahıs ‘ben Sezgin Polat’a 500 bin TL borç verdim bunu almak için arıyorum’ diye kılıf uydurmuş. Bu kılıfına daha sonra Banu Parlak’ı ekledi. Güya Banu Parlak’ın vurulmasını istemişiz karşılığında para teklif etmişiz. Yalancı bir tanıktır” şeklinde konuştu.
“AİLEMDE EN UFACIK DELİL BULUNURSA HER TÜRLÜ CEZAYA RAZIYIM”
Gürcistan ile hiçbir bağlantısının olmadığını söyleyen Engin Polat, “Bağlantımı bırakın orada olan birini 1 kere bile telefon ile aramadım. Gürcistan’a 4-5 sene evvel 6 aile çift olarak tatile gittik” dedi.
Engin Polat devamında “Ben Daltonlar çetesini de tanımam. 2 ay önce gazete okurken öğrendim. Can Dalton daha önce eşimi tehdit etmişti. 2 dükkanım 3 ayrı zaman diliminde kurşunlandı. Ben de bunun üzerine şerefsizler diyerek video paylaştım. Bu adam daha sonra bana yanıt verdi. ‘Bundan sonraki mermi sana’ diye cevap verdi. Bu dosyada iftiraya uğradık. Ticari itibarımız zedelendi. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum. Yalanın ve iftiranın delili olmaz. Ben ve ailemde en ufacık bir delil bulunursa her türlü cezaya razıyım” şeklinde konuştu.

Müşteki avukatının sorusu üzerine Engin Polat “Emirhan Döner diye birini tanımıyorum böyle biri ile görüşmedim. Fatih Gezer benim çocukluk arkadaşımdır. Cezaevinden beni aradı. Medyada dükkanımızın kurşunlandığını görmüş. Bana kendi çabasıyla yardımcı olmaya çalıştı şunu tanıyorum bunu tanıyorum diye ama konuşmada Daltonlar çetesi adı geçmedi” dedi.