Futbolu bıraktıktan sonra geçirdiği iki yıllık sürece değinerek sözlerine başlayan Topal, “İlk sene çok rahattı diyebilirim. Yoğun ve tempolu bir futbol kariyerim oldu. Birkaç sene dinlenip kafamı toparlamak ve sonrasında işin teknik kısmına girmek istiyordum. Arkasından kötü bir deprem yaşadık. Depremden sonra çok zor zamanlar geçirdik. İki yıllık bir toparlanma süreciydi diyebilirim. Kendimizi iyi hissettikten sonra da başlayalım dedik. İnşallah sonu da güzel biter, bizim için de güzel bir başlangıç olur” diye konuştu
Yardımcı antrenörlük yapmadan direkt olarak teknik direktörlüğe geçişin bazı zamanlarda zorluklarını yaşayacağını ifade eden genç teknik direktör, “Futbolculukta olduğu gibi burada da teknik anlamda zorluklar olacak. Karşılaşacağımız zorlukları da biliyorduk. Futbolu bıraktıktan sonra da güzel teklifler geldi. Ben önce eğitimimi tamamlayıp, lisansımı alıp öyle başlamak istedim. Tek başlamak gibi bir hedefim vardı. Kolay bir iş yapmıyoruz, futbolculuktan daha zor teknik direktörlük. Hayatımda sorumluluktan hiç kaçmadım. Umarım bu zorlukları atlatıp başarılı bir kariyer elde ederiz” şeklinde konuştu.
“KONFOR ALANINIZDAN ÇIKTIĞINIZ ZAMAN BAZI ŞEYLERİ BAŞARIRSINIZ”
Teknik direktörlüğe Türkiye’de başlama şansı olduğunu ancak Romanya’yı tercih etme sebebini ise Topal şu sözlerle açıkladı:
“Konfor alanınızdan çıktığınız zaman bazı şeyleri başarırsınız. Zorlanmadan olmuyor. Çok daha rahat imkanlarda da başlayabilirdim. Güzel bir adım attığımızı düşünüyorum. Teklifi kabul etmeden önce asbaşkan Christian Fogarassy ile 1 haftalık bir süre geçirdik. Fikir alışverişinde bulunduk. Güzel bir uyum yakaladık, doğru bir planlama yaptığımızı düşünüyorum. Hedefimiz bu doğru planlamanın içerisinde hareket etmek. Sonrasında da kulübü güzel başarılara ulaştırmak istiyoruz.”
Uzun vadeli bir planlama yaptıklarını ve adım adım ilerleyeceklerini ifade eden Mehmet Topal, “Çok zor olacağını biliyorum. Romanya Ligi çok zor ve mücadele seviyesi çok üst düzeyde. Analizlerimizde bunu gördük. Maalesef Türkiye’deki planlamalar, Avrupa’daki planlamalara göre çok farklı oluyor. Başladığınızda hemen başarı isteniyor. İmkanlar olarak Türkiye’de Romanya’ya göre daha yüksek. Biz 2-3 yıllık bir planlamanın içerisine girdik. Tabii ki de bu 3 yıla gelmeden hedeflere ulaşmak. Şu an her şey de olumlu gidiyor. Yaptığımız ve yapacağımız transferler var. İstediğimiz oyunu sahaya yansıtırsak bu hedeflere ulaşacağımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“BÖYLE BİR KARŞILAMA BEKLEMİYORDUM”
Petrolul Ploieşti’ye imza attıktan sonra ilk antrenmana çok sayıda taraftarın gelmesine çok şaşırdığını söyleyen Topal, “Hedefleri de yükseltti diyebilirim. Böyle bir karşılama beklemiyordum. Bu bizi çok onore etti. Bize ne kadar önem verdiklerini ve bizi ne kadar desteklediklerini gösterdiler. Bu hissiyat ve değer, sorumluluklarımızı daha fazla artırdı. Biz de onları mahcup etmemek için sonuna kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.
Teknik direktörlüğün futbolculuğa göre bir tık daha zor olduğunu söyleyen Topal, “İkisinin de çok büyük zorlulukları var. Futbolculuk döneminde kendinize çok iyi bakmanız, dinlenmeniz ve ekstra çalışmalar yapmanız lazım. Sadece kendinizden ve kendi performansınızdan sorumlusunuz. İşin teknik kısmına geçtiğinizde bütün herkesten sorumlu oluyorsunuz. Sorumluluk daha fazla sizde oluyor. Teknik kısım bir adım daha zor diyebilirim” dedi.
Petrolul Ploieşti’de oynatacağı sistem hakkında ipuçları veren Mehmet Topal, “Çok mücadele eden bir takım izleyeceğiz. Kendi felsefemizi oynatmaya çalışacağız. Buraya sezon başında geldik ve kendi takımımızı kuruyoruz. Sezon içerisinde gelseydik elimizdeki oyunculara göre sistem oluştururduk. Bu bizim için çok büyük bir avantaj oldu. Ben bir sisteme takılıp kalmak istemiyorum” şeklinde konuştu.
“BİR TÜRK OYUNCUNUN BU LİGDE BİZİMLE BİRLİKTE MÜCADELE ETMESİ ÇOK BÜYÜK KEYİF OLUR”
Süper Lig’den transfer yapmak istediklerini ve bu yönde çalışmaların sürdüğünü aktaran Topal, “Görüştüğüm birkaç oyuncu oldu. Bitirmek istediğimiz oyuncularla da görüştük. Bir Türk oyuncunun bu ligde bizimle birlikte mücadele etmesi çok büyük keyif olur. Getirmek istediğimiz oyuncular var ama Romanya’da sistem biraz farklı. Ona göre hareket etmek zorundayız. Bu da bizi kısıtlıyor ve zorluyor” ifadelerini kullandı.
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda şu ana kadar geçen süreci değerlendiren genç teknik direktör, “Neredeyse her gün 30-40 oyuncu izlemeye çalışıyoruz. Bunları izlerken de maçları takip etmeye gayret gösteriyoruz. Ülkemiz de orada olduğu için maçlarını kaçırmıyoruz. Bol gollü ve beklediğimden daha keyifli bir turnuva oluyor. Tabii ki de Türkiye’nin final oynamasını isterim. Şu anki performansa göre İspanya, Almanya ve Fransa bir adım önde diyebilirim” açıklamasında bulundu.
“GÖRÜNEN TABLODA MAALESEF BİR OLAMADIK GİBİ GÖZÜKÜYOR”
A Milli Futbol Takımı’nın Çekya karşısında iyi bir sonuç alıp gruptan çıkacağına inandığını söyleyen Mehmet Topal, “Eğer bir olursak bir şeyleri başarabiliriz demiştim. Görünen tabloda maalesef bir olamadık gibi gözüküyor. Bir Portekiz maçı kaybettik ve neredeyse herkes takımımızı yerden yere vurmak için çaba sarf etti. Çok genç ve yetenekli kardeşlerimiz var. Turnuvadan elenebiliriz ama onları alkışlamamız gerekiyor. Bu turnuva onlar adına bir tecrübe olacak. Bu kardeşlerimize bu kadar eleştirinin doğru olmadığını düşünüyorum. Portekiz yıllardır bütün turnuvalarda boy gösteren ve yıldız oyuncuları olan bir takım. Sıradan bir takıma mağlup olmadık. Gruptan çıkacağımıza ve turnuvada daha üst seviyelere geleceğimize inanıyorum. Çekya maçlarını çok severiz biz. Bize her zaman uğurlu da gelmiştir” dedi.
“BU KARDEŞLERİMİZİN DESTEĞE İHTİYACI VAR”
Milli takımdaki oyunculara hep birlikte destek olmaları gerektiğini vurgulayan Topal, “Bazı şeyleri bilmeden eleştiriler yapabiliyoruz. Eleştiri yapmak çok kolay özellikle bizim ülkemizde. Geçmişte futbol oynamış arkadaşlarımız da var. Onların destek olması gerekirken tam tersine çok izleneyim diye söylenmemesi gereken şeyler söylüyorlar. Birlikte olalım, bir olalım. Bu kardeşlerimizin desteğe ihtiyacı var. Turnuvadan elenseler de onları alkışlayıp evlerine uğurlamamız gerekiyor. Hepsi bireysel anlamda zor bir sezondan da çıktılar. Benim onlara inancım tam” açıklamasında bulundu.
“FUTBOL KÜLTÜRÜ OLMAYAN BİR ÜLKE OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORUM”
Türkiye’de günlük duygular içerisinde yaşandığını ve bunun sonucunda bazı şeylerin çok çabuk unutulduğunu belirten Mehmet Topal, “Geçmişe gittiğimizde 2008’de üçüncü olduğumuzda basınla beraber iç içeydik. Mağlup olduğumuz zamanlarda bile kötü şeyler yazan kimse yoktu. Futbolcular çok duygusal insanlardır, çok çabuk kırılabilirler. Futbol kültürü olmayan bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Anı yaşıyoruz. O yüzden eleştiriler de ağır olabiliyor. 2008’de biz bir maç kazandığımızda bütün ülke sokaklardaydı. Maç kaybettiğimizde birlikte üzülüyorduk. Bu seviyeye ulaşabilirsek o zaman başarılı olacağımızı düşünüyorum. Değiştirmemiz gereken birçok şey olduğunu düşünüyorum. Futbolun içinden gelen insanlar futbolu yönetmeli. Arkadaşlık hatırına bazı kişiler, bazı konumlara getirilmemeli. Bunların da eksikliklerini yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“UMARIM BU SEZON ŞAMPİYONLUĞA OYNAYAN DAHA FAZLA TAKIM OLUR”
Bu sezon Süper Lig’de şampiyonluk yarışının daha fazla takım arasında geçmesini temenni ettiğini belirten Topal, “Geçen sezon çok keyifliydi. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin inanılmaz bir rekabeti vardı. İki takım da birçok rekoru kırdı. Bu rekabet olurken bile sürekli olaylar, kavgalar gündemi değiştirdi. Bunlar da rekabetin önüne geçtik. Sonuç olarak Galatasaray şampiyon oldu. Mücadele açısından iki takım da şampiyon gibiydi. Umarım bu sezon şampiyonluğa oynayan daha fazla takım olur” diye konuştu.
“UMUT EDİYORUM MOURINHO BAZI ŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN ÇOK FAZLA ÇABA SARF EDER”
Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Jose Mourinho ile ilgili de düşüncelerini paylaşan genç teknik direktör, “Bence Mourinho’nun sadece Fenerbahçe’ye değil, Türk futboluna katacağı çok şey olduğunu düşünüyorum. Umut ediyorum bazı şeyleri değiştirmek için çok fazla çaba sarf eder. Çok başarılı olacağına da inanıyorum. Dünyanın sayılı antrenörlerinden birisi. Benim de keyifle izlediğim ve çok beğendiğim bir teknik direktör. Çok büyük bir camiaya geldi. Bütün kalbimle başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.
FERDİ KADIOĞLU MU İRFAN CAN KAHVECİ Mİ?
Türkiye’den yerli bir oyuncuyu transfer etme şansı olsa tercih edeceği oyuncuyu açıklayan Mehmet Topal, “İkisiyle de birlikte oynadım. Birisini tercih edersem sıkıntı olacak gibi duruyor. Ferdi’yi de İrfan Can’ı da çok seviyorum. İrfan ile Başakşehir’de birlikte oynadık. Ferdi ile Fenerbahçe’de oynama imkanım oldu. İkisi de verseniz bana hayır demem” dedi.
ICARDI Mİ, FRED Mİ, TORREIRA MI?
“Türkiye’den bir yabancı futbolcuyu Petrolul’e transfer etme şansı olsa hangisini tercih ederdi” şeklinde yöneltilen bir soruya ise Topal, “Torreira’yı alırdım. Oyun tarzımız ve anlayışımız birbirine benziyor. Torreira bütün takımın yükünü çeken bir oyuncu. Bütün eksikliği kapatıyor. Günümüz futbolunda böyle oyuncular çok fazla kalmadı. Fred, kusura bakmasın, o da çok beğendiğim bir oyuncu. Defansif orta saha oynamış bir oyuncu olarak Torreira diyebilirim” şeklinde cevap verdi.
Son olarak Petrolul taraftarlarına seslenen Topal, “Potansiyeli çok yüksek bir kulübe geldiğimizin farkındayız. Beklentilerin çok yüksek olduğu bir camiadayız. Tek hedefimiz onları mutlu etmek. Türk taraftarların da güzel dileklerini bizden esirgememelerini istiyoruz. Umuyorum buradan alnımızın akıyla çıkarız” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>Türkiye Futbol Federasyonunun sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Montella, yeni bir yolculuğa başladıklarını belirterek, “Almanya’ya bizi götürecek olan bu serüvene başlamak için çok heyecanlıyım ve turnuva için sabırsızlanıyorum.” dedi.
Futbolcuların üç aşamada kampa katılacağını ve Şampiyonlar Ligi finalinde mücadele edecek Salih Özcan ve Arda Güler’in son etapta kampa katılacağını belirten İtalyan teknik adam, aday kadro seçimi hakkında ise şöyle konuştu:
“Bizim kadro seçim kriterlerimiz futbolcularımızın kalitelerine göre kurulmuştur. Seçimimizi özellikle bir grup oluşturabilmek adına yaptık. Elbette futbolculuk değerleri kadar saha dışı değerlerimiz de önemliydi. Ben ve ekibim stadyumlarda yüzlerce maç seyrettik. Elbette futbolculuk değerleri kadar saha dışı değerlerimiz de önemliydi. En önemli kriter futbolcularımızın sezon boyunca gösterdikleri performanstı. Özellikle de sezonun son bölümündekiler. Politik davranmak adına hiçbir bir seçim yapmadık. Seçimlerimiz sahada gördüklerimize bağlı olarak yapılmıştır. Özellikle oyuncuların güncel performanslarını baz aldık. Çünkü yüksek seviyede oynayacağız. Fiziksel kondisyonun seçim kriterimizde önde olduğunu belirtmek ve teknik kaliteler haricinde oyuncuların fiziksel performanslarının da bizim için önemli olduğunu söylemek isterim. Farklı parametrelerin birleştiği bir seçim yaptık. Eminim ki ülkece büyük bir birliktelik sağlayarak, forma rengine bakmaksızın hepimizin bayrağımızın altında birleşeceğinden şüphem yok. Çünkü benim için Türk bayrağının altında birleşmek çok önemli.”
A Milli Takımın başında bir seneye yakın süredir görev yaptığını hatırlatan Vincenzo Montella, “Şu ana kadar benim için çok güzel bir deneyim oldu. Sadece biri hariç. Şanslıyız ki o da çok önemli bir dönemde değildi. İlk defa Hırvatistan’da galip geldik. Onlar da ilk defa kendi evlerindeki bir eleme maçını kaybettiler. 72 yıl sonra Almanya’da galip geldik. Eleme grubundan ilk kez lider çıkmayı başardık. FIFA sıralamasında birkaç basamak yükseldik. Tarihimizde ilk kez grubu lider tamamlayarak, tabii ki de şu andaki hedefimiz üçüncü kez art arda Avrupa Şampiyonası’na katılmayı başardık. Ama son iki turnuvada gruptan çıkma başarısı gösteremedik. İlk hedefimiz inanmak, güvenmek ve birliktelik sağlayarak son yıllarda başaramadığımızı elde etmek.” ifadelerini kullandı.
Hazırlık maçındaki rakipleri, EURO 2024’teki rakiplerle doğru orantıda seçtiklerinin altını çizen Montella, “Test etmek ve takımımızı hazırlamak için bu tarz maçları seçtik. Son iki maçımızı 4 devre olarak düşünürsek, 3 tanesinde iyi oynadık. Son devrede ise çok kötü oynadık. Ancak gereken dersleri aldık. Bu seviyelerde kendini küçümseyemezsin, özellikle de rakibini küçümsememelisin. Son Avrupa şampiyonu İtalya’ya ve Polonya’ya karşı oynayacağımız maçların da çok önemli sınavlar olduğunu düşünüyorum. A Milli Takım ve 21 Yaş Altı takım birlikteliğini seviyorum. Gençleri değerlendirmeyi seviyorum ki bunu daha önce de gösterdim. Seçimlerimi kimliğe bakmaksızın yapıyorum ve oyuncuların bu seviyeler için hazır olup olmadıklarını değerlendiriyorum. A ve 21 Yaş Altı takımlarımız arasındaki geçiş uygulamalarımızı özgürce yapmayı gelecekte de devam ettireceğim. O yüzden 21 Yaş Altı hocamız Levent Sürme ile yapmış olduğumuz bu birlikte kamp ve maç planlamasından çok memnunum. Bunları yapmayı sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.
“İlk hedefimiz gruptan çıkmak”
EURO 2024’te farklı futbol anlayışlarına sahip 3 rakiple karşılaşacaklarını aktaran İtalyan teknik adam şu ifadeleri kullandı:
“Benim için en önemli maç ilk maçımız ve en zor maçımız da o olacaktır. Gürcistan şimdiye dek kompakt bir oyun sergiledi. Benim tarafımdan çok büyük saygıyı hak eden bir takım. Belki FIFA sıralamasında bizden altta olan bir takım ama bu istatistik bize maç kazandıracak bir detay değil. Portekiz’e karşı oynadığımızda aynı durum bizim için de geçerli. Bence Portekiz’in olağanüstü bir kadrosu var. Sıralamada bizden çok üstteler ama futbolda ‘Kesin kanaat’ diye bir şey yoktur. Çekya’da elemelerden sonra teknik direktör değişikliği oldu. Taktiksel anlamda nasıl oynayacaklarından şu an için emin değiliz. FIFA sıralamasında da hemen hemen bize yakın bir takım. Bizim ilk etapta üç tane final maçımız olacak. Tıpkı yolculuğumuzun başlarında olduğu gibi, Hırvatistan, Almanya ve diğer maçlarda gösterdiğimiz doğru takım ruhuyla bu maçlara çıkmamız gerekiyor. Sahanın içerisinde göstereceğimiz duruş ve karakterimizle, öncelikle ülkemizi gururlandırmamız gerekiyor. Sonrasında teknik ve taktik anlamda o seviyelere yakışacak şekilde mücadele etmemiz lazım. İlk hedefimiz gruptan çıkmak. Sonrasında ise başka tür bir mücadele olacak. O yüzden, adım adım ilerlememiz gerekiyor.”
“Temel hedefimiz aynı düşünce yapısında sahip bir grup oluşturmak”
“Temel hedefimiz aynı düşünce yapısında sahip bir grup oluşturmak. Hem ülkemizde hem de takımımızda bir birliktelik yaratmak.” sözlerini kullanan Vincenzo Montella, “Bu, bütün hedeflerin başında gelir. Gruptan çıkmak öncelikli ama çünkü son iki turnuvada bunu başaramadık. Sonra hayallerimiz ve hedeflerimiz değişkenlik gösterebilir. Bunu da deneyimlerime göre söyleyebilirim. Çünkü sonrasında senaryolar değişebiliyor ve her şey mümkün hale geliyor. Bize başarı getirecek olan faktörler birliktelik, inanç, birbirine güvenmek ve önemli anlarda sakin kalabilmek. Dengeli olmamız gerekiyor. Ben futbolcu grubumuza inanıyorum ve güveniyorum. Takımımız, hem taktik hem de teknik anlamda bir bütün olduğunu sahada gösterdi. EURO 2024 Elemeleri’nden itibaren toplamda 20 gol attık. Bunun 17’si farklı futbolculardan geldi. Bu goller, kolektif oyunumuzun bireysel oyunumuzdan üstün olduğunun göstergesidir. Şuna inanıyorum ki uzun süreçlerde kolektif oyunlar, bireysel oyunlardan her zaman üstündür.” değerlendirmesinde bulundu.
Genç ve deneyimli oyunculardan oluşan bir kadroya sahip olduğu dile getiren Montella, “İlk defa A Milli Takım’da boy gösterecek oyuncularımız da var. Geniş kadroya çağırdığımız 35 futbolcumuzun yaş ortalaması şu an itibarıyla 25,1. Avrupa Şampiyonası’nda yer alacak en genç takım belki de biz olacağız. Kadromuz geniş. Bunun belli sebepleri var. İlk etapta 13 futbolcuya sahip olacağız. 29 Mayıs itibarıyla daha fazla futbolcuya sahip olacağız ve ilk kararlarımı o tarihten itibaren vermeye başlayacağım. İki futbolcumuz da muhtemelen 4 Haziran’da aramıza katılacak. Bazı futbolcuları yakından görüp değerlendirmek istiyorum. Kadroyu geniş tutmamızın sebeplerinden biri de, oyuncuları hem zihinsel hem fiziksel hem de teknik açıdan görmek istememiz.” ifadelerini kullandı.
Üzerlerindeki sorumluluğun bilincinde olduklarını vurgulayan İtalyan teknik adam, “Bizler Avrupa Şampiyonası’ndaki sorumluluğumuzu hissederken, herkesin turnuva sürecini sevinç, tutku ve bağlılıkla yaşamasını istiyoruz. Bu bağlılığı, ülke ve bayrağımızı düşünerek yaşamamız lazım. Almanya’da sanki evimizdeymiş gibi oynayacağız ama futbolcularımız için bunun bir baskı oluşturmasını istemiyorum. Eminim ki bu duygusallığı yönetmekte sıkıntı yaşamayacağız ve nerede olursak olalım, büyük bir ülke olduğumuzu bayrağımız için mücadele ederken göstereceğiz.” şeklinde konuştu.
]]>Enstitünün, yaygın hizmet ağıyla değer ürettiğini aktaran Şahin, “Sanayicilerin yüksek kalitede, uluslararası standartlara uygun üretim yapmasına hizmet eden TSE, sadece ülkede değil, uluslararası alanda da tercih edilen, prestijli bir marka değerine kavuştu. Enstitü, dünyanın birçok ülkesindeki kuruluşlarla kurduğu güçlü iş ilişkileriyle sanayicilerimizin yaşayabileceği olası teknik engelleri kaldırıyor. Standartlara uygun ve kaliteli üretimi teşvik edecek çalışmalar yapıyor ve bunlarla ilgili belgeleri düzenliyor.” dedi.
Şahin, TSE’nin ülkenin enerji politikası doğrultusunda da faaliyetlerde bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin, daha fazla yatırım yoluyla yerli üretim kapasitesini artırmak amacıyla enerji sektöründe yeniden yapılanma arayışına girdiğini söyledi.
TSE’nin, Nükleer Güvenlik Denetimleri ve Yaptırımları Yönetmeliği hükümlerinde belirtilen düzenlemeler çerçevesinde Akkuyu NGS için saha ve inşaat denetimlerini gerçekleştirmek üzere teknik destek kuruluşu (TDK) olarak hizmet verdiğini anımsatan Şahin, “Türkiye ile Rusya hükümeti arasında 2010’da imzaları atılan Akkuyu NGS Projesi kapsamında aktif şekilde gerçekleştirilen TDK denetimleri, ilgili iş programı çerçevesinde, saha teknik uzmanları tarafından dereceli yaklaşımla yürütülüyor.” diye konuştu.
Şahin, Akkuyu NGS için Rusya, Ukrayna ve Avrupa ülkelerinde üretilen ekipmanların imalat denetimlerinin de ilgili uzmanlarca yapıldığını aktardı.
TSE, YERLİ ÜRETİCİLERDEN TEDARİK EDİLECEK ÜRÜNLERDEN SORUMLU
Akkuyu NGS inşasında kullanılacak “yüksek güvenlikli ve herhangi bir güvenlik sınıfına girmeyen ürünlerin” yerli üreticilerden tedarikine yönelik görüşmelerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinesinde 2012’de başlatıldığını hatırlatan Şahin, “ROSATOM ve REIN firmalarıyla (Rosatom Energy International) yapılan görüşmeler ve denetimlerle 2020’de TSE, Akkuyu NGS tarafından Türkiye’de ‘Ana Malzeme Bilim Kuruluşu’ olarak yetkilendirilmiştir. Enstitümüzün, ‘Nükleer Güvenlik Sınıfı 3’ kapsamındaki ürünlerin test ve belgelendirilmesi konusunda da yetki süreci devam ediyor.” ifadesini kullandı.
Şahin, TSE’nin, nükleer santral inşasında kullanılmak üzere yerli üreticilerden tedarik edilecek ürün ve ekipmanların proje normlarını kapsayacak şekilde test ve belgelendirmesinden sorumlu olduğunu kaydetti.
Ayrıca, üreticiler tarafından üretilecek malzemeler ile baz materyal imalat prosedürü dokümanlarının hazırlanmasında teknik destek sağlanması konusunda da TSE’nin sorumluluğu olduğuna işaret eden Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Enstitümüz, ekipman üreticilerinin Akkuyu NGS teknik şartnamelerine göre hazırlanacak ekipman imalat prosedürü dokümanlarının hazırlanmasına, test programlarının oluşturulmasına, ekipman ve malzemelerin tasarım ve sismik hesaplamalarına teknik destek sağlıyor. Nükleer güç santralinde kullanılacak ürünlerin standardizasyonu, IC İçtaş-Titan 2 Ortaklığı tarafından talep edilen teknik karşılaştırma raporlarının düzenlenmesi ve ikame yerli ürünlerin tespit edilmesinden de sorumluyuz.”
Şahin, Akkuyu NGS’nin inşasındaki ürün gruplarına yönelik çalışmalar yapıldığını da söyledi.
Teknik raporlar hazırlarken TSE laboratuvarlarından destek alındığına işaret eden Şahin, şunları kaydetti:
“Enstitümüzün ‘onaylı malzeme kuruluşu’ olarak yetkilendirilmesi sonucu verdiğimiz hizmetlerle, şu ana kadar 21,3 milyar lira tutarında yerli malzeme sanayicilerimizden tedarik edilerek Akkuyu NGS Projesi’nde kullanıldı. Yapı sektörü üreticilerinden, donatı çeliği ve bağ teli tedariki için 9,6 milyar liralık ve ekipman üreticilerinden de 11,7 milyar liralık malzeme tedarik edilerek Akkuyu NGS Projesi’ne katkı sağlandı. Böylelikle ülkemiz sanayisinin de aynı doğrultuda ve sürdürülebilir biçimde güçlenmesini sağlayacak.”
]]>