TMO’nun da Anadolu Ajansı gibi köklü bir kurum olduğunu ifade eden Güldal, kurumun hizmet verdiği sektörün üreticiler olmasının yanı sıra kurulduğundan itibaren çok farklı görevler de üstlendiğini söyledi.
“Türkiye’de depoculuğu en iyi bilen kurumların başında TMO geliyor”
Güldal, kurumun hububat, et, süt ve yağ sanayilerinin kuruluşlarına öncülük yaptığına işaret ederek, “Et ve Süt Kurumunun kuruluşuna öncülük yapmış, depoculuk konusunda faaliyetler göstermiş, Türkiye’de depoculuğu en iyi bilen kurumların başında TMO geliyor.” dedi.
Kurumun bu tecrübesini lisanslı depoculuk faaliyetlerinin gelişmesine de yansıttığını bildiren Güldal, şu an itibarıyla ülkede 11 milyon ton lisanslı depoculuk kapasitesinin bulunduğunu aktardı.
Güldal, TMO’nun kendisine sevk edilen ürünlerle ilgili piyasa düzenlemeleri yapmak gibi görevleri bulunduğuna işaret ederek, “TMO bugüne kadar 25’e yakın ana üründe görev almış ve bu görevleri başarılı bir şekilde yerine getirmiş durumda.” diye konuştu.
Kurumun, 86 yıllık tarihinde hep çiftçinin dostu olarak, hasat dönemi öncesi ve sonrasında üreticinin en iyi bildiği lokasyonlar olduğunu dile getiren Güldal, şehirlerde lokasyonların “ofis semtleri”, birçok mahallenin de “ofis mahallesi” olarak telaffuz edildiğini belirtti.
600’ün üzerinde alım noktası açıldı
Güldal, son yıllarda salgın, kuraklık ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi nedenlerle dünyanın birçok ülkesinde gıda arzı noktasında problemler yaşandığına dikkati çekerek, “Türkiye’de TMO’nun görev alanında ürünlerde herhangi bir problem yaşanmadı. Kuraklıkta ve savaş döneminde tedbirler alındı. Yine salgın döneminde TMO, regülasyonlarla sektörle beraber çalışarak görevini yerine getirdi.” ifadelerini kullandı.
TMO’nun ana görevinin hububat ve bakliyat ürünlerinde fiyatların normalin altına düşmesi halinde üreticiler lehine devreye girmek ve faaliyet göstermek olduğunun altını çizen Güldal, kurumun tüketiciler aleyhine fiyatların yükselmesi durumunda da piyasayı çeşitli enstrümanlar kullanarak regüle ettiğini bildirdi.
Güldal, bu yılın geçen sene kadar yüksek rekolteli bir yıl olmasa da yine oldukça iyi sayılabilecek bir üretim sezonu geçirdiklerine vurgu yaparak şöyle devam etti:
“Malum geçen senenin altında bir hububat rekoltesi bekleniyor. TMO, bu yıl da 600’ün üzerinde bir alım noktası açarak üreticilerimizin yanında oldu. Bugün itibarıyla baktığımızda hasat döneminin hemen hemen yarısını geçtik, 2,5 milyon ton ürün TMO’nun stoklarına intikal etmiş durumdadır. Üreticilerimizin ödemelerinin 45 güne kadar yapılacağı açıklaması yapılmıştı ama bugün itibarıyla 25-30 günlük vadelerde üreticilerimizin ödemelerini yapıyoruz. Bu anlamda da bir memnuniyet var. Ülke geneline baktığımızda arpa hasadının yüzde 70’ler, buğday hasadının da yüzde 60’lar seviyesinde gerçekleştiğini görüyoruz.”
Depolarla ilgili söylentilere itibar edilmemesini isteyen Güldal, kurumun geçen yıl hasat döneminde 13,1 milyon ton ürünü depolama yaparak alımını gerçekleştirdiğini bildirdi.
Güldal, bu yıl hasat dönemi girerken de sürekli depolamayla ilgili bir sıkıntının olmayacağını ve bunun için hazırlıkların yapıldığının altını çizdiklerini hatırlatarak, “Kapasitesi 4,5 milyon ton olan lisanslı depoların boş olarak hazır olduğunu, 2,5 milyon ton kiralık ve TMO depolarının hazır olarak tutulduğunu ve geçen sene olduğu gibi ihtiyaç durumunda da açık yığınlar şeklinde depolamaya devam edeceğimizi, bu şekilde 13 milyon ton ile TMO’ya ürün verilirse hepsini alabileceğimizi ve depolayabileceğimizi söylemiştik.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu yıl, geçen yıl kadar bir ürün gelmeyeceğini belirten Güldal, bunun depolanmasında sorun olmayacağını söyledi.
“Randevularımız ve alım yerlerimiz açık”
Güldal, açık yığınların toprak altında çürümeye terk edildiği yönünde sosyal medyada bir algı oluşturulmaya çalışıldığına işaret ederek, bunun kesinlikle yanlış olduğunu, açık yığın depolama şeklinde yapılan çalışmaların TMO’nun geçmişten beri uyguladığı bir yöntem olduğunu aktardı.
Buradaki ürün kaybının da normal depolardaki miktarlar kadar olduğunu dile getiren Güldal, “Yani binde 5 seviyesindedir. O da doldururken veya boşaltırken ortaya çıkacak kayıplardandır. Yani ürünün bozulmasını çürümesini önleyecek bütün tedbirler alınmıştır.” dedi.
Güldal, randevu sisteminin yenilendiğini ve bir sıkıntının olmadığının altını çizerek, hem TMO’nun internet sitesinden hem de e-Devlet’ten randevu alma imkanları getirdiklerini anlattı.
Üreticilerin randevularının SMS ile teyit edildiğini belirten Güldal, “İptal etmek isterse rahatlıkla iptal edebiliyor. Son üreticimiz gelene kadar randevularımız ve alım yerlerimiz açık olacaktır.” bilgisini paylaştı.
Güldal, üreticilerin TMO’nun vermiş olduğu fiyatların altında ürünlerini pazarlamamalarını da isteyerek, “Kendi kalite gruplarında fiyatları TMO’dan öğrenerek piyasadan onun altında fiyat istemesinler. Aksi takdirde TMO almaya hazır.” dedi.
Güneydoğu ve Ege bölgelerinde yoğun olarak devam eden hasadın, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde yeni başladığına işaret eden Güldal, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ise hasadın başlamadığını kaydetti. Güldal, hububat hasadının yüzde 14 seviyesinde olduğunu ifade etti.
Güldal, TMO’nun buğdayda tüm gruplarda alım fiyatlarını ilan ettiğini anımsatarak,”Ekmeklik buğdayda ton başına, 1. grup 9 bin 750 lira, 2. grup 9 bin 250 lira, 3. grup 8 bin 750 lira ve düşük vasıflı ise 8 bin liradır. Makarnalık buğdayda ise 1. grup 10 bin 500 lira, 2. grup 10 bin lira, 3. grup 9 bin 500 lira ve düşük vasıflısı ise 8 bin 750 liradır. Görüldüğü üzere kaliteli buğday üretimi teşvik edilmektedir. Buğdayda ton başına 1750 lira olan destekten Çiftçi Kayıt Sistemi‘ne kayıtlı ve satışını belgelendiren bütün çiftçiler faydalanabilecek.” değerlendirmesini yaptı.

Bazı yorumlarda düşük fiyatlı ürünlerin dikkate alındığını belirten Güldal, şöyle devam etti:
“Bazı yorumlarda piyasa aktörleri tarafından düşük grup veya düşük vasıflı ürünlerin fiyatı söylenerek ‘piyasa düşüyor’ veya ‘TMO açıklamasından sonra piyasa daha da düştü’ algısı oluşturmaya çalışılmaktadır. Buğday fiyatları hasat oranı arttıkça piyasa şartları gereği bir miktar azalabilmektedir. Şayet fiyat açıklanmamış olsaydı üreticilerimiz aleyhine fiyat oluşumları ortaya çıkabilecekti. Dolayısıyla üreticilerimizin buna kesinlikle itibar etmemelerini rica ediyoruz. Üreticilerimiz tereddütleri halinde TMO işyerlerinden ürünlerinin kalitesi ve fiyatı noktasında destek ve bilgi alabilirler.”
Hububat alım fiyatlarının verim ve maliyet unsurları dikkate alınarak hazırlandığına işaret eden Güldal, şunları kaydetti:
“2024 yılı hububat alım fiyatları, Bakanlığımız, akademisyenler ve ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından ülkemiz ortalama verimleri ve maliyet unsurlarının tamamı dikkate alınarak belirlenmiştir. Açıklanan buğday alım fiyatı, desteklerle birlikte maliyetin oldukça üzerindedir. Maliyet unsurlarını en yüksek değerlerden, verimi ise en düşük miktardan hesaplayarak ortaya konulup çeşitli mecralarda servis edilen maliyet hesaplamaları gerçekle bağdaşmamaktadır. Ayrıca bu maliyet hesaplarında Bakanlığımızca üreticilerimizin maliyetlerini düşürmek amacıyla verilen başta mazot, gübre ve tohum destekleri olmak üzere tarımsal desteklerin hiç dikkate alınmadığı görülmektedir. Alım fiyatı, gerçek maliyetler, üretimin sürdürülebilirliği, iç ve dış piyasa fiyatları ile tüketici fiyatları dikkate alınarak belirlenmektedir.”
Güldal, alım fiyatının, piyasa fiyatlarının belirli bir düzeyin altına düşmesini önlemek için belirlenen taban fiyat olduğuna dikkati çekerek, güncel üretici satış fiyatlarının da bu fiyatlar veya buna yakın fiyatlarla gerçekleştiğini kaydetti.
Kaliteli ürünlerde fiyatların daha yüksek seyrettiğinin altını çizen Güldal, devletin eşik fiyat ilanı ve alım garantisiyle fiyatların hasat yoğunluğundan dolayı düşmesini önlemeyi hedeflediğini aktardı.
Güldal, 14 Mayıs’ta hasat başlayan bölgelerde üreticilere depolama imkanı sağlamak amacıyla TMO‘nun işyerleri ve lisanslı depolarda ürün kabullerine başlandığını hatırlatarak, bu yıl hasat süreci ve piyasa gelişmeleri izlenerek 6 Haziran’da alım fiyatı açıklaması yapıldığını söyledi.
“ÜLKEMİZ ÇİFTÇİSİNE VERİLEN FİYAT, DÜNYA PİYASALARINDAN DAHA YÜKSEKTİR”
Destek ve fark ödemeleriyle ekmeklik buğday alım fiyatının yaklaşık 359 dolara denk geldiğini belirten Güldal, “Fiyatlarımızın açıklandığı tarihte dünya fiyatları, navlun dahil ton başına 270 dolar seviyesindedir. Dolayısıyla ülkemiz çiftçisine verilen fiyat, dünya piyasalarından ton başına 89 dolar daha yüksektir.” ifadelerini kullandı.
“TMO, 600’ÜN ÜZERİNDEKİ ALIM NOKTASINDA FAALİYET GÖSTERECEKTİR”
Güldal, TMO‘nun, alımla ilgili her türlü hazırlığını yaptığını belirterek, şunları kaydetti:
“TMO, Türkiye genelindeki işyerleri ve protokol imzaladığı lisanslı depolar olmak üzere 600’ün üzerindeki alım noktasında faaliyet gösterecektir. TMO’nun ürün alımlarında kullanmış olduğu randevu sistemi tamamen yenilenmiştir. Randevular TMO web sitesinden alınabildiği gibi, yeni uygulamayla e-Devlet üzerinden de alınabilme imkanı getirilmiştir. İlerleyen tarihlere doğru randevu takvimi açılmış ve tüm üreticilerimize randevu alma imkanı sağlanmıştır. Ayrıca randevu iptallerinin olması durumunda ileri tarihli randevuları sıralı bir şekilde öne çekiyoruz.”
Geçen yıl 13,1 milyon ton ürün alımıyla tarihin en yüksek alım miktarına ulaşıldığına dikkati çeken Güldal, “Bu çerçevede bu yıl 4,5 milyon ton lisanslı depo, 2,5 milyon ton kiralık depo, 6 milyon ton ürün alabilecek açık yığın sahası olmak üzere toplam 13 milyon ton ürünün stoklanabileceği her türlü depolama hazırlığı yapılmıştır. TMO olarak üreticimizin alım noktalarında arz ettiği ürünlerin alımında herhangi bir depolama problemi söz konusu değildir.” dedi.
Güldal, TMO’nun depolarında stokların yüzde 88’inin yerli ürünlerden oluştuğunun altını çizerek, Mart 2023’tan sonra TMO tarafından herhangi bir ithalat bağlantısı yapılmadığını söyledi.
Öte yandan, bu yıl alım yapılan üreticilere ödemelerin 45 gün için de yapılacağını anımsatan Güldal, bütçe imkanları çerçevesinde ödemelerin öngörülenden daha önce yapılabileceğini belirtti.
“KISA SÜRE SONRA İTHALAT TEDBİRİNİN OLUMLU ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ”
Güldal, ithalatın durdurulması tedbirinin tamamen hasat döneminde üreticilere katkı sağlamak amacıyla alındığını belirterek, şunları kaydetti:
“Kısa süre sonra iç piyasada bu tedbirin olumlu etkilerini de hep birlikte göreceğiz. Alınan dış ticaret tedbirleri, alındıkları tarihten itibaren mevcuttaki ticaret anlaşmalarını olumsuz etkilememek üzere belirli bir yürürlük tarihinden itibaren uygulamaya konulmaktadır. Nitekim Türk hububat sektörüne mevcut sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirebilmesi ve ülkemizin uluslararası ticari itibarının zarar görmemesi adına kararın yürürlüğe girmesi için bayram tatili de dikkate alınarak makul bir süre tanınmıştır. Ülkemizde hasat dönemi tamamen sona erdikten sonra 15 Ekim tarihine kadar ithalat yasağı devam edecek olup, o tarihteki piyasa gelişmelerine göre tekrar değerlendirmesi yapılacaktır.”
Geçen yıl da hasat döneminde makarnalık buğday ve mısırda kontrollü olarak ihracatın serbest bırakıldığını anımsatan Güldal, sözlerini, “Böylelikle ülkemize 1,1 milyar dolarlık bir döviz girişi sağlanmış ve üreticilerimize çok faydası olmuştu. Bu sene de ekmeklik ve makarnalık buğday ile arpada ve bunların kırıklarında ihracatı serbest bırakarak hasat dönemi içerisinde üreticilerimize piyasa genişliği sağlanmış olmaktadır. Bu ihracat serbestiyeti kontrollü olarak yapılacak ve ülkemizdeki arz fazlası miktarın ihracatı ile sınırlı olacaktır.” diye tamamladı.
Değişen iklim şartlarına bağlı olarak buğday hasadı bu yıl erken başladı. Normal zamanlarda Mayıs ayı ortalarında başlayan hasat, bu yıl Mayıs ayının başında başladı. Geçen yıl da buğday hasadı 17 Mayıs’ta başlamıştı.
İlk verim rakamları, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da iyi bir buğday rekoltesine işaret ediyor. 2023 sezonundaki 22 milyon tonluk rekor üretime bu yıl da yaklaşılacağı tahmin ediliyor. Tarım Bakanlığı’nın bitkisel üretim birinci tahminine göre 21 milyon ton üretim bekleniyor.
Gözler Toprak Mahsulleri Ofisi’ne çevrildi
Hasadın başlamasıyla birlikte gözler Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’ne çevrildi. Geçen yıl TMO hububat fiyatı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 6 Haziran’da açıklanmıştı.
TMO’nun buğday alım fiyatını belirlenirken çeşitli ölçütleri bulunuyor. Yurtiçi üretim miktarı, üretim maliyeti, iç ve dış piyasadaki fiyatlar, dünyadaki üretim, geçen yılın alım fiyatları, verilecek destekleme primi, devletin ürün alması için gerekli olan mali kaynak, alternatif olabilecek diğer ürünlerdeki durum, üretimin sürdürülebilirliği gibi kriterler TMO tarafından dikkate alınıyor.
TMO bolluğu yönetmeye odaklanıyor
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2023 sezonunda 11.3 milyon tona yakın buğday ve arpa alımı gerçekleştirmişti. Ayrıca verimli bir sezon geçiren üreticinin satmak istediği tüm ürünün alındığı ifade edilmişti. Önceki yıllarda, pandemi krizi ve ardından Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte gıdada arz güvenliğinin öne çıkmasından dolayı riskli bir stoku yöneten TMO, 2023 ve ardından bu sezonda ise bolluğu yönetmeye odaklanıyor.

‘’Bu yılın da oldukça verimli geçmesini bekliyoruz’’
2024 yılı beklentilerine dair açıklamada bulunan Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan, şunları söyledi: “2023 yılında ülkemiz için rekorlar kırmayı başardığımız bir yıl oldu. Devletimiz ve ilgili kurumlarımızın desteği ile un sanayicileri olarak son 10 yıldır dünya ihracat lideri konumundayız. Bu yılın da oldukça verimli geçmesini bekliyoruz. Geçen yıl ulaştığımız rekor üretim miktarına yaklaşacağımızı tahmin ediyoruz. 2024 sezonunda ihracat miktarımızın 4 milyon ton bandını zorlamasını hedefliyoruz.’’
‘’Katma değerli ürünlerimizin sayısı ve çeşitliliği artacak’’
İhracattaki başarılarında etkili olan etmenlere değinen Tezcan, ‘’Dünya un ihracatında zirvede olmamızla, sektörün gelişen teknolojiyi yakından takip etmesinin büyük ilişkisi var. Yeşil Mutabakat kapsamında önümüzdeki sezonlarda, kaliteyi koruyup verimi yükseltmeye ve karbon ayak izini sıfırlamaya yönelik çalışmalarımıza da hız kazandıracağız. Bu dönüşümle birlikte katma değerli ürünlerimizin sayısı ve çeşitliliği de artacak. Ayrıca yeni sözleşmeli üretim modelimizle birlikte küçük üreticilerin cesaretlendirilip ekonomik olarak teşvik edilmesi, gezegeni gözeten sürdürülebilir bir tarım modeli oluşturulmasında yolumuzu aydınlatacaktır.’’ diye konuştu.
‘’Tüm sektörlerle istişare edilmeli’’
Ticaret Bakanlığı’nın Dahilde İşleme Rejimi’nde (DİR) sınırlandırmaya gideceğine dair bilgilerin ihracatçıları endişelendirdiğine dikkat çeken Tezcan, ‘’ İthalat yapan, çoğunluğu bitmiş ürün imalatçısı birçok sektör, sınırlandırmayla birlikte rekabet sorunu yaşayabilir. Ayrıca antidamping, gözetim ve kota gibi önlemlere DİR kapsamında getirilen muafiyetlerin kaldırılabileceği de iş çevrelerinde konuşuluyor. Bu tür düzenlemeleri hayata geçirmeden önce, muhakkak tüm sektörler ile istişare edilmelidir.‘’ diye konuştu.
]]>