Özgün, “Babalar Günü döneminde online alışverişte büyük bir hareketlilik gözlemledik. Özellikle bu gibi özel dönemlerde tüketiciler hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak hem de sevdiklerine hediye almak için çeşitliliğin çok olduğu online alışverişe yöneliyor.” ifadelerini kullandı.
“TÜKETİCİLERE İADE VE DEĞİŞİM KOŞULLARINI DİKKATLİCE OKUMALARINI TAVSİYE EDERİM”
Elektronik ve teknoloji ürünlerinde de artış gözlemledikleri ve 2024’te cep telefonu ve taşınabilir bilgisayar satışlarının yüzde 20 artış gösterdiği bilgisini paylaşan Özgün, şöyle devam etti:
“Telefon kılıfları ve şarj cihazları gibi tamamlayıcı ürünlerde de artışlar yaşandı. Bu durum, tüketicilerin teknoloji ürünlerine olan ilgisinin sürdüğünü ve tamamlayıcı ürünlere olan talebin arttığını gösteriyor. Babalar Günü özelinde yaptığımız kampanyaların da etkisiyle vantilatör satışları artarken 2024’te ayrıca termos ve filtre kahve makineleri yüzde 30’a varan oranda yükseliş gösterdi. 2024’te outdoor ürünlerinin satışı yüzde 92 arttı. Bu durum, tüketicilerin kampanyalardan da faydalanarak dönemsel ihtiyaçlarını karşıladığının da bir göstergesi.”
Özgün, tüketicilere, alışverişlerini son güne bırakmamalarını tavsiye ederek “Böylece hem ürün çeşitliliğinden yararlanabilir hem de olası teslimat gecikmelerinden kaçınabilirler. Özellikle güvenilir ve bilinen e-ticaret sitelerini tercih etmeleri ve ödeme işlemlerini yaparken güvenli ödeme yöntemlerini kullanmaları da büyük önem taşıyor. Tüketicilere ayrıca iade ve değişim koşullarını dikkatlice okumalarını ve ürün yorumlarını incelemelerini de tavsiye ederim.” dedi.
“Satışlar, geçtiğimiz yılın satışlarına oranla yaklaşık yüzde 95 artış gösterdi”
LC Waikiki E-Ticaret Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Barbaros Yiş de satışlarında Babalar Günü’nün etkisini görmeye başladıklarını söyledi.
Özellikle uzun ve kısa kol gömleklerde, dokuma ceketlerde, şortlarda ve bermudalarda, chino pantolonlarda, cüzdan, kemer ve şapka gibi aksesuarlarda genel site satışlarına göre dikkati çeken bir artış gözlemlediklerine işaret eden Yiş, “Bu kategorilerdeki satışlar, geçtiğimiz yılın satışlarına oranla yaklaşık yüzde 95 artış gösterdi. Babalar Günü sonunda ise geçtiğimiz yılın satışlarının minimum yüzde 50 üstünde olacağımızı öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yiş, Babalar Günü özelinde gömlek, pantolon, şort, polo yaka tişörtler, elektrikli kişisel bakım ürünleri, aksesuarların hediye için öne çıkan kategoriler arasında yer aldığını belirterek “Babalar Günü’ne özel LC Waikiki erkek ürünlerinde yüzde 5 ek indirim sağladık. Ayrıca sepetindeki ürün adedini artıranlara da ek indirimler yakalama fırsatları da olacak. Bu özel günde amacımız ‘İyi giyinmek herkesin hakkı’ misyonumuz doğrultusunda hesaplı alışveriş imkanı sunarak babalarına hediye almak isteyen müşterilerimize avantajlar sağlamak.” diye konuştu.
Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Levent Küçük, sosyal medya üzerinden daha çok kıyafet, elektronik eşya ve kişisel bakım ürünü alışverişi yapıldığını belirterek, dolandırıcıların, orijinal bir ürünün sayfasını kopyalayarak sosyal medya üzerinden reklamını yapabildiğini söyledi.
Tüketicilerin mağazalar yerine internetten alışveriş yapma eğiliminin gün geçtikçe arttığına işaret eden Küçük, “Özellikle Instagram gibi çok fazla kişinin kullandığı sosyal medya platformları pazar yeri haline geldi. Eskisi gibi vatandaşlar bayramlık alışverişlerini gidip çarşılardan yapmıyor, alışveriş merkezi yoğunluklarının yaşandığı bayramlara pek rastlanmıyor.” dedi.
Küçük, sosyal medya üzerinden yapılan alışverişlerin tüketicilere kolaylık sağlamasının yanı sıra birçok mağduriyete de neden olabileceğine dikkati çekerek, özellikle tanınmış markaların ürünlerinin oldukça cazip fiyat seçenekleriyle satışa sunulduğunu dile getirdi.
Satıcıların “fiyat, iade ve değişim garantisi” gibi ifadeler kullanıp tüketicilere cazip görünmeye çalıştığını belirten Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sosyal medya platformları üzerinden orijinal ürün satılıyormuş gibi tanıtım yapılıyor ancak kalitesiz, çok daha düşük fiyatlı, hatta sipariş edilmeyen başka ürünler gönderiliyor. Satıcılar telefon, adres ve internet sitelerine ilişkin bilgileri de paylaşarak güvenli imajı oluşturuyor. Değişim ve iade halinde ise çoğu zaman satıcıya ulaşılamıyor. Bu durum da tüketici açısından hem maddi hem de manevi mağduriyetlere yol açabiliyor.”
“İADELER YAZILI YAPILMALI”
Küçük, bu tür mağduriyetler sonucu açılan davalarda mahkeme lehte karar verse bile bunu uygulayacak bir muhatabın bulunamadığını ve maddi zararın tazmin edilemediğini anlattı.
Elektronik ticarete ilişkin mevzuatla, internet üzerinden yapılacak satışların kural ve ilkelerinin net olarak belirlendiğini aktaran Küçük, “Aslında her isteyen internet üzerinden satış yapamıyor. Satış yapan kişilerin vergi dairelerine kayıtlı olması, bilinen adreslerinin bulunması ve satış sonrası mutlaka fatura ya da fiş düzenlemesi gerekmektedir. Ancak sosyal medya hesapları üzerinden kaçak satışlar yapılabiliyor.” diye konuştu.
Küçük, sosyal medya üzerinden yapılan alışverişlerin söz konusu mevzuat gereğince “mesafeli sözleşme” kapsamında olduğunu, tüketicilerin yaptıkları alışverişlerde 14 gün içinde cayma hakkının yasayla güvence altına alındığını söyledi.
Cayma bildiriminin ileride ispatlanabilecek ve delil olarak kullanılabilecek şekilde yapılması gerektiğine işaret eden Küçük, şunları ifade etti:
“İadelerin yazılı olarak yapılması, iadeli taahhütlü ya da kargo yoluyla gönderilmesi delil açısından yerinde olacaktır. Ayrıca Ticaret Bakanlığının 175 numaralı telefon hattı ve internet sitesi üzerinden de şikayet hakkımızı kullanabiliriz. Maddi zararlarımızın tazmini için tüketici hakem heyetlerine veya tüketici mahkemesine mutlaka müracaat etmeliyiz. Dolandırıcılık halinde savcılığa da suç duyurusunda bulunabiliriz.”
“GÜVENİLİR İNTERNET SİTELERİ TERCİH EDİLMELİ”
Küçük, alışverişlerin kurumsal firmalardan yapılmasının satın alınan ürünlerin güvenilirliği ve satış sonrası yasal hakların kullanımı açısından önemli olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
“Sosyal medya üzerinden yapılan satışların denetiminin yapılması ve bu tür satışların yasal zemine kavuşturulması, tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması açısından büyük önem taşıyor. Alışverişlerimizi güvenilir internet sitelerinden yapmayı tercih etmeliyiz. Aksi halde beğenilen veya tanıtılan yerine farklı bir ürünle karşılaşabiliriz. Sonrasında ise iade için satış yapan kişiye veya firmaya ulaşamayabiliriz. Tüketiciler, özellikle Kurban Bayramı gibi yoğun alışveriş yapılan dönemlerde sosyal medya dolandırıcılarına karşı daha dikkatli olmalı ve mağduriyetlerini gerekli mercilere iletmeli.”
Sosyal medyayı aktif kullanan ve kullanmayan markaların büyüme ivmelerinde önemli farkların bulunduğuna dikkat çeken Sosyal Evin Kurucusu Berkay Akıncı, “Sosyal medyanın gücünden yararlanmayan markalar, hedef kitlelerine ulaşmada zorluk çekiyor. Rakiplerine karşı dezavantaj yaşıyor ve geride kalıyor. Marka bilinirliğini artıramıyor ve diğerlerine kıyasla yüzde 78 daha düşük marka sadakati oluşturabiliyor. Bu da sosyal medyanın markalar için neden olmazsa olmaz bir satış ve pazarlama alanı niteliği taşıdığını ortaya koyuyor” dedi.
Statista’nın açıkladığı güncel verilere göre dünya nüfusunun yüzde 62,3’ünü oluşturan sosyal medya kullanıcılarının sayısı gün geçtikçe artarken, Türkiye’de de benzer bir tablo görülüyor. Ülkemizin toplam nüfusunun yüzde 66,8’ine denk gelen sosyal medya kullanıcı sayısının 5 yılda yüzde 8,4 artarak 77,42 milyona ulaşması bekleniyor.
Böylesi yüksek bir popülasyonun markaların ayakta kalmasında kritik bir rol oynadığını belirten Sosyal Evin Kurucusu Berkay Akıncı, iş dünyası ve tüketiciler arasında köprü görevi gören bu platformların yarattığı etkinin sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“TÜKETİCİLERİN YÜZDE 74’Ü ÜRÜN SATIN ALMADAN ÖNCE SOSYAL MEDYADAN FİKİR EDİNİYOR”
“Sosyal medya, markaların hedef kitlelerine ulaşmalarında, etkileşim kurmalarında ve bilinirliklerini artırmalarında kritik bir noktada yer alıyor” diyen Akıncı, “Dünya genelinde her gün 3 milyardan fazla kişi sosyal medyayı kullanırken elbette, sadece çevreleriyle iletişim kurma gayesi taşımıyor.
Tüketicilerin yüzde 74’ü satın alma işleminden önce sosyal medyadan fikir ediniyor ve yüzde 55’i yeni markaları sosyal medyada keşfediyor. Bir işletmeyle sosyal medyada etkileşim kuran müşteriler, o markanın ürün ve hizmetlerine yüzde 40 daha fazla harcama yapıyor” ifadelerini kullandı.
Markalara yol haritası çizerek dijitalleşmelerini sağladıklarını ve sosyal medya stratejileri oluşturduklarını söyleyen Akıncı, şöyle devam etti:
“Yüksek bir sosyal medya kullanıcı kitlesine sahip olan Türkiye’deki markaların da bu kanalları etkin bir şekilde kullanması gerekiyor. Yerli markalar, sosyal medyayı kullanarak mevcut ya da hedef kitleleriyle etkileşime geçebilir, tüketicilerin ihtiyaçlarını belirleyebilir, geribildirimler alarak ürün ve hizmetlerini geliştirebilirler. Elbette, böylesi büyük bir havuzda doğru hamleleri yaparak ilerleme kaydetmek için çeşitli parametrelerin yerine getirilmesi şart.”
“ÜRETKENLİKLERİNİ VE ÖZGÜNLÜKLERİNİ ÖN PLANDA TUTMALARI GEREKİYOR”
Markaların sosyal medya stratejisi oluştururken üreticiliklerini ve özgünlüklerinin ön planda tutmaları gerektiğini vurgulayan Berkay Akıncı, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Sosyal medya, markaların hikayelerini anlatmaları, değerlerini yansıtmaları ve topluluklar oluşturmaları için benzersiz fırsatlar sunuyor. Sosyal medyada etkin olmak, markanın sesini duyurmasında ve hedef kitlesiyle derin bir bağ kurmasında başarının anahtarı diyebiliriz.
Biz de markaların sosyal medya kanallarında etkili bir strateji uygulayarak takipçi kitlesi oluşturmalarını sağlıyoruz. Sosyal medya platformlarındaki varlığını güçlendirmek isteyen herkesle iş birliği yapmaktan mutluluk duyarız.”
Mayıs teslim kakao, Salı günü tüm zamanların en yüksek seviyesi olan ton başına 10.080 dolara yükseldikten sonra günü yüzde 0,3 düşüşle 9.622 dolardan kapattı. Kakaonun maliyeti geçtiğimiz yıl üç kattan fazla arttı ve 2024’te yüzde 129 artacak.
Hershey CEO’su Michele Buck geçen ay CNBC’ye yaptığı açıklamada şirketin fiyat dalgalanmalarını yönetmek için bir korunma stratejisi olduğunu söyledi. ABD Ulusal Şekerlemeciler Birliği bir e-posta, sektörün “maliyetleri düşürmek” ve çikolatayı tüketiciler için uygun fiyatlı tutmak için perakendecilerle birlikte çalıştığını açıklamıştı.
KAKAO ARZI AÇIĞI BÜYÜK
Rabobank’ta emtia analisti olan Paul Joules, büyük çikolata şirketlerinin geçen yıl iyi korunmuş olmalarına ve yüksek fiyatları tüketicilere hemen yansıtmak zorunda kalmamalarına rağmen, sektörün maliyetleri absorbe etmek için yapabileceği çok şey olduğunu söyledi.
Joules, dünyanın 60 yılı aşkın bir sürenin en büyük kakao arz açığıyla karşı karşıya olduğunu ve tüketicilerin bu yılın sonunda veya 2025’in başlarında bunun etkisini görmeye başlayabileceğini kaydetti.
Uluslararası Kakao Örgütü 2023-24 sezonu için 374.000 tonluk bir arz açığı öngörüyor ki bu da bir önceki sezondaki 74.000 tonluk açığa kıyasla yüzde 405’lik bir artış anlamına geliyor.
Joules, “En kötüsü henüz gelmedi” diyor. Kakao fiyatları muhtemelen bir süre daha yüksek seyredecek çünkü piyasanın karşı karşıya olduğu sistemik sorunlara kolay bir çözüm bulunamıyor.
Joules, tüketicilerin daha yüksek fiyatlarla veya daha küçük çikolata çubukları şeklinde “küçülme” ile karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Joules, şirketlerin bazı ürünlerde daha az kakao kullanmak için içerik ayarlaması da yapabileceğini söyledi. Analist, en kötü etiket şokunun kakao içeriği çok yüksek olan bitter çikolatadan geleceğini söyledi.
Wells Fargo’nun Tarım-Gıda Enstitüsü’nde sektör yöneticisi olan David Branch, tüketicilerin Paskalya’dan hemen sonra daha yüksek fiyatlar görebileceğini söyledi. Bu Ramazan Bayramı öncesinde bayram çikolatalarına da yansıyacak bir fiyat artışı olabilir.
Branch bu ayki bir araştırma notunda müşterilerine, “Kakao fiyatlarının ve diğer üretim maliyetlerinin geçtiğimiz yıl boyunca istikrarlı bir şekilde arttığı göz önüne alındığında, tüketicilerin bu Paskalya’da çikolatalı şeker fiyatlarında bir artış görmesi muhtemeldir” dedi.
ÜRETİCİ ÜLKELERDEKİ VERİM DÜŞÜŞÜ
Joules, kakao fiyatlarının önemli üretici ülkeler olan Fildişi Sahili ve Gana’daki arz kesintileri nedeniyle yükselişte olduğunu söyledi. Bu iki ülke küresel kakao üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını temsil ediyor.
Joules, mahsullerin siyah bakla hastalığı ve şişmiş sürgün virüsünden etkilendiğini ve 2000’li yılların başından bu yana büyük bir ekim yapılmadığı için birçok ağacın maksimum verim potansiyelini geçtiğini belirtiyor.
Branch, şiddetli yağışların hastalık sorunlarını daha da kötüleştirdiğini ve El Nino hava olayının da daha kuru koşullara yol açarak önceki yıllarda kakao veriminin düşmesine neden olduğunu dile getiriyor. Branch, mevsimsel harmattan rüzgarlarının bu yıl daha aşırı olduğunu ve bunun da mahsul verimini etkilediğini kaydediyor.
Joules, Fildişi Sahili’ndeki çiftçilerin kauçuk gibi daha kazançlı ürünler için kakao üretiminden giderek daha fazla çıktığını söyledi. Analist, Gana ve Fildişi Sahili hükümetlerinin sezon başında çiftçiler için sabit fiyatlar belirlediğini, bu nedenle şu anda yaşanan ralliden faydalanamadıklarını söyledi.
Joules, son dönemdeki yükselişin piyasa spekülasyonundan ziyade bazı ticari alıcılar arasındaki panikten kaynaklandığını ifade etti. Analiste göre, alıcılar arz açığının büyüklüğünü görüyor ve mevcut kakaoyu güvence altına almaya çalışıyor.
Analistlere göre, spekülatörler geçen yılki yükselişin ilk ayağına uzun pozisyonlarını artırarak daha yüksek fiyatlara bahis oynayarak katkıda bulunuyor, ancak bu yıl kar elde etmek için bu pozisyonlardan çıkma eğilimindeler.
Fiyatlardaki artış çikolata devi Hershey’i de vurdu ve Hershey’in bu yılki kazançları sabit kaldı. Hershey hisseleri son 12 ayda yaklaşık yüzde 22 değer kaybederken, Nestle’nin İsviçre’de işlem gören hisseleri de aynı dönemde yaklaşık yüzde 13 değer kaybetti.
ÜRETİCİLERDEN TÜKETİCİYE UYARI
Çikolata pek çok kişi için mutluluk kaynağı olarak görülüyor. Ancak bu tatlı atıştırmalık, şu sıralar üreticisine mutluluk getirmiyor. Dünya çapında kakao fiyatları bir süredir kesintisiz olarak artıyor. Kakao fiyatlarındaki artışın, çikolata severlerin cebini vurabilecek aşamaya geliyor.
Patiswiss Yönetim Kurulu Başkanı Elif Aslı Yıldız, şunları söylüyor:
“Bu konuda çok fazla bilgi kirliliği var. Kakao ağaçlarını etkileyen virüsle ilgili net bir bilgi yok. El Nino derken iklim krizi derken, Ukrayna savaşından dolayı gübrenin yetersiz kalmasının da etkisiyle limanlara yüzde 30-35 daha az kakao ulaşmış durumda.
Biz yüzde 3-5 bir etkilenme bekliyorduk yüzde 35-40 bir azalış beklemediğimiz bir azalış oldu. Maalesef bu durum kakao fiyatlarına bir yılda tonunda 2 bin pound’dan 4 bin 800 pound’a çıkmasına neden oldu. Maalesef bu yüzde 140’lık artış fiyatlara çok kısa sürede yansıyacak.
Fiyatlara yansıtmamak için elimizden geleni yapıyoruz ancak TL’deki değer kaybından bağımsız bir durumla karşı karşıyayız. Tüketimin de dünyada yüzde 10 azalması gerekiyor. Yoksa önümüzdeki dönemde çikolataya ulaşmak zorlaşacak. Çikolata alırken mutlaka etiketlere bakılmalı. Güvendiğiniz markaları tercih edin, çünkü bazı üreticiler kakao yerine başka reçetelere yönlenebilir.”
]]>Tüketiciler Konfederasyonu (TÜKON) Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketiciyi Koruma Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, tüketicilerin en çok online alışverişler, GSM ve internet abonelikleri, özel okul fiyatları ve mobilya siparişleriyle ilgili sorun yaşadığını anlattı.
Koçal, online alışverişlerde genellikle ürünün teslim edilmemesi yönünde şikayetlerin öne çıktığını kaydederek, “Sosyal medya platformlarından verilen siparişlerde ürünün teslim edilmemesi, teslim edilenlerin de verilen siparişlerle alakasının bulunmaması, ödenen ücret talep edildiğinde ücretin iade edilmemesi ve muhatap bulunamaması gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Tüm uyarılarımıza rağmen maalesef sosyal medya üzerinden sipariş verilmeye devam ediliyor.” diye konuştu.
Online satış platformlarından sipariş edilen elektronik ürünlerde ürün kalmadığı yönünde bilgi verilerek ürününün gönderilmemesi, para iadesinin ise 5-6 aylık bir süreçte gerçekleştiği yönde ciddi şikayetler olduğunu dile getiren Koçal, online alışverişlerde 14 günlük cayma süresini bazı satıcıların kabul etmediğini bildirdi.
“Özel okul fiyatlarına ilişkin şikayetler son aylarda yoğunlaştı”
Aziz Koçal, GSM ve internet aboneliklerine yönelik şikayetlere ilişkin, “Firmalar taahhüt süresi bitmeden tüketiciye aldatıcı bilgi verebiliyor. Böylece, tüketicinin 2-3 ay önceden zamlı tarifeye geçmesi sağlanıyor. Ayrıca, taahhütlü abonelikler kapsamında tüketiciye yanıltıcı bilgi verildiğini görüyoruz. Bu durumda, tüketiciler abonelikten vazgeçmek istediğinde cayma bedeli adı altında yüklü fatura ödemesi ile karşı karşıya kalıyor.” diye konuştu.
Son aylarda özel okulların fiyatlarıyla ilgili şikayetlerin de zirve yaptığını ifade eden Koçal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mobilya türü siparişlerde eksik ve kusurlu teslimatlar, ölçülere uygun olmaması, verilen özel siparişlerin taahhüt edilen sürede teslim edilmemesi, sürekli tüketicinin oyalanması gibi şikayetler yer alıyor. Bu arada finansal kuruluşlara yönelik kredi kartı aidatları, işlem komisyonları gibi şikayetler artmaya başladı. Bir başka şikayet türü ise kredisini veya kredi kartı borçlarını ödeyemeyen vatandaşların bankalar tarafından varlık şirketlerine devir olan borçları nedeniyle sürekli aranarak taciz edilmeleri, yüklü ödemelerin çıkması, bu şikayetlerin önümüzdeki aylarda yükseleceğini tahmin ediyoruz.”
“Zaman zaman çok ilginç şikayetlerle karşılaşıyoruz”
Koçal, tüketicilerden zaman zaman ilginç şikayetler aldıklarını belirterek, “Bir tüketici gece yarısı bize ulaşarak, bir paket sigara aldığını ancak sigaranın içindeki tütün miktarının az olduğunu şikayet etmişti. Bu konudaki hakları öğrenmek istedi, hatta tazminat davası açıp açamayacağını sormuştu. Bir başka ilginç bulduğum şikayeti ise İstanbul’da yaşayan evli bir kadından almıştık. Yeni evlenen kadın, şubemizi arayıp, ‘Ayıplı mallarda hakkımı öğrenmek istiyorum çünkü kocamın ayıpları çok fazla. Ne yapmalıyım, haklarım nedir?’ diye sormuştu.” ifadelerini kullandı.
“Tüketiciler e-devlet üzerinden başvuru yapabiliyor”
Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz de tüketicilerin karşılaştıkları sorunların zamanla değiştiğini belirterek, “Örneğin, 25 yıl önce tüketicileri en çok kapıya gelen pazarlamacıların yol açtığı sorun mağdur ederken, günümüzde özellikle internet üzerinden yapılan alışverişlerde şikayetler öne çıkıyor.” dedi.
Türkiye’nin, mevcut tüketici hukukunun getirdiği koruma mekanizmasıyla dünyadaki birçok ülkenin yasalarından daha üst standart sağladığını vurgulayan Deniz, “Ancak bir yasa ne denli mükemmel olursa olsun, yasanın koruması ancak tüketicinin hakkını aramasıyla mümkün. Bu nedenle uğradığı mağduriyet konusunda hak arama süreçleri tüketici tarafından işletilmeli.” ifadelerini kullandı.
Deniz, tüketicilere, mağduriyet yaşadıklarında mutlaka haklarını aramaları çağrısında bulunarak, şu uyarıları yaptı:
“Mevcut hukuk düzeni tüketicilerin haklarını ararken başvuru yapacakları tüketici hakem heyeti, tüketici mahkemeleri gibi mercilerde ücretsiz ve hızlı şekilde karar çıkması ilkesine dayanıyor. Yani tüketici hakkını ararken, yapacağı hukuki girişimler için herhangi bir ücret ödemiyor. Yine illerde ve birçok ilçedeki ticaret il müdürlüklerinde bulunan tüketici hakem heyetlerine şahsen başvuru yapılabildiği gibi e-devlet üzerinden de Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru olanağı bulunuyor.”
Deniz, tüketicilerin hakkını aramaları konusunda yıllar içinde olumlu ve büyük değişimler gözlemlendiğini belirterek, bu değişimde tüketici örgütlerinin büyük payının olduğunu sözlerine ekledi.
]]>Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Levent Küçük, yaptığı değerlendirmede, vatandaşların son yıllarda tatil rezervasyonu yaptırırken sahte internet siteleri nedeniyle yaşadıkları mağduriyete işaret etti.
Tüketicilerin tatil rezervasyonlarında özellikle kurumsal firmaları tercih etmesi gerektiğini belirten Küçük, “Arama motorlarından turizm firmalarını seçerek rezervasyon yapan tüketicilerimiz çok dikkatli olmalı, çünkü dolandırıcılar internet üzerinden çok fazla sahte ilan veriyor.” dedi.
Küçük, internet sitelerini taklit ederek dolandırıcılık amacıyla hareket eden kişi ve firma sayısındaki artışa dikkati çekerek, “Tüketicilerin arama motorunda karşılarına çıkan ilk firmayı değil, iyi araştırdıkları firmayı seçmeleri gerekiyor.” ifadesini kullandı. Dolandırıcılara parasını kaptıran ve bu nedenle tatile gidemeyen çok sayıda tüketiciyle karşılaştıklarına işaret eden Küçük, dolandırıcıların hemen EFT veya havale yoluyla vatandaşların ödemeyi yapmasını istediklerini söyledi.
Özellikle firma hakkında yapılan yorumların da tüketiciler açısından önem taşıdığını bildiren Küçük, “Kurumsal firmalara, kredi kartlarıyla ve bankacılık sistemi üzerinden ödeme yapabilirler. Bungalov ev turizmi, ülkemizde yavaş yavaş ağırlık kazanmaya başladı. Burada da genelde bireysel işletmeciler ön planda. O işletmeleri, tesisi gezip verdikleri hizmetten emin olduktan sonra tercih etmekte yarar var.” diye konuştu.
Küçük, tüketicilerin, bungalov, otel veya turizm hizmeti veren kurumlarda yaşadıkları sorunları mutlaka yetkili mercilere bildirmesi tavsiyesinde bulunarak, “Vatandaşlar, rezervasyon sonrası karşılaştıkları olumsuz hizmetleri fotoğraf yoluyla belgeleyip tüketici hakem heyetlerine, kültür ve turizm il müdürlüklerine ve TÜRSAB’a şikayet edebilir. Eğer bir dolandırıcılık olayıyla karşı karşıya kalırlarsa, emniyet güçlerine ve cumhuriyet savcılıklarına da şikayette bulunabilirler.” ifadelerini kullandı.
VATANDAŞA GÜVENLİ BUNGALOVU SORGULAMA İMKANI
Sapanca Villa ve Bungalov İşletmecileri Derneği (SAVİBU) Başkanı Ali Safa Alaçam da bungalov tipi evleri kiralama konusunda vatandaşların sık sık mağduriyet yaşadığına dikkati çekerek, “Vatandaşların, özellikle Sapanca bölgesinde villa veya bungalov kiralarken resmi belgeli seyahat acenteleri üzerinden rezervasyon yapmaları önem taşıyor.” uyarısı yaptı.
Dernek olarak vatandaşlara Sapanca’da bulunan villa veya bungalovun güvenilir olup olmadığını sorgulayabilme hizmeti sunduklarını dile getiren Alaçam, bu sayede yaşanabilecek dolandırıcılık vakalarını sıfıra indirmeyi hedeflediklerini söyledi. Alaçam, kurdukları ücretsiz teyit sistemiyle 2 yılda yaklaşık 250 bin sorgulama yapıldığını ve 200 binden fazla suç girişiminin engellendiğini aktardı.
Farklı bölgelerde kiralama yapacak vatandaşlara da tavsiyede bulunan Alaçam, şunları kaydetti:
-Tüketicilerin, kiralanacak bungalovun sahibini görüntülü arayarak evi görmesi, seyahat acentesi üzerinden kiralama yapılması durumunda ise sadece şirkete ait hesaba ödeme yapması ve açıklamaya ‘rezervasyon bedeli’ yazması önem taşıyor.
-Özellikle sosyal medyada gerçek ev görselleri ve videoları kullanılarak açılan sahte hesaplarla vatandaş kandırılıyor.
-Genelde konaklama ve kahvaltı hizmeti olmasına karşın dolandırıcılar ilanı cazip hale getirmek için ‘sabah, öğle ve akşam yemeği, göl turu’ gibi fiyata dahil olmayan hizmetleri uygun fiyata sunuyormuş gibi algı oluşturuyor.
]]>Bu ve benzeri özel günlerde, gereksiz tüketim harcamalarının gerçekleştirildiğini aktaran Koçal, insanların temel ihtiyaçlarını göz ardı ederek harcama yapmalarının daha sonra maddi sıkıntılara yol açtığına dikkati çekti.
“FİYATLAR ŞİŞİRİLİYOR”
Koçal, Sevgililer Günü nedeniyle hazırlanan reklam kampanyaları ve indirimlerde sevgi gibi kutsal, saf ve temiz bir duygunun kullanıldığını ifade ederek, “Böylece çılgınca tüketim teşvik edilmiş oluyor. Sevgiyi basite indirgememeliyiz. Sevginin büyüklüğünü, güzelliğini veya saflığını hediye ile ölçemeyiz. Bu aslında her şeyi metalaştıran kapitalizm kültürünün anlayışıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Sevgililer Günü öncesi uyarılarda bulunan Koçal, şöyle konuştu:
“Sevginin günü olmaz, yılda bir kez Sevgililer Günü nedeniyle hatırlanan sevgi, sevgi değildir. 14 Şubat Sevgililer Günü sadece tüketim tuzağıdır, düşmemek gerekir. Bu nedenle Sevgililer Günü nedeniyle hiçbir hediye alınmamalı. 14 Şubat’ta her zaman olduğu gibi sevgi paylaşılarak yüceltilmeli. Hediye almak için de 14 Şubat’tan sonraki bir gün tercih edilmeli. 14 Şubat gibi bu tür günlerde fiyatlar önce şişirilir sonra indirilerek tüketiciler yanıltılır.”
DOLANDIRICILIKLARA KARŞI UYARI
Aziz Koçal, tüketicilerin 14 Şubat Sevgililer Günü harcamalarını yaparken özellikle sosyal medyadaki aldatıcı ve yanıltıcı reklamlara karşı dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.
Son dönemde, sosyal medya hesaplarında paylaşılan linklerle yayınlanan sahte görsellerdeki bilgilerin, ucuz ve kaliteli söylemleri nedeniyle tüketicilerin dolandırılmalarına neden olduğunu aktaran Koçal, bu mecralardaki sahte kampanya ve indirimlerden uzak durulmasını tavsiye etti.
Koçal, indirim kampanyası adı altında telefonlara yollanan bazı linklerle tüketicilerin dolandırılabildiklerine dikkati çekerek, “Özellikle bu tür mecralardan yapılan alışverişlerde tüketicilerin iki defa düşünmelerinde fayda var. Çünkü çoğu zaman bu hesapların temel amacı vatandaşların kredi kartı bilgilerini ele geçirmek oluyor.” ifadelerini kullandı.
Dolandırıcıların hedefi olmamak için güvenilir alışveriş platformlarının tercih edilmesi gerektiğini belirten Koçal, sosyal medya üzerinden ürün pazarlayan çoğu kişinin vergi kaydı bulunan tacir olmadığını kaydetti.
Koçal, “Tüketicilerin alışveriş sonrası hakkını arayabilmesi için karşı tarafın tacir-esnaf yani ulaşılabilir olması gerekir. İnternet adresinin başında yer alan ‘https’ kısmı mutlaka bulunmalı. Bazı internet adreslerinde sadece ‘http’ var. Bu güvenli olmayan bir site anlamına gelir. Ayrıca, tüketici dolandırılmak istemiyorsa online alışverişte ‘www’ ile başlayan siteleri tercih etmeli, alacağı ürünün fiyatı ve kalitesi ile ilgili gerekli araştırmayı yapması gerekmektedir.” diye konuştu.
“HAKEM HEYETİNE BAŞVURULARI E-DEVLET’TEN YAPILABİLİR”
TÜKON Genel Başkanı Koçal, tüketicilerin en çok mağduriyeti online alışverişlerde yaşadığını vurgulayarak, “Sosyal medya sayfalarında oluşturulan linklerden verilen siparişlerin hiç gelmemesi ya da gelen ürünün sipariş verilenle alakasının olmaması, kargolarda yaşanan gecikmeler veya ürünün naklinin doğru yapılmaması nedeniyle siparişin zarar görmesi tüketicilerin en çok şikayet ettiği konular oldu.” dedi.
Tüketicilerin, söz konusu mağduriyetleri yaşamaları durumunda ikamet ettikleri il veya ilçenin tüketici hakem heyetlerine başvurabileceklerini hatırlatan Koçal, başvuruların e-Devlet üzerinden de yapılabileceğini belirtti.
e-Devlet’ten başvuru yapılırken mutlaka başvuru ekleri, ürün alım faturası, ödeme belgesi ve yazışmalar gibi belgelerin taranarak gönderilmesi gerektiğinin altını çizen Koçal, internet üzerinden yapılan alışverişlerde ürünün teslim tarihinden itibaren 14 gün içerisinde satıcı veya sağlayıcıya cayma bildirimi göndermek şartı ile alınan ürünün iade edilerek, yapılan ödemenin talep edilebileceğini sözlerine ekledi.
]]>