Şadiye ve Yetkin Yıldırım’ın tek çocuğu Sena’ya, 24 Ekim 2022’de dünyaya geldikten 6 ay sonra Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi’nde karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Kemoterapi tedavisine cevap vermeyen Sena, ailesi tarafından organ nakli yapılabilmesi için mayıs ayında Ankara Üniversitesi Cebeci Hastanesi’ne götürüldü. Burada 2 aylık süreçte uygun donör bulunamadı. Bunun üzerine yapılan tetkiklerde anne Şadiye Yıldırım’ın donör olabileceği belirlendi. 24 Haziran’da yapılan operasyonla Sena bebeğe annesinden nakil yapıldı. Yeniden hayata bağlanan Sena bebek, yoğun bakımdan çıktı.
‘ZATEN O BENİM CİĞERİM’
Şadiye Yıldırım, bebeğinde tümör tespit edilince dünyalarının karardığını söyleyerek, “Kemoterapiye cevap vermeyince Ankara Üniversitesi Cebeci Hastanesine organ nakli için geldik. Ama organ bulunamadı. Ardından Meltem Hocamız ‘annesi sana da bakalım’ dedi ve bebeğime organ verebilmem için onay çıktı, ‘bebeğine karaciğerinden parça verebilirsin’ dediler ve sürecimiz bu şekilde başladı. 24 Haziran’da ameliyata alındık. 15 gün oldu neredeyse. Şu an daha iyiyiz. Bana ‘bebeğinize karaciğerinizi verebilirsiniz’ dediklerinde hiç tereddüt etmedim. Bir sıkıntı olsa bile ben yine veririm bebeğime organımı. Karaciğerim bebeğimde şu an. Bu çok güzel bir duygu. Zaten o benim ciğerim. Ciğerimi verdim tekrardan onu hayata bağlamak için. İyi ki vermişim” dedi.

MİLYONDA BİR GÖRÜNÜYOR
Sena’nın doktorlarından Ankara Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Koloğlu, Sena’nın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyerek, “Bebek, tümörle doğabilir. Bu çok nadirdir. Çocuklarda görülen karaciğer tümörleri daha çok anne karnındaki hücrelerden gelişir, bebeği geliştiren öncü hücrelerden gelişir. Çocuktaki bu karaciğer kanseri ‘hepatoblastom’ dediğimiz bir tümör. Ve çok nadir görülür. 1 milyonda bir görülür.” dedi.
Hangi şartlarda kemoterapi yapılması gerektiğinden bahseden Prof. Dr. Koloğlu, “Buna göre bizim ülkemizde yılda 80 hepatoblastom kanseri çocuklarda görülüyor. Fakat bunların çoğu uygun ameliyatla karaciğerden tümörün çıkartılması ve uygun ilaç tedavisi, kemoterapi ile tedavi edilebiliyor. Yüzde 80-90’lara kadar yaşama şansı oluyor. Ama bizim hastamız gibi tedaviye cevap vermeyen, tekrarlayan ya da büyük damarsal yapılara yayılmış olan tümörlerde karaciğer nakli yapmak gerekiyor. Bu hastalarda karaciğer naklinin de başarısı yüksek. Yüzde 80’lere ulaşıyor yaşam oranları. O yüzden bizim bu hastada başka bir tedavi şansı kalmadığı için karaciğer nakli yapıldı; ancak bu tür hastalık olduğu zaman çocuklarda yüzde 5 ila 10’unda karaciğer nakli gerekebiliyor” diye konuştu.

İLK DEFA UYGULANAN BİR TEKNİK
Ankara Üniversitesi Karaciğer Nakil Sorumlusu Doç. Dr. Elvan Onur Kırımker, annesinin karaciğerinin uygun olmasından dolayı operasyonu yaptıklarını söyleyerek, “Bu işlemi ilk bizim üniversitemizde uygulanan bir teknikle yaptık; anneden alınan sol taraftaki küçük karaciğer parçasını bebekte sağ tarafa koyduk. Şimdilik ameliyat sonrası seyrinden memnunuz. Sarılığı geçti. Ameliyat öncesi tümöründen de kurtulmuş oldu. Annemiz de 1 hafta süreyle yattı. 3’üncü günden itibaren kendi işini görebilecek düzeyde iyileşti. Çocuğu için bir ameliyat atlatmak zorunda kaldı ancak bundan sonra onda da bir eksiklik ya da hastalık beklemiyoruz karaciğer verici olmasından dolayı” dedi.

TEDAVİSİ YAPILMAYAN HASTALARI KABUL EDİYORUZ
Başhekimi Prof. Dr. Tanıl Kendirli de, karaciğer tümörlerinin çocuklarda çok sık görülmediğini; ancak belirli bir görülme olasılığı da olduğunu söyleyerek, “Tedavide karaciğer nakli uygulanması oldukça nadir. Yüzde 10 civarında diyebiliriz. Bebeğimiz yoğun bakımda toplam 10 gün yattı. Şu an serviste. Ciddi bir sıkıntının olmadığını söyleyebiliriz. Umarız ki bundan sonra hayatını güzel bir şekilde sürdürebilir. Ankara Üniversitesi Çocuk Hastanemiz, kurulduğu günden beri farklı bir pozisyon aldı. Refere merkez diyebileceğimiz merkez durumundayız. Özellikle çocuk hastalarda özellikli ameliyat, zor komplike hastalıklar; hem Türkiye’nin her yerinden hem Azerbaycan gibi yurt dışı ülkelerden refere merkez olarak hem çocukta hem yetişkinde hasta izliyoruz. Özellikle EKMO, kalp nakil ve karaciğer nakil merkeziyiz. Bir çok hastaneden tedavisi yapılmayan hastaları kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Diğer doktorların da tek önerisi ayağın kesilmesiydi”
Yapılan ameliyat hakkında konuşan Opr. Dr. Abdulkadir Kadir Calavul, “Kelebek hastalığı demek ciltleri çok hassas olan hasta demektir. Türkçe tabiriyle. Ancak tıpta da ismi Epidermolizis Bülloza diye geçiyor. Bu hastaların ciltleri çok çabuk soyulduğu için vücutlarında çok sık yaralar gelişmekte. Bu hastamızın da ayağında yaklaşık olarak 25×15 santimlik bir tümör oluşmuştu. Bu tümör için dolaşmadık hastane bırakmamışlardı. İzmir, Antalya, Ankara, Manisa. Yani nereye başvurdularsa hiçbir doktor bu ameliyatı yapmaya cesaret edemedi. Çok büyük bir tümör, müdahale edebilecek olan doktorların da tek önerisi ayağın kesilmesiydi. Ancak benimle irtibat kurduklarında ben ayağı kesmeden bu ameliyatı tedavi edebileceğimi söyledim. Daha önce de bu tür ameliyatları yaptığım için bu hastalarda deneyimim olduğu için hastayı buraya davet ettik ve burada gerçekleştirdik” dedi.
“Türkiye’de ve dünyada hemen hemen ilk ameliyatlardan”
Birinci derece yakından doku alınarak tümörden temizlenmiş kısma nakil sürecinin dünyada nadir, Türkiye’de ise ilk kez yapıldığına değinen Dr. Calavul şöyle devam etti;
“Şu ana kadar görmediğim ilgi ve hassasiyeti bu hocamızda gördüm”
Yaşadığı kent olan İzmir’de neredeyse tüm hastaneleri dolaştığını fakat doktorların çözüm olarak tümörlü ayağın kesilmesi gerektiğini söylemesinden dolayı oldukça üzgün olduğunu söyleyen Sait Şükrü Taşdemir, Eskişehir Şehir Hastanesinde görevli Opr. Dr. Abdulkadir Kadir Calavul sayesinde yeniden ümitli olduğunu belirtti. Hastalığı ve süreç hakkında konuşan Taşdemir, “Ben doğuştan Epidermolizis Bülloza hastasıyım. Halk arasında kelebek hastalığı diye geçiyor. Yani dokunduğunuzda ya da bir sürtünmede yara açılıyor vücudunda. Türkiye’de ve dünyada bu çok nadir görülen belki çok sayılı bir hastalık. Ayağımda da bu hastalığın üzerine bir tümör gelişmişti. İzmir’de gittiğiniz tüm doktorlar, bayağı ünlü, tanıdık hastanelere gittik tedavi için. Kime gittiysem hepsi olumsuz konuştu, ‘yapamayız, edemeyiz, bakamayız, hiçbir şekilde buna müdahale edemeyiz’ dediler. Ben de bundan dolayı ümidimi kesmiştim. Çünkü gittiğim tüm doktorlar aynı şeyi söylüyordu. Bu hastalığı da bilmiyorlardı. Sağ olsun burada Abdülkadir hocamı bulduk. Ablam da epidermolizis bülloza hastası kendisi. O da çok araştırıyor, bu hastalarda bu hocamızın daha önce ameliyat ettiğini biliyordu. Bu hocamızla o vesileyle tanıştık, konuştuk. Kendisi bizimle çok ilgilendi. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne bizi davet etti. En kısa zamanda buraya geldik. Ben tüm ümidimi kaybetmişken, bu hocamız tekrardan bana bir ümit verdi. Diğer bütün doktorlar ayağımın kesilmesi gerektiğini söylüyordu, ama bu hocamız bu ayağımı kurtarabileceğini, tümörü temizleyebileceğini söyledi. Gayet de şu an umudum yerinde. Ameliyat başarılı bir şekilde geçti. Yani şu anda çok mutluyum. Hocamız hem ayağımı kurtardı hem de şu anda eskisine göre çok daha iyiyim. Şu anda normalde adım atamıyordum tümörden dolayı. Ama şu anda pansumandan sonra büyük bir ihtimalle haftaya iyileştiğinde yürümeye başlayacağım. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne, doktorumuza, başhekimimize tüm doktorlarımıza buradan çok teşekkürler. Hani şu ana kadar görmediğim ilgi ve hassasiyeti bu hocamızda gördüm. O yüzden şu an çok mutluyum” ifadelerini kullandı.
“Eskişehir adına, hastanemiz adına bir farkındalık oluşturdu”
Eskişehir Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Sungur, yapılan ameliyatın başarısından ve hastanın memnuniyetinden duyduğu mutluluğu şu ifadelerle dile getirdi: