Uçağı – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sat, 27 Apr 2024 23:36:36 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Çelik kanatların kahraman pilotları konuştu… ‘Meydan okuyoruz’ https://www.foxtvhaber.com.tr/celik-kanatlarin-kahraman-pilotlari-konustu-meydan-okuyoruz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/celik-kanatlarin-kahraman-pilotlari-konustu-meydan-okuyoruz/#respond Sat, 27 Apr 2024 23:36:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9618 Türkiye’nin savunma sanayii alanında önemli projelerinden ANKA-III, KAAN, HÜRJET ve GÖKBEY’in test pilotları 26 Nisan Dünya Pilotlar Günü’nde İhlas Haber Ajansına (İHA) özel açıklamalarda bulundular. İlk uçuşta yaşadıkları heyecanını paylaşan pilotlar şunları söyledi:

TESTLER BAŞARILI GİDİYOR

ANKA-III’ün test pilotu İbrahim Bayram, testlerin başarılı olduğunu belirterek, “Yakın zamanda inşallah hem Türkiye’deki silahlı kuvvetlerimize hem yurt dışına büyük oranda satacağımızı düşünüyoruz” dedi.

Türkiye’nin savunma sanayii alanında önemli projelerinden birisi olan ANKA-III’ün test pilotu İbrahim Bayram, 26 Nisan Dünya Pilotlar Günü’nde İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel açıklamalarda bulundu. İnsansız hava aracı pilotluğunun detaylarını anlatan Bayram, adeta ANKA-III’ün içindeymiş gibi uçtuklarını dile getirdi.

“TESTLERİNE DEVAM EDİYORUZ, BAŞARILI GİDİYOR”

Pilot İbrahim Bayram, “ANKA-III aslında TUSAŞ’ın uzun yıllardır üzerinde çalıştığı ANKA, daha sonrasında Aksungur ve takibinde de ANKA-III olarak ortaya çıkardığı yeni bir ürün. Bütün diğer ürünlerde kazandığı tecrübenin üzerine katarak koyduğu son gelişmiş ürünümüz ve semalarda yerini almaya hazırlanıyor. Testlerine devam ediyoruz, başarılı gidiyor testler. Yakın zamanda inşallah hem Türkiye’deki silahlı kuvvetlerimize hem yurt dışına büyük oranda satacağımızı düşünüyoruz” dedi.

“ANKA, Aksungur ve ANKA-III her üçü de sadece tek pilotla uçuşa müsait durumda”
ANKA-III’ün ilk uçuşunda güvenlik önlemlerinin hat safhada olduğuna dikkati çeken Bayram, “Normal şartlar altında uçaklarımız ANKA, Aksungur ve ANKA-III her üçü de sadece tek pilotla uçuşa müsait durumda. Ancak biz buradaki test uçuşlarını da emniyet gerekçelerinden dolayı genelde iki test pilotuyla birlikte yapıyoruz. ANKA-III’ün ilk uçuşunda ise yine emniyeti arttırmak amaçlı ve çeşitli görevlerden dolayı da 4 tane test pilotuyla birlikte yaptık. İlk uçuşu olduğu için, çok önem verdiğimiz bir uçuş olduğu için 4 test pilotuyla birlikte yaptık. Hedefimiz şöyle; test uçuşlarında yavaş yavaş zarf açarak gidiyoruz. Dolayısıyla daha işin çok başındayız. Ama hızlı bir şekilde ilerleyerek kısa sürede ülkemizin güvenliğine katkı sağlayacak şekilde, semalarımızda görecek şekilde testlerimize devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“UÇAĞIN İÇİNDEYMIŞIZ GİBİ UÇAĞI KULLANIYORUZ”

Adeta yerde uçtuklarını söyleyen Bayram, “Biz İHA pilotu olarak buradaki test pilotlarımızın tamamı insanlı uçaklarda da görev almış pilotlarız. Dolayısıyla hem insanlı hem de insansız uçaklarda tecrübemiz var. İnsansız hava aracı pilotunu da şöyle tarif edebilirim; aslında uçağın içindeymişiz gibi uçağı kullanıyoruz ama içinde değiliz. Sadece kokpitimiz yerde. Uçuşun fiziksel koşullarını yaşamıyoruz. Bunun dışındaki her şey hemen hemen normal pilotlukla aynı” diye konuştu.



Pilotlar Günü dolayısıyla bir mesaj da veren Bayram, “Bütün Türkiye’de ve dünyada havacılığa gönül vermiş bütün pilotlarımızın Dünya Pilotlar Günü’nü kutlarım. Umarım burada yaptığımız çalışmalar ülkemizin güvenliği, Türk milletinin bekası açısından istenilen noktalara gelir” dedi.

“KAAN İLE MEYDAN OKUYORUZ”

Millî Muharip Uçağı KAAN’ın Test  Pilotu Barbaros Demirbaş: 

Türkiye’nin savunma sanayii alanında önemli adımlarından biri olan Milli Muharip Uçak projesi olan KAAN’ın Test Pilotu, 26 Nisan Dünya Pilotlar Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. KAAN’ın ilk uçuşunu gerçekleştirmesinin ardından ilk defa İhlas Haber Ajansı (İHA) muharibine özel açıklamalarda bulunan Test Pilot Barbaros Demirbaş, yaşadığı gurur verici anları aktardı.

“UÇAĞIMIZA GÜVENİMİZ ÇOK YÜKSEKTİ”

Milli Muharip Uçak KAAN’ın ilk uçuş tarihi olan 21 Şubat’ın Türkiye için önemine vurgu yapan Test Pilotu Barbaros Demirbaş, “Üstümüzdeki sorumluluk çok büyüktü, hem benim hem ekip arkadaşlarımın. Çok iyi hazırlanmıştık. Uçağımıza; yer testleri, simülatör testleri, laboratuvar testleri, güvenimiz çok yüksekti. Bir planımız vardı. Bu plan hem normal usuller hem anormal usuller hem emergency usuller. Bizim hissettiğimiz şey o planı hatasız bir şekilde planlandığı şekilde uygulamak. Uçağı emniyetle uçuşunu gerçekleştirip indirip park yerine geri dönmekti. Mottomuzda ‘Kaldırdıysak uçuracağız, uçurduysak indireceğiz, indirdiysek durduracağız’ diye. Çünkü ağır bir uçak. Fren sistemi ilk kez uçuştan sonra denendi. Ben heyecanlı değildim ama çok gururluydum. Özellikle uçuşa giderken arkadaşların bizi uğurlaması, uçuş esnasındaki onların hatta tüm milletimizin dualarını, inancını hissettik” ifadelerine yer verdi.

“ÇOK DUYGULU, GÜZEL BİR ANDI”

İniş anında yaşadıklarını anlatan KAAN’ın Test Pilotu Demirbaş, “Ben uçaktan çıktım merdivenle, bir baktım bir ordu koşarak geliyor. Hem inmek istiyorum hem de onlar gelmeden inmek istemedim. Orada uzun bir süre alkışladık birbirimizi, selamladık. Çok duygulu, güzel bir andı. Görüntüde çok güzeldi. Herkesin çok büyük emeği var, milletimizin malı. Bize emanet. En kısa zamanda Hava Kuvvetlerine uçması, görev yapması vazifemiz” dedi.

“BENCE ÇOK BAŞARILIYDIK”

İlk uçuş sonrası KAAN’ın durumuna dair bilgi veren KAAN’ın Test Pilotu Demirbaş “İlk uçuş çok önemli bir uçuş. Çünkü çok fazla bilinmezlikler var. Bu bilinmezlikleri minimuma indirmek için yerde yapılan çok büyük faaliyetler var. Ama ne kadar yaparsanız yapın, yerde ne kadar hızlı taksi yaparsanız yapın hiçbir zaman bir uçuş ortamı, uçağın havadaki davranışı, kontrol sisteminin tüm uçak sistemlerinin onu destekleyişini emin olmak mümkün değil. Bence KAAN’ın kalkışta dikkat çeken bir yatay stabilize hareketi var. Ben kokpit içerisinde onu hissetmedim. Uçak çünkü benim verdiğim kumandaları gerçeklemek için uğraşıyordu. Benim de amacım uygun burun kaldırma açısına geçmekti. Kokpit içi güzel. Şimdi yaklaşık bir aydır tüm veriler inceleniyor. Sık sık data analiz yapıyoruz. Oradaki konuda tehlikeli bir noktada değil ama ilk uçuştan alınan verilerle trimlenecek veya iyileştirilecek konularımız var. Bence çok başarılıydık” ifadelerine yer verdi.

“KAAN İLE BU İŞİN EN SON SINIRINA MEYDAN OKUYORUZ”

Pilotlar Günü’ne yönelik konuşan Test Pilotu Demirbaş “Pilotlar günü özelinde değil her zaman, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İstikbal Göklerdedir’ deyişi çok meşhur ama onun devamında da ‘Göklerini koruyamayan uluslar, geleceklerinden emin olamazlar’ diye devam ediyor o cümle. Göklerimizi korumak zorundayız geleceğimiz için. Dünyada da bunu görüyoruz zaten. İzleyenlere, tüm milletimize, tüm Türk dostlarına kalpten selamlar. Biz Türk havacılığında Hürkuş ile bir başlangıç yaptık. Hürjet ile jet çağını açtık. Şimdi KAAN ile bu işin en son sınırına meydan okuyoruz. Yapılan işler çok büyük, çok güzel İnşallah daha da güzellerini daha da büyüklerini yapmak için çalışmak zorundayız. Mutluyum umutluyum” şeklinde konuştu.

“BİN SAATTEN FAZLA UÇTUK”

GÖKBEY’in Test Pilotu Arif Ateş, Dünya Pilotlar Günü dolayısıyla konuştu. Ateş, “Helikopter uçaktan çok farklı, size çok daha fazla keyif verir” dedi.
Türkiye’nin pek çok alanda helikopter ihtiyacını karşılamak amacıyla üretilen GÖKBEY’in test pilotu Arif Ateş, 26 Nisan Dünya Pilotlar günü kapsamında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel açıklamalarda bulundu. Helikopter pilotluğunun detaylarını aktaran Bayram, helikopterle uçmanın uçağa göre daha keyif verdiğini söyledi.

“TASARIMA UYGUN ŞEKİLDE OLDUKÇA İYİ BİR PLATFORM OLDUĞUNU GÖRDÜK”

TUSAŞ’da Döner Kanat Uçuş Test ve Eğitim Müdürü olarak görev yapan test pilot Arif Ateş, GÖKBEY’in ilk uçuşunu 6 Eylül 2018’de gerçekleştirdiğini belirterek, “Bütün dünyada hava araçlarının ilk uçuşları çok önemlidir, çok kritiktir. Çünkü tasarlanan ve üretilen hava aracının gerçek çevresel koşullarda tasarlandırıldığı ve üretildiği gibi uçuyor mu, uçabiliyor mu, uçamıyor mu? Bunun testini gerçekleştiriyoruz. Oldukça heyecan vericiydi ve çok başarılı, son derece beklendiği gibi tasarıma uygun şekilde oldukça iyi bir platform olduğunu gördük” ifadelerini kullandı.

“YAKIN ZAMANDA TESLİMATLARA BAŞLAYACAĞIZ”

İlk uçuşun öncesinde simülatör üzerinde testler gerçekleştirildiğini belirten GÖKBEY’in Test Pilotu Arif Ateş, “Çok çeşitli bölgelerde 4 tane helikopterimizle; Adana, Erzurum en Kocaeli’nde ve TUSAŞ’ta burada olmak üzere testler gerçekleştirdik. En kritik testleri tamamladık. Şu ana kadar bin saatin üzerine bir uçuş gerçekleştirdik. Yakın zamanda da kısmetse ilk olarak Jandarma Genel Komutanlığımız olmak üzere teslimatlara başlayacağız” diye konuştu.

“BENİM HAYALİM HELİKOPTER PİLOTU OLMAKTI”

Helikopter pilotluğuna nasıl başladığını anlatan GÖKBEY test pilotu Arif Ateş, “Benim hayalim helikopter pilotu olmaktı. Gerçi pilot ve hava aracı denince uçak akla geliyor ama ben 1991 yılında Kara Harp okulundan mezun olduktan sonra Kara Havacılık okulunda ilk sınıf okuluna başladığımda normalde kura ile yapılan uçak ve helikopter ayrımı o dönem isteğe göre yapılmıştı ve ben de helikopteri tercih etmiştim. Bu isteğim ve bu arzum doğrultusunda olacak ki kursu da birinci bitirmiştim. Dolayısıyla helikopteri olan sevgim beni bu noktalara getirdi” açıklamasında bulundu

“HELİKOPTER UÇAKTAN ÇOK FARKLI, SİZE ÇOK DAHA FAZLA KEYIF VERİR”

Ateş konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dolayısıyla helikopter uçaktan çok farklı, size çok daha fazla keyif verir. Alçak uçarsınız, arazinin yükseltilerine uyarak uçarsınız. Kendince farklı teknikleri vardır. Uzun yıllar silahlı kuvvetlerde de görev yapmış olmamdan dolayı hem genel maksat helikopterlerimiz hem de taarruz helikopterimiz halen de silahlı kuvvetlerimizin en önemli unsurlarıdır. Uçaklar nispeten çok daha yüksek irtifalarda uçarlar. Uçakların öncelikli görevi düşman uçaklarına, tehditlerine karşı veya uzak diğer sınır dışı daha uzak hedeflere angajman olurlarken helikopter çok daha yer birliklerinin yakınında onlara destek sağlamak maksadıyla kullanılır. Dolayısıyla bizler çok daha kara unsurlarımızla birlikte operasyon yaptığımız için onlarla birlikte daha iş birliği çerçevesinde görevlerimizi icra ediyoruz.”

“HEYECANDAN BACAKLARIM TİTREDİ”

HÜRJET’in Test Pilotu Orhan Boran: 

Boran, “HÜRJET’in ilk uçuşunu yaptığım zaman bacaklarımın heyecandan titrediğini hatırlıyorum” dedi.

Türkiye’nin ilk jet motorlu uçağı olan HÜRJET’in test pilotlarından Orhan Boran, 26 Nisan Dünya Pilotlar günü kapsamında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel açıklamalarda bulundu. HÜRJET’in ilk uçuş anlarında neler yaşadığını aktaran Boran, test pilotluğunun önemine de dikkati çekti.

“ŞİMDİ BU SONUÇLARI BİZ YAZIYORUZ”

Test pilotluğuna geçiş sürecini anlatan Orhan Boran 2021 yılından bu yana TUSAŞ’ta test pilotu olarak görev yaptığını belirterek, “Pilotluk mesleği genel olarak disiplin isteyen bir meslek. Sürekli konsantre olmak zorundasınız, dikkatli olmak zorundasınız. Hata yapma şansınız çok fazla olmayabiliyor. Test pilotluğu özelinde ayrı bir eğitim gerektiriyor. Yıllarca operasyonel pilot olarak görev yaptık. Fakat TUSAŞ’ta ilk test pilotu olarak görev yapmaya başladığımızda ön şartlardan bir tanesi test pilotluğu eğitimi almamızdı. Bunun için şirketimiz 1 yıl süren kategori 1 test pilotluğu kursuna gönderdi. Oradaki eğitimimizi tamamladıktan sonra 2022 yılında tekrar döndükten sonra HÜRJET’e geliştirme safhasında yerdeki işlerinde, simülatörlerinde, motor çalıştırma ve taksi faaliyetlerinde görev aldım. Test pilotu olarak aslında daha önce hiç uçmamış bir uçağın, neler yapacağını bilmediğiniz bir uçağın, farklı dinamikleri olan bir uçağı test ediyorsunuz. Biz yıllarca bize hangi uçak geldiyse, hangi uçakla uçmamız istendiyse o uçaklarla uçtuk. Bunların hepsinin testleri yapılmıştı, sonuçları biliniyordu. Şimdi bu sonuçları biz yazıyoruz. İnşallah Hava Kuvvetleri envanterine de sonuçlarından emin olarak vermeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“HÜRJET’IN İLK UÇUŞUNU YAPTIĞIM ZAMAN BACAKLARIMIN HEYECANDAN TITREDİĞİNİ HATIRLIYORUM”

HÜRJET’in ile gerçekleştirdiği ilk uçuştan bahseden Boran, “HÜRJET’i takip uçağındayken gördüm. Tabi ayrı bir gurur. Şirketteki herkesin gözleri doldu. Çünkü Türkiye’nin ilk milli jet uçağıydı. Onun bu denli stabil uçması görmek, yer testleriyle birebir örtüştüğünü görmek çok güzeldi. Daha sonra kendim ilk uçuşu yaptığımda o bambaşka bir heyecan. 2000 yılında ilk yaptığım uçuşu hatırlarım. Bir de HÜRJET’in ilk uçuşunu yaptığım zaman bacaklarımın heyecandan titrediğini hatırlıyorum. Büyük bir sorumluluğun üzerimizde olduğunu biliyorum. Gerçekten Türkiye’nin ürettiği ilk milli jetle uçmanın apayrı bir gurur olduğunu söyleyebilirim. Bununla alakalı söylenecek en güzel söz ‘İstikbal göklerdedir’ sözü” diye konuştu.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/celik-kanatlarin-kahraman-pilotlari-konustu-meydan-okuyoruz/feed/ 0
Hindistan’da gündem KAAN: Biz maketini onlar gerçeğini yaptı https://www.foxtvhaber.com.tr/hindistanda-gundem-kaan-biz-maketini-onlar-gercegini-yapti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/hindistanda-gundem-kaan-biz-maketini-onlar-gercegini-yapti/#respond Thu, 07 Mar 2024 00:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5756 Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tarafından yürütülen proje kapsamında üretilen milli muharip uçağı KAAN, geçtiğimiz günlerde ilk uçuşunu gerçekleştirdi. TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, KAAN’ın uçuşunda 13 dakika havada kaldığını, 8000 feet irtifada 230 knot hıza ulaştığını söyledi.

Kotil, Ekim 2023’te Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada 2028 yılında Hava Kuvvetlerine 20 uçak teslim edilebileceğini söylemişti. Ancak savaş uçağının seri üretiminin ne zaman başlayacağına dair güncel bir açıklama kaydedilmedi.

İlk uçuşun ardından konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KAAN’ı Amerikan savaş uçağı F-16’ya benzeterek, “KAAN aynı F-16 gibi. Türkiye, kendi beşinci nesil savaş uçağını üretme yolunda çok kritik bir eşiği daha geride bıraktı” dedi. Beşinci nesil savaş uçakları, en gelişmiş savaş uçakları olarak kabul ediliyor. KAAN’ın uçmasından sonra Avrupa, Orta Doğu ve ABD medyasından birçok kuruluş uçağı F-16, F-35 ve F-22 ile dahi kıyasladılar.

HİNT BASININDAN AYNI TARİFE: F-22’YE BENZİYOR

Hindistan medyasından EuroAsian Times’da yer alan haberde ise KAAN’ı, Hindistan’ın yıllardır üretmeye çalıştığı ancak bir türlü ilk uçuşunu dahi gerçekleştiremediği AMCA ile karşılaştırdılar. Söz konusu haberin hemen girişinde Türkiye’nin havacılık sektörünün 2024 yılı içerisinde 15 milyar doları geçmesi beklendiği hatırlatıldı.
Türkiye’nin 1970 yılından beri askeri anlamda yerli teknolojileri geliştirmeye başladığını belirten gazete, KAAN’ın F-16 ve F-35’den ziyade aslında ABD’nin hiçbir ülkeye satmadığı F-22’ye benzediğini ifade etti, bu tasarımın ise 2016 yılında belirlendiği aktarıldı.

“EŞSİZ BİR KONUM”

EuroAsian Times haberin devamında Türkiye’nin hem Avrupa hem de Asya’nın bir parçası olduğunu ve eşsiz bir jeopolitik konuma sahip olduğunu aktardı. Gazete, Ankara’nın NATO üyesi olmasına rağmen Rusya ile de bağlarının sıkı olduğunu bildirdi.
Rusya’dan alınan S-400 Hava Savunma Sistemleri nedeniyle ABD, Türkiye’yi F-35 programından çıkardı. Bu durum Türkiye’yi yerli üretim ve diğer alternatiflere yöneltti. İslam dünyasının en güçlü ülkesi olma arzusunun yanı sıra Türkiye, bölgesel ve küresel olarak da gücünü artırmak istiyor.

Bu bağlamda ABD, Çin ve Rusya’nın ardından yerli beşinci nesil savaş uçağını uçuran dördüncü ülke Türkiye’nin uçağına en büyük ilgiyi gösteren ülke şimdilik Pakistan. Gazeteye göre Pakistan, KAAN’ın üreticisi olmak istiyor ancak Türkiye bu konuya henüz sıcak bakmıyor.

“AMCA PROTATİP OLARAK KALDI, KAAN UÇTU”

EuroAsian Times, Hindistan’ın ise Türkiye’den hem insansız hava araçlarında hem de savaş ve nakliye uçakları kapsamında ders alması gerektiğini de belirtti. Türkiye’nin bu konularda Hindistan’dan fersah fersah önde olduğunu yazan gazete, AMCA adı verilen 5. nesil Hint savaş uçağının hala KAAN’ın seviyesine gelemediğini ve protatip olarak kaldığını ancak Türkiye’nin ilk uçuşunu başarıyla sonuçlandırdığını aktardı.

“DIŞ ÜLKELERDEN YARDIM ALMALIYIZ”

“Türkler karar alma ve ilerleme konusunda çok hızlı” ifadesini kullanan gazete, Hindistan’ın daha büyük bir ekonomik güce sahip olmasına rağmen bürokratik olarak çok geride kaldıklarını aktardı. EuroAsian Times ayrıca “Hindistan’ın AMCA konusunda artık atılım yapması gerekiyor, dış ülkelerden dahi yardım alma ihtimali düşünülmeli” değerlendirmesinde bulundu.

KAYNAK: MİLLİYET
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/hindistanda-gundem-kaan-biz-maketini-onlar-gercegini-yapti/feed/ 0
KAAN, uluslararası alanda övgü alıyor! Son çıkış Orda Doğu’dan https://www.foxtvhaber.com.tr/kaan-uluslararasi-alanda-ovgu-aliyor-son-cikis-orda-dogudan/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kaan-uluslararasi-alanda-ovgu-aliyor-son-cikis-orda-dogudan/#respond Mon, 04 Mar 2024 21:48:27 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5557 Türkiye’nin milli muharip uçağı Kaan dünya basınının gündeminden düşmüyor. Son olarak Arab News sayfasını Kaan’ın tarihi uçuşuna ayırdı.

Yazıda Kaan ile yeni bir sayfanın açıldığına vurgu yapıldı ve ”Bu test, Türk-Yunan ilişkilerinde ve Türk-Amerikan ilişkilerinde paradigmaları değiştirme potansiyeline sahip” ifadesine yer verildi.

Kaan Mürted Hava Meydanı’nda piste çıkarak, ilk kez havalandı. İlk uçuşu, test pilotu Barbaros Demirbaş gerçekleştirdi.

Tarihi uçuşu yakından takip eden dünya basınının Kaan’a olan ilgisi devam ediyor.

Son olarak Arab News Kaan’ı manşetine taşıdı. ”Türkiye hava kuvvetlerini geliştirme yolunda atılım yapıyor” başlıklı yazıda dikkat çeken ifadelere yer verildi.

”ABD, NATO müttefiki Türkiye’nin hava kuvvetlerini geliştirmesini engellemek için elinden geleni yaptı” denilen yazıda ABD’nin Türkiye’ye yönelik izlediği politika şu ifadeler ile eleştirildi;

”Ülkenin savunma sanayisini geliştirmesi ve NATO müttefikinin sağlamayı reddettiği askeri teçhizatı üretmeye başlaması birkaç yıl aldı. ABD, yakın zamanda Türkiye hava kuvvetleri envanterinde bulunan 90’a yakın F-16 savaş uçağının modernizasyonu için gerekli yedek parçanın teslimatını durdurduğunda da benzer bir tutum benimsemişti. Ankara, savunma teçhizatının tedariğinde yabancı bir ülkeye güvenmenin riskleri olduğunu anladı. Bu nedenle yavaş yavaş savunma sanayini geliştirmeye başladı. Bir Türk savunma firmasıyla imzalanan ilk sözleşme 2010 yılına dayanıyor. Pek çok milli proje de şu anda devam ediyor.”

Türkiye’nin bu yönde attığı adımların meyvelerini topladığına dikkat çekilen yazıda Türk İHA’larının 2020 Azerbaycan-Ermenistan savaşı sırasında çok önemli rol oynadığı ve çatışmanın kaderini değiştirdiği belirtildi.

”Drone’lar etkinliğini kanıtladıktan sonra diğer ülkeler onları satın aldı. Türk yapımı insanlı ve insansız insansız hava araçlarını satın alan ülke sayısı şu anda 25’i aştı” denilen yazıda Türkiye’nin Kaan ile yeni bir dönemin kapısını açtığına vurgu yapıldı.

Yaşar Yakış imzalı yazıda ”Türkiye, eski Türkçede “imparator”, “kral” ya da “lider” anlamına gelen Kaan isimli ilk savaş uçağının test uçuşuyla artık yeni bir döneme girdi” ifadesine yer verildi.

Türkiye’nin dünyada kendi beşinci nesil savaş uçağını üreten dört ülkeden biri olduğuna dikkat çekilen yazıda ”Aviyonik sektörüne aşina uzmanlar, 2030 yılına kadar Türk yapımı Kaan uçaklarının, Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-16 savaş uçaklarının yerini alabileceğine inanıyor” denildi.

Aynı yazıda ‘Bu test Türkiye’de, Türk-Yunan ilişkilerinde ve Türk-Amerikan ilişkilerinde paradigmaları değiştirme potansiyeline sahiptir’ denildi.

Türkiye’nin ürettiği ilk milli muharip uçağı KAAN, hem uluslararası kamuoyunun hem de savunma sanayii uzmanlarının dikkatini çekmeye devam ediyor. Birçok yabancı yayın organı, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tarafından üretilen ve geçtiğimiz hafta ilk uçuşunu gerçekleştiren KAAN hakkında detaylı görüş ve haberlere yer veriyor.

“ANKARA’NIN YENİ TİTAN’I”

ABD’nin köklü bilim ve teknoloji dergisi ‘Popular Mechanics’, KAAN’a yer ayırırken, analizde ‘‘Türklerin ilk savaş uçağı, tarihi uçuşunu gerçekleştirdi, Ankara’nın yeni ‘Titanı’ göklere çıktı” ifadesi kullanıldı.

Modern ve beşinci bir nesil uçak inşa etmenin zorluklarını hatırlatan yazar Sebastien Roblin, KAAN’ın ABD’in en gelişmiş savaş uçaklarından olan F-22’ye benzerliğine dikkat çekti. Roblin ayrıca uçağın yüzeylerinin Türk şirketlerinin F-35 jetleri için ürettiği karbonlarla kaplı olmasına da vurguda bulundu.

Roblin KAAN’ın Türkiye’nin ileri savaş teknolojilerine olan cesur girişini temsil ettiğini ve potansiyel olarak yerli üretim bir savaş uçağıyla askeri yeteneklerinin farklı bir seviyeye geçeceğini ifade etti.

Yazar, kendi savaş uçağını üretecek olan Türkiye’nin bu şekilde uluslararası ilişkiler bağlamında kazandığı güce de işaret etti. KAAN’ın uzun yıllardır benzer bir proje üzerinde çalışan ancak uçağı henüz uçurmayı başaramayan Hindistan’ınkiyle karşılaştıran yazar, KAAN’ın ne kadar önde olduğuna dikkat çekti.

”F-35 YOK, SORUN YOK”

KAAN’ın uçak başına 100 milyon dolar bandını geçeceğini ifade eden yazar, bununla birlikte Ukrayna, Azerbaycan, Pakistan, Endonezya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin gelecekte potansiyel alıcılar olabileceğine işaret etti. 

KAAN’ı haberleştiren bir diğer yayıncı ise İngiliz savunma sitesi ‘Forces’ oldu. Site ”No F-35 no problem” (F-35 yok, sorun yok) başlığıyla verdiği haberde, uçağın Türk havacılık ve savunma sanayii için ne kadar büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Haberde, ”Türkiye, teknolojiden altyapıya, insan kaynağından üretim kabiliyetine kadar ileri savaş uçakları üretimine yönelik değer zincirinin tamamına sahip olan birkaç ülkeden biri olmayı hedefliyor” ifadelerine yer verildi. KAAN, ‘Aviation Week’ ve ‘Defense News’ gibi savunma portalları ve ‘Business Insider’ gibi saygın siteler tarafından da haberleştirildi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kaan-uluslararasi-alanda-ovgu-aliyor-son-cikis-orda-dogudan/feed/ 0
Milli Muharip Uçak KAAN uçtu: Bundan sonra ne olacak? https://www.foxtvhaber.com.tr/milli-muharip-ucak-kaan-uctu-bundan-sonra-ne-olacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/milli-muharip-ucak-kaan-uctu-bundan-sonra-ne-olacak/#respond Fri, 23 Feb 2024 22:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4667 İçinde bulunduğumuz dönem ve sonrası tarih kitaplarında yer alacaksa 21 Şubat 2024 tarihi hiç şüphesiz en önemli başlıklardan biri olacak. Türkiye’nin yarım asrı geçkin bir süre sonra kendi imkanlarıyla ürettiği ilk muharip savaş uçağı KAAN bu tarihte gökyüzüyle buluştu.

Şüphesiz bu uçuş ilk olması açısından son derece değerli… Ancak asıl meydan okuma belli ki bundan sonra başlıyor. KAAN sadece savunma sanayii üzerinden ele alınabilecek bir proje değil. Askeri, ekonomik, politik ve hatta sosyolojik sonuçları olabilecek bir iş.

Bugünlerde en çok merak edilen sorulardan biri olan ”KAAN uçtu. Peki şimdi ne olacak?” sorusunu ve yukarıda bahsettiğimiz muhtemel sonuçları Savunma Sanayii Araştırmacısı Kubilay Yıldırım ile konuştuk.

2010 yılından bu yana devam eden bir süreç var

Yıldırım öncelikle projeyi yakından takip etmeyenler için de bazı satırbaşları veriyor. Her ne kadar son yıllarda Milli Muharip Uçak ya da KAAN ismini daha sık duyduysak da aslında projenin ilk kez 2010 yılında gündeme alındığını öğreniyoruz. O yıl düzenlenen Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde Türkiye’nin yerli/milli imkanlarla bir savaş uçağı üretmesi karara bağlanmış.

Sonrasındaki gelişmeleri ”Aslında bu süreçte Türkiye iki fazı tamamladı” diyerek özetliyor Yıldırım. İlk olarak İsveçli SAAB, TUSAŞ ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın ilgili dairesinin el birliğiyle KAAN’ın kavramsal tasarımı tamamlanmış.

İlk önce KAAN’ın kavramsal tasarım süreci tamamlandı

‘Kavramsal tasarım’ meselesini biraz açmasını istiyoruz Yıldırım’dan… ”Yani uçağın ne yapması gerektiği, hangi menzile, hangi hızda, hangi yükü taşıması gerektiği, ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği konuları bir mühendislik çalışması ile ele alındı. Bu beklentilerden bir parametreler grubu ortaya çıktı” diyor.

Bunu bir otomobilin katalog verilerine benzetiyor… ”Bu araba şu kadar beygirde, şu kadar yakıt tüketir, otomatik viteslidir, bir depo benzinle size şu kadar eşya ve yolcu ile buraya taşır, bagajına çocuğun bisikleti, bir orta boy valiz ve bebek arabası aynı anda sığar ya da sığmaz… Bu tablo belirlendi” örneğini veriyor.

KAAN’ın gövde tasarım süreci nasıl başladı?

İkinci faz ise yukarıda bahsi geçen isteklerin ete kemiğe bürünmesiyle başlamış. Belirli manevraları rahatlıkla yapabilecek, öte yandan da radar izi mümkün olduğunca düşük olacak, içine de planlanan iki motor sığacak bir uçak gövdesi tasarlamak için kollar sıvanmış.

”Tasarım az çok netleştikten sonra ise TUSAŞ ilk prototipin parça üretimlerine başladı” bilgisini veriyor Yıldırım ve devam ediyor:

”Gördüğümüz ve uçuş yapan KAAN uçağı da bu ilk prototip. Aslında uçması beklenmeyen, yerdeki bazı fonksiyon testleri için kullanılması planlanıyordu. Ancak daha sonra uçuşlu testlere de başlayabilmek için bir miktar elden geçirildi ve dün itibari ile de ilk kez koşup teker kesti.

İlk uçuş elbette ki hem biz hem paydaşlar hem de projenin emektarları için son derece sembolik. Ancak duygusal manasının çok ötesinde birçok mühendislik bagajı da var. Bu ilk uçuş sayesinde uçağın kontrol ve uçuş karakteri, yetenekleri, aerodinamik başarımı uçağın tasarımı sırasında kullanılan modelleme ve simülasyon altyapısı, varsayımları ile karşılaştırılmaya başlanacak.

Bu uçuşta uçak üzerindeki 10 bin civarı veri izlendi, toplandı ve tasarım ekibine aktarıldı. Bunun sonucunda şunu görebileceğiz; uçak tasarladığımız gibi uçtu mu, beklediğimiz gibi davrandı mı?

Test uçuşları bir süre sonra uçağın sınırlarını zorlar hale gelecek. Oldukça hızlı kalkış, süratli iniş, yan rüzgarlar, uçuşun pistte iptal edildiği prosedürler denenecek. Bunların emniyetle yapılması için paraşüt zaruri. Dünkü uçuş sonrası dikkatli gözler uçağın arkasında açılan paraşütü de görmüştür. Paraşütün açılması ve uçağı durdurması süreci de sınanmış oldu.”

KAAN’ın yeni yol haritası nasıl olacak?

Uçuştan sonra en çok merak edilen konulardan biri de ‘şimdi ne olacak?’ sorusunun yanıtıydı. Toplanan verilerin önemine değiniyor Kubilay Yıldırım. Belki bazı tasarım değişiklikleri de yapılarak hızla ‘Kritik Tasarım Değerlendirme Süreci’ne geçileceğini sonra onun da tamamlanıp, birden çok prototiple test uçuşlarının hızla devam edeceğini söylüyor.

”Artık daha yüksek irtifada, daha yüksek süratlerde, daha keskin manevralar denenmeye başlayacak” cümlesini kurup, “Bu süreçte binlerce saat uçuş, birden çok test uçağı ile gerçekleştirilecek. Uçakların üzerindeki sistemler sürekli gelişecek ve nihai konfigürasyona en yakın haline gelecek. Yine yerli silah sistemleri yerli aviyonikler, görev sistemleri yavaş yavaş test uçaklarına entegre edilecek. Çok yoğun, dev bir kadronun dahil olduğu, oldukça karmaşık bir test ve olgunlaştırma sürecinin startı dün verilmiş oldu.”

KAAN ne zaman envantere girecek?

Bu sorunun cevabı farklı dinamiklere göre aslında değişiyor. Çünkü bizim envanterde ilk göreceğimiz KAAN ile uçağın belli bir süre sonra evrileceği KAAN arasında ciddi farklar olacak. Kubilay Yıldırım ”KAAN projesindeki muradımız dünyadaki emsallerinden geri kalmayan bir 5. nesil savaş uçağına kavuşmak” dedikten sonra devam ediyor…

”5. nesil hava savaşının kritik birkaç konusu var… Düşük görünürlük, tüm sistemlerin bir ağ mantığında çalışması, uçağın kendi üzerindeki sensörlerden ve dışarıdan gelen verileri yoğurup, yorumlayıp buna göre karar mekanizmaları önermesi.

Aslında bir tür ‘bilgi otomasyonu’ denebilir. Bunun başarılabilmesi için AESA tipi radarlar gibi son derece gelişmiş sensörler üretmek ve uçağa entegre etmek gerekiyor. Yine aynı zamanda uçaklar hem birbiriyle hem farklı platformlarla ‘konuşmak’ durumunda. Sadece konuşmak da yetmez. Yüksek hacimli veri paylaşmasını sağlayacak milli ve kriptolu veribağları geliştirilmesi gerekiyor. Bunlar çok uzun soluklu, çok zor ve dünyadaki teknolojinin en uç noktalarındaki işler.

Bu sistemlerin ise bir platforma entegre edilebilmesi için en başta o sensörlerin, silahların hakkını verecek bir uçak gerekiyor. KAAN işte tam olarak o uçak. Evet, KAAN 5. nesil uçaklardan beklenen bazı özelliklere henüz ulaşmış değil. Ancak bu haliyle dahi Türk Hava Kuvvetleri’nde mevcut F-16’lardan çok daha yüksek bir kabiliyet sunacak.”

“Yeni bir doktrin geliştirilmesi gerekiyor”

Kubilay Yıldırım’ın anlattıklarından ve kamuoyuna yansıyan bazı açıklamalardan, şimdilik Blok-10 diyebileceğimiz daha kısıtlı imkanlara, ABD’den alınan motorlara sahip ilk uçakların envantere girmesini beklemek yanlış olmaz. Yıllar içerisinde kritik gelişmeler kat edildikçe Blok-20, Blok-30 gibi güncellemelerle karşılaşmamız yüksek ihtimal.

Burada bir parantez açıyor Yıldırım ve ”Önemli konulardan biri de Hava Kuvvetleri’nin bir an önce yerli silah sistemleri ve sensörler ile KAAN’ı envanterine katıp bununla doktrin ve operasyonel kavramlar geliştirmesi. Bu ne kadar hızlı olabilirse KAAN projesine o kadar hızlı ve yoğun geri bildirimde bulunabilirler” diyor.

KAAN yabancı ülkeler için ne anlama geliyor?

Haberin başında da bahsettiğimiz üzere KAAN’ın altın değerinde bir dış politika enstrümanı olarak değerlendirmek de mümkün. Kubilay Yıldırım da bu gerçekliğe işaret ediyor.

”KAAN hazır olduğunda oldukça gelişmiş bir 4,5-5. nesil uçak olacak. Bu, özellikle dünyanın başat askeri ve politik güçlerinin kontrolünde olmadan dünyaya yayılmasından kaygılanacakları bir kabiliyet. Örneğin, yetenekli bir KAAN konfigürasyonuna sahip Pakistan rakibi Hindistan’ı oldukça endişelendirir. Bu sebeple Hindistan ABD’deki ve Avrupa’daki baskı ve lobi gücünü kullanarak bunu engellemek için elinden geleni yapar.

KAAN’ı bir dış politika aracı olarak kullanabilmek zor ve çetrefilli bir yol. Ancak muhakkak KAAN, Türkiye’ye jeopolitik, ekonomik ve politik alanda daha önce görülmemiş bir kaldıraç sağlayacak.”

KAYNAK: TRT / SERTAÇ AKSAN
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/milli-muharip-ucak-kaan-uctu-bundan-sonra-ne-olacak/feed/ 0