Uluslararası – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sat, 17 Aug 2024 12:50:44 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Gazze’de çocuk felci vakası görüldü, aşılama çalışmaları başlatıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzede-cocuk-felci-vakasi-goruldu-asilama-calismalari-baslatildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzede-cocuk-felci-vakasi-goruldu-asilama-calismalari-baslatildi/#respond Sat, 17 Aug 2024 12:50:44 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzede-cocuk-felci-vakasi-goruldu-asilama-calismalari-baslatildi/

FilistinSağlık Bakanlığı, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’nde çocuk felci vakasının görüldüğünü açıkladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 640 binden fazla çocuğun aşılanması için çalışmalara başladıklarını duyurdu.

Filistin Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Gazze’de ilk çocuk felci vakasının görüldüğünü duyurdu. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki zor sağlık koşulları, bulaşıcı hastalıkların yayılması, sokaklarda ve yerinden edilmiş insanların çadırları arasında kanalizasyon akması, kişisel hijyen malzemeleri ve içme suyu eksikliği ve çocuk felci ile uyumlu semptomlar nedeniyle çocuklardan birinin çocuk felci virüsü ile enfekte olduğu laboratuvar tarafından doğrulandı” denildi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’de 10 yaşının altında 640 binden fazla çocuğu aşılamak için çalışmaların başlatıldığını duyurdu. Guterres, “Gazze’nin sağlık, su ve sanitasyon sistemleri tamamen tahrip edildi. Hastaneler ve birincil bakım tesislerinin çoğu çalışmıyor. Ayrıca çatışmalar nedeniyle rutin aşılamalar da ciddi şekilde aksadı, bu da kızamık, hepatit A ve diğer önlenebilir hastalıkların yayılmasını artırdı. Etkili bir çocuk felci aşılama kampanyasının nasıl yönetilmesi gerektiğini biliyoruz. Gazze’deki toptan yıkım göz önüne alındığında, çocuk felcinin yayılmasını önlemek ve ortaya çıkışını azaltmak için iki turdan oluşan kampanyanın her turunda en az yüzde 95 aşılama oranına ihtiyaç duyulacak” dedi.

“AŞILAMA SÜRECİNİN SAĞLIKLI GEÇEBİLMESİ İÇİN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMALI”

Aşılama çalışmalarına hastanelerde ve birincil sağlık merkezlerinde 708 ekibin katılacağını belirten Guterres, Gazze genelinde ise 316 toplum odaklı yardım ekibinin görev yapacağını ifade etti. Sağlıklı bir süreç için, sağlık çalışanlarının güvenliklerinin garanti altına alınması gerektiğini belirten Guterres,” Aşıların ve ekipmanlarının etkili bir şekilde taşınması, çocuk felci uzmanlarının Gazze’ye girmesi ve sağlık ekiplerinin çalışmalarını sürdürebilmesi için yakıt sağlanması gerekiyor. İletişimin yaygınlaştırılması için güvenilir internet ve telefon hizmetlerinin sağlanması ve sağlık çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için Gazze’ye girişine izin verilen nakit miktarının artırılması da gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gazzede-cocuk-felci-vakasi-goruldu-asilama-calismalari-baslatildi/feed/ 0
Bakan Uraloğlu: Ülkemiz ile KKTC arasındaki en kısa mesafeli deniz rotası oldu https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-uraloglu-ulkemiz-ile-kktc-arasindaki-en-kisa-mesafeli-deniz-rotasi-oldu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-uraloglu-ulkemiz-ile-kktc-arasindaki-en-kisa-mesafeli-deniz-rotasi-oldu/#respond Sun, 04 Aug 2024 00:24:42 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17234 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulunarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Filistin’de kalıcı barışa giden yolun açılması için Türkiye’nin her türlü sorumluluğu aldığını vurgulayarak, “İsmail Heniye ve tüm İsrail saldırılarında şehit olan tüm Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.” dedi.

Bakan Uraloğlu, 10 Ağustos’ta açılışı gerçekleştirecek olan Çukurova Uluslararası Havalimanıyla, Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu Projesiyle, genişletilen Mersin Uluslararası Limanıyla, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Hattıyla, Mersin’in, gelişim hızına bağlı olarak ortaya çıkan ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak ve geleceğe hazırlamak için çok güçlü bir ulaşım ağı tesis ettiklerini söyleyerek, Mersin’e 119 milyar liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerini bildirdi. Uraloğlu, Çukurova Uluslararası Havalimanı Mersin ve Adana’nın yanı sıra Osmaniye ve Niğde’ye olan yakınlığıyla 5 milyonun üstünde vatandaşa hizmet edeceğinin altını çizdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulunarak, İsrail’in bebek, çocuk ve masum sivillerden oluşan binlerce Filistinliyi şehit ederek Gazze’de gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırıları nefretle kınadığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımız da Filistin Davasına olan desteğimizi ve Filistinli kardeşlerimizle dayanışmamızı göstermek amacıyla, 31 Temmuz’da Tahran’da şehit olan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye’nin şehadeti sebebiyle bugünü milli yas ilan etti. Kimsenin şüphesi olmasın ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Filistin’de kalıcı barışa giden yolun açılması için Türkiye her türlü sorumluluğu almaktadır ve üzerine düşen ne varsa yapmaya hazırdır. Bu vesileyle İsmail Heniye ve tüm İsrail saldırılarında şehit olan tüm Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Filistin’de yaşatılan bu zulmün bir an evvel sona ermesini Rabbimden niyaz ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“İSKELEYE YOLCU TEKNELERİ, YATLAR, FERİBOTLAR VE DENİZ UÇAKLARI YANAŞACAK”

Bakan Uraloğlu, 10 Ağustos’ta açılışı gerçekleştirecek olan Çukurova Uluslararası Havalimanıyla, Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu Projesiyle, genişletilen Mersin Uluslararası Limanıyla, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Hattıyla, Mersin’in, gelişim hızına bağlı olarak ortaya çıkan ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak ve geleceğe hazırlamak için çok güçlü bir ulaşım ağı tesis ettiklerini söyleyerek, “Açılışını gerçekleştireceğimiz Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi de Bakanlığımıza bağlı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilmiş bir projedir. Toplam uzunluğu 350 metre olan iskelemizi yolcu tekneleri, yatlar, feribotlar ve deniz uçaklarının yanaşmasına uygun şekilde inşa ettik.” dedi.

“ANAMUR LİMANI’NI ULUSLARARASI LİMAN OLARAK BELGELENDİRDİK”

Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi’nin 12 Aralık 2023 tarihinde işletilmesi amacıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Mersin Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına devredildiğini anımsatan Uraloğlu, “Devir işleminin ardından 15 Mart 2024 tarihinde Mersin Valiliği tarafından Anamur Ticaret ve Sanayi Odası Denizcilik Turizm Ticaret ve Anonim Şirketi’ne kiralanmıştır. Şirket tarafından gerçekleştirilen ek üst yapı yatırımları sonrası yapılan başvurunun ardından Bakanlığımızca yapılan denetimler sonucunda da Anamur Limanı’nı Uluslararası Liman olarak belgelendirdik.” şeklinde konuştu.

“EN KISA MESAFELİ DENİZ ROTASI OLDU”

Bakan Uraloğlu, Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi’nin Mersin-Gazimağusa, Taşucu-Girne, Mersin-Girne, Taşucu-Gazimağusa Ro-Ro hatlarının ardından Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yolcu ve araç taşımacılığı yapılmasına imkan sağlayan; en kısa deniz mesafesine sahip 5. kapısı olarak hizmete başladığını vurgulayarak, “Anamur-Girne rotası da 2 saatten daha az bir süreyle ülkemiz ile KKTC arasındaki en kısa mesafeli deniz rotası olmuştur. Bakanlığımıza bağlı Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından verilen Hat Uygunluk Yazısı ile de söz konusu iskelemizden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne Limanı’na yolcu seferleri başlamıştır.” dedi.

PİYALE PAŞA 6 BİN 841 YOLCU TAŞIDI

12 Haziran 2024 tarihinden bu yana Piyale Paşa isimli Yüksek Hızlı Hafif Yolcu Gemisi ile düzenlenen 31 gidiş ve 31 dönüş seferlerinde toplamda 6 bin 841 yolcu taşındığını bildiren Uraloğlu, Türkiye’nin KKTC’ye en yakın noktası olan Anamur’da bulunan iskelenin işletmeye alınması ve deniz trafiğine açılmasının, ilçenin ve bölgenin ekonomisine ve turizm faaliyetlerine büyük katkı sağlayacağını söyledi.

“5 MİLYONUN ÜSTÜNDEKİ VATANDAŞA HİZMET EDECEK”

Mersin’de çok büyük ulaşım altyapı projeleri hayata geçirdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Mersin’in ulaşım ve iletişim altyapısına 119 milyar liranın üstünde yatırım gerçekleştirdiklerini belirterek, “10 Ağustos’ta açılışını gerçekleştireceğimiz Çukurova Uluslararası Havalimanımız başta Mersin ve Adana ile Osmaniye ve Niğde’ye de olan yakınlığıyla bu şehirlerde yaşayan 5 milyonun üstündeki vatandaşımıza hizmet ederek; Türkiye’nin Ortadoğu ülkelerine açılan kapısı olacak. Bölgedeki işletmelerin Havayoluyla daha hızlı ve etkin bir şekilde mal taşımasını, yerel işletmelerin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu kolaylaştıracaktır. Özellikle tarım faaliyetlerinin gelişmişliğiyle bilinen Çukurova Bölgemizde üretilen tarım ürünleri gibi hızlı bozulan ve zamanında teslimat gerektiren malların taşınmasında hava yoluyla lojistik avantajlar sağlayacaktır. Ayrıca, bölge ve ülke genelinde doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 3 bin kişinin istihdam edilmesine imkan sağlayacaktır.” diye konuştu.

ÇEŞMELİ – KIZKALESİ ARASINA 53 KİLOMETRELİK YOL İNŞA EDİLİYOR

Uraloğlu, Çukurova Havalimanı ile birlikte Mersin’in gelişimine katkı sağlayacak Çeşmeli- Kızkalesi otoyolu projesini de 3 yıl içerisinde tamamlamayı hedeflediklerini söyleyerek, “42 kilometre ana gövde ve 11 kilometre bağlantı yolu olmak üzere toplam 53 kilometrelik bir yol inşa ederek, 2,5 saat süren seyahat süresini 18 dakikaya düşüreceğiz.” dedi.

6,5 SAAT OLAN SEYAHAT SÜRESİ 2 SAAT 15 DAKİKA SÜRECEK

Bölgenin ve ülkenin önemli raylı sistemlerinden olan Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Projesine de devam ettiklerinin altını çizen Uraloğlu, projenin tamamlanmasıyla mevcutta 361 kilometre olan hattı 312 kilometreye düşüreceklerini belirterek, yaklaşık 6,5 saat olan seyahat süresini de 2 saat 15 dakikaya indireceklerinin altını çizdi.

MAVİ EKONOMİ VE DENİZ SAHA PLANLAMASI ÇALIŞMALARI GERÇEKLEŞTİRİLECEK

Genişletme çalışmaları süren Mersin Limanı’nın yanında Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi ile birlikte Mersin, Mavi Vatan denizler ve denizcilik sektörü için çok daha önemli bir merkeze dönüştüğünü vurgulayan Uraloğlu, “CHP Milletvekili ve Dış Politika danışmanı Namık Tan gibilerin masal olarak nitelemesini ciddiye almadan Sayın Cumhurbaşkanımızın da altını çizdiği üzere Mavi Vatan’ımıza sahip çıkma noktasında en ufak bir geri adım atmayacağız. Bizler için bir karış toprağımız ne ifade ediyorsa denizlerimizin bir kum tanesi, bir avuç suyu da aynı anlam ve önemi taşımaktadır.” dedi.

1 Ağustos’ta Ege ve Akdeniz olmak üzere Türkiye’nin denizlerdeki hak ve menfaatleri doğrultusunda; ‘Mavi Ekonomi ve Deniz Saha Planlaması’ çalışması gerçekleştirilmesi amacıyla Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkeziyle bir sözleşme imzalandığını duyuran Bakan Uraloğlu, “Ülkemiz denizlerinde daha güvenli ve verimli bir geleceğe doğru attığımız bir adım olan bu sözleşmeyle; Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu-UNESCO tarafından ortaya konulan kurallara göre bir deniz saha planlamasının uygulanmasına ilişkin başlangıç raporu hazırlanması, denizlerimizdeki rüzgâr ve güneş enerjisi potansiyellerinin belirlenmesi ve hidrokarbon yatakları ve madenler dahil diğer yer altı kaynaklarına ilişkin verilerin değerlendirilmesi ve enerji taşıma güzergahlarına ilişkin analizlerin yapılması, mavi ekonomi kapsamında balıkçılık ve diğer su ürünleri faaliyetlerinin mevcut durumuyla, deniz ticareti, liman işletmeciliği ve kombine taşımacılık faaliyetlerinin değerlendirilmesi ve potansiyel kazanımları hakkında rapor hazırlanması ve öncelikle Ege ve Akdeniz’in haritalandırılması olmak üzere genel haritalandırmanın tamamlanması gibi çalışmalara başladık.” diye konuştu.

Mavi Vatan’da seyir emniyetini ve deniz güvenliğini arttırmaya yönelik bir diğer önemli çalışma olan Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi Kurulumu Projesi de Denizcilik Genel Müdürlüğü ile HAVELSAN tarafından devam ettiğini ve projeyi 2026 yılında tamamlamayı hedeflediklerini bildiren Bakan Uraloğlu sözlerine şu şekilde devam etti:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Mavi Vatanımızdaki gücümüzü, dünya denizlerinde görev alan denizcilerimizin uluslararası arenadaki yerlerini daha ileriye taşımak için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz. Ülkemizin adını ve bayrağını dünya denizlerinde gururla büyük başarılara taşıyacağız. Unutmayalım ki denize ve denizciliğe verilecek önem ölçüsünde Türkiye Cumhuriyeti büyüyecek ve güçlenecektir. Bu düşüncelerle Anamur Feribot ve Deniz Uçağı İskelesi’nin başta Anamur ve Mersin olmak üzere hem ülkemiz hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-uraloglu-ulkemiz-ile-kktc-arasindaki-en-kisa-mesafeli-deniz-rotasi-oldu/feed/ 0
Son dakika: Suikast sonrası Türkiye’ye geliyor! Tarih verildi… https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-tarih-verildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-tarih-verildi/#respond Thu, 01 Aug 2024 00:00:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17008  
 
 

TBMM Başkanı Kurtulmuş’un açıklamalarının ardından İletişim Başkanı Altun, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın, 14-15 Ağustos’ta Türkiye’yi ziyaret ederek, TBMM Genel Kurulu’na hitap edeceğini bildirdi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.

Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.

“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.

“BÜTÜN İSLAM DÜNYASI, İNFİAL HALİNDE”

Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.

Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.

 

Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-tarih-verildi/feed/ 0
Son dakika: Suikast sonrası Türkiye’ye geliyor! Numan Kurtulmuş duyurdu… https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-numan-kurtulmus-duyurdu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-numan-kurtulmus-duyurdu/#respond Wed, 31 Jul 2024 23:00:08 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16993  
 

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.

Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.

“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.

“BÜTÜN İSLAM DÜNYASI, İNFİAL HALİNDE”

Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.

Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.

 

Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeye-geliyor-numan-kurtulmus-duyurdu/feed/ 0
Son dakika: Suikast sonrası Türkiye’den kritik ‘Filistin’ hamlesi! Numan Kurtulmuş duyurdu https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeden-kritik-filistin-hamlesi-numan-kurtulmus-duyurdu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeden-kritik-filistin-hamlesi-numan-kurtulmus-duyurdu/#respond Wed, 31 Jul 2024 22:36:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16987  

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin İran’da suikasta uğramasına ilişkin, “Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz.” dedi.

Kurtulmuş, El Cezire Arapça’nın canlı yayınında yaptığı açıklamada, Filistin davasının önemli liderlerinden birisi olan İsmail Heniyye’nin bu gece Tahran’da alçak bir saldırıda, Siyonist rejim tarafından şehit edilmiş olmasını derin bir hüzünle karşıladıklarını belirtti.

“Böylesine vahşi bir devlet terörünü lanetliyoruz.” diyen Kurtulmuş, bunun, uluslararası hukukun hiçbir kuralına uymayan ve on aya yakın bir süredir Gazze’de devam eden katliamların sorumlusu olan İsrail hükümetinin işlediği yeni bir suç olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bütün İslam dünyası, insanlık infial halindedir. Böylesine insanlık dışı bir saldırının kabul edilmesi mümkün değildir. Bütün gücümüzle, Türk milleti olarak 85 milyon hep beraber, dün akşam karşılaştığımız siyasi cinayet dolayısıyla İsrail hükümetini, bu barbar saldırıyı, bu terörist saldırıyı lanetlediğimizi bir kere daha bütün açıklığıyla ilan ediyoruz. İsmail Heniyye kardeşimizin şahsında bütün Filistinli şehitleri saygıyla, rahmetle anıyoruz. On aydır devam eden böylesine vahşi saldırılara rağmen Gazze Şeridi’nde, dar bir alanda bütün yokluklarla mücadele eden kahraman Gazzeli kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Netanyahu ve hükümetinin hiçbir uluslararası kuralı tanımadığını ifade eden Kurtulmuş, “İsrail, zaten daha evvel Lübnan’da olsun, İran’da olsun, Suriye’de olsun başka yerleri de vurarak hiçbir ülkenin egemenlik hakkına saygı göstermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuş oldu. Aslında bu sonuç, ‘geliyorum’ diyen bir sonuçtu. Maalesef on aydır bilerek işlenen insanlık suçlarına karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda, Birleşmiş Milletler’de çok sayıda karar alınmasına rağmen maalesef bu karar uygulanamadı. Bunun temel nedeni İsrail’in bu saldırganlığına destek veren bazı ülkelerdir.” dedi.

Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki yalan şovunun defalarca ayakta alkışlanmasının, “Orta Doğu’da istediğin suçu işleyebilirsin, ben bütün gücümle senin arkandayım.” mesajı olduğunu aktaran Kurtulmuş, bu görüntünün demokrasi, insan hakları, uluslararası değerler adına fevkalade çirkin olduğunu ve İsrail’e Orta Doğu’daki saldırganlığını devam ettirmesi konusunda büyük cesaret kazandırdığını belirtti.

 

Emperyalizmin bölgedeki taktiğinin “böl-parçala-yönet” olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bugün İsrail’in iştahını kabartan fevkalade hazin bir tablonun ortada olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bölge ülkeleri olarak, İsrail’i durdurmak için siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu anlamda bölgenin selameti için, barış için, Filistin davasına daha güçlü destek verebilmek için birliği, beraberliği, tevhidi sağlamak durumundayız. Bu durumu sağladığımız takdirde İsrail bir adım atacakken on kere düşünmek mecburiyetinde kalır. Ama şimdi tabiri caizse elini kolunu sallayarak istediği yerde istediği operasyonu gerçekleştiriyor ve siyasi süreçlerde karşısına çıkacak kuvvetli bir güç olmadığı görüyor.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın harekete geçirilerek Netanyahu ve hükümetinin bir an evvel durdurulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Aksi takdirde bu önce bölgesel savaşa, ardından korkarız ki küresel bir savaşa yol açacak fevkalade tehlikeli bir noktaya gelmiştir. İsrail’in uluslararası sistem tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde mutlaka durdurulması şarttır.” dedi.

 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-suikast-sonrasi-turkiyeden-kritik-filistin-hamlesi-numan-kurtulmus-duyurdu/feed/ 0
DMM’den Netanyahu’nun ABD Kongresi’ndeki iddialarına yalanlama https://www.foxtvhaber.com.tr/dmmden-netanyahunun-abd-kongresindeki-iddialarina-yalanlama/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dmmden-netanyahunun-abd-kongresindeki-iddialarina-yalanlama/#respond Fri, 26 Jul 2024 01:12:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16496 DMM’den yapılan açıklamada, Netanyahu’nun ABD Kongresindeki konuşmasında ileri sürdüğü, “Gazze’de yeterince yiyecek alamayan Filistinliler varsa, bunun nedeni İsrail’in bunu engellemesi değil, Hamas’ın bunları çalmasıdır” iddiasının doğru olmadığı belirtildi.

“Hamas yardımları çalıyor” iddiasının DMM tarafından defalarca yalanlandığı vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın 9 Ekim’de Gazze’ye yönelik karartma ile ilgili kullandığı, ‘Elektrik yok, yiyecek yok, su yok, yakıt yok. Her şey kapalı. İnsan hayvanlarıyla savaşıyoruz ve buna göre hareket ediyoruz’ şeklindeki ifadeler, Netanyahu’nun iddialarını çürütmektedir. İngiltere merkezli uluslararası bir yardım kuruluşu Oxfam, İsrail’in Gazze’ye giren yardımların zamanlaması, yeri ve dağıtım şekli de dahil olmak üzere tam kontrole sahip olduğunu belirtmiştir. Oxfam, tüm insani yardım sisteminin parçalanmış olması ve Gazze’deki insanların açlık, ölüm ve hastalıkla karşı karşıya kalmasının İsrail’in kontrolü altında olduğunu bildirmiştir. Ayrıca, Gazze’ye giren insani yardımlar, BM kuruluşları tarafından depolanıp dağıtılmaktadır. BM yetkilileri ‘Herhangi bir yardım almıyoruz, geçiş bölgesinde askeri operasyonlar devam ediyor ve bölge aktif bir savaş alanı’ ifadelerini kullanmıştır. Birçok benzer uluslararası kuruluş, Gazze’ye girmek için bekleyen yardımların İsrail tarafından engellendiğini doğrulamıştır.”



İSRAİL’İN SİVİLLERE ZARAR VERMEDİĞİ İDDİASI

Açıklamada, Netanyahu’nun “İsrail, uluslararası hukukun gerektirdiğinin ötesinde, sivillere zarar vermemek için tarihteki herhangi bir ordunun aldığından daha fazla önlem aldı” iddiasının da doğru olmadığı bildirildi.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 172’si çocuk, 10 bin 798’si kadın olmak üzere 39 bin 145 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 90 bin 257 kişinin yaralandığı anımsatılan açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“BM Genel Kurulu, 2022 yılında Uluslararası Adalet Divanına başvurarak, İsrail’in Filistin topraklarını uzun süreli işgali, sömürgeleştirmesi ve ilhakının gözden geçirilmesini istemişti. Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in bölgede sistematik ayrımcılık yaptığını ve Batı Şeria da dahil olmak üzere Filistin topraklarında inşa ettiği yerleşim yerlerinin yasa dışı olduğuna karar vermiştir. BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını ele alan rapor hazırlamıştır. Albanese’in, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını ele alan ‘Bir Soykırımın Anatomisi’ başlıklı raporu, BM İnsan Hakları Konseyinin 55. oturumu kapsamında yayımlanmıştır.

Albanese, komuta yetkisindeki İsrailli üst düzey yetkililerin rutin olarak askerlere ‘Gazze halkını yok etmeleri’ yönünde çağrıda bulunmasının, soykırıma yönelik açık ve aleni teşvikin ikna edici kanıtı olduğunu vurgulamıştır. Albanese, kanıtların, bu soykırım kışkırtmasının sahadaki askerler tarafından içselleştirildiğini ve uygulamaya konulduğunu da gösterdiğini ifade etmiştir. Uluslararası Af Örgütü, raporun soykırımı önlemek için uluslararası eylemi teşvik etmesi gereken çok önemli kanıtlar sunduğunu bildirmiştir.”

DMM’nin açıklamasında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresindeki konuşmasında dile getirdiği, “İsrail, sivilleri kasten hedef almıyor” iddiasının da doğru olmadığı ifade edildi.

İsrail ordu yetkililerinin nisan ayında bir gazeteye verdikleri röportajda, ordunun Gazze’de “ölüm bölgeleri” oluşturduğunu ve buraya giren herkesi ayırt etmeksizin öldürdüğünü itiraf ettiği vurgulanan açıklamada, Harvard Üniversitesinin yaptığı bir araştırmaya göre de İsrail’in Filistin’e düzenlediği bombalı saldırılarda sivil hedefleri kasıtlı olarak vurma olasılığının yüzde 99 olarak hesaplandığı aktarıldı.

“HAMAS’IN BEBEKLERİ YAKTIĞI İDDİASI”

Açıklamada, Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde kaydettiği, “Hamas 7 Ekim’de bebekleri yaktı” iddiasının, ilk olarak İsrail’deki “i24” televizyonu tarafından ortaya atıldığı, ardından İsrail Başbakanlık Ofisi ve İsrail gazetesi Jerusalem Post tarafından paylaşıldığı ancak İsrail kaynaklarından hiçbir kanıt sunulmadığı, söylemin iddia olarak kaldığı vurgulandı.

Söz konusu iddiayla ilgili İsrail ordusuyla temasa geçen Anadolu Ajansı muhabirinin, ordunun “İddiaları doğrulayacak bilgiye sahip değiliz” dediğini aktardığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

DMM’nin açıklamasında, Binyamin Netanyahu’nun konuşmasındaki, “Refah’ta neredeyse hiç sivil öldürülmedi” iddiasının doğru olmadığı, İsrail’in bu iddiasının daha önce de yalanlandığı belirtildi.

İşgalci İsrail güçlerinin, Gazze’deki sivillerin sığınağı haline gelen Refah’ı bombalamaya devam ettiği, Uluslararası Adalet Divanının 24 Mayıs’ta aldığı tedbir kararına rağmen 26 Mayıs’ta Refah’taki güvenli bölgede gerçekleştirdiği saldırıda, 45 kişinin yaşamını yitirdiği, 249 kişinin yaralandığı hatırlatılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) gibi uluslararası kuruluşların açıklamaları, İsrail saldırılarında çok sayıda sivilin hedef alındığını doğrulamaktadır. Saldırının hemen ardından kaydedilen görüntülerde de çok sayıda sivilin hedef alındığı görülmektedir. İsrail Başbakanı Netanyahu, Refah kentinde gerçekleştirilen saldırıyı ‘trajik hata’ olarak niteleyerek sivillerin vurulduğunu kabul etmiştir. Ayrıca Refah dahil Gazze’nin birçok bölgesinde İsrail’in saldırıları ve yardımları engellemesi nedeniyle temel gıda ihtiyaçları ve tıbbi yardıma erişemeyen birçok bebek ve yetişkin hayatını kaybetmektedir.”

KAYNAK: TRT HABER
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/dmmden-netanyahunun-abd-kongresindeki-iddialarina-yalanlama/feed/ 0
Son Dakika: Milli Güvenlik Kurulu sona erdi! https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-milli-guvenlik-kurulu-sona-erdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-milli-guvenlik-kurulu-sona-erdi/#respond Fri, 26 Jul 2024 01:00:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16493 SON DAKİKA HABERİ: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı 2 saat 45 dakika sürdü. Terörle mücadele, Suriye ile normalleşme ve Gazze’deki katliam görüşüldü.



MASADA KRİTİK KONULAR!

İletişim Başkanlığı, toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamayı paylaştı.

1. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla gerçekleştirilen operasyonlar ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

2. 15 Temmuz ihanetinin faili FETÖ ile mücadelede gelinen aşama ve önümüzdeki süreçte atılacak adımlar değerlendirilmiş; Türkiye’ye hasım odakların güdümünde her türlü menfur eyleme tevessül eden ve mağduriyet kisvesiyle kendisini aklamaya çalışan terör örgütünün tamamen çökertilmesine yönelik sarsılmaz kararlılık vurgulanmıştır.

3. Terörle mücadelede artan gayretlerimizin, bölge ülkelerinin samimi iş birliği ile müşterek güvenlik meselelerinin çözümüne sağlam bir zemin teşkil ederek komşularımız Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve refahına kalıcı katkıda bulunacağına işaret edilmiştir.

4. Meselelerin çözüme kavuşturulması sürecinde, Suriye’de tüm tarafları kapsayan gerçek bir toplumsal mutabakata ulaşılmasına yönelik desteğin sürdürüleceği ve nifak girişimleri ile iki halkın kadim dostluğunu hedef alan kışkırtmalara müsaade edilmeyeceği vurgulanmış; Suriye topraklarının bölücü terörden arındırılmasının, öncelikle Suriye’nin menfaatlerini ve bekasını teminat altına alacağının altı çizilmiştir.

5. Uluslararası toplumun artan tepkisine rağmen gerçekleştirdiği katliamlarla hiçbir hukuk kuralı ve insani değerle ilişkisi kalmadığını açıkça ilan eden İsrail yönetimi’nin gecikmeksizin durdurulması gerektiği belirtilmiş; aksi hâlde, önce mücavir alanlara müteakiben tüm bölgeye yayılacak bir şiddet sarmalının tetiklenebileceği tekrar hatırlatılmıştır.

6. Türkiye’nin uluslararası antlaşmalar çerçevesinde ve garantör ülke sıfatıyla icra ettiği Kıbrıs Barış Harekâtı sayesinde, yarım asırdır Ada’nın tamamında hâkim kılınan barış, huzur ve güven ortamının; harekâtın meşruiyetini ve başarısını tarih önünde tartışmasız bir şekilde teyit ettiği kaydedilmiştir.

Millî davamız olan Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü temelinde iki devletli çözüm esasına göre neticelenmesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak tanınması istikametindeki kararlı tutumumuzun muhafaza edileceği vurgulanmıştır.

7. Ege ve Akdeniz’deki meselelerde diyaloğa öncelik veren ve yapıcı yaklaşımımızın istismarına fırsat verilmeyeceği belirtilmiş; hak, alaka ve menfaatlerimizin müdaafasına yönelik tavizsiz uygulamaların sürdürüleceği ifade edilmiştir.

8. Ukrayna’daki savaşa ilişkin gelişmeler ve son dönemdeki diplomatik çabalar ele alınmış; savaşın daha fazla tırmanmadan ve bölgeye yayılmadan adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik çok taraflı samimi gayretlerin artırılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.

9. Somali, Libya, Sudan ve Nijer başta olmak üzere Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında uzun vadeli bir yaklaşımla geliştirilen ilişkiler değerlendirilmiş; Türkiye’nin, güven ve istikrarın tesisi hususunda üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirerek kardeş Afrika halklarının huzur ve refahına katkıda bulunmaya devam edeceği kaydedilmiştir.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur. 

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/son-dakika-milli-guvenlik-kurulu-sona-erdi/feed/ 0
ASELSAN, 2030’da dünyanın ilk 30 savunma şirketi arasında yer almayı hedefliyor https://www.foxtvhaber.com.tr/aselsan-2030da-dunyanin-ilk-30-savunma-sirketi-arasinda-yer-almayi-hedefliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/aselsan-2030da-dunyanin-ilk-30-savunma-sirketi-arasinda-yer-almayi-hedefliyor/#respond Tue, 23 Jul 2024 22:36:10 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16267 İngiltere’nin Farnborough kentinde düzenlenen, havacılık, savunma ve uzay sanayisinin dünyadaki en prestijli etkinliklerinden olan “Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı” kapılarını açtı.

Türk savunma sanayisinin önde gelen şirketlerinden ASELSAN da fuara ilk defa katılım sağlayarak askeri ve sivil alandaki hava platformu sistemlerini sergiliyor.

ASELSAN Genel Müdürü Akyol, şirketin yüksek teknoloji alanındaki hedefleri, uzay ve uydu çalışmaları ve geleceğe dönük vizyonuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Akyol, 49 yıl önce kurulan ASELSAN’ın Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi şirketlerinden olduğunu vurgulayarak, “Özellikle platformlarımıza elektronik sistemler konusunda çözüm sağlayan bir şirketiz. Geçtiğimiz yıllarda kara ve denizdeki birçok ürünü başarıyla silahlı kuvvetlerimize ve dünyadaki şirketlere teslim ettik.” diye konuştu.

Havacılık alanında da Türkiye’nin son yıllarda önemli atılımlar yaptığına işaret eden Akyol, Türkiye’nin helikopterleri, uçakları, İHA’ları ve milli uydusuyla bu alanda ihracat yapabilecek seviyeye geldiğini ve ASELSAN’ın da bu ürünlerin tamamında elektronik sistemleri sağlayan şirket olduğunu dile getirdi.

Akyol, ASELSAN’ın, dünyanın önde gelen prestijli etkinliklerinden Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı’na katılarak 6 teknoloji alanında 50’den fazla ürünü dünyadaki kullanıcılarla buluşturmak istediğini belirtti. ASELSAN Genel Müdürü, aviyonik sistemler, elektronik harp çözümleri, elektro-optik kameralar, radar sistemleri ve haberleşme teknolojilerinin bu ürünler arasında yer aldığını söyledi.

Bu ürünlerin havacılık ve uzay sektöründeki önemine dikkati çeken Akyol, “Bu teknolojiler, uçaklar, insansız hava araçları (İHA) ve diğer platformlara güç veriyor. Özellikle Aesa burun radarı ve ASELFLIR-500 elektro-optik kameramız gibi ürünlerle sektördeki iddiamızı ortaya koyuyoruz.” ifadesini kullandı.

 

“YATIRIMLARIMIZ ÜLKEMİZE STRATEJİK KATKI SAĞLARKEN ULUSLARARASI İŞBİRLİKLERİNİ DE ARTIRIYOR”

ASELSAN’ın yüksek teknoloji üretimiyle Türkiye’ye stratejik ve ekonomik katkı sağladığının altını çizen Akyol, “Bir kilogram başına 2 bin dolar ihracat yapabilen bir şirketiz. Yatırımlarımız ülkemize stratejik katkı sağlarken uluslararası işbirliklerini de artırıyor.” dedi.

Akyol, Türk devletinin, milletin ve şirketin hissedarlarının desteğiyle bu hedeflere doğru ilerlediklerini belirterek, ASELSAN’ın yüksek teknoloji ve inovasyon odaklı yaklaşımıyla savunma sanayisinde global ölçekteki hedeflerine ulaşmak için çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı.

Ahmet Akyol, “Bugün itibarıyla ASELSAN, 2,5 milyar dolar yıllık gelire, 18 ülkede ofisi, fabrikası ve faaliyeti olan uluslararası konuma ve Türkiye’de 16 farklı yerde değişik iştirakiyle uluslararası şirkete dönüştü.” ifadesini kullandı.

Şirketin iştirakleriyle, yaklaşık 14 bin kişilik çalışan ailesiyle 2030 ve 2040 hedeflerini ortaya koyduğunu ve 2030 yılı için kapsamlı program hazırladıklarını söyleyen Akyol, şöyle devam etti:

“Şu anda içinde ürün ve teknoloji yol haritaları, daha yalın ve hızlı işleyiş, dijital dönüşüm, seri üretim kapsamında yapılacak ilave yetenekler ve bütün bunların kombine edildiği ve insana biraz daha fazla yatırım yapıldığı bir anlayışla 2030 programını uyguluyoruz. Bu programın amacı, ASELSAN’ı bulunduğu noktadan, şu an dünyanın 47. büyük savunma sanayi şirketi konumundayız, 7 yıl sonra dünyadaki ilk 30’un içine dahil edebilmek. Bunun da anahtarı, birinci önceliği, her şeyin üstünde gelen önceliğimiz ihracat. Bütün ekiplerimizle gece gündüz dünyanın dört bir yanında bu geliştirdiğimiz yetkinliklerin ihracatla buluşması için çalışıyoruz.”

Akyol, ASELSAN’ın geçen yıl 20 yeni ürünü ilk defa ihraç etme imkanı bulduğunu, bugün itibarıyla şirketin ürünlerinin ihraç edildiği ülke sayısının 88’e ulaştığı bilgisini verdi.

Geçen yıl 600 milyon dolarlık yeni ihracat sözleşmesi imzaladıklarını, bu yıl rakamı biraz daha yukarı çıkarmaya çalıştıklarını belirten Akyol, “ASELSAN’ın bütün ekiplerinin birinci önceliği, ihracat ve uluslararası işbirliği odaklı. (Önceliğimiz) Bu imkanlarımızı, sistemlerimizi büyütmek, geliştirmek ve 2030’da bulunduğumuz noktanın bir üst ligine ASELSAN’ı taşımak.” dedi.

“ASELSAN’IN FAALİYETLERİNİN ODAĞINDA YETİŞMİŞ GENÇ VE DİNAMIK İNSAN KAYNAĞI VAR”

Akyol, şirketin başarısının arkasındaki en önemli faktörlerden birinin “nitelikli insan kaynağı” olduğunu dile getirerek, ASELSAN’ın tüm faaliyetlerinin en önemli odak noktasında, yetişmiş genç ve dinamik insan kaynağı olduğunu ifade etti.

ASELSAN’ı diğer uluslararası firmalardan ayıran faktörlerden birinin, yüzde 63’ü mühendis ve 34 yaş ortalamasına sahip nitelikli kadroları olduğunu söyleyen Akyol, bugün itibarıyla şirketin kendi bünyesinde yaklaşık 11 bin çalışan olduğunu, 18 iştiraki dahil edildiğinde 14 bin kişilik kadroya sahip olduklarını dile getirdi.

ASELSAN Genel Müdürü Akyol, şunları kaydetti:

“Lise çağından, ASELSAN meslek liseleriyle gençliğimizi desteklemeye çalışıyoruz. Sonrasında staj programlarımız var. Her yıl binden fazla öğrencimizi gerek meslek lisesi gerek üniversite öğrencilerimizi staja alıp ASELSAN deneyimini erken yaşta kazandırmaya çalışıyoruz ve çok daha üzerine önemli düştüğümüz, aday mühendislik müessesimiz var. Bu sene 3. sınıfa indirdik. 3. ve 4. sınıftaki üniversite öğrencisi arkadaşlarımızı 3. sınıfta haftada bir gün, 4. sınıfta haftada 2 gün ASELSAN’da çalışır hale getiriyoruz. Onların erken yaşta bu deneyimi kazanması, hem okurken hem endüstride olanları deneyimlemesini istiyoruz. Sonrasında da ASELSAN’a başladıklarında gelişim durmasın, devam etsin amacıyla 4. nesil üniversite olan ASELSAN Akademi’yi tesis ettik. Çok seçkin üniversitelerimizin hocaları, çalışanlarımızı ASELSAN’da YÖK ile yaptığımız bir protokolle master ve doktora yaptırıyorlar. Dolayısıyla, liseden üniversiteye, üniversiteden ASELSAN’da çalışırken devamlı insan kaynağının kıymetinin geliştirildiği bir anlayışı taşıyoruz. Bir taraftan da seçim aşamasında da zaten oldukça zorlayıcı kriterlerle en nitelikli kadroları aramıza kazandırmaya çalışıyoruz.”

“ASELSAN, YURT DIŞINDA ÇALIŞAN TÜRK MÜHENDİSLERDEN DE YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR”

Akyol, şirketin yurt dışında çalışan Türk mühendislerden de yoğun ilgi gördüğünü vurgulayarak, “2023’te yurt dışından dönmek isteyen mühendis başvurularının, 2024’ün ilk 6 ayında geçen yılın 2 katına çıktığını görüyoruz. Bu, ASELSAN’ın küresel ölçekteki başarısının ve cazibesinin göstergesidir.” diye konuştu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/aselsan-2030da-dunyanin-ilk-30-savunma-sirketi-arasinda-yer-almayi-hedefliyor/feed/ 0
Erdoğan’dan dikkat çeken mesaj: Aliya’nın sözüyle uyardı! https://www.foxtvhaber.com.tr/erdogandan-dikkat-ceken-mesaj-aliyanin-sozuyle-uyardi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/erdogandan-dikkat-ceken-mesaj-aliyanin-sozuyle-uyardi/#respond Thu, 11 Jul 2024 22:48:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15093 SON DAKİKA HABERİ: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gazze’deki barbarlığın sorumluları da aynı Srebrenitsa’da olduğu gibi uluslararası hukuk önünde er ya da geç hesap verecektir. Türkiye olarak adaletin tecellisi ve katliamın faillerinin hesap vermesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.” dedi.

Erdoğan, Bosna Hersek’teki “Srebrenitsa Soykırımının 29. Yıl Dönümü Anma Töreni”ne video mesaj gönderdi.

Bugünün, insanlık tarihine kapkara bir leke olarak geçen Srebrenitsa Soykırımı’nın 29’uncu senesi olduğunu anımsatan Erdoğan, bu hüzün dolu günde şehitlerin kederli ailelerine ve tüm Boşnak halkına taziyelerini iletti.

Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı, büyük fikir ve dava ile devlet adamı Aliya İzzetbegoviç’in “Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır” sözündeki hikmeti ve acı gerçeği akıldan çıkarmadıklarını vurgulayan Erdoğan, “Benzer bir mezalimin dünyanın hiçbir yerinde tekrar yaşanmaması için Srebrenitsa’yı unutmayacağız ve unutturmayacağız. Şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun. Rabb’im, tüm şehitlerimizi cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.” ifadelerini kullandı.

Srebrenitsa’da yakınlarını kaybedenlerin acılarının daha dün gibi taze olduğunu belirten Erdoğan, her 11 Temmuz’da acıları yenilenen şehitlerin ailelerine ve Boşnak halkına Allah’tan sabır diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin eş sunucularından olduğu, 11 Temmuz’un “Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Uluslararası Günü” olarak ilan edilmesine dair karar tasarısının 23 Mayıs’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edildiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Bu kararın hazırlanmasından kabul edilmesine kadar tüm aşamalarında emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Srebrenitsa Soykırımına benzer bir karanlığın dünyanın hiçbir yerinde tekrarlanmaması için bu kararın ibret olması gerektiğine inanıyoruz. Ancak 29 yıl önce Srebrenitsa’da yaşanan vahşetin bir benzerine bugün Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında Filistin halkı maruz kalıyor. 16 bini çocuk olmak üzere yaklaşık 40 bin masum insanın katledilmesini, uluslararası kurum ve kuruluşlar tıpkı 29 sene evvel olduğu gibi sadece seyrediyor. Tüm dünya olarak insanlık ve samimiyet imtihanından geçiyoruz. Şunun bilinmesini isterim, Gazze’deki barbarlığın sorumluları da aynı Srebrenitsa’da olduğu gibi uluslararası hukuk önünde er ya da geç hesap verecektir. Türkiye olarak adaletin tecellisi ve katliamın faillerinin hesap vermesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”



“HER TÜRLÜ NEFRET SÖYLEMİ GERİDE BIRAKILMALI”

Uluslararası mahkeme kararlarına rağmen Bosna Hersek’teki soykırımı hala inkar edenleri ve savaş suçlularını yüceltenleri esefle karşıladıklarının altını çizen Erdoğan, savaş sonrası evlerine geri dönen kişilere yönelik saldırı ve tacizleri de endişeyle takip ettiklerini söyledi.

Hangi etnik kökenden olursa olsun, her bir Bosna Hersek vatandaşının yaşadığı yerde kendisini emniyette hissetmesi için yerel makamların üzerlerine düşen görevi yapmalarını beklediklerini dile getiren Erdoğan, “Bosna Hersek’te kalıcı barış ve istikrarın muhafazası için her türlü nefret söylemini artık tamamen geride bırakmalı, barış, hoşgörü ve uzlaşma kültürünü yaymanın yollarını aramalıyız.” diye konuştu.

Bosna Hersek’te tüm kesimleri kapsayan bir iç uzlaşının hakim kılınmasının en samimi temennileri olduğunu belirten Erdoğan, çatışma ve gerilimden kimsenin kazançlı çıkmayacağını herkesin aklında tutması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, Bosna Hersek’in bir istikrar, barış ve refah havzasına dönüşmesi için üzerine düşeni yapmaya devam edeceğinin altını çizerek, “Bosna Hersek’in toprak bütünlüğü, siyasi birliği ve egemenliğine yönelik koşulsuz desteğimizi daima sürdüreceğiz. Sizlerden, gönüllerinizi ferah tutmanızı bekliyorum. Srebrenitsa şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/erdogandan-dikkat-ceken-mesaj-aliyanin-sozuyle-uyardi/feed/ 0
OECD Başekonomisti açıkladı: Türkiye’ye yabancı yatırım artacak https://www.foxtvhaber.com.tr/oecd-basekonomisti-acikladi-turkiyeye-yabanci-yatirim-artacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/oecd-basekonomisti-acikladi-turkiyeye-yabanci-yatirim-artacak/#respond Sat, 06 Jul 2024 07:36:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14285 1 Temmuz’da OECD’de başekonomistlik görevini devralan Pereira, OECD bünyesindeki Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) Türkiye’nin gri listeden çıkarılması kararı ve bu gelişmenin Türkiye ekonomisine olası etkilerine ilişkin soruları yanıtladı.

FATF’ın Türkiye’yi gri listeden çıkarma kararını “oldukça iyi bir haber” olarak değerlendiren Pereira, bu kararın Türkiye’nin uluslararası taahhütlerini yerine getirmek üzere kara para aklamayla mücadele rejimini güçlendirdiğini teyit ettiğini söyledi.

“Türkiye’nin gri listeden çıkarılması, uluslararası piyasaların son aylarda Türkiye’ye yönelik iyileşmekte olan güvenini daha da artırabilir” diyen Pereira, Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) düştüğünü ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke notunu yükselttiğini anımsattı.

Pereira, Türkiye’nin swaplar hariç net uluslararası rezervlerinin haziran itibarıyla 2020’nin başından bu yana ilk kez pozitife döndüğüne işaret ederek, “Elbette FATF listesinden çıkarılmak, doğrudan yabancı yatırım girişlerini önemli ölçüde iyileştirmek için yalnızca bir adım.” dedi.

Türkiye ekonomisinde son aylardaki olumlu gelişmelere rağmen önemli zorlukların da sürdüğünü ifade eden Pereira, sermaye girişlerinin son aylarda arttığını ancak doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın daha sınırlı kaldığını aktardı.

Pereira, enflasyonun hala yüksek olduğunu belirterek, “İyileşen uluslararası algıdan tam olarak faydalanabilmek için yetkililer makroekonomik istikrar politikalarına devam etmeli. İstikrarlı ve öngörülebilir bir politika çerçevesi, istikrarlı bir makroekonomik ortamla birleştiğinde, uluslararası yatırım girişlerini önemli ölçüde artırma potansiyeline sahip.” diye konuştu.

“EKONOMİ EKİBİNİN ADIMLARI HAYATİ ÖNEMDE”

Enflasyonun hedefe doğru sağlam bir patikaya oturana kadar para politikası koşullarının sıkı kalması ve mali ihtiyatlılığın devam etmesi gerektiğini vurgulayan Pereira, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin ekonomi ekibi tarafından halihazırda atılan mali konsolidasyon adımları, ekonominin sürdürülebilir bir patikaya oturtulması açısından hayati önem taşıyor. Bu açıdan mali disiplinin yeniden tesis edilmesi zorunlu. Merkez Bankasının, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasını gerektiği şekilde sıkılaştırma konusundaki kararlılığını belirtmesi de memnuniyet verici.

Yapısal reformlar, makroekonomik çerçeveyi istikrara kavuşturmaya ve uzun vadede potansiyel büyümeyi artırmaya yönelik mevcut çabaları destekleyebilir. Özellikle iş gücü piyasası reformları daha yüksek kalitede kayıtlı istihdam yaratılmasını kolaylaştırabilir.”

İHRACATTA KADEMELİ BÜYÜME BEKLENTİSİ

Alvaro Pereira, geçen yıl yüzde 4,5 büyüyen Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,4 ve 2025’te yüzde 3,2 büyümesini beklediklerini bildirdi.

Kısıtlayıcı para politikası ve enflasyonun özel tüketimi ılımlı hale getireceğini aktaran Pereira, büyüme yavaşladıkça iş gücü piyasasında bir miktar soğuma beklendiğini kaydetti.

Pereira, yatırım aktivitesinin ise çoğunlukla Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası yeniden yapılanmaya bağlı olarak güçlü kalacağının öngörüldüğünü belirterek, “Dış pazarlardaki iyileşmenin de bir yansıması olarak, Türkiye’nin ihracatının kademeli şekilde büyümesini bekliyoruz.” dedi.

TÜRKİYE’NİN GRİ LİSTEDEN ÇIKARILMASI

Singapur’un dönem başkanlığında bu yıl 23-28 Haziran’da düzenlenen ve OECD bünyesinde bulunan FATF Genel Kurulu’nda, Türkiye’nin gri listeden çıkarılmasına karar verilmişti. Genel Kurul, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele (AML/CFT) konusunda daha önceki değerlendirmeler sırasında tespit edilen eksikliklerini gideren Türkiye’nin gri listeden çıkarılması kararı almıştı.

Moody’s Sektör Uygulama Lideri Mohamed Daoud da Türkiye’nin FATF gri listesinden çıkarılmasının hükümet ve çeşitli ekonomik sektörlerin kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadelelerini güçlendirmede kaydettikleri önemli ilerlemenin göstergesi olduğunu belirterek, “Bu gelişmenin Türkiye’nin itibarını uluslararası alanda artırması, yabancı yatırımları, Avrupa ve ABD kurumlarıyla ilişkileri potansiyel olarak güçlendirmesi bekleniyor.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/oecd-basekonomisti-acikladi-turkiyeye-yabanci-yatirim-artacak/feed/ 0
UCLG Başkanı Altay’dan yerel yönetimlere destek mesajı https://www.foxtvhaber.com.tr/uclg-baskani-altaydan-yerel-yonetimlere-destek-mesaji/ https://www.foxtvhaber.com.tr/uclg-baskani-altaydan-yerel-yonetimlere-destek-mesaji/#respond Sat, 22 Jun 2024 00:24:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13312 Rusya’ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da düzenlenen programda konuşan Başkan Altay, şehirlerin uluslararası sistemde üstlenmiş olduğu rolü daha da güçlendirecek böyle bir programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, dünyanın en büyük yerel yönetim teşkilatı başkanı olarak, şehirlerin ekonomik büyümesi, gelişimi ve toplumsal kalkınması için büyük bir adım olan BRICS+ Şehirler ve Belediyeler Birliği’nin önemli bir girişim olduğunu vurguladı.

“İSRAİL SADECE MASUMLARI ÖLDÜRMÜYOR; İNSAN HAKLARINI, VİCDANI, MERHAMETİ ÖLDÜRÜYOR”

Her uluslararası platformda olduğu gibi burada da İsrail’in Filistin’e yönelik gerçekleştirdiği zulme dikkat çeken Başkan Altay, “Aylardır katil İsrail yönetiminin, mazlum Filistin halkına uygulamış olduğu vahşet ve katliamlar; yüreğinde insanlık taşıyan herkesi derin bir üzüntüye sürüklemiştir. İsrail sadece yavruları, kadınları, masum insanları öldürmüyor. İnsan haklarını, ifade özgürlüğünü, vicdanı, merhameti de öldürüyor. Mevlana Celaleddin Rûmî Hazretleri; ‘Adâlet ağaçları sulamaksa, zulüm dikene su vermektir’ buyurur. Bize düşen bu zulmü önlemek ve adaleti sağlamak için birlik olmak ve en güçlü şekilde bu katliamı durdurmak için gayret göstermektir. Ben bir kez daha; barış, özgürlük ve adaletin yanında olan herkesi, Filistin’de barışın tesisi edilmesi için dayanışmaya davet ediyorum. Başta Gazze olmak üzere İsrail’in yıktığı bütün şehirlerin imar edilmesi ve yerlerinden edilen Filistinli kardeşlerimizin yaşam alanlarına döndürülmesi konusunda İsrail’e baskı yapmaya çağırıyorum” diye konuştu.

“BİRLİKTE ÇALIŞARAK, ŞEHİRLERİMİZİN DAHA PARLAK BİR GELECEĞE SAHİP OLMASINI SAĞLAYABİLİRİZ”

Dünyada küresel zorluklarla başa çıkmak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için uluslararası iş birliğinin önemine vurgu yapan Başkan Altay, şöyle devam etti:

“BRICS+ Şehirler ve Belediyeler Birliği, bu iş birliğini en üst düzeye çıkarmak, şehirlerimiz ve belediyelerimiz aracılığıyla somut projelere dönüştürmek için eşsiz bir fırsattır. İklim değişikliği ile mücadele, savaşların sona erdirilmesi, barışın inşası, mülteci sorunu ve eşitsizliklerin önlenmesi başta olmak üzere sürdürdüğümüz tüm eylemlere katkı sağlayacak BRICS+ Şehirler ve Belediyeler Birliği’nin kurulması gerçekten çok önemli bir girişimdir. Bugün burada, şehirlerimizi ve belediyelerimizi daha güçlü, dirençli ve sürdürülebilir kılmak için iş birliği yapma kararlılığımızı yeniden teyit ediyoruz. Bu yeni birlik, bilgi ve deneyim paylaşımını artıracak, ortak projeler ve girişimler için bir platform sağlayacak ve iyi uygulamaları yaygınlaştıracaktır. Bu birliktelik, sadece bugünümüzü değil, gelecek nesillerin de yaşam kalitesini artıracak önemli bir adım olacaktır. Birlikte çalışarak, şehirlerimizin ve vatandaşlarımızın daha parlak bir geleceğe sahip olmasını sağlayabiliriz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Toplantıda BRİCS + Yerel Yönetimler Birliği Kurma Deklarasyonu da yayınlandı.

“HER PLATFORMDA YEREL YÖNETİMLERİN DAHA GÜÇLÜ TEMSİLİ KONUSUNDA DESTEK OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Başkan Altay toplantının ardından değerlendirmelerde bulundu. Dünya üzerindeki ülkelerin bir araya gelerek uluslararası platformda kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri birlikler oluşturduklarını kaydeden Başkan Altay, “BRICS+ da bu birliklerin son zamanlardaki en güçlülerinden birisi. Bugünkü toplantıda da bu uluslararası birliklerin yerel yönetimde seslerinin daha güçlü çıkabilmesi için yeni birlik oluşturulmasıyla ilgili kararlar alındı. UCLG Başkanı olarak bu toplantıda, UCLG açısından önemli olan şeyin uluslararası birliklerde yerel yönetimlerin sesinin güçlü şekilde çıkması gerektiğini ifade ettim. Ayrıca her toplantıda olduğu gibi bu toplantıda da İsrail’in Filistin’de yaptığı soykırımı kınayan ve barışın bir an önce sağlanması gerektiğiyle ilgili ifadelerde bulunduk. Dünya Belediyeler Birliği Başkanı olarak her platformda yerel yönetimlerin daha güçlü temsili konusunda destek olmaya bundan sonra da devam edeceğiz. Ev sahipliğinden dolayı Tataristan Cumhurbaşkanı’na ve Kazan Belediye Başkanı’na teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/uclg-baskani-altaydan-yerel-yonetimlere-destek-mesaji/feed/ 0
Rusya’dan Türkiye’ye ulusal para birimi teklifi https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-turkiyeye-ulusal-para-birimi-teklifi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-turkiyeye-ulusal-para-birimi-teklifi/#respond Thu, 13 Jun 2024 06:00:39 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12663 Rusya’nın en büyük bankalarından VTB’nin Başkanı Andrey Kostin, küresel finans sisteminde değişim gerektiğini belirtti.

Kostin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) kapsamında AA muhabirinin sorularını cevapladı.

TÜRKİYE İLE RUSYA “HARİKA” İLİŞKİLERE SAHİP

Türkiye ile Rusya’nın “harika” ilişkilere sahip olduğunu dile getiren Kostin, ilişkiler sayesinde tüm alanlarda ivme kazanıldığını söyledi.

Kostin, “Türkiye, bugün bizim için bir ticaret ortağı olarak çok önemli. Bu zor dönemde Türkiye’nin desteği için Türk halkına ve Türk liderliğine çok müteşekkiriz. Bunun karşılıklı yarar sağlayan bir etkileşim olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

Hem ticari hem de finansal alanda ilişkileri daha da geliştirmek istediklerini kaydeden Kostin, “Biliyorsunuz turizm bitmiyor hatta bugün Türk hava yolu şirketleri ve Türk tatil köyleri daha da fazla talep görüyor. Dolayısıyla Türkiye bize ruhen, insani olarak ve genel olarak çok yakın bir ülke.” ifadelerini kullandı.

“TABİKİ RUBLE VE TL İLE DAHA KOLAY OLURDU”

Andrey Kostin, VTB’ye ilişkin bilgiler vererek, bankanın Azerbaycan, Kazakistan, Çin, Vietnam ve Hindistan gibi ülkelerde çok sayıda şubeye sahip olduğunu, Türk bankaları ile halihazırda ortak bir çalışma yürütmediklerini bildirdi.

Bankacılık alanında yaşanan zorluklarla ilgili çözüm arayışının devam etmesi gerektiğini dile getiren Kostin, “Çin ile ticarette çözüm bulduk, ulusal para birimiyle ödeme yapıyoruz hatta ticarette büyük dengesizliğin olduğu Hindistan’la bile çözüm bulduk. Türkiye ile de fırsatlar aramalıyız diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Kostin, söz konusu çözümler arasında dijital paraların da olabileceğini belirterek, “Dijital ve ulusal para birimleri temelinde kendi yeni mekanizmalarımızı oluşturmalıyız. Tabii ki hem ruble hem de Türk lirası daha istikrarlı olsa bunu yapmak daha kolay olurdu.” dedi.

“KÜRESEL FİNANS SİSTEMİ DEĞİŞMELİ”

VTB Başkanı Kostin, uluslararası ticarette yerli para birimleri kullanımını sayesinde bankacılık sektöründe yaşanan sorunların önemli oranda çözülebileceğini kaydederek, “Genel olarak, yeni bir finansal piyasanın yaratılması gerekiyor. Çünkü mevcut uluslararası finansal sistem başka koşullar altında oluşmuştur.” ifadesini kullandı.

Kostin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“1950’li, 1940’lı yıllarda nasıl olduğunu hatırlıyoruz. Sömürge döneminden kalma ülkeler, Çin, Hindistan vardı. Şimdi ise sadece BRICS ülkeleri, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 40’ını oluşturuyor ve hatta G7 ülkelerinin ekonomik gücünü bile aşıyorlar. Dolayısıyla elbette bu koşulları revize etmemiz gerekiyor. Batı ve ABD sadece mali sisteme değil, Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi uluslararası organizasyonlara da hakim. Dolayısıyla elbette yeniden düşünmeliyiz, kendi pazarlarımızı, borsalarımızı, menkul kıymetlerimizi, takas sistemimizi, mevduatımızı yaratmalıyız. Sadece New York ve Londra pazarına güvenemezsiniz.”

DOLARIN REZERV PARA KONUMU

Andrey Kostin, ABD dolarının rezerv para konumunda olmasına ve bazı ülkelerin dolardan uzaklaşmasına değinerek, “Bence her şeyden önce Amerika, doları sırf askeri ve stratejik siyasi amaçlarla silah olarak kullanmaya başlayınca kendisine yönelik bir karara imza atmıştır.” dedi.

Dünyadaki “dolarsızlaşma” döneminin uzun süreceğini, çünkü dünyanın dolar kullanmaya alıştığını anlatan Kostin, “Ancak Amerikan ekonomisine, Amerikan hazinelerine ve diğer enstrümanlara yapılan yatırımların azalmasını da içeren bir tepkinin mutlaka olacağını düşünüyorum. Bu da Amerikan finansal piyasasını büyük ölçüde baltalayabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası ödeme araçlarının siyasi bir kaldıraç olarak kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Kostin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu sadece güveni zedeler. Merkez bankası rezervlerine, devlet fonlarına el konuluyor. Şimdi bize onları asla geri alamayacağımız söyleniyor. Ancak bu, tarihte daha önce yaşanmamış benzersiz bir örnek. Peki bundan sonra bu fonları kim tutacak? Türkiye ve Çin de ABD ile zaman zaman gerginlik yaşıyor. Elbette hiç kimse her zaman bu tür eylemlere maruz kalma riski altında olmayacaktır. Dolayısıyla yavaş yavaş, bir yılda değil, belki 5 yılda da değil ama bu sürecin devam edeceğini düşünüyorum.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-turkiyeye-ulusal-para-birimi-teklifi/feed/ 0
Rusya’dan dikkat çeken açıklama: Çin ile ittifak değiliz https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-dikkat-ceken-aciklama-cin-ile-ittifak-degiliz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-dikkat-ceken-aciklama-cin-ile-ittifak-degiliz/#respond Thu, 13 Jun 2024 02:12:39 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12627 Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın Nijniy Novgorod kentinde düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda konuşma yaptı. Çok kutuplu dünyada önemli bir dönüşüm yaşandığını belirten Lavrov, “Gözlerimizin önünde, modern dünyanın kültürel ve medeniyetsel çeşitliliğini yansıtacak, her halkın haklarını güvence altına alacak daha eşitlikçi, çok merkezli bir dünya düzeni sisteminin oluşmasıyla bağlantılı olarak uluslararası ilişkilerde derin bir dönüşüm yaşanıyor. Adil bir gelecek için hepimizin paylaştığı vizyonu ancak saflara katılarak gerçekten etkili bir şekilde ilerletebiliriz. Bu bağlamda, dengeli ve eşit yaklaşımları savunan devletlerarası birliklerin rolünün güçlendirilmesi önemlidir. Eşit iş birliği ilkelerinin sözde değil fiilen hayata geçirildiği formatlar önemli” dedi.

“MOSKOVA KENDİNİ BATIYA KAPATMIYOR”

Batılı ülkelerin adil olmayan politikalar yürüttüğünü savunan Lavrov, “Ancak ne yazık ki kolektif Batı’nın özellikle ekonomi, finans, ticaret ve daha pek çok alanda aldığı kararlar BM Şartı’nın temel ilkelerine giderek daha fazla uymamaktadır. BM Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere çok taraflı kurumlar sisteminde reform yapılması, küresel ekonominin pandemi sonrası toparlanması ve BM Genel Kurulu tarafından onaylanan sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması konularında büyük ölçüde benzer yaklaşımlara sahibiz” şeklinde konuştu.

Batılı ülkelere mesaj veren Lavrov, “Rusya, Çin veya Kuzey Kore ile herhangi bir ittifakın parçası değildir ancak Batılı ülkelerin ‘nükleer kozu oynama’ girişimlerini görüyor ve bunlara karşı çıkıyor. Moskova kendisini Batı’ya karşı kapatmıyor ancak oradakilerin bu davranışlarıyla çatışmanın devam etmesinden başka bir sonuç çıkmayacağını anlamaları gerekiyor” dedi.

LAVROV, FİDAN’LA İKİLİ İLİŞKİLERİ GÖRÜŞTÜ

Oturumdan önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan görüşme gerçekleştirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, bakanların iki ülke arasındaki siyasi, ticari ve ekonomik iş birliğini görüştüğü belirtildi. Rus tarafı mevcut sorunların çözümü, bağların daha da genişletilmesi ve gelecek vaat eden etkileşim alanlarının bulunması amacıyla temasların sürdürülmesi ihtiyacına dikkat çekti.
Orta Doğu ve Kafkasya’daki durumun yanı sıra bazı uluslararası platformlar da dahil olmak üzere uluslararası gündemin ana konularının ele alındığı toplantıda, Lavrov’un Fidan’ı Rusya’nın BRICS dönem başkanlığının öncelikleri hakkında bilgilendirdiği ifade edildi. Toplantıda ayrıca Rusya’nın Ukrayna ihtilafı etrafındaki duruma ilişkin ilkesel değerlendirmesi de ele alındı.

İSRAİL’İN FİLİSTİN SALDIRILARINA KINAMA

BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından yayınlanan ortak bildiride ise İsrail’in Filistin saldırıları kınandı. Yapılan açıklamada, “Bakanlar, ilgili BM Genel Kurulu kararlarının ve BMGK’nin 2720 sayılı kararının uygulanması ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinli sivil nüfusa doğrudan güvenli ve engelsiz şekilde insani yardımın derhal ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakanlar, İsrail’in Refah’taki askeri operasyonunu ve bunun sivil yaşamı doğrudan etkileyen sonuçlarını, özellikle de buradaki Filistinli sivillerin yoğunluğu ve Filistin’den Refah geçişinin askıya alınmasının yol açtığı insani felaketi göz önünde bulundurarak kınadı. Ayrıca Filistin halkını topraklarından zorla çıkarmayı, sınır dışı etmeyi veya başka bir yere göndermeyi amaçlayan her türlü girişimi reddettiklerini yineledi” denildi.

Artan gerilimin Orta Doğu bölgesinin geri kalanına yayılma tehlikesi konusunda uyarı yapılan bildiride, “Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı dava çerçevesinde Uluslararası Adalet Divanı’nın geçici tedbirler aldığına dikkat çektiler. Bakanlar, İsrail’in uluslararası hukuku, Şartı, BM kararlarını ve mahkeme kararlarını bariz bir şekilde göz ardı etmesi konusunda ciddi endişelerini dile getirdiler. Ortak bildiride BRICS ülkelerinin Ukrayna sorununun çözümüne dair arabuluculuk tekliflerinin memnuniyetle karşılandığı da belirtilirken bugün gerçekleşen BRICS+ Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın oturumunda ise devletler arası eşit ve dengeli kalkınma politikası üzerinde duruldu” ifadesi kullanıldı.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-dikkat-ceken-aciklama-cin-ile-ittifak-degiliz/feed/ 0
Türkiye’deki kritik toplantıda teklif ettiler! İslam alemine savaşı durduracak çağrı https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyedeki-kritik-toplantida-teklif-ettiler-islam-alemine-savasi-durduracak-cagri/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyedeki-kritik-toplantida-teklif-ettiler-islam-alemine-savasi-durduracak-cagri/#respond Tue, 11 Jun 2024 01:48:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12413 Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlenen “Olağanüstü D-8 Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı”nda konuşan Dar, toplantı için Türkiye’ye ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, Pakistan hükümeti ve halkı adına en içten teşekkürlerini sunmak istediğini dile getirdi.

‘İSRAİL’İN BARBARCA VAHŞETİNİ DURDURMAK İÇİN BİRLEŞİK BİR CEPHE ORTAYA KOYMALIYIZ’

Pakistan’ın işgal altındaki Filistin topraklarında uluslararası hukuka ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarına dayalı olarak adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışı sürekli olarak desteklediğini belirten Dar, İsrail’in işgal altındaki tüm Arap topraklarından tamamen çekilmesi, Filistin halkının vazgeçilmez haklarının iade edilmesi, Filistin’e dönüş hakkı da dahil olmak üzere, Filistinliler için 1967 öncesi sınırların ve başkenti Kudüs olan bağımsız bir vatan kurulması çağrısı yaptı.

Dar, şöyle devam etti:

“Pakistan, Araplar ve İsrail arasındaki tüm önemli anlaşmazlıkların kapsamlı bir çözümü sağlanmadan Orta Doğu’da kalıcı bir barışın olamayacağına inanıyor. Egemen, sürdürülebilir ve sınırları bitişik olan bir Filistin devletinin kurulması, bölgesel barış ve istikrarın mutlak ön şartıdır.

Filistinlilere yönelik korkunç cinayetler, kötü muamele ve tehcir karşısında sessizlik ve eylemsizlik bir seçenek değildir. Filistin’deki kardeşlerimiz için ayağa kalkmalı ve İsrail’in insanlık dışı ve barbarca vahşetini durdurmak için birleşik bir cephe ortaya koymalıyız.”

‘BU VAHŞET KARŞISINDA SESSİZ KALMAYI SEÇENLERİ TARİH DOĞRU OLARAK YARGILAMAYACAKTIR’

İsrail’in hastanelere, sağlık kuruluşlarına önceden planlanmış şekilde saldırdığını belirten Dar, şöyle devam etti:

“İsrail’in aralıksız ve acımasız saldırganlığı, Filistin halkını yok etmeye yönelik apaçık bir girişimdir. Dünya, İsrail işgal güçlerinin, uluslararası hukuka dayalı dünya görüşünü ve Uluslararası Adalet Divanının emirlerini hiçe sayarak, çağımızın en büyük katliamlarından birisini yaptığına tanık oluyor. Bu vahşet karşısında sessiz kalmayı seçenleri tarih doğru olarak yargılamayacaktır.”

İsrail’in açlığı ve kıtlığı savaş silahı olarak kullandığını aktaran Dar, İsrailli yerleşimcilerin yardım konvoylarına yönelik son saldırıları ve İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nı ele geçirmesinin, sivilleri aç bırakma niyetiyle insani yardım malzemelerinin kasıtlı olarak engellenmesi anlamına geldiğini vurguladı.

‘SAVAŞ SUÇLARININ TARİHİNDE YENİ VE KORKUNÇ BİR SAYFA’

Bunun, uluslararası insani hukuk ve savaş hukuku kapsamındaki savaş suçlarının tarihinde tamamen yeni ve korkunç bir sayfa olduğunu vurgulayan Dar, uluslararası toplumun, Filistinlilere uygulanan bu toplu cezalandırmayı durdurmak için harekete geçmesi gerektiğini belirterek, “Açlığın bir savaş silahı olarak kullanılmasını kınıyoruz ve derhal ateşkes sağlanması ve Gazze’ye engelsiz insani yardım akışı sağlanması çağrısında bulunuyoruz.” dedi.

Dar, Uluslararası Adalet Divanının, İsrail için verdiği Refah’taki askeri saldırısını derhal durdurması yönündeki talimatının gecikmeksizin uygulanmasını, uluslararası toplumun, cinayetleri durdurmak ve insani acıları durdurmak için harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.

‘İSRAİL’İN YOL AÇTIĞI YIKIM BENZERSİZDİR’

D-8 teşkilatının, Filistin halkının acılarına son vermek için ilgili tüm uluslararası forumlarda ekonomik olduğu kadar siyasi gücünü de kullanması gerektiğini dile getiren Dar, İsrail işgal güçlerinin bu açıkça yasa dışı ve soykırım niteliğindeki eylemine derhal ve koşulsuz olarak son vermesinin mutlak bir zorunluluk olduğunu söyledi.

Dar, D-8 platformu aracılığıyla Gazze halkına yönelik insani yardımları koordine edebileceğini ve saldırı sona erdiğinde yeniden inşa çabalarında da rol oynayabileceklerini aktardı.

“Filistinlilerin hayatlarını ve geçim kaynaklarını yeniden inşa etmelerini istiyorsak ve İsrail’in onları ortadan kaldırmasa bile kalıcı olarak sakat bırakma yönündeki hain tasarımında başarılı olmasına izin vermemek istiyorsak bu çok önemlidir.” diyen Dar, bu toplantının, aynı zamanda İsrail saldırganlığını durdurmak ve kuşatma altındaki Gazze halkına tüm insani yardım kanallarını açmak için ortak ve acil bir uluslararası eylem çağrısı ve kampanyasına da öncülük etmesi gerektiğini kaydetti.

‘FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE ANLAMLI DESTEK VERMEK İÇİN HAREKETE GEÇELİM’

Dar, Pakistan’ın Filistinliler için halihazırda 8 yardım sevkiyatı gönderdiğini, belirterek, sözlerini, “İsrail’in orantısız ve aralıksız saldırganlığının yol açtığı yıkımın boyutu benzersizdir. Dolayısıyla Gazze’nin restorasyonu ve rehabilitasyonuna yönelik olağanüstü bir uluslararası çaba gerekmektedir. Şimdi hepimiz bir araya gelip Filistinli kardeşlerimize anlamlı destek vermek için harekete geçelim.” diye tamamladı.

Bugün Gazze’de yaşananların, hayal edilemeyecek boyutlarda, eşi benzeri görülmemiş bir trajedi olduğunu vurgulayan Dar, İsrail işgal güçleri tarafından 40 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğünü, on binlercesinin de yaralandığını anlattı.

Dar, dünyanın, orantısız bir biçimde çok sayıda kadın ve çocukla birlikte sivillerin ayrım gözetmeksizin öldürülmesine tanık olduğunu, İsrail güçlerinin, Filistinlilerin varlığını hedef almak için sistematik olarak hastaneleri ve hayati önem taşıyan altyapıları bombaladığına dikkati çekti.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyedeki-kritik-toplantida-teklif-ettiler-islam-alemine-savasi-durduracak-cagri/feed/ 0
Emine Erdoğan, BM Sıfır Atık Danışma Kurulu’na hitap edecek https://www.foxtvhaber.com.tr/emine-erdogan-bm-sifir-atik-danisma-kuruluna-hitap-edecek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/emine-erdogan-bm-sifir-atik-danisma-kuruluna-hitap-edecek/#respond Sat, 08 Jun 2024 07:48:31 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12103 Danışma Kurulu’nun tanışma toplantısı, geçen yıl 27 Temmuz’da yine çevrim içi olarak Emine Erdoğan başkanlığında yapıldı. Emine Erdoğan, 31 Ekim 2023’te BM İnsan Yerleşimleri Programı (UN-HABITAT) Dünya Şehirler Günü Kutlaması’na ev sahipliği yapması vesilesiyle kurul üyelerine ilk resmi toplantının İstanbul’da yapılması önerisinde bulundu.

Emine Erdoğan’ın daveti üzerine ilk resmi toplantı 1 Kasım 2023’te İstanbul’da yapıldı. Böylece Sıfır Atık Danışma Kurulu üyeleri ilk yüz yüze toplanmış oldu.

Toplantının ikincisi ise Emine Erdoğan başkanlığında 5 Haziran Çevre Günü’nde çevrim içi olarak bugün gerçekleştirilecek. Emine Erdoğan’ın katılımcılara hitap edeceği toplantıda, kurulun Sıfır Atık Projesi’nin küreselleşmesine yönelik faaliyetleri ele alınacak.

SIFIR ATIK PROJESİ BM’YE TAŞINDI

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Sıfır Atık Projesi, Emine Erdoğan himayesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 26 Eylül 2017’den itibaren sürdürülüyor.

“Dünya Ortak Evimiz” bakış açısıyla ilk kez Emine Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Guterres arasında 77. BM Genel Kurulu esnasında New York’ta Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı imzalandı.

Uluslararası alanda bilinirliği artan proje, BM seviyesinde de destek görmeye devam ediyor. BM Genel Kurulu’nda, 14 Aralık 2022’de Türkiye’nin ana sunucusu, 105 ülkenin de eş sunucu olduğu “sıfır atık” kararı oy birliği ile kabul edildi ve BM Genel Kurulu’nda 30 Mart “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edildi.

BM’nin New York’taki Genel Kurul Salonu’nda 30 Mart 2023’te ilk kez kutlanan “Uluslararası Sıfır Atık Günü”ne BM Genel Sekreteri’nin özel davetlisi olarak katılan Emine Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda bir konuşma gerçekleştirdi.

BM Genel Sekreteri Guterres, konuşmasında, “BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu” kurulacağını ifade etti. Guterres’in önce hitabında dile getirdiği ve daha sonra yazılı olarak Emine Erdoğan’a ilettiği BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanlığı teklifi üzerine, Emine Erdoğan, kurulun başkanlığını üstlendi.

BAŞKAN ERDOĞAN’DAN DESTEK

Uluslararası alanda çok sayıda üst düzey devlet görevlisi ve lider eşi tarafından imzalanan “Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı”nı çok önemseyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sıfır Atık Projesi’ne verdiği desteği ulusal ve uluslararası tüm mecralarda dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 78. Genel Kurulu marjında New York ziyaretleri esnasında Küresel Sıfır Atık Hareketine Doğru isimli programda düzenlenen imza töreninde, dijital Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nın ilk imzacısı oldu.

KURUL ÜYELERİ

BM Sıfır Atık Danışma Kurulu üyeleri dünya genelinden önemli isimlerden oluşuyor.

Politikadan Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı Guy Bernard Ryder, Surinam Devlet Başkanı Chandrikapersad Santokhi’nin eşi Melissa Santokhi-Seenacherry ve Sierra Leone Cumhurbaşkanı Julius Maada Bio’nun eşi Fatima Maada Bio kurul üyeleri arasında yer alıyor.

Kurul üyeleri arasında, akıllı paketleme alanında faaliyet gösteren Şili merkezli Algramo firmasının kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Jose Manuel Moller, 2008’de ABD’deki dar gelirli Latin Amerika kökenli bireylere mikro kredi sağlanarak ekonomik şartların iyileştirilmesini amaçlayan New York merkezli “Grameen America”nın kurucusu Prof. Dr. Muhammed Yunus ile Brezilya merkezli Uluslararası Katı Atık Birliği (ISWA) Başkanı Carlos Silva Filho da bulunuyor.

Ayrıca, Kolombiya merkezli döngüsel ekonomi alanında projeler yürüten CEMPRE organizasyonunun İcra Direktörü Laura Reyes, organik atıklarını sürdürülebilir çözümlere dönüştürerek döngüsel ekonomi projeleri üreten Hollanda merkezli “Atık Dönüştürücüleri” (The Waste Transformers) kurucusu ve CEO’su Lara van Druten, ABD’deki Delaware Üniversitesinden Enerji ve Çevre Profesörü Prof. Dr. Saleem Ali, Fas’ta “Liberal International” isimli siyasi partinin Başkanı, Fas’ın eski Çevre Bakanı Hakima el Haite, sürdürülebilir kentler ve yaşam alanları inşa etmek için çalışmalar yürüten Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı (ICLEI) Genel Sekreteri Gino Van Begin ve Asya-Pasifik bölgesinin sürdürülebilir kalkınması için çalışmalar yürüten CityNet organizasyonunun Genel Sekreteri Dr. Vijay Jagannathan da kurulda yer alıyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/emine-erdogan-bm-sifir-atik-danisma-kuruluna-hitap-edecek/feed/ 0
Gazze hükümeti: 3 bin 500’den fazla çocuk açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-hukumeti-3-bin-500den-fazla-cocuk-acliktan-olme-tehlikesiyle-karsi-karsiya/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-hukumeti-3-bin-500den-fazla-cocuk-acliktan-olme-tehlikesiyle-karsi-karsiya/#respond Sat, 08 Jun 2024 06:24:45 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12089 Hükümetin medya ofisinin Telegram hesabından yapılan açıklamada, “Korkunç bir uluslararası sessizliğin ortasında, süt ve gıda kıtlığı, besin takviyesi eksikliği, çocukların aşılardan mahrum bırakılması ve üst üste dördüncü hafta insani yardım girişinin engellendiği bir durumda, İsrail işgalinin çocukları aç bırakma politikasının bir sonucu olarak Gazze Şeridi’nde 5 yaşın altındaki 3 bin 500’den fazla çocuk kademeli ölüm riskiyle karşı karşıya.” ifadeleri kullanıldı.

GAZZELİ ÇOCUKLAR ZOR DURUMDA

Gazzeli çocukların, “vücutlarının yapısını etkileyen, büyümelerini geciktiren ve hayatta kalmalarını tehdit eden bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskine maruz bırakan ileri derecede yetersiz beslenmeden” muzdarip olduklarının belirtildiği açıklamada, çocukların sistematik olarak maruz bırakıldıkları tüm krizlere radikal ve acil bir çözüm” bulunması çağrısında bulunuldu.

15 BİN 438 ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ

Uluslararası topluma, BM ve uluslararası kuruluşlara, çocuklarla ilgili kuruluşlara ve tüm dünya ülkelerine sorumluluklarını yerine getirerek açlığın pençesindeki Gazze’deki çocukları kurtarma çağrısı yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Soykırım savaşında 15 bin 438 çocuk öldürüldü, on binlercesi yaralandı, 17 binden fazla çocuk ise ebeveynlerinden bir ya da ikisini kaybetti. Yaşadıkları dehşetin yanı sıra, özellikle çocukların ileri düzeyde psikolojik desteğe ihtiyaçları var. İmha savaşı, yerinden edilme ve İsrail saldırganlığının diğer sonuçları nedeniyle 335 bin çocuk son derece zor bir hayat yaşıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesine, diğer tüm uluslararası mahkemelere ve dünyadaki tüm özgür yargıçlara çocukları sistematik olarak hedef alan İsrailli ve ABD’li savaş suçlularının kovuşturulması çağrısı yapıyoruz.”



Açıklamada ayrıca uluslararası toplumdan Gazze’deki “soykırım savaşının” durdurulması, Refah ve Kerem Ebu Salim sınır kapısının ve diğer tüm kara geçişlerinin açılması ve çeşitli türlerdeki çocuk yiyeceklerinin girişine izin verilmesi için İsrail ve ABD’ye baskı yapması istendi.

GAZZELİ ÇOCUKLARIN YÜZDE 85’İ HER ÜÇ GÜNDEN EN AZ BİRİNİ HİÇ YEMEK YEMEDEN GEÇİRİYOR

Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, Gazze’deki çocukların yüzde 85’inin her üç günden en az birini hiç yemek yemeden geçirdiğini, bölgeye 6 Mayıs’tan bu yana giren yardım tırı sayısının da günlük ortalama 8 olduğunu açıkladı.

Oxfam’dan yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze’ye giren yardımları engellemesi ve bombardımanı sürdürmesi nedeniyle bölgede yardım dağıtma işleminin ve yardım gönüllülerinin bölgeye girişinin imkansız hale geldiği ifade edildi.

Açıklamada sınır kapılarının kapatılması, yardım kuruluşlarının sık sık yerlerini değiştirmeye zorlanması ve yardım malzemelerinin bölgeye girişinde yaşanan uzun kontrol sürecinin, yardım kuruluşlarının çalışmasını imkansızlaştıran etkenlerden olduğu kaydedildi.

Refah Sınır Kapısı’nın kapatılmasıyla binlerce yardım tırının Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda uzun kuyruklar oluşturduğunun altı çizilen açıklamada, “Ancak sınırın ötesi aktif bir çatışma alanı ve çok tehlikeli. İsrail’in bölgeye giren yardımların toplanması ve dağıtılmasını onaylama sürecinin uzaması, çoğunlukla dağıtma işlemlerinin ertelenmesine neden oluyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının, tüm bölgenin yüzde 20’sinden küçük bir alana sıkıştığı vurgulanan açıklamada, İsrail’in bölgeye sığınanlara tam destek vereceği garantisine rağmen Gazze’nin çoğunun insani yardımlara ulaşamadığı aktarıldı.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 328’i çocuk, 10 bin 171’i kadın olmak üzere 36 bin 439 Filistinli öldürüldü, 82 bin 627 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

ABD, Gazze saldırılarının başından bu yana müttefiki İsrail’e askeri, istihbarat ve diplomatik düzeylerde güçlü destek sağladı.

 

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gazze-hukumeti-3-bin-500den-fazla-cocuk-acliktan-olme-tehlikesiyle-karsi-karsiya/feed/ 0
TBMM’de İsrail’i kınayan tezkere kabul edildi: BM’ye acil toplantı çağrısı https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmmde-israili-kinayan-tezkere-kabul-edildi-bmye-acil-toplanti-cagrisi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmmde-israili-kinayan-tezkere-kabul-edildi-bmye-acil-toplanti-cagrisi/#respond Sun, 02 Jun 2024 01:48:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11672

Kassam Tugayları ilk kez yayınladı: İsrail’i parçalayan silahlar böyle üretiliyor

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Meclis Başkanlığı tezkeresiyle İsrail’in Refah saldırısı kınanırken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail’in saldırılarına son verilmesi hususunda acilen toplanarak karar almaya davet edildi.

TBMM Genel Kurulunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan “İsrail’in Refah Katliamlarına Karşı Bildiri” başlıklı tezkere okundu.

Uluslararası mahkemelerin tüm kararlarını hiçe saymaktan çekinmeyen, işgalciliği ve zalimliğiyle bilinen Netanyahu yönetimindeki İsrail’in, sivil yerleşim alanlarını hedef almayı sürdürdüğü ifade edilen tezkerede, Uluslararası Adalet Divanının operasyonların durdurulması kararına rağmen, siyonistlerin vahşetinin tüm dünyanın gözü önünde devam ettiği belirtildi.

Tezkerede, “insanlık cephesi karşısında yalnız kalmaya mahkum İsrail’in Gazzelilere uyguladığı baskı ve zulüm politikalarının” tüm Filistin’i yaşanmaz hale getirdiğine işaret edildi.

“KATLİAMA SESSİZ KALMAMAK HER ÜLKENİN BOYNUNA BORÇTUR”

İşgalci İsrail yönetiminin Gazzelilerin, güvenli alan olarak gösterilen, Refah’taki çadırlarını dahi yakıcı silahlarla bombalayarak yüzlerce masumun kanına girdiği vurgulanan tezkerede, şu ifadelere yer verildi:

“Uluslararası antlaşmaları ve hukuk kurallarını hiçe sayan Netanyahu ve çetesi, bu cinayetlerle dünyada eşi benzeri olmayan bir ırkçılığı pervasızca sergilemektedir. Son Refah saldırısıyla insanlığa karşı suçların en rezil örneğini gerçekleştiren İsrail’in eylemleri, apartheid rejimi uygulamalarının da ötesine geçerek bir soykırıma dönüşmektedir. Bu katliamlara ve insanlık suçlarına sessiz kalmamak her bir ferdin ve insan haklarına değer veren her bir ülkenin boynuna borçtur.

Vicdanlı, adil halkların başını çektiği insanlık cephesi nasıl ki Holokost’u lanetlemekteyse, bugün de siyonist çetenin Holokost’un ardına sığınarak Gazzelilere yönelik gerçekleştirdiği bu katliamları ve İsrail yönetimini telin etmektedir. Uluslararası hukuku hiçe sayarak sivilleri hedef alan katliamları bir kez daha lanetliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla tek ses olarak, İsrail’in durdurulması ve ateşkesin sağlanması yönündeki tavrını uluslararası camiada açıkça ilan etmektedir. Milletimizin kalbi de masum Gazze halkıyla birliktedir. Refah’tan gelen görüntüleri hiçbir zaman unutmayacak ve yaşanan katliamın faillerinin hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için çaba sarf etmeye aralıksız devam edeceğiz.”

“FİLİSTİN’E DESTEK SAĞLAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Netanyahu ve çetesinin, insanlık vicdanında mahkum edildiği gibi uluslararası mahkemeler önünde de yaptıklarının hesabını vereceği vurgulanan tezkerede, İsrail’i durdurmak adına tüm dünya milletlerine ve meclislerine seslenildi.

Tezkerede, şunlar kaydedildi:

“Uluslararası toplum ve devletler, Filistin’in tanınması gibi hakkaniyetli ve zorunlu adımları atmaya süratle devam etmeli ve İsrail yönetimi tamamen yalnızlaştırılmalı. Esas gaye Filistin halkının insan haysiyetine uygun bir hayata kavuşturulmasıdır. Bu sebeple, öncelikle katliamların derhal durdurulması için harekete geçilmeli. TBMM olarak ilgili tüm kurumlarımızla birlikte, hukuki süreci özenle takip ederek uluslararası camiada Filistin’e destek sağlamaya devam edeceğiz. Son Refah saldırılarının sorumluları da cezasız kalmayacaktır. Bu vesileyle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini acilen toplanmaya ve İsrail’in saldırılarına son vermesi hususunda karar almaya davet ediyoruz. İnsanlık onuruna ve uluslararası hukuka saygı gösterilerek, masum insanların can güvenliği ivedilikle sağlanmalı.”

Tezkere, Genel Kurulda oy birliğiyle kabul edildi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmmde-israili-kinayan-tezkere-kabul-edildi-bmye-acil-toplanti-cagrisi/feed/ 0
81 ilin barosu ‘Ulusal mevzuatımızın gereği’ diyerek İsrail çağrısı yaptı https://www.foxtvhaber.com.tr/81-ilin-barosu-ulusal-mevzuatimizin-geregi-diyerek-israil-cagrisi-yapti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/81-ilin-barosu-ulusal-mevzuatimizin-geregi-diyerek-israil-cagrisi-yapti/#respond Fri, 31 May 2024 23:48:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11576 Refah’ta yerinden edilen Filistinlilerin çadırlarına düzenlediği saldırıda en az 40 Filistinliyi katleden İsrail’e Türkiye’den tepkiler gelemeye devam ediyor.

81 ildeki barolardan terör devleti İsrail’e kınama geldi. Barolar, “İsrail’in aylardan beri Gazze başta olmak üzere Filistin kentlerine ve en son Refah’ta gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırı karşısında sessiz kalan her ülke her uluslararası kuruluş her insan da bu adaletsizlikten sorumludur” dedi.

Baroların “Katliama sessiz kalmak katliama ortak olmaktır” başlıklı ortak açıklaması şöyle:

“İsrail savaş uçakları tarafından 26 Mayıs tarihinde Gazze Şeridinin güneyindeki Refah kentinde yerinden edilmiş; çadır kentlerde yaşamlarını sürdüren sivil Filistin halkına karşı gerçekleştirilen hava saldırısında ilk belirlemelere göre 45’ten fazla Filistinli yaşamını yitirirken; onlarca Filistinli ise yaralanmıştır.

Daha 3 gün önce Uluslararası Adalet Divanı İsrail’in; Refah’taki askeri saldırılarını ve tüm eylemlerini durdurması gerektiğine hükmetmesine karşın; İsrail’in Refah’ta sivil halka karşı gerçekleştirdiği katliam göstermektedir ki; İsrail devleti ne insani bir değeri ne de uluslararası hukuku tanımaktadır.

“ÇOK AÇIK DEVLET TERÖRÜ UYGULANDI”

Uluslararası Adalet Divanı tarafından İsrail’e karşı alınan kararlardan ilki “Gazze’deki Filistinli grubun kısmen ya da tamamen fiziksel olarak yok olmasına yol açabilecek yaşam koşullarına neden olabilecek askeri saldırıların ve Refah vilayetindeki diğer eylemlerin derhal durdurulması” şeklinde iken; İsrail’in Uluslararası Adalet Divanının karalarını yok sayan saldırısı İsrail devletinin; çok açık devlet terörü uyguladığını göstermektedir.

İnsan haklarından, demokrasiden, yaşam hakkının kutsallığından söz eden ülkeleri ve uluslararası kuruluşları İsrail’e karşı en sert tepki vermeye, İsrail’in hukuk dışı saldırı ve katliamlarının sonlanması için harekete geçmeye çağırıyoruz.

“HER ÜLKE HER ULUSLARARASI KURULUŞ HER İNSAN DA BU ADALETSİZLİKTEN SORUMLU”

Bilinmelidir ki “hiçbir şey yapılmayarak, sessiz kalınarak da adaletsizliğe ortak olunabilir.” İsrail’in aylardan beri Gazze başta olmak üzere Filistin kentlerine ve en son Refah’ta gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırı karşısında sessiz kalan her ülke her uluslararası kuruluş her insan da bu adaletsizlikten sorumludur.

Bu zulme sessiz kalanlar tarih ve hukuk önünde mutlaka suç ortağı olarak anılacak ve tarihe kara bir leke olarak geçeceklerdir.

“FAİL VE FAILLERİN TÜRKİYE’DE YARGILANMALARI İÇİN ADALET BAKANIMIZA TALEPTE BULUNMASI ÇAĞRISINDA DA BULUNUYORUZ”

İsrail devleti tüm dünyanın gözü önünde Uluslararası mevzuat ile TCK m:76 ve 77.maddelerinde de düzenlendiği gibi Soykırım ve İnsanlığa karşı suçları işlemiş ve işlemeye devam etmektedir. Bu nedenlerle TCK m:13/3 gereğince söz konusu bu suçları işleyen fail ve faillerin Türkiye’de yargılanmaları için Adalet Bakanımıza talepte bulunması çağrısında da bulunuyoruz, zira bu çağrımız uluslararası mevzuat kadar ulusal mevzuatın da bir gereğidir.

“İNSANLIK DIŞI KATLİAMI EN SERT ŞEKLIYLE KINIYORUZ”

Bizler aşağıda imzası bulunan Barolar olarak; İsrail’in Refah’ta sivil halka yönelik gerçekleştirdiği insanlık dışı katliamı en sert şekliyle kınıyor; yaşam hakkından, hukuktan yana olan herkesi, her ülkeyi İsrail’in barbarca saldırılarını önlemeye ve Filistin halkıyla yan yana olmaya davet ediyoruz.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/81-ilin-barosu-ulusal-mevzuatimizin-geregi-diyerek-israil-cagrisi-yapti/feed/ 0
Rusya’dan İsrail’e çok net çağrı! https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-israile-cok-net-cagri/ https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-israile-cok-net-cagri/#respond Mon, 27 May 2024 22:12:39 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11309 Zaharova, başkent Moskova’da düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

Gazze Şeridi’ndeki duruma değinen Zaharova, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin, “İsrail yönetimini, Gazze’de kanın dökülmesini durdurmaya, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu kararları doğrultusunda Filistin-İsrail meselesinin barışçıl çözümüne ilişkin müzakereleri yeniden başlatmaya ve uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya çağırıyoruz.” dedi.

“ABD’NİN ORTA DOĞU İLE İLGİLİ YAKLAŞIMI YIKICI”

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant’a ilişkin yakalama kararı başvurusunun Gazze’de ateşkes anlaşmasını zorlaştıracağı” yönündeki açıklamasıyla ilgili AA muhabirinin sorusunu yanıtlayan Zaharova, “ABD’nin Orta Doğu meselesine yönelik yaklaşımı, dikotomik ve öncelikle bölge ülkeleri için yıkıcı.” değerlendirmesini yaptı.

Zaharova, şu şekilde devam etti:

“Bu yaklaşım, Biden yönetimi için daha az yıkıcı değil. Onlar (Amerikalılar), son yıllarda çok hata yaptı ve bunu kabul etmeye hazır değiller. Onlar, bölgedeki halkların lehine uygulanmasını gerektiren tüm uluslararası hukuk ve diplomatik girişimlerin yapısını, tek taraflı yaklaşımla bile değil, kendilerinin ayrıcalıklı olduğu kavramıyla değiştirdi. Buna göre, onlar her şeyi yapabiliyor, her şeyi herkesten daha iyi biliyor, kendi uygulaması uğruna tüm gündemi iptal ediyorlar. İleride ise boşluk var.”

Sözcü Zaharova, “ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik ideolojik bağlamda yaklaşımını sürekli değiştirdiğini ve bunun bölgedeki durumu gerginleştirdiğini” belirtti.

İrlanda, İspanya ve Norveç’in, Filistin’in bağımsızlığını tanıma kararını da değerlendiren Zaharova, “bunun, uluslararası toplumun Gazze Şeridi’nde yaşanan trajik olaylara, binlerce sivilin ölmesine, benzeri görülmemiş insani krize tepkisiz kalamayacağını gösterdiğini” kaydetti.

Zaharova, “Uluslararası toplum, Orta Doğu’da barışın sağlanması gerektiğine giderek daha fazla ikna oluyor. Bunun iki devletli formülünün uygulanması yoluyla yapılması gerekiyor.” dedi.

“AB’NİN RUS VARLIKLARINA EL KOYMASI YASA DIŞI”

Avrupa Birliği’nin (AB) dondurulan Rus varlıklarından elde edilen karların Ukrayna için kullanılmasına onay vermesini değerlendiren Zaharova, “AB’nin veya herhangi birinin Rus varlıklarına el koyması, yasa dışı ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal eden eylemdir. Tüm bunlar gericilik.” şeklinde konuştu.

Zaharova, AB’nin söz konusu kararına karşılık vereceklerini dile getirerek, “Rus tarafı, bu kararı kesinlikle reddediyor ve ulusal çıkarlarını korumak için mahkeme dahil gerekli tüm önlemleri alacak. AB’nin karşılıklı eylemlerimizin etkinliğini hissedeceğinden şüphe yok.” değerlendirmesinde bulundu.

AB’nin yabancı yatırımcılar için artık güvenilir alan olmadığını söyleyen Zaharova, şu ifadeleri kullandı:

“Yatırımlara her an herhangi bir gerekçeyle el konulabilir veya bunlar yağmalanabilir. Dünyanın bazı önde gelen devletlerinden yatırımcılar, varlıklarını Batı’nın yetki alanlarından çıkarıyor. AB’nin böyle bir yasa dışı karar almasının ardından, bu sürecin önemli ölçüde hızlanacağından eminiz. Tüm dünya, Kiev yönetiminin varlığını sürdürmesi için, ki bu bir Anglosakson projesi, Batılıların yarattığı uluslararası finans sistemini nasıl yok ettiğini izliyor.”

Rus varlıklarından elde edilen karların Ukrayna’nın savunmasını desteklemek için kullanılacağına dikkati çeken Zaharova, Rusya’nın Ukrayna ile ilgili hedeflere ulaşacağını vurguladı.

Mariya Zaharova, Norveç’in, Rus turistlerin ülkeye girişini yasaklama kararına karşılık vereceklerini söyledi.

 

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/rusyadan-israile-cok-net-cagri/feed/ 0
İsrail’den UAD’de pişkin savunma: Gazze’de bir soykırım yaşanmıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/israilden-uadde-piskin-savunma-gazzede-bir-soykirim-yasanmiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/israilden-uadde-piskin-savunma-gazzede-bir-soykirim-yasanmiyor/#respond Fri, 17 May 2024 23:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10903 İsrail, Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika’nın Refah’taki saldırıların durdurulması talebi aleyhinde sözlü savunma yaptı. İsrail, Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırıların durdurulması için acil ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesini istedi. Mahkemede söz alan İsrail Adalet Bakanlığı yetkilisi Gilad Noam, Güney Afrika’nın iddialarının aksine Gazze’de bir soykırım yaşanmadığını ve İsrail’in Hamas’la savaştığını söyledi. Güney Afrika’yı Soykırım Sözleşmesini istismar etmekle suçlayan Noam, “Tekrar belirtmek zorundayım, trajik bir savaş devam ediyor fakat bir soykırım yok” dedi.

Noam, İsrail ordusunun gayrimeşru uygulamaları ve üst düzey İsrailli yetkililerin tartışmalı açıklamalarının “istisnai” olduğunu ve bunların İsrail’in politikasını veya yaklaşımını yansıtmadığını ileri sürdü. Noam, “Hiçbir devlet, hatasız değildir. İsrail, uluslararası yükümlülüklerine uygun bir şekilde hareket etme bağlılığını korumaktadır” dedi.

“Tüm acil tedbir talepleri dayanaksızdır”

Güney Afrika’yı bu “istisnai” olayları ve açıklamaları seçici bir yaklaşımla öne çıkararak mahkemeyi manipüle etmeye çalışmakla suçlayan Noam, “Güney Afrika tarafından talep edilen tüm acil tedbir talepleri dayanaksızdır” diyerek İsrail’in Gazze’den çekilmesi yönünde bir emir verilmemesi gerektiğini söyledi. Noam, “Aksi takdirde, halen yüzden fazla İsrailli rehine Hamas’ın hiçbir engelle karşılaşmadan faaliyet göstermeye devam edeceği topraklarda kalacaktır. Böyle bir emir verilmesi durumunda İsrail, uluslararası hukukun kendisine tanıdığı haklardan mahrum bırakılmış olacaktır. Böyle bir karar alması halinde mahkeme, Soykırım Sözleşmesini koruyucu bir kalkan olmaktan çıkarıp bir kılıç haline getirecektir” dedi.

“Eğer birine ‘Artık yeter” denilmesi gerekiyorsa bu İsrail değil Güney Afrika’dır”

Savunmada Güney Afrika’yı Gazze’ye ilişkin gerçekleri İsrail aleyhinde çarpıtmakla suçlayan İsrailli hukukçu Noam, “Belki de en iğrenç olanı, Güney Afrika’nın Holokost sırasında Avrupalı Yahudilerin sistematik bir şekilde yok edilişlerini hatırlatan bir terminolojiye başvurarak İsrail’in ‘imha bölgeleri’ oluşturduğunu öne sürmesidir” dedi.

Noam, İsrail’in Gazze’ye kritik sınır geçişlerini kapattığı iddialarının ise açık bir şekilde yalan olduğunu ileri sürdü. Güney Afrika’nın iddialarının büyük bir kısmının mesnetsiz olduğunu savunan Noam, “Eğer birine ‘Artık yeter” denilmesi gerekiyorsa, bu İsrail değil Güney Afrika’dır. Güney Afrika’nın bu mahkemenin ihtiyati tedbir prosedürünü defalarca böylesine alçak ve sinsi bir şekilde istismar etme girişimlerine ne zaman dur diyeceğiz?” dedi.

Tourgeman, İsrail’in yardım geçişini engellemediğini iddia etti

İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Tamar Kaplan Tourgeman ise ülkesinin Refah’a tıbbi gereçler ve gıda geçişini engellemediğini savundu. Uluslararası kuruluşların beyanlarının aksine İsrail’in Gazze’ye yardım geçişini kolaylaştırdığını iddia eden İsrailli hukukçu, havadan bırakılan yardımlar ile Güney Kıbrıs deniz koridoru gibi uygulamaların İsrail’in yardım ulaştırılmasında işbirliği yaptığının kanıtları olduğunu söyledi. İsrail’in Gazze’de sivilleri korumak için olağanüstü tedbirler aldığını savunan Tourgeman, “Sivillerin uyarılması, insani yardımlara ilişkin bilgi sağlanması ve mesajlar ile broşürler yardımıyla tahliye rotalarının bildirilmesi bunlar arasında yer almaktadır” açıklamasını yaptı.

İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu ve bu hakkın elinden alınmasının düşünülemez olduğunu savunan İsrailli yetkili yargıçlara seslenerek, “İsrailli rehineler acımasız bir şekilde Refah’ta esir tutulurken, İsrail’in onları kurtaramayacağı iddia edilebilir mi? Hamas, Gazze’yi ayrım gözetmeyen saldırıları için bir saldırı merkezi olarak kullanmaya devam ederken İsrail’in bunlar aleyhinde kendisini savunamayacağı gerçekten iddia edilebilir mi?” diye sordu.

İsrail “Yalancılar” diyerek protesto edildi

Tourgeman’ın İsrail’in sözlü savunmasını tamamladığı sırada mahkemedeki katılımcılardan biri “Yalancılar” diye bağırarak İsrail heyetini protesto etti. Katılımcılardan birinin “yalancılar” diye bağırdığı sırada canlı olarak yayınlanan anlar yarıda kesilerek mahkemenin logosu ekrana yansıtıldı.

Uluslararası Adalet Divanı, ocak ayında İsrail’in soykırımı engellemek ve insani yardım geçişini sağlamak için elinden geleni yapmasını emretmiş fakat askeri saldırıların sona erdirilmesi için ihtiyati tedbir kararı almaktan kaçınmıştı. Mahkeme, Mart ayında verilen ikinci bir emirle, İsrail’in Gazze’deki insani durumun iyileştirilmesi için yeni önlemler alması gerektiğini açıklamıştı. Bir süre önce Türkiye ve ardından Mısır, Güney Afrika’nın BM’nin en üst düzey mahkemesi Uluslararası Adalet Divanındaki davasına müdahil olacağını açıklamıştı.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/israilden-uadde-piskin-savunma-gazzede-bir-soykirim-yasanmiyor/feed/ 0
Ferman Doğan İklim Değişikliği Zirvesi organizasyon komitesinde yer alacak https://www.foxtvhaber.com.tr/ferman-dogan-iklim-degisikligi-zirvesi-organizasyon-komitesinde-yer-alacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ferman-dogan-iklim-degisikligi-zirvesi-organizasyon-komitesinde-yer-alacak/#respond Fri, 17 May 2024 04:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10831 Organizasyonun düzenlenmesinde yer alan isimlerden biri de Mehmet Ferman Doğan. Doğan, etkinliğin başarılı bir şekilde planlanması ve uygulanması için çalışmalar yürüten önemli isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Doğan, Azerbaycan hükümetinin zirveye hazır olmak için gerekli altyapı hazırlıklarını yaptığını da kaydetti.

Doğan’ın verdiği bilgilere göre, COP 29, Paris Antlaşması’nda belirlenen 1.5 derecelik küresel ısınma hedefini destekleyen ve iklim değişikliği ile mücadele için çözüm yolları arayan uluslararası bir toplantıdır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği ve Çevre Sözleşmesi’nin yıllık toplantısı olan COP 29’un amacı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve etkileri ile sera gazı emisyonlarının azaltılması için çözüm yolları aramaktır.


Organizasyonun 11-22 Kasım tarihleri arasında Bakü’de gerçekleşeceğini belirten Doğan, yaklaşık 80.000 kişinin katılmasının beklendiğini ifade etti. Bu katılımcılar arasında 100 devlet başkanı, iş insanları, medya temsilcileri, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşlarının yer alacağını da sözlerine ekledi. Böylece, Bakü’nün uluslararası arenada tanıtılacağı ve bölgesel liderlik konumunun güçleneceği bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Konaklama ve altyapı hazırlıklarının organizasyonun başarısı için kritik olduğunu dile getiren Doğan, Bakü’deki konaklama kapasitesinin artırılmasına yönelik projelerin olduğunu ve bu sayede konaklama sorununun çözüleceğini ifade etti. Ayrıca, ulaşımın ve etkinliklerin düzenlenmesinin de önemine değindi ve organizasyonun başarılı olması için şeffaf iletişim, risk yönetimi ve yerel halkın dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Doğan, organizasyonun etkili tanıtımı ve hizmet kalitesinin de önemli olduğunu belirterek, önceki organizasyonlarda yaşanan sorunlardan ders alınması gerektiğini ve Bakü’de en iyi hizmetin sunulması gerektiğini ifade etti. Bu noktada, özellikle Dubai ve Mısır’da yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Dubai’de düzenlenen organizasyonlarda dil tercümanı desteği ve butler hizmeti gibi ayrıcalıkların sunulduğunu ancak Mısır’da ise hizmet kalitesinin düşük olduğunu ve engelli erişilebilirliğinin sağlanamadığını belirtti. Bu deneyimlerden ders çıkarılması gerektiğini ve Bakü’de en üst düzeyde hizmet sunulması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca, Karabağ’ın tanıtımı ve sürdürülebilirliği için bir fırsat olduğunu belirten Doğan, yerel kültürün ve doğal güzelliklerin vurgulanması gerektiğini ve organizasyonun uluslararası standartlara uygun olması gerektiğini söyledi. Son olarak, Doğan, organizasyonunun başarısının, Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanıtımına ve turizm potansiyeline önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.

İklim Zirvesinin;

1. Azerbaycan için Önemi

– Ev Sahipliği ve Uluslararası Görünürlük

– Bölgesel Politika ve Ekonomik Etkiler

2. Tesis ve Altyapı Hazırlığı

– Toplantı Mekanları

– Ulaşım ve Konaklama

– Güvenlik Planlaması

3. Çevresel Duyarlılık ve Sürdürülebilirlik

– Atık Yönetimi ve Enerji Verimliliği

– Yenilenebilir Enerji Kullanımı

– Sıfır Atık Hedefleri

4. İletişim ve Tanıtım

– Uluslararası Tanıtım

– Kültürel Etkinlikler ve Turizm

 

5. Katılımcı Deneyimi ve Hizmet Kalitesi

– Dil Desteği ve Özel Hizmetler

– Yerel Kültür Tanıtımı

– Sağlık Hizmetleri ve Engelli Erişilebilirliği

6. Lojistik ve Planlama

– Etkinlik Programı ve Alternatif Senaryolar

– Bütçe ve Kaynak Yönetimi

– Teknolojik Altyapı ve Dijital Çözümler

7. İşbirliği ve Ortaklıklar

– Diğer Kuruluşlar ve STK’lar ile İşbirliği

– Hükümet ve Sektör Ortaklıkları

8. Yerel Halk ve İşletmeler

– Toplum Katılımı ve Desteği

– Yerel Ekonomi ve Kültürel Tanıtım

9. Farkındalık ve Eylem

– Toplumsal Hareket ve Aktivizm

– Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim

– Eğitim ve Bilinçlendirme

10. Etkinlikler ve Sanat Organizasyonları

– Kültürel Etkinlikler ve Sanat Sergileri

– Müzik ve Gösteriler

11. Medya ve Tanıtım

– Ulusal ve Uluslararası Medya İlişkileri

– Sosyal Medya ve Dijital Tanıtım

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ferman-dogan-iklim-degisikligi-zirvesi-organizasyon-komitesinde-yer-alacak/feed/ 0
Ferman Doğan İklim Değişikliği Zirvesi Organize Komitesinde Yer Alacak https://www.foxtvhaber.com.tr/ferman-dogan-iklim-degisikligi-zirvesi-organize-komitesinde-yer-alacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ferman-dogan-iklim-degisikligi-zirvesi-organize-komitesinde-yer-alacak/#respond Fri, 17 May 2024 03:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10825 Organizasyonun düzenlenmesinde yer alan isimlerden biri de Mehmet Ferman Doğan. Doğan, etkinliğin başarılı bir şekilde planlanması ve uygulanması için çalışmalar yürüten önemli isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Doğan, Azerbaycan hükümetinin zirveye hazır olmak için gerekli altyapı hazırlıklarını yaptığını da kaydetti.

Doğan’ın verdiği bilgilere göre, COP 29, Paris Antlaşması’nda belirlenen 1.5 derecelik küresel ısınma hedefini destekleyen ve iklim değişikliği ile mücadele için çözüm yolları arayan uluslararası bir toplantıdır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği ve Çevre Sözleşmesi’nin yıllık toplantısı olan COP 29’un amacı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve etkileri ile sera gazı emisyonlarının azaltılması için çözüm yolları aramaktır.


Organizasyonun 11-22 Kasım tarihleri arasında Bakü’de gerçekleşeceğini belirten Doğan, yaklaşık 80.000 kişinin katılmasının beklendiğini ifade etti. Bu katılımcılar arasında 100 devlet başkanı, iş insanları, medya temsilcileri, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşlarının yer alacağını da sözlerine ekledi. Böylece, Bakü’nün uluslararası arenada tanıtılacağı ve bölgesel liderlik konumunun güçleneceği bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Konaklama ve altyapı hazırlıklarının organizasyonun başarısı için kritik olduğunu dile getiren Doğan, Bakü’deki konaklama kapasitesinin artırılmasına yönelik projelerin olduğunu ve bu sayede konaklama sorununun çözüleceğini ifade etti. Ayrıca, ulaşımın ve etkinliklerin düzenlenmesinin de önemine değindi ve organizasyonun başarılı olması için şeffaf iletişim, risk yönetimi ve yerel halkın dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Doğan, organizasyonun etkili tanıtımı ve hizmet kalitesinin de önemli olduğunu belirterek, önceki organizasyonlarda yaşanan sorunlardan ders alınması gerektiğini ve Bakü’de en iyi hizmetin sunulması gerektiğini ifade etti. Bu noktada, özellikle Dubai ve Mısır’da yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Dubai’de düzenlenen organizasyonlarda dil tercümanı desteği ve butler hizmeti gibi ayrıcalıkların sunulduğunu ancak Mısır’da ise hizmet kalitesinin düşük olduğunu ve engelli erişilebilirliğinin sağlanamadığını belirtti. Bu deneyimlerden ders çıkarılması gerektiğini ve Bakü’de en üst düzeyde hizmet sunulması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca, Karabağ’ın tanıtımı ve sürdürülebilirliği için bir fırsat olduğunu belirten Doğan, yerel kültürün ve doğal güzelliklerin vurgulanması gerektiğini ve organizasyonun uluslararası standartlara uygun olması gerektiğini söyledi. Son olarak, Doğan, organizasyonunun başarısının, Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanıtımına ve turizm potansiyeline önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.

İklim Zirvesinin;

1. Azerbaycan için Önemi

– Ev Sahipliği ve Uluslararası Görünürlük

– Bölgesel Politika ve Ekonomik Etkiler

2. Tesis ve Altyapı Hazırlığı

– Toplantı Mekanları

– Ulaşım ve Konaklama

– Güvenlik Planlaması

3. Çevresel Duyarlılık ve Sürdürülebilirlik

– Atık Yönetimi ve Enerji Verimliliği

– Yenilenebilir Enerji Kullanımı

– Sıfır Atık Hedefleri

4. İletişim ve Tanıtım

– Uluslararası Tanıtım

– Kültürel Etkinlikler ve Turizm

 

5. Katılımcı Deneyimi ve Hizmet Kalitesi

– Dil Desteği ve Özel Hizmetler

– Yerel Kültür Tanıtımı

– Sağlık Hizmetleri ve Engelli Erişilebilirliği

6. Lojistik ve Planlama

– Etkinlik Programı ve Alternatif Senaryolar

– Bütçe ve Kaynak Yönetimi

– Teknolojik Altyapı ve Dijital Çözümler

7. İşbirliği ve Ortaklıklar

– Diğer Kuruluşlar ve STK’lar ile İşbirliği

– Hükümet ve Sektör Ortaklıkları

8. Yerel Halk ve İşletmeler

– Toplum Katılımı ve Desteği

– Yerel Ekonomi ve Kültürel Tanıtım

9. Farkındalık ve Eylem

– Toplumsal Hareket ve Aktivizm

– Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim

– Eğitim ve Bilinçlendirme

10. Etkinlikler ve Sanat Organizasyonları

– Kültürel Etkinlikler ve Sanat Sergileri

– Müzik ve Gösteriler

11. Medya ve Tanıtım

– Ulusal ve Uluslararası Medya İlişkileri

– Sosyal Medya ve Dijital Tanıtım

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ferman-dogan-iklim-degisikligi-zirvesi-organize-komitesinde-yer-alacak/feed/ 0
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetiştirilmek üzere yurt dışı personeli alıyor! KPSS şartsız başvuru https://www.foxtvhaber.com.tr/cevre-ve-sehircilik-bakanligi-yetistirilmek-uzere-yurt-disi-personeli-aliyor-kpss-sartsiz-basvuru/ https://www.foxtvhaber.com.tr/cevre-ve-sehircilik-bakanligi-yetistirilmek-uzere-yurt-disi-personeli-aliyor-kpss-sartsiz-basvuru/#respond Fri, 17 May 2024 02:36:19 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10816 Resmi Gazete’de yer alan ilana göre; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 78, 79 ve 80 inci maddeleri ile “Yetiştirilmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik” kapsamında, 2024 yılında Bakanlığımıza tahsis edilen yurt dışı kontenjanları 16.10.2023 tarihli ve 7713 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenmiştir. İşte detaylar…

HANGİ ALANLARDA MEMUR ALIMI YAPILACAK?

  • 2 Kişi Yurtdışı Yüksek Lisans ( 0 – 12 Ay )

  • 1 Kişi Yurtdışı Yüksek Lisans ( 0 – 24 Ay )

  • 20 Kişi Yurtdışı Staj ( 0 – 24 Ay )

YETİŞTİRİLMEK AMACIYLA YURT DIŞINA GÖNDERİLECEK PERSONEL İLANI BAŞVURU ŞARTLARI

1. Kontenjanlarda belirtilen konulara ilişkin meslek dallarında yükseköğrenimi bitirmiş ve bu meslekte Dışişleri Bakanlığının bildirdiği uluslararası kuruluşlara gidebilmek için adaylık dahil en az dört yıl, diğerleri için adaylık dahil en az üç yıl çalışmış olmak. 

2. Birim amirinin olumlu görüşünü almış olmak.

3. Son üç yıl içinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını almamış olmak. 

4. Erkek adaylar için askerlikle ilişkisi bulunmamak.

5. Kontenjanın kullanılacağı yılın son günü itibarıyla, 40 yaşını tamamlamamış olmak.(31.12.1984 tarihinden sonra doğmuş olmak)

6. Daha önce yurt içinde aynı konuda veya yurt dışında aynı düzeyde eğitim veya öğrenim görmemiş olmak.

7. Lisansüstü öğrenim amacıyla gönderilecekler için İngilizce, Fransızca veya Almanca dillerinden, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulunca eşdeğerliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan bir sınavdan, Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az 70 (yetmiş) puana denk bir puana sahip olmak. (İlgili mevzuat hükümleri uyarınca yabancı dil eşdeğerliğinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulunca belirlenen eşdeğerlik tablosu esas alınmaktadır.)

8. Uluslararası kurum ve kuruluşlara staja gönderilecekler için İngilizce veya Fransızca dillerinden birinden Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az 90 (doksan) puana veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulunca eşdeğerliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan bir sınavdan bu puana denk bir puana sahip olmak. (İlgili mevzuat hükümleri uyarınca yabancı dil eşdeğerliğinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulunca belirlenen eşdeğerlik tablosu esas alınmaktadır.)

9. Yabancı dil bilgisi düzeyini gösterir belgeleri son başvuru tarihinden önceki 2 yıl içinde almış olmak.

10. ÖSYM Uluslararası Yabancı Dil Sınavları Eşdeğerlikleri Dokümanında söz konusu yabancı dil sınavları;

* İngilizce için; Cambridge C2 Proficiency, Cambridge C1 Advanced, TOEFL iBT ve PTE Akademik,

* Almanca için; TestDaF, DSD II, TELC Deutsch ve Goethe Institut,

* Fransızca için; DELF & DALF olarak belirtilmiştir.

Ayrıca, ÖSYM tarafından hazırlanan “Uluslararası Yabancı Dil Sınavlarının Eşdeğerliklerini Belirleme Yönergesi”nin 6’ncı maddesinin 2’nci fıkrasının (d) bendi uyarınca; uluslararası geçerliliği bulunan yabancı dil sınavlarına Devlet üniversitelerinde girilmesi zorunludur.

11. Üniversitelerden kabul belgesi alınması durumunda; Yükseköğretim Yürütme Kurulu Kararı uyarınca, Times Higher Education (THE), Academic Ranking of World Universities (Shanghai) ile QS World University Rankings tarafından yapılan dünya üniversite sıralamalarında son 3 (üç) yıl içerisinde genel veya alan bazında ilk 300 içerisine giren üniversiteleri kapsayacak şekilde olması gerekmektedir. 

12. Hastalık sebebiyle eğitim veya öğrenimini gerçekleştiremeyeceği genel hükümler çerçevesinde hastalık raporuyla tespit edilenler hariç, bu Yönetmelik hükümlerine göre geri çağırılmamış olmak.

13. Daha önce sürekli görevle yurt dışına atanmamış olmak.

MÜRACAAT EDECEK ADAYLARDAN İSTENEN BELGELER

  • En son mezun olunan eğitim kurumundan alınan diploma örneği (Bu bilgi e-Devlet üzerinden otomatik gelmektedir. e-Devlet üzerinden otomatik olarak gelmeyen ve yurt dışından mezun olan adaylar ise belgelerini e-Devlet üzerinden yükleyecektir)

  • Onaylı Hizmet Belgesi.

  • Erkek adaylar için askerlikle ilgisi olmadığına dair belge (Bu bilgi e-Devlet üzerinden otomatik gelmektedir.) 

  • Yabancı Dil Düzeyini Gösterir Belge (e-Devlet üzerinden otomatik olarak gelmeyen sınav sonuçları, başvuru esnasında aday tarafından yüklenecektir. Belge son başvuru tarihi itibarıyla 2 yıl içerisinde alınmış olmalı ve doğrulama kodu bulunmalıdır.)

  • Başvurulan üniversiteden/uluslararası kuruluştan alınacak Kabul Belgesi ve tasdikli Türkçe tercümesi

  • Okul Tanıma Belgesi (Kabul alınan üniversitenin YÖK tarafından tanındığını gösterir belgedir.)

  • Katılmış olduğu kursları gösterir belge örnekleri

  • Eğitim görmek istediği konu, amaç ve deneyimlerini de belirten özgeçmiş.

MÜRACAAT, SEÇİM ŞEKLİ VE GENEL HÜKÜMLER

1.  (A) Bölümünde belirtilen şartları taşıyan adaylar, (B) bölümünde istenilen belgeler ile beraber e-Devlet üzerinden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı-Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım Hizmeti veya Kariyer Kapısı (https://isealimkariyerkapisi.cbiko.gov.tr) üzerinden elektronik ortamda başvuru yapacaklardır.

Başvuru Adresi: https://www.turkiye.gov.tr/cevre-ve-sehircilik-kariyer-kapisi-kamu-ise-alim

2. Başvuru yapacak adaylar lisansüstü veya staj tercihlerinden yalnızca birine başvuru yapabileceklerdir.

3. Başvuru yapacak adaylar;  Yetiştirilmek İçin Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları İçin Bakanlığımıza Tahsis Edilen Kontenjan Tablosunda konuları ve süreleri verilen eğitim kontenjanlarından bir konu için veya Staj Yapmak Amacıyla Uluslararası Kuruluşlara Gönderilecek Devlet Memurları İçin Bakanlığımıza Tahsis Edilen Kontenjan Tablosunda yer alan uluslararası kuruluşlardan yalnızca biri için başvuru yapabileceklerdir.

4. Geçici görevli olarak çalışan personel kadrosunun bulunduğu birim aracılığıyla başvuru yapacaktır.

5. Tercih yapılacak eğitim konuları için kontenjanlarda belirtilen hizmet sınıflarına (TH, GİH, AH, SH) dikkat edilmesi gerekmekte olup hizmet sınıfına uygun olmayan konular kabul edilmeyecektir.

6. Tercih yapılacak konuda alınacak Kabul Belgesi ve tasdikli Türkçe tercümesi başvuru esnasında sisteme yüklenecektir.

7. Adaylar başvurularını 30/06/2024 Pazar günü saat 23:59’a kadar elektronik ortamda tamamlanması gerekmektedir.

8. Başvuru şartlarını sağlayan adaylar, Seçme Komisyonu tarafından mülakata tabi tutulacaktır.

9. 6067 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca Yetiştirilmek İçin Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları İçin Bakanlığımıza Tahsis Edilen Kontenjan Tablosunda yer alan kontenjanlar, gittikleri ülkede sürekli görevle bulunan ve dokuzuncu derecenin birinci kademesinden aylık alan meslek memurlarına ödenmekte olan yurt dışı aylığının 2/3’ünün yarısından fazla miktarda dış burs sağlayanlara öncelik verilmek suretiyle kullanılacaktır.

10.Yetiştirilmek İçin Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları İçin Bakanlığımıza Tahsis Edilen Kontenjan Tablosunda yer alan 0-24 ay süreli kontenjanlar, gerektiği durumda Staj Yapmak Amacıyla Uluslararası Kuruluşlara Gönderilecek Devlet Memurları İçin Bakanlığımıza Tahsis Edilen Kontenjan Tablosunda belirtilen uluslararası kuruluşlara staja göndermek amacıyla kullanılabilir. Bu durumda, diğer kontenjanlar aynı sayıda eksik kullanılır.

11. Yurt dışına gönderilecek personelden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış örneklerine uygun yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınacaktır.

12. Bu Yönetmelik hükümlerine göre yurtdışına gönderilenler yurtdışında kaldıkları sürenin iki katı kadar, kurumlarına mecburi hizmet görmekle yükümlüdürler. Evvelce yüklendiği mecburi hizmeti tamamlamadan, Yönetmeliğe göre yurt dışına gönderilenlerin, eski yükümlülüklerinin artan kısmı yenisine eklenir.

13. Yurtdışına gönderilen Devlet memurları, tabi tutuldukları program sürelerinin bitiminde yol süreleri hariç olmak üzere, 15 (on beş) gün içinde görevlerine dönerler. Bu sürenin bitiminde, özürsüz olarak görevlerine başlamayanlar hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. 

14. İlanda belirtilen şartları taşımadıkları sonradan anlaşılan adaylara ilişkin işlemler sonuçları ile beraber iptal edilecektir.

DİĞER HUSUSLAR

1. Mülakata katılacak personel mülakat tarihi ve yol süresi de dikkate alınarak izinli sayılacaktır. Bu maksatla Ankara’ya geliş-dönüş ve diğer masraflar adaylarca karşılanacaktır.

2. Lisansüstü öğrenime gönderilecek personelin tam zamanlı programlara kayıt olması esastır.

3. Lisansüstü öğrenime gönderilenlerin eğitimlerini en kısa sürede bitirmeleri esas olup, programın zamana yayılarak uzatılması ve böylece yurt dışı eğitim ile ilgili gereksiz harcamaları önlemek için öğrenim gördükleri eğitim kurumlarında yaz ayları dahil her sömestr için tam zamanlı öğrenci statüsüne uygun kredi ve dersleri almaları zorunludur.

4. Bakanlıkça, ilgili yükseköğretim kurumundan her sömestr sonunda not dökümü (Transkript) talep edilecektir.

5. Lisansüstü eğitim yapılacak üniversitelerce istenilen mali destek mektupları (sponsorluk belgeleri), adayların kadrosunun bulunduğu birim tarafından imzalanacaktır.

6. Gerekli kredileri alarak eğitimlerini tamamlayanlar, gönderiliş süresine bakılmaksızın 15 gün içinde yurda dönerek görevlerine başlamak zorundadırlar. 15 günlük bu süre zarfında kendilerine sadece yurt içi maaş ödemesi yapılacaktır.

7. Bakanlıkça yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini arttırmak veya staj yapmak üzere 3 ay ve daha fazla süre ile yurt dışına gönderilen memurlara, gönderilme şekillerine bakılmaksızın, yurt dışında kaldıkları sürenin iki katı kadar mecburi hizmet yüklenir. Mecburi hizmetini tamamlamadan görevinden ayrılanlar ile müstafi sayılanlar, bir ceza ile görevine son verilenler, eğitimdeki başarısızlığı veya kendi kusuru nedeniyle yurt dışından geri çağrılanlar ya da verilen süreyi tamamlayıp başarısız olarak dönenler için yapılan her türlü masraf ilgiliden tahsil edilir.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/cevre-ve-sehircilik-bakanligi-yetistirilmek-uzere-yurt-disi-personeli-aliyor-kpss-sartsiz-basvuru/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Ukrayna Meclis Başkanı Stefanchuk ile görüştü https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-ukrayna-meclis-baskani-stefanchuk-ile-gorustu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-ukrayna-meclis-baskani-stefanchuk-ile-gorustu/#respond Wed, 15 May 2024 02:00:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10658 TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştiren Ukrayna Meclis Başkanı Ruslan Stefanchuk ile Meclis’te bir araya geldi.

Kurtulmuş ve Stefanchuk, baş başa görüşmenin ardından gazetecilere açıklamada bulundu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, Stefanchuk ve Ukrayna heyetini TBMM’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın üçüncü yılına girdiğini ve bu savaşın Ukrayna’ya ağır bedeller ödettiğini ifade eden Kurtulmuş, “10 binlerle ifade edilen insani kayıpların, yakılmış, yıkılmış şehirlerin, harap olan alt yapının Ukrayna’ya fiziki ve insani maliyeti olduğunun farkındayız. Bir an önce Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bitirilmesi, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü temin edilerek bu savaşın sonlandırılması, kalıcı, onurlu bir barışın tesis edilmesi için Türkiye olarak ilk andan itibaren büyük bir gayret sarf ediyoruz.” diye konuştu.

Kurtulmuş, 2014 yılında Kırım’ın ilhakı ile başlayan bu sürecin bütün dünya tarafından sessizlikle karşılandığını belirterek, Türkiye’nin ilk andan itibaren Kırım’ın ilhakına karşı çıktığını, bunun uluslararası hukuk ihlali olduğunu bütün uluslararası platformlarda dile getirdiklerini söyledi.

Kırım Tatarları, Gagavuz Türkleri ve Ahıska Türkleri ile kopmaz, tarihi, kültürel ilişkiler bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Bu unsurlar bugün Ukrayna’nın da önemli parçalarıdır, bileşenleridir. Ukrayna içinde özellikle yerel halklar yasasının çıkarılmasıyla bu halklara verilen hakların da bizim için fevkalade önemli olduğunu, bunun için Ukrayna hükümetine de teşekkür ettiğimizi ifade ediyoruz. Sadece Kırım’ın ilhakı değil, Ukrayna’nın doğu eyaletlerinin Rusya tarafından hukuksuz şekilde ihlalini de hiçbir şekilde tanımadığımızı her platformda ifade ediyoruz. Bir an evvel barışın sağlanarak Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün temin edilmesi ve ilhak edilen Ukrayna topraklarının asli statüsüne geri dönmesinin en doğru yol olduğu kanaatindeyiz.”

Ukrayna’nın bağımsızlığını kazandığı günden itibaren Türkiye ve Ukrayna arasında yakın, sıcak ilişkiler olduğunu dile getiren Kurtulmuş, iki ülke arasında stratejik ortaklık seviyesinde devam eden mükemmel bir ilişki bulunduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, Ukrayna’nın gelişmesi konusunda Türkiye’nin ciddi desteği olduğunu vurgulayarak, “Bundan sonraki süreçte temel hedefimiz, bir an evvel bu savaşın sonlandırılarak Ukrayna’nın yeniden imarının temin edilmesi ve Türkiye olarak dostumuz Ukrayna halkının yanında yer alarak Ukrayna’nın ayağa kalkma sürecine destek verebilmektir.” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, bu savaşın, Batı dünyası ile Rusya arasında savaşa neden olma potansiyeli taşıdığını ifade ederek, “Eğer savaş devam ederse belki de bir büyük üçüncü savaşın fitilini ateşleyecek önemli bir çatışma potansiyelinin mevcudiyeti dünya barışını tehdit ediyor.” dedi.

Barış için Dolmabahçe’de anlaşma aşamasına gelindiğini anımsatan Kurtulmuş, ilk andan itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mekik diplomasisi uygulayarak iki ülkenin bir masa etrafında bir araya gelmesi, adil, kalıcı, iki tarafın da kabul edebileceği onurlu bir barışın temin edilebilmesi için olağanüstü gayret sarf ettiğini dile getirdi.

Kurtulmuş, Türkiye’nin her platformda bu çabayı ortaya koyduğunu vurgulayarak, “Ümit ederiz ki bir an evvel bu barış temin edilmiş olsun ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü sağlanarak egemenliği, bağımsızlığı tam manasıyla korunarak bir barış ortaya konulsun.” diye konuştu.

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyaya işaret eden Kurtulmuş, bölgenin tam manasıyla diken üstünde olduğunu, çatışmaların sonlandırılmasının bütün insanlığın hayrına olduğunu kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, en kısa sürede toprak bütünlüğünü temin etmiş egemen bir Ukrayna’yı görmeyi ümit ettiğini söyledi.

“PARLAMENTOLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLERİMİZİ DAHA DA KUVVETLENDİRMEMİZ LAZIM”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, hükümetler arasındaki karşılıklı iyi ilişkiler ve diyaloğun yanı sıra parlamentolar arasındaki ilişkileri daha da kuvvetlendirmek gerektiğinin altını çizerek, Kırım Platformu başta olmak üzere tüm uluslararası platformlarda Ukrayna’nın mücadelesine destek verdiklerini söyledi.

Yaşanan gerilimlerin, çatışmaların, savaşların acı bir bedel ile öğrettiği bir şey olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Dünyanın yeni, adil, hakkaniyetli bir uluslararası sisteme ihtiyacı vardır. Kırım’ın ilhakı ile başlayan bu süreçte Rusya’yı durduracak, bu haksızlıkların önüne geçecek bir uluslararası sistem mevcut değildir. Sekizinci ayına girdik; Gazze’de devam eden, modern zamanlarda gördüğümüz en büyük insani katliamların, soykırım boyutlarına varmış katliamların karşısında insanlık çaresiz vaziyettedir, hiçbir şey yapamamaktadır. Çünkü uluslararası sistem, başta BM olmak üzere bu sorunu insani ölçülerde çözebilecek bir yeteneğe sahip değildir.

Rusya’nın veto hakkına sahip olduğu bir BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya’yı nasıl durduracaksınız. Aynı şekilde Amerika’nın veto hakkına sahip olduğu BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i nasıl durduracaksınız? Bu, tamamıyla bir çaresizlik durumudur. Beş ülke dünyayı istediği gibi dizayn etmeye kalkıyor. Bu kabul edilemez, dayanılamaz ve sürdürülemez bir durumdur. Hep beraber gayret ederek bu küresel sistemi değiştireceğiz. Bütün insanların yaratılışta eşit olduğu, bütün devletlerin de egemenlikte eşit olduğu bir dünyayı hep beraber kuracağız. Başka çaresi yoktur, yoksa dünyada hiçbir sorunun çözülme imkan ve ihtimali yoktur.”



“BARIŞIN SAĞLAMASI İÇİN YAPILAN KATKILARIN, EMEKLERİN FARKINDAYIZ”

Konuk Meclis Başkanı Stefanchuk, kendisini ve heyetini ağırladığı için TBMM Başkanı Kurtulmuş’a teşekkür ederek, Türk halkının Cumhuriyetin 100. yılını kutladı.

Ukrayna ve Türkiye arasındaki işbirliğinin ulaştığı seviyenin takdire şayan olduğunu belirten Stefanchuk, parlamentolar arasındaki güçlü işbirliğinin, ülkeler arasındaki iyi ilişkilerin de önemli bir parçasını oluşturduğunu kaydetti.

Stefanchuk, iki ülke arasında ortak tarihi değerler bulunduğunu dile getirerek, “Teşekkür etmek istiyorum. Savaşın başından beri, sizin de ifade ettiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanının, hükümetin, Meclisin, halkın Ukrayna’da kalıcı ve adil barışın sağlanması konusunda çok fazla girişimi ve katkıları oldu. Bunları biliyoruz ve çok fazla minnettarız.” dedi.

Sağlanacak barışın adil ve sürdürülebilir olması gerektiğini vurgulayan Stefanchuk, düzenlenecek barış zirvesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılmasını umduklarını söyledi.

Türkiye’nin ve yetkililerinin barışın sağlanması için sağladığı katkıların ve insan üstü emeklerin farkında olduklarını ifade ederek, buna çok kıymet verdiklerini belirten Stefanchuk, tüm dünyanın net bir şekilde adil bir barışa odaklanması gerektiğini söyledi.

Uluslararası hukukun üstün olacağı adil bir düzen inşa etmek gerektiğini dile getiren Stefanchuk, Kurtulmuş’un Kırım Platformu’nun 2’nci Parlamenterler Zirvesi’ne katıldığını anımsattı. Stefanchuk, Kurtulmuş’u Letonya Riga’da gerçekleştirilecek 3’ncü Parlamenterler Zirvesi’ne davet ederek, “Eminim ki sizin kadim deneyim ve bilgileriniz orada çok fazla katkı sağlayacaktır. Hep birlikte Kırım’ın işgalden kurtarılıp yerli halkı olan Kırım Tatarları’nın ve diğer halkların bağımsız Ukrayna içinde huzurla yaşamasını sağlayabileceğiz.” diye konuştu.

Stefanchuk, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de birçok kez özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin ve uluslararası alandaki örgütlerde mutlaka bir dönüşüm ve reform süreci gerektiğini vurguladığını dile getirdi.

Stefanchuk, Türkiye’nin, uluslararası güvenlik sisteminin dönüşerek kalıcı ve adil bir düzene evrilmesi gerektiği konusunda Ukrayna’yı müttefik olarak görebileceğini belirterek, “Uluslararası arenada, ülkelere saygı sadece boyutlarına, gücüne veya saldırganlığına göre değil sadece halklarına, ülkeye ve birer birim olarak devletlere saygı duyulacak bir dönüşüm olmalı. Herkes farklı ama herkes eşit olmalı.” dedi.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-ukrayna-meclis-baskani-stefanchuk-ile-gorustu/feed/ 0
Tarihin akışını değiştirecek karar! Arap ülkelerinden peş peşe mesajlar https://www.foxtvhaber.com.tr/tarihin-akisini-degistirecek-karar-arap-ulkelerinden-pes-pese-mesajlar/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tarihin-akisini-degistirecek-karar-arap-ulkelerinden-pes-pese-mesajlar/#respond Sat, 11 May 2024 06:24:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10448 Filistin, Katar, Kuveyt, Umman, Irak ve Arap Parlamentosundan konuya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Filistin haber ajansı WAFA’ya göre Devlet Başkanı Mahmud Abbas, söz konusu kararın, “uluslararası hukuka uygun olduğunu ve İsrail’in işlediği suçların ve uluslararası meşruiyetin ciddi ihlallerinin izole edilmesi yönündeki uluslararası fikir birliğine işaret ettiğini” belirtti.

Abbas, bu karara binaen Filistin’in, BM’de tam üyelik yönündeki çabalarını sürdüreceğini, henüz Filistin Devleti’ni tanımayan ülkelere de bu yönde çağrıda bulunacağını aktardı.

Söz konusu kararın, Filistin’in, tam üyeliğinin BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) yeniden oylanması yönündeki çabalarını destekleyeceğine değinen Abbas, ABD yönetimini, İsrail’e verdiği desteği çekmeye, ülkelerin iradesine saygı göstermeye ve Filistin’in tam üyelik elde etmesi lehinde oy kullanmaya çağırdı.

Filistin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da Filistin’in tam üyelik hakkını ezici bir çoğunlukla teyit eden Birleşmiş Milletler Genel Kurulundaki oylama ve uluslararası fikir birliğinin memnuniyetle karşılandığı belirtildi.

Fetih Hareketi de Genel Kuruldaki ezici oy çoğunluğunun, dünyanın, sömürgeci işgal sisteminin müttefikleri ve destekçilerinden ayrışarak Filistin’in tarihi haklarından yana tavır sergilediğini gösterdiğini ifade etti.

KATAR

Katar Dışişleri Bakanlığı da açıklamasında, kararı “tarihi” olarak nitelendirdi ve 143 ülkenin evet oyu vermesinin, Filistin halkının doğal, yasal ve tarihi haklarının uluslararası düzeyde tanınması anlamına geldiğini kaydetti.

Açıklamada, BMGK’nın, Genel Kurulun tavsiyesine yanıt vererek Filistin’in, “BM’ye tam üye devlet olması, uluslararası sistemdeki konumunu güçlendirmesi ve Filistin halkının meşru haklarını kullanmasına olanak sağlamasının” umut edildiği dile getirildi.

KUVEYT

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, uluslararası topluma, “Filistin meselesine adil ve kalıcı bir çözüm bulunması, Filistin halkının korunması ve kendi bağımsız devletlerini kurma yönündeki meşru haklarının desteklenmesi konusundaki hukuki ve tarihi sorumluluğunu üstlenme” çağrısında bulunuldu.

UMMAN

Kararı memnuniyetle karşılayan Umman’ın açıklamasında, Genel Kurulda söz konusu kararın kabul edilmesinin, dünya genelinin, BMGK’ya, “Filistin Devleti’ni tanıma çağrısı yaptığı” anlamına geldiği bildirildi.

IRAK

Irak Dışişleri Bakanlığının açıklamasında da, 9 ret ve 25 çekimser oya karşılık 143 devletin “evet” oyu vermesinin, Filistin halkının meşru haklarını elde etmesi konusunda verilen uluslararası desteğin “büyüklüğünü” ortaya koyduğuna işaret edildi.

“Tarihi” kararın, Filistinlilerin haklarını geri alması ve bölgede barışın sağlanması yolunda atılmış ilk adım olduğu aktarıldı.

ARAP PARLAMENTOSU

Arap Parlamentosu Başkanı Adil es-Assumi de yaptığı açıklamada, “ezici” çoğunluğun oyuyla kabul edilen kararın, Filistin meselesinin haklılığı üzerindeki fikir birliğini yansıttığını kaydetti ve BMGK’yı Filistin Devleti’nin BM’ye tam üyelik talebini tarafsız ve olumlu bir şekilde değerlendirmeye çağırdı.

BM Genel Kurulu, Filistin hakkındaki karar tasarısını kabul etti

BM Genel Kurulunda dün yapılan oylamada, Filistin’in BM üyeliğinin BM Güvenlik Konseyi’nde tekrar görüşülmesi ve gözlemci statüsünde olan Filistin’e bazı ilave haklar tanınması talep edilen karar tasarısı kabul edildi.

Türkiye’nin yanı sıra 80’e yakın ülkenin ortak sunucusu olduğu karar tasarısı, 193 üyeli BM Genel Kurulu’nda 143 “evet” oyuyla kabul edildi. Tasarı 25 “çekimser” oy alırken aralarında ABD, Arjantin, Papua Yeni Gine, Çekya ve Macaristan’ın bulunduğu 9 ülke “hayır” oyu kullandı.

Kararda, “Filistin’in BM Şartı’nın 4. maddesi uyarınca BM’ye üyelik kriterlerini yerine getirdiği ve bu nedenle BM’ye üye olarak kabul edilmesi” gerektiğine işaret edildi.

Filistin, 2011’de de BM’ye tam üyelik başvurusu yapmış ancak BMGK’de gereken desteği alamamıştı. Filistin 2012 yılında BM’de “daimi gözlemci statüsüne” kavuşmuştu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tarihin-akisini-degistirecek-karar-arap-ulkelerinden-pes-pese-mesajlar/feed/ 0
İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan: Filistin’de en aşağılık tutum https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-rektoru-prof-dr-m-ege-yazgan-filistinde-en-asagilik-tutum/ https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-rektoru-prof-dr-m-ege-yazgan-filistinde-en-asagilik-tutum/#respond Thu, 09 May 2024 00:36:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10303 Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı Prof. Dr. M. Remzi Sanver’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Brown Üniversitesi’nde Soykırım Çalışmaları Profesörü Omer Bartov, Toronto Üniversitesi Dalla Lana Halk Sağlığı Okulu Profesörü Izzeldin Abuelaish, Sao Paulo Üniversitesi Çağdaş Arap Tarihi Profesörü Arlene Elizabeth Clemesha ve Edinburgh Üniversitesi Nicel Siyaset Bilimi Profesörü Uğur Özdemir, ifade özgürlüğünü savunan ama Filistin’in sesini susturan kurumlardaki çelişkileri gündeme getirerek Filistin’de barışın sağlanması için yapılması gerekenleri ele aldı.

Açıklamada paneldeki açılış konuşmasına yer verilen İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Orta Doğu’nun, insanlığın ilk zamanlarından bu yana pek çok çatışmaya sahne olduğunu vurguladı.

Yazgan, Ortadoğu’da insanlığın, hemen her milletin, her topluluğun geçmişten gelen acılarının olduğunu belirterek, “Yakın ya da uzak geçmişte yaşanan olayların intikamını sivil insanları öldürerek almak, bir hükümetin, bir siyasi hareketin alabileceği en insanlık dışı tutumdur. Ne yazık ki geçtiğimiz Ekim ayından bu yana İsrail ve Gazze’de tanık olduğumuz şey budur. Tüm uluslararası toplumun Gazze’de sivillerin ayrım gözetmeksizin katledilmesine son verme konusundaki acizliği bizi çok tehlikeli bir ayrılığa götürüyor.” ifadelerini kullandı.

– “YAŞANANLAR, ANLATILARIN NASIL İŞA EDILDIĞI VE YAYILDIĞINA İLİŞKİN SİSTEMATİK BİR SORUNU ORTAYA KOYUYOR”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı Prof. Dr. M. Remzi Sanver ise batı dünyasının ifade özgürlüğünü savunan kurumlarının, ana akım anlatılardan farklı sesleri dışladığını ve bazen de susturduğuna dikkati çekti.

Sanver, bu tutarsızlığın tezahürlerinin Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşta görüldüğünün altını çizerek, “Bu panelde ise bunu Filistin bağlamında tartışacağız. Son dönemde yaşanan olaylar, Filistinlilerin haklarını savunanların karşılaştığı zorlukların altını çiziyor. İsrail’in Gazze’deki savaşına karşı düzenlenen öğrenci protestolarına yönelik baskılar buna örnektir. Yaşananlar, anlatıların nasıl inşa edildiği ve yayıldığına ilişkin sistematik bir sorunu ortaya koyuyor.” değerlendirmelerinde bulundu.

Brown Üniversitesi Soykırım Çalışmaları Profesörü Omer Bartov ise İkinci Dünya Savaşı sonrasında verilen bir daha dünyada soykırım yaşanmayacağı sözünün 1945’ten bu yana yaşanan soykırımlarla ihlal edildiğini ifade ederek, insanların soykırım terimini, meydana gelen korkunç bir şeyi tanımlamak istediklerinde kullandığını belirtti.

– “HAREKETE GEÇEREK HÜKÜMETLERİMİZİN ULUSLARARASI TOPLUM İÇİNDE HAREKET ETME ŞEKLİ ÜZERİNDE BİR ETKİYE SAHIP OLABİLİRİZ”

“Vahşet, sivillerin kitlesel olarak öldürülmesi, şehirlerin yıkılması, nüfusun yerinden edilmesi, planlı askeri şiddet ve tüm bu eylemler gerçekten de suç olan, kabul edilemez, ahlak dışı, etik dışı olarak tanımlanabilecek eylemlerdir. Ancak bu eylemler her zaman soykırım demek değildir.” diyen Bartov şunları vurgu yaptı:

“Uluslararası hukukta önemli olan tek tanım 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçu ve Suçun Önlenmesi Sözleşmesi’nde yer alan tanımdır. Bir ülkenin uluslararası hukuk çerçevesinde soykırımdan suçlu bulunması için bir grubu kasıtlı olarak yok etme niyetiyle yola çıkmış olması gerekir. Bunu kanıtlamak çok zor bir şey ve genellikle uzun zaman alıyor çünkü belirli bir nüfusu yok etmek için önceden tasarlanmış bir plan olduğunu ve bu planın tamamen veya kısmen uygulandığını belgelemeniz gerekiyor.”

Antisemitizmin gerçek ve mevcut bir tehlike olduğunu ancak Gazze’de yaşananlara itiraz edenleri susturmak amacıyla kullanılan bir silah haline getirildiğini belirten Bartov, “‘Uluslararası hukuk var ama bunun bir önemi yok’, diye bakmak yerine harekete geçerek hükümetlerimizin uluslararası toplum içinde hareket etme şekli üzerinde bir etkiye sahip olabiliriz.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-rektoru-prof-dr-m-ege-yazgan-filistinde-en-asagilik-tutum/feed/ 0
İtalyan isimden Türkiye çıkışı: Çok sayıda ülke harekete geçecek! https://www.foxtvhaber.com.tr/italyan-isimden-turkiye-cikisi-cok-sayida-ulke-harekete-gececek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/italyan-isimden-turkiye-cikisi-cok-sayida-ulke-harekete-gececek/#respond Wed, 08 May 2024 01:12:31 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10245 İtalyan hukukçu Dr. Luigi Daniele, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail aleyhine açılan “soykırım” davasında hükmettiği tedbir kararlarının üçüncü devletlerin yaklaşımlarında önemli değişimleri tetiklediğini belirterek, “Türkiye’nin müdahil olmasının Güney Afrika’yı desteklemek için daha fazla devleti harekete geçireceğini düşünüyorum” dedi

İngiltere’deki Nottingham Trent Üniversitesinde Uluslararası İnsancıl Hukuk Öğretim Üyesi Luigi Daniele, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve diğer üst düzey yetkililer hakkında tutuklama kararı çıkarma ihtimali, bunun olası sonuçları ve Batı’nın İsrail’e desteği konusunda AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

UCM’nin tutuklama kararı çıkaracağına yönelik iddiaların İsrail tarafından geldiğine işaret eden Daniele, “Tutuklama kararı prosedürü gizli olmalıdır. Yani burada yanlış giden bir şeyler var. İsrailli liderler bizim bilmediğimiz bir şey mi biliyor? Eğer öyleyse, nasıl ve neden?” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in, müttefiklerinin UCM’ye baskı yapmasını sağlamak amacıyla bu söylentileri çıkarmış olabileceğini belirten Daniele, ayrıca bu kararın İsrail tarafından Filistin yönetimine “misilleme yapma” gerekçesi olarak kullanılabileceğini söyledi.

“NETANYAHU SAVAŞ BİTTİĞİNDE SİYASETEN BİTTİĞİNİN FARKINDA”

Daniele, “Netanyahu hükümeti diyor ki ‘Tutuklama kararı çıkarsa biz de geliriz, Filistin yönetimine misilleme yaparız, iktidarı ele geçiririz, hatta çöküşüne neden oluruz.’ Bu gerçekten insafsızca çünkü İsrail yönetimi, Filistin’in meşru kurumlarını dağıtmak için bir bahane arıyor gibi görünüyor.” ifadelerini kullandı.

Netanyahu’nun savaşı büyüterek sürdürmek istediğini kaydeden Daniele, “Görünen o ki Netanyahu, savaş biterse siyaseten biteceğinin farkında. Bu da onu özellikle tehlikeli kılıyor çünkü kalan gücünü korumak için her yola başvuracaktır. Bu da tutuklama kararlarına ihtiyaç duyduğunu daha da fazla gösteriyor.” dedi.

İddia edilen tutuklama kararlarını verme konusunda UCM’nin “çok geciktiğini” belirten Daniele, Filistin yönetiminin Mahkeme’ye başvurmasından bu yana 15 yıl geçtiğini hatırlattı.

TUTUKLAMA KARARLARI DENGELERİ DEĞİŞTİREBİLİR

UCM’nin hükmedeceği tutuklama kararının iç hukuktaki gibi işlemediğine işaret eden Daniele, kararın uygulanmasında Roma Statüsü’ne taraf devletlerin işbirliğinin önemli olacağını vurguladı.

Buna göre, taraf devletlerin, şüpheliler kendi topraklarındaysa bu tutuklama kararlarını yerine getirme yükümlülüğü bulunduğunu dile getiren Daniele, “Roma Statüsü’ne taraf olmayan devletlerin bile bunu yapması gerektiğine dair bir argüman da var çünkü bunlar uluslararası hukuk kapsamında suçlar.” şeklinde konuştu.

Daniele, tutuklama kararının olası sonuçlarının bölgesel dengeleri değiştirebileceğini ifade ederek, “İsrail hükümeti ile müttefik ülkeler çok önemli bir tercihle yüzleşmek zorunda kalacak. İsrail hükümetinin uluslararası suçlularını korumak için uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine saygısızlık mı edecekler yoksa nihayet yaklaşımlarını değiştirip uluslararası hukuka saygı göstermeye öncelik mi verecekler?” dedi.

Özellikle “liberal demokrasi” olduğunu savunan ülkelerin uluslararası hukuka uygun kararlar alması gerektiğinin altını çizen Daniele, olası tutuklama kararının “siyasi pozisyonlarda büyük bir oyun değiştirici” olabileceğine değindi.

Daniele, “Bu tutuklama kararları, hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığını, hiçbir insan grubunun güvenliğinin başka bir insan grubunun ortadan kaldırılmasıyla sağlanamayacağına dair iyi bilinen şeyi yeniden teyit edecektir.” değerlendirmesinde yaptı.

“BATILI DEVLETLER KENDİLERİNİ HUKUKUN ÜSTÜNDE GÖRÜYOR”

Daniele, UCM’de Rusya’nın Ukrayna’daki ve İsrail’in Filistin’deki eylemleri hakkında süren soruşturmaların hukuki açıdan benzer olduğuna işaret ederek, buna rağmen ABD’nin Rusya soruşturmasında takındığı tavrın bütünüyle farklı olduğunu anımsattı.

ABD’nin UCM’deki İsrail soruşturmasına yönelik tepkisini “Uluslararası hukuk sisteminin altını oyan akıl almaz bir tutum.” olarak nitelendiren Daniele, “(Bu tutum) Batılı devletlerin kendilerini bir kabile olarak, hukukun üstünde gördükleri ve hukuku sadece düşmanları için bir şey olarak algıladıkları bir tür kabilecilik gibi görünüyor.” eleştirisinde bulundu.

Bu tutumun uluslararası güvenliği tehdit ettiği ve dünya savaşı riskini artırdığını belirten Daniele, “Hukukun sadece düşmanlarınız için olduğunu iddia etmeye devam ederseniz, temelde gerilimi tırmandırarak dünya siyaset arenasını, yeni kuralların savaşla yazılacağı bir dünya savaşının eşiğine getirmiş olursunuz.” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’NİN MÜDAHİL OLMASI DAHA FAZLA DEVLETİ HAREKETE GEÇİRECEK”

Daniele, Uluslararası Adalet Divanının (UAD), Güney Afrika’nın İsrail aleyhine açtığı “soykırım” davasında hükmettiği tedbir kararlarının, üçüncü devletlerin yaklaşımlarında önemli değişimleri tetiklediğine dikkati çekerek, “Çünkü devletler suç ortaklığı nedeniyle UAD önüne çıkarılma riskiyle karşı karşıya.” dedi.

Türkiye’nin davaya müdahil olma kararını değerlendiren Daniele, “Türkiye’nin önemli bir NATO üyesi olması, bu müdahalenin önemli olası sonuçlar doğurmasına neden olmaktadır.” ifadesini kullandı.

Daniele, “Daha fazla üçüncü devlet, sadece soykırım tehlikesi tespit edildiğinde ne yapmaları gerektiği konusunu açıklamak için bile olsa Güney Afrika-İsrail davasına müdahil olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’nin müdahil olmasının Güney Afrika’yı desteklemek için daha fazla devleti harekete geçireceğini düşünüyorum.” değerlendirmesi yaptı.

“MÜTTEFİKLER İŞLEDİĞİNDE AFFEDİLECEK, HASIMLAR İŞLEDİĞİNDE KINANACAK SUÇLAR DEĞİL”

Daniele, Almanya ve İngiltere’nin UAD’de görülen diğer “soykırım” davalarında, mağdurlar kadın ve çocuk olduğunda soykırım niyetini tespit etmek için eşiklerin düşürülmesini açıkça savunduğunu anımsatarak, bu iki ülkenin İsrail aleyhine süren davada takındıkları karşıt tutumu eleştirdi.

Batı ülkelerinin, uluslararası hukuktan ziyade müttefiklerin korunmasına önem verdiğini dile getiren Daniele, “Uluslararası suçlar müttefikler işlediğinde affedilecek, hasımlar işlediğinde kınanacak suçlar değildir. Buna izin verirsek, devletler arasındaki anlaşmazlıkların uluslararası suçlar yoluyla çözüleceği bir geleceğe doğru gidiyoruz demektir.” şeklinde konuştu.

“AB, ABD İLE ÇİFTE STANDARDIN ZİRVESİNDE”

Avrupa Birliği’nin (AB), ABD ile İsrail’in “ciddi boyutlardaki insan hakları ihlallerine en fazla ortak olan yönetimler olduğunu” vurgulayan Daniele, şunları kaydetti:

“Bir Avrupa vatandaşı olarak (AB Komisyonu Başkanı) Ursula von der Leyen gibi liderlerin taraflı açıklamalarını duyduğumda şok oldum. (Bu açıklamalar) Aylar boyunca çocuklar ve kadınlar yok edilirken, hiçbir şey olmuyormuş ya da bu talihsiz ama bir şekilde affedilebilir bir savaş gerekliliğiymiş gibi görüldü.”

Bu durumun AB’nin Ukrayna’daki insan hakları ihlallerine ilişkin açıklamalarıyla “çarpıcı tezatlık oluşturduğunu” belirten Daniele, “AB’nin, ABD ile çifte standardın zirvesinde olduğunu söyleyebilirim.” ifadesini kullandı.

Daniele, İspanya ve İrlanda’nın, İsrail’e AB pazarında imtiyazlar sağlayan ticari anlaşmanın gözden geçirilmesi talebine ilişkin, “Hukuki açıdan bakıldığında, Rusya ile yapılan anlaşmaların kesintiye uğramasına neden olan sebeplerin aynısı İsrail ile yapılan anlaşmaların da kesintiye uğramasına neden olmalıdır.” diye konuştu.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin arifesinde olunduğuna işaret eden Daniele, “Avrupa halkı, Filistinli sivil halka karşı yapılanları gördü ve adalet talep ediyor. Liderlerimiz şimdi bu yönde adım atmazsa bunun bedelini sandıkta ödeyecek.” değerlendirmesinde bulundu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/italyan-isimden-turkiye-cikisi-cok-sayida-ulke-harekete-gececek/feed/ 0
Mısır, Fransa ve Çin’den İsrail’e Refah çağrısı https://www.foxtvhaber.com.tr/misir-fransa-ve-cinden-israile-refah-cagrisi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/misir-fransa-ve-cinden-israile-refah-cagrisi/#respond Tue, 07 May 2024 23:00:38 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10222 Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Çin liderinin Fransa’yı ziyaretinde Orta Doğu’daki duruma ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

Liderler, açıklamada, Gazze’de sivillerin uluslararası insancıl hukuka uygun olarak korunmasının zorunlu olduğunu, böyle bir harekatın Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine ve bölgede daha geniş ölçekli insani felakete yol açacağını vurguladı.

Çin ve Fransa’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) daimi üyeleri olarak uluslararası güvenliğe ve istikrara yönelik tehditlere uluslararası hukuka uygun yapıcı çözümler bulmak için birlikte çalıştığı belirtilen açıklama, “Çin ve Fransa, terörist şiddet eylemleri ve sivillere yönelik ayrım gözetmeyen saldırılar dahil, uluslararası insancıl hukukun her türlü ihlalini kınamaktadır.” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, Gazze’de sivillerin korunmasının uluslararası insancıl hukuka göre mutlak zorunluluk olduğunun altı çizilerek, şunlar kaydedildi:

“İki lider, İsrail’in Refah’a yönelik, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesiyle büyük ölçekli insani felakete yol açacak harekatına karşı olduklarını ifade eder.”

“SINIRLAR VE İNSANİ KORİDORLAR AÇIK TUTULMALI”

Xi ve Macron, Gazze’ye büyük ölçekli insani yardımların ulaştırılması ve bölgedeki sivillerin korunması için acil ve sürdürülebilir ateşkesin önemine dikkati çekti.

Tüm esirlerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulunan liderler, Birleşmiş Milletler kararlarının, özellikle BMGK’nin 2712, 2720 ve 2728 sayılı kararlarının uygulanmasının tüm taraflar için barış ve güvenliğin sağlanmasının yegane yolu olduğunu vurguladı.

Liderler, sınır geçişlerinin ve ihtiyaç koridorlarının açık tutularak Gazze Şeridi’nin tümüne hızlı, güvenli, engelsiz ve sürdürülebilir insani yardım ulaştırılmasına olanak sağlanması gerektiğine işaret ederek, uluslararası insani yardım çabalarında eşgüdümünün güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMDEN AYRILINAMAZ”

Tüm tarafların sahada gerilimi yükseltecek tek taraflı tedbirlerden kaçınması gerektiğinin altını çizen liderler, bu bağlamda İsrail’in işgal altındaki topraklarda yerleşim yerleri inşa etme siyasetini kınadıklarını bildirdi.

Liderler, yasa dışı yerleşimlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini, kalıcı barışın ve Filistin Devleti’nin kurulması olasılığının önünde engel oluşturduğunu vurguladı.

İsrail ve Filistin’in yan yana, barış ve güvenlik içinde yaşayacağı, 1967 sınırları temelinde, başkenti Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin Devleti’nin kurulduğu iki devleti çözümün somut şekilde uygulanması için kararlı ve geri çevrilmez bir siyasi sürecin yeniden başlatılması çağrısında bulunan liderler, Gazze’nin gelecekteki yönetiminin iki devletli çözümden ayrılamayacağını kaydetti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian da yaptığı açıklamada, “Çin, İsrail’i uluslararası toplumun taleplerine kulak vermeye, Refah’a saldırmaktan vazgeçmeye ve Gazze Şeridi’nde daha ciddi bir insani felaketi önlemek için elinden gelen her şeyi yapmaya çağırıyor.” dedi.

MISIR’DAN TEPKİ

Mısır, İsrail ordusunun Refah kentine kara saldırısı başlatarak Gazze Şeridi’nin Mısır’a açılan sınır kapısının Filistin tarafını ele geçirmesine tepki gösterdi. Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Mısır, İsrail’in Filistin’in Refah kentindeki askeri operasyonlarını ve bunun sonucunda Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı üzerindeki kontrolü ele geçirmesini en güçlü şekilde kınıyor.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Refah Sınır Kapısı’nın Gazze Şeridi’nin “hayat damarı” olduğuna dikkat çekilerek, bu saldırının ve sınır kapısına hakimiyetin 2 milyondan fazla Filistinlinin hayatını çok ciddi şekilde tehdit ettiğine vurgu yapıldı.

“Gazze Şeridi’nde daimi ateşkes anlaşmasına ulaşmak üzere ortaya konulan çabaları korumak için İsrail’e azami itidal” çağrısı yapılan açıklamada, uluslararası tüm etkili taraflara mevcut krizi sonlandırmak için müdahale çağrısında bulunuldu.

“GAZZE’NİN CAN DAMARI”

UNRWA Planlama Direktörü Sam Rose, İsrail’in Refah ve Kerem Şalom sınır kapılarını kapatmaya çalışmasının zaten açlığın eşiğinde olan Gazze halkı için yıkıcı olduğunu söyledi.

Geçişlerin ekim ayından bu yana Gazze Şeridi’ne giren az miktardaki yardımlar için can damarı olduğunu belirten Rose, “Arındırma tesislerinin çalışması ve su sağlaması mümkün değil. Elektrik yok. Her şey kesiliyor.” dedi.

Rose, UNRWA’nın başta bölgedeki yakıt sıkıntısı ve Refah’ın doğusunda başlatılan askeri operasyonun insani etkileri konusunda bir dizi endişesi olduğunu sözlerine ekledi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/misir-fransa-ve-cinden-israile-refah-cagrisi/feed/ 0
Özgürlük Filosu’nun hareket tarihi çok yakında açıklanacak https://www.foxtvhaber.com.tr/ozgurluk-filosunun-hareket-tarihi-cok-yakinda-aciklanacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ozgurluk-filosunun-hareket-tarihi-cok-yakinda-aciklanacak/#respond Sat, 20 Apr 2024 23:12:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9178  Toplam 12 ülkeden çok sayıda sivil toplum kuruluşunca oluşturulan Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu, Gazze’ye insani yardım götürmesi planlanan Akdeniz Gemisi’nde hazırlıklarına devam ediyor.

Tuzla’daki özel bir tersanede hazırlıklarını sürdüren gemide düzenlenen basın toplantısında Gazze’ye yardım ulaştırmak için yola çıkacak ve yaklaşık 1000 kişinin katılması beklenen filoya ilişkin bilgilendirme yapıldı.

Almanya, Malezya, Filistin, Norveç, Arjantin, İspanya, Kanada ve Güney Afrika’dan çok sayıda aktivistin katıldığı toplantıda konuşan emekli ABD askeri ve eski diplomat Ann Wright, “Gazze Özgürlük Filosu” kampanyasının açılışını yaptıklarını söyledi.

Wright, 2010’da Mavi Marmara ve 7 farklı gemiyle, onlarca ülkeden katılımcıyla yola çıktıklarını ve yeniden bu misyon için burada bulunduklarını ifade ederek, kampanyaya destek veren aktivistleri kendilerini tanıtmaları için sahneye çağırdı.

“EN ÖNEMLİ ÇAĞRI BÖLGEDE ATEŞKESİN SAĞLANMASI”

Malezya Özgürlük Filosu Hareketi’nden Fauziah Mohd Hasan, son zamanlarda CNN ve BBC gibi medya kurumlarından çıkan haberlerde bölgedeki problemin İran ya da başka ülkelerden kaynaklı olduğu söylendiğini ancak şu anki durumun gösterilenden çok daha farklı olduğunu dile getirdi.

İsrail’in bölgede uyguladığı politikanın kadınların, çocukların ve sivillerin öldürülmesi üzerine kurulu olduğuna dikkati çeken Hasan, “Bugün Özgürlük Filosu onlarca ülkenin ve yüzlerce ismin katılımıyla, beraberinde binlerce ton insani yardımla tekrardan yola çıkmak için hazırlanıyor. Bu misyon içerisinde en önemli çağrı bölgede ateşkesin sağlanması.” dedi.

Aralarında doktorların, avukatların, mühendislerin ve profesörlerin bulunduğu, dünya genelinden 280’den fazla önemli isimle bu yolculuk için hazırlıkların yapıldığını kaydeden Hasan, şöyle devam etti:

“Bir jinekolog olarak şunu biliyorum: Her gün 180’den fazla doğumla ve bekleyen binlerce hamile kadınla Gazze’de bir dram yaşanıyor. Bölgede yaşanan bu kriz sonrasında binlerce hamile kadın çok ciddi şekilde süreçten etkilendi. Bu krizin tam bir etnik temizliğe dönüştüğü görülmektedir. Bölgedeki annelerin, özellikle doğumlarda ciddi problemler yaşadığını, yetersiz beslenmeden dolayı da çocuklarını besleyemediklerine şahit oluyoruz. Sivil insan hakları olarak bölgede hızlıca ateşkesin sağlanması için çağrıda bulunuyoruz.”

GAZZE’YE İNSANİ YARDIM ÇAĞRISI

Norveç Özgürlük Filosu Hareketi’nden Torstein Dahle ise 6 aydan fazladır bölgede devam eden soykırım ve katliamdan sonra özellikle Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması gerektiğini söyledi.

Türkiye’ye İnsani yardım noktasında yaptığı işlerden dolayı teşekkür eden Dahle, “Türkiye de dahil olmak üzere bütün uluslararası devletlerin, Uluslararası Ceza Mahkemeleri kararlarına binaen bu yardımları bölgeye güvenli şekilde geçirmeleri ve bölgede kalıcı bir ateşkesi sağlamaları gerekmektedir.” diye konuştu.

ABD Özgürlük Filosu Hareketi’nden Huwaida Araf da Gazze’de yaşanan katliama karşı kalınan bu sessiz tutumdan dolayı milyonlarca insanın desteğiyle bu yolculuk için hazırlandıklarını kaydetti.

Konuşmaların ardından emekli ABD askeri ve eski diplomat Ann Wright, basın mensubunun İran ile İsrail arasında çıkan gerilimin Özgürlük Filosu’nu etkileyip etkileyemeyeceğine ilişkin sorusunu cevapladı.

 

Gazze’de yaşayan insanların çok daha zor bir durumla karşı karşıya olduklarına dikkati çeken Wright, uluslararası vicdanın ve tüm insanların Uluslararası Ceza Mahkemeleri’ne gidip, ateşkesin sağlaması ve bu soykırımın sonlandırılması için baskı yapması gerektiğini belirtti.

Wright, olası bir İsrail saldırısı durumunda ne yapacaklarına ilişkin, “Bu konuda uluslararası kurallara ve uluslararası insan haklarına göre İsrail’in karnesi bir hayli doludur. Bu anlamda İsrail’in bir kez daha yanlış yapması kendi güvenliği açısından da hiç iyi bir durum değildir.” dedi.

Wright, hazırlıkların devam ettiğini, çok yakın bir tarihte geminin harekete geçmesiyle ilgili kamuoyunun bilgilendirileceğini sözlerine ekledi.

Toplantıya ulusal ve uluslararası basından çok sayıda gazeteci katıldı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ozgurluk-filosunun-hareket-tarihi-cok-yakinda-aciklanacak/feed/ 0
Türkiye Yazarlar Birliği’nden Gazze bildirisi: BM’ye çağrı yapıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yazarlar-birliginden-gazze-bildirisi-bmye-cagri-yapildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yazarlar-birliginden-gazze-bildirisi-bmye-cagri-yapildi/#respond Fri, 05 Apr 2024 23:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8409 Türkiye Yazarlar Birliği, Gazze’yle ilgili bildiri yayımladı. Blidiride, Birleşmiş Milletler, “Gazze için derhal barış gücünü harekete geçirin” ifadeleriyle göreve davet edildi. TYB’nin yayımladığı bildiri şöyle: 

7 Ekim 2023, zulmün ve şiddetin, herkesin gözü önünde bir millete, onu yeryüzünden adeta silmek istercesine iradî ve bilinçli bir şekilde yöneltildiği kanlı bir soykırımın başlangıcı oldu. İsrail’in yavaş yavaş biriktirdiği, her bir hamlede Filistin’de işgal alanını genişleten bir nefretin ve tahammülsüzlüğün, bütün dünya için merkezi önemi haiz bir coğrafyadaki ani ifrazatına şahit olduk. İçerisinde şifa uman yaralıların bulunduğu hastanelerin bombalandığını; cehalete karşı ilmin ve irfanın ocağı olan okulların ve üniversitelerin yıkıldığını; kadın, yaşlı, çocuk demeden sivil halkın katledildiğini; yarının tarihini yazabilecek, milletin hafızasının tanığı olan ilim adamlarının, yazarların ve şairlerin öldürüldüğünü; ilaca, suya ve aşa ulaşmak isteyen insanların küçücük bir yere istiflenip üzerlerine bombalar yağdırıldığını gördük. Zaman geçiyor. İsrail, masum Gazzelileri sistematik olarak katletmeye devam ediyor. Yarın her şey için geç kalınacak.

Gazze’de bütün dünyanın gözü önünde açık bir soykırım yaşanmasına rağmen, ne yazık ki uluslararası kurumlar şimdiye kadar sorumluluklarını yerine getirememiş ve aylarca İsrail’in soykırımına dur diyememiştir. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), 25 Mart 2024 tarihinde aldığı ve acil ateşkes çağrısı yapan karar tasarısı İsrail tarafından görmezden gelinmektedir. Uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülebilmesi için İsrail’in BMGK kararlarını tanımasını sağlayacak, başta yaptırımlar olmak üzere, zorlayıcı mekanizmaların devreye sokulması elzemdir. İsrail’in süregiden pervasızlığı Gazze’de gün geçtikçe ağırlaşan insanî trajediyi şimdiden insanlık tarihinin utanç sayfalarından biri haline getirmiştir. Gazze soykırımına tepki gösterilmesini bütün insanlığın en temel ödevi olarak telakki ediyoruz.

Bu bağlamda, Gazze soykırımına dur demek, derhal ateşkes demek ve 7 Ekim sonrasında olup biteni tarihe not düşmek için akademisyenlerin, yazarların, edebiyatçıların, gazetecilerin, şairlerin hızlıca bir araya gelmesini, istişareler ve müzakereler yapmasını, nihayetinde ortaya güçlü ve kapsamlı bir bildiri çıkarıp dünya kamuoyuyla paylaşılmasını çok önemli buluyoruz. Türkiye Yazarlar Birliği, 30 Mart 2024 tarihinde geniş katılımlı bir çalıştay tertip etmiş ve çalıştay sonunda bildiri ve rapor hazırlamıştır. Bildirimizi kamuoyuna sunar, raporumuzu ise Ramazan Bayramı sonrasında kamuoyuyla paylaşacağımızı ifade ederiz. 

Filistin’de olup bitenin sağlıklı şekilde değerlendirilmesi ve anlaşılması için, siyonistlerin katliamı meşrulaştırma aracı olarak kullandıkları “Yahudilere yönelik ‘seçilmişlik’ fikri” ve “Arz-ı Mev’ud düşüncesi”  ihmal edilmemelidir. Kendilerinden başka tüm insanları yok edilecek veya kendilerine hizmet edecek “öteki” olarak gören, kendinden başkasının hayat sahasını ihmal edip gaspeden, insanlığın geleceğini tehdit eden böylesi ezoterik inançların beslediği var oluş biçimlerine karşı topyekun mücadeleye ihtiyaç vardır. İsrail’in ezoterik inançları üzerine bina ettiği politikaların işlevsiz hale getirilmesinin ancak böyle bir mücadele ile mümkün olabileceğine inanıyoruz.

“BAĞIMSIZ FİLİSTİN DEVLETİ TANINMALI”

Gazze’de orantısız saldırılara ve soykırıma karşı direniş son derece önemlidir. Bu direniş, esasında dünya barışının da savunulmasıdır. Bugün Gazze düşerse, yarın Mescid-i Aksa düşecektir. Mescid-i Aksa’nın düşmesi demek dünyanın kaosa sürüklenmesi demektir. Böylesi korkunç bir senaryonun gerçekleşmemesi için dünyanın neresinde olursa olsun sağduyusunu kaybetmemiş herkesi, derhal barışın temin edilmesi ve bağımsız bir Filistin Devletinin tanınması için çaba göstermeye davet ediyoruz.  
İnsanlık onuru ve toplumların kolektif haklarının tanınmaması ve hiçleştirilmesi, dünya barışını tehdit eden nefret tohumlarının ekilmesine ve şiddet sarmalının derinleşmesine hizmet etmektedir. Gazze’de insanların insan-dışılaştırılması ve Filistin toplumunun siyaset-dışılaştırılması, barışın inşası ve özneler arası iletişim arenasının makuliyet zemini olan politik rasyonaliteyi baltalamaktadır. Uluslararası toplumu bu zemini inşa etmeye çağırıyoruz.

BMGK’NIN ATŞEKES TASARISI UYGULANMALI

Uluslararası hukuk, insanların haklarının teminatı olarak bir standardı seslendirir. Şifahanelerin, okulların, mezarlıkların bombalanması; sivil insanların öldürülmesi; görevlerini yapan gazetecilerin ve barış aktivistlerinin hikâyelerinin sonlandırılması; sınırsız güçle bir milleti topyekûn yok etme gayesi, dokunulmaz olan hakların ve onları muhafaza eden, yarının teminatı olacak olan uluslararası hukukun katledilmesidir. Hukuka ve dünya barışına inanan insanların Gazze’de yaşanan zulme karşı sessiz ve çaresiz kalmaması gerekmektedir. Bu kapsamda, Türkiye Yazarlar Birliği olarak BMGK’nın 25 Mart 2024 tarihli ateşkes tasarısının uygulanması, Gazze soykırımının durdurulması ve Filistin’de tam barışın sağlanması için uluslararası kamuoyunu İsrail’i durdurmaya davet ediyoruz.

“GÜN BUGÜNDÜR VE YARIN ÇOK GEÇTİR”

Tüm bu gerekçelerle Türkiye Yazarlar Birliği, BM Güvenlik Konseyi’nden insanlığın geleceğini teminat altına almak ve uluslararası hukukun işlerliğini korumak adına uluslararası barışı tehdit eden İsrail’in suçlarına ortak olmamasını, derhal ateşkes sağlamasını ve uluslararası barış gücünü harekete geçirmesini talep ediyoruz. BMGK’nın sorumluluk almaması halinde, Türkiye Yazarlar Birliği olarak, insan haklarına duyarlı ülkelerden müteşekkil bir üst koalisyonun oluşturulması ve bu koalisyonun bir barış gücü tesis ederek harekete geçirmesi gerektiğini ilan ediyoruz. 

Bunlar için gün, bugündür ve yarın, çok geçtir!

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yazarlar-birliginden-gazze-bildirisi-bmye-cagri-yapildi/feed/ 0
İsrail İran’ı kendi toprağında vurdu: Türkiye’den büyük savaş uyarısı! https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-irani-kendi-topraginda-vurdu-turkiyeden-buyuk-savas-uyarisi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-irani-kendi-topraginda-vurdu-turkiyeden-buyuk-savas-uyarisi/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:12:38 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8310 SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İsrail’in Gazze katliamının yanı sıra Suriye’deki İran büyükelçiliği ve Lübnan’daki saldırılarına sert tepki göstererek, “Çatışmaların diğer bölge ülkelerine de yansıması kaygı vericidir. Küresel barışa ve istikrara zarar veren bu insanlıktan uzak saldırıların bir an evvel son bulması adına uluslararası toplumu bir kez daha göreve çağırıyoruz.” açıklamasında bulundu.

MSB YAŞAR GÜLER’İN ABD’Lİ HEYET’İ KABULÜ

Bakanlık kaynakları, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in kabul ettiği ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ni kabulünde neler görüşüldüğüne dair sorulara şu cevabı verdi:

“Görüşmede, ABD ile aramızdaki askeri ilişkiler ve savunma sanayii alanında ki iş birliğimiz ele alınmış, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden terörle mücadele faaliyetlerimiz ile Gazze ve Ukrayna’daki durum başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur.”

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık’taki basın bilgilendirme toplantısında ise şunları söyledi:

SON BİR HAFTADA 27 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri başta olmak üzere bekamıza yönelen tüm tehdit ve tehlikelere karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.

Terörü kaynağında yok etme stratejisi çerçevesinde sürekli ve kapsamlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarla;

  • Son bir haftada 27,
  • 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar ise 280’i Irak’ın, 393’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 673 terörist etkisiz hâle getirilmiştir.

SURİYE’DEKİ SON DURUM

Diğer yandan Suriye’de 

  • Harekât alanlarımızda oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik devam eden taciz ve saldırı girişimlerine gerekli karşılık verilmekte,
  • İstikrarın sürdürülmesi için tüm tedbirler alınmakta,
  • Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanması amacıyla çalışmalara da devam edilmektedir.

HUDUT GÜVENLİĞİ

Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda;

  • Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 109 şahıs yakalanmış, 2.109 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir.
  • Böylelikle, 01 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2.112’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 41.521’e yükselmiştir.
  • Ayrıca, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 114 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.        

İSRAİL’E SERT TEPKİ: ULUSLARARASI TOPLUMU BİR KEZ DAHA GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya, bölgesel ve küresel barış ve istikrara önemli katkılarda bulunmaya devam etmektedir.

Bu çerçevede; Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında güvenlik, barış ve istikrar için bulunduğumuz ve millî meselemiz olan Kıbrıs’ta;

  • Kıbrıslı kardeşlerimizin meşru çıkarlarını her koşulda desteklediğimizi ve kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin bizler için olmazsa olmaz olduğunu bir kez daha vurguluyor,
  • Tarafları miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemler yerine tarihî ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı çözüme yönelmeye davet ediyoruz.
  • Ayrıca, 106 yıl önce (31 Mart 1918) Taşnak ve Bolşevik çeteleri tarafından Azerbaycan Türk’ü kardeşlerimize karşı gerçekleştirilen mezalimde hayatını kaybedenleri bir kez daha rahmetle anıyor, dost ve kardeş Azerbaycan halkının acısını gönülden paylaşıyoruz.
  • Öte yandan, son 6 aydır, İsrail’in hukuk tanımayan saldırılarının şiddetini artırarak devam ettirmesi, yoğun sivil ölümlerine yol açması, özellikle çocuklara karşı vicdansızca davranışları, Filistin halkını en temel haklarından mahrum bırakması, yardım kuruluşlarını bile vurması Gazze’deki trajedinin ne kadar vahim boyutlara taşındığının göstergesidir.
  • Ayrıca, çatışmaların diğer bölge ülkelerine de yansıması kaygı vericidir. Küresel barışa ve istikrara zarar veren bu insanlıktan uzak saldırıların bir an evvel son bulması adına uluslararası toplumu bir kez daha göreve çağırıyoruz.
  • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kabul ettiği son ateşkes kararının ve Uluslararası Adalet Divanının açıkladığı ilave tedbirlerin uygulanmasını teminen gerekli önlemlerin vakit kaybetmeksizin alınması gerekmektedir.     

 

  • Ülkemizin girişimleriyle Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen “30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü”nü bir kez daha kutluyor,
  • 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık günü dolayısıyla “Otizm”in bir eksiklik değil, farklılık olduğunun tekrar altını çiziyor,
  • 4 Nisan Dünya Mayın Bilinci ve Mayın Faaliyetine Destek Günü kapsamında bu konudaki farkındalığa dikkati çekiyoruz.

EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. 

Bu kapsamda;

  • Ağrı, Kars, Iğdır ve Tatvan başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde Kış 2024 Tatbikatı başarıyla icra edilmektedir.

Birliklerin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe imkân ve kabiliyetlerini denemek ve eğitim seviyelerini geliştirmek amacıyla fiilî atışlı ve atışsız arazi tatbikatı olarak icra edilen Kış-2024 Tatbikatı’na 3’üncü Ordu Komutanlığı Ana Ast ve Bağlı Birlik Komutanlıkları; Kara Kuvvetleri Komutanlığınca görevlendirilen Komando Birlikleri, Kara Havacılık Unsurları, Sınıf Okulları ile kamu kurum ve kuruluşları katılmaktadır. 

5 Mart- 5 Nisan tarihleri arasında; Seferberlik Tatbikatı, Topçu ve Komando Karma Birlik Eğitimi, Atışsız Tabur Görev Kuvveti Tatbikatı, Hudut Güvenliğinin Sağlanması Tatbikatları, Atışlı Tabur Görev Kuvveti Tatbikatı olmak üzere 5 ana faaliyet ve bunlara bağlı özel tatbikatların icra edildiği Kış-2024 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü 3 Nisan’da gerçekleştirilmiştir.

  • 8-19 Nisan tarihleri arasında Fransa’da, Mayın Harekâtına yönelik eğitimlerin icra edileceği OLIVES NOIRES-2024 ve,
  • 8-21 Nisan tarihleri arasında Romanya ev sahipliğinde Batı Karadeniz’de Temel Deniz Harekâtına yönelik eğitimlerin yapılacağı SEA SHEILD-2024 tatbikatlarına katılım sağlanacaktır.
  • 15 ve 17 Nisan tarihlerinde hava sahamızda F-16’larımız eşliğinde ABD’ye ait uçaklarla havada yakıt ikmali ve Müşterek Taarruz Kontrolör eğitimleri yapılması planlanmaktadır.
  • İspanya Deniz Kuvvetlerine ait Galicia ve Reina Sofia gemilerinin, 12-18 Nisan tarihleri arasında Antalya’ya planlanan liman ziyaretleri kapsamındaki “Hava Savunma Eğitimi”ne 4 adet F-16 uçağımız ile katılım sağlanacaktır.

NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği kapsamında Romanya’daki görevini 31 Mart’ta tamamlayan 4 adet F-16 uçağı ve personelimiz 2 Nisan’da ülkemize dönmüştür.

Bu vesileyle 1952 yılından bu yana aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olduğumuz NATO’nun 75’inci kuruluş yıl dönümü kutluyoruz.

Türkiye; Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili tüm meselelerde en önemli platform olmayı sürdüren NATO’ya, geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir.

  • TCG AMASRA mayın avlama gemimiz tarafından NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 görevi kapsamında, Pire/Yunanistan’a liman ziyareti gerçekleştirilmiştir.
  • Almanya Deniz Kuvvetlerine ait BADEN WURTTEMBERG tarafından Mersin’e, Malta Deniz Kuvvetlerine ait P-61 gemisi tarafından da Aksaz’a liman ziyaretleri yapılacaktır.
  • TCG KINALIADA korvetimiz ise Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü, ERTUĞRUL fırkateyninin Japonya seyrinin 134’üncü yıl dönümü kapsamında, 8 Nisan-19 Ağustos tarihleri arasında Japonya seyri icra edecektir. Bu kapsamda, 20 ülkeye 24 liman ziyareti gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

SAVUNMA SANAYİ / ENVANTERE GİREN YENİ SİLAH SİSTEMLERİ

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; ulaştığı seviye ve gelecek hedefleri ile tüm dünyanın dikkatini çeken yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artmaktadır.

Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca; muhtelif miktarda “Zırhlı Tanksavar Aracı” ile “35 mm Modern Çekili Top”un muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır.

ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ / ÖNEMLİ DUYURULAR

Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir.

2024 Yılı Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askerî Öğrenci Aday Tercih İşlemleri 3 Nisan’da başlamış olup 10 Mayıs’a kadar devam edecektir.

Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;

Terörle mücadeleden hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasına,

  • Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar, üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye azim ve kararlılıkla devam edecektir. 
  • Millî Mücadelemizin başladığı süreçte Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan ve bugün dünyanın önde gelen haber ajansları arasında yer alan Anadolu Ajansı’nın 104’üncü kuruluş yıl dönümünü (6 Nisan 1920) ve,
  • Başta ülkemiz ve asil Türk milleti olmak üzere tüm İslâm âleminin Ramazan Bayramı’nı en içten duygularla şimdiden kutluyor; tüm halkımıza sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyoruz.
KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/israil-irani-kendi-topraginda-vurdu-turkiyeden-buyuk-savas-uyarisi/feed/ 0
Çocuk Hakları Platformu’ndan İsrail’in çocuklara yönelik olan katliamına tepki! https://www.foxtvhaber.com.tr/cocuk-haklari-platformundan-israilin-cocuklara-yonelik-olan-katliamina-tepki/ https://www.foxtvhaber.com.tr/cocuk-haklari-platformundan-israilin-cocuklara-yonelik-olan-katliamina-tepki/#respond Wed, 27 Mar 2024 03:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7608 Yeryüzü Çocukları Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfı, Hukukçular Derneği ve Yetim Vakfı ile oluşturulan Çocuk Hakları Platformu, Dünya Yetimler Günü basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

Bugün siz değerli basın mensuplarını İHH, YETİM VAKFI, HUKUKÇULAR DERNEĞİ, YERYÜZÜ ÇOCUKLARI DERNEĞİ öncülüğünde kurulan Çocuk Hakları Platformunun basın açıklamasına davet ettik. Kıymetli bir ayda ve önemli bir gün olan 15 Ramazan Dünya Yetimler gününü seçtik.

Tüm dünyaya özellikle İslam Dünyasına Gazze’deki çocukları hatırlatıyoruz.  Çocuk haklarında yaşanan ihlaller çocuk haklarıyla ilgilenen kuruluşları harekete geçirdi. Çocuk hak ihlalleriyle uluslararası ve ulusal mücadelemizde bir platform öncülüğünde hareket etmemiz artık bir tercih değil zorunluluk halini almıştır.

 

Çocuk Hakları Platformu olarak dünyanın gözleri önünde yaşanan soykırıma karşı çocuk haklarını hatırlatıyoruz. Yeryüzünün tüm çocukları için hukuk mücadelesine herkesi davet ediyoruz.

Bugün Gazze’deki çocuklar yarın Doğu Türkistan bir diğer gün başka bir topyekün çocuk hak ihlallerinden, ölümlerinden bahsetmek istemiyorsak bugünden harekete geçmenin önemini vurguluyoruz.   İsrail BM Çocuk Hakları Sözleşmesine üye olmasına rağmen kendini bu sözleşmeye bağlı görmediği açıktır.  Uluslararası hukuk kapsamında çocuk hak ihlallerine ilişkin başvurular yapacağımızı da ilan ediyoruz.  Uluslararası hukuktaki bağlayıcılık sorunsalıyla değil çocukların ve dünyanın geleceği sorunuyla çocuklar için ilgileniyoruz. Savaş ve çatışma bölgelerinde çocuklara yönelik hak ihlallerinin uluslararası ceza adalet sistemine yapılacak başvurularda ayrıca ve dikkatle yer almasının önemini görüyoruz.

Çocuk topluluklarına yönelik toplu katliamlar, ayrım gözetmeyen toplu saldırı, kasıtlı olarak sivil alanlarda çocuk gruplarını hedef alma, sağlık kuruşlarının işlevsiz hale getirmek ve hamile kadınların sağlık kuruluşlarına erişimini engelleme sonucu ölü doğumlara sebep olma gibi eylemleri savaş bahanesi ile işleyen devletlerin, çocuk haklarına yönelik bu gibi ihlallerinde bu suçların, uluslararası ceza sistematiğinde yer alması gerekmektedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne bakıldığında yetki alanına giren suçların soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçları olduğunu biliyoruz. Bu suç eylemlerinin bir kısmı çocuklara yönelik eylemleri içermektedir. 



SOYKIRIM SUÇUNUN ÖNLENMESI VE CEZALANDIRILMASI SÖZLEŞMESI’nin 2. maddesinde yer alan:

d- Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak; 

e- Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek; eylemlerinin çocuk hakları ihlalleriyle ilgili olduğu açıktır.  Savaş suçlarında ise sivil halka yönelik eylemlerin düzenlendiğini görüyoruz.

Bu kapsamda çocuk olarak yazmasa bu suç tipinde sivil halk bileşeni olan çocukları da içermektedir. Eylemlerin suç teşkil etmesi değil bu eylemlerin uluslararası hukukta bir yaptırımı sonucu olduğunda önem kazanacaktır.

Bu nedenle Uluslararası ceza yargılamasında BM Çocuk Hakları sözleşmesi ve ek protokollerinde yer alan hakların savaş ve çatışma esnasında bir devlet tarafında ihlalinde etkili başvuru yollarının önemi ortaya çıkmıştır. Özellikle bu sözleşmelere taraf olan ancak bireysel başvuru usullerine taraf olmayan devletlere yönelik toplu ve sistematik çocuk hak ihlallerinde uluslararası mekanizmaların işlevsel hale getirilmesi gerekmektedir.

Bm Çocuk Hakları Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasal Haklara Dair sözleşmeler başta olmak üzere Çocuk Hakları alanındaki tüm uluslararası Sözleşmelerin devletlere yüklediği ödevlerin yetersiz kaldığını görüyoruz. Yoksa İsrail’in de taraf olduğu BM Çocuk Hakları sözleşmesine hareket etmesi gerekirdir. Sözleşmedeki madde 2’ye göre Filistinli çocuklara ayrımcılık uygulanmıyor mu? 

Madde 6’ya göre yaşam hakları ellerinden alınmıyor mu? Yahut madde  16’daki özel yaşamları? Sözleşmedeki 37. Maddede “Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tâbi tutulmayacaktır.” Derken Filistinli çocuklar hariç miydi örneğin? 6 yaşındaki Hind çocuk değil miydi?

Platform olarak bir insan hakkı olan çocuk hakkı özelinde ulusal uluslararası ehemmiyeti ve zaruriyeti nedeniyle çalışmalar yapacağız. Ülkemizde ve dünyada çocuk cinsel istismarının önlenmesi başta olmak üzere herhangi bir ayrım yapılmaksızın çocuğun her türlü istismar ve sömürüsünün engellenmesi için hukuk mücadelesinde bulunacak, önleyici ve koruyucu çalışmalara da öncülük edeceğiz.  

Çocuklar öldürülür, istismara maruz kalır, uzuv kaybına uğrarken ve daha nice zulmün mağduru olurken insan hakları doktrinini dünyaya ihraç ettiğini sayan güçlü devletlerin Çocuk Haklarının korunmasında zaafiyetini Gazze’de politik yanlı taraf tuttuğunda esefle müşahede ettik. Bu noktada sivil toplumun ve vicdanlı dünya halklarının değeri çok daha öne çıktı. Bu nedenle bugün burada başlattığımız hareket sadece ülkemizle sınırlı kalmayacak dünyadaki vicdanlı yüreklerle birleşecek ve büyüyecektir. 

Hülasa bu sene Ramazan neşemize Gazze’deki yakınlarını kaybetmiş çocukların hüznü karıştı. Hicri 15 Ramazan 1445 yılı olan bugün aynı zamanda Dünya Yetimler Gününde Yeryüzünün tüm çocuklarını, yetimlerini ve haklarını korumak için yola çıkıyoruz. 

 

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/cocuk-haklari-platformundan-israilin-cocuklara-yonelik-olan-katliamina-tepki/feed/ 0
Başkan Erdoğan dünyaya seslendi: Uluslararası düzen iflas bayrağını çekti https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-dunyaya-seslendi-uluslararasi-duzen-iflas-bayragini-cekti-2/ https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-dunyaya-seslendi-uluslararasi-duzen-iflas-bayragini-cekti-2/#respond Sat, 02 Mar 2024 23:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5363 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda katılımcılara hitap etti. Dünyaya Gazze çağrısında bulunan Başkan Erdoğan, işgalci İsrail’e tepki gösterdi.

Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından önemli başlıklar;

Antalya Diplomasi Forumu’nun 3’üncü buluşması münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bilindiği gibi 6 Şubat 2023’te yaşadığımız asrın felaketi nedeniyle forumumuzu geçtiğimiz yıl iptal etmek durumunda kalmıştık. Ülkemizin 11 ilini ve 14 milyon vatandaşımızı etkileyen 53 binden fazla canımızı yitirdiğimiz deprem felaketinin yaralarını hızla sarıyoruz.

ÜLKEM VE MİLLETİMİ ADINA ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM

Bu zorlu süreçte dost ve kardeş ülkelerden gördüğümüz maddi manevi desteği burada özellikle ifade etmek isterim. Dünyanın neresinde olursa olsun acımızı yürekten paylaşan dayanışma ve desteklerini esirgemeyen dostlarımıza bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Anadolu’nun manevi mimarlarından Hz. Mevlana’nın çağları aşan şu sözünün hikmetine bir kez daha şahitlik ettik; Ümitsizliğin ardında nice ümitler vardır. Karanlığın ardında nice güneşler vardır. Millet olarak destekleriyle, dualarıyla, katkılarıyla en zor günümüzde bizlere umut aşılayan dostlarımızın kadir şinazlığını asla unutmayacağız. Rabbim ülkemiz ve milletimizle birlikte tüm insanlığı bu tür tabii afetlerden korusun diyorum. Depremlerde vefat eden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum.

Forumumuzun bu yılki temasını “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirledik. Küresel siyasetin kaotik durumuna şöyle bir göz attığımızda, Forumun temasının ne kadar isabetli seçildiği anlaşılacaktır.

BİRİLERİ İÇİN RAHATSIZ EDİCİ DE OLSA…

Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretme veya görmezden gelme lüksü yoktur. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak; doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek, hem kendi insanımıza, hem de tüm insanlığa karşı görevimizdir. Hakikati konuşanların seslerinin kısıldığı günümüzde böyle bir misyonun zorluklarının şüphesiz farkındayız. Ama buna rağmen acı da olsa, birileri için rahatsız edici de olsa, gerçekleri dillendirmeye devam edeceğiz. Forum boyunca ortaya konacak fikirlerin, bizlere bu mücadelemizde katkı sunacağına inanıyorum.

Karşı karşıya olduğumuz jeopolitik riskleri yönetmek için her zamankinden daha aktif, çok yönlü, dikkatli ve soğukkanlı bir politika izliyoruz. Girişimci, insanı ve diplomasiyi öne çıkaran dış politikamızın temelinde kadim değerlerimizle çıkarlarımızın uyumlu birlikteliği vardır. Prensiplerimizden taviz vermeden, ülkemizin menfaatlerini her alanda güçlü bir şekilde savunmanın gayretindeyiz.

ULUSLARARASI SİSTEM ASGARİ MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİREMİYOR

Ülkeler arasındaki gelir adaletsizliği katlanarak artıyor. Savaşlar, eskisinden çok daha kanlı ve yıkıcı geçiyor. Sömürgecilik, yeni yöntemlerle, ne yazık ki, devam ettiriliyor.
Karşı karşıya olduğumuz gerçeklik şudur: Refah, huzur, barış ve özgürlük asrı olmasını umduğumuz 21’inci yüzyıl; beklentilerin tam aksine giderek bir “buhranlar çağına” dönüşmektedir. Herkesin diline pelesenk ettiği “kural temelli uluslararası düzen”, anlamını ve ağırlığını kaybetmekte, bir slogandan öteye geçememektedir. Dayanışma, adalet ve güven gibi temel kavramlardan yoksun olan cari uluslararası sistem ise asgari mesuliyetlerini bile yerine getiremiyor.

DEAŞ İLE MÜCADELE EDEN YEGANE NATO ÜLKESİYİZ

Tüm bunları, olayların uzağında bir ülkenin lideri olarak söylemiyorum. Türkiye, gerek coğrafi konumu, gerek beşeri ve kültürel bağları, gerekse beynelmilel ilişkileri itibarıyla krizlerden en çok etkilenen ülkelerden biridir. İnsanlığın gündemini meşgul eden çatışmaların, gerilimlerin, savaşların, risklerin kahir ekseriyeti bizim yakın coğrafyamızda yaşanıyor. Örneğin, pek çok ülkenin son 5-10 yılda yüzleştiği terör tehdidiyle biz tam 40 yıldır mücadele ediyoruz. DEAŞ’la sahada göğüs göğüse mücadele edip bu örgütü bozguna uğratan yegâne NATO müttefikiyiz. Yükselen İslam düşmanlığının hedef aldığı toplum kesimlerinin başında bizim yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız geliyor. Son dönemde protesto eylemi kılıfı altında Avrupa’da mukaddes kitabımız Kur’an’ı Kerim’e yönelik yapılan saldırıların çoğu, Türk Büyükelçiliklerinin önünde gerçekleştirildi. Türkiye ve Avrupalı Türkler bu süreçte özellikle provoke edilmek istendi.

MAALESEF ÜMİTVAR KONUŞAMIYORUZ

İnsanlık olarak gerçekten sancılı, sıkıntılı ve biteviye krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sadece dış politikada değil; üretim, iletişim, yönetim, sanat, ticaret ve teknoloji gibi pek çok alanda ezberler bozuluyor. Gönül ister ki; bu değişim insanlığın güncel sorunlarına çözüm getirsin; açlığa, yoksulluğa, geri kalmışlığa çare olsun. Maalesef bu konuda ümitvar konuşamıyoruz.

Düzensiz göç meselesinde zaten 12 yıldır ciddi baskı altındayız. Çatışmalardan ve terör örgütlerinin baskılarından kaçan yaklaşık 4 milyon sığınmacıya evsahipliği yapıyoruz. İnsanlığın yüzleştiği bir diğer önemli sorun olan iklim değişikliği konusunda da durum farklı değildir. Akdeniz çanağında olmamız hasebiyle iklim değişikliğinin menfi etkilerine her geçen yıl daha fazla maruz kalıyoruz. Bu listeyi daha da uzatmak mümkündür.

TÜRKİYE’NİN UZAKTAN SEYRETME LÜKSÜ YOKTUR

Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretme veya görmezden gelme lüksü yoktur. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak; doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek, hem kendi insanımıza, hem de tüm insanlığa karşı görevimizdir. Hakikati konuşanların seslerinin kısıldığı günümüzde böyle bir misyonun zorluklarının şüphesiz farkındayız. Ama buna rağmen acı da olsa, birileri için rahatsız edici de olsa, gerçekleri dillendirmeye devam edeceğiz. Forum boyunca ortaya konacak fikirlerin, bizlere bu mücadelemizde katkı sunacağına inanıyorum.

TÜRKİYE’NİN BAŞARI HİKAYESİ HERKESİN MALUMUDUR

Ekonomide ülkemizi yılda ortalama yüzde 5,5 oranında büyüttük. Milli gelirimizi 238 milyar dolardan, tam 5 kat artışla, 1 trilyon 118 milyar dolara yükselttik. Ülkemizi satın alma paritesine göre milli gelir sıralamasında dünyada 11’inci sıraya çıkarttık. İhracatı 36 milyar dolardan 256 milyar dolara, turizm gelirlerimizi 13 milyar dolardan yaklaşık 54,5 milyar dolara getirdik. En stratejik alanlardan biri olan savunma sanayiinde yerli ve milli üretimin payını yüzde 20’lerden bugünkü yüzde 80’ler seviyesine ulaştırdık. Silahlı-Silahsız İnsansız Hava Araçları teknolojisinde Türkiye’nin yazdığı başarı hikâyesi herkesin malumudur.

ARTIK BU ALANDA FARKLI BİR LİGE YÜKSELDİK

Geçtiğimiz hafta 5’inci nesil savaş uçağımız KAAN’ın da ilk uçuşunu başarıyla yapmasıyla, artık bu alanda farklı bir lige yükseldik. Dışişlerinde 163 olan temsilcilik sayımız, bugün itibarıyla 261’e çıktı. Dünyanın en geniş diplomasi ağına sahip üçüncü ülkesiyiz. Böylece ülkemizi her alanda yakından takip edilen; sözü, duruşu ve tavrı dikkate alınan, krizlerin ve çatışmaların çözümünde anahtar rol üstlenen bir konuma getirmeyi başardık. Bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Türkiye; Hem Batı’yla, hem Doğu’yla kazan-kazan temelinde ilişkiler kurabilen… Ukrayna-Rusya arasındaki savaşta hakkaniyetli bir tutum benimseyen… Avrupa Birliği’yle Gümrük Birliği içinde olup, dünyanın dört bir yanıyla güçlü ticari ilişkiler geliştirebilen… Hiçbir ayrım yapmadan mazluma, mağdura ve ihtiyaç sahibine el uzatan… Bekası tehlikeye girdiğinde sahada her türlü tedbiri süratle alabilen… Velhasıl her alanda güçlü, dirayetli, vicdanlı “müessir bir aktör” olarak öne çıkmaktadır. İnşallah önümüzdeki dönemde de hakkı haykırmaya, adaleti savunmaya, tüm dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya devam edeceğiz.

ULUSLARARASI DÜZEN İFLAS ETTİ

Suriye, Yemen, Libya ve son olarak Ukrayna’daki çatışmalar, bize mevcut küresel sistemin işlevini tamamen kaybettiğini göstermiştir. Ülkemizin gönül coğrafyasında patlak veren bu krizlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, uluslararası kurum ve kuruluşlar; kanı, gözyaşını ve yıkımı durduracak adımları atamadılar. Üçüncü yılına giren Ukrayna krizinde, Antalya’daki buluşmayla başlayan, İstanbul Süreci’yle bir üst seviyeye çıkan barış umutları, maalesef, gerekli destek verilmediği için âkim kaldı. Onbinlerce insanın hayatını kurtaracak, yaşanan acının, yıkımın önüne geçecek tarihi bir fırsat heba edildi, daha doğrusu sabote edildi. Ancak kural temelli uluslararası düzenin iflas bayrağını asıl çektiği yer, Gazze olmuştur.

GAZZE’DEKİ KATLİAMLAR

7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan barbarlığı ve katliamları, hepimiz içimiz kanayarak takip ediyoruz. İsrail’in, sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda bugüne kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin Gazzeli şehit edildi, 70 binden fazla Filistinli yaralandı ve 1,9 milyon insan evlerinden göçe zorlandı. Burada bir hususu çok açık ve net ifade etmek isterim: Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmedi… Aynı zamanda milyarlarca insanın uluslararası sisteme, adalete ve hukuka dair inancı da yok edildi. Söz konusu İsrail olunca; İnsan hakları evrensel beyannamesinin… Görevi küresel barışı temin olan Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi’nin… Avrupa Birliği’nin sürekli hak ve hukuktan bahseden kurumlarının… Tarafsızlıktan dem vuran uluslararası basın-yayın organlarının… Hâsılı yıllardır bize örnek gösterilen, güvenmemiz, itibar etmemiz gerektiği söylenen yapıların ne kadar aciz ve işlevsiz olduğunu hep birlikte gördük.

SAVAŞ DEĞİL, SOYKIRIM GİRİŞİMİ

Gazze’de yaşananlar kesinlikle bir savaş değildir; bir soykırım girişimidir. Çünkü savaşın bile uyulması gereken bir ahlâkı, adabı ve hukuku vardır. Ana kucağındaki yavruları açlığa ve susuzluğa mahkûm eden; hastaneleri, kiliseleri, camileri, okulları, üniversiteleri, mülteci kamplarını, ambulansları bombalayan bir barbarlıktan bahsediyoruz.

Ailesiyle güvenli bir yer ararken araçları İsrail güçleri tarafından vurulan ve tüm ailesini kaybeden 6 yaşındaki Hind Receb’in trajik hikâyesi, aslında Gazze’de öldürülen 15 bine yakın masum çocuğun da hikâyesidir. İnsanlık olarak “Beni almaya gelecek misiniz? Korkuyorum” diyen 6 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını, 12 gün boyunca kurtarmayı başaramadık. Maalesef, Hind’le birlikte diğer Gazzeli çocuklara karşı sorumluluklarımızı tam manâsıyla yerine getiremedik. Saldırıların ilk gününden itibaren ortaya koyduğumuz çabalara…

BATI KANA ORTAK OLUYOR

Bölgeye gönderdiğimiz 37 bin tona varan insani yardımlara… Küresel ölçekte yürüttüğümüz tüm diplomatik temaslara… Refakatçileri dâhil 900’den fazla Gazzeli hastayı ülkemize getirmemize rağmen, bunun mahcubiyetini iç dünyamızda halen yaşıyoruz. Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in soykırımı önlemesi yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararı apaçık ortadayken, Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını pervasızca sürdürebiliyor. İsrail’e ilk günden beri koşulsuz destek veren Batılı güçler ise “tazıya tut, tavşana kaç” diyen ikiyüzlü politikalarıyla dökülen kana ortak oluyor. Sözler eylemle desteklenmedikçe, ne Filistin’deki zulmü durdurmak, ne de uluslararası sisteme güveni yeniden inşa etmek mümkündür.

SORUMLULUK ALMAYA HAZIRIZ

Uluslararası toplum, Filistin halkına olan borcunu, ancak Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir. Bunun için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti’nin teşekkülü şarttır. Bu maksatla, garantörlüğü de içerecek şekilde sorumluluk almaya hazır olduğumuzu belirttik. Gelecekte de Filistinli kardeşlerimize gereken desteği verecek, Gazze’nin yeniden toparlanmasına da elimizden gelen katkıyı sağlayacağız.

Buradan bir kez daha uluslararası toplumu Gazze’ye ve Filistin davasına sahip çıkmaya davet ediyorum. Dünyanın bir yanında hemen her hafta meydanları dolduran, zulmü lanetleyen, tüm baskılara rağmen gerçekleri cesaretle dile getiren Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Forumumuzun, bir daha benzer katliamların yaşanmaması için neler yapabileceğimiz noktasında verimli tartışmalara vesile olmasını diliyorum.

Dünya genelinde etkili olan olumsuzluklara rağmen, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Balkanları bölgesel sahiplenme ve işbirliği temelinde, barış, istikrar ve refahın hâkim olduğu bir coğrafya olarak görüyoruz. Kıbrıs Türk Halkı’nın müktesep hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescili için çabalarımızı yoğunlaştırdık. Orta Asya’daki kardeşlerimizle ekonomiden enerjiye, eğitimden kültüre, ulaşımdan savunma sanayiine işbirliğimiz güçleniyor. Türk Devletleri Teşkilatımız aracılığıyla Türk Dünyası’nın birlikte daha güçlü kılınmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Karabağ’ın 30 yıllık işgalinin sona ermesiyle Ermenistan’la başlattığımız normalleşme sürecini, Azerbaycan’la yakın eşgüdüm içerisinde yürütmeye devam edeceğiz.

DAHA ADİL BİR DÜNYA MÜMKÜN

Köklü bağlarımızın olduğu Afrika kıtasıyla ve Latin Amerika ülkeleriyle işbirliğimizi karşılıklı saygı temelinde inşallah daha da ilerleteceğiz. “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkün” şiarlarıyla çalışmaktan geri durmayacağız. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Antalya Diplomasi Forumu’nu teşrifiniz için bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum. Dışişleri Bakanımızın şahsında tüm Bakanlık mensuplarımızı ve Forumun başarıyla icra edilmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bizlere yeniden evsahipliği yapan güzel ilimiz Antalya’nın tüm sakinlerine teşekkür ediyorum.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-dunyaya-seslendi-uluslararasi-duzen-iflas-bayragini-cekti-2/feed/ 0
‘Türkiye markasını en doğru şekilde konumlamaya çalışıyoruz’ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-markasini-en-dogru-sekilde-konumlamaya-calisiyoruz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-markasini-en-dogru-sekilde-konumlamaya-calisiyoruz/#respond Fri, 01 Mar 2024 00:12:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5188 Dağlıoğlu, İngiltere’nin başkenti Londra’daki temasları kapsamında Kraliçe 2. Elizabeth Konferans Merkezi’nde düzenlenen ve dünyanın “yumuşak güç” temasıyla gerçekleştirilen en önemli etkinlikleri arasında gösterilen “Küresel Yumuşak Güç Zirvesi 2024″e ana konuşmacı olarak katıldı ve sunum yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, İngiltere, İsviçre, Yeni Zelanda başta olmak üzere dünya çapında 100’den fazla ülkeden üst düzey katılımcıların yer aldığı etkinlikte, Türkiye’deki yatırım potansiyelinin yanı sıra yatırım diplomasisi kapsamında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyümesine ve dayanıklı yapısına vurgu yaparak sunumuna başlayan Dağlıoğlu, Türkiye’nin son 20 yılda bölgesinde en yüksek yoğunlukta uluslararası yatırım çeken ülke olduğunun altını çizdi.

Dağlıoğlu, sağlıklı ve güçlü ekonomik sistem için uluslararası doğrudan yatırımların taşıdığı öneme işaret ederek, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin tarihi, kuruluş aşamaları ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’de çalışmasını kolaylaştıran yapısal reformların 20 yıllık geçmişi hakkında detaylar paylaştı.

Yürütülen marka ve kampanya çalışmaları hakkında da bilgi veren Dağlıoğlu, bir uluslararası yatırımın ön araştırma aşamasından proje sonlandırma aşamasına kadarki tüm süreçlerle ilgili yürütülen operasyonlar hakkında detaylı bilgiler sundu.

Dağlıoğlu, son dönemde ivme kazanan iletişim çalışmalarına da değinerek, uluslararası medya, sosyal medya, konvansiyonel ve dijital mecralarda gerçekleştirilen yenilikçi çalışmalara vurgu yaptı.

İmza attıkları süreli-süresiz yayınlar, uzman ekipler tarafından hazırlanan sektörel raporlar ve ödül alan çalışmalarla ilgili örnekler de paylaşan Dağlıoğlu, geleceğe yönelik projeksiyonlarını aktararak sunumunu tamamladı.

“YATIRIM DÜNYASINDA TÜRKİYE MARKASINI EN DOĞRU ŞEKİLDE KONUMLAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Dağlıoğlu, yaptığı açıklamada, Brand Finance tarafından düzenlenen zirveye Türkiye’nin doğrudan uluslararası yatırımcılara yönelik yürüttüğü kampanyaları anlatmak ve tecrübe paylaşımı için davet edildiklerini dile getirdi.

“Türkiye’nin anlatılması gereken çok büyük bir başarı hikayesi var” diyen Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 2003’ten bu yana çok büyük atılımlar ve başarılar gerçekleştirildiğini anlattı.

Dağlıoğlu, ilerleyen döneme dair de “Türkiye Yüzyılı” kapsamında önemli vizyona sahip olduklarının altını çizerek, şunları kaydetti:

“Türkiye markasının, o hak ettiği konumda, yüksek konumda kalması için ülke olarak faaliyet gösteriyoruz. Biz de yatırımcılara ulaşan mesajlar perspektifiyle yatırım dünyasında Türkiye markasını en doğru şekilde konumlamaya çalışıyoruz. Bugün burada o geçmiş kampanyamızı anlattıktan sonra bu geleceğe yönelik vizyonumuzu paylaşacağız.

2028 yılına kadarki dönem için hazırladığımız ve inşallah önümüzdeki dönemde tanıtmayı planladığımız doğrudan yatırımlar stratejimiz var. Bu stratejimizin nasıl kampanyaya dönüşeceğiyle ilgili bir çalışmamız da var. Bu bağlamda buradaki uluslararası iletişimciler camiasıyla da bir araya gelerek bu çalışmalarımızı istişare edeceğiz, fikirlerimizi olgunlaştıracağız ve bunu nasıl hayata geçireceğimizi konuşacağız.”

“ORTADA ÖLÇÜMLENEBİLİR BİR BAŞARI VAR”

Dağlıoğlu, ayrıca, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda bölgesinde en çok yatırım çeken ülkeler arasında en üst ligde yer aldığını belirterek, halihazırda teknopark ve AR-GE merkezlerinde 700’den fazla uluslararası şirketin faaliyet gösterdiğini, 80 binden fazla uluslararası şirketin çeşitli sektörlerde hizmet verdiğini bildirdi.

Sadece son 20 yılda Türkiye’ye gelen toplam uluslararası yatırımların tutarının 260 milyar doların üzerine çıktığını vurgulayan Dağlıoğlu, “Ortada ölçümlenebilir bir başarı var. Bu başarıya bizi ulaştıran iletişim çalışmalarının detayları ile ilgili örnekler verdik” ifadelerini kullandı.

Dağlıoğlu, 2020’de gerçekleştirilen yeniden yapılanma süreci sonrasında 2021-2023 dönemlerini kapsayan ilk strateji belgesini yayınladıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Çok yakında açıklamayı planladığımız ‘Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Stratejisi: 2024-2028’ dokümanının çizeceği ana rotada da ivmemizi artırarak kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Stratejimiz içinde iletişim ve tanıtma da müstakil bir politika alanı olarak yer alıyor. Şu anda Türkiye’nin küresel uluslararası doğrudan yatırımlar pazarında aldığı pay yüzde 1 civarında. Çağın gerektirdiği tüm iletişim mecraları ve araçlarından istifade ederek mümkün olan en kısa sürede bu oranı yüzde 1,5’e taşımak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”

DAĞLIOĞLU, MÜSİAD UK’IN DÜZENLEDİĞİ PANELE KATILDI

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, “Küresel Yumuşak Güç Zirvesi 2024″te yaptığı sunumun ardından Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği İngiltere Şubesi (MÜSİAD UK) tarafından düzenlenen “Ticari Başarı Yolculuğu” başlıklı panele katıldı.

İngiltere ve Türkiye ticari ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde (YEE) düzenlenen panelde, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD 2. Dönem Genel Başkanı Ali Bayramoğlu, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, eski TRT Genel Müdürü İbrahim Eren de yer aldı.

Panelde, MÜSİAD’ın kuruluş amacı, uluslararası yatırımlar ve Türkiye-İngiltere ticari ilişkileri ele alındı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-markasini-en-dogru-sekilde-konumlamaya-calisiyoruz/feed/ 0
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar: Bu topraklarda yabancı düşmanlığı tohumu yeşermez https://www.foxtvhaber.com.tr/yuksekogretim-kurulu-baskani-ozvar-bu-topraklarda-yabanci-dusmanligi-tohumu-yesermez/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yuksekogretim-kurulu-baskani-ozvar-bu-topraklarda-yabanci-dusmanligi-tohumu-yesermez/#respond Sun, 25 Feb 2024 07:00:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4814 Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Trakya Üniversiteler Birliği (TÜB) 22. Üst Kurul Toplantısı vesilesiyle geldiği Edirne’de Trakya Üniversitesinin senato toplantısına başkanlık etti ve çeşitli temaslarda bulundu. 

Özvar, senato toplantısında yaptığı konuşmada, diğer misyonlarının yanı sıra Trakya Üniversitesinin bilhassa uluslararasılaşma bakımından muazzam bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.

Yükseköğretim Kurulu olarak bilhassa uluslararası alanda aktif olan, faaliyetleri güçlü olan üniversiteleri desteklemek gibi bir misyonlarının bulunduğunu ifade eden Özvar, Trakya Üniversitesinin Romanya’dan Yunanistan’a, Bulgaristan’dan Makedonya’ya, Kosova’dan Arnavutluk’a kadar tüm Balkanlarda başta sağlık, bilişim ve mühendislik olmak üzere pek çok alanda bölge ülkelerin öğrencilerini yetiştirme konusunda fevkalade önemli hizmetler verdiğini vurguladı. 

Türkiye’nin son yıllarda başta yeni teknoloji hamlesi olmak üzere ortaya koyduğu çabaya paralel olarak Türk üniversitelerinin de dış dünyada yakından izlendiğine dikkat çeken Özvar “Üniversitelerimizin gittikçe daha da görünür hale gelmesi, ülkemizin kalkınmasına muazzam bir destektir. Üniversitelerimiz ve hocalarımız diplomasinin, siyasetin çözemeyeceği bazı konuları bilimle çözüyor” dedi.

Uluslararası öğrencilere sahip çıkmanın, onları müstakbel birer Türk dostu ve elçisi olarak tahayyül etmemin ve öyle davranmanın çok ama çok önemli olduğunu vurgulayan Özvar şöyle devam etti:


 

“TRAKYA ÜNIVERSİTESININ BALKANLARIN SAĞLIK MERKEZİ HÂLİNE GELMESİNİ HAYAL EDİYORUM”

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Edirne temasları kapsamında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde “Prof. Dr. Ahmet Karadeniz Ameliyathanesi”nin açılışını yaptı. 

Trakya Üniversitesi Hastanesinde yılda 2 milyona yakın hastaya hizmet verildiği, ortalama 18 bin ameliyat yapıldığı, 400 uluslararası hastanın operasyonunun gerçekleştirildiği bilgisini alan Özvar, hastanede epilepsi hastalığına karşı yeni bir cerrahi işlem geliştirilen merkezi ziyaret ederek, bölüm doktorlarından bilgi aldı.

Trakya Üniversitesinin bölgede daha güçlü hale geleceğine inandığını kaydeden Özvar, “Trakya Üniversitemizin Balkanlar’ın sağlık merkezi haline gelmesini hayal ediyorum. Bizim üzerimize düşen konuda her türlü desteği vereceğimizi bilmenizi istiyorum. Çalışan, üreten gayret eden varsa biz buna asla kim, neci, hangi renk bakmıyoruz.” ifadelerini kulandı.

“Aramızdan Newton çıkacaksa bu ancak bizim omuzlarımızın üzerinden çıkacak”
Yükseköğretim Kurulu olarak üniversitelerin bilhassa insan potansiyelini, akademik personelin kalitesini ve gücünü dikkate almak suretiyle gerek bölgesel gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde rekabet üretebilmesi için her türlü desteği verdiklerini belirtti.

Üreten, çalışan bütün hocaların desteklenmesinin önemine işaret eden Özvar, şöyle devam etti:

“Elverişli bir ortamın, iklimin inşa edilmesi çalışan arkadaşların teşvik edilmesinden geçiyor. Bilim takdir edilmediği yerde durmaz. Takdir edildiği yere gelir, tekdir edildiği yerden gider. Bu bakımdan bizim üniversitelerimizde kurmaya çalıştığımız iklim böyle bir iklim. Ama bunu Yükseköğretim Kurulunun yapması mümkün değil ancak üniversite yapabilir. Bu fevkalade önemlidir. Aramızdan Newton çıkacaksa bu ancak bizim omuzlarımızın üzerinden çıkacak. Bu bakımdan üniversitelerin bu bilimsel üretkenliği inşa etmesi ve desteklemesi lazım.”

-Öğrencilerle Buluşma-

Edirne Valisi Yunus Sezer’le birlikte Arasta Çarşısı’nı gezerek esnafla sohbet eden Özvar, Ardından Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde öğrenci topluluklarıyla ve uluslararası öğrencilerle buluştu. “Akademisyen Sanatçılar” isimli baskı resim sergisinin açılışını da yapan Özvar, tüm öğrenci topluluklarının stantlarını tek tez gezdi ve öğrencilerle sohbet etti. 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yuksekogretim-kurulu-baskani-ozvar-bu-topraklarda-yabanci-dusmanligi-tohumu-yesermez/feed/ 0
Fahrettin Altun: Bedeli ne olursa olsun ortaya koymak zorundayız https://www.foxtvhaber.com.tr/fahrettin-altun-bedeli-ne-olursa-olsun-ortaya-koymak-zorundayiz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/fahrettin-altun-bedeli-ne-olursa-olsun-ortaya-koymak-zorundayiz/#respond Sun, 25 Feb 2024 02:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4798 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Bedeli ne olursa olsun, İsrail’in barbarlığını, soykırım girişimlerini, savaş suçlarını ve sadece Gazze’de değil, Filistin’in tamamında sürdürdüğü kötücül faaliyetlerini delilleriyle ortaya koymak zorundayız. Bu çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının ev sahipliğinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı, “İşgal Altındaki Filistin Topraklarında İşgalci İsrail Yönetimi’nin Dezenformasyon Faaliyetleri ve Gazetecilere ve Medya Kuruluşlarına Yönelik Saldırıları” temasıyla İstanbul’da yapıldı.

Toplantıya, 43 ülkeden 20 bakan, iletişim ve medya kuruluşlarının başkan ve üst yöneticilerinden oluşan yaklaşık 200 üst düzey temsilci katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İsrail’in Filistin’deki zulmünü anlatan kısa filmin izlenmesiyle başlayan toplantının açılışında konuşan Altun, 2022’de gerçekleştirdikleri İİT Enformasyon Bakanları Konferansı’nda İslam alemi ve tüm insanlık için büyük tehlikeler arz eden hakikat krizi ve dezenformasyon tehdidinin ele alındığını hatırlattı.

Bugünkü toplantının ise İslam İşbirliği Teşkilatı tarihi içinde özel bir yeri bulunduğunu belirten Altun, “Teşkilatımız, tarihinde ilk defa sektörel bazda olağanüstü bir toplantı gerçekleştiriyor. İsrail zulmüne karşı ortak bir tavır sergileyebilmek, iletişim ve medya alanında hakikat namına ortak bir mücadele ortaya koyabilmek açısından bu toplantı hayati önemi haiz bir toplantıdır.” ifadelerini kullandı.

İİT’nin kuruluşunun temelinde, Müslümanların Filistin sınavını hakkıyla verebilme kaygısının yattığını dile getiren Altun, konuşmasında teşkilatın kuruluşuyla ilgili bilgiler verdi.

Altun, teşkilatın merkezi olan Kudüs’ün bugün işgal altında olduğunu aktararak, “Ne var ki 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrail, zulümlerini katbekat artırmış, dünyanın gördüğü en büyük katliamları, soykırımı Gazze’de, Filistin topraklarında hayata geçirmiştir. Ne yazık ki bu süreç devam etmektedir.” diye konuştu.

İsrail’in zulüm tarihi söz konusu olduğunda 7 Ekim’i bir milat, son zamanlarda ortaya çıkmış bir hadise olarak görmenin illüzyon ve yanılsama olduğunu kaydeden Altun, “7 Ekim ne bir milattır ne nevzuhur bir zulümdür ne de sebeptir. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de devam eden İsrail zulmü bir sonuçtur.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in, Batıcı, sömürgeci ve emperyalist zihniyetin Orta Doğu’daki fiili uzantısı olarak bölgede zulümlere, ağır insan hakları ihlallerine ve katliamlara imza attığını belirten Altun, bu faaliyetleri ve ihlalleriyle İsrail’in uluslararası hukuk ve teamüllere aykırı olarak zorla toprak kazanma, etnik temizlik, sivillerin kasten öldürülmesi gibi çok çeşitli savaş suçları işlediğini ve işlemeye devam ettiğini söyledi.

Altun, İsrail’in, Roma Statüsü, Lahey Sözleşmesi ve 4 No’lu Cenevre Sözleşmesi’nin ilgili maddelerini ihlal ettiğini aktararak, “İsrail, Gazze’de yaklaşık 30 bin masumu katlettiği bu saldırılarda, bu savaş suçları ile insanlığa karşı suç işlemiştir.” dedi.

KATLİAMLAR YAPAN İSRAİL, BATI TARAFINDAN DOKUNULMAZ KILINIYOR

İsrail’in suçlarını teşhis ederken onun arkasında toplanan karanlık güçleri de görmek gerektiğine işaret eden Altun, “İsrail’in bu denli pervasızca hareket etmesinin başlıca sebebi uluslararası sistemin adaletsizliğidir. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun sorun ve çatışmalardaki işlevsiz yapısı, İsrail’in hak ettiği cezayı henüz alamamış olmasının başlıca müsebbibidir. İsrail suç işlemekte, katliamlar yapmakta ve fakat Batı dünya düzeni tarafından adeta dokunulmaz kılınmaktadır. Bunu kabul edemeyiz.” diye konuştu.

Altun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yapısının katliamlara engel olamadığı gibi, ateşkes kararı dahi alamadığına vurgu yaparak, “İsrail’in onca ihlale rağmen bir yaptırımla karşılaşmaması, BM Güvenlik Konseyindeki veto ayrıcalığının sorumsuzca ve kötücül bir şekilde kullanılmasının bir neticesidir. Bu durum bizzat uluslararası sistemin içinde bulunduğu çaresizliği de göstermektedir. Bu sistemin revizyonu elzemdir.” dedi.

Bu nedenle Türkiye olarak küresel kriz ve çatışmaların çözümünde öncü rol alabilecek uluslararası bir sistemin inşasını ısrarla vurguladıklarını belirten Altun, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür.’ ve ‘Daha adil bir dünya mümkün’ anlayışı, ilkesi, uluslararası sistemdeki revizyon ihtiyacının en veciz ifadesidir. Bu şiar doğrultusunda 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin Devleti’nin kurulması hepimizin Filistin konusundaki duruşunun temelini oluşturmaktadır.” ifadesini kullandı.

Altun, bağımsız bir Filistin Devleti kurulmadığı müddetçe İsrail’in katliamlarını durdurmanın ve bölgede kalıcı bir barışı tesis etmenin mümkün olmadığını söyledi.

İSRAİL’İN KAMUOYUNU YANILTMAYI AMAÇLAYAN YAYINCILIK ANLAYIŞI

Uluslararası sistemdeki adaletsiz ve hakkaniyetsiz yapı ve uygulamaların iletişim ve medya alanında da kendisine yer bulduğunu bildiren Altun, “İsrail’in katliamlarına sözde meşru gerekçeler sunarak uluslararası kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan bir yayıncılık anlayışı söz konusudur. Bu yayıncılık politikası, birçok yönüyle sömürgeci habercilik anlayışının günümüzdeki en somut yansımasıdır. Özellikle birtakım Batılı medya kuruluşlarının, haber kaynaklarını seçerken İsrail’in anlatısını tekrar eden, seçmeci bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz.” diye konuştu.

Altun, saldırıların başladığı ilk günlerde Filistinlilerin tanıklığına istisnai olarak başvurulurken, Batılı medya organlarında sıklıkla İsrailli yetkililerin demeçlerinin dolaşıma sokulduğunu aktararak, birçok medya kuruluşunun, bu tutum ve politikasıyla İsrail savaş makinesinin hizmetçisi konumuna düştüğünü belirtti.

İSRAİL, SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE GAZETECİLERİ KATLEDİYOR

İsrail’in tutumuna karşı hakikatten yana duran birçok gazetecinin, söz konusu medya kuruluşlarının mobbing ve baskısına maruz kaldığını, birçoğunun işten çıkarıldığını dile getiren Altun, “Bütün bunlar bir yana, karşımızda çok daha acı, insanlık için utanç verici bir başka tablo daha vardır. İsrail, Gazze’de sistematik şekilde gazetecileri katletmektedir.” dedi.

Altun, bu süreçte 130 gazetecinin katledildiğini, ailelerinin hedef alındığını, ailelerinden binden fazla çocuğun öldürüldüğünü ve evlerinin bombalandığını anlattı.

Sahada gazetecileri katleden İsrail’in temel hedefinin gerçekleri örtbas etmek olduğunu ve hakikati katletmek için gazetecileri öldürdüğünü ifade eden Altun, hayatını kaybeden gazetecilere rahmet diledi.

Altun, İsrail’in hakikati gizlemek için dezenformasyon yöntemini de kullandığını anlatarak, “Dünya Ekonomik Forumu tarafından geçtiğimiz hafta ‘Küresel Riskler Algı Araştırması’ adlı bir rapor yayınlanmıştır. Binin üzerinde uzmanın analizinden hareketle hazırlanan raporda kısa, orta ve uzun vadede insanlık karşısındaki 10 büyük tehdit sıralanmıştır. Bu rapora göre insanlığı bekleyen en büyük tehdit, dezenformasyon ve yanlış bilgidir. Benzer öngörüler, dünyanın çeşitli ülkelerindeki üniversiteler, stratejik düşünce enstitüleri ve bilgi merkezleri tarafından yapılan araştırmalarda da yer alıyor.” diye konuştu.

FİLİSTİN DAVASININ KÜRESEL GÜNDEMDEN DÜŞMESİNE ASLA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ

İsrail’in saldırıları ve dezenformasyon faaliyetlerinin de bu raporları teyit ettiğine dikkati çeken Altun, “Türkiye olarak dezenformasyon kaynaklı tehditlerin karşısında elimizden gelen bütün güçle mücadele etmeye çalışıyoruz. İletişim Başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz ve Anadolu Ajansı bünyesinde faaliyet gösteren ‘Teyit Hattı’ birimi, bu tehditleri bertaraf etmeye yönelik önemli çalışmalar yürütmektedir. Çıkardığımız uluslararası yayınlarla, düzenlediğimiz yenilikçi sergilerle, yaptığımız filmlerle İsrail’in ve İsrail yanlısı medya kuruluşlarının dezenformasyonlarını ifşa ediyor, tarihe hakikat adına not düşüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Altun, Anadolu Ajansı ve TRT başta olmak üzere medya kurum ve kuruluşlarının, doğrudan sahadaki gerçekleri ortaya koyma noktasında büyük fedakarlıklarda bulunduğunu belirterek, “Bilhassa Anadolu Ajansımızın ortaya koyduğu görsellerin Uluslararası Adalet Divanı’nda delil olarak kullanılması, bu yönde atılacak her türlü adımın ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.” dedi.

Bu doğrultuda, dezenformasyonla mücadelede, kamu diplomasisinin çeşitli alanlarında, stratejik iletişim çalışmalarında ve sahadaki habercilik faaliyetlerinde ortaya konulacak tüm gayretlerde güçlü bir işbirliğiyle hareket etmeleri gerektiğine inandıklarını söyleyen Altun, böylelikle İsrail’in işlediği cürümlerin bedelini ödemesi için bu adımların çok kritik olduğunu düşündüklerini kaydetti.

Altun, bu çabaların, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler nezdinde kurulacak kapsamlı işbirlikleriyle çok daha anlamlı ve güçlü bir seviyeye çıkarılacağını vurgulayarak, “Bedeli ne olursa olsun, İsrail’in barbarlığını, soykırım girişimlerini, savaş suçlarını ve sadece Gazze’de değil, Filistin’in tamamında sürdürdüğü kötücül faaliyetlerini delilleriyle ortaya koymak zorundayız. Bu çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz. Biz şuna inanıyoruz, İsrail ne yaparsa yapsın, yaptığı zulümlerle hakikati asla susturamayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Şair Sezai Karakoç’un, “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak.” dizelerini hatırlatan Altun, “İslam ülkeleri olarak hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Filistin davasının küresel gündemden düşmesine asla müsaade etmeyeceğiz. İsrail’in suçlarını örtmek için büyüttüğü bu karanlığa ışık tutmaya devam edeceğiz. Şairin dediği gibi, ‘Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar.’ İsrail de aydınlıktan ve doğrulardan kaçıyor. Fakat bu kaçışı, tarih ve hakikat önünde mahkum olmaktan İsrail’i kurtaramayacaktır.” diye konuştu.

Altun, yapılan bu olağanüstü toplantının Filistinliler başta olmak üzere tüm İslam alemi için tarihi ve hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek, “Bu toplantının somut bir çıktısı olarak yayınlayacağımız Sonuç Bildirisi’nin, uluslararası topluma güçlü bir mesaj vereceğine inanıyorum.” dedi.

Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam etti. İİT üyesi ülkelerin enformasyon bakanları, ikili görüşmelerde ve konferansta yaptıkları konuşmalarda, İsrail’in dezenformasyon faaliyetlerine karşı Türkiye’nin mücadelesini önemsediklerini ve takdir ettiklerini belirtti.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/fahrettin-altun-bedeli-ne-olursa-olsun-ortaya-koymak-zorundayiz/feed/ 0
Türkiye’deki teknoloji şirketlerine 700 milyon dolarlık yatırım https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyedeki-teknoloji-sirketlerine-700-milyon-dolarlik-yatirim/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyedeki-teknoloji-sirketlerine-700-milyon-dolarlik-yatirim/#respond Sun, 25 Feb 2024 00:36:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4771 İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) önderliğinde hayata geçirilen Uluslararası Kuluçka Merkezi Açılış Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen, ICYF Başkanı Taha Ayhan ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan Dağlıoğlu, buradaki amacın Türkiye’nin bölgesel rolünü güçlendiren bir hikayeye imza atmak olduğunu belirterek, “Çok mütevazi başladık. Burada yaklaşık 12 girişimle başlıyoruz. Ben eminim ki bunun daha fazlasını yapmak mümkün. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın himayelerinde buradaki bu kuluçka merkezini daha ileri aşamalara taşıyacağız.” diye konuştu.

Geçen yıl Türkiye’de erken aşamadaki teknoloji şirketlerine 700 milyon dolardan fazla yatırım yapıldığını belirten Dağlıoğlu, bu girişimler arasında sadece Türk girişimciler olmadığını, uluslararası girişimcilerin de bulunduğunu söyledi.

Dağlıoğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye’ye girişimlerini kurmak için gelmiş olan girişimciler var ve birçok uluslararası raporda ve endekste görüyoruz ki Türkiye kendi bölgesinde girişime başlamak için en uygun, en isabetli yer. Bunun tabii çok fazla bileşenleri var. Bileşenlerinden biri de sermayeye erişimin kolay olması, fonlamaya erişimin olması. İstanbul gibi çok sofistike bir pazarda ürün geliştirmek, hizmet geliştirmek ve bunu test etmek çok mümkün. Buradan küresel pazarlara erişmek mümkün. İşte biz bu çerçevede inşallah kurduğumuz Uluslararası Kuluçka Merkezi’nin ilk başarılarını görmeye başladık.

Bizim için önemli bir platform olan TEKNOFEST’in Take Off adında girişimcilik yarışması var. Geçtiğimiz aralık ayındaki etkinlikte bizim Uluslararası Kuluçka Merkezi olarak bir standımız vardı. Orada 6 tane girişimimiz kendini göstermiş oldu ve benim için gurur verici bir andı. Çünkü ürünlerin hazır olduğunu görmek, artık onları ticarileştiğini görmek, yatırım turu yapıyor olduklarını görmek bizim mütevazi adımımızın somut meyvelere dönüştüğünü gösteren göstergelerden biriydi.”

“BİLİŞİM VADİSİ’NİN EN BÜYÜK İDEALİ TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN İNOVASYON ÜSSÜNE DÖNÜŞTÜRMEK”

Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen de, “Bilişim Vadisi’nin en büyük ideali Türkiye’yi dünyanın teknoloji ve inovasyon üssüne dönüştürmek.” diye konuştu.

Girişimcilerle konuşurken, onlarla istişare ederken en çok gündeme gelen hususlardan bir tanesinin “doğuştan uluslararası” ifadesi olduğunun altını çizen Tüzgen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu girişimcilik merkezi de doğduğu günden itibaren uluslararası faaliyet göstermeye başlamış bir girişimcilik merkezi olacak. Bundan sonra biz, yurt dışından, Türkiye’de büyümek isteyen girişimcileri teknoloji vizesiyle buraya adapte olma programlarıyla desteklemeye devam ediyor olacağız. Bu işbirliklerini Medine’de, Taşkent’te, İslam dünyasının her köşesinde ve inşallah özgür Kudüs’te gerçekleştirme hayali ve duasıyla sözlerime son veriyorum.”

ICYF Başkanı Taha Ayhan ise girişimciliğin en doğru çözüm olduğunu gördüklerini belirterek, “İnsanlara ilham vermenin, insanlara fikir vermenin, insanlara bir meslek edindirmenin en doğru yaklaşım olduğunu ve bizim açımızdan en verimli yol olduğunu gördük ve bu yüzden buna odaklandık.” dedi.

Buradaki gençlerin Batı’daki emsallerinden eksileri bulunmadığını, artılarının olduğunu belirten Ayhan, “Çünkü içinde bulundukları imkansızlıklara rağmen çok daha verimli, çok daha farklı yaklaşımlar geliştirerek çok daha güzel çözümler üretebiliyorlar.” şeklinde konuştu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyedeki-teknoloji-sirketlerine-700-milyon-dolarlik-yatirim/feed/ 0
Rusya, UAD’da ABD’yi Filistin’deki sorunların kaynağı olarak gösterdi https://www.foxtvhaber.com.tr/rusya-uadda-abdyi-filistindeki-sorunlarin-kaynagi-olarak-gosterdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/rusya-uadda-abdyi-filistindeki-sorunlarin-kaynagi-olarak-gosterdi/#respond Thu, 22 Feb 2024 02:24:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4507 Hollanda’nın idari başkenti Lahey’deki Barış Sarayı’nda faaliyetlerini yürüten UAD’de, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının ele alındığı duruşmalar devam ediyor.

Duruşmalarda Rusya adına söz alan Lahey Büyükelçisi Vladimir Tarabrin, Filistin halkının Birleşmiş Milletler (BM) kararları uyarınca devlet kurma hakkını kullanana kadar bölgede şiddet olaylarının devam edeceğini dile getirerek “Şiddet sadece daha fazla şiddete yol açabilir. Nefret nefreti getirir. Bu kısır döngü kırılmalıdır. Rusya’ya göre, hem İsrail hem de Filistinliler için güvenlik ancak mevcut krizin temel nedenlerinin ele alınmasıyla sağlanabilir.” diye konuştu.

Tarabrin, Filistin’deki sorunların kaynağı olarak “ABD ve müttefiklerinin statükoyu dondurmaya yönelik ısrarlı politikalarını, siyasi süreçleri sulandırmalarını, kısa görüşlü ve sorumsuz yaklaşımlarını” göstererek, “Washington’un hatalı politikası, tahmin edilebileceği üzere, bugün uluslararası toplumun tüm sorumlu üyelerinin, binlerce masumun hayatına mal olan başarısızlığına yol açmıştır.” dedi.

İsrail’in ihlal ettiği yükümlülüklere uyma, devam eden ihlallerine son verme ve neden olduğu zararı tazmin yükümlülüğü olduğunu aktaran Tarabrin, İsrail’in Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına saygı göstermesi ve işgal altındaki topraklarda tüm yerleşim faaliyetlerini durdurması gerektiğini dile getirdi.

“YASA DIŞI YERLEŞİMLER ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRIDIR” VURGUSU

Vladimir Tarabrin, İsrail’in işgalinin Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının gerçekleşmesini engellediğini belirterek, yasa dışı Yahudi yerleşimlerin ve Filistin halkının işgal edilen topraklardan zorla yerinden edilmesinin, uluslararası hukuka aykırı olduğunu söyledi.

İsrail’in uluslararası hukuk ihlallerinin “nihai statü anlaşmasına” varılmasını engellediğini kaydeden Tarabrin, anlaşmaya varılması için müzakerelerin gecikmeksizin yürütülmesi gerektiğini ifade etti ve “Tüm devletler ve uluslararası örgütler bu tür müzakereler için gerekli koşulların yaratılmasına katkıda bulunmakla yükümlüdür.” değerlendirmesinde bulundu.

Tarabrin, “Bu şekilde varılacak anlaşma, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını kullanması ve başkenti Kudüs olan bağımsız, yaşanabilir ve birleşik bir Filistin devletinin ortaya çıkmasıyla sonuçlanacaktır.” sözlerini sarf etti.

İSRAİL’İ DESTEKLEYEN BATILI ÜLKELERİNE ELEŞTRİ

İsrail’in saldırılarının sürdüğü Gazze’deki şiddetin “daha önce görülmemiş ve felaket boyutlarına ulaştığını” vurgulayan Tarabrin, “Mevcut şiddet dalgası sırasında hayatını kaybedenlerin toplam sayısı neredeyse 30 bindir. Bu rakam daha önceki Arap-İsrail savaşlarında ölenlerin sayısını çoktan aşmış durumda. Gazze’den gelen görüntüler dehşet verici.” ifadesini kullandı.

Vladimir Tarabrin, Gazze’deki halkın yüzde 90’ının zorla yerinden edildiğine ve “insanlık dışı koşullarda” yaşadığına dikkat çekerek, “İsrail’in katı ablukası karşısında Gazze Şeridi gerçek bir insani felaket yaşamaktadır.” dedi.

Bölgedeki sivillerin abluka nedeniyle gıda, ilaç, yakıt ve temiz su sıkıntısı çektiğini belirten Tarabrin, “Temiz su kaynaklarına erişimin kısıtlı olması bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olmaktadır. Tarım arazilerinin yüzde 20’sinden fazlası zarar görmüştür ve bu zarar bir daha asla telafi edilemeyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Tarabrin, Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki eylemlerinin Gazze’deki sivillerin “toplu cezalandırılmasını” haklı gösteremeyeceğini savunarak, “İsrail’deki yetkililerin ve bazı Batılı ülkelerin, İsrail’in vatandaşlarını koruma görevine atıfta bulunarak sivillere yönelik ayrım gözetmeyen şiddeti savunmaya çalışmasının mantığını kabul edemeyiz.” diye konuştu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/rusya-uadda-abdyi-filistindeki-sorunlarin-kaynagi-olarak-gosterdi/feed/ 0
Türkiye’den 21-22 Şubat hazırlığı! Dünyaya ilan edilecek… https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeden-21-22-subat-hazirligi-dunyaya-ilan-edilecek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeden-21-22-subat-hazirligi-dunyaya-ilan-edilecek/#respond Tue, 20 Feb 2024 05:12:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4295 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 21-22 Şubat’ta Brezilya’da yapılacak G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkati çekecek ve uluslararası topluma bir kez daha acil ateşkes ve insani yardım çağrısında bulunacak.

Dünyanın en büyük ekonomilerinin yer aldığı G20 kapsamında Türkiye’nin, İsrail’in Gazze’ye saldırıları, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve küresel yönetişim mekanizmalarının yetersizliği gibi konularda vereceği mesajlar son derece önem taşıyor.

Brezilya, G20 Dönem Başkanlığı kapsamında Bakan düzeyindeki ilk G20 toplantısını Dışişleri Bakanları düzeyinde gerçekleştirecek. Brezilya’nın bu seçimini son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimlerin şekillendirdiği tahmin ediliyor.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan, Rio de Janeiro’da, Brezilya’nın “Adil Bir Dünya İnşa Etmek ve Sürdürülebilir Dünya” temasıyla sürdürdüğü dönem başkanlığı kapsamında düzenlenecek G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılacak.

Söz konusu toplantı, “devam eden uluslararası gerilimlerle mücadelede G20’nin rolü” ve “küresel yönetişim reformu” olarak iki ana gündemden oluşacak.

G20’DE YÜKSELEN EKONOMİLERİN SESİ DAHA ÇOK DUYULMAYA BAŞLANDI

G20 gündeminin belirlenmesinde dönem başkanı ülkenin belirleyici olması ve dönem başkanlığını son yıllarda yükselen ekonomilerin üstlenmesi dikkati çekiyor. 2022’de Endonezya, 2023 yılında Hindistan’ın dönem başkanlığını yürüttüğü G20’de bu yıl Brezilya dönem başkanlığı yapacak. Gelecek yıl ise Güney Afrika G20 dönem başkanı olacak.

Yükselen ekonomilerin G20 dönem başkanlığını üstlenmesiyle “Küresel Güneyin” sesinin G20 kapsamında daha çok duyulduğu görülüyor.

Brezilya da bu bağlamda, açlık, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele, enerji, küresel yönetişim kurumlarının reformu gibi gelişmekte olan ülkelerin ağırlık verdiği konulara odaklanacağını açıkladı.

Öte yandan, G20 tarihinde ilk kez G20 Troykası (Hindistan, Brezilya, Güney Afrika) yükselen ekonomilerden oluşuyor.

BAKAN FİDAN’IN YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ

Dışişleri Bakanı Fidan yapılacak görüşmelerde, küresel yönetişim reformunun Türkiye için önemine değinerek, çok taraflılığın güçlendirilmesine işaret edecek. Bakan Fidan ayrıca İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında BM Güvenlik Konseyinin yetersiz kalmasına dikkati çekecek.

Batılı ülkelerin yanı sıra Rusya, Çin, Latin Amerika ve Afrika’dan ülkeler, Avrupa Birliği ve Afrika Birliği’nin üyesi olduğu G20’de, bahse konu toplantı vesilesiyle Türkiye’nin, İsrail-Filistin meselesindeki görüşleri bir kez daha dile getirilecek ve uluslararası topluma çağrıda bulunulacak.

Toplantıda Bakan Fidan, adil, kapsayıcı ve etkin bir uluslararası sistemin, çifte standartlardan uzak şekilde, uluslararası çatışmalara diplomasi yoluyla çözüm arayarak oluşabileceği mesajını verecek.

G20 toplantısında, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından krize yol açan “gıda güvenliği ve enerji”nin de gündeme gelmesi bekleniyor.

Türkiye’nin de 2015’te ev sahipliği yaptığı G20’de, gıda güvenliği ilk kez gündeme getirilmiş, terörle mücadele ve göç konusu ön plana çıkmıştı.

“Küresel yönetişim reformu” oturumunda, başta BM olmak üzere, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), uluslararası kalkınma bankaları ile uluslararası finans kuruluşlarının reformu ele alınacak. Bu oturumda Bakan Fidan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” şiarı çerçevesinde Türkiye’nin görüşlerini aktaracak.

Bakan Fidan, Türkiye’nin, uluslararası sisteminin güncel ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde reforma tabi tutulmasına ilişkin görüşlerini bir kez daha kayda geçirecek.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, toplantı marjında bazı G20 ülkelerinin Dışişleri Bakanlarıyla ikili görüşmelerde bulunması ve MIKTA (Meksika, Endonezya, Kore, Türkiye, Avustralya) 25. Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılması öngörülüyor.

G20

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) verilerine göre, G20, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 85’inin, ticaretinin yüzde 75’inin, nüfusun da üçte ikisinin temsil edildiği bir platform.

G20, dünyada yaşanan krizlerin çözüm yollarının ele alınması ve bölgeye ilişkin görüşlerin paylaşılması açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Geçen yıl Yeni Delhi’de gerçekleştirilen G20 Zirvesi’nde alınan kararla Afrika Birliği de G20 daimi üyesi olmuştu.

Brezilya’nın ardından, G20 dönem başkanlığı 2025’te Güney Afrika’ya devredilecek. 2026 yılında G20 dönem başkanlığını ABD’nin üstleneceği öngörülüyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeden-21-22-subat-hazirligi-dunyaya-ilan-edilecek/feed/ 0
G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda Türkiye’nin tutumu net olacak https://www.foxtvhaber.com.tr/g20-disisleri-bakanlari-toplantisinda-turkiyenin-tutumu-net-olacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/g20-disisleri-bakanlari-toplantisinda-turkiyenin-tutumu-net-olacak/#respond Tue, 20 Feb 2024 00:00:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4283 Dünyanın en büyük ekonomilerinin yer aldığı G20 kapsamında Türkiye’nin, İsrail’in Gazze’ye saldırıları, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve küresel yönetişim mekanizmalarının yetersizliği gibi konularda vereceği mesajlar son derece önem taşıyor.

Brezilya, G20 Dönem Başkanlığı kapsamında Bakan düzeyindeki ilk G20 toplantısını Dışişleri Bakanları düzeyinde gerçekleştirecek. Brezilya’nın bu seçimini son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimlerin şekillendirdiği tahmin ediliyor.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan, Rio de Janeiro’da, Brezilya’nın “Adil Bir Dünya İnşa Etmek ve Sürdürülebilir Dünya” temasıyla sürdürdüğü dönem başkanlığı kapsamında düzenlenecek G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılacak.

Söz konusu toplantı, “devam eden uluslararası gerilimlerle mücadelede G20’nin rolü” ve “küresel yönetişim reformu” olarak iki ana gündemden oluşacak.

G20’DE YÜKSELEN EKONOMİLERİN SESİ DAHA DUYULMAYA BAŞLANDI

G20 gündeminin belirlenmesinde dönem başkanı ülkenin belirleyici olması ve dönem başkanlığını son yıllarda yükselen ekonomilerin üstlenmesi dikkati çekiyor. 2022’de Endonezya, 2023 yılında Hindistan’ın dönem başkanlığını yürüttüğü G20’de bu yıl Brezilya dönem başkanlığı yapacak. Gelecek yıl ise Güney Afrika G20 dönem başkanı olacak.

Yükselen ekonomilerin G20 dönem başkanlığını üstlenmesiyle “Küresel Güneyin” sesinin G20 kapsamında daha çok duyulduğu görülüyor.

Brezilya da bu bağlamda, açlık, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele, enerji, küresel yönetişim kurumlarının reformu gibi gelişmekte olan ülkelerin ağırlık verdiği konulara odaklanacağını açıkladı.

Öte yandan, G20 tarihinde ilk kez G20 Troykası (Hindistan, Brezilya, Güney Afrika) yükselen ekonomilerden oluşuyor.

BAKAN FİDAN’IN YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ

Dışişleri Bakanı Fidan yapılacak görüşmelerde, küresel yönetişim reformunun Türkiye için önemine değinerek, çok taraflılığın güçlendirilmesine işaret edecek. Bakan Fidan ayrıca İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında BM Güvenlik Konseyinin yetersiz kalmasına dikkati çekecek.

Batılı ülkelerin yanı sıra Rusya, Çin, Latin Amerika ve Afrika’dan ülkeler, Avrupa Birliği ve Afrika Birliği’nin üyesi olduğu G20’de, bahse konu toplantı vesilesiyle Türkiye’nin, İsrail-Filistin meselesindeki görüşleri bir kez daha dile getirilecek ve uluslararası topluma çağrıda bulunulacak.

Toplantıda Bakan Fidan, adil, kapsayıcı ve etkin bir uluslararası sistemin, çifte standartlardan uzak şekilde, uluslararası çatışmalara diplomasi yoluyla çözüm arayarak oluşabileceği mesajını verecek.

G20 toplantısında, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından krize yol açan “gıda güvenliği ve enerji”nin de gündeme gelmesi bekleniyor.

Türkiye’nin de 2015’te ev sahipliği yaptığı G20’de, gıda güvenliği ilk kez gündeme getirilmiş, terörle mücadele ve göç konusu ön plana çıkmıştı.

“Küresel yönetişim reformu” oturumunda, başta BM olmak üzere, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), uluslararası kalkınma bankaları ile uluslararası finans kuruluşlarının reformu ele alınacak. Bu oturumda Bakan Fidan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” şiarı çerçevesinde Türkiye’nin görüşlerini aktaracak.

Bakan Fidan, Türkiye’nin, uluslararası sisteminin güncel ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde reforma tabi tutulmasına ilişkin görüşlerini bir kez daha kayda geçirecek.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, toplantı marjında bazı G20 ülkelerinin Dışişleri Bakanlarıyla ikili görüşmelerde bulunması ve MIKTA (Meksika, Endonezya, Kore, Türkiye, Avustralya) 25. Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılması öngörülüyor.

G20 PLATFORMU

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) verilerine göre, G20, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 85’inin, ticaretinin yüzde 75’inin, nüfusun da üçte ikisinin temsil edildiği bir platform.

G20, dünyada yaşanan krizlerin çözüm yollarının ele alınması ve bölgeye ilişkin görüşlerin paylaşılması açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Geçen yıl Yeni Delhi’de gerçekleştirilen G20 Zirvesi’nde alınan kararla Afrika Birliği de G20 daimi üyesi olmuştu.

Brezilya’nın ardından, G20 dönem başkanlığı 2025’te Güney Afrika’ya devredilecek. 2026 yılında G20 dönem başkanlığını ABD’nin üstleneceği öngörülüyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/g20-disisleri-bakanlari-toplantisinda-turkiyenin-tutumu-net-olacak/feed/ 0
Hamas’tan ve ülkelerden İsrail’e peş peşe Refah uyarısı https://www.foxtvhaber.com.tr/hamastan-ve-ulkelerden-israile-pes-pese-refah-uyarisi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/hamastan-ve-ulkelerden-israile-pes-pese-refah-uyarisi/#respond Sun, 11 Feb 2024 13:24:18 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3597 İsrail Başbakanı Netanyahu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Refah’ta dört Hamas taburu bırakarak savaşın Hamas’ı ortadan kaldırma hedefine ulaşmak mümkün değildir. Aksine, Refah’taki yoğun faaliyetlerin sivillerin çatışma alanlarını boşaltmasını gerektirdiği açıktır.” dedi.

HAMAS

Hamas’a bağlı El Aksa televizyonuna konuşan grubun üst düzey yetkilisi, “Netanyahu, Refah’ta soykırım ve yeni bir insani felaket gerçekleştirerek takas anlaşmasının sorumluluklarını yerine getirmekten kaçmaya çalışıyor. İsrail’in Refah’a yönelik herhangi bir kara saldırısı, esir takası görüşmelerini havaya uçuracak. Netanyahu ve Nazi ordusu dört aydan fazla bir sürede başaramadığı şeyi, savaş ne kadar sürerse sürsün başaramayacak.” dedi.

HUSİLER

Yemen’deki İran destekli Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Muhammed Ali el-Husi, Netanyahu’nun da aralarında olduğu İsrailli yetkililerin Refah kentine kara saldırısı başlatacakları yönündeki konuşmalarının ardından X sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı. İsrail’in başta Refah olmak üzere tüm Gazze Şeridi’nde saldırılarını artırması durumunda kendilerinin de operasyonlarını büyüteceklerini belirten Husi, İsrail’in Gazze saldırıları ve ablukası devam ettikçe saldırıların da süreceğini vurguladı.

İNGİLTERE

İngiltere Dışişleri Bakanı Cameron, olası saldırı konusunda derin endişe duyduğunu ifade ederek, “Gazze nüfusunun yarısından fazlasının sığındığı Refah’a yönelik bir askeri saldırı ihtimalinden derin endişe duyuyoruz. Öncelik, yardımların ulaştırılması ve rehinelerin kurtarılması için çatışmalara derhal ara verilmesi ve ardından sürdürülebilir, kalıcı bir ateşkese doğru ilerleme kaydedilmesi olmalıdır.” dedi.

İSPANYA

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, X hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in Refah saldırılarını devam ettirmesi ve genişletmesinin Filistinli mültecilerin hayatı için ciddi bir tehdit oluşturacağını ve insani felaketi büyüteceğini kaydetti. İspanya Dışişleri Bakanı, “Askeri operasyonların Refah’a kadar genişletilmesi, bölgedeki 1 milyondan fazla Filistinli mültecinin hayatını ciddi şekilde tehdit edecek ve insani felaketi artıracaktır. Ateşkes, rehinelerin serbest bırakılması, uluslararası insancıl hukuka saygı ve yardımın girişini talep ediyoruz.” dedi.

SUUDİ ARABİSTAN

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı uyarı mesajında söz konusu saldırının ciddi yansımaları olacağını belirtti.

Açıklamada, “Suudi Arabistan Krallığı, İsrail’in acımasız saldırıları nedeniyle kaçmak zorunda kalan yüz binlerce sivilin son sığınağı olan Gazze Şeridi’ndeki Refah kentine yönelik saldırı ve hedef almanın çok ciddi sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulunmaktadır. Krallık, bu insanların zorla sınır dışı edilmesini kategorik olarak reddettiğini ve şiddetle kınadığını teyit etmekte ve derhal ateşkes sağlanması talebini yinelemektedir.” denildi.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 9 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Refah kentine sığınan sivillerin gidecek yeri olmadığını vurgulayarak, “Gazze nüfusunun yarısı şu anda gidecek hiçbir yeri olmayan Refah’a sıkışmış durumda. İsrail ordusunun bundan sonra Refah’a odaklanmayı planladığına dair haberler endişe vericidir. Böyle bir eylem, halihazırda insani bir kabus olan durumu katlanarak arttıracak ve açıklanamayacak bölgesel sonuçlar doğuracaktır.” demişti.

ALMANYA

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, “Refah’ta yaşanan acil durum şimdiden inanılmaz boyutlara ulaştı. 1.3 milyon insan çok dar bir alanda çatışmalardan kaçarak sığınacak bir yer arıyor. İsrail ordusunun Refah’a yönelik bir saldırısı insani bir felaketin başlangıcı olacaktır. Gazze’deki insanların kaçacak bir yeri yok. İsrail, Hamas terörüne karşı kendini savunmalı ama aynı zamanda sivil halkın acılarını da mümkün olduğunca hafifletmeli. Bu nedenle, rehinelerin nihayet serbest bırakılabilmesi için de yeni bir ateşkese ihtiyaç var. Bunu başarmanın yollarını önümüzdeki hafta İsrail’de tekrar görüşeceğim.” dedi.

ABD

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, günlük basın brifinginde, Gazze’deki son durumu ve İsrail’in olası Refah operasyonunu değerlendirdi. Kirby, Gazze’nin güneyine doğru itilen yüz binlerce kişinin dar bir bölgeye sıkıştığını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “(İsrail’in) hemen ya da yakın zamanda Refah bölgesinde askeri operasyonlara başlayacağı yönündeki planları görmedik. Filistinliler, Refah içinde ve çevresinde korunuyorlar. Orada yerlerinden edilmiş çok sayıda insan var. Şu anda (Refah’taki) bu insanlara yönelik askeri operasyonlar bir felaket olur ve bu bizim destekleyeceğimiz bir şey değil.”

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel de aynı konudaki soruları yanıtlayarak, Biden yönetiminin Refah’a yönelik bir askeri operasyonu desteklemediğini vurguladı. Patel, Bakanlıkta düzenlediği basın brifinginde, “1 milyondan fazla kişinin sığındığı bu bölgeye plansız şekilde operasyon yapmak bir felaket olur.” değerlendirmesini yaptı.

AVRUPA BİRLİĞİ

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı açıklamada, “AB’ye üye birçok ülkenin, İsrail’in Refah’a yönelik saldırısının tarif edilemez bir insani felakete ve Mısır ile ciddi gerilimlere yol açacağı yönündeki uyarısını yineliyorum.” ifadesini kullandı. AB Yüksek Temsilcisi, müzakerelerin yeniden başlatılmasının, kan dökülmesini engellemenin tek yolu olduğunu vurguladı. Borrell, dün de İsrail’in Gazze’nin güneyinde sivillerin sığındığı Refah kentine saldırmasının “feci sonuçlara yol açacağı” uyarısında bulunmuştu.

UMMAN

Umman Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “İsrail’i kibrinden vazgeçirmek ve saldırılarını durdurmaya zorlamak için uluslararası topluma, yapılan açıklamalar ve siyasi duruşların içeriğini doldurmak için somut önlemler alma çağrısında bulunuyoruz.” ifadeleri kullanıldı. İnsani ihtiyaçların Gazze Şeridi’nin her yerine ulaştırılması için sınır geçişlerinin açılması gerektiği belirtilen açıklamada, İsrail’in Refah’ı işgalinin tehlikeli sonuçlar doğuracağı vurgulandı. Açıklamada ayrıca İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki sivilleri, mülkleri ve tüm tesisleri hedef almasının yol açacağı yıkıcı etkilerden tamamen sorumlu tutulması çağrısı yapılarak Gazze Şeridi’ne yönelik saldırının, uluslararası hukuka ve uluslararası insancıl hukuka açık bir meydan okuma olduğuna dikkat çekildi.

BAE

BAE Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in, Gazze’nin güneyindeki Refah’a olası kara saldırısı planından ve bunun insani yansımalarından derin endişe duyulduğu belirtildi. Refah’a yönelik kara harekatının daha fazla masum sivilin ölümüne neden olacağı ve Gazze’nin içinde bulunduğu insani felaketi daha da kötüleştireceğine ilişkin uluslararası topluma yönelik uyarı niteliğindeki açıklamada, kardeş Filistin halkının tehcir edilmesinin ve uluslararası hukuka aykırı her türlü uygulamanın kesin bir şekilde kınandığı ifade edildi. Açıklamada, uluslararası camiaya, Filistin topraklarındaki durumun daha da kötüleye gitmemesi için çaba gösterilmesi ve bölgenin yeni bir şiddet ve istikrarsızlığa sürüklenmemesi çağrısı yapıldı. Ayrıca BAE’nin, bağımsız Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm için müzakerelere yeniden başlanmasını desteklediği kaydedildi.

FRANSA MUHALEFETİ

Muhalefetteki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi milletvekili Eric Coquerel, dün Paris’teki Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan Filistin’e destek gösterisinde açıklamalarda bulundu. Geçen hafta beraberindeki milletvekili heyetiyle Gazze’de 1 milyonu aşkın insanın sığındığı Refah Sınır Kapısı’nı ziyaret eden Coquerel, bölgede yaşanan felakete ilişkin gözlemlerini anlattı. Coquerel, Gazze’de görev yapan sağlık görevlileriyle görüşmelerinin bölgede bir soykırım işlendiğini gösterdiğini söyledi. “Soykırımın yapıldığına dair kesin bir inançla geri döndük. Uluslararası düzeyde bir tepki olması ve bir felaketin önlenmesi için kamuoyunu uyarmamız gerekiyor artık.” diyen Coquerel, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Refah’a kara operasyonu düzenleyeceklerine ilişkin açıklamalarına da tepki gösterdi. Muhalif milletvekili, “Filistinlilerden Gazze Şeridi’nin kuzeyinden güneyine, Refah’a gitmelerini istedikten sonra şimdi bu bölgeyi bombalıyorlar ve onlardan Mısır’a gitmelerini istiyorlar. Eğer böyle olursa bu kalıcı bir göçe ve Gazze halkının yok olmasına yol açacaktır. (Netanyahu’nun) İstediği bu.” ifadelerini kullandı.

KUVEYT

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in, sivilleri tehcir ettikten sonra Refah’a saldırma planından büyük endişe duyulduğu ifade edildi. Kuveyt’in, Filistin halkına yönelik saldırılar ve zorla göç ettirme planlarına karşı olduğu yinelenen açıklamada, uluslararası toplum ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) Filistin halkının korunması konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca İsrail’in uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka yönelik mükerrer ihlallerine dur denmesi için uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarının harekete geçirilmesi istendi.

KATAR

Katar Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise olası kara saldırısının, yüz binlerce kişinin son sığınağı olan Refah’ta insani bir felakete yol açacağı uyarısı yapıldı. Filistin halkının tehcir edilmesinin ve Refah’a yönelik saldırı tehditlerinin kınandığı açıklamada, BMGK’ya, İsrail’in Refah’a girerek burada soykırım işlemesinin önüne geçmek için harekete geçme çağrısında bulunuldu.

ÜRDÜN

Ürdün Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “İsrail işgal ordusunun, Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden saldırganlığına karşı güvenli bir sığınak olan ve çok sayıda yerlerinden edilen Filistinli kardeşin sığındığı Refah kentine askeri operasyon düzenlemesi tehlikesi konusunda uyarıda bulunuyoruz.” denildi. Filistinlilerin kendi toprakları içinde veya dışında yerlerinden edilmelerini mutlak biçimde reddedildiği vurgulanan açıklamada, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların sona erdirilmesi ve sivillerin korunması gerekliliği kaydedildi. Filistinlilerin yaşadıkları yerlere geri dönmelerini ve yardımın Gazze Şeridi’nin her yerine ulaşmasını garanti altına alacak şekilde derhal ateşkes sağlanması istenen açıklamada, uluslararası topluma “sorumluluklarını üstlenmesi ve İsrail’in benzeri görülmemiş bir insani felakete neden olan şiddetli savaşını sürdürmesini önlemek için acil ve etkili adımlar atması” çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) tehlikeli gidişatı önlemek ve derhal ateşkes ilan edilmesi için gecikmeden sorumluluklarını üstlenmesi gereğini ifade edildi.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/hamastan-ve-ulkelerden-israile-pes-pese-refah-uyarisi/feed/ 0
Türk askerinin Aden Körfezi’ndeki görev süresi uzatıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/turk-askerinin-aden-korfezindeki-gorev-suresi-uzatildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turk-askerinin-aden-korfezindeki-gorev-suresi-uzatildi/#respond Wed, 17 Jan 2024 17:00:14 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2456 Kabul edilen tezkerede, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemlerine karşı, 2008’de Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının alındığı anımsatıldı. Tezkerede, bu kapsamda TBMM’nin 10 Şubat 2009 tarihli kararıyla, TSK unsurlarının söz konusu bölgede görev yapması için bir yıl izin verildiği hatırlatıldı.

Bugüne kadar birer yıllık yetki süresi 14 kez uzatılan tezkerede, “Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurları konuşlandırılmak suretiyle, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafaza edilmesi, uluslararası toplumca yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle müşterek mücadele harekatlarına aktif katılımda bulunulması, anılan bölgelere yapılan insani yardım faaliyetlerine destek verilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının harekat etkinliğinin ve o bölgeye ilişkin tecrübesinin artırılması sağlanmış, bu alanda ilgili ülkelerle işbirliğinin sürdürülmesine yönelik milli politikanın desteklenmesi ve BM sistemi içinde, bölgesel ve küresel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğümüzün pekiştirilmesi temin edilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

TÜRKİYE 24 TEMMUZ’DA CTF-151 KOMUTANLIĞI GÖREVİNİ ÜSTLENECEK

Türkiye’nin, deniz haydutluğu ve silahlı soygunla mücadelede uluslararası işbirliğinin geliştirilmesine önem verdiği, bu alanda yürütülen çabaları en başından itibaren desteklediği ve BM, NATO, Avrupa Birliği ile Uluslararası Denizcilik Teşkilatı bünyesindeki çalışmalara aktif olarak katıldığı belirtilen tezkerede, şunlar kaydedildi: “Ülkemiz, BM Güvenlik Konseyinin 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı kararı çerçevesinde kurulan Somali Açıklarında Deniz Haydutluğuyla Mücadele Temas Grubu’nun çalışmalarına kurucu üye olarak iştirak etmiştir. TSK deniz unsurları, 2009-2016 yılları arasında yürütülen NATO’nun Okyanus Kalkanı Harekatı’na ve 2009 yılından bu yana Birleşik Deniz Kuvvetleri bünyesinde oluşturulan Birleşik Görev Kuvveti-151’e (CTF-151) dönemsel olarak firkateyn-korvet ile katılmıştır. Ülkemiz, 2009-2020 yılları arasında 6 defa CTF-151 Komutanlığı görevini üstlenmiş olup 24 Temmuz 2024 tarihinde söz konusu görevi yeniden devralacaktır.

Somali’nin BM Genel Sekreterinden talebi üzerine; Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ile mücavir bölgelerde vuku bulan deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadeleye ilişkin olarak BM Güvenlik Konseyi tarafından önceki kararların devamı niteliğinde bir karar 2022 yılı ve sonrasında çıkarılmamıştır. Bununla birlikte, 1851 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı temelinde uluslararası toplumca yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle müşterek mücadele harekatları, Somali karasuları haricindeki bölgede devam etmektedir. Bunlardan Avrupa Birliği Atalanta Harekatının bölgedeki görev süresi Avrupa Birliği Konseyinin 12 Aralık 2022 tarihinde aldığı kararla 31 Aralık 2024 tarihine kadar uzatılmıştır. Ülkemizin de iştirak ettiği Birleşik Deniz Kuvvetleri bünyesindeki CTF-151 faaliyetlerine devam etmektedir.”

TBMM’nin 9 Şubat 2023 tarihli kararı gereğince TSK deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerdeki görevlendirme süresinin 10 Şubat 2024’te sona ereceği hatırlatılan tezkerede, uluslararası barış ve istikrarı tehlikeye düşüren ve milli menfaatleri de olumsuz etkileyen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele yönündeki uluslararası çabalara Türkiye tarafından etkin bir biçimde destek verilmesi ve bölgede seyrüsefer emniyetinin sağlanmasına katkıda bulunulması, uluslararası ve milli sorumlulukların bir gereği olarak görüldüğü kaydedildi.

Tezkerede, bu itibarla, Türkiye’nin de tarafı olduğu 1988 tarihli Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme başta olmak üzere ilgili milletlerarası antlaşmalar ve uluslararası teamüller çerçevesinde, 934 sayılı TBMM kararında belirlenen ilke ve esaslar da dikkate alınarak, bahse konu bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele müşterek operasyonlarına destek verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği ifade edildi.

Tezkerede şu ifadelere yer verildi: “Bu mülahazalarla, gereği, kapsamı ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının bölge ülkelerinin karasuları dışında olmak üzere Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele amacıyla görevlendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca 10 Şubat 2024 tarihinden itibaren bir yıl süreyle izin verilmesi hususunda gereğini bilgilerinize sunarım.”

Görüşmelerin ardından Genel Kurulda yapılan oylamada, TSK deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev süresinin 10 Şubat 2024’ten itibaren bir yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turk-askerinin-aden-korfezindeki-gorev-suresi-uzatildi/feed/ 0
“TRT Akademi” Açıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/trt-akademi-acildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/trt-akademi-acildi/#respond Sun, 14 Jan 2024 12:36:12 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2324 “Yayıncılığın Okulu” misyonuyla bugüne kadar 114 ülkeden toplam 13 binin üzerinde kişiye dokunan TRT, “TRT Akademi” ile medya, yayıncılık ve iletişim alanında gelişim, değişim ve bilginin ana üssü olma hedefiyle yolculuğuna devam ediyor. TRT ailesinin medya ve yayıncılık teknolojileri alanındaki bilgi birikimi, yüz yüze ve canlı ders programları, çeşitli podcast ve uzmanlık makalelerinin yer aldığı özgün içerikler TRT Akademi çatısı altında ilgilisi ile buluşuyor. Ulusal ve uluslararası mecrada, yenilikçi ve öncü bir medya okulu olma hedefiyle toplumsal faydayı esas alan TRT Akademi’nin, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen tanıtım programına, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, TRT Yönetimi, akademisyenler, medya sektörünün önde gelen isimleri ve çok sayıda davetli katıldı.

İletişim Başkanı Altun: “TRT Akademi, ülkemizi dünyada iletişimin merkezlerinden birisi haline getirecek”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, TRT’nin habercilik ve spordan kültür sanata, uluslararası yayıncılıktan dijital yayıncılığa kadar geniş bir yelpazede güçlü, etkili ve başarılı bir performans ortaya koyduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

“TRT’nin son 22 yılda habercilik, uluslararası yayıncılık, film ve dizi yapımcılığı ve dijital içerik üretimi noktasında elde ettiği başarıların altında değişimin öncüsü olma gayreti yatmaktadır. Bugün yine bu yaklaşımla TRT önemli bir adım atmakta ve TRT Akademi gibi önemli bir projeyi başlatmaktadır. Fiilen Türkiye’de bir medya okulu olarak faaliyet gösteren TRT, artık eğitim fonksiyonunu kurumsal bir çerçeveye büründürmektedir.”

TRT Akademi’nin, TRT’nin uluslararası bir marka olmasının ötesine geçerek ülkemizi dünyada iletişimin merkezlerinden birisi haline getirmeye yönelik büyük katkılar sağlayabilecek bir girişim olduğundan bahseden Altun, “Elbette bu çabanın arkasında neredeyse 100 yıllık bir tecrübe birikimi bulunuyor. TRT Akademi’yi ben, Türkiye Yüzyılını iletişimin de yüzyılı haline getirecek vizyonumuzun pratik yansımalarından birisi olarak gördüğümü burada ifade etmek istiyorum,” şeklinde konuştu.

“Uluslararası Adalet Divanı’ndaki yargılama sürecini çok önemsiyoruz”

Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha adil bir dünya mümkün.” şiarıyla Filistin başta olmak üzere tüm mazlum ve mağdur halkların sesi olmanın, insani ve vicdani anlamda bir sorumluluğun tescili olduğunu belirterek, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Bu kapsamda İsrail’in Filistin’de işlediği cürümlerin hesabını sormak adına dün başlayan Uluslararası Adalet Divanı’ndaki yargılama sürecini çok önemsiyoruz. Türkiye başından itibaren bu sürecin içindedir ve sürecin yakın takipçisi olmaya devam edecektir. Bu bağlamda kurumlarımızın, Dezenformasyonla Mücadele Merkezimizin, Anadolu Ajansımızın ve TRT’mizin ortaya koyduğu kanıtların yargılama sürecinde de delil olarak değerlendirilmesi ise bizim için birer gurur vesilesidir. Ben bu bağlamda sürece katkı sunan bütün arkadaşlarıma, bütün mesai arkadaşlarıma canıgönülden teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu dava ve yargılama süreçleriyle İsrail’in hukuku ayaklar altına alarak işlediği suçlar uluslararası yargı mercileri tarafından da kabul edilir, tescil edilir ve gereken ceza uygulanır.”

İsrail Filistin’de bir savaş suçu işleyerek bir soykırım gerçekleştirdiğini ifade eden Altun, “Uluslararası medya kuruluşları İsrail’in acımasız saldırılarını meşrulaştırmak için büyük bir ikiyüzlülük örneği sergiliyor. Biz bu ikiyüzlülüğe başından beri karşı çıktık, çıkmaya devam ediyoruz. İsrail’in sistematik dezenformasyon kampanyalarını ifşa etmeye dönük gayretimizi de başından beri sürdürüyoruz. Bu süreçte İletişim Başkanlığı bünyemizdeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, Anadolu Ajansımız ve TRT’mizin ortaya koyduğu kanıtlar bugün İsrail’in yürüttüğü zulmü, gaddarlığı ve soykırımı ifşa etmekte, tescil etmektedir,” dedi.

Kendilerinin geleceğe dair daha adil, daha hakkaniyetli bir irade ve perspektife sahip olduklarını belirten Altun, “Bunun için de diğer alanlarda olduğu gibi iletişim ve medya alanında da her şeyden önce adalet talebinde bulunuyoruz ve sürdürülebilir ve sürekliliğe sahip somut eylemler ortaya koymak için çaba sarf ediyoruz. Hiç şüphesiz TRT Akademi Platformu, bu konuda ülkemizin sahip olduğu insan kaynağı potansiyelinin çağın ruhuna uygun niteliklerle donatılması adına en somut projelerden birisi olarak öne çıkacaktır,” dedi.

TRT Genel Müdürü Sobacı: “TRT Akademi ile ahlaki ve insani hassasiyetlere sahip profesyoneller yetiştireceğiz”

Programın açılış konuşmasını yapan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, uzun bir süre üzerinde titizlikle çalıştıkları TRT Akademi’yi hayata geçirerek, okul olma misyonlarını kurumsallaştırdıklarını ve iletişimi mesleki kariyer alanı olarak belirleyen herkese yeni bir kapı araladıklarını söyledi.

Medya alanında nitelikli insan kaynağının güçlü yayını ve güçlü etkiyi beraberinde getirdiğini aktaran Sobacı, “TRT olarak artık sadece Türkiye’yi dünyaya, dünyayı Türkiye’ye anlatmıyor; aynı zamanda ‘dünyayı dünyaya’ anlatma hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. 17 televizyon, 17 radyo kanalımız, yabancı dillerdeki dijital haber platformlarımız, dijital uygulamalarımız, sinema filmlerimiz, etkinliklerimiz ve TRT ailesinin en yeni üyesi uluslararası dijital platformumuz ‘tabii’ ile her gün devasa bir yayın ve yapım operasyonu yürütüyoruz. Dizilerimiz, filmlerimiz, yayınlarımız dünyanın dört bir yanında izlenirken, hissettiğimiz kişisel bir başarı duygusundan çok öte, ülkemiz adına bir gururdur. Türkiye’nin daha adil bir dünya tasavvurunun medyadaki yansıması olarak; güçlünün değil haklının söz sahibi olduğu bir medya sistemi için var gücümüzle çalışıyoruz,” ifadelerinde bulundu.

“TRT Akademi, geleceğin medyasına yapılan kıymetli bir yatırımdır”

TRT’nin radyo yayıncılığıyla birlikte 100 yıla yaklaşan tecrübesini ve belleğini, TRT Akademi ile kurumsal bir medya okuluna dönüştürdüklerini aktaran Sobacı, “TRT’nin teknik alt yapısı ve imkanlarını eğitimlerimiz için sonuna kadar açtık. Bu çerçevede, stüdyolarımız, rejilerimiz, haber merkezlerimiz, kurgu setlerimiz, naklen yayın araçlarımız, film platolarımız ve tüm yayın alanlarımız eğitimlerimizde kullanılıyor. TRT Akademi, alanında uzman, usta isimlerle geniş bir uygulama sahasında, yani yayıncılığın doğal atmosferinde, yayıncılık teknolojisini deneyimleme imkânı sunuyor. Daha da önemlisi kişiye hem kendini keşfetme hem de keşfedilme fırsatı tanıyor. Altını çizmeliyim ki, bugün TRT Akademi ile attığımız adım, geleceğin medyasına ve iletişimine yaptığımız kıymetli bir yatırımdır,” şeklinde konuştu.

Sobacı, TRT Akademi’nin teknolojisi, altyapısı ve içerikleriyle uluslararası alanda çok daha etkin olacağını ve uzaktan eğitim olanakları ve dil seçenekleri ile zaman içerisinde uluslararası alanda bir merkeze dönüşerek yayıncılık ve iletişim konularında bilginin ve tecrübenin ana üssü olacaklarının da altını çizdi.

TRT Akademi’de yer alacak eğitimin içeriği hakkında bilgi veren Sobacı, şunları kaydetti:

“Açılış aşaması için video eğitimlerimiz 25 başlıkta 191 bölümden oluşuyor. Yüz yüze eğitimlerimiz 23 başlık altında toplanıyor. 6 kategoride 50 bölümden oluşan podcastlerimiz ve 5 başlıkta Sanal Sınıf Eğitimlerimiz yer alıyor. 8 kitaplık Eğitim Serisi ile 10 kitaptan oluşan Sinema Serisi ise eğitimlerimizin kıymetli tamamlayıcı unsurları. Bunun yanı sıra her ay düzenleyeceğimiz tecrübe paylaşım webinarları, katılımcılar için kariyerlerinde bir yol haritası mahiyetinde olacak. Elbette eğitimler sonunda, ölçme ve değerlendirme süreçleri de gerçekleştirilecek ve katılımcılar e-devlet üzerinden belge ve sertifikalarına erişebilecekler.”

Sobacı, dünyanın dört bir yanından her yıl çok çeşitli konularda eğitim talepleri aldıklarını belirterek, “TRT olarak, bugüne kadar 114 ülkeden 113 binin üzerinde kişiye mesleki eğitim verdik. Bundan sonra TRT Akademi teknolojisi, altyapısı ve içerikleriyle uluslararası alanda çok daha etkin olacağız. Uzaktan eğitim olanağı ve dil seçenekleri ile zaman içerisinde uluslararası alanda bir merkeze dönüşecek, yayıncılık ve iletişim konularında bilginin ve tecrübenin ana üssü olacağız,” diye konuştu.

İnsanların hissizleşmesinin önüne geçebilmek için medyanın ahlaki, vicdani ve toplumsal sorumluluğunun daha da ağırlaştığına dikkati çeken Sobacı, ”Bu bağlamda, küresel sistemde içi boşaltılmaya çalışılan anlamı ancak bizler doldurabiliriz. Yok sayılanların sesi ancak bizler olabiliriz. Hakikatin asaletini, ancak 8 milyar insanın refahı için mücadele eden bu ülkenin evlatları olarak ancak bizler ekranlara taşıyabiliriz,” ifadelerini kullandı.

TRT Akademi nedir?

TRT Akademi bünyesinde podcast için metin yazımından stüdyo kameramanlığına, sosyal medya haberciliğinden temel şan eğitimine, senaryo okuryazarlığından etkili müsabaka anlatımına kadar çok sayıda eğitim bulunuyor. TRT Akademi kapsamına; video eğitimleri,  yüz yüze eğitimler, sanal sınıf eğitimleri, podcast içerikleri, yayınlar kategorisi ve webinar etkinlikleri yer alıyor.

TRT Akademi kapsamında sunulacak eğitimler; video eğitimleri kategorisi 25 başlık altında 191 bölümden, yüz yüze eğitimler 9 kategoride 23 eğitim başlığından, podcastler 6 kategoride 50 bölümden, sanal sınıf eğitimleri 2 kategoride 5 başlıktan, yayınlar kategorisi ise 8 kitaplık eğitim serisi ve 10 kitaplık sinema serisinden oluşuyor. Her ay düzenlenecek tecrübe paylaşım webinarlarında, sektörün önde gelen isimleri Akademi Youtube hesabı üzerinden canlı olarak katılımcılarla buluşacak. Yüz yüze ve hibrit eğitimlerde uygulama sınavlarını ve ölçme değerlendirme sorularını başarıyla tamamlayan katılımcılara “Sertifika” verilecek.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/trt-akademi-acildi/feed/ 0
Türkiye, sanayi ve teknoloji alanlarında yeni işbirliklerine odaklandı https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-sanayi-ve-teknoloji-alanlarinda-yeni-isbirliklerine-odaklandi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-sanayi-ve-teknoloji-alanlarinda-yeni-isbirliklerine-odaklandi/#respond Fri, 29 Dec 2023 22:12:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=1725 Milli sanayi ve teknoloji hamlelerini güçlendirmeyi hedefleyen Türkiye, bu alanların yanı sıra uzaydan KOBİ’lere kadar çeşitli alanlarda bu yıl imzaladığı anlaşmalarla yeni uluslararası işbirliklerine odaklandı.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Cumhuriyet’in 100. yılının ardından “Türkiye Yüzyılı” hedefiyle yol alan ülkenin üretim, yatırım ve ihracat üssüne dönüştürülmesi hedefleniyor.

Bu kapsamda enerjiden ticarete, tarımdan sanayiye hemen her alanda uluslararası işbirliklerine özel önem veriliyor. Türkiye’nin son dönemde sanayi ve teknoloji alanlarında imzaladığı uluslararası anlaşmalar da stratejik adımlar olarak görülüyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın göreve başladığı 4 Haziran’dan bu yana ülkelerle diyalog ön plana çıktı. Kacır, ABD, Çin, Hindistan, Belçika, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Macaristan’a ziyarette bulunarak çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi. Türkiye’ye gelen yabancı bakanlarla da işbirliği değerlendirmeleri yapıldı. Bu kapsamda 9 anlaşmaya imza atıldı.

İHA’LARDAN YAPAY ZEKAYA KADAR

İmzalanan anlaşmalar uzaydan yapay zekaya, insansız hava araçlarından iletişim teknolojilerine kadar çeşitli alanlara yayıldı.

Ukrayna ile stratejik endüstriler alanında karşılıklı işbirliği yapılması kararlaştırıldı. Bu kapsamda, başta insansız hava araçları (İHA) olmak üzere otonom sistemler ve motor AR-GE, üretim ve bakım faaliyetleri alanında ortak projeler desteklenecek.

Avusturya ile üretim ve yatırım ekosistemlerine yönelik işbirliği hedeflenirken Gümrük Birliği ve vize muafiyeti kritik alanlar olarak belirlendi.

Türkiye ile Mısır arasında hız kazanan siyasi ilişkilerin, sanayi yatırımlarına da yansıtılması hedefleniyor. Bu ülkeyle ortak ve kapsayıcı bir sanayi işbirliği anlaşması için hazırlıklara başlandı.

Suudi Arabistan ile doğrudan yatırım, savunma sanayisi, enerji, savunma ve iletişim alanlarında işbirlikleri derinleştirilirken özellikle yapay zeka alanında ortak çalışmaların hayata geçirilmesi kararlaştırıldı.

BAE ile savunmadan dijital dönüşüme, ortak fırlatma araçları kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması alanlarında iki mutabakat zaptı ve bir uluslararası anlaşma imzalandı. Yeni yılla birlikte bu anlaşmaların hızla uygulamaya dönüşmesi bekleniyor.

Katar ile ilk olarak 65 nanometrelik çiplerin Türkiye’de üretilmesi için 60 milyon dolarlık stratejik işbirliği için anlaşma imzalandı. Bu anlaşmayla bilimsel işbirliği ve bilgi teknolojileri alanında mutabakat zaptlarına da imza atıldı.

ULUSLARARASI KURULUŞLARLA STRATEJİK ANLAŞMALAR

Bakan Kacır’ın ABD ziyareti de yeni işbirliklerine kapı araladı. Tesla ve SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile görüşmede, Starlink uyduları ve elektrikli araçlar konusunda işbirliği değerlendirildi.

Hindistan’da düzenlenen G20 Dijital Ekonomi Bakanlar Toplantısı’na katılan Kacır, sağlık, eğitim, finansal teknolojiler, döngüsel ekonomi alanında önde gelen firmalarla görüşerek, Türkiye’nin yatırım fırsatlarını anlattı.

Çin ziyaretinde ise dünyanın önde gelen elektrikli araçlar ve batarya üreticilerinin Türkiye’ye yatırım yapması için davette bulunuldu.

Çeşitli uluslararası kuruluşlarla imzalanan anlaşmalar da işbirlikleri bakımından öne çıktı. Dünya Bankası ile “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” kapsamında 450 milyon dolarlık finansman anlaşması uygulamaya alınırken 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illere yönelik 450 milyon dolarlık anlaşma imzalandı. OSB’lerin yeşil dönüşümü için ise 300 milyon dolarlık finansman sağlandı.

Türkiye, firmaların dijital dönüşümüne yönelik desteklerini güçlendirmek amacıyla 7,5 milyar avro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na da katıldı.

Ayrıca, Bakanlık kritik teknolojilere finansman sağlayacak 1 milyar avroluk dünyanın ilk çok uluslu girişim sermayesi fonu ve aynı zamanda Avrupa’nın en büyük derin teknoloji fonu olan NATO İnovasyon Fonu’na ortak oldu.

SAVUNMA SANAYİSİ VE UZAY İŞBİRLİKLERİ GELİŞİYOR

İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF), Ankara’da yapılan SAHA-EDGE Savunma Sanayi Buluşması, bu alanlardaki işbirliği anlaşmalarına sahne oldu.

Bakan Kacır’ın Macaristan ziyaretinde de savunma sanayisi alanında mutabakat zaptı imzalandı.

Ziyaretlerde öne çıkan konulardan biri de uzay alanındaki işbirlikleriydi. Türkiye, bu yıl 3 TEKNOFEST’te çok sayıda yabancı konuk da ağırladı. Bu alandaki uluslararası etkileşim artırıldı.

Bunun yanı sıra Türkiye, “Uluslararası Uzay Kongresi”ni 2026 yılında Antalya’da düzenleme hakkını da elde etti.

Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever, Türkiye’nin ilk uzay yolcuları olarak belirlendi. Gezeravcı’nın gelecek ay uzay yolculuğuna başlaması planlanıyor.

İlk milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın 2024’te, ay aracının ise 2026’da uzaya fırlatılması için hazırlıklar hızlandı.

ANTARKTİKA VE ARKTİK SEFERLERİ

Türk heyeti bugüne kadar Antarktika’ya 7, Arktik’e 3 sefer düzenledi. 116 Türk bilim insanının kutup bölgelerinde araştırma yürütmesine imkan sağlandı. Bu gayretler neticesinde 252 bilimsel çıktı üretildi.

Üçüncü Arktik Bilimsel Araştırma Seferi ekibi Brezilya, Çekya ve Norveç’ten 3 bilim insanının da dahil olmasıyla uluslararası boyut kazandı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-sanayi-ve-teknoloji-alanlarinda-yeni-isbirliklerine-odaklandi/feed/ 0
Güç dengeleri değişiyor! ABD dolarının hegemonyası zayıflıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/guc-dengeleri-degisiyor-abd-dolarinin-hegemonyasi-zayifliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/guc-dengeleri-degisiyor-abd-dolarinin-hegemonyasi-zayifliyor/#respond Mon, 25 Dec 2023 10:00:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=1466 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Güven Delice, ABD dolarının dünya için rezerv para statüsü konumunu, Rusya-Ukrayna savaşı ve sonrasında yerel para birimlerinin durumunu ve ABD dolarının dünya üzerindeki hegemonyasının neden bir süre daha sarsılmayacağını AA Analiz için kaleme aldı.

Zaman zaman ABD dolarının küresel hakimiyetinin azalacağına ve hatta ortadan kalkacağına yönelik iddialı çıkışlar ve beklentiler gündeme geliyor. Ancak bu beklentiler kısa süre sonra yerini mevcut sisteme uyum eksikliklerinin giderilmesine yönelik çabalara bırakıyor.

2008 finansal krizinden sonra gündemi bir süre meşgul eden de-dolarizasyon[1]girişimleri, Rusya’ya yönelik yaptırımlar sonrasında yeniden ve daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birçok uzman önceki durumu referans alarak, doların küresel ekonomiyi yöneten kurallara dayalı düzenin çıpası olarak önemli bir fonksiyon icra ettiğini ve doların hakimiyetine ilişkin tartışmaların bu gerçekliği ihmal ettiğini savunarak bu durumun da kalıcı sonuçları olamayacağı yönünde değerlendirmeler yapıyor. Ancak bu sefer görünüm daha farklı. Doların hegemonyası devam etse de bu durumu orta ve uzun vadede tersine çevirmeye yönelik ciddiye alınabilecek çok sayıda gelişme ve girişim söz konusu.

DOLAR HEGEMONYASI VE ABD’NİN TUTUMU

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) başka ülkelere yaptırım uygulama gücü doğrudan doların merkezi rolünden kaynaklanıyor. Doların rezerv para statüsü ve yaygın kullanımı, ABD’ye istediğinde işlemleri engellemek ve varlıklara el koymak gibi olağanüstü bir güç kullanma imkanı sunuyor. Halihazırda bazı ülkeler ABD öncülüğünde Batı’nın yaptırımlarına maruz bırakılırken diğer birçok ülkeye de bu yaptırımlar üzerinden gözdağı veriliyor.

ABD’nin bu imkanı zaman zaman küresel menfaatler görüntüsü altında kendi çıkarları doğrultusunda keyfi bir biçimde kullanması önemli rahatsızlıklar doğuruyor. Mevcut durumda Batılı ülkeler de dahil hiçbir ülkenin, benzer şiddette olmasa bile bu tür yaptırımların konusu olmayacağına dair garantisi bulunmuyor. Bu pencereden bakıldığında, doların hakimiyetini zayıflatan faktörler arasında ekonomik gelişmelerin yanı sıra jeopolitik gelişmelerin de etkisinin ağırlığı hissediliyor. Jeopolitik gerilimler de-dolarizasyon girişimlerinde birtakım hareketlenmelere yol açarken, gönüllü veya zorunlu ABD’nin yanında bulunan ülkelerde de güvenlik kaygıları ekonomik kaygıların önüne çıkıyor.

RUSYA’YA YAPTIRIMLAR

Rusya, 2014 yılında Kırım’ı yasa dışı ilhakının ardından ABD ve Avrupa Birliği (AB) kaynaklı yaptırımlara maruz kaldı. 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşının ardından ise bu yaptırımların kapsamı ve şiddeti arttı. Söz konusu yaptırımlar, finansal ve ticaridir. Finansal yaptırımlar kapsamında Rusya Merkez Bankası rezervlerinin dondurulması, önde gelen Rus bankalarının finansal iletişim sistemi Dünya Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Birliği’nden (SWIFT) çıkarılması, bu kurumların varlıklarının dondurulması ve uluslararası finansal piyasalara erişime yönelik kısıtlamalar yer alıyor. Ticaret önlemleri ise ABD menşeli teknolojik ürünlerin Rusya ve Belarus’a ihracının kısıtlanması, bazı mal ve hizmetlerin ihracat ve ithalatına yönelik kısıtlamalar ve Rus petrolüne tavan fiyat uygulamasını içeriyor.

YAPTIRIMLAR NASIL UYGULANIYOR?

ABD, söz konusu yaptırımları doların küresel ölçekte kullanımını sağlayan SWIFT ve Takas Odası Bankalararası Ödeme Sistemi (CHIPS) ödeme altyapılarını kullanarak yapıyor. SWIFT, sınır ötesi ödeme ve mutabakat amacıyla kullanılan bir iletişim sistemidir. Merkezi Belçika’da bulunan bu sistemdeki veriler üzerinden ABD, uluslararası finansal akımları takip ve kontrol edebiliyor. Yine ABD’nin kontrolündeki özel bir transfer sistemi olan CHIPS üzerinden günlük yaklaşık 1,8 trilyon dolarlık işlem yapılıyor. Bu sistemler katılımcı ülkeler açısından önemli işlevler görürken, zaman zaman ABD’nin sorun yaşadığı ülkeler için bir yaptırım aracına dönüşebiliyor. SWIFT üzerinden uygulanan yaptırımlar, ilgili ülkenin ekonomik ve finansal yapısı üzerinde oldukça sarsıcı etkiler doğurduğu gibi bir bütün olarak uluslararası finansal sistemin istikrarını da tehdit ediyor. Uluslararası ödemelerdeki rolü dolayısıyla SWIFT üzerinden uygulanan yaptırımlar “finansal nükleer silah” olarak adlandırılıyor.

Bu durum, söz konusu sistemden dışlanarak uluslararası ticari ve finansal işlemlerde sıkıntı yaşayan ülkeleri alternatif arayışlarına sevk ediyor. Bu anlamda Rusya 2014 yılında Finansal Mesaj Transfer Sistemi’ni (SPFS) geliştirdi. Çin buna benzer şekilde 2015 yılında Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemini (CIPS) oluşturdu. 2022’de ise Hindistan dış ticaret ödemeleri için Hindistan Rupisi Cinsinden Uluslararası Ticaret Ödeme Mekanizması’nı devreye soktu. Ancak mevcut halleriyle bu mekanizmaların gerek altyapı, gerekse güvenilirlik ve kabul noktasında önemli sorunları bulunuyor.

YAPTIRIMLAR ALTERNATİF ARAYIŞLARINI MOTİVE EDİYOR

Ekonomik yaptırımların mevcut uluslararası rezerv para sistemini nasıl etkileyeceği önemli bir tartışma alanıdır. Tartışmanın bir tarafında küresel sistem açısından sorunlu görülen ülkelerin cezalandırılmasının yanlış bir şey olmadığını ve bu yaptırımların doların rezerv para statüsüne zarar vermeyeceğini savunanlar yer alıyor. Karşı taraftakiler ise, bir ülkenin uluslararası varlıklarının tek taraflı kararlarla dondurulması ve el konulması gibi sert tedbirlerin yaptırıma maruz kalan ülkelerin yanı sıra diğer birçok ülkeyi de rahatsız edeceği ve alternatif arayışlarına iteceğini belirtiyorlar. Bu bağlamda söz konusu yaptırımlar, doların küresel rezervler içerisindeki payının gerilemesi sürecini hızlandıracak ve farklı paraların öne çıkmasına zemin oluşturacaktır.

Mevcut yaptırımların ağırlıklı olarak ABD’nin kendi çıkarları doğrultusunda dizayn edilmesi, diğer ülkelerin de bu anlamda hedef olabilecekleri algısını güçlendiriyor. Bu tarz yaptırımlar, uluslararası para sisteminin bazı ülkelere sağladığı dengesiz ayrıcalıkların daha fazla sorgulanmasına yol açıyor ve alternatif para ve parasal düzenleme arayışlarını motive ediyor. ABD yaptırımlarıyla karşılaşma riski olan ülkeler alternatif parasal ve finansal düzenlemelere daha fazla ilgi gösteriyor. Yaptırımlardan rahatsız olan birçok ülke ise ABD’yi karşılarına alarak uluslararası sistemden dışlanma kaygılarıyla, mevcut jeopolitik koşullarda kendi güvenlikleri açısından sessiz kalmaktan yana tavır alabiliyorlar.

Diğer taraftan bu ülkeler söz konusu yaptırımların dolaylı etkilerine maruz kalıyor. Bu durum, ABD’nin geleneksel müttefiklerini ve uluslararası toplumun önemli bir kısmını doğrudan olmasa da dolaylı bir şekilde karşısına almasına neden oluyor. Ayrıca Rusya’ya karşı takınılan bu sert tavrın, İsrail’in Filistin’e karşı yürüttüğü ve bütün insanlığın vicdanını yaralayan saldırıları karşısında gündeme gelmemesi arkasına sığındıkları evrensel insani değerler, evrensel hukuk ve kurallara dayalı sistemler paradigmasını da bütünüyle çökertti. Bu gelişmeler, doların hakimiyetine yönelik sorgulamaların ve meydan okumaların çok daha ileri aşamalara geçmesine yol açabilecektir.

ABD DOLARININ YAKIN GELECEKTE DURUMU

ABD dolarının gücünün yakın bir gelecekte önemli bir aşınmaya konu olmayacağı düşünülüyor. Ancak orta ve uzun vadede diğer ulusal ve bölgesel para birimleri dolara alternatif bir konuma gelebileceklerdir. Diğer taraftan, ABD cenahında özellikle son dönemlerdeki yaptırımlar ve yaptırım tehditlerinin bu süreci hızlandırabileceğine dair kaygılar giderek artmaya başladı. ABD’nin üst düzey ekonomi yöneticilerinin de aralarında bulunduğu bazı yetkililer ve uzmanlar, yaptırımların bu şekilde kullanımının doların küresel para konumuna zarar vereceğine dikkati çekiyor. Söz konusu çevreler, ABD’nin yaptırımlar konusundaki katı tavrını yumuşatarak bunların sırf kendi jeopolitik amaçları için değil, bütün ülkelerin menfaatleri doğrultusunda uygulandığı konusunda bir algı oluşturmasının doların itibarını koruyabileceğine dair bir kanaat içerisindeler. Bu bağlamda, yaptırımların gerekçelerinin kabul edilebilir olması, merkez bankası rezervlerinin dondurulması gibi uç uygulamalar yerine daha dar kapsamlı yaptırımların tercih edilmesi, diğer ülkelerin bu anlamda taraf seçmeye zorlanmaması, yaptırımların 3’üncü taraflar üzerindeki etkilerini azaltıcı önlemler alınması gibi somut öneriler gündeme getiriliyor.

ABD, kendi parasını, merkezinde yer aldığı uluslararası finans alt yapıyı ve uluslararası kuruluşlar üzerindeki hakim pozisyonunu dış politikasının bir uzantısı olarak yaptırım ve tehdit amaçlı kullanmaktan vazgeçerse, bu durum mevcut konumunu bir süre devam ettirmesini mümkün kılabilir. Ancak ABD’nin parasının gücünü dış politika hedefleri için kullanmaktan vazgeçmesini ve küresel gelişmeleri dikkate alarak gönüllü biçimde Çin’e veya diğer ülkelere parasal anlamda bir alan açmasını ve sistemi rahatlatmasını beklemek kısa vadede pek mümkün gözükmüyor.

Diğer taraftan, de-dolarizasyon girişimlerinin henüz çok etkili sonuçlar doğurduğu söylenemez. Doların uluslararası rezervlerdeki kullanımı 1999’da yüzde 71 iken 2022’de yüzde 58’e düşse de uluslararası değişim aracı ve hesap birimi gibi diğer alanlardaki gücünde önemli bir gerileme söz konusu değil. ABD’nin sahip olduğu yüksek ekonomik ve teknolojik güç, bunun ortaya çıkardığı askeri ve siyasi üstünlük, uluslararası kuruluşlarla oluşturduğu ilişki biçimleri, oluşturduğu finansal altyapı gibi faktörler doların hakimiyetine meydan okuyacak girişimlerin işini önemli ölçüde zorlaştırıyor.

Çin başta olmak üzere ekonomik güç anlamında ABD’yi dengeleyebilecek ülkelerin paralarını dolar karşısında alternatif olarak görmemiz daha uzun zaman alacak gibi görünüyor. Ancak bu süreçte bir taraftan doların hakimiyet alanının giderek zayıfladığına ve özellikle bölgesel ekonomik entegrasyonlarda dolar yerine ulusal paraların kullanımının giderek yaygınlaştığına tanıklık edilecektir. ABD’nin uluslararası para sistemindeki hakim pozisyonunun zayıflamasının önemli siyasi yansımaları olacak ve küresel güç dengeleri değişecektir. Çok kutuplu bir para sisteminde, ABD’nin bu alandaki aşırı kazançları ve diğer alanlara da sirayet eden üstünlükleri önemli ölçüde ortadan kalkacaktır.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/guc-dengeleri-degisiyor-abd-dolarinin-hegemonyasi-zayifliyor/feed/ 0
YÖK, 208 üniversitenin analizini çıkardı https://www.foxtvhaber.com.tr/yok-208-universitenin-analizini-cikardi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yok-208-universitenin-analizini-cikardi/#respond Fri, 22 Dec 2023 11:48:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=1316 Yükseköğretim Kurulunca (YÖK), 74 farklı gösterge doğrultusunda Türkiye’deki 208 üniversiteye ait analizlerin yer aldığı “Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu-2023” hazırlandı.

YÖK’ten yapılan yazılı açıklamaya göre, rapor, üniversiteleri, “eğitim ve öğretim”, “araştırma-geliştirme, “proje ve yayın”, “uluslararasılaşma”, “sürdürülebilirlik” ile “topluma hizmet ve sosyal sorumluluk” kategorilerinde değerlendirerek, yükseköğretime yaptıkları katkı ve sağladıkları gelişmeye göre hazırlandı.

YÖKSİS İzleme Kriteri Modülü üzerinden alınan verilere göre yapılan değerlendirme için bu yıl yeni eklenen veya çıkarılanlarla birlikte 74 farklı gösterge esas alınırken, özellikle eğitim-öğretim kategorisinde üniversitelerde dikkate değer artışlar tespit edildi.

Bu yıl ilk kez göstergeler arasına dahil edilen ve mezunların niteliğiyle sektörün beklentilerine cevap vermesi açısından önem atfedilen “iş dünyasının mezunların yeterliliklerine ilişkin memnuniyet oranı” ölçüldü. İşverenlerin mezunlardan memnuniyet oranı yüzde 78 çıktı.

İlk kez yapılan bir başka değerlendirme ise istihdamla ilgili oldu. Üniversite mezunlarının “yurt içinde ilk işe başlama süreleri” ile ilgili veriler, mezunların ortalama 6,4 ayda işe başladıklarını gösterdi.

ÖĞRENCİLERİN SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ

Öğrencilerin toplumsal yaşamdaki duyarlılıklarını ve dayanışmalarını artırmak amacıyla üniversitelerde yürütülen sosyal sorumluluk projeleri arttı. Öğrencilerin katıldığı sosyal sorumluluk projeleri 2022’de 14 bin 204 olarak belirlenirken, oran olarak yüzde 74,6’dan yüzde 83’e yükseldi.

Üniversite öğrencilerinin mezuniyet sonrası istihdam edilebilirliklerini artırmak amacıyla geçen yıl 132 üniversitede öğrenciler tarafından 7 bin 900 endüstriyel-sektörel proje yürütüldü. Bu projeler öğrencilerin sadece ders değil, sektörle işbirliği yaparak kariyerlerini geliştirme yolunda ilerlediklerini gösteriyor.

Ayrıca teknoloji alanında katkı sağlamak üzere 29 bin 342 öğrenci, TEKNOKENT veya Teknoloji Transfer Ofisi projelerinde yer aldı ve bu projelere katılan öğrenci sayısı ortalaması 222’den 264’e yükseldi.

Öğrenci-sektör etkileşimi ve projelere katılımdaki artış, öğrencilerin sadece ders başarılarına değil kendilerini mesleki anlamda geliştirmeye odaklandığını yansıtması açısından önemli kabul ediliyor.

DOKTORA ÖĞRENCİLERİNİN SAYISI YÜKSELDİ

Bu yıl öğrencilerin daha donanımlı mezun olmalarına imkan sağlayan çift ana dal ve yan dal yapan öğrenci oranı da değerlendirmeye alındı. Bu yeni göstergeye göre en az bir öğrencisi bu programlara kayıtlı üniversite sayısı 177.

Akademik sürdürülebilirlik açısından önem taşıyan ve yükseköğretim sisteminin önemli hedeflerinden olan doktora öğrencisi sayısı 2021’de 8 bin 815 iken, 2022’de 11 bin 290’a yükseldi.

Öğrencilerin araştırma geliştirme süreçlerine hangi oranda dahil olduklarını ortaya koymayı amaçlayan TEKNOFEST, TÜBİTAK, TÜBA gibi organizasyon ve kurumlar tarafından düzenlenen yarışmalara katılım da bu yıl ilk kez değerlendirildi.

Buna göre, 153 üniversiteden 16 bin 809 öğrenci, yarışmalarda becerilerini sergiledi.

BİLİMSEL YAYINLAR HER YIL İSTİKRARLI ARTIYOR

Öğretim elemanlarının bilimsel üretimlerini ve bilimsel araştırmalara katılma çabalarını gösteren endeksler de analiz edilirken, endeksli dergi ve kitaplardaki yayınların her yıl istikrarlı arttığı gözlendi.

Ulusal hakemli dergilerde yayımlanmış yayın sayısı ortalaması üniversite başına geçen yıl 199 iken bu yıl 246’ya çıktı.

Bu yıl getirilen “endeksli dergi ve kitaplarda ulusal işbirliği ile yayımlanmış yayın oranı” göstergesi, yüzde 52,9 oldu. Bu veri yayınların sektör veya diğer kurumlarla işbirliği oranını yansıtıyor.

En yüksek yüzde 10’luk dilimde atıf alan yayın sayısı ortalaması 154’ten 182’ye yükselirken, en yüksek yüzde 10’luk dilimde atıf alan yayın sayısının çoğalması, Türk üniversitelerinin dünya çapındaki etkisinin arttığını gösteriyor.

Üniversiteler, 2021’de 2 bin 113 patent, faydalı model veya tasarım başvurusu yaparken, 2022’de bu rakam 2 bin 415’e çıktı ve 826 patent, 231 faydalı model veya tasarım başvurusu olumlu sonuçlandı.

ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER VE DEĞİŞİM PROGRAMLARI

Üniversitelerin uluslararası düzeydeki etkileşim ve işbirliklerinin değerlendirildiği “uluslararasılaşma” kategorisinde de veriler, sağlanan gelişmeyi ortaya koydu.

Uluslararası öğrenci sayısı 2021’de 223 bin 978 iken, 2022’de 260 bin 316’ya çıktı. 169 üniversitede 1434 uluslararası doktoralı öğretim elemanı görev yapıyor. Uluslararası değişim programları kapsamında 97 üniversiteye 1245 öğretim elemanı gelirken, 127 üniversiteden 2 bin 294 Türk öğretim elemanı yurt dışındaki üniversiteleri ziyaret etti.

Uluslararası değişim programları kapsamında gelen öğrenci sayısı 2021’de 3 bin 99 iken 2022’de 6 bin 397’ye, bu kapsamda gönderilen Türk öğrenci sayısı da 12 bin 429’dan 16 bin 984’e yükseldi.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, DOĞAL KAYNAKLARI BİLİNÇLİ KULLANMAK

Yükseköğretim Kurulunun bu yıl ilk kez yaptığı değerlendirmelerden bir diğeri de üniversitelerin doğal kaynakları bilinçli kullanıp kullanmadıklarını ortaya koyan “sürdürülebilirlik” kategorisi oldu.

Üniversiteler, enerji kaynaklarının verimliliği, karbon ayak izi ve su tüketimi gibi doğayla uyumlu faaliyetleri yönünden de analiz edildi.

Enerji verimliliğini artırmak için 79 üniversitede 1,85 milyar lira, su tasarrufu için ise 53 üniversitede 47,6 milyon liralık yatırım yapıldığı saptandı.

Bu kategorideki değerlendirmeyle Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalarda yer almalarına katkı hedefleniyor.

“SÜRECİN ÜNİVERSİTELER TARAFINDAN DİKKATLE TAKİP EDİLMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”


YÖK Başkanı Erol Özvar, raporun sunuş bölümündeki yazısında, çalışma ile ülkenin özgün koşullarını gözeterek belirlenen standartlara göre üniversitelerin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymanın amaçlandığını ifade etti.

Temel hedeflerinin hiyerarşik bir değerlendirme yapmak yerine üniversitelerin gelişmeye açık yönlerini belirlemek ve desteklemek olduğunu anlatan Özvar, “Yükseköğretim kurumlarımızın, belirlenen göstergelere dayalı olarak izleme ve değerlendirme birimleri aracılığıyla itinalı çalışmalar yürüttüklerini gözlemliyoruz. Bu çabaların, kurumların veriye dayalı karar verme süreçlerine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz ve bu sürecin üniversiteler tarafından dikkatle takip edilmesinden memnuniyet duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Özvar, raporda, üniversitelerin birbirleri ile kıyaslanması yerine, Türkiye Yükseköğretim Sistemine katkısı ve üniversitenin kendi geçmiş verilerine göre gelişiminin tespitinin önemsendiğini belirterek, deprem bölgesindeki üniversitelere, içinde bulundukları koşullar nedeniyle hassasiyetle yaklaşıldığını aktardı.

“DİJİTALLEŞME VE BÜYÜK VERİ PROJESİNDE ÖNEMLİ MESAFE KAYDEDİYORUZ”

Erol Özvar, ayrıca üniversitelerin dijitalleşme konusunda geldiği aşama bakımından şu değerlendirmeyi yaptı:

“Değerlendirme raporu ile ortaya çıkan ilgi çekici sonuçlardan biri de birkaç yıldır bütün üniversitelerimizde başlattığımız dijitalleşme ve büyük veri projesinde kayda değer mesafe kaydediyor olmamızdır. Artık üniversitelerimiz kendi verilerine sahip çıkmaya başladı. Bu gelişme yapay zeka alanında yapmayı planladığımız projelerin altyapısını teşkil edecektir. Kısa zaman içerisinde üniversitelerimizin Yükseköğretim Kurulu ile birlikte bu vizyonu benimsemeleri ve hayata geçirmeleri takdire şayandır.”

Rapora, “https://www​.yok.gov.tr/Documents/Yayinlar/2023-universite-izleme-ve-degerlendirme-genel-raporu.pdf” adresinden erişilebiliyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yok-208-universitenin-analizini-cikardi/feed/ 0