İlgililer de üründe verim ve kaliteyi artırma çalışmaları kapsamında üreticilere, hasat konusunda aceleci davranılmaması, fındığın tam olgunlaştıktan sonra yerden toplanması yönündeki uyarılarını sürdürüyor.
Trabzon Ticaret Borsasınca (TTB) 11 yıl önce başlatılan “Fındıkta Verim ve Kaliteyi Artırma Projesi” çerçevesinde “Fındığı daldan değil yerden toplayın” sloganıyla kampanya yürütülüyor.
Üreticilere her yıl hasat öncesince çeşitli uyarıların yer aldığı afiş ve broşür dağıtılıyor, bilgilendirme yapılıyor.
“EN RANDIMANLI FINDIK YERDEN TOPLANANDIR”
TTB Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Ergan, AA muhabirine, Trabzon’da 64 bin hektar dikili fındık alanı olduğunu söyledi.
Hasada sayılı günler kaldığını anımsatan Ergan, “Üretici de bahçeye girmek için son hazırlıklarını tamamlıyor. Şu anda temizlikler yapılıyor. Sahildekiler hemen hemen bitirdiler çünkü onlar tahminen 10 gün sonra başlayacaklar. Yüksek yerlerde çiftçilerimiz de hazırlıklarını yavaş yavaş tamamlamaya çalışıyor.” dedi.
Ergan, TTB olarak verim ve kaliteyi artırma çalışmalarına önem verdiklerini vurgulayarak, “Verim ve kaliteyi artırma çalışmasıyla biz sürekli üreticilerimize ‘fındığı yerden toplayın’ diyoruz. Olmadan, dökülmeden asla toplamayın. Bu randıman ve kalite kaybına sebebiyet veriyor.” diye konuştu.
Arazi yapısının da önemli olduğuna dikkati çeken Ergan, “Dökülüp de kaybolmayacağı yerlerde kesinlikle fındığın yerden toplanmasını öneriyoruz. En kaliteli fındık, yerden toplanan fındıktır. En randımanlı fındık yerden toplanandır.” ifadelerini kullandı.
“RANDIMANI İYİ OLAN FINDIK DAHA YÜKSEK RAKAMA SATILIYOR”
Ordu’da Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça ise fındığın üreticinin yanı sıra bölgede ticaret yapan veya farklı mesleklerle uğraşan çok sayıda kişinin geçim kaynağı olduğuna işaret etti.
Kentteki tüm paydaşların katılımıyla toplanan komisyonun ürünün olgunlaşmasıyla ilgili tespit yaptığını ifade eden Akça, sahil, orta ve yüksek kesim için fındık toplama tarihlerinin belirlendiğini kaydetti.
Akça, bazı üreticilerin işçilikle alakalı sıkıntı olduğu veya il dışından gelinmesi dolayısıyla hasada erken başlama eğilimi gösterdiğini anlatarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Bunlar başlayınca diğer üreticiler de bir şekilde fındık toplamaya başlıyorlar. Bu çok yanlış bir uygulama. 12 ay fındık için bir sürü mücadele veriyoruz. Bakım ve besleme yapıyoruz. Lütfen 10 gün daha bekleyelim veya yetkililerin açıklamış olduğu tarihlere üreticilerimiz uysun. Bunlar tamamen üreticilerimizin menfaatine olan açıklamalardır.”
Ürünün erken toplanması halinde randıman kaybı olacağını dile getiren Akça, randımanı iyi olan fındığın daha yüksek rakama satıldığının altını çizdi.
En büyük maliyetin toplama ücreti olduğunu belirten Akça, şunları kaydetti:
“Biz bu maliyetleri düşürebilmek, fındığın da kalitesinin en üst seviyede olabilmesi için üreticimize birkaç yöntem söyledik. Bunlardan biri, bahçelerin dip temizliğinin düzgün ve doğru yapılarak fındığın yerden toplanması işlemi. Bununla hem işçilik olarak az ödeme yapacaksınız hem de iki veya üç randıman daha yüksekte fındık hasat etmiş olacaksınız.”
YERDEN HASAT YÖNTEMİ DAHA FAYDALI VE AVANTAJLI
Giresun’da, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Fındık Araştırma Enstitüsünde yapılan çalışmalar da yerden hasat yönteminin daha faydalı ve avantajlı olduğunu ortaya koyuyor.
Enstitü yetkililerinden alınan bilgiye göre, daldan hasat yönteminde kişi günde ortalama 70-75, yerden hasat şeklinde ise 110-120 kilogram arasında zuruflu fındık toplayabiliyor.
Yerden hasat edilmesi, ürünün tam hasat olgunluğunda toplanması dolayısıyla randıman ve kaliteye olumlu yansıyor. Yine bu yöntemde dal ve dalcıklar ile gelecek yılın mahsulünü oluşturacak tomurcuklar zarar görmüyor.
Bu yöntemde hasat bir defada değil, çeşit bazında olgunlaşan ürün kendiliğinden veya hafif silkelemek suretiyle yere düştükçe gerçekleştiriliyor. Süreç, 3-5 gün aralıklarla devam ediyor.
Yerden fındık hasadında dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da ürünün yerde fazla bekletilmemesi. Aksi halde küf oluşumu ve kalite kayıpları yaşanabiliyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, mobilyada kredi kartlarına uygulanan taksit sınırlandırmasının bu süreçte yeni evlenecek çiftleri olduğu kadar üreticiyi de zorladığını belirtti.
Güleç, mobilya gibi ürün birim fiyatının yüksek olduğu sektörler için kredi kartına taksit uygulanmasının esnetilmesi çağrısını yineleyerek, şunları kaydetti:
“Her yıl yaz mevsiminde iç piyasada hareketlilik başlıyor. Özellikle düğün hazırlığı yapacak çiftler hem bütçelerine hem de tasarım zevklerine en uygun mobilyaları seçmek için mobilyacıları gezmeye başladı. Üreticilerimiz de buna göre çeşitli setler ve indirimler yapıyor. Tabii en çok ilgiyi, doğal olarak, salon takımları ve yatak odası takımları görüyor. Tüketiciler yeni mobilyalarında fiyatların uygunluğunun yanı sıra konforu ve şıklığı da önemsiyor. Evlilik sezonu sektörümüz açısından özellikle iç piyasa hareketliliği adına önem arz ediyor.”
“Ekonomimizin ve ülkemizin kalkınması adına evlenecek çiftlerin yerel üreticileri tercih etmesi oldukça önemli. Dünyada tüm mobilya gruplarında üretim yapabilen 4 ülkeden birisiyiz.” yorumunu yapan Güleç, şunları söyledi:
“Tasarım, kalite ve konfor ile öne çıkıyoruz. Halkımızın desteğiyle sektörümüz daha da kalkınacaktır. Mobilya ürünleri çok sık değiştirilen ürünler değil, bu nedenle yeni evlenecek çiftlere tavsiyem; ince eleyip, sık dokumaları ve içlerine sinen ürünleri tercih etmeleri. Ayrıca taşınacak veya evini yenileyecek olan tüketiciler genel olarak yaz mevsimini tercih ediyor, bu süreçleri daha rahat yönetebilmek için. Onlara da yeni alacakları mobilyalar için sadeliğe ve kullanım verimliliğine dikkat etmelerini öneriyoruz. Geleceğin trendi artık sadelik, üreticiler de buna odaklanmış durumda.”
Güleç, Türkiye mobilya sektörünün dinamik yapısı sayesinde değişen ulusal ve küresel şartlara uyum sağlayarak her geçen gün üretim hacmini artırdığını, mobilya sektörünün yaklaşık 50 bin üreticisiyle sanayi tarafında 250 bin kişiyi istihdam ettiğinin altını çizdi.
Dünyadaki ekonomik dalgalanmalar, ülkeler arası krizler ve ham madde tedarikinde yaşanan problemlerin birçok sektör gibi kendilerini de etkilediğini belirten Güleç, “2023 yılında oldukça zorlandık ancak dinamik yapımızla 2024 yılına güzel bir başlangıç yaptık. Hedeflediğimiz noktaya ulaşmak için tüm üreticilerimizle birlikte var gücümüzle çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Güleç, mobilyacıların sürekli üretim hacimlerini artırdığını belirterek, “Yıl boyu gerçekleşecek fuarlar ve çeşitli ticaret etkinlikleri ile 2024’ü güzel bir şekilde tamamlamak ve ülkemiz ekonomisine hatırı sayılır bir katkıda bulunmak istiyoruz.” dedi.
Kredi kartlarına uygulanan taksit sınırlandırmalarının mobilya sektörünü zorladığını hatırlatan Güleç, sözlerini şöyle tamamladı:
“Mobilyalar sık sık değiştirilen ürünler değil. Tüketicilerin çoğu aldığı ürünleri 5-10 yıl belki daha fazla kullanıyor. Gerek dünyadaki enflasyon gerek ham madde fiyatları yüzünden mobilya fiyatları bir miktar yüksek. Bu nedenle kredi kartlarına uygulanan taksit sınırlandırması tüketiciyi de üreticiyi de zorluyor. Tüketiciler ya alışverişlerini erteliyor ya da zamana yayıyorlar. Bu noktada taksit sayısının en azından mobilya gibi ürün birim fiyatının yüksek olduğu sektörler için esnetilmesini talep ediyoruz. Bu sayede ülkemizin ekonomisine katkımız daha fazla olacaktır.”
Tebliğe göre üreticiler, temel bitkisel ve hayvansal üretim konularında 300 bin TL’ye kadar (bu tutar dahil) yüzde 100 faiz indirimli kredinin yüzde 70’ini akaryakıt, veterinerlik hizmeti, yem, ilaç, aşı, gübre, tohum, fide ve benzeri tarımsal girdiler için ayni, yüzde 30’unu da nakit olarak kullanabilecek.
Üretim planlaması kapsamında üretim yapan üreticiler yüzde 20, Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlanan “Tip Sözleşmeler” ile sözleşmeli üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler ise yüzde 15 ilave faiz/ kar payı indiriminden yararlanabilecek.
Hastalıktan ari işletmeler için, sağlık sertifikasına sahip bulunan ve bu sertifikayı alacak hayvancılık işletmelerine de yüzde 70-100 oranlarında faiz/ kar payı indirimi sağlanacak.
Yeni kurulacak seralar, kapalı bitkisel üretim üniteleri ve mantar üretim tesisleri ile meyve bahçeleri için Bakanlık birimlerince onaylanan uygunluk belgeleri ile kredi kullanımı sağlanacak.
Araştırma ve Geliştirme Destek Programı kapsamında, Bakanlık tarafından desteklenen proje sahibi, tarımsal Ar-Ge firmaları ile 5746, 5553 ve 4691 sayılı Kanunlar kapsamındaki girişimciler yüzde 50 oranında faiz/ kar payı indirimli yatırım ve işletme kredi/finansmanı kullanabilecek.
Biyolojik ve/veya biyoteknik mücadelede kullanılan, mikrobiyal gübre, aminoasit içeren organik gübre, organik ve organomineral gübre, biyogaz atığından üretilen fermente gübre üretim tesis ve yatırımları biyo-tarım yatırımları konusunda kredi/finansmanından yararlanabilecek.
UYGUNLUK BELGELERİ İLE KREDİ KULLANIMI
Yeni yatırımlar için kullandırılacak kredi/finansmanlarda, 5403 sayılı Kanun kapsamında tarım dışı ve/veya tarımsal yapı izinlerinin alınmış olması şartı aranacak.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımsal üretimin devamlılığı ve özellikle stratejik ürünlerde gıda arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik üreticilere desteklemelerde bulunduklarını hatırlattı.
Bu desteklerin yerinde, anlamlı ve üreticiler tarafından ciddi anlamda hissedilebilir olmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Yumaklı, şu değerlendirmede bulundu:
“Tarımsal üretimde dünyada söz sahibi ülkelerden biri olarak, bu niteliğimizi sürdürmek adına bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu minvalde Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile 29.12.2023 tarihli 8038 ve 8039 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları kapsamında, 1 Ocak 2024-31 Aralık 2026 döneminde Ziraat Katılım Bankası A.Ş., T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince kullandırılacak yatırım ve işletme kredisi/finansmanı ile ilgili teknik esaslar belirlendi. Üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun.”
Bakan Yumaklı, planlı üretimin sağlam bir zemine oturtulmasında tarımsal desteklerin önemli bir yere sahip olduğuna işaret ederek, “Tarımsal üretimde desteklerin yönlendirici rollerinin ve etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalarımızla bir yandan üretimde yeni rekorlar kırarak gıda arz güvenliğimizin devamını sağlamayı diğer yandan da daha kaliteli ve verimli bir üretim yaparak tarımsal ihracatımızı daha üst seviyelere taşımayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Tebliğe göre üreticiler, temel bitkisel ve hayvansal üretim konularında 300 bin TL’ye kadar (bu tutar dahil) yüzde 100 faiz indirimli kredinin yüzde 70’ini akaryakıt, veterinerlik hizmeti, yem, ilaç, aşı, gübre, tohum, fide ve benzeri tarımsal girdiler için ayni, yüzde 30’unu da nakit olarak kullanabilecek.
Üretim planlaması kapsamında üretim yapan üreticiler yüzde 20, Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlanan “Tip Sözleşmeler” ile sözleşmeli üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler ise yüzde 15 ilave faiz/ kar payı indiriminden yararlanabilecek.
Hastalıktan ari işletmeler için, sağlık sertifikasına sahip bulunan ve bu sertifikayı alacak hayvancılık işletmelerine de yüzde 70-100 oranlarında faiz/ kar payı indirimi sağlanacak.
Yeni kurulacak seralar, kapalı bitkisel üretim üniteleri ve mantar üretim tesisleri ile meyve bahçeleri için Bakanlık birimlerince onaylanan uygunluk belgeleri ile kredi kullanımı sağlanacak.
Araştırma ve Geliştirme Destek Programı kapsamında, Bakanlık tarafından desteklenen proje sahibi, tarımsal Ar-Ge firmaları ile 5746, 5553 ve 4691 sayılı Kanunlar kapsamındaki girişimciler yüzde 50 oranında faiz/ kar payı indirimli yatırım ve işletme kredi/finansmanı kullanabilecek.
Biyolojik ve/veya biyoteknik mücadelede kullanılan, mikrobiyal gübre, aminoasit içeren organik gübre, organik ve organomineral gübre, biyogaz atığından üretilen fermente gübre üretim tesis ve yatırımları biyo-tarım yatırımları konusunda kredi/finansmanından yararlanabilecek.
Yeni yatırımlar için kullandırılacak kredi/finansmanlarda, 5403 sayılı Kanun kapsamında tarım dışı ve/veya tarımsal yapı izinlerinin alınmış olması şartı aranacak.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımsal üretimin devamlılığı ve özellikle stratejik ürünlerde gıda arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik üreticilere desteklemelerde bulunduklarını hatırlattı.
Bu desteklerin yerinde, anlamlı ve üreticiler tarafından ciddi anlamda hissedilebilir olmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Yumaklı, şu değerlendirmede bulundu:
“Tarımsal üretimde dünyada söz sahibi ülkelerden biri olarak, bu niteliğimizi sürdürmek adına bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu minvalde Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile 29.12.2023 tarihli 8038 ve 8039 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları kapsamında, 1 Ocak 2024-31 Aralık 2026 döneminde Ziraat Katılım Bankası A.Ş., T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince kullandırılacak yatırım ve işletme kredisi/finansmanı ile ilgili teknik esaslar belirlendi. Üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun.”
Bakan Yumaklı, planlı üretimin sağlam bir zemine oturtulmasında tarımsal desteklerin önemli bir yere sahip olduğuna işaret ederek, “Tarımsal üretimde desteklerin yönlendirici rollerinin ve etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalarımızla bir yandan üretimde yeni rekorlar kırarak gıda arz güvenliğimizin devamını sağlamayı diğer yandan da daha kaliteli ve verimli bir üretim yaparak tarımsal ihracatımızı daha üst seviyelere taşımayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Enstitünün, yaygın hizmet ağıyla değer ürettiğini aktaran Şahin, “Sanayicilerin yüksek kalitede, uluslararası standartlara uygun üretim yapmasına hizmet eden TSE, sadece ülkede değil, uluslararası alanda da tercih edilen, prestijli bir marka değerine kavuştu. Enstitü, dünyanın birçok ülkesindeki kuruluşlarla kurduğu güçlü iş ilişkileriyle sanayicilerimizin yaşayabileceği olası teknik engelleri kaldırıyor. Standartlara uygun ve kaliteli üretimi teşvik edecek çalışmalar yapıyor ve bunlarla ilgili belgeleri düzenliyor.” dedi.
Şahin, TSE’nin ülkenin enerji politikası doğrultusunda da faaliyetlerde bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin, daha fazla yatırım yoluyla yerli üretim kapasitesini artırmak amacıyla enerji sektöründe yeniden yapılanma arayışına girdiğini söyledi.
TSE’nin, Nükleer Güvenlik Denetimleri ve Yaptırımları Yönetmeliği hükümlerinde belirtilen düzenlemeler çerçevesinde Akkuyu NGS için saha ve inşaat denetimlerini gerçekleştirmek üzere teknik destek kuruluşu (TDK) olarak hizmet verdiğini anımsatan Şahin, “Türkiye ile Rusya hükümeti arasında 2010’da imzaları atılan Akkuyu NGS Projesi kapsamında aktif şekilde gerçekleştirilen TDK denetimleri, ilgili iş programı çerçevesinde, saha teknik uzmanları tarafından dereceli yaklaşımla yürütülüyor.” diye konuştu.
Şahin, Akkuyu NGS için Rusya, Ukrayna ve Avrupa ülkelerinde üretilen ekipmanların imalat denetimlerinin de ilgili uzmanlarca yapıldığını aktardı.
TSE, YERLİ ÜRETİCİLERDEN TEDARİK EDİLECEK ÜRÜNLERDEN SORUMLU
Akkuyu NGS inşasında kullanılacak “yüksek güvenlikli ve herhangi bir güvenlik sınıfına girmeyen ürünlerin” yerli üreticilerden tedarikine yönelik görüşmelerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinesinde 2012’de başlatıldığını hatırlatan Şahin, “ROSATOM ve REIN firmalarıyla (Rosatom Energy International) yapılan görüşmeler ve denetimlerle 2020’de TSE, Akkuyu NGS tarafından Türkiye’de ‘Ana Malzeme Bilim Kuruluşu’ olarak yetkilendirilmiştir. Enstitümüzün, ‘Nükleer Güvenlik Sınıfı 3’ kapsamındaki ürünlerin test ve belgelendirilmesi konusunda da yetki süreci devam ediyor.” ifadesini kullandı.
Şahin, TSE’nin, nükleer santral inşasında kullanılmak üzere yerli üreticilerden tedarik edilecek ürün ve ekipmanların proje normlarını kapsayacak şekilde test ve belgelendirmesinden sorumlu olduğunu kaydetti.
Ayrıca, üreticiler tarafından üretilecek malzemeler ile baz materyal imalat prosedürü dokümanlarının hazırlanmasında teknik destek sağlanması konusunda da TSE’nin sorumluluğu olduğuna işaret eden Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Enstitümüz, ekipman üreticilerinin Akkuyu NGS teknik şartnamelerine göre hazırlanacak ekipman imalat prosedürü dokümanlarının hazırlanmasına, test programlarının oluşturulmasına, ekipman ve malzemelerin tasarım ve sismik hesaplamalarına teknik destek sağlıyor. Nükleer güç santralinde kullanılacak ürünlerin standardizasyonu, IC İçtaş-Titan 2 Ortaklığı tarafından talep edilen teknik karşılaştırma raporlarının düzenlenmesi ve ikame yerli ürünlerin tespit edilmesinden de sorumluyuz.”
Şahin, Akkuyu NGS’nin inşasındaki ürün gruplarına yönelik çalışmalar yapıldığını da söyledi.
Teknik raporlar hazırlarken TSE laboratuvarlarından destek alındığına işaret eden Şahin, şunları kaydetti:
“Enstitümüzün ‘onaylı malzeme kuruluşu’ olarak yetkilendirilmesi sonucu verdiğimiz hizmetlerle, şu ana kadar 21,3 milyar lira tutarında yerli malzeme sanayicilerimizden tedarik edilerek Akkuyu NGS Projesi’nde kullanıldı. Yapı sektörü üreticilerinden, donatı çeliği ve bağ teli tedariki için 9,6 milyar liralık ve ekipman üreticilerinden de 11,7 milyar liralık malzeme tedarik edilerek Akkuyu NGS Projesi’ne katkı sağlandı. Böylelikle ülkemiz sanayisinin de aynı doğrultuda ve sürdürülebilir biçimde güçlenmesini sağlayacak.”
]]>