Üretim – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sat, 28 Sep 2024 16:20:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Tekirdağ’da Yeni CNC Tesisi Açıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/tekirdagda-yeni-cnc-tesisi-acildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tekirdagda-yeni-cnc-tesisi-acildi/#respond Sat, 28 Sep 2024 16:20:10 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/tekirdagda-yeni-cnc-tesisi-acildi/ Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde CNC takım tezgahları üretimi yapacak tesisin açılışı gerçekleştirildi.

Firma yetkilisi Erdal Gamsız, Avrupa Serbest Bölgesi’nde (ASB) düzenlenen açılışta yaptığı konuşmada, ilk üç yılda 50 milyon avroluk üretim hedeflediklerini söyledi.

Gamsız, Türkiye’ye hem ileri teknoloji hem de yatırım getirdiklerini ve Tayvanlı ortaklarıyla tesisi kurduklarını ifade ederek, “CNC takım tezgahları dediğimiz, aslında bizim eskiden beri bildiğimiz torna ve fireze makinelerinin yeni ve teknolojik halleri. Bu makineler, tamamen insan eli değmeden bilgisayar kontrollü olarak çalışma sistemine sahip. Bu sistemde bu makineler, bilgisayarda ne programladıysanız ne üretmek ya da ne yapmak istediyseniz onu yapıyor. Bu bir otomobil parçası da olabilir, bir kalıp da olabilir ya da savunma sanayindeki bir silahın parçası da olabilir.” diye konuştu.

İnşaattan savunma sanayine kadar her yerde bu makinelerin işlevsel olarak aktif rol oynadığını aktaran Gamsız, makinelerin uzay ve havacılık sektörlerinde de kullanıldığını dile getirdi.

Yeni fabrikanın önemli bir üretim noktası olacağını belirten Gamsız, şöyle devam etti:

“Elektrikten, zamandan ve insan gücünden de tasarruf edilebildikleri için tamamen çevreye yararlı, duyarlı ve tam anlamıyla çevre dostu makineler. Bu makineler, içinde bulunduğumuz inşaat da dahil, uzay, havacılık, savunma sanayi de olmak üzere sanayinin içinde olduğu her yerde kullanılan ana üretim makineleridir. Türkiye’de bu teknoloji maalesef yoktu. Biz, yıllardır beraber çalıştığımız Tayvanlı firmayı bir şekilde ikna ederek buraya yatırım yapmalarını sağladık. Yani hem teknoloji hem de yatırım getirdik. Doğrudan yatırım ülkemiz için önemli ve değerli. Hem teknoloji hem de döviz gelmiş oldu buraya.”

Ciddi bir üretim ve ciro hedeflediklerini aktaran Gamsız, şunları kaydetti:

“Burada başlangıç olarak ilk yıl 220 makineyle başlıyoruz. İkinci yıl 400 makineye çıkacağız, üçüncü yıl ise 600-650 makine üretimine çıkacağız. Burada teknoloji kullanılıyor. Burada bizim başarımız az adamla çok iş, çok ciro yapmak. Biz burada, 50-60 kişiyle 60 milyon dolar ciro yapacağız. Serbest bölgeye gelmemizin ana sebebi de yurt dışına üretim yapmak. Ana firma olan Tayvanlı firmanın zaten dünyanın 54 ülkesinde müşterisi var, otomatik olarak bu ülkelerdeki firmalar bizim fabrikamızın da müşterisi oluyor.”

Konuşmalarının ardından açılışı yapılan fabrika katılımcılar tarafından gezildi.

Programa, Kaymakam Kadir Duman, Belediye Başkanı Müge Yıldız Topak, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Avrupa Serbest Bölge Müdürü Eyüp Daşkın, firma yetkilileri ve sektör temsilcileri katıldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tekirdagda-yeni-cnc-tesisi-acildi/feed/ 0
Bakan Yumaklı: Bitkisel üretimde rekor kırdık https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-bitkisel-uretimde-rekor-kirdik/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-bitkisel-uretimde-rekor-kirdik/#respond Sun, 04 Aug 2024 00:00:40 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17230 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Turgutlu ilçesinde Tarkim Bitki Koruma Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Bitki Koruma Ürünleri Üretim Tesisleri Temel Atma Töreninde yaptığı konuşmada, tarım sektörü olarak cumhuriyet tarihinin rekorlarını peş peşe kırdıklarını, 2022 yılında 129 milyon ton olan bitkisel üretimin 2023 yılı sonunda 139 milyon tona ulaştığını belirtti.

Türkiye’nin bitkisel üretimde 12. sıraya, sebze üretiminde 6. sıraya, meyve üretiminde 4. sıraya yüklemesinde yatırımların önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva gibi ürünlerde üretimde dünyada 1. sıradayız. Kavun, karpuz, zeytin, mandalina ve elma gibi bazı ürünlerde 2. sıradayız. Antep fıstığı, çilek, nohut, domates gibi ürünlerde de 3. sıradayız. Bunun toplamına baktığımız zaman 69 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya ulaştığımızı görüyoruz ki bu rakam da bizi Avrupa’da 1. sıraya dünyada ise ilk 10 içerisine taşımış durumda.” dedi.

Yumaklı, iklim ve konjoktürel değişiklikler gibi bazı hususların sektörün daha dayanıklı hale getirme zorunluğunu ortaya koyduğunu ifade ederek, “Tarımsal üretimi doğal şartlarda yaptığımız için elbette birçok risk faktörüyle karşı karşıyayız. Bunlardan birisi de bugün tesislerin temel atma töreninde beraber olduğumuz zararlılara karşı mücadelede, bitki koruma ürünleri. Hakikaten son 2 yılda çok ciddi bir biçimde artan zararlıların bizim tarımsal üretimimize eğer kontrol etmezsek ve yönetmezsek ciddi bir zarar, hasar vereceği ortada. Dolayısıyla çiftçimizin alın terini koruma anlamında bizlerin çok önemli bir görevi ve yükümlülüğü var.” diye konuştu.

Denetimler

Bitki koruma ürünlerinin satışında ya da reçete yazımında görev alacak olan kişilerin eğitim, sınav, denetim ve standartlarının oluşturulması konusuna önem verdiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle devam etti:

“Bugüne kadar 223 aktif maddeyi insan, hayvan ve çevre sağlığına olumsuz etkileri sebebiyle engelledik, yasakladık. Yine bu hafta içerisinde de bir aktif maddenin daha yasaklanması işlemini gerçekleştirdik. Ayrıca yıl boyunca rutin denetimler var. 3 hafta boyunca eş zamanlı olarak bitki koruma ürünleri, bayi ve toptancılara da denetim gerçekleştirdik. Kurumsal olarak bütün kurallara uymuş olan üretimlerle alakalı herhangi bir sözümüz yok. Sadece bunların kullanım aşamasındaki hususlarını denetliyoruz. Ancak merdiven altı diye tabir ettiğimiz üretimlerin kullanılmasına toleransımız yok. Çiftçilerimizden, üreticilerimizden kurumsal olmayan, tescili yapılmamış, neye etki edildiği standartlarla belirlenmemiş hiçbir ürünü kullanmamalarını istirham ediyorum. Bugüne kadar bu ürünlerle ilgili çok önemli olan satış yerleriyle ilgili denetimler yapıldı. Geçtiğimiz 3 haftada 6 bin 413 bitki, koruma, ürün satış iş yeri denetlendi ve bunların içerisinde 179’una gerekli yaptırım uygulandı. Bundan sonra da bu denetimlerimiz devam edecek.”

Katz’ın paylaşımı

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına değinen Yumaklı, şunları kaydetti:

“Ellerine kan bulaşmış, 40 binin üzerinde masumun öldürülmesi, şehit edilmesi kararını vermiş bir katiller sürüsünün üyesi, birkaç gündür Sayın Cumhurbaşkanı’mıza hiçbir şekilde tasvip edemeyeceğimiz ve lanetlediğimiz bazı ithamlarda bulunuyor. Bu sözlerini aynen ve misliyle kendisine iade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir ferdi, masumların ve mazlumların güçlü sesi olan Cumhurbaşkanı’mızın yanında bir demir gibi dimdik ve onunla birliktedir. Bu katiller ordusunun masumlara karşı artık vahşi uygulamalarını lanetliyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun nezdinde bu ülkeye yapılan bütün ithamları da aynen ve misliyle de kendisine iade ediyorum.”

Tarım Kredi Genel Müdürü Hüseyin Aydın ise gübre, yem, mazotta güçlü ve iyi bir oyuncu olduklarını ancak ilaç ve tohum gibi bazı sektörlerde sınırlı kaldıklarını belirterek, “Buralardaki paylarımızı yüzde 10 seviyesine çıkarmak istiyoruz. Tarkim, bu doğrultuda yaptığımız bir yatırım.” dedi.

Törene Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal, AK Parti İl Başkanı Salih Hızlı, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner de katıldı.

Yumaklı üzüm hasadına katıldı

Yumaklı, Saruhanlı ilçesine bağlı Hacırahmanlı Mahallesi’nde Ramadan Tezerişir’in bağında üzüm kesti.

Poşu takıp bahçe sahibi ve işçilerle sohbet eden Bakan Yumaklı, bahçe sahibine bağ makası ve testere bulunan bir set hediye etti.

Bakan Yumaklı, bağda yaptığı açıklamada Manisa’da organik olarak üretilen Sultani çekirdeksiz üzümünün sembolik de olsa da hasat açılışını yaptıklarını söyledi.

Normalde 15 gün sonra başlamasını bekledikleri hasadın, mevsimlerin öne gelmesiyle beraber bugünlerde başlayacağını belirten Yumaklı, “Manisa üzümde birinci malumunuz ama ondan çok daha önemli özellikle bu Sultani üzümün ihracat potansiyeli. Çok ciddi şekilde talep gören bir ürün. Geçtiğimiz yıl 500 milyon dolar civarında bir ihracat rakamı oldu. Rekolteyle alakalı bu yılın geçtiğimiz yıldan çok farklı olmayacağını değerlendiriyoruz. Biraz daha iyi olabilirdi ama iklim şartları beklediğimizin üzerinde bir rekolte gelmesine engel olmuş oldu. Geçtiğimiz yıldan kesinlikle kötü değil.” ifadelerini kullandı.

Yumaklı, tüm üreticilere bereketli bir yıl diledi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-bitkisel-uretimde-rekor-kirdik/feed/ 0
3 haftada 6 bin 413 bitki, koruma, ürün satış iş yeri denetlendi https://www.foxtvhaber.com.tr/3-haftada-6-bin-413-bitki-koruma-urun-satis-is-yeri-denetlendi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/3-haftada-6-bin-413-bitki-koruma-urun-satis-is-yeri-denetlendi/#respond Sat, 03 Aug 2024 23:12:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17221 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Turgutlu ilçesinde Tarkim Bitki Koruma Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Bitki Koruma Ürünleri Üretim Tesisleri Temel Atma Töreninde yaptığı konuşmada, tarım sektörü olarak cumhuriyet tarihinin rekorlarını peş peşe kırdıklarını, 2022 yılında 129 milyon ton olan bitkisel üretimin 2023 yılı sonunda 139 milyon tona ulaştığını belirtti.

Türkiye’nin bitkisel üretimde 12. sıraya, sebze üretiminde 6. sıraya, meyve üretiminde 4. sıraya yüklemesinde yatırımların önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva gibi ürünlerde üretimde dünyada 1. sıradayız. Kavun, karpuz, zeytin, mandalina ve elma gibi bazı ürünlerde 2. sıradayız. Antep fıstığı, çilek, nohut, domates gibi ürünlerde de 3. sıradayız. Bunun toplamına baktığımız zaman 69 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya ulaştığımızı görüyoruz ki bu rakam da bizi Avrupa’da 1. sıraya dünyada ise ilk 10 içerisine taşımış durumda.” dedi.

Yumaklı, iklim ve konjoktürel değişiklikler gibi bazı hususların sektörün daha dayanıklı hale getirme zorunluğunu ortaya koyduğunu ifade ederek, “Tarımsal üretimi doğal şartlarda yaptığımız için elbette birçok risk faktörüyle karşı karşıyayız. Bunlardan birisi de bugün tesislerin temel atma töreninde beraber olduğumuz zararlılara karşı mücadelede, bitki koruma ürünleri. Hakikaten son 2 yılda çok ciddi bir biçimde artan zararlıların bizim tarımsal üretimimize eğer kontrol etmezsek ve yönetmezsek ciddi bir zarar, hasar vereceği ortada. Dolayısıyla çiftçimizin alın terini koruma anlamında bizlerin çok önemli bir görevi ve yükümlülüğü var.” diye konuştu.

Denetimler

Bitki koruma ürünlerinin satışında ya da reçete yazımında görev alacak olan kişilerin eğitim, sınav, denetim ve standartlarının oluşturulması konusuna önem verdiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle devam etti:

“Bugüne kadar 223 aktif maddeyi insan, hayvan ve çevre sağlığına olumsuz etkileri sebebiyle engelledik, yasakladık. Yine bu hafta içerisinde de bir aktif maddenin daha yasaklanması işlemini gerçekleştirdik. Ayrıca yıl boyunca rutin denetimler var. 3 hafta boyunca eş zamanlı olarak bitki koruma ürünleri, bayi ve toptancılara da denetim gerçekleştirdik. Kurumsal olarak bütün kurallara uymuş olan üretimlerle alakalı herhangi bir sözümüz yok. Sadece bunların kullanım aşamasındaki hususlarını denetliyoruz. Ancak merdiven altı diye tabir ettiğimiz üretimlerin kullanılmasına toleransımız yok. Çiftçilerimizden, üreticilerimizden kurumsal olmayan, tescili yapılmamış, neye etki edildiği standartlarla belirlenmemiş hiçbir ürünü kullanmamalarını istirham ediyorum. Bugüne kadar bu ürünlerle ilgili çok önemli olan satış yerleriyle ilgili denetimler yapıldı. Geçtiğimiz 3 haftada 6 bin 413 bitki, koruma, ürün satış iş yeri denetlendi ve bunların içerisinde 179’una gerekli yaptırım uygulandı. Bundan sonra da bu denetimlerimiz devam edecek.”

Katz’ın paylaşımı

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına değinen Yumaklı, şunları kaydetti:

“Ellerine kan bulaşmış, 40 binin üzerinde masumun öldürülmesi, şehit edilmesi kararını vermiş bir katiller sürüsünün üyesi, birkaç gündür Sayın Cumhurbaşkanı’mıza hiçbir şekilde tasvip edemeyeceğimiz ve lanetlediğimiz bazı ithamlarda bulunuyor. Bu sözlerini aynen ve misliyle kendisine iade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir ferdi, masumların ve mazlumların güçlü sesi olan Cumhurbaşkanı’mızın yanında bir demir gibi dimdik ve onunla birliktedir. Bu katiller ordusunun masumlara karşı artık vahşi uygulamalarını lanetliyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun nezdinde bu ülkeye yapılan bütün ithamları da aynen ve misliyle de kendisine iade ediyorum.”

Tarım Kredi Genel Müdürü Hüseyin Aydın ise gübre, yem, mazotta güçlü ve iyi bir oyuncu olduklarını ancak ilaç ve tohum gibi bazı sektörlerde sınırlı kaldıklarını belirterek, “Buralardaki paylarımızı yüzde 10 seviyesine çıkarmak istiyoruz. Tarkim, bu doğrultuda yaptığımız bir yatırım.” dedi.

Törene Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal, AK Parti İl Başkanı Salih Hızlı, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner de katıldı.

Yumaklı üzüm hasadına katıldı

Yumaklı, Saruhanlı ilçesine bağlı Hacırahmanlı Mahallesi’nde Ramadan Tezerişir’in bağında üzüm kesti.

Poşu takıp bahçe sahibi ve işçilerle sohbet eden Bakan Yumaklı, bahçe sahibine bağ makası ve testere bulunan bir set hediye etti.

Bakan Yumaklı, bağda yaptığı açıklamada Manisa’da organik olarak üretilen Sultani çekirdeksiz üzümünün sembolik de olsa da hasat açılışını yaptıklarını söyledi.

Normalde 15 gün sonra başlamasını bekledikleri hasadın, mevsimlerin öne gelmesiyle beraber bugünlerde başlayacağını belirten Yumaklı, “Manisa üzümde birinci malumunuz ama ondan çok daha önemli özellikle bu Sultani üzümün ihracat potansiyeli. Çok ciddi şekilde talep gören bir ürün. Geçtiğimiz yıl 500 milyon dolar civarında bir ihracat rakamı oldu. Rekolteyle alakalı bu yılın geçtiğimiz yıldan çok farklı olmayacağını değerlendiriyoruz. Biraz daha iyi olabilirdi ama iklim şartları beklediğimizin üzerinde bir rekolte gelmesine engel olmuş oldu. Geçtiğimiz yıldan kesinlikle kötü değil.” ifadelerini kullandı.

Yumaklı, tüm üreticilere bereketli bir yıl diledi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/3-haftada-6-bin-413-bitki-koruma-urun-satis-is-yeri-denetlendi/feed/ 0
TESK Başkanı Palandöken: Zam yapıldıkça enflasyon muhakkak artar https://www.foxtvhaber.com.tr/tesk-baskani-palandoken-zam-yapildikca-enflasyon-muhakkak-artar/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tesk-baskani-palandoken-zam-yapildikca-enflasyon-muhakkak-artar/#respond Sat, 03 Aug 2024 08:12:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=17193 Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, artan zam oranları ve zamların enflasyona etkisine ilişkin basın açıklamasında bulundu. Palandöken, fiyatların düşmesi ve zamların önüne geçilmesi içinse üretim miktarının artması gerektiğine dikkati çekti.

Yaz döneminde özellikle meyve sebze fiyatlarının düşmesi gerekirken yükseldiğine dikkati çeken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Yaz ayında doğalgaza zam geldi. Bundan sonraki süreçte elektrik, doğalgaz, petrol gibi ürünlere zam yapıldıkça enflasyon muhakkak artar. Ama sorun bu yaz mevsiminde fiyatların düşmemesi ve navlun hizmetlerinin yükselmesi gibi bir sorun var. Özel bir akaryakıtın ticari araçlara taksi, dolmuş, minibüs, otobüs, kamyon, tır gibi vasıtalara verilmemesinden kaynaklanan bir navlun maliyetleri çıktı ortaya. Dolayısıyla vatandaş yaz aylarında her şeyin ucuzlayacağını beklerken fiyatların artması gerçekten düşündürücü. Öte yandan dengesiz fiyat politikaları da ürün fiyatlarını artırıyor. Bir pazarda 20 lira olan domatesin başka bir pazarda 40 liraya satılması hem haksız bir rekabet oluşturuyor hem de vatandaşımızın cebini yakıyor” dedi.

“TÜKETİMDEN ÜRETİM TOPLUMUNA GEÇMELİYİZ”

Türkiye’nin en önemli sorununun yüksek enflasyonun ancak üretimin artması ile mümkün olacağını söyleyen Palandöken, “Fiyatların gerileyebilmesi için başta üretimin artması lazım ama üretimi artıracak alan kalmadı. Büyükşehirlerin etrafı beton yığını oldu. Kendi kendine büyük şehirler büyükşehir statüsünün dışındaki şehirler ve ilçeler imara açılmak suretiyle tarım arazileri üretimi netice itibariyle sonlandırma noktasına getirdi. İnsanların artık kendi yakınlarında, kendi çevresinde navlun ücreti ucuz ama kendi bahçeleri beton yığını oldu. Dolayısıyla fiyatların düşmesini beklemek de biraz zor olacak. Bunun için yapılması gereken büyükşehirlerin, belediyelerin bu konuda duyarlı olması lazım. Kendi tarım arazilerinin Tarım Bakanlığı ile birlikte koordine etmek suretiyle en azından orada yetişebilecek sebze meyve gibi şeylerin en yakın mesafeden temini lazım. Bir de bildiğiniz üzere şehir nüfusu arttıkça kırsal kesimde yaşayan veya köyde yaşayanların sayısı çok azaldı. Yani üretici bir toplum netice itibariyle tüketici bir toplum haline dönüştü. Her şeyin fiyatı gün geçtikçe artıyor ama maalesef insanlar da bu artan zamlarla ücretlerin artmasını bekliyor” diye konuştu.

“LOKOMOTİF DURUMDA OLAN ZAMLARIN DURMASI LAZIM”

Üretimin artırılması için atılacak somut adımların ekonominin yeniden yapılandırılmasına imkan sağlayacağını belirten Palandöken, “Peşinen gelen zamlar hem de kontrollü zam dediğimiz elektrik, doğalgaz, akaryakıt denetleme kurulundan geçen zamlar bunlar yapılırsa gayrı ihtiyari artık herkes zam yapma furyasına dahil oluyor. Bunun için yapılacak şey enflasyon düşürülecek. En azından ciddi lokomotif durumunda olan zamların durması lazım. Toplumun bu konuda olan duyarlılığı çok önemli. İsrafa dikkat ettiği gibi, nakliye araçlarının da bunun gibi tarladan sofraya kadar firesi az bir şekilde getirmesinin gerekliliği var. Vatandaş da bir taraftan zamları düşünüyor bir taraftan esnaf ne yapacağız bu fiyatlar karşısında satış durdu diyor. Diğer taraftan tabi gelir durumlarındaki bu ücretlere yetişme sıkıntısı da gün geçtikçe büyüyor. İnşallah bir an evvel bu söylediğim şartlar, tarımsal destekler, hem çiftçiye, hem bireysel işletmelere artarak entegre tesislerle yarışacak bir hale gelmediği sürece fiyatların düşmesini beklemek mümkün değil. Her gün artan fiyatlar karşısında vatandaş ne yapacağız, esnaf nasıl rafa mal koyacağız, vatandaş nasıl yiyeceğiz diyor. Bunun için yapılacak tedbirler belli” şeklinde konuştu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tesk-baskani-palandoken-zam-yapildikca-enflasyon-muhakkak-artar/feed/ 0
Türkiye’de geliştirildi! Dünyada bir ilk: Trafikte ‘Trafidar’ dönemi başlıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyede-gelistirildi-dunyada-bir-ilk-trafikte-trafidar-donemi-basliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyede-gelistirildi-dunyada-bir-ilk-trafikte-trafidar-donemi-basliyor/#respond Mon, 29 Jul 2024 22:24:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16792 İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kullanılacak olan trafik radar sistemi Trafidar, Cube Incubation’da geliştirildi.

Teknopark İstanbul açıklamasına göre, teknopark bünyesinde yer alan kuluçka merkezi Cube Incubation’da, Türkiye için farklı alanlarda stratejik öneme sahip birçok proje geliştiriliyor.

2014’te Cube Incubation’da faaliyetlerine başlayan Radarsan, bu girişimler arasında yer alıyor. Radarsan’ın kurucu ortakları, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın davetiyle yurt dışındaki profesyonel işlerini bırakarak Teknopark İstanbul’da, uzaktan algılama teknolojileri konusunda uzmanlaşmış bir yüksek teknoloji girişimi olan Radarsan’ı kurdu.

Radarsan’ın ana faaliyet alanını; sensör füzyonu, radar ve yapay zeka projeleri oluşturuyor. Şirket ayrıca katma değerli, ihracata yönelik AR-GE projeleri üzerine çalışıyor.

Teknopark İstanbul’un AR-GE ve İnovasyon Destek Programı’ndan yararlanan Radarsan, 2022’de Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı kuruluşu olan Savunma Sanayi Teknolojileri (SSTEK) AŞ tarafından geliştirdiği yüksek teknolojiler ile yatırım yapılmaya değer görülerek iştirak oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Radarsan Genel Müdürü Serhat Doğan, yerli ve milli imkanlarla tasarladıkları dünyanın ilk doğuştan yapay zeka tabanlı trafik radar sistemi olan Trafidar’ın odak ürünleri olduğunu belirtti.

Trafidar’ın, Radarsan’ın 10 yıllık AR-GE çalışmaları sonucunda geliştirdiği yapay zeka platformunun en önemli ürünlerinden biri olarak öne çıktığını aktaran Doğan, “Trafidar, Savunma Sanayii Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı ortak projelendirilmesi çerçevesinde sahadaki kullanıcı ihtiyacına binaen geliştirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kullanılacak olan bu sistem, teknik istekler dokümanı ile tanımlanan yüksek doğruluk oranlarıyla karayollarında gece-gündüz ve hava koşullarından bağımsız olarak dört şeride kadar olan araçların hızını, plakasını, markasını, modelini, tipini, konumunu ve rengini tespit ederek PolNet’e iletiyor.” ifadesini kullandı.

MANPRO, TERÖRLE MÜCADELE, İSTİHBARAT, KAÇAKÇILIK VE ORGANİZE SUÇLARLA MÜCADELEDE KULLANILIYOR

Doğan, geliştirilen yapay zeka platformunun bir başka stratejik ürününün ManPro olduğunu belirterek, ManPro’nun İHA’ların kırsalda yaptığı fonksiyonun bir benzerini şehir merkezlerinde yaparak terörle mücadele, istihbarat, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelede kullanıldığını ifade etti.

Savunma sanayi, otomotiv ve endüstride seri üretim hatlarında dijitalleşme ve kalite kontrol yapan CoVision’ın ise otonom ve uzaktan algılama yöntemleriyle derin öğrenim yapay zeka görüntü işleme teknikleri kullanılarak geliştirildiğini vurgulayan Doğan, şunları kaydetti:

“CoVision, insan gözüyle yapılan tüm kontrolü otonom hale getirerek ölümcül kazalara neden olabilecek üretim kaynaklı hataları önleyerek kalite kontrol süreçlerini hızlandırıyor, maliyetin düşmesini sağlıyor. Dünyanın en iyi üretim sistemi olarak adlandırılan Toyota Üretim Sisteminde 2018 itibarıyla araçların üretim kalitesi CoVision’a emanet. Radarsan, sivil sektörde edindiği bu tecrübeyi halihazırda başladığı savunma sanayi üretimlerine aktararak üretim kaynaklı hataları fabrika içerisinde yakalayarak güvenlik güçlerine sahadaki ihtiyaç durumunda en iyi koşulda çalışan sistemleri göndermeyi hedefliyor.

Ayrıca, yapay zeka tabanlı insandan bağımsız karar metodlarıyla parça özelinde kanıta dayalı izlenebilirlik sistemi kurmayı, projelerdeki en büyük maliyet kalemlerinden biri olan Entegre Lojistik Destek (ELD) maliyetini minimize etmeyi, ihracatta Made in Türkiye algısına kaliteli ürünün müşteriye gitmesini sağlayarak pozitif katkı sağlamayı hedeflemektedir.”

Teknopark İstanbul Genel Müdürü Fatih Özsoy da Radarsan’ın kurucularının Cumhurbaşkanlığı’nın davetine icabet ederek Türkiye’de çalışmalara başlaması ve Teknopark İstanbul’da büyük başarılara imza atmalarından mutluluk ve gurur duyduklarını belirtti.

Türkiye’nin beyin göçünü önleyecek altyapıları oluşturmada teknoparkların büyük sorumluluklar üstlendiğini aktaran Özsoy, “Bilim ve teknoloji alanında yetişmiş insanlarımızın ülkemizde çalışmalarını rahatlıkla sürdürebilmelerinin sağlanmasını, geleceğe yönelik kritik adımlardan biri olarak görüyoruz. Beyin göçünü tersine çevirmek için gayret gösteriyoruz. Kendileri, çalışmaları ve bu yaklaşımlarıyla başarılı girişimcilerimiz ve gençlerimiz için iyi bir rol model olmaktadır. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak yeni projelerini heyecanla bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

 

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyede-gelistirildi-dunyada-bir-ilk-trafikte-trafidar-donemi-basliyor/feed/ 0
İklimlendirme Sektörünün Öncü Markası Baymak 55. Yaşını Kutluyor https://www.foxtvhaber.com.tr/iklimlendirme-sektorunun-oncu-markasi-baymak-55-yasini-kutluyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iklimlendirme-sektorunun-oncu-markasi-baymak-55-yasini-kutluyor/#respond Mon, 29 Jul 2024 07:36:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16747 Sürdürülebilir gelecek için geleceğin teknolojisini bugünden uygulayan ve yenilikçi ürünlerini tüketiciyle buluşturan Baymak, stratejik vizyonu ve sorumlu üretim süreçleriyle enerji dönüşümüne liderlik etmeye devam ediyor.

1969 yılında faaliyetlerine başlayan ve 2013 yılı itibarıyla iklimlendirme sektöründe Avrupa’nın ilk üç şirketi arasında yer alan BDR Thermea Group bünyesine katılan Baymak, 55’inci yaşını kutluyor. Geride bıraktığı 55 yıl boyunca, yenilikçi çözümler üretme ve müşterilerine en iyi hizmeti sunma vizyonundan ödün vermeyen Baymak, gelecekte de aynı kararlılıkla ilerleyerek, yeni başarı hikayeleri yazmayı hedefliyor.

İstanbul’daki toplam 60 bin m2 alan üzerine kurulu iki üretim tesisinde çevre dostu iklimlendirme cihazları üreten şirket, yaygın hizmet ağıyla Türkiye’nin her noktasına ulaşıyor. Toplam 500’den fazla çalışanı, 600’ün üzerindeki bayisi, 2 bin 100’den fazla satış noktası ve 300’ün üzerinde yetkili servis noktası bulunan Baymak, 65 farklı ülkeye ihracat da yapıyor.

Geçen yılı yaklaşık yüzde 65’lik büyüme ile kapatan şirket, 2023’ü klimada yüzde 30, kombide yüzde 20, ısı pompasında yüzde 50 ve su ısıtıcıları grubunda yüzde 80’in üzerinde bir büyüme ile tamamlamış durumda. Ayrıca 2030 dünya vizyonunda diğer elektrikli ısıtma sistemleri ile fosil yakıtlı kazanları geride bırakacağı öngörülen ısı pompasında da geçen yıl yüzde 52 oranında büyüme yakaladı.

Bu başarılı performansı önümüzdeki dönemde de devam ettirmeyi hedeflediklerini söyleyen Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan, “55 yıldır, sürdürülebilir bir dünya için iklimlendirme sektörünün üzerine düşen sorumlulukların bilincinde bir şirket olarak, geleceğin teknolojisiyle ısıtma soğutma alanında yenilikçi çözümler üretiyoruz. Geride bıraktığımız yarım asrı aşan sürede, enerji dönüşümünün liderliğini üstlenme vizyonumuzla, iklimlendirme sektöründe adımızın üst sıralara yazılmasından gurur duyuyoruz. BDR Thermea Group’un parçası olmaktan aldığımız güçle üretimden hizmete, teknolojiden topluma katkıya kadar her alandaki sürdürülebilir stratejimizle gelişiyor ve büyüyoruz. Önümüzdeki dönemde de hedeflerimiz doğrultusunda sektörümüzde katma değer üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

Sırada Yeni Yatırımlar Var

Önümüzdeki dönemde gerek pazarlama gerekse üretim yatırımı planlamalarını kademeli olarak hayata geçirerek, pazarın büyümesine katkı sağlayacaklarının altını çizen Özcan, “Bu kapsamda, üretim tesisimizde yeni boyler hattı için yatırım yaptık. Yeni yatırımımızı 2025 yılı içerisinde ile devreye alacağız. Emayeli ve emayesiz olmak üzere 2 ayrı ürün için montaj hattı olacak. Böylece mevcut üretim kapasitemize 175 bin adete eklemeyi planlıyoruz. Bununla birlikte yaklaşık 140 kişiye istihdam sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca bayi yapılanmamızda var olan sistemi daha da güçlendirerek, hizmet kalitemizi bir üst düzeye taşıyacağımız yeni bir sisteme geçeceğiz” diye ekliyor.

Sürdürülebilir Bir Dünya İçin Çevreye Duyarlı Üretim

İklim krizinin etkileri ve pahalı enerji tüketimine alternatif çözümler sunmaya odaklanan Baymak, sürdürülebilirlik kapsamında hatlarının bir kısmında doğalgaz yerine elektrik kullanmaya hazırlanıyor. Böylelikle şirketin daha az karbon ayak izi bırakacağını söyleyen Özcan, BDR Thermea Group’un sürdürülebilirlik taahhütleri doğrultusunda çevreye duyarlı yöntemlerle üretim yaptıklarına dikkat çekerek, “Geleceğin iş dünyasında, tedarik süreçlerinin izlenebilir olmasının, sürdürülebilirlik anlamında kritik rol oynayacağının da bilincindeyiz. Değer zincirimiz üzerinde büyük bir etkiye sahip tedarikçilerimizle kalite ve sürdürülebilirliği merkeze alan bir süreç yürütüyoruz.” dedi.  

Isıtma ürün yelpazesinde yoğuşmalı kombi, duvar tipi ve yer tipi yoğuşmalı kazan, merkezi sistem kazan brülör, radyatör, oda termostatı, vana ve genleşme tanklarını ürün gamında bulunduran Baymak; soğutma alanında ise duvar ve salon tipi split klimalar, multi split klimalar ile sektörün en geniş ürün portföyüne sahip şirketleri arasında yer alıyor. Öte yandan Baymak yeşil enerji kaynaklarını kullanarak, enerji tüketimini optimize eden ‘çevre dostu’ bir yaklaşımla ‘Baymak Green House’ konsepti ile fark yaratıyor. Isı pompası, güneş kolektörü, pv panel, araç şarj istasyonu ve boyler ürünlerini kullanarak, havadan ve güneşten gelen enerjiyle evlerde ısıtma, soğutma, sıcak su sağlayabilen ‘Baymak Green House’ konsepti ile geleceğin ‘akıllı ev’lerini de tüketicilerle buluşturuyor.

Eşitlikçi Ve Kapsayıcı Şirket Kültürü

Cinsiyet ve fırsat eşitliği de Baymak kültürünün önemli bir parçası ve öncelikli konuları arasında yer alıyor. Tüm çalışanlarının mesleki ve kişisel gelişimlerini ele alırken eşitlikçi ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsediklerine de değinen Özcan, şöyle devam ediyor: “Şirket çalışanlarımızda kadın – erkek eşitliğini önemsiyor buna göre aksiyon alıyoruz. Şu anda yöneticilerimizin yüzde 44’ü kadın çalışanlardan oluşuyor. Çalışan kadınların oranını artırmak da öncelikleri hedeflerimizden. Öte yandan önem verdiğimiz diğer bir konu ise eğitim. Baymak Akademi’nin gücünü kullanarak sektörde sadece bugünün ihtiyaçlarını değil, geleceğin getireceklerini de düşünerek teknik donanıma sahip ve hizmet sürecinde yüksek memnuniyet odaklı bir çalışan profili yaratmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/iklimlendirme-sektorunun-oncu-markasi-baymak-55-yasini-kutluyor/feed/ 0
Türkiye yüksek teknoloji alanında üretim üssü olacak https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yuksek-teknoloji-alaninda-uretim-ussu-olacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yuksek-teknoloji-alaninda-uretim-ussu-olacak/#respond Sat, 27 Jul 2024 22:12:02 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16607 AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, söz konusu program kapsamında özellikle yenilikçi yükselen teknoloji alanlarında Türkiye’nin, küresel yatırımların merkez üssü haline gelmesi hedefleniyor.

Bu doğrultuda çıkılan ilk 6 çağrıyla, Türkiye’nin yeni nesil enerjili araçlar, batarya teknolojileri, çip teknolojileri, güneş hücresi, rüzgar türbinleri alanlarında üretim merkezi haline getirilmesi amaçlanıyor.

Anılan çağrılar kapsamında, 20 milyar doların üzerinde özel sektör yatırımının 2030 yılında Türkiye’de gerçekleştirilmesi sağlanacak. Dünyada en fazla AR-GE çalışmaları yürüten ilk 1000 şirketin Türkiye’de kuracakları AR-GE merkezlerine de etkin destekler sunulacak.

Türkiye, program doğrultusunda 2030’a kadar vergi desteği ve hibe ile pazar geliştirme desteklerini kapsayan 30 milyar dolarlık kaynağı yüksek teknoloji alanlarına yönlendirecek.

HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı’yla eş zamanlı, Dijital Dönüşüm Destek Programı, Yeşil Dönüşüm Destek Programı ve Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Yenilikçi, Yükselen Teknolojiler çağrısı da ilan edildi.

Bu 4 programla Türkiye’de yüksek teknoloji ihracatının hızla yükselmesi, toplam ihracatın içinde yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün ve hizmetlerin payının yüzde 50’ye çıkarılması planlanıyor.

BATARYA ÇAĞRISI

Program kapsamında, batarya üretimi de desteklenecek. Toplam 4,5 milyar dolara varan desteklerle 80 gigavatsaat batarya üretim kapasitesinin Türkiye’de oluşturulması hedefleniyor.

Elektrikli araçlar ve enerji depolama sektörlerinde kritik ihtiyaç olan bataryaların Türkiye’de geliştirilmesi ve üretimi için 2030’a kadar megavatsaat başına 6 bin dolara kadar hibeyi de içeren teşvikler sunulacak. Böylece Türkiye’nin, yüksek teknoloji üretim üssü olmasının önü açılacak.

Programla, yüzde 25’e varan destekler, yüzde 60’a varan vergi teşviki verilecek.

ELEKTRİKLİ ARAÇ ÇAĞRISI

Programda ilan edilen ilk çağrılarından biri elektrikli araç yatırımlarına yönelik oldu. 5 milyar dolarlık teşvik paketiyle, Türkiye’de yıllık 1 milyon elektrikli araç üretimi gerçekleşmesi öngörülüyor. Böylece Türkiye, yeni nesil araçların AR-GE ve üretim üssü olması amaçlanıyor.

En az 150 bin araç kapasiteli yatırımlar, sadece BEV ve PHEV üretimi, yüzde 51 yerli üretim planı ve AR-GE merkezi kurulması gibi nitelikler taşıması gerekecek yatırımlara, belirli sayıda araç için gümrük vergisi muafiyeti ve/veya yüzde 50’ye varan hibe, yüzde 80’e varan vergi teşviki sağlanacak.

ÇİP ÇAĞRISI

Küresel teknoloji yarışının en çok hissedildiği ve stratejik önemi giderek artan alanlardan biri olan çip teknolojilerinde de endüstriyel boyutta çip üretim kapasitesi inşa etme hedefiyle çağrıya çıkıldı.

Güncel üretim teknolojilerine dayalı en az bir endüstriyel ölçekli çip fabrikasının ülkeye kazandırılması için 5 milyar dolarlık bir teşvik paketi devreye alınacak.

Kullanım alanlarına göre farklı kapasitede yatırımlar, çip değer zinciri yatırımları ve en az 65 nanometre teknolojisi niteliği taşıyan yatırımlara yüzde 30’a kadar sermaye katkısı, yüzde 10’a varan hibe, yüzde 80’e varan vergi teşviki verilecek.

GÜNEŞ VE RÜZGAR ÇAĞRISI

“Yeşil enerji” başlığı HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı’nın önemli odak alanlarından biri olarak öne çıktı.

Ülkede gelecek dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarının artarak devam etmesi amacıyla güneş enerjisinde asgari 5 gigavatlık üretim kapasitenin tesisine yönelik hücre yatırımlarına megavat başına 8 bin dolara kadar hibe verilecek. Bu paketin toplamı 2,5 milyar doları bulacak.

Rüzgar enerjisi alanında da kritik bileşenler ve deniz üstü türbinler gibi ürünlerin imalatının desteklenmesi ve yerli bir rüzgar enerjisi markası inşa edilmesi planlanıyor. Bu yatırımlar için ise toplam 1,7 milyar dolarlık kaynak ayrıldı.

AR-GE ÇAĞRISI

Büyük teknoloji firmalarının araştırma geliştirme merkezlerini Türkiye’ye kazandıracak cazip ve esnek bir model de devreye alınacak.

AR-GE faaliyetleri bakımından dünyanın en büyük ilk 1000 firmasının Türkiye’de kuracağı yeni merkezlerin personel giderlerinin yarısını 5 yıl süreyle karşılanacak. Bu yatırımlara 1 milyar dolarlık destek verilecek.

Söz konusu çağrılara istihdam desteği, vergi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi ve finansman desteği gibi destekler de verilecek.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yuksek-teknoloji-alaninda-uretim-ussu-olacak/feed/ 0
Hayvancılıkta yeni destekleme modeli hazır https://www.foxtvhaber.com.tr/hayvancilikta-yeni-destekleme-modeli-hazir/ https://www.foxtvhaber.com.tr/hayvancilikta-yeni-destekleme-modeli-hazir/#respond Thu, 18 Jul 2024 00:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15750 Yumaklı, Uluslararası Hayvancılık Araştırma Enstitüsünü ziyaret ederek incelemelerde bulundu.

Enstitü Müdürü Sezer Öz’den çalışmalarına ilişkin bilgi alan Yumaklı, enstitü bünyesinde inşaatı devam eden 200 sığır kapasiteli sağmal ahır ile genetik laboratuvarını gezdi.

Bakan Yumaklı, burada yaptığı değerlendirmede, enstitünün, hayvansal üretimde AR-GE ve inovasyonla ilgili çalışmaların yapıldığı çok önemli bir merkez olduğunu söyledi.

Kısa süre önce 2024-2028 yıllarını kapsayan Hayvancılık Yol Haritası’nı açıkladığını anımsatan Yumaklı, verimli, kaliteli ve sağlıklı üretimi artırırken aynı zamanda suni tohumlama, yerli sperma üretimi, soy kütüğü çalışmaları ve ari işletme gibi verimliliği artıracak destekleri çoğaltma kararlılığında olduklarını bildirdi.

Yumaklı, enstitünün bu çalışmalardaki önemine işaret ederek “Gen kaynaklarımızın yerinde korunması ve geliştirilmesi, halk elinde ıslah çalışmaları, kaliteli yerli sperma üretimi gibi AR-GE faaliyetlerinin artırılması, yol haritamızın önemli ayaklarını oluşturmaktadır.” diye konuştu.

Hayvancılık Yol Haritası’nın diğer bir önemli ayağının da hayvancılık işletmelerinin dirençli, güçlü ve sürdürülebilir bir üretim modeliyle çalışabilmesi olduğunu aktaran Yumaklı, tarımsal üretimde sürdürülebilir, verimli kaliteli, kayıtlı ve sektöre yatırım yapılan bir üretim planlaması için bu çalışmaları da başlattıklarını anlattı.

“AMACIMIZ ÜRETİCİNİN 3 YIL ÖNÜNÜ GÖRECEĞİ BİR PERSPEKTİF ÇİZMEK”

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, hayvansal üretim planlamasının 1 Ocak’ta yürürlüğe girdiğini anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi hayvancılıkta planlı üretimle ilgili uzun süredir üzerinde çalıştığımız ve bugünlerde Resmi Gazete’de yayımlanma sürecinde olan üretim planlamamızın en önemli ayaklarından birisini oluşturan desteklerimizle ilgili birkaç başlığı sizlerle paylaşmak istiyorum: Üretim planlamasının temel amacı, üreticilerimizin ister bitkisel ister hayvansal üretimde 3 yıl önlerini görebilecekleri bir perspektif çizmek. Yeni modelimizde destekleme tutarları, katsayılar üzerinden belirlendi ve performansa dayalı bir destekleme sistemi oluşturuldu. Destek konusu her üretim için değil, performansa dayalı üretim için gerçekleşmiş olacak. Temel hayvancılık desteklerimiz, büyükbaş ile küçükbaş hayvancılık, arıcılık ve ipek böceği faaliyetlerinin desteklenmesinden oluşacak. Her bir destek için de temel destek tutarları belirlendi. Aile işletmeleri, genç ve kadın girişimciler, birinci derecede tarımsal örgüt üyeleri, planlama bölgelerinde bu işleri yapanlar da ilave destekleri kazanmış olacak.”

Suni tohumlama, soy kütüğü, yerli sperma, ari işletme gibi konularda da ilave desteklerin verileceğini bildiren Yumaklı, ürün geliştirme desteklerinin de çiğ süt, besilik erkek sığır (karkas) ve tiftik üretimini kapsayacağını söyledi.

Yumaklı, yeni destekleme modelinin kadınlar ve gençler için ilk kez uygulanacağını da aktarırken “Onları üretime teşvik ederken aynı zamanda verimliliği artırıcı kriterleri sağlayan üreticilerimizin de bu desteklerden daha fazla faydalanacağının altını çizmek istiyorum.” ifadesini kullandı.

Amaçlarının, bütün kategorilerde verimli ve kaliteli üretim ile ülke ihtiyacının yanı sıra ihraç edebilir ürünler üretebilmeyi sağlamak olduğuna işaret eden İbrahim Yumaklı, planlı üretimi destekleyecek bu destek modelinin ülkeyi daha müreffeh yarınlara taşıyacağını belirtti.

Bakan Yumaklı, enstitünün de sadece ülkeye değil, uluslararası boyutta yardım ve destek isteyen bütün ülkelere hizmet vereceğini kaydederek, “Bu merkezin bütün tesislerinin yeniden revizyonu ve ilaveleri de inşallah bu yılın sonuna kadar tamamlanmış olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/hayvancilikta-yeni-destekleme-modeli-hazir/feed/ 0
Türkiye’yi nadir toprak elementinde söz sahibi yapacak adım! https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeyi-nadir-toprak-elementinde-soz-sahibi-yapacak-adim/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeyi-nadir-toprak-elementinde-soz-sahibi-yapacak-adim/#respond Thu, 18 Jul 2024 00:24:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15747 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “AR-GE kaynağımızla Türkiye’yi elektrikli araçlar, batarya ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde ham maddeden son ürüne, üretim zincirinin farklı halkalarında da söz sahibi konuma taşıyacağız.” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tunceli’de Munzur Üniversitesinde düzenlenen Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Araştırma ve İnovasyon Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, etkinliğe katılmaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

Projenin Türkiye’ye ve millete hayırlı olmasını temenni eden Kacır, “Proje bünyesinde oluşturduğumuz merkezlerin ve bu alandaki çalışmaların ülkemizin nadir toprak elementi tedarik zincirini daha da güçlendirmesini temenni ediyorum. Dünya son yıllarda gerilimler, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların tetiklediği zor ve keskin bir dönemeçten geçiyor. Ticaret savaşları, iklim değişikliği ve küresel salgınlar başta olmak üzere çok boyutlu sınamalar, küresel ekonomideki belirsizlik tablosunun devam edeceğine işaret ediyor. Türkiye olarak son 22 yıldır sahip olduğumuz güçlü siyasi istikrar, inşa ettiğimiz rekabetçi üretim altyapısı ve adeta sıfırdan inşa ettiğimiz AR-GE ve üretim ekosistemiyle küresel sistemde yaşanan belirsizliklerin başarıyla üstesinden geliyoruz.” diye konuştu.

Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda, ülkenin katma değerli üretim ve yüksek teknolojide öncü ülkeler arasında yer almasını sağlayacak projeleri hayata geçirdiklerini bildirdi.

” ‘DEVRİM’ OTOMOBİLİ HAYALİNİ, DEVRİN OTOMOBİLİ TOGG’U ÜRETEREK GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRDÜK”

Türkiye’yi teknoloji geliştirmede ve kalkınmada dünyanın en üst ligine taşıdıklarını söyleyen Kacır, şöyle konuştu:

“Ülkemiz bugün ticari araçlardan beyaz eşyaya, güneş panelinden demir çeliğe pek çok alanda Avrupa’nın lider üreticisi konumundadır. Görüntüleme ve haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve test edebilen bir Türkiye var artık. 60 yıl öncesinin ‘Devrim’ otomobili hayalini, devrin otomobili Togg’u üreterek gerçeğe dönüştürdük. Yeni nesil otomobil ve batarya üretimi yatırımlarını ülkemize çekerek elektrikli araç ve batarya üretiminde dünyanın önde gelen oyuncularından biri oluyoruz. 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine ve hızlı trenlere pek çok alanda hep birlikte büyük atılımlar gerçekleştiriyoruz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de ilerisine taşıyacak bu projeleri tasarlayıp uygularken eş zamanlı olarak fiziksel ve teknolojik altyapı, insan kaynağı gibi tüm başlıklarda ihtiyaç ve kaynak analizlerimizi eksiksiz yerine getiriyoruz.”

Kacır, özellikle farklı sektörlerde yeni buluşların tohumunu atan malzeme teknolojilerinde kabiliyetlerinin geliştirilmesini Milli Teknoloji Hamlesi’nin vazgeçilmez bir unsuru olarak değerlendirdiklerini dile getirerek, “Kararlı ve yüksek dayanımlı yapılarıyla ön plana çıkan nadir toprak elementleri, özellikle elektronik, yenilenebilir enerji sanayi, elektrikli araçlar ve batarya, savunma ve havacılık gibi yüksek teknolojili sektörlerin AR-GE ve inovasyon kapasitesinde kritik role sahip. Nadir toprak elementlerine erişimi uzun dönemli, kalıcı olarak sağlamak ve bu elementlere dayalı teknoloji geliştirme kapasitesini oluşturmak, ileri üretim ve yenilikçilikte rekabet avantajına sahip olmak isteyen ülkelerin ajandalarında en üst sıralarda yer alıyor. Bizler de nadir toprak elementlerimize erişimimizi temin edecek ve bu alanda yetkinliklerimizi daha ileriye taşıyacak projeleri hayata geçiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

“98 AR-GE PROJESİNE 228 MİLYON LİRANIN ÜZERİNDE DESTEK OLDUK”

TÜBİTAK ile nadir toprak elementlerine dayalı ileri malzeme çalışmalarını öncelikli AR-GE ve yenilik konuları arasında değerlendirerek desteklediklerini ifade eden Kacır, şöyle devam etti:

“TÜBİTAK destek programları kapsamında bugüne kadar 98 sanayi, akademi ve kamu AR-GE projesine 228 milyon liranın üzerinde destek olduk. Diğer yandan, Eskişehir’in Beylikova ilçesinde bulunan dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi rezervinin işletilmesi için pilot üretim tesisi kurduk. Ülkemizi küresel nadir toprak elementleri tedarik zincirinde önemli bir oyuncu haline getirecek endüstriyel ölçekteki tesisin devreye alınması için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu üretim altyapısı ve tamamlayıcı rol üstlenecek AR-GE kaynağımızla Türkiye’yi elektrikli araçlar, batarya ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde ham maddeden son ürüne, üretim zincirinin farklı halkalarında da söz sahibi konuma taşıyacağız. Avrupa Birliği (AB) destekleriyle, Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında hayata geçirdiğimiz ‘Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Araştırma ve Yenilik Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi’ ile ülkemizde sürdürülebilir ve güvenilir bir nadir toprak elementi tedarik zinciri kurmak için önemli bir adım daha atıyoruz.”

Kacır, nadir toprak elementleri alanında Türkiye’nin arz güvenliğinin tahkimi için bütüncül bir cevap sunan 14 milyon avro tutarındaki proje kapsamında Munzur Üniversitesi Nadir Toprak Elementleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (MUNTEAM) bünyesinde gelişmiş bir laboratuvar altyapısı kurduklarını ifade etti.

Son teknoloji ekipman altyapısını nitelikli insan kaynağıyla buluşturarak nadir toprak elementleri bazlı yüksek katma değerli ürünlerin Türkiye’de üretilmesi ve geliştirilmesi için yetkinliklerini genişlettiklerini anlatan Kacır, şunları kaydetti:

“Rüzgar enerjisi sanayi, elektrikli araçlar, havacılık ve uzay teknolojileri başta olmak üzere yüksek teknolojili sektörlerde kullanılan optoelektronik malzemeler, mıknatıslar gibi nitelikli ürünleri ülkemizde üretmek üzere AR-GE çalışmalarını gerçekleştirme imkanına sahibiz. Proje kapsamında yürüteceğimiz çok boyutlu çalışmalarla kamu, üniversite ve sanayi işbirliğini artırarak AR-GE ve üretim kabiliyetlerimizin ekonomik değere dönüşmesini sağlayacağız. Ülkemizin temiz enerji ve mobilite çözümleri geliştirme ve uygulama becerisini perçinleyen bu proje kapsamında aynı zamanda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) bünyesinde bir pilot geri dönüşüm tesisi de kuruyoruz. Nadir toprak elementlerinin çevreci yöntemlerle geri kazanımına imkan tanıyacak bu tesis, bünyesindeki yüksek kalite test ve analiz altyapısıyla MTA’nın nadir toprak elementleri alanında ülkemizin ihtiyaçlarına cevap vermesini sağlıyor olacak. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve döngüsel ekonomi hedeflerimizle uyumlu bir ulusal nadir toprak elementi tedarik zinciri kurulması için önemli bir basamak konumundaki bu tesis şimdiden ülkemize hayırlı olsun.”

“AVRUPA BİRLİĞİ İLE İŞBİRLİĞİNİ SÜRDÜRME İRADESİ TAŞIYORUZ”

Kacır, gelecek dönemde gerek MTA gerekse de MUNTEAM laboratuvarlarının uluslararası ölçekte çalışmalarını sürdürmeleri için akreditasyon başvuru süreçlerini destekleyeceklerini aktardı.

Oluşturulan altyapıların yetkinliklerini eğitim, danışmanlık ve işbirliği faaliyetleri ile daha da artıracaklarını vurgulayan Kacır, şunları dile getirdi:

“Ülkemizin teknoloji odaklı kalkınma yolculuğunda stratejik ihtiyaçlarımıza cevap veren bu projeyi Avrupa Birliği yeşil dönüşümü ve kritik ham madde tedarikine katkı sağlaması açısından da kıymetli görüyorum. Her fırsatta vurguluyoruz, Türkiye, coğrafi konumu, güçlü üretim ve teknoloji altyapısı, nitelikli insan kaynağıyla Avrupa değer zincirinin vazgeçilmez unsurudur. Türkiye’yi Avrupa’nın vazgeçilmez bir parçası olarak görmeyen bir yaklaşımla Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşümde, döngüsel ekonomide, katma değerli üretim ve teknoloji geliştirmede hedeflerine ulaşması asla mümkün değildir. Avrupa Birliği programlarını, Avrupalı dostlarımızın bu yaklaşımımızı paylaştığının önemli birer göstergesi olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de ikiz dönüşümü ve kritik ham madde tedarikini öncelikleyen projelerde kazan-kazan prensibi doğrultusunda Avrupa Birliği ile işbirliğini sürdürme iradesi taşıyoruz. Projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

Konuşmaların ardından Bakan Kacır ve katılımcılar, açılış kurdelesini kestikleri Munzur Üniversitesi Nadir Toprak Elementleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde incelemede bulundu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeyi-nadir-toprak-elementinde-soz-sahibi-yapacak-adim/feed/ 0
Bakan Kacır açıkladı! Türkiye’yi nadir toprak elementinde söz sahibi yapacak adım… https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-acikladi-turkiyeyi-nadir-toprak-elementinde-soz-sahibi-yapacak-adim/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-acikladi-turkiyeyi-nadir-toprak-elementinde-soz-sahibi-yapacak-adim/#respond Thu, 18 Jul 2024 00:00:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15741 Türkiye’yi küresel nadir toprak elementleri tedarik zincirinde önemli bir oyuncu haline getirecek endüstriyel ölçekteki tesisin devreye alınmasında çalışmaların sürdüğünü dile getiren Bakan Kacır, ‘Bu üretim altyapısı ve tamamlayıcı rol üstlenecek AR-GE kaynağımızla Türkiye’yi elektrikli araçlar, batarya ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde ham maddeden son ürüne, üretim zincirinin farklı halkalarında da söz sahibi konuma taşıyacağız.

Avrupa Birliği (AB) destekleriyle, Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında hayata geçirdiğimiz ‘Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Araştırma ve Yenilik Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi’ ile ülkemizde sürdürülebilir ve güvenilir bir nadir toprak elementi tedarik zinciri kurmak için önemli bir adım daha atıyoruz’ dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tunceli’de Munzur Üniversitesinde düzenlenen Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Araştırma ve İnovasyon Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, etkinliğe katılmaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

Projenin Türkiye’ye ve millete hayırlı olmasını temenni eden Kacır, “Proje bünyesinde oluşturduğumuz merkezlerin ve bu alandaki çalışmaların ülkemizin nadir toprak elementi tedarik zincirini daha da güçlendirmesini temenni ediyorum. Dünya son yıllarda gerilimler, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların tetiklediği zor ve keskin bir dönemeçten geçiyor.

Ticaret savaşları, iklim değişikliği ve küresel salgınlar başta olmak üzere çok boyutlu sınamalar, küresel ekonomideki belirsizlik tablosunun devam edeceğine işaret ediyor. Türkiye olarak son 22 yıldır sahip olduğumuz güçlü siyasi istikrar, inşa ettiğimiz rekabetçi üretim altyapısı ve adeta sıfırdan inşa ettiğimiz AR-GE ve üretim ekosistemiyle küresel sistemde yaşanan belirsizliklerin başarıyla üstesinden geliyoruz.” diye konuştu

Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda, ülkenin katma değerli üretim ve yüksek teknolojide öncü ülkeler arasında yer almasını sağlayacak projeleri hayata geçirdiklerini bildirdi.

“DEVRİM’ OTOMOBİLİ HAYALİNİ, DEVRİN OTOMOBİLİ TOGG’U ÜRETEREK GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRDÜK”

Türkiye’yi teknoloji geliştirmede ve kalkınmada dünyanın en üst ligine taşıdıklarını söyleyen Kacır, şöyle konuştu:

“Ülkemiz bugün ticari araçlardan beyaz eşyaya, güneş panelinden demir çeliğe pek çok alanda Avrupa’nın lider üreticisi konumundadır. Görüntüleme ve haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve test edebilen bir Türkiye var artık.

60 yıl öncesinin ‘Devrim’ otomobili hayalini, devrin otomobili Togg’u üreterek gerçeğe dönüştürdük. Yeni nesil otomobil ve batarya üretimi yatırımlarını ülkemize çekerek elektrikli araç ve batarya üretiminde dünyanın önde gelen oyuncularından biri oluyoruz.

5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine ve hızlı trenlere pek çok alanda hep birlikte büyük atılımlar gerçekleştiriyoruz.

Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de ilerisine taşıyacak bu projeleri tasarlayıp uygularken eş zamanlı olarak fiziksel ve teknolojik altyapı, insan kaynağı gibi tüm başlıklarda ihtiyaç ve kaynak analizlerimizi eksiksiz yerine getiriyoruz.”

Kacır, özellikle farklı sektörlerde yeni buluşların tohumunu atan malzeme teknolojilerinde kabiliyetlerinin geliştirilmesini Milli Teknoloji Hamlesi’nin vazgeçilmez bir unsuru olarak değerlendirdiklerini dile getirerek, “Kararlı ve yüksek dayanımlı yapılarıyla ön plana çıkan nadir toprak elementleri, özellikle elektronik, yenilenebilir enerji sanayi, elektrikli araçlar ve batarya, savunma ve havacılık gibi yüksek teknolojili sektörlerin AR-GE ve inovasyon kapasitesinde kritik role sahip.

Nadir toprak elementlerine erişimi uzun dönemli, kalıcı olarak sağlamak ve bu elementlere dayalı teknoloji geliştirme kapasitesini oluşturmak, ileri üretim ve yenilikçilikte rekabet avantajına sahip olmak isteyen ülkelerin ajandalarında en üst sıralarda yer alıyor. Bizler de nadir toprak elementlerimize erişimimizi temin edecek ve bu alanda yetkinliklerimizi daha ileriye taşıyacak projeleri hayata geçiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

“98 AR-GE PROJESİNE 228 MİLYON LİRANIN ÜZERİNDE DESTEK OLDUK”

TÜBİTAK ile nadir toprak elementlerine dayalı ileri malzeme çalışmalarını öncelikli AR-GE ve yenilik konuları arasında değerlendirerek desteklediklerini ifade eden Kacır, şöyle devam etti:

“TÜBİTAK destek programları kapsamında bugüne kadar 98 sanayi, akademi ve kamu AR-GE projesine 228 milyon liranın üzerinde destek olduk. Diğer yandan, Eskişehir’in Beylikova ilçesinde bulunan dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi rezervinin işletilmesi için pilot üretim tesisi kurduk.

Ülkemizi küresel nadir toprak elementleri tedarik zincirinde önemli bir oyuncu haline getirecek endüstriyel ölçekteki tesisin devreye alınması için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bu üretim altyapısı ve tamamlayıcı rol üstlenecek AR-GE kaynağımızla Türkiye’yi elektrikli araçlar, batarya ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde ham maddeden son ürüne, üretim zincirinin farklı halkalarında da söz sahibi konuma taşıyacağız.

Avrupa Birliği (AB) destekleriyle, Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında hayata geçirdiğimiz ‘Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Araştırma ve Yenilik Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi’ ile ülkemizde sürdürülebilir ve güvenilir bir nadir toprak elementi tedarik zinciri kurmak için önemli bir adım daha atıyoruz.”

Kacır, nadir toprak elementleri alanında Türkiye’nin arz güvenliğinin tahkimi için bütüncül bir cevap sunan 14 milyon avro tutarındaki proje kapsamında Munzur Üniversitesi Nadir Toprak Elementleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (MUNTEAM) bünyesinde gelişmiş bir laboratuvar altyapısı kurduklarını ifade etti.

Son teknoloji ekipman altyapısını nitelikli insan kaynağıyla buluşturarak nadir toprak elementleri bazlı yüksek katma değerli ürünlerin Türkiye’de üretilmesi ve geliştirilmesi için yetkinliklerini genişlettiklerini anlatan Kacır, şunları kaydetti:

“Rüzgar enerjisi sanayi, elektrikli araçlar, havacılık ve uzay teknolojileri başta olmak üzere yüksek teknolojili sektörlerde kullanılan optoelektronik malzemeler, mıknatıslar gibi nitelikli ürünleri ülkemizde üretmek üzere AR-GE çalışmalarını gerçekleştirme imkanına sahibiz.

Proje kapsamında yürüteceğimiz çok boyutlu çalışmalarla kamu, üniversite ve sanayi işbirliğini artırarak AR-GE ve üretim kabiliyetlerimizin ekonomik değere dönüşmesini sağlayacağız. Ülkemizin temiz enerji ve mobilite çözümleri geliştirme ve uygulama becerisini perçinleyen bu proje kapsamında aynı zamanda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) bünyesinde bir pilot geri dönüşüm tesisi de kuruyoruz.

Nadir toprak elementlerinin çevreci yöntemlerle geri kazanımına imkan tanıyacak bu tesis, bünyesindeki yüksek kalite test ve analiz altyapısıyla MTA’nın nadir toprak elementleri alanında ülkemizin ihtiyaçlarına cevap vermesini sağlıyor olacak.

Avrupa Yeşil Mutabakatı ve döngüsel ekonomi hedeflerimizle uyumlu bir ulusal nadir toprak elementi tedarik zinciri kurulması için önemli bir basamak konumundaki bu tesis şimdiden ülkemize hayırlı olsun.”

“AVRUPA BİRLİĞİ İLE İŞBİRLİĞİNİ SÜRDÜRME İRADESİ TAŞIYORUZ”

Kacır, gelecek dönemde gerek MTA gerekse de MUNTEAM laboratuvarlarının uluslararası ölçekte çalışmalarını sürdürmeleri için akreditasyon başvuru süreçlerini destekleyeceklerini aktardı.

Oluşturulan altyapıların yetkinliklerini eğitim, danışmanlık ve işbirliği faaliyetleri ile daha da artıracaklarını vurgulayan Kacır, şunları dile getirdi:

“Ülkemizin teknoloji odaklı kalkınma yolculuğunda stratejik ihtiyaçlarımıza cevap veren bu projeyi Avrupa Birliği yeşil dönüşümü ve kritik ham madde tedarikine katkı sağlaması açısından da kıymetli görüyorum. Her fırsatta vurguluyoruz, Türkiye, coğrafi konumu, güçlü üretim ve teknoloji altyapısı, nitelikli insan kaynağıyla Avrupa değer zincirinin vazgeçilmez unsurudur.

Türkiye’yi Avrupa’nın vazgeçilmez bir parçası olarak görmeyen bir yaklaşımla Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşümde, döngüsel ekonomide, katma değerli üretim ve teknoloji geliştirmede hedeflerine ulaşması asla mümkün değildir.

Avrupa Birliği programlarını, Avrupalı dostlarımızın bu yaklaşımımızı paylaştığının önemli birer göstergesi olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de ikiz dönüşümü ve kritik ham madde tedarikini öncelikleyen projelerde kazan-kazan prensibi doğrultusunda Avrupa Birliği ile işbirliğini sürdürme iradesi taşıyoruz. Projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

Konuşmaların ardından Bakan Kacır ve katılımcılar, açılış kurdelesini kestikleri Munzur Üniversitesi Nadir Toprak Elementleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde incelemede bulundu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-acikladi-turkiyeyi-nadir-toprak-elementinde-soz-sahibi-yapacak-adim/feed/ 0
AB tescilli ürünlerde hedef markalaşma https://www.foxtvhaber.com.tr/ab-tescilli-urunlerde-hedef-markalasma/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ab-tescilli-urunlerde-hedef-markalasma/#respond Tue, 16 Jul 2024 07:24:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15574 Zengin floraya sahip yaylalarda üretilen Bingöl balı ile Osmaniye yer fıstığının Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret tescili alması her iki kentte de sevinçle karşılandı. Tescilli ürünlerde markalaşma yolunda önemli bir süreç başlarken üretim ve ihracatın daha da artması bekleniyor. Bingöl Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Ali Aba ürettikleri balın AB’den coğrafi işaret tescili almasının sevincini yaşadıklarını belirtti. Aba “Markalaşmaya doğru gidiyoruz. Bu tescille balın piyasa değeri artar, ihracatta önü açılır ” dedi. Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak ise “Artık Bingöl balı hem Türkiye’de hem de Avrupa Birliği’nde tescillenen bir bal olmuş oldu. AB tescilinin balcılara, üreticilere ciddi yansımaları olacak. Bundan sonra çok kaliteli bal sahada olacak. Ve bu balı üretmeye hevesli veya talipli arıcılarımız olmuş olacak. Bu sürecin hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. Türkiye’nin AB’den tescilli balı olarak kayıtlara geçen Bingöl balının kentte kayıtlı 1300 arıcı tarafından, 174 bin kovanda üretimi sürüyor.

Osmaniye ise Türkiye’de fıstık üretimin ortalama yüzde 40’ını, işlemesinin ise yüzde 98’ini gerçekleştiriyor. Osmaniye Valisi Erdinç Yılmaz “Güvenli ve güvenilir gıdada önemi fazlasıyla artan coğrafi işaretli ürünlerin korunması ve sürdürülebilirliğinin de sağlanması ve markalaşması adına ürünümüzün AB tarafından tescil edilmesi çok önemlidir” diye konuştu.

ÜRÜN MARKETLERE GİRECEK

Yer fıstığı üretimi ve ihracatı yapan Fahri Uyduran ürünün AB tescili almasının yurt içinin yanı sıra yurt dışında da büyük fayda sağlayacağını söyledi. Tescille ürünün hem üretiminin hem de ihracatının artacağını belirten Uyduran, şöyle konuştu: “Avrupa Birliği’nde bulunan marketlerin farkındalığına bu ürün girecek. Bu da onların da coğrafi işaretli, kendilerinin de tanıdığı bu ürünü almasına neden olacak. Tabii tüketim, talep arttıkça da bu ürün havzasında daha fazla ekilecek. Daha fazla insan bu işten ekmek yiyecek.” Uyduran, AB tescilinin yer fıstığının üretilmesine ve işlenmesine de belli bir standart, kalite getireceğini belirtti. Osmaniye’deki üretimin belli bir standardın üzerine geldiğinin altını çizen Uyduran “Artık saatte 1 ton fıstık eleyen değil 5 ton eleyen makineler var. Saatte 500 kilogram fıstığı seçebilecek değil, 3-4 ton ürünü seçebilecek optik okuyuculu makineler var. O yüzden sorun yok” dedi.

GAZİANTEP’İN ÜRÜNLERİ TKDK İLE KALKINACAK

Gastronomi alanında UNESCO’nun “Yaratıcı Şehirler Ağı”nda yer alan Gaziantep’in coğrafi işaretli ürünleri Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) desteğiyle daha da kalkınacak. Gaziantep bu yıl TKDK tarafından yürütülen IPARD III Programı’na dahil edildi. Kentin programa dahil edilmesinin ardından başvurularını hazırlayan 13 yatırımcı, desteklere başvurdu. 100’den fazla coğrafi işaretli ürünü bulunan kentte yatırımcılar, Antep fıstığı, mercimek, badem işleme ve yeni tescillenen Araban Sarımsağı depolama tesisine destek almak için başvuru yaptı.

KAYNAK: AKŞAM
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ab-tescilli-urunlerde-hedef-markalasma/feed/ 0
Yılın ilk yarısında 11,4 milyon adet çeyrek altın üretildi https://www.foxtvhaber.com.tr/yilin-ilk-yarisinda-114-milyon-adet-ceyrek-altin-uretildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yilin-ilk-yarisinda-114-milyon-adet-ceyrek-altin-uretildi/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:00:25 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15423 derlediği bilgilere göre, altın fiyatlarında görülen yükseliş fiziki altın talebine olumlu yansıdı.

Talebe yetişmek için fazla mesai yapan Darphane, ilk yarıda 11 milyon 413 bin 710 adet çeyrek altın üretti.

Darphane’nin çeyrek altın üretimi ocakta 1 milyon 826 bin 950, şubatta 2 milyon 260 bin 660, martta 2 milyon 460 bin 130, nisanda 3 milyon 53 bin 660, mayısta 1 milyon 443 bin 870, haziranda 368 bin 440 adet oldu. En yüksek üretim nisanda görülürken, geçen yılın ilk yarısına oranla toplam üretim artışı yüzde 3,6 olarak gerçekleşti.

Darphane’nin ürettiği diğer ziynet altın ürünlerine bakıldığında, 6 aylık süreçte 1 milyon 615 bin 585 adet yarım altın, 1 milyon 565 bin 802 adet tam altın, 135 bin 966 adet iki buçukluk ve 899 adet beşlik altın üretildi.

İlk yarıda üretilen toplam ziynet altın adedi 14 milyon 731 bin 962’ye ulaşırken, bu rakam 2023 sonunda 24 milyon 434 bin 311 olmuştu.

“GÜNLÜK ORTALAMA 300-400 KİLOGRAM CUMHURIYET ALTINI ÜRETİLİYOR”

Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hekim, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, çeyrek altın üretiminde mayıs ve haziran rakamlarının değişkenliğine işaret ederek, üretim miktarlarının vatandaşlar ve kuyumculardan gelen altın taleplerinin seyrine göre değiştiğini söyledi.

Yeni tarihli altınların yoğun talep gördüğünü ifade eden Hekim, şu bilgileri paylaştı:

“Cumhuriyet ziynet altınlarında tarih değişikliği miladi takvim yılı başında, Cumhuriyet sikke altınlarında ise her yıl Cumhuriyet Bayramı’nda yapılıyor. Bu tarihlerde kullanıma sunulan yeni tarihli altınlar vatandaşlarımızdan daha yoğun bir talep gördüğünden her yıl 1 Ocak ve 30 Ekim tarihleriyle birlikte Cumhuriyet altınlarına olan talepte dönemsel bir artış yaşanıyor. İlaveten, Cumhuriyet altınlarına olan talep artışı ya da azalışları küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve politik gelişmeler sonucu altın fiyatında ons başına oluşan dalgalanmalardan da etkilenmektedir.”

Hekim, Darphane’nin Beşiktaş yerleşkesindeki mevcut fabrikasında tek vardiya olarak günlük ortalama 300-400 kilogram Cumhuriyet altını üretildiğini aktardı.

Dönemsel olarak oluşan aşırı taleple birlikte teslimatlarda gecikmeler yaşandığını anlatan Hekim, “Bu sorunun önüne geçmek maksadıyla Darphane’nin Kartal’daki yerleşkesinde yeni bir Cumhuriyet altını üretim fabrikası kuruldu. Birkaç aya kadar devreye almayı planladığımız yeni tesis, mevcut fabrika kapasitesinin çok üzerinde üretim yapacak modern ve yüksek teknolojiye sahip. Yeni fabrikanın devreye alınmasıyla Cumhuriyet altınlarında yaşanan dönemsel talep artışlarında gecikmelere fırsat vermeden vatandaşlarımızın talepleri karşılanacaktır.” diye konuştu.

“KMTS’NİN AĞUSTOS SONUNA DEVREYE ALINMASI HEDEFLENİYOR”

Hekim, Darphane’de 5’i ziynet, 5’i de sikke olmak üzere farklı özelliklerde 10 çeşit Cumhuriyet altını üretildiğini kaydetti.

Gram altın üretiminin Darphane’nin yetkilendirdiği rafinerilerde yapılabileceğini anımsatan Hekim, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu alanda üretim verisi takibi Kıymetli Maden Takip Sistemi (KMTS) ile gerçekleşebilecek. KMTS kapsamında faaliyet göstermek isteyen rafinerilerimiz Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdürlüğü’nden izin almak zorundadır. Bu izin süreçleri halihazırda devam ediyor. Faaliyet izni verilecek kıymetli maden rafinerileri faaliyet izinlerini müteakiben en geç 15 gün içinde KMTS’ye kaydını yaptıracak. Sistemin, izin süreçlerinin ağustos sonuna kadar tamamlanarak devreye alınması hedefleniyor.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yilin-ilk-yarisinda-114-milyon-adet-ceyrek-altin-uretildi/feed/ 0
Bakan Kacır: Bir Çin otomotiv deviyle daha yatırım imzası yakın https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-bir-cin-otomotiv-deviyle-daha-yatirim-imzasi-yakin/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-bir-cin-otomotiv-deviyle-daha-yatirim-imzasi-yakin/#respond Fri, 12 Jul 2024 21:12:19 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15216 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, CNBC-e’de katıldığı canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlarken, otomotivde yeni bir yatırım haberi daha verdi. 

Bakan Kacır, geçen günlerde imzalanan 27 yılın ardından ilk olan Çinli otomotiv  devi BYD’nin ardından bir yatırım daha geleceğini belirtirken, şu açıklamaları yaptı: 

“Hafta başında imzaladığımız anlaşma hepimiz için yeni bir umut kaynağı oldu. Türkiye olarak çok güçlü bir oyuncuyuz. Avrupa’nın üçüncü büyük üreticisiyiz. Türkiye’de toplam 13 marka üretim faaliyetini sürdürüyor. Son dönemde Çin küresel düzeyde yadsınamaz bir yükseliş içinde. Elektrikli araçlar önemli bir pay tuttu. Batarya teknolojilerine yapılan yatırımlarda Çin dünya lideri oldu. 40 milyon elektrikli otomobilin 25 milyonu Çin’de. Çinli üreticilere Türkiye’de geçmişte yatırım yapmış markaların adım adım nasıl kapasite artırdıklarını paylaştık. Birkaç markayla sıkı bir iletişim içinde olduk. Biri de BYD idi. BYD bu alanda dünya lideri. Her gün 32 patent geliştiren bir marka. BYD’nin Türkiye’de olmasını çok arzu ettik. Hangi bölgelerde üretim yapılabileceğine ilişkin yoğun çalışma gerçekleştirdik. Pazartesi nihayetinde anlaşmayı imzalamış olduk.”

ÇİNLİ ÜRETİCİLERE VERGİ MUAFİYETİ

“İstisnaların getirilmesi yeni bir uygulama değil. Geçmişten bu yana yürütülmüş bir uygulama. Aslolan Türkiye’nin rekabet gücünü yükseltmektir. Türkiye açık bir ekonomidir. Biz sadece Türkiye pazarını hedefleyerek yatırımcıların geldiğine şahit olmuyoruz. İhracat hedefiyle geliyor. BYD sadece bir üretim yatırımı değil, Ar-Ge merkezi yatırımı da ilan etti.”

RENAULT’UN YENİ NESİL PLANLARI 

Renault CEO’su ile görüşmesine yönelik Kacır, “Şirketin 360 bin kapasiteli bir üretim tesisi var Bursa’da. Hibrit otomobil üzerine yatırımları hızlandırdılar. Planlarının tümünü bakanlık olarak destekliyoruz. Kendileriyle daha öte planlar yapmaya hazırlanıyoruz. Renault’nun yeni nesile yönelik önemli planları var. Teknolojinin tüm alanlarında muazzam bir dönüşüm var. 10 yıllık planlar hazırlıyoruz, bunlar kalkınma planlarıyla uyumlu. Türkiye yatırımcılar için öngörülebilir olsun istiyoruz” dedi.

“BYD YATIRIMININ TEŞVİKİNE İLİŞKİN HAFTAYA KAPSAMLI AÇIKLAMA YAPILACAK”

Yatırımcıların Türkiye’nin adım atması için önemli bir enstrüman. BYD doğrudan 5 bine dolaylı 25 bin istihdamdan bahsediyoruz. Böyle yatırımları teşvik edeceğiz. Her bir proje için terzi usulü destek veriyoruz. Önümüzdeki haftalarda BYD’nin yatırım teşvikine ilişkin haftaya daha kapsamlı paylaşımlar yapacağız. Teşviklerde yatırım yeri temini için kolaylıklar sunuyoruz. İstihdama yönelik vergi uygulamalarına yönelik desteklerimiz de var. Renault’un mevcut fabrikada üretim düzeyini artırma planı var. Yeni nesil araç modellerini Türkiye’de üretme planları var.

“HİBRİT VE ELEKTRİKLİ ÜRETİMDE TÜRKİYE’NIN PAYINI ARTIRMAK İSTİYORUZ”

Önümüzdeki dönemde hibrit ve elektriklide Türkiye’de üretimin payını artırmak istiyoruz. İçten yanmalı üretiminin payını adım adım azaltmak istiyoruz. Bu yolda daha hızlı koşmak istiyoruz. Şarj istasyonlarının yayılması konusunda çok ciddi atak yaptık. Elektrikli araç kullanım alışkanlıkları artıyor. Bütün bunlar Türkiye’nin yeşil dönüşümde planlı hareket ettiğini gösteriyor. BYD gibi başka markaların da yeni teknoloji yatırımlarını hızlandırması için gayret göstereceğiz.

YENİ YATIRIM YOLDA

Son bir ayda iki markayla artık son noktaya geldik demiştim. Biriyle imzayı attık. Bir diğeriyle de imza atma ihtimali yakın zamanda olabilir. Sürpriz olmaz. Doğrudan yabancı sermaye adımlarını hızlandıracak adımlar atacağız. Biz başka ülkelerin ardından gitmeye razı olacak ülke değiliz.

“ELEKTRİKLİ ÜRETİMİN ARTMASI TOGG’UN LEHİNE”

Togg’u milli şampiyonumuz olarak ifade ediyorum. Doğuştan elektrikli olarak yola çıkması elimizdeki en güçlü argüman. Türkiye’nin yeşil dönüşüme ne kadar güçlü şekilde inandığını ispat eden bir iş. Birileri bu araçlar tanıtılıyor ama fabrikası yok dediler. Fabrika inşaatı bitmek dediler. Şimdi 33 binden fazla araç yollarda. Togg rekabetçi şekilde yola devam edecek. Togg’un yurt dışına satabiliyorsak sürdürülebilir başarıdan bahsedebiliriz. Togg rekabetten kaçma niyetinde değil. Türkiye’ye yeni şirketin gelmesi Togg için endişe kaynağı olmaz.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-bir-cin-otomotiv-deviyle-daha-yatirim-imzasi-yakin/feed/ 0
1 milyar dolarlık anlaşma sonrası Türkiye’yi radarlarına aldılar https://www.foxtvhaber.com.tr/1-milyar-dolarlik-anlasma-sonrasi-turkiyeyi-radarlarina-aldilar/ https://www.foxtvhaber.com.tr/1-milyar-dolarlik-anlasma-sonrasi-turkiyeyi-radarlarina-aldilar/#respond Fri, 12 Jul 2024 00:00:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15108 ALJ Türkiye ve Avrupa Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Ali Haydar Bozkurt, BYD’nin Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım kararına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Tarihi bir ana şahitlik ettikleri için çok heyecanlı ve gururlu olduklarını dile getiren Bozkurt, tüm yatırımlardan mutluluk duyduklarını ancak kendi alanında bir dünya lideri olan BYD gibi bir markanın Türkiye’ye gelmesinden de kat kat mutlu olduklarını söyledi.

ALJ Türkiye olarak Çin’in başta Avrupa olmak üzere bir açılma atağı yapacağını hep öngördüklerini dile getiren Bozkurt, “Hep demiştik ki ‘biz Çinli üreticileri Türkiye’ye çekmeliyiz. Çünkü bir tanesini çekersek ondan sonra burada bir ekosistem oluşacak ve devamı gelecek. Ondan sonra gelen markaların içinde burada bir üretim hub’ı oluşmaya başlayacak’ demiştik. Bu anlamda bu ilk yatırımı çekebilmek çok kıymetliydi. Bunun böyle de bir farklı anlamı var.” ifadelerini kullandı.

“BELKİ FARKLI ENDÜSTRİLERDEN DE YATIRIMCILAR ARTIK TÜRKİYE’Yİ RADARINA ALACAK”

Bu yatırımın arkasından diğer Çinli üreticilerin Türkiye’yi ciddi anlamda radara alacaklarını düşündüğünü dile getiren Bozkurt, şöyle devam etti:

“Birkaç farklı markanın daha önümüzdeki süreçte yatırım yapmak üzere buraya geleceğini düşünüyorum. Çünkü burada yatırım yapıp Avrupa pazarlarına gümrük birliği avantajından faydalanarak sıfır gümrükle araç ihraç etme şansları olduğunu onlar da biliyor. Zaten hep söylüyoruz, ülkemiz otomotiv üretiminde gerçekten kendisini kanıtlamış bir ülke. Bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman, burada mevcut üretim yapan fabrikaların da son 30, 40, 50 yıldır yaptıkları üretim kalitesini değerlendirdiğimizde, Çinlilerin Türkiye’yi seçmesi zaten bence kaçınılmazdı. İlk hamleyi de BYD yaptı. Dediğim gibi önümüzdeki süreçte diğer markaların da buraya gelmesi konusunda bu iyi bir ilk adım olacaktır. Hatta daha iddialı bir şey söyleyeyim. Otomotiv değil sadece, belki farklı endüstrilerden de yatırımcıların artık Türkiye’yi radarına almasıyla ilgili iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum.”

“BİZ BYD İLE DİSTRİBÜTÖRLÜK OPERASYONLARINI YÜRÜTECEĞİZ”

BYD’nin distribütörlük konusunda Türkiye’de ALJ’yi tercih etmesinin de kendileri için çok önemli bir gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Bozkurt, “Bundan sonraki süreçte de biz BYD ile distribütörlük operasyonlarını yürüteceğiz. Onlar da üretim tarafını devam ettirecekler. Biliyorsunuz şu anda yatırım kararları açıklandı. Manisa’da bir alan belirlendi ve olabildiğince hızlı bir şekilde üretime başlamak için çalışmalara başlayacaklardır. Biz ALJ Türkiye olarak da BYD’nin burada bütün teknolojilerinin, yeni ürünlerinin en iyi şekilde Türk ekonomisine, Türk müşterilerine sunulması için 360 derece bir hizmet standardında hazırlıklarımızı yapıyoruz. Satış, pazarlama, satış sonrası müşteri memnuniyeti, tüketici finansmanı, ikinci el… Tüm bunları yani değer zincirinin tamamını sunacak şekilde BYD’yi Türkiye’de, Türkiye halkına, Türk müşterisine sunmak için heyecanla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Ali Haydar Bozkurt, ALJ Türkiye olarak görüştükleri üretim ve yatırım ihtimali olan bütün gruplara, markalara, Türkiye’de üretimle ilgili potansiyeli anlatmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Öte yandan Ali Haydar Bozkurt, açıklamalarının ardından BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika Üst Yöneticisi (CEO) Stella Li ile bir araya geldi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/1-milyar-dolarlik-anlasma-sonrasi-turkiyeyi-radarlarina-aldilar/feed/ 0
BYD’nin Türkiye’deki yatırımı ‘kelebek etkisi’ yapacak https://www.foxtvhaber.com.tr/bydnin-turkiyedeki-yatirimi-kelebek-etkisi-yapacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bydnin-turkiyedeki-yatirimi-kelebek-etkisi-yapacak/#respond Wed, 10 Jul 2024 01:36:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14890 Ticaret Bakanlığı’nın yerli üretimin iç pazardaki payının yükseltilmesi ve korunması ile yurt içine yatırımların özendirilmesi amacıyla Çin menşeli benzinli ve hibrit binek otomobillere ilave gümrük vergisi uygulanması kararı, sonuçlarını vermeye başladı.

Kararın ardından, sıklıkla “Türkiye’yi Avrupa’ya açılan bir kapı” olarak gördüklerini dile getiren Çin markaları, eylem ve yatırım planlarını açıklamaya başladı.

BYD’nin Türkiye’ye yönelik yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım kararının, bir “kelebek etkisi” yaparak Türkiye’de yatırım yapmayı planlayan DFSK, Skywell, Chery, MG ve SWM gibi diğer Çin markalarına da olumlu yansıyacağı öngörülüyor.

BYD

Çinli markalar arasında yatırım konusunda ilk somut adım dünyanın en büyük elektrikli otomobil üreticilerinden BYD’den geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang arasında imzalanan anlaşma kapsamında firmanın, Türkiye’ye yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım yapacağı duyuruldu.

Yıllık 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretim tesisi ile sürdürülebilir mobilite teknolojilerine yönelik AR-GE merkezi kurulmasını içeren anlaşma kapsamında, tesisin 2026 sonunda üretime başlaması ve 5 bin kişiye doğrudan istihdam sağlaması bekleniyor.

Uzmanlar, Çin’in Türkiye’nin dış ticaret açığında önemli bir role sahip olduğunu ve otomotiv sektörünün de bu açıktaki en önemli sektörlerden biri konumunda bulunduğunu belirtiyor. Bu gelişmenin bir “kelebek etkisi” yaparak diğer Çin markalarına da olumlu yansıyacağı öngörülüyor.

SKYWELL

BYD’nin yatırımı kadar henüz somut bir adım atılmasa da birçok Çin markası da yatırım konusunda istekli görünüyor.

Türkiye’de daha önce yatırım için yer baktıklarını açıklayan Ulu Motor ile Çin’in teknoloji firmalarından Skywell’in üreticisi Skyworth yetkilileri, mevcut stratejik ve teknolojik ortaklıklarını global platformlarda büyütmek üzere Ankara’da bir araya geldi.

Türkiye’de bir araç üretim hattı kurmak, yedek parça tedarik sistemini Türkiye’ye getirme ve bazı parçaların üretimini burada yapmayı da planları arasına koyma konusunda çalışmaları devam eden Skywell yetkilileri, Türkiye’nin yeni enerji araç endüstrisi teknolojisini ve kapasitesini geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.

DFSK

Türkiye’de SHS Otomotiv distribütörlüğünde binek ve ticari araçlarıyla faaliyet gösteren, Çin’in en büyük dört otomobil üreticisinden biri olan DFSK yetkilileri de yatırım ve ortaklıklar konusunda niyet beyan etti.

Seres Group Denizaşırı Başkanı Zhang Xingyan markanın İstanbul’daki E5 modelinin tanıtımında yaptığı konuşmada, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Türkiye pazarı DFSK için stratejik öneme sahip ve Türkiye’yi Avrupa’ya açılan bir kapı olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Avrupa’da üretim tesisleri kurma planlarımızdan biri olan Türkiye, en önemli aday ülke konumunda. Türkiye pazarına daha iyi hizmet verebilmek amacıyla temmuz ayından itibaren kapsamlı satış sonrası eğitimleri başlatmayı planlıyoruz. Her tüketiciye uygun ve profesyonel hizmet sunabilmek için güçlü bir satış ve hizmet ağı kurmayı hedefliyoruz. Ayrıca, yerel hükümetler ve iş ortaklarıyla aktif işbirliği yaparak yeni enerji araçları endüstrisinin gelişimine katkıda bulunuyoruz.”

CHERY

Türkiye otomobil pazarında en fazla pazar payına sahip Çin markası olan Chery’den de ilave vergi uygulaması sonrasında değerlendirme geldi.

Chery Türkiye Başkanı Si Fenghuo, yazılı açıklamasında, “Türkiye, bizim en stratejik pazarlarımızdan bir tanesi ve ayrıca Chery’nin Avrupa stratejisinin de önemli bir parçası. Bu nedenle Chery markası olarak müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek adına Eylül 2022’de tamamen kendi öz sermayemiz ile iştirak şirketimiz olan Chery Türkiye’yi kurduk. Hükümetin vergi düzenlemesi kararına saygı duyuyoruz. Mevcut durumu göz önüne aldığımızda, bir taraftan yapılan değişikliklere uyum sağlamak için çalışırken, diğer taraftan da ilgili Bakanlıklarla beraber Türkiye’de fabrika inşasının ve Türkiye’de üretimin fizibilite analizine yoğun bir şekilde çalışıyoruz. En kısa sürede Türkiye’de üretim gerçekleştirebilmek için çaba içerisindeyiz.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

MG

Doğan Trend Otomotiv Üst Yöneticisi (CEO) Kağan Dağtekin de şu değerlendirmeyi yapmıştı:

“MG yönetimi, Avrupa’daki gelişimini devam ettirmek üzere Avrupa’da üretim tesisleri kuracaklarını resmen paylaşmışlardı. Biz Doğan Trend olarak, Avrupa’da planlanan tesislerin ilki Türkiye’de olsun diye çalışıyoruz. MG ile geçen hafta niyet mektubu imzalama aşamasına geldik. Ancak net bir şekilde bilinmelidir ki yatırım karar alınması uzun bir süreçtir ve temennilerin ötesinde kati konuşmak doğru değildir. Sanayi Bakanlığımız da bu yatırım konuda işin içinde ve kendilerinden çok iyi destek alıyoruz.”

SWM

Son olarak da Çin’in önde gelen otomotiv üreticilerinden Shineray Group bünyesinde faaliyet gösteren SWM Motor’un, Türkiye’de üretim yapmak için başvurularını tamamladığı bildirildi.

Şirketin Türkiye temsilcisi ATMO Group CEO’su Anton Chernov, “Yıllık 50 binden fazla araç üretim kapasitesine sahip bir üretim tesisi üzerinde çalışıyoruz. Üretim tesisi, Türkiye pazarının ihtiyaçlarını karşılayacak ve aynı zamanda Balkan ülkeleri ve AB bölgesindeki diğer pazarlara da ihracata odaklanacak.” ifadelerini kullandı.

ODMD LİSTESİNDE ÇİN MENŞELİ MARKA SAYISI 11’E YÜKSELDİ

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, ODMD listesine yeni Çin firmalarının da dahil olmasıyla pazardaki toplam marka sayısı 54’e ulaştı.

Son dönemde Çin markalarının Türkiye’ye ilgisinde belirgin bir artış gözlenirken, bu durum pazara giren firma sayısına da yansıdı.

Türkiye otomotiv pazarında Skywell, MG, Chery, Leapmotor, Seres, Maxus, Hongqi, DFSK, BYD, NETA ve SWM olmak üzere 11 Çin menşeli marka bulunuyor. Bu listeye yakın zamanda Jaecoo markasının da eklenmesiyle Çin menşeli marka sayısının 12’ye yükselmesi bekleniyor.

DFSK ve Chery içten yanmalı motora sahip otomobilleri Türkiye pazarında satışa sunarken, MG hem elektrikli hem içten yanmalı, diğer markalar da elektrikli modelleriyle boy gösteriyor. Lüks segment otomobil satan Voyah ise ODMD’de listelenmiyor. Ayrıca DFSK ve Maxus markaları hafif ticari araç satışı da yapıyor.

ÇİN MARKALARININ TÜRKİYE PAZARINDAN ALDIĞI PAY YÜZDE 8,3

Çin otomotiv firmalarının Türkiye’deki toplam satışları (otomobil ve hafif ticari) yılın ilk 6 ayında 48 bin 17’ye, otomotiv pazarından aldıkları pay da yüzde 8,3’e ulaştı.

Çin markaları arasında DFSK ve Maxus’un ticari araç satışı da bulunuyor. Bu iki markanın hafif ticari satışları hariç tutularak sadece otomobil özelinde bakıldığında Çin markalarının satış sayısı 47 bin 568’e, pazar payı ise yüzde 10,27’ye yükseldi.

EN FAZLA SATIŞ YAPAN ÇİN MARKALARI

Çin otomotiv firmalarının Türkiye’de ocak-haziran dönemindeki satış sayılarına bakıldığında, Chery 34 bin 501 satışla ilk sırada yer aldı. 11 bin 74 adet satış sayısına ulaşan MG ikinci, 1426 satış yapan BYD de üçüncü oldu.

DFSK, otomobil ve hafif ticari olmak üzere 438 satışla dördüncü, Maxus 195 satışla beşinci sırada konumlandı.

ŞUBAT 2023’TE SATIŞ SAYISI 1000’İN ALTINDA KALMIŞTI

Chery ve bazı Çin markalarının satışa henüz başlamadığı geçen yılın şubat ayına bakıldığında, Çin markalarının toplam satışları 1000 adedin altında kalmıştı. 2023’ün tamamında ise Çin markaları, toplam 967 bin 341 adetlik Türkiye otomobil pazarında, 59 bin 97 satışla yüzde 6,10 paya ulaşmıştı.

Böylece, Çin markalarının hem satış sayısı hem de pazar payı açısından Türkiye pazarındaki konumlarını güçlendirdiği görüldü.

İthal araçlar arasında Çin markalarının payı yüzde 12 seviyesinde

Diğer yandan, ocak-haziran döneminde 577 bin 981 adetlik toplam pazarda yerli araç satışları 177 bin 591, ithal araç satışları ise 400 bin 390 adet oldu. Böylece toplam pazarın yüzde 69,27’si ithal araçlardan oluştu.

İthal araçlar arasında ise Çin markalarının payı yüzde 12 seviyesinde kayıtlara geçti.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bydnin-turkiyedeki-yatirimi-kelebek-etkisi-yapacak/feed/ 0
Türkiye’de araç fiyatlarını düşürecek hamle: Domino etkisi yapabilir https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyede-arac-fiyatlarini-dusurecek-hamle-domino-etkisi-yapabilir/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyede-arac-fiyatlarini-dusurecek-hamle-domino-etkisi-yapabilir/#respond Tue, 09 Jul 2024 22:12:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14842 Çinli elektrikli araç devi BYD, Türkiye’ye 1 milyar dolar değerinde yatırım yapma kararı aldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile BYD arasında dün imzalanan anlaşmaya göre, Türkiye’de yıllık 150.000 araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretim tesisi kurulacak. Bu tesiste 5 bin kişiye istihdam sağlanması planlanıyor ve 2026 yılının sonunda üretime başlaması hedefleniyor. Bu yatırım, 27 yıl sonra Türkiye’ye yapılan ilk doğrudan otomotiv yatırımı olma özelliğini taşıyor. Ayrıca, Çin’in önde gelen otomotiv üreticilerinden Shineray Group bünyesinde faaliyet gösteren İtalyan SWM Motor da Türkiye’de üretim yapmak için başvurularını tamamladı.

TÜRKİYE’YE YATIRIMIN AVANTAJLARI NELER?

Bu yatırımın Türkiye’ye birçok avantajı bulunuyor. Üretilen araçlar doğrudan Avrupa’ya ihraç edilecek mi? Çinli araçların Türkiye’de üretilmesiyle fiyatlar daha cazip hale gelecek mi? Bu gibi sorular yatırımın getireceği fırsatları daha da önemli kılıyor.

‘DİĞER MARKALAR İÇİN DOMİNO ETKİSİ YAPABİLİR’

İstanbul Motorlu Araç Satıcıları Derneği (İMAS) Başkanı Hayrettin Ertemel, konuyla ilgili merak edilenleri değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:

Bu tür büyük yatırımlar, diğer markalar için de domino etkisi yaratabilir. Türkiye’nin otomotiv sektöründe önemli bir üretim merkezi haline gelmesi, hem yerli hem de yabancı yatırımların artmasına katkı sağlayacaktır. BYD’nin yatırımı, Türkiye’yi elektrikli araç üretiminde global bir oyuncu yapma potansiyeline sahip.

BYD’nin Türkiye’ye yapacağı bu büyük yatırım, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve teknolojik anlamda da birçok fayda sağlayacak gibi görünüyor. Elektrikli araçların üretimi, fosil yakıt bağımlılığını azaltarak çevreye olan zararı minimuma indirme hedefini destekliyor. Ayrıca, bu yatırım sayesinde Türkiye, otomotiv teknolojilerinde öncü bir ülke olma yolunda önemli bir adım atmış olacak.

Getirilen ek mali yükümlülüğün maksatlarından bir tanesi de Çin menşeli markaları ülkemizde üretim yapmaya yönlendirmekti. Zira Türkiye otomotiv piyasası Çin’in ihracat gerçekleştirdiği en büyük pazarlardan bir tanesi.

BYD’NİN TÜRKİYE HAMLESİ DİĞER MARKALARI HAREKETE GEÇİREBİLİR

Koşullar bu şekilde olunca alınan yatırım kararları öngörülen bir durumdu. Özellikle Çin’in en büyük otomotiv üreticilerinden biri olan BYD’nin yatırıma yönelmesi diğer markalar için de domino etkisi yaratabilir.

İlk adımı atılan ve 1 milyar dolar tutarında yatırımla öngörülen üretim tesisleri kurulduğu taktirde fiyatlar anlamında tüketicilere, otomotiv piyasasına, yurt dışı gelir ve yaratacağı 5000 kişilik istihdam ile ülke ekonomimize katkıları olacaktır.

Türkiye sahip olduğu otomotiv tesisleriyle ve kapasitesiyle birlikte AB ülkeleri arasında ilk 4 sırada. Yine AB ithalatında ülkemiz üst sıralarda yer alıyor. Açıklanan 150.000 araç kapasiteli yeni yatırım ülkemizin seviyesini yükseltecektir. Konumu ve potansiyeli ile birlikte Çin menşeli markaların sadece Türkiye değil, Avrupa pazarı için de ülkemizi üretim noktası olarak belirlemesi oldukça mümkün bir durum.

Öte yandan Çin menşeli markaların Avrupa’da da fabrika kurmaya yönelik düşünceleri olduğuna dair haberleri zaman zaman görüyoruz. Bu noktada süreci doğru yürütme gayreti ve kazan kazan ilkesi üzerinden yürütülecek stratejilerle Türkiye’nin Avrupa üreticisi olmasını sağlamak, sadece otomotiv piyasası için değil, ülke ekonomimiz için de kazanımlar sağlayacaktır.

OTOMOTİV SEKTÖRÜ DENGELERİ BELİRLEYEN BİR SEKTÖR

Konunun sadece sektörel değil, dünya ticaret dengelerini belirleyen global bir husus olarak yorumlanması gerektiği kanaatindeyiz. Otomotiv piyasası bu dengeleri belirleyen ve yeni alanlar açan oldukça büyük bir sektör. Ülkemizin de bu dengelerde konum edinmesi bizler için oldukça önemli. Diğer yandan ülkemize gelmesi muhtemel Çin menşeli markalarla üretim, teknoloji ve satış alanlarında kurulacak iş birlikleri yerli otomotiv sanayimizin ve markalarımızın da daha hızlı büyümesine vesile olabilir.

ARAÇ MALİYETLERİ DÜŞECEK, FİYATLAR TÜKETİCİYE YARAYACAK

Çin menşeli markaların yürüttüğü fiyat politikası diğer markaların fiyatlarını baskılayan ana unsurlardan bir tanesiydi. Bu tesisler kurulduğu takdirde maliyetler düşeceğinden, oluşacak koşullar fiyat rekabeti anlamında tüketici lehine olacaktır.
 

Ülkemizde en çok satılan Çin menşeli araçlar içten yanmalı motora sahip. Süreç içerisinde alınan kararlar ve tüketici refleksi gibi sebeplerle henüz elektrikli araç modelleri tam manasıyla ülkemize giriş yapmış değil. Dolayısıyla bugünün şartlarıyla geleceği yorumlamak yanıltıcı olacaktır.

ÇİN ARAÇLARI TÜRKİKYE PİYASASINDA KARŞILIK BULUYOR

Yüzeysel yorumlamak gerekirse, Çin menşeli araçların Türkiye piyasasında karşılık bulduğu bir gerçek. Dolayısıyla uygun fiyatlı elektrikli araç modelleri de karşılık bulacaktır. Böylesi bir durumda elektrikli araç piyasasında da fiyatları baskılayan etkileri olması beklenebilir.

Öte yandan iç piyasa dengelerini de göz önünde bulundurmak oldukça önemli. Başta TOGG olmak üzere tüm markalar açısından dezavantaj oluşturmayan koşulların sağlanması gerektiği kanaatindeyiz.”

KAYNAK: MİLLİYET
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyede-arac-fiyatlarini-dusurecek-hamle-domino-etkisi-yapabilir/feed/ 0
Otomobil devi BYD’den Türkiye’ye yatırım: 1 milyar dolarlık imza atıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/otomobil-devi-bydden-turkiyeye-yatirim-1-milyar-dolarlik-imza-atildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/otomobil-devi-bydden-turkiyeye-yatirim-1-milyar-dolarlik-imza-atildi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:12:16 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14827 Son dakika haberi… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD Başkanı Wang Chuanfu ve beraberindeki heyeti Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Elektrikli araç üreticisi Çinli BYD ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında 1 milyar dolarlık yatırım anlaşması imzalandı.

Çinli otomotiv deviyle imzalar Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu tarafından atıldı.

Yapılan anlaşma çerçevesinde, BYD’nin Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolar yatırımla, yıllık 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretim tesisi ile sürdürülebilir mobilite teknolojilerine yönelik Ar-Ge merkezi kurması öngörülüyor. 2026 sonunda üretime başlaması hedeflenen tesiste 5 bin kişiye kadar doğrudan istihdam sağlanması planlanıyor.

TÜRKİYE’NIN EŞSİZ AVANTAJLARI İLE AVRUPA’YA ULAŞILACAK

Halihazırda yılda 3 milyondan fazla otomobil üreten ve elektrikli araç satışlarında dünya lideri olan BYD tarafından Türkiye’nin tercih edilmesine ilişkin yapılan açıklamada, ”Türkiye’nin gelişen teknoloji ekosistemi, güçlü tedarikçi tabanı, olağanüstü konumu ve nitelikli iş gücü gibi sahip olduğu eşsiz avantajlar sayesinde, BYD’nin bu yeni üretim tesisine yaptığı yatırım, markanın yerel üretim yeteneklerini daha da geliştirmekte ve lojistik verimliliği artıracaktır. Bölgede yeni enerji araçlarına yönelik artan talebi karşılayarak Avrupa’daki tüketicilere ulaşmayı hedefliyoruz.” denildi.

TÜRKİYE KÜRESEL YATIRIMLAR İÇİN CAZİBE MERKEZİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yaptığı açıklamada şunları kaydetti;

Elektrikli araç ve batarya teknolojilerinde lider küresel marka BYD’nin ülkemize yatırım kararı almasından memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırım kararı, Aralık ayında Çin’e yaptığımız ve BYD’nin 110.000 mühendisiyle günde 32 patent ürettiğine bizzat tanık olduğumuz ziyaretten bu yana uzun süredir devam eden görüşme ve istişarelerin ürünüdür. Yeni teknolojileri ve Ar-Ge’yi Türkiye’ye getirme çabalarımız, ülkemizin yalnızca uluslararası yatırımlar için bir merkez değil, aynı zamanda bir inovasyon ve ileri yeşil teknoloji merkezi olma potansiyelini de vurgulamaktadır. Yeni nesil araçların yüksek yerli katma değerle üretimine yönelik bu yatırım, otomotiv sektörümüze güç katacak. Avrupa’nın en büyük üçüncü otomobil üreticisi olan Türkiye’de, 35 milyar doların üzerinde yıllık tutar ile ihracatın lider sektörü olan otomotiv sektöründe yeni nesil ve çevre dostu elektrikli araçlara yönelik dönüşümü öncelikli bir hedef olarak görüyoruz. Bu kapsamda milli markamız Togg, ülkemiz için öncü bir adım olmuştur. Ülkemizde üretim yapmakta olan diğer markaların da elektrikli araçlara yönelik yatırımları bakanlığımızca desteklenmektedir. Elektrikli araçların yaygınlaşmasını destekleyici önemli unsurlardan biri olan şarj istasyonlarının tüm şehirlerimizde hızla yaygınlaşmasını sağladık. Türkiye, yeni yatırımlarla otomotiv sektöründe dönüşümün lider ülkesi olacak.

Türk otomotiv sanayi için tarihi bir güne şahitlik ediyoruz. Otomotiv sektöründe sekizi küresel marka olmak üzere on üç marka üretim yapıyor. 2002 yılında toplam 300 bin araca yakın olan üretimimiz, geçtiğimiz yıl 1 milyon 400 bini aştı. Mevcut üreticilerimizin kapasite artışlarını her daim destekledik. Bunun yanında, ülkemize yeni marka yatırımları çekmek için de gayretlerimizi artırdık. BYD’nin yatırım kararı, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürdüğümüz yatırımcı dostu politikaların ve yatırımlara sunduğumuz desteklerin sonucudur. Türkiye, yatırımcılar için Gümrük Birliği yoluyla Avrupa pazarına ve yirmi üç ülkeyle imzalamış olduğu serbest ticaret anlaşmalarıyla pek çok ihracat pazarına erişim kapısıdır. Türkiye’ye güvenen ve yatırım yapanlar kazanmaya devam edecektir.

27 YIL SONRA DOĞRUDAN YATIRIM GELDİ

Türkiye’nin en büyük ihracatçı sektörü konumundan bulunan otomotiv sektöründe ana üretici yatırımı son olarak 1997 yılında Japon üretici Honda tarafından yapılmış ancak firma 2021 yılında Gebze’deki fabrikasını kapatmıştı. Aradan geçen 27 yılda birçok üreticinin adı yatırımla anıldı ancak hiçbiri hayata geçirilmedi. Ancak, Çinlilerin Batı’ya açılma stratejisi kapsamında üretim tesislerini Avrupa’ya taşımak istemesi yeni yatırımların önünü açtı. 2023 yılından beri devam eden görüşmeler neticesinde, 27 yıl sonra Türkiye’ye ilk büyük çaplı otomotiv yatırımının dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD’den gelmesi bekleniyor. Geçtiğimiz hafta Bloomberg’e konuşan Türk yetkililerin verdiği bilgilere göre, söz konusu yatırımın tutarı 1 milyar dolar olurken fabrikanın kurulacağı yer ise Manisa olacak..

TÜRKİYE’DEN ÜÇ ÖNEMLİ TEŞVİK

Fabrika haberlerinin duyurulmasından önce alınan 3 çok önemli karar ise Türkiye’nin Çinli BYD’yi yatırıma çekmek için elinden geleni yaptığını gösteriyor:

EK VERGİ MUAFİYETİ: Bugün (8 Temmuz) itibarıyla geçerli olacak düzenlemeye göre artık Çin’den gelen tüm yakıt türlerindeki otomobillere yüzde 40 ilave gümrük tarifesi uygulanacak. Ancak, resmi olarak yatırım taahhüdü verilirse yatırım yapacağını bildiren Çinli üreticiler teşvik belgesi alarak bu ek gümrük vergisinden muaf tutulacak.

ÖTV DESTEĞİ: Meclis’e sunulan kanun teklifine göre, karbondioksit emisyonu 25 gramın altında olup, elektrikli menzili 70 km ve üstünde olan şarj edilebilir hibrit (Plug-In Hybrid) araçlara ÖTV avantajı gelecek. Motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçmeyen ve ÖTV matrahı 1.350.000TL’yi aşmayan araçlardan yüzde 30 ÖTV alınacak.

MANİSA OSB’DEKİ ARAZİ: 2020 yılında Volkswagen’in yapacağı yatırım için fabrikanın kurulması planlanan, Manisa’nın Yunusemre İlçesindeki 3 bin 364 dönümlük arazi, 5 Kasım 2020 tarihinde Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ne (OSB) ilave edilerek kamulaştırılmıştı. İşte BYD’ye fabrika için bu arazinin tahsis edileceği tahmin ediliyor.

HANGİ MODELİ ÜRETECEK?

BYD’nin Avrupa’ya açılma stratejisi kapsamında elektrikli otomobillerini Macaristan’da şarj edilebilir hibrit motorlu otomobillerini ise Türkiye’de üretmesi bekleniyor. Meclis’e sunulan yeni ÖTV yasa teklifi ise; 1.5 litre hacmindeki benzinli motoru, 80 kilometre elektrikli sürüş menzili ve 20.5 g/km CO2 emisyonu bulunan Seal U DM-i modelinin Türkiye’de üretilebileceğini işaret ediyor.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/otomobil-devi-bydden-turkiyeye-yatirim-1-milyar-dolarlik-imza-atildi/feed/ 0
Çin otomobil devinden Türkiye’ye 1 milyar dolarlık yatırım kararı https://www.foxtvhaber.com.tr/cin-otomobil-devinden-turkiyeye-1-milyar-dolarlik-yatirim-karari/ https://www.foxtvhaber.com.tr/cin-otomobil-devinden-turkiyeye-1-milyar-dolarlik-yatirim-karari/#respond Tue, 09 Jul 2024 09:00:21 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14821 Son dakika haberi… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD Başkanı Wang Chuanfu ve beraberindeki heyeti Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Elektrikli araç üreticisi Çinli BYD ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında 1 milyar dolarlık yatırım anlaşması imzalandı.

Çinli otomotiv deviyle imzalar Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu tarafından atıldı.

Yapılan anlaşma çerçevesinde, BYD’nin Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolar yatırımla, yıllık 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretim tesisi ile sürdürülebilir mobilite teknolojilerine yönelik Ar-Ge merkezi kurması öngörülüyor. 2026 sonunda üretime başlaması hedeflenen tesiste 5 bin kişiye kadar doğrudan istihdam sağlanması planlanıyor.

TÜRKİYE’NIN EŞSİZ AVANTAJLARI İLE AVRUPA’YA ULAŞILACAK

Halihazırda yılda 3 milyondan fazla otomobil üreten ve elektrikli araç satışlarında dünya lideri olan BYD tarafından Türkiye’nin tercih edilmesine ilişkin yapılan açıklamada, ”Türkiye’nin gelişen teknoloji ekosistemi, güçlü tedarikçi tabanı, olağanüstü konumu ve nitelikli iş gücü gibi sahip olduğu eşsiz avantajlar sayesinde, BYD’nin bu yeni üretim tesisine yaptığı yatırım, markanın yerel üretim yeteneklerini daha da geliştirmekte ve lojistik verimliliği artıracaktır. Bölgede yeni enerji araçlarına yönelik artan talebi karşılayarak Avrupa’daki tüketicilere ulaşmayı hedefliyoruz.” denildi.

TÜRKİYE KÜRESEL YATIRIMLAR İÇİN CAZİBE MERKEZİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yaptığı açıklamada şunları kaydetti;

Elektrikli araç ve batarya teknolojilerinde lider küresel marka BYD’nin ülkemize yatırım kararı almasından memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırım kararı, Aralık ayında Çin’e yaptığımız ve BYD’nin 110.000 mühendisiyle günde 32 patent ürettiğine bizzat tanık olduğumuz ziyaretten bu yana uzun süredir devam eden görüşme ve istişarelerin ürünüdür. Yeni teknolojileri ve Ar-Ge’yi Türkiye’ye getirme çabalarımız, ülkemizin yalnızca uluslararası yatırımlar için bir merkez değil, aynı zamanda bir inovasyon ve ileri yeşil teknoloji merkezi olma potansiyelini de vurgulamaktadır. Yeni nesil araçların yüksek yerli katma değerle üretimine yönelik bu yatırım, otomotiv sektörümüze güç katacak. Avrupa’nın en büyük üçüncü otomobil üreticisi olan Türkiye’de, 35 milyar doların üzerinde yıllık tutar ile ihracatın lider sektörü olan otomotiv sektöründe yeni nesil ve çevre dostu elektrikli araçlara yönelik dönüşümü öncelikli bir hedef olarak görüyoruz. Bu kapsamda milli markamız Togg, ülkemiz için öncü bir adım olmuştur. Ülkemizde üretim yapmakta olan diğer markaların da elektrikli araçlara yönelik yatırımları bakanlığımızca desteklenmektedir. Elektrikli araçların yaygınlaşmasını destekleyici önemli unsurlardan biri olan şarj istasyonlarının tüm şehirlerimizde hızla yaygınlaşmasını sağladık. Türkiye, yeni yatırımlarla otomotiv sektöründe dönüşümün lider ülkesi olacak.

Türk otomotiv sanayi için tarihi bir güne şahitlik ediyoruz. Otomotiv sektöründe sekizi küresel marka olmak üzere on üç marka üretim yapıyor. 2002 yılında toplam 300 bin araca yakın olan üretimimiz, geçtiğimiz yıl 1 milyon 400 bini aştı. Mevcut üreticilerimizin kapasite artışlarını her daim destekledik. Bunun yanında, ülkemize yeni marka yatırımları çekmek için de gayretlerimizi artırdık. BYD’nin yatırım kararı, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürdüğümüz yatırımcı dostu politikaların ve yatırımlara sunduğumuz desteklerin sonucudur. Türkiye, yatırımcılar için Gümrük Birliği yoluyla Avrupa pazarına ve yirmi üç ülkeyle imzalamış olduğu serbest ticaret anlaşmalarıyla pek çok ihracat pazarına erişim kapısıdır. Türkiye’ye güvenen ve yatırım yapanlar kazanmaya devam edecektir.

27 YIL SONRA DOĞRUDAN YATIRIM GELDİ

Türkiye’nin en büyük ihracatçı sektörü konumundan bulunan otomotiv sektöründe ana üretici yatırımı son olarak 1997 yılında Japon üretici Honda tarafından yapılmış ancak firma 2021 yılında Gebze’deki fabrikasını kapatmıştı. Aradan geçen 27 yılda birçok üreticinin adı yatırımla anıldı ancak hiçbiri hayata geçirilmedi. Ancak, Çinlilerin Batı’ya açılma stratejisi kapsamında üretim tesislerini Avrupa’ya taşımak istemesi yeni yatırımların önünü açtı. 2023 yılından beri devam eden görüşmeler neticesinde, 27 yıl sonra Türkiye’ye ilk büyük çaplı otomotiv yatırımının dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD’den gelmesi bekleniyor. Geçtiğimiz hafta Bloomberg’e konuşan Türk yetkililerin verdiği bilgilere göre, söz konusu yatırımın tutarı 1 milyar dolar olurken fabrikanın kurulacağı yer ise Manisa olacak..

TÜRKİYE’DEN ÜÇ ÖNEMLİ TEŞVİK

Fabrika haberlerinin duyurulmasından önce alınan 3 çok önemli karar ise Türkiye’nin Çinli BYD’yi yatırıma çekmek için elinden geleni yaptığını gösteriyor:

EK VERGİ MUAFİYETİ: Bugün (8 Temmuz) itibarıyla geçerli olacak düzenlemeye göre artık Çin’den gelen tüm yakıt türlerindeki otomobillere yüzde 40 ilave gümrük tarifesi uygulanacak. Ancak, resmi olarak yatırım taahhüdü verilirse yatırım yapacağını bildiren Çinli üreticiler teşvik belgesi alarak bu ek gümrük vergisinden muaf tutulacak.

ÖTV DESTEĞİ: Meclis’e sunulan kanun teklifine göre, karbondioksit emisyonu 25 gramın altında olup, elektrikli menzili 70 km ve üstünde olan şarj edilebilir hibrit (Plug-In Hybrid) araçlara ÖTV avantajı gelecek. Motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçmeyen ve ÖTV matrahı 1.350.000TL’yi aşmayan araçlardan yüzde 30 ÖTV alınacak.

MANİSA OSB’DEKİ ARAZİ: 2020 yılında Volkswagen’in yapacağı yatırım için fabrikanın kurulması planlanan, Manisa’nın Yunusemre İlçesindeki 3 bin 364 dönümlük arazi, 5 Kasım 2020 tarihinde Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ne (OSB) ilave edilerek kamulaştırılmıştı. İşte BYD’ye fabrika için bu arazinin tahsis edileceği tahmin ediliyor.

HANGİ MODELİ ÜRETECEK?

BYD’nin Avrupa’ya açılma stratejisi kapsamında elektrikli otomobillerini Macaristan’da şarj edilebilir hibrit motorlu otomobillerini ise Türkiye’de üretmesi bekleniyor. Meclis’e sunulan yeni ÖTV yasa teklifi ise; 1.5 litre hacmindeki benzinli motoru, 80 kilometre elektrikli sürüş menzili ve 20.5 g/km CO2 emisyonu bulunan Seal U DM-i modelinin Türkiye’de üretilebileceğini işaret ediyor.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/cin-otomobil-devinden-turkiyeye-1-milyar-dolarlik-yatirim-karari/feed/ 0
Başkan Erdoğan BYD Yönetim Kurulunu kabul etti! İmzalar atıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-byd-yonetim-kurulunu-kabul-etti-imzalar-atildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-byd-yonetim-kurulunu-kabul-etti-imzalar-atildi/#respond Tue, 09 Jul 2024 08:36:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14815 Son dakika haberi… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD Başkanı Wang Chuanfu ve beraberindeki heyeti Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Elektrikli araç üreticisi Çinli BYD ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında 1 milyar dolarlık yatırım anlaşması imzalandı.

Çinli otomotiv deviyle imzalar Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu tarafından atıldı.

Yapılan anlaşma çerçevesinde, BYD’nin Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolar yatırımla, yıllık 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretim tesisi ile sürdürülebilir mobilite teknolojilerine yönelik Ar-Ge merkezi kurması öngörülüyor. 2026 sonunda üretime başlaması hedeflenen tesiste 5 bin kişiye kadar doğrudan istihdam sağlanması planlanıyor.

TÜRKİYE’NIN EŞSİZ AVANTAJLARI İLE AVRUPA’YA ULAŞILACAK

Halihazırda yılda 3 milyondan fazla otomobil üreten ve elektrikli araç satışlarında dünya lideri olan BYD tarafından Türkiye’nin tercih edilmesine ilişkin yapılan açıklamada, ”Türkiye’nin gelişen teknoloji ekosistemi, güçlü tedarikçi tabanı, olağanüstü konumu ve nitelikli iş gücü gibi sahip olduğu eşsiz avantajlar sayesinde, BYD’nin bu yeni üretim tesisine yaptığı yatırım, markanın yerel üretim yeteneklerini daha da geliştirmekte ve lojistik verimliliği artıracaktır. Bölgede yeni enerji araçlarına yönelik artan talebi karşılayarak Avrupa’daki tüketicilere ulaşmayı hedefliyoruz.” denildi.

TÜRKİYE KÜRESEL YATIRIMLAR İÇİN CAZİBE MERKEZİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yaptığı açıklamada şunları kaydetti;

Elektrikli araç ve batarya teknolojilerinde lider küresel marka BYD’nin ülkemize yatırım kararı almasından memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırım kararı, Aralık ayında Çin’e yaptığımız ve BYD’nin 110.000 mühendisiyle günde 32 patent ürettiğine bizzat tanık olduğumuz ziyaretten bu yana uzun süredir devam eden görüşme ve istişarelerin ürünüdür. Yeni teknolojileri ve Ar-Ge’yi Türkiye’ye getirme çabalarımız, ülkemizin yalnızca uluslararası yatırımlar için bir merkez değil, aynı zamanda bir inovasyon ve ileri yeşil teknoloji merkezi olma potansiyelini de vurgulamaktadır. Yeni nesil araçların yüksek yerli katma değerle üretimine yönelik bu yatırım, otomotiv sektörümüze güç katacak. Avrupa’nın en büyük üçüncü otomobil üreticisi olan Türkiye’de, 35 milyar doların üzerinde yıllık tutar ile ihracatın lider sektörü olan otomotiv sektöründe yeni nesil ve çevre dostu elektrikli araçlara yönelik dönüşümü öncelikli bir hedef olarak görüyoruz. Bu kapsamda milli markamız Togg, ülkemiz için öncü bir adım olmuştur. Ülkemizde üretim yapmakta olan diğer markaların da elektrikli araçlara yönelik yatırımları bakanlığımızca desteklenmektedir. Elektrikli araçların yaygınlaşmasını destekleyici önemli unsurlardan biri olan şarj istasyonlarının tüm şehirlerimizde hızla yaygınlaşmasını sağladık. Türkiye, yeni yatırımlarla otomotiv sektöründe dönüşümün lider ülkesi olacak.

Türk otomotiv sanayi için tarihi bir güne şahitlik ediyoruz. Otomotiv sektöründe sekizi küresel marka olmak üzere on üç marka üretim yapıyor. 2002 yılında toplam 300 bin araca yakın olan üretimimiz, geçtiğimiz yıl 1 milyon 400 bini aştı. Mevcut üreticilerimizin kapasite artışlarını her daim destekledik. Bunun yanında, ülkemize yeni marka yatırımları çekmek için de gayretlerimizi artırdık. BYD’nin yatırım kararı, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürdüğümüz yatırımcı dostu politikaların ve yatırımlara sunduğumuz desteklerin sonucudur. Türkiye, yatırımcılar için Gümrük Birliği yoluyla Avrupa pazarına ve yirmi üç ülkeyle imzalamış olduğu serbest ticaret anlaşmalarıyla pek çok ihracat pazarına erişim kapısıdır. Türkiye’ye güvenen ve yatırım yapanlar kazanmaya devam edecektir.

27 YIL SONRA DOĞRUDAN YATIRIM GELDİ

Türkiye’nin en büyük ihracatçı sektörü konumundan bulunan otomotiv sektöründe ana üretici yatırımı son olarak 1997 yılında Japon üretici Honda tarafından yapılmış ancak firma 2021 yılında Gebze’deki fabrikasını kapatmıştı. Aradan geçen 27 yılda birçok üreticinin adı yatırımla anıldı ancak hiçbiri hayata geçirilmedi. Ancak, Çinlilerin Batı’ya açılma stratejisi kapsamında üretim tesislerini Avrupa’ya taşımak istemesi yeni yatırımların önünü açtı. 2023 yılından beri devam eden görüşmeler neticesinde, 27 yıl sonra Türkiye’ye ilk büyük çaplı otomotiv yatırımının dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD’den gelmesi bekleniyor. Geçtiğimiz hafta Bloomberg’e konuşan Türk yetkililerin verdiği bilgilere göre, söz konusu yatırımın tutarı 1 milyar dolar olurken fabrikanın kurulacağı yer ise Manisa olacak..

TÜRKİYE’DEN ÜÇ ÖNEMLİ TEŞVİK

Fabrika haberlerinin duyurulmasından önce alınan 3 çok önemli karar ise Türkiye’nin Çinli BYD’yi yatırıma çekmek için elinden geleni yaptığını gösteriyor:

EK VERGİ MUAFİYETİ: Bugün (8 Temmuz) itibarıyla geçerli olacak düzenlemeye göre artık Çin’den gelen tüm yakıt türlerindeki otomobillere yüzde 40 ilave gümrük tarifesi uygulanacak. Ancak, resmi olarak yatırım taahhüdü verilirse yatırım yapacağını bildiren Çinli üreticiler teşvik belgesi alarak bu ek gümrük vergisinden muaf tutulacak.

ÖTV DESTEĞİ: Meclis’e sunulan kanun teklifine göre, karbondioksit emisyonu 25 gramın altında olup, elektrikli menzili 70 km ve üstünde olan şarj edilebilir hibrit (Plug-In Hybrid) araçlara ÖTV avantajı gelecek. Motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçmeyen ve ÖTV matrahı 1.350.000TL’yi aşmayan araçlardan yüzde 30 ÖTV alınacak.

MANİSA OSB’DEKİ ARAZİ: 2020 yılında Volkswagen’in yapacağı yatırım için fabrikanın kurulması planlanan, Manisa’nın Yunusemre İlçesindeki 3 bin 364 dönümlük arazi, 5 Kasım 2020 tarihinde Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ne (OSB) ilave edilerek kamulaştırılmıştı. İşte BYD’ye fabrika için bu arazinin tahsis edileceği tahmin ediliyor.

HANGİ MODELİ ÜRETECEK?

BYD’nin Avrupa’ya açılma stratejisi kapsamında elektrikli otomobillerini Macaristan’da şarj edilebilir hibrit motorlu otomobillerini ise Türkiye’de üretmesi bekleniyor. Meclis’e sunulan yeni ÖTV yasa teklifi ise; 1.5 litre hacmindeki benzinli motoru, 80 kilometre elektrikli sürüş menzili ve 20.5 g/km CO2 emisyonu bulunan Seal U DM-i modelinin Türkiye’de üretilebileceğini işaret ediyor.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/baskan-erdogan-byd-yonetim-kurulunu-kabul-etti-imzalar-atildi/feed/ 0
Devler rotayı Türkiye’ye çevirdi! Milyar dolarlık pazarda taşları yerinden oynattı https://www.foxtvhaber.com.tr/devler-rotayi-turkiyeye-cevirdi-milyar-dolarlik-pazarda-taslari-yerinden-oynatti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/devler-rotayi-turkiyeye-cevirdi-milyar-dolarlik-pazarda-taslari-yerinden-oynatti/#respond Tue, 09 Jul 2024 03:00:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14749 Dünya moda devlerinden Dior ve Armani’ye çocuk-kaçak işçi çalıştırılması, işçilerin 24 saat ve sağlıksız ortamlarda çalıştırılması, düşük maliyet-yüksek fiyat sebepleriyle İtalya’daki üretim operasyonlarına geçtiğimiz günlerde kayyum atandı.

BOMBA ETKİSİ YARATTI

1.5 trilyon euro’luk pazarın en önemli markalarından olan Dior ve Armani hakkındaki iddialar sektörde bomba etkisi yarattı. Dior ve Armani için deri ürünler yapan atölyelerin, yüksek kaliteli ürünleri perakende fiyatlarının çok altında üretmek için düşük ücretle yabancı iş gücü kullandığı ortaya çıktı. Armani soruşturması ise, İtalya’daki Çinli üreticilerin işçi koruma yasalarını ihlal ettiğini ortaya çıkardı. Artık dünyada tüketiciler markalara sadece estetik ve ürün anlamı yüklemiyor. Alışveriş yaptıkları markanın toplumsal ve dünya için üstlenmiş olduğu değerlere de fiyat veriyorlar. Dolayısıyla o değerleri fiyatladıkları için markaların buna uygun davranması gerekiyor. Sektör temsilcileri, bilinçli tüketicilerin binlerce euro’ya aldıkları ürünlerin yapım aşamasında yaşanan olumsuzlukların gözler önüne serilmesiyle markalardan uzaklaştıklarını ve satışların aniden düşmeye başladığı ifade ediliyor. Ayrıca markaların üretimde gözlerini yeni rotalara çevirebileceğini, en uygun rotalardan birinin de Türkiye olduğu belirtiliyor. Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel, “Türkiye’de dünya devlerine fason üretim yapan imalatçılar var. Aynı zamanda Türkiye’deki taklit ürün üreticileri de dünya devleriyle işbirliği yapmaya yönlendirilebilir. Hem ‘kayıt dışı ekonomi’ sisteme dahil edilir hem de taklit ürün sektöründe çalışanlar işsiz kalmaz” diye konuştu.

TAŞERON OLABİLİRLER

Çanta, ayakkabı ve hazır giyimde taklit ürünler yapan üreticilerin yasal bir çizgi altına toplanıp, dünya devlerine üretim yapar hale getirilebileceğini söyleyen Öncel, taklit ürün üreticilerine ağır cezaların gelmesi gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’de taklit ürün üreten çok başarılı üreticiler var. Bu kadar iyi taklit ürün yapılacağına hepsi kayıt altına girsin ve kayıtlı olarak Dior’a, Armani’ye, dünya devlerine üretim yapsınlar. Dünyanın en lüks markalarının taşeron üreticiliğini yapabilirler. Böyle iyi taklit yapan yetenekli üreticiler, hayli hayli orijinal markaya da ürün yapar. Ayrıca ülkemizde üretim yapacaklar için yatırım teşviki, vergi muafiyeti, arsa tahsisi ve sigorta indirimi gibi birçok teşvik bulunuyor.”

Dior ve Armani’nin ayrı ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Öncel, lüks ürün kategorisinde olan bu iki markanın üretim süreçlerinde; diğer markaların dikkat etmesi gereken unsurlardan çok daha fazla detay olduğunu söyledi.

DENETİMLER ÇOK İYİ

Tüm markaların çalışanlarının haklarını gözetmek zorunda olduğunu vurgulayan Öncel, şöyle konuştu: “Türkiye’de üretim yaptıran yabancı markaların pek çoğu sosyal denetimlerini de yaptırıyor. Yurtdışında üretim yaptıran Türk markaların da denetim mekanizmaları oldukça iyi. Kayyum atanması, markaları daha dikkatli olmaya davet ediyor.”

BORSADA 30 MİLYAR EURO’LUK KAYIP

Modanın devleri İtalya’da gerçekleşen kayyum haberiyle sarsılırken, hisse senedi piyasasında ise adeta bu operasyonun ayak seslerinin duyulduğu izlenimi doğdu. Dior’un mart ayı ortasında 832.5 euro hisse fiyatı, 2 Temmuz’da 661.5 euro’ya geriledi. Bu süreçte yaşanan kayıp yüzde 20.5 oldu. Şirketin piyasa değeri de 150.1 milyar euro’dan 211.7 milyar euro’ya indi.

KAYNAK: SABAH
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/devler-rotayi-turkiyeye-cevirdi-milyar-dolarlik-pazarda-taslari-yerinden-oynatti/feed/ 0
Çin’den peş peşe Türkiye hamlesi! Durmuyorlar, onlar da başvuru yaptı… https://www.foxtvhaber.com.tr/cinden-pes-pese-turkiye-hamlesi-durmuyorlar-onlar-da-basvuru-yapti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/cinden-pes-pese-turkiye-hamlesi-durmuyorlar-onlar-da-basvuru-yapti/#respond Tue, 09 Jul 2024 02:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14743 Şirket, global büyüme stratejisi merkezlerinden biri olarak Türkiye’yi belirlerken; yıllık 50 binin üzerinde üretim kapasiteli bir tesis üzerinde çalıştıkları belirtildi.

Çin’in önde gelen otomotiv üreticilerinden Shineray Group bünyesinde faaliyet gösteren İtalyan SWM Motor, Türkiye’de üretim yapmak için başvurularını tamamladı. Şirketin Türkiye temsilcisi ATMO Group’tan yapılan açıklamaya göre, SWM Motor, 2023 yılı sonunda giriş yaptığı Türkiye pazarını, global büyüme stratejisinin merkezlerinden biri olarak belirledi.

Şirket, bu kapsamda Türkiye’de üretim yapmak için başvuruda bulundu. ATMO Group, üretim girişimiyle agresif büyümesini yeni bir seviyeye taşıdı.

SWM Motor, kısa süre önce giriş yaptığı Türkiye pazarında G01, G01F, G03F ve elektrikli hafif ticari X30L EV modelleriyle Türk tüketicisinin karşısına çıktı. SWM Motor Türkiye, haziran ayı itibarıyla G05 isimli yeni D-SUV modeliyle ürün gamını genişletti.

ÜRETİM KAPASİTESİ EN AZ 50 BİN OLACAK

Açıklamada, konuya ilişkin görüşleri yer alan ATMO Group Üst Yöneticisi (CEO) Anton Chernov, markaya Türkiye’de ilginin yoğun olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“ATMO Group olarak Türkiye’de yatırım yapmaya ve daha fazla proje geliştirmeye ilgi duyuyoruz. Türkiye’deki çalışan sayımız geçen yıla göre iki katına çıktı. Gelirimiz her yıl artıyor ve gelişim için uzun vadeli bir planımız var. Şu anda yıllık 50 binden fazla araç üretim kapasitesine sahip bir üretim tesisi üzerinde çalışıyoruz. Üretim tesisi, Türkiye pazarının ihtiyaçlarını karşılayacak ve aynı zamanda Balkan ülkeleri ve AB bölgesindeki diğer pazarlara da ihracata odaklanacak. Türkiye’de üretim için aylar öncesinden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile görüşmelere başladık. Ayrıca Ticaret Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile görüşmelerimiz devam ediyor. Yeni projelerimiz için güçlü yerel ortaklarla aktif olarak iletişim halindeyiz. Ancak yatırım projesi hakkındaki nihai karar, devletten sağlanan destek tedbirlerine bağlı olacaktır.”

Chernov, Türkiye’de modern hibrit ve elektrikli araçların yanı sıra bir dizi ticari aracın üretimini gerçekleştirmeyi planladıklarını kaydederek, “Tüm detayları netleştirmek için aktif olarak çalışıyoruz ve bu konuda devletin desteğini ve aktif yardımını umuyoruz.” açıklamasında bulundu.

UYGUN FİYATA KALİTELİ SUV

SWM Türkiye Ticari Direktörü Burak Azmanoğlu da Türkiye’de markaya yoğun ilgi olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri paylaştı:

“Son dönemdeki yasal düzenlemelerdeki değişikliklerle birlikte mevcut iş modelimizi, yerel üretim seçeneklerini de içerecek şekilde gözden geçirmeye başladık. Türkiye, uzun vadeli iş geliştirme açısından yüksek potansiyele sahip bir bölge. Profesyonel ve güçlü bir bayi ağı kurduk ve yeni ortaklar katılmaya devam ediyor. Satış sonrası hizmetler ve yedek parça tedarikinde genişleyen bayi ağımızla müşterilerimizi destekliyoruz. Türkiye genelinde ilk parti gelen araçlarımız yollarda. İlk müşterilerin yorumları çok olumlu oldu ve Türkiye’de markanın imajı için çok şey yaptık. Amacımız, Türk müşterilere yüksek kaliteli SUV modellerini uygun fiyatlarla sunmaya devam etmek ve istediğimiz konuma gelene kadar Türkiye’deki operasyonlarımızın gelişimine yatırım yapmaya devam edeceğiz.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/cinden-pes-pese-turkiye-hamlesi-durmuyorlar-onlar-da-basvuru-yapti/feed/ 0
ABD ambargo uyguladı, Türkiye kendi üretmeyi başardı https://www.foxtvhaber.com.tr/abd-ambargo-uyguladi-turkiye-kendi-uretmeyi-basardi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/abd-ambargo-uyguladi-turkiye-kendi-uretmeyi-basardi/#respond Mon, 08 Jul 2024 22:36:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14681 Teknopark Ankara’da faaliyet gösteren ARTI Endüstriyel Elektronik, savunma ve endüstriyel elektronik sistemleri için geliştirdiği özel tasarımların seri üretim, teknik destek, onarım ve bakımını gerçekleştiriyor.

ARTI, sahip olduğu bu yeteneklerle savunma sanayisindeki millileştirme projelerine katkı sağlıyor.

Üretim ve Teknik Servis Müdürü Aslı Büşra Demirbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yılı aşkın süredir bu görevi üstelendiğini, şirketin de 1995 yılından bu yana AR-GE tabanlı olarak güç elektroniği çözümleri ürettiğini söyledi. Demirbaş, bu kapsamda güç dağıtım birimleri, batarya yönetim sistemleri, güç elektroniği, baskılı devre kartı tasarımı, şematik tasarımı, yazılım tasarımı ve mekanik tasarım alanlarında aktif olarak rol oynadıklarını, tüm tasarımların üretimini de kendi bünyelerinde yaptıklarını ifade etti.

Bu faaliyetleri 40’ı aşkın personelle gerçekleştirdiklerini anlatan Demirbaş, millileştirme projeleri ve ülkenin refahını yükseltecek olan ürünleri geliştirmeye çok hevesli olduklarını vurguladı.

Özellikle savunma sanayisine çalışan alt yüklenicilerde bu bilincin olması gerektiğini dile getiren Demirbaş, şöyle konuştu:

“Hepimiz vatanımız ve milletimiz için bir şeyler gerçekleştiriyoruz. Son olarak ASELSAN’dan gelen bir ürünle ilgili çalışma yaptık. Millileştirme çalışmaları kapsamında yurtdışından alınan bir ürünün yurtdışı kaynaklarının tükenmesi durumunda alternatif olarak değerlendirilmiştir. Bu ürünle ilgili tasarımlar tamamlandıktan sonra ürünün üretimi yani elektronik kart dizgisi, elektronik kart testi ve mekanik montaj kısımları üretim bölümümüzde gerçekleştirmektedir. Millileştirilmiş bir ürün olduğu için seri üretim hattının da yoğunluğu göz önünde alınarak tasarım aktiviteleri gerçekleştirilmiştir. Bu tasarım aktivitelerinde seri üretim hızımızı ayarlayabilmek ve arttırabilmek, verimimizi arttırabilmek amacıyla test sistemi oluşturarak seri üretim tarafımızı da canlandırdık ve yükselttik.”

Demirbaş, 2 prototipin ardından 8 adet teslimat tamamladıklarını, önümüzdeki aylarda bunlara 30 adet daha ekleneceğini ve 2025 yılındaki 125 adet teslimat gerçekleştireceklerini aktardı.

YENİ TEKNOLOJİLERLE DAHA GELİŞMİŞ ÇÖZÜM

Tasarım ve AR-GE Mühendisi Selim Enes Yolalan da millileştirme için Mart 2022’de birim teklifine çıkıldığını söyledi.

Bu konudaki ihtiyacın farkında olduklarını vurgulayan Yolalan, şunları kaydetti:

“Daha önce ABD menşeli firmadan alınan bir ürün. Daha sonra belirli ambargolar nedeniyle alınamamaya başlandı. Bu da yerlileştirme için büyük bir imkan sağladı bize. Gelen teklif doğrultusunda gerekli çalışmalarımızı yaptık. Daha sonra kabul aşamasına eriştik. Ön tasarımla birlikte prototip üretim için hazırlıklara başlamış olduk.

18-33 volt giriş gerilim aralığında 775 ile 1000 volt arasında bir çıkış gerilimi isteniyordu. Bu süre 42 milisaniye gibi ciddi kısa bir süre. Bu süreyi elde etmek için başlarda çok daha alışık olmadığımız komponentler kullanmaya başladık. Bu bize güç elektroniği alanındaki tecrübelerimizi kullanarak yeni tecrübeler edinmeyi sağladı. Yurt dışındaki benzer ürünleri de inceleyerek kendimize yeni özellikler, teknolojiler katmaya başardık. Daha sonrasında nominal gerilimde 26 milisaniye gibi ciddi bir süre elde ettik. Yurt dışına kıyasla yüzde 50’ye yakın daha hızlı şarj süresine ulaştık”

Geliştirdikleri çözümün ASELSAN’ın ENGEREK sisteminde kapasitör şarj güç kaynağı görevi gördüğünü anlatan Yolalan, “Lazer güdümlü mühimmatların ateşlenmesinde kullanılırken, mühimmatların hedefini bulması için sahada bir operatör tarafından komuta edilmesi gerekiyor. O lazerin ateşlenmesi için de bu güç kaynağına ihtiyaç var. 1000 volt gibi bir seviyede lazer ateşlenmesi yapılıyor. Bu belli periyotlarla hızlı şekilde yapıldığından dolayı da mühimmatın hedefine ulaşılması sağlanıyor.” dedi.

Ürün için bir yıl gibi bir tasarım aşaması yürüttüklerini anlatan Yolalan, daha sonra 6 ay kadar kalifikasyon, sıcaklık, titreşim gibi askeri standartlara yönelik testleri geçtiklerini belirtti.

DAHA YÜKSEK PERFORMANS, DAHA DÜŞÜK MALİYET

Muadil üründen çok daha küçük hacme sahip bir çözüm geliştirdiklerine işaret eden Yolalan, buna karşın halen kullanılan bir sistemde yer aldığı için hacmi küçültme yoluna gitmediklerini belirtti. Yolalan, “Mekaniğin içi ısı atımı olarak daha rahat bir seviyede olduğundan sıcaklıkla ilgili sorunlar hiç yaşanmadı. Şarj süresi olarak çok daha iyi bir seviyede olduğumuz için farklı alanlarda, değişik tasarımlarda da kullanılma imkanı mevcut. Yerlileştirdiğimiz ürünün şarj seviyesi gözü açıp kapamadan çok daha hızlı bir sürede ve yüzde 50’ye yakın daha yüksek hızda.” diye konuştu.

Millileştirmedeki önemli hedeflerden birinin yüksek katma değer elde etmek olduğunu vurgulayan Yolalan, bunun yanında ürünün ülke içinde daha uygun fiyatlara son kullanıcıya teslim edilmesinin amaçlandığını söyledi. Yolalan, yerlileştirilen ürün sayesinde yüzde 60’a yakın maliyet avantajı sağlandığını bildirdi.

Selim Enes Yolalan, bundan sonraki hedeflerine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Bu, bir platforma özel geliştirdiğimiz bir ürün. Bunu daha iyi bir teknolojiyle raf ürünü haline getirerek farklı platformlara da entegre etmeyi hedefliyoruz. Şu an bu mekanik montajı yapılan bir ürün. Konnektör yardımı ile birlikte enerji aktarımı sağlanıyor. Bunun daha sonra modül haline getirilerek PCB tipi kart üzerine lehimlenerek de kullanımını hedeflemekteyiz. Raf ürünü olarak da ülkemize bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu tarz millileştirmelerin her zaman ülkemizde daha aktif rol alması gerektiğini düşünüyorum. Bunun sadece ambargolarla kalmaması, halihazırda alınan muadil ürünlere yönelik benzer çalışmaların yapılmasını, böylece ülkemize yeni katma değerler katılmasını desteklemekteyiz.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/abd-ambargo-uyguladi-turkiye-kendi-uretmeyi-basardi/feed/ 0
Kurdukları kooperatifle siyah sarımsak üreten kadınlar iki kıtaya ihracat hedefliyor https://www.foxtvhaber.com.tr/kurduklari-kooperatifle-siyah-sarimsak-ureten-kadinlar-iki-kitaya-ihracat-hedefliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kurduklari-kooperatifle-siyah-sarimsak-ureten-kadinlar-iki-kitaya-ihracat-hedefliyor/#respond Sun, 07 Jul 2024 23:24:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14513 Alfa Arge Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Ebru Akad, üretimini yaptıkları siyah sarımsağın, coğrafi işaretli Taşköprü sarımsağının özel işlemlerden geçirilmesiyle hazırlandığını belirterek, “Siyah sarımsağı, başta Avrupa ve ABD pazarına ihraç etmeyi amaçlıyoruz.” dedi.

Yerli üretime, atalık tohumlara ve coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkmak amacıyla 2021’de kurulan Alfa Arge Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, 15 kadınla faaliyetlerini sürdürüyor.

Uzak Doğu mutfağında yaygın olarak kullanılan siyah sarımsak üretimi yaparak işe başlayan kadınlar, bu ürünün tüketimini yurt içi ve dışında artırmayı amaçlıyor.

Kooperatif Başkanı Ebru Akad, AA muhabirine, katma değeri yüksek bir ürünle tüketiciye ulaşmayı hedeflediklerini belirterek, “Türkiye’nin tarımsal üretiminde bir sorun yok. Ancak üretimin pazarlanmasında bir sıkıntı olduğunu düşünerek, farklı ve işlenmiş bir ürünle pazara girelim istedik. Bu nedenle siyah sarımsak üretimine başladık. Siyah sarımsak, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili bulunan Taşköprü sarımsağının özel yöntemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor.” dedi.

“SİYAH SARIMSAK RENGİNİ ISI VE NEMDEN ALIYOR”

Siyah sarımsağın fermantasyon süreciyle oluştuğunu anlatan Akad, “Bildiğimiz beyaz sarımsak topraktan alınıyor. Yaklaşık 60 gün, 60-90 santigrat derece sıcaklıktaki özel fırınlarda ve bellirli orandaki nem altında ısıtılıyor. Böylelikle siyah hale geliyor. İçinde bulunan maddeler bu şekilde daha fazla değerleniyor. Sağlık açısından da değerli olduğu biliniyor.” diye konuştu.

Akad, siyah sarımsağı, mürdük, püre ve çeşni olarak 3 farklı türde ürettiklerini bildirerek, bu ürünün dokusu, tadı ve kokusunun beyaz sarımsaktan farklı olduğuna işaret etti.

Siyah sarımsağa, İstanbul ve Ankara’daki restoranlar ile Antalya ve Ege Bölgesi’ndeki tüketicilerden talep geldiğini aktaran Akad, “Bizim amacımız bu ürünü ihraç etmek. Türkiye ham madde ihraç eden bir ülke. Biz bunu tersine çevirerek, işlenmiş ürünü de ihraç edelim istiyoruz. Siyah sarımsağı, başta Avrupa ve ABD pazarına ihraç etmeyi amaçlıyoruz.” ifadesini kullandı.

“KADIN KOOPERATİFLERİ EĞİTİMLE DESTEKLENMELI”

Akad, kooperatifte, tarhana kıtırı ile elma, muz, vişne, üzüm ve hurma gibi meyvelerin dondurularak kurutulmasıyla elde edilen atıştırmalık da ürettiklerini söyleyerek, “Çok farklı ürünlerimiz var. Dolayısıyla bu ürünlere mutlaka katma değer katmak ve bunları geliştirmek gerekiyor. Bunu yaptığınızda yurt dışından talep de daha fazla oluyor.” değerlendirmesinde bulundu. Akad, kadın kooperatiflerine, katma değeri yüksek ürünler üretebilmesi için eğitim desteği verilmesini de talep etti.

“ANTİOKSİDAN ÖZELLİĞİ ÇİĞ SARIMSAĞA GÖRE YÜKSEK”

Medicana International Ankara Hastanesi Uzman Diyetisyeni Çağrı Yüksel de belirli sıcaklık ve nem altında yapılan eskitme işlemi sırasında sarımsak bileşenlerinde birçok reaksiyonun gerçekleştiğini söyledi.

Bu değişikliklerin, siyah sarımsağın kalite ve antioksidan özelliklerinde çiğ sarımsağa kıyasla artışa neden olduğunu anlatan Yüksel, “Siyah sarımsak, öncelikle daha yüksek fenolik bileşikler, flavonoidler ve sülfürik bileşikler içeriğine atfedilen gelişmiş antioksidan aktivitesiyle bilinir. Bu bileşikler, güçlü antioksidan özelliklerine katkıda bulunur.” dedi.

Yüksel, siyah sarımsağın bazı kronik hastalıklarda fayda sağlayabileceğini belirterek, “İlaç kullanan kişilerin siyah sarımsak tüketiminde uzman hekim tavsiyesi alması önemli. Siyah sarımsağın günlük tüketim miktarı uzmanlar tarafından en fazla 4 gram olarak tavsiye edilir. İnsan sağlığını destekleyici ürünler arasında yer alan sarımsak günlük 4 gramdan fazla tüketilirse yan etkilere sebep olabilir.” diye konuştu.​​​​​​​

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kurduklari-kooperatifle-siyah-sarimsak-ureten-kadinlar-iki-kitaya-ihracat-hedefliyor/feed/ 0
‘Yeşil altın’ kenevirin son kalesi ‘Samsun’ https://www.foxtvhaber.com.tr/yesil-altin-kenevirin-son-kalesi-samsun/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yesil-altin-kenevirin-son-kalesi-samsun/#respond Sat, 06 Jul 2024 05:48:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14258 Türkiye’nin ‘kenevir üretim merkezi’ olan Samsun’da üretim alanlarının bin 650,5 dekar alanında tohum, 3 bin 228,9 dekar alanında da lif yetiştirilecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘kenevir üssü’ olarak nitelendirdiği Samsun’da geçen yıllarda düşen kenevir üretimi, fabrikaların kurulması ve sanayide kullanılması ile tekrar artışa geçti. Samsun, Türkiye’de kenevir üretiminde tekrar ilk sıraya yükselirken Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, il genelinde 253 üreticinin izinli olarak kenevir ürettiğini ifade etti.

“KENEVİRİN SON KALESİ SAMSUN”

Samsun’un kenevir için önemli bir konum olduğunu ifade eden İbrahim Sağlam, “Kenevir, son derece stratejik bir ürün. Kimyadan sağlığa, sağlıktan sanayiye, sanayiden tekstil ve uçak sanayine kadar birçok alanda kullanılabiliyor. Kenevirin son kalesi ilimiz Samsun’dur, 2013 yılında 7 dekara kadar azalan kenevir üretimi 2020 yılında 2 bin 633 dekar alanda tohum 14 dekar alan da lif üretimine sahiptir. 2021 yılında ise 113 dekara kadar gerileyen tohumluk üretimi üreticinin aslında kendir (kenevir) tarımından vazgeçmeyeceğine işaret etmektedir. Bakanlığımızın tarımsal desteklemeler deki münavebe kuralları da dikkate alındığında kenevirin yazlık tarla bitkileri için iyi bir münavebe bitkisi olduğu bilinmekte bu durumda 2022 yılında başlayan yatırımlarla birlikte yine Samsun için öncelikli ürünler arasında olan kenevirde 2024 yılı için 1 Ocak – 1 Nisan’da üretim izini müracaatı alınmış ve 240 üretici bin 650,5 dekar alanda tohum 2 bin 973,1 da lif olmak üzere toplam 4 bin 623,751 dekar alanda üretim gerçekleştirilecek. Havza’da da 13 üretici 255 bin 764 da lif üretecek. Böylece toplam 3 bin 228,9 dekar alanda lif üretilmiş olacak. Toplam üretim alanı da 4 bin 879,5 dekar alana yükselecek. Toplam üretici sayısı 253 kişi olacak bicimde üretim devam etmektedir” dedi.

“YEŞİL ALTININ ÜRETİMİ SAMSUN’DA ARTARAK DEVAM EDECEK”

Kenevirin bazı bitkiler gibi yetiştirilmesinin zor olmadığına değinen Müdür Sağlam, “Bugüne kadar üretime ilgili kurak etkisi dışında belirgin bir sorunla karşılaşılmamıştır. Endüstri ve sanayi bitkisi olan kenevirin Samsun’daki önemi kültürünün bilinmesi, girdi maliyetlerinin ( ilaç, gübre) diğer yazlık ürünlere göre düşük olması, kışlık ürünlerden sonra yetiştiriciliğinin ekolojik olarak uygun olması önemini artırmaktadır. Mamul değil hammadde olan kenevirin sanayisi ile birlikte kıtığı (lif alındıktan sonra kalan çubuk) lifi ve tohumu ile yeşil altın olarak ilimizde tarımı artarak devam edecektir. Ürünün sadece CBD ve THC olarak değerlendirilmesi kenevire haksızlık olacaktır. Kadim zamandan beri tarımı bilinen ürün Samsun için önemli bir katma değerdir. Sözleşmeli tarım modeli ve sanayide değerlendirilmesi ile birlikte (ip, kedi kumu) kenevir iyi bir münavebe bitkisi olarak ilimize ve ülkemize yüksek katma değer sağlayacaktır. İlimizde resmi ya da gayri resmi sözleşmeli tarımda üretim yapılan bitkinin değerlendirme alanlarının çok geniş olması bir katma değerdir ancak özellikle il dışından gelen ya da yurtdışından gelen girişimcilerin diğer ürünleri bırakıp sadece bitkideki metabolitler üzerine yoğunlaşması ve sanki dünyanın her yerinde metabolitlerin (THC – CBD) ilgili çok rahat üretim kullanım ve çalışmalar yapılıyormuş gibi yaklaşımda bulunması ve sosyal medyadaki bilgi kirliliği girişimcileri yanlış yönlendirmektedir. Konuyla ilgili bakanlığın ve sahada denetim yapan yönetmelik kapsamında ki kurumların güncel bilgilerle donatılması önemlidir” diye konuştu.

“70 ÜLKE TARAFINDAN ÜRETİMİ, İTHALATI VE İHRACATI KONTROL ALTINA ALINDI”

Halk arasında kendir olarak bilinen kenevirin dünyadaki birçok ülke tarafından üretim, ithalat ve ihracatının kontrol altına alındığına da değinen Sağlam, şunları söyledi:
“TEK sözleşmesiyle üretimi ithalat ve ihracatı bizimle birlikte 70 ülke tarafından kontrol altına alınan bitkilerden bir tanesi olan kenevir, sanki diğer ülkelerde çok rahat üretiliyor, kullanılıyor, satılıyor, ithalat ve ihracat yapılıyor gibi bir yaklaşımla gelmeleri oldukça yanlıştır. 12 Haziran 2024 tarihinde ilimizde düzenlenen ve sahada çalışan daha önce kenevir yetiştiriciliği hakkında eğitim almayan personele yönelik düzenlenen çalışmada bazı sonuçlar çıkmıştır. Buna göre yetiştiricilik kontrol denetim ve üretici yönlendirme konusunda tecrübe sahibi olan personel mutlaka güncel bilgilerle donatılmalıdır. Bölgede yetiştiriciliği tavsiye ettiğimiz sertifikalı Narlı ve Vezir dışında Vezirköprü popülasyonu mevcut olup bunun dışında farklı çeşitlerin bölgeye girişi kesinlikle engellenmelidir. Dış dölek bitki olan elimizdeki çeşitlerin sertifikalı çeşitler dahil genetik ve morfolojik özellikleri değişebilir. Bu da ileriye dönük sıkıntı oluşturacaktır. Yerel yönetimlerden de destek alınarak tarlaların endüstriyel kenevir olduğu ve uyuşturucu özelliği olmadığı yönünde uyarıcı tabelalarla farklı müdahalelerin önlenmesi sağlanacaktır.”

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yesil-altin-kenevirin-son-kalesi-samsun/feed/ 0
Gıda ve tarımsal tüketimde Güney Asya ve Hindistan’ın payı 10 yılda artış gösterecek https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-ve-tarimsal-tuketimde-guney-asya-ve-hindistanin-payi-10-yilda-artis-gosterecek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-ve-tarimsal-tuketimde-guney-asya-ve-hindistanin-payi-10-yilda-artis-gosterecek/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:24:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14153 Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO), bu yıl 20’incisi hazırlanan ve 2024-2033 yıllarını kapsayan Tarımsal Görünüm raporu yayımlandı.

Buna göre, son 20 yılda özellikle düşük ve orta gelirli ekonomilerdeki nüfus ve gelir artışına bağlı olarak tarımsal ürün tüketimi artış gösterdi. Teknoloji ve inovasyondaki ilerlemeler ve doğal kaynak üretimindeki büyümeyle bu ülkeler üretimlerini de hızla artırırken, tarımsal üretim ve tüketim noktalarının kayması bu dönemde uluslararası tarım ticaret modellerinde değişikliğe yol açtı.

Bu değişikliklerin etkisiyle, küresel tarım ve balıkçılık ürünleri toplam tüketiminin, büyük ölçüde düşük ve orta gelirli ülkelerde olmak üzerek, gelecek 10 yıl içinde yıllık yüzde 1 büyümesi bekleniyor. Küresel gıda tüketiminin ise bu dönemde nüfus ve gelir artışına bağlı olarak yıllık yüzde 1,2 artacağı hesaplanıyor.

Çoğu bölgede, hayvansal kaynaklı gıdaların payının artması ve bunun sonucunda hayvancılık üretiminin genişlemesi, bu büyümeye bağlı olarak da ürünlerin yem olarak kullanımındaki büyümenin doğrudan gıda kullanımındaki artışı geride bırakması bekleniyor.

TÜKETİMDEKİ BÜYÜMENİN YÜZDE 31’İNİ GÜNEY ASYA VE HİNDİSTAN OLUŞTURACAK

Küresel gıda ve tarımsal tüketimin büyümesinde Çin’in ağırlıklı etkisi ise giderek azalıyor. Çin’in son 10 yılda küresel tüketim artışında yüzde 28 olan payının gelecek 10 yılda yüzde 11’e düşeceği tahmin ediliyor. Bu düşüşte ülkedeki beslenme alışkanlıklarının oturması, daha yavaş gelir artışı ve azalan nüfusun etkili olması bekleniyor.

Küresel gıda ve tarımsal tüketimde Çin’in azalan etkisine karşın, artan kent nüfusları ve refah düzeylerine bağlı olarak, Hindistan ve Güney Doğu Asya ülkelerinin küresel tüketimdeki paylarını gelecek 10 yılda büyüyeceği ve 2033 itibarıyla küresel tüketim artışının yaklaşık yüzde 31’ini oluşturacağı tahmin ediliyor.

ULUSLARARASI TOPLUM “SIFIR AÇLIK” HEDEFİNDE SINIFTA KALABİLİR

Rapora göre, orta gelirli ülkelerde kalori alımının büyük ölçüde temel gıda maddeleri, hayvansal ürünler ve yağların daha fazla tüketilmesi nedeniyle 10 yılda yüzde 7 artması bekleniyor.

Düşük gelirli ülkelerde ise yüzde 4 olarak öngörülen bu oran, uluslararası toplumun 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında “sıfır açlık” hedefine ulaşamayacağını gösteriyor.

Ayrıca, bu ülkelerdeki gelir kısıtları, hayvansal ürünler, balık ve su ürünleri, sebze ve meyvelere dayalı daha besleyici ve protein açısından zengin diyetlere geçişi engellerken temel gıdalara olan bağımlılığın sürmesine yol açıyor.

DOĞU AVRUPA’DA ÜRETİMDEKİ BÜYÜMEYE TÜRKİYE LİDERLİK EDECEK

Rapora göre, dünya nüfusunun yüzde 12’sinin yaşadığı ve Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinin küresel gıda ve tarımsal üretimdeki payı 2033 itibarıyla yüzde 14 azalabilir.

Bu düşüşte, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Ukrayna’nın üretim kapasitesinin zarar görmüş olması ve Avrupa Birliği’nin (AB) sürdürülebilir konusuna odaklanması etkili olabilir.

Bu kapsamda bölgenin tarımsal ve balık üretiminin net değerinin 2033’e kadar 2021-2023 dönemine kıyasla sadece yüzde 7 artacağı hesaplanıyor. Bu oran, son 10 yılda görülen büyümenin yarısından daha az ve Avrupa’daki üretimdeki önemli bir yavaşlamaya işaret ediyor.

Ukrayna’nın 2033’e kadar tarihi üretim kapasitesine ulaşılacağı varsayılsa da bölgedeki toparlanmanın yavaş olması beklenirken, Doğu Avrupa’da üretimdeki büyümeye yüzde 25 ile Türkiye’nin liderlik edeceği öngörülüyor. Türkiye’yi ise üretim artışındaki yüzde 7 payı ile Rusya’nın takip etmesi bekleniyor.

Batı Avrupa’da ise üretim artışının 2033’e kadar sadece yüzde 1,6 seviyesinde kalacağı ve Orta Asya’da Kazakistan’daki hızlı genişlemenin etkisiyle yüzde 24’lük bir büyüme görüleceği tahmin ediliyor.

GIDA İSRAFI VE FİYATLAR

OECD-FAO görünümüne göre, gıda israfının 2030’a kadar yarıya indirilmesi, dünyada tarım sektörü kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 4 ve yetersiz beslenen insan sayısının 153 milyon azaltılmasını sağlayabilir.

Gelecek 10 yılda uluslararası referans gıda fiyatlarında ise hafif bir düşüş öngörülüyor ancak bu durum yerel perakende gıda fiyatlarına yansımayabilir.

Uluslararası referans fiyatlarındaki olası değişimler, enflasyon, lojistik ve işleme maliyetleri nedeniyle yerel perakende fiyatlarında aynı şekilde görülmeyebilir. Bu nedenle, yerel koşulların bu şekilde kötüleşmesi geçim kaynaklarını zorlayabilir ve hassas durumdaki tüketicilerin gıda güvenliğini tehdit edebilir.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/gida-ve-tarimsal-tuketimde-guney-asya-ve-hindistanin-payi-10-yilda-artis-gosterecek/feed/ 0
TBMM heyeti Çin’in teknoloji üssünde temaslarda bulundu https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-heyeti-cinin-teknoloji-ussunde-temaslarda-bulundu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-heyeti-cinin-teknoloji-ussunde-temaslarda-bulundu/#respond Fri, 05 Jul 2024 06:48:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=14030 Shenzhen ve Dongguan kentlerindeki resmi temaslarda, Komisyon Başkanı Mustafa Varank, Başkanvekili Şahin Tin, Komisyon Sözcüsü Cevahir Uzkurt, Üyeler Adem Çalkın, Arslan Tatar, Yusuf Ziya Aldatmaz, Mehmet Eyüp Özkeçeci, Müzeyyen Şevkin, Ednan Arslan, Şeref Arpacı, Ömer Öcalan ve Rıdvan Uz yer aldı.

Çin temaslarına ilişkin bilgi veren Mustafa Varank, Çin’in davetlisi olarak gerçekleştirilen ziyareti komisyon üyesi tüm partilerden milletvekillerini davet ederek gerçekleştirdiklerini belirtti.

Varank, görüşmelerde Çin ile önümüzdeki dönemde yapılabilecek işbirliği fırsatlarının ele alındığını belirterek, “Dünyada devam etmekte olan üretim teknolojilerindeki ve sanayi alanındaki yarışta ülkelerin konumlarını, pozisyonlarını ve kapasitelerini görmek için bu organizasyonu gerçekleştirdik.” dedi.

ÇİNLİ ŞİRKETLER TÜRKİYE’YE GELECEK

Shenzhen’in teknoloji ve üretim anlamında dünyadaki örnek şehirlerden biri olduğunu kaydeden Varank, “Bu bölgeye Çin’in Silikon Vadisi deniyor. Burası hem sanayi üretimi hem de teknoloji geliştirme anlamında dünyanın en önemli yerlerinden bir tanesi. Burada farklı şirketleri ve farklı alanlarda çalışan firmaları ziyaret ettik.

Aynı zamanda Shenzhen bölgesinin yönetimiyle de temaslarımızı sürdürdük. Onlar da Türkiye ile işbirliğini geliştirmek için gerekli adımları atmak üzere ülkemize bir ziyaret gerçekleştirecekler.” ifadelerini kullandı

ZİYARET TÜRKİYE’YE VE ÇİN’E ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLAYACAK

Türkiye’nin sadece bölgesinde değil artık dünyada da üretim ve teknoloji ile ön plana çıktığını dile getiren Varank, şöyle devam etti:

“Kendi ayaklarımız üzerinde durmak, kendi teknolojimizi geliştirmek, dünyaya sanayi ürünleri ihraç eden bir ülke olmak istiyoruz. Bu konuda bu zamana kadar çok güzel neticeler aldık. Önümüzdeki dönemde hangi işbirliklerini gerçekleştirebiliriz, hangi ülkelerle, hangi şirketlerle güçlerimizi birleştirerek teknoloji geliştirip üretim yapabiliriz, bunun gayretini gösteriyoruz. Sanayi ve teknoloji üretiminde farklı ülkelerin, farklı pozisyonları var. Biz aslında Türkiye ile işbirliği anlamında doğu ya da batı demeden bütün ülkelerle ve şirketlerle işbirliğini geliştirmeye çalışıyoruz.

Bir yandan onları doğrudan yatırımlarla Türkiye’ye davet ederken, diğer yandan ortak teknoloji geliştirme ve teknoloji transferiyle işbirliği yapmaya çalışıyoruz. Bu ziyaret Türkiye’ye ve Çin’e önemli katkılar sağlayacak. Komisyon olarak hükümetimize ve ilgili bakanlıklarımıza burada edindiğimiz tecrübeleri, yaptığımız görüşmeleri aktaracağız.”

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE TEKNOLOJİ TRANSFERİ

Mustafa Varank, Çin temasları sırasında dünyanın en önemli teknoloji firmalarından birisi olan Huawei’yi de ziyaret ettiklerini belirtti.

Varank, Huawei’nin Çin’deki AR-GE ve üretim tesislerini ziyaretlerinde ise otonom sürüş, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve depolama teknolojileri hakkında bilgiler aldıklarına işaret ederek, “Heyetimiz resmi temaslarında Türkiye ile Çin arasında doğrudan yatırım fırsatlarını ele alırken, teknoloji geliştirme ve teknoloji transferi konusunda da görüş alışverişinde bulundu.” dedi.

OTONOM SÜRÜŞ DENEYİMİ

Varank, Huawei’nin üst düzey yöneticileriyle yaptıkları toplantılar ile AR-GE ve üretim tesislerindeki gözlemlerine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Huawei Türkiye’de 22 yıldır faaliyet gösteren bir firma. 1500 çalışanıyla 1300’ün üzerinde mühendisiyle, Türkiye’de Türk mühendislerle çözümler geliştirip bu ürünleri dünyaya pazarlayan bir şirket. Önümüzdeki dönemde de bu manada işbirliklerimizi artırmayı hedefliyoruz. Yakın dönemde Türkiye’de özellikle veri merkezi yatırımlarıyla ilgili ön açıcı kanuni çalışmalarımız da oldu. Türkiye’ye veri merkezi yatırımlarını çekmek istiyoruz.

Buradaki veri merkezi ve benzeri sistemlerle ilgili dünyadaki güçlü oyunculara baktığımızda bir tanesinin de Huawei olduğunu biliyoruz. Huawei’nin Türkiye’de yapacağı veri merkezi yatırımıyla ilgili görüşmelerimiz oldu. Aynı zamanda bize dünyadaki en önemli teknoloji alanlarından biri haline gelen elektrikli araçlarla ilgili yaptıkları çalışmaları gösterdiler.

Otonom sürüş noktasında geldikleri noktaları bize tanıtmaya çalıştılar. Otonom sürüş, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve depolama teknolojileri konusunda Türkiye ve Çin’in önümüzdeki dönemde yapabileceği işbirlikleri var. Bunların artırılmasını istiyoruz. Önümüzdeki dönemde Çinli şirketlerin Türkiye’ye daha fazla ilgi göstereceğini göreceğiz. Komisyonumuzun temaslarının buna önemli katkıları olacağına inanıyorum.”

TEKNOLOJİ TRANSFERİ VE ÜRETİM SÜREÇLERİNDE İŞBİRLİĞİ

TBMM heyetinin Çin ziyaretinin sonunda, teknoloji ve inovasyon alanında işbirliği imkanları değerlendirilerek, Türkiye ve Çin arasında teknoloji transferi ve bilgi paylaşımının artırılması yönünde olumlu adımlar atılması konusunda mutabık kalındı.

Ziyaret sonunda yapılan açıklamalarda, bu tür ziyaretlerin, iki ülke arasındaki teknolojik işbirliğini güçlendireceği ve yenilikçi projelerin hayata geçirilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tbmm-heyeti-cinin-teknoloji-ussunde-temaslarda-bulundu/feed/ 0
‘Kocasinan Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi, 1 milyon 237 bin metrekareden oluşuyor’ https://www.foxtvhaber.com.tr/kocasinan-tarima-dayali-organize-sanayi-bolgesi-1-milyon-237-bin-metrekareden-olusuyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kocasinan-tarima-dayali-organize-sanayi-bolgesi-1-milyon-237-bin-metrekareden-olusuyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 00:24:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13940 Bakan Özhaseki, Kayseri Ticaret Borsası’nda düzenlenen Kocasinan Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi Tanıtım Toplantısı’nda Türkiye’nin tarıma elverişli topraklara sahip olduğunu söyledi.

Ülke ekonomisinde son yıllarda tarımsal faaliyetlerin değerinin 1 trilyon 624 milyar liraya ulaştığına dikkati çeken Özhaseki, tarım sektörünün gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yüzde 7’sini oluşturduğunu vurguladı.

2022’de bir önceki yıla göre tarımsal ürünlerde 2,3 milyar dolar ihracat fazlası verildiğine dikkati çeken Özhaseki, “Ara ara ‘Şunu da dışardan alıyoruz.’ gibi başlıkları gördüğümüz zaman insanların morali bozulabilir ama daha fazlasını satıyoruz.” dedi.

Bu anlamda Kayseri’nin de tarımda adından söz ettirdiğini, modern tarım tekniklerinin uygulandığını ifade eden Özhaseki, ağırlıklı olarak buğday, arpa, şeker pancarı, çerezlik ayçiçeği, çerezlik kabak çekirdeği, patates, baklagiller, yem bitkileri, elma ve üzüm yetiştirildiğini, 1,2 milyon ton şeker pancarı üretimi ve 1,8 milyon dekar alandaki buğday üretimiyle bu alanda önemli bir paya sahip olduğunu söyledi.

Bakan Özhaseki, Kocasinan Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi ile tarımda yeni bir anlayışın kapılarının açılacağına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Yeni bir organize sanayi kuruyoruz ama bu bildiğiniz OSB’lerden değil. Bacası yok, etrafa duman saçmıyor. Kocasinan Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi, 1 milyon 237 bin metrekareden oluşuyor. Seralarda üretim yapılacak, her hava koşulunda üretim devam edecek. Kayseri, hem kendi ihtiyacı olan meyve ve sebzeyi üretecek hem de çevre illere ve özellikle de yurt dışına ithal edebilecek. Rusya, Avrupa ve Körfez ülkeleri, Kayseri’nin gıda satış pazarı haline gelecek. Kayseri’de yıllık 10 bin ton sebze meyve üretimimiz var. Kurulacak OSB ile bu üretim miktarı 35 bin tona çıkacak. Kayseri ekonomisine yıllık 1 milyar lira katkı sağlanacak. Kayseri’ye en yakın Akdeniz Bölgesi’nden meyve ve sebze tedariki sağlanıyordu. Bu da ulaşım bedelleri eklenince fiyatları arttırıyordu. Projenin tüm safhaları işler hale gelince Kayserililer, meyve ve sebzeyi biraz daha ucuza yemiş olacak. OSB’nin faaliyete geçmesiyle Kayseri’ye yaklaşık 5 milyar liralık yatırım sağlanmış olacak.”

AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI SÜRECİNE UYGUN ÜRETİM YAPILACAK

Özhaseki, yeni OSB’de yüzde 75’i kadınlar olmak üzere 1500 kişinin istihdam edileceğini, OSB’nin enerji ihtiyacının jeotermal ve güneş enerji santralleriyle sağlanacağını, böylece Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecine uygun üretim yapılacağını vurguladı.

Küresel ısınmanın önüne geçmek için salınan karbon emisyonlarının azaltılması gerektiğini belirten Özhaseki, 2026’dan itibaren AB’ye satılacak ürünlerde sınırda karbon düzenlemesi kontrolünün getirileceğine dikkati çekti.

Kontrole göre vergiler alınacağını anlatan Özhaseki, “Öyle bir vergi çıkacak ki biz malımızı dışarıya satamayacağız. O yüzden herkes kendini, konumunu bir daha gözden geçirmek durumunda diye düşünüyorum. Şimdilik 6 sektör belirlendi. Daha çok demir çelik gibi alanlar. Bu konularda sınırda karbon düzenlemesi başlayacak ama daha sonraki yıllarda da ürettiğiniz bir gömleği bile kapıda soracaklar. O yüzden hepimizin hazırlıklı olması icap ediyor. Bizim bu projemizin de Yeşil Mutabakat sürecine uygun bir üretim çeşidi olduğunu rahat söyleyebiliriz.” şeklinde konuştu.

Toplantıya Vali Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri milletvekilleri Şaban Çopuroğlu, Murat Cahid Cıngı ve Sayın Bayar Özsoy, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ile borsa ve oda başkanları katıldı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kocasinan-tarima-dayali-organize-sanayi-bolgesi-1-milyon-237-bin-metrekareden-olusuyor/feed/ 0
Güvenilir gıdaya yönelik çalışmalar tek paltformda toplandı https://www.foxtvhaber.com.tr/guvenilir-gidaya-yonelik-calismalar-tek-paltformda-toplandi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/guvenilir-gidaya-yonelik-calismalar-tek-paltformda-toplandi/#respond Fri, 28 Jun 2024 23:36:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13776 Yumaklı, Mersin’de bir otelde Güvenilir Ürün Platformu ve Mersin Ticaret Borsası işbirliğiyle düzenlenen 2024 Tarım Zirvesi ve Ulusal Ürün Konseyleri Buluşmasın’da, gıda arz güvenliği konusunun ülklerin milli güvenlik meselesi haline geldiğini söyledi.

Türkiye’nin tarım alanında dünyada önemli ülkelerden olduğunun altını çizen Yumaklı, ülkenin iyi bir potansiye sahip olduğunu ve bunun daha çok üretim ve ihracata çevrilmesi gerektiğini anlattı.

Yumaklı, Türkiye’nin tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı bir ülke olduğuna işaret ederek, tarım ve gıda ürünleri ihracatının, 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 3,3 artışla 31 milyar dolara ulaştığını anımsattı. Yumaklı, dış ticaret fazlasının ise yüzde 3 artışla 7 milyar dolar olarak gerçekleştiğini vurguladı.

Söz konusu ihracatın bu yılın ocak-nisan döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artttığını hatırlatan Yumaklı, ithalatın ise yüzde 15,3 azaldığını ifade etti.

“BU YILIN EKİM AYINDAN İTİBAREN ÜRETİM PLANLAMASINI UYGULAMAYA GEÇECEĞİZ”

Yumaklı, sektörde devrim niteliğinde düzenlemeler yaptıklarının altını çizerek, “Bu yılın ekim ayından itibaren üretim planlamasını uygulamaya geçeceğiz. Hayvansal üretimle planlamaya yürürlüğe koymuş olacağız, çalışmaları bitirdik. Bitkisel üretim tarafında, biraz daha karmaşık olduğu için uzun bir süre istişare etmek zorunda kaldık. Hayvansal üretimle ilgil iolan Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere, bitkisel üretimle ilgili olanın ise çok az bir teknik çalışması kaldı. Sözleşeli üretim ve suya göre tarım konularını da üretim planlaması kapsamında etkin hale getirmiş durumdayız.” ifadelerini kullandı.

Vatandaşların güvenilir, sağlıklı ve kaliteli gıdaya ulaşmasına önem verdiklerini belirten Yumaklı, “Bunun için gerekli düzenlemeleri yaptık, yapmaya devam ediyoruz. 81 ilimizde güçlü bir denetim altyapımız var. 41 kamu ve 107 özel kurum var. 15 AR-GE merkezimiz var, 7 bin 617 arkadaşımız da sahada denetimlere devam ediyorlar. Bu güçlü altyapıyla 2023 yılında 1,3 milyon denetim yaptık.” dedi.

Yumaklı, gıda etiketlerinde yanıltıcı görsel ve bazı gıda katkı maddelerinin yasaklanması gibi düzenlemeleri de yaptıkları anımsatarak, şunları kaydetti:

“Vatandaşların yapılan denetimlere ulaşabilmesi için bir karekod sistemi getirdik. Karekod uygulaması Tarımcebimde uygulamasındaki seçenekte var. O seçenekte bir gıda noktasına gittiğnizde karekodu okuttuğunuzda, oranın en son ne zaman denetlendiğini göreceksiniz. Bunun ikinci adımı için çalışmalar devam ediyor. Bu denetimin sonuçlarını da göreceksiniz. Bütün işletmelere kendilerinin bu noktada güvenilir gıda ile alakalı bu sisteme dahil olmalarını bekliyoruz. Gittiğiniz yerde o barkod yoksa kafanızda soru işaret eolabilir. Buna gönüllü katılımları istiyoruz. Başka bir yeniliği de söylemek istiyorum, guvenilirgida.tarimorman.gov.tr internet sitemiz bugünden itibaren yayına başladı. Güvenilir gıdaya dönük olarak yapmış olduğumuz bütün çalışmaları artık vatandaşlarımız tek bir platformda görüyor olabilecek.”

Bakan Yumaklı, açılış konuşmalarının ardından, destek alarak üretim yapan 6 başarılı çiftçiye ödül verdi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/guvenilir-gidaya-yonelik-calismalar-tek-paltformda-toplandi/feed/ 0
Efor Çay’ın halka arzında talep toplama başladı https://www.foxtvhaber.com.tr/efor-cayin-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/efor-cayin-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/#respond Wed, 26 Jun 2024 23:48:14 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13608 Halka arz fiyatı pay başına 14,50 lira olarak belirlenen şirketin 63 milyon lirası sermaye artırımı, 27 milyon lirası ortak satış olmak üzere nominal değeri 90 milyon lira olan payları satışa çıkacak. Böylece, şirketin yüzde 24,8’i halka açılmış olacak.

Halka arz edilecek hisselerin yüzde 75’i yurt içi bireysel yatırımcıya, yüzde 25’i ise yurt içi kurumsal yatırımcıya ayrılırken, halka arz büyüklüğünün yaklaşık 1 milyar 305 milyon lira olması bekleniyor. Şirketin halka arzında talep toplama , EFORC kodu ile Halk Yatırım ve İntegral Yatırım liderliğinde oluşturulan konsorsiyum tarafından 26-27-28 Haziran’da gerçekleştirilecek.

Efor Çay Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akkuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 850 bin hektar arazide faaliyet gösteren, 100’e yakın alım yeri ve 26 bin civarı kayıtlı çiftçisiyle bölgenin lokomotifi olan bir tarım şirketi olduklarını söyledi.

Çay üretiminde Türkiye’nin yüzde 10’unu karşıladıklarını aktaran Akkuş, “Doğu Karadeniz bölgesindeki çay üretimini kompanse eden bir şirketiz. Çaykur’dan sonra ilk 5 çay üreticisinden biriyiz. Markalaşmaya 2014’te başladık ve 2019’da hikayemizi devam ettirdik. Hem iç pazarda hem dış pazarda Türk çayını markalaştırmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Akkuş, şunları kaydetti:

“Biz toprağa indiğimizde sadece bir çay bahçesinde çayı alıp işlemiyoruz. Orada çiftçiyle beraber yürüttüğümüz sosyal politikalarımız var. Çayın gübresini de biz kendimiz getiriyoruz. Samsun’da yeni yaptığımız gübre fabrikamızda kendimiz üretip hem iç pazarda satarken hem dış pazara ihracat yapacağız. Süreçlerin hepsine hakimim. Türkiye’deki çayın üretim tüketim dengesi birbirine çok yakın olduğu için bizim ihracatımız niye çok az diye yakındığımız zamanlar olur. Gerçekten ihracatımız çok az.”

“TÜRK ÇAYINDA KESİNLİKLE KİMYASAL İLAÇ KULLANIMI YOKTUR”

Türk çayını dünyaya tanıtma hedeflerinin olduğunu dile getiren Akkuş, şöyle konuştu:

“20 yıldır dünyadaki çay plantasyonlarını geziyorum. Çin’den Japonya’ya kadar gezmediğimiz hiçbir alan yok. Çay plantasyonunda Türk çayının diğer çaylarla ayrıştıran özelliği nedir bunlara bakıyoruz. Bununla ilgili sadece dünyada etnik pazarda olmak istemiyoruz. Türk çayının hak ettiği yerde olması gerekiyor. Çünkü dünyadaki çaylarda hepsinde kimyasal ilaç kullanılır. Bizim Türk çayında kesinlikle kimyasal ilaç kullanımı yoktur. Türk çayının kendi yapısı tamamen doğal. Bizi dünyada eğer bir yere getirecekse çayımız bunu doğallığımızla beraber bir yere getirmek gibi bir hedefimiz var. Bu minvalde de yatırımlar yapmaya devam ediyoruz.”

Akkuş, çaylarını yeni yatırımlarla beraber yurt dışına tanıtmak, tea shoplar açmak gibi faaliyetlerin devamını getirmek için borsada olacaklarına işaret etti.

“ÜLKENİN HER TARAFINDA YATIRIMLARIMIZ VAR”

Akkuş, halka arz gelirlerinin bir kısmını yatırımlara harcayacaklarını belirterek, Tokat Erbaa’da kahve üretim tesisi olarak içecek alanında yatırım yaptıklarını aktardı.

Kahve pazarının çok hızlı büyüdüğünü vurgulayan Akkuş, “Çay tüketimi yüzde 15 büyürken kahve tüketimi, gençlerde yüzde 265 büyüyor. Bu büyümede bu kahve üretiminden çıkmak istemedik. Yatırımın inşaat bölümü bitti makine bölümünün çoğu geldi bir kısmı devam ediyor. Yıl sonuna kadar tamamlamayı planlıyoruz. Ülkenin her tarafında yatırımlarımız var. Halka haz gelirleri yatırımlarla beraber, daha hızlı yol almamızı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/efor-cayin-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/feed/ 0
Yeni modeller yolda! Togg, Avrupa’ya açılmaya hazırlanıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-modeller-yolda-togg-avrupaya-acilmaya-hazirlaniyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-modeller-yolda-togg-avrupaya-acilmaya-hazirlaniyor/#respond Tue, 25 Jun 2024 22:12:30 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13535 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla Türkiye’nin yerli ve milli otomobil rüyası için kurulan Togg, 25 Haziran’da kuruluşunun 6’ncı yılını dolduruyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, son birkaç yıl içinde hem markalaşma hem de üretim anlamında önemli adımlar atıldı.

Gelinen noktaya kronolojik olarak bakıldığında, 2018’in eylül ayında tasarlanan T10X’in ilk prototip gösterimi 2019 Aralık’ta gerçekleştirildi.

Ardından, 18 Temmuz 2020’de inşaatına başlanan Togg Teknoloji Kampüsü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda törenle açılırken, açılışta Togg’un ilk akıllı cihazı C SUV’un seri üretim bandından inişi kutlandı.

Togg, 14 Mart 2023’te Togg modellerinin fiyatlarını açıkladı ve 29 Mart 2023’te ön sipariş sahipleri çekilişle belirlendi. 177 binin üzerinde talep alan Togg, 2023 için planlanan toplam üretim hedefini 20 binden 28 bin adede yükseltti.

Tip onayı ardından seri üretim 2023’ün mart-nisan aylarında başladı. Togg’un yerlilik oranı üretim başlangıcında yüzde 51’in üzerindeyken, üç yıl içinde bu oran yüzde 68’e ulaştı. Togg’un iş ortaklarının yüzde 75’i Türkiye’den, yüzde 25’i ise Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’dan kuruldu.

BATARYA ÜRETİMİNİN 2025’TE BAŞLAMASI HEDEFLENİYOR

Batarya üretim konusuna da önem veren Togg, bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Siro Temel Atma Töreni’ni gerçekleştirdi. Siro Silk Road Temiz Enerji Depolama Teknolojileri 2021’de kuruldu. Farasis Enerji ve Togg arasında yüzde 50-50 ortaklık sağlanmıştı.

Batarya üretim tesisi için inşaat devam ediyor. Tesisin bu yıl içinde tamamlanması beklenirken, batarya üretiminin 2025’te başlaması hedefleniyor. Siro 2026’dan itibaren de hücre geliştirme dahil olmak üzere entegre enerji depolama üreticisi haline gelinecek.

Togg, ayrıca Trugo Akıllı Şarj markasıyla ilk şarj cihazlarını 11 Ekim 2022’de Bolu HighWay Dinlenme Tesisi’nde kurdu. O tarihten bu yana Türkiye’nin 81 ilinde 600’ün üzerinde DC, 250’den fazla da AC şarj istasyonuna ulaşıldı.

YENİ MODELLER HAZIRLANIYOR

T10X’in teslimatlarının yanı sıra yeni model çalışmalarını da sürdüren Togg, 2019’da ön gösterimini yaptığı doğuştan elektrikli ikinci akıllı cihazının güncel halini “T10F” model ismiyle dünyanın en büyük teknoloji fuarı CES 2024’te kamuoyu ile paylaştı.

T10F modeli, tasarımı, güç kaynağı olarak kullanılması, yapay zeka sistemleri ve sürüş destek asistanları gibi özellikleriyle de dikkati çekiyor.

Togg, B segmentindeki bir SUV otomobilin çalışmalarını da sürdürüyor. Bu kapsamda, T8X ismi verilen modelin gelecek yıl ön gösteriminin yapılması bekleniyor.

T10F YIL SONUNDA ÖN SİPARİŞE AÇILACAK

Günümüzün tasarım dinamiklerini yansıtan ve sedan modellerden beklentileri de karşılayan bir fastback model olan T10F’in, Türkiye’de bu yıl sonundan itibaren siparişe açılması, gelecek yılın başından itibaren de kullanıcılarına teslim edilmeye başlanması bekleniyor.

Togg, yeni akıllı cihazlarıyla 2032’ye kadar 5 farklı modelle 1 milyon araç üretmeyi hedefliyor.

AVRUPA’DA GELECEK YILIN BAŞINDA SATILACAK

Togg, Avrupa hedefleri kapsamında Togg Europe GmbH’yı Almanya’da 2021’in mayıs ayında kurmuştu.

Avrupa’da da önemli mobilite şirketlerden biri olmayı hedefleyen Togg, T10X modelini Avrupa’da bu yıl sonunda ön siparişe açmayı hedefliyor.

Gelecek yılın başından itibaren T10X ve T10F modellerinin birlikte Avrupa’da satışa sunulacağı öngörülüyor.

T10X PAZAR LİDERİ OLMAYA DEVAM ETTİ

Diğer yandan, son verilere bakıldığında Togg’un Türkiye elektrikli otomobil pazarındaki performansı dikkati çekiyor.

ODMD verilerine göre, elektrikli otomobil markaları arasında yükselişi devam eden Togg, mayısta da pazar liderliğini sürdürdü.

Togg, geçen ay 4 bin 140 adetlik satışla en yakın rakibine 3 bin 590 adet fark attı. Bu dönemde Togg’un elektrikli otomobil pazar payı yüzde 56,33 olarak kayıtlara geçti. Bir diğer ifadeyle satılan her 2 elektrikli otomobilden 1’i Togg T10X oldu.

Ocak-mayıs dönemine bakıldığında ise Togg’un elektrikli otomobil satışlarındaki pazar payı 11 bin 288 adetle yüzde 40,89 seviyesinde gerçekleşti.

TOGG, DEVLER LİSTESİNE 42. SIRADAN GİRDİ

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan İSO 500 listesine göre Togg’un üretimden elde ettiği satışlar 2023’te 24,3 milyar TL olarak kaydedildi. Şirket bu satış geliriyle 2023’te Türkiye’nin en büyük 42. şirketi oldu.

Sektörel olarak bakıldığında otomotivde en yüksek gelir 238 milyar TL ile Ford Otosan’da kaydedildi. Ford Otosan’ı 127,5 milyar TL ile Toyota; 107,2 milyar TL ile Oyak Renault; 94,3 milyar TL ile Mercedes-Benz ve 78 milyar ile Tofaş izledi.

Bu rakamlar dikkate alındığında Togg’un listedeki ilk yılında Ford Otosan’ın onda biri, Tofaş’ın ise üçte biri kadar gelir yazması dikkat çekti.

Togg, Ekim 2022’de üretime başlarken, ilk satışlar 2023 yılının Mart ayında yapılmıştı. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği verilerine göre 2023 yılında 19 bin 583 adet Togg satışı gerçekleşti.

Aynı dönemde Ford Otosan’ın yerli üretimden satışları 70 bin 515 olarak kaydedildi. Toyota’nın yerli satışları 33 bin 51 olurken, Tofaş’ın da Fiat markasıyla satışları 176 bin 529 olarak kaydedildi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yeni-modeller-yolda-togg-avrupaya-acilmaya-hazirlaniyor/feed/ 0
İşte Doğu’nun bitkisel üretim karnesi https://www.foxtvhaber.com.tr/iste-dogunun-bitkisel-uretim-karnesi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iste-dogunun-bitkisel-uretim-karnesi/#respond Mon, 24 Jun 2024 08:36:21 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13420 Doğu Anadolu Bölgesinin sahip olduğu coğrafi ve iklim şartları sonucunda kısıtlı olan tarımsal ürün çeşitliliği ve veriminin yanı sıra, tarımsal arazi varlığının çok küçük parçalar halinde kullanılıyor olmasının tarım sektöründeki üretkenlik ve verimliliği azalttığı tespit edildi.
“Tarla bitkileri üretiminin yaygınlaştırılması gerek”
DAP Eylem Planı’nda bölgenin diğer illerine kıyasen yükseltinin daha düşük olduğu Elazığ, Erzincan, Iğdır ve Malatya illeri başta meyve ve sebze üretiminde olmak üzere önemli bir potansiyel ihtiva ettiği belirtilerek, “ DAP Bölgesinde üretilen bitkisel ürünlerin toplam tarım alanı içindeki payına bakıldığında en yüksek oran yüzde 42 ile tahıllara ait olduğu görülmektedir. Ardından diğer bitkisel ürünler (yem bitkileri, endüstri bitkileri ve tıbbi bitkiler) yüzde 25 ile karşımıza çıkmaktadır. Bölgede en düşük oranda üretilen ürünler ise, meyve, içecek ve baharat bitkileri ile sebzedir. Buradan yola çıkarak, tarla bitkileri üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla iklim, toprak, topografya, su kısıtı ve ekim nöbeti dikkate alınarak; hangi ürünün, hangi bölgede, ne kadar üretileceği belirlenerek, tarımsal hasılayı artıracak planlı üretim yapılmalıdır.” denildi.

“YEM BİTKİLERİ ÜRETİMİNDE TÜRKİYE’NİN YÜZDE 70’İNE SAHİP”

Kişi başına düşen bitkisel üretim değerine bakıldığında 2013 yılından 2019 yılına kadar bölgedeki tüm illerde artış sağlandığı vurgulanan araştırmada şöyle denildi, “2013 yılında en yüksek değer Erzincan ilinden elde edilirken; 2019 yılında Sivas ilinden elde edilmiştir. Bölge illerinden Sivas, tarımsal arazi varlığı bakımından en fazla alana sahip il olmakla birlikte, bitkisel üretim değerleri açısından Malatya en fazla katma değer üreten il konumundadır. Bu durumun ortaya çıkmasında Malatya’da meyve üretiminin baskın olması yatmaktadır. Bitkisel üretim verilerinden anlaşılacağı üzere Türkiye içindeki en yüksek paya sahip olan ürün kayısı ve korunga olmuştur. Bunları yonca, domates ve fiğ üretimi takip etmektedir. Diğer taraftan, bölge yem bitkileri üretiminde Türkiye’nin yüzde 70’ine sahiptir. Bölgede hayvancılık potansiyeli yüksek olduğundan yem bitkileri üretimi de yüksektir.”

“BÖLGENİN SEBZE ÜRETİMİ KISITLI”

Bölge meyveciliği irdelendiğinde Malatya ve Elazığ illerinin diğer illerden ayrıştırılarak incelenmesi gerektiği vurgulanan araştırma sonuçlarına göre, Malatya ve Elazığ illeri bölgenin toplam kurulu meyve bahçesi alanının yüzde 74,6’sına sahip iken; Malatya tek başına bölgenin toplam kurulu meyve bahçesi alanının yüzde 57,1’ine sahip bulunduğu ifade edilerek, “Malatya, Türkiye’nin en önemli kayısı üretim merkezi olması itibarıyla, kuru kayısı ihracatında özel bir önemi bulunmaktadır. Türkiye yaş kayısı üretiminin yarıdan fazlasını sağlayan ilde üretim yoğun olarak kuru kayısıcılığa yöneliktir. Ancak kurutulan kayısının yaklaşık yüzde 90-95’i ihraç edilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, gerek ağaç sayısı gerekse yaş ve kuru kayısı üretim miktarları ile Malatya sadece ülkemizin değil, bütün dünyanın kayısı üretim merkezi konumunda bulunmaktadır. Bölgenin sebze üretimi kısıtlıdır. Sebze üretiminin artırılması için özellikle bölge şartlarında üretimi yapılabilen sebzelerin ekimi ve uygun alanlarda örtü altı sebze üretiminin teşvik edilmesi önem arz etmektedir.” İfadesi kullanıldı.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/iste-dogunun-bitkisel-uretim-karnesi/feed/ 0
Asya’da imalat sanayisinin merkezleri değişebilir https://www.foxtvhaber.com.tr/asyada-imalat-sanayisinin-merkezleri-degisebilir/ https://www.foxtvhaber.com.tr/asyada-imalat-sanayisinin-merkezleri-degisebilir/#respond Wed, 19 Jun 2024 22:24:23 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13184 ABD’nin eski başkanı Donald Trump döneminde başlayan ticaret savaşlarıyla birlikte Pasifik’in karşı kıyılarındaki dünyanın iki dev ekonomisi arasında başlayan gerginlik devam ediyor.

Başta ABD olmak üzere batılı tedarikçiler yerli üretimi desteklemek, piyasadaki fiyatlama bozulmalarının önüne geçmek ve kritik sektörlerde Çin’e bağımlılığı azaltmak için Çin imalat sanayisine temkinli yaklaşıyor.

Bölgedeki Çin-Tayvan gerginliği batılı tedarikçiler için ticari belirsizliklerin ortaya çıkabileceğini gösterirken rakip imalat merkezleri de yatırımcıların dikkatini çekiyor.

Çin, düşük imalat maliyetleri ve gelişmiş imalat sanayi altyapısı sebebiyle uzun yıllardır batılı büyük firmaların en önemli üretim merkezlerinin başında geliyor. Buna karşın son yıllarda Çin ile batı ülkeleri arasında artan problemler Çin’in imalat merkezi konumunun yavaş yavaş değişebileceği şeklinde yorumlanıyor.

Çin ekonomisine ilişkin olası değişim sadece negatif bir gelişme olarak nitelendirilmiyor. Analistler, söz konusu değişimde özellikle imalat ve teknoloji tarafında biriken “know-how”, Çin ekonomisinin gelişmişlik düzeyi gibi birçok faktörün etkili olduğunu ifade ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Nisan 2024 verilerine göre, Çin’de artan kişi başı milli gelir bölgedeki en hızlı yükselişler arasında yer alıyor.

Çin’in kişi başı milli geliri son 20 yılda yüzde 776 artarak 13 bin 136 dolara çıkarken, Hindistan’ın kişi başı milli geliri bu dönemde yüzde 338 yükselerek 2 bin 731 ulaştı. Endonezya’nın kişi başı milli geliri 5 bin 271 dolar, Vietnam’ın 4 bin 622 ve Malezya’nın 13 bin 315 dolarda bulunuyor.

IMF verilerine göre, Asya’daki gelişmekte olan ülkelerin ortalama kişi başı milli geliri ise 7 bin 62 dolar olduğu hesaplanıyor.

Analistler, bu durumun Çinli şirketlerin imalat sanayisinde rekabet avantajını olumsuz etkilediğini kaydederek, bu şirketleri daha nitelikli mal üretmeye zorlamış olabileceğini ifade ediyor.

Son yıllarda özellikle 5G teknolojisi ve elektrikli otomobil üretimi alanındaki Çinli şirketlerin rekabetçi bir yapıda olduklarını hatırlatan analistler, bu durumun batılı ülkeleri çeşitli korumacı önlemlere yönlendirdiğini bildiriyor.

ÇİNLİ ŞİRKETLER YAPTIRIM LİSTESİNDE RUSYA’YI TAKİP EDİYOR

Batılı ülkelerin Çinli şirketlere uyguladığı gümrük vergisi ile yaptırım listesinin gün geçtikçe büyümesi göze çarpıyor.

Analistler, her geçen gün daha çok Çinli şirketin dahil olduğu ABD’nin yaptırım listesi olan Varlık Listesi’nin olası jeopolitik gerilimler sonucu daha da büyüyebileceğini kaydediyor.

ABD yönetimi, kritik endüstrilerdeki yerli üretimi desteklemek amacıyla Çin’den ithal edilen çelik ve alüminyum, yarı iletkenler, elektrikli araçlar, bataryalar, kritik mineraller ve güneş pilleri gibi ürünlere yönelik gümrük vergilerini artırma kararı almıştı.

ABD’de geliştirilen teknolojileri elde ettikleri veya elde etmeye teşebbüs ettikleri gerekçesiyle geçen günlerde 37 şirket ABD tarafından yaptırım listesine eklenmişti.

Amerikan Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan yaptırım listesinde Ocak 2024’ten bu yana çeşitli ülkelerden 143 şirket, kişi ve organizasyon eklenirken, bunların 51’i Çin merkezli şirket, kişi ve organizasyonlardan oluştu.

Söz konusu yaptırım listesindeki Çinli şirket sayısı, Ukrayna savaşı sebebiyle bir dizi ekonomik yaptırıma uğrayan Rusyadan hemen sonra geliyor.

ÇİN OTOMOBİLLERİ KONUSUNDA HÜKÜMETLER TEMKİNLİ DAVRANIYOR

Çin, jeopolitik riskler ve maliyet artışlarının yanı sıra uluslararası pazarlarda yerli sanayi için risk oluşturması sebebiyle de tedarikçiler ve devletler tarafından bir dizi yaptırıma uğrarken, bu durumun otomobil imalat sanayisinde yabancı talebini ve yatırımını etkileyen bir trende dönüşebileceği belirtiliyor.

Geçen haftalarda Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yaptığı konuşmada, Avrupa’nın Çin’den gelen elektrikli otomobil bolluğuna karşı kendini koruması gerektiğini belirtmişti. Bu açıklamaları takiben AB, Çin’de üretilen elektrikli otomobillerin birlik üyesi ülkelere ithalatında 4 Temmuz’dan itibaren yüzde 38,1’e varan oranlarda ilave vergi getireceğini duyurdu.

Benzer yaptırımların ABD tarafından da geleceğinin sinyalleri geçen haftalarda verilirken, yurt içinde Ticaret Bakanlığı, yerli üretimin iç pazardaki payının yükseltilmesi ve korunması ile yurt içine yatırımların özendirilmesi amacıyla Çin menşeli benzinli ve hibrit binek otomobillere ilave gümrük vergisi uygulanmasına karar verdi.​

Analistler, Çin’in uluslararası pazarlarda kısıtlayıcı yaptırımlara uğramasının imalat sanayindeki talebi etkileyebileceğini belirtiyor.

ARTAN İMALAT MALİYETLER YENİ ÜRETİM MERKEZİ ARAYIŞLARINA SEBEP OLABİLİR

Çin küresel üretim merkezlerinin başında yer alması sebebiyle imalat sanayindeki işgücü ülkenin küresel konumu için önem arz ediyor. Günümüzde ülkede iş gücü alanında karşı karşıya kalınan risklerin başında imalat sanayindeki iş gücü açığı yer alıyor.

Analistler, Çin iş gücü piyasasının önemli bir kısmını ülkenin kırsal kesimleri terk edip kent merkezlerinde çalışmak üzere göç eden göçmen işçiler oluştuğunu belirterek, açıklanan verilerin, göçmen işçilerin imalat sanayindeki işlere olan talebinin hizmet sektöründeki işlere olan talepten daha az olduğunun görüldüğünü söyledi.

2016-2020 arasındaki verilere göre Çin’in imalat maliyetlerinin Vietnam ve Meksika’ya göre söz konusu zaman aralığı boyunca yüksek seyrettiğini belirten analistler, maliyet artışındaki trendin batılı tedarikçilerin yeni imalat merkezleri arayışını besleyebileceğini söyledi.

Söz konusu veriler ışığında iş gücü maliyetlerinin giderek yükseldiği Çin’e karşın Hindistan, Vietnam ve Endonezya gibi ülkeler ön plana çıkıyor.

Dünyanın en değerli şirketlerinden olan Apple, imalat alanında Çin’den Hindistan’a yönelmişti.

Analistler, dünya devinin Hindistan’daki üretim merkezlerinde, geçen mali yılda yaklaşık 14 milyar dolar değerinde iPhone ürettiğini ifade ederek, büyük şirketlerin bölgedeki alternatif üretim merkezi arayışlarına devam ettiğine dikkati çektiler.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/asyada-imalat-sanayisinin-merkezleri-degisebilir/feed/ 0
Batı ile Rusya, Ukrayna’nın kaderi için ‘topçu savaşında’ https://www.foxtvhaber.com.tr/bati-ile-rusya-ukraynanin-kaderi-icin-topcu-savasinda/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bati-ile-rusya-ukraynanin-kaderi-icin-topcu-savasinda/#respond Sun, 16 Jun 2024 23:12:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=13025 AA muhabiri, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ağırlık noktasını oluşturan topçu silahları ve mühimmatına yönelik bilgileri açık kaynaklardan derledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, 24 Şubat 2022’de “Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’a özel askeri operasyon” başlattıklarını duyurmasıyla başlayan savaşta Rusya, ilk dönemde ele geçirdiği bazı bölgelerden geri çekilmesine karşın, ABD ve Batı ülkelerinin Kiev yönetimine askeri ikmalinde yaşanan gecikmeler, Ukrayna ordusunun aleyhine işledi.

Savaş, Ukrayna’nın Donbas bölgesi başta olmak üzere Harkiv, Zaporijya ve Herson yönlerinde sürüyor.

Savaşa dair analizler, tarafların yaşadığı kayıpların büyük bölümünün topçu ateşi kaynaklı olduğunu gösteriyor.

– TOPÇU ATEŞİNİN ÖNEMİ

Ateş destek vasıtalarından topçu ateşi, modern dönem de dahil olmak üzere orduların hem taarruzu hem de savunmasında kritik rol oynuyor.

Top mermileri, teknolojik gelişmelerle hedefi çok daha hassasiyetle vurabilirken kundağı motorlular sayesinde hızla mevzi değiştirebilen topların düşmanın hedefi olması da zorlaştı.

Nitekim muharebelerde taraflar, ilk etapta birbirlerinin ateş destek vasıtalarını imha etmeye öncelik vererek asker ve teçhizat kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor.

Savaşlarda top ateşini etkili kılmanın en önemli boyutu kesintisiz lojistik desteğe bağlı oluyor.

Muharebelerin gidişatında belirleyici olan ikmal kapasitesi, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda da kendisini gösteriyor.

– RUSYA VE UKRAYNA MİLYONLARCA TOP MERMİSİ ATEŞLİYOR

Rus yetkililer, üstünlüğü korumak ve daha ileri noktaya taşımak için ordunun yıllık halihazırda kullandığından en az 3 milyon daha fazla top mermisi ateşlemesi gerektiğini öngörüyor.

Ukrayna ordusunun tespitlerine göre Rus ordusu, savaşın başlarında elindeki stoklardan aldığı güçle günde 60 bin top mermisi ateşlerken bu sayı 2023’te 20 bine, şimdilerde ise 10 bine kadar geriledi.

Ukraynalı yetkililer ise top mermisi kullanımlarını günlük 2 bin 500-3 bin 600 olarak bildiriyor.

Savaşın safhalarına, savunma veya taarruz durumlarına göre değişse de mevcut rakamlar, Ukrayna’nın yıllık 1,3 milyon, Rusya’nınsa 3,6 milyon top mermisini ateşlediğini gösteriyor.

Mevcut durum dikkate alındığında tarafların Şubat 2022’de başlayan savaş boyunca en az 11 milyon top mermisi ateşlediği sonucu ortaya çıkarıyor. Savaşın ilk yılında çok daha fazla cephane tüketildiği göz önüne alındığında bu sayının çok daha fazla olduğu değerlendiriliyor.

– RUSYA-BATI KAPASİTE FARKI VE YARIŞI

Rusya, büyük askeri kompleksiyle ürettiği milyonlarca top mermisini kullanırken Ukrayna ise savaşın başından bu yana yetersiz kalan kendi üretimini ABD ve Batılı ülkelerden tedarikle destekliyor.

Mart 2024’te dönemin Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, 2023’te üretim kapasitelerini 2,5 kat artırarak yaklaşık 2 milyonu 122 ve 152 milimetrelik top mermisi olmak üzere 3 milyon civarı rakama ulaştıklarını açıkladı.

ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin 2023’te bilinen yıllık toplam üretim kapasitesi ise yaklaşık 1,2 milyon top mermisi olarak kayıtlara geçti.

Böylece bloklar arasında 2,5 katlık kapasite farkının oluştuğu dikkati çekti.

AB ülkeleri hem kendi stoklarını tamamlamak hem de Ukrayna’ya yardımı artırmak için 2024 sonuna kadar 155 milimetrelik top mermisi üretimini toplamda yıllık 1 milyona çıkarmayı hedefliyor.

ABD Savunma Bakanlığı ise Dallas şehri yakınlarında açılan yeni top ve obüs mühimmat fabrikasının yanı sıra yaptığı yeni anlaşmalarla, halihazırda 30 bin olan aylık 155 milimetrelik top mermisi üretim kapasitesini 2025’te üç kattan fazla artırarak aylık 100 bin, yıllık bazda ise 1,2 milyona çıkarmayı planlıyor.

​​​​​​​Rusya’nın hedefi ise sadece 122 ve 152 milimetrelik top mermisi üretimini 2024’te 2 milyon 700 bine çıkarmak. Diğer kalibrelerdeki üretim hedefi ise henüz bilinmiyor ancak bazı açık kaynaklarda toplam top mermisi üretim hedefinin Rusya tarafından 4 milyon 500 bin olarak belirlendiği bilgisi yer alıyor.

– RUSYA, KENDI ÜRETİMİNİ DIŞ TEDARİKLE DESTEKLİYOR

Rusya, Ukrayna’ya başlattığı saldırının ilk döneminde stoklarının önemli bir bölümünü devreye sokarken Ukrayna’nın Batı’dan aldığı destek karşısında üstünlüğünü korumak için ek top mermisi tedarikine ihtiyaç duydu.

Kuzey Kore ve İran’ın top mermisi stokları bu dönemde Rusya için önemli hale geldi.

NATO kaynakları, Mart 2024’te, Rusya’nın İran’dan 300 bin mermi temin ettiğini, Kuzey Kore’nin de 6 bin 700 konteyner dolusu, milyonlarca top mermisi gönderdiğini açıkladı.

Kuzey Kore’nin eylemlerini yakından izleyen Güney Kore’ye göre de Rusya’ya, Kim Jong-un yönetiminin gönderdiği top mermisi miktarı 5 milyona yaklaştı.

Öte yandan Kuzey Kore üretimi top mermilerinin önemli bir bölümünün arızalı çıktığı ve patlamadığı iddiaları, Ukraynalı yetkililer tarafından sıklıkla dile getiriliyor.

Ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Kuzey Kore ve Vietnam’a ileriki dönemde yapacağı ziyaretlerde ilave top mermisi talep etme ihtimalinin olduğu da uzmanlarca belirtiliyor.

Rusya’nın top mermisi dahil çok boyutlu askeri destek almak istediği ülkelerin başında ise Çin geliyor.

Rusya ile Çin arasında liderler düzeyinde yapılan karşılıklı ziyaretler ve hızlı yakınlaşma, Pekin yönetiminin askeri destek başlatıp başlatmayacağını gündeme getirmesine karşın ABD güvenlik kurumları, henüz bu yönde bir tespitlerinin olmadığını bildiriyor.

Öte yandan, Rusya’nın kullandığı 122 milimetrelik “OF56IM” top mermilerinin, Çin üretimi versiyonlara çok benzediğini ortaya koyan görseller, açık kaynaklara yansıdı.

Bu durum kimi uzmanlarca, Çin’den doğrudan tedarik olmayabileceği ancak Rusya’nın İran’dan Çin yapımı top mermileri temin ediyor olabileceği şeklinde yorumlanıyor.

– TARAFLARIN KULLANDIĞI MÜHİMMAT

Top ve obüslerden atılan mühimmat, mermi, itici barut ve fünyeden oluşuyor.

Kullanıldığı topun özelliklerine göre itici barut veya barut hakkı, keselerde veya plastik kovanlarda bulunabileceği gibi pirinçten yapılmış kovanlarda da olabiliyor. Mermiler, çelikten üretiliyor ve içinde kullanılacağı hedefe uygun tahrip (yüksek infilaklı-HE), parça tesirli, zırh delici, sığınak delici gibi değişik patlayıcı ve malzemeler taşıyabiliyor.

Merminin ucuna takılan fünyeyle merminin hedefte patlayacağı zaman belirlenebiliyor. Zırhlı veya beton mevzilerde mermi temas ettikten sonra patlayacak şekilde ayarlanırken piyadelere karşı kullanıldığında toprağa temas etmeden önce belirli yükseklikte patlatılarak etkisi artırılabiliyor.

Ukrayna tarafı, Sovyet döneminden kalma Rus menşeli silahların yanında, savaşın başlamasından sonra Batı ülkelerinin sağladığı silah ve mühimmatı da kullanıyor.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nda taraflar, 105 milimetre ile 203 milimetre arasında çeşitli top mermileri kullanıyor.

Rus tarafı muharebelerde, Rusya, Çin, İran, Kuzey Kore gibi Doğu Bloku ülkelerinde yaygın olarak üretilen 122, 130 ve 152 milimetrelik top mermileri atarken Ukrayna tarafı bu mermilerin yanı sıra Batı standartlarındaki 105, 155 ve 203 milimetrelik top mermilerini de kullanıyor.

– BATI MENŞELİ MÜHİMMATTAN SIKLIKLA KULLANILANLAR

M101 gibi obüslerden atılabilen 105 milimetrelik mermilerin ağırlığı, içeriğine göre 16 ile 20 kilogram arasında değişiyor. Tahrip (HE), anti-tank (AT), sis, aydınlatma ve kimyasal içerik taşıyabiliyor. Örnek olarak AT versiyonu “HEAT M67”, beton delici özelliğinde olanı “HE M1” adını alıyor. Neredeyse bütün Batılı ülkelerde üretiliyor. Kullanıldığı topa göre değişse de yaklaşık 11 kilometre menzilli.

155 milimetrelik top mermileri ise savaşta Ukrayna’ya sağlanan ABD menşeli M114, Slovakya üretimi Zuzana, Fransa üretimi kamyona monteli Caesar gibi top ve obüslerden atılabiliyor. HE, AT, sis, aydınlatma, kimyasal ve nükleer içerik taşıyan türleri var. Her bir merminin ağırlığı 43 ile 46 kilogram arasında değişiyor. Bu mermileri üreten ülkeler kendilerine özgü adlar veriyor. Örneğin, beton delici 155 milimetrelik mermi HE M107, taktik nükleer 54 kilogramlık mermi M48 adını taşıyor. Atıldığı topa göre değişmekle birlikte 14-18 kilometre menzili bulunuyor.

Ukrayna ordusu savaşın ilk dönemlerinde ABD üretimi 155 milimetrelik M982 Excalibur güdümlü top mermisi kullandı ancak zamanla Rus ordusunun elektronik harp sistemlerini devreye almasıyla bu mermilerin hedefi vurma oranının yüzde 50’den yüzde 10’un altına düştüğü, bunun üzerine ordunun kullanmayı bıraktığı biliniyor. ABD, 2023 sonlarında bu mühimmatı göndermeyi durdurdu.

Excalibur, 1 metre boyunda, 48 kilogram ağırlığında ve içeriğinde plastik bağlı patlayıcı taşıyor. Ukrayna’ya verilen ABD menşeli M109 obüsler, Almanya üretimi Panzerhaubitze 2000 (PzH 2000) ve Polonya üretimi AHS Krab gibi obüslerden atılabiliyor.

Dünya ordularında artık kullanımı yavaş yavaş terk edilen 203 milimetrelik top mermileri ise tahrip, anti-tank, sis, aydınlatma, kimyasal ve nükleer içerikte olabiliyor. Yüksek infilaklı içerikteki versiyonu M106 HE, taktik nükleer modeli ise W79 veya XM753 adını taşıyor. Ukrayna, Rusya’nın İran’dan temin ettiğini değerlendirdiği ABD menşeli M106 HE mühimmatını kullandığını açıkladı.

– DOĞU BLOKU ÜRETİMİ MÜHİMMATLAR

122 milimetrelik mermi, D-30 obüs veya 2S1 Gvozdika kundağı motorlu topçu sistemi gibi silahlardan atılabiliyor. İçeriğine ve atılacağı topa göre değişik modelleri mevcut. D-30 obüs için kullanılan merminin ağırlığı HE, AT gibi özelliklerine göre 21,8 kilogramdan başlıyor. Mermilerin menzili roket benzeri sistemle 21 kilometreye kadar çıkarılabiliyor. Ayrıca, Rus tarafına ait mermi görsellerinde yüksek tüketim hızı nedeniyle artık depolarda tutulduklarında koruma maksatlı uygulanan boya ve kaplamalar ile taşıma sandıklarının kullanılmadığı görülüyor.

D-20 çekili top ve 2S3 Akatsia kundağı motorlu top gibi sistemlerden atılabilen 152 milimetrelik standart merminin ağırlığı ise 44 kilogram olup içeriğine göre değişebiliyor. Tahrip, parça tesirli, sis, aydınlatıcı, kimyasal ve yangın çıkarıcı içerik taşıyan türleri bulunuyor. Daha gelişmiş modelleri, bombacık, anti-personel kara mayını, misket bombası ve elektronik karıştırıcılar taşıyabiliyor. Ayrıca mermiler, “Krasnopol-M2 Lazer Güdüm Sistemi’yle (PGM)” kullanılabilir hale getirildi. Zırh delici modelleri de bulunan mermilerin menzili 18,5 ile 24 kilometre arasında değişiyor.

Rusya’nın savaşta 1951’de hizmete giren ve üretimi 1971’de sona erdirilen M-46 toplarından, yerini 152 milimetreliklere bırakmış olan 130 milimetrelik mermiler de ateşlediği belirlendi. 130 milimetrelik mermilerin 27 kilometrelik oldukça uzun menzili var. Standart mermi 33 kilogram ağırlığında ve bu ağırlık içeriğine göre değişiyor. Tahrip, parça tesirli, zırh delici, sis ve aydınlatma gibi türleri bulunuyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bati-ile-rusya-ukraynanin-kaderi-icin-topcu-savasinda/feed/ 0
Toplayıcılık faaliyetiyle elektrik piyasasında yenilenebilir kaynaklar etkin kullanılacak https://www.foxtvhaber.com.tr/toplayicilik-faaliyetiyle-elektrik-piyasasinda-yenilenebilir-kaynaklar-etkin-kullanilacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/toplayicilik-faaliyetiyle-elektrik-piyasasinda-yenilenebilir-kaynaklar-etkin-kullanilacak/#respond Sun, 16 Jun 2024 07:24:31 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12998 Türkiye’nin enerji politikasında yenilenebilir kaynakların payı her geçen gün artarken, elektrik sektörü yenilenebilir enerjinin önemli sac ayaklarından birini oluşturduğu toplayıcılık faaliyetiyle kabuk değiştirmeye hazırlanıyor.

Son yıllarda elektrik enerjisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını büyük ölçüde artıran Türkiye, elektrik üretiminin yüzde 40’ından fazlasını yenilenebilir kaynaklardan sağlama noktasına ulaştı.

Türkiye Elektrik İletim AŞ verilerine göre, Türkiye’nin elektrikte kurul güç kapasitesi 110 bin 333 megavat seviyesinde bulunuyor. Bu kapasitenin 63 bin 149 megavatını yenilenebilir enerji santralleri oluşturuyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarında en büyük pay 32 bin 184 megavat ile hidroelektrik santrallerinin olurken, bunu 14 bin 993 megavat ile güneş, 12 bin 194 ile rüzgar 2 bin 87 megavat ile biyokütle ve 1691 megavat ile jeotermal kapasitesi takip ediyor.

TOPLAYICILAR ENERJİ ÜRETİM VE TÜKETİMİNİN DENGELENMESİNE KATKI SUNACAKLAR

Enerjide Dijitalleşme Derneği (EDİDER) Başkanı Elif Düşmez Tek, toplayıcılık faaliyetinin yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımında getireceği fırsat ve esnekliğe ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, şunları ifade etti:

“Toplayıcılık hizmeti, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasına önemli katkılar sağlamayı amaçlamaktadır. Yenilenebilir enerji üretimi genellikle mevsimsel ve hava koşullarına bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Bu durum, üretimde dalgalanmalara ve zaman zaman kapasite fazlasına neden olabilir.”

Toplayıcıların farklı bölgelerdeki yenilenebilir enerji üretim tesislerini portföylerine ekleyerek üretim ve tüketimi dengeleyeceğini kaydeden Tek, şöyle devam etti:

“Örneğin, rüzgar enerjisi üretimi bir bölgede düşerken, güneş enerjisi üretimi başka bir bölgede artabilir. Toplayıcılar bu üretim kaynaklarını bir araya getirerek denge sağlar ve sistemi işlevsel tutmaya devam ederler. Mevsimsel değişiklikler nedeniyle kapasite fazlası oluşması durumunda ise toplayıcılar, bu fazla enerjiyi depolama sistemlerinde saklayarak, ihtiyaç duyulduğunda kullanabilir veya enerji piyasasında satarak enerjinin verimli kullanımına katkı sağlarlar.”

Tek, toplayıcılık faaliyeti yürüten sektör paydaşlarının ayrıca talep tarafı katılımı hizmetleri sunarak tüketim tesislerinin enerji tüketimini optimize etmelerine yardımcı olabileceğini belirterek, “Bu, özellikle yenilenebilir enerji üretiminin yüksek olduğu dönemlerde talebin artırılmasını veya düşük olduğu dönemlerde talebin azaltılmasını sağlayacaktır. ” diye konuştu.

TÜKETİCİLER, ENERJİ TÜKETİM ESNEKLİĞİYLE MALİYET AVANTAJI ELDE EDEBİLECEK

Toplayıcılık faaliyetinin tüketim tarafında getireceği fırsatlara değinen Tek, “Toplayıcılık faaliyeti, tüketicilere yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmak için çeşitli fırsatlar sunabilecektir. Örneğin, oluşan uygun durumlarda enerji piyasasında farklı üretim ve tüketim tesislerinden elde ettikleri enerjiyi birleştirerek maliyeti düşürebileceklerdir.” değerlendirmesini yaptı.

Tek, talep tarafı katılımı hizmetleri sayesinde tüketicilerin, enerji tüketimlerini daha esnek bir şekilde yöneterek yenilenebilir enerji üretiminin yüksek ve dolayısıyla fiyatın düşük olduğu dönemlerde daha fazla enerji tüketerek maliyet avantajı elde edebileceğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu kapsamda oluşturulacak piyasaların gelişimiyle toplayıcılık faaliyetleri, tüketicilerin enerji üreticisi (prosumer) veya enerji ticareti yapan tüketici (transumer) olmalarına olanak tanıyacaktır. Tüketiciler, kendi ürettikleri yenilenebilir enerjiyi toplayıcılar aracılığıyla enerji piyasasında satabilecek veya depolayarak ihtiyaç duyduklarında kullanabileceklerdir.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/toplayicilik-faaliyetiyle-elektrik-piyasasinda-yenilenebilir-kaynaklar-etkin-kullanilacak/feed/ 0
14 bin ‘samuray arısı’ doğaya salındı https://www.foxtvhaber.com.tr/14-bin-samuray-arisi-dogaya-salindi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/14-bin-samuray-arisi-dogaya-salindi/#respond Wed, 12 Jun 2024 04:12:46 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12554 Samsun Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitü Müdürlüğü’ne ait laboratuvarda, yumurta parazitoidi olan trissolcus japonicus (samuray arısı) üretimleri başarılı bir şekilde devam ediyor.

Üretilen bu samuray arıları Samsun ve bölge illerinde doğaya salınıyor. Ülkesel Entegre Mücadele Yönetimi Projesi çerçevesinde 11 il ile birlikte Samsun’da ilk defa yapılan yaklaşık 14 bin adet samuray arısı salınımı Samsun’un 17 ilçesinde başladı. Çarşamba ilçesi Gökçeçakmak Mahallesi’nde toplanan protokol üyeleri bir fındık bahçesinde samuray arılarını bıraktı. Ayrıca bahçelere kurulan feromon tuzakları ile de kahverengi kokarca ile mücadele edilmesi planlanıyor.

“Yapılacak salımlar ile birlikte doğaya salınan parazitoit sayısı yaklaşık 140 bin olacak”

Düzenlenen törende konuşan Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdür Vekili Doç. Dr. Betül Bayraklı, “Enstitümüzde zararlının Türkiye’ye girişinden itibaren hem popülasyon takibin yapmakta hem de mücadele yöntemleri araştırmaktadır. Bu çalışmaları yürütürken biyolojik mücadelenin de mutlaka mücadele yöntemlerine dahil edilmesi gerektiğini ve bölgemizde biyolojik mücadeleyi başlatabilmek için bir laboratuvara ihtiyaç bulunduğunu fark ettik. Bu nedenle Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) ve Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğine projeler vererek onlardan sağladığımız finansal destekler ile 2021 yılında enstitü bünyemizde biyolojik mücadele laboratuvarımızın kurulumunu gerçekleştirdik. Laboratuvarın kurulumunun ardından biyolojik mücadele laboratuvarında çalışan mühendis arkadaşlarımız 2022 yılında İtalya’daki Tarımsal Araştırma ve Ekonomi Konseyi (CREA – Council for Agricultural Research and Economics, Italy) samuray arıcıklarının üretimi ile ilgili eğitim aldılar ve alınan özel izinler ile parazitoidin ithalatını gerçekleştirdik. 2023 yılında da üretim çalışmalarına başlamış ve yaklaşık 20 – 25 bin parazitoit Artvin ve Rize’de doğaya salınmıştır. Bu yıl ise 150 bin adet parazitoit üretilmesini ve kahverengi kokarcanın yoğun olduğu ve riskli kabul edilen 33 ilde doğaya salınmasını hedeflenmiştir. Üretimle ilgili çalışmalarımız tamamlandı ve mayıs ayından itibaren çalımlarımız başladı. Bu gün 6 ilde (Bartın, Samsun, Karabük, Zonguldak) yapılacak salımlar ile birlikte doğaya salınan parazitoit sayısı yaklaşık 140 bin olacaktır. Salım işlemleri Haziran ayı sonunda tamamlanacaktır. Doğaya salım işlemlerimiz bundan böyle her yıl tekrarlanacak. Şu an üretim yapan tek enstitüyüz TAGEM yaptığı projeler ve çalışmalar ile bu laboratuvarların sayısını artırmaya çalışıyor. Daha öncede ifade ettiğim gibi klasik biyolojik mücadele zaman isteyen ve uzun vadeli bir çözüm olarak kabul gören bir yöntem. Bu nedenle uygun zamanda, bakanlığın müsaade ettiği ilaçlarla ve uygun dozda kimyasal mücadelemize, uygun feroman ve tuzaklarla biyoteknik mücadelemize ve kışlak mücadelemize devam etmeliyiz” dedi.

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam ise “2017 yılında ülkemize giriş yapmış, 2019 yılında da ilimizde görülmeye başlayan kahverengi kokarca ile mücadele o günden bugüne teknik ekip arkadaşlarımızla beraber gerek mekanik mücadelede gerek biyolojik mücadele ile devam ediyor. Burada salacağımız arılar biyolojik mücadele kapsamındadır. Bakanlığımız kahverengi kokarca ile mücadele programı çerçevesinde 2024 bitki sağlığı programı içerisinde kahverengi kokarca uygulama talimatına göre işlemleri yapıyoruz. Tabiatta bir denge vardır. Bir tane bu böceği gördüm diye burayı ilaçlamamız mümkün değildir” diye konuştu.

Programa ayrıca Çarşamba Kaymakamı Doç. Dr. Şükrü Yıldırım ile kurum personeli katıldı.

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden alınan bilgilere göre Samsun, 2023 verilerine göre 1 milyon 210 bin 679 dekarlık fındık alanı ve 118 bin 500 tonluk üretim miktarı ile bölge ve Türkiye’de üretiminde 2. sırada yer alıyor. Samsun’da polikültür tarım hâkim olup, başta fındık olmak üzere ekonomik anlamda yetiştirilmekte olan pek çok kültür bitkisi için potansiyel tehdit oluşturan kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele önem arz ediyor. Zararlı ile etkin mücadelede biyolojik, biyoteknik ve kimyasal mücadelenin entegre edilerek uygulanması, Samsun tarımının sürdürülebilirliği ile mümkün.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/14-bin-samuray-arisi-dogaya-salindi/feed/ 0
Devlet desteğiyle kurulan çilek bahçeleri göçü tersine çevirdi https://www.foxtvhaber.com.tr/devlet-destegiyle-kurulan-cilek-bahceleri-gocu-tersine-cevirdi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/devlet-destegiyle-kurulan-cilek-bahceleri-gocu-tersine-cevirdi/#respond Mon, 10 Jun 2024 23:36:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12391 ​​​​​​​İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce 20 yıl önce kırsal bölgelerde görevlendirilen alanında uzman personeller tarafından yapılan bilgilendirme faaliyetleri sonrası çilekle tanışan Kaledibi, Muratçakıroğlu, İmalı ve Kılılı mahalleleri sakinleri, geçen süre içerisinde çilek yetiştiriciliğinde önemli mesafe aldı.

Gerçekleştirilen üretim, bölge insanına kazanç sağlarken işsizlik nedeniyle farklı kentlere göç eden onlarca aile de doğdukları topraklara döndü.

Çileğin sağladığı ekonomik değerle yaşam standartlarının yükseldiği bölgede, üretimi özendirmek amacıyla yürütülen çalışmalarda hibe desteği de büyük rol oynadı.

Türkoğlu genelinde yaklaşık 1000 dönüm ekimi yapılan bahçelerden elde edilen yıllık 3 bin ton çilek, aracı firmaların desteğiyle başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Rusya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor.

Kahramanmaraş Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Kaplan, AA muhabirine, devletin desteğiyle son yıllarda kentte çilek üretiminin çok büyük ivme kazandığını söyledi.

Çilek yetiştiriciliği öncesi vatandaşın ekmek parası için çevre illere göç ettiğini şimdi ise tersine göçün söz konusu olduğunu anlatan Kaplan, kent genelinde 2 bin 500 dekar alanda üretim yapıldığını belirtti.

Kaplan, 20 yıl öncesine kadar arazilerde hiçbir tarım ürünü yetiştirilmediğine işaret ederek, “İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden çiftçi eğitimi adı altında mühendis arkadaşlar geldi. Burada neler yetiştirilir diye baktılar. Burada yaz mevsiminde çok çilek olacağına karar vererek yüzde 50 Özel İdare destekli 100 dönüm çilek bahçesi kurduk. Çilek bahçesi kurulduktan sonra daha önce Osmaniye ve diğer çevre illere sürekli göç edenler tekrar geri döndü.” diye konuştu.

Bölgede hasadın 5-6 ay sürdüğünü, böylece insanların yaz boyunca çalışma imkanı bulduğunu aktaran Kaplan, tersine göç ile memleketine dönenlerin yanında bölgenin dışarıdan göç bile aldığını vurguladı.

200 OLAN MAHALLE NÜFUSU ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ SONRASINDA 3 BİNE KADAR ÇIKTI

Çilek yetiştiriciliği öncesinde kendi yaşadığı Muratçakıroğlu Mahallesi’nin 200 olan nüfusunun kış aylarında 800, yaz aylarında ise 3 bine kadar ulaştığını ifade eden Kaplan, bölgede üretilen ürünlerin başta Avrupa ve Rusya olmak üzere birçok ülkeye ihraç edildiğini dile getirdi.

Kaplan, şunları kaydetti:

“Büyük üretici firmalar buraya gelerek çileği alıp yurt dışına ihracat yapıyorlar. Tarım ve Orman Bakanlığımızın Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi kapsamında soğuk hava deposu projemiz var. Bu depomuzu yaptığımız takdirde ürünümüz soğuk zincirle birçok ülkeye gidecek. İstediğimiz şekilde orada depolayarak ürünümüz satışa sunulacaktır. Mesela bundan önce çilek toplandığı zaman tüccarlar muhafaza edecek yer olmadığı için kendi istediği fiyata alıyordu. Şimdi, ‘Sen bizim istediğimiz paraya almazsan ben götürür soğuk hava deposunda muhafaza eder tüccarı bulduğum zaman ona satarım.’ diyerek ürünümüz daha verimli ve daha yüksek fiyata gidecektir.”

Kaplan, dekar başına 3-4 ton aralığında ürün aldıklarını, Türkoğlu, Ekinözü, Afşin ve Andırın ilçelerinin Türkiye’nin çilek üretiminin yüzde 15’ni karşıladığına işaret ederek, sağlanan desteklerle üretimin her geçen yıl arttığını, hedeflerinin ekim alanını 10 bin dekara yükseltmek olduğunu sözlerine ekledi.

Tarım işçisi Ayşe Ablak, yaklaşık 30 sene önce geçim sıkıntısından dolayı Osmaniye’ye taşındıklarını belirterek, “Daha sonra köyde milletin çilek ektiğini duyduk, ünlendi burası. Biz de tekrar köyden yer satın alıp ekim yaptık.” diye konuştu.

Ablak, şimdi hem kendi ektikleri çileği satarak hem de diğer bahçelerde çalışarak geçimlerini sağladıklarını dile getirdi.

Hürü Kaplan da Osmaniye’de yaşadığını, torunlarının okul ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bölgeye gelip yevmiye ile çilek topladığını söyledi.

Hayri Akdeniz ise her yıl bölgeye çilek toplamaya geldiğini ve ailesinin geçimini bu şekilde sağladığını belirtti.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/devlet-destegiyle-kurulan-cilek-bahceleri-gocu-tersine-cevirdi/feed/ 0
Maviyemişin “kültür elçisi” profesör, 24 yılda üretimi şehir şehir yaydı https://www.foxtvhaber.com.tr/maviyemisin-kultur-elcisi-profesor-24-yilda-uretimi-sehir-sehir-yaydi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/maviyemisin-kultur-elcisi-profesor-24-yilda-uretimi-sehir-sehir-yaydi/#respond Mon, 10 Jun 2024 22:36:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12379 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bağ Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çelik, 2000’de Karadeniz Bölgesi’nde başlattığı maviyemiş üretim yolculuğunu zamanla Marmara, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerine taşıdı.

Çelik, bu süreçte halk arasında “blueberry” olarak tanınan türün, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından adının “maviyemiş” olarak tescillenmesini sağladı.

“Kültür elçisi” olduğu meyvenin yaygınlaşması için çalışmalarını sürdüren Çelik, danışmanlığını yaptığı türün yetiştiriciliğini girişimci destekleriyle Çukurova topraklarına kadar taşıdı.

Çelik, uzun yıllardır emek verdiği maviyemişin üretim alanlarını genişletmek için şehirleri gezerek incelemelerini sürdürüyor.

MAVİYEMİŞ ÜRETİMİ ABD’DEN GETİRİLEN BİTKİLERLE BAŞLADI

Mersin’in Tarsus ilçesinde üretim yapılan bahçeyi ziyaret eden Prof. Dr. Hüseyin Çelik, AA muhabirine, 1996’da Rize’nin doğal florasında “yabani orman meyveleri” olarak bilinen bazı türler üzerinde araştırma yapmaya başladığını söyledi.

O dönem maviyemişin bitki veya meyve olarak iç piyasada olmadığını dile getiren Çelik, 2000’de Rizeli bir girişimcinin desteğiyle ABD’de ıslah edilmiş ürünün bitkilerini getirterek diktiklerini anlattı.

Rize’nin İkizdere ilçesinde ekimini yaptıkları bahçeden ilk meyveyi 2003’te aldıklarını belirten Çelik, şöyle devam etti:

“2000’li yıllarda maviyemişin ne bitkisi ne de meyvesi piyasada yoktu. 2003’te ilk meyveyi Rize, Trabzon, Ordu, Giresun, İstanbul ve Ankara piyasasına sunduk. Aynı yıl meyve çok çıktığı için reçel sanayisinde de işlenmesini sağladık. 2000’de Rize İkizdere’de üç noktada 15 dönüme yakın bahçe kurulmuştu. Meyve miktarı o zaman 1,5 ton civarındaydı ama şu anda 10 bin tonu aşmış durumdayız. Rize’den başladık. Daha sonra Artvin, Trabzon, Ordu, Giresun, Samsun’a geçtik. Ardından Marmara’da İstanbul’a, Bursa İznik’e geçtik. Asitli toprak buldukça yayılımı genişledi. Yeni maviyemiş çeşitleri ıslah edildikten sonra Akdeniz Bölgesi’nde Antalya, Mersin, Adana’ya yayıldı. Bugün toprağın uygun olmadığı Manisa, geç meyvenin yetişeceği Afyonkarahisar, soğuklaması yüksek ama çok geç meyve alabileceğimiz yerlere doğru maviyemişi yaygınlaştırdık.”

Çelik, Türkiye’de isim karışıklığının ortadan kalkması için çalışmalar yaptıklarını anlatarak, şöyle konuştu:

“Bugün blueberry cinsini ya ‘blueberry’ ya da ‘maviyemiş’ olarak satmak, anmak zorundayız. Cranberry ya adıyla ya da ‘turna yemişi’ olarak satılmak zorunda çünkü literatürde karşımıza çıkan bilgiler ona yönelik oluyor. Bu isimler Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tescil edildi. Bakanlık bunun için tüm il ve ilçelere bilgi yazısı ve karar gönderdi. Bundan sonra blueberry ‘maviyemiş’, cranberry ‘turna yemişi’ oldu. Şimdi bu isimler altında bahçeler kuruluyor, üretim yapılıyor.”

“100 BİN TON ÜRETİM HEDEFLİYORUZ”

Çelik, Akdeniz Bölgesi’nde yetiştiricilik sayesinde yılın 9 ayında üretim yapıldığına dikkati çekti.

Maviyemiş yetişticiğilinde ilk dörtte Çin, Peru, ABD ve Şili’nin yer aldığını belirten Çelik, şunları söyledi:

“Bizim üretimimiz şu an düşük olduğu için aşağılardayız. Çin bugün 525 bin tonluk maviyemiş üretiyor. Biz 100 bin ton üretim hedefliyoruz. İnşallah buna ulaşırsak üretimde dünyada ilk 10 ülke içerisine girebiliriz. Türkiye için ‘Yeni Peru’ diyorlar. Bunu da İtalyanlar, Amerikalılar söylüyor çünkü hem iç piyasada ihtiyaç var hem de erken veya çok geç dönemlerde meyve üretip dünya piyasasına satma imkanımız var.”

“BU BENİM BİR EVLADIM GİBİ OLDU”

Çelik, maviyemişin geleceği için uzun yıllardır emek verdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu benim bir evladım gibi oldu. Bunu biraz zor bulduk. İlk projelerde çok büyük hikayeler var. Maviyemiş ile özdeşleşmiş bir akademisyenim. Şu an Türkiye’de müthiş bir maviyemiş sektörü oluştu. Adını da vermek bize nasip oldu. Yaygınlaşması için herkese, her yerde cevap veriyoruz. Bugün internetteki bilgilerin çoğu bize ait. Kitaplarını yazdık, broşürlerini çıkarttık. Binlerce posterlerini hazırlayıp dağıttık. Hala üretmeye gayret ediyoruz. Bu meyve büyük firmalar da yatırım yaptığı için Türkiye’de tarımsal sanayiye dayalı yatırımlarda çok büyük bir geleceğe sahip.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/maviyemisin-kultur-elcisi-profesor-24-yilda-uretimi-sehir-sehir-yaydi/feed/ 0
Karadeniz’de Türk somonu hasadı https://www.foxtvhaber.com.tr/karadenizde-turk-somonu-hasadi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/karadenizde-turk-somonu-hasadi/#respond Mon, 10 Jun 2024 01:12:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12277 Yakakent’te denizde açıkta bulunan somon kafeslerinde, Türk somonu hasadı başladı. Hasat etkinliğinde balıkçı teknesiyle kafeslere giden Yakakent Kaymakamı Abdulsamet Kılıç, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Nuri Yılmaz, Belediye Başkanı Dr. Şerafettin Aydoğdu ile İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, kafeste yetiştirilen Türk somonlarının hasadını yerinde inceledi.

“TÜRK SOMONU, NORVEÇ SOMONUNDAN KALİTELİ”

Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Nuri Yılmaz, yaptığı açıklamada, “Katma değeri olan bir ürünümüz. Biz tabi Norveç’te tesisleri ve işletmeleri gezdik. Acaba bizimle onların arasında ne fark var, bunları inceledik. Norveç’in avantajı okyanus ülkesi olmasından dolayı suları soğuk. Bu nedenle yılın 12 ayı üretim yapılabiliyor. Bizim için dezavantaj Karadeniz’in özellikle sınırlı olması münasebetiyle belli dönemlerde üretiyoruz. Ama şunu söyleyeyim: Kalite anlamında, sindirilebilirlik anlamında, omega 3 bakımından Norveç somonu ile Türk somonu arasında yapılan bilimsel bir çalışmanın bir sonucunu söylüyorum. Bu söylediğim parametreler Norveç somonundan daha kaliteli çıktı. Bu bilimsel olarak da yayınlandı. Türk somonu kaliteli bir ürün, katma değeri yüksek bir ürün. Geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, “İlimizde 2023 rakamlarına göre yaklaşık bizim üretim kapasitemiz 23 bin ton olmasına rağmen, yetiştiricilikte 13 bin ton gibi yetiştiricilik yapıldı ama bu 2024 yılı içerisinde 15 bin tonu geçecek. Burada iki şey önemli: Bir neden 23 bin tonun tamamını kullanmıyoruz? Ukrayna-Rusya savaşı somon tüketiminde pazar açısından çok büyük bir sıkıntıya neden oldu. Biz, Japonya, Çin gibi bir çok uzak doğu ülkeleriyle beraber yine Rusya’ya ve talep gelmesi halinde Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar buradan ihraç edilebiliyor. İlimizde sadece yetiştiricilikle değil 210 kilometre kıyı boyumuz var. Burada hem avcılıkta hem yetiştiricilikte , Samsun avcılıkta bir numarada, yetiştiricilikte 5-6-7 yıllar itibarıyla değişmekle beraber gerek 1 buçuk kilonun üzerinde ki alabalıklarımıza Türk somonu diyoruz burada. 3 buçuk 4 kiloya kadar olanlarda, bunun yanında levrek ve porsiyonluk alabalık üretimimiz de var. Toplam 39 yetiştiricilik tesisimiz var. Bunun yanında Samsun’da 9 adet balık işleme tesisimiz ve yaklaşık 3 tane de balık yağı üreten fabrikalarımız var. Bunlarda hem işlenip hem göndermekte. Bizim büyük bir avcılık filomuz var, 620 adet teknemiz var. Toplam avcılıkta ürettiğimiz miktara baktığımızda 58 bin ton civarı bir üretimiz var. Bunun yanında da 13 bin 500 ton gibi yetiştiricilikle beraber yaklaşık 72 bin tona yakın bir üretimimiz oldu. Bu yıl bunu daha da geçeceğiz” diye konuştu.

Kaymakamı Abdulsamet Kılıç ise, “Somon hasadı her yıl bu mevsimde gerçekleştiriliyor. İlçemiz özelikle balıkçılık ve su ürünleri alanında büyük bir sektör büyüklüğüne sahip. Vatandaşlarımızın birçoğu geçimlerini bu alandan sağlıyorlar. Bu ürünler burada işlendikten sonra yurt dışına ihracı gerçekleştiriliyor, ülkemize de aynı zamanda döviz girdisi sağlıyor. Biz de bu alanda vatandaşlarımızın hem sektörde gelişimlerinin önünü açmak, hem de sektörü desteklemek adına projelere devam ediyoruz. Yakın bir zamanda ilçemizde Sanayi Bakanlığından onayların alınmasıyla birlikte su ürünleri OSB kurulacak. Daha sonra etapta yeni bir liman yatırımı alacağız ve böylece balıkçılık sektöründe ilçemiz emin adımlarla ilerleyip ülkemize ve vatandaşlarımıza kazandırmaya devam edecek” şeklinde konuştu.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/karadenizde-turk-somonu-hasadi/feed/ 0
Enerjide yeşil dönüşüme YEKA ve YEKDEM desteği kritik önem taşıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/enerjide-yesil-donusume-yeka-ve-yekdem-destegi-kritik-onem-tasiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/enerjide-yesil-donusume-yeka-ve-yekdem-destegi-kritik-onem-tasiyor/#respond Sun, 09 Jun 2024 08:24:13 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12234 YEKA ve YEKDEM programlarıyla sağlanan katkıların, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirirken dışa bağımlılığı azalttığını kaydeden Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay “Ülke olarak, Avrupa bölgesi yenilenebilir enerji kullanımında 5. sıradayız. 2024 Nisan ayı sonunda yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payı yüzde 53 seviyesine ulaştı.

Sektörün gelişmesi için kamu yönetiminin desteği kritik ve verilen destek tüm ülkeye artı değer olarak geri dönüyor. Enerji sektöründeki bu gerçekliğe dikkat çekerken Dünya Çevre Günü’nü de kutluyor, temiz enerji farkındalığının daha da artacağı yeşil yarınlara hep birlikte ulaşacağımıza inanıyorum.” dedi.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji portföyüne önemli katkılar sunan Eksim Enerji’nin CEO’su Arkın Akbay; yenilenebilir dönüşüm için geliştirilen teşvik programlarının, enerji arz kompozisyonundaki hızlı dönüşüme olumlu etkisine dair açıklamalarda bulundu. Akbay, “Ülke olarak, Avrupa bölgesi yenilenebilir enerji kullanımında 5. sıradayız. Nisan ayı sonunda yenilenebilir enerjinin elektrik üretimdeki payı yüzde 53 seviyesinde gerçekleşti. Kamu yönetiminin dönüşüme hız katan teşvikleri ve enerji üretiminde yerli ekipman kullanımında sunulan katkı payı, enerjide yeşil dönüşümü hızlandırdı, sanayi ürün yelpazemizi genişletti, ihracata katkı sağladı.

Türkiye’nin enerji sektöründe sürdürülebilir ve çevreye duyarlı politikaları benimsemesi, ülkenin enerji güvenliğini sağlamaya ve ekonomik kalkınmayı desteklemeye yönelik önemli bir adım oldu. Yenilenebilir enerji kaynakları, alternatifleri olan fosil yakıtlara oranla ekonomik uzun süreli marjinal maliyetleri ile elektrik enerjisi tüketimi yoğun sektörlerimizin rekabet edebilirliğini artırıyor.

Bununla birlikte, ülkemizin ortalama elektrik enerjisi maliyetlerinin düşmesine de katkıda bulunuyor. Sanayimizin sermaye birikimini kuvvetlendiriyor ve kendi dönüşümü ile verimini artırmasını sağlıyor. Yerli katkı payı ise bu süreçte önemli bir katalizör görevi üstlendi. Kamu yönetiminin öngörülü politikaları ve uygulamaya verdiği destek,  ülkemize artı değer olarak geri dönüyor” dedi. 

“YERLİ EKİPMAN ÜRETİCİLERİNE DESTEK ELZEM”

Yenilenebilir enerji üretiminde kullanılan ekipmanlar için sunulan yerli üretim katkı payı ve yenilenebilir enerji projelerini hayata geçiren kuruluşlara sağlanan yatırım teşvikleri yeşil dönüşüme hız kazandırıyor. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları, kısaca YEKA yöntemi,  üretim ekipmanlarının yerli üretim oranlarının kademeli olarak artırıldığı şekilde yerli sanayinin gelişimine destek verdi. YEKA ve YEKDEM programlarının yerli ekipman üreticileri için de olumlu sonuçlar sağladığını ifade eden Akbay, sözlerine şöyle devam etti: “Bu programlar sayesinde Türkiye, yenilenebilir enerji alanında önemli yetkinlikler kazandı ve uluslararası alanda üretim kalitesi ile ön plana çıkan bir oyuncu haline geldi. Ancak bazı zorluklar da yok değil.

Yüksek enflasyon ve para biriminin öngörülemeyen ani değer kaybı gibi ekonomik koşullardaki değişimler, YEKA, YEKDEM yerli katkı payı teşviklerinin verimliliğini olumsuz yönde etkileyebiliyor, bu durum teşvik mekanizmasının etkinliğini de düşürüyor ve yatırımları yavaşlatıyor. Sürdürülebilir büyüme ve topyekûn kalkınma için yenilenebilir enerji ve sanayide yeşil dönüşüm şart.” dedi.

Eksim Enerji CEO’su Akbay, YEKA ve Yenilenmiş YEKDEM gibi destek programlarında yer alan yerli katkı payı uygulamasının, TL bazlı olarak tespit edildiğini, enflasyon endekslerine ve yabancı para birimlerine bağlı periyodik ayarlamaların zamansal olarak geriden gelişi ile arzu edilen katkıyı sağlayamadığını, finans kuruluşlarının proje finansmanına mesafeli yaklaşmalarına neden olduğunu da vurguladı. Akbay, “Birinci YEKDEM döneminde olağanüstü bir hızla yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişimiz bugün ortalama enerji maliyetlerimizi düşürmemizi sağlamıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik üretimi yatırımlarında, yatırım hızının korunması ve yerli ekipman üreticisinin üretim yelpazesini geliştirebilmesi ve ihracat hacimlerini artırması için YEKDEM ve YEKA fiyat ayarlama metodolojisine dayalı yatırımcı kayıplarının ortadan kaldırılması elzemdir.

Bu sebeple formülün işletme sıklığı, aylık seviyede olduğu gibi aylık süre içinde yaşanan kayıplar da bir sonraki aylık döneme eklenmek suretiyle giderildiği takdirde veya YEKDEM birinci dönemindeki uygulama temel alındığında dönüşüm hızlanacak ve ülkemizin uzun süreli rekabetçiliği güvence altına alınacaktır. Bu sayede Türkiye, hem kendi enerji ihtiyaçlarını daha sürdürülebilir bir şekilde karşılayabilir hale gelecektir hem de yeşil dönüşümde ihtiyaç olan ekosistemin oluşum sürecini daha etkin bir şekilde hızlandıracaktır.

Ayrıca, ülkemiz sanayisi enerji üretimine dayalı karbon vergisinin yükünden de ari kalacaktır. Sanayi kuruluşlarımızın bu sayede elde edecekleri sermaye birikimi kendi alanlarında yeşil dönüşüm ile verim artışı yatırımlarına kaynak yaratacaktır.” açıklamalarını yaptı.



ENERJİDE FİYAT ARTIŞLARINA KARŞI REÇETE YEŞİL DÖNÜŞÜM

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın EPDK ve TEİAŞ, global enerji ekosistemi açısından örnek teşkil edecek çalışmalara imza attığını, yerli imkanlarla enerji üretimine yönelik desteğin sürdüğünü belirten Akbay, enerji fiyatları konusunda uyardı: “Henüz etkilerini kuvvetli yaşamadık ancak karbon salımı olan gelişmiş ülkelerin piyasalarında fiyat artışları yaşanıyor. Bu artışların bizim sanayimize de yansıdığı ve ilerleyen süreçte daha fazla hissedileceği aşikar. Reçetenin başında yenilenebilir enerjiye hızlı dönüşüm geliyor. ” şeklinde konuştu.

Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, YEKA ve YEKDEM’e dair değerlendirmelerinin yanı sıra “Sürdürülebilir temiz bir gelecek için hepimize büyük sorumluluklar düştüğünün altını bir kez daha çizmeliyiz. Dünya üzerindeki doğal kaynakların sınırsız olmadığını ve iklim değişikliği gibi küresel sorunların ciddiyetini her geçen gün artarak müşahede ediyoruz. 2023 yılında yenilenebilir enerji yatırımları, fosil yakıtlara yapılan yatırımları geride bırakarak rekor seviyeye ulaştı. Bu oran önümüzdeki yıllarda artmaya devam edecek. Biz de Eksim enerji olarak yenilebilir enerjinin odağında gerçekleştirdiğimiz yatırımlarımıza enerji verimliliği esaslı Araştırma-Geliştirme faaliyetlerini ve gelişen teknolojik uygulamaları da alarak başta ülkemiz olmak üzere her nerede ihtiyaç varsa yenilenebilir enerji üretim projelerimize kararlılıkla devam edeceğimizi bir kez daha paylaşmak istiyorum. Dünya Çevre Gününü kutluyor, temiz enerji farkındalığının daha da artacağı yeşil yarınlara hep birlikte ulaşacağımıza inanıyorum.” dedi.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/enerjide-yesil-donusume-yeka-ve-yekdem-destegi-kritik-onem-tasiyor/feed/ 0
Buğday ihracatı 4 milyon ton bandını zorlayacak https://www.foxtvhaber.com.tr/bugday-ihracati-4-milyon-ton-bandini-zorlayacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bugday-ihracati-4-milyon-ton-bandini-zorlayacak/#respond Sat, 08 Jun 2024 04:00:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12062 10 yıldır dünyada ihracat lideri olduklarını belirten Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan, ‘’İhracat miktarımızın 4 milyon ton bandını zorlamasını hedefliyoruz’’ dedi.

Değişen iklim şartlarına bağlı olarak buğday hasadı bu yıl erken başladı. Normal zamanlarda Mayıs ayı ortalarında başlayan hasat, bu yıl Mayıs ayının başında başladı. Geçen yıl da buğday hasadı 17 Mayıs’ta başlamıştı.

İlk verim rakamları, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da iyi bir buğday rekoltesine işaret ediyor. 2023 sezonundaki 22 milyon tonluk rekor üretime bu yıl da yaklaşılacağı tahmin ediliyor. Tarım Bakanlığı’nın bitkisel üretim birinci tahminine göre 21 milyon ton üretim bekleniyor.

Gözler Toprak Mahsulleri Ofisi’ne çevrildi

Hasadın başlamasıyla birlikte gözler Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’ne çevrildi. Geçen yıl TMO hububat fiyatı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 6 Haziran’da açıklanmıştı.

TMO’nun buğday alım fiyatını belirlenirken çeşitli ölçütleri bulunuyor. Yurtiçi üretim miktarı, üretim maliyeti, iç ve dış piyasadaki fiyatlar, dünyadaki üretim, geçen yılın alım fiyatları, verilecek destekleme primi, devletin ürün alması için gerekli olan mali kaynak, alternatif olabilecek diğer ürünlerdeki durum, üretimin sürdürülebilirliği gibi kriterler TMO tarafından dikkate alınıyor.

TMO bolluğu yönetmeye odaklanıyor

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2023 sezonunda 11.3 milyon tona yakın buğday ve arpa alımı gerçekleştirmişti. Ayrıca verimli bir sezon geçiren üreticinin satmak istediği tüm ürünün alındığı ifade edilmişti. Önceki yıllarda, pandemi krizi ve ardından Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte gıdada arz güvenliğinin öne çıkmasından dolayı riskli bir stoku yöneten TMO, 2023 ve ardından bu sezonda ise bolluğu yönetmeye odaklanıyor.

‘’Bu yılın da oldukça verimli geçmesini bekliyoruz’’

2024 yılı beklentilerine dair açıklamada bulunan Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan, şunları söyledi: “2023 yılında ülkemiz için rekorlar kırmayı başardığımız bir yıl oldu. Devletimiz ve ilgili kurumlarımızın desteği ile un sanayicileri olarak son 10 yıldır dünya ihracat lideri konumundayız. Bu yılın da oldukça verimli geçmesini bekliyoruz. Geçen yıl ulaştığımız rekor üretim miktarına yaklaşacağımızı tahmin ediyoruz. 2024 sezonunda ihracat miktarımızın 4 milyon ton bandını zorlamasını hedefliyoruz.’’

‘’Katma değerli ürünlerimizin sayısı ve çeşitliliği artacak’’

İhracattaki başarılarında etkili olan etmenlere değinen Tezcan, ‘’Dünya un ihracatında zirvede olmamızla, sektörün gelişen teknolojiyi yakından takip etmesinin büyük ilişkisi var. Yeşil Mutabakat kapsamında önümüzdeki sezonlarda, kaliteyi koruyup verimi yükseltmeye ve karbon ayak izini sıfırlamaya yönelik çalışmalarımıza da hız kazandıracağız. Bu dönüşümle birlikte katma değerli ürünlerimizin sayısı ve çeşitliliği de artacak. Ayrıca yeni sözleşmeli üretim modelimizle birlikte küçük üreticilerin cesaretlendirilip ekonomik olarak teşvik edilmesi, gezegeni gözeten sürdürülebilir bir tarım modeli oluşturulmasında yolumuzu aydınlatacaktır.’’ diye konuştu.

‘’Tüm sektörlerle istişare edilmeli’’

Ticaret Bakanlığı’nın Dahilde İşleme Rejimi’nde (DİR) sınırlandırmaya gideceğine dair bilgilerin ihracatçıları endişelendirdiğine dikkat çeken Tezcan, ‘’ İthalat yapan, çoğunluğu bitmiş ürün imalatçısı birçok sektör, sınırlandırmayla birlikte rekabet sorunu yaşayabilir. Ayrıca antidamping, gözetim ve kota gibi önlemlere DİR kapsamında getirilen muafiyetlerin kaldırılabileceği de iş çevrelerinde konuşuluyor.  Bu tür düzenlemeleri hayata geçirmeden önce, muhakkak tüm sektörler ile istişare edilmelidir.‘’ diye konuştu. 

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bugday-ihracati-4-milyon-ton-bandini-zorlayacak/feed/ 0
Türkiye, 6 tarım ürününün üretiminde dünya lideri https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-6-tarim-urununun-uretiminde-dunya-lideri/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-6-tarim-urununun-uretiminde-dunya-lideri/#respond Sat, 08 Jun 2024 03:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=12051 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bağımsız Antalya Milletvekili Aykut Kaya’nın temel tarım ürünlerinin üretiminin yetersiz olduğu iddiasına ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.

Bakan Yumaklı, Türkiye’nin 23,9 milyon hektar işlenen tarım alanı varlığı ile 85 milyonu aşan ülke nüfusu ve 50 milyona yaklaşan turistin gıda ihtiyacının karşılanmasının yanında ihracatta da bulunarak, tarımsal hasılada Avrupa’nın birinci tarım ülkesi olma özelliğini devam ettirdiğini belirtti.

Tüm zamanların üretim rekoru

Son 3 yılda, şeker pancarı, mısır, ayçiçeği, soya, pamuk, kuru soğan, kuru fasulye, yulaf, zeytin, elma, kiraz, armut, incir, Antep fıstığı, mandarin, limon, şeftali, muz, çilek, nar, erik, ceviz, ayva, badem, kivi, Trabzon hurması, domates, biber ve lahana üretimlerinde tüm zamanların üretim rekoru kırıldığını aktaran Yumaklı, “Ülkemizde uygulanan politikaların sonucunda, birim alandan elde edilen verimlilikte önemli artışlar sağlanmış ve toplam bitkisel üretim miktarımız artmıştır. 2002 yılında 98 milyon ton olan bitkisel üretim miktarı, 2023 yılında yüzde 39,5 artarak 136,9 milyon tona yükselmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Buğday unu ihracatında dünyada birinci”

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre Türkiye’nin dünya bitkisel ürünler üretiminde 12’nci, sebze üretiminde 4’üncü ve meyve üretiminde dünyada 6’ncı sırada olduğunu bildiren Yumaklı, şu bilgileri verdi:

“Ülkemiz, fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva ve keçiboynuzu üretiminde dünya birincisi. Kavun, karpuz, hıyar, pırasa, zeytin, mandarin ve elma üretiminde dünya ikincisi. Çilek, nohut ve domates üretiminde dünya üçüncüsü. Kestane, ceviz, armut ve mercimek üretiminde dünya dördüncüsü. Şeker pancarında beşinci. Üzümde altıncı ve kütlü pamuk üretiminde yedinci sıradadır. Fındık, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm ve ayva ürünlerinde dünya ihracatında lider konumdadır. Buğday unu ihracatında dünyada birinci, makama ihracatında ikinci sıradadır.”

Yumaklı, Türkiye’nin tarım sektöründe yurt içi ihtiyacı karşıladığına, tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde de net ihracatçı olduğuna işaret ederek, “2002 yılında 3,8 milyar dolar olan tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2023 yılında 31 milyar dolara yükselmiş ve 2023 yılında 6,9 milyar dolar dış ticaret fazlası verilmiştir.” bilgilerini paylaştı.

Çiftçilere bitkisel üretim desteklemeleri verildiğini aktaran Yumaklı, “Bakanlığımızca bitkisel üretimin artırılması kapsamında atıl ve boş alanların, nadas alanların tarımsal üretime kazandırılmasına yönelik faaliyetler sonucunda son iki yılda 4,7 milyon dekar alan tarımsal üretime kazandırılmış, nadas alanları 2,45 milyon dekar azaltılmış, tarla bitkileri ekiliş alanı 6,49 milyon dekar artırılmıştır.” ifadelerini kullandı.

Tarımsal destek 2024’te 91,55 milyar lira

Yumaklı, bitkisel üretimin geliştirilmesi ve mera alanlarının ıslah edilmesi amacıyla 12 ayrı proje yürütüldüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Tarım arazilerinin kullanımının etkinleştirilmesine yönelik olarak ekim programında olmayan ve nadasa ayrılan alanlar ile işlemeli tarıma uygun olmayan alanlarda uygun üretim tekniklerini kullanmak suretiyle bitkisel üretimin artırılması amacıyla azami yüzde 75’i ayni destek ile ülke genelinde projeler yürütülmektedir.”

Türkiye’de bitkisel üretimi artırmak, verim ve kaliteyi yükseltmek, sürdürülebilirliği sağlamak, kayıtlılığı artırmak ve çevreye duyarlı alternatif tarım tekniklerinin geliştirilmesine yönelik olarak çiftçilere destekleme ödemesi yapıldığını bildiren Yumaklı, bu kapsamda tarımsal desteklerin 2024 yılında 91,55 milyar lira olacağını belirtti.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-6-tarim-urununun-uretiminde-dunya-lideri/feed/ 0
Türkiye’nin ham çelik üretimi nisanda yıllık bazda yüzde 4,4 arttı https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-ham-celik-uretimi-nisanda-yillik-bazda-yuzde-44-artti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-ham-celik-uretimi-nisanda-yillik-bazda-yuzde-44-artti/#respond Mon, 03 Jun 2024 22:36:39 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11783 Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), nisan ayına ilişkin çelik üretimi, tüketimi ve dış ticaret verilerini açıkladı.

Buna göre, söz konusu ayda Türkiye’nin ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artarak 2,8 milyon ton oldu. Yılın ilk 4 ayında ise üretim yüzde 22,1 artışla, 12,3 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.

Nihai mamul tüketimi nisanda yüzde 14 azalışla 3 milyon tona gerilerken ocak-nisan döneminde 2023 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 2,5 artarak 12,8 milyon tona ulaştı.

Çelik ürünleri ihracatı miktar ve değer olarak arttı
Nisanda çelik ürünleri ihracatı, miktar yönünden yüzde 64,6 artışla 1 milyon ton, değer yönünden ise yüzde 36,4 artışla 769,5 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Ocak-nisan döneminde 2023 yılının aynı dönemine kıyasla ihracat, miktar bazında yüzde 49,4 artışla 4,2 milyon ton, değer bazında yüzde 26,7 yükselişle 3,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

İTHALAT AZALDI

Nisanda ithalat, geçen yılın aynı ayına göre, miktar bakımından yüzde 12,4 azalışla 1,5 milyon ton, değer bakımından ise yüzde 18,5 azalarak 1,2 milyar dolar olarak hesaplandı.

Ocak-nisan döneminde 2023’ün aynı dönemine kıyasla ithalat, miktar bazında yüzde 5,9 azalışla 5,5 milyon ton, değer bazında yüzde 12,9 azalışla 4,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Geçen yılın ocak-nisan döneminde 49,7 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, bu yılın aynı döneminde yüzde 72,4 seviyesine yükseldi.

YASSI ÜRÜNLERDEKİ ARTIŞ OLUMLU KARŞILANDI

Açıklamada görüşlerine yer verilen TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, geçen yılın ikinci yarısında artan kapasiteler ve özellikle Avrupa ülkelerinden artan talebin desteğiyle yılın başından bu yana üretimde artış yaşandığını belirtti. Yayan, “Mart ve nisan aylarında üretimin sırasıyla yüzde 18 ve yüzde 4,4 artması, üretimdeki artışın hız kestiğini ortaya koydu.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin ham çelik üretiminin ocak-nisan döneminde yüzde 22,1 artışla 12,3 milyon tona ulaşmasına karşın nisan ayı üretiminin 2,8 milyon tonda kaldığına dikkati çeken Yayan, “Nisan ayında tüketimde yüzde 25 düşüş gözlendi. Söz konusu düşüşte, 2023 yılında meydana gelen deprem sonrasında uzun mamul tüketiminde gözlenen yüksek oranlı artışlar nedeniyle yaşanan baz etkisinin ortadan kalkması etkili oldu.” bilgisini verdi.

Ocak-nisan döneminde ihracatın yüzde 49,4 artış gösterdiğini belirten Yayan, yassı ürünlerde yüzde 84,4 artış yaşanmasının, yüksek katma değerli ürün ihracatının artırılması adına olumlu bir gelişme olduğunu vurguladı. Yayan, yılın ilk 2 ayında düşük oranlı da olsa artan ithalatın marttan itibaren azalma eğilimine girmesiyle toplam çelik ürünleri ithalatının yüzde 5,9 düşüş gösterdiğine işaret etti. Dampingli ve devlet destekli ithalatın yoğun olarak gerçekleştirildiği Uzak/Doğu ve Güney Asya bölgelerinden gerçekleştirilen ithalatın ise yüzde 37 artışla 2,8 milyon ton seviyesine yükseldiğini belirten Yayan, ihracattaki ve üretimdeki artışın sürdürülebilir kılınmasını ve ihracatın ithalatı karşılama oranının eski seviyelerine çıkabilmesi için başta Çin ve Uzak Doğu ülkeleri için olmak üzere ABD’nin ve AB’nin uyguladığı tedbirlerin benzerlerinin Türkiye tarafından da acilen alınmasının hayati önem taşıdığını kaydetti.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-ham-celik-uretimi-nisanda-yillik-bazda-yuzde-44-artti/feed/ 0
Bakan Yumaklı’dan çiftçilere kredi müjdesi https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftcilere-kredi-mujdesi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftcilere-kredi-mujdesi/#respond Sun, 02 Jun 2024 23:00:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11700 İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin 2024 yılı Mayıs ayı olağan toplantısı ‘Vizyoner Bir Bakışla Tarım ile Sanayi Arasındaki Entegrasyonu Artırarak; Tarımsal Sanayinin, Ekonomimize Daha Etkili ve Verimli Katkı Yapmasını Değerlendirmek’ ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda yapıldı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Üretim yapan çiftçilerimize kullandıkları tarımsal kredilerde yüzde 15 ilave faiz indirimi sağlıyoruz. Böylece gerekli diğer koşulları da sağlayan üreticilerimiz kredilerinde yüzde 100 faiz indirimine erişebiliyor. Çiftçilerimizi üretime teşvik etmek için, bugünün değerleriyle verilen destek miktarı 1,6 trilyon. Tarım dışına çıkan arazi miktarı da yine bu süreçte önemli ölçüde azalmış durumda. 93 milyon dekarlık, 442 büyük ovanın koruma altına alındığını söylemek istiyorum. Yine organik tarım ve iyi tarım uygulamaları da bu süreç içerisinde desteklendi. Tarım ve sanayi entegrasyonunu güçlendirmek için, kırsal kalkınma yatırımları da devam etti ve 93 bin projeye yaklaşık 95 milyar liralık bugünün rakamlarıyla kaynak ayrıldı. Önümüzdeki dönemde yatırımları cesaretlendirmek adına ekonomik yatırımlarda, proje limitini yüzde yüz arttırdık ve 7 milyondan 14 milyon liraya çıkardık. Tarımsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin eş finansmanıdır. 81 ilimize yaygınlaştırdık. Üçüncü dönem çağrısındaki bütçe rakamı 785 milyon Euro. 7 yıllık bu süreçte ülkemizdeki tarım girişimcilerinin kendi faaliyetlerini yerine getirebilmeleri adına onlara ayrılmış durumda” diye konuştu.

“BUNDAN SONRAKİ STRATEJİMİZİ 5 TEMEL UNSUR ÜZERİNE KURDUK”

Bakan Yumaklı, “Beş temel unsur üzerine kurduk, bundan sonraki stratejimizi. Sürdürülebilir bir üretim yapacağız. Yapmış olduğumuz bu üretim verimlilik esasına göre işleyecek. Ürettiğimiz ürün, verimli ürettiğimiz ürün kaliteli olacak ve mutlaka kayıtlılık söz konusu olacak. Elbette sektöre yatırım bunun olmazsa olmazı. Bu düzenlemelerle suya göre tarımın yapılması, planlı tarımsal üretime geçilmesi istenmeyen arazilerin döküme kazandırılması, tarımsal üretim alanlarında yapılan bütün üretimin kayıt altına alınması ve sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasıdır. Politikalarımızın tamamı devletimizin ana politikalarına entegredir” şeklinde konuştu.

“ÇİFTÇİLERE TARIM KREDİSİNDE YÜZDE 15 İLAVE FAİZ İNDİRİMİ”

Çiftçileri teşvik etmek adına faiz indirimi uygulanmasına değinen Yumaklı, “Sözleşmeli üretimle alakalı çiftçilerimize, üreticilerimize onları cesaretlendirme adına üretim yapan çiftçilerimize kullandıkları tarımsal kredilerde yüzde 15 ilave bir faiz indirimi yapıyoruz. Böylece diğer koşulları da sağlayan üreticilerin çok ciddi oranda bir faiz indiriminden yararlanması söz konusu. O yüzden ben siz değerli sanayicilerimizden sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasıyla ilgili desteklerinizi istirham ediyorum” ifadelerini kullandı.

“NÜFUS ARTIŞIYLA ÜRETİM İHTİYACIMIZ ARTACAK”

Her alanda daha fazla üretim ihtiyacı doğacağını belirten Yumaklı, “Biz, Akdeniz çanağındaki ülkeyiz. İklimden en çok etkilenen ve etkilenecek olan ülkelerin başında geliyoruz. Ve en çok etkilenecek, hayatımız için önemli materyal madde de su. Nüfus artışıyla birlikte yine her alanda üretim ihtiyacımız da artacak dolayısıyla. Bu gerçeği en çok idrak eden bir grubu temsil ediyorsunuz ki, hakikaten ben teşekkür ediyorum İstanbul Sanayi Odası yönetimine. Bu kadar değerli bir çalışmayı Türkiye kamuoyunun gündemine sokacakları için. 2023 yılında ülkemizin mevcut su kaynaklarından 57 milyar metreküp kullanıldı. Bunun oransal olarak hangi sektörlerde kullanıldığını zaten konuşmacılar söyledi. Sanayide suya en fazla bağımlılığı olan sektörleri de söyledi hocam ama ben yine de söyleyeyim. Yüzde 22 ile gıda, yüzde 18 ile tekstil sektörü. Su kaynaklarımızın önemini söylüyoruz. Bir daha tekrar edelim. Ülkeler su ile ilgili pozisyonlarını sahip oldukları potansiyelle ölçerler. Eğer kişi başına bin 700 metreküpün üzerinde bir kullanılabilir su potansiyeline sahipseniz, siz su zengini bir ülkesiniz. Bin 700 metreküple, bin metreküp arasında iseniz su stresi içerisinde bir ülkesiniz. Bin metreküpün altına düştüğünüzde de su fakiri bir ülkesiniz. Kabaca böyle tanımlayalım. Türkiye, bin 313 metreküp bizim kayıtlarımıza göre su miktarına sahip” dedi.

“10 BİN PROJEYE 2,4 TRİLYON LİRALIK BİR KAYNAK AKTARILDI”

Önlem alınmazsa 6 seneye su fakiri olabileceğimize dikkat çeken Yumaklı, “Bin 313 metreküple yani binle, bin 700 arasında, bine daha yakınız. Su stresi altında bir ülkeyiz. Eğer hiçbir önlem almazsak, ne olabilir ki? Deyip alışkanlıklarımızı değiştirmezsek çok değil sadece 6 sene sonra su fakiri olan ülkeler kategorisine gireceğiz. Dolayısıyla burada, devlet aklı olarak karar vericileri olarak, bu tehlikeyi çok uzun senelerdir gören, karar vericilerin ülkemizin yarınlarında ihtiyacı olacak suyu depolama adına çok ciddi yatırımları, dolayısıyla su ve sulama alanında yaklaşık 10 bin projeye 2,4 trilyon liralık bir kaynak aktarmış bu ülke insanı” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftcilere-kredi-mujdesi/feed/ 0
Bahçıvan: “Bilim ve teknolojiyle buluşmayan tarımla yol yürümemiz zor” https://www.foxtvhaber.com.tr/bahcivan-bilim-ve-teknolojiyle-bulusmayan-tarimla-yol-yurumemiz-zor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bahcivan-bilim-ve-teknolojiyle-bulusmayan-tarimla-yol-yurumemiz-zor/#respond Sun, 02 Jun 2024 21:36:44 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11689  ‘İSO İklim Değişikliği ve Su Yönetimi: Sanayi Sektörü Raporu’nun lansmanının da yapıldığı toplantıda konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin en önemli kaynağı olarak görülmesi gereken tarımsal kaynakların yeteri kadar doğru kullanılmadığına vurgu yaptı. Türkiye’nin, tarımla ve hayvancılıkla ilgili çok daha güven veren bir veri setine ihtiyaç duyduğunu belirten Bahçıvan, “Bilim ve teknolojiyle buluşmayan tarımla yol yürümemiz zor.” dedi. Hazırlanan rapor ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bahçıvan, “Verimliliği artırabilmek için Türkiye’de suyun bol olduğu yerlerden suyu az olan yerlere, ‘su otoyolları’ diyebileceğimiz kanallar oluşturabilmeliyiz. Gelecek adına yapacağımız en kıymetli yatırımlar bunlar olmalı.” diye konuştu.

Organize Tarım Bölgeleriyle hem teknoloji hem de inovasyonu kullanarak verimli tarımsal üretim sahaları oluşturduklarını ifade eden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da, “41 ilde 60 organize tarım bölgesi projemizin hayata geçmesi için büyük çaba harcıyoruz. Su ve sulama alanında 2,4 trilyon lira kaynak aktararak 10 binden fazla projeye imza attık. İnşallah yeni üretim sezonuyla birlikte planlı üretime geçmiş olacağız.” dedi. Sözleşmeli tarımsal üretim noktasında da sanayicilerden destek beklediklerini kaydeden Bakan Yumaklı, “Bu noktada sanayicilerden en önemli beklentimiz sözleşmeli üretimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması. Sözleşmeli tarımsal üretimin, hem üretici açısından hem de sanayici açısından birçok faydası var.” dedi.

Bakışla Tarım ile Sanayi Arasındaki Entegrasyonu Artırarak; Tarımsal Sanayinin, Ekonomimize Daha Etkili ve Verimli Katkı Yapmasını Değerlendirmek’ ana gündemi ile düzenlendi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da katılarak görüşlerini paylaştı. Toplantıda İSO tarafından hazırlanan ‘İSO İklim Değişikliği ve Su Yönetimi: Sanayi Sektörü Raporu’nun da lansmanı yapıldı.

TARIMSAL KAYNAKLARIMIZI DOĞRU KULLANMIYORUZ

Tarım ve sanayi sektörlerinin birbirlerini tamamladığını, iki sektör arasında daha fazla entegrasyon sağlamanın, milletin refahını artırmak açısından çok önemli olduğunu kaydeden Erdal Bahçıvan, “Son birkaç yıldır hayatımıza yeniden giren yüksek enflasyonla büyük bir mücadele içindeyiz. Ne yazık ki toplum, enflasyonun yol açtığı hayat pahalılığının en önemli nedeni olarak; tarımsal ürünlerdeki fiyat artışını görüyor. Tarım herkesin hayatına dokunuyor. Bu da gösteriyor ki hiçbir toplumun tarımı dışarıda bırakarak veya tarımı az önemseyerek bir hayat sürmesi mümkün değil. Bu çerçeveden baktığımızda kaynakları bu kadar güçlü ve çeşitli olan ülkemizin yıllardan beri tarımsal ürün ve gıda enflasyonunu çözememesi hakikaten kabul edilemez. Bu, toplum olarak yaşamamız gereken bir kader değil. Yani ülke olarak, dünyada birçok konuda dudak uçuklatan başarılara imza atmışken bunu çözemiyor olmamızı, kaderimiz olarak göremeyiz ve de görmemeliyiz. Biz, bu alanda yaşadığımız sorunların çözümü noktasında, maalesef tarımın bilimsel yaklaşımlarla buluşmasında yeteri kadar etkili hareket edemiyoruz. Ülkemizin en önemli kaynağı olarak görmemiz gereken tarımsal kaynaklarımızı yeteri kadar doğru kullanmıyoruz.” dedi. 

DENİZ VE DEMİR YOLLARINI GÜNDEME ALMALIYIZ

Türkiye’nin, artık tarımla ilgili; hayvan varlığından ekilen araziye ve çıkan ürüne kadar tüm noktalarında çok daha güven veren bir veri setini oluşturması gerektiğinin altını çizen Erdal Bahçıvan, “Çünkü verimlilik yolundaki ilk ve en önemli adım budur. Güçlü bir veri kaynağını, sağlıklı ölçülebilir bir veri setini oluşturamamaktan dolayı ne yazık ki sorunlara teşhis koymak da, sağlıklı çözüm bulmak da ve dahası gelecek planı oluşturmak da çok kolay olmuyor. Bu süreci ancak ölçerek bilimle, teknolojiyle buluşturmalıyız. Çünkü bugün ekimle hasat arasında geçen sürede; buğdayından fındığına, ayçiçeğinden çayına ve meyve-sebzesine kadar ciddi verim kayıplarının yaşandığını biliyoruz. Bunu ancak doğru ilaçlama, doğru gübreleme, doğru sulama gibi ürünün ekilmesinden sonraki dönemi çok çok iyi değerlendirerek ve teknolojiyi kullanarak giderebiliriz. Üretilen ürünleri tüketicilere hızlı, sağlıklı ve en verimli şekilde ulaştırmaya gelince de, kaynaklarımızı doğru kullandığımızı söyleyemeyiz. Karasal ulaşımın alt yapısında son yıllarda çok büyük iyileştirmeler yapılmış olsa da üç tarafımızı çeviren denizlerimizi ve demiryollarımızı bu iş için neredeyse hiç kullanmadığımızı görüyoruz. Oysa tarım ürünlerinin daha sağlıklı, daha hijyenik, daha az fireli, daha ucuz, daha verimli taşınması için deniz ve demiryolu lojistiğinin de mutlaka Türkiye’nin gündemine girmesini çok önemli görüyoruz.” ifadelerini kullandı.  

EN ÖNEMLİ ALT YAPI ÇALIŞMALARI SU ALANINDA OLMALI

İSO için İstanbul Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan ‘İklim Değişikliği ve Su Yönetimi: Sanayi Sektörü Raporu’, hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erdal Bahçıvan, “Rapor, içerdiği akademik bilginin yanı sıra ilgili tüm paydaşlarımızdan gelen bilgi ve görüşleri de içerecek şekilde bütüncül bir yaklaşımla hayata geçirildi. Bu raporu sadece sanayinin belli sektörlerini etkilemesiyle bağlantılı hazırlanmış bir rapor olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu kıymetli araştırma, toplumsal hayatımızda gelecek yıllarda oluşabilecek olan riskleri ve tehditleri nasıl çözebileceğimize dönük olarak hazırlanan bir rapor olarak değerlendirilmelidir. Şu bir gerçek ki Türkiye’nin su kaynakları önümüzdeki dönemlerde tarımsal üretimdeki gücümüzü en doğru, en isabetli şekilde kullanabilmek adına bizim için büyük bir değer arz ediyor. Verimliliği artırabilmek için Türkiye’de suyun bol olduğu yerlerden suyu az olan yerlere, ‘su otoyolları’ diyebileceğimiz kanallar oluşturabilmeliyiz. Karayollarıydı, barajlardı, havalimanlarıydı… Önemli ölçüde tamamlamakla övündüğümüz bu altyapı yatırımlarından sonra Türkiye’nin önümüzdeki dönem belki de yapması gereken en önemli altyapı çalışmaları bu yönde olmalıdır. Suyun bol olduğu yerlerden suya ihtiyaç duyulan yerlere tarımsal üretim için gelecek adına yapacağımız en kıymetli yatırımlar bunlar olmalı.”

2,4 TRİLYON TL KAYNAK AKTARDIK

İSO’da yaptığı konuşmada tarım ve hayvancılık alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Organize Tarım Bölgeleriyle hem teknoloji hem de inovasyonu kullanarak verimli tarımsal üretim sahaları oluşturuyoruz. 41 ilde 60 organize tarım bölgesi projemizin hayata geçmesi için büyük çaba harcıyoruz. Su ve sulama alanında 2,4 trilyon lira kaynak aktararak 10 binden fazla projeye imza attık. İnşallah yeni üretim sezonuyla birlikte planlı üretime geçmiş olacağız. Bu süreci sağlam bir şekilde sahaya aktarmak için sektörün her bir parçasının bu konuya destek vermesi büyük önem taşıyor. Bu noktada sanayicilerden en önemli beklentimiz sözleşmeli üretimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması. Sözleşmeli tarımsal üretimin, hem üretici açısından hem de sanayici açısından birçok faydası var. Sanayi sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli ham maddenin, fiyat dalgalanmalarından korunarak temin edilmesini sağlıyor. Diğer taraftan da çiftçimiz gelir garantili üretim yapıyor. Bu sayede tarımsal üretim yapılırken, optimum girdi ile maksimum verim sağlamış oluyoruz. Sözleşmeli üretimin ülke geneline yayılması için sanayicilerin vereceği destek çok kıymetli. Sözleşmeli üretimi yaygınlaştırmak için, bu kapsamda üretim yapan çiftçilerimize kullandıkları tarımsal kredilerde yüzde 15 ilave faiz indirimi sağlıyoruz. Böylece gerekli diğer koşulları da sağlayan üreticilerimiz kredilerinde yüzde 100 faiz indirimine erişebiliyor.” dedi. 

HAZIRLANAN RAPOR ÖNEMLİ BİR ADIM 

Bütün paydaşları su için ortak kaygıda ve katkıda buluşmaya davet ettikleri Su Verimliliği Seferberliği çalışmalarının da sürdüğünü dile getiren Bakan Yumaklı, “Bu kapsamda, kentsel, tarımsal, endüstriyel ve bireysel su verimliliği için hedeflerimiz doğrultusunda öncelikli eylemleri geliştirdik. Sizlerle iş birliği içerisinde su verimliliği tedbirlerinin uygulanmasıyla, sanayide yüzde 50’ye varan oranlarda su kazanımı sağlanmasını hedefliyoruz. İstanbul Sanayi Odası tarafından hazırlanan, iklime duyarlı su ve atıksu yönetimimi ele alan, endüstriyel atık suların geri kazanımına özel vurgu yapılan Su Raporunun bu süreçte önemli bir adım olduğuna inanıyorum. Sanayi kaynaklı su stresinin önemli ölçüde hafifletecek olan önerilerin kurumlarımızın ortak katkısı ve iş birliğiyle önümüzdeki dönemde bir takvim dâhilinde hayata geçirilmesi için bu toplantının bir başlangıç olmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.

ATIK SULAR ARITILIP YENİDEN KULLANILMALI

Hazırlanan ‘İklim Değişikliği ve Su Yönetimi: Sanayi Sektörü Raporu’na göre Türkiye’de su kullanımının sektörel dağılımı şu şekilde gerçekleşti: Yüzde 77’si tarımsal sulama, yüzde 12’si içme ve kullanma suyu, yüzde 11’i sanayi ihtiyaçları. Oluşan su talebinin azaltılması için de önerilerin yer aldığı raporda, ortalama kişi başına kentsel atıksu üretiminin ~200 L/kişi/gün olduğu Türkiye’de, endüstriyel su ihtiyacı için kentsel atıksu kullanımının yüksek bir potansiyeli bulunduğu ifade edildi.

Hazırlanan raporda, sanayi üretim süreçlerinde su tasarrufu yöntemlerinin etkinleştirilmesi için de öneriler sunuldu: 

• Enerji tesislerinde ve istasyonlarında daha etkili soğutma sistemlerinin kullanılması.

• Yaz aylarındaki kuraklıklara karşı önlem olarak enerji santrallerinin soğutma sistemleri

için acil su bağlantılarının kurulması.

• Aşırı yağışlara karşı koruma ve yağmur suyunun daha iyi uzaklaştırılmasını sağlamak amacıyla, üretim tesislerinde yağmursuyu sistemlerinin geliştirilmesi.

• Tesis içi su yönetimi, atık suyun arıtılarak yeniden kullanılması, kullanılabilir durumda olan çözünmüş elementlerin ayrıştırılması.

• Tesislerin aşırı yağış ve taşkınlara karşı korunmasının sağlanması.

• Farklı iklim değişikliği senaryolarının su kaynaklarına ve hava soğutmalı sistemlere bağlı enerji üretim tesisleri üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi.

• Suyu biriktiren ve atıksu oluşturmayan proseslerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması. Bu sayede suya daha az bağımlı olan kimya, kâğıt ve tekstil endüstrilerinin geliştirilmesi

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bahcivan-bilim-ve-teknolojiyle-bulusmayan-tarimla-yol-yurumemiz-zor/feed/ 0
Aleks Metal Rafineri, yıl sonuna kadar günlük 200 kilogram üretim hedefliyor https://www.foxtvhaber.com.tr/aleks-metal-rafineri-yil-sonuna-kadar-gunluk-200-kilogram-uretim-hedefliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/aleks-metal-rafineri-yil-sonuna-kadar-gunluk-200-kilogram-uretim-hedefliyor/#respond Sat, 01 Jun 2024 00:48:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11587 Sektöre altın ve gümüş ürün yelpazesi sunan şirketin yeni üretim merkezi, faaliyetleri ve hedeflerine ilişkin detaylar, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı.

AMR Yönetim Kurulu Başkanı Sarp Tarhanacı, buradaki konuşmasında, çevreye duyarlı bir üretimi amaçlayan şirketin, Marmara Sanayi Sitesi’ndeki son teknolojiyle yenilenen üretim tesisinin dün itibarıyla faaliyete geçtiğini söyledi.

Tarhanacı, şirketin, üretim süreçlerine yapay zeka teknolojisini dahil etmek için Ar-Ge çalışmalarının ise devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

‘Yeni tesisimiz için yaptığımız toplam yatırım tutarı yıl sonunu kadar 5 milyon doları bulacak. Günlük üretimimiz yıl sonunda 200 kiloya ulaşacak. Ülke ekonomisine yıllık katkımızın ise 60 ton olmasını planlıyoruz. Bu yıl sonu itibarıyla üretimden satışlarımızı 250 milyon dolar seviyesine ulaştırmayı ve Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu listesine girmeyi hedefliyoruz.’

Şirket olarak geçen yıl yetkili altın rafinerisi faaliyet izni almak için başvurduklarını anlatan Tarhanacı, ‘AMR Türkiye’deki 13 yetkili altın rafinerisinden biri. Umuyorum denetleme süreci bittiğinde faaliyet izni alan rafinerilerden biri kuşkusuz yine biz olacağız. Bu faaliyet izni tüm rafineler için olduğu kadar bizim için de önemli. Biz faaliyet izni aldıktan sonra çok hızlı bir şekilde büyümeye odaklanacağız. Ülkemize çok daha fazla katkı sunacağız. Bunun için planlarımız ve yol haritamız hazır.’ ifadelerini kullandı.

Tarhanacı, dünya genelinde merkez bankalarının 3 trilyon doların üzerinde altın rezervine sahip olduğunu ve her yıl üretilen altının yüzde 10’unu talep ettiğini aktararak, ‘Merkez bankaları bir kısmını uluslararası piyasalardan alırken bir kısmını da kendi ülkelerindeki madenlerden çıkarılan altınlardan elde ediyor. Bu altınları alma konusunda merkez bankaları istekli davranıyor. Ancak gelişmekte olan birçok ülkenin madencilikten gelen bu cevheri işleyebilecek altın rafinerisi yok ya da kapasitesi yetersiz. Biz ilk aşamada AMR olarak bu cevher altın varlıklarının işlenerek rezerve dönüştürülmesine yönelik merkez bankalarının tercih ettiği rafineri olmak istiyoruz.’ dedi.

AMR olarak ikinci aşamada ise sikke altın üretimi konusunda merkez bankalarının stratejik ortağı olmayı hedeflediklerine değinen Tarhanacı, ‘Bu konuda merkez bankalarıyla kuracağımız stratejik partnerliklerle uluslararası alanda da iddialı bir sikke üretimine girmeyi planlıyoruz. Bu vesileyle iddiamız dünyada söz sahibi bir rafineri olmak. Bu ciddi bir iddia ve başarılı olması durumunda ülkemize de çok büyük katkılar sunacak bir hedef. Bu hedefe ulaştığımızda Türkiye’nin en çok ihracat yapan rafinerisi de olacağız.’ diye konuştu.

ŞEHİR RAFİNERİCİLİĞİ ODAKLI ÜRETİM

AMR Genel Müdürü Ahmet Yılal da ‘şehir madenciliği’ kavramına dikkati çekerek, bu kavramın cep telefonu ve bilgisayar gibi e-atıkların içerisinde bulunan kıymetli madenlerin ayrıştırılması ve geri kazanılmasını tanımlamak için kullanıldığını anlattı.

Yılal, şirket olarak yaptıkları üretimi ise ‘şehir rafinericiliği’ olarak adlandırarak, ‘Bu söylem, madenlerden çıkan cevher altının değil, tasarruf olarak yastık altında saklanan altının işlenmesi ve geri kazanılmasını içeriyor.’ diye konuştu.

 

Şirketin faaliyetlerine şehir rafinericiliği odaklı gerçekleştirdiğini vurgulayan Yılal, ‘Yeni üretim tesisimizde de döngüsel ekonominin gelişimine katkı sağlamaya devam ederek şehir rafinericiliğini sürdüreceğiz.’ ifadesini kullandı.

Yılal, dünya genelindeki altınların yarısından fazlasının ziynet eşyası olarak üretildiğini ve yatırım aracı olarak saklandığını belirterek, şöyle devam etti:

‘Madencilikten elde edilecek olan altınlardan daha fazlası yastık altı altın olarak işlenmeyi bekliyor. Şehir rafinericiliği için gün yüzüne çıkmış yeterli maden ve işlenecek hammadde mevcut. Bununla birlikte yeni dönemde madenlerden gelen altınları da işleyeceğiz. Ancak burada çok ciddi kriterlerimiz mevcut. Rafinerimizde uluslararası standartlara sahip, çevreye duyarlı madenleri üretmeye talibiz. Yerinde denetlenmeyen hiçbir madeni rafinerimize sokmayacağız. Sadece çevreye duyarlılığı uluslararası geçerli belgelerle ispatlanmış madenlerle çalışacağız.’

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/aleks-metal-rafineri-yil-sonuna-kadar-gunluk-200-kilogram-uretim-hedefliyor/feed/ 0
Aleks Metal Rafineri son teknoloji ile üretime geçti https://www.foxtvhaber.com.tr/aleks-metal-rafineri-son-teknoloji-ile-uretime-gecti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/aleks-metal-rafineri-son-teknoloji-ile-uretime-gecti/#respond Fri, 31 May 2024 22:36:31 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11563 AgaOne çatısı altında faaliyet gösteren ve Türkiye’nin yetkili altın rafinerilerinden biri olan Aleks Metal Rafineri (AMR), son teknoloji ile üretim yapmak için fabrikasını yeniledi. Marmara Sanayi Sitesi’nde son derece modern bir üretim üssü kuran Aleks Metal Rafineri, çevreye duyarlı son teknoloji ürünü makinelerle rafinaj hizmeti veriyor.

Aleks Metal Rafineri Yönetim Kurulu Başkanı Sarp Tarhanacı ile Genel Müdürü Ahmet Yılal, yeni üretim üssünün tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında birer konuşma yaptı. İlk konuşmayı yapan AMR Yönetim Kurulu Başkanı Sarp Tarhanacı, amaçlarının çevreye ve insana saygılı, doğa dostu bir üretim olduğunu ve son teknoloji ile donattıkları yeni üslerinde maksimum üretime ulaşmak istediklerini söyledi. Tarhanacı, yeni tesis için yaptıkları toplam yatırımın ise yıl sonuna kadar 5 milyon dolara ulaşacağını kaydetti.

HEDEF İSO 500’E GİRMEK

Sarp Tarhanacı, “Tüm çalışma arkadaşlarımızın desteği ile yılsonuna kadar günlük 200 kiloluk üretim gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Ülke ekonomisine yıllık 60 tonluk üretim katkısı sunmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı. 2024 yılını 250 milyon dolar ciro ile kapatmayı hedeflediklerini belirten Tarhanacı, “Bu yıl sonu itibariyle üretimden satışlarla elde ettiğimiz gelirle Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesine girmeyi hedefliyoruz” dedi.

EKONOMİYE KATKI YENİ DÖNEMDE DE SÜRECEK

Üretime 2022 yılında başladıklarını belirten Tarhanacı, Kıymetli Madenler Standartları ve Rafineri Tebliği’nin yürürlüğe girdiği 2023 yılında da altın rafinerisi faaliyet izni almak için Hazine’ye başvurduklarını kaydetti. Altın rafinerisi hizmeti verecek kurumların listesinin önümüzdeki süreçte açıklanacağını belirten Tarhanacı, “Halen 13 rafinerinin üretim yapabilmesini sağlayan ön başvurusu bulunuyor. Bu 13 rafineriden biri de biziz. Umuyorum denetleme süreci bittiğinde faaliyet izni alan rafineriden biri kuşkusuz yine biz olacağız. Yeni dönemde de ülke ekonomisine elimizden gelen en yüksek katkıyı sunmaya devam edeceğiz” dedi.

MERKEZ BANKALARI İLE STRATEJİK PARTNERLİK

Dünyadaki bütün merkez bankalarının ellerindeki altın rezervinin 3 trilyon doların üzerinde olduğunu belirten Tarhanacı, “Merkez bankaları her yıl üretilen altının yüzde 10’unu talep ediyor. Merkez bankaları bunların bir kısmını uluslararası piyasalardan alırken bir kısmını da kendi ülkelerindeki madenlerden çıkarılan altınlardan elde ediyor. Bu altınları alma konusunda merkez bankaları da istekli davranıyor. Ancak gelişmekte olan birçok ülkenin kendi altın rafinerisi veya bunları işleyebilecek rafineri kapasitesi yok. Biz ilk aşamada AMR olarak bu cevher altın varlıklarının işlenerek rezerve dönüştürülmesine yönelik merkez bankalarının tercih ettiği rafineri olmak istiyoruz” dedi.

Rezervin yanı sıra merkez bankalarının sikke üretimi gerçekleştirdiğini de kaydeden Tarhanacı, “Dünyada yatırım ve koleksiyon sikkesi olmak üzere iki farklı üretim var. Yatırım sikkeleri merkez bankaları tarafından para olarak basılan kıymetli madenler. Başka türlü üretimi mümkün değil. Bu sikkelerin 6.2 milyon onsu dünya piyasalarında işlem görüyor. AMR olarak ikinci aşamada sikke altın üretimi konusunda merkez bankalarının stratejik ortağı olmayı hedefliyoruz. Biz bu noktada merkez bankalarıyla kuracağımız stratejik partnerlikte uluslararası alanda da iddialı bir sikke üretimine girmeyi planlıyoruz. Bu vesile ile iddiamız dünyada söz sahibi bir rafineri olmak. Bu ciddi bir iddia ve başarılması halinde ülkemize de çok büyük katkılar sunacak bir hedef. Bu hedefe ulaştığımızda Türkiye’nin en çok ihracat yapan rafinerisi de olacağız” ifadelerini kullandı.

Yabancı ortaklıklarla büyümeye açık olduklarını belirten Tarhanacı, “Ülkemizdeki rafinerilerin genel yapısına bakıldığında yabancı ortaklık konusunda en proaktif davranabilecek yapının AMR’de olduğunu görüyoruz. Sektörümüze gelecek yabancı yatırım sermayesinin, ülke ekonomisine yüksek fayda sağlayacağını biliyoruz ve önemsiyoruz. Bu ortaklıklarla ülkemize olan güveni de perçinlemiş olmayı planlıyoruz” dedi.

YILAL: ŞEHİR RAFİNERİCİLİĞİ YAPIYORUZ

Aleks Metal Rafineri Genel Müdürü Ahmet Yılal da yaptığı konuşmada, yurtiçinde izleyecekleri stratejiye değindi. “Biz, ‘çevreye saygılı, son teknoloji ile üretim yapacağız’ söylemimizin arkasında duruyoruz” diyen Yılal, “Dünyada dikkat çeken önemli kavramlardan bir tanesi şehir madenciliği. Biz yaptığımız üretimi şehir rafinericiliği olarak adlandırıyoruz. Bu söylemden kastımız, madenlerden çıkan altının değil, yastık altındaki altının işlenmesi. Dünyada gün yüzüne çıkartılmış altınların yarısından fazlası ziynet eşyası olarak değerlendirilmiş durumda. Dolayısıyla madencilikten elde edilen altınlardan daha fazlası yastık altı altın olarak işlenmeyi bekliyor. Biz AMR olarak bu zamana kadar yaptığımız tüm üretimlerde hurda ve geri dönüşüm ürünü altınları kullandık, hiçbir cevher altını işlemedik. Yani şehir rafinericiliği yaptık. Buna aynı zamanda döngüsel ekonomi de deniyor. Bununla birlikte yeni dönemde madenlerden gelen altınları da işleyeceğiz. Ancak madenlerden gelecek altınlarda çevreye duyarlı bir üretim olmasını önemsiyoruz. Bu anlamda uluslararası düzeyde üretim yapan çevreye duyarlı madenlerin altınlarını üretmeye talibiz. Yerinde denetlenmeyen hiçbir madeni rafinerimize sokmayacağız. Bu konuda çevreye duyarlılığı belgelenmiş olmayan madenlerle de çalışmayacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/aleks-metal-rafineri-son-teknoloji-ile-uretime-gecti/feed/ 0
Ekonomi Koordinasyon Kurulu’ndan enflasyon açıklaması https://www.foxtvhaber.com.tr/ekonomi-koordinasyon-kurulundan-enflasyon-aciklamasi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ekonomi-koordinasyon-kurulundan-enflasyon-aciklamasi/#respond Fri, 31 May 2024 05:48:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11508 Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplandı.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine yönelik para politikasındaki sıkı duruşun maliye ve gelirler politikası ile desteklenmesiyle yılın ikinci yarısında yıllık enflasyonda belirgin bir gerileme bekliyoruz.” denildi.

Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi:

Mayıs ayı Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında ekonomi politikalarının ve yapısal reform gündemimizin eşgüdüm içerisinde daha etkin uygulanmasına yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Ekonomimizin yol haritası olan 12’nci Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program’da (OVP) belirlediğimiz eylemleri kararlılıkla uyguluyor ve olumlu sonuçlarını alıyoruz. Bu kapsamda; cari açıkta düşüş, uluslararası kaynak girişlerinde artış, rezervlerde güçlenme ve risk göstergelerinde iyileşme görülmektedir. İşgücü piyasasındaki güçlü görünüm korunurken, istihdamda tarihi yüksek seviyeye ulaşılmış ve işsizlik oranı tek haneli seviyelerde seyrini sürdürmüştür.

‘KAMUDA TASARRUF PAKETİ DEZENFLASYON SÜRECİNE KATKI SAĞLAYACAK’

Öncelikli hedefimiz olan fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine yönelik para politikasındaki sıkı duruşun maliye ve gelirler politikası ile desteklenmesiyle yılın ikinci yarısında yıllık enflasyonda belirgin bir gerileme bekliyoruz. Ekonomide dengelenme ve güçlenen finansal istikrar enflasyonla mücadelemize destek olmaktadır. Mali disiplinin güçlendirilmesi amacıyla 13 Mayıs 2024 tarihinde detaylarını kamuoyu ile paylaştığımız “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi” ile kamuda harcama kontrolü ve tasarrufların artırılması, yatırımların öncelikli alanlara yönlendirilmesi ile dezenflasyon sürecine önemli katkı sağlanması beklenmektedir.

Programımızın temel sac ayaklarından olan yapısal reformlar ana gündemimizi oluşturmaktadır. Katma değerli üretime, nitelikli yatırımlara ve yüksek teknoloji ihracatına sağladığımız destekler, yapısal reformlarla birlikte sürdürülebilir büyümeyi destekleyecektir.

Bugünkü toplantıda görüşülen konular şunlardır:

OVP’de takvimlendirilmiş ve 2024 yılı ilk yarısında tamamlanması öngörülen yapısal reformlarda gelinen aşama değerlendirilerek çalışmaların hızlandırılmasına karar verilmiştir. OVP’de reform düzenlemeleri kapsamında öngörülen 81 eylemden 2024 yılı ilk çeyrek itibarıyla 20 tanesi tamamlanmıştır. Takvimi yaklaşan diğer eylemlere ilişkin çalışmalarda da önemli mesafe kaydedilmiştir.

OVP’de öncelikli reform alanlarımız arasında yer alan tarımsal üretim planlaması ve yeni destek modeli detaylı olarak istişare edilmiştir. Model ile gıda arz güvenliğine yönelik stratejik tarım ürünlerinde hedef yeterlilik oranları belirlenerek üretim planlaması yapılacaktır. Ayrıca, tarımsal üretimde ve su kullanımında destekleme modelinin yanı sıra yeni teknolojilerin kullanımı ile verimliliğin artırılması ve yurt içinde üretimin geliştirilmesine yönelik atılması gereken ilave adımlar değerlendirilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantıya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ekonomi-koordinasyon-kurulundan-enflasyon-aciklamasi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, yapay zekanın önemini vurguladı https://www.foxtvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-yapay-zekanin-onemini-vurguladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-yapay-zekanin-onemini-vurguladi/#respond Tue, 28 May 2024 22:24:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=11342 “Gelecekteyiz” sloganıyla bu yıl 6’ıncısı Ankara Bilkent Hotel ve Konferans Merkezi’nde düzenlenen AI Tomorrow Summit 2024 devam ediyor.

Yumaklı, etkinliğin ikinci gününde yaptığı konuşmada, burada dünyaya yön verecek bir başlığı konuştuklarını dile getirerek, gençlerin birçok sektörde olduğu gibi tarım sektöründe de olmasını istediklerini söyledi.

Dünyada çok hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşandığına işaret eden Yumaklı, bu dönüşümde teknolojinin ve verimliliğin çok önemli bir yeri bulunduğuna dikkati çekti. Yumaklı, teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek bunları Bakanlığa ve tarımsal üretime entegre etmek istediklerini belirtti.

Doğal kaynakların sonsuz olmadığını belirten Yumaklı, “Dolayısıyla bu emaneti genç neslimize sağlıklı bir şekilde devretmenin bilinciyle çalışıyoruz. Bütün dünyada olduğu gibi bizde de kırsal kalkınmada verimlilik itici bir güç unsuru. Kıt kaynakların verimlilikle alakalı bağlantısını sadece ve sadece teknolojiyle kurabiliriz. Dolayısıyla doğru karar alma mekanizmasına doğru sonuçları ulaştırmak adına yapay zekayı mutlaka kullanmanız gerekir.” diye konuştu.

“GENÇ ARKADAŞLARIMI BURADAKİ PROGRAMLARA KATILMAYA DAVET EDİYORUM”

Yumaklı, AR-GE programlarıyla çok ciddi projelerin desteklendiğini ve desteklenmeye devam edileceğini dile getirerek, gençleri buradaki programlara katılmaya davet etti. Yumaklı, “Yaptığımız AR-GE çalışmaları, bitkisel üretimi ele alırsak, tohum geliştirmek için. Gen kaynaklarınızı koruma altında tutmalısınız. Sizin tohumlarla alakalı verimliliği en üst düzeyde sağlayacak çalışmalarınız devam etmeli. İşte bizim de bununla ilgili gerçekten dünyada örnek olarak gösterilen bir tohum gen bankamız var. Bu tohum gen bankamızla ülkemizin bitkisel üretimle ilgili geleceğini garanti altında tutuyoruz. Anadolu’nun hem bitkisel hem de hayvansal genetik zenginliğini bu bankalarda saklıyoruz.” dedi.

Sebzede, meyvede ve tarla bitkilerinde verimli, kaliteli, kuraklığa, soğuğa ve hastalıklara toleranslı üretim materyalleri geliştirdiklerini vurgulayan Yumaklı, ülkede kullanılan sertifikalı tohumların yüzde 40’ının bu merkezlerde geliştirilmeye devam edildiğini söyledi.

Yumaklı, yeni nesil ekipmanları da yakından takip ettiklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kapsamda, paketlemeden ilaçlama helikopterine, buzağı besleme robotundan gübre sıyırma robotuna kadar ticarileşen birçok prototip de Bakanlığımızın kamu, üniversite, özel sektör işbirliğinde geliştirilmiş durumda. Elbette bugün geldiğimiz noktada, 2022 sonu itibarıyla 129 milyon ton olan bitkisel üretimimizi, 2023 sonunda 137 milyon tona çıkarmışsak bunda AR-GE çalışmalarının çok önemli bir yeri var. Ülkemizin tarımsal alanda rekabet gücünü artırmak da diğer önemli bir husus. Dolayısıyla yenilikçi, kapsayıcı olmalısınız, faaliyetlerinizin sürdürülebilir olması gerekir. Dolayısıyla çiftçilerimizin bazı bilgilere veya hizmetlere ulaşabilmesi için de dijitalleşmeyi ön plana aldık. Çiftçilerimizin, üretimlerimizin, üreticilerimizin bir hafta, hatta belki de daha fazla bir zaman içinde yapmış olduğu bir işi dakikalar içinde yapmasını sağlayabilecek ‘Tarım Cebimde’ uygulamasını faaliyete geçirmek bile işlerinizi kolaylaştıran, verimliliğe katkı veren bir unsur olarak bir başlangıç noktası olabiliyor.”

Yapay zeka uygulamalarının tarım sektöründe uygulama alanları ile geldiği noktayı çok yakından takip ettiklerini dile getiren Yumaklı, “Yine itiraf edeyim, bu konuda kafamızda oluşmuş net bir sonuç yok.” ifadesini kullandı.

Bakan Yumaklı, yapay zekanın tarımda kullanımı konusunda parça parça bilgiler bulunduğunu belirterek, verimlilik artışı, tarımsal faaliyetlerin daha hassas, düzenli yapılması ve kaynakları etkin kullanarak bir fonksiyon yerine getirmesi açısından yapay zekanın son derece önemli olacağını vurguladı.

Orman yangınlarıyla mücadelede yapay zeka temelli yazılım ve uygulamaların kullanılmaya başlandığına dikkati çeken Yumaklı, özellikle akıllı kuleler olmak üzere yangın karar destek sistemlerine veri temin eden, bunları bir arada yürüten sistemlerin, orman yangınlarıyla daha etkin bir mücadele yapmalarına yardımcı olduğunu söyledi. Yumaklı, “776’ya yakın kulemiz var, 184’ü akıllı kule. Yani herhangi bir şekilde bir yangın ya da yangın emaresi gördüğünde, o sensörler vasıtasıyla karar destek sistemlerine hızlıca bu bilgileri iletiyor. İşte bu sayede Türkiye’de yangınlara müdahale etme süresi 40 dakikadan 11 dakikalara inmiş durumda.” dedi.

Bakanlık açısından yapay zekanın alanına girecek konulara değinen Yumaklı, şunları kaydetti:

“Tarımsal üretim planlaması, çok uzun yıllar konuşulan bir husustu. 2023’te bunun yasal altyapısı tamamlandı ve devrim niteliğinde birtakım kararlar aldık. Ülke olarak karar verdik ki biz artık tarımsal üretimimizi planlayacağız. Dolayısıyla yapay zekanın belki de girdiği zaman kendisine sonsuz alan bulabileceği tarımsal üretim planlamasının ben buradan altını çizmek istiyorum. Kaynaklarınız kıt, bir de buna iklim değişikliği ve diğer etkenler geldiği zaman gıdanızı garanti altına almanız, arz güvenliğini sağlamanız gerekir. Özellikle insan unsurunun yetemeyeceği ama bizim çok hızlı karar almamız gereken noktalarda da yapay zekayı kullanacağız.”

Yumaklı, ülkede çok genç bir nüfus olduğunu, kreatif düşünen, çok kabiliyetli, iyi yetişmiş gençlerin bulunduğunu dile getirerek, “Bütün bunların Bakanlığım ile ilgili ulaşması gereken sonuç, Türkiye’nin ikinci yüzyılının, Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılının, ‘üretimin ve üreticinin yüzyılı’ olmasıdır.” diye konuştu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-yapay-zekanin-onemini-vurguladi/feed/ 0
Emekli oldu kendi imkanlarıyla sera kurdu, çalıştıracak eleman bulamıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/emekli-oldu-kendi-imkanlariyla-sera-kurdu-calistiracak-eleman-bulamiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/emekli-oldu-kendi-imkanlariyla-sera-kurdu-calistiracak-eleman-bulamiyor/#respond Sat, 18 May 2024 02:48:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10929 Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde marketler, sebze ihtiyacını 65 kilometre uzaklıktaki Elazığ’dan toptancılar vasıtasıyla sağlanıyor. Amasya, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde emekli olan 58 yaşındaki Recep Yıldırım, memleketi Tunceli’nin Çemişgezek ilçesine yerleşerek, kamu desteği almadan sera kurarak sebze üretimine başladı.

Yurdun farklı illerinden tedarik ettiği fideleri kendi emeğiyle oluşturduğu serasında yetiştirmeye başlayan Yıldırım, profesyonel bir sistemle kurduğu serasında çalıştıracak eleman problemi yaşıyor. İyi tarım uygulamaları standardına uygun, ilaç kalıntısı olmadan, insanlara daha sağlıklı ve taze ürün tüketme imkanı sağlamak isteyen Yıldırım, üretim yapmak isteyenlere de gönüllü danışmanlık yapmak istiyor. Üretimin ülke ekonomisine katkısını düşünerek, hem vatandaşlara daha ucuz sebze yetiştirebilmek hem de üretimi özendirici yapmak amacıyla başlattığı çalışmayla, büyük bir emekle diktiği fideler ilk meyvelerini vermeye başladı.

”Örnek olsun diye üretime başladım’’

Çemişgezek ilçe merkezinde sera kuran 3 çocuk babası Recep Yıldırım, çalışacak işçi bulamamasına rağmen, kendi imkanlarıyla meşakkatli çalışmalarını sürdürüyor. Kendi emekleriyle oluşturduğu serada, ürettikleri ürünlerle ilçe ve dolayısıyla ülke ekonomisine katkıda bulunmaya devam edeceklerini aktaran Recep Yıldırım, “58 yaşındayım. Amasya Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden emekli oldum. Emekli olduktan sonra memleketim olan Çemişgezek’e gelerek buraya yerleştim. Çevreme üretimle ilgili örnek olsun diye sera işine başladım. Demir ustalığı, işçiliği de dahil olmak üzere, tamamıyla kendi imkanlarımla yapmış olduğum bir sera kurdum. Türkiye’nin farklı vilayetlerinden Antalya, Amasya, Tokat’tan domates ve salatalık fideleri getirerek diktim. Üretimimiz devam ediyor. Salatalıklarımızı toplamaya başladık. Kısmet olursa domateslerimiz de 40 – 45 gün içinde kızarmaya başlayıp yetişecek. Bu işe başlamamın bir sebebi de yöre halkımızın domates ve sebze teminini Elazığ’dan temin etmesidir. Üretimin burada olabileceğini de göstermek istedim. Üretimin tamamen yerli imkanlarla ve organik şartlarda yapılabileceğini de göstermek istedim. Bundan dolayı bir eğitimim var. İnşallah insanlarımız bir şeyleri görür, bir şeyleri öğrenir. Bir şeyleri yetiştirme peşine düşer diye düşündüm. İnşallah insanımız emekli olduktan sonra evinde koltuk üstünde oturmaz, kahve köşelerinde gezmez’’ dedi.

”İşçi sıkıntımız var”

Memlekette işçi sıkıntısı olduğunu kaydeden Yıldırım, ”Yani işçi bulamıyoruz. Üç çocuğum var, eşim de dahil. Ailemdeki beş kişi, hepimiz üniversite mezunuyuz. Kendim endüstriyel elektronik ve kamu yönetimi mezunuyum. Ankara Ulus Makine 1984 Makine Teknik Lisesi mezunuyum. Ailemde herkes kendi işinde. Ama işsiz insanların da bir işler yapması, bir kazanç sağlaması için bu işe giriştik. Vatandaş gelsin üretileni yerinden alsın. Yani bizden on liraya alınan mal, yirmi, yirmi beş liraya piyasalarda satılıyor. Gelsin vatandaş on liraya buradan alsın. En azından halka bir hizmetimiz olsun. Yani ucuz fiyata, ucuz mahsul, organik mahsul tüketsinler. Bu işe gönül vermek isteyen, bu işten, üretimden para kazanmak isteyenlere de gönüllü danışmanlık da yapabilirim. Çünkü ekonomimizin düzelmesi, halkın kendi üretimini kendi yapması, kendi ihtiyaçlarını ucuza karşılamasından geçer. İnsanlar üretime destek olsun. Bizim işimiz inşallah insanlara iyi örnek olur’’ diye konuştu.

Çemişgezek ilçe merkezinde dalından satışa sunulmayı bekleyen ürünler, vatandaşların da ilgisini çekiyor.

 

 

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/emekli-oldu-kendi-imkanlariyla-sera-kurdu-calistiracak-eleman-bulamiyor/feed/ 0
SDF Group’tan Bandırma’da dev yatırım https://www.foxtvhaber.com.tr/sdf-grouptan-bandirmada-dev-yatirim/ https://www.foxtvhaber.com.tr/sdf-grouptan-bandirmada-dev-yatirim/#respond Wed, 15 May 2024 23:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10717 Avrupa’nın en köklü firmalarından SDF Group, ses getirecek önemli bir yatırıma daha imza atarak Bandırma’da Euro 5 emisyonlu FARMotion Motor Üretimine başladı. Yerli traktörlerde kullanılan 55-125 HP arası, Euro 5 emisyon değerine sahip, 3 ve 4 silindirli FARMotion motorlar bu yatırımla beraber artık Türkiye’de üretilecek. Ayrıca bu yatırımla birlikte faaliyete geçecek olan yeni 6 silindirli FARMotion motorlarda ilk kez ve sadece Türkiye’de üretilecek. Türkiye’de toplam satış adedi 55.000 traktörü geçen ve her yıl büyümeyi başaran firma, pazarda Ocak-2024 aylık TUIK verilerine göre %23.5 Pazar payını gördü ve bu rakamla tarihi bir başarı göstermiş oldu.

SDF Group’un Bandırma Organize Sanayi Bölgesi’nde hizmete aldığı FARMotion Motor Fabrikası’nın açılış programı gerçekleştirildi. Açılış programına Gönen Kaymakamı Arslan Yurt, Gönen İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Selçuk Civan, oda başkanları, firma yetkilileri, markanın Türkiye geneli tüm bayileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Açılış programı, SDF Group ailesinin günün anısına toplu fotoğraf çekimi ile başladı. Daha sonra açılış konuşmalarının yapılacağı alana geçildi. SDF Group Türkiye CEO’su Giampaolo Cameli, SDF Group Türkiye Fabrika Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Deniz, SDF Group Yönetim Kurulu Başkanı Aldo Carozza, SDF Grup CEO’su Lodovico Bussolati ve SDF Group Onursal Yönetim Kurulu Başkanı Vittorio Carozza birer konuşma yaparak açılış programına katılanları selamladılar.

Daha sonra hizmete alınan fabrikanın önünde kurdele kesimi yapıldı. Ardından programa katılanlar fabrikayı gezerek yapılan çalışmalar ve üretim ile ilgili bilgi edindiler.

SDF Türkiye Ticari Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Uzunköprü konuşmasında, “SDF Group ilk olarak 2013 yılında Türkiye’ye yatırım yapmaya başladı ve pazar payını ciddi anlamda büyüttü, sektörde son 3 yılda 2. Firma haline geldi. Yılda 13 bine yakın traktör satar durumdayız. Üretim kapasitemizi de aynı şekilde arttırdık. Türk çiftçisinin markaya olan inancı çok önemli. Same ve Deutz-Fahr traktörlerinin performansına, gücüne ve yakıtına inananların gönül verdiği bir markayız. Bu anlamda biz onlara ne kazandırdığımıza bakıyoruz. Bugün içinde bulunduğumuz bina 10 bin metrekare alan üzerine kurulu. FARMotion dediğimiz motor, sadece traktör için tasarlanmış, yakıtı son derece cimri ama güçte de son derece bonkör olan bir motor. Artık Türkiye’de Bandırma’da üretilecek. 3 silindir ve 4 silindirin yanında, Türkiye’de ilk defa 6 silindir motor üretilecek. Bu motorlar hem ihraç edilecek hem de Türkiye’deki traktörlerde kullanılacak. Çiftçiler artık markamızı çok iyi biliyor ve yakından takip ediyorlar. Markamıza inanıyorlar ve biz de bu inancın karşılığında daha iyi ne yapabiliriz diye çalışıyoruz. Yeni emisyonlu Euro 5 motorların genel itibariyle Türkiye’de üretimi 6 yıldır konuşuluyor ve biz bunu SDF Group olarak 11 ayda gerçekleştirdik ve şu an üretim başladı. Bugün itibariyle 800’ün üzerinde motor imal edildi ve traktörlerde kullanılmaya başladı. Hedefimiz motor üretiminde Türkiye’yi stratejik bir noktaya getirmek. Bu motorları Avrupa başta olmak üzere Amerika’ya ve dünyaya satacağız. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde böyle bir tesisi Türkiye’ye kazandırmak onur ve gurur verici,” dedi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/sdf-grouptan-bandirmada-dev-yatirim/feed/ 0
Türkiye’nin 4’te 1’ne elektrik verecek! Yeni dönem başlıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-4te-1ne-elektrik-verecek-yeni-donem-basliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-4te-1ne-elektrik-verecek-yeni-donem-basliyor/#respond Wed, 15 May 2024 01:12:36 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10650 Enerji alanında düzenlemeler içeren ve 11 Mayıs’ta yürürlüğe giren Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilmesine olanak sağlıyor.

Söz konusu alanlarda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne veya sulama birliklerine ait tarımsal sulama amaçlı tesislerin elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi de kurulabiliyor.

Yüzer güneş enerjisi santralleri (GES), saha tipi güneş enerjisi santralleri kurulumunda yaşanan zorlukları avantaja çevirerek kullanıcılara kolaylık sağlıyor. Yüzer GES’lerin alt tarafında bulunan suyun bu santrallerin periyodik olarak soğumasına yardımcı olması panel verimliliğini artırıyor.

YÜZDE 10 DAHA VERİMLİ ÇALIŞIYOR

Karasal GES’lere göre yüzde 10 daha verimli çalışan yüzer GES’ler, atıl durumdaki rezervuar yüzey alanlarının değerlendirilmesini ve ekonomiye kazandırılmasını sağlıyor. Yüzer GES’ler içme suyu maksatlı barajlar haricinde tüm baraj rezervuarlarında kurulabiliyor.

Bu yüzey alanının yüzde 10’unda yüzer GES kurulumu yapılması durumunda, 53 bin megavat kurulu güçle yıllık 79 milyar 500 milyon kilovatsaat elektrik enerjisi üretimi yapılabileceği öngörülüyor. Bu da Türkiye’nin elektrik enerjisi ihtiyacının yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.

YILLIK 540 MİLYON METREKÜPLÜK SU TASARRUFU

Yüzer GES’ler sayesinde buharlaşması önlenerek tasarruf edilecek su miktarının ise yıllık 540 milyon metreküp düzeyinde olacağı tahmin ediliyor. Söz konusu tesisler sayesinde atmosfere salınacak karbondioksit miktarının da 51 milyon tondan fazla azaltılacağı hesaplanıyor.

Türkiye’de bulunan göl ve göletler de dahil edildiğinde yüzer GES potansiyelinin ifade edilen bu miktarların çok daha üstüne çıkacağı tahmin ediliyor.

“TÜRKİYE’DE YAKLAŞIK 80 GİGAVATLIK YÜZER GES POTANSİYELİ VAR”

Güneydoğu Enerji Araştırmaları Derneği (GEADER) Başkanı Ömer Çelebi, Türkiye’nin yüzer GES potansiyeli açısından iyi bir konumda bulunduğuna işaret ederek, “Yüzer GES’ler, Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarında ve yeşil dönüşümünde yeni bir dönemi başlatacak, aynı zamanda Türkiye’nin milli enerji politikalarına önemli katkı sunacak.” dedi.

Yüzer GES’lerin son yıllarda küresel düzeyde yaygınlaştığına işaret eden Çelebi, Türkiye’de içme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile kıyı kanunu kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç deniz, baraj ve göletlerde santral kurulabilecek yaklaşık 80 gigavatlık yüzer GES potansiyeli bulunduğunu bildirdi.

DOĞAL SOĞUTMA ENERJİ VERİMLİLİĞİNE KATKI SUNACAK

Karasal GES’lerde sıcaklık artışının enerji üretiminde kayıp oranını artırdığına dikkati çeken Çelebi, şunları kaydetti:

“Yüzer GES uygulamalarında su, fotovoltaik hücrelerde doğal soğutma yaparak enerji verimliliğine katkı sunacak. Ayrıca, yüzer GES’lerde toz ve kirlenme oranının çok düşük olması enerji üretiminde verimliliğe önemli fayda sağlayacak. Bu santraller, aynı zamanda hidroelektrik santrali üzerinde kurulduğu için hidrolik sisteme yardımcı kaynak olarak önemli katkı sunacak. Gün içerisinde elektriğin yoğun tüketildiği saatlerde, yüzer GES’lerden elektrik üretimi hidroelektrik enerjisinden tasarruf sağlayabilecek.”

Çelebi, yüzer panellerin hidroelektrik santraller için hibrit çözümler sunduğunu ve baraj suyu üzerindeki enerji üreten güneş panellerinin, suyun buharlaşma oranını da azaltacağını belirterek, “Bu hibrit sistemler, sadece enerji üretimini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda su kaybını da azaltarak su yönetimine katkıda bulunacak.” diye konuştu.

Türkiye’de yüzer GES’lerin kurulması için en uygun bölgelerin ışınım oranı ve güneşlenme süresi en yüksek yerler olduğuna işaret eden Çelebi, “Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye genelinde ışınım ve güneşlenme süresi bakımından üst düzey seviyededir. Bu bölge ayrıca çok sayıda baraj ve göletin bulunması nedeniyle yatırım için ideal bir konumdadır. Bu şekilde, verimli arazilerin heba olması da engellenmiş olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“BELEDİYELER DE GÖLLERDE LİSANSSIZ YATIRIM YAPABİLECEK”

Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği (GÜNEŞDER) Başkanı Serdar Ekiz de 1 megavat pik kurulu gücündeki güneş enerjisi santralinin yaklaşık 9 bin metrekarelik yüzey alanına kurulacağı varsayıldığında, Türkiye’deki yüzer GES potansiyelinin çok büyük olduğunu ifade etti.

Ekiz, söz konusu kanunla belediyelerin göllerde lisanssız yatırım yapabileceğini vurgulayarak, “Belediyelerin bu haktan yararlanması çok önemli. Birçok belediyemizin sınırlarında sulama amaçlı göller mevcut. Denizli merkezinde sulama amaçlı büyük bir göl bulunmakta. Hem buharlaşmanın önüne geçilmesi hem de enerji iletimindeki kayıplar açısından büyük bir fırsat. Sektör olarak yeni bir alan olacağından şüphemiz yok.” ifadelerini kullandı.

Lisanssız elektrik üretiminde güneş enerjisinden üretimin payının yüzde 90’lara ulaştığını belirten Ekiz, Türkiye’deki yüzer GES’lerin de bu rakamı artıracağını söyledi.

Ekiz, yüzer GES’lerin sabitleneceği alanda rüzgar etkisinin iyi hesaplanması gerektiğine dikkati çekerek, “Özellikle şiddetli bir rüzgarda deforme olmadan bütünlüğünü kaybetmemelidir. Bu GES’ler, su yüzeyinde durabilme kabiliyeti olan ekipmanlarla kurulacağı için alt yapının çok dikkatli uygulanması gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-4te-1ne-elektrik-verecek-yeni-donem-basliyor/feed/ 0
Türkiye “yüzer GES”lerden elektrik alacak https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yuzer-geslerden-elektrik-alacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yuzer-geslerden-elektrik-alacak/#respond Tue, 14 May 2024 22:00:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10617 Enerji alanında düzenlemeler içeren ve 11 Mayıs’ta yürürlüğe giren Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilmesine olanak sağlıyor.

Söz konusu alanlarda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne veya sulama birliklerine ait tarımsal sulama amaçlı tesislerin elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi de kurulabiliyor.

Yüzer güneş enerjisi santralleri (GES), saha tipi güneş enerjisi santralleri kurulumunda yaşanan zorlukları avantaja çevirerek kullanıcılara kolaylık sağlıyor. Yüzer GES’lerin alt tarafında bulunan suyun bu santrallerin periyodik olarak soğumasına yardımcı olması panel verimliliğini artırıyor.

YÜZDE 10 DAHA VERİMLİ ÇALIŞIYOR

Karasal GES’lere göre yüzde 10 daha verimli çalışan yüzer GES’ler, atıl durumdaki rezervuar yüzey alanlarının değerlendirilmesini ve ekonomiye kazandırılmasını sağlıyor. Yüzer GES’ler içme suyu maksatlı barajlar haricinde tüm baraj rezervuarlarında kurulabiliyor.

Türkiye’de içme suyu amacı taşımayan işletme halindeki 944 baraj, 5 bin 300 kilometrekare gibi çok geniş bir rezervuar yüzey alanına sahip bulunuyor.

Bu yüzey alanının yüzde 10’unda yüzer GES kurulumu yapılması durumunda, 53 bin megavat kurulu güçle yıllık 79 milyar 500 milyon kilovatsaat elektrik enerjisi üretimi yapılabileceği öngörülüyor. Bu da Türkiye’nin elektrik enerjisi ihtiyacının yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.

YILLIK 540 MİLYON METREKÜPLÜK SU TASARRUFU

Yüzer GES’ler sayesinde buharlaşması önlenerek tasarruf edilecek su miktarının ise yıllık 540 milyon metreküp düzeyinde olacağı tahmin ediliyor. Söz konusu tesisler sayesinde atmosfere salınacak karbondioksit miktarının da 51 milyon tondan fazla azaltılacağı hesaplanıyor.

Türkiye’de bulunan göl ve göletler de dahil edildiğinde yüzer GES potansiyelinin ifade edilen bu miktarların çok daha üstüne çıkacağı tahmin ediliyor.

“TÜRKİYE’DE YAKLAŞIK 80 GİGAVATLIK YÜZER GES POTANSİYELİ VAR”

Güneydoğu Enerji Araştırmaları Derneği (GEADER) Başkanı Ömer Çelebi, Türkiye’nin yüzer GES potansiyeli açısından iyi bir konumda bulunduğuna işaret ederek, “Yüzer GES’ler, Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarında ve yeşil dönüşümünde yeni bir dönemi başlatacak, aynı zamanda Türkiye’nin milli enerji politikalarına önemli katkı sunacak.” dedi.

Yüzer GES’lerin son yıllarda küresel düzeyde yaygınlaştığına işaret eden Çelebi, Türkiye’de içme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile kıyı kanunu kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç deniz, baraj ve göletlerde santral kurulabilecek yaklaşık 80 gigavatlık yüzer GES potansiyeli bulunduğunu bildirdi.

DOĞAL SOĞUTMA ENERJİ VERİMLİLİĞİNE KATKI SUNACAK

Karasal GES’lerde sıcaklık artışının enerji üretiminde kayıp oranını artırdığına dikkati çeken Çelebi, şunları kaydetti:

“Yüzer GES uygulamalarında su, fotovoltaik hücrelerde doğal soğutma yaparak enerji verimliliğine katkı sunacak. Ayrıca, yüzer GES’lerde toz ve kirlenme oranının çok düşük olması enerji üretiminde verimliliğe önemli fayda sağlayacak. Bu santraller, aynı zamanda hidroelektrik santrali üzerinde kurulduğu için hidrolik sisteme yardımcı kaynak olarak önemli katkı sunacak. Gün içerisinde elektriğin yoğun tüketildiği saatlerde, yüzer GES’lerden elektrik üretimi hidroelektrik enerjisinden tasarruf sağlayabilecek.”

Çelebi, yüzer panellerin hidroelektrik santraller için hibrit çözümler sunduğunu ve baraj suyu üzerindeki enerji üreten güneş panellerinin, suyun buharlaşma oranını da azaltacağını belirterek, “Bu hibrit sistemler, sadece enerji üretimini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda su kaybını da azaltarak su yönetimine katkıda bulunacak.” diye konuştu.

Türkiye’de yüzer GES’lerin kurulması için en uygun bölgelerin ışınım oranı ve güneşlenme süresi en yüksek yerler olduğuna işaret eden Çelebi, “Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye genelinde ışınım ve güneşlenme süresi bakımından üst düzey seviyededir. Bu bölge ayrıca çok sayıda baraj ve göletin bulunması nedeniyle yatırım için ideal bir konumdadır. Bu şekilde, verimli arazilerin heba olması da engellenmiş olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“BELEDİYELER DE GÖLLERDE LİSANSSIZ YATIRIM YAPABİLECEK”

Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği (GÜNEŞDER) Başkanı Serdar Ekiz de 1 megavat pik kurulu gücündeki güneş enerjisi santralinin yaklaşık 9 bin metrekarelik yüzey alanına kurulacağı varsayıldığında, Türkiye’deki yüzer GES potansiyelinin çok büyük olduğunu ifade etti.

Ekiz, söz konusu kanunla belediyelerin göllerde lisanssız yatırım yapabileceğini vurgulayarak, “Belediyelerin bu haktan yararlanması çok önemli. Birçok belediyemizin sınırlarında sulama amaçlı göller mevcut. Denizli merkezinde sulama amaçlı büyük bir göl bulunmakta. Hem buharlaşmanın önüne geçilmesi hem de enerji iletimindeki kayıplar açısından büyük bir fırsat. Sektör olarak yeni bir alan olacağından şüphemiz yok.” ifadelerini kullandı.

Lisanssız elektrik üretiminde güneş enerjisinden üretimin payının yüzde 90’lara ulaştığını belirten Ekiz, Türkiye’deki yüzer GES’lerin de bu rakamı artıracağını söyledi.

Ekiz, yüzer GES’lerin sabitleneceği alanda rüzgar etkisinin iyi hesaplanması gerektiğine dikkati çekerek, “Özellikle şiddetli bir rüzgarda deforme olmadan bütünlüğünü kaybetmemelidir. Bu GES’ler, su yüzeyinde durabilme kabiliyeti olan ekipmanlarla kurulacağı için alt yapının çok dikkatli uygulanması gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-yuzer-geslerden-elektrik-alacak/feed/ 0
HSA Enerji yeni teknoloji güneş panellerinin üretimine başladı! https://www.foxtvhaber.com.tr/hsa-enerji-yeni-teknoloji-gunes-panellerinin-uretimine-basladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/hsa-enerji-yeni-teknoloji-gunes-panellerinin-uretimine-basladi/#respond Mon, 06 May 2024 09:00:37 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10146 HSA Enerji, güneş enerjisi sektöründe öncü bir adım atarak tanıttığı yeni ürünü olan N-Type TOPCon Mavi Çam Güneş Panelleri’nin seri üretimine başladı. HSA Enerji Yönetim Kurulu Üyesi & Genel Müdürü Mehmet Doğan “N-Type TOPCon Mavi Çam Güneş Panelleri, özellikle birim alandaki yüksek performansı sayesinde güneş enerji santrali yatırımlarının amortisman süresini düşürerek yatırımcılara yüksek avantaj sağlayacak” ifadelerini kullandı.

1 GW/Yıl üretim kapasitesi bulunan tesislerinde gerçekleştirdiği üretimle birlikte, güneş paneli sektöründe öncü son teknoloji ürünleriyle sektöre yüksek performans ve global kalitede ürünler sunmaya devam edecek.

SERI ÜRETİM BAŞLADI

Türkiye’de 11 busbar P-Type PERC güneş panellerinin ilk seri üretimini gerçekleştiren ve Mavi Çam Güneş Panelleri’nin kalitesiyle güneş enerji sektörüne yeni bir bakış açısı getiren HSA Enerji, güneş enerjisi sektöründe önemli bir adım daha atarak yeni ürünü olan N-Type TOPCon Mavi Çam Güneş Panelleri’ni Şubat ayında ilk kez tanıtmıştı.

HSA Enerji, aynı kampüste bulunan birinci üretim tesisinde N-Type üretimi için yapılan fizibilite çalışmaları ve özel makine yatırımının sonucunda daha yüksek kapasiteli makinelerinin kurulumunu Nisan ayında tamamladı. Fabrika, test üretimlerini de başarıyla gerçekleştirerek Cam-Cam N-Type TOPCon güneş panellerinin seri üretimine Nisan ayında başladı.

N-TYPE TOPCON İLE DAHA UZUN VADELİ PERFORMANS

HSA Enerji Yönetim Kurulu Üyesi & Genel Müdürü Mehmet Doğan, panelin verimlilik farklılıklarıyla ilgili “Üretimi başlayan Cam-Cam N-Type TOPCon Mavi Çam Güneş Panelleri, 16BB TOPCon (Tunnel Oxide Passivated Contact) hücrelerin yüksek elektron yakalama kapasitesi sayesinde daha az ışınımda daha iyi performans göstererek yüksek hücre ve panel verimliliği sunmaktadır. Bu paneller, ilk yıl daha düşük LID etkisi sağlamakta ve %0,4 yıllık degradasyon oranıyla 30 yıl sonunda %87,4 verimlilikte çalışmayı garanti etmekte ve uzun vadeli performans sağlamaktadır” açıklamasında bulundu.

YATIRIMLARINIZ İÇİN EN DOĞRU TERCİH

N-Type TOPCon Mavi Çam Güneş Panelleri’nin P-Type PERC hücreli güneş panelleri ile mekanik ölçü bakımından benzer özelliklere sahip olup birim alanda daha yüksek enerji sağlaması bakımından daha avantajlı olduğunun altını çizen Doğan şunları söyledi: “Mekanik ölçülerin stabil kalması özellikle projelendirme ve kurulum aşamasında iki tip ürünün birebir analiz edilmesine olanak sağlamaktadır. Standart ışınım ve parametrelerle hesaplanan simülasyon sonuçlarına göre N-Type güneş panelleri aynı kurulu güçte P-Type güneş panellerine göre %6-7 alan tasarrufu, daha kolay ve hızlı kurulum, 30 yılın sonunda %4-5,6 daha fazla güç üretimi, panel dışı ekipman maliyetinde %2-3 daha uygun maliyet sunarak daha hızlı amortisman sağlamaktadır.

Güneş paneli sayısının sabit tutulduğu aynı alanda yapılan simülasyonda ise ~%80 bifaciality (çift yüzlülük oranı) ve -%0,3/°C düşük sıcaklık katsayısı ile %6-7 daha fazla kurulu DC güç elde ederek 30 yıl sonunda %10,7-12,3 daha fazla üretim farklı göstermektedir.”

YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRÜNLERE OLAN İLGİ DEVAM EDECEK

Mehmet Doğan, yeni N-Type TOPCon güneş panellerinin pazar beklentileri için “2023 yılı, güneş enerjisi sektöründe globalde yaşanan fiyat düşüşleriyle birlikte beklenmedik bir talep artışına sahne oldu.

Ancak, 2024 yılında fiyat düşüşlerinin sınırlı kalmasıyla, yüksek verimli ürünlerin talebi standart ürünlere göre daha fazla olmuştur. Kurulumların geçtiğimiz yıllardaki ivmede devam etmesi için proje başvuru süreçlerini basitleştirmeli, şebeke yük kapasitesini artırmalı ve son kullanıcı düzeyinde gerçek kurulum talebini artırmak için daha fazla teşvik politikası uygulamalıdır.

İmar ve proje geliştirme süreçlerinde yaşanan gecikmeler sebebiyle geçen yıl kurulması planlanan birçok öz tüketim projesi izinlerini ancak bu yıl başında tamamlayabildi. Bu nedenle, 3. çeyrekteki sipariş hacminin Ocak ve Şubat’a göre daha yüksek olacağını öngörmekteyiz.

Depolamalı santrallerin de 2024 sonu ve 2025 yılları içerisinde kurulmaya başlanmasıyla yüksek teknolojili olan ürünlere olan ilgi devam edecek.

Sektörel raporlarında bize gösterdiği üzere yüksek verimli hücre üretim kapasitesinin 2.000 GW’ı aştığı ve bu kapasitenin arasında 1.900 GW’tan fazlası TOPCon üretim kapasitesi olduğu görülmektedir. Üretim kapasitesi ve çıktısı hızla artan TOPCon, ana akım teknoloji haline gelmiştir ve 2024 sonu itibariyle N-Type hücrelerin pazar payının %70’in üzerine çıkması beklenmektedir” diyerek sözlerini noktaladı.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/hsa-enerji-yeni-teknoloji-gunes-panellerinin-uretimine-basladi/feed/ 0
Bakan Kacır: Askeri insansız hava aracı üretiminde, dünya lideriyiz https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-askeri-insansiz-hava-araci-uretiminde-dunya-lideriyiz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-askeri-insansiz-hava-araci-uretiminde-dunya-lideriyiz/#respond Sat, 04 May 2024 22:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10071 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Çerkezköy OSB’de faaliyet gösteren Pelsan-Telasis Tekstil Fabrikalarının açılışında yaptığı konuşmada, bereketli topraklarıyla, güçlü sanayi altyapısıyla, Trakya’nın ve ülkenin vitrin şehri Tekirdağ’da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkiye’nin tekstil ürünlerinde ihracat ve üretim altyapısına güç katacak tesislerin hayırlı olmasını temenni eden Kacır, “Dünya, ticaret kurallarının yeniden yazıldığı çalkantılı bir dönemden geçiyor. Bu süreçte küresel güç mücadelesi, teknolojik gelişim, dijital dönüşüm ve planlı sanayileşme gibi parametreler üzerinden yaşanıyor. Güçlü Ar-Ge, inovasyon ve üretim ekosistemi inşa eden ülkelerin, gelecekte söz sahibi olacağına hiç şüphe yok. Türkiye olarak bizler de kritik teknolojilerde bağımsızlık, katma değerli üretim ve yüksek teknoloji ihracatını artırma, nitelikli istihdamı sağlama ve topyekun kalkınma hedefleriyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Kacır, gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlarla, uygulanan uzun vadeli politikalarla sanayi ve teknolojide ülkeye çağ atlatacak adımlar attıklarını vurguladı.

“ASKERİ İNSANSIZ HAVA ARACI ÜRETİMİNDE, DÜNYA LİDERİYİZ”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye’nin her geçen yıl büyümeye devam ettiğini belirtti.

Türkiye’nin dünyayla entegre olup rekabet gücünü artıran, kritik teknolojilere adapte becerisi yüksek bir ülke haline geldiğini anlatan Kacır, şunları kaydetti:

“Sanayi sektöründeki istikrarını ve başarısını sürdürülebilirlik, inovasyon ve nitelikli insan kaynağı ile her geçen gün daha da perçinleyen bir Türkiye var. İnşa ettiğimiz güçlü üretim altyapısı ile ticari araç üretiminde Avrupa lideriyiz. Askeri insansız hava aracı üretiminde, dünya lideriyiz. Beyaz eşya üretiminde Avrupa’da lideriz, dünyada ikinciyiz. Güneş paneli üretiminde Avrupa’da lideriz, dünyada dördüncüyüz. Çimento ve demir-çelik üretiminde Avrupa birincisiyiz.”

Türk sanayisinin ülke ekonomisi ve kalkınmada ana aktör hale geldiğini anlatan Bakan Kacır, “Türkiye Yüzyılı’nda yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı ekonomi modelimizden taviz vermeden ülkemizi müreffeh yarınlara ulaştırmak amacıyla aşkla, şevkle çalışıyoruz. Yurdumuzun dört bir yanında planlı sanayileşme hamlelerimizi gerçekleştiriyor, katma değer içeren bir üretim anlayışı sergiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kacır, sanayideki üretim anlayışının lokomotif sektörlerinden birinin de tekstil sektörü olduğunu belirtti.

Türkiye’nin tekstil sektöründe, Avrupa ve dünyada kendini kanıtlamış bir ülke olduğunu anlatan Kacır, geçen yıl 14,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdikleri sektörde 199 ülke ve serbest bölgeye ürün ihraç ettiklerini vurguladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak Ar-Ge ve yatırım teşvikleriyle sektörü güçlendirdiklerini anlatan Kacır, şöyle devam etti:

“Son 22 yılda 15 bin 679 tekstil yatırımı için yatırım teşvik belgesi düzenledik, 1,1 trilyon liralık sabit yatırımı teşvik ederek 1 milyondan fazla yeni istihdamın önünü açtık. Bugün teknoparklarımızda, tekstilde Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin gelişiminde 45 firmamız kilit rol üstleniyor. 78 Ar-Ge ve 54 tasarım merkezimiz tekstilde üretim altyapımızın gücünü pekiştiriyor.”

Bakan Kacır, Pelsan-Telasis Tekstil Fabrikalarının toplam yatırım büyüklüğünün 90 milyon dolar olduğunu kaydetti.

Fabrikanın çevreye duyarlı üretim altyapısıyla organik ve sürdürülebilir üretimi hedeflediğini aktaran Bakan Kacır, tesislerin tam kapasiteyle üretime geçtiğinde 900 kişiye iş imkanı sağlayacağını belirtti.

Bakanlık olarak yatırım teşvikleriyle, açtıkları tesislerin üretim yolculuğunda gerekli desteği verdiklerini aktaran Kacır, “Ülkemizin tüm şehirlerinde topyekun kalkınmayı sağlamak ve refahın toplumun tüm kesimlerine yayılmasını temin etmek adına yurdun dört bir yanında yatırımların önünü açmaya, üretenin yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.

Tekirdağ’ın Avrupa sınır kapılarına yakınlığı, Marmara Denizi ile birlikte Ege’ye ve Karadeniz’e ulaşım kolaylığı, İstanbul’a komşuluğu, cazip yatırım ortamı ve sanayi altyapısı ile son 22 yılda önemli bir üretim üssüne dönüştüğünü söyledi.

Mehmet Fatih Kacır, son 22 yılda Tekirdağ’da 407 milyar lira tutarında sabit yatırımın ve 104 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtıklarını, sanayinin çarklarının daha hızlı dönmesi adına 10 yeni organize sanayi bölgesi ve 2 endüstri bölgesi kurduklarını anlattı.

Ergene Havzası Koruma Eylem Planı doğrultusunda sanayinin Trakya’da çevreye etkilerini en aza indirmek üzere, ıslah OSB’lerin kurulması, müşterek ileri atık su arıtma tesislerinin ve Marmara Derin Deşarj Sisteminin yapılması çalışmalarına devam etiklerini aktaran Kacır, şunları kaydetti:

“Toplam 16 milyar lira finansman desteği sağladığımız proje kapsamında Organize Sanayi Bölgeleri Müşterek Atıksu Arıtma Tesislerinden 5’ini devreye aldık. Bölgede arıtılarak temiz hale gelen suların, denize deşarj edilmesi için yürütülen Derin Deşarj Projesi’ni de tamamladık. Bu yıl da Ergene havzasında bulunan 2 OSB’nin atık su arıtma tesisi inşaatı ve Bölgede yer alan 4 OSB’nin atık sularının müşterek arıtma tesisine iletilmesi amacıyla yürütülen kolektör hattı inşaatını tamamlamayı hedefliyoruz. Trakya bölgemizde çevreye duyarlı sanayileşmenin öncüsü ve destekçisi olmaya devam edeceğiz. Yatırımlarımızı ve desteklerimizi Tekirdağ’ın sürdürülebilir büyüme yolunda sunmaya devam edeceğiz. Ben bu vesileyle, Tekirdağ’ın potansiyeline inanmış ve güvenmiş sanayicilerimize de bir çağrıda bulunmak istiyorum.Küresel rekabet yarışında yer almak istiyorsanız, teknolojideki hızlı dönüşüme adapte olmanız, Ar-Ge ekosisteminde daha çok yer almanız gerekiyor. Bu süreçte, attığınız her adımda size destek olmak için biz de yanınızda olacağız.”

Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Çerkezköy OSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler ve Pelsan-Telasis Tekstil Fabrika Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şişman da programda konuşma yaptı.

Açılışa AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Mestan Özcan, Çiğdem Koncagül, Gökhan Diktaş ve AK Parti Tekirdağ İl Başkanı Ali Gümüş ve sanayiciler de katıldı.

Konuşmaların ardından protokol üyeleri açılışı yapılan fabrikayı gezdi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-askeri-insansiz-hava-araci-uretiminde-dunya-lideriyiz/feed/ 0
Türkiye Sigorta’dan, ilk çeyrekte 6 milyar TL kâr https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-sigortadan-ilk-ceyrekte-6-milyar-tl-kar/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-sigortadan-ilk-ceyrekte-6-milyar-tl-kar/#respond Thu, 02 May 2024 00:00:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9855 Türkiye Varlık Fonu bünyesinde faaliyet gösteren ve Borsa İstanbul’da da işlem gören Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, 2024 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarını İstanbul’da düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı.

Toplantıda finansal rakamlarla ilgili bir sunum yapan Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak; 2024 yılı ilk çeyreğinde yüzde 235 artışla 3 milyar 527 milyon TL net kâr açıkladıklarını ve net kârın önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 6,5 katına çıktığını belirtti. Çakmak, beklentileri aşan performans sonuçlarına dikkat çekerek, Türkiye Hayat Emeklilik’in ise ilk çeyrekte 2 milyar 442 milyon TL net kâr elde ederek çeyrek bazında rekor kırdığını söyledi. Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak; yılın ilk çeyreği itibarıyla şirketin öz kaynak kârlılığının yüzde 82 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti.

Hem Türkiye Sigorta hem Türkiye Hayat Emeklilik, hayat ve hayat dışında toplamda 6,3 milyon poliçe üretimi gerçekleştirirken; BES ve OKS fon büyüklüğünü yüzde 89’luk artış ile pazar payını yüzde 21‘e yükselterek 5 milyon aktif katılımcıya ulaştı. Taha Çakmak prim üretim rakamlarını düzenli olarak artırdıklarını ve hem sektör hem de kendi rekorlarını kırdıklarını belirterek; “Bu sonuçların neticesinde sigortacılık sektöründe 2,3 milyar dolar pazar değerimiz ile halka açık güçlü şirket konumumuzu sürdürüyoruz” dedi.

“SAĞLIKTA YÜZDE 255 BÜYÜME KAYDETTİK”

Hedeflerinin 2024 yılında kasko, sağlık, yangın, iş yeri ve ticari poliçelerde öncü ve oyun kurucu olmak ve bireysel ürün gruplarında varlıklarını daha da geliştirmek olduğunu bir kez daha ifade eden Çakmak “Yılın ilk çeyreğinde bir önceki döneme göre sağlıkta yüzde 255 büyüme kaydederek 2,7 milyar TL prim üretimine ulaştık. Türkiye Sigorta olarak en dikkat çeken büyüme oranını yüzde 1002 ile Havacılık ve yüzde 447 ile mühendislik alanında sağlarken, açık ara sektör lideri olduğumuz yangın ve doğal afetler branşında ise yüzde 195 artışla toplamda 7 milyar 301 milyon TL prim üretimine eriştik” dedi.

Çakmak; en güçlü kaslarından biri olan kasko branşında ise yüzde 141’lik pozitif değişim ile 2 milyar 618 milyon TL’lik prim üretimi sağlarken; tarım branşında ise bir önceki yıla göre yüzde 90 büyüme sağladıklarını söyledi.

“YATIRIMCILARIMIZA TEMETTÜ ÖDEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Yılın ilk çeyreğinde piyasa değerlerinin 2,3 milyar liraya yükseldiğini ifade eden Taha Çakmak, “Son bir yılda BIST 100 Endeksi, yüzde 206, sigorta sektörü yüzde 490 değer kazanırken, Türkiye Sigorta olarak biz yüzde 651 değer kazancıyla çok iyi bir performans gösterdiğimizi düşünüyorum. Yatırımcılarımızı desteklemeye ve temettü ödemeye devam edeceğiz” dedi.

“STRATEJİK VARLIKLARIMIZI TEMİNAT ALTINA ALDIK”

Türkiye Sigorta olarak yangın, mühendislik, havacılık poliçeleriyle Türkiye’nin stratejik yatırımlarına ve büyük projelerine güvence sunduklarını belirten Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak şunları ifade etti: “Bireysel ürünlere verdiğimiz destek kadar ülkemiz için mihenk taşı olan Akkuyu Nükleer Santrali, Kuzey Marmara Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Yusufeli Barajı, Türksat Uyduları, Çanakkale Köprüsü, Sakarya Gaz Sahası gibi projelerin sigortasını yapan şirket olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Petrol gaz işletmelerinden savunma sanayiye, demir çelikten rafinerilere, havacılıktan telekomünikasyona kadar çok sayıda stratejik varlığımızı teminat altına almaktan gururluyuz.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-sigortadan-ilk-ceyrekte-6-milyar-tl-kar/feed/ 0
Tarımsal kredilerle ilgili önemli değişiklik https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimsal-kredilerle-ilgili-onemli-degisiklik/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimsal-kredilerle-ilgili-onemli-degisiklik/#respond Wed, 01 May 2024 07:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9825 “Tarımsal Üretime Dair Faiz/Kar Payı Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi/Finansmanı Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğe göre üreticiler, temel bitkisel ve hayvansal üretim konularında 300 bin TL’ye kadar (bu tutar dahil) yüzde 100 faiz indirimli kredinin yüzde 70’ini akaryakıt, veterinerlik hizmeti, yem, ilaç, aşı, gübre, tohum, fide ve benzeri tarımsal girdiler için ayni, yüzde 30’unu da nakit olarak kullanabilecek.

Üretim planlaması kapsamında üretim yapan üreticiler yüzde 20, Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlanan “Tip Sözleşmeler” ile sözleşmeli üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler ise yüzde 15 ilave faiz/ kar payı indiriminden yararlanabilecek.

Hastalıktan ari işletmeler için, sağlık sertifikasına sahip bulunan ve bu sertifikayı alacak hayvancılık işletmelerine de yüzde 70-100 oranlarında faiz/ kar payı indirimi sağlanacak.

Yeni kurulacak seralar, kapalı bitkisel üretim üniteleri ve mantar üretim tesisleri ile meyve bahçeleri için Bakanlık birimlerince onaylanan uygunluk belgeleri ile kredi kullanımı sağlanacak.

Araştırma ve Geliştirme Destek Programı kapsamında, Bakanlık tarafından desteklenen proje sahibi, tarımsal Ar-Ge firmaları ile 5746, 5553 ve 4691 sayılı Kanunlar kapsamındaki girişimciler yüzde 50 oranında faiz/ kar payı indirimli yatırım ve işletme kredi/finansmanı kullanabilecek.

Biyolojik ve/veya biyoteknik mücadelede kullanılan, mikrobiyal gübre, aminoasit içeren organik gübre, organik ve organomineral gübre, biyogaz atığından üretilen fermente gübre üretim tesis ve yatırımları biyo-tarım yatırımları konusunda kredi/finansmanından yararlanabilecek.

UYGUNLUK BELGELERİ İLE KREDİ KULLANIMI

Yeni yatırımlar için kullandırılacak kredi/finansmanlarda, 5403 sayılı Kanun kapsamında tarım dışı ve/veya tarımsal yapı izinlerinin alınmış olması şartı aranacak.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımsal üretimin devamlılığı ve özellikle stratejik ürünlerde gıda arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik üreticilere desteklemelerde bulunduklarını hatırlattı.

Bu desteklerin yerinde, anlamlı ve üreticiler tarafından ciddi anlamda hissedilebilir olmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Yumaklı, şu değerlendirmede bulundu:

“Tarımsal üretimde dünyada söz sahibi ülkelerden biri olarak, bu niteliğimizi sürdürmek adına bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu minvalde Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile 29.12.2023 tarihli 8038 ve 8039 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları kapsamında, 1 Ocak 2024-31 Aralık 2026 döneminde Ziraat Katılım Bankası A.Ş., T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince kullandırılacak yatırım ve işletme kredisi/finansmanı ile ilgili teknik esaslar belirlendi. Üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun.”

Bakan Yumaklı, planlı üretimin sağlam bir zemine oturtulmasında tarımsal desteklerin önemli bir yere sahip olduğuna işaret ederek, “Tarımsal üretimde desteklerin yönlendirici rollerinin ve etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalarımızla bir yandan üretimde yeni rekorlar kırarak gıda arz güvenliğimizin devamını sağlamayı diğer yandan da daha kaliteli ve verimli bir üretim yaparak tarımsal ihracatımızı daha üst seviyelere taşımayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimsal-kredilerle-ilgili-onemli-degisiklik/feed/ 0
Tarımsal üretimde kullandırılacak kredilere ilişkin esaslar belirlendi https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimsal-uretimde-kullandirilacak-kredilere-iliskin-esaslar-belirlendi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimsal-uretimde-kullandirilacak-kredilere-iliskin-esaslar-belirlendi/#respond Wed, 01 May 2024 07:12:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9821 “Tarımsal Üretime Dair Faiz/Kar Payı Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi/Finansmanı Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğe göre üreticiler, temel bitkisel ve hayvansal üretim konularında 300 bin TL’ye kadar (bu tutar dahil) yüzde 100 faiz indirimli kredinin yüzde 70’ini akaryakıt, veterinerlik hizmeti, yem, ilaç, aşı, gübre, tohum, fide ve benzeri tarımsal girdiler için ayni, yüzde 30’unu da nakit olarak kullanabilecek.

Üretim planlaması kapsamında üretim yapan üreticiler yüzde 20, Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlanan “Tip Sözleşmeler” ile sözleşmeli üretim yapan gerçek ve tüzel kişiler ise yüzde 15 ilave faiz/ kar payı indiriminden yararlanabilecek.

Hastalıktan ari işletmeler için, sağlık sertifikasına sahip bulunan ve bu sertifikayı alacak hayvancılık işletmelerine de yüzde 70-100 oranlarında faiz/ kar payı indirimi sağlanacak.

Yeni kurulacak seralar, kapalı bitkisel üretim üniteleri ve mantar üretim tesisleri ile meyve bahçeleri için Bakanlık birimlerince onaylanan uygunluk belgeleri ile kredi kullanımı sağlanacak.

Araştırma ve Geliştirme Destek Programı kapsamında, Bakanlık tarafından desteklenen proje sahibi, tarımsal Ar-Ge firmaları ile 5746, 5553 ve 4691 sayılı Kanunlar kapsamındaki girişimciler yüzde 50 oranında faiz/ kar payı indirimli yatırım ve işletme kredi/finansmanı kullanabilecek.

Biyolojik ve/veya biyoteknik mücadelede kullanılan, mikrobiyal gübre, aminoasit içeren organik gübre, organik ve organomineral gübre, biyogaz atığından üretilen fermente gübre üretim tesis ve yatırımları biyo-tarım yatırımları konusunda kredi/finansmanından yararlanabilecek.

Yeni yatırımlar için kullandırılacak kredi/finansmanlarda, 5403 sayılı Kanun kapsamında tarım dışı ve/veya tarımsal yapı izinlerinin alınmış olması şartı aranacak.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımsal üretimin devamlılığı ve özellikle stratejik ürünlerde gıda arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik üreticilere desteklemelerde bulunduklarını hatırlattı.
Bu desteklerin yerinde, anlamlı ve üreticiler tarafından ciddi anlamda hissedilebilir olmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Yumaklı, şu değerlendirmede bulundu:

“Tarımsal üretimde dünyada söz sahibi ülkelerden biri olarak, bu niteliğimizi sürdürmek adına bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu minvalde Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile 29.12.2023 tarihli 8038 ve 8039 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları kapsamında, 1 Ocak 2024-31 Aralık 2026 döneminde Ziraat Katılım Bankası A.Ş., T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince kullandırılacak yatırım ve işletme kredisi/finansmanı ile ilgili teknik esaslar belirlendi. Üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun.”

Bakan Yumaklı, planlı üretimin sağlam bir zemine oturtulmasında tarımsal desteklerin önemli bir yere sahip olduğuna işaret ederek, “Tarımsal üretimde desteklerin yönlendirici rollerinin ve etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalarımızla bir yandan üretimde yeni rekorlar kırarak gıda arz güvenliğimizin devamını sağlamayı diğer yandan da daha kaliteli ve verimli bir üretim yaparak tarımsal ihracatımızı daha üst seviyelere taşımayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tarimsal-uretimde-kullandirilacak-kredilere-iliskin-esaslar-belirlendi/feed/ 0
TMO yeni hasat sezonuna hazır https://www.foxtvhaber.com.tr/tmo-yeni-hasat-sezonuna-hazir/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tmo-yeni-hasat-sezonuna-hazir/#respond Sun, 28 Apr 2024 21:12:49 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9664 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hububatta yeni hasat sezonunun başarılı geçmesi için Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafında bütün hazırlıklarının tamamlandığını açıkladı.

Bakan Yumaklı, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Merkez ve Taşra Teşkilatı Eğitim, Koordinasyon ve Değerlendirme Toplantısına katılarak bir konuşma yaptı.

TMO’nun zor zamanların kadim kurumu olduğuna dikkati çeken Yumaklı, hububat sektörünün ekonomi ve gıda güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.    

“Çiftçilerimizin toprağa verdiği emeğin alın terinin karşılığını alacağı hasat sezonu yaklaşıyor. Bakanlık olarak hububat ve diğer ürünlerin üretim sürecinden alımına kadar her aşamasını titizlikle takip ediyoruz” diyen Yumaklı, hasat sezonu başlamadan önce TMO tarafından gerçekleştirilen ve 3 gün süren toplantıda kurumun alım, depolama ve diğer faaliyetlerinin değerlendirildiğini bildirdi.  

“DEVRİM NİTELİĞİNDE DEĞİŞİKLİKLER”

Geçen yıl Tarım Kanunu’ndaki değişiklikle ülkemiz tarımında çok uzun yıllar söylenen, ancak sadece teoride kalan birtakım hususları hayata geçirdiklerini hatırlatan Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Devrim niteliğinde oldu bu değişiklikler. Özellikle bitkisel ve hayvansal üretim için stratejik öneme sahip ürünlerde inşallah bu yılın ekim döneminden itibaren planlı üretime geçmiş olacağız. Peki bu devrim niteliğindeki düzenlemeler nelerdi? Özellikle işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılması konusu odak noktamız oldu. Tarımsal üretim yapılan tüm alanların kayıt altına alınması bunun başlıklarından bir tanesi. Stratejik ürünlerde planlı üretime geçilmesi yine en önemli başlığımız. Suya göre tarım yapılması ve sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması. Aslında bunlar bilinmeyen şeyler değil. Sadece bu konuda geliştirilen politikaların altlıklarının oluşturulması anından itibaren irade ve kararlılık gerekiyordu. Biz de bunu gösterdik. Bu sayede ne istiyoruz biz? Yeni normale karşı bu ülkenin dayanıklı olmasını, daha fazla tarımsal ürün üretmesini ve ilerleyen yıllarda hem ihtiyacımızın karşılanması hem de çok önemli bir gelir kaynağı olan tarımsal üretim, tarımsal ürün ihracatımızı da her geçen gün artırmak.”

 “ALIMDA REKOR KIRILDI”

Bakan Yumaklı, 2022 yılı sonunda bitkisel üretimin 129 milyon ton iken, 2023’te asrın felaketinin yaşanmasına rağmen bu ülkenin üreticilerinin 137 milyon ton bitkisel üretimi gerçekleştirdiğini belirterek, şunları söyledi:  

“Deprem zamanında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bulunduğu deprem bölgelerindeki ajansları, baş müdürlükleri, merkezden oraya giden arkadaşlarımız ortaya çıkan hasarların tespiti ya da yönlendirmesi başta olmak üzere, yaraların sarılmasında çok önemli görevler icra ettiler. Bu açıdan da TMO ailesinin bu yaklaşımını, çabuk aksiyon alması ve etki etmesi açısından tebrik ediyorum.  

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz yıl bütün bunlar yaşanırken, daha olayın akut hali devam ederken, hububat fiyatlarının açıklamasını gerçekleştirdi. O andan itibaren Toprak Mahsulleri Ofisi bu görevi üstlendi ve 13,1 milyon tonluk bir alım gerçekleştirdi. Bu bütün zamanların rekoru oldu. Bu başarının arkasında kadim bir kurum olmasının yanı sıra 4,5 ayı aşan bir sürede hafta sonu, bayram seyran dinlemeden, ailelerinin yüzünü görmeden çalışan bütün arkadaşlarımızın çok değerli emekleri vardı. 614 noktada günlük ortalama 200 bin tona ulaşan alımı yapan bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum.”

TARIMDA TEKNOLOJİ

Tarımda teknolojinin kullanımının önemine dikkati çeken Yumaklı, şöyle konuştu:

“Tahılı kontrol etmek, piyasa ihtiyacına göre pazara sürmek, arz-talep dengesini korumak, lisanslı depoculuk çalışmaları, bütün bunların hepsi teknolojinin bir şekilde bu süreçlere etki etmesiyle ya da bu süreçlerde yer almasıyla mümkün. Geçtiğimiz yıl, başta randevu sistemi olmak üzere, oradaki teknolojiye adaptasyon olmasaydı, herhalde bugün bu rakamları konuşmuyor olurduk.  

Bu alanda istikrar özellikle özel sektörün de bu alana girmesiyle beraber sağlanmış durumda. İnşallah bundan sonraki dönemde de ülkemizin ihtiyacı olan depolama kapasitesini son takip edilen ve uygulanan teknolojik yeniliklerle birlikte ülkemize kazandırmış olacağız.

 “YAĞIŞLAR REKOLTENİN GİDİŞİNİ BELİRLEYECEK”

Arpa ekim alanlarında geçen seneye göre yüzde 4’lük, buğday ekim alanlarında ise yüzde 7’lik artışın söz konusu olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, “Mısırda 2023 yılında herkesin beklentisinin aksine Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kırdık. Bu sene de benzer bir rakamın geleceğini düşünüyoruz. Buğday ve arpa üretimiyle alakalı malumunuz yağışların önemi var. Mayısın 15’ine kadarki yağışlar rekoltenin gidişatını ve ürün kalitesini belirlemiş olacak. Makrodan baktığımız zaman Ekim 2023- Nisan 2024 arası uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 1,6, geçen seneye göre yüzde 25’in üzerinde yağışlarda fazlalık var” şeklinde konuştu.  

“YENİ SEZONA HAZIRIZ”

Bakan Yumaklı, yeni hasat sezonunun başarılı geçmesi için bütün hazırlıkların tamamlandığını ve yeni sezona hazır olduklarını vurgulayarak “Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da üreticimizin yanında olarak, üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak her türlü adımı atacağız. 2024 hasat döneminde de randevu sistemi ve planlanan alım ve depolama programlarımızla tüm tedbirleri almış durumdayız. TMO, her dönemde olduğu gibi bu sezon da üretimin sürdürülebilirliği ve piyasa istikrarı için başta üreticilerimiz olmak üzere tüm kesimlere hizmet vermeye devam edecek.” diye konuştu.

Toplantının yeni üretim sezonunda karşılaşılacak sorunların ele alınması, mevcutların çözülmesi ve bundan sonra yinelenmemesi açısından önemli olduğunu kaydederek TMO çalışanlarına yeni sezonda kolaylıklar dileyen Yumaklı “Çiftçilerimize de hayırlı ve bereketli bir sezon diliyorum.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tmo-yeni-hasat-sezonuna-hazir/feed/ 0
Batı Çin’den dersini aldı: Türkiye için tarihi fırsat! https://www.foxtvhaber.com.tr/bati-cinden-dersini-aldi-turkiye-icin-tarihi-firsat/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bati-cinden-dersini-aldi-turkiye-icin-tarihi-firsat/#respond Thu, 25 Apr 2024 22:36:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9477 Son yıllarda dünya ticaretini doğrudan etkileyen önemli olaylara şahitlik ediyoruz. Her ne kadar öncesinden bazı emareler belirse de en büyük kırılma hiç şüphesiz Covid-19 döneminde yaşandı.

Süreçte yaşananlar özellikle Batılı ülkelerin ‘Çin’de ucuza ürettirip, dünyanın istediğim noktasına transferini kolayca sağlayıp, daha yüksek kar marjıyla satabilirim’ yaklaşımını da sorgulatır hale geldi. Ayrıca pandemi döneminde yatırımın, üretimin ya da tedarik zincirinin tek bir ülkede toplanmasının nasıl sıkıntılı sonuçlar doğurabileceği de yine acı bir şekilde tecrübe edildi.

Pandemi sonrasında beklenen toparlanma küresel durgunluk, Rusya-Ukrayna savaşı, dünyanın jeopolitik bir bloklaşmaya gitmesi, teknolojideki çok hızlı gelişimin global üretim dinamiklerini sarsması ve değişen kimi diğer dengeler nedeniyle bir türlü gelmedi, gelemedi.

Haliyle, başta ABD ve Avrupa Birliği gibi iki dev olmak üzere dünya yatırım kanalları ve tedarik zinciri için yeni bir arayışa girdi. İşte bugünlerde dünyanın farklı bölgelerinden duyduğumuz anlaşmalar, yeni ticaret yolları ya da kalkınma planları yeni dönemin yansımaları.

Bu noktada en önemli sorulardan biri de Türkiye’nin yeni düzende nasıl bir yere konumlanabileceği? ‘Anadolu’nun jeopolitik açıdan eşsiz bir konumda olduğu’ gerçeğini doğrudan küresel ticarette kullanabilecek miyiz şimdiden kestirmek zor. Ancak Ankara’nın önünde doğru adımları atması halinde tarihi bir fırsat görünüyor.

‘BATI’ YAKINDA ÜRETİM İSTİYOR 

Pandemi, Çin’deki bir aksamanın dünyayı nasıl etkilediğini göstermesi açısından çok kıymetli. AB de hem o dönemden hem de sonrasındaki gelişmelerden aldığı dersler nedeniyle yeni süreçte mümkün olduğunca ‘near-shoring’ olarak bilinen yakında üretime yönelmek istiyor.

Bu kavram en temel haliyle birbirlerine yakın ülkelerin daha fazla ticaret yapabilmeleri anlamına geliyor. Mesafeler uzadıkça sorunun çözümünün zorlaştığı bir ortamda daha hızlı yol alınması hedefleniyor.

Hem Türkiye’nin jeopolitik konumu hem de 2023 yılı dış ticaret rakamlarına baktığımızda AB ile Türkiye arasında alternatif bir süreç başlayabileceği de değerlendiriliyor. İhracatta en büyük ortağımız olan AB, geçtiğimiz yılın resmi dış ticaret verilerine göre toplam 104,3 milyar dolarla geçmiş yıllarda olduğu gibi yine ilk sırada bulunuyor.

Hatırlanacağı üzere Ankara, geçen yıl AB dışı Avrupa ülkelerine olan ihracatını da piyasalardaki durgunluğa rağmen yüzde 8,3 oranında artırmıştı.

ÇİN+1 KAVRAMI NE DEMEK? 

Jeopolitik kırılganlığın kendini ciddi şekilde gösterdiği günümüzde bir diğer önemli mesele de Çin+1 kavramının hayata geçirilmek istenmesi. Burada en temel amaç yatırım ya da tedarik kanallarının tek bir ülkede toplanması fikrinin eskisi kadar cazip gelmemesi.

Dünya bir dönem ‘en hızlı ve en ucuz’ seçeneğine üşüşmüş, Çin sürecin sonundan tedarik zincirinin başrol oyuncusu konumuna yükselmişti. Bugünlerde ‘ucuz ve hızlı’ yerine ‘güvenli ticaret’ yaklaşımı önem kazandı.

Çözüm için düşünülen yol haritası en genel haliyle alternatif ülkelerin de küresel tedarik zincirine dahil edilmek istenmesi. Ancak bu noktada unutulmaması gereken temel nokta bu değişimin bugünden yarına olmayacağı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve IMF’nin raporlarına göre özellikle pandemi döneminde ciddi yara alsa da Çin’in bu alandaki etkisi önümüzdeki yıllarda da sürecek gibi duruyor.

VİETNAM, HİNDİSTAN VE DİĞERLERİ 

Çin’e alternatif olabilecek ülkeler için farklı görüşler var. Burada bazı ülkeler hem nüfusları hem üretim kabiliyetleri hem de ilgili pazarlara yakınlığıyla öne çıkıyor.

Yaklaşık 100 milyonluk bir nüfusu olan, ABD’nin ‘İlişkimizi kapsamlı stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltmek istiyoruz’ dediği, Almanya’dan Rusya’ya Çin’den bölgedeki diğer ülkelere kadar herkesin dikkat kesildiği Vietnam bu ülkelerden biri.

ABD’nin ‘vazgeçilmez ortak’ olarak nitelediği, ambargolara rağmen Rusya’dan ucuza enerji almaya devam eden, ülkeye ciddi yatırımlar çeken Hindistan bir diğer seçenek. Ancak özellikle Avrupalı şirketlerin düşük karbon emisyonu ve ‘yeşil üretim’ gibi hassasiyetlerine tam anlamıyla uyum sağlayabilecek bir yapıda değil.

Tayland, Meksika, Malezya ve bazı Afrika ülkeleri de yine benzer şekilde ismi telaffuz edilen alternatif duraklardan.

TÜRKİYE İDEAL BİR SEÇENEK Mİ? 

Alternatif üretim bölgeleri ve alternatif rota arayışlarının giderek arttığı dönemde Türkiye’nin nasıl bir noktaya konumlanacağı sorusunun yanıtı oldukça önemli. Çünkü bu süreç siyasi, ekonomik ve sosyolojik açıdan ülkenin geleceğini doğrudan etkileyebilecek değerde.

Kendisine yakın alanlarda üretim isteyen Batı için Türkiye iyi bir alternatif olabilir mi? Her şeyden önce gerek pandemi döneminde gerek Rusya-Ukrayna savaşında Ankara bir şekilde çarkları döndürmeyi başardı.


Son yıllarda konuşulan alternatif lojistik akslar ve enerji koridorları göz önüne alındığında Türkiye yine merkezde konumlanıyor. Trilyonlarca dolarlık bir lojistik ağın tam ortasında olması, çok farklı sektörlerdeki tecrübeleri, oturmuş alt ve üst yapı kabiliyetleri diğer avantajlar öne çıkıyor.

Farklı sektörlerden temsilcilerin konuyla ilgili buluştukları ortak noktalardan biri bölgede ‘verimli, hızlı ve ekonomik’ bir ağın Türkiye olmadan kurulamayacağı hususu. Tedarik zincirinin yeniden inşası sırasında otomotiv, hazır giyim, beyaz eşya gibi sektörlerde alınacak olumlu haberler sürpriz değil. Süreci yakından takip eden kimi isimlere göre Ankara’nın başta dijital ekonomi, yapay zeka, yeşil teknoloji ve katma değeri yüksek üretim gibi alanlarda adımlar atması şart.

Sonuç itibariyle, doğru bir yol haritası uygulanabilmesi halinde Türkiye’nin alternatif ülkeler için oluşabilecek fırsatlardan yararlanarak önemli kazanımlar elde etmesi bekleniyor.

KAYNAK: TRT HABER / SERTAÇ AKSAN
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bati-cinden-dersini-aldi-turkiye-icin-tarihi-firsat/feed/ 0
Küresel ticaretin fırsatlar ülkesi Türkiye mi olacak? https://www.foxtvhaber.com.tr/kuresel-ticaretin-firsatlar-ulkesi-turkiye-mi-olacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kuresel-ticaretin-firsatlar-ulkesi-turkiye-mi-olacak/#respond Thu, 25 Apr 2024 22:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9473 Son yıllarda dünya ticaretini doğrudan etkileyen önemli olaylara şahitlik ediyoruz. Her ne kadar öncesinden bazı emareler belirse de en büyük kırılma hiç şüphesiz Covid-19 döneminde yaşandı.

Süreçte yaşananlar özellikle Batılı ülkelerin ‘Çin’de ucuza ürettirip, dünyanın istediğim noktasına transferini kolayca sağlayıp, daha yüksek kar marjıyla satabilirim’ yaklaşımını da sorgulatır hale geldi. Ayrıca pandemi döneminde yatırımın, üretimin ya da tedarik zincirinin tek bir ülkede toplanmasının nasıl sıkıntılı sonuçlar doğurabileceği de yine acı bir şekilde tecrübe edildi.

Pandemi sonrasında beklenen toparlanma küresel durgunluk, Rusya-Ukrayna savaşı, dünyanın jeopolitik bir bloklaşmaya gitmesi, teknolojideki çok hızlı gelişimin global üretim dinamiklerini sarsması ve değişen kimi diğer dengeler nedeniyle bir türlü gelmedi, gelemedi.

Haliyle, başta ABD ve Avrupa Birliği gibi iki dev olmak üzere dünya yatırım kanalları ve tedarik zinciri için yeni bir arayışa girdi. İşte bugünlerde dünyanın farklı bölgelerinden duyduğumuz anlaşmalar, yeni ticaret yolları ya da kalkınma planları yeni dönemin yansımaları.

Bu noktada en önemli sorulardan biri de Türkiye’nin yeni düzende nasıl bir yere konumlanabileceği? ‘Anadolu’nun jeopolitik açıdan eşsiz bir konumda olduğu’ gerçeğini doğrudan küresel ticarette kullanabilecek miyiz şimdiden kestirmek zor. Ancak Ankara’nın önünde doğru adımları atması halinde tarihi bir fırsat görünüyor.

‘BATI’ YAKINDA ÜRETİM İSTİYOR 

Pandemi, Çin’deki bir aksamanın dünyayı nasıl etkilediğini göstermesi açısından çok kıymetli. AB de hem o dönemden hem de sonrasındaki gelişmelerden aldığı dersler nedeniyle yeni süreçte mümkün olduğunca ‘near-shoring’ olarak bilinen yakında üretime yönelmek istiyor.

Bu kavram en temel haliyle birbirlerine yakın ülkelerin daha fazla ticaret yapabilmeleri anlamına geliyor. Mesafeler uzadıkça sorunun çözümünün zorlaştığı bir ortamda daha hızlı yol alınması hedefleniyor.

Hem Türkiye’nin jeopolitik konumu hem de 2023 yılı dış ticaret rakamlarına baktığımızda AB ile Türkiye arasında alternatif bir süreç başlayabileceği de değerlendiriliyor. İhracatta en büyük ortağımız olan AB, geçtiğimiz yılın resmi dış ticaret verilerine göre toplam 104,3 milyar dolarla geçmiş yıllarda olduğu gibi yine ilk sırada bulunuyor.

Hatırlanacağı üzere Ankara, geçen yıl AB dışı Avrupa ülkelerine olan ihracatını da piyasalardaki durgunluğa rağmen yüzde 8,3 oranında artırmıştı.

ÇİN+1 KAVRAMI NE DEMEK? 

Jeopolitik kırılganlığın kendini ciddi şekilde gösterdiği günümüzde bir diğer önemli mesele de Çin+1 kavramının hayata geçirilmek istenmesi. Burada en temel amaç yatırım ya da tedarik kanallarının tek bir ülkede toplanması fikrinin eskisi kadar cazip gelmemesi.

Dünya bir dönem ‘en hızlı ve en ucuz’ seçeneğine üşüşmüş, Çin sürecin sonundan tedarik zincirinin başrol oyuncusu konumuna yükselmişti. Bugünlerde ‘ucuz ve hızlı’ yerine ‘güvenli ticaret’ yaklaşımı önem kazandı.

Çözüm için düşünülen yol haritası en genel haliyle alternatif ülkelerin de küresel tedarik zincirine dahil edilmek istenmesi. Ancak bu noktada unutulmaması gereken temel nokta bu değişimin bugünden yarına olmayacağı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve IMF’nin raporlarına göre özellikle pandemi döneminde ciddi yara alsa da Çin’in bu alandaki etkisi önümüzdeki yıllarda da sürecek gibi duruyor.

VİETNAM, HİNDİSTAN VE DİĞERLERİ 

Çin’e alternatif olabilecek ülkeler için farklı görüşler var. Burada bazı ülkeler hem nüfusları hem üretim kabiliyetleri hem de ilgili pazarlara yakınlığıyla öne çıkıyor.

Yaklaşık 100 milyonluk bir nüfusu olan, ABD’nin ‘İlişkimizi kapsamlı stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltmek istiyoruz’ dediği, Almanya’dan Rusya’ya Çin’den bölgedeki diğer ülkelere kadar herkesin dikkat kesildiği Vietnam bu ülkelerden biri.

ABD’nin ‘vazgeçilmez ortak’ olarak nitelediği, ambargolara rağmen Rusya’dan ucuza enerji almaya devam eden, ülkeye ciddi yatırımlar çeken Hindistan bir diğer seçenek. Ancak özellikle Avrupalı şirketlerin düşük karbon emisyonu ve ‘yeşil üretim’ gibi hassasiyetlerine tam anlamıyla uyum sağlayabilecek bir yapıda değil.

Tayland, Meksika, Malezya ve bazı Afrika ülkeleri de yine benzer şekilde ismi telaffuz edilen alternatif duraklardan.

TÜRKİYE İDEAL BİR SEÇENEK Mİ? 

Alternatif üretim bölgeleri ve alternatif rota arayışlarının giderek arttığı dönemde Türkiye’nin nasıl bir noktaya konumlanacağı sorusunun yanıtı oldukça önemli. Çünkü bu süreç siyasi, ekonomik ve sosyolojik açıdan ülkenin geleceğini doğrudan etkileyebilecek değerde.

Kendisine yakın alanlarda üretim isteyen Batı için Türkiye iyi bir alternatif olabilir mi? Her şeyden önce gerek pandemi döneminde gerek Rusya-Ukrayna savaşında Ankara bir şekilde çarkları döndürmeyi başardı.


Son yıllarda konuşulan alternatif lojistik akslar ve enerji koridorları göz önüne alındığında Türkiye yine merkezde konumlanıyor. Trilyonlarca dolarlık bir lojistik ağın tam ortasında olması, çok farklı sektörlerdeki tecrübeleri, oturmuş alt ve üst yapı kabiliyetleri diğer avantajlar öne çıkıyor.

Farklı sektörlerden temsilcilerin konuyla ilgili buluştukları ortak noktalardan biri bölgede ‘verimli, hızlı ve ekonomik’ bir ağın Türkiye olmadan kurulamayacağı hususu. Tedarik zincirinin yeniden inşası sırasında otomotiv, hazır giyim, beyaz eşya gibi sektörlerde alınacak olumlu haberler sürpriz değil. Süreci yakından takip eden kimi isimlere göre Ankara’nın başta dijital ekonomi, yapay zeka, yeşil teknoloji ve katma değeri yüksek üretim gibi alanlarda adımlar atması şart.

Sonuç itibariyle, doğru bir yol haritası uygulanabilmesi halinde Türkiye’nin alternatif ülkeler için oluşabilecek fırsatlardan yararlanarak önemli kazanımlar elde etmesi bekleniyor.

KAYNAK: TRT HABER / SERTAÇ AKSAN
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kuresel-ticaretin-firsatlar-ulkesi-turkiye-mi-olacak/feed/ 0
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Ayçiçeğine yönelik destekler yükseltilmeli https://www.foxtvhaber.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-aycicegine-yonelik-destekler-yukseltilmeli/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-aycicegine-yonelik-destekler-yukseltilmeli/#respond Mon, 22 Apr 2024 22:48:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9279 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yazılı açıklamasında, Türkiye’de 59 ilde ayçiçeği üretimi yapıldığını ve havaların ısınmasıyla tohumların toprakla buluşmaya başladığını belirtti.

Ayçiçeği üreten şehirlerin başında Edirne, Adana, Tekirdağ, Kırklareli ve Konya geldiğine işaret eden Bayraktar, “Belirsizlik ve isteksizlikle başlayan ekimlerde, maliyetlerdeki artışlar çiftçilerimizi düşündürüyor. Son bir yılda mazotta yüzde 105’e, gübrede yüzde 36’ya varan artışlar yaşandı. Hasada kadar daha ne kadar artacağı da belli değil.” ifadelerini kullandı.

Bayraktar, çiftçilerin, fiyat belirsizliği, girdi fiyatlarının sezon boyunca tahmin edilememesi, doğal afet ve benzeri birçok risk unsuruyla ekim yaptıklarını vurgulayan, çiftçilerin, ekim aşamasında, sezon boyunca kullanacakları gübre ve mazot için ne kadar ödeme yapacaklarını önceden bilmelerinin önemine dikkati çekti.

Fiyat politikasının ayçiçeği ekim alanlarının artmasındaki önemli etken olduğunu dile getiren Bayraktar, “Çiftçilerimiz ekim zamanı elde edeceği ürünün fiyatını bilerek ekime karar verebilmelidir. Ayçiçeğine verilen prim, gübre ve mazot destekleri de en az girdi enflasyonu oranında artırılmalıdır. İç piyasada üretici fiyatlarını etkileyecek düşük gümrük vergi oranlarıyla yapılan ithalata izin verilmemelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

GEÇEN YIL 2,2 MİLYON TON AYÇİÇEĞİ ÜRETİLDİ

Ayçiçek yağında üretimin artırılmasının dışa bağımlılığın azaltılması açısından önemine işaret eden Bayraktar, 2018’de 1,95 milyon ton olan üretimin son 5 yılda yüzde 12,7 artarak 2023’te 2,2 milyon ton seviyesine yükseldiğinin altını çizdi.

Bayraktar, geçen yıl ayçiçeği ekim alanlarında yaşanan azalışın üretime yansıdığını ve üretimin bir önceki yıla göre yüzde 13,8 gerilediğini belirterek, artan nüfusa paralel olarak kişi başı tüketimin de yıllar itibarıyla arttığını ve 2022’de kişi başı tüketimin 56,5 kilogramla son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ifade etti.

Ülkenin sıvı yağ tüketiminin yüzde 80’inin ayçiçekten oluştuğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Ayçiçeğinde yeterlilik oranımız yüzde 51,3’tür. Ürettiğimiz ayçiçeği ülkemiz ihtiyacını dahi karşılamadığı için ithalata olan bağımlılığımız devam ediyor. İhtiyacımız olan ayçiçeğinin yüzde 48,7’sini ithalatla karşılıyoruz. Ayçiçeği tohumu, yağı ve küspesi ithalatı için toplam ödediğimiz döviz 2023’te 2 milyar 345 milyon doları buldu. Son 5 yılda ayçiçeği tohumu, yağı ve küspesi ithalatı için ödediğimiz bedel yüzde 153,5 arttı.”

Bayraktar, ayçiçeği alım fiyatlarının üreticilerin yeterli gelir elde edeceği seviyede açıklanmadığına da işaret ederek, şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz iki yılda üretici fiyatları maliyet seviyesinde kaldı. Çiftçilerimiz yüksek girdi maliyetlerini karşılayarak üretimlerini devam ettirmekte zorlanıyor. Üretim artmalı ki tüketiciler uygun fiyatla yağ tüketmelidir. Son üç yılda ayçiçeğinde üretici fiyatı yüzde 116,9 arttı. Birliğimizce yapılan üretici market fiyat çalışmalarında ise tüketici fiyatlarında çok daha fazla artış olduğunu görüyoruz. Ayçiçek yağı litre fiyatı son üç yılda yüzde 224,8, son beş yılda da yüzde 491,8 artarak bugünlerde 58 liraya yükseldi.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-aycicegine-yonelik-destekler-yukseltilmeli/feed/ 0
Bakan Yumaklı’dan dikkat çeken üretim mesajı https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-dikkat-ceken-uretim-mesaji/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-dikkat-ceken-uretim-mesaji/#respond Sat, 20 Apr 2024 03:00:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=9113 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği’nin bu yıl Antalya’da 15’incisi düzenlenen Uluslararası Yem Kongresi ve Yem Sergisi’ne (TUYEM) katıldı. Kongrede, Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Ethem Taş, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş ve yem sanayi sektörü temsilcileri de yer aldı.

STRATEJİK BİR SEKTÖR

Tohumdan çatala kadar olan yolculuktaki en önemli duraklardan birinin yem sektörü olduğunu belirten Bakan İbrahim Yumaklı, bitkisel üretim olmadan hayvansal üretimin olmayacağını, et, süt, yumurta ve diğer hayvansal ürünlerin temel girdisi olan yemin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de stratejik bir sektör olduğunu kaydetti. Yumaklı, bakanlık olarak, bitkisel ve hayvansal üretimi geliştirmek ve rekabet gücünü artırmak için plan ve politikalar geliştirdiklerini, yol haritaları belirlediklerini ve uyguladıklarını dile getirdi.

RİSK FAKTÖRLERİ ‘YENİ NORMAL’

Özellikle Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada gündemlerin çok hızlı değiştiğini aktaran, farklı risk faktörlerinin etkisine değinen Bakan Yumaklı, “Bu da başta tarım olmak üzere tüm sektörleri etkiliyor. Son 10 yıl içinde ülkemizde ve ülkemizin bulunduğu coğrafyada önemli değişimleri hep birlikte izliyoruz. Savaşlar, depremler, pandemiler, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı kuraklık, sel felaketleri ve orman yangınları. Bu sıraladığım bütün risk faktörleri, başta tarım sektörümüz olmak üzere, tüm alanları etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. İşte biz bu risk faktörlerini ‘Yeni Normal’ olarak tanımlıyoruz” dedi.

DÜNYA NÜFUSU 10 MİLYARA, TÜRKİYE 105 MİLYONA ÇIKACAK

Yeni normale karşı da tarım ve orman sektörünün dayanıklılığını artırmak için var güçleriyle çalıştıklarını ifade eden Yumaklı, “Çünkü önümüzde dünya ve ülke nüfus artışına bağlı olarak gıdaya talebin artacağına yönelik bir gerçek var. Uzun değil, 26 yıl sonra, dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye nüfusu da 105 milyona yaklaşacak. Bu durum gıdaya talebin yüzde 65-70 daha fazla olacağını gösteriyor. Ülkemiz gıda üretiminde büyük potansiyele ve üretim kabiliyetine sahip. Gıda israfı noktasında gerekli tedbirlerimizi alarak, tarımsal üretimde yapacak çalışmalarımız çok, hedeflerimiz büyük” diye konuştu.

DÜNYADA YEDİNCİ, AVRUPA’DA BİRİNCİ

Hayvansal üretimin ana ham maddesinin yem olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemiz yem sektörü, son dönemde yaptığı atılımlarla önemli başarılara imza attı. Dünyayla boy ölçüşecek kapasiteye gelmesi gurur verici. 2023 yılı sonu itibarıyla ülkemizdeki karma yem üretimi işletme sayısı 1624’e yükseldi. Üretim kapasitesi de yıllık 34,3 milyon tona çıktı. Ülke olarak bu kapasitemizin yüzde 81’ini kullanıyoruz. Yıllık 28 milyon karma yem üretimiyle dünyada yedinci, Avrupa’da da en fazla üretim yapan birinci ülkeyiz. Yem sektörümüz, hayvan besleme bilimi ışığında, gelişen teknolojilere hızla uyum sağlıyor. Bakanlık olarak bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerini kamu-üniversite-özel sektör iş birliği ile destekliyoruz. Regülasyon faaliyetlerimizle üretimin aksamaması için belli zamanlarda TMO’yu devreye alıyoruz” ifadelerini kullandı.

BEŞ ADIMDA BEŞ ÖNEMLİ DÜZENLEME

Türkiye’nin bir gerçeği olarak yem ham maddesine ihtiyaca da dikkati çeken Yumaklı, bu ihtiyacı ithalat ile karşılamaya çalıştıklarını belirterek, yeterliliğin tam olmadığı yem ham maddeleri için, geçen yıl nisan ayında devrim niteliğindeki düzenlemeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Bitkisel ve hayvansal üretim için stratejik öneme sahip ürünlerin planlı ekilmesini sağlayacaklarını ifade eden Yumaklı, “Şimdi bu düzenlemeleri sahaya aktarmak için önemli mesai harcıyoruz. Bu düzenlemeler işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılması, tarımsal üretim yapılan tüm alanların kayıt altına alınması, planlı tarımsal üretime geçilmesi, suya göre tarımın yapılması ve sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması. Bu sayede tarımsal üretimde yeni normale karşı dayanıklılığımızı 5 adımda hayata geçirmiş olacağız. Bunlar ise sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırım” dedi.

YENİ DESTEKLEME MODELİNE GEÇİLİYOR

2024-2028 yılları Hayvancılık Yol Haritası ile verimli, kaliteli ve sağlıklı üretimi artırmayı amaçladıklarını belirten Bakan Yumaklı, “Ayrıca sözleşmeli üretim modelini yaygınlaştırarak, çiftçimizi ve üreticimizi güvence altına alıyoruz. Bunun yanı sıra üreticilerimizin rekabet gücünü artıracak, yönlendirme mekanizmalarını devreye sokacak, kalite ve verimlilik odaklı yeni bir destekleme modeline geçeceğiz. Bu modeli temel, yönlendirici ve verime dayalı destekleme olmak üzere 3 bölüm altında uygulayacağız. Temel desteğe ilaveten verime ve yönlendirmeye dayalı destekler ile üretilen ürünlerde verimlilik ve kalitenin artırılmasını sağlayacağız. Ek olarak aile çiftçiliğine, gençlere ve kadınlara da pozitif ayrımcılık yaparak destekleme miktarlarını yükselteceğiz. Önceliğimiz hayvansal ürün ihtiyaçlarını azami düzeyde karşılamak ve dış pazarda ihracata yönelik üretimi artırmak” ifadelerini kullandı.

BUĞDAY VE ARPA ÜRETİMİNDE KRİTİK EŞİK

Yeni bir üretim sezonunun başında olunduğunu söyleyerek, yem sektörü için önem arz eden bazı bitkisel ürünlere yönelik bilgiler veren Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:

“Arpa ekim alanlarında geçen seneye göre yüzde 4’lük artış mevcut. Buğday ekim alanlarında yine geçen seneye oranla yüzde 7’lik artış var. Dane mısır üretiminde geçen yıl üretim rekoru kırdık. İnşallah 2024’te de yeni bir rekora imza atacağız. Bu manada mısır ekimlerimiz devam ediyor. Buğday ve arpa üretimi ile ilgili yağışlar noktasında kritik bir eşikteyiz. Özellikle 15 Mayıs’a kadarki yağışları yakından takip edeceğiz. Nisan ve mayıs ayındaki yağışlar rekolte için önem arz ediyor. 1 Ekim 2023-15 Nisan 2024 tarihleri arasında yağışlarda, normaline göre yüzde 4,4, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25,5 artış gerçekleşti. Ancak bunların bölgesel olduğunu da unutmamak gerekir. Buğday ve arpada yağışlar dikkate alındığında ve ekiliş artışıyla birlikte 2024 yılındaki üretimin, geçen yılki üretim seviyeleri civarında olmasını öngörüyoruz.”

YILLIK 11 MİLYAR DOLAR CİRO

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş ise Türkiye yem sektörünün 28 milyon ton üretimle Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada olduğunu ifade ederek, yem üretimindeki birinci başlıklarının ise ‘çevre dostu’ olduğunu söyledi. Türkiye yem sektörünün 11 milyar dolar cirosu olduğunu, 360 milyar TL’ye denk gelen yabana atılmayacak bir para olduğunu dile getiren Karakuş, yem sektörü olarak Türkiye’deki çiftçilere de yıllık 70-80 milyar lira destek sağladıklarını anlattı. Son iki yıldır enflasyonun çok altında fiyat artışı yaparak, görevlerini yerine getirdiklerini de belirten Karakuş, “Et ve süt fiyatlarındaki artışın artık yem fiyatlarına bağlı olmadığı da son iki yıldaki fiyat artışıyla belli olmuştur” dedi.

KAYNAK: DHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-dikkat-ceken-uretim-mesaji/feed/ 0
Duru Gıda’dan, sürdürülebilir yerli üretime destek https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek-2/ https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek-2/#respond Wed, 17 Apr 2024 22:24:08 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8934 Duru Gıda, Karaman Tarım İl Müdürlüğü’nün Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi kapsamında ilk kez uygulanan Sözleşmeli Üretim Modeli’ne katıldı. Projeyle Karaman’ın 25 köyünde 124 çiftçiye ekilmek üzere Tarım İl Müdürlüğü tarafından 30 ton Azkan nohut tohumu dağıtıldı. Toplam 2500 dekarlık bir alanda gerçekleştirilecek ekimin ardından hasatta yaklaşık 300 ton mahsul elde edilmesi hedefleniyor. Azkan nohut; hastalığa dayanıklı, verimli ve pazar payı en yüksek olan nohut çeşidi olarak üretimde tercih ediliyor. Yerli tarıma destek veren şirketlerin başında yer alan Duru Gıda, mahsulü, “satın alım kriterlerine uymak koşuluyla” piyasa değerinin üzerinde fiyatla satın alma taahhüdünde bulundu. Böylece Duru, çiftçiyi ve sürdürülebilir yerli üretimi desteklerken ürün kalitesinin en üst seviyede tutulması için teşvik de edecek. Projenin ilk mahsullerinin temmuz ayında alınması bekleniyor. Duru Gıda benzer şekilde yurdun değişik bölgelerinde sözleşmeli üretim kapsamında kırmızı fasulye ve barbunya üretimini de destekliyor.

“Yerli üretimi desteklemeye devam edeceğiz”

Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı Emin Duru, “Fabrikamızın bulunduğu Karaman’da ilk kez uygulanan ve tarıma büyük katkıları olduğunu düşündüğümüz sözleşmeli üretim modelini destekleme fikrini heyecanla karşıladık. Farklı illerimizde farklı ürünler için uyguladığımız bu modelin ev sahibi olduğumuz Karaman’da da hayata geçmesinden dolayı çok mutluyuz. Bakanlığımızın uygulamaya koyduğu sözleşmeli üretim modeli, üretim planlamasının çok önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Çiftçilerimizle piyasa fiyatının üzerinde bir teklifle sözleşme yaptığımız için onlar sadece üretime, iyi mahsul almaya odaklanıyor. Yerli üretimin sürdürülebilirliği, çiftçimizin ticari kaygısı olmadan sürdürülebilir üretimi gerçekleştirmesi ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesi bakımından modelin büyük etkileri bulunuyor. Biz üreticilerin de geleceğe dönük planlarında önümüzü görmemizi sağlıyor. Tarımsal üretimde kendi kendine yeterliliğin sağlanmasına katkı verecek çalışmalara daha fazla odaklanmalıyız. Tüm tarafların memnuniyet duyduğu, ülkemize yarar sağlayan bu modeli desteklemeye devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bu ve benzeri projelerin çiftçinin başka arayışlara girerek toprağını terk etmemesi, gençlerin tarıma ve hayvancılığa olan ilgisinin artırılması açısından önemli etkileri olduğunu söyleyen Emin Duru, “Türkiye’nin en eski gıda üreticilerinden biri olarak çiftçimizin yaşadığı sorunları görüyoruz. Köylerden göçü engellemenin en isabetli yolu gelir kaynaklarını iyileştirecek, istihdam yaratacak adımları atmaktan geçiyor. Ülkemizde tarım sektörü, toplam iş gücünün üçte birinin geçim kaynağı durumunda. Dolayısıyla bu insanların geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak çözümler, günümüzde ülkeler için en stratejik konuların başında gelen tarımda sürdürülebilirliği de sağlayacaktır.” dedi.

“Ata tohumlarımızı yaygınlaştıralım”

İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı gibi gıda güvenliğini tehdit eden sorunların tüm engelleme çabalarına rağmen arttığını vurgulayan Emin Duru sözlerine şöyle devam etti:

“Tarım, su ve gıda kaynaklarının yeterliliği aynı zamanda sürdürülebilirliği giderek önemli hale geliyor. Ülkemizin tarımsal üretimde ve gıdada, kendi kendine yetebilen ülkelerden biri haline gelmesi için biz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirme gayretindeyiz. Bu amaçla üniversitelerimizle iş birliği yaparak ata tohumlarımızı araştırarak onları geleceğe nasıl taşıyacağımız konusunda çalışmalar yapıyoruz. Bu çerçevede Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ile nesiller boyunca babadan oğula ekip biçilen ve tükenmek üzere olan ‘Ahmet Buğdayı’ tohumlarını yeniden üretme kararı aldık ve ilk kez 2019 yılında toprakla buluşturduk. Ata tohumu Ahmet Buğdayı projesi, ülkemizde doğru tarım uygulamaları adına hayata geçirilen en önemli örneklerden biridir.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek-2/feed/ 0
Duru Gıda’dan, sürdürülebilir yerli üretime destek! https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek/#respond Wed, 17 Apr 2024 21:01:15 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8923 Duru Gıda, Karaman Tarım İl Müdürlüğü’nün Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi kapsamında ilk kez uygulanan Sözleşmeli Üretim Modeli’ne katıldı. Projeyle Karaman’ın 25 köyünde 124 çiftçiye ekilmek üzere Tarım İl Müdürlüğü tarafından 30 ton Azkan nohut tohumu dağıtıldı.

Toplam 2500 dekarlık bir alanda gerçekleştirilecek ekimin ardından hasatta yaklaşık 300 ton mahsul elde edilmesi hedefleniyor. Azkan nohut; hastalığa dayanıklı, verimli ve pazar payı en yüksek olan nohut çeşidi olarak üretimde tercih ediliyor. Yerli tarıma destek veren şirketlerin başında yer alan Duru Gıda, mahsulü, “satın alım kriterlerine uymak koşuluyla” piyasa değerinin üzerinde fiyatla satın alma taahhüdünde bulundu.

Böylece Duru, çiftçiyi ve sürdürülebilir yerli üretimi desteklerken ürün kalitesinin en üst seviyede tutulması için teşvik de edecek. Projenin ilk mahsullerinin temmuz ayında alınması bekleniyor. Duru Gıda benzer şekilde yurdun değişik bölgelerinde sözleşmeli üretim kapsamında kırmızı fasulye ve barbunya üretimini de destekliyor.

“YERLI ÜRETIMI DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞIZ”

Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı Emin Duru, “Fabrikamızın bulunduğu Karaman’da ilk kez uygulanan ve tarıma büyük katkıları olduğunu düşündüğümüz sözleşmeli üretim modelini destekleme fikrini heyecanla karşıladık. Farklı illerimizde farklı ürünler için uyguladığımız bu modelin ev sahibi olduğumuz Karaman’da da hayata geçmesinden dolayı çok mutluyuz.

Bakanlığımızın uygulamaya koyduğu sözleşmeli üretim modeli, üretim planlamasının çok önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Çiftçilerimizle piyasa fiyatının üzerinde bir teklifle sözleşme yaptığımız için onlar sadece üretime, iyi mahsul almaya odaklanıyor.

Yerli üretimin sürdürülebilirliği, çiftçimizin ticari kaygısı olmadan sürdürülebilir üretimi gerçekleştirmesi ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesi bakımından modelin büyük etkileri bulunuyor.

Biz üreticilerin de geleceğe dönük planlarında önümüzü görmemizi sağlıyor. Tarımsal üretimde kendi kendine yeterliliğin sağlanmasına katkı verecek çalışmalara daha fazla odaklanmalıyız. Tüm tarafların memnuniyet duyduğu, ülkemize yarar sağlayan bu modeli desteklemeye devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bu ve benzeri projelerin çiftçinin başka arayışlara girerek toprağını terk etmemesi, gençlerin tarıma ve hayvancılığa olan ilgisinin artırılması açısından önemli etkileri olduğunu söyleyen Emin Duru, “Türkiye’nin en eski gıda üreticilerinden biri olarak çiftçimizin yaşadığı sorunları görüyoruz. Köylerden göçü engellemenin en isabetli yolu gelir kaynaklarını iyileştirecek, istihdam yaratacak adımları atmaktan geçiyor. Ülkemizde tarım sektörü, toplam iş gücünün üçte birinin geçim kaynağı durumunda. Dolayısıyla bu insanların geleceğe güvenle

bakmalarını sağlayacak çözümler, günümüzde ülkeler için en stratejik konuların başında gelen tarımda sürdürülebilirliği de sağlayacaktır.” dedi.

“ATA TOHUMLARIMIZI YAYGINLAŞTIRALIM”

İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı gibi gıda güvenliğini tehdit eden sorunların tüm engelleme çabalarına rağmen arttığını vurgulayan Emin Duru sözlerine şöyle devam etti:

“Tarım, su ve gıda kaynaklarının yeterliliği aynı zamanda sürdürülebilirliği giderek önemli hale geliyor. Ülkemizin tarımsal üretimde ve gıdada, kendi kendine yetebilen ülkelerden biri haline gelmesi için biz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirme gayretindeyiz.

Bu amaçla üniversitelerimizle iş birliği yaparak ata tohumlarımızı araştırarak onları geleceğe nasıl taşıyacağımız konusunda çalışmalar yapıyoruz. Bu çerçevede Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ile nesiller boyunca babadan oğula ekip biçilen ve tükenmek üzere olan ‘Ahmet Buğdayı’ tohumlarını yeniden üretme kararı aldık ve ilk kez 2019 yılında toprakla buluşturduk.

Ata tohumu Ahmet Buğdayı projesi, ülkemizde doğru tarım uygulamaları adına hayata geçirilen en önemli örneklerden biridir.”

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/duru-gidadan-surdurulebilir-yerli-uretime-destek/feed/ 0
Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay: Yeşil dönüşümde kamu desteği önemli https://www.foxtvhaber.com.tr/eksim-enerji-ceosu-arkin-akbay-yesil-donusumde-kamu-destegi-onemli/ https://www.foxtvhaber.com.tr/eksim-enerji-ceosu-arkin-akbay-yesil-donusumde-kamu-destegi-onemli/#respond Thu, 04 Apr 2024 23:12:39 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8330 Yenilenebilir enerji santrallerinin yeni santraller, elektrik depolama tesisleri, kapasite artışı ve hibrit üretim tesisleri yatırımları açısından etkin idari izin süreçleri yönetimine ihtiyaç duyduğunu belirten Akbay, “Yatırımlar, izin süreçlerini kolaylaştırıcı düzenlemelerin devreye alınmasıyla hızlı biçimde ekonomiye kazandırılacak” dedi. Arkın Akbay, yeşil enerjiye yatırım gerçekleştiren tecrübeli üretici şirketlerin, ilk kez bu alana yatırım yapmayı planlayan işletmelere kıyasla en verimli alanları seçebilme ve işletebilme kabiliyetine sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, yenilenebilir enerji tesislerinin ek kapasite yatırımlarıyla büyütülmesinin sağlayacağı avantajlara dair açıklamalarda bulundu. Mevcut tesislere yapılacak ek kapasite yatırımlarıyla, özellikle elektrik iletim hatlarının kapasite kullanımının artacağını belirten Akbay, “Kapasite artışları ve hibrit uygulamalar, sadece birim alanda daha fazla enerjinin üretilmesini sağlamakla kalmayıp aynı zamanda enerjinin en uygun maliyetle üretilmesini de mümkün kılar. Dolayısıyla tüketicinin refah payına doğrudan olumlu etki eder. Bu avantaj, enerji arzı güvenliğine de hızlı destek sağlayacaktır.” dedi.  

“Kapasite artışında kamu yönetiminin desteği son derece önemli”

Türkiye’nin, yenilenebilir enerji alanında proje izin süreçlerinin etkinliğini artıracak uygulamalara ihtiyacı olduğunu vurgulayan Akbay, “Yenilenebilir enerji ekosistemi ile iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini tersine çevirmeye çalışan ve tüketiciyi koruyan üretim santralleri, mevcut tesislere kapasite artışı ve hibrit üretim tesisleri yatırımlarının hızla devreye alınması için etkin idari izin süreçlerine ihtiyaç duyuyor. Bu yatırımlar, izin süreçlerinde etkinliğin artmasıyla hızlı biçimde ekonomiye kazandırılacak” şeklinde konuştu. Kapasite artışı için yapılacak ön izin ve kesin izin süreçlerinde, aynı projeyi kurumlarımızın birden fazla kez değerlendirdiğini belirten Akbay; “Projelerin izinleri için hem yerel hem de merkezi idarede ayrı ayrı komisyonlar kurulması, imza süreçlerinde yer alan onay makamların yoğunlukları sebebiyle onayların, ruhsatların ve lisansların alınmasının planlanan zamanın ötesine geçmesi gibi bazı alanlarda iyileşme potansiyeli bulunuyor.” ifadelerini kullandı.    

“Yapılan her yatırım elektriğin temiz ve erişilebilirliğine imkan sağlıyor”

Olası risklere karşı yenilenebilir enerji yatırımların avantajlarına değinen Akbay, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile EPDK ve TEİAŞ, global enerji ekosistemi açısından örnek teşkil edecek çalışmalarıyla ülkemizin yerli imkanlarla enerji üretimine destek sunuyor. Birçok süreç elektronik platformlara taşınmış olsa da, bahsettiğim alanlardaki düzenlemeler projelerin devreye giriş hızlarına katkı sağlayacaktır. Yapılan her yatırım, elektriğin temiz ve erişilebilirliğine imkan sağlayarak tüketicinin lehine sonuçlar doğuruyor.  Karbon salımına önlem almaya çalışan AB’ne üye ülkeler sınırda karbon vergisi uygulamaya başladı. Bu maliyetler kaçınılmaz şekilde bizim hanelerimize, sanayimize, ticarethanelerimize yansıma riski taşıyor. Maliyet artışına karşı reçetenin başında ise yenilenebilir enerjiye dönüşüm geliyor.” dedi.

YEKDEM, enerjiyi yatırıma dönüştürüyor!

Akbay, Türkiye’nin sahip olduğu yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımını esas alan “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizmasının (YEKDEM)” yenilenebilir enerji sektörünün gelişimine ciddi katkı sağlandığını belirtti. Akbay açıklamasında; “YEKDEM, son tüketiciye yönelik uzun vadeli elektrik satış anlaşmaları ile birlikte yeni projelerin finansman kaynaklarına daha ekonomik erişime imkan sağlamaya devam edecek. Ayrıca yatırımların yapılabilir seviyede fiyat oluşumuna da olanak sağlayacak olan uzun vadeli elektrik satış anlaşmaları, arz güvenliği ve elektrifikasyonda ekonomik büyümenin önünü açacak. E-mobilitenin, blok zinciri madenciliğinin ve veri merkezlerinin hızla arttığı bu dönemde yenilenebilir dönüşüme katkı sağlayacak bu yöntem, uzun vadeli elektrik fiyatlarını tüketici ve üreticinin memnun olacağı seviyede tutarak temiz enerjiyi erişilebilir kılıyor.” dedi.

“Sanayinin sermayesi olumsuz etkilenmemeli”

Lisanssız üretime de değinen Akbay, “Öz tüketim hedefiyle, tüketimin olduğu fabrikalardan farklı bir yerde kurulması planlanan lisanssız enerji üretim tesislerinin konumu iyi seçilmeli. Aksi halde düşük kapasite kullanımı ve enerji kalitesinin güvenliği gibi bugün var olmayan bazı sorunların önü açılabilir. Yenilenebilir enerji santrallerine uzun yıllar yatırım yaparak yüksek tecrübe kazanmış olan üretim şirketleri ise ilk kez bu alana yatırım yapmayı planlayan işletmelere kıyasla en verimli alanları seçebilme ve işletebilme kabiliyetine sahip. Böylece, daha ‘düşük maliyet-üstün kapasite’ dengesini kuran tedarik güvencesi sağlanabilecektir. Bu potansiyelin önünü açacak düzenlemelerin hızlıca hayata geçirilmesi, sektörün sürdürülebilirliği açısından yüksek öneme sahip.” şeklinde konuştu.   

“Lisanslı üreticilere ek mali yükler oluşmamalı”

Lisanssız üretim tesislerinin, öz tüketim odaklı yenilenebilir enerji santralleri olarak geliştirilmesinin asli misyonları olduğunu ve bu konuda yapılacak düzenlemelerin sektörün büyümesine katkı sağlayacağını belirten Akbay, “Uzun vadeli yenilenebilir enerji tedarik anlaşmalarının da lisanssız üretim kadar teşvik edilmesi, finansman kuruluşlarının projelere daha uygun maliyetli kredi sağlaması açısından önem taşıyor. Depolama ile bütünleşik yenilenebilir enerji tesislerine yönelik düzenlemelerin kısa sürede devreye girmesi, projelerin etkinliğini ve şebeke kalitesini artıracaktır. Ayrıca lisanssız üretim tesislerinin şebeke enerji kalitesi üzerindeki etkisinin dengelenmesi de gerekiyor. Güneşin aniden battığı bir saatte elektrik talebine cevap verebilecek esnek üretim kabiliyetine sahip tesislerle bataryalar enerjinin kalitesine destek verecek. Güneş ve rüzgar kaynaklı lisanssız üretimin de doğasında olan enerji dengesizliğinin, lisans sahibi üreticilere ek mali yükler oluşturmaması önem arz ediyor. Lisanssız üretim hakkına sahip tesisler, özellikle tüketim noktasından farklı bir yerde tesis inşa edilmesi halinde üretim/tüketim denge planındaki sapmanın maliyetlerini lisanslı santrallerle aynı zaman diliminde üstlenmeli, buna karşılık iletim ve dağıtım bedelleri de lisanslı santrallerle aynı seviyelerde olmalıdır. Kendi depolama tesisleri kurmak veya toplayıcılık faaliyetine katılmak suretiyle rüzgar ve güneşin varlığına kesintili üretim profillerini yönetmeye teşvik edilmelidirler.” açıklamalarını yaptı.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/eksim-enerji-ceosu-arkin-akbay-yesil-donusumde-kamu-destegi-onemli/feed/ 0
İhracatı ‘verimlilikle’ katlayacak! https://www.foxtvhaber.com.tr/ihracati-verimlilikle-katlayacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ihracati-verimlilikle-katlayacak/#respond Mon, 01 Apr 2024 22:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8116 Yaklaşık 35 yıl önce plastik mutfak ve banyo ürünleri üreterek başlayan yolculuklarına bugün plastik, cam ve metalden mamul mutfak eşyası üretimi ile devam ettiklerini ifade eden Qlux Ideas Genel Müdürü Burak Önder, “900 çeşit ürünümüzü, 90’dan fazlaya ülkeye ihraç ediyoruz.

Üretimimizin yüzde 70’ini ihraç ediyoruz. Şimdi ise şirket olarak geleceğe hazırlanıyoruz. Geleceğin merkezinde de ‘veri’ ve ‘verimlilik’ var. Dijital kaslarımızı güçlendirerek, üretimden ihracata kaliteli verileri oluşturarak, verimliliğimizi artırarak ihracatımızı artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden Qlux Ideas, verimliliğini artırmak için dijital yatırıma hız verdi. 5 kıtaya ihracat gerçekleştirdiklerini ifade eden Qlux Ideas Genel Müdürü Burak Önder, yeni alternatif pazarlarla ihracat kabiliyetlerini artırmaya çalışırken, diğer taraftan veri ve verimlilik çalışmalarına ağırlık verdiklerini söyledi.

Verinin nakit kadar değerli olduğunu ifade eden Burak Önder, “Üretimden ihracata her noktada kaliteli veriyi oluşturmak, her alanda verimlilik çalışmaları yapmak büyük önem taşıyor. Şirket olarak dijital kaslarımızı güçlendirmek ve otomasyon süreçlerini geliştirmek için çalışmalarımız sürüyor.” dedi. Şu anda aylık 2,5 milyonluk üretim hacmine ulaştıklarını söyleyen Burak Önder, “İhracat gerçekleştirdiğimiz ülke sayısı 90’ı aştı. Plastik mutfak ve banyo ürünleri üreterek başladığımız yolculukta bugün itibarıyla plastik, cam ve metalden mamul mutfak eşyaları üretimine ulaştık. Bir yandan dünyadaki gelişmeleri ve trendleri takip ederken bir yandan da devamlı yeni ve farklı ürünler pazara sunmaya çalışıyoruz. Birçok sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de dünya ve trendi takip edemezseniz ve müşterilerinize yeni ürün sunamazsanız kaybediyorsunuz. Biz de kendimizi sürekli yeniliyoruz. Bu yeniliğin odağında da verimlilik var.” diye konuştu.

‘TEKNOLOJİ ADIMINI ATMALIYIZ’

Sanayicilerin artık sadece kur, faiz, enflasyon sarmalını konuşmaması gerektiğini dile getiren Burak Önder, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de gündem hızlı değişiyor. Bu yüzden yapısal sorunlara tam olarak odaklanamıyoruz. Belirlenen yapısal sorunları ele alıp, hızlıca çözüm yollarını devreye almalıyız. Buradaki en büyük problemlerin başında da verimlilik geliyor.

Çünkü verimlilik tam olarak sağlanmadan ne sürdürülebilirliği ne de katma değeri sağlayabiliriz. Son 20 yılda üretimde, ihracatta ve sanayileşmede çok ciddi yol kat ettik. Almanya’da Uzak Doğu’ya kadar olan bölgede en iyi üretici ülkelerden biri olmayı başardık. Şimdi ise kademe atlayacak adımları atmak zorundayız. Bu adımı da ancak teknoloji, otomasyon, dijitalleşme, verimlilik, katma değer, değerli üretim gibi konuları önceliklendirerek atabiliriz. Eğer sadece büyümeye değil gelişmeye de odaklanırsak, sanayimizin de ihracatımızın da önü açık.”

‘CHINA+1’ SİSTEMİNDE ÖNE ÇIKABİLİRİZ

Türkiye’de üretim ve ihracat yapan her sektörün veriye, verimliliğe ve dijitalleşmeye ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizen Burak Önder, “Şirket olarak dünyanın birçok ülkesine ihracat yapmamıza rağmen yeni pazar arayışlarımız sürekli devam ediyor. Yakın coğrafyada daha derinlemesine çalışmalar yaparak pazar payımızı artırmaya çalışıyoruz. Çünkü içinden geçtiğimiz bu dönemlerde yakın çevredeki ülkeler ve dost ülkeler ihracatta ön plana çıkıyor. Dünyada da bu durum ön plana çıkıyor. Ayrıca son dönemlerde dünyada yaşanan çatışmalar, enerji krizleri, ticaret krizleri, uluslararası anlaşmazlıklar ve dünyadaki işleyişi değiştiren salgın

hastalıklar gibi nedenlerle ülkeler, tedarik noktasında sorun yaşamamak adına farklı önlemler almaya başladı. Bu kapsamda dünyanın en büyük üretici ülkelerinden biri olan Çin’e bağımlılığını azaltmak isteyen ülkeler Çin’in yanına farklı bir tedarikçi ülke eklemeye çalışıyor. ‘China+1’ olarak adlandırılan bu sistemde ülkemiz ön plana çıkabilir.

Çünkü Türkiye bölgesinde önemli bir üretici ve ihracatçı ülke konumunda. Biz de bu fırsatı da değerlendirmeye çalışıyoruz. Ancak fırsat olarak görülen bu sistemde en iyi şekilde faydalanabilmek için veriye, verimliliğe ve teknolojiye ciddi yatırımlar yapmalıyız. Geleceğe tam olarak hazırlanmalıyız. Tüm bunların dışında üretimde ‘yeşil dönüşüm’ sürecini tamamlamalıyız.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ihracati-verimlilikle-katlayacak/feed/ 0
İSO Türkiye İmalat PMI martta 50,0 oldu! https://www.foxtvhaber.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-martta-500-oldu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-martta-500-oldu/#respond Mon, 01 Apr 2024 22:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8114 Üretim hafif artarken yeni sipariş ve istihdam hacminde istikrara yaklaşıldı. Yeni siparişlerdeki yavaşlama son dokuz ayın en düşük oranında kaydedildi. Girdi alımları üst üste ikinci ay artış kaydetti. Enflasyon oranları azalmakla beraber yüksek seviyelerde kaldı. Türk Lirası’nın ABD doları karşısındaki değer kaybı sektörün girdi fiyatlarında yükselişe yol açan ana unsur olmaya devam etti.

İstanbul Sanayi Odası Türkiye Sektörel PMI raporuna göre takip edilen 10 sektör arasında yeni siparişlerin arttığı tek sektör gıda ürünleri oldu. Anket kapsamında takip edilen sektörler arasında üretimini artıranların sayısı şubat ayında dört iken martta üçe geriledi. Üretimde en keskin yavaşlama tekstil sektöründe gerçekleşirken, kara ve deniz taşıtları sektöründe enflasyon yüksek seyretti. Üretimdeki durağan tablo, yeni siparişlerin gıda ürünleri dışındaki tüm sektörlerde daralmasından kaynaklandı. Martta istihdamını artıran sektör sayısı 2020’nin mayıs ayından bu yana ilk kez ikiye geriledi.

Ekonomik büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi performansında en hızlı ve güvenilir referans kabul edilen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) anketinin Mart 2024 dönemi sonuçları açıklandı. Eşik değer olan 50,0’nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, şubat ayında 50,2 olarak gerçekleşen manşet PMI, martta hafif bir düşüşle 50,0 düzeyinde gerçekleşti.

Sektörün performansındaki durağanlık, manşet endeksin ana bileşenlerindeki değişimlerin küçük çaplı olmasından kaynaklandı. Martta imalat sanayi üretimi oldukça sınırlı bir artış kaydederken, yeni siparişler ve istihdam hacimlerinde ise düşüş devam etmesine rağmen durma noktasına yaklaştı. Yeni siparişlerdeki yavaşlama son dokuz ayın en düşük oranında kaydedildi. Talep ortamındaki bu göreli iyileşme, bazı firmaları üretim ve satın alma faaliyetlerini artırmaya teşvik etti.

SATIŞ FİYATLARINDAKİ ARTIŞ SON 3 AYIN EN DÜŞÜĞÜNDE

Üretim ve girdi alımlarında üst üste ikinci kez artış kaydedilirken satın alma faaliyetlerindeki genişleme şubat ayına göre daha belirgin gerçekleşti. Buna rağmen, ilk çeyreğin sonunda hem girdi hem de nihai ürün stoklarında düşüş eğilimi devam etti. Bazı firmalar, Kızıldeniz’deki aksamalar nedeniyle girdi alımlarında gecikmelerle karşılaştı ve teslimat sürelerinde üst üste üçüncü ay artış gözlendi.

Türk Lirası’nın ABD doları karşısındaki değer kaybı sektörün girdi fiyatlarında yükselişe yol açan ana unsur olmaya devam ederken, bazı firmalar ham madde maliyetlerinde de artış bildirdi. Girdi maliyetleri enflasyonu son üç ayın en ılımlı düzeyinde gerçekleşmesine rağmen yüksek seyrini sürdürdü. Martta satış

fiyatlarındaki artış da son üç ayın en düşük seviyesinde kaydedildi. Ancak enflasyon oranı belirgin düzeyde kaldı ve seri ortalamasının üzerinde gerçekleşti.

İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI anket verileri hakkında değerlendirmede bulunan S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, şunları söyledi: “Türk imalatçıları açısından Mart bir istikrar ayı olarak kayda geçti. Yeni siparişler, yakın dönemdeki seyrini sürdürerek istikrar kazanmaya yaklaştı ve genel tabloda yaşanan bu iyileşme üretim ve satın alma faaliyetlerindeki ılımlı artışın sürmesini sağladı.

Talepteki bu eğilimin devam etmesi halinde, yılın ikinci çeyreğine girilirken büyümenin ivme kazanabileceğini ümit ediyoruz.”

YENİ SİPARİŞLER YAVAŞLAMA KAYDETTİ

Türkiye Sektörel PMI raporu, Mart ayında talepteki durgunluğun devam etmesine bağlı olarak yeni siparişlerin genele yayılı olarak yavaşladığına işaret etti.

Yeni siparişler yalnızca gıda ürünlerinde artış kaydederken, sektörlerin çoğunluğunda üretim de yavaşladı. Martta istihdamdaki genişleme de sınırlı düzeyde kaldı. Öte yandan, fiyatlar artmaya devam etti ve en yüksek enflasyon kara ve deniz taşıtları sektöründe gerçekleşti.

ÜRETİMDE EN KESKİN DÜŞÜŞ TEKSTİLDE OLDU

Anket kapsamında takip edilen sektörler arasında üretimini artıranların sayısı şubat ayında dört iken martta üçe geriledi. Üretimin arttığı sektörlerde dahi büyüme genel olarak ılımlı gerçekleşti ve yalnızca gıda ürünleri sektöründe anlamlı bir genişleme gözlendi. Üretimde en keskin düşüş ise tekstil sektöründe ölçüldü. Üretimdeki durağan tablo, yeni siparişlerin gıda ürünleri dışındaki tüm sektörlerde daralmasından kaynaklandı.

Üretimde olduğu gibi yeni siparişlerde de en sert düşüş tekstil ürünlerinde yaşandı. İhracat pazarlarında ise kısmen daha olumlu bir talep ortamı gözlendi. Üç sektörün yurt dışından alınan yeni siparişlerinde artış gerçekleşti. Martta istihdamını artıran sektör sayısı 2020’nin Mayıs ayından bu yana ilk kez ikiye geriledi. İstihdam yaratan iki sektör gıda ürünleri ile makine ve metal ürünleri oldu.

Girdi maliyetleri keskin bir şekilde artmaya devam etse de söz konusu artışlar sektörlerin çoğunluğunda şubat ayına göre hız kesti. Girdi fiyatlarındaki en sınırlı artış giyim ve deri ürünlerinde görülürken en keskin yükseliş ise kara ve deniz taşıtları sektöründe gerçekleşti.

Benzer şekilde nihai ürün fiyatlarında da en hızlı artış kara ve deniz taşıtlarında ölçüldü. Ancak hemen hemen tüm sektörlerde olduğu gibi burada da enflasyon bir önceki aya göre hız kesti. Nihai ürün fiyatlarının en yavaş arttığı sektörler ise elektrikli ve elektronik ürünler ile kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri oldu.

DÖRT SEKTÖRDE TESLİMAT SÜRELERİ KISALDI

Mart ayında tedarik zincirleri karmaşık bir görünüm sergiledi. Dört sektörde teslimat süreleri kısalırken, ağaç ve kağıt ürünleri sektörünün tedarikçi performansında rekor iyileşme kaydedildi.

Geriye kalan altı sektörde ise teslimat süreleri arttı. Talep koşullarının genel olarak durgun olması nedeniyle, Mart’ta satın alma faaliyetlerini artıran sektör sayısı üç ile sınırlı kaldı. Benzer şekilde, girdi stokları da genele yayılı düşüş kaydederken sadece gıda ürünleri ile makine ve metal ürünlerinde artış gösterdi.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-martta-500-oldu/feed/ 0
İlk yerli ve milli evirici Solarex Fuarı’nda görücüye çıkıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/ilk-yerli-ve-milli-evirici-solarex-fuarinda-gorucuye-cikiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ilk-yerli-ve-milli-evirici-solarex-fuarinda-gorucuye-cikiyor/#respond Sat, 30 Mar 2024 22:00:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7991 Enerji sektöründe ilk defa bir evirici için sertifika almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Milsan Elektronik Sanayi Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Nursaçan, “Pixel Solar Eviricileri ileri teknolojisinin uluslararası sertifikasını alarak tescillendiğini ve ilk defa enerji sektöründe bir evirici için sertifika alarak dönüm noktasına tanıklık etmenin mutluluğunu paylaşıyoruz. Türkiye’nin merkezine konumlanan ’yerli-milli, yenilikçi’ üretim yönetimi çerçevesinde 2 yıllık yoğun Ar-Ge çalışmalarının ardından, yerli üretim ve tasarım ilkeleriyle geliştirdiğimiz Pixel Solar Evirici ile Türkiye’nin enerji vizyonuna önemli bir katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Bu önemli teknolojik gelişme, sadece yerli üretim ve tasarım alanında değil, aynı zamanda enerji dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik atılmış önemli bir adımdır. Yoğun Ar-Ge çalışmalarımız, ülkemizin teknolojik altyapısını güçlendirmek ve enerji sektöründe yerli ve milli bir marka oluşturmak amacıyla gerçekleştirildi. Bu proje, sadece teknolojik bir adım değil, aynı zamanda yerli üretim, tasarım ve yazılım ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalarak gerçekleştirilmiştir. Pixel Solar Evirici, sadece enerji verimliliğine odaklanmakla kalmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir bir enerji geleceğine katkı sunmaktadır” dedi.

“SANAYİCİ OLARAK ÜZERİMİZE DÜŞENİ YERİNE GETİRMENİN GURURUNU YAŞIYORUZ”

Nursaçan, milli gelirin atağa kalkması adına çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyerek, “Türkiye Yüzyılı çerçevesinde, ülkemizin enerji sektöründe yerli ve milli üretimin uluslararası gücünü artırarak, milli gelirin atağa kalkmasına katkı sağlamak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yüksek katma değerli ve ileri teknoloji ürünü, ülkemizin genç mühendisleri ve işçileri ile birlikte ortaya konulmuştur. Bu ürün, uluslararası alanda da rekabet gücümüzü artırarak Türkiye’nin enerji sektöründeki yerini daha da güçlendirecek, ithalatı kısacak, milli gelire ivme katacak bir hamleyi temsil ediyor. Ar-Ge çalışmalarımızın başarısının bir yansıması olarak, invertörlerimiz için ’Yerli Malı Belgesi’ ve uluslararası geçerliliği olan sertifikayı da almış bulunuyoruz. Bu belgeler, ürünlerimizin kalitesini ve yerli üretim niteliğini tescil etmektedir. Bu önemli ürünümüzü, 15-17 Kasım 2023 tarihleri arasında düzenlenen İstanbul Enerji Zirvesi ve Fuarı’nda büyük bir heyecanla tanıttık. Fuarda, sektördeki önde gelen isimlerle buluşarak ürünümüzü detaylı bir şekilde paylaşma fırsatı bulduk ve geri dönüşlerle dolu bir deneyim yaşadık. Hedeflerimize adım adım ilerliyoruz. Biz, Pixel Solar İnvertörleri ile, Türk mühendisliğini global bir marka haline getirme hedefiyle hareket ediyoruz. İthal edilen yüksek teknolojiyi kısa sürede ve emsallerine göre teknik avantajlarla donatarak bu amacımıza adım adım ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.

Enerji sektörünü daha güçlü bir geleceğe taşımak için çalışmalarını sürdüreceklerini söyleyen Tahir Nursaçan, “Türk mühendisliğini, bir Alman veya Japon mühendisliği gibi dünya çapında tanınan bir marka haline getirmeyi hedefliyoruz. Ürettiğimiz invertörlerle, Türkiye’nin enerji dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine destek olmayı hedefliyoruz. Bu ürünler, Türkiye’nin yüzyıl vizyonuna uyum sağlamak üzere tasarlanmıştır. Yerli ve milli üretimi, yerli ekonomiye katkı sağlamak ve teknoloji alanında bağımsızlığı artırmak açısından önemli buluyoruz. Yerli ve milli üretim, ekonomimizin güçlenmesine, teknoloji bağımsızlığımızın artmasına ve enerji sektöründeki dışa bağımlılığımızın azalmasına katkı sağlamaktadır. Bu gelişmeyi, ülkemizin enerji geleceğine yönelik önemli bir hediye olarak değerlendiriyoruz. İnvertör teknolojisindeki yerli ve milli üretimimizle, enerji sektörümüzü daha güçlü, daha sürdürülebilir bir geleceğe taşımak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Bu büyük başarıyı sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyor, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, tüm dostlarımızı 4-6 Nisan 2024 Solarex İstanbul Enerji Fuarı’nda buluşmaya davet ediyoruz” dedi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ilk-yerli-ve-milli-evirici-solarex-fuarinda-gorucuye-cikiyor/feed/ 0
Yalova Makine OSB, Yerli, Yenilikçi ve Yeşil üretimin üssü olacak https://www.foxtvhaber.com.tr/yalova-makine-osb-yerli-yenilikci-ve-yesil-uretimin-ussu-olacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yalova-makine-osb-yerli-yenilikci-ve-yesil-uretimin-ussu-olacak/#respond Fri, 29 Mar 2024 03:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7869 Yerli, yeşil, yenilikçi, yüksek teknolojili ve yalın OSB olarak bilinen Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde çarklar dönmeye devam ediyor. Kurulumu yeni tamamlanan tesisler ile üretime hızla devam eden Yalova OSB’de 2028 yılına kadar 300 fabrika ve 20 bini aşkın istihdam hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yalova Valisi Hülya Kaya, AK Parti Yalova Milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş ve Meliha Akyol, CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı, Yalova Makine OSB Yönetim Kurulu Başkanı Direnç Özdemir ve il protokolü ilk olarak toplamda 20 fabrika ve 3 sosyal donatı projesinin temelini attı. Ardından, protokol 5 fabrika ve 3 sosyal donatı projesinin açılışını gerçekleştirdi.

“5Y İLE TÜRKİYE’YE ÖRNEK BİR OSB”

Yalova OSB’nin Türkiye’ye örnek bir OSB olduğunu belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “5Y olarak adlandırdığımız yenilikçi, yeşil, yüksek teknoloji, yalın ve yerli yaklaşımıyla hareket eden organize sanayi bölgemiz tüm Türkiye’de organize sanayi bölgelerimize örnek teşkil edecek bir model oluşturmayı başardı. Yeşil ve sürdürülebilir üretim altyapısı sunan organize sanayi bölgemiz, sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını karşılamak üzere elini taşın altına koymayı seçti. OSB’mizin bu doğrultuda yürüttüğü çalışmaların yanındayız. Ekim 2022’de bu kampüs bünyesinde temelini attığımız ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansımızın destekleriyle hayata geçireceğimiz ‘Nitelikli İstihdam Merkezi’yle çalışanlarımızı ihtiyaç duyduğumuz yetkinliklerle donatıyoruz. Aynı zamanda merkezimiz bünyesinde verdiğimiz danışmanlık hizmetleriyle firmalarımızın yalın ve dijital dönüşüm yolculuklarında yanlarında yer alacağız.” dedi.

“YALOVA MAKİNE OSB, TÜRKİYE YÜZYILI’NA HAZIR”

Yalova Makine OSB Yönetim Kurulu Başkanı Direnç Özdemir, “Cumhurbaşkanımızın Yeni Türkiye Yüzyılı Vizyonunu açıkladığı şekli ile yatırım, üretim, istihdam ve ihracat mottosu ile yürüttüğümüz çalışmalarda 2019 yılında faaliyetlerine başladığımız Organize Sanayi Bölgemizde, yola çıkarken önümüze koymuş olduğumuz 2028-2029 yılında yüzde 100 doluluğa ulaşma hedefimize emin adımlarla yaklaşıyoruz. Tam kapasite çalışmaya başladığında burada 300 fabrika üretime girecek ve 20 binin üzerinde de bir istihdam sağlanmış olacak.” dedi.

“ANADOLU 5.0 İÇİN KOLLARI SIVADIK”

Özdemir, “OSB’mizi bir yaşam alanı olarak ele alıp, Sayın Cumhurbaşkanımızın ruhsuz ve kimliksiz yapılar inşa etmeyeceğiz düsturunu kendimize ödev yaparak Anadolumuzun sivil ve otantik mimarisinden esinlenen projeler geliştirdik. OSB’mizin içerisindeki tüm yapıları Anadolu 5.0 adına verdiğimiz bu mimari konseptte inşa ettik, etmeye de devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANIMIZIN YATIRIM, ÜRETİM, İSTİHDAM VE İHRACAT VİZYONU YOL GÖSTERİCİ OLDU”

Dünyanın şu aşamada her anlamda çok zor bir süreçten geçtiğini vurgu yapan Başkan Özdemir, “Dünyanın geçtiği zor sürecin elbette ülkemize de yansımaları var ancak ülkemizin girişimcileri, ülkemizin müteşebbisleri, ülkemizin sanayicileri ve ülkemizin sanayi kapasitesi dünyanın içinden geçtiği bu zor süreci gerçek manada çok hızlı bir şekilde fırsata çeviriyor. Biz bu süreci daha da güçlenerek bu sefer daha yüksek katma değerli ürünler üreterek ve daha yüksek teknolojiye yönelerek yeni fırsatlar ortaya çıkartıyoruz. Şöyle ki elimizde çok sağlam bir reçetemiz var. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade etmiş olduğu; yatırım, üretim, istihdam ve ihracat vizyonu Yeni Türkiye’nin büyümesini ve kalkınmasını hangi prensipler çerçevesinde yürüteceğinin aslında bir nevi anayasası, bu anlamda reçetemiz çok sağlam. Nitelikli genç nüfusumuzla, jeostratejik konumumuzla, uzun yıllara dayanan endüstriyel birikimi ve kapasiteyle Türkiye dünyanın çok net olarak ifade etmek gerekir ki en önemli üretim üslerinden biridir.” dedi.

DÜNYAYA ÖRNEK, ROL MODEL OLACAK BİR OSB YAPIYORUZ

Yalova Makine OSB Yönetim Kurulu Başkanı Direnç Özdemir, dünya çapında endüstrinin ve yeniliğin itici gücü olan makine sektörünün kritik teknolojilerini yerli olarak geliştirmenin, yüksek teknolojide rekabetçi ürünler ve hizmetler sunmanın artık bir seçenek olmaktan öte bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak konuşmasına şöyle devam etti:

“Yalova Makine OSB olarak dünyaya hem teknik hem estetik anlamda model olacak hem de ölçek anlamında yüksek katma değerli, yenilikçi ve yeşil üretimin üssü olacak iddiasındayız. 7-8 sene içinde 640 hektar alanda orta ve büyük ölçekli 320 tesiste yüzde 100 doluluğa ulaşmayı hedefliyoruz. Yaklaşık 4 milyar dolarlık bir ihracat hacmine ulaşacağımızı üyelerimizle yaptığımız envanter çalışmalarının sonuç raporunda görüyoruz. Bunu neredeyse yüzde 90 dolulukla öngörüyoruz. Bizden desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve açılış ve temel atma törenimize katılarak yanımızda bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a ve bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan Yalova protokolü ve kamuoyuna teşekkürlerimi sunuyorum.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yalova-makine-osb-yerli-yenilikci-ve-yesil-uretimin-ussu-olacak/feed/ 0
Türkiye’nin bitkisel üretimi 2023’te 137 milyon tona çıktı https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-bitkisel-uretimi-2023te-137-milyon-tona-cikti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-bitkisel-uretimi-2023te-137-milyon-tona-cikti/#respond Sun, 24 Mar 2024 01:48:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7362 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen tohum dağıtım programında, tarımın tarih boyunca insanlığın varoluşunun temel dayanaklarından olduğunu söyledi.

Tarımın gıda temini için ön önemli sektörlerden olduğunu ifade eden Yumaklı, “2050 yılında tahminler onu gösteriyor ki dünya nüfusu 10 milyar olacak, ülkemiz nüfusu da yaklaşık 100 milyon, hatta 100 milyonu aşacak. Bu nüfusu doyurmak, yetecek derecede gıdayı üretmek elbette son derece kritik, önemli. Bu sorunun üstesinden gelebilmenin tek yolunun üretimde verimliliği arttırmak ve aynı alandan daha fazla üretim yapılmasını sağlamak.” diye konuştu.

 

“Bizler sürdürülebilir bir tarımsal üretim yapmalıyız”

Yumaklı, tarımda verimlilik konusunun önemine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler sürdürülebilir bir tarımsal üretim yapmalıyız. Ürettiklerimizi verimli bir şekilde üretmeliyiz. Verimli bir şekilde ürettiğimiz ürünlerin kalitesi yüksek olmalı. Geleceğe dair planlarımızı daha iyi yapabilmemiz için kayıtlılığımız yüksek seviyede olmalı ve bütün bunlardan elde edilen kazancın, gelirin tekrar sektöre yatırım olarak geri dönmesini sağlamamız gerekir. Verimlilik konusu son derece zorlu bir süreç. Tohumdan hasada kadar o zaman diliminin içerisinde bazısı bizim kontrolümüzde olan, bazısı da bizim kontrolümüzde olmayan birçok etkene, birçok önemli hususa sahip. Tohum da işte bunun en hayati, en önemli başlangıç noktası. Hastalıklara dayanıklı, bulunduğu iklime uyum sağlamış, gerçekten istenen kalitede dirençli tohumların olması tarımdaki üretimin ve verimliliğin en önemli şartı. İyi nitelikli tohumların ortalama verimi yüzde 25 oranında etkilediğini biliyoruz. Hatta bazı ürünlerde bu oran çok daha yukarılara çıkabiliyor. Bu sebeple verimlilik konusu üretimin arttırılmasında, maliyetlerin de düşürülmesinde en önemli hususlardan bir tanesi.”

 

“Ülkemiz dünyadaki tohumculukla alakalı ilk 10 ülkeden bir tanesi”

Bakan Yumaklı, tohumculuğun artık ülkelerin kendi yeterliliğinin, hatta özgürlüğünün anahtarı olarak görüldüğünü anlatarak, şöyle konuştu:

“Ülkemizde de bunu pek çok kereler ifade ediyoruz. Bu konudaki yanlış bilinen doğruların ya da doğru bilinen yanlışların kendi mecrasına dönene kadar biz de bunları tekrar etmeye devam edeceğiz. Ülkemiz dünyadaki tohumculukla alakalı ilk 10 ülkeden bir tanesi. Özellikle son dönemde tohumculukla ilgili araştırma geliştirme yapan hem firma sayısı arttı hem de bakanlık olarak özellikle Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğümüzün bu konudaki çalışmaları artık sadece ulusal düzeyde değil, uluslararası düzeye taşmış durumda. Bugün şunu söylüyorum; çok gönül rahatlığıyla dün Şanlıurfa’daydık, orada da aynı şeyi konuştuk. Her şey sıfırlanmış olsa biz yine sıfırdan başlayacak güce, kabiliyete yeterli sayıda ürünün gen bankalarımızdaki saklamış olduğumuz o nüvelerine, örneklerine sahibiz hamdolsun.”

Yumaklı, Türkiye’nin iklim koşulları açısından tohumculuğun geliştirilmesiyle alakalı büyük avantajlara sahip olduğunu, bu alanda son 22 yılda çok büyük bir aşama kaydedildiğini belirtti.

Özellikle yerli tohumun stratejik değerinin bilincinde olduklarını, bu konuda özel ve ciddi çalışmalar yapıldığını bildiren Yumaklı, gen bankasında 37 ata tohumunun diğer ürünlerle beraber koruma altında tutulduğunu dile getirdi.

“Her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı Türkiye’de üretiliyor”

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün hazırladığı ve geliştirdiği ürünleri Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) uygulayıp çoğaltarak Türkiye’deki üreticilere ulaşmasını sağladığını anlatan Yumaklı, “Şunu gururla söyleyebilirim; Türkiye’de üretilen, kullanılan her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Ülke olarak elbette bunun yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Bilimsel geliştirmelere yön vermek, bundan sonraki dönemde gelişmeye daha da açık hale getirmek bizim görevimiz.” diye konuştu.

Adana’nın önemli sertifikalı tohum üreten ve kullanan bir şehir olduğunu bildiren Yumaklı, Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi’nin bütün Türkiye’de halihazırda uygulandığını, bu proje kapsamında ziyaret ettikleri illerde tohum dağıtımı yaptıklarını anımsattı.

İşlenmeyen tarım arazilerinin etkinleştirilmesi veya kullanılması konusuna da dikkati çeken Yumaklı, “Üretimin arttırılması bizim olmazsa olmazımız. 2022 yılı sonu itibarıyla bizim bitkisel üretim rakamımız 129 milyon tondu. 2023’te bu rakam 137 milyon tona çıkmış durumda. İnşallah 2024 yılında bu rakamı çok daha ileriye taşıyacağız. Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesini uygulamaya devam edeceğiz. Bizler belli oranlarda hibelerle yüzde 50’den yüzde 75’e kadar üreticilerimizi sertifikalı tohumlarla daha verimli, kaliteli üretimler yapabilmeleri amacıyla desteklemiş olacağız.” ifadesini kullandı.

Yumaklı, Adana’da bakanlıklarının yapacağı çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

Adana Valisi Yavuz Selim Köşger de Tarım ve Orman Bakanlığınca TAKE Projesi kapsamında soya ve ayçiçeği, nohut ve kuru fasulye için 28 milyon 925 bin lirası bakanlık destekli olmak üzere toplam 54 milyon lirayı aşan tutarda tohum dağıtımı yapacaklarını ifade etti.

Köşger, TAKE Projesi gibi projelerin devletin tarımsal üretime ve gıda güvenliğine verdiği önemi çok net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı.

Adana’nın verimli topraklarıyla gıda güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Köşger, “Bu noktada ilimizde çok önemli projelere imza atılmıştır.” dedi.

Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı ve diğer katılımcılar, çiftçilere soya tohumu verdi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-bitkisel-uretimi-2023te-137-milyon-tona-cikti/feed/ 0
Bakan Kacır: Savunma sanayiinde yerlilik oranı yüzde 20’den yüzde 80’lere çıktı https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-savunma-sanayiinde-yerlilik-orani-yuzde-20den-yuzde-80lere-cikti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-savunma-sanayiinde-yerlilik-orani-yuzde-20den-yuzde-80lere-cikti/#respond Tue, 19 Mar 2024 02:24:27 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6888 Balıkesir’in teknoloji üretme ve geliştirme altyapısına yeni bir ivme kazandıracak Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin açılışı bugün gerçekleşti.

“FİKRİ OLAN ARTIK ENERJİYE DÖNÜŞTÜRSÜN”

Açılışta konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, gençleri üretime ve ticarete yönlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, “Fikri olan insanlar bunu ticarete dökmek için işte şehir ayağınızın altında, işte sanayilcierimiz burada, işte akademisyenlerimiz burada, büyükşehir yanınızda, Sanayi Bakanlığımız yanınızda, Valiliğimiz yanınızda. Fikri olan artık enerjiye dönüştürsün, sonuca dönüştürsün, ticaret olsun” dedi.

“TARIMDA AR-GE YAPACAK GENÇLER İSTİYORUZ”

Yılmaz, “Gençlerimiz burada üretim yapsın. Biz tarımda çok iddialıyız. Tarımda Ar-Ge yapacak gençler istiyoruz, inovasyon yapacak yerler istiyoruz. Biz bilimle ilgili, balıkçılıkla ilgili, yazılımlarla ilgili çok şeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz insanların. Bunları Ar-Ge olarak yapabilecek akademisyenlerle öğrencileri birleştirecek bu kuluçka merkezimiz” şeklinde konuştu.

“DÜNYA BÜYÜK BİR DÖNÜŞÜM YAŞIYOR”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise, Balıkesir’in teknoloji üretme ve geliştirme altyapısına yeni bir ivme kazandıracak Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin şehire hayırlı olmasını diledi. “21. yüzyılın başından itibaren dünya, dijitalleşmenin getirdiği yenilikçi teknolojilerle büyük bir dönüşüm yaşıyor” diyen Bakan Kacır, “Yapay zekâ, nesnelerin interneti, büyük veri ve bulut bilişim gibi yenilikçi teknolojiler sosyal hayattan iş süreçlerine, üretim modellerinden, tüketici davranışlarına kadar tüm alanlara nüfuz ederek devrim niteliğinde değişikliklere neden oluyor. Kapılarını araladığımız bu yeni dijital çağ ile birlikte üretimde ve rekabette tüm ezberler bozulmakta. Artık ucuz iş gücünün rekabetçilik unsuru olmaktan çıktığı, daha verimli çalışan, daha nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyan bir endüstri dünyasından bahsediyoruz. Türkiye olarak stratejik bu değişimi; insanı odağına alan bir kalkınma yaklaşımıyla, vatandaşlarımızın refahını artırmak ve ülkemizi daha ileriye taşımak için bir fırsat olarak görüyor ve göğüslüyoruz” dedi.

Son 22 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını temin edecek, kritik teknolojilerde atılım sağlayacak dev bir Ar-Ge ve inovasyon ekosistemini adeta sıfırdan inşa ettiklerini dile getiren Bakan Kacır, “Yenilikçi fikirlerin ürün ve hizmetlere dönüştüğü teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, Ar-Ge ve inovasyon yapan girişimlerimizin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Teknoparkları, yapay zekâdan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden yeşil teknolojilere kadar birçok alanda Milli Teknoloji Hamlesi’sinin vizyon projelerinin yürütüldüğü mekânlara dönüştürdük. Bin 600’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkezimizle, firmalarımızın Ar-Ge ve yenilikçilik kültürünü benimseyerek, daha yüksek katma değerli ürün sunmalarına imkân tanıdık ve hizmetler öze sektörümüzün Ar-Ge kültürünü benimseyerek teknoloji altyapımızda öncü rol üstlenmesini sağlayarak 22 yılda; ve inovasyon Ar-Ge harcamalarımızı 10 katına çıkarak 12 milyar dolara, tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayımızı ise 9 katına çıkarak 272 bine yükselttik.

“GEÇTİĞİMİZ YIL DEPREME RAĞMEN İHRACATTA TARİHİ BİR REKORA İMZA ATTIK”

Oluşturduğumuz Ar-Ge ve inovasyon altyapısının meyvelerini her geçen gün alıyoruz. Dünya; savaşlar, küresel salgınlar, afetler, ekonomik krizlerle boğuşurken Türkiye, son 14 çeyrektir teknoloji ve üretim odaklı büyümesine hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız deprem felaketine rağmen 255,8 milyar dolarla ihracatta tarihi bir rekora imza attık. Savunma sanayimizin başarı hikâyelerine her gün yenilerini ekleyerek yerlilik oranını yüzde 20’den yüzde 80’lere çıkardık. Türkiye’yi askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada liderliğe taşıdık. Beşinci nesil savaş uçağımız Kaan’ı göklerle buluşturduk. Savunma sanayiinde bizi başarıya ulaştıran yaklaşımı sivil alanlara taşıyarak yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık. 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük. Önümüzdeki dönemde yeni lider milli teknoloji girişimleri çıkaracağız. 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgâr türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştireceğiz. Bugün oyun geliştirmeden yapay zekaya, finansal teknolojiden kimya ve tarım tarım teknolojilerine kadar geniş yelpazade girişimleri bünyesinde barındıran Balıkesir Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Çamlık Uydu Kuluçka Merkezimizle Balıkesir’imizin girişimcilik ekosistemine yeni bir eser kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin açılış kurdalesini kesen Bakan Kacır ve protokol üyeleri, ardından öğrencilerin yaptığı teknolojik ürünlerin olduğu sergileri gezerek incelemelerde bulundu.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-savunma-sanayiinde-yerlilik-orani-yuzde-20den-yuzde-80lere-cikti/feed/ 0
Hamza Dağ’dan İzmirli tarımcılara müjde! Projeleri tek tek sıraladı https://www.foxtvhaber.com.tr/hamza-dagdan-izmirli-tarimcilara-mujde-projeleri-tek-tek-siraladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/hamza-dagdan-izmirli-tarimcilara-mujde-projeleri-tek-tek-siraladi/#respond Sun, 17 Mar 2024 01:12:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6699 Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye başkan adayı Hamza Dağ, Ödemiş’te projelerini tanıttığı tarım lansmanı düzenledi.

Lansmana Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da katıldı. Tanıtımda konuşan Dağ, “Bu buluşmada, tarım ve hayvancılık alanında çiftçilerimizin refahını artıracak ve yerel ekonomimize katkıda bulunacak projeleri hayata geçireceğiz. Bu alanda ortaya koyacağımız projeleri ise ‘İzmir Makine Parkları’, ‘Tarım ve Hayvancılıkta Büyükşehir Destekleri’, ‘Büyükşehir Tarım ve Hayvancılık Tesisleri’, ‘İzmir’in Eşsiz Köyleri’ ve ‘İzmir’in Eşsiz Köylerine Kapsamlı Desteklerimiz’ adı altında 5 ana başlıkta topladık” dedi.

‘İZMİR MAKİNE PARKLARI İLE TEMEL EKİPMAN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAĞIZ’

Toprağın daha verimli hale gelmesi, ürün çeşitliliğinin artması ve mahsullerimizde kalitenin yükselmesi için teknolojinin doğru ve etkin kullanımını teşvik edeceklerini belirten Dağ, “Bu kapsamda çiftçilerimizin yükünü hafifleteceğimiz, üretim süreçlerini kolaylaştıracağımız İzmir Makine Parkları projemizle, çiftçilerimizin temel ekipman ihtiyaçlarını karşılayacağız. Bu ekipmanlar her daim kendilerinin hizmetine sunulmak üzere hazır olacaktır. Sadece temel ekipmanları değil aynı zamanda teknolojik makine ve ekipmanları da çiftçilerimizin kullanımına sunacağız. Bu sayede ilaçlama, sulama ve gübreleme gibi işlemleri artık robotik teknoloji ve drone filosu ile gerçekleştirmek mümkün hale gelecek. Çiftçilerimize sadece bireysel destekler sunmakla kalmayacak, kooperatif ve birliklerimizin yapmış olduğu üretimlerle ilgili de makine ve ekipman desteklerimizi kapsamını genişleterek vereceğiz. Bununla birlikte ihtiyaç olan bölgelerimize sabit selektörler kuracağız. İzmir tarımı için daima ortak çalışacağımız ziraat odalarımız ve kooperatiflerimize; taş toplama, katı gübre dağıtma, kompost karıştırma, yem ezme, balya ve silaj paketleme makinaları temin ederek odalarımız aracılığıyla bunları da üreticilerimizin hizmetine sunacağız. İzmir Makine Parkları projemizle özellikle küçük işletmeci ve üreticilerimize yüksek maliyet ile ekipman edinme zorluklarına karşı somut bir çözüm sunmuş olacağız. Parklarda bulunan araç ve ekipmanlar, ekonomik fiyatlarla ve ihtiyaç duyulan süre boyunca kiralanabilecek. Bu uygulama, üreticilerimizin iş gücü ve ekipman maliyetlerini önemli ölçüde azaltacak, üretim kapasitelerini arttırmalarını sağlayacaktır” dedi.

‘YÜZDE 50 YEM BİTKİSİ TOHUM DESTEĞİ VERECEĞİZ’

Çiftçilere yenilikçi tarım uygulamalarını benimsemeleri için gerekli finansal ve teknik desteği sağlayacağını aktaran Dağ, “Bu sayede üretim maliyetinin düşmesi ve ürün kalitesinin artmasıyla çiftçimizin rekabet gücü artacaktır. Hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin tüm kooperatiflerimizin gerek üretim gerekse de satış süreçlerinde yanında olacağız. İhtiyaç duydukları tedariklerle ilgili gerekli destekleri vereceğiz. Küçük işletmelerimiz ve üreticilerimiz için yem, ilaç ve gübre desteği uygulamalarını devamlı hale getireceğiz. Ülkemizin tarım politikaları çerçevesinde yer altı su kaynaklarımızı merkeze alarak hareket edeceğiz. Üreticilerimize yem bitkisi üretimleri için, yüzde 50’si bizden kampanyası çerçevesinde tohum desteği vereceğiz. Ayrıca küçük işletmelerimize seralar için düzenli olarak plastik örtü dağıtımı yapacağız. Gelir getirici ürünlerde fidan ve tohum desteğimizi de düzenli ve sürekli hale getireceğiz. Kestane, incir, zeytin gibi benzer ürünler için büyükşehir belediyesi olarak sözleşmeli ve planlı üretimi hayata geçireceğiz. Üreticilerimizin ürettikleri ürünleri değer kaybı yaşamadan satabilmeleri için kooperatiflerimize ve birliklerimize, büyükşehir belediyemizin öncülüğünde sözleşmeli üretim yaptıracağız, alım garantisi vereceğiz. Böylelikle çiftçilerimizin ürünlerini İzmirlilerle buluşturacağız. Tüm sosyal marketlerimizin rafları kendi ürettiğimiz ürünlerle dolacaktır” diye konuştu.

‘LİSANSLI DEPOLARIN SAYISININ ARTMASINI SAĞLAYACAĞIZ’

Başta hububat olmak üzere tüm ürünler için lisanslı depoların sayısının artmasını sağlayacaklarını belirten Dağ, Şöyle devam etti:

“İzmir’imizin benzersiz lezzetlerini, yöresel ürünlerimizi korumak ve tanıtmak adına, coğrafi işaretleme çalışmalarına ağırlık vereceğiz. Yöresel ürünlerimizin ulusal ve uluslararası arenada tanıtımını yaparak, İzmir’imizin zengin tarımsal çeşitliliğini ve kültürel mirasını daha da değerli kılacağız. Çiçeklerimizin ve diğer tarımsal ürünlerimizin uluslararası piyasalarda pazar değerinin artması için gerekli belgeleme ve sertifikasyon çalışmalarına katkı sunacağız. Ayrıca elektronik ürün sertifikası ile zeytinyağımızın, uluslararası piyasalarda kabul görmesi için gerekli adımları hızlıca atacağız. Kurutma tesislerimizin sayısını artıracağız. Böylelikle meyve ve sebzelerimizin modern kurutma tesislerinde kurutulup paketlenmesi yoluyla üreticimizin daha çok kazanç elde etmesini sağlayacağız.”

‘BÖLGEYE MODERN BİR ‘HAYVAN PAZARI’ KAZANDIRACAĞIZ’

Büyükbaş hayvancılıkta İzmir’in Türkiye’de en önde gelen illerinden birisi olduğunu aktaran Dağ, “Şehrimizde 800 bine yakın büyükbaş hayvan bulunmaktadır. Büyükbaş hayvancılığının yanı sıra, arıcılık, kümes hayvancılığı ve su ürünleri gibi birçok hayvancılık faaliyetiyle ülkemizde ve bölgemizde önemli bir merkez konumundadır. İzmir’imizde, 1 milyona yakın küçükbaş, 20 milyonun üzerinde kümes hayvanı ve 250 bin civarı kovan bulunmaktadır. Bölgemize modern bir ‘Hayvan Pazarı’ kazandıracağız. Fiziki imkanlarıyla rahat ve sağlıklı bir ortam sunacağız. İnşallah göreve geldiğimizde tam donanımlı bir mezbahayı Bayındır’a ve bölgemize kazandıracağız. Küçük işletme ve üreticilerimiz için ‘Hayvan Çadırı’ ve yem depolama için branda desteği sağlayacağız. Ayrıca dağ köylerimizde küçükbaş hayvan sayısının artırılması için çeşitli projelerimiz olacak. Kanatlı hayvan yetiştiriciliği ve yumurta üretiminde önemli bir potansiyele sahip olan Torbalı’yı ve bölgemizi bu alanda önemli bir merkez haline getireceğiz” dedi.

‘SÜT TOPLAMA MERKEZLERİNİN SAYISINI ARTIRACAĞIZ’

Sütün toplanmasından tüketiciye ulaşmasına kadar olan aşamalarda kooperatifler ve birlikler üzerinden üreticinin durumlarını sürekli olarak takip edeceklerini dile getiren Dağ, ” Odalarımız ve kooperatiflerimizle birlikte hareket ederek süt toplama merkezlerinin sayısını artıracağız. Soğuk süt depolama tesislerinin sayısını artıracağız. Böylelikle sütün işlenmesi ve değerlendirilmesi süreçlerini daha sistemli ve verimli hale getireceğiz. Süt sağımı için gerekli hijyen setlerini, daldırma kaplarından biberonuna kadar ücretsiz bir şekilde küçük işletmelerimize temin edeceğiz. İZTARIM Süt İşleme Fabrikası’nın 88 bin 400 litre olan kapasitesinin verimli bir şekilde kullanımını sağlayacağız. Böylelikle hem istihdam noktasında pozitif etki oluşturacak hem de İzmir’in ürünlerini daha görünür hale getireceğiz ve marka değerlerini artıracağız” diye konuştu.

‘ARILI KOVAN VE EKİPMAN DESTEKLERİMİZ OLACAK’

Küçük işletmelerin ve üreticilerin buzağı ve kuzu kayıplarının önüne geçilmesi için gebe hayvanların doğum öncesi aşılanmasını sağlayacaklarını belirten Dağ, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yapılacak tüm aşılamaların ‘el emeği ücretini’ karşılayacağız. Bölgemizde arıcılık faaliyetlerinin çok yaygın olduğunu biliyoruz. Bu alandaki gelişimi artırmak için bal ormanlarımızın sayısını arttıracağız. Üreticimize arılı kovan ve ekipman desteklerimiz olacak. Kooperatiflerimiz ve birliklerimizle sözleşmeli üretim yapacak, alım garantisi vereceğiz. Bu bölgenin balını bir marka haline getireceğiz. Üreticilerimizin kovanlarından çıkan balları sosyal marketlerimiz ve esnaflarımız aracılığıyla hemşerilerimizle buluşturacağız” dedi.

“Hayvancılıkla iştigal eden, rızkını bu yolla çıkaran vatandaşlarımızın su kullanımında indirim yapacağız” diyen Dağ, “Bunun yanında bakanlık TÜRKVET sisteminde kaydı olan hayvancılık işletmelerinin su tarifelerinde özel indirimler gerçekleştireceğiz. Hayvan içme suyu tesisleri yapacağız. Membran ve kil kaplamalı hayvan içme suyu göletleri oluşturacağız. İhtiyaç olan bölgelerimizde beton ve saç sıvatlar yapacağız. Meralarımızın ıslah edilmesini sağlayacağız. Böylelikle üreticilerimizin maliyetlerini düşürmüş olacağız” dedi.

‘TARIM VE HAYVANCILIK TEKNOPARKI KURCAĞIZ’

Yenilikçi tarım ve hayvancılık tekniklerinin geliştirilmesi için üniversitelerle şehre Tarım ve Hayvancılık Teknoparkı kuracağını aktaran Dağ, şöyle devam etti:

“Bunun yanında tarım alanında kuracağımız organize sanayi bölgeleriyle belli başlı ürünlerde İzmir’imizi marka şehir yapacağız. Bayındır’da şu an çalışmaları devam eden Tarıma Dayalı Seracılık ve Çiçekçilik Organize Sanayi Bölgesi’ni hayata geçirerek 100 hemşerimize istihdam sağlayacağız. Büyükşehir olarak peyzaj çalışmalarımız için ihtiyaç duyduğumuz çiçeği, Küçük Menderes bölgesinden temin edeceğiz. İzmir’in zengin tarım ürünlerini öne çıkarmak ve turizmi canlandırmak için Tematik Köy Projeleri’ni hayata geçireceğiz. Ovacık yayla çileğinin üretimini artırmak için özel bir çalışma yürütecek, tanıtım ve pazarlama noktasında da İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak öncülük yapacağız. Hâlihazırda gerçekleştirilen onlarca benzersiz festivallerimizi daha da büyütecek, genişleteceğiz.”

‘KESTANE ÜRETİCİLERİ İÇİN AYRI BİR SOĞUK HAVA DEPOSU İNŞA EDECEĞİZ’

Kırsal bölgelerde soğuk hava depoları kuracağını söyleyen Dağ, “Beydağ’da özellikle kestane üreticilerimiz için ayrı bir soğuk hava deposu inşa edeceğiz. Şehrimizden yolu geçen herkese ulaşması için yol üstü tarım pazarları projemizi hayata geçireceğiz. Direkt satışın sağlayacağı ekonomik avantajlarla, aracıları ortadan kaldırarak üreticilerimizin daha fazla kazanç elde etmelerine olanak tanıyacağız. Bu pazarlar sayesinde İzmir tarımının tanıtımını da sağlamış olacağız. Ürünlerimizin ulusal ve uluslararası pazarlarda hak ettiği değeri görebilmesi için, ürünlerinizin marka değerini daha fazla arttırmak, daha uzun süre taze kalmasını sağlamak ve lojistik maliyetlerini düşürmek için modern paketleme tesisleri kuracağız. Kadın kooperatiflerimizin ürünlerini işleyip, depolayacak tesislerimizi özellikle hayata geçireceğiz” dedi.

‘KÖY KONAKLARINI, İLÇE BELEDİYELERİMİZLE BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ’

İzmir merkezine uzak olan ilçe ve köylere toplu taşıma seferleri düzenleyecek ve bu seferlerin sayılarını arttıracağını aktaran Dağ, “Aynı zamanda mahallelerimizdeki otobüs duraklarını modernize edeceğiz. Köylerimizin güvenliğini üst seviyeye çıkarmak adına MOBESE kameraları sistemini hayata geçireceğiz. Mahallelerimizde yaşayanların bir araya gelip etkinlikler düzenleyebileceği köy konaklarını, ilçe belediyelerimizle birlikte inşa edeceğiz” dedi.

‘GENÇLER İÇİN KÜLTÜR SANAT TURLARI DÜZENLEYECEĞİZ’

İlaçlama çalışmalarına ağırlık vereceklerini aktaran Dağ, “Sağlığımıza zarar veren sinek, haşere, kene gibi zararlı organizmaları kontrol altında tutacak, bunlardan bulaşabilecek salgın hastalıkları engelleyeceğiz” diye konuştu.

Mahallelere, ilçe belediyeleriyle çocuk parkları yapacaklarını da kaydeden Dağ, gençleri kültür ve sanatla buluşturmak, onlara ilham vermeyi sağlamak; kişisel gelişimlerine katkı sunmak amacıyla kırsal bölgelerimizden merkeze ve diğer illere, bunun yanında merkezden kırsal bölgelere kültür sanat turları düzenleyeceklerini kaydetti.

Büyükşehir belediye bürokratları ve ilgili kamu kurumlarının müdürleriyle birlikte ilçelere ve mahallelere sık sık geleceğini belirten Dağ, “Hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin tüm mahalle bağlantı yollarımızı sıcak asfalt yapacağız. İhtiyaç duyulan yeni yolların yapımını gerçekleştireceğiz. Mahalle bağlantı ve arazi yollarımıza 5 yılda 25 milyon metrekare bakım ve onarımı sağlayacağız. Kırsaldaki üretim yollarımızın yani tarla içi yolların sorunlarını gidermek için var gücümüzle çalışacağız. Kırsal ilçelerimizde özel aile mezarlıkları için alınan afaki ücretleri kaldıracağız. Bölgemizde ağaçlandırma faaliyetlerine önem vereceğiz. Vasfını yitirmiş orman arazilerini ağaçlandırarak hemşerilerimize emanet edeceğiz” ifadesine yer verdi.

‘SU ABONELİK FİYATLARINDA YÜZDE 50 İNDİRİM UYGULAYACAĞIZ’

Şu anda 25 bin lira gibi bir bedeli olan su abonelik fiyatlarında göreve gelir gelmez indirime gideceğini belirten Dağ, “İlk abonelik fiyatında tam yüzde 50 indirim uygulayacağız. İzmir’in en uç noktasında da sağlıklı suya erişilebilmesi için altyapı yenileme çalışmalarımızı ihtiyacı olan mahallelerde hayata geçireceğiz. Sulama birliklerimizin ve kooperatiflerimizin kuracakları güneş enerjisi projelerini büyükşehir olarak destekleyeceğiz. Bu sayede üreticilerin daha ucuz suya ulaşmalarını sağlayacağız. Devlet Su İşleri (DSİ) ile birlikte dere ıslahlarını yapacak, yağmur baskınlarında tarım alanlarımızın zarar görmesini, üreticilerimizin kayba uğramasını önleyeceğiz. DSİ’yle birlikte modern sulama sistemlerine geçiş yapacağız. Tarla sulama suyu projelerini ihtiyaç olan bölgelerde hayata geçireceğiz. Damla sulama için hortum ve ekipman desteklerinde bulunacağız. Jeotermal kaynaklarımızı gün yüzüne çıkarıp, bu alanlarda tarıma dayalı ihtisas organizeler kurulmasına öncülük edeceğiz. Organize seracılık bölgelerimizin sayısının artmasını sağlayacağız. İhtiyaç olan bölgelerde Tarımsal ve hayvan sulama göletleri yapacağız. Su israfımızı minimuma indireceğiz. Yine aynı şekilde ihtiyaç olan bölgelerimize rampa ve kantar sistemlerini kuracağız” dedi.

‘ÜCRETSİZ GÖZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETİ SUNACAĞIZ’

Dağ aynıca, merkeze ve ilçelere uzak köylere Mobil Diş ve Göz Sağlığı TIR’ları göndererek ücretsiz göz ve diş sağlığı hizmeti ve buralarda yaşayan gençler için sınava hazırlık online etüt desteği sunacaklarını da kaydetti.

Lansmana katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, teşekkürlerini sunarak, adaylara başarılar diledi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/hamza-dagdan-izmirli-tarimcilara-mujde-projeleri-tek-tek-siraladi/feed/ 0
Türkiye, E5000 ile yeni bir döneme başlıyor! https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-e5000-ile-yeni-bir-doneme-basliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-e5000-ile-yeni-bir-doneme-basliyor/#respond Sat, 16 Mar 2024 00:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6586 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Eskişehir’de üretilen elektrikli anahat lokomotifine ilişkin, ‘TCDD Taşımacılık AŞ’nin ihtiyaçlarına uygun, 5 megavat gücünde, ‘TSI’ yani Avrupa Birliği Demiryollarında Karşılıklı İşletilebilirlik Sertifikası’na sahip, yük ve yolcu taşımacılığı yapabilecek, saatte 140 kilometre hıza sahip, TÜRASAŞ marka yeni nesil bir elektrikli anahat lokomotifi geliştirdik.’ dedi.

Demir yolu sektörünün öncü kuruluşları TÜRASAŞ ve TCDD Taşımacılık arasında 95 adet elektrikli anahat lokomotifinin temini için bir araya geldiklerini söyleyen Uraloğlu, son dönemde demir yolu alanında önemli işlere imza attıklarını, Sivas’ta ülkenin en modern ve en büyük “Boji Üretim Fabrikası”nın açılışını yaptıklarını dile getirdi.

Uraloğlu, demir yolu taşımacılığında kullanılan her türlü aracın ihtiyacı olan bojileri bu fabrikada üreteceklerini, şimdi de TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde 95 adet “Eskişehir 5000 Elektrikli Anahat Lokomotifi”nin üretimini başlatacaklarını ifade etti.

Cumhuriyet’in yeni asrı için hayal edilen, yıllardır hazırlığı yapılan projeleri daha da hızlandıracaklarını vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Bu yüzyıl, ülkemizin dünya tarihine ‘Sanayisi güçlü, teknolojisi milli bir Türkiye’ vizyonuyla damga vurduğu bir dönem olacak. Zaten daha şimdiden Sayın Cumhurbaşkanı’mız liderliğindeki son 22 yılda yerli sanayimizi geliştirerek imal ettiğimiz milli teknoloji ürünleriyle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk.

Ülkemizin savunma sanayisi başta olmak üzere makine, medikal, ulaştırma, elektrik, elektronik gibi orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünleri ihracatı 2023’te 100 milyar dolara yaklaştı.

Bundan yaklaşık 60 yıl önce TÜRASAŞ’ın Eskişehir tesislerinde üretilen ‘Devrim’ otomobilini engelleyenlere de Togg ile cevap verdik. Kendi arabamızı üreterek milletimizin bir özlemini, bir hayalini daha gerçeğe dönüştürdük.”

Uraloğlu, Bakanlığın en önemli iletişim yatırımları arasında bulunan TÜRKSAT 6A’yı haziran ayında uzaya fırlatacaklarını söyledi.

“MİLLİ BANLİYÖ TREN SETİ PROTOTİP ARAÇ ÜRETİMİ ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR”

Demir yolu araçlarının üretiminde sektör paydaşlarını bir çatı altında toplayarak raylı sistem üretim süreçlerinde yeni bir ivme ve sinerji yakaladıklarını bildiren Uraloğlu, TÜRASAŞ’ı Orta Doğu’nun en büyük raylı sistem araç üreticilerinden birine dönüştürdüklerini dile getirdi.

Uraloğlu, Türkiye’de yerli imkanlarla uluslararası standartlarda yeni nesil lokomotifler, dizel ve elektrikli tren setleri, yolcu ve yük vagonları, cer konvertörü, cer motoru, dizel motor, tren kontrol yönetim sistemi gibi ana, kritik ve alt ürünlerin imal edildiğini anlattı.

Geçen yıl yüzde 70 yerlilikle üretilen yerli ve milli sürücüsüz metro aracının raylara indirildiğini hatırlatan Uraloğlu, “Saatte 160 kilometre hıza sahip ‘Yeni Sakarya’ ismini verdiğimiz ilk yerli ve milli elektrikli tren seti projemizde 2 prototip seti tamamlayarak hizmete sunduk ve seri üretimine başladık. 2030 yılına kadar bu tren setlerinin sayısını 56’ya tamamlamayı planlıyoruz.

Saatte 225 kilometre hıza sahip ‘Milli Elektrikli Hızlı Tren Seti Projesi’nde de tasarım çalışmalarında son aşamaya geldik. Bu yıl prototip üretimin tamamlanmasını planlıyoruz. Milli Banliyö Tren Seti prototip araç üretimi çalışmalarımız da devam ediyor.” dedi.

Uraloğlu, TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğünün, lokomotif, boji, elektrik makineleri, motor, vagon, talaşlı imalatlar ve kimyasal işlemler fabrikalarından oluşan 7 fabrikayla bütünleşmiş dev bir üretim merkezi olduğunu, bugüne kadar 912 adet çeşitli tipte lokomotif, 11 bin 974 çeşitli tipte vagon üretiminin gerçekleştirildiğini belirtti.

“CARİ AÇIĞIN AZALTILMASINA BÜYÜK KATKI SAĞLADIK”

Bakan Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 22 yılda demir yolu alanında hayata geçirilen projelere değinerek, “Şimdi de 2023 yılında yerli ve milli imkanlarla ürettiğimiz 5 bin kilovatsaat güce sahip ilk elektrikli anahat lokomotifi olan E5000 ile yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz.

TCDD Taşımacılık AŞ’nin ihtiyaçlarına uygun, 5 megavat gücünde, ‘TSI’ yani Avrupa Birliği Demiryollarında Karşılıklı İşletilebilirlik Sertifikası’na sahip, yük ve yolcu taşımacılığı yapabilecek, saatte 140 kilometre hıza sahip, TÜRASAŞ marka yeni nesil bir elektrikli anahat lokomotifi geliştirdik.” diye konuştu.

Uraloğlu, bu alandaki ilklerin ve enlerin projesi olarak da kabul edilen Eskişehir 5000 projesinin öne çıkan birçok özelliğinin bulunduğuna dikkati çekti.

Her biri 1280 kilovatsaat gücündeki cer motorlarının, bugüne kadar Türkiye’de tasarlanan en yüksek güçlü cer motoru özelliğine sahip olduğunu vurgulayan Uraloğlu, şunları söyledi:

“Cer konvertörlerinin her biri 2,5 megavat gücünde olup bir raylı sistem aracı için ülkemizde tasarlanan en yüksek güçlü yüksek gerilim cer konvertörüdür. Ayrıca anahat lokomotifler için yerli olarak tasarlanmış ilk araç gövdesi, ilk boji ve ilk tren kontrol ve yönetim sistemi bu projemizle hayata geçmiştir.

Üstelik Eskişehir 5000 Lokomotif için geliştirilen tüm ana bileşenler ayrı birer ürün olarak ihraç edilebilir kritik teknolojiye sahip ürünlerdir. Bu ürünler, TCDD Taşımacılık bünyesindeki mevcut lokomotiflerde de hem yedek parça hem de modernizasyonları kapsamında kullanılabilecektir.”

Projenin TÜBİTAK, üniversite ve özel sektör kuruluşlarının birlikte çalışması bakımından da iyi bir örnek olduğunu dile getiren Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Lokomotifimizi üretirken 115 yerli tedarikçiyle çalışarak ekonomiye ve cari açığın azaltılmasına büyük katkı sağladık. Proje kapsamında geliştirdiğimiz tüm çıktılar, katma değeri yüksek ve daha önce Türkiye’de tasarımı yapılmamış ürünlerdi. Elde edilen bilgi birikimi ve tecrübeyle ülkemizin ihtiyacı olan raylı taşıtlardaki yerlilik oranını artırdık.

Lokomotifimizin yerlilik oranı şu an için yaklaşık yüzde 65 ama seri üretimle bu rakamı yüzde 80’e çıkarmayı planlıyoruz. Buradan gururla belirtmek istiyorum ki artık lokomotif sektöründe kendi teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biriyiz. Elde ettiğimiz tecrübe ve bilgi birikimi sayesinde yurt dışına bağımlılığımız kalkmış durumdadır. Hayırlı uğurlu olsun.”

Törende, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, TCDD Taşımacılık AŞ Genel Müdürü Ufuk Yalçın, TÜRASAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Metin Yazar, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ve AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu da katılımcılara hitap etti.

Konuşmaların ardından TÜRASAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Yazar ile TCDD Taşımacılık Genel Müdürü Yalçın, 95 adetlik Elektrikli Anahat Lokomotifi Sözleşmesi’ni imzaladı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiye-e5000-ile-yeni-bir-doneme-basliyor/feed/ 0
Bakan Kacır’dan İmamoğlu’nun sözlerine net cevap! https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacirdan-imamoglunun-sozlerine-net-cevap/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacirdan-imamoglunun-sozlerine-net-cevap/#respond Tue, 12 Mar 2024 05:12:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6282 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, açılış ve temel atma törenlerine katılmak üzere Yalova’ya geldi. İlk olarak valiliği ziyaret eden Bakan Kacır, çıkışta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İMAMOĞLU’NA NET CEVAP

Bakanların İstanbul’a gelmesine tepki gösteren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştiren Kacır, “Türkiye’nin her yerinde, bakan arkadaşlarımız, bizler elbette sahadayız. Sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin her yerinde, sadece seçim döneminde değil, her daim gayretlerimizi sürdürüyoruz. Ben geçtiğimiz günlerde Zonguldak’taydım, Batman’daydım, Giresun’daydım.

Bütün bakanlarımız da Türkiye’nin dört bir yanında her daim, özellikle kendi alanlarında, Türkiye’nin ekonomik kalkınma yolculuğuna katkı sunmaya dönük gayretlerini, çalışmalarını tabii olarak sürdürüyorlar. Tabii biz nihayetinde Türkiye’nin tüm şehirlerinden mesulüz ve sorumluyuz. Sorumluluğumuzu yerine getirmek için gayret ediyoruz.

Ama ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul adayına sormak gerektiğini düşünüyorum. Kendisi geçtiğimiz yıl 14 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde kendisini, hayali cumhurbaşkanı yardımcısı ilan ederek, İstanbul’dan 700 kilometre ötede mitingler yapıyordu. Acaba o mitingleri yaparken, İstanbul’un ulaşım sorununu mu çözüyordu. Şehrini değil şöhretini, kentini değil kendini düşünerek, İstanbul’dan bin kilometre ötede hayali cumhurbaşkanı yardımcısı olarak miting yaparken, İstanbul’un deprem sorununa yönelik bir çalışma mı yürütüyordu? Aslında kendisine bunları sormak gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Bakan Mehmet Fatih Kacır, Yalova Belediyesi’nin ziyaretinin ardından esnaf ziyareti de yaparak hem esnafla hem de vatandaşlarla sohbet etti.

‘TEKNOLOJİ ÜRETEN TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETTİK’

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yalova Meyve Suyu Üretim Tesisi’nin açılışını gerçekleştirdi. Törende konuşan Bakan Kacır, “Yurdun dört bir yanını ulaştırmadan sağlığa, turizmden ticarete, teknolojiden savunma sanayine, güvenlikten tarıma kadar her alanda eserlerle, hizmetlerle adeta ilmek ilmek dokuduk. Adeta sıfırdan inşa ettiğimiz araştırma, geliştirme ve inovasyon ekosistemizle, altyapısı güçlü planlı sanayi alanlarımızla ve girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel üretim üssü haline getirdik. Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı tahkim edecek hamleleri bir bir hayata geçirerek milli, yerli ve özgün, teknoloji geliştiren, teknoloji üreten Türkiye’yi inşa ettik. Artık ürettiği askeri İnsansız Hava Araçları (İHA) ile terörü vatan toprağından silen, 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini, devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştüren bir Türkiye var. Makus talihini yenmiş, yeniden dirilişini gerçekleştirmiş, kadim tarihinden aldığı ilhamla geleceğe umutla bakan güçlü, büyük Türkiye. ‘Türkiye Yüzyılı’ adını verdiğimiz cumhuriyetimizin ikinci asrı da inşallah ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine yükselişinin, milletimizin layık olduğu noktaya taşımanın asrı olacaktır” dedi.

‘133,3 MİLYAR LİRA YATIRIMIN ÖNÜNÜ AÇTIK’

Yalova’ya 22 yılda yapılan hizmetleri anlatan Kacır, şunları söyledi:

“Tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’yi inşa ederken, yatırım teşvikleriyle, sanayi sektörümüze, KOBİ’lerimize sağladığımız imkanlarla ve bölgesel kalkınma projelerimizle, son 22 yılda Yalova’mızı da ihya ettik. Yalova’ya yaptığımız yatırımlarla, eser ve hizmetlerimizle şehrin çehresini değiştirdik. Düzenlediğimiz 628 yatırım teşvik belgesiyle şehrimizde 133,3 milyar lira yatırımın ve 48 bin 500’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Yalova’mızın kalkınmasının baş aktörü olarak gördüğümüz KOBİ’lerimize can suyu olduk. 22 yıl öncesine kadar parmakla sayılabilecek kadar az KOBİ, KOSGEB desteklerinden faydalanırken; bu sayıyı 452 milyon liranın üzerinde destekle 5 bin 100’ün üzerine çıkardık. 22 yıl önce Yalova’mızda Organize Sanayi Bölgesi (OSB) yoktu. Şehrimize 4 OSB kazandırdık. Organize sanayi bölgelerimizde 5 bin yeni istihdam oluşturduk. Şehrimizi bilimde ve teknolojide daha ileriye taşımak için; TÜBİTAK akademi, bilim insanı ve özel sektör Ar-Ge destek programları kapsamında 73 projeye ve 133 bilim insanına 342 milyon lira destek sağladık. Türkiye’nin teknoloji üssü olma yolundaki yürüyüşünde, Yalovalı gençlerimizin de yer alması adına Yalova’da Deneyap Teknoloji Atölyesi kurduk. Yalova’mızın yerel tatlarını, lezzetlerini koruduk, dünyaya tanıttık. Yalova aronyası, Çınarcık işi ve Yalova kivisini coğrafi işaretle tescilledik. Kalkınma Ajansı mali ve teknik destek programları ve merkezi programlar vasıtasıyla kadın ve genç istihdamını destekliyoruz. Şehrimizin tarımda, katma değerli üretim potansiyelini harekete geçiriyoruz. Yalova’yı her alanda kalkındırma yolculuğunda hızlandırıyoruz. Bugüne kadar kamu kurumlarımızın, mahalli idarelerimizin, üniversitelerimizin, özel sektörümüzün ve sivil toplum kuruluşlarımızın 171 kalkınma projesine 291 milyon lira destek olduk.”

‘4,4 MİLYON LİRA DESTEK VERDİ’

Söz konusu tesisin kadın ve genç istihdamına katkı sağlayacağını anlatan Kacır, “Kadınlarımız ve gençlerimizin iş hayatına aktif katılımlarını sağlayacak, şehrimizin tarımsal kalkınmasını destekleyecek ‘Üzümsü Meyvelerle Yalova’da Kır Kent Elele’ projesinin açılışını gerçekleştiriyoruz. Doğu Marmara Kalkınma Ajansımız MARKA’nın 4,4 milyon lira destek verdiği bu proje ile şehrimizin coğrafi işaretli ürünleri Yalova aronyası ve Yalova kivisi başta olmak üzere, üretilen meyvelerin işlenmesi için bir meyve suyu üretim hattı ama aynı zamanda bir kuluçka merkezi kurduk. Yerel meyve üretiminin sürdürülebilirliğini destekleyecek, bölgesel kalkınmayı hızlandıracak bu tesisi, meyve üreticilerimizin, kooperatiflerimizin hizmetine sunduk. Aynı zamanda şehrimizin meyve üretiminde verimliliği, kaliteyi ve sürdürülebilirliği artırmak için 20 vatandaşımıza eğitim vererek, eğitim faaliyetlerine başladık” diye konuştu.

‘BİZİM AJANDAMIZDA FARKLI HEDEFLER YOK’

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için destek de isteyen Kacır, şöyle konuştu:

“Yalova, 1999 depreminde en fazla yara alan illerimiz birisidir. Allah, aynı acıları bir daha yaşatmasın. Şehrimizin küllerinden yeniden doğmasına, güçlenmesine, yenilenmesine hükümet olarak muazzam katı sunduk. Yalova, son 22 yılda hızla toparlanarak ülkemizin en cazip, en gözde şehirlerinden biri haline geldi. Afetlere dayanıklı, güvenli, güçlendirilmiş şehirler ancak gerçek belediyecilik anlayışı ile kurulur, imar edilir. Şimdiye kadar her yerde gerçek belediyecilik yaptık, gönül belediyeciliği yaptık, bundan sonra da Türkiye’nin dört bir yanında bu anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Çünkü bizim ajandamızda farklı siyasi ikballer, farklı hedefler yok. Bizim ajandamızda sadece millete kesintisiz hizmet etmek, şehirlerimizi daha da ileriye taşımak, büyük ve güçlü Türkiye hedefini gerçekleştirmek var. Yalova’mız, bu anlamda inanıyorum ki 31 Mart’ta emaneti ehline teslim edecek ve şehirlerimize yatırım yapmaya, potansiyellerini harekete geçirerek kalkınma hareketini yerelden genele taşımaya devam edeceğiz. İnanıyoruz ve biliyoruz ki milletimiz artık ağır bedeller ödeyerek, zorluklara göğüs gererek elde ettiği kazanımlarından ödün vermeyecek. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde müreffeh, daha itibarlı, daha güçlü Türkiye için yürüyüşümüz devam edecek.”

‘ÜLKENİN KALKINMASINA KATKI SUNAN HERKES BAŞ TACIMIZ’

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’ne katıldı. İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk’ün dua etmesi ve butona basılması ile başlayan programa Vali Hülya Kaya, AK Parti Yalova milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş, Meliha Akyol, CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı, Yalova OSB Başkanı Direnç Özdemir ile kurum müdürleri katıldı.

Törende konuşan Bakan Kacır, “İnanıyorum ki bundan sonra da bu ülkenin potansiyeline, beşeri sermayesine, insan kaynağına güvenen yatırımcılarımız, şehrimizin örnek sanayi altyapısını, yatırım teşviklerimizi iyi şekilde değerlendirerek harekete geçirecekler. Şehrimizi üretim ve istihdamın dinamosu yeni fabrikalarla buluşturacaklar. Bizler de Türk ekonomisine güvenen, bu ülkenin kalkınmasına katkı sunan herkesi baş tacımız etmeye devam edeceğiz. Ülkemizin güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısını, ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızın sigortası, kalkınmamızın teminatı olarak görüyoruz. Bu anlayışla siyasi istikrarsızlık, terör ve yanlış sanayi politikaları neticesinde akamete uğramış hikayeler tarihine dönüşmüş, sanayileşme tarihimizin seyrini, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 22 yılda değiştirdik. Hayal olarak ifade edilen nice eserleri ve projeleri adım adım gerçeğe dönüştürdük. Ve şimdi yine Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleştirdiğimiz Milli Teknoloji Hamlesi’yle özgün, yenilikçi ve rekabetçi üretim altyapımızı güçlendiriyoruz” dedi.

‘491 MİLYAR LİRALIK SABİT YATIRIMI TEŞVİK ETTİK’

Makine sektörünün ihracatının 22 yılda 12 kat arttığına dikkat çeken Kacır, şunları söyledi:

“Sanayileşme hamlemizden en üst düzeyde yararlanan sektörlerden biri de kuşkusuz ihracatını 22 yılda 12 kat artırarak 25 milyar dolara çıkaran makine sektörümüz. Tüm dünyada sanayileşmenin ve inovasyonun itici unsuru olan makine sektöründe, ülkemizin üretim yetkinliklerini artırmayı, kritik teknolojileri milli olarak geliştirebilmeyi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunabilmek için bir tercihten öte zorunluluk olarak değerlendiriyoruz. Sektörümüzü katma değeri yüksek üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programlarını, bütüncül bir bakış açısıyla uyguluyoruz. Bugüne dek makine ve makine aksam imalatı için yatırımları için 9 bin 400’den fazla yatırım teşvik belgesi düzenledik. 491 milyar lira tutarında sabit yatırımı teşvik ederek 182 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Sektörümüzün Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin gelişimi için teknoparklarımızda halihazırda faaliyet gösteren, 486 teknoloji girişimimize, 170 Ar-Ge ve 36 tasarım merkezimize bugüne dek 20 milyar 500 milyon lira destek sağladık. Katma değerli üretimi artıracak, cari açığı azaltacak projeleri, Ar-Ge aşamasından yatırım aşamasına kadar desteklediğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında makine sektöründe 18 projeyi destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde girişimcilerimizle el ele Ar-Ge kapasitemizi güçlendirmeye, ikiz dönüşümü başarıyla uygulayarak sektörümüzün küresel rekabetçiliğini daha üst seviyelere çıkarmaya devam edeceğiz.”

‘OSB’LERİMİZİN SAYISINI 192’DEN 361’E ÇIKARDIK’

Tüm sektörlerde en önemli konunun yatırım yeri ihtiyacı olduğunu söyleyen Kacır, “Son 22 yılda bu anlamda büyük bir atılım gerçekleştirdik. Planlı sanayileşme hamlesi ile OSB’lerimizin sayısını, 192’den 361’e çıkardık. OSB’si olmayan il bırakmadık. Yalova’mız, Bursa, Kocaeli, İstanbul gibi Türk sanayisinin merkezlerine komşu olmasına rağmen, maalesef OSB’si olmayan illerimiz arasında yer alıyordu. Son 22 yılda Yalova’mıza, 4 yeni OSB kazandırarak şehrimizi sanayi yatırımları için önemli bir merkez haline dönüştürdük. Bugün 4 Organize Sanayi Bölgemiz, 5 bin vatandaşımıza istihdam sağlıyor. 4 OSB’mizde tüm parsellerde üretime geçilmesiyle inşallah bu rakam kat be kat artacak. 5Y olarak adlandırdığımız yenilikçi, yeşil, yüksek teknoloji, yalın ve yerli yaklaşımıyla hareket eden Organize Sanayi Bölgemiz tüm Türkiye’de organize sanayi bölgelerimize örnek teşkil edecek bir model oluşturmayı başardı. Yeşil ve sürdürülebilir üretim altyapısı sunan Organize Sanayi Bölgemiz, sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını karşılamak üzere elini taşın altına koydu. OSB’mizin bu doğrultuda yürüttüğü çalışmaların yanında yer alıyoruz. Ekim 2022’de bu kampüs bünyesinde temelini attığımız ve MARKA Doğu Marmara Kalkınma Ajansımızın destekleriyle hayata geçireceğimiz, Nitelikli İstihdam Merkezi ile çalışanlarımızı ihtiyaç duyduğumuz yetkinliklerle donatıyoruz. Aynı zamanda merkezimiz bünyesinde verdiğimiz danışmanlık hizmetleriyle, firmalarımızın yalın ve dijital dönüşüm yolculuklarında yanlarında yer alacağız. Temelini attığımız bir diğer proje TSE Test ve Kalibrasyon Merkezimizle de makine, otomotiv, tersane, deniz ve demiryolu ulaşımı başta olmak üzere imalat sanayimizin farklı kollarında ihtiyaç duyduğu sertifikasyon, muayene-gözetim ve test hizmetleri kapasitesini büyüteceğiz. Sanayicilerimiz için zaman ve maliyet tasarrufu sağlayacağız. Sanayicilerimizin ihtiyaçlarına cevap verecek bu tesisleri en kısa sürede tamamlayacağız” diye konuştu.

‘BAKANLIĞIMIZI SANAYİCİLERİMİZİN AYAĞINA GETİRDİK’

Kacır, şöyle devam etti:

“Yalova Makine İhtisas OSB bünyesinde toplam 847 milyon lira yatırım ile hayata geçirilen 5 üretim tesisinin ve 3 sosyal donatı projesinin açılışını gerçekleştiriyoruz. Toplam yatırım tutarı, 6 milyar lirayı aşan 20 fabrikanın ve 3 OSB sosyal donatı projesinin temelini atıyoruz. Temelini attığımız Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’yle şehrimizde kamu, üniversite ve sanayi iş birliğini kuvvetlendirecek önemli bir hamleyi gerçekleştiriyoruz. Mühendislik fakültemizde eğitim gören öğrencilerimiz artık üniversitede öğrendikleri teorik bilgileri bizzat sanayide uygulayarak pekiştirme imkanına sahip olacak. Yine bugün temelini attığımız Kamu Kampüsü’yle de Yalova’da bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımızı tek çatı altında topluyoruz. Bir anlamda bakanlığımızı, sanayicilerimizin ayağına getirerek bürokratik süreçlerle zaman kaybetmemelerini sağlamış olacağız. Zamanı altın değerinde kıymetli girişicilerimizin ihtiyaç duydukları bilgiye ve desteğe en hızlı şekilde ulaşmalarını temin edeceğiz.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacirdan-imamoglunun-sozlerine-net-cevap/feed/ 0
TOGG’dan sonra yerli otomobil girişimi! O özelliğine şaşıracaksınız… https://www.foxtvhaber.com.tr/toggdan-sonra-yerli-otomobil-girisimi-o-ozelligine-sasiracaksiniz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/toggdan-sonra-yerli-otomobil-girisimi-o-ozelligine-sasiracaksiniz/#respond Mon, 11 Mar 2024 07:00:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6183 Bursa’nın İnegöl ilçesinde mobilyacılar tarafından 2020 yılında kurulan elektrikli araç markası ‘Amperino’ markasının ilk fazı 2022’de üretilmiş, 2023’te de görücüye çıkmıştı. 

Amperino’nun 3. faz modelinin tasarım çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. 

Türkiye’nin elektrikli araç sektörüne yeni bir soluk getiren ‘Amperino’, seri üretim için de gün sayıyor.

Türkiye’nin ikinci yerli otomobili ‘Amperino’nun 2025’in son çeyreğinde trafiğe çıkması hedefleniyor. 

Amperino Kurucu Ortağı Osman Mücteba Bişkinler, Haber7’ye yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin ikinci yerli otomobili ‘Amperino’nun hikayesini anlattı.

Aracın teknik özellikleri ve üretim aşamalarıyla ilgili bilgileri paylaştı. 

İKİNCİ YERLİ OTOMOBİLİN TEMELLERİ 2020’DE ATILDI

2020 yılında Bursa’da mobilyacıların teknolojik bir alana girişim yatırım yapmak istemesi üzerine “Amperino’nun yolculuğunun başladığını belirten Bişkinler, “Biz üç arkadaş daha önce elektrikli araç üreten bir firmada çalışıyorduk. Bu yatırıma talip olduğumuzu bildirdik ve projenin teknik kısmını yürütmeye başladık” diye konuştu. Şirket bünyesinde 37 Türk mühendis olduğunu ifade eden Bişkinler, ilk ve ikinci aracın tasarım sürecinde yurt dışından malzeme getirdiklerini ancak üçüncü aracın tasarımında yerli ve millik payını artırdıklarına dikkat çekti. Bişkinler, “Üçüncü aracımızın bataryası, şasesi, yazılımı ve elektroniği tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirildi” dedi. Halen test aşamasında olduklarını belirten Bişkinler, aracın hem yollarda hem de bilgisayar ortamında birçok testi başarıyla geçtiğini vurguladı. 

“TÜRK AİLE YAPISINA UYGUN TASARLADIK”

Aracın tasarım süreci hakkında da bilgi veren Bişkinler, araçları Türk aile yapısına uygun olarak tasarladıklarını vurguladı. “Tasarım ofisi ile ilerliyoruz. İlk etapta skeç çizimlerle tasarım başlanıyor, daha sonra dijitale aktarıyoruz ve modellemeye başlıyoruz” dedi. Detay tasarım süreci ile birlikte aracın prototip üretimlerinin gerçekleştiğini belirten Bişkinler, “Prototip üretimlerin ardından testler, sonrasında regülasyon ve test sürüşleri başlıyor” diye konuştu. Diğer taraftan fabrika kurulum süreçlerine başladıklarını söyleyen Bişkinler, “2024’te bir taraftan fabrika kurulumu için bir taraftan da aracın piyasaya sürülmesi için ruhsat alma çalışmalarını ilerleteceğiz” dedi.

“YILLIK ÜRETİMİMİZİ 30 BİN ADETE ÇIKARACAĞIZ”

“Hiçbir ürün yüzde 100 yerli olamaz” diyen Bişkinler, araçların mühendisliğini ve tasarımını tamamen kendi bünyelerinde yerli ve milli imkanlarla geliştirdiklerini vurguladı. Her ürünün Türkiye’de üretilmediğine dikkat çeken Bişkinler, çipi yurt dışından getirdiklerini belirtti. “Ancak en önemli bu işin mühendisliği. Biz Türk mühendislerle araçların tasarım kısmını yürüyoruz” dedi.

Tasarım ve üretim sürecinde devlet teşvikleri aldıklarını ifade eden Bişkinler, halihazırda KOSGEB projesinden faydalandıklarını belirtti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yatırım ve teşvik belgesi aldıklarını belirten Bişkinler, “Bu teşvik 300 milyon liraya kadar çıkabiliyor” diye konuştu.

2024 yılı içerisinde test sürüşlerine devam edeceklerini hatırlatan Bişkinler, 2025’in son çeyreğinde ön seri olarak 100 adet üretim yapacaklarını dile getirdi. “Üretim kapasitemizi 2026’de bin adete, 2027’de 3 bin, 2028’de 10 bin ve devamında yılda yaklaşık 30 bin adet araç üretmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

TEKNOLOJİ VE PERFORMANSIN BULUŞMA NOKTASI

“Sektörde faaliyet gösteren diğer firmaların ürettiği araçlardan ‘Amperino’yu ayıran önemli özellikler var” diyen Bişkinler, ‘Amperino’nun yazılım ve elektronik yapısının tamamen yerli ve milli olduğunun altını çizdi. 

Aracının akıllı telefon ile güncellenme özelliği olduğuna dikkat çeken Bişkinler, “Aracın iç sıcaklığını öncesinde ayarlayabilme fırsatınız olacak” dedi. 

Bişkinler, “Yüksek yol tutuş ve ivmelenmeye önem veriyoruz. Sürücünün ise ağırlığı tam ortadan alması sağlanıyor. Bu durum da kaza anında sürücüyü korumaya alıyor” diye konuştu. 

Amperino, 17,2 kWh kapasiteli özel tasarım bir batarya paketi ve 42 kW (57 HP) gücünde bir elektrik motoru ile donatılmış durumda.

Bu güçlü kombinasyon, aracın 0’dan 90 km/s hıza sadece 6,8 saniyede ulaşmasını sağlıyor.

Ayrıca, yaklaşık 180 kilometrelik bir menzil sunarak kent içi kullanım için oldukça ideal bir seçenek haline geliyor.

Maksimum hızı saatte 90 kilometre olarak belirlenen Amperino, hem performansı hem de enerji verimliliği ile öne çıkıyor.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/toggdan-sonra-yerli-otomobil-girisimi-o-ozelligine-sasiracaksiniz/feed/ 0
Bakan Yumaklı: Sürdürülebilir bir tarım üretimi istiyoruz https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-surdurulebilir-bir-tarim-uretimi-istiyoruz/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-surdurulebilir-bir-tarim-uretimi-istiyoruz/#respond Sat, 09 Mar 2024 23:12:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6044 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Silivri Muhtarlar, Çiftçiler ve Kooperatif Buluşmaları’nda yaptığı konuşmada, Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın Silivri’de taş üstüne taş koymak adına ne gerekiyorsa yaptığını söyledi.

İstanbul’un Silivri’nin avantajlarından yeteri kadar faydalanamadığını ifade eden Yumaklı, bu anlamda bakanlık olarak üzerine düşen her ne varsa Silivri Belediyesi ile omuz omuza yapacaklarını belirtti.

Kent tarımı kavramına önemine verdiklerini vurgulayan Yumaklı, İstanbul’un parçası Silivri’nin bu yönüyle öne çıktığını bildirdi. Yumaklı, pazarlara yakınlığıyla Silivri’deki tarım ürünlerinin daha ucuz, daha kaliteli ve yüzde 20 fire vermemiş haliyle tüketicilerle buluşabileceğine dikkati çekti.

Yumaklı, “Silivri önemli avantajlara sahip bir ilçemiz. Bu zamana kadar Silivri’de önemli adımlar atıldı. Şunun sözünü ben sözlerimin başında vermek istiyorum; Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, Silivri’yle ilgili size ne söz veriyorsa, bakanlığımın uhdesinde olan şeylerin aynısı da benim sözümdür.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin hemen hemen her ilinde tarım ve hayvancılık sektörünün temsilcileriyle buluştuklarını, istişareye önem verdiklerini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:

“Türkiye’de sürdürülebilir bir tarım üretimi istiyoruz. Sadece söylemekle olmuyor bu işler. Volkan başkanım da söyledi, tarım arazileri imarlı arazilerde değerli olacak. Çünkü bir santimetrekarelik toprak minimum beş yüz yılda oluşuyor. Bunun kıymetini, buna sahip olmayan ülkelerin çırpınışlarından görebilirsiniz. Böyle bir ülkede biz, gerçekten tarım arazilerinin olması gerektiği gibi kullanmamız gerekir, bir santimetrekaresini boş bırakmamamız gerekir.”

Gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri düşündüklerini vurgulayan Yumaklı, iklim değişikliğinden tutun da dünyadaki konjonktür değişikliklerine kadar olmaz denilen ne varsa olduğunu, bütün bu gelişimlerin ve değişimlerin tarımın önemli daha da ortaya çıkardığını anlattı.

“KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ’NE ÜRETİCİLERİMİZ İLGİ GÖSTERMELİ”

İbrahim Yumaklı, tarımın savunma sanayisi kadar önemli olduğunu ve bu anlamda adımlar atılması gerektiğini belirterek, “Silivri’yi bir tarım üssü, Türkiye’nin göz bebeği yapabiliriz. Dediğim gibi en başta ben, bize düşen her ne varsa, Silivri’nin en yakın destekçisi olarak buradayım.” dedi.

İstanbul’a bu kadar yakın, avantajları yüksek olan bir ilçenin çok daha fazla bu işten gelir elde etmesi gerektiğini ifade eden Yumaklı, “İlla böyle devasa yapılar olmadan, göz alabildiğine tarım arazilerinde üretim yapılmasını ben açıkçası tercih ederim. Sürdürülebilir bir üretim istiyoruz. Bu üretimin de verimli yapılmasını istiyoruz, ayrıca üretimin kaliteli ve kayıtlı olmasını istiyoruz. Çünkü ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz. Son olarak sektöre yatırım yapılmasını istiyoruz.” diye konuştu.

2024 yılı Avrupa Birliği (AB) Katkılı Kırsal Kalkınma Destekleri (IPARD) Programı’nın üçüncüsünün yakında açıklanacağını bildiren Yumaklı, şöyle devam etti:

“Burada 786 milyon avroluk bir fon var. Türkiye Cumhuriyeti bunun yarısını karşıladı. Avrupa Birliği’yle birlikte tamamen konusu tarımsal üretimin daha ileriye nasıl götürebilirliğiyle ilgili yapılacak olan yatırımlar. Öncelikle buna üreticilerimizin ilgi göstermesini istirham ediyorum. Özellikle kırsal kalkınma desteklerimizden kadınların ve gençlerin ilave bir pozitif ayrımcılığının olacağını da buradan belirtmek istiyorum. Bu iş, anneler ve babaların yapıp ondan sonrasının kesilmemesi gerekir. Gelecek nesillerin bu sürecin devam etmesi gerekir. Yapanların keyif alması gerekir, para kazanması gerekir. Dolayısıyla, biz bunu gözeterek özellikle kırsal kalkınma desteklerinde ilave pozitif ayrımcılıklarımız var.”

Yumaklı, manda yetiştiriciliğine yönelik özel destekleri olduğunu belirterek, mera ıslahları ve sertifikalı tohumlara yönelik çalışmalarına devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Toplantıya, Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz ve AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Yedek Üyesi Mehmet Umur ile muhtarlar, çiftçiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-surdurulebilir-bir-tarim-uretimi-istiyoruz/feed/ 0
Bakan Kacır: Teknoloji geliştirme bölgelerini 22 yılda 2’den 101’e yükselttik! https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-teknoloji-gelistirme-bolgelerini-22-yilda-2den-101e-yukselttik/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-teknoloji-gelistirme-bolgelerini-22-yilda-2den-101e-yukselttik/#respond Sat, 09 Mar 2024 21:00:41 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=6025 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bir dizi ziyaret ve yatırım projesinin protokol imza töreni için geldiği memleketi Giresun’da 2. Organize Sanayi Bölgesinde yeni fabrikalar açılış, temel atma ve Giresun Teknopark açılışını gerçekleştirdi.

Bulancak 2. OSB’deki Teknoparkta düzenlenen törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Giresun’umuza, sanayimizin katma değerli üretim gücünü arttıracak, şehrimizin bilimsel ve teknoloji tabanlı kalkınmasını daha da ivmelendirecek yeni tesisler, yeni eserler kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Dünya, savaşlar, salgınlar, ekonomik ve jeopolitik krizlerin küresel dengeleri kökten değiştirdiği, ticaret kurallarının yeniden yazıldığı çalkantılı ve zorlu bir dönemden geçiyor.

Bu fırtınalı denizde birçok ülke rotasını kaybetmişken, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 22 yılda oluşturduğumuz siyasi istikrar iklimi, rekabetçi, sürdürülebilir sanayi ve üretim altyapısı, güçlü AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle sayısız vizyon projeye imza attık. Başkalarının hayal bile edemeyeceği asırlık projeleri çeyrek asra sığdırarak ülkemizin tarihine ve talihine yeni bir istikamet kazandırdık.

Askerî insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento üretiminde Avrupa’da birinci olan Türk sanayisini inşa ettik. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mızca kurulan sayısını 22 yılda 2’den 101’e yükselttiğimiz teknoloji geliştirme bölgeleri ve desteklediğimiz bin 298 Ar-Ge ve 327 tasarım merkezi ile ülkemizde teknoloji seviyesi yüksek üretim kapasitesi inşa ettik” dedi.

“KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR DE ARTTI”

Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat ekseninde büyümeyi kesintisiz sürdürerek kişi başına düşen millî gelirin 13 bin 110 dolara, millî geliri ise 1 trilyon 118 milyar dolara çıkardıklarını da belirten Bakan Kacır, “Küresel tedarik zincirlerinde ve enerji arzında yaşanan kırılmalara, yaşadığımız deprem felaketlerine rağmen 255,8 milyar dolarla ihracatımızda tarihi bir rekora imza attık. Girişimcilik ekosistemimiz milyar dolar değerlemeyi aşan 7 Türk teknoloji girişimi çıkardı ve bunların 6’sı Ar-Ge teşviklerimizle başarıya ulaştı.

Savunma sanayinde ülkemizi liderliğe taşıyan yeni nesil endüstri politikasını sivil alana taşıyarak yeni nesil elektrikli ve akıllı millî otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık. 60 yıl öncesinin devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük.

Astronotumuz Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna 85 milyon vatandaşımızla birlikte tanıklık ettik.

Türkiye Yüzyılı’nda da yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıracak, ülkemizi küresel düzeyde ileri teknoloji üretim merkezi hâline getirecek, bilgi temelli dijital ekonomiyi büyütecek, yenilikçi ve girişimci insan kaynağımızı güçlendirecek adımları atmaya devam edeceğiz.

Millî Teknoloji Hamlesi vizyonumuz doğrultusunda ülkemizi teknolojiyi üreten ve geliştiren ülke hâline dönüştürmek, küresel pazarda ülkemizin etkinliğini artırmak ve dünya çapında bir üretim merkezi olarak konumumuzu pekiştirmek amacıyla, altyapısı güçlü ve çevre dostu planlı sanayi alanları sunuyoruz. Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat ekseninde büyümeyi kesintisiz sürdürerek kişi başına düşen millî geliri 13 bin 110 dolara, millî gelirimizi ise 1 trilyon 118 milyar dolara çıkardık” dedi.

“OSB’LER KALKINMANIN KALBİNDE YER ALIYOR”

Son 22 yılda Organize Sanayi Bölgelerinin sayısını 192’den 361’e, OSB’lerimizde istihdamı 415 binden 2,6 milyona çıkardıklarını da açıklayan Bakan Kacır, ”OSB’si olmayan il bırakmadık. Giresun’umuz da bu planlı sanayileşme hamlemizden payını ziyadesiyle aldı. 22 yıl önce sadece bir organize sanayi bölgesi bulunan şehrimize 3 yeni OSB kazandırarak Giresun’umuzu sanayi yatırımları için cazibe merkezine dönüştürdük.

Giresun 2. Organize Sanayi Bölgemizle de yaklaşık 49 hektarlık alanda sanayicilerimize altyapısı güçlü ve çevre dostu modern planlı sanayi alanları sunuyoruz. Bugün de Giresun 2. OSB bünyesinde orman ürünlerinden savunma sanayine, mobilyadan gıda sanayine farklı sektörlerde faaliyet gösteren 6 üretim tesisinin açılışını gerçekleştiriyoruz. 4 adet üretim tesisimizin temelini atıyoruz. 790 istihdam oluşturacak bu 10 fabrika ile OSB’miz inşallah 3 binden fazla vatandaşımız için ekmek kapısı olacak.

Tabi şehrimize yeni üretim alanları kazandırmak kadar önem verdiğimiz bir diğer husus Giresun ekonomisinin teknoloji odaklı dönüşümünü sağlamak. Bu doğrultuda bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Giresun Teknokent’i şehrimize kazandırdık. Teknokentimizi üniversite ve sanayi iş birliğini kuvvetlendiği, bilgi ve üretimin buluştuğu, yenilikçi fikirlerin ürüne dönüştüğü öncü merkez olarak konumlandırdık.

Bin 275 metrekare kiralanabilir alana sahip Giresun Teknoloji Geliştirme Bölgemizle, şehrimizin katma değerli ve teknoloji odaklı kalkınmasına yeni bir ivme kazandıracağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak 45,6 milyon lira destek sağladığımız bu altyapıyla Giresun’umuzun yıldızı daha da parlayacak. İnanıyorum ki teknoparkımız alanında öncü, lider teknoloji girişimlerine ev sahipliği yapacak. Önümüzdeki dönemde Giresun’un kalkınmasına ivme kazandıracak yatırımların önünü daha da açacağız. Mevcut üretimi, ihracatı, istihdamı çok daha ileri noktalara çıkaracağız” dedi.

Yapılan konuşmanın ardından törenle Giresun’da 2. Organize Sanayi Bölgesinde yeni fabrikalar açılış, temel atma ve Giresun Teknopark açılışını gerçekleştirdi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-kacir-teknoloji-gelistirme-bolgelerini-22-yilda-2den-101e-yukselttik/feed/ 0
İSO Türkiye İmalat PMI sonuçları açıklandı https://www.foxtvhaber.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-sonuclari-aciklandi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-sonuclari-aciklandi/#respond Sat, 02 Mar 2024 20:24:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5320 İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI anketinin şubat ayı sonuçları açıklandı.

Eşik değer olan 50,0’nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, ocak ayında 49,2 olarak gerçekleşen manşet PMI, şubatta 50,2’ye yükselerek yeniden 50,0 eşik değerinin üzerine çıktı. Son veri, faaliyet koşullarının ılımlı düzeyde de olsa 8 aydır ilk kez iyileştiğine işaret etti.

Şubat ayında genel faaliyet koşullarının güçlenmesinde imalat sanayisi üretiminin yeniden büyümeye geçmesi belirleyici oldu. Üretim geçen yılın haziran ayından bu yana ilk kez artış kaydetti ve güçlü şekilde toparlandı.

Üretimde artış bildiren anket katılımcıları, müşteri talebinin iyileşme sinyalleri verdiğine dikkati çekti. Yeni siparişler azalmaya devam etse de şubattaki düşüş, 8 aydır süren yavaşlama döneminin en hafif düzeyinde gerçekleşti. Benzer şekilde, yeni ihracat siparişlerindeki gerileme hız kesti.

Yeni siparişlerin iyileştiği yönündeki kısmi sinyaller ve artan üretim gereksinimleri, firmaların satın alma faaliyetlerini son 8 ayda ilk kez genişletmelerini sağladı. Buna rağmen girdi stokları azalmaya devam etti. Söz konusu azalışta, Süveyş Kanalı’nın kullanımına ilişkin sorunlar nedeniyle tedarikçilerin girdi teslimlerinde yaşanan gecikmeler etkili oldu.

Satın alma faaliyetlerindeki toparlanmaya karşın gönüllü istifalar ve yeni personel bulmakta yaşanan zorluklara bağlı olarak istihdam düşüş kaydetti. Yine de imalatçıların birikmiş işlerindeki azalma eğilimi sürdü.

Ham madde ve nakliye fiyatlarındaki yükseliş, Türk lirasındaki değer kayıpları ve asgari ücrete yapılan zamma bağlı olarak girdi maliyetleri keskin şekilde artmaya devam etti. Öte yandan söz konusu artış önceki aya göre hafif hız kesti. Buna rağmen, nihai ürün fiyatlarında son 6 ayın en hızlı artışı gerçekleşti.

4 SEKTÖRDE ÜRETİM ARTTI

İSO Türkiye Sektörel PMI raporu, şubatta, genel olarak durağan talep koşullarına ve halen yüksek seyreden enflasyonist baskılara rağmen bazı sektörlerin üretiminde kısmi iyileşme sinyalleri verdi.

Takip edilen 10 sektörden 4’ü şubat ayında üretimini artırdı. Bu sayı, geçen yılın ağustos ayından bu yana en yüksek düzeyde gerçekleşti.

4 SEKTÖRDE ÜRETİM ARTTI

İSO Türkiye Sektörel PMI raporu, şubatta, genel olarak durağan talep koşullarına ve halen yüksek seyreden enflasyonist baskılara rağmen bazı sektörlerin üretiminde kısmi iyileşme sinyalleri verdi.

Takip edilen 10 sektörden 4’ü şubat ayında üretimini artırdı. Bu sayı, geçen yılın ağustos ayından bu yana en yüksek düzeyde gerçekleşti.

Gıda üretimindeki keskin artış büyümede belirleyici olurken sektördeki genişleme, anket geçmişinin ikinci en yüksek hızında kaydedildi. Elektrikli ve elektronik ürünler ile kimyasal, plastik ve kauçuk sektörlerinde güçlü iyileşmeler görüldü. Kara ve deniz taşıtlarında ise büyüme sınırlı kaldı. Buna karşılık, üretimdeki en belirgin yavaşlama metalik olmayan mineral ürünler sektöründe kaydedildi.

Talep cephesinde ise üretimdeki kadar belirgin bir iyileşme gözlenmedi. Toplam yeni siparişler, gıda ürünlerindeki keskin artış haricinde tüm sektörlerde düşüş kaydetti. Yeni siparişlerdeki en sert gerileme ağaç ve kağıt ürünlerinde kaydedildi. Benzer bir görünüm, yeni ihracat siparişleri için de söz konusu oldu.

Anket kapsamında takip edilen sektörlerin yarısı şubat ayında personel sayılarını artırdı. İstihdam hacminde en güçlü artışlar “gıda ürünleri” ile “kimyasal, plastik ve kauçuk” sektörlerinde gözlendi. İstihdamdaki en belirgin azalışlar giyim ve deri ürünleri ile tekstilde gerçekleşti. Satın alma faaliyetlerinde ise büyümenin yaygınlığı daha sınırlı kaldı ve sadece 3 sektör girdi alımlarını artırdı.

Kızıldeniz’deki aksamalar nedeniyle tedarikçilerin teslimat süreleri baskı altında kalmaya devam etti. Sürelerde en belirgin uzama kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe yaşanırken sadece 3 sektörde tedarikçi performansı iyileşti.

Şubatta girdi maliyetleri enflasyonu yüksek seviyelerini korudu ancak çoğu sektörde ocak ayına göre düşüş gösterdi. Girdi fiyatlarındaki en hızlı yükseliş kara ve deniz taşıtlarında görülürken, en ılımlı artış ise metalik olmayan mineral ürünlerde kaydedildi.

Metalik olmayan mineral ürünler, aynı zamanda nihai ürün fiyatları enflasyonunun en düşük seviyede gerçekleştiği sektör oldu. Buna karşılık, gıda imalatçılarının satış fiyatları geçen yılın temmuz ayından bu yana en yüksek hızda arttı.

“ÜRETİMDEKİ TOPARLANMA, SEKTÖRLERE İVME KAZANDIRDI”

Açıklamada verilere ilişkin görüşleri yer alan S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, şubatta üretimin yeniden artışa geçmesinin Türk imalat sektörüne ivme kazandırdığını ve bu durumun gelecek aylarda resmi verilerde de güçlü gerçekleşmeler yaşanabileceğine işaret ettiğini bildirdi.

Harker, “Yeni siparişlerin azalmaya devam etmesine rağmen talepteki düşüşün neredeyse durma noktasına gelmesi umut verici bir gelişme oldu. Önümüzdeki süreçte firmalar, yeni siparişlerin de üretimdeki olumlu trende eşlik edebileceği beklentisinde olacak.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-sonuclari-aciklandi/feed/ 0
Bakan Yumaklı’dan kırmızı et fiyatlarına yönelik açıklama https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-kirmizi-et-fiyatlarina-yonelik-aciklama/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-kirmizi-et-fiyatlarina-yonelik-aciklama/#respond Sat, 02 Mar 2024 01:12:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5277 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, et fiyatlarındaki artışa yönelik açıklamalarda bulundu.

Tarım Bakanı Yumaklı, “Rekabet Kurumu dün açıkladı. Sektör paydaşları açıkladı. Bunların herhangi bir maliyet artışıyla ya da üretimin azlığı ya da çokluğuyla açıklanabilir bir yönü yok. Bunun adı fırsatçılıktır. Ramazan öncesi fırsatçılığıdır” dedi.

Fırsatçıların tüketicilerden, bu ülke halkının cebinden hiç hak etmedikleri bir geliri elde etmeleri anlamına geldiğini kaydeden Yumaklı, “Biz mücadelemize devam edeceğiz. Biz üreteceğiz, daha fazla üreteceğiz. Hayvancılık yol haritamız açıklandığı andan itibaren sektörden de gerçekten çok güzel dönüşler ve bununla ilgili cesaretlendiklerini söyleyen üreticilerin olduğunu bilmek bizi de ziyadesiyle memnun etti” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırşehir TİGEM Malya İşletmesi’nde yaptığı açıklamada, “Biz büyükbaş hayvancılıkla alakalı verimi artıracağız. Küçükbaş hayvancılıkta da hem verimi hem kaliteyi artıracağız. Özellikle hayvan hastalıklarıyla alakalı hususta çok ciddi bir mücadele planımız ve programımız var. Burada küçükbaş hayvanlar için yapılacak olan hem çiçek aşısı, hem de koyun oğlak vebası ile alakalı aşıları Bakanlık olarak bizler karşılayacağız” dedi.

 

İLK DEFA AİLE İŞLETMELERİNE İLAVE DESTEK

Aile işletmelerini destekleyeceklerini kaydeden Yumaklı, aile işletmelerine ilk defa verilecek birçok destek programı belirlediklerinin altını çizerek, çok kısa bir süre içerisinde de detayların açıklanacağını söyledi.

Yumaklı, “Özellikle gençlerimizin ve kadın girişimcilerimizin, tarımsal üretimin içerisinde hem bitkisel üretim hem de hayvansal üretim yönüyle olmalarını istiyoruz. Onlara da yine bu üretimi yapmaları ve Türkiye’nin üretimine katkıda bulunmaları sebebiyle desteklerimiz olacak. Türkiye’nin hem büyükbaş hayvancılıkta hem de küçükbaş hayvancılıkta damızlık ihtiyacını Et Süt Kurumu ve TİGEM iş birliğiyle çok daha bir üst kademeye taşımak ve üreticilerimizin, besicilerimizin o damızlık ihtiyacını, üstün nitelikli damızlık ihtiyacını karşılayacak bir yapıya kavuşmalarını hedefliyoruz” diye konuştu.

Bunların zaten yapıldığını ancak kendilerinin bunu bir üst seviyeye taşıyarak üreticilerin ellerindeki halihazırda yapmış oldukları hem besi açısından hem de süt açısından büyükbaş ve küçükbaş hayvanların daha iyileri ile değiştirilerek onların sürülerinin kabiliyetini, kapasitesini ve verimliliğini artırmak istediklerini ifade eden Yumaklı, “Bizim ülkemizin tarımsal üretim açısından gıda arz güvenliğini etkileyecek herhangi bir problemi yoktur. Ben bunu söylemekten imtina etmeyeceğim, hep söyleyeceğim. Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde bizim gerekli üretimimiz mevcut” dedi.

 

ET FİYATLARIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA

Et fiyatlarıyla ilgili tartışma neden çıkıyor? sorusunu yönelten ve açıklamada bulunan Yumaklı, bu tartışmayla ilgili olarak Rekabet Kurumunun dünkü açıklamaları ile sektör paydaşlarının ifadelerini işaret etti.

Yumaklı, “Bunların herhangi bir maliyet artışıyla ya da üretimin azlığı ya da çokluğuyla açıklanabilir bir yönü yok. Bunun adı fırsatçılıktır. Ramazan öncesi fırsatçılığıdır. Açıkçası bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz Ticaret Bakanlığımızla birlikte bu fırsatçılara göz açtırmayacağız. Türkiye’nin hem hayvansal üretimi hem de bitkisel üretimi ihtiyaçlarını karşılar niteliktedir. Şöyle bir algı var: Türkiye’de tüketilen etin hepsi yurt dışından geliyor. Öyle bir şey yok. Bizim hayvan sayılarımıza baktığımız zaman şu anda piyasa regülasyonu için yapılan ithalatın çok küçük bir oran olduğunu görürüz. Fırsatçıların tüketicilerden, bu ülke halkının cebinden, tabiri caizse hiç hak etmedikleri bir geliri elde etmeleri anlamına gelir. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Biz üreteceğiz, daha fazla üreteceğiz” dedi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumaklidan-kirmizi-et-fiyatlarina-yonelik-aciklama/feed/ 0
Yeşil dönüşümde uzun dönemli elektrik tedarik anlaşmaları çağı https://www.foxtvhaber.com.tr/yesil-donusumde-uzun-donemli-elektrik-tedarik-anlasmalari-cagi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yesil-donusumde-uzun-donemli-elektrik-tedarik-anlasmalari-cagi/#respond Wed, 28 Feb 2024 08:00:33 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5094 Sanayi kuruluşları, büyük ticari işletmeler ve mesken kooperatifleri fosil yakıtların yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının daha hızlı ve verimli kullanılabilmesi için alternatiflerine göre çok daha ekonomik olan uzun dönemli elektrik alım anlaşmaları imzalıyorlar. Bu modelin, Türkiye’nin yeşil dönüşüm hedefleri için de önemli bir araç olduğunu belirten Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akbay; “Sanayi kuruluşları ve büyük ticari işletmeler, elektrik fiyatlarındaki değişimlerden kaynaklı maliyeti etkileyen unsurlardan ari kalacak ve dolayısıyla sermayelerini, elektrik üretimi yatırımlarına aktarmak yerine kendi iş alanlarında büyümeye yönlendirme imkânına sahip olacak. Diğer yandan enerji üreten tesis işletmecileri ise yeni yatırımlarının finansmanı konusunda, daha fazla sabit bir gelir beyan edebileceği için bankalardan kredi temin süreci kolaylaşacak, böylece enerji üretim projeleri daha hızlı ve daha uygun maliyetle hayata geçebilecek.” ifadelerine yer verdi.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de gün geçtikçe yükselmeye devam ediyor. Artan enerji maliyetlerinden etkilenmek istemeyen işletmeler, çareyi ihtiyaç duydukları enerjiyi kendi imkânlarıyla üretmekte buluyor. Tüm bunların yanında global çevrelerce kabul görmüş yeni yöntemler de gündemde kendine yer bulmayı sürdürüyor. Enerjide uzun dönemli yenilenebilir elektrik tedarik anlaşmaları modeli, Türkiye’nin yeşil enerji dönüşümüne önemli katkılar sunmaya hazırlanıyor. Avrupa ve Amerika’da başarılı bir şekilde uygulanan bu model, şirketlerin yeşil enerji üretimine destek olma yöntemlerini yeniden şekillendiriyor. Bununla birlikte sanayi kuruluşlarının kendi fabrikalarına veya fabrikalardan farklı alanlara enerji santrali kurmak yerine, yeşil enerji üreten santrallerle uzun vadeli elektrik tedarik anlaşmaları yapmalarını, böylece yeşil dönüşüm yatırımlarına katkıda bulunmalarını teşvik ediyor. Bu yaklaşım işletmelerin enerji maliyetlerini sabitlemelerine imkân tanırken, yeşil enerji kullanımları ile kolaylıkla karbon sertifikası elde etmelerini sağlıyor. Böylelikle sanayi kuruluşlarının ve büyük ticari işletmelerin, sermayelerini enerji alanındaki yatırımlara kaynak ayırmak yerine, kendi iş alanlarında verim ve kapasite artışı yatırımlarına yönlendirmeleri öngörülüyor.

Enerji arz güvenliğine katkı sağlayan ekonomik bir model

Enerjide uzun dönemli yenilenebilir elektrik tedarik anlaşmaları modeline değinen Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay yaptığı açıklamada, “Yenilenebilir enerji santralinin önümüzdeki yıllarda hızla artış göstermesi bekleniyor. Ayrıca santrallerin kesintili üretimlerini dengeleyecek olan elektrik depolama sistemleri projeleri de artmaya devam ediyor. Diğer taraftan lisanssız üretim kaynaklarında depolama yükümlülüğünün olmaması nedeni ile toplam iletim ve dağıtım sistemi taşıma maliyetlerinin artması bekleniyor.

Mevcut lisanslı üretimin, artan iletim ve dağıtım sistemi taşıma maliyetini tek başına üstlenemeyecek oluşu nedeniyle öz tüketime yönelik yapılmakta olan yatırımlar için alınan teşviklerin azaltılması gündeme gelebilir. Bu sebeple, bugün yapılabilirliği yüksek görünen lisanssız üretim tesisleri, gelecekte ek sermayeye ihtiyaç duyabilir.” dedi.

Uzun vadeli alım anlaşmalarının işletmeler için sağladığı avantaja da değinen Akbay, “Lisanssız enerji santrallerindeki üretim, planlananın gerisinde kalabilir ve dolayısıyla fizibiliteler orijinal plandan sapabilir. Bu sebeple amortisman için işletme yıllarında risk sermayesi unsuru ortaya çıkabilir. Yenilenebilir enerji üretim tesislerinden uzun vadeli alım anlaşmaları hem arz güvenliğine katkı sağlayacak hem de iletim ve dağıtım bedelleri de hesaba katıldığında toplam maliyet açısından daha ekonomik olacak. Bu durum aynı zamanda sanayi kuruluşlarımızın ve ticari işletmelerin kendi iş alanlarında kazandıkları sermayeyi daha verimli kullanılmalarına imkân sağlayacak.” şeklinde konuştu.

“Sürdürülebilir enerji hedefleri için kritik rol oynayacak”

Uzun dönemli elektrik tedarik anlaşmaları modeline ilişkin açıklamalarını sürdüren Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, “Türkiye’de, Birinci YEKDEM döneminin 10 yıllık alım garantisi desteklerinin birçok projede sona ermesiyle, bu modelin yaygınlaşması; mevcut tesislerin yeniden güçlendirme ve hibrit tesis yatırımlarını finanse edebilmesine olanak tanıyacak. Dolayısıyla birim alanda daha düşük yatırım harcaması ile daha fazla üretim yapılması sağlanabilecek. Bu model, aynı zamanda ülkemizde yeşil enerji dönüşümünü hızlandırarak sürdürülebilir enerji kaynakları oluşturma ve enerjide dışa bağımlılığı azaltma hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynayacak.

Enerjinin üretildiği yere yakın tüketilmesinin en ekonomik çözüm olduğunu da belirten Akbay “Enerji tüketim noktasından uzak olunduğunda; enerji üretim, iletim ve dağıtım yatırımları da gerektiğinden toplam maliyet artırıyor ve bu maliyet tüm üretici ve tüketicilere yansıyor. Lisanslı yenilenebilir enerji yatırımı olan şirketlere, önerdiğimiz sistemle birlikte sanayi kuruluşlarına ve ticari işletmelere en uygun üretim tesisinden yeşil enerji kaynağını sunabilmesini hedefliyoruz. Bu kapsamda yeşil dönüşüm hedefleyen şirketlere odaklarını değiştirmelerini ve lisanslı yenilenebilir enerji kaynağından elektrik üretimi yapan tedarikçilerle ‘uzun vadeli elektrik tedarik sözleşmesine’ yönelmelerini tavsiye ediyoruz” dedi.

Kredi temin sürecini kolaylaştıracak

Yenilenebilir enerji santrali işletmecileri açısından da modeli değerlendiren Akbay, “Bu model; rüzgâr, güneş ve hidroelektrik gibi yeşil enerji tesisleri için de çeşitli avantajlar sunabilecek. Sanayi kuruluşları ve büyük ticari işletmeler, elektrik fiyatlarındaki değişimlerden kaynaklı maliyeti etkileyen unsurlardan ari kalacak ve dolayısıyla sermayelerini, elektrik üretimi yatırımlarına aktarmak yerine kendi iş alanlarında büyümeye yönlendirme imkânına sahip olacak. Diğer yandan enerji üreten tesis işletmecileri için de yeni yatırımların finansmanı konusunda, bankalardan kredi temin sürecini kolaylaştırarak enerji üretim projelerinin daha hızlı ve daha uygun maliyetle hayata geçmesine olanak sağlayabilecek.” dedi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yesil-donusumde-uzun-donemli-elektrik-tedarik-anlasmalari-cagi/feed/ 0
100 milyon dolarlık yatırım kararı: ABD’yi değil Türkiye’yi seçtik https://www.foxtvhaber.com.tr/100-milyon-dolarlik-yatirim-karari-abdyi-degil-turkiyeyi-sectik/ https://www.foxtvhaber.com.tr/100-milyon-dolarlik-yatirim-karari-abdyi-degil-turkiyeyi-sectik/#respond Mon, 26 Feb 2024 08:24:20 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4887 Güney Koreli diş implantı üreticisi MegaGen firması, Türkiye’ye kuracağı fabrikayla ilk aşamada 15 milyon dolarlık, 5 yıl sonra 100 milyon dolarlık yatırım yapacak.

Dünyanın ilk 10 diş implantı üreticisi arasında yer alan MegaGen, implant yanında diş hekimi koltuğu, görüntüleme sistemleri ve bu alandaki yazılımları da üretiyor. MegaGen, dünyada 120’yi aşkın ülkede faaliyet gösteriyor.

Firma, Güney Kore dışındaki ilk üretim tesisini Türkiye’de İstanbul’a kurma kararı aldı ve buna yönelik çalışmalarını da hızlandırdı.

“BİZ TÜRKİYE’Yİ SEÇTİK”

MegaGen Implant CEO’su Kwang Bum Park, AA muhabirine, firmanın Güney Kore’nin Daegu kentinde yer alan fabrikasında değerlendirmede bulundu.

Uzun zamandır yurt dışına açılma planları yaptıklarını belirten Park, çoğu şirketin yurt dışındaki ilk yatırımları için daha çok ABD ve Avrupa’yı düşündüğünü ancak kendilerinin geleceğe dair farklı fikirleri olduğunu söyledi. İş yapmak için belirli kararların verilmesi gerektiğini aktaran Park, “Yatırım için ABD ve Avrupa mantıklı olabilirdi ancak biz daha fazla gelişime açık olduğu için Türkiye’yi seçtik.” dedi.

Park, Kore’de robotik sistemlerle akıllı üretim yapan bir firma olduklarını, İstanbul’a kuracakları fabrikaya da Kore’deki gibi robotik sistem kuracaklarını belirtti.

Türkiye’deki üretimleriyle farklı ülkelere ve Avrupa’ya da yönelmeyi düşündüklerini vurgulayan Park, “Türkiye’de üretimi sağlayıp ‘Made in Türkiye’ etiketiyle ürünlerimizi Avrupa’ya göndermek gibi bir hayalimiz var. Türkiye, medikal turizmde oldukça meşhur bir ülke olduğu için Avrupa ve yurt dışından birçok hasta geliyor, bu hastalarla da ürünlerimizi duyurabileceğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.

Park, Türkiye’de ilk olarak bir üretim bandıyla yatırıma başlayacakları bilgisini vererek, şöyle devam etti:

“Türkiye’ye ilk aşamada 15 milyon dolarlık başlangıç yatırımı yapacağız. İlerleyen dönemde yatırımın karşılığı alındıkça daha fazla yatırım yapıp iş büyütülecek. Bu üretim bandında sonuçlar alındıkça büyümek istiyoruz. Türk devletinin desteklerinden faydalanarak daha büyük bina kurup, üretim bandını çoğaltıp her şeyi daha çok büyütmek hayalimiz. Çok daha büyük bir fabrika için 5 sene gibi bir sürenin ardından daha büyük yatırımlar yapmayı planlıyoruz. O zaman muhtemelen 100 milyon doların üzerinde yatırım yapılacaktır. Bu üretim tesisimizde dünyanın farklı yerlerinden gelecek diş hekimlerine eğitimler de verilecek.”

“İHRACATA DA BAŞLAYACAĞIZ”

Türkiye’den İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Afrika ülkelerine de yönelme planları olduğunu bildiren Park, 5 yıllık üretim planının yarısında gelindiğinde ihracata başlamayı hedeflediklerini anlattı.

Park, kendisinin de diş hekimi olduğuna ve şirketi diş hekimleriyle birlikte kurduklarına dikkati çekerek, hekimlerin ihtiyaçlarını bilerek bu doğrultuda en doğru ürünleri ürettiklerini kaydetti.

İmplantın ardından diğer ürünlerinin de Türkiye’de üretimini sağlayıp “Made in Türkiye” etiketiyle dünyaya tanıtabileceklerini dile getiren Park, “Türkiye, iş bağlantısı kurmak için çok önemli bir ülke. Asya şirketlerinin bağlantı kurma eksikliği var. Türkiye üzerinden bağlantı kurup beraber başka yerlerde iş yapmak da istiyoruz. Biz Türkiye’deki şirketlere rakip olarak gelmek istemiyoruz. Biz teknik bilgi ve birikimimizi paylaşıp ülkedeki kalite ve standartların artırılmasına katkı sağlayabiliriz. Türkiye’deki ürün kalitemiz de Güney Kore’deki ile aynı olacak. Beraber güzel sonuçlar alabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Park, vergi gibi devletle ilişkiler ile çalışanlara karşı sorumluluk gibi konulara çok önem verdiklerini belirterek, Türkiye’deki yatırımlarını tamamlamaları için bazı izin ve işlem süreçlerinin hızlandırılmasını talep etti.

“DAHA FAZLA GÜNEY KORE ŞİRKETİ GELECEK”

Şimdiden MegaGen’in yatırımını izleyerek Türkiye’ye yatırım planı yapan Güney Koreli firmalar olduğuna işaret eden Park, “Daha fazla Güney Kore şirketinin Türkiye’ye gelip yatırım yapıp büyüyeceğini düşünüyorum. Türkiye’ye şu anda yapılan yatırımlar da sürekli büyüyor. Bizim ardımızdan global ve Güney Koreli yatırımcıların Türkiye’ye geleceklerini düşünüyorum.” dedi.

Park, dental pazarda dünyada 8’inci sırada yer aldıklarını, 2030’a kadar hedeflerinin 3. sıraya yükselmek olduğunu vurguladı. Sadece implant alanında değil, dental ve sağlık alanında da daha fazla inovasyon yapıp, yapay zekanın kullanıldığı dijital ürünler oluşturup farklı alanlara yönelmek istediklerini dile getiren Park, bu alanda AR-GE’ye de çok önem verdiklerini söyledi.

TÜRK ŞEHİTLİĞİ’Nİ ZİYARET ETTİ

Türkiye’nin Kore Savaşı’nda Güney Kore’ye yardım eden ülkelerden biri olduğunu anımsatan Park, “Türkiye’den ‘kardeş ülke’ olarak bahsediyoruz. İki ülke halkları birbirine çok yardımcı oluyor. Fiziksel olarak Japonya ve Çin bize yakın ama duygusal olarak Türkiye’yi kendimize daha fazla yakın hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Park ile MegaGen Türkiye CEO’su Cem Dergin ve diğer şirket yöneticileri, basın mensuplarıyla yaptıkları görüşmenin ardından Güney Kore’nin Busan kentinde yer alan BM Anıtsal Mezarlığı’ndaki Türk Şehitliği’ni ziyaret etti. Şehitlik anıtına çiçek bırakan Park ve Dergin, saygı duruşunda da bulundu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/100-milyon-dolarlik-yatirim-karari-abdyi-degil-turkiyeyi-sectik/feed/ 0
Türkiye’nin en büyük boji fabrikası Sivas’ta üretim yapacak https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasi-sivasta-uretim-yapacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasi-sivasta-uretim-yapacak/#respond Mon, 26 Feb 2024 00:36:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4861 TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürü Atanur Karadağ, 1939 yılında kurulan TÜRASAŞ’ın, vagon üretimi ve onarımında öncü bir fabrika olduğunu belirterek Mart ayında üretime girecek olan boji fabrikasının Türkiye’nin en büyük boji üretim tesisi olacağını kaydetti.

Kurulacak olan fabrikada yılda yaklaşık 4 bin 500 boji üretimi gerçekleştirileceğini belirten Karadağ, boji üretimde oluşacak artışın ardından yılda bin 500 vagon üretebileceklerini ifade etti. Karadağ, yeni kurulacak fabrikanın 10 bin metrekarelik bir alanı kapsadığını belirterek, “2024 yılında Cumhurbaşkanlığı yatırım programına girmiş olan tank taşıma vagonu, tır dorsesi gibi projelerimiz de bulunmakta. Bu projelerin prototip ve seri imalatlarını da Sivas’ta gerçekleştirmekteyiz. Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında dile getirdiği gibi, TÜRASAŞ’ı inadına büyüteceğiz. Biz de onu şiar edindik ve şu an TÜRASAŞ’ı inadına büyütüyoruz” dedi.

“Türkiye’nin en büyük boji üretim fabrikası olacak”

Türkiye’nin en büyük boji fabrikası olarak Mart ayında üretime başlayacaklarını belirten TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürü Atanur Karadağ, “TÜRASAŞ, 1939 yılında kurulmuş bir fabrikadır. Vagon yapar, vagon imalatı onarımı yapar. Bundan kırk yıl öncesine kadar lokomotif üretip onarım yapan bir kurumken, daha sonra sadece büyük vagonlara odaklanıp devam eden bir fabrika oldu. Seksen beş yıllık bir kurumuz. Kurulduğumuz günden bugüne Cer atölyesi, SİDEMAS, TÜDEMSAŞ, en sonunda TÜRASAŞ, Sivas Bölge Müdürlüğü olarak ismimiz değişti ama içeriğimiz hiç değişmedi. Bizim vagon imalat sektöründeki ağırlığımız hiç değişmedi. Biz şu an TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü olarak üç yıldır -ki 2020 yılından bu yana TÜRASAŞ olarak devam ediyoruz- buna katkı sağlamaya çalışıyoruz. Yaptığımız üretimlerle, yeni projelerimizle ki şu an içinde bulunduğumuz boji üretim fabrikası da bu yeni projelerimizden birisi. Şu ana kadar üç ana fabrikayla faaliyetlerimizi sürdürürken, şu an dördüncü ana fabrikayı açacak olmanın da mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yeni fabrika, Türkiye’nin en büyük boji üretim fabrikası olacak. Senede yaklaşık 4 bin 500 boji civarında bir üretim yapacağız, bu bin 500 vagona tekabül eden bir üretim sayısıdır. Burada önce vagon üretim sayımızı arttırmayı amaçladık. Bunun için bojiyi artırmak gerekiyordu. Altyapıyı hazırladık. Allah nasip ederse Mart ayı içinde açılışını yapacağız. Bu fabrikanın bütün ihale süreçlerini tamamladık. Bir kısmını şu anda görüyorsunuz, sistemlerimiz kuruldu, kuruluyor. Kumlama, plazma kesim tezgahımız gibi işte test ünitelerimiz gibi fikstürlerimiz gibi tezgahlarımız geldi. Gelmeye devam ediyor. Bütün tezgah bağlantılarımızı yaptık. Personel alımlarımızı gerçekleştirdik. Hazineden gerekli izinleri alarak şu an personelimizin kadrolu bir kısmı geldi, gelmeye devam ediyor. İnşallah Mart ayı içerisinde ilk kaynağımızı vurarak bojiye Bismillah diyeceğiz” dedi.

“Tank taşıma vagonu, tır dorsesi taşıma vagonu gibi projelerimiz de bulunmakta”

Tank taşıma vagonu gibi projeler ile üretim konusunda da hız kesmediklerini belirten Karadağ, “Yaklaşık 400 bin metrekare alan üzerinde, 110 bin metrekare kapalı alan olmak üzere faaliyet gösteriyoruz. Kapalı alanın 26 bin metrekarelik bir kısmı vagon onarımı için ayrılmış durumda. 20 bin metrekarelik kısım vagon üretimine ayrılmış durumda. 15 bin metrekarelik bir metal işleri bölümümüz var ve en son fabrikamızda 10 bin metrekarelik bir boji üretim fabrikası olarak faaliyet göstereceğiz, Allah nasip ederse. Boji fabrikası projemizin de yanında normal üretimimizi yapmanın yanı sıra, milli vagon ve ikiz vagon dediğimiz yurt dışında da rağbet gören konteyner vagonumuzu üretmek için çalışıyoruz. Ayrıca, 2024 yılında Cumhurbaşkanlığı yatırım programına girmiş olan tank taşıma vagonu, tır dorsesi taşıma vagonu gibi projelerimiz de bulunmakta. Bu projelerin prototip ve seri imalatlarını da Sivas’ta gerçekleştirmekteyiz. Şöyle bir şiarımız var, Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında dile getirdiği gibi, ‘TÜRASAŞ’ı inadına büyüteceğiz” diye konuştu.

 

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasi-sivasta-uretim-yapacak/feed/ 0
694 milyon tonluk kritik keşif için heyecanlandıran açıklama! https://www.foxtvhaber.com.tr/694-milyon-tonluk-kritik-kesif-icin-heyecanlandiran-aciklama/ https://www.foxtvhaber.com.tr/694-milyon-tonluk-kritik-kesif-icin-heyecanlandiran-aciklama/#respond Wed, 21 Feb 2024 22:12:10 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4454 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, nadir toprak elementlerine erişimi zorunluluk olarak gördüklerini belirterek,”Türkiye Yüzyılı’nda, ülkemiz ekonomisinin bilgi ve teknoloji odaklı dönüşümünü sağlarken çığır açıcı alanlarda yapacağımız teknolojik atılımlar da bizler için çarpan unsuru olacak.” dedi.

Kacır, Ankara’da bir otelde düzenlenen Nadir Toprak Elementleri (NTE) Uluslararası Zirvesi’nde, son 22 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde inşa edilen siyasi istikrar iklimi, rekabetçi ve sürdürülebilir sanayi ve üretim altyapısı, AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle küresel sistemde yaşanan belirsizlikleri yönetme kabiliyetine eriştiklerini söyledi.

Milli Teknoloji Hamlesi ile Türkiye’yi yüksek teknoloji ve katma değerli üretimde öncü ülkelerden biri yapacak politikaları uygulamaya aldıklarını vurgulayan Kacır, kritik teknolojilerde rekabetçi ürün ve hizmetler sunarak küresel değer zincirinde Türkiye’nin rolünü güçlendirdiklerini kaydetti.

Kacır, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağı yatırımlarıyla küresel teknoloji ve üretim üssü olma hedeflerine hızla ilerlediklerini ifade etti.

Milli özgüveni tekrar kazandıran ve nitelikli insan kaynağını harekete geçiren projelere imza attıklarını dile getiren Kacır, “Tüm bu planlı adımlarla ülkemiz 13 çeyrektir ekonomik büyümesini kesintisiz sürdürdü. 255,8 milyar dolarla ihracatımız Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. Yatırım teşvik sistemimizle geçtiğimiz yıl 1,2 trilyon liralık 15 bin 700’den fazla yatırımın önünü açtık. 32,1 milyon kişiyle istihdamda tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık.” diye konuştu.

“NADİR TOPRAK ELEMENTLERİNE ERİŞİM ZORUNLULUKTUR”

Bakan Kacır, gelecek dönemde 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirmelerini sağlayacak lider teknoloji girişimlerini destekleyecekleri bilgisini verdi.

Kendilerini başarıya taşıyacak bir unsurun da kritik malzeme ve ham maddelere erişimi sürdürülebilir kılmak olduğunu belirten Kacır, şöyle devam etti:

“Bugün insanlık iletişim teknolojilerinden elektrikli araçlara, savunma sanayisinden uzay ve nükleere birçok alanda teknolojinin sınırlarını zorlarken nadir toprak elementleri, kararlı ve yüksek dayanımlı yapılarıyla yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi ve üretiminde vazgeçilmez rol oynuyor. Nadir toprak elementlerinin yenilikçi kullanımlarının oluşturduğu katma değer ve teknoloji, sürdürülebilir inovasyonun, yeşil ve dijital dönüşümünün kapılarını aralıyor. Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerimize emin adımlarla ilerlerken nadir toprak elementlerine erişimi, bu elementleri işleme ve geri dönüşüm kabiliyetlerimizi güçlendirmeyi bir tercihten öte zorunluluk olarak görüyoruz. Eskişehir’in Beylikova ilçesinde 694 milyon tonla dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi rezervini keşfettik. Cumhurbaşkanı’mız da geçen yıl bu rezervimizi işleyecek pilot üretim tesisinin açılışını gerçekleştirdi. Bu stratejik üretim kabiliyeti kritik ham maddelerde ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmanın yanında bizi nadir toprak elementleri tedarik zincirinde önemli bir küresel oyuncu haline getirecek. Türkiye Yüzyılı’nda, ülkemiz ekonomisinin bilgi ve teknoloji odaklı dönüşümünü sağlarken çığır açıcı alanlarda yapacağımız teknolojik atılımlar da bizler için çarpan unsuru olacak.”

2 MİLYAR DOLARA YAKIN CİRO

Bakanlık olarak ileri malzeme teknolojileri alanındaki çalışmaları destekleyerek bu alanda teknoloji ve araştırma altyapılarını güçlendirdiklerine dikkati çeken Kacır, TÜBİTAK ile nadir toprak elementlerine dayalı ileri malzeme çalışmalarını öncelikli AR-GE ve yenilik konuları arasında değerlendirerek desteklediklerini anlattı.

Kacır, “TÜBİTAK destek programları kapsamında bugüne kadar 94 sanayi, akademi ve kamu AR-GE projesine 222 milyon liranın üzerinde destek sağladık.” dedi.

Avrupa Birliği destekleriyle Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında geliştirilen “Türkiye’nin NTE Araştırma ve Yenilik Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi” ile de ulusal AR-GE kapasitelerini güçlendirdiklerini vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:

“Ülkemizde sürdürülebilir bir NTE tedarik zincirinin kurulmasına zemin oluşturuyoruz. NTE’leri katma değeri yüksek ürünlere dönüştürecek, geri dönüşüm yapabilecek laboratuvar ve merkezleri ülkemize kazandırıyoruz. 14 milyon avro tutarındaki bu proje kapsamında MTA Genel Müdürlüğü bünyesinde NTE e-atık geri dönüşüm altyapısı inşa ediyoruz. Munzur Üniversitesi NTE Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde kurulan cevher zenginleştirme ve AR-GE tesisini destekliyoruz. İki tesisin de üretime geçmesiyle NTE’lerde ithal bağımlılığımızı azaltacağız. 2 milyar dolara yakın ciroya ve 1,5 milyar dolarlık ihracat kapasitesine ulaşan rüzgar enerjisi sanayisi başta olmak üzere birçok sektörün ihtiyaç duyduğu ve halihazırda tamamını ithal ettiğimiz mıknatısları üretme kabiliyeti elde edeceğiz.”

Kacır, gelecek dönemde de yeşil dönüşümü ve kritik ham madde tedarikini önceleyen Avrupa Birliği (AB) projelerinde kazan-kazan prensibi doğrultusunda işbirliğine hazır olduklarını söyledi.

Türkiye’nin coğrafi konumu, üretim ve teknoloji altyapısı, yetenekli iş gücü ile AB tedarik zincirinin vazgeçilmez unsuru olduğunu belirten Kacır, AB programlarını Avrupalı dostlarıyla işbirliğini güçlendirecek öncü platformlar arasında gördüklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/694-milyon-tonluk-kritik-kesif-icin-heyecanlandiran-aciklama/feed/ 0
KARDEMİR’den 5 yıl içerisinde 1,5 milyar dolarlık yeni yatırım hedefi https://www.foxtvhaber.com.tr/kardemirden-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolarlik-yeni-yatirim-hedefi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kardemirden-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolarlik-yeni-yatirim-hedefi/#respond Sat, 17 Feb 2024 02:36:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4046 Demir, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyeleriyle bir otelde düzenlenen sohbet toplantısında bir araya gelerek, sorularını yanıtladı.

Sanayi üretimine, yerli ve milli üretime üst seviyede katkı sağlamak, stratejik ve katma değeri yüksek ürünler üretmek gibi vizyonları kapsamında stratejik planlarını hazırladıklarını bildiren Demir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KARDEMİR’e verdiği değerin, Türkiye’nin sanayi ve ekonomik kalkınması açısından kritik role sahip olduğunu aktardı.

Demir, faaliyetlerine, demir çelik sektöründe küresel güç olmak vizyonuyla devam edeceklerine işaret ederek, “Şu anda ham çelik üretimimiz 2,5 milyon ton seviyesinde. Çok kısa vadede bunu 3,5 milyon tona çıkartmayı hedefliyoruz. Katma değerli çelik üretimini önümüzdeki 5 yıl içerisinde 2 katına çıkaracak planlamaları yapıyoruz.” diye konuştu.

Demir yolu rayı ve tekeri gibi rekabetçi ürünleri piyasaya sunarken, demir yolu taşımacılık sektöründe yeni girişimlerde yer almak niyetinde olduklarını belirten Demir, yatırımlarında önceliklerinin doğaya saygılı teknik ve teknolojiyi seçmek olduğunu söyledi.

Demir, yeni teknolojiler doğrultusunda ürün geliştirmeyi hedeflediklerini bildirerek, ilk aşamada yeni bir yüksek fırın yatırımı hayata geçireceklerini ifade etti.

SAVUNMA SANAYİSİNE DESTEK

Yeni pazarlara açılma hedefleri olduğunu belirten Demir, pazar paylarını da yüzde 9’dan yüzde 12’ye çıkarmayı hedeflediklerini aktardı.

Demir, savunma sanayisinde nitelikli malzeme ve alaşım konusunda dışa bağımlılık olduğuna işaret ederek, bu alanların kapatılmasında, Kardemir ve bağlı ortaklıklarının önemli rol oynayacağını vurguladı.

Stratejik planları doğrultusunda gelecek 5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedeflerinin olduğunu belirten Demir, Kardemir’in sürdürülebilir rekabet gücünü artıracak finansal sistemi oluşturacaklarını, katma değer ve karlılık konularının öncelikleri olacağını bildirdi.

Yükte hafif ama pahada ağır ürünlere yöneleceklerini ve bunun Türkiye için de öncelikli konulardan birisi olduğunu vurgulayan Demir, bu sayede karlılıklarının yeni ve yenilikçi yatırımları mümkün kılacağını, temettü dağıtımıyla hissedarlarını da bu değere ortak etmeyi sürdürmek istediklerini anlattı.

ÇEVRE YATIRIMLARINA YAKLAŞIK 40 MİLYON DOLAR BÜTÇE

Demir, AB’nin sınırda karbon düzenlemesine uygun şekilde hareket edeceklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şirketimiz, sağlıklı çevre ve verimli üretim ilkesinden hareketle üretim ve yatırım faaliyetlerinde çevreye duyarlı olmayı temel prensip olarak kabul etmektedir. Şirketimiz bu noktada 2006’dan 2023 yılı sonuna kadar yaklaşık 160 milyon dolar harcama yapmıştır. 2024 yılı için çevre yatırımlarımıza yaklaşık 40 milyon dolar bütçe ayrıldı. Önümüzdeki yıllarda da çevreci yatırımlarımız hızla artarak devam edecek.”

Yeşil çelik konusundaki teknolojiyi, yerli ve milli firmalarla ortak paydada buluşarak geliştirmeyi hedeflediklerine de dikkati çeken Demir, karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 15 azaltmayı ve 2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı amaçladıklarının altını çizdi.

GÜNEŞ BAŞTA OLMAK ÜZERE ENERJİ YATIRIMLARI YAPILACAK

Demir, güneş enerjisi başta olmak üzere çeşitli enerji yatırımlarının devam ettiğini belirterek, “İlk planda 2026 yılı sonuna kadar 250 megavatlık yenilenebilir enerji üretimini hedeflemekteyiz.” dedi. Demir, güneş enerjisi yatırımlarına sıfırdan başlanacağını ve şirketin, güneş, rüzgar ve jeotermal enerjide oyuncu olabileceğini söyledi.

KARDEMİR’in yaklaşık 10 milyon dolarlık bir bütçeyi AR-GE’ye yönlendirdiğine işaret eden Demir, özel endüstri bölgesi olmakla ilgili girişimleri bulunduğunu da ifade etti.

Hem liman hem demir yolu işletmeciliği konularında sinerji oluşturacak ortaklıkların öncelikleri olacağına işaret eden Demir, “Verimli üretim teknikleri, alternatif enerji ve yeşil çelik üretimi konusunda devletimizin özel destek projelerine başvurumuzu yaptık, çeşitli alanlarda da yapmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kardemirden-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolarlik-yeni-yatirim-hedefi/feed/ 0
Canik USA haziranda üretime başlıyor! https://www.foxtvhaber.com.tr/canik-usa-haziranda-uretime-basliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/canik-usa-haziranda-uretime-basliyor/#respond Fri, 16 Feb 2024 08:48:18 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3961 Türkiye’de İş Dünyası dergisi bu kez savunma sanayisinin geleceğini masaya yatırdı. Sekizincisi düzenlenen Mahkeme Sohbetleri’nde buluşan sektör temsilcileri, sektörün dünü bugünü ve yarınına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.

“İHRACAT BİZİM IİÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

Türkiye’nin son 20 yıldır savunma sanayisine bakış açısı çok farklılaştı ve geliştiğini, son dönemde hem vakıf hem de özel sektörde bu alanda çok ciddi gelişmeler kaydedildiğini söyleyen Samsun Yurt Savunma Yönetim Kurulu Üyesi Hakkı İsmet Aral, “Türkiye bugün gerçekleştirdiği ihracat rakamları, dost ve müttefik ülkelerle olan iş birlikleriyle son derece önemli bir noktaya ulaştı” diye konuştu.

“YAKLAŞIK 70 ÜLKEYE IHRACAT YAPIYORUZ”

Savunma sanayisi alanında büyük katkıları olan Samsun Yurt Savunma hakkında bilgi paylaşan Aral, “Şirketimizin şu anda 25. yılını doldurmuş bulunuyoruz. İşe ilk olarak Canik markalı 9 mm tabancalarımızla başladık. Tabancada; İğne vuruşlu polimer gövdeyi ülkemize kazandıran ilk şirketiz. Daha sonra tamamıyla ihracata yöneldik. Şu anda Amerika pazarında ilk dört içerisindeyiz ve ülkemizi başarıyla temsil eden bir şirket haline geldik.

Yaklaşık 70 ülkeye ihracat yapıyoruz Türkiye’den çıkan tabanca ihracatının yüzde 80’i Samsun Yurt Savunma tarafından gerçekleştiriliyor. Tabii sadece hafif silahla ilgili değil üretimlerimiz, Canik M2 QCB dediğimiz 12.7 ağır makineli tüfeklerle ilgili üretimlerimiz de mevcut. Model olarak M2, M2F ve M3 diye adlandırdığımız bu üç konsepti dünyada bir arada üreten ilk şirketiz. İhracat bizim için çok önemli.

Ayrıca Amerika bizim en önemli pazarlarımız arasında yer alıyor. Bu kapsamda Amerika’da Canik USA firmamızı kurduk ve haziran ayından sonra ABD de Miami şehrinde üretime başlamayı hedefliyoruz. Ayrıca 2022 yılı sonunda İngiltere Ascot’ta satın aldığımız AEI firmasında 20-25-30 mm top üretimimizde devam etmektedir.

Özellikle 30 x 113 toplarımız az geri tepme özelliği ile tüm hava deniz kara araçlarında rahatlıkla kullanılma özelliğine sahip olması bizi vazgeçilmez kılmaktadır. Savunma sanayisi içerisinde faaliyet gösteriyorsanız global düşünerek uluslararası bir şirket olmak zorundasınız” şeklinde konuştu.

Sadece hafif silah, ağır makinalı tüfek ve top üretimlerini yapmadıklarını, aynı zamanda entegrasyon şirketleri de olduğunu sözlerine ekleyen Hakkı İsmet Aral, Uniroboticks şirketleri ile uzaktan kumandalı sistemleri silah sistemlerine uygun hale getirdiklerini ve bu platformlarda insansız, insanlı, uzaktan kumandalı her türlü sistemi entegre etmeye ve yazılım yapmaya devam ettiklerini söyledi. Aral, bu platformları yani UKSS uzaktan kumandalı silah sistemlerini ülkeye kazandırdıktan sonra ihracatını gerçekleştireceklerini belirterek sözlerini sonlandırdı.

SAVUNMA SANAYİ RÜŞTÜNÜ ISPAT ETTİ

Sektörde son yıllarda büyük atılımlar yapılmaya başlandığını söyleyen Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz ise “Türkiye’nin gelişimi noktasında savunma sanayisinin güçlenmesine şüphesiz daha çok ihtiyaç var. Bu alandaki çalışan şirketlerimizin sayısının artması da büyük önem arz ediyor. Özel sektörün bu alanda büyük rol oynadığını gördük ama tabii ki önemli olan vakıf şirketlerimiz. Savunma sanayii şirketlerimiz kamu tarafından da son derece iyi yönetiliyor. Bu sektördeki her türlü gelişme Türkiye’nin de gelişmesi anlamını taşıyor. Hem savunma sanayisinin hem uzay sanayisinin Türkiye için rolü çok büyük. Savunma sanayisinde üretim aşamasında artık yerlileşme oranımız oldukça iyi seviyelere çıktı” diyerek bundan sonraki yatırımlarda teknolojiye daha da ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.

KAYNAK: İHA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/canik-usa-haziranda-uretime-basliyor/feed/ 0
TUSAŞ’tan bölgeye dev üs! 22 Şubat’ta açılıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/tusastan-bolgeye-dev-us-22-subatta-aciliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/tusastan-bolgeye-dev-us-22-subatta-aciliyor/#respond Fri, 16 Feb 2024 00:00:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3907 Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından 6 Şubat depremlerinin izlerini silmek amacıyla Kahramanmaraş’ta kurulan uçak ve helikopter parçası üretim tesisinin, istihdam ve ihracata büyük katkı sağlaması bekleniyor.

TUSAŞ’ın Kahramanmaraş’a yapacağı yatırımların ilk etabı olarak Türkoğlu Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 yıllığına kiralanan binada, altyapı, makina ve ekipman kurulumunda son aşamaya gelindi.

Uçak ve helikopter parçası üretimi yapılacak tesiste ilk aşamada TUSAŞ tarafından eğitimden geçirilen 100 kişi istihdam edilecek.

AÇILIŞ 22 ŞUBAT’TA

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, AA muhabirine, Savunma Sanayii Başkanlığınca şehirde yatırım yapılması kararı alınmasının ardından TUSAŞ’a yer tahsis edildiğini söyledi.

Depremlerin ardından savunma sanayisi şirketlerinin bölgede yatırım yaptığını belirten Buluntu, “Kahramanmaraş’taki adımlar kapsamında TUSAŞ bu yatırımı üstlendi. Geçtiğimiz nisan ayı gibi Türkoğlu OSB’deki bir binada işe koyuldular ve şu anda deneme üretimleri başladı. 22 Şubat’ta da bu tesisin açılışını yapacağız.” dedi.

Buluntu, Kahramanmaraş’ın, Türkiye’nin pamuk ipliğinin yüzde 55’ini, dokuma, örme ve denim kumaşlarda yaklaşık yüzde 20’sini ürettiğini, çelik mutfak eşya sektöründe de ülke üretiminin yüzde 70’ini yaptığını dile getirerek, yeni dönemde katma değeri yüksek ürünlerle ihracatta lig değiştireceklerine inandığını ifade etti.

Kahramanmaraş’ın ihracatının yüzde 80’inin tekstil ve çelik mutfak eşyalarından oluştuğunu belirten Buluntu, şöyle konuştu:

“İki alanda kümelenme söz konusuydu. Biz istiyorduk ki Kahramanmaraş biraz daha değişik sektörlerde yatırım yapsın, ekonomik bakımdan çeşitlilik sahibi olsun. TUSAŞ yatırımıyla beraber biz savunma sanayisinde de iddialı hale geleceğiz. Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan, TUSAŞ Başkanı ve Savunma Sanayii Başkanı’mız, Kahramanmaraş’a pozitif ayrımcılık yaptı. Bizim de gayretli ve istekli olduğumuz görülünce işin daha ileri taşınacağını düşünüyoruz. 22 Şubat’ta önemli isimlerle beraber bu tesisin açılışını yapacağız. Kahramanmaraş, 100 yılın felaketini yaşadı ama tekrar küllerinden doğacak ve 100 yılın yatırımını da alacağız.”

İLK ÜRETİMİ BOEİNG’E YAPMAK İSTİYORLAR

Tesisin TUSAŞ’ın ortaklığında Kahramanmaraş iş dünyasının girişimleriyle faaliyet göstereceğini ve Kahramanmaraş Uzay ve Havacılık Sanayi AŞ adlı şirket üzerinden çalışmalarını yürüteceğini anlatan Buluntu, “Bu şirket, ilk etapta üretimlerini TUSAŞ’a yapacak. Türkiye, Boeing firmasından uçak almıştı. Bunun yüzde 20’sinin Türkiye’de üretilme şartı var. İnşallah biz bu tesisi hızlı bir şekilde faaliyete geçirebilirsek belki ilk üretimlerimizi Boeing’e yaparız. Bu anlamda çok istekliyiz.” dedi.

Savunma sanayisi yatırımıyla kentin büyük bir sıçrama yaşayacağını vurgulayan Buluntu, şunları kaydetti:

“Savunma sanayisiyle beraber yüzlerce yeni iş kolları, yeni sektörler oluşacak. Özellikle nitelikli iş gücü dediğimiz alanda gelişmeler olacak. Gençlerimizin de bu alana çok ilgi duyduğunu gözlemliyoruz. Savunma sanayisiyle Kahramanmaraş ihracat çıtasını yükseltecek ve devler liginde olacak.”

Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı da kentin böyle bir yatırıma kavuşmasının önemine işaret ederek, “Yeni bir müjde var; TUSAŞ… İnşallah Sayın Cumhurbaşkanı’mız bize müjdeyi verecek. Bir TUSAŞ şirketi kuruyoruz Kahramanmaraş’ta halkla beraber, sanayiciyle beraber. Devletimiz bizim yanımızda oldu. Biz de inşallah onun altından kalkacağız. Bir de borcumuzu ödemiş olacağız devletimize.” dedi.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/tusastan-bolgeye-dev-us-22-subatta-aciliyor/feed/ 0
Erdoğan açıklamıştı! Türkiye’ye yeni bir üs kuruluyor https://www.foxtvhaber.com.tr/erdogan-aciklamisti-turkiyeye-yeni-bir-us-kuruluyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/erdogan-aciklamisti-turkiyeye-yeni-bir-us-kuruluyor/#respond Thu, 08 Feb 2024 09:12:29 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3371 “Asrın Felaketi” olan depremden büyük yara alan şehirler, savunma sanayi yatırımlarının adresi oldu. Türkiye’nin dev şirketleri ardı ardına depremin vurduğu illerde yatırıma başladı. Şehirlerin ekonomilerine milyarlarca lira katkı sağlayacak tesislerin ilki 22 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta açılacak.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Kahramanmaraş’ta savunma sanayi yatırımlarını deprem bölgesindeki şehirlerde yoğunlaştıracak bir iskân ve istihdam projesi başlattıkları müjdesini vermesi gözleri depremden ağır hasar alan 11 ile çevirdi.

Asrın Felaketi’nin üstünden geçen bir yılda ASELSAN, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), ROKETSAN ve HAVELSAN gibi savunma sanayinin öncü firmaları bölgede ardı ardına dev tesisler kurmaya başladı. İlk tesis açılışı ise 22 Şubat’ta depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ta yapılacak.

2 BİN 500 KİŞİ İSTİHDAM EDİLECEK

TUSAŞ tarafından hayata geçirilen ve havacılık sektörüne yönelik yapı kimyasalları üretecek fabrikada üretim başlayacak. Sanayi üretimini artırmanın yanı sıra istihdama da büyük katkı sunacak söz konusu tesislerle, deprem bölgelerine toplamda 8 milyar liralık katkı sağlanacak ve en az 2 bin 500 kişiye iş imkânı oluşturulacak. Depremden etkilenen illerin iş dünyası temsilcileri, bu yatırımların bölge ekonomisinin itici gücü olacağını söyledi.

YEREL SANAYİCİ DE ORTAK OLACAK

Depremden etkilenen 11 ili ayağa kaldırmak için ilk andan itibaren büyük bir çalışma başlatan hükümet, Asrın Felaketi’nin merkez üssü konumundaki Kahramanmaraş’ta savunma sanayi alanında faaliyet gösterecek tesiste üretime başlamak için gün sayıyor. TUSAŞ tarafından hayata geçirilen söz konusu fabrikada üretim 22 Şubat’ta düzenlenecek törenle başlayacak. Fabrikada Türkiye’nin savunma sanayindeki gururu insansız hava aracı ANKA’nın da aralarında olduğu pek çok hava aracı için parça üretilecek.

Yapılan yatırımlarla şehrin büyük bir kabuk değişimi içinde olduğunu söyleyen Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, “Şehrimize yapılan yatırım sadece bununla sınırlı kalmayacak. Açılışın olduğu gün yüzde 70’i şehrin önde gelen sanayicilerine, yüzde 30’u ise TUSAŞ’a ait bir 200 milyon dolar sermayeli bir şirket kurmak için imza atacağız. Bu fabrikada da aralarında Boeing ve Airbus gibi firmanın da bulunduğu sivil havacılık sektörüne yönelik üretim yapacağız” dedi. Şimdiden 100’e yakın firmanın tedarikçi olmak için müraacatta bulunduğunu anlatan Buluntu, “Şehrimiz sanayi kümelenmesinde önemli bir adres olacak” diye konuştu.

ÜRETİMİN LOKOMOTİFİ

İlk günden itibaren sahada olan ve depremzedelere desteğini sürdüren ASELSAN, depremin ağır hasar verdiği illerden biri olan Malatya’da dev bir yatırım için kolları sıvadı. ASELSAN’ın üretim, tasarım ve lojistik üssü olması planlanan “ASELSAN Malatya” adı verilecek tesisin depremlerden etkilenen kentte, üretimin lokomotifi olması bekleniyor. Tesisin hayata geçirilmesi için Malatya Organize Sanayi Bölgesi’nde arazi tahsisi sağlandı. 

Sabah’ın haberine göre, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol “ASELSAN’ı bölgede üretimin önemli bir parçası yapmayı, tasarım ve lojistik üssü dahil birçok fonksiyonu içerisinde barındıran bir duruma getirmeyi uzun dönemde planladık” ifadelerini kullandı. Kısa sürede faaliyete başlamayı hedeflediklerini ifade eden Akyol, Malatya’da da sürdürülebilir, geliştirilebilir ve uzun dönemli bir yatırım için fizibilite çalışmaları yaptıklarını anlattı. Yatırımın şehrin ekonomisine büyük katkı sunacağını anlatan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ise “Biz buna sadece bir fabrika yatırımı olarak bakmıyoruz. Bu fabrika için ara malı üretimi yapacak KOBİ’ler de yatırım yapacak. Dolayısıyla bu diğer yatırımlar için de sürükleyici olacak. Hatta uluslararası yatırımların şehrimize ilgisini de artıracağını düşünüyorum. Nitelikli işgücünün yetişmesine de büyük katkı sunacak” diye konuştu.

ÇARPAN ETKİSİ YAPACAK

Depremden özellikle Nurdağı ve İslahiye ilçeleri ağır hasar gören Gaziantep’te de TUSAŞ vasıtasıyla karbon fiber tesisini hayata geçiriliyor. Söz konusu yatırımların Anadolu sanayisinin önde gelen şehirlerinden Gaziantep’e birkaç basamak birden atlatacağını söyleyen Gaziantep Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, “Biz bu yatırıma salt bir karbon elyaf üretimi olarak bakmıyoruz. 160 alanda üretim yapan köklü bir sanayi geçmişine sahip şehrimizde yapılacak savunma sanayi yatırımları çarpan etkisi yapacaktır. Öte yandan nitelikli işgücünün şehre gelmesi de çok önemli. Bu alanda yetişecek kalifiye elemanlar şehrin insan kaynağı kalitesini de artıracaktır” diye konuştu.

ŞEHİRDE EKOSİSTEM OLUŞTURUR

2020’de yaşadığı büyük depremin ardından, 6 Şubat depreminde bir kez daha sarsılan Elazığ da savunma sanayi yatırımlarının adresi olacak. TÜYAR’ın ileri teknoloji çip paketleme ve STM’nin Duvar Arkası Radar üretim tesislerine ev sahipliği yapmaktan dolayı mutlu olduklarını söyleyen Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, “Savunma sanayi yatırımlarını ilimiz ekonomisi için son derece önemli buluyoruz. Bu yatırımlar için Organize Sanayi Bölgesi’nde yer tahsisi yapıldı. Bundan sonraki sürecin de yakın takipçisi olacağız. Biz buna sadece bir yatırım olarak bakmıyoruz. Oluşturacağı ekosistemi önemli buluyoruz. Çünkü bu alanda bir üretim kültürü oluşacak, bu da beraberinde şehrimize yeni yatırımları getirecektir” değerlendirmesinde bulundu.

KIRIKHAN’A SANAYİ ALANI

Depremden ağır yara alan Hatay Kırıkhan’da ROKETSAN için bir sanayi alanı kuruluyor. Hatay’ın yüzde 92’sinin yıkıldığına vurgu yapan Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Bünyamin Yavuz, “Bu yatırım şehre ayrı bir dinamizm katacaktır” dedi. Şehrin ekonomisinin yeniden ayağa kalkması için büyük bir gayret içinde olduklarını anlatan Yavuz, “Hatay’da büyük bir yıkım var. Yaralarımızın elbirliği ile sarılmasını önemli buluyoruz” dedi.

KİM NEREDE, NE YAPACAK?

Gaziantep’in Nurdağı-İslahiye ilçelerinde TİSAŞ ile ROKETSAN koordinatörlüğünde karbon elyaf üretim tesisi kurulacak.

Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde ROKETSAN tarafından silah ve roket sistemleri üretim tesisi kurulacak.

Pavotek tarafından Kırıkhan’da bilişim ürünleri üretim tesisi yatırımları hayata geçirilecek.

Adıyaman’a ise TUSAŞ ile ASELSAN koordinatörlüğünde yeni bir tesis kazandırılacak. Tesiste kablo ve konektör üretimi yapılacak.

Malatya’da ASELSAN koordinatörlüğünde çok katmanlı baskı devre kartı üretim tesisi kurulacak.

Elazığ, TÜYAR’ın ileri teknoloji çip paketleme ve STM’nin Duvar Arkası Radar üretim tesislerine ev sahipliği yapacak.

Türkiye’nin önde gelen yazılım şirketi HAVELSAN ise Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş, Elazığ ve Malatya’da yazılım kampüsleri oluşturacak.

KAYNAK: SABAH/FERİDE CEM
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/erdogan-aciklamisti-turkiyeye-yeni-bir-us-kuruluyor/feed/ 0
Deprem bölgesi yeni savunma üssü oluyor https://www.foxtvhaber.com.tr/deprem-bolgesi-yeni-savunma-ussu-oluyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/deprem-bolgesi-yeni-savunma-ussu-oluyor/#respond Thu, 08 Feb 2024 07:24:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3347 “Asrın Felaketi” olan depremden büyük yara alan şehirler, savunma sanayi yatırımlarının adresi oldu. Türkiye’nin dev şirketleri ardı ardına depremin vurduğu illerde yatırıma başladı. Şehirlerin ekonomilerine milyarlarca lira katkı sağlayacak tesislerin ilki 22 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta açılacak.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Kahramanmaraş’ta savunma sanayi yatırımlarını deprem bölgesindeki şehirlerde yoğunlaştıracak bir iskân ve istihdam projesi başlattıkları müjdesini vermesi gözleri depremden ağır hasar alan 11 ile çevirdi. Asrın Felaketi’nin üstünden geçen bir yılda ASELSAN, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), ROKETSAN ve HAVELSAN gibi savunma sanayinin öncü firmaları bölgede ardı ardına dev tesisler kurmaya başladı. İlk tesis açılışı ise 22 Şubat’ta depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ta yapılacak. TUSAŞ tarafından hayata geçirilen ve havacılık sektörüne yönelik yapı kimyasalları üretecek fabrikada üretim başlayacak. Sanayi üretimini artırmanın yanı sıra istihdama da büyük katkı sunacak söz konusu tesislerle, deprem bölgelerine toplamda 8 milyar liralık katkı sağlanacak ve en az 2 bin 500 kişiye iş imkânı oluşturulacak. Depremden etkilenen illerin iş dünyası temsilcileri, bu yatırımların bölge ekonomisinin itici gücü olacağını söyledi.

YEREL SANAYİCİ DE ORTAK OLACAK

Depremden etkilenen 11 ili ayağa kaldırmak için ilk andan itibaren büyük bir çalışma başlatan hükümet, Asrın Felaketi’nin merkez üssü konumundaki Kahramanmaraş’ta savunma sanayi alanında faaliyet gösterecek tesiste üretime başlamak için gün sayıyor. TUSAŞ tarafından hayata geçirilen söz konusu fabrikada üretim 22 Şubat’ta düzenlenecek törenle başlayacak. Fabrikada Türkiye’nin savunma sanayindeki gururu insansız hava aracı ANKA’nın da aralarında olduğu pek çok hava aracı için parça üretilecek. Yapılan yatırımlarla şehrin büyük bir kabuk değişimi içinde olduğunu söyleyen Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, “Şehrimize yapılan yatırım sadece bununla sınırlı kalmayacak. Açılışın olduğu gün yüzde 70’i şehrin önde gelen sanayicilerine, yüzde 30’u ise TUSAŞ’a ait bir 200 milyon dolar sermayeli bir şirket kurmak için imza atacağız. Bu fabrikada da aralarında Boeing ve Airbus gibi firmanın da bulunduğu sivil havacılık sektörüne yönelik üretim yapacağız” dedi. Şimdiden 100’e yakın firmanın tedarikçi olmak için müraacatta bulunduğunu anlatan Buluntu, “Şehrimiz sanayi kümelenmesinde önemli bir adres olacak” diye konuştu.

ÜRETİMİN LOKOMOTİFİ

İlk günden itibaren sahada olan ve depremzedelere desteğini sürdüren ASELSAN, depremin ağır hasar verdiği illerden biri olan Malatya’da dev bir yatırım için kolları sıvadı. ASELSAN’ın üretim, tasarım ve lojistik üssü olması planlanan “ASELSAN Malatya” adı verilecek tesisin depremlerden etkilenen kentte, üretimin lokomotifi olması bekleniyor. Tesisin hayata geçirilmesi için Malatya Organize Sanayi Bölgesi’nde arazi tahsisi sağlandı. Sabah’ın haberine göre, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol “ASELSAN’ı bölgede üretimin önemli bir parçası yapmayı, tasarım ve lojistik üssü dahil birçok fonksiyonu içerisinde barındıran bir duruma getirmeyi uzun dönemde planladık” ifadelerini kullandı. Kısa sürede faaliyete başlamayı hedeflediklerini ifade eden Akyol, Malatya’da da sürdürülebilir, geliştirilebilir ve uzun dönemli bir yatırım için fizibilite çalışmaları yaptıklarını anlattı. Yatırımın şehrin ekonomisine büyük katkı sunacağını anlatan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ise “Biz buna sadece bir fabrika yatırımı olarak bakmıyoruz. Bu fabrika için ara malı üretimi yapacak KOBİ’ler de yatırım yapacak. Dolayısıyla bu diğer yatırımlar için de sürükleyici olacak. Hatta uluslararası yatırımların şehrimize ilgisini de artıracağını düşünüyorum. Nitelikli işgücünün yetişmesine de büyük katkı sunacak” diye konuştu.

ÇARPAN ETKİSİ YAPACAK

Depremden özellikle Nurdağı ve İslahiye ilçeleri ağır hasar gören Gaziantep’te de TUSAŞ vasıtasıyla karbon fiber tesisini hayata geçiriliyor. Söz konusu yatırımların Anadolu sanayisinin önde gelen şehirlerinden Gaziantep’e birkaç basamak birden atlatacağını söyleyen Gaziantep Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, “Biz bu yatırıma salt bir karbon elyaf üretimi olarak bakmıyoruz. 160 alanda üretim yapan köklü bir sanayi geçmişine sahip şehrimizde yapılacak savunma sanayi yatırımları çarpan etkisi yapacaktır. Öte yandan nitelikli işgücünün şehre gelmesi de çok önemli. Bu alanda yetişecek kalifiye elemanlar şehrin insan kaynağı kalitesini de artıracaktır” diye konuştu.

ŞEHİRDE EKOSİSTEM OLUŞTURUR

2020’de yaşadığı büyük depremin ardından, 6 Şubat depreminde bir kez daha sarsılan Elazığ da savunma sanayi yatırımlarının adresi olacak. TÜYAR’ın ileri teknoloji çip paketleme ve STM’nin Duvar Arkası Radar üretim tesislerine ev sahipliği yapmaktan dolayı mutlu olduklarını söyleyen Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, “Savunma sanayi yatırımlarını ilimiz ekonomisi için son derece önemli buluyoruz. Bu yatırımlar için Organize Sanayi Bölgesi’nde yer tahsisi yapıldı. Bundan sonraki sürecin de yakın takipçisi olacağız. Biz buna sadece bir yatırım olarak bakmıyoruz. Oluşturacağı ekosistemi önemli buluyoruz. Çünkü bu alanda bir üretim kültürü oluşacak, bu da beraberinde şehrimize yeni yatırımları getirecektir” değerlendirmesinde bulundu.

KIRIKHAN’A SANAYİ ALANI

DEPREMDEN ağır yara alan Hatay Kırıkhan’da ROKETSAN için bir sanayi alanı kuruluyor. Hatay’ın yüzde 92’sinin yıkıldığına vurgu yapan Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Bünyamin Yavuz, “Bu yatırım şehre ayrı bir dinamizm katacaktır” dedi. Şehrin ekonomisinin yeniden ayağa kalkması için büyük bir gayret içinde olduklarını anlatan Yavuz, “Hatay’da büyük bir yıkım var. Yaralarımızın elbirliği ile sarılmasını önemli buluyoruz” dedi.

KİM NEREDE, NE YAPACAK?

Gaziantep’in Nurdağı-İslahiye ilçelerinde TİSAŞ ile ROKETSAN koordinatörlüğünde karbon elyaf üretim tesisi kurulacak.

Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde ROKETSAN tarafından silah ve roket sistemleri üretim tesisi kurulacak.

Pavotek tarafından Kırıkhan’da bilişim ürünleri üretim tesisi yatırımları hayata geçirilecek.

Adıyaman’a ise TUSAŞ ile ASELSAN koordinatörlüğünde yeni bir tesis kazandırılacak. Tesiste kablo ve konektör üretimi yapılacak.

Malatya’da ASELSAN koordinatörlüğünde çok katmanlı baskı devre kartı üretim tesisi kurulacak.

Elazığ, TÜYAR’ın ileri teknoloji çip paketleme ve STM’nin Duvar Arkası Radar üretim tesislerine ev sahipliği yapacak.

Türkiye’nin önde gelen yazılım şirketi HAVELSAN ise Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş, Elazığ ve Malatya’da yazılım kampüsleri oluşturacak.

KAYNAK: SABAH/FERİDE CEM
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/deprem-bolgesi-yeni-savunma-ussu-oluyor/feed/ 0
Kahramanmaraş’a dev yatırım! KAAN ve ATAK-2 için üretim yapacak https://www.foxtvhaber.com.tr/kahramanmarasa-dev-yatirim-kaan-ve-atak-2-icin-uretim-yapacak/ https://www.foxtvhaber.com.tr/kahramanmarasa-dev-yatirim-kaan-ve-atak-2-icin-uretim-yapacak/#respond Tue, 06 Feb 2024 08:48:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3242 Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, bölgedeki ekonomik faaliyetleri ve son durumu Haber7’ye anlattı. 

Organize Sanayi Bölgelerinde onarım çalışmalarının devam ettiğini, üretimde ivme kazanmak için çalışmaları hızlandırdıklarını belirten Buluntu, üretim kapasitesinin yüzde 40-50 civarında olduğunu söyledi. 

“KAHRAMANMARAŞ BÜYÜK BİR SANAYİ KENTİ”

Kahramanmaraş’ın Türkiye’nin en büyük sanayi kentlerinden biri olduğuna dikkat çeken Buluntu, Kahramanmaraş’ta 6 tane Organize Sanayi Bölgesi olduğunu, bir OSB’nin ise firma sayısı ve üretim kapasitesi bakımından Türkiye’nin 12. büyük OSB’si olduğunu belirtti.

Deprem felaketinde en büyük hasarın Erkenez Organize Sanayi Bölgesi’nde meydana geldiğini hatırlatan Buluntu, işletmelerde ve fabrikalarda onarım çalışmalarının devam ettiğini ve üretimde hızlı bir ivme yakalamak için gece gündüz çalıştıklarını ifade etti.

Organize Sanayi Bölgelerinde üretim kapasitesinin yüzde 40-50 civarına yükseldiğine işaret eden Buluntu, özellikle çelik mutfak eşyası üretimi yapan işletmelerin hızlı bir şekilde toparlandığının altını çizdi.

istihdam sorununu tam anlamıyla çözemediklerini belirten Buluntu, “Depremden önce istihdam kapasitemiz 200 bindi, şuan bu rakamın yüzde 30 altındayız” dedi. Tersine göçün başladığını, kalıcı konutların da ilk etabının tamamlandığına işaret eden Buluntu, vatandaşların şehre geri dönmesiyle istihdam sorununun çözüleceğini vurguladı. 

KAHRAMANMARAŞ’A DEV YATIRIM

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı 12 bine yakın şirket sahibi, 30 bine yakın da esnaf üyeleri olduğunu belirten Buluntu,  KOSGEB’in küçük esnafa ve mikro ölçekli firmalara 450 milyon dolar kaynak ayırdığını söyledi.

Kahramanmaraş’ın cazibe bölgesi ilan edilmesini talep ettiklerini söyleyen Buluntu,  özel kredilerle şirketlerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Buluntu, “Büyük sanayi şirketleri için açıklanan KGF’ler dışında finansman noktasında pozitif ayrımcılık istiyoruz” dedi.

“Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu listesinde Kahramanmaraş’tan 30 şirket, ilk binde ise 60 şirketimiz var” diyen Buluntu, geniş çaplı bir kaynak aktarılması gerektiğini ifade etti. 

Depremin ilk gününden itibaren kamu bankalarının ciddi bir kaynak aktardığını ancak özel bankaların da elini taşın altına koyması gerektiğinin altını çizen Buluntu, depremden en büyük hasarı alan şehirlerin başında Kahramanmaraş’ın geldiğini belirtti. SGK ödemelerinin Mayıs’a ertelendiğini hatırlatan Buluntu, bu konu ile ilgili çağrıda bulundu. “İnsanlarımızın teminat ve ipotek ödemesi yapacak maddi durumları yok, SGK ödemeleri Mayıs’tan daha ileri bir tarihe ertelenmeli” diye Konuştu. 

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Buluntu, müjdeli bir haber de verdi. Buluntu, 22 Şubat 2024’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla savunma sanayi şirketinin açılışını yapacaklarını belirtti. “Kahraman Kazan’dan sonra Kahramanmaraş Savunma Sanayi şirketi olarak da anılacak” dedi. 

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından yapılan açıklamada da “Nesil5” olarak bilinen yerli savaş uçağı KAAN’ın ve göklerin ateş kanadı olarak bilinen ATAK 2 ağır taaruz helikopterlerinin aviyonik parçalarının üretimine başlanılacağı kaydedildi.

“HÜKÜMETİMİZ İLE BİRLİKTE YARALARIMIZI SARIYOR”

Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı da bölgedeki son durumu Haber7’ye anlattı.

“Kurtuluş Savaşı’nda nasıl bir mücadele verdiysek şuanda da aynı ruhla şehrimizi ayağa kaldırmak için var gücümüzle çalışıyoruz” diyen Narlı, Göç eden vatandaşların yüzde 80’inin döndüğünü belirten Narlı, üretim kapasitelerini yüzde 100’e çıkarmak için çalıştıklarını ifade etti.

Kahramanmaraş’ın yüzde 60’ının çalıştığını ve üretim kapasitesinin ise yüzde 40 civarında olduğuna işaret eden Narlı, Şubat ayında konteyner kentlerdeki vatandaşların bir bölümüne evlerinin teslim edileceğini vurguladı.

Kahramanmaraş’ta yeni bir Organize Sanayi Bölgesi kurulacağını duyuran Narlı, Kahramanmaraş Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde alt yapı çalışmalarının yüzde 70’inin tamamlanacağını belirtti. “Yeni açacağımız bu OSB’de 80 tesis üretim yapacak, ciddi bir istihdam sağlayacak” dedi.

 

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/kahramanmarasa-dev-yatirim-kaan-ve-atak-2-icin-uretim-yapacak/feed/ 0
Buluntu: Kahramanmaraş Türkiye’nin büyük bir sanayi kenti https://www.foxtvhaber.com.tr/buluntu-kahramanmaras-turkiyenin-buyuk-bir-sanayi-kenti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/buluntu-kahramanmaras-turkiyenin-buyuk-bir-sanayi-kenti/#respond Tue, 06 Feb 2024 07:48:03 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3230 Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, bölgedeki ekonomik faaliyetleri ve son durumu Haber7’ye anlattı. 

Organize Sanayi Bölgelerinde onarım çalışmalarının devam ettiğini, üretimde ivme kazanmak için çalışmaları hızlandırdıklarını belirten Buluntu, üretim kapasitesinin yüzde 40-50 civarında olduğunu söyledi. 

“KAHRAMANMARAŞ BÜYÜK BİR SANAYİ KENTİ”

Kahramanmaraş’ın Türkiye’nin en büyük sanayi kentlerinden biri olduğuna dikkat çeken Buluntu, Kahramanmaraş’ta 6 tane Organize Sanayi Bölgesi olduğunu, bir OSB’nin ise firma sayısı ve üretim kapasitesi bakımından Türkiye’nin 12. büyük OSB’si olduğunu belirtti.

Deprem felaketinde en büyük hasarın Erkenez Organize Sanayi Bölgesi’nde meydana geldiğini hatırlatan Buluntu, işletmelerde ve fabrikalarda onarım çalışmalarının devam ettiğini ve üretimde hızlı bir ivme yakalamak için gece gündüz çalıştıklarını ifade etti.

Organize Sanayi Bölgelerinde üretim kapasitesinin yüzde 40-50 civarına yükseldiğine işaret eden Buluntu, özellikle çelik mutfak eşyası üretimi yapan işletmelerin hızlı bir şekilde toparlandığının altını çizdi.

istihdam sorununu tam anlamıyla çözemediklerini belirten Buluntu, “Depremden önce istihdam kapasitemiz 200 bindi, şuan bu rakamın yüzde 30 altındayız” dedi. Tersine göçün başladığını, kalıcı konutların da ilk etabının tamamlandığına işaret eden Buluntu, vatandaşların şehre geri dönmesiyle istihdam sorununun çözüleceğini vurguladı. 

KAHRAMANMARAŞ’A DEV YATIRIM

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı 12 bine yakın şirket sahibi, 30 bine yakın da esnaf üyeleri olduğunu belirten Buluntu,  KOSGEB’in küçük esnafa ve mikro ölçekli firmalara 450 milyon dolar kaynak ayırdığını söyledi.

Kahramanmaraş’ın cazibe bölgesi ilan edilmesini talep ettiklerini söyleyen Buluntu,  özel kredilerle şirketlerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Buluntu, “Büyük sanayi şirketleri için açıklanan KGF’ler dışında finansman noktasında pozitif ayrımcılık istiyoruz” dedi.

“Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu listesinde Kahramanmaraş’tan 30 şirket, ilk binde ise 60 şirketimiz var” diyen Buluntu, geniş çaplı bir kaynak aktarılması gerektiğini ifade etti. 

Depremin ilk gününden itibaren kamu bankalarının ciddi bir kaynak aktardığını ancak özel bankaların da elini taşın altına koyması gerektiğinin altını çizen Buluntu, depremden en büyük hasarı alan şehirlerin başında Kahramanmaraş’ın geldiğini belirtti. SGK ödemelerinin Mayıs’a ertelendiğini hatırlatan Buluntu, bu konu ile ilgili çağrıda bulundu. “İnsanlarımızın teminat ve ipotek ödemesi yapacak maddi durumları yok, SGK ödemeleri Mayıs’tan daha ileri bir tarihe ertelenmeli” diye Konuştu. 

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Buluntu, müjdeli bir haber de verdi. Buluntu, 22 Şubat 2024’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla savunma sanayi şirketinin açılışını yapacaklarını belirtti. “Kahraman Kazan’dan sonra Kahramanmaraş Savunma Sanayi şirketi olarak da anılacak” dedi. 

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından yapılan açıklamada da “Nesil5” olarak bilinen yerli savaş uçağı KAAN’ın ve göklerin ateş kanadı olarak bilinen ATAK 2 ağır taaruz helikopterlerinin aviyonik parçalarının üretimine başlanılacağı kaydedildi.

“HÜKÜMETİMİZ İLE BİRLİKTE YARALARIMIZI SARIYOR”

Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı da bölgedeki son durumu Haber7’ye anlattı.

“Kurtuluş Savaşı’nda nasıl bir mücadele verdiysek şuanda da aynı ruhla şehrimizi ayağa kaldırmak için var gücümüzle çalışıyoruz” diyen Narlı, Göç eden vatandaşların yüzde 80’inin döndüğünü belirten Narlı, üretim kapasitelerini yüzde 100’e çıkarmak için çalıştıklarını ifade etti.

Kahramanmaraş’ın yüzde 60’ının çalıştığını ve üretim kapasitesinin ise yüzde 40 civarında olduğuna işaret eden Narlı, Şubat ayında konteyner kentlerdeki vatandaşların bir bölümüne evlerinin teslim edileceğini vurguladı.

Kahramanmaraş’ta yeni bir Organize Sanayi Bölgesi kurulacağını duyuran Narlı, Kahramanmaraş Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde alt yapı çalışmalarının yüzde 70’inin tamamlanacağını belirtti. “Yeni açacağımız bu OSB’de 80 tesis üretim yapacak, ciddi bir istihdam sağlayacak” dedi.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/buluntu-kahramanmaras-turkiyenin-buyuk-bir-sanayi-kenti/feed/ 0
Deprem bölgesindeki patronlardan önemli çağrı https://www.foxtvhaber.com.tr/deprem-bolgesindeki-patronlardan-onemli-cagri/ https://www.foxtvhaber.com.tr/deprem-bolgesindeki-patronlardan-onemli-cagri/#respond Mon, 05 Feb 2024 08:48:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3187 Haber7’ye açıklamalarda bulunan Malatya 2. Organize Sanayi Müdürü Vahap Erdem, işletmelerde onarım çalışmalarını tamamladıklarını, üretim kapasitesini yüzde 70’e kadar çıkardıklarını belirtti. 

“ÜRETİM KAPASİTEMİZİ ARTIRIYORUZ”

“Depremler sonrası en büyük avantajımız Organize Sanayi Bölgesi’nde hiçbir fabrikamızın yıkıma uğramaması” diyen Erdem, her iki Organize Sanayi Bölgesi’nde toplamda 450 firmanın olduğunu ve tamamının üretime başladığını belirtti

Üretim kapasitelerinin yüzde 70’e kadar yükseldiğini ifade eden Erdem, depremden önce 45 bin olan istihdam sayısının şuan 28 bine düştüğünü söyledi.

Bir ay içinde 6 bin konutun teslim edileceğine dikkat çeken Erdem, tersine göçün hızlanmasını beklediklerini belirtti. Tersine göç ile istihdam sayılarını artıracaklarına işaret eden Erdem, “2-3 ay içerisinde istihdamda yüzde 35 artış yaşanmasını bekliyoruz” dedi.

DÜNYA TİCARET KAYISI MERKEZİ FAALİYETE GEÇİYOR

Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan da Haber7’ye yaptığı açıklamada, kayısı sezonunun başlamasıyla Malatya’nın ihracata katkısının artacağını belirtti.

2023 yılında 400 milyon dolarlık kayısı ihracatı yaptıklarına dikkat çeken Özcan, bu yıl ihracatı daha da artıracaklarını vurguladı. Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi’nin bu ayın sonunda faaliyete geçeceğini bildiren Özcan, “Bu merkezde 460 adet işyerimiz, 40 tane depomuz bulunmaktadır. Yeni yerimiz inşallah bize ticari anlamda depremin sebep olduğu kayıplarımızı unutturacak” diye konuştu.

Vergi borçlarının ertelendiğini ancak toplu halde ödeme istendiğini belirten Özcan, bu ödemelerin taksitlendirilmesi talebinde bulunduklarını söyledi. “Devletimiz bir yıl boyunca erteledi Allah razı olsun, biz bu borçların taksitlendirilmesini istiyoruz” dedi.

“İHRACATIMIZI ARTIRACAĞIZ”

Depremden önce inşası tamamlanan Malatya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki alüminyum fabrikası da faaliyetlerini sürdürüyor. Firma yetkilisi Mehmet Yağbasan, “Fabrikayı faaliyete geçirme noktasında çok kararsız kalmıştık ancak her şeyin çalışarak olacağına inandığımız için geri adım atmadık” diye konuştu.

İş gücü kaybı nedeniyle tek vardiye çalıştıklarını ve aylık üretim kapasitelerinin 100 ton olduğunu belirten Yağbasan, vardiye sistemini artırarak üretim kapasitesini 400 tona çıkarmak istediklerini vurguladı.

Hedeflerinin ihracat odaklı bir firma haline gelmek olduğunun altını çizen Yağbasan, ihracata yönelik çalışmaları hızlandırdıklarını vurguladı.

“ASGARİ ÜCRET DESTEĞİNİN ARTIRILMASINI İSTİYORUZ”

Mobilya üzerine üretim yapan firmanın sahibi Abdullah Sarı, en büyük problemin çalıştıracak eleman bulamamaları olduğunu söyledi. “Depremden önce 250 personelimiz vardı, şimdi ise bazen 150 kişiye kadar bile ulaşamıyoruz” dedi. 

Üretim kapasitelerini yüzde 75’e çıkardıklarını belirten Sarı, yüzde 100’e çıkarmak için personel sayılarını artırmaya çalıştıklarını ifade etti. İşverene asgari ücret desteğinin artırılmasını talep ettiklerini bildiren Sarı, “Destek verilirse biz de çalışana daha yüksek maaşlar veririz, böyle vatandaşları bölgeye çekebiliriz” diye konuştu.

“ÜRETİMİMİZİN YÜZDE 30’UNU İHRAÇ EDİYORUZ”

Yurt içinde ve yurt dışında birçok ünlü markaya ayakkabı üreten firmanın yetkilisi Yusuf Özdal da yaptığı açıklamada, deprem sonrası oluşan hasarları onardıklarını ve hızlı bir şekilde imalata başladıklarını belirtti. Deprem öncesine göre üretim kapasitesinin yüzde 40 düştüğünü ifade eden Özdal, “Üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz” dedi. Eleman bulmakta sorun yaşadıklarını dile getiren Özdal, şuanda 250 personel ile çalıştıklarını ifade etti.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/deprem-bolgesindeki-patronlardan-onemli-cagri/feed/ 0
Emtia piyasası yeni yıla dalgalı başladı! https://www.foxtvhaber.com.tr/emtia-piyasasi-yeni-yila-dalgali-basladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/emtia-piyasasi-yeni-yila-dalgali-basladi/#respond Sun, 04 Feb 2024 21:24:09 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=3160 Emtia piyasası, geçen yılki sert dalgalanmaları bu seneye da taşırken, ocak ayı özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı belirsizlikler ile jeopolitik ve arz nedenli endişelerden dolayı yoğun-iniş çıkışların yaşandığı bir dönem oldu.

Emtia piyasasında, geçen ay görülen farklı dinamiklerin etkisiyle karışık bir seyir izlendi.

Ocak ayında Fed’in para politikasına ilişkin belirsizlikler, jeopolitik riskler, üretim tahminleri, hava ve iklim olayları ile Çin ekonomisine dair gelişmeler emtia piyasasını etkileyen önemli unsurlar arasında yer aldı.

Önemli merkez bankalarının faiz indirimlerine ne zaman başlayacaklarına yönelik belirsizlikler varlık fiyatları üzerinde etkili olmayı sürdürdü.

ABD’de açıklanan veriler, ülkede iş gücü piyasasının sıkılığını koruduğuna işaret ederken, enflasyonun, beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi varlık fiyatlarını etkileyen ana etkenler olarak öne çıktı.

Özellikle merkez bankalarına ilişkin güvercin fiyatlamaların güç kaybetmeye devam etmesi ve dolara talebin artması emtia piyasasında bir taraftan satış baskısına sebep olurken, jeopolitik riskler, kuraklık, üretim ve arza yönelik endişeler ise söz konusu baskıyı törpülüyor.

DEĞERLİ METALLERDE SATIŞ BASKISI

Değerli metaller geçen ay yoğun satış baskısının en fazla hissedildiği emtia grubu oldu.

Ocak ayında altının onsu yüzde 1,4, gümüş yüzde 4, platin yüzde 7,3, paladyum yüzde 11,2 değer kaybetti.

Güçlenen dolar ve tahvil faizlerindeki artış değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu. Analistler, Fed’in martta faiz indirimlerine başlayacağına yönelik beklentilerin zayıflamasıyla altına olan talebin azaldığını ifade etti.

Paladyum fiyatları da elektrikli araçların yaygınlaşmasının normal otomobillere talebi azaltabileceğine dair endişelerle düştü.

Baz metallerde ise karışık bir seyir izlendi. Bakır yüzde 0,3, kurşun yüzde 7 artarken, alüminyum yüzde 4,4, çinko yüzde 5, nikel 0,8 azalış kaydetti.

Küresel imalat sanayi aktivitesine ilişkin belirsizlikler baz metallerde talep endişelerini öne çıkardı.

Fiziki piyasada bakır açığının söz konusu olduğunu belirten analistler, Çin’in 2023 yılında kayda değer derecede bakır tükettiğini, bunun da talebin güçlü olduğunu gösterdiğini aktardı.

Çin’in zayıflayan inşaat piyasasına rağmen ülkenin askeri ve ulusal güvenlik alanları için de bakır talebinde bulunuyor. Bu ülkenin yanı sıra Avrupa ve Hindistan da yeşil ekonomi ile çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim gibi alanlarda etkili olmak için bakıra yöneliyor.

PETROLDE ORTADOĞU YÜKSELİŞİ

Enerji grubunda da geçen ay sert dalgalanmalar görüldü. Brent petrol yüzde 4,6 artarken, New York Ticaret Borsasında işlem gören doğal gaz yüzde 16,5 değer kaybetti.

ABD’de stokların düştüğünü gösteren veriler ve Orta Doğu’da devam eden gerginliğin etkisiyle Brent petrol fiyatları arttı. Küresel petrol rezervlerinin çoğunu barındıran Orta Doğu’da artan gerginlik, bölgede küresel tedarik zinciri krizinin oluşması ve enerji sevkiyatlarının olumsuz etkilenmesi endişeleri körüklüyor. Bu durum da fiyatların yukarı yönlü hareketini destekliyor.

Petrol fiyatları; küresel talepte bu yıl ve 2025’te artış yaşanacağı beklentisi, soğuk havanın etkisiyle ABD’de üretimde düşüş yaşanması ve Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin artmasıyla yükselişe geçti.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) yayımladığı rapora göre, bu yıl küresel petrol talebi geçen seneye göre 2,2 milyon varil artışla 104,4 milyon varile yükselecek. Petrol talebinin büyümesine çoğunlukla Çin ve Orta Doğu’daki ülkelerde kapasite artışlarının ve petrokimya marjlarının katkıda bulunacağı öngörülüyor. Talebe dönük yükselişte, hava ve kara yolu ulaşımı ile sanayi, inşaat ve tarım faaliyetlerindeki artışın da etkili olması bekleniyor.

Talebin 2025’te ise günlük 1,8 milyon varil büyüyerek (günlük) 106,2 milyon varil olması tahmin ediliyor. Dünyada petrol talebinin artacağı öngörüsü, fiyatları yukarı yönlü destekliyor.

Fiyatlar, dünyanın en çok petrol tüketen ülkesi ABD’de talebin arttığını gösteren verilerin ve Çin’de ekonomik toparlanma sinyallerinin etkisiyle yükseldi.

ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) resmi stok verilerine göre, ülkedeki ticari ham petrol stokları bir önceki hafta yaklaşık 9 milyon 200 bin varil azaldı. Beklenti; stokların 3 milyon varil azalması yönündeydi. Stoklarda beklentinin üzerinde gerçekleşen düşüş ABD’de talebin yüksek olduğuna işaret ederek petrol fiyatlarını yukarı yönlü destekledi. Doğal gaz üretimindeki artış ise fiyatları aşağı yönlü etkiledi.

ŞEKER VE KAKAO DEĞER KAZANDI

Tarım grubunda da geçen ay dalgalanmalar görüldü. Ocakta Chicago Ticaret Borsası’nda işlem gören buğday yüzde 5,2, mısır yüzde 4,9, soya fasulyesi yüzde 0,3 değer kaybederken, pirinç yüzde 2 değer kazandı.

ABD’de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange’te işlem gören pamuk yüzde 5,2, kahve yüzde 3,1, şeker yüzde 16,2, kakao yüzde 14,9 artış kaydetti.

Uluslararası Tahıl Konseyinin 2023/2024 sezonu küresel buğday ve mısır üretim tahminlerini yükseltmesi, buğday ve mısır fiyatlarının azalmasına neden oldu.

Analistler, Brezilya’da yağışların artmasıyla kuraklık endişelerinin azalmasının soya fasulyesi fiyatlarında düşüşe neden olduğunu söyledi. Çin’de soya fasulyesi üretiminin 2023’te 20,8 milyon tona, bu ürünün ekili olduğu alanların da 10,5 milyon hektara ulaştığına dair haberlerle birlikte ülkenin gıda güvenliğini desteklemek amacıyla soya fasulyesi ekimini artırmayı planlaması, ürünün fiyatlarının düşmesine neden oldu.

Küresel pamuk üretiminin düşeceğine yönelik öngörülerle pamuk fiyatları yükseldi. ABD Tarım Bakanlığının hazırladığı Dünya Tarımsal Arz ve Talep Tahminleri raporuna göre küresel pamuk üretimi 2023/2024 sezonunda 342 bin balya azalacak.

Brezilya’da kurak havanın devam edeceğine yönelik öngörüler ve bunun da kahve rekoltesine zarar vereceğine ilişkin endişelerle kahve fiyatları yükseldi. Vietnam’da geçen yıl kahve ihracatının düşmesi de kahveye ilişkin arz endişelerinin sürmesine neden oluyor. Husilerin Kızıldeniz’de devam eden saldırılarının Asya’dan Avrupa’ya kahve sevkiyatını yavaşlatması ve özellikle Vietnam’daki arza ilişkin sıkıntılarla kahve fiyatları geçen ay artış kaydetti.

Hindistan’da şeker üretiminin azalması fiyatların yükselmesine yol açtı. Ülkenin şeker ihracatı yasağını sürdüreceğine ilişkin haberler de yükselişte etkili oldu. Dünyanın önde gelen şeker üreticisi ülkelerinden Tayland’da da şeker üretiminin düşebileceğine yönelik tahminler de fiyatların yükselmesine neden olan başka bir sebep olarak öne çıktı.

Olumsuz hava koşullarının kakaonun rekoltesini etkilemesi ve bunun sonucunda teslimatların azalmasıyla kakao fiyatları sert yükseldi. Fildişi Sahili ve Gana’da da arza ilişkin görünümün kötüleşmeye devam etmesi kakao fiyatlarının yükselmesinde önemli paya sahip oldu.

El Nino hava olayının üretimi olumsuz etkileyebileceği endişeleri de kakao ve şeker fiyatlarının yükselmesine neden olan başka bir faktör olarak öne çıktı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/emtia-piyasasi-yeni-yila-dalgali-basladi/feed/ 0
Türkler üretti: 100 gramı 1000 liradan satılıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/turkler-uretti-100-grami-1000-liradan-satiliyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkler-uretti-100-grami-1000-liradan-satiliyor/#respond Thu, 25 Jan 2024 07:36:11 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2759 Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile YÖK tarafından desteklenen Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı ile gerçekleştirilen “Yenilikçi Gıda ve Yem Katkı Maddesi Olarak Yeşil Bir Kaynak;Mikroalgler (YeYeM)” Projesi çerçevesinde Mikroalg Biyokütle Üretim Laboratuvarı, MAKÜ Fen Edebiyat Fakültesinde kuruldu. Yürütücülüğünü Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Füsun Akgül’ün yaptığı projede kanatlı hayvan grupları için yan katkı maddesi üretiliyor. Spirulina Platensis mikroalginin yoğun kitlesel üretimi 20 tonluk kapasiteye sahip laboratuvarda seri olarak üretilmeye başlandı.

Yapılan deneylerde mikroalg yem ve yem katkı maddeleri ile beslenen hayvanlarda immün sistemin güçlendiği, büyüme ve gelişmenin arttığı, yumurta, süt ve et kalitesinin iyileştiği gözleniyor. Bu proje ile üretilen mikroalg tabanlı yem katkı maddesi, hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı Burdur’da alternatif bir yem katkı maddesi olarak MAKÜ etiketi ile satışa sunulmaya başlandı.

MAKÜ’lü bilim insanlarının uzun süren saha çalışmaları sonrası kurulan MAKU-MACC Mikroalg Kültür Koleksiyonu, Dünya Kültür Koleksiyonuna Türkiye’den üye iki merkezden biri olma özelliğine sahip oldu. Strain sayısı ile de 9’uncu sırada yer aldı.

Burdur Valisi Türker Öksüz ve İl Emniyet Müdürü Ümit Bitirik’in katılımıyla gerçekleştirilen tanıtım toplantısında üretilen mikro algler ile ilgili bilgilendirme yapıldı. Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Füsun Akgül algler hakkında yaptığı sunumda 200 litrelik bir alg kültürünün yaklaşık olarak 10 tane 20-25 yaşında olan ağaçların ürettiği oksijen kadar oksijen ürettiğini belirterek alglerin yıllardır farklı amaçlarda kullanıldığına dikkat çekti. Alglerin besin kaynağı olarak da tüketilebildiğini belirten Akgül, 19’uncu yüzyılda deniz kenarında toplanan algler kurutulup gübre olarak da kullanıldığını, Japonya’da ise plajda kurutulan alglerin yemek olarak tüketildiğini suşilerin içerisinde de alglerin bulunduğunu, yakıt, atık su arıtımı ve pek çok kimyasal maddenin üretiminde kullanıldığını söyledi.

Avrupa Mikroalg üretim pazarına bakıldığında 2021 yılında 6 bin 266 ton üretilirken 2031 yılına kadar bunu 9 bin 220 tona çıkacağı düşünülmekte. Toplam bütçeye bakıldığında ise 918 Milyon Dolar’dan 2031 yılının sonunda 1.6 Milyar Dolar’a geleceği düşünülüyor. Bu yönleriyle bakıldığında ciddi bir ekonomik boyutu oluşturuyor.

Dünyada en çok üretilen mikroalgin Spirulina olduğunu dile getiren Akgül, bu algin dünya genelinde yılda 15 bin ton üretildiğini bununda 10 bin tonunun Çin’de üretildiğini belirtti. Spirulina alginin içinde bulunan çok önemli bir pigment olan Phycosiyanin’in saflık derecesine göre fiyatı değişiyor. Gıda ürünlerinin içerisinde bulunan formunun 500 gramı 6 bin Lira iken Sigma marka C Fikosilyanin’in 1 gramı ise 250 Euro olduğunu söyledi.

Yaklaşık 25 yıldır algler üzerine hem proje ortağı hem de eşi Doçent Doktor Rıza Akgül ile çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Doç. Dr. Füsun Akgül bu projenin kurgulanma sebebinin mikroalg biyoürünler üretmek, mikroalglerden yem katkı maddesi üretmek, sürdürülebilir tarıma katkı sunmak, ülkenin mikroalgal biyoteknoloji alanındaki gücünü arttırmak olduğunu belirtti.

Sunum sonrası üretim laboratuvarını gezen Vali Öksüz ve beraberindekileri üretim aşamalarını anlatan Doç. Dr. Akgül bir havuzdan 2 ayda 200-250 gram yenilebilir alg alabildiklerini anlattı.

Proje hakkında açıklamada bulunan Doç. Dr. Füsun Akgül, “Üniversitemiz Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı çerçevesinde yem ve yem katkı maddesi üretme amacıyla yaptığımız bir proje bu. Kanatlı hayvan gruplarında yem katkı maddesi olarak mikroalg tabanlı bir ürün denemeyi planlıyoruz. Bu çerçevede Mikroalg Üretim Laboratvarını kurduk. 20 tonlık kapasite ile havuzlarda özel ışıklar ve havalandırma sistemi ile üretimimize devam ediyoruz. Burada kanatlı hayvan gruplarında özellikle deneyeceğiz ama tüm hayvan gruplarında da kullanılabilir. Bu mikroalglerin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini biliyoruz, yumurta, et ve sğt kalitesini arttırdığını biliyoruz, büyümeyi arttırdığını biliyoruz. Bu yönüyle pek çok kullanım alanı var hayvancılıkta. Tabi bizim burada çıkış noktamız hayvancılık projesi oldu üniversitemiz bu anlamda desteklendiği için ama başka kullanım alanları da var alglerin. Gıda, kozmetik, atık su arıtımı, gübre olarak kullanılabilir. Biz bu çalışmamızda yem katkı maddesi olarak değerlendireceğiz” dedi.

MİKROALGLERİ KENDİ KÜLTÜR KOLEKSİYONUMUZDAN ELDE EDİYORUZ

Mikroalgleri kendi kültür koleksiyonlarında elde ettiklerini dile getiren Doç. Dr. Akgül; “Geçen yıl itibari ile Dünya Kültür Koleksiyonu Federasyonu’na üye MAKÜ-MAC adıyla bir kültür koleksiyonu kurduk. Bu kültür koleksiyonu çerçevesinde mikroalgler ve bakterilerden oluşan farklı suşlarımız var. Buradan mikroalglerimizi temin ediyoruz. Bunlar 25 yıllık birikimimizin ürünleri. Her birini kendi iç sularımızdan özel olarak toplayıp izole ederek kültüre aldık ve ihtiyaç halinde farklı çalışmalarda kullanıyoruz” şeklinde konuştu.

100 GRAMI BİN LİRA

Alg fiyatlarına değinerek üretilen alglerin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını söyleyen Füsun Akgül, “Şu anda tablet haline getirilmiş bir formun 100 gramı bin ile bin 500 TL arasında satışa sunuluyor. Bu anlamda maalesef ülkemiz dışa bağımlı. Gelen ürünlerin birçoğu dışarıdan gelen ithal ürünler. Haliyle bu çalışmalarla ülkemizi hem mikroalg konusunda söz sahibi ülke haline getireceğiz hem de ülkemizin dışa bağımlılığını azaltacağız ve böylelikle döviz kaybımızı da engellemiş olacağız. Kendi sularımızda izole edilmiş, kendi imkanlarımızla üretilmiş yerli ve milli bir ürün elde etmiş olacağız ve bunu da piyasaya sunacağız” dedi.

İLK TÜRK ASTRONOT UZAYDA MİKROALG ÇALIŞMASI GERÇEKLEŞTİRİYOR

18 Ocak tarihinde Ax-3 misyonunda görev alarak uzaya giden ilk Türk Astronot Alper Gezenavcı’nın uzayda yapacağı 14 deneyden birinin de mikroalgler ile ilgili olduğunu belirten Akgül; “İlk Türk Astronotumuz Alper Gezenavcı mikroalglerin üretilmesi ile ilgili çalışmalar yapıyor. Mikroalgler aynı zamanda astronot yiyeceği olarak lanse edilir. Çünkü içerisinde yüksek oranda protein, vitamin ve mineral var. Yani yetişkin bir insanın günlük protein ihtiyacını karşılayabiliyor düzenli kullanıldığında. Yani astronotlar spirulina tabletleriyle günlük ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilirler” diye konuştu.

AÇLIK VE KURAKLIK SORUNU İNSANLARI ALTERNATİF KAYNAKLARDAN BİRİ OLAN MİKROALGLERE YÖNLENDİRDİ

Mikroalg çalışmalarının ilk başlarda rağbet görmediğini ancak günümüzde yaşanan kuraklık nedeniyle mikroalglerin önem kazandığını dile getiren Doç. Dr. Füsun Akgül, “2002 yılında Ege Üniversitesi bünyesinde proje çalışanımız Doç. Dr. Rıza Akgül hocamızın da proje çalışanı olduğu bir projeyle Türkiye’de ilk kez Spirulina üretimine başlandı. Fakat hızlı bir şekilde ilerleyemedi. Ama artık günümüzde hepimizin de bildiği üzere ciddi bir açlık ve kuraklık sorunu var. Sağlıklı gıdaya ulaşmakla ilgili sorun var. Bu sorunlar dikkat çekici bir boyuta geldiği için insanlar alternatif gıda kaynaklarına ulaşmak ya da aramak zorunda kaldılar. Bu yönüyle Spirulina ve diğer mikroalgler dikkat çekmeye başladı ve mikroalg biyotekbolojisi ülkemizde de hak ettiği yeri almaya başladı. Biz de bu anlamda çalışmalar yaparak hem bu alanda çalışan insanlara katkı sunmak istiyoruz hem de ülkemizi bu anlamda söz sahibi yapmak istiyoruz.” dedi

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkler-uretti-100-grami-1000-liradan-satiliyor/feed/ 0
Aralarında Türkiye de var! ”Süper Bölgeler” için 400 milyar dolar gerekiyor https://www.foxtvhaber.com.tr/aralarinda-turkiye-de-var-super-bolgeler-icin-400-milyar-dolar-gerekiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/aralarinda-turkiye-de-var-super-bolgeler-icin-400-milyar-dolar-gerekiyor/#respond Fri, 19 Jan 2024 21:12:18 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2531 Merkezi İskoçya’da bulunan araştırma ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie tarafından hazırlanan ve Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Gelecek Mineralleri Forumu’nda sunulan “Süper Bölgeler: Enerji Dönüşümü Nasıl Sağlanır?” başlıklı rapora göre, maden zengini “Süper Bölgeler” dünya genelinde enerji dönüşümünün gerçekleştirilmesi için büyük katkı sağlayacak.

AA muhabirinin rapordan derlediği bilgiye göre, enerji teknolojileri için gerekli minerallerin üretiminde küresel güç olmanın mümkün olup olmadığı tartışılırken kritik madenlerin çıkarılması, rafineri ve döküm gibi alt ve üstyapı işlemleri için yatırım planları gerekiyor.

Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı; özellikle Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya’daki maden zengini ülkelerin oluşturacağı “Süper Bölgeler” için 400 milyar dolarlık ilk yatırım tutarına ihtiyaç duyuluyor.

Süper bölgeler ekonomik, coğrafi ve kültürel olarak benzerlik gösteren ve maden rezervi açısından zengin, işleme yeteneği ve finansal desteği bulunan ve işlenen madenler için ekonomik talep yaratabilen ülkeleri kapsıyor.

AFRİKA KITASI MADEN REZERVLERİNDE LİDER

Rapora göre, enerji dönüşümü için ihtiyaç duyulan mineral maden çeşidi ve miktarı açısından Afrika kıtası lider konumda bulunuyor.

Küresel kobalt rezervlerinin yaklaşık yüzde 80’i, mangan rezervlerinin yüzde 44’ü bu kıtada yer alırken küresel grafit rezervlerinin yüzde 21’si Afrika’da işlenmeyi bekliyor. Kıtada bakır ve kalay rezervleri ise “benzersiz” olarak değerlendiriliyor.

Ancak kıtadaki gelişmemiş finansal ekosistem, altyapı olanaklarının yetersiz olması ve Afrika ülkelerine yatırım iştahının yeterli olmaması, bu kaynakların kullanılmasındaki “zorluk” olarak değerlendiriliyor.

ORTA DOĞU’NUN MADENCİLİKTE ÖNEMİ ÇOK BÜYÜK

Madencilikte “Süper Bölgeler”in oluşturulmasında Orta Doğu ve Afrika’nın finansal ve altyapı problemlerinin çözümü için önemli rol oynayacağı düşünülüyor.

Trilyon dolarlık devlet fonlarını yöneten Orta Doğu ülkeleri, fiziksel altyapı ve madencilik konularında bölge dışında yatırım yapma tecrübesine sahip bulunuyor.

Orta Doğu ülkelerinin, bu tecrübelerinin madencilikte Süper Bölge içinde mineral tedarik zinciri oluşturulmasında kaldıraç etkisine sahip olacağı ifade ediliyor.

Ancak Orta Doğu’nun mineral kaynakları, maden rezervleri ve üretiminin kısıtlı olması, bölgede farklı işbirlikleri ihtiyacını doğuruyor.

Orta Doğu, küresel petrol rezervlerinin yüzde 35’ine sahip ancak kobalt, nikel, lityum ya da grafitte anlamlı miktarlarda üretim gerçekleştiremiyor.

Rapora göre bu durum Süper Bölge’deki yatırım olanaklarının ortaya çıkmasına yardımcı oluyor.

GÜNEY ASYA YÜKSEK TALEP POTANSİYELİNE SAHİP

Rapora göre, Güney Asya Bölgesi ne Orta Doğu gibi finansal yeterliliklere ne de Afrika gibi doğal kaynaklara sahip ancak talep ve üretim tarafında güçlü yönleri bulunuyor.

Örneğin Hindistan’ın 2020’ye kadar 152 gigavat güneş enerjisi kurulu gücü, 2050’ye kadar ise 19 milyon elektrikli araç hedefi mineral talebinin bu bölgede oldukça fazla olacağının göstergesi durumunda bulunuyor.

Limanlara yakınlık, düşük üretim maliyetleri ve rekabetçi iş gücü gibi bölgenin öne çıkan avantajları tedarik zincirinin üretim ve satışa dönük operasyonlarının buradan yürütülmesini kolaylaştırıyor.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/aralarinda-turkiye-de-var-super-bolgeler-icin-400-milyar-dolar-gerekiyor/feed/ 0
Türkiye’den ‘altın’ hamlesi! Cevdet Yılmaz açıkladı… https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeden-altin-hamlesi-cevdet-yilmaz-acikladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeden-altin-hamlesi-cevdet-yilmaz-acikladi/#respond Sun, 07 Jan 2024 06:00:32 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2078 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yastık altı altınların ekonomiye kazandırılması amacıyla çok yönlü çalışma yürüttüklerini belirterek, “Altına hem ziynet hem de tasarruf amaçlı büyük ilgi var. Altın üretimini artırmak, madenciliği geliştirmek durumundayız. Altın üretime, yatırıma katkı sunarsa ülkeye faydası olur. Vatandaş dövizi evinde tuttuğunda ABD, Avrupa’ya sıfır faizli kredi açmış oluyor. Altın, dövizin sisteme dahil olması önemli” diye konuştu.

Yılmaz, vatandaşın bankaya yatırdığı altını ihtiyacı olduğunda çekebilmesi amacıyla bankaların fiziki altın teslimini kolaylaştırmaya yönelik yeni adımlar atılacağını söyledi.

Yastık altı altın stokumuzun 4 bin 670 ton ile yaklaşık 300 milyar dolar değerinde olduğunu, ithalatın haziran-ekimde 2.8 milyar dolar azaldığını söyleyen Yılmaz, şu mesajları verdi:

İTHALATI AZALTMA

İthalata kota uygulamasına 7 Ağustos 2023’te başladı. Rafinerilerin üretebileceği en küçük altında alt sınırı 1 gram olarak belirlenmesiyle altın talebinin azaltılması hedeflendi. Ağustos ayında ek vergi uygulaması yürürlüğe girdi. Kıymetli metallerle kaplama adi metallerden olan ürünlerin ithalatında yüzde 20 ek mali yükümlülük uygulamasına geçildi.

2.8 MİLYAR DOLAR GERİLEDİ

Düzenlemelerin etkisi Eylül 2023 itibarıyla görülmeye başladı. Altın ithalatı eylül ve ekim aylarında geçen yılın aynı ayına göre sırasıyla 2.8 ve 3.1 milyar dolar seviyesinden yaklaşık yüzde 31 ve 39 oranında azalarak her iki ay içinde yaklaşık 1.9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

650 BİN TL’YE KADAR DEVLET GÜVENCESİ

Kişilerin altın hesabı 650 bin liraya kadar devlet güvencesi altındadır. Vatandaşlarımız altınlarını saklama maliyetine katlanmadan güvenli bir ortamda altın olarak muhafaza ettikleri gibi reel bazda getiri elde etme imkânına sahip olacaklar.

KUYUMCU ALTIN DEĞERLEME SİSTEMİ

Kuyumcu Altın Değerleme Sistemi ile fiziki olarak bulundurulan altınların sisteme dahil kuyumcular aracılığıyla bankalardaki altın mevduat hesaplarına aktarılması sağlanmaktadır. Vatandaşların, elinde tuttuğu çeşitli ayarlardaki tüm kolye, bilezik gibi takılar, çeyrek, cumhuriyet altınları gibi ziynet altınlarının yanı sıra gram altınları seçkin kuyumculardan oluşan 72 ildeki 300’den fazla altın değerleme noktalarında gram cinsinden 24 ayar olarak banka mevduat hesabına aktarılmaktadır.

ALTINA DAYALI KİRA SERTİFİKASI

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Altın Tahvili/Altına Dayalı Kira Sertifikası ihraç ediyor. Bu sertifika yastık altında ya da banka kasalarında hiçbir getiri olmaksızın tutulan altınlara yıllık belli bir getiri imkânı sunuyor, elde edilecek getirilerden stopaj vergisi de alınmıyor. Ayrıca vatandaş dilediği sertifikasını satarak nakde dönüştürebilir ya da vade sonunda altınını fiziki olarak da alabilir.

ALTINDAN DÖNÜŞÜMLÜ KUR KORUMA

Merkez Bankası tarafından Fiziki Altından Dönüşümlü Kur Korumalı Hesap ile fiziki altınların banka hesabına aktarılması sonrası hesap açılarak altın bazında ek getiri sağlanıyor. Bu finansal ürün sayesinde bireysel yatırımcılar yıllık bazda 3 ay vadeli hesapları için yüzde 2, 6 ay vadeli hesapları için yüzde 3, 1 yıl vadeli hesaplar için ise yüzde 4 getiri imkânı elde etmektedir. Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik mevcut sistemlerin geliştirilmesi ve yeni uygulamaların hayata geçirilmesi için çalışmalara devam edilmektedir. Bu süreçte bankaların daha aktif olması ve vatandaşın yatırdığı altını ihtiyacı olduğunda çekebilmesi için bankaların fiziki altın teslimini kolaylaştırması önümüzdeki dönemde atılması planlanan adımlar arasındadır.

CAZİP ENSTRÜMANLAR VAR

Altının bir kısmı ziynet niteliğinde, bir kısmı tasarruf, bir kısmı da sanayi amaçlı kullanılıyor. Daha çok tasarruf aracı olarak tercih ediliyor, kültürel alışkanlıklar da var. Burada mesele altına yatırım yapılması değil sistemin dışında kalması. Sisteme dahil olursa üretim ve yatırma katkıda bulunur. Bu durum döviz için de geçerli. Dövizi evinde tutan ABD, Avrupa’ya sıfır faizli kredi veriyor. Önemli olan sisteme dahil olması. Cazip enstrümanlar geliştirildi, bunların geliştirilmesi için çalışmalar yapılıyor.

ÜRETİMİN ARTMASI GEREKİYOR

Altın üretimini artırmamız gerekiyor, yeni keşifler var. Altında ihtiyacı karşılayacak üretim çıkabilir. Orman, maden, çevre tartışmalarında hassasiyetler var. Tüm bunları çevre kurallarına uyarak geliştirmek lazım. Sanayi ve Orman Bakanlığı çalışma yapıyor. Yatırım yeri tahsisi, çevresel hassasiyetler, madencilik çalışmaları, ruhsat süreçleri de etkiliyor. Tarım Bakanlığı noktasal değil de bütüncül şekilde süreci belirlemeye yönelik sanayi, maden için nereler ayrılabilir diye çalışıyor. İşin sosyolojik tarafını izlemek lazım. Sosyal bilimciler bunu çalışmalı.

KAYNAK: SABAH GAZETESİ
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyeden-altin-hamlesi-cevdet-yilmaz-acikladi/feed/ 0
İnşaat malzemesi sanayi üretimi arttı https://www.foxtvhaber.com.tr/insaat-malzemesi-sanayi-uretimi-artti/ https://www.foxtvhaber.com.tr/insaat-malzemesi-sanayi-uretimi-artti/#respond Fri, 05 Jan 2024 23:12:27 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2033 Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından her ay hazırlanan Aylık Sektör Raporu’nun Aralık 2023 sonuçları açıklandı. İnşaat malzemesi sanayisinin 2023 ilk 3 çeyreğinde farklı oranlarda büyüme gösterdiğine işaret edilen raporda, yılın son çeyreğine giriş yapılan ekim ayında da üretim artışının sürdüğü belirtildi. Dış pazarlarda talep koşullarının ekim ayında zayıf kaldığına değinilen raporda, yurt içinde seçimler sonrası yeni fiyatlamalar ve yeni ekonomi politikalarının etkisiyle beklentilerin üzerinde bir üretim artışı yaşandığına dikkat çekildi. 

YÜZDE 8,7’LİK ÜRETİM ARTIŞI ALT SEKTÖRLERİN 15’İNE YARADI

Türkiye İMSAD raporuna göre, inşaat malzemesi sanayi üretimi 2023 yılının ekim ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,7 arttı. Yeni ekonomi politikalarına uyum gösterildiği yeni süreçte, inşaat malzemesi sanayi üretiminde beklenenden yüksek büyüme gerçekleşti. 2023 Ekim ayında 22 alt sektörün 15’inde üretim artarken, 6’sında geriledi, 1 alt sektörde ise değişim gerçekleşmedi. 2023 yılının ilk on ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre en yüksek üretim artışı yüzde 36,5 ile metalden yapı ve yapı parçalarında gerçekleşti. Metal kapı ve pencereler üretimi ise yüzde 35,6 yükseldi. Ahşap inşaat malzemesi üretimi yüzde 23,1, hazır beton üretimi ise yüzde 16,8 arttı. Yılın ilk on ayında üretimde en yüksek gerileme yaşanan alt sektör yüzde 15,7 ile inşaat camları olurken, onu yüzde 11,9 ile seramik kaplama malzemesi izledi.    

SIKILAŞTIRMA POLİTİKALARI İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ İŞ KOŞULLARINI ETKİLİYOR

Haziran ayında uygulamaya alınan ekonomide sıkılaştırma politikalarının inşaat sektöründeki iş koşullarını etkilemeye başladığına vurgu yapılan raporda, ekonomide yılın ikinci yarısında iç talebi yavaşlatmaya dönük olarak faiz artışları, seçici kredi politikası ve kredi sınırlamaları ile TL likiditesinin azaltılması uygulamalarının gerçekleştirildiği bilgisi verildi. Bu politikalar tamamen yurt içinde faaliyet gösteren ve yine finansmanını yurt içinden sağlayan inşaat sektörü için de kısıtlayıcı oldu.

Yılın son çeyreğinde iş koşullarında sıkılaşmanın etkilerinin görüldüğüne işaret edilen raporda, yüksek finansman maliyetleri nedeniyle inşaat işlerinde talebin yavaşlamaya başladığı aktarıldı. Diğer yandan sektördeki işgücü eksikliği de genel bir sorun olarak daha belirgin hale geldi. Deprem bölgesine giden işgücü nedeniyle diğer bölgelerde işgücü açıkları oluştu.  Malzeme ve ekipman eksikliği ise yılın son ayında en düşük seviyesine indi. Finansman sorunları seçimlerin hemen ardından artış gösterdi. Ancak rapora göre, finansman sorunlarının seviyesi yılın ikinci yarısı boyunca aynı kaldı. İnşaat sektöründe iş koşullarındaki değişimin talep tarafındaki yavaşlama ile belirgin hale geldiğine değinilen raporda, inşaat malzemesi sanayine dönük taleplerin de buna bağlı olarak yeni yılın ilk 2 çeyreğinde sınırlanacağı tahmin edildi.        

İNŞAAT SEKTÖRÜ 2024’TE YÜZDE 5 BÜYÜME HEDEFLİYOR

İnşaat sektörünün son dört çeyrek dönemdir genel ekonominin üzerinde büyüme gösterdiğine vurgu yapılan Türkiye İMSAD raporunda, şu ifadelere yer verildi: “Uzun süreli daralmanın ardından baz etkisiyle inşaat sektörü büyüme gösteriyor. 2024 yılında genel ekonomide yüzde 4,0 büyüme hedefi bulunuyor. Ancak iç talep kısılırken, ihracat ve yatırımlar ile büyüme desteklenecek ve büyümenin kompozisyonu değişecek. İnşaat sektöründe ise 2024 yılında hem genel ekonomik koşullar hem de sektörün kendi dinamikleri belirleyici olacak. İnşaat sektörünün genel ekonominin üzerindeki büyümesini sürdürmesi halinde 2024 yılında yüzde 4,5-5,0 büyümesi muhtemel görünüyor. Ancak inşaat sektöründe büyümeyi sınırlayacak iki unsur bulunuyor. Bunlardan ilki 2024 yılının son çeyreğine kadar sürmesi beklenen sıkı para politikası ve yüksek faizler. İkincisi ise kamu bütçesinde deprem bölgesi dışındaki yatırımlarda çok sınırlı büyüme hedeflenmesi. 2024 yılında inşaat sektöründe büyümeyi destekleyecek daha çok kendi dinamikleri kaynaklı unsurlar bulunuyor. Öncelikle 2023 yılında alınan yapı ruhsatlarında artışların yaşanması ve yerel seçimler öncesi izinler ve tek yapılarda yıkım-yeniden inşa işlerinin hız kazanması bu unsurların başında geliyor. Deprem bölgesindeki faaliyetlerin kademeli olarak talep yaratmaya devam etmesi ve deprem odaklı kentsel dönüşüm faaliyetlerinin de artırılması hedefi inşaat sektörünün büyümesine olumlu etki edecek unsurlar arasında yer alıyor.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/insaat-malzemesi-sanayi-uretimi-artti/feed/ 0
Bakan Yumaklı açıkladı: Tarımda üretim planlaması gelecek yıl hayata geçirilecek https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-acikladi-tarimda-uretim-planlamasi-gelecek-yil-hayata-gecirilecek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-acikladi-tarimda-uretim-planlamasi-gelecek-yil-hayata-gecirilecek/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:12:21 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=1626 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarım sektöründe bu yıl yaşanan gelişmeler ve 2024 yılı beklentilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Bu yıl tarımın geleceğini planlama adına çok önemli adımlar attıklarına işaret eden Yumaklı, yapılan düzenlemelerin iklim değişikliği başta olmak üzere dünyada tarımı etkileyen konulara yönelik yapılması gerekenler olduğunu söyledi.

Yumaklı, bu yılın en önemli konularından birinin üretim planlaması olduğuna dikkati çekerek, “Suyu merkeze alan ve birçok etkenin üretim planlaması altında değerlendirildiği bir süreç geçirdik. Kanun değişikliğiyle ‘yeni normaller’ dediğimiz hususları da dikkate alarak, bundan sonraki dönemde üretim planlaması yapacağımız süreci başlattık. Üretim planlamasının ana başlıklarından olan sözleşmeli tarımla alakalı da düzenlememizi yaptık” diye konuştu.

Çiftçi Kayıt Sistemi’ne ilişkin değişikliklere gidildiğini anımsatan Yumaklı, böylece yapılan üretimin sisteme kaydedilebileceğini bildirdi.

Yumaklı, tarım sayımı için süreci başlattıklarını ve 2026 sonuna kadar çalışmaların tamamlanmasını planladıklarını dile getirdi.

Bu yıl Ulusal Su Kurulu oluşturulduğunu hatırlatan Yumaklı, suyla ilgili ulusal bazda bir yönetim biçimi ortaya koyacaklarını kaydetti.

DEPREM BÖLGESİNDE HUMMALI ÇALIŞMA

Yumaklı, tarımsal desteklerin yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmaların da sonuna gelindiğini belirterek, “Bu yıl sonu itibarıyla yaklaşık 64 milyar liralık desteği çiftçilerimize vermiş olacağız” ifadesini kullandı.

Orman yangınlarına müdahale konusunda bu yılın başarılı geçtiğini vurgulayan Yumaklı, orman yangınlarıyla ilgili gelecek yıl yapılacak çalışmalara ilişkin sektörden bütün uzmanların katıldığı bir çalıştay düzenlediğini anlattı.

Yumaklı, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden hemen sonra üreticilerinin ihtiyacını gidermek için çalışmaya başladıklarını anımsatarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Yaklaşık 16 bin ton yem bölgedeki üreticilerimize temin edildi. Hayvanların bakımı için çadırlar sağlandı. Mazot ve gübre destekleri deprem bölgesindeki üreticilerin hesaplarına nakit olarak yatırıldı. Bölgede hayvanlarını kaybedenlere 43 binin üzerinde küçükbaş hayvan, 550 bine yakın kanatlı hayvan ve 26 bine yakın arılı kovan teslim edildi. 5 bin 800’e yakın büyükbaş hayvan da verilmiş olacak. Bitkisel üretimde de il ve ilçe müdürlüklerimiz çalışmalara devam ediyorlar.”

“TARIMSAL DESTEKLERİN YÖNLENDİRİCİ OLMASI GEREKİYOR”

Yumaklı, tarım sektöründe gelecek yıl atmayı planladıkları adımlara dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Bu yıl altyapısını oluşturmaya başladığımız üretim planlamasını 2024’te hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu konuda çok yoğun eğitim süreci devam ediyor. Geniş bir üretim yelpazesine sahip ülkede bu süreci başlatmak zor. Üretim planlamasında hububat ve yağlı tohumlar grubu bizim ana unsurlarımız olacak. Toplum için tüketim açısından çok özel öneme sahip olan ürünleri de üretim planlamasının içine katmayı düşünüyoruz.”

Yumaklı, desteklerin üretim planlamasının ayrılmaz parçası olduğunu belirterek, “Tarımsal desteklerin yönlendirici olması gerekiyor. Özellikle su ürünleri ve hayvansal üretimde desteklerle ilgili çalışmalar tamamlanmış durumda, bitkisel üretimde de sona gelindi. Yapılan düzenlemelerin uygulanmasıyla hem üreticiler hem de tüketiciler için faydalı bir süreç başlayacak. Gelecek yıl üreticilere yaklaşık 91 milyar liralık destek sağlanacak” dedi.

Bakan Yumaklı, orman yangınlarıyla mücadelenin aynı etkinlikte süreceğini ve yangınların çıkmamasını sağlamaya odaklanacaklarını bildirdi.

HAYVANSAL ÜRETİMDE “VERİMLİLİK VE KALİTE” VURGUSU

Yumaklı, Kent Tarımı Projesi’ni uygulamaya alacakları bilgisini vererek, organize tarım bölgeleri oluşturma konusunda ciddi çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Yapılan çalışmaların ülkenin ihracat için avantajlı konuma gelmesine yardımcı olacağını belirten Yumaklı, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve yatırımın olmazsa olmaz olduğunu söyledi. Yumaklı, hayvansal üretimde bu unsurları gözeten bir üretim yapısı oluşturmaya çalıştıklarına dikkati çekerek, “Hayvansal üretimde verimlilik ve kaliteye çok dikkat etmemiz gerekir, önümüzdeki dönemde bizim politikamız da bu yönde şekillenmiş olacak” ifadesini kullandı.

Türkiye’de hayvancılıkta verimlilik ve kaliteye şap hastalığının getirdiği zararlar olduğuna işaret eden Yumaklı, bu konuda aşılamaların devam ettiğini vurguladı.

Yumaklı, hayvan hareketleriyle hastalıkların taşınmaması için Hayvan Hareketleri Kontrol Merkezi kurduklarını belirterek, bu merkezlerin sayısının artıracaklarını dile getirdi.

Büyükbaş ve küçükbaş hayvanda küpe uygulamasına yönelik yaptıkları çalışmalara dikkati çeken Yumaklı, “Yakında farklı bir uygulamayla küpeden kaynaklı hem kayıtlılıkla hem de hayvanların hareketleriyle ilgili sorunları da gidermiş olacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bakan-yumakli-acikladi-tarimda-uretim-planlamasi-gelecek-yil-hayata-gecirilecek/feed/ 0