Sokak sokak bozuk para aradıklarını dile getiren işletme çalışanı Doğan İnal “Bozuk para arayışındayız. İşi gücü bıraktık 1 TL ara, 10 TL ara, 5 TL ara. Sigaranın fiyatını ya 70 TL yapın ya 100 Lira yapın. 1 TL mi verelim adama, 4 lira mı alalım, çıkıp piyasadan 10 TL mi arayalım? Yani işi gücü bıraktık bozuk para arıyoruz. Bir karı da yok. Parayı ürüne bağla ne olacak, 50 kuruş para kazanacaksın. Adama bozuk para ara, ona yalvar, buna yalvar. Böyle bir şey yok. Düzenleyin şu fiyatları, fiyatları indirin” dedi.

Hiçbir işletmede bozuk para olmamasından dert yanan İnal “Kimsede bozuk para yok, şuan 1 TL’ye sakız da yok. Adam üstüne sakız ver diyor ama 1 TL’ye sakız yok. En ucuz sakız 7 TL. İnsanlar 10 TL veriyor 3 TL üzerini veremiyoruz. Hem kağıt para sıkıntısı var, hem madeni para sıkıntısı var, en çokta para sıkıntısı var. Tuvalete gidip 1 TL soruyoruz yok, kimden para arayacağımızı da şaşırdık. Bu sigara fiyatlarını kim ayarlıyorsa helal olsun yani. Bize mal getirdikleri zaman 1 torba da bozuk para getirsinler. Neyse parası veririz, bu kadarda olmaz” ifadelerini kullandı.

“ DARPHANEDEKİ ARKADAŞLARA SESLENİYORUM; ŞU 1 TL’LERE BİRAZ AĞIRLIK VERİN, BİZE YETİŞTİRİN”
Piyasada bozuk para kalmayışını müşteriye de anlamadıklarını kaydeden İnal “1 TL kar edeceğiz ya adama fazla para veriyoruz o şekilde de adamdan kurtulamıyoruz. Adamla neredeyse dövüşeceğiz. Adam soruyor ‘Neden eksik aldın’ aldık işte para üstü yok ne edelim. Sonra bu adam yakamızı da bırakmıyor. 2 TL borcun olsun diyoruz ona da ‘Yok, hak geçer’ diyor. Ne yapalım şimdi bizde de para üstü yok. Ya 2 TL vereceksin, ya 2 TL bırakacaksın. Darphanedeki arkadaşlara sesleniyorum; şu 1 TL’lere biraz ağırlık verin, bize yetiştirin” şeklinde konuştu.
“HERKES BOZUK PARALARINI KUMBARALARA ATIYOR”
İşletmeye müşteri olarak gelen Alaattin Memişoğlu ise evlerdeki kumbara ve işletmelerdeki yardım kutuları nedeniyle esnafın bozuk para bulmakta güçlük çektiğini ifade ederek “Adam doğru demiş. Bir de evlerde bir kumbara olayı var. Herkes bozuk paralarını kumbaralara atıyor. Bir de yardım kutuları var. Hal böyle olunca esnafımızda bu hale geldi. En son yazı yazmak zorunda kaldı. Evlerdeki bozuk para kutularını esnafa verelim. Durum kötü” diye konuştu.
MAL MÜLK SAHİBİ İNSANLARI BUNU UNUTMASIN
Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de “…Altın ve gümüşü (genel olarak parayı ve serveti) biriktirip saklayarak Allah yolunda infak etmeyenler yok mu, işte onlara acı bir azabı müjdele” (Tevbe 9/34).” buyurduğunu belirten yazar, servet ve mal mülk sahibi insanlara unutmaması için şu satırları yazdı;
Hz. Peygamber’den bir şey istenilip de “Hayır” dediği vaki olmamıştır. Ayrıca cömert olmak için illâ zengin olmak da gerekmez. Elbette ki beş parmağın beşi bir değil. Her kişi cömertlikte aynı seviyeyi tutturamaz. Cömertliğin ilk derecesi sehâ’dır; sonra cûd gelir; en son mertebesi ise îsâr’dır.
Malının bir kısmını verip bir kısmını kendine ayıran sehâvet sahibidir. Malının çoğunu bağışlayıp az bir kısmını alıkoyan cûd sahibidir. Kendisi muhtaç olduğu hâlde elinde bulunan imkânları başkalarının ihtiyacını karşılamak üzere kullanan fedakâr kişi ise îsâr sahibidir.
Günümüzde cömertliğin neredeyse ‘enayilik’le bir tutulduğuna dikkat çeken yazar Kutlu, “Modern hayat insanın insanla münasebetini kesiverdi. Araya âletleri, kurumları, yasaları koydu. Adam bu gibi işleri devlete, hükumete, belediyeye havale edip işin içinden sıyrılıyor. “Öyle ya, madem vergileri topluyor, yoksulun hakkını da ödeyiversin” diyor.” şeklinde yazdı.
CÖMERTLİĞE KARŞI TEŞEKKÜR BİLE İSTENMEMELİ
Bir insanın utanma duygusu, kanun emri, devlet zoru, çıkar hesabı, sınıf menfaati, korku belası ile cömert olamayacağını belirterek infak denen şeyin gönül rızasına bağlı olduğunu ifade etti. Bir insanın yaptığı cömertliğe karşı bırakın bir hizmeti bir teşekkür bile beklememesi gerektiğini belirterek şu satıları kaleme aldı;
Dünya bir misafirhanedir; bir gölgelik.
İnsanoğlu göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir ömrü yaşıyor.
Cenab-ı Hak “Sen infak et ki, ben de sana infak edeyim” buyuruyor. Seni dünyaya zincirleyen bağlardan, ağırlıklardan kurtul, verdikçe ferahlayacak, hafifleyeceksin.
“Veren el alan elden üstündür” denilmiş. Burada cömert zenginler için bir müjde var.
Hz. Peygamber “Her ümmetin bir fitnesi vardır, benim ümmetimin fitnesi de maldır” buyuruyor. Bunu bir köşeye yaz. Unutma.
Vay ki mal hırsı ile yanıp-tutuşana.
Kul “malım, malım” der durur. Hâlbuki onun malından kendisine düşen sadece şudur: Yiyip tükettiği, giyip eskittiği, verip kurtulduğu.
Hadi be birader:
Ver kurtul.
Kocamaz, geçtiğimiz cuma günü yaptığı Seçer hakkındaki iddialarına yenilerini ekledi.
İYİ Partili Kocamaz’ın açıklamaları şöyle:
“DAHA FAZLA KAÇAMAZSIN!
SORDUĞUM SORULARA, CEVAP VER VAHAP SEÇER?
Bugüne kadar, her Meclis Toplantısında önünü ardını düşünmeden, geçmiş yönetime desteksiz attığın iftiralar ve söylediğin yalanlarla saldırıp durdun!
Ben de zaman zaman o yalan ve iftiralarına aralıklarla cevaplar verdim.
Söylediklerinin tümü yalan ve iftiralardan ibaretti!
Benim söylediklerime cevap veremedin!
Israrla iftira atmaya, yalan söylemeye devam ettin!
Aklınca Burhanettin Kocamaz’a zarar vereceğini düşünerek birlikte çalıştığımız arkadaşları uydurma tutanaklarla mahkemeye verdin!
Ancak bağımsız Türk adaleti tarafından verilen kararlarla, yaptığın tezviratlarla kaldın, suçlamaların boşa çıktı, hüsrana uğradın!
Hem kendini rezil ettin, hem de Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni zora soktun!
Yakında ödenecek olan, sana göre o çok liyakatli! bürokratlarınla tazminat, gecikme faizi ve manevi tazminatlarla belediyeye verdiğiniz zararlar ortaya çıkacak!
Sayın Seçer, belediyede yaptığınız yanlışlar ve yapılan şaibeli işlerle ilgili sana sorular soruyorum!
Ancak sen bu sorulara cevap vermek yerine, yakınlarını işe aldığın ve bir şekilde maaşa bağladığın kişileri bana saldırtarak cevap verdiğini sanıyorsun!
Oysa benim muhatabım sensin!
Kaçak güreşme!
Birilerini üzerime saldırtarak bir sonuç alamazsın!
Kirli işlerinizin üzerini bu şekilde örtemezsin!
Hodri meydan!
Kendine güveniyorsan çık karşıma ve yazdıklarıma yalan de!
Yaptığınız yolsuzluk ve usulsüzlüklerin yapılmadığını söyle!
Ama onu diyemezsin!
Çünkü yapılan yanlışları, yapılan pislikleri sende biliyorsun!
Ya da bugüne kadar bize attığın iftiralar için halkın huzurunda benden ve bizim dönemde görev yapan bürokratlardan özür dile!
Özür dile ki bende sana bir daha “Cevap ver Vahap Seçer” demeyeyim!
Yazdıklarımın, söylediklerimin hepsi gerçek!
Bunu sende biliyorsun!
Kendine güvenin varsa halka açık bir toplantıda ya da bir TV Programında bu konuları ve sorduğum soruları yüz yüze tartışalım!
Yapılan yanlışları ve attığın iftiraları ve benim soracağım sorulara vereceğin cevabı tüm Mersin Halkı canlı olarak duyup izlesin!
Bir kez daha söylüyorum!
Besleyerek üzerime saldırttığın adamlarını dizginle!
Onlar kraldan fazla kralcı olduklarından modası geçmiş ve kokuşmuş sakızları çiğniyor, tedavülden kalkmış dedikodularla beni yıpratacaklarını zannediyorlar!
Onlar hala her kuşun etinin yenmeyeceğini öğrenememişler!
Bu kadar açık söylüyorum!
Benim geçmişimi kulaktan dolma dedikodularla saldırmaktan ziyade belediye başkanı olmadan önceki hayatımı, yaptığım işleri ve ticari hayatımı hatta özel hayatımı dahi incelesinler!
25 yıllık Belediyecilik dönemimi incelesinler!
Aldığım ulusal ve uluslararası ödüllere baksınlar!
Ayrıca Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı iken yapılan tüm hizmetlerin kayıtları, evrakları hala elinizde!
Yani Belediyede!
5 yıldır da o makamda sen oturuyorsun!
Bir yanlışlık, bir yolsuzluk varsa, daha önce yaptığın gibi neden mahkemeye vermedin?
Beslemelerine söyle seni yalanlamasınlar!
Çünkü elimizde daha önce sizin abartarak açıkladığınız 1.8 milyar borç devraldık deyip de, daha sonra 2,1 milyara çıkardığınız rakamlarla ilgili kayıtlar var!
Besledikleriniz devraldığınız borcu, ha bire yükselterek 3,6 milyar diye açıklıyorlar!
Bu rakamları gübre atıp suladınız mı da her defasında borç rakamını artırıyorsunuz?
Sayın Vahap Seçer;
Unutma ki, kimsenin ahı kimsede kalmaz!
Herkes ettiğini çeker!
Hiç kimse de birilerine yaşattıklarını yaşamadan bu dünyadan gitmez!
Sen de ettiğini çekeceksin!
Sırf o koltukta kalabilmek adına kimlerle beraber yol yürüdüğünü, DEM’lenerek kimlere, ne gibi tavizler verdiğini Mersin’de herkes biliyor!
Bu kentin sinir uçlarıyla oynayarak belki bir kez daha başkan olabilirsin, istemeyiz ama, Allah korusun bu kentin huzuru bozulduğu zaman, bunun hesabını veremezsin!
Zira devlet bazı şeyleri yarına bıraksa da, Allah kimsenin yanına bırakmaz!
Bizim Türkiye Cumhuriyeti hüviyeti taşıyan, ülkesini seven, şanlı al bayrağımızın altında yaşamaktan onur duyan, bölücülük yapmayan Kürt vatandaşlarımızla hiç bir problemimiz yok!
Hepsinin başımızın üzerinde yeri var!
Ancak bölücü terör örgütü ve yandaşlarıyla sonuna kadar mücadele etmek Şehitlerimize karşı bir sorumluluğumuz ve boyun borcumuzdur!
Şehit kanlarıyla yoğrulmuş bu toprakları kimseye böldürmeye de niyetimiz yok!
Bu Aziz Milleti ve bu vatanı bölmek, parçalamak isteyenlere o fırsatı asla vermeyeceğiz!
Herkes haddini bilmeli, ayağını denk almalı ve hareketlerine dikkat etmelidir!
Hele de bir kentin yöneticisi ise!”
KAYNAK: ABDULLAH BİÇER MERSİN / HABER7
Altınok’un açıklamaları şöyle:
Saha seçimi kazandığımızı söylüyor. Alan iyi, saha iyi, sokak iyi. Ankara’mızın bütün ilçelerini gezdim. Bir taraftan da büyük ilçelerimiz var, 10 sefer gittiğim, 9 sefer gittiğimiz yerler var. Sivil toplum örgütleriyle toplantılar yapıyoruz. Bir taraftan esnaf geziyorum. Sokak orada kendini daha çok gösteriyor. Vatandaşlarımızın ilgisi, sevgisi. Bol bol fotoğraf çektiriyoruz. Ankara’da saha iyi.
“GEÇEN SEÇİMLERDE ‘KAZANDIK’ DİYEREK VATANDAŞA YANLIŞ BİLGİ VERDİLER”
Geçtiğimiz Cumhurbaşkanı seçimlerini de kazanıyorlardı. Ama hiç de öyle olmadı. İki seçimde iki büyükşehir belediye başkanı oylar sayılırken basın toplantısı düzenlediler. ‘Biz seçimi yüzde 60’la kazanıyoruz, verilere inanmayın’ diyorlardı. İnanmayan dediği veriler Anadolu Ajansı. Atatürk’ümüzün kurduğu Anadolu Ajansı. Hem kendi seçmenlerini kandırdılar hem de Türkiye kamuoyunu da yanılttılar. İnsanlar sokağa çıkabilirdi. Belli makamdaki insanlar sözlerine, davranışlarına dikkat etmesi lazım. Böyle dönemlerde toplumu sakinleştirme, objektif davranmaları gibi bir sorumlulukları var. Vatandaşın oyu sandığa girmeden ‘oy benimdir, kazandım’ demek vatandaşın iradesine ipotek koymaktır. YSK’nın, AA’nın sonuçlarına itibar edilmelidir. İkisi de devletimizin kurumları. En azından bu iki belediye başkanı kamuoyundan özür dilemeliydi.
“ANKARA HİZMET İSTİYOR, ESER İSTİYOR”
Bir taraftan CHP’li seçmene de saygısızlık yaptılar. Ankara hizmet istiyor, eser istiyor. Ankara bunaldı. Ankara büyükşehir değil büyük bir kasaba oldu. Ankara’nın ışıkları söndü. Hayalet bir şehir, hayalet bir belediye başkanımız var Ankara’da gözükmeyen. Bugün Ulus’taydım. Orada sordum vatandaşlara ‘Allah aşkına bir kez sokakta gördünüz mü?’ dedim. ‘Görmedik’ dediler. Ama Altınok sokakların adamıdır. Keçiören’de ‘sokakta görsem tanırım’ diyenlerin oranı yüzde 85. Hadi tatile gideyim, yurt dışına gideyim, böyle bir şey yok. Bütün şehir ve kent sizin ailenizdir. Bütün çocuklar sizin çocuklarınızdır. Ankara’nın çok problemi oldu. Problemler çoğaldı. Vatandaş şunun farkında. Mahalleleri geziyorum, ilçelere gidiyorum. Büyükşehir belediyesinin ilçelerde bir hizmet var mı? Bir eser var mı? 2019’daki sözleri de alıyorum. İnanın bizim ilçe belediye başkanlarımız destan yazmış. Büyükşehir belediyesi hiçbir şey yapmamış. Varsa bir eseri söyleyin bana? Hakkını verelim. Söylenen şu ‘Burada hiçbir eseri yok’. Hatta ‘seçimden seçime seçim bürosu açılışına ve kurdela kesmeye geliyor’ dediler. Sokakta ‘CHP’liyim sana oy vereceğim’ diyen vatandaşımız da var.
“CİDDİ BİR ULAŞIM VE TRAFİK PROBLEMİ VAR”
Ankara’da ciddi bir ulaşım, trafik problemi var. Sabahları insanlar işlerine 1,5-2 saatte gidiyorlar. Otobüs duraklarında bekleme dönemi, kuyruklar uzadı. Vatandaşlarımıza soruyorum, ‘Ankara’nın trafik problemi var mı, yok mu?’. Sincan’da vatandaşlarımızın söylediği ilk otobüs durağında bindiysen bindi, onun dışında yok. Balık istifi gibiler. Depremden birçok vatandaşımız Ankara’ya geldi. Gelenlerin yüzde 85’i döndü. Bize geldiler ‘hakkınızı helal edin’ dediler. Kardeşlerimizin zor gününde üzerimize düşen sorumluluğu, vebali yerine getirdik. Ankara’da altgeçit, üstgeçit, köprülü kavşaklar yapılmadı. Her sene Ankara’ya 100 bin araç giriyor. 2024’de 124 bin araç trafiğe girecek. Eğer metro dahil bu projeler hayata geçirilmezse, 2,5 yıl sonra Ankaralı ‘eyvah biz ne yaptık’ diyecek. Aksi bir durum olursa iradeye saygımız var tabii. Ankara’daki problemleri Altınok’un çözeceğine inandıklarına inanıyorum. Şu anda Ankara’da ciddi ulaşım çilesi var. Ankara Büyükşehir Belediyesi 400 tane otobüs aldı. 2 bin civarında otobüsü var. Otobüslerin en az 1000 tanesinin yenilenmesi lazım. Şu an tamirini yapamıyor. Yedek parça yok. Ustalar emekli olmuş, bir taraftan böyle bir problem var.
“SÖZ VERDİYSENİZ TUTACAKSINIZ”
Daha önce Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma Bakanlığı havaalanı metrosu ile protokol imzalamıştı. Sayın Belediye Başkanı ‘metroyu ben yapacağım’ deyip imzasını çekti. Bakanlık yapacaktı. 58 kilometre metro sözü vardır 2019 seçimlerinde. ‘9 ayda proje, ihale, 5 yılda metro yapacağım’ diyor. Ankara’da şu anda 5 cm metro yok. İstanbul’da açılan bütün metrolar hükümetimiz tarafından yapılan metrolar. Bazı metro alanlarını da doldurdular. Bir çoğu Kadir Topbaş döneminde başlamış olan metrolardır İstanbul’a hizmet veren. İstanbul’daki trafik çilesi şu an 5’e katlandırdı. Hükümetimiz İstanbul’a ayrım kayrım yapmadan metro yaptı. Büyükşehir belediye başkanı söz vermiş, hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz. Keçiören’den gelip Kızılay’a bağlanan hat hükümetimiz tarafından yapıldı. Ankaralılara verdiği sözü Büyükşehir Belediye Başkanı yerine getirmemiştir. Ankara’da toplam 80 kilometre metro yapacağız, Ankara’yı demir ağlarla öreceğiz.
“ANKARA’YA YAPACAĞI HER HİZMETLE İLGİLİ DESTEK VERDİK”
5 yılda ABB Başkanının belediye meclisine getirdiği gündem maddeleri yüzde 99.8. Bunlar resmi rakam, hepsi elimizde. ‘Metro yapacağım’ dedi. Kredi istedi, yetkiyi verdik. Polatlı’ya hala su gelmedi. 37 milyar borçlanma yetkisi verdik belediye meclisinde. Ankara’ya yapacağı her hizmetle ilgili destek verdik. Sonsuz desteğimizi verdik. Ankara’nın suyla ilgili sıkıntısı vardı. 2019 seçiminden sonra Gerede’den iki akstan su getirdi. Bu su gelmese idi Ankara bugün susuzdu. Burada engellemek için hiçbir şey yapmadık. Hepsine destek verdik. Polatlı suyu da verdiğimiz krediyle gidecek. Sayın büyükşehir belediye başkanını bir şirketin başına getirseydiniz, şirket batmıştı.
“ABB’NİN ŞU AN 20 MİLYAR BORCU VAR”
‘Efendim ben yol yapmadım, yol yapsaydım trafik problemi mi olsaydı?’ diyor. Bir belediye başkanı bunu söyler mi? Ankara’da 100 sözü var 99 tanesini yapmamış. Bugün Ankara’nın birçok köyünde su yok, kanal yok, yollar çukur, millet lastik, balans, ön takım parası ödemekten yoruldu. Şimdi 300 milyar bütçe bazı devlet bütçelerinden daha fazla. ‘Ben yatırım yapmadım, yardım yaptım’ diyor. Yardım aşağılayıcı bir cümle. Şu an yardımları yüzde 4’e düşürmüş. Sosyal medya başarısından dolayı sorduğunuzda sosyal yardım. Aslında çok yardım yaptığı yok. Yoğun bir reklam var. Sosyal medyada başarılı tabii. Rakamların hepsi elimizde. Yüzde 4 yardımları yaptı. 8’den 4’e düşürmüş. ABB’nin şu an 20 milyar borcu var. Bütün şirketler batak, zararda. Eskiden kâr eden şirketler de şu an zararda. Çünkü arpalık oldu bu şirketler. 3,5 milyar borç 20 milyar oldu. 9 milyarlık gayrimenkul sattı, hala satıyor. Eskiden ABB, işçinin SGK primlerini kesip yatırıyordu. Şu an 8 milyar SGK’ya prim borcu var. Ankara’da 9 milyar yapılan bir iş varsa onu göstersinler. 8 milyarlık Ankara’da bir hizmet varsa, o da yok.
“10 TANE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ CİDDİ BİR EKONOMİK KATKI SAĞLAR”
Büyükşehirin devlet gibi bütçesi var. Yaptığı yatırım yoktur. Şirketler zarardadır. Ankara yönetilemiyor. Ankara bir 5 yıl daha böyle gidemez. Ticaret bu şehirde gelişebilir, ekonomi gelişebilir. Şehir ekonomisi gelişebilir. Sanayi gelişebilir. İşsizliğe çare bulabilir. Bugün 10 tane sanayi bölgemiz olsa yerli, yabancı yatırımcı hazır. 10 tane organize sanayi bölgesi ciddi bir ekonomik katkı sağlar, Ankara’nın ihracatını, ticaretini arttırır. Belediye başkanları şehrin şansıdır, şansızlığıdır. Belediye başkanı kentin geleceğini planlar, damgasını, mührünü vurabilir. Yatırımcı hazır ama Ankara’da 5 yıldır organize sanayi bölgesi yok.
“ÇİNLİ, AVRUPALI TÜRKİYE’YE YATIRIM YAPMAK İSTİYOR”
Pandemiden sonra dünyadaki birçok şey değişti. Şirketler ve firmalar için de değişti. Pandemiden sonra dünya açıldı bir arz talep doğdu. Talep arzı karşılayamadı. Çin’den gemiler 1 ayda geliyor. Gemi bulunamadı, navlun fiyatları arttı. Dünya bundan ders aldı. Lojistik ve kolay ulaşım alanları daha ucuza mal olacak, hem zaman kısa olacak. Avantajlı yer Türkiye’dir. Çinli, Avrupalı Türkiye’ye yatırım yapmak istiyor. Olası İstanbul depremden dolayı birçok holding fabrikalarını Ankara’ya taşıma kararı aldılar.
“BİZ İŞİMİZİ YAPACAĞIZ”
Şehre sevdalı olacak belediye başkanı. Aklın cumhurbaşkanlığında, cumhurbaşkanlığı yardımcılığında olmayacak. Biz işimizi yapacağız. Akyurt’ta 300 tane fabrika var. Akyurt Sanayici ve İşadamları Başkanı’nın söylediği ‘Akyurt’taki fabrikaların altyapı ve kanalizasyonu yok’. Tulumtaş’ta milyonluk villalar var ama altyapı yok. Vatandaşımız ‘foseptik çukur var, ASKİ’yi arıyoruz, bizden 650-700 vidanjör parası isteniyor’ deniyor. Belediye başkanı işsizliğe çare olabilir, şehrin ekonomisini geliştirir. Fuar alanını bitirmeliydi. Yılda en azından 1 milyon yerli ve yabancı turist getirir Ankara’ya. Ankara’nın parası İstanbul’a gidiyor. Şimdi fuar alanıyla birlikte İstanbul’un parası Ankara’ya gelecek.
“ALTINOK VERDİĞİ SÖZÜ TUTAR”
Söze değil de yapılanlara bakmak lazım. Altınok verdiği sözü tutar. Biz Keçiören’i gecekondu kentinden aldık dünya kenti yaptık. Dünyada örneği olmayan bir belediyecilik hikayesi ve destanı vardır. Şehre Fatih Köprüsü’nden giriyorsunuz, toplumun her kesiminin sabahtan akşama gezecek birçok eser yaptık. Çöplükler çiçek bahçesi oldu. Doğal yaşam alanları, spor tesisleri, kalemiz, teleferiğimiz. Şimdi 18 Mart’ta Atatürk Cumhuriyet Kulesi’nin açılışını yapacağız. Çanakkale’nin yıldönümünde yapıyoruz. Türkiye’de tek başına kule yapan tek belediye Keçiören Belediyesi. Giriş katında kütüphanemiz var. Spor tesislerimiz, nikah salonumuz, mini AVM’miz var. Uluslararası bir sergi salonu var. Altında kafe var. 140. metrede uzay terası ve bilim merkezi var. 180. metrede seyir terası, restorant var. Restorant döner olacak. Bütün Ankara’yı seyredebileceğiz. En üst katta nikah salonumuz var. Muhteşem bir eseri Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye Yüzyılı’nda Ankara’mıza kazandırmış olduk.
“TURGUT ALTINOK BİR PROJE BANKASIDIR”
Ulus’ta 7’de hayat bitiyor. Saat 9’da Ankara’da hayat bitiyor. Böyle bir başkent olur mu? Sanat kültür faaliyetleri kalmıyor. Altınok proje bankasıdır. Dünyada 100 yaşanabilir başkent vardır. Bunların içinde Ankara’nın esamesi yoktur. 5 yılda Ankaralı bize vekaleti, emaneti verdiği zaman Ankara yaşanabilir kentler arasında olacaktır. Ankaralı Keçiören’e geliyor şimdi. Ankara’nın merkezi değişti. Eskiden Dikmen’den 1 daire satar Keçiören’den 4-5 daire alırdınız. Şu anda Bahçelievler’den 3 daire satılırsa Keçiören’den 1 daire alabilir. Şu an Ovacık bölgemiz var. Ankara’nın yeni merkezi orası. Yaptığımız parklar, buz pateni, spor tesisleri, piknik alanları. Bütün Ankara hafta sonu Keçiören’e geliyor. Balık iskelemiz var, balık tutmak isteyenleri de Keçiören’e davet ediyoruz. Bağlum’un yanında. Sönmekte olan bir gölü aldık DSİ’den. Bütün yollar kapanmıştı, yolları açtık. Göletin hem alanı gelişti hem de derinliği 4 metreden 25 metreye çıktı. 2019’da göreve gelir gelmez kentsel dönüşüm planlarımızı yaptık. Maalesef ABB Başkanı planların bir bölümünü iptal etti. Sonra meclis geçirdi, dava açıldı ve iptal oldu.
“BELEDİYE BAŞKANLARI ŞEHRİN GELECEĞİNİ PLANLAR”
Şu anda 104 milyar dolar deprem bölgesinde harcanacak. Şu an Türkiye’de görmediğimiz bazı olayları unutuyoruz. Bu vatandaşlarımız için devletimiz üzerine düşeni yapıp evleri yapıyor. Şu anda en büyük gider kalemi deprem bölgesinde. Şu an bunun bedelini ödemek durumundayız ve zorundayız. Belediye başkanları şehrin geleceğini planlar aynı zamanda. Sokaklar, caddeler genişliyor. Ankara’dan ve Ankara dışından birçok müteahhit Keçiören’de kentsel dönüşümden yer alıp yapmak için talepte bulunmuştu. Ankaramızda birçok bölge eskidi, yaşlandı. Demetevler, Bahçelievler, Emek, Esat, Seyran Bağları, Balgat, 100. Yıl Blokları öyle. Altındağ’da, Mamak’ta kentsel dönüşüm bekleyen yerler var. Sincan’da, Etimesgut’ta dönüşüm bekleyen yerler var.
“KENT BÜTÜNLÜĞÜ VE ESTETİĞİ OLACAK”
Biz Keçiören’de yüzde 80 kentsel dönüşüm planlarımızı yaptık. İnşallah Ankara’da da yapacağız. Keçiören’de doğalgaz sobası patladı, 4 kişi öldü. Neden öldü, doğalgazdan değil yığma binaydı. En önemlisi her daireye 2 otopark zorunluluğumuz var. Bütün Ankara’da bunu uygulayacağız. Kent bütünlüğü olacak. Kent estetiği olacak. Bütün Türkiye’nin hayran kalacağı planlamayı hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz. En az 150 bin konut var dönüşümü bekleyen. 20 bin de ev sahibi olmayan vatandaşlarımıza konut yapacağız. Kira öder gibi ev sahipleri olacak. Şu an satmış olduğu arsaları kat karşılığı vermiş olsaydı Ankara’da binlerce vatandaşımız ev sahibi olacaktı.
“DEM’LE İŞ BİRLİĞİ YAPTILAR, BEN CHP’YE HAYRET EDİYORUM”
DEM’in adayı ‘Ankara’da kent uzlaşısını sağladık, 3 ilçede belediye meclis üyelerini verdik’ dedi. Kent uzlaşısını kast ediyor. Bu bana göre milli güvenlik meselesidir bana göre. Türkiye Cumhuriyeti’nin beka meselesidir. CHP 2-3 belediye fazla alacağım, ilçe belediyesinden fazla alacağım diye DEM’le işbirliği yaptılar. CHP Genel Merkezi’ne geldiler, konuştular. Bazı illerde de İstanbul’da olduğu için işbirliği içinde oldular. Bu şehitlerimizin ruhunu sızlatıyor, gazilerimizi üzüyor. İki gözünü, iki bacağını vermiş gazilerimiz var. Bunlar niye verdi gözünü, bacağını? Milyonlarca şehidimiz var. Vatan üzerinden pazarlık yapılmaz. Önce vatan. Atatürk ne diyor ‘Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır’. Şu an İmralı’da yatan, binlerce asker, polis, korucu, öğretmenimiz, Kürt vatandaşımızın katili olan birisiyle ilgili çıktı televizyonlarda sayın CHP genel başkanı, Atatürk’e, şehitlere, gazilere selam yok, Anadolu’yu yurt edinmemizi sağlayan nice Anadolu kadınları var, onlara selam yok. Kime selam var Selahattin Demirtaş’a selam var. Televizyonda ‘Apo bey’ diye konuşması var.
“HEPİMİZ KARDEŞİZ, HEPİMİZ TÜRKİYE’YİZ”
Selahattin Demirtaş bırakılmalı diyor. ‘Bırakılsın, Meclis’e girsinler, yol bulunsun’ deniyor. 6-8 Ekim olaylarında bir sürü insanımız olsun. Orayı teşvik eden Selahattin Demirtaş’tır. Diyarbakır meydanında Atatürk’ün heykellerini gösterip ‘Bu heykelleri yıkacağız, yerine İmralı’dakinin heykellerini dikeceğiz’ diyen lafı var. Peki Atatürk’ün partisi nasıl olabilir böyle. Sonra İzmir’de gitti ‘İHA, SİHA, TGC Anadolu geminizi alıp 14 Mayıs’tan sonra gideceksiniz’. Bizim gidecek vatanımız yok. Bir tek vatanımız var Türkiye Cumhuriyeti. Bu Bayraktar Ailesi’ni tebrik ediyorum. Devlet Üstün Hizmet Ödülü verilmesi lazım bu aileye. Şimdi bütün dağların tamamında olması gereken Türk bayrağımız dalgalanıyor. Bütün mağaralar, eğitim kampları tarumar edildi. TGC Anadolu gemimiz gururumuz. Bir Türk milliyetçisi, Atatürkçü bu kelimeleri söyleyemez. Bu ülkede hepimiz kardeşiz. Türk, Kürt, Alevi, Sünni. Hepimiz kardeşiz, hepimiz Türkiye’yiz. Ayrım yapan vatan haini, kalleştir. Vatan ayrı bir şey, devlet ayrı bir şey, üniter yapı ayrı bir şey. Bu üniter yapıyı savunuyorum. 6-8 Ekim olaylarından sonra Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşlarımız birlik ve beraberliğin yanında yer almıştır. İsyana teşvik edilmiştir ama oyunlara gelmemiştir. Nevruz’da Selahattin Demirtaş ‘Hadi Sur’a yürüyoruz’ dedi. 250 kişiye düştü. PKK birçok Kürt vatandaşımızı öldürmüştür. Doğu ve Güneydoğu’nun kalkınmasını önlemiştir. Bunlar Türkiye’yi Irak, Suriye, Libya yapmak istemiştir. Bizim Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşlarımız bu oyunlara gelmediler. PKK ayrı Kürt vatandaşımız ayrı. Doğu’da, Güneydoğu’da birçok hizmetimiz var.
“GÖREVE GELİR GELMEZ AYRIM YAPTI”
Türk milleti prangaları söküp atmış millettir. Ankara Seymenler şehridir. Atatürk’ü karşılayıp ‘Atam seni karşılamaya, vatan uğrunda ölmeye geldik’ diyor. Mevcut başkan herkesi tehdit ediyor. ‘Hizmet almak istiyorsanız CHP’yi seçin’ diyor. Göreve gelir gelmez ayrım yaptı. Hiçbir yere hizmet yapmadı. Şentepe’ye gittim ‘Büyükşehirin yaptığı bir şey varsa Allah için söyleyin’ diyorum. Bir gün beni Tunceli Belediye Başkanı aradı, geçmiş dönem için söylüyorum. İsmi Hasan’dı. Bana dedi ki ‘Başkanım CHP’liyim. CHP’li belediyelerden araç istedim alamadım. Cemevi ile mezarlığın arası 2 kilometre. Senden bir cenaze arabası istiyorum, istersen ver istersen verme’. Dedim ki ‘Başka hiçbir şey söyleme, Tunceli Belediyesi ile Keçiören Belediyesi’ni kardeş kararı al’ dedim ve öyle oldu. Cenaze arabasını gönderdim.
]]>Kamuoyunda “yüksek karlı gizli fon” adıyla bilinen Seçil Erzan’ın da aralarında bulunduğu 2’si tutuklu 7 sanığın yargılandığı dolandırıcılık davasında yeni ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor.
Dava dosyasına cep telefonu incelemelerine ilişkin yeni bilirkişi raporu girdi. Siber Suçlar ve Güvenliği Uzmanı tarafından hazırlanan 200 sayfalık raporda, sanık Seçil Erzan’a ait 4 adet telefon ve 3 adet sim kart, sanık Nazlı Can’a ait 1 adet telefon ve 1 adet sim kart, sanık Ali Yörük’e ait 1 adet telefon ve 1 adet sim kart, sanık Atilla Yörük’e ait 1 adet telefon ve 1 adet sim kart olmak üzere toplam 13 adet dijital materyal ile imajların bulunduğu 8 adet flash bellek ve 2 adet hard disk incelenerek çözümlemeleri yapıldı. Bilirkişi raporunda Seçil Erzan’ın banka görevlileri ve Deniz Bank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Aydoğdu ve diğer banka yetkilileri ile yazışmaları da yer aldı.
“ARDA’YA 2 MİLYON TL KREDİ VEREBİLİR MİYİM?
Seçil Erzan’ın mesajlaşmalarında Mehmet Aydoğdu’yla Arda Turan ve Fatih Terim’in kredileri hakkında konuşmaları dikkat çekti. İkili arasında geçen konuşmalarda,
Seçil Erzan; Arda’ya 2 milyon TL kredi verebilir miyim?
Mehmet Aydoğdu; Fatih hocayı, Ne yaptın? Arayacaktın.
Seçil Erzan; Bodrum’da gelince arayacağız ben de yanına geçeceğim
Mehmet Aydoğdu; Krediyi, Kullandırdın mı?
Seçil Erzan; Kullandırdım borcunu ödedi
Mehmet Aydoğdu; Haber vermedin? Arda ya verebiliyorsan ver
Seçil Erzan; Arda’ya 2 milyon verebilir miyim ?
Mehmet Aydoğdu; Kredilere onaylatabiliyorsan ver.

“BİRAZ KAZANDIRALIM GERİ ALALIM. SELÇUK DÜZGÜN ÇOCUKTUR. ONA MESAİ HARCAMAMIZ GEREKİYOR”
Öte yandan Seçil Erzan’ın telefonunda Oğuz Atilla ismiyle kayıtlı kişiyle Selçuk İnan hakkında konuşmaları dikkat çekti. İşte o konuşmalara ait mesajlar;
Seçil Erzan; Aradım açmadı Selçuk
Oğuz Atilla; Ok bekletiyorum şimdilik işlemi
Seçil Erzan; Oğuz sen çık dönmesi uzun sürebilir, Mesaj da attım
Oğuz Atilla; Tamamdır Seçil hanım kötü başlamış olduk ama inşallah kısa sürede geri kazanırım bu bakiyeleri.
Seçil Erzan; Dur bakalım üzülmeyelim orada zaten bir miktar vardı, Sen çok sıkı takip yap buna, Biraz kazandıralım geri alalım Selçuk düzgün çocuktur. Ona mesai harcamamız gerekiyor. Bir memnuniyet yakalarsak hepsini geri alırız.

“GÜZEL HABER VERECEKTİM SİZE, SELÇUK İNAN’A FON KURUYORUZ”
Erzan’ın Deniz Bank Bölge Müdürü Sermin Tekin ile de mesajlaşmaları raporda yer aldı. Konuşmalarda Seçil Erzan’ın; “Merhaba Sermin Hanım, Güzel haber verecektim size, Selçuk İnan’a fon kuruyoruz bugün ben ziyaret ettim daha önce Öb ile görüşmüştü.” şeklinde mesaj yazdığı, Sermin Tekin’in ise, “Evettt, Öb demişti Önerdik düşünecek” diye, “Süperrr” şeklinde karşılık verdiği, Erzan’ın “Prensipte anlaştık kurmamızı istiyor. Kiralık kasasındaki altınlarını da çıkarttı 4 kg altın yatırdık hesaba” diye mesaj yazdığı, Tekin’in ise “Çokk sevindim” şeklinde mesaj yazdığı görülüyor.
